Korsanların Hakları Senin İşinden Daha İyiydi: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Bu sahte iş dersi korsanların sözleşme, seçim ve kâr paylaşımını, ayrıca onarım ve yaralanma maliyetlerinin çatışmayı neden caydırdığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. serves at the pleasure of the crew. — Kültür ve gerçek yaşam bağlamı: kaptan mürettebat destekledikçe görevde kalır; pleasure onları eğlendirmek demek değildir. 2. not only paid much more, but has a share in the ship's profits, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not only ... but ... daha güçlü ikinci yararı eklerken ögeleri paralel tutar. 3. a roll of the cosmic dice — Deyimler ve mecazlı ifadeler: etkilenen kişi ve zararın öngörülemediği rastlantısal sonuçları anlatan benzetmeyi tanıyın.
Bu derste
or a brand without a business model to support them. Kelime
0:07veya onları destekleyecek bir iş modeli olmadan bir markan.
business model: bir faaliyetin kendini sürdürme biçimi
Business model, bir kuruluşun değer yaratma, gelir elde etme ve faaliyetlerini mali açıdan sürdürülebilir kılma biçimidir. Burada mürettebatı, gemiyi ve markayı finanse edip destekleyebilecek sistemi ifade eder; fiziksel bir maket ya da yalnızca bir fikir değildir. Bu ifade, konuşmacının korsan mürettebatını modern bir şirketmiş gibi anlatmasını sağlar ve eğlenceli bir iş analizi havası yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede business model ne anlama geliyor?
- Mürettebatın yapacağı işlerin listesi
- Bir faaliyetin değer yaratma, para kazanma ve işleyişini sürdürme biçimi
- Bir geminin küçük fiziksel maketi
Cevabı göster
Bir faaliyetin değer yaratma, para kazanma ve işleyişini sürdürme biçimi
Make a product or provide a service to your customers in exchange for money, Kalıp ifadeler
0:12Müşterilerine para karşılığında bir ürün yap veya bir hizmet sun,
in exchange for: karşılık olarak alınanı belirtme
In exchange for, bir tarafın başka bir şey vermesinin koşulu veya karşılığı olarak ne aldığını belirtir. Yapı do, give ya da provide X in exchange for Y şeklindedir. Burada müşteriler para verir ve bir ürün ya da hizmet alır. Değiş tokuşun para içermesi şart değildir: Y yardım, bilgi, izin veya başka bir fayda olabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste vurgulanan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Leo repaired his neighbor's bike ____ a homemade cake.
Cevabı göster
in exchange for
to make more product for more customers for more money.
0:18daha fazla müşteri için daha fazla ürün yapıp daha fazla para kazanmak için.
The difference with piracy incorporated is our customers don't wish to be serviced.
0:21Korsanlık A.Ş.'nin farkı, müşterilerimizin hizmet almak istememesidir.
with the correct spending on equipment and personnel,
0:27ekipman ve personele yapılan doğru harcamalarla,
And the reward for our abstemiousness will be poverty.
0:38Ve bizim çekimserliğimizin ödülü yoksulluk olacaktır.
In our societal and technological environment
0:42İçinde bulunduğumuz toplumsal ve teknolojik ortamda
an economic niche: ekonomik bir niş
Ekonomik niş, belirli bir faaliyetin ekonomide işgal edebileceği belirli bir alan veya fırsattır. Niche, bütün bir pazarı ya da sektörü değil, çevreye uyan sınırlı bir konumu vurgular. Bu cümlede ifade, toplumsal ve teknolojik koşulların korsan faaliyetlerinin doldurabileceği bir alan oluşturduğunu anlatır. Buradaki niche, çevrenin mümkün kıldığı bir rol veya boşluk anlamında mecazlıdır.
Alıştırma
Bu cümlede an economic niche ne anlama geliyor?
- Her tür işletmeyi kapsayan bütün bir sektör
- Ekonomide geçici bir düşüş
- Duvardaki küçük bir oyuk
- Belirli bir faaliyetin işgal edebileceği özel bir fırsat veya rol
Cevabı göster
Belirli bir faaliyetin işgal edebileceği özel bir fırsat veya rol
as whiskey fills a barrel: viski bir fıçıyı doldurur gibi
as whiskey fills a barrel yan cümlesi bir karşılaştırma başlatır. Buradaki as, aynı şekilde anlamına gelir; öznesi ve çekimli fiili olan tam bir cümleciği arkasına getirerek ekonomik alanı doldurma eylemini, bir sıvının kabı yavaş yavaş doldurması imgesiyle bağlar. Cümlenin tamamında bu imge soyut iddiayı somutlaştırır: önceki eylem, kullanılabilir alanı doğal ve eksiksiz biçimde dolduruyormuş gibi sunulur. Bu yan cümle viski veya fıçı hakkında yeni bir olay anlatmaz; önceki eylemin nasıl tasavvur edildiğini açıklar.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tek bir kelimeyle tamamlayın: The new routine spread through the office ____ sunlight fills a room.
Cevabı göster
as
the motions we choose but the sum of forces upon us.
0:54seçtiğimiz hareketler üzerimizdeki güçlerin toplamından ibarettir.
I became a pirate as the gold in this grail chose its form.
0:57Bu kadehteki altının şeklini seçmesi gibi ben de korsan oldum.
The both of us now cogs of this machine that profits on the high seas or perishes. Deyimler
1:01İkimiz de artık açık denizlerde kar eden ya da yok olan bu makinenin dişlileriyiz.
cogs of this machine: sistemin parçaları olarak insanlar
cogs of this machine ifadesi iki kişiyi çok daha büyük bir sistemin içindeki küçük dişlilere benzetir. Her biri sistemin işlemesine yardım eder, fakat ikisinin de sistem üzerinde fazla kontrolü yoktur. Buradaki makine gerçek bir cihaz değil, kâr amacıyla işleyen korsan ticaret düzenidir. Bu benzetme, insanları hayatta kalmak için para kazanmak zorunda olan bir sistemin küçük ve işlevsel parçaları olarak gösterir.
Alıştırma
cogs of this machine ifadesi iki kişi hakkında ne anlatır?
- Ticari sistemin tamamına sahip olup onu yönetirler.
- Daha büyük bir sistemin küçük çalışan parçalarıdır ve kontrolleri sınırlıdır.
- Birlikte gerçek bir makineyi tamir ederler.
Cevabı göster
Daha büyük bir sistemin küçük çalışan parçalarıdır ve kontrolleri sınırlıdır.
profit is income minus expenses: işletme formülü
Bu, basitleştirilmiş bir işletme formülüdür. Minus, kârı hesaplamak için giderlerin gelirden çıkarılması gerektiğini belirtir. Burada income içeri giren para, expenses maliyetler, profit ise geriye kalan tutardır. Profit, income tutarının tamamı değildir; giderler gelirden fazlaysa işletme zarar eder.
Alıştırma
Basitleştirilmiş formülü doğru ifade eden cümle hangisidir?
- Income is profit minus expenses.
- Profit is expenses minus income.
- Profit is income minus expenses.
Cevabı göster
Profit is income minus expenses.
and for a pirate company income means seizing the biggest booty.
1:10ve bir korsan şirketi için gelir, en büyük ganimeti ele geçirmek demektir.
Seizing the biggest treasure while provoking the least cost-inducing resistance. Kalıp ifadeler
1:15En az maliyetli direnişe yol açarak en büyük hazineyi ele geçirmek.
provoking the least cost-inducing resistance: en az maliyete yol açan direnişi tetiklemek
Provoke resistance ifadesinde provoke “yol açmak veya tetiklemek”, resistance ise karşı koyma ya da muhalefet anlamına gelir. -ing yapılı ifade, hazine ele geçirilirken en aza indirilmek istenen bir sonucu anlatır. Cost-inducing, “maliyete yol açan” anlamında, kısa çizgiyle oluşturulmuş birleşik bir sıfattır. Least sözcüğü cost-inducing ifadesini niteler; bu nedenle yine de bir miktar direniş olabilir. Amaç direniş miktarını değil, direnişin oluşturduğu maliyeti en aza indirmektir.
Alıştırma
Bu cümlede provoking the least cost-inducing resistance ifadesine en uygun açıklama hangisidir? The plan seeks the greatest benefit while provoking the least cost-inducing resistance.
- Tüm muhalefetten ve bütün maliyetlerden kaçınmak
- En düşük maliyeti oluşturan bir muhalefete yol açmak
- Mümkün olan en güçlü muhalefete yol açmak
- Hazine için en düşük fiyatı ödemek
Cevabı göster
En düşük maliyeti oluşturan bir muhalefete yol açmak
The captain is more than happy to explain how we accomplish that through branding. Kalıp ifadeler
1:20Kaptan, bunu marka bilinci oluşturma yoluyla nasıl başardığımızı açıklamaktan büyük mutluluk duyacaktır.
more than happy to explain: açıklamaktan son derece memnun olmak
More than happy to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmaya çok istekli veya bundan çok memnun olmak” anlamını vurgulu biçimde anlatır. Burada kaptan açıklama yapmayı hemen ve isteyerek teklif eder. More than, happy sözcüğünün derecesini güçlendirir; gerçek anlamda bir karşılaştırma değildir. To sözcüğünden sonra fiilin yalın hâlini kullanın: more than happy to explain/help/answer.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “çok istekli” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: I'm ____ help you prepare for the interview.
Cevabı göster
more than happy to
Branding built on the foundation of a solid business, mind you. Ton ve niyet
1:25Markalaşmanın sağlam bir iş temeli üzerine inşa edildiğini unutma.
Parantez içi bir hatırlatma olarak mind you
mind you, parantez işlevi gören bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciye az önce belirtilen koşulu gözden kaçırmamasını hatırlatır: markalaşma sağlam bir işletmeye dayanmalıdır. Bu hatırlatmayı vurgular; düşüncelerinizi kontrol etmenizi isteyen bir emir değildir. Ayrıca bir sınırlama veya karşıt nokta ekleyebilir. Çevresindeki sözlerin nasıl anlaşılacağını etkileyen bir ayrıntıya dikkat çekme işlevi görür.
Alıştırma
“The plan is cheap; it may take twice as long, mind you,” cümlesinde mind you neyi belirtir?
- Düşüncelerinizi kontrol etme emri
- Gözden kaçırılmaması gereken önemli bir sınırlama
- Planın iptal edildiğini belirten bir ifade
Cevabı göster
Gözden kaçırılmaması gereken önemli bir sınırlama
but they don't happen without contracts and spreadsheets.
1:31ama sözleşmeler ve elektronik tablolar olmadan gerçekleşmezler.
set sail: yolculuğa başlamak
set sail, tekne veya gemiyle bir yolculuğa başlamak anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil öbeğidir. Bu cümlede gerçek anlamıyla kullanılmıştır: sözleşme hazırlandıktan sonra yolculuk başlayacaktır. Bu ifadede set sözcüğünü artikelsiz olarak doğrudan sail izler: set sail denir, set a sail denmez. Özellikle yolculuk imgesi verilmek istendiğinde bir projeye veya yeni bir aşamaya başlamak anlamında mecazen de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi deniz yolculuğuna başlamak anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: At sunrise, the expedition will ____ for the northern islands.
Cevabı göster
set sail
Though we choose not to live under the empire's law,
1:37İmparatorluğun kanunları altında yaşamamayı seçsek de,
to which all men have input and to which all men must agree before setting sail. Dilbilgisi
1:41tüm adamların katkıda bulunduğu ve yelken açmadan önce hepsinin kabul etmesi gereken.
to which all men must agree: edatın resmî olarak öne alınması
Bu cümlede which daha önce sözü edilen kuralları gösterir; agree to ise “kabul etmek veya onay vermek” anlamındadır. to sözcüğünü which’in önüne almak, resmî ilgi cümleciği to which all men must agree yapısını oluşturur: herkes bu kuralları kabul etmelidir. Kalıp “edat + which/whom + cümlecik” biçimindedir. Resmî yazılarda yaygındır; günlük konuşmada edat çoğunlukla sonda bırakılır: which all men must agree to.
Alıştırma
Cümleyi “şartları kabul etmek” anlamındaki iki sözcüklü resmî ilgi ifadesiyle tamamlayın: The terms, ____ every signer must agree, are listed below.
Cevabı göster
to which
The contract sets the voting methods, codes of conduct,
1:46Sözleşme oylama yöntemlerini, davranış kurallarını,
distribution of pay, workman's compensation, etc.
1:51maaş dağılımını, işçi tazminatını vb. belirler.
The captain is not our boss but serves at the pleasure of the crew. Kültür
2:02Kaptan patronumuz değildir, mürettebatın arzusuna hizmet eder.
serves at the pleasure of the crew: mürettebatın seçimine bağlı olarak görevde kalmak
Burada serves, “görevi yürütür” anlamındadır; at the pleasure of the crew ise “yalnızca mürettebat kaptanı görevde tutmayı seçtiği sürece” demektir. Mürettebat kaptanı görevden alma yetkisine sahiptir, dolayısıyla kaptanın konumu onların devam eden onayına bağlıdır. At the pleasure of resmî ve kurumsal bir ifadedir. Pleasure burada eğlence ya da birini memnun etme görevi anlamına gelmez; yetkili kişinin veya kurumun kararını ve takdir yetkisini ifade eder.
Alıştırma
“The director serves at the pleasure of the board,” cümlesindeki ifade ne anlama gelir?
- Yönetici, yalnızca kurul onu görevde tutmayı seçtiği sürece görevde kalır.
- Yönetici yalnızca kurul eğlenirken çalışır.
- Yöneticinin işi kurulu eğlendirmektir.
Cevabı göster
Yönetici, yalnızca kurul onu görevde tutmayı seçtiği sürece görevde kalır.
If they are unhappy with his strategic decisions,
2:06Eğer onun stratejik kararlarından memnun değillerse,
the crew can replace him at any time by a majority vote. Kalıp ifadeler
2:08mürettebat onu istediği zaman oy çokluğuyla değiştirebilir.
by a majority vote: çoğunluk oyuyla
Burada by, “aracılığıyla” veya “kullanarak” anlamına gelir. Onun yerine başka birinin getirilmesinde kullanılan prosedürü, yani oylamayı belirtir; bir son tarihi veya eylemi yapan kişileri göstermez. A majority vote, geçerli kurallara göre ilgili oyların yarısından fazlasının desteklediği bir karardır. by a majority vote ifadesi, bir grup kararının nasıl alındığını kısa ve resmî bir şekilde belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “ilgili oyların yarısından fazlasının desteklediği bir oylama yoluyla” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The committee removed its chair from office ____.
Cevabı göster
by a majority vote
Battle is no time for democracy: X, Y için uygun bir zaman değildir
Bu cümlede no time for, “uygun bir zaman veya durum değil” anlamına gelir; “kullanılabilecek hiç dakika yok” demek değildir. Konuşan kişi savaşı demokratik tartışmanın veya oylamanın durması gereken bir durum olarak sunar. X is no time for Y kalıbı önce X durumunu öne çıkarır, ardından Y etkinliğini bu durumda uygunsuz bularak kesin biçimde dışlar. Bu kısa yapı, başka zamanlarda kabul edilebilecek davranışlarla güçlü bir karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle X is no time for Y kalıbını kullanarak kriz sırasında suçlamanın uygunsuz olduğunu belirtir?
- There is no time for blame in a crisis.
- A crisis is no time for blame.
Cevabı göster
A crisis is no time for blame.
But this is the only time the captain cannot be removed.
2:20Ancak kaptanın görevden alınamayacağı tek an budur.
And though our branding may give you the impression the captain is in charge of all things, Kalıp ifadeler
2:23Ve markamız sana kaptanın her şeyden sorumlu olduğu izlenimini verse de,
give you the impression: birinin belirli bir düşünce oluşturmasını sağlamak
Give someone the impression, bir kişinin gördüğü, duyduğu veya fark ettiği şeylerden belirli bir kanıya varmasına yol açmak demektir. Burada marka kimliği, izleyicilerin kaptanın her şeyi kontrol ettiğini düşünmesine neden olabilir. Kalıp give + kişi + the impression + (that) cümleciğidir. Akıcı konuşmada that atılabilir; burada da the captain is in charge ifadesinden önce atılmıştır. İzlenim yanlış olabilir, dolayısıyla bu ifade bir gerçeğin kanıtını değil, birinin yargısı üzerindeki etkiyi anlatır. Buradaki impression, fiziksel bir iz veya taklit değil, bir düşünce ya da genel algı anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi sana düşündürmek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Her confident tone may ____ that she has done this many times.
Cevabı göster
give you the impression
the quartermaster keeps the ship running, Dilbilgisi
2:28levazım subayı geminin çalışmasını sağlar,
keeps the ship running ifadesinde keep + nesne + -ing
Keep + nesne + -ing, nesnenin bir faaliyeti veya çalışma durumunu sürdürmesini sağlamak demektir. Keeps the ship running ifadesindeki running, çalışmak anlamındadır: levazım subayı geminin günlük işleyişini sürdürür; geminin ayaklarıyla koştuğu anlamına gelmez. Sözcük sırası yapıyı oluşturur: önce keep gelir, etkilenen nesne ortaya yerleşir ve -ing biçimi devam eden faaliyeti veya durumu anlatır. Bu kalıp, sürmekte olan bir durumu korumaya odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi keep ve run fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: A backup generator ____ the hospital ____ during a power cut.
Cevabı göster
keeps · running
overseeing the men, their quarters, their rations,
2:30adamları, onların mahallelerini, erzaklarını,
their agreed-upon privileges, and punishments executed for contract violations.
2:33kabul edilen ayrıcalıklarını ve sözleşme ihlalleri için uygulanan cezaları denetler.
Everything needed to keep the ship effective and profitable.
2:38Gemiyi etkili ve karlı tutmak için gereken her şey.
at the dawn of this new century: yeni yüzyılın başlangıcında
At the dawn of this new century, bu yeni yüzyılın en başında demektir. Burada dawn mecaz olarak kullanılır: Şafak bir günü başlattığı gibi bu an da tarihsel bir dönemi başlatır. Bu ifade, ardından gelenleri büyük bir dönüşümün parçası olarak çerçeveler ve cümleye resmî, tarihsel bir ton verir. at the dawn of + dönem kalıbı bir çağın, dönemin, hareketin veya teknolojinin başlangıç aşamasını anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede at the dawn of altyazıdakiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- We left the hotel at dawn to catch the first train.
- At the dawn of the space age, engineers faced many unknowns.
- The sky became brighter after dawn.
Cevabı göster
At the dawn of the space age, engineers faced many unknowns.
which means the cost of their labor is low.
2:48bu da onların emek maliyetinin düşük olduğu anlamına geliyor.
That you are here tells me you are not interested in traditional employment,
2:54Burada olman bana geleneksel istihdamla ilgilenmediğini söylüyor,
working 9 to 5 on a ship of the empire for minimum wage, Kültür
2:57imparatorluğun bir gemisinde asgari ücretle sabah 9 akşam 5 çalışmak,
9 to 5: düzenli gündüz işi
9 to 5 genellikle düzenli bir gündüz çalışma programını veya daha geniş anlamıyla geleneksel bir tam zamanlı işi ifade eder. Bir çalışma düzenini özetler; kişinin tam olarak 9:00'da başlayıp tam olarak 5:00'te ayrılacağını garanti etmez. Bu cümlede modern iş hayatına ait bu ifade, imparatorluğun gemisindeki işi mizahi biçimde sıradan, maaşlı bir iş gibi gösterir. Söyleyiş tonuna bağlı olarak 9 to 5 rutin, istikrar ve bazen heyecan eksikliği çağrıştırabilir.
Alıştırma
Bu cümlede 9-to-5 büyük olasılıkla ne anlama gelir: 'Leo left his 9-to-5 to start a bakery'?
- Düzenli gündüz işi
- Geçici bir akşam vardiyası
- Hafta sonları yaptığı bir hobi
Cevabı göster
Düzenli gündüz işi
staying out of trouble and saving for retirement Kalıp ifadeler
3:01beladan uzak durup emeklilik için para biriktirmek
Staying out of trouble: sorunlar başlamadan önce onlardan kaçınmak
Stay out of trouble, cezaya, çatışmaya, tehlikeye veya başka sorunlara yol açabilecek davranışlardan ve durumlardan kaçınmak demektir. Daha önce ortaya çıkmış bir sorunu çözmeyi değil, sorunun oluşmasını önlemeyi anlatır. Burada staying, devam eden bir yaşam biçimini adlandıran -ing biçimidir. “staying out of trouble and saving for retirement” ifadesinde saving ile paraleldir ve iki temkinli, geleneksel alışkanlık sunar.
Alıştırma
“Mia is staying out of trouble by following the school rules.” cümlesinde staying out of trouble ne anlama gelir?
- Sorun çıkarabilecek davranışlardan kaçınıyor.
- Bilerek çatışma yaratıyor.
- Daha önce yaşanmış bir sorun yüzünden verilecek cezadan kaçmaya çalışıyor.
Cevabı göster
Sorun çıkarabilecek davranışlardan kaçınıyor.
as banal days pass eroding the dreams and aspirations of your younger self,
3:03sıradan günler geçip giderken gençliğinin hayallerini ve özlemlerini aşındırarak,
leaving you at the end to wonder how it all slipped away. Öbek fiiller
3:08sonunda her şeyin nasıl kayıp gittiğini merak etmene neden oluyor.
Slipped away: yavaş ve fark edilmeden gerçekleşen kayıp
Burada slipped away, değerli bir şeyin tam olarak fark edilmeden veya durdurulamadan önce yavaş yavaş yok olması ya da kaybedilmesi anlamına gelir. Away, öbeksi fiilin bir parçasıdır; burada fiziksel olarak kaymaktan söz edilmez. it zamiri, daha önce anlatılan zamanı, hayalleri, hedefleri ve yaşam olasılıklarını topluca karşılar. Bu yüzden slipped away geç gelen bir fark ediş ve pişmanlık duygusu taşır: Kişi geriye bakar ve hayatın artık ulaşılamayacak biçimde geçtiğini görür.
Alıştırma
“By the time Nora checked the listing again, the chance to rent the flat had slipped away,” cümlesinde slipped away ne anlama gelir?
- Fırsat artık mevcut değildi.
- Nora ilanı yeniden incelememeye karar vermişti.
- Nora daireyi başarıyla ayırtmıştı.
Cevabı göster
Fırsat artık mevcut değildi.
shaped entirely by your genetics and your environment,
3:13tamamen genetiğin ve çevren tarafından şekillenmiştir,
you find being an outlaw with the possibility of great riches under the threat of the empire's noose, Deyimler
3:21imparatorluğun ilmeği tehdidi altında büyük zenginliklere ulaşma ihtimali olan bir kanun kaçağı olmayı,
imparatorluğun ilmiği tehdidi altında
Under the threat of, bir tehlikenin mevcut olduğunu ve durumu ya da insanların seçimlerini etkilediğini anlatır. The empire's noose, imparatorluğun sahip olduğu sıradan bir ip anlamına gelmez. İlmek, asılarak idam edilmeyi temsil eder. Bu bir ad aktarmasıdır: cezayla ilişkili bir nesne, cezanın kendisini temsil eder.
Alıştırma
Bu bağlamda under the threat of the empire's noose ne anlama gelir?
- imparatorluğun yasaları tarafından korunurken
- imparatorluk tarafından idam edilme tehlikesiyle karşı karşıyayken
- imparatorluktan hediye olarak bir ip alırken
Cevabı göster
imparatorluk tarafından idam edilme tehlikesiyle karşı karşıyayken
değerlendirmeye değer bir risk
a risk worth considering ifadesinde worth considering, risk isminden sonra gelen kısaltılmış bir niteleyicidir. Dikkate alınmayı hak eden bir risk anlamına gelir. -ing biçimi etken görünür, ancak mantıksal olarak insanların değerlendirdiği şey risktir. Bir şeyi bir eylem açısından değerlendirmek için isim + worth + -ing yapısını kullanın: an idea worth trying, a problem worth discussing. Burada worth sözcüğünden sonra isim veya -ing biçimi gelir; to + fiil gelmez.
Alıştırma
Cümleyi worth ve consider fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The idea could save us money, so it is an option ____.
Cevabı göster
worth considering
If the riches are large enough, which they are. Dilbilgisi
3:28Eğer zenginlikler yeterince büyükse, ki öyledir.
If ..., which they are: koşulun doğru olduğunu onaylamak
If yan cümlesi bir koşul sunar: servetin yeterince büyük olması gerekir. Ardından gelen which they are, bu koşulun gerçekten sağlandığını hemen doğrular. Burada which yalnızca riches ismine değil, the riches are large enough yargısının tamamına gönderme yapar. Bu yan cümle aynı açıklamayı tekrarlamayı önler ve söze kendinden emin, hafif nükteli bir bitiş verir.
Alıştırma
Koşulun gerçekten sağlandığını doğrulayan ek yan cümleyle cümleyi tamamlayın: We can hold the event there if the meeting room is large enough, ____.
Cevabı göster
which it is
you are not paid in wages but with one share of the profit, Dilbilgisi
3:32sana maaş ödenmez, kardan bir pay verilir,
not paid in wages but with one share of the profit: ücret değil, kârdan bir pay
not A but B kalıbı A'yı reddeder ve onun yerine B'yi koyar. Burada paid iki seçenekle de anlaşılır: you are not paid in wages değil, bunun yerine paid with one share of the profit söz konusudur. Edatların farklı olmasının nedeni, her ifadenin ödeme biçimini kendi yoluyla anlatmasıdır: in wages, ücret biçiminde; with one share ise bir pay verilerek anlamına gelir. Burada share bir isimdir ve kârın bir bölümünü ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, ödeme biçimi olarak ücretin yerini kârdan bir payın aldığını söylüyor?
- They are paid neither in wages nor with a share of the profit.
- They are paid both in wages and with one share of the profit.
- They are not paid in wages but with one share of the profit.
Cevabı göster
They are not paid in wages but with one share of the profit.
The captain gets two shares for the strategic decisions he makes,
3:37Kaptan aldığı stratejik kararlar için iki pay alır,
Though we do often have difficulty finding surgeons with the right personality matrix, Dilbilgisi
3:46Doğru kişilik matrisine sahip cerrahlar bulmakta sıklıkla zorluk çeksek de,
have difficulty finding: have difficulty + -ing kalıbı
have difficulty finding ifadesinde difficulty sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimi olan finding gelir. have difficulty + -ing kalıbı, bir eylemi yapmanın zor olduğu anlamına gelir. Burada finding fiilinin nesnesi surgeons sözcüğüdür: uygun kişiliğe sahip cerrahları bulmakta sık sık zorlanırlar. Bu kalıpta -ing biçimi yerine to mastarı kullanmayın.
Alıştırma
Cümleyi open fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team had difficulty ____ the locked file.
Cevabı göster
opening
“Shocking, I know.”: tepkiyi önceden sezen ironi
Shocking kısa bir değerlendirme parçasıdır; örtük anlam “That is shocking.” şeklindedir. Bu bağlamda içten bir şaşkınlık ifadesi değildir. Eklenen I know, dinleyicinin muhtemel tepkisini önceden sezer ve dinleyici karşılık vermeden bu tepkiyi kabul eder. Kuru bir tonla söylendiğinde cümlenin tamamı, durumun kulağa ne kadar saçma geldiğiyle dalga geçer ve bilinçli bir ironi katar.
Alıştırma
“Shocking, I know,” sözünde konuşan kişi esas olarak ne yapıyor?
- Dinleyiciden durumun neden şaşırtıcı olduğunu açıklamasını istemek
- Konuşanın şaşırtıcı bir şeyi henüz öğrendiğini kabul etmek
- Dinleyicinin tepkisini önceden sezmek ve kuru bir ironiyle yorumlamak
Cevabı göster
Dinleyicinin tepkisini önceden sezmek ve kuru bir ironiyle yorumlamak
Such flat and equal compensation is not what you'll find on empire and merchant ships,
3:55Böylesine düz ve eşit bir tazminat, imparatorluk ve ticaret gemilerinde bulabileceğin bir şey değildir,
where captains and officers are compensated richly and get special quarters and privileges over the crew.
3:59kaptanların ve subayların zengin bir şekilde ödüllendirildiği ve mürettebata kıyasla özel odalar ve ayrıcalıklar aldığı yerler.
No, this is not because we are better and the empire worse, Dilbilgisi
4:14Hayır, bu bizim daha iyi, imparatorluğun daha kötü olmasından değil,
not because ... but ... ile bir nedeni başka bir nedenle değiştirme
not because A, but B kalıbı, açıklama olarak A’yı reddeder ve dinleyicinin dikkatini gerçek neden olan B’ye yöneltir. Bu cümlede konuşmacı, imparatorluktan ahlaken daha iyi olmalarını neden olarak reddedip bunun yerine ekonomik kaçınılmazlığı gösterir. but sonrasında eksiltili bir anlatım vardır: ifade but, again, this is because of economic inevitability gibi tamamlanarak anlaşılabilir. Yeniden kullanılabilen tam biçimler, yan cümlelerden önce not because A, but because B; ad öbeklerinden önce ise not because of A, but because of B şeklindedir.
Alıştırma
not because ... but ... kalıbını kullanın ve her iki ad öbeğinin önüne because of getirin. Tamamlayın: The picnic moved indoors ____ the cold, ____ the rain.
Cevabı göster
not because of · but because of
Empire and merchant ships are not owned by the men who sail them,
4:20İmparatorluk ve ticaret gemileri onları yüzdüren adamlara ait değildir,
but by monarchs or investors who hire captains and officers to run them.
4:23onları yönetmeleri için kaptanları ve subayları kiralayan hükümdarlar veya yatırımcılarındır.
To ensure loyalty to the owners above crew,
4:27Sahiplerine karşı sadakati mürettebattan daha üstün tutmak için,
the captain is not only paid much more, Dilbilgisi
4:30kaptana sadece çok daha fazla ödeme yapılmaz,
not only ... but ... ile vurgulanan ikinci bir nokta ekleme
Not only ... but ... birbiriyle uyumlu iki doğru noktayı bağlar ve ikinci noktaya daha fazla vurgu yapar. Burada iki yüklem de kaptanı anlatır: kaptana çok daha fazla ödeme yapılır ve kaptan geminin kârından pay alır. But bilgi ekler; ilk noktayı geçersiz kılmaz. Ortak öznenin tekrarlanması gerekmez. Genellikle benzer sözcükleri, öbekleri veya yan cümleleri eşleştirerek iki tarafı kolayca karşılaştırılabilir tutun. But also yaygındır, ancak burada also kullanılmayabilir.
Alıştırma
İkinci bir fayda eklemek için also olmadan not only ... but ... kalıbını kullanın. Tamamlayın: The internship ____ teaches practical skills ____ gives students useful contacts.
Cevabı göster
not only · but
and may be granted titles and land upon his successful return.
4:35ve başarılı bir şekilde döndüğünde unvanlar ve toprak verilebilir.
and personality matrices constraining them inside the law,
4:44ve onları yasaların içinde tutan kişilik matrisleri,
have only the low price of their undifferentiated labor to offer.
4:47sunabilecekleri sadece farklılaşmamış emeklerinin düşük fiyatıdır.
Thoreau göndermesi olarak lives of quiet desperation
Bu ifade, Henry David Thoreau'nun sıradan insanların yaşamına ilişkin ünlü betimlemesine gönderme yapar. Dışarıdan sakin ve alışılmış görünen, fakat içinde uzun süren hayal kırıklığı, gerçekleşmemiş umutlar ve çıkış yolu bulamama hissi barındıran yaşamları anlatır. Burada quiet, çaresizliğin dile getirilmediğini veya toplum içinde gizli kaldığını belirtir; çaresizliğin hafif olduğu anlamına gelmez. Bu gönderme, mürettebatın toplumsal durumuna ciddi ve eleştirel bir bakış kazandırır.
Alıştırma
Bu cümlede lives of quiet desperation mürettebat hakkında ne anlatıyor?
- Huzurlu bir yaşamın tadını çıkarırlar ve ciddi kaygıları yoktur.
- Her gün açıkça paniğe kapılırlar ama hızla toparlanırlar.
- Dışarıdan sıradan görünen yaşamlar sürerken içten içe kendilerini kapana kısılmış ve tatminsiz hissederler.
Cevabı göster
Dışarıdan sıradan görünen yaşamlar sürerken içten içe kendilerini kapana kısılmış ve tatminsiz hissederler.
their captains can threaten them with corporal punishment on board,
4:52kaptanları onları gemide bedensel cezalarla tehdit edebilir,
backed by the empire and her resources to track down traitors and deserters. Öbek fiiller
4:58hainleri ve kaçakları bulmak için imparatorluk ve onun kaynakları tarafından desteklenir.
track down: aradıktan sonra birini veya bir şeyi bulmak
Track down, bilinçli bir aramadan sonra bir kişiyi veya şeyi bulmak anlamına gelen, ayrılabilen geçişli bir öbek fiildir. Burada hainler ve firariler, imparatorluğun bulana kadar peşinden gidebileceği hedeflerdir. İsim türündeki nesne, ifadenin tamamından sonra veya ortasında kullanılabilir: track down the deserters ya da track the deserters down. Zamir normalde ortaya gelir: track them down.
Alıştırma
track down ifadesini doğru biçimde kullanın: After three weeks of investigation, the team finally managed to ____ the source of the leak.
Cevabı göster
track down
captain's orders are but the words of one man. Kelime
5:03kaptanın emirleri sadece bir adamın sözleridir.
are but the words of one man: “yalnızca” anlamındaki but
Bu cümlede but, only ya da merely, yani “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Konuşan kişi kaptanın emirlerini tek bir kişinin sözlerine indirger; onları sorgulanamaz bir yasa gibi sunmak yerine otoritelerini zayıflatır. Burada but, the words of one man isim öbeğini doğrudan sınırlar. Karşıtlık bildiren iki yan cümleyi birbirine bağlamaz.
Alıştırma
'The warning was but the opinion of one person' cümlesindeki but ne anlama gelir?
- hariç
- ancak, bir karşıtlık başlatarak
- yalnızca veya sadece
Cevabı göster
yalnızca veya sadece
a majority can take control at any time by force.
5:07bir çoğunluk kontrolü istediği an zorla ele geçirebilir.
It is only our contract that eases this transition. Dilbilgisi
5:11Bu geçişi kolaylaştıran tek şey sözleşmemizdir.
It is only our contract that...: dışlayıcı odaklı bir yarık cümle
It is X that Y kalıbı bir yarık cümledir: X'i özel bir odak konumuna taşır. Burada X, only our contract olduğu için cümle, kontrol değişimini daha az zorlaştıran şeyin sözleşme —ve başka hiçbir etken değil— olduğunu söyler. Baştaki it herhangi bir şeyi göstermez. Odaklama kalıbının bir parçasıdır. Yarık yapı olmadan temel ifade Our contract eases this transition. olur.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak It is only ... that kalıbını kullanarak tamamlayın: '____ our safety checklist ____ prevents mistakes.'
Cevabı göster
It is only · that
if a man trust not the contract or the crew,
5:15eğer bir adam sözleşmeye veya mürettebata güvenmiyorsa,
There is no pirate empire to track him down.
5:19Onun peşine düşecek bir korsan imparatorluğu yoktur.
We have a ship and a business only by our cooperation Dilbilgisi
5:22Bizim bir gemimiz ve işimiz sadece bizim işbirliğimiz sayesindedir
only by ... ve only if ...: gerekli yöntem ve koşul
Bu cümlede only by our cooperation gerekli yöntemi belirtir: Gemiye ve işe sahip olabilmelerinin yolu iş birliğidir. by edatından sonra our cooperation isim öbeği gelir. Only if we can keep it gerekli bir koşulu belirtir. Buradaki it, gemi ile işten oluşan ortak girişimi ifade eder. İki only öbeğinin yan yana kullanılması hem yöntemin hem de koşulun vazgeçilmez olduğunu vurgular.
Alıştırma
Önce gerekli yöntemi, ardından gerekli koşulu gösteren iki yapıyla cümleyi tamamlayın: The team can finish on time ____ sharing the work and ____ everyone follows the plan.
Cevabı göster
only by · only if
We are not here to sell our labor to distant and disinterested owners,
5:28Biz buraya emeğimizi uzak ve ilgisiz sahiplere satmak için gelmedik,
taste the fruit of our labors: emekle kazanılan ödüllerden yararlanmak
Taste the fruit of our labors bir benzetmedir. Fruit, çalışmanın ürettiği değerli sonucu temsil ederken labors uzun süreli çalışma ve çabayı ifade eder. Burada gerçek meyveden söz edilmez. Konuşanlar, ortak çalışmalarının kazandırdığı para başta olmak üzere bu ödülleri uzaktaki sahiplere göndermek yerine doğrudan kendileri yaşamak isterler. Başka durumlara aktarılabilecek düşünce, çabanın meyve gibi sonuç vermesi ve çalışan kişilerin bu sonuçlardan doğrudan yararlanabilmesidir.
Alıştırma
“After years of training, she finally tasted the fruit of her labors,” cümlesindeki vurgulanan benzetme ne anlama gelir?
- Çalışmasının bütün faydalarını başka birine verdi.
- Eğitimin gereksiz olduğuna karar verdi.
- İşine ara verdiğinde meyve yedi.
- Yoğun çalışmasının ödüllerinden doğrudan yararlandı.
Cevabı göster
Yoğun çalışmasının ödüllerinden doğrudan yararlandı.
standing in our way: ilerlememizi engellemek
To stand in someone's way, bir kişinin veya grubun bir hedefe doğru ilerlemesini engellemek demektir. Burada standing in our way, maliyetleri kâr elde edip paylaşmanın önündeki bir engel olarak anlatır; bir şeyin gerçekten yolun ortasında durduğu anlamına gelmez. Kalıp stand in + iyelik sıfatı + way şeklinde, örneğin stand in our way olarak kullanılabilir. Ayrıca stand in the way of + isim veya -ing biçimi kullanılabilir. Hem fiziksel engeller hem de soyut engeller için uygundur.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, ilerlememizi engellemek anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The outdated software is ____.
Cevabı göster
standing in our way
These costs come in mostly two forms, Kalıp ifadeler
5:49Bu maliyetler çoğunlukla iki şekilde gelir,
come in mostly two forms: çoğunlukla iki biçimde ortaya çıkmak
Come in + forms, belirli türlerde var olmak veya ortaya çıkmak anlamına gelir. Bu cümlede maliyetlerin iki yaygın türe ayrılacağını önceden bildirerek açıklamayı düzenler. Mostly, iddianın kapsamını sınırlar: iki biçim çoğu durumu kapsar, ancak başka biçimler de olabilir. Mostly olmadan come in two forms, iki parçalı daha kesin bir sınıflandırma gibi duyulur.
Alıştırma
Cümleyi come in ... forms kalıbını kullanarak tamamlayın: The course ____: online and face-to-face.
Cevabı göster
comes in two forms
the rules of supply and demand work against us. Kültür
5:54arz ve talep kuralları aleyhimize işliyor.
Arz ve talep
Arz, bir ürün veya hizmetten ne kadar bulunduğunu; talep ise insanların ondan ne kadar istediğini ya da ona ne kadar ihtiyaç duyduğunu ifade eder. Birlikte bulunabilirliği ve fiyatı açıklamaya yardımcı olurlar. Burada korsanlara uygun onarım hizmetleri azdır, ancak onarım ihtiyacı devam etmektedir. Bu nedenle the rules of supply and demand work against us, piyasa koşullarının onarım bulmayı zorlaştırdığı veya daha pahalı hâle getirdiği anlamına gelir; yazılı kuralların onlara saldırdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede arz ve talep neden konuşanların aleyhine işliyor?
- Yazılı iki liman yönetmeliğini ihlal etmişlerdir.
- Müşteriler artık hiçbir onarım hizmeti istememektedir.
- Uygun onarım hizmetleri sınırlıdır, ancak onarım ihtiyaçları devam etmektedir.
Cevabı göster
Uygun onarım hizmetleri sınırlıdır, ancak onarım ihtiyaçları devam etmektedir.
We can't sail into a port of the empire seeking repairs without raising questions. Kalıp ifadeler
5:57Soru işareti yaratmadan imparatorluğun bir limanına tamir için yanaşamayız.
Raise questions: kuşku veya şüphe uyandırmak
Raise questions ifadesinde özne genellikle insanlarda merak, kuşku veya inceleme ihtiyacı uyandıran bir olay, olgu ya da durumdur. İnsanların bu soruları sesli olarak sorması gerekmez. Bu nedenle without raising questions, “şüphe veya sorgulama yaratmadan” demektir. Bu cümlede onarım için bir imparatorluk limanına girmek, görevlilerin denizcilerin kim olduğunu ve neden yardıma ihtiyaç duyduklarını sorgulamasına yol açacaktır.
Alıştırma
Derste geçen ve “kuşku veya inceleme yaratmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The unexplained payment could ____ about the report's accuracy.
Cevabı göster
raise questions
So, we must only visit pirate-friendly ports with pirate-friendly dockworkers,
6:02Yani, sadece korsan dostu tersane işçilerinin olduğu korsan dostu limanları ziyaret etmeliyiz,
each broken mast or cannon hole is more costly than for the empire.
6:12kırılan her direk veya açılan top deliği, imparatorluk için olduğundan daha maliyetlidir.
prefer not to fight: bir eylemden kaçınmayı seçmek
prefer not to + fiil yapısında not, mastar hâlindeki eylemi olumsuzlar: tercih edilen seçenek o eylemi yapmamaktır. Burada grup sonuçları değerlendirip savaşmaktan kaçınmayı seçiyor; bu, hiçbir tercihlerinin olmadığı anlamına gelmez. Bu yapı, eylemsizliği sert bir ret yerine tercih olarak sunar. Böylece kaçınılan belirli eyleme odaklanırken düşünülmüş ve nispeten kibar bir karar ifade edebilir.
Alıştırma
Notta verilen kibar tercih yapısıyla cümleyi tamamlayın: For privacy reasons, I ____ share my phone number.
Cevabı göster
prefer not to
Also, fighting incurs personnel costs, Kalıp ifadeler
6:19Ayrıca, savaşmak personel maliyetlerine yol açar,
since we know that some crew will be injured in battle,
6:22çünkü bazı mürettebatın savaşta yaralanacağını biliyoruz,
incurs personnel costs: resmî bir maliyet eşdizimi
Incur costs, maliyet yükümlülüğü altına girmek veya bir sonuç olarak maliyet doğurmak anlamına gelen resmî bir eşdizimdir. Bir faaliyet de özne olabilir: fighting incurs costs, savaşmanın mali yükümlülükler oluşturduğu anlamına gelir; incur, paranın ödendiği ayrı anı anlatmaz. Personnel costs genellikle çalışanlar veya mürettebatla bağlantılı maliyetleri ifade eder. Burada yalnızca normal ücretleri değil, tazminat gibi mürettebat yaralanmalarının mali sonuçlarını özellikle belirtir.
Alıştırma
Notta verilen resmî maliyet eşdizimiyle cümleyi tamamlayın: Unexpected delays may ____ additional costs for the company.
Cevabı göster
incur
and it's just a roll of the cosmic dice as to who and to what. Notlar
6:26ve kimin ne olacağı tamamen kozmik zarların atılmasına bağlı.
a roll of the cosmic dice: kozmik ölçekte şans
Bu cümlede a roll of the cosmic dice, sonucun herhangi birinin seçimi ya da kontrolüyle değil, şansla belirlenmesini anlatan bir mecazdır. Zar atıldığında öngörülemeyen bir sonuç çıkması fikrine dayanan a roll of the dice ifadesinden türetilmiştir. Cosmic, büyük ve kişisel olmayan bir kader duygusunu dramatik biçimde güçlendirir. Gerçekte zar atılmamaktadır; ifade, kimin yaralanacağının ve ne tür ya da ne ölçüde zarar göreceğinin korkutucu derecede rastlantısal olduğunu söyler.
Alıştırma
Bu cümlede a roll of the cosmic dice neyi ima eder?
- Sonuç, dikkatle planlanmış bir kurala uyar.
- Birisi gerçekten uzayda zar atar.
- Sonuç, büyük ve kişisel olmayan ölçekte şans tarafından belirlenir.
Cevabı göster
Sonuç, büyük ve kişisel olmayan ölçekte şans tarafından belirlenir.
as to who and to what: belirli bilinmeyenleri tanıtmak
As to, daha genel bir ifadenin ilgili olduğu belirli soruyu ya da ayrıntıyı tanıtır. Burada genel rastlantısallık fikrini iki bilinmeyene indirger: kimin yaralanacağı ve o kişinin ne tür ya da ne ölçüde zarar göreceği. Who ve to what doğrudan soru değildir. As to sonrasında sıralanan gömülü soru ögeleridir. İkinci bölüm eksiltilidir; bağlam what injury ya da what loss gibi bir anlamı tamamlar. Bu nedenle to what tek başına değişmez tek bir anlama sahip değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen iki sözcüklü resmî bağlayıcıyla tamamlayın: There is still disagreement ____ how the rule should be applied.
Cevabı göster
as to
The contract we decide on lists generous compensation for lost legs, arms, hands, eyes.
6:30Karar verdiğimiz sözleşmede, kaybedilen bacaklar, kollar, eller ve gözler için cömert tazminatlar listeleniyor.
will be worth years of labor with the empire.
6:50imparatorlukla yıllarca sürecek çalışmaya değecektir.
Kararı nazikçe ertelemek için I'd like to hear from the captain kullanmak
Bu yanıtta I'd like to temelde I want to, yani “istiyorum” anlamına gelir; ancak would kullanılan biçim daha yumuşak ve naziktir. hear from the captain, kaptanın ne söyleyeceğini dinlemek ya da görüşünü öğrenmek demektir. Konuşan kişi hemen kabul ya da ret cevabı vermek yerine bir sonraki adımı değiştirir: önce kaptanın görüşünü duymak ister. Böylece karar vermeyi erteler ve nihai karar için seçeneklerini açık tutar.
Alıştırma
Bir komite Maya'dan bir planı hemen onaylamasını istiyor, ancak Maya önce direktörün görüşünü almak istiyor. Hangi yanıt kararını nazikçe açık bırakır?
- I'd like to hear from the director before I decide.
- I approve the plan right now.
- I'd like the director to hear from me after I decide.
Cevabı göster
I'd like to hear from the director before I decide.