Peppa Pig Resmi - Anne Domuz'un Doğum Günü: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın ailesi, Mummy Pig’in doğum günü için yatakta kahvaltı, kart, pasta, süslemeler ve tiyatro gezisini gizlice hazırlar. Odayla hediyeler tamamlanana kadar onu içeri sokmaz, ardından sürprizi hep birlikte gösterirler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has made Mummy Pig breakfast in bed. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Present perfect yapısının kısa süre önce biten bir hazırlığı şimdiki sonucuyla nasıl ilişkilendirdiğini anlayın: kahvaltı artık hazırdır ve Mummy Pig hemen yiyebilir. Aynı kalıpla, tamamlanmış olmasına rağmen mevcut durum açısından hâlâ önem taşıyan işleri anlatabilirsiniz. 2. Do I have any choice? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu retorik sorunun tarafsız biçimde seçenek sormadığını fark edin. Mummy Pig, diğerlerinin onu bahçede yürüyüşe gönderme kararını zaten verdiğini anlayınca şakacı bir çaresizlik gösterir; ifadeyi gönülsüz fakat mizahi bir kabulleniş belirtmek için kullanabilirsiniz. 3. somewhere nice to wear it. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir eyleme uygun yeri anlatan somewhere + sıfat + to-infinitive yapısını öğrenin. Bunu ders çalışılacak sessiz bir yer veya kalınacak güvenli bir yer gibi düşüncelere uygulayın; ayrıca buradaki yeni elbiseyi giymek için uygun bir mekân ve etkinlik gerektiği bağlantısını doğru kurun.
Bu derste
Daddy Pig has made Mummy Pig breakfast in bed. Notlar
0:26Baba Domuz, Anne Domuz'a yatakta kahvaltı hazırladı.
has made: tamamlanmış bir eylem ve şimdiki sonucu
Has made, has + geçmiş zaman ortacı made yapısından oluşan present perfect biçimidir. Kahvaltı hazırlama işini tamamlanmış olarak sunar ve bunu şu anki duruma bağlar: kahvaltı Anne Pig için hazırdır. Tamamlanmış bir eylem mevcut sonucu nedeniyle önemliyse have/has + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Cümle, eylemin tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Hazırlığın tamamlandığını ve sonucunun şu anda önemli olduğunu en iyi hangi cümle gösterir?
- Leah prepares everything before every meeting.
- Leah prepared everything yesterday, and we started then.
- Leah has prepared everything, so we can start now.
Cevabı göster
Leah has prepared everything, so we can start now.
made Mummy Pig breakfast: make + kişi + yiyecek
Made Mummy Pig breakfast, make + kişi + yiyecek düzenini izler. Mummy Pig kahvaltıyı alan veya kahvaltıdan yararlanan kişidir; breakfast ise Daddy Pig'in hazırladığı şeydir. Bu ifade made breakfast for Mummy Pig ile aynı anlama gelir. Bu, çift nesneli bir yapıdır: ilk nesne yararlanan kişiyi, ikinci nesne ise yapılan şeyi belirtir. Zaman değişse de nesnelerin sırası değişmez: make someone breakfast, made someone breakfast veya has made someone breakfast.
Alıştırma
Hangi cümle Nora'nın erkek kardeşi için öğle yemeği hazırladığını doğal biçimde ifade eder?
- Nora made her brother with lunch.
- Nora made her brother lunch.
- Nora made lunch her brother.
Cevabı göster
Nora made her brother lunch.
breakfast in bed: özel bir ikram olarak yatağa getirilen kahvaltı
Breakfast in bed, kahvaltının yataktan kalkmadan yiyebilmesi için bir kişiye getirilmesi demektir. Bu cümlede Baba Pig, Anne Pig için böyle bir kahvaltı hazırlamıştır. Bu, sıradan bir öğünü burada olduğu gibi küçük bir ilgi, rahatlık veya kutlama jestine dönüştürebilir.
Alıştırma
Yatakta kalan birine servis edilen kahvaltıyı anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: For her birthday, we served her ____.
Cevabı göster
breakfast in bed
Peppa and George have made Mummy Pig a birthday card.
0:32Peppa ve George, Anne Domuz'a bir doğum günü kartı hazırladı.
what a lovely birthday surprise: What a/an ünlem yapısı
what a lovely birthday surprise ifadesinde what bir soru başlatmaz. Güçlü bir sevinç ve şaşkınlık anlatan ünlemi başlatır. Tekil ve sayılabilen bir isimle What a/an + sıfat + isim! yapısını kullanın. Ünsüz sesinden önce a, ünlü sesinden önce an kullanılır: What a lovely surprise! What an amazing surprise!
Alıştırma
What a/an ünlem yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ lovely surprise!
Cevabı göster
What a
İsimden sonra to come: ileride olacak
to come ifadesi more surprises sözünden sonra gelir ve “daha sonra gerçekleşecek veya ortaya çıkacak” anlamını taşır. Sürprizlerin ileride hâlâ devam edeceğini gösterir; buradaki come fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu kalıpta isim, gelecekteki içeriğe işaret eder: more details to come, more news to come. Henüz gerçekleşmemiş veya paylaşılmamış bir şeyin daha sonra olacağını kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede to come, bir şeyin daha sonra ortaya çıkacağını veya gerçekleşeceğini belirtir?
- There are more updates to come after today's announcement.
- The train is coming to platform two now.
- Please come to the office before noon.
Cevabı göster
There are more updates to come after today's announcement.
Take your time: acele etme
Take your time, “acele etme; makul olarak ihtiyaç duyduğun kadar zaman kullan” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Karşıdaki kişiyi rahatlatır ve konuşanın beklemeye hazır olduğunu gösterir. Burada take, zamanı fiziksel olarak alıp götürmek anlamına gelmez. İfadenin tamamı, yavaşlamak veya rahat bir tempoda devam etmek için dostça bir yönlendirmedir.
Alıştırma
Bir müşteri hâlâ karar veriyor ve siz beklemeye razısınız. Söylenecek en doğal söz hangisidir?
- Please decide right now.
- Take your time. I'm happy to wait.
- Take some time off work.
Cevabı göster
Take your time. I'm happy to wait.
Quick, we have to get everything else ready. Kalıp ifadeler
0:51Çabuk, diğer her şeyi hazırlamalıyız.
get everything else ready: get + nesne + ready yapısı
Get + nesne + ready, birini veya bir şeyi daha sonra olacaklara hazır hâle getirmek demektir. Burada get “elde etmek” anlamına gelmez; everything else ifadesini ready'nin belirttiği duruma sokar. Nesne, get ile ready arasına gelir. Everything else, daha önce sözü edilen veya hazırlanmış olanlar dışındaki diğer her şey demektir.
Alıştırma
the room nesnesini get + nesne + ready kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the guests arrive, we need to ____.
Cevabı göster
get the room ready
Daddy Pig has made a birthday cake for Mummy Pig.
0:54Baba Domuz, Anne Domuz için bir doğum günü pastası yaptı.
We've just got to: geriye kalan tek gerekli adım
We've got to, we have got to ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve “yapmamız gerekiyor” ya da “yapmalıyız” anlamına gelir. Have got to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli gelir; bu nedenle We've got to put... sahip olmayı veya bir şeyi elde etmeyi değil, gerekli bir eylemi anlatır. Burada just “yalnızca” anlamındadır: mumları koymak, geriye kalan tek adım olarak sunulur. Just kelimesinin tam işlevini bağlam belirler.
Alıştırma
Diğer her şey tamamlandı. Yalnızca bir gerekli adım kaldığını anlatan vurgulanmış kalıpla cümleyi tamamlayın: We've ____ send the email.
Cevabı göster
just got to
put the candles on: nesneleri bağlamdan anlaşılan bir yüzeye koymak
Bu cümlede put the candles on, mumları bağlamdan anlaşılan yüzeye, yani doğum günü pastasının üzerine yerleştirmek demektir. on eylemin sonucunu gösterir: işlemden sonra mumlar o yüzeyin üzerinde olur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı put + nesne + on + yüzey şeklindedir; örneğin Put the candles on the cake. Yüzey zaten açıksa İngilizcede söylenmeyebilir ve cümle on ile bitebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için put + the candles + on kullanın: The cake is ready. Let's ____.
Cevabı göster
put the candles on
Here I come: yaklaştığınızı duyurmak
Here I come!, konuşanın yaklaştığını veya ortaya çıkmak üzere olduğunu bildirdiği kalıplaşmış ve canlı bir ifadedir. Here, dinleyicinin bulunduğu yeri veya hedefi gösterir; ancak bütün cümle yalnızca konuşanın o yerde olduğunu değil, şimdi oraya geldiğini anlatır. Bu duyuru Here + özne + come yapısını kullanır. Özne I zamiri olduğunda doğal sıra Here I come şeklindedir, Here come I şeklinde değildir.
Alıştırma
Saklambaçta ebe aramaya başlamadan hemen önce doğal olarak hangi cümleyi söyler?
- Ready or not, here you come!
- Ready or not, here I am!
- Ready or not, here I come!
Cevabı göster
Ready or not, here I come!
not ready yet: şu ana kadar hâlâ hazır değil
not ready yet ifadesinde not ready mevcut durumu anlatır; yet ise bu olumsuz cümlede “şu ana kadar” anlamı katar. İfade bir bütün olarak hazırlığın şu anda hâlâ tamamlanmadığını söyler. Yet ayrıca daha sonra hazır olunmasının beklendiğini ima eder. Olumsuz cümlelerde genellikle sonda yer alır: özne + be + not + sıfat + yet.
Alıştırma
Hangi cümle yemeğin şimdi hazır olmadığını, ancak daha sonra hazır olmasının beklendiğini söyler?
- The meal wasn't ready yesterday, but it is now.
- The meal is ready already, so let's eat.
- The meal isn't ready yet, but it will be soon.
Cevabı göster
The meal isn't ready yet, but it will be soon.
Can I come in?: içeri girmek için izin isteme
Burada Can I come in? içeri girmek için izin ister; konuşanın fiziksel olarak içeri girebilip giremediğini sormaz. Can I + fiilin yalın hâli? günlük ve nazik izin isteklerinde kullanılan yaygın bir kalıptır. Come in, dışarıdan bir odanın, binanın veya başka bir alanın içine girmek demektir. Kapıda sorulduğunda, içerideki kişiden girişe izin vermesi ya da izin vermemesi istenir.
Alıştırma
Kapalı bir ofis kapısının dışındasınız. Hangi cümle içeri girmek için doğal biçimde izin ister?
- Can I come in?
- Can I to come in?
- Can I coming in?
Cevabı göster
Can I come in?
going on: bir şey oluyor
Burada going on, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamındadır. something secret going on ifadesi, şu anda gizli bir olayın ya da etkinliğin gerçekleştiğini anlatır; fiziksel hareket bildirmez. Aynı anlam, anlamadığınız bir durumda neler olduğunu sormanın yaygın bir yolu olan What's going on? sorusunda da vardır.
Alıştırma
Yaygın soruyu go on ifadesini doğru biçime getirerek tamamlayın: What's ____?
Cevabı göster
going on
you can't come in: yetenek değil, izin anlamı
Bu cümlede can't, “yapamamak” değil, “izinli olmamak” anlamına gelir. Konuşan kişi, dinleyenin içeri girmesini engelliyor. You can't + fiilin yalın hâli, net bir kural veya sınır koyabilir. can't ifadesinin izinsizlik mi yoksa yetersizlik mi anlattığını bağlam belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede can't, “yapamamak” yerine “izinli olmamak” anlamına gelir?
- You can't lift the suitcase because it's too heavy.
- You can't hear the speaker because the room is noisy.
- You can't enter the lab without permission.
Cevabı göster
You can't enter the lab without permission.
Mummy Pig, why don't you relax in the sitting room? Notlar
1:25Anne Domuz, neden oturma odasında dinlenmiyorsun?
why don't you relax: arkadaşça bir öneride bulunmak
Bu cümlede Why don't you relax...? gerçek bir neden sorusu değil, bir öneridir. Yaklaşık olarak “Bence biraz dinlenmelisin” anlamına gelir. Why don't you + fiilin yalın hâli...? kalıbı, dinleyene değerlendirebileceği bir eylem önerir. Relax! emrinden daha yumuşak ve arkadaşça duyulur.
Alıştırma
Öneriyi Why don't you + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Your legs are tired. ____ sit down for a minute?
Cevabı göster
Why don't you
sitting room: Britanya İngilizcesinde oturma odası
Bu Britanya İngilizcesi bağlamında sitting room, evde insanların dinlendiği, konuştuğu veya misafir ağırladığı odadır. Living room ile aynı genel türde alanı ifade eder; yalnızca oturmaya izin verilen özel bir oda değildir.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: The children are playing in the sitting room. Çocuklar nerede?
- Mutfakta
- Ayakta durmanın yasak olduğu bir odada
- Oturma odasında
Cevabı göster
Oturma odasında
That sounds nice: bir öneriye olumlu karşılık vermek
That sounds nice ifadesi, yeni duyduğunuz bir öneriye, plana veya fikre olumlu karşılık vermenin doğal bir yoludur. Buradaki sounds, gerçek bir sesin hoş olması değil, “duyduğuma göre iyi görünüyor” anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + sound + sıfat şeklindedir: That sounds fun; The plan sounds good. Sıfat, fikir hakkındaki izleniminizi anlatır.
Alıştırma
Yeni duyduğunuz bir planı beğendiğinizi doğal biçimde gösteren karşılık hangisidir?
- Let's have lunch in the garden. That looks nice.
- Let's have lunch in the garden. That sounds nice.
- Let's have lunch in the garden. That smells nice.
Cevabı göster
Let's have lunch in the garden. That sounds nice.
it is your birthday: özel davranılmasına gerekçe göstermek
Bu konuşmada it is your birthday yalnızca bir tarihi belirtmez. Bir önerinin veya özel davranılmasının gerekçesini verir: kişinin doğum günü olduğu için dinlenebilir veya başkalarının onunla ilgilenmesine izin verebilir. Önceki fikirle bağlantısı açıksa, basit bir olgu cümlesi nazik bir açıklama işlevi görebilir. Dinleyen kişi söylenmeyen bağlantıyı anlar: “Bu yüzden böyle özel davranılması uygundur.”
Alıştırma
Hangi cümle çifti, birine özel bir seçim hakkı vermenin gerekçesi olarak doğum gününü kullanır?
- The restaurant is busy. It is near your home.
- Your birthday is on Friday. I wrote it on the calendar.
- You can choose the restaurant. It is your birthday.
Cevabı göster
You can choose the restaurant. It is your birthday.
I think I know where the sitting room is. Ton ve niyet
1:33Sanırım oturma odasının nerede olduğunu biliyorum.
I think I know where the sitting room is ile yumuşak şaka
İlk bakışta I think, konuşan kişinin biraz emin değilmiş gibi duyulmasına yol açar. Ancak bu sahnede oturma odası kendi evinde olduğu için nerede olduğunu elbette biliyor. Kasıtlı olarak temkinli seçilen sözler yumuşak bir şaka yapar; asıl mesaj “Elbette nerede olduğunu biliyorum”dur. Mizah, temkinli sözlerle iki kişinin de bildiği açık gerçek arasındaki uyumsuzluktan doğar. Benzer sözlerde kişi, fazla sert olmadan takılmak için bariz bir konuda emin değilmiş gibi davranabilir.
Alıştırma
Hangi söz, konuşanın açıkça bildiği bir şey hakkında yumuşak bir şaka yapmak için temkinli ifadeleri en belirgin şekilde kullanır?
- Leo gülümseyerek şöyle der: “I think I can remember my own name.”
- Leo yeni bir makine görür ve sorar: “How does this work?”
- Leo kaybolmuştur ve şöyle der: “I do not know where the station is.”
Cevabı göster
Leo gülümseyerek şöyle der: “I think I can remember my own name.”
Here's a nice magazine ile bir nesne sunmak
Here's, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede Here's + tekil isim, konuşanın birine gösterdiği, sunduğu veya uzattığı bir nesneyi tanıtır: dergi, kullanması için dinleyiciye verilmektedir. Bu yapıda here yalnızca bir yeri belirtmez. İfadenin tamamı, nesnenin adını Here's ifadesinden sonra söyleyerek “This is for you” benzeri bir şekilde nesneyi sunma eylemini gerçekleştirir.
Alıştırma
Bir yolcuya bir bilet uzatıyorsunuz. İngilizce cümleyi here is ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____ your ticket.
Cevabı göster
Here's
We need the same number of candles as Mummy's age. Dilbilgisi
1:47Annenin yaşı kadar muma ihtiyacımız var.
the same number of ... as ... ile eşit sayılar
the same number of + çoğul sayılabilen isim + as + karşılaştırılan öge kalıbı, iki sayının eşit olduğunu belirtir. Burada mum sayısı, annenin yaşını gösteren sayıyla aynı olmalıdır. Bu karşılaştırmada as, ilk miktarın neyle eşleştirildiğini gösterir. Burada “çünkü” ya da “-iken” anlamına gelmez. number; candles, chairs veya people gibi sayılabilen şeylerle kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak the same number of ... as kalıbıyla tamamlayın: Our team has ____ players ____ theirs.
Cevabı göster
the same number of · as
Oh dear, we haven't got nearly enough candles. Kelime
1:54Ah canım, yeterince mumumuz yok, yanına bile yaklaşamayız.
haven't got nearly enough: gerekenden çok az
haven't got, “sahip değiliz” veya “elimizde yok” demektir. nearly, olumsuz not nearly enough ifadesinin içinde yer alır. haven't got nearly enough candles bir bütün olarak, eldeki mum sayısının gereken sayının çok altında olduğunu belirtir. Olumsuzluk olmadan nearly enough, miktarın yeterli olmaya yakın ama hâlâ biraz eksik olduğu anlamına gelir. not nearly enough ifadesini kelime kelime “neredeyse yeterli” diye anlamayın; olumsuzluk, derece anlamını değiştirir.
Alıştırma
Hangi cümle, eldeki sürenin gereken sürenin çok altında olduğunu söyler?
- We haven't got nearly enough time to finish today.
- We haven't got enough time to finish today.
- We've got nearly enough time to finish today.
Cevabı göster
We haven't got nearly enough time to finish today.
whisper it in your ear: kulağa yakın fısıldamak
Whisper it in your ear, “kulağına çok yakın konuşarak bunu çok alçak sesle söylemek” demektir. Whisper eylemi, it söylenen mesajı, in your ear ise fısıltının yöneldiği yeri gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp whisper something in someone's ear şeklindedir. Buradaki in, kulağın içine bir nesne koymak anlamına gelmez; yakından ve özel olarak konuşmayı anlatır.
Alıştırma
“Kulağına çok yakın ve çok alçak sesle söylemek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This is a secret, so I'll ____.
Cevabı göster
whisper it in your ear
You know, I think three candles will be fine. Notlar
2:08Biliyor musun, bence üç mum yeterli olacak.
You know, ile bir görüşe yumuşak giriş yapmak
Bu cümlenin başındaki You know bir söylem belirteci işlevi görür. I think... ifadesini başlatır ve görüşün daha sohbet havasında, daha az keskin duyulmasını sağlar. Bu, dinleyicinin bilgisini sorgulayan gerçek bir soru değildir; bu yüzden normalde yanıt gerektirmez. Bağlama göre serbest biçimde çevrilebilir veya çeviride hiç belirtilmeyebilir. Asıl görevi dinleyiciyi bir sonraki söze hazırlamaktır.
Alıştırma
“You know, I think three candles will be fine,” cümlesinde, cümle başındaki You know esas olarak ne yapar?
- Konuşanın görüşünü daha yumuşak ve sohbet havasında sunar.
- Dinleyiciye mum sayısını ezberlemesini emreder.
- Dinleyiciden doğru mum sayısını onaylamasını ister.
Cevabı göster
Konuşanın görüşünü daha yumuşak ve sohbet havasında sunar.
will be fine: bir seçimin kabul edilebilir olduğunu söylemek
Burada three candles will be fine, üç mumun tam sayı ya da ideal seçim olmasa da durum için kabul edilebilir ve yeterli olduğunu anlatır. Fine burada “uygun” veya “yeterince iyi” demektir; “ayrıntılı” ya da “narin” demek değildir. X will be fine kalıbı, bir seçimin, miktarın veya düzenlemenin yeterince işe yarayacağını belirtir. Genellikle bir kararı netleştirmek ya da değişiklik gerekmediğini söyleyerek birini rahatlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Küçük odanın kabul edilebilir olduğunu belirtmek için fine sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The small room will fine.
- The small room will be fine.
- The small room will be finely.
Cevabı göster
The small room will be fine.
We just have to put up the decorations in the sitting room. Öbek fiiller
2:16Sadece oturma odasına süsleri asmamız gerekiyor.
put up the decorations: süsleri asıp yerleştirmek
Bu cümlede put up the decorations, odayı hazır hâle getirmek için süsleri asmak, sabitlemek veya yerleştirmek demektir. Put up burada bir öbek fiildir; “tahammül etmek” anlamındaki put up with ya da “birini misafir etmek” anlamındaki put someone up kullanımı değildir. Nesne bir isim olduğunda hem put up the decorations hem de put the decorations up kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri fiil ile parçacık arasına yerleştirin: put them up doğrudur, put up them değildir.
Alıştırma
Put up kullanın ve zamiri doğru konuma yerleştirin: The paper stars are ready. Let's ____ before the party starts.
Cevabı göster
put them up
there you all are: bütün grubu bulunca
There you all are, bir grubu gördüğünüzde ya da sonunda bulduğunuzda doğrudan onlara söylediğiniz gündelik bir tepkidir. Bu cümlede yaklaşık olarak “Aa, sonunda hepinizi buldum” demektir. All, gruptaki herkesin orada olduğunu vurgular. Buradaki there + you + are sıralaması, birini bulduğunuzu belirten kalıbın parçasıdır; there is/there are ile kurulan bir varlık cümlesi değildir.
Alıştırma
Hangi durumda “There you all are!” demek doğaldır?
- Aradığınız grubun tamamını az önce buldunuz.
- Bir binada kaç kişi olduğuna dair resmî bir rapor veriyorsunuz.
- Grubun başka bir odaya geçmesini istiyorsunuz.
Cevabı göster
Aradığınız grubun tamamını az önce buldunuz.
was getting a little bored: yavaş yavaş değişen bir duygu
get + sıfat yapısında get, “olmak” veya “hâle gelmek” anlamındadır. Was getting bored, değişimin geçmişteki bir zamanda devam ettiğini gösterir: sıkılma hissi başlıyor ya da artıyordu. A little, “biraz” demektir ve bored sözcüğünün derecesini azaltır. Ayrıca şikâyeti, kişinin çok sıkıldığını söylemeye göre daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi was getting, a little ve bored kullanarak tamamlayın: During the long delay, I ____.
Cevabı göster
was getting a little bored
Mummy, would you like to have a nice walk in the garden? Ton ve niyet
2:27Anne, bahçede güzel bir yürüyüş yapmak ister misin?
Would you like to have a nice walk: nazik bir davette bulunmak
Would you like to + fiilin yalın hâli? birini nazikçe davet etmek ya da bir etkinlik önermek için kullanılır. Eylemi dinleyicinin seçimi olarak sunar ve Do you want to ...? ifadesinden daha yumuşak duyulur. Burada have a nice walk, “keyifli bir yürüyüş yapmak” demektir. Bu davet annenin odadan çıkmasını sağlamaya da yarar; yine de cümle, eylemi nazikçe onun seçebileceği bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Soruyu hedeflenen nazik davet yapısıyla tamamlayın: ____ join us for lunch?
Cevabı göster
Would you like to
Do I have any choice?: başka seçenek olmadığını anlatan retorik soru
Do I have any choice? gerçek bir soru olabilir; ancak burada retorik bir sorudur ve konuşan kişi cevabın hayır olmasını bekler. Seçeneklerin sıralanmasını istemek yerine “Görünüşe göre gerçek bir seçeneğim yok” anlamını verir. Bu cümle isteksizce kabul etme, kuru mizah veya hafif rahatsızlık ifade edebilir. Burada anne, diğerlerinin onun odadan çıkmasını zaten ayarladığını anlar; soru da kararın fiilen onun adına verildiğini hafifçe dile getirir.
Alıştırma
Do I have any choice? retorik bir soru olduğunda genellikle ne anlatır?
- Konuşan kişi mevcut ürünlerin ayrıntılı bir listesini istiyor.
- Konuşan kişi gerçekçi bir alternatifi olmadığını düşünüyor.
- Konuşan kişi başka birine birkaç seçenek sunuyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi gerçekçi bir alternatifi olmadığını düşünüyor.
We'll call you when it's safe to come back in. Dilbilgisi
2:38Geri gelmen güvenli olduğunda sana sesleneceğiz.
when it's safe to come back in: bir koşul gerçekleşene kadar beklemek
When it's safe to come back in, “içeri tekrar girmenin uygun olacağı gelecekteki zamanda” demektir. When bu zamanı başlatır; ana cümle de o zaman seslenileceğini bildirir. İngilizcede geleceğe gönderme yapan bir when zaman cümleciğinde genellikle will be değil, şimdiki zaman biçimi it's kullanılır. Başka durumlarda da kullanılabilen when + it is + sıfat + to-infinitive kalıbı, “bir şeyi yapmak uygun olduğunda veya ilgili risk ortadan kalktığında” anlamına gelir. Buradaki safe, geri dönmenin artık sürprizi bozmayacağı anlamındadır; birinin fiziksel tehlikede olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
when, it's, safe ve to sözcüklerini doğru sırayla kullanın: We'll leave the shelter ____ go outside.
Cevabı göster
when it's safe to
I've forgotten what hard work birthdays were. Dilbilgisi
2:42Doğum günlerinin ne kadar zor bir iş olduğunu unutmuşum.
what hard work birthdays were: iç içe geçmiş bir ünlem yapısı
What hard work birthdays were cümleciği, doğum günlerinin şaşırtıcı ölçüde çaba gerektirdiği anlamına gelir. I've forgotten ifadesinden sonra unutulan içeriği gösterdiği için iç içe geçmiş bir ünlem cümleciğidir. What, hard work isim öbeğini başlatır; birthdays were ise bildirme cümlesi söz dizimini korur. Hard work burada sayılamayan bir isim öbeğidir ve bir iş pozisyonunu değil, çabayı veya zahmetli bir etkinliği anlatır. Bu nedenle önünde a kullanılmaz.
Alıştırma
Konuşan kişinin taşınmanın ne kadar çaba gerektirdiğini unuttuğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I'd forgotten what was hard work moving house.
- I'd forgotten what a hard work moving house was.
- I'd forgotten what hard work moving house was.
Cevabı göster
I'd forgotten what hard work moving house was.
Daddy Pig, Peppa and George are decorating the sitting room.
2:46Baba Domuz, Peppa ve George oturma odasını süslüyor.
Granny Pig and Grandpa Pig have arrived for Mummy Pig's birthday.
3:00Büyükanne Domuz ve Büyükbaba Domuz, Anne Domuz'un doğum günü için geldiler.
Aren't you coming inside? cümlesindeki beklenti
Aren't you coming inside? olumsuz bir soru cümlesidir. Burada yalnızca dinleyenin planını sormaz: Konuşan kişi, dinleyenin içeri gelmesini beklemiştir ve bunun hâlâ olmamasına şaşırır. Aren't you + -ing...? kalıbı çoğunlukla beklenen bir planı veya eylemi doğrulamak için kullanılır. Söyleyişe bağlı olarak nazik bir hatırlatma ya da teşvik gibi de duyulabilir.
Alıştırma
Aren't you coming inside? diyen kişi büyük olasılıkla neyi ima eder?
- İçeri gelmeni istemiyorum.
- İçeri gelmeni bekliyordum ama henüz gelmedin.
- Binanın iç kısmının nerede olduğunu soruyorum.
Cevabı göster
İçeri gelmeni bekliyordum ama henüz gelmedin.
Daddy Pig, Peppa and George are doing secret things for my birthday.
3:11Baba Domuz, Peppa ve George doğum günüm için gizli şeyler yapıyorlar.
I'd love to. ile daveti sıcak biçimde kabul etmek
I'd love to. bir daveti veya öneriyi sıcak ve istekli bir şekilde kabul etmenin yoludur. I'd, I would ifadesinin kısaltmasıdır. Eylem daha önce belirtildiği için to sonrasındaki fiil öbeği söylenmez. Would you like to come to dinner? sorusundan sonra I'd love to., I'd love to come to dinner. anlamına gelir.
Alıştırma
Daveti sıcak bir şekilde kabul eden kalıplaşmış ifadeyle yanıtı tamamlayın: Would you like to join our picnic? — ____.
Cevabı göster
I'd love to
Keep your eyes closed: keep + nesne + sıfat
keep + nesne + sıfat yapısı, birinin veya bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede nesne your eyes, devam eden durumu anlatan sözcük ise closed’dur. Keep, bu durumu sürdürmeye odaklanır. Anneye gözlerini kapatmaya başlamasını değil, henüz açmamasını söyler. Aynı yapı keep the door open gibi ifadelerde de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi keep, the door ve open sözcüklerini doğru sıraya koyarak tamamlayın: Please ____ while I bring in the boxes.
Cevabı göster
keep the door open
Blow the candles out: ayrılabilen öbek fiil blow out
Blow out, üfleyerek oluşan hava ile bir alevi söndürmek anlamına gelir. Blow the candles out ifadesinde out sonucu belirtir: alevler artık yanmaz. Mumların dışarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez. Blow out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan bir nesne iki parçanın arasına veya sonrasına gelebilir: blow the candles out ya da blow out the candles. Zamir ise ortaya gelmelidir: blow them out denir, blow out them denmez.
Alıştırma
Cümleyi blow out ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The candle is still burning. Please ____.
Cevabı göster
blow it out
make a wish: doğum gününde dilek tutmak
Make a wish, gerçekleşmesini umduğun bir şeyi içinden geçirmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada wish, “dilek” anlamında bir isimdir; make a wish ifadesi “dilek tutmak” demektir, bir nesne yapmak demek değildir. Birçok doğum günü kutlamasında doğum günü olan kişi pastadaki mumları üfleyip söndürür ve bir dilek tutar. Bu gelenek, cümlede iki eylemin neden birlikte verildiğini açıklar.
Alıştırma
“Dilek tutmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle doğum günü yönergesini tamamla: Blow out the candles and ____.
Cevabı göster
make a wish
what it is: guess sonrasında düz cümle dizilişi
Can you guess what it is? cümlesinde what it is, guess fiilinin nesnesi görevindeki gömülü sorudur. Soru anlamını korur, ancak what + özne it + fiil is dizilişini kullanır. Dıştaki Can you guess...? bölümü, cümlenin tamamını zaten doğrudan soru hâline getirir. Tek başına kullanılan What is it? sorusuyla karşılaştır. guess sonrasında what is it değil, what it is kullanılır.
Alıştırma
What is it? doğrudan sorusunu guess sonrasında gömülü bir soruya dönüştür: Can you guess ____?
Cevabı göster
what it is
I've no idea: Britanya İngilizcesinde hiç bilmediğini söylemek
I've no idea ifadesinde I've, I have'in kısaltmasıdır. Cümlenin tamamı “hiç bilmiyorum” anlamına gelir; burada idea, yeni bir plan ya da öneri değil, cevabı bilmek demektir. Britanya İngilizcesinde bu yapıda have, no'dan önce doğrudan kısaltılabilir; yani got eksik değildir. Başka cümlelere de uygulanabilen yapı özne + have + no idea şeklindedir.
Alıştırma
no içeren ve got içermeyen Britanya İngilizcesine özgü kısaltılmış yapıyı kullanın: “Do you know where the key is?” “____.”
Cevabı göster
I've no idea
Open it and see: cevabı öğrenmek için harekete geçmek
Open it and see, and ile bağlanan iki emir içerir. Open it yapılacak eylemdir; and see ise “sonra cevabı ya da sonucu öğren” anlamına gelir. Burada see yalnızca gözlerle bakmak değil, öğrenmek veya keşfetmek demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen eylem + and see kalıbı, birini bir şey yapmaya ve ne olduğunu sonucundan öğrenmeye yönlendirir. try it and see, check and see ve wait and see buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede “yap ve sonra sonucu öğren” anlamında eylem + and see kullanılmıştır?
- Try it because you already know the result.
- Try it and see what happens.
- Try it after you read the instructions.
Cevabı göster
Try it and see what happens.
Now you just need somewhere nice to wear it. Dilbilgisi
4:11Şimdi tek ihtiyacın olan onu giyebileceğin güzel bir yer.
somewhere nice to wear it: somewhere + sıfat + to-infinitive
somewhere + sıfat + to-infinitive kalıbı, belirli bir özelliğe ve amaca sahip bir yeri anlatır. Somewhere belirsiz bir yer sözcüğü olduğu için sıfat normalde ondan sonra gelir: nice somewhere değil, somewhere nice. Burada to wear it, yerin ne yapmak için uygun olduğunu açıklar. Konuşan kişi, o giysinin giyilebileceği güzel bir yere ya da uygun bir ortama ihtiyaç olduğunu söylüyor; to wear it ayrı bir eylem belirtmek yerine somewhere'ü niteler.
Alıştırma
somewhere + sıfat + to-infinitive kalıbını quiet ve study sözcükleriyle kullanarak cümleyi tamamlayın: I need ____.
Cevabı göster
somewhere quiet to study
tickets to the theater: ticket(s) to + varış noktası veya etkinlik
tickets to the theater ifadesinde to, biletleri erişim sağladıkları varış noktası veya etkinlikle bağlar. İfade, tiyatroya verilmek üzere hazırlanmış biletler değil, bir gösteri izlemek için tiyatroya gitmeyi sağlayan biletler anlamına gelir. Birçok varış noktası veya etkinlikten önce ticket(s) to kullanılabilir: a ticket to the museum, tickets to a concert. To'dan sonraki sözler, biletin kişiyi nereye götürdüğünü veya hangi etkinliğe katılmasını sağladığını belirtir.
Alıştırma
Etkinlik the concert. ticket(s) to + etkinlik kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Maya bought two ____.
Cevabı göster
tickets to the concert
loves going: genel bir tercihi anlatmak için love + -ing
Love fiilinden sonra, birinin keyif aldığı etkinliği adlandırmak için fiilin -ing biçimi gelebilir. Burada loves going to the theater, tiyatroya gitmenin Mummy Pig'in genel olarak sevdiği etkinliklerden biri olduğunu anlatır; şu anda tiyatroya doğru yol aldığı anlamına gelmez. Özne üçüncü tekil şahıs olduğunda loves kullanılır: she loves reading. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + love/loves + fiil-ing biçimindedir.
Alıştırma
Düzenli bir tercihi anlatmak için love ve read sözcüklerinin doğru biçimleriyle cümleyi tamamlayın: Maya ____ before bed.
Cevabı göster
loves reading
And Granny Pig and I are going to babysit the little ones. Notlar
4:23Büyükanne Domuz ve ben küçüklere bakıcılık yapacağız.
are going to babysit: önceden var olan gelecek planı için be going to
Be going to + fiilin yalın biçimi, gelecekteki bir eylemi konuşmadan önce var olan bir niyet veya plan olarak sunar. Are going to babysit, çocuklara bakma niyetinin veya düzenlemesinin önceden var olduğunu anlatır. Granny Pig and I, we anlamına geldiği için be fiili are olur; babysit yalın biçimde kalır. Burada going to, bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. To'dan hemen sonra gelen yalın biçimdeki babysit fiili, going to'nun gelecek planını belirttiğini gösterir.
Alıştırma
Önceden var olan bir planı anlatmak için be going to kullanın: We ____ babysit the children next door tonight.
Cevabı göster
are going to
the little ones: sevecen çoğul isim ikamesi
the little ones ifadesindeki ones, dinleyenin bağlamdan anlayabildiği çoğul ve sayılabilen bir ismin yerine geçer. Burada bakılacak çocukları ifade eder; sayı olan one anlamına gelmez. Ones kullanmak ismi tekrar etmeyi önler. Little onların küçük ya da genç olduğunu belirtir; the little ones ifadesinin tamamı aile ortamında sıcak ve sevecen bir anlam taşır.
Alıştırma
Bir aile pikniğinde bir teyze, "The little ones are playing by the tree." diyor. Buradaki the little ones büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kısa boylu yetişkinler
- Yazıyla gösterilmiş birkaç 1 rakamı
- Küçük çocuklar
Cevabı göster
Küçük çocuklar
the luckiest Mummy in the whole world: duygusal bir en üstünlük ifadesi
The luckiest, lucky sözcüğünün en üstünlük biçimidir. Kalıp the + en üstünlük biçimi + isim + in + karşılaştırma alanı şeklindedir: the luckiest Mummy in the whole world. Whole, alanın her yeri kapsadığı düşüncesini güçlendirir. Burada konuşan kişi ölçülebilir bir dünya sıralaması yapmıyor. Abartılı en üstünlük biçimi yoğun mutluluk ve minnettarlık ifade ediyor; kendisini son derece şanslı hissediyor.
Alıştırma
Bu heyecanlı ifadeyi lucky sözcüğünün standart -iest en üstünlük biçimiyle tamamlayın: I'm ____ child in the whole world.
Cevabı göster
the luckiest
“And the most beautiful.” eksiltili bir ekleme olarak
“And the most beautiful.” önceki cümleye, yani “I'm the luckiest Mummy in the whole world.” cümlesine bağlıdır. Önceki cümleyle ortak olan sözcükler söylenmez; bu nedenle tam düşünce “And I'm the most beautiful Mummy in the whole world.” biçimindedir. Bu, kasıtlı bir cümle parçasıdır; dil bilgisi hatası değildir. Bu kısa ekleme tekrarı önler ve yeni betimleme olan “the most beautiful” ifadesini öne çıkarır. Bu yapıyla karşılaştığınızda eksik özneyi, fiili, ismi veya diğer ortak sözcükleri önceki cümleden tamamlayın.
Alıştırma
Önceki cümle “Lina is the strongest runner on the team.” şeklindedir. “And the fastest.” ne anlama gelir?
- Lina aynı zamanda takımdaki en hızlı koşucudur.
- İfadede atlanmış hiçbir sözcük yoktur.
- Takımdaki başka bir koşucu en hızlıdır.
Cevabı göster
Lina aynı zamanda takımdaki en hızlı koşucudur.