Büyüyünce: Peppa Pig ile Çalışma ve Oyun Eğlencesi | Peppa Pig Resmi Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
454 kelime 134 kel/dk

Video özeti: Peppa’nın ailesi ve arkadaşları gün boyunca çalışmak ile oynamayı karşılaştırır. Çocuklar hayalî bir dükkân işletirken Mummy Pig bilgisayardaki işini bitirir; ardından herkes birlikte oyun oynar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. after I finish my work. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: after ile başlayan zaman yan cümlesinde, gelecekte gerçekleşecek bir olay anlatılsa bile geniş zaman kullanıldığını anlamak. Bu kalıpla bir etkinliğin ancak başka bir etkinlik tamamlandıktan sonra başlayacağı doğal biçimde anlatılabilir. 2. play shops. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Çocukların dükkân sahibi ve müşteri rolüne girerek mağazacılık oynadığı hayalî oyunu anlatan bu Britanya İngilizcesi ifadesini tanımak. Böylece ifade kelimesi kelimesine yorumlanmaz ve yaratıcı rol oyunları hakkındaki konuşmalar daha kolay anlaşılır. 3. We've earned it. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Konuşanların işlerini bitirdikleri için keyifli bir molayı veya ödülü hak ettiklerini düşündüklerini anlamak. İfadeyi yalnızca para kazanmak anlamında değil, çaba ya da başarının küçük bir keyfi haklı çıkardığı durumlarda kullanmak.

Bu derste

Work and play. Anlatım akışı

0:05

İş ve oyun.

Anlatım akışı

Work and play: iki bölümlü bir konu başlığı

Başlık, iki ana fikri and ile birleştirir: work ve play. Başlık olduğu için tam bir cümle olması gerekmez. Bu iki fikri yan yana getirmek konuyu ortaya koyar ve içeriğin onları karşılaştıracağını ya da aralarındaki sınırı inceleyeceğini gösterir. A and B kalıbı, birbiriyle ilişkili iki temayı çerçeveleyen kısa bir başlık oluşturabilir.

Alıştırma

Work and play başlığının içeriği düzenleyen temel işlevi nedir?

  1. work ve play sözcüklerinin aynı anlama geldiğini söyler.
  2. Birine önce çalışmasını, sonra oynamasını söyler.
  3. İçeriğin karşılaştıracağı veya inceleyeceği birbiriyle ilişkili iki temayı ortaya koyar.
Cevabı göster

İçeriğin karşılaştıracağı veya inceleyeceği birbiriyle ilişkili iki temayı ortaya koyar.

It is a lovely sunny morning.

0:07

Çok güzel güneşli bir sabah.

What a nice day for doing nothing. Dilbilgisi

0:12

Hiçbir şey yapmamak için ne güzel bir gün.

Dilbilgisi

What a nice day for doing nothing: for + -ing ile kurulan bir ünlem

What a nice day ... bir ünlem cümlesidir. What a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim kalıbı, bir kişi, nesne veya durum karşısındaki güçlü tepkiyi ifade eder: What a strange idea! for doing nothing ifadesi, günün özellikle hangi etkinlik için uygun olduğunu belirtir. Burada for + -ing “bu etkinlik için uygun” demektir; “bu etkinlik yüzünden” anlamına gelmez.

Alıştırma

What a ... for -ing kalıbını ve parantez içindeki sözcükleri kullanarak ünlem cümlesini tamamlayın: ____ perfect afternoon for ____! (fly a kite)

Cevabı göster

What a · flying a kite

Daddy Pig loves doing nothing. Dilbilgisi

0:15

Baba Domuz hiçbir şey yapmamayı sever.

Dilbilgisi

loves doing nothing: love + -ing yapısı

loves doing nothing ifadesinde love, birinin sevdiği etkinliği veya durumu belirtmek için -ing biçimiyle devam eder. Daddy Pig tekil bir özne olduğu için love, loves olur. doing nothing, belirli bir iş yapmadan zaman geçirmek demektir. Nothing, onun yaptığı bir şeyin adı değildir.

Alıştırma

read fiilinin -ing biçimini kullanın: Maya loves ____ adventure stories.

Cevabı göster

reading

Daddy, aren't you going to work today? Dilbilgisi

0:18

Baba, bugün işe gitmeyecek misin?

Dilbilgisi

aren't you going to work: beklenen bir planı kontrol etme

Aren't you going to work? olumsuz bir soru cümlesidir. Konuşan kişi, karşısındakinin işe gitmesini zaten bekliyordur; durum farklı göründüğü için şimdi planı kontrol eder. Aren't you going to + fiil...? yapısı, “Bunu yapacağını sanıyordum; plan hâlâ aynı mı?” anlamına gelebilir. Ayrıca hatırlatma yapmak veya hafif bir şaşkınlık göstermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi “Alex, aren't you going to take the bus?” derken büyük olasılıkla ne anlatmak istiyor?

  1. Konuşan kişi Alex'in otobüse binmesini bekliyordu ve planı kontrol ediyor.
  2. Konuşan kişi Alex'in otobüse zaten bindiğinden emin.
  3. Konuşan kişi bus sözcüğünün ne anlama geldiğini soruyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi Alex'in otobüse binmesini bekliyordu ve planı kontrol ediyor.

No, Peppa.

0:21

Hayır, Peppa.

It's Saturday.

0:22

Bugün Cumartesi.

Daddy Pig doesn't work on Saturdays. Dilbilgisi

0:24

Baba Domuz cumartesileri çalışmaz.

Dilbilgisi

doesn't work on Saturdays: tekrarlanan haftalık program

Buradaki doesn't work, geniş zamanın olumsuz biçimidir. Yalnızca belirli bir günde olanı değil, Daddy Pig'in düzenli çalışma programını anlatır. Üçüncü tekil kişi öznesi Daddy Pig ile doesn't + fiilin yalın hâli kullanılır: doesn't work; doesn't works denmez. on Saturdays ifadesinde haftanın gününden önce on gelir ve çoğul Saturdays, her cumartesi ya da genel olarak cumartesi günleri anlamına gelir. Aynı kalıp düzenli programlar için on Mondays, on Fridays gibi kullanılabilir.

Alıştırma

Düzenli haftalık programı tamamlayın. doesn't kısaltmasını ve haftanın günü için doğru edatı kullanın: She ____ Sundays.

Cevabı göster

doesn't work on

Daddy Pig, you'll be late for work. Kalıp ifadeler

0:26

Baba Domuz, işe geç kalacaksın.

Kalıp ifadeler

you'll be late for work: be late for kalıbı

you'll be late for work ifadesindeki be late for work, beklenen işe başlama saatinden sonra işe varmak demektir. Kalıp be late for + etkinlik, olay veya sorumluluk biçimindedir: be late for school, class ya da a meeting. Bu kalıpta for atılmaz. You'll, you will ifadesinin kısaltmasıdır. Burada Daddy Pig yakında yola çıkmazsa gerçekleşmesi muhtemel sonucu bildirir.

Alıştırma

Bir etkinlikten söz ederken late sözcüğünden sonra kullanılan edatla cümleyi tamamlayın: Hurry, or you'll be late ____ class.

Cevabı göster

for

But it's Saturday, Mummy Pig.

0:29

Ama bugün Cumartesi, Anne Domuz.

Isn't it? Ton ve niyet

0:31

Öyle değil mi?

Ton ve niyet

Onay isteyen Isn't it?

Isn't it?, konuşanın zaten sahip olduğu bir düşünceyi kontrol etmek için kullanılan olumsuz bir soru eklentisidir. Burada it, hemen önce sözü edilen düşünceye gönderme yapar ve konuşan kısa bir onay ya da düzeltme bekler. It's Saturday, isn't it? gibi tam bir cümlede soru eklentisi is ile uyum gösterir ve önceki özneye veya duruma gönderme yapmak için it kullanır. Yeni bilgi isteyen açık uçlu bir soru değildir.

Alıştırma

Bir kişi "It's Saturday. Isn't it?" diyor. Bu kişi ne yapıyor?

  1. Önceden bir tahminde bulunmadan günün adını soruyor.
  2. Bir düşüncesini kontrol edip onay ya da düzeltme istiyor.
  3. Günün cumartesi olduğunu kabul etmeyi reddediyor.
Cevabı göster

Bir düşüncesini kontrol edip onay ya da düzeltme istiyor.

No.

0:32

Hayır.

It's Thursday.

0:33

Bugün Perşembe.

Daddy Pig works on Thursdays.

0:35

Baba Domuz perşembeleri çalışır.

See you later. Kalıp ifadeler

0:37

Sonra görüşürüz.

Kalıp ifadeler

See you later.: günlük bir vedalaşma

See you later., biri ayrılırken kullanılan yaygın bir sözlü vedalaşma ifadesidir. Kişilerin daha sonra tekrar görüşmeyi veya konuşmayı beklediği ya da umduğu anlamına gelir; birine daha sonra bakmasını söyleyen bir emir değildir. Later kesin bir zaman belirtmez. Aynı günün daha ileriki bir saatini veya zamanı belirlenmemiş gelecekteki bir iletişimi ifade edebilir. Bu söz bir sosyal kalıp olarak kullanıldığı için genellikle samimi bir vedalaşma olarak anlaşılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın evinden ayrılıyorsunuz ve onunla tekrar görüşmeyi bekliyorsunuz. En doğal vedalaşma hangisidir?

  1. Nice to meet you.
  2. Good morning.
  3. See you later.
Cevabı göster

See you later.

Bye-bye.

0:39

Bay bay.

Poor Daddy, having to work. Ton ve niyet

0:40

Zavallı Baba, çalışmak zorunda.

Ton ve niyet

Poor Daddy, ...: poor yoksulluk değil, acıma ifade eder

Poor Daddy ifadesinde poor, “zavallı” veya “acıma uyandıran” anlamına gelir; Daddy’nin parasının olmadığı anlamına gelmez. poor, kişinin durumuyla ilgili kısa bir duygusal yorum yapmak için isimden veya hitap biçiminden önce gelir. Ardından gelen having to work, neden acıma duyulduğunu açıklar: Daddy çalışmak zorundadır. Genel olarak Poor + isim, bir soruna, hayal kırıklığına veya rahatsız edici bir duruma tepki olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Nina dondurmasını düşürdü. Hangi cümlede poor acıma ifade etmek için kullanılmıştır?

  1. Poor Nina! She dropped her ice cream.
  2. Nina is poor because she dropped her ice cream.
  3. Nina is lucky because she dropped her ice cream.
Cevabı göster

Poor Nina! She dropped her ice cream.

Lucky Mummy, you can play at home all day. Ton ve niyet

0:43

Şanslı Anne, sen bütün gün evde oyun oynayabilirsin.

Ton ve niyet

Lucky Mummy, ...: lucky elverişli bir durumu değerlendirir

Lucky Mummy ifadesinde lucky, Mummy’nin şu anki durumunu elverişli veya şanslı olarak değerlendirir. Soyut anlamda şanstan söz etmez; sonraki you can play at home all day cümlesi, konuşanın fark ettiği somut avantajı gösterir. Lucky, kısa bir ünlem oluşturmak için isimden veya hitap biçiminden önce gelir. Tam fikir Mummy is lucky ya da Lucky you, Mummy ifadelerine yakındır; tonuna göre içten bir hayranlık veya biraz imrenme taşıyabilir.

Alıştırma

Priya’nın fazladan bir izin günü vardır, arkadaşlarının ise çalışması gerekir. Hangi cümle onun elverişli durumunu değerlendirir?

  1. Lucky Priya! She gets an extra day off.
  2. Priya is lucky because she has lost her day off.
  3. Priya is poor because she gets an extra day off.
Cevabı göster

Lucky Priya! She gets an extra day off.

I'm not playing.

0:47

Ben oyun oynamıyorum.

I'm working on my computer. Kalıp ifadeler

0:49

Bilgisayarımda çalışıyorum.

Kalıp ifadeler

working on my computer: bilgisayarı kullanarak çalışmak

Bu cümlede working on my computer, bilgisayarı kullanarak iş yapmak anlamına gelir. Buradaki on my computer, iş için kullanılan cihazı belirtir. Bu ifade tek başına kullanıldığında belirsiz olabilir; çünkü work on + nesne, o nesneyle ilgilenmek, onu onarmak veya geliştirmek anlamına da gelebilir. Çalışmak ile oyun oynamayı karşılaştıran bağlam, amaçlanan anlamı açıklar: bilgisayarı iş yapmak için kullanıyor; onu onarmıyor veya fiziksel olarak üzerinde durmuyor.

Alıştırma

Sıradan bir ofis bağlamında “Maya is working on her laptop” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Dizüstü bilgisayarının üzerinde duruyor.
  2. Kesinlikle dizüstü bilgisayarını onarıyor.
  3. Dizüstü bilgisayarını iş yapmak için kullanıyor.
Cevabı göster

Dizüstü bilgisayarını iş yapmak için kullanıyor.

George wants to play the Happy Mrs. Chicken game.

0:52

George, Mutlu Bayan Tavuk oyununu oynamak istiyor.

George, we can play the Happy Mrs. Chicken game

0:56

George, Mutlu Bayan Tavuk oyununu

after I finish my work. Dilbilgisi

0:59

ben işimi bitirdikten sonra oynayabiliriz.

Dilbilgisi

after I finish my work: gelecek zaman anlamında geniş zaman

After I finish my work, zaman bildiren bir yan cümledir. Önce işin biteceğini, oyunun ise daha sonra oynanacağını anlatır. after ile başlayan yan cümle gelecekteki bir olayı anlatsa bile İngilizcede bu yan cümlede normalde geniş zaman kullanılır. Ana cümlede will, can veya geleceği belirten başka bir ifade bulunabilir; ancak zaman yan cümlesinde after I finish denir, after I will finish denmez. Aynı yapı when, before ve as soon as sonrasında da yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Gelecekteki zamanı anlatan cümleyi finish fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We'll eat after Mia ____ her homework.

Cevabı göster

finishes

Oh.

1:01

Oh.

Mummy Sheep and Suzy have come to pick up Peppa for playgroup. Öbek fiiller

1:03

Bayan Koyun ve Suzy, Peppa'yı oyun grubu için almaya geldiler.

Öbek fiiller

pick up Peppa: birini almaya gitmek

Burada pick up Peppa, Peppa'nın bulunduğu yere gidip onunla buluşmak ve onu oradan götürmek anlamına gelir. Nesne bir kişi olduğunda pick up, genellikle bir yolculuk veya etkinlik için birini almaya gitmeyi anlatır; bu bağlamda kişiyi yerden kaldırmak anlamına gelmez. Pick up ayrılabilen bir fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem pick up Peppa hem de pick Peppa up kullanılabilir. Nesne bir zamirse pick ile up arasına gelmelidir: pick her up denir, pick up her denmez.

Alıştırma

pick up ve her zamirini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: I'll ____ outside the library at four.

Cevabı göster

pick her up

Hello, Peppa.

1:08

Merhaba, Peppa.

Hello, Suzy.

1:09

Merhaba, Suzy.

Have a good day at playgroup. Kalıp ifadeler

1:11

Oyun grubunda iyi eğlenceler.

Kalıp ifadeler

Have a good day at ...: vedalaşırken söylenen iyi dilek

Have a good day at playgroup, biri ayrılırken veya bir etkinliğe başlarken söylenen dostça bir iyi dilektir. Burada have, sahip olmak değil, günü geçirmek veya yaşamak anlamına gelir. Have a good day at + yer veya etkinlik kalıbı, kişinin günü nerede geçireceğini belirtir. Örneğin: Have a good day at school veya Have a good day at work.

Alıştırma

Bir çocuk okula gitmek üzere evden çıkıyor. Hangi veda dileği en doğal seçenektir?

  1. Have a good day at school.
  2. Take a good day in school.
  3. Own a good day at school.
Cevabı göster

Have a good day at school.

Bye-bye, Mummy.

1:13

Bay bay, Anne.

Work hard. Kalıp ifadeler

1:15

İyi çalışmalar.

Kalıp ifadeler

Work hard: emir fiil öbeği ile hard work farkı

Work hard. bir emir cümlesidir. Özne olan you söylenmez; yapı (You) work hard. şeklinde düşünülebilir. Burada work fiildir, hard ise büyük çabayla anlamını veren bir zarftır. Bu sahnede kısa bir yönlendirme veya teşvik olarak kullanılır. Etkinliğe göre work hard; işte, ders çalışırken, antrenmanda veya başka bir görevde çaba göstermek anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle Mia'nın ders çalışırken büyük çaba göstermesi gerektiğini doğal biçimde anlatır?

  1. Mia hardly works when she studies for the test.
  2. Mia has some hard work to do for the test.
  3. Mia needs to work hard for the test.
Cevabı göster

Mia needs to work hard for the test.

Mrs. Sheep, do you work or do you play? Dilbilgisi

1:18

Bayan Koyun, siz çalışıyor musunuz yoksa oynuyor musunuz?

Dilbilgisi

do you work or do you play?: paralel or seçenek sorusu

Do you work or do you play? bir seçenek sorusudur. Or, olası iki cevap olan work ve play ifadelerini bağlar ve dinleyenden bunlardan birini seçmesini ister. do you tekrarlandığında iki taraf da geniş zamanda tam ve paralel bir soru olur: do you work / do you play. Bu bir hata değildir. Günlük konuşmada Do you work or play? de denebilir; ancak do you ifadesini tekrarlamak karşıtlığı özellikle belirginleştirir. Bu kullanımda cevap genellikle yalnızca yes veya no değil, seçeneklerden biridir.

Alıştırma

Dinleyiciye yöneltilen, iki tarafı da tam ve paralel olan geniş zaman seçenek sorusunu tamamlayın: At break time, ____ read or ____ draw?

Cevabı göster

do you · do you

I'm going to be working very hard today. Dilbilgisi

1:23

Ben bugün çok sıkı çalışacağım.

Dilbilgisi

I'm going to be working: gelecekte bir süre devam eden etkinlik

I'm going to be working, be going to ile be + -ing yapılarını birleştirir: am going to + be working. Çalışmayı gelecekte belirli bir süre boyunca devam etmesi beklenen bir etkinlik olarak sunar; bu cümlede söz konusu süre bugündür. I'm going to work ile karşılaştırıldığında, sürekli yapı belirli bir süre boyunca meşgul olma fikrini daha fazla vurgular. Bu sahnede working very hard, spor salonunda egzersiz yapmayı esprili biçimde “çalışmak” olarak anlatır; mutlaka mesleki bir iş anlamına gelmez.

Alıştırma

be going to ve work fiilinin sürekli biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Tomorrow afternoon, I ____ at home from one until five.

Cevabı göster

am going to be working

I'm off to the gym. Kalıp ifadeler

1:26

Spor salonuna gidiyorum.

Kalıp ifadeler

I'm off to the gym: ayrılmak üzere olduğunu bildirmek

I'm off to + gidilecek yer, bir yere gitmek üzere olduğunuzu veya o yere doğru yola çıktığınızı söylemenin günlük konuşmadaki bir yoludur. Konuşan kişi genellikle ayrılmadan hemen önce nereye gittiğini belirtmek için kullanır. Buradaki off, ayrılma veya yola çıkma fikrini taşır; bir şeyin kapalı olduğu anlamına gelmez. Gidilecek yer genellikle the gym, the library veya London örneklerinde olduğu gibi to sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Şimdi ayrıldığınızı bildiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I'm ____ the library. See you later!

Cevabı göster

off to

What do you do at the gym? Dilbilgisi

1:28

Spor salonunda ne yapıyorsunuz?

Dilbilgisi

What do you do at ...? ile alışılmış etkinlikleri sormak

What do you do at ...? kalıbını, birinin bir yerde veya grupta genellikle hangi etkinlikleri yaptığını sormak için kullan. Buradaki do belirli bir eylemi adlandırmaz; spor salonunda yapılan çeşitli etkinliklerin genelini temsil eder. İlk do, geniş zamanda soru kuran yardımcı fiildir. İkinci do ise ana fiildir: What + do + you + do + at ...?

Alıştırma

What do you do at ...? kalıbını kullanarak bir arkadaşına genellikle yaptığı etkinlikleri sor: What ____ at the community centre?

Cevabı göster

do you do

Running, jumping, and skipping.

1:30

Koşma, zıplama ve ip atlama.

Mummy, that's not work. Anlatım akışı

1:33

Anne, bu iş değil.

That's play.

1:36

Bu oyun.

Anlatım akışı

That's not X. That's Y. ile bir şeyi yeniden sınıflandırmak

İki kısa cümlecik, tek bir yargıyı düzeltme şeklinde düzenler. That's not work, etkinliklere verilen ilk etiketi reddeder; That's play ise hemen onun yerine geçecek etiketi verir. That's sözcüğünün tekrarı açık bir paralel yapı oluşturur: That's not X. That's Y. Bu kalıbı, aynı şeyin X kategorisinden ziyade Y kategorisine ait olduğunu söylemek için kullan. Kalıbın amacı yalnızca X ile Y'nin zıt olduğunu belirtmek değildir.

Alıştırma

Nesnenin oyuncak değil, bir araç olduğunu söylemek için That's not X. That's Y. kalıbını kullan: That's ____. That's ____.

Cevabı göster

not a toy · a tool

Peppa and Suzy have arrived at the playgroup. Kalıp ifadeler

1:40

Peppa ve Suzy oyun grubuna vardılar.

Kalıp ifadeler

have arrived at the playgroup: belirli bir varış noktası için arrive at

have arrived at the playgroup ifadesinde at, belirli varış noktası olan the playgroup'u gösterir. Arrive fiilinden sonra sıradan bir yer adı doğrudan gelmez; bu nedenle arrive the playgroup standart bir kullanım değildir. İstasyon, okul veya buluşma noktası gibi belirli bir nokta ya da mekân için arrive at kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi at veya in ile tamamlayın: We have arrived ____ the meeting point.

Cevabı göster

at

Hello, everyone.

1:44

Herkese merhaba.

Hello, Peppa.

1:46

Merhaba, Peppa.

Hello, Suzy.

1:47

Merhaba, Suzy.

Ah children, today we will play shops. Kültür

1:49

Ah çocuklar, bugün dükkancılık oynayacağız.

Kültür

play shops: Britanya İngilizcesinde dükkâncılık oyunu

Britanya çocuk İngilizcesinde play shops, bir dükkân işletiyormuş gibi yapmak anlamına gelir. Çocuklar dükkân sahibi ve müşteri gibi rollere girip alışverişi canlandırırlar. Buradaki shops, hayalî oyunun adıdır. Çocuklar gerçek dükkânlara gitmezler.

Alıştırma

Çocuklar playing shops yapıyorsa ne yapıyorlar?

  1. Bazı dükkânların dışında oyun oynuyorlar.
  2. Bir dükkân işletiyormuş gibi yapıyorlar.
  3. Birkaç gerçek dükkânı ziyaret ediyorlar.
Cevabı göster

Bir dükkân işletiyormuş gibi yapıyorlar.

Who wants to be shopkeeper? Kelime

1:55

Kim dükkan sahibi olmak ister?

Kelime

be shopkeeper: rol yapma oyununda bir rol etiketi

Bu soruda be shopkeeper, hayali bir dükkân oyununda dükkân sahibi rolünü üstlenmek anlamına gelir. Burada gerçek bir meslek değil, oyundaki bir rol seçilmektedir. Shopkeeper tekil ve sayılabilen bir isimdir. Bu yüzden genel İngilizcede belirli bir rol için normalde be the shopkeeper, meslek için ise be a shopkeeper kullanılır. Çocuklar oyun rollerini samimi bir şekilde dağıtırken rol adı be fiilinden sonra bir etiket gibi kullanılabilir; bu nedenle burada tanımlık atılmıştır.

Alıştırma

Altyazıda be shopkeeper ne anlama geliyor?

  1. Hayali bir oyunda dükkân sahibi rolünü üstlenmek.
  2. Dükkân işletmeciliğini gerçek bir meslek olarak seçmek.
  3. Bir şey satın almak için dükkâna gitmek.
Cevabı göster

Hayali bir oyunda dükkân sahibi rolünü üstlenmek.

Me.

1:57

Ben.

Me.

1:58

Ben.

Me.

1:58

Ben.

Peppa and Suzy can be shopkeepers.

1:58

Peppa ve Suzy dükkan sahibi olabilirler.

Everyone else can be customers. Kelime

2:01

Diğer herkes müşteri olabilir.

Kelime

Everyone else: geri kalan herkes

Everyone else, ilgili grupta daha önce adı geçen veya seçilen kişi ya da kişiler dışındaki herkes anlamına gelir. Buradaki else, «diğer» anlamındadır; «de, ayrıca» anlamına gelmez. Cümlede bazı kişiler dükkân sahibi rolünü zaten almıştır ve everyone else geri kalan herkes demektir. Bu ifade İngilizce dilbilgisinde tekil kabul edilir. Bu nedenle birçok kişiyi anlatsa bile everyone else is, has veya does gibi tekil fiil biçimleri kullanılır.

Alıştırma

Omar dışında herkesin oynayacağını anlatacak şekilde cümleyi tamamla: Omar will keep score; everyone ____ will play.

Cevabı göster

else

Peppa and Suzy are going to run a pretend shop. Kalıp ifadeler

2:04

Peppa ve Suzy hayali bir dükkan işletecekler.

Kalıp ifadeler

run a pretend shop: oyun amaçlı bir dükkân işletmek

run a pretend shop ifadesinde run, koşmak değil, dükkânı yönetmek veya işletmek anlamına gelir. Ardından a shop geldiği için burada run fiilinin bir işletmeyi yönetme anlamı kullanılır. Pretend, shop sözcüğünü niteler ve bunun gerçek bir işletme değil, oyun için oluşturulmuş hayali bir dükkân olduğunu gösterir. run + işletme veya mekân yapısı run a café, run a hotel ve run a company ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede run, yönetmek veya işletmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Leila runs a small bakery with her sister.
  2. Leila runs to the bakery every morning.
  3. Leila runs past the bakery every morning.
Cevabı göster

Leila runs a small bakery with her sister.

What do we have to do? Dilbilgisi

2:08

Ne yapmamız gerekiyor?

Dilbilgisi

What do we have to do?: yapılması gereken işi sormak

Have to + fiilin yalın hâli bir zorunluluk veya gereklilik ifade eder. Buradaki do, fiilin yalın hâlidir ve konuşan kişi hangi görevin yapılması gerektiğini sorar. Öznesi we olan geniş zaman sorusunda do özneden önce gelir: What + do + we + have to + fiilin yalın hâli? İlk do, soruyu kuran yardımcı fiildir; sondaki do ise “yapmak” anlamına gelir ve sorulan eylemi belirtir.

Alıştırma

Soruyu have to yapısıyla tamamla: What ____?

Cevabı göster

do we have to do

I will take the money, Suzy, Kalıp ifadeler

2:10

Ben parayı alacağım, Suzy,

Kalıp ifadeler

take the money: dükkânda ödeme almak

Bu dükkân sahnesinde take the money, müşterinin ödemesini almak anlamına gelir. Buradaki take, dükkândaki işin bir parçası olarak parayı kabul etmeyi anlatır; hırsızlık anlamı taşımaz. take + ödemeyle ilgili bir sözcük yapısı, satıcının hangi ödeme türünü kabul ettiğini gösterebilir: Bir dükkân take money, take cash veya take card payments diyebilir.

Alıştırma

Bir dükkânda iki yardımcı işleri bölüşüyor. Hangi cümle, yardımcılardan birinin müşterilerin ödemelerini alacağını açıkça belirtir?

  1. I'll take the money while you pack the bags.
  2. I'll take the bags while you count the money.
  3. I'll borrow some money while you pack the bags.
Cevabı göster

I'll take the money while you pack the bags.

and you can stack the shelves. Kalıp ifadeler

2:12

sen de rafları dizebilirsin.

Kalıp ifadeler

stack the shelves: dükkân ürünlerini raflara yerleştirmek

Stack the shelves, ürünleri dükkân raflarına yerleştirip düzenlemek anlamına gelir. Bu perakende ifadesinde stack, ürünleri sergilemek için yerleştirmeyi anlatır; yüksek bir yığın oluşturmak gerekmez. İngiliz İngilizcesinde, genel olarak bu işten söz ederken stack shelves kullanımı da yaygındır. Stack the shelves ifadesi ise o durumdaki belirli rafları gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Shelves sözcüğünün sonuna odaklanın.

  1. Please stack the shelf before the shop opens.
  2. Please stack the shells before the shop opens.
  3. Please stack the shelves before the shop opens.
Cevabı göster

Please stack the shelves before the shop opens.

Okay.

2:15

Tamam.

Danny Dog is the first customer.

2:16

Köpek Danny ilk müşteri.

Hello, shopkeeper.

2:19

Merhaba, dükkan sahibi.

Hello, Mr. Dog.

2:21

Merhaba, Bay Köpek.

Can I have some biscuits, please? Ton ve niyet

2:22

Biraz bisküvi alabilir miyim, lütfen?

Ton ve niyet

Can I have ..., please? ile nazikçe istemek

Can I have ..., please? bir şeyi almak, sipariş etmek ya da birinden vermesini istemek için kullanılan yaygın ve nazik bir kalıptır. Bu cümlede have, sahip olmak değil, almak veya servis edilmek anlamındadır. Some, konuşan kişinin istediği şeyin mevcut olmasını umduğu ya da beklediği bir rica içinde doğal kullanılır. Can I biçim olarak izin sorar, ancak hizmet ortamında cümlenin tamamı bir rica işlevi görür; please ifadeyi daha nazik yapar.

Alıştırma

Can I have ..., please? kalıbıyla kafedeki nazik ricayı tamamlayın: ____ a cup of tea, ____?

Cevabı göster

Can I have · please

Suzy, have we got any biscuits? Kelime

2:25

Suzy, hiç bisküvimiz var mı?

Kelime

Have we got any ...? ile bir şeyin mevcut olup olmadığını sormak

Have we got any biscuits? bisküvinin mevcut olup olmadığını ya da grubun şu anda bisküvisi bulunup bulunmadığını sorar. Britanya İngilizcesindeki bu yaygın konuşma kalıbında have got, have anlamına gelir; got tek başına alınmış veya elde edilmiş anlamını taşımaz. Soru kalıbı Have + özne + got + isim? şeklindedir. Bir şeyin miktarı ya da varlığı bilinmediğinde, tarafsız evet-hayır sorularında any yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Soruyu Britanya İngilizcesindeki konuşma dili have got kalıbıyla tamamlayın: Have you ____ any questions?

Cevabı göster

got

No.

2:28

Hayır.

But we've got a toy telephone.

2:29

Ama oyuncak bir telefonumuz var.

How much will that be? Ton ve niyet

2:31

Fiyatı ne kadar olacak?

Ton ve niyet

How much will that be?: ödenecek toplam tutarı sorma

How much will that be?, müşteri ödemeye hazır olduğunda veya siparişini tamamladığında kullanılan standart bir sorudur. Buradaki that, fiyatı hesaplanan ürünü, hizmeti ya da siparişin tamamını gösterir. Bu hizmet kalıbında will be, karşı taraftan ödenecek tutarı söylemesini ister. Asıl işlevi geleceğe dair tahmin yapmak değildir.

Alıştırma

Öğle yemeği siparişinizi tamamladınız ve toplamı sormak istiyorsunuz. Bu hizmet durumunda doğal soru hangisidir?

  1. How much will that be?
  2. How many will that be?
  3. How much that will be?
Cevabı göster

How much will that be?

That will be a hundred pounds, please. Ton ve niyet

2:33

Yüz sterlin olacak, lütfen.

Ton ve niyet

That will be + tutar + please: ödenecek tutarı bildirme

That will be + tutar + please, kasiyerin veya hizmet görevlisinin müşteriye ödenecek tutarı bildirmek için kullandığı standart bir kalıptır. That, ürünü, hizmeti veya siparişin tamamını gösterir; tutar ise be sözcüğünden sonra gelir. Buradaki will be, geleceğe vurgu yapmak yerine hizmet ortamında kullanılan bir kalıptır. Sondaki please, müşteriden bu tutarı şimdi ödemesinin kibarca istendiğini belirtir.

Alıştırma

Bir kasiyer toplam tutarın yirmi dört sterlin olduğunu kibarca söylüyor. will içeren iki sözcüklü biçimi tamamlayın: That ____ twenty-four pounds, please.

Cevabı göster

will be

Thank you.

2:38

Teşekkürler.

Next, please. Kalıp ifadeler

2:40

Sıradaki, lütfen.

Kalıp ifadeler

Next, please: sıradaki kişiyi öne çağırmak

Next, please. “Sıradaki kişi şimdi öne gelebilir” anlamına gelen kalıplaşmış bir çağrıdır. Burada next, next person, next customer veya next participant yerine kullanılır; sonraki bir nesneyi niteleyen bir sıfat değildir. Please bu çok kısa çağrıyı yumuşatır. İfade, önceki sıranın bittiğini ve düzenli bir kuyruğun ya da sırayla yapılan bir etkinliğin devam edebileceğini belirtir.

Alıştırma

Görevli bir müşteriyle işini bitirip sıradaki kişiyi çağırıyor. İngilizceyi tamamlayın: ____, please.

Cevabı göster

Next

Hello, shopkeeper.

2:42

Merhaba, dükkan sahibi.

Can I have a loaf of bread, please? Kalıp ifadeler

2:44

Bir somun ekmek alabilir miyim, lütfen?

Kalıp ifadeler

a loaf of bread: bütün bir ekmeği saymak

Bread, genel olarak yiyeceği ifade ettiğinde çoğunlukla sayılamaz; bu yüzden a bread normalde tek bir sıradan ekmek birimi anlamına gelmez. Fırında pişmiş bütün bir ekmeği saymak için a loaf of bread ölçü ifadesini kullanın. Sayıya göre değişen sözcük bread değil, ölçü adıdır: one loaf of bread, two loaves of bread. Loaf sözcüğünün düzensiz çoğulu loaves biçimindedir.

Alıştırma

a loaf of bread ifadesini çoğul yaparak cümleyi tamamlayın: The bakery delivered two ____ to the cafe.

Cevabı göster

loaves of bread

No.

2:46

Hayır.

But you can have a toy house.

2:47

Ama bir oyuncak ev alabilirsiniz.

Would you like it in a bag, sir? Ton ve niyet

2:50

Poşet ister misiniz, efendim?

Ton ve niyet

Would you like it in a bag, sir? ile nazikçe hizmet sunmak

Would you like it in a bag? satın alınan ürünü poşete koymayı nazikçe teklif eder. Would you like + nesne + tümleç? yapısında konuşan kişi, dinleyenin bu düzenlemeyi isteyip istemediğini sorar; You want...? veya Do you want...? ifadelerinden daha yumuşak duyulur. Sir, yetişkin bir erkek müşteriye yönelik kibar bir hitaptır. Gerçek bir rütbe farkını değil, hizmet sırasında gösterilen saygıyı belirtir.

Alıştırma

Bir mağaza görevlisi müşterinin satın aldığı ürünü poşete koymayı nazikçe teklif etmek istiyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. Would you like it in a bag, sir?
  2. Do you like it in a bag, sir?
  3. You want it in a bag, sir?
Cevabı göster

Would you like it in a bag, sir?

Yes, please.

2:52

Evet, lütfen.

That will be one of penny, please.

2:54

Bir peni olacak, lütfen.

Oh, I haven't got enough money. Kelime

2:58

Oh, yeterli param yok.

Kelime

I haven't got enough money: Britanya İngilizcesinde have got ve enough

I haven't got enough money, konuşanın şu anda gerekli miktarda parası olmadığı anlamına gelir. Günlük Britanya İngilizcesinde haven't got burada don't have ile aynı anlama gelir; haven't received veya haven't obtained anlamında değildir. Enough, money isminden önce gelir: enough money. Have veya have got içeren olumsuz bir cümlede, mevcut miktarın durumun gerektirdiği miktardan az olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi have got yapısının kısaltılmış Britanya İngilizcesi olumsuz biçimi ve enough ile tamamlayın: I ____ money for the bus fare.

Cevabı göster

haven't got enough

You can pay us next time you come here. Dilbilgisi

3:01

Buraya bir sonraki gelişinizde bize ödeyebilirsiniz.

Dilbilgisi

next time you come: geleceği anlatan zaman yan cümlesinde geniş zaman

next time you come ifadesinde next time bir zaman yan cümlesi başlatır ve ödemenin ne zaman yapılabileceğini belirtir. Ziyaret gelecekte gerçekleşecek olsa da İngilizcede geleceği anlatan bu tür zaman yan cümlelerinde genellikle geniş zaman kullanılır: next time you come denir, next time you will come denmez. Ana cümlede ise anlama göre can, will veya başka uygun bir yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Gelecekteki bir ziyaretten söz etmek için next time ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I'll show you the photos next time you visit.
  2. I'll show you the photos next time you are visit.
  3. I'll show you the photos next time you will visit.
Cevabı göster

I'll show you the photos next time you visit.

Gosh, this is hard work. Kelime

3:05

Tanrım, bu zor bir iş.

Kelime

this is hard work: isim öbeği olarak hard work

Burada This is hard work, görevin zor ve çok emek isteyen bir iş olduğunu belirtir. Hard, work ismini niteler; dolayısıyla hard work bir isim öbeğidir ve daha fazla çaba gösterme emri değildir. Bu anlamda work genellikle sayılamayan bir isimdir. Bu yüzden This is hard work denir, This is a hard work denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede hem hard work hem de work hard doğru kullanılmıştır?

  1. Moving these boxes is a hard work, so we need to work hardly.
  2. Moving these boxes is hard work, so we need to work hard.
  3. Moving these boxes is work hard, so we need hard work.
Cevabı göster

Moving these boxes is hard work, so we need to work hard.

Yes.

3:07

Evet.

Hello, shopkeeper.

3:09

Merhaba, dükkan sahibi.

What can I buy for a million thousand pounds, please?

3:11

Bir milyon bin sterline ne alabilirim, lütfen?

Suzy, what have we got

3:15

Suzy, elimizde ne var

for a million thousand pounds?

3:17

bir milyon bin sterlinlik?

Hmm.

3:20

Hımm.

A carrot.

3:21

Bir havuç.

Yes, please.

3:23

Evet, lütfen.

Rebecca Rabbit likes carrots.

3:24

Tavşan Rebecca havuç sever.

It is home time. Kültür

3:29

Eve gitme zamanı.

Kültür

home time: çocukların eve gitme zamanı

Burada home time, okulun, oyun grubunun veya bir çocuk etkinliğinin bittiği ve çocukların eve gittiği zamanı ifade eder. Okul bağlamında okul gününün sona erdiği zamana yakındır. Evde geçirilen bir zaman dilimi anlamına gelmez. Home, çocukların daha sonra nereye gitmesinin beklendiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi durum home time ifadesine en iyi uyar?

  1. Oyun grubu sona erdi ve çocuklar eve gitmeye hazır.
  2. Çocuklar sınıfta ödev yapıyor.
  3. Herkes öğleden sonrayı evde dinlenerek geçiriyor.
Cevabı göster

Oyun grubu sona erdi ve çocuklar eve gitmeye hazır.

Daddy Pig has come to collect Peppa and Suzy. Kelime

3:32

Baba Domuz, Peppa ve Suzy'yi almaya geldi.

Kelime

collect Peppa and Suzy: Britanya İngilizcesinde birini almaya gitmek

Bu cümlede collect Peppa and Suzy, Peppa ile Suzy'nin bulunduğu yere gidip onları yanında götürmek anlamına gelir; tıpkı bir ebeveynin oyun grubu bittiğinde çocuğunu alması gibi. Bu Britanya İngilizcesi bağlamında collect fiilinin nesnesi bir kişiyse anlamı o kişiyi almaya gitmektir; insanları nesne gibi toplamak değildir. Yararlı bir kalıp collect someone from a place şeklindedir; örneğin collect the children from school.

Alıştırma

Saat dörtte çocuklarınızı almak için okula giden bir ebeveynsiniz. Britanya İngilizcesinde hangi cümle doğaldır?

  1. The children will collect me from school at four.
  2. I'll collect the school from the children at four.
  3. I'll collect the children from school at four.
Cevabı göster

I'll collect the children from school at four.

Daddy, have you had a busy day? Kalıp ifadeler

3:36

Baba, yoğun bir gün geçirdin mi?

Kalıp ifadeler

have you had a busy day?: günün şimdiye kadar yoğun geçip geçmediğini sormak

Have you had a busy day? karşıdaki kişinin günün önceki saatlerinden şu ana kadar yoğun olup olmadığını dostça sorar. Genellikle “Günün yoğun geçti mi?” anlamına gelir ve kişiyi gününün nasıl geçtiğini anlatmaya davet eder. Yapı have + özne + geçmiş zaman ortacı şeklindedir: have + you + had. İlk have, present perfect yapısını kuran yardımcı fiildir; had ise asıl fiil olan have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu nedenle iki biçimin görevleri farklıdır.

Alıştırma

Günün sonuna yaklaşırken, günün o ana kadar yoğun geçip geçmediğini en iyi hangi soru anlatır?

  1. Will you have a busy day?
  2. Have you had a busy day?
  3. Are you having a busy day?
Cevabı göster

Have you had a busy day?

Yes.

3:39

Evet.

I've been working very hard. Dilbilgisi

3:40

Çok sıkı çalıştım.

Dilbilgisi

I've been working: şimdiye kadar devam eden bir eylem

I've been working, present perfect continuous yapısındadır: I have been + working. Eylemin daha önce başladığını, bir süre devam ettiğini ve şimdiki zamanla bağlantılı olduğunu anlatır. Çalışma hâlâ sürüyor ya da az önce bitmiş olabilir; odak, devam eden faaliyet ve harcanan çabadır. Been working edilgen bir yapı değildir. have/has been + fiil-ing yapısında been, perfect continuous zamanı kurmaya yardımcı olur; working ise eylem fiilinin -ing biçimidir.

Alıştırma

Şimdiye kadar devam eden bir eylemi vurgulamak için cümleyi work fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I ____ on this report since 8 o'clock, and I'm not finished yet.

Cevabı göster

have been working

We've been working very hard too.

3:42

Biz de çok sıkı çalıştık.

We've been shopkeepers.

3:46

Biz dükkan sahibiydik.

Blah, blah, blah, blah, blah, blah, blah. Kelime

3:51

Bla, bla, bla, bla, bla, bla, bla.

Kelime

Blah, blah, blah: önemsiz sözleri atlamak

“Blah, blah, blah”, aynen tekrarlanmayan sözlerin yerine kullanılır. Bu cümlede tekrarlanan blah sözcükleri, yararlı bilgi içermeyen bir içeriği temsil eder. Bu ifade, dinleyiciye atlanan kısmı tekrarlı, sıkıcı, önemsiz veya aynen aktarılmaya değmez olarak görmesi gerektiğini anlatır. Her blah sözcüğünün ayrı bir somut anlamı yoktur.

Alıştırma

Gündelik konuşmada “blah, blah, blah” büyük olasılıkla neyi belirtir?

  1. Konuşmacı, tekrarlı veya önemsiz gördüğü sözleri atlıyor.
  2. Konuşmacı her sözü özel bir doğrulukla aktarıyor.
  3. Konuşmacı sözlerin daha yüksek sesle söylenmesini istiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, tekrarlı veya önemsiz gördüğü sözleri atlıyor.

The end.

3:53

Son.

And print.

3:55

Ve yazdır.

Mummy Pig has finished her work.

3:57

Anne Domuz işini bitirdi.

Okay, George.

4:01

Tamam, George.

Perhaps we could just play one game of Happy Mrs. Chicken. Ton ve niyet

4:02

Belki sadece bir el Mutlu Bayan Tavuk oynayabiliriz.

Ton ve niyet

Perhaps we could just play one game: nazik ve sınırlı bir öneri

“Perhaps we could just play one game”, bir talimat vermek yerine öneride bulunur. Perhaps öneriyi ihtiyatlı hâle getirir, could ise etkinliği grubun kabul veya reddedebileceği bir olasılık olarak sunar. Just ve one, isteği tek bir oyunla sınırlandırarak küçük ve baskısız gösterir. Bu seçimler birlikte kullanıldığında konuşmacının özellikle dikkatli ve ölçülü duyulmasını sağlar.

Alıştırma

could just + play yapısını kullanarak tamamlayın: Perhaps we ____ one game before dinner.

Cevabı göster

could just play

We've earned it. Deyimler

4:06

Bunu hak ettik.

Deyimler

We've earned it: çabadan sonra ödülü hak etmek

We've earned it ifadesinde earn, yalnızca para kazanmak değil, çaba veya iyi davranış sayesinde bir şeyi hak etmek ya da ona hak kazanmak anlamına gelir. Burada Mummy Pig, bitirdikleri işin oyun oynamayı veya dinlenmeyi adil bir ödül hâline getirdiğini söylüyor. It, bağlamdan zaten anlaşılan ödülü veya etkinliği gösterir. have/has earned it yapısı genellikle tamamlanmış bir çabaya dönüp bakar ve şimdi bir şeyin tadını çıkarmanın neden hak edilmiş olduğunu açıklar.

Alıştırma

We've earned it ifadesindeki eksik kelimelerle cümleyi tamamlayın: We finished the whole project, so let's take a break. We've ____.

Cevabı göster

earned it

Naughty Mummy. Ton ve niyet

4:14

Yaramaz Anne.

Ton ve niyet

Naughty Mummy: şakacı ve hafif eleştiri

Naughty Mummy, anneye doğrudan söylenen kısa bir ünlemdir. Sıfat ve hitap adından oluşan bir tepki olarak kullanılır ve yaklaşık olarak You're being naughty, Mummy! anlamına gelir. Bu hızlı tepkide özne ve yüklem içeren tam bir cümleye gerek yoktur. Burada naughty, annenin biraz söz dinlemez veya yaramazca bir şey yaptığını anlatır. Sıcak bir aile ortamında çocuk, ciddi bir ahlaki yargıda bulunmak yerine hafifçe eleştirirken annesine takılıyor.

Alıştırma

Bir çocuk annesinin gizlice bir bisküvi aldığını görüp gülümseyerek "Naughty Mummy!" diyor. Bu yakın aile ortamında ifade, şakacı ve hafif bir eleştiri olarak uygun mudur?

  1. Hayır, resmî bir suçlamadır.
  2. Evet, uygundur.
Cevabı göster

Evet, uygundur.

You're playing Happy Mrs. Chicken.

4:15

Mutlu Bayan Tavuk oynuyorsun.

Oh, that's because George and I have finished our work. Anlatım akışı

4:18

Oh, bunun nedeni George ve benim işimizi bitirmiş olmamız.

Anlatım akışı

that's because: bir durumu nedenine bağlamak

That's because daha önce sözü edilen bir duruma gönderme yapar ve ardından bunun nedenini açıklar. Bu cümlede George and I have finished our work yan cümlesi nedeni verir; yeni bir konu başlatmaz. Bilgi sırası önce durum, sonra nedendir. Bu kalıbı bir why sorusuna cevap vermek, şaşırtıcı bir durumu açıklamak veya neden hakkındaki yanlış bir tahmini düzeltmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir nedeni doğru biçimde açıklayan ifadeyi seçin: Leo is wearing a coat. ___ it is cold outside.

  1. That's because
  2. That's why
Cevabı göster

That's because

Haven't we, George?

4:21

Öyle değil mi, George?

We've all finished our work.

4:23

Hepimiz işimizi bitirdik.

So let's all play. Anlatım akışı

4:25

Öyleyse hadi hepimiz oynayalım.

Anlatım akışı

So let's all play: bir sonuçtan grup eylemine geçmek

Bu cümlede so, az önce kesinleşen bilgiye bağlanır ve sonraki eylemi bunun sonucu olarak sunar: iş bittiği için artık birlikte oynamak mantıklıdır. Burada bir neden veya sonuçtan sonraki adıma geçişi düzenler; yalnızca bir dolgu sözcüğü değildir. Let's, konuşanın da katıldığı bir eylem önerir; all ise gruptaki herkesin katılımını vurgular. Yeniden kullanılabilecek kalıp So let's all + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Herkes hazır. Konuşanın da dâhil olduğu tüm grup için en doğal öneriyi seçin: Everyone is ready. ___

  1. So you can all begin without me.
  2. So let's all begin.
  3. That's because we all began.
Cevabı göster

So let's all begin.