Gizli bir ikiziniz olabilir (ama düşündüğünüz gibi değil) - Kayla Mandel Sheets: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Karen Keegan’ın genetik testleri, bazı dokularının hiç doğmamış çift yumurta ikizi kız kardeşine ait genomu taşıdığını ortaya çıkardı; bu duruma kimerizm denir. Video, hücrelerin embriyolar arasında veya plasenta yoluyla nasıl geçebildiğini, vücutta kalabildiğini ve biyolojik ebeveynlik ile genetik kimliğe dair yerleşik varsayımları nasıl sorgulattığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. While searching for a kidney donor, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: While ile -ing biçiminin, sürmekte olan bir eylemi ana olayın arka planı olarak nasıl sunduğunu öğrenin. Bu kısa giriş sayesinde devam eden bir arama, araştırma ya da görevi beklenmedik bir keşfe doğal biçimde bağlayabilir, arka plan için ayrı bir cümle kurmak zorunda kalmazsınız. 2. initially go undetected — Phrasal Verbs: go fiilinden sonra gelen sıfatın bir duruma geçmeyi veya o durumda kalmayı anlatabildiğini kavrayın. Burada fetal hücrelerin başlangıçta fark edilmemesi kastedilir; aynı kalıp, resmî açıklamalarda go unnoticed, go unanswered ve go unrecognized gibi ifadeleri anlamanıza ve kullanmanıza da yardımcı olur. 3. which is how two of her children ended up with the genes of a woman who had never been born. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: which is how yapısının daha önce açıklanan biyolojik mekanizmayı şaşırtıcı sonucuna doğrudan bağladığını, ended up with ifadesinin ise nihai sonucu belirttiğini görün. Bu yapıyı bilimsel açıklamalarda veya anlatılarda dinleyiciyi nedenler zincirinden açık bir sonuca götürmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
While searching for a kidney donor, a Boston woman named Karen Keegan stumbled upon a mystery. Notlar
0:07Böbrek donörü ararken, Karen Keegan adında Bostonlı bir kadın bir gizemle karşılaştı.
While searching for a kidney donor: While + -ing ile arka planı verme
While searching for a kidney donor, ifadesinde while, ana olay sırasında zaten devam etmekte olan bir eylemi tanıtır. Tam biçim While she was searching for a kidney donor. şeklindedir. Arama yapan kişi, ana cümlenin öznesi olan a Boston woman named Karen Keegan ile aynıdır; bu nedenle özne ve was çıkarılabilir. while + -ing kalıbı önce devam eden durumu sunar, ardından ana cümle temel olayı verir. Buradaki while, “o sırada” anlamındadır; karşıtlık bildiren “oysa” anlamında değildir.
Alıştırma
wait for the bus ipucunu kullanarak cümleyi while + -ing yapısıyla tamamlayın: While ____, Nina checked her messages.
Cevabı göster
waiting for the bus
kidney donor: böbreği sağlayan kişi
Kidney donor, başka birine nakledilmek üzere böbrek sağlayan kişidir. Bu cümlede Karen, bu rolü üstlenebilecek birini arıyor. Bu birleşik isim, bağışlanan şey + donor kalıbını izler: kidney neyin bağışlandığını, donor ise onu veren kişiyi belirtir. Aynı kalıp blood donor ve organ donor ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: 'The transplant team thanked the kidney donor.' Kidney donor kimdir?
- Nakledilen böbreği alan kişi
- Nakil için böbrek sağlayan kişi
- Nakil ameliyatını yapan doktor
Cevabı göster
Nakil için böbrek sağlayan kişi
stumbled upon a mystery: tesadüfen bir gizemle karşılaşmak
Stumble upon, “bir şeyi tesadüfen bulmak veya bir şeyle karşılaşmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada stumbled upon a mystery, Karen’ın başka bir şey yaparken beklenmedik biçimde kafa karıştırıcı bir durum keşfettiğini anlatır. Bu kullanım fiziksel olarak tökezlemek anlamına gelmez. Upon, stumble upon kalıbının bir parçasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede “stumbled upon a mystery” ne anlama geliyor?
- Beklenmedik biçimde kafa karıştırıcı bir şey keşfetti.
- Yürürken gerçekten tökezledi.
- Bir gizemi bilinçli olarak çözdü.
Cevabı göster
Beklenmedik biçimde kafa karıştırıcı bir şey keşfetti.
When her three adult sons underwent genetic testing to determine whether they were a match for kidney donation, Notlar
0:13Üç yetişkin oğlu, böbrek bağışı için uygun olup olmadıklarını belirlemek üzere genetik teste girdiğinde,
underwent genetic testing: resmî bir genetik testten geçmek
Underwent, undergo fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Underwent genetic testing, “genetik testten geçti veya genetik test uygulandı” anlamına gelir. Oğullar testi uygulayan değil, teste giren kişilerdir. Undergo; testing, treatment, surgery veya an examination gibi resmî işlem ve tıbbi prosedür adlarıyla sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî tıbbi ifadeyle tamamlayın: The patient ____ before treatment began.
Cevabı göster
underwent genetic testing
to determine whether...: bir amacı ve henüz yanıtlanmamış bir soruyu belirtmek
to determine... mastar yapısı, genetik testin amacını belirtir: test, bir şeyi belirlemek için yapılmıştır. Başka durumlarda da kullanılabilen do something to determine whether... kalıbında whether, eylemin yanıtlamayı amaçladığı evet-hayır sorusunu başlatır. Burada whether they were a match..., uyumluluğun o anda henüz bilinmediğini gösterir. Uyumlu olduklarının önceden doğrulandığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi to determine whether amaç yapısıyla tamamlayın: The lab tested the water ____ it was safe to drink.
Cevabı göster
to determine whether
be a match for kidney donation: tıbbi uyumluluk
Bu tıbbi bağlamda be a match for kidney donation, böbrek bağışçısı olarak değerlendirilebilmek için gereken biyolojik uyumluluğa sahip olmak demektir. Match burada bir yarışmayı veya sıradan bir eşleştirmeyi değil, tıbbi uyumluluğu ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi be a match for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Doctors checked whether Luis was ____ his sister as a kidney donor.
Cevabı göster
a match for
the test showed that two of them weren't actually her sons. Ton ve niyet
0:19test, iki oğlunun aslında onun çocukları olmadığını gösterdi.
weren't actually her sons: düzeltme bildiren actually
Burada actually bir düzeltme bildirir: Test sonucu, insanların daha önce inandığı şeyle çelişir. weren't actually her sons ifadesi, teste göre beklenen biyolojik ilişkinin gerçek olmadığı anlamına gelir. Cümle, test bağlamındaki biyolojik ebeveynlikten söz eder. Tek başına, kadının onları büyütüp büyütmediğini veya aileden sayıp saymadığını belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede actually neyi bildiriyor?
- Test sonucunun yalnızca bir tahmin olduğunu gösterir.
- Biyolojik ilişki hakkındaki önceki bir inanışı düzeltir.
- Kadının bu iki çocuğu hiç büyütmediğini söyler.
Cevabı göster
Biyolojik ilişki hakkındaki önceki bir inanışı düzeltir.
She had conceived and given birth to them. Kalıp ifadeler
0:27Onlara o hamile kalmış ve onları o doğurmuştu.
had conceived and given birth to: eş görevli iki geçmiş zaman ortacı
Bu aile bağlamında conceive, bir çocuğa hamile kalmak; give birth to ise bir çocuğu dünyaya getirmek anlamına gelir. İfade iki aşamayı birleştirir: döllenme veya hamilelik ve doğum. Had iki geçmiş zaman ortacına da uygulanır: had conceived ve had given birth. given birth to them yapısında to, give birth to ifadesinin parçasıdır ve çocuktan önce gereklidir. Past perfect, iki olayı daha sonraki geçmiş bir olaydan veya keşiften önceye yerleştirir.
Alıştırma
Bu derste geçen ve hamile kalıp doğurmak anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: By the time the interview took place, she had ____ one child.
Cevabı göster
conceived and given birth to
Figuring there must have been an error, Dilbilgisi
0:29Ortada bir yanlışlık olması gerektiğini düşünen
only to uncover something even more confusing. Dilbilgisi
0:33ancak daha da kafa karıştırıcı bir şey ortaya çıkardılar.
Figuring there must have been an error: nedeni bir -ing yapısıyla belirtmek
Cümlenin başındaki Figuring there must have been an error, doktorların neden daha fazla test yaptığını açıklayan bir şimdiki zaman ortacı yan cümleciğidir. Because her doctors figured there must have been an error biçiminde genişletilebilir. Burada figure, “hesaplamak” değil, “düşünmek” veya “bir yargıya varmak” anlamındadır. Must have been geçmişteki bir durum hakkında güçlü bir çıkarım belirtir. Figuring ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan her doctors ifadesidir.
Alıştırma
Araştırmacıların nedenini belirtmek için cümle başında -ing yan cümleciğini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Believing the first result was wrong, the test was repeated the next day.
- Believing the first result was wrong, the researchers repeated the test.
- Because the first result seemed wrong, the researchers repeated the test.
Cevabı göster
Believing the first result was wrong, the researchers repeated the test.
only to uncover...: beklenmedik bir sonuç
Bir eylemden sonra kullanılan only to + fiilin yalın hâli, sonunda gerçekleşen sonucu belirtir. Bu sonuç genellikle beklenmedik, hayal kırıklığı yaratan ya da önceki amaca aykırıdır. Burada ek testlerin olası bir hatayı açıklığa kavuşturması beklenirken daha da kafa karıştırıcı bir şey ortaya çıkmıştır. Bu kalıpta only, “yalnızca şu amaçla” anlamına gelmez. İfade, sonuca geriye dönüp bakar ve anlatıda “ama sonra...” biçiminde bir dönüş yaratır.
Alıştırma
Beklenmedik bir sonuç göstermek için cümleyi only to + find ile tamamlayın: Mia opened the box, ____ it was empty.
Cevabı göster
only to find
It turned out that Keegan had a second genome in some tissues and organs. Notlar
0:41Meğer Keegan'ın bazı doku ve organlarında ikinci bir genomu varmış.
It turned out that...: sonradan öğrenilen bir gerçeği açıklama
It turned out that... bir gerçeğin araştırma, kontrol veya daha sonraki olaylar sonucunda öğrenildiğini gösterir. Bu cümlede açıklamanın artık ortaya konduğunu haber verir; yeni bilgi ise that yan cümlesinde bulunur. it belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir; Keegan'a veya genoma gönderme yapmaz. Geçmiş zaman biçimi turned, keşiften sonra anlatılan bir hikâyeye uygundur.
Alıştırma
turn out kullanarak geçmiş zamandaki It ... that yapısını tamamlayın: ____ the dog had opened the gate.
Cevabı göster
It turned out that
a second genome: aynı bedende farklı bir DNA seti
Genom, bir canlıdaki genetik bilginin tamamıdır. Burada a second genome, Keegan'ın bazı doku ve organlarında, vücudunun diğer bölgelerindeki hücrelerden genetik olarak farklı bir DNA seti taşıyan hücreler bulunduğu anlamına gelir. Second burada aynı kişide bulunan ek bir set demektir. İkinci bir organ veya ikinci bir test anlamına gelmez; bu ifade, farklı dokulardan alınan DNA örneklerinin neden çelişkili sonuçlar verebildiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda a second genome ne anlama gelir?
- kişinin bazı hücrelerinde bulunan, genetik olarak farklı başka bir DNA seti
- aynı genetik testin tekrarı
- DNA depolayan ikinci bir organ
Cevabı göster
kişinin bazı hücrelerinde bulunan, genetik olarak farklı başka bir DNA seti
some of her cells had a completely different set of genes from the others.
0:46bazı hücreleri, diğerlerinden tamamen farklı bir gen setine sahipti.
In other words ile bir düşünceyi yeniden ifade etme
In other words, dinleyiciye sonraki ifadenin önceki düşünceyi farklı, genellikle daha açık ya da daha basit bir biçimde yeniden anlattığını gösterir. Burada bir hücre grubunun diğer hücrelerden nasıl farklı olduğunu doğrudan açıklayan bölümü tanıtır. Sonraki yan tümcenin yeni bir konu olmadığını göstererek bilgiyi düzenler. Yeniden ifade, pratik bir sonucu açıklayabilse de aynı temel anlamı korumalıdır.
Alıştırma
Hangi seçenek In other words ifadesini aynı düşünceyi yeniden anlatmak için kullanıyor?
- The road is blocked. In other words, it is open to all traffic.
- The road is blocked. In other words, my cousin lives nearby.
- The road is blocked. In other words, we cannot use this route today.
Cevabı göster
The road is blocked. In other words, we cannot use this route today.
This second set of genes belonged to her twin sister, Dilbilgisi
0:51Bu ikinci gen seti ikiz kız kardeşine aitti,
belonged to her twin sister ile kaynak veya aidiyet belirtme
Bu cümlede belonged to, ikinci gen grubunu biyolojik kaynakları veya ilişkilendirildikleri kişi olarak ikiz kız kardeşe bağlar. Kız kardeşin bu genlere bir eşya gibi bilinçli biçimde sahip olduğu anlamına gelmez. Yapı belong to + kişi, grup veya kategori şeklindedir. Belong bu kullanımda geçişsizdir, bu yüzden to gereklidir; belonged ilişkiyi geçmişte gösterir.
Alıştırma
Cümleyi belong to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The DNA sample ____ another person.
Cevabı göster
belonged to
who had never been born: Bir kişi hakkında ek bilgi verme
who had never been born, her twin sister hakkında ek bilgi veren, ayırt edici olmayan bir ilgi cümleciğidir. Virgül, hangi kız kardeş olduğunun zaten belli olduğunu gösterir; bu cümlecik birkaç kardeş arasından birini seçmez. who kız kardeşi gösterir; had never been born ise past perfect kullanarak bu durumu söz edilen geçmiş zamandan önceye yerleştirir. Genel olarak isim + , who ... yapısı, kim olduğu belli bir kişi hakkında ek arka plan bilgisi verir.
Alıştırma
Bir kişi hakkında ek bilgi vermek için ayırt edici olmayan who cümleciğini doğru kullanan cümleyi seçin.
- Ms. Rivera, who had led the club for years, welcomed the new members.
- Ms. Rivera, which had led the club for years, welcomed the new members.
- Ms. Rivera who had led the club for years who welcomed the new members.
Cevabı göster
Ms. Rivera, who had led the club for years, welcomed the new members.
condition, where ...: Soyut bir durumu açıklama
Bu cümlede where fiziksel bir yeri göstermez. Soyut bir isim olan condition sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklayan cümleciği başlatır: Bu durumda bir bireyin vücut dokularında iki genom bulunur. Virgüller arasındaki cümlecik, This condition is called chimerism ana yapısının içine eklenmiştir. Benzer açıklayıcı metinlerde where, situation, case veya condition gibi bir durumu ya da ortamı anlatan isimlerden sonra gelebilir ve in which anlamına gelir.
Alıştırma
Soyut bir durumu açıklamak için where sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- We reached a stage where careful testing was essential.
- We reached where a stage careful testing was essential.
- We reached a stage where was careful testing essential.
Cevabı göster
We reached a stage where careful testing was essential.
is called chimerism: teknik bir terimi tanıtma
Edilgen adlandırma kalıbı X is called Y, bir şeyi veya olguyu (X) onun adı ya da teknik terimiyle (Y) ilişkilendirir. Burada This condition X, chimerism ise Y'dir; dolayısıyla cümle bu durumun bilimsel adını tanıtır. Bu kalıp önce açıklamayı, ardından terimi verir. Bu nedenle yeni bir kavramı açıklarken özellikle yararlıdır.
Alıştırma
photosynthesis terimini ve X is called Y adlandırma kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The process by which plants use light to make food ____.
Cevabı göster
is called photosynthesis
where Chimera is an amalgam of three different animals. Kelime
1:06Kimera, üç farklı hayvanın birleşiminden oluşan bir yaratıktır.
comes from Greek mythology: bir adın kökenini açıklama
Burada comes from, “kökeni ... olmak” veya “kaynağı ... olmak” anlamına gelir. Özne The name olduğu için ifade, adın hangi kaynaktan alındığını açıklar; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Yunan mitolojisindeki Chimera, üç farklı hayvanın parçalarını bir araya getiren bir varlıktır. Bu karma yaratıkla ilgili temel bilgi, adının daha sonra aynı bireyde genetik olarak farklı hücre topluluklarının bulunduğu chimerism veya kimerizm durumuyla neden ilişkilendirildiğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede The name comes from Greek mythology ne anlama gelir?
- Adın Yunanistan'dan dışarı hareket ettiğini anlatır.
- Adın kültürel kaynağını açıklar.
- Durumun yalnızca Yunanistan'da görüldüğünü söyler.
Cevabı göster
Adın kültürel kaynağını açıklar.
an amalgam of three different animals: farklı parçalardan oluşan tek bir bütün
An amalgam, farklı unsurların birleşmesiyle oluşan tek bir bütündür. Burada an amalgam of three different animals, Kimera’nın üç hayvanın da parçalarını veya özelliklerini taşıdığını anlatır; üç hayvanın yalnızca yan yana bulunduğunu anlatmaz. Başka durumlara uygulanabilen kalıp an amalgam of + bileşenler şeklindedir. Bu ifade çoğu zaman farklı kaynakların birleşen bütünün içinde hâlâ ayırt edilebildiğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi ‘farklı unsurlardan oluşan bir bütün’ anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The festival is ____ music, food, and traditions from many cultures.
Cevabı göster
an amalgam of
but most are believed to have no visible signs of the condition. Anlatım akışı
1:15ancak çoğunun bu duruma dair görünür hiçbir belirti taşımadığına inanılır.
two-toned skin ... different colored eyes: iki tür renk farkı
Two-toned, ‘iki ayrı ton veya renk tonu gösteren’ anlamında bir birleşik sıfattır. Bir isimden önce geldiğinde two-toned skin örneğindeki gibi kısa çizgiyle yazılır. Saçı, kumaşı, kürkü veya bir tasarımı da tanımlayabilir. Bu bağlamda different colored eyes, iki gözün birbirinden farklı renklere sahip olduğu anlamına gelir. Daha açık olan eyes of different colors ifadesi bu ilişkiyi doğrudan gösterir. Her iki ifade de görünür renk özelliklerini tarafsız biçimde tanımlar; bu durumdaki herkesin bu özelliklere sahip olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle kürkün iki tonlu olduğunu ve iki gözün renklerinin uyuşmadığını açıkça söyler?
- The cat's fur and eyes are all the same color.
- The cat has dark fur and two-toned eyes.
- The cat has two-toned fur and eyes of different colors.
Cevabı göster
The cat has two-toned fur and eyes of different colors.
but most are believed to have no visible signs: çoğunluğun durumuna geçiş
But sözcüğü, okuyucuyu olası görünür özelliklerden daha yaygın olan duruma yönlendirir. Önceki örnekler nelerin olabileceğini gösterir; but sonrasındaki bölüm ise bu olasılıkların tipikmiş gibi anlaşılmasını önler. Most, kimerizmi olan bireylerin çoğu anlamına gelir. Are believed to have, her bireyin durumunun doğrudan doğrulandığını iddia etmek yerine genel bir görüşü temkinli biçimde aktarır.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm, bilgilerin akışında nasıl bir değişiklik yapıyor?
- Çoğu kişide görülen ikinci bir görünür belirti listesi sunar.
- Kimerizmi olan herkesin daha önce listelenen görünür özelliklerden birine sahip olduğunu söyler.
- Görünür özelliklerin yaygın olduğu yönündeki olası izlenimi düzelterek çoğu kişide görünür belirti olmadığını söyler.
Cevabı göster
Görünür özelliklerin yaygın olduğu yönündeki olası izlenimi düzelterek çoğu kişide görünür belirti olmadığını söyler.
a twin in utero: resmî tıp ifadesi in utero
In utero, Latince kökenli bir tıp ifadesidir ve “rahmin içinde” ya da “doğumdan önce gelişim sürerken” anlamına gelir. a twin in utero ifadesinde twin sözcüğünden sonra gelir ve söz konusu ikizin gebelik sırasında rahimde bulunduğunu belirtir. Burada ifade, bu ikizin kimerizme yol açabilecek hücreleri ne zaman ve nerede aktarmış olabileceğini gösterir. “İkizlerin arasında” anlamına gelmez ve doğumdan sonra olan bir şeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “rahmin içinde” anlamındaki resmî tıp ifadesiyle tamamlayın: Medical researchers found that the condition began ____, before the baby was born.
Cevabı göster
in utero
or happen between a fetus and a pregnant woman.
1:24veya bir fetüs ile hamile bir kadın arasında gerçekleşebilir.
can come from..., from..., or happen between...: birden fazla kaynağı düzenleme
Cümle, kimerizmin ortaya çıkabileceği üç olası yolu tek bir listede düzenler. Can tüm sıralamaya uygulanır: can come from A, from B, or happen between C and D. İkinci öğede, zaten anlaşıldığı için tekrarlanan come fiili kullanılmaz. Son öğede happen between kullanılır; çünkü burada from sonrasında belirtilen tek bir kaynak değil, iki tarafı içeren bir süreç anlatılır. Or son olasılığı gösterir.
Alıştırma
Listeyi tekrarlanan edat ve son olasılığı sunan bağlaçla tamamlayın: The problem can come from a loose cable, ____ a software error, ____ happen when the battery gets too hot.
Cevabı göster
from · or
a mother and fetus swap cells in the flow of nutrients across the placenta. Kalıp ifadeler
1:32anne ve fetüs, plasentadaki besin akışı sırasında hücre değişimi yapar.
swap cells ... across the placenta: eylem, süreç ve yol
Swap cells temel eylemdir: hücreler anne ile fetüs arasında iki yönde geçer. Swap bu alışverişi basitçe anlatır; taraflardan birinin bilinçli olarak hücre ticareti yapmayı seçtiğini düşündürmez. In the flow of nutrients hücre alışverişini besinlerin hareketi içine yerleştirir, across the placenta ise bu akışın geçtiği arayüzün plasenta olduğunu belirtir. Cümle önce eylemi, ardından ilgili süreci ve yolu vererek bilimsel bir açıklama kurar.
Alıştırma
Hangi açıklama vurgulanan ifadedeki süreci en doğru biçimde anlatır?
- Besinler hem annenin hem de fetüsün bütün hücrelerinin yerini alır.
- Plasenta bütün fetüs hücrelerini depolar ve besinlerin hareketini durdurur.
- Besinler plasentadan geçerken hücreler anne ile fetüs arasında hareket eder.
Cevabı göster
Besinler plasentadan geçerken hücreler anne ile fetüs arasında hareket eder.
undifferentiated cells that are able to develop into any specialized cell. Kelime
1:40fetal kök hücreleri devralabilir.
inherit fetal stem cells: mal değil, biyolojik materyal edinmek
Burada inherit fetal stem cells, fetüsten gelen bazı kök hücrelerin annenin vücuduna geçip orada kalabilmesi anlamına gelir. Inherit, başka bir canlıdan biyolojik materyal almayı anlatır; para ya da mal edinmeyle ilgili değildir. Inherit fiilinin nesnesi, anlamı yorumlamaya yardımcı olur. Genler veya özelliklerle kullanıldığında genellikle biyolojik aktarımı anlatır. Bu cümledeki gibi gerçek hücrelerle kullanılması ise uzmanlık gerektiren biyomedikal bir genişletmedir; bu nedenle bilimsel bağlam önemlidir.
Alıştırma
Bu cümlede inherit fetal stem cells ne anlama gelir?
- Fetüs yasal olarak anneye mal bırakır.
- Annenin tüm hücreleri fetal hücrelere dönüşür.
- Anne, fetüsten gelen bazı kök hücreleri alabilir.
Cevabı göster
Anne, fetüsten gelen bazı kök hücreleri alabilir.
undifferentiated cells that...: fetal kök hücreleri cümle içinde tanımlama
Virgülden sonra gelen undifferentiated cells, fetal stem cells ifadesini başka sözlerle yeniden adlandırır ve bunların ne tür hücreler olduğunu belirtir: Henüz belirli bir yapı veya görev geliştirmemiş hücrelerdir. That are able to develop into any specialized cell ilgi cümleciği ise temel yeteneklerini ekler. Bu, tanımı cümle içinde veren bir kalıptır: terim, kategori + ilgi cümleciği. İfade, fetal stem cells ile aynı hücrelere gönderme yapar; ikinci bir hücre grubunu anlatmaz. Bilimsel metinlerde virgülden sonraki bir isim öbeği terimi hemen açıklayabilir, bu nedenle tanımı önceki terimle ilişkilendirin.
Alıştırma
Vurgulanan ifade cümlede hangi görevi görür?
- Fetal stem cells ile ilgisi olmayan başka bir hücre grubunu tanıtır.
- Özelleşmiş hücrelerin yeniden kök hücrelere dönüşebildiğini söyler.
- Fetal stem cells ifadesini kategori ve yeteneklerini belirterek tanımlar.
Cevabı göster
Fetal stem cells ifadesini kategori ve yeteneklerini belirterek tanımlar.
The fetal cells initially go undetected because the mother's immune system is suppressed during pregnancy. Notlar
1:45Fetal hücreler başlangıçta fark edilmez çünkü annenin bağışıklık sistemi hamilelik sırasında baskılanır.
initially go undetected: başlangıçta tespit edilmemek
Go undetected, bir şeyin var olduğu veya gerçekleştiği hâlde tespit edilmemesi demektir. Bu kalıpta go, özneyi undetected sıfatına bağlar; fiziksel hareket bildirmez. Initially, bu durumu başlangıç aşamasıyla sınırlar. Bu nedenle initially go undetected, “başlangıçta tespit edilmemek” demektir ve daha sonra tespit edilme olasılığını açık bırakır.
Alıştırma
Cümleyi “başlangıçta tespit edilmedi” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The small crack ____ because it was hidden under the paint.
Cevabı göster
initially went undetected
because ... is suppressed during ...: bir nedeni zaman dilimine bağlamak
Because, fetal hücrelerin neden tespit edilmediğini açıklayan nedeni sunar. Edilgen yapı the mother's immune system is suppressed, baskılanmaya kimin veya neyin yol açtığına değil, bağışıklık sisteminin azalmış etkinliğine odaklanır. During, bu durumun geçerli olduğu zaman dilimini sunar: during pregnancy. Yeniden kullanılabilecek kalıp sonuç + because + neden + during + zaman dilimi şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle nedeni vermek için because, zaman dilimini belirtmek için de during sözcüğünü doğru kullanıyor?
- The seedlings survived because the temperature was controlled during the cold spell.
- Because the seedlings survived, so the temperature was controlled during the cold spell.
- The seedlings survived during because the temperature controlled the cold spell.
Cevabı göster
The seedlings survived because the temperature was controlled during the cold spell.
cells with the fetus's DNA persist in the mother's body for years or even decades without being destroyed by her immune system. Notlar
1:52fetüsün DNA'sını taşıyan hücreler, annenin bağışıklık sistemi tarafından yok edilmeden yıllarca ve hatta on yıllarca annenin vücudunda kalır.
without being destroyed: without sonrasında edilgen -ing biçimi
Ana cümle, hücrelerin varlığını sürdürdüğünü söyler. without being destroyed ifadesi, bu sırada gerçekleşmeyen şeyi belirtir: hücreler yok edilmez. İngilizcede without sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır. Hücreler eyleme maruz kaldığı için being + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen biçim kullanılır: being destroyed. by ile başlayan bölüm, olası eylemi yapanı, yani her immune system ifadesini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, without sözcüğünden sonra damage fiilinin edilgen -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The samples remained usable for years without ____ by moisture.
Cevabı göster
being damaged
persist ... for years or even decades: uzun süre varlığını sürdürmek
Persist, var olmaya veya gerçekleşmeye devam etmek demektir ve çoğu zaman beklenenden daha uzun bir süreyi anlatır. Burada hücrelerin kaybolmak yerine annenin vücudunda çok uzun süre kaldığını belirtir. in the mother's body ifadesi yeri, for years or even decades ise süreyi belirtir. Even, süreyi yukarı doğru artıran bir ölçek kurar: years zaten uzundur, decades ise daha şaşırtıcı olasılıktır.
Alıştırma
Zaman içinde varlığını sürdüren bir şeyi anlatmak için persist sözcüğünü doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The guests persisted at our house overnight.
- Please persist here while I get the keys.
- The symptoms persisted for several weeks.
Cevabı göster
The symptoms persisted for several weeks.
was failing ... started to regenerate: organın işlev kaybından doku yenilenmesine
Tıp İngilizcesinde an organ is failing, bir organın normal çalışma yeteneğini giderek kaybettiği anlamına gelir. Buradaki was failing, başarısız bir girişimi değil, devam eden ciddi bir işlev kaybını anlatır. But durumun tersine döndüğünü gösterir. Started to regenerate, karaciğerin hasarlı dokuyu yenilemeye veya yeniden büyütmeye başladığı anlamına gelir; suddenly ise bu değişimin beklenmedik olduğunu belirtir. be failing, but start to regenerate kalıbı, kötüleşmeden biyolojik onarıma geçişi takip etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
'was failing, but suddenly started to regenerate' nasıl bir değişimi anlatıyor?
- Karaciğer işlevini kaybediyordu, ardından beklenmedik şekilde hasarlı dokuyu yenilemeye başladı.
- Karaciğer, işlevini kaybetmeye başlamadan önce tamamen yenilenmişti.
- Karaciğer sağlıklıydı ve doktorlar onu uyarmadan çıkardı.
Cevabı göster
Karaciğer işlevini kaybediyordu, ardından beklenmedik şekilde hasarlı dokuyu yenilemeye başladı.
Her doctors biopsied her liver and found DNA in the regenerated tissue from a pregnancy almost 20 years earlier. Kelime
2:05Doktorlar karaciğerinden biyopsi yaptı ve yenilenen dokuda neredeyse 20 yıl önceki bir hamileliğe ait DNA buldular.
doctors biopsied her liver: biopsy fiil olarak
Biopsy isim veya fiil olabilir. Burada biopsied geçmiş zamanlı bir fiildir: doktorlar incelemek için karaciğerden küçük bir doku örneği aldı. Bu, examined her liver ifadesinden daha özeldir. To biopsy an organ or tissue, tanısal inceleme amacıyla organdan ya da dokudan hücre veya doku almak demektir; yalnızca organa bakmak ya da herhangi bir test yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi biopsy fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The doctors ____ the suspicious tissue.
Cevabı göster
biopsied
The fetal stem cells had lodged in her liver and specialized as liver cells. Kalıp ifadeler
2:13Fetal kök hücreler karaciğerine yerleşmiş ve karaciğer hücreleri olarak özelleşmişti.
had lodged in ... and specialized as ...: bağlantılı iki hücresel süreç
Bu cümlede had lodged in her liver, fetal kök hücrelerin onun karaciğerine yerleştiği veya orada tutunup kaldığı anlamına gelir. Lodge in burada “otelde kalmak” anlamında değildir; bir şeyin bir yere yerleşip orada sabitlenmesini anlatır. Ortak yardımcı fiil had hem lodged hem de specialized için geçerlidir. Eşgüdümlü iki ortaç, anlatıdaki daha sonraki bir referans noktasından önce tamamlanmış bağlantılı iki aşamayı sunar: hücreler karaciğere yerleşmiş, ardından karaciğer hücrelerinin özelliklerini ve işlevini geliştirmiştir. Burada specialized as mesleki uzmanlığı değil, biyolojik gelişimi anlatır.
Alıştırma
Burada “had lodged in her liver and specialized as liver cells” ne anlama geliyor?
- Hücreler kök hücrelere dönüşmeden önce karaciğerden ayrılmıştı.
- Hücreler karaciğere yerleşmiş ve karaciğer hücrelerinin özellikleriyle işlevini geliştirmişti.
- Hücreler bir otelde kalmış ve karaciğer hastalığını incelemeye başlamıştı.
Cevabı göster
Hücreler karaciğere yerleşmiş ve karaciğer hücrelerinin özellikleriyle işlevini geliştirmişti.
meanwhile: paralel bir vakaya geçiş
Burada meanwhile, iki olayın tam olarak aynı anda gerçekleştiğini iddia etmek yerine anlatıyı düzenler. Odağı önceki vakadan Karen Keegan’ın bağlantılı ve paralel vakasına kaydırırken iki vakayı da aynı tartışma içinde tutar. Özneden sonra gelen ve virgüllerle ayrılan meanwhile, ara söz olarak kullanılan bir bağlayıcı zarftır. Temel cümlecik Karen Keegan acquired her second genome before she was born şeklindedir; meanwhile, bu cümleciğin önceki anlatıyla nasıl bağlantılı olduğunu okuyucuya gösterir.
Alıştırma
Örnekteki “meanwhile” ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Karen’ın tam olarak aynı anda iki şey yaptığını söyler.
- Odağı paralel bir vakaya kaydırırken bu vakayı önceki tartışmayla bağlantılı tutar.
- Önceki vakanın yanlış olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Odağı paralel bir vakaya kaydırırken bu vakayı önceki tartışmayla bağlantılı tutar.
Very early in her own mother's pregnancy with her, Kalıp ifadeler
2:24Annesinin ona hamileliğinin çok erken dönemlerinde,
Very early in her own mother's pregnancy with her: annesinin ona hamileliğinin çok erken döneminde
Very early in, bir olayı bir süreç ya da dönemin başlangıcına çok yakın bir zamana yerleştirir. Buradaki dönem hamileliktir; dolayısıyla girişteki ifade, ardından anlatılan olayın zamanını kesin olarak belirtir. Her own mother's pregnancy with her, Keegan'ın annesinin Keegan'a hamile olduğu gebelik anlamına gelir. Own, kimin annesinden söz edildiğini vurgular; with her ise gebelikte taşınan bebeğin Keegan olduğunu belirtir. Anne ile doğmuş ve ayrı bir kişi olan Keegan'ın birlikte bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Olayın, Maya'nın annesinin Maya'ya hamile olduğu dönemin başlarında gerçekleştiğini anlatan cümle hangisidir?
- Very early in her own pregnancy, Maya was exposed to the medication.
- Very early in her mother's pregnancy with her, Maya was exposed to the medication.
- Very early after Maya was born, her mother was exposed to the medication.
Cevabı göster
Very early in her mother's pregnancy with her, Maya was exposed to the medication.
Keegan's embryo absorbed some fetal stem cells from her twin's embryo,
2:29Keegan'ın embriyosu, tam olarak gelişemeyen ikizinin embriyosundan
which did not develop to term: miada kadar gelişmeyen
Develop to term, bir embriyo ya da fetüsün gebelik miada ulaşıncaya kadar gelişmeye devam etmesi demektir. Bu nedenle did not develop to term, gelişimin o aşamaya kadar sürmediğini söyler; ifade tek başına bunun nedenini açıklamaz. Burada which, en yakındaki isim öbeği olan her twin's embryo ifadesine gönderme yapar. Miada kadar gelişmediği belirtilen embriyo Keegan'ınki değil, ikizin embriyosudur.
Alıştırma
Gebelik miada ulaşıncaya kadar gelişmeye devam etmek anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tıbbi cümleyi tamamlayın: The embryo did not ____.
Cevabı göster
develop to term
By the time Keegan's fetus developed an immune system, Dilbilgisi
2:35Keegan'ın fetüsü bir bağışıklık sistemi geliştirdiğinde,
and the immune system recognized both genomes as her body's own, Kalıp ifadeler
2:40ve bağışıklık sistemi her iki genomu da kendi vücuduna aitmiş gibi tanıdı,
so it didn't attack or destroy the cells with the second genome.
2:44bu yüzden ikinci genoma sahip hücrelere saldırmadı veya onları yok etmedi.
By the time ... developed: daha sonraki bir referans noktası belirleme
By the time + geçmiş zamanlı bir yan cümle, geçmişteki bir olay dizisinde daha sonraki bir noktayı tanıtır. Burada fetüsün bağışıklık sistemini geliştirmesi referans noktasıdır. Ana cümle, o noktada her bir genomu taşıyan çok sayıda hücrenin zaten var olduğunu söyler. By the time, bu durumun bağışıklık sistemi gelişmeden önce veya en geç geliştiği anda geçerli olduğunu gösterir; iki gelişimin aynı anda başladığı anlamına gelmez. Daha önce tamamlanmış bir eylemi vurgulamak için past perfect sık kullanılır, ancak burada gerekli değildir: had, have fiilinin simple past biçimidir ve o sırada var olan bir durumu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle raporun toplantı başlamadan önce tamamlanmış olduğunu açıkça söyler?
- When the meeting began, the team completed the report.
- By the time the meeting began, the report was already complete.
- The report was incomplete until the meeting began.
Cevabı göster
By the time the meeting began, the report was already complete.
recognized both genomes as her body's own: recognize A as B yapısı
Recognize A as B, A’yı B olarak tanımak, kabul etmek veya sınıflandırmak anlamına gelir. A, hakkında yargıya varılan nesnedir; as ise A’ya verilen kimliği veya kategoriyi tanıtır. Burada A, both genomes; B ise her body's own ifadesidir. Bağışıklık sistemi iki genomu da yabancı olarak değil, vücuda ait olarak değerlendirmiştir. Bağlamda genomes veya genetic material gibi eksik fikir açık olduğu için own sözcüğünden sonra isim tekrarlanmayabilir.
Alıştırma
recognize A as B yapısını tamamlayın: The committee recognized her work ____ an important contribution.
Cevabı göster
as
We don't know how much of her body was composed of cells with this second genome. Kelime
2:48Vücudunun ne kadarının bu ikinci genomlu hücrelerden oluştuğunu bilmiyoruz.
was composed of cells with this second genome: bedenin yapısını anlatmak
Be composed of, bir bütünün hangi parçalardan veya malzemelerden oluştuğunu anlatan edilgen bir yapıdır. Bu cümlede her body bütünü, cells with this second genome ise belirtilen bileşenleri gösterir. How much of her body, bedenin fiziksel büyüklüğünü değil, bu bütünün ne kadarlık bir bölümünü veya oranını sorar. Cümle, bedenin ne kadarının bu hücrelerden oluştuğunu sorar; kesin oranının bilindiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi resmî be composed of yapısıyla tamamlayın: The research team ____ five engineers and two designers.
Cevabı göster
is composed of
and even between tissues within an organ.
2:54ve hatta aynı organ içindeki dokular arasında bile değişebilir.
can vary from one organ to another and even between tissues within an organ: farklılık düzeylerini karşılaştırmak
Vary from one X to another, karşılaştırılabilir X'lerin her biri için bir değer, sonuç veya durumun aynı olmadığını anlatır. Bu cümlede söz konusu durum organlar arasında farklılık gösterebilir. And even between tissues within an organ, tek bir organın içindeki daha dar bir karşılaştırmayı ekler. Even, farklılığın yalnızca organlar arasında değil, daha özel bir düzeyde de görüldüğünü vurgular; within ise bu dokuların organın içinde bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Önce karşılaştırılabilir öğeler arasındaki, sonra bunlardan birinin içindeki farklılığı doğru gösteren cümleyi seçin.
- The delivery time can vary one city to another and even between neighborhoods within the same city.
- The delivery time can vary from one city to another and even between neighborhoods within the same city.
- The delivery time can vary from one city and another and even within neighborhoods between the same city.
Cevabı göster
The delivery time can vary from one city to another and even between neighborhoods within the same city.
Some might have no cells at all with the second genome, Anlatım akışı
2:57Bazılarında ikinci genoma sahip hiçbir hücre bulunmayabilir,
Some might..., while others might...: olası durumları karşılaştırma
Some ... while others ... yapısı, daha büyük bir grubu birbiriyle karşılaştırılan iki bölüme ayırır. Buradaki while, “... sırasında” değil, “oysa” veya “-ken” anlamındadır. İki farklı olasılığı yan yana sunar. Her iki tarafta tekrarlanan might, iki durumun da kesin olmadığını gösterir. İkinci bölümdeki have many ifadesinde, ilk bölümde geçen cells with the second genome söz grubu tekrar edilmez; anlam ilk bölümden tamamlanır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı grup içindeki iki olası durumu Some might..., while others might... yapısıyla karşılaştırır?
- Some trails might be muddy, while others might be dry.
- Some trails might be muddy because others might be dry.
- Some trails might be muddy while the hikers eat lunch.
Cevabı göster
Some trails might be muddy, while others might be dry.
At least some of the egg-producing tissue in her ovaries must have carried the second genome. Dilbilgisi
3:02Yumurtalıklarındaki yumurta üreten dokunun en azından bir kısmı ikinci genomu taşımış olmalı.
must have carried: geçmişe dair güçlü bir çıkarım
Must have carried, must have + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler. Kanıta veya bilinen bir sonuca dayanarak geçmişteki bir durum hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder: Doku neredeyse kesin olarak ikinci genomu taşıyordu. Burada must, görev veya zorunluluk bildirmez. At least some, iddianın en düşük kapsamını belirler. Kanıt, yumurta üreten dokunun bir kısmının bunu taşıdığını söylemeyi destekler; ancak cümle dokunun tamamının taşıdığını ileri sürmez.
Alıştırma
Yeni ayak izleri boş kulübeden uzaklaşıyor. Hangi cümle daha önce olanlar hakkında güçlü bir çıkarım yapar?
- Someone might have left the cabin.
- Someone can't have left the cabin.
- Someone must have left the cabin.
Cevabı göster
Someone must have left the cabin.
there would be no way to predict which genome would be involved,
3:08hangi genomun devrede olacağını tahmin etmenin bir yolu yoktu;
which is how two of her children ended up with the genes of a woman who had never been born. Notlar
3:12işte iki çocuğunun hiç doğmamış bir kadının genlerine sahip olması da bu yüzdendi.
Each time... ve there would be no way to predict...: her seferinde tahmin edememek
Each time + yan cümle, tekrar tekrar yaşanan bir durumu tanıtır. Burada her hamilelik aynı belirsizliği getirir; cümle yalnızca tek bir olaydan söz etmez. There would be no way to predict... her seferinde tahminde bulunmanın imkânsız olduğunu belirtir. Which genome would be involved, tahmin edilemeyen şeyin ne olduğunu gösterir ve bu dolaylı soru, doğrudan soru dizilimi yerine düz cümle dizilimini kullanır.
Alıştırma
Bir olay her gerçekleştiğinde aynı belirsizliğin yeniden ortaya çıktığını hangi cümle doğal biçimde ifade eder?
- Each time the test ran, there was no way to predict which result would appear.
- Each time the test ran, there was no way to predict which would the result appear.
- The test ran once, and everyone knew which result would appear.
Cevabı göster
Each time the test ran, there was no way to predict which result would appear.
which is how... ended up with...: mekanizmayı sonuca bağlamak
Which is how, az önce açıklanan tek bir isme değil, mekanizmanın ya da durumun tamamına gönderme yapar. Ardından, önceki bilginin doğurduğu sonucu, yani bu sonucun nasıl ortaya çıktığını belirtir. Ended up with nihai ve muhtemelen beklenmedik sonucu gösterir. Bilgi önce mekanizma, sonra which is how, ardından sonuç şeklinde düzenlenir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki hedef bağlantı ifadesiyle tamamlayın: The road was closed, ____ we ended up taking the train.
Cevabı göster
which is how
ended up with: planlanmamış bir nihai sonuç
End up with + isim, bir süreç veya olaylar dizisinin ardından birinin sonunda sahip olduğu şeyi ya da ulaştığı durumu anlatır. Sonuç çoğu zaman planlanmamış veya şaşırtıcıdır. Bu cümlede çocuklar genleri etkin bir şekilde edinmemiştir. Ended up with, sonunda ortaya çıkan sıra dışı genetik sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi end up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The hotel lost our booking, so we ____ a larger room.
Cevabı göster
ended up with
researchers discovered that 10% of the father's sperm carried a second genome from an embryonic twin. Kelime
3:26araştırmacılar babanın sperminin %10'unun embriyonik bir ikizden gelen ikinci bir genom taşıdığını keşfettiler.
when ancestry testing determined that...: sonraki keşfi test sonucuyla hazırlamak
When ancestry testing determined that..., ana cümle olan researchers discovered... bölümünden önce gelen bir zaman yan cümlesidir. Test sonucunu, araştırmacıların daha sonraki keşfi yaptığı durum olarak sunar. Bilim ve haber yazılarında, daha erken bir bulguyu ardından gelen tepki veya keşiften önce vermek için sık sık when + test ya da araştırma + bildirme fiili yapısı kullanılır. Dil bilgisi açısından when zamanı belirtir; neden-sonuç bağlantısı when sözcüğünden tek başına değil, bağlamdan gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir test sonucunu sonraki incelemeden önce sunmak için when yan cümlesini doğru kullanır?
- When the scan revealed a crack, engineers examined the bridge more closely.
- When did the scan reveal a crack, engineers examined the bridge more closely.
- The scan when revealed a crack because engineers examined the bridge.
Cevabı göster
When the scan revealed a crack, engineers examined the bridge more closely.
when ancestry testing: DNA'ya dayalı soy kökeni ve akrabalık analizi
Ancestry testing, bir kişinin atalarının kökenlerini veya biyolojik akrabalıklarını öğrenmek için DNA'nın analiz edilmesi demektir. Bu cümlede test, baba ile bebeğin genetik olarak nasıl ilişkili olduğuna dair kanıt sağladı; yalnızca aile kayıtlarında yapılan bir araştırma değildi. Bu ifade bir isim öbeğidir: ancestry, testing işleminin türünü belirtir. When ile başlayan yan cümle, araştırmacıların keşfini test sonucunun ortaya çıktığı zaman ve durum içine yerleştirir.
Alıştırma
Bu cümledeki ancestry testing ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Soy kökenini veya biyolojik ilişkileri tahmin etmek için DNA'yı analiz eder.
- Yalnızca bir erkeğin çocuğun biyolojik babası olup olmadığını belirler.
- DNA testi yapıldığı anlamına gelmeden aile kayıtlarını inceler.
Cevabı göster
Soy kökenini veya biyolojik ilişkileri tahmin etmek için DNA'yı analiz eder.
carried a second genome: carry fiilinin 'içermek' anlamı
Biyomedikal İngilizcede carry, genetik materyali 'içermek veya bulundurmak' anlamına gelebilir. Burada carried a second genome, bazı sperm hücrelerinin embriyonik bir ikizden kaynaklanan bir genom içerdiği anlamındadır; herhangi bir şeyi fiziksel olarak taşımayı anlatmaz. Bu kullanım gene, mutation, variant, genome veya virus gibi nesnelerle yaygındır. Özne bir insan, hücre, kromozom veya biyolojik örnek olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede carry, genetik bilgi içermek şeklindeki biyomedikal anlamıyla kullanılmıştır?
- The courier carries the samples to the laboratory every morning.
- This bridge carries traffic across the river.
- Some people carry the variant without showing any symptoms.
Cevabı göster
Some people carry the variant without showing any symptoms.
Cases like this challenge our perception of genetics. Anlatım akışı
3:33Böyle vakalar genetik algımıza meydan okuyor.
challenge our perception of...: bildiklerimizi yeniden düşünmek
Bu cümlede challenge our perception of genetics, bu vakaların genetiği nasıl anladığımızı sorgulamamıza ve yeniden düşünmemize yol açtığı anlamına gelir. Challenge fiildir, our perception onun nesnesidir ve of genetics bu algının konusunu belirtir. Bilgiyi düzenleyen bir anlatım aracı olarak bu ifade, vakaların neden önemli olduğunu açıklar: yalnızca yeni bilgiler eklemez, yerleşmiş bir düşünme biçimini de sorgulatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp X challenges our perception of Y şeklindedir.
Alıştırma
Challenge our perception of ifadesini doğru biçimde kullanın: The discovery ____ what young children can remember.
Cevabı göster
challenges our perception of
Though there are very few documented cases of chimerism from an embryonic twin, Dilbilgisi
3:37Embriyonik bir ikizden kaynaklanan kimerizm vakaları çok az belgelenmiş olsa da,
carrying around the different genetic codes of our gut bacteria and even our mitochondria. Dilbilgisi
3:44aslında hepimiz bir dereceye kadar farklı bileşimleriz.
Though there are very few documented cases...: bir sınırlamayı kabul etmek
Though, cümlenin bir sınırlamayı kabul eden bölümünü başlatır. Buna ödünleme yan cümlesi denir. Burada konuşmacı önce bu tür belgelenmiş vakaların çok az olduğunu kabul eder, ardından ana cümlede daha geniş bir iddia sunar. Mantık şudur: A doğrudur, ama B yine de söylenmeye değerdir. Documented, ifadeyi güvenilir kaynaklarda kayıt altına alınmış vakalarla sınırlar. Tek başına gerçekte yalnızca birkaç vaka bulunduğunu kanıtlamaz. Bu temkinli ifade, bilinen kanıtları daha geniş görüşten ayırır.
Alıştırma
Hangi cümlede ana görüş sunulmadan önce bir sınırlamayı kabul etmek için Though doğru kullanılmıştır?
- Despite the sample was small, the study revealed a useful pattern.
- Though the small sample, the study revealed a useful pattern.
- Though the sample was small, the study revealed a useful pattern.
Cevabı göster
Though the sample was small, the study revealed a useful pattern.
we are all amalgams to some extent: kapsamı sınırlandırılmış bir “karışım” mecazı
Burada we are all amalgams bir mecazdır: her insanı, birden fazla kaynaktan gelen biyolojik unsurların ve genetik materyalin karışımı olarak geniş anlamda betimler. To some extent iddianın kapsamını sınırlar. Konuşmacı düşünceyi ikiz kaynaklı nadir kimerizmin ötesine taşır; ancak herkesin tıbbi anlamda kimerizme sahip olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede we are all amalgams to some extent ne anlama gelir?
- İnsanlar geniş anlamda farklı biyolojik unsurların karışımı olarak betimlenebilir.
- Her insana tıbbi olarak kimerizm teşhisi konmuştur.
- İnsan vücudunda yalnızca bakteriyel genetik materyal bulunur.
Cevabı göster
İnsanlar geniş anlamda farklı biyolojik unsurların karışımı olarak betimlenebilir.
carrying around...: açıklayıcı ayrıntı ekleyen bir -ing yapısı
carrying around ... şeklindeki -ing yan cümleciği önceki ifadeye açıklayıcı bir ayrıntı ekler. Örtük öznesi we'dir: bu ayrıntı, konuşmacının insanları neden amalgams olarak betimleyebildiğini açıklar. Tam bir cümlecikten sonra virgül + -ing yapısı, aynı anda gerçekleşen bir durumu ekleyebilir veya yeni bir tam cümlecik başlatmadan ana ifadeyi açıklayabilir. Burada carry around, bir şeyi sürekli yanımızda ya da içimizde bulundurmak anlamına gelir; even ise mitochondria'yı ek ve belki şaşırtıcı bir örnek olarak gösterir.
Alıştırma
Ek ayrıntının Maya'yı betimlemesi için cümleyi carry fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya entered the room, ____ a stack of books.
Cevabı göster
carrying
And given that one in eight individual births started out as twin pregnancies, Dilbilgisi
3:49Ve her sekiz tekil doğumdan birinin ikiz hamileliği olarak başladığı düşünüldüğünde,
there could be many more people with two genomes Anlatım akışı
3:54iki genoma sahip çok daha fazla insan
and many more lessons to learn about the genes that make us who we are. Dilbilgisi
3:57ve bizi biz yapan genler hakkında öğrenilecek daha pek çok ders olabilir.
given that + yan cümle: sonucun dayanağını sunmak
Given that + yan cümle, “... gerçeği göz önüne alındığında” anlamına gelir. Bu cümlenin başında, ana cümledeki olasılık yargısına temel oluşturan gerçeği sunar. Burada given, “verildi” anlamındaki edilgen bir fiil değildir; given that bir bağlayıcı olarak çalışır. Başka durumlarda da kullanılabilen akıl yürütme kalıbı şudur: given that + bilinen gerçek, sonuç ya da tepki.
Alıştırma
Cümleyi “... gerçeği göz önüne alındığında” anlamına gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ the roads are icy, we should leave early.
Cevabı göster
Given that
there could be ... and many more ...: açık uçlu bir sonuç kurmak
There could be, önceki bilgilere dayanan bir olasılık sunar; kesin bir iddia değildir. Many more, gerçek sayı ya da miktarın şu anda bilinenden çok daha yüksek olabileceğini gösterir. Cümle, there could be ifadesinden sonra iki paralel ad öbeği kullanır: many more people ... ve many more lessons .... Olası bir bulgudan hâlâ öğrenilmesi gerekenlere geçerek bilimsel açıklamayı açık uçlu bir sonuçla bitirir.
Alıştırma
Hangi cümle bir olasılık sunup iki paralel many more öbeği kullanarak konuyu açık bırakır?
- There could be many more stories to uncover and many more voices to hear.
- The archive contains twelve stories, and every question has been answered.
- There might be one final story, so the research is complete.
Cevabı göster
There could be many more stories to uncover and many more voices to hear.
make us who we are: kimliği şekillendirmek
Burada make, “üretmek” değil, “birini bir şeye dönüştürmek” veya “şekillendirmek” anlamındadır. make + kişi + who they are kalıbı, bir şeyin kişinin kimliğini, karakterini ya da temel özelliklerini oluşturmasına yardım ettiğini anlatır. make us who we are ifadesinde us şekillenen kişileri belirtir; who we are ise nasıl insanlar hâline geldiğimizi anlatır. Aynı kalıp deneyimlerin, kültürün, seçimlerin veya ilişkilerin kimliği nasıl etkilediğini gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi “kimliğimizi şekillendirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Shared traditions can ____.
Cevabı göster
make us who we are
What happens when you deny...: merak uyandıran bir geçiş
Bu soru, bilimsel bir mekanizmanın açıklamasını istemekten çok merak uyandıran bir geçiş işlevi görür. Genler konusunu devam ettirir, dikkati kimlik ve aile hakkındaki bir hikâyeye yönlendirir ve dinleyiciyi edebî bir öneriye hazırlar. Sıralama your genes ile başlar, your identity ile devam eder ve son olarak your own twin ifadesine ulaşır. Bu ilerleyiş giderek daha kişisel ve dramatik olur; böylece soru, dinleyiciyi devamını dinlemeye teşvik eden bir kanca görevi görür.
Alıştırma
Bu bağlamda sorunun temel söylem işlevi nedir?
- Merak uyandırır ve genetik konusundan kimlikle ilgili bir hikâyeye geçiş yapar.
- Dinleyiciden bir laboratuvar sonucunu bildirmesini ister.
- Genlerin nasıl çalıştığına dair eksiksiz bir bilimsel açıklama verir.
Cevabı göster
Merak uyandırır ve genetik konusundan kimlikle ilgili bir hikâyeye geçiş yapar.
and grappling with how their pasts shape their identities. Öbek fiiller
4:13ve geçmişlerinin kimliklerini nasıl şekillendirdiğiyle mücadele etmelerini inceliyor.
Brit Bennett's The Vanishing Half: yazar ve roman adı
Brit Bennett yazardır ve The Vanishing Half onun romanının adıdır. Kısa Author's + Title kalıbında iyelik yapısı, eseri yaratan kişiyle eser arasındaki bağlantıyı gösterir: Brit Bennett's The Vanishing Half, “Brit Bennett'ın The Vanishing Half adlı romanı” anlamına gelir. Bu ifadenin tamamı explores fiilinin öznesidir. Bu nedenle fiil, bu cümlede Brit Bennett'ın kişisel olarak ne yaptığını değil, romanın bir eser olarak ne yaptığını anlatır.
Alıştırma
Cümlede Brit Bennett's The Vanishing Half neyi adlandırıyor?
- Brit Bennett'ın The Vanishing Half olarak kişisel kimliği.
- Brit Bennett'a ait, The Vanishing Half adlı bir karakter.
- Brit Bennett tarafından yazılan The Vanishing Half adlı roman.
Cevabı göster
Brit Bennett tarafından yazılan The Vanishing Half adlı roman.
explores the story of ... living ... and grappling ...: bir eserin konusunu özetlemek
Burada explores the story of, romanın derinlemesine incelediği konuyu tanıtır. Bu ifade, bilgiyi eserin adından konusunun özetine taşır; explores, hikâyeden yalnızca söz etmekten daha derin bir inceleme anlamı taşır. of sonrasında identical twins ifadesini iki paralel -ing yapısı izler: living separate realities ve grappling with how their pasts shape their identities. İkisi de ikizleri betimler. Bu kalıp, bir incelemede karakterlerin durumunu ve temel çatışmayı tek ve kısa bir cümlede birleştirmeyi sağlar.
Alıştırma
İnceleme kalıbını ve paralel -ing yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The film explores the story of two brothers rebuild their business and facing an old rivalry.
- The film explores the story of two brothers rebuilding their business and facing an old rivalry.
- The film explores the story of two brothers rebuilding their business and face an old rivalry.
Cevabı göster
The film explores the story of two brothers rebuilding their business and facing an old rivalry.
grappling with how...: zor bir sorunla boğuşmak
To grapple with something, zor bir sorunu anlamak veya ele almak için yoğun çaba göstermek demektir. Basitçe ilgilenmekten farklı olarak çaba ve mücadele anlamı taşır. Buradaki sorun, her kişinin geçmiş deneyimlerinin kendisini nasıl gördüğünü etkilemesidir. with sözcüğünden sonraki gömülü how yan cümlesi zor sorunun ne olduğunu belirtir. Soru cümlesi dizilişi yerine how + özne + fiil biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır; how their pasts shape their identities buna bir örnektir.
Alıştırma
Cümleyi “anlamak veya ele almak için mücadele etmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The committee is ____ how to protect the lake without closing local businesses.
Cevabı göster
grappling with
Download a free audiobook version of this acclaimed bestseller on audible.com/ted-ed. Kelime
4:16Bu çok beğenilen en çok satan kitabın ücretsiz sesli kitap versiyonunu audible.com/ted-ed adresinden indirebilirsiniz.
free audiobook version of this acclaimed bestseller: beğenilen bu çok satan kitabın ücretsiz sesli kitap sürümü
Bu isim grubunun ana ismi version sözcüğüdür. A free audiobook version, kitabın ücretsiz sunulan sesli kaydıdır; of this acclaimed bestseller ise bu sürümün hangi kitaptan geldiğini belirtir. Acclaimed geniş ölçüde övgü almış anlamına gelirken bestseller çok iyi satmış bir kitabı belirtir. Birlikte güçlü, olumlu ve tanıtım amaçlı bir dil oluştururlar: biri övgüyü, diğeri satışları vurgular.
Alıştırma
Hangi ifade doğal biçimde “çok övülen ve yüksek satış yapan bir kitabın ücretsiz sunulan sesli kitap sürümü” anlamına gelir?
- a review of a free audiobook by an acclaimed author
- an award-winning paperback copy of a bestseller
- a free audiobook version of an acclaimed bestseller
Cevabı göster
a free audiobook version of an acclaimed bestseller