Ekonomik durgunluğa ne sebep olur? - Richard Coffin: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video durgunlukları arz ve talep dengesinin bozulması olarak açıklar; enflasyonun, faiz oranlarının, dış şokların, borcun, beklentilerin ve politikaların ekonomik daralmayı nasıl başlatabildiğini ya da derinleştirebildiğini inceler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. when there is a negative disruption to the balance between supply and demand. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: when there is... yapısının bir ekonomik olayın gerçekleşme koşulunu nasıl sunduğunu anlayın ve bu kalıbı başka sistemlerdeki mekanizmaları ve değişimleri açıklarken kullanın. 2. help weather the expected decline in demand. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: weather fiilinin mecazen zor bir dönemi atlatmak anlamına geldiğini fark edin; bir kuruluşun krizlere, baskıya veya piyasa düşüşüne nasıl dayandığını anlatırken bu kullanımdan doğal biçimde yararlanın. 3. to help anticipate and respond to future recessions more effectively. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: anticipate and respond to eşleşmesini, risk yönetiminin iki aşamasını anlatmak için öğrenin: olası bir sorunu önceden öngörmek ve sorun gerçekleştiğinde harekete geçmek.
Bu derste
For millennia: bir ifadeyi uzun bir tarihsel zaman ölçeğine oturtmak
For millennia, “binlerce yıl boyunca” anlamına gelir. Buradaki for amaç değil, sürenin uzunluğunu belirtir. Bu ifade başa getirildiğinde ana bilgiden önce zaman çerçevesini kurar. Böylece okuyucu, ardından gelen durumu çok uzun zamandır devam eden bir uygulama olarak anlar. Bu düzen tarih ve bilim anlatılarında yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “binlerce yıllık bir süre boyunca” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____, people have passed stories from one generation to the next.
Cevabı göster
For millennia
the people of Britain had been using bronze to make tools and jewelry and as a currency for trade. Notlar
0:07Britanya halkı alet ve mücevher yapmak ve ticarette para birimi olarak bronzu kullandı.
had been using bronze: geçmişteki daha sonraki bir noktadan önce süren eylem
Had been using, past perfect continuous yapısıdır: had been + fiilin -ing biçimi. Bronz kullanma eyleminin geçmişteki daha sonraki bir nokta veya değişimden önce başlamış ve bir süre devam etmiş olduğunu gösterir. Geçmişteki bu sonraki referans noktası aynı cümlede değil, çevredeki anlatıda bulunabilir. Burada zaman yapısı, bronz kullanımını uzun süredir devam eden bir arka plan uygulaması hâline getirir ve okuyucuyu sonraki tarihsel gelişmeye hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi use fiilinin past perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The hospital ____ paper records for decades before the new system was introduced.
Cevabı göster
had been using
as a currency for trade: değişim aracı olarak kullanılmak
Bu cümlede as a currency for trade, bronzun hangi işlevi gördüğünü belirtir: İnsanlar bronzu yalnızca eşya yapmak için kullanılan bir malzeme olarak değil, malların değiş tokuşunda bir araç olarak da kullanıyordu. Burada currency, modern banknot ve madeni paralardan daha geniş bir anlama gelir. Tarihsel bir bağlamda, bir topluluk bir malzemeyi alışverişte kullanılabilecek değerli bir araç olarak kabul ediyorsa bu malzeme currency sayılabilir.
Alıştırma
Tarih cümlesini 'alışverişte para rolünde' anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Salt was once used ____.
Cevabı göster
as a currency for trade
But around 800 BCE, that began to change. Anlatım akışı
0:15Ancak MÖ 800 civarında, bu durum değişmeye başladı.
But around 800 BCE, that began to change: tarihsel bir dönüm noktasını belirtmek
But, daha önce uzun süre devam eden durumla bir karşıtlık kurar. around 800 BCE, değişimi yaklaşık bir zamana yerleştirir; that began to change ise anlatının bir sonraki aşamasını başlatır. That, tek bir nesneye değil, daha önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. But around [time], that began to change kalıbı, anlatıcının yerleşmiş bir arka plandan değişimin başlangıcına geçmesini sağlar.
Alıştırma
Geçişi dersteki dönüm noktası kalıbını tam olarak kullanarak tamamlayın: For generations, the village used the same farming method. ____ around 1950, ____.
Cevabı göster
But · that began to change
The value of bronze declined, causing social upheaval and an economic crisis, what we would call a recession today. Notlar
0:19Bronzun değeri düştü; bu da sosyal kargaşaya ve bugün bizim resesyon diyeceğimiz ekonomik bir krize yol açtı.
The value of bronze declined: ekonomik değerdeki düşüşü anlatmak
Buradaki value, bronzun ekonomik veya değişim değerini, yani ne kadar ettiğini ifade eder; ahlaki değer anlamına gelmez. Declined, değerin zaman içinde düştüğünü belirten geçişsiz bir fiildir. the value of X declined kalıbı; ekonomi, piyasa ve tarih anlatımlarında düşüş eğilimini kısa ve doğal biçimde aktarır. the value became lower demekten daha resmî ve özlüdür.
Alıştırma
Hangi cümle, krizden sonra para biriminin ekonomik değer kaybettiğini doğal ve doğru biçimde ifade eder?
- The crisis declined the value of the currency.
- There was a decline the value of the currency after the crisis.
- The value of the currency declined after the crisis.
Cevabı göster
The value of the currency declined after the crisis.
causing social upheaval and an economic crisis: sonucu -ing yan cümlesiyle göstermek
Causing social upheaval and an economic crisis, önceki olayın sonucunu veren bir -ing ortaç yan cümlesidir. Burada bronzun ekonomik değerindeki düşüş toplumsal çalkantıya ve ekonomik krize yol açmıştır; bu yan cümle yaklaşık olarak and this caused... işlevi görür. Causing, The value of bronze declined ana cümlesine bağlıdır; declined ile aynı düzeyde ikinci bir çekimli fiil değildir. Olay ile sonucu kısa biçimde bağlayan bu yapı tarih, haber ve akademik anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The storm blocked the road, ____ long delays.
Cevabı göster
causing
what we would call a recession today: modern bir etiket uygulamak
what we would call a recession today, önceki an economic crisis ifadesine eklenen açıklayıcı bir etikettir. Tarihsel betimlemeye kısa bir ara vererek olguyu modern dinleyicilerin bildiği recession terimiyle ilişkilendirir. Burada would call, “sınıflandırır veya adlandırırdık” anlamına gelir; gerçek dışı bir olayı ya da gelecekte yapılacak bir telefon görüşmesini anlatmaz. would sınıflandırmayı biraz daha ihtiyatlı yapar: Bugünün terminolojisine göre durum bir resesyona benzer, ancak tarihsel sistem modern ekonomiyle tamamen aynı değildir.
Alıştırma
Modern bir etiketi ihtiyatla uygulayan bu nottaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The village fund was ____ an emergency savings account today.
Cevabı göster
what we would call
What causes recessions?: temel soruyu ortaya koymak
Yüzeyde What causes recessions? nedenleri sorar. Ancak konuşmada aynı zamanda bir yönlendirme işareti görevi görür: Konuşmacı tarihsel örnekten sonra, bir sonraki bölümün yanıtlayacağı temel soruyu ortaya koyar. Bu tür kısa sorular konuşmalarda, videolarda ve yazılarda sözlü bölüm başlıkları gibi işleyebilir. Dikkati yönlendirir ve bir açıklama beklentisi yaratırlar; dolayısıyla yalnızca hemen yanıt istemekten daha geniş bir işlev taşırlar.
Alıştırma
Bir konuşmada konuşmacı tarihsel bir örnek verdikten sonra “What causes recessions?” diye soruyor. Bu soru konuşmada esas olarak ne yapıyor?
- Dinleyicilerin recessions sözcüğünü doğru yazıp yazamadığını kontrol eder.
- Konuyu kapatır ve ardından yanıt gelmeyeceğini belirtir.
- Bir sonraki bölümde açıklanacak temel konuyu tanıtır.
Cevabı göster
Bir sonraki bölümde açıklanacak temel konuyu tanıtır.
This question has long been the subject of heated debate among economists Kalıp ifadeler
0:30Bu soru uzun zamandır ekonomistler arasında hararetli bir tartışma konusu olmuştur
has long been the subject of heated debate: uzun süredir devam eden resmî bir tartışma
something has long been the subject of heated debate yapısı, insanların bir konuyu uzun süredir güçlü biçimde tartıştığını ve anlaşmazlığın bugün de önemini koruduğunu belirtir. Has been present perfect yapıdadır, long sürenin uzunluğunu vurgular ve the subject of debate tartışılan konuyu gösterir. Heated, sıcaklığı değil anlaşmazlığın yoğunluğunu anlatır. Among economists tartışmaya katılan grubu belirtir. Bu resmî ifade, taraf tutmadan tartışmalı bir konuyu tanıtmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki resmî ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The use of gene editing ____ among medical ethicists.
Cevabı göster
has long been the subject of heated debate
and for good reason: bir iddianın sağlam bir gerekçesi olduğunu belirtmek
And for good reason, önceki iddianın tamamını değerlendirir: konuşan kişi bunun sağlam bir gerekçesi olduğunu söyler. Burada ekonomistlerin konuyu bu kadar yoğun tartışmak için geçerli nedenleri olduğu anlamına gelir. İfade ayrıca açıklamayı ileri taşır çünkü çoğu zaman sırada bir kanıtın veya belirli bir nedenin bulunduğunu gösterir. Burada for amaç değil neden veya gerekçe bildirir; bu yüzden ifade iyi bir sonuç elde etmek amacıyla anlamına gelmez.
Alıştırma
"The trail closes during storms, and for good reason," cümlesinde and for good reason ne anlama gelir?
- Kapatmanın amacı yolu ahlaki açıdan iyi hâle getirmektir.
- Yol yalnızca hava güzel olduğunda kapatılır.
- Yolun kapatılması sağlam bir gerekçeye dayanıyor.
Cevabı göster
Yolun kapatılması sağlam bir gerekçeye dayanıyor.
A recession can be a mild decline in economic activity in a single country that lasts months, Kelime
0:36Bir resesyon, tek bir ülkede aylarca süren ekonomik aktivitede hafif bir düşüş,
mild decline in economic activity: ekonomik faaliyette hafif düşüş
mild decline in economic activity ifadesi, ekonominin genelinde küçük bir zayıflamayı anlatır. Mild, decline sözcüğünün şiddetini sınırlar; decline in + isim yapısı ise neyin düştüğünü belirtir. economic activity; üretim, harcama, yatırım ve istihdamı kapsayan geniş ve genellikle sayılamayan bir kavramdır. Buradaki activity belirli bir etkinlik anlamına gelmez. İfadenin tamamı, bir resesyonun daha hafif ucunu gösterir.
Alıştırma
Ekonominin genelinde hafif bir zayıflama anlatmak için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The latest report describes a ____.
Cevabı göster
mild decline in economic activity
a long-lasting downturn with global ramifications that lasts years, Kelime
0:42yıllarca süren küresel yansımaları olan uzun süreli bir gerileme
long-lasting downturn with global ramifications: küresel sonuçları olan uzun süreli ekonomik gerileme
Long-lasting, downturn sözcüğünü niteler ve ekonomik ya da ticari koşulların uzun bir süre boyunca zayıflamasını anlatır. Downturn geniş kapsamlı bir düşüş veya durgunluktur, ancak bu sözcük tek başına sistemin tamamen çöktüğü anlamına gelmez. With global ramifications, sonuçların kapsamını ekler. Ramifications karmaşık ve çoğu zaman olumsuz olan devam etkilerini anlatır; dolayısıyla bu bölüm, ekonomik gerilemenin ülkeler ve piyasalar arasında yayılan sonuçlara yol açtığını belirtir.
Alıştırma
Hangi durum long-lasting downturn with global ramifications ifadesine en iyi uyar?
- Birçok ülkede ticareti ve istihdamı aksatan, yıllarca süren ekonomik durgunluk
- Harcamaları artıran kısa süreli yerel ekonomik canlanma
- Bir şirketin hisse fiyatının tek gün düşmesi ve daha geniş bir etki yaratmaması
Cevabı göster
Birçok ülkede ticareti ve istihdamı aksatan, yıllarca süren ekonomik durgunluk
or anything in between: iki uç arasındaki aralığın tamamını kapsamak
İki uç nokta belirtildikten sonra or anything in between, bu ikisinin arasında kalan bütün olasılıkları kapsar. Buradaki uçlar kısa ve hafif bir ekonomik gerileme ile uzun süreli küresel bir durgunluktur. Bu nedenle ifade, aralığı yalnızca bu iki durumla sınırlamaz. In between burada fiziksel bir konumu değil, soyut bir ölçek üzerindeki ara noktayı belirtir. Zaman, maliyet, boyut, yoğunluk ve tarz gibi aralıkları anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi iki uç arasındaki herhangi bir süre anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: The meeting may last ten minutes, three hours, or ____.
Cevabı göster
anything in between
Complicating matters further: yeni bir zorluk katmanı eklemek
Complicating matters further, zaten karmaşık olan bir konunun analizini zorlaştıran yeni bir etkeni tanıtmak için cümlenin başında kullanılan bir geçiş ifadesidir. Dinleyiciye, sıradaki bilginin önceki bilgilerle nasıl bağlantılı olduğunu gösterir. -ing yapısı, ardından gelen yan cümlenin tamamı hakkında yorum yapar: sıradaki gerçek durumu daha da karmaşıklaştırır. Bir kişinin bilerek kafa karışıklığı yarattığını ima etmez.
Alıştırma
Yeni bilgi analizi daha karmaşık hâle getiriyor ancak sonucu mutlaka kötüleştirmiyorsa cümleyi en iyi hangi geçiş ifadesi tamamlar? The survey covers five countries. ___, each country used a different questionnaire.
- To make matters worse
- Complicating matters further
- In other words
Cevabı göster
Complicating matters further
there are countless variables that contribute to an economy's health, Kelime
0:51bir ekonominin sağlığına katkıda bulunan sayısız değişkenin olmasıdır,
countless variables that contribute to an economy's health: ekonominin genel durumunu etkileyen sayısız değişken
countless variables, hepsini tek tek saymanın pratik olmadığı kadar çok etken demektir. that contribute to an economy's health ilgi yan cümlesi, bu değişkenlerin ne yaptığını açıklar: her biri ekonominin durumunun şekillenmesinde belli bir rol oynar. Buradaki health, bir sisteme ilişkin metafordur. İnsanların fiziksel veya tıbbi sağlığını değil, ekonominin genel durumunu ve ne kadar iyi işlediğini anlatır.
Alıştırma
Birçok etkenin ekonominin genel durumunun şekillenmesinde rol oynadığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Many variables contribute the overall health of the economy.
- Many variables are the overall health of the economy.
- Many variables contribute to the overall health of the economy.
Cevabı göster
Many variables contribute to the overall health of the economy.
making it difficult to pinpoint specific causes. Dilbilgisi
0:55bu da belirli nedenleri tespit etmeyi zorlaştırır.
making it difficult to pinpoint specific causes: belirli nedenleri tam olarak saptamayı zorlaştıran sonuç yapısı
making it difficult to pinpoint specific causes biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki durumun sonucunu ekler. Çok sayıda değişken bu zorluğa yol açtığı için making tek bir isme değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. make it difficult to do something yapısında it biçimsel nesnedir; asıl eylem to ile kurulan mastarda yer alır. Pinpoint, bir şeyi çok kesin biçimde belirlemek demektir. Bu yüzden ifade, kesin nedenleri saptamanın zor olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için make it difficult to do yapısının -ing sonuç biçimini ve pinpoint fiilini kullanın: The evidence was incomplete, ____ the exact cause.
Cevabı göster
making it difficult to pinpoint
So, it helps to start with the big picture. Kalıp ifadeler
0:59Bu yüzden büyük resimden başlamak yardımcı olur.
it helps to start with the big picture: genel çerçeveden başlamak faydalıdır
it helps to + fiilin yalın hâli kalıbı, belirtilen eylemin bir işi kolaylaştırdığı veya daha anlaşılır kıldığı anlamına gelir. Burada it biçimsel öznedir; to start with the big picture ise faydalı olan eylemi belirtir. Bu ifade bir sonucu garanti etmek yerine bir yöntem önerir. the big picture fiziksel olarak büyük bir resim değil, genel durum veya genel çerçeve demektir. Buradan başlamak, açıklamayı genel yapıdan küçük ayrıntılara doğru düzenler.
Alıştırma
Genel görünümü değerlendirmenin faydalı olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we examine each cost, ____.
Cevabı göster
it helps to start with the big picture
Recessions occur when there is a negative disruption to the balance between supply and demand. Notlar
1:01Resesyonlar, arz ve talep arasındaki dengede negatif bir bozulma olduğunda meydana gelir.
when there is... ile koşul belirtmek
Burada when belirli bir tarih veya anı değil, durgunlukların meydana geldiği koşulu belirtir. Sonuç + when + durum kalıbı genel bir neden-sonuç ilişkisi sunar: bu tür bir durumda ilgili sonuç ortaya çıkar. There is koşulun varlığını bildirir; a negative disruption to the balance between supply and demand ise bu koşulun ne olduğunu belirtir. X occurs when there is Y yapısı, mekanizmaları ve tekrarlanan örüntüleri açıklarken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir koşulu olağan bir neden-sonuç açıklamasının parçası olarak sunar?
- A system failure may occur if there is a break in communication.
- System failures often occur when there is a break in communication.
- System failures occurred during yesterday's communication test.
Cevabı göster
System failures often occur when there is a break in communication.
balance between supply and demand: arz ile talep arasındaki denge
Bu cümlede balance between supply and demand, üreticilerin sunduğu miktarla tüketicilerin satın almak istediği miktarın ne ölçüde birbirine uyduğunu anlatır. Ayakta duran bir nesnenin fiziksel dengesi değil, bir piyasa ilişkisidir. balance between A and B kalıbı, birbiriyle bağlantılı iki gücün işler bir ilişki içinde kalması gerektiğini gösterir. Bir bozulma, bu güçlerin artık iyi uyuşmadığı anlamına gelir ve fiyatları, üretimi ve ekonomik faaliyeti etkileyebilir.
Alıştırma
Dersi hedefleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: A stable market depends on the ____ supply and demand.
Cevabı göster
balance between
There's a mismatch between how many goods people want to buy, Dilbilgisi
1:07İnsanların satın almak istedikleri ürün miktarı,
how many products and services producers can offer,
1:11üreticilerin sunabileceği ürün ve hizmet miktarı
and the price of the goods and services sold,
1:14ve satılan ürün ve hizmetlerin fiyatı arasında bir uyuşmazlık vardır,
a mismatch between A, B, and C: üç boyut arasındaki uyumsuzluk
Burada a mismatch between..., birbiriyle bağlantılı üç unsurun düzgün biçimde uyuşmadığını anlatır: alıcıların istediği miktar, üreticilerin sunabileceği miktar ve fiyat. Mismatch, bu uyumsuzluk durumunu adlandıran isimdir. Between, açıkça belirtilen ikiden fazla öğeyi birbirine bağlayabilir. Üç tümleç biçim olarak tamamen aynı olmasa da işlev bakımından paraleldir: ilk ikisi isim gibi kullanılan how many yan cümleleridir; sonuncusu ise the price ile başlayan bir isim öbeğidir. Virgüller ve sondaki and, üç öğenin de between sonrasındaki tek bir listeye ait olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle ayrı ayrı belirtilen üç boyutu tek bir uyumsuzluk olarak en açık biçimde sunar?
- There is a mismatch among the project team members.
- There is a mismatch between what customers expect and what the team can deliver.
- There is a mismatch between what customers expect, what the team can deliver, and the available budget.
Cevabı göster
There is a mismatch between what customers expect, what the team can deliver, and the available budget.
which prompts...: which ile tüm önceki duruma gönderme yapıp sonucu belirtme
Bu cümlede which, yalnızca en yakın isim olan price'a değil, önceki cümlecikte anlatılan durumun tamamına, yani arz, talep ve fiyatlar arasındaki uyumsuzluğa gönderme yapar. Ardından gelen kısıtlayıcı olmayan which yan cümleciği bu durumun sonucunu ekler. [ifade], which + fiil... kalıbı, tamamlanmış bir düşünceyi onun sonucuna bağlar. Burada prompts, “bir şeye neden olur veya yol açar” anlamındadır; “ipucu verir” anlamında değildir.
Alıştırma
“The road was flooded, which delayed the buses,” cümlesinde which neye gönderme yapar?
- Otobüsler
- Yolun su altında kalması durumunun tamamı
- Yalnızca yol
Cevabı göster
Yolun su altında kalması durumunun tamamı
An economy's relationship between supply and demand is reflected in its inflation rates and interest rates. Notlar
1:19Bir ekonominin arz ve talep arasındaki ilişkisi, enflasyon oranlarına ve faiz oranlarına yansır.
be reflected in: temel bir durumun göstergelerde görülmesi
Be reflected in ifadesinde reflected mecaz anlamda kullanılır: Temelde bulunan bir durum, nitelik veya ilişki; kanıtlar, sonuçlar ya da göstergeler aracılığıyla görünür hâle gelir. Burada enflasyon ve faiz oranları, ekonominin arz-talep ilişkisini gösteren göstergelerdir. A is reflected in B kalıbı, “B, A'nın kanıtını gösterir” anlamına gelir. A ortaya çıkan şeyi, B ise bunun gözlemlenebildiği kanıtı veya yeri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi reflect fiilinin “içinde görülebilir” anlamına gelen iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The team's improved preparation is ____ its performance.
Cevabı göster
reflected in
inflation rates and interest rates: iki farklı ekonomik gösterge
Enflasyon oranı, genel fiyat düzeyinin belirli bir dönemde ne kadar hızlı yükseldiğini ölçer. Faiz oranı ise borç alınan para için uygulanan veya faiz getiren birikimlere ödenen yüzdedir. İkisi de genellikle oran olarak ifade edilir, ancak farklı şeyleri ölçer. Interest rate ifadesindeki interest, merak veya ilgi değil, paranın kullanımı için ödenen “faiz” anlamındadır. Cümle, enflasyon ve faiz oranlarını ekonomik koşulları gösteren iki ölçüt olarak sunar.
Alıştırma
Bir banka yeni kredileri daha pahalı hâle getirmek için hangi oranı yükseltir?
- inflation rate
- interest rate
- exchange rate
Cevabı göster
interest rate
Inflation happens when goods and services get more expensive. Kalıp ifadeler
1:27Enflasyon, ürünler ve hizmetler daha pahalı hale geldiğinde gerçekleşir.
get more expensive: fiyatın yükselmesi
Burada get, almak veya elde etmek değil, become yani “hâle gelmek” anlamındadır. Get more expensive, fiyatın yükseldiğini veya bir şeyin daha pahalı olmaya başladığını belirtir. Yapı get + karşılaştırmalı sıfattır: get more expensive, get better, get colder. Şu anda gerçekleşen veya zaman içinde ilerleyen bir değişim için is getting more expensive özellikle yaygındır.
Alıştırma
“Daha pahalı hâle gelmek” anlamını vermek için cümleyi get + karşılaştırmalı sıfatla tamamlayın: When demand rises, concert tickets often ____.
Cevabı göster
get more expensive
Put another way, the value of money decreases. Anlatım akışı
1:31Başka bir deyişle, paranın değeri düşer.
Put another way: aynı düşünceyi yeniden ifade etme
Put another way, “aynı düşünceyi farklı biçimde ifade etmek” anlamına gelen bir söylem işaretidir. Burada paranın değerindeki düşüşün, önceki enflasyon açıklamasını yeniden ifade ettiğini ve yeni bir iddia olmadığını gösterir. Bu ifadede put, bir şeyi fiziksel olarak bir yere koymak değil, “ifade etmek” veya “söze dökmek” anlamındadır. Sonraki anlatımın hâlâ aynı düşünceyle bağlantılı olduğunu göstermek için kullanılır.
Alıştırma
Put another way burada neyi işaret eder?
- Konuşan kişi aynı düşünceyi farklı biçimde yeniden ifade edecek.
- Konuşan kişi ilgisiz bir konuya geçecek.
- Konuşan kişi karşıt bir görüş sunacak.
Cevabı göster
Konuşan kişi aynı düşünceyi farklı biçimde yeniden ifade edecek.
Still, inflation isn't necessarily a bad thing. Ton ve niyet
1:35Yine de enflasyon illa ki kötü bir şey değildir.
isn't necessarily a bad thing: kesin bir yargıyı yumuşatma
isn't necessarily a bad thing ifadesinde olumsuzluk bildiren not, necessarily sözcüğüne etki eder: cümle, enflasyonun her durumda kötü olmak zorunda olduğu iddiasını reddeder. Enflasyonun bazı durumlarda kötü, başka durumlarda ise kötü olmayabileceği ihtimalini açık bırakır. Bu, aşırı kesin bir yargıyı dikkatli biçimde düzeltmenin bir yoludur. Enflasyonun her zaman iyi veya tamamen zararsız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“Making a change isn't necessarily a bad thing” ne anlama gelir?
- Her değişiklik iyidir.
- Bir değişiklik bazı durumlarda kötü olabilir, ancak her zaman kötü değildir.
- Bir değişiklik hiçbir zaman sorunlara yol açamaz.
Cevabı göster
Bir değişiklik bazı durumlarda kötü olabilir, ancak her zaman kötü değildir.
In fact, a low inflation rate is thought to encourage economic activity, Notlar
1:38Aslında, düşük bir enflasyon oranının ekonomik aktiviteyi teşvik ettiği düşünülmektedir,
In fact: Önceki bir düşünceyi güçlendirme veya düzeltme
In fact, sıradaki ifadenin az önce söyleneni güçlendireceğini, açıklığa kavuşturacağını veya düzelteceğini gösterir. Burada önceki fikri destekleyen, daha somut ve beklentinin biraz tersine olan bir gerçeği sunar. Bu nedenle boş bir dolgu sözü değil, bilgiyi düzenleyen bir bağlayıcıdır. Bu ifadeyi duyduğunuzda yeni gerçeğin önceki iddiayı nasıl değiştirdiğine veya güçlendirdiğine dikkat edin.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi, ilk ifadeyi güçlendiren somut bir gerçek eklemek için In fact kullanıyor?
- The library is useful. However, it offers free tutoring every afternoon.
- The library is useful. In fact, it offers free tutoring every afternoon.
- The library is useful. In fact, the train leaves from platform six.
Cevabı göster
The library is useful. In fact, it offers free tutoring every afternoon.
is thought to encourage...: genel bir görüşü temkinli biçimde aktarmak
Vurgulanan sözcükler özne + be thought to + fiilin yalın hâli yapısının parçasıdır: a low inflation rate is thought to encourage economic activity. Bu yapı, belirli bir kaynak belirtmeden insanların veya uzmanların genel olarak bu görüşü taşıdığını anlatır. Bu edilgen aktarım yapısı iddiayı öne çıkarır ve onu kesinleşmiş bir gerçek yerine bir görüş olarak sunar. to sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: encourage doğrudur; encourages veya encouraging kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi thought ile kurulan şimdiki zaman edilgen aktarım ifadesiyle tamamlayın: The new treatment ____ reduce recovery time, but more research is needed.
Cevabı göster
is thought to
but high inflation that isn't accompanied with high demand can both cause problems for an economy Kalıp ifadeler
1:43ancak yüksek talebin eşlik etmediği yüksek enflasyon hem bir ekonomi için sorunlara yol açabilir
high inflation that isn't accompanied with high demand: belirli bir enflasyon türünü tanımlamak
Vurgulanan sözcükler, ana ögesi high inflation olan bir ad öbeği oluşturur. Sınırlayıcı ilgi tümcesi that isn't accompanied with high demand, söz konusu enflasyon türünü belirtir: aynı anda yüksek talebin bulunmadığı yüksek enflasyon. Burada accompanied, iki ekonomik koşulun birlikte ortaya çıkmasını anlatır. Bir kişinin başka biriyle bir yere gitmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hızlı fiyat artışının daha güçlü bir taleple birlikte gerçekleşmediğini en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The rapid price increase was not accompanied at stronger demand.
- The rapid price increase did not accompany by stronger demand.
- The rapid price increase was not accompanied by stronger demand.
Cevabı göster
The rapid price increase was not accompanied by stronger demand.
and eventually lead to a recession. Kalıp ifadeler
1:49hem de eninde sonunda bir resesyona yol açabilir.
eventually lead to a recession: daha sonra ortaya çıkan bir sonucu göstermek
Lead to bir sonucu ifade eder: bir durum başka bir duruma neden olur veya onun ortaya çıkmasına katkıda bulunur. lead to a recession ifadesinde sonuç, a recession ad öbeğidir; lead to ardından lead to prices rising örneğindeki gibi -ing biçimi de gelebilir. Eventually, sonucun hemen değil, zaman geçtikten veya ara aşamalardan sonra ortaya çıktığını gösterir. Eventually lead to birlikte, gelişen bir neden-sonuç zincirinin sonundaki sonucu anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Daha sonra ortaya çıkan bir sonucu anlatmak için eventually lead to ifadesini hangi cümle doğru kullanır?
- Ignoring the leak may eventually lead at serious damage.
- Ignoring the leak may eventually lead serious damage.
- Ignoring the leak may eventually lead to serious damage.
Cevabı göster
Ignoring the leak may eventually lead to serious damage.
Interest rates, meanwhile, reflect the cost of taking on debt for individuals and companies. Notlar
1:52Faiz oranları ise, bireyler ve şirketler için borçlanma maliyetini yansıtır.
reflect the cost of taking on debt: borçlanma maliyetini göstermek
Bu cümlede reflect, “göstermek veya belirtmek” anlamındadır. Faiz oranları, bireylerin ve şirketlerin borç para almasının ne kadar maliyetli olduğunu ölçen bir gösterge işlevi görür. Buradaki cost, ödünç alınan miktar değil; özellikle faiz olmak üzere borçlanmaya bağlı mali yüktür. the cost of + -ing kalıbı, bir eylemin içerdiği masrafı veya yükü adlandırır. Burada ifade, faiz oranları ile borçtan sorumlu hâle gelmenin maliyeti arasındaki ilişkiyi açıklar.
Alıştırma
“Interest rates reflect the cost of taking on debt” ne anlama gelir?
- Faiz oranları, her borçlunun şimdiye kadar ne kadar para geri ödediğini gösterir.
- Faiz oranları, tüm mal ve hizmetlerin fiyatını belirler.
- Faiz oranları, borç para almanın ne kadar maliyetli olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Faiz oranları, borç para almanın ne kadar maliyetli olduğunu gösterir.
taking on debt: mali bir yükümlülük üstlenmek
Taking on debt, borç para almak ve onu geri ödeme yükümlülüğünü kabul etmek demektir. Burada take on, bir sorumluluğu, yükü veya riski “kabul etmek ya da üstlenmek” anlamındadır; fiziksel olarak bir şeyi kaldırmayı anlatmaz. Cümlede taking biçiminin kullanılmasının nedeni, the cost of taking on debt kalıbında of edatından sonra gelmesidir. Bu ifade, bir kişinin, şirketin veya hükümetin yeni bir borçtan sorumlu hâle gelmesini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi take on ifadesinin -ing biçimiyle ve debt sözcüğüyle tamamlayın: During the slowdown, the company avoided ____.
Cevabı göster
taking on debt
The rate is typically an annual percentage of a loan
1:58Bu oran genellikle bir kredinin yıllık yüzdesidir ve
borrowers pay to their creditors: borrower ve creditor rolleri
Vurgulanan bölümde borrowers, kredi alan kişi veya kuruluşları; creditors ise borcun ödenmesi gereken tarafları ifade eder. pay ... to yapısı, paranın borrowers tarafından creditors tarafına gittiğini gösterir. Rolleri belirlemek için kimin borçlu olduğuna ve kimin ödemeyi alma hakkına sahip olduğuna bakın. Bir creditor banka, şirket, devlet veya birey olabilir; krediyi ilk veren taraf olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Sıradan bir kredide iki rolü doğru biçimde tanımlayan ifade hangisidir?
- creditor krediyi alır ve geri ödeme borcu taşır; borrower ödemeyi alma hakkına sahiptir.
- borrower krediyi alır ve geri ödeme borcu taşır; creditor ödemeyi alma hakkına sahiptir.
- Para el değiştirdiği için iki taraf da borrower olur.
Cevabı göster
borrower krediyi alır ve geri ödeme borcu taşır; creditor ödemeyi alma hakkına sahiptir.
Low interest rates mean that companies can afford to borrow more money, Kalıp ifadeler
2:05Düşük faiz oranları, şirketlerin daha fazla borçlanabilmesi anlamına gelir,
can afford to borrow more money: maliyeti karşılayabilme
Can afford to borrow more money, “daha fazla borçlanmanın maliyetini karşılayacak yeterli mali güce sahip olmak” anlamına gelir. Kalıp can afford to + fiilin yalın hâlidir. Afford yalnızca bir şeyi satın alabilmeyi değil, bir eylemin gerektirdiği para, zaman, risk veya sonuçları karşılayabilmeyi de anlatabilir. Burada düşük faiz oranları ek borçlanmayı daha ucuz hâle getirir. Cümle, daha fazla borçlanmanın mali açıdan mümkün olduğunu söyler; şirketlerin kesinlikle borçlanacağını veya borçlanmanın mutlaka iyi bir seçim olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi can afford to + borrow fiiliyle tamamlayın: Because interest rates fell, the company ____ more money.
Cevabı göster
can afford to borrow
which they can use to invest in more projects. Kalıp ifadeler
2:09ki bunu daha fazla projeye yatırım yapmak için kullanabilirler.
use A to invest in B: A'yı B'ye yatırım yapmak için kullanmak
use A to do B yapısında A kullanılan kaynaktır; to ile kurulan mastar ise bu kaynağın amacını belirtir. Burada which, use fiilinin nesnesidir ve borç alınan parayı ifade eder. Yani şirketler bu parayı yatırım yapmak için kullanabilir. Invest, yatırım yapılan şeyden önce in alır. Bu nedenle tam yapı use A to invest in B şeklindedir ve more projects, B konumundadır.
Alıştırma
Cümleyi amaç yapısı ve invest sonrasında gereken doğru edatla tamamlayın: The town used the grant ____ safer bike lanes.
Cevabı göster
to invest in
High interest rates, meanwhile, increase costs for producers and consumers,
2:12Yüksek faiz oranları ise üreticiler ve tüketiciler için maliyetleri artırır,
slowing economic activity: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Slowing economic activity, önceki ana cümleye bağlı bir -ing yan cümlesidir. Yeni ve tamamlanmış bir cümle değildir; yüksek faiz oranlarının maliyetleri artırmasının sonucunu belirtir. Virgülden sonra gelen -ing yan cümlesi, “ve bunun sonucunda bu durum ekonomik faaliyeti yavaşlatır” anlamını kısa biçimde verebilir. Anlaşılan neden yalnızca en yakın isim olan consumers değil, ana cümlede anlatılan olayın tamamıdır.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini slow fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The road closure diverted traffic downtown, ____ the morning commute for thousands of drivers.
Cevabı göster
slowing
Fluctuations in inflation and interest rates can give us insight into the health of the economy. Kalıp ifadeler
2:19Enflasyon ve faiz oranlarındaki dalgalanmalar bize ekonominin sağlığı hakkında bir fikir verebilir.
Fluctuations ... can give us insight into ...: dalgalanmalardan derinlemesine bilgi edinmek
Fluctuations, bir düzey ya da orandaki tekrarlanan yükseliş ve düşüşleri anlatır. Burada enflasyon ve faiz oranlarındaki hareketler, ekonomi hakkında kanıt olarak ele alınıyor. give someone insight into something, “birinin bir şeyi daha derinden anlamasına yardımcı olmak” demektir. Bu yapıda us anlayış kazanan kişileri, the health of the economy ise anlaşılan konuyu belirtir. Insight, gerçek anlamda görme değil, kanıtlardan edinilen anlayıştır.
Alıştırma
Cümleyi “daha derinden anlamamıza yardımcı olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The survey results can ____ why customers leave.
Cevabı göster
give us insight into
But what causes these fluctuations in the first place? Kalıp ifadeler
2:25Peki ilk etapta bu dalgalanmalara ne sebep olur?
in the first place: ilk nedeni sormak
Bu soruda in the first place, “başlangıçta” ya da “en başta” anlamına gelir. Tartışmayı dalgalanmaların etkilerinden, bunların başlamasına neden olan etkene geri götürür. Bir neden veya kararla ilgili sorunun sonunda kullanıldığında çoğu zaman “zaten neden oldu?” ya da “ilk sebep neydi?” anlamını ekler. Bu bir deyimdir; fiziksel bir yeri veya sıralamayı belirtmez.
Alıştırma
Soruyu hedef deyimle tamamlayın: Why did Maya open the account ____?
Cevabı göster
in the first place
The most obvious causes are shocks like natural disaster, war, and geopolitical factors. Kelime
2:29En bariz nedenler, doğal afetler, savaşlar ve jeopolitik faktörler gibi şoklardır.
shocks: ekonomideki ani sarsıntılar
Buradaki çoğul isim shocks, bir ekonomiyi veya piyasayı normal seyrinden uzaklaştıran ani bozulmaları anlatan bir ekonomi terimidir. Doğal afetler, savaşlar ve jeopolitik olaylar arzı, talebi, fiyatları, ticareti veya beklentileri hızla etkileyebilir. Sayılan olaylar ele alınan ekonomik sistemin dışından kaynaklandığı için external shocks, yani dışsal şoklar olarak anlaşılabilir. Sözcük burada sistemdeki bozulmayı anlatır; elektrik çarpması ya da bir kişinin şaşırması anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede shock ekonomik anlamda kullanılmıştır?
- Touching a live wire can give you an electric shock.
- The surprise party gave everyone a shock.
- A sudden oil shortage can create a supply shock.
Cevabı göster
A sudden oil shortage can create a supply shock.
An earthquake, for example, can destroy the infrastructure Anlatım akışı
2:35Örneğin bir deprem, altyapıyı yok edebilir,
for example: genel düşünceden belirli bir örneğe geçiş
For example bir söylem belirleyicisidir: dinleyiciye yakındaki bir ayrıntının daha geniş bir düşüncenin özel bir örneği olduğunu bildirir. Burada An earthquake, daha önce sözü edilen doğal afetlerin veya shocks olaylarının somut bir örneğini verir. Bu cümlede for example özneden sonra eklenmiş ve virgüllerle ayrılmıştır. Görevi, bilgiyi genel bir düşünce ve ardından gelen örnek şeklinde düzenlemektir; anlamsız bir dolgu sözü değildir.
Alıştırma
Güneş enerjisini belirli bir örnek olarak gösteren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Some energy sources are affected by cloud cover. Solar power, ____, may produce less electricity on cloudy days.
Cevabı göster
for example
needed to produce important commodities such as oil. Kelime
2:38ki bu altyapı petrol gibi önemli emtiaların üretimi için gereklidir.
important commodities such as oil: petrol gibi önemli emtialar
Bu ekonomi bağlamında commodities, petrol, metaller ve tahıllar gibi büyük miktarlarda alınıp satılan temel ham maddeleri veya birincil malları ifade eder. Aynı sınıf ve kalitedeki birimler, piyasa işlemlerinde genellikle birbirinin yerine geçebilir kabul edilir. important commodities such as oil ifadesinde such as, oil sözcüğünü örnek olarak sunar. Bu nedenle ifade, genel olarak satılan önemli ürünleri değil, petrolün de dâhil olduğu önemli ticari kaynakları anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede commodities, piyasalarda işlem gören standartlaştırılmış temel kaynaklar anlamında kullanılmıştır?
- Crude oil and wheat are widely traded commodities.
- The restaurant's commodities include table service and live music.
- The company launched three new commodities: a phone, an app, and a warranty.
Cevabı göster
Crude oil and wheat are widely traded commodities.
That forces the supply side of the economy to charge more for products that use oil, Notlar
2:42Bu, ekonominin arz tarafını petrol kullanan ürünler için daha fazla ücret talep etmeye zorlar,
the supply side of the economy: ekonominin arz tarafı
The supply side of the economy, mal ve hizmetlerin üretilmesi ve sağlanmasıyla ilgili ekonomi bölümüdür: üreticiler, çalışanlar, üretim kapasitesi ve üretim maliyetleri. Burada side, fiziksel bir tarafı değil, ekonomik bir ilişkinin bir yönünü ifade eder. Bu cümlede petrolün pahalanması üreticilerin maliyetlerini artırır; bu nedenle petrol kullanılan ürünler için daha yüksek fiyat isterler. İfade, etkiyi tüketici talebinden değil, üretim ve arz açısından açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede the supply side of the economy doğru kullanılmıştır?
- The supply side of the economy is the route goods take from a factory to a store.
- Rising factory costs are putting pressure on the supply side of the economy.
- Consumers' willingness to spend is the supply side of the economy.
Cevabı göster
Rising factory costs are putting pressure on the supply side of the economy.
charge more for: daha yüksek fiyat istemek
To charge more for something, müşteriden bir şey için daha yüksek bir fiyat ödemesini istemek demektir. Burada charge bir fiyat ya da ücret tahsil etmek anlamına gelir; more miktarın yerini alır ve for ürün ya da hizmeti belirtir. Özne, fiyatı belirleyen satıcı ya da hizmet sağlayıcıdır. Yeniden kullanılabilir yapı şöyledir: satıcı veya sağlayıcı + charge + miktar veya more + for + ürün veya hizmet.
Alıştırma
Bir otel, festival sırasında konuklarından oda için daha yüksek bir fiyat ister. Hangi cümle doğaldır?
- The hotel pays more for rooms during the festival.
- The hotel costs more for rooms during the festival.
- The hotel charges more for rooms during the festival.
Cevabı göster
The hotel charges more for rooms during the festival.
discouraging demand, and potentially prompting a recession. Kelime
2:47talebi caydırır ve potansiyel olarak bir resesyonu tetikler.
discouraging demand: satın alma isteğini azaltmak
Burada discouraging demand, tüketicilerin satın almaya daha az istekli veya daha az eğilimli hâle gelmesi anlamına gelir. Discourage bir eylemin çekiciliğini ya da gerçekleşme olasılığını azaltmayı anlatabilir; mutlaka bir kişiyi duygusal olarak üzmek anlamına gelmez. -ing yapısı, daha önce sözü edilen yüksek fiyatların bir sonucunu sunar: fiyatlar yükselir, dolayısıyla talep zayıflayabilir. Discourage aşağı yönlü bir baskı ifade eder; talebin tamamen ortadan kalktığını göstermez.
Alıştırma
Hangi cümlede discourage, insanların satın alma olasılığını azaltmak anlamında kullanılmıştır?
- Higher ticket prices may encourage demand for the event.
- Higher ticket prices may feel discouraged by demand for the event.
- Higher ticket prices may discourage demand for the event.
Cevabı göster
Higher ticket prices may discourage demand for the event.
But some recessions occur in times of economic prosperity, Anlatım akışı
2:51Ancak bazı resesyonlar ekonomik refah zamanlarında ortaya çıkar,
in times of ... possibly even because of ...: zamandan şaşırtıcı bir nedene
in times of economic prosperity zaman çerçevesini kurar: ekonomi iyi durumdayken de durgunluk yaşanabilir. possibly even because of economic prosperity ise düşünceyi iki durumun aynı anda yaşanmasından, refahın olası bir neden olmasına taşır. possibly nedenin kesin olmadığını gösterirken even bu olasılığın şaşırtıcı olduğunu vurgular. Bu kalıp, önce bir sorunun ne zaman ortaya çıktığını belirtip ardından görünüşte olumlu olan koşulun soruna yol açmış olabileceğini öne sürerek sezgilere aykırı bir sav oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle aynı sav düzenini kullanıyor: önce olumlu bir ortam, ardından şaşırtıcı bir olası neden?
- Rapid expansion happened after the staffing shortage had been solved.
- The staffing shortage ended before rapid expansion began.
- The staffing shortage appeared during rapid expansion, possibly even because of that expansion.
Cevabı göster
The staffing shortage appeared during rapid expansion, possibly even because of that expansion.
Some economists believe that business activity from a market's expansion
2:59Bazı ekonomistler, bir pazarın genişlemesinden kaynaklanan ticari faaliyetin
can occasionally reach an unsustainable level. Kalıp ifadeler
3:03zaman zaman sürdürülemez bir seviyeye ulaşabileceğine inanıyor.
can occasionally reach an unsustainable level: sürdürülemeyecek kadar büyümek
reach an unsustainable level, zaman içinde sürdürülemeyecek bir noktaya kadar gelişmek anlamına gelir. reach a level fiziksel olarak bir yere gitmeyi değil, belirli bir dereceye veya duruma ulaşmayı anlatır; burada ticari faaliyetler ekonominin destekleyebileceği sınırın ötesine geçebilir. can occasionally bunun her genişlemenin beklenen sonucu değil, sınırlı bir olasılık olduğunu gösterir. Bu ekonomik bağlamda unsustainable, mevcut mali veya pratik koşullar altında devam ettirilemeyen anlamındadır.
Alıştırma
reach an unsustainable level ifadesini geçmiş zamana getirerek cümleyi tamamlayın: After months of overtime, the team's workload ____.
Cevabı göster
reached an unsustainable level
For example, corporations and consumers may borrow more money
3:06Örneğin şirketler ve tüketiciler daha fazla para borçlanabilirler
with the assumption that economic growth will help them handle the added burden. Notlar
3:10ve bunu yaparken ekonomik büyümenin onlara artan yükü yönetmelerinde yardımcı olacağını varsayarlar.
with the assumption that: bir kararın dayandığı varsayımı belirtme
With the assumption that + cümlecik, “cümlecikteki düşünceyi bir kararın dayanağı olan varsayım olarak kabul ederek” anlamına gelir. That cümleciği varsayımın kendisini açıklar: burada varsayım, ekonomik büyümenin daha fazla borçlanmanın sonuçlarıyla başa çıkmaya yardımcı olacağıdır. With ile başlayan ifadenin tamamı, şirketlerin ve tüketicilerin neden böyle davranabileceğini açıklar; onlara kimin eşlik ettiğini anlatmaz. Beklenen büyümeyi kanıtlanmış bir gerçek değil, bir öncül olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “…… varsayımına dayanarak” anlamındaki tam İngilizce ifadeyle tamamlayın: The company hired more staff ____ demand would keep growing.
Cevabı göster
with the assumption that
help them handle the added burden: ek yükü yönetmelerine yardımcı olmak
Help them handle the added burden, “ek baskıyı, maliyeti, borcu veya sorumluluğu yönetmelerini kolaylaştırmak” anlamına gelir. Burada handle gerçek anlamıyla “elle tutmak” değildir; bir durumla etkili biçimde başa çıkmak demektir. Yapı help + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: help them handle. Added, burden sözcüğünü niteler ve yükün yeni olduğunu veya öncekinden daha büyük hâle geldiğini gösterir; bu yükle başa çıkmak onu mutlaka ortadan kaldırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, daha iyi planlamanın ek işi yönetme konusunda ekibe yardımcı olacağını doğru biçimde ifade eder?
- Better planning will help the team handle the added workload.
- Better planning will help the team handles the added workload.
- Better planning will help the team hold the added workload.
Cevabı göster
Better planning will help the team handle the added workload.
But if the economy doesn't grow as quickly as expected, Dilbilgisi
3:14Ancak ekonomi beklendiği kadar hızlı büyümezse,
if ... doesn't grow as quickly as expected: büyüme beklendiği kadar hızlı olmazsa
If, bir gerçeği değil, olası bir koşulu belirtir. Bu yan cümle, ekonominin gerçek büyüme hızının tahmin edilen hızdan düşük olabileceğini söyler; ana cümle de bunun sonucunu verir. Kalıp if + koşul şeklindedir ve içinde not + fiil + as + zarf + as expected yapısı bulunur. Burada doesn't grow as quickly as expected, “beklenenden daha yavaş büyür” demektir; “büyümeyeceği bekleniyor” demek değildir.
Alıştırma
Artışın tahmin edilenden daha yavaş olabileceğini göstermek için cümleyi as ... as expected kalıbıyla tamamlayın: If enrollment doesn't increase ____, we will extend the deadline.
Cevabı göster
as quickly as expected
they may end up with more debt than they can manage. Notlar
3:18yöneteceklerinden çok daha fazla borçla karşı karşıya kalabilirler.
end up with: sonunda bir sonuçla karşılaşmak veya ona sahip olmak
End up with + isim öbeği, bir sürecin sonucunda sonunda o şeye sahip olmak, onu almak veya onunla karşı karşıya kalmak anlamına gelir. Çoğu zaman sonucun planlanmadığını ima eder, ancak nötr veya olumlu sonuçlar için de kullanılabilir. Burada more debt than they can manage nihai sonuçtur. End up ifadesini tek bir birim olarak okuyun; insanların “birlikte bitmesi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi end up ve ardından gelmesi gereken doğru sözcükle tamamlayın: Without a clear plan, we may ____ costs we cannot afford.
Cevabı göster
end up with
more debt than they can manage: yönetme kapasitesini aşan borç
more debt than they can manage ifadesinde more ... than, gerçek borç miktarını yönetebilecekleri en yüksek miktarla karşılaştırır. Buradaki anlam yalnızca daha büyük bir miktara sahip olmaları değildir; borç, yönetme kapasitelerini aşmaktadır. Tekrar kullanılabilen kalıp more + isim + than + özne + can/could + fiil şeklindedir: more work than we can finish. Bir miktarın kişinin yeteneğini veya mevcut kaynaklarını aştığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle ekibin iş yükünün kapasitesini aştığını söylüyor?
- The small team accepted fewer projects than it could handle.
- The small team accepted as many projects as it could handle.
- The small team accepted more projects than it could handle.
Cevabı göster
The small team accepted more projects than it could handle.
To pay it off, they'll have to redirect funds from other activities, Notlar
3:21Bunu ödemek için diğer faaliyetlerden gelen fonları yönlendirmek zorunda kalacaklar,
To pay it off: bir borcu tamamen ödemek için
Burada pay it off, geriye bakiye kalmayacak şekilde borcun tamamını ödemek anlamına gelir. it zamiri daha önce sözü edilen debt ifadesine gönderme yapar. pay off bu anlamda ayrılabilen bir öbeksi fiildir; nesne bir zamir olduğunda pay ile off arasına gelir. Bu nedenle pay it off denir, pay off it denmez. Baştaki to amaç bildirir. To pay it off, in order to pay it off anlamına gelir ve ardından gelen eylemin amacını açıklar.
Alıştırma
pay, off ve it sözcüklerini doğru sıraya koyun: Nina had a small loan balance, and she worked an extra shift to ____.
Cevabı göster
pay it off
redirect funds from other activities: diğer faaliyetlerden fon aktarmak
Burada redirect funds from other activities, diğer faaliyetlere zaten ayrılmış parayı alıp farklı bir amaç için kullanmak demektir. Redirect, paranın gideceği yeri değiştirmek anlamına gelir; birini başka bir web sayfasına yönlendirmek anlamında değildir. Yaygın kalıp redirect funds from A to B şeklindedir. Bu cümle from ile yalnızca kaynağı belirtir; yeni hedefi, yani borcun geri ödenmesini bağlam tamamlar.
Alıştırma
Cümleyi redirect funds from A to B kalıbıyla tamamlayın: The council will ____ its public-events budget ____ emergency housing.
Cevabı göster
redirect funds from · to
Fear of a recession can become a self-fulfilling prophecy Deyimler
3:30Resesyon korkusu, kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebilir
Fear ... can become a self-fulfilling prophecy: korku, beklenen sonucu doğurabilir
Self-fulfilling prophecy, kendi gerçekleşmesine katkıda bulunan bir beklentidir. İnsanlar bir şeyin olacağına inanır, bu inanç nedeniyle davranışlarını değiştirir ve yaptıkları şeyler beklenen sonucu ortaya çıkarmaya yardımcı olur. Bu cümlede durgunluk korkusu harcamaları ve yatırımları azaltabilir; bu da gerçek bir durgunluğa katkıda bulunabilir. Buradaki prophecy doğaüstü bir kehanet değildir; inanç, davranış ve sonuç arasındaki geri besleme döngüsünü adlandırır.
Alıştırma
Hangi durum self-fulfilling prophecy örneğidir?
- İnsanlar bir bankanın batmasını bekler, paralarını çeker ve para çekme işlemleri bankanın batmasına katkıda bulunur.
- Bir hava durumu uzmanı yağmur tahmin eder ve kimse havayı değiştirmeden yağmur yağar.
- İnsanlar bir bankanın battığını, banka zaten kapandıktan sonra öğrenir.
Cevabı göster
İnsanlar bir bankanın batmasını bekler, paralarını çeker ve para çekme işlemleri bankanın batmasına katkıda bulunur.
if it causes people to pull back investing and spending. Öbek fiiller
3:34eğer insanların yatırım ve harcamalarını geri çekmesine neden olursa.
pull back investing and spending: yatırım ve harcamaları azaltmak
Bu cümlede pull back, bir faaliyeti azaltmak veya kısmak demektir. İnsanların yatırım ve harcamayı tamamen bırakması şart değildir; bunları daha az yaptıklarını anlatır. Fiziksel olarak geriye doğru hareket etmeyi ifade etmez. Altyazıda pull back doğrudan investing and spending ifadesinden önce kullanılmıştır. Kendi konuşma ve yazılarında, devam eden faaliyetleri azaltmak için pull back on investing and spending kalıbı daha yaygındır.
Alıştırma
Devam eden bir faaliyetten önce kullanılan ve pull back içeren üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because demand was weak, the company decided to ____ hiring.
Cevabı göster
pull back on
In response, producers might cut operating costs Notlar
3:38Buna yanıt olarak üreticiler, beklenen talep düşüşünü atlatmaya yardımcı olmak için
Geçiş ifadesi olarak In response,
Cümlenin başındaki In response, üreticilerin bir sonraki eylemini az önce belirtilen duruma bağlar. Maliyetleri azaltmanın, ilgisiz yeni bir konu değil, önceki duruma verilen bir tepki olduğunu gösterir. Tepkiye yol açan durum aynı cümlede belirtiliyorsa in response to + isim veya -ing biçimi kullanılır: In response to lower demand, producers might cut costs.
Alıştırma
Hangi geçiş ifadesi, şirketin eyleminin önceki olaya bir tepki olduğunu en açık şekilde gösterir?
- The supplier raised its prices. In response, the company looked for alternatives.
- The supplier raised its prices. For example, the company looked for alternatives.
- The supplier raised its prices. Meanwhile, the company looked for alternatives.
Cevabı göster
The supplier raised its prices. In response, the company looked for alternatives.
might cut operating costs: işletme maliyetlerini düşürebilirler
cut operating costs, bir işletme veya kuruluşu yürütmek için gereken düzenli giderleri azaltmak demektir. Burada cut fiziksel olarak kesmek değil, azaltmak anlamındadır; operating costs ücret, kira, enerji ve bakım giderlerini içerebilir. might, bunun kesin bir eylem değil, olası bir tepki olduğunu gösterir.
Alıştırma
cut, operating ve costs sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The retailer automated several tasks to ____.
Cevabı göster
cut operating costs
help weather the expected decline in demand: talepte beklenen düşüşü atlatmaya yardımcı olmak
Burada weather, zorlu bir dönemi ya da olayı ona yenilmeden atlatmak anlamına gelen bir fiildir. weather the expected decline in demand, müşteri talebinde beklenen düşüşle başa çıkıp onu atlatmak demektir; hava koşullarından söz etmez. Bu cümlede help fiilinden sonra doğrudan weather yalın fiil biçimi gelir. Düşüşü atlatacak kişi ya da kuruluş daha geniş bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
weather, the ve downturn sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: A loyal customer base helped the café ____.
Cevabı göster
weather the downturn
That can lead to a vicious cycle as cost cuts eventually lower wages, Notlar
3:44Maliyet kesintileri sonunda ücretleri düşürdüğü için, bu bir kısır döngüye yol açabilir,
That can lead to a vicious cycle: bu bir kısır döngüye yol açabilir
That can lead to a vicious cycle, söz konusu eylemin birbirini besleyen bir dizi zararlı sonucu başlatabileceği anlamına gelir. Lead to olası bir sonucu belirtir; a vicious cycle ise her sorunun başka bir sorunu daha da kötüleştirdiği, tekrarlanan bir süreçtir. Buradaki That, düşen talebe karşılık işletme maliyetlerinin azaltılmasını ifade eder. Cümle bu eylemi tek bir olumsuz sonuç olarak değil, kendi kendini güçlendiren bir sorunun olası başlangıcı olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle gerçekten bir vicious cycle anlatıyor?
- Lower sales led to layoffs, and reduced spending then hurt sales further, creating a vicious cycle.
- A company lowered one price for a weekend.
- A shop closed once because its lease ended.
Cevabı göster
Lower sales led to layoffs, and reduced spending then hurt sales further, creating a vicious cycle.
Kısa bir isim öbeği olarak cost cuts
Cost cuts, harcamaların azaltılması veya maliyetleri düşürmek için alınan önlemler anlamına gelen kısa bir isim öbeğidir. Cost, neyin azaltıldığını belirten bir isim tamlayıcısıdır; cuts ise öbeğin ana ismidir. Cümlede cost cuts, lower fiilinin öznesidir. İş ve ekonomi metinlerinde, önlemleri ve bunların etkilerini kısa biçimde tartışabilmek için eylemler sık sık bu tür isim öbeklerine dönüştürülür.
Alıştırma
Hangi cümlede cost cuts bir isim öbeği ve özne olarak kullanılmıştır?
- The company cuts costs to protect its budget.
- The cost cuts affected employee training.
- Managers discussed how to reduce costs.
Cevabı göster
The cost cuts affected employee training.
Even policy designed to help prevent recessions can contribute. Anlatım akışı
3:52Resesyonları önlemeye yardımcı olmak için tasarlanan politikalar bile buna katkıda bulunabilir.
Even ... can contribute: şaşırtıcı bir olası neden
Even, policy designed to help prevent recessions ifadesini şaşırtıcı bir örnek olarak öne çıkarır: böyle bir politikanın ekonomik durgunluğa yol açmasını normalde hiç beklemeyiz. Cümle, bu beklentiye aykırı olasılığı sunarak düşünceyi ilerletir. Even + beklenmedik özne + can + fiil kalıbı, düşük olasılıklı görünmesine rağmen bu öznenin de kapsama girdiğini anlatır. Can kesinlik değil, olasılık bildirir. Burada contribute, “contribute to a recession” anlamındadır; olumlu bir katkıyı değil, olumsuz bir sonucun oluşmasına yardım etmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümlenin bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi ifade açıklar?
- Even, politikanın önlemek üzere tasarlandığı sorunun şaşırtıcı bir olası nedeni olabileceğini gösterir.
- Even, politikanın ekonomik durgunlukların tek nedeni olduğunu gösterir.
- Can contribute, politikanın ekonomik durgunlukları kesinlikle önleyeceği anlamına gelir.
Cevabı göster
Even, politikanın önlemek üzere tasarlandığı sorunun şaşırtıcı bir olası nedeni olabileceğini gösterir.
When times are tough, governments and central banks may print money, Notlar
3:57Zor zamanlarda hükümetler ve merkez bankaları para basabilir,
When times are tough: zor dönemlerde
When times are tough, “genel koşullar zor olduğunda” demektir. Bu bağlamda kötü ekonomik koşulları anlatır. Times bir dönemi ve insanların o dönemde yaşadığı genel koşulları ifade eder. Tough bu koşullarla başa çıkmanın zor olduğunu anlatır; zamanın fiziksel olarak sert olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
When times are tough ifadesindeki vurgulanan bölüm ne anlama gelir?
- Zaman çok yavaş ilerliyor gibi göründüğünde.
- Bir program fiziksel olarak güçlü olduğunda.
- Genel koşullar zor olduğunda.
Cevabı göster
Genel koşullar zor olduğunda.
makroekonomik bir kısa anlatım olarak print money
Makroekonomik tartışmalarda print money genellikle para arzını artırmak demektir. Bu, yalnızca fiziksel banknot basma eylemini anlatan bir ifade değil, geniş ve teknik olmayan bir anlatımdır. Artış, nakit ihraç etmenin yanı sıra merkez bankasının elektronik işlemleri yoluyla da gerçekleşebilir. Bu cümlede print money, ekonomiye daha fazla para sokmayı amaçlayan bir politika eylemini anlatır.
Alıştırma
Para arzını artırmak anlamındaki, derste ele alınan iki sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: During a deep recession, a central bank may ____ to stimulate demand.
Cevabı göster
print money
increase spending, and lower central bank interest rates.
4:01harcamaları artırabilir ve merkez bankası faiz oranlarını düşürebilirler.
merkez bankaları ve merkez bankası faiz oranları
Merkez bankası, bir ülkenin veya para bölgesinin para politikasını yöneten kurum ya da sistemdir. Para arzını ve ekonominin genelindeki finansal koşulları etkileyebilir. central bank interest rates ifadesinde central bank, interest rates ifadesini niteler; bunlar merkez bankasının belirlediği veya yönlendirdiği politika faizleridir. Cümlede bunları düşürmek, ekonomiyi desteklemeyi amaçlayan birkaç adımdan biridir; çünkü politika faizi değişiklikleri diğer finans kuruluşlarındaki borçlanma maliyetlerini etkileyebilir.
Alıştırma
Hangi seçenek central bank ile commercial bank arasındaki farkı doğru açıklar?
- central bank ve commercial bank: herhangi bir banka için kullanılabilen, birbiriyle değiştirilebilir iki addır.
- central bank: esas olarak bireysel vadesiz hesaplar sunar; commercial bank: ulusal para politikasını belirler.
- central bank: para politikasını yönetir; commercial bank: esas olarak müşterilere bankacılık hizmetleri sunar.
Cevabı göster
central bank: para politikasını yönetir; commercial bank: esas olarak müşterilere bankacılık hizmetleri sunar.
Smaller lenders can in turn lower their interest rates, Kalıp ifadeler
4:05Daha küçük kredi verenler de buna karşılık faiz oranlarını düşürebilir,
in turn: neden-sonuç zincirindeki bir sonraki sonuç
Bu cümlede in turn, “bir sonraki sonuç olarak” veya “bunun sonucunda” anlamına gelir. Önceki bir değişiklik daha küçük kredi kuruluşlarının kendi faiz oranlarını düşürmesine olanak tanır; bu ifade de etkiler zincirindeki bir sonraki halkayı gösterir. Bir etkinin başka bir etkiyi nasıl doğurduğunu göstermek için A affects B, which in turn affects C kalıbını kullanabilirsiniz. In turn bazen insanların veya eylemlerin sırayla ilerlemesini de anlatabilir, ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi “zincirdeki bir sonraki sonuç olarak” anlamına gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: Better lighting makes streets feel safer, which ____ encourages more people to walk at night.
Cevabı göster
in turn
effectively making debt cheaper to boost spending. Dilbilgisi
4:08böylece harcamaları artırmak için borcu etkin bir şekilde ucuzlatabilirler.
effectively making ... to boost ...: pratik sonuç ve amaç
Effectively making debt cheaper, önceki faiz indirimlerinin pratik sonucunu özetleyen bir -ing yan cümlesidir. Burada effectively, “pratikte” veya “fiilen” anlamına gelir; “verimli bir biçimde” anlamına gelmez. Making debt cheaper, insanların veya işletmelerin ödediği faiz gibi borçlanma maliyetlerini düşürmek demektir. to boost spending ifadesindeki to-mastar, amaçlanan hedefi belirtir: tüketici veya işletme harcamalarını artırmak. Kısaltılmış yapı şöyledir: eylem, effectively + -ing ile sonuç + to + fiil ile amaç.
Alıştırma
Hangi cümle pratik bir sonucu belirtmek için effectively + -ing, amaçlanan hedefi belirtmek için de to + fiil yapısını doğal biçimde kullanıyor?
- The city opened a new bus lane, effectively shortening travel times to encourage more people to take the bus.
- The city opened a new bus lane, effective shortening travel times to encouraging more people to take the bus.
- The city opened a new bus lane, efficiently shortening travel times to encourage more people to take the bus.
Cevabı göster
The city opened a new bus lane, effectively shortening travel times to encourage more people to take the bus.
not sustainable: uzun vadede sürdürülemez
Bu cümlede not sustainable, politikaların ciddi ekonomik sorunlara yol açmadan uzun süre devam edemeyeceğini belirtir. Özellikle çevreye zararlı oldukları anlamına gelmez. Sustainable; maliyetler, riskler veya baskılar yönetilemez hâle gelmeden devam edebilen bir şeyi anlatır. Bu nedenle çevresel uygulamaların yanı sıra politikalar, harcamalar, borçlar, iş modelleri veya iş yükleri için de kullanılabilir.
Alıştırma
Ekonomiyle ilgili bir tartışmada “The policy is not sustainable” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bugün hemen sona ermelidir.
- Ciddi maliyetler veya sorunlar olmadan uzun süre devam edemez.
- Çevre sertifikası yoktur.
Cevabı göster
Ciddi maliyetler veya sorunlar olmadan uzun süre devam edemez.
and eventually need to be reversed to prevent excessive inflation. Dilbilgisi
4:14ve eninde sonunda aşırı enflasyonu önlemek için tersine çevrilmeleri gerekir.
eventually need to be reversed to prevent: edilgen gereklilik ve amaç
Need to be reversed, need to be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Eylem politikalara uygulanır; dolayısıyla cümle, birinin sonunda bu politikaları geri alması, yürürlükten kaldırması veya etkilerini tersine çevirmesi gerekeceğini söyler. Bunu kimin yapacağına odaklanmaz. Eventually, değişikliğin daha sonra gerekli hâle geleceğini gösterir. To prevent ise politikaları tersine çevirmenin amacını, yani aşırı enflasyonun ortaya çıkmasını veya artmasını engellemeyi açıklar.
Alıştırma
Cümleyi need, reverse fiilinin edilgen biçimi ve to prevent ile tamamlayın: The temporary schedule change may eventually ____ staff burnout.
Cevabı göster
need to be reversed to prevent
That can cause a recession if people have become too reliant Kalıp ifadeler
4:18Eğer insanlar ucuz borçlara ve hükümet teşviklerine çok bağımlı hale gelirlerse,
have become too reliant on cheap debt and government stimulus: düşük maliyetli borca ve devlet teşviklerine aşırı bağımlı hâle gelmek
Be reliant on, “bağımlı olmak” anlamına gelir. Burada have become, bağımlılığın zaman içinde oluştuğunu ve şimdi de etkili olduğunu gösterir. Too, bağımlılık düzeyinin güvenli veya makul sınırı aştığını belirtir; bu nedenle ifade tarafsız bir betimleme değil, bir uyarıdır. Cheap debt, özellikle düşük faizle sağlanan düşük maliyetli borçlanma demektir; kalitesiz borç anlamına gelmez. Government stimulus, ekonomik faaliyeti destekleyen devlet önlemleridir. Cümle, her ikisine de yoğun biçimde bağımlı olmanın koşullar değiştiğinde resesyon riskini artırabileceği konusunda uyarır.
Alıştırma
have become too reliant on support kalıbındaki ifade ne anlatır?
- Bağımlılık güvenli veya makul bir düzeyin ötesine geçmiştir.
- Destek zamanla daha güvenilir hâle gelmiştir.
- Bağımlılık vardır, ancak risk ya da aşırılık belirtilmemektedir.
Cevabı göster
Bağımlılık güvenli veya makul bir düzeyin ötesine geçmiştir.
The bronze recession in Britain eventually ended
4:25Britanya'daki bronz resesyonu sonunda sona erdi,
when the adoption of iron helped revolutionize farming and food production. Notlar
4:28çünkü demirin benimsenmesi çiftçilik ve gıda üretiminde devrim yaratmaya yardımcı oldu.
the adoption of iron helped revolutionize farming and food production: demirin benimsenmesi tarım ve gıda üretimindeki köklü değişime katkı sağladı
Burada the adoption of iron, insanların demiri bir malzeme ve yeni alet yapım teknolojilerinin parçası olarak yaygın biçimde kullanmaya başlaması demektir. Adoption bu bağlamda kabul etme ve kullanma anlamındadır; bir çocuğu aileye yasal olarak alma anlamında değildir. Demir aletler toprağın işlenme ve gıdanın üretilme biçimini değiştirebilirdi. Helped revolutionize, demirin büyük bir dönüşüme katkı sağladığını söyler; tek nedenin demir olduğunu iddia etmez. When yan cümlesi bu teknolojik değişimi bronz durgunluğunun sonunda bitmesiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümlede the adoption of iron helped revolutionize farming and food production ne anlama gelir?
- Bir aile Iron adlı bir şeyi yasal olarak evlat edindi ve bu, tarımı değiştirdi.
- İnsanlar demiri ve ilgili teknolojileri kullanmaya başladı; bu da tarım ve gıda üretimindeki büyük değişikliklere katkı sağladı.
- Tek bir demir nesne keşfedildi ve yalnızca o, gıda üretimini tamamen değiştirdi.
Cevabı göster
İnsanlar demiri ve ilgili teknolojileri kullanmaya başladı; bu da tarım ve gıda üretimindeki büyük değişikliklere katkı sağladı.
helped revolutionize farming and food production: tarım ve gıda üretimini kökten değiştirmeye yardımcı olmak
Revolutionize, bir faaliyeti veya sistemi derin ve geniş kapsamlı biçimde değiştirmek demektir. Burada siyasi bir devrimi değil, tarım ve gıda üretimindeki büyük bir dönüşümü anlatır. Helped revolutionize yapısında help fiilinden sonra revolutionize yalın fiil biçiminde gelir. Helped, demirin benimsenmesini dönüşüme katkıda bulunan bir neden olarak gösterir; bunun tek neden olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede revolutionize doğal ve doğru biçimde kullanılmıştır?
- The new process revolutionized a minor color change.
- The new process revolutionized how the factory produced batteries.
- The new process was revolutionize battery production.
Cevabı göster
The new process revolutionized how the factory produced batteries.
Modern markets are more complex, making today's recessions Dilbilgisi
4:33Modern pazarlar daha karmaşıktır ve günümüzün resesyonlarını atlatmayı
making ... far more difficult to navigate: bir durumla başa çıkmayı çok daha zor hâle getirmek
Virgül + making yapısı, önceki cümlenin tamamının sonucunu gösterir: modern piyasalar daha karmaşık olduğu için günümüzdeki ekonomik durgunluklarla başa çıkmak daha zordur. Bu, which makes today's recessions ... yapısının daha kısa bir alternatifidir. Far, more difficult karşılaştırmasını güçlendirir ve much more difficult anlamını verir. Navigate burada mecazidir: gerçekten gemi kullanmayı değil, karmaşık bir durumda ilerlemek için uygulanabilir bir yol bulmayı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin -ing sonuç biçimiyle tamamlayın: The new rules are more complex, ____ the system far more difficult to navigate.
Cevabı göster
making
to help anticipate and respond to future recessions more effectively. Kalıp ifadeler
4:41gelecekteki resesyonları daha etkili bir şekilde öngörmeye ve onlara tepki vermeye yardımcı olur.
help anticipate and respond to future recessions: gelecekteki durgunlukları öngörmeye ve bunlara yanıt vermeye yardımcı olmak
to help yapısı, yeni verilerin neyi mümkün kılabileceğini açıklar. Bu veriler, cümlede açıkça belirtilmeyen karar vericilerin gelecekteki durgunlukları önceden görmesine ve bunlarla daha başarılı biçimde başa çıkmasına yardımcı olabilir. help sözcüğünden sonra anticipate ve respond, yalın hâldeki paralel fiillerdir. İfade, anticipate future recessions ve respond to future recessions yapılarını birleştirir; bu yüzden to yalnızca respond ile kalır. Burada anticipate, bir şeyin olmasını istemek veya onu hevesle beklemek değil, önceden görmek ya da tahmin etmek anlamındadır. More effectively her iki eylemi de niteler.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade anticipate and respond to ile tamamlayın: Better monitoring can help teams ____ emerging security threats.
Cevabı göster
anticipate and respond to
Want to learn more about how financial markets work?
4:47Finansal piyasaların nasıl çalıştığı hakkında daha fazla şey öğrenmek ister misiniz?
or what causes economic bubbles.
4:52veya ekonomik balonlara neyin sebep olduğunu öğrenmek için bu videoları izleyin.