Demeter'in intikamının Yunan miti - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
696 kelime 127 kel/dk

Video özeti: Yunan mitinin bu yeniden anlatımı, babası Erysichthon’un Demeter’in ormanına saygısızlık edip doyumsuz bir açlıkla lanetlenmesinin ardından Prenses Mestra’yı izler. Babası yiyecek uğruna onu defalarca satsa da şekil değiştirme gücü Mestra’nın onun denetiminden kaçmasını ve sonunda özgürlüğüne kavuşmasını sağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the sacred grove of Demeter, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Yiyecek ve tarımın Yunan tanrıçası Demeter’e adanmış bir koruluğun kutsal alan olduğunu anlayın. Bu arka plan, ağaçların kesilmesinin neden sıradan bir çevre tahribatı değil, kutsala karşı işlenmiş bir saygısızlık olduğunu açıklar. 2. no matter how many feasts he devoured, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: no matter how many + çoğul isim + özne ve fiil yapısını, miktar ne kadar büyük olursa olsun sonucun değişmediğini gösteren bir ödünleme kalıbı olarak tanıyın; tekrarlanan çabaları değişmeyen sonuçlarla karşılaştırmak için kullanın. 3. Untethered from her father's selfish agenda and — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: untethered from ifadesini başka birinin denetiminden, planlarından veya kısıtlamalarından kurtulma mecazı olarak yorumlayın. Zararlı bir ilişkiden, kurumdan ya da dayatılmış bir yükümlülükten özgürleşmeyi anlatırken bu ifadeden yararlanın.

Bu derste

Mestra, princess of Thessaly,

0:07

Teselya prensesi Mestra,

was far from home.

0:09

evinden çok uzaktaydı.

She had watched her father, Dilbilgisi

0:11

Babası

King Erysichthon,

0:13

Kral Erysichthon'un

plunge into a ruin of his own making. Deyimler

0:14

kendi yarattığı bir yıkıma sürüklenişini izlemişti.

Dilbilgisi

had watched her father ... plunge into: watch + nesne + yalın fiil

Watch + nesne + fiilin yalın biçimi, izlenen eylemi bir bütün olarak sunar. Burada her father nesnedir ve plunge, önünde to bulunmayan yalın fiildir; King Erysichthon ise babanın kim olduğunu belirten bir eş görevli açıklamadır. Plunge önüne to getirilmez. Had watched past perfect yapıdadır; yani izleme eylemi geçmişteki başka bir noktadan önce gerçekleşmiştir. Bu cümlede plunge into ruin mecazidir: onun suya atladığını değil, korkunç bir duruma düştüğünü gördüğünü anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, kuşun kafesten çıkışını konuşanın izlediği bütün bir olay olarak doğal biçimde sunar?

  1. I watched the bird fly out of the cage.
  2. I watched the bird to fly out of the cage.
  3. I watched the bird flying out of the cage.
Cevabı göster

I watched the bird fly out of the cage.

Deyimler

a ruin of his own making: kendi yarattığı yıkım

A ruin of his own making ifadesindeki ruin, fiziksel bir yıkıntı yığını değil, felaketle sonuçlanan bir durum anlamına gelir. Of his own making, bu sonucu kendi seçimlerinin veya davranışlarının doğurduğunu söyler ve sorumluluğu ona yükler. Yeniden kullanılabilen kalıp a problem, crisis, or mess of one's own making biçimindedir. İyelik yapısını sorumlu kişi veya gruba göre değiştirin: of my own making, of her own making ya da of their own making.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın ve iyelik yapısını committee sözcüğüne uyarlayın: The committee ignored every warning, so the crisis was ____.

Cevabı göster

of their own making

Now, to save himself,

0:18

Şimdi kendini kurtarmak için,

he sold his own daughter to the highest bidder. Kalıp ifadeler

0:21

öz kızını en çok para verene sattı.

Kalıp ifadeler

to the highest bidder: en yüksek teklifi verene

The highest bidder, bir açık artırmada veya rekabetçi teklif sürecinde diğer herkesten daha fazla para teklif eden kişi ya da kuruluştur. Sell something to the highest bidder, kazananın önceden seçilmek yerine teklif edilen miktara göre belirlendiği anlamına gelir. Burada bir kız, açık artırmaya çıkarılan bir eşya gibi ele alınıyor. Bu, ifadeyi kasıtlı olarak sert hâle getiriyor ve babanın davranışındaki acımasızlığı vurguluyor.

Alıştırma

“En yüksek miktarı teklif eden katılımcıya” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the auction, the painting was sold ____.

Cevabı göster

to the highest bidder

But Mestra refused to accept this fate. Kalıp ifadeler

0:24

Fakat Mestra bu kaderi kabul etmeyi reddetti.

Kalıp ifadeler

refused to accept this fate: dayatılan sonuca boyun eğmemek

Refuse to do something, bir şeyi yapmamaya açıkça karar vermek anlamına gelir. Refused to accept this fate ifadesinde refused sözcüğünden sonra to mastarı olan to accept gelir; this ise fate sözcüğünü niteleyerek daha önce belirtilen duruma işaret eder. Accept this fate, sonucu değiştirilemezmiş gibi kabul edip ona boyun eğmek anlamına gelirdi. Mestra bunu reddederek yalnızca mutsuzluğunu değil, direnişini gösterir.

Alıştırma

Refuse fiilinin basit geçmiş biçimini ve ardından to mastarı accept'i kullanarak tamamlayın: The team ____ this outcome.

Cevabı göster

refused to accept

Finding herself momentarily alone, Dilbilgisi

0:28

Bir anlık yalnızlığından faydalanarak

she began to plan her escape. Kalıp ifadeler

0:30

kaçışını planlamaya başladı.

Dilbilgisi

Finding herself momentarily alone: arka planı veren cümle başı ortaç öbeği

Finding herself momentarily alone, “kısa bir süre için yalnız olduğunu fark etmek” anlamına gelir. Burada find oneself + sıfat, kişinin kendisini belirli bir durumda bulduğunu fark etmesini anlatır; “kendini aramak” anlamına gelmez. Cümle başındaki -ing öbeği ana eylemin arka planını verir ve “yalnız olduğunu fark ettiğinde” ya da “yalnız olduğunu fark ettiği için” gibi bir düşünceyi kısaltır. Bu öbeğin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi she ile aynıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki ortaç öbeği Marco’yu doğru biçimde betimler?

  1. Finding himself alone after closing time, the lights were turned off.
  2. Finding himself alone after closing time, Marco called a friend.
  3. Finding herself alone after closing time, Marco called a friend.
Cevabı göster

Finding himself alone after closing time, Marco called a friend.

Kalıp ifadeler

plan her escape: plan + iyelik belirleyicisi + escape yapısı

plan her escape ifadesinde escape bir isimdir; her ise kaçacak kişinin kim olduğunu gösterir. Burada her, she sözcüğüne gönderme yaptığı için ifade, onun kendisinin nasıl kaçacağını planlamaya başladığı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen yapı plan + iyelik belirleyicisi + escape şeklindedir: plan my escape, plan our escape, plan their escape. Bu yapı yalnızca kaçma isteğini veya kaçma eylemini değil, önceden yapılan plan ve hazırlıkları vurgular.

Alıştırma

Mahkûmlar kendilerinin nasıl kaçacağını planlıyor. Cümleyi plan + iyelik belirleyicisi + escape yapısıyla tamamlayın: The prisoners quietly began to ____.

Cevabı göster

plan their escape

Months earlier, Anlatım akışı

0:34

Aylar önce,

Erysichthon had decided to build himself a gleaming new hall,

0:35

Erysichthon kendine gösterişli yeni bir salon inşa etmeye karar vermiş

Anlatım akışı

Months earlier: geçmişe dönüş işareti

Months earlier anlatıda bir zaman işaretleyicisidir. Hikâyeyi mevcut sahneden birkaç ay önceki olaylara götürür; geleceğe atlamak yerine geçmişe dönüş başlatır. had decided yapısındaki past perfect bu sıralamayı destekler: karar, ana zaman çizgisindeki daha sonraki geçmiş olaylardan önce alınmıştır. Genel olarak hours earlier veya years earlier gibi ifadeler, sonraki olayı mevcut referans noktasından önceye yerleştirmeniz gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Yeni bir paragraf “Months earlier,” ifadesiyle açılıyor ve ardından bir karar anlatılıyor. Bu karar zaman çizgisinde nereye yerleştirilmelidir?

  1. Mevcut sahnedeki olaylardan birkaç ay sonraya.
  2. Mevcut sahnedeki olaylarla aynı zamana ve her ay tekrarlanacak şekilde.
  3. Mevcut sahnedeki olaylardan önceye.
Cevabı göster

Mevcut sahnedeki olaylardan önceye.

declaring that only the finest wood would suffice. Dilbilgisi

0:40

ve yalnızca en iyi ahşabın yeterli olacağını beyan etmişti.

Dilbilgisi

only the finest wood would suffice: katı bir asgari ölçüt koymak

Only the finest wood would suffice, en iyi ahşaptan daha düşük kalitede hiçbir şeyin konuşanın koşulunu karşılamadığı anlamına gelir. Only, kabul edilebilir seçeneği the finest wood ile sınırlar; dolayısıyla yapı son derece yüksek bir asgari standart koyar. Suffice, 'bir amaç için yeterli olmak' veya 'bir ihtiyacı karşılamak' demektir; 'başarmak' demek değildir. Geçmiş zamanlı bu aktarımda would, kişinin o anda neyi yeterli gördüğünü sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp only + isim öbeği + will/would suffice biçimindedir.

Alıştırma

'Yeterli olmak' anlamındaki resmî fiili ve would sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The curator rejected every substitute; for the restoration, only the original stone ____.

Cevabı göster

would suffice

The king was well known for spurning the gods, Kalıp ifadeler

0:44

Kral tanrıları küçümsemesiyle ünlenmişti,

Kalıp ifadeler

well known for spurning: küçümseyerek reddetmesiyle tanınmak

Be well known for + isim veya -ing biçimi, bir şey nedeniyle güçlü bir üne sahip olmak anlamına gelir. Burada for, krala bu ünü kazandıran davranışı gösterir; spurning ise bir edattan sonra geldiği için -ing biçimindedir. Spurn, birini veya bir şeyi küçümseyerek reddetmek ya da geri çevirmek demektir. Sadece refuse demekten daha güçlüdür: Bu ifade, kralın tanrılara karşı tutumunu aşağılayıcı ve incitici olarak gösterir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiili doğru biçimde kullanın: The columnist was well known for ____ every compromise. (spurn)

Cevabı göster

spurning

as he was more interested in honoring himself. Dilbilgisi

0:47

çünkü kendini onurlandırmakla daha çok ilgileniyordu.

Dilbilgisi

as he was more interested in...: neden bildiren as

Burada as, because gibi bir neden bildirir. As sonrasındaki yan cümle, kralın tanrıları neden küçümseyerek reddettiğini açıklar: Kendisini onurlandırmak onun için daha önemliydi. Bu kullanımı belirlemek için as cümleciğinin ne zaman sorusuna değil, neden sorusuna cevap verip vermediğine bakın. Neden bildiren as, sebebi çoğu zaman arka plan bilgisi olarak sunar; because ise nedeni daha doğrudan belirtir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Maya took the bus, as her bicycle had a flat tire. Buradaki as ne işlev görür?

  1. Maya'nın otobüse binme nedenini belirtir.
  2. Nedeni değil, sonucu bildirir.
  3. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Maya'nın otobüse binme nedenini belirtir.

But in an unprecedented act of disrespect, Kalıp ifadeler

0:51

Ancak benzeri görülmemiş bir saygısızlık örneği olarak,

Kalıp ifadeler

in an unprecedented act of disrespect: eşi görülmemiş bir saygısızlık eylemiyle

In an unprecedented act of disrespect, ardından anlatılan eylemi önceden niteleyen resmî bir anlatım kalıbıdır. in an act of + soyut isim yapısı, anlatıcı tam olarak ne olduğunu açıklamadan önce davranışın niteliğini belirtir. Unprecedented, yalnızca davranışın çok kötü olduğunu değil, bilinen daha önceki bir örneğinin bulunmadığını ifade eder. Disrespect ise olumsuz değerlendirmeyi ekler: davranış, bir kişiye, yere veya geleneğe gösterilmesi gerektiği düşünülen saygıyı göstermemiştir.

Alıştırma

Hangi cümle iki rakibin daha önce örneği olmayan bir şekilde iş birliği yaptığını ifade eder?

  1. In a routine act of cooperation, the two rival labs shared their safety data.
  2. In a reluctant act of cooperation, the two rival labs shared their safety data.
  3. In an unprecedented act of cooperation, the two rival labs shared their safety data.
Cevabı göster

In an unprecedented act of cooperation, the two rival labs shared their safety data.

he marched his men into the sacred grove of Demeter, Kültür

0:55

adamlarını Demeter'in kutsal korusuna yürüttü,

goddess of food and agriculture. Kültür

0:59

yiyecek ve tarım tanrıçası.

Kültür

the sacred grove of Demeter: Demeter'in kutsal koruluğu

Grove, ağaçlardan oluşan küçük bir alan veya koruluk demektir. Burada sacred ve of Demeter ifadeleri, bu koruluğun yiyecek ve tarımın Yunan tanrıçası Demeter'e adandığını ya da onunla özel bir bağı bulunduğunu gösterir. Dolayısıyla burası sıradan bir ağaçlık alan değil, dinî açıdan korunan bir yerdir. Bu mitolojik bağlamda ağaçlara zarar vermek amacıyla koruluğa girmek kutsal bir alanı ihlal eder ve tanrıçaya saygısızlık anlamına gelir. Bu yüzden eylem yalnızca mala zarar verme veya ağaç kesme değil, kutsala saygısızlık olarak anlaşılır.

Alıştırma

Bu cümlede the sacred grove of Demeter neyi ifade eder?

  1. Demeter'in yiyecek topladığı sıradan bir kamu ormanı.
  2. Demeter'e adanmış ve kutsal kabul edilen ağaçlık bir yer.
  3. İnsanların bütün Yunan tanrıçalarına taptığı bir çiftlik.
Cevabı göster

Demeter'e adanmış ve kutsal kabul edilen ağaçlık bir yer.

Kültür

goddess of food and agriculture: Demeter'i açıklayan eş görevli ifade

goddess of food and agriculture ifadesi Demeter hakkında ek bilgi verir. Dilbilgisel olarak Demeter'e açıklama getiren eş görevli bir ad öbeğidir: virgül, bunun ikinci bir kişi ya da genel bir övgü değil, aynı kişiyi başka şekilde adlandıran veya tanımlayan bir bölüm olduğunu gösterir. Onun yetki alanı yiyecek ve tarım olduğundan, bu kimlik bilgisi bir hikâyede onu gücendirmenin neden ürün kaybına, açlığa veya kıtlığa yol açabileceğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

goddess of food and agriculture bu cümlede hangi görevi görür?

  1. Korunun sahibi olan ikinci bir tanrıçayı tanıtır.
  2. Demeter'in tanrısal rolünü ve yetki alanını belirtir.
  3. Demeter'in yiyecek yetiştirdiği için övüldüğünü söyler.
Cevabı göster

Demeter'in tanrısal rolünü ve yetki alanını belirtir.

Ignoring the prayer offerings that hung from the trees, Dilbilgisi

1:02

Ağaçlarda asılı dua adaklarını görmezden gelen

Dilbilgisi

Ignoring the prayer offerings: cümle başında present participle öbeği

Cümle başındaki Ignoring the prayer offerings öbeği ana eyleme arka plan sağlar: ana eylemi yapan kişi sunuları bilerek dikkate almaz. Dilbilgisel olarak bu bir present participle (-ing) öbeğidir ve örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesidir. Öbeği başa koymak, anlatı ana eylemi belirtmeden önce bu umursamaz tavrı öne çıkarır. Aynı yapı, bir kişinin tutumunu ya da eşlik eden eylemini o kişinin ana eylemiyle tek cümlede birleştirebilir.

Alıştırma

Baştaki -ing öbeğinin örtük öznesiyle ana cümlenin öznesinin aynı olduğu doğru cümle hangisidir?

  1. Ignoring the warning signs, Maya continued down the path.
  2. Ignoring the warning signs, a storm forced Maya to turn back.
  3. Ignoring the warning signs, the path became steeper.
Cevabı göster

Ignoring the warning signs, Maya continued down the path.

Erysichthon headed straight for the most magnificent oak. Kalıp ifadeler

1:05

Erysichthon, dosdoğru en muhteşem meşe ağacına yöneldi.

Kalıp ifadeler

headed straight for: bir hedefe doğruca yönelmek

Head for, bir varış noktasına veya hedefe doğru ilerlemek demektir. Geçmiş zamandaki headed straight for, kişinin doğrudan oraya yöneldiğini belirtir; straight, dolambaçsız, duraksamadan ve tereddüt etmeden ilerleme anlamını ekler. Burada head, “baş” anlamındaki isim değil, bir fiildir. Aynı kalıp fiziksel hareket yerine olası bir sonucu da anlatabilir. Örneğin head straight for trouble, doğrudan belaya doğru gitmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: When the doors opened, Nina ____ the empty seat in the front row.

Cevabı göster

headed straight for

As he swung his axe,

1:11

Baltasını savurduğunda,

the tree trembled and turned pale. Kelime

1:13

ağaç titredi ve solgunlaştı.

Kelime

turned pale: durum değişikliği ve kişileştirme

Turn + sıfat yapısı, yeni bir duruma gelmek veya dönüşmek anlamına gelebilir; bu nedenle turned pale, “solgunlaştı” demektir. Bir kişi için kullanıldığında genellikle korku, şok veya hastalık nedeniyle yüzün rengini kaybetmesini anlatır. Burada özne bir ağaçtır. Ağaca trembled ve turned pale gibi insana özgü tepkiler verilerek kişileştirme yapılır; böylece ağaç korkmuş ve canlıymış gibi görünür.

Alıştırma

Ağaçla ilgili cümlede turned pale ne işlev görür?

  1. Ağacın solgun renkli bir şeye doğru döndüğü anlamına gelir.
  2. Ağacın titremeyi bırakıp sakinleştiğini gösterir.
  3. Bir durum değişikliğini gösterir ve ağaca insana özgü bir korku tepkisi verir.
Cevabı göster

Bir durum değişikliğini gösterir ve ağaca insana özgü bir korku tepkisi verir.

Blood gushed from the wound, Kelime

1:16

Yaradan kan fışkırdı,

Kelime

gushed from the wound: ani ve güçlü akış

Burada gushed, kanın aniden, hızla ve büyük miktarda dışarı çıktığını anlatır. Yalnızca kanın flowed, yani aktığını söylemekten çok daha güçlü bir görüntü oluşturur. Yaygın kalıp liquid + gush from/out of + source şeklindedir. Gush, hareketin gücünü ve sıvının çokluğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi gush fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve kaynağı gösteren edatla tamamlayın: When the pipe burst, water ____ it.

Cevabı göster

gushed from

and a strangled cry rang out. Öbek fiiller

1:19

ve boğuk bir çığlık koptu.

Öbek fiiller

strangled cry rang out: boğuk bir çığlık aniden duyuldu

A strangled cry, boğazda takılmış, kesik kesik ya da çıkarılması zor duyulan bir çığlıktır; buna çoğu zaman acı, korku veya güçlü bir duygu neden olur. Burada strangled sesin niteliğini anlatır; mutlaka birinin gerçekten boğazının sıkıldığı anlamına gelmez. Rang out, ring out ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir ses için kullanıldığında sesin aniden açıkça duyulduğunu ve çevredeki alana yayıldığını anlatır. Ring burada ses çıkarmakla ilgilidir, telefon etmekle değil; out ise sesin dışarı doğru yayıldığını gösterir.

Alıştırma

Bir anlatıda a strangled cry rang out ne anlama gelir?

  1. Çığlık sessiz kaldı ve duyulmadı.
  2. Boğuk çıkan bir çığlık aniden açıkça duyuldu.
  3. Biri nefes alamazken telefon etti.
Cevabı göster

Boğuk çıkan bir çığlık aniden açıkça duyuldu.

It was the voice of one of Demeter's wood nymphs, Kültür

1:22

Bu, ağaçta ikamet eden

Kültür

Demeter's wood nymphs: ağaçlarla bağlantılı ruhlar

Yunan mitolojisinde wood nymphs, ormanlarla veya belirli ağaçlarla bağlantılı dişi doğa ruhlarıdır. Demeter's, bu perilerin Demeter'in kutsal alanına ait olduğunu veya onun koruması altında bulunduğunu belirtir; ormanda yaşayan sıradan kadınlar anlamına gelmez. Bu kısa arka plan bilgisi, ağacın neden bir sesi olabildiğini ve zarar görebildiğini açıklar: kutsal bir ağacı yaralamak, ona bağlı ruhu da yaralar ve ağacı koruyan tanrıçayı gücendirir.

Alıştırma

Cümlede Demeter's wood nymphs neyi ifade ediyor?

  1. Ağaçlarla veya ormanlarla bağlantılı ve Demeter tarafından korunan doğa ruhları.
  2. Demeter'in mesajlarını ormanda taşıyan kuşlar.
  3. Demeter için kereste kesen insan işçiler.
Cevabı göster

Ağaçlarla veya ormanlarla bağlantılı ve Demeter tarafından korunan doğa ruhları.

who resided in the tree.

1:24

Demeter'in orman perilerinden birinin sesiydi.

With her last breaths, Kalıp ifadeler

1:27

Son nefesini verirken,

Kalıp ifadeler

With her last breaths: ölürken yapılan son bir eylem

With her last breaths, hayatının son birkaç nefesini alıp verirken ardından gelen eylemi yaptığını belirtir. Baştaki with öbeği, bu eylemin gerçekleştiği koşulları gösterir ve onun ölmekte olduğunu güçlü biçimde hissettirir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen çoğul ifadeyle tamamlayın: With ____, the dying queen revealed the safe route.

Cevabı göster

her last breaths

she called out to her patron for revenge. Öbek fiiller

1:29

intikam için koruyucusuna seslendi.

Öbek fiiller

call out to her patron for revenge: koruyucu tanrısına intikam için seslenmek

Call out to someone, bir kişinin sizi duyması için ona doğru yüksek sesle seslenmek demektir; genellikle dikkat çekmek veya yardım istemek için kullanılır. Burada kadın patron'ına sesleniyor ve for revenge, ondan ne yapmasını istediğini belirtiyor. Bu mitte patron, birini koruyup destekleyen koruyucu tanrı anlamındadır; onun koruyucu tanrısı Demeter'dir. Burada ticari sponsor veya düzenli müşteri anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi call out to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The lost child ____ a police officer for help.

Cevabı göster

called out to

Erysichthon, though, Anlatım akışı

1:32

Fakat Erysichthon

was unfazed. Kelime

1:34

hiç aldırış etmedi.

Anlatım akışı

Özneden sonra kullanılan parantez içi though

Erysichthon, though, was unfazed cümlesinde though, however veya nevertheless anlamına gelen parantez içi bir zarftır. Önceki bilgiye gönderme yapar ve Erysichthon'ın tepkisinin beklenen sonuçla çeliştiğini gösterir. Cümlenin ana yapısı Erysichthon was unfazed biçimindedir. Virgüller though sözcüğünü araya eklenmiş bir yorum olarak işaretler; sözcük çıkarıldığında cümle yine tamdır, ancak açık karşıtlık kaybolur.

Alıştırma

Erysichthon, though, was unfazed cümlesinde though sözcüğünün görevi nedir?

  1. Önceki bilgiyle bir karşıtlık kurar.
  2. Erysichthon'ın neden etkilenmediğini açıklar.
  3. Etkilenmeme durumunun tekrar tekrar yaşandığını gösterir.
Cevabı göster

Önceki bilgiyle bir karşıtlık kurar.

Kelime

was unfazed: sakin kalmak ve sarsılmamak

was unfazed ifadesinde was, özneyi durumuna bağlayan bir fiildir; unfazed ise özneyi tanımlayan bir sıfattır. Kişinin yaşananlar karşısında sakin kaldığını, sarsılmadığını, kaygılanmadığını veya ne yapacağını şaşırmadığını anlatır. Vurgu yalnızca korkmamasında değil, olayın kişinin soğukkanlılığını ya da davranışlarını etkileyememiş olmasındadır.

Alıştırma

"Nora was unfazed by the criticism," cümlesinde unfazed ne anlama gelir?

  1. Eleştirileri duymadı veya anlamadı.
  2. Sakin kaldı ve eleştirilerin kendisini sarsmasına izin vermedi.
  3. Çok korkmasına rağmen yüzünde hiçbir ifade göstermedi.
Cevabı göster

Sakin kaldı ve eleştirilerin kendisini sarsmasına izin vermedi.

He decimated the rest of the forest and dragged the wood back to his palace. Kelime

1:36

Ormanın geri kalanını da katletti ve odunları sarayına sürükledi.

Kelime

decimated the rest of the forest: ağır ve geniş çaplı yıkım

Burada decimated geçmiş zamanlı bir fiildir. Decimated the rest of the forest, geriye kalan ormanın çok büyük bir bölümünü yok etmek anlamına gelir ve ağır, geniş çaplı kaybı vurgular. decimate tarihsel olarak her on kişiden birini öldürmek anlamına gelse de modern genel İngilizcede çoğunlukla sayıyı ciddi biçimde azaltmak veya büyük bir kısmı yok etmek demektir. Kaybın tam olarak yüzde on olması gerekmez ve hiçbir şeyin hayatta kalmadığı anlamına da gelmez.

Alıştırma

"The disease decimated the colony," cümlesinde decimated modern İngilizcede büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kolonide küçük ve kolayca düzeltilebilecek bir soruna yol açtı.
  2. Koloniyi ciddi biçimde azalttı veya büyük bir bölümünü yok etti.
  3. Koloninin tam olarak onda birine zarar verdi, daha fazlasına değil.
Cevabı göster

Koloniyi ciddi biçimde azalttı veya büyük bir bölümünü yok etti.

Upon learning of the loss and destruction, Kalıp ifadeler

1:41

Kayıp ve yıkımı öğrenen

Kalıp ifadeler

Upon learning of: resmî bir zaman başlangıcı

Upon learning of, “biri … öğrendiğinde” veya “biri … haberini alır almaz” anlamına gelir. upon’dan sonra -ing biçimindeki learning gelir; learn of ise öğrenilen haber ya da olayı belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında bu ifade ana eylemin zamanını belirler. Örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır: Upon learning of the delay, Lena called the airline. cümlesinde hem haberi öğrenen hem de telefon eden kişi Lena’dır.

Alıştırma

upon’dan sonra learn of ifadesinin -ing biçimini kullanarak resmî anlatım cümlesini tamamlayın: ____ the cancellation, Lena called the airline.

Cevabı göster

Upon learning of

Demeter quaked the earth with her anger. Deyimler

1:44

Demeter öfkesiyle yeri sarstı.

Deyimler

Demeter quaked the earth with her anger: duyguyu bir doğa gücü olarak anlatmak

Burada quake yaratıcı biçimde geçişli bir fiil olarak kullanılır: Demeter yeryüzünün sarsılmasına neden olur. With her anger, bu sarsıntıyı meydana getiren gücün onun öfkesi olduğunu gösterir. Mit, içsel bir duyguyu görünür bir doğa olayına dönüştürür. Cümle ilahi gücü ve aşırı öfkeyi vurgular; sıradan fiziksel anlamda bir kişinin gezegeni elleriyle sarstığını iddia etmez.

Alıştırma

Bu mitsel anlatımda cümle temel olarak neyi ifade ediyor?

  1. Yeryüzünün hareketi Demeter’in öfkelenmesine neden olur.
  2. Demeter’in ilahi öfkesi yeryüzünü sarsacak kadar güçlüdür.
  3. Demeter sıradan bir depremi tepki vermeden inceler.
Cevabı göster

Demeter’in ilahi öfkesi yeryüzünü sarsacak kadar güçlüdür.

Swiftly,

1:48

Hızla,

she ordered a mountain nymph to go and enlist the help of another fearsome goddess. Kalıp ifadeler

1:49

bir dağ perisine gidip başka bir korkunç tanrıçanın yardımını istemesini emretti.

Kalıp ifadeler

enlist the help of: birinin yardımını sağlamak ve sürece katmak

Enlist the help of someone, birinin yardımını sağlamak ve o kişinin beceri ya da desteğini planlı bir göreve dâhil etmek demektir. Yalnızca kısa bir soru sormaktan daha fazlasını ifade eder: yardım eden kişi çalışmanın bir parçası olur. Kalıp enlist the help of + kişi veya grup şeklindedir. Bu cümlede another fearsome goddess, yardımı istenen olası kişidir.

Alıştırma

Cümleyi enlist the help of ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: To identify the software bug, the team ____ an outside specialist.

Cevabı göster

enlisted the help of

In a dragon-drawn chariot, Kelime

1:55

Ejderhaların çektiği bir arabayla,

Kelime

dragon-drawn chariot: isim + geçmiş zaman ortacı bileşiği

Dragon-drawn, bir ejderha veya ejderhalar tarafından çekilen anlamına gelen bileşik bir sıfattır. chariot kelimesinden önce geldiği için kısa çizgi dragon ile drawn sözcüklerini tek bir niteleyici hâline getirir. İsim + geçmiş zaman ortacı yapısı, sonraki isme hangi şeyin bir eylem uyguladığını gösterebilir: a horse-drawn carriage, bir atın çektiği arabadır. Burada drawn, draw fiilinin çekmek anlamındaki geçmiş zaman ortacıdır; resim çizmek anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi atlar tarafından çekilen anlamındaki kısa çizgili bileşik sıfatla tamamlayın: They rode through the old town in a ____ carriage.

Cevabı göster

horse-drawn

the mountain nymph soared over barren lands and icy seas.

1:57

dağ perisi çorak topraklar ve buzlu denizlerin üzerinde süzüldü.

At last,

2:03

Nihayet,

she reached the remote lair of Hunger, goddess of famine. Kültür

2:03

Kıtlık tanrıçası Açlık'ın ücra inine ulaştı.

Kültür

remote lair of Hunger, goddess of famine: bir karakter olarak Hunger

Hunger büyük harfle başlar ve bir karakter olarak ele alınır. Açıklayıcı bir eşleme olan goddess of famine, onun kimliğini belirtir: sıradan açlık hissi değil, kıtlığın kişileştirilmiş hâlidir. Lair genellikle vahşi bir hayvanın ya da tehlikeli bir varlığın ini veya saklandığı yer anlamına gelir; remote ise buranın ıssız ve dünyadan kopuk görünmesini sağlar. Bu sözcükler birlikte Hunger'ı kendi meskeni olan ve hikâyede bir insan gibi hareket edebilen mitolojik bir figür olarak kurar.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu cümlede Hunger hakkında ne anlatıyor?

  1. Hunger yalnızca sıradan açlık hissidir.
  2. Hunger, inin yakınındaki yabani otların adıdır.
  3. Hunger, kıtlıkla ilişkili ve uzakta bir ini olan tanrıçadır.
Cevabı göster

Hunger, kıtlıkla ilişkili ve uzakta bir ini olan tanrıçadır.

She found her picking through weeds with her rotten nails and teeth, Öbek fiiller

2:08

Onu çürük tırnakları ve dişleriyle yabani otları ayıklarken,

Öbek fiiller

picking through weeds: yabani otların arasında dikkatle aramak

Pick through something, bir grup ya da yığın içinde dikkatle arama yapmak, çoğu zaman içindekileri tek tek hareket ettirmek veya incelemek anlamına gelir. picking through weeds ifadesinde yabani otları sadece koparmıyor ya da toplamıyor; otların arasında arama yapıyor. Nesne through sözcüğünden sonra gelir: pick through weeds, pick through old papers. İfade genellikle dağınık eşyalar ya da bir koleksiyon içinde yavaş ve dikkatli bir arama yapıldığını düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede pick through, çok sayıda şeyin arasında dikkatle arama yapmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Nora picked out the red cable because it was the right length.
  2. Nora picked through the cables in the drawer until she found the charger.
  3. Nora picked up the cable that had fallen on the floor.
Cevabı göster

Nora picked through the cables in the drawer until she found the charger.

clutching her hollow stomach, Kalıp ifadeler

2:13

boş midesini kavrarken

Kalıp ifadeler

clutching her hollow stomach: bedensel sıkıntıyla midesini sıkıca kavramak

Clutching her hollow stomach, onun midesini sıkıca kavradığını veya bastırdığını anlatır. Clutch fiilinin ardından bir vücut bölgesinin gelmesi; ağrı, korku veya yoğun sıkıntıya karşı güçlü ve içgüdüsel bir tepkiyi düşündürür. Burada açlığın bedensel bir acı gibi hissedilmesini sağlar. Hollow burada midenin gerçekten delik olduğu anlamına değil, acı verecek kadar boş olduğu anlamına gelir. -ing öbeği, anlatıya aynı anda gerçekleşen bir eylem veya durumu ekler.

Alıştırma

Hangi cümle, ani bir ağrı nedeniyle vücudunun bir bölümünü sıkıca kavrayan birini anlatır?

  1. He folded his jacket before leaving.
  2. He pointed to his chest during the lesson.
  3. He clutched his chest as a sharp pain struck.
Cevabı göster

He clutched his chest as a sharp pain struck.

and twisting her knotted limbs.

2:15

ve düğümlü uzuvlarını kıvırırken buldu.

Not daring to come too close, Dilbilgisi

2:18

Çok yaklaşmaya cesaret edemeyen

Dilbilgisi

Not daring to come too close: nedeni belirten olumsuz bir -ing yan cümleciği

Not daring to come too close, olumsuz bir -ing yan cümleciğidir. Kişinin yakına gelmeye cesaretinin olmadığını ifade eder ve genellikle ana cümledeki eylemin nedenini açıklar: daha fazla yaklaşmaya cesaret edemediği için. Yapı Not + daring + to-infinitive şeklindedir. Daring'in örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin de öznesi olmalıdır. Too close, güvenli veya uygun hissedilenden daha yakın anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, cümle başındaki olumsuz -ing yan cümleciğini doğru kullanır?

  1. Not dared to enter, Leo waited outside.
  2. Not daring to enter, Leo waited outside.
  3. Not daring to enter, the door remained locked.
Cevabı göster

Not daring to enter, Leo waited outside.

the nymph called for Hunger and shared Demeter's vengeful plan. Öbek fiiller

2:21

peri, Açlık'a seslendi ve Demeter'in intikam planını paylaştı.

Öbek fiiller

called for Hunger: birini çağırmak

Bu cümlede called for Hunger, perinin Hunger adlı karakteri gelmesini veya yanıt vermesini bekleyerek çağırdığı anlamına gelir. Hunger büyük harfle yazılmış ve bir kişi gibi ele alınmıştır; dolayısıyla cümle, perinin aç olma durumuna ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez. Call for ifadesinin anlamı nesnesine ve bağlama göre değişir. Nesne gelebilecek veya yanıt verebilecek bir kişiyse o kişiyi çağırmak anlamına gelebilir; bir şey ya da eylemse genellikle ona ihtiyaç duymak veya onu açıkça talep etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Özgün cümlede called for Hunger ne anlama geliyor?

  1. Peri, açlığın gerekli olduğunu söyledi.
  2. Peri, Hunger adlı karakteri çağırdı.
  3. Peri, Hunger adına telefon etti.
Cevabı göster

Peri, Hunger adlı karakteri çağırdı.

Hunger usually kept to her lair, Öbek fiiller

2:26

Açlık genellikle ininden çıkmazdı,

Öbek fiiller

usually kept to her ...: keep to + yer

Vurgulanan bölümün ardından lair gelir; ifadenin tamamı usually kept to her lair şeklindedir. Kept, keep fiilinin geçmiş zamanıdır ve keep to + yer, başka bir yere gitmek yerine o yerin sınırları içinde kalmak anlamına gelir. Usually bunun Hunger'ın olağan alışkanlığı olduğunu gösterir; her ise her lair ad öbeğinin bir parçasıdır. Keep to ifadesinin daha geniş anlamı bir sınırı aşmamaktır. Bu sınır, bir yer veya yol gibi fiziksel ya da bir gündem veya program gibi kararlaştırılmış olabilir.

Alıştırma

Sınır içinde kalmak anlamındaki derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: For safety, hikers should ____ the marked trail.

Cevabı göster

keep to

but she relished this gruesome mission. Kelime

2:29

ama bu korkunç görevi memnuniyetle karşıladı.

Kelime

Relished this gruesome mission: korkunç bir görevden yoğun zevk almak

Bu cümlede relished, “büyük bir zevk aldı” anlamına gelir. Sadece liked demekten daha güçlü ve bilinçli bir ifadedir; onun bu deneyimi hevesle tadını çıkararak yaşadığını düşündürür. Gruesome, özellikle ölüm, yaralanma veya acımasız ayrıntılar içerdiği için dehşet verici olan şeyleri anlatır. Relished ile gruesome mission yan yana gelince rahatsız edici bir karşıtlık oluşur: çoğu insanın korkunç bulacağı bir görevden o zevk almaktadır.

Alıştırma

“she relished this gruesome mission” ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Görev onu korkuttu ama isteksizce tamamladı.
  2. Görevin sıradan ve zararsız olduğunu düşündü.
  3. Dehşet verici bir görevden büyük zevk aldı.
Cevabı göster

Dehşet verici bir görevden büyük zevk aldı.

Under the cover of night, Deyimler

2:32

Gecenin karanlığına sığınarak,

Deyimler

Under the cover of night: karanlığı gizlenmek için kullanmak

Under the cover of night, bir eylemi gizlemek ve görülme olasılığını azaltmak için gece karanlığını kullanmak anlamına gelir. Cover burada mecazidir: fiziksel bir örtüyü değil, karanlığın sağladığı gizlenmeyi anlatır. Cümlenin başında kullanıldığında zamanı belirler ve ardından gelen eylemi gizli, sessizce yürütülen veya gözlerden uzak tutulan bir hareket olarak çerçeveler.

Alıştırma

Cümleyi “görülmemek için gece karanlığını kullanmak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: ____, the rescue team quietly moved the animals before anyone noticed.

Cevabı göster

Under the cover of night

she crept into the palace and released her famished breath into the sleeping king. Deyimler

2:34

saraya gizlice girdi ve açlıktan ölen nefesini uyuyan kralın üzerine saldı.

Deyimler

famished breath: nefesle taşınan bir güç olarak açlık

famished breath ifadesinde famished normalde “çok aç” anlamına gelir; ancak burada aç bir varlığın özelliği onun nefesine aktarılır. Nefesin açlığı taşıdığı hayal edilir. Kadın bu nefesi kralın içine salabildiği için açlık, bir varlıktan diğerine geçebilen etkin ve neredeyse fiziksel bir güce dönüşür. Bu, sıradan bir nefes alışverişi betimlemesi değil, mitolojik bir kişileştirmedir.

Alıştırma

famished breath bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Açlık, onun nefesiyle taşınan bir güç olarak hayal edilir.
  2. Kral uyanmasın diye onun nefesinin sessiz olduğu anlatılır.
  3. Nefesini uzun süre tuttuğu için acıkmıştır.
Cevabı göster

Açlık, onun nefesiyle taşınan bir güç olarak hayal edilir.

Erysichthon immediately began to dream of a lavish feast, Kalıp ifadeler

2:41

Erysichthon hemen gösterişli bir ziyafetin hayalini kurmaya başladı,

Kalıp ifadeler

dream of a lavish feast: uykuda gösterişli bir ziyafet görmek

dream of + isim veya -ing yapısı, hem uyurken görülen bir şeyi hem de çok güçlü biçimde arzulanan bir şeyi anlatabilir. Burada immediately began to dream ifadesi ve uyku durumu, yapıya gerçek anlamını verir: ziyafet onun rüyasında görünür. A lavish feast büyük, zengin ve masraflı bir yemektir. Lavish yalnızca lezzeti değil, bolluğu veya gösterişi anlatır.

Alıştırma

dream of ve lavish feast ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: After he fell asleep, he began to ____.

Cevabı göster

dream of a lavish feast

gulping air and grinding his teeth. Kalıp ifadeler

2:46

havayı yutuyor ve dişlerini gıcırdatıyordu.

Kalıp ifadeler

gulping air and grinding his teeth: sıkıntıyı gösteren paralel hareketler

“Gulping air” ve “grinding his teeth”, paralel kullanılan iki -ing öbeğidir. Aynı anda gerçekleşen iki hareketi anlatır ve tek başlarına tam bir cümle oluşturmak yerine daha geniş bir betimlemeye bağlanırlar. Gulp air, havayı hızlı, büyük ve zorlanmış hareketlerle içine çekmek ya da yutmak demektir. Grind one's teeth, alt ve üst dişleri birbirine bastırıp sürtmek anlamına gelir. Bu iki hareket birlikte kullanıldığında karakterin açlığı ve sıkıntısı canlı fiziksel tepkilere dönüşür.

Alıştırma

Paralel kullanılan iki -ing öbeği betimlemeye temel olarak ne katar?

  1. Karakterin sakince yemek yediğini gösterirler.
  2. Karakterin fiziksel sıkıntısını canlı biçimde gösterirler.
  3. Karakterin bulunduğu iki yeri belirtirler.
Cevabı göster

Karakterin fiziksel sıkıntısını canlı biçimde gösterirler.

He awoke to a ravenous hunger, Kalıp ifadeler

2:50

Doymak bilmez bir açlıkla uyandı,

Kalıp ifadeler

awoke to a ravenous hunger: uyanınca yoğun bir açlık hissetmek

Awoke, awake fiilinin geçmiş zaman biçimidir. awoke to + isim öbeği yapısında to, kişinin uyandığında bulduğu, fark ettiği ya da yaşadığı şeyi tanıtır. Burada kişi uyanır uyanmaz açlık hisseder; bu ifade tek başına onu açlığın uyandırdığı anlamına gelmez. Ravenous, “son derece aç” demektir. a ravenous hunger ifadesinde hunger sözcüğüne şiddetli ve doyurulması zor bir nitelik katar; böylece anlatım, yalnızca he woke up hungry demekten çok daha güçlü olur.

Alıştırma

Burada He awoke to a ravenous hunger ne anlama gelir?

  1. Aç bir hayvan ses çıkararak onu uyandırdı.
  2. Uyanır uyanmaz açlığı kayboldu.
  3. Uyandı ve hemen son derece aç olduğunu hissetti.
Cevabı göster

Uyandı ve hemen son derece aç olduğunu hissetti.

which only seemed to increase as he ate. Dilbilgisi

2:52

ki bu açlık yedikçe daha da artıyor gibiydi.

Dilbilgisi

which ... increase as he ate: eş zamanlı bir değişiklik eklemek

Burada which, hemen önce sözü edilen hunger (açlık) hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecikte which, seemed to increase ifadesinin öznesidir; “hangisi” anlamına gelmez. as he ate içindeki as, “yerken” veya “yemeye devam ettikçe” demektir. Yemek yeme ile açlığın artması aynı anda ilerleyen olaylar olarak sunulur. Böylece yemek yemenin açlığı azaltmaması gibi şaşırtıcı bir anlam oluşur.

Alıştırma

Vurgulanan cümlecik açlık hakkında ne söylüyor?

  1. O yemek yerken açlık artıyor gibiydi.
  2. Yemeyi bıraktığı için açlık arttı.
  3. O yemeye başlamadan önce açlık ortadan kayboldu.
Cevabı göster

O yemek yerken açlık artıyor gibiydi.

As Mestra looked on in horror, Kalıp ifadeler

2:56

Mestra dehşet içinde izlerken,

Kalıp ifadeler

looked on in: bir duyguyla dışarıdan izlemek

Looked on, look on fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bir olayı katılmadan, dışarıdan izlemek anlamına gelir. Genellikle kişinin müdahale etmediğini veya edemediğini düşündürür. Ardından gelen in, gözlemcinin duygusal durumunu belirtir: in horror, şok ve korku hissetmek demektir. Yeniden kullanılabilen look on in + emotion noun kalıbı hem izleme eylemini hem de tepkiyi anlatır; look on in disbelief buna bir örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “şok içinde dışarıdan izlediler” anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The neighbors ____ shock as the fire spread.

Cevabı göster

looked on in

her father devoured all the food in the palace Kelime

2:59

babası saraydaki tüm yiyecekleri silip süpürdü

Kelime

devoured all the food: bütün yiyecekleri hızla ve iştahla yiyip bitirmek

Devoured, genellikle yoğun açlık nedeniyle bir şeyi çok hızlı ve büyük bir iştahla yemek anlamına gelir. Ate fiiline göre çok daha güçlü ve canlıdır. All the food in the palace nesnesi, eylemin eksiksiz olduğunu da vurgular: geriye hiçbir şey kalmaz. İfade bir bütün olarak sıradan bir yemek yeme eylemini değil, aşırı ve neredeyse kontrolsüz bir biçimde yemeyi anlatır.

Alıştırma

Yürüyüşçülerin çok hızlı ve büyük bir iştahla yediğini en açık biçimde hangi cümle gösterir?

  1. After the long hike, they devoured the entire meal.
  2. After the long hike, they slowly picked at the meal.
  3. After the long hike, they ate the entire meal.
Cevabı göster

After the long hike, they devoured the entire meal.

before calling for the city's crops and goods. Öbek fiiller

3:03

ardından şehrin mahsullerini ve mallarını talep etti.

Öbek fiiller

calling for the city's crops and goods: şehrin malzemelerini talep etmek

Call for + bir şey, o şeyin sağlanmasını istemek ya da talep etmek anlamına gelebilir. Burada istenenler şehrin mahsulleri ve mallarıdır; dolayısıyla calling for, bu malzemelerin verilmesini talep etmek anlamındadır. Onlara seslenmek ya da telefon etmek anlamına gelmez. İfadenin gücü bir ricadan sert bir talebe kadar değişebilir; ne kadar güçlü olduğunu bağlam gösterir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp call for + istenen şey ya da eylemdir.

Alıştırma

Bir barınak, sıcak tutan montların bağışlanmasını kamuya açık biçimde istedi. Hangi cümlede call for doğru kullanılmıştır?

  1. The shelter called on donations of warm coats.
  2. The shelter called donations for warm coats.
  3. The shelter called for donations of warm coats.
Cevabı göster

The shelter called for donations of warm coats.

But no matter how many feasts he devoured, Dilbilgisi

3:07

Ancak ne kadar ziyafet çekse de

Dilbilgisi

no matter how many + çoğul sayılabilen isim: sayı ne olursa olsun aynı sonuç

Burada no matter how many + çoğul sayılabilen isim + özne + fiil, bir durumu kabul edip sonucun değişmediğini gösteren bir yan cümle kurar. Ziyafetlerin sayısı aşırı derecede fazla olsa bile bu sayının ana cümlede verilen sonucu değiştiremeyeceği anlamına gelir. how many ifadesini feasts, times veya books gibi çoğul sayılabilen isimlerle kullanın. Bu kalıp, olası her sayının aynı sonuca götürdüğünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi çoğul sayılabilen bir isimden önce kullanılan biçimle tamamlayın: No matter ____ times Mia tried, the lid would not open.

Cevabı göster

how many

he felt empty and weak.

3:09

kendini boş ve zayıf hissediyordu.

Before long, Anlatım akışı

3:12

Çok geçmeden,

Anlatım akışı

Before long: hikâyeyi kısa süre sonra gerçekleşen bir olaya taşımak

Before long, “çok geçmeden” veya “kısa süre sonra” anlamına gelir. Bir zaman geçişi olarak anlatıyı hikâyedeki mevcut andan ileri taşır ve sonraki olayın ya da sonucun kısa bir süre sonra gerçekleştiğini belirtir. Cümlenin başında olduğunda genellikle ardından virgül gelir: Before long, the rain stopped. The noise stopped before long. örneğinde olduğu gibi cümlenin daha ilerideki bir bölümünde de kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni bir gönüllü gruba katılıyor ve kısa süre sonra kendini rahat hissetmeye başlıyor. Bu sırayı hangi cümle ifade eder?

  1. Before long, the new volunteer felt comfortable.
  2. Not long ago, the new volunteer felt comfortable.
  3. The new volunteer had felt comfortable long before joining the group.
Cevabı göster

Before long, the new volunteer felt comfortable.

Erysichthon had sold his entire estate for food, Kelime

3:13

Erysichthon yiyecek için tüm mal varlığını satmış,

Kelime

sold his entire estate for ...: estate ile tüm mal varlığını anlatmak

Bu cümlede his entire estate, Erysichthon’un sahip olduğu bütün mal ve varlıkların tek bir bütün olarak ele alınmasını ifade eder. Burada estate yalnızca bir malikâne ya da ev demek değildir; entire, değer taşıyan hiçbir şeyin satılmadan kalmadığını vurgular. sell A for B kalıbında B, A’nın satışıyla alınan veya elde edilen şeyi gösterir. Bütün mal varlığını yiyecek elde etmek için elden çıkardı.

Alıştırma

Hangi cümlede estate bir kişinin bütün mal ve varlıkları anlamında kullanılmıştır?

  1. The agent specializes in real estate.
  2. Her estate was divided among her children after her death.
  3. They drove through a large country estate.
Cevabı göster

Her estate was divided among her children after her death.

with only Mestra left by his side. Kalıp ifadeler

3:17

yanında sadece Mestra kalmıştı.

Kalıp ifadeler

with only Mestra left by his side: yalnızca Mestra’nın kaldığı durum

with + isim öbeği + geçmiş zaman sıfat-fiili yapısı, ana olaya eşlik eden bir durum ya da koşul ekler. Burada Mestra isim öbeğidir ve left “geriye kalan” anlamındadır; dolayısıyla ifade, onun hâlâ yanında bulunan tek kişi olduğunu söyler. Only, diğer herkesin gitmiş olduğunu gösterir. By his side fiziksel yakınlığı anlatabilir; ancak insan ilişkilerinin anlatıldığı bir hikâyede süren arkadaşlığı veya desteği de düşündürebilir. Left, birinin onu mutlaka bilerek terk ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “geriye kalan” anlamındaki geçmiş zaman sıfat-fiiliyle tamamlayın: With only one ticket ____, we bought it immediately.

Cevabı göster

left

But not even his loyal daughter could escape the depths of his greed, Notlar

3:20

Ancak sadık kızı bile onun açgözlülüğünün derinliklerinden kaçamadı,

Dilbilgisi

not even ... could escape: en şaşırtıcı başarısızlığı vurgulamak

Not even, olumsuz sonucu en şaşırtıcı hâle getiren kişiyi öne çıkarır. Sadık bir kızın özellikle korunması beklenir, ancak o da kaçamamıştır. Not even özneden önce geldiğinde kalıp not even + özne + fiil öbeği şeklindedir; not even his loyal daughter could escape bunun bir örneğidir. Cümlenin tamamı olumsuz anlam taşır ve en güçlü istisna olması beklenen kişinin bile başaramadığını veya yapamadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi en şaşırtıcı başarısızlığı vurgulayan iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ the most experienced climber could reach the summit in that storm.

Cevabı göster

Not even

Deyimler

the depths of his greed: mekânsal bir mecazla aşırı dereceyi anlatmak

The depths of his greed, açgözlülüğü sanki birinin içinde kapana kısılabileceği derin bir mekânmış gibi sunar. Ölçülebilir fiziksel bir derinlikten söz etmez; onun açgözlülüğünün ne kadar aşırı ve zararlı olduğunu güçlendirir. Çoğul depths sözcüğü, özellikle the depths of despair örneğindeki gibi karanlık bir soyut durumun en derin ya da en uç noktasını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle the depths of his greed ile aynı mekânsal mecazı kullanıyor?

  1. After months without hope, he described his disappointment in detail.
  2. After months without hope, he walked into a deep underground tunnel.
  3. After months without hope, he sank into the depths of despair.
Cevabı göster

After months without hope, he sank into the depths of despair.

and he shamelessly sold her into slavery. Kalıp ifadeler

3:25

ve onu utanmazca köle olarak sattı.

Kalıp ifadeler

sold her into slavery: into ortaya çıkan durumu gösterir

Sell someone into slavery, bir kişiyi köleleştirilmesi sonucunu doğuracak şekilde satmak demektir. Bu ifadede yapı sell + kişi + into + ortaya çıkan durum biçimindedir; her etkilenen kişiyi, slavery ise sonuçta ortaya çıkan durumu gösterir. Buradaki into bir yeri anlatmaz. Zorunlu bir durum değişikliğini işaret eder ve satışın neye yol açtığını anlamayı sağlar.

Alıştırma

Tarihî anlatımı tamamlayın. Ortaya çıkan durumu göstermek için into ve slavery ismini kullanın: The raiders captured the villagers and sold them ____.

Cevabı göster

into slavery

As she set sail with her captor, Kalıp ifadeler

3:29

Onu tutsak eden kişiyle yelken açarken,

Kalıp ifadeler

set sail: deniz yolculuğuna çıkmak

Set sail, tekne veya gemiyle bir yolculuğa başlamak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada set, “bir şeyi bir yere koymak” anlamına gelmez; iki sözcük birlikte tek bir ifade oluşturur. Set sail tek başına, set sail for + varış yeri veya set sail from + başlangıç noktası biçiminde kullanılabilir. İfade, yolculuğun başladığı ana odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi sail ile biten ve “bir yolculuğa başladı” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: At sunrise, the research ship ____ for Iceland.

Cevabı göster

set sail

Mestra stared at the sea.

3:31

Mestra denize daldı.

This wasn't the first time she'd suffered at the hands of men. Notlar

3:33

Bu, erkeklerin elinden çektiği ilk acı değildi.

Dilbilgisi

wasn't the first time: tekrarlanan bir geçmiş deneyim

This/It wasn't the first time + yan cümle kalıbı, aynı tür olayın daha önce en az bir kez yaşandığını belirtir. Bu cümlede This, geçmiş zamanlı anlatıda o anda ele alınan olaya işaret eder ve onu tek başına yaşanmış bir olay değil, tekrarlanan bir örüntünün parçası olarak sunar. Geçmişteki bir nokta referans alındığında sonraki yan cümlede çoğunlukla past perfect kullanılır: she'd suffered, she had suffered anlamına gelir. Past perfect, önceki deneyimi anlatılan geçmiş olaydan daha önceye yerleştirir.

Alıştırma

Olayın daha önce de yaşandığını gösteren, kısaltma içeren dört sözcüklük kalıpla cümleyi tamamlayın: It ____ he had missed the last bus.

Cevabı göster

wasn't the first time

Deyimler

at the hands of men: zarara kimin yol açtığını belirtmek

At the hands of someone, özellikle sonuç acı, istismar, adaletsizlik, yenilgi veya ölüm olduğunda “o kişinin ya da grubun yaptıkları yüzünden” anlamına gelir. suffered at the hands of men ifadesinde men, onun çektiği acıdan sorumlu kişileri belirtir; hands mecazdır ve fiziksel bir konuma ya da temasa işaret etmez. Bu ifade, zararı kimin verdiğini belirtirken odağı etkilenen kişi ve yaşanan zarar üzerinde tutar.

Alıştırma

“Birinin verdiği zarar yüzünden” anlamına gelen dört sözcüklük ifadeyle resmî cümleyi tamamlayın: The prisoners suffered ____ their captors.

Cevabı göster

at the hands of

Years before,

3:38

Yıllar önce,

she'd been violently pursued and assaulted by the god Poseidon. Dilbilgisi

3:39

deniz tanrısı Poseidon tarafından şiddetle takip edilmiş ve saldırıya uğramıştı.

Dilbilgisi

been violently pursued and assaulted by...: paralel past perfect edilgen yapı

she'd been violently pursued and assaulted ifadesinde she'd, she had'in kısaltmasıdır. Had been + past participle, past perfect edilgen yapıyı oluşturur ve iki zarar verici eylemi geçmişteki başka bir referans noktasından önce tamamlanmış olarak sunar. Pursued ve assaulted, had been yapısını paylaşır. Edilgen yapı, kadını ve onun başına gelenleri anlatının odağında tutar. By the god Poseidon, iki eylemi gerçekleştiren özneyi, yani sorumlu tanrıyı belirtir; yer veya yöntem bildirmez. Poseidon, Yunan mitolojisindeki deniz tanrısıdır.

Alıştırma

Cümleyi follow ve threaten fiillerinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the police arrived, the hikers ____ by an armed stranger.

Cevabı göster

had been followed and threatened

Now,

3:44

Şimdi,

she demanded his help.

3:45

onun yardımını talep etti.

As an act of repentance, Kalıp ifadeler

3:47

Bir tövbe eylemi olarak,

Kalıp ifadeler

As an act of repentance: pişmanlığı bir eylemle gösterme

As an act of repentance, “birinin yanlış yaptığını kabul ettiğini ve bunu telafi etmek istediğini göstermek amacıyla yapılan bir eylem olarak” demektir. Buradaki as, “rolünde veya biçiminde” anlamına gelir; “-iken” ya da “çünkü” anlamında değildir. Repentance, sıradan regret sözcüğünden daha güçlü ve daha resmîdir. Ahlaki bir yanlışı kabul etmeyi ve değişme isteğini içerir. Bu nedenle cümle başındaki ifade, ardından gelen eylemi pişmanlığın veya kefaretin kanıtı olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: ____, the official returned the stolen money and admitted the fraud.

Cevabı göster

As an act of repentance

Poseidon granted her the power to change her shape at will. Kalıp ifadeler

3:49

Poseidon ona istediği zaman şekil değiştirme gücü bahşetti.

Kalıp ifadeler

grant someone the power to do something: birine bir şeyi yapma gücü veya yetkisi vermek

Grant someone the power to do something, bir kişiye bir şeyi yapma yetkisinin veya gücünün resmî biçimde verilmesi anlamına gelir. Burada her alan kişiyi, the power kendisine verilen şeyi, to change her shape ise bu gücün ne yapmasını sağladığını belirtir. Grant çoğu zaman bir şeyi veren tarafın yetki veya özel bir güce sahip olduğunu düşündürür. Bu mitolojik bağlamda Poseidon'un ona doğaüstü bir yetenek bahşettiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi grant fiilinin doğru biçimi + department heads + the power to ile tamamlayın: The company charter ____ approve expenses under $500.

Cevabı göster

grants department heads the power to

Kalıp ifadeler

change her shape at will: at will ifadesinin anlamı

At will, başka biri zamanlamayı kontrol etmeden kişinin istediği zaman ve özgürce hareket edebilmesi demektir. Bu nedenle change her shape at will, onun ne zaman biçim değiştireceğine kendisinin karar verebildiğini ve bunu dilediği zaman yapabildiğini anlatır. Buradaki will, gelecek zamanı bildiren yardımcı fiil değil, istek veya seçim anlamındaki bir isimdir. At will genellikle leave at will veya change the settings at will örneklerinde olduğu gibi nitelediği eylemden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi “ne zaman isterlerse” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Authorized users can change the display settings ____.

Cevabı göster

at will

With this,

3:54

Bunun üzerine,

Mestra immediately transformed into a fisherman, Kalıp ifadeler

3:55

Mestra hemen bir balıkçıya dönüştü

Kalıp ifadeler

transformed into a fisherman: değişimin sonucu

Transform into, bir biçimden, kimlikten veya durumdan başka birine dönüşmek anlamına gelir. Bu cümlede a fisherman, Mestra'nın geçirdiği değişimin sonucudur; bu nedenle into onun neye dönüştüğünü gösterir. X transforms into Y kalıbı, değişimi geçiren ögeyi X olarak sunar. Dışarıdan bir nedenin A'yı B'ye dönüştürdüğünü belirtmek için The spell transformed the stone into a bird. örneğindeki gibi transform A into B kullanılır.

Alıştırma

transform into yapısının değişimin sonucunu doğru biçimde belirttiği cümleyi seçin.

  1. At midnight, the toy transformed a tiny robot into.
  2. At midnight, the toy transformed into a tiny robot.
  3. At midnight, the toy transformed with a tiny robot.
Cevabı göster

At midnight, the toy transformed into a tiny robot.

and distracting her captor with a bounty of fish, Dilbilgisi

3:59

ve onu tutsak eden kişinin dikkatini bol miktarda balıkla dağıtarak

Dilbilgisi

distracting her captor with...: eş zamanlı bir strateji eklemek

Distracting her captor with a bounty of fish bir -ing ortaç öbeğidir. Ana eylemle birlikte kullanılan stratejiyi ekler: başka bir eylemi gerçekleştirirken kendisini tutsak eden kişinin dikkatini balıklara yöneltir. Tam bir cümlede distracting eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Distract someone with something kalıbı, bir kişinin dikkatini başka yöne çekmek için bir şey kullanmak anlamına gelir. Burada with a bounty of fish kullanılan aracı veya yemi belirtir; balıkların captor kişisine ait olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir -ing öbeğinin eş zamanlı kullanılan bir stratejiyi doğal biçimde eklediği cümleyi seçin.

  1. She slipped through the gate, distracting the guard with a sudden question.
  2. She slipped through the gate, distracted the guard with a sudden question.
  3. She slipped through the gate, distracting with the guard a sudden question.
Cevabı göster

She slipped through the gate, distracting the guard with a sudden question.

she escaped.

4:02

kaçtı.

For the first time, Anlatım akışı

4:04

İlk defa,

Mestra was in control,

4:05

Mestra kontrolü elinde tutuyor,

Anlatım akışı

For the first time, Mestra was in control: bir dönüm noktasını belirtmek

Başa getirilen For the first time, ardından gelen cümlenin tamamına bir zaman çerçevesi verir. Ana bilgi sunulmadan önce, Mestra'nın kontrolü elinde tutmasının yeni ve daha önce yaşanmamış bir durum olduğunu belirtir. Bu öndeki ifade, cümleyi bir dönüm noktası hâline getirir: önceki düzen bozulmuştur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp For the first time, + tam cümledir ve özellikle bir hikâye ya da kişisel deneyimdeki önemli bir ilerlemeyi vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle Nadia'nın kendine güvenerek konuşmasını ilk kez gerçekleşen bir atılım olarak sunuyor?

  1. For the first time, Nadia spoke confidently to the whole class.
  2. At first, Nadia spoke confidently to the whole class.
  3. Once, Nadia spoke confidently to the whole class.
Cevabı göster

For the first time, Nadia spoke confidently to the whole class.

able to freely adapt and slip away from any situation. Öbek fiiller

4:08

istediği gibi uyum sağlayıp her durumdan sıyrılabiliyordu.

Öbek fiiller

slip away from any situation: her durumdan sessizce sıyrılmak

slip away from any situation ifadesinde slip away from; bir kişi, yer veya zor durumdan, çoğu zaman biri engellemeden ya da fark etmeden önce, sessizce ve sorunsuzca ayrılmak veya kaçmak anlamına gelir. Buradaki slip, kaygan bir yüzey üzerinde gerçekten kaymayı anlatmaz. Kalıp slip away from + geride bırakılan ya da kaçılan şeydir. Any, situation sözcüğünü olası tüm durumları kapsayacak şekilde genişletir; böylece cümle bu yeteneği sınırsız olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “fark edilmeden sessizce ayrılmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The witness waited for a distraction, then tried to ____ the reporters.

Cevabı göster

slip away from

But she felt compelled to return to her tortured father. Kalıp ifadeler

4:13

Ancak işkence gören babasına geri dönmek zorunda hissetti.

Kalıp ifadeler

felt compelled to return: baskı hissederek harekete geçmek

Feel compelled to do something, güçlü bir ahlaki sorumluluk, duygusal dürtü veya dış baskı nedeniyle harekete geçmek zorunda olduğunu hissetmek demektir. Doğrudan bir emir veya fiziksel zorlama olması gerekmez. felt compelled to return ifadesinde felt geçmiş zamandadır, compelled sözcüğünü to ile kurulan mastar izler ve return yapılacak eylemdir. Bu ifade, onun yalnızca dönmek istediğini değil, dönmeyi reddetmesinin çok zor olduğunu hissettiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi güçlü bir sorumluluk veya baskı hissetmek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After finding the confidential file, Maya ____ report it to her supervisor.

Cevabı göster

felt compelled to

However,

4:17

Ne var ki,

when Erysichthon discovered Mestra's new powers,

4:18

Erysichthon Mestra'nın yeni güçlerini keşfettiğinde,

he only saw an opportunity for himself. Kalıp ifadeler

4:22

bunu sadece kendisi için bir fırsat olarak gördü.

Kalıp ifadeler

saw an opportunity for himself: kişisel bir avantajı fark etmek

See an opportunity çoğu zaman bir şeyi gözle görmekten ziyade yararlı bir olasılığı fark etmek anlamına gelir. An opportunity for someone, fırsatı kullanabilecek veya ondan yararlanabilecek kişiyi belirtir. Burada for himself, kendi çıkarını gösterir. Vurgulanan bölümün hemen önündeki only sözcüğü yargıya eleştirel bir ton katar: o, kişisel bir avantaj fark etmiş ve diğer kaygıları göz ardı etmiştir. only veya eleştirel bir bağlam olmadan an opportunity for himself nötr olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede for himself, fırsatın kişisel olarak ona yarar sağlayacağı anlamında kullanılmıştır?

  1. He saw an opportunity for his entire team in the new market.
  2. He saw an opportunity for himself in the new market.
  3. He explored the new market by himself.
Cevabı göster

He saw an opportunity for himself in the new market.

He exploited his talented daughter, Kelime

4:26

Yetenekli kızını sömürdü,

Kelime

exploited his talented daughter: birini haksız biçimde sömürmek

To exploit someone, bir kişinin yeteneğini, emeğini, bağımlı durumunu veya savunmasız konumunu kendi çıkarın için haksız biçimde kullanmak demektir. exploited his talented daughter ifadesinde fiil, babanın davranışını ahlaken yanlış gösterir: kızının yeteneğini kendi kazancı için bir araç olarak görür. Bu ifade, tarafsız use fiilinden çok daha güçlüdür. Nesne bir insan olduğunda exploit genellikle güç dengesizliği, zarar veya adil karşılığın verilmemesi anlamını taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede exploit, bir kişinin güçsüz konumundan haksız biçimde yararlanmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The teacher used the projector to show a map.
  2. Two friends exchanged advice that helped them both.
  3. The manager exploited workers who had no other job options.
Cevabı göster

The manager exploited workers who had no other job options.

selling her again and again for food. Kalıp ifadeler

4:29

onu yiyecek için defalarca sattı.

Kalıp ifadeler

selling her again and again: tekrarlanan eylemi belirtmek

Again and again, aynı eylemin tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. selling her again and again ifadesinde her nesnesinden sonra gelir ve satma eyleminin tek bir olay değil, yinelenen bir davranış olduğunu gösterir. Bu ifade vurguludur; tekrarın belirgin veya ısrarlı hissedilmesini sağlar. Olumlu ya da olumsuz eylemler için kullanılabilir; tutumu eylem ve bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade again and again ile tamamlayın: The warning appeared ____, but he kept ignoring it.

Cevabı göster

again and again

Each time,

4:32

Her seferinde,

she gracefully transformed herself,

4:33

zarifçe dönüşüm geçirdi,

morphing into a swift-footed mare, Kelime

4:36

hızlı koşan bir kısrağa,

Kelime

morphing into a swift-footed mare: hızlı bir kısrağa dönüşmek

Morph into something, bir biçimden başka bir biçime dönüşmek demektir. Burada morphing, -ing biçimidir; into ise dönüşümün sonucundaki yeni biçimi, yani bir kısrağı tanıtır. Swift-footed, “hızlı koşabilen” anlamında edebî bir bileşik sıfattır. Mare yetişkin dişi at demektir; bu nedenle tüm ifade, hızlı bir kısrağa dönüşmenin canlı bir görüntüsünü oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle bir ruhun biçim değiştirip hızlı, yetişkin bir dişi ata dönüştüğünü anlatır?

  1. In the legend, the swift-footed mare chased the spirit away.
  2. In the legend, the spirit escaped from a swift-footed mare without changing form.
  3. In the legend, the spirit escaped by morphing into a swift-footed mare.
Cevabı göster

In the legend, the spirit escaped by morphing into a swift-footed mare.

a soaring bird,

4:38

süzülen bir kuşa,

or an elusive deer to steal more meals while evading capture. Notlar

4:40

veya yakalanmaktan kurtulurken daha fazla yiyecek çalmak için zorlu bir geyiğe dönüşüyordu.

Kelime

elusive deer: yakalanması zor geyik

Elusive, bulunması, yakalanması veya izinin sürülmesi zor demektir. Elusive deer ifadesinde sıfat, tekrar tekrar yakalanmaktan kurtulan bir geyiği anlatır. Aynı fikir hayvanların dışında da kullanılabilir. An elusive answer, solution veya goal, insanların sürekli bulmaya ya da başarmaya çalıştığı fakat kolayca elde edemediği bir cevap, çözüm veya hedeftir.

Alıştırma

Hangi cümlede elusive, “elde edilmesi veya belirlenmesi zor” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The witness gave an evasive reply to avoid the question.
  2. The key was clearly visible on the table, so it remained elusive.
  3. After months of research, a clear answer remained elusive.
Cevabı göster

After months of research, a clear answer remained elusive.

Dilbilgisi

while evading capture: eş zamanlı eylemler için while + -ing

While evading capture, “aynı eylemi yapan kişi yakalanmaktan kaçınırken” anlamına gelir. Yakalanmaktan kaçınma eylemini daha fazla yiyecek çalma eylemiyle eş zamanlı olarak sunar. Kısaltılmış bir while yan cümlesinde, çıkarılan özne açıksa ve nitelediği cümlenin öznesi ya da anlamca eylemi yapan kişiyle aynıysa while + subject + be + verb-ing yerine while + verb-ing kullanılabilir. Buradaki evade capture, “yakalanmaktan kaçınmak” anlamına gelen biraz resmî bir eşdizimdir.

Alıştırma

while ve wait fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya reviewed her notes ____ for the bus.

Cevabı göster

while waiting

But as her father continued to sell her at higher and higher prices, Kalıp ifadeler

4:46

Ancak babası onu giderek artan fiyatlara satmaya devam ettikçe,

Kalıp ifadeler

higher and higher prices: devam eden artış için tekrarlanan karşılaştırma biçimi

Higher and higher, zaman içinde veya art arda yapılan satışlarda devamlı bir yükseliş göstermek için higher karşılaştırma biçimini tekrarlar. Prices sözcüğünü nitelediğinden fiyatların yalnızca yüksek olduğunu değil, sürekli arttığını anlatır. Yaygın kalıp “karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi”dir: faster and faster, colder and colder. Karşılaştırma biçimi normalde more ile yapılan sıfatlarda more tekrarlanır: more and more difficult.

Alıştırma

Quiet sözcüğünün tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the lights dimmed, the audience became ____.

Cevabı göster

quieter and quieter

Mestra was left with little hope. Kalıp ifadeler

4:51

Mestra'nın umudu tükenmekteydi.

Kalıp ifadeler

was left with little hope: neredeyse umutsuz kalmak

Be left with + isim, bir şey olduktan sonra kişinin elinde yalnızca o şeyin kaldığını veya o sonuçla karşı karşıya kaldığını anlatır. Birinin kelimenin tam anlamıyla geride bırakılmasını değil, önceki olayların sonucunda geriye kalan durumu vurgular. little hope ifadesinde little sözcüğünün önünde a olmadığı için umut miktarı neredeyse yok denecek kadar azdır. Bu nedenle cümlenin tamamı neredeyse umutsuz bir sonucu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi 'sonunda neredeyse hiç umudu kalmadı' anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: After every rescue attempt failed, the team was ____.

Cevabı göster

left with little hope

One day,

4:54

Bir gün,

when arriving home in one of her many forms,

4:55

pek çok formundan birine bürünüp eve geldiğinde,

Mestra entered the hollow palace only to discover the king's lifeless body. Dilbilgisi

4:58

Mestra boş saraya girdi ve sadece kralın cansız bedeniyle karşılaştı.

Dilbilgisi

only to discover: beklenmedik bir sonuç

Ana cümle + only to + fiilin yalın hâli yapısı, ana eylemden sonra gerçekleşen beklenmedik bir sonucu anlatır. Burada saraya girmenin ardından sarsıcı bir keşif gelir; only to discover ifadesi 'ama ardından beklenmedik şekilde keşfetti' olarak anlaşılabilir. Bu sonuç yapısı çoğu zaman hayal kırıklığı, şaşkınlık veya ironi taşır. Only sonucu öne çıkarır: ana cümledeki çaba veya beklentinin ardından, umulandan daha kötü bir sonuç ortaya çıkar.

Alıştırma

Cümleyi beklenmedik bir keşfi anlatan tam üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: We reached the library before noon, ____ it was closed for a holiday.

Cevabı göster

only to discover

Erysichthon's hunger had grown so great that he had consumed his own limbs. Dilbilgisi

5:04

Erysichthon'un açlığı o kadar büyümüştü ki kendi uzuvlarını yemişti.

Dilbilgisi

so great that: dereceyi sonuca bağlamak

so + sıfat/zarf + that + yan cümle kalıbı, aşırı bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. hunger had grown so great that... içinde great, açlığın ulaştığı şiddeti gösterir; that he had consumed... ise sonucu açıklar. Bu kalıbı yalnızca bir niteliği güçlendirmek için değil, o dereceye ulaşıldığı için ne olduğunu da anlatmak istediğinizde kullanın.

Alıştırma

Cümleyi so ... that kalıbıyla tamamlayın: The box was ____ heavy ____ Maya could not lift it.

Cevabı göster

so · that

Gazing upon her wasted father, Kelime

5:11

Tükenmiş babasına bakarken,

Mestra's hope returned.

5:14

Mestra'nın umudu geri döndü.

Kelime

wasted father: sarhoş değil, açlıktan çökmüş bir baba

Burada wasted, father sözcüğünü niteler ve uzun süren açlık yüzünden aşırı derecede zayıflayıp güçsüz düşmüş anlamına gelir. Bir şeyi boşa harcama eylemini değil, babanın fiziksel durumunu anlatır. Açlık bağlamı, sözcüğün bu edebî anlamını seçtirir. Başka bağlamlarda, özellikle gündelik dildeki be/get wasted yapısında wasted çoğu zaman “çok sarhoş veya uyuşturucu etkisi altında” anlamına gelir; bu yüzden bağlam çok önemlidir.

Alıştırma

“After months of famine, the novel describes him as wasted,” cümlesinde wasted ne anlama gelir?

  1. Uzun süren açlık yüzünden aşırı zayıf ve güçsüz
  2. Dikkatsizce kullanılmış ve artık mevcut olmayan
  3. Bir partiden sonra çok sarhoş
Cevabı göster

Uzun süren açlık yüzünden aşırı zayıf ve güçsüz

She was no longer unfairly burdened with the wrath of the gods that the king had courted. Notlar

5:17

Artık kralın davet ettiği tanrıların gazabıyla haksız yere yüklenmemişti.

Kalıp ifadeler

no longer unfairly burdened with: sona eren haksız bir yük

Be burdened with; borç, sorumluluk, baskı veya başka bir kişinin yol açtığı sonuçlar gibi zor bir şeyi taşımak zorunda olmak anlamına gelir. Edilgen yapı, etkilenen kişiyi öne çıkarır ve with sözcüğünden sonra gelen şeyi o kişinin yükü olarak sunar. No longer, bu zor durumun sona erdiğini gösterir. Unfairly ise konuşanın şu değerlendirmesini ekler: Bu yükün onun üzerine kalmaması gerekirdi.

Alıştırma

be burdened with kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: After the debt was canceled, the family was no longer ____ monthly loan payments.

Cevabı göster

burdened with

Deyimler

wrath ... that the king had courted: tehlikeli bir sonucu davet etmek

Wrath, çoğu zaman ceza düşüncesini de içeren yoğun öfke anlamına gelir. Anger sözcüğünden çok daha edebî ve dramatiktir; bu nedenle the wrath of the gods mitolojik bir ortama uygundur. That the king had courted ilgi cümleciği wrath sözcüğünü niteler. Burada court, romantik anlamda birine ilgi göstermek değil, pervasız veya kışkırtıcı davranışlarla tehlikeli bir sonuca davetiye çıkarmak demektir. Tanrıların öfkesini kral kendi davranışlarıyla üzerine çekmiştir.

Alıştırma

Hangi cümlede court, riskli davranışlarla olumsuz bir sonucu davet etmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The engineers repaired the cracks before the next storm.
  2. By ignoring the cracks in the dam, officials were courting disaster.
  3. The prince courted the diplomat's daughter for several years.
Cevabı göster

By ignoring the cracks in the dam, officials were courting disaster.

Untethered from her father's selfish agenda and buoyed by her ability to transform herself at will, Deyimler

5:24

Babasının bencil planlarından kurtulmuş ve istediği gibi dönüşme yeteneğiyle desteklenen

Deyimler

Untethered from ...: kontrolden kurtulmak

Tether sözcüğü, kelime anlamıyla bir şeyi ip veya bağ ile bağlamak ya da sabitlemek demektir. Burada untethered from mecazidir: artık babasının bencil planları tarafından kontrol edilmemekte veya sınırlandırılmamaktadır. Agenda bir planı ya da hedefler bütününü ifade eder; selfish ise eleştiriyi açık hâle getirir. Cümle başındaki geçmiş zaman ortacı grubu Untethered from ..., cümle ilerlemeden önce onun içinde bulunduğu özgür durumu anlatır. Bu imge kurallardan, beklentilerden, ilişkilerden veya başka soyut kısıtlamalardan kurtulmaya da aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi untethered from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ the old policy, the lab could try a new approach.

Cevabı göster

Untethered from

Deyimler

buoyed by ... at will: cesaret ve serbest kontrol

Buoy kelime anlamıyla bir şeyi su üstünde tutmak demektir. Burada buoyed by mecazi olarak kullanılan bir geçmiş zaman ortacı grubudur: olumlu bir etken onu destekler, cesaretlendirir veya güvenini artırır. Bu durumda, dönüşebilme yeteneği ona güven vermektedir. At will, istediği zaman özgürce anlamına gelir ve ne zaman dönüşeceğini onun kontrol ettiğini vurgular. Cümle başındaki grubun bütünü, ana eylemden önce güveninin kaynağını sunar.

Alıştırma

Cümleyi sırasıyla buoyed by ve at will ile tamamlayın: ____ the successful trial, the engineer could adjust the settings ____.

Cevabı göster

Buoyed by · at will

Mestra was finally free.

5:32

Mestra sonunda özgürdü.

For another tale of shape-shifting for someone else's benefit,

5:37

Başkasının çıkarı için şekil değiştirme hakkında başka bir hikaye için,

click here and meet the well-meaning tanuki, Kültür

5:40

buraya tıklayın ve iyi niyetli tanuki ile tanışın,

a Japanese trickster creature able to transform at will by pulling on his testicles. Kültür

5:43

testislerini çekerek istediği gibi dönüşebilen Japon bir düzenbaz yaratık.

Kültür

well-meaning tanuki, a Japanese trickster creature: Japon folklorundaki iyi niyetli tanuki

Tanuki hem rakun köpeğinin Japonca adıdır hem de Japon folklorundaki tanınmış bir figür için kullanılan bir addır. Buradaki açıklayıcı a Japanese trickster creature ifadesi, yalnızca sıradan bir hayvanın değil, folklor figürünün kastedildiğini gösterir. Trickster; zekâ, aldatma, şaka veya şekil değiştirme kullanan bir hikâye karakteridir. Well-meaning ise bu tanukinin oyunları karışıklığa yol açsa bile yardım etmeyi veya iyilik yapmayı amaçladığını belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede a Japanese trickster creature ifadesi tanuki hakkında ne anlatıyor?

  1. Hileler ve şekil değiştirmeyle ilişkilendirilen bir folklor figürüdür.
  2. Folklorik anlamı olmayan sıradan bir evcil hayvandır.
  3. Bir Japon hükümdarının resmî unvanıdır.
Cevabı göster

Hileler ve şekil değiştirmeyle ilişkilendirilen bir folklor figürüdür.

Kültür

tanuki folklorunda by pulling on his testicles

By + -ing yapısı, bir şeyi yapmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by pulling on his testicles, able to transform ifadesini niteler ve bu betimlemede tanukinin sözde nasıl şekil değiştirdiğini açıklar. Açık beden ayrıntısı, tanuki folkloruyla ilişkilendirilen grotesk ve komik imgeleri çağrıştırır. Bu, bağlama bağlı kültürel bir betimlemedir; İngilizce bir deyim, sıradan bir tavsiye veya taklit edilecek bir hareket değildir.

Alıştırma

Bu cümlede by pulling on his testicles ifadesinin işlevi nedir?

  1. Yaratığın şekil değiştirmesi için folklora dayanan grotesk bir yöntem sunar.
  2. Kibar ve gündelik bir İngilizce deyim tanıtır.
  3. Günlük yaşam için sıradan bir egzersiz tavsiyesi verir.
Cevabı göster

Yaratığın şekil değiştirmesi için folklora dayanan grotesk bir yöntem sunar.