Stetson Kovboy Şapkaları Neden Bu Kadar Pahalı? | Çok Pahalı | Business Insider: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Stetson fiyatları pahalı kürkü, ustalığı, marka tarihini ve ünlülerin prestijini yansıtır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. set you back (öbek fiil): Bir şeyin belirtilen tutara, genellikle büyük bir gidere mal olduğunu anlatır. Fiyatlarda geriye hareketle karıştırmadan kullanın. 2. is often credited with inventing (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): Tarih veya gazetecilikte bir icadı temkinli atfeder; tartışmasız kanıtı değil, yaygın kabulü belirtir. 3. worthy of being worn (dil bilgisi ve cümle kalıpları): worthy of ile edilgen ulacı birleştirip nesneyi eylemin alıcısı olarak tutar. Uygunluk ya da prestiji doğal olmayan worthy to be worn olmadan anlatın.
Bu derste
A Stetson cowboy hat is stretched, shrunk, and submerged in water
0:01Bir Stetson kovboy şapkası gerilir, küçültülür ve suya batırılır
“before it fully takes form” ifadesinde “takes form” anlamı
Bu cümlede takes form, yavaş yavaş tam ve ayırt edilebilir bir biçime dönüşmek anlamına gelir. Şapka önceki işlemlerden geçmiştir; bu aşamada son şekli belirginleşmeye başlar. Burada form bir isimdir; take form bir şeyin gelişerek belirli bir sonuca veya biçime ulaşmasını anlatır. Bu ifade yalnızca fiziksel nesneler için değil, planlar, fikirler ve tasarımlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “takes form” ne anlama geliyor? “The new design slowly takes form as the team tests it.”
- yavaş yavaş eksiksiz ve ayırt edilebilir hâle gelmek
- geriye doğru hareket etmek
- kâğıt üzerindeki bir forma konulmak
Cevabı göster
yavaş yavaş eksiksiz ve ayırt edilebilir hâle gelmek
Those are only a few stages in the 2-day process
0:09Bunlar, iki gün süren sürecin yalnızca birkaç aşaması
that can make these hats so costly.
0:12ve bu süreç, şapkaları böylesine pahalı hâle getirebiliyor.
You won't find the popular Skyline style for less than $245 on Stetson's website.
0:15Stetson'ın internet sitesinde popüler Skyline modelini 245 dolardan daha ucuza bulamazsınız.
“will set you back $5,000” ifadesinde set you back anlamı
Set someone back ifadesinin ardından bir miktar geldiğinde, birine o miktara mal olmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede pahalı şapka alıcıya 5.000 dolara mal olacaktır; alıcıyı fiziksel olarak geriye itmek anlamına gelmez. Yapı set + kişi + miktar şeklindedir ve will set you back gelecekte ödenecek masrafı anlatır. Bu ifade çoğu zaman fiyatın yüksek veya ödemesinin zorlayıcı olduğunu ima eder.
Alıştırma
Maliyet bildiren deyimi kullanarak cümleyi tamamlayın: “The repairs will ____ $800.”
Cevabı göster
set me back
But it's not just how these hats are made.
0:28Ancak mesele yalnızca bu şapkaların nasıl üretildiği değil.
Stetson is one of the few hat brands that have reached icon status. Kalıp ifadeler
0:31Stetson, ikonlaşmayı başarmış az sayıdaki şapka markasından biri.
reached icon status: ikon statüsüne ulaşmak
reached icon status ifadesinde reach yeni bir seviyeye ulaşmayı, icon status ise kültürel bir simge olarak tanınmayı anlatır. Cümle, Stetson'ın yalnızca tanınmış bir şapka markası olmadığını; adının ve ürünlerinin geniş bir kültürel bilinirliğe sahip olduğunu söyler. Bu yapı, sıradan tanınmışlığın ötesine geçerek bir kültür, alan veya dönemle güçlü biçimde özdeşleşen bir marka, kişi, nesne ya da eser için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümlede reached icon status ne anlama geliyor?
- Uygulama simgesinin tasarımını değiştirdi.
- Geniş ölçüde tanınan kültürel bir simge hâline geldi.
- Sıradan ürünler üretmeyi bıraktı.
Cevabı göster
Geniş ölçüde tanınan kültürel bir simge hâline geldi.
And is that why these hats are so expensive?
0:38Bu şapkaların bu kadar pahalı olmasının nedeni de bu mu?
Producing a Stetson cowboy hat is a complicated and costly process.
0:51Bir Stetson kovboy şapkasının üretimi karmaşık ve maliyetli bir süreçtir.
The production begins here, in Garland, Texas,
0:56Üretim burada, Teksas'ın Garland kentinde başlıyor;
Stetson says it's one of the few cowboy hat makers in the US
1:03Stetson, ABD'de bulunan az sayıdaki kovboy şapkası üreticisinden biri olduğunu söylüyor
from scratch: sıfırdan yapmak
From scratch, hazır veya kısmen tamamlanmış bir başlangıç noktasına dayanmadan temel malzemelerden ya da ilk adımlardan başlamak demektir. Burada şirketin önceden biçimlendirilmiş şapka gövdeleri satın almak yerine kendi şapka gövdelerini şekillendirdiğini anlatır. Bu deyim yemek yapma, üretim, yazma, kodlama ve planlama gibi alanlara doğal biçimde aktarılabilir. Kesin başlangıç noktası etkinliğe göre değişir, ancak temel fikir ana işin en temelden başlamasıdır.
Alıştırma
Cümleyi ‘hazır bir temel kullanmadan’ anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: The café buys no premade sauce; it makes its tomato sauce ____.
Cevabı göster
from scratch
This means it buys its own raw fur pelts and processes them into felt,
1:10Bu, kendi işlenmemiş kürk postlarını satın alıp keçeye dönüştürdüğü anlamına geliyor;
compared to some other companies that buy pre-made hat bodies with the fur already blended. Anlatım akışı
1:15oysa bazı şirketler, kürkleri önceden harmanlanmış şapka gövdelerini hazır satın alıyor.
Karşılaştırma ölçütü sunan compared to
Bu cümlede compared to, önceki açıklama için karşılaştırma ölçütünü getirir. Şirketin ham kürk postları alıp bunları keçeye dönüştürme yöntemi, hazır şapka gövdeleri alan diğer şirketlerin yöntemiyle yan yana konur. Bu ifade, karşılaştırma emri değil, ek bir karşılaştırma ögesidir. Hangi şirketin daha iyi olduğuna dair genel bir yargı vermek yerine üretimdeki farklı başlangıç noktalarını öne çıkarır.
Alıştırma
Yeni İngilizce cümle “Our repair process takes one day, compared to the three days many shops need” içinde compared to ne yapar?
- Okuyucuya ayrıca bir karşılaştırma yapmasını emreder.
- Diğer tamircilerin süresini karşılaştırma ölçütü olarak sunar.
- İki onarım süresinin tamamen aynı olduğunu söyler.
- Diğer tamircilerin neden üç güne ihtiyaç duyduğunu açıklar.
Cevabı göster
Diğer tamircilerin süresini karşılaştırma ölçütü olarak sunar.
and therefore has the biggest impact on price. Kalıp ifadeler
1:25ve bu nedenle fiyat üzerinde en büyük etkiye sahiptir.
Değerlendirme ölçütü olarak indicator of quality
indicator of quality ifadesinde indicator, bir şeyin ne kadar iyi olduğunu değerlendirmeye yardımcı olan özellik veya ölçüt anlamına gelir. indicator of + noun kalıbı, kanıtın neyi değerlendirmede kullanıldığını belirtir. Burada kürk, şapkanın kalitesini değerlendirmede temel ölçüt olarak sunulur; bu nedenle kürkteki farklılıklar fiyatı büyük ölçüde etkileyebilir. indicator bu kullanımda cihaz üzerindeki fiziksel gösterge ışığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi indicator ve değerlendirilen şeyi belirten edatla tamamlayın: The low return rate is a useful ____ product quality.
Cevabı göster
indicator of
fiyat üzerinde en büyük etkiye sahip
Burada has the biggest impact on, bir şeyin fiyatı diğer tüm etkenlerden daha fazla etkilediği anlamına gelir. Impact bir isimdir: has yüklemi sağlar, biggest etkinin gücünü en üst sıraya koyar ve on etkilenen şeyi, yani price sözcüğünü, tanıtır. İlk cümlecikteki fur öznesi bu cümleciğe de taşınır. Önceki therefore, fiyat üzerindeki etkiyi kürkün kalitenin temel göstergesi olmasının bir sonucu olarak sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + have/has + sıfat + impact on + etkilenen hedeftir.
Alıştırma
Konumun kirayı diğer tüm etkenlerden daha fazla etkilediğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- Location is the biggest impact on rent.
- Location has the biggest impact to rent.
- Location has the biggest impact on rent.
Cevabı göster
Location has the biggest impact on rent.
Stetson stores fur from Portugal, New Jersey, Belgium, and Ukraine.
1:31Stetson, Portekiz, New Jersey, Belçika ve Ukrayna'dan gelen kürkleri saklıyor.
the finer beaver hats are made out of natural beaver. Dilbilgisi
1:43Daha kaliteli kunduz şapkaları doğal kunduz kürkünden yapılır.
doğal kunduz kürkünden yapılır
Are made out of, be + made out of + malzeme biçimindeki edilgen bir malzeme yapısıdır. Çoğul özne the finer beaver hats, are gerektirir ve ifade şapkaları yapmak için hangi malzemenin kullanıldığını belirtir. Bu kürk ticareti bağlamında natural beaver, doğal kunduz kürkü anlamında hayvan adını kullanır. Out of yer bildirmez. Yeniden kullanılabilir etken kalıp make something out of a material, edilgen biçim ise something is/are made out of a material yapısıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki edilgen malzeme ifadesiyle tamamlayın: "These decorations ____ recycled paper."
Cevabı göster
are made out of
and chinchilla fur can cost four times the price. Dilbilgisi
2:04çinçilla kürkü ise dört kat daha pahalı olabilir.
Four times the price: toplam fiyatı gösteren çarpan
Bu cümlede four times the price, çinçilla kürkünün hemen önce fiyatı verilen kürkün dört katına mal olabileceği anlamına gelir. Karşılaştırma fiyatı pound başına 125 dolarsa dört katı pound başına 500 dolar olur. number + times + the price/cost/size kalıbı, toplamı bir referans miktarın katı olarak ifade eder. Four times the price, referans fiyatın toplam 4 katı demektir; 4 dolar fazlası veya asıl fiyata o fiyatın 4 katının daha eklenmesi demek değildir.
Alıştırma
The basic pass costs $25 and the premium pass costs $100. Cümleyi “times the price” kalıbıyla tamamlayın: The premium pass is ____ of the basic pass.
Cevabı göster
four times the price
Now consider that Stetson only produces about two hats per pound of fur. Anlatım akışı
2:07Şimdi bir de Stetson'ın her bir libre kürkten yalnızca yaklaşık iki şapka ürettiğini düşünün.
Now consider that: akıl yürütmeye yeni bir bilgi eklemek
Now consider that bir söylem işaretidir. Dinleyiciden sıradaki bilgiyi daha önce sunulan kanıtlara eklemesini ve bu bilginin sonucu ya da hesabı nasıl etkilediğini düşünmesini ister. Dil bilgisi açısından consider, dinleyiciye yöneltilmiş bir emir kipidir; that ise tam bir yan cümle başlatır. Now, akıl yürütmede yeni bir adımı işaretlediği için bu ifade yalnızca genel olarak düşünmeyi istemez, bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Dinleyiciden yeni bir bilgiyi akıl yürütmeye katmasını isteyen, dersteki üç kelimelik geçiş ifadesiyle tamamlayın: Shipping already costs $8. ____ each return also requires a $5 handling fee.
Cevabı göster
Now consider that
Stetson uses down fur because it produces a stronger felt. Kelime
2:20Stetson, daha dayanıklı bir keçe oluşturduğu için alt tüyleri kullanır.
down fur: keçe için kullanılan ince ve yumuşak alt tüy
Bu isim öbeğinde down, kürkün katmanını ve dokusunu niteler. Down fur, bir hayvanın derisine yakın büyüyen ve daha uzun, daha kaba koruyucu kılların altında bulunan kısa, ince ve yumuşak alt tüylerdir. Burada, bu ince lifler sıkıca keçeleştiği için keçe yapımında seçilen malzemenin adıdır. Down, “daha aşağı bir konuma doğru” anlamına gelmez. Kuş tüyündeki yumuşak yalıtım katmanı fikriyle bağlantılıdır, ancak burada özellikle tüyleri değil memeli kürkünü belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede down fur ne anlama geliyor?
- Bir hayvanın kürkündeki ince ve yumuşak iç katman
- Kürkün dışındaki uzun ve kaba koruyucu kıllar
- Yalnızca kuşlardan alınan yumuşak tüyler
- Yere doğru büyüyen veya aşağıyı gösteren kürk
Cevabı göster
Bir hayvanın kürkündeki ince ve yumuşak iç katman
but the job couldn't be done without trained workers. Dilbilgisi
2:28ama eğitimli işçiler olmadan bu iş yapılamaz.
couldn't be done without: vazgeçilmez bir koşulu ifade etmek
couldn't be done without ifadesinde could not + be + done, kiplik bildiren edilgen bir yapı oluşturur. Tamamlanan şey iştir; without ise yokluğu hâlinde tamamlanmayı imkânsız kılacak kişiyi veya koşulu belirtir. Buradaki yapı genel veya varsayımsal bir gerekliliği ifade eder: eğitimli işçiler vazgeçilmezdir. Geçmişteki belirli bir girişimin gerçekten başarısız olduğu anlamına gelmez. Hayati önem taşıyan makinelerle kurulan karşıtlık, makinelerin önemini kabul ederken insanların da hâlâ gerekli olduğunu vurgular.
Alıştırma
Dersin dört kelimelik ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The final inspection ____ trained technicians.
Cevabı göster
couldn't be done without
The company employs more than 200 workers at two factories to guide the hats through each stage,
2:32Şirket, şapkaları her aşamada yönlendirmek için iki fabrikada 200'den fazla işçi çalıştırıyor;
another element that ultimately impacts the price.
2:37bu da sonuçta fiyatı etkileyen bir başka unsur.
About 100 sets of hands touch every single one of our hats as of right now. Notlar
2:40Şu anda şapkalarımızın her birine yaklaşık 100 çift el değiyor.
İşi yapan insanları anlatan “sets of hands”
Burada sets of hands, emeği sağlayan insanları bir vücut bölümüyle temsil eder. Konuşmacı, insanlardan ayrılmış elleri anlatmıyor; her şapkaya ne kadar çok insan eli ve zanaatkârlık değdiğini vurguluyor. Sayı, insan katılımını veya üretim sırasında yapılan işlemleri kabaca saymanın bir yoludur. Her şapkayı tam olarak 100 farklı işçinin tuttuğunu kesin biçimde göstermez.
Alıştırma
Şapka fabrikasıyla ilgili cümlede “about 100 sets of hands” büyük olasılıkla neyi vurguluyor?
- Tam olarak 100 farklı işçinin şapkaya birer kez dokunması
- 100 mekanik tutacağı bulunan tek bir makine
- Her şapkanın yapımında büyük miktarda insan emeği bulunması
Cevabı göster
Her şapkanın yapımında büyük miktarda insan emeği bulunması
Güncel zaman kesiti olarak “as of right now”
As of right now, içinde bulunulan anı referans kesiti olarak belirler: yaklaşık 100 tahmini, süreci şu andaki haliyle anlatır ve daha sonra değişebilir. Rapor ve güncellemelerde as of + bir saat veya tarih, bilginin hangi zaman itibarıyla doğru olduğunu belirtir. Burada as of, because of anlamına gelmez.
Alıştırma
İçinde bulunulan anı bilgi kesiti olarak belirten hedef ifadeyle durum güncellemesini tamamlayın: “____, we have received 240 applications.”
Cevabı göster
As of right now
Workers pass the felt through several stages of shrinking
2:45İşçiler keçeyi birkaç küçültme aşamasından geçirir
until the proper hat size is reached. Dilbilgisi
2:48ve şapka doğru boyuta ulaşana dek devam ederler.
until the proper hat size is reached: bitiş noktasını belirleyen koşul
until ile başlayan yan cümle, küçültme sürecinin bitiş noktasını belirler. Keçe küçültme aşamalarından geçmeye devam eder ve uygun şapka ölçüsüne ulaşıldığında süreç durur; bu, ölçünün süreç boyunca uygun olduğu anlamına gelmez. “The proper hat size is reached” edilgen yapıdadır, çünkü odak, şapkayı bu duruma getiren kişi veya makine değil, şapkanın hedef durumudur. Aktarılabilir kalıp şudur: bir eylemi sürdürmek + until + hedef durum.
Alıştırma
Durma koşulunu başlatan sözcükle işlem talimatını tamamlayın: “Keep heating the mixture ____ the target temperature is reached.”
Cevabı göster
until
a worker helps create the crown by stretching and pulling the hat. Dilbilgisi
2:53bir işçi şapkayı gerip çekerek tepe kısmını oluşturur.
by stretching and pulling: yöntemi anlatan by + -ing
“By stretching and pulling”, “İşçi tepe kısmını oluşturmaya nasıl yardımcı oluyor?” sorusunu yanıtlar. Burada by yöntemi tanıtır; stretching ve pulling ise kullanılan eylemleri belirten paralel -ing biçimleridir. Bu, edilgen yapıda eylemi yapanı tanıtan by kullanımı değildir. Bu şapka yapımı bağlamında crown, kraliyet tacını değil şapkanın üst kısmını ifade eder. Yeniden kullanılabilir kalıp şudur: bir sonuç elde etmek + by + -ing.
Alıştırma
Cümleyi by + check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “The editor caught the mistake ____ every number twice.”
Cevabı göster
by checking
brass fingers of another machine push the bottom out to form the brim. Deyimler
3:01başka bir makinenin pirinç parmakları, şapkanın kenarını oluşturmak için alt kısmı dışarı iter.
Bir makine parçası metaforu olarak brass fingers
Burada brass fingers, malzemeyi parmak gibi bastıran veya yönlendiren, makinenin ince pirinç parçalarını ifade eder. Fingers, bir işçinin parmaklarını ya da ayrı el aletlerini değil, parçayı adlandırmak için kullanılan bir benzetmeyi anlatır. Teknik açıklamalar, bir parçanın şeklini veya hareketini gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için arm, jaw, teeth ya da finger gibi vücut bölümü sözcüklerini sıkça kullanır. Brass niteleyicisi bu belirli parçaların pirinçten yapıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümlede brass fingers neyi ifade ediyor?
- Şapkaya şekil vermek için kullanılan ayrı el aletleri
- Makinenin parmak gibi iten ince pirinç parçaları
- Bir çalışanın pirinçle kaplı parmakları
Cevabı göster
Makinenin parmak gibi iten ince pirinç parçaları
One of the last stages of producing the hat body happens here at the forming machine,
3:07Şapka gövdesi üretiminin son aşamalarından biri burada, şekillendirme makinesinde gerçekleşir;
Out comes ...: dikkat çekici gösterim için yön bildiren devrik yapı
out comes the final hat body yapısında yön bildiren out zarfı başa alınır ve comes fiili, isim özne olan the final hat body ifadesinden önce gelir. Nötr sözcük dizilişi the final hat body comes out şeklindedir. Bu tam devrik yapı, ortaya çıkan nesneyi bir sonuç veya dikkat çekici bir gösterim olarak sunar. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir; bu nedenle does gibi bir yardımcı fiil eklenmez.
Alıştırma
Cümleyi come out ifadesinin iki sözcüklü devrik biçimiyle tamamlayın: The mold opens, and ____ the finished piece.
Cevabı göster
out comes
machines taper and shape the crown of the hat,
3:23makineler şapkanın tepe kısmını daraltıp biçimlendirir
but the next few stages require special attention.
3:26ancak sonraki birkaç aşama özel dikkat gerektirir.
an employee again must be there to guide and feel it.
3:33bir çalışanın yine başında durup şapkaya yön vermesi ve dokusunu kontrol etmesi gerekir.
Even as: beklenmedik karşıtlık içeren eş zamanlı eylem
Bu cümlede Even as, ana cümledeki eylemle aynı anda gerçekleşen bir eylemi başlatır: makine şapkayı zımparalarken çalışan da yanında durur. İfade ayrıca ödünleme anlamı katar: makine kullanılması işçiye gerek olmadığını düşündürebilir, ancak birinin yine de işlemi yönlendirmesi ve şapkayı dokunarak kontrol etmesi gerekir. even as ifadesini “aynı anda” ile “bu beklentiye rağmen” anlamlarını birleştirmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hem eş zamanlılığı hem de beklenmedik karşıtlığı göstermek için cümleyi en iyi hangi bağlaç tamamlar? “_____ the software checks every number automatically, an accountant must watch for unusual patterns.”
- Because
- After
- Even as
Cevabı göster
Even as
The worker will decide when it has reached the proper thickness.
3:36Doğru kalınlığa ne zaman ulaştığına işçi karar verir.
craftspeople use scissors and pliers to secure the buckle accent.
3:42zanaatkârlar toka süsünü sabitlemek için makas ve pense kullanır.
Others cut and sew on the leather strap by hand, Öbek fiiller
3:48Başka işçiler deri bandı elle kesip diker,
Sew on the leather strap: deri şeridi dikişle tutturmak
Burada sew on, bir nesneyi dikişlerle başka bir nesneye tutturmak anlamına gelir. The leather strap şapkaya tutturulan parçadır; on, öbek fiilin bir parçasıdır ve çalışanların nerede dikiş yaptığını belirten bir yer sözcüğü değildir. Tek başına sew ile karşılaştırıldığında sew on, tutturma sonucunu açıkça belirtir: dikiş tamamlandığında şerit şapkaya sabitlenmiş olur. Aynı yapı düğmeler, yamalar, etiketler ve benzer parçalar için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi sew on ifadesinin iki parçasıyla tamamlayın: “The button fell off my coat, so I need to ____ it ____ before school.”
Cevabı göster
sew · on
No hat makes it out of the factory without a final quality inspection. Öbek fiiller
3:55Hiçbir şapka son kalite kontrolünden geçmeden fabrikadan çıkamaz.
make it out of the factory: fabrikadan başarıyla çıkmak
Bu cümlede “makes it out of the factory”, zorunlu aşamalar tamamlandıktan sonra fabrikadan başarıyla çıkmak anlamına gelir. “Make it” bir sonuca ulaşmayı ifade eder; bu nedenle make burada “üretmek” demek değildir ve it ayrı bir nesne değil, kalıplaşmış yapının parçasıdır. make it out of + yer veya durum yapısı, oradan çıkmanın ya da o aşamayı geçmenin kendiliğinden garanti olmadığını sık sık ima eder. No ... without ... ile birlikte cümle, her şapkanın fabrikadan çıkmadan önce son kontrolden geçmesi gerektiğini belirtir.
Alıştırma
“Only two hikers made it out of the canyon before dark,” cümlesindeki “made it out of” ne anlama gelir?
- kanyonun dışında bir şey inşa ettiler
- kanyona dışarıdan baktılar
- kanyondan başarıyla çıktılar
Cevabı göster
kanyondan başarıyla çıktılar
All hats go through roughly the same process, Öbek fiiller
4:00Tüm şapkalar aşağı yukarı aynı süreçten geçer
go through roughly the same process: aşağı yukarı aynı süreçten geçmek
Go through a process, bir sürecin aşamalarını yaşamak veya tamamlamak anlamına gelir. Burada tüm şapkaların üretim sırasında başından geçenleri anlatır; fiziksel olarak bir şeyin içinden yürümek anlamına gelmez. Roughly, “yaklaşık olarak” veya “genel hatlarıyla” demektir. İfadenin kapsamını sınırlar: Şapkalar genel olarak benzer bir süreç izler, ancak bazı ayrıntılar veya ek adımlar farklı olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle her başvurunun bir incelemenin tüm aşamalarından geçtiği anlamına gelir?
- Each application goes over the review process.
- Each application walks through the review process.
- Each application goes through the review process.
Cevabı göster
Each application goes through the review process.
but premium ones have a few more features that impact the final cost.
4:02ancak premium modellerde nihai maliyeti etkileyen birkaç ek özellik bulunur.
the Diamante Premier hat is one of the most expensive cowboy hats you can buy.
4:10Diamante Premier, satın alabileceğiniz en pahalı kovboy şapkalarından biridir.
There's also the addition of the 14-karat gold buckle set,
4:21Bir de 14 ayar altın toka seti bulunur;
which can add $1,000 to the cost of a hat.
4:24bu, şapkanın maliyetine 1.000 dolar daha ekleyebilir.
Quality is only one reason Stetson has the confidence to make a hat like this
4:28Kalite, Stetson'ın böyle bir şapkayı üretip
and be sure customers will buy it.
4:33müşterilerin onu satın alacağından emin olabilmesinin nedenlerinden yalnızca biri.
you have to go back to Stetson's beginning more than 150 years ago. Öbek fiiller
4:37Stetson'ın 150 yılı aşkın süre önceki kuruluşuna dönmek gerekiyor.
Açıklamanın bir parçası anlamında piece of the puzzle
Piece of the puzzle, daha geniş bir açıklamanın bir bölümünü yapboz parçasına benzeten bir metafordur. Burada gerçek bir yapboz yoktur; piece, durumun tamamını anlamaya yardımcı olan bir gerçeği, nedeni, ipucunu veya bakış açısını ifade eder. Buradaki diğer parça, malzemeler ve işçilikle ilgili önceki açıklamaya eklenen Stetson'ın tarihi ve kültürel itibarıdır. Bu ifade, konuşmacının bir etkenin her şeyi tek başına açıkladığını iddia etmeden başka bir etkeni sunmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen dört kelimelik yapboz metaforuyla tamamlayın: The budget is one ____, but we also need to consider staff time.
Cevabı göster
piece of the puzzle
Tarihsel anlatıya geçiş olarak go back to Stetson's beginning
Buradaki go back to, bir yere fiziksel olarak gitme talimatı değildir. Açıklamayı zamanda geriye götürür: Dinleyicinin bugünkü durumu anlamak için daha eski bir noktayı incelemesi gerekir. to sözcüğünden sonra gelen nesne, yeniden ele alınan noktayı belirtir. Stetson's beginning markanın kökeni veya en erken dönemi anlamına gelir; dolayısıyla ifade 150 yılı aşkın süre öncesine uzanan tarihsel anlatıyı başlatır.
Alıştırma
Konuşmacı açıklamayı daha eski bir noktaya kadar izlemek istediğinde cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? To understand why the policy exists, we need to ___ its origin.
- look back on
- date back to
- go back to
Cevabı göster
go back to
is often credited with inventing the modern-day cowboy hat Kalıp ifadeler
4:45genellikle günümüzün kovboy şapkasını icat eden kişi olarak kabul edilir
is often credited with inventing: temkinli tarihsel atıf
is often credited with inventing, insanların bir şeyi yaratma başarısını genellikle belirli bir kişiye atfettiğini belirtir. Yapı be credited with + -ing fiilidir: is credited with inventing. often ifadeyi daha temkinli yapar. Yaygın bir atfı bildirir; kişinin tek mucit olduğunu veya tarihsel meselenin tamamen çözüldüğünü söylemez.
Alıştırma
Cümledeki is often credited with inventing ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- was asked to invent — kişiden bunu yaratmasının istendiğini belirtir
- is often credited with inventing — tek ve kesin bir kanıt iddiası olmadan yaratıcı olarak genellikle tanınır
- invented — kişinin bunu yarattığını doğrudan belirtir
Cevabı göster
is often credited with inventing — tek ve kesin bir kanıt iddiası olmadan yaratıcı olarak genellikle tanınır
and setting the precedent for what the style should be. Kalıp ifadeler
4:48ve bu tarzın nasıl olması gerektiğine dair emsal oluşturduğu düşünülür.
setting the precedent for: tarz için bir model oluşturmak
setting the precedent for, daha sonra gelen insanların, tasarımların veya eylemlerin model olarak kullanabileceği bir örnek oluşturmak anlamına gelir. Bu cümlede kurucunun tarzı, tarzın nasıl görünmesi gerektiğine dair bir referans noktası olur. setting, set fiilinin -ing biçimidir ve önceki cümledeki inventing ile paraleldir. For, bu örnekten etkilenen sonraki unsuru belirtir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? The museum's open-source exhibit design set a ___ for other museums.
- precedent — sonraki grupların izleyebileceği önceki bir örnek
- precedence — başka bir şeye göre öncelik
- president — bir ülkenin veya kuruluşun lideri
Cevabı göster
precedent — sonraki grupların izleyebileceği önceki bir örnek
There are many replicas of the Burberry trench coat,
4:52Burberry trençkotunun pek çok taklidi var,
and they sort of set the industry standard for that specific product. Ton ve niyet
4:57ve marka, bu özel ürün için sektör standardını bir bakıma belirledi.
Bir iddiayı yumuşatmak için sort of kullanımı
Bu cümlede sort of, set the industry standard ifadesini yumuşatır. “Aşağı yukarı” veya “bir bakıma” anlamına gelir; böylece konuşan kişi karşılaştırmayı makul gösterir ancak tamamen doğru olduğunu iddia etmez. Burada sort of bir fiil grubundan önce gelir ve iddianın gücünü azaltan bir ifade olarak çalışır. Kesinliği veya netliği düşürür; “bir tür” anlamına gelmez.
Alıştırma
“They sort of set the industry standard” cümlesinde sort of neyi gösterir?
- Konuşan kişi standardın resmî olarak ölçüldüğünü söylüyor.
- Konuşan kişi bir sektör standardı türüne ad veriyor.
- İddia kesin değil, yaklaşık olarak ifade ediliyor.
Cevabı göster
İddia kesin değil, yaklaşık olarak ifade ediliyor.
And I think Stetson has also done a very similar thing,
5:01Bence Stetson da buna çok benzer bir şey yaptı;
uh wearing the hat and giving it that added value of yes, Kalıp ifadeler
5:11ee, onların bu şapkayı takması ona şu ek değeri kattı:
Temel ürün özelliklerinin ötesindeki added value
Burada added value, ünlü ve etkili kişilerin şapkayı takmasıyla şapkaya eklenen değer veya çekicilik anlamına gelir. Bu değer yeni bir malzeme özelliği değil, algılanan statü ve lükstür. Bu ifade, bir ürünün temel niteliklerini ürünü daha çekici yapan ek faydalardan veya çağrışımlardan ayırır. İş ve marka tartışmalarında bu faydalar işlevsel, duygusal ya da simgesel olabilir ve üretim maliyetindeki ölçülebilir bir artış olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi, bir ürünün temel özelliklerinin ötesindeki ek çekiciliği anlatan iki sözcüklü iş ifadesiyle tamamlayın: The celebrity endorsement gave the product ____.
Cevabı göster
added value
sharpshooter Annie Oakley became one of the first famous figures to don the hat. Notlar
5:18usta nişancı Annie Oakley, bu şapkayı takan ilk ünlü isimlerden biri oldu.
Keskin nişancı Annie Oakley
Annie Oakley gerçekten yaşamış Amerikalı bir keskin nişancı ve gösteri sanatçısıydı. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında atış gösterilerindeki becerisiyle ünlendi. Onun adı Amerikan Batısı imgesini çağrıştırır. Böylesine tanınmış bir kişinin şapkayı taktığının söylenmesi, şapkanın daha ilk dönemlerde kamusal saygınlık ve tanınırlık kazandığını gösterir.
Alıştırma
Annie Oakley’den söz edilmesi şapkanın kültürel imgesini neden güçlendirir?
- Şapkayı tasarlayan kurgusal bir film karakteriydi.
- Şapkanın reklamını yapan bir fotoğrafçıydı.
- Amerikan Batısı ile ilişkilendirilen, gerçekten yaşamış ünlü bir keskin nişancı ve gösteri sanatçısıydı.
Cevabı göster
Amerikan Batısı ile ilişkilendirilen, gerçekten yaşamış ünlü bir keskin nişancı ve gösteri sanatçısıydı.
don the hat: “takmak” anlamındaki resmî kullanım
Don the hat ifadesinde don, put on yani “takmak” veya “giymek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. The hat bu fiilin doğrudan nesnesidir; dolayısıyla ifade, şapkayı başa takma eylemini anlatır. Bu kullanım put on ifadesinden daha resmî veya edebî duyulur. Tarih, moda, tören ya da haber metinlerinde sık görülür.
Alıştırma
Cümleyi put on anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: Before the ceremony, the officer will ____ his hat.
Cevabı göster
don
a Stetson hat worn by Oakley sold at auction for just over $17,000. Kalıp ifadeler
5:25Oakley'nin taktığı bir Stetson şapka, açık artırmada 17.000 doların biraz üzerinde bir fiyata satıldı.
sold at auction: bir eşyanın nasıl satıldığını anlatmak
Sold at auction, bir eşyanın insanların teklif verdiği halka açık bir açık artırma yoluyla el değiştirdiğini ve satışın bu etkinlikte tamamlandığını belirtir. Buradaki sold edilgen yapıdadır: satılan eşya şapkadır; satan kişi özne değildir. Bu ifade satışın nasıl veya nerede gerçekleştiğini anlatır. Fiyatı belirtmez; miktarı söylemek için ardından for kullanılabilir: sold at auction for $17,000.
Alıştırma
Satışın açık artırma yoluyla gerçekleştiğini göstermek için sold at auction kullanan cümle hangisidir?
- The rare coin sold for a high price in Boston.
- The rare coin was offered for auction in Boston.
- The rare coin sold at auction in Boston.
Cevabı göster
The rare coin sold at auction in Boston.
While Stetson saw a dip in popularity in the '60s, Kalıp ifadeler
5:31Stetson'ın popülerliği 1960'larda düşse de
saw a dip in popularity: geçici bir düşüşü anlatmak
saw a dip in popularity ifadesinde saw, “gördü” değil, “yaşadı” veya “deneyimledi” anlamındadır. Dip genellikle sınırlı ya da geçici bir düşüşü, popularity ise insanların bir şeyi ne kadar sevdiğini, fark ettiğini veya desteklediğini anlatır. Birlikte bu ifade, Stetson'ın bir süre daha az popüler olduğunu söyler. Tam cümlede While bu düşüşü daha geniş bir zaman çizelgesinin bir parçası olarak sunar ve sonraki popülerlik değişimiyle karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen tam ifadeyle tamamlayın: The brand ____ after a cheaper rival entered the market.
Cevabı göster
saw a dip in popularity
demand picked back up in the early '80s, Öbek fiiller
5:34talep 1980'lerin başında yeniden yükseldi;
picked back up: yavaşlamadan sonra yeniden büyüme
Bu cümlede demand picked back up, talebin zayıf veya yavaş geçen bir dönemden sonra yeniden artmaya başladığını belirtir. Pick up burada geçişsizdir ve “artmak veya iyileşmek” anlamına gelir; “yerden bir şey kaldırmak” anlamında değildir. Back önceki hareketlilik düzeyine dönüşü, up ise yukarı yönlü değişimi belirtir. Konuşma gibi etkinliklerle kullanıldığında aynı söz dizimi “bir aradan sonra devam etmek” anlamına gelebilir; bu yüzden yenilenmenin büyüme mi yoksa devam etme mi olduğu bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi “yeniden artmaya başladı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After two quiet months, customer demand ____.
Cevabı göster
picked back up
reignited by the release of the Indiana Jones movies. Notlar
5:36Indiana Jones filmlerinin gösterime girmesi bu ilgiyi yeniden alevlendirdi.
reignited by ...: sıkıştırılmış edilgen açıklama
reignited by the release of the Indiana Jones movies ifadesi, talebin yeniden artmasının nedenini ekleyen bir geçmiş zaman ortacı yan cümlesidir. Anlamca öznesi demand olduğundan demand was reignited by the release of the Indiana Jones movies şeklinde açılabilir. Virgül, başka bir çekimli yan cümle kurmak yerine ana cümlenin ardından arka plan bilgisi vermesini sağlar. Reignited burada mecazidir: filmler gerçekten hiçbir şeyi ateşe vermemiştir; gösterime girmeleri kamuoyunun ilgisini ve talebi yeniden canlandırmıştır. Bu kalıpta by, canlanmadan sorumlu olayı veya eyleyeni tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir belgeselin kamuoyunun ilgisini yeniden canlandırdığını geçmiş zaman ortacı içeren bir ifadeyle anlatır?
- Public interest returned, reigniting by the documentary.
- Public interest returned, reignited by the documentary.
- The documentary returned, reignited by public interest.
Cevabı göster
Public interest returned, reignited by the documentary.
Fötr şapka göndermesi olarak Indiana Jones movies
Indiana Jones, bir macera filmi serisinin kahramanıdır ve fötr şapkasıyla geniş ölçüde tanınır. Bu cümlede filmlerin gösterime girmesi, bu şapka tarzına duyulan ilgiyi yeniden artıran bir popüler kültür etkisi olarak sunuluyor. Bu gönderme, şapka markasının Indiana Jones ile resmî bir iş birliği ürünü çıkardığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“reignited by the release of the Indiana Jones movies” ifadesinde filmlere yapılan gönderme neyi açıklıyor?
- Filmler, kahramanın kolay tanınan görünümü sayesinde fötr şapkalara olan ilgiyi yeniden artırdı.
- Şapka şirketi filmlerle bağlantılı resmî bir ürün serisi çıkardı.
- Filmler, fötr şapkaların neden ilk kez 19. yüzyılda ortaya çıktığını açıklıyor.
Cevabı göster
Filmler, kahramanın kolay tanınan görünümü sayesinde fötr şapkalara olan ilgiyi yeniden artırdı.
The hat reached the heads of other famous figures like President Ronald Reagan around this time, too.
5:40Bu dönemde Başkan Ronald Reagan gibi başka ünlü isimler de bu şapkayı takmaya başladı.
the kind of famous face wearing a Stetson had changed. Deyimler
5:47Stetson takan ünlülerin profili değişmişti.
famous face: tanınmış bir kişi
Face, bir kişinin görünür bir parçasını adlandırır ama burada kişinin tamamını temsil eder; buna ad aktarması denir. Burada the kind of famous face wearing a Stetson, şapkayı takarken görülen tanınmış kişi tipini anlatır; yüz hatlarının kendisinin ünlü olduğu anlamına gelmez. Bu ifade markanın kamuoyundaki imajının değiştiğini gösterir: Stetson şapkalar artık farklı bir ünlü tipiyle ilişkilendirilmeye başlamıştır.
Alıştırma
“A famous face arrived at the charity event,” cümlesinde a famous face ne anlama gelir?
- Sıra dışı bir yüzü olan biri geldi.
- Konuşanın daha önce tanıştığı biri geldi.
- Tanınmış bir kişi geldi.
Cevabı göster
Tanınmış bir kişi geldi.
Dua Lipa's 2021 video for Love Again
5:52Dua Lipa'nın Love Again için çektiği 2021 tarihli video klip
opens on a shot of a floating Stetson, Kelime
5:55havada süzülen bir Stetson görüntüsüyle açılıyor,
opens on a shot of: ilk görüntüyü belirtmek
Film ve video anlatımlarında X opens on a shot of Y, kameranın en başta Y'yi gösterdiği anlamına gelir. opens on açılış görüntüsünü tanıtır, a shot of ise çekilen görüntünün ne olduğunu belirtir. Buradaki shot, silah atışı veya küçük bir içki değil, kamera görüntüsüdür. Bu kalıbı bir görsel-işitsel eserin nasıl başladığını anlatmak için kullanın; bir şeyi gerçekten açma eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Bir film incelemesinde "The film opens on a shot of a quiet harbor" ne anlama gelir?
- Film, liman sahnesi bittikten sonra başlar.
- Biri sakin bir limanın fotoğrafını açar.
- İlk görüntüde sakin bir liman görülür.
Cevabı göster
İlk görüntüde sakin bir liman görülür.
then a shot of the singer looking stylish and seductive while wearing the hat.
5:57ardından şapkayı takmış, şık ve baştan çıkarıcı görünen şarkıcıyı gösteriyor.
that show how Stetson has linked itself with high status. Kalıp ifadeler
6:04bunlar Stetson'ın kendisini prestijle nasıl özdeşleştirdiğini gösteriyor.
linked itself with high status: bilinçli ilişkilendirme
linked itself with high status ifadesinde itself, Stetson'a gönderme yapar. Marka, kamuoyundaki imajını yüksek toplumsal konumla ilişkilendirmek için harekete geçmiş olarak sunulur; burada bir internet bağlantısından söz edilmez ve status, saygınlık anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir yapı, özne + link + dönüşlülük zamiri + with + imaj, grup veya fikir biçimindedir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: myself, yourself, himself, herself, itself, ourselves veya themselves.
Alıştırma
Hangi durum "The charity linked itself with environmental leadership" ifadesine en uygundur?
- Başka insanlar yardım kuruluşunu tesadüfen çevre liderliğiyle ilişkilendirdi.
- Yardım kuruluşu, çevre liderliğiyle bilinçli olarak kamuya açık bir ilişki kurdu.
- Yardım kuruluşu kendisini çevreye karşı sorumlu olarak sunmayı bıraktı.
Cevabı göster
Yardım kuruluşu, çevre liderliğiyle bilinçli olarak kamuya açık bir ilişki kurdu.
There's Gigi Hadid holding a Stetson hat in this Vogue shoot in 2018,
6:08Gigi Hadid, 2018'deki bu Vogue çekiminde bir Stetson şapkayı elinde tutuyor;
Beyoncé wearing Stetson on the cover of Harper's Bazaar in September 2021.
6:13Beyoncé, Harper's Bazaar'ın Eylül 2021 kapağında bir Stetson takıyor.
how the brand has evolved to something worthy of being worn by the world's biggest names. Notlar
6:21markanın, dünyanın en büyük isimlerinin takmaya değer gördüğü bir şeye nasıl dönüştüğünü bir kez daha kanıtlıyor.
worthy of being worn: worthy of + edilgen gerund
Burada worthy of being worn, “takılma ayrıcalığını hak eden” anlamındadır. Markayı veya ürünü, ünlü kişilerin takmasına yetecek kadar iyi ve prestijli gösterir. of edatından sonra İngilizcede gerund kullanılır. Söz konusu şey wear eylemine maruz kaldığı için gerund edilgendir: being worn. Kalıp worthy of being + geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Cümleyi “sergilenme onuruna layık” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: The handmade quilt is ____ in the town museum.
Cevabı göster
worthy of being displayed
world's biggest names: ünlü ve etkili kişiler
the world's biggest names ifadesinde names, isimleri oluşturan sözcükleri değil, ünlü ve etkili kişileri anlatan bir ad aktarmasıdır. Biggest, insanları şöhret, etki veya toplumdaki erişimlerine göre sıralar. Dolayısıyla ifade, dünya çapındaki en önde gelen kişilerden bazılarını belirtir ve markanın prestij kazandığı iddiasını güçlendirir.
Alıştırma
“The festival booked three of the biggest names in jazz,” cümlesinde biggest names ne anlama gelir?
- İsimleri alışılmadık derecede uzun üç sanatçı
- En büyük harflerle basılmış üç isim
- En ünlü ve etkili caz sanatçılarından üçü
Cevabı göster
En ünlü ve etkili caz sanatçılarından üçü
you're gonna want to wear the brands that they wear.
6:29onların giydiği markaları siz de giymek istersiniz.