Ya İkinci Bir Beyniniz Olsaydı?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
833 kelime 185 kel/dk

Video özeti: Anlatım enterik sinir sistemi, vagus siniri ve bağırsak mikroplarının yeme isteği, ruh hâli, öğrenme ve sosyal davranış üzerindeki olası etkilerini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a second brain — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Gerçek ikinci bir beyin değil, bağırsağın sinir ağına ilişkin ve karmaşık rolü kısaca tanıtan bir benzetmedir. 2. pointing to — Phrasal verb: Araştırmada kanıtların bir sonucu gösterdiğini anlatır, fiziksel işaret değildir ve temkinli özetlemeye yarar. 3. Given that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Sonuçtan önce bir öncül sunar ve büyük grupların yararlarını mikrobiyomun önerilen toplum yanlısı rolüne bağlar.

Bu derste

The brain.

0:01

Beyin.

Every time you think, feel, or perform a multitude of unconscious processes, Notlar

0:02

Her düşündüğünüzde, hissettiğinizde ya da sayısız bilinçsiz süreci gerçekleştirdiğinizde,

the 100 billion neurons in your skull conduct electrical signals to communicate and carry messages between them,

0:06

kafatasınızdaki 100 milyar nöron, iletişim kurup aralarında mesaj taşımak için elektrik sinyalleri iletir,

ultimately creating, well, you and everything you do. Dilbilgisi

0:13

sonuçta da, yani, sizi ve yaptığınız her şeyi meydana getirir.

Dilbilgisi

Tekrarlanan bir koşulu anlatan Every time

Every time, tekrarlanan bir durumu anlatan yan cümleyi başlatır. “Her gerçekleştiğinde” anlamına gelir; dolayısıyla ana cümle, every time cümlesindeki durum her ortaya çıktığında ne olduğunu açıklar. Burada düşünmek, hissetmek veya bilinçsiz süreçleri gerçekleştirmek, nöron etkinliğini tekrar tekrar tetikleyen durumlar olarak sunulur. Tamamlanmış tek bir olayı değil, genel bir düzeni anlatır.

Alıştırma

Örnekteki Every time ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Bir kişi her düşündüğünde, hissettiğinde veya bilinçsiz süreçleri gerçekleştirdiğinde nöron etkinliği oluşur.
  2. Nöron etkinliği yalnızca bir kişi düşünmeden veya hissetmeden önce oluşur.
  3. Nöron etkinliği geçmişte tamamlanmış tek bir durum sırasında gerçekleşti.
Cevabı göster

Bir kişi her düşündüğünde, hissettiğinde veya bilinçsiz süreçleri gerçekleştirdiğinde nöron etkinliği oluşur.

Kalıp ifadeler

a multitude of + çoğul sayılabilen isim

A multitude of, “çok büyük sayıda” anlamına gelir. a multitude of + çoğul sayılabilen isim yapısında kullanılan bir miktar ifadesidir. Örnekte unconscious processes ifadesinin sayıca çok olduğunu belirtir ve anlatıma nötr many sözcüğünden daha resmî ve vurgulu bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen tam ve resmî miktar ifadesiyle tamamlayın: The report identified ____ small errors across the files.

Cevabı göster

a multitude of

Dilbilgisi

ultimately creating, ... ile nihai sonucu belirtmek

'Ultimately creating', virgülden sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Önceki sinirsel etkinlik dizisinin ürettiği nihai sonucu belirtir. 'Ultimately', süreçler zincirini sonuca bağlar. 'Creating' sözcüğünün mantıksal öznesi yakındaki 'them' değil; sinyallerin iletilmesi, iletişim kurulması ve mesajların taşınmasından oluşan önceki sürecin tamamıdır. 'Creating' yeni bir çekimli fiil değildir; bu yapı özneyi tekrarlamadan sonucu ekler.

Alıştırma

Bu cümlede 'ultimately creating' nasıl bir işlev görür? Several small improvements reduced waste, ultimately creating a more efficient process.

  1. Önceki iyileştirmelerin nihai sonucunu sunar.
  2. 'Waste' tarafından yapılan ayrı bir eylemi anlatmaya başlar.
  3. İyileştirmelerin ne sıklıkta gerçekleştiğini belirtir.
Cevabı göster

Önceki iyileştirmelerin nihai sonucunu sunar.

It's the most complex,

0:17

Vücuttaki en karmaşık,

essential, and identifiable organ in the body,

0:18

en hayati ve en kolay ayırt edilebilen organdır;

acting as the center of the nervous system in all vertebrates. Kalıp ifadeler

0:21

tüm omurgalılarda sinir sisteminin merkezi olarak görev yapar.

Kalıp ifadeler

acting as: bir işlevi veya rolü anlatmak

'Acting as', belirli bir rolü üstlenmek veya belirli bir işlevi görmek anlamına gelir. Burada 'as', 'the center of the nervous system' rolünü tanıtır; dolayısıyla öbek organın neye benzediğini veya neymiş gibi davrandığını değil, hangi işlevi gördüğünü açıklar. 'Acting as...' biçimindeki -ing öbeği 'organ' sözcüğüne bağlanır ve yeni bir çekimli yan cümle başlatmadan işlevini ekler. Bu yapı bir kişinin, nesnenin, yerin veya kurumun rolünü eklemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: During the power cut, the phone's flashlight was ____ our only lamp.

  1. acting like
  2. acting on
  3. acting as
Cevabı göster

acting as

But what if how you think and feel Dilbilgisi

0:24

Peki ya düşünme ve hissetme biçiminiz

isn't just controlled by the brain and central nervous system, Dilbilgisi

0:26

yalnızca beyin ve merkezi sinir sistemi tarafından değil de

but in fact a second brain that you didn't know about? Deyimler

0:29

aslında varlığından haberdar olmadığınız ikinci bir beyin tarafından kontrol ediliyorsa?

Dilbilgisi

Düşündüren bir varsayım için what if kullanımı

What if varsayımsal bir olasılık ortaya koyar ve dinleyiciyi bunun ardından ne olacağını düşünmeye yöneltir. Burada olgusal bir evet-hayır yanıtı istemez; düşünce ve duyguları yalnızca beynin ve merkezi sinir sisteminin kontrol ettiği yönündeki tanıdık fikri sorgulayan bir düşünce deneyi başlatır. Kalıp what if + yan cümledir. Konuşurken veya yazarken bir olasılığı, sonucu ya da alternatif açıklamayı ortaya atıp ardından incelemek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hayal edilen bir koşulu başlatan standart iki sözcüklü soru ifadesiyle tamamlayın: ____ our first plan doesn't work?

Cevabı göster

What if

Dilbilgisi

Dar bir açıklamayı düzeltmek için isn't just ... but in fact

isn't just ... but in fact ... biçimindeki ikili çerçeve, dinleyiciye ilk açıklamanın fazla sınırlı olduğunu bildirir ve ardından daha güçlü ya da şaşırtıcı bir düzeltme sunar. Bu cümlede beyin ve sinir sistemine dayanan tanıdık açıklama eksik kabul edilirken ikinci beyin fikri öne çıkarılır. Her bölümden sonra gelen unsurları dil bilgisi bakımından paralel tutun veya ilişkiyi açık kılmak için gerekli sözcükleri tekrarlayın. In fact ikinci bölümü güçlendirir: onu listedeki bir başka madde olarak değil, temel gerçek olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle dar bir tanımı düzeltmek ve ikinci noktayı daha güçlü gerçek olarak sunmak için bu yapıyı kullanır?

  1. The problem isn't just expensive, but in fact dangerous.
  2. The problem is expensive and dangerous.
  3. The problem is not dangerous but expensive.
Cevabı göster

The problem isn't just expensive, but in fact dangerous.

Deyimler

Benzetme olarak a second brain

Bu cümlede a second brain, sindirim kanalındaki sinir ağı olan enterik sinir sistemi için kullanılan bir benzetmedir. Kafatasının içinde başka bir beyin olduğu anlamına gelmez. Bu ağa “ikinci beyin” denmesi, ağın birçok sinyali kendi başına işleyebildiğini ve vücudun çalışma biçimini etkileyebildiğini vurgular. Daha genel olarak “second + tanıdık bir şey” yapısı, karmaşık bir sistemi okuyucunun zaten bildiği bir şeyin başka bir sürümü olarak anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a second brain ne anlama geliyor?

  1. Sindirim kanalında sinyalleri işleyip gönderebilen bir sinir ağı
  2. Konuşan kişinin düşüncelerini saklayan bir bilgisayar
  3. Kafatasının içinde bulunan başka bir tam beyin
Cevabı göster

Sindirim kanalında sinyalleri işleyip gönderebilen bir sinir ağı

The brain uses the vagus nerve to connect and communicate with many parts of the body, Kültür

0:32

Beyin, vücudun birçok bölümüyle bağlantı kurup iletişim sağlamak için vagus sinirini kullanır;

including the vocal cords,

0:36

bunlar arasında ses telleri,

heart, lungs, and most of the digestive tract.

0:38

kalp, akciğerler ve sindirim sisteminin büyük bölümü bulunur.

Kültür

Vagus nerve: anatomi terimi

Vagus nerve, beyin ile vücudun birçok bölümü arasında sinyal taşıyan önemli bir sinirin sabit anatomi adıdır. Burada beynin ses telleri, kalp, akciğerler ve sindirim kanalının büyük bölümüyle iletişim kurmak için kullandığı yolu adlandırır. Vagus nerve ifadesini iki sözcükten oluşan tek bir teknik terim olarak okuyun. Vücut bölümlerinin listesi bu sinirin geniş erişimini gösterir; vagus ve nerve sözcüklerine ayrı ayrı gündelik anlamlar vermez.

Alıştırma

Cümleyi anatomi terimiyle tamamlayın: The ____ carries signals between the brain and organs such as the heart and lungs.

Cevabı göster

vagus nerve

It also uses this nerve to convey fight or flight messages to the body, Kelime

0:41

Ayrıca bu sinir aracılığıyla vücuda savaş ya da kaç mesajları gönderir;

Kelime

fight or flight: otomatik stres tepkisi

Fight or flight, algılanan bir tehdit karşısında vücudun verdiği otomatik stres tepkisinin yerleşik adıdır. Kişiyi tehlikeyle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya hazırlar; kalp atışının ve solunumun hızlanması ya da sesin titremesi gibi değişikliklere yol açabilir. Bu cümlede ifade, sinir yoluyla gönderilen mesajların türünü adlandırır. İki eylemden birini seçmeye yönelik gerçek anlamlı bir talimat değil, tüm tepki mekanizmasının adıdır.

Alıştırma

Örnekte fight or flight neyi adlandırıyor?

  1. İki takım arasındaki bir yarışma
  2. Vücudun bir tehditle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya otomatik olarak hazırlanması
  3. Savaşmak ile kaçmak arasında seçim yapma talimatı
Cevabı göster

Vücudun bir tehditle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya otomatik olarak hazırlanması

which explains why you might experience a cracking voice, Anlatım akışı

0:45

bu da sesinizin neden çatladığını,

racing heart, shortness of breath, Kelime

0:48

kalbinizin hızla çarptığını, nefesinizin daraldığını

and a knot in your stomach when you're really stressed or nervous. Deyimler

0:50

ve çok stresli ya da gerginken midenizin düğümlendiğini açıklar.

Anlatım akışı

which explains why: önceki bir nedeni sonuca bağlamak

Burada which, yalnızca en yakın isim olan body sözcüğüne değil, sinirin fight-or-flight sinyalleri gönderdiği şeklindeki önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. Önceki açıklama, which explains why + sonuç kalıbı, bilgiyi açık bir neden-sonuç zinciri hâlinde düzenler. Dinleyiciye, önceki mekanizmanın why sonrasında belirtilen semptomları anlaşılır kıldığını gösterir.

Alıştırma

Hangi seçenek, bir sonucu önceki yan cümleye bağlamak için which explains why ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The building has thick walls. Which explains why it stays cool inside.
  2. The building has thick walls, which explains it stays cool inside.
  3. The building has thick walls, which explains why it stays cool inside.
Cevabı göster

The building has thick walls, which explains why it stays cool inside.

Kelime

shortness of breath: nefes alma güçlüğü ifadesi

Shortness of breath, yeterince hava alamama veya rahat nefes alamama hissini anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Burada yoğun stres ya da gerginliğin yol açabileceği fiziksel tepkilerden birini adlandırır. Bu ifadede shortness kısa bir süreyi anlatmaz. Sözcükleri ayrı ayrı yorumlamak yerine bütün ifadeyi bir belirti kalıbı olarak öğrenin.

Alıştırma

Cümleyi nefes almakta zorlanma anlamındaki kalıplaşmış sağlık ifadesiyle tamamlayın: The patient reported ____ after walking upstairs.

Cevabı göster

shortness of breath

Deyimler

a knot in your stomach: kaygının yarattığı gerginlik

A knot in your stomach, kaygı, korku veya endişenin midede oluşturabildiği gergin ve rahatsız edici hissi anlatan bir deyimdir. Örnekte çok stresli veya gergin olmanın yol açtığı başka bir fiziksel tepkiyi ifade eder. Buradaki knot gerçek bir düğüm değildir. Kalıp kişiye göre değişir: a knot in my, your, his, her, our, or their stomach.

Alıştırma

Cümleyi knot içeren deyimle tamamlayın ve iyelik sözcüğünü konuşan kişiye uyacak şekilde değiştirin: While I waited for the results, I had ____.

Cevabı göster

a knot in my stomach

But while this extensive network is constantly sending signals from the brain to your body, Dilbilgisi

0:53

Ancak bu geniş ağ beyinden vücudunuza sürekli sinyal gönderirken,

scientists have noted that 80 to 90% of the nerve fibers in the enteric nervous system

0:58

bilim insanları enterik sinir sistemindeki sinir liflerinin %80 ila %90'ının

are actually going from the gut to the brain.

1:03

aslında bağırsaktan beyne doğru gittiğini fark etti.

Dilbilgisi

Karşıtlık bildiren while

Burada while bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık bildirir. İlk bölüm, ağın beyinden vücuda sinyal gönderdiğini söyler; ardından ana fikir, bu sinir liflerinin çoğunun sinyalleri ters yönde, bağırsaktan beyne taşıdığını belirtir. Karşıtlık bildiren while, “although it is true that...” veya “whereas” gibi anlaşılabilir. Önce bir gerçeği sunar; sonraki gerçek de bunun oluşturduğu izlenimi düzeltir veya sorgular.

Alıştırma

Karşıtlık kurmak için hedef kelimeyi kullanın: “____ the jacket is expensive, it will last for years.”

Cevabı göster

While

In fact, the enteric nervous system, Kelime

1:06

Aslında enterik sinir sistemi,

which is an extensive mesh-like network of neurons that controls your entire digestive tract

1:08

tüm sindirim sisteminizi kontrol eden, geniş ve ağ benzeri bir nöron ağıdır;

from the esophagus to the anus,

1:12

yemek borusundan anüse kadar uzanır

doesn't even require the brain at all. Dilbilgisi

1:14

ve beyne hiç ihtiyaç duymaz.

Kelime

enteric nervous system: bağırsağın sinir ağı

Enteric nervous system, sindirim kanalını yöneten sinir ağıdır. Bu terimde enteric, “bağırsaklarla veya sindirim kanalıyla ilgili” anlamına gelir. Ardından gelen which yan cümlesi terimi hemen tanımlar: tüm sindirim kanalını kontrol eden geniş, ağ benzeri bir nöron sistemidir.

Alıştırma

Sindirim kanalındaki sinir ağının bilimsel terimini tamamlayın: “the ____ nervous system”

Cevabı göster

enteric

Dilbilgisi

Şaşırtıcı ve tam bir olumsuzluk için doesn't even require ... at all

Bu olumsuz yapıda doesn't even require, 'şaşırtıcı biçimde ihtiyaç duymaz' anlamına gelir. Even beklenmedik noktayı gösterir: beynin gerekli olduğu düşünülebilir, fakat aslında gerekli değildir. At all olumsuzluğu güçlendirip tam hâle getirir: beyne hiçbir ölçüde ihtiyaç yoktur. Burada at all tek başına 'hepsi' anlamına gelmez; ihtiyacın sıfır olduğunu vurgulamak için doesn't ile birlikte çalışır.

Alıştırma

Şaşırtıcı ve tam bir olumsuzluk ifade etmek için cümleyi require, even ve at all ile tamamlayın: The museum ____ an entry fee ____.

Cevabı göster

doesn't even require · at all

When the vagus nerve is severed,

1:17

Vagus siniri kesildiğinde,

the enteric nervous system is capable of organizing and initiating its own reflexes for digestion Dilbilgisi

1:18

enterik sinir sistemi sindirim için kendi reflekslerini düzenleyip başlatabilir;

because it has such a complex collection of neurons.

1:24

çünkü son derece karmaşık bir nöron topluluğuna sahiptir.

Dilbilgisi

Eş görevli eylemlerle be capable of + -ing

Is capable of, 'bir şeyi yapma yeteneğine sahiptir' anlamına gelir. Capable bir sıfattır; bu nedenle be fiilinin uygun biçiminden sonra gelir. Of bir edattır, bu yüzden ardından gelen eylem -ing biçimini alır: is capable of organizing. Organizing ve initiating aynı of sözcüğünden sonra eş görevli olarak bağlanmıştır. Is capable of ifadesi iki eylem için de geçerlidir, bu nedenle tekrarlanması gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir yeteneği anlatmak için capable of yapısını doğru kullanıyor?

  1. The rescue drone is capable of locating and carrying small packages.
  2. The rescue drone is capable of locate and carry small packages.
  3. The rescue drone is capable to locate and carry small packages.
Cevabı göster

The rescue drone is capable of locating and carrying small packages.

It is your second brain and controls you far more than you realize. Dilbilgisi

1:27

O sizin ikinci beyninizdir ve sizi fark ettiğinizden çok daha fazla kontrol eder.

Dilbilgisi

far more than you realize: fark ettiğinizden çok daha fazla

controls you far more ifadesinde far karşılaştırmayı güçlendirir: kontrol düzeyi çok daha yüksektir. Burada far, “büyük ölçüde” demektir; “uzak bir mesafe” anlamına gelmez. than you realize gerçek düzeyi, dinleyicinin farkında olduğu düzeyle karşılaştırır. Birlikte kullanıldığında, bir şeyin etkisinin dinleyicinin bildiğinden çok daha büyük olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “bildiğinizden çok daha büyük ölçüde” anlamındaki beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The sun can damage your skin ____.

Cevabı göster

far more than you realize

From an evolutionary perspective, Kalıp ifadeler

1:31

Evrimsel açıdan bakıldığında,

before modern food safety protocols,

1:33

modern gıda güvenliği protokollerinden önce,

our biggest choices were about eating.

1:35

en önemli kararlarımız yemekle ilgiliydi.

Kalıp ifadeler

From an evolutionary perspective: evrimsel açıdan

From an evolutionary perspective, açıklamayı hangi bakış açısının yönlendirdiğini dinleyiciye bildirir. Konuya, canlıların ve özelliklerinin birçok nesil boyunca nasıl geliştiği açısından bakmak anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen her şeyi belirli bir çerçeveye yerleştirir; tek başına nedeni veya sonucu belirtmez. Bir analizin bakış açısını adlandırmak için from a/an ... perspective kalıbını yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Açıklamanın bakış açısı olarak evrimi kullandığını dinleyiciye bildiren başlangıç hangisidir?

  1. According to my teacher
  2. From an evolutionary perspective
  3. From a financial perspective
Cevabı göster

From an evolutionary perspective

Is it safe?

1:37

Güvenli mi?

Will it make me sick?

1:37

Beni hasta eder mi?

Will it give me energy?

1:38

Bana enerji verir mi?

This is why we would need a direct line of communication Notlar

1:40

İşte bu yüzden doğrudan bir iletişim hattı gerekiyordu,

between the gut and the brain.

1:42

bağırsak ile beyin arasında.

Anlatım akışı

This is why: bir nedeni sonuca bağlamak

This is why, daha önce verilmiş bir duruma veya nedene gönderme yapar ve onu ardından gelen sonuçla ya da çıkarımla bağlar. Bu cümlede This, yiyecekleri hızlıca değerlendirme gereksinimiyle ilgili önceki bilgiyi özetler; why ise bağırsak ile beynin doğrudan iletişim kurması gerektiği sonucunu sunar. Başka durumlara aktarılabilen bilgi düzeni şöyledir: önce neden veya arka plan, ardından This is why + sonuç. Bu düzen, dinleyicinin akıl yürütmeyi takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

İkinci cümlenin birinci cümlenin sonucu olduğunu doğru biçimde gösteren ifade hangisidir? The roads are icy. _____ school is closed today.

  1. This is why
  2. This is because
  3. For example
Cevabı göster

This is why

Kalıp ifadeler

a direct line of communication: iki taraf arasındaki doğrudan iletişim kanalı

Bu cümlede a direct line of communication, mesajlar birkaç aracıdan geçmeden bağırsak ile beynin bilgi alışverişi yapabildiği bir kanal anlamına gelir. Line burada mecazdır; gözle görülebilen düz bir çizgi değildir. a line of communication between A and B yapısı önce iletişim yolunu, ardından bu yolun bağladığı iki tarafı belirtir. Biyolojik sinyal aktarımının yanı sıra insanlar, ekipler, kuruluşlar veya cihazlar arasındaki iletişimi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bilgi alışverişi için doğrudan bir kanal anlamına gelen bu dersteki beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During the rescue, the field team established ____ with headquarters.

Cevabı göster

a direct line of communication

For example, fat and sugar are good sources of fuel for the body,

1:44

Örneğin yağ ve şeker, vücut için iyi enerji kaynaklarıdır;

so we've evolved mechanisms to notify the brain

1:48

bu nedenle beyni uyaran mekanizmalar geliştirdik.

to release the feel-good neurotransmitter dopamine

1:50

Bu uyarı, kendimizi iyi hissettiren nörotransmiter dopaminin salgılanmasını sağlar,

when we eat foods high in fats and sugars, Kalıp ifadeler

1:52

yağ ve şeker oranı yüksek yiyecekler yediğimizde;

which make us continually seek them out. Öbek fiiller

1:55

bu da onları durmadan aramamıza yol açar.

Kalıp ifadeler

high in fats and sugars: yağ ve şeker oranı yüksek

“High in”, “yüksek miktarda ... içeren” anlamına gelir. Burada foods high in fats and sugars, yüksek miktarda yağ ve şeker içeren yiyeceklerdir. Kalıp isim + high in + madde şeklindedir; food high in salt buna bir örnektir. Buradaki high fiziksel yüksekliği anlatmaz ve kullanılan edat in'dir.

Alıştırma

Hangi cümle, gevreğin çok miktarda lif içerdiğini doğal biçimde anlatır?

  1. This cereal is high on fiber.
  2. This cereal is high at fiber.
  3. This cereal is high in fiber.
Cevabı göster

This cereal is high in fiber.

Öbek fiiller

seek them out: anlamı ve zamirin yeri

“Seek them out”, “onları bulmak için bilinçli biçimde çaba göstermek” anlamına gelir. Buradaki them, yiyecekleri ifade eder; yani cümle, insanların bu yiyecekleri etkin biçimde aramaya devam ettiğini söyler. Seek out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse seek out healthy snacks veya seek healthy snacks out denebilir. Nesne bir zamirse seek ile out arasına gelir: seek them out denir, seek out them denmez.

Alıştırma

Seek out ve them zamirini kullanarak tamamlayın: These rare books are hard to find, so collectors ____.

Cevabı göster

seek them out

But the enteric nervous system becomes even more interesting

1:57

Ancak enterik sinir sistemi daha da ilginçleşir,

when you realize that the microbes in your gut

2:00

bağırsaklarınızdaki mikropların

actually produce over 50% of the dopamine found in your body

2:02

vücudunuzdaki dopaminin %50'den fazlasını

and 90% of the serotonin,

2:06

ve serotoninin %90'ını ürettiğini fark ettiğinizde.

two neurotransmitters that drastically affect your mood,

2:08

Bu iki nörotransmiter ruh hâlinizi,

happiness, and pleasure.

2:11

mutluluğunuzu ve aldığınız hazzı büyük ölçüde etkiler.

And these microbes can manipulate your cravings and eating behaviors

2:13

Üstelik bu mikroplar, yiyeceklere duyduğunuz isteği ve yeme davranışlarınızı yönlendirebilir,

for their own survival.

2:16

kendi hayatta kalmalarını sağlamak için.

Your diet affects which bacteria thrive,

2:18

Beslenme biçiminiz hangi bakterilerin gelişeceğini etkiler,

but as a result,

2:20

ancak bunun sonucunda

the flourishing bacteria in your gut can then send signals to the brain

2:21

bağırsağınızda çoğalan bakteriler beyne sinyaller gönderebilir,

via the vagus nerve to tell you to keep eating the foods that they love. Dilbilgisi

2:24

vagus siniri aracılığıyla, sevdikleri yiyecekleri yemeye devam etmenizi söyleyebilir.

Dilbilgisi

keep eating: Bir eylemi sürdürmek için keep + -ing

keep eating ifadesinde keep fiilinden sonra eating ulaç biçimi gelir. keep + fiil-ing yapısı, bir eylemi sürdürmek veya tekrar tekrar yapmak anlamına gelir. Burada sinyallerin, kişiyi bakterilerin sevdiği yiyecekleri yemeye devam etmeye yönelttiği anlatılır. Keep burada saklamak anlamına gelmez; bu anlamda keep the food örneğindeki gibi bir isim nesnesi alır.

Alıştırma

Cümleyi keep ve practice fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: If you want to improve, ____ every day.

Cevabı göster

keep practicing

This is why some scientists have suggested that treatment with probiotics or fecal transplants Notlar

2:28

İşte bu yüzden bazı bilim insanları, probiyotik veya dışkı nakli tedavisinin

could be an effective therapy for overeating,

2:33

aşırı yemeye karşı etkili bir yöntem olabileceğini öne sürdü.

Anlatım akışı

have suggested that ... could be: Bilimsel aktarımda temkinli ifade

Have suggested that, fikri bilim insanlarına atfeder ve onu daha önce ortaya atılmış, güncel tartışmayla hâlâ ilgili bir öneri olarak sunar. İddianın kaynağını iddianın içeriğinden ayırarak cümledeki bilgiyi düzenler. Aktarılan iddianın içindeki could be kesinlik değil, olasılık belirtir. İki ifade birlikte cümleyi temkinli hâle getirir: Bir tedavinin etkili olabileceği öne sürülmüştür, ancak etkili olduğu kesinleşmemiştir.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk aşamadaki bir fikri kanıtlanmış gibi sunmadan aktarır?

  1. The new method will definitely be useful for reducing waste.
  2. Researchers have proved that the new method is useful for reducing waste.
  3. Some researchers have suggested that the new method could be useful for reducing waste.
Cevabı göster

Some researchers have suggested that the new method could be useful for reducing waste.

Kültür

probiotics or fecal transplants: probiyotikler veya dışkı nakilleri

Probiotics, bağırsaktaki mikrop topluluğuna yarar sağlamak veya bu topluluğu değiştirmek amacıyla kullanılan canlı mikroorganizmalardır. fecal transplant ise taramadan geçmiş bir bağışçıdan alınan ve özenle hazırlanan dışkı materyalinin, bağırsak topluluğunu değiştirmek amacıyla hastanın sindirim sistemine aktarılmasıyla yapılan tıbbi bir işlemdir. Bu cümlede or, iki terimi treatment with ifadesinin nesneleri olarak birbirine bağlar. Bunlar bağırsak bakterilerini değiştirmenin iki olası yolu olarak sunulur; suggested ve could, aşırı yeme için doğrulanmış bir tedaviyi değil, bir öneriyi veya olasılığı gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede probiotics or fecal transplants ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Bağırsak mikrobiyomunu değiştirmenin iki olası yolu; kanıtlanmış tedaviler değil, önerilmiş tedaviler olarak sunuluyorlar
  2. Bütün yiyecek isteklerine doğrudan neden olan iki zararlı bakteri türü
  3. Bilim insanlarının aşırı yemeyi kesinlikle iyileştireceğini söylediği iki yiyecek
Cevabı göster

Bağırsak mikrobiyomunu değiştirmenin iki olası yolu; kanıtlanmış tedaviler değil, önerilmiş tedaviler olarak sunuluyorlar

by getting rid of certain bacteria that generate intense cravings Notlar

2:35

Böylece yoğun istek uyandıran belirli bakteriler ortadan kaldırılabilir;

for high-fat and high-sugar foods.

2:38

bu istek, yağ ve şeker oranı yüksek yiyeceklere yöneliktir.

Öbek fiiller

getting rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, ortadan kaldırmak ya da bir yeri veya durumu ondan arındırmak anlamına gelen sabit ve çok sözcüklü bir ifadedir. Get sözcüğünün yaygın anlamı edinmek olsa da bu ifade edinmek anlamına gelmez ve of ifadenin zorunlu bir parçasıdır. Burada by sözcüğünü -ing biçimindeki getting izler. by + -ing yapısı önerilen yöntemi açıklar: Tedavi, belirli bakterilerin ortadan kaldırılması yoluyla etkili olacaktır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi get rid of ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The office created more space by ____ old filing cabinets.

Cevabı göster

getting rid of

Kalıp ifadeler

intense cravings for: bir şeye yönelik yoğun istekler

Bu cümlede intense cravings for high-fat and high-sugar foods, bu yiyecekleri yemeye yönelik çok güçlü ve karşı koyması zor olabilecek dürtüler anlamına gelir. Intense, cravings sözcüğünü güçlendirir; for ise istenen şeyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp a craving for + isim veya cravings for + isim şeklindedir. A craving, yalnızca bir şeyi istemekten daha güçlü ve daha belirgin bir istektir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After skipping lunch, Leo had ____ sugary snacks.

Cevabı göster

intense cravings for

In fact, current research is pointing to a gut with healthy microbiomes Öbek fiiller

2:40

Aslında güncel araştırmalar, sağlıklı bir mikrobiyoma sahip bağırsağın

as a strong predictor of emotional and mental health. Kalıp ifadeler

2:44

duygusal ve zihinsel sağlığın güçlü bir göstergesi olduğuna işaret ediyor.

Öbek fiiller

pointing to: kanıtların bir sonuca işaret etmesi

Bu araştırma bağlamında is pointing to, ‘lehine kanıt sağlıyor’ veya ‘işaret ediyor’ anlamına gelir. Özne current research olduğu için ifade soyut bir anlam kazanır; kimse fiziksel olarak parmağıyla göstermemektedir. Çevresindeki yapı point to X as Y şeklindedir: kanıt, X’in Y işlevi görebileceğini veya Y olarak anlaşılabileceğini gösterir. Pointing to bir sonucu ihtiyatlı biçimde destekler; tek başına o sonucu kanıtlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The latest figures are ____ a steady recovery.

Cevabı göster

pointing to

Kalıp ifadeler

as a strong predictor of: nedensellik kanıtı olmadan öngörü

Bilimsel yazıda as a strong predictor of, bir şeyin başka bir sonucu öngörmede çok yararlı olduğunu belirtir. Bu cümlede sağlıklı mikrobiyomlara sahip bir bağırsak, duygusal ve zihinsel sağlığı güçlü biçimde öngören bir unsur olarak tanımlanıyor. Bir yordayıcı, güvenilir bir istatistiksel ilişkiyi veya öngörü değerini gösterir. Tek başına, yordayıcının sonuca doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Yaygın yapı X is or serves as a strong predictor of Y şeklindedir.

Alıştırma

Uyku kalitesini akademik performansı öngörmede çok yararlı olarak gösteren dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The study identifies sleep quality ____ academic performance.

Cevabı göster

as a strong predictor of

Mice raised in sterile environments where no bacteria could colonize their gut Dilbilgisi

2:47

Bağırsaklarına hiçbir bakterinin yerleşemediği steril ortamlarda yetiştirilen fareler,

exhibit social traits similar to those seen in humans on the autism spectrum. Notlar

2:51

otizm spektrumundaki insanlarda görülenlere benzer sosyal özellikler sergiler.

Dilbilgisi

Mice raised in sterile environments: kısaltılmış edilgen niteleyici

Mice raised in sterile environments ifadesinde raised in sterile environments, Mice sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Mice that were raised in sterile environments ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Raised edilgen anlam taşır: fareleri orada başka biri yetiştirmiştir. Mice öznesinin ana fiili raised değil, exhibit fiilidir. Bu tür kısaltılmış edilgen niteleyiciler, kısa ve yoğun bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kısaltılmış edilgen bir niteleyiciye dönüştürün: The books ____ are on the top shelf. (that were written for young readers)

Cevabı göster

written for young readers

Dilbilgisi

similar to those seen in: kısa bir çoğul karşılaştırma

Bu cümlede those, çoğul isim öbeği social traits yerine kullanılır; mice sözcüğüne gönderme yapmaz. Similar to, bir sosyal özellik grubunu başka bir grupla karşılaştırır. Seen in humans ... kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: those that are seen in humans .... plural noun + similar to those + past participle şeklindeki kısa yapı, çoğul ismin tekrarlanmasını önler ve resmî yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Kısa karşılaştırma yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The new model has safety features similar with those seen in aircraft.
  2. The new model has safety features similar to them seen in aircraft.
  3. The new model has safety features similar to those seen in aircraft.
Cevabı göster

The new model has safety features similar to those seen in aircraft.

Kelime

on the autism spectrum: sabit edat on

On the autism spectrum, bir kişiyi otistik veya otizm tanısı almış biri olarak tanımlamak için klinik ve gündelik bağlamlarda kullanılan yerleşik bir ifadedir. Sabit edat on sözcüğüdür ve burada bütün ifade humans sözcüğünü niteler. Cümle sosyal özellikleri karşılaştırır: farelerdeki bazı özellikler, otistik insanlarda gözlemlenen özelliklere benzer. Farelerle insanları bir tutmaz ve tek bir ortak özellik, bir kişinin spektrumda olduğu sonucuna varmak için yeterli değildir.

Alıştırma

Cümleyi otizm spektrumu içinde olma anlamına gelen standart ifadeyle tamamlayın: The center offers support for children ____.

Cevabı göster

on the autism spectrum

When researchers studied their brains,

2:56

Araştırmacılar farelerin beyinlerini incelediklerinde,

they also found significant changes in the levels of serotonin

2:57

serotonin düzeylerinde

and specific proteins related to learning and memory formation.

3:00

ve öğrenme ile hafıza oluşumuyla ilişkili belirli proteinlerde önemli değişimler de buldu.

But after feeding the mice with specific probiotics to help cultivate healthy microbiomes,

3:04

Ancak sağlıklı mikrobiyomlar geliştirmelerine yardımcı olmak için farelere belirli probiyotikler verildikten sonra,

the symptoms were alleviated. Kelime

3:09

belirtiler hafifledi.

Kelime

symptoms were alleviated: şiddetin azalması, tam iyileşme değil

symptoms were alleviated ifadesindeki alleviate, belirtileri daha hafif veya katlanılabilir hâle getirmek demektir. Bu ifade iyileşme bildirir, ancak belirtilerin tamamen ortadan kalktığını göstermez. Edilgen biçim were alleviated, tedaviyi yapan unsurdan çok belirtilere ve gözlemlenen sonuca odaklanır. Bu kullanım resmî tıp ve araştırma raporlarında yaygındır.

Alıştırma

Resmî raporu dersteki edilgen ifadeyle tamamlayın: After the new treatment, the patients' ____, but the underlying disease was not cured.

Cevabı göster

symptoms were alleviated

Their gut controlled their behavior.

3:10

Davranışlarını bağırsakları kontrol ediyordu.

A 30-day study comparing people who ate probiotic yogurt found a decrease Dilbilgisi

3:12

Probiyotik yoğurt yiyen kişilerin incelendiği 30 günlük bir araştırmada,

in the levels of anxiety and depression compared to people who consumed milk with no bacteria.

3:16

bakterisiz süt içenlere kıyasla kaygı ve depresyon düzeylerinin azaldığı görüldü.

Dilbilgisi

a decrease in ... compared to: ölçü ve karşılaştırma noktası

a decrease in isim öbeği, azalan ölçüyü tanıtır; burada bu ölçü kaygı ve depresyon düzeyleridir. decrease isminden sonra in + değişen ölçü gelir. Ardından compared to, referans grubunu tanıtır: bakteri içermeyen süt tüketen insanlar. a decrease in X compared to Y kalıbı, okuyucuya hem neyin değiştiğini hem de neye göre ölçüldüğünü anlatır.

Alıştırma

Veri raporlama cümlesini dersteki iki ifadeyle tamamlayın: The report showed ____ energy use ____ the previous quarter.

Cevabı göster

a decrease in · compared to

And another study found that mice fed a specific bacteria

3:22

Başka bir araştırma da belirli bir bakteri verilen farelerin

had less stress-related hormones in their blood

3:25

kanında stresle ilişkili hormonların daha az olduğunu

and performed better on tests of learning and memory.

3:28

ve öğrenme ile hafıza testlerinde daha iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.

But when researchers severed the vagus nerve,

3:31

Ancak araştırmacılar vagus sinirini kestiğinde,

all of these improvements disappeared.

3:33

tüm bu iyileşmeler ortadan kayboldu.

Again, their guts were in control of their emotions. Kalıp ifadeler

3:35

Bir kez daha, duygularını bağırsakları kontrol ediyordu.

Kalıp ifadeler

were in control of: kontrol eden tarafı belirlemek

be in control of + isim yapısında özne, ismin belirttiği şeyi yöneten veya güçlü biçimde etkileyen kişi ya da güçtür. Burada their guts dil bilgisel olarak kontrol eden, their emotions ise kontrol edilendir. Cümlede bağırsaklar kişileştirilir; bağırsakların bilinçli kararlar aldığı söylenmez. Anlatılan düşünce, bağırsakla ilgili etkinliğin duyguları yönlendirdiği veya güçlü biçimde şekillendirdiğidir.

Alıştırma

Cümleyi be in control of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During yesterday's landing, the pilot ____ the plane.

Cevabı göster

was in control of

Studies have even shown that stimulating the vagus nerve

3:38

Hatta araştırmalar, vagus sinirini uyarmanın

at different frequencies by implanting a small pacemaker Dilbilgisi

3:41

küçük bir kalp pili yerleştirip farklı frekanslar uygulayarak

can help patients with treatment-resistant depression Kelime

3:44

tedaviye dirençli depresyon hastalarına yardımcı olabildiğini gösterdi;

by mimicking vagal nerve activity like a person with a healthy gut.

3:47

böylece sağlıklı bağırsaklara sahip birinin vagus siniri faaliyeti taklit ediliyor.

Dilbilgisi

by implanting ... by mimicking: farklı düzeylerdeki yöntemler

By + -ing, “Nasıl?” sorusunu yanıtlar. Başka bir eylemi veya sonucu ortaya çıkarmak için kullanılan eylemi ya da mekanizmayı tanıtır. by implanting a small pacemaker ifadesi stimulating the vagus nerve ile bağlantılıdır: kalp pilini yerleştirmek, siniri farklı frekanslarda uyarmanın yöntemidir. by mimicking vagal nerve activity ifadesi ise uyarımın hastalara nasıl yardımcı olabileceğini açıklar: taklit yoluyla yardımcı olur. Uzun bir cümlede her by ifadesini otomatik olarak en yakın isme değil, mantıksal olarak açıkladığı eyleme veya sonuca bağlayın.

Alıştırma

Cümleyi by + listen fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya learned the song ____ to it every day.

Cevabı göster

by listening

Kelime

treatment-resistant depression ifadesinin tıbbi anlamı

treatment-resistant depression ifadesinde treatment-resistant, depression sözcüğünü niteleyen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Rahatsızlığın uygun standart tedavilerden sonra yeterince iyileşmediği anlamına gelir. Buradaki direnç, hastanın davranışına veya isteğine değil, hastalığın tedaviye verdiği yanıta aittir. Bu yapı drug-resistant infection gibi tıbbi birleşik ifadelerde de görülür; -resistant, adı verilen tedaviyle “kontrol edilemeyen veya iyileşmeyen” anlamındadır.

Alıştırma

Bir tıbbi raporda treatment-resistant depression en doğru biçimde ne anlama gelir?

  1. Depresyon daha önce hiç değerlendirilmemiş veya tedavi edilmemiştir.
  2. Depresyon uygun standart tedavilerden sonra yeterince iyileşmemiştir.
  3. Hasta hiçbir tedaviyle iş birliği yapmak istememektedir.
Cevabı göster

Depresyon uygun standart tedavilerden sonra yeterince iyileşmemiştir.

And the essential role of the gut doesn't end there. Deyimler

3:50

Üstelik bağırsağın hayati rolü bununla da bitmiyor.

Deyimler

Daha fazlasının geleceğini bildiren doesn't end there

Doesn't end there, açıklamanın devam edeceğini bildiren deyimsel bir ifadedir. Burada there fiziksel bir yeri değil, az önce söylenenlerin sınırını gösterir; yani bağırsağın başka temel rolleri de vardır. Konuşan kişi bir noktayı sunduktan sonra daha fazla kanıt, etki veya örneğin geleceğini bildirmek için X doesn't end there yapısını kullanır. Bu yapı, bir aşamayı kapatırken sonrakini açarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

“The course is affordable, but its value doesn't end there: it also includes free coaching.” cümlesinde doesn't end there neyin sinyalini verir?

  1. Fiziksel bir sınıra ulaşılmıştır.
  2. İlişkili daha fazla bilgi eklenmek üzeredir.
  3. Konuşmacı konuyu anlatmayı bitirmiştir.
Cevabı göster

İlişkili daha fazla bilgi eklenmek üzeredir.

Given that large social groups increase the potential of one's genes being passed on Notlar

3:53

Büyük sosyal gruplar, genlerin gelecek nesillere aktarılma ihtimalini artırır;

for both us and our bacteria,

3:58

bu hem bizim genlerimiz hem de bakterilerimizinkiler için geçerlidir.

Öbek fiiller

being passed on: pass on ifadesinin edilgen -ing biçimi

Bu genetik bağlamında pass on, başka bir kişiye veya sonraki nesle aktarmak anlamına gelir. Aktarılan şey genlerdir; bu nedenle burada ölmek anlamına gelmez. Being passed on, being + geçmiş zaman ortacı ile kurulan edilgen -ing biçimidir. Of'tan sonra gelen one's genes being passed on yan cümlesi, gerçekleşme olasılığı artan gen aktarımı olayını adlandırır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi pass on ifadesinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: 'Clear records improve the chance of important knowledge ____ to new staff.'

Cevabı göster

being passed on

researchers now believe that the function of the microbiome is partly to promote prosocial behaviors. Kelime

4:00

Bu nedenle araştırmacılar artık mikrobiyomun işlevinin kısmen toplum yanlısı davranışları teşvik etmek olduğuna inanıyor.

Dilbilgisi

Given that: akıl yürütme öncülü sunmak

Given that, konuşanın kabul edilmiş bir gerçek veya makul bir öncül olarak ele aldığı yan cümleyi başlatır. Ana cümle daha sonra bu öncüle dayanan bir sonuç verir. Burada büyük sosyal gruplarla ilgili iddia, araştırmacıların şimdiki görüşünün öncülüdür. Given that, considering the fact that veya since anlamına gelir; give fiilinin edilgen anlamını taşımaz.

Alıştırma

Kabul edilmiş bir gerçeği sonucun dayanağı olarak sunan ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: '____ the roads are icy, the school will open late.'

Cevabı göster

Given that

Kelime

prosocial behaviors: başkalarına yarar sağlayan davranışlar

Prosocial behaviors; paylaşmak, iş birliği yapmak, teselli etmek veya yardım etmek gibi başka insanlara yardım etmeyi ya da bir grubu desteklemeyi amaçlayan davranışlardır. Bu cümlede ifade, mikrobiyomun teşvik edebileceği davranış türünü adlandırır. pro- ön eki bir şeyden yana olma veya onu destekleme anlamı taşır. Bu nedenle prosocial, yalnızca dışa dönük veya insanlarla birlikte olmaktan hoşlanan değil, başkalarına ya da topluma yararlı olan demektir.

Alıştırma

Hangi durum prosocial behavior için en açık örnektir?

  1. Bir çocuk yapbozu tek başına çok hızlı tamamlar.
  2. Bir çocuk, sınıf arkadaşının düşürdüğü kalemleri toplamasına yardım eder.
  3. Bir çocuk öğle yemeğinde birçok kişiyle konuşmayı tercih eder.
Cevabı göster

Bir çocuk, sınıf arkadaşının düşürdüğü kalemleri toplamasına yardım eder.

Healthy gut bacteria can lead to a higher resilience of negative emotions from others,

4:05

Sağlıklı bağırsak bakterileri, başkalarının olumsuz duygularına karşı dayanıklılığınızı artırabilir;

which makes you more forgiving and better at fostering strong social connections, Notlar

4:10

bu da sizi daha affedici kılar ve güçlü sosyal bağlar kurmanızı kolaylaştırır,

Dilbilgisi

which makes you more forgiving: make + nesne + sıfat

Which, yalnızca en yakındaki isme değil, önceki durumun tamamına gönderme yapan bir sonuç yan cümlesi başlatır. Burada which sonrasındaki bölüm, önceki durumun doğurduğu sonucu anlatır. makes you more forgiving yapısında makes ettirgen bir fiil, you onun nesnesi ve more forgiving nesne tümleci görevindeki bir sıfat öbeğidir. make + nesne + sıfat kalıbı, nesnenin belirtilen duruma gelmesine veya o durumda olmasına neden olmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + sıfat sonuç yapısıyla tamamlayın: A good night's sleep lowers stress, which ____ more patient with everyone.

Cevabı göster

makes you

Kalıp ifadeler

Fostering strong social connections: güçlü sosyal bağlar geliştirmek

Bu cümlede fostering strong social connections, diğer insanlarla kurulan anlamlı ilişkilerin zaman içinde gelişmesine ve güçlenmesine yardımcı olmak demektir. Foster bir fiildir ve strong social connections isim öbeği onun nesnesidir. Fostering biçiminde -ing kullanılmasının nedeni, sözcüğün better at ifadesinden sonra gelmesidir. Foster, güven, iletişim veya ortak etkinlikler yoluyla kademeli gelişimi desteklemeyi anlatır; bir ilişkiyi anında oluşturmayı değil.

Alıştırma

'Sağlam ilişkilerin zaman içinde büyümesine yardımcı olmak' anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Weekly club meetings can ____ among neighbors.

Cevabı göster

foster strong social connections

ultimately improving your shot at reproduction. Deyimler

4:14

sonuçta üreme şansınızı artırır.

Deyimler

Your shot at reproduction: üreme şansınız

Burada your shot at reproduction, üreme veya çocuk sahibi olma şansınız anlamına gelir. Improving your shot, bu sonucun gerçekleşme olasılığını artırmak demektir. Buradaki shot gerçek anlamda kullanılmaz ve konuşma diline aittir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı someone's shot at + isim veya -ing biçimidir: a shot at success, her shot at winning.

Alıştırma

'Bir şeyi başarma fırsatı' anlamındaki iki sözcüklü gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: After months of training, this final race is Maya's ____ qualifying for nationals.

Cevabı göster

shot at

All thanks to your second brain.

4:17

Hepsi ikinci beyniniz sayesinde.

Special thanks to Audible for supporting this episode

4:19

Bu bölüme destek olan Audible'a özellikle teşekkür ederiz;

to give you a free 30-day trial at audible.com/asap.

4:21

sayesinde audible.com/asap adresinde 30 günlük ücretsiz deneme alabilirsiniz.

This week we wanted to recommend the book How Not to Be Wrong,

4:25

Bu hafta How Not to Be Wrong adlı kitabı önermek istedik:

The Power of Mathematical Thinking,

4:28

The Power of Mathematical Thinking.

which helped us create our previous episode Are Good-Looking People Jerks?

4:29

Bu kitap, Are Good-Looking People Jerks? adlı önceki bölümümüzü hazırlamamıza yardımcı oldu.

It's an awesome read.

4:34

Harika bir kitap.

You can get a free 30-day trial at audible.com/asap

4:35

audible.com/asap adresinden 30 günlük ücretsiz deneme alabilir

and choose from a massive selection. We love them as they're great when you're on the go. Deyimler

4:38

ve devasa bir seçki arasından seçim yapabilirsiniz. Hareket hâlindeyken harika olduğu için Audible'ı çok seviyoruz.

Deyimler

On the go deyimi: meşgul veya hareket hâlinde olmak

Burada on the go; meşgul, aktif ya da bir yerden başka bir yere hareket hâlinde olmak demektir. Konuşmacı, sesli kitapları yolculuk ederken veya başka işler yaparken de dinleyebildiğiniz için onların kullanışlı olduğunu söylüyor. be on the go kalıbında go, deyimin tamamının bir parçasıdır. Bu ifade kişinin durumunu anlatır; harekete geçme komutu değildir.

Alıştırma

“Meşgul veya bir yerden başka bir yere hareket hâlinde olmak” anlamındaki üç sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: This small charger is handy when you're ____.

Cevabı göster

on the go

And subscribe for more weekly science videos.

4:42

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.