Genetik Mühendisliği ve Hastalıklar – Gen Sürücüsü ve Sıtma: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Bu animasyon sıtmanın bulaşmasını, CRISPR gene drive ile engelleme önerisini ve kurtarılan hayatlarla ekolojik risk arasındaki dengeyi açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What if you could: dil bilgisi ve cümle kalıbı. Bu varsayımsal soruyla savdan önce olası eylemi hayal ettirin; gerçek koşul sorusu olarak kullanmayın. 2. gene drive: kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı. Sivrisinek önerisini ve etik tartışmayı izlemek için gerekli kalıtım terimini öğrenin. 3. way behind: anlam ve kullanım düzeyi söz varlığı. way sözcüğünün behind ifadesini güçlendirdiğini, kamusal tartışmanın fiziksel değil teknolojik olarak çok geride olduğunu anlayın.
Bu derste
What if you could use genetic engineering to stop humanity's most dangerous predator? Dilbilgisi
0:02Ya genetik mühendisliğini kullanarak insanlığın en tehlikeli avcısını durdurabilseydiniz?
What if you could ...?: hayalî bir olasılığı ortaya koymak
What if you could + fiilin yalın hâli ...? dinleyiciyi olası bir durumu hayal etmeye davet eder. Buradaki could, kanıtlanmış bir beceriyi anlatmaz; varsayımsal bir olasılık ortaya koyar. Açılış sorusu olarak devamındaki bilgiyi düzenler: önce olasılığı hayal ettirir, sonra ana konuyu düşündürür. Konuşan kişi doğrudan bir yanıt beklemeyebilir.
Alıştırma
İnsanları yeni bir beceriyi hayal etmeye davet etmek için açılış sorusunu dersteki kalıpla tamamlayın: "____ understand every language in the world?"
Cevabı göster
What if you could
The deadliest animal on the planet responsible for the death of billions,
0:07Gezegendeki en ölümcül, milyarlarca insanın ölümünden sorumlu hayvan,
plays host to: yaşam ortamı veya etkinlik yeri olmak
Play host to + isim, bir şey için yer veya yaşam ortamı görevi görmek anlamına gelir. Bu cümlede sivrisineğin sıtmaya yol açan paraziti taşıdığını anlatır; play burada rol yapmak, host ise sunucu anlamına gelmez. Tekil it öznesiyle fiil plays biçimini alır. Aynı kalıp, etkinliklere veya başka faaliyetlere yer sağlayan mekânları da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘bir etkinliğin düzenlendiği yer olmak’ anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: "Every August, the riverside park ____ an outdoor film festival."
Cevabı göster
plays host to
possibly the single biggest killer of humans in history.
0:20muhtemelen tarihteki en büyük insan katili.
hundreds of millions were infected and almost half a million people died.
0:25yüz milyonlarca insan enfekte oldu ve neredeyse yarım milyon insan öldü.
A new technology could help us eradicate malaria forever.
0:30Yeni bir teknoloji, sıtmayı sonsuza dek ortadan kaldırmamıza yardımcı olabilir.
we need to engineer a whole animal population.
0:35bütün bir hayvan popülasyonunu genetik olarak tasarlamamız gerekiyor.
The modified mosquitoes already exist in a lab.
0:40Değiştirilmiş sivrisinekler zaten bir laboratuvarda mevcut.
And is malaria bad enough to risk it? Dilbilgisi
0:45Peki sıtma, bu riski göze alacak kadar kötü mü?
bad enough to risk it?: adjective + enough + to yapısı
adjective + enough + to + verb yapısında enough sıfattan sonra gelir ve bir derece eşiğini gösterir. bad enough to risk it, durumun riski almayı haklı çıkaracak kadar ciddi olup olmadığını sorar. Yalnızca very bad anlamına gelmez; derecenin olası bir eylemle bağlantısını kurar. Buradaki it, önerilen teknolojiyi kullanma riskini almak anlamına gelir. Soru, sıtmanın tehlikesiyle bu teknolojiyi kullanmanın riskini karşılaştırır.
Alıştırma
cold, enough ve freeze sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The pond was ____ overnight.
Cevabı göster
cold enough to freeze
Malaria is caused by a group of microorganisms,
0:58Sıtma, bir grup mikroorganizma tarafından tetiklenir,
Very weird microorganisms that consist of just a single cell.
1:02Sadece tek bir hücreden oluşan çok tuhaf mikroorganizmalar.
They're parasites that completely rely on mosquitoes. Kalıp ifadeler
1:07Bunlar tamamen sivrisineklere bağımlı parazitlerdir.
rely on: bağımlılık belirtmek
Rely on; çalışmak, hayatta kalmak veya bir sonuç elde etmek için birine ya da bir şeye ihtiyaç duymak veya bağımlı olmak anlamına gelen sabit bir fiil-edat birleşimidir. Bu cümlede parazitler, yaşam ve bulaşma döngülerinin bir parçası olarak sivrisineklere ihtiyaç duyar. Bağımlı olunan nesne ardından geldiğinde on korunur: rely on mosquitoes. Fiil zamana ve özneye göre değişir, ancak on aynı kalır: relies on, relied on, relying on.
Alıştırma
Cümleyi rely ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: Many farms ____ rain to water their crops.
Cevabı göster
rely on
thousands of sporozoites wait until the insect penetrates your skin.
1:15binlerce sporozoit, böcek cildinize nüfuz edene kadar bekler.
head for: bir hedefe doğru ilerlemek
Burada head bir fiildir; head for + hedef, “o hedefe doğru ilerlemek veya yol almak” demektir. Bu cümlede karaciğer hareketin yönüdür. Bu kalıp, hareket başladığında veya gidilecek yer seçildiğinde kullanılır. Yöne odaklandığı için hedefe ulaşıldığını tek başına belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve “bir hedefe doğru hareket etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When the alarm sounds, ____ the nearest exit.
Cevabı göster
head for
where they quietly enter big cells and hide from the immune system.
1:22burada sessizce büyük hücrelere girerler ve bağışıklık sisteminden saklanırlar.
consuming the cells alive and changing into their next form,
1:29hücreleri canlı canlı tüketirler ve bir sonraki formlarına,
generating thousands of themselves and then burst out of the cells. Öbek fiiller
1:37kendilerinden binlerce üretirler ve sonra hücreleri patlatıp dışarı çıkarlar.
burst out of: içeriden aniden dışarı çıkmak
Burst out of + kapalı yer, “içeriden aniden ve güçlü bir biçimde çıkmak ya da yarıp dışarı çıkmak” demektir. Bu cümlede hücreler, organizmaların içinden çıktığı kapalı alanlardır. Yön bildiren out of kalıbı birlikte kalır: out dışarı doğru hareketi gösterir, of ise geride bırakılan yeri tanıtır. Fiilin yalın hâli, basit geçmiş hâli ve geçmiş zaman ortacı burst şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “içeriden aniden ve güçlü biçimde çıktı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The trapped bird ____ the open box and flew away.
Cevabı göster
burst out of
So thousands of parasites head into the bloodstream to look for their next victims,
1:41Böylece binlerce parazit bir sonraki kurbanlarını aramak için kan dolaşımına girer,
they wrap themselves in the membranes of the cells they killed.
1:48öldürdükleri hücrelerin zarlarına kendilerini sararlar.
Killing someone from the inside and then taking their skin as camouflage.
1:53Birini içeriden öldürmek ve sonra onun derisini kamuflaj olarak kullanmak.
They now violently attack red blood cells,
1:58Şimdi kırmızı kan hücrelerine şiddetle saldırıyorlar,
Over and over ile tekrarlanan eylemi anlatmak
Over and over, “tekrar tekrar” anlamına gelir. Bu cümlede aynı döngünün yalnızca bir kez değil, birçok kez gerçekleşmeye devam ettiğini gösterir. Buradaki over, hareket veya konum bildirmez. Over and over ifadesini tekrarı anlatan kalıplaşmış tek bir ifade olarak düşünün.
Alıştırma
Cümleyi “tekrar tekrar” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Sam practiced the piano passage ____ until it felt easy.
Cevabı göster
over and over
Pieces of dead cells spread lots of toxic waste material,
2:08Ölü hücre parçaları, çok miktarda toksik atık materyal yayar,
Flu-like: benzerlik anlatan isim + -like yapısı
Flu-like, flu ismine -like son ekinin getirilmesiyle oluşan bir sıfattır. Burada belirtilerin grip belirtilerine benzediğini söyler; hastalığın kesinlikle grip olduğunu söylemez. Genel olarak isim + -like yapısı, bir şeyin o ismin belirttiği varlıkla dikkat çekici özellikler paylaştığını anlatır.
Alıştırma
“The empty hall had a cave-like echo.” cümlesinde cave-like ne anlama gelir?
- yankısı olmayan
- bir mağaraya benzer
- gerçek bir mağaradan gelen
Cevabı göster
bir mağaraya benzer
blood-brain barrier: beynin seçici koruyucu filtresi
blood-brain barrier, kan dolaşımı ile beyin dokusu arasındaki seçici koruma sisteminin adıdır. Kandaki hangi maddelerin beyne geçebileceğini denetler; görülebilen bir duvar değil, biyolojik bir filtredir. Bu cümlede breaches, bu korumanın bozulması veya aşılması anlamını verir. Bariyer aşıldığında sıtma beyni etkileyebilir ve komaya neden olabilir.
Alıştırma
Tıbbi terimi kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: Malaria can cross the ____ and affect the brain.
Cevabı göster
blood-brain barrier
When another mosquito bites the infected human,
2:32Başka bir sivrisinek enfekte insanı ısırdığında,
get a ride: ulaşım almak
Get a ride, genellikle yolcu olarak başka bir kişiden veya araçtan ulaşım sağlamak anlamına gelir. Özne, aracı kullanan kişi değil, taşınan kişidir. Burada ifade mecazidir: parazitler, enfekte bir kişiyi ısıran sivrisineğin içinde hareket ediyormuş gibi anlatılır. Günlük ifade, bulaşma sürecini bir yolcunun araçla taşınmasına benzetir.
Alıştırma
Get a ride ifadesini geçmiş zamanda kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: When the wind carried the seed across the valley, it ____.
Cevabı göster
got a ride
which causes horrible birth defects if it infects pregnant women,
2:40(hamile kadınları enfekte ederse korkunç doğum kusurlarına neden olan)
The mosquito is the perfect carrier for human diseases.
2:48Sivrisinek, insan hastalıkları için mükemmel bir taşıyıcıdır.
and a single one can lay up to 300 eggs at a time. Kalıp ifadeler
2:56ve tek bir tanesi tek seferde 300'e kadar yumurta bırakabilir.
up to: garanti değil, üst sınır
up to, bir sayıdan önce geldiğinde “en fazla” veya “... kadar” anlamına gelir. Bu cümlede 300 yumurta, tek bir yumurtlama sırasında mümkün olan en yüksek sayıdır; gerçek sayı daha düşük olabilir. Bir üst sınır belirtmek için up to + sayı veya miktar kalıbını kullanın. Bu kalıp, o sayıda sona eren bir aralığı anlatır; sabit bir toplamı ya da o sayıya doğru artma eylemini anlatmaz.
Alıştırma
“Bu üst sınırdan fazla değil” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The room can hold ____ 80 people, but it may hold fewer.
Cevabı göster
up to
at a time: her sefer veya her grup için
At a time, “bir seferde” veya “her bir grup için” anlamına gelir. Burada sayıyı tek bir yumurtlama olayıyla sınırlar: böyle bir olayda en fazla 300 yumurta. Bir sayıdan ya da eylemden sonra kullanılan at a time, her ayrı turda ne kadar şeyin işlendiğini veya gerçekleştiğini belirtir. Yalnızca saatteki belirli bir anı göstermez.
Alıştırma
Hangi cümlede at a time, grup başına sınırı anlatmak için doğru kullanılmıştır?
- The elevator was empty at the time.
- Both elevators arrived at the same time.
- The elevator takes six passengers at a time.
Cevabı göster
The elevator takes six passengers at a time.
taşıyıcı metaforu olarak parasite taxi
parasite taxi ifadesinde taxi, sivrisineği anlatan bir metafordur. Bir taksi yolcuları bir yerden başka bir yere taşıdığı gibi, bir sivrisinek de parazitleri bir konaktan başka bir konağa taşıyabilir. Parasite ismi, bu mecazi taksinin ne taşıdığını gösterir. Bu kısa isim öbeği, karmaşık bir bulaşma sürecini kolay anlaşılır bir görüntüye dönüştürür; gerçek bir araçtan söz edilmez.
Alıştırma
Bu cümlede parasite taxi ne anlama geliyor?
- Parazitleri bir konaktan başka bir konağa taşıyan bir sivrisinek
- Parazit taşımak için kullanılan gerçek bir taksi
- Araç kullanabilen bir parazit
Cevabı göster
Parazitleri bir konaktan başka bir konağa taşıyan bir sivrisinek
we have a new revolutionary technology that could enable us to finally win the war against them. Deyimler
3:06onlara karşı savaşı nihayet kazanmamızı sağlayabilecek yeni, devrim niteliğinde bir teknolojimiz var.
çatışma metaforu olarak win the war against them
Win the war against them gerçek bir savaştan değil, ciddi bir sorun karşısında kesin ve kalıcı bir zafer kazanmaktan söz eder. Them, bu görüntüde düşman olarak ele alınan sivrisinekleri ifade eder. Savaş metaforu, uzun süreli bir halk sağlığı çalışmasını stratejileri, rakipleri ve sonunda kazananı olan bir çatışma gibi gösterir. Sorunu yalnızca azaltmak veya yönetmek demekten daha güçlüdür; çünkü tehdidin yenilebileceğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi “karşısında genel bir zafer kazanmak” anlamındaki dört sözcüklü savaş metaforuyla tamamlayın: After years of coordinated action, the campaign hopes to finally ____ the disease.
Cevabı göster
win the war against
For the first time in human history: benzeri görülmemişlik iddiası
Bu giriş, tanıtılan olayın insanlığın geçmişindeki hiçbir dönemde daha önce yaşanmadığı anlamına gelir. Geniş ve resmî bir zaman çerçevesi kurar ve ardından gelen durumu büyük bir tarihsel değişim olarak sunar. Kapsamı tüm insanlık tarihi olduğu için yalnızca bir şeyin yeni olduğunu ya da bir kişinin onu ilk kez yaşadığını söylemekten çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Bir şeyin insanlığın geçmişindeki hiçbir dönemde yaşanmadığını en güçlü biçimde belirten giriş hangisidir?
- For the first time this year,
- For the first time in human history,
- From time to time,
Cevabı göster
For the first time in human history,
large-scale changes to entire species,
3:16tüm türler üzerinde büyük ölçekli değişiklikler yapabilmek için araçlara sahibiz,
changing their genetic information as we please. Kalıp ifadeler
3:19genetik bilgilerini istediğimiz gibi değiştirerek.
as we please: istediğimiz gibi
as we please ifadesindeki please, 'birini mutlu etmek' değil, 'istemek' veya 'seçmek' anlamına gelir. as + özne + please kalıbı, 'öznenin istediği herhangi bir biçimde' demektir. Burada insanların genetik değişiklikleri kendi isteklerine göre yapabildiğini belirtir ve süreç üzerindeki kontrollerini vurgular.
Alıştırma
'İstediğimiz gibi' anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: In our own studio, we can arrange the lights ____.
Cevabı göster
as we please
So, instead of attacking isolated groups of insects, Dilbilgisi
3:23O halde, böceklerin izole edilmiş gruplarına saldırmak yerine,
instead of attacking: instead of + -ing yapısı
Instead of, seçilmeyen eylemi gösterir. Burada attacking isolated groups of insects önceki ya da vazgeçilen eylemdir; ardından gelen fikir farklı bir eylem sunar. Of bir edat olduğu için instead of sonrasında bir eylem genellikle -ing biçimiyle ifade edilir: instead of attacking. Yeniden kullanılabilecek kalıp instead of + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Instead of sonrasındaki kalıbı tamamlamak için attack fiilinin -ing biçimini kullan: Instead of ____ the bees, we moved away quietly.
Cevabı göster
attacking
why not just change the types that transmit diseases? Ton ve niyet
3:26neden sadece hastalık taşıyan türleri değiştirmeyelim?
why not just change: soru biçiminde bir öneri
Why not + fiilin yalın biçimi, çoğu zaman tarafsızca bir neden sormak yerine öneri sunar. Burada change yalın biçimdedir ve konuşmacı, hastalık bulaştıran türleri değiştirmeyi değerlendirilmeye değer bir seçenek olarak sunar. Just, önerinin basit ya da apaçık görünmesini sağlar. Bu, öneriyi daha ikna edici kılabilir; ancak gerçek zorluğu da küçümseyebilir.
Alıştırma
Konuşmacı 'Why not just use the smaller box?' diye sorarken esas olarak ne yapıyor?
- Küçük kutuyu kullanmanın kolay veya apaçık bir seçenek olduğunu önermek
- Kutuyu daha önce neden kimsenin kullanmadığını ayrıntılı biçimde sormak
- İki kutunun da atılmasını emretmek
Cevabı göster
Küçük kutuyu kullanmanın kolay veya apaçık bir seçenek olduğunu önermek
scientists successfully created a strain of mosquitoes that are immune to the malaria parasite Kalıp ifadeler
3:32bilim insanları sıtma parazitine bağışık olan bir sivrisinek suşu başarıyla yarattılar,
immune to + isim, zamir veya -ing biçimi
Immune to, bir şeye karşı korunmuş olmayı veya ondan etkilenmemeyi anlatan sıfat + edat yapısıdır. Bu cümlede sıtma parazitinin bu sivrisinek soyunu olağan biçimde başarılı şekilde enfekte edemediğini veya onun içinde gelişemediğini belirtir; sivrisineklerle parazit arasındaki belirli bir ilişkiyi anlatır. To burada bir edattır; ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: immune to malaria, immune to it, immune to being infected. Yapı, immune to criticism örneğinde olduğu gibi mecaz anlamda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeye karşı tamamen korunmuş” anlamındaki sıfat + edat yapısıyla tamamlayın: The new vaccine left the animals ____ the virus.
Cevabı göster
immune to
by adding a new antibody gene that specifically targets Plasmodium.
3:37özellikle Plasmodium'u hedef alan yeni bir antikor geni ekleyerek.
But just changing genetic information is not enough. Dilbilgisi
3:45Ancak sadece genetik bilgiyi değiştirmek yeterli değil.
Just + -ing öznesi + is not enough
changing genetic information şeklindeki -ing öbeği cümlenin öznesi olarak kullanılır. Bir etkinlik bir şey veya fikir gibi ele alındığı için İngilizcede changing ulaç biçimi kullanılır ve ardından tekil fiil is gelir. Burada just, yakın zamanda değil, yalnızca anlamına gelir. Is not enough, bu eylemin tek başına hedefe ulaşamayacağını belirtir ve bu yapıdan sonra çoğu zaman başka neyin gerektiği açıklanır.
Alıştırma
Hangi cümle yalnızca adresi kontrol etmenin yetersiz olduğunu doğru biçimde anlatır?
- Just checked the address is not enough.
- Just checking the address is not enough.
- Just check the address is not enough.
Cevabı göster
Just checking the address is not enough.
The edits would only be inherited by half the offspring
3:49Düzenlemeler yavruların sadece yarısına aktarılır,
because most genes have two versions inside the genome as a failsafe. Kelime
3:52çünkü çoğu gen, güvenlik amacıyla genom içinde iki versiyona sahiptir.
as a failsafe: güvenlik önlemi olarak
Bu cümlede as a failsafe, “başka bir şey ters giderse koruyucu bir önlem göreviyle” anlamına gelir. İki gen sürümü, yerleşik bir yedeklilik olarak sunulur: biri çalışmazsa diğeri hâlâ çalışabilir. Bir failsafe, arıza sonrasında tehlikeyi veya zararı azaltır; arızanın imkânsız olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Bu durumda as a failsafe ifadesinin anlamını seçin: An automatic shutoff activates when a machine's main controller fails.
- Ana kontrol biriminin asla arızalanamayacağını garanti eder.
- Yalnızca ana kontrol biriminin başka bir adıdır.
- Ana kontrol birimi arızalandığında tehlikeyi sınırlamaya yardımcı olur.
Cevabı göster
Ana kontrol birimi arızalandığında tehlikeyi sınırlamaya yardımcı olur.
at most only half of the offspring would carry the engineered gene.
3:58en fazla yavruların sadece yarısı tasarlanmış geni taşıyacaktır.
hardly make a difference: neredeyse hiç fark yaratmamak
Hardly, ifadeyi neredeyse olumsuz hâle getirir. Hardly make a difference, “neredeyse hiç fark edilir veya anlamlı bir etkisi olmamak” demektir; yani olası etki sıfır olmak zorunda değildir ama çok küçüktür. Hardly zaten “neredeyse hiç” anlamını taşıdığı için ifadeye ayrıca not eklemek gerekmez.
Alıştırma
“Neredeyse hiç fark edilir etkisi olmamak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Changing the title's font size by one point would ____ to the total page count.
Cevabı göster
hardly make a difference
A genetic engineering method called the gene drive solves this problem. Kültür
4:06Gen sürücüsü (gene drive) adı verilen genetik mühendisliği yöntemi bu sorunu çözüyor.
gene drive: nesiller boyunca yönlendirilmiş kalıtım
Gene drive ya da gen sürücüsü, seçilmiş bir genetik öğenin normalden daha yüksek olasılıkla kalıtılmasını sağlayan bir genetik mühendisliği mekanizmasıdır. Birçok gen için beklenen yaklaşık dengeli kalıtım yerine, bu öğenin yavrulara aktarılmasını destekleyebilir. Bu cümlede gene drive, sorunu çözen yöntemin adıdır. Temel fikir, tek bir canlının DNA'sında bir defalık değişiklik yapmak değil, genetik öğeyi nesiller boyunca bir popülasyonda yaymaktır.
Alıştırma
Hangi cümlede gene drive doğru kullanılmıştır?
- A gene drive is any machine used to read DNA in a laboratory.
- A gene drive is a single DNA change that can never be inherited.
- A gene drive is designed to make a chosen genetic element more likely to be inherited.
Cevabı göster
A gene drive is designed to make a chosen genetic element more likely to be inherited.
It forces the new gene to become dominant in the following generations,
4:11Yeni genin sonraki nesillerde baskın olmasını zorluyor,
Thanks to this twist: olumlu bir nedeni bağlayan geçiş
Thanks to, konuşanın yararlı veya olumlu olarak sunduğu bir nedeni belirtir. This twist daha önce açıklanmış beklenmedik ya da önemli bir değişikliğe gönderme yapar; bu yüzden ifade “olayların bu yararlı dönüşü sayesinde” anlamına gelir. Bir geçiş ifadesi olarak önceki gelişmeyi ardından gelen sonuca bağlar. Sonucu tek başına söylemez; dinleyiciyi bu değişiklik sayesinde neyin mümkün olduğunu duymaya hazırlar.
Alıştırma
Bir hikâyede kilitli kapının gizli bir anahtarı olduğu ortaya çıkıyor. Hangi cümle bu sürprizi kaçışın yararlı nedeni olarak sunar?
- Before this twist, the characters can escape.
- Thanks to this twist, the characters can escape.
- Despite this twist, the characters can escape.
Cevabı göster
Thanks to this twist, the characters can escape.
99.5% of all the engineered mosquitoes offspring
4:19tasarlanmış tüm sivrisinek yavrularının %99,5'i
If we were to release enough engineered mosquitoes into the wild Dilbilgisi
4:25Normal sivrisineklerle çiftleşmesi için
the malaria-blocking genes would spread extremely quickly.
4:30sıtmayı bloke eden genler son derece hızlı yayılır.
If we were to release ... would spread: resmî bir varsayım
If + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısı, gelecekteki olası bir eylemi planlanmış veya gerçek bir olay olarak değil, varsayım olarak sunar. Burada If we were to release, genetiği değiştirilmiş sivrisinekleri doğaya bırakmanın yalnızca tartışılan bir senaryo olduğunu gösterir; were to geçmiş zamanı belirtmez. Ana cümlede, hayal edilen sonucu vermek için would + fiilin yalın hâli kullanılır. If ... were to release ile ... would spread birlikte, politika, bilim ve risk analizlerinde sık kullanılan temkinli ve nispeten resmî bir ikinci koşul yapısı oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi adopt ve rise fiillerinin resmî varsayım biçimleriyle tamamlayın: If the city ____ this plan, costs ____ significantly.
Cevabı göster
were to adopt · would rise
As the new gene becomes a permanent feature of the mosquito population,
4:34Yeni gen sivrisinek popülasyonunun kalıcı bir özelliği haline geldikçe,
lose its home base: destek sağlayan yer benzetmesi
Home base, kelime anlamıyla bir kişinin veya grubun faaliyetlerini yürüttüğü ana yer demektir. Bu cümlede ise Plasmodium'un hayatta kalmak ve yaşam döngüsünü sürdürmek için bağımlı olduğu sivrisinek konak ortamını anlatan mekânsal bir benzetmedir. Bu nedenle lose its home base, bilinçli olarak seçilmiş bir evi kaybetmek değil, hayati bir destek ortamını kaybetmek demektir. X loses its home base kalıbı; olağan destek veya faaliyet merkezini artık kullanamayan bir organizmayı, ekibi, projeyi ya da faaliyeti anlatabilir.
Alıştırma
Plasmodium would lose its home base cümlesinde lose its home base ne anlama gelir?
- doğduğu yeri unutmak
- bağımlı olduğu ana ortamı kaybetmek
- daha büyük bir ortama taşınmak
Cevabı göster
bağımlı olduğu ana ortamı kaybetmek
Scientists hope that the change would be so fast Dilbilgisi
4:40Bilim insanları bu değişikliğin o kadar hızlı olacağını umuyor ki,
that they could not adapt to it quickly enough.
4:42parazit buna yeterince çabuk uyum sağlayamasın.
so fast that: dereceyi sonuca bağlamak
so + adjective/adverb + that + clause kalıbı, bir derecenin that ile başlayan yan cümledeki sonucu doğuracak kadar yüksek olduğunu anlatır. Burada so fast that, değişimin hızıyla yeterince hızlı uyum sağlanamaması sonucunu birbirine bağlar. Bu bağlamda they, bilim insanlarını değil sıtma parazitlerini gösterir. That burada bir sonuç yan cümlesi başlatır; ilgi zamiri değildir.
Alıştırma
Yüksek bir hız derecesini sonucuna bağlayan üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The river rose ____ the roads were underwater within minutes.
Cevabı göster
so fast that
If you take into account that maybe half a million children are killed by it every year, Kalıp ifadeler
4:48Her yıl yarım milyon çocuğun bu hastalıktan öldüğünü göz önüne alırsanız,
take into account: bir etkeni karara dahil etmek
Take into account, “düşünürken, hesaplarken, değerlendirirken veya karar verirken bir şeyi etken olarak dahil etmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede that ile başlayan yan cümle, dikkate alınacak gerçeği verir: Her yıl belki yarım milyon çocuk hayatını kaybediyor. Bu ifade, dinleyiciden bu gerçeğin değerlendirmesini etkilemesine izin vermesini ister. Account burada deyimin bir parçasıdır; banka hesabı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir etken olarak dahil etmek” anlamındaki tam deyimle tamamlayın: Before choosing a campsite, ____ the weather forecast.
Cevabı göster
take into account
about five have died since this video started,
4:52bu video başladığından beri yaklaşık beş çocuğun öldüğünü,
some scientists argue that we should use the technology sooner rather than later. Deyimler
4:55bazı bilim insanları bu teknolojiyi bir an önce kullanmamız gerektiğini savunuyor.
sooner rather than later: gecikmeden, mümkün olduğunca erken
“Sooner rather than later”, gereksiz yere gecikmeden, makul ölçüde mümkün olan en kısa sürede demektir. İki belirli tarihi karşılaştırmak yerine daha erken harekete geçme isteğini anlatır. Burada bilim insanlarının önerisini açık fakat kesin bir emir olmayacak biçimde aktarır: teknolojinin oldukça kısa sürede kullanılmasını isterler, ancak uygulama için bir miktar esneklik bırakırlar.
Alıştırma
Bir ekip, tam şu anda harekete geçilmesini istemeden oldukça kısa sürede davranmayı önermek istiyor. Hangi cümle bu anlamı en iyi verir?
- We should update the safety rules sooner rather than later.
- We should update the safety rules sooner or later.
- We should update the safety rules immediately.
Cevabı göster
We should update the safety rules sooner rather than later.
The mosquitoes themselves would probably only profit from this.
5:00Sivrisineklerin kendileri de muhtemelen bundan sadece kar sağlar.
They don't have anything to gain from carrying parasites. Kalıp ifadeler
5:03Parazit taşımanın onlara kazandıracağı hiçbir şey yok.
have anything to gain from: bir şeyden yarar elde etmek
have something/anything to gain from X yapısı, X’in bir yarar veya avantaj sağlayıp sağlayamayacağını anlatır. Olumsuz bir cümlede anything kullanmak doğaldır: don’t have anything to gain from X, X’in hiçbir yarar sağlamadığı anlamına gelir. from sözcüğünden sonra olası yararın kaynağını belirtmek için bir isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır. Burada carrying parasites, sivrisineklere hiçbir avantaj sağlamayan etkinliktir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyden herhangi bir yarar elde etmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Lina doesn't ____ hiding the mistake.
Cevabı göster
have anything to gain from
Different mosquitoes also carry dengue fever and Zika.
5:11Farklı sivrisinekler dang humması ve Zika'yı da taşır.
We could save millions of lives and prevent suffering on an unbelievable scale.
5:20Milyonlarca hayatı kurtarabilir ve acıları inanılmaz bir ölçekte önleyebiliriz.
Savda dönüm noktası olarak Why haven't we done this yet?
Buradaki this, sivrisineklerle taşınan hastalıkları durdurmak için önerilen gen sürücüsü yaklaşımının kullanılmasını ifade eder. Why haven't we done this yet? yalnızca kısa bir yanıt istemez: konuşmacı soruyu sorar ve ardından engelleri ve riskleri kendisi açıklar. Bu soru, savın yönünü değiştiren bir dönüm noktası işlevi görür. Dinleyiciyi “bu büyük yararlar sağlayabilir” düşüncesinden “bunu şimdiye kadar ne engelledi?” sorusuna götürür ve bir sonraki bölümde engellerin açıklanacağını bildirir.
Alıştırma
Bu bölümde Why haven't we done this yet? sorusunun işlevi nedir?
- Dinleyiciden fikrin yararlı olup olmadığı konusunda oy vermesini ister.
- Anlatımı fikrin yararlarından, neden henüz benimsenmediğine kaydırır.
- Hiçbir engel olmadığını söyleyerek savı bitirir.
Cevabı göster
Anlatımı fikrin yararlarından, neden henüz benimsenmediğine kaydırır.
For one, CRISPR editing is barely four years old. Notlar
5:28Birincisi, CRISPR ile düzenleme henüz dört yıllık.
Bir neden sunmak için For one
For one, daha geniş bir neden kümesinden bir nedeni tanıtır. Burada önceki sorunun yanıtını başlatır: teknolojinin kullanılmamış olmasının nedenlerinden biri, CRISPR düzenlemenin hâlâ çok yeni olmasıdır. Bu ifade “bir kişinin yararı için” anlamına gelmez ve hemen ardından numaralı bir listenin geleceği sözünü vermez. Konuşmacı daha sonra for another, another reason is veya başka bir geçiş ifadesiyle yeni bir neden ekleyebilir.
Alıştırma
Bir makineyi tamir etmemenin birkaç nedeninden birini en doğrudan hangi başlangıç sunar?
- For one, repairing it would cost more than replacing it.
- By the way, the repair desk closes at six.
- For example, this shop repairs phones and tablets.
Cevabı göster
For one, repairing it would cost more than replacing it.
barely four years old: yaşın çok küçük olduğunu vurgulama
Burada barely, four years old yaş ifadesini niteler. CRISPR düzenleme teknolojisinin yalnızca dört yıldır var olduğu veya bu yaşa daha yeni ulaştığı anlamına gelir. Konuşmacı dört yılı çok kısa bir süre olarak sunarak teknolojinin ne kadar yeni olduğunu vurgular. Barely bir sayıdan veya miktardan önce kullanıldığında genellikle “daha yeni” anlamı verir ya da miktarın şaşırtıcı derecede az görüldüğünü belirtir. Bir değerlendirme katar; yalnızca yaklaşık bir sayı vermez.
Alıştırma
Hangi cümle, yaklaşık bir yaş vermek yerine uygulamanın yalnızca çok kısa bir süredir var olduğunu söylüyor?
- The app is nearly two years old.
- The app is barely two years old.
- The app is about two years old.
Cevabı göster
The app is barely two years old.
we just couldn't do it as fast and easily.
5:33bunu bu kadar hızlı ve kolay bir şekilde yapamıyorduk.
Never before have humans consciously changed the genetic code of a free-living organism on this scale. Dilbilgisi
5:38Daha önce insanlar özgürce yaşayan bir organizmanın genetik kodunu bu ölçekte bilinçli olarak değiştirmediler.
Never before have humans: Never before sonrasında devrik yapı
Never before ifadesini cümlenin başına koymak ifadeye güçlü bir vurgu katar: tarihte o ana kadar insanlar serbest yaşayan bir organizmanın genetik kodunu bu ölçekte bilinçli olarak değiştirmemiştir. Cümle olumsuz Never before ifadesiyle başladığı için present perfect yardımcı fiili have, humans öznesinin önüne geçer: Never before + have/has + özne + geçmiş zaman ortacı. Bu, özne-yardımcı fiil devrikliğidir; soru değildir ve cümle bir bildirme cümlesi olarak kalır.
Alıştırma
see fiilinin present perfect biçimini, we öznesini ve başa alınmış olumsuz ifadeden kaynaklanan devrikliği kullanın: Never before ____ so many stars in one night.
Cevabı göster
have we seen
No going back: geri alınamaz bir adım
there is no going back ifadesinde going back, fiziksel olarak bir yere geri dönmek anlamına gelmez. Bir kararı geri almak veya bir süreci tersine çevirmek anlamına gelir. İfadenin tamamı, eylem bir kez gerçekleştirildiğinde önceki durumun geri getirilemeyeceğini anlatan bir uyarıdır. Kararın kesin ve ciddi görünmesini sağlar.
Alıştırma
Uyarıyı, kararın geri alınamayacağını belirten ifadeyle tamamlayın: Once the final vote is submitted, there is ____.
Cevabı göster
no going back
because there could be unwanted consequences if we set out to edit nature. Öbek fiiller
5:49çünkü doğayı düzenlemeye koyulursak istenmeyen sonuçlar olabilir.
Set out to + fiilin yalın hâli
set out to edit nature ifadesinde set out to + fiilin yalın hâli, açık bir amaçla çaba göstermeye başlamak anlamına gelir. Buradaki amaç doğayı değiştirmektir. Bu yapı çoğu zaman iddialı bir görevi, planı, amacı veya araştırmayı tanıtır. Yalnızca bir faaliyetin başladığını değil, niyeti ve amaçlı çabayı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede bilinçli bir hedef için çabaya başlamayı anlatan set out to kullanılmıştır?
- The volunteers set out the safety rules in a short guide.
- The volunteers set out to rebuild the playground after the storm.
- The volunteers set out the tools beside the playground.
Cevabı göster
The volunteers set out to rebuild the playground after the storm.
the risk might be acceptable since the genetic modification doesn't make a big change in the overall genome.
5:56genetik modifikasyon genel genomda büyük bir değişiklik yapmadığı için risk kabul edilebilir olabilir.
In the specific case of malaria, though, ...: sınırlı bir istisna
Başlangıçtaki ifade, iddiayı genel olarak genetik değişikliklerden tek bir özel duruma, yani sıtmaya, daraltır. Ara söz olarak kullanılan though, ardından gelen değerlendirmenin daha önce belirtilen genel ihtiyata sınırlı bir istisna olduğunu gösterir; yalnızca malaria sözcüğünü değil, ardından gelen yargının tamamını kapsar. Bir durumu farklı değerlendirirken bu istisnayı genel bir kurala dönüştürmemek için In the specific case of X, though, + clause kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki ifade ne işe yarıyor?
- İddiayı sıtmayla sınırlar ve bunu daha geniş bir kaygının istisnası olarak gösterir.
- Genetik değişikliğin nedeninin sıtmanın kendisi olduğunu gösterir.
- Her genetik değişikliğin kabul edilebilir bir risk taşıdığını söyler.
Cevabı göster
İddiayı sıtmayla sınırlar ve bunu daha geniş bir kaygının istisnası olarak gösterir.
The worst-case scenario here is probably that it might not work Kalıp ifadeler
6:04Buradaki en kötü senaryo muhtemelen işe yaramamasıdır,
worst-case scenario: en olumsuz olasılık
Worst-case scenario, makul biçimde değerlendirilen sonuçlar arasındaki en olumsuz sonucu anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Scenario olası bir durum demektir; bu nedenle ifade, hazırlık yapılması gereken olumsuz sonucu belirtir. Bu sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini, hatta gerçekleşme olasılığının en yüksek olduğunu söylemez. Sonucun ne olduğunu belirtmek için the worst-case scenario is ..., o koşullarda ne olacağını anlatmak içinse in the worst-case scenario, ... kullanılır. Worst-case içindeki kısa çizgi, iki sözcüğü scenario önünde tek bir niteleyici olarak birleştirir.
Alıştırma
Risk planlaması cümlesini bu notta geçen ve “mümkün olan en olumsuz durum” anlamına gelen ifadeyle tamamla: We should prepare for the ____.
Cevabı göster
worst-case scenario
or that the parasite adapts in a negative way.
6:08veya parazitin olumsuz bir şekilde adapte olmasıdır.
Technology as powerful as gene drive needs to be handled with a lot of care. Notlar
6:14Gen sürücüsü kadar güçlü bir teknoloji çok dikkatli bir şekilde ele alınmalıdır.
as powerful as gene drive: gen sürücüsü kadar güçlü
as + adjective + as kalıbı iki şeyin aynı ya da karşılaştırılabilir derecede olduğunu gösterir. Burada as powerful as gene drive, teknolojinin gen sürücüsüne yakın düzeyde bir güce sahip olduğu anlamına gelir. İlk as derece ifadesini başlatır, ikinci as ise karşılaştırma ölçütünü getirir. İfadenin tamamı Technology sözcüğünden sonra gelerek hangi tür teknolojinin kastedildiğini belirtir: bu güç düzeyine ulaşan herhangi bir teknoloji. Aynı kalıpla yetenek, büyüklük, hız, risk ve başka özellikler de karşılaştırılabilir.
Alıştırma
Cümleyi eşitlik kalıbıyla tamamlayın: The new engine is ____ the old one, so both can pull the same load.
Cevabı göster
as powerful as
handled with a lot of care: büyük bir dikkatle ele alınan
Burada handle, bir şeyi yalnızca elde tutmak değil, yönetmek, kontrol etmek veya ele almak anlamına gelir. Edilgen needs to be handled ifadesinde odak, işi kimin yaptığına değil, insanların teknolojiye nasıl yaklaşması gerektiğine verilir. With a lot of care gerekli yöntemi, yani hataların ciddi sonuçları olabileceği için çok dikkatli davranmayı anlatır. Bu bağlamda dikkat, yalnızca laboratuvardaki fiziksel çalışmayı değil, geliştirme, uygulama ve yönetişimi de kapsar.
Alıştırma
Hassas verilerin çok dikkatli yönetilmesi gerektiğini en doğrudan anlatan cümle hangisidir?
- Sensitive data must be handled with a lot of care.
- Sensitive data must be processed as quickly as possible.
- The IT team will take care of the data request.
Cevabı göster
Sensitive data must be handled with a lot of care.
ask ourselves: düşünmek için kendimize sormak
Ask ourselves, ciddi bir soruyu başka birine sormak yerine kendimize yöneltip dikkatle düşünmek anlamına gelir. Burada ourselves, we öznesine geri döner; yani grup kendi seçimi üzerinde düşünmektedir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: I ask myself, you ask yourself veya yourselves ve we ask ourselves. Bu ifade genellikle konuşmayı bir değerlendirmeye ya da karara yönelten bir soruyu başlatır.
Alıştırma
“Bir soru hakkında grup olarak dikkatle düşünmek” anlamındaki dönüşlü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before choosing a plan, we need to ____ what could go wrong.
Cevabı göster
ask ourselves
Humanity has to decide how to act on this in the next few years. Öbek fiiller
6:28İnsanlık önümüzdeki birkaç yıl içinde bu konuda nasıl hareket edeceğine karar vermek zorunda.
act on: bir şey nedeniyle harekete geçmek
Act on something, bir bilgi, tavsiye, sorun veya karar nedeniyle somut biçimde harekete geçmek anlamına gelir. Bu cümlede this, az önce konuşulan konuyu belirtir; dolayısıyla insanlık bu konuda ne yapacağına karar vermelidir. Kalıp act on + isim veya zamir şeklindedir. Bir şeyi bilme ya da tartışma aşamasından, ona karşılık olarak bir şey yapma aşamasına geçişi gösterir.
Alıştırma
“Bilgi nedeniyle harekete geçmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The doctor saw the test results and decided to ____ them immediately.
Cevabı göster
act on
The public discussion is way behind the technology in this case. Kelime
6:32Bu durumda kamuoyu tartışması teknolojinin çok gerisinde kalıyor.
Way behind: ilerlemede büyük bir fark
Burada way, “yol” anlamındaki isim değildir. Behind'dan önce gelen ve dereceyi artıran bir sözcüktür; “çok” ya da “büyük ölçüde” anlamına gelir. Behind the technology ifadesi teknolojiyi karşılaştırma noktası olarak alır ve kamuoyundaki tartışmanın teknolojinin ilerlemesine yetişemediğini söyler. Bu nedenle way behind, ilerleme bakımından büyük bir farkı anlatır. Aynı yapı ilerleme, program, bilgi, sıralama veya gelişim için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir programın büyük ölçüde geride kaldığını açıkça anlatır?
- Our schedule is way behind.
- Our schedule is behind.
- Our schedule is a little behind.
Cevabı göster
Our schedule is way behind.
This video was made possible in part by viewer donations on Patreon. Kalıp ifadeler
6:41Bu video kısmen Patreon'daki izleyici bağışları sayesinde mümkün oldu.
Made possible in part by: kısmi katkıyı belirtmek
Edilgen yapı be made possible in part by içinde, by sözcüğünden sonra bir şeyin gerçekleşmesine yardımcı olan kişi, kaynak veya koşul belirtilir. Burada izleyici bağışları videonun yapılmasına yardımcı olmuştur. In part, iddianın kapsamını sınırlar. Bağışların videoyu mümkün kılan etkenlerden biri olduğunu, fakat tek destek kaynağı olmak zorunda olmadığını söyler. Bu ifade, bir katkıda bulunanı bütün nedenmiş gibi göstermeden ona pay vermek için kullanılır.
Alıştırma
Kısmi katkıyı belirten bu dersteki beş sözcüklü ifadeyle teşekkür cümlesini tamamlayın: The school festival was ____ parent volunteers.
Cevabı göster
made possible in part by
If you want to help us make more videos like this and get nice rewards in return, Kalıp ifadeler
6:45Bunun gibi daha fazla video yapmamıza yardımcı olmak ve karşılığında güzel ödüller almak isterseniz,
in return: alınan bir iyiliğe karşılık vermek
In return, yardım, destek veya başka bir yarar aldıktan sonra karşılık olarak bir şey vermek anlamına gelir. Burada izleyiciler, içerik üreticilerinin daha fazla video yapmasına yardım etmeleri karşılığında ödüller alabilir. Bu ifade karşılıklılığı anlatır; bir yere geri dönme hareketini anlatmaz. Buradaki gibi tek başına kullanılabilir veya in return for + isim ya da -ing biçimiyle kullanılabilir: in return for your help.
Alıştırma
Mila showed Ben how to solve the problem, and Ben helped her clean up ____. Cümleyi en iyi tamamlayan ifade hangisidir?
- back to
- on return
- in return
Cevabı göster
in return
If you want to learn more about the topic of genetic engineering,
6:52Genetik mühendisliği konusu hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz,
we have another video about CRISPR and GMOs.
6:55CRISPR ve GDO'lar hakkında başka bir videomuz var.
And in case that's too much biology for you, Dilbilgisi
6:58Ve eğer bu sizin için fazla biyoloji ise,
in case: bir olasılığa karşı hazırlanmak
In case + yan cümle, gerçekleşmesi mümkün bir durumu tanıtır ve neden önlem alındığını, bir yedek plan hazırlandığını veya yararlı bir seçenek sunulduğunu açıklar. Burada biyoloji içeriği fazla gelebileceği için konuşan kişi alternatif olarak bir uzay oynatma listesi sunuyor. Bu olasılığın gerçek olması gerekmez. Mantığı “Bu olabilir, o yüzden şimdiden hazırlan” şeklinde anlayın; “Bu zaten doğru” şeklinde değil.
Alıştırma
Cümleyi bir olasılığa karşı hazırlığı gösteren iki kelimelik bağlaçla tamamlayın: Keep a backup copy ____ the original file gets damaged.
Cevabı göster
in case