Büyüyünce: Peppa Pig ile Çalışma ve Oyun Eğlencesi | Peppa Pig Resmi Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın ailesi ve arkadaşları gün boyunca çalışmak ile oynamayı karşılaştırır. Çocuklar hayalî bir dükkân işletirken Mummy Pig bilgisayardaki işini bitirir; ardından herkes birlikte oyun oynar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. after I finish my work. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: after ile başlayan zaman yan cümlesinde, gelecekte gerçekleşecek bir olay anlatılsa bile geniş zaman kullanıldığını anlamak. Bu kalıpla bir etkinliğin ancak başka bir etkinlik tamamlandıktan sonra başlayacağı doğal biçimde anlatılabilir. 2. play shops. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Çocukların dükkân sahibi ve müşteri rolüne girerek mağazacılık oynadığı hayalî oyunu anlatan bu Britanya İngilizcesi ifadesini tanımak. Böylece ifade kelimesi kelimesine yorumlanmaz ve yaratıcı rol oyunları hakkındaki konuşmalar daha kolay anlaşılır. 3. We've earned it. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Konuşanların işlerini bitirdikleri için keyifli bir molayı veya ödülü hak ettiklerini düşündüklerini anlamak. İfadeyi yalnızca para kazanmak anlamında değil, çaba ya da başarının küçük bir keyfi haklı çıkardığı durumlarda kullanmak.
Bu derste
Work and play: iki bölümlü bir konu başlığı
Başlık, iki ana fikri and ile birleştirir: work ve play. Başlık olduğu için tam bir cümle olması gerekmez. Bu iki fikri yan yana getirmek konuyu ortaya koyar ve içeriğin onları karşılaştıracağını ya da aralarındaki sınırı inceleyeceğini gösterir. A and B kalıbı, birbiriyle ilişkili iki temayı çerçeveleyen kısa bir başlık oluşturabilir.
Alıştırma
Work and play başlığının içeriği düzenleyen temel işlevi nedir?
- work ve play sözcüklerinin aynı anlama geldiğini söyler.
- Birine önce çalışmasını, sonra oynamasını söyler.
- İçeriğin karşılaştıracağı veya inceleyeceği birbiriyle ilişkili iki temayı ortaya koyar.
Cevabı göster
İçeriğin karşılaştıracağı veya inceleyeceği birbiriyle ilişkili iki temayı ortaya koyar.
What a nice day for doing nothing: for + -ing ile kurulan bir ünlem
What a nice day ... bir ünlem cümlesidir. What a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim kalıbı, bir kişi, nesne veya durum karşısındaki güçlü tepkiyi ifade eder: What a strange idea! for doing nothing ifadesi, günün özellikle hangi etkinlik için uygun olduğunu belirtir. Burada for + -ing “bu etkinlik için uygun” demektir; “bu etkinlik yüzünden” anlamına gelmez.
Alıştırma
What a ... for -ing kalıbını ve parantez içindeki sözcükleri kullanarak ünlem cümlesini tamamlayın: ____ perfect afternoon for ____! (fly a kite)
Cevabı göster
What a · flying a kite
loves doing nothing: love + -ing yapısı
loves doing nothing ifadesinde love, birinin sevdiği etkinliği veya durumu belirtmek için -ing biçimiyle devam eder. Daddy Pig tekil bir özne olduğu için love, loves olur. doing nothing, belirli bir iş yapmadan zaman geçirmek demektir. Nothing, onun yaptığı bir şeyin adı değildir.
Alıştırma
read fiilinin -ing biçimini kullanın: Maya loves ____ adventure stories.
Cevabı göster
reading
aren't you going to work: beklenen bir planı kontrol etme
Aren't you going to work? olumsuz bir soru cümlesidir. Konuşan kişi, karşısındakinin işe gitmesini zaten bekliyordur; durum farklı göründüğü için şimdi planı kontrol eder. Aren't you going to + fiil...? yapısı, “Bunu yapacağını sanıyordum; plan hâlâ aynı mı?” anlamına gelebilir. Ayrıca hatırlatma yapmak veya hafif bir şaşkınlık göstermek için kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi “Alex, aren't you going to take the bus?” derken büyük olasılıkla ne anlatmak istiyor?
- Konuşan kişi Alex'in otobüse binmesini bekliyordu ve planı kontrol ediyor.
- Konuşan kişi Alex'in otobüse zaten bindiğinden emin.
- Konuşan kişi bus sözcüğünün ne anlama geldiğini soruyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi Alex'in otobüse binmesini bekliyordu ve planı kontrol ediyor.
doesn't work on Saturdays: tekrarlanan haftalık program
Buradaki doesn't work, geniş zamanın olumsuz biçimidir. Yalnızca belirli bir günde olanı değil, Daddy Pig'in düzenli çalışma programını anlatır. Üçüncü tekil kişi öznesi Daddy Pig ile doesn't + fiilin yalın hâli kullanılır: doesn't work; doesn't works denmez. on Saturdays ifadesinde haftanın gününden önce on gelir ve çoğul Saturdays, her cumartesi ya da genel olarak cumartesi günleri anlamına gelir. Aynı kalıp düzenli programlar için on Mondays, on Fridays gibi kullanılabilir.
Alıştırma
Düzenli haftalık programı tamamlayın. doesn't kısaltmasını ve haftanın günü için doğru edatı kullanın: She ____ Sundays.
Cevabı göster
doesn't work on
you'll be late for work: be late for kalıbı
you'll be late for work ifadesindeki be late for work, beklenen işe başlama saatinden sonra işe varmak demektir. Kalıp be late for + etkinlik, olay veya sorumluluk biçimindedir: be late for school, class ya da a meeting. Bu kalıpta for atılmaz. You'll, you will ifadesinin kısaltmasıdır. Burada Daddy Pig yakında yola çıkmazsa gerçekleşmesi muhtemel sonucu bildirir.
Alıştırma
Bir etkinlikten söz ederken late sözcüğünden sonra kullanılan edatla cümleyi tamamlayın: Hurry, or you'll be late ____ class.
Cevabı göster
for
Onay isteyen Isn't it?
Isn't it?, konuşanın zaten sahip olduğu bir düşünceyi kontrol etmek için kullanılan olumsuz bir soru eklentisidir. Burada it, hemen önce sözü edilen düşünceye gönderme yapar ve konuşan kısa bir onay ya da düzeltme bekler. It's Saturday, isn't it? gibi tam bir cümlede soru eklentisi is ile uyum gösterir ve önceki özneye veya duruma gönderme yapmak için it kullanır. Yeni bilgi isteyen açık uçlu bir soru değildir.
Alıştırma
Bir kişi "It's Saturday. Isn't it?" diyor. Bu kişi ne yapıyor?
- Önceden bir tahminde bulunmadan günün adını soruyor.
- Bir düşüncesini kontrol edip onay ya da düzeltme istiyor.
- Günün cumartesi olduğunu kabul etmeyi reddediyor.
Cevabı göster
Bir düşüncesini kontrol edip onay ya da düzeltme istiyor.
See you later.: günlük bir vedalaşma
See you later., biri ayrılırken kullanılan yaygın bir sözlü vedalaşma ifadesidir. Kişilerin daha sonra tekrar görüşmeyi veya konuşmayı beklediği ya da umduğu anlamına gelir; birine daha sonra bakmasını söyleyen bir emir değildir. Later kesin bir zaman belirtmez. Aynı günün daha ileriki bir saatini veya zamanı belirlenmemiş gelecekteki bir iletişimi ifade edebilir. Bu söz bir sosyal kalıp olarak kullanıldığı için genellikle samimi bir vedalaşma olarak anlaşılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın evinden ayrılıyorsunuz ve onunla tekrar görüşmeyi bekliyorsunuz. En doğal vedalaşma hangisidir?
- Nice to meet you.
- Good morning.
- See you later.
Cevabı göster
See you later.
Poor Daddy, ...: poor yoksulluk değil, acıma ifade eder
Poor Daddy ifadesinde poor, “zavallı” veya “acıma uyandıran” anlamına gelir; Daddy’nin parasının olmadığı anlamına gelmez. poor, kişinin durumuyla ilgili kısa bir duygusal yorum yapmak için isimden veya hitap biçiminden önce gelir. Ardından gelen having to work, neden acıma duyulduğunu açıklar: Daddy çalışmak zorundadır. Genel olarak Poor + isim, bir soruna, hayal kırıklığına veya rahatsız edici bir duruma tepki olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Nina dondurmasını düşürdü. Hangi cümlede poor acıma ifade etmek için kullanılmıştır?
- Poor Nina! She dropped her ice cream.
- Nina is poor because she dropped her ice cream.
- Nina is lucky because she dropped her ice cream.
Cevabı göster
Poor Nina! She dropped her ice cream.
Lucky Mummy, you can play at home all day. Ton ve niyet
0:43Şanslı Anne, sen bütün gün evde oyun oynayabilirsin.
Lucky Mummy, ...: lucky elverişli bir durumu değerlendirir
Lucky Mummy ifadesinde lucky, Mummy’nin şu anki durumunu elverişli veya şanslı olarak değerlendirir. Soyut anlamda şanstan söz etmez; sonraki you can play at home all day cümlesi, konuşanın fark ettiği somut avantajı gösterir. Lucky, kısa bir ünlem oluşturmak için isimden veya hitap biçiminden önce gelir. Tam fikir Mummy is lucky ya da Lucky you, Mummy ifadelerine yakındır; tonuna göre içten bir hayranlık veya biraz imrenme taşıyabilir.
Alıştırma
Priya’nın fazladan bir izin günü vardır, arkadaşlarının ise çalışması gerekir. Hangi cümle onun elverişli durumunu değerlendirir?
- Lucky Priya! She gets an extra day off.
- Priya is lucky because she has lost her day off.
- Priya is poor because she gets an extra day off.
Cevabı göster
Lucky Priya! She gets an extra day off.
working on my computer: bilgisayarı kullanarak çalışmak
Bu cümlede working on my computer, bilgisayarı kullanarak iş yapmak anlamına gelir. Buradaki on my computer, iş için kullanılan cihazı belirtir. Bu ifade tek başına kullanıldığında belirsiz olabilir; çünkü work on + nesne, o nesneyle ilgilenmek, onu onarmak veya geliştirmek anlamına da gelebilir. Çalışmak ile oyun oynamayı karşılaştıran bağlam, amaçlanan anlamı açıklar: bilgisayarı iş yapmak için kullanıyor; onu onarmıyor veya fiziksel olarak üzerinde durmuyor.
Alıştırma
Sıradan bir ofis bağlamında “Maya is working on her laptop” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Dizüstü bilgisayarının üzerinde duruyor.
- Kesinlikle dizüstü bilgisayarını onarıyor.
- Dizüstü bilgisayarını iş yapmak için kullanıyor.
Cevabı göster
Dizüstü bilgisayarını iş yapmak için kullanıyor.
George wants to play the Happy Mrs. Chicken game.
0:52George, Mutlu Bayan Tavuk oyununu oynamak istiyor.
after I finish my work: gelecek zaman anlamında geniş zaman
After I finish my work, zaman bildiren bir yan cümledir. Önce işin biteceğini, oyunun ise daha sonra oynanacağını anlatır. after ile başlayan yan cümle gelecekteki bir olayı anlatsa bile İngilizcede bu yan cümlede normalde geniş zaman kullanılır. Ana cümlede will, can veya geleceği belirten başka bir ifade bulunabilir; ancak zaman yan cümlesinde after I finish denir, after I will finish denmez. Aynı yapı when, before ve as soon as sonrasında da yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Gelecekteki zamanı anlatan cümleyi finish fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We'll eat after Mia ____ her homework.
Cevabı göster
finishes
Mummy Sheep and Suzy have come to pick up Peppa for playgroup. Öbek fiiller
1:03Bayan Koyun ve Suzy, Peppa'yı oyun grubu için almaya geldiler.
pick up Peppa: birini almaya gitmek
Burada pick up Peppa, Peppa'nın bulunduğu yere gidip onunla buluşmak ve onu oradan götürmek anlamına gelir. Nesne bir kişi olduğunda pick up, genellikle bir yolculuk veya etkinlik için birini almaya gitmeyi anlatır; bu bağlamda kişiyi yerden kaldırmak anlamına gelmez. Pick up ayrılabilen bir fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem pick up Peppa hem de pick Peppa up kullanılabilir. Nesne bir zamirse pick ile up arasına gelmelidir: pick her up denir, pick up her denmez.
Alıştırma
pick up ve her zamirini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: I'll ____ outside the library at four.
Cevabı göster
pick her up
Have a good day at ...: vedalaşırken söylenen iyi dilek
Have a good day at playgroup, biri ayrılırken veya bir etkinliğe başlarken söylenen dostça bir iyi dilektir. Burada have, sahip olmak değil, günü geçirmek veya yaşamak anlamına gelir. Have a good day at + yer veya etkinlik kalıbı, kişinin günü nerede geçireceğini belirtir. Örneğin: Have a good day at school veya Have a good day at work.
Alıştırma
Bir çocuk okula gitmek üzere evden çıkıyor. Hangi veda dileği en doğal seçenektir?
- Have a good day at school.
- Take a good day in school.
- Own a good day at school.
Cevabı göster
Have a good day at school.
Work hard: emir fiil öbeği ile hard work farkı
Work hard. bir emir cümlesidir. Özne olan you söylenmez; yapı (You) work hard. şeklinde düşünülebilir. Burada work fiildir, hard ise büyük çabayla anlamını veren bir zarftır. Bu sahnede kısa bir yönlendirme veya teşvik olarak kullanılır. Etkinliğe göre work hard; işte, ders çalışırken, antrenmanda veya başka bir görevde çaba göstermek anlamına gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın ders çalışırken büyük çaba göstermesi gerektiğini doğal biçimde anlatır?
- Mia hardly works when she studies for the test.
- Mia has some hard work to do for the test.
- Mia needs to work hard for the test.
Cevabı göster
Mia needs to work hard for the test.
Mrs. Sheep, do you work or do you play? Dilbilgisi
1:18Bayan Koyun, siz çalışıyor musunuz yoksa oynuyor musunuz?
do you work or do you play?: paralel or seçenek sorusu
Do you work or do you play? bir seçenek sorusudur. Or, olası iki cevap olan work ve play ifadelerini bağlar ve dinleyenden bunlardan birini seçmesini ister. do you tekrarlandığında iki taraf da geniş zamanda tam ve paralel bir soru olur: do you work / do you play. Bu bir hata değildir. Günlük konuşmada Do you work or play? de denebilir; ancak do you ifadesini tekrarlamak karşıtlığı özellikle belirginleştirir. Bu kullanımda cevap genellikle yalnızca yes veya no değil, seçeneklerden biridir.
Alıştırma
Dinleyiciye yöneltilen, iki tarafı da tam ve paralel olan geniş zaman seçenek sorusunu tamamlayın: At break time, ____ read or ____ draw?
Cevabı göster
do you · do you
I'm going to be working: gelecekte bir süre devam eden etkinlik
I'm going to be working, be going to ile be + -ing yapılarını birleştirir: am going to + be working. Çalışmayı gelecekte belirli bir süre boyunca devam etmesi beklenen bir etkinlik olarak sunar; bu cümlede söz konusu süre bugündür. I'm going to work ile karşılaştırıldığında, sürekli yapı belirli bir süre boyunca meşgul olma fikrini daha fazla vurgular. Bu sahnede working very hard, spor salonunda egzersiz yapmayı esprili biçimde “çalışmak” olarak anlatır; mutlaka mesleki bir iş anlamına gelmez.
Alıştırma
be going to ve work fiilinin sürekli biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Tomorrow afternoon, I ____ at home from one until five.
Cevabı göster
am going to be working
I'm off to the gym: ayrılmak üzere olduğunu bildirmek
I'm off to + gidilecek yer, bir yere gitmek üzere olduğunuzu veya o yere doğru yola çıktığınızı söylemenin günlük konuşmadaki bir yoludur. Konuşan kişi genellikle ayrılmadan hemen önce nereye gittiğini belirtmek için kullanır. Buradaki off, ayrılma veya yola çıkma fikrini taşır; bir şeyin kapalı olduğu anlamına gelmez. Gidilecek yer genellikle the gym, the library veya London örneklerinde olduğu gibi to sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Şimdi ayrıldığınızı bildiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I'm ____ the library. See you later!
Cevabı göster
off to
What do you do at ...? ile alışılmış etkinlikleri sormak
What do you do at ...? kalıbını, birinin bir yerde veya grupta genellikle hangi etkinlikleri yaptığını sormak için kullan. Buradaki do belirli bir eylemi adlandırmaz; spor salonunda yapılan çeşitli etkinliklerin genelini temsil eder. İlk do, geniş zamanda soru kuran yardımcı fiildir. İkinci do ise ana fiildir: What + do + you + do + at ...?
Alıştırma
What do you do at ...? kalıbını kullanarak bir arkadaşına genellikle yaptığı etkinlikleri sor: What ____ at the community centre?
Cevabı göster
do you do
That's not X. That's Y. ile bir şeyi yeniden sınıflandırmak
İki kısa cümlecik, tek bir yargıyı düzeltme şeklinde düzenler. That's not work, etkinliklere verilen ilk etiketi reddeder; That's play ise hemen onun yerine geçecek etiketi verir. That's sözcüğünün tekrarı açık bir paralel yapı oluşturur: That's not X. That's Y. Bu kalıbı, aynı şeyin X kategorisinden ziyade Y kategorisine ait olduğunu söylemek için kullan. Kalıbın amacı yalnızca X ile Y'nin zıt olduğunu belirtmek değildir.
Alıştırma
Nesnenin oyuncak değil, bir araç olduğunu söylemek için That's not X. That's Y. kalıbını kullan: That's ____. That's ____.
Cevabı göster
not a toy · a tool
Peppa and Suzy have arrived at the playgroup. Kalıp ifadeler
1:40Peppa ve Suzy oyun grubuna vardılar.
have arrived at the playgroup: belirli bir varış noktası için arrive at
have arrived at the playgroup ifadesinde at, belirli varış noktası olan the playgroup'u gösterir. Arrive fiilinden sonra sıradan bir yer adı doğrudan gelmez; bu nedenle arrive the playgroup standart bir kullanım değildir. İstasyon, okul veya buluşma noktası gibi belirli bir nokta ya da mekân için arrive at kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi at veya in ile tamamlayın: We have arrived ____ the meeting point.
Cevabı göster
at
play shops: Britanya İngilizcesinde dükkâncılık oyunu
Britanya çocuk İngilizcesinde play shops, bir dükkân işletiyormuş gibi yapmak anlamına gelir. Çocuklar dükkân sahibi ve müşteri gibi rollere girip alışverişi canlandırırlar. Buradaki shops, hayalî oyunun adıdır. Çocuklar gerçek dükkânlara gitmezler.
Alıştırma
Çocuklar playing shops yapıyorsa ne yapıyorlar?
- Bazı dükkânların dışında oyun oynuyorlar.
- Bir dükkân işletiyormuş gibi yapıyorlar.
- Birkaç gerçek dükkânı ziyaret ediyorlar.
Cevabı göster
Bir dükkân işletiyormuş gibi yapıyorlar.
be shopkeeper: rol yapma oyununda bir rol etiketi
Bu soruda be shopkeeper, hayali bir dükkân oyununda dükkân sahibi rolünü üstlenmek anlamına gelir. Burada gerçek bir meslek değil, oyundaki bir rol seçilmektedir. Shopkeeper tekil ve sayılabilen bir isimdir. Bu yüzden genel İngilizcede belirli bir rol için normalde be the shopkeeper, meslek için ise be a shopkeeper kullanılır. Çocuklar oyun rollerini samimi bir şekilde dağıtırken rol adı be fiilinden sonra bir etiket gibi kullanılabilir; bu nedenle burada tanımlık atılmıştır.
Alıştırma
Altyazıda be shopkeeper ne anlama geliyor?
- Hayali bir oyunda dükkân sahibi rolünü üstlenmek.
- Dükkân işletmeciliğini gerçek bir meslek olarak seçmek.
- Bir şey satın almak için dükkâna gitmek.
Cevabı göster
Hayali bir oyunda dükkân sahibi rolünü üstlenmek.
Everyone else: geri kalan herkes
Everyone else, ilgili grupta daha önce adı geçen veya seçilen kişi ya da kişiler dışındaki herkes anlamına gelir. Buradaki else, «diğer» anlamındadır; «de, ayrıca» anlamına gelmez. Cümlede bazı kişiler dükkân sahibi rolünü zaten almıştır ve everyone else geri kalan herkes demektir. Bu ifade İngilizce dilbilgisinde tekil kabul edilir. Bu nedenle birçok kişiyi anlatsa bile everyone else is, has veya does gibi tekil fiil biçimleri kullanılır.
Alıştırma
Omar dışında herkesin oynayacağını anlatacak şekilde cümleyi tamamla: Omar will keep score; everyone ____ will play.
Cevabı göster
else
Peppa and Suzy are going to run a pretend shop. Kalıp ifadeler
2:04Peppa ve Suzy hayali bir dükkan işletecekler.
run a pretend shop: oyun amaçlı bir dükkân işletmek
run a pretend shop ifadesinde run, koşmak değil, dükkânı yönetmek veya işletmek anlamına gelir. Ardından a shop geldiği için burada run fiilinin bir işletmeyi yönetme anlamı kullanılır. Pretend, shop sözcüğünü niteler ve bunun gerçek bir işletme değil, oyun için oluşturulmuş hayali bir dükkân olduğunu gösterir. run + işletme veya mekân yapısı run a café, run a hotel ve run a company ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede run, yönetmek veya işletmek anlamında kullanılmıştır?
- Leila runs a small bakery with her sister.
- Leila runs to the bakery every morning.
- Leila runs past the bakery every morning.
Cevabı göster
Leila runs a small bakery with her sister.
What do we have to do?: yapılması gereken işi sormak
Have to + fiilin yalın hâli bir zorunluluk veya gereklilik ifade eder. Buradaki do, fiilin yalın hâlidir ve konuşan kişi hangi görevin yapılması gerektiğini sorar. Öznesi we olan geniş zaman sorusunda do özneden önce gelir: What + do + we + have to + fiilin yalın hâli? İlk do, soruyu kuran yardımcı fiildir; sondaki do ise “yapmak” anlamına gelir ve sorulan eylemi belirtir.
Alıştırma
Soruyu have to yapısıyla tamamla: What ____?
Cevabı göster
do we have to do
take the money: dükkânda ödeme almak
Bu dükkân sahnesinde take the money, müşterinin ödemesini almak anlamına gelir. Buradaki take, dükkândaki işin bir parçası olarak parayı kabul etmeyi anlatır; hırsızlık anlamı taşımaz. take + ödemeyle ilgili bir sözcük yapısı, satıcının hangi ödeme türünü kabul ettiğini gösterebilir: Bir dükkân take money, take cash veya take card payments diyebilir.
Alıştırma
Bir dükkânda iki yardımcı işleri bölüşüyor. Hangi cümle, yardımcılardan birinin müşterilerin ödemelerini alacağını açıkça belirtir?
- I'll take the money while you pack the bags.
- I'll take the bags while you count the money.
- I'll borrow some money while you pack the bags.
Cevabı göster
I'll take the money while you pack the bags.
stack the shelves: dükkân ürünlerini raflara yerleştirmek
Stack the shelves, ürünleri dükkân raflarına yerleştirip düzenlemek anlamına gelir. Bu perakende ifadesinde stack, ürünleri sergilemek için yerleştirmeyi anlatır; yüksek bir yığın oluşturmak gerekmez. İngiliz İngilizcesinde, genel olarak bu işten söz ederken stack shelves kullanımı da yaygındır. Stack the shelves ifadesi ise o durumdaki belirli rafları gösterir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Shelves sözcüğünün sonuna odaklanın.
- Please stack the shelf before the shop opens.
- Please stack the shells before the shop opens.
- Please stack the shelves before the shop opens.
Cevabı göster
Please stack the shelves before the shop opens.
Can I have ..., please? ile nazikçe istemek
Can I have ..., please? bir şeyi almak, sipariş etmek ya da birinden vermesini istemek için kullanılan yaygın ve nazik bir kalıptır. Bu cümlede have, sahip olmak değil, almak veya servis edilmek anlamındadır. Some, konuşan kişinin istediği şeyin mevcut olmasını umduğu ya da beklediği bir rica içinde doğal kullanılır. Can I biçim olarak izin sorar, ancak hizmet ortamında cümlenin tamamı bir rica işlevi görür; please ifadeyi daha nazik yapar.
Alıştırma
Can I have ..., please? kalıbıyla kafedeki nazik ricayı tamamlayın: ____ a cup of tea, ____?
Cevabı göster
Can I have · please
Have we got any ...? ile bir şeyin mevcut olup olmadığını sormak
Have we got any biscuits? bisküvinin mevcut olup olmadığını ya da grubun şu anda bisküvisi bulunup bulunmadığını sorar. Britanya İngilizcesindeki bu yaygın konuşma kalıbında have got, have anlamına gelir; got tek başına alınmış veya elde edilmiş anlamını taşımaz. Soru kalıbı Have + özne + got + isim? şeklindedir. Bir şeyin miktarı ya da varlığı bilinmediğinde, tarafsız evet-hayır sorularında any yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Soruyu Britanya İngilizcesindeki konuşma dili have got kalıbıyla tamamlayın: Have you ____ any questions?
Cevabı göster
got
How much will that be?: ödenecek toplam tutarı sorma
How much will that be?, müşteri ödemeye hazır olduğunda veya siparişini tamamladığında kullanılan standart bir sorudur. Buradaki that, fiyatı hesaplanan ürünü, hizmeti ya da siparişin tamamını gösterir. Bu hizmet kalıbında will be, karşı taraftan ödenecek tutarı söylemesini ister. Asıl işlevi geleceğe dair tahmin yapmak değildir.
Alıştırma
Öğle yemeği siparişinizi tamamladınız ve toplamı sormak istiyorsunuz. Bu hizmet durumunda doğal soru hangisidir?
- How much will that be?
- How many will that be?
- How much that will be?
Cevabı göster
How much will that be?
That will be + tutar + please: ödenecek tutarı bildirme
That will be + tutar + please, kasiyerin veya hizmet görevlisinin müşteriye ödenecek tutarı bildirmek için kullandığı standart bir kalıptır. That, ürünü, hizmeti veya siparişin tamamını gösterir; tutar ise be sözcüğünden sonra gelir. Buradaki will be, geleceğe vurgu yapmak yerine hizmet ortamında kullanılan bir kalıptır. Sondaki please, müşteriden bu tutarı şimdi ödemesinin kibarca istendiğini belirtir.
Alıştırma
Bir kasiyer toplam tutarın yirmi dört sterlin olduğunu kibarca söylüyor. will içeren iki sözcüklü biçimi tamamlayın: That ____ twenty-four pounds, please.
Cevabı göster
will be
Next, please: sıradaki kişiyi öne çağırmak
Next, please. “Sıradaki kişi şimdi öne gelebilir” anlamına gelen kalıplaşmış bir çağrıdır. Burada next, next person, next customer veya next participant yerine kullanılır; sonraki bir nesneyi niteleyen bir sıfat değildir. Please bu çok kısa çağrıyı yumuşatır. İfade, önceki sıranın bittiğini ve düzenli bir kuyruğun ya da sırayla yapılan bir etkinliğin devam edebileceğini belirtir.
Alıştırma
Görevli bir müşteriyle işini bitirip sıradaki kişiyi çağırıyor. İngilizceyi tamamlayın: ____, please.
Cevabı göster
Next
a loaf of bread: bütün bir ekmeği saymak
Bread, genel olarak yiyeceği ifade ettiğinde çoğunlukla sayılamaz; bu yüzden a bread normalde tek bir sıradan ekmek birimi anlamına gelmez. Fırında pişmiş bütün bir ekmeği saymak için a loaf of bread ölçü ifadesini kullanın. Sayıya göre değişen sözcük bread değil, ölçü adıdır: one loaf of bread, two loaves of bread. Loaf sözcüğünün düzensiz çoğulu loaves biçimindedir.
Alıştırma
a loaf of bread ifadesini çoğul yaparak cümleyi tamamlayın: The bakery delivered two ____ to the cafe.
Cevabı göster
loaves of bread
Would you like it in a bag, sir? ile nazikçe hizmet sunmak
Would you like it in a bag? satın alınan ürünü poşete koymayı nazikçe teklif eder. Would you like + nesne + tümleç? yapısında konuşan kişi, dinleyenin bu düzenlemeyi isteyip istemediğini sorar; You want...? veya Do you want...? ifadelerinden daha yumuşak duyulur. Sir, yetişkin bir erkek müşteriye yönelik kibar bir hitaptır. Gerçek bir rütbe farkını değil, hizmet sırasında gösterilen saygıyı belirtir.
Alıştırma
Bir mağaza görevlisi müşterinin satın aldığı ürünü poşete koymayı nazikçe teklif etmek istiyor. Hangi cümle en uygundur?
- Would you like it in a bag, sir?
- Do you like it in a bag, sir?
- You want it in a bag, sir?
Cevabı göster
Would you like it in a bag, sir?
I haven't got enough money: Britanya İngilizcesinde have got ve enough
I haven't got enough money, konuşanın şu anda gerekli miktarda parası olmadığı anlamına gelir. Günlük Britanya İngilizcesinde haven't got burada don't have ile aynı anlama gelir; haven't received veya haven't obtained anlamında değildir. Enough, money isminden önce gelir: enough money. Have veya have got içeren olumsuz bir cümlede, mevcut miktarın durumun gerektirdiği miktardan az olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi have got yapısının kısaltılmış Britanya İngilizcesi olumsuz biçimi ve enough ile tamamlayın: I ____ money for the bus fare.
Cevabı göster
haven't got enough
You can pay us next time you come here. Dilbilgisi
3:01Buraya bir sonraki gelişinizde bize ödeyebilirsiniz.
next time you come: geleceği anlatan zaman yan cümlesinde geniş zaman
next time you come ifadesinde next time bir zaman yan cümlesi başlatır ve ödemenin ne zaman yapılabileceğini belirtir. Ziyaret gelecekte gerçekleşecek olsa da İngilizcede geleceği anlatan bu tür zaman yan cümlelerinde genellikle geniş zaman kullanılır: next time you come denir, next time you will come denmez. Ana cümlede ise anlama göre can, will veya başka uygun bir yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Gelecekteki bir ziyaretten söz etmek için next time ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- I'll show you the photos next time you visit.
- I'll show you the photos next time you are visit.
- I'll show you the photos next time you will visit.
Cevabı göster
I'll show you the photos next time you visit.
this is hard work: isim öbeği olarak hard work
Burada This is hard work, görevin zor ve çok emek isteyen bir iş olduğunu belirtir. Hard, work ismini niteler; dolayısıyla hard work bir isim öbeğidir ve daha fazla çaba gösterme emri değildir. Bu anlamda work genellikle sayılamayan bir isimdir. Bu yüzden This is hard work denir, This is a hard work denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede hem hard work hem de work hard doğru kullanılmıştır?
- Moving these boxes is a hard work, so we need to work hardly.
- Moving these boxes is hard work, so we need to work hard.
- Moving these boxes is work hard, so we need hard work.
Cevabı göster
Moving these boxes is hard work, so we need to work hard.
What can I buy for a million thousand pounds, please?
3:11Bir milyon bin sterline ne alabilirim, lütfen?
home time: çocukların eve gitme zamanı
Burada home time, okulun, oyun grubunun veya bir çocuk etkinliğinin bittiği ve çocukların eve gittiği zamanı ifade eder. Okul bağlamında okul gününün sona erdiği zamana yakındır. Evde geçirilen bir zaman dilimi anlamına gelmez. Home, çocukların daha sonra nereye gitmesinin beklendiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi durum home time ifadesine en iyi uyar?
- Oyun grubu sona erdi ve çocuklar eve gitmeye hazır.
- Çocuklar sınıfta ödev yapıyor.
- Herkes öğleden sonrayı evde dinlenerek geçiriyor.
Cevabı göster
Oyun grubu sona erdi ve çocuklar eve gitmeye hazır.
Daddy Pig has come to collect Peppa and Suzy. Kelime
3:32Baba Domuz, Peppa ve Suzy'yi almaya geldi.
collect Peppa and Suzy: Britanya İngilizcesinde birini almaya gitmek
Bu cümlede collect Peppa and Suzy, Peppa ile Suzy'nin bulunduğu yere gidip onları yanında götürmek anlamına gelir; tıpkı bir ebeveynin oyun grubu bittiğinde çocuğunu alması gibi. Bu Britanya İngilizcesi bağlamında collect fiilinin nesnesi bir kişiyse anlamı o kişiyi almaya gitmektir; insanları nesne gibi toplamak değildir. Yararlı bir kalıp collect someone from a place şeklindedir; örneğin collect the children from school.
Alıştırma
Saat dörtte çocuklarınızı almak için okula giden bir ebeveynsiniz. Britanya İngilizcesinde hangi cümle doğaldır?
- The children will collect me from school at four.
- I'll collect the school from the children at four.
- I'll collect the children from school at four.
Cevabı göster
I'll collect the children from school at four.
have you had a busy day?: günün şimdiye kadar yoğun geçip geçmediğini sormak
Have you had a busy day? karşıdaki kişinin günün önceki saatlerinden şu ana kadar yoğun olup olmadığını dostça sorar. Genellikle “Günün yoğun geçti mi?” anlamına gelir ve kişiyi gününün nasıl geçtiğini anlatmaya davet eder. Yapı have + özne + geçmiş zaman ortacı şeklindedir: have + you + had. İlk have, present perfect yapısını kuran yardımcı fiildir; had ise asıl fiil olan have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu nedenle iki biçimin görevleri farklıdır.
Alıştırma
Günün sonuna yaklaşırken, günün o ana kadar yoğun geçip geçmediğini en iyi hangi soru anlatır?
- Will you have a busy day?
- Have you had a busy day?
- Are you having a busy day?
Cevabı göster
Have you had a busy day?
I've been working: şimdiye kadar devam eden bir eylem
I've been working, present perfect continuous yapısındadır: I have been + working. Eylemin daha önce başladığını, bir süre devam ettiğini ve şimdiki zamanla bağlantılı olduğunu anlatır. Çalışma hâlâ sürüyor ya da az önce bitmiş olabilir; odak, devam eden faaliyet ve harcanan çabadır. Been working edilgen bir yapı değildir. have/has been + fiil-ing yapısında been, perfect continuous zamanı kurmaya yardımcı olur; working ise eylem fiilinin -ing biçimidir.
Alıştırma
Şimdiye kadar devam eden bir eylemi vurgulamak için cümleyi work fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I ____ on this report since 8 o'clock, and I'm not finished yet.
Cevabı göster
have been working
Blah, blah, blah: önemsiz sözleri atlamak
“Blah, blah, blah”, aynen tekrarlanmayan sözlerin yerine kullanılır. Bu cümlede tekrarlanan blah sözcükleri, yararlı bilgi içermeyen bir içeriği temsil eder. Bu ifade, dinleyiciye atlanan kısmı tekrarlı, sıkıcı, önemsiz veya aynen aktarılmaya değmez olarak görmesi gerektiğini anlatır. Her blah sözcüğünün ayrı bir somut anlamı yoktur.
Alıştırma
Gündelik konuşmada “blah, blah, blah” büyük olasılıkla neyi belirtir?
- Konuşmacı, tekrarlı veya önemsiz gördüğü sözleri atlıyor.
- Konuşmacı her sözü özel bir doğrulukla aktarıyor.
- Konuşmacı sözlerin daha yüksek sesle söylenmesini istiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, tekrarlı veya önemsiz gördüğü sözleri atlıyor.
Perhaps we could just play one game of Happy Mrs. Chicken. Ton ve niyet
4:02Belki sadece bir el Mutlu Bayan Tavuk oynayabiliriz.
Perhaps we could just play one game: nazik ve sınırlı bir öneri
“Perhaps we could just play one game”, bir talimat vermek yerine öneride bulunur. Perhaps öneriyi ihtiyatlı hâle getirir, could ise etkinliği grubun kabul veya reddedebileceği bir olasılık olarak sunar. Just ve one, isteği tek bir oyunla sınırlandırarak küçük ve baskısız gösterir. Bu seçimler birlikte kullanıldığında konuşmacının özellikle dikkatli ve ölçülü duyulmasını sağlar.
Alıştırma
could just + play yapısını kullanarak tamamlayın: Perhaps we ____ one game before dinner.
Cevabı göster
could just play
We've earned it: çabadan sonra ödülü hak etmek
We've earned it ifadesinde earn, yalnızca para kazanmak değil, çaba veya iyi davranış sayesinde bir şeyi hak etmek ya da ona hak kazanmak anlamına gelir. Burada Mummy Pig, bitirdikleri işin oyun oynamayı veya dinlenmeyi adil bir ödül hâline getirdiğini söylüyor. It, bağlamdan zaten anlaşılan ödülü veya etkinliği gösterir. have/has earned it yapısı genellikle tamamlanmış bir çabaya dönüp bakar ve şimdi bir şeyin tadını çıkarmanın neden hak edilmiş olduğunu açıklar.
Alıştırma
We've earned it ifadesindeki eksik kelimelerle cümleyi tamamlayın: We finished the whole project, so let's take a break. We've ____.
Cevabı göster
earned it
Naughty Mummy: şakacı ve hafif eleştiri
Naughty Mummy, anneye doğrudan söylenen kısa bir ünlemdir. Sıfat ve hitap adından oluşan bir tepki olarak kullanılır ve yaklaşık olarak You're being naughty, Mummy! anlamına gelir. Bu hızlı tepkide özne ve yüklem içeren tam bir cümleye gerek yoktur. Burada naughty, annenin biraz söz dinlemez veya yaramazca bir şey yaptığını anlatır. Sıcak bir aile ortamında çocuk, ciddi bir ahlaki yargıda bulunmak yerine hafifçe eleştirirken annesine takılıyor.
Alıştırma
Bir çocuk annesinin gizlice bir bisküvi aldığını görüp gülümseyerek "Naughty Mummy!" diyor. Bu yakın aile ortamında ifade, şakacı ve hafif bir eleştiri olarak uygun mudur?
- Hayır, resmî bir suçlamadır.
- Evet, uygundur.
Cevabı göster
Evet, uygundur.
Oh, that's because George and I have finished our work. Anlatım akışı
4:18Oh, bunun nedeni George ve benim işimizi bitirmiş olmamız.
that's because: bir durumu nedenine bağlamak
That's because daha önce sözü edilen bir duruma gönderme yapar ve ardından bunun nedenini açıklar. Bu cümlede George and I have finished our work yan cümlesi nedeni verir; yeni bir konu başlatmaz. Bilgi sırası önce durum, sonra nedendir. Bu kalıbı bir why sorusuna cevap vermek, şaşırtıcı bir durumu açıklamak veya neden hakkındaki yanlış bir tahmini düzeltmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir nedeni doğru biçimde açıklayan ifadeyi seçin: Leo is wearing a coat. ___ it is cold outside.
- That's because
- That's why
Cevabı göster
That's because
So let's all play: bir sonuçtan grup eylemine geçmek
Bu cümlede so, az önce kesinleşen bilgiye bağlanır ve sonraki eylemi bunun sonucu olarak sunar: iş bittiği için artık birlikte oynamak mantıklıdır. Burada bir neden veya sonuçtan sonraki adıma geçişi düzenler; yalnızca bir dolgu sözcüğü değildir. Let's, konuşanın da katıldığı bir eylem önerir; all ise gruptaki herkesin katılımını vurgular. Yeniden kullanılabilecek kalıp So let's all + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Herkes hazır. Konuşanın da dâhil olduğu tüm grup için en doğal öneriyi seçin: Everyone is ready. ___
- So you can all begin without me.
- So let's all begin.
- That's because we all began.
Cevabı göster
So let's all begin.