Kulaklarındaki o çınlama da ne? - Marc Fagelson: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
673 kelime 130 kel/dk

Video özeti: Bu video, dışarıda bir ses kaynağı olmadan kulak çınlamasının nasıl oluşabildiğini açıklıyor. Kokleadaki hücre kaybı işitsel girdiyi zayıflattığında beyin, arka plandaki sinir etkinliğini artırarak bunu telafi ediyor ve sessizliğe ilişkin temel referansını değiştiriyor. Video ayrıca sıkıntı döngüsünü ve ses terapisinin danışmanlıkla birlikte kullanımını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has been bothering humanity since ancient Babylon, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect continuous ile since birleşiminin geçmişte belirli bir noktada başlayan ve bugün de süren bir sorunu nasıl anlattığını kavrayın; bu zaman çerçevesini bilimsel veya tarihsel açıklamalarda kullanın. 2. To compensate, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Beynin sonraki eyleminin zayıflayan işitsel sinyallere yanıt olduğunu gösteren bu geçişi tanıyın ve telafi mekanizmalarını, tepkileri ya da çözümleri düzenli biçimde açıklarken kullanın. 3. the same frequency as — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: İki şeyin belirli bir özellik bakımından eşleştiğini belirtmek için the same ... as karşılaştırma kalıbını kullanın; bunu enerjetik maskelemede frekans eşleşmesini veya deney koşullarını anlatmaya uygulayın.

Bu derste

Arriving home after a long day,

0:07

Uzun bir günün ardından eve vardığınızda,

you settle in for a quiet evening alone. Öbek fiiller

0:09

yalnız başınıza sessiz bir akşam geçirmek için yerleşirsiniz.

Öbek fiiller

settle in for a quiet evening: sakin bir akşam için rahatça yerleşmek

Settle in, rahat etmek ve sakin, dengeli bir hâle geçmek anlamına gelir. Buradaki in, bir yerin içine doğru gerçek bir hareketi anlatmaz. settle in for + isim öbeği kalıbı, rahatça yerleştikten sonra zaman ayırmaya hazırlandığın etkinliği veya deneyimi tanıtır. Bu cümlede for a quiet evening alone, ardından gelecek sakin ve yalnız geçirilen süreyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş zaman bağlamına uyan settle in for biçimiyle tamamla: We made some tea and ____ a quiet evening at home.

Cevabı göster

settled in for

But instead of the sound of silence, Dilbilgisi

0:12

Ancak sessizliğin sesi yerine,

you hear a constant ringing,

0:15

sürekli bir çınlama duyarsınız,

even though there's nothing making any noise. Dilbilgisi

0:17

herhangi bir ses çıkaran hiçbir şey olmamasına rağmen.

Dilbilgisi

instead of the sound of silence: beklenenle gerçeğin karşılaştırılması

Instead of, beklenen veya vazgeçilen seçeneği tanıtır. Burada the sound of silence isim öbeği beklenebilecek durumu belirtirken ana cümle şaşırtıcı gerçeği verir: sürekli bir çınlama duyarsın. instead of ifadesini bir isimden, zamirden veya -ing biçiminden önce kullan: instead of silence, instead of that, instead of waiting. Normalde ardından instead of she waited gibi öznesi ve zaman çekimli fiili olan tam bir yan cümle gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, gerçekleşen olayı diğer seçenekle karşılaştırmak için instead of ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Instead of taking the bus, Maya walked to school.
  2. Instead of she took the bus, Maya walked to school.
  3. Instead from taking the bus, Maya walked to school.
Cevabı göster

Instead of taking the bus, Maya walked to school.

Dilbilgisi

even though: sonuçla karşıtlık oluşturan bir olguyu belirtmek

Even though, doğru olan ancak ana cümledeki sonucu şaşırtıcı gösteren bir olguyu belirtir. Burada dışarıda hiçbir şey ses çıkarmadığı hâlde kişi yine de bir ses duyar. Even though ifadesinden sonra öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir. Doğru olan fakat genel beklentiyle uyuşmayan iki olguyu bağlamak için kullanılır; neden bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle iki gerçek olgunun genel beklentiyle karşıtlık oluşturduğunu doğru biçimde gösterir?

  1. Even though the room was quiet, I heard a faint buzzing.
  2. Even though the room was quiet, so I heard a faint buzzing.
  3. Because the room was quiet, I heard a faint buzzing.
Cevabı göster

Even though the room was quiet, I heard a faint buzzing.

What you're experiencing is called tinnitus, Dilbilgisi

0:20

Yaşadığınız bu şeye kulak çınlaması (tinnitus) denir,

the perception of a noise like ringing, Kelime

0:23

çınlama gibi bir sesin algılanması,

buzzing, hissing, or clicking

0:26

uğultu, tıslama veya tıklama gibi,

that occurs without any external source of sound. Kelime

0:28

dışarıdan herhangi bir ses kaynağı olmadan gerçekleşen.

Dilbilgisi

What you're experiencing is called tinnitus: bir deneyimi adlandırmak

What you're experiencing, “yaşadığınız şey veya deneyim” anlamına gelen bir isim yan cümleciğidir. is called yapısının öznesidir; bu nedenle buradaki What bir soru başlatmaz. What + özne + fiil + is called + ad kalıbı önce bir deneyime veya gözleme işaret eder, ardından onun adını verir. Açıklamalarda, derslerde ve sağlık bilgilerinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir deneyimi veya gözlemi adlandırma kalıbını doğru kullanır?

  1. What you're seeing is called bioluminescence.
  2. What you're seeing calls bioluminescence.
  3. What are you seeing is called bioluminescence.
Cevabı göster

What you're seeing is called bioluminescence.

Kelime

the perception of a noise: görüş değil, duyusal deneyim

Bu tıbbi açıklamada perception, işitme sistemi ve beyin yoluyla bir şeyi algılama deneyimini ifade eder. Bu ifade, ortamdan buna karşılık gelen bir ses gelmese bile bir gürültüyü duyumsama deneyimini adlandırır. the perception of + isim yapısı, the perception of pain veya the perception of movement örneklerinde olduğu gibi kişinin algıladığı şeyi anlatabilir.

Alıştırma

Bu tıbbi bağlamda the perception of a noise ne anlama gelir?

  1. bir sesi kaydeden cihaz
  2. bir sesi algılama deneyimi
  3. bir sesin hoş olup olmadığına ilişkin yargı
Cevabı göster

bir sesi algılama deneyimi

Kelime

without any external source of sound: dışarıdaki kaynak, ek kaynak değil

Without any external source of sound, çevredeki hiçbir nesnenin veya olayın bu sesi üretmediği anlamına gelir. Without any, böyle bir dış kaynağın hiç bulunmadığını vurgular. Burada external, kaynağın bulunacağı yeri, yani dinleyicinin bedeninin veya algı sisteminin dışını belirtir. Bu ifade, ortamda bulunan bir ses ile çevresel bir kaynak olmadan algılanan sesi ayırır.

Alıştırma

Bu cümlede without any external source of sound ne anlama gelir?

  1. Dinleyici dışarıdan gelen sesi sevmiyor.
  2. Çevredeki ses ek bir hoparlörden geliyor.
  3. Çevredeki hiçbir nesne veya olay bu sesi üretmiyor.
Cevabı göster

Çevredeki hiçbir nesne veya olay bu sesi üretmiyor.

Tinnitus has been bothering humanity since ancient Babylon, Dilbilgisi

0:32

Kulak çınlaması, antik Babil'den beri insanlığı rahatsız ediyor,

plaguing everyone from Leonardo da Vinci to Charles Darwin. Anlatım akışı

0:36

Leonardo da Vinci'den Charles Darwin'e kadar herkese eziyet etmiştir.

Dilbilgisi

has been bothering ... since ...: geçmişten bugüne süren durum

has been bothering humanity ifadesinde has been + bothering, present perfect continuous yapısıdır. Rahatsız etme durumunu geçmişte başlayıp hâlâ süren ve şimdi de önem taşıyan bir süreç olarak gösterir. Since ancient Babylon başlangıç noktasını belirtir. Buradaki since, “o geçmiş zamandan şimdiye kadar” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez. Hâlâ süren bir sorunu, etkinliği veya eğilimi anlatmak için has/have been + fiil-ing + since + geçmişteki başlangıç noktası yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi affect fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: The software bug ____ users since Tuesday.

Cevabı göster

has been affecting

Anlatım akışı

everyone from Leonardo da Vinci to Charles Darwin: geniş bir grubu gösteren temsili uçlar

plaguing everyone sıfat-fiil grubu, önceki ifadeye kulak çınlamasının etkisini ekler: insanlara ciddi ve uzun süreli sıkıntı vermiştir. From Leonardo da Vinci to Charles Darwin, iki ünlü ismi çok daha geniş bir grubun temsili uçları olarak düzenler. Böylece everyone sözcüğünün kapsamını genişletir; etkilenen kişileri yalnızca bu iki kişiyle sınırlamaz ve aralarındaki bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

“The program supports everyone from complete beginners to experienced professionals.” cümlesinde from A to B ifadesi ne işe yarar?

  1. Geniş bir insan yelpazesini anlatmak için iki temsili uç sunar.
  2. İnsanların bir gruptan diğerine yolculuk etmesini anlatır.
  3. Yalnızca yeni başlayanların ve profesyonellerin katılabileceğini söyler.
Cevabı göster

Geniş bir insan yelpazesini anlatmak için iki temsili uç sunar.

Today, roughly one in seven people worldwide experiences this auditory sensation. Kalıp ifadeler

0:41

Bugün, dünya çapında yaklaşık yedi kişiden biri bu işitsel hissi yaşıyor.

Kalıp ifadeler

roughly one in seven people worldwide: yaklaşık bir oran bildirmek

Roughly one in seven people, “yaklaşık her yedi kişiden biri” demektir. Roughly sayının tahmini olduğunu, worldwide ise ifadenin kapsamının tüm dünya olduğunu gösterir. one in + sayı + çoğul grup adı kalıbı istatistiklerde ve bilimsel anlatımlarda yaygındır. Bu cümlede one öznenin tekil merkezi olarak ele alındığı için fiil experiences biçimindedir.

Alıştırma

roughly ve one in eight kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ homes in this neighborhood has solar panels.

Cevabı göster

Roughly one in eight

So, where does this persistent sound come from? Anlatım akışı

0:47

Peki, bu inatçı ses nereden geliyor?

Anlatım akışı

where does this persistent sound come from? — betimlemeden nedene geçmek

Where does this persistent sound come from? haritadaki bir yeri değil, sesin kaynağını veya nedenini sorar. Persistent, sesin çabucak durmak yerine devam ettiğini belirtir. So, soruyu önceki bilgilere bağlar. Bu soru, anlatımı olguyu betimlemekten onun nasıl ya da neden gerçekleştiğini açıklamaya geçirir. Bu, bilimsel anlatımlarda yaygın bir geçiştir.

Alıştırma

“So, where does this persistent sound come from?” sorusu bu anlatımda ne işe yarar?

  1. Açıklamanın bittiğini gösterir.
  2. Sesi betimlemekten nedenini sormaya geçer.
  3. Sesin hangi ülkeden gönderildiğini sorar.
Cevabı göster

Sesi betimlemekten nedenini sormaya geçer.

When you normally hear something,

0:51

Normalde bir şey duyduğunuzda,

sound waves hit various areas of your ear,

0:53

ses dalgaları kulağınızın çeşitli bölgelerine çarpar,

creating vibrations that displace fluid inside the cochlea. Kelime

0:56

koklea içindeki sıvıyı yerinden oynatan titreşimler yaratır.

Kelime

displace fluid: sıvıyı konumundan hareket ettirmek

Bu cümlede displace, bir şeyi bulunduğu ilk konumdan hareket ettirmek veya itmek anlamına gelir. Titreşimler kokleanın içindeki sıvıyı hareket ettirir; sıvıyı kalıcı olarak başka bir sıvıyla değiştirmez. Bu bilimsel kullanım, kuvvetin, basıncın veya hareketin bir katı, sıvı ya da gazın konumunu değiştirdiği durumlarda yaygındır.

Alıştırma

“A moving piston displaces air inside the tube,” cümlesinde displaces ne anlama gelir?

  1. Havayı kalıcı olarak farklı bir maddeyle değiştirir.
  2. Havayı bulunduğu ilk konumdan iter.
  3. Havayı elektrik sinyaline dönüştürür.
Cevabı göster

Havayı bulunduğu ilk konumdan iter.

If the vibrations are large enough, Dilbilgisi

1:02

Titreşimler yeterince büyükse,

they elicit a chemical response that transforms them into bioelectrical signals. Notlar

1:04

bunları biyoelektrik sinyallere dönüştüren kimyasal bir tepkime ortaya çıkarırlar.

Dilbilgisi

If ... large enough: bir eşik koşulu belirlemek

If the vibrations are large enough yan cümlesi, ana cümledeki sonuç için bir eşik koşulu belirler. Burada large, bir nesnenin fiziksel büyüklüğünü değil, titreşimlerin genliğini veya gücünü anlatır. Enough, gerekli düzeye ulaşıldığını belirtir. Enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir: large enough, strong enough, warm enough. If + özne + be + sıfat + enough kalıbı, bir sonucun gerçekleşmesi için gereken düzeyi açıklar.

Alıştırma

Koşulu tamamlamak için strong ve enough sözcüklerini doğru sırayla kullanın: If the signal is ____, the sensor can detect it.

Cevabı göster

strong enough

Kelime

elicit a chemical response: bir tepkinin ortaya çıkmasını sağlamak

Burada elicit a chemical response, titreşimlerin kulakta kimyasal bir tepkiyi tetiklediği anlamına gelir. Özne uyaranı, elicit fiilinden sonraki isim öbeği ise bu uyaranın ortaya çıkardığı şeyi belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp elicit + response, reaction veya information şeklindedir. Elicit, yalnızca bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemek yerine, bir şeyi tepki olarak ortaya çıkarma veya tetikleme anlamına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi elicit a response kullanarak tamamlayın: A thoughtful question can ____ from a quiet guest.

Cevabı göster

elicit a response

Kalıp ifadeler

transform A into B: bir biçimi başka bir biçime dönüştürmek

Transform A into B, A'yı değiştirerek B hâline getirmek anlamına gelir. A başlangıçtaki madde, biçim veya durumdur; into ise sonucu tanıtır. Burada them daha önce sözü edilen titreşimleri, bioelectrical signals ifadesi ise sonucu belirtir. Yeni biçimden önce into sözcüğünü koruyun: transform + nesne + into + sonuç.

Alıştırma

Cümleyi transform A into B kalıbını kullanarak tamamlayın: This device can ____. A solar energy, B ise electricity'dir.

Cevabı göster

transform solar energy into electricity

These nerve impulses are then relayed through the hearing pathway to the brain, Dilbilgisi

1:10

Bu sinir uyarıları daha sonra işitme yolu aracılığıyla beyne iletilir,

where they result in the sounds we perceive. Kalıp ifadeler

1:15

orada algıladığımız seslere dönüşürler.

Dilbilgisi

are then relayed through ... to ...: iletim yolunu gösterme

Are relayed, relay fiilinin edilgen biçimidir. Burada nerve impulses eylemden etkilenen ögedir: sinir uyarıları ileriye aktarılır. Cümle, aktarımı yapan kişiye ya da etkene değil, sinyallere ve onların hareketine odaklanır. Bu kullanım bilimsel bir süreç açıklanırken yaygındır. Then, bu eylemin sürecin bir sonraki aşamasında gerçekleştiğini gösterir. Through the hearing pathway izlenen yolu, to the brain ise varış noktasını belirtir. Yeniden kullanılabilir yapı özne + be + relayed + through + yol + to + varış noktası şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yolu ve varış noktasını göstermek için edilgen yapıyı doğal biçimde kullanır?

  1. The signals relay the network to the control room.
  2. The signals are relayed through the network to the control room.
  3. The control room is relayed through the signals to the network.
Cevabı göster

The signals are relayed through the network to the control room.

Kalıp ifadeler

result in: nedenden sonuca ilerlemek

Result in, “belirli bir sonuca yol açmak veya o sonucu ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Özne nedeni, in sonrasındaki ifade ise sonucu gösterir. Burada sinir uyarıları neden, algıladığımız sesler ise sonuçtur. Açıklamalarda veya savlarda etkinin yönünü göstermek için neden + result in + sonuç yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade result in ile tamamlayın: Too little sleep can ____ poor concentration.

Cevabı göster

result in

However, in the vast majority of tinnitus cases, Kalıp ifadeler

1:18

Ancak, kulak çınlaması vakalarının büyük çoğunluğunda,

Kalıp ifadeler

in the vast majority of ... cases: güçlü ama sınırlı bir ifade

In the vast majority of tinnitus cases, “kulak çınlaması vakalarının çok büyük bir bölümünde” anlamına gelir. Vast sözcüğü majority'yi niteler ve oranın çok yüksek olduğunu vurgular; vakaların fiziksel olarak devasa olduğunu anlatmaz. Bu ifade, ardından gelen iddianın kapsamını sınırlar. Bir sonucun çok yaygın olduğunu gösterirken istisnalara da yer bırakır; bu nedenle dikkatli bilimsel veya olgusal açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, istisnalara izin verirken bir sonucun vakaların çok büyük çoğunluğunda geçerli olduğunu dikkatli biçimde söyler?

  1. In every case, the treatment works as expected.
  2. In the vast majority of cases, the treatment works as expected.
  3. In a small number of cases, the treatment works as expected.
Cevabı göster

In the vast majority of cases, the treatment works as expected.

the nerve signals that produce these mysterious sounds

1:22

bu gizemli sesleri üreten sinir sinyalleri

don't travel through your ear at all. Dilbilgisi

1:25

kulağınızdan hiç geçmez.

Dilbilgisi

not ... at all: olumsuzluğu güçlendirmek

At all, don't olumsuzluğunu güçlendirir. Don't travel through your ear at all, sinyallerin kulaktan hiçbir ölçüde geçmediği, yani çok az bile geçmediği anlamına gelir. Bu kalıpta at all, olumsuz fiil grubuyla birlikte çalışır; tek başına “hepsi” anlamına gelmez. Genellikle yan cümlenin sonuna yakın bulunur.

Alıştırma

Hangi cümle ilacın hiçbir etkisi olmadığını söyler?

  1. The medicine didn't help at all.
  2. The medicine helped a little.
  3. The medicine helped most of the time.
Cevabı göster

The medicine didn't help at all.

Instead, they're generated internally by your own central nervous system. Kelime

1:28

Bunun yerine, kendi merkezi sinir sisteminiz tarafından dahili olarak üretilirler.

Kelime

generated internally: vücudun veya bir sistemin içinde üretilmek

generated internally ifadesinde generated, are generated edilgen yapısının bir parçasıdır; internally ise nedenin nerede ortaya çıktığını belirtir. Burada sinyaller dışarıdaki bir ses kaynağından gelmek yerine vücudun sinir sistemi içinde üretilir. Internally bir kurumun veya sistemin içini de ifade edebilir. Bu mekanizma açıklamasında özel düşünceleri ya da duyguları değil, fiziksel veya sistem içindeki bir kaynağı anlatır.

Alıştırma

“Sistemin içinde üretilen” anlamındaki iki kelimelik ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The diagnostic signal is ____ by the machine's own control unit.

Cevabı göster

generated internally

Under usual circumstances, Kalıp ifadeler

1:34

Olağan durumlarda,

these self-produced signals are an essential part of hearing. Kelime

1:36

kendiliğinden üretilen bu sinyaller işitmenin temel bir parçasıdır.

Kalıp ifadeler

Under usual circumstances: bir ifadeyi olağan durumla sınırlamak

Under usual circumstances, “genellikle geçerli olan koşullar mevcut olduğunda” anlamına gelir. Burada under, bir şeyin fiziksel olarak altında bulunmayı değil, bir koşulu veya durumu belirtir. Cümlenin başına getirilen bu ifade, ardından gelen yargıyı sınırlar: söylenenleri olağan düzen olarak sunarken sıra dışı durumlara veya istisnalara da yer bırakır.

Alıştırma

“Genellikle geçerli olan koşullar mevcut olduğunda” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the museum opens at nine.

Cevabı göster

Under usual circumstances

Kelime

self-produced signals: sistemin kendi ürettiği sinyaller

Self-produced, self- ile geçmiş zaman sıfat-fiili produced sözcüğünü birleştirir. “İlgili kişi, nesne veya sistem tarafından, dışarıdaki bir kaynak yerine bizzat üretilmiş” anlamına gelir. Bu cümlede sinyaller işitme sisteminin içinde oluşur; self kişinin öz farkındalığını anlatmaz. Bu kısa çizgili birleşik sözcük, signals sözcüğünden önce sıfat görevi görür. Self-generated data ve self-made equipment gibi benzer yapılar da bir şeyi kimin veya neyin bizzat ürettiğini göstermek için self- kullanır.

Alıştırma

Cümlede self-produced signals ne anlama geliyor?

  1. işitme sisteminin kendisinin ürettiği sinyaller
  2. bir kişinin öz farkındalığıyla ilgili sinyaller
  3. yalnızca işitme sisteminin dışından alınan sinyaller
Cevabı göster

işitme sisteminin kendisinin ürettiği sinyaller

All mammals demonstrate ongoing neural activity throughout their hearing pathways. Kelime

1:40

Tüm memeliler, işitme yolları boyunca sürekli nöral aktivite gösterirler.

Kelime

ongoing neural activity: zaman içinde süren sinirsel etkinlik

Ongoing, bir şeyin başlamış olduğunu ve hâlâ sürdüğünü ya da devam etmekte olduğunu belirten bir sıfattır. Ongoing neural activity ifadesinde, dışarıdan ses gelmediğinde bile işitme yolları boyunca varlığını koruyan arka plan etkinliğini anlatır. Ongoing tek başına, etkinliğin her an hiç kesilmeden sürdüğü anlamına gelmez. Ongoing research, an ongoing problem ve ongoing discussions örneklerinde olduğu gibi genellikle bir isimden önce gelir.

Alıştırma

Derste geçen ve “hâlâ devam eden” anlamına gelen sıfatla cümleyi tamamlayın: The committee is reviewing an ____ investigation.

Cevabı göster

ongoing

When there are no sounds present, Dilbilgisi

1:46

Ortamda hiç ses olmadığında,

this activity is at a baseline that establishes your neural code for silence. Kelime

1:48

bu aktivite, sessizlik için nöral kodunuzu oluşturan temel bir seviyededir.

Dilbilgisi

When there are no ... present: hiçbir ... bulunmadığında

When there are no sounds present, ana cümle için koşulu belirtir ve “hiçbir ses bulunmadığında veya algılanamadığında” anlamına gelir. Kalıp When + there are no + çoğul sayılabilen isim + present şeklindedir. Burada present, sounds kelimesinden sonra gelen bir sıfattır. “Var olan, orada bulunan” anlamına gelir; “hediye” anlamındaki present ismi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede When there are no ... present kalıbı bir koşul belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. When there are no visitors present, the doors lock automatically.
  2. When there are no visitor present, the doors lock automatically.
  3. When there are no visitors presents, the doors lock automatically.
Cevabı göster

When there are no visitors present, the doors lock automatically.

Kelime

at a baseline: bir referans düzeyinde

At a baseline, “sonraki veya farklı ölçümleri karşılaştırmak için kullanılan bir referans düzeyinde” anlamına gelir. At edatı, etkinliğin o düzeyde bulunduğunu gösterir. Burada dış ses olmadığındaki etkinlik, beynin sessizlik olarak değerlendirdiği durum için referans sağlar. Daha sonraki değişiklikler bu düzeyle karşılaştırılarak anlaşılabilir.

Alıştırma

Bilimsel bir raporda “the signal is at a baseline” ne anlama gelir?

  1. Sinyal, ulaşabileceği en düşük değerdedir.
  2. Sinyal, bütün ölçümlerin ortalamasına eşittir.
  3. Sinyal, karşılaştırma için kullanılan referans düzeyindedir.
Cevabı göster

Sinyal, karşılaştırma için kullanılan referans düzeyindedir.

When a sound does appear,

1:55

Bir ses ortaya çıktığında,

this activity changes,

1:56

bu aktivite değişir,

allowing the brain to distinguish between silence and sound. Kalıp ifadeler

1:58

beynin sessizlik ile ses arasında ayrım yapmasını sağlar.

Kalıp ifadeler

distinguish between silence and sound: sessizlik ile sesi ayırt etmek

Distinguish between A and B, iki şeyin nasıl farklı olduğunu fark etmek veya belirlemek anlamına gelir. Bu cümlede silence A, sound ise B'dir; böylece beyin ikisinden hangisinin mevcut olduğunu anlayabilir. Bu temel yapıda between iki seçeneği tanıtır ve bunlar genellikle and ile bağlanır: distinguish between A and B. Karşılaştırılan iki unsur da açıkça belirtilmelidir.

Alıştırma

distinguish between A and B kalıbını tamamlayın: Can you ____ a turtle ____ a tortoise?

Cevabı göster

distinguish between · and

But the auditory system's health can affect this background signal. Kelime

2:03

Fakat işitme sisteminin sağlığı bu arka plan sinyalini etkileyebilir.

Kelime

background signal: sistemdeki temel sinyal

Background signal, dikkat edilen ana girdi olmasa bile bir sistemde varlığını sürdüren temel sinyaldir. Burada, işitme sisteminin sessizlikte bile bulunabilen temel sinirsel etkinliğini ifade eder. Teknik açıklamalarda background, ana etkinliğin veya girdinin arkasında kalan bir şeyi anlatabilir. Burada görsel arka plan anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede background signal ne anlama gelir?

  1. Ana girdinin arkasında sistemde varlığını sürdüren temel sinyal
  2. Ortamdaki en yüksek dış ses
  3. Konuşan kişinin arkasına yerleştirilmiş bir resim
Cevabı göster

Ana girdinin arkasında sistemde varlığını sürdüren temel sinyal

Loud noises, diseases, toxins,

2:08

Yüksek sesler, hastalıklar, toksinler,

and even natural aging can damage your cochlear cells.

2:12

ve hatta doğal yaşlanma koklear hücrelerinize zarar verebilir.

Some of these may heal in a matter of hours. Deyimler

2:16

Bunlardan bazıları birkaç saat içinde iyileşebilir.

Deyimler

in a matter of hours: yalnızca birkaç saat içinde

In a matter of hours, “yalnızca birkaç saat içinde” veya “sadece birkaç saat sonra” anlamına gelir. Değişimin beklenenden şaşırtıcı derecede hızlı gerçekleştiğini vurgular. Burada matter, “sorun” veya “madde” anlamına gelmez. Kalıp in a matter of + zaman birimi şeklindedir: in a matter of minutes, days veya weeks. Genellikle bir sürenin beklenene kıyasla kısa olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede in a matter of kalıbı şaşırtıcı derecede kısa bir süreyi vurgulamak için doğru kullanılmıştır?

  1. The update was completed in a matter of minutes.
  2. The update was completed on a matter of minutes.
  3. The update was completed for a matter of minutes.
Cevabı göster

The update was completed in a matter of minutes.

However, if enough cells die,

2:19

Ancak, yeterince hücre ölürse,

either over time or all at once, Dilbilgisi

2:22

zamanla veya hepsi birden,

the auditory system becomes less sensitive.

2:25

işitme sistemi daha az duyarlı hale gelir.

Dilbilgisi

either over time or all at once: iki olası yol

Either A or B iki alternatif sunar. Burada A, “yavaş yavaş” anlamındaki over time; B ise “tek bir ani olayda” anlamındaki all at once ifadesidir. Bu ifade, hücrelerin ölebileceği iki olası yolu açıklamak için die sözcüğünden sonra eklenmiştir. Her iki yol da ana cümledeki aynı sonuca götürür; burada either “de/da” anlamına gelmez.

Alıştırma

Eksik iki sözcüğü yazarak eşleşen yapıyı tamamlayın: The fee can be paid ____ online ____ at the front desk.

Cevabı göster

either · or

With fewer cochlear cells relaying information, Dilbilgisi

2:29

Bilgi aktaran koklear hücrelerin azalmasıyla,

incoming sounds generate weaker nerve signals,

2:32

gelen sesler daha zayıf sinir sinyalleri üretir,

and many environmental sounds can be lost completely.

2:35

ve birçok çevresel ses tamamen kaybolabilir.

Dilbilgisi

With fewer cochlear cells relaying information: with + isim + -ing yapısı

Baştaki öbek, ana cümlenin arka planını vermek için with + isim öbeği + -ing yapısını kullanır. Fewer cochlear cells isim öbeğidir; relaying information ise bu hücrelerin ne yaptığını açıklar. Burada bu arka plan sonucu da açıklar: bilgiyi aktaran hücreler daha az olduğu için sinir sinyalleri daha zayıftır. Bu kullanımda with, “bu durumda” anlamına gelir; “birlikte” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle arka plandaki bir nedeni belirtmek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanır?

  1. With fewer buses were running, commuters had to wait longer.
  2. With fewer buses run, commuters had to wait longer.
  3. With fewer buses running, commuters had to wait longer.
Cevabı göster

With fewer buses running, commuters had to wait longer.

To compensate, your brain devotes more energy to monitoring the hearing pathway, Anlatım akışı

2:39

Bunu telafi etmek için, beyniniz işitme yolunu izlemeye daha fazla enerji harcar,

Anlatım akışı

To compensate: bir eksikliği buna verilen tepkiye bağlamak

To compensate, cümlenin başına yerleştirilmiş amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Bilgilerin nasıl ilişkilendirileceğini gösterir: beynin daha fazla çaba harcaması, daha önce belirtilen zayıf işitme sinyallerini telafi etmeyi amaçlayan bir tepkidir. Burada compensate, birine para ödemek değil, işlevsel bir eksikliği azaltmak ya da dengelemek anlamına gelir. Eksikliğin ne olduğu zaten açıksa compensate sonrasında for öbeği kullanılmayabilir.

Alıştırma

Bir telefon zayıf sinyal algılıyor ve sorunu telafi etmek için gücünü artırıyor. Bu amacı hangi başlangıç ifade eder?

  1. To compensate, the phone increases its power.
  2. As a result, the phone increases its power.
  3. In contrast, the phone increases its power.
Cevabı göster

To compensate, the phone increases its power.

just like you might adjust the knobs of a radio. Anlatım akışı

2:45

tıpkı bir radyonun düğmelerini ayarladığınız gibi.

Anlatım akışı

just like you might adjust the knobs of a radio: bir benzetme kurmak

just like bir benzetme başlatır. Beynin işitsel bir yolu izleyip düzenlemesi şeklindeki soyut fikirle radyo düğmelerini ayarlama şeklindeki tanıdık eylemi karşılaştırır. Bu yan cümlenin tamamı bir karşılaştırmadır; birinin gerçekten radyo kullandığı veya beynin içinde düğmeler bulunduğu söylenmez. Açıklamalarda just like, zor bir fikri gözünüzde canlandırmanıza yardım eden günlük bir örneği sık sık haber verir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun: A firewall filters traffic just like a guard checks people at a gate. just like neyi ifade eder?

  1. Soyut bir süreci açıklayan tanıdık bir benzetme.
  2. Güvenlik duvarının gerçek bir görevli olduğu iddiası.
  3. Bir binaya girme talimatları.
Cevabı göster

Soyut bir süreci açıklayan tanıdık bir benzetme.

The brain modifies neural activity

2:48

Beyin nöral aktiviteyi değiştirir,

while also tweaking the tuning knob to get a clearer signal. Kelime

2:51

aynı zamanda daha net bir sinyal elde etmek için ayar düğmesiyle oynar.

Kelime

tweaking the tuning knob: küçük bir ince ayar yapmak

Burada tweaking the tuning knob, sinyali netleştirmek için radyonun ayar düğmesinde küçük ve dikkatli bir değişiklik yapmak demektir. Tweak, büyük bir değişiklik ya da parça değiştirmekten çok ince ayarı vurgular. Bu ifade radyo benzetmesini sürdürür: beynin düzenleme işlemi, bir sinyale ince ayar yapılıyormuş gibi anlatılır. Ayar düğmesi karşılaştırmanın bir parçasıdır; beynin içinde gerçek bir düğme olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Birisi “I tweaked the camera settings” derse büyük olasılıkla ne olmuştur?

  1. Bütün ayarları olduğu gibi bıraktım.
  2. Fotoğrafı iyileştirmek için birkaç küçük değişiklik yaptım.
  3. Fotoğraf makinesini tamamen farklı bir modelle değiştirdim.
Cevabı göster

Fotoğrafı iyileştirmek için birkaç küçük değişiklik yaptım.

Increasing this background neural activity is intended to help you process weak auditory inputs, Kalıp ifadeler

2:56

Bu arka plan nöral aktivitesini artırmak, zayıf işitsel girdileri işlemenize yardımcı olmayı amaçlar,

but it can also modify your baseline for silence,

3:04

ancak aynı zamanda sessizlik için temel seviyenizi de değiştirebilir,

such that a lack of sound no longer sounds silent at all. Dilbilgisi

3:07

böylece sesin olmaması artık hiç de sessiz gelmez.

Kalıp ifadeler

is intended to help: planlanan amaç, garanti edilen sonuç değil

Be intended to + fiilin yalın hâli, bir şeyin planlanan amacını belirtir. is intended to help ifadesinde özne, arka plan sinirsel etkinliğini artırma sürecidir; help ile başlayan bölüm ise bu sürecin yerine getirmesi amaçlanan işlevi gösterir. Bu yapı, garanti edilmiş bir sonucu değil, niyeti veya tasarım amacını anlatır. Ardından gelen but, aynı sürecin istenmeyen bir etkiye de yol açabileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi be intended to help yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The checklist ____ you remember each step.

Cevabı göster

is intended to help

Dilbilgisi

such that: ortaya çıkan bir koşulu belirtme

Such that, önceki durumu onun sonucunu veya ortaya çıkan koşulu belirten tam bir yan cümleye bağlar. Burada sessizlik için temel referansın değişmesi, ses yokluğunun artık sessizlik olarak algılanmamasına yol açar. Such that yapısını such ve that sözcüklerinin ayrı kullanımları olarak değil, tek bir bağlayıcı olarak değerlendirin. Nispeten resmîdir ve bilimsel ya da teknik açıklamalarda yaygındır; tek başına sonucun amaçlandığını belirtmez.

Alıştırma

“The temperature dropped, such that ice formed on the road.” cümlesinde such that ne yapar?

  1. Sıcaklığı düşürmenin amacını belirtir.
  2. Sıcaklık ile yolu karşılaştırır.
  3. Sıcaklık düşüşünün sonucunu belirtir.
Cevabı göster

Sıcaklık düşüşünün sonucunu belirtir.

Dilbilgisi

no longer sounds ... at all: bir şeyin nasıl duyulduğundaki tam değişim

no longer, önceden geçerli olan bir durumun artık geçerli olmadığını gösterir. at all bu olumsuzluğu güçlendirir; bu yüzden no longer sounds silent at all, deneyimin artık hiçbir şekilde sessiz gelmediği anlamına gelir. Burada sounds, 'kulağa gelmek' anlamındaki bir bağ fiilidir ve ardından silent sıfatı gelir. sound isminin çoğul biçimi değildir.

Alıştırma

no longer sounds ... at all hedef yapısını tamamlayın: After the repair, the fan ____ noisy ____.

Cevabı göster

no longer sounds · at all

This is called subjective tinnitus,

3:12

Buna subjektif kulak çınlaması denir,

and it accounts for the vast majority of tinnitus cases. Kalıp ifadeler

3:15

ve kulak çınlaması vakalarının büyük çoğunluğunu oluşturur.

Kalıp ifadeler

accounts for the vast majority of: bir oranı ifade etmek

Burada accounts for, bir bütünün belirli bir kısmını 'oluşturmak' anlamındadır. the vast majority of bir grubun çok büyük bölümünü ifade eder; dolayısıyla cümle, öznel tinnitusun tinnitus vakalarının çok büyük bir kısmını oluşturduğunu söyler. account for ifadesinin oran anlamını tanımak için ardından sayı, yüzde, pay, toplam veya grup gelip gelmediğine bakın.

Alıştırma

Hangi cümlede account for 'bir oranı oluşturmak' anlamında kullanılmıştır?

  1. A power cut accounts for the delay.
  2. Online orders account for 60 percent of the shop's sales.
Cevabı göster

Online orders account for 60 percent of the shop's sales.

Subjective tinnitus is a symptom associated with practically every known ear disorder, Kalıp ifadeler

3:19

Subjektif kulak çınlaması bilinen neredeyse her kulak rahatsızlığı ile ilişkili bir semptomdur,

but it isn't necessarily a bad thing. Dilbilgisi

3:25

ancak illa ki kötü bir şey olmak zorunda değildir.

Kalıp ifadeler

associated with practically every ...: geniş bir ilişki, neden değil

associated with practically every known ear disorder, öznel kulak çınlamasının bilinen kulak rahatsızlıklarının neredeyse tamamıyla bağlantılı olduğu anlamına gelir. Burada practically, “neredeyse” veya “hemen hemen” demektir; “pratik bir şekilde” anlamına gelmez. associated with, iki şey arasında bağlantı olduğunu veya bunların sıklıkla birlikte görüldüğünü belirtir. Tek başına bir kulak rahatsızlığının bu belirtiye neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir araştırma, kötü uyku ile düşük sınav puanları arasında bağlantı buldu ancak neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadı. Hangi cümle bulguyu doğru aktarır?

  1. The study found that poor sleep was the same as lower test scores.
  2. The study found that poor sleep was associated with lower test scores.
  3. The study proved that poor sleep caused every low test score.
Cevabı göster

The study found that poor sleep was associated with lower test scores.

Dilbilgisi

isn't necessarily: olasılığı değil, kesinliği reddetmek

isn't necessarily, “öyle olduğu kesin değil” veya “her durumda doğru değil” anlamına gelir. Burada necessarily, durumun kötü bir şey olduğu iddiasını sınırlar ve konuşan kişi birden fazla olasılığa yer bırakır. Bu ifade, “kesinlikle kötü değil” anlamına gelmez. Durum bazı koşullarda kötü, başka koşullarda ise kötü olmayabilir; olumsuz sonuç otomatik değildir.

Alıştırma

Bu yorumun doğru olup olmadığına karar verin: It isn't necessarily a bad thing, “Bu kesinlikle kötü bir şey değildir” anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

While its appearance can be surprising, Dilbilgisi

3:28

Ortaya çıkışı şaşırtıcı olabilse de,

subjective tinnitus has no inherently negative consequences,

3:30

subjektif kulak çınlamasının doğası gereği olumsuz sonuçları yoktur,

but for some, tinnitus episodes can trigger traumatic memories or otherwise distressing feelings, Kelime

3:35

fakat bazıları için, kulak çınlaması nöbetleri travmatik anıları veya diğer üzücü duyguları tetikleyebilir,

Dilbilgisi

While its appearance can be surprising: ödünleme bildiren while

Buradaki While its appearance can be surprising, ödünleme bildiren bir yan cümledir ve “Ortaya çıkışı şaşırtıcı olabilse de” anlamına gelir. Yazar önce bu noktayı kabul eder, ardından daha önemli olan asıl yargıyı verir. Bu bağlamda appearance, görünüşü değil, belirtinin ortaya çıkmasını ifade eder. Ödünleme anlamındaki while, düşünceyi “bir noktayı kabul et, sonra yine de geçerli olan iddiayı belirt” biçiminde düzenler. Burada “olduğu sırada” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede while, “olduğu sırada” yerine “her ne kadar…, -se de” anlamındadır?

  1. She listened to music while she cleaned her room.
  2. While the task looks simple, it requires careful planning.
  3. While I was cooking, the phone rang.
Cevabı göster

While the task looks simple, it requires careful planning.

Kelime

trigger traumatic memories: bir uyarıcının acı verici anıları geri getirmesi

Trigger traumatic memories ifadesinde trigger, “var olan travmayla ilişkili anıların geri gelmesine veya duygusal olarak yeniden etkinleşmesine yol açmak” anlamındadır. Bir ses, koku, duyum ya da olay uyarıcı olabilir. Sözcük burada silah tetiğini ifade etmez. Trigger, bir tepkiyi başlatan uyarıcıyı öne çıkarır. Tek başına, birinin bu tepkiye kasıtlı olarak yol açtığı anlamına gelmez ve bu bağlamda geniş anlamlı cause fiilinden daha özeldir.

Alıştırma

Hangi cümlede trigger, bir uyarıcının var olan travmatik bir anıyı geri getirmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The smell of smoke can trigger traumatic memories for some people.
  2. The detective examined the trigger of the old pistol.
  3. The committee's decision triggered a policy review.
Cevabı göster

The smell of smoke can trigger traumatic memories for some people.

which increase the sound's intrusiveness. Kelime

3:42

bu da sesin rahatsız ediciliğini artırır.

Kelime

the sound's intrusiveness: sesin istenmeyen biçimde dikkate girme derecesi

Intrusiveness, bir şeyin kişinin dikkatine kendini dayatıp görmezden gelinmesi zor hâle gelme derecesidir. the sound's intrusiveness ifadesindeki iyelik yapısı, zihinsel rahatsızlığa neden olan şeyin ses olduğunu gösterir. Burada tinnitus sesinin ne kadar rahatsız edici veya dikkat çekici hissedildiği anlatılır. Bir yere fiziksel olarak girilmesi ya da ses düzeyinin mutlaka artması kastedilmez. Bu isim reklamların, bildirimlerin, teknolojilerin veya davranışların dikkati nasıl böldüğünü anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “the sound's intrusiveness” ne anlama gelir?

  1. sesin kişinin dikkatine kendini dayatma derecesi
  2. sesin kaydedilme doğruluğu
  3. sesin fiziksel olarak katettiği mesafe
Cevabı göster

sesin kişinin dikkatine kendini dayatma derecesi

This psychological loop often leads to what's known as bothersome tinnitus, Kalıp ifadeler

3:45

Bu psikolojik döngü genellikle 'rahatsız edici kulak çınlaması' olarak bilinen duruma yol açar,

a condition that can exacerbate the symptoms of PTSD, Kelime

3:50

bu, TSSB semptomlarını şiddetlendirebilen bir durumdur,

Kelime

exacerbate the symptoms of PTSD: TSSB belirtilerini kötüleştirmek

Bu cümlede exacerbate, “zaten var olan bir sorunu daha ciddi hâle getirmek” anlamındadır. Söz konusu durumun mutlaka TSSB’ye neden olduğu söylenmez; TSSB belirtilerini kötüleştirebilir. Exacerbate geçişli bir fiildir: bir etken bir sorunu, belirtiyi veya rahatsızlığı kötüleştirir. PTSD, post-traumatic stress disorder yani travma sonrası stres bozukluğu anlamına gelir; sıradan stres değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki resmî fiille tamamlayın: Lack of sleep can ____ existing anxiety symptoms.

Cevabı göster

exacerbate

insomnia, anxiety, and depression.

3:54

uykusuzluk, anksiyete ve depresyon gibi.

Kalıp ifadeler

leads to what's known as bothersome tinnitus: rahatsız edici kulak çınlaması olarak bilinen duruma yol açar

leads to what's known as bothersome tinnitus yapısında leads to bir sonucu sunar. Ardından what's known as, bu sonucun kabul edilen adını verir: bothersome tinnitus. Dil bilgisi bakımından what, “... olan şey veya durum” anlamına gelir. Bu nedenle what's known as ... yapısı “... olarak adlandırılan durum” gibi işlev görür. Known as bir adla ilgilidir; belirli bir kişinin bu durumu bilmesiyle ilgili değildir.

Alıştırma

“... adı verilen bir duruma neden olmak” anlamındaki yapının tamamıyla cümleyi tamamlayın: Long-term stress can ____ burnout.

Cevabı göster

lead to what's known as

There's no known cure for subjective tinnitus, Kalıp ifadeler

3:58

Subjektif kulak çınlaması için bilinen bir tedavi yoktur,

so the most important thing doctors can do Dilbilgisi

4:01

bu nedenle doktorların yapabileceği en önemli şey,

is help people understand this auditory event

4:04

insanların bu işitsel olayı anlamalarına yardımcı olmak

and develop neutral associations with these often distressing sounds. Kalıp ifadeler

4:07

ve bu sıklıkla üzücü olan seslerle nötr çağrışımlar geliştirmelerini sağlamaktır.

Kalıp ifadeler

There's no known cure for...: ... için bilinen bir kesin tedavi yok

There's no known cure for ... ifadesi, günümüz tıbbının söz konusu rahatsızlığı tamamen ortadan kaldıracak bir yöntem bilmediği anlamına gelir. Known sözcüğü iddiayı temkinli hâle getirir: bir tedavinin hiçbir zaman bulunmayacağını söylemek yerine mevcut bilgiyi bildirir. Cure, hastalığı veya rahatsızlığı ortadan kaldırır; treatment ise belirtileri kontrol edebilir ya da etkilerini azaltabilir. Bu nedenle no known cure, doktorların hiçbir yardım sunamayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

“There's no known cure for this condition” cümlesinin en doğru anlamı hangisidir?

  1. Doktorlar hiçbir tedavinin hiçbir zaman mümkün olmayacağını biliyor.
  2. Bu rahatsızlığa hiçbir şekilde yardımcı olunamaz.
  3. Günümüzde tıp bu rahatsızlığı ortadan kaldıracak bir yöntem bilmiyor, ancak belirtiler yine de yönetilebilir.
Cevabı göster

Günümüzde tıp bu rahatsızlığı ortadan kaldıracak bir yöntem bilmiyor, ancak belirtiler yine de yönetilebilir.

Dilbilgisi

the most important thing ... can do is + fiilin yalın hâli

The most important thing doctors can do ad öbeği, bir eylemi en yüksek öncelik olarak sunar. Doctors can do bölümü, sıralanan şeyin doktorların yapabileceği bir eylem olduğunu belirtir; is help ise bu eylemin ne olduğunu söyler. Önceki niteleme yan cümlesi do içerdiği için is sonrasında to almayan yalın fiil help kullanılabilir. Is to help de dilbilgisel olarak doğrudur, ancak özgün cümlede yaygın olan yalın fiil kalıbı kullanılmıştır.

Alıştırma

En öncelikli eylemi belirtmek için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The most important thing you can do is stayed calm.
  2. The most important thing you can do is stay calm.
  3. The most important thing you can do stay calm.
Cevabı göster

The most important thing you can do is stay calm.

Kalıp ifadeler

develop neutral associations with: duygusal yükü daha az çağrışımlar oluşturmak

Burada develop associations with, bir şeyle zihinsel veya duygusal bağları zamanla oluşturmak anlamına gelir. Develop, bir ürünü tasarlamayı ya da üretmeyi değil, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi anlatır. Neutral, oluşturulan çağrışımların türünü belirtir: güçlü biçimde olumsuz veya kaygı verici olmayan çağrışımlardır. Bu, seslerin kaybolduğu ya da kişinin sesler gerçek değilmiş gibi davrandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede develop associations with, zaman içinde zihinsel bir bağın oluşmasını anlatır?

  1. After several relaxed visits, Mia developed positive associations with the dentist's office.
  2. The engineer developed a new device with the research team.
  3. Mia placed the dentist's office next to the pharmacy.
Cevabı göster

After several relaxed visits, Mia developed positive associations with the dentist's office.

For example, sound therapy uses noises like rain, Anlatım akışı

4:12

Örneğin, ses terapisi yağmur gibi sesleri,

birdsong, or music to mask tinnitus and reduce stress. Kelime

4:17

kuş cıvıltısını veya müziği kulak çınlamasını maskelemek ve stresi azaltmak için kullanır.

Anlatım akışı

Belirli bir örnek sunan For example

For example, yazarın genel bir düşünceden onu destekleyen veya açıklayan belirli bir örneğe geçtiğini gösterir. Burada sound therapy belirli tedavi örneğidir. Okurken bu ifadeden sonraki bilgiyi mutlaka eksiksiz bir liste olarak değil, önceki düşünceyi açıklayan bir örnek olarak değerlendirin. Daha sonra sayılan sesler, daha geniş sound therapy örneğinin içindeki örneklerdir.

Alıştırma

For example bu cümlede bilgiyi düzenleme açısından hangi görevi görür?

  1. Önceki düşünceyi düzeltir ve yerine farklı bir iddia getirir.
  2. Daha önceki genel düşünceyi açıklayan belirli bir örnek sunar.
  3. Tartışmanın sonuca ulaştığını gösterir.
Cevabı göster

Daha önceki genel düşünceyi açıklayan belirli bir örnek sunar.

Kelime

to mask tinnitus and reduce stress: kulak çınlamasını maskelemek ve stresi azaltmak

Bu ses bağlamında mask tinnitus, çınlama veya uğultunun daha az fark edilmesi için başka bir ses kullanmak anlamına gelir. Burada mask bir fiildir; yüze takılan maske anlamına gelmez ve kulak çınlamasının ortadan kalktığını da belirtmez. to mask tinnitus and reduce stress mastar ifadesi, bu seslerin iki amacını belirtir. Tek bir to, and ile bağlanan mask ve reduce fiillerinin ikisi için de geçerlidir: sesler her iki şeyi yapmak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede mask, “başka bir ses ekleyerek bir sesi daha az fark edilir hâle getirmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. An app measures the office chatter and reports its volume.
  2. A white-noise machine masks the office chatter, making it less noticeable.
  3. The office closes, so the chatter stops completely.
Cevabı göster

A white-noise machine masks the office chatter, making it less noticeable.

One form, called informational masking, Dilbilgisi

4:22

Bilgi maskeleme adı verilen bir form,

uses soothing complex auditory signals

4:25

beynin dikkatini kulak çınlaması sesinden uzaklaştıran

that distract the brain from the tinnitus sound. Kalıp ifadeler

4:29

rahatlatıcı karmaşık işitsel sinyaller kullanır.

Dilbilgisi

called informational masking: ad veren ara ifade

called informational masking, One form ifadesinden sonra gelerek bu türün adını veren bir geçmiş zaman ortacı grubudur. which is called informational masking şeklinde açılabilir. Bu grup yalnızca adı ek bilgi olarak verdiği için called ana cümlenin fiili değildir. Cümlenin iskeleti One form uses... biçimindedir ve ana fiil uses sözcüğüdür. Bu kısa yapı, bir türü, yöntemi veya terimi tanıtan açıklayıcı metinlerde sık görülür.

Alıştırma

Özelliğin adını araya eklemek için cümleyi call fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: One safety feature, ____ automatic braking, helps prevent crashes.

Cevabı göster

called

Kalıp ifadeler

distract the brain from the tinnitus sound: distract A from B yapısı

distract A from B, A'nın dikkatini B'den uzaklaştırmak demektir. Burada A, the brain; B ise the tinnitus sound ifadesidir. Yani diğer sesler, kulak çınlamasının beynin dikkatinde daha az öne çıkmasını sağlar. from sonrasındaki ifade, dikkatin uzaklaştığı şeyi gösterir; yeni hedefi değil. Hem eski hem yeni odağı belirtmek için İngilizcede genellikle redirect attention from B to C kullanılır.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak distract A from B yapısını tamamlayın: The puzzle distracted Maya ____ her worries.

Cevabı göster

from

Another, called energetic masking,

4:32

Enerjik maskeleme adı verilen bir diğeri,

uses sounds with the same frequency as the patient's tinnitus Kalıp ifadeler

4:34

hastanın kulak çınlamasıyla aynı frekansa sahip sesler kullanarak

to occupy the neurons that would otherwise deliver the tinnitus signal. Dilbilgisi

4:38

aksi takdirde kulak çınlaması sinyalini iletecek olan nöronları meşgul eder.

Kalıp ifadeler

the same frequency as: bir özelliğin tam olarak eşleşmesi

the same + isim + as + karşılaştırılan öge kalıbı, iki şeyin belirtilen özellik bakımından aynı olduğunu söyler. Burada seslerin frekansı hastanın kulak çınlamasının frekansıyla aynıdır. Bu kalıpta as karşılaştırılan ögeyi getirir; “çünkü” anlamına gelmez. Kalıp size, speed veya pattern gibi özelliklerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Tam eşleşme göstermek için cümleyi the same ... as kalıbıyla tamamlayın: The replacement screen should have ____ the original.

Cevabı göster

the same size as

Dilbilgisi

would otherwise deliver: müdahale olmasa ortaya çıkacak sonuç

Would otherwise + fiilin yalın hâli, sözü edilen eylem veya koşul olmasaydı ne olacağını anlatır. Burada nöronların meşgul edilmesi sonucu engeller: bu müdahale olmasaydı nöronlar kulak çınlaması sinyalini iletirdi. Otherwise açıkça söylenmeyen “öyle olmasaydı” koşulunu verir. Yalnızca “ayrıca” anlamına gelmez ve ilgisiz ek bir bilgi sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümle yedek bataryanın ekipmanın kapanmasını engellediğini söyler?

  1. The backup battery powers equipment that had already shut down.
  2. The backup battery powers equipment in a different room.
  3. The backup battery powers equipment that would otherwise shut down.
Cevabı göster

The backup battery powers equipment that would otherwise shut down.

Practiced alongside counseling, Dilbilgisi

4:43

Psikolojik danışmanlık ile birlikte uygulandığında,

these interventions allow people to reevaluate their relationship with tinnitus. Kelime

4:45

bu müdahaleler insanların kulak çınlaması ile ilişkilerini yeniden değerlendirmelerine olanak tanır.

Dilbilgisi

Practiced alongside counseling: koşul bildiren kısaltılmış yapı

Practiced alongside counseling, cümlenin başına yerleştirilmiş bir geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Sonucun hangi koşulda veya ortamda ortaya çıktığını gösterir: müdahaleler, danışmanlıkla birlikte uygulandıklarında bu etkiyi yaratır. Yapının açık hâli When these interventions are practiced alongside counseling, they allow people to reevaluate their relationship with tinnitus. şeklindedir. practiced sözcüğünün örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan these interventions ifadesidir; people değildir. Uygulanan şey müdahalelerdir, daha sonra tepkisini yeniden değerlendirenler ise insanlardır.

Alıştırma

Baştaki geçmiş zaman ortacı yapısının doğru örtük özneye bağlandığı cümleyi seçin.

  1. Used alongside regular exercise, mobility may improve for patients.
  2. Used alongside regular exercise, the treatment can improve mobility.
  3. Used alongside regular exercise, patients may improve their mobility.
Cevabı göster

Used alongside regular exercise, the treatment can improve mobility.

Kelime

reevaluate their relationship with tinnitus: soyut bir ilişkiyi yeniden değerlendirmek

Relationship with yalnızca insanlar arasındaki bir bağı anlatmaz. Burada their relationship with tinnitus, insanların kulak çınlamasını nasıl düşündükleri, ona ne kadar dikkat ettikleri ve belirtiye duygusal olarak nasıl tepki verdikleri örüntüsünü ifade eder. Reevaluate, bu örüntüyü yeniden incelemek ve gerekirse değiştirmek demektir. İfade, kulak çınlamasını inkâr etmeyi veya hemen ortadan kaldırmayı değil, onu anlamanın ve ona tepki vermenin farklı bir yolunu öğrenmeyi anlatır. Aynı yapı para, iş veya teknoloji gibi soyut şeylerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede reevaluate their relationship with tinnitus ne anlama gelir?

  1. kulak çınlamasıyla kişisel bir konuşma başlatmak
  2. kulak çınlamasının tamamen kaybolduğunu doğrulamak
  3. kulak çınlamasını nasıl anladıklarını ve ona nasıl tepki verdiklerini yeniden düşünmek
Cevabı göster

kulak çınlamasını nasıl anladıklarını ve ona nasıl tepki verdiklerini yeniden düşünmek

Losing the sound of silence can be troubling,

4:52

Sessizliğin sesini kaybetmek rahatsız edici olabilir,

to say the least. Deyimler

4:55

en hafif tabirle.

Deyimler

to say the least: hafif söyleyerek vurgu yapma

To say the least, hemen önceki değerlendirmeye yorum katar. Burada sessizliği kaybetmeye troubling demek ölçülü bir anlatımdır; gerçekte durum çok daha rahatsız edici olabilir. Bu, vurgu yapmak için kullanılan bir hafif söyleme biçimidir. Konuşan kişi önce daha yumuşak bir sözcük seçer, sonra daha güçlü bir değerlendirmenin de haklı olacağını sezdirir. “En azından bu sözcükleri söylemek gerekir” anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada öğretilen kalıplaşmış hafif söyleme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The repair bill was shocking, ____.

Cevabı göster

to say the least

Tinnitus reveals that your brain is constantly analyzing the world around you,

4:56

Kulak çınlaması, beyninizin çevrenizdeki dünyayı sürekli olarak analiz ettiğini ortaya koyar,

even as it fails to filter its own internal noise. Notlar

5:01

kendi iç gürültüsünü filtrelemekte başarısız olsa bile.

Dilbilgisi

even as: aynı anda gerçekleşen karşıt olaylar

Even as, ana ifadeyi aynı zaman aralığında gelişen başka bir duruma bağlar. Burada beyin dış dünyayı analiz etmeye devam ederken aynı anda kendi iç gürültüsünü süzmekte başarısız olur. Even, taviz ve şaşkınlık anlamı ekler: Zıt yönlere gidiyor gibi görünen iki olgu aynı anda doğrudur. Bu yüzden ifade yalnızca zamanı belirtmekten fazlasını yapar.

Alıştırma

Hangi cümlede even as, karşıtlık oluşturan iki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir?

  1. The store hired more workers because its sales were rising.
  2. The store hired more workers after its sales recovered.
  3. The store hired more workers even as its sales were falling.
Cevabı göster

The store hired more workers even as its sales were falling.

Deyimler

filter its own internal noise: istenmeyen sinyalleri soyut anlamda süzmek

filter its own internal noise ifadesinde filter mecazlı kullanılır: beyin, yararlı sinyalleri istenmeyenlerden ayıran bir sistem gibi düşünülür. Burada, bilinçli dikkate ulaşmaması gereken sinyalleri bastırmak veya azaltmak anlamına gelir; bir sıvıyı fiziksel bir filtreden geçirmek anlamına gelmez. Internal noise, beynin içinde üretilen girişim yaratan sinyalleri ifade eder. Noise sözcüğü sesle bağlantısını korur, ancak bilgi sistemlerindeki istenmeyen sinyal anlamını da taşır.

Alıştırma

Bu cümlede filter its own internal noise ne anlama geliyor?

  1. Beynin içinde üretilen her sinyali artırmak
  2. Vücudun dışından gelen sıradan sesleri engellemek
  3. Beynin içinde üretilen istenmeyen sinyallerden kaynaklanan paraziti azaltmak
Cevabı göster

Beynin içinde üretilen istenmeyen sinyallerden kaynaklanan paraziti azaltmak

In a sense, experiencing tinnitus Anlatım akışı

5:05

Bir anlamda, kulak çınlamasını deneyimlemek,

is like eavesdropping on your brain talking to itself, Deyimler

5:08

beyninizin kendi kendine konuşmasına kulak misafiri olmak gibidir,

though it may not be a conversation you want to hear. Dilbilgisi

5:11

duymak istediğiniz bir konuşma olmasa da.

Anlatım akışı

In a sense: karşılaştırmayı tek bir bakış açısıyla sınırlamak

In a sense, bir bakış açısından veya bir yönden anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin bir şeyi anlamanın yararlı bir yolu olduğunu, ancak her ayrıntısıyla doğru bir iddia olmadığını gösterir. Burada açıklamayı, mekanizmadan özetleyici bir karşılaştırmaya geçirerek düzenler. Karşılaştırmayı da yumuşatır: tinnitus yalnızca sınırlı ve mecazlı bir bakımdan gizlice dinlemeye benzer.

Alıştırma

Cümlenin başındaki In a sense neyi gösteriyor?

  1. Karşılaştırma hiçbir sınırlama içermeyen, kelimesi kelimesine bilimsel bir açıklamadır.
  2. Karşılaştırma bir bakış açısından yararlıdır, ancak her ayrıntısıyla kesin değildir.
  3. Konuşmacı beş fiziksel duyudan söz etmektedir.
Cevabı göster

Karşılaştırma bir bakış açısından yararlıdır, ancak her ayrıntısıyla kesin değildir.

Deyimler

is like eavesdropping on your brain talking to itself: iç sinyalleri anlatan bir benzetme

A is like B kalıbı, bir deneyimi daha tanıdık bir eylem ya da görüntüyle karşılaştırır. Burada kulak çınlaması yaşamak, beyninizin kendi kendine konuşmasını gizlice dinlemeye benzetilir: beynin içinde oluşan faaliyet, kulak misafiri olabileceğiniz özel bir konuşma olarak hayal edilir. Beyin gerçekten konuşmaz ve ortada gerçek bir konuşma yoktur. Kişileştirme, görünmez bir süreci canlı bir görüntüye dönüştürür: ses, beynin içindeki özel bir konuşmadan geliyormuş gibi hissedilir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan benzetme ne anlama geliyor?

  1. Kulak çınlamasının yakındaki birinin çok alçak sesle konuşmasından kaynaklandığını söyler.
  2. Beynin gerçekten İngilizce ve sesli bir konuşma yaptığını söyler.
  3. Beynin içinde oluşan faaliyeti, dinleyicinin kulak misafiri olabildiği özel bir konuşma gibi betimler.
Cevabı göster

Beynin içinde oluşan faaliyeti, dinleyicinin kulak misafiri olabildiği özel bir konuşma gibi betimler.

Dilbilgisi

though: ödünleme bildiren bir çekince eklemek

Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: ana ifadeyi sınırlayan veya onunla karşıtlık oluşturan bir gerçeği kabul eder. Cümle önce kulak çınlamasını ilgi çekici bir konuşma benzetmesiyle sunar, ardından bu konuşmanın istenmeyen bir konuşma olabileceğini ekler. Burada though kendi yan cümlesinin başındadır, fakat though yan cümlesinin tamamı ana cümleden sonra gelir. Bu yerleşim, çekinceyi daha hafif ve konuşma sırasında sonradan eklenmiş bir bilgi gibi hissettirir.

Alıştırma

Hangi cümle, ana cümleden sonra ödünleme bildiren bir çekince eklemek için though sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Though the plan sounds simple, but it may take several weeks.
  2. The plan though because it may take several weeks.
  3. The plan sounds simple, though it may take several weeks.
Cevabı göster

The plan sounds simple, though it may take several weeks.

As mentioned in this video,

5:16

Bu videoda bahsedildiği gibi,

tinnitus can be particularly difficult for those struggling with PTSD, Kalıp ifadeler

5:18

kulak çınlaması TSSB ile mücadele edenler için özellikle zor olabilir,

Kalıp ifadeler

those struggling with PTSD: TSSB ile başa çıkmakta zorlanan kişiler

Bu cümlede those, söz konusu kişileri ifade eder; struggling with PTSD ortaç öbeği ise hangi kişilerden söz edildiğini belirtir. İfadenin tamamı, TSSB ile başa çıkmakta zorlanan kişiler anlamına gelir. Bir rahatsızlık, sorun veya baskıyla birlikte kullanılan struggle with, fiziksel olarak dövüşmek anlamına gelmez. people with PTSD ifadesine kıyasla, kişilerin o anda yaşadığı zorluğu daha fazla vurgular.

Alıştırma

Cümleyi those struggling with ifadesiyle tamamlayın: The support group welcomes ____ anxiety.

Cevabı göster

those struggling with

but what exactly is this disorder,

5:23

ama bu rahatsızlık tam olarak nedir,

and what steps can be taken to help those suffering from it? Dilbilgisi

5:26

ve bundan muzdarip olanlara yardım etmek için hangi adımlar atılabilir?

Dilbilgisi

what steps can be taken to help: resmî bir edilgen soru

Bu soruda steps, önlemler veya eylemler anlamına gelir. what steps can be taken to help ... kalıbı, yardım etmek için hangi eylemlerin mümkün olduğunu resmî bir biçimde sorar. Can be taken, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen kalıptır. Eylemi yapan kişiyi belirtmez ve odağı önlemlerde tutar. Bu nedenle sorumlu kişi veya grup henüz bilinmiyorsa ya da önemli değilse kullanışlıdır.

Alıştırma

Olası bir eylemi sormak için resmî edilgen yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. What steps can be took to reduce food waste?
  2. What steps can taken to reduce food waste?
  3. What steps can be taken to reduce food waste?
Cevabı göster

What steps can be taken to reduce food waste?

Learn more with this video,

5:30

Bu video ile daha fazla bilgi edinin,

or check out this video for advice on coping with insomnia.

5:32

veya uykusuzlukla başa çıkma konusunda tavsiyeler için bu videoya göz atın.