Stetson Kovboy Şapkaları Neden Bu Kadar Pahalı? | Çok Pahalı | Business Insider: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
898 kelime 177 kel/dk

Video özeti: Stetson fiyatları pahalı kürkü, ustalığı, marka tarihini ve ünlülerin prestijini yansıtır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. set you back (öbek fiil): Bir şeyin belirtilen tutara, genellikle büyük bir gidere mal olduğunu anlatır. Fiyatlarda geriye hareketle karıştırmadan kullanın. 2. is often credited with inventing (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): Tarih veya gazetecilikte bir icadı temkinli atfeder; tartışmasız kanıtı değil, yaygın kabulü belirtir. 3. worthy of being worn (dil bilgisi ve cümle kalıpları): worthy of ile edilgen ulacı birleştirip nesneyi eylemin alıcısı olarak tutar. Uygunluk ya da prestiji doğal olmayan worthy to be worn olmadan anlatın.

Bu derste

A Stetson cowboy hat is stretched, shrunk, and submerged in water

0:01

Bir Stetson kovboy şapkası gerilir, küçültülür ve suya batırılır

before it fully takes form. Kalıp ifadeler

0:05

ancak bundan sonra tam biçimini alır.

Kalıp ifadeler

“before it fully takes form” ifadesinde “takes form” anlamı

Bu cümlede takes form, yavaş yavaş tam ve ayırt edilebilir bir biçime dönüşmek anlamına gelir. Şapka önceki işlemlerden geçmiştir; bu aşamada son şekli belirginleşmeye başlar. Burada form bir isimdir; take form bir şeyin gelişerek belirli bir sonuca veya biçime ulaşmasını anlatır. Bu ifade yalnızca fiziksel nesneler için değil, planlar, fikirler ve tasarımlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “takes form” ne anlama geliyor? “The new design slowly takes form as the team tests it.”

  1. yavaş yavaş eksiksiz ve ayırt edilebilir hâle gelmek
  2. geriye doğru hareket etmek
  3. kâğıt üzerindeki bir forma konulmak
Cevabı göster

yavaş yavaş eksiksiz ve ayırt edilebilir hâle gelmek

Those are only a few stages in the 2-day process

0:09

Bunlar, iki gün süren sürecin yalnızca birkaç aşaması

that can make these hats so costly.

0:12

ve bu süreç, şapkaları böylesine pahalı hâle getirebiliyor.

You won't find the popular Skyline style for less than $245 on Stetson's website.

0:15

Stetson'ın internet sitesinde popüler Skyline modelini 245 dolardan daha ucuza bulamazsınız.

That's little compared to this one,

0:23

Bu fiyat, şu şapkanın yanında düşük kalır;

which will set you back $5,000. Öbek fiiller

0:24

çünkü onun için 5.000 dolar ödemeniz gerekir.

Öbek fiiller

“will set you back $5,000” ifadesinde set you back anlamı

Set someone back ifadesinin ardından bir miktar geldiğinde, birine o miktara mal olmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede pahalı şapka alıcıya 5.000 dolara mal olacaktır; alıcıyı fiziksel olarak geriye itmek anlamına gelmez. Yapı set + kişi + miktar şeklindedir ve will set you back gelecekte ödenecek masrafı anlatır. Bu ifade çoğu zaman fiyatın yüksek veya ödemesinin zorlayıcı olduğunu ima eder.

Alıştırma

Maliyet bildiren deyimi kullanarak cümleyi tamamlayın: “The repairs will ____ $800.”

Cevabı göster

set me back

But it's not just how these hats are made.

0:28

Ancak mesele yalnızca bu şapkaların nasıl üretildiği değil.

Stetson is one of the few hat brands that have reached icon status. Kalıp ifadeler

0:31

Stetson, ikonlaşmayı başarmış az sayıdaki şapka markasından biri.

Kalıp ifadeler

reached icon status: ikon statüsüne ulaşmak

reached icon status ifadesinde reach yeni bir seviyeye ulaşmayı, icon status ise kültürel bir simge olarak tanınmayı anlatır. Cümle, Stetson'ın yalnızca tanınmış bir şapka markası olmadığını; adının ve ürünlerinin geniş bir kültürel bilinirliğe sahip olduğunu söyler. Bu yapı, sıradan tanınmışlığın ötesine geçerek bir kültür, alan veya dönemle güçlü biçimde özdeşleşen bir marka, kişi, nesne ya da eser için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümlede reached icon status ne anlama geliyor?

  1. Uygulama simgesinin tasarımını değiştirdi.
  2. Geniş ölçüde tanınan kültürel bir simge hâline geldi.
  3. Sıradan ürünler üretmeyi bıraktı.
Cevabı göster

Geniş ölçüde tanınan kültürel bir simge hâline geldi.

So, what made Stetson so iconic?

0:35

Peki Stetson'ı böylesine ikonik yapan neydi?

And is that why these hats are so expensive?

0:38

Bu şapkaların bu kadar pahalı olmasının nedeni de bu mu?

Producing a Stetson cowboy hat is a complicated and costly process.

0:51

Bir Stetson kovboy şapkasının üretimi karmaşık ve maliyetli bir süreçtir.

The production begins here, in Garland, Texas,

0:56

Üretim burada, Teksas'ın Garland kentinde başlıyor;

where workers turn fur into felt.

0:59

işçiler burada kürkü keçeye dönüştürüyor.

Stetson says it's one of the few cowboy hat makers in the US

1:03

Stetson, ABD'de bulunan az sayıdaki kovboy şapkası üreticisinden biri olduğunu söylüyor

that makes hat bodies from scratch. Deyimler

1:07

ve şapka gövdelerini sıfırdan üretiyor.

Deyimler

from scratch: sıfırdan yapmak

From scratch, hazır veya kısmen tamamlanmış bir başlangıç noktasına dayanmadan temel malzemelerden ya da ilk adımlardan başlamak demektir. Burada şirketin önceden biçimlendirilmiş şapka gövdeleri satın almak yerine kendi şapka gövdelerini şekillendirdiğini anlatır. Bu deyim yemek yapma, üretim, yazma, kodlama ve planlama gibi alanlara doğal biçimde aktarılabilir. Kesin başlangıç noktası etkinliğe göre değişir, ancak temel fikir ana işin en temelden başlamasıdır.

Alıştırma

Cümleyi ‘hazır bir temel kullanmadan’ anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: The café buys no premade sauce; it makes its tomato sauce ____.

Cevabı göster

from scratch

This means it buys its own raw fur pelts and processes them into felt,

1:10

Bu, kendi işlenmemiş kürk postlarını satın alıp keçeye dönüştürdüğü anlamına geliyor;

compared to some other companies that buy pre-made hat bodies with the fur already blended. Anlatım akışı

1:15

oysa bazı şirketler, kürkleri önceden harmanlanmış şapka gövdelerini hazır satın alıyor.

Anlatım akışı

Karşılaştırma ölçütü sunan compared to

Bu cümlede compared to, önceki açıklama için karşılaştırma ölçütünü getirir. Şirketin ham kürk postları alıp bunları keçeye dönüştürme yöntemi, hazır şapka gövdeleri alan diğer şirketlerin yöntemiyle yan yana konur. Bu ifade, karşılaştırma emri değil, ek bir karşılaştırma ögesidir. Hangi şirketin daha iyi olduğuna dair genel bir yargı vermek yerine üretimdeki farklı başlangıç noktalarını öne çıkarır.

Alıştırma

Yeni İngilizce cümle “Our repair process takes one day, compared to the three days many shops need” içinde compared to ne yapar?

  1. Okuyucuya ayrıca bir karşılaştırma yapmasını emreder.
  2. Diğer tamircilerin süresini karşılaştırma ölçütü olarak sunar.
  3. İki onarım süresinin tamamen aynı olduğunu söyler.
  4. Diğer tamircilerin neden üç güne ihtiyaç duyduğunu açıklar.
Cevabı göster

Diğer tamircilerin süresini karşılaştırma ölçütü olarak sunar.

Fur is the biggest indicator of quality, Kalıp ifadeler

1:22

Kürk, kalitenin en büyük göstergesidir

and therefore has the biggest impact on price. Kalıp ifadeler

1:25

ve bu nedenle fiyat üzerinde en büyük etkiye sahiptir.

Kalıp ifadeler

Değerlendirme ölçütü olarak indicator of quality

indicator of quality ifadesinde indicator, bir şeyin ne kadar iyi olduğunu değerlendirmeye yardımcı olan özellik veya ölçüt anlamına gelir. indicator of + noun kalıbı, kanıtın neyi değerlendirmede kullanıldığını belirtir. Burada kürk, şapkanın kalitesini değerlendirmede temel ölçüt olarak sunulur; bu nedenle kürkteki farklılıklar fiyatı büyük ölçüde etkileyebilir. indicator bu kullanımda cihaz üzerindeki fiziksel gösterge ışığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi indicator ve değerlendirilen şeyi belirten edatla tamamlayın: The low return rate is a useful ____ product quality.

Cevabı göster

indicator of

Kalıp ifadeler

fiyat üzerinde en büyük etkiye sahip

Burada has the biggest impact on, bir şeyin fiyatı diğer tüm etkenlerden daha fazla etkilediği anlamına gelir. Impact bir isimdir: has yüklemi sağlar, biggest etkinin gücünü en üst sıraya koyar ve on etkilenen şeyi, yani price sözcüğünü, tanıtır. İlk cümlecikteki fur öznesi bu cümleciğe de taşınır. Önceki therefore, fiyat üzerindeki etkiyi kürkün kalitenin temel göstergesi olmasının bir sonucu olarak sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + have/has + sıfat + impact on + etkilenen hedeftir.

Alıştırma

Konumun kirayı diğer tüm etkenlerden daha fazla etkilediğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. Location is the biggest impact on rent.
  2. Location has the biggest impact to rent.
  3. Location has the biggest impact on rent.
Cevabı göster

Location has the biggest impact on rent.

In the fur room,

1:29

Kürk odasında

Stetson stores fur from Portugal, New Jersey, Belgium, and Ukraine.

1:31

Stetson, Portekiz, New Jersey, Belçika ve Ukrayna'dan gelen kürkleri saklıyor.

Okay, This is some of our natural beaver.

1:36

Pekâlâ, bu bizim doğal kunduz kürkümüzden bir örnek.

Coarsest to the finer

1:41

En kabasından en incesine kadar.

the finer beaver hats are made out of natural beaver. Dilbilgisi

1:43

Daha kaliteli kunduz şapkaları doğal kunduz kürkünden yapılır.

Dilbilgisi

doğal kunduz kürkünden yapılır

Are made out of, be + made out of + malzeme biçimindeki edilgen bir malzeme yapısıdır. Çoğul özne the finer beaver hats, are gerektirir ve ifade şapkaları yapmak için hangi malzemenin kullanıldığını belirtir. Bu kürk ticareti bağlamında natural beaver, doğal kunduz kürkü anlamında hayvan adını kullanır. Out of yer bildirmez. Yeniden kullanılabilir etken kalıp make something out of a material, edilgen biçim ise something is/are made out of a material yapısıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki edilgen malzeme ifadesiyle tamamlayın: "These decorations ____ recycled paper."

Cevabı göster

are made out of

Very tight fur,

1:48

Tüyleri çok sık,

very durable fur,

1:49

çok dayanıklı,

good for all the weather, rain,

1:51

yağmur da dâhil her türlü hava koşuluna uygun,

nice feel.

1:54

dokusu da hoş.

This kind of fur isn't cheap.

1:57

Bu tür kürk ucuz değildir.

Just 1 lb of beaver fur can cost $125,

1:59

Yalnızca 1 libre kunduz kürkü 125 dolara mal olabilir,

and chinchilla fur can cost four times the price. Dilbilgisi

2:04

çinçilla kürkü ise dört kat daha pahalı olabilir.

Dilbilgisi

Four times the price: toplam fiyatı gösteren çarpan

Bu cümlede four times the price, çinçilla kürkünün hemen önce fiyatı verilen kürkün dört katına mal olabileceği anlamına gelir. Karşılaştırma fiyatı pound başına 125 dolarsa dört katı pound başına 500 dolar olur. number + times + the price/cost/size kalıbı, toplamı bir referans miktarın katı olarak ifade eder. Four times the price, referans fiyatın toplam 4 katı demektir; 4 dolar fazlası veya asıl fiyata o fiyatın 4 katının daha eklenmesi demek değildir.

Alıştırma

The basic pass costs $25 and the premium pass costs $100. Cümleyi “times the price” kalıbıyla tamamlayın: The premium pass is ____ of the basic pass.

Cevabı göster

four times the price

Now consider that Stetson only produces about two hats per pound of fur. Anlatım akışı

2:07

Şimdi bir de Stetson'ın her bir libre kürkten yalnızca yaklaşık iki şapka ürettiğini düşünün.

Anlatım akışı

Now consider that: akıl yürütmeye yeni bir bilgi eklemek

Now consider that bir söylem işaretidir. Dinleyiciden sıradaki bilgiyi daha önce sunulan kanıtlara eklemesini ve bu bilginin sonucu ya da hesabı nasıl etkilediğini düşünmesini ister. Dil bilgisi açısından consider, dinleyiciye yöneltilmiş bir emir kipidir; that ise tam bir yan cümle başlatır. Now, akıl yürütmede yeni bir adımı işaretlediği için bu ifade yalnızca genel olarak düşünmeyi istemez, bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Dinleyiciden yeni bir bilgiyi akıl yürütmeye katmasını isteyen, dersteki üç kelimelik geçiş ifadesiyle tamamlayın: Shipping already costs $8. ____ each return also requires a $5 handling fee.

Cevabı göster

Now consider that

After the different furs are mixed together,

2:13

Farklı kürkler birbirine karıştırıldıktan sonra

the blend goes through a blower,

2:15

karışım bir üfleme makinesinden geçirilir;

which separates long hair from down.

2:17

bu makine uzun kılları ince alt tüylerden ayırır.

Stetson uses down fur because it produces a stronger felt. Kelime

2:20

Stetson, daha dayanıklı bir keçe oluşturduğu için alt tüyleri kullanır.

Kelime

down fur: keçe için kullanılan ince ve yumuşak alt tüy

Bu isim öbeğinde down, kürkün katmanını ve dokusunu niteler. Down fur, bir hayvanın derisine yakın büyüyen ve daha uzun, daha kaba koruyucu kılların altında bulunan kısa, ince ve yumuşak alt tüylerdir. Burada, bu ince lifler sıkıca keçeleştiği için keçe yapımında seçilen malzemenin adıdır. Down, “daha aşağı bir konuma doğru” anlamına gelmez. Kuş tüyündeki yumuşak yalıtım katmanı fikriyle bağlantılıdır, ancak burada özellikle tüyleri değil memeli kürkünü belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede down fur ne anlama geliyor?

  1. Bir hayvanın kürkündeki ince ve yumuşak iç katman
  2. Kürkün dışındaki uzun ve kaba koruyucu kıllar
  3. Yalnızca kuşlardan alınan yumuşak tüyler
  4. Yere doğru büyüyen veya aşağıyı gösteren kürk
Cevabı göster

Bir hayvanın kürkündeki ince ve yumuşak iç katman

The machines in the factory are crucial,

2:26

Fabrikadaki makineler hayati önem taşıyor

but the job couldn't be done without trained workers. Dilbilgisi

2:28

ama eğitimli işçiler olmadan bu iş yapılamaz.

Dilbilgisi

couldn't be done without: vazgeçilmez bir koşulu ifade etmek

couldn't be done without ifadesinde could not + be + done, kiplik bildiren edilgen bir yapı oluşturur. Tamamlanan şey iştir; without ise yokluğu hâlinde tamamlanmayı imkânsız kılacak kişiyi veya koşulu belirtir. Buradaki yapı genel veya varsayımsal bir gerekliliği ifade eder: eğitimli işçiler vazgeçilmezdir. Geçmişteki belirli bir girişimin gerçekten başarısız olduğu anlamına gelmez. Hayati önem taşıyan makinelerle kurulan karşıtlık, makinelerin önemini kabul ederken insanların da hâlâ gerekli olduğunu vurgular.

Alıştırma

Dersin dört kelimelik ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The final inspection ____ trained technicians.

Cevabı göster

couldn't be done without

The company employs more than 200 workers at two factories to guide the hats through each stage,

2:32

Şirket, şapkaları her aşamada yönlendirmek için iki fabrikada 200'den fazla işçi çalıştırıyor;

another element that ultimately impacts the price.

2:37

bu da sonuçta fiyatı etkileyen bir başka unsur.

About 100 sets of hands touch every single one of our hats as of right now. Notlar

2:40

Şu anda şapkalarımızın her birine yaklaşık 100 çift el değiyor.

Deyimler

İşi yapan insanları anlatan “sets of hands”

Burada sets of hands, emeği sağlayan insanları bir vücut bölümüyle temsil eder. Konuşmacı, insanlardan ayrılmış elleri anlatmıyor; her şapkaya ne kadar çok insan eli ve zanaatkârlık değdiğini vurguluyor. Sayı, insan katılımını veya üretim sırasında yapılan işlemleri kabaca saymanın bir yoludur. Her şapkayı tam olarak 100 farklı işçinin tuttuğunu kesin biçimde göstermez.

Alıştırma

Şapka fabrikasıyla ilgili cümlede “about 100 sets of hands” büyük olasılıkla neyi vurguluyor?

  1. Tam olarak 100 farklı işçinin şapkaya birer kez dokunması
  2. 100 mekanik tutacağı bulunan tek bir makine
  3. Her şapkanın yapımında büyük miktarda insan emeği bulunması
Cevabı göster

Her şapkanın yapımında büyük miktarda insan emeği bulunması

Kalıp ifadeler

Güncel zaman kesiti olarak “as of right now”

As of right now, içinde bulunulan anı referans kesiti olarak belirler: yaklaşık 100 tahmini, süreci şu andaki haliyle anlatır ve daha sonra değişebilir. Rapor ve güncellemelerde as of + bir saat veya tarih, bilginin hangi zaman itibarıyla doğru olduğunu belirtir. Burada as of, because of anlamına gelmez.

Alıştırma

İçinde bulunulan anı bilgi kesiti olarak belirten hedef ifadeyle durum güncellemesini tamamlayın: “____, we have received 240 applications.”

Cevabı göster

As of right now

Workers pass the felt through several stages of shrinking

2:45

İşçiler keçeyi birkaç küçültme aşamasından geçirir

until the proper hat size is reached. Dilbilgisi

2:48

ve şapka doğru boyuta ulaşana dek devam ederler.

Dilbilgisi

until the proper hat size is reached: bitiş noktasını belirleyen koşul

until ile başlayan yan cümle, küçültme sürecinin bitiş noktasını belirler. Keçe küçültme aşamalarından geçmeye devam eder ve uygun şapka ölçüsüne ulaşıldığında süreç durur; bu, ölçünün süreç boyunca uygun olduğu anlamına gelmez. “The proper hat size is reached” edilgen yapıdadır, çünkü odak, şapkayı bu duruma getiren kişi veya makine değil, şapkanın hedef durumudur. Aktarılabilir kalıp şudur: bir eylemi sürdürmek + until + hedef durum.

Alıştırma

Durma koşulunu başlatan sözcükle işlem talimatını tamamlayın: “Keep heating the mixture ____ the target temperature is reached.”

Cevabı göster

until

Later, during the tipping stage,

2:51

Daha sonra, tepeyi biçimlendirme aşamasında

a worker helps create the crown by stretching and pulling the hat. Dilbilgisi

2:53

bir işçi şapkayı gerip çekerek tepe kısmını oluşturur.

Dilbilgisi

by stretching and pulling: yöntemi anlatan by + -ing

“By stretching and pulling”, “İşçi tepe kısmını oluşturmaya nasıl yardımcı oluyor?” sorusunu yanıtlar. Burada by yöntemi tanıtır; stretching ve pulling ise kullanılan eylemleri belirten paralel -ing biçimleridir. Bu, edilgen yapıda eylemi yapanı tanıtan by kullanımı değildir. Bu şapka yapımı bağlamında crown, kraliyet tacını değil şapkanın üst kısmını ifade eder. Yeniden kullanılabilir kalıp şudur: bir sonuç elde etmek + by + -ing.

Alıştırma

Cümleyi by + check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “The editor caught the mistake ____ every number twice.”

Cevabı göster

by checking

Then, as an employee turns the felt,

2:59

Ardından bir çalışan keçeyi döndürürken

brass fingers of another machine push the bottom out to form the brim. Deyimler

3:01

başka bir makinenin pirinç parmakları, şapkanın kenarını oluşturmak için alt kısmı dışarı iter.

Deyimler

Bir makine parçası metaforu olarak brass fingers

Burada brass fingers, malzemeyi parmak gibi bastıran veya yönlendiren, makinenin ince pirinç parçalarını ifade eder. Fingers, bir işçinin parmaklarını ya da ayrı el aletlerini değil, parçayı adlandırmak için kullanılan bir benzetmeyi anlatır. Teknik açıklamalar, bir parçanın şeklini veya hareketini gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için arm, jaw, teeth ya da finger gibi vücut bölümü sözcüklerini sıkça kullanır. Brass niteleyicisi bu belirli parçaların pirinçten yapıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümlede brass fingers neyi ifade ediyor?

  1. Şapkaya şekil vermek için kullanılan ayrı el aletleri
  2. Makinenin parmak gibi iten ince pirinç parçaları
  3. Bir çalışanın pirinçle kaplı parmakları
Cevabı göster

Makinenin parmak gibi iten ince pirinç parçaları

One of the last stages of producing the hat body happens here at the forming machine,

3:07

Şapka gövdesi üretiminin son aşamalarından biri burada, şekillendirme makinesinde gerçekleşir;

where the hat is submerged in hot water.

3:12

şapka burada sıcak suya batırılır.

An employee pushes down the former,

3:16

Bir çalışan şekillendirme kalıbını aşağı bastırır

and out comes the final hat body. Dilbilgisi

3:18

ve ortaya nihai şapka gövdesi çıkar.

Dilbilgisi

Out comes ...: dikkat çekici gösterim için yön bildiren devrik yapı

out comes the final hat body yapısında yön bildiren out zarfı başa alınır ve comes fiili, isim özne olan the final hat body ifadesinden önce gelir. Nötr sözcük dizilişi the final hat body comes out şeklindedir. Bu tam devrik yapı, ortaya çıkan nesneyi bir sonuç veya dikkat çekici bir gösterim olarak sunar. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir; bu nedenle does gibi bir yardımcı fiil eklenmez.

Alıştırma

Cümleyi come out ifadesinin iki sözcüklü devrik biçimiyle tamamlayın: The mold opens, and ____ the finished piece.

Cevabı göster

out comes

At the finishing factory,

3:22

Son işlem fabrikasında

machines taper and shape the crown of the hat,

3:23

makineler şapkanın tepe kısmını daraltıp biçimlendirir

but the next few stages require special attention.

3:26

ancak sonraki birkaç aşama özel dikkat gerektirir.

Even as a machine sands the hat, Dilbilgisi

3:31

Bir makine şapkayı zımparalarken bile

an employee again must be there to guide and feel it.

3:33

bir çalışanın yine başında durup şapkaya yön vermesi ve dokusunu kontrol etmesi gerekir.

Dilbilgisi

Even as: beklenmedik karşıtlık içeren eş zamanlı eylem

Bu cümlede Even as, ana cümledeki eylemle aynı anda gerçekleşen bir eylemi başlatır: makine şapkayı zımparalarken çalışan da yanında durur. İfade ayrıca ödünleme anlamı katar: makine kullanılması işçiye gerek olmadığını düşündürebilir, ancak birinin yine de işlemi yönlendirmesi ve şapkayı dokunarak kontrol etmesi gerekir. even as ifadesini “aynı anda” ile “bu beklentiye rağmen” anlamlarını birleştirmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hem eş zamanlılığı hem de beklenmedik karşıtlığı göstermek için cümleyi en iyi hangi bağlaç tamamlar? “_____ the software checks every number automatically, an accountant must watch for unusual patterns.”

  1. Because
  2. After
  3. Even as
Cevabı göster

Even as

The worker will decide when it has reached the proper thickness.

3:36

Doğru kalınlığa ne zaman ulaştığına işçi karar verir.

At other stations,

3:41

Diğer istasyonlarda

craftspeople use scissors and pliers to secure the buckle accent.

3:42

zanaatkârlar toka süsünü sabitlemek için makas ve pense kullanır.

Others cut and sew on the leather strap by hand, Öbek fiiller

3:48

Başka işçiler deri bandı elle kesip diker,

Öbek fiiller

Sew on the leather strap: deri şeridi dikişle tutturmak

Burada sew on, bir nesneyi dikişlerle başka bir nesneye tutturmak anlamına gelir. The leather strap şapkaya tutturulan parçadır; on, öbek fiilin bir parçasıdır ve çalışanların nerede dikiş yaptığını belirten bir yer sözcüğü değildir. Tek başına sew ile karşılaştırıldığında sew on, tutturma sonucunu açıkça belirtir: dikiş tamamlandığında şerit şapkaya sabitlenmiş olur. Aynı yapı düğmeler, yamalar, etiketler ve benzer parçalar için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi sew on ifadesinin iki parçasıyla tamamlayın: “The button fell off my coat, so I need to ____ it ____ before school.”

Cevabı göster

sew · on

then the inner satin lining.

3:51

ardından içteki saten astarı ekler.

No hat makes it out of the factory without a final quality inspection. Öbek fiiller

3:55

Hiçbir şapka son kalite kontrolünden geçmeden fabrikadan çıkamaz.

Öbek fiiller

make it out of the factory: fabrikadan başarıyla çıkmak

Bu cümlede “makes it out of the factory”, zorunlu aşamalar tamamlandıktan sonra fabrikadan başarıyla çıkmak anlamına gelir. “Make it” bir sonuca ulaşmayı ifade eder; bu nedenle make burada “üretmek” demek değildir ve it ayrı bir nesne değil, kalıplaşmış yapının parçasıdır. make it out of + yer veya durum yapısı, oradan çıkmanın ya da o aşamayı geçmenin kendiliğinden garanti olmadığını sık sık ima eder. No ... without ... ile birlikte cümle, her şapkanın fabrikadan çıkmadan önce son kontrolden geçmesi gerektiğini belirtir.

Alıştırma

“Only two hikers made it out of the canyon before dark,” cümlesindeki “made it out of” ne anlama gelir?

  1. kanyonun dışında bir şey inşa ettiler
  2. kanyona dışarıdan baktılar
  3. kanyondan başarıyla çıktılar
Cevabı göster

kanyondan başarıyla çıktılar

All hats go through roughly the same process, Öbek fiiller

4:00

Tüm şapkalar aşağı yukarı aynı süreçten geçer

Öbek fiiller

go through roughly the same process: aşağı yukarı aynı süreçten geçmek

Go through a process, bir sürecin aşamalarını yaşamak veya tamamlamak anlamına gelir. Burada tüm şapkaların üretim sırasında başından geçenleri anlatır; fiziksel olarak bir şeyin içinden yürümek anlamına gelmez. Roughly, “yaklaşık olarak” veya “genel hatlarıyla” demektir. İfadenin kapsamını sınırlar: Şapkalar genel olarak benzer bir süreç izler, ancak bazı ayrıntılar veya ek adımlar farklı olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle her başvurunun bir incelemenin tüm aşamalarından geçtiği anlamına gelir?

  1. Each application goes over the review process.
  2. Each application walks through the review process.
  3. Each application goes through the review process.
Cevabı göster

Each application goes through the review process.

but premium ones have a few more features that impact the final cost.

4:02

ancak premium modellerde nihai maliyeti etkileyen birkaç ek özellik bulunur.

At $5,005,

4:08

5.005 dolarlık fiyatıyla

the Diamante Premier hat is one of the most expensive cowboy hats you can buy.

4:10

Diamante Premier, satın alabileceğiniz en pahalı kovboy şapkalarından biridir.

It's made with two high-quality furs,

4:15

İki tür yüksek kaliteli kürkten yapılır:

chinchilla and beaver.

4:18

çinçilla ve kunduz.

There's also the addition of the 14-karat gold buckle set,

4:21

Bir de 14 ayar altın toka seti bulunur;

which can add $1,000 to the cost of a hat.

4:24

bu, şapkanın maliyetine 1.000 dolar daha ekleyebilir.

Quality is only one reason Stetson has the confidence to make a hat like this

4:28

Kalite, Stetson'ın böyle bir şapkayı üretip

and be sure customers will buy it.

4:33

müşterilerin onu satın alacağından emin olabilmesinin nedenlerinden yalnızca biri.

To understand the other piece of the puzzle, Deyimler

4:35

Bulmacanın diğer parçasını anlamak için

you have to go back to Stetson's beginning more than 150 years ago. Öbek fiiller

4:37

Stetson'ın 150 yılı aşkın süre önceki kuruluşuna dönmek gerekiyor.

Deyimler

Açıklamanın bir parçası anlamında piece of the puzzle

Piece of the puzzle, daha geniş bir açıklamanın bir bölümünü yapboz parçasına benzeten bir metafordur. Burada gerçek bir yapboz yoktur; piece, durumun tamamını anlamaya yardımcı olan bir gerçeği, nedeni, ipucunu veya bakış açısını ifade eder. Buradaki diğer parça, malzemeler ve işçilikle ilgili önceki açıklamaya eklenen Stetson'ın tarihi ve kültürel itibarıdır. Bu ifade, konuşmacının bir etkenin her şeyi tek başına açıkladığını iddia etmeden başka bir etkeni sunmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen dört kelimelik yapboz metaforuyla tamamlayın: The budget is one ____, but we also need to consider staff time.

Cevabı göster

piece of the puzzle

Öbek fiiller

Tarihsel anlatıya geçiş olarak go back to Stetson's beginning

Buradaki go back to, bir yere fiziksel olarak gitme talimatı değildir. Açıklamayı zamanda geriye götürür: Dinleyicinin bugünkü durumu anlamak için daha eski bir noktayı incelemesi gerekir. to sözcüğünden sonra gelen nesne, yeniden ele alınan noktayı belirtir. Stetson's beginning markanın kökeni veya en erken dönemi anlamına gelir; dolayısıyla ifade 150 yılı aşkın süre öncesine uzanan tarihsel anlatıyı başlatır.

Alıştırma

Konuşmacı açıklamayı daha eski bir noktaya kadar izlemek istediğinde cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? To understand why the policy exists, we need to ___ its origin.

  1. look back on
  2. date back to
  3. go back to
Cevabı göster

go back to

The founder, John Batterson Stetson,

4:42

Kurucu John Batterson Stetson,

is often credited with inventing the modern-day cowboy hat Kalıp ifadeler

4:45

genellikle günümüzün kovboy şapkasını icat eden kişi olarak kabul edilir

Kalıp ifadeler

is often credited with inventing: temkinli tarihsel atıf

is often credited with inventing, insanların bir şeyi yaratma başarısını genellikle belirli bir kişiye atfettiğini belirtir. Yapı be credited with + -ing fiilidir: is credited with inventing. often ifadeyi daha temkinli yapar. Yaygın bir atfı bildirir; kişinin tek mucit olduğunu veya tarihsel meselenin tamamen çözüldüğünü söylemez.

Alıştırma

Cümledeki is often credited with inventing ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. was asked to invent — kişiden bunu yaratmasının istendiğini belirtir
  2. is often credited with inventing — tek ve kesin bir kanıt iddiası olmadan yaratıcı olarak genellikle tanınır
  3. invented — kişinin bunu yarattığını doğrudan belirtir
Cevabı göster

is often credited with inventing — tek ve kesin bir kanıt iddiası olmadan yaratıcı olarak genellikle tanınır

and setting the precedent for what the style should be. Kalıp ifadeler

4:48

ve bu tarzın nasıl olması gerektiğine dair emsal oluşturduğu düşünülür.

Kalıp ifadeler

setting the precedent for: tarz için bir model oluşturmak

setting the precedent for, daha sonra gelen insanların, tasarımların veya eylemlerin model olarak kullanabileceği bir örnek oluşturmak anlamına gelir. Bu cümlede kurucunun tarzı, tarzın nasıl görünmesi gerektiğine dair bir referans noktası olur. setting, set fiilinin -ing biçimidir ve önceki cümledeki inventing ile paraleldir. For, bu örnekten etkilenen sonraki unsuru belirtir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? The museum's open-source exhibit design set a ___ for other museums.

  1. precedent — sonraki grupların izleyebileceği önceki bir örnek
  2. precedence — başka bir şeye göre öncelik
  3. president — bir ülkenin veya kuruluşun lideri
Cevabı göster

precedent — sonraki grupların izleyebileceği önceki bir örnek

There are many replicas of the Burberry trench coat,

4:52

Burberry trençkotunun pek çok taklidi var,

but they were the original,

4:55

ama asıl tasarım Burberry'ye aitti

and they sort of set the industry standard for that specific product. Ton ve niyet

4:57

ve marka, bu özel ürün için sektör standardını bir bakıma belirledi.

Ton ve niyet

Bir iddiayı yumuşatmak için sort of kullanımı

Bu cümlede sort of, set the industry standard ifadesini yumuşatır. “Aşağı yukarı” veya “bir bakıma” anlamına gelir; böylece konuşan kişi karşılaştırmayı makul gösterir ancak tamamen doğru olduğunu iddia etmez. Burada sort of bir fiil grubundan önce gelir ve iddianın gücünü azaltan bir ifade olarak çalışır. Kesinliği veya netliği düşürür; “bir tür” anlamına gelmez.

Alıştırma

“They sort of set the industry standard” cümlesinde sort of neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi standardın resmî olarak ölçüldüğünü söylüyor.
  2. Konuşan kişi bir sektör standardı türüne ad veriyor.
  3. İddia kesin değil, yaklaşık olarak ifade ediliyor.
Cevabı göster

İddia kesin değil, yaklaşık olarak ifade ediliyor.

And I think Stetson has also done a very similar thing,

5:01

Bence Stetson da buna çok benzer bir şey yaptı;

where they have set a precedent with uh you know the celebrities,

5:04

hani ünlülerle,

the politicians,

5:09

siyasetçilerle bir emsal oluşturdu;

uh wearing the hat and giving it that added value of yes, Kalıp ifadeler

5:11

ee, onların bu şapkayı takması ona şu ek değeri kattı:

this is a luxury piece.

5:15

Evet, bu lüks bir ürün.

Kalıp ifadeler

Temel ürün özelliklerinin ötesindeki added value

Burada added value, ünlü ve etkili kişilerin şapkayı takmasıyla şapkaya eklenen değer veya çekicilik anlamına gelir. Bu değer yeni bir malzeme özelliği değil, algılanan statü ve lükstür. Bu ifade, bir ürünün temel niteliklerini ürünü daha çekici yapan ek faydalardan veya çağrışımlardan ayırır. İş ve marka tartışmalarında bu faydalar işlevsel, duygusal ya da simgesel olabilir ve üretim maliyetindeki ölçülebilir bir artış olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi, bir ürünün temel özelliklerinin ötesindeki ek çekiciliği anlatan iki sözcüklü iş ifadesiyle tamamlayın: The celebrity endorsement gave the product ____.

Cevabı göster

added value

In the late 1800s,

5:17

1800'lerin sonlarında

sharpshooter Annie Oakley became one of the first famous figures to don the hat. Notlar

5:18

usta nişancı Annie Oakley, bu şapkayı takan ilk ünlü isimlerden biri oldu.

Kültür

Keskin nişancı Annie Oakley

Annie Oakley gerçekten yaşamış Amerikalı bir keskin nişancı ve gösteri sanatçısıydı. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında atış gösterilerindeki becerisiyle ünlendi. Onun adı Amerikan Batısı imgesini çağrıştırır. Böylesine tanınmış bir kişinin şapkayı taktığının söylenmesi, şapkanın daha ilk dönemlerde kamusal saygınlık ve tanınırlık kazandığını gösterir.

Alıştırma

Annie Oakley’den söz edilmesi şapkanın kültürel imgesini neden güçlendirir?

  1. Şapkayı tasarlayan kurgusal bir film karakteriydi.
  2. Şapkanın reklamını yapan bir fotoğrafçıydı.
  3. Amerikan Batısı ile ilişkilendirilen, gerçekten yaşamış ünlü bir keskin nişancı ve gösteri sanatçısıydı.
Cevabı göster

Amerikan Batısı ile ilişkilendirilen, gerçekten yaşamış ünlü bir keskin nişancı ve gösteri sanatçısıydı.

Kelime

don the hat: “takmak” anlamındaki resmî kullanım

Don the hat ifadesinde don, put on yani “takmak” veya “giymek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. The hat bu fiilin doğrudan nesnesidir; dolayısıyla ifade, şapkayı başa takma eylemini anlatır. Bu kullanım put on ifadesinden daha resmî veya edebî duyulur. Tarih, moda, tören ya da haber metinlerinde sık görülür.

Alıştırma

Cümleyi put on anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: Before the ceremony, the officer will ____ his hat.

Cevabı göster

don

In fact,

5:23

Hatta

in 2012,

5:24

2012'de

a Stetson hat worn by Oakley sold at auction for just over $17,000. Kalıp ifadeler

5:25

Oakley'nin taktığı bir Stetson şapka, açık artırmada 17.000 doların biraz üzerinde bir fiyata satıldı.

Kalıp ifadeler

sold at auction: bir eşyanın nasıl satıldığını anlatmak

Sold at auction, bir eşyanın insanların teklif verdiği halka açık bir açık artırma yoluyla el değiştirdiğini ve satışın bu etkinlikte tamamlandığını belirtir. Buradaki sold edilgen yapıdadır: satılan eşya şapkadır; satan kişi özne değildir. Bu ifade satışın nasıl veya nerede gerçekleştiğini anlatır. Fiyatı belirtmez; miktarı söylemek için ardından for kullanılabilir: sold at auction for $17,000.

Alıştırma

Satışın açık artırma yoluyla gerçekleştiğini göstermek için sold at auction kullanan cümle hangisidir?

  1. The rare coin sold for a high price in Boston.
  2. The rare coin was offered for auction in Boston.
  3. The rare coin sold at auction in Boston.
Cevabı göster

The rare coin sold at auction in Boston.

While Stetson saw a dip in popularity in the '60s, Kalıp ifadeler

5:31

Stetson'ın popülerliği 1960'larda düşse de

Kalıp ifadeler

saw a dip in popularity: geçici bir düşüşü anlatmak

saw a dip in popularity ifadesinde saw, “gördü” değil, “yaşadı” veya “deneyimledi” anlamındadır. Dip genellikle sınırlı ya da geçici bir düşüşü, popularity ise insanların bir şeyi ne kadar sevdiğini, fark ettiğini veya desteklediğini anlatır. Birlikte bu ifade, Stetson'ın bir süre daha az popüler olduğunu söyler. Tam cümlede While bu düşüşü daha geniş bir zaman çizelgesinin bir parçası olarak sunar ve sonraki popülerlik değişimiyle karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen tam ifadeyle tamamlayın: The brand ____ after a cheaper rival entered the market.

Cevabı göster

saw a dip in popularity

demand picked back up in the early '80s, Öbek fiiller

5:34

talep 1980'lerin başında yeniden yükseldi;

Öbek fiiller

picked back up: yavaşlamadan sonra yeniden büyüme

Bu cümlede demand picked back up, talebin zayıf veya yavaş geçen bir dönemden sonra yeniden artmaya başladığını belirtir. Pick up burada geçişsizdir ve “artmak veya iyileşmek” anlamına gelir; “yerden bir şey kaldırmak” anlamında değildir. Back önceki hareketlilik düzeyine dönüşü, up ise yukarı yönlü değişimi belirtir. Konuşma gibi etkinliklerle kullanıldığında aynı söz dizimi “bir aradan sonra devam etmek” anlamına gelebilir; bu yüzden yenilenmenin büyüme mi yoksa devam etme mi olduğu bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi “yeniden artmaya başladı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After two quiet months, customer demand ____.

Cevabı göster

picked back up

reignited by the release of the Indiana Jones movies. Notlar

5:36

Indiana Jones filmlerinin gösterime girmesi bu ilgiyi yeniden alevlendirdi.

Dilbilgisi

reignited by ...: sıkıştırılmış edilgen açıklama

reignited by the release of the Indiana Jones movies ifadesi, talebin yeniden artmasının nedenini ekleyen bir geçmiş zaman ortacı yan cümlesidir. Anlamca öznesi demand olduğundan demand was reignited by the release of the Indiana Jones movies şeklinde açılabilir. Virgül, başka bir çekimli yan cümle kurmak yerine ana cümlenin ardından arka plan bilgisi vermesini sağlar. Reignited burada mecazidir: filmler gerçekten hiçbir şeyi ateşe vermemiştir; gösterime girmeleri kamuoyunun ilgisini ve talebi yeniden canlandırmıştır. Bu kalıpta by, canlanmadan sorumlu olayı veya eyleyeni tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir belgeselin kamuoyunun ilgisini yeniden canlandırdığını geçmiş zaman ortacı içeren bir ifadeyle anlatır?

  1. Public interest returned, reigniting by the documentary.
  2. Public interest returned, reignited by the documentary.
  3. The documentary returned, reignited by public interest.
Cevabı göster

Public interest returned, reignited by the documentary.

Kültür

Fötr şapka göndermesi olarak Indiana Jones movies

Indiana Jones, bir macera filmi serisinin kahramanıdır ve fötr şapkasıyla geniş ölçüde tanınır. Bu cümlede filmlerin gösterime girmesi, bu şapka tarzına duyulan ilgiyi yeniden artıran bir popüler kültür etkisi olarak sunuluyor. Bu gönderme, şapka markasının Indiana Jones ile resmî bir iş birliği ürünü çıkardığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“reignited by the release of the Indiana Jones movies” ifadesinde filmlere yapılan gönderme neyi açıklıyor?

  1. Filmler, kahramanın kolay tanınan görünümü sayesinde fötr şapkalara olan ilgiyi yeniden artırdı.
  2. Şapka şirketi filmlerle bağlantılı resmî bir ürün serisi çıkardı.
  3. Filmler, fötr şapkaların neden ilk kez 19. yüzyılda ortaya çıktığını açıklıyor.
Cevabı göster

Filmler, kahramanın kolay tanınan görünümü sayesinde fötr şapkalara olan ilgiyi yeniden artırdı.

The hat reached the heads of other famous figures like President Ronald Reagan around this time, too.

5:40

Bu dönemde Başkan Ronald Reagan gibi başka ünlü isimler de bu şapkayı takmaya başladı.

But by the 21st century,

5:46

Ancak 21. yüzyıla gelindiğinde

the kind of famous face wearing a Stetson had changed. Deyimler

5:47

Stetson takan ünlülerin profili değişmişti.

Deyimler

famous face: tanınmış bir kişi

Face, bir kişinin görünür bir parçasını adlandırır ama burada kişinin tamamını temsil eder; buna ad aktarması denir. Burada the kind of famous face wearing a Stetson, şapkayı takarken görülen tanınmış kişi tipini anlatır; yüz hatlarının kendisinin ünlü olduğu anlamına gelmez. Bu ifade markanın kamuoyundaki imajının değiştiğini gösterir: Stetson şapkalar artık farklı bir ünlü tipiyle ilişkilendirilmeye başlamıştır.

Alıştırma

“A famous face arrived at the charity event,” cümlesinde a famous face ne anlama gelir?

  1. Sıra dışı bir yüzü olan biri geldi.
  2. Konuşanın daha önce tanıştığı biri geldi.
  3. Tanınmış bir kişi geldi.
Cevabı göster

Tanınmış bir kişi geldi.

Dua Lipa's 2021 video for Love Again

5:52

Dua Lipa'nın Love Again için çektiği 2021 tarihli video klip

opens on a shot of a floating Stetson, Kelime

5:55

havada süzülen bir Stetson görüntüsüyle açılıyor,

Kelime

opens on a shot of: ilk görüntüyü belirtmek

Film ve video anlatımlarında X opens on a shot of Y, kameranın en başta Y'yi gösterdiği anlamına gelir. opens on açılış görüntüsünü tanıtır, a shot of ise çekilen görüntünün ne olduğunu belirtir. Buradaki shot, silah atışı veya küçük bir içki değil, kamera görüntüsüdür. Bu kalıbı bir görsel-işitsel eserin nasıl başladığını anlatmak için kullanın; bir şeyi gerçekten açma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Bir film incelemesinde "The film opens on a shot of a quiet harbor" ne anlama gelir?

  1. Film, liman sahnesi bittikten sonra başlar.
  2. Biri sakin bir limanın fotoğrafını açar.
  3. İlk görüntüde sakin bir liman görülür.
Cevabı göster

İlk görüntüde sakin bir liman görülür.

then a shot of the singer looking stylish and seductive while wearing the hat.

5:57

ardından şapkayı takmış, şık ve baştan çıkarıcı görünen şarkıcıyı gösteriyor.

And here are two more notable examples

6:02

İşte dikkat çeken iki örnek daha;

that show how Stetson has linked itself with high status. Kalıp ifadeler

6:04

bunlar Stetson'ın kendisini prestijle nasıl özdeşleştirdiğini gösteriyor.

Kalıp ifadeler

linked itself with high status: bilinçli ilişkilendirme

linked itself with high status ifadesinde itself, Stetson'a gönderme yapar. Marka, kamuoyundaki imajını yüksek toplumsal konumla ilişkilendirmek için harekete geçmiş olarak sunulur; burada bir internet bağlantısından söz edilmez ve status, saygınlık anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir yapı, özne + link + dönüşlülük zamiri + with + imaj, grup veya fikir biçimindedir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: myself, yourself, himself, herself, itself, ourselves veya themselves.

Alıştırma

Hangi durum "The charity linked itself with environmental leadership" ifadesine en uygundur?

  1. Başka insanlar yardım kuruluşunu tesadüfen çevre liderliğiyle ilişkilendirdi.
  2. Yardım kuruluşu, çevre liderliğiyle bilinçli olarak kamuya açık bir ilişki kurdu.
  3. Yardım kuruluşu kendisini çevreye karşı sorumlu olarak sunmayı bıraktı.
Cevabı göster

Yardım kuruluşu, çevre liderliğiyle bilinçli olarak kamuya açık bir ilişki kurdu.

There's Gigi Hadid holding a Stetson hat in this Vogue shoot in 2018,

6:08

Gigi Hadid, 2018'deki bu Vogue çekiminde bir Stetson şapkayı elinde tutuyor;

and 3 years later,

6:12

üç yıl sonra ise

Beyoncé wearing Stetson on the cover of Harper's Bazaar in September 2021.

6:13

Beyoncé, Harper's Bazaar'ın Eylül 2021 kapağında bir Stetson takıyor.

Both prove again

6:19

Her ikisi de

how the brand has evolved to something worthy of being worn by the world's biggest names. Notlar

6:21

markanın, dünyanın en büyük isimlerinin takmaya değer gördüğü bir şeye nasıl dönüştüğünü bir kez daha kanıtlıyor.

Dilbilgisi

worthy of being worn: worthy of + edilgen gerund

Burada worthy of being worn, “takılma ayrıcalığını hak eden” anlamındadır. Markayı veya ürünü, ünlü kişilerin takmasına yetecek kadar iyi ve prestijli gösterir. of edatından sonra İngilizcede gerund kullanılır. Söz konusu şey wear eylemine maruz kaldığı için gerund edilgendir: being worn. Kalıp worthy of being + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Cümleyi “sergilenme onuruna layık” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: The handmade quilt is ____ in the town museum.

Cevabı göster

worthy of being displayed

Deyimler

world's biggest names: ünlü ve etkili kişiler

the world's biggest names ifadesinde names, isimleri oluşturan sözcükleri değil, ünlü ve etkili kişileri anlatan bir ad aktarmasıdır. Biggest, insanları şöhret, etki veya toplumdaki erişimlerine göre sıralar. Dolayısıyla ifade, dünya çapındaki en önde gelen kişilerden bazılarını belirtir ve markanın prestij kazandığı iddiasını güçlendirir.

Alıştırma

“The festival booked three of the biggest names in jazz,” cümlesinde biggest names ne anlama gelir?

  1. İsimleri alışılmadık derecede uzun üç sanatçı
  2. En büyük harflerle basılmış üç isim
  3. En ünlü ve etkili caz sanatçılarından üçü
Cevabı göster

En ünlü ve etkili caz sanatçılarından üçü

If you idolize those uh musicians

6:26

O müzisyenlere hayransanız,

you're gonna want to wear the brands that they wear.

6:29

onların giydiği markaları siz de giymek istersiniz.