Dev kalamarları bulmak neden bu kadar uzun sürdü? - Anna Rothschild: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
717 kelime 144 kel/dk

Video açıklaması: Video; kıyıya vuran örneklerin, balinalarda bulunan kalıntıların ve derin deniz görüntülerinin dev kalamarı efsanevi bir canavardan belgelenmiş, etkin bir avcıya nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor. Ayrıca dev kalamarı kolosal kalamarla karşılaştırıyor ve davranışları, üremeleri ile evrimleri hakkında hâlâ bilinmeyenleri açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But it wasn't until recent decades that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Zaman eşiğini asıl olaydan ayırarak bir gelişmenin şaşırtıcı derecede geç gerçekleştiğini vurgulamayı öğrenin. Bu yapı, tarihsel anlatılarda ve bilimsel keşif süreçlerini açıklarken özellikle kullanışlıdır. 2. not sit-and-wait predators, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Av yaklaşıncaya kadar bulunduğu yerde bekleyen yırtıcıları anlatan bu biyoloji terimini anlayın; karşıtlığın dev kalamarları pusu kuran yırtıcılar değil, avını izleyen etkin avcılar olarak tanıttığını fark edin. 3. evidence that gigantism independently evolved more than once among squids. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: evidence that yapısının bir gözlemi bilimsel sonuca nasıl bağladığını ve independently evolved ifadesinin büyük beden boyutunun ayrı evrimsel geçmişlerde ortaya çıktığını nasıl gösterdiğini öğrenin.

Bu derste

In 1873, two fishermen off the coast of Newfoundland glimpsed what they thought was a submerged shipwreck. Notlar

0:06

1873 yılında Newfoundland kıyısı açıklarındaki iki balıkçı, batık bir gemi enkazı sandıkları bir şeye göz ucuyla baktılar.

Kalıp ifadeler

off the coast of Newfoundland: Newfoundland açıklarında

Off the coast of Newfoundland, “Newfoundland kıyısına yakın denizde” demektir. Burada off, kıyı çizgisinin üzerinde değil, karanın deniz tarafındaki bir konumu gösterir; “kapalı” ya da yalnızca “ayrılıyor” anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp off the coast of + yer şeklindedir. Gemilerin, adaların, fırtınaların veya olayların yakın sulardaki konumunu belirtir.

Alıştırma

Yukarıda öğrenilen kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The rescue ship is operating ____ Japan.

Cevabı göster

off the coast of

Dilbilgisi

what they thought was: olduğunu düşündükleri şey

What they thought was a submerged shipwreck, “suya batmış bir gemi enkazı olduğunu düşündükleri şey” demektir. What ile başlayan yan cümlenin tamamı glimpsed fiilinin nesnesidir. Burada what bir isim cümleciği başlatır; soru sormaz. They thought, balıkçıların o zamanki bakış açısını ekler. Tekrar kullanılabilen what + özne + thought + was + isim öbeği kalıbı, önceki bir tanımlamayı aktarır ancak bunun doğru olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, Maya’nın boş bir kutu olduğuna inandığı bir şeyi açtığı anlamına gelir?

  1. Maya thought about opening an empty box.
  2. Maya opened what she thought was an empty box.
  3. Maya opened the empty box and knew it was empty.
Cevabı göster

Maya opened what she thought was an empty box.

But when they probed the mass,

0:14

Ancak kütleyi incelediklerinde,

it moved

0:16

hareket ettiğini gördüler,

and huge serpentine appendages soon besieged their boat. Kelime

0:17

ve devasa yılan benzeri uzantılar çok geçmeden teknelerini kuşattı.

Kelime

huge serpentine appendages: devasa, yılanı andıran vücut uzantıları

Bu cümlede huge serpentine appendages, çok büyük, uzun, kıvrımlı ve yılana benzeyen vücut parçaları anlamına gelir. Appendages, bir hayvanın ana gövdesinden dışarı uzanan parçalardır; burada yaratığın uzun kollarını veya dokunaçlarını ifade eder. Serpentine betimlemeye canlı ve biraz ürkütücü bir biçim kazandırırken appendages, arms veya legs sözcüklerinden daha resmî ve biyolojik bir tınıya sahiptir. Bu sözcükler birlikte, her vücut parçasını kesin olarak adlandırmadan yaratığı yabancı ve tehditkâr gösterir.

Alıştırma

Cümledeki huge serpentine appendages ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Teknenin dışına takılmış araçlar
  2. Yaratığın derisini kaplayan küçük pullar
  3. Çok büyük, kıvrımlı ve yılana benzeyen vücut parçaları
Cevabı göster

Çok büyük, kıvrımlı ve yılana benzeyen vücut parçaları

Kelime

besieged their boat: çevrelenmeyi anlatan dramatik bir imge

Besieged their boat ifadesinde askerî bir fiil mecaz olarak kullanılır. Besiege genellikle bir yerin silahlı kuvvetlerle kuşatılması anlamına gelir; ancak burada uzantılar tekneyi birkaç yönden sarıp tehdit eder. Bu fiil, sahneyi basitçe «çevrelediler» demekten daha yoğun gösterir. Teknede bulunanların kapana kısıldığını, baskı altında olduğunu ve kolayca kaçamadığını düşündürür; gerçek bir askerî kuşatma yaşandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle besieged sözcüğünü güçlü mecazi anlamıyla doğal biçimde kullanır?

  1. She besieged the cup by placing one spoon beside it.
  2. Reporters besieged the actor outside the courthouse.
  3. Two chairs besieged the table in a calm, empty room.
Cevabı göster

Reporters besieged the actor outside the courthouse.

One fisherman took an axe to the animal Kalıp ifadeler

0:21

Balıkçılardan biri hayvanın üzerine bir baltayla saldırdı

Kalıp ifadeler

took an axe to the animal: take + araç + to + hedef

Bu cümlede took an axe to the animal, balıkçının hayvana karşı balta kullandığını, yani onu baltayla kestiğini ya da vurduğunu anlatır. Buradaki took, 'alıp götürdü' anlamına gelmez. take + araç + to + hedef kalıbı, aracı hedef üzerinde güçlü bir şekilde kullanmak anlamına gelir. Tam olarak hangi eylemin yapıldığı araçtan ve bağlamdan anlaşılır: an axe kesmeyi, a hammer ise vurmayı veya kırmayı düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi take + araç + to + hedef kalıbının geçmiş zaman biçimiyle ve an axe kullanarak tamamlayın: To split the fallen branch, the worker ____ the wood.

Cevabı göster

took an axe to

and it disappeared in a cloud of ink. Kalıp ifadeler

0:24

ve hayvan bir mürekkep bulutunun içinde kayboldu.

Kalıp ifadeler

in a cloud of ink: a cloud of + yayılan madde

Burada a cloud of ink, suyun içinde yayılarak görüşü kapatan bir mürekkep kütlesi anlamına gelir. Cloud görsel bir benzetmedir; gökyüzündeki bir bulutu anlatmaz. in a cloud of + madde kalıbı, bir şeyi yayılan bir kütlenin içinde veya arkasında gösterir. Bir şeyin görülmesini zorlaştıran canlı bir görüntü oluşturmak için ink, smoke, dust veya steam ile sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi a cloud of + madde kalıbıyla ve dust kullanarak tamamlayın: The horse raced away in ____.

Cevabı göster

a cloud of dust

What remained were two long limbs, Dilbilgisi

0:27

Geriye sadece iki uzun uzuv kalmıştı,

Dilbilgisi

What remained were ...: geriye kalanı belirtmek

What remained, “geriye kalan şey ya da şeyler” anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir. Bu ifadede soru değil, bildirme cümlesinin öznesidir. Örnekte were two long limbs, geriye ne kaldığını açıklar. What yan cümlesini başa koymak, kesin cevabı be fiilinden sonraya bırakır. What remained was/were ... kalıbı, anlatılarda sonucu açıklamak için kullanışlıdır. be biçimi tanımlanan ögeyi yansıtabilir; burada two long limbs çoğul olduğu için konuşmacı were kullanır.

Alıştırma

Geriye kalan çoğul şeyleri tanıtan üç kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: After the meeting, ____ three unanswered questions.

Cevabı göster

what remained were

definitive evidence in a collection of clues Anlatım akışı

0:30

ve bu, giderek artacak olan bir ipucu koleksiyonundaki

that would only continue to grow. Dilbilgisi

0:33

kesin kanıttı.

Anlatım akışı

definitive evidence in a collection of clues: bir bulguyu kanıt zincirine yerleştirmek

Definitive evidence, bir bulguyu bir konuyu kesinleştirecek veya sağlam biçimde ortaya koyacak kadar güçlü olarak sunar. A collection of clues ise birikmekte olan daha geniş gözlem ve işaretler bütününü sunar. İfade, definitive evidence ögesini bu bütünün içine yerleştirerek tek bir somut bulgudan kurulmakta olan daha geniş kanıt dizisine geçer. Okura bu ögenin tek başına duran bir ayrıntı değil, büyüyen destek bütününün özellikle güçlü bir parçası olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, belirleyici bir bulguyu daha geniş ve hâlâ büyüyen bir ipuçları bütünü içine doğru biçimde yerleştirir?

  1. The growing collection of clues was ignored because no finding could be connected to it.
  2. The DNA match provided definitive evidence within a growing collection of clues.
  3. The DNA match was only a clue, so it proved the conclusion beyond any doubt.
Cevabı göster

The DNA match provided definitive evidence within a growing collection of clues.

Dilbilgisi

that would only continue to grow: geçmişten bakılan gelecek

that would only continue to grow ilgi yan cümlesi, a collection of clues ifadesini niteler. Bu ipucu koleksiyonuna daha sonra yeni ipuçlarının eklendiğini anlatır. Would, bu sonraki büyümeyi geçmişteki bir noktadan bakarak sunar; buna geçmişten bakılan gelecek denir. Burada kibar bir rica oluşturmaz. Only, başlamış olan büyüme eğiliminin devam ettiğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede would, geçmişteki bir andan bakılan sonraki bir gelişmeyi anlatır?

  1. In 2010, Maya started a club that would continue to grow for years.
  2. Would you help Maya grow the club?
  3. Maya believes the club will continue to grow next year.
Cevabı göster

In 2010, Maya started a club that would continue to grow for years.

Over time,

0:37

Zamanla,

it became clear that giant squids were more than mythical monsters. Kalıp ifadeler

0:38

dev mürekkep balıklarının efsanevi canavarlardan daha fazlası olduğu anlaşıldı.

Kalıp ifadeler

it became clear that: bir sonucu sunmak

it became clear that... yapısında it, özne yerini dolduran biçimsel bir öznedir; that yan cümlesi ise açıklığa kavuşan düşünceyi verir. Buradaki düşünce, dev kalamarların efsanevi canavarlardan daha fazlası olduğudur. Became, anlayışta bir değişim olduğunu gösterir. Bu nedenle yapı, zamanla toplanan kanıtlardan bir sonuca geçmek için sıkça kullanılır. Ayrıca sonucu kimin fark ettiğini belirtmeden sunmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi clear içeren dört sözcüklü hedef yapıyla tamamlayın: After several tests, ____ the machine was faulty.

Cevabı göster

it became clear that

Kalıp ifadeler

more than mythical monsters: yalnızca bir etiket değil

more than mythical monsters ifadesindeki more than, “yalnızca … değil” veya “…den ibaret değil” anlamına gelir. Fazla dar bir etiketi düzeltir: dev kalamarlar yalnızca efsanelerdeki varlıklar değildi; kanıtlar onların gerçek hayvanlar olduğunu gösterdi. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı subject + be + more than + noun phrase şeklindedir. Bu yapı, öznenin daha geniş bir kimliği veya rolü olduğunu anlatır. more than ifadesini her zaman sayısal bir karşılaştırma olarak yorumlamayın.

Alıştırma

Hangi cümlede more than, miktar karşılaştırması yapmak yerine “yalnızca … değil” anlamında kullanılmıştır?

  1. The new room is larger than the old one.
  2. The tank holds more than fifty liters of water.
  3. The community center is more than a place to exercise.
Cevabı göster

The community center is more than a place to exercise.

People found sizable specimens washed ashore, Kalıp ifadeler

0:43

İnsanlar kıyıya vurmuş,

Kalıp ifadeler

sizable specimens washed ashore: suyla karaya taşınan büyük örnekler

Sizable, “oldukça büyük” veya “kayda değer büyüklükte” demektir; specimens ise incelenen tek tek örnekleri ifade eder. Bu doğa tarihi bağlamında specimens, kanıt olarak incelenen hayvan bireylerini veya bedenlerini anlatır. Washed ashore, geçmiş zaman ortacı washed ile kurulan ve specimens sonrasında kullanılan betimleyici bir söz öbeğidir. Örneklerin bulunduğu andaki durumunu anlatır: su onları karaya taşımıştı. specimens that had been washed ashore şeklinde genişletilebilir. Ashore, “kıyıya” anlamına gelen bir zarftır; bu nedenle burada önüne tanımlık gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “su tarafından karaya taşınmış” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the storm, the crew found several logs ____.

Cevabı göster

washed ashore

caught in nets,

0:46

ağlara takılmış

and at the sea's surface,

0:47

ve deniz yüzeyinde devasa örnekler buldular,

and observed sperm whales with sucker-shaped scars and large beaks in their stomachs. Kültür

0:48

ayrıca vücutlarında vantuz şeklinde yara izleri ve midelerinde büyük gagalar olan ispermeçet balinalarını gözlemlediler.

Kültür

sperm whales with sucker-shaped scars and large beaks: bir avcıdan elde edilen dolaylı kanıt

İspermeçet balinaları büyük kalamarları avlar. Vantuz biçimli yara izleri bir kalamarın vantuzlarıyla temastan kaynaklanabilir; bir balinanın midesinde bulunan gagalar ise balinanın kalamar yediğini gösterir. Cümle, bir avcının vücudundaki ve midesindeki ipuçlarını dolaylı kanıt olarak sunar. Bu ipuçları birlikte, canlı bir hayvan doğrudan görülmemiş olsa bile çok büyük kalamarların var olduğu çıkarımını destekliyordu.

Alıştırma

Bu gözlemlerin kanıt olarak neden önemli olduğunu en iyi hangi açıklama gösterir?

  1. Gagalar, ispermeçet balinalarının bir kuş türü olduğunu gösteriyordu.
  2. Yara izleri, ispermeçet balinalarında doğal olarak vantuz çıktığını gösteriyordu.
  3. Yara izleri ve mide içeriği, ispermeçet balinalarının çok büyük kalamarlarla karşılaşıp onları yediğini dolaylı olarak gösteriyordu.
Cevabı göster

Yara izleri ve mide içeriği, ispermeçet balinalarının çok büyük kalamarlarla karşılaşıp onları yediğini dolaylı olarak gösteriyordu.

But it wasn't until recent decades that scientists actually found living giant squids in their natural habitat. Notlar

0:54

Fakat bilim insanlarının dev mürekkep balıklarını doğal yaşam alanlarında canlı olarak bulması ancak son on yıllarda gerçekleşti.

Dilbilgisi

It wasn't until recent decades that ...: geç gerçekleşen bir olayı vurgulama

It wasn't until + zaman ifadesi + that + yan cümle kalıbı, that'ten sonraki olayın ancak o geç zamanda gerçekleştiğini anlatır. Burada recent decades zamanı, scientists actually found ... ise gerçekleşen olayı belirtir. Bu, Scientists didn't actually find ... until recent decades cümlesinin vurgulu biçimidir. Zamanı It wasn't until ... that kalıbına taşımak, olayın ne kadar geç gerçekleştiğine daha fazla vurgu yapar.

Alıştırma

Cümleyi kısaltılmış It wasn't until ... that ... kalıbıyla tamamlayın: It ____ noon ____ the museum opened.

Cevabı göster

wasn't until · that

Kelime

living giant squids in their natural ...: doğadaki canlı hayvanlar

living giant squids ifadesinde living, “canlı” anlamına gelen bir sıfattır. Bilim insanlarının yalnızca ölü bedenler, vücut parçaları veya korunmuş örnekler değil, canlı hayvanlar bulduğunu gösterir. İfade in their natural habitat diye devam eder: Kalamarlar, tutsaklıkta değil, normalde yaşadıkları doğal ortamda bulunmuştur. Bu iki ayrıntı birlikte, doğadaki canlı hayvanlara dair daha güçlü ve doğrudan kanıt sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, araştırmacıların canlı hayvanları normalde yaşadıkları doğal ortamda gözlemlediğini anlatır?

  1. The researchers built a model of a shark's habitat.
  2. The researchers examined preserved sharks in a museum.
  3. The researchers filmed living sharks in their natural habitat.
Cevabı göster

The researchers filmed living sharks in their natural habitat.

So, what do we really know about these creatures? Anlatım akışı

1:01

Peki, bu yaratıklar hakkında gerçekten ne biliyoruz?

Anlatım akışı

Geçiş sorusu So, what do we really know about these creatures?

So, soruyu önceki açıklamaya bağlar. Konuşmacı esas olarak kısa bir cevap istemez; bu soru, kanıtların keşfedilme tarihinden şu anda bilinenlerin özetine geçildiğini gösterir. really, dikkati söylenti veya tahminlere değil, kanıtlarla desteklenen bilgilere yöneltir. Bilimsel bir açıklamada bu tür bir soru yeni bir bölümü başlatabilir ve sırada gelecek bilgileri önceden haber verebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki arka plan bilgilerinden güncel kanıtların ne gösterdiğinin özetine en uygun geçişi sağlar?

  1. Why is the laboratory door open?
  2. The evidence was collected last year.
  3. So, what does the evidence actually tell us?
Cevabı göster

So, what does the evidence actually tell us?

Well, interestingly,

1:05

İlginçtir ki,

one thing we've gathered is that they might not even be the biggest squids out there. Notlar

1:07

anladığımız bir şey, onların muhtemelen var olan en büyük mürekkep balıkları bile olmadıklarıdır.

Anlatım akışı

one thing we've gathered is: kanıtlardan çıkarılan bir sonucu sunmak

one thing we've gathered is, bilgi veya kanıtlardan çıkarılan tek bir sonucu sunar. Burada gathered, nesneleri fiziksel olarak toplamak değil, zaman içinde öğrenmek veya çıkarım yapmak demektir. Bu kalıp mesajı düzenler: one thing, birçok nokta içinden birinin seçildiğini gösterir; is'ten sonra gelen ve genellikle that ile başlayan yan cümle sonucu belirtir. Birkaç gözlemi tek ve net bir çıkarıma dönüştürür.

Alıştırma

Dersin tam ifadesini kullanarak sunum kalıbını tamamlayın: After reviewing the feedback, ____ that customers want clearer instructions.

Cevabı göster

one thing we've gathered is

Dilbilgisi

might not even be the biggest: belirsizlik ve şaşkınlık

might not even be the biggest ifadesinde might, iddiayı kesin bir gerçek olarak değil, bir olasılık olarak sunar. Konuşan kişi onların kesinlikle en büyük olmadığını söylemez. Not even, beklentinin tersine bir vurgu ekler: en büyük olmaları olası görünebilir, ancak kanıtlar bu beklentiyi bile karşılamayabileceklerini gösterir. Böylece ifade hem temkinli kalır hem de şaşırtıcı bir olasılığı öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümle hem belirsizlik hem de bir beklentinin karşılanmamasından doğan şaşkınlığı ifade eder?

  1. The new model is not the fastest in the range.
  2. The new model might not even be the fastest in the range.
  3. The new model might not be the fastest in the range.
Cevabı göster

The new model might not even be the fastest in the range.

There are hundreds of squid species inhabiting almost all parts of the ocean,

1:14

Okyanusun neredeyse her yerinde yaşayan yüzlerce mürekkep balığı türü vardır,

ranging from the size of a thumbnail to more than seven times the length of a human. Dilbilgisi

1:18

büyüklükleri bir başparmak tırnağı boyutundan bir insanın boyunun yedi katından fazlasına kadar değişir.

Dilbilgisi

ranging from ... to ...: bir aralığın iki ucunu belirtmek

Ranging from A to B, bir aralığın iki ucunu gösterir. Burada from, çok küçük olan ucu, yani bir başparmak tırnağının büyüklüğünü; to ise çok büyük olan ucu, yani bir insanın boyunun yedi katından fazlasını tanıtır. -ing biçimindeki ranging, bir isimden sonra gelerek o ismin kapsadığı aralık hakkında bilgi ekleyebilir. Bu yapı boyut, fiyat, yaş, sıcaklık, süre ve ölçülebilen diğer farklar için kullanılabilir.

Alıştırma

ranging from ... to ... ile tamamlayın: The exhibit includes statues ____ one meter tall ____ three meters tall.

Cevabı göster

ranging from · to

All squids are carnivores and share the same basic body plan, Kalıp ifadeler

1:24

Tüm mürekkep balıkları etoburdur ve aynı temel vücut planını paylaşırlar,

Kalıp ifadeler

share the same basic body plan: ortak bir yapıya sahip olmak

Burada share, “ortak olarak sahip olmak” anlamına gelir. Tüm kalamarların vücut bölümleri aynı genel düzene sahiptir; birbirlerine bir vücut planı vermiyorlar. Biyolojide body plan, bir hayvanın temel yapısal düzenidir. Daha genel olarak çoğul özneler bir özelliği, hedefi, deneyimi veya tasarımı ortak olarak paylaşabilir; share fiilinden sonraki nesne, neyin ortak olduğunu gösterir.

Alıştırma

share the same basic + isim kalıbını design ismiyle tamamlayın: These two devices ____, although their screens are different.

Cevabı göster

share the same basic design

including a muscular mantle that covers their internal organs, Kelime

1:28

iç organlarını kaplayan kaslı bir manto,

Kelime

muscular mantle: bir yumuşakçanın kaslı mantosu

Bu cümlede muscular mantle, bir yumuşakçanın iç organlarını örten kaslı vücut tabakası anlamında kullanılan bir biyoloji terimidir. Muscular dokunun niteliğini, mantle ise anatomik tabakayı belirtir. Buradaki mantle bir giysi olan pelerin anlamında değildir. internal organs gibi anatomiyle ilgili kelimeler, bunun bir giysi değil vücut yapısı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir biyoloji açıklamasında muscular mantle ne anlama gelir?

  1. Hayvanın tamamını çevreleyen sert bir kabuk.
  2. Bir yumuşakçanın iç organlarını örten kaslı vücut tabakası.
  3. Bir kişinin giysilerinin üzerine giydiği pelerin.
Cevabı göster

Bir yumuşakçanın iç organlarını örten kaslı vücut tabakası.

a sharp beak,

1:32

keskin bir gaga,

eight arms,

1:33

sekiz kol,

and two tentacles specialized for capturing prey. Dilbilgisi

1:35

ve av yakalamak için özelleşmiş iki dokunaç içerirler.

Dilbilgisi

tentacles specialized for capturing prey: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı yapısı

Bu isim öbeğinde specialized for capturing prey, tentacles kelimesinden sonra gelir ve onu niteler. Dokunaçların av yakalamaya özel olarak uyarlanmış olduğunu anlatır; specialized burada yeni bir çekimli fiil değildir. İsim + geçmiş zaman ortacı öbeği kalıbı, bir şeyin işlevini veya özelliğini ismin arkasına kısa biçimde eklemeyi sağlar. Anlamı tentacles that are specialized for capturing prey yapısına yakındır ve for edatından sonra -ing biçiminde bir etkinlik gelir.

Alıştırma

Bir şeyin işlevini anlatmak için isim + specialized for + -ing yapısını kullanan cümleyi seçin.

  1. The lab uses a sensor that detects gas leaks.
  2. The lab uses a sensor specialized for detecting gas leaks.
  3. The lab uses a sensor to detect gas leaks.
Cevabı göster

The lab uses a sensor specialized for detecting gas leaks.

The smallest squids eat things like tiny shrimp,

1:38

En küçük mürekkep balıkları minik karidesler gibi şeyleri yerken,

while larger ones can feast on fish using their powerful beaks. Kalıp ifadeler

1:42

daha büyükleri güçlü gagalarını kullanarak balıklarla ziyafet çekebilirler.

Kalıp ifadeler

feast on fish: yemeyi canlı biçimde anlatan bir ifade

feast on fish ifadesindeki feast on, çok miktarda balık yemek veya balığı iştahla yemek anlamına gelir. Kalıp feast on + yiyecek şeklindedir. Burada yalnızca hayvanların balık yediğini söylemek yerine, daha büyük hayvanların beslenmesini canlı bir biçimde anlatır. Bu yapıda feast, özel bir yemek anlamındaki isim değildir. Feast fiili on ile birlikte kullanılır ve fish yenilen şeyi belirtir.

Alıştırma

Feast fiilini ve yiyeceği tanıtan edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: After the rain, the frogs ____ insects near the pond.

Cevabı göster

feast on

The Humboldt squid's bite force, Kelime

1:46

Humboldt mürekkep balığının ısırma kuvveti,

Kelime

The Humboldt squid's bite force: iyelik içeren teknik bir terim

Bite force, bir hayvan ısırdığında ortaya çıkan kuvvet miktarını belirten teknik bir isim birleşimidir. Bite, hangi tür kuvvetten söz edildiğini göstermek için force sözcüğünü niteler; burada ayrı bir ısırma eylemini adlandırmaz. The Humboldt squid's biçimindeki iyelik, bu ısırma kuvvetinin kime ait olduğunu belirtir. Humboldt squid belirli bir kalamar türünün adıdır; dolayısıyla ifade özellikle bu türü anlatır.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi, ısırma sırasında üretilen kuvvet miktarını belirten iki sözcüklü terimle tamamlayın: Researchers measured the shark's ____.

Cevabı göster

bite force

for example,

1:48

örneğin,

is strong enough to shatter Kevlar plates. Notlar

1:49

Kevlar plakaları parçalayacak kadar güçlüdür.

Dilbilgisi

strong enough to shatter: sıfat + enough to + fiil

strong enough to shatter ifadesinde enough, strong sıfatından sonra gelir. Sıfat + enough + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, bir özelliğin belirli bir sonucu mümkün kılacak düzeye ulaştığını anlatır: güç, plakaları parçalamaya yetecek düzeydedir. Buradaki to shatter, bu güç derecesinin mümkün kıldığı sonucu veya yeteneği belirtir. “Parçalamak amacıyla” anlamına gelmez; yani amaç bildirmez.

Alıştırma

Halatın yeterli güce sahip olduğunu anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın: The rope is strong ____ hold the climber safely.

Cevabı göster

enough to

Kültür

Kevlar plates: yüksek dayanımlı koruyucu plakalar

Kevlar, çok güçlü ve ısıya dayanıklı bir aramid elyafın ticari adıdır. Kurşun geçirmez yelekler ve kesilmeye dayanıklı ekipmanlar gibi koruyucu ürünlerle yaygın biçimde ilişkilendirilir. Bu nedenle Kevlar plates, sıradan yemek tabaklarını değil, dayanıklı koruyucu plakaları düşündürür. Bu cümlede bu ad, gücün büyüklüğünü hızlıca gösterir: güçlü korumayla ilişkilendirilen bir malzemeyi parçalayabiliyorsa bu güç olağanüstü olarak sunulur. Ana fikri anlamak için malzemenin tam kimyasal yapısını bilmek gerekmez.

Alıştırma

Bu cümlede Kevlar plates ifadesine yer verilmesi ne anlatır?

  1. Plakaların sıradan yemek tabakları olduğunu belirtmek için.
  2. Gücün, korumayla ilişkilendirilen bir malzemeye zarar verecek kadar büyük olduğunu göstermek için.
  3. Malzemenin yumuşak ve kolay kırılır olduğunu göstermek için.
Cevabı göster

Gücün, korumayla ilişkilendirilen bir malzemeye zarar verecek kadar büyük olduğunu göstermek için.

And the suckers on the giant squid's long, clubbed tentacles Kelime

1:52

Ve dev mürekkep balığının uzun, topuz benzeri dokunaçlarındaki vantuzlar,

Kelime

clubbed tentacles: uçları kalınlaşmış dokunaçlar

Bu biyolojik biçim betimlemesinde clubbed, “topuz biçiminde” demektir: dokunaçlar uçlara doğru kalınlaşır veya genişler. Long ve clubbed, tentacles sözcüğünü birlikte niteleyen eş görevli sıfatlardır; burada clubbed, “bir sosyal kulüple bağlantılı” anlamına gelmez. Bu sıfat, tabanı dar; ucu şişkin, yuvarlak veya genişlemiş bir vücut bölümünü ya da yapıyı tanımaya yardımcı olur. Clubbed antennae buna bir örnektir.

Alıştırma

Hangi cümlede clubbed, ucu genişleyen bir vücut bölümünü betimliyor?

  1. The guard clubbed the locked door with a heavy stick.
  2. The athletes clubbed together to buy new equipment.
  3. The butterfly has clubbed antennae that widen toward the tips.
Cevabı göster

The butterfly has clubbed antennae that widen toward the tips.

are encircled by sharp, teeth-like protrusions that help them grip prey like deep sea fish and other squids. Dilbilgisi

1:56

derin deniz balıkları ve diğer mürekkep balıkları gibi avları kavramalarına yardımcı olan keskin, diş benzeri çıkıntılarla çevrilidir.

Dilbilgisi

are encircled by...: çevreleyen yapılar için edilgen kalıp

Are encircled by, encircle fiilinin edilgen biçimidir. Özne olan the suckers, betimlenen merkezî yapıları; sharp, teeth-like protrusions ise onların çevresinde halka oluşturan yapıları belirtir. Bilgi veren betimlemelerde bu edilgen yapı, dikkati merkezdeki özelliğin üzerinde tutar. By sözcüğünden sonraki ad, bilinçli olarak bir eylem yapan kişi değil, çevredeki cansız bir yapı olabilir.

Alıştırma

Bu bilimsel betimlemeyi encircle fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The small opening ____ a ring of stiff hairs.

Cevabı göster

is encircled by

Dilbilgisi

that help them grip prey: İşlevi help + nesne + fiilin yalın hâli ile açıklama

that help them grip prey, daha önce sözü edilen çıkıntıları niteleyen bir ilgi cümleciğidir. İlgi zamiri that bu çıkıntılara gönderme yapar ve cümlecik bunların ne yaptığını açıklar. help them grip ifadesinde them, help fiilinin nesnesidir; grip ise fiilin yalın hâlidir: help + nesne + fiilin yalın hâli. Burada grip “sıkıca tutmak” demektir. Bu yapı, bir özelliğin hayvanın bir eylemi yapmasını nasıl sağladığını açıklar.

Alıştırma

Bir özelliğin işlevini açıklamak için help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The rough pads help grip the octopus slippery rocks.
  2. The rough pads help the octopus grip slippery rocks.
  3. The rough pads help the octopus grips slippery rocks.
Cevabı göster

The rough pads help the octopus grip slippery rocks.

Giant squids live in the cold, dark, high-pressure twilight zone. Kültür

2:04

Dev mürekkep balıkları soğuk, karanlık ve yüksek basınçlı alacakaranlık kuşağında yaşarlar.

Kültür

the cold, dark, high-pressure twilight zone: Az ışıklı bir okyanus katmanı

Deniz bilimi bağlamında twilight zone, yalnızca çok az güneş ışığının ulaştığı derin ve loş katmandır. cold, dark ve high-pressure sözcükleri buradaki koşulları betimler. Burada twilight, gün batımı sırasındaki zamanı ifade etmez ve twilight zone popüler kültüre yapılan bir gönderme değildir. Az ışıklı bir okyanus katmanını adlandırır; dev kalamar ve basınçla ilgili çevredeki ifadeler bu özel anlamı seçmenizi sağlar.

Alıştırma

Bu okyanus cümlesinde twilight zone ne anlama gelir?

  1. Gün batımından hemen sonraki zaman dilimi.
  2. Yalnızca çok az güneş ışığının ulaştığı derin bir okyanus katmanı.
  3. Okyanus yüzeyinde parlak biçimde aydınlanan bir alan.
Cevabı göster

Yalnızca çok az güneş ışığının ulaştığı derin bir okyanus katmanı.

It's extremely unlikely you'd ever encounter one, Dilbilgisi

2:09

Biriyle karşılaşma ihtimaliniz son derece düşüktür,

Dilbilgisi

It's extremely unlikely you'd ever...: yok denecek kadar düşük olasılık

It's extremely unlikely + yan cümle yapısı, bir olayın gerçekleşme ihtimalinin çok düşük olduğunu, ancak olayın kesinlikle imkânsız olmadığını anlatır. Burada you'd, you would anlamındadır; ever ise “herhangi bir zamanda” fikrini ekler. Buradaki you genel anlamdadır: belirli bir dinleyiciden çok sıradan bir kişiyi veya genel olarak insanları ifade eder. Bu kalıp, nadir olaylar hakkında temkinli tahminlerde bulunmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hayvanı doğada görme ihtimalinizin neredeyse hiç olmadığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. It's extremely unlikely you'd ever see this animal in the wild.
  2. It's extremely unlikely for you would see this animal in the wild.
  3. It's extremely unlikely you ever seeing this animal in the wild.
Cevabı göster

It's extremely unlikely you'd ever see this animal in the wild.

since you'd be very out of your depth down there. Deyimler

2:12

çünkü orada kapasitenizin çok ötesinde olursunuz.

Deyimler

very out of your depth down...: yetersizlik ve derinlik üzerine bir kelime oyunu

Out of your depth, yeterli bilgi, beceri veya deneyime sahip olmadığınız için başa çıkamadığınız bir durumda bulunmayı anlatan bir deyimdir. Very, kişinin durumla başa çıkamama derecesini güçlendirir. Down there derin denizi ifade ettiği için cümle, bir insanın başa çıkamayacağı kadar derin su görüntüsünü de gerçek anlamıyla canlandırır. Deyimsel ve gerçek anlamlar birleşerek bir kelime oyunu oluşturur.

Alıştırma

Hedef deyimi kullanın ve your sözcüğünü I ile uyumlu olacak şekilde değiştirin: I joined the advanced class and felt ____.

Cevabı göster

out of my depth

We don't know exactly why giant squids are so big,

2:16

Dev mürekkep balıklarının neden bu kadar büyük olduğunu tam olarak bilmiyoruz,

but the phenomenon fits with a pattern of deep sea gigantism, Kalıp ifadeler

2:20

ancak bu olgu, derin deniz gigantizmi modeliyle uyumludur;

Kalıp ifadeler

fits with a pattern of deep sea gigantism: derin deniz devleşmesi örüntüsüne uymak

Burada fits with a pattern of, “tekrarlanan bir eğilim veya modelle tutarlı olmak” anlamına gelir. Gözlemlenen olgu, deep sea gigantism adı verilen daha geniş örüntüyle uyuşur; fit burada fiziksel olarak sığmayı değil, uyumlu olmayı anlatır. Deep sea gigantism, bazı derin deniz türlerinin daha sığ sulardaki akraba türlerden çok daha büyük olma eğilimidir. Bir kanıtın fits with a pattern olduğunu söylemek bir açıklamayı destekler, ancak tek başına yalnızca bir neden bulunduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi fits with a pattern of hedef ifadesiyle tamamlayın: The new evidence ____ seasonal change seen in earlier years.

Cevabı göster

fits with a pattern of

where certain deep sea species dwarf their shallow-living relatives. Kelime

2:25

bu modelde bazı derin deniz türleri sığ sularda yaşayan akrabalarını gölgede bırakacak kadar irileşirler.

Kelime

dwarf their shallow-living relatives: fiil olarak dwarf

Burada dwarf, “karşılaştırıldığında bir şeyi çok küçük göstermek” anlamında kullanılan bir fiildir. Certain deep-sea species öznedir, their shallow-living relatives ise nesnedir; bu nedenle derin deniz türleri çok daha büyüktür. Burada relatives, aile üyelerini değil, akraba türleri ifade eder. Shallow-living, daha sığ sularda yaşayan türleri anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dwarf fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The huge cruise ship ____ the small boats beside it.

Cevabı göster

dwarfs

Perhaps because food down there is scarce,

2:29

Belki de oradaki yiyecek kıt olduğu için,

large animals that can cover more ground and store more food are favored. Notlar

2:32

daha fazla alanı kapsayabilen ve daha fazla yiyecek depolayabilen büyük hayvanlar avantajlıdır.

Deyimler

can cover more ground: kapsam ve ilerleme

Bu cümlede can cover more ground, daha geniş bir alanda hareket edebilmek ya da arama yapabilmek demektir. Yiyecek az olduğunda daha geniş bir alanda yiyecek arayabilmek işe yarar. Ground, fiziksel olarak üzeri kapatılan zemini değil, gidilen veya aranan bölgeyi ifade eder. Aynı ifade mecaz olarak da kullanılabilir: cover more ground, belirli bir sürede daha fazla konuyu ele almak veya daha çok ilerleme kaydetmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki "daha fazla materyalde ilerlemek" anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: If we divide the research tasks, we can ____ before lunch.

Cevabı göster

cover more ground

Kelime

are favored: evrimsel avantaj

Bu evrim bağlamında are favored, büyük hayvanların bu koşullar altında avantajlı olduğu anlamına gelir. Az bulunan yiyecekleri daha fazla bulup depolayabilen hayvanların hayatta kalma ve üreme ihtimali daha yüksek olabilir; böylece büyük vücut yapısı daha yaygın hâle gelebilir. Edilgen yapı, odağı hayvanların ve avantajlarının üzerinde tutar. Birinin bu hayvanları sevdiği veya bilinçli olarak seçtiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Evrimle ilgili bir tartışmada "birds with stronger beaks are favored in this habitat" ne anlama gelir?

  1. Bu yaşam alanındaki insanlar güçlü gagalı her kuşu kişisel olarak sever.
  2. Daha güçlü gagaları olan kuşlar bu koşullar altında avantajlıdır.
  3. Araştırmacılar daha güçlü gagalı kuşlara ödül olarak daha fazla yiyecek verir.
Cevabı göster

Daha güçlü gagaları olan kuşlar bu koşullar altında avantajlıdır.

Giant squid's size could also give them an anti-predator advantage, Kalıp ifadeler

2:37

Dev mürekkep balığının boyutu onlara yırtıcılara karşı da bir avantaj sağlayabilir,

Kalıp ifadeler

could also give them an anti-predator advantage: avcılara karşı onlara bir avantaj da sağlayabilir

Give someone an advantage, bir özelliğin veya koşulun bir kişiyi ya da şeyi daha elverişli bir konuma getirmesi demektir. Burada kalamarın büyük olması, avcıların saldırmasını zorlaştırabilir; böylece büyüklüğü ona savunmayla ilgili bir yarar sağlar. Yapı give + avantajı alan kişi veya şey + an advantage şeklindedir. Anti-predator, avantajın türünü, yani avcılara karşı koruma sağladığını belirtir. Could bunun kesin bir gerçek değil, bir olasılık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Give someone an advantage ifadesini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Her experience ____ in the interview.

Cevabı göster

gave her an advantage

while the deep's cool temperatures help them manage their metabolic rates. Kalıp ifadeler

2:41

ve derinliklerin soğuk sıcaklıkları, metabolik hızlarını yönetmelerine yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

help them manage their metabolic rates: metabolizma hızlarını düzenlemelerine yardımcı olmak

Burada manage, insanları yönetmek değil, kontrol etmek veya düzenlemek anlamına gelir. Soğuk su, hayvanların metabolizma hızını uygun bir düzeyde tutmasına yardımcı olur. Yapı help + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: help them manage. Metabolic, rates sözcüğünü niteler; metabolic rate ise bir vücudun metabolizma yoluyla enerjiyi ne kadar hızlı kullandığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede manage, bedensel bir süreci düzenlemek anlamında kullanılmıştır?

  1. She managed to catch the early bus.
  2. The clinic manager leads a team of nurses.
  3. Regular sleep helps the body manage its hormone levels.
Cevabı göster

Regular sleep helps the body manage its hormone levels.

Innovations over the past 150 years,

2:46

Son 150 yıldaki yenilikler,

from dredges and bathyspheres to untethered and remotely operated submersibles, Anlatım akışı

2:49

tarak gemilerinden ve batisferlerden bağımsız ve uzaktan kumandalı denizaltılara kadar,

have enabled peeks into the deep. Kalıp ifadeler

2:55

derinliklere göz atmayı sağladı.

Anlatım akışı

from dredges and bathyspheres to ... submersibles ile gelişim aralığını gösterme

from ... to ... yapısı, örnekleri bir gelişim aralığının iki ucu arasında düzenler. Burada dredges ve bathyspheres daha eski derin deniz araçlarını, untethered and remotely operated submersibles ise daha gelişmiş ekipmanları temsil eder. Bu yapının tamamı, geniş kapsamlı öznenin neleri içerdiğini göstermek için Innovations over the past 150 years ifadesinden sonra eklenmiştir. Uzun cümleyi okurken örnekleri geçici olarak bir kenara bırakıp Innovations ... have enabled peeks into the deep ana yapısını takip edebilirsiniz. Buradaki from ... to ... bilgiyi düzenler; fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Bir gelişim aralığının iki ucunu belirten from ... to ... yapısını tamamlayın: The timeline follows home lighting ____ oil lamps ____ smart LED systems.

Cevabı göster

from · to

Kalıp ifadeler

have enabled peeks into the deep: sınırlı gözlemleri mümkün kılmak

Bu cümlede have enabled peeks into the deep, yeniliklerin derin denizin sınırlı biçimde görülmesini mümkün kıldığı anlamına gelir. Enable fiilinden sonra peeks into the deep isim öbeği gelir. Yenilikler bakma eylemini kendileri yapmaz; bunun için bir fırsat veya sonuç oluşturur. Peek kısa veya sınırlı bir bakıştır; bu nedenle peeks tam bir keşif anlamına gelmez. Have enabled, bu gözlem fırsatlarını son 150 yılda birikmiş ve bugün de geçerli olan bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Teknolojinin sınırlı gözlemi mümkün kıldığını anlatmak için enable fiilini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. New sensors have enabled to glimpse briefly inside the volcano.
  2. New sensors have enabled brief glimpses inside the volcano.
  3. New sensors have enabled inside the volcano brief glimpses.
Cevabı göster

New sensors have enabled brief glimpses inside the volcano.

And yet, Anlatım akışı

2:57

Yine de,

it wasn't until 2004 that researchers actually saw a giant squid in its natural habitat.

2:58

araştırmacıların bir dev mürekkep balığını doğal ortamında gerçekten görmesi 2004 yılını buldu.

Anlatım akışı

And yet: beklenmedik bir karşıtlık sunmak

And yet bu cümleyi önceki bilgiye bağlar ve bu bilginin oluşturduğu beklentiye ters düşen bir gerçeği sunar. Burada daha önceki teknolojik gelişmeler, gözlemin çok daha erken yapılmış olmasını bekletebilir. And yet şaşırtıcı gecikmeyi vurgular: araştırmacılar dev bir kalamarı doğal yaşam alanında ancak 2004 yılında gördüler.

Alıştırma

Şunu okuyun: 'The team had tested the plan many times. And yet, it failed on launch day.' 'And yet' nasıl bir ilişki gösteriyor?

  1. Testler başarı beklentisi oluşturdu, ancak başarısızlık bu beklentiye ters düştü.
  2. Başarısızlık, hiçbir karşıtlık olmadan yalnızca bir sonraki olaydır.
  3. Başarısızlık, ekibin planı neden test ettiğini açıklar.
Cevabı göster

Testler başarı beklentisi oluşturdu, ancak başarısızlık bu beklentiye ters düştü.

Then, finally,

3:05

Sonra, nihayet,

in 2012,

3:07

2012 yılında,

scientists lured a giant squid and got it on video. Notlar

3:08

bilim insanları bir dev mürekkep balığını kandırarak videoya kaydettiler.

Kelime

scientists lured a giant squid: bir hayvanı hedeflenen yere çekmek

scientists lured a giant squid ifadesindeki lured, lure fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bilim insanlarının yem veya ışık gibi çekici bir şeyi bilinçli olarak kullanıp kalamarı yaklaştırdığı ya da gözlem alanına getirdiği anlamına gelir. Lure, yalnızca hayvanın dikkatini çekmeye değil, onu istenen bir yere bilinçli olarak yönlendirmeye odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle, araştırmacıların bir köpek balığını su altı kamerasına doğru yöneltmek için yem kullandığını en kesin biçimde anlatır?

  1. The researchers attracted many viewers with footage of the shark.
  2. The researchers lured the shark toward the underwater camera with bait.
  3. The researchers followed the shark with an underwater camera.
Cevabı göster

The researchers lured the shark toward the underwater camera with bait.

Kalıp ifadeler

got it on video: videoya kaydetmeyi başarmak

Burada got it on video, “onun hareketli görüntülerini kaydetmeyi başardılar” demektir. it zamiri dev kalamarı gösterir; dolayısıyla got, hayvanı “elde ettiler” ya da “yakaladılar” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp get someone or something on video şeklindedir. Genellikle kameranın kanıt niteliğinde veya dikkat çekici bir anı yakaladığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We saw a fox by the road and ____.

Cevabı göster

got it on video

They used a stealth camera system fitted with a device mimicking a bioluminescent jellyfish under attack. Notlar

3:12

Saldırıya uğrayan biyolüminesans bir denizanasını taklit eden bir cihazla donatılmış gizli bir kamera sistemi kullandılar.

Kalıp ifadeler

stealth camera system fitted with...: takılı ekipmanı anlatmak

a stealth camera system fitted with a device ifadesi, gizli kamera sistemine söz konusu cihazın takılmış olduğunu anlatır. Fitted with, system sözcüğünden sonra gelerek sistem hakkında bilgi ekleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir; that was fitted with şeklinde açılabilir. Fitted bir ekipmanı tanımladığında fitted with, “belirli bir parçası veya özelliği takılı olan” anlamına gelir. Kıyafetlerdeki “bir kişinin vücuduna uyacak şekilde yapılmış” anlamı değildir.

Alıştırma

Cümleyi fitted ve doğru edatla tamamlayın: The rescue boat is ____ a radio and GPS.

Cevabı göster

fitted with

Dilbilgisi

device mimicking a bioluminescent jellyfish under attack: isimden sonra gelen -ing öbeği

a device mimicking a bioluminescent jellyfish under attack ifadesinde mimicking ile başlayan -ing öbeği device sözcüğünden sonra gelir ve cihazın neyi taklit ettiğini belirtir. Kısaltılmış bir ilgi yan cümleciği gibi çalışır: a device that mimics veya geçmişteki bir olayı anlatan bu bağlamda a device that mimicked. -ing biçimi kendi başına zamanı göstermez; zamanı ana cümle belirler. Under attack, taklit edilen jellyfish sözcüğünü saldırıya uğrayan bir canlı olarak tanımlar. Burada under, under attack ifadesinin bir parçasıdır; fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

İsim açıklamasını tamamlamak için mimic fiilinin -ing biçimini kullanın: The team built a robot ____ the movements of a bird.

Cevabı göster

mimicking

The system had no thrusters,

3:18

Sistemin iticileri yoktu,

keeping it unobtrusively quiet, Dilbilgisi

3:20

bu da onun fark edilmeden sessiz kalmasını sağladı,

Dilbilgisi

keeping it unobtrusively quiet: sonuç bildiren bir -ing öbeği

Keeping it unobtrusively quiet, daha önce sözü edilen tasarım seçiminin —pervanelerin olmamasının— sonucunu ekler: bu seçim kamera sisteminin sessiz kalmasını ve dikkat çekmemesini sağlar. Keeping ayrı bir eylem veya yeni bir özne sunmaz. Kalıp keep + nesne + sıfat biçimindedir: keep it quiet, onun sessiz kalmasını sağlamak demektir. keep yerine keeping kullanıldığında öbek önceki yan cümleye bağlanıp onun sonucunu açıklayabilir. Unobtrusively, dikkat çekmeden anlamını ekler.

Alıştırma

keep ile bir -ing sonuç öbeği kullanın. Cümleyi the room quiet sözcükleriyle tamamlayın: The thick walls block street noise, ____.

Cevabı göster

keeping the room quiet

and it only projected beams of red light,

3:23

ve sadece kırmızı ışık huzmeleri yansıtıyordu,

undetectable to most deep-sea dwellers. Kelime

3:26

ki bu çoğu derin deniz sakini tarafından algılanamazdır.

Kelime

undetectable to most deep-sea dwellers: to algılayan tarafı belirtir

Bu cümlede undetectable to most deep-sea dwellers, denizin derinliklerinde yaşayan canlıların çoğunun kırmızı ışığı algılayamadığı anlamına gelir. Undetectable, beams of red light ifadesini niteler; to ise bu ışınları algılayamayan canlıları belirtir. Virgül, bu sıfat grubunu ışıkla ilgili ek bilgi olarak ayırır. Burada to bir yönü değil, algılayan tarafı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi undetectable to ile tamamlayın: The signal was ____ the human eye.

Cevabı göster

undetectable to

Both encounters revealed that giant squids are not sit-and-wait predators, Notlar

3:28

Her iki karşılaşma da dev mürekkep balıklarının önceden şüphelenildiği gibi

as previously suspected. Kalıp ifadeler

3:33

oturup bekleyen avcılar olmadığını ortaya çıkardı.

Anlatım akışı

Both encounters revealed that: kanıtı bir bulguya bağlamak

Both encounters ifadesi, iki gözlemi kanıtın kaynağı olarak sunar. Ardından gelen revealed that fiil grubu, bu kanıttan çıkarılan sonucu açıklar: dev kalamarlar, insanların daha önce düşündüğü gibi yalnızca avlarını beklemez. Bu kalıp, bilgiyi kanıttan bulguya doğru düzenler. observations, tests, images veya events gibi bir öznenin ardından revealed that ve yeni anlaşılan gerçeği belirten bir yan cümle gelir.

Alıştırma

Kanıtı bir bulguya bağlamak için revealed that kullanın: The satellite images ____ the glacier was shrinking.

Cevabı göster

revealed that

Kelime

not sit-and-wait predators: bekleyip pusu kuran avcılar değiller

Bir sit-and-wait predator tek bir yerde kalır ya da gizlenir ve saldırmadan önce avın saldırı menziline girmesini bekler. sit-and-wait birleşik ifadesi bir avlanma stratejisini adlandırır; hayvanın insan gibi gerçekten oturup beklediği anlamına gelmez. Bu cümlede not, dev kalamarların bu tür avcılar olduğu yönündeki eski sınıflandırmayı reddeder.

Alıştırma

Hangi hayvan sit-and-wait predator terimine en uygun örnektir?

  1. Bir patikanın yakınında gizlenir ve av yaklaştığında saldırır.
  2. Yiyecek azaldığında başka bir beslenme alanına geçer.
  3. Avı etkin biçimde aramak için geniş bir alanda dolaşır.
Cevabı göster

Bir patikanın yakınında gizlenir ve av yaklaştığında saldırır.

Kalıp ifadeler

as previously suspected: önceki bir tahmine gönderme

as previously suspected ifadesi, insanların ya da araştırmacıların daha önce bir şey düşündüğü anlamına gelir. previously bu tahmini yeni kanıtlardan önceki bir zamana yerleştirir; suspected ise bunun yerleşmiş bir gerçek değil, doğrulanmamış bir fikir olduğunu gösterir. Bu cümledeki eski tahmin, dev kalamarların bekleyip pusu kuran avcılar olduğuydu. Ana cümle onların böyle olmadığını söylediği için yeni karşılaşmalar bu eski fikri çürütür; ifade şu anki sonucu belirtmez.

Alıştırma

Tam cümlede as previously suspected neye gönderme yapıyor?

  1. Dev kalamarların bekleyip pusu kuran avcılar olduğu yönündeki eski fikir
  2. Artık hiçbir kuşkuya yer bırakmadan kanıtlanmış yeni bir sonuç
  3. Daha önce hiç kimsenin düşünmediği bir gerçek
Cevabı göster

Dev kalamarların bekleyip pusu kuran avcılar olduğu yönündeki eski fikir

Instead, they're active hunters that use their basketball-sized eyes to stalk their prey Dilbilgisi

3:35

Bunun yerine, avlarını takip etmek için basketbol topu büyüklüğündeki gözlerini kullanan aktif avcılardır,

Dilbilgisi

use their basketball-sized eyes to stalk their prey: araç ve amaç belirtme

Use + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısı, birinin neyi kullandığını ve bunu hangi amaçla kullandığını gösterir. Burada their basketball-sized eyes kullanılan vücut bölümüdür; to stalk their prey ise amacı belirtir. Avlanma bağlamında stalk, fark edilmeden avı dikkatle takip etmek veya ona yaklaşmak demektir. Basketball-sized, gözlerin büyüklüğünü bir basketbol topuyla karşılaştırır; kısa çizgiyle bağlanan ifade eyes sözcüğünün önünde tek bir sıfat gibi çalışır.

Alıştırma

Hangi cümlede amaç belirtmek için use + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. A mechanic uses to a flashlight inspect the engine.
  2. A mechanic uses a flashlight to inspect the engine.
  3. A mechanic uses a flashlight for inspect the engine.
Cevabı göster

A mechanic uses a flashlight to inspect the engine.

before projecting their tentacles and snatching animals up to 10 m away. Notlar

3:41

dokunaçlarını fırlatıp hayvanları 10 metre uzaktan yakalayabilirler.

Dilbilgisi

before projecting their tentacles and snatching animals: before + -ing ile eylemleri sıralama

Before + -ing yapısı, bir veya daha fazla eylemi ana cümledeki önceki eylemden sonra gerçekleşen eylemler olarak sunar. Tam cümlede avcılar önce avı takip eder, sonra tentaküllerini ileri uzatıp hayvanları kapar. Projecting ve snatching eylemlerinin örtük öznesi, daha önce anlatılan aynı avcılardır. And, before sonrasında kullanılan iki paralel -ing biçimini bağlar: projecting ve snatching. Burada project, bir şeyi dışarı doğru uzatmak veya itmek demektir; görüntü yansıtmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede daha sonra gerçekleşen iki eylem before + -ing ile doğru biçimde bağlanmıştır?

  1. The cat watched quietly before leap and catch the toy.
  2. The cat watched quietly before to leap and catching the toy.
  3. The cat watched quietly before leaping and catching the toy.
Cevabı göster

The cat watched quietly before leaping and catching the toy.

Kalıp ifadeler

up to 10 m: mesafe sınırını belirtmek

Bu cümlede up to 10 m away, mesafenin üst sınırını belirtir: en fazla 10 metre uzaktaki hayvanlara ulaşıp onları yakalayabilirler. Bu, her hayvanın tam olarak 10 metre uzakta olduğu anlamına gelmez. Mesafe, süre, kapasite, hız veya fiyat gibi ölçülebilir bir miktarın üst sınırını belirtmek için up to + sayı ya da birim yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi üst sınır belirten ifadeyle tamamlayın: The museum welcomes ____ 200 visitors per hour.

Cevabı göster

up to

But many questions still stand. Deyimler

3:47

Ancak birçok soru hala cevap bekliyor.

Deyimler

many questions still stand: soruların çözümsüz kalması

many questions still stand ifadesinde stand, soruların geçerliliğini koruması, açık kalması veya çözülememiş olması anlamına gelir. Cümle, şimdiye kadar öğrenilenlere rağmen birçok sorunun hâlâ var olduğunu söyler; fiziksel olarak ayakta durmaktan bahsetmez. Still, bu durumun günümüze kadar sürdüğünü vurgular. Özne question olduğunda tam anlam “önemini koruyor” ya da bu örnekte olduğu gibi “henüz yanıtlanmadı” olabilir.

Alıştırma

“But many questions still stand,” cümlesindeki vurgulanan bölüm ne anlama gelir?

  1. Birçok soru hâlâ açık veya yanıtsızdır.
  2. Birçok soru zaten yanıtlanmıştır.
  3. Birçok soru fiziksel olarak dik konuma getirilmiştir.
Cevabı göster

Birçok soru hâlâ açık veya yanıtsızdır.

We know sperm whales eat giant squids,

3:49

İspermeçet balinalarının dev mürekkep balıklarını yediğini biliyoruz,

but it's unclear how fierce the fight is Dilbilgisi

3:52

ama savaşın ne kadar çetin olduğu

Dilbilgisi

It's unclear how fierce the fight is: dolaylı soruda söz dizimi

It's unclear, henüz bilinmeyen veya kesinleşmemiş bir bilgiyi sunar. how ile başlayan yan cümle, bilinmeyen derecenin ne olduğunu gösterir: how fierce the fight is, “mücadelenin ne derece şiddetli olduğu” demektir. Bu, bir bildirme cümlesinin içine yerleşmiş dolaylı soru olduğu için yan cümlede düz cümle söz dizimi kullanılır: how fierce + özne + fiil. how fierce is the fight değil, how fierce the fight is denir.

Alıştırma

How serious is the damage? doğrudan sorusunu dolaylı soruya dönüştürün: It is unclear ____.

Cevabı göster

how serious the damage is

and if the squids ever stand much of a chance of escaping. Kalıp ifadeler

3:54

ve mürekkep balıklarının kaçma şansının ne kadar olduğu belli değil.

Kalıp ifadeler

ever stand much of a chance of escaping: olasılığı değerlendirmek

Stand a chance of doing, “bir şeyi yapmayı başarma ihtimali olmak” demektir. Stand kalıp ifadenin parçasıdır ve “ayakta durmak” anlamına gelmez. Burada chance sözcüğünden sonra gelen of escaping olası sonucu belirtir. Much of a chance, olasılığın kayda değer olup olmadığını sorgular. Bu if yan cümlesinde if, whether anlamındadır; ever ise “hiç, az da olsa” anlamını katar. Böylece konuşan, kaçışın gerçekten mümkün olup olmadığını sorgular.

Alıştırma

“Bulma ihtimali çok az olmak” anlamındaki hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: Without a map, we don't ____ the cabin before dark.

Cevabı göster

stand much of a chance of finding

Extrapolating off the number of giant squid beaks in whale bellies, Anlatım akışı

3:58

Balina midelerindeki dev mürekkep balığı gagalarının sayısından yola çıkarak yapılan bir tahmin,

Anlatım akışı

Extrapolating off the number of...: sınırlı verilerin ötesini tahmin etmek

Extrapolating off the number of... ifadesi, balinalarda bulunan sınırlı sayıdaki kalamar gagasını kanıt olarak kullanıp doğrudan gözlemlenmemiş çok daha büyük bir miktarı tahmin etmek anlamına gelir. Extrapolate yalnızca bilinen değerleri saymak ya da hesaplamak değildir; verilerdeki bir örüntüyü doğrudan gözlemlenen alanın ötesine taşır. Baştaki -ing yan cümleciği, ardından gelen tahminin yöntemini veya dayanağını belirtir. Ana sonucu vermek yerine bilgiyi “araştırmacılar bu kanıtı kullanarak aşağıdaki tahmine ulaştı” biçiminde düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede sınırlı verilerden doğrudan gözlemlenmemiş bir toplamı tahmin etmek için ekstrapolasyon kullanılıyor?

  1. Extrapolating from fish counts in a small area, researchers estimated the lake's total fish population.
  2. After counting every fish in the lake, researchers reported the exact total.
  3. Without using any observations, researchers chose a number at random.
Cevabı göster

Extrapolating from fish counts in a small area, researchers estimated the lake's total fish population.

one estimate placed the global giant squid population at around 4 million. Kalıp ifadeler

4:03

küresel dev mürekkep balığı popülasyonunu 4 milyon civarında konumlandırdı.

Kalıp ifadeler

placed the global giant squid population at around 4 million: tahmini bir sayı bildirmek

Place + bir miktar veya değer + at + bir sayı, “bu miktarı ya da değeri o sayı olarak tahmin etmek” anlamındaki bir raporlama kalıbıdır. Burada one estimate iddianın kaynağıdır, the global giant squid population tahmin edilen unsurdur ve around 4 million tahmini sayıdır. Placed, popülasyonun fiziksel olarak bir yere taşındığını anlatmaz. Around ayrıca sayının kesin bir sayım değil, yaklaşık bir değer olduğunu gösterir.

Alıştırma

Tahmini tamamlamak için place ... at raporlama kalıbını kullanın: Analysts placed the repair cost ____ three million dollars.

Cevabı göster

at

It seems they mate when a male injects sperm packets into a female's arm, Notlar

4:08

Görünüşe göre, bir erkek bir dişinin koluna sperm paketleri enjekte ettiğinde çiftleşiyorlar,

Dilbilgisi

It seems they mate when...: kesin olmayan bir sonucu belirtmek

It seems they mate when... ifadesinde It seems, ardından gelen iddianın tamamını doğrulanmış bir gerçek değil, olası bir yorum olarak sunar. Konuşmacı, kanıtların bu çiftleşme sürecine işaret ettiğini söylerken sonucun düzeltilebilmesine de açık kapı bırakır. It seems (that) + yan cümle kalıbı, kesinlik derecesini sınırlamanın yaygın bir yoludur. Burada that atılmıştır; they mate when... önerilen açıklamayı veren yan cümledir.

Alıştırma

Araştırmacılar hayvanları yalnızca iki kez gözlemledi. Hangi cümle sonucu uygun biçimde belirsiz bırakır?

  1. The animals cannot possibly migrate at night.
  2. It seems the animals migrate at night.
  3. The animals definitely migrate at night.
Cevabı göster

It seems the animals migrate at night.

Kelime

injects sperm packets into a female's arm: inject A into B kalıbındaki yön

injects sperm packets into a female's arm ifadesinde inject A into B, hareketin yönünü gösterir: A taşınan maddedir, B ise bu maddeyi alan yerdir. Burada sperm packets madde, a female's arm ise varış noktasıdır. Sperm packets, sperm içeren paket benzeri yapılar için kullanılan açıklayıcı bir biyoloji ad öbeğidir. İfade tarafsız ve tekniktir; bu nedenle günlük dil yerine üreme anatomisini ve davranışını kesin biçimde açıklar.

Alıştırma

inject A into B kalıbını tamamlayın: The device injects a small amount of dye ____ the tube.

Cevabı göster

into

but exactly how they find each other and what happens after are uncertain. Dilbilgisi

4:14

ancak birbirlerini tam olarak nasıl buldukları ve sonrasında ne olduğu belirsiz.

Dilbilgisi

Exactly how ... and what ... are uncertain: sıralı gömülü sorular

Exactly how they find each other ve what happens after, iki gömülü soru yan tümcesidir. Dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine bilinmeyen iki bilgiyi adlandırırlar; bu yüzden how they find biçimindeki düz cümle dizilişini kullanırlar, how do they find biçimini değil. Exactly, yöntemin kesin ayrıntısını vurgular. İki yan tümce and ile bağlanır ve birlikte sıralı bir özne oluşturur. Cümle bunları iki belirsiz konu olarak ele aldığı için çoğul are kullanılır; uncertain her iki yan tümceyi de niteler.

Alıştırma

Hangi cümlede iki gömülü soru, sıralı özne olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Exactly how the birds navigate and where they rest is still unknown.
  2. Exactly how the birds navigate and where they rest are still unknown.
  3. Exactly how do the birds navigate and where do they rest are still unknown.
Cevabı göster

Exactly how the birds navigate and where they rest are still unknown.

Giant squids are globally distributed, Kelime

4:20

Dev mürekkep balıkları küresel olarak dağılmışlardır,

Kelime

Are globally distributed: dünya çapındaki coğrafi yayılış

Biyoloji ve coğrafyada be distributed, bir türün nerelerde bulunduğunu açıklar. Bu nedenle Giant squids are globally distributed, dev kalamarların coğrafi yayılış alanının dünya geneline uzandığı anlamına gelir; birilerinin onları farklı yerlere dağıttığı anlamına gelmez. Globally, yayılış alanının genel kapsamını anlatır. Türün her yerde bulunduğunu veya her bölgede yaygın olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bu biyoloji bağlamında 'Giant squids are globally distributed' ne anlama gelir?

  1. Dünya üzerindeki her yerde yaygındırlar.
  2. İnsanlar dev kalamarları dünyanın çeşitli yerlerine teslim eder.
  3. Genel coğrafi yayılış alanları dünya geneline uzanır.
Cevabı göster

Genel coğrafi yayılış alanları dünya geneline uzanır.

but they're mostly missing from the planet's polar regions, Kalıp ifadeler

4:23

ancak çoğunlukla gezegenin kutup bölgelerinde bulunmazlar,

Kalıp ifadeler

they're mostly missing from ...: genel bir yokluğu anlatmak

be missing from + yer, liste, belge veya veri kümesi, bir şeyin “orada bulunmaması ya da oraya dahil edilmemesi” demektir. Burada they're mostly missing from the planet's polar regions, bu canlılardan kutup bölgelerinde genellikle çok az bulunduğu veya hiç bulunmadığı anlamına gelir; kayboldukları anlamına gelmez. Mostly ifadeyi daha az kesin hâle getirir. Olası istisnalara yer bırakarak genel durumu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “büyük ölçüde ... içinde bulunmayan” anlamındaki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Information about daily life is ____ the archive.

Cevabı göster

mostly missing from

one of which happens to be where another humongous squid species lurks, Notlar

4:26

ki bu bölgelerden biri tesadüfen başka bir devasa mürekkep balığı türünün pusuda beklediği yerdir,

the elusive colossal squid. Kelime

4:31

zor bulunan kolosal mürekkep balığı.

Dilbilgisi

one of which happens to be where ...: grubun bir üyesini bir yerle ilişkilendirmek

One of which, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which, önceki çoğul ifade the planet's polar regions'a gönderme yapar; dolayısıyla one of which “o bölgelerden biri” demektir. Bu yapı, ayrı bir cümle başlatmadan önceki grubun bir üyesi hakkında bilgi ekler. Happens to be, “tesadüfen” veya “meğer” anlamını ekler. be sonrasındaki where cümleciği, bölgenin başka bir devasa kalamar türünün pusuya yattığı yer olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, üç laboratuvardan biri hakkında aynı cümle içinde doğru biçimde ek bilgi verir?

  1. The science center has three labs, one which of happens to be where robots are tested.
  2. The science center has three labs, one of which happens to be where robots are tested.
  3. The science center has three labs, one of them which happens to be where robots are tested.
Cevabı göster

The science center has three labs, one of which happens to be where robots are tested.

Kelime

humongous squid species lurks: devasa boyut ve gizli varlık

Humongous, “aşırı derecede büyük” anlamına gelen, vurgulu ve günlük bir sıfattır. Kalamarın yalnızca large veya big diye tanımlanmasına göre çok daha büyük görünmesini sağlar. Burada lurks, bir yerde gizli kalmak veya fark edilmesi zor olmak anlamına gelir. Yalnızca türün nerede yaşadığını belirtmez; dev bir hayvanın gözden uzakta saklandığı hissini vererek cümleye canlı ve hafifçe gerilimli bir hava katar.

Alıştırma

«A humongous python lurks under the porch at night» cümlesi neyi düşündürür?

  1. Küçük bir piton açıkta hareket ediyor.
  2. Çok büyük bir piton kafeste tutuluyor.
  3. Çok büyük bir piton orada saklanıyor.
Cevabı göster

Çok büyük bir piton orada saklanıyor.

Kelime

the elusive colossal squid: yalnızca devasa değil, bulunması da zor

Elusive; bulunması, görülmesi, yakalanması veya tam olarak tanımlanması zor anlamına gelir. Bu ifadede insanların kolosal kalamarı çok seyrek gözlemleyebildiğini anlatır. Yalnızca gizemli demek değildir ve kalamarın aktif olarak kaçıyor olmasını gerektirmez. Colossal squid, belirli ve çok büyük bir kalamar türünün adıdır. Colossal onun büyük boyutunu, elusive ise insanların onu bulmasının veya incelemesinin ne kadar zor olduğunu anlatır. Giant squid için kullanılan başka bir ad olarak görülmemelidir.

Alıştırma

«the elusive colossal squid» ifadesi bize ne anlatır?

  1. İncelenmesi kolay, küçük bir kalamardır.
  2. Bulunması veya gözlemlenmesi zor, çok büyük bir kalamar türüdür.
  3. Yüzeye yakın yaşayan sıradan bir dev kalamardır.
Cevabı göster

Bulunması veya gözlemlenmesi zor, çok büyük bir kalamar türüdür.

Far fewer specimens have been collected Dilbilgisi

4:34

Çok daha az örneği toplanabildi

Dilbilgisi

Far fewer ... have been collected: miktar karşılaştırması ve present perfect edilgen yapı

Far fewer, “sayısı çok daha az” anlamına gelir. Fewer, çoğul ve sayılabilen specimens ismini niteler; far ise karşılaştırmadaki farkı güçlendirir. Burada far fiziksel uzaklık belirtmez. Karşılaştırılan ölçüt than ile açıkça verilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Have been collected, present perfect edilgen yapıdır. Örnekleri eylemi alan varlıklar olarak gösterir ve kimin topladığına değil, şu ana kadarki sonuca odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle bu yıl çok daha az sayıda örnek toplandığını doğru biçimde ifade eder?

  1. Compared with last year, far less samples have been collected this year.
  2. Compared with last year, far fewer samples have collected this year.
  3. Compared with last year, far fewer samples have been collected this year.
Cevabı göster

Compared with last year, far fewer samples have been collected this year.

and they've yet to be seen or documented in their habitat. Kalıp ifadeler

4:36

ve henüz kendi yaşam alanlarında görülmemiş veya belgelenmemişlerdir.

Kalıp ifadeler

they've yet to be seen or documented: “hâlâ değil” anlamında resmî edilgen yapı

They've, they have ifadesinin kısaltmasıdır. Have yet to, bir şeyin şu ana kadar gerçekleşmediğini ancak daha sonra gerçekleşebileceğini belirtir. Bu nedenle they've yet to... ifadesi “onlar hâlâ ... yapmadılar” anlamına gelir. Örnekler eylemleri alan taraf olduğu için have yet to be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı kullanılır: be seen or documented. Or, aynı be öğesine bağlı iki geçmiş zaman ortacını birbirine bağlar; dolayısıyla iki eylem de henüz gerçekleşmemiştir.

Alıştırma

Cümleyi announce ve resmî edilgen have yet to yapısıyla tamamlayın: The final results ____.

Cevabı göster

have yet to be announced

But we know they're from a completely different family than giant squid, Kelime

4:40

Ancak onların dev mürekkep balıklarından tamamen farklı bir aileden olduklarını biliyoruz,

Kelime

Taksonomik bir basamak olarak family

Burada family, insanlardan oluşan bir aileyi değil, biyolojik sınıflandırmadaki «familya» basamağını belirtir. Taksonomik bir familya birbiriyle akraba cinsleri gruplar; takımın altında, cinsin üstünde yer alır. be from a different family than ... kalıbı, «…dan farklı bir taksonomik familyaya ait olmak» anlamına gelir. Completely farkı güçlendirir: Hayvanların ikisi de kalamar olabilir, ancak aynı familyada sınıflandırılmazlar.

Alıştırma

Bir biyoloji belgeselinde 'These animals are from a different family than giant squid' ne anlama gelir?

  1. Farklı bir taksonomik familyaya aittirler.
  2. Farklı bir evde yaşarlar.
  3. Farklı ebeveynleri vardır.
Cevabı göster

Farklı bir taksonomik familyaya aittirler.

evidence that gigantism independently evolved more than once among squids. Anlatım akışı

4:44

bu da gigantizmin mürekkep balıkları arasında birden fazla kez bağımsız olarak evrimleştiğinin kanıtıdır.

Anlatım akışı

evidence that ... independently evolved more than once: kanıttan bağımsız evrim sonucuna

evidence that ... yapısı, önceki gözlemi belirtilen bir sonucu destekleyen kanıt olarak sunar. that yan cümlesi, kanıtın desteklediği sonucu açıklar: Kalamarlar arasında devleşme birden fazla evrimsel olayda ortaya çıkmıştır. Independently evolved, benzer çok büyük vücut boyutunun farklı evrimsel soy hatlarında ayrı ayrı geliştiği anlamına gelir; bütün soyların bu özelliği yakın zamandaki tek bir dev atadan miras aldığı anlamına gelmez. Independently, bir hayvanın yalnız yaşamasını veya hareket etmesini değil, ayrı evrimsel kökenleri anlatır.

Alıştırma

'evidence that gigantism independently evolved more than once among squids' ifadesinin fikri nasıl düzenlediğini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Bir kalamar yardım almadan büyümeyi seçmiştir.
  2. İfade, bütün büyük kalamarların boyutlarını yakın zamandaki tek bir dev atadan miras aldığını söyler.
  3. Bir gözlem, çok büyük vücut boyutunun farklı kalamar soylarında ayrı ayrı ortaya çıktığı sonucunu destekler.
Cevabı göster

Bir gözlem, çok büyük vücut boyutunun farklı kalamar soylarında ayrı ayrı ortaya çıktığı sonucunu destekler.

Their limbs are shorter than giant squids, Dilbilgisi

4:49

Uzuvları dev mürekkep balıklarından daha kısadır,

but their mantles are larger,

4:51

ancak mantoları daha büyüktür,

Dilbilgisi

shorter than ..., but ... larger: paralel karşılaştırma

Cümle, kolosal kalamarlar ile dev kalamarlar arasında iki paralel karşılaştırma kurar: uzuvları daha kısa, ancak mantoları daha büyüktür. İki karşılaştırma sıfatı zıt yönleri gösterir ve but bu karşıtlığı işaretler. Amaçlanan karşılaştırma aynı vücut bölümleri arasındadır: onların uzuvları ile dev kalamarların uzuvları ve onların mantoları ile dev kalamarların mantoları karşılaştırılır. İngilizcede bağlamdan anlaşılabilen tekrarlar sıkça atılır; ancak shorter than those of giant squids gibi tam bir biçim ilişkiyi açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle iki karşılaştırmayı da açıkça kurar ve iki özelliği but ile karşı karşıya getirir?

  1. The red birds' wings are shortest than the blue birds' wings, but their tails are more long than the blue birds' tails.
  2. The red birds' wings are shorter than the blue birds' wings, but their tails are longer than the blue birds' tails.
  3. The red birds' wings are shorter because their tails are longer.
Cevabı göster

The red birds' wings are shorter than the blue birds' wings, but their tails are longer than the blue birds' tails.

making them up to twice as heavy. Dilbilgisi

4:53

bu da onları iki kat daha ağır yapar.

Dilbilgisi

making them up to twice as heavy: sonuç ve üst sınır

Making, hemen önce açıklanan özelliğin doğurduğu sonucu ekler. Burada them nesnedir; up to twice as heavy ise ortaya çıkan durumu anlatan bir sıfat grubudur. Yapı make + nesne + sıfat biçimindedir: make them heavy. Up to sabit bir sonucu değil, üst sınırı gösterir. Twice as heavy, karşılaştırılan grubun ağırlığının iki katı anlamına gelir. Bu nedenle tüm ifade bazı bireylerin bu orana ulaşabileceğini söyler; hepsinin kesinlikle tam iki kat ağır olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, iki kat sürenin yalnızca olası bir üst sınır olduğunu söyler?

  1. The new battery always lasts exactly twice as long as the old one.
  2. The new battery can make twice as long as the old one.
  3. The new battery can last up to twice as long as the old one.
Cevabı göster

The new battery can last up to twice as long as the old one.

And unlike the giant squid's toothy tentacles, Anlatım akışı

4:56

Ve dev mürekkep balığının dişli dokunaçlarından farklı olarak,

colossal squids have hooked swiveling sucker barbs. Kelime

4:59

kolosal mürekkep balıklarının dönebilen kancalı vantuz uçları vardır.

Anlatım akışı

Karşılaştırma çerçevesi olarak unlike + isim öbeği

And cümleyi önceki bilgiye bağlarken unlike ana cümleden önce bir karşılaştırma çerçevesi kurar. Burada unlike'ın ardından tam bir cümlecik değil, the giant squid's toothy tentacles isim öbeği gelir. Virgülden sonraki colossal squids have... bölümü ana özne ile fiili verir. Karşılaştırma çerçevesini başa koymak, dinleyicinin yeni bilgiyi önceki nesneden bir fark olarak anlamasını sağlar. Burada amaçlanan karşılaştırma iki kalamarın kol yapıları arasındadır: birinde dişli dokunaçlar, diğerinde ise kancalı ve dönebilen dikenler vardır.

Alıştırma

Hangi cümlede unlike'ın ardından karşılaştırma noktası olarak bir isim öbeği doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. Whereas the old model, the new model uses less energy.
  2. Unlike the old model uses more energy, the new model is efficient.
  3. Unlike the old model, the new model uses less energy.
Cevabı göster

Unlike the old model, the new model uses less energy.

Kelime

Hooked swiveling sucker barbs: ana ismi bulma

Ana isim son kelime olan barbs'tır: geriye doğru uzanan veya kanca biçimindeki keskin çıkıntılar. Önündeki kelimelerin tümü bu ismi daraltıp açıklar. Sucker, niteleyici olarak kullanılan bir isimdir ve dikenleri vantuzlarla ilişkilendirir; hooked onların kanca gibi kıvrık biçimini, swiveling ise dönebildiklerini belirtir. Yoğun teknik isim öbeklerinde önce sağdaki ana ismi bulun, ardından her ayrıntıyı eklemek için sola doğru ilerleyin. Bu öbek dört ayrı vücut parçasını değil, tek bir karmaşık yapı türünü anlatır.

Alıştırma

"hooked swiveling sucker barbs" isim öbeğinde ana isim hangi kelimedir?

  1. barbs
  2. sucker
  3. hooked
  4. swiveling
Cevabı göster

barbs

Much remains mysterious about these animals, Kalıp ifadeler

5:04

Bu hayvanlar hakkında birçok şey gizemini koruyor,

Kalıp ifadeler

Much remains mysterious about these animals: özne much + remain + sıfat

Burada much tek başına özne olur ve “birçok şey” ya da “çok miktarda bilgi” anlamına gelir. “Çok” anlamında bir derece zarfı değildir ve mysterious sözcüğünü nitelemez. Remain + sıfat, bir durumun devam ettiğini anlatır. Bu nedenle remains mysterious, “hâlâ anlaşılmamış durumda” demektir. Kısa ve oldukça resmî olan bu yapı, araştırmaların henüz açıklayamadığı noktaları özetlemek için uygundur.

Alıştırma

Mağara sistemi hakkında birçok gerçeğin hâlâ bilinmediğini resmî biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The cave system remains mysterious.
  2. Much remains unknown about the cave system.
  3. Much remains unchanged about the cave system.
Cevabı göster

Much remains unknown about the cave system.

but we know they're down there,

5:07

ama onların aşağıda olduğunu biliyoruz,

guarding their secrets in the deep, dark sea. Deyimler

5:09

derin, karanlık denizde sırlarını koruyorlar.

Deyimler

guarding their secrets in the deep, dark sea: kişileştirme

Guarding their secrets, hayvanları kişileştirir; onları gizli bir bilgiyi bilinçli olarak koruyorlarmış gibi gösterir. Asıl anlam, insanların onların derin denizdeki yaşamı hakkında hâlâ çok az şey bilmesidir; hayvanların gerçekten sırları olduğu değildir. -ing öbeği, onların “aşağıda” ne yapıyor gibi göründüklerine dair son bir görüntü ekler. Deep, dark sea uzak ve gizemli havayı güçlendirerek belgeselin sonuna şiirsel bir hayranlık duygusu verir.

Alıştırma

Bu cümlede guarding their secrets ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Hayvanları kişileştirir ve onlar hakkında hâlâ bilinmeyen çok şey olduğunu düşündürür.
  2. Hayvanların yazılı bilgileri bilerek sakladığını söyler.
  3. Denizin derinliğine ilişkin ölçülmüş bilimsel bir açıklama verir.
Cevabı göster

Hayvanları kişileştirir ve onlar hakkında hâlâ bilinmeyen çok şey olduğunu düşündürür.

If unraveling the mysteries of the deep appeals to you, Ton ve niyet

5:15

Derinliklerin gizemlerini çözmek size cazip geliyorsa,

Ton ve niyet

If ... appeals to you: ilgiye dayalı nazik bir davet

Burada appeal to someone, birinin ilgisini çekmek veya ona cazip gelmek anlamındadır. unraveling the mysteries of the deep şeklindeki -ing öbeği öznedir; yani ilgi çekici olan, etkinliğin kendisidir. Burada bir ricadan ya da hukuki bir itirazdan söz edilmez. If X appeals to you, ... kalıbı önce dinleyicinin fikirle ilgilenip ilgilenmediğini yoklar, ardından bir öneri veya davet sunar. Bu nedenle doğrudan bir emirden daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Bu nazik öneriyi tamamlamak için appeal to ifadesinin doğru biçimini kullanın: If exploring old maps ____, you might enjoy this museum.

Cevabı göster

appeals to you

check out ed.ted.com/exploreour oceans,

5:18

ed.ted.com/exploreour oceans adresine göz atın,

where you can learn more about the ocean's ancient history,

5:22

orada okyanusun eski tarihi hakkında daha fazla şey öğrenebilirsiniz,

its current condition,

5:25

mevcut durumunu,

and the role you could play in its future. Anlatım akışı

5:27

ve onun geleceğinde oynayabileceğiniz rolü görebilirsiniz.

Anlatım akışı

the role you could play in its future: gelecekte yapabileceğin katkı

Temel isim role sözcüğüdür. You could play in its future, hangi rolden söz edildiğini açıklayan bir ilgi cümleciğidir; ilgi sözcüğü that düşürülmüştür: the role that you could play in its future. Burada play a role, bir şeye katkıda bulunmak veya onu etkilemek anlamına gelir; bir karakteri canlandırmak anlamında değildir. Bu ifade, mesajı dinleyicinin olası katkısı etrafında düzenler. Could katılımı bir olasılık olarak sunar; böylece dinleyiciye hemen harekete geçmesini emretmek yerine nasıl yardım edebileceğini düşünmeye davet eder.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için play a role in kalıbını kullanın: Small choices can ____ protecting the environment.

Cevabı göster

play a role in