Peppa Pig, Kuzeni Bebek Alexander'a Bakıcılık Yapıyor: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
460 kelime 123 kel/dk

Video özeti: Peppa’nın bebek kuzeni Alexander, ailesiyle birlikte ziyarete gelir. Peppa onun beslenmesine ve oyalanmasına yardım eder, defalarca konuşmasını teşvik eder ve Alexander, onun çamurlu bir su birikintisinde zıpladığını gördükten sonra ilk kelimesini söyleyince çok sevinir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. are coming to visit today. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Şimdiki zamanın önceden ayarlanmış yakın bir ziyareti anlatabileceğini kavrayın; beklenen misafirlerden veya programlanmış başka kişisel planlardan söz ederken bu kalıbı kullanın. 2. You have a go, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu yaygın Britanya İngilizcesi ifadesinin birini dostça denemeye teşvik ettiğini fark edin ve görevi ya da sırayı başkasına verirken veya kendi başına denemesini isterken have a go ifadesini kullanın. 3. has said his first word. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect yapısının yeni ulaşılan bir dönüm noktasını şu an açısından önemli bir sonuç olarak nasıl sunduğunu görün; sonucu hâlâ geçerli olan yakın tarihli bir başarıyı veya değişimi bildirirken bu yapıyı kullanın.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:04

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George. Kalıp ifadeler

0:06

Bu benim küçük kardeşim George.

Kalıp ifadeler

my little brother: daha küçük bir erkek kardeş

“My little brother”, sizden daha küçük bir erkek kardeşi tanıtmak için kullanılan doğal bir isim öbeğidir. “My” konuşan kişiyle ilişkiyi gösterir, “little” onun aile içinde daha küçük olduğunu belirtir ve “brother” aile ilişkisini adlandırır. Burada “little” genellikle fiziksel boyutu anlatmaz. “My little brother” ifadesini yararlı bir kalıp olarak öğrenin; sonra gerektiğinde “her little sister” örneğindeki gibi iyelik bildiren sözcüğü veya aile sözcüğünü değiştirin.

Alıştırma

Küçük erkek kardeşinizi en doğal biçimde hangi cümle tanıtır?

  1. This is my small brother, Sam.
  2. This is my little brother, Sam.
  3. This is my short brother, Sam.
Cevabı göster

This is my little brother, Sam.

This is Mummy Pig.

0:09

Bu Anne Domuz.

And this is Daddy Pig.

0:11

Ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig

0:15

Peppa Pig.

Baby Alexander

0:19

Bebek Alexander.

Peppa and George's cousins are coming to visit today. Dilbilgisi

0:21

Peppa ve George'un kuzenleri bugün ziyarete geliyor.

Dilbilgisi

are coming to visit today: planlanmış yakın gelecek ziyareti

“Are coming to visit today”, “are + coming” yapısıyla present continuous kullanır. Burada bugün için planlanmış bir ziyareti anlatır; eylemin konuşma anında gerçekleştiği anlamına gelmek zorunda değildir. Özne + be + fiil-ing kalıbı, yakın gelecekteki belirli bir planı kesinleşmiş olarak sunabilir. “Today” gibi gelecek zaman bildiren bir ifade veya açık bir bağlam, eylemin planlanmış olduğunu gösterir.

Alıştırma

Önceden ayarlanmış gelecek ziyareti, “come to visit” ifadesini present continuous yaparak tamamlayın: My aunt ____ us tomorrow.

Cevabı göster

is coming to visit

Mummy, how long before Cousin Chloe is here? Dilbilgisi

0:25

Anne, Kuzen Chloe'nin gelmesine daha ne kadar var?

Dilbilgisi

how long before...: ne kadar süre kaldığını sormak

How long before + bir olayı anlatan yan cümle, şu andan olay gerçekleşene kadar ne kadar süre kaldığını sorar. Bu cümlede Cousin Chloe is here, kuzen Chloe'nin gelip burada olması anlamına gelir; yani konuşan kişi onun gelişine kadar ne kadar bekleneceğini sorar. Bu soru, gerçekleşmesi beklenen bir olaya dönüktür. Geçmişteki bir olayın üzerinden ne kadar zaman geçtiğini sormaz.

Alıştırma

Soruyu hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the bus arrives?

Cevabı göster

How long before

Not long now, Peppa. Kalıp ifadeler

0:29

Çok kalmadı Peppa.

Kalıp ifadeler

Not long now: bekleyişin bitmek üzere olduğunu söylemek

Not long now, geriye yalnızca kısa bir bekleme süresi kaldığını anlatan kısa bir konuşma dilindeki yanıttır. Beklenen olayın yakında gerçekleşeceğini söyleyerek karşıdaki kişiyi rahatlatır. It won't be long now ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Long, kalan bekleme süresinin uzunluğunu belirtirken now olayın ne kadar yaklaştığına dikkat çeker.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "Will the food be ready soon?" diye soruyor. Birkaç dakika içinde hazır olacağını düşünüyorsunuz. En doğal ve rahatlatıcı yanıtı seçin.

  1. Not for long.
  2. Not long now.
  3. It wasn't long.
Cevabı göster

Not long now.

Baby Alexander is coming too, remember?

0:30

Bebek Alexander da geliyor, hatırladın mı?

Oh, babies cry all the time. Kalıp ifadeler

0:33

Oh, bebekler sürekli ağlar.

Kalıp ifadeler

all the time: çok sık tekrarlanma

Burada all the time, çok sık veya tekrar tekrar anlamına gelir. Peppa, bebeklerin ne sıklıkta ağladığı konusunda genel ve biraz abartılı bir ifade kullanıyor; bu, bebeklerin her saniye ağladığı anlamına gelmez. Bu sıklık ifadesi genellikle babies cry all the time örneğinde olduğu gibi fiil grubundan sonra gelir. Aynı kalıp, tekrarlanan bir alışkanlığı veya sorunu da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “çok sık” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: My brother loses his keys ____.

Cevabı göster

all the time

They're so noisy.

0:36

Çok gürültücüler.

I'm sure Baby Alexander won't be that noisy. Ton ve niyet

0:38

Bebek Alexander'ın o kadar gürültücü olmayacağına eminim.

Ton ve niyet

I'm sure: rahatlatıcı ve emin bir değerlendirme

Bu cümlede I'm sure, konuşanın bebeğin o kadar gürültücü olmayacağına dair güçlü inancını ifade eder. Aynı zamanda endişeli kişiyi rahatlatır; bu nedenle kanıt sunmaktan çok nazik bir güvence işlevi görür. I'm sure + özne + fiil kalıbını I'm sure you'll be fine örneğindeki gibi tam bir yan cümle başlatmak için kullanın. İnanç güçlüdür, ancak yine de konuşanın değerlendirmesidir.

Alıştırma

Bir arkadaş iş görüşmesi konusunda endişeli. Hangi yanıt nazik ve kendinden emin bir güvence verir?

  1. I think you might do well.
  2. I'm sure you'll do well.
  3. I hope you'll do well.
Cevabı göster

I'm sure you'll do well.

What's that sound?

0:44

O ses de ne?

Is it a car alarm?

0:45

Araba alarmı mı?

Is it a fire engine?

0:47

İtfaiye aracı mı?

No, it's Baby Alexander.

0:50

Hayır, o Bebek Alexander.

Hello Peppa.

0:54

Merhaba Peppa.

Hello George.

0:55

Merhaba George.

Hello Cousin Chloe.

0:57

Merhaba Kuzen Chloe.

Hey, hello everyone.

0:59

Hey, herkese merhaba.

Hello Uncle Pig.

1:00

Merhaba Amca Domuz.

Hello.

1:02

Merhaba.

Hello Auntie Pig.

1:03

Merhaba Yenge Domuz.

You remember Baby Alexander, don't you Peppa? Ton ve niyet

1:04

Bebek Alexander'ı hatırlıyorsun, değil mi Peppa?

Ton ve niyet

don't you: soru takısıyla olumlu bir ifadeyi doğrulatma

Don't you, olumlu You remember Baby Alexander cümlesine eklenen olumsuz bir soru takısıdır. Peppa'dan, konuşanın doğru olmasını beklediği bir şeyi doğrulamasını ister: Bebek Alexander'ı hatırladığını. You remember... gibi olumlu bir simple present cümlesinden sonra buna uygun olumsuz soru takısı don't you? olur. Takıdaki yardımcı fiil ve zamir ana cümleyle eşleşmelidir. Burada “değil mi?” işlevindedir; bağımsız ve yeni bir soru değildir.

Alıştırma

Uygun olumsuz soru takısını tamamlayın: You know our neighbour, ____?

Cevabı göster

don't you

Yes.

1:08

Evet.

Are you staying for a few days? Kalıp ifadeler

1:14

Birkaç gün mü kalacaksınız?

Kalıp ifadeler

staying for a few days: stay + for + süre

Staying for a few days, bir yerde birkaç gün kalmak demektir. Are you staying...? cümlesinde present continuous, geçici bir ziyaret veya plan hakkında soru sormak için kullanılır. Yaygın bir kalıp stay + for + süredir: stay for two nights, stay for a week. Buradaki for, amacı değil kalışın ne kadar sürdüğünü, yani süreyi belirtir.

Alıştırma

Süreyi belirten edatla cümleyi tamamlayın: We're staying ____ three nights.

Cevabı göster

for

No, this is what Alexander needs for just one day.

1:16

Hayır, bunlar Alexander'ın sadece bir gün için ihtiyaç duyduğu şeyler.

Can't go anywhere without all these baby things. Dilbilgisi

1:20

Bütün bu bebek eşyaları olmadan hiçbir yere gidilmiyor.

Dilbilgisi

Can't go anywhere without...: öznesi düşürülmüş güçlü bağımlılık ifadesi

Can't go anywhere without..., without sözcüğünden sonra belirtilen şey eksik olduğunda dışarı çıkmanın veya bir yere gitmenin imkânsız olduğunu anlatır. Can't ve anywhere birlikte tam bir olumsuzluk kurar: gidilebilecek hiçbir yer yoktur. Bu samimi konuşma cümlesinde özne, bağlamdan açıkça anlaşıldığı için söylenmemiştir. Eksik özne we veya you olarak anlaşılabilir. Tam biçimi We can't go anywhere without all these baby things. olabilir.

Alıştırma

Evden her çıktığınızda gözlüğünüz mutlaka gerekli. Güçlü bağımlılık kalıbıyla cümleyi tamamlayın: I ____ my glasses.

Cevabı göster

can't go anywhere without

Oh.

1:23

Oh.

Hello Baby Alexander.

1:24

Merhaba Bebek Alexander.

He can't talk, Peppa.

1:26

O konuşamaz Peppa.

If he can't talk, then how do you know what he wants? Dilbilgisi

1:29

Eğer konuşamıyorsa, ne istediğini nasıl biliyorsunuz?

Dilbilgisi

If he can't talk, then...: bir koşulu çıkarıma bağlamak

If he can't talk bir koşul ortaya koyar. Then ise bu koşuldan mantıksal olarak doğan soruya işaret eder: koşul doğruysa onun ne istediğini nasıl bilebilirsin? Burada then, zaman sırasındaki “ondan sonra” değil, “o hâlde” veya “bu durumda” anlamındadır. If..., then... yapısı, özellikle görünürdeki bir sorunu birinden açıklamasını isterken akıl yürütme bağını açıkça gösterir. Günlük İngilizcede then çoğu zaman atılabilir, ancak kullanılması bağlantıyı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede then, if ile verilen koşuldan mantıksal olarak doğan bir soruyu başlatır?

  1. We packed our bags, and then we called a taxi.
  2. If the road is flooded, then how will the bus get through?
  3. If the road is flooded, we may need another route.
Cevabı göster

If the road is flooded, then how will the bus get through?

We guess.

1:33

Tahmin ediyoruz.

I'm guessing he's hungry. Ton ve niyet

1:35

Tahminimce karnı aç.

Ton ve niyet

I'm guessing: kesin olmayan bir çıkarımı belirtmek

Burada I'm guessing, kesin bilgiye değil ipuçlarına dayanan bir sonucu ifade eder. Konuşan kişi, gözlemlediği durumu büyük olasılıkla açlığın açıkladığını düşünür; ancak bu çıkarımın yanlış olabileceğini de kabul eder. I'm guessing kullanmak, ardından gelen ifadenin kesinlik derecesini düşürür. Bir görüşü doğrudan gerçek olarak sunmaktan daha yumuşak duyulmasını sağlar; burada bir tahmin oyunu oynamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Takvimdeki bir notun yalnızca bir bölümünü gördünüz. Hangi cümle toplantı saatini kesin olmayan bir çıkarım olarak sunar?

  1. Does the meeting start at nine?
  2. I'm guessing the meeting starts at nine.
  3. I know the meeting starts at nine.
Cevabı göster

I'm guessing the meeting starts at nine.

Peppa, would you like to help feed Alexander? Ton ve niyet

1:38

Peppa, Alexander'ı beslemeye yardım etmek ister misin?

Ton ve niyet

would you like to help + fiilin yalın biçimi

Would you like to help...? birini bir işe katılmaya kibarca davet etmenin bir yoludur. Kişinin yardım etmeye istekli olup olmadığını sorar ve bir emir gibi duyulmak yerine kabul ya da ret için alan bırakır. Buradaki kalıp Would you like to help + fiilin yalın biçimidir: help feed. help sözcüğünden sonra gelen fiil, help feed örneğindeki gibi to olmadan kullanılabilir; help to feed de dil bilgisi açısından doğrudur.

Alıştırma

Would you like...? ve help kullanarak kibar daveti tamamlayın: ____ carry these boxes?

Cevabı göster

Would you like to help

Yes, please.

1:41

Evet, lütfen.

It is lunchtime for Baby Alexander.

1:45

Bebek Alexander için öğle yemeği vakti.

Cousin Peppa is going to feed you today, Alexander. Dilbilgisi

1:47

Kuzen Peppa bugün seni besleyecek Alexander.

Dilbilgisi

is going to feed: planlanmış bir gelecek eylemi

is going to feed ifadesinde is going to, fiilin yalın hâli olan feed ile birlikte besleme eylemini planlanmış veya gerçekleşmesi beklenen bir gelecek eylemi olarak sunar. Bu cümlede besleme işi bugün daha sonra gerçekleşecektir. Yapı özne + am/is/are going to + fiilin yalın hâlidir. Buradaki going bir yere hareket etmeyi anlatmaz; to gelecek zaman yapısının bir parçasıdır. Bu yüzden feed, feeds veya feeding biçimine dönüşmez.

Alıştırma

Planlanmış gelecek eylemini be going to ve parantezdeki fiille tamamlayın: Mia ____ dinner tonight. (cook)

Cevabı göster

is going to cook

Here you are, baby. Ton ve niyet

1:51

İşte, bebek.

Ton ve niyet

Here you are: bir şeyi uzatırken söylenen ifade

Here you are, birine istediği veya almayı beklediği bir şeyi verdiğiniz anda kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede bebeğe yiyecek uzatılırken söylendiği için işlevsel anlamı “Bu senin için” veya “Sana verdiğim şey burada”dır. İfadeyi konuşmada tek bir bütün olarak düşünün. Normalde dinleyenin “burada” bulunduğu anlamına gelmez. Konum belirtmek için İngilizcede You are here kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız defteri istiyor ve siz de ona uzatıyorsunuz. Ne söylersiniz?

  1. You are here.
  2. Here you are.
  3. You're welcome.
Cevabı göster

Here you are.

Oh.

1:54

Oh.

Here it is.

1:55

İşte burada.

Uh. He keeps turning his head. Dilbilgisi

1:57

Hıh. Kafasını çevirip duruyor.

Dilbilgisi

keeps turning: tekrarlanan veya süren eylemler için keep + -ing

keeps turning yapısında keep + fiil-ing, bir eylemin sürdüğünü ya da tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Burada başını defalarca çevirir; keep burada “saklamak” anlamına gelmez. keep/keeps + fiil-ing yapısını kullanın. Özne he olduğu için geniş zamanda keeps kullanılır ve ardından turning gelir.

Alıştırma

Tekrarlanan bir eylemi göstermek için keep ve turn fiillerini doğru biçimlerde kullanın: Every time I call his name, he ____ away.

Cevabı göster

keeps turning

Feeding Baby Alexander is quite hard. Dilbilgisi

2:01

Bebek Alexander'ı beslemek oldukça zormuş.

Dilbilgisi

Feeding Baby Alexander is ...: -ing öbeğinin özne olması

Feeding Baby Alexander is ... ifadesinde Feeding Baby Alexander, Bebek Alexander'ı besleme etkinliğini adlandıran bir -ing öbeğidir. -ing öbeğinin tamamı öznedir; is ise ana fiildir. Bu, şimdiki zaman yapısı değildir. Bu şekilde kullanılan bir etkinlik tek bir şey olarak kabul edilir, bu nedenle genellikle tekil bir fiil alır: Feeding Baby Alexander is ..., are ... değil. Bir etkinliği anlatmak için Doing something is + sıfat kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

read fiilinin -ing biçimini özne olarak ve be fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: ____ before bed ____ relaxing.

Cevabı göster

Reading · is

Watch this.

2:04

Şunu izle.

Here comes the airplane. Dilbilgisi

2:05

İşte uçak geliyor.

Dilbilgisi

Here comes the airplane: Here comes + tekil isim

Here comes the airplane, Here + fiil + isim özne kalıbını kullanır. Bir şeyin belirdiğini ya da yaklaştığını bildirir ve dinleyenin dikkatini ona çeker. Bu yemek oyununda kaşık bir uçak olarak hayal edilir. Konuşan kişi gerçek bir uçağın geldiğini değil, kaşığın yaklaştığını haber verir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla o anda yapılan duyuruyu tamamlayın. Tek bir otobüs yaklaşıyor: ____ the bus!

Cevabı göster

Here comes

Ooh.

2:08

Ooh.

Alexander likes it if you pretend the spoon is an airplane. Dilbilgisi

2:11

Kaşığın uçakmış gibi yaparsan Alexander'ın hoşuna gider.

Dilbilgisi

likes it if + yan cümle: bir koşuldan hoşlanmak

likes it if + yan cümle yapısında it, likes fiilinden sonraki nesne yerini doldurur; if ile başlayan yan cümle ise hangi koşulun veya durumun hoş bulunduğunu belirtir. Burada kaşığa uçak gibi davranılırsa Alexander yemek etkinliğinden hoşlanır. it zamiri kaşığı veya uçağı adlandırmaz. Bu kalıp önce bir kişinin tercihini söylemenizi, ardından koşulu tam bir yan cümleyle vermenizi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir koşulun Maya'nın hoşuna gittiğini anlatmak için likes it if yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Maya likes if it we tell her about changes in advance.
  2. Maya likes it for we tell her about changes in advance.
  3. Maya likes it if we tell her about changes in advance.
Cevabı göster

Maya likes it if we tell her about changes in advance.

Dilbilgisi

pretend the spoon is an airplane: hayali bir durumu anlatmak

pretend the spoon is an airplane hayali bir durum kurar: Kaşık, gerçekte kaşık olarak kalmasına rağmen uçakmış gibi ele alınır. pretend sözcüğünden sonra tam bir cümlecik gelir; the spoon öznedir ve is an airplane onun hayali kimliğini açıklar. pretend + özne + be ... kalıbı oyunlarda, rol yapmada ve eğlenceli açıklamalarda yaygındır. Sonraki cümlecik nesneyi nasıl hayal edeceğimizi gösterir; gerçek bir bilgi vermez.

Alıştırma

Hayali durumu başlatmak için pretend kullanarak cümleyi tamamlayın: We can ____ the sofa is a boat.

Cevabı göster

pretend

You have a go, Peppa. Kalıp ifadeler

2:15

Sen dene Peppa.

Kalıp ifadeler

You have a go: birini denemeye teşvik etmek

You have a go, başka birini bir şeyi kendisinin denemesi için teşvik eden, Britanya İngilizcesine özgü günlük bir ifadedir. Bu cümlede deneme fırsatı Peppa'ya verilir; Peppa'nın bir yere gitmesi gerektiği anlamına gelmez. Burada go, bir deneme anlamına gelen isimdir. İfade Have a go şeklinde tek başına kullanılabilir veya denenilecek etkinliği belirtmek için Have a go at + isim ya da -ing biçimi gelebilir. Konuşan kişi deneme fırsatı sunar, hareket talimatı vermez.

Alıştırma

Dene anlamındaki Britanya İngilizcesine özgü günlük ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The puzzle looks hard, but ...

  1. have a go
  2. have a rest
  3. go outside
Cevabı göster

have a go

Here comes the airplane.

2:17

İşte uçak geliyor.

Open your mouth and in through the doors. Deyimler

2:21

Ağzını aç, uçak kapılardan içeri giriyor.

Deyimler

in through the doors: ağzı hayali bir giriş olarak görmek

“In through the doors”, bir açıklıktan geçerek içeri doğru hareket etmeyi anlatır. Burada kaşık daha önce bir uçak olarak hayal edilmiştir; çocuğun açık ağzı da “kapılar” olur. Böylece konuşan kişi, kaşığın ağza girişini oyunlu bir dille anlatır. Bu, fiili söylenmemiş kısa bir eylem anlatımıdır. Eksik fikir oyun bağlamından anlaşılır: “[the aeroplane goes] in through the doors.” Bu tür kısa anlatımlar sıradan bir hareketi hayali bir hikâyenin parçasına dönüştürebilir.

Alıştırma

Bu yemek oyununda “in through the doors” ne anlama geliyor?

  1. Gerçek bir uçak, kapılarından geçerek bir hangara giriyor.
  2. Çocuğa gerçek bir kapıdan geçmesi söyleniyor.
  3. Uçak olarak hayal edilen kaşık, çocuğun açık ağzına giriyor.
Cevabı göster

Uçak olarak hayal edilen kaşık, çocuğun açık ağzına giriyor.

Hooray!

2:25

Yaşasın!

That was an airplane.

2:27

O bir uçaktı.

Can you say airplane? Ton ve niyet

2:29

Uçak diyebilir misin?

Ton ve niyet

Can you say ...?: birinden sözleri tekrarlamasını istemek

Can you say + bir kelime veya kısa ifade? çoğu zaman bir söyleme yönlendirmesi olarak kullanılır. Konuşan kişi, dinleyenin ardından gelen sözleri söylemeyi denemesini ister. Burada çocuğu airplane demeye davet eder; yalnızca çocuğun konuşma yeteneği olup olmadığını sormaz. Hedef kelime veya ifadeyi Can you say hello? örneğindeki gibi doğrudan say sözcüğünden sonra getirin. Bu tür bir yönlendirmede en doğal yanıt genellikle hedef sözü doğrudan söylemektir.

Alıştırma

Tekrarlama yönlendirmesini tamamlamak için can, you ve say sözcüklerini doğru sırada kullanın: ____ butterfly?

Cevabı göster

Can you say

I told you, he can't talk. Ton ve niyet

2:33

Sana söyledim, o konuşamaz.

Ton ve niyet

I told you: daha önce söylediğini hatırlatmak

Bu cümlede I told you, “bu bilgiyi sana daha önce vermiştim” anlamına gelir. Geçmişteki bir konuşmayı tarafsız biçimde aktarmakla kalmaz; daha önce yapılan bir uyarı veya açıklamaya geri gönderme yapar. Bu ifade çoğu zaman dinleyenin söyleneni hatırlamadığını, kabul etmediğini veya dikkate almadığını ima eder. Burada “bunu daha önce söylemiştim” anlamında ısrar ve biraz sabırsızlık katar.

Alıştırma

Bu cümlede I told you ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyenden yeni bilgi vermesini ister.
  2. Konuşanın bilgiyi daha sonra açıklayacağına söz verir.
  3. Dinleyene, konuşanın bu bilgiyi daha önce verdiğini hatırlatır.
Cevabı göster

Dinleyene, konuşanın bu bilgiyi daha önce verdiğini hatırlatır.

He hasn't even said his first word yet. Dilbilgisi

2:36

Henüz ilk kelimesini bile söylemedi.

Dilbilgisi

hasn't even said ... yet: şu ana kadar tamamlanmamış bir aşama

Hasn't said, present perfect zamanının olumsuz biçimidir: has not + geçmiş zaman ortacı. Geçmişten şu ana kadar olan döneme bakar ve beklenen olayın —ilk kelimesini söylemenin— bu dönemin hiçbir noktasında gerçekleşmediğini belirtir. Sondaki yet, “şu ana kadar” anlamına gelir ve genellikle olayın daha sonra gerçekleşebileceği ihtimalini açık bırakır. Said önündeki even vurgu ekler: Bu kadar erken veya temel bir aşamaya bile ulaşılmamış olması özellikle dikkat çekicidir. Hasn't even + geçmiş zaman ortacı + nesne + yet kalıbı, beklenen bir adımın hâlâ tamamlanmadığını anlatabilir.

Alıştırma

Even ve yet ile present perfect zamanının olumsuz kısaltmasını kullanın ve finish fiilini geçmiş zaman ortacına çevirin: The deadline is today, but Maya ____ her draft ____.

Cevabı göster

hasn't even finished · yet

Peppa, do you remember what your first word was? Dilbilgisi

2:39

Peppa, ilk kelimenin ne olduğunu hatırlıyor musun?

Dilbilgisi

what your first word was: dolaylı soru söz dizimi

what your first word was ifadesinde what, remember fiilinden sonra gelen dolaylı soruyu başlatır. Bu yan cümlede düz cümle söz dizimi kullanılır: your first word öznesi was fiilinden önce gelir. Ana soru zaten do you remember ile kurulmuştur. Bu yüzden içeride doğrudan sorudaki devrik dizilim korunmaz: What was your first word? ifadesi what your first word was olur.

Alıştırma

Where is the library? doğrudan sorusunu dolaylı soruya dönüştürün: Do you know ____?

Cevabı göster

where the library is

No.

2:42

Hayır.

It was Mummy.

2:43

Anne idi.

I thought Peppa's first word was Daddy. Dilbilgisi

2:45

Ben Peppa'nın ilk kelimesinin Baba olduğunu sanıyordum.

Dilbilgisi

Önceki bir inancı anlatan I thought ... was ...

Burada I thought + yan cümle, “önceden ... olduğuna inanıyordum” anlamına gelir. Thought, bir şey üzerinde yoğun biçimde düşünme eylemini değil, geçmişteki bir inancı veya anlayışı anlatır. Bu yapı genellikle yeni bilgi önceki inançla uyuşmadığında kullanılır. Karşıtlık açıkça söylenmese bile “ama şimdi aksini biliyor veya öyle olduğundan şüpheleniyorum” anlamını ima edebilir.

Alıştırma

Toplantının bugün olduğunu yeni öğrendiniz. Önceki inancınızı anlatmak için cümleyi I thought ... was ... ile tamamlayın: ____ tomorrow.

Cevabı göster

I thought the meeting was

No, Mummy.

2:48

Hayır, Anne.

What was George's first word?

2:50

George'un ilk kelimesi neydi?

Dinosaur.

2:53

Dinozor.

George's first word was dinosaur.

2:55

George'un ilk kelimesi dinozordu.

Somebody looks like they had a good lunch. Dilbilgisi

2:58

Birisi güzel bir öğle yemeği yemiş gibi görünüyor.

Dilbilgisi

looks like they had: belirtilerden geçmişteki bir olayı çıkarma

looks like + yan cümle, “eldeki belirtiler … olduğunu gösteriyor” anlamına gelebilir. Burada Somebody, looks fiilinin öznesidir; they had a good lunch ise çıkarılan durumdur. Fiziksel benzerlik karşılaştırması yapılmıyor. looks şimdiki zamandadır çünkü konuşan kişi şu anda gördüğü şeye tepki veriyor. had geçmiş zamandadır çünkü öğle yemeği bitmiştir. Bu yapı, görünen bir sonuçtan makul bir tahminde bulunmak için kullanılır; kesin bir gerçeği bildirmez.

Alıştırma

Çıkarımı looks like ile tamamlayın: The desks are empty and the lights are off. It ____ everyone went home.

Cevabı göster

looks like

Yes, bath time, I think.

3:01

Evet, banyo zamanı sanırım.

Baby Alexander is having a bath. Kalıp ifadeler

3:05

Bebek Alexander banyo yapıyor.

Kalıp ifadeler

is having a bath: İngiliz İngilizcesindeki have a bath etkinlik ifadesi

Have a bath, genellikle küvette “banyo yapmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir İngiliz İngilizcesi etkinlik ifadesidir. Burada have, bir etkinliği adlandıran yardımcı işlevli bir fiildir; “sahip olmak” anlamına gelmez. Is having a bath şimdiki zamanın devam biçimidir: is + having + a bath. Etkinliğin şu anda sürdüğünü belirtir. Aynı kalıp zamana ve özneye göre have a bath, had a bath veya are having a bath biçimine girebilir.

Alıştırma

have a bath ifadesini şimdiki zamanın devam biçiminde kullanın: Leo is busy. He ____ right now.

Cevabı göster

is having a bath

This is Mr. Dinosaur.

3:09

Bu Bay Dinozor.

Can you say dinosaur?

3:12

Dinozor diyebilir misin?

Goo-goo.

3:14

Gu-gu.

He can't talk, Peppa.

3:16

O konuşamaz Peppa.

But he will talk one day. Dilbilgisi

3:18

Ama bir gün konuşacak.

Dilbilgisi

will talk one day: gelecekte beklenen bir değişim

will talk one day ifadesinde will talk gelecekteki bir değişimi öngörür: Bebek şimdi konuşamıyor, ancak konuşan kişi ileride konuşabileceğini düşünüyor. will sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli olan talk gelir. Burada one day, planlanmış bir tarih değil, “gelecekte belirsiz bir zamanda” demektir. will + fiil + one day kalıbı, henüz gerçekleşmemiş bir şey hakkında güven, umut veya teselli ifade etmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yeteneğin gelecekte belirsiz bir zamanda gelişmesinin beklendiğini anlatır?

  1. Leo cannot swim yet, but he will swim one day.
  2. Leo will swim at 10:00 tomorrow.
  3. Leo swam yesterday, but he cannot swim now.
Cevabı göster

Leo cannot swim yet, but he will swim one day.

Then you'll know what he wants.

3:21

O zaman ne istediğini bileceksin.

What do you want to do now, Alexander?

3:24

Şimdi ne yapmak istersin Alexander?

Goo-goo.

3:27

Gu-gu.

I think he wants to go for a walk. Kalıp ifadeler

3:29

Sanırım yürüyüşe çıkmak istiyor.

Kalıp ifadeler

go for a walk: doğal bir kalıplaşmış ifade

Go for a walk, “zevk, egzersiz veya rahatlamak için dışarı çıkıp yürümek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede wants to go for a walk, onun yapmak istiyor gibi göründüğü etkinliği belirtir. Burada for a walk, gitmenin etkinliğini veya amacını belirtir. for a walk kısmını kelime kelime çevirmek yerine go for a walk kalıbını bir bütün olarak öğrenin.

Alıştırma

Öneriyi tamamlamak için go, for, a ve walk sözcüklerini kullanın: It's sunny. Let's ____.

Cevabı göster

go for a walk

He can't walk yet, but he can go out in his buggy. Notlar

3:32

Henüz yürüyemiyor ama bebek arabasıyla dışarı çıkabilir.

Dilbilgisi

can't ... yet, but ... can: şu anki bir sınırlama ve hâlâ mümkün olan şey

Can't walk yet, onun şu anda yürüme becerisine sahip olmadığını belirtir. Yet, bunun ileride değişebileceğini düşündürür. But he can ise şu anki sınırlamadan şimdi yapılabilen bir şeye geçer. Tekrar kullanılabilen can't do A yet, but can do B kalıbı önce geçici bir sınırlamayı belirtir, ardından olumlu bir beceri ya da uygulanabilir bir alternatif ekler. Burada can ve can't, beceri ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi can't ve can ile tamamlayın: Ava ____ read yet, but she ____ tell the story from the pictures.

Cevabı göster

can't · can

Kelime

buggy: Britanya İngilizcesinde bebek arabası

Bu cümlede buggy, bebeğin ya da küçük çocuğun oturduğu tekerlekli çocuk arabası için kullanılan yaygın bir Britanya İngilizcesi ismidir. Çocuk henüz yürüyemese de arabası sayesinde dışarı çıkabilir. Anlamı bağlam belirler. Buggy başka küçük ve hafif araçları da ifade edebilir; sıfat olarak da bir yazılımda hatalar bulunduğunu anlatabilir. Ancak bu anlamların hiçbiri buradaki çocuk bakımı sahnesine uymaz.

Alıştırma

Bu cümlede buggy ne anlama geliyor?

  1. Küçük bir eğlence aracı.
  2. Çok sayıda hatası bulunan bir yazılım.
  3. Bebek ya da küçük çocuk için bir çocuk arabası.
Cevabı göster

Bebek ya da küçük çocuk için bir çocuk arabası.

That's a clever little buggy.

3:39

Bu çok akıllıca bir bebek arabası.

Yes, five gears, mud guards, and ABS as standard. Kelime

3:41

Evet, beş vites, çamurluklar ve standart olarak ABS.

Kelime

ABS as standard: temel modele dâhil

Ürün açıklamalarında as standard, bir özelliğin ek ücret olmadan temel modele dâhil olduğu anlamına gelir. Burada ABS as standard, ABS’nin ayrıca satılan bir seçenek değil, standart donanım olduğunu belirtir. ABS normalde kilitlenme karşıtı fren sistemi anlamına gelir. Otomobil özelliklerini anlatan dili bir bebek arabasına uygulamak, onu gelişmiş bir araç gibi gösterir ve kasıtlı bir abartı mizahı yaratır.

Alıştırma

Cümleyi as an option ile karşıt anlam taşıyan ürün özelliği ifadesiyle tamamlayın: Every model comes with parking sensors ____.

Cevabı göster

as standard

Blah, blah, blah. Ton ve niyet

3:45

Bla, bla, bla.

Ton ve niyet

Blah, blah, blah: söylenenleri küçümseyerek geçiştirmek

Blah, blah, blah, konuşanın tekrar etmek veya dikkatle dinlemek istemediği sözlerin yerine geçer. Burada teknik ayrıntıları sıkıcı, kafa karıştırıcı veya önemsiz sayarak bir kenara iter. And so on gibi tarafsız bir kısaltma değildir. Sabırsızlık, alay veya ilgisizlik ifade eder; bu nedenle karşıdaki kişi sözlerinin anlamsız sayıldığını hissedebilir.

Alıştırma

Blah, blah, blah bu kullanımda genellikle nasıl bir tutum gösterir?

  1. Konuşan kişi her ayrıntıya dikkatle katılıyor.
  2. Konuşan kişi ayrıntıları sıkıcı veya önemsiz buluyor.
  3. Konuşan kişi daha kapsamlı bir açıklamayı kibarca istiyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi ayrıntıları sıkıcı veya önemsiz buluyor.

That's how daddies talk. Anlatım akışı

3:47

Babalar işte böyle konuşur.

Anlatım akışı

That's how daddies talk: bir konuşma biçimini özetlemek

That's how + özne + fiil, az önce gösterilen bir şeyi yapma veya söyleme biçimine gönderme yapar. Buradaki how soru sözcüğü değildir; “o şekilde” anlamına gelir. Cümle, Daddy Pig'in teknik konuşma tarzından bir örneği babaların nasıl konuştuğuna dair genel bir yoruma dönüştürür. Konuşan kişi bir çocuk olduğu için bu geniş genelleme, bütün babalar hakkında ciddi bir kural değil, şakacı bir sözdür. Aynı kalıp bir kişinin yöntemini, alışkanlığını veya tarzını özetleyebilir.

Alıştırma

Leo'nun yöntemini izledikten sonra, kâğıt uçağı nasıl katladığını hangi cümle doğru biçimde özetler?

  1. That's how does Leo fold a paper plane.
  2. That's what Leo folds a paper plane.
  3. That's how Leo folds a paper plane.
Cevabı göster

That's how Leo folds a paper plane.

Alexander likes it when you talk, Peppa.

3:50

Alexander sen konuştuğunda hoşuna gidiyor Peppa.

That's because I am very interesting. Anlatım akışı

3:53

Bunun nedeni benim çok ilginç olmam.

Anlatım akışı

That's because: önceki bir durumun nedenini açıklamak

That's because, az önce sözü edilen bir durumun nedenini açıklar. That önceki duruma gönderme yapar; because sözcüğünden sonra nedeni bildiren bir yan cümle gelir. Burada konuşan kişi, Alexander'ın onu dinlemeyi sevmesinin nedenini kendisinin çok ilginç olmasıyla açıklar. Bu kendini övme, sözü komik hâle getirir; ancak aynı neden-sonuç bağlantısı sıradan açıklamalarda da kullanılır.

Alıştırma

Piknik iptal edildi. Hangi devam cümlesi nedeni doğal biçimde açıklar?

  1. That's because it was raining heavily.
  2. That's because of it was raining heavily.
  3. That's why it was raining heavily.
Cevabı göster

That's because it was raining heavily.

This is the sky.

3:58

Bu gökyüzü.

Can you say sky?

4:00

Gökyüzü diyebilir misin?

Goo-goo.

4:02

Gu-gu.

The sky is where rain comes from. Dilbilgisi

4:04

Gökyüzü yağmurun geldiği yerdir.

Dilbilgisi

where rain comes from: bir kaynağı belirtmek

Bu bildirme cümlesinde where rain comes from, is sözcüğünden sonra gelen bir yan cümledir. “Yağmurun geldiği yer” anlamına gelir ve gökyüzünü yağmurun kaynağı olarak gösterir. Burada where soru sormak yerine bilgi verir. Yan cümledeki rain comes from, normal bildirme cümlesi söz dizimini korur. Yeniden kullanılabilecek kalıp A is where B comes from şeklindedir. Bu bildirme cümlesinde does eklemeyin veya soru söz dizimine geçmeyin.

Alıştırma

Kaynak belirten cümleyi bir where yan cümlesiyle tamamlayın: This farm is ____. our milk ve come from ifadelerini kullanın.

Cevabı göster

where our milk comes from

Can you say rain?

4:07

Yağmur diyebilir misin?

Rain is good for ducks and plants, and making muddy puddles. Kalıp ifadeler

4:10

Yağmur ördekler ve bitkiler için, bir de çamurlu su birikintileri yapmak için iyidir.

Kalıp ifadeler

Rain is good for ...: faydalar ve yararlı amaçlar

Rain is good for ducks and plants cümlesinde be good for, “birine veya bir şeye fayda sağlamak” ya da “olumlu etki yapmak” anlamına gelir. for sözcüğünden sonraki isim grubu, kimin veya neyin fayda gördüğünü belirtir. Aynı kalıp, bir şeyin bir etkinlik için yararlı olduğunu da anlatabilir. Etkinlik for sözcüğünden sonra geldiğinde good for making muddy puddles örneğindeki gibi -ing biçiminde yazılır. Bu nedenle be good for ifadesini bir isim grubu veya -ing grubu izleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi be good for kalıbıyla tamamlayın: Regular exercise ____ your heart.

Cevabı göster

is good for

Peppa has found a big muddy puddle.

4:17

Peppa büyük bir çamurlu su birikintisi buldu.

Look, Alexander.

4:19

Bak Alexander.

I'm jumping up and down in a puddle. Kalıp ifadeler

4:21

Bir su birikintisinde zıplıyorum.

Kalıp ifadeler

jumping up and down in a puddle: su birikintisinde tekrar tekrar yukarı aşağı zıplamak

Jumping up and down, yalnızca bir kez zıplamak değil, tekrar tekrar yukarı sıçrayıp aşağı inmek demektir. Up and down hareketin dikey yönünü gösterir. In a puddle, zıplamanın nerede gerçekleştiğini belirtir. Burada ifadenin tamamı bir su birikintisinin içindeki tekrarlanan fiziksel hareketi anlatır; up and down duyguların değişmesini anlatmaz.

Alıştırma

Tekrarlanan dikey hareketi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The children are jumping ____ because they are excited.

Cevabı göster

up and down

I love jumping up and down in puddles.

4:27

Su birikintilerinde zıplamayı çok seviyorum.

Puddles.

4:30

Su birikintisi.

Alexander has said his first word. Dilbilgisi

4:32

Alexander ilk kelimesini söyledi.

Dilbilgisi

has said his first word: present perfect ile bir dönüm noktasını duyurmak

Has said, present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı said. His first word bir dönüm noktasını adlandırır. Has said his first word bir bütün olarak bu dönüm noktasına artık ulaşıldığını bildirir. Odak, geçmişteki kesin ve tamamlanmış bir zaman değil, şu anda önemli olan sonuçtur. Aynı yapı yeni bir başarıyı veya değişikliği duyurmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Has + take fiilinin geçmiş zaman ortacıyla cümleyi tamamlayın: The baby ____ her first step.

Cevabı göster

has taken

Puddles!

4:35

Su birikintisi!

Hooray!

4:36

Yaşasın!

Puddles.

4:38

Su birikintisi.

And I taught him to say it. Dilbilgisi

4:39

Ve bunu söylemeyi ona ben öğrettim.

Dilbilgisi

teach someone to do (birine bir şey yapmayı öğretmek): I taught him to say it.

teach + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbı, birine bir şey yapmayı öğretmek anlamına gelir. I taught him to say it. cümlesinde taught, teach fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir; him öğretilen kişiyi, to say ise öğretilen eylemi gösterir. it zamiri daha önce sözü edilen kelimeye gönderme yapar. Bu kalıbı başka bir durumda kullanırken kime öğretildiğini ve hangi eylemin öğretildiğini açıkça belirtin.

Alıştırma

teach + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Leah taught her brother to tie his shoelaces.
  2. Leah taught her brother tying his shoelaces.
  3. Leah taught to her brother tie his shoelaces.
Cevabı göster

Leah taught her brother to tie his shoelaces.

Puddles.

4:42

Su birikintisi.