Latince Söylemenin Daha İyi Olduğu Şeyler: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Latince sözler; çekim, sözcük dizimi, özlülük, çok anlamlılık ve tarihin ağırlık ile kalıcılık yaratmasını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “nothing like as memorable,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: çok daha az akılda kalıcı anlamındaki güçlü Britanya karşılaştırmasıdır; not as ... as yapısından daha keskindir. 2. “as it were,” — Konuşma edimbilimi ve tutum: sözü yaklaşık ya da mecazi gösteren, gerçeklik iddiasını yumuşatan resmî ara sözdür. 3. “stand the test of time.” — Deyimler ve mecazi ifadeler: yıllar sonra da değerli veya beğenilen eser, fikir, tasarım ya da ilişki için dayanıklılık mecazıdır; tek bir sınav değildir.
Bu derste
Latin sentences and sayings seem to be designed to be carved out of stone. Dilbilgisi
0:00Latince cümleler ve deyişler sanki taşa kazınmak için tasarlanmış gibidir.
designed to be carved: amaçlanan edilgen kullanım
designed to be carved ifadesinde designed amaçlanan işlevi belirtir; to be carved ise edilgen bir mastardır. Özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: cümlelerin kendilerinin oyma yapması değil, insanlar tarafından oyulması düşünülür. İki be farklı görevler üstlenir: ilki be designed yapısının parçasıdır, ikincisi ise carve fiilini edilgen yapar. Cümlede seem to be designed kullanıldığı için düşünce mecazidir: özlü ve ağırbaşlı üslupları, bu sözlerin taşa doğal biçimde uygun olduğu hissini verir.
Alıştırma
designed to be + geçmiş zaman ortacı yapısını ve display fiilini kullanın: This safety label is ____ outdoors.
Cevabı göster
designed to be displayed
This is a matter of their concision and weightiness. Kalıp ifadeler
0:06Bu, onların kısalığı ve ağırlığı ile ilgili bir durumdur.
a matter of: ana faktörü belirtmek
Burada a matter of, ortaya çıkan etkiyi açıklayan faktörü sunar: Latince özdeyişler, özlü ve ağırbaşlı oldukları için taşa uygun görünür. Bu kullanımda matter, sıkıntılı bir sorun anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen It is a matter of X kalıbı, “Temel faktör X’tir” veya “Sonuç X’e bağlıdır” anlamına gelebilir. Kesin yorum bağlamdan gelir; burada çözülmesi gereken bir işi değil, nedeni gösterir.
Alıştırma
“Finishing on time is a matter of careful planning,” cümlesinde a matter of ne anlama gelir?
- Dikkatli planlama fiziksel bir nesnedir.
- Büyük ölçüde dikkatli planlamaya bağlıdır veya onun sonucudur.
- Dikkatli planlama onarılması gereken bir sorundur.
Cevabı göster
Büyük ölçüde dikkatli planlamaya bağlıdır veya onun sonucudur.
Because of its highly inflected grammatical structure,
0:10Yüksek oranda bükümlü dilbilgisi yapısı sayesinde,
that a non-inflected language such as English.
0:16İngilizce gibi bükümsüz bir dilden çok daha az kelime kullanır.
and referring to his victory over King Pharnaces II of Pontus
0:33ve Pontus Kralı II. Pharnaces'e karşı zaferine atıfta bulunan,
is an example of Latin at its most concise. Dilbilgisi
0:38Latincenin en özlü halinin bir örneğidir.
the Roman Senate in 47 BC: tarihsel yer ve yıl belirteci
Bu ifade kısa ve yoğun bir tarihsel konumlandırma yapar. in the Roman Senate, sözün aktarıldığına göre söylendiği kurumsal ortamı; in 47 BC ise yılı belirtir. BC, before Christ yani Milattan Önce demektir; dolayısıyla tarih, geleneksel Batı tarihleme sistemindeki MS 1 yılından öncedir. apparently, made sözcüğünü niteler. Bu yüzden sözün Senato'da söylendiği kesin bir gerçek olarak değil, aktarılmış ya da muhtemel bir bilgi olarak sunulur. Yer ve yıl birlikte, ana cümleyi bölmeden sözü sonradan verilen askerî arka planla ilişkilendirir.
Alıştırma
the Roman Senate in 47 BC ifadeye temel olarak hangi bilgiyi ekler?
- Aktarılan sözü belirli bir Roma siyasi ortamına ve tarihsel yıla yerleştirir.
- Sezar'ın sözünde kullandığı kesin kelimeleri belirtir.
- Zela Muharebesi'nin nasıl yapıldığını açıklar.
Cevabı göster
Aktarılan sözü belirli bir Roma siyasi ortamına ve tarihsel yıla yerleştirir.
at its most concise: at + iyelik belirleyicisi + most + sıfat
at + iyelik belirleyicisi + most + sıfat kalıbı, bir şeyi bir niteliğin en güçlü ya da en belirgin derecesinde sunar. Burada its, Latin sözcüğüne gönderme yapar; concise ise düşünceyi çok az sözcükle açıkça ifade etmek demektir. Bu nedenle Latin at its most concise, Latincenin olağanüstü derecede yoğun ve kısa bir biçimde sergilenmesi anlamına gelir. Buradaki at fiziksel bir yeri değil, bir durumu ya da dereceyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi at + its + most + practical ile tamamlayın: This one-page guide shows minimalism ____.
Cevabı göster
at its most practical
English takes twice as many words to convey the same meaning. Dilbilgisi
0:41İngilizce aynı anlamı iletmek için iki kat daha fazla kelimeye ihtiyaç duyar.
twice as many words: sayılabilen miktarları karşılaştırma
“Çarpan + as many + çoğul sayılabilen isim” kalıbı kesin bir miktar oranı belirtir. Twice as many words, kelime sayısının iki katı olduğu anlamına gelir; başlangıçtaki miktara iki kat daha eklemek anlamına gelmez. İkinci as ile başlayan bölüm karşılaştırmanın dayandığı miktarı belirtebilir: twice as many words as the original. Bu cümlede bu dayanak, çevredeki karşılaştırmadan anlaşıldığı için söylenmemiştir.
Alıştırma
twice ve chairs ismini kullanarak cümleyi sayılabilen miktarlar için kesin karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The larger room has ____ as the smaller room.
Cevabı göster
twice as many chairs
The English translation doesn't come close to matching the patent terseness, Kalıp ifadeler
0:45İngilizce çeviri, bu bariz kısalığa,
doesn't come close to matching: büyük bir farkı vurgulama
Come close to + isim veya -ing biçimi, bir düzeye ya da sonuca neredeyse ulaşmak anlamına gelir. Burada matching, nitelik veya etki bakımından özgün olanla eşit olmak demektir. Doesn't ile kullanıldığında ifade, küçük bir eksiklikten çok daha güçlü olur: doesn't come close to matching, İngilizce çevirinin o ölçüte ulaşmaktan çok uzak olduğunu söyler. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle match değil matching doğrudur.
Alıştırma
Büyük bir fark belirtmek için come close to ifadesini ve match fiilinin doğru biçimini kullanın: The budget phone's camera doesn't ____ the flagship model's camera.
Cevabı göster
come close to matching
the alliterative V's, those final long I's of the original.
0:49aliterasyonlu V'lere, orijinalindeki o sondaki uzun I'lara yaklaşamaz bile.
One of the most familiar of all Latin sayings
0:58Tüm Latince deyişlerin en bilindiklerinden biri olan bu söz,
is unusual in not being notably more terse than the English equivalent.
1:01İngilizce karşılığından belirgin bir şekilde daha kısa olmamasıyla sıra dışıdır.
But here the weightiness and solemnity of Latin come to the fore. Deyimler
1:05Fakat burada Latincenin ağırlığı ve ciddiyeti ön plana çıkar.
come to the fore: ön plana çıkmak
Come to the fore, belirgin, önemli veya kolay fark edilir hâle gelmek demektir. Fore aslında ön taraf anlamına gelir; ancak bu deyim fiziksel bir hareketi değil, soyut bir özelliğin insanların dikkatini çekmesini anlatır. Bu cümlede Latincenin ağırlığı ve ciddiyeti özellikle belirginleşiyor. İfade, bir durumun bir özelliği, beceriyi, kişiyi veya meseleyi öne çıkardığını anlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve özellikle fark edilir veya önemli hâle gelmek anlamına gelen dört kelimelik deyimle tamamlayın: During the emergency, her calm leadership ____.
Cevabı göster
came to the fore
The big words have a sort of baroque splendor,
1:10Uzun kelimeler bir tür Barok ihtişamına sahiptir,
in the same number of words than the English equivalent,
1:16İngilizce karşılığıyla aynı kelime sayısıyla,
strictly speaking: kesin bir düzeltme belirtmek
Strictly speaking, sonraki ifadenin kesin bir tanım kullandığını veya bir kuralı çok hassas biçimde uyguladığını belirtir. Genellikle daha geniş bir ifadeyi daraltır, sınırlar veya düzeltir. Burada konuşmacı more succinct ifadesinin ne anlama geldiğini netleştiriyor. Strictly, sert veya ciddi bir tonu değil, doğruluk ölçütünü anlatır.
Alıştırma
Kesin bir tanıma dayanan bu düzeltmeyi en iyi hangi başlangıç tanıtır? A whale is a mammal, not a fish.
- Strictly speaking
- To be honest
- Generally speaking
Cevabı göster
Strictly speaking
a pious wish: dindarca bir dilek
Pious, içten bir dinî bağlılık veya saygı gösteren demektir. Bu nedenle a pious wish, yalnızca güçlü ya da hoş bir istek değil, dua eder gibi veya kutsal bir duyguyla ifade edilen bir dilektir. Burada bu ifade, “May he or she rest” sözünü saygılı bir temenni olarak tanımlar. “May”, istenen sonucun gerçekleşmesine yönelik bir dilek bildirir; dolayısıyla cümle ölen kişiye verilen doğrudan bir emir değildir.
Alıştırma
Cümlede “a pious wish”, “May he or she rest” ifadesinin nasıl bir söz olduğunu gösterir?
- Birinin uyması gereken doğrudan bir emirdir.
- Dinî tonu olmayan sıradan bir tercihtir.
- Saygılı ve duaya benzeyen bir dilektir.
Cevabı göster
Saygılı ve duaya benzeyen bir dilektir.
The famous saying from the 11th poem of Horace's first book of Odes
1:32Horace'ın Odes adlı eserinin ilk kitabının 11. şiirinden alınan bu ünlü söz,
is possibly the best known Latin tag of all. Kelime
1:36muhtemelen tüm Latince alıntıların en bilinenidir.
Latin tag: kısa ve yerleşik Latince söz
Burada tag, kısa ve bilinen bir alıntı ya da söz için kullanılan resmî ve edebî bir sözcüktür. Latin tag, insanların sık sık alıntıladığı ve çoğu zaman özgün eserinden bağımsız olarak kullandığı kısa bir Latince ifadedir. Bu terim ifadenin dil bilgisini değil, kültürel kullanımını anlatır: ifade tanınan bir özdeyiş hâline gelmiştir. Buradaki tag; etiket, hashtag, fiyat etiketi veya kovalamaca oyunu anlamına gelmez.
Alıştırma
Kısa ve bilinen bir Latince sözü ifade eden, dersteki iki kelimelik terimle cümleyi tamamlayın: In her essay, she calls carpe diem a well-known ____.
Cevabı göster
Latin tag
the naming of more restaurants and wine bars than any other.
1:40restorana ve şarap barına ismini veren söz kesinlikle budur.
inspired the naming of: bir adın ilham kaynağı
Bu cümlede inspired the naming of, “bir şeye ne ad verileceğine ilişkin fikrin kaynağı oldu” anlamına gelir. Latince ifade insanları yalnızca cesaretlendirmemiş, birçok restoran ve şarap barı için seçilen adları da etkilemiştir. Kalıp X inspired the naming of Y şeklindedir. Yerlerin, ürünlerin, eserlerin veya kuruluşların adlarının nereden geldiğini açıklamak için kullanılabilir. Adları sıralamaya değil, adlandırma sürecine odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “adlandırma fikrinin kaynağı oldu” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The town's old bridge ____ a popular café nearby.
Cevabı göster
inspired the naming of
For a start, it has the classical Latin succinctness. Anlatım akışı
1:48Başlangıç olarak, klasik Latince kısalığına sahiptir.
For a start: ilk nedeni tanıtmak
For a start, daha uzun bir açıklamadaki ilk nedeni veya noktayı tanıtır. Burada klasik Latincenin özlülüğünün yalnızca ilk destekleyici neden olduğunu ve daha fazla noktanın beklendiğini gösterir. Bilgiyi konuşma diline yakın bir biçimde düzenler: For a start denir, ilk sav sunulur ve ardından diğerlerine geçilir. “Öncelikle” veya “başlangıç olarak” anlamına gelir; “başlamak amacıyla” anlamına gelmez.
Alıştırma
“For a start, this route is shorter; it is also safer after dark” cümlesinde For a start ne işe yarar?
- Rotanın yalnızca daha önceki bir zamanda daha kısa olduğunu söyler.
- İlk nedeni tanıtır ve ardından başka bir nedenin geleceğini düşündürür.
- Bir yolculuğa nasıl başlanacağına ilişkin talimat verir.
Cevabı göster
İlk nedeni tanıtır ve ardından başka bir nedenin geleceğini düşündürür.
a whole world of meaning: koca bir anlam dünyası
Bu cümlede a whole world of meaning canlı bir benzetmedir. A whole world gerçek bir dünyaya gönderme yapmaz; iki hecenin ne kadar çok anlam taşıyabildiğini abartılı biçimde vurgular. a whole world of + isim kalıbı, özellikle düşünce, duygu veya olasılıkların şaşırtıcı derecede zengin çeşitliliğini anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Her small smile carried a whole world of meaning” cümlesinde vurgulanan düşünce neyi anlatır?
- Gülümseme birçok derin duygu veya düşünceyi yansıtıyordu.
- Gülümseme yalnızca önemsiz bir ayrıntı ekliyordu.
- Gülümseme gezegenin bir resmini gösteriyordu.
Cevabı göster
Gülümseme birçok derin duygu veya düşünceyi yansıtıyordu.
the philosophy of Epicureanism: Epikürcülük felsefesi
Epicureanism, Antik Yunan'a ait bir felsefe geleneğinin adıdır. Burada the philosophy of Epicureanism, konuşmacının carpe diem sözünün arkasındaki yaşam görüşüyle ilişkilendirdiği düşünce bütününü belirtir; bu geleneğin eksiksiz bir tanımını vermez. Bu cümleyi anlamak için kültürel göndermeyi tanımak yeterlidir. Epicureanism yalnızca insanın hoşuna giden her şeyi yapması demek değildir; bu gelenek genellikle bilgece ve ölçülü seçimlerin yön verdiği hoş ve huzurlu bir yaşamla ilişkilendirilir.
Alıştırma
Bu cümlede “the philosophy of Epicureanism” ifadesi dikkatli biçimde nasıl anlaşılmalıdır?
- Latince ifadelerin nasıl oluşturulduğunu açıklayan bir dil bilgisi kuralıdır.
- Kontrolsüz ve sınırsız zevkin başka bir adıdır.
- Konuşmacının carpe diem sözünün arkasındaki yaşam görüşüyle ilişkilendirdiği bir felsefe geleneğini adlandırır.
Cevabı göster
Konuşmacının carpe diem sözünün arkasındaki yaşam görüşüyle ilişkilendirdiği bir felsefe geleneğini adlandırır.
A Latin dies is more significant than a mere English day.
2:03Latince "dies", İngilizcedeki basit bir "day"den daha anlamlıdır.
And finally, this poet's saying has a marvelous poetic ambiguity and richness,
2:07Ve son olarak, bu şairin sözü harika bir şiirsel belirsizliğe ve zenginliğe sahiptir,
as the word carpe can mean so many different things from seize to pluck. Dilbilgisi
2:12zira carpe kelimesi ele geçirmekten koparmaya kadar çok farklı anlamlara gelebilir.
from seize to pluck: bir aralık belirtmek
Burada from seize to pluck, carpe sözcüğünün sahip olabileceği anlam aralığının iki ucunu gösterir. Hareketi veya zamanı anlatmaz; olası anlamların bir fikirden diğerine uzandığını gösterir. A ve B bir ölçeğin ya da aralığın uçlarını belirttiğinde from A to B yapısını kullanın. Bu yapı anlamlar, fiyatlar, beceri düzeyleri, görüşler ve daha fazlası için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi from ... to aralık yapısıyla tamamlayın: The reading list includes everything ____ simple picture books ____ advanced science guides.
Cevabı göster
from · to
This saying from the early Roman comedian Terence is genius for plain eloquence.
2:25Erken dönem Romalı komedi yazarı Terence'e ait bu söz, yalın bir belagatin dâhiyane örneğidir.
The English version is 50% longer in terms of words and nothing like as memorable, Notlar
2:30İngilizce versiyonu kelime sayısı bakımından %50 daha uzundur ve hiç de akılda kalıcı değildir,
in terms of: karşılaştırma boyutunu belirtmek
Burada in terms of words, İngilizce sürümü ölçmek için kullanılan kesin boyutu belirtir. %50'lik artış sözcük sayısındadır; konuşma süresi, karakter sayısı veya başka bir ölçü olmak zorunda değildir. Bir karşılaştırmanın veya değerlendirmenin boyutunu belirlemek için in terms of + isim ya da isim öbeği kullanın: in terms of cost, speed, safety veya quality.
Alıştırma
Karşılaştırma boyutunu belirtmek için cümleyi in terms of ile tamamlayın: The two backpacks are similar ____ weight, but one is much cheaper.
Cevabı göster
in terms of
nothing like as memorable: güçlü bir olumsuz karşılaştırma
Bu cümlede nothing like as memorable, çok daha az akılda kalıcı anlamına gelir. Eksik bırakılan karşılaştırma öğesi daha önce sözü edilen Latince sürümdür: İngilizce sürüm, akılda kalıcılık bakımından ona yaklaşamaz. nothing like as + sıfat + as ... kalıbı güçlü bir olumsuz karşılaştırma kurar. Karşılaştırılan öğe bağlamdan zaten belliyse sondaki as + karşılaştırma öğesi kullanılmayabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki güçlü Britanya İngilizcesi karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The school play was ____ polished as the professional show.
Cevabı göster
nothing like as
especially when it comes to word order. Kalıp ifadeler
2:36özellikle iş kelime sırasına geldiğinde.
when it comes to: belirli bir konuya odaklanmak
When it comes to, konuşmak istediğiniz belirli konuyu veya yönü tanıtır. Burada yorumun kapsamını sözcük dizimine indirger. Bu sabit bir kalıptır: it belirli bir şeyi göstermez ve comes fiziksel hareket anlamına gelmez. To bir edattır; bu yüzden ardından word order gibi bir isim öbeği veya organizing words gibi -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki konu açma ifadesiyle tamamlayın: ____ planning school trips, Mr. Lee always checks the weather.
Cevabı göster
When it comes to
is a great advantage that Latin gains from its grammatical inflections.
2:40Latincenin dilbilgisel bükümlerinden kazandığı büyük bir avantajdır.
The way nouns and adjectives incorporate their own cases
2:45İsimlerin ve sıfatların kendi ismin hallerini barındırması
and verbs include person, mood, and tense within a single word.
2:48ve fiillerin şahıs, kip ve zamanı tek bir kelimede içermesi şekliyle.
Here, being able to hold back the verb to the end of the sentence Öbek fiiller
2:53Burada, fiili cümlenin sonuna kadar saklayabilmek
enables Terence to juxtapose the homo sum with the humani nil.
2:56Terence'in homo sum'u humani nil ile yan yana getirmesine olanak tanır.
hold back: fiili cümlenin sonuna kadar geciktirmek
Burada hold back, fiilin ortaya çıkmasını geciktirmek anlamına gelir. Fiil daha önce kullanılmak yerine bilinçli olarak cümlenin sonuna kadar bekletilir. Back burada fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu ifade, cümlenin bir bölümünü sunmadan önce beklemeyi anlatır; bu da çoğu zaman vurgu yaratır veya önemli ifadeleri birbirine yakın konumlandırır.
Alıştırma
Örnekte hold back the verb ne anlama geliyor?
- Fiilin herhangi bir anlam taşımasını engellemek
- Fiili cümleden çıkarmak
- Fiili cümlenin sonuna kadar sunmayıp geciktirmek
- Sayfadaki yazılı fiili fiziksel olarak geriye taşımak
Cevabı göster
Fiili cümlenin sonuna kadar sunmayıp geciktirmek
his hugely influential treatise on how to write,
3:11onun nasıl yazılacağına dair son derece etkili incelemesinden alınan bu söz,
is a lovely example of Latin being playful,
3:14Latincenin şakacı olabilmesinin güzel bir örneğidir,
as it were, using its own weightiness against itself. Ton ve niyet
3:16adeta kendi ağırlığını kendine karşı kullanarak.
Horace's Ars Poetica: yazar, başlık ve açıklayıcı eşleme
Horace's Ars Poetica bir eserin adıdır: Horace yazardır, Ars Poetica ise Latince başlıktır. İyelik biçimi Horace's yazarı eseriyle ilişkilendirir; Ars Poetica'yı bir kişi yapmaz. his hugely influential treatise on how to write sözleri başlığı başka bir ifadeyle adlandırıp açıklar. Virgüllerle ayrılan bu açıklayıcı eşleme, göndermeyi anlamak için gereken en az bağlamı verir ve his hâlâ Horace'a gönderme yapar.
Alıştırma
Horace's Ars Poetica ile his hugely influential treatise on how to write arasında nasıl bir ilişki vardır?
- Ars Poetica, Horace için bir inceleme yazan kişidir.
- İkinci ifade, Horace'tan sonra tanıtılan yeni bir yazarı anlatır.
- Aynı esere gönderme yaparlar; ikinci ifade başlığı açıklar.
- Farklı iki yazarın yazdığı iki ayrı eserdir.
Cevabı göster
Aynı esere gönderme yaparlar; ikinci ifade başlığı açıklar.
as it were: mecazi bir anlatımı işaretlemek
“As it were”, “tabiri caizse” ya da “bir bakıma” anlamına gelen, parantez içinde kullanılan bir yumuşatma ifadesidir. Burada “Latin being playful” sözünün gerçek anlamlı bir iddia değil, canlı bir kişileştirme olduğunu gösterir. Bu kalıplaşmış ifadede were, subjunctive kipindedir; geçmiş zamana gönderme yapmaz. Dinleyiciye önceki sözleri yaklaşık veya mecazi bir anlatım olarak anlaması gerektiğini bildirir.
Alıştırma
“The deadline became a wall, as it were, between the two teams.” cümlesinde “as it were” neyi gösterir?
- “wall” sözcüğü yaklaşık veya mecazi bir betimlemedir.
- Son teslim tarihi eskiden gerçek bir duvardı.
- Konuşan kişi duvarın var olup olmadığını soruyor.
Cevabı göster
“wall” sözcüğü yaklaşık veya mecazi bir betimlemedir.
Latin is able to enact the process whereby a huge effort, Dilbilgisi
3:20Latince, devasa bir çabanın,
the birth of the minuscule unimpressive rodent.
3:27o küçücük, gösterişsiz kemirgenin doğumunu canlandırabilir.
the process whereby: bir sürecin nasıl işlediğini açıklamak
“The process whereby + yan cümle” yapısı, bir sürecin işlediği mekanizmayı veya yolu tanıtır. Burada whereby’den sonraki yan cümle, devasa bir çabanın nasıl minicik bir sonuca yol açtığını açıklar. Whereby, “by which” veya “through which” anlamına gelen resmî bir ilgi zarfıdır. Process sözcüğüne geri bağlanır ve bu yapıda yer bildiren bir sözcük değildir.
Alıştırma
Cümleyi “by which” anlamındaki tek sözcüklü resmî ilgi zarfıyla tamamlayın: The company introduced a process ____ customers can correct billing errors.
Cevabı göster
whereby
going into labor: doğum sürecinin başlaması
Go into labor, doğum sürecinin başlaması anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada going sürecin başlangıcını belirtirken labor sıradan işi değil, doğumu ifade eder. Özne mountains olduğu için cümle, dağları hamileymiş gibi kişileştirir. Bu devasa “doğum sancısı” yalnızca küçücük bir kemirgen ortaya çıkarır ve çabayla sonuç arasında komik bir karşıtlık yaratır.
Alıştırma
Cümleyi doğum sürecinin başladığını belirten kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: “At midnight, Rosa ____, so her family drove her to the hospital.”
Cevabı göster
went into labor
witheringly terse putdown: kısa ama yıkıcı bir küçümseme
Putdown, birini küçümsemek veya utandırmak amacıyla söylenen sözdür. Terse çok kısa anlamına gelir; witheringly ise etkisinin yıkıcı ya da aşağılayıcı olduğunu belirtir. Witheringly terse içinde witheringly zarfı terse sözcüğünü niteler: sözün kısalığı başlı başına yıkıcı gelir. İsim öbeğinin tamamı Tacitus'u çok az kelimeyle insanları incitebilen biri olarak sunar.
Alıştırma
“a witheringly terse putdown” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Birinin gelişmesine yardımcı olmak için yapılan uzun ve dikkatli bir açıklama
- Birini utandıran, çok kısa ve aşağılayıcı bir söz
- Bir şeyi fiziksel olarak yere koyma eylemi
Cevabı göster
Birini utandıran, çok kısa ve aşağılayıcı bir söz
This marvelous four-worder refers to the Emperor Galba,
3:44Bu harika dört kelimelik söz, İmparator Galba'ya atıfta bulunur,
but could be seen as an equally fitting epitaph on at least one recent British Prime Minister. Dilbilgisi
3:48ancak yakın geçmişteki en az bir İngiliz Başbakanı için de eşit derecede uygun bir mezar taşı yazısı olarak görülebilir.
could be seen as: temkinli bir yorum
Bu cümlede could be seen as, “makul biçimde ... olarak yorumlanabilir” anlamındadır. could iddiayı kesinlikten uzaklaştırır; edilgen be seen as ise yorumu kimin yaptığına değil, olası yoruma odaklanır. Konuşmacı mezar yazısının yakın dönemdeki bir Britanya başbakanına da uyduğunu ima eder, ancak bu karşılaştırmayı kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmaz. Burada could geçmişteki bir yeteneği, seen ise gözle görmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir yorumu kesin değil, mümkün olarak en iyi biçimde sunar?
- The design is a tribute to the city's history.
- The design was seen by thousands of visitors.
- The design could be seen as a tribute to the city's history.
Cevabı göster
The design could be seen as a tribute to the city's history.
Here, both succinctness enabled by grammar and the unique Latin weightiness find a perfect expression.
3:53Burada hem dilbilgisinin sağladığı kısalık hem de o eşsiz Latince ağırlığı mükemmel bir ifade bulur.
depends once again for its memorable force on the genius of Latin grammar,
4:11akılda kalıcı gücünü bir kez daha Latince dilbilgisinin dehasına borçludur,
the way the accusative tense is signaled in the final -um of caelum and animum,
4:15ismin belirtme halinin caelum ve animum'un sonundaki -um ile işaretlenme şekli,
so that the contrast between the climate or color of the sky, Dilbilgisi
4:20böylece havanın veya gökyüzünün renginin,
so that: bir sonucu sunma
Burada so that, daha önce açıklanan sözcük dizilişinin sonucunu sunar: karşıtlık mümkün olan en güçlü biçimde vurgulanır. Bir nedeni veya başlangıç durumunu ardından gelen etkiye bağlar. So that amaç da bildirebilir, ancak bu cümle dizilişin zaten yarattığı bir etkiyi açıklar. Hangi anlamın kastedildiğini yalnızca so that değil, çevresindeki yan cümleler ve bağlam gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede so that hangi ilişkiyi ifade ediyor? The road was flooded, so that the village became impossible to reach.
- Bir karşıtlık: sele rağmen köye ulaşılabiliyordu.
- Bir sonuç: sel, köye ulaşmayı imkânsız hâle getirdi.
- Bir amaç: birisi köyü kapatmak için yolu su altında bıraktı.
Cevabı göster
Bir sonuç: sel, köye ulaşmayı imkânsız hâle getirdi.
“pointed up”: bir karşıtlığı daha belirgin hâle getirmek
Burada is pointed up, “özellikle açık ya da fark edilir hâle getirilir” demektir. Fiziksel olarak yukarıyı göstermeyi anlatmaz; up, bu öbek fiilin bir parçasıdır ve vurgu anlamı katar. Edilgen yapı, bu etkiyi yaratan kişi ya da şeyden çok daha belirgin hâle gelen karşıtlığa odaklanır. Bu öbek fiil; kanıtların, yapının veya sözcüklerin önemli bir özelliği nasıl öne çıkardığını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu nottaki, bir şeyi özellikle belirgin hâle getirmek anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: The unusual silence ____ the tension in the room.
Cevabı göster
pointed up
is the language in which things are not just said, but stay said. Notlar
4:34bir şeylerin sadece söylendiği değil, söylendiği gibi kaldığı dildir.
“not just said, but stay said”: daha güçlü bir noktaya ilerlemek
not just A, but B kalıbı önce A’nın doğru olduğunu söyler, ardından daha güçlü ya da önemli bir nokta olarak B’yi ekler. Burada sözler yalnızca söylenmez, aynı zamanda stay said: bir kez ifade edildikten sonra sabit veya kalıcı olarak durur. said sözcüğünün tekrarı iki bölümü birbirine bağlar. But, not just ile eşleşir ve ayrı bir karşıtlık kurmak yerine düşünceyi B’ye doğru güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi “not just ... but ...” kalıbıyla tamamlayın: The new library is ____ a place to borrow books, ____ a community space.
Cevabı göster
not just · but
“Stay said” ifadesinin sözlere kalıcı güç vermesi
“Stay said” ifadesinde stay bağ fiil olarak, said ise bir durum gibi işlev görür: Sözcükler bir kez söylendikten sonra hemen kaybolmak yerine varlığını, hatırlanırlığını veya otoritesini sürdürür. Bu, standart bir kalıp ifade değil, bilinçli bir retorik yaratımdır. “Not just said, but stay said” içindeki said tekrarı, bir kerelik söyleme eylemini kalıcı bir sonuca dönüştürür ve cümleye güçlü bir kapanış verir.
Alıştırma
Bilinçli retorik kalıbı stay + geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: A public promise is not just made; it ____.
Cevabı göster
stays made
helps give Latin sayings a massive architectural grandeur,
4:41Latince deyişlere devasa bir mimari görkem kazandırmaya yardımcı olur,
the verbal equivalent of a Colosseum, the Pantheon, or the Pont du Gard. Kalıp ifadeler
4:45Kolezyum'un, Pantheon'un veya Pont du Gard'ın sözlü bir muadili gibi.
Sözcüklerden oluşan bir karşılık için “the verbal equivalent of”
“The verbal equivalent of X”, sözcüklerden oluşan bir şeyin X ile benzer bir role, etkiye veya konuma sahip olması demektir. Burada verbal, “sözcüklerden oluşan veya sözcüklerle ifade edilen” anlamındadır; mutlaka “yüksek sesle söylenen” demek değildir. Bu ifade farklı alanlar arasında benzetme kurar. İki şeyin fiziksel olarak birbirine benzediğini iddia etmez; işlevlerini veya yarattıkları hissi karşılaştırır.
Alıştırma
Alanlar arası karşılaştırmayı “sözcüklerden oluşan karşılık” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Her note was ____ a warm hug.
Cevabı göster
the verbal equivalent of
they are built to stand the test of time. Deyimler
4:51onlar da zamana meydan okumak üzere inşa edilmiştir.
stand the test of time: zamanın sınavından geçmek
Stand the test of time, uzun yıllar sonra da değerli, etkili, beğenilen veya geçerli kalmak demektir. Burada özdeyişlerin oluşturulmalarından uzun süre sonra bile değer görmeye devam ettiğini anlatır. Bu bir deyimdir: zaman, kalıcı niteliği ortaya çıkaran bir sınav gibi düşünülür. Ayağa kalkmak veya bir sınava girmek anlamına gelmez. Fiil normal şekilde değişir; stand the test of time, stands the test of time, stood the test of time ve has stood the test of time biçimleri kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef deyimi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: This classic novel is still loved after seventy years. It has ____.
Cevabı göster
stood the test of time
We publish new thought-provoking films every week.
4:55Her hafta düşünmeye sevk eden yeni videolar yayınlıyoruz.