İçgüdülerinize Güvenmeli misiniz?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
770 kelime 190 kel/dk

Video özeti: Deneyler, sezginin ne zaman işe yaradığını ve bilinçli çözümlemenin ne zaman daha iyi olduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. less about ve more to do with - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: mistik öngörüyü örüntü tanımayla değiştiren, yeniden kullanılabilir karşıtlık kalıbını öğrenin. 2. skin conductance - Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: ses ve kart deneylerinde bilinçli tanımadan önce değişen bedensel ölçümü anlayın. 3. Not in cases of empathy, it turns out. - Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: kısa düzeltmenin önceki fikri nasıl sınırladığını ve dikkatli çözümlemenin başkalarının duygularını daha doğru okuduğunu gösteren kanıta nasıl geçtiğini görün.

Bu derste

Do you ever get that feeling in your gut that something is the right or wrong decision, but you don't know why?

0:00

Hiç, nedenini bilmediğiniz hâlde bir kararın doğru ya da yanlış olduğunu içinizde hissettiğiniz oldu mu?

Our intuition is often deemed as mysticism or linked with telepathy and premonitions,

0:05

Sezgilerimiz çoğu zaman mistik bir şey olarak görülür ya da telepati ve önsezilerle ilişkilendirilir,

but is there a science behind it?

0:10

peki bunun arkasında bilimsel bir açıklama var mı?

Should you trust your intuition? Anlatım akışı

0:12

Sezgilerinize güvenmeli misiniz?

Anlatım akışı

Konuyu ortaya koyan soru olarak Should you trust your intuition?

Bu soru, sezgiye dayanmanın iyi bir fikir olup olmadığı şeklindeki ana tartışma konusunu ortaya koyar. Asıl amacı bir kişiden hemen evet ya da hayır cevabı istemek değildir. Böyle bir açılış sorusu, dinleyiciye aklında tutacağı bir konu verir; ardından gelen açıklamalar da adım adım bir cevaba ulaşabilir. Burada trust, sezgiyi yargıya temel olarak kullanmak anlamına gelir. Her hissi kontrol etmeden kabul etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sunumda, Should you trust your intuition? açılış sorusunun buradaki temel görevi nedir?

  1. Bir dinleyiciden hemen kişisel bir cevap vermesini ister.
  2. Konuşmanın geri kalanında incelenecek ana konuyu ortaya koyar.
  3. Her sezgisel hissin her zaman doğru olduğunu iddia eder.
Cevabı göster

Konuşmanın geri kalanında incelenecek ana konuyu ortaya koyar.

Understanding something immediately without conscious reasoning

0:14

Bilinçli bir akıl yürütme olmadan bir şeyi anında anlamak,

is less about seeing into the future and more to do with pattern recognition. Dilbilgisi

0:17

geleceği görmekten çok örüntüleri tanımakla ilgilidir.

Dilbilgisi

Odağı değiştiren less about ... and more to do with ...

Birlikte kullanılan iki ifade, açıklamanın odağını bir düşünceden uzaklaştırıp diğerine yöneltir. Bu cümlede, bir şeyi hemen anlamanın geleceği görmekle daha az, örüntüleri tanımakla ise daha çok bağlantılı olduğu anlatılır. less ... more ... kalıbı vurgu veya ilişki derecesini karşılaştırır; ilk düşüncenin hiçbir rolü olmadığı anlamına gelmez. more to do with, “daha yakından ilişkili” veya “daha iyi açıklanabilen” demektir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak less about ... and more to do with kalıbıyla tamamlayın: Learning to cook is ____ memorizing every recipe and ____ understanding basic techniques.

Cevabı göster

less about · more to do with

If I showed you this layout of an actual chess game for 5 seconds, Dilbilgisi

0:21

Size gerçek bir satranç oyunundaki bu taş dizilimini 5 saniyeliğine göstersem,

could you reproduce it?

0:25

aynısını oluşturabilir miydiniz?

Dilbilgisi

If I showed ..., could you reproduce ...? varsayımsal sorusu

Bu cümle yalnızca hayal edilen bir sınamayı ortaya koyar. If I showed you ... koşulu verir; could you reproduce it? ise dinleyicinin sonucu ortaya çıkarma becerisine sahip olup olmayacağını sorar. Buradaki showed biçim olarak geçmiş zamandadır, ancak daha önce gerçekleşmiş bir göstermeyi anlatmaz. Geçmiş zaman varsayımsal bir mesafe yaratır. Yeniden kullanılabilecek kalıp If + özne + geçmiş zaman, could + özne + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir.

Alıştırma

Soruyu tamamlamak için show fiilini varsayımsal geçmiş zamanda ve could sözcüğünü kullanın: If I ____ you a map, ____ find the station?

Cevabı göster

showed · could you

Studies show that most chess novices can recreate 25% of it, Anlatım akışı

0:29

Araştırmalar, satranca yeni başlayanların çoğunun dizilimin %25'ini yeniden oluşturabildiğini,

Anlatım akışı

Studies show that ... kanıt çerçevesi

Studies show that, kanıt bildiren bir çerçevedir. Önce desteğin kaynağını verir, ardından bulguyu belirtmek için that yan cümlesini kullanır. Böylece konuşan, genel bir iddia veya görüşten araştırmaya dayalı olarak sunulan bir iddiaya geçebilir. Studies burada çoğuldur ve belirli değildir: birden fazla çalışmanın iddiayı desteklediğini söyler, ancak herhangi bir makaleyi tanımlamaz. That sonrasındaki sözcükler tam bir iddia oluşturmalıdır.

Alıştırma

Hangi başlangıç cümleyi doğru tamamlar ve belirtilmemiş birkaç çalışmanın desteklediği bir bulguyu tanıtır? _____ regular reading builds vocabulary.

  1. Studies shows that
  2. A study shows that
  3. Studies show that
  4. Research show that
Cevabı göster

Studies show that

but chess masters do it with 95% accuracy. Kalıp ifadeler

0:33

satranç ustalarının ise bunu %95 doğrulukla yaptığını gösteriyor.

Kalıp ifadeler

Başarı oranını bildiren with 95% accuracy

with 95% accuracy ifadesinde with ölçülmüş bir sonucu belirtir: satranç ustaları konumu yaklaşık 100 denemenin 95'inde doğru biçimde yeniden kurar. Accuracy, doğruluk düzeyini adlandıran isimdir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp fiil ifadesi + with + yüzde + accuracy şeklindedir. Bir eyleme sayısal bir başarı oranı ekler.

Alıştırma

Hangi cümle with + yüzde + accuracy kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The scanner identified the labels with 95% accuracy.
  2. The scanner identified the labels with accuracy 95%.
  3. The scanner identified the labels with 95% accurate.
Cevabı göster

The scanner identified the labels with 95% accuracy.

However,

0:37

Ancak,

if the task is repeated with the pieces in completely random positions,

0:37

görev taşlar tamamen rastgele konumlara yerleştirilerek tekrarlandığında,

both novices and masters only recall 25%.

0:41

hem acemiler hem de ustalar yalnızca %25'ini hatırlıyor.

The masters don't have photographic memory. Kelime

0:45

Ustaların fotoğrafik bir hafızası yok.

Kelime

Görüntü gibi ayrıntılı hatırlama anlamında photographic memory

Photographic memory, zihnin bir görüntüyü saklamış olması gibi görsel ayrıntıları olağanüstü bir kesinlikle hatırlama yeteneği anlamına gelir. Buradaki don't have, ustaların becerisini bu yetenekle açıklayan görüşü reddeder. Photographic, hafızanın fotoğrafçılık veya fotoğraflarla ilgili olduğu anlamına gelmez. Bu yaygın ifadede ayrıntı ve kesinlik bakımından görüntüye benzer demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede photographic memory yaygın anlamıyla kullanılmıştır?

  1. Leah keeps her printed photographs in a memory box.
  2. Leah learned how to adjust a camera's memory card.
  3. Leah glanced at the map once and later redrew every tiny detail; her friends said she had a photographic memory.
Cevabı göster

Leah glanced at the map once and later redrew every tiny detail; her friends said she had a photographic memory.

They simply use their knowledge and intuition

0:47

Yalnızca bilgi ve sezgilerini kullanıyorlar;

based on patterns they have seen over years of practice.

0:50

bunlar da yıllar süren pratikte gördükleri örüntülere dayanıyor.

Our brain processes information through both slow and fast thinking.

0:53

Beynimiz bilgiyi hem yavaş hem de hızlı düşünme yoluyla işler.

For example,

0:57

Örneğin,

this math problem will cause a stress response

0:57

bu matematik problemi bir stres tepkisine yol açar

and your brain will kick into slow thinking to solve it.

1:00

ve beyniniz onu çözmek için yavaş düşünmeyi devreye sokar.

But this picture involves fast thinking.

1:03

Bu resimdeyse hızlı düşünme devrededir.

Understanding the emotion of sadness is an immediate brain response,

1:05

Üzüntü duygusunu anlamak beynin anlık bir tepkisidir

and this fast thinking is where intuition lies. Kelime

1:09

ve sezgi işte bu hızlı düşünme sürecinde yer alır.

Kelime

where intuition lies: “bulunur” anlamındaki lies

Burada lies, “bulunur” veya “yeri orasıdır” anlamına gelir; “yalan söyler” anlamında değildir. where intuition lies ifadesi, sezginin hızlı düşünmeye ait olduğunu veya kökünün orada bulunduğunu anlatır. Aynı yapı, where the answer lies veya where the difficulty lies örneklerinde olduğu gibi soyut bir konunun kaynağını ya da önemli noktasını gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen ve “bulunur” anlamına gelen çözümleyici fiille tamamlayın: The team now understands where the main difficulty ____: in the unclear instructions.

Cevabı göster

lies

In a similar study on the Japanese board game shogi,

1:12

Japon masa oyunu shogi üzerine yapılan benzer bir çalışmada,

participants were asked to solve a checkmate move within 1 second.

1:14

katılımcılardan bir saniye içinde mat edecek hamleyi bulmaları istendi.

With no time for conscious analysis,

1:18

Bilinçli analiz için zaman olmadığından,

brain scans showed no activation of the cortex in expert shogi players,

1:20

beyin taramalarında uzman shogi oyuncularının korteksinde hiçbir etkinlik görülmedi;

the part of the brain responsible for conscious thought. Dilbilgisi

1:24

burası beynin bilinçli düşünmeden sorumlu bölümüdür.

Dilbilgisi

the part of the brain responsible for conscious thought açıklayıcı eş görevli ad öbeği olarak

Virgülden sonraki the part of the brain responsible for conscious thought ad öbeği, açıklayıcı bir eş görevli ögedir. the cortex ifadesini daha basit sözlerle yeniden adlandırır ve açıklar. Ana fiili olmadığı için yeni bir cümle değildir. Bu bölümü the cortex ifadesine eklenmiş bilgi olarak okuyun: the cortex—the part of the brain responsible for conscious thought.

Alıştırma

Cümlede vurgulanan ifadenin dilbilgisel görevi nedir?

  1. “the cortex” ifadesini yeniden adlandırıp açıklar.
  2. Ayrı ve tam bir cümle başlatır.
  3. Hangi şogi oyuncularının uzman olduğunu açıklar.
Cevabı göster

“the cortex” ifadesini yeniden adlandırıp açıklar.

Instead,

1:27

Bunun yerine,

the basal ganglia,

1:27

bazal gangliyonlar,

which is linked to habit formation and automatic behaviors, Kalıp ifadeler

1:29

yani alışkanlık oluşumu ve otomatik davranışlarla bağlantılı bu yapılar,

was triggered.

1:32

etkinleşti.

Kalıp ifadeler

which is linked to: neden değil, bağlantı eklemek

Bu cümlede which, the basal ganglia ifadesine gönderme yapar. which is linked to habit formation and automatic behaviors yan cümlesi bu beyin bölgesi hakkında ek bilgi verir; temel cümle was triggered ile devam eder. Be linked to, “bağlantılı olmak” veya “ilişkili olmak” anlamına gelir. Bir ilişki bildirir ancak tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

“This sleep pattern is linked to stress,” cümlesinde is linked to ne anlatır?

  1. Kesinlikle strese neden olur.
  2. Fiziksel olarak strese doğru hareket eder.
  3. Stresle ilişkilidir, ancak cümle tek başına nedeni kanıtlamaz.
Cevabı göster

Stresle ilişkilidir, ancak cümle tek başına nedeni kanıtlamaz.

Interestingly,

1:32

İlginç bir şekilde,

when it comes to complex decisions like buying a house, Kalıp ifadeler

1:33

ev satın almak gibi karmaşık kararlar söz konusu olduğunda,

while many believe careful thought with the pros and cons list is best, Kalıp ifadeler

1:35

birçok kişi artıları ve eksileri listeleyerek dikkatlice düşünmenin en iyisi olduğuna inansa da,

Kalıp ifadeler

Kalıplaşmış ifade pros and cons

Pros and cons, bir seçimin, planın veya durumun iyi ve kötü yönlerini anlatan kalıplaşmış bir ikilidir. Burada, karar vermeden önce değerlendirilen avantaj ve dezavantajları ifade eder. Yaygın yapı the pros and cons of + isim şeklindedir. Advantages and disadvantages ifadesinin daha kısa ve gündelik bir alternatifidir; normal sıra pros ve ardından cons şeklindedir.

Alıştırma

Pros ile başlayan standart ikili ifadeyi tamamlayın: "Before choosing a school, we listed the ____ of each option."

Cevabı göster

pros and cons

one study actually found that participants made better choices when they went with their snap decision. Notlar

1:39

bir araştırma, katılımcıların ilk anda verdikleri karara güvendiklerinde daha iyi seçimler yaptığını ortaya koydu.

Kalıp ifadeler

when it comes to: konuyu belirlemek

When it comes to, sonraki ifadenin geçerli olduğu konuyu veya durumu tanıtır. Burada iddiayı her türlü karar için sunmak yerine ev satın alma gibi karmaşık kararlarla sınırlar. Yapı when it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Bu ifadede comes to fiziksel bir hareket anlamına gelmez; ifadenin tamamı “söz konusu olduğunda” veya “konu ... olunca” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade when it comes to ile tamamlayın: ____ choosing a team leader, listening skills matter.

Cevabı göster

When it comes to

Öbek fiiller

“Seçti veya izledi” anlamındaki went with

Went with their snap decision ifadesindeki went with, o kararı seçtikleri veya izledikleri anlamına gelir. Birisiyle birlikte bir yere gitmeyi değil; bir seçeneği, fikri, öneriyi veya içgüdüyü benimsemeyi anlatır. Go normal biçimde zamana göre değişir: şimdiki zamanda go with, geçmiş zamanda went with kullanılır. Nesne çoğu zaman anlamı gösterir: bir seçenek veya karar, seçme anlamına; bir kişi ise eşlik etme anlamına işaret edebilir.

Alıştırma

“Seçmek” anlamı için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? "We have two designs, and I think we should ___ the blue one."

  1. stick with
  2. go along with
  3. go with
Cevabı göster

go with

Kalıp ifadeler

snap decision: neredeyse anında yapılan seçim

Bu cümlede snap decision, dikkatlice analiz etmek için çok az zaman ayırarak neredeyse anında verilen karar demektir. Snap, kararın hızını ve uzun uzun düşünülmediğini vurgular. Seçimin mutlaka kötü olduğu anlamına gelmez; burada araştırma, bu hızlı seçimlerin daha iyi olduğunu bile bulmuştur.

Alıştırma

Bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Nora had to choose immediately, so she made a ___.

  1. delayed decision
  2. careful decision
  3. snap decision
Cevabı göster

snap decision

It turns out we often only take into account a subset of relevant information, Notlar

1:44

Görünüşe göre çoğu zaman ilgili bilgilerin yalnızca bir kısmını hesaba katıyoruz

Anlatım akışı

It turns out: sonradan öğrenilen bir sonucu sunmak

It turns out, kontrol ettikten, gözlem yaptıktan veya daha fazla bilgi edindikten sonra açıklığa kavuşan bir bilgiyi sunar. Sonuç genellikle beklenmediktir. Burada açıklamayı şaşırtıcı bir bulgudan, insanların bilgiyi nasıl kullandığı konusunda araştırmanın ortaya koyduğu sonuca taşır. It sabit bir giriş unsurudur ve belirli bir şeyi göstermez.

Alıştırma

Çalışma saatlerini kontrol ettiniz ve artık bu şaşırtıcı gerçeği biliyorsunuz. En uygun başlangıç hangisidir? ___ the library stays open until nine.

  1. It seems
  2. It turns out
  3. Örneğin
Cevabı göster

It turns out

Kalıp ifadeler

take into account: bir etkeni karara dâhil etmek

Take into account, bir yargıya varırken veya plan yaparken bir gerçeği, koşulu ya da olası etkiyi değerlendirmeye katmak demektir. Burada relevant information, insanların değerlendirmelerine dâhil ettikleri bilgidir; account para hesabı veya rapor anlamına gelmez. Kalıp take + factor + into account ya da take into account + isim öbeği şeklinde kullanılabilir. Konuşan kişi bir kararın birden fazla etkene dayanması gerektiğini göstermek istediğinde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “dikkate almak” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: Before approving the budget, we should ____ the maintenance costs.

Cevabı göster

take into account

which can lead to us weighing the importance of each attribute inaccurately. Dilbilgisi

1:47

ve bu da her özelliğin önemini yanlış değerlendirmemize yol açabiliyor.

Dilbilgisi

lead to us weighing...: lead to + kişi + -ing biçimi

Lead to us weighing the importance ifadesinde lead to, “sonuçlanmak” veya “yol açmak” anlamındadır. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından isim işlevi gören us weighing the importance şeklindeki -ing yan cümlesi gelir. Bu birimin tamamı sonuçta ortaya çıkan durumu adlandırır. Us, weighing fiilinin anlamsal öznesidir. Günlük İngilizcede -ing biçiminden önce me, us veya them gibi nesne zamirleri yaygındır; daha resmî bir üslupta our weighing de mümkündür. Bu edat olan to’dan sonra weighing biçimini weigh olarak değiştirmeyin.

Alıştırma

Bir olayı sonuç olarak anlatmak için lead to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The unclear instructions led to us choosing the wrong file.
  2. The unclear instructions led to us choose the wrong file.
  3. The unclear instructions led us choosing the wrong file.
Cevabı göster

The unclear instructions led to us choosing the wrong file.

The study also found that those who trusted their gut were more satisfied with their decisions in the long run Deyimler

1:52

Çalışma ayrıca içgüdülerine güvenenlerin uzun vadede kararlarından daha memnun olduğunu,

Deyimler

trust your gut: sezgilerine güvenmek

trust your gut, karar verirken tüm bilgileri bilinçli biçimde analiz etmek yerine anında hissedilen içsel duyguya güvenmek demektir. Burada gut sözcüğü gerçek anlamıyla bir vücut bölümünü değil, sezgiyi anlatır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: trust your gut, trust her gut, trust their gut. Bu cümlede trusted their gut, o kişilerin nasıl karar verdiğini anlatır. Sezginin her zaman doğru olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

‘Sezgisine güvendi’ anlamını vermek için İngilizce cümleyi trust your gut ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya had only a few seconds to choose, so she ____.

Cevabı göster

trusted her gut

Deyimler

in the long run: uzun vadeli genel sonuç

in the long run, nihai veya genel sonucu görebilecek kadar zaman geçtikten sonra demektir. Genellikle uzun vadeli sonucu şimdi veya kısa vadede olanlarla karşılaştırır ve kesin bir süre belirtmez. Burada more satisfied, insanların kararları hakkında daha sonra nasıl hissettiklerini anlatır; kararların ilk anda mutlaka daha iyi veya daha kolay geldiği anlamına gelmez. Bu ifadede run, “koşmak” anlamında değildir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi in the long run ile tamamlayın: The reusable bottle costs more today, but it will save money ____.

Cevabı göster

in the long run

than those who thought through the process carefully. Öbek fiiller

1:57

süreci dikkatle düşünüp tartanların ise daha az memnun kaldığını ortaya koydu.

Öbek fiiller

thought through: her adımı ve sonucu enine boyuna düşünmek

Bu cümlede thought through the process carefully, olası sonuçlar dâhil olmak üzere karar sürecini başından sonuna kadar değerlendirmek anlamına gelir. Bilinçli analiz ile anlık bir duyguya güvenme arasında karşıtlık kurar. think through ifadesinde through, eksiksiz değerlendirme fikrini ekler; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Temel kalıp think through + bir sorun, plan veya karardır.

Alıştırma

Cümleyi “her adımı ve sonucu değerlendirmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Before we approve the plan, we should ____ its possible effects.

Cevabı göster

think through

However,

1:59

Ancak,

when making simple purchases like which toothpaste to buy where variables are not as complex, Dilbilgisi

1:59

değişkenlerin o kadar karmaşık olmadığı diş macunu seçimi gibi basit alışverişlerde,

Dilbilgisi

which toothpaste to buy: which + isim + to-mastar

Which toothpaste to buy doğrudan bir soru değil, daha büyük bir yapının içine yerleşen seçim ifadesidir. Bir kişinin hangi diş macununu alması gerektiği anlamına gelir. Which, toothpaste sözcüğünü niteler ve olası türler arasında bir seçim yapıldığını gösterir. which + isim + to + fiilin yalın hâli kalıbı, henüz çözülmemiş bir kararı kısa biçimde anlatmak için daha büyük bir cümle veya ifade içinde kullanılabilir. Doğrudan soru söz dizimini kullanmadığı için do biçimlerinden biri eklenmez.

Alıştırma

Dolaylı seçimi which + noun + to-infinitive kullanarak yeniden yazın: I can't decide which jacket I should wear. I can't decide ____.

Cevabı göster

which jacket to wear

the study found intentional thought and research to be helpful. Dilbilgisi

2:04

araştırma, bilinçli biçimde düşünüp araştırma yapmanın faydalı olduğunu gösterdi.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren found ... to be helpful

find + object + to be + complement kalıbı bir değerlendirmeyi veya sonucu bildirir. Burada found, find fiilinin geçmiş zaman biçimidir; nesne intentional thought and research, to be sonrasındaki tamamlayıcı ise helpful sözcüğüdür. Bu yapı, çalışmayı sonucun kaynağı olarak öne çıkarır: çalışma, nesnenin bu niteliğe sahip olduğu sonucuna varmıştır. Özellikle araştırma özetlerinde ve kanıta dayalı raporlarda yaygındır.

Alıştırma

Resmî araştırma cümlesini found + object + to be + complement kalıbıyla tamamlayın: The researchers ____ the new treatment ____ safe.

Cevabı göster

found · to be

Think you can identify the sound of your own voice? Ton ve niyet

2:08

Kendi sesinizi tanıyabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Ton ve niyet

Kısaltılmış meydan okuma sorusu Think you can ...?

Think you can ...?, Do you think you can ...? sorusunun gündelik konuşmada kullanılan kısaltılmış hâlidir. Başta atlanan sözcükler anlamca tamamlandığı için Think burada bir talimat değildir. Soru, dinleyiciyi kendi yeteneği hakkında kendinden emin bir tahminde bulunmaya davet eder. Ses tonuna bağlı olarak eğlenceli bir davet, dikkat çekici bir meydan okuma veya sataşma gibi duyulabilir; burada bir testten önce ilgi uyandıran bir meydan okuma görevi görür.

Alıştırma

Kısaltılmış kalıbı kullanarak gündelik meydan okuma sorusunu tamamlayın: ____ finish this maze in under a minute?

Cevabı göster

Think you can

Surprisingly,

2:10

Şaşırtıcı bir şekilde,

after listening to a recording of many voices in succession, Kalıp ifadeler

2:11

peş peşe birçok sesin bulunduğu bir kaydı dinledikten sonra,

Kalıp ifadeler

in succession: art arda

In succession, birkaç şeyin kesintisiz bir sıra içinde birbiri ardına gerçekleştiğini anlatır. Bu cümlede birçok ses aynı anda değil, tek tek dinlenir. Bu ifade zarf öbeği olarak dinlemenin nasıl gerçekleştiğini gösterir. Sırayla gerçekleşen olayları, eylemleri, zaferleri veya görev dönemlerini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle ışıkların birbiri ardına yanıp söndüğünü anlatır?

  1. The lights flashed in succession.
  2. The lights never flashed.
  3. The lights flashed at the same time.
Cevabı göster

The lights flashed in succession.

including their own,

2:14

kendi sesleri de bunların arasındayken,

75% of participants in a study made a mistake recognizing their own voice.

2:15

bir araştırmadaki katılımcıların %75'i kendi seslerini tanımakta hata yaptı.

But the most fascinating part is that their skin conductance was also measured Notlar

2:21

Ancak en ilginç kısım, cilt iletkenliklerinin de ölçülmesiydi

Anlatım akışı

the most fascinating part is that: önemli bir gerçeği öne çıkarmak

The most fascinating part is that kalıbı dinleyiciye “Sırada gelen gerçeğe özellikle dikkat et” mesajını verir. That sonrasındaki sözcükler tam bir yan cümle oluşturur; burada bu yan cümle their skin conductance was also measured ifadesidir. Most fascinating, konuşanın değerlendirmesini ifade eder ve bilgiyi düzenler. Bir dönüm noktasını veya temel bulguyu öne çıkarır; ancak bu kısmın nesnel olarak en önemli bölüm olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle sıradaki gerçeği konuşanın en ilginç bulduğu nokta olarak en iyi şekilde öne çıkarır?

  1. The fascinating octopuses are part of the puzzle.
  2. The most fascinating part is that octopuses can solve puzzles.
  3. Octopuses can solve puzzles at the same time.
Cevabı göster

The most fascinating part is that octopuses can solve puzzles.

Kelime

Skin conductance ifadesinin anlamı

Skin conductance, yani deri iletkenliği, çok küçük bir elektrik akımının deriden ne kadar kolay geçtiğini ölçer. Terleme arttığında, ter gözle görülemeyecek kadar az olsa bile bu değer sık sık değişir. Bu deneyde bu, fiziksel uyarılmanın bir işaretidir; derinin bir şeyi “bildiğinin” kanıtı değildir. Bir ses çalarken değerlerin yükselmesi vücudun tepki verdiğini düşündürür, ancak sonucun yine de yorumlanması gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede skin conductance neyi ölçüyor?

  1. Fizyolojik bir sinyal olarak derinin elektriği ne kadar kolay ilettiği
  2. Kaydedilmiş bir sesin ne kadar yüksek çaldığı
  3. Bir kişinin hareketlerini ne kadar iyi kontrol ettiği
Cevabı göster

Fizyolojik bir sinyal olarak derinin elektriği ne kadar kolay ilettiği

and these levels went much higher when their own voice came on, Öbek fiiller

2:24

ve kendi sesleri duyulduğunda bu değerler çok daha yüksek seviyelere çıktı.

Öbek fiiller

Kayıtlı ses için came on

Burada came on, “çalmaya başladı” veya “duyulur hâle geldi” demektir. Özne, kişilerin kendi kayıtlı sesidir; yani o anda canlı olarak konuşmaya başlamadılar. Bu kullanım geçişsizdir: ses veya program özne olur ve onu kimin başlattığı söylenmez. Come on! emri anlamına gelmez ve kaydı kimin etkinleştirdiğini belirtmez.

Alıştırma

“Her favorite song came on during breakfast,” cümlesinde came on ne anlama geliyor?

  1. Şarkı çalmaya başladı.
  2. Birisi şarkıya acele etmesini söyledi.
  3. Şarkı bir cihazı açtı.
Cevabı göster

Şarkı çalmaya başladı.

even though they didn't consciously recognize their voice,

2:28

Seslerini bilinçli olarak tanımamış olsalar da,

suggesting they had ignored their intuition, Anlatım akışı

2:30

bu durum sezgilerini görmezden geldiklerini düşündürüyor;

which knew the correct answer first.

2:32

doğru cevabı ilk bilen sezgileriydi.

Anlatım akışı

suggesting they had ignored their intuition: kanıttan çıkarıma

suggesting they had ignored their intuition şeklindeki -ing yan cümleciği, önceki bulgunun ardından gelir ve bu bulgunun nasıl yorumlanacağını gösterir. Suggesting ifadesinin örtük öznesi önceki kanıt veya durumdur: bu kanıt, katılımcıların içsel yargılarını görmezden geldiği düşüncesine işaret eder. Suggesting, bu düşünceyi deneyin doğrudan ölçtüğü veya kanıtladığı bir gerçek olarak değil, kanıta dayalı bir çıkarım olarak sunar. Bu yapı, bir gözlemden olası bir açıklamaya kısa ve öz biçimde geçmeyi sağlar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The dog's bowl was empty, suggesting that it had eaten. Suggesting ne anlatıyor?

  1. Cümle, köpeğin kesinlikle yemek yemediğini söylüyor.
  2. Birisi köpeğin yemek yediğini doğrudan gördü.
  3. Boş kap bu çıkarımı destekler, ancak kanıtlamaz.
Cevabı göster

Boş kap bu çıkarımı destekler, ancak kanıtlamaz.

This same phenomenon was shown in a card game that uses four decks of cards.

2:34

Aynı olgu, dört deste kullanılan bir kart oyununda da görüldü.

The participants would select a card from any pile, Dilbilgisi

2:39

Katılımcılar istedikleri desteden bir kart seçiyordu

Dilbilgisi

would select: geçmişte tekrarlanan bir eylem

Geçmişteki bu anlatımda would select, “işlemin bir parçası olarak tekrar tekrar seçerlerdi” anlamına gelir. Her turdaki tipik eylemi anlatır; geçmişten bakılan gelecekteki bir seçimi veya söylenmemiş bir if koşulunun sonucunu anlatmaz. Alışkanlık bildiren would, would + fiilin yalın hâliyle kurulur ve genellikle açık bir geçmiş zaman ya da tekrarlanan olay bağlamına dayanır. Bu bağlam kurulduktan sonra sürekli yinelenen adımları kısa ve etkili biçimde anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede would press ne anlama geliyor? In the lab, after the bell rang, Maya would press the blue button.

  1. Yalnızca belirli bir koşul gerçekleşirse düğmeye basabilirdi.
  2. Düğmeye basmayı reddederdi.
  3. Geçmişteki o rutinin bir parçası olarak düğmeye tekrar tekrar basardı.
Cevabı göster

Geçmişteki o rutinin bir parçası olarak düğmeye tekrar tekrar basardı.

which would either be good or bad.

2:41

ve bu kart ya iyi ya da kötü oluyordu.

Without them knowing at first, Dilbilgisi

2:43

Başlangıçta onların haberi olmasa da,

decks A and B had more bad cards,

2:45

A ve B destelerinde daha fazla kötü kart,

Dilbilgisi

Without them knowing: without + nesne zamiri + -ing biçimi

Without them knowing ifadesinde them, knowing eylemini yapan kişileri gösterir. Kalıp without + nesne zamiri + -ing biçimidir ve bir şeyin o kişiler bilmeden gerçekleştiğini anlatır. Bu kısa kalıp, gizli kalan veya fark edilmeyen bir durumu arka plan bilgisi olarak ekler. Burada katılımcılar başlangıçta A ve B destelerinde daha fazla kötü kart olduğunu bilmiyordu.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın değişiklikten haberi olmadığını doğru şekilde anlatır?

  1. We changed the plan without her knowing.
  2. We changed the plan without she knowing.
  3. We changed the plan without her knew.
Cevabı göster

We changed the plan without her knowing.

while C and D had more good cards.

2:47

C ve D destelerinde ise daha fazla iyi kart vardı.

After choosing 10 cards,

2:49

10 kart seçtikten sonra,

the participants had no idea what was happening, Kalıp ifadeler

2:50

katılımcılar neler olup bittiğine dair hiçbir fikre sahip değildi,

Kalıp ifadeler

Had no idea what was happening: have no idea + wh-yan cümlesi

Had no idea, ‘hiç bilmiyordu’ anlamına gelir. what was happening wh-yan cümlesi, eksik olan bilginin ne olduğunu gösterir: katılımcılar durumu anlayamıyordu. have no idea sonrasında wh-yan cümlesi, cümle içine yerleştirilmiş bir sorudur ve normalde düz cümle sırasını kullanır: I have no idea where the key is doğrudur, where is the key değildir. what was happening içinde what öznenin kendisidir; bu nedenle sözcük sırası doğrudan soruyla zaten aynı görünür.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve ‘hiç bilmiyordum’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When the screen suddenly went dark, I ____ what was happening.

Cevabı göster

had no idea

but by 50 cards,

2:53

ancak 50 karta ulaştıklarında,

most would suspect that some decks were better than others.

2:54

çoğu bazı destelerin diğerlerinden daha iyi olduğundan şüphelenmeye başlıyordu.

Finally,

2:57

Sonunda,

after 80 cards,

2:57

80 karttan sonra,

they could articulate that decks A and B were bad and C and D were good. Kelime

2:58

A ve B destelerinin kötü, C ve D destelerinin ise iyi olduğunu açıkça ifade edebiliyorlardı.

Kelime

could articulate that: bir yargıyı açıkça ifade edebilmek

Burada could articulate that, “… olduğunu açıkça ifade edebildiler” anlamına gelir. Articulate resmî bir fiildir; that ile başlayan yan cümle, söze dökülen yargının içeriğini verir. Bu ifade, yalnızca bir şey hissetme veya bundan şüphelenme aşamasından sonucu açıkça anlatabilme aşamasına geçişi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın artık yargısını açık sözlerle ifade edebildiğini gösterir?

  1. After reviewing the evidence, Maya suspected that the first plan was too risky.
  2. After reviewing the evidence, Maya realized that the first plan was too risky.
  3. After reviewing the evidence, Maya could articulate that the first plan was too risky.
Cevabı göster

After reviewing the evidence, Maya could articulate that the first plan was too risky.

But again,

3:02

Ama yine,

even before they knew it consciously,

3:03

bunu bilinçli olarak anlamadan önce bile,

their skin conductance levels would rise as early as the first 10 cards in response to reaching for pile A and B. Kalıp ifadeler

3:05

A ve B destelerine uzandıklarında, daha ilk 10 karttan itibaren cilt iletkenlikleri yükseliyordu.

Kalıp ifadeler

as early as: şaşırtıcı derecede erken bir noktayı vurgulamak

Burada as early as, ilk 10 kartı işaret eder ve tepkinin şaşırtıcı derecede erken ortaya çıktığını vurgular. Yapı, as early as + saat, yaş, tarih, aşama veya sayı şeklindedir. Bu, as tall as gibi normal bir eşitlik karşılaştırması değildir. Tepkinin şimdiden gözlemlenebildiği, beklenmedik derecede erken bir sınırı öne çıkarır.

Alıştırma

Şaşırtıcı derecede erken bir yaşı vurgulayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Some children begin reading ____ age four.

Cevabı göster

as early as

Kalıp ifadeler

in response to: bir tepkiyi belirtmek

In response to, bir değişimin tepki verdiği olayı, eylemi veya uyarıcıyı belirtir. Burada kişi A ve B destelerine uzandığında deri iletkenliği yükselir; bu nedenle reaching, tepkiyi başlatan eylem olarak sunulur. Bu ifadede to bir edattır. Bu yüzden ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir: in response to noise; in response to reaching.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app changed its display ____ the room getting darker.

Cevabı göster

in response to

Their skin was already making unconscious signals about the right choice

3:12

Ciltleri doğru seçime ilişkin bilinçsiz sinyalleri çoktan veriyordu,

before their conscious mind did. Dilbilgisi

3:15

hem de bilinçli zihinleri bunu yapmadan önce.

Dilbilgisi

before their conscious mind did: önceki eylemin yerine geçen did

before their conscious mind did ifadesinde did, daha önce belirtilen eylem düşüncesinin yerini alır; böylece konuşan kişi making signals about the right choice bölümünü tekrarlamaz. Bu bağlamda deri, bilinçli düşünce aynı seçimi göstermeden veya oluşturmadan önce bir belirti göstermiştir. Did geçmiş zamanı taşır ve dinleyen kişi eksik eylemi ilk cümlecikten tamamlar. Bu yapı iki öznenin eylem zamanını karşılaştırır; bilinçli zihnin kelimenin gerçek anlamıyla bir deri sinyali ürettiğini söylemez.

Alıştırma

finished the puzzle ifadesini tekrarlamaktan kaçınan yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: Liam finished the puzzle before Nora ____.

Cevabı göster

did

Of course,

3:17

Elbette,

their skin didn't know the correct answer,

3:18

doğru cevabı bilen ciltleri değildi,

but their unconscious mind began understanding patterns

3:20

fakat bilinçaltları örüntüleri anlamaya

before their conscious mind had.

3:23

bilinçli zihinlerinden önce başlamıştı.

So,

3:25

Öyleyse,

is following your intuition always the route to go?

3:25

sezgilerinizi takip etmek her zaman doğru yol mudur?

Not in cases of empathy, Anlatım akışı

3:28

Empati söz konusu olduğunda değil,

it turns out.

3:30

öyle görünüyor.

Anlatım akışı

Not in cases of empathy, it turns out ifadesindeki sınırlayıcı dönüş

Not in cases of empathy, önceki soruya verilmiş eksiltili ve kısa bir yanıttır. Tam hâliyle, empati gereken durumlarda sezgilere uymanın her zaman doğru yol olmadığı anlamına gelir. Olumsuzluk yalnızca bu durumla sınırlıdır; sezginin her türlü kullanımını reddetmez. It turns out yanıtın sonuna getirilerek bu sınırlamanın bir sonuç veya yeni bir bulgu olduğunu, çoğu zaman da önceki beklentiden farklı çıktığını gösterir. İki bölüm birlikte önceki iddiayı kısa bir karşı dönüşle daraltır ve onu destekleyen kanıtlara geçiş yapar.

Alıştırma

Örnekte “Not in cases of empathy, it turns out” ne işlev görüyor?

  1. Empatiyi bir istisna olarak gösterip önceki iddiayı sınırlar ve bu sınırı bir bulgu olarak sunar.
  2. Sezginin mümkün olan her kullanımını reddeder.
  3. Empatinin kendisinin hiçbir zaman ortaya çıkmadığını söyler.
Cevabı göster

Empatiyi bir istisna olarak gösterip önceki iddiayı sınırlar ve bu sınırı bir bulgu olarak sunar.

A study involving over 900 participants

3:31

900'den fazla katılımcının yer aldığı bir çalışma,

found that when it came to accurately interpreting and understanding the feelings of others,

3:33

başkalarının duygularını doğru biçimde yorumlayıp anlama konusunda,

systematic thinking, Anlatım akışı

3:38

sistematik düşünmenin,

or carefully analyzing the information available before making a decision,

3:39

yani karar vermeden önce eldeki bilgileri dikkatle analiz etmenin,

was more successful than going with what feels right. Dilbilgisi

3:43

doğru hissettiren seçeneği izlemekten daha başarılı olduğunu ortaya koydu.

Anlatım akışı

systematic thinking, or carefully analyzing... ifadesindeki açıklayıcı or

Burada or açıklayıcı işlevdedir: carefully analyzing the information available before making a decision, systematic thinking ifadesini daha somut sözlerle yeniden açıklar. İki ifade tek bir yöntemi adlandırdığı için or iki seçenek sunmaz. Virgüller bu yeniden açıklamayı parantez içi bir ek bilgi gibi ayırır. Ana cümleyi takip etmek için bu bölüm geçici olarak atlanabilir: systematic thinking was more successful than going with what feels right. Bu yapı, akademik ve açıklayıcı metinlerin bir terimi sunup hemen tanımlamasına veya açıklamasına imkân verir.

Alıştırma

Cümleyi açıklayıcı or kullanarak tamamlayın: Photosynthesis, ____ the process plants use to turn light into energy, is essential for growth.

Cevabı göster

or

Dilbilgisi

Kaynaşmış ilgi cümleciği olarak what feels right

what feels right içindeki what bir soru başlatmaz. Doğru hissettiren şey veya seçim anlamındaki kaynaşmış bir ilgi cümleciğini başlatır. what, the thing that anlamlarını birlikte taşıdığı için ayrı bir öncül gerekmez. Cümleciğin tamamı bir ad öbeği gibi çalışır ve going with ifadesinin nesnesidir. Başka durumlarda da kullanılabilen what + cümlecik yapısı, açıkça belirtilmemiş bir şeyi, eylemi veya seçimi anlatır; do what works buna bir örnektir.

Alıştırma

Cümleyi en pratik görünen şey anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi cümleciğiyle tamamlayın: When the instructions are unclear, do ____.

Cevabı göster

what seems most practical

Relying on our past experiences is essentially how our intuition is formed, Dilbilgisi

3:45

Sezgilerimiz esas olarak geçmiş deneyimlerimize dayanmamız sayesinde oluşur

Dilbilgisi

Relying on ... is how ...: ulaç öbeği özne ve how cümleciği

Relying on our past experiences ulaç öbeği dil bilgisel öznedir: bir eylemi ifadenin konusu hâline getirir. is fiili bu konuyu, süreci veya mekanizmayı belirten bir ad cümleciği olan how our intuition is formed ile bağlar. how cümleciği içindeki is formed edilgen yapıdadır. Odak, sezgiyi oluşturan kişi veya etkeni belirtmek değil, sezginin oluşma sürecidir. Başka durumlara da uygulanabilen doing X is how Y happens kalıbı, bir davranışın nasıl sonuç ürettiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi yöntemi açıklayan cümleciği başlatan sözcükle tamamlayın: Reviewing your mistakes is ____ you improve.

Cevabı göster

how

and it has helped our ancestors determine friend from foe. Deyimler

3:50

ve bu, atalarımızın dostu düşmandan ayırmasına yardımcı olmuştur.

Deyimler

friend from foe: müttefikleri düşmanlardan ayırmak

Bu cümlede friend from foe, dostlarla düşmanları ayırt etmek, yani kimin güvenli bir müttefik, kimin olası bir tehdit olduğunu anlamak demektir. Friend ve foe iki tarafı birer kategori olarak adlandırdığı için bu geleneksel eşleşmede a ya da the kullanılmaz. Distinguish, tell veya determine X from Y gibi yapılarda from, karşılaştırılan iki şeyi birbirinden ayırır. X'in Y'den geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“The guard must tell friend from foe,” cümlesinde friend from foe ne anlama gelir?

  1. Dostların nereden geldiğini öğrenmek
  2. Müttefikleri düşmanlardan ayırt etmek
  3. Bir düşmanı dosta dönüştürmek
Cevabı göster

Müttefikleri düşmanlardan ayırt etmek

However,

3:53

Ancak,

we were given two systems of thinking,

3:53

bize iki düşünme sistemi verildi:

fast and slow,

3:55

biri hızlı, diğeri yavaş,

and we recommend that it's best to follow them both.

3:56

biz de ikisini birden kullanmanızı öneriyoruz.

Special thanks to Audible for supporting this episode

3:59

Bu bölümü desteklediği için Audible'a özellikle teşekkür ederiz;

to give you a free 30-day trial at audible.com/asap.

4:01

audible.com/asap adresinden 30 günlük ücretsiz denemeden yararlanabilirsiniz.

This week,

4:05

Bu hafta,

we wanted to recommend the book Algorithms to Live By, Deyimler

4:05

Algorithms to Live By adlı kitabı önermek istedik.

which is a really interesting look at how computer algorithms can be applied to your everyday life.

4:08

Bu kitap, bilgisayar algoritmalarının günlük yaşama nasıl uygulanabileceğini son derece ilginç bir şekilde ele alıyor.

Deyimler

Algorithms to Live By: yol gösterici ilke anlamında live by

Bu başlıkta live by, bir kuralın, inancın veya ilkenin davranışlarınızı yönlendirmesine izin vermek anlamına gelir. Algoritmalar, günlük seçimleri yönlendirebilen pratik ilkeler olarak sunulur. İnsanlar genellikle bilgisayar prosedürlerine değil, değerlere veya tavsiyelere göre yaşadığı için başlıkta hafif bir sözcük oyunu vardır. Buradaki by bir son tarih veya yer belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi live by ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Honesty is a principle she ____ every day.

Cevabı göster

lives by

You can get a free 30-day trial at audible.com/asap

4:13

audible.com/asap adresinde 30 günlük ücretsiz denemenizi başlatabilir

and choose from a massive selection.

4:17

ve çok geniş bir seçki arasından tercihinizi yapabilirsiniz.

We love them as they're great when you're on the go. Deyimler

4:19

Hareket hâlindeyken dinlemek için harika olduklarından sesli kitapları biz de çok seviyoruz.

Deyimler

“on the go” deyimi

Bu cümlede on the go; evin dışında olmayı, bir yerden bir yere hareket etmeyi veya çeşitli etkinliklerle meşgul olmayı anlatan bir deyimdir. Sesli kitapların hangi durumda özellikle kullanışlı olduğunu açıklar. Bu ifade, birinin kelimenin tam anlamıyla yürüyor olduğu anlamına gelmez. Yolculukta ya da yoğun bir günlük düzen içinde kullanılmaya uygun bir şeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “meşgulken veya yolculuk ederken” anlamına gelen üç kelimelik deyimle tamamlayın: This travel mug is perfect for coffee ____.

Cevabı göster

on the go

And subscribe for more weekly science videos.

4:21

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.