Genetik Mühendisliği ve Hastalıklar – Gen Sürücüsü ve Sıtma: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.049 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Bu animasyon sıtmanın bulaşmasını, CRISPR gene drive ile engelleme önerisini ve kurtarılan hayatlarla ekolojik risk arasındaki dengeyi açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What if you could: dil bilgisi ve cümle kalıbı. Bu varsayımsal soruyla savdan önce olası eylemi hayal ettirin; gerçek koşul sorusu olarak kullanmayın. 2. gene drive: kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı. Sivrisinek önerisini ve etik tartışmayı izlemek için gerekli kalıtım terimini öğrenin. 3. way behind: anlam ve kullanım düzeyi söz varlığı. way sözcüğünün behind ifadesini güçlendirdiğini, kamusal tartışmanın fiziksel değil teknolojik olarak çok geride olduğunu anlayın.

Bu derste

What if you could use genetic engineering to stop humanity's most dangerous predator? Dilbilgisi

0:02

Ya genetik mühendisliğini kullanarak insanlığın en tehlikeli avcısını durdurabilseydiniz?

Dilbilgisi

What if you could ...?: hayalî bir olasılığı ortaya koymak

What if you could + fiilin yalın hâli ...? dinleyiciyi olası bir durumu hayal etmeye davet eder. Buradaki could, kanıtlanmış bir beceriyi anlatmaz; varsayımsal bir olasılık ortaya koyar. Açılış sorusu olarak devamındaki bilgiyi düzenler: önce olasılığı hayal ettirir, sonra ana konuyu düşündürür. Konuşan kişi doğrudan bir yanıt beklemeyebilir.

Alıştırma

İnsanları yeni bir beceriyi hayal etmeye davet etmek için açılış sorusunu dersteki kalıpla tamamlayın: "____ understand every language in the world?"

Cevabı göster

What if you could

The deadliest animal on the planet responsible for the death of billions,

0:07

Gezegendeki en ölümcül, milyarlarca insanın ölümünden sorumlu hayvan,

the mighty mosquito.

0:12

kudretli sivrisinek.

Along with other diseases,

0:14

Diğer hastalıkların yanı sıra,

it plays host to malaria, Kalıp ifadeler

0:16

sıtmaya da ev sahipliği yapar,

Kalıp ifadeler

plays host to: yaşam ortamı veya etkinlik yeri olmak

Play host to + isim, bir şey için yer veya yaşam ortamı görevi görmek anlamına gelir. Bu cümlede sivrisineğin sıtmaya yol açan paraziti taşıdığını anlatır; play burada rol yapmak, host ise sunucu anlamına gelmez. Tekil it öznesiyle fiil plays biçimini alır. Aynı kalıp, etkinliklere veya başka faaliyetlere yer sağlayan mekânları da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘bir etkinliğin düzenlendiği yer olmak’ anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: "Every August, the riverside park ____ an outdoor film festival."

Cevabı göster

plays host to

one of the cruelest parasites on Earth,

0:18

Dünya'daki en acımasız parazitlerden biri,

possibly the single biggest killer of humans in history.

0:20

muhtemelen tarihteki en büyük insan katili.

In 2015 alone,

0:23

Sadece 2015 yılında,

hundreds of millions were infected and almost half a million people died.

0:25

yüz milyonlarca insan enfekte oldu ve neredeyse yarım milyon insan öldü.

A new technology could help us eradicate malaria forever.

0:30

Yeni bir teknoloji, sıtmayı sonsuza dek ortadan kaldırmamıza yardımcı olabilir.

But to do so,

0:34

Ancak bunu yapmak için,

we need to engineer a whole animal population.

0:35

bütün bir hayvan popülasyonunu genetik olarak tasarlamamız gerekiyor.

This is not a hypothetical problem.

0:38

Bu varsayımsal bir sorun değil.

The modified mosquitoes already exist in a lab.

0:40

Değiştirilmiş sivrisinekler zaten bir laboratuvarda mevcut.

Should we use the technology?

0:43

Teknolojiyi kullanmalı mıyız?

And is malaria bad enough to risk it? Dilbilgisi

0:45

Peki sıtma, bu riski göze alacak kadar kötü mü?

Dilbilgisi

bad enough to risk it?: adjective + enough + to yapısı

adjective + enough + to + verb yapısında enough sıfattan sonra gelir ve bir derece eşiğini gösterir. bad enough to risk it, durumun riski almayı haklı çıkaracak kadar ciddi olup olmadığını sorar. Yalnızca very bad anlamına gelmez; derecenin olası bir eylemle bağlantısını kurar. Buradaki it, önerilen teknolojiyi kullanma riskini almak anlamına gelir. Soru, sıtmanın tehlikesiyle bu teknolojiyi kullanmanın riskini karşılaştırır.

Alıştırma

cold, enough ve freeze sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The pond was ____ overnight.

Cevabı göster

cold enough to freeze

Malaria is caused by a group of microorganisms,

0:58

Sıtma, bir grup mikroorganizma tarafından tetiklenir,

Plasmodia.

1:01

Plasmodiumlar.

Very weird microorganisms that consist of just a single cell.

1:02

Sadece tek bir hücreden oluşan çok tuhaf mikroorganizmalar.

They're parasites that completely rely on mosquitoes. Kalıp ifadeler

1:07

Bunlar tamamen sivrisineklere bağımlı parazitlerdir.

Kalıp ifadeler

rely on: bağımlılık belirtmek

Rely on; çalışmak, hayatta kalmak veya bir sonuç elde etmek için birine ya da bir şeye ihtiyaç duymak veya bağımlı olmak anlamına gelen sabit bir fiil-edat birleşimidir. Bu cümlede parazitler, yaşam ve bulaşma döngülerinin bir parçası olarak sivrisineklere ihtiyaç duyar. Bağımlı olunan nesne ardından geldiğinde on korunur: rely on mosquitoes. Fiil zamana ve özneye göre değişir, ancak on aynı kalır: relies on, relied on, relying on.

Alıştırma

Cümleyi rely ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: Many farms ____ rain to water their crops.

Cevabı göster

rely on

Malaria always starts with an insect bite.

1:10

Sıtma her zaman bir böcek ısırığıyla başlar.

In its salivary glands,

1:13

Tükürük bezlerinde,

thousands of sporozoites wait until the insect penetrates your skin.

1:15

binlerce sporozoit, böcek cildinize nüfuz edene kadar bekler.

Immediately after invading you,

1:19

Sizi istila ettikten hemen sonra,

they head for the liver, Öbek fiiller

1:21

karaciğere yönelirler,

Öbek fiiller

head for: bir hedefe doğru ilerlemek

Burada head bir fiildir; head for + hedef, “o hedefe doğru ilerlemek veya yol almak” demektir. Bu cümlede karaciğer hareketin yönüdür. Bu kalıp, hareket başladığında veya gidilecek yer seçildiğinde kullanılır. Yöne odaklandığı için hedefe ulaşıldığını tek başına belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve “bir hedefe doğru hareket etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When the alarm sounds, ____ the nearest exit.

Cevabı göster

head for

where they quietly enter big cells and hide from the immune system.

1:22

burada sessizce büyük hücrelere girerler ve bağışıklık sisteminden saklanırlar.

For up to a month,

1:26

Bir aya kadar,

they stay here in stealth mode,

1:27

burada gizlilik modunda kalırlar,

consuming the cells alive and changing into their next form,

1:29

hücreleri canlı canlı tüketirler ve bir sonraki formlarına,

small drop-like merozoites.

1:33

damla şeklindeki küçük merozoitlere dönüşürler.

They multiply,

1:35

Çoğalırlar,

generating thousands of themselves and then burst out of the cells. Öbek fiiller

1:37

kendilerinden binlerce üretirler ve sonra hücreleri patlatıp dışarı çıkarlar.

Öbek fiiller

burst out of: içeriden aniden dışarı çıkmak

Burst out of + kapalı yer, “içeriden aniden ve güçlü bir biçimde çıkmak ya da yarıp dışarı çıkmak” demektir. Bu cümlede hücreler, organizmaların içinden çıktığı kapalı alanlardır. Yön bildiren out of kalıbı birlikte kalır: out dışarı doğru hareketi gösterir, of ise geride bırakılan yeri tanıtır. Fiilin yalın hâli, basit geçmiş hâli ve geçmiş zaman ortacı burst şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “içeriden aniden ve güçlü biçimde çıktı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The trapped bird ____ the open box and flew away.

Cevabı göster

burst out of

So thousands of parasites head into the bloodstream to look for their next victims,

1:41

Böylece binlerce parazit bir sonraki kurbanlarını aramak için kan dolaşımına girer,

red blood cells.

1:45

kırmızı kan hücreleri.

To stay unnoticed,

1:47

Fark edilmemek için,

they wrap themselves in the membranes of the cells they killed.

1:48

öldürdükleri hücrelerin zarlarına kendilerini sararlar.

Imagine that.

1:51

Düşünsenize.

Killing someone from the inside and then taking their skin as camouflage.

1:53

Birini içeriden öldürmek ve sonra onun derisini kamuflaj olarak kullanmak.

Brutal.

1:57

Vahşice.

They now violently attack red blood cells,

1:58

Şimdi kırmızı kan hücrelerine şiddetle saldırıyorlar,

multiplying inside them until they burst,

2:01

içlerinde çoğalıp onları patlatana kadar,

then finding more red blood cells,

2:03

sonra daha fazla kırmızı kan hücresi bularak,

and this cycle repeats over and over. Kalıp ifadeler

2:05

ve bu döngü defalarca tekrarlanıyor.

Kalıp ifadeler

Over and over ile tekrarlanan eylemi anlatmak

Over and over, “tekrar tekrar” anlamına gelir. Bu cümlede aynı döngünün yalnızca bir kez değil, birçok kez gerçekleşmeye devam ettiğini gösterir. Buradaki over, hareket veya konum bildirmez. Over and over ifadesini tekrarı anlatan kalıplaşmış tek bir ifade olarak düşünün.

Alıştırma

Cümleyi “tekrar tekrar” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Sam practiced the piano passage ____ until it felt easy.

Cevabı göster

over and over

Pieces of dead cells spread lots of toxic waste material,

2:08

Ölü hücre parçaları, çok miktarda toksik atık materyal yayar,

which activates a powerful immune response,

2:11

bu da güçlü bir bağışıklık tepkisini aktive eder,

causing flu-like symptoms. Kelime

2:13

grip benzeri semptomlara neden olur.

Kelime

Flu-like: benzerlik anlatan isim + -like yapısı

Flu-like, flu ismine -like son ekinin getirilmesiyle oluşan bir sıfattır. Burada belirtilerin grip belirtilerine benzediğini söyler; hastalığın kesinlikle grip olduğunu söylemez. Genel olarak isim + -like yapısı, bir şeyin o ismin belirttiği varlıkla dikkat çekici özellikler paylaştığını anlatır.

Alıştırma

“The empty hall had a cave-like echo.” cümlesinde cave-like ne anlama gelir?

  1. yankısı olmayan
  2. bir mağaraya benzer
  3. gerçek bir mağaradan gelen
Cevabı göster

bir mağaraya benzer

Among the symptoms are high fever,

2:15

Semptomlar arasında yüksek ateş,

sweats and chills,

2:17

terleme ve titreme,

convulsions, headaches,

2:18

kasılmalar, baş ağrıları,

and sometimes vomiting and diarrhea.

2:20

ve bazen kusma ile ishal bulunur.

If malaria breaches the blood-brain barrier, Kelime

2:22

Sıtma kan-beyin bariyerini aşarsa,

it can cause coma,

2:25

komaya,

Kelime

blood-brain barrier: beynin seçici koruyucu filtresi

blood-brain barrier, kan dolaşımı ile beyin dokusu arasındaki seçici koruma sisteminin adıdır. Kandaki hangi maddelerin beyne geçebileceğini denetler; görülebilen bir duvar değil, biyolojik bir filtredir. Bu cümlede breaches, bu korumanın bozulması veya aşılması anlamını verir. Bariyer aşıldığında sıtma beyni etkileyebilir ve komaya neden olabilir.

Alıştırma

Tıbbi terimi kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: Malaria can cross the ____ and affect the brain.

Cevabı göster

blood-brain barrier

neurological damage,

2:26

nörolojik hasara,

or death.

2:27

veya ölüme neden olabilir.

The parasites are ready for evacuation now.

2:29

Parazitler şimdi tahliye için hazır.

When another mosquito bites the infected human,

2:32

Başka bir sivrisinek enfekte insanı ısırdığında,

they get a ride. Deyimler

2:34

bir yolculuğa çıkarlar.

Deyimler

get a ride: ulaşım almak

Get a ride, genellikle yolcu olarak başka bir kişiden veya araçtan ulaşım sağlamak anlamına gelir. Özne, aracı kullanan kişi değil, taşınan kişidir. Burada ifade mecazidir: parazitler, enfekte bir kişiyi ısıran sivrisineğin içinde hareket ediyormuş gibi anlatılır. Günlük ifade, bulaşma sürecini bir yolcunun araçla taşınmasına benzetir.

Alıştırma

Get a ride ifadesini geçmiş zamanda kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: When the wind carried the seed across the valley, it ____.

Cevabı göster

got a ride

The cycle can start over.

2:35

Döngü yeniden başlayabilir.

In 2015,

2:38

2015 yılında,

the Zika virus,

2:39

Zika virüsü,

which causes horrible birth defects if it infects pregnant women,

2:40

(hamile kadınları enfekte ederse korkunç doğum kusurlarına neden olan)

spread rapidly into new areas around the globe.

2:43

dünya genelinde hızla yeni bölgelere yayıldı.

It too is carried by a mosquito.

2:46

O da bir sivrisinek tarafından taşınmaktadır.

The mosquito is the perfect carrier for human diseases.

2:48

Sivrisinek, insan hastalıkları için mükemmel bir taşıyıcıdır.

They've been around for at least 200 million years.

2:51

En az 200 milyon yıldır buralardalar.

There are trillions of them,

2:54

Onlardan trilyonlarca var,

and a single one can lay up to 300 eggs at a time. Kalıp ifadeler

2:56

ve tek bir tanesi tek seferde 300'e kadar yumurta bırakabilir.

Kalıp ifadeler

up to: garanti değil, üst sınır

up to, bir sayıdan önce geldiğinde “en fazla” veya “... kadar” anlamına gelir. Bu cümlede 300 yumurta, tek bir yumurtlama sırasında mümkün olan en yüksek sayıdır; gerçek sayı daha düşük olabilir. Bir üst sınır belirtmek için up to + sayı veya miktar kalıbını kullanın. Bu kalıp, o sayıda sona eren bir aralığı anlatır; sabit bir toplamı ya da o sayıya doğru artma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

“Bu üst sınırdan fazla değil” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The room can hold ____ 80 people, but it may hold fewer.

Cevabı göster

up to

Kalıp ifadeler

at a time: her sefer veya her grup için

At a time, “bir seferde” veya “her bir grup için” anlamına gelir. Burada sayıyı tek bir yumurtlama olayıyla sınırlar: böyle bir olayda en fazla 300 yumurta. Bir sayıdan ya da eylemden sonra kullanılan at a time, her ayrı turda ne kadar şeyin işlendiğini veya gerçekleştiğini belirtir. Yalnızca saatteki belirli bir anı göstermez.

Alıştırma

Hangi cümlede at a time, grup başına sınırı anlatmak için doğru kullanılmıştır?

  1. The elevator was empty at the time.
  2. Both elevators arrived at the same time.
  3. The elevator takes six passengers at a time.
Cevabı göster

The elevator takes six passengers at a time.

They are practically impossible to eradicate

3:00

Onları yok etmek neredeyse imkansızdır

and the perfect parasite taxi. Deyimler

3:03

ve onlar mükemmel parazit taksileridir.

Deyimler

taşıyıcı metaforu olarak parasite taxi

parasite taxi ifadesinde taxi, sivrisineği anlatan bir metafordur. Bir taksi yolcuları bir yerden başka bir yere taşıdığı gibi, bir sivrisinek de parazitleri bir konaktan başka bir konağa taşıyabilir. Parasite ismi, bu mecazi taksinin ne taşıdığını gösterir. Bu kısa isim öbeği, karmaşık bir bulaşma sürecini kolay anlaşılır bir görüntüye dönüştürür; gerçek bir araçtan söz edilmez.

Alıştırma

Bu cümlede parasite taxi ne anlama geliyor?

  1. Parazitleri bir konaktan başka bir konağa taşıyan bir sivrisinek
  2. Parazit taşımak için kullanılan gerçek bir taksi
  3. Araç kullanabilen bir parazit
Cevabı göster

Parazitleri bir konaktan başka bir konağa taşıyan bir sivrisinek

But today,

3:05

Fakat bugün,

we have a new revolutionary technology that could enable us to finally win the war against them. Deyimler

3:06

onlara karşı savaşı nihayet kazanmamızı sağlayabilecek yeni, devrim niteliğinde bir teknolojimiz var.

Deyimler

çatışma metaforu olarak win the war against them

Win the war against them gerçek bir savaştan değil, ciddi bir sorun karşısında kesin ve kalıcı bir zafer kazanmaktan söz eder. Them, bu görüntüde düşman olarak ele alınan sivrisinekleri ifade eder. Savaş metaforu, uzun süreli bir halk sağlığı çalışmasını stratejileri, rakipleri ve sonunda kazananı olan bir çatışma gibi gösterir. Sorunu yalnızca azaltmak veya yönetmek demekten daha güçlüdür; çünkü tehdidin yenilebileceğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi “karşısında genel bir zafer kazanmak” anlamındaki dört sözcüklü savaş metaforuyla tamamlayın: After years of coordinated action, the campaign hopes to finally ____ the disease.

Cevabı göster

win the war against

CRISPR.

3:11

CRISPR.

For the first time in human history, Kalıp ifadeler

3:12

İnsanlık tarihinde ilk defa,

Kalıp ifadeler

For the first time in human history: benzeri görülmemişlik iddiası

Bu giriş, tanıtılan olayın insanlığın geçmişindeki hiçbir dönemde daha önce yaşanmadığı anlamına gelir. Geniş ve resmî bir zaman çerçevesi kurar ve ardından gelen durumu büyük bir tarihsel değişim olarak sunar. Kapsamı tüm insanlık tarihi olduğu için yalnızca bir şeyin yeni olduğunu ya da bir kişinin onu ilk kez yaşadığını söylemekten çok daha güçlüdür.

Alıştırma

Bir şeyin insanlığın geçmişindeki hiçbir dönemde yaşanmadığını en güçlü biçimde belirten giriş hangisidir?

  1. For the first time this year,
  2. For the first time in human history,
  3. From time to time,
Cevabı göster

For the first time in human history,

we have the tools to make fast,

3:14

hızlı,

large-scale changes to entire species,

3:16

tüm türler üzerinde büyük ölçekli değişiklikler yapabilmek için araçlara sahibiz,

changing their genetic information as we please. Kalıp ifadeler

3:19

genetik bilgilerini istediğimiz gibi değiştirerek.

Kalıp ifadeler

as we please: istediğimiz gibi

as we please ifadesindeki please, 'birini mutlu etmek' değil, 'istemek' veya 'seçmek' anlamına gelir. as + özne + please kalıbı, 'öznenin istediği herhangi bir biçimde' demektir. Burada insanların genetik değişiklikleri kendi isteklerine göre yapabildiğini belirtir ve süreç üzerindeki kontrollerini vurgular.

Alıştırma

'İstediğimiz gibi' anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: In our own studio, we can arrange the lights ____.

Cevabı göster

as we please

So, instead of attacking isolated groups of insects, Dilbilgisi

3:23

O halde, böceklerin izole edilmiş gruplarına saldırmak yerine,

Dilbilgisi

instead of attacking: instead of + -ing yapısı

Instead of, seçilmeyen eylemi gösterir. Burada attacking isolated groups of insects önceki ya da vazgeçilen eylemdir; ardından gelen fikir farklı bir eylem sunar. Of bir edat olduğu için instead of sonrasında bir eylem genellikle -ing biçimiyle ifade edilir: instead of attacking. Yeniden kullanılabilecek kalıp instead of + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Instead of sonrasındaki kalıbı tamamlamak için attack fiilinin -ing biçimini kullan: Instead of ____ the bees, we moved away quietly.

Cevabı göster

attacking

why not just change the types that transmit diseases? Ton ve niyet

3:26

neden sadece hastalık taşıyan türleri değiştirmeyelim?

Ton ve niyet

why not just change: soru biçiminde bir öneri

Why not + fiilin yalın biçimi, çoğu zaman tarafsızca bir neden sormak yerine öneri sunar. Burada change yalın biçimdedir ve konuşmacı, hastalık bulaştıran türleri değiştirmeyi değerlendirilmeye değer bir seçenek olarak sunar. Just, önerinin basit ya da apaçık görünmesini sağlar. Bu, öneriyi daha ikna edici kılabilir; ancak gerçek zorluğu da küçümseyebilir.

Alıştırma

Konuşmacı 'Why not just use the smaller box?' diye sorarken esas olarak ne yapıyor?

  1. Küçük kutuyu kullanmanın kolay veya apaçık bir seçenek olduğunu önermek
  2. Kutuyu daha önce neden kimsenin kullanmadığını ayrıntılı biçimde sormak
  3. İki kutunun da atılmasını emretmek
Cevabı göster

Küçük kutuyu kullanmanın kolay veya apaçık bir seçenek olduğunu önermek

Using genetic engineering,

3:30

Genetik mühendisliğini kullanarak,

scientists successfully created a strain of mosquitoes that are immune to the malaria parasite Kalıp ifadeler

3:32

bilim insanları sıtma parazitine bağışık olan bir sivrisinek suşu başarıyla yarattılar,

Kalıp ifadeler

immune to + isim, zamir veya -ing biçimi

Immune to, bir şeye karşı korunmuş olmayı veya ondan etkilenmemeyi anlatan sıfat + edat yapısıdır. Bu cümlede sıtma parazitinin bu sivrisinek soyunu olağan biçimde başarılı şekilde enfekte edemediğini veya onun içinde gelişemediğini belirtir; sivrisineklerle parazit arasındaki belirli bir ilişkiyi anlatır. To burada bir edattır; ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: immune to malaria, immune to it, immune to being infected. Yapı, immune to criticism örneğinde olduğu gibi mecaz anlamda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeye karşı tamamen korunmuş” anlamındaki sıfat + edat yapısıyla tamamlayın: The new vaccine left the animals ____ the virus.

Cevabı göster

immune to

by adding a new antibody gene that specifically targets Plasmodium.

3:37

özellikle Plasmodium'u hedef alan yeni bir antikor geni ekleyerek.

These mosquitoes will never spread malaria.

3:42

Bu sivrisinekler sıtmayı asla yaymayacak.

But just changing genetic information is not enough. Dilbilgisi

3:45

Ancak sadece genetik bilgiyi değiştirmek yeterli değil.

Dilbilgisi

Just + -ing öznesi + is not enough

changing genetic information şeklindeki -ing öbeği cümlenin öznesi olarak kullanılır. Bir etkinlik bir şey veya fikir gibi ele alındığı için İngilizcede changing ulaç biçimi kullanılır ve ardından tekil fiil is gelir. Burada just, yakın zamanda değil, yalnızca anlamına gelir. Is not enough, bu eylemin tek başına hedefe ulaşamayacağını belirtir ve bu yapıdan sonra çoğu zaman başka neyin gerektiği açıklanır.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca adresi kontrol etmenin yetersiz olduğunu doğru biçimde anlatır?

  1. Just checked the address is not enough.
  2. Just checking the address is not enough.
  3. Just check the address is not enough.
Cevabı göster

Just checking the address is not enough.

The edits would only be inherited by half the offspring

3:49

Düzenlemeler yavruların sadece yarısına aktarılır,

because most genes have two versions inside the genome as a failsafe. Kelime

3:52

çünkü çoğu gen, güvenlik amacıyla genom içinde iki versiyona sahiptir.

Kelime

as a failsafe: güvenlik önlemi olarak

Bu cümlede as a failsafe, “başka bir şey ters giderse koruyucu bir önlem göreviyle” anlamına gelir. İki gen sürümü, yerleşik bir yedeklilik olarak sunulur: biri çalışmazsa diğeri hâlâ çalışabilir. Bir failsafe, arıza sonrasında tehlikeyi veya zararı azaltır; arızanın imkânsız olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Bu durumda as a failsafe ifadesinin anlamını seçin: An automatic shutoff activates when a machine's main controller fails.

  1. Ana kontrol biriminin asla arızalanamayacağını garanti eder.
  2. Yalnızca ana kontrol biriminin başka bir adıdır.
  3. Ana kontrol birimi arızalandığında tehlikeyi sınırlamaya yardımcı olur.
Cevabı göster

Ana kontrol birimi arızalandığında tehlikeyi sınırlamaya yardımcı olur.

So, after just two generations,

3:56

Yani, sadece iki nesil sonra,

at most only half of the offspring would carry the engineered gene.

3:58

en fazla yavruların sadece yarısı tasarlanmış geni taşıyacaktır.

In a population of billions of mosquitoes,

4:01

Milyarlarca sivrisinekten oluşan bir popülasyonda,

they would hardly make a difference. Kalıp ifadeler

4:04

bu neredeyse hiçbir fark yaratmazdı.

Kalıp ifadeler

hardly make a difference: neredeyse hiç fark yaratmamak

Hardly, ifadeyi neredeyse olumsuz hâle getirir. Hardly make a difference, “neredeyse hiç fark edilir veya anlamlı bir etkisi olmamak” demektir; yani olası etki sıfır olmak zorunda değildir ama çok küçüktür. Hardly zaten “neredeyse hiç” anlamını taşıdığı için ifadeye ayrıca not eklemek gerekmez.

Alıştırma

“Neredeyse hiç fark edilir etkisi olmamak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Changing the title's font size by one point would ____ to the total page count.

Cevabı göster

hardly make a difference

A genetic engineering method called the gene drive solves this problem. Kültür

4:06

Gen sürücüsü (gene drive) adı verilen genetik mühendisliği yöntemi bu sorunu çözüyor.

Kültür

gene drive: nesiller boyunca yönlendirilmiş kalıtım

Gene drive ya da gen sürücüsü, seçilmiş bir genetik öğenin normalden daha yüksek olasılıkla kalıtılmasını sağlayan bir genetik mühendisliği mekanizmasıdır. Birçok gen için beklenen yaklaşık dengeli kalıtım yerine, bu öğenin yavrulara aktarılmasını destekleyebilir. Bu cümlede gene drive, sorunu çözen yöntemin adıdır. Temel fikir, tek bir canlının DNA'sında bir defalık değişiklik yapmak değil, genetik öğeyi nesiller boyunca bir popülasyonda yaymaktır.

Alıştırma

Hangi cümlede gene drive doğru kullanılmıştır?

  1. A gene drive is any machine used to read DNA in a laboratory.
  2. A gene drive is a single DNA change that can never be inherited.
  3. A gene drive is designed to make a chosen genetic element more likely to be inherited.
Cevabı göster

A gene drive is designed to make a chosen genetic element more likely to be inherited.

It forces the new gene to become dominant in the following generations,

4:11

Yeni genin sonraki nesillerde baskın olmasını zorluyor,

overpowering the old gene almost completely.

4:14

eski geni neredeyse tamamen alt ediyor.

Thanks to this twist, Anlatım akışı

4:17

Bu hamle sayesinde,

Anlatım akışı

Thanks to this twist: olumlu bir nedeni bağlayan geçiş

Thanks to, konuşanın yararlı veya olumlu olarak sunduğu bir nedeni belirtir. This twist daha önce açıklanmış beklenmedik ya da önemli bir değişikliğe gönderme yapar; bu yüzden ifade “olayların bu yararlı dönüşü sayesinde” anlamına gelir. Bir geçiş ifadesi olarak önceki gelişmeyi ardından gelen sonuca bağlar. Sonucu tek başına söylemez; dinleyiciyi bu değişiklik sayesinde neyin mümkün olduğunu duymaya hazırlar.

Alıştırma

Bir hikâyede kilitli kapının gizli bir anahtarı olduğu ortaya çıkıyor. Hangi cümle bu sürprizi kaçışın yararlı nedeni olarak sunar?

  1. Before this twist, the characters can escape.
  2. Thanks to this twist, the characters can escape.
  3. Despite this twist, the characters can escape.
Cevabı göster

Thanks to this twist, the characters can escape.

99.5% of all the engineered mosquitoes offspring

4:19

tasarlanmış tüm sivrisinek yavrularının %99,5'i

will carry the anti-malaria edit.

4:22

sıtma karşıtı düzenlemeyi taşıyacak.

If we were to release enough engineered mosquitoes into the wild Dilbilgisi

4:25

Normal sivrisineklerle çiftleşmesi için

to mate with normal mosquitoes,

4:29

doğaya yeterince tasarlanmış sivrisinek salarsak,

the malaria-blocking genes would spread extremely quickly.

4:30

sıtmayı bloke eden genler son derece hızlı yayılır.

Dilbilgisi

If we were to release ... would spread: resmî bir varsayım

If + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısı, gelecekteki olası bir eylemi planlanmış veya gerçek bir olay olarak değil, varsayım olarak sunar. Burada If we were to release, genetiği değiştirilmiş sivrisinekleri doğaya bırakmanın yalnızca tartışılan bir senaryo olduğunu gösterir; were to geçmiş zamanı belirtmez. Ana cümlede, hayal edilen sonucu vermek için would + fiilin yalın hâli kullanılır. If ... were to release ile ... would spread birlikte, politika, bilim ve risk analizlerinde sık kullanılan temkinli ve nispeten resmî bir ikinci koşul yapısı oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi adopt ve rise fiillerinin resmî varsayım biçimleriyle tamamlayın: If the city ____ this plan, costs ____ significantly.

Cevabı göster

were to adopt · would rise

As the new gene becomes a permanent feature of the mosquito population,

4:34

Yeni gen sivrisinek popülasyonunun kalıcı bir özelliği haline geldikçe,

Plasmodium would lose its home base. Deyimler

4:37

Plasmodium ana üssünü kaybedecektir.

Deyimler

lose its home base: destek sağlayan yer benzetmesi

Home base, kelime anlamıyla bir kişinin veya grubun faaliyetlerini yürüttüğü ana yer demektir. Bu cümlede ise Plasmodium'un hayatta kalmak ve yaşam döngüsünü sürdürmek için bağımlı olduğu sivrisinek konak ortamını anlatan mekânsal bir benzetmedir. Bu nedenle lose its home base, bilinçli olarak seçilmiş bir evi kaybetmek değil, hayati bir destek ortamını kaybetmek demektir. X loses its home base kalıbı; olağan destek veya faaliyet merkezini artık kullanamayan bir organizmayı, ekibi, projeyi ya da faaliyeti anlatabilir.

Alıştırma

Plasmodium would lose its home base cümlesinde lose its home base ne anlama gelir?

  1. doğduğu yeri unutmak
  2. bağımlı olduğu ana ortamı kaybetmek
  3. daha büyük bir ortama taşınmak
Cevabı göster

bağımlı olduğu ana ortamı kaybetmek

Scientists hope that the change would be so fast Dilbilgisi

4:40

Bilim insanları bu değişikliğin o kadar hızlı olacağını umuyor ki,

that they could not adapt to it quickly enough.

4:42

parazit buna yeterince çabuk uyum sağlayamasın.

Dilbilgisi

so fast that: dereceyi sonuca bağlamak

so + adjective/adverb + that + clause kalıbı, bir derecenin that ile başlayan yan cümledeki sonucu doğuracak kadar yüksek olduğunu anlatır. Burada so fast that, değişimin hızıyla yeterince hızlı uyum sağlanamaması sonucunu birbirine bağlar. Bu bağlamda they, bilim insanlarını değil sıtma parazitlerini gösterir. That burada bir sonuç yan cümlesi başlatır; ilgi zamiri değildir.

Alıştırma

Yüksek bir hız derecesini sonucuna bağlayan üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The river rose ____ the roads were underwater within minutes.

Cevabı göster

so fast that

Malaria could virtually disappear.

4:45

Sıtma fiilen ortadan kalkabilir.

If you take into account that maybe half a million children are killed by it every year, Kalıp ifadeler

4:48

Her yıl yarım milyon çocuğun bu hastalıktan öldüğünü göz önüne alırsanız,

Kalıp ifadeler

take into account: bir etkeni karara dahil etmek

Take into account, “düşünürken, hesaplarken, değerlendirirken veya karar verirken bir şeyi etken olarak dahil etmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede that ile başlayan yan cümle, dikkate alınacak gerçeği verir: Her yıl belki yarım milyon çocuk hayatını kaybediyor. Bu ifade, dinleyiciden bu gerçeğin değerlendirmesini etkilemesine izin vermesini ister. Account burada deyimin bir parçasıdır; banka hesabı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir etken olarak dahil etmek” anlamındaki tam deyimle tamamlayın: Before choosing a campsite, ____ the weather forecast.

Cevabı göster

take into account

about five have died since this video started,

4:52

bu video başladığından beri yaklaşık beş çocuğun öldüğünü,

some scientists argue that we should use the technology sooner rather than later. Deyimler

4:55

bazı bilim insanları bu teknolojiyi bir an önce kullanmamız gerektiğini savunuyor.

Deyimler

sooner rather than later: gecikmeden, mümkün olduğunca erken

“Sooner rather than later”, gereksiz yere gecikmeden, makul ölçüde mümkün olan en kısa sürede demektir. İki belirli tarihi karşılaştırmak yerine daha erken harekete geçme isteğini anlatır. Burada bilim insanlarının önerisini açık fakat kesin bir emir olmayacak biçimde aktarır: teknolojinin oldukça kısa sürede kullanılmasını isterler, ancak uygulama için bir miktar esneklik bırakırlar.

Alıştırma

Bir ekip, tam şu anda harekete geçilmesini istemeden oldukça kısa sürede davranmayı önermek istiyor. Hangi cümle bu anlamı en iyi verir?

  1. We should update the safety rules sooner rather than later.
  2. We should update the safety rules sooner or later.
  3. We should update the safety rules immediately.
Cevabı göster

We should update the safety rules sooner rather than later.

The mosquitoes themselves would probably only profit from this.

5:00

Sivrisineklerin kendileri de muhtemelen bundan sadece kar sağlar.

They don't have anything to gain from carrying parasites. Kalıp ifadeler

5:03

Parazit taşımanın onlara kazandıracağı hiçbir şey yok.

Kalıp ifadeler

have anything to gain from: bir şeyden yarar elde etmek

have something/anything to gain from X yapısı, X’in bir yarar veya avantaj sağlayıp sağlayamayacağını anlatır. Olumsuz bir cümlede anything kullanmak doğaldır: don’t have anything to gain from X, X’in hiçbir yarar sağlamadığı anlamına gelir. from sözcüğünden sonra olası yararın kaynağını belirtmek için bir isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır. Burada carrying parasites, sivrisineklere hiçbir avantaj sağlamayan etkinliktir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyden herhangi bir yarar elde etmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Lina doesn't ____ hiding the mistake.

Cevabı göster

have anything to gain from

And this might only be the first step.

5:06

Ve bu sadece ilk adım olabilir.

Malaria might just be the beginning.

5:09

Sıtma sadece bir başlangıç olabilir.

Different mosquitoes also carry dengue fever and Zika.

5:11

Farklı sivrisinekler dang humması ve Zika'yı da taşır.

Ticks transmit Lyme disease.

5:14

Keneler Lyme hastalığını bulaştırır.

Flies transmit sleeping sickness.

5:16

Sinekler uyku hastalığını bulaştırır.

Fleas transmit the plague.

5:18

Pireler vebayı bulaştırır.

We could save millions of lives and prevent suffering on an unbelievable scale.

5:20

Milyonlarca hayatı kurtarabilir ve acıları inanılmaz bir ölçekte önleyebiliriz.

So, why haven't we done this yet? Anlatım akışı

5:25

Peki, bunu neden henüz yapmadık?

Anlatım akışı

Savda dönüm noktası olarak Why haven't we done this yet?

Buradaki this, sivrisineklerle taşınan hastalıkları durdurmak için önerilen gen sürücüsü yaklaşımının kullanılmasını ifade eder. Why haven't we done this yet? yalnızca kısa bir yanıt istemez: konuşmacı soruyu sorar ve ardından engelleri ve riskleri kendisi açıklar. Bu soru, savın yönünü değiştiren bir dönüm noktası işlevi görür. Dinleyiciyi “bu büyük yararlar sağlayabilir” düşüncesinden “bunu şimdiye kadar ne engelledi?” sorusuna götürür ve bir sonraki bölümde engellerin açıklanacağını bildirir.

Alıştırma

Bu bölümde Why haven't we done this yet? sorusunun işlevi nedir?

  1. Dinleyiciden fikrin yararlı olup olmadığı konusunda oy vermesini ister.
  2. Anlatımı fikrin yararlarından, neden henüz benimsenmediğine kaydırır.
  3. Hiçbir engel olmadığını söyleyerek savı bitirir.
Cevabı göster

Anlatımı fikrin yararlarından, neden henüz benimsenmediğine kaydırır.

For one, CRISPR editing is barely four years old. Notlar

5:28

Birincisi, CRISPR ile düzenleme henüz dört yıllık.

Anlatım akışı

Bir neden sunmak için For one

For one, daha geniş bir neden kümesinden bir nedeni tanıtır. Burada önceki sorunun yanıtını başlatır: teknolojinin kullanılmamış olmasının nedenlerinden biri, CRISPR düzenlemenin hâlâ çok yeni olmasıdır. Bu ifade “bir kişinin yararı için” anlamına gelmez ve hemen ardından numaralı bir listenin geleceği sözünü vermez. Konuşmacı daha sonra for another, another reason is veya başka bir geçiş ifadesiyle yeni bir neden ekleyebilir.

Alıştırma

Bir makineyi tamir etmemenin birkaç nedeninden birini en doğrudan hangi başlangıç sunar?

  1. For one, repairing it would cost more than replacing it.
  2. By the way, the repair desk closes at six.
  3. For example, this shop repairs phones and tablets.
Cevabı göster

For one, repairing it would cost more than replacing it.

Kelime

barely four years old: yaşın çok küçük olduğunu vurgulama

Burada barely, four years old yaş ifadesini niteler. CRISPR düzenleme teknolojisinin yalnızca dört yıldır var olduğu veya bu yaşa daha yeni ulaştığı anlamına gelir. Konuşmacı dört yılı çok kısa bir süre olarak sunarak teknolojinin ne kadar yeni olduğunu vurgular. Barely bir sayıdan veya miktardan önce kullanıldığında genellikle “daha yeni” anlamı verir ya da miktarın şaşırtıcı derecede az görüldüğünü belirtir. Bir değerlendirme katar; yalnızca yaklaşık bir sayı vermez.

Alıştırma

Hangi cümle, yaklaşık bir yaş vermek yerine uygulamanın yalnızca çok kısa bir süredir var olduğunu söylüyor?

  1. The app is nearly two years old.
  2. The app is barely two years old.
  3. The app is about two years old.
Cevabı göster

The app is barely two years old.

So, until very recently,

5:31

Bu yüzden çok yakın zamana kadar,

we just couldn't do it as fast and easily.

5:33

bunu bu kadar hızlı ve kolay bir şekilde yapamıyorduk.

And there are valid concerns.

5:36

Ve geçerli endişeler var.

Never before have humans consciously changed the genetic code of a free-living organism on this scale. Dilbilgisi

5:38

Daha önce insanlar özgürce yaşayan bir organizmanın genetik kodunu bu ölçekte bilinçli olarak değiştirmediler.

Dilbilgisi

Never before have humans: Never before sonrasında devrik yapı

Never before ifadesini cümlenin başına koymak ifadeye güçlü bir vurgu katar: tarihte o ana kadar insanlar serbest yaşayan bir organizmanın genetik kodunu bu ölçekte bilinçli olarak değiştirmemiştir. Cümle olumsuz Never before ifadesiyle başladığı için present perfect yardımcı fiili have, humans öznesinin önüne geçer: Never before + have/has + özne + geçmiş zaman ortacı. Bu, özne-yardımcı fiil devrikliğidir; soru değildir ve cümle bir bildirme cümlesi olarak kalır.

Alıştırma

see fiilinin present perfect biçimini, we öznesini ve başa alınmış olumsuz ifadeden kaynaklanan devrikliği kullanın: Never before ____ so many stars in one night.

Cevabı göster

have we seen

Once we do it, there is no going back. Deyimler

5:44

Bir kere yaptığımızda, geri dönüşü yok.

Deyimler

No going back: geri alınamaz bir adım

there is no going back ifadesinde going back, fiziksel olarak bir yere geri dönmek anlamına gelmez. Bir kararı geri almak veya bir süreci tersine çevirmek anlamına gelir. İfadenin tamamı, eylem bir kez gerçekleştirildiğinde önceki durumun geri getirilemeyeceğini anlatan bir uyarıdır. Kararın kesin ve ciddi görünmesini sağlar.

Alıştırma

Uyarıyı, kararın geri alınamayacağını belirten ifadeyle tamamlayın: Once the final vote is submitted, there is ____.

Cevabı göster

no going back

So, it has to be done right

5:47

Bu nedenle, doğru yapılması gerekiyor,

because there could be unwanted consequences if we set out to edit nature. Öbek fiiller

5:49

çünkü doğayı düzenlemeye koyulursak istenmeyen sonuçlar olabilir.

Öbek fiiller

Set out to + fiilin yalın hâli

set out to edit nature ifadesinde set out to + fiilin yalın hâli, açık bir amaçla çaba göstermeye başlamak anlamına gelir. Buradaki amaç doğayı değiştirmektir. Bu yapı çoğu zaman iddialı bir görevi, planı, amacı veya araştırmayı tanıtır. Yalnızca bir faaliyetin başladığını değil, niyeti ve amaçlı çabayı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede bilinçli bir hedef için çabaya başlamayı anlatan set out to kullanılmıştır?

  1. The volunteers set out the safety rules in a short guide.
  2. The volunteers set out to rebuild the playground after the storm.
  3. The volunteers set out the tools beside the playground.
Cevabı göster

The volunteers set out to rebuild the playground after the storm.

In the specific case of malaria, though, Anlatım akışı

5:54

Ancak sıtmanın özel durumunda,

the risk might be acceptable since the genetic modification doesn't make a big change in the overall genome.

5:56

genetik modifikasyon genel genomda büyük bir değişiklik yapmadığı için risk kabul edilebilir olabilir.

Anlatım akışı

In the specific case of malaria, though, ...: sınırlı bir istisna

Başlangıçtaki ifade, iddiayı genel olarak genetik değişikliklerden tek bir özel duruma, yani sıtmaya, daraltır. Ara söz olarak kullanılan though, ardından gelen değerlendirmenin daha önce belirtilen genel ihtiyata sınırlı bir istisna olduğunu gösterir; yalnızca malaria sözcüğünü değil, ardından gelen yargının tamamını kapsar. Bir durumu farklı değerlendirirken bu istisnayı genel bir kurala dönüştürmemek için In the specific case of X, though, + clause kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki ifade ne işe yarıyor?

  1. İddiayı sıtmayla sınırlar ve bunu daha geniş bir kaygının istisnası olarak gösterir.
  2. Genetik değişikliğin nedeninin sıtmanın kendisi olduğunu gösterir.
  3. Her genetik değişikliğin kabul edilebilir bir risk taşıdığını söyler.
Cevabı göster

İddiayı sıtmayla sınırlar ve bunu daha geniş bir kaygının istisnası olarak gösterir.

It only changes a very specific part.

6:01

Sadece çok spesifik bir kısmı değiştiriyor.

The worst-case scenario here is probably that it might not work Kalıp ifadeler

6:04

Buradaki en kötü senaryo muhtemelen işe yaramamasıdır,

Kalıp ifadeler

worst-case scenario: en olumsuz olasılık

Worst-case scenario, makul biçimde değerlendirilen sonuçlar arasındaki en olumsuz sonucu anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Scenario olası bir durum demektir; bu nedenle ifade, hazırlık yapılması gereken olumsuz sonucu belirtir. Bu sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini, hatta gerçekleşme olasılığının en yüksek olduğunu söylemez. Sonucun ne olduğunu belirtmek için the worst-case scenario is ..., o koşullarda ne olacağını anlatmak içinse in the worst-case scenario, ... kullanılır. Worst-case içindeki kısa çizgi, iki sözcüğü scenario önünde tek bir niteleyici olarak birleştirir.

Alıştırma

Risk planlaması cümlesini bu notta geçen ve “mümkün olan en olumsuz durum” anlamına gelen ifadeyle tamamla: We should prepare for the ____.

Cevabı göster

worst-case scenario

or that the parasite adapts in a negative way.

6:08

veya parazitin olumsuz bir şekilde adapte olmasıdır.

There is still much debate.

6:11

Hala çok fazla tartışma var.

Technology as powerful as gene drive needs to be handled with a lot of care. Notlar

6:14

Gen sürücüsü kadar güçlü bir teknoloji çok dikkatli bir şekilde ele alınmalıdır.

Dilbilgisi

as powerful as gene drive: gen sürücüsü kadar güçlü

as + adjective + as kalıbı iki şeyin aynı ya da karşılaştırılabilir derecede olduğunu gösterir. Burada as powerful as gene drive, teknolojinin gen sürücüsüne yakın düzeyde bir güce sahip olduğu anlamına gelir. İlk as derece ifadesini başlatır, ikinci as ise karşılaştırma ölçütünü getirir. İfadenin tamamı Technology sözcüğünden sonra gelerek hangi tür teknolojinin kastedildiğini belirtir: bu güç düzeyine ulaşan herhangi bir teknoloji. Aynı kalıpla yetenek, büyüklük, hız, risk ve başka özellikler de karşılaştırılabilir.

Alıştırma

Cümleyi eşitlik kalıbıyla tamamlayın: The new engine is ____ the old one, so both can pull the same load.

Cevabı göster

as powerful as

Kalıp ifadeler

handled with a lot of care: büyük bir dikkatle ele alınan

Burada handle, bir şeyi yalnızca elde tutmak değil, yönetmek, kontrol etmek veya ele almak anlamına gelir. Edilgen needs to be handled ifadesinde odak, işi kimin yaptığına değil, insanların teknolojiye nasıl yaklaşması gerektiğine verilir. With a lot of care gerekli yöntemi, yani hataların ciddi sonuçları olabileceği için çok dikkatli davranmayı anlatır. Bu bağlamda dikkat, yalnızca laboratuvardaki fiziksel çalışmayı değil, geliştirme, uygulama ve yönetişimi de kapsar.

Alıştırma

Hassas verilerin çok dikkatli yönetilmesi gerektiğini en doğrudan anlatan cümle hangisidir?

  1. Sensitive data must be handled with a lot of care.
  2. Sensitive data must be processed as quickly as possible.
  3. The IT team will take care of the data request.
Cevabı göster

Sensitive data must be handled with a lot of care.

But at some point,

6:19

Ancak bir noktada,

we have to ask ourselves, Kalıp ifadeler

6:20

kendimize sormalıyız,

Kalıp ifadeler

ask ourselves: düşünmek için kendimize sormak

Ask ourselves, ciddi bir soruyu başka birine sormak yerine kendimize yöneltip dikkatle düşünmek anlamına gelir. Burada ourselves, we öznesine geri döner; yani grup kendi seçimi üzerinde düşünmektedir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: I ask myself, you ask yourself veya yourselves ve we ask ourselves. Bu ifade genellikle konuşmayı bir değerlendirmeye ya da karara yönelten bir soruyu başlatır.

Alıştırma

“Bir soru hakkında grup olarak dikkatle düşünmek” anlamındaki dönüşlü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before choosing a plan, we need to ____ what could go wrong.

Cevabı göster

ask ourselves

is it unethical to not use this technology

6:22

her gün 1.000 çocuk ölürken,

when every day 1,000 children die?

6:25

bu teknolojiyi kullanmamak etik dışı değil midir?

Humanity has to decide how to act on this in the next few years. Öbek fiiller

6:28

İnsanlık önümüzdeki birkaç yıl içinde bu konuda nasıl hareket edeceğine karar vermek zorunda.

Öbek fiiller

act on: bir şey nedeniyle harekete geçmek

Act on something, bir bilgi, tavsiye, sorun veya karar nedeniyle somut biçimde harekete geçmek anlamına gelir. Bu cümlede this, az önce konuşulan konuyu belirtir; dolayısıyla insanlık bu konuda ne yapacağına karar vermelidir. Kalıp act on + isim veya zamir şeklindedir. Bir şeyi bilme ya da tartışma aşamasından, ona karşılık olarak bir şey yapma aşamasına geçişi gösterir.

Alıştırma

“Bilgi nedeniyle harekete geçmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The doctor saw the test results and decided to ____ them immediately.

Cevabı göster

act on

The public discussion is way behind the technology in this case. Kelime

6:32

Bu durumda kamuoyu tartışması teknolojinin çok gerisinde kalıyor.

Kelime

Way behind: ilerlemede büyük bir fark

Burada way, “yol” anlamındaki isim değildir. Behind'dan önce gelen ve dereceyi artıran bir sözcüktür; “çok” ya da “büyük ölçüde” anlamına gelir. Behind the technology ifadesi teknolojiyi karşılaştırma noktası olarak alır ve kamuoyundaki tartışmanın teknolojinin ilerlemesine yetişemediğini söyler. Bu nedenle way behind, ilerleme bakımından büyük bir farkı anlatır. Aynı yapı ilerleme, program, bilgi, sıralama veya gelişim için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir programın büyük ölçüde geride kaldığını açıkça anlatır?

  1. Our schedule is way behind.
  2. Our schedule is behind.
  3. Our schedule is a little behind.
Cevabı göster

Our schedule is way behind.

What do you think?

6:36

Siz ne düşünüyorsunuz?

This video was made possible in part by viewer donations on Patreon. Kalıp ifadeler

6:41

Bu video kısmen Patreon'daki izleyici bağışları sayesinde mümkün oldu.

Kalıp ifadeler

Made possible in part by: kısmi katkıyı belirtmek

Edilgen yapı be made possible in part by içinde, by sözcüğünden sonra bir şeyin gerçekleşmesine yardımcı olan kişi, kaynak veya koşul belirtilir. Burada izleyici bağışları videonun yapılmasına yardımcı olmuştur. In part, iddianın kapsamını sınırlar. Bağışların videoyu mümkün kılan etkenlerden biri olduğunu, fakat tek destek kaynağı olmak zorunda olmadığını söyler. Bu ifade, bir katkıda bulunanı bütün nedenmiş gibi göstermeden ona pay vermek için kullanılır.

Alıştırma

Kısmi katkıyı belirten bu dersteki beş sözcüklü ifadeyle teşekkür cümlesini tamamlayın: The school festival was ____ parent volunteers.

Cevabı göster

made possible in part by

If you want to help us make more videos like this and get nice rewards in return, Kalıp ifadeler

6:45

Bunun gibi daha fazla video yapmamıza yardımcı olmak ve karşılığında güzel ödüller almak isterseniz,

you can do so here.

6:49

bunu buradan yapabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

in return: alınan bir iyiliğe karşılık vermek

In return, yardım, destek veya başka bir yarar aldıktan sonra karşılık olarak bir şey vermek anlamına gelir. Burada izleyiciler, içerik üreticilerinin daha fazla video yapmasına yardım etmeleri karşılığında ödüller alabilir. Bu ifade karşılıklılığı anlatır; bir yere geri dönme hareketini anlatmaz. Buradaki gibi tek başına kullanılabilir veya in return for + isim ya da -ing biçimiyle kullanılabilir: in return for your help.

Alıştırma

Mila showed Ben how to solve the problem, and Ben helped her clean up ____. Cümleyi en iyi tamamlayan ifade hangisidir?

  1. back to
  2. on return
  3. in return
Cevabı göster

in return

We really appreciate it.

6:50

Gerçekten minnettarız.

If you want to learn more about the topic of genetic engineering,

6:52

Genetik mühendisliği konusu hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz,

we have another video about CRISPR and GMOs.

6:55

CRISPR ve GDO'lar hakkında başka bir videomuz var.

And in case that's too much biology for you, Dilbilgisi

6:58

Ve eğer bu sizin için fazla biyoloji ise,

here's a space playlist.

7:00

işte burada bir uzay oynatma listemiz var.

Dilbilgisi

in case: bir olasılığa karşı hazırlanmak

In case + yan cümle, gerçekleşmesi mümkün bir durumu tanıtır ve neden önlem alındığını, bir yedek plan hazırlandığını veya yararlı bir seçenek sunulduğunu açıklar. Burada biyoloji içeriği fazla gelebileceği için konuşan kişi alternatif olarak bir uzay oynatma listesi sunuyor. Bu olasılığın gerçek olması gerekmez. Mantığı “Bu olabilir, o yüzden şimdiden hazırlan” şeklinde anlayın; “Bu zaten doğru” şeklinde değil.

Alıştırma

Cümleyi bir olasılığa karşı hazırlığı gösteren iki kelimelik bağlaçla tamamlayın: Keep a backup copy ____ the original file gets damaged.

Cevabı göster

in case