Demeter'in intikamının Yunan miti - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Yunan mitinin bu yeniden anlatımı, babası Erysichthon’un Demeter’in ormanına saygısızlık edip doyumsuz bir açlıkla lanetlenmesinin ardından Prenses Mestra’yı izler. Babası yiyecek uğruna onu defalarca satsa da şekil değiştirme gücü Mestra’nın onun denetiminden kaçmasını ve sonunda özgürlüğüne kavuşmasını sağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the sacred grove of Demeter, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Yiyecek ve tarımın Yunan tanrıçası Demeter’e adanmış bir koruluğun kutsal alan olduğunu anlayın. Bu arka plan, ağaçların kesilmesinin neden sıradan bir çevre tahribatı değil, kutsala karşı işlenmiş bir saygısızlık olduğunu açıklar. 2. no matter how many feasts he devoured, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: no matter how many + çoğul isim + özne ve fiil yapısını, miktar ne kadar büyük olursa olsun sonucun değişmediğini gösteren bir ödünleme kalıbı olarak tanıyın; tekrarlanan çabaları değişmeyen sonuçlarla karşılaştırmak için kullanın. 3. Untethered from her father's selfish agenda and — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: untethered from ifadesini başka birinin denetiminden, planlarından veya kısıtlamalarından kurtulma mecazı olarak yorumlayın. Zararlı bir ilişkiden, kurumdan ya da dayatılmış bir yükümlülükten özgürleşmeyi anlatırken bu ifadeden yararlanın.
Bu derste
plunge into a ruin of his own making. Deyimler
0:14kendi yarattığı bir yıkıma sürüklenişini izlemişti.
had watched her father ... plunge into: watch + nesne + yalın fiil
Watch + nesne + fiilin yalın biçimi, izlenen eylemi bir bütün olarak sunar. Burada her father nesnedir ve plunge, önünde to bulunmayan yalın fiildir; King Erysichthon ise babanın kim olduğunu belirten bir eş görevli açıklamadır. Plunge önüne to getirilmez. Had watched past perfect yapıdadır; yani izleme eylemi geçmişteki başka bir noktadan önce gerçekleşmiştir. Bu cümlede plunge into ruin mecazidir: onun suya atladığını değil, korkunç bir duruma düştüğünü gördüğünü anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, kuşun kafesten çıkışını konuşanın izlediği bütün bir olay olarak doğal biçimde sunar?
- I watched the bird fly out of the cage.
- I watched the bird to fly out of the cage.
- I watched the bird flying out of the cage.
Cevabı göster
I watched the bird fly out of the cage.
a ruin of his own making: kendi yarattığı yıkım
A ruin of his own making ifadesindeki ruin, fiziksel bir yıkıntı yığını değil, felaketle sonuçlanan bir durum anlamına gelir. Of his own making, bu sonucu kendi seçimlerinin veya davranışlarının doğurduğunu söyler ve sorumluluğu ona yükler. Yeniden kullanılabilen kalıp a problem, crisis, or mess of one's own making biçimindedir. İyelik yapısını sorumlu kişi veya gruba göre değiştirin: of my own making, of her own making ya da of their own making.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın ve iyelik yapısını committee sözcüğüne uyarlayın: The committee ignored every warning, so the crisis was ____.
Cevabı göster
of their own making
he sold his own daughter to the highest bidder. Kalıp ifadeler
0:21öz kızını en çok para verene sattı.
to the highest bidder: en yüksek teklifi verene
The highest bidder, bir açık artırmada veya rekabetçi teklif sürecinde diğer herkesten daha fazla para teklif eden kişi ya da kuruluştur. Sell something to the highest bidder, kazananın önceden seçilmek yerine teklif edilen miktara göre belirlendiği anlamına gelir. Burada bir kız, açık artırmaya çıkarılan bir eşya gibi ele alınıyor. Bu, ifadeyi kasıtlı olarak sert hâle getiriyor ve babanın davranışındaki acımasızlığı vurguluyor.
Alıştırma
“En yüksek miktarı teklif eden katılımcıya” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the auction, the painting was sold ____.
Cevabı göster
to the highest bidder
But Mestra refused to accept this fate. Kalıp ifadeler
0:24Fakat Mestra bu kaderi kabul etmeyi reddetti.
refused to accept this fate: dayatılan sonuca boyun eğmemek
Refuse to do something, bir şeyi yapmamaya açıkça karar vermek anlamına gelir. Refused to accept this fate ifadesinde refused sözcüğünden sonra to mastarı olan to accept gelir; this ise fate sözcüğünü niteleyerek daha önce belirtilen duruma işaret eder. Accept this fate, sonucu değiştirilemezmiş gibi kabul edip ona boyun eğmek anlamına gelirdi. Mestra bunu reddederek yalnızca mutsuzluğunu değil, direnişini gösterir.
Alıştırma
Refuse fiilinin basit geçmiş biçimini ve ardından to mastarı accept'i kullanarak tamamlayın: The team ____ this outcome.
Cevabı göster
refused to accept
Finding herself momentarily alone: arka planı veren cümle başı ortaç öbeği
Finding herself momentarily alone, “kısa bir süre için yalnız olduğunu fark etmek” anlamına gelir. Burada find oneself + sıfat, kişinin kendisini belirli bir durumda bulduğunu fark etmesini anlatır; “kendini aramak” anlamına gelmez. Cümle başındaki -ing öbeği ana eylemin arka planını verir ve “yalnız olduğunu fark ettiğinde” ya da “yalnız olduğunu fark ettiği için” gibi bir düşünceyi kısaltır. Bu öbeğin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi she ile aynıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki ortaç öbeği Marco’yu doğru biçimde betimler?
- Finding himself alone after closing time, the lights were turned off.
- Finding himself alone after closing time, Marco called a friend.
- Finding herself alone after closing time, Marco called a friend.
Cevabı göster
Finding himself alone after closing time, Marco called a friend.
plan her escape: plan + iyelik belirleyicisi + escape yapısı
plan her escape ifadesinde escape bir isimdir; her ise kaçacak kişinin kim olduğunu gösterir. Burada her, she sözcüğüne gönderme yaptığı için ifade, onun kendisinin nasıl kaçacağını planlamaya başladığı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı plan + iyelik belirleyicisi + escape şeklindedir: plan my escape, plan our escape, plan their escape. Bu yapı yalnızca kaçma isteğini veya kaçma eylemini değil, önceden yapılan plan ve hazırlıkları vurgular.
Alıştırma
Mahkûmlar kendilerinin nasıl kaçacağını planlıyor. Cümleyi plan + iyelik belirleyicisi + escape yapısıyla tamamlayın: The prisoners quietly began to ____.
Cevabı göster
plan their escape
Erysichthon had decided to build himself a gleaming new hall,
0:35Erysichthon kendine gösterişli yeni bir salon inşa etmeye karar vermiş
Months earlier: geçmişe dönüş işareti
Months earlier anlatıda bir zaman işaretleyicisidir. Hikâyeyi mevcut sahneden birkaç ay önceki olaylara götürür; geleceğe atlamak yerine geçmişe dönüş başlatır. had decided yapısındaki past perfect bu sıralamayı destekler: karar, ana zaman çizgisindeki daha sonraki geçmiş olaylardan önce alınmıştır. Genel olarak hours earlier veya years earlier gibi ifadeler, sonraki olayı mevcut referans noktasından önceye yerleştirmeniz gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Yeni bir paragraf “Months earlier,” ifadesiyle açılıyor ve ardından bir karar anlatılıyor. Bu karar zaman çizgisinde nereye yerleştirilmelidir?
- Mevcut sahnedeki olaylardan birkaç ay sonraya.
- Mevcut sahnedeki olaylarla aynı zamana ve her ay tekrarlanacak şekilde.
- Mevcut sahnedeki olaylardan önceye.
Cevabı göster
Mevcut sahnedeki olaylardan önceye.
declaring that only the finest wood would suffice. Dilbilgisi
0:40ve yalnızca en iyi ahşabın yeterli olacağını beyan etmişti.
only the finest wood would suffice: katı bir asgari ölçüt koymak
Only the finest wood would suffice, en iyi ahşaptan daha düşük kalitede hiçbir şeyin konuşanın koşulunu karşılamadığı anlamına gelir. Only, kabul edilebilir seçeneği the finest wood ile sınırlar; dolayısıyla yapı son derece yüksek bir asgari standart koyar. Suffice, 'bir amaç için yeterli olmak' veya 'bir ihtiyacı karşılamak' demektir; 'başarmak' demek değildir. Geçmiş zamanlı bu aktarımda would, kişinin o anda neyi yeterli gördüğünü sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp only + isim öbeği + will/would suffice biçimindedir.
Alıştırma
'Yeterli olmak' anlamındaki resmî fiili ve would sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The curator rejected every substitute; for the restoration, only the original stone ____.
Cevabı göster
would suffice
The king was well known for spurning the gods, Kalıp ifadeler
0:44Kral tanrıları küçümsemesiyle ünlenmişti,
well known for spurning: küçümseyerek reddetmesiyle tanınmak
Be well known for + isim veya -ing biçimi, bir şey nedeniyle güçlü bir üne sahip olmak anlamına gelir. Burada for, krala bu ünü kazandıran davranışı gösterir; spurning ise bir edattan sonra geldiği için -ing biçimindedir. Spurn, birini veya bir şeyi küçümseyerek reddetmek ya da geri çevirmek demektir. Sadece refuse demekten daha güçlüdür: Bu ifade, kralın tanrılara karşı tutumunu aşağılayıcı ve incitici olarak gösterir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiili doğru biçimde kullanın: The columnist was well known for ____ every compromise. (spurn)
Cevabı göster
spurning
as he was more interested in honoring himself. Dilbilgisi
0:47çünkü kendini onurlandırmakla daha çok ilgileniyordu.
as he was more interested in...: neden bildiren as
Burada as, because gibi bir neden bildirir. As sonrasındaki yan cümle, kralın tanrıları neden küçümseyerek reddettiğini açıklar: Kendisini onurlandırmak onun için daha önemliydi. Bu kullanımı belirlemek için as cümleciğinin ne zaman sorusuna değil, neden sorusuna cevap verip vermediğine bakın. Neden bildiren as, sebebi çoğu zaman arka plan bilgisi olarak sunar; because ise nedeni daha doğrudan belirtir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Maya took the bus, as her bicycle had a flat tire. Buradaki as ne işlev görür?
- Maya'nın otobüse binme nedenini belirtir.
- Nedeni değil, sonucu bildirir.
- İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Maya'nın otobüse binme nedenini belirtir.
But in an unprecedented act of disrespect, Kalıp ifadeler
0:51Ancak benzeri görülmemiş bir saygısızlık örneği olarak,
in an unprecedented act of disrespect: eşi görülmemiş bir saygısızlık eylemiyle
In an unprecedented act of disrespect, ardından anlatılan eylemi önceden niteleyen resmî bir anlatım kalıbıdır. in an act of + soyut isim yapısı, anlatıcı tam olarak ne olduğunu açıklamadan önce davranışın niteliğini belirtir. Unprecedented, yalnızca davranışın çok kötü olduğunu değil, bilinen daha önceki bir örneğinin bulunmadığını ifade eder. Disrespect ise olumsuz değerlendirmeyi ekler: davranış, bir kişiye, yere veya geleneğe gösterilmesi gerektiği düşünülen saygıyı göstermemiştir.
Alıştırma
Hangi cümle iki rakibin daha önce örneği olmayan bir şekilde iş birliği yaptığını ifade eder?
- In a routine act of cooperation, the two rival labs shared their safety data.
- In a reluctant act of cooperation, the two rival labs shared their safety data.
- In an unprecedented act of cooperation, the two rival labs shared their safety data.
Cevabı göster
In an unprecedented act of cooperation, the two rival labs shared their safety data.
the sacred grove of Demeter: Demeter'in kutsal koruluğu
Grove, ağaçlardan oluşan küçük bir alan veya koruluk demektir. Burada sacred ve of Demeter ifadeleri, bu koruluğun yiyecek ve tarımın Yunan tanrıçası Demeter'e adandığını ya da onunla özel bir bağı bulunduğunu gösterir. Dolayısıyla burası sıradan bir ağaçlık alan değil, dinî açıdan korunan bir yerdir. Bu mitolojik bağlamda ağaçlara zarar vermek amacıyla koruluğa girmek kutsal bir alanı ihlal eder ve tanrıçaya saygısızlık anlamına gelir. Bu yüzden eylem yalnızca mala zarar verme veya ağaç kesme değil, kutsala saygısızlık olarak anlaşılır.
Alıştırma
Bu cümlede the sacred grove of Demeter neyi ifade eder?
- Demeter'in yiyecek topladığı sıradan bir kamu ormanı.
- Demeter'e adanmış ve kutsal kabul edilen ağaçlık bir yer.
- İnsanların bütün Yunan tanrıçalarına taptığı bir çiftlik.
Cevabı göster
Demeter'e adanmış ve kutsal kabul edilen ağaçlık bir yer.
goddess of food and agriculture: Demeter'i açıklayan eş görevli ifade
goddess of food and agriculture ifadesi Demeter hakkında ek bilgi verir. Dilbilgisel olarak Demeter'e açıklama getiren eş görevli bir ad öbeğidir: virgül, bunun ikinci bir kişi ya da genel bir övgü değil, aynı kişiyi başka şekilde adlandıran veya tanımlayan bir bölüm olduğunu gösterir. Onun yetki alanı yiyecek ve tarım olduğundan, bu kimlik bilgisi bir hikâyede onu gücendirmenin neden ürün kaybına, açlığa veya kıtlığa yol açabileceğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
goddess of food and agriculture bu cümlede hangi görevi görür?
- Korunun sahibi olan ikinci bir tanrıçayı tanıtır.
- Demeter'in tanrısal rolünü ve yetki alanını belirtir.
- Demeter'in yiyecek yetiştirdiği için övüldüğünü söyler.
Cevabı göster
Demeter'in tanrısal rolünü ve yetki alanını belirtir.
Ignoring the prayer offerings that hung from the trees, Dilbilgisi
1:02Ağaçlarda asılı dua adaklarını görmezden gelen
Ignoring the prayer offerings: cümle başında present participle öbeği
Cümle başındaki Ignoring the prayer offerings öbeği ana eyleme arka plan sağlar: ana eylemi yapan kişi sunuları bilerek dikkate almaz. Dilbilgisel olarak bu bir present participle (-ing) öbeğidir ve örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesidir. Öbeği başa koymak, anlatı ana eylemi belirtmeden önce bu umursamaz tavrı öne çıkarır. Aynı yapı, bir kişinin tutumunu ya da eşlik eden eylemini o kişinin ana eylemiyle tek cümlede birleştirebilir.
Alıştırma
Baştaki -ing öbeğinin örtük öznesiyle ana cümlenin öznesinin aynı olduğu doğru cümle hangisidir?
- Ignoring the warning signs, Maya continued down the path.
- Ignoring the warning signs, a storm forced Maya to turn back.
- Ignoring the warning signs, the path became steeper.
Cevabı göster
Ignoring the warning signs, Maya continued down the path.
Erysichthon headed straight for the most magnificent oak. Kalıp ifadeler
1:05Erysichthon, dosdoğru en muhteşem meşe ağacına yöneldi.
headed straight for: bir hedefe doğruca yönelmek
Head for, bir varış noktasına veya hedefe doğru ilerlemek demektir. Geçmiş zamandaki headed straight for, kişinin doğrudan oraya yöneldiğini belirtir; straight, dolambaçsız, duraksamadan ve tereddüt etmeden ilerleme anlamını ekler. Burada head, “baş” anlamındaki isim değil, bir fiildir. Aynı kalıp fiziksel hareket yerine olası bir sonucu da anlatabilir. Örneğin head straight for trouble, doğrudan belaya doğru gitmek demektir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: When the doors opened, Nina ____ the empty seat in the front row.
Cevabı göster
headed straight for
turned pale: durum değişikliği ve kişileştirme
Turn + sıfat yapısı, yeni bir duruma gelmek veya dönüşmek anlamına gelebilir; bu nedenle turned pale, “solgunlaştı” demektir. Bir kişi için kullanıldığında genellikle korku, şok veya hastalık nedeniyle yüzün rengini kaybetmesini anlatır. Burada özne bir ağaçtır. Ağaca trembled ve turned pale gibi insana özgü tepkiler verilerek kişileştirme yapılır; böylece ağaç korkmuş ve canlıymış gibi görünür.
Alıştırma
Ağaçla ilgili cümlede turned pale ne işlev görür?
- Ağacın solgun renkli bir şeye doğru döndüğü anlamına gelir.
- Ağacın titremeyi bırakıp sakinleştiğini gösterir.
- Bir durum değişikliğini gösterir ve ağaca insana özgü bir korku tepkisi verir.
Cevabı göster
Bir durum değişikliğini gösterir ve ağaca insana özgü bir korku tepkisi verir.
gushed from the wound: ani ve güçlü akış
Burada gushed, kanın aniden, hızla ve büyük miktarda dışarı çıktığını anlatır. Yalnızca kanın flowed, yani aktığını söylemekten çok daha güçlü bir görüntü oluşturur. Yaygın kalıp liquid + gush from/out of + source şeklindedir. Gush, hareketin gücünü ve sıvının çokluğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi gush fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve kaynağı gösteren edatla tamamlayın: When the pipe burst, water ____ it.
Cevabı göster
gushed from
strangled cry rang out: boğuk bir çığlık aniden duyuldu
A strangled cry, boğazda takılmış, kesik kesik ya da çıkarılması zor duyulan bir çığlıktır; buna çoğu zaman acı, korku veya güçlü bir duygu neden olur. Burada strangled sesin niteliğini anlatır; mutlaka birinin gerçekten boğazının sıkıldığı anlamına gelmez. Rang out, ring out ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir ses için kullanıldığında sesin aniden açıkça duyulduğunu ve çevredeki alana yayıldığını anlatır. Ring burada ses çıkarmakla ilgilidir, telefon etmekle değil; out ise sesin dışarı doğru yayıldığını gösterir.
Alıştırma
Bir anlatıda a strangled cry rang out ne anlama gelir?
- Çığlık sessiz kaldı ve duyulmadı.
- Boğuk çıkan bir çığlık aniden açıkça duyuldu.
- Biri nefes alamazken telefon etti.
Cevabı göster
Boğuk çıkan bir çığlık aniden açıkça duyuldu.
Demeter's wood nymphs: ağaçlarla bağlantılı ruhlar
Yunan mitolojisinde wood nymphs, ormanlarla veya belirli ağaçlarla bağlantılı dişi doğa ruhlarıdır. Demeter's, bu perilerin Demeter'in kutsal alanına ait olduğunu veya onun koruması altında bulunduğunu belirtir; ormanda yaşayan sıradan kadınlar anlamına gelmez. Bu kısa arka plan bilgisi, ağacın neden bir sesi olabildiğini ve zarar görebildiğini açıklar: kutsal bir ağacı yaralamak, ona bağlı ruhu da yaralar ve ağacı koruyan tanrıçayı gücendirir.
Alıştırma
Cümlede Demeter's wood nymphs neyi ifade ediyor?
- Ağaçlarla veya ormanlarla bağlantılı ve Demeter tarafından korunan doğa ruhları.
- Demeter'in mesajlarını ormanda taşıyan kuşlar.
- Demeter için kereste kesen insan işçiler.
Cevabı göster
Ağaçlarla veya ormanlarla bağlantılı ve Demeter tarafından korunan doğa ruhları.
With her last breaths: ölürken yapılan son bir eylem
With her last breaths, hayatının son birkaç nefesini alıp verirken ardından gelen eylemi yaptığını belirtir. Baştaki with öbeği, bu eylemin gerçekleştiği koşulları gösterir ve onun ölmekte olduğunu güçlü biçimde hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen çoğul ifadeyle tamamlayın: With ____, the dying queen revealed the safe route.
Cevabı göster
her last breaths
call out to her patron for revenge: koruyucu tanrısına intikam için seslenmek
Call out to someone, bir kişinin sizi duyması için ona doğru yüksek sesle seslenmek demektir; genellikle dikkat çekmek veya yardım istemek için kullanılır. Burada kadın patron'ına sesleniyor ve for revenge, ondan ne yapmasını istediğini belirtiyor. Bu mitte patron, birini koruyup destekleyen koruyucu tanrı anlamındadır; onun koruyucu tanrısı Demeter'dir. Burada ticari sponsor veya düzenli müşteri anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi call out to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The lost child ____ a police officer for help.
Cevabı göster
called out to
Özneden sonra kullanılan parantez içi though
Erysichthon, though, was unfazed cümlesinde though, however veya nevertheless anlamına gelen parantez içi bir zarftır. Önceki bilgiye gönderme yapar ve Erysichthon'ın tepkisinin beklenen sonuçla çeliştiğini gösterir. Cümlenin ana yapısı Erysichthon was unfazed biçimindedir. Virgüller though sözcüğünü araya eklenmiş bir yorum olarak işaretler; sözcük çıkarıldığında cümle yine tamdır, ancak açık karşıtlık kaybolur.
Alıştırma
Erysichthon, though, was unfazed cümlesinde though sözcüğünün görevi nedir?
- Önceki bilgiyle bir karşıtlık kurar.
- Erysichthon'ın neden etkilenmediğini açıklar.
- Etkilenmeme durumunun tekrar tekrar yaşandığını gösterir.
Cevabı göster
Önceki bilgiyle bir karşıtlık kurar.
was unfazed: sakin kalmak ve sarsılmamak
was unfazed ifadesinde was, özneyi durumuna bağlayan bir fiildir; unfazed ise özneyi tanımlayan bir sıfattır. Kişinin yaşananlar karşısında sakin kaldığını, sarsılmadığını, kaygılanmadığını veya ne yapacağını şaşırmadığını anlatır. Vurgu yalnızca korkmamasında değil, olayın kişinin soğukkanlılığını ya da davranışlarını etkileyememiş olmasındadır.
Alıştırma
"Nora was unfazed by the criticism," cümlesinde unfazed ne anlama gelir?
- Eleştirileri duymadı veya anlamadı.
- Sakin kaldı ve eleştirilerin kendisini sarsmasına izin vermedi.
- Çok korkmasına rağmen yüzünde hiçbir ifade göstermedi.
Cevabı göster
Sakin kaldı ve eleştirilerin kendisini sarsmasına izin vermedi.
He decimated the rest of the forest and dragged the wood back to his palace. Kelime
1:36Ormanın geri kalanını da katletti ve odunları sarayına sürükledi.
decimated the rest of the forest: ağır ve geniş çaplı yıkım
Burada decimated geçmiş zamanlı bir fiildir. Decimated the rest of the forest, geriye kalan ormanın çok büyük bir bölümünü yok etmek anlamına gelir ve ağır, geniş çaplı kaybı vurgular. decimate tarihsel olarak her on kişiden birini öldürmek anlamına gelse de modern genel İngilizcede çoğunlukla sayıyı ciddi biçimde azaltmak veya büyük bir kısmı yok etmek demektir. Kaybın tam olarak yüzde on olması gerekmez ve hiçbir şeyin hayatta kalmadığı anlamına da gelmez.
Alıştırma
"The disease decimated the colony," cümlesinde decimated modern İngilizcede büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kolonide küçük ve kolayca düzeltilebilecek bir soruna yol açtı.
- Koloniyi ciddi biçimde azalttı veya büyük bir bölümünü yok etti.
- Koloninin tam olarak onda birine zarar verdi, daha fazlasına değil.
Cevabı göster
Koloniyi ciddi biçimde azalttı veya büyük bir bölümünü yok etti.
Upon learning of: resmî bir zaman başlangıcı
Upon learning of, “biri … öğrendiğinde” veya “biri … haberini alır almaz” anlamına gelir. upon’dan sonra -ing biçimindeki learning gelir; learn of ise öğrenilen haber ya da olayı belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında bu ifade ana eylemin zamanını belirler. Örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır: Upon learning of the delay, Lena called the airline. cümlesinde hem haberi öğrenen hem de telefon eden kişi Lena’dır.
Alıştırma
upon’dan sonra learn of ifadesinin -ing biçimini kullanarak resmî anlatım cümlesini tamamlayın: ____ the cancellation, Lena called the airline.
Cevabı göster
Upon learning of
Demeter quaked the earth with her anger: duyguyu bir doğa gücü olarak anlatmak
Burada quake yaratıcı biçimde geçişli bir fiil olarak kullanılır: Demeter yeryüzünün sarsılmasına neden olur. With her anger, bu sarsıntıyı meydana getiren gücün onun öfkesi olduğunu gösterir. Mit, içsel bir duyguyu görünür bir doğa olayına dönüştürür. Cümle ilahi gücü ve aşırı öfkeyi vurgular; sıradan fiziksel anlamda bir kişinin gezegeni elleriyle sarstığını iddia etmez.
Alıştırma
Bu mitsel anlatımda cümle temel olarak neyi ifade ediyor?
- Yeryüzünün hareketi Demeter’in öfkelenmesine neden olur.
- Demeter’in ilahi öfkesi yeryüzünü sarsacak kadar güçlüdür.
- Demeter sıradan bir depremi tepki vermeden inceler.
Cevabı göster
Demeter’in ilahi öfkesi yeryüzünü sarsacak kadar güçlüdür.
she ordered a mountain nymph to go and enlist the help of another fearsome goddess. Kalıp ifadeler
1:49bir dağ perisine gidip başka bir korkunç tanrıçanın yardımını istemesini emretti.
enlist the help of: birinin yardımını sağlamak ve sürece katmak
Enlist the help of someone, birinin yardımını sağlamak ve o kişinin beceri ya da desteğini planlı bir göreve dâhil etmek demektir. Yalnızca kısa bir soru sormaktan daha fazlasını ifade eder: yardım eden kişi çalışmanın bir parçası olur. Kalıp enlist the help of + kişi veya grup şeklindedir. Bu cümlede another fearsome goddess, yardımı istenen olası kişidir.
Alıştırma
Cümleyi enlist the help of ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: To identify the software bug, the team ____ an outside specialist.
Cevabı göster
enlisted the help of
dragon-drawn chariot: isim + geçmiş zaman ortacı bileşiği
Dragon-drawn, bir ejderha veya ejderhalar tarafından çekilen anlamına gelen bileşik bir sıfattır. chariot kelimesinden önce geldiği için kısa çizgi dragon ile drawn sözcüklerini tek bir niteleyici hâline getirir. İsim + geçmiş zaman ortacı yapısı, sonraki isme hangi şeyin bir eylem uyguladığını gösterebilir: a horse-drawn carriage, bir atın çektiği arabadır. Burada drawn, draw fiilinin çekmek anlamındaki geçmiş zaman ortacıdır; resim çizmek anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi atlar tarafından çekilen anlamındaki kısa çizgili bileşik sıfatla tamamlayın: They rode through the old town in a ____ carriage.
Cevabı göster
horse-drawn
the mountain nymph soared over barren lands and icy seas.
1:57dağ perisi çorak topraklar ve buzlu denizlerin üzerinde süzüldü.
she reached the remote lair of Hunger, goddess of famine. Kültür
2:03Kıtlık tanrıçası Açlık'ın ücra inine ulaştı.
remote lair of Hunger, goddess of famine: bir karakter olarak Hunger
Hunger büyük harfle başlar ve bir karakter olarak ele alınır. Açıklayıcı bir eşleme olan goddess of famine, onun kimliğini belirtir: sıradan açlık hissi değil, kıtlığın kişileştirilmiş hâlidir. Lair genellikle vahşi bir hayvanın ya da tehlikeli bir varlığın ini veya saklandığı yer anlamına gelir; remote ise buranın ıssız ve dünyadan kopuk görünmesini sağlar. Bu sözcükler birlikte Hunger'ı kendi meskeni olan ve hikâyede bir insan gibi hareket edebilen mitolojik bir figür olarak kurar.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu cümlede Hunger hakkında ne anlatıyor?
- Hunger yalnızca sıradan açlık hissidir.
- Hunger, inin yakınındaki yabani otların adıdır.
- Hunger, kıtlıkla ilişkili ve uzakta bir ini olan tanrıçadır.
Cevabı göster
Hunger, kıtlıkla ilişkili ve uzakta bir ini olan tanrıçadır.
She found her picking through weeds with her rotten nails and teeth, Öbek fiiller
2:08Onu çürük tırnakları ve dişleriyle yabani otları ayıklarken,
picking through weeds: yabani otların arasında dikkatle aramak
Pick through something, bir grup ya da yığın içinde dikkatle arama yapmak, çoğu zaman içindekileri tek tek hareket ettirmek veya incelemek anlamına gelir. picking through weeds ifadesinde yabani otları sadece koparmıyor ya da toplamıyor; otların arasında arama yapıyor. Nesne through sözcüğünden sonra gelir: pick through weeds, pick through old papers. İfade genellikle dağınık eşyalar ya da bir koleksiyon içinde yavaş ve dikkatli bir arama yapıldığını düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümlede pick through, çok sayıda şeyin arasında dikkatle arama yapmak anlamında kullanılmıştır?
- Nora picked out the red cable because it was the right length.
- Nora picked through the cables in the drawer until she found the charger.
- Nora picked up the cable that had fallen on the floor.
Cevabı göster
Nora picked through the cables in the drawer until she found the charger.
clutching her hollow stomach: bedensel sıkıntıyla midesini sıkıca kavramak
Clutching her hollow stomach, onun midesini sıkıca kavradığını veya bastırdığını anlatır. Clutch fiilinin ardından bir vücut bölgesinin gelmesi; ağrı, korku veya yoğun sıkıntıya karşı güçlü ve içgüdüsel bir tepkiyi düşündürür. Burada açlığın bedensel bir acı gibi hissedilmesini sağlar. Hollow burada midenin gerçekten delik olduğu anlamına değil, acı verecek kadar boş olduğu anlamına gelir. -ing öbeği, anlatıya aynı anda gerçekleşen bir eylem veya durumu ekler.
Alıştırma
Hangi cümle, ani bir ağrı nedeniyle vücudunun bir bölümünü sıkıca kavrayan birini anlatır?
- He folded his jacket before leaving.
- He pointed to his chest during the lesson.
- He clutched his chest as a sharp pain struck.
Cevabı göster
He clutched his chest as a sharp pain struck.
Not daring to come too close: nedeni belirten olumsuz bir -ing yan cümleciği
Not daring to come too close, olumsuz bir -ing yan cümleciğidir. Kişinin yakına gelmeye cesaretinin olmadığını ifade eder ve genellikle ana cümledeki eylemin nedenini açıklar: daha fazla yaklaşmaya cesaret edemediği için. Yapı Not + daring + to-infinitive şeklindedir. Daring'in örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin de öznesi olmalıdır. Too close, güvenli veya uygun hissedilenden daha yakın anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, cümle başındaki olumsuz -ing yan cümleciğini doğru kullanır?
- Not dared to enter, Leo waited outside.
- Not daring to enter, Leo waited outside.
- Not daring to enter, the door remained locked.
Cevabı göster
Not daring to enter, Leo waited outside.
the nymph called for Hunger and shared Demeter's vengeful plan. Öbek fiiller
2:21peri, Açlık'a seslendi ve Demeter'in intikam planını paylaştı.
called for Hunger: birini çağırmak
Bu cümlede called for Hunger, perinin Hunger adlı karakteri gelmesini veya yanıt vermesini bekleyerek çağırdığı anlamına gelir. Hunger büyük harfle yazılmış ve bir kişi gibi ele alınmıştır; dolayısıyla cümle, perinin aç olma durumuna ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez. Call for ifadesinin anlamı nesnesine ve bağlama göre değişir. Nesne gelebilecek veya yanıt verebilecek bir kişiyse o kişiyi çağırmak anlamına gelebilir; bir şey ya da eylemse genellikle ona ihtiyaç duymak veya onu açıkça talep etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Özgün cümlede called for Hunger ne anlama geliyor?
- Peri, açlığın gerekli olduğunu söyledi.
- Peri, Hunger adlı karakteri çağırdı.
- Peri, Hunger adına telefon etti.
Cevabı göster
Peri, Hunger adlı karakteri çağırdı.
usually kept to her ...: keep to + yer
Vurgulanan bölümün ardından lair gelir; ifadenin tamamı usually kept to her lair şeklindedir. Kept, keep fiilinin geçmiş zamanıdır ve keep to + yer, başka bir yere gitmek yerine o yerin sınırları içinde kalmak anlamına gelir. Usually bunun Hunger'ın olağan alışkanlığı olduğunu gösterir; her ise her lair ad öbeğinin bir parçasıdır. Keep to ifadesinin daha geniş anlamı bir sınırı aşmamaktır. Bu sınır, bir yer veya yol gibi fiziksel ya da bir gündem veya program gibi kararlaştırılmış olabilir.
Alıştırma
Sınır içinde kalmak anlamındaki derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: For safety, hikers should ____ the marked trail.
Cevabı göster
keep to
Relished this gruesome mission: korkunç bir görevden yoğun zevk almak
Bu cümlede relished, “büyük bir zevk aldı” anlamına gelir. Sadece liked demekten daha güçlü ve bilinçli bir ifadedir; onun bu deneyimi hevesle tadını çıkararak yaşadığını düşündürür. Gruesome, özellikle ölüm, yaralanma veya acımasız ayrıntılar içerdiği için dehşet verici olan şeyleri anlatır. Relished ile gruesome mission yan yana gelince rahatsız edici bir karşıtlık oluşur: çoğu insanın korkunç bulacağı bir görevden o zevk almaktadır.
Alıştırma
“she relished this gruesome mission” ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Görev onu korkuttu ama isteksizce tamamladı.
- Görevin sıradan ve zararsız olduğunu düşündü.
- Dehşet verici bir görevden büyük zevk aldı.
Cevabı göster
Dehşet verici bir görevden büyük zevk aldı.
Under the cover of night: karanlığı gizlenmek için kullanmak
Under the cover of night, bir eylemi gizlemek ve görülme olasılığını azaltmak için gece karanlığını kullanmak anlamına gelir. Cover burada mecazidir: fiziksel bir örtüyü değil, karanlığın sağladığı gizlenmeyi anlatır. Cümlenin başında kullanıldığında zamanı belirler ve ardından gelen eylemi gizli, sessizce yürütülen veya gözlerden uzak tutulan bir hareket olarak çerçeveler.
Alıştırma
Cümleyi “görülmemek için gece karanlığını kullanmak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: ____, the rescue team quietly moved the animals before anyone noticed.
Cevabı göster
Under the cover of night
she crept into the palace and released her famished breath into the sleeping king. Deyimler
2:34saraya gizlice girdi ve açlıktan ölen nefesini uyuyan kralın üzerine saldı.
famished breath: nefesle taşınan bir güç olarak açlık
famished breath ifadesinde famished normalde “çok aç” anlamına gelir; ancak burada aç bir varlığın özelliği onun nefesine aktarılır. Nefesin açlığı taşıdığı hayal edilir. Kadın bu nefesi kralın içine salabildiği için açlık, bir varlıktan diğerine geçebilen etkin ve neredeyse fiziksel bir güce dönüşür. Bu, sıradan bir nefes alışverişi betimlemesi değil, mitolojik bir kişileştirmedir.
Alıştırma
famished breath bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?
- Açlık, onun nefesiyle taşınan bir güç olarak hayal edilir.
- Kral uyanmasın diye onun nefesinin sessiz olduğu anlatılır.
- Nefesini uzun süre tuttuğu için acıkmıştır.
Cevabı göster
Açlık, onun nefesiyle taşınan bir güç olarak hayal edilir.
Erysichthon immediately began to dream of a lavish feast, Kalıp ifadeler
2:41Erysichthon hemen gösterişli bir ziyafetin hayalini kurmaya başladı,
dream of a lavish feast: uykuda gösterişli bir ziyafet görmek
dream of + isim veya -ing yapısı, hem uyurken görülen bir şeyi hem de çok güçlü biçimde arzulanan bir şeyi anlatabilir. Burada immediately began to dream ifadesi ve uyku durumu, yapıya gerçek anlamını verir: ziyafet onun rüyasında görünür. A lavish feast büyük, zengin ve masraflı bir yemektir. Lavish yalnızca lezzeti değil, bolluğu veya gösterişi anlatır.
Alıştırma
dream of ve lavish feast ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: After he fell asleep, he began to ____.
Cevabı göster
dream of a lavish feast
gulping air and grinding his teeth: sıkıntıyı gösteren paralel hareketler
“Gulping air” ve “grinding his teeth”, paralel kullanılan iki -ing öbeğidir. Aynı anda gerçekleşen iki hareketi anlatır ve tek başlarına tam bir cümle oluşturmak yerine daha geniş bir betimlemeye bağlanırlar. Gulp air, havayı hızlı, büyük ve zorlanmış hareketlerle içine çekmek ya da yutmak demektir. Grind one's teeth, alt ve üst dişleri birbirine bastırıp sürtmek anlamına gelir. Bu iki hareket birlikte kullanıldığında karakterin açlığı ve sıkıntısı canlı fiziksel tepkilere dönüşür.
Alıştırma
Paralel kullanılan iki -ing öbeği betimlemeye temel olarak ne katar?
- Karakterin sakince yemek yediğini gösterirler.
- Karakterin fiziksel sıkıntısını canlı biçimde gösterirler.
- Karakterin bulunduğu iki yeri belirtirler.
Cevabı göster
Karakterin fiziksel sıkıntısını canlı biçimde gösterirler.
awoke to a ravenous hunger: uyanınca yoğun bir açlık hissetmek
Awoke, awake fiilinin geçmiş zaman biçimidir. awoke to + isim öbeği yapısında to, kişinin uyandığında bulduğu, fark ettiği ya da yaşadığı şeyi tanıtır. Burada kişi uyanır uyanmaz açlık hisseder; bu ifade tek başına onu açlığın uyandırdığı anlamına gelmez. Ravenous, “son derece aç” demektir. a ravenous hunger ifadesinde hunger sözcüğüne şiddetli ve doyurulması zor bir nitelik katar; böylece anlatım, yalnızca he woke up hungry demekten çok daha güçlü olur.
Alıştırma
Burada He awoke to a ravenous hunger ne anlama gelir?
- Aç bir hayvan ses çıkararak onu uyandırdı.
- Uyanır uyanmaz açlığı kayboldu.
- Uyandı ve hemen son derece aç olduğunu hissetti.
Cevabı göster
Uyandı ve hemen son derece aç olduğunu hissetti.
which only seemed to increase as he ate. Dilbilgisi
2:52ki bu açlık yedikçe daha da artıyor gibiydi.
which ... increase as he ate: eş zamanlı bir değişiklik eklemek
Burada which, hemen önce sözü edilen hunger (açlık) hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecikte which, seemed to increase ifadesinin öznesidir; “hangisi” anlamına gelmez. as he ate içindeki as, “yerken” veya “yemeye devam ettikçe” demektir. Yemek yeme ile açlığın artması aynı anda ilerleyen olaylar olarak sunulur. Böylece yemek yemenin açlığı azaltmaması gibi şaşırtıcı bir anlam oluşur.
Alıştırma
Vurgulanan cümlecik açlık hakkında ne söylüyor?
- O yemek yerken açlık artıyor gibiydi.
- Yemeyi bıraktığı için açlık arttı.
- O yemeye başlamadan önce açlık ortadan kayboldu.
Cevabı göster
O yemek yerken açlık artıyor gibiydi.
looked on in: bir duyguyla dışarıdan izlemek
Looked on, look on fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bir olayı katılmadan, dışarıdan izlemek anlamına gelir. Genellikle kişinin müdahale etmediğini veya edemediğini düşündürür. Ardından gelen in, gözlemcinin duygusal durumunu belirtir: in horror, şok ve korku hissetmek demektir. Yeniden kullanılabilen look on in + emotion noun kalıbı hem izleme eylemini hem de tepkiyi anlatır; look on in disbelief buna bir örnektir.
Alıştırma
Cümleyi “şok içinde dışarıdan izlediler” anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The neighbors ____ shock as the fire spread.
Cevabı göster
looked on in
her father devoured all the food in the palace Kelime
2:59babası saraydaki tüm yiyecekleri silip süpürdü
devoured all the food: bütün yiyecekleri hızla ve iştahla yiyip bitirmek
Devoured, genellikle yoğun açlık nedeniyle bir şeyi çok hızlı ve büyük bir iştahla yemek anlamına gelir. Ate fiiline göre çok daha güçlü ve canlıdır. All the food in the palace nesnesi, eylemin eksiksiz olduğunu da vurgular: geriye hiçbir şey kalmaz. İfade bir bütün olarak sıradan bir yemek yeme eylemini değil, aşırı ve neredeyse kontrolsüz bir biçimde yemeyi anlatır.
Alıştırma
Yürüyüşçülerin çok hızlı ve büyük bir iştahla yediğini en açık biçimde hangi cümle gösterir?
- After the long hike, they devoured the entire meal.
- After the long hike, they slowly picked at the meal.
- After the long hike, they ate the entire meal.
Cevabı göster
After the long hike, they devoured the entire meal.
before calling for the city's crops and goods. Öbek fiiller
3:03ardından şehrin mahsullerini ve mallarını talep etti.
calling for the city's crops and goods: şehrin malzemelerini talep etmek
Call for + bir şey, o şeyin sağlanmasını istemek ya da talep etmek anlamına gelebilir. Burada istenenler şehrin mahsulleri ve mallarıdır; dolayısıyla calling for, bu malzemelerin verilmesini talep etmek anlamındadır. Onlara seslenmek ya da telefon etmek anlamına gelmez. İfadenin gücü bir ricadan sert bir talebe kadar değişebilir; ne kadar güçlü olduğunu bağlam gösterir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp call for + istenen şey ya da eylemdir.
Alıştırma
Bir barınak, sıcak tutan montların bağışlanmasını kamuya açık biçimde istedi. Hangi cümlede call for doğru kullanılmıştır?
- The shelter called on donations of warm coats.
- The shelter called donations for warm coats.
- The shelter called for donations of warm coats.
Cevabı göster
The shelter called for donations of warm coats.
no matter how many + çoğul sayılabilen isim: sayı ne olursa olsun aynı sonuç
Burada no matter how many + çoğul sayılabilen isim + özne + fiil, bir durumu kabul edip sonucun değişmediğini gösteren bir yan cümle kurar. Ziyafetlerin sayısı aşırı derecede fazla olsa bile bu sayının ana cümlede verilen sonucu değiştiremeyeceği anlamına gelir. how many ifadesini feasts, times veya books gibi çoğul sayılabilen isimlerle kullanın. Bu kalıp, olası her sayının aynı sonuca götürdüğünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi çoğul sayılabilen bir isimden önce kullanılan biçimle tamamlayın: No matter ____ times Mia tried, the lid would not open.
Cevabı göster
how many
Before long: hikâyeyi kısa süre sonra gerçekleşen bir olaya taşımak
Before long, “çok geçmeden” veya “kısa süre sonra” anlamına gelir. Bir zaman geçişi olarak anlatıyı hikâyedeki mevcut andan ileri taşır ve sonraki olayın ya da sonucun kısa bir süre sonra gerçekleştiğini belirtir. Cümlenin başında olduğunda genellikle ardından virgül gelir: Before long, the rain stopped. The noise stopped before long. örneğinde olduğu gibi cümlenin daha ilerideki bir bölümünde de kullanılabilir.
Alıştırma
Yeni bir gönüllü gruba katılıyor ve kısa süre sonra kendini rahat hissetmeye başlıyor. Bu sırayı hangi cümle ifade eder?
- Before long, the new volunteer felt comfortable.
- Not long ago, the new volunteer felt comfortable.
- The new volunteer had felt comfortable long before joining the group.
Cevabı göster
Before long, the new volunteer felt comfortable.
Erysichthon had sold his entire estate for food, Kelime
3:13Erysichthon yiyecek için tüm mal varlığını satmış,
sold his entire estate for ...: estate ile tüm mal varlığını anlatmak
Bu cümlede his entire estate, Erysichthon’un sahip olduğu bütün mal ve varlıkların tek bir bütün olarak ele alınmasını ifade eder. Burada estate yalnızca bir malikâne ya da ev demek değildir; entire, değer taşıyan hiçbir şeyin satılmadan kalmadığını vurgular. sell A for B kalıbında B, A’nın satışıyla alınan veya elde edilen şeyi gösterir. Bütün mal varlığını yiyecek elde etmek için elden çıkardı.
Alıştırma
Hangi cümlede estate bir kişinin bütün mal ve varlıkları anlamında kullanılmıştır?
- The agent specializes in real estate.
- Her estate was divided among her children after her death.
- They drove through a large country estate.
Cevabı göster
Her estate was divided among her children after her death.
with only Mestra left by his side: yalnızca Mestra’nın kaldığı durum
with + isim öbeği + geçmiş zaman sıfat-fiili yapısı, ana olaya eşlik eden bir durum ya da koşul ekler. Burada Mestra isim öbeğidir ve left “geriye kalan” anlamındadır; dolayısıyla ifade, onun hâlâ yanında bulunan tek kişi olduğunu söyler. Only, diğer herkesin gitmiş olduğunu gösterir. By his side fiziksel yakınlığı anlatabilir; ancak insan ilişkilerinin anlatıldığı bir hikâyede süren arkadaşlığı veya desteği de düşündürebilir. Left, birinin onu mutlaka bilerek terk ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “geriye kalan” anlamındaki geçmiş zaman sıfat-fiiliyle tamamlayın: With only one ticket ____, we bought it immediately.
Cevabı göster
left
But not even his loyal daughter could escape the depths of his greed, Notlar
3:20Ancak sadık kızı bile onun açgözlülüğünün derinliklerinden kaçamadı,
not even ... could escape: en şaşırtıcı başarısızlığı vurgulamak
Not even, olumsuz sonucu en şaşırtıcı hâle getiren kişiyi öne çıkarır. Sadık bir kızın özellikle korunması beklenir, ancak o da kaçamamıştır. Not even özneden önce geldiğinde kalıp not even + özne + fiil öbeği şeklindedir; not even his loyal daughter could escape bunun bir örneğidir. Cümlenin tamamı olumsuz anlam taşır ve en güçlü istisna olması beklenen kişinin bile başaramadığını veya yapamadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi en şaşırtıcı başarısızlığı vurgulayan iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ the most experienced climber could reach the summit in that storm.
Cevabı göster
Not even
the depths of his greed: mekânsal bir mecazla aşırı dereceyi anlatmak
The depths of his greed, açgözlülüğü sanki birinin içinde kapana kısılabileceği derin bir mekânmış gibi sunar. Ölçülebilir fiziksel bir derinlikten söz etmez; onun açgözlülüğünün ne kadar aşırı ve zararlı olduğunu güçlendirir. Çoğul depths sözcüğü, özellikle the depths of despair örneğindeki gibi karanlık bir soyut durumun en derin ya da en uç noktasını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle the depths of his greed ile aynı mekânsal mecazı kullanıyor?
- After months without hope, he described his disappointment in detail.
- After months without hope, he walked into a deep underground tunnel.
- After months without hope, he sank into the depths of despair.
Cevabı göster
After months without hope, he sank into the depths of despair.
sold her into slavery: into ortaya çıkan durumu gösterir
Sell someone into slavery, bir kişiyi köleleştirilmesi sonucunu doğuracak şekilde satmak demektir. Bu ifadede yapı sell + kişi + into + ortaya çıkan durum biçimindedir; her etkilenen kişiyi, slavery ise sonuçta ortaya çıkan durumu gösterir. Buradaki into bir yeri anlatmaz. Zorunlu bir durum değişikliğini işaret eder ve satışın neye yol açtığını anlamayı sağlar.
Alıştırma
Tarihî anlatımı tamamlayın. Ortaya çıkan durumu göstermek için into ve slavery ismini kullanın: The raiders captured the villagers and sold them ____.
Cevabı göster
into slavery
set sail: deniz yolculuğuna çıkmak
Set sail, tekne veya gemiyle bir yolculuğa başlamak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada set, “bir şeyi bir yere koymak” anlamına gelmez; iki sözcük birlikte tek bir ifade oluşturur. Set sail tek başına, set sail for + varış yeri veya set sail from + başlangıç noktası biçiminde kullanılabilir. İfade, yolculuğun başladığı ana odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi sail ile biten ve “bir yolculuğa başladı” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At sunrise, the research ship ____ for Iceland.
Cevabı göster
set sail
This wasn't the first time she'd suffered at the hands of men. Notlar
3:33Bu, erkeklerin elinden çektiği ilk acı değildi.
wasn't the first time: tekrarlanan bir geçmiş deneyim
This/It wasn't the first time + yan cümle kalıbı, aynı tür olayın daha önce en az bir kez yaşandığını belirtir. Bu cümlede This, geçmiş zamanlı anlatıda o anda ele alınan olaya işaret eder ve onu tek başına yaşanmış bir olay değil, tekrarlanan bir örüntünün parçası olarak sunar. Geçmişteki bir nokta referans alındığında sonraki yan cümlede çoğunlukla past perfect kullanılır: she'd suffered, she had suffered anlamına gelir. Past perfect, önceki deneyimi anlatılan geçmiş olaydan daha önceye yerleştirir.
Alıştırma
Olayın daha önce de yaşandığını gösteren, kısaltma içeren dört sözcüklük kalıpla cümleyi tamamlayın: It ____ he had missed the last bus.
Cevabı göster
wasn't the first time
at the hands of men: zarara kimin yol açtığını belirtmek
At the hands of someone, özellikle sonuç acı, istismar, adaletsizlik, yenilgi veya ölüm olduğunda “o kişinin ya da grubun yaptıkları yüzünden” anlamına gelir. suffered at the hands of men ifadesinde men, onun çektiği acıdan sorumlu kişileri belirtir; hands mecazdır ve fiziksel bir konuma ya da temasa işaret etmez. Bu ifade, zararı kimin verdiğini belirtirken odağı etkilenen kişi ve yaşanan zarar üzerinde tutar.
Alıştırma
“Birinin verdiği zarar yüzünden” anlamına gelen dört sözcüklük ifadeyle resmî cümleyi tamamlayın: The prisoners suffered ____ their captors.
Cevabı göster
at the hands of
she'd been violently pursued and assaulted by the god Poseidon. Dilbilgisi
3:39deniz tanrısı Poseidon tarafından şiddetle takip edilmiş ve saldırıya uğramıştı.
been violently pursued and assaulted by...: paralel past perfect edilgen yapı
she'd been violently pursued and assaulted ifadesinde she'd, she had'in kısaltmasıdır. Had been + past participle, past perfect edilgen yapıyı oluşturur ve iki zarar verici eylemi geçmişteki başka bir referans noktasından önce tamamlanmış olarak sunar. Pursued ve assaulted, had been yapısını paylaşır. Edilgen yapı, kadını ve onun başına gelenleri anlatının odağında tutar. By the god Poseidon, iki eylemi gerçekleştiren özneyi, yani sorumlu tanrıyı belirtir; yer veya yöntem bildirmez. Poseidon, Yunan mitolojisindeki deniz tanrısıdır.
Alıştırma
Cümleyi follow ve threaten fiillerinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the police arrived, the hikers ____ by an armed stranger.
Cevabı göster
had been followed and threatened
As an act of repentance: pişmanlığı bir eylemle gösterme
As an act of repentance, “birinin yanlış yaptığını kabul ettiğini ve bunu telafi etmek istediğini göstermek amacıyla yapılan bir eylem olarak” demektir. Buradaki as, “rolünde veya biçiminde” anlamına gelir; “-iken” ya da “çünkü” anlamında değildir. Repentance, sıradan regret sözcüğünden daha güçlü ve daha resmîdir. Ahlaki bir yanlışı kabul etmeyi ve değişme isteğini içerir. Bu nedenle cümle başındaki ifade, ardından gelen eylemi pişmanlığın veya kefaretin kanıtı olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: ____, the official returned the stolen money and admitted the fraud.
Cevabı göster
As an act of repentance
Poseidon granted her the power to change her shape at will. Kalıp ifadeler
3:49Poseidon ona istediği zaman şekil değiştirme gücü bahşetti.
grant someone the power to do something: birine bir şeyi yapma gücü veya yetkisi vermek
Grant someone the power to do something, bir kişiye bir şeyi yapma yetkisinin veya gücünün resmî biçimde verilmesi anlamına gelir. Burada her alan kişiyi, the power kendisine verilen şeyi, to change her shape ise bu gücün ne yapmasını sağladığını belirtir. Grant çoğu zaman bir şeyi veren tarafın yetki veya özel bir güce sahip olduğunu düşündürür. Bu mitolojik bağlamda Poseidon'un ona doğaüstü bir yetenek bahşettiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi grant fiilinin doğru biçimi + department heads + the power to ile tamamlayın: The company charter ____ approve expenses under $500.
Cevabı göster
grants department heads the power to
change her shape at will: at will ifadesinin anlamı
At will, başka biri zamanlamayı kontrol etmeden kişinin istediği zaman ve özgürce hareket edebilmesi demektir. Bu nedenle change her shape at will, onun ne zaman biçim değiştireceğine kendisinin karar verebildiğini ve bunu dilediği zaman yapabildiğini anlatır. Buradaki will, gelecek zamanı bildiren yardımcı fiil değil, istek veya seçim anlamındaki bir isimdir. At will genellikle leave at will veya change the settings at will örneklerinde olduğu gibi nitelediği eylemden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi “ne zaman isterlerse” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Authorized users can change the display settings ____.
Cevabı göster
at will
Mestra immediately transformed into a fisherman, Kalıp ifadeler
3:55Mestra hemen bir balıkçıya dönüştü
transformed into a fisherman: değişimin sonucu
Transform into, bir biçimden, kimlikten veya durumdan başka birine dönüşmek anlamına gelir. Bu cümlede a fisherman, Mestra'nın geçirdiği değişimin sonucudur; bu nedenle into onun neye dönüştüğünü gösterir. X transforms into Y kalıbı, değişimi geçiren ögeyi X olarak sunar. Dışarıdan bir nedenin A'yı B'ye dönüştürdüğünü belirtmek için The spell transformed the stone into a bird. örneğindeki gibi transform A into B kullanılır.
Alıştırma
transform into yapısının değişimin sonucunu doğru biçimde belirttiği cümleyi seçin.
- At midnight, the toy transformed a tiny robot into.
- At midnight, the toy transformed into a tiny robot.
- At midnight, the toy transformed with a tiny robot.
Cevabı göster
At midnight, the toy transformed into a tiny robot.
and distracting her captor with a bounty of fish, Dilbilgisi
3:59ve onu tutsak eden kişinin dikkatini bol miktarda balıkla dağıtarak
distracting her captor with...: eş zamanlı bir strateji eklemek
Distracting her captor with a bounty of fish bir -ing ortaç öbeğidir. Ana eylemle birlikte kullanılan stratejiyi ekler: başka bir eylemi gerçekleştirirken kendisini tutsak eden kişinin dikkatini balıklara yöneltir. Tam bir cümlede distracting eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Distract someone with something kalıbı, bir kişinin dikkatini başka yöne çekmek için bir şey kullanmak anlamına gelir. Burada with a bounty of fish kullanılan aracı veya yemi belirtir; balıkların captor kişisine ait olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir -ing öbeğinin eş zamanlı kullanılan bir stratejiyi doğal biçimde eklediği cümleyi seçin.
- She slipped through the gate, distracting the guard with a sudden question.
- She slipped through the gate, distracted the guard with a sudden question.
- She slipped through the gate, distracting with the guard a sudden question.
Cevabı göster
She slipped through the gate, distracting the guard with a sudden question.
For the first time, Mestra was in control: bir dönüm noktasını belirtmek
Başa getirilen For the first time, ardından gelen cümlenin tamamına bir zaman çerçevesi verir. Ana bilgi sunulmadan önce, Mestra'nın kontrolü elinde tutmasının yeni ve daha önce yaşanmamış bir durum olduğunu belirtir. Bu öndeki ifade, cümleyi bir dönüm noktası hâline getirir: önceki düzen bozulmuştur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp For the first time, + tam cümledir ve özellikle bir hikâye ya da kişisel deneyimdeki önemli bir ilerlemeyi vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle Nadia'nın kendine güvenerek konuşmasını ilk kez gerçekleşen bir atılım olarak sunuyor?
- For the first time, Nadia spoke confidently to the whole class.
- At first, Nadia spoke confidently to the whole class.
- Once, Nadia spoke confidently to the whole class.
Cevabı göster
For the first time, Nadia spoke confidently to the whole class.
able to freely adapt and slip away from any situation. Öbek fiiller
4:08istediği gibi uyum sağlayıp her durumdan sıyrılabiliyordu.
slip away from any situation: her durumdan sessizce sıyrılmak
slip away from any situation ifadesinde slip away from; bir kişi, yer veya zor durumdan, çoğu zaman biri engellemeden ya da fark etmeden önce, sessizce ve sorunsuzca ayrılmak veya kaçmak anlamına gelir. Buradaki slip, kaygan bir yüzey üzerinde gerçekten kaymayı anlatmaz. Kalıp slip away from + geride bırakılan ya da kaçılan şeydir. Any, situation sözcüğünü olası tüm durumları kapsayacak şekilde genişletir; böylece cümle bu yeteneği sınırsız olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “fark edilmeden sessizce ayrılmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The witness waited for a distraction, then tried to ____ the reporters.
Cevabı göster
slip away from
But she felt compelled to return to her tortured father. Kalıp ifadeler
4:13Ancak işkence gören babasına geri dönmek zorunda hissetti.
felt compelled to return: baskı hissederek harekete geçmek
Feel compelled to do something, güçlü bir ahlaki sorumluluk, duygusal dürtü veya dış baskı nedeniyle harekete geçmek zorunda olduğunu hissetmek demektir. Doğrudan bir emir veya fiziksel zorlama olması gerekmez. felt compelled to return ifadesinde felt geçmiş zamandadır, compelled sözcüğünü to ile kurulan mastar izler ve return yapılacak eylemdir. Bu ifade, onun yalnızca dönmek istediğini değil, dönmeyi reddetmesinin çok zor olduğunu hissettiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi güçlü bir sorumluluk veya baskı hissetmek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After finding the confidential file, Maya ____ report it to her supervisor.
Cevabı göster
felt compelled to
when Erysichthon discovered Mestra's new powers,
4:18Erysichthon Mestra'nın yeni güçlerini keşfettiğinde,
he only saw an opportunity for himself. Kalıp ifadeler
4:22bunu sadece kendisi için bir fırsat olarak gördü.
saw an opportunity for himself: kişisel bir avantajı fark etmek
See an opportunity çoğu zaman bir şeyi gözle görmekten ziyade yararlı bir olasılığı fark etmek anlamına gelir. An opportunity for someone, fırsatı kullanabilecek veya ondan yararlanabilecek kişiyi belirtir. Burada for himself, kendi çıkarını gösterir. Vurgulanan bölümün hemen önündeki only sözcüğü yargıya eleştirel bir ton katar: o, kişisel bir avantaj fark etmiş ve diğer kaygıları göz ardı etmiştir. only veya eleştirel bir bağlam olmadan an opportunity for himself nötr olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede for himself, fırsatın kişisel olarak ona yarar sağlayacağı anlamında kullanılmıştır?
- He saw an opportunity for his entire team in the new market.
- He saw an opportunity for himself in the new market.
- He explored the new market by himself.
Cevabı göster
He saw an opportunity for himself in the new market.
exploited his talented daughter: birini haksız biçimde sömürmek
To exploit someone, bir kişinin yeteneğini, emeğini, bağımlı durumunu veya savunmasız konumunu kendi çıkarın için haksız biçimde kullanmak demektir. exploited his talented daughter ifadesinde fiil, babanın davranışını ahlaken yanlış gösterir: kızının yeteneğini kendi kazancı için bir araç olarak görür. Bu ifade, tarafsız use fiilinden çok daha güçlüdür. Nesne bir insan olduğunda exploit genellikle güç dengesizliği, zarar veya adil karşılığın verilmemesi anlamını taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede exploit, bir kişinin güçsüz konumundan haksız biçimde yararlanmak anlamında kullanılmıştır?
- The teacher used the projector to show a map.
- Two friends exchanged advice that helped them both.
- The manager exploited workers who had no other job options.
Cevabı göster
The manager exploited workers who had no other job options.
selling her again and again: tekrarlanan eylemi belirtmek
Again and again, aynı eylemin tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. selling her again and again ifadesinde her nesnesinden sonra gelir ve satma eyleminin tek bir olay değil, yinelenen bir davranış olduğunu gösterir. Bu ifade vurguludur; tekrarın belirgin veya ısrarlı hissedilmesini sağlar. Olumlu ya da olumsuz eylemler için kullanılabilir; tutumu eylem ve bağlam belirler.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade again and again ile tamamlayın: The warning appeared ____, but he kept ignoring it.
Cevabı göster
again and again
morphing into a swift-footed mare: hızlı bir kısrağa dönüşmek
Morph into something, bir biçimden başka bir biçime dönüşmek demektir. Burada morphing, -ing biçimidir; into ise dönüşümün sonucundaki yeni biçimi, yani bir kısrağı tanıtır. Swift-footed, “hızlı koşabilen” anlamında edebî bir bileşik sıfattır. Mare yetişkin dişi at demektir; bu nedenle tüm ifade, hızlı bir kısrağa dönüşmenin canlı bir görüntüsünü oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle bir ruhun biçim değiştirip hızlı, yetişkin bir dişi ata dönüştüğünü anlatır?
- In the legend, the swift-footed mare chased the spirit away.
- In the legend, the spirit escaped from a swift-footed mare without changing form.
- In the legend, the spirit escaped by morphing into a swift-footed mare.
Cevabı göster
In the legend, the spirit escaped by morphing into a swift-footed mare.
or an elusive deer to steal more meals while evading capture. Notlar
4:40veya yakalanmaktan kurtulurken daha fazla yiyecek çalmak için zorlu bir geyiğe dönüşüyordu.
elusive deer: yakalanması zor geyik
Elusive, bulunması, yakalanması veya izinin sürülmesi zor demektir. Elusive deer ifadesinde sıfat, tekrar tekrar yakalanmaktan kurtulan bir geyiği anlatır. Aynı fikir hayvanların dışında da kullanılabilir. An elusive answer, solution veya goal, insanların sürekli bulmaya ya da başarmaya çalıştığı fakat kolayca elde edemediği bir cevap, çözüm veya hedeftir.
Alıştırma
Hangi cümlede elusive, “elde edilmesi veya belirlenmesi zor” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The witness gave an evasive reply to avoid the question.
- The key was clearly visible on the table, so it remained elusive.
- After months of research, a clear answer remained elusive.
Cevabı göster
After months of research, a clear answer remained elusive.
while evading capture: eş zamanlı eylemler için while + -ing
While evading capture, “aynı eylemi yapan kişi yakalanmaktan kaçınırken” anlamına gelir. Yakalanmaktan kaçınma eylemini daha fazla yiyecek çalma eylemiyle eş zamanlı olarak sunar. Kısaltılmış bir while yan cümlesinde, çıkarılan özne açıksa ve nitelediği cümlenin öznesi ya da anlamca eylemi yapan kişiyle aynıysa while + subject + be + verb-ing yerine while + verb-ing kullanılabilir. Buradaki evade capture, “yakalanmaktan kaçınmak” anlamına gelen biraz resmî bir eşdizimdir.
Alıştırma
while ve wait fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya reviewed her notes ____ for the bus.
Cevabı göster
while waiting
But as her father continued to sell her at higher and higher prices, Kalıp ifadeler
4:46Ancak babası onu giderek artan fiyatlara satmaya devam ettikçe,
higher and higher prices: devam eden artış için tekrarlanan karşılaştırma biçimi
Higher and higher, zaman içinde veya art arda yapılan satışlarda devamlı bir yükseliş göstermek için higher karşılaştırma biçimini tekrarlar. Prices sözcüğünü nitelediğinden fiyatların yalnızca yüksek olduğunu değil, sürekli arttığını anlatır. Yaygın kalıp “karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi”dir: faster and faster, colder and colder. Karşılaştırma biçimi normalde more ile yapılan sıfatlarda more tekrarlanır: more and more difficult.
Alıştırma
Quiet sözcüğünün tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the lights dimmed, the audience became ____.
Cevabı göster
quieter and quieter
was left with little hope: neredeyse umutsuz kalmak
Be left with + isim, bir şey olduktan sonra kişinin elinde yalnızca o şeyin kaldığını veya o sonuçla karşı karşıya kaldığını anlatır. Birinin kelimenin tam anlamıyla geride bırakılmasını değil, önceki olayların sonucunda geriye kalan durumu vurgular. little hope ifadesinde little sözcüğünün önünde a olmadığı için umut miktarı neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu nedenle cümlenin tamamı neredeyse umutsuz bir sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi 'sonunda neredeyse hiç umudu kalmadı' anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: After every rescue attempt failed, the team was ____.
Cevabı göster
left with little hope
Mestra entered the hollow palace only to discover the king's lifeless body. Dilbilgisi
4:58Mestra boş saraya girdi ve sadece kralın cansız bedeniyle karşılaştı.
only to discover: beklenmedik bir sonuç
Ana cümle + only to + fiilin yalın hâli yapısı, ana eylemden sonra gerçekleşen beklenmedik bir sonucu anlatır. Burada saraya girmenin ardından sarsıcı bir keşif gelir; only to discover ifadesi 'ama ardından beklenmedik şekilde keşfetti' olarak anlaşılabilir. Bu sonuç yapısı çoğu zaman hayal kırıklığı, şaşkınlık veya ironi taşır. Only sonucu öne çıkarır: ana cümledeki çaba veya beklentinin ardından, umulandan daha kötü bir sonuç ortaya çıkar.
Alıştırma
Cümleyi beklenmedik bir keşfi anlatan tam üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: We reached the library before noon, ____ it was closed for a holiday.
Cevabı göster
only to discover
Erysichthon's hunger had grown so great that he had consumed his own limbs. Dilbilgisi
5:04Erysichthon'un açlığı o kadar büyümüştü ki kendi uzuvlarını yemişti.
so great that: dereceyi sonuca bağlamak
so + sıfat/zarf + that + yan cümle kalıbı, aşırı bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. hunger had grown so great that... içinde great, açlığın ulaştığı şiddeti gösterir; that he had consumed... ise sonucu açıklar. Bu kalıbı yalnızca bir niteliği güçlendirmek için değil, o dereceye ulaşıldığı için ne olduğunu da anlatmak istediğinizde kullanın.
Alıştırma
Cümleyi so ... that kalıbıyla tamamlayın: The box was ____ heavy ____ Maya could not lift it.
Cevabı göster
so · that
wasted father: sarhoş değil, açlıktan çökmüş bir baba
Burada wasted, father sözcüğünü niteler ve uzun süren açlık yüzünden aşırı derecede zayıflayıp güçsüz düşmüş anlamına gelir. Bir şeyi boşa harcama eylemini değil, babanın fiziksel durumunu anlatır. Açlık bağlamı, sözcüğün bu edebî anlamını seçtirir. Başka bağlamlarda, özellikle gündelik dildeki be/get wasted yapısında wasted çoğu zaman “çok sarhoş veya uyuşturucu etkisi altında” anlamına gelir; bu yüzden bağlam çok önemlidir.
Alıştırma
“After months of famine, the novel describes him as wasted,” cümlesinde wasted ne anlama gelir?
- Uzun süren açlık yüzünden aşırı zayıf ve güçsüz
- Dikkatsizce kullanılmış ve artık mevcut olmayan
- Bir partiden sonra çok sarhoş
Cevabı göster
Uzun süren açlık yüzünden aşırı zayıf ve güçsüz
She was no longer unfairly burdened with the wrath of the gods that the king had courted. Notlar
5:17Artık kralın davet ettiği tanrıların gazabıyla haksız yere yüklenmemişti.
no longer unfairly burdened with: sona eren haksız bir yük
Be burdened with; borç, sorumluluk, baskı veya başka bir kişinin yol açtığı sonuçlar gibi zor bir şeyi taşımak zorunda olmak anlamına gelir. Edilgen yapı, etkilenen kişiyi öne çıkarır ve with sözcüğünden sonra gelen şeyi o kişinin yükü olarak sunar. No longer, bu zor durumun sona erdiğini gösterir. Unfairly ise konuşanın şu değerlendirmesini ekler: Bu yükün onun üzerine kalmaması gerekirdi.
Alıştırma
be burdened with kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: After the debt was canceled, the family was no longer ____ monthly loan payments.
Cevabı göster
burdened with
wrath ... that the king had courted: tehlikeli bir sonucu davet etmek
Wrath, çoğu zaman ceza düşüncesini de içeren yoğun öfke anlamına gelir. Anger sözcüğünden çok daha edebî ve dramatiktir; bu nedenle the wrath of the gods mitolojik bir ortama uygundur. That the king had courted ilgi cümleciği wrath sözcüğünü niteler. Burada court, romantik anlamda birine ilgi göstermek değil, pervasız veya kışkırtıcı davranışlarla tehlikeli bir sonuca davetiye çıkarmak demektir. Tanrıların öfkesini kral kendi davranışlarıyla üzerine çekmiştir.
Alıştırma
Hangi cümlede court, riskli davranışlarla olumsuz bir sonucu davet etmek anlamında kullanılmıştır?
- The engineers repaired the cracks before the next storm.
- By ignoring the cracks in the dam, officials were courting disaster.
- The prince courted the diplomat's daughter for several years.
Cevabı göster
By ignoring the cracks in the dam, officials were courting disaster.
Untethered from her father's selfish agenda and buoyed by her ability to transform herself at will, Deyimler
5:24Babasının bencil planlarından kurtulmuş ve istediği gibi dönüşme yeteneğiyle desteklenen
Untethered from ...: kontrolden kurtulmak
Tether sözcüğü, kelime anlamıyla bir şeyi ip veya bağ ile bağlamak ya da sabitlemek demektir. Burada untethered from mecazidir: artık babasının bencil planları tarafından kontrol edilmemekte veya sınırlandırılmamaktadır. Agenda bir planı ya da hedefler bütününü ifade eder; selfish ise eleştiriyi açık hâle getirir. Cümle başındaki geçmiş zaman ortacı grubu Untethered from ..., cümle ilerlemeden önce onun içinde bulunduğu özgür durumu anlatır. Bu imge kurallardan, beklentilerden, ilişkilerden veya başka soyut kısıtlamalardan kurtulmaya da aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi untethered from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ the old policy, the lab could try a new approach.
Cevabı göster
Untethered from
buoyed by ... at will: cesaret ve serbest kontrol
Buoy kelime anlamıyla bir şeyi su üstünde tutmak demektir. Burada buoyed by mecazi olarak kullanılan bir geçmiş zaman ortacı grubudur: olumlu bir etken onu destekler, cesaretlendirir veya güvenini artırır. Bu durumda, dönüşebilme yeteneği ona güven vermektedir. At will, istediği zaman özgürce anlamına gelir ve ne zaman dönüşeceğini onun kontrol ettiğini vurgular. Cümle başındaki grubun bütünü, ana eylemden önce güveninin kaynağını sunar.
Alıştırma
Cümleyi sırasıyla buoyed by ve at will ile tamamlayın: ____ the successful trial, the engineer could adjust the settings ____.
Cevabı göster
Buoyed by · at will
For another tale of shape-shifting for someone else's benefit,
5:37Başkasının çıkarı için şekil değiştirme hakkında başka bir hikaye için,
a Japanese trickster creature able to transform at will by pulling on his testicles. Kültür
5:43testislerini çekerek istediği gibi dönüşebilen Japon bir düzenbaz yaratık.
well-meaning tanuki, a Japanese trickster creature: Japon folklorundaki iyi niyetli tanuki
Tanuki hem rakun köpeğinin Japonca adıdır hem de Japon folklorundaki tanınmış bir figür için kullanılan bir addır. Buradaki açıklayıcı a Japanese trickster creature ifadesi, yalnızca sıradan bir hayvanın değil, folklor figürünün kastedildiğini gösterir. Trickster; zekâ, aldatma, şaka veya şekil değiştirme kullanan bir hikâye karakteridir. Well-meaning ise bu tanukinin oyunları karışıklığa yol açsa bile yardım etmeyi veya iyilik yapmayı amaçladığını belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede a Japanese trickster creature ifadesi tanuki hakkında ne anlatıyor?
- Hileler ve şekil değiştirmeyle ilişkilendirilen bir folklor figürüdür.
- Folklorik anlamı olmayan sıradan bir evcil hayvandır.
- Bir Japon hükümdarının resmî unvanıdır.
Cevabı göster
Hileler ve şekil değiştirmeyle ilişkilendirilen bir folklor figürüdür.
tanuki folklorunda by pulling on his testicles
By + -ing yapısı, bir şeyi yapmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by pulling on his testicles, able to transform ifadesini niteler ve bu betimlemede tanukinin sözde nasıl şekil değiştirdiğini açıklar. Açık beden ayrıntısı, tanuki folkloruyla ilişkilendirilen grotesk ve komik imgeleri çağrıştırır. Bu, bağlama bağlı kültürel bir betimlemedir; İngilizce bir deyim, sıradan bir tavsiye veya taklit edilecek bir hareket değildir.
Alıştırma
Bu cümlede by pulling on his testicles ifadesinin işlevi nedir?
- Yaratığın şekil değiştirmesi için folklora dayanan grotesk bir yöntem sunar.
- Kibar ve gündelik bir İngilizce deyim tanıtır.
- Günlük yaşam için sıradan bir egzersiz tavsiyesi verir.
Cevabı göster
Yaratığın şekil değiştirmesi için folklora dayanan grotesk bir yöntem sunar.