Aklınızı Başınızdan Alacak İnanılmaz Enerji Gerçekleri: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
614 kelime 187 kel/dk

Video özeti: Video, insanlığın enerji kullanımını, elektrik çarpmasını ve yıldırımı güneş ile rüzgâr enerjisinin potansiyeline bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. how long would you have to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would ve have to ile sabit bir program yerine varsayılan zorunlu bir eylemin ne kadar süreceğini sorun. 2. all bets are off. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: normal koruma veya tahminlerin geçerli olmadığını anlayın; burada yıldırım bedenin savunmasını aşar, gerçek bir bahisten söz edilmez. 3. harness this solar power. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: harness doğal bir gücü denetleyip pratikte kullanmak demektir; yalnızca hayvana takılan koşum değildir.

Bu derste

Energy is pretty amazing. Kelime

0:00

Enerji gerçekten inanılmaz.

Kelime

Gündelik bir derece zarfı olarak pretty

Burada pretty, amazing sıfatını niteler. “Oldukça”, “epey” veya “belirgin bir ölçüde” anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır; çekici bir dış görünüşü anlatmaz. Orta düzeyden biraz daha güçlü, olumlu bir değerlendirme ifade eder. Bu bağlamda pretty amazing hayranlık belirtir, ancak genellikle very veya extremely kadar güçlü bir vurgu taşımaz.

Alıştırma

“The puzzle was pretty difficult” cümlesinde pretty ne anlama gelir?

  1. oldukça veya epey
  2. dış görünüşü çekici
  3. hiç zor değil
Cevabı göster

oldukça veya epey

So amazing that as a species we use around 15 terawatts at any given moment. Notlar

0:01

Öyle ki insanlık olarak herhangi bir anda yaklaşık 15 teravat enerji kullanıyoruz.

Dilbilgisi

so + sıfat + that ve So amazing that cümle parçası

Burada so amazing that, derece ve sonuç bildiren so + adjective + that-clause kalıbını başlatır. So, amazing sözcüğünün derecesini güçlendirir; that ile başlayan yan cümle ise değerlendirmeyi destekleyen kanıtı veya sonucu verir. Altyazının ikinci cümlesi, konuşma dilinde bilinçli olarak kullanılan bir cümle parçasıdır: Önceki cümledeki Energy is ifadesini devralır ve söylemez. Dil bilgisel olarak tam düşünce Energy is so amazing that, as a species, we use around 15 terawatts at any given moment. şeklindedir. Bu nedenle cümle başındaki So burada “bu yüzden” anlamındaki bağlaç değildir.

Alıştırma

Derece-sonuç yapısını tamamlayın: The book was ____ interesting ____ I finished it in one evening.

Cevabı göster

so · that

Kalıp ifadeler

as a species: tek bir grup olarak insanlık

Bu cümlede as a species bakış açısını belirler: we, tek bir biyolojik grup olarak ele alınan tüm insanlığı ifade eder. İfade tek bir kişi ya da ülkeyle ilgili değildir ve as burada “-iken” ya da “-dığında” anlamına gelmez. Bu yapı, bir türün ne yaptığı, neye ihtiyaç duyduğu veya neye yol açtığı hakkında geniş bir ifade kurmak için kullanılabilir. Buradaki gibi cümleciğin başında ya da öznenin ardından ara ifade olarak yer alabilir.

Alıştırma

İnsanları tek bir biyolojik grup olarak sunan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Humans, ____, can solve problems together.

Cevabı göster

as a species

Kalıp ifadeler

at any given moment: seçilen tek bir anın görüntüsü

At any given moment, “hangi tek zaman noktası seçilirse seçilsin, o anda” anlamına gelir. Burada given, birine verilen değil, seçilen veya belirlenen demektir. Bu cümlede ifade, güç değerini anlık bir görüntüye dönüştürür: o anda yaklaşık 15 teravat kullanılmaktadır. Bir zaman aralığı boyunca biriken enerjiyi anlatmaz.

Alıştırma

Seçilen herhangi bir tek andaki istatistiksel görüntüyü en iyi vurgulayan ifadeyi seçin: The dashboard shows how many users are online ____.

  1. at any moment
  2. at the moment
  3. over the whole day
  4. at any given moment
Cevabı göster

at any given moment

That's equivalent to 15 trillion watts. Kalıp ifadeler

0:06

Bu, 15 trilyon vata eşit.

Kalıp ifadeler

be equivalent to + karşılaştırma unsuru

be equivalent to + isim veya isim öbeği yapısında equivalent; değer, miktar, etki ya da anlam bakımından eşit olmayı belirtir. Burada 15 terawatts, 15 trillion watts olarak yeniden ifade edilir; aynı güç farklı bir birimle anlatılır. Birimleri dönüştürürken veya ilgili bir yönden eşleşen şeyleri karşılaştırırken bu yapıyı kullanın. Karşılaştırılan unsur doğrudan to sözcüğünden sonra gelir: be equivalent to 15 trillion watts.

Alıştırma

İngilizce cümleyi equivalent to ile tamamlayın: In the decimal system, one kilometer is ____ one thousand meters.

Cevabı göster

equivalent to

Consider this average light bulb which consumes roughly 100 watts.

0:10

Yaklaşık 100 vat tüketen sıradan bir ampulü düşünün.

One single terawatt could power 10 billion of them at the same time.

0:13

Tek bir teravat, bunlardan 10 milyar tanesini aynı anda çalıştırabilir.

Of the world's energy,

0:18

Dünyada kullanılan enerjinin,

the US consumes about 25% while Google alone accounts for roughly 0.013%. Notlar

0:19

yaklaşık %25'ini ABD tüketirken Google tek başına kabaca %0,013'ünü kullanıyor.

Kelime

iki istatistiği karşılaştıran while

Burada while, aynı ölçeği kullanan iki cümleciği birbirine bağlar ve rakamları karşılaştırır: ABD dünya enerjisinin yaklaşık %25'ini kullanırken Google'ın payı çok daha küçüktür. Buradaki anlamı whereas veya in contrast şeklindedir; during the time that anlamında değildir. Bu karşıtlık bildiren while, okuyucunun iki gerçeği tek bir cümlede verimli biçimde karşılaştırmasını sağlar. Genellikle karşıt gerçeği veren ikinci cümleciğin önünde bulunur.

Alıştırma

İki istatistiği karşılaştırmak için cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? Online sales rose by 18%, ____ store sales fell by 4%.

  1. while
  2. when
  3. during
Cevabı göster

while

Öbek fiiller

accounts for + bir yüzde

Burada accounts for, daha büyük bir bütünün belirtilen bir payını “oluşturmak” veya “karşılamak” anlamına gelir. Hesaba katılan bölüm Google’dır ve yaklaşık %0,013, dünya enerji kullanımındaki payıdır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp X accounts for Y% of the total biçimindedir. Yüzde ve bileşim bildiren cümlelerde bu kullanım, bütünün ne kadarının X’e ait olduğunu anlatır; burada “açıklamak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi account for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In our monthly budget, rent ____ exactly 40% of the total.

Cevabı göster

accounts for

This is enough energy to continuously power 200,000 homes.

0:25

Bu enerji, 200.000 eve kesintisiz güç sağlamaya yeter.

Food also contains energy which is measured in calories or joules. Kalıp ifadeler

0:29

Yiyecekler de kalori veya jul ile ölçülen enerji içerir.

Kalıp ifadeler

be measured in + birim

In, be measured in + birim kalıbının parçasıdır: bir miktar, sayısal değerini veren birim kullanılarak açıklanır. Cümlede which, energy sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla calories veya joules, enerji miktarını ifade etmek için kullanılan birimlerdir. Be biçimi özneye ve zamana göre değişir: is measured in, was measured in veya are measured in.

Alıştırma

Ölçü biriminden önce kullanılan edatla cümleyi tamamlayın: The battery's capacity is measured ____ watt-hours.

Cevabı göster

in

One food calorie is equal to roughly 4200 joules of energy. Kelime

0:33

Bir gıda kalorisi yaklaşık 4.200 jul enerjiye eşittir.

Kelime

food calorie: bir kilokalori

Beslenme bağlamında food calorie, gıda etiketlerinde yaygın olarak gösterilen enerji birimidir. Bir kilokaloriye, yani bazı fizik bağlamlarında kullanılan küçük kalorilerin 1.000 tanesine eşittir. Cümlede bu nedenle yaklaşık 4.200 jul denir: bir food calorie yaklaşık 4.184 juldür ve basit tahminlerde çoğunlukla yuvarlanır. Burada daha büyük birimin kastedildiğini çevredeki gıda veya enerji bağlamından anlayabilirsiniz.

Alıştırma

Bir atıştırmalığın etiketinde 100 Calories sağladığı yazıyor. Burada Calories ne anlama gelir?

  1. Yaklaşık 100 küçük kalori, yani 420 jul.
  2. Yaklaşık 100 kilokalorilik gıda enerjisi.
  3. Tam olarak 100 jul enerji.
Cevabı göster

Yaklaşık 100 kilokalorilik gıda enerjisi.

So,

0:37

Peki,

how long would you have to plug yourself into a wall to get a day's worth of food energy? Notlar

0:37

bir günlük besin enerjisini almak için kendinizi duvar prizine ne kadar süre takmanız gerekirdi?

Dilbilgisi

how long would you have to ...?: varsayımsal süre

how long would + özne + have to + fiilin yalın hâli soru kalıbı, hayal edilen veya koşula bağlı bir durumda gerekli bir eylemin ne kadar süreceğini sorar. Burada would düşünce deneyini belirtirken have to sonuca ulaşmak için eylemin gerekli olduğunu gösterir. Özneyi ve fiilin yalın hâlini değiştirerek kalıbı yeniden kullanabilirsiniz: How long would they have to wait? Bu soru, programdaki belirli bir saati değil süreyi sorar.

Alıştırma

Varsayımsal soruyu hedef kalıpla tamamlayın: If the road were closed, how long ____ walk to school?

Cevabı göster

would you have to

Kalıp ifadeler

a day's worth of: bir güne yetecek miktar

a day's worth of food energy ifadesindeki a day's worth of, bir gün boyunca gereken veya kullanılan gıda enerjisi miktarını belirtir. Burada worth fiyatla ya da bir şeyin yapmaya değer olmasıyla ilgili değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp a/an + zaman diliminin iyelik biçimi + worth of + isim şeklindedir. Bir zaman dilimini o süreye yetecek malzeme, iş veya kullanım miktarına dönüştürür; a week's worth of groceries buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi a/an + time period's + worth of + noun kalıbıyla tamamlayın: The emergency kit contains ____ clean drinking water, enough for seven days.

Cevabı göster

a week's worth of

If we take a standard daily diet for a male of around 2500 food calories, Anlatım akışı

0:42

Bir erkek için yaklaşık 2.500 gıda kalorilik standart günlük beslenmeyi esas alırsak,

we find that our bodies need around 10 million joules of energy each day.

0:46

vücudumuzun her gün yaklaşık 10 milyon jul enerjiye ihtiyaç duyduğunu görürüz.

Anlatım akışı

If we take ... we find that ...: başlangıç noktasından sonuca

If we take ... açıklama için bir başlangıç varsayımı, referans değeri veya girdi belirler. Burada take, bir şeyi fiziksel olarak almak değil, ‘hesaplamada kullanmak’ anlamındadır. We find that ... bu başlangıç noktasından ulaşılan sonucu sunar. Burada find, bir nesneyi bulmak değil, ‘hesaplama veya akıl yürütmeyle belirlemek’ anlamındadır. İki bölüm birlikte başlangıç noktasını sonuca açıkça bağlar.

Alıştırma

Öncülden sonuca giden kalıbı tam olarak tamamlayın: ____ one box as holding 12 pencils, ____ five boxes hold 60 pencils.

Cevabı göster

If we take · we find that

Take something like your laptop which charges at about 50 joules per second Anlatım akışı

0:50

Saniyede yaklaşık 50 jul ile şarj olan dizüstü bilgisayarınız gibi bir cihazı düşünün;

Anlatım akışı

Take something like ile örnek sunmak

Burada Take something like, “bu tür bir şeyi örnek olarak kullanmak” anlamına gelir. Take biçim olarak emir kipindedir, ancak dinleyiciye bir nesneyi kaldırmasını veya taşımasını söylemek yerine açıklamayı düzenler. Take something like + isim öbeği kalıbı, genel bir fikirden onu temsil eden bir örneğe geçiş yapar. Buradaki like, “beğenmek” değil, “gibi, örneğin” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi temsil edici bir örnek sunan üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ a concert ticket bought at the last minute; its price may rise sharply.

Cevabı göster

Take something like

and it would take roughly 55 hours to charge yourself. Dilbilgisi

0:54

kendinizi şarj etmeniz yaklaşık 55 saat sürerdi.

Dilbilgisi

Varsayımsal süre için It would take ... to ...

Bu cümlede it would take roughly 55 hours to charge yourself, hayal edilen bir eylemin süresini tahmin eder. Would, bir insanı şarj etme durumunun varsayımsal olduğunu; roughly ise 55 saatin yaklaşık bir sayı olduğunu gösterir. Yapı it would take + süre + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. It yalnızca özne yerini doldurur ve belirli bir şeyi göstermez; asıl eylem to sözcüğünden sonra gelir. Başka varsayımsal görevlerin süresini tahmin etmek için süreyi ve fiil öbeğini değiştirebilirsiniz.

Alıştırma

Varsayımsal süre kalıbını tamamlayın: With the slower train, ____ four hours ____ get to the coast.

Cevabı göster

it would take · to

On the other hand, Anlatım akışı

0:57

Öte yandan,

if we charged at the energy input of a microwave, Dilbilgisi

0:58

bir mikrodalga fırının enerji girişiyle şarj olsaydık,

which is roughly 1500 joules per second,

1:00

yani saniyede yaklaşık 1.500 jul ile,

it would only take 1.9 hours.

1:02

yalnızca 1,9 saat sürerdi.

Anlatım akışı

On the other hand: karşılaştırmanın ikinci tarafını tanıtmak

On the other hand, konuşmacının iki yönlü bir karşılaştırmanın zıt olan diğer tarafına geçtiğini gösterir. Burada anlatım, daha önceki bir şarj gücü varsayımından mikrodalga fırının enerji girişine dayanan varsayıma geçer. Bu ifade, dinleyiciye yeni koşul ve sonucu öncekilerle karşılaştırmasını söyleyerek düşünce akışını düzenler. İfadenin tamamı “zıt açıdan bakıldığında” anlamındadır; hand sözcüğü gerçek anlamıyla eli belirtmez.

Alıştırma

Standart ikili karşılaştırmayı tamamlayın: On the one hand, the train is cheaper. ____, the plane is much faster.

Cevabı göster

On the other hand

Dilbilgisi

If we charged ... it would only take: hayalî koşul ve sonuç

if we charged ifadesinde charged geçmiş zaman biçimindedir, ancak olayı gerçek geçmişe yerleştirmez. if + geçmiş zaman biçimi, şimdi veya gelecekle ilgili hayalî bir koşul sunar. it would only take, would + fiilin yalın hâli ile varsayımsal sonucu verir. Only, 1,9 saatin önceki tahmine kıyasla şaşırtıcı derecede kısa olduğunu vurgular.

Alıştırma

Dersin iki parçalı kalıbıyla ikinci koşul cümlesini tamamlayın: ____ the battery at this rate, ____ three days.

Cevabı göster

If we charged · it would only take

Even more amazing is the fact that this much energy would cost roughly 33 cents in North America. Dilbilgisi

1:05

Daha da şaşırtıcı olan, Kuzey Amerika'da bu kadar enerjinin yaklaşık 33 sente mal olmasıdır.

Dilbilgisi

Even more amazing is the fact that: değerlendirmeyi öne alma

Even more amazing, bağlayıcı fiil is'ten önce yerleştirilmiş bir özne tümlecidir. Dil bilgisel özne daha sonra gelir: the fact that this much energy would cost roughly 33 cents in North America. Normal sözcük dizilişinde cümle The fact that ... is even more amazing olurdu. Değerlendirmenin başa alınması vurgu yaratır ve önceki şaşırtıcı noktadan daha ileri bir aşamaya geçildiğini gösterir. Even more, dinleyiciye sıradaki gerçeğin az önce duyduğundan daha şaşırtıcı olduğunu bildirir. Bu nedenle cümle, öznesi eksik bir ünlem değil, devrik yapılı tam bir cümledir.

Alıştırma

Yeni cümleyi dersteki öne alınmış girişin aynısıyla tamamlayın: ____ the fact that this small museum is free.

Cevabı göster

Even more amazing is

33 cents for your daily intake of energy.

1:11

Günlük enerji alımınızın bedeli sadece 33 sent.

It's too bad we can't just plug in. Notlar

1:14

Keşke kendimizi prize takabilseydik.

Ton ve niyet

It's too bad: bir durumdan duyulan üzüntüyü ifade etmek

It's too bad, konuşmacının üzüldüğü veya farklı olmasını istediği bir durumu tanıtır. Burada ardından gelen we can't just plug in bölümünü işaret eder. İsteğe bağlı that kullanılmamıştır: It's too bad (that) we can't just plug in. Bu cümlede bad, bir kişinin karakterini değil, durumu değerlendirir; too bad de “aşırı derecede kötü” anlamına gelmez. İmkânsız düşünce üzüntüye şakacı bir hava katar, ancak ifadenin başka durumlara aktarılabilen temel işlevi hafif bir üzüntü, hayal kırıklığı veya yakınlık göstermektir.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşı evcil hayvanının ağır hasta olduğunu söylüyor. Tek başına “Too bad!” demek en güvenli ve sıcak yanıt mıdır?

  1. Hayır
  2. Evet
Cevabı göster

Hayır

Öbek fiiller

Plug in: elektriğe bağlanmak

Bu cümlede plug in, bir elektrik kaynağına bağlanmak anlamına gelir. Bağlanan cihaz ya da kişi önceki bağlamdan anlaşıldığı için ifade nesnesiz kullanılmıştır: we can't just plug in. İnsanlar normalde cihazlar gibi kendilerini elektriğe bağlamaz. Cihazlara ait bu eylemin insanlara uygulanması eğlenceli bir benzetme yaratır: enerjiyi bir makine kadar kolay alabildiğimizi hayal ettirir.

Alıştırma

Cümleyi plug in ile tamamlayın: My laptop is almost out of power, so I need to ____.

Cevabı göster

plug in

But if you took all that energy,

1:16

Ama tüm bu enerjiyi kullansaydınız,

how big of an explosion could it make? Dilbilgisi

1:18

ne büyüklükte bir patlamaya yol açabilirdi?

Dilbilgisi

How big of an explosion: gayriresmî of kalıbı

Soru, how + sıfat + of a/an + tekil sayılabilen isim yapısını kullanır: how big of an explosion. Sıfatın derecesini, bu durumda patlamanın olası büyüklüğünü sorar. Of, bu gayriresmî soru kalıbının bir parçasıdır; aitlik göstermez. Daha resmî veya daha geniş ölçüde kabul gören İngilizcede aynı soru, of olmadan how big an explosion could it make? biçiminde ifade edilebilir.

Alıştırma

Hangi soru gayriresmî Kuzey Amerika İngilizcesindeki how + sıfat + of a/an + isim kalıbını kullanır?

  1. How big of an explosion could it make?
  2. How of big an explosion could it make?
  3. How big an explosion could it make?
Cevabı göster

How big of an explosion could it make?

Well,

1:20

Şöyle ki,

one food calorie is conveniently equal to 1 gram of the explosive TNT.

1:20

bir gıda kalorisi tesadüfen 1 gram TNT patlayıcısına eşittir.

So, if you eat 2500 food calories in a day,

1:25

Yani günde 2.500 gıda kalorisi tüketirseniz,

you're looking at the equivalent of about 44 World War II hand grenades. Deyimler

1:28

bu, İkinci Dünya Savaşı tipi yaklaşık 44 el bombasına eş değerdir.

Deyimler

Tahmini miktar veya sonuç bildiren you're looking at

Bu cümlede you're looking at, 'miktar şudur' ya da 'toplamda şu kadar eder' anlamındadır; 'gözlerinle bakıyorsun' anlamına gelmez. Yaklaşık 44 el bombasını tahmini bir enerji karşılığı olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + be + looking at + isim öbeği şeklindedir. Tahmini bir sayı, maliyet, süre veya olası sonucu belirtebilir. Özne, I'm looking at ya da we're looking at örneklerindeki gibi değişebilir.

Alıştırma

'Beklenen toplam şudur' anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: For six tickets, ____ around $120.

Cevabı göster

you're looking at

That's a pretty big explosion.

1:33

Bu oldukça büyük bir patlama.

But it should be no surprise that energy can cause damage. Kalıp ifadeler

1:35

Ancak enerjinin hasara yol açabilmesi şaşırtıcı olmamalı.

Kalıp ifadeler

Beklenen sonucu sunan it should be no surprise that

Burada it should be no surprise that, konuşanın bilinen gerçeklere dayanarak makul biçimde beklenebilir gördüğü bir sonucu sunar. Should bir görev veya talimatı değil, mantıksal beklentiyi ifade eder. Yapı it + should be + no surprise + that cümleciği şeklindedir. That cümleciği beklenen sonucu belirtir. Bu ifade dinleyiciyi kanıtlardan sonuca götürür ve 'Bildiklerimize göre bu sonuç mantıklı' düşüncesini aktarır.

Alıştırma

Sonucu mantıksal olarak beklenebilir gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The path has been icy all week, so ____ several people have slipped.

Cevabı göster

it should be no surprise that

After all, we've all experienced an electric shock. Anlatım akışı

1:37

Sonuçta hepimiz elektrik çarpması yaşamışızdır.

Anlatım akışı

Gerekçe sunan söylem belirleyicisi olarak After all,

Bu cümlenin başındaki “After all,” daha önce söylenen bir iddiayı destekleyen bir gerekçe sunar. Konuşan kişi, elektrik çarpmasıyla ilgili ortak deneyimi, önceki iddianın kolayca kabul edilmesini sağlayan bir kanıt olarak gösterir. “Unutma” veya “bu gerekçeyi düşün” gibi işlev görür ve çoğu zaman dinleyicinin zaten bildiği bir bilgiye dayanır. Burada “ne de olsa” veya “bu gerçeği göz önüne alırsak” anlamındadır; “sonunda” ya da “her şeyden sonra” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede “after all”, önceki ifadeyi destekleyen bir gerekçe sunuyor?

  1. After all the guests left, we cleaned the room.
  2. We can trust Lena with the map. After all, she knows these trails well.
  3. Finally, Lena explained the route.
Cevabı göster

We can trust Lena with the map. After all, she knows these trails well.

But how much electricity does it take to actually kill a human?

1:40

Peki bir insanı gerçekten öldürmek için ne kadar elektrik gerekir?

Surprisingly little.

1:44

Şaşırtıcı derecede az.

7 milliamps for as little as 3 seconds to be exact. Kalıp ifadeler

1:45

Tam olarak söylemek gerekirse, 3 saniye boyunca yalnızca 7 miliamper yeter.

Kalıp ifadeler

Şaşırtıcı derecede düşük bir miktar için as little as

“As little as”, bir miktarın şaşırtıcı derecede düşük olduğunu vurgular. Bu cümlede “3 seconds” ifadesini niteler: anlatılan durumda yalnızca üç saniyelik bir süre bile yeterli olabilir. Kalıp as little as + miktar şeklindedir. Yalnızca sayıyı belirtmez; bu sayıyı özellikle küçük bir alt sınır veya olası miktar olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki şaşırtıcı derecede kısa bir süreyi vurgulayan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The express wash can finish in ____ five minutes.

Cevabı göster

as little as

Kalıp ifadeler

Bir sayıdan sonra kullanılan “to be exact”

Burada “to be exact”, konuşanın genel bir düşünceyi kesin rakamlarla, yani 7 miliamper ve 3 saniyeyle değiştirdiğini dinleyiciye bildirir. Daha az kesin olan önceki açıklamaya dönerek onu belirli değerlere indirger. Bu ifade, tüm cümlenin doğruluğuna ilişkin bir yorumdur. Buradaki “to be” mastarı amaç bildirmez; ifadenin tamamı “daha kesin söylemek gerekirse” veya “tam ayrıntıyı vermek gerekirse” anlamına gelir.

Alıştırma

Sayının kesin olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The repair took 47 minutes, ____.

Cevabı göster

to be exact

This is equivalent to a triple-A battery straight to the heart.

1:49

Bu, bir AAA pili doğrudan kalbe bağlamaya eşdeğerdir.

You see,

1:52

Bakın,

electricity actually kills by interrupting the heart rhythm. Dilbilgisi

1:52

elektrik aslında kalbin ritmini bozarak öldürür.

Dilbilgisi

Mekanizma bildiren “by + -ing”

“By interrupting” ifadesinde “by”, sonucu ortaya çıkaran mekanizmayı tanıtır. Elektrik şu şekilde öldürür: kalp ritmini bozar. “By + fiil-ing” kalıbı “Bu nasıl gerçekleşir?” sorusunu yanıtlar. “Interrupting” eylemini yaptığı anlaşılan öge ana cümlenin öznesi olan “electricity”dir; “the heart rhythm” ise kesintiye uğrayan ögedir.

Alıştırma

Cümleyi “by” ve “reduce” fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This app saves battery ____ screen brightness.

Cevabı göster

by reducing

But our body has built-in protection, Kelime

1:56

Ancak vücudumuzun doğal koruma mekanizmaları vardır,

like your skin,

1:58

örneğin cildimiz,

so it doesn't go straight to your heart.

1:59

bu yüzden elektrik doğrudan kalbinize ulaşmaz.

Kelime

built-in protection: tasarıma dâhil edilmiş koruma

Built-in protection ifadesinde built-in, protection sözcüğünü niteleyen, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Korumanın dışarıdan eklenmek yerine bedenin veya sistemin zaten bir parçası olduğunu belirtir. Burada cilt, bedenin doğal koruma yapısına bir örnektir. built-in + isim kalıbı, bir şeyde en başından beri bulunan özellikleri anlatabilir.

Alıştırma

“Cihazın bir parçası olarak dâhil edilmiş” anlamındaki kısa çizgili sıfatla cümleyi tamamlayın: This oven has ____ protection against overheating.

Cevabı göster

built-in

However,

2:01

Ancak,

with something like lightning,

2:01

yıldırım gibi bir şey söz konusu olduğunda,

all bets are off. Deyimler

2:02

her şey olabilir.

Deyimler

all bets are off: normal beklentiler artık geçerli olmadığında

All bets are off, durum değiştiği veya olağan dışı derecede belirsizleştiği için alışılmış kurallara, korumalara, planlara ya da tahminlere artık güvenilemeyeceğini anlatan bir deyimdir. Kelimenin gerçek anlamıyla kumardan söz etmez. Bu cümlede yıldırım, bedenin korumasıyla ilgili normal varsayımı geçersiz kılan istisnai koşuldur. Deyim net bir sınır gösterir: daha önce genellikle doğru olan şey artık geçerli olmayabilir.

Alıştırma

“Önceki plana artık güvenilemez” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: If the only bridge closes, ____.

Cevabı göster

all bets are off

In fact,

2:03

Hatta,

a lightning bolt can hit over 1 billion volts.

2:04

bir yıldırımın gerilimi 1 milyar voltu aşabilir.

The reason some people survive lightning strikes is based on the path it takes through their body.

2:07

Bazı insanların yıldırım çarpmasından sağ çıkması, yıldırımın vücutlarında izlediği yola bağlıdır.

If the heart goes untouched,

2:11

Kalbe dokunmazsa,

you can come out alive, Öbek fiiller

2:12

hayatta kalabilirsiniz;

which shows you just how awesome and powerful nature really is. Dilbilgisi

2:13

bu da doğanın gerçekte ne kadar muhteşem ve güçlü olduğunu gösterir.

Öbek fiiller

come out alive: come out + sonuç durumu

Burada come out alive, tehlikeli bir deneyimden sağ çıkmak ve sonunda hâlâ hayatta olmak demektir. Come out, bir kap ya da odadan fiziksel olarak çıkmayı değil, bir olaydan geçtikten sonraki sonucu vurgular. Kalıp come out + sıfat şeklindedir. Come out alive, come out unharmed ve come out stronger örneklerinde olduğu gibi sıfat, sonuçta ortaya çıkan durumu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi come out alive ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The climbers endured a deadly avalanche, but they ____.

Cevabı göster

came out alive

Dilbilgisi

just how ... really is: gömülü cümlede derece vurgusu

Just how awesome and powerful nature really is ifadesinde just how + sıfatlar, beklenmedik ölçüde yüksek bir dereceyi vurgular: doğa son derece etkileyici ve güçlüdür. Just vurguyu güçlendirir, really ise ifadeye daha da fazla kuvvet katar. Tüm yan cümle, shows you ifadesinden sonraki içeriği verir. Bir bildirme cümlesinin içine gömülü olduğu için nature really is biçimindeki düz cümle sözcük dizilişini kullanır; is nature olmaz. Burada how, biçimi değil dereceyi ifade eder ve doğrudan bir soru başlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, realized sonrasında gömülü bir vurgu cümleciğinde just how ifadesini doğru kullanır?

  1. I realized just how the storm really was powerful.
  2. I realized just how powerful was the storm really.
  3. I realized just how powerful the storm really was.
Cevabı göster

I realized just how powerful the storm really was.

What may surprise you more is that every minute Dilbilgisi

2:16

Sizi daha da şaşırtabilecek şey, her dakika

enough sunlight reaches the Earth's surface Dilbilgisi

2:19

Dünya'nın yüzeyine ulaşan güneş ışığının

to satisfy the world's energy demands

2:21

Dünya'nın enerji ihtiyacını

for an entire year.

2:23

bir yıl boyunca karşılamaya yetecek miktarda olmasıdır.

Dilbilgisi

What may surprise you more is that...: daha da şaşırtıcı bir gerçeği vurgulamak

What may surprise you more, isim görevi gören bir ilgi yan cümlesidir ve is fiilinin öznesidir. is sonrasındaki that yan cümlesi, şaşırtıcı yeni gerçeğin ne olduğunu belirtir. Cümlenin tamamı bir bildirimdir; doğrudan soru değildir. Karşılaştırma bildiren more, daha önceki bir şaşkınlığa gönderme yapar ve sonraki gerçeği daha da beklenmedik olarak sunar. What may surprise you more is that + yan cümle kalıbı, dinleyicinin dikkatini önemli yeni bir iddiaya yöneltir.

Alıştırma

Hangi cümle What may surprise you more ifadesini özne olarak kullanıp ardından şaşırtıcı gerçeği sunar?

  1. What may surprise you more?
  2. What may surprise you more is that the shop repairs items for free.
  3. Why may the shop surprise you more?
Cevabı göster

What may surprise you more is that the shop repairs items for free.

Dilbilgisi

enough sunlight ... to satisfy: yeterli miktar ve sonuç

Enough, sunlight isminden önce gelir ve miktarının yeterli olduğunu gösterir. to satisfy mastarı, bu miktarın sağlayabileceği sonucu belirtir: güneş ışığının miktarı enerji ihtiyacını karşılayacak düzeydedir. Tam bir cümlede enough içeren isim öbeği ile ona bağlı to mastarı yan yana olmak zorunda değildir. Enough sunlight öznedir, reaches the Earth's surface yüklemdir ve to satisfy yine de yeterlilik düşüncesini tamamlar. Arada bir yüklem bulunsa bile enough ile sonraki to + fiil bağlantısını takip edin.

Alıştırma

Cümleyi hedef enough ... to sonuç kalıbıyla tamamlayın: ____ buses arrived ____ carry all the students.

Cevabı göster

Enough · to

That's right.

2:25

Evet, doğru.

Roughly 174 petawatts of energy hits the Earth from the sun.

2:25

Güneş'ten Dünya'ya yaklaşık 174 petavat enerji ulaşır.

Of course,

2:29

Elbette,

the biggest challenge is finding efficient ways to properly harness this solar power. Notlar

2:30

en büyük zorluk, bu güneş enerjisinden gerektiği gibi yararlanmanın verimli yollarını bulmaktır.

Dilbilgisi

the biggest challenge is finding: ana zorluğu belirtmek

En zor olan ana eylemi veya görevi belirtmek için the biggest challenge is + -ing kalıbını kullanın. Buradaki finding bir fiilimsi olarak zor görevi adlandırır; şu anda sürmekte olan bir eylemi anlatmaz. Bu kalıp, odağı mümkün olan şeyden çözülmesi gereken şeye taşır. Challenge isminden sonra is gelir ve -ing öbeği zorluğun ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için is + find kullanın ve find sözcüğünü -ing biçimine getirin: The biggest challenge ____ enough volunteers for Saturday.

Cevabı göster

is finding

Kelime

harness this solar power: güneş enerjisinden yararlanmak

Bu cümlede harness, güneş enerjisini yakalamak veya kontrol etmek ve onu yararlı hâle getirmek anlamına gelen bir fiildir. Bir hayvana takılan koşum takımını ifade etmez. harness + enerji kaynağı kalıbı, doğal bir gücü pratik amaçla kullanmaya odaklanır. Enerjinin toplanmasını ve dönüştürülmesini içerebilir, ancak tek başına enerjiyi daha sonra kullanmak üzere depolamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede harness, doğal bir gücü yakalayıp yararlı bir amaçla kullanmak anlamındadır?

  1. The batteries store extra energy for the night.
  2. The generator produces electricity from fuel.
  3. The turbines harness wind power to supply the village.
Cevabı göster

The turbines harness wind power to supply the village.

And all of this energy and heat are a major contributing factor to the creation of wind. Kalıp ifadeler

2:34

Tüm bu enerji ve ısı da rüzgârın oluşmasına büyük katkıda bulunur.

Kalıp ifadeler

a major contributing factor to: birkaç neden arasındaki önemli bir etken

Bu cümlede a major contributing factor to, “bir sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olan önemli etkenlerden biri” anlamına gelir. Enerji ve ısı, rüzgârın oluşumunda önemli bir rol oynar. Bu ifade bilinçli olarak temkinlidir: contributing factor, olası birkaç nedenden biridir; mutlaka tek neden veya tek başına sonucu oluşturmaya yeterli bir neden değildir. Yapı a/an + sıfat + contributing factor to + isim ya da -ing biçimidir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “birkaç neden arasındaki önemli bir neden” anlamına gelen beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Poor visibility was ____ the accident.

Cevabı göster

a major contributing factor to

Sometimes so powerful that we see things like hurricanes.

2:39

Bazen kasırga gibi olaylara yol açacak kadar güçlü olur.

But not only can wind turbines take advantage of the wind to create power, Notlar

2:42

Ancak rüzgâr türbinleri rüzgârdan yararlanıp enerji üretmekle kalmaz,

Kalıp ifadeler

take advantage of: bir kaynaktan etkili biçimde yararlanmak

Burada take advantage of, mevcut ve yararlı bir şeyi kullanmak anlamına gelir. Türbinler enerji üretmek için rüzgârı bir kaynak olarak kullanır; bu nedenle ifade sömürücü değil, nötr ve olumludur. Anlamı belirleyen temel bağlam ipucu nesnedir. the wind doğal bir kaynaktır, haksız davranılabilecek bir kişi değildir.

Alıştırma

Yararlı bir kaynaktan etkili biçimde faydalanmak anlamına gelen ders ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The school put solar panels on the roof to ____ the available sunlight.

Cevabı göster

take advantage of

scientists have shown how they can,

2:46

bilim insanları bunların,

in high enough concentrations, Kelime

2:48

yeterli yoğunluğa ulaştıklarında,

help prevent hurricanes.

2:49

kasırgaları önlemeye yardımcı olabileceğini göstermiştir.

Dilbilgisi

not only can wind turbines: öne alınmış not only sonrasında devriklik

not only bu yan cümlenin başına geldiğinde özne-yardımcı fiil devrikliğini tetikler: can, özne olan wind turbines ifadesinden önce gelir. Normal sıra wind turbines can iken yapı not only can wind turbines olur. Bu açılış, eklenen iki yetenekten ilkini sunar. Altyazıda but also denmese de ikinci yetenek, kasırgaları önlemeye yardımcı olma hakkındaki sonraki ifadeyle verilir. Bu devrikliği yalnızca öne alınmış not only ile başlayan yan cümle kullanır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi not only ve can kullanan üç sözcüklü açılışla tamamlayın: ____ electric buses reduce pollution, but they can also lower noise levels.

Cevabı göster

Not only can

Kelime

in high enough concentrations: yoğunluk eşiğine ulaşmak

Burada concentrations, bir alanda gruplanmış rüzgâr türbinlerinin yoğunluğunu veya miktarını ifade eder. Sözcüğün kullanımı kimyayla sınırlı değildir: çok sayıda ayrı türbinin birbirine yeterince yakın bulunması veya yeterli ölçekte konuşlandırılması anlatılır. Araya giren in high enough concentrations ifadesi, belirtilen etkinin oluşması için gerekli eşiği bildirir. high enough yapısında enough, high sıfatından sonra gelir ve gerektiği kadar yüksek anlamını verir; virgüller bu koşulu ana cümleden ayırır.

Alıştırma

Yeterince yüksek bir yoğunlukta anlamına gelen ders ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: To affect conditions across the region, the devices must be deployed ____.

Cevabı göster

in high enough concentrations

Simply put, Anlatım akışı

2:51

Basitçe söylemek gerekirse,

wind turbines remove some energy from the wind to generate power.

2:52

rüzgâr türbinleri elektrik üretmek için rüzgârdaki enerjinin bir kısmını alır.

Anlatım akışı

Simply put: daha basit bir yeniden ifadeyi belirtmek

“Simply put”, karmaşık bir düşüncenin daha basit biçimde yeniden ifade edileceğini bildiren bir söylem belirtecidir. Burada dinleyiciye, ardından gelen kısmı başka bir teknik ayrıntı olarak değil, temel mekanizma olarak değerlendirmesini söyler. Bu ifade bir bütün olarak kullanılır: put, bir şeyi fiziksel olarak bir yere koymak anlamına gelmez. “Basit terimlerle ifade edilirse” şeklinde anlaşılabilir ve ardından gelen virgül ifadeyi özetten ayırır.

Alıştırma

Daha basit bir özeti bildirmek için cümleyi öğrendiğiniz söylem belirteciyle tamamlayın: After a long explanation of the software, Mia said, “____, it sorts your photos by date.”

Cevabı göster

Simply put

And simulations have shown that, Anlatım akışı

2:55

Simülasyonlar da,

hypothetically, Anlatım akışı

2:57

varsayımsal olarak,

if you put enough wind turbines together in an at-risk region, Dilbilgisi

2:58

riskli bir bölgeye yeterince çok rüzgâr türbini yerleştirilirse,

major wind disasters could be minimized substantially.

3:01

rüzgâr kaynaklı büyük felaketlerin önemli ölçüde azaltılabileceğini göstermiştir.

Anlatım akışı

simulations have shown that: model kanıtını çerçevelemek

“Simulations have shown that”, ardından gelen iddianın kendisinden önce o iddianın kaynağını belirtir. Dinleyiciye desteğin gerçek dünyadaki doğrudan bir uygulamadan değil, modellenmiş senaryolardan veya bilgisayar simülasyonlarından geldiğini bildirir. Present perfect biçimindeki “have shown”, günümüzde de geçerliliği bulunan bir sonucu aktarır; ancak sonucun gerçekte kanıtlandığı anlamına gelmez. Bu cümlede “hypothetically” ve “could”, sonucu ayrıca modellenmiş bir olasılık olarak sınırlar.

Alıştırma

Örnekteki “simulations have shown that” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İddia, birçok gerçek rüzgâr felaketinin gözlemlenmesiyle kanıtlanmıştır.
  2. Konuşmacı hiçbir kanıt kaynağı olmadan kişisel bir tahminde bulunuyor.
  3. Model sonuçları iddiayı destekliyor, ancak gerçek dünyada uygulama yapıldığı ileri sürülmüyor.
Cevabı göster

Model sonuçları iddiayı destekliyor, ancak gerçek dünyada uygulama yapıldığı ileri sürülmüyor.

Anlatım akışı

Hypothetically: hayalî bir varsayımı belirtmek

Bu cümlede hypothetically, konuşanın tutumunu gösteren bir belirteçtir. Dinleyiciye, ardından gelen if senaryosunu olmuş veya kanıtlanmış bir şey olarak değil, akıl yürütmek için kullanılan bir varsayım olarak ele almasını söyler. if ve could ile birlikte iddianın kesinliğini azaltır. Konuşan, simülasyona dayalı bir olasılıkla kesin bir sonucu birbirinden ayırarak muhtemel bir sonucu inceler.

Alıştırma

Örnekte hypothetically dinleyiciye ne anlatır?

  1. Ardından gelen sonucu kanıtlanmış bir gerçek olarak ele almak.
  2. Ardından gelen durumu tartışma amaçlı bir varsayım olarak ele almak.
  3. Ardından gelen olayı daha önce gerçekleşmiş bir şey olarak ele almak.
Cevabı göster

Ardından gelen durumu tartışma amaçlı bir varsayım olarak ele almak.

Dilbilgisi

If you put ... could be minimized: koşul ve temkinli edilgen sonuç

if yan cümlesi bir koşul belirler: risk altındaki bir bölgede yeterince rüzgâr türbini bir araya getirilir. Ana cümle olan major wind disasters could be minimized, bu koşul altında mümkün olan bir sonucu verir. Could, sonucu garanti edilen değil, mümkün olan bir sonuç olarak gösterir. Could be minimized, kiplik + be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen bir ifadedir. Eylemi kimin veya neyin yaptığı yerine sonuca, yani felaketlerin azalmasına odaklanır. Minimized çok daha düşük bir düzeye indirilmiş demektir; mutlaka tamamen ortadan kaldırılmış anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi reduce fiilinin temkinli edilgen biçimiyle tamamlayın: If the school plants more shade trees, playground temperatures ____ substantially.

Cevabı göster

could be reduced

But apart from this, Anlatım akışı

3:04

Ancak bunu bir kenara bırakırsak,

is wind energy actually worth it? Kalıp ifadeler

3:05

rüzgâr enerjisi gerçekten buna değer mi?

Anlatım akışı

Bir noktayı kenara bırakan geçiş olarak apart from this

Bu soruda apart from this, “bu noktayı şimdilik bir yana bırakırsak” anlamındadır. This, az önce sözü edilen özel yararı gösterir. İfade, tartışmanın o bölümünü kapatıp odağı daha geniş bir ölçüte taşır: rüzgâr enerjisinin genel olarak harcananlara değip değmediği. Söylemi düzenleyen apart from + isim öbeği, konuşanın konunun geri kalanını değerlendirebilmesi için bir etkeni geçici olarak değerlendirme dışında bırakabilir. Burada yeni bir yarar eklenmiyor.

Alıştırma

Konuşan kişi küçük bir yarardan söz etti ve şimdi bu yararı hesaba katmadan planı değerlendirmek istiyor. Soruyu en iyi hangi geçiş tamamlar? The plan may save a little time. _____, does it solve the main problem?

  1. Because of this
  2. Apart from this
  3. Besides this
Cevabı göster

Apart from this

Kalıp ifadeler

Genel değeri değerlendirmek için be worth it

Be worth it, elde edilen sonucun veya yararın harcanan para, zaman ve emeği ya da alınan riski haklı çıkaracak kadar iyi olması demektir. Burada belirli bir nesnenin değeri değil, rüzgâr enerjisi seçeneğinin bütünü değerlendiriliyor. Tekrar kullanılabilecek kalıp be worth it şeklindedir. It, belirli bir fiziksel nesneyi değil, bağlamdan anlaşılan girişimin bütününü ve gerektirdiklerini geniş biçimde gösterir; bu nedenle bu cümlede worth tek başına bırakılamaz. Sorularda genellikle Is/Are + özne + worth it? yapısı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “harcanan emeği haklı çıkaracak kadar iyi” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The application took three hours, but winning the grant was ____.

Cevabı göster

worth it

Click here to check out our AsapTHOUGHT video where we explore how exactly wind turbines work,

3:07

Rüzgâr türbinlerinin tam olarak nasıl çalıştığını ele aldığımız AsapTHOUGHT videomuzu izlemek için buraya tıklayın,

how much energy they actually produce,

3:12

gerçekte ne kadar enerji ürettiklerini

and the crazy new technologies that will change our future.

3:14

ve geleceğimizi değiştirecek çılgın yeni teknolojileri keşfedin.

I mean,

3:17

Yani,

could the whole world be powered by wind? Dilbilgisi

3:18

tüm dünyanın enerjisi rüzgârdan sağlanabilir mi?

Dilbilgisi

Could ... be powered by ...?: …, … ile çalıştırılabilir mi?

Could + özne + be + fiilin üçüncü hâli ...? modal edilgen bir soru oluşturur. Bu cümlede the whole world enerji alacak ögedir; by wind ise önerilen enerji kaynağını belirtir. Konuşmacı, rüzgâr enerjisinin dünyanın enerji ihtiyacını karşılamasının uygulanabilir olup olmadığını soruyor. Edilgen yapı, odağı sistemi kuracak veya işletecek belirli kişi ya da kuruluşlardan çok sistemin kendisine ve uygulanabilirliğine verir.

Alıştırma

Soruyu tamamlamak için power fiilinin doğru iki sözcüklü modal edilgen biçimini kullanın: Could this remote clinic ____ by solar energy?

Cevabı göster

be powered

We went to the GE Global Research Center in Germany,

3:20

Almanya'daki GE Global Research Center'a,

a leader in wind energy,

3:23

rüzgâr enerjisi alanında öncü olan bu merkeze,

to find out.

3:24

bunu öğrenmek için gittik.

There's a link in the description below.

3:25

Bağlantıyı aşağıdaki açıklamada bulabilirsiniz.

And subscribe for more weekly science videos.

3:26

Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.