Buraya Nasıl Geldin?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: İlk Dünya'dan Homo sapiens'e uzanan anlatım, yaşamın evrimini, insanlığın yok olmanın eşiğinden dönüşünü ve dünyaya yayılmasını izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. in order to (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): ana cümleden önce verilen amacı tanıyın ve gereken eyleme bağlayın. 2. the tree of life began to explode. (Deyimler ve mecazlı ifadeler): ağaç ile patlamayı gerçek olaylar değil, hızlı evrimsel çeşitlenme imgeleri olarak okuyun. 3. almost didn't make it. (Deyimler ve mecazlı ifadeler): make it ifadesini “hayatta kalmak” diye anlayın, almost ile olumsuzluğu doğru kurun ve kıl payı hayatta kalma, yetişme ya da başarma için kullanın.
Bu derste
You just ..., so ...: gözlemlenebilir bir olgudan çıkarım yapmak
Cümle, izleyiciye doğrudan seslenerek ve her iki tarafın da doğrulayabileceği bir olguyu belirterek başlar: izleyici videoya tıklamıştır. Bu, izleyiciyi hemen konuya dahil eder. Ardından so, “you're alive” ifadesini tıklamanın yol açtığı bir sonuç olarak değil, gözlemlenebilir bu eylemden çıkarılan bir sonuç olarak sunar. Abartılı biçimde apaçık olan sonuç, açılışı eğlenceli kılarken hayatta olmanın ne anlama geldiği konusuna da zemin hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlede so nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- Tıklama, izleyicinin hayata gelmesine neden oldu.
- İzleyicinin tıklamış olması, hayatta olduğu çıkarımını destekler.
- Konuşan, izleyiciye bir emir veriyor.
Cevabı göster
İzleyicinin tıklamış olması, hayatta olduğu çıkarımını destekler.
in order to understand exactly where you came from, Dilbilgisi
0:03tam olarak nereden geldiğini anlayabilmek için,
we must first understand what it means to be alive. Dilbilgisi
0:06önce hayatta olmanın ne anlama geldiğini anlamamız gerekiyor.
in order to + fiilin yalın biçimi: amacı açıkça belirtmek
In order to amaç bildirir ve ardından fiilin yalın biçimi gelir. Burada in order to understand ..., neden “we must first understand what it means to be alive.” dendiğini açıklar. Amaç ifadesi ana cümleden önce gelir; böylece dinleyici önce hedefi, ardından gerekli adımı duyar. Açıklamalarda veya tartışmalarda in order to, hedef ile adım arasındaki ilişkiyi basit bir to mastarından daha açık hale getirir.
Alıştırma
Cümleyi “amacıyla” anlamındaki üç sözcüklü açık amaç ifadesiyle tamamlayın: We left early ____ avoid the traffic.
Cevabı göster
in order to
what it means to be alive: iç içe geçmiş wh yan cümlesi
“what it means to be alive” ifadesi, cümlede understand fiilinin nesnesi olan iç içe geçmiş bir wh yan cümlesidir. Bağımsız bir soru sormak yerine hayatta olmanın anlamını veya onu tanımlayan koşulu belirtir. Daha büyük bir cümlenin içine gömülü olduğu için bildirme cümlesi söz dizimini korur: what + özne + fiil. Bu yüzden “what it means” denir, “what does it mean” denmez. Aynı yapı başka bir fikrin anlamını açıklarken veya araştırırken de kullanılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi doğru şekilde tamamlayan iç içe geçmiş yan cümleyi seçin: We need to understand ___.
- what it means to be alive.
- What does it mean to be alive?
- what means it to be alive?
Cevabı göster
what it means to be alive.
capable of: resmî bir tanımda yetenek ifade etmek
Capable of, “bir şeyi yapma yeteneğine veya potansiyeline sahip olmak” anlamına gelen bir sıfat öbeğidir. Burada an organized genetic unit ifadesini niteler ve böyle bir birimin gerçekleştirebileceği işlevleri tanıtır: metabolizma, üreme ve evrim. Of kelimesinden sonra bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır. Bu cümlede isimler liste hâlinde kullanıldığı için capable of özneyi çeşitli yeteneklerle ilişkilendirir; ancak öznenin bu eylemleri şu anda gerçekleştirdiğini söylemez.
Alıştırma
“Bir şeyi yapma yeteneğine sahip olmak” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: The sensor is ____ detecting tiny changes in temperature。
Cevabı göster
capable of
It's important to remember this as we go way back in history to figure out exactly how you got here. Notlar
0:14Buraya tam olarak nasıl geldiğini çözmek için tarihte çok eskilere giderken bunu akılda tutmak önemli.
go way back in history: uzak geçmişe gitmek
Bu cümlede go way back in history, bir şeyi açıklarken veya araştırırken geçmişte çok eski bir döneme gitmek anlamına gelir. Buradaki hareket fiziksel değil, zaman çizgisi üzerindedir. Burada way, back sözcüğünü güçlendiren bir zarftır; bu nedenle ifade zaman bakımından çok büyük bir uzaklığı vurgular. Eski kökenleri veya bir gelişimin ilk aşamalarını incelerken bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: To explain the origins of writing, the documentary must ____ to the first cities.
Cevabı göster
go way back in history
figure out: düşünerek veya araştırarak cevaba ulaşmak
Burada figure out, düşünerek, araştırarak veya kanıtları takip ederek bir şeyin nasıl gerçekleştiğini anlamak demektir. Yalnızca bilgiye zaten sahip olmayı değil, bir cevaba ulaşma sürecini vurgular. Bu ifadeden sonra figure out the answer örneğindeki gibi bir isim veya how, why, what ya da whether ile başlayan bir soru yan cümlesi gelebilir. Altyazıda exactly how you got here, anlaşılmaya çalışılan şeydir.
Alıştırma
Cümleyi figure out ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After comparing the clues, Maya finally ____ why the alarm kept ringing.
Cevabı göster
figured out
Astronomers believe our solar system began to form 4.6 billion years ago when a star exploded and then collapsed to form the sun
0:19Gökbilimciler, Güneş Sistemimizin 4,6 milyar yıl önce bir yıldızın patlayıp ardından çökerek Güneş'i oluşturmasıyla şekillenmeye başladığına inanıyor
and around 500 smaller planets collided with each other to form the inner planets we know today,
0:26ve yaklaşık 500 daha küçük gezegen de birbiriyle çarpışarak bugün bildiğimiz iç gezegenleri oluşturdu,
too hot for life: too + sıfat + for + isim
too hot for life ifadesindeki too, yaşamın dayanabileceği sınırın ötesindeki bir sıcaklık derecesini belirtir. for life bölümü, bu aşırı koşuldan etkilenen şeyi gösterir. too + sıfat + for + isim öbeği, sıfatın belirttiği derecenin ilgili kişi, şey veya amaç için uygun ya da başa çıkılabilir düzeyi aştığını anlatan, başka durumlara aktarılabilir bir kalıptır. Genellikle yalnızca yüksek bir dereceyi değil, bir sorunu veya kısıtlamayı da ima eder.
Alıştırma
Ağırlığın çocuğun taşıyabileceği düzeyi aştığını belirten üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: At 20 kilograms, this backpack is ____ a young child to carry.
Cevabı göster
too heavy for
and even if some simple chemical reactions began to take place creating life, Notlar
0:40ve yaşamı meydana getiren bazı basit kimyasal tepkimeler başlamış olsa bile,
even if: sonucu değiştirmeyen varsayımsal koşul
even if yapısında even, if yan cümlesini güçlendirerek ödünlemeli bir varsayıma dönüştürür. Konuşan kişi tepkimelerin başlamış olma olasılığını geçici olarak kabul ederken bunun daha sonra belirtilen sonucu değiştirmeyeceğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen even if + koşul, ana cümle yapısı, sonucun o koşul altında da geçerli kaldığı anlamına gelir. Koşul mümkün, düşük olasılıklı veya hayalî olabilir; kesinleşmiş bir gerçek olarak sunulmaz.
Alıştırma
Yağmur yağıp yağmayacağını bilmiyorsunuz, ancak açık hava dersi her durumda bir barınağın altında devam edecek. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- Even if it rains, the class will continue under the shelter.
- Even though it is raining, the class will continue under the shelter.
- If it rains, the class will be canceled.
Cevabı göster
Even if it rains, the class will continue under the shelter.
Bir olay veya süreç için take place
Kalıp ifade take place, gerçekleşmek veya meydana gelmek anlamına gelir. Bu cümlede bazı basit kimyasal tepkimelerin gerçekleşmeye başladığı varsayılıyor. Take place geçişsizdir: özne, olayın veya sürecin kendisidir. Fiziksel olarak bir yeri almak ya da taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi İngilizcede “gerçekleşmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The school play will ____ in the main hall at 7 p.m.
Cevabı göster
take place
the comets and meteorites hitting Earth at the time
0:44o dönemde Dünya'ya çarpan kuyruklu yıldızlar ve göktaşları
would have brought enough heat to make the developing oceans boil, Dilbilgisi
0:46gelişmekte olan okyanusları kaynatacak kadar ısı getirip
Varsayılan geçmiş sonuç için would have brought
Would have brought, would have + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler; brought burada geçmiş zaman ortacıdır. Isının gelmesini, geçmişte varsayılan bir koşulun sonucu olarak sunar. Buradaki koşulu önceki even if yan cümlesi sağlar. Bu kalıp geleceğe değil, geçmişte mümkün olan veya gerçek dışı bir sonuca bakar. Would have sonrasında geçmiş zaman ortacı kullanılır; bu nedenle bring, brought biçimine dönüşür.
Alıştırma
Varsayılan geçmiş sonucu tamamlamak için bring fiilini doğru biçimde kullanın: If the storm had reached our town, it would ____ heavy rain.
Cevabı göster
have brought
make the developing oceans boil: make + nesne + fiilin yalın biçimi
make the developing oceans boil ifadesinde make ettirgenlik bildirir: ısı, oluşmakta olan okyanusların kaynamasına neden olur. the developing oceans, make fiilinin nesnesi ve aynı zamanda boil fiilinin anlamca öznesidir. Etken kalıp make + nesne + fiilin yalın biçimi şeklindedir. Sonucu bildiren fiilden önce to gelmez; bu nedenle make the oceans boil doğrudur, make the oceans to boil değildir.
Alıştırma
the room ve feel ifadelerini kullanarak cümleyi make + nesne + fiilin yalın biçimiyle tamamlayın: Opening the windows will ____ cooler.
Cevabı göster
make the room feel
Earth cooled and it became possible for water to remain on the surface. Dilbilgisi
0:53Dünya soğudu ve suyun yüzeyde kalması mümkün hâle geldi.
it became possible for water to remain: kişisiz olasılık kalıbı
it became possible for water to remain ifadesindeki it belirli bir şeyi göstermez; yalnızca özne konumunu doldurur. Asıl anlatılan durum, suyun yüzeyde kalmasıdır. it became possible for + isim + to + fiil kalıbı, koşulların değişmesiyle bir eylem veya durumun mümkün hâle geldiğini gösterir. For water, remain fiilinin anlamca öznesini belirtir; became ise imkânsız veya daha az mümkün bir durumdan mümkün bir duruma geçişi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi it became possible for + isim + to + fiil kalıbıyla tamamlayın: When the storm ended, ____ possible ____ the rescue team ____ fly safely.
Cevabı göster
it became · for · to
There are many theories about how exactly it began.
1:01Tam olarak nasıl başladığına dair birçok teori var.
Some believe simple life arrived from a meteorite, Anlatım akışı
1:03Bazıları basit yaşamın bir göktaşıyla geldiğine inanırken,
while others think chemical evolution started with compounds reacting to heat,
1:06bazıları da kimyasal evrimin bileşiklerin ısıya tepki vermesiyle başladığını düşünüyor
Some believe ... while others think
“Some believe...” bir grubun görüşünü, “while others think...” ise farklı bir görüşü sunar. Bu cümlede while, birbiriyle yarışan açıklamalar arasındaki karşıtlığı gösterir; iki inancın aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu yapı, hangi görüşün doğru olduğunu söylemeden farklı grupların ne düşündüğünü aktararak anlaşmazlığı tarafsız biçimde sunar. Bir konuşmada veya yazıda bir sorunun iki tarafını düzenlemek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tarafsız iki parçalı yapıyla tamamlayın: ____ the plan will save money, ____ it may create new problems.
Cevabı göster
Some believe · while others think
And while the exact date is difficult to pinpoint, Kalıp ifadeler
1:12Kesin tarihi saptamak zor olsa da,
a new study claims to have found the oldest fossil ever Dilbilgisi
1:15yeni bir araştırma şimdiye kadarki en eski fosili bulduğunu öne sürüyor:
an ancient microbe that flourished around a hydrothermal vent on the ocean floor.
1:21okyanus tabanındaki bir hidrotermal bacanın çevresinde gelişmiş kadim bir mikrop.
difficult to pinpoint(kesin olarak belirlemek zor)
Burada difficult to pinpoint, kesin tarihi belirlemenin zor olduğu anlamına gelir. Pinpoint, bir şeyi çok yüksek bir kesinlikle bulmak veya belirtmek için kullanılan bir fiildir; cümle, tarihin henüz tam olarak belirlenemediğini söyler. difficult to + fiil yapısı, ilke olarak mümkün olan ama doğru ve kesin biçimde yapılması zor bir iş için kullanılır. Pinpoint yalnızca tarihlerle değil, kesin yerler, nedenler, kaynaklar veya anlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda “The exact date is difficult to pinpoint” ne anlama gelir?
- Kesin tarihi tartışmak imkânsız.
- Kesin tarihi belirlemek zor.
- Birinin tarihi iğneyle işaretlemesi gerekiyor.
Cevabı göster
Kesin tarihi belirlemek zor.
claims to have found: daha önceki bir keşfi şimdiki bir iddia olarak aktarmak
Claims fiili, çalışmanın söylediği şeyi aktarır ve sonucu çalışmanın kendi iddiası olarak bırakır; konuşanın bulguyu bağımsız biçimde doğruladığı anlamına gelmez. To have found, to + have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki tamamlanmış mastardır. Bulma eylemini şu anda yapılan iddiadan önceye yerleştirir. Burada çalışma, daha önce gerçekleştirdiğini söylediği bir keşif hakkında şimdi iddiada bulunmaktadır.
Alıştırma
Bir rapor iddiayı şimdi ileri sürüyor ve keşif zaten tamamlanmış olarak sunuluyor. Hangi cümle iki zaman ilişkisini de gösterir?
- The report claimed that another team had found a new species.
- The report claims that it will find a new species.
- The report claims to have found a new species.
Cevabı göster
The report claims to have found a new species.
It's around this time that the first simple cells began to evolve on Earth. Dilbilgisi
1:25Dünya'daki ilk basit hücreler de yaklaşık bu dönemde evrimleşmeye başladı.
It's around this time that: zaman çizelgesindeki bir noktayı vurgulamak
Bu, cümlenin bir bölümünü odağa yerleştiren it-cleft vurgu yapısıdır. Kalıp it is + odaklanan öğe + that + iletinin geri kalanıdır. Burada odak around this time olduğundan cümle bu dönemi zaman çizelgesindeki önemli nokta olarak işaretler. It, kendi başına bir varlığa gönderme yapmayan yapısal bir öğedir; that ise kalan bilgiyi başlatır. Tarafsız biçim Around this time, the first simple cells began to evolve on Earth olurdu; it-cleft yapısı zamana daha güçlü vurgu yapar.
Alıştırma
Around this time ifadesini içeren geçmiş zamanlı it-cleft yapısıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ the first farmers began to settle in the valley.
Cevabı göster
It was around this time that
and became the single unit on which all life will be built, Dilbilgisi
1:33böylece tüm yaşamın üzerine kurulacağı temel birim hâline geldiler,
“on which all life will be built” resmî ilgi cümleciği
“on which all life will be built” ifadesindeki which, “all life”ı değil, önceki “the single unit” ifadesini gösterir. İlgi cümleciği unit sözcüğünü niteler ve bu birimin daha sonraki tüm yaşamın temeli olacağını belirtir. Bu, edatın öne alındığı bir ilgi cümleciğidir: isim + on which + özne + be built. On, build on a foundation düşüncesinin parçasıdır. On sözcüğünü which’in önüne getirmek, bu bilgiyi isme kısa ve resmî bir biçimde bağlar.
Alıştırma
Cümleyi on ve which içeren resmî ilgi ifadesiyle tamamlayın: The discovery created a foundation ____ later research could be built.
Cevabı göster
on which
and they likely lived in the oceans shielded from the hard ultraviolet light of the sun,
1:41ve büyük olasılıkla Güneş'in şiddetli morötesi ışınlarından korunarak okyanuslarda yaşıyorlardı,
“something remarkable happened. Photosynthesis.” ifadesinde merak ve açıklama
“but then something remarkable happened” ifadesi anlatının yönünü değiştirir ve olayın adını söylemeyi geciktirir. But önceki bilgilerle karşıtlık kurar, then zaman çizgisini ileri taşır ve belirsiz something sözcüğü beklenti oluşturur. “Photosynthesis.” açıklanan kilit bilgidir. Anahtar terimi tek sözcüklük bir cümle parçası olarak sunmak onu daha güçlü biçimde vurgular ve dönüm noktasının ani ve önemli hissedilmesini sağlar. Anlatılarda ve sunumlarda bu hazırlık-sonra-açıklama düzeni, tüm ayrıntıları hemen anlatmadan büyük bir değişikliği düzenleyebilir.
Alıştırma
Hangi seçenek, merak uyandıran bir hazırlığın ardından kısa ve vurgulu bir açıklama düzenini en iyi kullanıyor?
- The rescuers heard an unexpected signal.
- But then the rescuers heard something unexpected. A signal.
- An unexpected signal suddenly reached the rescuers.
Cevabı göster
But then the rescuers heard something unexpected. A signal.
a random mutation occurred that was advantageous to cells,
1:51hücrelere avantaj sağlayan rastgele bir mutasyon meydana geldi
and they began using the energy of the sun to power their metabolism. Kelime
1:54ve hücreler metabolizmalarına güç sağlamak için Güneş enerjisini kullanmaya başladı.
Power Their Metabolism: bir sürece enerji sağlamak
Burada power, “bir şeyin çalışmasını sağlayan enerjiyi sağlamak” anlamında kullanılan bir fiildir. Hücreler, faaliyetlerini sürdüren kimyasal süreçler bütünü olan metabolizmalarının işlemesi için güneş ışığından gelen enerjiyi kullanır. Aktarılabilir kalıp use + enerji kaynağı + to power + sistem veya süreç şeklindedir. Bu anlamda power, “daha güçlü hâle getirmek” demek değildir ve “güç veya yetki” anlamındaki isim de değildir.
Alıştırma
Cümleyi “çalışmak için gereken enerjiyi sağlamak” anlamındaki fiille tamamlayın: Solar panels ____ the clinic's water pump during the day.
Cevabı göster
power
And since oxygen or O2 is the product of photosynthesis,
1:58Fotosentezin ürünü oksijen, yani O2 olduğu için,
which acted to shield the Earth from the sun's deadly light.
2:05bu tabaka Dünya'yı Güneş'in ölümcül ışınlarından koruyordu.
but over time cells evolved to tolerate it,
2:12ama zamanla hücreler ona dayanacak şekilde evrimleşti
and because metabolic reactions using O2 were more efficient,
2:14ve O2 kullanan metabolik tepkimeler daha verimli olduğundan,
cells began to engulf and co-opt smaller cells, Kelime
2:20hücreler daha küçük hücreleri yutup kendi yararlarına kullanmaya başladı
Co-opt: mevcut bir şeyi kendi sistemine katmak
Bu cümlede co-opt, daha küçük bir hücreyi daha büyük bir hücrenin kendi sistemine alıp onun mevcut yetenek veya işlevlerini kullanmak anlamına gelir. Kelime, emilen şeyi işe koşma fikrini de ekler; engulf yalnızca çevreleyip içine alma eylemini anlatır. Daha genel olarak co-opt geçişli bir fiildir: bir kişi, grup veya sistem mevcut bir üyeyi, fikri, kaynağı ya da mekanizmayı kendi amacı için kullanmak üzere bünyesine katar. Özgün şey tanınabilir hâlde kalabilir, ancak rolü başka bir yöne çevrilir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. co-OPT kelimesindeki iki heceye odaklanın.
- They plan to adopt the existing network.
- They plan to copy the existing network.
- They plan to co-opt the existing network.
Cevabı göster
They plan to co-opt the existing network.
increasing their abilities to live in diverse environments.
2:24ve farklı ortamlarda yaşama becerilerini artırdı.
This selective advantage led to cells sticking together in a coordinated manner even after dividing. Dilbilgisi
2:26Bu seçilim avantajı, hücrelerin bölündükten sonra bile uyum içinde birbirine yapışık kalmasına yol açtı.
led to cells sticking together: lead to + isim + -ing
led to cells sticking together ifadesinde led to, bir nedenin bir sonuca yol açtığını belirtir. Cells ismi, sticking eyleminin anlamsal öznesidir; dolayısıyla sonuç, hücrelerin birbirine yapışması olayıdır. Buradaki to, lead to edat yapısının bir parçasıdır. Bu nedenle sonraki eylem -ing biçimini alır: lead to + isim + -ing. Bu yapı hem sonucu hem de eylemi gerçekleştiren katılımcıyı kısa ve net biçimde belirtir.
Alıştırma
Neden-sonuç yapısını tamamlamak için melt fiilinin doğru biçimini kullanın: The sudden heat led to the snow ____ before noon.
Cevabı göster
melting
And these cells eventually began exchanging genetic material,
2:31Bu hücreler sonunda genetik madde alışverişinde bulunmaya başladı;
aka: also known as anlamında gündelik bir yeniden ifade
Aka, also known as ifadesinin kısaltmasıdır. Burada exchanging genetic material ifadesini sade, doğrudan ve mizahi bir biçimde yeniden söyler: they had sex. Resmî bir takma ad sunmaz; gündelik bir tonda kabaca in other words işlevi görür. Konuşanlar ve yazarlar, başka bir ad, lakap veya resmî olmayan bir yeniden ifade sunmak için aka sözcüğünü bir adın ya da açıklamanın ardından kullanır.
Alıştırma
Örnekte aka hangi işlevi görüyor?
- Hücrelere resmî bir bilimsel ad verir.
- Bilimsel açıklamanın yanlış olduğunu bildirir.
- Bilimsel açıklamanın gündelik ve doğrudan bir yeniden ifadesini sunar.
Cevabı göster
Bilimsel açıklamanın gündelik ve doğrudan bir yeniden ifadesini sunar.
Single-celled organisms would divide by mitosis or simple nuclear division,
2:37Tek hücreli organizmalar mitozla ya da basit çekirdek bölünmesiyle bölünürdü,
and the rate of evolution increased as offspring were now more genetically variable,
2:45ve yavrular artık genetik açıdan daha çeşitli hâle geldiğinden evrimin hızı arttı;
and some of these offspring were more likely to survive and reproduce. Dilbilgisi
2:49bu yavruların bazılarının hayatta kalıp üreme olasılığı daha yüksekti.
once + yan cümle: once meiosis evolved
Burada once, meiosis evolved yan cümlesini başlatır ve “... olduğu noktadan sonra” anlamına gelir. Mayozun evrimleşmesini, genetik yeniden düzenlenmenin başladığı dönüm noktası olarak gösterir. Kalıp once + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. Burada once bir zaman bağlacıdır; “bir kez” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki zaman bağlacıyla tamamlayın: “____ the vaccine was approved, hospitals began using it.”
Cevabı göster
Once
Hayatta kalıp üreme olasılığının daha yüksek olması: more likely to survive and reproduce
More likely to olasılıkları karşılaştırır. Burada, bu yavruların ilgili karşılaştırma grubuna göre hayatta kalıp üreme olasılığının daha yüksek olduğu anlamına gelir; her yavrunun hayatta kalıp ürediğini söylemez. Kalıp more likely to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Tek bir to, birbirine bağlanan birden fazla fiil için kullanılabilir; bu nedenle to survive and reproduce, to survive and to reproduce anlamına gelir. than sonrasındaki karşılaştırma açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki karşılaştırmalı olasılık ifadesiyle tamamlayın: “Compared with plants kept in darkness, plants near a window are ____ grow well.”
Cevabı göster
more likely to
Yaşam ağacı hızla dallanıp budaklanmaya başladı
Tree of life, canlı gruplarının evrim yoluyla nasıl ilişkili olduğunu göstermek için dallanan bir ağaç görüntüsünü kullanır. Buradaki ağaç bir fikirdir, gerçek bir bitki değildir. Began to explode, çok hızlı biçimde çeşitlenmeye ve birçok yeni grup ya da dal oluşturmaya başlamak demektir. Explode mecazidir: fiziksel bir patlamayı değil, ani ve büyük bir artışı anlatır.
Alıştırma
'The tree of life began to explode,' cümlesinde ne anlatılıyor?
- Canlı grupları hızla çeşitlenerek birçok dala ayrılmaya başladı.
- Gerçek bir ağaç tutuşup parçalanarak patladı.
- Bir tür, ağaç biçiminde bir ev yaptı.
Cevabı göster
Canlı grupları hızla çeşitlenerek birçok dala ayrılmaya başladı.
First, ... and then: önce... ardından
First başlangıç aşamasını gösterirken and then sonraki aşamayı tanıtır. Bu ikisi birlikte uzun bir zaman çizgisini takip etmesi kolay ve açık adımlara böler. Aynı yapı talimatları, hikâyeleri veya listeleri düzenleyebilir: First, X happened, and then Y happened. Konuşurken and then ifadesini tekrarlamak, sıralamayı bir aşamadan diğerine taşır.
Alıştırma
Talimatı tamamlamak için dersteki sıralama ifadelerini aynen kullan: ____, wash the berries, ____ put them in the bowl.
Cevabı göster
First · and then
and then tetrapods evolved from fish and began adapting to living outside of the water part-time, Kalıp ifadeler
3:03sonra dört uzuvlu canlılar balıklardan evrimleşti ve zamanlarının bir kısmını su dışında geçirmeye uyum sağlamaya başladı,
initially gulping air and absorbing oxygen in the gut.
3:08başlangıçta havayı yutuyor ve oksijeni bağırsaklarında emiyorlardı.
adapting to living: adapt to + -ing yapısı
adapting to living outside of the water ifadesinde adapt, yeni bir koşula veya yaşam biçimine giderek uygun hâle gelmek anlamındadır. Uyum süreci hâlâ devam etmektedir; bu da hayvanların zamanlarının yalnızca bir bölümünde su dışında yaşamasıyla örtüşür. Buradaki to, adapt to edat grubunun parçasıdır. Bir edattan sonra isim veya -ing biçimi gelebilir; bu nedenle living bir ulaçtır: adapt to living. Bu yapıda to, mastar işareti değildir.
Alıştırma
Cümleyi work sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: After moving to a night shift, Lena slowly adapted to ____ while everyone else was asleep.
Cevabı göster
working
species would evolve lungs separate from the gut for absorbing air,
3:12türler havadaki oksijeni almak için bağırsaktan ayrı akciğerler geliştirdi,
as well as a new way to walk on land.
3:16ayrıca karada yürümek için yeni bir yöntem de geliştirdi.
In come amphibians: yön bildiren devrik yapı
Yön bildiren In sözcüğünü başa almak özne-fiil devrikliği oluşturur: come, çoğul özne amphibians sözcüğünden önce gelir. Normal sıra Amphibians come in. şeklindedir. Bu bir soru veya emir değil, bildirme cümlesidir. Devrik sıra, yeni bir grubun sahneye giriyormuş gibi hissedilmesini sağlar; bu nedenle canlıdır ve anlatı dizilerinde kullanışlıdır. Amphibians çoğul olduğu için fiil come olur; tekil bir özneyle comes kullanılırdı.
Alıştırma
Canlı anlatımı tamamlamak için in ve come fiilinin doğru biçimini kullanın: The doors swing open, and ____ the dancers.
Cevabı göster
in come
our entire ancestry stems from a cute furry-tailed rat-like mammal, Kalıp ifadeler
3:23bütün soyumuz, kuyruğu tüylü, sevimli ve sıçana benzeyen bir memeliden geliyor;
stems from: bir kökeni veya nedeni belirtmek
Bu cümlede stems from, “kökeni ... olmak” veya “...den kaynaklanmak” anlamına gelir. İfade, özne olan our entire ancestry ile onun kaynağı olarak sunulan memeliyi birbirine bağlar. Aktarılabilir kalıp X stems from Y şeklindedir. X bir soy, durum, sonuç, inanç veya sorun olabilir; Y ise bunun kaynağını ya da nedenini belirtir. Burada stems, tekil ana isim ancestry ile uyumludur.
Alıştırma
Cümleyi stem from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Many modern safety rules ____ lessons learned from past accidents.
Cevabı göster
stem from
which survived and thrived around 66 million years ago, Kalıp ifadeler
3:27bu memeli yaklaşık 66 milyon yıl önce hayatta kalıp gelişti,
survived and thrived: dayanıklılıktan başarıya
Bu cümlede survived and thrived iki aşamayı sunar: memeli tehlike karşısında hayatta kaldı, ardından başarılı biçimde yaşayıp çoğaldı. Thrived, survived sözcüğüne daha güçlü ve olumlu bir sonuç ekler; bu iki sözcük eş anlamlı değildir. A and B biçimindeki eş görevli yapı, yükselen bir ilerleme oluşturur. Önce zorluğa dayanan, sonra gelişen insanları, toplulukları, kuruluşları, bitkileri veya türleri anlatabilir.
Alıştırma
Bir topluluk şiddetli bir seli atlattıktan sonra daha güçlü ve müreffeh hâle geldi. Hangi cümle iki düşünceyi de ifade eder?
- Despite the flood, the community survived and thrived.
- The community survived the flood but never fully recovered.
- The community thrived before the flood.
Cevabı göster
Despite the flood, the community survived and thrived.
just after an asteroid wiped out the dinosaurs. Öbek fiiller
3:30yani bir asteroidin dinozorları yok etmesinin hemen ardından.
wiped out: tamamen yok etme
Bu cümlede wiped out, “bir grubun tamamını yok ederek hiç ya da neredeyse hiç üye bırakmadı” anlamına gelir. Asteroit nedendir, dinozorlar ise etkilenen gruptur. Bu ifade reduced veya harmed sözcüklerinden çok daha güçlüdür. Wipe out ayrılabilen bir öbek fiildir: wipe a population out ve wipe out a population yapılarının ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse ortaya getirilir: wipe them out.
Alıştırma
Cümleyi “tamamen yok etmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The disease nearly ____ the local bee population.
Cevabı göster
wiped out
And after tens of millions of years of evolution and new species emerging, Kalıp ifadeler
3:33On milyonlarca yıl süren evrimin ve yeni türlerin ortaya çıkmasının ardından,
one branch of the Protungulatum family tree evolved into our ape and monkey ancestors.
3:37Protungulatum soy ağacının bir dalı, insansı maymun ve diğer maymun atalarımıza evrimleşti.
tens of millions of years: yaklaşık büyük bir miktar
Bu cümlede tens of millions of years, on milyonluk birimlerle ifade edilen belirsiz bir yıl sayısını, yani yaklaşık olarak on milyonun birkaç katını belirtir. Kesin bir sayı vermeden çok büyük bir zaman ölçeğini vurgular. Yeniden kullanılabilir yapı tens of millions of + çoğul sayılabilir isim biçimindedir: tens of millions of people, dollars veya years. Bu yaklaşık sayı yapısında hem tens hem de millions çoğuldur.
Alıştırma
Cümleyi “on milyonun birkaç katı” anlamındaki yaklaşık miktar ifadesiyle tamamlayın: The canyon formed over ____ years, but its exact age is uncertain.
Cevabı göster
tens of millions of
the most famous discovered remains being that of Lucy,
3:47Keşfedilen kalıntıların en ünlüsü Lucy'ye aitti;
which had a bigger brain and started using their hands for more complex activities like creating and wielding tools.
3:57bu grubun üyeleri daha büyük beyinlere sahipti ve ellerini alet yapıp kullanmak gibi daha karmaşık işler için kullanmaya başladılar.
This was the first step of transforming our environment to improve our lives.
4:03Bu, yaşamımızı iyileştirmek için çevremizi dönüştürmenin ilk adımıydı.
which is a more concentrated form of nutrition and less affected by seasonal shortages.
4:11çünkü et daha yoğun bir besin kaynağıdır ve mevsimsel kıtlıklardan daha az etkilenir.
değişimin itici gücü olarak a catalyst
Burada a catalyst, önemli bir değişimin başlamasına veya hızlanmasına yardımcı olan bir etkeni anlatan mecazdır. Sözcük kimyadan gelir, ancak burada herhangi bir kimyasal tepkime kastedilmez. Bu cümlede karmaşık araçlar kullanma becerisi, beslenme biçimindeki değişime katkıda bulunan bir etken olarak sunulur. Bu mecaz, söz konusu becerinin itici rolünü vurgular ama tek neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
“The new grant was a catalyst for reform,” cümlesinde catalyst ne anlatır?
- Reformun başlamasına veya hızlanmasına yardımcı oldu.
- Reformun mümkün olan tek nedeniydi.
- Reform sırasında kullanılan bir kimyasaldı.
Cevabı göster
Reformun başlamasına veya hızlanmasına yardımcı oldu.
yönlü değişim için switch from A to B
switch from A to B yapısında from başlangıçtaki durumu veya seçeneği, to ise yeni durumu ya da seçeneği belirtir. Yapı yönü açıkça gösterir: A geride bırakılır ve yerine B benimsenir. Burada A, a vegetarian diet; B ise one containing meat ifadesidir. One, 1 sayısı değil diet sözcüğünün yerine geçen bir sözcüktür. Bu nedenle iki uç paralel kalır: bir beslenme biçiminden başka bir beslenme biçimine.
Alıştırma
Cümleyi switch from A to B kullanarak tamamlayın: After years of paper records, the clinic decided to ____ paper files ____ a secure digital system.
Cevabı göster
switch from · to
These simple stone tools allowed us to rip through meat and would become the tool of choice for 2 million years. Notlar
4:16Bu basit taş aletler eti parçalamamızı sağladı ve 2 milyon yıl boyunca tercih ettiğimiz araçlar oldu.
rip through: bir malzemeyi hızlı ve güçlü biçimde kesip yırtmak
Bu cümlede rip through, eti hızlı ve güçlü biçimde kesip parçalamak anlamına gelir. Taş aletler bu eylemi mümkün kıldığı için through, bir yerin yanından hızla geçmeyi değil, malzemenin içine girip içinden ilerlemeyi anlatır. Et, kumaş veya ip gibi fiziksel bir nesneyle kullanıldığında rip through genellikle hem gücü hem de verimliliği vurgular. Fiziksel olmayan nesnelerle ise rip through a stack of emails örneğindeki gibi bir şeyi çok hızlı yapma veya tüketme anlamına genişleyebilir.
Alıştırma
'The sharp blade ripped through the thick fabric,' cümlesinde ripped through ne anlama gelir?
- Ona dokunmadan yanından hızla geçti.
- Onu hızlı ve güçlü biçimde kesip yırttı.
- Onu dikkatlice onardı.
Cevabı göster
Onu hızlı ve güçlü biçimde kesip yırttı.
would become: geçmişten bakıldığında gelecekteki bir sonuç
Bu tarihsel anlatıda would become, aletlerin daha sonraki konumunu geçmişteki daha erken bir bakış açısından sunar. Aletler ilk ortaya çıktığında, sonraki iki milyon yıl boyunca tercih edilen araç olmaları hâlâ gelecekteydi. would sözcüğünün bu kullanımına geçmişteki gelecek denir. Yazarlar bunu ileriye bakmak veya sonraki bir sonucu önceden haber vermek için kullanır; burada bir koşul ya da kibar bir rica belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişteki daha erken bir noktadan gerçek bir sonraki sonucu sunmak için would become kullanır?
- In 1976, the company opened a tiny office that would become its global headquarters.
- In 1976, the tiny office became the company's headquarters.
- Every winter, the lake would become completely frozen.
- The tiny office would have become its headquarters if the merger had succeeded.
Cevabı göster
In 1976, the company opened a tiny office that would become its global headquarters.
the tool of choice: tercih edilen seçenek
the tool of choice ifadesindeki of choice, belirli bir grubun belirli bir amaç için tercih ettiği veya en sık seçtiği anlamına gelir. Seçimi yapan, aracı kullanan insanlardır; araç kendi başına seçim yapmaz. the + isim + of choice kalıbı, belirli bir bağlamda alışılmış favori hâline gelen seçeneği belirtir. Burada basit taş aletler, eti işlemek için çok uzun süre tercih edilen araçlar olarak sunulur.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “tercih edilen araç” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: When the trail is icy, a walking pole is ____ for many hikers.
Cevabı göster
the tool of choice
step into the light: görünür veya tanınır hâle gelmek
Step into the light burada mecazidir. Modern insanların anlatının odağının dışından çıkarak tarihsel kayıtlarda görünür ve anlatının merkezinde oldukları bir aşamaya geçmesini betimler; karanlıktan aydınlığa doğru gerçek bir hareketi anlatmaz. Daha genel olarak bu imge, bir kişinin, grubun, başarının veya hareketin dikkat ya da takdir görmeye başlamasını anlatabilir. Şimdiki zamandaki step, tarihsel şimdiki zaman işlevi görerek zaman çizelgesine gözümüzün önünde ilerleyen bir öykü canlılığı verir.
Alıştırma
Daha önce göz ardı edilen bir bilim insanının kamuoyunun ilgisini görmeye başladığı anlamına gelen İngilizce cümle hangisidir?
- The editor brought the missing data to light.
- After the award, the scientist stepped into the light.
- During the review, the missing data came to light.
Cevabı göster
After the award, the scientist stepped into the light.
almost didn't make it: kıl payı hayatta kalmak
Bu cümlede make it bir deyimdir; bir şey üretmek değil, hayatta kalmak veya varlığını sürdürmek anlamına gelir. Neredeyse yok oluşa yol açan olayla ilgili bağlam, bu anlamı belirler. Almost, didn't make it şeklindeki olumsuz düşüncenin tamamını etkiler. Başarısızlık çok yaklaşmış ancak gerçekleşmemiştir; dolayısıyla insanlık sonuçta hayatta kalmıştır. Daha genel olarak make it; hayatta kalmak, zamanında varmak veya başarılı olmak anlamlarına gelebilir. Doğru anlamı bağlam belirler.
Alıştırma
Cümleyi “hayatta kaldılar, ancak kıl payı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The climbers were found alive after two nights in the blizzard; they ____.
Cevabı göster
almost didn't make it
A climate change event around 140,000 years ago plummeted the human population to only hundreds of people,
4:39Yaklaşık 140.000 yıl önce yaşanan bir iklim değişikliği, insan nüfusunu yalnızca birkaç yüz kişiye kadar düşürdü;
three different species of the family Homo coexisted:
4:50Homo ailesinden üç farklı tür bir arada yaşıyordu:
sapiens and neanderthals mated quite often,
4:59Homo sapiensler ve Neandertaller oldukça sık çiftleşiyordu;
which is why: bir nedeni sonucuna bağlamak
İlgi zamiri which, önceki cümlenin tamamına, yani sapiensler ile Neandertallerin oldukça sık çiftleşmesi gerçeğine gönderme yapar. Tek bir isme gönderme yapmaz. Ardından is why, önceki gerçeğin açıkladığı sonucu sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp «neden, which is why + sonuç» biçimindedir. Önce nedeni sunar, ardından aynı cümlede bunu bir sonuca bağlar. Buradaki why bir soru sormaz; «işte bunun nedeni» anlamındaki bağlayıcının parçasıdır.
Alıştırma
Nedeni önce, sonucu sonra vermek için üç sözcüklü bağlayıcıyı kullanın: The road was flooded, ____ the buses were delayed.
Cevabı göster
which is why
The neanderthals died out around 30,000 years ago when Homo sapiens were arriving in what is now Europe. Notlar
5:06Neandertaller, yaklaşık 30.000 yıl önce Homo sapiens bugün Avrupa dediğimiz yere ulaşırken yok oldu.
died out: bir grubun tamamen ortadan kalkması
Bu cümlede died out, Neandertallerin bütün bir topluluk olarak zamanla ortadan kalktığını ve sonunda hiçbirinin kalmadığını anlatır. Birkaç bireyin ölmesini değil, neslin tükenmesini ifade eder. die out öbek fiili; bir dilin, geleneğin, becerinin veya devam eden başka bir olgunun giderek azalması ve sonunda tamamen ortadan kalkması için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi die ile kurulan ve tamamen ortadan kalkmak anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: If no children learn the tradition, it may ____.
Cevabı göster
die out
what is now Europe: geçmişteki bir yer için modern ad kullanmak
in what is now Europe ifadesinde what is now Europe, günümüzde Avrupa adı verilen bölge anlamına gelen birleşik bir ilgi tümcesidir. Tüm tümce in edatının nesnesidir; soru değildir. Bu yapı, tarihsel bir anlatıcının geçmişteki bir olayı güncel bir adla konumlandırmasını sağlar ve aynı adın veya siyasi sınırların o dönemde de var olduğu varsayımını önler. Yeniden kullanılabilen kalıp in what is now + güncel yer adıdır.
Alıştırma
Cümleyi bir yerin günümüzdeki adını tanıtan üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: The ancient settlement stood in ____ northern Mexico.
Cevabı göster
what is now
the Homo sapiens were the only living humans left on Earth.
5:13Dünya'da kalan tek insan türü Homo sapiens oldu.
Unlike our primate relatives, ... ours chose brain power: unlike ve ours ile karşılaştırma
Unlike + isim öbeği, ana cümleden önce bir grubu ya da şeyi başka bir grupla veya şeyle karşılaştırır. Burada our primate relatives, insanın evrimsel yolu için karşılaştırma noktasıdır. Ours, our evolution ifadesinin yerini alan iyelik zamiridir ve evolution sözcüğünün tekrarlanmasını önler. İnsanların kendisini ifade etmez. Chose brain power, evrimi kişileştirir: kastedilen, evrimsel baskıların daha yüksek bilişsel yeteneği desteklemesidir; evrimin bilinçli bir karar vermesi değildir.
Alıştırma
Karşıtlığı tamamlamak için unlike ve our model ifadesinin yerini alan iyelik zamirini kullanın: ____ their older model, ____ uses less power.
Cevabı göster
Unlike · ours
your brain weighs 2% of your body weight, Anlatım akışı
5:22beynin vücut ağırlığının %2'sini oluşturur,
weighs 2% ... but uses 20%: but ile paralel istatistikleri karşılaştırma
Cümle, dilbilgisel olarak paralel iki yüzde ifadesini but sözcüğünün iki yanına yerleştirir: your brain weighs 2%... but uses 20%.... Tekrarlanan özne your brain, uses sözcüğünden önce atılır. Bu, iki rakamın kolayca karşılaştırılmasını sağlar ve dikkati beklenmedik derecede yüksek enerji gereksinimine çeker. Yüzdelerin referans aldığı toplamlar farklıdır: %2, vücut ağırlığının bir payıdır; %20 ise kalori alımının bir payıdır. But, küçük fiziksel pay ile büyük enerji payı arasındaki sözbilimsel karşıtlığı belirtir; iki yüzdenin aynı toplamı temel aldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Beklenmedik bir karşıtlığı vurgulamak için paralel yüzdeleri ve but sözcüğünü en iyi kullanan cümle hangisidir?
- The battery makes up 10% of the device's weight, and accounts for 40% of its production cost.
- The battery makes up 10% of the device's weight, but accounts for 40% of its production cost.
- The battery makes up 10% of the device's weight, but the manual is printed in color.
- The battery makes up 10% of the device's weight because it accounts for 40% of its production cost.
Cevabı göster
The battery makes up 10% of the device's weight, but accounts for 40% of its production cost.
And this brain power allowed us to survive in a variety of environments as we began to migrate around the entire world.
5:27Bu beyin gücü, dünyanın dört bir yanına göç etmeye başlarken çok çeşitli ortamlarda hayatta kalmamızı sağladı.
Where we started as small wandering groups of less than 100,
5:33Sayıları 100'den az olan küçük göçebe gruplar hâlinde başladık,
we began to settle in groups of thousands,
5:37sonra binlerce kişilik topluluklar hâlinde yerleşmeye başladık,
then millions, and now billions: eksiltme ve giderek yükselen anlatım
in groups of thousands ifadesinden sonra gelen then millions ve now billions bölümlerinde tekrarlanan in groups of yapısı düşürülür. Açık hâliyle sıra in groups of thousands, then in groups of millions, and now in groups of billions olur. Bu nedenle millions ve billions, ayrı grup sayısını değil, grupların kaç kişiden oluştuğunu belirtir. Then bir sonraki tarihsel aşamayı, now ise günümüzdeki aşamayı işaretler. Bu kısaltılmış ilerleyiş, insan topluluklarının ölçeğindeki uzun süreli büyümeyi sıkıştırır ve cümleyi billions üzerinde güçlü bir dorukla bitirir.
Alıştırma
then millions, and now billions bu cümlede ne yapıyor?
- Önce milyonlarca, daha sonra milyarlarca ayrı grup bulunduğunu söyler.
- Tekrarlanan groups of sözlerini düşürür ve giderek büyüyen grup boyutlarını zaman sırasıyla sunar.
- Konuyu yerleşik gruplardan para miktarlarına geçirir.
Cevabı göster
Tekrarlanan groups of sözlerini düşürür ve giderek büyüyen grup boyutlarını zaman sırasıyla sunar.
that is how you got here: süreç açıklamasını sonuçlandırma
That, az önce açıklanan bütün sürece gönderme yaparken how sonuca hangi yol veya aşamalar dizisiyle ulaşıldığını belirtir. that is how kalıbı önceki açıklamayı kısa bir sonuç hâlinde toplar. Buradaki got here mecazidir: fiziksel bir yere varmak değil, insanların evrim geçirerek günümüzde var olan hâllerine gelmesi anlamına gelir. Cümle, dinleyicinin Homo sapiens kimliği ile bugüne uzanan uzun tarihi birbirine bağlayarak daha önce sorulan köken sorusunu kapatır.
Alıştırma
Bir sunucu, mühendislerin yeni bir su filtresi geliştirdiği bütün aşamaları az önce açıkladı. Süreci en iyi hangi cümle tamamlar?
- That is where the engineers displayed the final design.
- That is how the engineers arrived at the final design.
- That is why the engineers needed a final design.
Cevabı göster
That is how the engineers arrived at the final design.