Kapan Kaplumbağalara Dikkat! | Balina Gözlemi - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Çocuk, hayali bir balina izleme turunda bilet satıp para iadesi sözü verir; ardından dalgalı denizler, kaplumbağalar ve dev bir dalga uydurur. Müşteri bu karmaşalı yolculuktan keyif alsa da hâlâ balinalara ulaşamamışlardır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. All aboard! — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Yolcuları hareketten önce trene ya da gemiye binmeye çağıran geleneksel seslenişi tanıyın. Böylece ulaşım sahnelerini, çocukların rol oyunlarını ve bir yolculuğun başlangıcını canlandıran duyuruları daha rahat anlayabilirsiniz. 2. we've hit rough seas. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bu ifadenin gerçek anlamıyla çalkantılı sularla karşılaşmayı, mecazi olaraksa zorluk yaşamayı anlattığını kavrayın. smooth sailing ile kurduğu karşıtlığı fark etmek; hikâyelerde, konuşmalarda ve iş ortamındaki değerlendirmelerde denizcilik benzetmelerini yorumlamanıza yardım eder. 3. You don't want your money back? — Konuşma edimbilimi ve tutum: Olumsuz bir sorunun hem şaşkınlık bildirdiğini hem de bir varsayımı kontrol ettiğini ayırt edin; burada memnun olmayan müşterinin para iadesi isteyeceği düşünülmektedir. Gerçek durum, birinin isteği veya niyeti hakkındaki beklentinizden farklı olduğunda bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Bu derste
have to + fiilin yalın hâliyle zorunluluk anlatımı
Have to bir bütün olarak zorunluluk ifade eder; buradaki have, sahip olmak anlamına gelmez. Bu cümlede bir kural veya durum ödeme yapmayı gerekli kıldığı için have to pay, yalnızca ödeme isteğini değil, ödeme zorunluluğunu anlatır. Yapı have to + fiilin yalın hâlidir. Have, özneye veya zamana göre have to pay, has to wait ve had to leave biçimlerinde değişebilir; ancak ardından gelen fiil yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Bir müze kuralı, ziyaretçilerin büyük çantalarını danışmaya bırakmasını zorunlu kılıyor. Cümleyi tamamlayın: Visitors ___ leave large bags at the desk.
- want to
- have to
- like to
Cevabı göster
have to
pay someone money for something: bir şey için birine para ödemek
pay + ödemeyi alan kişi + para veya miktar + for + ürün ya da hizmet yapısı, hem parayı kimin aldığını hem de ödeme karşılığında ne alındığını gösterir. Bu cümlede me ödemeyi alan kişidir, money ödenen paradır ve for a ticket karşılığında alınan şeyi belirtir. Kesin bir miktar verildiğinde pay the driver ten pounds for the ride örneğindeki gibi money yerine miktar gelir. Miktar önemli değilse doğal İngilizcede yapı genellikle pay the driver for the ride örneğindeki gibi pay someone for something biçiminde kısaltılır.
Alıştırma
Yolculuk için sürücüye yirmi sterlin ödediğimi doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I paid for the driver twenty pounds the ride.
- I paid the driver twenty pounds for the ride.
- I paid the ride twenty pounds for the driver.
Cevabı göster
I paid the driver twenty pounds for the ride.
Bir şeyi uzatırken Here you go
Here you go, birine ihtiyaç duyduğu şeyi verirken veya gösterirken kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede konuşan kişi parayı verirken bunu söylediği için anlamı “Buyurun” ya da “Bu sizin için”dir. İfadeyi teslim anını belirten bir bütün olarak öğrenin: here karşıdaki kişinin nereye gitmesi gerektiğini söylemez, go da hareket bildirmez.
Alıştırma
Bir görevliye istediği kimliği uzatıyorsunuz. Teslim anında söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- Off you go.
- Here we go.
- Here you go.
Cevabı göster
Here you go.
Bir nesneyi verirken Here's your...
Here's your ticket, Here is your ticket cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Yüz yüze bir işlemde, konuşan kişi bileti uzattığı anda dinleyicinin biletini sunar; bu nedenle “İşte biletiniz, buyurun” gibi işlev görür. Tekrar kullanılabilen Here's your + isim kalıbı, bir nesneyi sunarken onun dinleyiciye ait veya dinleyici için olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bir otel görevlisi konuğa anahtar uzatıyor. Cümleyi Here is ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ your key.
Cevabı göster
Here's
if + geniş zaman, I'll ...: koşullu bir söz verme
if yan cümlesi koşulu ortaya koyar: dinleyicinin geziden memnun olmaması. Ana cümle ise vaadi verir: I'll give you your money back. if yan cümlesi tek başına tam bir vaat değildir. Gelecekte gerçekleşmesi gerçekten mümkün olan bir durum için İngilizcede if yan cümlesinde genellikle geniş zaman, ana cümlede ise will kullanılır: if + geniş zaman, will + fiilin yalın hâli. Burada are koşulu, 'll give ise konuşanın ne yapmayı vaat ettiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşula bağlı vaat vermek için kullanılan yaygın yapıya sahiptir?
- If the package will arrive late, we'll refund the delivery fee.
- If the package arrives late, we'll refund the delivery fee.
- If the package arrived late, we'd refund the delivery fee.
Cevabı göster
If the package arrives late, we'll refund the delivery fee.
unhappy with: bir şeyden memnun olmadığını belirtme
Be unhappy with + kişi, şey, hizmet veya sonuç yapısı, o hedeften memnun olmamak anlamına gelir. Cümlede with, değerlendirilen şeyi belirtir: your whale watching trip. Kalıp be unhappy with + nesne şeklindedir; örneğin unhappy with the service denebilir. be fiilinin biçimi özneye ve zamana göre değişir.
Alıştırma
Şikâyeti unhappy with kullanarak tamamlayın: We are ____ the quality of the repairs.
Cevabı göster
unhappy with
I'll give you your money back: konuşma dilinde para iadesi sözü
I'll give you your money back karşıdaki kişiye doğrudan para iadesi yapma sözüdür. Bu cümlede, kişi geziden memnun kalmazsa ödediği ücretin geri verileceği anlamına gelir; ortada bir neden yokken fazladan para vermek anlamına gelmez. Yapı give + kişi + şey + back şeklindedir: you iadeyi alan kişidir, your money ödenen ücrettir ve back paranın geri verildiğini gösterir.
Alıştırma
Bir müşteri ücretini ödediği bir turu iptal ediyor. Ücreti geri verme sözünü en doğal biçimde ifade eden seçeneği seçin.
- We'll give your money you back.
- We'll pay your money back.
- We'll give you your money back.
Cevabı göster
We'll give you your money back.
But that won't happen: karşıdaki kişiyi rahatlatmak
But that won't happen önceki koşullu sözü güvence veren bir ifadeye dönüştürür. But bir yön değişikliğini gösterir, won't happen ise konuşmacının olumsuz durumun gerçekleşmesini beklemediğini anlatır. That az önce sözü edilen duruma, yani karşıdaki kişinin geziden memnun kalmaması ve para iadesine ihtiyaç duymasına gönderme yapar; belirli bir nesneyi göstermez. Bu bağlamda konuşmacı kötü sonucun gerçekleşmeyeceğini güvenle söyler.
Alıştırma
Bir sorun olursa para iadesi yapacağına söz veren konuşmacı, sorunun ortaya çıkmasını beklemediğini söyleyerek karşıdaki kişiyi rahatlatmak istiyor. But that won't happen ne anlama gelir?
- Konuşmacı olumsuz durumun her koşulda imkânsız olduğunu söylüyor.
- Konuşmacı olumsuz durumun gerçekleşmesini beklemiyor.
- Konuşmacı düzenli olarak gerçekleşen genel bir örüntüyü anlatıyor.
Cevabı göster
Konuşmacı olumsuz durumun gerçekleşmesini beklemiyor.
This will be the best whale watching tour you've ever been on. Notlar
0:12Bu şimdiye kadar katıldığın en iyi balina izleme turu olacak.
the best ... you've ever been on: deneyimlerin en iyisi
the best + isim + özne + have/has ever + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeyi değerlendirme anına kadar kişinin yaşadığı benzer deneyimlerin hepsinden üstün tutar. Buradaki you've ever been on, “şimdiye kadar katıldığın” anlamındadır; yani konuşan kişi bu turun dinleyicinin katıldığı tüm turlar arasında birinci olacağını öngörür. Ever, “deneyimin boyunca herhangi bir zamanda” kapsamını güçlendirir. Be on a tour bir tura katılmak ya da o turu deneyimlemek demektir; on fiziksel olarak bir şeyin üstünde bulunmayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın deneyimindeki hiçbir rehberli yürüyüşün bundan daha iyi olmadığını doğal biçimde ifade eder?
- This is the best guided hike I ever am on.
- This is the best guided hike I've ever been on.
- This is the better guided hike I've never been on.
Cevabı göster
This is the best guided hike I've ever been on.
whale watching tour: tour sözcüğünü niteleyen etkinlik adı
Whale watching tour, balinaları izlemek için düzenlenen bir tur demektir. Whale watching, tour sözcüğünden önce tek bir etkinlik adı olarak kullanılır ve bunun ne tür bir tur olduğunu belirtir. Buradaki watching şimdiki zamanın sürekli hâlindeki bir fiil değildir: be biçimi yoktur ve ifade bir balinanın izleme eylemini yaptığını anlatmaz. İngilizcede etkinlik adı sık sık tour veya trip sözcüğünden önce gelir; a sightseeing tour ve a bird-watching trip buna örnektir.
Alıştırma
Hangi ifade, balinaları izlemek için düzenlenen bir turu doğal biçimde anlatır?
- a watching whale tour
- a whale watching tour
- a tour whale is watching
Cevabı göster
a whale watching tour
I don't know about that ile nazikçe şüphe belirtmek
Bu yanıtta I don't know about that, konuşanın yalnızca bilgi sahibi olmadığı anlamına gelmez. “Pek emin değilim” veya “Bu iddiadan şüpheliyim” anlamına gelir ve az önce söyleneni doğrudan reddetmeden sorgular. that sözcüğü karşıdaki kişinin az önce söylediği iddiaya gönderme yapar. Bir tahmin, vaat, görüş veya plan hakkında kesin bir karşı çıkışta bulunmadan şüphe payı bırakmak istediğinizde bu yanıtı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “This plan cannot fail.” diyor. Siz “I don't know about that.” diye yanıtlıyorsunuz. Ne anlatıyorsunuz?
- İddiaya tamamen katılıyorum.
- İddiadan nazikçe şüphe ediyorum.
- Yalnızca plan hakkında bilgim yok.
Cevabı göster
İddiadan nazikçe şüphe ediyorum.
All aboard! ile hareketten önce yolcuları binmeye çağırmak
All aboard!, tren, gemi veya benzer bir yolcu taşıtı hareket etmeden kısa süre önce kullanılan kalıplaşmış bir çağrıdır. Yolculuk edecek herkese taşıta binmesini söyler. Burada aboard, taşıtın içinde olmak veya taşıta binmek anlamındadır. Ulaşım temalı oyunlarda ve yapımlarda biri kaptan ya da kondüktör gibi konuşmak için aynı çağrıyı kullanabilir. Bu, binme ve hareket etme çağrısıdır; Let's go ifadesinin genel bir karşılığı değildir.
Alıştırma
Trene binen yolculara hareketten önce yapılan kalıplaşmış çağrıyı tamamlayın: ____! The train is leaving now.
Cevabı göster
All aboard
that's too loud: too + sıfat ile kabul edilebilir sınırı aşmak
that's too loud ifadesinde too + sıfat, bir şeyin uygun ya da kabul edilebilir sınırı aştığını anlatır. Ses yalnızca yüksek değildir; bu durum için uygun olandan daha yüksektir. That's too loud aynı zamanda hafif bir uyarı görevi görür. Doğrudan emir vermeden sorunu belirtir ve karşıdakinin sesini ya da ses düzeyini azaltması gerektiğini ima eder.
Alıştırma
Televizyonun sesi rahat bir seviyenin üzerinde ve azaltılmasını istiyorsunuz. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- It's too loud. Please turn it down.
- It's loud enough. Please turn it up.
- It's very loud, but the volume is fine.
Cevabı göster
It's too loud. Please turn it down.
Here we go!: bir eylemin başladığını bildirmek
Here we go!, bir eylem, yolculuk, oyun veya süreç başlarken kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Buradaki here bir yeri göstermez; ifadenin tamamı grubun şimdi başladığını veya yola çıktığını bildirir. Bu ifade çoğu zaman enerji katar ve bir grubun hazırlıktan eyleme geçmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Here ile başlayan ve ortak bir başlangıcı bildiren kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____! The first round starts now.
Cevabı göster
Here we go
a lovely day to go boat riding: bir etkinlik için uygun bir gün
Burada a lovely day to go boat riding, havanın veya koşulların bugünü tekne gezintisi için uygun hâle getirdiğini anlatır. to go boat riding ifadesi bu day sözcüğünün hangi etkinlik için uygun olduğunu açıklar; lovely sözcüğünü nitelemez. Günün koşullarının bir etkinliğe uygun olduğunu söylemek için It's a good/lovely/perfect day to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Bugünkü koşulların piknik için ideal olduğunu doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- It's a perfect day having a picnic.
- It's perfect a day to have a picnic.
- It's a perfect day to have a picnic.
Cevabı göster
It's a perfect day to have a picnic.
nice and calm: hoş bir sakinlik durumu
nice and calm ifadesinde asıl betimlemeyi calm yapar: deniz durgun ve dalgasızdır. Nice olumlu ve beğenen bir ton ekler; bu nedenle ifadenin tamamı hoş bir sakinlik anlatır. Günlük konuşmadaki nice and + sıfat kalıbı, bir durumu çoğu zaman rahat veya tam istenen şekilde gösterir: nice and warm, nice and quiet, nice and clean. Buradaki and bu samimi kalıbın bir parçasıdır; eşit ağırlıkta iki ayrı betimleme sunmaz.
Alıştırma
Hangi cümle rahat bir durumu olumlu biçimde anlatmak için nice and + sıfat kalıbını doğal olarak kullanır?
- The room is nice and quiet this morning.
- The room is nicely and quiet this morning.
- The room is nice and quietly this morning.
Cevabı göster
The room is nice and quiet this morning.
smooth sailing today: kolay ve sorunsuz ilerleme
Burada smooth sailing, kolay ve sakin bir tekne yolculuğunu anlatır. Smooth, parlak veya fiziksel olarak pürüzsüz bir yüzeyi değil, yolculuğun nasıl geçtiğini tanımlar. Smooth sailing isim öbeği, büyük sorunlar yaşanmadan kolayca devam eden bir süreç için de yaygın bir mecazdır. Bir proje, plan, yolculuk veya başka bir etkinlik için kullanılabilir.
Alıştırma
Projenin kolayca ilerlediğini göstermek için cümleyi hangi ifade tamamlar? Once the permit was approved, the rest of the project was (blank).
- an uphill battle
- smooth sailing
- on hold
Cevabı göster
smooth sailing
we've hit rough seas: zorlu bir döneme girmek
Burada we've hit rough seas, teknenin güçlü dalgaların olduğu sulara ulaştığı anlamına gelir. Hit burada bir nesneye çarpmak değil, bir yere ulaşmak veya bir durumla karşılaşmak demektir. Mecaz olarak hit rough seas, zorluk veya istikrarsızlık dönemine girmek anlamına gelir. We've hit, we have hit ifadesinin kısaltmasıdır; present perfect yapı, sorunun başladığını ve mevcut durumu etkilediğini gösterir.
Alıştırma
Ciddi zorlukların başladığını göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After its main supplier closed, the company has (blank).
- hit rough seas
- stayed on course
- enjoyed smooth sailing
Cevabı göster
hit rough seas
Güvenlik uyarısı olarak Hold on
Bu cümlede Hold on, “sağlam bir şeyi sıkıca tutup dengenizi koruyun” anlamına gelen bir güvenlik komutudur. Dinleyeni büyük bir dalga gibi ani bir hareketin yaklaştığı konusunda uyarır. on parçacığı bu güvenli konumu sürdürme fikrini katar. Ancak telefonda veya bir konuşmada aynı sözler genellikle “biraz bekleyin” anlamına gelir; anlamı bağlam belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede hold on, “sıkıca tutun ve dengenizi koruyun” anlamında bir güvenlik komutudur?
- Hold on while I check the schedule.
- Hold on—the raft is entering rough water.
- Hold on to this ticket until the show ends.
Cevabı göster
Hold on—the raft is entering rough water.
Here comes + tekil isim
Here comes a big wave! bir dalganın tam o anda yaklaştığını bildirir ve dinleyenlerin dikkatini ona çeker. Here comes ... kalıbı, özellikle canlı anlatımlarda, uyarılarda ve heyecanlı duyurularda anlık bir gelişi veya ortaya çıkışı bildirmek için yaygındır. Özne bir isim olduğunda fiil tekil özneden önce gelir: Here comes the bus. Çoğul bir isimle come kullanılır: Here come the buses. Özne bir zamir olduğunda normal sözcük sırası korunur: Here it comes.
Alıştırma
Tek bir otobüs yaklaşıyor. Anlık duyuruyu iki sözcüklü Here + fiil kalıbıyla tamamlayın: ____ the bus!
Cevabı göster
Here comes
we're at the whales: bir hedefe ulaşmayı anlatan at
Bu oyunda we're at the whales, “balinaların bulunduğu veya görülebildiği yere ulaştık” anlamına gelir. Balinalar yolculuktaki bir durak gibi ele alınır. Burada at, grubun hedef noktada veya yakındaki gözlem alanında olduğunu gösterir. Hayvanlarla fiziksel temas anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu oyunda we're at the whales ne anlama gelir?
- Balinaların üzerinde duruyorlar.
- Balinaların yaşını anlatıyorlar.
- Balinaların görülebildiği yere ulaştılar.
Cevabı göster
Balinaların görülebildiği yere ulaştılar.
ages away: mesafe veya zaman için gündelik abartı
Ages away, “çok uzakta” veya “daha çok uzun zaman sonra” anlamına gelen gündelik bir abartıdır. Bu cümlede balinaların nerede olduğu konuşulduğu için, hâlâ çok uzakta oldukları anlamına gelir. Ages burada kimsenin yaşına veya kesin bir yıl sayısına gönderme yapmaz. Söz konusu yere ya da zamana ulaşmanın çok uzun süreceği hissini verir.
Alıştırma
Bu bağlamda The whales are ages away ne anlama gelir?
- Balinalar orada kesin olarak belirlenmiş bir yıl sayısı boyunca kalacak.
- Balinalar çok yaşlı.
- Balinalar hâlâ çok uzakta.
Cevabı göster
Balinalar hâlâ çok uzakta.
point of fact, ile resmî bir düzeltme yapmak
Burada point of fact, bilerek resmî seçilmiş bir söylem belirtecidir. Ardından gelen sözü, gerçeğe dayalı bir düzeltme olarak sunar. in fact veya as a matter of fact ifadelerine yakındır, ancak basit bir ek bilgiden daha resmî ve daha bilinçli bir ton taşır. Cümle, karar verme işini tekneye değil, tekneyi kullanan kişiye verir. Rol yapma bağlamında ciddi ve yetişkinlere özgü tartışma tonu çocukça durumla tezat oluşturur; mizah da bu tezatı yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede point of fact temel olarak ne yapıyor?
- Konuyu tekneye çevirmek
- İlgisiz olguların bir listesini başlatmak
- Resmî bir düzeltme başlatmak
Cevabı göster
Resmî bir düzeltme başlatmak
doesn't decide about rough seas, the boat driver does: Eylemi kimin yaptığını vurgulamak
Bu, ‘A değil, B yapar’ türünde bir karşıtlık yapısıdır. İlk bölüm, karar verenin tekne olduğunu reddeder; ikinci bölüm ise karar verenin tekneyi kullanan kişi olduğunu söyler. Tekrarlanan fiil öbeği anlaşılır durumdadır: the boat driver decides about rough seas. Cümlenin sonundaki does, önceki fiil öbeğinin yerini alan bir yardımcı fiildir; decide anlamında yeni bir asıl fiil değildir. decide about rough seas ifadesini tekrarlamaktan kaçınır ve karşıt vurguyu the boat driver üzerine taşır.
Alıştırma
approve the budget ifadesinin yerini alan yardımcı fiille karşıtlığı tamamlayın: The committee doesn't approve the budget; the board ____.
Cevabı göster
does
Second point of fact, today there are no rough seas. Anlatım akışı
0:53İkincisi, bugün dalgalı deniz yok.
Second point of fact: ikinci bir düzeltmeyi sunmak
“Second”, konuşmacının düşüncelerini sıraya koyar: bu bağlamda ifade, bir dizideki ikinci düzeltme veya olgusal iddiadır. Zaman birimi olan bir saniyeyi anlatmaz. “Point of fact”, ardından gelen bilgiyi gerçeğe dayalı bir düzeltme olarak sunar. Bu başlangıç, “First, ... Second, ...” veya “My second point is ...” gibi dinleyicinin sıralı bir savı takip etmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede “Second point of fact” ne işe yarar?
- Sonraki ifadeyi ikinci düzeltme veya sav olarak işaretler.
- Sonraki gerçeğin daha az önemli olduğunu gösterir.
- Gerçeğin iki saniye sürdüğünü söyler.
Cevabı göster
Sonraki ifadeyi ikinci düzeltme veya sav olarak işaretler.
Well, I'm going to find some rough seas. Dilbilgisi
0:56Peki, o zaman dalgalı bir deniz bulmaya gidiyorum.
I'm going to find ...: niyet belirtmek
“I'm going to find ...” ifadesinde be going to + fiilin yalın hâli, konuşmacının niyetini veya planını belirtir. “Find”, “going to”dan sonra yalın hâlde kalır. Burada “going”, konuşmacının o anda bir yere gitmekte olduğu anlamına gelmez. İpucu, “to”dan sonra yalın fiil “find”ın gelmesidir; “go” hareket anlamında kullanıldığında “to” genellikle “I'm going to the beach.” örneğindeki gibi bir varış yerini tanıtır.
Alıştırma
Kararlaştırılmış bir planı be going to ile ifade edin: ____ pack my bag tonight.
Cevabı göster
I'm going to
Well, I'm just going to sail around till I find them. Notlar
1:04Pekâlâ, bulana kadar etrafta dolaşacağım.
sail around: sabit bir rota olmadan çevrede yelken açmak
Bu cümlede sail around, bir şeyi ararken bölgede farklı yönlere doğru yelken açmaya devam etmek anlamına gelir. Around, harekete açık ve sabit olmayan bir rota anlamı katar; tam bir çember çizmek gerekmez. Fiil + around kalıbı, walk around, drive around ve look around örneklerinde olduğu gibi, çoğunlukla bir bölgenin farklı kısımlarında hareket etmeyi veya etrafa bakmayı anlatır. Belirli eylemi fiil gösterirken around, oradan oraya hareket etme anlamını ekler.
Alıştırma
“We drove around for a while looking for the hotel.” cümlesinde drove around ne anlama gelir?
- Sabit bir rota olmadan bölgede hareket ettiler.
- Tam bir çember çizip durdular.
- Tek bir yerde kalıp beklediler.
Cevabı göster
Sabit bir rota olmadan bölgede hareket ettiler.
till I find them: gelecekteki bir bitiş noktasına kadar devam etmek
Till I find them, yelken açma eyleminin bitiş noktasını gösteren, geleceğe yönelik bir zaman yan cümlesidir. Yelken açma eylemi, konuşan kişi aradığını bulduğu ana kadar sürer; burada till ile until aynı anlama gelir. Till gelecekteki bir bitiş noktasını belirttiğinde İngilizcede till ile başlayan yan cümlede normalde geniş zaman kullanılır: till I find denir, till I will find denmez. Buradaki them, daha önce sözü edilen dalgalı denizleri ifade eder; insanları ifade etmez.
Alıştırma
Aramanın anahtarlar bulunana kadar devam edeceğini doğru şekilde anlatan cümle hangisidir?
- I'll keep looking till I found my keys tomorrow.
- I'll keep looking till I will find my keys.
- I'll keep looking till I find my keys.
Cevabı göster
I'll keep looking till I find my keys.
Uh, okay, fine. ile isteksizce kabul etme
Buradaki fine, her şeyin iyi olduğu anlamına gelmez. Bir miktar isteksizlikten sonra kabul etmeyi gösterir: konuşan kişi razı olur, ancak hevesli değildir. Uh, okay, fine dizisi anlaşmaya doğru ilerleyişi gösterir. Uh tereddüdü, okay taviz vermeye başlamayı, fine ise tartışmayı bitirmeyi belirtir.
Alıştırma
“Uh, okay, fine.” en çok hangi tutumu ifade eder?
- Konuşan kişi her şeyin ne kadar mükemmel olduğunu övüyor.
- Konuşan kişi kabul ediyor, ancak muhtemelen hevesli değil.
- Konuşan kişi söylenenleri anlamamış.
Cevabı göster
Konuşan kişi kabul ediyor, ancak muhtemelen hevesli değil.
Hold on to your breakfast ile mizahi bir uyarı
Hold on to your breakfast, sıradaki hareketin birini midesi bulanacak veya kusacak kadar sarsabileceğini anlatan eğlenceli ve abartılı bir uyarıdır. Breakfast, elle tutulacak bir öğünü değil, kişinin midesindeki yiyeceği ifade eder. Şaka, yiyeceği midede tutmayı sanki onu fiziksel olarak kavramak mümkünmüş gibi anlatır. Asıl mesaj şudur: çok sarsıntılı bir deneyime hazırlan.
Alıştırma
“Hold on to your breakfast.” bu bağlamda neyi ima eder?
- Kahvaltı tabağını iki elle tutmalısınız.
- Birisi kahvaltınızı alabilir.
- Yolculuk, insanların midesini bulandıracak kadar sarsıntılı olabilir.
Cevabı göster
Yolculuk, insanların midesini bulandıracak kadar sarsıntılı olabilir.
We have seemed to accidentally wandered into some rough seas. Notlar
1:15Görünüşe göre yanlışlıkla dalgalı denizlere girmişiz.
Hizmet rol oyununda Sorry, customer.
Sorry bir özür bildirir; customer ise burada karşıdaki kişiye seslenmek için kullanılan bir rol adıdır. Konuşan kişi hizmet veren birini canlandırdığı için customer sözcüğü oyundaki diğer kişinin rolünü belirtir. Bu kullanım, gerçek bir satışın veya ticari ilişkinin bulunduğunu göstermez. Konuşan kişi sorunu açıklamadan önce kibar ve sorumluluk sahibi bir hizmet görevlisi üslubu oluşturur.
Alıştırma
Konuşan kişi bu sahnede neden Sorry, customer. diyor?
- Customer, hizmet alan kişiye rol oyununda verilen addır.
- Kesinlikle gerçek bir ticari işlem yapılmıştır.
- Customer, diğer kişinin adıdır.
Cevabı göster
Customer, hizmet alan kişiye rol oyununda verilen addır.
We have seemed to ... wandered: standart olmayan bir fiil yapısı
Cümle kabaca, konuşan kişilerin dalgalı sulara yanlışlıkla girdiklerini şimdi düşündüklerini anlatır. Ancak have seemed to accidentally wandered standart olmayan bir yapıdır: wandered bu biçimiyle doğrudan to sonrasında kullanılamaz. Hem belirsizliği hem de daha önce tamamlanmış olayı korumak için We seem to have accidentally wandered into some rough seas. denir. Olay kesin bir gerçek olarak sunulacaksa We have accidentally wandered into some rough seas. denir. Özgün cümleyi bağlamdan anlayın, ancak fiil yapısını örnek almayın.
Alıştırma
Cümleyi seem to have + accidentally + fiilin üçüncü hâliyle tamamlayın: She ____ the file before the meeting.
Cevabı göster
seems to have accidentally deleted
wandered into some rough seas: istemeden girmek
Burada wandered into some rough seas, teknenin istemeden dalgalı ve zorlu bir deniz bölgesine girdiği anlamına gelir. Wander belirgin bir plan olmadan hareket etmeyi, into ise bir yerin veya durumun dışından içine girmeyi anlatır. wander into + yer veya durum kalıbı, wander into an argument örneğinde olduğu gibi, beklenmedik biçimde bir şeye karışmayı da anlatabilir. Vurgu yalnızca etrafta hareket etmekte değil, plansız biçimde içeri girmektedir.
Alıştırma
Cümleyi wander into ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın: While looking for the exit, Lena ____ a private office by mistake.
Cevabı göster
wandered into
Accidentally?: kuşku belirten yankı sorusu
Accidentally?, önceki kişinin kullandığı önemli bir kelimeyi soru olarak tekrar eder. Burada “Gerçekten bunun kazara olduğuna inanmamı mı bekliyorsun?” anlamına gelir. Accidentally kelimesinin anlamını sormaz. Bu bir yankı sorusudur. Başka bir kişinin kullandığı kelimeyi veya kısa ifadeyi aynen tekrarlamak, o sözü sorgulayabilir, şaşkınlık gösterebilir ya da açıklama isteyebilir. Tavrı bağlam ve tonlama belirler; burada konuşan kişi kuşkuludur.
Alıştırma
Biri “I broke the vase accidentally.” diyor. Cevap “Accidentally?” oluyor. Bu cevap büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Konuşan kişi, vazonun gerçekten kazara kırıldığından kuşku duyuyor.
- Konuşan kişi bunun bir kaza olduğunu sakince kabul ediyor.
- Konuşan kişi accidentally kelimesinin nasıl yazıldığını öğrenmek istiyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, vazonun gerçekten kazara kırıldığından kuşku duyuyor.
Please don't go to...: kibar bir olumsuz talimat
Please don't + fiilin yalın hâli, olumsuz emir yapısıdır. Birinden bir şeyi yapmamasını istemek veya ona bunu yapmamasını söylemek için kullanılır. Please talimatı daha kibar yapar ancak onu isteğe bağlı bir öneriye dönüştürmez; kural veya güvenlik bağlamında hâlâ kesin bir kısıtlama olabilir. Burada go to, kısıtlanan eylemi belirtir. Lunch food thing, öğle yemeğiyle ilgili bir yer için kullanılan gündelik ve belirsiz bir geçici addır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp Please don't go to + yer şeklindedir.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla kibar olumsuz talimatı tamamlayın: Please ____ the dining area while it is closed.
Cevabı göster
don't go to
before the storm is over: bitişten önceki zaman sınırı
before the storm is over, önceki talimata bir zaman sınırı koyar: fırtına devam ederken kişinin gitmemesi gerekir. Buradaki over, “sona ermiş” anlamındadır; “üstünde” anlamında değildir. before sonrasında gelecekteki bir zamanı anlatan yan cümlede İngilizce normalde geniş zaman kullanır: before the storm is over denir, before the storm will be over denmez. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp don't do X before Y is over şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, toplantı bitene kadar ayrılmaya izin verilmediğini doğru biçimde anlatır?
- Don't leave before the meeting is over.
- Don't leave before the meeting over.
- Don't leave before the meeting will be over.
Cevabı göster
Don't leave before the meeting is over.
Watch out: anlık bir tehlike uyarısı
Watch out, “Dikkat et, tehlike yakında” anlamına gelen kalıplaşmış bir uyarıdır. Dinleyenin tehlikeyi fark edip hemen harekete geçmesini ister. Bu cümlede ısırabilecek kaplumbağalar konusunda uyarı yapılıyor. İfadeyi kelime kelime “dışarı bak” olarak anlamayın. Watch out tek başına kullanılabilir. Tehlikenin ne olduğunu belirtmek için Watch out for + isim kullanılır; örneğin Watch out for the bike.
Alıştırma
Hangi cümle belirli bir tehlikeye karşı doğal biçimde uyarır?
- Watch outside the falling branch!
- Watch the falling branch out!
- Watch out for the falling branch!
Cevabı göster
Watch out for the falling branch!
snappy turtles: aniden ısırabilecek kaplumbağalar
Burada snappy turtles, çenelerini aniden kapatabilecek veya birden ısırabilecek kaplumbağalar anlamına gelir. Snappy, hızlı bir kapanma ya da ısırma hareketini anlatan snap fiilinden gelir. Bu sıfat uyarıyı canlı ve oyunbaz hâle getirir. Burada “şık” anlamına gelmez; hayvan ve tehlike bağlamı, ısırmayla ilgili anlamı seçtirir.
Alıştırma
“Watch out for those snappy turtles” uyarısında snappy büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yavaş ve uykulu.
- Çenelerini aniden kapatmaları veya birden ısırmaları muhtemel.
- Şık ve iyi giyimli.
Cevabı göster
Çenelerini aniden kapatmaları veya birden ısırmaları muhtemel.
Oh, for...: yarım bırakılmış kızgın bir ünlem
Bu replikte Oh, for... bıkkınlık belirten bir ünlemi başlatır, sonra söz yarıda kesilir. Üç nokta sözün tamamlanmadığını gösterir: for, yarıda bırakılan bir başlangıcın parçasıdır; ardından sıradan bir tümlecin gelmesi gerektiğini göstermez. İfadenin tamamlanmaması, konuşmanın kesildiğini, kişinin kendini tuttuğunu ya da şikâyetin zaten açık olduğunu düşündüğünü gösterebilir. Buradaki temel mesaj sabırsızlık veya hayal kırıklığıdır; sözcükler eksik sonun tek bir biçimde belirlenmesine izin vermez.
Alıştırma
Oh, for... burada ne anlatıyor?
- Konuşan kişi birinden sakin bir şekilde bir nesne getirmesini ister.
- Konuşan kişi kızgın bir ünleme başlar ama onu tamamlamaz.
- Konuşan kişi bir eşyanın amacını açıklar.
Cevabı göster
Konuşan kişi kızgın bir ünleme başlar ama onu tamamlamaz.
Sonraki aşamaya geçiş olarak And now we're at...
And now we're at... yapısında and bu anı önceki olaylara bağlarken now yeni bir aşamanın başladığını bildirir. We're at the tidal wave, yalnızca fiziksel bir konumu söylemek yerine oyunun veya hikâyenin ulaştığı noktayı adlandırır. Cümlenin tamamı bir geçiş görevi görür ve olay dizisini daha dramatik hissettirir. Bu kalıp, dinleyenleri bir sonraki sahneye, etkinliğe, durağa veya adıma yönlendirebilir.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyenleri bir sonraki aşamaya yönlendirmek için And now kullanıyor?
- And now we move on to the final challenge.
- The final challenge may be difficult.
- Yesterday, we completed the final challenge.
Cevabı göster
And now we move on to the final challenge.
Oh, man. ile gündelik bir bıkkınlık tepkisi verme
Oh, man. hızlı bir duygusal tepki vermek için kullanılan kalıplaşmış ve gündelik bir ünlemdir. Burada bir sorun yeniden yaşandığı için bıkkınlık veya hayal kırıklığı ifade eder. Bu cümlede man bir hitap sözü değildir ve belirli bir erkeği göstermez. Duygunun tam olarak ne olduğu bağlama ve tonlamaya bağlıdır. Aynı ifade şaşkınlık ya da heyecan da gösterebilir; bu nedenle man sözcüğünü kelimesi kelimesine çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
Oh, man. bu cümlede neyi gösteriyor?
- Konuşan kişi durumdan dolayı bıkkınlık duyuyor.
- Konuşan kişi birini resmî olarak tanıtıyor.
- Konuşan kişi belirli bir erkeğe sesleniyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi durumdan dolayı bıkkınlık duyuyor.
Are you okay, customer?: birinin durumunu kontrol etmek
Are you okay? birinin fiziksel olarak güvende veya duygusal olarak iyi olup olmadığını kontrol eder. Özellikle düşme, korkma, yaralanma ya da başka bir sıkıntıdan sonra kullanılır. Bu cümlede okay kişinin durumunu anlatır; aynı fikirde olma anlamına gelmez. Are you okay, customer? cümlesinde customer, hitap edilen kişiyi belirten bir seslenme adıdır. Sorunun yeniden kullanılabilir temel kalıbının parçası değildir. Sıradan konuşmada doğal kalıp Are you okay? şeklindedir; yalnızca gerektiğinde bir isim veya uygun hitap sözü eklenir.
Alıştırma
Birisi az önce kaydı ve sarsılmış görünüyor. Durumunu doğal biçimde kontrol eden soru hangisidir?
- Do you agree?
- Are you okay?
- Are you a customer?
Cevabı göster
Are you okay?
You don't want your money back? ile şaşkınlık belirten olumsuz soru
“You don't want your money back?” bildirme cümlesi söz dizimini koruyan, konuşma diline özgü olumsuz bir sorudur. Konuşan kişi, dinleyicinin görünüşe göre para iadesi istemediğini düşünür ve bunu doğrulatır. Olumsuz biçim aynı zamanda şaşkınlık gösterir: konuşan kişi, dinleyicinin parasını geri isteyeceğini beklemiştir. “Want your money back” yalnızca parayı yeniden görmek veya tutmak değil, para iadesi istemek anlamına gelir.
Alıştırma
Bir müşteri para iadesine ihtiyacı olmadığını söylüyor, ancak siz iade isteyeceğini bekliyordunuz. Hangi soru hem şaşkınlığı en iyi gösterir hem de doğrulama ister?
- You want your money back.
- Do you want your money back?
- You don't want your money back?
Cevabı göster
You don't want your money back?
No, this is fun. ile olumsuz bir soruya yanıt verme
Burada “No”, önceki “You don't want your money back?” sorusuna yanıt verir. Anlamı “No, I don't want my money back.” şeklindedir. Ardından gelen “this is fun” bölümü nedeni açıklar ve No sözcüğünün deneyimin eğlenceli olduğunu reddetmediğini gösterir. Standart İngilizcede olumsuz evet-hayır sorularına açıkça yanıt verirken yes veya no, olumlu eylemin ya da durumun doğru olup olmamasına göre seçilir: “No, I don't” eylemin doğru olmadığını, “Yes, I do” ise doğru olduğunu belirtir. Kısa ve tam yanıtı eklemek karışıklığı önlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Biri “Don't you want to leave?” diye soruyor. Gerçekten ayrılmak istemiyorsunuz. Hangi yanıt bunu açıkça ifade eder?
- No, I don't. I'm staying.
- Yes, I don't. I'm staying.
- Yes, I do. I'm leaving now.
Cevabı göster
No, I don't. I'm staying.
Are we almost at the whales?: varış yerine yaklaşılıp yaklaşılmadığını sormak
Are we almost at + destination? sorusu, grubun varış noktasına ulaşmaya yakın olup olmadığını sorar. Almost, varış noktasında olma durumunu niteler: henüz varılmamıştır, ama çok yaklaşılmış olabilir. Bu sahnede at the whales, balinaların görülebileceği yer için bağlama bağlı bir kısaltmadır. Whales sıradan bir yer adı gibi kullanılmamaktadır.
Alıştırma
Bir müzeye gidiyorsunuz ve yakında varıp varmayacağınızı sormak istiyorsunuz. Hangi cümle doğaldır?
- Are we almost at the museum?
- Are we almost there the museum?
- Are we at almost the museum?
Cevabı göster
Are we almost at the museum?