Kulaklarındaki o çınlama da ne? - Marc Fagelson: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, dışarıda bir ses kaynağı olmadan kulak çınlamasının nasıl oluşabildiğini açıklıyor. Kokleadaki hücre kaybı işitsel girdiyi zayıflattığında beyin, arka plandaki sinir etkinliğini artırarak bunu telafi ediyor ve sessizliğe ilişkin temel referansını değiştiriyor. Video ayrıca sıkıntı döngüsünü ve ses terapisinin danışmanlıkla birlikte kullanımını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has been bothering humanity since ancient Babylon, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect continuous ile since birleşiminin geçmişte belirli bir noktada başlayan ve bugün de süren bir sorunu nasıl anlattığını kavrayın; bu zaman çerçevesini bilimsel veya tarihsel açıklamalarda kullanın. 2. To compensate, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Beynin sonraki eyleminin zayıflayan işitsel sinyallere yanıt olduğunu gösteren bu geçişi tanıyın ve telafi mekanizmalarını, tepkileri ya da çözümleri düzenli biçimde açıklarken kullanın. 3. the same frequency as — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: İki şeyin belirli bir özellik bakımından eşleştiğini belirtmek için the same ... as karşılaştırma kalıbını kullanın; bunu enerjetik maskelemede frekans eşleşmesini veya deney koşullarını anlatmaya uygulayın.
Bu derste
you settle in for a quiet evening alone. Öbek fiiller
0:09yalnız başınıza sessiz bir akşam geçirmek için yerleşirsiniz.
settle in for a quiet evening: sakin bir akşam için rahatça yerleşmek
Settle in, rahat etmek ve sakin, dengeli bir hâle geçmek anlamına gelir. Buradaki in, bir yerin içine doğru gerçek bir hareketi anlatmaz. settle in for + isim öbeği kalıbı, rahatça yerleştikten sonra zaman ayırmaya hazırlandığın etkinliği veya deneyimi tanıtır. Bu cümlede for a quiet evening alone, ardından gelecek sakin ve yalnız geçirilen süreyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zaman bağlamına uyan settle in for biçimiyle tamamla: We made some tea and ____ a quiet evening at home.
Cevabı göster
settled in for
even though there's nothing making any noise. Dilbilgisi
0:17herhangi bir ses çıkaran hiçbir şey olmamasına rağmen.
instead of the sound of silence: beklenenle gerçeğin karşılaştırılması
Instead of, beklenen veya vazgeçilen seçeneği tanıtır. Burada the sound of silence isim öbeği beklenebilecek durumu belirtirken ana cümle şaşırtıcı gerçeği verir: sürekli bir çınlama duyarsın. instead of ifadesini bir isimden, zamirden veya -ing biçiminden önce kullan: instead of silence, instead of that, instead of waiting. Normalde ardından instead of she waited gibi öznesi ve zaman çekimli fiili olan tam bir yan cümle gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, gerçekleşen olayı diğer seçenekle karşılaştırmak için instead of ifadesini doğru kullanıyor?
- Instead of taking the bus, Maya walked to school.
- Instead of she took the bus, Maya walked to school.
- Instead from taking the bus, Maya walked to school.
Cevabı göster
Instead of taking the bus, Maya walked to school.
even though: sonuçla karşıtlık oluşturan bir olguyu belirtmek
Even though, doğru olan ancak ana cümledeki sonucu şaşırtıcı gösteren bir olguyu belirtir. Burada dışarıda hiçbir şey ses çıkarmadığı hâlde kişi yine de bir ses duyar. Even though ifadesinden sonra öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir. Doğru olan fakat genel beklentiyle uyuşmayan iki olguyu bağlamak için kullanılır; neden bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle iki gerçek olgunun genel beklentiyle karşıtlık oluşturduğunu doğru biçimde gösterir?
- Even though the room was quiet, I heard a faint buzzing.
- Even though the room was quiet, so I heard a faint buzzing.
- Because the room was quiet, I heard a faint buzzing.
Cevabı göster
Even though the room was quiet, I heard a faint buzzing.
What you're experiencing is called tinnitus, Dilbilgisi
0:20Yaşadığınız bu şeye kulak çınlaması (tinnitus) denir,
that occurs without any external source of sound. Kelime
0:28dışarıdan herhangi bir ses kaynağı olmadan gerçekleşen.
What you're experiencing is called tinnitus: bir deneyimi adlandırmak
What you're experiencing, “yaşadığınız şey veya deneyim” anlamına gelen bir isim yan cümleciğidir. is called yapısının öznesidir; bu nedenle buradaki What bir soru başlatmaz. What + özne + fiil + is called + ad kalıbı önce bir deneyime veya gözleme işaret eder, ardından onun adını verir. Açıklamalarda, derslerde ve sağlık bilgilerinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bir deneyimi veya gözlemi adlandırma kalıbını doğru kullanır?
- What you're seeing is called bioluminescence.
- What you're seeing calls bioluminescence.
- What are you seeing is called bioluminescence.
Cevabı göster
What you're seeing is called bioluminescence.
the perception of a noise: görüş değil, duyusal deneyim
Bu tıbbi açıklamada perception, işitme sistemi ve beyin yoluyla bir şeyi algılama deneyimini ifade eder. Bu ifade, ortamdan buna karşılık gelen bir ses gelmese bile bir gürültüyü duyumsama deneyimini adlandırır. the perception of + isim yapısı, the perception of pain veya the perception of movement örneklerinde olduğu gibi kişinin algıladığı şeyi anlatabilir.
Alıştırma
Bu tıbbi bağlamda the perception of a noise ne anlama gelir?
- bir sesi kaydeden cihaz
- bir sesi algılama deneyimi
- bir sesin hoş olup olmadığına ilişkin yargı
Cevabı göster
bir sesi algılama deneyimi
without any external source of sound: dışarıdaki kaynak, ek kaynak değil
Without any external source of sound, çevredeki hiçbir nesnenin veya olayın bu sesi üretmediği anlamına gelir. Without any, böyle bir dış kaynağın hiç bulunmadığını vurgular. Burada external, kaynağın bulunacağı yeri, yani dinleyicinin bedeninin veya algı sisteminin dışını belirtir. Bu ifade, ortamda bulunan bir ses ile çevresel bir kaynak olmadan algılanan sesi ayırır.
Alıştırma
Bu cümlede without any external source of sound ne anlama gelir?
- Dinleyici dışarıdan gelen sesi sevmiyor.
- Çevredeki ses ek bir hoparlörden geliyor.
- Çevredeki hiçbir nesne veya olay bu sesi üretmiyor.
Cevabı göster
Çevredeki hiçbir nesne veya olay bu sesi üretmiyor.
Tinnitus has been bothering humanity since ancient Babylon, Dilbilgisi
0:32Kulak çınlaması, antik Babil'den beri insanlığı rahatsız ediyor,
plaguing everyone from Leonardo da Vinci to Charles Darwin. Anlatım akışı
0:36Leonardo da Vinci'den Charles Darwin'e kadar herkese eziyet etmiştir.
has been bothering ... since ...: geçmişten bugüne süren durum
has been bothering humanity ifadesinde has been + bothering, present perfect continuous yapısıdır. Rahatsız etme durumunu geçmişte başlayıp hâlâ süren ve şimdi de önem taşıyan bir süreç olarak gösterir. Since ancient Babylon başlangıç noktasını belirtir. Buradaki since, “o geçmiş zamandan şimdiye kadar” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez. Hâlâ süren bir sorunu, etkinliği veya eğilimi anlatmak için has/have been + fiil-ing + since + geçmişteki başlangıç noktası yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi affect fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The software bug ____ users since Tuesday.
Cevabı göster
has been affecting
everyone from Leonardo da Vinci to Charles Darwin: geniş bir grubu gösteren temsili uçlar
plaguing everyone sıfat-fiil grubu, önceki ifadeye kulak çınlamasının etkisini ekler: insanlara ciddi ve uzun süreli sıkıntı vermiştir. From Leonardo da Vinci to Charles Darwin, iki ünlü ismi çok daha geniş bir grubun temsili uçları olarak düzenler. Böylece everyone sözcüğünün kapsamını genişletir; etkilenen kişileri yalnızca bu iki kişiyle sınırlamaz ve aralarındaki bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
“The program supports everyone from complete beginners to experienced professionals.” cümlesinde from A to B ifadesi ne işe yarar?
- Geniş bir insan yelpazesini anlatmak için iki temsili uç sunar.
- İnsanların bir gruptan diğerine yolculuk etmesini anlatır.
- Yalnızca yeni başlayanların ve profesyonellerin katılabileceğini söyler.
Cevabı göster
Geniş bir insan yelpazesini anlatmak için iki temsili uç sunar.
Today, roughly one in seven people worldwide experiences this auditory sensation. Kalıp ifadeler
0:41Bugün, dünya çapında yaklaşık yedi kişiden biri bu işitsel hissi yaşıyor.
roughly one in seven people worldwide: yaklaşık bir oran bildirmek
Roughly one in seven people, “yaklaşık her yedi kişiden biri” demektir. Roughly sayının tahmini olduğunu, worldwide ise ifadenin kapsamının tüm dünya olduğunu gösterir. one in + sayı + çoğul grup adı kalıbı istatistiklerde ve bilimsel anlatımlarda yaygındır. Bu cümlede one öznenin tekil merkezi olarak ele alındığı için fiil experiences biçimindedir.
Alıştırma
roughly ve one in eight kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ homes in this neighborhood has solar panels.
Cevabı göster
Roughly one in eight
So, where does this persistent sound come from? Anlatım akışı
0:47Peki, bu inatçı ses nereden geliyor?
where does this persistent sound come from? — betimlemeden nedene geçmek
Where does this persistent sound come from? haritadaki bir yeri değil, sesin kaynağını veya nedenini sorar. Persistent, sesin çabucak durmak yerine devam ettiğini belirtir. So, soruyu önceki bilgilere bağlar. Bu soru, anlatımı olguyu betimlemekten onun nasıl ya da neden gerçekleştiğini açıklamaya geçirir. Bu, bilimsel anlatımlarda yaygın bir geçiştir.
Alıştırma
“So, where does this persistent sound come from?” sorusu bu anlatımda ne işe yarar?
- Açıklamanın bittiğini gösterir.
- Sesi betimlemekten nedenini sormaya geçer.
- Sesin hangi ülkeden gönderildiğini sorar.
Cevabı göster
Sesi betimlemekten nedenini sormaya geçer.
sound waves hit various areas of your ear,
0:53ses dalgaları kulağınızın çeşitli bölgelerine çarpar,
creating vibrations that displace fluid inside the cochlea. Kelime
0:56koklea içindeki sıvıyı yerinden oynatan titreşimler yaratır.
displace fluid: sıvıyı konumundan hareket ettirmek
Bu cümlede displace, bir şeyi bulunduğu ilk konumdan hareket ettirmek veya itmek anlamına gelir. Titreşimler kokleanın içindeki sıvıyı hareket ettirir; sıvıyı kalıcı olarak başka bir sıvıyla değiştirmez. Bu bilimsel kullanım, kuvvetin, basıncın veya hareketin bir katı, sıvı ya da gazın konumunu değiştirdiği durumlarda yaygındır.
Alıştırma
“A moving piston displaces air inside the tube,” cümlesinde displaces ne anlama gelir?
- Havayı kalıcı olarak farklı bir maddeyle değiştirir.
- Havayı bulunduğu ilk konumdan iter.
- Havayı elektrik sinyaline dönüştürür.
Cevabı göster
Havayı bulunduğu ilk konumdan iter.
they elicit a chemical response that transforms them into bioelectrical signals. Notlar
1:04bunları biyoelektrik sinyallere dönüştüren kimyasal bir tepkime ortaya çıkarırlar.
If ... large enough: bir eşik koşulu belirlemek
If the vibrations are large enough yan cümlesi, ana cümledeki sonuç için bir eşik koşulu belirler. Burada large, bir nesnenin fiziksel büyüklüğünü değil, titreşimlerin genliğini veya gücünü anlatır. Enough, gerekli düzeye ulaşıldığını belirtir. Enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir: large enough, strong enough, warm enough. If + özne + be + sıfat + enough kalıbı, bir sonucun gerçekleşmesi için gereken düzeyi açıklar.
Alıştırma
Koşulu tamamlamak için strong ve enough sözcüklerini doğru sırayla kullanın: If the signal is ____, the sensor can detect it.
Cevabı göster
strong enough
elicit a chemical response: bir tepkinin ortaya çıkmasını sağlamak
Burada elicit a chemical response, titreşimlerin kulakta kimyasal bir tepkiyi tetiklediği anlamına gelir. Özne uyaranı, elicit fiilinden sonraki isim öbeği ise bu uyaranın ortaya çıkardığı şeyi belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp elicit + response, reaction veya information şeklindedir. Elicit, yalnızca bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemek yerine, bir şeyi tepki olarak ortaya çıkarma veya tetikleme anlamına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi elicit a response kullanarak tamamlayın: A thoughtful question can ____ from a quiet guest.
Cevabı göster
elicit a response
transform A into B: bir biçimi başka bir biçime dönüştürmek
Transform A into B, A'yı değiştirerek B hâline getirmek anlamına gelir. A başlangıçtaki madde, biçim veya durumdur; into ise sonucu tanıtır. Burada them daha önce sözü edilen titreşimleri, bioelectrical signals ifadesi ise sonucu belirtir. Yeni biçimden önce into sözcüğünü koruyun: transform + nesne + into + sonuç.
Alıştırma
Cümleyi transform A into B kalıbını kullanarak tamamlayın: This device can ____. A solar energy, B ise electricity'dir.
Cevabı göster
transform solar energy into electricity
These nerve impulses are then relayed through the hearing pathway to the brain, Dilbilgisi
1:10Bu sinir uyarıları daha sonra işitme yolu aracılığıyla beyne iletilir,
where they result in the sounds we perceive. Kalıp ifadeler
1:15orada algıladığımız seslere dönüşürler.
are then relayed through ... to ...: iletim yolunu gösterme
Are relayed, relay fiilinin edilgen biçimidir. Burada nerve impulses eylemden etkilenen ögedir: sinir uyarıları ileriye aktarılır. Cümle, aktarımı yapan kişiye ya da etkene değil, sinyallere ve onların hareketine odaklanır. Bu kullanım bilimsel bir süreç açıklanırken yaygındır. Then, bu eylemin sürecin bir sonraki aşamasında gerçekleştiğini gösterir. Through the hearing pathway izlenen yolu, to the brain ise varış noktasını belirtir. Yeniden kullanılabilir yapı özne + be + relayed + through + yol + to + varış noktası şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle bir yolu ve varış noktasını göstermek için edilgen yapıyı doğal biçimde kullanır?
- The signals relay the network to the control room.
- The signals are relayed through the network to the control room.
- The control room is relayed through the signals to the network.
Cevabı göster
The signals are relayed through the network to the control room.
result in: nedenden sonuca ilerlemek
Result in, “belirli bir sonuca yol açmak veya o sonucu ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Özne nedeni, in sonrasındaki ifade ise sonucu gösterir. Burada sinir uyarıları neden, algıladığımız sesler ise sonuçtur. Açıklamalarda veya savlarda etkinin yönünü göstermek için neden + result in + sonuç yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade result in ile tamamlayın: Too little sleep can ____ poor concentration.
Cevabı göster
result in
However, in the vast majority of tinnitus cases, Kalıp ifadeler
1:18Ancak, kulak çınlaması vakalarının büyük çoğunluğunda,
in the vast majority of ... cases: güçlü ama sınırlı bir ifade
In the vast majority of tinnitus cases, “kulak çınlaması vakalarının çok büyük bir bölümünde” anlamına gelir. Vast sözcüğü majority'yi niteler ve oranın çok yüksek olduğunu vurgular; vakaların fiziksel olarak devasa olduğunu anlatmaz. Bu ifade, ardından gelen iddianın kapsamını sınırlar. Bir sonucun çok yaygın olduğunu gösterirken istisnalara da yer bırakır; bu nedenle dikkatli bilimsel veya olgusal açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, istisnalara izin verirken bir sonucun vakaların çok büyük çoğunluğunda geçerli olduğunu dikkatli biçimde söyler?
- In every case, the treatment works as expected.
- In the vast majority of cases, the treatment works as expected.
- In a small number of cases, the treatment works as expected.
Cevabı göster
In the vast majority of cases, the treatment works as expected.
the nerve signals that produce these mysterious sounds
1:22bu gizemli sesleri üreten sinir sinyalleri
not ... at all: olumsuzluğu güçlendirmek
At all, don't olumsuzluğunu güçlendirir. Don't travel through your ear at all, sinyallerin kulaktan hiçbir ölçüde geçmediği, yani çok az bile geçmediği anlamına gelir. Bu kalıpta at all, olumsuz fiil grubuyla birlikte çalışır; tek başına “hepsi” anlamına gelmez. Genellikle yan cümlenin sonuna yakın bulunur.
Alıştırma
Hangi cümle ilacın hiçbir etkisi olmadığını söyler?
- The medicine didn't help at all.
- The medicine helped a little.
- The medicine helped most of the time.
Cevabı göster
The medicine didn't help at all.
Instead, they're generated internally by your own central nervous system. Kelime
1:28Bunun yerine, kendi merkezi sinir sisteminiz tarafından dahili olarak üretilirler.
generated internally: vücudun veya bir sistemin içinde üretilmek
generated internally ifadesinde generated, are generated edilgen yapısının bir parçasıdır; internally ise nedenin nerede ortaya çıktığını belirtir. Burada sinyaller dışarıdaki bir ses kaynağından gelmek yerine vücudun sinir sistemi içinde üretilir. Internally bir kurumun veya sistemin içini de ifade edebilir. Bu mekanizma açıklamasında özel düşünceleri ya da duyguları değil, fiziksel veya sistem içindeki bir kaynağı anlatır.
Alıştırma
“Sistemin içinde üretilen” anlamındaki iki kelimelik ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The diagnostic signal is ____ by the machine's own control unit.
Cevabı göster
generated internally
these self-produced signals are an essential part of hearing. Kelime
1:36kendiliğinden üretilen bu sinyaller işitmenin temel bir parçasıdır.
Under usual circumstances: bir ifadeyi olağan durumla sınırlamak
Under usual circumstances, “genellikle geçerli olan koşullar mevcut olduğunda” anlamına gelir. Burada under, bir şeyin fiziksel olarak altında bulunmayı değil, bir koşulu veya durumu belirtir. Cümlenin başına getirilen bu ifade, ardından gelen yargıyı sınırlar: söylenenleri olağan düzen olarak sunarken sıra dışı durumlara veya istisnalara da yer bırakır.
Alıştırma
“Genellikle geçerli olan koşullar mevcut olduğunda” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the museum opens at nine.
Cevabı göster
Under usual circumstances
self-produced signals: sistemin kendi ürettiği sinyaller
Self-produced, self- ile geçmiş zaman sıfat-fiili produced sözcüğünü birleştirir. “İlgili kişi, nesne veya sistem tarafından, dışarıdaki bir kaynak yerine bizzat üretilmiş” anlamına gelir. Bu cümlede sinyaller işitme sisteminin içinde oluşur; self kişinin öz farkındalığını anlatmaz. Bu kısa çizgili birleşik sözcük, signals sözcüğünden önce sıfat görevi görür. Self-generated data ve self-made equipment gibi benzer yapılar da bir şeyi kimin veya neyin bizzat ürettiğini göstermek için self- kullanır.
Alıştırma
Cümlede self-produced signals ne anlama geliyor?
- işitme sisteminin kendisinin ürettiği sinyaller
- bir kişinin öz farkındalığıyla ilgili sinyaller
- yalnızca işitme sisteminin dışından alınan sinyaller
Cevabı göster
işitme sisteminin kendisinin ürettiği sinyaller
All mammals demonstrate ongoing neural activity throughout their hearing pathways. Kelime
1:40Tüm memeliler, işitme yolları boyunca sürekli nöral aktivite gösterirler.
ongoing neural activity: zaman içinde süren sinirsel etkinlik
Ongoing, bir şeyin başlamış olduğunu ve hâlâ sürdüğünü ya da devam etmekte olduğunu belirten bir sıfattır. Ongoing neural activity ifadesinde, dışarıdan ses gelmediğinde bile işitme yolları boyunca varlığını koruyan arka plan etkinliğini anlatır. Ongoing tek başına, etkinliğin her an hiç kesilmeden sürdüğü anlamına gelmez. Ongoing research, an ongoing problem ve ongoing discussions örneklerinde olduğu gibi genellikle bir isimden önce gelir.
Alıştırma
Derste geçen ve “hâlâ devam eden” anlamına gelen sıfatla cümleyi tamamlayın: The committee is reviewing an ____ investigation.
Cevabı göster
ongoing
this activity is at a baseline that establishes your neural code for silence. Kelime
1:48bu aktivite, sessizlik için nöral kodunuzu oluşturan temel bir seviyededir.
When there are no ... present: hiçbir ... bulunmadığında
When there are no sounds present, ana cümle için koşulu belirtir ve “hiçbir ses bulunmadığında veya algılanamadığında” anlamına gelir. Kalıp When + there are no + çoğul sayılabilen isim + present şeklindedir. Burada present, sounds kelimesinden sonra gelen bir sıfattır. “Var olan, orada bulunan” anlamına gelir; “hediye” anlamındaki present ismi değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede When there are no ... present kalıbı bir koşul belirtmek için doğru kullanılmıştır?
- When there are no visitors present, the doors lock automatically.
- When there are no visitor present, the doors lock automatically.
- When there are no visitors presents, the doors lock automatically.
Cevabı göster
When there are no visitors present, the doors lock automatically.
at a baseline: bir referans düzeyinde
At a baseline, “sonraki veya farklı ölçümleri karşılaştırmak için kullanılan bir referans düzeyinde” anlamına gelir. At edatı, etkinliğin o düzeyde bulunduğunu gösterir. Burada dış ses olmadığındaki etkinlik, beynin sessizlik olarak değerlendirdiği durum için referans sağlar. Daha sonraki değişiklikler bu düzeyle karşılaştırılarak anlaşılabilir.
Alıştırma
Bilimsel bir raporda “the signal is at a baseline” ne anlama gelir?
- Sinyal, ulaşabileceği en düşük değerdedir.
- Sinyal, bütün ölçümlerin ortalamasına eşittir.
- Sinyal, karşılaştırma için kullanılan referans düzeyindedir.
Cevabı göster
Sinyal, karşılaştırma için kullanılan referans düzeyindedir.
allowing the brain to distinguish between silence and sound. Kalıp ifadeler
1:58beynin sessizlik ile ses arasında ayrım yapmasını sağlar.
distinguish between silence and sound: sessizlik ile sesi ayırt etmek
Distinguish between A and B, iki şeyin nasıl farklı olduğunu fark etmek veya belirlemek anlamına gelir. Bu cümlede silence A, sound ise B'dir; böylece beyin ikisinden hangisinin mevcut olduğunu anlayabilir. Bu temel yapıda between iki seçeneği tanıtır ve bunlar genellikle and ile bağlanır: distinguish between A and B. Karşılaştırılan iki unsur da açıkça belirtilmelidir.
Alıştırma
distinguish between A and B kalıbını tamamlayın: Can you ____ a turtle ____ a tortoise?
Cevabı göster
distinguish between · and
But the auditory system's health can affect this background signal. Kelime
2:03Fakat işitme sisteminin sağlığı bu arka plan sinyalini etkileyebilir.
background signal: sistemdeki temel sinyal
Background signal, dikkat edilen ana girdi olmasa bile bir sistemde varlığını sürdüren temel sinyaldir. Burada, işitme sisteminin sessizlikte bile bulunabilen temel sinirsel etkinliğini ifade eder. Teknik açıklamalarda background, ana etkinliğin veya girdinin arkasında kalan bir şeyi anlatabilir. Burada görsel arka plan anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede background signal ne anlama gelir?
- Ana girdinin arkasında sistemde varlığını sürdüren temel sinyal
- Ortamdaki en yüksek dış ses
- Konuşan kişinin arkasına yerleştirilmiş bir resim
Cevabı göster
Ana girdinin arkasında sistemde varlığını sürdüren temel sinyal
and even natural aging can damage your cochlear cells.
2:12ve hatta doğal yaşlanma koklear hücrelerinize zarar verebilir.
Some of these may heal in a matter of hours. Deyimler
2:16Bunlardan bazıları birkaç saat içinde iyileşebilir.
in a matter of hours: yalnızca birkaç saat içinde
In a matter of hours, “yalnızca birkaç saat içinde” veya “sadece birkaç saat sonra” anlamına gelir. Değişimin beklenenden şaşırtıcı derecede hızlı gerçekleştiğini vurgular. Burada matter, “sorun” veya “madde” anlamına gelmez. Kalıp in a matter of + zaman birimi şeklindedir: in a matter of minutes, days veya weeks. Genellikle bir sürenin beklenene kıyasla kısa olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede in a matter of kalıbı şaşırtıcı derecede kısa bir süreyi vurgulamak için doğru kullanılmıştır?
- The update was completed in a matter of minutes.
- The update was completed on a matter of minutes.
- The update was completed for a matter of minutes.
Cevabı göster
The update was completed in a matter of minutes.
either over time or all at once: iki olası yol
Either A or B iki alternatif sunar. Burada A, “yavaş yavaş” anlamındaki over time; B ise “tek bir ani olayda” anlamındaki all at once ifadesidir. Bu ifade, hücrelerin ölebileceği iki olası yolu açıklamak için die sözcüğünden sonra eklenmiştir. Her iki yol da ana cümledeki aynı sonuca götürür; burada either “de/da” anlamına gelmez.
Alıştırma
Eksik iki sözcüğü yazarak eşleşen yapıyı tamamlayın: The fee can be paid ____ online ____ at the front desk.
Cevabı göster
either · or
With fewer cochlear cells relaying information, Dilbilgisi
2:29Bilgi aktaran koklear hücrelerin azalmasıyla,
incoming sounds generate weaker nerve signals,
2:32gelen sesler daha zayıf sinir sinyalleri üretir,
and many environmental sounds can be lost completely.
2:35ve birçok çevresel ses tamamen kaybolabilir.
With fewer cochlear cells relaying information: with + isim + -ing yapısı
Baştaki öbek, ana cümlenin arka planını vermek için with + isim öbeği + -ing yapısını kullanır. Fewer cochlear cells isim öbeğidir; relaying information ise bu hücrelerin ne yaptığını açıklar. Burada bu arka plan sonucu da açıklar: bilgiyi aktaran hücreler daha az olduğu için sinir sinyalleri daha zayıftır. Bu kullanımda with, “bu durumda” anlamına gelir; “birlikte” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle arka plandaki bir nedeni belirtmek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanır?
- With fewer buses were running, commuters had to wait longer.
- With fewer buses run, commuters had to wait longer.
- With fewer buses running, commuters had to wait longer.
Cevabı göster
With fewer buses running, commuters had to wait longer.
To compensate, your brain devotes more energy to monitoring the hearing pathway, Anlatım akışı
2:39Bunu telafi etmek için, beyniniz işitme yolunu izlemeye daha fazla enerji harcar,
To compensate: bir eksikliği buna verilen tepkiye bağlamak
To compensate, cümlenin başına yerleştirilmiş amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Bilgilerin nasıl ilişkilendirileceğini gösterir: beynin daha fazla çaba harcaması, daha önce belirtilen zayıf işitme sinyallerini telafi etmeyi amaçlayan bir tepkidir. Burada compensate, birine para ödemek değil, işlevsel bir eksikliği azaltmak ya da dengelemek anlamına gelir. Eksikliğin ne olduğu zaten açıksa compensate sonrasında for öbeği kullanılmayabilir.
Alıştırma
Bir telefon zayıf sinyal algılıyor ve sorunu telafi etmek için gücünü artırıyor. Bu amacı hangi başlangıç ifade eder?
- To compensate, the phone increases its power.
- As a result, the phone increases its power.
- In contrast, the phone increases its power.
Cevabı göster
To compensate, the phone increases its power.
just like you might adjust the knobs of a radio. Anlatım akışı
2:45tıpkı bir radyonun düğmelerini ayarladığınız gibi.
just like you might adjust the knobs of a radio: bir benzetme kurmak
just like bir benzetme başlatır. Beynin işitsel bir yolu izleyip düzenlemesi şeklindeki soyut fikirle radyo düğmelerini ayarlama şeklindeki tanıdık eylemi karşılaştırır. Bu yan cümlenin tamamı bir karşılaştırmadır; birinin gerçekten radyo kullandığı veya beynin içinde düğmeler bulunduğu söylenmez. Açıklamalarda just like, zor bir fikri gözünüzde canlandırmanıza yardım eden günlük bir örneği sık sık haber verir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: A firewall filters traffic just like a guard checks people at a gate. just like neyi ifade eder?
- Soyut bir süreci açıklayan tanıdık bir benzetme.
- Güvenlik duvarının gerçek bir görevli olduğu iddiası.
- Bir binaya girme talimatları.
Cevabı göster
Soyut bir süreci açıklayan tanıdık bir benzetme.
while also tweaking the tuning knob to get a clearer signal. Kelime
2:51aynı zamanda daha net bir sinyal elde etmek için ayar düğmesiyle oynar.
tweaking the tuning knob: küçük bir ince ayar yapmak
Burada tweaking the tuning knob, sinyali netleştirmek için radyonun ayar düğmesinde küçük ve dikkatli bir değişiklik yapmak demektir. Tweak, büyük bir değişiklik ya da parça değiştirmekten çok ince ayarı vurgular. Bu ifade radyo benzetmesini sürdürür: beynin düzenleme işlemi, bir sinyale ince ayar yapılıyormuş gibi anlatılır. Ayar düğmesi karşılaştırmanın bir parçasıdır; beynin içinde gerçek bir düğme olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Birisi “I tweaked the camera settings” derse büyük olasılıkla ne olmuştur?
- Bütün ayarları olduğu gibi bıraktım.
- Fotoğrafı iyileştirmek için birkaç küçük değişiklik yaptım.
- Fotoğraf makinesini tamamen farklı bir modelle değiştirdim.
Cevabı göster
Fotoğrafı iyileştirmek için birkaç küçük değişiklik yaptım.
Increasing this background neural activity is intended to help you process weak auditory inputs, Kalıp ifadeler
2:56Bu arka plan nöral aktivitesini artırmak, zayıf işitsel girdileri işlemenize yardımcı olmayı amaçlar,
but it can also modify your baseline for silence,
3:04ancak aynı zamanda sessizlik için temel seviyenizi de değiştirebilir,
such that a lack of sound no longer sounds silent at all. Dilbilgisi
3:07böylece sesin olmaması artık hiç de sessiz gelmez.
is intended to help: planlanan amaç, garanti edilen sonuç değil
Be intended to + fiilin yalın hâli, bir şeyin planlanan amacını belirtir. is intended to help ifadesinde özne, arka plan sinirsel etkinliğini artırma sürecidir; help ile başlayan bölüm ise bu sürecin yerine getirmesi amaçlanan işlevi gösterir. Bu yapı, garanti edilmiş bir sonucu değil, niyeti veya tasarım amacını anlatır. Ardından gelen but, aynı sürecin istenmeyen bir etkiye de yol açabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi be intended to help yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The checklist ____ you remember each step.
Cevabı göster
is intended to help
such that: ortaya çıkan bir koşulu belirtme
Such that, önceki durumu onun sonucunu veya ortaya çıkan koşulu belirten tam bir yan cümleye bağlar. Burada sessizlik için temel referansın değişmesi, ses yokluğunun artık sessizlik olarak algılanmamasına yol açar. Such that yapısını such ve that sözcüklerinin ayrı kullanımları olarak değil, tek bir bağlayıcı olarak değerlendirin. Nispeten resmîdir ve bilimsel ya da teknik açıklamalarda yaygındır; tek başına sonucun amaçlandığını belirtmez.
Alıştırma
“The temperature dropped, such that ice formed on the road.” cümlesinde such that ne yapar?
- Sıcaklığı düşürmenin amacını belirtir.
- Sıcaklık ile yolu karşılaştırır.
- Sıcaklık düşüşünün sonucunu belirtir.
Cevabı göster
Sıcaklık düşüşünün sonucunu belirtir.
no longer sounds ... at all: bir şeyin nasıl duyulduğundaki tam değişim
no longer, önceden geçerli olan bir durumun artık geçerli olmadığını gösterir. at all bu olumsuzluğu güçlendirir; bu yüzden no longer sounds silent at all, deneyimin artık hiçbir şekilde sessiz gelmediği anlamına gelir. Burada sounds, 'kulağa gelmek' anlamındaki bir bağ fiilidir ve ardından silent sıfatı gelir. sound isminin çoğul biçimi değildir.
Alıştırma
no longer sounds ... at all hedef yapısını tamamlayın: After the repair, the fan ____ noisy ____.
Cevabı göster
no longer sounds · at all
and it accounts for the vast majority of tinnitus cases. Kalıp ifadeler
3:15ve kulak çınlaması vakalarının büyük çoğunluğunu oluşturur.
accounts for the vast majority of: bir oranı ifade etmek
Burada accounts for, bir bütünün belirli bir kısmını 'oluşturmak' anlamındadır. the vast majority of bir grubun çok büyük bölümünü ifade eder; dolayısıyla cümle, öznel tinnitusun tinnitus vakalarının çok büyük bir kısmını oluşturduğunu söyler. account for ifadesinin oran anlamını tanımak için ardından sayı, yüzde, pay, toplam veya grup gelip gelmediğine bakın.
Alıştırma
Hangi cümlede account for 'bir oranı oluşturmak' anlamında kullanılmıştır?
- A power cut accounts for the delay.
- Online orders account for 60 percent of the shop's sales.
Cevabı göster
Online orders account for 60 percent of the shop's sales.
Subjective tinnitus is a symptom associated with practically every known ear disorder, Kalıp ifadeler
3:19Subjektif kulak çınlaması bilinen neredeyse her kulak rahatsızlığı ile ilişkili bir semptomdur,
but it isn't necessarily a bad thing. Dilbilgisi
3:25ancak illa ki kötü bir şey olmak zorunda değildir.
associated with practically every ...: geniş bir ilişki, neden değil
associated with practically every known ear disorder, öznel kulak çınlamasının bilinen kulak rahatsızlıklarının neredeyse tamamıyla bağlantılı olduğu anlamına gelir. Burada practically, “neredeyse” veya “hemen hemen” demektir; “pratik bir şekilde” anlamına gelmez. associated with, iki şey arasında bağlantı olduğunu veya bunların sıklıkla birlikte görüldüğünü belirtir. Tek başına bir kulak rahatsızlığının bu belirtiye neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir araştırma, kötü uyku ile düşük sınav puanları arasında bağlantı buldu ancak neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadı. Hangi cümle bulguyu doğru aktarır?
- The study found that poor sleep was the same as lower test scores.
- The study found that poor sleep was associated with lower test scores.
- The study proved that poor sleep caused every low test score.
Cevabı göster
The study found that poor sleep was associated with lower test scores.
isn't necessarily: olasılığı değil, kesinliği reddetmek
isn't necessarily, “öyle olduğu kesin değil” veya “her durumda doğru değil” anlamına gelir. Burada necessarily, durumun kötü bir şey olduğu iddiasını sınırlar ve konuşan kişi birden fazla olasılığa yer bırakır. Bu ifade, “kesinlikle kötü değil” anlamına gelmez. Durum bazı koşullarda kötü, başka koşullarda ise kötü olmayabilir; olumsuz sonuç otomatik değildir.
Alıştırma
Bu yorumun doğru olup olmadığına karar verin: It isn't necessarily a bad thing, “Bu kesinlikle kötü bir şey değildir” anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
subjective tinnitus has no inherently negative consequences,
3:30subjektif kulak çınlamasının doğası gereği olumsuz sonuçları yoktur,
but for some, tinnitus episodes can trigger traumatic memories or otherwise distressing feelings, Kelime
3:35fakat bazıları için, kulak çınlaması nöbetleri travmatik anıları veya diğer üzücü duyguları tetikleyebilir,
While its appearance can be surprising: ödünleme bildiren while
Buradaki While its appearance can be surprising, ödünleme bildiren bir yan cümledir ve “Ortaya çıkışı şaşırtıcı olabilse de” anlamına gelir. Yazar önce bu noktayı kabul eder, ardından daha önemli olan asıl yargıyı verir. Bu bağlamda appearance, görünüşü değil, belirtinin ortaya çıkmasını ifade eder. Ödünleme anlamındaki while, düşünceyi “bir noktayı kabul et, sonra yine de geçerli olan iddiayı belirt” biçiminde düzenler. Burada “olduğu sırada” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede while, “olduğu sırada” yerine “her ne kadar…, -se de” anlamındadır?
- She listened to music while she cleaned her room.
- While the task looks simple, it requires careful planning.
- While I was cooking, the phone rang.
Cevabı göster
While the task looks simple, it requires careful planning.
trigger traumatic memories: bir uyarıcının acı verici anıları geri getirmesi
Trigger traumatic memories ifadesinde trigger, “var olan travmayla ilişkili anıların geri gelmesine veya duygusal olarak yeniden etkinleşmesine yol açmak” anlamındadır. Bir ses, koku, duyum ya da olay uyarıcı olabilir. Sözcük burada silah tetiğini ifade etmez. Trigger, bir tepkiyi başlatan uyarıcıyı öne çıkarır. Tek başına, birinin bu tepkiye kasıtlı olarak yol açtığı anlamına gelmez ve bu bağlamda geniş anlamlı cause fiilinden daha özeldir.
Alıştırma
Hangi cümlede trigger, bir uyarıcının var olan travmatik bir anıyı geri getirmesi anlamında kullanılmıştır?
- The smell of smoke can trigger traumatic memories for some people.
- The detective examined the trigger of the old pistol.
- The committee's decision triggered a policy review.
Cevabı göster
The smell of smoke can trigger traumatic memories for some people.
the sound's intrusiveness: sesin istenmeyen biçimde dikkate girme derecesi
Intrusiveness, bir şeyin kişinin dikkatine kendini dayatıp görmezden gelinmesi zor hâle gelme derecesidir. the sound's intrusiveness ifadesindeki iyelik yapısı, zihinsel rahatsızlığa neden olan şeyin ses olduğunu gösterir. Burada tinnitus sesinin ne kadar rahatsız edici veya dikkat çekici hissedildiği anlatılır. Bir yere fiziksel olarak girilmesi ya da ses düzeyinin mutlaka artması kastedilmez. Bu isim reklamların, bildirimlerin, teknolojilerin veya davranışların dikkati nasıl böldüğünü anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “the sound's intrusiveness” ne anlama gelir?
- sesin kişinin dikkatine kendini dayatma derecesi
- sesin kaydedilme doğruluğu
- sesin fiziksel olarak katettiği mesafe
Cevabı göster
sesin kişinin dikkatine kendini dayatma derecesi
This psychological loop often leads to what's known as bothersome tinnitus, Kalıp ifadeler
3:45Bu psikolojik döngü genellikle 'rahatsız edici kulak çınlaması' olarak bilinen duruma yol açar,
a condition that can exacerbate the symptoms of PTSD, Kelime
3:50bu, TSSB semptomlarını şiddetlendirebilen bir durumdur,
exacerbate the symptoms of PTSD: TSSB belirtilerini kötüleştirmek
Bu cümlede exacerbate, “zaten var olan bir sorunu daha ciddi hâle getirmek” anlamındadır. Söz konusu durumun mutlaka TSSB’ye neden olduğu söylenmez; TSSB belirtilerini kötüleştirebilir. Exacerbate geçişli bir fiildir: bir etken bir sorunu, belirtiyi veya rahatsızlığı kötüleştirir. PTSD, post-traumatic stress disorder yani travma sonrası stres bozukluğu anlamına gelir; sıradan stres değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki resmî fiille tamamlayın: Lack of sleep can ____ existing anxiety symptoms.
Cevabı göster
exacerbate
leads to what's known as bothersome tinnitus: rahatsız edici kulak çınlaması olarak bilinen duruma yol açar
leads to what's known as bothersome tinnitus yapısında leads to bir sonucu sunar. Ardından what's known as, bu sonucun kabul edilen adını verir: bothersome tinnitus. Dil bilgisi bakımından what, “... olan şey veya durum” anlamına gelir. Bu nedenle what's known as ... yapısı “... olarak adlandırılan durum” gibi işlev görür. Known as bir adla ilgilidir; belirli bir kişinin bu durumu bilmesiyle ilgili değildir.
Alıştırma
“... adı verilen bir duruma neden olmak” anlamındaki yapının tamamıyla cümleyi tamamlayın: Long-term stress can ____ burnout.
Cevabı göster
lead to what's known as
There's no known cure for subjective tinnitus, Kalıp ifadeler
3:58Subjektif kulak çınlaması için bilinen bir tedavi yoktur,
so the most important thing doctors can do Dilbilgisi
4:01bu nedenle doktorların yapabileceği en önemli şey,
is help people understand this auditory event
4:04insanların bu işitsel olayı anlamalarına yardımcı olmak
and develop neutral associations with these often distressing sounds. Kalıp ifadeler
4:07ve bu sıklıkla üzücü olan seslerle nötr çağrışımlar geliştirmelerini sağlamaktır.
There's no known cure for...: ... için bilinen bir kesin tedavi yok
There's no known cure for ... ifadesi, günümüz tıbbının söz konusu rahatsızlığı tamamen ortadan kaldıracak bir yöntem bilmediği anlamına gelir. Known sözcüğü iddiayı temkinli hâle getirir: bir tedavinin hiçbir zaman bulunmayacağını söylemek yerine mevcut bilgiyi bildirir. Cure, hastalığı veya rahatsızlığı ortadan kaldırır; treatment ise belirtileri kontrol edebilir ya da etkilerini azaltabilir. Bu nedenle no known cure, doktorların hiçbir yardım sunamayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
“There's no known cure for this condition” cümlesinin en doğru anlamı hangisidir?
- Doktorlar hiçbir tedavinin hiçbir zaman mümkün olmayacağını biliyor.
- Bu rahatsızlığa hiçbir şekilde yardımcı olunamaz.
- Günümüzde tıp bu rahatsızlığı ortadan kaldıracak bir yöntem bilmiyor, ancak belirtiler yine de yönetilebilir.
Cevabı göster
Günümüzde tıp bu rahatsızlığı ortadan kaldıracak bir yöntem bilmiyor, ancak belirtiler yine de yönetilebilir.
the most important thing ... can do is + fiilin yalın hâli
The most important thing doctors can do ad öbeği, bir eylemi en yüksek öncelik olarak sunar. Doctors can do bölümü, sıralanan şeyin doktorların yapabileceği bir eylem olduğunu belirtir; is help ise bu eylemin ne olduğunu söyler. Önceki niteleme yan cümlesi do içerdiği için is sonrasında to almayan yalın fiil help kullanılabilir. Is to help de dilbilgisel olarak doğrudur, ancak özgün cümlede yaygın olan yalın fiil kalıbı kullanılmıştır.
Alıştırma
En öncelikli eylemi belirtmek için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- The most important thing you can do is stayed calm.
- The most important thing you can do is stay calm.
- The most important thing you can do stay calm.
Cevabı göster
The most important thing you can do is stay calm.
develop neutral associations with: duygusal yükü daha az çağrışımlar oluşturmak
Burada develop associations with, bir şeyle zihinsel veya duygusal bağları zamanla oluşturmak anlamına gelir. Develop, bir ürünü tasarlamayı ya da üretmeyi değil, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi anlatır. Neutral, oluşturulan çağrışımların türünü belirtir: güçlü biçimde olumsuz veya kaygı verici olmayan çağrışımlardır. Bu, seslerin kaybolduğu ya da kişinin sesler gerçek değilmiş gibi davrandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede develop associations with, zaman içinde zihinsel bir bağın oluşmasını anlatır?
- After several relaxed visits, Mia developed positive associations with the dentist's office.
- The engineer developed a new device with the research team.
- Mia placed the dentist's office next to the pharmacy.
Cevabı göster
After several relaxed visits, Mia developed positive associations with the dentist's office.
For example, sound therapy uses noises like rain, Anlatım akışı
4:12Örneğin, ses terapisi yağmur gibi sesleri,
birdsong, or music to mask tinnitus and reduce stress. Kelime
4:17kuş cıvıltısını veya müziği kulak çınlamasını maskelemek ve stresi azaltmak için kullanır.
Belirli bir örnek sunan For example
For example, yazarın genel bir düşünceden onu destekleyen veya açıklayan belirli bir örneğe geçtiğini gösterir. Burada sound therapy belirli tedavi örneğidir. Okurken bu ifadeden sonraki bilgiyi mutlaka eksiksiz bir liste olarak değil, önceki düşünceyi açıklayan bir örnek olarak değerlendirin. Daha sonra sayılan sesler, daha geniş sound therapy örneğinin içindeki örneklerdir.
Alıştırma
For example bu cümlede bilgiyi düzenleme açısından hangi görevi görür?
- Önceki düşünceyi düzeltir ve yerine farklı bir iddia getirir.
- Daha önceki genel düşünceyi açıklayan belirli bir örnek sunar.
- Tartışmanın sonuca ulaştığını gösterir.
Cevabı göster
Daha önceki genel düşünceyi açıklayan belirli bir örnek sunar.
to mask tinnitus and reduce stress: kulak çınlamasını maskelemek ve stresi azaltmak
Bu ses bağlamında mask tinnitus, çınlama veya uğultunun daha az fark edilmesi için başka bir ses kullanmak anlamına gelir. Burada mask bir fiildir; yüze takılan maske anlamına gelmez ve kulak çınlamasının ortadan kalktığını da belirtmez. to mask tinnitus and reduce stress mastar ifadesi, bu seslerin iki amacını belirtir. Tek bir to, and ile bağlanan mask ve reduce fiillerinin ikisi için de geçerlidir: sesler her iki şeyi yapmak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede mask, “başka bir ses ekleyerek bir sesi daha az fark edilir hâle getirmek” anlamında kullanılmıştır?
- An app measures the office chatter and reports its volume.
- A white-noise machine masks the office chatter, making it less noticeable.
- The office closes, so the chatter stops completely.
Cevabı göster
A white-noise machine masks the office chatter, making it less noticeable.
that distract the brain from the tinnitus sound. Kalıp ifadeler
4:29rahatlatıcı karmaşık işitsel sinyaller kullanır.
called informational masking: ad veren ara ifade
called informational masking, One form ifadesinden sonra gelerek bu türün adını veren bir geçmiş zaman ortacı grubudur. which is called informational masking şeklinde açılabilir. Bu grup yalnızca adı ek bilgi olarak verdiği için called ana cümlenin fiili değildir. Cümlenin iskeleti One form uses... biçimindedir ve ana fiil uses sözcüğüdür. Bu kısa yapı, bir türü, yöntemi veya terimi tanıtan açıklayıcı metinlerde sık görülür.
Alıştırma
Özelliğin adını araya eklemek için cümleyi call fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: One safety feature, ____ automatic braking, helps prevent crashes.
Cevabı göster
called
distract the brain from the tinnitus sound: distract A from B yapısı
distract A from B, A'nın dikkatini B'den uzaklaştırmak demektir. Burada A, the brain; B ise the tinnitus sound ifadesidir. Yani diğer sesler, kulak çınlamasının beynin dikkatinde daha az öne çıkmasını sağlar. from sonrasındaki ifade, dikkatin uzaklaştığı şeyi gösterir; yeni hedefi değil. Hem eski hem yeni odağı belirtmek için İngilizcede genellikle redirect attention from B to C kullanılır.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak distract A from B yapısını tamamlayın: The puzzle distracted Maya ____ her worries.
Cevabı göster
from
uses sounds with the same frequency as the patient's tinnitus Kalıp ifadeler
4:34hastanın kulak çınlamasıyla aynı frekansa sahip sesler kullanarak
to occupy the neurons that would otherwise deliver the tinnitus signal. Dilbilgisi
4:38aksi takdirde kulak çınlaması sinyalini iletecek olan nöronları meşgul eder.
the same frequency as: bir özelliğin tam olarak eşleşmesi
the same + isim + as + karşılaştırılan öge kalıbı, iki şeyin belirtilen özellik bakımından aynı olduğunu söyler. Burada seslerin frekansı hastanın kulak çınlamasının frekansıyla aynıdır. Bu kalıpta as karşılaştırılan ögeyi getirir; “çünkü” anlamına gelmez. Kalıp size, speed veya pattern gibi özelliklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Tam eşleşme göstermek için cümleyi the same ... as kalıbıyla tamamlayın: The replacement screen should have ____ the original.
Cevabı göster
the same size as
would otherwise deliver: müdahale olmasa ortaya çıkacak sonuç
Would otherwise + fiilin yalın hâli, sözü edilen eylem veya koşul olmasaydı ne olacağını anlatır. Burada nöronların meşgul edilmesi sonucu engeller: bu müdahale olmasaydı nöronlar kulak çınlaması sinyalini iletirdi. Otherwise açıkça söylenmeyen “öyle olmasaydı” koşulunu verir. Yalnızca “ayrıca” anlamına gelmez ve ilgisiz ek bir bilgi sunmaz.
Alıştırma
Hangi cümle yedek bataryanın ekipmanın kapanmasını engellediğini söyler?
- The backup battery powers equipment that had already shut down.
- The backup battery powers equipment in a different room.
- The backup battery powers equipment that would otherwise shut down.
Cevabı göster
The backup battery powers equipment that would otherwise shut down.
these interventions allow people to reevaluate their relationship with tinnitus. Kelime
4:45bu müdahaleler insanların kulak çınlaması ile ilişkilerini yeniden değerlendirmelerine olanak tanır.
Practiced alongside counseling: koşul bildiren kısaltılmış yapı
Practiced alongside counseling, cümlenin başına yerleştirilmiş bir geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Sonucun hangi koşulda veya ortamda ortaya çıktığını gösterir: müdahaleler, danışmanlıkla birlikte uygulandıklarında bu etkiyi yaratır. Yapının açık hâli When these interventions are practiced alongside counseling, they allow people to reevaluate their relationship with tinnitus. şeklindedir. practiced sözcüğünün örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan these interventions ifadesidir; people değildir. Uygulanan şey müdahalelerdir, daha sonra tepkisini yeniden değerlendirenler ise insanlardır.
Alıştırma
Baştaki geçmiş zaman ortacı yapısının doğru örtük özneye bağlandığı cümleyi seçin.
- Used alongside regular exercise, mobility may improve for patients.
- Used alongside regular exercise, the treatment can improve mobility.
- Used alongside regular exercise, patients may improve their mobility.
Cevabı göster
Used alongside regular exercise, the treatment can improve mobility.
reevaluate their relationship with tinnitus: soyut bir ilişkiyi yeniden değerlendirmek
Relationship with yalnızca insanlar arasındaki bir bağı anlatmaz. Burada their relationship with tinnitus, insanların kulak çınlamasını nasıl düşündükleri, ona ne kadar dikkat ettikleri ve belirtiye duygusal olarak nasıl tepki verdikleri örüntüsünü ifade eder. Reevaluate, bu örüntüyü yeniden incelemek ve gerekirse değiştirmek demektir. İfade, kulak çınlamasını inkâr etmeyi veya hemen ortadan kaldırmayı değil, onu anlamanın ve ona tepki vermenin farklı bir yolunu öğrenmeyi anlatır. Aynı yapı para, iş veya teknoloji gibi soyut şeylerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede reevaluate their relationship with tinnitus ne anlama gelir?
- kulak çınlamasıyla kişisel bir konuşma başlatmak
- kulak çınlamasının tamamen kaybolduğunu doğrulamak
- kulak çınlamasını nasıl anladıklarını ve ona nasıl tepki verdiklerini yeniden düşünmek
Cevabı göster
kulak çınlamasını nasıl anladıklarını ve ona nasıl tepki verdiklerini yeniden düşünmek
Losing the sound of silence can be troubling,
4:52Sessizliğin sesini kaybetmek rahatsız edici olabilir,
to say the least: hafif söyleyerek vurgu yapma
To say the least, hemen önceki değerlendirmeye yorum katar. Burada sessizliği kaybetmeye troubling demek ölçülü bir anlatımdır; gerçekte durum çok daha rahatsız edici olabilir. Bu, vurgu yapmak için kullanılan bir hafif söyleme biçimidir. Konuşan kişi önce daha yumuşak bir sözcük seçer, sonra daha güçlü bir değerlendirmenin de haklı olacağını sezdirir. “En azından bu sözcükleri söylemek gerekir” anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada öğretilen kalıplaşmış hafif söyleme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The repair bill was shocking, ____.
Cevabı göster
to say the least
Tinnitus reveals that your brain is constantly analyzing the world around you,
4:56Kulak çınlaması, beyninizin çevrenizdeki dünyayı sürekli olarak analiz ettiğini ortaya koyar,
even as it fails to filter its own internal noise. Notlar
5:01kendi iç gürültüsünü filtrelemekte başarısız olsa bile.
even as: aynı anda gerçekleşen karşıt olaylar
Even as, ana ifadeyi aynı zaman aralığında gelişen başka bir duruma bağlar. Burada beyin dış dünyayı analiz etmeye devam ederken aynı anda kendi iç gürültüsünü süzmekte başarısız olur. Even, taviz ve şaşkınlık anlamı ekler: Zıt yönlere gidiyor gibi görünen iki olgu aynı anda doğrudur. Bu yüzden ifade yalnızca zamanı belirtmekten fazlasını yapar.
Alıştırma
Hangi cümlede even as, karşıtlık oluşturan iki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir?
- The store hired more workers because its sales were rising.
- The store hired more workers after its sales recovered.
- The store hired more workers even as its sales were falling.
Cevabı göster
The store hired more workers even as its sales were falling.
filter its own internal noise: istenmeyen sinyalleri soyut anlamda süzmek
filter its own internal noise ifadesinde filter mecazlı kullanılır: beyin, yararlı sinyalleri istenmeyenlerden ayıran bir sistem gibi düşünülür. Burada, bilinçli dikkate ulaşmaması gereken sinyalleri bastırmak veya azaltmak anlamına gelir; bir sıvıyı fiziksel bir filtreden geçirmek anlamına gelmez. Internal noise, beynin içinde üretilen girişim yaratan sinyalleri ifade eder. Noise sözcüğü sesle bağlantısını korur, ancak bilgi sistemlerindeki istenmeyen sinyal anlamını da taşır.
Alıştırma
Bu cümlede filter its own internal noise ne anlama geliyor?
- Beynin içinde üretilen her sinyali artırmak
- Vücudun dışından gelen sıradan sesleri engellemek
- Beynin içinde üretilen istenmeyen sinyallerden kaynaklanan paraziti azaltmak
Cevabı göster
Beynin içinde üretilen istenmeyen sinyallerden kaynaklanan paraziti azaltmak
though it may not be a conversation you want to hear. Dilbilgisi
5:11duymak istediğiniz bir konuşma olmasa da.
In a sense: karşılaştırmayı tek bir bakış açısıyla sınırlamak
In a sense, bir bakış açısından veya bir yönden anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin bir şeyi anlamanın yararlı bir yolu olduğunu, ancak her ayrıntısıyla doğru bir iddia olmadığını gösterir. Burada açıklamayı, mekanizmadan özetleyici bir karşılaştırmaya geçirerek düzenler. Karşılaştırmayı da yumuşatır: tinnitus yalnızca sınırlı ve mecazlı bir bakımdan gizlice dinlemeye benzer.
Alıştırma
Cümlenin başındaki In a sense neyi gösteriyor?
- Karşılaştırma hiçbir sınırlama içermeyen, kelimesi kelimesine bilimsel bir açıklamadır.
- Karşılaştırma bir bakış açısından yararlıdır, ancak her ayrıntısıyla kesin değildir.
- Konuşmacı beş fiziksel duyudan söz etmektedir.
Cevabı göster
Karşılaştırma bir bakış açısından yararlıdır, ancak her ayrıntısıyla kesin değildir.
is like eavesdropping on your brain talking to itself: iç sinyalleri anlatan bir benzetme
A is like B kalıbı, bir deneyimi daha tanıdık bir eylem ya da görüntüyle karşılaştırır. Burada kulak çınlaması yaşamak, beyninizin kendi kendine konuşmasını gizlice dinlemeye benzetilir: beynin içinde oluşan faaliyet, kulak misafiri olabileceğiniz özel bir konuşma olarak hayal edilir. Beyin gerçekten konuşmaz ve ortada gerçek bir konuşma yoktur. Kişileştirme, görünmez bir süreci canlı bir görüntüye dönüştürür: ses, beynin içindeki özel bir konuşmadan geliyormuş gibi hissedilir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan benzetme ne anlama geliyor?
- Kulak çınlamasının yakındaki birinin çok alçak sesle konuşmasından kaynaklandığını söyler.
- Beynin gerçekten İngilizce ve sesli bir konuşma yaptığını söyler.
- Beynin içinde oluşan faaliyeti, dinleyicinin kulak misafiri olabildiği özel bir konuşma gibi betimler.
Cevabı göster
Beynin içinde oluşan faaliyeti, dinleyicinin kulak misafiri olabildiği özel bir konuşma gibi betimler.
though: ödünleme bildiren bir çekince eklemek
Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: ana ifadeyi sınırlayan veya onunla karşıtlık oluşturan bir gerçeği kabul eder. Cümle önce kulak çınlamasını ilgi çekici bir konuşma benzetmesiyle sunar, ardından bu konuşmanın istenmeyen bir konuşma olabileceğini ekler. Burada though kendi yan cümlesinin başındadır, fakat though yan cümlesinin tamamı ana cümleden sonra gelir. Bu yerleşim, çekinceyi daha hafif ve konuşma sırasında sonradan eklenmiş bir bilgi gibi hissettirir.
Alıştırma
Hangi cümle, ana cümleden sonra ödünleme bildiren bir çekince eklemek için though sözcüğünü doğru kullanıyor?
- Though the plan sounds simple, but it may take several weeks.
- The plan though because it may take several weeks.
- The plan sounds simple, though it may take several weeks.
Cevabı göster
The plan sounds simple, though it may take several weeks.
tinnitus can be particularly difficult for those struggling with PTSD, Kalıp ifadeler
5:18kulak çınlaması TSSB ile mücadele edenler için özellikle zor olabilir,
those struggling with PTSD: TSSB ile başa çıkmakta zorlanan kişiler
Bu cümlede those, söz konusu kişileri ifade eder; struggling with PTSD ortaç öbeği ise hangi kişilerden söz edildiğini belirtir. İfadenin tamamı, TSSB ile başa çıkmakta zorlanan kişiler anlamına gelir. Bir rahatsızlık, sorun veya baskıyla birlikte kullanılan struggle with, fiziksel olarak dövüşmek anlamına gelmez. people with PTSD ifadesine kıyasla, kişilerin o anda yaşadığı zorluğu daha fazla vurgular.
Alıştırma
Cümleyi those struggling with ifadesiyle tamamlayın: The support group welcomes ____ anxiety.
Cevabı göster
those struggling with
and what steps can be taken to help those suffering from it? Dilbilgisi
5:26ve bundan muzdarip olanlara yardım etmek için hangi adımlar atılabilir?
what steps can be taken to help: resmî bir edilgen soru
Bu soruda steps, önlemler veya eylemler anlamına gelir. what steps can be taken to help ... kalıbı, yardım etmek için hangi eylemlerin mümkün olduğunu resmî bir biçimde sorar. Can be taken, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen kalıptır. Eylemi yapan kişiyi belirtmez ve odağı önlemlerde tutar. Bu nedenle sorumlu kişi veya grup henüz bilinmiyorsa ya da önemli değilse kullanışlıdır.
Alıştırma
Olası bir eylemi sormak için resmî edilgen yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- What steps can be took to reduce food waste?
- What steps can taken to reduce food waste?
- What steps can be taken to reduce food waste?
Cevabı göster
What steps can be taken to reduce food waste?
or check out this video for advice on coping with insomnia.
5:32veya uykusuzlukla başa çıkma konusunda tavsiyeler için bu videoya göz atın.