İstiridyeler nasıl inci yapar? - Rob Ulrich: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
676 kelime 137 kel/dk

Video özeti: Video, deniz canlılarının kalsiyum karbonatı nasıl kabuklara, sedefe ve incilere dönüştürdüğünü açıklıyor. Protein iskelelerinden kalsit ve aragonit kristallerine uzanan yapım sürecini izliyor; ardından sedefin katmanlı yapısını yanardöner rengi, dayanıklılığı ve inci oluşumundaki savunma işleviyle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. wouldn't consider the crusty exterior of an oyster to be particularly beautiful, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir değerlendirme belirtmek için consider + nesne + to be + betimleme yapısını kullanmayı öğrenin. Olumsuz biçim, istiridye hakkındaki yaygın ilk izlenimi verir ve pürüzlü dış kabuk ile içinde bulunabilecek mücevher arasındaki karşıtlığı hazırlar. 2. interferes with — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Optik bağlamında interfere with ifadesinin gündelik “engel olmak” anlamına değil, yansıyan ışık dalgalarının etkileşimine işaret ettiğini ayırt edin. Böylece sedefin ince katmanlarının neden değişken, yanardöner renkler oluşturduğunu anlatan açıklamayı takip edebilirsiniz. 3. our leading theory for mollusks making pearls, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: leading theory for kalıbını, bir açıklamayı kanıtlanmış gerçek diye sunmadan günümüzde en makul kabul edilen görüş olarak aktarmak için kullanın. Bu eşdizim, bilimsel belirsizliği korurken sedefli savunma tepkisi ile inci oluşumu arasında bağ kurmaya yarar.

Bu derste

While most people wouldn't consider the crusty exterior of an oyster to be particularly beautiful, Dilbilgisi

0:06

Çoğu insan bir istiridyenin kabuklu dış yüzeyini pek güzel bulmasa da,

Dilbilgisi

consider ... to be ...: bir nesneyi değerlendirmek

consider + nesne + to be + sıfat veya isim yapısı, “nesnenin o niteliğe ya da kimliğe sahip olduğuna hükmetmek” anlamına gelir. Burada nesne the crusty exterior of an oyster, değerlendirme ise particularly beautiful ifadesidir. wouldn't consider... içinde would not bu değerlendirmeyi olumsuz yapar: Çoğu insan muhtemelen kabuğu özellikle güzel bulmaz. To be, nesnenin açıklamasını tamamlar; amaç bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi geniş zamandaki consider ... to be yapısıyla tamamlayın: Experts ____ this bridge ____ safe.

Cevabı göster

consider · to be

opening up this craggy case might reveal an exquisite jewel nestled within. Anlatım akışı

0:12

bu kayalık görünümlü muhafazayı açmak, içinde yuvalanmış zarif bir mücevheri ortaya çıkarabilir.

Anlatım akışı

opening up ... might reveal: bir keşfi eylemle tanıtmak

Opening up this craggy case somut bir eylem belirtir ve daha önce sözü edilen istiridyenin pürüzlü kabuğuna bağlanır. Bu eylem, içeride ne bulunabileceğini tanıtan might reveal ifadesinin öznesi olur. Eylem + might reveal düzeni, açıklamayı dış görünüşten gizli bilgiye taşır. Might, keşfi kesin değil olası olarak sunar ve mücevhere benzeyen inci açıklanmadan önce merak oluşturur.

Alıştırma

“Opening the old cabinet might reveal a hidden compartment.” cümlesi bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Her eski dolabın değerli bir şey içerdiğini garanti eder.
  2. Dolabın yalnızca dışını anlatır ve içinde ne olabileceğine geçmez.
  3. Önce bir eylem sunar, ardından olası gizli bir keşfi tanıtır.
Cevabı göster

Önce bir eylem sunar, ardından olası gizli bir keşfi tanıtır.

Yet, despite their iridescent colors and smooth shapes, Dilbilgisi

0:19

Yine de, yanardöner renklerine ve pürüzsüz şekillerine rağmen,

pearls are actually made of the exact same material as the shell that surrounds them. Dilbilgisi

0:22

inciler aslında onları çevreleyen kabukla tamamen aynı malzemeden yapılmıştır.

Dilbilgisi

despite their iridescent colors and smooth shapes: despite + isim öbeği

Despite, “-e rağmen” veya “bir şey doğru olsa bile” anlamına gelir. Burada bir edattır ve tamamlayıcısı, özne ile yüklem içeren tam bir yan cümle değil, their iridescent colors and smooth shapes isim öbeğidir. Bu ifade önce incilerin güzel görünümünü kabul eder, ardından gelen şaşırtıcı gerçekle bir karşıtlık kurar. Bu kalıp, bir gerçeğin başka bir şaşırtıcı ya da beklenmedik sonucu engellemediğini göstermek için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite it rained heavily, the game continued.
  2. Despite the heavy rain, the game continued.
  3. Despite was raining heavily, the game continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the game continued.

Dilbilgisi

the exact same material as: tam eşleşmeyi vurgulamak

The exact same + isim + as yapısı iki şeyi karşılaştırır ve ismin belirttiği şeyin yalnızca benzer değil, tamamen aynı olduğunu vurgular. Burada karşılaştırılan şey material, as ifadesinden sonraki the shell that surrounds them ise karşılaştırma hedefidir. Karşılaştırma hedefinden sonra aynı ismin tekrarlandığı düşünülebilir: the exact same material as the material of the shell. Anlam açık olduğunda İngilizcede bu tekrar genellikle atılır.

Alıştırma

Cümleyi the exact same ... as yapısını ve fabric ismini kullanarak tamamlayın: The curtain uses ____ the sofa.

Cevabı göster

the exact same fabric as

Pearls, urchin spines, the shells of mussels, snails, and clams, even coral,

0:28

İnciler, deniz kestanesi dikenleri, midyelerin, salyangozların ve istiridyelerin kabukları, hatta mercanlar,

all these structures are made out of the same chemical compound, Kalıp ifadeler

0:34

tüm bu yapılar aynı kimyasal bileşikten yapılmıştır,

calcium carbonate.

0:38

kalsiyum karbonat.

Kalıp ifadeler

made out of: malzemeyi belirtmek

Be made out of + malzeme, “o malzemeyle oluşturulmuş veya yapılmış olmak” demektir. Bu cümlede kalsiyum karbonatın bütün yapıları oluşturan ortak madde olduğunu gösterir. Burada out of, kalıplaşmış made out of ifadesinin bir parçasıdır. Bir şeyin içinden dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The festival mask is ____ recycled cardboard.

Cevabı göster

made out of

So, how does this single ingredient form such a vast array of materials? Kalıp ifadeler

0:40

Peki, bu tek bileşen nasıl böylesine geniş bir malzeme yelpazesi oluşturur?

Kalıp ifadeler

such a vast array of: büyük çeşitliliği vurgulamak

An array of, birbirinden farklı birçok şeyden oluşan çeşitli bir topluluk veya aralık anlamına gelir. Vast bu aralığın çok geniş olduğunu, such ise bütün isim öbeğini güçlendirdiğini gösterir. Burada such a vast array of materials, tek bir bileşenin bu kadar çok farklı malzeme oluşturabilmesine duyulan şaşkınlığı ifade eder. Yapı such + a + sıfat + tekil sayılabilen isim + of şeklindedir: such a vast array of. Of sonrasındaki tamamlayıcı, bu aralığa nelerin dâhil olduğunu söyler ve materials, choices veya colors gibi çoğul bir isim sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The library offers ____ books that every reader can find something interesting.

Cevabı göster

such a vast array of

Calcium carbonate, or CaCO3, Kültür

0:48

Kalsiyum karbonat veya CaCO3,

is common on land and even more bountiful in the sea. Kelime

0:50

karada yaygındır ve denizde çok daha boldur.

Kültür

Calcium carbonate, or CaCO3: or eş değer bir adlandırma sunar

“Calcium carbonate, or CaCO3,” ifadesindeki or bir seçenek sunmaz. Aynı madde için başka bir gösterimi tanıtır: CaCO3, kalsiyum karbonatın kimyasal formülüdür. Virgüller arasındaki “ad, or kısaltma/formül,” yapısı, bir terimle o terimin başka bir adlandırma biçimini eşleştirmeye yardımcı olur. or sonrasındaki sözler aynı şeyi tanımlar; ikinci bir şey eklemez.

Alıştırma

Hangi cümlede or aynı şeyin başka bir adlandırmasını tanıtıyor?

  1. Mercury, or Hg, is a chemical element.
  2. Do you want water or juice?
  3. We can leave today or tomorrow.
Cevabı göster

Mercury, or Hg, is a chemical element.

Kelime

even more bountiful: bolluğu canlı biçimde karşılaştırmak

Bountiful, “büyük miktarda bulunan veya mevcut olan” anlamına gelir. even more bountiful ifadesinde more, denizdeki miktarla karadaki miktarı karşılaştırır; even ise bu karşılaştırmayı güçlendirir: denizdeki miktar daha da fazladır. Bountiful canlı bir anlatıma sahiptir ve çoğu zaman zengin ya da cömert bir bolluk çağrıştırır. Bu bilimsel anlatımda açıklamayı daha canlı hâle getirir; abundant ise daha tarafsız ve teknik duyulurdu.

Alıştırma

Hangi cümlede even more bountiful en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. After a rainy spring, the valley had even more bountiful delays than last year.
  2. After a rainy spring, the valley produced an even more bountiful harvest than last year.
  3. After a rainy spring, the valley recorded even more bountiful mistakes than last year.
Cevabı göster

After a rainy spring, the valley produced an even more bountiful harvest than last year.

The Earth's crust is rich in calcium,

0:54

Yerkabuğu kalsiyum açısından zengindir

and over millennia, these deposits have seeped into rivers and oceans. Kelime

0:57

ve binyıllar boyunca bu çökeltiler nehirlere ve okyanuslara sızmıştır.

Kelime

have seeped into: zaman içinde yavaşça sızmak

Seep into, bir yere yavaş ve aşamalı biçimde, çoğu zaman küçük aralıklardan geçerek veya bir malzemenin içinde yayılarak girmek demektir. Burada birikintiler çok uzun bir süre içinde nehirlere ve okyanuslara ulaşır; seep, süreci go into ifadesinden daha ayrıntılı anlatır. Have seeped, present perfect yapısındadır. Over millennia ile birlikte geçmişteki birçok olayı, sonucu şimdi de önemli olan uzun ve birikimli bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi seep into ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Over the past week, rainwater ____ the basement walls.

Cevabı göster

has seeped into

This is especially true near hydrothermal vents, Notlar

1:02

Bu durum, özellikle hidrotermal bacaların yakınında daha belirgindir,

where hot seawater mingles with calcium-rich basalts. Kelime

1:05

burada sıcak deniz suyu kalsiyum açısından zengin bazaltlarla karışır.

Kalıp ifadeler

This is especially true: genel bir iddianın kapsamını daraltmak

This, önceki iddiaya gönderme yapar. Is especially true, bu iddianın daha sonra belirtilen yer veya durumda özellikle güçlü biçimde geçerli olduğunu söyler; burada belirtilen yer hidrotermal bacaların yakınıdır. Bu kalıp bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: önce genel bir ifade verin, ardından odağı daraltmak için This is especially true ile near, in, for, when gibi sözcüklerle başlayan bir ifade veya başka bir koşul kullanın.

Alıştırma

Bağlantıyı hedef ifade This is especially true ile tamamlayın: Exercise can improve sleep. ____ for people who sit for most of the day.

Cevabı göster

This is especially true

Kültür

hydrothermal vents: sıcak suyun çıktığı deniz tabanı açıklıkları

Hydrothermal vents, jeotermal ısıyla ısınan suyun dışarı aktığı deniz tabanı açıklıklarıdır. Bu cümlede terim, sıcak deniz suyunun neden bazalt kayanın hemen yanında olduğunu anlamak için gereken arka planı sağlar. Sözcüğün parçaları onu hatırlamaya yardımcı olabilir: hydro- suyla, thermal ısıyla, vent ise bir şeyin dışarı çıkmasını sağlayan açıklıkla ilgilidir.

Alıştırma

Bu cümlede hydrothermal vents nedir?

  1. Jeotermal ısıyla ısınan suyu dışarı bırakan deniz tabanı açıklıkları
  2. Nehir suyunun depolandığı soğuk mağaralar
  3. Gemilere hava girmesi için okyanusa yapılmış pencereler
Cevabı göster

Jeotermal ısıyla ısınan suyu dışarı bırakan deniz tabanı açıklıkları

Kelime

mingles with: doğal veya aşamalı biçimde karışmak

Mingle with, karışmak veya iç içe geçmek anlamına gelir. Burada ifade, sıcak deniz suyunun kalsiyum bakımından zengin bazaltla temas edip etkileşime girdiğini ve ayrı kalmadığını gösterir. Kalıp A mingles with B şeklindedir. Mingle çoğunlukla doğal veya aşamalı bir karışmayı anlatır ve maddeler, kokular, sesler, renkler ya da insanlar için kullanılabilir. the scent veya seawater gibi tekil bir özneyle geniş zaman biçimi mingles with olur.

Alıştırma

Cümleyi mingle fiilinin doğru biçimi ve uygun edatıyla tamamlayın: The scent of pine ____ the cool mountain air.

Cevabı göster

mingles with

Meanwhile, when carbon dioxide in the air interacts with seawater, Kalıp ifadeler

1:10

Bu arada, havadaki karbondioksit deniz suyuyla etkileşime girdiğinde,

it eventually produces dissolved carbonate.

1:14

sonunda çözünmüş karbonat üretir.

Kalıp ifadeler

interacts with: iki şeyin birbirini etkilemesi

Burada interacts with, karbondioksit ile deniz suyunun temas ettiğini ve kimyasal bir süreçte birbirini etkilediğini belirtir. İfade, tek bir şeyin yalnız başına hareket etmesini değil, iki yönlü bir ilişkiyi anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp A interacts with B şeklindedir: özne ve with sözcüğünden sonraki isim iki katılımcıdır. carbon dioxide tekil olduğu için geniş zamanda interact fiiline -s gelir.

Alıştırma

Cümleyi interact fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: This medicine may ____ other drugs in the body.

Cevabı göster

interact with

Every year, the ocean absorbs roughly 1/3 of our carbon dioxide emissions,

1:17

Her yıl okyanus, karbondioksit emisyonlarımızın kabaca 1/3'ünü emer

adding huge quantities of carbonate into the water. Dilbilgisi

1:23

ve suya büyük miktarlarda karbonat ekler.

Dilbilgisi

adding ...: sonucu ana cümleye bağlamak

Virgülden sonraki adding ... bölümü bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Önceki olayın tamamının sonucunu sunar: okyanus karbondioksiti emer ve bu olay suya büyük miktarda karbonat eklenmesine yol açar. Sonuç, yalnızca en yakın isim olan emissions sözcüğüne değil, ana cümlenin tamamına bağlanır. Ana cümle, -ing yan cümlesi kalıbı, açıklama yazılarında başka bir tam cümle eklemeden bir sonucu ana olaya bağlamayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, ana olayın sonucunu sunmak için virgül + -ing yan cümlesi kullanır?

  1. The drivers saved twenty minutes because the new bridge shortened the route.
  2. The new bridge was built to save drivers twenty minutes.
  3. The new bridge shortened the route, saving drivers twenty minutes.
Cevabı göster

The new bridge shortened the route, saving drivers twenty minutes.

It's no surprise that sea creatures have made use of these abundant compounds, Kalıp ifadeler

1:27

Deniz canlılarının bu bol bileşikleri kullanması şaşırtıcı değildir,

Kalıp ifadeler

It's no surprise that: beklenen bir sonucu sunmak

It's no surprise that, ilgili nedenler daha önce verildiği veya bilindiği için konuşmacının beklenen bir durum olarak gördüğü gerçeği sunar. Bu cümlede bileşiklerin bol olması, deniz canlılarının onlardan yararlanmasını mantıklı bir sonuç hâline getirir. Yapı, It's no surprise that + tam bir yan cümledir. Arka plandaki kanıtı bir sonuca bağlar, ancak sonucun kesinlikle gerçekleşmek zorunda olduğunu söylemez.

Alıştırma

Durumu okuyun: After hours of rain, the field is underwater. Hangi cümle maçın iptal edilmesini doğal biçimde beklenen bir sonuç olarak sunar?

  1. It's no surprise that the soccer game was canceled.
  2. It's no surprise whether the soccer game was canceled.
  3. It's a surprise that the soccer game was canceled.
Cevabı göster

It's no surprise that the soccer game was canceled.

Kalıp ifadeler

have made use of: mevcut bir kaynaktan yararlanmak

make use of, hâlihazırda mevcut olan bir şeyi genellikle kaynak, fırsat, araç veya bilgi kaynağı olarak kullanmak anlamına gelir. Cümlede deniz canlıları, çevrelerinde bol bulunan bileşikleri kullanmıştır. have made use of present perfect yapısındadır: have + made fiilinin geçmiş zaman ortacı. Kullanımın şimdiden önce gerçekleştiğini ve mevcut açıklamayla ilgili olduğunu gösterir. use ile karşılaştırıldığında make use of biraz daha resmîdir ve mevcut bir kaynağı işe yarar biçimde kullanmaya dikkat çeker.

Alıştırma

Cümleyi make use of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The art club ____ old newspapers to protect the tables.

Cevabı göster

made use of

but the way calcium and carbonate are woven together into various shapes Deyimler

1:32

ancak kalsiyum ve karbonatın çeşitli şekillerde bir araya dokunma biçimi

is surprisingly artful.

1:37

şaşırtıcı derecede sanatsaldır.

Deyimler

are woven together into various shapes: düzenli bir yapıyı anlatan mecaz

are woven together into various shapes ifadesi, weave (örmek) fiilinin edilgen ve mecazlı kullanımıdır. Kalsiyum ile karbonat, bir desen oluşturan iplikler gibi özenle birbirine bağlanıp düzenlenmiş olarak sunulur; into various shapes ortaya çıkan biçimleri gösterir. Burada gerçek iplik ya da kumaş yoktur. İfade, birleşimin düzenli ve incelikli olduğunu vurgular; edilgen yapı, birleştiren kişiden çok maddelere ve oluşan yapılara odaklanır.

Alıştırma

Ayrı parçaların düzenli bir bütün oluşturmasını anlatan mecaz olarak woven together into ifadesini en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The editor's notes are stacked on a desk without a pattern.
  2. The editor uses thread to sew the notes into a cloth.
  3. The editor's notes are woven together into a clear guide.
Cevabı göster

The editor's notes are woven together into a clear guide.

Let's return to the humble oyster. Anlatım akışı

1:39

Mütevazı istiridyeye geri dönelim.

Anlatım akışı

Let's return to: daha önce söylenmiş bir konuya dönmek

Let's return to, açıklamalarda, konuşmalarda ve tartışmalarda kullanılan bir geçiş ifadesidir. Konuşmacı, dinleyicileri daha önce sözü edilen bir konuya geri dönmeye davet eder. Genellikle fiziksel olarak geri gitmek anlamına gelmez; önceki açıklamayı sürdürür ve içeriğin yapısını gösterir. İfadenin ardından yeniden ele alınan konu gelir; örneğin Let's return to the humble oyster. Bu kullanımda return fiilinin ardından to gelmelidir.

Alıştırma

Bir tartışmayı daha önce ele alınmış bir konuya döndürmek için Let's return to ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Let's return to the question we asked at the beginning.
  2. Let's return the question we asked at the beginning.
  3. Let's return to a question we have never discussed before.
Cevabı göster

Let's return to the question we asked at the beginning.

Like many aquatic mollusks, Dilbilgisi

1:42

Birçok su yumuşakçası gibi,

oysters start life as exposed larvae Kalıp ifadeler

1:44

istiridyeler de hayata savunmasız larvalar olarak başlar

and quickly get to work building a protective shell. Deyimler

1:47

ve hızla koruyucu bir kabuk inşa etmeye koyulurlar.

Dilbilgisi

Like many ...: bir karşılaştırma grubu oluşturmak

Cümlenin başındaki Like many aquatic mollusks bir karşılaştırma grubu oluşturur. İstiridyeler hakkında söylenen durumun daha geniş bir kategorinin birçok üyesi için de geçerli olduğunu belirtir. Like sözcüğünden sonra many aquatic mollusks isim öbeği gelir. Bu giriş ana cümle değildir; ana cümlenin öznesi yine oysters olur.

Alıştırma

Cümleyi, «birçoğuyla aynı şekilde» anlamına gelen iki sözcüklü karşılaştırma girişiyle tamamlayın: ____ coastal towns, this village depends on fishing.

Cevabı göster

Like many

Kalıp ifadeler

start life as: başlangıçtaki biçimi veya rolü anlatmak

Start life as + isim öbeği, öznenin başlangıçta belirli bir biçimde, rolde veya durumda olduğunu belirtir. Burada exposed larvae, istiridyelerin ilk yaşam evresini adlandırır; odak yalnızca doğum olayı değil, başlangıçtaki biçimleridir. Bu ifade bir şeyin, kuruluşun veya yerin başlangıçtaki kimliğini ya da kullanım amacını da anlatabilir; özellikle daha sonra değiştiğinde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi start life as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The app ____ a simple classroom project before becoming a global service.

Cevabı göster

started life as

Deyimler

quickly get to work building: hemen inşa etmeye koyulmak

quickly get to work building ifadesinde get to work, bir işi etkin biçimde yapmaya başlamak demektir. quickly, eylemin kısa sürede başladığını belirtir. Bu anlatım larvaları meşgul ve amaçlıymış gibi gösterir; bir iş yerine gitmeyi anlatmaz. building biçimindeki -ing yapısı, başlanan etkinliği belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get to work + -ing şeklindedir: get to work solving, cleaning veya preparing.

Alıştırma

Cümleyi get to work + -ing kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: When the power came back, the technicians immediately ____ the damaged cables.

Cevabı göster

got to work repairing

First, an organ called the mantle secretes an organic matrix of proteins Kültür

1:51

İlk olarak, manto adı verilen bir organ, bir proteinler matrisi

and other molecules to construct a scaffold. Kelime

1:55

ve bir iskelet oluşturmak için diğer molekülleri salgılar.

Kültür

an organ called the mantle: kategori + called + ad

an organ called the mantle ifadesinde organ genel kategoriyi, mantle ise özel adı verir. called the mantle, organ sözcüğünden sonra gelir ve bu organın adının mantle olduğunu belirtir. Bilimsel açıklamalar, bilinmeyen bir terimi tanıtırken onun ne tür bir şey olduğunu da hemen söylemek için sık sık a/an + kategori ismi + called + ad yapısını kullanır.

Alıştırma

Cümleyi kategori + called + ad kalıbıyla tamamlayın: The scientist showed us a device ____ a spectrometer.

Cevabı göster

called

Kültür

an organic matrix of: moleküllerden oluşan temel bir madde

Bu bilimsel bağlamda matrix, başka maddeleri destekleyen ve düzenleyen temel bir maddeyi veya ağı ifade eder. Burada organic, proteinler gibi karbon temelli biyolojik maddeleri tanımlar. a matrix of + madde yapısı, matrisin neden oluştuğunu belirtir. Bu cümlede matrisi proteinler ve diğer moleküller oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede an organic matrix of proteins and other molecules ne anlama gelir?

  1. Proteinler ve diğer moleküllerden oluşan biyolojik bir madde ağı
  2. Organik olarak etiketlenmiş yiyeceklerin listesi
  3. Hesaplamada kullanılan bir sayı tablosu
Cevabı göster

Proteinler ve diğer moleküllerden oluşan biyolojik bir madde ağı

Kelime

to construct a scaffold: destekleyici bir çerçeve oluşturmak

Burada to construct amacı belirtir: manto, bir şey oluşturmak için matrisi salgılar. Construct, inşa etmek veya oluşturmak anlamına gelen daha resmî bir fiildir. Scaffold, destekleyici bir çerçevedir. Bu biyolojik bağlamda inşaat ekipmanı değil, diğer maddelerin üzerinde veya içinde düzenlenebildiği ya da birikebildiği bir yapıdır.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda to construct a scaffold ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Geçici bir çalışma platformuna tırmanmak
  2. Destekleyici bir çerçeve oluşturmak
  3. Tamamlanmış bir dış katmanı kaldırmak
Cevabı göster

Destekleyici bir çerçeve oluşturmak

Then the oyster filters the seawater,

1:59

Ardından istiridye deniz suyunu filtreler,

drawing out calcium and carbonate to combine them into its building material. Notlar

2:01

kalsiyum ve karbonatı çıkarıp onları yapı malzemesi olarak birleştirir.

Öbek fiiller

drawing out: bir şeyi kaynağından çıkarmak

Burada drawing out, istiridyenin deniz suyunu süzerken sudan kalsiyum ve karbonatı çekip çıkarması anlamına gelir. Kaynak seawater sözcüğüyle zaten bellidir; bu nedenle drawing out ifadesinden sonra yeniden belirtilmesi gerekmez. -ing öbeği, süzme işleminin bir parçası olarak gerçekleşen süreci ekler. Daha genel olarak draw something out, zaten var olan ancak kolayca ulaşılamayan bir maddeyi, bilgiyi veya tepkiyi ortaya çıkarmak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede draw out, “bir şeyi bir kaynaktan çıkarmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The guide draws the visitors toward the water.
  2. The child draws a boat beside the water.
  3. The filter draws harmful chemicals out of the water.
Cevabı göster

The filter draws harmful chemicals out of the water.

Kalıp ifadeler

to combine them into: parçaları bir sonuç oluşturacak şekilde birleştirmek

Kalıp combine + components + into + result biçimindedir. Burada them, calcium and carbonate ögelerine gönderme yapar; its building material ise bu bileşenlerden oluşan sonuçtur. Baştaki to amacı gösterir: istiridye bileşenleri onları birleştirmek için çıkarır. Into, eklenen başka bir bileşeni değil, ortaya çıkan yeni bütünü veya biçimi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi combine, amaç bildiren mastar yapısı, notes yerine geçen zamir ve into ile tamamlayın: We collected the notes ____ one clear summary.

Cevabı göster

to combine them into

It lays this material over the scaffold,

2:06

Bu malzemeyi iskeletin üzerine serer;

which is covered in charged proteins Kelime

2:09

iskelet yüklü proteinlerle kaplıdır

that attract and guide the calcium carbonate molecules into layers. Kalıp ifadeler

2:11

ve bu proteinler kalsiyum karbonat moleküllerini çekip yönlendirerek katmanlar oluşturur.

Kelime

charged proteins: charged, “elektrik yüklü” anlamındadır

Burada charged, “elektrik yükü taşıyan” ya da “elektrik yüklü bölgeleri olan” demektir. Bu cümlede bu elektriksel özellik, proteinlerin kalsiyum karbonat moleküllerini çekmesine yardımcı olur. Bilimsel bağlam bu anlamı belirler. Proteinlerden para istendiği ya da proteinlerin yoğun duygular hissettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümledeki charged proteins ifadesinde charged ne anlama gelir?

  1. Elektrik yükü taşımak
  2. Para ödemesi istenmek
  3. Yoğun bir duygu hissetmek
Cevabı göster

Elektrik yükü taşımak

Kalıp ifadeler

attract and guide ... into layers: ortak nesne ve sonuç

Attract ve guide, the calcium carbonate molecules nesnesini paylaşan eş görevli fiillerdir. Proteinler bu molekülleri çeker; ayrıca nasıl hareket edip düzenleneceklerini yönlendirir. guide A into B yapısında into B, yönlendirmenin sonucunu belirtebilir. Burada into layers, moleküllerin katmanlar hâlinde düzenlenmesi demektir; yalnızca bir yere doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

guide + nesne + into + sonuç yapısını tamamlayın: The rails guide the boxes ____ a single line.

Cevabı göster

into

The specific arrangement of these protein scaffolds

2:16

Bu protein iskeletlerinin özel dizilimi

depends on the mollusk species and their environment,

2:18

yumuşakça türlerine ve çevrelerine bağlıdır,

accounting for their vast diversity of shell shapes, sizes, and colors. Kalıp ifadeler

2:22

bu da kabuk şekillerinin, boyutlarının ve renklerinin büyük çeşitliliğini açıklar.

Kalıp ifadeler

accounting for their vast diversity of: bir sonucu açıklamak

Bu cümlede accounting for, “açıklamak” ya da “nedeni olmak” anlamına gelir. Protein iskelelerinin farklı biçimlerde dizilmesi, kabukların şekil, boyut ve renk bakımından bu kadar farklı olmasının nedeni olarak sunulur. Virgülden sonraki accounting for ... biçimindeki -ing yan cümlesi, ana cümlede anlatılan durumun tamamına gönderme yapar ve onun sonucunu ya da açıklayıcı etkisini ekler. Bu yapı bilimsel ve açıklayıcı metinlerde yaygındır; buradaki account sözcüğünün banka hesabıyla ilgisi yoktur.

Alıştırma

Cümleyi account for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The two gardens receive different amounts of sunlight, ____ the difference in plant growth.

Cevabı göster

accounting for

Mollusks carefully control all components of their calcium carbonate creations,

2:28

Yumuşakçalar, kalsiyum karbonat oluşumlarının tüm bileşenlerini dikkatlice kontrol eder,

even manipulating CaCO3 at the molecular level. Kalıp ifadeler

2:33

hatta CaCO3'ü moleküler düzeyde bile manipüle ederler.

Kalıp ifadeler

at the molecular level: ölçeği belirlemek

At the molecular level, “moleküller ölçeğinde” anlamına gelir. Kontrolün ne kadar ince ve ayrıntılı olduğunu gösterir: yumuşakçalar kalsiyum karbonatı yalnızca gözle görülebilen bir kabuk malzemesi olarak değil, moleküler düzeni bakımından da yönlendirebilir. Yeniden kullanılabilen at the ... level kalıbı, bir eylemin, etkinin veya analizin ölçeğini ya da katmanını belirtir; at the cellular level ve at the national level buna örnektir. Buradaki level fiziksel yüksekliği değil, betimleme ölçeğini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi molecular kullanarak at the ... level hedef ölçek ifadesiyle tamamlayın: The new microscope reveals changes ____.

Cevabı göster

at the molecular level

Using special proteins, mollusks can produce two crystal structures out of CaCO3,

2:38

Özel proteinleri kullanan yumuşakçalar, CaCO3'ten iki kristal yapı üretebilirler:

calcite and aragonite.

2:44

kalsit ve aragonit.

Both of these compounds have the same chemical composition,

2:47

Bu bileşiklerin her ikisi de aynı kimyasal bileşime sahiptir,

but different qualities due to the way their crystal lattices are arranged. Dilbilgisi

2:50

ancak kristal kafeslerinin düzenlenme şekli nedeniyle farklı nitelikleri vardır.

Dilbilgisi

different qualities due to the way ... are arranged: düzenlenme biçimi nedeniyle farklı özellikler

“Different qualities”, bileşiklerin farklı özelliklere sahip olduğunu belirtir. “Due to” nedeni açıklar; “the way their crystal lattices are arranged” ise bu nedenin farklı iç düzenler olduğunu gösterir. Cümlecikte edilgen “are arranged” kullanılır çünkü odak, kafesleri kimin düzenlediğinde değil, kafeslerin düzenlenme biçimindedir. “Sonuç + due to the way + cümlecik” kalıbı, bir sonucun bir şeyin düzenlenme veya yapılma biçiminden kaynaklandığını anlatır.

Alıştırma

Düzenlenme biçiminin bir farka neden olduğunu açıklamak için “due to the way” ifadesini hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. The two filters work differently due to the way their layers arrange.
  2. The two filters work differently due to the way their layers are arranged.
  3. The two filters work differently due to their layers are arranged.
Cevabı göster

The two filters work differently due to the way their layers are arranged.

Calcite is the more stable of the two and less prone to dissolving over time, Kalıp ifadeler

2:55

Kalsit, ikisi arasında daha kararlı olanıdır ve zamanla çözünmeye daha az eğilimlidir,

Kalıp ifadeler

less prone to dissolving over time: zamanla çözünmeye daha az eğilimli

“Less prone to dissolving”, “çözünme olasılığı daha düşük” veya “çözünme eğilimi daha az” anlamına gelir. Burada “less”, kalsiti diğer bileşikle karşılaştırır. “Over time”, değişimin tek bir anda değil, uzun bir süre içinde gerçekleştiğini belirtir. “Prone to” ifadesindeki “to” bir edattır; bu yüzden ardından isim veya -ing biçimi gelir. Cümlede “dissolve” yerine “dissolving” kullanılmasının nedeni budur.

Alıştırma

Cümleyi “çatlama olasılığı daha düşük” anlamına gelen “prone to” biçimiyle tamamlayın: This coating is ____ in cold weather.

Cevabı göster

less prone to cracking

so most mollusk shells have a sturdy outer layer of calcite.

3:00

bu nedenle çoğu yumuşakça kabuğunun sağlam bir kalsit dış katmanı vardır.

As the slightly more soluble molecule, Dilbilgisi

3:04

Biraz daha çözünür bir molekül olarak,

aragonite can better adapt to more or less acidic environments, Kalıp ifadeler

3:07

aragonit, az ya da çok asidik ortamlara daha iyi uyum sağlayabilir,

Dilbilgisi

As the slightly more soluble molecule: neden bildiren As + isim öbeği

Burada As the slightly more soluble molecule aragoniti niteler ve sonraki iddiayı destekleyen özelliği verir. Yapı, “Because aragonite is the slightly more soluble molecule, ...” şeklinde açılabilir. As + isim öbeği kalıbı, öznenin kimliğini, rolünü veya ilgili bir özelliğini ana cümlenin arka planı olarak sunabilir. Bu cümlede As, “-iken” anlamına gelmez ve zamansal bir olay başlatmaz.

Alıştırma

Cümle başındaki As the slightly more soluble molecule ifadesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. Aragonitin daha yüksek çözünürlüğünü, neden daha iyi uyum sağlayabildiğini açıklayan bir arka plan olarak sunar.
  2. Aragonitin tamamen çözünmez olmasına rağmen uyum sağladığını söyler.
  3. Aragonitin bir moleküle dönüşürken uyum sağladığını söyler.
Cevabı göster

Aragonitin daha yüksek çözünürlüğünü, neden daha iyi uyum sağlayabildiğini açıklayan bir arka plan olarak sunar.

so most mollusk shells have an interior layer of aragonite

3:11

bu nedenle çoğu yumuşakça kabuğunun içinde bir aragonit tabakası bulunur

to maintain their internal pH level. Kalıp ifadeler

3:15

iç pH seviyelerini korumak için.

Kalıp ifadeler

adapt to more or less acidic environments: farklı asitlik düzeylerine uyum sağlamak

Adapt to, bir koşula veya ortama uyum sağlamak ve orada başarılı biçimde işleyebilmek anlamına gelir. To bir edattır ve buradaki nesnesi more or less acidic environments ifadesidir. Better, adapt fiilini niteler; yani aragonitin bunu daha etkili yapabildiği söylenir. Burada more or less acidic, asitlik ölçeğinde iki yönü belirtir: daha asitli veya daha az asitli. More or less, “yaklaşık olarak” anlamındaki kalıp olarak kullanılmamıştır.

Alıştırma

Hangi seçenek Plants can adapt to more or less humid conditions? cümlesiyle aynı anlama gelir?

  1. Yalnızca biraz nemli koşullara uyum sağlayabilirler.
  2. Nemin daha yüksek veya daha düşük olduğu koşullara uyum sağlayabilirler.
  3. Kendileri uyum sağlamak yerine koşulları daha nemli hâle getirirler.
Cevabı göster

Nemin daha yüksek veya daha düşük olduğu koşullara uyum sağlayabilirler.

Kalıp ifadeler

to maintain their internal pH level: amaç bildiren yapı

To maintain their internal pH level, amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Aragonit katmanının bulunma işlevini açıklar: bu katman, iç pH değerini gerekli düzeyde tutmaya yardımcı olur. İfade bir amacı anlatır; sonucun her zaman kusursuz olacağını garanti etmez. Maintain, bir şeyi istenen veya sabit durumda tutmak demektir. maintain + ölçülebilir bir durum veya düzey yapısı pH, sıcaklık, basınç ve nem ile yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi maintain fiilinin amaç bildiren biçimiyle tamamlayın: The thermostat adjusts the heat ____ a steady room temperature.

Cevabı göster

to maintain

But one form of aragonite is stronger and more versatile than the rest, Dilbilgisi

3:18

Ancak aragonitin bir formu diğerlerinden daha güçlü ve daha çok yönlüdür,

nacre. Kültür

3:24

sedef.

Dilbilgisi

stronger and more versatile than the rest: paralel karşılaştırmalar

Stronger ve more versatile, and ile bağlanan iki paralel karşılaştırma biçimidir. Strong, -er alarak karşılaştırma biçimine girerken daha uzun olan versatile sıfatı more ile kullanılır. Her iki karşılaştırma ifadesi de aynı aragonit biçimini anlatır. Than the rest, “aynı gruptaki diğer tüm üyelerden” anlamına gelir. Burada bir biçim diğer aragonit biçimleriyle karşılaştırılır ve iki karşılaştırma ifadesi iki ayrı üstünlüğü vurgular.

Alıştırma

Cümleyi strong ve versatile sıfatlarının karşılaştırma biçimleriyle ve karşılaştırmayı başlatan sözcükle tamamlayın: In the set of samples, this material is ____ the rest.

Cevabı göster

stronger and more versatile than

Kültür

nacre: sedef

Nacre, sedef demektir: birçok yumuşakçanın kabuğunun iç kısmını kaplayan güçlü ve katmanlı kompozit malzemedir. Temel olarak proteinlerle birbirine bağlanan küçük aragonit yapılardan oluşur ve incileri oluşturan madde de budur. Bu cümlede nacre, daha önce one form of aragonite şeklinde tanımlanan malzemenin özel adını vermek için virgülden sonra yer alır. Bu terimi tanımak, kabuk malzemesinin nasıl üretildiğine ilişkin sonraki açıklamayı takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede nacre neyi ifade ediyor?

  1. bir yumuşakça kabuğunu çevreleyen deniz suyu
  2. bir aragonit kristalinin içindeki boşluk
  3. birçok yumuşakça kabuğunun içindeki sedef adı verilen güçlü, katmanlı malzeme
Cevabı göster

birçok yumuşakça kabuğunun içindeki sedef adı verilen güçlü, katmanlı malzeme

Mollusks make this special material by placing successive layers of aragonite

3:25

Yumuşakçalar, art arda aragonit katmanları yerleştirerek

interspersed with proteins. Kalıp ifadeler

3:30

ve aralarına proteinler serpiştirerek bu özel malzemeyi üretirler.

Kalıp ifadeler

interspersed with proteins: katmanlar arasına dağılmış proteinler

interspersed with proteins sözleri successive layers of aragonite ifadesini açıklar. Bu ifade, proteinlerin ayrı ve kesintisiz tek bir katman oluşturmak yerine aragonit katmanlarının içinde veya arasında bulunduğunu belirtir. Tekrar kullanılabilen A interspersed with B kalıbı, B’nin A’nın içinde veya parçaları arasında belirli aralıklarla bulunduğu anlamına gelir. Yalnızca iki malzemenin de varlığını değil, dağınık veya dönüşümlü bir düzeni vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, 'başka ögelerin arasında belirli aralıklarla yerleştirilmiş' anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The museum has ancient statues ____ modern paintings.

Cevabı göster

interspersed with

These layers are stacked like hexagonal bricks, Deyimler

3:32

Bu katmanlar altıgen tuğlalar gibi üst üste dizilir,

Deyimler

stacked like hexagonal bricks: bir yapıyı karşılaştırmayla açıklamak

Bu cümlede stacked, katmanların biri diğerinin üstüne gelecek şekilde sıralandığını anlatır. like hexagonal bricks, bu düzeni altı kenarlı tuğlalardan oluşan tanıdık bir örüntüye benzetir; katmanların gerçekten tuğla olduğu anlamına gelmez. be + geçmiş zaman ortacı + like + isim kalıbı, görülmesi zor bir yapının zihinde canlandırılmasını kolaylaştırabilir. Buradaki like, katmanların düzeninin neye benzediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede, küçük parçaların nasıl sıralandığını okuyucunun gözünde canlandırmak için like kullanılmıştır?

  1. The scales turn into real shingles on a roof.
  2. The scales like shingles because they are on a roof.
  3. The scales overlap like shingles on a roof.
Cevabı göster

The scales overlap like shingles on a roof.

each surrounded by other organic material that directs their orientation.

3:35

her biri yönelimlerini belirleyen diğer organik materyallerle çevrilidir.

The uniform layering and brick-like structure of nacre

3:41

Sedefin düzgün katmanlaşması ve tuğla benzeri yapısı

is key to its signature iridescence. Notlar

3:44

kendine özgü yanardönerliğinin anahtarıdır.

Kalıp ifadeler

is key to: vazgeçilmez bir etkeni belirtmek

be key to ifadesi, bir şeyin bir sonuç için vazgeçilmez ya da özellikle önemli olduğunu belirtir. Burada düzenli katmanlar ile tuğla benzeri yapı, sedefin kendine özgü yanardönerliğini oluşturan etkenler olarak sunulur. Bu kalıpta to bir edattır. Ardından key to its iridescence örneğindeki gibi bir isim öbeği gelebilir. Tamamlayıcı bir eylem bildiriyorsa key to producing the effect örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “bir şey için vazgeçilmezdir” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Regular sleep ____ good concentration.

Cevabı göster

is key to

Kelime

signature iridescence: ayırt edici bir görsel özellik

Burada signature, “ayırt edici ve kolayca tanınan” anlamına gelen bir sıfattır; elle yazılmış imza anlamındaki isim değildir. Signature iridescence, sedefle ilişkilendirilen ayırt edici gökkuşağı benzeri renk etkisini anlatır. signature + isim yapısı, signature style örneğinde olduğu gibi, bir kişi veya nesneyle güçlü biçimde ilişkilendirilen bir özelliği, tarzı, ürünü ya da eylemi adlandırır.

Alıştırma

Örnekte signature iridescence ne anlama gelir?

  1. Bir yüzeyi imzalamak için kullanılan renkli mürekkep
  2. Sedefin üzerine elle yazılmış bir isim
  3. Sedefin tanınmasını sağlayan ayırt edici yanardönerlik
Cevabı göster

Sedefin tanınmasını sağlayan ayırt edici yanardönerlik

The layers are similar in thickness to the wavelength of visible light, Kalıp ifadeler

3:47

Katmanların kalınlığı görünür ışığın dalga boyuna benzerdir,

Kalıp ifadeler

similar in thickness to: karşılaştırma boyutunu belirtmek

A is similar in X to B kalıbı, A ile B’nin özellikle X’in belirttiği özellik bakımından benzer olduğunu anlatır. Bu cümlede in thickness karşılaştırmayı kalınlıkla sınırlar: katmanların kalınlığı görünür ışığın dalga boyuna yakındır. Karşılaştırma boyutunun belirtilmesi önemli olduğunda similar in + property + to yapısını kullanın. Örneğin similar in size to, similar in color to ve similar in function to denebilir.

Alıştırma

Cümleyi similar in + property + to kalıbıyla tamamlayın. Yalnızca kalınlığı karşılaştırın: The two glass panels are ____ each other.

Cevabı göster

similar in thickness to

so the light reflecting from its interior surface

3:51

bu nedenle iç yüzeyinden yansıyan ışık

interferes with the light reflecting from the outer surface. Kelime

3:55

dış yüzeyinden yansıyan ışıkla etkileşime girer.

Kelime

interferes with: teknik dalga girişimi anlamı

Optikle ilgili bu cümlede interferes with, yansıyan iki ışık dalgasının karşılaşıp birleşmesi anlamına gelir. Dalgaların fazlarının nasıl hizalandığına bağlı olarak ortaya çıkan ışık güçlenebilir veya zayıflayabilir. Özne ve nesne dalga olduğunda interfere with, fiziksel dalga girişimini anlatabilir. Burada bir ışık demetinin diğerinin yaptığı işi engellemesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Yansıyan ışığı anlatan bu cümlede interferes with ne anlama gelir?

  1. Yansıyan bir ışık demeti, diğerinin bir işi yapmasını engeller.
  2. Yansıyan iki ışık dalgası üst üste binip birleşir.
  3. Yansıyan iki ışık demeti birbirini etkilemeden ilerler.
Cevabı göster

Yansıyan iki ışık dalgası üst üste binip birleşir.

When particles of light strike the nacre, Kelime

3:59

Işık parçacıkları sedefe çarptığında,

Kelime

strike the nacre: ışığın bir yüzeye ulaşıp çarpması

strike the nacre ifadesinde strike, “bir şeyin yüzeyine çarpmak veya ulaşmak” anlamına gelir. Işık parçacıkları sedefle temas eder; doğal bir çeviride ışığın yüzeye “düştüğü” veya yüzeyi “aydınlattığı” söylenebilir. İngilizcede bu, strike + nesne biçiminde doğrudan geçişli bir yapıdır ve yüzeyi belirten nesneden önce edat gelmez. Bilimsel açıklamalarda strike bu anlamda sık kullanılır çünkü günlük hit fiilinden daha resmî duyulur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için strike fiilinin doğru biçimini kullanın: During the experiment, a laser beam ____ the sensor and produces a reading.

Cevabı göster

strikes

they bounce around its multi-layered crystalline structure Öbek fiiller

4:01

çok katmanlı kristal yapısının etrafında sekerek

Öbek fiiller

bounce around: bir alanın içinde tekrarlanan yansıma

Burada bounce around, ışığın kristalin birçok katmanı içinde tekrar tekrar yansıyıp yön değiştirmesi anlamına gelir. Yapının farklı bölümlerindeki hareketi anlatır; tek bir kez sekme anlamına gelmez. bounce fiili, bir yüzeye ulaştıktan sonra yön değiştirme fikrini verir. around ise bunun bir alanın çeşitli noktalarında gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, ışığın kapalı bir alanın farklı bölümlerinde tekrar tekrar yön değiştirdiğini anlatır?

  1. The light bounced off one mirror and left the room.
  2. The light passed straight through the open window.
  3. The light bounced around inside the mirrored room.
Cevabı göster

The light bounced around inside the mirrored room.

in a cascade of shifting rainbows. Deyimler

4:05

değişen gökkuşaklarından oluşan bir çağlayan oluştururlar.

Deyimler

a cascade of shifting rainbows: akan renkleri anlatan bir mecaz

Bu ifadede cascade, gökkuşağına benzeyen pek çok rengin akıcı bir dizi hâlinde art arda görünmesini anlatan bir mecazdır. Shifting, ışık ya da bakış açısı değiştikçe renklerin de sürekli değiştiğini belirtir. Rainbows, birbirinden ayrı gerçek gökkuşaklarının bulunduğu anlamına gelmez. İfade, sabit bir renk şeridi yerine hareket eden yanardöner renklerin canlı bir görüntüsünü oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede a cascade of shifting rainbows neyi anlatır?

  1. Birbirinden ayrı birkaç gerçek gökkuşağından oluşan gerçek bir çağlayan.
  2. Değişmeyen tek ve sabit bir renk şeridi.
  3. Gökkuşağına benzeyen birçok rengin akıcı bir dizi hâlinde ortaya çıkıp sürekli değişmesi.
Cevabı göster

Gökkuşağına benzeyen birçok rengin akıcı bir dizi hâlinde ortaya çıkıp sürekli değişmesi.

But nacre isn't just pretty, Anlatım akışı

4:09

Ancak sedef sadece güzel değildir,

it's one of the strongest and lightest biomaterials we know of. Dilbilgisi

4:11

bildiğimiz en güçlü ve en hafif biyomateryallerden biridir.

Anlatım akışı

But ... isn't just ..., it's one of ...: daha güçlü bir iddiaya geçmek

isn't just A; it's B kalıbı A'yı doğru ancak eksik bir açıklama olarak sunar, ardından daha önemli veya şaşırtıcı olan B bilgisini ekler. Burada sedefin güzel olduğu gerçeği korunur, fakat konuşmacı odağı onun olağanüstü sağlamlığına ve hafifliğine kaydırır. But, dinleyicinin olası ilk izleniminden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Daha güçlü iddiayı sona koymak onu vurgular ve dinleyiciyi konuyu yeniden değerlendirmeye yöneltir.

Alıştırma

Hangi cümle ilk açıklamayı doğru tutup ardından daha önemli bir bilgiyle iddiayı güçlendiriyor?

  1. The library isn't quiet; it closes every evening.
  2. The library isn't just quiet; it also offers free tutoring every evening.
  3. The library is just quiet, and that is its only benefit.
Cevabı göster

The library isn't just quiet; it also offers free tutoring every evening.

Dilbilgisi

one of the strongest ... biomaterials we know of: en üst gruptaki bir üyeyi belirten yapı

Vurgulanan sözcükler one of + the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbını tamamlar. Tek bir the, birbirine bağlanan iki üstünlük sıfatı strongest ve lightest için de geçerlidir. İfadenin tamamı sedefin her iki özellik bakımından da en üst gruba ait olduğunu söyler; sedefin tek başına en sağlam veya en hafif malzeme olduğunu söylemez. Bir gruptan bir üye seçildiği için biomaterials çoğuldur. We know of, biomaterials sözcüğünü varlığından haberdar olduğumuz malzemelerle sınırlayan bir ilgi cümleciğidir. Know of, ayrıntılı bilgi sahibi olmayı değil, bir şeyin varlığından haberdar olmayı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi one of ve powerful sözcüğünün en üstünlük biçimini kullanarak tamamlayın: This telescope is ____ instruments we know of for viewing distant galaxies.

Cevabı göster

one of the most powerful

And it's not just oysters that produce it. Dilbilgisi

4:15

Ve onu sadece istiridyeler üretmez.

Dilbilgisi

It's not just oysters that produce ...: eylemi yapan grubun kapsamını genişletmek

Burada It's not just oysters that produce it ifadesi, onu yalnızca istiridyelerin ürettiği düşüncesini düzeltir. İstiridyeler hâlâ gruba dahildir; cümle başka canlıların da onu ürettiğini ekler. It's not just X that + fiil kalıbı, eylemin öznesi olan X'i öne çıkarır ve ardından grubu X'in ötesine genişletir. Önemli karşıtlık “X var, ama yalnızca X yok” olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Hizmeti kullanan kişilerin yalnızca yetişkinler olmadığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. It's not just adults that use this service.
  2. It's not adults that use this service.
  3. It's only adults that use this service.
Cevabı göster

It's not just adults that use this service.

In fact, numerous mollusk species deploy nacre Kelime

4:17

Aslında, çok sayıda yumuşakça türü sedefi

as one of their primary defense mechanisms.

4:21

başlıca savunma mekanizmalarından biri olarak kullanır.

Kelime

deploy nacre as ...: bir şeyi belirli bir işlev için kullanmak

Burada deploy, “belirli bir işlev için kullanıma sokmak” demektir. Kullanılan şey sedeftir ve as one of their primary defense mechanisms onun üstlendiği rolü belirtir. deploy A as B kalıbı “A'yı B rolünde kullanmak” anlamına gelir. Biyoloji yazılarında stratejik çağrışım taşıyan bu fiil, savunmayı etkili bir sistem olarak sunar. Hayvanın bu eylemi bilinçli biçimde planladığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Kurtarma ekibinin dronları arama araçları olarak bilinçli biçimde kullanıma soktuğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. The rescue team stores drones with the search tools.
  2. The rescue team protects drones from the search tools.
  3. The rescue team deploys drones as search tools.
Cevabı göster

The rescue team deploys drones as search tools.

If an intruding parasite or even a stray particle of sand irritates the mantle, Notlar

4:24

Davetsiz bir parazit veya hatta başıboş bir kum tanesi mantoyu tahriş ederse,

Kelime

stray particle of sand: yerinden sapmış bir kum taneciği

stray particle of sand ifadesindeki stray, parçacığın normalde bulunması gereken yerden ayrıldığını ve başka bir yere yanlışlıkla girdiğini anlatır. Kumu, kasıtlı olarak oraya konmuş bir şey değil, yeri olmayan yabancı bir cisim olarak gösterir. Aynı fikir a stray dog ve a stray hair örneklerinde de vardır: ikisi de olağan yerinden uzaklaşmıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede stray, bir şeyin bulunmaması gereken bir yere yanlışlıkla girdiğini gösterir?

  1. The biologist examined a damaged leaf under a microscope.
  2. We selected a random leaf from the pile.
  3. A stray leaf blew into the classroom through the open window.
Cevabı göster

A stray leaf blew into the classroom through the open window.

the mollusk will coat the offender in nacre-producing cells Kalıp ifadeler

4:29

yumuşakça rahatsız eden cismi sedef üreten hücrelerle kaplar

Dilbilgisi

If ... irritates ..., the mollusk will coat ...: koşul ve sonuç

if yan cümlesi olası bir tetikleyiciyi belirtir: yabancı bir unsur mantoyu tahriş eder. Ana cümle ise beklenen tepkiyi verir: yumuşakça onu kaplayacaktır. Kalıp if + geniş zaman, will + fiilin yalın hâlidir. Tepki daha sonra gerçekleşse bile if yan cümlesinde irritates kullanılır; will coat ise sonuç cümlesinde yer alır. Bu kalıp, olası bir gelecek sonucunu veya bir süreçte öngörülebilen tepkiyi açıklayabilir.

Alıştırma

if + geniş zaman ve will + fiilin yalın hâli yapısını kullanarak detect ve sound fiillerini doğru biçimlere getirin: If the sensor ____ smoke, the alarm ____.

Cevabı göster

detects · will sound

Kalıp ifadeler

coat X in Y: X’i bir Y katmanıyla kaplamak

Coat X in Y, “X’in üzerini bir Y katmanıyla kaplamak” demektir. Bu cümlede the offender X’tir, yani kaplanan şeydir; nacre-producing cells ise Y’dir, yani kaplama malzemesidir. Offender genellikle yanlış bir şey yapan kişiyi anlatır. Burada yumuşakçanın içindeki tahriş edici yabancı madde, şakacı bir biçimde soruna yol açan biri gibi kişileştirilmiştir; gerçek bir suçlu değildir.

Alıştırma

Eksik fiil ve edatı yazarak coat X in Y yapısını tamamlayın: Before roasting, ____ the vegetables ____ olive oil.

Cevabı göster

coat · in

to form what's known as a pearl sac. Kalıp ifadeler

4:33

inci kesesi olarak bilinen şeyi oluşturmak için.

Kalıp ifadeler

what's known as a pearl sac: bir terimi tanıtmak

What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. Burada what “... olan şey” anlamına gelir; bu nedenle what's known as a pearl sac, “pearl sac olarak bilinen şey” demektir. What ile başlayan yan cümlenin tamamı form fiilinin nesnesidir. Bir adlandırmayı veya teknik terimi tanıtmak için what's known as + ad kullanılır. Bu açıklayıcı kullanım tarafsızdır; adın şüpheli veya alaycı olduğunu düşündürmez.

Alıştırma

Sonucun adını doğru biçimde tanıtan ifadeyi seçin: The layers form ___.

  1. what's known as a heat shield
  2. what knows as a heat shield
  3. what's known for a heat shield
Cevabı göster

what's known as a heat shield

These cells wrap the threat in layers of proteins and aragonite Kalıp ifadeler

4:37

Bu hücreler tehdidi protein ve aragonit katmanlarıyla sarar

Kalıp ifadeler

wrap the threat in layers of proteins and aragonite: wrap X in Y kalıbı

wrap X in Y kalıbında X, Y ile kaplanan veya çevrelenen şeydir. Burada X, the threat; Y ise layers of proteins and aragonite ifadesidir. Bu ifade, tehdidin çevresinde malzeme birikmesini anlatır. Layers of, tek bir katman değil, birden fazla katman eklendiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi wrap X in Y kalıbıyla tamamlayın: To protect the vase during the move, Mia ____ several towels.

Cevabı göster

wrapped it in

until eventually the cocoon completely absorbs the invader, Dilbilgisi

4:41

ta ki koza istilacıyı tamamen emene kadar,

Dilbilgisi

until eventually ...: aşamalı bir sürecin bitiş noktası

Until, devam etmekte olan bir eylemin veya sürecin bitiş noktasını belirtir. Bu cümlede önceki sarma süreci, kozanın istilacıyı tamamen emdiği noktaya kadar devam eder. Eventually, sonucun belli bir sürenin veya birkaç aşamanın ardından ortaya çıktığı anlamını ekler. Until eventually birlikte kullanıldığında, aşamalı bir süreci son sonucuna kadar takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümleyi until eventually kullanarak tamamlayın: The team kept adjusting the design ____ it worked.

Cevabı göster

until eventually

dissolving the threat into an opalescent sphere of nacre. Dilbilgisi

4:46

ve tehdidi opalimsi bir sedef küresine dönüştürerek çözer.

Dilbilgisi

dissolving ... into ...: sonuç ekleyen bir -ing yan cümleciği

Bu -ing yan cümleciği hemen önce anlatılan eyleme bağlanır ve onun sonucunu ekler. Önceki sürecin tehdit oluşturan nesneyi sedefle kaplayarak veya biçimini değiştirerek yanardöner bir küreye dönüştürdüğünü ve böylece tehdidi etkisiz hâle getirdiğini anlatır. Buradaki dissolving mecazidir; mutlaka kimyasal çözünme anlamına gelmez. “Tam cümlecik, -ing yan cümleciği” kalıbında ikinci bölüm ana olayın doğrudan sonucunu gösterebilir. Örtük özne veya neden önceki cümlecikten açıkça anlaşılmalıdır; burada into ortaya çıkan yeni biçimi tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki eylemin doğrudan sonucunu göstermek için ardından gelen bir -ing yan cümleciği kullanır?

  1. The heat softened the wax because the container was metal.
  2. The heat softened the wax before the test began.
  3. The heat softened the wax, turning it into a liquid.
Cevabı göster

The heat softened the wax, turning it into a liquid.

This defense mechanism is our leading theory for mollusks making pearls, Kalıp ifadeler

4:51

Bu savunma mekanizması, yumuşakçaların inci yapımına dair önde gelen teorimizdir,

Kalıp ifadeler

our leading theory for ...: şu anki en güçlü açıklama

our leading theory ifadesindeki leading, “yöneten” değil, “en önde gelen” veya “şu anda en güçlü biçimde desteklenen” anlamındadır. İfade, konuşanın grubunun mevcut kanıtlara göre en güçlü bulduğu açıklamayı sunar; theory sözcüğü ise açıklamanın daha sonra değiştirilebileceğini gösterir. For mollusks making pearls, teorinin açıkladığı olguyu belirtir. Mollusks, making fiilinin anlamca öznesidir; buradaki for, teorinin yumuşakçalar için hazırlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada our leading theory ne anlama gelir?

  1. Kanıtlanmış ve asla değişmeyecek bir gerçek
  2. Şu anda en güçlü biçimde desteklenen ancak değiştirilebilecek açıklama
  3. Araştırma ekibini yöneten kişi
Cevabı göster

Şu anda en güçlü biçimde desteklenen ancak değiştirilebilecek açıklama

transforming everyday intruders into timeless treasures. Deyimler

4:56

sıradan davetsiz misafirleri zamansız hazinelere dönüştürür.

Deyimler

sıradan davetsiz misafirleri zamansız hazinelere dönüştürmek

Transform A into B, A’nın B’ye dönüşmesini sağlamak demektir. Burada everyday intruders başlangıç noktasını, timeless treasures ise sonucu gösterir. -ing biçimindeki transforming, bu değişimi anlatılan sürecin ulaştığı son sonuç olarak sunar. İfade iki karşıtlık kurar: everyday ile timeless ve intruders ile treasures. Everyday sıradan ya da yaygın anlamına gelirken timeless kalıcı değer ve çekicilik anlatır. Malzemeye intruders denmesi onu istenmeyen bir şey gibi gösterir; sonuca treasures denmesi ise bu değerlendirmeyi tersine çevirerek kapanışı akılda kalıcı yapar.

Alıştırma

Okulun kullanılmayan bir odayı aydınlık bir kütüphaneye dönüştürdüğünü anlatmak için transform A into B yapısıyla cümleyi tamamlayın: The school ____ a bright library.

Cevabı göster

transformed an unused room into

Another gem that begins its life as something completely ordinary is the opal. Kalıp ifadeler

5:02

Hayatına tamamen sıradan bir şey olarak başlayan bir diğer mücevher ise opaldir.

Kalıp ifadeler

hayatına tamamen sıradan bir şey olarak başlamak

begins its life as something completely ordinary ifadesinde life mecaz anlamdadır. Bu yan cümle değerli taşın kökenini açıklar: Başlangıçta değerli görünen bir taş olarak değil, sıradan bir malzeme olarak var olur. Aktarılabilir kalıp özne + begin/begins/began (its) life as + isim öbeği şeklindedir. Bir kişinin ya da şeyin ilk kimliğini, biçimini veya amacını belirtir ve çoğu zaman sonradan değiştiğini ima eder.

Alıştırma

Cümleyi begin life as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The museum ____ a train station.

Cevabı göster

began life as

This rock starts as water and then transforms into the most colorful gemstone on Earth. Kalıp ifadeler

5:08

Bu kaya su olarak başlar ve sonra Dünya'daki en renkli değerli taşa dönüşür.

Kalıp ifadeler

starts as ... and then transforms into ...: başlangıç durumundan sonuca

Start as A, öznenin başlangıçtaki malzemesinin, biçiminin veya durumunun A olduğunu belirtir. Transform into B ise büyük bir değişimden sonraki yeni sonucun B olduğunu gösterir. Bu cümlede su başlangıç malzemesi, renkli bir değerli taş da sonuç olarak sunulur. Özne + starts as A + and then transforms into B kalıbı açık bir zaman sırası kurar: önce A, sonra B. Başlangıç durumunu belirtmek için as, dönüşümün sonucunu belirtmek için into kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki parçalı değişim kalıbıyla tamamlayın: The sculpture ____ a block of clay and then ____ a detailed dragon.

Cevabı göster

starts as · transforms into

So, how does this happen?

5:15

Peki, bu nasıl olur?

Dig into the science of the opal's vibrant colors with this video. Öbek fiiller

5:17

Bu videoyla opal'in canlı renklerinin ardındaki bilimi keşfedin.

Öbek fiiller

Dig into the science: bir konuyu derinlemesine incelemek

Dig into burada mecaz anlamda kullanılmıştır. the science gibi soyut bir nesneyle kullanıldığında, bir aletle kazmak değil, konuyu dikkatle ve ayrıntılı biçimde incelemek ya da araştırmak anlamına gelir. Emir biçimindeki Dig into ... enerjik bir davet işlevi görür. İzleyiciyi videoyu kullanarak hızlı bir genel bakışın ötesine geçmeye ve renklerin neden oluştuğunu anlamaya yönlendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede dig into, bir konuyu derinlemesine incelemek anlamında kullanılmıştır?

  1. Let's dig into why the battery loses power so quickly.
  2. The dog began to dig into the soft soil.
  3. Mina dug into her backpack to find a pen.
Cevabı göster

Let's dig into why the battery loses power so quickly.