İçgüdülerinize Güvenmeli misiniz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Deneyler, sezginin ne zaman işe yaradığını ve bilinçli çözümlemenin ne zaman daha iyi olduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. less about ve more to do with - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: mistik öngörüyü örüntü tanımayla değiştiren, yeniden kullanılabilir karşıtlık kalıbını öğrenin. 2. skin conductance - Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: ses ve kart deneylerinde bilinçli tanımadan önce değişen bedensel ölçümü anlayın. 3. Not in cases of empathy, it turns out. - Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: kısa düzeltmenin önceki fikri nasıl sınırladığını ve dikkatli çözümlemenin başkalarının duygularını daha doğru okuduğunu gösteren kanıta nasıl geçtiğini görün.
Bu derste
Do you ever get that feeling in your gut that something is the right or wrong decision, but you don't know why?
0:00Hiç, nedenini bilmediğiniz hâlde bir kararın doğru ya da yanlış olduğunu içinizde hissettiğiniz oldu mu?
Our intuition is often deemed as mysticism or linked with telepathy and premonitions,
0:05Sezgilerimiz çoğu zaman mistik bir şey olarak görülür ya da telepati ve önsezilerle ilişkilendirilir,
Konuyu ortaya koyan soru olarak Should you trust your intuition?
Bu soru, sezgiye dayanmanın iyi bir fikir olup olmadığı şeklindeki ana tartışma konusunu ortaya koyar. Asıl amacı bir kişiden hemen evet ya da hayır cevabı istemek değildir. Böyle bir açılış sorusu, dinleyiciye aklında tutacağı bir konu verir; ardından gelen açıklamalar da adım adım bir cevaba ulaşabilir. Burada trust, sezgiyi yargıya temel olarak kullanmak anlamına gelir. Her hissi kontrol etmeden kabul etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sunumda, Should you trust your intuition? açılış sorusunun buradaki temel görevi nedir?
- Bir dinleyiciden hemen kişisel bir cevap vermesini ister.
- Konuşmanın geri kalanında incelenecek ana konuyu ortaya koyar.
- Her sezgisel hissin her zaman doğru olduğunu iddia eder.
Cevabı göster
Konuşmanın geri kalanında incelenecek ana konuyu ortaya koyar.
Understanding something immediately without conscious reasoning
0:14Bilinçli bir akıl yürütme olmadan bir şeyi anında anlamak,
is less about seeing into the future and more to do with pattern recognition. Dilbilgisi
0:17geleceği görmekten çok örüntüleri tanımakla ilgilidir.
Odağı değiştiren less about ... and more to do with ...
Birlikte kullanılan iki ifade, açıklamanın odağını bir düşünceden uzaklaştırıp diğerine yöneltir. Bu cümlede, bir şeyi hemen anlamanın geleceği görmekle daha az, örüntüleri tanımakla ise daha çok bağlantılı olduğu anlatılır. less ... more ... kalıbı vurgu veya ilişki derecesini karşılaştırır; ilk düşüncenin hiçbir rolü olmadığı anlamına gelmez. more to do with, “daha yakından ilişkili” veya “daha iyi açıklanabilen” demektir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak less about ... and more to do with kalıbıyla tamamlayın: Learning to cook is ____ memorizing every recipe and ____ understanding basic techniques.
Cevabı göster
less about · more to do with
If I showed you this layout of an actual chess game for 5 seconds, Dilbilgisi
0:21Size gerçek bir satranç oyunundaki bu taş dizilimini 5 saniyeliğine göstersem,
If I showed ..., could you reproduce ...? varsayımsal sorusu
Bu cümle yalnızca hayal edilen bir sınamayı ortaya koyar. If I showed you ... koşulu verir; could you reproduce it? ise dinleyicinin sonucu ortaya çıkarma becerisine sahip olup olmayacağını sorar. Buradaki showed biçim olarak geçmiş zamandadır, ancak daha önce gerçekleşmiş bir göstermeyi anlatmaz. Geçmiş zaman varsayımsal bir mesafe yaratır. Yeniden kullanılabilecek kalıp If + özne + geçmiş zaman, could + özne + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir.
Alıştırma
Soruyu tamamlamak için show fiilini varsayımsal geçmiş zamanda ve could sözcüğünü kullanın: If I ____ you a map, ____ find the station?
Cevabı göster
showed · could you
Studies show that most chess novices can recreate 25% of it, Anlatım akışı
0:29Araştırmalar, satranca yeni başlayanların çoğunun dizilimin %25'ini yeniden oluşturabildiğini,
Studies show that ... kanıt çerçevesi
Studies show that, kanıt bildiren bir çerçevedir. Önce desteğin kaynağını verir, ardından bulguyu belirtmek için that yan cümlesini kullanır. Böylece konuşan, genel bir iddia veya görüşten araştırmaya dayalı olarak sunulan bir iddiaya geçebilir. Studies burada çoğuldur ve belirli değildir: birden fazla çalışmanın iddiayı desteklediğini söyler, ancak herhangi bir makaleyi tanımlamaz. That sonrasındaki sözcükler tam bir iddia oluşturmalıdır.
Alıştırma
Hangi başlangıç cümleyi doğru tamamlar ve belirtilmemiş birkaç çalışmanın desteklediği bir bulguyu tanıtır? _____ regular reading builds vocabulary.
- Studies shows that
- A study shows that
- Studies show that
- Research show that
Cevabı göster
Studies show that
but chess masters do it with 95% accuracy. Kalıp ifadeler
0:33satranç ustalarının ise bunu %95 doğrulukla yaptığını gösteriyor.
Başarı oranını bildiren with 95% accuracy
with 95% accuracy ifadesinde with ölçülmüş bir sonucu belirtir: satranç ustaları konumu yaklaşık 100 denemenin 95'inde doğru biçimde yeniden kurar. Accuracy, doğruluk düzeyini adlandıran isimdir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp fiil ifadesi + with + yüzde + accuracy şeklindedir. Bir eyleme sayısal bir başarı oranı ekler.
Alıştırma
Hangi cümle with + yüzde + accuracy kalıbını doğru kullanıyor?
- The scanner identified the labels with 95% accuracy.
- The scanner identified the labels with accuracy 95%.
- The scanner identified the labels with 95% accurate.
Cevabı göster
The scanner identified the labels with 95% accuracy.
if the task is repeated with the pieces in completely random positions,
0:37görev taşlar tamamen rastgele konumlara yerleştirilerek tekrarlandığında,
both novices and masters only recall 25%.
0:41hem acemiler hem de ustalar yalnızca %25'ini hatırlıyor.
Görüntü gibi ayrıntılı hatırlama anlamında photographic memory
Photographic memory, zihnin bir görüntüyü saklamış olması gibi görsel ayrıntıları olağanüstü bir kesinlikle hatırlama yeteneği anlamına gelir. Buradaki don't have, ustaların becerisini bu yetenekle açıklayan görüşü reddeder. Photographic, hafızanın fotoğrafçılık veya fotoğraflarla ilgili olduğu anlamına gelmez. Bu yaygın ifadede ayrıntı ve kesinlik bakımından görüntüye benzer demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede photographic memory yaygın anlamıyla kullanılmıştır?
- Leah keeps her printed photographs in a memory box.
- Leah learned how to adjust a camera's memory card.
- Leah glanced at the map once and later redrew every tiny detail; her friends said she had a photographic memory.
Cevabı göster
Leah glanced at the map once and later redrew every tiny detail; her friends said she had a photographic memory.
based on patterns they have seen over years of practice.
0:50bunlar da yıllar süren pratikte gördükleri örüntülere dayanıyor.
Our brain processes information through both slow and fast thinking.
0:53Beynimiz bilgiyi hem yavaş hem de hızlı düşünme yoluyla işler.
this math problem will cause a stress response
0:57bu matematik problemi bir stres tepkisine yol açar
and your brain will kick into slow thinking to solve it.
1:00ve beyniniz onu çözmek için yavaş düşünmeyi devreye sokar.
Understanding the emotion of sadness is an immediate brain response,
1:05Üzüntü duygusunu anlamak beynin anlık bir tepkisidir
and this fast thinking is where intuition lies. Kelime
1:09ve sezgi işte bu hızlı düşünme sürecinde yer alır.
where intuition lies: “bulunur” anlamındaki lies
Burada lies, “bulunur” veya “yeri orasıdır” anlamına gelir; “yalan söyler” anlamında değildir. where intuition lies ifadesi, sezginin hızlı düşünmeye ait olduğunu veya kökünün orada bulunduğunu anlatır. Aynı yapı, where the answer lies veya where the difficulty lies örneklerinde olduğu gibi soyut bir konunun kaynağını ya da önemli noktasını gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen ve “bulunur” anlamına gelen çözümleyici fiille tamamlayın: The team now understands where the main difficulty ____: in the unclear instructions.
Cevabı göster
lies
In a similar study on the Japanese board game shogi,
1:12Japon masa oyunu shogi üzerine yapılan benzer bir çalışmada,
participants were asked to solve a checkmate move within 1 second.
1:14katılımcılardan bir saniye içinde mat edecek hamleyi bulmaları istendi.
brain scans showed no activation of the cortex in expert shogi players,
1:20beyin taramalarında uzman shogi oyuncularının korteksinde hiçbir etkinlik görülmedi;
the part of the brain responsible for conscious thought. Dilbilgisi
1:24burası beynin bilinçli düşünmeden sorumlu bölümüdür.
the part of the brain responsible for conscious thought açıklayıcı eş görevli ad öbeği olarak
Virgülden sonraki the part of the brain responsible for conscious thought ad öbeği, açıklayıcı bir eş görevli ögedir. the cortex ifadesini daha basit sözlerle yeniden adlandırır ve açıklar. Ana fiili olmadığı için yeni bir cümle değildir. Bu bölümü the cortex ifadesine eklenmiş bilgi olarak okuyun: the cortex—the part of the brain responsible for conscious thought.
Alıştırma
Cümlede vurgulanan ifadenin dilbilgisel görevi nedir?
- “the cortex” ifadesini yeniden adlandırıp açıklar.
- Ayrı ve tam bir cümle başlatır.
- Hangi şogi oyuncularının uzman olduğunu açıklar.
Cevabı göster
“the cortex” ifadesini yeniden adlandırıp açıklar.
which is linked to habit formation and automatic behaviors, Kalıp ifadeler
1:29yani alışkanlık oluşumu ve otomatik davranışlarla bağlantılı bu yapılar,
which is linked to: neden değil, bağlantı eklemek
Bu cümlede which, the basal ganglia ifadesine gönderme yapar. which is linked to habit formation and automatic behaviors yan cümlesi bu beyin bölgesi hakkında ek bilgi verir; temel cümle was triggered ile devam eder. Be linked to, “bağlantılı olmak” veya “ilişkili olmak” anlamına gelir. Bir ilişki bildirir ancak tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir.
Alıştırma
“This sleep pattern is linked to stress,” cümlesinde is linked to ne anlatır?
- Kesinlikle strese neden olur.
- Fiziksel olarak strese doğru hareket eder.
- Stresle ilişkilidir, ancak cümle tek başına nedeni kanıtlamaz.
Cevabı göster
Stresle ilişkilidir, ancak cümle tek başına nedeni kanıtlamaz.
when it comes to complex decisions like buying a house, Kalıp ifadeler
1:33ev satın almak gibi karmaşık kararlar söz konusu olduğunda,
while many believe careful thought with the pros and cons list is best, Kalıp ifadeler
1:35birçok kişi artıları ve eksileri listeleyerek dikkatlice düşünmenin en iyisi olduğuna inansa da,
Kalıplaşmış ifade pros and cons
Pros and cons, bir seçimin, planın veya durumun iyi ve kötü yönlerini anlatan kalıplaşmış bir ikilidir. Burada, karar vermeden önce değerlendirilen avantaj ve dezavantajları ifade eder. Yaygın yapı the pros and cons of + isim şeklindedir. Advantages and disadvantages ifadesinin daha kısa ve gündelik bir alternatifidir; normal sıra pros ve ardından cons şeklindedir.
Alıştırma
Pros ile başlayan standart ikili ifadeyi tamamlayın: "Before choosing a school, we listed the ____ of each option."
Cevabı göster
pros and cons
one study actually found that participants made better choices when they went with their snap decision. Notlar
1:39bir araştırma, katılımcıların ilk anda verdikleri karara güvendiklerinde daha iyi seçimler yaptığını ortaya koydu.
when it comes to: konuyu belirlemek
When it comes to, sonraki ifadenin geçerli olduğu konuyu veya durumu tanıtır. Burada iddiayı her türlü karar için sunmak yerine ev satın alma gibi karmaşık kararlarla sınırlar. Yapı when it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Bu ifadede comes to fiziksel bir hareket anlamına gelmez; ifadenin tamamı “söz konusu olduğunda” veya “konu ... olunca” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade when it comes to ile tamamlayın: ____ choosing a team leader, listening skills matter.
Cevabı göster
When it comes to
“Seçti veya izledi” anlamındaki went with
Went with their snap decision ifadesindeki went with, o kararı seçtikleri veya izledikleri anlamına gelir. Birisiyle birlikte bir yere gitmeyi değil; bir seçeneği, fikri, öneriyi veya içgüdüyü benimsemeyi anlatır. Go normal biçimde zamana göre değişir: şimdiki zamanda go with, geçmiş zamanda went with kullanılır. Nesne çoğu zaman anlamı gösterir: bir seçenek veya karar, seçme anlamına; bir kişi ise eşlik etme anlamına işaret edebilir.
Alıştırma
“Seçmek” anlamı için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? "We have two designs, and I think we should ___ the blue one."
- stick with
- go along with
- go with
Cevabı göster
go with
snap decision: neredeyse anında yapılan seçim
Bu cümlede snap decision, dikkatlice analiz etmek için çok az zaman ayırarak neredeyse anında verilen karar demektir. Snap, kararın hızını ve uzun uzun düşünülmediğini vurgular. Seçimin mutlaka kötü olduğu anlamına gelmez; burada araştırma, bu hızlı seçimlerin daha iyi olduğunu bile bulmuştur.
Alıştırma
Bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Nora had to choose immediately, so she made a ___.
- delayed decision
- careful decision
- snap decision
Cevabı göster
snap decision
It turns out we often only take into account a subset of relevant information, Notlar
1:44Görünüşe göre çoğu zaman ilgili bilgilerin yalnızca bir kısmını hesaba katıyoruz
It turns out: sonradan öğrenilen bir sonucu sunmak
It turns out, kontrol ettikten, gözlem yaptıktan veya daha fazla bilgi edindikten sonra açıklığa kavuşan bir bilgiyi sunar. Sonuç genellikle beklenmediktir. Burada açıklamayı şaşırtıcı bir bulgudan, insanların bilgiyi nasıl kullandığı konusunda araştırmanın ortaya koyduğu sonuca taşır. It sabit bir giriş unsurudur ve belirli bir şeyi göstermez.
Alıştırma
Çalışma saatlerini kontrol ettiniz ve artık bu şaşırtıcı gerçeği biliyorsunuz. En uygun başlangıç hangisidir? ___ the library stays open until nine.
- It seems
- It turns out
- Örneğin
Cevabı göster
It turns out
take into account: bir etkeni karara dâhil etmek
Take into account, bir yargıya varırken veya plan yaparken bir gerçeği, koşulu ya da olası etkiyi değerlendirmeye katmak demektir. Burada relevant information, insanların değerlendirmelerine dâhil ettikleri bilgidir; account para hesabı veya rapor anlamına gelmez. Kalıp take + factor + into account ya da take into account + isim öbeği şeklinde kullanılabilir. Konuşan kişi bir kararın birden fazla etkene dayanması gerektiğini göstermek istediğinde sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “dikkate almak” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: Before approving the budget, we should ____ the maintenance costs.
Cevabı göster
take into account
which can lead to us weighing the importance of each attribute inaccurately. Dilbilgisi
1:47ve bu da her özelliğin önemini yanlış değerlendirmemize yol açabiliyor.
lead to us weighing...: lead to + kişi + -ing biçimi
Lead to us weighing the importance ifadesinde lead to, “sonuçlanmak” veya “yol açmak” anlamındadır. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından isim işlevi gören us weighing the importance şeklindeki -ing yan cümlesi gelir. Bu birimin tamamı sonuçta ortaya çıkan durumu adlandırır. Us, weighing fiilinin anlamsal öznesidir. Günlük İngilizcede -ing biçiminden önce me, us veya them gibi nesne zamirleri yaygındır; daha resmî bir üslupta our weighing de mümkündür. Bu edat olan to’dan sonra weighing biçimini weigh olarak değiştirmeyin.
Alıştırma
Bir olayı sonuç olarak anlatmak için lead to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The unclear instructions led to us choosing the wrong file.
- The unclear instructions led to us choose the wrong file.
- The unclear instructions led us choosing the wrong file.
Cevabı göster
The unclear instructions led to us choosing the wrong file.
The study also found that those who trusted their gut were more satisfied with their decisions in the long run Deyimler
1:52Çalışma ayrıca içgüdülerine güvenenlerin uzun vadede kararlarından daha memnun olduğunu,
trust your gut: sezgilerine güvenmek
trust your gut, karar verirken tüm bilgileri bilinçli biçimde analiz etmek yerine anında hissedilen içsel duyguya güvenmek demektir. Burada gut sözcüğü gerçek anlamıyla bir vücut bölümünü değil, sezgiyi anlatır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: trust your gut, trust her gut, trust their gut. Bu cümlede trusted their gut, o kişilerin nasıl karar verdiğini anlatır. Sezginin her zaman doğru olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
‘Sezgisine güvendi’ anlamını vermek için İngilizce cümleyi trust your gut ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya had only a few seconds to choose, so she ____.
Cevabı göster
trusted her gut
in the long run: uzun vadeli genel sonuç
in the long run, nihai veya genel sonucu görebilecek kadar zaman geçtikten sonra demektir. Genellikle uzun vadeli sonucu şimdi veya kısa vadede olanlarla karşılaştırır ve kesin bir süre belirtmez. Burada more satisfied, insanların kararları hakkında daha sonra nasıl hissettiklerini anlatır; kararların ilk anda mutlaka daha iyi veya daha kolay geldiği anlamına gelmez. Bu ifadede run, “koşmak” anlamında değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi in the long run ile tamamlayın: The reusable bottle costs more today, but it will save money ____.
Cevabı göster
in the long run
than those who thought through the process carefully. Öbek fiiller
1:57süreci dikkatle düşünüp tartanların ise daha az memnun kaldığını ortaya koydu.
thought through: her adımı ve sonucu enine boyuna düşünmek
Bu cümlede thought through the process carefully, olası sonuçlar dâhil olmak üzere karar sürecini başından sonuna kadar değerlendirmek anlamına gelir. Bilinçli analiz ile anlık bir duyguya güvenme arasında karşıtlık kurar. think through ifadesinde through, eksiksiz değerlendirme fikrini ekler; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Temel kalıp think through + bir sorun, plan veya karardır.
Alıştırma
Cümleyi “her adımı ve sonucu değerlendirmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Before we approve the plan, we should ____ its possible effects.
Cevabı göster
think through
when making simple purchases like which toothpaste to buy where variables are not as complex, Dilbilgisi
1:59değişkenlerin o kadar karmaşık olmadığı diş macunu seçimi gibi basit alışverişlerde,
which toothpaste to buy: which + isim + to-mastar
Which toothpaste to buy doğrudan bir soru değil, daha büyük bir yapının içine yerleşen seçim ifadesidir. Bir kişinin hangi diş macununu alması gerektiği anlamına gelir. Which, toothpaste sözcüğünü niteler ve olası türler arasında bir seçim yapıldığını gösterir. which + isim + to + fiilin yalın hâli kalıbı, henüz çözülmemiş bir kararı kısa biçimde anlatmak için daha büyük bir cümle veya ifade içinde kullanılabilir. Doğrudan soru söz dizimini kullanmadığı için do biçimlerinden biri eklenmez.
Alıştırma
Dolaylı seçimi which + noun + to-infinitive kullanarak yeniden yazın: I can't decide which jacket I should wear. I can't decide ____.
Cevabı göster
which jacket to wear
the study found intentional thought and research to be helpful. Dilbilgisi
2:04araştırma, bilinçli biçimde düşünüp araştırma yapmanın faydalı olduğunu gösterdi.
Sonuç bildiren found ... to be helpful
find + object + to be + complement kalıbı bir değerlendirmeyi veya sonucu bildirir. Burada found, find fiilinin geçmiş zaman biçimidir; nesne intentional thought and research, to be sonrasındaki tamamlayıcı ise helpful sözcüğüdür. Bu yapı, çalışmayı sonucun kaynağı olarak öne çıkarır: çalışma, nesnenin bu niteliğe sahip olduğu sonucuna varmıştır. Özellikle araştırma özetlerinde ve kanıta dayalı raporlarda yaygındır.
Alıştırma
Resmî araştırma cümlesini found + object + to be + complement kalıbıyla tamamlayın: The researchers ____ the new treatment ____ safe.
Cevabı göster
found · to be
Think you can identify the sound of your own voice? Ton ve niyet
2:08Kendi sesinizi tanıyabileceğinizi düşünüyor musunuz?
Kısaltılmış meydan okuma sorusu Think you can ...?
Think you can ...?, Do you think you can ...? sorusunun gündelik konuşmada kullanılan kısaltılmış hâlidir. Başta atlanan sözcükler anlamca tamamlandığı için Think burada bir talimat değildir. Soru, dinleyiciyi kendi yeteneği hakkında kendinden emin bir tahminde bulunmaya davet eder. Ses tonuna bağlı olarak eğlenceli bir davet, dikkat çekici bir meydan okuma veya sataşma gibi duyulabilir; burada bir testten önce ilgi uyandıran bir meydan okuma görevi görür.
Alıştırma
Kısaltılmış kalıbı kullanarak gündelik meydan okuma sorusunu tamamlayın: ____ finish this maze in under a minute?
Cevabı göster
Think you can
after listening to a recording of many voices in succession, Kalıp ifadeler
2:11peş peşe birçok sesin bulunduğu bir kaydı dinledikten sonra,
in succession: art arda
In succession, birkaç şeyin kesintisiz bir sıra içinde birbiri ardına gerçekleştiğini anlatır. Bu cümlede birçok ses aynı anda değil, tek tek dinlenir. Bu ifade zarf öbeği olarak dinlemenin nasıl gerçekleştiğini gösterir. Sırayla gerçekleşen olayları, eylemleri, zaferleri veya görev dönemlerini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle ışıkların birbiri ardına yanıp söndüğünü anlatır?
- The lights flashed in succession.
- The lights never flashed.
- The lights flashed at the same time.
Cevabı göster
The lights flashed in succession.
75% of participants in a study made a mistake recognizing their own voice.
2:15bir araştırmadaki katılımcıların %75'i kendi seslerini tanımakta hata yaptı.
But the most fascinating part is that their skin conductance was also measured Notlar
2:21Ancak en ilginç kısım, cilt iletkenliklerinin de ölçülmesiydi
the most fascinating part is that: önemli bir gerçeği öne çıkarmak
The most fascinating part is that kalıbı dinleyiciye “Sırada gelen gerçeğe özellikle dikkat et” mesajını verir. That sonrasındaki sözcükler tam bir yan cümle oluşturur; burada bu yan cümle their skin conductance was also measured ifadesidir. Most fascinating, konuşanın değerlendirmesini ifade eder ve bilgiyi düzenler. Bir dönüm noktasını veya temel bulguyu öne çıkarır; ancak bu kısmın nesnel olarak en önemli bölüm olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle sıradaki gerçeği konuşanın en ilginç bulduğu nokta olarak en iyi şekilde öne çıkarır?
- The fascinating octopuses are part of the puzzle.
- The most fascinating part is that octopuses can solve puzzles.
- Octopuses can solve puzzles at the same time.
Cevabı göster
The most fascinating part is that octopuses can solve puzzles.
Skin conductance ifadesinin anlamı
Skin conductance, yani deri iletkenliği, çok küçük bir elektrik akımının deriden ne kadar kolay geçtiğini ölçer. Terleme arttığında, ter gözle görülemeyecek kadar az olsa bile bu değer sık sık değişir. Bu deneyde bu, fiziksel uyarılmanın bir işaretidir; derinin bir şeyi “bildiğinin” kanıtı değildir. Bir ses çalarken değerlerin yükselmesi vücudun tepki verdiğini düşündürür, ancak sonucun yine de yorumlanması gerekir.
Alıştırma
Bu cümlede skin conductance neyi ölçüyor?
- Fizyolojik bir sinyal olarak derinin elektriği ne kadar kolay ilettiği
- Kaydedilmiş bir sesin ne kadar yüksek çaldığı
- Bir kişinin hareketlerini ne kadar iyi kontrol ettiği
Cevabı göster
Fizyolojik bir sinyal olarak derinin elektriği ne kadar kolay ilettiği
and these levels went much higher when their own voice came on, Öbek fiiller
2:24ve kendi sesleri duyulduğunda bu değerler çok daha yüksek seviyelere çıktı.
Kayıtlı ses için came on
Burada came on, “çalmaya başladı” veya “duyulur hâle geldi” demektir. Özne, kişilerin kendi kayıtlı sesidir; yani o anda canlı olarak konuşmaya başlamadılar. Bu kullanım geçişsizdir: ses veya program özne olur ve onu kimin başlattığı söylenmez. Come on! emri anlamına gelmez ve kaydı kimin etkinleştirdiğini belirtmez.
Alıştırma
“Her favorite song came on during breakfast,” cümlesinde came on ne anlama geliyor?
- Şarkı çalmaya başladı.
- Birisi şarkıya acele etmesini söyledi.
- Şarkı bir cihazı açtı.
Cevabı göster
Şarkı çalmaya başladı.
even though they didn't consciously recognize their voice,
2:28Seslerini bilinçli olarak tanımamış olsalar da,
suggesting they had ignored their intuition, Anlatım akışı
2:30bu durum sezgilerini görmezden geldiklerini düşündürüyor;
suggesting they had ignored their intuition: kanıttan çıkarıma
suggesting they had ignored their intuition şeklindeki -ing yan cümleciği, önceki bulgunun ardından gelir ve bu bulgunun nasıl yorumlanacağını gösterir. Suggesting ifadesinin örtük öznesi önceki kanıt veya durumdur: bu kanıt, katılımcıların içsel yargılarını görmezden geldiği düşüncesine işaret eder. Suggesting, bu düşünceyi deneyin doğrudan ölçtüğü veya kanıtladığı bir gerçek olarak değil, kanıta dayalı bir çıkarım olarak sunar. Bu yapı, bir gözlemden olası bir açıklamaya kısa ve öz biçimde geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The dog's bowl was empty, suggesting that it had eaten. Suggesting ne anlatıyor?
- Cümle, köpeğin kesinlikle yemek yemediğini söylüyor.
- Birisi köpeğin yemek yediğini doğrudan gördü.
- Boş kap bu çıkarımı destekler, ancak kanıtlamaz.
Cevabı göster
Boş kap bu çıkarımı destekler, ancak kanıtlamaz.
This same phenomenon was shown in a card game that uses four decks of cards.
2:34Aynı olgu, dört deste kullanılan bir kart oyununda da görüldü.
The participants would select a card from any pile, Dilbilgisi
2:39Katılımcılar istedikleri desteden bir kart seçiyordu
would select: geçmişte tekrarlanan bir eylem
Geçmişteki bu anlatımda would select, “işlemin bir parçası olarak tekrar tekrar seçerlerdi” anlamına gelir. Her turdaki tipik eylemi anlatır; geçmişten bakılan gelecekteki bir seçimi veya söylenmemiş bir if koşulunun sonucunu anlatmaz. Alışkanlık bildiren would, would + fiilin yalın hâliyle kurulur ve genellikle açık bir geçmiş zaman ya da tekrarlanan olay bağlamına dayanır. Bu bağlam kurulduktan sonra sürekli yinelenen adımları kısa ve etkili biçimde anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede would press ne anlama geliyor? In the lab, after the bell rang, Maya would press the blue button.
- Yalnızca belirli bir koşul gerçekleşirse düğmeye basabilirdi.
- Düğmeye basmayı reddederdi.
- Geçmişteki o rutinin bir parçası olarak düğmeye tekrar tekrar basardı.
Cevabı göster
Geçmişteki o rutinin bir parçası olarak düğmeye tekrar tekrar basardı.
Without them knowing: without + nesne zamiri + -ing biçimi
Without them knowing ifadesinde them, knowing eylemini yapan kişileri gösterir. Kalıp without + nesne zamiri + -ing biçimidir ve bir şeyin o kişiler bilmeden gerçekleştiğini anlatır. Bu kısa kalıp, gizli kalan veya fark edilmeyen bir durumu arka plan bilgisi olarak ekler. Burada katılımcılar başlangıçta A ve B destelerinde daha fazla kötü kart olduğunu bilmiyordu.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın değişiklikten haberi olmadığını doğru şekilde anlatır?
- We changed the plan without her knowing.
- We changed the plan without she knowing.
- We changed the plan without her knew.
Cevabı göster
We changed the plan without her knowing.
the participants had no idea what was happening, Kalıp ifadeler
2:50katılımcılar neler olup bittiğine dair hiçbir fikre sahip değildi,
Had no idea what was happening: have no idea + wh-yan cümlesi
Had no idea, ‘hiç bilmiyordu’ anlamına gelir. what was happening wh-yan cümlesi, eksik olan bilginin ne olduğunu gösterir: katılımcılar durumu anlayamıyordu. have no idea sonrasında wh-yan cümlesi, cümle içine yerleştirilmiş bir sorudur ve normalde düz cümle sırasını kullanır: I have no idea where the key is doğrudur, where is the key değildir. what was happening içinde what öznenin kendisidir; bu nedenle sözcük sırası doğrudan soruyla zaten aynı görünür.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve ‘hiç bilmiyordum’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When the screen suddenly went dark, I ____ what was happening.
Cevabı göster
had no idea
most would suspect that some decks were better than others.
2:54çoğu bazı destelerin diğerlerinden daha iyi olduğundan şüphelenmeye başlıyordu.
they could articulate that decks A and B were bad and C and D were good. Kelime
2:58A ve B destelerinin kötü, C ve D destelerinin ise iyi olduğunu açıkça ifade edebiliyorlardı.
could articulate that: bir yargıyı açıkça ifade edebilmek
Burada could articulate that, “… olduğunu açıkça ifade edebildiler” anlamına gelir. Articulate resmî bir fiildir; that ile başlayan yan cümle, söze dökülen yargının içeriğini verir. Bu ifade, yalnızca bir şey hissetme veya bundan şüphelenme aşamasından sonucu açıkça anlatabilme aşamasına geçişi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın artık yargısını açık sözlerle ifade edebildiğini gösterir?
- After reviewing the evidence, Maya suspected that the first plan was too risky.
- After reviewing the evidence, Maya realized that the first plan was too risky.
- After reviewing the evidence, Maya could articulate that the first plan was too risky.
Cevabı göster
After reviewing the evidence, Maya could articulate that the first plan was too risky.
their skin conductance levels would rise as early as the first 10 cards in response to reaching for pile A and B. Kalıp ifadeler
3:05A ve B destelerine uzandıklarında, daha ilk 10 karttan itibaren cilt iletkenlikleri yükseliyordu.
as early as: şaşırtıcı derecede erken bir noktayı vurgulamak
Burada as early as, ilk 10 kartı işaret eder ve tepkinin şaşırtıcı derecede erken ortaya çıktığını vurgular. Yapı, as early as + saat, yaş, tarih, aşama veya sayı şeklindedir. Bu, as tall as gibi normal bir eşitlik karşılaştırması değildir. Tepkinin şimdiden gözlemlenebildiği, beklenmedik derecede erken bir sınırı öne çıkarır.
Alıştırma
Şaşırtıcı derecede erken bir yaşı vurgulayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Some children begin reading ____ age four.
Cevabı göster
as early as
in response to: bir tepkiyi belirtmek
In response to, bir değişimin tepki verdiği olayı, eylemi veya uyarıcıyı belirtir. Burada kişi A ve B destelerine uzandığında deri iletkenliği yükselir; bu nedenle reaching, tepkiyi başlatan eylem olarak sunulur. Bu ifadede to bir edattır. Bu yüzden ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir: in response to noise; in response to reaching.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app changed its display ____ the room getting darker.
Cevabı göster
in response to
Their skin was already making unconscious signals about the right choice
3:12Ciltleri doğru seçime ilişkin bilinçsiz sinyalleri çoktan veriyordu,
before their conscious mind did: önceki eylemin yerine geçen did
before their conscious mind did ifadesinde did, daha önce belirtilen eylem düşüncesinin yerini alır; böylece konuşan kişi making signals about the right choice bölümünü tekrarlamaz. Bu bağlamda deri, bilinçli düşünce aynı seçimi göstermeden veya oluşturmadan önce bir belirti göstermiştir. Did geçmiş zamanı taşır ve dinleyen kişi eksik eylemi ilk cümlecikten tamamlar. Bu yapı iki öznenin eylem zamanını karşılaştırır; bilinçli zihnin kelimenin gerçek anlamıyla bir deri sinyali ürettiğini söylemez.
Alıştırma
finished the puzzle ifadesini tekrarlamaktan kaçınan yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: Liam finished the puzzle before Nora ____.
Cevabı göster
did
but their unconscious mind began understanding patterns
3:20fakat bilinçaltları örüntüleri anlamaya
is following your intuition always the route to go?
3:25sezgilerinizi takip etmek her zaman doğru yol mudur?
Not in cases of empathy, it turns out ifadesindeki sınırlayıcı dönüş
Not in cases of empathy, önceki soruya verilmiş eksiltili ve kısa bir yanıttır. Tam hâliyle, empati gereken durumlarda sezgilere uymanın her zaman doğru yol olmadığı anlamına gelir. Olumsuzluk yalnızca bu durumla sınırlıdır; sezginin her türlü kullanımını reddetmez. It turns out yanıtın sonuna getirilerek bu sınırlamanın bir sonuç veya yeni bir bulgu olduğunu, çoğu zaman da önceki beklentiden farklı çıktığını gösterir. İki bölüm birlikte önceki iddiayı kısa bir karşı dönüşle daraltır ve onu destekleyen kanıtlara geçiş yapar.
Alıştırma
Örnekte “Not in cases of empathy, it turns out” ne işlev görüyor?
- Empatiyi bir istisna olarak gösterip önceki iddiayı sınırlar ve bu sınırı bir bulgu olarak sunar.
- Sezginin mümkün olan her kullanımını reddeder.
- Empatinin kendisinin hiçbir zaman ortaya çıkmadığını söyler.
Cevabı göster
Empatiyi bir istisna olarak gösterip önceki iddiayı sınırlar ve bu sınırı bir bulgu olarak sunar.
found that when it came to accurately interpreting and understanding the feelings of others,
3:33başkalarının duygularını doğru biçimde yorumlayıp anlama konusunda,
or carefully analyzing the information available before making a decision,
3:39yani karar vermeden önce eldeki bilgileri dikkatle analiz etmenin,
was more successful than going with what feels right. Dilbilgisi
3:43doğru hissettiren seçeneği izlemekten daha başarılı olduğunu ortaya koydu.
systematic thinking, or carefully analyzing... ifadesindeki açıklayıcı or
Burada or açıklayıcı işlevdedir: carefully analyzing the information available before making a decision, systematic thinking ifadesini daha somut sözlerle yeniden açıklar. İki ifade tek bir yöntemi adlandırdığı için or iki seçenek sunmaz. Virgüller bu yeniden açıklamayı parantez içi bir ek bilgi gibi ayırır. Ana cümleyi takip etmek için bu bölüm geçici olarak atlanabilir: systematic thinking was more successful than going with what feels right. Bu yapı, akademik ve açıklayıcı metinlerin bir terimi sunup hemen tanımlamasına veya açıklamasına imkân verir.
Alıştırma
Cümleyi açıklayıcı or kullanarak tamamlayın: Photosynthesis, ____ the process plants use to turn light into energy, is essential for growth.
Cevabı göster
or
Kaynaşmış ilgi cümleciği olarak what feels right
what feels right içindeki what bir soru başlatmaz. Doğru hissettiren şey veya seçim anlamındaki kaynaşmış bir ilgi cümleciğini başlatır. what, the thing that anlamlarını birlikte taşıdığı için ayrı bir öncül gerekmez. Cümleciğin tamamı bir ad öbeği gibi çalışır ve going with ifadesinin nesnesidir. Başka durumlarda da kullanılabilen what + cümlecik yapısı, açıkça belirtilmemiş bir şeyi, eylemi veya seçimi anlatır; do what works buna bir örnektir.
Alıştırma
Cümleyi en pratik görünen şey anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi cümleciğiyle tamamlayın: When the instructions are unclear, do ____.
Cevabı göster
what seems most practical
Relying on our past experiences is essentially how our intuition is formed, Dilbilgisi
3:45Sezgilerimiz esas olarak geçmiş deneyimlerimize dayanmamız sayesinde oluşur
Relying on ... is how ...: ulaç öbeği özne ve how cümleciği
Relying on our past experiences ulaç öbeği dil bilgisel öznedir: bir eylemi ifadenin konusu hâline getirir. is fiili bu konuyu, süreci veya mekanizmayı belirten bir ad cümleciği olan how our intuition is formed ile bağlar. how cümleciği içindeki is formed edilgen yapıdadır. Odak, sezgiyi oluşturan kişi veya etkeni belirtmek değil, sezginin oluşma sürecidir. Başka durumlara da uygulanabilen doing X is how Y happens kalıbı, bir davranışın nasıl sonuç ürettiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi yöntemi açıklayan cümleciği başlatan sözcükle tamamlayın: Reviewing your mistakes is ____ you improve.
Cevabı göster
how
and it has helped our ancestors determine friend from foe. Deyimler
3:50ve bu, atalarımızın dostu düşmandan ayırmasına yardımcı olmuştur.
friend from foe: müttefikleri düşmanlardan ayırmak
Bu cümlede friend from foe, dostlarla düşmanları ayırt etmek, yani kimin güvenli bir müttefik, kimin olası bir tehdit olduğunu anlamak demektir. Friend ve foe iki tarafı birer kategori olarak adlandırdığı için bu geleneksel eşleşmede a ya da the kullanılmaz. Distinguish, tell veya determine X from Y gibi yapılarda from, karşılaştırılan iki şeyi birbirinden ayırır. X'in Y'den geldiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“The guard must tell friend from foe,” cümlesinde friend from foe ne anlama gelir?
- Dostların nereden geldiğini öğrenmek
- Müttefikleri düşmanlardan ayırt etmek
- Bir düşmanı dosta dönüştürmek
Cevabı göster
Müttefikleri düşmanlardan ayırt etmek
and we recommend that it's best to follow them both.
3:56biz de ikisini birden kullanmanızı öneriyoruz.
Special thanks to Audible for supporting this episode
3:59Bu bölümü desteklediği için Audible'a özellikle teşekkür ederiz;
to give you a free 30-day trial at audible.com/asap.
4:01audible.com/asap adresinden 30 günlük ücretsiz denemeden yararlanabilirsiniz.
which is a really interesting look at how computer algorithms can be applied to your everyday life.
4:08Bu kitap, bilgisayar algoritmalarının günlük yaşama nasıl uygulanabileceğini son derece ilginç bir şekilde ele alıyor.
Algorithms to Live By: yol gösterici ilke anlamında live by
Bu başlıkta live by, bir kuralın, inancın veya ilkenin davranışlarınızı yönlendirmesine izin vermek anlamına gelir. Algoritmalar, günlük seçimleri yönlendirebilen pratik ilkeler olarak sunulur. İnsanlar genellikle bilgisayar prosedürlerine değil, değerlere veya tavsiyelere göre yaşadığı için başlıkta hafif bir sözcük oyunu vardır. Buradaki by bir son tarih veya yer belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi live by ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Honesty is a principle she ____ every day.
Cevabı göster
lives by
You can get a free 30-day trial at audible.com/asap
4:13audible.com/asap adresinde 30 günlük ücretsiz denemenizi başlatabilir
and choose from a massive selection.
4:17ve çok geniş bir seçki arasından tercihinizi yapabilirsiniz.
We love them as they're great when you're on the go. Deyimler
4:19Hareket hâlindeyken dinlemek için harika olduklarından sesli kitapları biz de çok seviyoruz.
“on the go” deyimi
Bu cümlede on the go; evin dışında olmayı, bir yerden bir yere hareket etmeyi veya çeşitli etkinliklerle meşgul olmayı anlatan bir deyimdir. Sesli kitapların hangi durumda özellikle kullanışlı olduğunu açıklar. Bu ifade, birinin kelimenin tam anlamıyla yürüyor olduğu anlamına gelmez. Yolculukta ya da yoğun bir günlük düzen içinde kullanılmaya uygun bir şeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “meşgulken veya yolculuk ederken” anlamına gelen üç kelimelik deyimle tamamlayın: This travel mug is perfect for coffee ____.
Cevabı göster
on the go
And subscribe for more weekly science videos.
4:21Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.