Buraya Nasıl Geldin?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
980 kelime 177 kel/dk

Video özeti: İlk Dünya'dan Homo sapiens'e uzanan anlatım, yaşamın evrimini, insanlığın yok olmanın eşiğinden dönüşünü ve dünyaya yayılmasını izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. in order to (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): ana cümleden önce verilen amacı tanıyın ve gereken eyleme bağlayın. 2. the tree of life began to explode. (Deyimler ve mecazlı ifadeler): ağaç ile patlamayı gerçek olaylar değil, hızlı evrimsel çeşitlenme imgeleri olarak okuyun. 3. almost didn't make it. (Deyimler ve mecazlı ifadeler): make it ifadesini “hayatta kalmak” diye anlayın, almost ile olumsuzluğu doğru kurun ve kıl payı hayatta kalma, yetişme ya da başarma için kullanın.

Bu derste

You just clicked on this video, Anlatım akışı

0:00

Bu videoya az önce tıkladın,

so you're alive.

0:01

yani hayattasın.

Anlatım akışı

You just ..., so ...: gözlemlenebilir bir olgudan çıkarım yapmak

Cümle, izleyiciye doğrudan seslenerek ve her iki tarafın da doğrulayabileceği bir olguyu belirterek başlar: izleyici videoya tıklamıştır. Bu, izleyiciyi hemen konuya dahil eder. Ardından so, “you're alive” ifadesini tıklamanın yol açtığı bir sonuç olarak değil, gözlemlenebilir bu eylemden çıkarılan bir sonuç olarak sunar. Abartılı biçimde apaçık olan sonuç, açılışı eğlenceli kılarken hayatta olmanın ne anlama geldiği konusuna da zemin hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlede so nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Tıklama, izleyicinin hayata gelmesine neden oldu.
  2. İzleyicinin tıklamış olması, hayatta olduğu çıkarımını destekler.
  3. Konuşan, izleyiciye bir emir veriyor.
Cevabı göster

İzleyicinin tıklamış olması, hayatta olduğu çıkarımını destekler.

And interestingly,

0:02

İşin ilginç yanı,

in order to understand exactly where you came from, Dilbilgisi

0:03

tam olarak nereden geldiğini anlayabilmek için,

we must first understand what it means to be alive. Dilbilgisi

0:06

önce hayatta olmanın ne anlama geldiğini anlamamız gerekiyor.

Dilbilgisi

in order to + fiilin yalın biçimi: amacı açıkça belirtmek

In order to amaç bildirir ve ardından fiilin yalın biçimi gelir. Burada in order to understand ..., neden “we must first understand what it means to be alive.” dendiğini açıklar. Amaç ifadesi ana cümleden önce gelir; böylece dinleyici önce hedefi, ardından gerekli adımı duyar. Açıklamalarda veya tartışmalarda in order to, hedef ile adım arasındaki ilişkiyi basit bir to mastarından daha açık hale getirir.

Alıştırma

Cümleyi “amacıyla” anlamındaki üç sözcüklü açık amaç ifadesiyle tamamlayın: We left early ____ avoid the traffic.

Cevabı göster

in order to

Dilbilgisi

what it means to be alive: iç içe geçmiş wh yan cümlesi

“what it means to be alive” ifadesi, cümlede understand fiilinin nesnesi olan iç içe geçmiş bir wh yan cümlesidir. Bağımsız bir soru sormak yerine hayatta olmanın anlamını veya onu tanımlayan koşulu belirtir. Daha büyük bir cümlenin içine gömülü olduğu için bildirme cümlesi söz dizimini korur: what + özne + fiil. Bu yüzden “what it means” denir, “what does it mean” denmez. Aynı yapı başka bir fikrin anlamını açıklarken veya araştırırken de kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi doğru şekilde tamamlayan iç içe geçmiş yan cümleyi seçin: We need to understand ___.

  1. what it means to be alive.
  2. What does it mean to be alive?
  3. what means it to be alive?
Cevabı göster

what it means to be alive.

Life is an organized genetic unit capable of metabolism, Kalıp ifadeler

0:09

Yaşam; metabolizma,

reproduction,

0:12

üreme

and evolution.

0:13

ve evrim yeteneğine sahip, düzenli bir genetik birimdir.

Kalıp ifadeler

capable of: resmî bir tanımda yetenek ifade etmek

Capable of, “bir şeyi yapma yeteneğine veya potansiyeline sahip olmak” anlamına gelen bir sıfat öbeğidir. Burada an organized genetic unit ifadesini niteler ve böyle bir birimin gerçekleştirebileceği işlevleri tanıtır: metabolizma, üreme ve evrim. Of kelimesinden sonra bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır. Bu cümlede isimler liste hâlinde kullanıldığı için capable of özneyi çeşitli yeteneklerle ilişkilendirir; ancak öznenin bu eylemleri şu anda gerçekleştirdiğini söylemez.

Alıştırma

“Bir şeyi yapma yeteneğine sahip olmak” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: The sensor is ____ detecting tiny changes in temperature。

Cevabı göster

capable of

It's important to remember this as we go way back in history to figure out exactly how you got here. Notlar

0:14

Buraya tam olarak nasıl geldiğini çözmek için tarihte çok eskilere giderken bunu akılda tutmak önemli.

Deyimler

go way back in history: uzak geçmişe gitmek

Bu cümlede go way back in history, bir şeyi açıklarken veya araştırırken geçmişte çok eski bir döneme gitmek anlamına gelir. Buradaki hareket fiziksel değil, zaman çizgisi üzerindedir. Burada way, back sözcüğünü güçlendiren bir zarftır; bu nedenle ifade zaman bakımından çok büyük bir uzaklığı vurgular. Eski kökenleri veya bir gelişimin ilk aşamalarını incelerken bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: To explain the origins of writing, the documentary must ____ to the first cities.

Cevabı göster

go way back in history

Öbek fiiller

figure out: düşünerek veya araştırarak cevaba ulaşmak

Burada figure out, düşünerek, araştırarak veya kanıtları takip ederek bir şeyin nasıl gerçekleştiğini anlamak demektir. Yalnızca bilgiye zaten sahip olmayı değil, bir cevaba ulaşma sürecini vurgular. Bu ifadeden sonra figure out the answer örneğindeki gibi bir isim veya how, why, what ya da whether ile başlayan bir soru yan cümlesi gelebilir. Altyazıda exactly how you got here, anlaşılmaya çalışılan şeydir.

Alıştırma

Cümleyi figure out ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After comparing the clues, Maya finally ____ why the alarm kept ringing.

Cevabı göster

figured out

Astronomers believe our solar system began to form 4.6 billion years ago when a star exploded and then collapsed to form the sun

0:19

Gökbilimciler, Güneş Sistemimizin 4,6 milyar yıl önce bir yıldızın patlayıp ardından çökerek Güneş'i oluşturmasıyla şekillenmeye başladığına inanıyor

and around 500 smaller planets collided with each other to form the inner planets we know today,

0:26

ve yaklaşık 500 daha küçük gezegen de birbiriyle çarpışarak bugün bildiğimiz iç gezegenleri oluşturdu,

including your home,

0:32

bunlardan biri de evin olan

Earth.

0:33

Dünya'ydı.

For about 600 million years,

0:33

Yaklaşık 600 milyon yıl boyunca,

Earth was too hot for life. Dilbilgisi

0:35

Dünya yaşam için fazla sıcaktı.

Dilbilgisi

too hot for life: too + sıfat + for + isim

too hot for life ifadesindeki too, yaşamın dayanabileceği sınırın ötesindeki bir sıcaklık derecesini belirtir. for life bölümü, bu aşırı koşuldan etkilenen şeyi gösterir. too + sıfat + for + isim öbeği, sıfatın belirttiği derecenin ilgili kişi, şey veya amaç için uygun ya da başa çıkılabilir düzeyi aştığını anlatan, başka durumlara aktarılabilir bir kalıptır. Genellikle yalnızca yüksek bir dereceyi değil, bir sorunu veya kısıtlamayı da ima eder.

Alıştırma

Ağırlığın çocuğun taşıyabileceği düzeyi aştığını belirten üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: At 20 kilograms, this backpack is ____ a young child to carry.

Cevabı göster

too heavy for

Most of the water was evaporating into space,

0:37

Suyun çoğu buharlaşıp uzaya kaçıyordu,

and even if some simple chemical reactions began to take place creating life, Notlar

0:40

ve yaşamı meydana getiren bazı basit kimyasal tepkimeler başlamış olsa bile,

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen varsayımsal koşul

even if yapısında even, if yan cümlesini güçlendirerek ödünlemeli bir varsayıma dönüştürür. Konuşan kişi tepkimelerin başlamış olma olasılığını geçici olarak kabul ederken bunun daha sonra belirtilen sonucu değiştirmeyeceğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen even if + koşul, ana cümle yapısı, sonucun o koşul altında da geçerli kaldığı anlamına gelir. Koşul mümkün, düşük olasılıklı veya hayalî olabilir; kesinleşmiş bir gerçek olarak sunulmaz.

Alıştırma

Yağmur yağıp yağmayacağını bilmiyorsunuz, ancak açık hava dersi her durumda bir barınağın altında devam edecek. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. Even if it rains, the class will continue under the shelter.
  2. Even though it is raining, the class will continue under the shelter.
  3. If it rains, the class will be canceled.
Cevabı göster

Even if it rains, the class will continue under the shelter.

Kalıp ifadeler

Bir olay veya süreç için take place

Kalıp ifade take place, gerçekleşmek veya meydana gelmek anlamına gelir. Bu cümlede bazı basit kimyasal tepkimelerin gerçekleşmeye başladığı varsayılıyor. Take place geçişsizdir: özne, olayın veya sürecin kendisidir. Fiziksel olarak bir yeri almak ya da taşımak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi İngilizcede “gerçekleşmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The school play will ____ in the main hall at 7 p.m.

Cevabı göster

take place

the comets and meteorites hitting Earth at the time

0:44

o dönemde Dünya'ya çarpan kuyruklu yıldızlar ve göktaşları

would have brought enough heat to make the developing oceans boil, Dilbilgisi

0:46

gelişmekte olan okyanusları kaynatacak kadar ısı getirip

destroying all potential life.

0:49

ortaya çıkabilecek tüm yaşamı yok ederdi.

Dilbilgisi

Varsayılan geçmiş sonuç için would have brought

Would have brought, would have + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler; brought burada geçmiş zaman ortacıdır. Isının gelmesini, geçmişte varsayılan bir koşulun sonucu olarak sunar. Buradaki koşulu önceki even if yan cümlesi sağlar. Bu kalıp geleceğe değil, geçmişte mümkün olan veya gerçek dışı bir sonuca bakar. Would have sonrasında geçmiş zaman ortacı kullanılır; bu nedenle bring, brought biçimine dönüşür.

Alıştırma

Varsayılan geçmiş sonucu tamamlamak için bring fiilini doğru biçimde kullanın: If the storm had reached our town, it would ____ heavy rain.

Cevabı göster

have brought

Dilbilgisi

make the developing oceans boil: make + nesne + fiilin yalın biçimi

make the developing oceans boil ifadesinde make ettirgenlik bildirir: ısı, oluşmakta olan okyanusların kaynamasına neden olur. the developing oceans, make fiilinin nesnesi ve aynı zamanda boil fiilinin anlamca öznesidir. Etken kalıp make + nesne + fiilin yalın biçimi şeklindedir. Sonucu bildiren fiilden önce to gelmez; bu nedenle make the oceans boil doğrudur, make the oceans to boil değildir.

Alıştırma

the room ve feel ifadelerini kullanarak cümleyi make + nesne + fiilin yalın biçimiyle tamamlayın: Opening the windows will ____ cooler.

Cevabı göster

make the room feel

As comets and meteorites subsided,

0:51

Kuyruklu yıldız ve göktaşı yağmuru dindikçe,

Earth cooled and it became possible for water to remain on the surface. Dilbilgisi

0:53

Dünya soğudu ve suyun yüzeyde kalması mümkün hâle geldi.

Dilbilgisi

it became possible for water to remain: kişisiz olasılık kalıbı

it became possible for water to remain ifadesindeki it belirli bir şeyi göstermez; yalnızca özne konumunu doldurur. Asıl anlatılan durum, suyun yüzeyde kalmasıdır. it became possible for + isim + to + fiil kalıbı, koşulların değişmesiyle bir eylem veya durumun mümkün hâle geldiğini gösterir. For water, remain fiilinin anlamca öznesini belirtir; became ise imkânsız veya daha az mümkün bir durumdan mümkün bir duruma geçişi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi it became possible for + isim + to + fiil kalıbıyla tamamlayın: When the storm ended, ____ possible ____ the rescue team ____ fly safely.

Cevabı göster

it became · for · to

And so,

0:57

Ve böylece,

life begins around 3.7 billion years ago.

0:57

yaşam yaklaşık 3,7 milyar yıl önce başladı.

There are many theories about how exactly it began.

1:01

Tam olarak nasıl başladığına dair birçok teori var.

Some believe simple life arrived from a meteorite, Anlatım akışı

1:03

Bazıları basit yaşamın bir göktaşıyla geldiğine inanırken,

while others think chemical evolution started with compounds reacting to heat,

1:06

bazıları da kimyasal evrimin bileşiklerin ısıya tepki vermesiyle başladığını düşünüyor

or perhaps they were struck by lightning.

1:10

ya da belki bu bileşiklere yıldırım çarpmıştı.

Anlatım akışı

Some believe ... while others think

“Some believe...” bir grubun görüşünü, “while others think...” ise farklı bir görüşü sunar. Bu cümlede while, birbiriyle yarışan açıklamalar arasındaki karşıtlığı gösterir; iki inancın aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu yapı, hangi görüşün doğru olduğunu söylemeden farklı grupların ne düşündüğünü aktararak anlaşmazlığı tarafsız biçimde sunar. Bir konuşmada veya yazıda bir sorunun iki tarafını düzenlemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tarafsız iki parçalı yapıyla tamamlayın: ____ the plan will save money, ____ it may create new problems.

Cevabı göster

Some believe · while others think

And while the exact date is difficult to pinpoint, Kalıp ifadeler

1:12

Kesin tarihi saptamak zor olsa da,

a new study claims to have found the oldest fossil ever Dilbilgisi

1:15

yeni bir araştırma şimdiye kadarki en eski fosili bulduğunu öne sürüyor:

at 3.77 billion years old,

1:18

3,77 milyar yıllık,

an ancient microbe that flourished around a hydrothermal vent on the ocean floor.

1:21

okyanus tabanındaki bir hidrotermal bacanın çevresinde gelişmiş kadim bir mikrop.

Kalıp ifadeler

difficult to pinpoint(kesin olarak belirlemek zor)

Burada difficult to pinpoint, kesin tarihi belirlemenin zor olduğu anlamına gelir. Pinpoint, bir şeyi çok yüksek bir kesinlikle bulmak veya belirtmek için kullanılan bir fiildir; cümle, tarihin henüz tam olarak belirlenemediğini söyler. difficult to + fiil yapısı, ilke olarak mümkün olan ama doğru ve kesin biçimde yapılması zor bir iş için kullanılır. Pinpoint yalnızca tarihlerle değil, kesin yerler, nedenler, kaynaklar veya anlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda “The exact date is difficult to pinpoint” ne anlama gelir?

  1. Kesin tarihi tartışmak imkânsız.
  2. Kesin tarihi belirlemek zor.
  3. Birinin tarihi iğneyle işaretlemesi gerekiyor.
Cevabı göster

Kesin tarihi belirlemek zor.

Dilbilgisi

claims to have found: daha önceki bir keşfi şimdiki bir iddia olarak aktarmak

Claims fiili, çalışmanın söylediği şeyi aktarır ve sonucu çalışmanın kendi iddiası olarak bırakır; konuşanın bulguyu bağımsız biçimde doğruladığı anlamına gelmez. To have found, to + have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki tamamlanmış mastardır. Bulma eylemini şu anda yapılan iddiadan önceye yerleştirir. Burada çalışma, daha önce gerçekleştirdiğini söylediği bir keşif hakkında şimdi iddiada bulunmaktadır.

Alıştırma

Bir rapor iddiayı şimdi ileri sürüyor ve keşif zaten tamamlanmış olarak sunuluyor. Hangi cümle iki zaman ilişkisini de gösterir?

  1. The report claimed that another team had found a new species.
  2. The report claims that it will find a new species.
  3. The report claims to have found a new species.
Cevabı göster

The report claims to have found a new species.

It's around this time that the first simple cells began to evolve on Earth. Dilbilgisi

1:25

Dünya'daki ilk basit hücreler de yaklaşık bu dönemde evrimleşmeye başladı.

Dilbilgisi

It's around this time that: zaman çizelgesindeki bir noktayı vurgulamak

Bu, cümlenin bir bölümünü odağa yerleştiren it-cleft vurgu yapısıdır. Kalıp it is + odaklanan öğe + that + iletinin geri kalanıdır. Burada odak around this time olduğundan cümle bu dönemi zaman çizelgesindeki önemli nokta olarak işaretler. It, kendi başına bir varlığa gönderme yapmayan yapısal bir öğedir; that ise kalan bilgiyi başlatır. Tarafsız biçim Around this time, the first simple cells began to evolve on Earth olurdu; it-cleft yapısı zamana daha güçlü vurgu yapar.

Alıştırma

Around this time ifadesini içeren geçmiş zamanlı it-cleft yapısıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ the first farmers began to settle in the valley.

Cevabı göster

It was around this time that

They were able to capture energy,

1:29

Enerjiyi yakalayabiliyor,

replicate themselves,

1:31

kendilerini kopyalayabiliyor

and evolve,

1:32

ve evrimleşebiliyorlardı;

and became the single unit on which all life will be built, Dilbilgisi

1:33

böylece tüm yaşamın üzerine kurulacağı temel birim hâline geldiler,

including you.

1:36

sen de dâhil.

Dilbilgisi

“on which all life will be built” resmî ilgi cümleciği

“on which all life will be built” ifadesindeki which, “all life”ı değil, önceki “the single unit” ifadesini gösterir. İlgi cümleciği unit sözcüğünü niteler ve bu birimin daha sonraki tüm yaşamın temeli olacağını belirtir. Bu, edatın öne alındığı bir ilgi cümleciğidir: isim + on which + özne + be built. On, build on a foundation düşüncesinin parçasıdır. On sözcüğünü which’in önüne getirmek, bu bilgiyi isme kısa ve resmî bir biçimde bağlar.

Alıştırma

Cümleyi on ve which içeren resmî ilgi ifadesiyle tamamlayın: The discovery created a foundation ____ later research could be built.

Cevabı göster

on which

For 2 billion years,

1:38

2 milyar yıl boyunca,

all organisms on Earth are unicellular,

1:39

Dünya'daki tüm organizmalar tek hücreliydi

and they likely lived in the oceans shielded from the hard ultraviolet light of the sun,

1:41

ve büyük olasılıkla Güneş'in şiddetli morötesi ışınlarından korunarak okyanuslarda yaşıyorlardı,

but then something remarkable happened. Anlatım akışı

1:46

ama sonra olağanüstü bir şey oldu.

Photosynthesis.

1:48

Fotosentez.

Anlatım akışı

“something remarkable happened. Photosynthesis.” ifadesinde merak ve açıklama

“but then something remarkable happened” ifadesi anlatının yönünü değiştirir ve olayın adını söylemeyi geciktirir. But önceki bilgilerle karşıtlık kurar, then zaman çizgisini ileri taşır ve belirsiz something sözcüğü beklenti oluşturur. “Photosynthesis.” açıklanan kilit bilgidir. Anahtar terimi tek sözcüklük bir cümle parçası olarak sunmak onu daha güçlü biçimde vurgular ve dönüm noktasının ani ve önemli hissedilmesini sağlar. Anlatılarda ve sunumlarda bu hazırlık-sonra-açıklama düzeni, tüm ayrıntıları hemen anlatmadan büyük bir değişikliği düzenleyebilir.

Alıştırma

Hangi seçenek, merak uyandıran bir hazırlığın ardından kısa ve vurgulu bir açıklama düzenini en iyi kullanıyor?

  1. The rescuers heard an unexpected signal.
  2. But then the rescuers heard something unexpected. A signal.
  3. An unexpected signal suddenly reached the rescuers.
Cevabı göster

But then the rescuers heard something unexpected. A signal.

Around 2.5 billion years ago,

1:49

Yaklaşık 2,5 milyar yıl önce,

a random mutation occurred that was advantageous to cells,

1:51

hücrelere avantaj sağlayan rastgele bir mutasyon meydana geldi

and they began using the energy of the sun to power their metabolism. Kelime

1:54

ve hücreler metabolizmalarına güç sağlamak için Güneş enerjisini kullanmaya başladı.

Kelime

Power Their Metabolism: bir sürece enerji sağlamak

Burada power, “bir şeyin çalışmasını sağlayan enerjiyi sağlamak” anlamında kullanılan bir fiildir. Hücreler, faaliyetlerini sürdüren kimyasal süreçler bütünü olan metabolizmalarının işlemesi için güneş ışığından gelen enerjiyi kullanır. Aktarılabilir kalıp use + enerji kaynağı + to power + sistem veya süreç şeklindedir. Bu anlamda power, “daha güçlü hâle getirmek” demek değildir ve “güç veya yetki” anlamındaki isim de değildir.

Alıştırma

Cümleyi “çalışmak için gereken enerjiyi sağlamak” anlamındaki fiille tamamlayın: Solar panels ____ the clinic's water pump during the day.

Cevabı göster

power

And since oxygen or O2 is the product of photosynthesis,

1:58

Fotosentezin ürünü oksijen, yani O2 olduğu için,

our atmosphere changed,

2:02

atmosferimiz değişti

eventually creating the ozone layer,

2:03

ve sonunda ozon tabakası oluştu;

which acted to shield the Earth from the sun's deadly light.

2:05

bu tabaka Dünya'yı Güneş'in ölümcül ışınlarından koruyordu.

Of course,

2:08

Elbette,

at this point O2 is poisonous to most organisms,

2:09

bu aşamada O2 çoğu organizma için zehirliydi,

but over time cells evolved to tolerate it,

2:12

ama zamanla hücreler ona dayanacak şekilde evrimleşti

and because metabolic reactions using O2 were more efficient,

2:14

ve O2 kullanan metabolik tepkimeler daha verimli olduğundan,

cells could grow larger.

2:17

hücreler daha fazla büyüyebildi.

Around 1 billion years later,

2:19

Yaklaşık 1 milyar yıl sonra,

cells began to engulf and co-opt smaller cells, Kelime

2:20

hücreler daha küçük hücreleri yutup kendi yararlarına kullanmaya başladı

Kelime

Co-opt: mevcut bir şeyi kendi sistemine katmak

Bu cümlede co-opt, daha küçük bir hücreyi daha büyük bir hücrenin kendi sistemine alıp onun mevcut yetenek veya işlevlerini kullanmak anlamına gelir. Kelime, emilen şeyi işe koşma fikrini de ekler; engulf yalnızca çevreleyip içine alma eylemini anlatır. Daha genel olarak co-opt geçişli bir fiildir: bir kişi, grup veya sistem mevcut bir üyeyi, fikri, kaynağı ya da mekanizmayı kendi amacı için kullanmak üzere bünyesine katar. Özgün şey tanınabilir hâlde kalabilir, ancak rolü başka bir yöne çevrilir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. co-OPT kelimesindeki iki heceye odaklanın.

  1. They plan to adopt the existing network.
  2. They plan to copy the existing network.
  3. They plan to co-opt the existing network.
Cevabı göster

They plan to co-opt the existing network.

increasing their abilities to live in diverse environments.

2:24

ve farklı ortamlarda yaşama becerilerini artırdı.

This selective advantage led to cells sticking together in a coordinated manner even after dividing. Dilbilgisi

2:26

Bu seçilim avantajı, hücrelerin bölündükten sonra bile uyum içinde birbirine yapışık kalmasına yol açtı.

Dilbilgisi

led to cells sticking together: lead to + isim + -ing

led to cells sticking together ifadesinde led to, bir nedenin bir sonuca yol açtığını belirtir. Cells ismi, sticking eyleminin anlamsal öznesidir; dolayısıyla sonuç, hücrelerin birbirine yapışması olayıdır. Buradaki to, lead to edat yapısının bir parçasıdır. Bu nedenle sonraki eylem -ing biçimini alır: lead to + isim + -ing. Bu yapı hem sonucu hem de eylemi gerçekleştiren katılımcıyı kısa ve net biçimde belirtir.

Alıştırma

Neden-sonuç yapısını tamamlamak için melt fiilinin doğru biçimini kullanın: The sudden heat led to the snow ____ before noon.

Cevabı göster

melting

And these cells eventually began exchanging genetic material,

2:31

Bu hücreler sonunda genetik madde alışverişinde bulunmaya başladı;

aka, Kelime

2:35

diğer bir deyişle,

they had sex.

2:35

seks yaptılar.

Kelime

aka: also known as anlamında gündelik bir yeniden ifade

Aka, also known as ifadesinin kısaltmasıdır. Burada exchanging genetic material ifadesini sade, doğrudan ve mizahi bir biçimde yeniden söyler: they had sex. Resmî bir takma ad sunmaz; gündelik bir tonda kabaca in other words işlevi görür. Konuşanlar ve yazarlar, başka bir ad, lakap veya resmî olmayan bir yeniden ifade sunmak için aka sözcüğünü bir adın ya da açıklamanın ardından kullanır.

Alıştırma

Örnekte aka hangi işlevi görüyor?

  1. Hücrelere resmî bir bilimsel ad verir.
  2. Bilimsel açıklamanın yanlış olduğunu bildirir.
  3. Bilimsel açıklamanın gündelik ve doğrudan bir yeniden ifadesini sunar.
Cevabı göster

Bilimsel açıklamanın gündelik ve doğrudan bir yeniden ifadesini sunar.

Single-celled organisms would divide by mitosis or simple nuclear division,

2:37

Tek hücreli organizmalar mitozla ya da basit çekirdek bölünmesiyle bölünürdü,

but once meiosis evolved, Dilbilgisi

2:41

ancak mayoz evrimleşince,

genetic reorganization began to occur,

2:42

genetik yeniden düzenlenme yaşanmaya başladı

and the rate of evolution increased as offspring were now more genetically variable,

2:45

ve yavrular artık genetik açıdan daha çeşitli hâle geldiğinden evrimin hızı arttı;

and some of these offspring were more likely to survive and reproduce. Dilbilgisi

2:49

bu yavruların bazılarının hayatta kalıp üreme olasılığı daha yüksekti.

Dilbilgisi

once + yan cümle: once meiosis evolved

Burada once, meiosis evolved yan cümlesini başlatır ve “... olduğu noktadan sonra” anlamına gelir. Mayozun evrimleşmesini, genetik yeniden düzenlenmenin başladığı dönüm noktası olarak gösterir. Kalıp once + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. Burada once bir zaman bağlacıdır; “bir kez” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki zaman bağlacıyla tamamlayın: “____ the vaccine was approved, hospitals began using it.”

Cevabı göster

Once

Dilbilgisi

Hayatta kalıp üreme olasılığının daha yüksek olması: more likely to survive and reproduce

More likely to olasılıkları karşılaştırır. Burada, bu yavruların ilgili karşılaştırma grubuna göre hayatta kalıp üreme olasılığının daha yüksek olduğu anlamına gelir; her yavrunun hayatta kalıp ürediğini söylemez. Kalıp more likely to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Tek bir to, birbirine bağlanan birden fazla fiil için kullanılabilir; bu nedenle to survive and reproduce, to survive and to reproduce anlamına gelir. than sonrasındaki karşılaştırma açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki karşılaştırmalı olasılık ifadesiyle tamamlayın: “Compared with plants kept in darkness, plants near a window are ____ grow well.”

Cevabı göster

more likely to

And so,

2:52

Ve böylece,

the tree of life began to explode. Deyimler

2:52

yaşam ağacı hızla dallanıp budaklanmaya başladı.

Deyimler

Yaşam ağacı hızla dallanıp budaklanmaya başladı

Tree of life, canlı gruplarının evrim yoluyla nasıl ilişkili olduğunu göstermek için dallanan bir ağaç görüntüsünü kullanır. Buradaki ağaç bir fikirdir, gerçek bir bitki değildir. Began to explode, çok hızlı biçimde çeşitlenmeye ve birçok yeni grup ya da dal oluşturmaya başlamak demektir. Explode mecazidir: fiziksel bir patlamayı değil, ani ve büyük bir artışı anlatır.

Alıştırma

'The tree of life began to explode,' cümlesinde ne anlatılıyor?

  1. Canlı grupları hızla çeşitlenerek birçok dala ayrılmaya başladı.
  2. Gerçek bir ağaç tutuşup parçalanarak patladı.
  3. Bir tür, ağaç biçiminde bir ev yaptı.
Cevabı göster

Canlı grupları hızla çeşitlenerek birçok dala ayrılmaya başladı.

First, Anlatım akışı

2:55

Önce

there were plants,

2:55

bitkiler ortaya çıktı,

and then fungi,

2:56

ardından mantarlar,

Anlatım akışı

First, ... and then: önce... ardından

First başlangıç aşamasını gösterirken and then sonraki aşamayı tanıtır. Bu ikisi birlikte uzun bir zaman çizgisini takip etmesi kolay ve açık adımlara böler. Aynı yapı talimatları, hikâyeleri veya listeleri düzenleyebilir: First, X happened, and then Y happened. Konuşurken and then ifadesini tekrarlamak, sıralamayı bir aşamadan diğerine taşır.

Alıştırma

Talimatı tamamlamak için dersteki sıralama ifadelerini aynen kullan: ____, wash the berries, ____ put them in the bowl.

Cevabı göster

First · and then

corals,

2:57

mercanlar,

and then protostomes like crabs,

2:57

sonra yengeçler gibi ilkin ağızlılar,

echinoderms like sea urchins,

2:59

deniz kestaneleri gibi derisidikenliler,

and then fish like sharks and cod,

3:00

ardından köpekbalıkları ve morinalar gibi balıklar,

and then tetrapods evolved from fish and began adapting to living outside of the water part-time, Kalıp ifadeler

3:03

sonra dört uzuvlu canlılar balıklardan evrimleşti ve zamanlarının bir kısmını su dışında geçirmeye uyum sağlamaya başladı,

initially gulping air and absorbing oxygen in the gut.

3:08

başlangıçta havayı yutuyor ve oksijeni bağırsaklarında emiyorlardı.

Kalıp ifadeler

adapting to living: adapt to + -ing yapısı

adapting to living outside of the water ifadesinde adapt, yeni bir koşula veya yaşam biçimine giderek uygun hâle gelmek anlamındadır. Uyum süreci hâlâ devam etmektedir; bu da hayvanların zamanlarının yalnızca bir bölümünde su dışında yaşamasıyla örtüşür. Buradaki to, adapt to edat grubunun parçasıdır. Bir edattan sonra isim veya -ing biçimi gelebilir; bu nedenle living bir ulaçtır: adapt to living. Bu yapıda to, mastar işareti değildir.

Alıştırma

Cümleyi work sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: After moving to a night shift, Lena slowly adapted to ____ while everyone else was asleep.

Cevabı göster

working

As time passes,

3:11

Zaman geçtikçe,

species would evolve lungs separate from the gut for absorbing air,

3:12

türler havadaki oksijeni almak için bağırsaktan ayrı akciğerler geliştirdi,

as well as a new way to walk on land.

3:16

ayrıca karada yürümek için yeni bir yöntem de geliştirdi.

In come amphibians, Dilbilgisi

3:18

Ardından amfibiler,

reptiles,

3:19

sürüngenler,

dinosaurs,

3:20

dinozorlar

and finally,

3:20

ve son olarak

mammals.

3:21

memeliler sahneye çıktı.

Dilbilgisi

In come amphibians: yön bildiren devrik yapı

Yön bildiren In sözcüğünü başa almak özne-fiil devrikliği oluşturur: come, çoğul özne amphibians sözcüğünden önce gelir. Normal sıra Amphibians come in. şeklindedir. Bu bir soru veya emir değil, bildirme cümlesidir. Devrik sıra, yeni bir grubun sahneye giriyormuş gibi hissedilmesini sağlar; bu nedenle canlıdır ve anlatı dizilerinde kullanışlıdır. Amphibians çoğul olduğu için fiil come olur; tekil bir özneyle comes kullanılırdı.

Alıştırma

Canlı anlatımı tamamlamak için in ve come fiilinin doğru biçimini kullanın: The doors swing open, and ____ the dancers.

Cevabı göster

in come

In fact,

3:22

Aslında,

our entire ancestry stems from a cute furry-tailed rat-like mammal, Kalıp ifadeler

3:23

bütün soyumuz, kuyruğu tüylü, sevimli ve sıçana benzeyen bir memeliden geliyor;

Kalıp ifadeler

stems from: bir kökeni veya nedeni belirtmek

Bu cümlede stems from, “kökeni ... olmak” veya “...den kaynaklanmak” anlamına gelir. İfade, özne olan our entire ancestry ile onun kaynağı olarak sunulan memeliyi birbirine bağlar. Aktarılabilir kalıp X stems from Y şeklindedir. X bir soy, durum, sonuç, inanç veya sorun olabilir; Y ise bunun kaynağını ya da nedenini belirtir. Burada stems, tekil ana isim ancestry ile uyumludur.

Alıştırma

Cümleyi stem from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Many modern safety rules ____ lessons learned from past accidents.

Cevabı göster

stem from

which survived and thrived around 66 million years ago, Kalıp ifadeler

3:27

bu memeli yaklaşık 66 milyon yıl önce hayatta kalıp gelişti,

Kalıp ifadeler

survived and thrived: dayanıklılıktan başarıya

Bu cümlede survived and thrived iki aşamayı sunar: memeli tehlike karşısında hayatta kaldı, ardından başarılı biçimde yaşayıp çoğaldı. Thrived, survived sözcüğüne daha güçlü ve olumlu bir sonuç ekler; bu iki sözcük eş anlamlı değildir. A and B biçimindeki eş görevli yapı, yükselen bir ilerleme oluşturur. Önce zorluğa dayanan, sonra gelişen insanları, toplulukları, kuruluşları, bitkileri veya türleri anlatabilir.

Alıştırma

Bir topluluk şiddetli bir seli atlattıktan sonra daha güçlü ve müreffeh hâle geldi. Hangi cümle iki düşünceyi de ifade eder?

  1. Despite the flood, the community survived and thrived.
  2. The community survived the flood but never fully recovered.
  3. The community thrived before the flood.
Cevabı göster

Despite the flood, the community survived and thrived.

just after an asteroid wiped out the dinosaurs. Öbek fiiller

3:30

yani bir asteroidin dinozorları yok etmesinin hemen ardından.

Öbek fiiller

wiped out: tamamen yok etme

Bu cümlede wiped out, “bir grubun tamamını yok ederek hiç ya da neredeyse hiç üye bırakmadı” anlamına gelir. Asteroit nedendir, dinozorlar ise etkilenen gruptur. Bu ifade reduced veya harmed sözcüklerinden çok daha güçlüdür. Wipe out ayrılabilen bir öbek fiildir: wipe a population out ve wipe out a population yapılarının ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse ortaya getirilir: wipe them out.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen yok etmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The disease nearly ____ the local bee population.

Cevabı göster

wiped out

And after tens of millions of years of evolution and new species emerging, Kalıp ifadeler

3:33

On milyonlarca yıl süren evrimin ve yeni türlerin ortaya çıkmasının ardından,

one branch of the Protungulatum family tree evolved into our ape and monkey ancestors.

3:37

Protungulatum soy ağacının bir dalı, insansı maymun ve diğer maymun atalarımıza evrimleşti.

Kalıp ifadeler

tens of millions of years: yaklaşık büyük bir miktar

Bu cümlede tens of millions of years, on milyonluk birimlerle ifade edilen belirsiz bir yıl sayısını, yani yaklaşık olarak on milyonun birkaç katını belirtir. Kesin bir sayı vermeden çok büyük bir zaman ölçeğini vurgular. Yeniden kullanılabilir yapı tens of millions of + çoğul sayılabilir isim biçimindedir: tens of millions of people, dollars veya years. Bu yaklaşık sayı yapısında hem tens hem de millions çoğuldur.

Alıştırma

Cümleyi “on milyonun birkaç katı” anlamındaki yaklaşık miktar ifadesiyle tamamlayın: The canyon formed over ____ years, but its exact age is uncertain.

Cevabı göster

tens of millions of

And nearly 4 million years ago,

3:42

Yaklaşık 4 milyon yıl önce de,

one of the first human-like creatures arrives,

3:43

ilk insansı canlılardan biri ortaya çıktı:

Australopithecus afarensis,

3:45

Australopithecus afarensis.

the most famous discovered remains being that of Lucy,

3:47

Keşfedilen kalıntıların en ünlüsü Lucy'ye aitti;

who stood upright.

3:50

Lucy iki ayağı üzerinde dik duruyordu.

100,000 generations later,

3:51

100.000 nesil sonra,

or 2 to 3 million years ago,

3:53

yani 2 ila 3 milyon yıl önce,

the species group Homo began,

3:55

Homo adı verilen tür grubu ortaya çıktı;

which had a bigger brain and started using their hands for more complex activities like creating and wielding tools.

3:57

bu grubun üyeleri daha büyük beyinlere sahipti ve ellerini alet yapıp kullanmak gibi daha karmaşık işler için kullanmaya başladılar.

This was the first step of transforming our environment to improve our lives.

4:03

Bu, yaşamımızı iyileştirmek için çevremizi dönüştürmenin ilk adımıydı.

It was also a catalyst to switch from a vegetarian diet to one containing meat, Notlar

4:07

Ayrıca vejetaryen beslenmeden et içeren bir beslenme düzenine geçişi de tetikledi;

which is a more concentrated form of nutrition and less affected by seasonal shortages.

4:11

çünkü et daha yoğun bir besin kaynağıdır ve mevsimsel kıtlıklardan daha az etkilenir.

Deyimler

değişimin itici gücü olarak a catalyst

Burada a catalyst, önemli bir değişimin başlamasına veya hızlanmasına yardımcı olan bir etkeni anlatan mecazdır. Sözcük kimyadan gelir, ancak burada herhangi bir kimyasal tepkime kastedilmez. Bu cümlede karmaşık araçlar kullanma becerisi, beslenme biçimindeki değişime katkıda bulunan bir etken olarak sunulur. Bu mecaz, söz konusu becerinin itici rolünü vurgular ama tek neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

“The new grant was a catalyst for reform,” cümlesinde catalyst ne anlatır?

  1. Reformun başlamasına veya hızlanmasına yardımcı oldu.
  2. Reformun mümkün olan tek nedeniydi.
  3. Reform sırasında kullanılan bir kimyasaldı.
Cevabı göster

Reformun başlamasına veya hızlanmasına yardımcı oldu.

Dilbilgisi

yönlü değişim için switch from A to B

switch from A to B yapısında from başlangıçtaki durumu veya seçeneği, to ise yeni durumu ya da seçeneği belirtir. Yapı yönü açıkça gösterir: A geride bırakılır ve yerine B benimsenir. Burada A, a vegetarian diet; B ise one containing meat ifadesidir. One, 1 sayısı değil diet sözcüğünün yerine geçen bir sözcüktür. Bu nedenle iki uç paralel kalır: bir beslenme biçiminden başka bir beslenme biçimine.

Alıştırma

Cümleyi switch from A to B kullanarak tamamlayın: After years of paper records, the clinic decided to ____ paper files ____ a secure digital system.

Cevabı göster

switch from · to

These simple stone tools allowed us to rip through meat and would become the tool of choice for 2 million years. Notlar

4:16

Bu basit taş aletler eti parçalamamızı sağladı ve 2 milyon yıl boyunca tercih ettiğimiz araçlar oldu.

Öbek fiiller

rip through: bir malzemeyi hızlı ve güçlü biçimde kesip yırtmak

Bu cümlede rip through, eti hızlı ve güçlü biçimde kesip parçalamak anlamına gelir. Taş aletler bu eylemi mümkün kıldığı için through, bir yerin yanından hızla geçmeyi değil, malzemenin içine girip içinden ilerlemeyi anlatır. Et, kumaş veya ip gibi fiziksel bir nesneyle kullanıldığında rip through genellikle hem gücü hem de verimliliği vurgular. Fiziksel olmayan nesnelerle ise rip through a stack of emails örneğindeki gibi bir şeyi çok hızlı yapma veya tüketme anlamına genişleyebilir.

Alıştırma

'The sharp blade ripped through the thick fabric,' cümlesinde ripped through ne anlama gelir?

  1. Ona dokunmadan yanından hızla geçti.
  2. Onu hızlı ve güçlü biçimde kesip yırttı.
  3. Onu dikkatlice onardı.
Cevabı göster

Onu hızlı ve güçlü biçimde kesip yırttı.

Dilbilgisi

would become: geçmişten bakıldığında gelecekteki bir sonuç

Bu tarihsel anlatıda would become, aletlerin daha sonraki konumunu geçmişteki daha erken bir bakış açısından sunar. Aletler ilk ortaya çıktığında, sonraki iki milyon yıl boyunca tercih edilen araç olmaları hâlâ gelecekteydi. would sözcüğünün bu kullanımına geçmişteki gelecek denir. Yazarlar bunu ileriye bakmak veya sonraki bir sonucu önceden haber vermek için kullanır; burada bir koşul ya da kibar bir rica belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmişteki daha erken bir noktadan gerçek bir sonraki sonucu sunmak için would become kullanır?

  1. In 1976, the company opened a tiny office that would become its global headquarters.
  2. In 1976, the tiny office became the company's headquarters.
  3. Every winter, the lake would become completely frozen.
  4. The tiny office would have become its headquarters if the merger had succeeded.
Cevabı göster

In 1976, the company opened a tiny office that would become its global headquarters.

Kalıp ifadeler

the tool of choice: tercih edilen seçenek

the tool of choice ifadesindeki of choice, belirli bir grubun belirli bir amaç için tercih ettiği veya en sık seçtiği anlamına gelir. Seçimi yapan, aracı kullanan insanlardır; araç kendi başına seçim yapmaz. the + isim + of choice kalıbı, belirli bir bağlamda alışılmış favori hâline gelen seçeneği belirtir. Burada basit taş aletler, eti işlemek için çok uzun süre tercih edilen araçlar olarak sunulur.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “tercih edilen araç” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: When the trail is icy, a walking pole is ____ for many hikers.

Cevabı göster

the tool of choice

And around 1.8 million years ago,

4:23

Ve yaklaşık 1,8 milyon yıl önce,

Homo erectus emerged,

4:24

Homo erectus ortaya çıktı;

the direct ancestor to our species.

4:26

türümüzün doğrudan atasıydı.

Finally,

4:28

Nihayet,

a few hundred thousand years ago,

4:29

birkaç yüz bin yıl önce,

modern humans or Homo sapiens step into the light, Deyimler

4:30

modern insanlar, yani Homo sapiens gün yüzüne çıktı:

larger,

4:33

daha iri,

smarter,

4:34

daha zeki

and more capable than their predecessors.

4:34

ve kendilerinden öncekilerden daha yetenekliydiler.

Deyimler

step into the light: görünür veya tanınır hâle gelmek

Step into the light burada mecazidir. Modern insanların anlatının odağının dışından çıkarak tarihsel kayıtlarda görünür ve anlatının merkezinde oldukları bir aşamaya geçmesini betimler; karanlıktan aydınlığa doğru gerçek bir hareketi anlatmaz. Daha genel olarak bu imge, bir kişinin, grubun, başarının veya hareketin dikkat ya da takdir görmeye başlamasını anlatabilir. Şimdiki zamandaki step, tarihsel şimdiki zaman işlevi görerek zaman çizelgesine gözümüzün önünde ilerleyen bir öykü canlılığı verir.

Alıştırma

Daha önce göz ardı edilen bir bilim insanının kamuoyunun ilgisini görmeye başladığı anlamına gelen İngilizce cümle hangisidir?

  1. The editor brought the missing data to light.
  2. After the award, the scientist stepped into the light.
  3. During the review, the missing data came to light.
Cevabı göster

After the award, the scientist stepped into the light.

Interestingly,

4:36

İşin ilginç yanı,

we almost didn't make it. Deyimler

4:37

az kalsın yok oluyorduk.

Deyimler

almost didn't make it: kıl payı hayatta kalmak

Bu cümlede make it bir deyimdir; bir şey üretmek değil, hayatta kalmak veya varlığını sürdürmek anlamına gelir. Neredeyse yok oluşa yol açan olayla ilgili bağlam, bu anlamı belirler. Almost, didn't make it şeklindeki olumsuz düşüncenin tamamını etkiler. Başarısızlık çok yaklaşmış ancak gerçekleşmemiştir; dolayısıyla insanlık sonuçta hayatta kalmıştır. Daha genel olarak make it; hayatta kalmak, zamanında varmak veya başarılı olmak anlamlarına gelebilir. Doğru anlamı bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi “hayatta kaldılar, ancak kıl payı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The climbers were found alive after two nights in the blizzard; they ____.

Cevabı göster

almost didn't make it

A climate change event around 140,000 years ago plummeted the human population to only hundreds of people,

4:39

Yaklaşık 140.000 yıl önce yaşanan bir iklim değişikliği, insan nüfusunu yalnızca birkaç yüz kişiye kadar düşürdü;

an endangered species.

4:45

nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir türdük.

But we survived.

4:47

Ama hayatta kaldık.

As recently as 60,000 years ago,

4:48

Bundan yalnızca 60.000 yıl önce,

three different species of the family Homo coexisted:

4:50

Homo ailesinden üç farklı tür bir arada yaşıyordu:

Homo neanderthalensis,

4:53

Homo neanderthalensis,

Homo denisova,

4:54

Homo denisova

and we Homo sapiens,

4:55

ve biz Homo sapiens;

which all lived on this planet together.

4:57

üçü de bu gezegende birlikte yaşıyordu.

In fact,

4:59

Aslında,

sapiens and neanderthals mated quite often,

4:59

Homo sapiensler ve Neandertaller oldukça sık çiftleşiyordu;

which is why most contemporary humans, Dilbilgisi

5:02

bu yüzden günümüzde yaşayan insanların çoğu,

including you,

5:04

sen de dâhil,

have neanderthal DNA.

5:05

Neandertal DNA'sı taşıyor.

Dilbilgisi

which is why: bir nedeni sonucuna bağlamak

İlgi zamiri which, önceki cümlenin tamamına, yani sapiensler ile Neandertallerin oldukça sık çiftleşmesi gerçeğine gönderme yapar. Tek bir isme gönderme yapmaz. Ardından is why, önceki gerçeğin açıkladığı sonucu sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp «neden, which is why + sonuç» biçimindedir. Önce nedeni sunar, ardından aynı cümlede bunu bir sonuca bağlar. Buradaki why bir soru sormaz; «işte bunun nedeni» anlamındaki bağlayıcının parçasıdır.

Alıştırma

Nedeni önce, sonucu sonra vermek için üç sözcüklü bağlayıcıyı kullanın: The road was flooded, ____ the buses were delayed.

Cevabı göster

which is why

The neanderthals died out around 30,000 years ago when Homo sapiens were arriving in what is now Europe. Notlar

5:06

Neandertaller, yaklaşık 30.000 yıl önce Homo sapiens bugün Avrupa dediğimiz yere ulaşırken yok oldu.

Öbek fiiller

died out: bir grubun tamamen ortadan kalkması

Bu cümlede died out, Neandertallerin bütün bir topluluk olarak zamanla ortadan kalktığını ve sonunda hiçbirinin kalmadığını anlatır. Birkaç bireyin ölmesini değil, neslin tükenmesini ifade eder. die out öbek fiili; bir dilin, geleneğin, becerinin veya devam eden başka bir olgunun giderek azalması ve sonunda tamamen ortadan kalkması için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi die ile kurulan ve tamamen ortadan kalkmak anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: If no children learn the tradition, it may ____.

Cevabı göster

die out

Dilbilgisi

what is now Europe: geçmişteki bir yer için modern ad kullanmak

in what is now Europe ifadesinde what is now Europe, günümüzde Avrupa adı verilen bölge anlamına gelen birleşik bir ilgi tümcesidir. Tüm tümce in edatının nesnesidir; soru değildir. Bu yapı, tarihsel bir anlatıcının geçmişteki bir olayı güncel bir adla konumlandırmasını sağlar ve aynı adın veya siyasi sınırların o dönemde de var olduğu varsayımını önler. Yeniden kullanılabilen kalıp in what is now + güncel yer adıdır.

Alıştırma

Cümleyi bir yerin günümüzdeki adını tanıtan üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: The ancient settlement stood in ____ northern Mexico.

Cevabı göster

what is now

And from this point on,

5:12

Ve o andan itibaren,

the Homo sapiens were the only living humans left on Earth.

5:13

Dünya'da kalan tek insan türü Homo sapiens oldu.

Unlike our primate relatives, Dilbilgisi

5:17

Primat akrabalarımızdan farklı olarak,

whose evolution favored strength,

5:18

onların evrimi gücü öne çıkarırken,

ours chose brain power.

5:20

bizim evrimimiz beyin gücünü seçti.

Dilbilgisi

Unlike our primate relatives, ... ours chose brain power: unlike ve ours ile karşılaştırma

Unlike + isim öbeği, ana cümleden önce bir grubu ya da şeyi başka bir grupla veya şeyle karşılaştırır. Burada our primate relatives, insanın evrimsel yolu için karşılaştırma noktasıdır. Ours, our evolution ifadesinin yerini alan iyelik zamiridir ve evolution sözcüğünün tekrarlanmasını önler. İnsanların kendisini ifade etmez. Chose brain power, evrimi kişileştirir: kastedilen, evrimsel baskıların daha yüksek bilişsel yeteneği desteklemesidir; evrimin bilinçli bir karar vermesi değildir.

Alıştırma

Karşıtlığı tamamlamak için unlike ve our model ifadesinin yerini alan iyelik zamirini kullanın: ____ their older model, ____ uses less power.

Cevabı göster

Unlike · ours

In fact,

5:21

Aslında,

your brain weighs 2% of your body weight, Anlatım akışı

5:22

beynin vücut ağırlığının %2'sini oluşturur,

but uses 20% of your caloric intake.

5:24

ama aldığın kalorilerin %20'sini kullanır.

Anlatım akışı

weighs 2% ... but uses 20%: but ile paralel istatistikleri karşılaştırma

Cümle, dilbilgisel olarak paralel iki yüzde ifadesini but sözcüğünün iki yanına yerleştirir: your brain weighs 2%... but uses 20%.... Tekrarlanan özne your brain, uses sözcüğünden önce atılır. Bu, iki rakamın kolayca karşılaştırılmasını sağlar ve dikkati beklenmedik derecede yüksek enerji gereksinimine çeker. Yüzdelerin referans aldığı toplamlar farklıdır: %2, vücut ağırlığının bir payıdır; %20 ise kalori alımının bir payıdır. But, küçük fiziksel pay ile büyük enerji payı arasındaki sözbilimsel karşıtlığı belirtir; iki yüzdenin aynı toplamı temel aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Beklenmedik bir karşıtlığı vurgulamak için paralel yüzdeleri ve but sözcüğünü en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The battery makes up 10% of the device's weight, and accounts for 40% of its production cost.
  2. The battery makes up 10% of the device's weight, but accounts for 40% of its production cost.
  3. The battery makes up 10% of the device's weight, but the manual is printed in color.
  4. The battery makes up 10% of the device's weight because it accounts for 40% of its production cost.
Cevabı göster

The battery makes up 10% of the device's weight, but accounts for 40% of its production cost.

And this brain power allowed us to survive in a variety of environments as we began to migrate around the entire world.

5:27

Bu beyin gücü, dünyanın dört bir yanına göç etmeye başlarken çok çeşitli ortamlarda hayatta kalmamızı sağladı.

Where we started as small wandering groups of less than 100,

5:33

Sayıları 100'den az olan küçük göçebe gruplar hâlinde başladık,

we began to settle in groups of thousands,

5:37

sonra binlerce kişilik topluluklar hâlinde yerleşmeye başladık,

then millions, Anlatım akışı

5:39

ardından milyonlara,

and now billions.

5:40

şimdiyse milyarlara ulaştık.

Anlatım akışı

then millions, and now billions: eksiltme ve giderek yükselen anlatım

in groups of thousands ifadesinden sonra gelen then millions ve now billions bölümlerinde tekrarlanan in groups of yapısı düşürülür. Açık hâliyle sıra in groups of thousands, then in groups of millions, and now in groups of billions olur. Bu nedenle millions ve billions, ayrı grup sayısını değil, grupların kaç kişiden oluştuğunu belirtir. Then bir sonraki tarihsel aşamayı, now ise günümüzdeki aşamayı işaretler. Bu kısaltılmış ilerleyiş, insan topluluklarının ölçeğindeki uzun süreli büyümeyi sıkıştırır ve cümleyi billions üzerinde güçlü bir dorukla bitirir.

Alıştırma

then millions, and now billions bu cümlede ne yapıyor?

  1. Önce milyonlarca, daha sonra milyarlarca ayrı grup bulunduğunu söyler.
  2. Tekrarlanan groups of sözlerini düşürür ve giderek büyüyen grup boyutlarını zaman sırasıyla sunar.
  3. Konuyu yerleşik gruplardan para miktarlarına geçirir.
Cevabı göster

Tekrarlanan groups of sözlerini düşürür ve giderek büyüyen grup boyutlarını zaman sırasıyla sunar.

You were born a Homo sapiens,

5:41

Bir Homo sapiens olarak doğdun

and that is how you got here. Anlatım akışı

5:43

ve buraya işte böyle geldin.

Anlatım akışı

that is how you got here: süreç açıklamasını sonuçlandırma

That, az önce açıklanan bütün sürece gönderme yaparken how sonuca hangi yol veya aşamalar dizisiyle ulaşıldığını belirtir. that is how kalıbı önceki açıklamayı kısa bir sonuç hâlinde toplar. Buradaki got here mecazidir: fiziksel bir yere varmak değil, insanların evrim geçirerek günümüzde var olan hâllerine gelmesi anlamına gelir. Cümle, dinleyicinin Homo sapiens kimliği ile bugüne uzanan uzun tarihi birbirine bağlayarak daha önce sorulan köken sorusunu kapatır.

Alıştırma

Bir sunucu, mühendislerin yeni bir su filtresi geliştirdiği bütün aşamaları az önce açıkladı. Süreci en iyi hangi cümle tamamlar?

  1. That is where the engineers displayed the final design.
  2. That is how the engineers arrived at the final design.
  3. That is why the engineers needed a final design.
Cevabı göster

That is how the engineers arrived at the final design.