İnek At | Hikayeler - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
260 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Indy ile Winton, gerçek bir atı inceledikten sonra balmumundan yaptıkları “inek atı” yeniden şekillendirmeye çalışır. Boynu fazla uzatınca ortaya bir “zürafa at” çıkar; ancak Indy başarısızlığı yorumlama biçimini değiştirir, düzeltmelere devam eder ve sonunda hem atı hem de onun hikâyesini tamamlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. work at it. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir nesnenin yanında çalışmak değil, sonuç iyileşene kadar pratik yapmayı, düzeltmeyi veya çözüm aramayı sürdürmek anlamına gelir. Öğrenme, el işi ya da ekip çalışması sabır ve tekrar tekrar ayarlama gerektirdiğinde bu ifade doğal biçimde kullanılabilir. 2. It's my fault. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Kişinin kendi davranışı bir soruna yol açtığında sorumluluğu doğrudan fakat doğal bir biçimde üstlenmesini sağlar. Samimi bir sorumluluk kabulünü yalnızca neyin ters gittiğini açıklamaktan ayırmaya ve özür dilemeden ya da durumu düzeltmeden önce uygun tepki vermeye yardımcı olur. 3. both lived happily ever after. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İki karakterin ana olaylardan sonra mutlu yaşamayı sürdürdüğünü bildiren geleneksel masal sonu kalıbıdır. İfadeyi kelime kelime değil, bütün bir anlatı formülü olarak anlamak klasik sonları tanımayı ve bir hikâyeyi samimi ya da şakacı biçimde bitirmeyi mümkün kılar.

Bu derste

No, Indy.

0:00

Hayır, Indy.

It's a horse.

0:01

O bir at.

Well, it will be. Dilbilgisi

0:02

Yani, at olacak.

Dilbilgisi

it will be: beklenen bir gelecek durumu

Burada it will be, beklenen bir gelecek durumunu anlatır: çizim şu anda henüz ata benzemiyor, ancak konuşan kişi biraz daha çalışıldıktan sonra onun at olacağını ya da ata benzeyeceğini düşünüyor. Will, bu durumu şimdiki zamandan sonraya yerleştirir. a horse tamamlayıcısı önceki sözden anlaşılır; bu nedenle it will be, it will be a horse anlamına gelen kısa bir yanıttır. Anlam açıksa İngilizcede be fiilinden sonra daha önce söylenmiş bir tamamlayıcı atılabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda it will be ne anlama gelir?

  1. Çizim henüz bir at değil, ancak konuşan kişi onun ileride at olacağını ya da ata benzeyeceğini düşünüyor.
  2. Çizim daha önce bir attı, fakat artık değil.
  3. Çizim şu anda zaten açıkça bir at.
Cevabı göster

Çizim henüz bir at değil, ancak konuşan kişi onun ileride at olacağını ya da ata benzeyeceğini düşünüyor.

We just have to work at it. Notlar

0:04

Sadece üzerinde biraz çalışmamız gerek.

Dilbilgisi

have to + fiilin yalın hâli: gereklilik anlatımı

Have to + fiilin yalın hâli, bir görev, kural veya durum nedeniyle bir eylemin gerekli olduğunu anlatır. Have to work içindeki have, gereklilik yapısının bir parçasıdır; sahip olmak anlamına gelmez. Burada just, yapılması gereken eylemi basit veya başa çıkılabilir gösterir: gereken tek şey çalışmaya devam etmektir. Gerekliliğin sunuluşunu yumuşatır, ancak have to yine de gerçek bir ihtiyacı ifade eder.

Alıştırma

Vurgulanan gereklilik ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We ____ wear safety helmets on this construction site.

Cevabı göster

have to

Kalıp ifadeler

work at it: geliştirmek için çabalamaya devam etmek

Work at something, bir şeyi geliştirmeye veya başarılı hâle getirmeye çalışırken ona zaman ve emek vermek demektir. Buradaki it, geliştirilmesi gereken görevi veya beceriyi temsil eder; bu nedenle work at it, “onun için çabalamaya devam etmek” anlamına gelir. Buradaki at edatı bir yeri göstermez. Bu kalıbı alıştırma, sabır veya tekrar tekrar deneme gerektiren şeyler için kullanın.

Alıştırma

Cümleyi work at it ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: My pronunciation is not clear yet, but I'll keep ____.

Cevabı göster

working at it

But we don't have a picture of a horse.

0:05

Ama elimizde bir at resmi yok.

No, but I've got a better idea. Kalıp ifadeler

0:07

Yok ama daha iyi bir fikrim var.

Kalıp ifadeler

I've got a better idea: bir alternatif önermek

I've got a better idea, konuşanın daha iyi sonuç vereceğini düşündüğü bir alternatifi sunmasının doğal ve konuşma diline uygun bir yoludur. Buradaki I've got, “sahibim” anlamındadır; “az önce aldım” anlamına gelmez. Better, yeni fikri daha önce konuşulmakta olan bir fikir veya planla karşılaştırır. Bu nedenle ifade hem mevcut planı reddedebilir hem de konuşmayı yeni bir seçeneğe yöneltebilir.

Alıştırma

Grubunuzun bir planı var, ancak daha iyi sonuç vereceğini düşündüğünüz bir alternatif önermek istiyorsunuz. Ne söyleyebilirsiniz?

  1. I've already taken the earlier train.
  2. I've got a better idea. Let's take the earlier train.
  3. I'd better have an idea before the train leaves.
Cevabı göster

I've got a better idea. Let's take the earlier train.

Come on.

0:10

Hadi.

Oh, by the way, Anlatım akışı

0:11

Oh, bu arada,

Anlatım akışı

by the way: araya ek bilgi eklemek

By the way bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciye, konuşmacının ana konudan kısa süreliğine ayrılıp yeni hatırladığı veya konuyla bağlantılı bir bilgiyi ekleyeceğini bildirir. Neden, sıralama veya sonuç bildirmez. Bu ifadeyi duyduğunuzda ardından gelen bilgiyi bir yan not ya da küçük bir konu değişikliği olarak anlayın.

Alıştırma

Bir yan bilgi eklemek için by the way kullanın: The meeting starts at ten. ____, I found your blue notebook.

Cevabı göster

By the way

Winton could also transform into a car. Kalıp ifadeler

0:12

Winton bir arabaya da dönüşebiliyordu.

Kalıp ifadeler

transform into: değişimin sonucunu belirtmek

Transform into, bir biçimden, durumdan veya kimlikten başka birine dönüşmek anlamına gelir. Into sonrasındaki isim öbeği değişimin sonucunu belirtir; burada a car, Winton'ın yeni biçimidir. A transforms into B yapısında A değişen varlığı, B ise onun dönüştüğü sonucu gösterir. Bu yapı genellikle küçük bir ayardan çok belirgin veya büyük bir değişimi anlatır.

Alıştırma

Odanın kendisinin stüdyoya dönüştüğünü anlatmak için transform into kullanın: With one button, the room can ____ a recording studio.

Cevabı göster

transform into

They asked Calypso if they could go see Major Tom, Notlar

0:15

Calypso'ya yan tarafta yaşayan at Major Tom'u,

Ton ve niyet

asked Calypso if they could: aktarılmış bir izin isteği

Burada asked Calypso if they could... yalnızca bilgi soran bir soru değil, dolaylı biçimde aktarılmış bir izin isteğidir. Calypso, eyleme izin verebilecek ya da onu reddedebilecek kişidir. Yapı ask + karar veren kişi + if + istekte bulunan kişi + could + fiilin yalın hâli şeklindedir. Dolaylı anlatımda daha önce söylenen Can we...? veya Could we...? isteğini aktarabilir; could isteği kibar ve daha az doğrudan yapar.

Alıştırma

Hangi cümle öğretmenden kibarca izin istendiğini aktarır?

  1. They asked whether the teacher could leave early.
  2. They asked the teacher if they could leave early.
  3. They told the teacher they were leaving early.
Cevabı göster

They asked the teacher if they could leave early.

Kalıp ifadeler

go see: go and see yapısının gündelik biçimi

go see yapısında go ve see tek bir eylem dizisi oluşturur: bir kişiye ya da yere gitmek, ardından ziyaret etmek, buluşmak veya bakmak. Burada Binbaşı Tom'u ziyarete gitmek anlamındadır. Bu, and sözcüğünün çıkarıldığı gündelik bir go and see biçimidir. İkinci fiil yalın hâlde kalır: go see denir, go seeing denmez.

Alıştırma

Cümleyi and olmadan kullanılan gündelik go and see biçimiyle tamamlayın: Let's ____ Grandma after lunch.

Cevabı göster

go see

the horse who lived next door. Dilbilgisi

0:18

görmeye gidip gidemeyeceklerini sordular.

Dilbilgisi

the horse who lived next door: who ile ilgi tümceciği

who lived next door, the horse ifadesinin hemen arkasına gelen bir ilgi tümceciğidir. Atı, yakında yaşayan at olarak tanımlar veya açıklar. Bu tümceciğin içinde who, the horse ifadesine gönderme yapar ve lived fiilinin öznesi olur; bu yüzden başka bir özneye gerek yoktur. Who çoğunlukla insanlar için kullanılır, ancak adı olan ve ayrı bir birey ya da karakter olarak sunulan bir hayvan için de doğal bir seçimdir.

Alıştırma

Hangi cümlede who, bir hayvanı açıklayan ilgi tümceciğinin öznesi olarak doğru kullanılmıştır?

  1. This is Max, the dog who sleeps by the door.
  2. This is Max, who the dog sleeps by the door.
  3. This is Max, the dog who he sleeps by the door.
Cevabı göster

This is Max, the dog who sleeps by the door.

Hold up your cow horse, Indy. Öbek fiiller

0:21

İnek atını havaya kaldır, Indy.

Öbek fiiller

Hold up: başkaları görsün diye bir şeyi kaldırmak

Burada hold up, bir şeyi kaldırıp başkalarının görebileceği bir yerde tutmak demektir. your cow horse, kaldırılan nesneyi belirtir. Bu anlamda yapı ayrılabilir: Hold up your picture ve Hold your picture up ifadelerinin ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: Hold it up denir, Hold up it denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede hold up, bir nesneyi insanların görebilmesi için kaldırmak anlamındadır?

  1. Hold up your picture so everyone can see it.
  2. The pillars hold up the balcony.
  3. Hold up! I need to tie my shoe.
Cevabı göster

Hold up your picture so everyone can see it.

Okay.

0:23

Tamam.

Suddenly, it was all so clear. Anlatım akışı

0:24

Aniden, her şey çok netleşti.

Anlatım akışı

Suddenly, it was all so clear: ani bir fark edişi gösteren dönüm noktası

Suddenly, anlatıcının anlayışında hızlı bir değişim olduğunu gösterir. Burada clear, “anlaşılması kolay” anlamındadır; “şeffaf” veya “önü açık” anlamında değildir. Cümlenin tamamı bir dönüm noktası işlevi görür: önceki ayrıntılar artık birbiriyle bağlantı kurar ve hikâye belirsizlikten fark edişe geçer. Başka hikâyelerde de keşif anını bulmak için Suddenly sözcüğünden sonra gelen anlama ifadelerine dikkat edin.

Alıştırma

Hangi cümlede clear ani bir fark edişi ve hikâyedeki dönüm noktasını belirtir?

  1. The glass was clear enough to see through.
  2. I read the note again, but I was still confused.
  3. Suddenly, it was all so clear: the key belonged to the back door.
Cevabı göster

Suddenly, it was all so clear: the key belonged to the back door.

It's the neck.

0:27

Boyun.

It's the neck.

0:27

Boyun yüzünden.

It's too short. Dilbilgisi

0:28

Çok kısa.

Dilbilgisi

too short: amaç için yeterince uzun değil

too short ifadesinde too, kısalık derecesinin kabul edilebilir veya işe yarar sınırı aştığını belirtir. Bu nedenle ifade bir soruna işaret eder: nesnenin amacı için yeterli uzunluğu yoktur. Yalnızca very short anlamına gelmez. Sınır, amaca bağlıdır. Bir kablo prize ulaşmak için too short olabilirken aynı kablo başka bir iş için yeterince uzun olabilir. Sonuç, too short to reach örneğindeki gibi to + fiil yapısıyla belirtilebilir.

Alıştırma

Cümleyi “yeterince uzun değil” anlamındaki hedef too + sıfat ifadesiyle tamamlayın: This rope is ____ to reach the ground.

Cevabı göster

too short

Horses have long necks.

0:29

Atların uzun boyunları olur.

We sure do. Ton ve niyet

0:31

Kesinlikle öyle.

Ton ve niyet

sure do: yardımcı fiille güçlü bir evet

We sure do. ifadesinde sure onayı güçlendirir: konuşan “Evet, gerçekten öyle” demek ister. Yalnızca yes demekten daha vurgulu ve ilgili bir ton taşır. Do, daha önce geçen have long necks fiil öbeğinin yerini tutan bir yardımcı fiildir. Burada “yapmak” anlamına gelmez; bütün fikrin tekrar edilmesini önler.

Alıştırma

Sure ve doğru yardımcı fiili kullanarak cevabı tamamlayın: Do we need more paint? Yes, we ____.

Cevabı göster

sure do

Hooray!

0:32

Yaşasın!

Thanks, Major Tom.

0:34

Teşekkürler, Major Tom.

No worries. Ton ve niyet

0:35

Ne demek.

Ton ve niyet

No worries: teşekküre veya küçük bir özre gündelik cevap

No worries. arkadaşça ve gündelik bir cevaptır. Bir teşekkürden sonra “Rica ederim”; küçük bir özür veya rahatsızlıktan sonra ise “Sorun değil” ya da “Merak etme” anlamına gelir. Genellikle hiçbir endişenin var olmadığına dair gerçek anlamlı bir cümle değil, kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Thanks for helping me carry these books.” diyor. Cevap olarak kullanılan No worries ne anlama gelir?

  1. Yardım etmek sorun değildi; rica ederim.
  2. Kitaplar için daha fazla endişelenmelisin.
  3. Hiç kimsenin hiçbir endişesi yok.
Cevabı göster

Yardım etmek sorun değildi; rica ederim.

And Winton,

0:36

Ve Winton,

Old MacDonald does have a horse, Dilbilgisi

0:37

Yaşlı MacDonald'ın gerçekten de bir atı var,

Dilbilgisi

does have: olumlu cümlede vurgu yapan do

does have ifadesinde does, olumlu ifadeye vurgu katar: Yaşlı MacDonald'ın gerçekten bir atı vardır. Burada daha önceki, onun atı olmadığı düşüncesi düzeltilir. Ana fiilin yalın hâlinden önce do, does veya did kullanılır. Özne üçüncü tekil kişiyse does has değil, does have denir.

Alıştırma

Ben'in bileti olmadığı iddiasını, has fiilinin does ile kurulan iki kelimelik vurgulu biçimini kullanarak düzeltin: Ben ____ a ticket.

Cevabı göster

does have

but she was on holiday when they wrote the book. Kelime

0:39

ama onlar kitabı yazarken o tatildeydi.

Kelime

on holiday: izinli olmayı anlatan Britanya İngilizcesi ifadesi

Be on holiday, işten, okuldan veya normal sorumluluklardan bir süre uzaklaşıp dinlenmek, çoğu zaman da seyahate çıkmak anlamına gelir. Bu cümlede kitap yazılırken at orada değildi. Buradaki holiday, bir tatil dönemini ifade eder; resmî bir bayram kutlaması veya belirli bir tatil günü anlamına gelmez.

Alıştırma

on vacation ifadesinin yaygın Britanya İngilizcesi karşılığıyla tamamlayın: Priya is ____ this week.

Cevabı göster

on holiday

Oh.

0:41

Oh.

Now they were ready to fix cow horse. Kalıp ifadeler

0:42

Artık inek atı tamir etmeye hazırdılar.

Kalıp ifadeler

were ready to + fiilin yalın biçimi: geçmişte hazır olma

be ready to + fiilin yalın biçimi, bir eyleme başlamaya hazır olmak demektir. were ready to fix içinde were bu hazır olma durumunu geçmişe taşır; fix ise to'dan sonra yalın biçimde kalır. İfade, somut hazırlıkların tamamlandığını ya da yalnızca zihinsel olarak başlamaya istekli olunduğunu anlatabilir; hangi hazırlığın kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir grubun bir eyleme başlamaya hazır olduğunu doğru biçimde anlatır?

  1. After the safety check, they were ready to start.
  2. After the safety check, they were ready starting.
  3. After the safety check, they were ready to started.
Cevabı göster

After the safety check, they were ready to start.

Rolling beeswax is easy with these big muscles. Dilbilgisi

0:45

Bu büyük kaslarla balmumu yuvarlamak çok kolay.

Dilbilgisi

Rolling beeswax is easy: özne olarak -ing'li öbek

Rolling beeswax, bir etkinliği adlandıran -ing'li bir öbektir. Öbeğin tamamı is easy bölümünün öznesidir; bu nedenle cümle bir kişiyi ya da nesneyi değil, etkinliği değerlendirir. Bu şekilde özne olarak kullanılan -ing'li etkinlik öbeği genellikle tekil kabul edilir: Doing something is easy, fun, or difficult. Bu yüzden fiil are değil is olur.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing'li bir etkinlik öbeği özne olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Building a paper bridge is difficult.
  2. Build a paper bridge are difficult.
  3. Building a paper bridge are difficult.
Cevabı göster

Building a paper bridge is difficult.

Thanks, Winton.

0:49

Teşekkürler, Winton.

Bye-bye, cow, Kalıp ifadeler

0:50

Güle güle inek,

and hello, horse.

0:51

ve merhaba at.

Kalıp ifadeler

Bye-bye, X, and hello, Y ile değişimi neşeli biçimde anlatmak

“Bye-bye, X, and hello, Y” kalıbı, eski olana veda edip yeni olanı selamlıyormuşsunuz gibi bir değişimi sunar. X sona eren veya değiştirilen şeydir; Y ise gelen ya da onun yerini alan şeydir. Bu cümlede cow ve horse, selam verilen kişiler değil, eski ve yeni biçimlere takılan eğlenceli adlardır. Bu kalıp değişimi canlı ve olumlu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi Bye-bye, X, and hello, Y kalıbındaki iki anahtar sözcükle tamamlayın: ____, old wallpaper, and ____, bright new walls.

Cevabı göster

Bye-bye · hello

Hooray!

0:53

Yaşasın!

Nice giraffe.

0:55

Güzel bir zürafa.

Oh, no.

0:57

Oh, hayır.

We turned cow horse into a giraffe horse. Kalıp ifadeler

0:58

İnek atı bir zürafa ata dönüştürdük.

Kalıp ifadeler

turn X into Y: bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek

turn X into Y kalıbı, “X'in Y olmasını sağlamak” anlamına gelir. X değişimden önceki şey, Y ise sonuçtur. Örnekte turned geçmiş zaman fiilidir, cow horse X, a giraffe horse ise Y'dir. Burada turn “döndürmek” anlamına gelmez. Nesne doğrudan turn sözcüğünden sonra gelir; into ise yeni biçimi, kullanımı veya durumu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi turn X into Y kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: For the school play, they ____ a castle.

Cevabı göster

turned the cardboard boxes into

I'm sorry.

1:02

Özür dilerim.

It's my fault. Ton ve niyet

1:02

Benim hatam.

Ton ve niyet

It's my fault: sorumluluğu kabul etmek

It's my fault, bir hata veya sorundan sizin sorumlu olduğunuzu doğrudan söylemenin bir yoludur. Burada fault, kişisel bir kusur ya da teknik arıza değil, ters giden bir şeyin sorumluluğu anlamına gelir. I'm sorry ifadesinden sonra kullanıldığında, konuşan kişi suçu başkasına atmadığı için özrü daha açık hâle getirir. Şimdiki bir durum için It's my fault, geçmişteki bir olayı değerlendirirken It was my fault kullanın.

Alıştırma

Sorumluluğu açıkça kabul eden ifadeyle özrü tamamlayın: I broke your model. I'm sorry. ____.

Cevabı göster

It's my fault

I'm just not very good. Ton ve niyet

1:04

Ben sadece bu işte pek iyi değilim.

Ton ve niyet

just not very good: yumuşatılmış olumsuz öz değerlendirme

Not very good, yumuşatılmış olumsuz bir değerlendirmedir: konuşanın istediği düzeyin altında olmayı anlatır, ancak bad kadar sert duyulmaz. Kişinin hangi konuda iyi olmadığı bağlamdan anlaşılabilir. Buradaki just, az önce anlamına gelmez. Değerlendirmeyi, kabullenmiş bir şekilde sunulan basit bir açıklama gibi gösterir; yaklaşık olarak «durum sadece böyle» demektir. Bu yüzden ifade yumuşak olsa da hayal kırıklığı veya özgüven eksikliği gösterebilir.

Alıştırma

Zor bir müzik dersinden sonra yumuşatılmış ve biraz kabullenmiş bir öz değerlendirme yapan cümle hangisidir?

  1. I'm bad at everything.
  2. I'm just not very good at playing the piano yet.
  3. I just played the piano very well.
Cevabı göster

I'm just not very good at playing the piano yet.

Wah!

1:06

Vah!

Indy was back where she started. Deyimler

1:07

Indy başladığı yere geri dönmüştü.

Deyimler

back where she started: başlangıç noktasına dönmek

Back where she started, Indy'nin ilk bulunduğu yere veya başlangıçtaki durumuna döndüğünü anlatır. Bu cümlede, arada yaşananların kalıcı bir ilerleme sağlamadığı ima edilir. be back where + özne + started kalıbı gerçek bir yere dönmeyi anlatabilir; ancak çoğu zaman başarısız bir süreci ifade eder: harcanan çabanın ardından kişi veya grup yine önceki durumundadır.

Alıştırma

Cümleyi back where + özne + started hedef kalıbıyla tamamlayın: After two hours of debate, we were ____.

Cevabı göster

back where we started

But what story was she going to tell herself this time? Anlatım akışı

1:10

Peki ama bu kez kendine hangi hikayeyi anlatacaktı?

Anlatım akışı

what story was she going to tell herself: zihnindeki açıklama

Burada what story was she going to tell herself, onun yüksek sesle hangi hikâyeyi anlatacağını sormaz. Story, yaşananlar hakkında kendi zihninde oluşturduğu açıklama veya anlatı anlamına gelir. Anlatıcının sorduğu bir soru olarak odak noktasını yaşanan başarısızlıktan karakterin bunu nasıl yorumlayacağına kaydırır. This time ayrıca bu yorumu geçmişte olayları açıklama biçimleriyle karşılaştırmaya çağırır ve düşünce tarzındaki bir değişime zemin hazırlar.

Alıştırma

Anlatıcının sorusundaki 'what story' izleyiciyi öncelikle neyi düşünmeye yönlendirir?

  1. Yaşadığı deneyimi kendi içinde nasıl yorumlayacağı.
  2. Hikâyenin yazılı bir kopyasını nerede bulacağı.
  3. Bir dinleyici topluluğuna hangi hikâyeyi yüksek sesle okuyacağı.
Cevabı göster

Yaşadığı deneyimi kendi içinde nasıl yorumlayacağı.

Old MacDonald had a farm. Kültür

1:15

Yaşlı MacDonald'ın bir çiftliği vardı.

E-I-E-I-O.

1:17

İ-A-İ-A-O.

Kültür

Old MacDonald had a farm. E-I-E-I-O. sözlerini bir şarkı göndermesi olarak tanımak

Bu sözler, İngilizce çocuk şarkısı Old MacDonald Had a Farm'ın kolayca tanınan açılışı ve nakaratıdır. Şarkıda genellikle tekrarlanan bir düzen vardır: Her yeni çiftlik hayvanından sonra o hayvanın sesi söylenir ve E-I-E-I-O nakarat olarak geri döner. Bu nedenle burada sıradan bir çiftçi bilgisinden değil, bilinen bir şarkıya yapılan göndermeden veya şarkının eğlenceli bir uyarlamasından söz edilir. Beklenmedik hayvanlar ya da sesler, şarkının tanıdık düzeninde yapılan değişiklikler olarak anlaşılır.

Alıştırma

Bu sözler, İngilizce çocuk şarkılarını bilen bir dinleyiciye büyük olasılıkla neyi anlatır?

  1. Bilinen bir İngilizce çocuk şarkısına gönderme yapar.
  2. Bir çiftliğin mülkiyetiyle ilgili gerçek bir bilgi verir.
  3. Çiftlik hayvanlarına bakma talimatları verir.
Cevabı göster

Bilinen bir İngilizce çocuk şarkısına gönderme yapar.

And on that farm he had a giraffe horse.

1:18

Ve o çiftlikte bir zürafa atı vardı.

E-I-E-I-O.

1:21

İ-A-İ-A-O.

With a um quack quack here

1:23

Orada vak vak

and a quack quack there.

1:26

ve burada vak vak.

Okay, okay.

1:27

Tamam, tamam.

Then what happened? Anlatım akışı

1:28

Sonra ne oldu?

Anlatım akışı

Then what happened? ile hikâyeyi ilerletmek

Then, soruyu az önce sözü edilen olaya bağlar ve zaman içinde bir sonraki ana işaret eder. Bu yapıda what happened, o sonraki anda gerçekleşen olayı sorar; böylece sorunun tamamı hikâyeyi zaman sırasına göre ilerletir. Aynı zamanda bir dinleme işareti olarak kullanılır: Konuşan kişi ilgi gösterir ve diğer kişiyi devam etmeye davet eder.

Alıştırma

Bir sonraki olayı sormak için bu derste öğrendiğiniz ifadeyle soruyu tamamlayın: You found a secret door. ____?

Cevabı göster

Then what happened

So they worked at it some more.

1:30

Böylece üzerinde biraz daha çalıştılar.

We just made the neck too long. Dilbilgisi

1:34

Boynunu çok uzun yapmışız.

Dilbilgisi

made the neck too long: make + nesne + sıfat

Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. make + nesne + sıfat kalıbı, bir eylemin nesneyi belli bir duruma getirdiğini anlatır. made the neck too long ifadesinde the neck etkilenen nesne, too long ise ortaya çıkan durumdur. too + sıfat, istenen ya da uygun düzeyin ötesinde demektir. Bu yüzden cümle yalnızca uzun bir boynu betimlemez; yapma sürecinin istenmeyen bir sonuç doğurduğunu söyler.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu anlatmak için make + nesne + too + sıfat kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. The heavy decorations made too unstable the shelf.
  2. The heavy decorations made the shelf too instability.
  3. The heavy decorations made the shelf too unstable.
Cevabı göster

The heavy decorations made the shelf too unstable.

There.

1:36

İşte oldu.

Horse!

1:38

At!

Yay!

1:39

Oley!

Thanks for your help, Winton. Kalıp ifadeler

1:45

Yardım ettiğin için teşekkürler, Winton.

Kalıp ifadeler

Thanks for your help: teşekkürün nedenini belirtmek

Thanks for your help, birine yaptığı yardım için teşekkür etmenin doğal ve kalıplaşmış bir yoludur. Thanks for + isim veya -ing biçimi, teşekkürün nedenini belirtir; bu yüzden tek başına Thanks demekten daha özeldir. Buradaki your help, dinleyicinin daha önce sunduğu yardımı belirtir. Aynı kalıp Thanks for the advice ve Thanks for helping me ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız az önce bir görevi tamamlamanıza yardım etti. Hangi cümle doğal ve belirli bir teşekkür ifadesidir?

  1. Thanks your help with the task.
  2. Thanks you for helping with the task.
  3. Thanks for your help with the task.
Cevabı göster

Thanks for your help with the task.

That's okay.

1:47

Sorun değil.

I told you you were good. Dilbilgisi

1:48

Sana iyi olduğunu söylemiştim.

Dilbilgisi

I told you you were good: tell + kişi + (that) + yan cümle

Cümle “I told you + (that) you were good” şeklinde ayrılabilir. İlk you, told fiilinin nesnesidir ve mesajı alan kişiyi gösterir. İkinci you ise you were good içerik yan cümlesinin öznesidir. Günlük konuşmada tell fiilinden sonra that sık sık düşürülür, bu yüzden iki you yan yana görünür. Bu yanlışlıkla yapılmış bir tekrar değildir; yeniden kullanılabilecek kalıp tell + kişi + (that) + tam bir yan cümledir.

Alıştırma

Hangi cümlede tell + kişi + (that) + yan cümle yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. I told Mia was ready.
  2. I told that Mia she was ready.
  3. I told Mia she was ready.
Cevabı göster

I told Mia she was ready.

I think you're good, too.

1:50

Bence sen de iyisin.

Aw, that's nice. Ton ve niyet

1:52

Oh, ne kadar naziksin.

Ton ve niyet

Aw, that's nice: sıcak ve duygulanmış bir tepki

Aw, bir şeyin sevimli, nazik veya dokunaklı geldiğini gösteren yumuşak bir ünlemdir. Ardından gelen that's nice, diğer kişinin söylediği veya yaptığı şeye olumlu bir karşılık verir. Buradaki nice yalnızca “kabul edilebilir” anlamında tarafsız bir değerlendirme değildir. Sıcak bir tonla söylendiğinde bütün yanıt “Ne tatlı” veya “Ne kadar naziksin” gibi bir anlam taşır. Ton önemlidir: düz veya aşırı abartılı bir söyleyiş aynı sözlerin isteksiz ya da alaycı duyulmasına neden olabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I saved you the last piece of cake.” diyor. Hangi yanıt bu davranıştan içtenlikle etkilendiğinizi gösterir?

  1. Aw, that's nice of you.
  2. Yes, that meets the minimum requirement.
  3. Please record that in the report.
Cevabı göster

Aw, that's nice of you.

What should we call him? Dilbilgisi

1:54

Ona ne ad verelim?

Dilbilgisi

What should we call him? ile isim sormak

What should we call + kişi veya hayvan? kalıbını isim ya da nasıl hitap edileceği konusunda öneri istemek için kullanın. Burada what eksik ismin yerini tutar: We should call him Max. Should hangi seçimin iyi olacağını sorar. Bu kalıpta call, “ad vermek veya belirli bir şekilde hitap etmek” anlamındadır; “telefon etmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Bir aile erkek bir yavru köpek sahiplendi ve adı için öneri istiyor. Bunu hangi soru doğal biçimde ifade eder?

  1. What should he call us?
  2. Who should we call?
  3. What should we call him?
Cevabı göster

What should we call him?

Major Tom?

1:55

Major Tom?

Hi, Major Tom.

1:57

Merhaba, Major Tom.

Yeah, Major Tom.

1:59

Evet, Major Tom.

And they both lived happily ever after. Deyimler

2:04

Ve ikisi de sonsuza dek mutlu yaşadılar.

Deyimler

Masal sonu olarak both lived happily ever after

Live happily ever after, karakterlerin o andan sonra mutlu bir hayat sürmeye devam ettiğini anlatan kalıplaşmış bir masal sonudur. İfadeyi ayrı ayrı zaman sözcükleri olarak değil, bir bütün halinde hikâye kalıbı olarak anlayın. Both, daha önce sözü edilen iki karakterin de mutlu sona ulaştığını vurgular. İfade ayrıca hikâyenin bittiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle geleneksel bir masal sonu gibi geliyor?

  1. The princess and the gardener were living after the party.
  2. The princess and the gardener lived happily ever after.
  3. The princess and the gardener lived happily for one afternoon.
Cevabı göster

The princess and the gardener lived happily ever after.

The end.

2:06

Son.

Much better. Dilbilgisi

2:08

Çok daha iyi.

Dilbilgisi

Kısa bir karşılaştırmalı değerlendirme olarak “Much better.”

Bu kullanımda “Much better.”, “öncekinden çok daha iyi” anlamına gelen kısa bir sözlü değerlendirmedir. Tam düşünce “It’s much better.” veya “That’s much better.” gibi anlaşılır. Neyin değerlendirildiği zaten açık olduğundan özne ve be fiili söylenmeyebilir. “Much”, karşılaştırma biçimi olan “better”ı güçlendirir ve iyileşmenin küçük değil, belirgin olduğunu gösterir. Bu yapı, bir değişiklikten sonra hızlıca değerlendirme yapmayı sağlar.

Alıştırma

Biri ekranın açısını değiştiriyor ve parlama büyük ölçüde azalıyor. Hangi kısa cevap, sonucun öncekinden çok daha iyi olduğu anlamına gelir?

  1. Very good.
  2. Much better.
  3. A little better.
Cevabı göster

Much better.