Heisenberg Belirsizlik İlkesi nedir? - Chad Orzel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
703 kelime 174 kel/dk

Video açıklaması: Heisenberg belirsizliğinin kusurlu ölçümden değil, kuantum nesnelerinin dalga ve parçacık doğasından neden kaynaklandığını açıklayan bir anlatım. Dalga paketinin oluşturulması üzerinden, konumdaki kesinlik arttıkça momentumdaki kesinliğin zorunlu olarak neden azaldığı ve bunun tersinin de neden geçerli olduğu gösteriliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The uncertainty principle exists because — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Önce sonucu veren, ardından olgunun temel nedenini doğrudan tanıtan açıklama düzenini fark edin. Bu çerçeveyi bilimsel sonuçları, toplumsal eğilimleri veya tekrarlayan sorunları dinleyenin kolayca izleyebileceği biçimde anlatmak için kullanabilirsiniz. 2. waves cancel out — Öbek fiiller: cancel out ifadesini, tepeleri ve çukurları birleşen iki dalganın birbirinin etkisini yok etmesi anlamında kavrayın. Öbek fiili, net sonucu çok az veya sıfır olan karşıt kuvvetler, sayısal etkiler, sesler, avantajlar ya da dezavantajlar için de kullanabilirsiniz. 3. isn't a matter of measuring well or badly, but an inevitable result of combining particle and wave nature. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: isn't a matter of ..., but ... yapısının makul görünen bir yanılgıyı reddedip yerine doğru açıklamayı nasıl koyduğunu öğrenin. Bu karşıtlık kalıbı, resmî bir savda tesadüfi pratik bir sorunla doğası gereği ortaya çıkan sonucu ayırmanıza yardım eder.

Bu derste

The Heisenberg uncertainty principle is one of a handful of ideas from quantum physics to expand into general pop culture. Notlar

0:06

Heisenberg belirsizlik ilkesi, kuantum fiziğinden çıkarak genel popüler kültüre yayılan az sayıdaki fikirden biridir.

Kalıp ifadeler

one of a handful of ideas: çok küçük bir gruptaki fikirlerden biri

one of a handful of ideas ifadesindeki a handful of, bir şeyin sayısının çok az olduğunu belirtir. Burada mecaz anlamdadır; fikirlerin gerçekten birinin avucunda tutulduğu anlamına gelmez. one of + a handful of + çoğul isim kalıbı, bir ögeyi küçük bir grubun içine yerleştirir. Bu cümlede, kuantum fiziğine ait çok az fikrin geniş popüler kültüre ulaştığı vurgulanır.

Alıştırma

Hangi cümle bu dersi çok az okulun sunduğunu belirtir?

  1. It is the only school offering the course.
  2. It is one of a handful of schools offering the course.
  3. It is one of many schools offering the course.
Cevabı göster

It is one of a handful of schools offering the course.

Dilbilgisi

to expand into general pop culture: isimden sonra gelip ne olduğunu anlatan mastar yapısı

to expand into general pop culture mastar grubu ideas sözcüğünden sonra gelir ve hangi fikirlerin kastedildiğini belirtir: daha sonra kuantum fiziğinin ötesine geçerek geniş popüler kültüre yayılan fikirler. Bu bağlamda to expand, bu fikirlerin amacını değil, onlara daha sonra ne olduğunu anlatır. Daha açık bir biçimi ideas that expanded into general pop culture şeklindedir.

Alıştırma

Cümledeki to expand into general pop culture ne işe yarar?

  1. Daha sonra geniş popüler kültüre yayılan fikirleri belirtir.
  2. Popüler kültürün kuantum fiziğini incelemeyi planladığını söyler.
  3. Fizikçilerin fikirleri hangi amaçla oluşturduğunu belirtir.
Cevabı göster

Daha sonra geniş popüler kültüre yayılan fikirleri belirtir.

It says that you can never simultaneously know the exact position and the exact speed of an object Kelime

0:14

Bir nesnenin kesin konumunu ve kesin hızını aynı anda asla bilemeyeceğinizi söyler

Kelime

never simultaneously know: iki şeyi aynı anda bilmeye getirilen sınır

never simultaneously know ifadesinde simultaneously “aynı anda” demektir. Sınırlama, kesin konum ile kesin hızı birlikte bilme durumuna getirilir. Cümle, iki değerden hiçbirinin tek başına asla bilinemeyeceğini söylemez. Genel olarak never, simultaneously ile bağlanan iki eylem ya da durumu kapsadığında imkânsız olan bunların birleşimidir; her bir parça tek başına mutlaka imkânsız değildir.

Alıştırma

Bu cümlede never simultaneously know ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Kesin değerlerden biri bilinebilir, ancak iki kesin değer aynı anda bilinemez.
  2. Kesin değerlerin hiçbiri tek başına asla bilinemez.
  3. İki kesin değer aynı anda bilinebilir, ancak bu yalnızca kısa bir süre için mümkündür.
Cevabı göster

Kesin değerlerden biri bilinebilir, ancak iki kesin değer aynı anda bilinemez.

and shows up as a metaphor in everything from literary criticism to sports commentary. Notlar

0:20

ve edebiyat eleştirisinden spor yorumculuğuna kadar her alanda bir metafor olarak karşımıza çıkar.

Öbek fiiller

shows up as a metaphor: mecaz biçiminde ortaya çıkmak

Burada shows up, “ortaya çıkar” veya “görülür” anlamındadır; “gelir” anlamında değildir. As a metaphor, fikrin hangi biçim ya da rolde ortaya çıktığını belirtir: fikir edebiyat eleştirisinde, spor yorumlarında ve başka alanlarda mecaz olarak kullanılır. Aktarılabilir X shows up as Y kalıbı, X'in Y biçiminde ya da rolünde fark edilir hâle geldiğini anlatır.

Alıştırma

shows up as ifadesinin bir sorunun aldığı biçimi belirttiği cümleyi seçin.

  1. The software bug shows up as a blank screen on some phones.
  2. The software bug shows up in the latest test report.
  3. The developer shows up at the office before nine.
Cevabı göster

The software bug shows up as a blank screen on some phones.

Dilbilgisi

everything from A to B: iki uç noktayla geniş bir aralık belirtmek

Everything from literary criticism to sports commentary, metaforun çok geniş bir alan yelpazesinde görüldüğünü göstermek için birbirinden çok farklı iki uç noktayı adlandırır. Everything, yalnızca belirtilen iki örneğin değil, birçok alanın kapsandığı anlamını güçlendirir. Burada from A to B, örneklerden oluşan bir aralığı düzenler. Bir yerden başka bir yere hareketi anlatmaz. İki uç nokta geniş bir kümeyi hızlıca düşündürdüğünde everything from A to B kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Aralık bildiren everything from A to B kalıbını tamamla: The library has books on everything ____ space travel ____ ancient history.

Cevabı göster

from · to

Uncertainty is often explained as a result of measurement, Dilbilgisi

0:26

Belirsizlik genellikle ölçümün bir sonucu olarak açıklanır,

Dilbilgisi

is often explained as a result of: yaygın bir açıklamayı aktarmak

Is often explained sözleri edilgen bir yapı oluşturur: Uncertainty açıklanan kavramdır, açıklamayı yapan kişiler ise belirtilmez. As a result of measurement, açıklamanın içeriğini, yani ölçümün belirsizliğe neden olduğu veya onu ortaya çıkardığı iddiasını verir. Often zarfı bu açıklamanın yaygın olduğunu belirtir. Yaygın bir açıklamayı aktarmak, konuşanın onu kesin bir gerçek olarak kabul ettiğini göstermez. Bu yapı, bilinen bir açıklamayı tartışmadan veya sorgulamadan önce sunmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle yaygın bir açıklamayı aktarmak için edilgen yapıyı doğru kullanıyor?

  1. The decline is often explained as a result of rising costs.
  2. Rising costs are often explained the decline as a result.
  3. The decline often explains as a result of rising costs.
Cevabı göster

The decline is often explained as a result of rising costs.

that the act of measuring an object's position changes its speed or vice versa. Notlar

0:29

yani bir nesnenin konumunu ölçme eyleminin hızını değiştirdiği ya da tam tersi olduğu şeklinde.

Dilbilgisi

the act of measuring: bir eyleme ad vermek

the act of + -ing kalıbı, eylemin kendisinin tartışılabilmesi veya incelenebilmesi için bir eyleme ad verir. Burada the act of measuring, “ölçme eylemi” demektir; act, gösteri değil eylem anlamındadır. The act of measuring an object's position isim grubunun tamamı changes fiilinin öznesidir. Bu yapı, cümlenin ölçme eyleminin oluşturduğu etkiye odaklanmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi press sözcüğünün the act of + -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the emergency switch stopped the machine.

Cevabı göster

The act of pressing

Kalıp ifadeler

or vice versa: ilişkiyi tersine çevirmek

Or vice versa, “ya da iki tarafın yer değiştirdiği aynı ilişki” anlamına gelir. Dinleyici ters ilişkiyi çıkarabildiğinde ikinci bir cümlenin tamamını tekrarlamayı önler. Burada ilk yön, bir nesnenin konumunu ölçmenin onun hızını değiştirmesidir. Ters yön ise hızını ölçmenin konumunu değiştirmesidir. Vice versa bu tersine çevirmeyi belirtir; ayrı bir eylem eklemez.

Alıştırma

Cümleyi “ya da roller tersine çevrilmiş hâlde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: One teammate can navigate while the other drives, ____.

Cevabı göster

or vice versa

The real origin is much deeper and more amazing.

0:34

Gerçek kökeni çok daha derin ve daha şaşırtıcıdır.

The uncertainty principle exists Anlatım akışı

0:38

Belirsizlik ilkesi mevcuttur

because everything in the universe behaves like both a particle and a wave at the same time. Dilbilgisi

0:40

çünkü evrendeki her şey aynı anda hem bir parçacık hem de bir dalga gibi davranır.

Anlatım akışı

The uncertainty principle exists because: önce olgu, sonra neden

Bu cümlecik önce açıklanacak olguyu belirtir: The uncertainty principle exists. Ardından because, konuşmacının bu olgu için verdiği temel nedeni tanıtır. Yeniden kullanılabilir bilgi düzeni X exists because Y şeklindedir: önce neyin var olduğu söylenir, ardından nedeni because sonrasına yerleştirilir. Bu cümlede because sonrasındaki bölüm ek arka plan bilgisi değil, temel açıklamadır.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir olguyu belirtip ardından onun nedenini verir?

  1. The pattern exists because the system repeats the same process every hour.
  2. The pattern exists, but the system repeats the same process every hour.
  3. Because the system repeats every hour, the pattern might exist.
Cevabı göster

The pattern exists because the system repeats the same process every hour.

Dilbilgisi

both a particle and a wave: iki özellik birlikte

both a particle and a wave ifadesinde both A and B kalıbı, birbirine paralel iki isim öbeğini bağlar ve iki tanımın da aynı anda geçerli olduğunu belirtir. behaves like ifadesinden sonra gelen bu iki öbek, her şeyin davranabileceği iki biçimi açıklar; bunlar birbirinin alternatifi değildir. A ve B birbiriyle uyumlu dil bilgisi biçimlerinde olmalıdır. Burada iki taraf da kendi tanımlığına sahip tekil ve sayılabilen bir isim öbeğidir: a particle ve a wave.

Alıştırma

İki özelliğin de geçerli olduğunu belirtmek için cümleyi both ... and ile tamamlayın: The material is ____ light ____ strong.

Cevabı göster

both · and

In quantum mechanics,

0:46

Kuantum mekaniğinde,

the exact position and exact speed of an object have no meaning. Kelime

0:47

bir nesnenin kesin konumu ve kesin hızının hiçbir anlamı yoktur.

Kelime

have no meaning: belirli bir çerçevede tanımsız

Burada have no meaning, insanların sözcükleri anlayamadığını söylemez. Tartışılan çerçevede, bir nesnenin kesin konumu ile kesin hızının aynı anda iyi tanımlanmış nicelikler olmadığını söyler. Bu ifade we do not know sözünden daha güçlüdür. Bilgi eksikliği bir yanıtın var olabileceği ihtimalini açık bırakır; have no meaning ise önerilen kesin birleşimin bu koşullarda geçerli bir betimleme olmadığını belirtir.

Alıştırma

Bilimsel bir tartışmada "The quantity has no meaning in this model" ne anlama gelir?

  1. Nicelik bu model içinde tanımlı değildir.
  2. Niceliğin henüz bulunmamış gizli bir tanımı vardır.
  3. Araştırmacılar niceliğin değerini henüz bilmiyor.
Cevabı göster

Nicelik bu model içinde tanımlı değildir.

To understand this,

0:52

Bunu anlamak için,

we need to think about what it means to behave like a particle or a wave. Dilbilgisi

0:53

bir parçacık ya da bir dalga gibi davranmanın ne anlama geldiği üzerine düşünmeliyiz.

Dilbilgisi

what it means to behave like: gömülü yan tümcede sözcük dizilişi

what it means to behave like ... sözleri, think about ifadesinden sonra gelen gömülü bir wh yan tümcesi oluşturur. Yan tümcenin tamamı about edatının nesnesidir ve bir parçacık ya da dalga gibi davranmanın tanımını sorar. Daha büyük cümlenin içinde what it means biçimindeki düz cümle sözcük dizilişi kullanılır; it, means fiilinden önce gelir. Bu kalıp bir tanım sunmak veya bir kavramı netleştirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi "What does it mean to behave like ...?" sorusunun gömülü biçimiyle tamamlayın: The class discusses ____ a responsible digital citizen.

Cevabı göster

what it means to behave like

Particles by definition Kalıp ifadeler

0:57

Parçacıklar doğası gereği

Kalıp ifadeler

by definition: tanımdan zorunlu olarak çıkan bir iddia

By definition, bir terimin anlamına veya onu tanımlayan kurallara göre demektir. Ardından gelen ifadenin o kategorideki her şey için mutlaka doğru olduğunu belirtir; birinin bir şeyi tanımlama eylemini gerçekleştirdiği anlamına gelmez. Bu parçada by definition, Particles sözcüğünden sonra gelir ve parçacık tanımının içerdiği bir özelliği tanıtır. Aynı ifade terimler, kurallar ve kategoriler açıklanırken bir sonucun dayanağını gösterebilir.

Alıştırma

Gerçeğin doğrudan terimin tanımından geldiğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, a triangle has three sides.

Cevabı göster

By definition

exist in a single place at any instant in time. Kalıp ifadeler

0:58

zamanın herhangi bir anında tek bir yerde bulunurlar.

Kalıp ifadeler

at any instant in time: her kesin anda

At any instant in time, seçtiğiniz herhangi bir kesin anda demektir. Burada instant, zamandaki kesin bir noktayı belirten isimdir; any ise hangi an seçilirse seçilsin ifadenin geçerli olduğunu gösterir. Çok hızlı anlamına gelmez. Bu ifade zamanı an an ele alır. Bu cümlede bir nesnenin her anda tek bir konumu vardır, ancak başka bir andaki konumu farklı olabilir; ifade nesnenin sürekli aynı yerde kaldığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, nesnenin konumunun ele alınan her kesin an için verilebildiğini söyler?

  1. The system reports the object's position at some instant in time.
  2. The system reports the object's position at any instant in time.
  3. The system reports the object's position instantly.
Cevabı göster

The system reports the object's position at any instant in time.

We can represent this by a graph showing the probability of finding the object at a particular place, Kalıp ifadeler

1:01

Bunu, nesneyi belirli bir yerde bulma olasılığını gösteren bir grafikle ifade edebiliriz,

Kalıp ifadeler

can represent this by a graph showing ...: bir şeyi … gösteren grafikle ifade etmek

Represent A by B, “A’yı B kullanarak ifade etmek veya göstermek” demektir. Bu cümlede this A, a graph ise B’dir; dolayısıyla can represent this by a graph, fikrin görsel olarak ifade edilebileceğini anlatır. Showing the probability ... bölümü, a graph ifadesini niteleyen ve grafiğin ne gösterdiğini açıklayan bir ortaç grubudur. İkinci bir ana eylem değildir. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp represent A by a graph or chart showing + bilgi şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede represent A by a chart showing ... yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. We can represent by the results a chart showing monthly changes.
  2. We can represent the results by a chart shows monthly changes.
  3. We can represent the results by a chart showing monthly changes.
Cevabı göster

We can represent the results by a chart showing monthly changes.

Kalıp ifadeler

the probability of finding ...: bulma olasılığı

The probability of finding ..., “... bulma olasılığı” demektir. Probability ana isimdir; of finding ... ise olasılığı ölçülen olayı belirtir. Burada of bir edattır, bu yüzden sonraki fiil -ing biçimini alır: probability of finding doğrudur, probability of find değildir. Bu bağlamda finding the object, nesneyi gözlem veya ölçüm yoluyla bulmak ya da saptamak anlamına gelir; daha önce bilinmeyen bir şeyi keşfetmek anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: Researchers estimated ____ finding clean water in the area.

Cevabı göster

the probability of

which looks like a spike, Kelime

1:07

bu sivri bir tepe gibi görünür,

100% at one specific position and zero everywhere else.

1:09

belirli bir konumda %100 ve diğer her yerde sıfırdır.

Kelime

looks like a spike: grafikteki sivri bir tepeyi anlatmak

Looks like a spike, grafiği tanıdık bir şekle benzeterek anlatır. Bu cümlede değer yalnızca tek bir kesin konumda %100'e ulaşır ve diğer her yerde sıfırdır; bu nedenle grafikte dar ve yüksek bir tepe oluşur. Grafik anlatımında spike, ani ve sivri bir tepe demektir; mutlaka gerçek, sivri bir nesneyi ifade etmez. look like + isim yapısı, soyut bir şekli tanıdık bir şekille karşılaştırarak gözümüzde canlandırmamıza yardımcı olur.

Alıştırma

Cümledeki spike sözcüğünü en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Grafik boyunca uzanan düz bir çizgi
  2. Grafiğe tutturulmuş metal bir çivi
  3. Grafikteki dar ve ani bir tepe
Cevabı göster

Grafikteki dar ve ani bir tepe

Waves,

1:13

Dalgalar

on the other hand, Anlatım akışı

1:13

ise,

are disturbances spread out in space, Öbek fiiller

1:14

uzaya yayılan dalgalanmalardır,

Anlatım akışı

on the other hand: karşıtlığın diğer tarafını belirtmek

On the other hand, bir karşılaştırmanın zıtlık oluşturan diğer tarafına geçildiğini belirten bir söylem işaretleyicisidir. Önceki bilgi parçacıkları anlatır; bu cümle ise dalgalara geçerek dinleyiciye bunların uzaydaki farklı davranışlarını karşılaştırmasını söyler. Waves sözcüğünden sonra gelip virgüllerle ayrıldığında, Waves sözcüğünü yeni karşıt konu olarak işaretler. Gerçek bir “diğer el” anlamına gelmez ve ilk tarafta on the one hand ifadesinin bulunması şart değildir.

Alıştırma

İlk gerçeği reddetmeden iki gerçeği karşılaştırmak için doğru işaretleyiciyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The neighborhood is noisy. On the other hand, the rent is affordable.
  2. The neighborhood is noisy. For example, the rent is affordable.
  3. The neighborhood is noisy. On the contrary, the rent is affordable.
Cevabı göster

The neighborhood is noisy. On the other hand, the rent is affordable.

Öbek fiiller

spread out in space: geniş bir dağılımı anlatmak

Bu cümlede spread out in space, tek bir noktada toplanmak yerine bir alanın farklı konumlarında bulunan disturbances ögelerini anlatır. Out, dağılımın daha geniş bir alana yayıldığı anlamını eklerken in space bu dağılımın nerede bulunduğunu belirtir. Dil bilgisi bakımından spread out in space, disturbances sözcüğünden sonra gelerek onu niteleyen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Burada dağılmış bir durumu anlatır; yalnızca bir şeyin ileri doğru hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Geniş bir alana dağılmış nesneleri anlatmak için cümleyi spread out ile tamamlayın: The weather stations are ____ across the island.

Cevabı göster

spread out

like ripples covering the surface of a pond. Anlatım akışı

1:17

bir göletin yüzeyini kaplayan su halkaları gibi.

Anlatım akışı

like ripples covering the surface of a pond: somut bir benzetme kullanmak

Bu açıklamada like ripples covering the surface of a pond, soyut bir düşünceyi tanıdık bir görüntüyle anlatır. Okuyucunun, görünür su halkalarının suyun üzerinde yayılması gibi dalgaların da bir alana yayıldığını hayal etmesine yardım eder. covering the surface of a pond bölümü ripples sözcüğünü niteler ve iki şeyin ortak özelliğini vurgular. Gölet gerçek durumun bir parçası değildir. Açıklamalarda like bir benzetme başlatabilir: iki şey açıklanan özellik bakımından benzerdir, ancak aynı şey değildir.

Alıştırma

"A rumor moved through the crowd like ripples spreading across water," cümlesinde like ile başlayan öbek ne işe yarar?

  1. Söylentinin kaynağının su olduğunu belirtir.
  2. Söylentinin nasıl yayıldığını açıklamak için tanıdık bir görüntü sunar.
  3. Kalabalığın gerçek bir göletin içinde durduğunu söyler.
Cevabı göster

Söylentinin nasıl yayıldığını açıklamak için tanıdık bir görüntü sunar.

We can clearly identify features of the wave pattern as a whole, Kalıp ifadeler

1:20

Dalga deseninin özelliklerini bir bütün olarak açıkça belirleyebiliriz,

Kalıp ifadeler

as a whole: bir şeyi eksiksiz tek bir birim olarak görmek

Burada as a whole, “dalga örüntüsünün tamamı tek bir birim olarak ele alındığında” anlamına gelir. Özellikleri belirlerken kullanılan bakış açısını gösterir: Bu özellikler dalganın belirli bir noktasına değil, genel örüntüye aittir. Bu ifade bir isim öbeğinden sonra veya cümlenin sonuna yakın kullanılabilir. Nesnenin ya da grubun tamamına odaklanır; “tamamen” anlamına gelmez.

Alıştırma

“We need to examine the system as a whole” cümlesindeki as a whole ne anlama gelir?

  1. Sistemi tamamen incelemeli ve hiçbir şeyi yarım bırakmamalıyız.
  2. Sistemin yalnızca bir bölümünü incelemeliyiz.
  3. Sistemin tamamını tek bir birim olarak ele almalıyız.
Cevabı göster

Sistemin tamamını tek bir birim olarak ele almalıyız.

most importantly, Anlatım akışı

1:23

en önemlisi,

its wavelength,

1:24

iki komşu tepe noktası veya iki komşu çukur arasındaki mesafe olan

which is the distance between two neighboring peaks or two neighboring valleys. Dilbilgisi

1:25

dalga boyudur.

Anlatım akışı

most importantly: en yüksek öncelikli bilgiyi işaretlemek

Most importantly, bilgileri önem sırasına koyan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye sıradaki noktanın konuşulan diğer noktalardan daha önemli olduğunu bildirir; burada bu nokta dalga boyudur. Bu ifade, bir eylemin nasıl yapıldığını anlatmak yerine ardından gelen düşüncenin tamamının önemini belirtir.

Alıştırma

Güvenliği en yüksek öncelik yapan ifadeyi seçin: “We should stay on schedule, but _____, we must keep everyone safe.”

  1. at the same time
  2. most importantly
  3. for example
Cevabı göster

most importantly

Dilbilgisi

Terim, which is + tanım

Which, wavelength sözcüğüne gönderme yapar. Yan tümcenin geri kalanı bu terimi, birbirine komşu iki tepe ya da iki çukur arasındaki mesafe olarak tanımlar. Bu bir soru değildir; which açıklayıcı bir ilgi tümcesi başlatır. Terim, which is + tanım kalıbıyla önce bir terim söylenip hemen ardından açıklanabilir. Virgül, yan tümcenin birkaç seçenekten birini belirleyen bilgi değil, kısıtlayıcı olmayan ek bilgi verdiğini gösterir.

Alıştırma

Terim, which is + tanım kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Density, ____ mass per unit volume, is an important property of matter.

Cevabı göster

which is

But we can't assign it a single position. Kalıp ifadeler

1:30

Ancak ona tek bir konum atayamayız.

Kalıp ifadeler

assign it a single position: bir nesneye konum atamak

can't assign it a single position ifadesi, ona kesin bir konum atanamayacağı anlamına gelir. assign + nesne + değer, rol veya konum kalıbında it atamayı alan nesnedir; a single position ise ona atanacak bilgidir. Burada assign, yalnızca birine iş vermek değil, belirlemek veya resmî bir değer olarak vermek anlamındadır. Bu kalıp insanlara ya da nesnelere sayı, etiket, rol veya konum verilirken de kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle tanımlayıcı bir değer verme anlamında assign + nesne + değer kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. The system assigns each sample a unique number.
  2. The system assigns a unique number each sample.
  3. The system assigns each sample with a unique number.
Cevabı göster

The system assigns each sample a unique number.

It has a good probability of being in lots of different places. Kalıp ifadeler

1:32

Birçok farklı yerde olma olasılığı yüksektir.

Kalıp ifadeler

a good probability of being in: derece belirten good

a good probability ifadesinde good dereceyi belirtir; olasılığın oldukça yüksek veya kayda değer olduğu anlamına gelir, ahlaki açıdan iyi olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle a good probability of being in ... sonrasında belirtilen yerde veya durumda bulunma olasılığının kayda değer olduğunu anlatır. Yapı a probability of + -ing biçimidir. Burada being in olası konumu tanıtır, lots of different places ise bu düşünceyi tamamlar. İfade kesin bir sayısal olasılık vermez.

Alıştırma

Bu cümlede a good probability ne anlama gelir?

  1. Kesin bir sayısal olasılık
  2. Oldukça yüksek veya kayda değer bir olasılık
  3. Ahlaki açıdan iyi bir sonuç
Cevabı göster

Oldukça yüksek veya kayda değer bir olasılık

Wavelength is essential for quantum physics

1:36

Dalga boyu kuantum fiziği için çok önemlidir

because an object's wavelength is related to its momentum, Kalıp ifadeler

1:39

çünkü bir nesnenin dalga boyu momentumuyla ilgilidir,

Kalıp ifadeler

is related to its ...: iki kavramı birbirine bağlamak

Be related to, bir şeyle bağlantılı olmak anlamına gelir. Cümlede is related to dalga boyu ile momentumu birbirine bağlar. Its, cisme gönderme yapan iyelik belirleyicisidir; bu nedenle its momentum, cismin momentumu demektir. Bu ifade bir ilişki olduğunu belirtir, ancak tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez. Kanıtlar nedensellik belirtmeden yalnızca bir bağlantıyı desteklediğinde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi be related to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Sleep quality ____ stress levels.

Cevabı göster

is related to

mass times velocity. Kelime

1:42

yani kütle çarpı hız.

Kelime

mass times velocity: Bir formülde çarpma işlemini okuma

Sözlü okunan mass times velocity formülünde times, “ile çarpılmış” anlamına gelir: mass × velocity. İngilizcede basit bir çarpma işlemi sıkça A times B diye okunur. Burada times çarpma işlemini belirtir; “kez” ya da “çağlar” anlamında değildir.

Alıştırma

Formülü çarpma işlemini belirten tek sözcükle tamamlayın: Force equals mass ____ acceleration.

Cevabı göster

times

A fast-moving object has lots of momentum,

1:44

Hızlı hareket eden bir nesne yüksek bir momentuma sahiptir,

which corresponds to a very short wavelength. Kalıp ifadeler

1:46

bu da çok kısa bir dalga boyuna karşılık gelir.

Kalıp ifadeler

which corresponds to: Bir açıklamayı karşılık gelen öğeyle bağlama

Bu cümlede which, nesnenin yüksek miktardaki momentumuna gönderme yapar. Ardından corresponds to, bu durumu çok kısa bir dalga boyuyla ilişkilendirir. Correspond to bir açıklamayı, değeri veya işareti ona karşılık gelen öğeyle bağlar. Bir ölçüm ile temsil ettiği durum gibi, aynı sistemi anlatan iki farklı gösterim arasında geçiş yaparken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sensör değerini doğal biçimde bir kategoriyle eşleştirir?

  1. The sensor shows a reading of 100, which corresponds to the highest level on this scale.
  2. The sensor shows a reading of 100, which causes the highest level on this scale.
  3. The sensor shows a reading of 100, which replies to the highest level on this scale.
Cevabı göster

The sensor shows a reading of 100, which corresponds to the highest level on this scale.

A heavy object has lots of momentum

1:49

Ağır bir nesne,

even if it's not moving very fast, Dilbilgisi

1:52

çok hızlı hareket etmiyor olsa bile yüksek bir momentuma sahiptir,

which again means a very short wavelength.

1:54

bu da yine çok kısa bir dalga boyu anlamına gelir.

Dilbilgisi

even if ...: sonucu değiştirmeyen bir koşul

even if it's not moving very fast ifadesinde even if, ana sonucu değiştirebilecekmiş gibi görünen bir koşul sunar. Cümle, sonucun yine de geçerli olduğunu söyler: ağır bir cisim yavaş hareket etse de büyük momentuma sahip olabilir. Ana ifade o koşul altında da doğru kalıyorsa even if + yan cümle kullanılır. Bu yapı, sıradan if'in katmadığı, “bu durum sonucu değiştirmez” biçiminde bir karşıtlık anlamı katar.

Alıştırma

Kararın bu koşul altında değişmeyeceğini gösteren iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: We will play outside ____ it rains.

Cevabı göster

even if

This is why we don't notice the wave nature of everyday objects. Anlatım akışı

1:56

İşte bu yüzden gündelik nesnelerin dalga doğasını fark etmeyiz.

Anlatım akışı

This is why: önceki nedeni gösterip sonucu sunmak

This is why, daha önce verilen bir açıklamaya veya nedene işaret eder ve ardından gelen sonucu sunar. Buradaki This, yakındaki tek bir isme değil, gündelik nesnelerin dalga boylarının son derece kısa olmasıyla ilgili önceki akıl yürütmenin tamamına gönderme yapar. Kalıp, This is why + sonuç yan cümlesidir. Bilgiyi önce neden, sonra sonuç sırasıyla düzenler ve bir açıklamayı düzgün biçimde tamamlayabilir.

Alıştırma

Hangi seçenek buzlu yolları neden, okulun geç açılmasını ise sonuç olarak doğru biçimde sunuyor?

  1. The school opened late. This is why the roads were icy.
  2. The roads were icy. This is because the school opened late.
  3. The roads were icy. This is why the school opened late.
Cevabı göster

The roads were icy. This is why the school opened late.

If you toss a baseball up in the air,

2:00

Eğer havaya bir beyzbol topu atarsanız,

its wavelength is a billionth of a trillionth of a trillionth of a meter,

2:02

dalga boyu metrenin milyarda birinin trilyonda birinin trilyonda biri kadardır,

far too tiny to ever detect. Dilbilgisi

2:06

asla tespit edilemeyecek kadar çok küçüktür.

Dilbilgisi

far too ... to ever detect: pratik sınırın çok ötesinde

far too tiny to ever detect ifadesinde too tiny to detect, dalga boyunun aşırı küçüklüğünün onu tespit etmeyi imkânsız kıldığı anlamına gelir. far, too sözcüğünü güçlendirir: derece, uygulanabilir sınırı yalnızca aşmaz, çok ötesine geçer. ever, hiçbir zamanda veya hiçbir denemede tespitin mümkün olmayacağı düşüncesini güçlendirir. detect fiilinin nesnesi bağlamdan anlaşılır: dalga boyu.

Alıştırma

Hangi cümle ipin gerekenden çok daha kısa olduğunu ve bu nedenle balkona ulaşamadığını belirtir?

  1. The rope is far too short to reach the balcony.
  2. The rope is far from the balcony, but it is long enough to reach it.
  3. The rope is short, but it still reaches the balcony.
Cevabı göster

The rope is far too short to reach the balcony.

Small things like atoms or electrons,

2:09

Atomlar veya elektronlar gibi küçük şeyler,

though, Anlatım akışı

2:11

ise,

can have wavelengths big enough to measure in physics experiments. Dilbilgisi

2:12

fizik deneylerinde ölçülebilecek kadar büyük dalga boylarına sahip olabilir.

Anlatım akışı

Karşıtlık belirteci olarak parantez içi though,

Burada though, however veya even so anlamına gelen parantez içi bir karşıtlık belirtecidir. Atomların ve elektronların az önce ele alınan günlük boyuttaki nesnelerden farklı olduğunu, yani dalga boylarının ölçülebileceğini bildirir. Buradaki though bir though yan cümlesi başlatmaz. Sözcük çıkarıldığında cümle dil bilgisi bakımından yine tamdır; virgüller, bu bilginin önceki düşünceyle karşıtlığını yorumlayan bir ara ifade olduğu için though sözcüğünü ayırır.

Alıştırma

Hangi seçenek though sözcüğünü bir though yan cümlesi başlatan bağlaç olarak değil, parantez içi karşıtlık belirteci olarak kullanır?

  1. The first path is short. The second path, though, is safer.
  2. Though the first path is short, the second path is safer.
  3. The first path is short because the second path is safer.
Cevabı göster

The first path is short. The second path, though, is safer.

Dilbilgisi

big enough to measure: adjective + enough + to-infinitive kalıbı

big enough to measure ifadesinde big dereceyi, enough ise bu derecenin gerekli eşiğe ulaştığını gösterir. Kalıp adjective + enough + to-infinitive şeklindedir. big enough to measure, bir şeyin ölçülebilecek kadar büyük olduğu anlamına gelir. Bu cümlede enough, big sözcüğünden sonra gelir. measure fiilinin anlamca nesnesi wavelengths sözcüğüdür: bir kişi bu dalga boylarını fizik deneylerinde ölçebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede adjective + enough + to-infinitive doğru kullanılmıştır?

  1. This password is enough easy to remember.
  2. This password is easy enough to remember.
  3. This password is easy to enough remember.
Cevabı göster

This password is easy enough to remember.

So if we have a pure wave,

2:16

Yani eğer saf bir dalgamız varsa,

we can measure its wavelength and thus its momentum, Anlatım akışı

2:17

dalga boyunu ölçebilir ve bu sayede momentumunu bulabiliriz,

but it has no position.

2:20

ancak bunun bir konumu yoktur.

Anlatım akışı

and thus its momentum: measure fiilini atarak sonucu belirtme

and thus its momentum ifadesinde thus, ikinci isim grubunu ilk ölçümün sonucu olarak gösterir: dalga boyunu bilmek momentumu elde etmemizi sağlar. Açıklama, birbiriyle ilgisiz iki öğe arasında değil, bir adımdan onun sonucuna doğru ilerler. and thus sonrasında measure kullanılmaz, çünkü bu fiil we can measure ifadesinden zaten anlaşılır. Açık biçimi we can measure its wavelength and thus measure its momentum şeklindedir. İngilizcede anlam açık kaldığı sürece sıralı yapılarda tekrarlanan fiil sık sık atılır.

Alıştırma

Hangi cümle ilk sonucun ikinci sonuca yol açtığını göstermek için and thus ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. The calculation gave us the radius and thus the weather forecast.
  2. The calculation gave us the radius and thus the diameter.
  3. The calculation gave us the radius and thus a blue notebook.
Cevabı göster

The calculation gave us the radius and thus the diameter.

We can know a particle's position very well,

2:22

Bir parçacığın konumunu çok iyi bilebiliriz,

but it doesn't have a wavelength,

2:25

fakat onun dalga boyu yoktur,

so we don't know its momentum.

2:26

dolayısıyla momentumunu bilmeyiz.

To get a particle with both position and momentum, Dilbilgisi

2:28

Hem konumu hem de momentumu olan bir parçacık elde etmek için,

Dilbilgisi

with both position and momentum: gerekli iki özelliği ekleme

with both position and momentum ifadesindeki with öbeği particle sözcüğünden sonra gelir ve aranan parçacığın nasıl olması gerektiğini açıklar. Burada with, “kullanarak” değil, “sahip olan” anlamındadır. with both A and B kalıbı, ismin A ve B’ye aynı anda sahip olduğunu anlatır. Both, gerekli iki özelliği eşit biçimde vurgular.

Alıştırma

Cümleyi with both A and B kalıbıyla tamamlayın: The rescue team needs a vehicle with ____ speed ____ stability.

Cevabı göster

both · and

we need to mix the two pictures Deyimler

2:31

dalgaların olduğu bir grafik yapmak üzere

to make a graph that has waves,

2:33

bu iki resmi karıştırmamız gerekir,

but only in a small area.

2:35

ancak bu grafikte dalgalar yalnızca küçük bir alanda bulunmalıdır.

Deyimler

mix the two pictures: kavramsal modelleri birleştirmek

Mix the two pictures burada mecazi bir ifadedir. Parçacık tasviriyle dalga tasvirini birleştirip tek bir grafikte ikisinin de özelliklerini göstermek anlamına gelir; iki gerçek görüntüyü düzenlemek veya fiziksel olarak karıştırmak anlamına gelmez. Soyut bir açıklamada picture, bir şeyi genel olarak anlama biçimini, yani kavramsal bir tasviri veya modeli ifade edebilir. Bu durumda mix, bu düşünme biçimlerinin bazı yönlerini bir araya getirmek demektir.

Alıştırma

Bu cümlede mix the two pictures ne anlama geliyor?

  1. İki gerçek görüntüyü düzenleyip tek görüntü yapmak.
  2. Bir modeli seçip diğerini reddetmek.
  3. Nesneyi anlamanın iki yolunu birleştirmek.
Cevabı göster

Nesneyi anlamanın iki yolunu birleştirmek.

How can we do this? Anlatım akışı

2:37

Bunu nasıl yapabiliriz?

By combining waves with different wavelengths,

2:38

Farklı dalga boylarına sahip dalgaları birleştirerek,

Anlatım akışı

How can we do this? By combining...: Bir yöntemi sunma

How can we do this? bir yöntem sorar. Buradaki this, istenen dalga biçimini küçük bir bölgede oluşturmayı ifade eder. By combining waves with different wavelengths, soruyu By + fiilin -ing biçimiyle yanıtlar ve hedefe nasıl ulaşılacağını gösterir. Bu By öbeği bilinçli olarak kullanılan kısa bir yanıttır; bozuk bir cümle değildir. Bu soru-cevap düzeni, açıklamayı sorundan yönteme açıkça taşır.

Alıştırma

Kısa yanıtı By + reuse fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: How can we reduce waste? ____ these containers.

Cevabı göster

By reusing

which means giving our quantum object some possibility of having different momenta. Anlatım akışı

2:41

bu, kuantum nesnemize farklı momentumlara sahip olma olasılığı vermek demektir.

Anlatım akışı

which means giving...: Bir eylemi anlamına bağlama

which means... içindeki which, hemen yakındaki wavelengths ismine değil, önceki eylemin tamamına, yani farklı dalga boylarındaki dalgaları birleştirmeye gönderme yapar. Ardından bu yan cümle, söz konusu eylemin teorik anlamını açıklar. means'ten sonraki giving..., yorumu belirtir: Kuantum nesnesi farklı momentum değerlerine sahip olabilir. Genel olarak ifade + which means + açıklama yapısı, bir gerçeği veya eylemi onun anlamına ya da sonucuna bağlar.

Alıştırma

Cümleyi which means + get fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The bus leaves at six, ____ up before dawn.

Cevabı göster

which means getting

When we add two waves, Dilbilgisi

2:46

İki dalgayı eklediğimizde,

Dilbilgisi

When we add two waves: genel bir koşul için when kullanımı

Burada When we add two waves, ardından gelen sonucun koşulunu kurar. When, “her gerçekleştiğinde” veya “şu durumda” anlamındadır; zamanı sormaz. Dalga biliminde add, sıradan bir aritmetik işlem yapmak değil, iki dalgayı birleştirmek ya da üst üste bindirmektir. Bilimsel açıklamalarda genel bir süreci anlatmak için sıkça when + geniş zaman kullanılır: koşul her gerçekleştiğinde aynı tür sonuç ortaya çıkar.

Alıştırma

Hangi cümle genel bir bilimsel süreci anlatmak için when + geniş zamanı doğru kullanır?

  1. When metal will get hot, it expands.
  2. When metal gets hot, it expands.
  3. When did metal gets hot, it expands.
Cevabı göster

When metal gets hot, it expands.

we find that there are places where the peaks line up, Öbek fiiller

2:47

tepelerin aynı hizaya geldiği,

making a bigger wave,

2:50

daha büyük bir dalga oluşturan yerler olduğunu,

Öbek fiiller

the peaks line up: uzamsal hizalanma anlamında line up

the peaks line up yan cümlesinde line up, farklı dalgaların tepelerinin aynı konumda bulunması anlamına gelir. Bu hizalanma, tepelerin birleşerek daha büyük bir dalga oluşturmasını sağlar. Line up ifadesinin temel fikri hizalanmadır: konumlar, kenarlar, noktalar veya programlar birbiriyle hizalanabilir. İnsanların sıra oluşturmasını da anlatabilir, ancak buradaki anlamı bu değildir.

Alıştırma

“The two holes line up,” cümlesinde line up ne anlama gelir?

  1. Delikler hizalanmış konumlardadır.
  2. Delikler sıralarını bekliyor.
  3. Delikler aynı renktedir.
Cevabı göster

Delikler hizalanmış konumlardadır.

and other places where the peaks of one fill in the valleys of the other. Kalıp ifadeler

2:51

ve birinin tepelerinin diğerinin çukurlarını doldurduğu başka yerler olduğunu buluruz.

Kalıp ifadeler

fill in the valleys: alçak kısımları doldurmak

Bu cümlede fill in, “alçak veya boş bir alanı doldurup düzleştirmek” anlamındadır. Bir dalganın tepelerinin diğer dalganın çukurlarına oturarak yüksek ve alçak noktalar arasındaki farkı azaltması anlatılır. Anlamı nesne belirler: fill in a gap, hole, or valley, eksik olanı eklemek veya boş bir alanı doldurmak demektir. Burada bir formu doldurmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede fill in, fill in the valleys ile aynı mekânsal anlamda kullanılmıştır?

  1. The coach cancels the practice.
  2. The clerk fills out the form at the desk.
  3. The sealant fills in the cracks around the window.
Cevabı göster

The sealant fills in the cracks around the window.

The result has regions where we see waves separated by regions of nothing at all.

2:55

Bunun sonucunda, tamamen boşluk bölgeleriyle ayrılmış dalgalar gördüğümüz bölgeler ortaya çıkar.

If we add a third wave,

3:00

Üçüncü bir dalga eklersek,

the regions where the waves cancel out get bigger. Öbek fiiller

3:02

dalgaların birbirini yok ettiği bölgeler daha da büyür.

Öbek fiiller

waves cancel out: etkiler sıfıra iner

Cancel out, iki veya daha fazla zıt etkinin birleşerek toplam etkiyi azaltması ya da ortadan kaldırması demektir. Burada dalgalar belirli bölgelerde zıt etkilere sahiptir; bu nedenle birleşik dalga küçülür veya sıfıra iner. out parçacığı sonucu vurgular: etkiler birbirini ortadan kaldırır. Bu ifade dalgalar, sesler, kuvvetler, sayılar, avantajlar ve dezavantajlarla sık kullanılır; birinin planlanmış bir etkinliği iptal ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cancel out ifadesini doğru biçimde kullanın: These two equal and opposite forces ____.

Cevabı göster

cancel out

A fourth and they get bigger still, Dilbilgisi

3:05

Dördüncüyü eklersek daha da büyürler,

Dilbilgisi

A fourth and they get bigger still: bir sıralamada eksiltme

A fourth, bir sıralamadaki eksiltili bir adımı ifade eder. Önceki bağlamdan eylem ve isim anlaşıldığı için burada Add a fourth wave anlamına gelir. Tekrarlanan sözcükleri çıkarmak, sözlü anlatımı hızlı ve akıcı tutar. Sondaki bigger still, even bigger, yani “daha da büyük” anlamına gelir. Burada still karşılaştırmayı güçlendirir ve eğilimin sürdüğünü gösterir; “hareketsiz” anlamına gelmez.

Alıştırma

Eksiltilen bilgiyi ve cümle sonundaki still sözcüğünün anlamını en iyi hangi tam cümle verir?

  1. Watch the fourth wave, and they stop changing.
  2. Add a fourth wave, and they get even bigger.
  3. Remove the fourth wave, and they stay the same size.
Cevabı göster

Add a fourth wave, and they get even bigger.

with the wavier regions becoming narrower. Dilbilgisi

3:07

dalgalı kısımlar ise daha dar hale gelir.

Dilbilgisi

with the wavier regions becoming narrower: eşlik eden bir değişim

Kalıp with + isim öbeği + -ing şeklindedir: with the wavier regions becoming narrower. Ana sürece eşlik eden veya onun sonucunda ortaya çıkan bir durumu ekler. Burada the wavier regions isim öbeği becoming fiilinin öznesidir; narrower ise yeni durumu belirtir. Bu with yan cümlesi ek bilgi verir, bu nedenle normalde kendisinden önce gelen bir ana cümleye bağlıdır. Burada with, “bir araç kullanarak” anlamına gelmez; becoming, daha dar olma durumuna doğru bir değişimi gösterir.

Alıştırma

Parantez içindeki bütün sözcükleri ve with + isim + -ing kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The day grew warmer, ____. (with / the snow / become / softer)

Cevabı göster

with the snow becoming softer

If we keep adding waves, Kalıp ifadeler

3:09

Dalgalar eklemeye devam edersek,

we can make a wave packet with a clear wavelength in one small region. Kelime

3:11

küçük bir bölgede net bir dalga boyuna sahip bir dalga paketi oluşturabiliriz.

Kalıp ifadeler

keep adding waves: süren eylemler için keep + -ing

keep adding waves ifadesinde keep + fiilin -ing biçimi, eylemi sürdürmek veya tekrarlamak anlamına gelir. Adding, keep sonrasında kullanılan -ing biçimidir; bu nedenle dalgalar tek bir adımda değil, zaman içinde eklenir. Burada keep, «elde tutmak» anlamına gelmez. Keep sonrasında bir -ing biçimi geldiğinde, bir etkinliğin devam ettiğini belirtir. Aynı yapı alışkanlıkları, bir deneyde tekrarlanan adımları ve aşamalı süreçleri anlatabilir.

Alıştırma

Yönergeyi keep ve add fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The chart is still unclear, so ____ data until the pattern is easy to see.

Cevabı göster

keep adding

That's a quantum object with both wave and particle nature.

3:16

İşte bu, hem dalga hem de parçacık doğasına sahip bir kuantum nesnesidir.

Kelime

wave packet: tek bir bölgede yerelleşmiş dalga biçimi

Wave packet, birkaç dalganın birleştirilmesiyle oluşan ve ortaya çıkan dalga biçiminin uzayın sınırlı bir bölgesinde yoğunlaştığı yapıyı anlatan bir fizik terimidir. Bu cümlede wave packet, dalgaların oluşturduğu yerelleşmiş kuantum nesnesini adlandırır. Buradaki packet gerçek bir torba veya paket anlamına gelmez. Terim, düşüncenin iki yönünü birbirine bağlar: dalga paketi dalga boyu gibi dalga özelliklerine sahiptir, ancak bir bölgede yoğunlaşması onu parçacık benzeri de yapar. Konumu tek ve kesin bir noktada sabit olmak yerine bir bölgeye yayılmıştır.

Alıştırma

Bu fizik bağlamında wave packet ne anlama gelir?

  1. Hiçbir dalga özelliği taşımayan tek bir noktasal parçacık
  2. Dalgaları içinde tutmak için kullanılan fiziksel bir kap
  3. Dalgaların birleşmesiyle oluşan ve sınırlı bir bölgede yoğunlaşan bir dalga biçimi
Cevabı göster

Dalgaların birleşmesiyle oluşan ve sınırlı bir bölgede yoğunlaşan bir dalga biçimi

But to accomplish this, Anlatım akışı

3:20

Ancak bunu başarmak için,

we had to lose certainty about both position and momentum. Kalıp ifadeler

3:21

hem konum hem de momentum hakkındaki kesinliği kaybetmemiz gerekti.

Anlatım akışı

But to accomplish this: bir hedefe ulaşmanın bedelini ifade etme

But, anlatımı sonuç ya da hedeften bir sınırlamaya veya bedele çevirir. Önce söyleneni geçersiz kılmaz. To accomplish this amaç bildiren bir mastar öbeğidir: this daha önce sözü edilen hedefe gönderme yapar; ana cümle ise o hedefe ulaşmak için neyin gerekli olduğunu açıklar. Bu kalıp düşünceyi “önce hedef, sonra gerekli ödün” şeklinde düzenler.

Alıştırma

Hedeften o hedefe ulaşmanın bedeline geçmek için But to accomplish this ifadesini en doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. But this goal is impossible, so no cost is involved.
  2. To accomplish this, but we must accept a higher cost.
  3. But to accomplish this, we must accept a higher cost.
Cevabı göster

But to accomplish this, we must accept a higher cost.

Kalıp ifadeler

had to lose certainty about: kaçınılmaz bir kesinlik kaybı

Had to geçmişteki bir zorunluluğu belirtir. Burada kesinliğin azalması, hedefe ulaşmanın kaçınılmaz bir koşuluydu. Lose certainty about, “bir şeyden daha az emin hâle gelmek” demektir. Lose fiziksel bir nesneyi kaybetmeyi değil, soyut bir durumun zayıflamasını anlatır. About artık kesin olarak bilinemeyen şeyi tanıtır; burada hem position hem de momentum buna dâhildir.

Alıştırma

Gizliliği korumanın bedeli olarak kesinliğin zorunlu biçimde azalmasını doğal şekilde anlatan cümle hangisidir?

  1. To protect privacy, we had to lose certainty each person's exact location.
  2. To protect privacy, we had to lose certainty about each person's exact location.
  3. To protect privacy, we had to lose each person's exact location about certainty.
Cevabı göster

To protect privacy, we had to lose certainty about each person's exact location.

The position isn't restricted to a single point. Kalıp ifadeler

3:25

Konum tek bir noktayla sınırlı değildir.

Kalıp ifadeler

isn't restricted to a single point: tek bir noktayla sınırlı olmamak

Be restricted to + isim öbeği, “o kapsam, grup, yer veya koşulla sınırlı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede a single point, tek sınır olduğu reddedilen olası konumu belirtir. Olumsuz isn't restricted to biçimi, konumun yalnızca kesin bir noktaya hapsolmadığını anlatır. Bu ifade tek başına konumun kesinlikle her yerde olabileceği anlamına gelmez. Buradaki to, sınırı tanıtan bir edattır; mastar işareti değildir.

Alıştırma

Cümleyi restrict fiilinin doğru biçimi ve edatıyla tamamlayın: Entry is ____ ticket holders.

Cevabı göster

restricted to

There's a good probability of finding it within some range of the center of the wave packet. Kalıp ifadeler

3:28

Onu dalga paketinin merkezinin belirli bir aralığında bulma olasılığı yüksektir.

Kalıp ifadeler

within some range of the center: merkezin çevresindeki belirli bir aralıkta

Within some range of the center, merkezin çevresinde ölçülen bir alanın içinde bir yerde olmak anlamına gelir. Within bir dış sınır belirtir; nesneyi tam olarak merkeze yerleştirmez. Some range, bu alanın büyüklüğünü belirtmeden bırakır. İfade, konum kesin değil de olası veya yaklaşık olduğunda kullanışlıdır; ölçülü bir biçim within five meters of the center olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle dronun işaret noktasından en fazla on metre uzaktaki bir alanın herhangi bir yerinde olabileceğini söyler?

  1. The drone must be exactly at the marker.
  2. The drone may be within ten meters of the marker.
  3. The drone must stay more than ten meters from the marker.
Cevabı göster

The drone may be within ten meters of the marker.

And we made the wave packet by adding lots of waves,

3:32

Ve dalga paketini çok sayıda dalga ekleyerek oluşturduk,

which means there's some probability of finding it with a momentum corresponding to any one of those. Kalıp ifadeler

3:35

bu da onu bunlardan herhangi birine karşılık gelen bir momentumda bulma olasılığımız olduğu anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

corresponding to any one of those: önceki gruptaki herhangi bir öğeye karşılık gelen

Corresponding to, bir ismi eşleştiği veya ilişkili olduğu şeye bağlar. Burada momentum sözcüğünü niteler: momentum, daha önce bahsedilen dalgaların temsil ettiği olasılıklardan biriyle eşleşir. Any one of those, daha önce belirtilen kümenin herhangi bir tek üyesi demektir. Those, ilgisiz bir nesneye değil, önceki dalgalara ve onların olası momentumlarına gönderme yapar.

Alıştırma

Sistemin daha önce belirtilen gruptaki herhangi bir tek uyarıyla bağlantılı bir simge gösterebileceğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The system may show a symbol corresponding to all of those warnings.
  2. The system may show a symbol corresponding to any one of those warnings.
  3. The system may show any symbol unrelated to those warnings.
Cevabı göster

The system may show a symbol corresponding to any one of those warnings.

Both position and momentum are now uncertain, Dilbilgisi

3:41

Artık hem konum hem de momentum belirsizdir,

Dilbilgisi

Both A and B are now uncertain: A ve B'nin ikisi de artık belirsiz

Both A and B, tam olarak iki öğeyi birbirine bağlar ve aynı yargının her ikisi için de geçerli olduğunu belirtir. Bu cümlede position ve momentum birleşik özne oluşturduğu için çoğul are fiili onlarla uyumludur. Now, açıklamanın bu aşamasında ulaşılan sonucu gösterir: önceki akıl yürütmeden sonra iki büyüklük de belirsizdir. Yalnızca saat bakımından şimdiki zamanı belirtmez.

Alıştırma

Yargının iki özellik için de geçerli olduğunu gösteren ikili yapıyı tamamlayın: ____ accuracy ____ speed are important.

Cevabı göster

Both · and

and the uncertainties are connected. Kalıp ifadeler

3:44

ve bu belirsizlikler birbiriyle bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

uncertainties are connected: soyut bir ilişki

Bu cümlede çoğul uncertainties ismi, konum belirsizliği ile momentum belirsizliğini ifade eder. Are connected, ikisinin ilişkili olduğu anlamına gelir; bu bağlamda konum belirsizliğini azaltmak momentum belirsizliğini büyütür. Connected yalnızca fiziksel bir bağlantıyı değil, soyut bir ilişkiyi de anlatabilir. Burada iki nesnenin birbirine bağlanması anlamına gelmez.

Alıştırma

connected sözcüğünün soyut bir ilişkiyi anlattığı cümleyi seçin.

  1. The two risks disappeared at the same time.
  2. The two devices are connected by a cable.
  3. The two risks are connected, so changing one may affect the other.
Cevabı göster

The two risks are connected, so changing one may affect the other.

If you want to reduce the position uncertainty Dilbilgisi

3:46

Eğer konum belirsizliğini azaltmak istiyorsanız,

by making a smaller wave packet,

3:49

daha küçük bir dalga paketi oluşturarak

you need to add more waves,

3:50

daha fazla dalga eklemeniz gerekir,

which means a bigger momentum uncertainty. Anlatım akışı

3:52

bu da daha büyük bir momentum belirsizliği anlamına gelir.

Dilbilgisi

If you want to reduce ..., you need to add more ...: hedef ve gerekli eylem

If you want to ..., you need to ... kalıbı, bir hedefi o hedefe ulaşmak için gerekli olan eylemle bağlar. if bulunan bölüm hedefi, need to bulunan ana bölüm ise gerekli adımı belirtir. Bu cümlede by making a smaller wave packet, konum belirsizliğini azaltmak için kullanılan yöntemi açıklar. you zamiri geneldir: belirli bir kişiyi değil, bunu yapmaya çalışan herkesi ifade eder.

Alıştırma

Bu dersteki hedef ve gerekli eylem kalıbını tam olarak tamamlayın: ____ you want to save time, you ____ plan ahead.

Cevabı göster

If · need to

Anlatım akışı

which means a bigger momentum uncertainty: bir sonucu gösterme

Bu cümlede which, önceki durumun tamamına, yani dalga paketini küçültmek için daha fazla dalga ekleme gerekliliğine gönderme yapar. Yalnızca waves adına gönderme yapmaz. Virgülden sonra gelen which means ... yapısı, açıklamayı bir eylem veya koşuldan onun sonucuna taşır. Burada ödünleşimi gösterir: konum belirsizliğini azaltmak, momentum belirsizliğinin artmasına yol açar.

Alıştırma

Örnekte which means içindeki which neye gönderme yapıyor?

  1. Daha fazla dalga ekleme gerekliliğinin oluşturduğu durumun tamamı
  2. Yalnızca waves adı
  3. Yalnızca wave packet adı
Cevabı göster

Daha fazla dalga ekleme gerekliliğinin oluşturduğu durumun tamamı

If you want to know the momentum better, Dilbilgisi

3:54

Momentumu daha iyi bilmek istiyorsanız,

you need a bigger wave packet,

3:56

daha büyük bir dalga paketine ihtiyacınız vardır,

which means a bigger position uncertainty. Anlatım akışı

3:58

bu da daha büyük bir konum belirsizliği demektir.

Dilbilgisi

If you want to know the momentum better, you need ...: gerekli bir koşulu belirtme

if yan cümlesi hedefi belirtir: momentumu daha doğru bilmek. Ana cümle daha sonra bu hedef için gerekeni söyler: daha büyük bir dalga paketi. If you want to ..., you need ... kalıbı bilgiyi önce hedef, ardından gereklilik gelecek şekilde düzenler. Burada better, know fiilini niteler ve daha doğru ya da daha az belirsizlikle bilmek anlamına gelir. Momentumun kendisini iyi veya kötü olarak değerlendirmez. Bu açıklamada kalıp, ödünleşimin diğer yönünü sunar.

Alıştırma

If you want to ..., you need ... kalıbını tamamlayın: If you ____ to hear the speaker clearly, you ____ a seat near the front.

Cevabı göster

want · need

Anlatım akışı

which means a bigger position uncertainty: bir sonucu ifade etme

Burada which means, daha büyük bir dalga paketine ihtiyaç duymanın sonucunu belirtir: konumla ilgili belirsizlik artar. Bu kullanımda means, “tanımını verir” değil, “şu sonuca yol açar” anlamındadır. Which ile başlayan yan cümle, virgülden önceki düşüncenin tamamı hakkında yorum yapar ve açıklamayı onun sonucuna taşır. Bu yapı bilgiyi “ifade, which means sonuç” biçiminde düzenler.

Alıştırma

Yeni cümleyi, derste geçen ve bir sonucu ifade eden iki kelimelik bağlayıcı ifadeyle tamamlayın: The road is closed, ____ we need another route.

Cevabı göster

which means

That's the Heisenberg uncertainty principle,

4:01

Bu Heisenberg belirsizlik ilkesidir,

first stated by German physicist Werner Heisenberg Dilbilgisi

4:03

ilk olarak Alman fizikçi Werner Heisenberg tarafından

back in 1927.

4:06

1927'de ifade edilmiştir.

Dilbilgisi

first stated by German physicist Werner Heisenberg: kısaltılmış edilgen yan cümle

First stated by German physicist Werner Heisenberg, Heisenberg belirsizlik ilkesini ilk kez resmî olarak kimin ifade ettiğini ekleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Edilgen anlam taşır ve which was first stated by German physicist Werner Heisenberg biçiminde genişletilebilir. Burada stated, state fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve “resmî olarak ifade etmek veya formüle etmek” anlamına gelir. Öbek ilkeyi niteler; Werner Heisenberg'i ana cümlenin öznesi yapmaz.

Alıştırma

Yeni cümleyi, derste geçen ve “ilk kez resmî olarak ... tarafından ifade edilen” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The guideline, ____ Dr. Lee in 2015, is still cited today.

Cevabı göster

first stated by

This uncertainty isn't a matter of measuring well or badly, Dilbilgisi

4:08

Bu belirsizlik, iyi veya kötü ölçüm yapmakla ilgili bir mesele değil,

but an inevitable result

4:12

parçacık ve dalga doğasını birleştirmenin

of combining particle and wave nature.

4:14

kaçınılmaz bir sonucudur.

Dilbilgisi

isn't a matter of ..., but an inevitable result of ...: bir açıklamayı reddedip değiştirmek

isn't A, but B kalıbı birbiriyle bağlantılı iki iş yapar: A'yı doğru açıklama olarak reddeder ve onun yerine B'yi koyar. Burada belirsizliğin ölçümün iyi veya kötü yapılmasından kaynaklandığı açıklaması reddedilir; onun yerine belirsizlik, parçacık ve dalga doğasının birleşmesinin kaçınılmaz sonucu olarak sunulur. A matter of, bir şey tarafından belirlenen veya bir şeyle ilgili olan konu anlamına gelir. Bu kalıpta but yalnızca bilgi eklemez, önceki açıklamayı düzeltir. B, dinleyicinin benimsemesi istenen açıklamadır.

Alıştırma

Hangi cümle isn't A, but B yapısını kullanarak bir açıklamayı reddedip yerine başka bir açıklama koyuyor?

  1. The error isn't just a matter of carelessness; it's also a result of faulty data.
  2. The error isn't a matter of carelessness, but a result of faulty data.
  3. The error is a matter of carelessness, but the data made it worse.
Cevabı göster

The error isn't a matter of carelessness, but a result of faulty data.

The uncertainty principle isn't just a practical limit on measurement, Dilbilgisi

4:16

Belirsizlik ilkesi ölçüm konusunda yalnızca pratik bir sınır değildir,

it's a limit on what properties an object can have,

4:20

bir nesnenin sahip olabileceği özellikler üzerine bir sınırdır,

Dilbilgisi

isn't just a practical limit ..., it's a limit ...: dar bir görüşten daha derin bir iddiaya geçmek

isn't just A; it's B kalıbı, A'nın mutlaka yanlış olmadığını ancak fazla sınırlı kaldığını anlatır. Burada ölçüm üzerindeki pratik sınır daha dar görüştür; bir nesnenin hangi özelliklere sahip olabileceğine ilişkin sınır ise daha derin iddiadır. Yalnızca anlamındaki just sözcüğünü olumsuz yapmak, dinleyicinin anlayışını genişletir. İkinci cümlecik yalnızca eşit önemde başka bir gerçek eklemez; konuşmacının vurgulamak istediği asıl noktayı verir.

Alıştırma

Cümleyi isn't just about A; it's about B kalıbıyla tamamlayın: The checklist ____ saving time; ____ preventing serious errors.

Cevabı göster

isn't just about · it's about

built into the fundamental structure of the universe itself. Deyimler

4:24

ve evrenin temel yapısının bizzat içine yerleştirilmiştir.

Deyimler

built into the fundamental structure: yapının özündeki bir özellik

Burada built into fiziksel bir inşa sürecini anlatmaz. Bir özelliğin bir şeyin doğasında bulunan veya onun ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına gelir. Cümle, söz konusu sınırlamanın çıkarılabilir bir ek değil, evrenin en temel yapısına ait olduğunu söyler. be built into + isim kalıbı; bir sistem, tasarım, kural veya süreçle bütünleşmiş özellikleri ya da sınırları anlatabilir. Fundamental structure ve universe itself ifadeleri iddiayı güçlendirir: bu özellik sonradan ortaya çıkan teknik bir kusur değil, yapının özünde bulunan bir niteliktir.

Alıştırma

“Sürecin ayrılmaz bir parçası hâline getirilmiş” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Safety checks should be ____ the process from day one.

Cevabı göster

built into