Latince Söylemenin Daha İyi Olduğu Şeyler: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
731 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Latince sözler; çekim, sözcük dizimi, özlülük, çok anlamlılık ve tarihin ağırlık ile kalıcılık yaratmasını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “nothing like as memorable,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: çok daha az akılda kalıcı anlamındaki güçlü Britanya karşılaştırmasıdır; not as ... as yapısından daha keskindir. 2. “as it were,” — Konuşma edimbilimi ve tutum: sözü yaklaşık ya da mecazi gösteren, gerçeklik iddiasını yumuşatan resmî ara sözdür. 3. “stand the test of time.” — Deyimler ve mecazi ifadeler: yıllar sonra da değerli veya beğenilen eser, fikir, tasarım ya da ilişki için dayanıklılık mecazıdır; tek bir sınav değildir.

Bu derste

Latin sentences and sayings seem to be designed to be carved out of stone. Dilbilgisi

0:00

Latince cümleler ve deyişler sanki taşa kazınmak için tasarlanmış gibidir.

Dilbilgisi

designed to be carved: amaçlanan edilgen kullanım

designed to be carved ifadesinde designed amaçlanan işlevi belirtir; to be carved ise edilgen bir mastardır. Özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: cümlelerin kendilerinin oyma yapması değil, insanlar tarafından oyulması düşünülür. İki be farklı görevler üstlenir: ilki be designed yapısının parçasıdır, ikincisi ise carve fiilini edilgen yapar. Cümlede seem to be designed kullanıldığı için düşünce mecazidir: özlü ve ağırbaşlı üslupları, bu sözlerin taşa doğal biçimde uygun olduğu hissini verir.

Alıştırma

designed to be + geçmiş zaman ortacı yapısını ve display fiilini kullanın: This safety label is ____ outdoors.

Cevabı göster

designed to be displayed

This is a matter of their concision and weightiness. Kalıp ifadeler

0:06

Bu, onların kısalığı ve ağırlığı ile ilgili bir durumdur.

Kalıp ifadeler

a matter of: ana faktörü belirtmek

Burada a matter of, ortaya çıkan etkiyi açıklayan faktörü sunar: Latince özdeyişler, özlü ve ağırbaşlı oldukları için taşa uygun görünür. Bu kullanımda matter, sıkıntılı bir sorun anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen It is a matter of X kalıbı, “Temel faktör X’tir” veya “Sonuç X’e bağlıdır” anlamına gelebilir. Kesin yorum bağlamdan gelir; burada çözülmesi gereken bir işi değil, nedeni gösterir.

Alıştırma

“Finishing on time is a matter of careful planning,” cümlesinde a matter of ne anlama gelir?

  1. Dikkatli planlama fiziksel bir nesnedir.
  2. Büyük ölçüde dikkatli planlamaya bağlıdır veya onun sonucudur.
  3. Dikkatli planlama onarılması gereken bir sorundur.
Cevabı göster

Büyük ölçüde dikkatli planlamaya bağlıdır veya onun sonucudur.

Because of its highly inflected grammatical structure,

0:10

Yüksek oranda bükümlü dilbilgisi yapısı sayesinde,

Latin uses far fewer words to express something

0:13

Latince bir şeyi ifade etmek için,

that a non-inflected language such as English.

0:16

İngilizce gibi bükümsüz bir dilden çok daha az kelime kullanır.

Here are some of our favorite Latin sayings.

0:20

İşte en sevdiğimiz Latince deyişlerden bazıları.

Veni, vidi, vici.

0:24

Veni, vidi, vici.

Julius Caesar's most famous remark,

0:28

Julius Sezar'ın en ünlü sözü,

apparently made in the Roman Senate in 47 BC Kültür

0:30

görünüşe göre MÖ 47'de Roma Senatosu'nda söylenmiş

and referring to his victory over King Pharnaces II of Pontus

0:33

ve Pontus Kralı II. Pharnaces'e karşı zaferine atıfta bulunan,

at the Battle of Zela,

0:37

Zela Muharebesi'ndeki,

is an example of Latin at its most concise. Dilbilgisi

0:38

Latincenin en özlü halinin bir örneğidir.

Kültür

the Roman Senate in 47 BC: tarihsel yer ve yıl belirteci

Bu ifade kısa ve yoğun bir tarihsel konumlandırma yapar. in the Roman Senate, sözün aktarıldığına göre söylendiği kurumsal ortamı; in 47 BC ise yılı belirtir. BC, before Christ yani Milattan Önce demektir; dolayısıyla tarih, geleneksel Batı tarihleme sistemindeki MS 1 yılından öncedir. apparently, made sözcüğünü niteler. Bu yüzden sözün Senato'da söylendiği kesin bir gerçek olarak değil, aktarılmış ya da muhtemel bir bilgi olarak sunulur. Yer ve yıl birlikte, ana cümleyi bölmeden sözü sonradan verilen askerî arka planla ilişkilendirir.

Alıştırma

the Roman Senate in 47 BC ifadeye temel olarak hangi bilgiyi ekler?

  1. Aktarılan sözü belirli bir Roma siyasi ortamına ve tarihsel yıla yerleştirir.
  2. Sezar'ın sözünde kullandığı kesin kelimeleri belirtir.
  3. Zela Muharebesi'nin nasıl yapıldığını açıklar.
Cevabı göster

Aktarılan sözü belirli bir Roma siyasi ortamına ve tarihsel yıla yerleştirir.

Dilbilgisi

at its most concise: at + iyelik belirleyicisi + most + sıfat

at + iyelik belirleyicisi + most + sıfat kalıbı, bir şeyi bir niteliğin en güçlü ya da en belirgin derecesinde sunar. Burada its, Latin sözcüğüne gönderme yapar; concise ise düşünceyi çok az sözcükle açıkça ifade etmek demektir. Bu nedenle Latin at its most concise, Latincenin olağanüstü derecede yoğun ve kısa bir biçimde sergilenmesi anlamına gelir. Buradaki at fiziksel bir yeri değil, bir durumu ya da dereceyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi at + its + most + practical ile tamamlayın: This one-page guide shows minimalism ____.

Cevabı göster

at its most practical

English takes twice as many words to convey the same meaning. Dilbilgisi

0:41

İngilizce aynı anlamı iletmek için iki kat daha fazla kelimeye ihtiyaç duyar.

Dilbilgisi

twice as many words: sayılabilen miktarları karşılaştırma

“Çarpan + as many + çoğul sayılabilen isim” kalıbı kesin bir miktar oranı belirtir. Twice as many words, kelime sayısının iki katı olduğu anlamına gelir; başlangıçtaki miktara iki kat daha eklemek anlamına gelmez. İkinci as ile başlayan bölüm karşılaştırmanın dayandığı miktarı belirtebilir: twice as many words as the original. Bu cümlede bu dayanak, çevredeki karşılaştırmadan anlaşıldığı için söylenmemiştir.

Alıştırma

twice ve chairs ismini kullanarak cümleyi sayılabilen miktarlar için kesin karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The larger room has ____ as the smaller room.

Cevabı göster

twice as many chairs

The English translation doesn't come close to matching the patent terseness, Kalıp ifadeler

0:45

İngilizce çeviri, bu bariz kısalığa,

Kalıp ifadeler

doesn't come close to matching: büyük bir farkı vurgulama

Come close to + isim veya -ing biçimi, bir düzeye ya da sonuca neredeyse ulaşmak anlamına gelir. Burada matching, nitelik veya etki bakımından özgün olanla eşit olmak demektir. Doesn't ile kullanıldığında ifade, küçük bir eksiklikten çok daha güçlü olur: doesn't come close to matching, İngilizce çevirinin o ölçüte ulaşmaktan çok uzak olduğunu söyler. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle match değil matching doğrudur.

Alıştırma

Büyük bir fark belirtmek için come close to ifadesini ve match fiilinin doğru biçimini kullanın: The budget phone's camera doesn't ____ the flagship model's camera.

Cevabı göster

come close to matching

the alliterative V's, those final long I's of the original.

0:49

aliterasyonlu V'lere, orijinalindeki o sondaki uzun I'lara yaklaşamaz bile.

Requiescat in pace.

0:55

Requiescat in pace.

One of the most familiar of all Latin sayings

0:58

Tüm Latince deyişlerin en bilindiklerinden biri olan bu söz,

is unusual in not being notably more terse than the English equivalent.

1:01

İngilizce karşılığından belirgin bir şekilde daha kısa olmamasıyla sıra dışıdır.

But here the weightiness and solemnity of Latin come to the fore. Deyimler

1:05

Fakat burada Latincenin ağırlığı ve ciddiyeti ön plana çıkar.

Deyimler

come to the fore: ön plana çıkmak

Come to the fore, belirgin, önemli veya kolay fark edilir hâle gelmek demektir. Fore aslında ön taraf anlamına gelir; ancak bu deyim fiziksel bir hareketi değil, soyut bir özelliğin insanların dikkatini çekmesini anlatır. Bu cümlede Latincenin ağırlığı ve ciddiyeti özellikle belirginleşiyor. İfade, bir durumun bir özelliği, beceriyi, kişiyi veya meseleyi öne çıkardığını anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve özellikle fark edilir veya önemli hâle gelmek anlamına gelen dört kelimelik deyimle tamamlayın: During the emergency, her calm leadership ____.

Cevabı göster

came to the fore

The big words have a sort of baroque splendor,

1:10

Uzun kelimeler bir tür Barok ihtişamına sahiptir,

and strictly speaking Kalıp ifadeler

1:13

ve tam olarak söylemek gerekirse,

this is more succinct or conveys more meaning

1:13

bu daha özlüdür veya daha fazla anlam taşır,

in the same number of words than the English equivalent,

1:16

İngilizce karşılığıyla aynı kelime sayısıyla,

Kalıp ifadeler

strictly speaking: kesin bir düzeltme belirtmek

Strictly speaking, sonraki ifadenin kesin bir tanım kullandığını veya bir kuralı çok hassas biçimde uyguladığını belirtir. Genellikle daha geniş bir ifadeyi daraltır, sınırlar veya düzeltir. Burada konuşmacı more succinct ifadesinin ne anlama geldiğini netleştiriyor. Strictly, sert veya ciddi bir tonu değil, doğruluk ölçütünü anlatır.

Alıştırma

Kesin bir tanıma dayanan bu düzeltmeyi en iyi hangi başlangıç tanıtır? A whale is a mammal, not a fish.

  1. Strictly speaking
  2. To be honest
  3. Generally speaking
Cevabı göster

Strictly speaking

because the Latin word requiescat is a subjunctive and represents a pious wish, Kelime

1:19

çünkü Latince requiescat kelimesi bir dilek kipidir ve dini bir temenniyi temsil eder,

"May he or she rest," not a simple command.

1:24

"Huzur içinde yatsın", basit bir emir değil.

Kelime

a pious wish: dindarca bir dilek

Pious, içten bir dinî bağlılık veya saygı gösteren demektir. Bu nedenle a pious wish, yalnızca güçlü ya da hoş bir istek değil, dua eder gibi veya kutsal bir duyguyla ifade edilen bir dilektir. Burada bu ifade, “May he or she rest” sözünü saygılı bir temenni olarak tanımlar. “May”, istenen sonucun gerçekleşmesine yönelik bir dilek bildirir; dolayısıyla cümle ölen kişiye verilen doğrudan bir emir değildir.

Alıştırma

Cümlede “a pious wish”, “May he or she rest” ifadesinin nasıl bir söz olduğunu gösterir?

  1. Birinin uyması gereken doğrudan bir emirdir.
  2. Dinî tonu olmayan sıradan bir tercihtir.
  3. Saygılı ve duaya benzeyen bir dilektir.
Cevabı göster

Saygılı ve duaya benzeyen bir dilektir.

Carpe diem.

1:29

Carpe diem.

The famous saying from the 11th poem of Horace's first book of Odes

1:32

Horace'ın Odes adlı eserinin ilk kitabının 11. şiirinden alınan bu ünlü söz,

is possibly the best known Latin tag of all. Kelime

1:36

muhtemelen tüm Latince alıntıların en bilinenidir.

Kelime

Latin tag: kısa ve yerleşik Latince söz

Burada tag, kısa ve bilinen bir alıntı ya da söz için kullanılan resmî ve edebî bir sözcüktür. Latin tag, insanların sık sık alıntıladığı ve çoğu zaman özgün eserinden bağımsız olarak kullandığı kısa bir Latince ifadedir. Bu terim ifadenin dil bilgisini değil, kültürel kullanımını anlatır: ifade tanınan bir özdeyiş hâline gelmiştir. Buradaki tag; etiket, hashtag, fiyat etiketi veya kovalamaca oyunu anlamına gelmez.

Alıştırma

Kısa ve bilinen bir Latince sözü ifade eden, dersteki iki kelimelik terimle cümleyi tamamlayın: In her essay, she calls carpe diem a well-known ____.

Cevabı göster

Latin tag

It's certainly the one which has inspired Kalıp ifadeler

1:39

Diğerlerinden daha fazla

the naming of more restaurants and wine bars than any other.

1:40

restorana ve şarap barına ismini veren söz kesinlikle budur.

Kalıp ifadeler

inspired the naming of: bir adın ilham kaynağı

Bu cümlede inspired the naming of, “bir şeye ne ad verileceğine ilişkin fikrin kaynağı oldu” anlamına gelir. Latince ifade insanları yalnızca cesaretlendirmemiş, birçok restoran ve şarap barı için seçilen adları da etkilemiştir. Kalıp X inspired the naming of Y şeklindedir. Yerlerin, ürünlerin, eserlerin veya kuruluşların adlarının nereden geldiğini açıklamak için kullanılabilir. Adları sıralamaya değil, adlandırma sürecine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi “adlandırma fikrinin kaynağı oldu” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The town's old bridge ____ a popular café nearby.

Cevabı göster

inspired the naming of

Why is it so memorable,

1:44

Neden bu kadar akılda kalıcı,

and why does it work so well in Latin?

1:46

ve neden Latincede bu kadar iyi işliyor?

For a start, it has the classical Latin succinctness. Anlatım akışı

1:48

Başlangıç olarak, klasik Latince kısalığına sahiptir.

Anlatım akışı

For a start: ilk nedeni tanıtmak

For a start, daha uzun bir açıklamadaki ilk nedeni veya noktayı tanıtır. Burada klasik Latincenin özlülüğünün yalnızca ilk destekleyici neden olduğunu ve daha fazla noktanın beklendiğini gösterir. Bilgiyi konuşma diline yakın bir biçimde düzenler: For a start denir, ilk sav sunulur ve ardından diğerlerine geçilir. “Öncelikle” veya “başlangıç olarak” anlamına gelir; “başlamak amacıyla” anlamına gelmez.

Alıştırma

“For a start, this route is shorter; it is also safer after dark” cümlesinde For a start ne işe yarar?

  1. Rotanın yalnızca daha önceki bir zamanda daha kısa olduğunu söyler.
  2. İlk nedeni tanıtır ve ardından başka bir nedenin geleceğini düşündürür.
  3. Bir yolculuğa nasıl başlanacağına ilişkin talimat verir.
Cevabı göster

İlk nedeni tanıtır ve ardından başka bir nedenin geleceğini düşündürür.

Just two balanced syllables to convey a whole world of meaning, Deyimler

1:51

Bütün bir anlam dünyasını iletmek için sadece iki dengeli hece,

even an entire philosophy.

1:55

hatta bütün bir felsefeyi.

Deyimler

a whole world of meaning: koca bir anlam dünyası

Bu cümlede a whole world of meaning canlı bir benzetmedir. A whole world gerçek bir dünyaya gönderme yapmaz; iki hecenin ne kadar çok anlam taşıyabildiğini abartılı biçimde vurgular. a whole world of + isim kalıbı, özellikle düşünce, duygu veya olasılıkların şaşırtıcı derecede zengin çeşitliliğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

“Her small smile carried a whole world of meaning” cümlesinde vurgulanan düşünce neyi anlatır?

  1. Gülümseme birçok derin duygu veya düşünceyi yansıtıyordu.
  2. Gülümseme yalnızca önemsiz bir ayrıntı ekliyordu.
  3. Gülümseme gezegenin bir resmini gösteriyordu.
Cevabı göster

Gülümseme birçok derin duygu veya düşünceyi yansıtıyordu.

In this case the philosophy of Epicureanism. Kültür

1:57

Bu durumda Epikürcülük felsefesini.

Kültür

the philosophy of Epicureanism: Epikürcülük felsefesi

Epicureanism, Antik Yunan'a ait bir felsefe geleneğinin adıdır. Burada the philosophy of Epicureanism, konuşmacının carpe diem sözünün arkasındaki yaşam görüşüyle ilişkilendirdiği düşünce bütününü belirtir; bu geleneğin eksiksiz bir tanımını vermez. Bu cümleyi anlamak için kültürel göndermeyi tanımak yeterlidir. Epicureanism yalnızca insanın hoşuna giden her şeyi yapması demek değildir; bu gelenek genellikle bilgece ve ölçülü seçimlerin yön verdiği hoş ve huzurlu bir yaşamla ilişkilendirilir.

Alıştırma

Bu cümlede “the philosophy of Epicureanism” ifadesi dikkatli biçimde nasıl anlaşılmalıdır?

  1. Latince ifadelerin nasıl oluşturulduğunu açıklayan bir dil bilgisi kuralıdır.
  2. Kontrolsüz ve sınırsız zevkin başka bir adıdır.
  3. Konuşmacının carpe diem sözünün arkasındaki yaşam görüşüyle ilişkilendirdiği bir felsefe geleneğini adlandırır.
Cevabı göster

Konuşmacının carpe diem sözünün arkasındaki yaşam görüşüyle ilişkilendirdiği bir felsefe geleneğini adlandırır.

There is also the weightiness,

1:59

Ayrıca bir ağırlığı vardır,

especially in the second word.

2:01

özellikle de ikinci kelimenin.

A Latin dies is more significant than a mere English day.

2:03

Latince "dies", İngilizcedeki basit bir "day"den daha anlamlıdır.

And finally, this poet's saying has a marvelous poetic ambiguity and richness,

2:07

Ve son olarak, bu şairin sözü harika bir şiirsel belirsizliğe ve zenginliğe sahiptir,

as the word carpe can mean so many different things from seize to pluck. Dilbilgisi

2:12

zira carpe kelimesi ele geçirmekten koparmaya kadar çok farklı anlamlara gelebilir.

Dilbilgisi

from seize to pluck: bir aralık belirtmek

Burada from seize to pluck, carpe sözcüğünün sahip olabileceği anlam aralığının iki ucunu gösterir. Hareketi veya zamanı anlatmaz; olası anlamların bir fikirden diğerine uzandığını gösterir. A ve B bir ölçeğin ya da aralığın uçlarını belirttiğinde from A to B yapısını kullanın. Bu yapı anlamlar, fiyatlar, beceri düzeyleri, görüşler ve daha fazlası için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi from ... to aralık yapısıyla tamamlayın: The reading list includes everything ____ simple picture books ____ advanced science guides.

Cevabı göster

from · to

Homo sum,

2:18

Homo sum,

humani nil a me alienum puto.

2:19

humani nil a me alienum puto.

This saying from the early Roman comedian Terence is genius for plain eloquence.

2:25

Erken dönem Romalı komedi yazarı Terence'e ait bu söz, yalın bir belagatin dâhiyane örneğidir.

The English version is 50% longer in terms of words and nothing like as memorable, Notlar

2:30

İngilizce versiyonu kelime sayısı bakımından %50 daha uzundur ve hiç de akılda kalıcı değildir,

Kalıp ifadeler

in terms of: karşılaştırma boyutunu belirtmek

Burada in terms of words, İngilizce sürümü ölçmek için kullanılan kesin boyutu belirtir. %50'lik artış sözcük sayısındadır; konuşma süresi, karakter sayısı veya başka bir ölçü olmak zorunda değildir. Bir karşılaştırmanın veya değerlendirmenin boyutunu belirlemek için in terms of + isim ya da isim öbeği kullanın: in terms of cost, speed, safety veya quality.

Alıştırma

Karşılaştırma boyutunu belirtmek için cümleyi in terms of ile tamamlayın: The two backpacks are similar ____ weight, but one is much cheaper.

Cevabı göster

in terms of

Dilbilgisi

nothing like as memorable: güçlü bir olumsuz karşılaştırma

Bu cümlede nothing like as memorable, çok daha az akılda kalıcı anlamına gelir. Eksik bırakılan karşılaştırma öğesi daha önce sözü edilen Latince sürümdür: İngilizce sürüm, akılda kalıcılık bakımından ona yaklaşamaz. nothing like as + sıfat + as ... kalıbı güçlü bir olumsuz karşılaştırma kurar. Karşılaştırılan öğe bağlamdan zaten belliyse sondaki as + karşılaştırma öğesi kullanılmayabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki güçlü Britanya İngilizcesi karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The school play was ____ polished as the professional show.

Cevabı göster

nothing like as

especially when it comes to word order. Kalıp ifadeler

2:36

özellikle iş kelime sırasına geldiğinde.

Kalıp ifadeler

when it comes to: belirli bir konuya odaklanmak

When it comes to, konuşmak istediğiniz belirli konuyu veya yönü tanıtır. Burada yorumun kapsamını sözcük dizimine indirger. Bu sabit bir kalıptır: it belirli bir şeyi göstermez ve comes fiziksel hareket anlamına gelmez. To bir edattır; bu yüzden ardından word order gibi bir isim öbeği veya organizing words gibi -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki konu açma ifadesiyle tamamlayın: ____ planning school trips, Mr. Lee always checks the weather.

Cevabı göster

When it comes to

The ability to manipulate word order

2:38

Kelime sırasını manipüle etme yeteneği,

is a great advantage that Latin gains from its grammatical inflections.

2:40

Latincenin dilbilgisel bükümlerinden kazandığı büyük bir avantajdır.

The way nouns and adjectives incorporate their own cases

2:45

İsimlerin ve sıfatların kendi ismin hallerini barındırması

and verbs include person, mood, and tense within a single word.

2:48

ve fiillerin şahıs, kip ve zamanı tek bir kelimede içermesi şekliyle.

Here, being able to hold back the verb to the end of the sentence Öbek fiiller

2:53

Burada, fiili cümlenin sonuna kadar saklayabilmek

enables Terence to juxtapose the homo sum with the humani nil.

2:56

Terence'in homo sum'u humani nil ile yan yana getirmesine olanak tanır.

Öbek fiiller

hold back: fiili cümlenin sonuna kadar geciktirmek

Burada hold back, fiilin ortaya çıkmasını geciktirmek anlamına gelir. Fiil daha önce kullanılmak yerine bilinçli olarak cümlenin sonuna kadar bekletilir. Back burada fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu ifade, cümlenin bir bölümünü sunmadan önce beklemeyi anlatır; bu da çoğu zaman vurgu yaratır veya önemli ifadeleri birbirine yakın konumlandırır.

Alıştırma

Örnekte hold back the verb ne anlama geliyor?

  1. Fiilin herhangi bir anlam taşımasını engellemek
  2. Fiili cümleden çıkarmak
  3. Fiili cümlenin sonuna kadar sunmayıp geciktirmek
  4. Sayfadaki yazılı fiili fiziksel olarak geriye taşımak
Cevabı göster

Fiili cümlenin sonuna kadar sunmayıp geciktirmek

Parturient montes, nascetur ridiculus mus.

3:02

Parturient montes, nascetur ridiculus mus.

Here,

3:09

Burada,

from Horace's Ars Poetica, Kültür

3:09

Horace'ın Ars Poetica'sından,

his hugely influential treatise on how to write,

3:11

onun nasıl yazılacağına dair son derece etkili incelemesinden alınan bu söz,

is a lovely example of Latin being playful,

3:14

Latincenin şakacı olabilmesinin güzel bir örneğidir,

as it were, using its own weightiness against itself. Ton ve niyet

3:16

adeta kendi ağırlığını kendine karşı kullanarak.

Kültür

Horace's Ars Poetica: yazar, başlık ve açıklayıcı eşleme

Horace's Ars Poetica bir eserin adıdır: Horace yazardır, Ars Poetica ise Latince başlıktır. İyelik biçimi Horace's yazarı eseriyle ilişkilendirir; Ars Poetica'yı bir kişi yapmaz. his hugely influential treatise on how to write sözleri başlığı başka bir ifadeyle adlandırıp açıklar. Virgüllerle ayrılan bu açıklayıcı eşleme, göndermeyi anlamak için gereken en az bağlamı verir ve his hâlâ Horace'a gönderme yapar.

Alıştırma

Horace's Ars Poetica ile his hugely influential treatise on how to write arasında nasıl bir ilişki vardır?

  1. Ars Poetica, Horace için bir inceleme yazan kişidir.
  2. İkinci ifade, Horace'tan sonra tanıtılan yeni bir yazarı anlatır.
  3. Aynı esere gönderme yaparlar; ikinci ifade başlığı açıklar.
  4. Farklı iki yazarın yazdığı iki ayrı eserdir.
Cevabı göster

Aynı esere gönderme yaparlar; ikinci ifade başlığı açıklar.

Ton ve niyet

as it were: mecazi bir anlatımı işaretlemek

“As it were”, “tabiri caizse” ya da “bir bakıma” anlamına gelen, parantez içinde kullanılan bir yumuşatma ifadesidir. Burada “Latin being playful” sözünün gerçek anlamlı bir iddia değil, canlı bir kişileştirme olduğunu gösterir. Bu kalıplaşmış ifadede were, subjunctive kipindedir; geçmiş zamana gönderme yapmaz. Dinleyiciye önceki sözleri yaklaşık veya mecazi bir anlatım olarak anlaması gerektiğini bildirir.

Alıştırma

“The deadline became a wall, as it were, between the two teams.” cümlesinde “as it were” neyi gösterir?

  1. “wall” sözcüğü yaklaşık veya mecazi bir betimlemedir.
  2. Son teslim tarihi eskiden gerçek bir duvardı.
  3. Konuşan kişi duvarın var olup olmadığını soruyor.
Cevabı göster

“wall” sözcüğü yaklaşık veya mecazi bir betimlemedir.

Latin is able to enact the process whereby a huge effort, Dilbilgisi

3:20

Latince, devasa bir çabanın,

the mountains going into labor, Kalıp ifadeler

3:23

dağların doğurmaya başlamasının,

produces a laughably puny result,

3:25

gülünç derecede cılız bir sonuç üretmesi sürecini,

the birth of the minuscule unimpressive rodent.

3:27

o küçücük, gösterişsiz kemirgenin doğumunu canlandırabilir.

Dilbilgisi

the process whereby: bir sürecin nasıl işlediğini açıklamak

“The process whereby + yan cümle” yapısı, bir sürecin işlediği mekanizmayı veya yolu tanıtır. Burada whereby’den sonraki yan cümle, devasa bir çabanın nasıl minicik bir sonuca yol açtığını açıklar. Whereby, “by which” veya “through which” anlamına gelen resmî bir ilgi zarfıdır. Process sözcüğüne geri bağlanır ve bu yapıda yer bildiren bir sözcük değildir.

Alıştırma

Cümleyi “by which” anlamındaki tek sözcüklü resmî ilgi zarfıyla tamamlayın: The company introduced a process ____ customers can correct billing errors.

Cevabı göster

whereby

Kalıp ifadeler

going into labor: doğum sürecinin başlaması

Go into labor, doğum sürecinin başlaması anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada going sürecin başlangıcını belirtirken labor sıradan işi değil, doğumu ifade eder. Özne mountains olduğu için cümle, dağları hamileymiş gibi kişileştirir. Bu devasa “doğum sancısı” yalnızca küçücük bir kemirgen ortaya çıkarır ve çabayla sonuç arasında komik bir karşıtlık yaratır.

Alıştırma

Cümleyi doğum sürecinin başladığını belirten kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: “At midnight, Rosa ____, so her family drove her to the hospital.”

Cevabı göster

went into labor

Capax imperii, nisi imperasset.

3:31

Capax imperii, nisi imperasset.

The master of the witheringly terse putdown in Latin, Kelime

3:37

Latincede yıkıcı derecede kısa ve özlü yergilerin ustası,

or maybe in all languages,

3:40

ya da belki tüm dillerde,

is the Roman historian Tacitus.

3:42

Romalı tarihçi Tacitus'tur.

Kelime

witheringly terse putdown: kısa ama yıkıcı bir küçümseme

Putdown, birini küçümsemek veya utandırmak amacıyla söylenen sözdür. Terse çok kısa anlamına gelir; witheringly ise etkisinin yıkıcı ya da aşağılayıcı olduğunu belirtir. Witheringly terse içinde witheringly zarfı terse sözcüğünü niteler: sözün kısalığı başlı başına yıkıcı gelir. İsim öbeğinin tamamı Tacitus'u çok az kelimeyle insanları incitebilen biri olarak sunar.

Alıştırma

“a witheringly terse putdown” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Birinin gelişmesine yardımcı olmak için yapılan uzun ve dikkatli bir açıklama
  2. Birini utandıran, çok kısa ve aşağılayıcı bir söz
  3. Bir şeyi fiziksel olarak yere koyma eylemi
Cevabı göster

Birini utandıran, çok kısa ve aşağılayıcı bir söz

This marvelous four-worder refers to the Emperor Galba,

3:44

Bu harika dört kelimelik söz, İmparator Galba'ya atıfta bulunur,

but could be seen as an equally fitting epitaph on at least one recent British Prime Minister. Dilbilgisi

3:48

ancak yakın geçmişteki en az bir İngiliz Başbakanı için de eşit derecede uygun bir mezar taşı yazısı olarak görülebilir.

Dilbilgisi

could be seen as: temkinli bir yorum

Bu cümlede could be seen as, “makul biçimde ... olarak yorumlanabilir” anlamındadır. could iddiayı kesinlikten uzaklaştırır; edilgen be seen as ise yorumu kimin yaptığına değil, olası yoruma odaklanır. Konuşmacı mezar yazısının yakın dönemdeki bir Britanya başbakanına da uyduğunu ima eder, ancak bu karşılaştırmayı kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmaz. Burada could geçmişteki bir yeteneği, seen ise gözle görmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir yorumu kesin değil, mümkün olarak en iyi biçimde sunar?

  1. The design is a tribute to the city's history.
  2. The design was seen by thousands of visitors.
  3. The design could be seen as a tribute to the city's history.
Cevabı göster

The design could be seen as a tribute to the city's history.

Here, both succinctness enabled by grammar and the unique Latin weightiness find a perfect expression.

3:53

Burada hem dilbilgisinin sağladığı kısalık hem de o eşsiz Latince ağırlığı mükemmel bir ifade bulur.

Caelum non animum mutant,

4:01

Caelum non animum mutant,

qui trans mare currunt.

4:03

qui trans mare currunt.

Another Horatian gem,

4:08

Horace'a ait bir başka mücevher,

this time from his first book of Epistles,

4:09

bu kez Mektuplar'ının ilk kitabından,

depends once again for its memorable force on the genius of Latin grammar,

4:11

akılda kalıcı gücünü bir kez daha Latince dilbilgisinin dehasına borçludur,

the way the accusative tense is signaled in the final -um of caelum and animum,

4:15

ismin belirtme halinin caelum ve animum'un sonundaki -um ile işaretlenme şekli,

so that the contrast between the climate or color of the sky, Dilbilgisi

4:20

böylece havanın veya gökyüzünün renginin,

caelum, which the traveler can change,

4:23

yolcunun değiştirebileceği caelum ile,

and her state of mind, animum,

4:25

yolcunun o kadar kolay değiştiremeyeceği

which the traveler can't alter so easily,

4:27

ruh hali olan animum arasındaki karşıtlık,

is pointed up with a maximum impact. Öbek fiiller

4:29

maksimum etkiyle vurgulanır.

Dilbilgisi

so that: bir sonucu sunma

Burada so that, daha önce açıklanan sözcük dizilişinin sonucunu sunar: karşıtlık mümkün olan en güçlü biçimde vurgulanır. Bir nedeni veya başlangıç durumunu ardından gelen etkiye bağlar. So that amaç da bildirebilir, ancak bu cümle dizilişin zaten yarattığı bir etkiyi açıklar. Hangi anlamın kastedildiğini yalnızca so that değil, çevresindeki yan cümleler ve bağlam gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede so that hangi ilişkiyi ifade ediyor? The road was flooded, so that the village became impossible to reach.

  1. Bir karşıtlık: sele rağmen köye ulaşılabiliyordu.
  2. Bir sonuç: sel, köye ulaşmayı imkânsız hâle getirdi.
  3. Bir amaç: birisi köyü kapatmak için yolu su altında bıraktı.
Cevabı göster

Bir sonuç: sel, köye ulaşmayı imkânsız hâle getirdi.

Öbek fiiller

“pointed up”: bir karşıtlığı daha belirgin hâle getirmek

Burada is pointed up, “özellikle açık ya da fark edilir hâle getirilir” demektir. Fiziksel olarak yukarıyı göstermeyi anlatmaz; up, bu öbek fiilin bir parçasıdır ve vurgu anlamı katar. Edilgen yapı, bu etkiyi yaratan kişi ya da şeyden çok daha belirgin hâle gelen karşıtlığa odaklanır. Bu öbek fiil; kanıtların, yapının veya sözcüklerin önemli bir özelliği nasıl öne çıkardığını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu nottaki, bir şeyi özellikle belirgin hâle getirmek anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: The unusual silence ____ the tension in the room.

Cevabı göster

pointed up

Latin, more than any other tongue,

4:32

Latince, diğer dillerden çok daha fazla,

is the language in which things are not just said, but stay said. Notlar

4:34

bir şeylerin sadece söylendiği değil, söylendiği gibi kaldığı dildir.

Dilbilgisi

“not just said, but stay said”: daha güçlü bir noktaya ilerlemek

not just A, but B kalıbı önce A’nın doğru olduğunu söyler, ardından daha güçlü ya da önemli bir nokta olarak B’yi ekler. Burada sözler yalnızca söylenmez, aynı zamanda stay said: bir kez ifade edildikten sonra sabit veya kalıcı olarak durur. said sözcüğünün tekrarı iki bölümü birbirine bağlar. But, not just ile eşleşir ve ayrı bir karşıtlık kurmak yerine düşünceyi B’ye doğru güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi “not just ... but ...” kalıbıyla tamamlayın: The new library is ____ a place to borrow books, ____ a community space.

Cevabı göster

not just · but

Anlatım akışı

“Stay said” ifadesinin sözlere kalıcı güç vermesi

“Stay said” ifadesinde stay bağ fiil olarak, said ise bir durum gibi işlev görür: Sözcükler bir kez söylendikten sonra hemen kaybolmak yerine varlığını, hatırlanırlığını veya otoritesini sürdürür. Bu, standart bir kalıp ifade değil, bilinçli bir retorik yaratımdır. “Not just said, but stay said” içindeki said tekrarı, bir kerelik söyleme eylemini kalıcı bir sonuca dönüştürür ve cümleye güçlü bir kapanış verir.

Alıştırma

Bilinçli retorik kalıbı stay + geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: A public promise is not just made; it ____.

Cevabı göster

stays made

The tight grammatical structure of the language

4:38

Dilin sıkı gramer yapısı

helps give Latin sayings a massive architectural grandeur,

4:41

Latince deyişlere devasa bir mimari görkem kazandırmaya yardımcı olur,

the verbal equivalent of a Colosseum, the Pantheon, or the Pont du Gard. Kalıp ifadeler

4:45

Kolezyum'un, Pantheon'un veya Pont du Gard'ın sözlü bir muadili gibi.

Kalıp ifadeler

Sözcüklerden oluşan bir karşılık için “the verbal equivalent of”

“The verbal equivalent of X”, sözcüklerden oluşan bir şeyin X ile benzer bir role, etkiye veya konuma sahip olması demektir. Burada verbal, “sözcüklerden oluşan veya sözcüklerle ifade edilen” anlamındadır; mutlaka “yüksek sesle söylenen” demek değildir. Bu ifade farklı alanlar arasında benzetme kurar. İki şeyin fiziksel olarak birbirine benzediğini iddia etmez; işlevlerini veya yarattıkları hissi karşılaştırır.

Alıştırma

Alanlar arası karşılaştırmayı “sözcüklerden oluşan karşılık” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Her note was ____ a warm hug.

Cevabı göster

the verbal equivalent of

Like those great edifices,

4:49

O büyük yapılar gibi,

they are built to stand the test of time. Deyimler

4:51

onlar da zamana meydan okumak üzere inşa edilmiştir.

Deyimler

stand the test of time: zamanın sınavından geçmek

Stand the test of time, uzun yıllar sonra da değerli, etkili, beğenilen veya geçerli kalmak demektir. Burada özdeyişlerin oluşturulmalarından uzun süre sonra bile değer görmeye devam ettiğini anlatır. Bu bir deyimdir: zaman, kalıcı niteliği ortaya çıkaran bir sınav gibi düşünülür. Ayağa kalkmak veya bir sınava girmek anlamına gelmez. Fiil normal şekilde değişir; stand the test of time, stands the test of time, stood the test of time ve has stood the test of time biçimleri kullanılabilir.

Alıştırma

Hedef deyimi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: This classic novel is still loved after seventy years. It has ____.

Cevabı göster

stood the test of time

We publish new thought-provoking films every week.

4:55

Her hafta düşünmeye sevk eden yeni videolar yayınlıyoruz.

Be sure to subscribe to our channel

4:59

Kanalımıza abone olduğunuzdan emin olun

and take a look at more of what we have to offer

5:01

ve sunduğumuz diğer içeriklere de göz atın

at the link on your screen now.

5:04

hemen şimdi ekranınızdaki bağlantıya tıklayarak.