İstiridyeler nasıl inci yapar? - Rob Ulrich: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, deniz canlılarının kalsiyum karbonatı nasıl kabuklara, sedefe ve incilere dönüştürdüğünü açıklıyor. Protein iskelelerinden kalsit ve aragonit kristallerine uzanan yapım sürecini izliyor; ardından sedefin katmanlı yapısını yanardöner rengi, dayanıklılığı ve inci oluşumundaki savunma işleviyle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. wouldn't consider the crusty exterior of an oyster to be particularly beautiful, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir değerlendirme belirtmek için consider + nesne + to be + betimleme yapısını kullanmayı öğrenin. Olumsuz biçim, istiridye hakkındaki yaygın ilk izlenimi verir ve pürüzlü dış kabuk ile içinde bulunabilecek mücevher arasındaki karşıtlığı hazırlar. 2. interferes with — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Optik bağlamında interfere with ifadesinin gündelik “engel olmak” anlamına değil, yansıyan ışık dalgalarının etkileşimine işaret ettiğini ayırt edin. Böylece sedefin ince katmanlarının neden değişken, yanardöner renkler oluşturduğunu anlatan açıklamayı takip edebilirsiniz. 3. our leading theory for mollusks making pearls, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: leading theory for kalıbını, bir açıklamayı kanıtlanmış gerçek diye sunmadan günümüzde en makul kabul edilen görüş olarak aktarmak için kullanın. Bu eşdizim, bilimsel belirsizliği korurken sedefli savunma tepkisi ile inci oluşumu arasında bağ kurmaya yarar.
Bu derste
While most people wouldn't consider the crusty exterior of an oyster to be particularly beautiful, Dilbilgisi
0:06Çoğu insan bir istiridyenin kabuklu dış yüzeyini pek güzel bulmasa da,
consider ... to be ...: bir nesneyi değerlendirmek
consider + nesne + to be + sıfat veya isim yapısı, “nesnenin o niteliğe ya da kimliğe sahip olduğuna hükmetmek” anlamına gelir. Burada nesne the crusty exterior of an oyster, değerlendirme ise particularly beautiful ifadesidir. wouldn't consider... içinde would not bu değerlendirmeyi olumsuz yapar: Çoğu insan muhtemelen kabuğu özellikle güzel bulmaz. To be, nesnenin açıklamasını tamamlar; amaç bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi geniş zamandaki consider ... to be yapısıyla tamamlayın: Experts ____ this bridge ____ safe.
Cevabı göster
consider · to be
opening up this craggy case might reveal an exquisite jewel nestled within. Anlatım akışı
0:12bu kayalık görünümlü muhafazayı açmak, içinde yuvalanmış zarif bir mücevheri ortaya çıkarabilir.
opening up ... might reveal: bir keşfi eylemle tanıtmak
Opening up this craggy case somut bir eylem belirtir ve daha önce sözü edilen istiridyenin pürüzlü kabuğuna bağlanır. Bu eylem, içeride ne bulunabileceğini tanıtan might reveal ifadesinin öznesi olur. Eylem + might reveal düzeni, açıklamayı dış görünüşten gizli bilgiye taşır. Might, keşfi kesin değil olası olarak sunar ve mücevhere benzeyen inci açıklanmadan önce merak oluşturur.
Alıştırma
“Opening the old cabinet might reveal a hidden compartment.” cümlesi bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Her eski dolabın değerli bir şey içerdiğini garanti eder.
- Dolabın yalnızca dışını anlatır ve içinde ne olabileceğine geçmez.
- Önce bir eylem sunar, ardından olası gizli bir keşfi tanıtır.
Cevabı göster
Önce bir eylem sunar, ardından olası gizli bir keşfi tanıtır.
Yet, despite their iridescent colors and smooth shapes, Dilbilgisi
0:19Yine de, yanardöner renklerine ve pürüzsüz şekillerine rağmen,
pearls are actually made of the exact same material as the shell that surrounds them. Dilbilgisi
0:22inciler aslında onları çevreleyen kabukla tamamen aynı malzemeden yapılmıştır.
despite their iridescent colors and smooth shapes: despite + isim öbeği
Despite, “-e rağmen” veya “bir şey doğru olsa bile” anlamına gelir. Burada bir edattır ve tamamlayıcısı, özne ile yüklem içeren tam bir yan cümle değil, their iridescent colors and smooth shapes isim öbeğidir. Bu ifade önce incilerin güzel görünümünü kabul eder, ardından gelen şaşırtıcı gerçekle bir karşıtlık kurar. Bu kalıp, bir gerçeğin başka bir şaşırtıcı ya da beklenmedik sonucu engellemediğini göstermek için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?
- Despite it rained heavily, the game continued.
- Despite the heavy rain, the game continued.
- Despite was raining heavily, the game continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the game continued.
the exact same material as: tam eşleşmeyi vurgulamak
The exact same + isim + as yapısı iki şeyi karşılaştırır ve ismin belirttiği şeyin yalnızca benzer değil, tamamen aynı olduğunu vurgular. Burada karşılaştırılan şey material, as ifadesinden sonraki the shell that surrounds them ise karşılaştırma hedefidir. Karşılaştırma hedefinden sonra aynı ismin tekrarlandığı düşünülebilir: the exact same material as the material of the shell. Anlam açık olduğunda İngilizcede bu tekrar genellikle atılır.
Alıştırma
Cümleyi the exact same ... as yapısını ve fabric ismini kullanarak tamamlayın: The curtain uses ____ the sofa.
Cevabı göster
the exact same fabric as
Pearls, urchin spines, the shells of mussels, snails, and clams, even coral,
0:28İnciler, deniz kestanesi dikenleri, midyelerin, salyangozların ve istiridyelerin kabukları, hatta mercanlar,
all these structures are made out of the same chemical compound, Kalıp ifadeler
0:34tüm bu yapılar aynı kimyasal bileşikten yapılmıştır,
made out of: malzemeyi belirtmek
Be made out of + malzeme, “o malzemeyle oluşturulmuş veya yapılmış olmak” demektir. Bu cümlede kalsiyum karbonatın bütün yapıları oluşturan ortak madde olduğunu gösterir. Burada out of, kalıplaşmış made out of ifadesinin bir parçasıdır. Bir şeyin içinden dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The festival mask is ____ recycled cardboard.
Cevabı göster
made out of
So, how does this single ingredient form such a vast array of materials? Kalıp ifadeler
0:40Peki, bu tek bileşen nasıl böylesine geniş bir malzeme yelpazesi oluşturur?
such a vast array of: büyük çeşitliliği vurgulamak
An array of, birbirinden farklı birçok şeyden oluşan çeşitli bir topluluk veya aralık anlamına gelir. Vast bu aralığın çok geniş olduğunu, such ise bütün isim öbeğini güçlendirdiğini gösterir. Burada such a vast array of materials, tek bir bileşenin bu kadar çok farklı malzeme oluşturabilmesine duyulan şaşkınlığı ifade eder. Yapı such + a + sıfat + tekil sayılabilen isim + of şeklindedir: such a vast array of. Of sonrasındaki tamamlayıcı, bu aralığa nelerin dâhil olduğunu söyler ve materials, choices veya colors gibi çoğul bir isim sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The library offers ____ books that every reader can find something interesting.
Cevabı göster
such a vast array of
is common on land and even more bountiful in the sea. Kelime
0:50karada yaygındır ve denizde çok daha boldur.
Calcium carbonate, or CaCO3: or eş değer bir adlandırma sunar
“Calcium carbonate, or CaCO3,” ifadesindeki or bir seçenek sunmaz. Aynı madde için başka bir gösterimi tanıtır: CaCO3, kalsiyum karbonatın kimyasal formülüdür. Virgüller arasındaki “ad, or kısaltma/formül,” yapısı, bir terimle o terimin başka bir adlandırma biçimini eşleştirmeye yardımcı olur. or sonrasındaki sözler aynı şeyi tanımlar; ikinci bir şey eklemez.
Alıştırma
Hangi cümlede or aynı şeyin başka bir adlandırmasını tanıtıyor?
- Mercury, or Hg, is a chemical element.
- Do you want water or juice?
- We can leave today or tomorrow.
Cevabı göster
Mercury, or Hg, is a chemical element.
even more bountiful: bolluğu canlı biçimde karşılaştırmak
Bountiful, “büyük miktarda bulunan veya mevcut olan” anlamına gelir. even more bountiful ifadesinde more, denizdeki miktarla karadaki miktarı karşılaştırır; even ise bu karşılaştırmayı güçlendirir: denizdeki miktar daha da fazladır. Bountiful canlı bir anlatıma sahiptir ve çoğu zaman zengin ya da cömert bir bolluk çağrıştırır. Bu bilimsel anlatımda açıklamayı daha canlı hâle getirir; abundant ise daha tarafsız ve teknik duyulurdu.
Alıştırma
Hangi cümlede even more bountiful en doğal biçimde kullanılmıştır?
- After a rainy spring, the valley had even more bountiful delays than last year.
- After a rainy spring, the valley produced an even more bountiful harvest than last year.
- After a rainy spring, the valley recorded even more bountiful mistakes than last year.
Cevabı göster
After a rainy spring, the valley produced an even more bountiful harvest than last year.
and over millennia, these deposits have seeped into rivers and oceans. Kelime
0:57ve binyıllar boyunca bu çökeltiler nehirlere ve okyanuslara sızmıştır.
have seeped into: zaman içinde yavaşça sızmak
Seep into, bir yere yavaş ve aşamalı biçimde, çoğu zaman küçük aralıklardan geçerek veya bir malzemenin içinde yayılarak girmek demektir. Burada birikintiler çok uzun bir süre içinde nehirlere ve okyanuslara ulaşır; seep, süreci go into ifadesinden daha ayrıntılı anlatır. Have seeped, present perfect yapısındadır. Over millennia ile birlikte geçmişteki birçok olayı, sonucu şimdi de önemli olan uzun ve birikimli bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi seep into ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Over the past week, rainwater ____ the basement walls.
Cevabı göster
has seeped into
where hot seawater mingles with calcium-rich basalts. Kelime
1:05burada sıcak deniz suyu kalsiyum açısından zengin bazaltlarla karışır.
This is especially true: genel bir iddianın kapsamını daraltmak
This, önceki iddiaya gönderme yapar. Is especially true, bu iddianın daha sonra belirtilen yer veya durumda özellikle güçlü biçimde geçerli olduğunu söyler; burada belirtilen yer hidrotermal bacaların yakınıdır. Bu kalıp bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: önce genel bir ifade verin, ardından odağı daraltmak için This is especially true ile near, in, for, when gibi sözcüklerle başlayan bir ifade veya başka bir koşul kullanın.
Alıştırma
Bağlantıyı hedef ifade This is especially true ile tamamlayın: Exercise can improve sleep. ____ for people who sit for most of the day.
Cevabı göster
This is especially true
hydrothermal vents: sıcak suyun çıktığı deniz tabanı açıklıkları
Hydrothermal vents, jeotermal ısıyla ısınan suyun dışarı aktığı deniz tabanı açıklıklarıdır. Bu cümlede terim, sıcak deniz suyunun neden bazalt kayanın hemen yanında olduğunu anlamak için gereken arka planı sağlar. Sözcüğün parçaları onu hatırlamaya yardımcı olabilir: hydro- suyla, thermal ısıyla, vent ise bir şeyin dışarı çıkmasını sağlayan açıklıkla ilgilidir.
Alıştırma
Bu cümlede hydrothermal vents nedir?
- Jeotermal ısıyla ısınan suyu dışarı bırakan deniz tabanı açıklıkları
- Nehir suyunun depolandığı soğuk mağaralar
- Gemilere hava girmesi için okyanusa yapılmış pencereler
Cevabı göster
Jeotermal ısıyla ısınan suyu dışarı bırakan deniz tabanı açıklıkları
mingles with: doğal veya aşamalı biçimde karışmak
Mingle with, karışmak veya iç içe geçmek anlamına gelir. Burada ifade, sıcak deniz suyunun kalsiyum bakımından zengin bazaltla temas edip etkileşime girdiğini ve ayrı kalmadığını gösterir. Kalıp A mingles with B şeklindedir. Mingle çoğunlukla doğal veya aşamalı bir karışmayı anlatır ve maddeler, kokular, sesler, renkler ya da insanlar için kullanılabilir. the scent veya seawater gibi tekil bir özneyle geniş zaman biçimi mingles with olur.
Alıştırma
Cümleyi mingle fiilinin doğru biçimi ve uygun edatıyla tamamlayın: The scent of pine ____ the cool mountain air.
Cevabı göster
mingles with
Meanwhile, when carbon dioxide in the air interacts with seawater, Kalıp ifadeler
1:10Bu arada, havadaki karbondioksit deniz suyuyla etkileşime girdiğinde,
interacts with: iki şeyin birbirini etkilemesi
Burada interacts with, karbondioksit ile deniz suyunun temas ettiğini ve kimyasal bir süreçte birbirini etkilediğini belirtir. İfade, tek bir şeyin yalnız başına hareket etmesini değil, iki yönlü bir ilişkiyi anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp A interacts with B şeklindedir: özne ve with sözcüğünden sonraki isim iki katılımcıdır. carbon dioxide tekil olduğu için geniş zamanda interact fiiline -s gelir.
Alıştırma
Cümleyi interact fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: This medicine may ____ other drugs in the body.
Cevabı göster
interact with
Every year, the ocean absorbs roughly 1/3 of our carbon dioxide emissions,
1:17Her yıl okyanus, karbondioksit emisyonlarımızın kabaca 1/3'ünü emer
adding huge quantities of carbonate into the water. Dilbilgisi
1:23ve suya büyük miktarlarda karbonat ekler.
adding ...: sonucu ana cümleye bağlamak
Virgülden sonraki adding ... bölümü bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Önceki olayın tamamının sonucunu sunar: okyanus karbondioksiti emer ve bu olay suya büyük miktarda karbonat eklenmesine yol açar. Sonuç, yalnızca en yakın isim olan emissions sözcüğüne değil, ana cümlenin tamamına bağlanır. Ana cümle, -ing yan cümlesi kalıbı, açıklama yazılarında başka bir tam cümle eklemeden bir sonucu ana olaya bağlamayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, ana olayın sonucunu sunmak için virgül + -ing yan cümlesi kullanır?
- The drivers saved twenty minutes because the new bridge shortened the route.
- The new bridge was built to save drivers twenty minutes.
- The new bridge shortened the route, saving drivers twenty minutes.
Cevabı göster
The new bridge shortened the route, saving drivers twenty minutes.
It's no surprise that sea creatures have made use of these abundant compounds, Kalıp ifadeler
1:27Deniz canlılarının bu bol bileşikleri kullanması şaşırtıcı değildir,
It's no surprise that: beklenen bir sonucu sunmak
It's no surprise that, ilgili nedenler daha önce verildiği veya bilindiği için konuşmacının beklenen bir durum olarak gördüğü gerçeği sunar. Bu cümlede bileşiklerin bol olması, deniz canlılarının onlardan yararlanmasını mantıklı bir sonuç hâline getirir. Yapı, It's no surprise that + tam bir yan cümledir. Arka plandaki kanıtı bir sonuca bağlar, ancak sonucun kesinlikle gerçekleşmek zorunda olduğunu söylemez.
Alıştırma
Durumu okuyun: After hours of rain, the field is underwater. Hangi cümle maçın iptal edilmesini doğal biçimde beklenen bir sonuç olarak sunar?
- It's no surprise that the soccer game was canceled.
- It's no surprise whether the soccer game was canceled.
- It's a surprise that the soccer game was canceled.
Cevabı göster
It's no surprise that the soccer game was canceled.
have made use of: mevcut bir kaynaktan yararlanmak
make use of, hâlihazırda mevcut olan bir şeyi genellikle kaynak, fırsat, araç veya bilgi kaynağı olarak kullanmak anlamına gelir. Cümlede deniz canlıları, çevrelerinde bol bulunan bileşikleri kullanmıştır. have made use of present perfect yapısındadır: have + made fiilinin geçmiş zaman ortacı. Kullanımın şimdiden önce gerçekleştiğini ve mevcut açıklamayla ilgili olduğunu gösterir. use ile karşılaştırıldığında make use of biraz daha resmîdir ve mevcut bir kaynağı işe yarar biçimde kullanmaya dikkat çeker.
Alıştırma
Cümleyi make use of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The art club ____ old newspapers to protect the tables.
Cevabı göster
made use of
are woven together into various shapes: düzenli bir yapıyı anlatan mecaz
are woven together into various shapes ifadesi, weave (örmek) fiilinin edilgen ve mecazlı kullanımıdır. Kalsiyum ile karbonat, bir desen oluşturan iplikler gibi özenle birbirine bağlanıp düzenlenmiş olarak sunulur; into various shapes ortaya çıkan biçimleri gösterir. Burada gerçek iplik ya da kumaş yoktur. İfade, birleşimin düzenli ve incelikli olduğunu vurgular; edilgen yapı, birleştiren kişiden çok maddelere ve oluşan yapılara odaklanır.
Alıştırma
Ayrı parçaların düzenli bir bütün oluşturmasını anlatan mecaz olarak woven together into ifadesini en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The editor's notes are stacked on a desk without a pattern.
- The editor uses thread to sew the notes into a cloth.
- The editor's notes are woven together into a clear guide.
Cevabı göster
The editor's notes are woven together into a clear guide.
Let's return to: daha önce söylenmiş bir konuya dönmek
Let's return to, açıklamalarda, konuşmalarda ve tartışmalarda kullanılan bir geçiş ifadesidir. Konuşmacı, dinleyicileri daha önce sözü edilen bir konuya geri dönmeye davet eder. Genellikle fiziksel olarak geri gitmek anlamına gelmez; önceki açıklamayı sürdürür ve içeriğin yapısını gösterir. İfadenin ardından yeniden ele alınan konu gelir; örneğin Let's return to the humble oyster. Bu kullanımda return fiilinin ardından to gelmelidir.
Alıştırma
Bir tartışmayı daha önce ele alınmış bir konuya döndürmek için Let's return to ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Let's return to the question we asked at the beginning.
- Let's return the question we asked at the beginning.
- Let's return to a question we have never discussed before.
Cevabı göster
Let's return to the question we asked at the beginning.
oysters start life as exposed larvae Kalıp ifadeler
1:44istiridyeler de hayata savunmasız larvalar olarak başlar
and quickly get to work building a protective shell. Deyimler
1:47ve hızla koruyucu bir kabuk inşa etmeye koyulurlar.
Like many ...: bir karşılaştırma grubu oluşturmak
Cümlenin başındaki Like many aquatic mollusks bir karşılaştırma grubu oluşturur. İstiridyeler hakkında söylenen durumun daha geniş bir kategorinin birçok üyesi için de geçerli olduğunu belirtir. Like sözcüğünden sonra many aquatic mollusks isim öbeği gelir. Bu giriş ana cümle değildir; ana cümlenin öznesi yine oysters olur.
Alıştırma
Cümleyi, «birçoğuyla aynı şekilde» anlamına gelen iki sözcüklü karşılaştırma girişiyle tamamlayın: ____ coastal towns, this village depends on fishing.
Cevabı göster
Like many
start life as: başlangıçtaki biçimi veya rolü anlatmak
Start life as + isim öbeği, öznenin başlangıçta belirli bir biçimde, rolde veya durumda olduğunu belirtir. Burada exposed larvae, istiridyelerin ilk yaşam evresini adlandırır; odak yalnızca doğum olayı değil, başlangıçtaki biçimleridir. Bu ifade bir şeyin, kuruluşun veya yerin başlangıçtaki kimliğini ya da kullanım amacını da anlatabilir; özellikle daha sonra değiştiğinde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi start life as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The app ____ a simple classroom project before becoming a global service.
Cevabı göster
started life as
quickly get to work building: hemen inşa etmeye koyulmak
quickly get to work building ifadesinde get to work, bir işi etkin biçimde yapmaya başlamak demektir. quickly, eylemin kısa sürede başladığını belirtir. Bu anlatım larvaları meşgul ve amaçlıymış gibi gösterir; bir iş yerine gitmeyi anlatmaz. building biçimindeki -ing yapısı, başlanan etkinliği belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get to work + -ing şeklindedir: get to work solving, cleaning veya preparing.
Alıştırma
Cümleyi get to work + -ing kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: When the power came back, the technicians immediately ____ the damaged cables.
Cevabı göster
got to work repairing
and other molecules to construct a scaffold. Kelime
1:55ve bir iskelet oluşturmak için diğer molekülleri salgılar.
an organ called the mantle: kategori + called + ad
an organ called the mantle ifadesinde organ genel kategoriyi, mantle ise özel adı verir. called the mantle, organ sözcüğünden sonra gelir ve bu organın adının mantle olduğunu belirtir. Bilimsel açıklamalar, bilinmeyen bir terimi tanıtırken onun ne tür bir şey olduğunu da hemen söylemek için sık sık a/an + kategori ismi + called + ad yapısını kullanır.
Alıştırma
Cümleyi kategori + called + ad kalıbıyla tamamlayın: The scientist showed us a device ____ a spectrometer.
Cevabı göster
called
an organic matrix of: moleküllerden oluşan temel bir madde
Bu bilimsel bağlamda matrix, başka maddeleri destekleyen ve düzenleyen temel bir maddeyi veya ağı ifade eder. Burada organic, proteinler gibi karbon temelli biyolojik maddeleri tanımlar. a matrix of + madde yapısı, matrisin neden oluştuğunu belirtir. Bu cümlede matrisi proteinler ve diğer moleküller oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede an organic matrix of proteins and other molecules ne anlama gelir?
- Proteinler ve diğer moleküllerden oluşan biyolojik bir madde ağı
- Organik olarak etiketlenmiş yiyeceklerin listesi
- Hesaplamada kullanılan bir sayı tablosu
Cevabı göster
Proteinler ve diğer moleküllerden oluşan biyolojik bir madde ağı
to construct a scaffold: destekleyici bir çerçeve oluşturmak
Burada to construct amacı belirtir: manto, bir şey oluşturmak için matrisi salgılar. Construct, inşa etmek veya oluşturmak anlamına gelen daha resmî bir fiildir. Scaffold, destekleyici bir çerçevedir. Bu biyolojik bağlamda inşaat ekipmanı değil, diğer maddelerin üzerinde veya içinde düzenlenebildiği ya da birikebildiği bir yapıdır.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda to construct a scaffold ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Geçici bir çalışma platformuna tırmanmak
- Destekleyici bir çerçeve oluşturmak
- Tamamlanmış bir dış katmanı kaldırmak
Cevabı göster
Destekleyici bir çerçeve oluşturmak
drawing out calcium and carbonate to combine them into its building material. Notlar
2:01kalsiyum ve karbonatı çıkarıp onları yapı malzemesi olarak birleştirir.
drawing out: bir şeyi kaynağından çıkarmak
Burada drawing out, istiridyenin deniz suyunu süzerken sudan kalsiyum ve karbonatı çekip çıkarması anlamına gelir. Kaynak seawater sözcüğüyle zaten bellidir; bu nedenle drawing out ifadesinden sonra yeniden belirtilmesi gerekmez. -ing öbeği, süzme işleminin bir parçası olarak gerçekleşen süreci ekler. Daha genel olarak draw something out, zaten var olan ancak kolayca ulaşılamayan bir maddeyi, bilgiyi veya tepkiyi ortaya çıkarmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede draw out, “bir şeyi bir kaynaktan çıkarmak” anlamında kullanılmıştır?
- The guide draws the visitors toward the water.
- The child draws a boat beside the water.
- The filter draws harmful chemicals out of the water.
Cevabı göster
The filter draws harmful chemicals out of the water.
to combine them into: parçaları bir sonuç oluşturacak şekilde birleştirmek
Kalıp combine + components + into + result biçimindedir. Burada them, calcium and carbonate ögelerine gönderme yapar; its building material ise bu bileşenlerden oluşan sonuçtur. Baştaki to amacı gösterir: istiridye bileşenleri onları birleştirmek için çıkarır. Into, eklenen başka bir bileşeni değil, ortaya çıkan yeni bütünü veya biçimi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi combine, amaç bildiren mastar yapısı, notes yerine geçen zamir ve into ile tamamlayın: We collected the notes ____ one clear summary.
Cevabı göster
to combine them into
that attract and guide the calcium carbonate molecules into layers. Kalıp ifadeler
2:11ve bu proteinler kalsiyum karbonat moleküllerini çekip yönlendirerek katmanlar oluşturur.
charged proteins: charged, “elektrik yüklü” anlamındadır
Burada charged, “elektrik yükü taşıyan” ya da “elektrik yüklü bölgeleri olan” demektir. Bu cümlede bu elektriksel özellik, proteinlerin kalsiyum karbonat moleküllerini çekmesine yardımcı olur. Bilimsel bağlam bu anlamı belirler. Proteinlerden para istendiği ya da proteinlerin yoğun duygular hissettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümledeki charged proteins ifadesinde charged ne anlama gelir?
- Elektrik yükü taşımak
- Para ödemesi istenmek
- Yoğun bir duygu hissetmek
Cevabı göster
Elektrik yükü taşımak
attract and guide ... into layers: ortak nesne ve sonuç
Attract ve guide, the calcium carbonate molecules nesnesini paylaşan eş görevli fiillerdir. Proteinler bu molekülleri çeker; ayrıca nasıl hareket edip düzenleneceklerini yönlendirir. guide A into B yapısında into B, yönlendirmenin sonucunu belirtebilir. Burada into layers, moleküllerin katmanlar hâlinde düzenlenmesi demektir; yalnızca bir yere doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
guide + nesne + into + sonuç yapısını tamamlayın: The rails guide the boxes ____ a single line.
Cevabı göster
into
depends on the mollusk species and their environment,
2:18yumuşakça türlerine ve çevrelerine bağlıdır,
accounting for their vast diversity of shell shapes, sizes, and colors. Kalıp ifadeler
2:22bu da kabuk şekillerinin, boyutlarının ve renklerinin büyük çeşitliliğini açıklar.
accounting for their vast diversity of: bir sonucu açıklamak
Bu cümlede accounting for, “açıklamak” ya da “nedeni olmak” anlamına gelir. Protein iskelelerinin farklı biçimlerde dizilmesi, kabukların şekil, boyut ve renk bakımından bu kadar farklı olmasının nedeni olarak sunulur. Virgülden sonraki accounting for ... biçimindeki -ing yan cümlesi, ana cümlede anlatılan durumun tamamına gönderme yapar ve onun sonucunu ya da açıklayıcı etkisini ekler. Bu yapı bilimsel ve açıklayıcı metinlerde yaygındır; buradaki account sözcüğünün banka hesabıyla ilgisi yoktur.
Alıştırma
Cümleyi account for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The two gardens receive different amounts of sunlight, ____ the difference in plant growth.
Cevabı göster
accounting for
Mollusks carefully control all components of their calcium carbonate creations,
2:28Yumuşakçalar, kalsiyum karbonat oluşumlarının tüm bileşenlerini dikkatlice kontrol eder,
even manipulating CaCO3 at the molecular level. Kalıp ifadeler
2:33hatta CaCO3'ü moleküler düzeyde bile manipüle ederler.
at the molecular level: ölçeği belirlemek
At the molecular level, “moleküller ölçeğinde” anlamına gelir. Kontrolün ne kadar ince ve ayrıntılı olduğunu gösterir: yumuşakçalar kalsiyum karbonatı yalnızca gözle görülebilen bir kabuk malzemesi olarak değil, moleküler düzeni bakımından da yönlendirebilir. Yeniden kullanılabilen at the ... level kalıbı, bir eylemin, etkinin veya analizin ölçeğini ya da katmanını belirtir; at the cellular level ve at the national level buna örnektir. Buradaki level fiziksel yüksekliği değil, betimleme ölçeğini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi molecular kullanarak at the ... level hedef ölçek ifadesiyle tamamlayın: The new microscope reveals changes ____.
Cevabı göster
at the molecular level
Using special proteins, mollusks can produce two crystal structures out of CaCO3,
2:38Özel proteinleri kullanan yumuşakçalar, CaCO3'ten iki kristal yapı üretebilirler:
Both of these compounds have the same chemical composition,
2:47Bu bileşiklerin her ikisi de aynı kimyasal bileşime sahiptir,
but different qualities due to the way their crystal lattices are arranged. Dilbilgisi
2:50ancak kristal kafeslerinin düzenlenme şekli nedeniyle farklı nitelikleri vardır.
different qualities due to the way ... are arranged: düzenlenme biçimi nedeniyle farklı özellikler
“Different qualities”, bileşiklerin farklı özelliklere sahip olduğunu belirtir. “Due to” nedeni açıklar; “the way their crystal lattices are arranged” ise bu nedenin farklı iç düzenler olduğunu gösterir. Cümlecikte edilgen “are arranged” kullanılır çünkü odak, kafesleri kimin düzenlediğinde değil, kafeslerin düzenlenme biçimindedir. “Sonuç + due to the way + cümlecik” kalıbı, bir sonucun bir şeyin düzenlenme veya yapılma biçiminden kaynaklandığını anlatır.
Alıştırma
Düzenlenme biçiminin bir farka neden olduğunu açıklamak için “due to the way” ifadesini hangi cümle doğru kullanıyor?
- The two filters work differently due to the way their layers arrange.
- The two filters work differently due to the way their layers are arranged.
- The two filters work differently due to their layers are arranged.
Cevabı göster
The two filters work differently due to the way their layers are arranged.
Calcite is the more stable of the two and less prone to dissolving over time, Kalıp ifadeler
2:55Kalsit, ikisi arasında daha kararlı olanıdır ve zamanla çözünmeye daha az eğilimlidir,
less prone to dissolving over time: zamanla çözünmeye daha az eğilimli
“Less prone to dissolving”, “çözünme olasılığı daha düşük” veya “çözünme eğilimi daha az” anlamına gelir. Burada “less”, kalsiti diğer bileşikle karşılaştırır. “Over time”, değişimin tek bir anda değil, uzun bir süre içinde gerçekleştiğini belirtir. “Prone to” ifadesindeki “to” bir edattır; bu yüzden ardından isim veya -ing biçimi gelir. Cümlede “dissolve” yerine “dissolving” kullanılmasının nedeni budur.
Alıştırma
Cümleyi “çatlama olasılığı daha düşük” anlamına gelen “prone to” biçimiyle tamamlayın: This coating is ____ in cold weather.
Cevabı göster
less prone to cracking
so most mollusk shells have a sturdy outer layer of calcite.
3:00bu nedenle çoğu yumuşakça kabuğunun sağlam bir kalsit dış katmanı vardır.
aragonite can better adapt to more or less acidic environments, Kalıp ifadeler
3:07aragonit, az ya da çok asidik ortamlara daha iyi uyum sağlayabilir,
As the slightly more soluble molecule: neden bildiren As + isim öbeği
Burada As the slightly more soluble molecule aragoniti niteler ve sonraki iddiayı destekleyen özelliği verir. Yapı, “Because aragonite is the slightly more soluble molecule, ...” şeklinde açılabilir. As + isim öbeği kalıbı, öznenin kimliğini, rolünü veya ilgili bir özelliğini ana cümlenin arka planı olarak sunabilir. Bu cümlede As, “-iken” anlamına gelmez ve zamansal bir olay başlatmaz.
Alıştırma
Cümle başındaki As the slightly more soluble molecule ifadesi bu cümlede ne yapıyor?
- Aragonitin daha yüksek çözünürlüğünü, neden daha iyi uyum sağlayabildiğini açıklayan bir arka plan olarak sunar.
- Aragonitin tamamen çözünmez olmasına rağmen uyum sağladığını söyler.
- Aragonitin bir moleküle dönüşürken uyum sağladığını söyler.
Cevabı göster
Aragonitin daha yüksek çözünürlüğünü, neden daha iyi uyum sağlayabildiğini açıklayan bir arka plan olarak sunar.
so most mollusk shells have an interior layer of aragonite
3:11bu nedenle çoğu yumuşakça kabuğunun içinde bir aragonit tabakası bulunur
adapt to more or less acidic environments: farklı asitlik düzeylerine uyum sağlamak
Adapt to, bir koşula veya ortama uyum sağlamak ve orada başarılı biçimde işleyebilmek anlamına gelir. To bir edattır ve buradaki nesnesi more or less acidic environments ifadesidir. Better, adapt fiilini niteler; yani aragonitin bunu daha etkili yapabildiği söylenir. Burada more or less acidic, asitlik ölçeğinde iki yönü belirtir: daha asitli veya daha az asitli. More or less, “yaklaşık olarak” anlamındaki kalıp olarak kullanılmamıştır.
Alıştırma
Hangi seçenek Plants can adapt to more or less humid conditions? cümlesiyle aynı anlama gelir?
- Yalnızca biraz nemli koşullara uyum sağlayabilirler.
- Nemin daha yüksek veya daha düşük olduğu koşullara uyum sağlayabilirler.
- Kendileri uyum sağlamak yerine koşulları daha nemli hâle getirirler.
Cevabı göster
Nemin daha yüksek veya daha düşük olduğu koşullara uyum sağlayabilirler.
to maintain their internal pH level: amaç bildiren yapı
To maintain their internal pH level, amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Aragonit katmanının bulunma işlevini açıklar: bu katman, iç pH değerini gerekli düzeyde tutmaya yardımcı olur. İfade bir amacı anlatır; sonucun her zaman kusursuz olacağını garanti etmez. Maintain, bir şeyi istenen veya sabit durumda tutmak demektir. maintain + ölçülebilir bir durum veya düzey yapısı pH, sıcaklık, basınç ve nem ile yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi maintain fiilinin amaç bildiren biçimiyle tamamlayın: The thermostat adjusts the heat ____ a steady room temperature.
Cevabı göster
to maintain
But one form of aragonite is stronger and more versatile than the rest, Dilbilgisi
3:18Ancak aragonitin bir formu diğerlerinden daha güçlü ve daha çok yönlüdür,
stronger and more versatile than the rest: paralel karşılaştırmalar
Stronger ve more versatile, and ile bağlanan iki paralel karşılaştırma biçimidir. Strong, -er alarak karşılaştırma biçimine girerken daha uzun olan versatile sıfatı more ile kullanılır. Her iki karşılaştırma ifadesi de aynı aragonit biçimini anlatır. Than the rest, “aynı gruptaki diğer tüm üyelerden” anlamına gelir. Burada bir biçim diğer aragonit biçimleriyle karşılaştırılır ve iki karşılaştırma ifadesi iki ayrı üstünlüğü vurgular.
Alıştırma
Cümleyi strong ve versatile sıfatlarının karşılaştırma biçimleriyle ve karşılaştırmayı başlatan sözcükle tamamlayın: In the set of samples, this material is ____ the rest.
Cevabı göster
stronger and more versatile than
nacre: sedef
Nacre, sedef demektir: birçok yumuşakçanın kabuğunun iç kısmını kaplayan güçlü ve katmanlı kompozit malzemedir. Temel olarak proteinlerle birbirine bağlanan küçük aragonit yapılardan oluşur ve incileri oluşturan madde de budur. Bu cümlede nacre, daha önce one form of aragonite şeklinde tanımlanan malzemenin özel adını vermek için virgülden sonra yer alır. Bu terimi tanımak, kabuk malzemesinin nasıl üretildiğine ilişkin sonraki açıklamayı takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede nacre neyi ifade ediyor?
- bir yumuşakça kabuğunu çevreleyen deniz suyu
- bir aragonit kristalinin içindeki boşluk
- birçok yumuşakça kabuğunun içindeki sedef adı verilen güçlü, katmanlı malzeme
Cevabı göster
birçok yumuşakça kabuğunun içindeki sedef adı verilen güçlü, katmanlı malzeme
Mollusks make this special material by placing successive layers of aragonite
3:25Yumuşakçalar, art arda aragonit katmanları yerleştirerek
interspersed with proteins. Kalıp ifadeler
3:30ve aralarına proteinler serpiştirerek bu özel malzemeyi üretirler.
interspersed with proteins: katmanlar arasına dağılmış proteinler
interspersed with proteins sözleri successive layers of aragonite ifadesini açıklar. Bu ifade, proteinlerin ayrı ve kesintisiz tek bir katman oluşturmak yerine aragonit katmanlarının içinde veya arasında bulunduğunu belirtir. Tekrar kullanılabilen A interspersed with B kalıbı, B’nin A’nın içinde veya parçaları arasında belirli aralıklarla bulunduğu anlamına gelir. Yalnızca iki malzemenin de varlığını değil, dağınık veya dönüşümlü bir düzeni vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, 'başka ögelerin arasında belirli aralıklarla yerleştirilmiş' anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The museum has ancient statues ____ modern paintings.
Cevabı göster
interspersed with
These layers are stacked like hexagonal bricks, Deyimler
3:32Bu katmanlar altıgen tuğlalar gibi üst üste dizilir,
stacked like hexagonal bricks: bir yapıyı karşılaştırmayla açıklamak
Bu cümlede stacked, katmanların biri diğerinin üstüne gelecek şekilde sıralandığını anlatır. like hexagonal bricks, bu düzeni altı kenarlı tuğlalardan oluşan tanıdık bir örüntüye benzetir; katmanların gerçekten tuğla olduğu anlamına gelmez. be + geçmiş zaman ortacı + like + isim kalıbı, görülmesi zor bir yapının zihinde canlandırılmasını kolaylaştırabilir. Buradaki like, katmanların düzeninin neye benzediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede, küçük parçaların nasıl sıralandığını okuyucunun gözünde canlandırmak için like kullanılmıştır?
- The scales turn into real shingles on a roof.
- The scales like shingles because they are on a roof.
- The scales overlap like shingles on a roof.
Cevabı göster
The scales overlap like shingles on a roof.
each surrounded by other organic material that directs their orientation.
3:35her biri yönelimlerini belirleyen diğer organik materyallerle çevrilidir.
The uniform layering and brick-like structure of nacre
3:41Sedefin düzgün katmanlaşması ve tuğla benzeri yapısı
is key to: vazgeçilmez bir etkeni belirtmek
be key to ifadesi, bir şeyin bir sonuç için vazgeçilmez ya da özellikle önemli olduğunu belirtir. Burada düzenli katmanlar ile tuğla benzeri yapı, sedefin kendine özgü yanardönerliğini oluşturan etkenler olarak sunulur. Bu kalıpta to bir edattır. Ardından key to its iridescence örneğindeki gibi bir isim öbeği gelebilir. Tamamlayıcı bir eylem bildiriyorsa key to producing the effect örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve “bir şey için vazgeçilmezdir” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Regular sleep ____ good concentration.
Cevabı göster
is key to
signature iridescence: ayırt edici bir görsel özellik
Burada signature, “ayırt edici ve kolayca tanınan” anlamına gelen bir sıfattır; elle yazılmış imza anlamındaki isim değildir. Signature iridescence, sedefle ilişkilendirilen ayırt edici gökkuşağı benzeri renk etkisini anlatır. signature + isim yapısı, signature style örneğinde olduğu gibi, bir kişi veya nesneyle güçlü biçimde ilişkilendirilen bir özelliği, tarzı, ürünü ya da eylemi adlandırır.
Alıştırma
Örnekte signature iridescence ne anlama gelir?
- Bir yüzeyi imzalamak için kullanılan renkli mürekkep
- Sedefin üzerine elle yazılmış bir isim
- Sedefin tanınmasını sağlayan ayırt edici yanardönerlik
Cevabı göster
Sedefin tanınmasını sağlayan ayırt edici yanardönerlik
The layers are similar in thickness to the wavelength of visible light, Kalıp ifadeler
3:47Katmanların kalınlığı görünür ışığın dalga boyuna benzerdir,
similar in thickness to: karşılaştırma boyutunu belirtmek
A is similar in X to B kalıbı, A ile B’nin özellikle X’in belirttiği özellik bakımından benzer olduğunu anlatır. Bu cümlede in thickness karşılaştırmayı kalınlıkla sınırlar: katmanların kalınlığı görünür ışığın dalga boyuna yakındır. Karşılaştırma boyutunun belirtilmesi önemli olduğunda similar in + property + to yapısını kullanın. Örneğin similar in size to, similar in color to ve similar in function to denebilir.
Alıştırma
Cümleyi similar in + property + to kalıbıyla tamamlayın. Yalnızca kalınlığı karşılaştırın: The two glass panels are ____ each other.
Cevabı göster
similar in thickness to
interferes with the light reflecting from the outer surface. Kelime
3:55dış yüzeyinden yansıyan ışıkla etkileşime girer.
interferes with: teknik dalga girişimi anlamı
Optikle ilgili bu cümlede interferes with, yansıyan iki ışık dalgasının karşılaşıp birleşmesi anlamına gelir. Dalgaların fazlarının nasıl hizalandığına bağlı olarak ortaya çıkan ışık güçlenebilir veya zayıflayabilir. Özne ve nesne dalga olduğunda interfere with, fiziksel dalga girişimini anlatabilir. Burada bir ışık demetinin diğerinin yaptığı işi engellemesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Yansıyan ışığı anlatan bu cümlede interferes with ne anlama gelir?
- Yansıyan bir ışık demeti, diğerinin bir işi yapmasını engeller.
- Yansıyan iki ışık dalgası üst üste binip birleşir.
- Yansıyan iki ışık demeti birbirini etkilemeden ilerler.
Cevabı göster
Yansıyan iki ışık dalgası üst üste binip birleşir.
strike the nacre: ışığın bir yüzeye ulaşıp çarpması
strike the nacre ifadesinde strike, “bir şeyin yüzeyine çarpmak veya ulaşmak” anlamına gelir. Işık parçacıkları sedefle temas eder; doğal bir çeviride ışığın yüzeye “düştüğü” veya yüzeyi “aydınlattığı” söylenebilir. İngilizcede bu, strike + nesne biçiminde doğrudan geçişli bir yapıdır ve yüzeyi belirten nesneden önce edat gelmez. Bilimsel açıklamalarda strike bu anlamda sık kullanılır çünkü günlük hit fiilinden daha resmî duyulur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için strike fiilinin doğru biçimini kullanın: During the experiment, a laser beam ____ the sensor and produces a reading.
Cevabı göster
strikes
they bounce around its multi-layered crystalline structure Öbek fiiller
4:01çok katmanlı kristal yapısının etrafında sekerek
bounce around: bir alanın içinde tekrarlanan yansıma
Burada bounce around, ışığın kristalin birçok katmanı içinde tekrar tekrar yansıyıp yön değiştirmesi anlamına gelir. Yapının farklı bölümlerindeki hareketi anlatır; tek bir kez sekme anlamına gelmez. bounce fiili, bir yüzeye ulaştıktan sonra yön değiştirme fikrini verir. around ise bunun bir alanın çeşitli noktalarında gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, ışığın kapalı bir alanın farklı bölümlerinde tekrar tekrar yön değiştirdiğini anlatır?
- The light bounced off one mirror and left the room.
- The light passed straight through the open window.
- The light bounced around inside the mirrored room.
Cevabı göster
The light bounced around inside the mirrored room.
in a cascade of shifting rainbows. Deyimler
4:05değişen gökkuşaklarından oluşan bir çağlayan oluştururlar.
a cascade of shifting rainbows: akan renkleri anlatan bir mecaz
Bu ifadede cascade, gökkuşağına benzeyen pek çok rengin akıcı bir dizi hâlinde art arda görünmesini anlatan bir mecazdır. Shifting, ışık ya da bakış açısı değiştikçe renklerin de sürekli değiştiğini belirtir. Rainbows, birbirinden ayrı gerçek gökkuşaklarının bulunduğu anlamına gelmez. İfade, sabit bir renk şeridi yerine hareket eden yanardöner renklerin canlı bir görüntüsünü oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede a cascade of shifting rainbows neyi anlatır?
- Birbirinden ayrı birkaç gerçek gökkuşağından oluşan gerçek bir çağlayan.
- Değişmeyen tek ve sabit bir renk şeridi.
- Gökkuşağına benzeyen birçok rengin akıcı bir dizi hâlinde ortaya çıkıp sürekli değişmesi.
Cevabı göster
Gökkuşağına benzeyen birçok rengin akıcı bir dizi hâlinde ortaya çıkıp sürekli değişmesi.
it's one of the strongest and lightest biomaterials we know of. Dilbilgisi
4:11bildiğimiz en güçlü ve en hafif biyomateryallerden biridir.
But ... isn't just ..., it's one of ...: daha güçlü bir iddiaya geçmek
isn't just A; it's B kalıbı A'yı doğru ancak eksik bir açıklama olarak sunar, ardından daha önemli veya şaşırtıcı olan B bilgisini ekler. Burada sedefin güzel olduğu gerçeği korunur, fakat konuşmacı odağı onun olağanüstü sağlamlığına ve hafifliğine kaydırır. But, dinleyicinin olası ilk izleniminden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Daha güçlü iddiayı sona koymak onu vurgular ve dinleyiciyi konuyu yeniden değerlendirmeye yöneltir.
Alıştırma
Hangi cümle ilk açıklamayı doğru tutup ardından daha önemli bir bilgiyle iddiayı güçlendiriyor?
- The library isn't quiet; it closes every evening.
- The library isn't just quiet; it also offers free tutoring every evening.
- The library is just quiet, and that is its only benefit.
Cevabı göster
The library isn't just quiet; it also offers free tutoring every evening.
one of the strongest ... biomaterials we know of: en üst gruptaki bir üyeyi belirten yapı
Vurgulanan sözcükler one of + the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbını tamamlar. Tek bir the, birbirine bağlanan iki üstünlük sıfatı strongest ve lightest için de geçerlidir. İfadenin tamamı sedefin her iki özellik bakımından da en üst gruba ait olduğunu söyler; sedefin tek başına en sağlam veya en hafif malzeme olduğunu söylemez. Bir gruptan bir üye seçildiği için biomaterials çoğuldur. We know of, biomaterials sözcüğünü varlığından haberdar olduğumuz malzemelerle sınırlayan bir ilgi cümleciğidir. Know of, ayrıntılı bilgi sahibi olmayı değil, bir şeyin varlığından haberdar olmayı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi one of ve powerful sözcüğünün en üstünlük biçimini kullanarak tamamlayın: This telescope is ____ instruments we know of for viewing distant galaxies.
Cevabı göster
one of the most powerful
It's not just oysters that produce ...: eylemi yapan grubun kapsamını genişletmek
Burada It's not just oysters that produce it ifadesi, onu yalnızca istiridyelerin ürettiği düşüncesini düzeltir. İstiridyeler hâlâ gruba dahildir; cümle başka canlıların da onu ürettiğini ekler. It's not just X that + fiil kalıbı, eylemin öznesi olan X'i öne çıkarır ve ardından grubu X'in ötesine genişletir. Önemli karşıtlık “X var, ama yalnızca X yok” olduğunda kullanılır.
Alıştırma
Hizmeti kullanan kişilerin yalnızca yetişkinler olmadığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- It's not just adults that use this service.
- It's not adults that use this service.
- It's only adults that use this service.
Cevabı göster
It's not just adults that use this service.
as one of their primary defense mechanisms.
4:21başlıca savunma mekanizmalarından biri olarak kullanır.
deploy nacre as ...: bir şeyi belirli bir işlev için kullanmak
Burada deploy, “belirli bir işlev için kullanıma sokmak” demektir. Kullanılan şey sedeftir ve as one of their primary defense mechanisms onun üstlendiği rolü belirtir. deploy A as B kalıbı “A'yı B rolünde kullanmak” anlamına gelir. Biyoloji yazılarında stratejik çağrışım taşıyan bu fiil, savunmayı etkili bir sistem olarak sunar. Hayvanın bu eylemi bilinçli biçimde planladığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Kurtarma ekibinin dronları arama araçları olarak bilinçli biçimde kullanıma soktuğunu anlatan cümle hangisidir?
- The rescue team stores drones with the search tools.
- The rescue team protects drones from the search tools.
- The rescue team deploys drones as search tools.
Cevabı göster
The rescue team deploys drones as search tools.
If an intruding parasite or even a stray particle of sand irritates the mantle, Notlar
4:24Davetsiz bir parazit veya hatta başıboş bir kum tanesi mantoyu tahriş ederse,
stray particle of sand: yerinden sapmış bir kum taneciği
stray particle of sand ifadesindeki stray, parçacığın normalde bulunması gereken yerden ayrıldığını ve başka bir yere yanlışlıkla girdiğini anlatır. Kumu, kasıtlı olarak oraya konmuş bir şey değil, yeri olmayan yabancı bir cisim olarak gösterir. Aynı fikir a stray dog ve a stray hair örneklerinde de vardır: ikisi de olağan yerinden uzaklaşmıştır.
Alıştırma
Hangi cümlede stray, bir şeyin bulunmaması gereken bir yere yanlışlıkla girdiğini gösterir?
- The biologist examined a damaged leaf under a microscope.
- We selected a random leaf from the pile.
- A stray leaf blew into the classroom through the open window.
Cevabı göster
A stray leaf blew into the classroom through the open window.
the mollusk will coat the offender in nacre-producing cells Kalıp ifadeler
4:29yumuşakça rahatsız eden cismi sedef üreten hücrelerle kaplar
If ... irritates ..., the mollusk will coat ...: koşul ve sonuç
if yan cümlesi olası bir tetikleyiciyi belirtir: yabancı bir unsur mantoyu tahriş eder. Ana cümle ise beklenen tepkiyi verir: yumuşakça onu kaplayacaktır. Kalıp if + geniş zaman, will + fiilin yalın hâlidir. Tepki daha sonra gerçekleşse bile if yan cümlesinde irritates kullanılır; will coat ise sonuç cümlesinde yer alır. Bu kalıp, olası bir gelecek sonucunu veya bir süreçte öngörülebilen tepkiyi açıklayabilir.
Alıştırma
if + geniş zaman ve will + fiilin yalın hâli yapısını kullanarak detect ve sound fiillerini doğru biçimlere getirin: If the sensor ____ smoke, the alarm ____.
Cevabı göster
detects · will sound
coat X in Y: X’i bir Y katmanıyla kaplamak
Coat X in Y, “X’in üzerini bir Y katmanıyla kaplamak” demektir. Bu cümlede the offender X’tir, yani kaplanan şeydir; nacre-producing cells ise Y’dir, yani kaplama malzemesidir. Offender genellikle yanlış bir şey yapan kişiyi anlatır. Burada yumuşakçanın içindeki tahriş edici yabancı madde, şakacı bir biçimde soruna yol açan biri gibi kişileştirilmiştir; gerçek bir suçlu değildir.
Alıştırma
Eksik fiil ve edatı yazarak coat X in Y yapısını tamamlayın: Before roasting, ____ the vegetables ____ olive oil.
Cevabı göster
coat · in
to form what's known as a pearl sac. Kalıp ifadeler
4:33inci kesesi olarak bilinen şeyi oluşturmak için.
what's known as a pearl sac: bir terimi tanıtmak
What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. Burada what “... olan şey” anlamına gelir; bu nedenle what's known as a pearl sac, “pearl sac olarak bilinen şey” demektir. What ile başlayan yan cümlenin tamamı form fiilinin nesnesidir. Bir adlandırmayı veya teknik terimi tanıtmak için what's known as + ad kullanılır. Bu açıklayıcı kullanım tarafsızdır; adın şüpheli veya alaycı olduğunu düşündürmez.
Alıştırma
Sonucun adını doğru biçimde tanıtan ifadeyi seçin: The layers form ___.
- what's known as a heat shield
- what knows as a heat shield
- what's known for a heat shield
Cevabı göster
what's known as a heat shield
These cells wrap the threat in layers of proteins and aragonite Kalıp ifadeler
4:37Bu hücreler tehdidi protein ve aragonit katmanlarıyla sarar
wrap the threat in layers of proteins and aragonite: wrap X in Y kalıbı
wrap X in Y kalıbında X, Y ile kaplanan veya çevrelenen şeydir. Burada X, the threat; Y ise layers of proteins and aragonite ifadesidir. Bu ifade, tehdidin çevresinde malzeme birikmesini anlatır. Layers of, tek bir katman değil, birden fazla katman eklendiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi wrap X in Y kalıbıyla tamamlayın: To protect the vase during the move, Mia ____ several towels.
Cevabı göster
wrapped it in
until eventually the cocoon completely absorbs the invader, Dilbilgisi
4:41ta ki koza istilacıyı tamamen emene kadar,
until eventually ...: aşamalı bir sürecin bitiş noktası
Until, devam etmekte olan bir eylemin veya sürecin bitiş noktasını belirtir. Bu cümlede önceki sarma süreci, kozanın istilacıyı tamamen emdiği noktaya kadar devam eder. Eventually, sonucun belli bir sürenin veya birkaç aşamanın ardından ortaya çıktığı anlamını ekler. Until eventually birlikte kullanıldığında, aşamalı bir süreci son sonucuna kadar takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi until eventually kullanarak tamamlayın: The team kept adjusting the design ____ it worked.
Cevabı göster
until eventually
dissolving the threat into an opalescent sphere of nacre. Dilbilgisi
4:46ve tehdidi opalimsi bir sedef küresine dönüştürerek çözer.
dissolving ... into ...: sonuç ekleyen bir -ing yan cümleciği
Bu -ing yan cümleciği hemen önce anlatılan eyleme bağlanır ve onun sonucunu ekler. Önceki sürecin tehdit oluşturan nesneyi sedefle kaplayarak veya biçimini değiştirerek yanardöner bir küreye dönüştürdüğünü ve böylece tehdidi etkisiz hâle getirdiğini anlatır. Buradaki dissolving mecazidir; mutlaka kimyasal çözünme anlamına gelmez. “Tam cümlecik, -ing yan cümleciği” kalıbında ikinci bölüm ana olayın doğrudan sonucunu gösterebilir. Örtük özne veya neden önceki cümlecikten açıkça anlaşılmalıdır; burada into ortaya çıkan yeni biçimi tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki eylemin doğrudan sonucunu göstermek için ardından gelen bir -ing yan cümleciği kullanır?
- The heat softened the wax because the container was metal.
- The heat softened the wax before the test began.
- The heat softened the wax, turning it into a liquid.
Cevabı göster
The heat softened the wax, turning it into a liquid.
This defense mechanism is our leading theory for mollusks making pearls, Kalıp ifadeler
4:51Bu savunma mekanizması, yumuşakçaların inci yapımına dair önde gelen teorimizdir,
our leading theory for ...: şu anki en güçlü açıklama
our leading theory ifadesindeki leading, “yöneten” değil, “en önde gelen” veya “şu anda en güçlü biçimde desteklenen” anlamındadır. İfade, konuşanın grubunun mevcut kanıtlara göre en güçlü bulduğu açıklamayı sunar; theory sözcüğü ise açıklamanın daha sonra değiştirilebileceğini gösterir. For mollusks making pearls, teorinin açıkladığı olguyu belirtir. Mollusks, making fiilinin anlamca öznesidir; buradaki for, teorinin yumuşakçalar için hazırlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada our leading theory ne anlama gelir?
- Kanıtlanmış ve asla değişmeyecek bir gerçek
- Şu anda en güçlü biçimde desteklenen ancak değiştirilebilecek açıklama
- Araştırma ekibini yöneten kişi
Cevabı göster
Şu anda en güçlü biçimde desteklenen ancak değiştirilebilecek açıklama
transforming everyday intruders into timeless treasures. Deyimler
4:56sıradan davetsiz misafirleri zamansız hazinelere dönüştürür.
sıradan davetsiz misafirleri zamansız hazinelere dönüştürmek
Transform A into B, A’nın B’ye dönüşmesini sağlamak demektir. Burada everyday intruders başlangıç noktasını, timeless treasures ise sonucu gösterir. -ing biçimindeki transforming, bu değişimi anlatılan sürecin ulaştığı son sonuç olarak sunar. İfade iki karşıtlık kurar: everyday ile timeless ve intruders ile treasures. Everyday sıradan ya da yaygın anlamına gelirken timeless kalıcı değer ve çekicilik anlatır. Malzemeye intruders denmesi onu istenmeyen bir şey gibi gösterir; sonuca treasures denmesi ise bu değerlendirmeyi tersine çevirerek kapanışı akılda kalıcı yapar.
Alıştırma
Okulun kullanılmayan bir odayı aydınlık bir kütüphaneye dönüştürdüğünü anlatmak için transform A into B yapısıyla cümleyi tamamlayın: The school ____ a bright library.
Cevabı göster
transformed an unused room into
Another gem that begins its life as something completely ordinary is the opal. Kalıp ifadeler
5:02Hayatına tamamen sıradan bir şey olarak başlayan bir diğer mücevher ise opaldir.
hayatına tamamen sıradan bir şey olarak başlamak
begins its life as something completely ordinary ifadesinde life mecaz anlamdadır. Bu yan cümle değerli taşın kökenini açıklar: Başlangıçta değerli görünen bir taş olarak değil, sıradan bir malzeme olarak var olur. Aktarılabilir kalıp özne + begin/begins/began (its) life as + isim öbeği şeklindedir. Bir kişinin ya da şeyin ilk kimliğini, biçimini veya amacını belirtir ve çoğu zaman sonradan değiştiğini ima eder.
Alıştırma
Cümleyi begin life as ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The museum ____ a train station.
Cevabı göster
began life as
This rock starts as water and then transforms into the most colorful gemstone on Earth. Kalıp ifadeler
5:08Bu kaya su olarak başlar ve sonra Dünya'daki en renkli değerli taşa dönüşür.
starts as ... and then transforms into ...: başlangıç durumundan sonuca
Start as A, öznenin başlangıçtaki malzemesinin, biçiminin veya durumunun A olduğunu belirtir. Transform into B ise büyük bir değişimden sonraki yeni sonucun B olduğunu gösterir. Bu cümlede su başlangıç malzemesi, renkli bir değerli taş da sonuç olarak sunulur. Özne + starts as A + and then transforms into B kalıbı açık bir zaman sırası kurar: önce A, sonra B. Başlangıç durumunu belirtmek için as, dönüşümün sonucunu belirtmek için into kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki parçalı değişim kalıbıyla tamamlayın: The sculpture ____ a block of clay and then ____ a detailed dragon.
Cevabı göster
starts as · transforms into
Dig into the science of the opal's vibrant colors with this video. Öbek fiiller
5:17Bu videoyla opal'in canlı renklerinin ardındaki bilimi keşfedin.
Dig into the science: bir konuyu derinlemesine incelemek
Dig into burada mecaz anlamda kullanılmıştır. the science gibi soyut bir nesneyle kullanıldığında, bir aletle kazmak değil, konuyu dikkatle ve ayrıntılı biçimde incelemek ya da araştırmak anlamına gelir. Emir biçimindeki Dig into ... enerjik bir davet işlevi görür. İzleyiciyi videoyu kullanarak hızlı bir genel bakışın ötesine geçmeye ve renklerin neden oluştuğunu anlamaya yönlendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede dig into, bir konuyu derinlemesine incelemek anlamında kullanılmıştır?
- Let's dig into why the battery loses power so quickly.
- The dog began to dig into the soft soil.
- Mina dug into her backpack to find a pen.
Cevabı göster
Let's dig into why the battery loses power so quickly.