Fracking (hidrolik çatlatma) nasıl çalışır? - Mia Nacamulli: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
725 kelime 142 kel/dk

Video özeti: Hidrolik kırmanın şeyl gazına nasıl ulaştığını, gazı serbest bırakmak için sıvıyı nasıl pompaladığını ve geri akış sıvısını nasıl yönettiğini açıklayan video; ardından su kirliliği, sismik hareketlilik, metan salımı ve kısa vadeli enerji arzı ile uzun vadeli çevresel maliyetler arasındaki çözümsüz dengeyi ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deep underground lies stores — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Yer ifadesinin başa alındığı ve fiilin özneden önce geldiği bu devrik yapıyı anlayacaksınız. Yapının bilimsel bir açıklamayı güçlü bir yeraltı görüntüsüyle nasıl açtığını fark ederek bilgi metinlerinde onu tanıyabilir; bir şeyin ne olduğunu söylemeden önce nerede bulunduğunu vurgulamak için kullanabilirsiniz. 2. Links between fracking and increased seismic activity — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: links between X and Y kalıbının gözlemlenen bir ilişki sunduğunu, ancak X’in doğrudan Y’ye neden olduğunu iddia etmediğini öğreneceksiniz. Böylece nedensellik kesinleşmediğinde bilimsel raporlar ile haberlerdeki temkinli dili doğru yorumlayabilir ve kanıtları sınırlarını aşmadan tartışabilirsiniz. 3. for what long-term benefit and at what cost? — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Birbirine paralel iki sorunun olası uzun vadeli yararlarla maliyetleri aynı değerlendirme çerçevesine koyarak tartışmayı nasıl bitirdiğini göreceksiniz. Bu retorik modeli sunum veya deneme sonunda basit bir hüküm vermek yerine karmaşık bir konu hakkında açık uçlu değerlendirme bırakmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Deep underground lies stores of once inaccessible natural gas. Notlar

0:08

Yerin derinliklerinde, bir zamanlar ulaşılamayan doğal gaz rezervleri yatıyor.

Dilbilgisi

Deep underground lies stores: yer bildiren devrik yapı

Deep underground cümlenin başına getirilmiş ve yer bildiren lies fiili, stores of once inaccessible natural gas isim öznesinden önce kullanılmıştır. Bu, yer bildiren devrik yapıdır: yer + konum veya hareket fiili + isim öznesi. Önce ortamı gösterir, sonra orada bulunan şeyi tanıtır. Burada lie, 'yalan söylemek' değil, 'bulunmak' anlamına gelir. Sona bırakılan stores öznesi çoğul olduğu için standart yazılı İngilizcede lie gerekir: Deep underground lie stores of natural gas. Örnekteki lies, stores ile sayı bakımından uyuşmaz.

Alıştırma

Hangi cümle standart yer bildiren devrik yapıyı ve doğru özne-fiil uyumunu kullanır?

  1. Across the valley stretch green fields.
  2. Across the valley, green fields stretch.
  3. Across the valley stretches green fields.
Cevabı göster

Across the valley stretch green fields.

Kelime

once inaccessible: 'eskiden' anlamındaki once

once inaccessible ifadesinde once, inaccessible sıfatını niteler ve 'eskiden' ya da 'bir zamanlar' anlamına gelir. Doğal gaza geçmişte ulaşmak zor veya imkânsızdı; ancak ifade artık durumun değiştiğini düşündürür. once bir sıfatın veya ortaç yapısının önüne geldiğinde, a once-popular theory örneğinde olduğu gibi geçmiş ile bugün arasında sık sık karşıtlık kurar. Bu konumda bir kez gerçekleşmeyi saymaz.

Alıştırma

Hangi cümlede once 'eskiden' anlamına gelir ve artık ulaşımın mümkün olduğunu düşündürür?

  1. The mountain village was once inaccessible, but a new road now reaches it.
  2. Once the snow begins, the mountain village will be inaccessible.
  3. The mountain village was inaccessible once, during a single storm.
Cevabı göster

The mountain village was once inaccessible, but a new road now reaches it.

This gas was likely formed over millions of years Dilbilgisi

0:14

Bu gaz muhtemelen milyonlarca yıl boyunca,

Dilbilgisi

was likely formed: yüksek olasılıklı edilgen bir açıklama

Was formed edilgen yapıdadır: oluşan şey gazdır ve cümle belirli bir faili belirtmez. Likely, was ile formed arasına gelir ve tüm yargının kesinlik derecesini sınırlar. Was likely formed, kanıtların bu açıklamayı olası kıldığını ancak konuşanın bunu kesin bir gerçek olarak sunmadığını belirtir. Edilgen yapı ile olasılık zarfının bu birleşimi, odağı olgunun üzerinde tuttuğu ve uygun bir güven düzeyi gösterdiği için bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle kanıta dayalı bir açıklamayı kesin değil ama yüksek olasılıklı göstermek için edilgen yapıyı kullanır?

  1. The crater was formed by a meteorite impact.
  2. A meteorite impact likely formed the crater.
  3. The crater was likely formed by a meteorite impact.
Cevabı göster

The crater was likely formed by a meteorite impact.

as layers of decaying organisms

0:17

çürüyen organizma tabakalarının

were exposed to intense heat and pressure Kalıp ifadeler

0:19

yoğun ısı ve basınca maruz kalmasıyla

Kalıp ifadeler

were exposed to intense heat and pressure: dışarıdan gelen bir etkiye maruz kalmak

Were exposed to, katmanların yoğun ısı ve basıncın etkisine maruz kaldığını anlatır. Katmanlar dışarıdan gelen etkiyi alan taraftır; bu nedenle yan cümle onları maruz kalmanın nedeni gibi göstermek yerine edilgen were exposed biçimini kullanır. Be exposed to + isim öbeği yapısında to bir edattır. Burada edatın tümleci intense heat and pressure birleşik öbeğidir. Bu yapı bir madde, koşul, kuvvet veya riskle teması anlatırken sık kullanılır.

Alıştırma

Laboratuvar raporunu be exposed to ifadesinin doğru geçmiş zamanlı edilgen biçimiyle tamamlayın: During the test, the samples ____ temperatures above 500 degrees Celsius.

Cevabı göster

were exposed to

under the Earth's crust.

0:23

yer kabuğunun altında oluştu.

There's a technology called hydraulic fracturing or fracking Kültür

0:25

Hidrolik çatlatma veya fracking (çatlatma) adı verilen bir teknoloji,

that can extract this natural gas,

0:29

bu doğal gazı çıkarabilir

Kültür

hydraulic fracturing or fracking: resmî terim ve kısa ad

Hydraulic fracturing bu çıkarma tekniğinin resmî adıdır; fracking ise yaygın kısa adıdır. İkisi de aynı teknolojiyi ifade eder. Buradaki or, alternatif bir ad sunar; iki yöntemi birbirinden ayırmaz. Cümleyi anlamak için gerekli temel bilgi, bu tekniğin basınçlı sıvıyla yer altındaki kayalarda çatlaklar oluşturduğu ve sıkışmış doğal gazın dışarı akmasına yardımcı olduğudur.

Alıştırma

Örnekte or, hydraulic fracturing ile fracking arasında nasıl bir ilişki kuruyor?

  1. Doğal gaz çıkarmanın iki farklı yoludur.
  2. Fracking, hydraulic fracturing ile üretilen bir doğal gaz türüdür.
  3. Aynı çıkarma teknolojisinin iki adıdır.
Cevabı göster

Aynı çıkarma teknolojisinin iki adıdır.

potentially powering us for decades to come. Kalıp ifadeler

0:32

ve muhtemelen önümüzdeki on yıllar boyunca bize enerji sağlayabilir.

Kalıp ifadeler

for decades to come: geleceğe uzanan bir süre

For decades to come, “önümüzdeki onlarca yıl boyunca” veya “gelecekte onlarca yıl süreyle” anlamına gelir. for decades edat öbeği süreyi belirtir, to come ise bu süreyi bugünden geleceğe yöneltir. Bir etkinin, ihtiyacın veya durumun gelecekte uzun süre devam etmesinin beklendiğini anlatmak için for + zaman dilimi + to come kalıbını kullanın. Süre genellikle yaklaşıktır; kesin bir on yıllar sayısı değildir.

Alıştırma

Cümleyi “önümüzdeki onlarca yıl boyunca” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The new water system will serve the city ____.

Cevabı göster

for decades to come

So, how does fracking work

0:36

Peki, fracking nasıl çalışır

and why is it a source of such heated controversy? Kalıp ifadeler

0:37

ve neden böylesine ateşli bir tartışmanın kaynağıdır?

Kalıp ifadeler

böylesine hararetli bir tartışmanın kaynağı

a source of X kalıbı, X’e neden olan veya X’i ortaya çıkaran bir şey anlamına gelir. Buradaki soru, hidrolik kırmanın neden tartışmaya yol açtığını soruyor. Heated mecazi anlamdadır: fiziksel olarak sıcak bir şeyi değil, yoğun ve çoğu zaman duygusal bir anlaşmazlığı anlatır. Such dereceyi güçlendirir; bu nedenle such heated controversy, «bu denli hararetli bir tartışma» demektir.

Alıştırma

a source of such heated controversy ifadesinin anlamına en uygun seçenek hangisidir?

  1. Böylesine yoğun ve duygusal bir anlaşmazlığa neden olan bir şey
  2. Bir anlaşmazlığı sakin bir uzlaşmaya dönüştüren bir şey
  3. Bir tartışma sırasında fiziksel ısı üreten bir yer
Cevabı göster

Böylesine yoğun ve duygusal bir anlaşmazlığa neden olan bir şey

A fracking site can be anywhere with natural gas,

0:42

Bir fracking sahası doğal gazın olduğu herhangi bir yerde olabilir;

from a remote desert to several hundred feet from your backyard. Dilbilgisi

0:45

uzak bir çölden arka bahçenizin birkaç yüz metre uzağına kadar.

Dilbilgisi

ıssız bir çölden arka bahçenize birkaç yüz fit uzaklığa kadar: bir aralık göstermek

From A to B bir aralığın iki uç noktasını belirtir. Burada uçlardan biri ıssız bir çöl, diğeri ise arka bahçenizden yalnızca birkaç yüz fit uzaktaki bir sahadır. Bu büyük karşıtlık, anywhere sözcüğündeki fikri destekler ve hem olası yerlerin genişliğini hem de bir sahanın eve ne kadar yakın olabileceğini vurgular. Bu yapı, bir yerden başka bir yere hareket etmeyi anlatmak zorunda değildir. Yerlerin, insanların, zamanların, boyutların veya başka kategorilerin oluşturduğu bir aralığı düzenleyebilir.

Alıştırma

Dersteki iki bağlayıcı sözcükle aralığı tamamlayın: The library has books on everything, ____ ancient history ____ modern robotics.

Cevabı göster

from · to

It starts out with a long vertical hole, Öbek fiiller

0:50

Tortul tabakalarından aşağıya doğru açılan,

Öbek fiiller

starts out with + isim: ilk bölümü tanıtmak

Start out with, “... ile başlamak” anlamına gelir ve bir sürecin ilk unsurunu, aşamasını veya özelliğini tanıtır. Burada it, açıklanan süreci; a long vertical hole ise bu sürecin ilk özelliğini ifade eder. Yapı start out with + isim öbeği şeklindedir. Daha genel anlamlı start ile karşılaştırıldığında start out çoğu zaman başlangıç durumunu veya ilk aşamayı daha açık biçimde vurgular.

Alıştırma

Bir turun ilk bölümünü anlatan cümleyi start out with kullanarak tamamlayın: The tour ____ a visit to the control room.

Cevabı göster

starts out with

known as a wellbore, Kalıp ifadeler

0:52

kuyu deliği olarak bilinen

Kalıp ifadeler

known as a wellbore: teknik bir adı tanıtmak

Known as + ad, “... olarak adlandırılan” veya “bu adla bilinen” anlamına gelir. Tam cümlede known as a wellbore, long vertical hole ifadesinden sonra gelir ve onun teknik adını verir. Bu sözler, which is known as a wellbore biçiminde genişletilebilen kısaltılmış edilgen bir niteleyicidir. Bu yapı, sade bir açıklamayı resmî bir ada veya teknik bir terime bağlamak için sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir nesnenin teknik adını tanıtmak için known as kullanılmıştır?

  1. The instrument is known for its accuracy.
  2. The instrument is known to measure vibrations.
  3. The instrument is known as a seismograph.
Cevabı göster

The instrument is known as a seismograph.

drilled down through layers of sediment. Kalıp ifadeler

0:54

uzun ve dikey bir delikle başlar.

Kalıp ifadeler

drilled down through: yön ve delip geçme

Drilled down through ifadesinde drilled delme eylemini, down aşağı yönü, through ise tortu katmanlarının içinden geçişi belirtir. İfade bütünüyle, matkabın malzemeyi delerken aşağı doğru ilerlediğini anlatır. Kalıp drill down through + malzeme şeklindedir. Through sözcüğünden sonra gelen sözcük veya ifade, matkabın içinden geçtiği şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için drilled, down ve through sözcüklerini doğal sıralarıyla kullanın: The crew ____ three layers of rock.

Cevabı göster

drilled down through

When the well reaches 2,500 to 3,000 m,

0:57

Kuyu 2.500 ila 3.000 metreye ulaştığında,

it's at its kickoff point, Kelime

1:01

yatay sondaj sürecine başlayabileceği

where it can begin the process of horizontal drilling. Kelime

1:03

saptırma noktasına (kickoff point) gelmiş olur.

Kelime

yönlü sondajda kickoff point

Yönlü sondajda kickoff point, kuyu deliğinin dikey güzergâhından sapmaya başladığı konumdur. Bu noktadan sonra kuyu giderek kıvrılıp yatay bir yöne ilerleyebilir. Burada kickoff, sporda topa vurmayı veya bir etkinliğin açılışını ifade etmez. Yakındaki horizontal drilling ifadesi, sözcüğün sondaja özgü teknik anlamını gösterir.

Alıştırma

Yönlü sondajda kickoff point nedir?

  1. Kuyu deliğinin dikey doğrultudan sapmaya başladığı konum
  2. Tüm sondaj çalışmalarının kalıcı olarak durduğu derinlik
  3. Sondaj ekibinin bir spor karşılaşmasına başladığı yer
Cevabı göster

Kuyu deliğinin dikey doğrultudan sapmaya başladığı konum

Kelime

the process of horizontal drilling: teknik bir süreci adlandırma

Yatay sondaj, kuyu deliğinin dikey rotadan dönerek bir kaya tabakası boyunca yana doğru ilerlediği aşamadır. Bu cümlede the process of horizontal drilling, tek bir sondaj hareketini değil, bunu yapmak için gereken sürecin tamamını anlatır. the process of + isim veya -ing biçimi, bir etkinliği adı olan bir süreç hâline getirir. Etkinliği aşamalardan oluşan bir sıra olarak sunduğu için teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Teknik cümleyi sürecin tamamını belirten hedef ifadeyle tamamlayın: At this depth, the well can begin ____.

Cevabı göster

the process of horizontal drilling

It turns 90° and extends horizontally

1:07

90° döner ve yatay olarak

for about 1.5 km

1:11

yaklaşık 1,5 km boyunca

through a compressed black layer called the shale rock formation. Kelime

1:13

şeyl kayası formasyonu olarak adlandırılan sıkıştırılmış siyah bir tabakanın içinden uzanır.

Kelime

shale rock formation: jeolojik bir kaya tabakası

Şeyl, ince taneli tortul bir kayadır. Jeolojide formation, ortak özelliklere sahip olduğu için tek bir birim olarak tanımlanan kaya kütlesi veya tabakasıdır. Bu cümlede shale rock formation, kuyu deliğinin içinden geçtiği ve çoğunlukla şeylden oluşan yer altı formasyonunu adlandırır. Burada formation jeolojik bir isimdir; bir şeyin oluşma süreci anlamına gelmez. Hidrolik çatlatmada bu tabaka önemlidir çünkü gaz, şeylin içindeki çok küçük boşluklarda sıkışıp kalabilir.

Alıştırma

Bu cümlede shale rock formation ne anlama gelir?

  1. Bir kuyuya pompalanan su ve kum karışımı
  2. Çoğunlukla şeylden oluşan jeolojik bir kaya kütlesi veya tabakası
  3. Şeylin içinden yatay olarak sondaj yapan bir makine
Cevabı göster

Çoğunlukla şeylden oluşan jeolojik bir kaya kütlesi veya tabakası

A specialized perforating gun is then lowered and fired, Kelime

1:18

Daha sonra özel bir delme tabancası indirilir ve ateşlenir;

Kelime

specialized perforating gun: özel bir kuyu içi aracı

specialized perforating gun, petrol ve doğal gaz kuyularında kullanılan bir kuyu içi aracıdır. Kontrollü patlayıcı yükler içerir ve kuyu ile çevredeki kaya oluşumu arasında bağlantı kurmak için muhafaza borusunda açıklıklar oluşturur. Buradaki gun, teknik bir ekipman adının parçasıdır; sıradan bir el silahını ifade etmez. Aracın lowered and fired olması, kuyuya indirildikten sonra tetiklendiği anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede specialized perforating gun nedir?

  1. Kuyunun muhafaza borusunda açıklıklar oluşturan bir kuyu içi aracı.
  2. Petrolü yüzeye çıkaran bir pompa.
  3. Kişisel korunma amacıyla taşınan sıradan bir ateşli silah.
Cevabı göster

Kuyunun muhafaza borusunda açıklıklar oluşturan bir kuyu içi aracı.

creating a series of small inch-long holes

1:22

kuyunun muhafazasını delip kaya tabakasına giren

that burst through the well's casing into the rock layer. Öbek fiiller

1:26

bir dizi küçük, yaklaşık bir inç uzunluğunda delik oluşturur.

Öbek fiiller

burst through: bir engeli güçlü biçimde aşmak

Burst through, bir engeli veya açıklığı ani ve güçlü bir hareketle geçmek, çoğu zaman yolu kapatan şeyi aşmak ya da kırmak anlamına gelir. Cümlede through engeli, yani the well's casing ifadesini; into ise varış noktasını, yani the rock layer ifadesini tanıtır. Bu ifade güç ve engeli aşma hissi katar; yalnızca bir şeyin bir taraftan diğerine geçtiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi burst through ile tamamlayın: During the storm, a huge wave ____ the damaged sea wall.

Cevabı göster

burst through

About 3 to 4 months after the initial drilling,

1:30

İlk sondajdan yaklaşık 3 ila 4 ay sonra,

the well is ready for fracking to begin. Dilbilgisi

1:33

kuyu fracking işlemine hazır hale gelir.

Dilbilgisi

be ready for X to begin: X'in başlaması için hazır olmak

be ready for X to begin, gerekli koşulların sağlandığını ve artık X'in başlayabileceğini ifade eder. Burada X, fracking'dir: kuyu, hidrolik kırmanın başlayabileceği aşamaya gelmiştir. Yapı be ready for + isim öbeği + to begin şeklindedir. for'dan sonraki isim öbeği başlayacak olan şeyi gösterir; be ready'nin öznesi ise hazır durumda olan kişiyi, yeri veya şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi ready for X to begin yapısıyla tamamlayın: The stage is ____ the concert ____.

Cevabı göster

ready for · to begin

Fracking fluid is pumped down into the well Öbek fiiller

1:36

Fracking sıvısı,

Öbek fiiller

pumped down into: pompalanarak aşağıya ve içeri taşınan

pumped down into ifadesinde pumped, pompa kullanılarak taşınmak anlamına gelir. Down aşağı yönlü yolu, into ise sıvının kuyunun içine girdiğini gösterir. Önceki is, pumped ile edilgen yapıyı oluşturur; böylece cümle pompayı çalıştıran kişiye değil, sıvıya ve izlediği yola odaklanır. Yeniden kullanılabilecek yapı pump something down into a lower space, edilgen biçimi ise something is pumped down into a lower space şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi pumped down into ifadesiyle tamamlayın: Cooling water is ____ the chamber beneath the floor.

Cevabı göster

pumped down into

at a pressure so high it cracks the shale rock, Dilbilgisi

1:39

şeyl kayasını çatlatacak kadar yüksek bir basınçla kuyuya pompalanır,

Dilbilgisi

so high it cracks: sonuca yol açan derece

Bu cümlede so high, pressure sözcüğünü niteler ve çok yüksek bir dereceyi belirtir. Ardından gelen it cracks the shale rock yan cümlesi sonucu verir: basınç, şeyl kayacını çatlatacak kadar yüksektir. Kalıp so + sıfat + (that) + sonuç yan cümlesi şeklindedir. Burada that atılmıştır; dolayısıyla so high it cracks, so high that it cracks ile aynı anlama gelir. Sonuç bölümü kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümledir.

Alıştırma

so ... that sonuç kalıbında strong kullanarak cümleyi tamamlayın: The wind was ____ it knocked over a tree.

Cevabı göster

so strong that

creating fractures through which the trapped gas and oil can escape. Dilbilgisi

1:43

böylece sıkışmış gaz ve petrolün kaçabileceği çatlaklar oluşur.

Dilbilgisi

through which ... can escape: edatı öne alınmış ilgi yan cümlesi

Which, daha önce geçen fractures sözcüğüne gönderme yapar. Temel düşünce, hapsolmuş gaz ve petrolün escape through the fractures edebilmesidir; bu nedenle through which, “bu çatlakların içinden” anlamına gelir. Yapı, edat + which + özne + fiil şeklindedir ve edat ilgi zamirinin önüne yerleştirilir. Bu yapı resmîdir ve bilimsel yazılarda yaygındır. Daha az resmî bir biçimde edat sona bırakılır: fractures that the trapped gas and oil can escape through.

Alıştırma

Resmî through + ilgi zamiri kalıbını kullanın: The engineers built channels ____ water could flow.

Cevabı göster

through which

The fluid itself is more than 90% water.

1:48

Sıvının kendisinin %90'ından fazlası sudur.

The rest is made up of concentrated chemical additives. Öbek fiiller

1:51

Geri kalanı ise yoğun kimyasal katkı maddelerinden oluşur.

Öbek fiiller

is made up of: bir bütünün yapısını anlatmak

Be made up of, oluşmak veya meydana gelmek anlamına gelir. Özne bütünü adlandırır; of sonrasındaki isim öbeği ise bütünü oluşturan parçaları, üyeleri veya bileşenleri belirtir. Bu cümlede is, tekil özne The rest ile uyumludur. B’nin A’yı oluşturduğunu anlatmak için A + be + made up of + B kalıbını kullanın; be biçimi özneye ve zamana göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi be made up of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The committee ____ three teachers and two parents.

Cevabı göster

is made up of

These vary depending on the specific characteristics of the fracking site, Kalıp ifadeler

1:55

Bunlar, fracking sahasının belirli özelliklerine bağlı olarak değişir,

Kalıp ifadeler

These vary depending on ...: değişimi bir koşula bağlamak

These vary depending on ..., These ile işaret edilen şeylerin sabit olmadığını ve on sonrasında belirtilen etkene göre değiştiğini anlatır. Burada These çoğul bir zamirdir, bu yüzden fiil varies değil vary olur. Yeniden kullanılabilecek kalıp A + vary/varies + depending on + B biçimindedir; fiil A ile uyumlu olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi vary depending on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Delivery times ____ the destination.

Cevabı göster

vary depending on

but usually fall into three categories. Kalıp ifadeler

1:59

ancak genellikle üç kategoriye ayrılır.

Kalıp ifadeler

usually fall into three categories: bir sınıflandırmayı tanıtmak

Bu cümlede fall into three categories, “üç sınıfta gruplandırılabilir” anlamına gelir. Fall into fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz; bir kümenin nasıl sınıflandırıldığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp çoğul özne + fall into + kategori ifadesidir. Bu ifade kategorilerin sayısını veya adlarını verebilir; kalıp da sırada hangi grupların geleceğini bildirerek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle taleplerin üç gruba ayrılabileceği anlamına gelir?

  1. These requests usually require three categories.
  2. These requests usually create three categories.
  3. These requests usually fall into three categories.
Cevabı göster

These requests usually fall into three categories.

Acids for clearing debris and dissolving minerals, Dilbilgisi

2:02

Enkazı temizlemek ve mineralleri çözmek için asitler,

Dilbilgisi

for clearing ... and dissolving ...: amacı belirtmek için for + -ing

For clearing debris and dissolving minerals, asitlerin ne için kullanıldığını açıklar. for sözcüğünden sonra gelen clearing ve dissolving, amaç bildiren -ing biçimleridir. and bağlacı iki -ing biçimini birbirine bağlar ve bu biçimler paralel kalır. Tek bir işlevi anlatmak için isim + for + -ing, birden fazla işlevi kısa biçimde sıralamak için isim + for + -ing ... and -ing ... kullanın.

Alıştırma

Cihazın amacını belirtmek için measure fiilinin -ing biçimini kullanın: This sensor is for ____ air quality.

Cevabı göster

measuring

friction-reducing compounds to create a slippery form of water known as slickwater, Kelime

2:06

sürtünmeyi azaltan ve kaygan su olarak bilinen kaygan bir su türü oluşturmak için bileşikler,

Kelime

known as slickwater: teknik bir adı belirtmek

Known as slickwater, bu su biçiminin adının ne olduğunu belirtir. A slippery form of water ifadesini niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir; bu yüzden yeni bir eylemi anlatmak yerine bir ad sunar. Hidrolik kırmada slickwater, daha az sürtünmeyle pompalanmasına yardımcı olan sürtünme azaltıcı katkılar içeren su bazlı bir akışkanın teknik adıdır. Slickwater ifadesini, dokunulduğunda kaygan gelen suyun sıradan bir betimlemesi olarak değil, yerleşik tek bir terim olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede teknik adı doğru biçimde sunan ifade hangisidir? The lightweight material is ___ aerogel.

  1. known by
  2. known as
  3. known for
Cevabı göster

known as

and disinfectant to prevent bacteria growth. Kalıp ifadeler

2:12

ve bakteri oluşumunu önlemek için dezenfektan.

Kalıp ifadeler

to prevent bacteria growth: amaç belirtmek

To prevent bacteria growth ifadesi, dezenfektanın neden eklendiğini açıklar. Bu, amaç bildiren bir to mastarıdır: önce eylem veya nesne gelir, ardından to prevent önlenmek istenen olumsuz sonucu belirtir. Burada prevent fiilini doğrudan bacteria growth ad öbeği izler. Etkilenen şeyi ve yaptığı eylemi ayrı ayrı belirttiğinizde prevent + nesne + from + -ing yapısını kullanın. Örneğin prevent bacteria from growing denir; prevent bacteria to grow denmez.

Alıştırma

Cümleyi prevent fiilinin amaç bildiren mastar biçimiyle tamamlayın: The filter is cleaned regularly ____ mold growth.

Cevabı göster

to prevent

Sand or clay is also mixed into the water

2:15

Kumaş veya kil de suya karıştırılır;

to prop open the fissures so the gas and oil can keep leaking out Notlar

2:18

böylece çatlaklar açık tutulur ve basınç serbest bırakıldıktan sonra bile

Kalıp ifadeler

prop open the fissures: çatlakları bir destekle açık tutmak

prop open the fissures ifadesinde prop, yarıkları fiziksel bir destekle ayrı ve açık tutmak demektir. Open, desteğin onları hangi durumda tuttuğunu belirtir; dolayısıyla ifade yalnızca onları açmaktan daha fazlasını anlatır. Aynı sonuç yapısı prop the door open ve prop open the door ifadelerinde de görülür. Bir şeyi yalnızca bir kez açmaya değil, açık durumda tutmaya odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sandalyenin kapıyı destekleyip açık tuttuğunu özellikle belirtir?

  1. We used a chair to prop the door open.
  2. We used a chair beside the open door.
  3. We used a chair to open the door.
Cevabı göster

We used a chair to prop the door open.

Öbek fiiller

keep leaking out: içeriden dışarı sızmaya devam etmek

keep leaking out ifadesinde keep + fiil-ing, bir eylemin devam ettiğini belirtir. Leak out, bir maddenin içeriden bir açıklık yoluyla dışarı çıkmasını anlatır; dolayısıyla ifade, gaz ve petrolün dışarı çıkmaya devam ettiğini söyler. Out, içeriden dışarıya yön anlamı katar. Bu cümlede leak out, çatlaklardan gerçekleşen akışı anlatır; mutlaka ani bir dökülme anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi keep + fiil-ing ve leak out yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The bottle has a tiny crack, so juice ____ onto the shelf.

Cevabı göster

keeps leaking out

even after the pressure is released.

2:23

gaz ve petrol sızmaya devam edebilir.

It's estimated that all of fracking's intense pumping and flushing Anlatım akışı

2:26

Fracking'in yoğun pompalama ve yıkama işlemlerinin tümünün,

uses an average of 3 to 6 million gallons of water per well. Kalıp ifadeler

2:30

kuyu başına ortalama 3 ila 6 milyon galon su kullandığı tahmin edilmektedir.

Anlatım akışı

It's estimated that: bir sayıyı tahmin olarak sunmak

It's estimated that kişisiz bir aktarma kalıbıdır. Ana iddiayı that yan cümlesine yerleştirir ve bunun doğrudan ve kesin biçimde sayılmış bir gerçek değil, dayanaklı bir yaklaşık değer olduğunu gösterir. Tahmini yapan kişi belirtilmediği için dikkat sayıya yönelir. Raporlar, tam kesinlik iddiasında bulunmadan kanıtları özetlerken bu kalıbı sıkça kullanır.

Alıştırma

Sayının tahmin olduğunu gösteren kişisiz kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the new library will cost twelve million dollars.

Cevabı göster

It's estimated that

Kalıp ifadeler

an average of ... per well: ortalamayı birim başına miktar olarak okumak

An average of 3 to 6 million gallons, bildirilen ortalamayı tek bir kesin sayı yerine bir aralık olarak sunar. Per well karşılaştırma temelini verir: miktar bütün kuyuların toplamı için değil, her bir kuyu için hesaplanır. Kalıbı an average of + miktar + per + birim şeklinde okuyun. Gallons ölçü birimidir; well ise karşılaştırma için sayılan birimdir.

Alıştırma

Her gün için hesaplanan ortalama aralığı belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: The clinic sees ____ 20 to 30 patients ____.

Cevabı göster

an average of · per day

That's actually not a lot compared to agriculture, Dilbilgisi

2:35

Bu aslında tarım,

power plants, or even golf course maintenance,

2:39

enerji santralleri veya hatta golf sahası bakımıyla kıyaslandığında çok fazla değildir,

Dilbilgisi

not a lot compared to: miktarı bir ölçüte göre az bulmak

“Not a lot compared to” göreli bir değerlendirme yapar: miktar, ardından gelen ölçütle karşılaştırıldığında az görünür. Bu cümlede tarım, elektrik santralleri ve golf sahası bakımı karşılaştırma ölçütleridir. “Not a lot” miktarla ilgili değerlendirmeyi verirken “compared to + isim” karşılaştırma ölçütünü belirtir. Bu, miktarın tek başına mutlaka az olduğu anlamına gelmez; farklı bir ölçüt değerlendirmeyi değiştirebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, toplam bütçeyle karşılaştırıldığında ücretin göreli olarak küçük olduğunu söyler?

  1. The fee is not included in the full budget.
  2. The fee is not a lot compared to the full budget.
  3. The fee is larger than the full budget.
Cevabı göster

The fee is not a lot compared to the full budget.

but it can have a notable impact on local water supply. Kalıp ifadeler

2:42

ancak yerel su arzı üzerinde dikkate değer bir etkiye sahip olabilir.

Kalıp ifadeler

can have a notable impact on: olası ve kayda değer bir etkiyi ifade etmek

“Can have a notable impact on”, bir şeyin “başka bir şeyi fark edilecek kadar açık veya önemli bir biçimde etkileyebileceği” anlamına gelir. “Can” kesin bir sonucu değil, bir olasılığı ifade eder; “notable” ise etkinin gücünün veya öneminin dikkate değer olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp “have + a notable/major/limited impact + on + isim” şeklindedir. “On”dan sonraki isim, etkilenen kişiyi, şeyi veya alanı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın. can + have + a notable impact + on kullanın: Daily exercise ____ mental health.

Cevabı göster

can have a notable impact on

And disposing of used fracking water is also an issue. Dilbilgisi

2:46

Kullanılmış fracking suyunun atılması da bir sorundur.

Dilbilgisi

disposing of used fracking water: özne olarak kullanılan -ing yapısı

Disposing of used fracking water bir gerund, yani ad işlevli -ing öbeğidir. -ing biçimi, kullanılmış hidrolik çatlatma suyunu bertaraf etme eylemini cümlenin öznesi olabilen tek bir bütün hâline getirir. Eylemin tamamı tek bir şey olarak değerlendirildiği için ardından tekil is fiili gelir. Dispose of eksiksiz bir phrasal verb yapısıdır; dispose, disposing olduğunda da of korunur: disposing of something.

Alıştırma

Dispose of ifadesinin gerund biçimini özne olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ old batteries safely is important.

Cevabı göster

Disposing of

Along with the trapped gas that's pumped up to the surface,

2:50

Yüzeye pompalanan sıkışmış gazın yanı sıra,

millions of gallons of flowback liquid come gushing up. Notlar

2:53

milyonlarca galonluk geri dönüş sıvısı fışkırarak yukarı çıkar.

Kelime

flowback liquid: hidrolik çatlatmadan sonra geri dönen sıvı

Flowback liquid, hidrolik çatlatmadan sonra bir kuyudan yukarı çıkıp yüzeye ulaşan sıvıyı belirten teknik bir terimdir. Enjekte edilen çatlatma sıvısının bir bölümünü içerir ve yer altındaki suyla ve çözünmüş maddelerle karışabilir. Bu isim öbeğinde flowback, liquid sözcüğünü niteleyerek sıvının nereden geldiğini ve sürecin hangi aşamasında ortaya çıktığını belirtir. Enjeksiyon için hazırlanmış temiz su veya bir kuyudaki her türlü atık su anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama flowback liquid terimini en iyi tanımlar?

  1. Hidrolik çatlatmadan önce enjeksiyon için hazırlanmış temiz su.
  2. Bir sondaj sahasının yanında toplanan yağmur suyu.
  3. Hidrolik çatlatmadan sonra yüzeye geri dönen sıvı.
Cevabı göster

Hidrolik çatlatmadan sonra yüzeye geri dönen sıvı.

Kalıp ifadeler

come gushing up: hızlı ve güçlü biçimde yukarı fışkırmak

Bu cümlede come gushing up, büyük miktarda sıvının hızlı ve güçlü bir akışla yukarı doğru hareket ederek görünür hâle gelmesi demektir. Gushing hareketin nasıl olduğunu, up ise yönünü belirtir. Come + -ing kalıbı, bir şeyin -ing ile belirtilen eylemi yaparak geldiğini veya ortaya çıktığını gösterebilir. Come up yalnızca bir şeyin yükseldiğini ya da ortaya çıktığını söyler; come gushing up ise hız, güç ve miktar bakımından canlı bir görüntü ekler.

Alıştırma

Hangi cümle büyük miktarda suyun aniden yukarı doğru hareket etmesini en iyi anlatır?

  1. Water slowly seeped down into the soil.
  2. Water came gushing up through a crack in the pavement.
  3. Water remained still beneath the pavement.
Cevabı göster

Water came gushing up through a crack in the pavement.

This liquid, containing contaminants like radioactive material,

2:58

Radyoaktif madde,

salts, heavy metals, and hydrocarbons,

3:02

tuzlar, ağır metaller ve hidrokarbonlar gibi kirleticiler içeren bu sıvının

needs to be stored and disposed of. Öbek fiiller

3:05

depolanması ve bertaraf edilmesi gerekir.

Öbek fiiller

stored and disposed of: iki eylem için ortak edilgen yapı

Stored ve disposed of, daha önceki be yardımcı fiilini paylaşan sıralı geçmiş zaman ortacı biçimleridir. Yapı, tekrarlanan needs to be çıkarılmış hâliyle needs to be stored and needs to be disposed of şeklinde anlaşılabilir. Her iki edilgen eylem de aynı şeye uygulanır. Dispose of, artık istenmeyen bir şeyi, özellikle atığı ortadan kaldırmak veya işlemek anlamına gelen çok sözcüklü bir fiildir. Edilgen yapıda nesne özne olur, ancak of fiille birlikte kalır: the waste is disposed of denir, the waste is disposed denmez.

Alıştırma

Store ve dispose of fiillerini ortak bir edilgen yapıda kullanın: Before removal, hazardous waste needs to be ____ and ____.

Cevabı göster

stored · disposed of

That's usually done in pits on-site Kelime

3:08

Bu genellikle sahada bulunan çukurlarda,

in deep wells, or off-site at water treatment facilities. Kelime

3:10

derin kuyularda veya saha dışındaki su arıtma tesislerinde yapılır.

Kelime

pits on-site ... off-site: yer karşıtlığı

Burada on-site, işlemin yürütüldüğü ana yerde; off-site ise farklı bir yerde demektir. Cümle, aynı tür işin yapılabileceği iki olası yeri karşılaştırır. pits on-site ifadesinde on-site, çukurların çalışma alanında bulunduğunu gösterir. Off-site yer zarfı olarak kullanılır ve ardından at water treatment facilities ile daha belirli bir konum verilir. Referans alınan ana saha duruma göre değişir; bir fabrika, şantiye, ofis veya etkinlik alanı olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle onarımın müşterinin yerinde, eğitimin ise başka bir yerde yapıldığını ifade eder?

  1. Repairs happen indoors, but training happens outdoors.
  2. Repairs happen off-site, but training happens on-site.
  3. Repairs happen on-site, but training happens off-site.
Cevabı göster

Repairs happen on-site, but training happens off-site.

Kelime

water treatment facilities: amacı belirten birleşik isim

Water treatment facilities, suyu veya atık suyu işlemek için gerekli donanıma sahip yerlerdir. Bu cümlede, atık suyun arıtıldığı saha dışındaki yerleri ifade eder. Bu birleşik isimde water treatment, facilities sözcüğünün amacını belirten bir isim tamlayıcısıdır. Buradaki facility, soyut «yetenek» anlamını değil, çalışan bir saha veya tesisi ifade eder. Bu ifade tek başına yalnızca içme suyunun işlendiği anlamına da gelmez.

Alıştırma

Yerin tamamını adlandıran seçeneği seçin: Kasaba, nehir suyunu kamu su şebekesine girmeden önce oraya gönderir.

  1. water treatment facility
  2. water treatment equipment
  3. water treatment process
Cevabı göster

water treatment facility

Another option is to recycle the flowback liquid,

3:15

Diğer bir seçenek geri dönüş sıvısını geri dönüştürmektir,

but the recycling process can actually increase levels of contamination, Kalıp ifadeler

3:19

ancak geri dönüşüm süreci aslında kirlilik seviyelerini artırabilir,

Kalıp ifadeler

increase levels of contamination: kirlenme derecesini artırmak

Increase levels of contamination, “kirlenmenin miktarını veya derecesini artırmak” anlamına gelir. Burada increase geçişli bir fiildir ve levels of contamination onun nesnesidir. increase levels of + soyut veya ölçülebilir isim yapısı, increase levels of stress ya da increase levels of radiation örneklerinde olduğu gibi değişen koşulları nesnel biçimde anlatırken yaygındır. Değişimi karşılaştırılabilir veya ölçülebilir bir derece olarak gösterir.

Alıştırma

Kötü depolamanın kirlenme miktarını artırdığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Poor storage can increase levels of contamination.
  2. Poor storage can increase contamination from levels.
  3. Poor storage can rise levels of contamination.
Cevabı göster

Poor storage can increase levels of contamination.

since the water is more toxic with each use. Kalıp ifadeler

3:23

çünkü su her kullanımda daha da zehirli hale gelir.

Kalıp ifadeler

with each use: her kullanımda gerçekleşen aşamalı değişim

With each use, “her kullanıldığında” anlamına gelir ve aynı zamanda adım adım ilerleyen bir değişimi gösterir. Bu cümlede su, her kullanımda biraz daha zehirli hâle gelir. Bu yapı genellikle bir karşılaştırma derecesinden veya başka bir değişim ifadesinden sonra gelir: more toxic with each use, easier with each attempt. Tekrarlanan durumları tek tek göstermek için each + tekil sayılabilen isim kullanılır.

Alıştırma

Tekrarlanan kullanımlardaki aşamalı değişimi anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The filter becomes less effective ____.

Cevabı göster

with each use

Wells are typically encased in steel and cement to prevent contaminants from leaking into groundwater, Notlar

3:26

Kuyular tipik olarak kirleticilerin yeraltı suyuna sızmasını önlemek için çelik ve çimento ile kaplanır,

Kalıp ifadeler

be encased in steel and cement: çelik ve çimentoyla çevrelenmek

Be encased in + malzeme, bir şeyin o malzemeden yapılmış koruyucu bir dış katmanla çevrelendiğini belirten edilgen bir yapıdır. Burada çelik ve çimento, kuyuların çevresindeki koruyucu muhafazayı oluşturur. Bu ifade, bir şeyi yalnızca bir kabın içine koymayı veya yüzeyini boyamayı değil, onu çevreleyen koruyucu bariyeri vurgular.

Alıştırma

Cümleyi hedef edilgen yapıyla tamamlayın: To protect it from moisture, the electrical joint is ____ waterproof resin.

Cevabı göster

encased in

Dilbilgisi

prevent contaminants from leaking into: prevent + nesne + from + -ing

Prevent + nesne + from + -ing, bir kişinin, şeyin veya koşulun nesnenin bir eylemi yapmasını durdurduğunu ya da bir sürecin gerçekleşmesini engellediğini belirtir. Bu cümlede contaminants nesne, leaking -ing biçimi ve into groundwater sızıntının yönüdür. from sonrasında fiilin yalın hâlini değil, -ing biçimini kullanın: prevent contaminants from leaking doğrudur; prevent contaminants from leak değildir. Aynı yapı hem bilinçli eylemler hem de istenmeyen fiziksel süreçler için kullanılabilir.

Alıştırma

prevent + object + from + -ing yapısını ve enter fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The fine mesh prevents insects ____ the room.

Cevabı göster

from entering

but any negligence or fracking-related accidents can have devastating effects. Notlar

3:33

ancak herhangi bir ihmal veya fracking ile ilgili kazalar yıkıcı etkilere sahip olabilir.

Kelime

fracking-related accidents: X-related kalıbı

Burada fracking-related, accidents sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. “Hidrolik kırmayla bağlantılı” anlamına gelir; dolayısıyla fracking-related accidents bu faaliyetle ilişkili kazaları ifade eder. Tekrar kullanılabilen kalıp X-related + isim şeklindedir. health-related problems örneğinde olduğu gibi, kısa bir niteleyici oluşturmak için konu related sözcüğünün önüne getirilir. Birleşik yapı isimden önce geldiğinde X ile related normalde kısa çizgiyle birleştirilir.

Alıştırma

Hangi cümlede X-related yapısı isimden önce sıfat olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The report identifies several safety-related concerns.
  2. The report identifies several safety relating concerns.
  3. The report identifies several related-safety concerns.
Cevabı göster

The report identifies several safety-related concerns.

Kalıp ifadeler

can have devastating effects: olası ağır sonuçlara karşı uyarı

Have devastating effects, “son derece ciddi zarar veya hasara neden olmak” demektir. Effects, sonuçları ifade eden isimdir; devastating ise bu sonuçların sıradan veya küçük sorunların çok ötesinde olduğunu gösterir. Can kesinliği değil, olasılığı belirtir. Konuşan kişi, ihmalin veya kazaların çok ağır sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıda bulunur. Yaygın genişletilmiş yapı have devastating effects on + etkilenen kişi, yer veya şey biçimindedir.

Alıştırma

Uyarıyı dersteki ifadeyle tamamlayın: A major oil spill can ____ marine life.

Cevabı göster

have devastating effects on

Fracturing directly into underground water,

3:38

Doğrudan yeraltı suyuna çatlatma,

hazardous underground seepage and leakage,

3:41

tehlikeli yeraltı sızıntısı ve kaçakları,

and inadequate treatment and disposal of highly toxic wastewater Kalıp ifadeler

3:44

ve oldukça toksik atık suların yetersiz arıtımı ve bertarafı

Kalıp ifadeler

son derece zehirli atık suyun yetersiz arıtımı ve bertarafı

Bu resmî isim öbeğinin merkezinde eş görevli treatment and disposal isimleri bulunur. İki isim de of highly toxic wastewater tamamlayıcısını paylaşır; böylece öbek, aynı maddeye uygulanan iki işlemi adlandırır. Inadequate, eş görevli isimlerin tamamını niteler. Arıtma ve bertaraf işlemlerinin gerekli ya da zorunlu standardı karşılamadığı anlamına gelir; iki işlemin de hiç yapılmadığı anlamına gelmek zorunda değildir. Bu sıkıştırılmış yapı risk listelerinde ve raporlarda yaygındır: sıfat + isim and isim + of + madde.

Alıştırma

Bir riski anlatmak için aynı resmî yapıyı doğru kullanan öbek hangisidir?

  1. inadequate storage and disposal of chemical waste
  2. inadequately storage and disposal chemical waste
  3. inadequate store and dispose of chemical waste
Cevabı göster

inadequate storage and disposal of chemical waste

can potentially contaminate drinking water around a fracking site. Kelime

3:48

bir fracking sahası çevresindeki içme suyunu kirletme potansiyeline sahiptir.

Kelime

içme suyunu kirletmek

Contaminate drinking water, zararlı veya istenmeyen bir maddenin içme suyuna karışarak suyu saf olmayan ya da içilmesi tehlikeli olabilecek bir hâle getirmesi demektir. Contaminate geçişli bir fiildir; bu nedenle etkilenen şey olan drinking water doğrudan ardından gelir. Bu, çevre, gıda güvenliği, laboratuvar ve tıp bağlamlarında yaygın olan resmî ve kesin bir ifadedir. Altyazıdaki can potentially, kirlenmeyi doğrulanmış bir sonuç olarak değil, olası bir risk olarak sunar.

Alıştırma

Bir güvenlik raporu kimyasal sızıntının oluşturduğu riski anlatıyor. Hangi cümle riski en kesin biçimde ifade eder?

  1. The leak could color the drinking water.
  2. The leak could contaminate the drinking water.
  3. The leak could make the drinking water look dirty.
Cevabı göster

The leak could contaminate the drinking water.

There's also concern about the threat of earthquakes and damaged infrastructure Kalıp ifadeler

3:52

Ayrıca basınç ve atık su enjeksiyonundan kaynaklanan

from pressure and wastewater injection. Kelime

3:57

deprem tehdidi ve hasarlı altyapı konusunda da endişeler bulunmaktadır.

Kalıp ifadeler

concern about the threat of: olası bir riski çerçevelemek

Concern about the threat of X, X’in gerçekleşmesi veya zarar vermesi tehlikesiyle ilgili endişe anlamına gelir. Ana isim concern sözcüğüdür; about endişenin konusunu, the threat of ise olası zararlı olayı veya sonucu tanıtır. There’s also concern... ifadesinde kişisel olmayan there yapısı, belirli bir kişinin adını vermeden endişenin daha geniş tartışmada mevcut olduğunu gösterir. Bu kalıp, fark edilmiş bir riski bildirir; zararın kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî risk kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: Residents expressed ____ wildfires during the dry season.

Cevabı göster

concern about the threat of

Kelime

wastewater injection: atık suyu yer altına pompalamak

Bu mühendislik bağlamında wastewater injection, atık suyun bir kuyu aracılığıyla yer altındaki kaya oluşumlarına pompalanması anlamına gelir ve çoğu zaman bertaraf veya yönetim amacıyla yapılır. Buradaki injection tıbbi iğne değildir; bir maddenin bir boşluğun içine zorla gönderilmesi şeklindeki daha geniş anlamını korur. Tetiklenmiş depremler tartışılırken enjeksiyon, yer altındaki gözeneklerde ve faylarda basıncı değiştirebilir. Terim, genel olarak atık suyun temizlenmesini değil, olası bir jeolojik risk kaynağı olarak değerlendirilen teknik işlemi adlandırır.

Alıştırma

Bir mühendislik raporunda wastewater injection en açık biçimde ne anlama gelir?

  1. Atık suyla çalışan kişilere tıbbi enjeksiyon yapmak.
  2. Atık suyu bir kuyu aracılığıyla yer altı oluşumlarına pompalamak.
  3. Yeniden kullanımdan önce kirleticileri gidermek için atık suyu arıtmak.
Cevabı göster

Atık suyu bir kuyu aracılığıyla yer altı oluşumlarına pompalamak.

Links between fracking and increased seismic activity Anlatım akışı

4:00

Fracking ile sismik aktivite artışı arasındaki bağlantılar,

leave unresolved questions about long-term pressure imbalances Notlar

4:03

ayaklarımızın derinliklerinde meydana gelebilecek

Anlatım akışı

Links between X and Y: ilişki, kanıtlanmış nedensellik değil

Links between X and Y, X ile Y'yi birbiriyle bağlantılı bilgiler olarak sunar. Bu cümlede Links between fracking and increased seismic activity, leave fiilinin öznesidir; dolayısıyla önce ilişki sunulur ve ardından belirtilen belirsizliğin temeli olur. Çoğul isim links, kanıtlarla desteklenen veya kanıtların işaret ettiği bir bağlantıyı bildirir; tek başına X'in Y'ye neden olduğunu söylemez. Bu çerçeve, bilimsel metinlerin ve haberlerin nedenselliği abartmadan bir ilişkiyi tartışmasını sağlar.

Alıştırma

Bir rapor istatistiksel bir ilişki buldu ancak nedensellik ortaya koymadı. En doğru cümle hangisidir?

  1. The report showed that shorter sleep can only be caused by late-night screen use.
  2. The report found links between late-night screen use and shorter sleep.
  3. The report proved that late-night screen use causes shorter sleep.
Cevabı göster

The report found links between late-night screen use and shorter sleep.

Kalıp ifadeler

leave unresolved questions about: bir konu hakkında yanıtlanmamış sorular bırakmak

leave unresolved questions about + konu kalıbı, bir şeyin o konuyla ilgili soruların hâlâ net bir cevabı olmamasına yol açtığını belirtir. Bu cümlede Links between fracking and increased seismic activity öznedir, leave fiildir, unresolved questions sözcüğünü niteler ve about long-term pressure imbalances bu soruların konusunu belirtir. Burada leave bir sonucu ifade eder: mevcut kanıtlar değerlendirildikten sonra bile bazı sorular yanıtsız kalır. Bu kullanımda ayrılmak anlamına gelmez. İfade, hâlâ belirsiz olan ve daha fazla araştırma gerektirebilecek noktaları vurgular; kanıtların zaten gösterdiklerini geçersiz kılmaz.

Alıştırma

Araştırma özeti cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: The pilot study may ____ the treatment's long-term effects.

Cevabı göster

leave unresolved questions about

that might be happening deep beneath our feet.

4:07

uzun vadeli basınç dengesizlikleri hakkında cevapsız sorular bırakmaktadır.

Kelime

Kompakt bir teknik ad öbeği olarak long-term pressure imbalances

Long-term pressure imbalances, uzun bir süre devam eden fiziksel basınç farklılıklarını ifade eder. Bu jeolojik bağlamda pressure, yer altındaki maddelerde veya akışkanlarda bulunan fiziksel basınçtır; duygusal baskı değildir. Ana ad imbalances sözcüğüdür. Pressure hangi büyüklüğün eşit olmadığını belirtirken kısa çizgili birleşik sıfat long-term zaman ölçeğini gösterir. “long-term + alana özgü ad tamlayıcısı + çoğul ana ad” şeklindeki bu kompakt yapı bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Bir sistemde uzun süre boyunca eşit olmayan fiziksel basıncı en kesin biçimde hangi ifade anlatır?

  1. long-term pressure imbalances
  2. long-term emotional pressure
  3. temporary pressure readings
Cevabı göster

long-term pressure imbalances

Fracking's biggest controversy, though, is happening above the ground. Anlatım akışı

4:11

Ancak fracking'in en büyük tartışması yerin üstünde yaşanıyor.

Anlatım akışı

Yer altından yüzeye geçiş olarak happening above the ...

Tam cümlede vurgulanan bölüm ground sözcüğüyle devam ederek happening above the ground ifadesini oluşturur. Bu ifade, daha önce ele alınan yer altı suyu, basıncı ve kayaçlarla mekânsal bir karşıtlık kurar. Bu karşıtlık aynı zamanda savın akışını düzenler. Though ile birlikte dikkati yer altında meydana gelebilecek olaylardan yüzeyle bağlantılı tartışmaya yöneltir. Dolayısıyla yer bildiren bu ifade, yalnızca bir olayın nerede gerçekleştiğini söylemez; konu geçişi olarak da işlev görür.

Alıştırma

Bu bağlamda happening above the ground hangi söylem işlevini görür?

  1. Tartışmayı yer altındaki etkilerden yüzey düzeyindeki bir soruna taşır.
  2. Gökyüzünde gerçekleşen bir faaliyeti tanıtır.
  3. Yer altındaki bütün etkilerin sona erdiğini söyler.
Cevabı göster

Tartışmayı yer altındaki etkilerden yüzey düzeyindeki bir soruna taşır.

The general consensus is that burning natural gas is better for the environment than burning coal, Anlatım akışı

4:15

Genel kanı, doğal gaz yakmanın kömür yakmaktan çevre için daha iyi olduğudur;

Anlatım akışı

The general consensus is that: yaygın biçimde paylaşılan bir görüşü sunmak

The general consensus is that + yan cümle kalıbı, ardından gelen iddiayı konuşanın kişisel görüşü olarak değil, ilgili bir grup tarafından yaygın biçimde paylaşılan bir görüş olarak sunar. That, üzerinde uzlaşılan görüşün içeriğini veren yan cümleyi başlatır. General geniş çaplı bir uzlaşıyı belirtir, ancak herkesin tamamen aynı fikirde olduğu anlamına gelmez. Bu kalıp, içeriği söylemeden önce iddiayı baskın görüş olarak konumlandırarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle iddiayı konuşanın kişisel görüşü yerine yaygın biçimde paylaşılan bir görüş olarak sunar?

  1. A few critics argue that the policy needs revision.
  2. My view is that the policy needs revision.
  3. The general consensus is that the policy needs revision.
Cevabı göster

The general consensus is that the policy needs revision.

since the gas collected from fracking

4:21

çünkü fracking ile toplanan gaz,

emits only half the carbon dioxide as coal Dilbilgisi

4:23

kömürün saldığı karbondioksitin sadece yarısını

Dilbilgisi

only half the carbon dioxide as coal: sıkıştırılmış bir yarım karşılaştırmasını anlamak

Bu sıkıştırılmış karşılaştırmada only half the carbon dioxide as coal, gazın kömürün yaydığı karbondioksit miktarının %50'sini yaydığı anlamına gelir. Half oranı verir, as coal ise karşılaştırma ölçütünü belirtir; burada coal, kömürün yaydığı miktarı temsil eder. Daha açık tam yapı half as much carbon dioxide as coal does şeklindedir. Carbon dioxide sayılamayan bir miktar olarak ele alındığı için genişletilmiş yapıda many değil much kullanılır. Only, miktarın yarıyla sınırlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Tam olarak %50 anlamını vermek için cümleyi half as much ... as yapısıyla tamamlayın: This heater produces ____ smoke ____ the old one.

Cevabı göster

half as much · as

per unit of energy. Kalıp ifadeler

4:26

enerji birimi başına yayar.

Kalıp ifadeler

per unit of energy: ortak bir karşılaştırma temeli

Per unit of energy, “her bir standart enerji birimi başına” anlamına gelir. Burada per, bir oranın hesaplanmasında kullanılan temeli belirtir. Bu nedenle karşılaştırılan şey toplam kirlilik değil, aynı miktarda enerjiyle ilişkili kirlilik miktarıdır. Yeniden kullanılabilen per unit of + isim kalıbı ölçüm ve karşılaştırmalarda yaygındır. Bir birimi payda olarak kullanmak, farklı büyüklükteki kaynakları aynı temelde karşılaştırmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “her bir standart enerji birimi başına” anlamına gelen oran ifadesiyle tamamlayın: The report compares emissions ____.

Cevabı göster

per unit of energy

The pollution caused by the fracking itself, though, isn't negligible. Kelime

4:28

Ancak fracking'in kendisinin neden olduğu kirlilik de göz ardı edilemez.

Kelime

isn't negligible: temkinli vurgu

Isn't negligible, kirliliğin göz ardı edilebilecek kadar küçük veya önemsiz olmadığı anlamına gelir. Olumsuz biçim, bu miktarın pratikte hiçbir önem taşımadığı düşüncesini reddeder. Bu, temkinli bir vurgudur. Kirliliğin önemli olduğunu ve analize katılması gerektiğini söyler; ancak onun çok büyük veya felaket boyutunda olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir riskin aşırı olduğunu söylemeden önemli olduğuna dair temkinli bir uyarı yapar?

  1. The risk is negligible, so no further action is needed.
  2. The risk isn't negligible, so we should examine it carefully.
  3. The risk is catastrophic, so immediate action is essential.
Cevabı göster

The risk isn't negligible, so we should examine it carefully.

Methane that leaks out during the drilling and pumping process Öbek fiiller

4:32

Sondaj ve pompalama işlemi sırasında dışarı sızan metan,

Öbek fiiller

“leaks out”: içeriden dışarıya sızma

Burada leaks out, bir şeyin bir sistemin veya kapalı alanın içinden istemeden dışarı kaçması anlamına gelir. Sondaj ve pompalama sırasında dışarı kaçan madde metandır. out parçacığı, içeriden dışarıya doğru yön anlamı katar. Bu öbek fiil gazlar ve sıvılar için kullanılabildiği gibi, mecazi olarak bilgilerin izinsiz şekilde öğrenilmesi için de kullanılabilir.

Alıştırma

leak fiiline dışarı yönlü hareketi belirten parçacığı ekleyerek cümleyi tamamlayın: When the seal breaks, gas can ____ of the tank.

Cevabı göster

leak out

is many times more potent than carbon dioxide as a greenhouse gas. Notlar

4:36

bir sera gazı olarak karbondioksitten kat kat daha güçlüdür.

Dilbilgisi

“many times more potent than”: katlar düzeyinde karşılaştırma

many times + karşılaştırma hâlindeki sıfat + than kalıbı, bir şeyin belirli bir özelliğe başka bir şeyden katlar düzeyinde daha fazla sahip olduğunu anlatır. Burada more potent, sera etkisi oluşturma yetenekleri bakımından metanı karbondioksitle karşılaştırır. Potent, “belirli bir etkiyi oluşturma gücü yüksek” anlamındadır. many times büyük bir kat farkını vurgular; ancak sayı verilmediği için kesin bir oran belirtmez.

Alıştırma

many times + comparative + than kalıbını ve efficient sıfatını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new engine is ____ the old one.

Cevabı göster

many times more efficient than

Kelime

a greenhouse gas: ısıyı tutan bir gaz

A greenhouse gas, atmosferdeki ısıyı soğurup yeniden salarak sera etkisini güçlendiren bir gazdır. as a greenhouse gas ifadesindeki as, karşılaştırmayı bu rol veya etkiyle sınırlar. Cümle, söz konusu gaz ile karbondioksitin ısıyı tutma etkisini karşılaştırır; bütün fiziksel veya kimyasal özelliklerini değil.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz iklim terimiyle tamamlayın: Carbon dioxide traps heat in the atmosphere, so it is ____.

Cevabı göster

a greenhouse gas

Some scientists argue that methane eventually dissipates, Kelime

4:41

Bazı bilim insanları metanın zamanla dağıldığını,

Kelime

eventually dissipates: zamanla yavaş yavaş dağılır

Eventually dissipates, bir şeyin bir süre sonra yavaş yavaş dağılıp gücünü kaybetmesi demektir. Eventually bir sürecin sonundaki sonucu belirtirken dissipates gaz, sis, ısı veya bir etkinin yoğunluğunun ya da gücünün azalmasını anlatır. Burada ifade, metanın aynı yoğunlukta veya güçte sonsuza kadar kalmadığını söyler. Ani bir yok oluşu değil, kademeli bir süreci anlatır.

Alıştırma

Kademeli bir nihai sonucu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After the engine is switched off, the remaining heat ____.

Cevabı göster

eventually dissipates

so has a relatively low long-term impact. Kalıp ifadeler

4:44

bu nedenle nispeten düşük bir uzun vadeli etkiye sahip olduğunu savunuyor.

Kalıp ifadeler

relatively low long-term impact: temkinli bir karşılaştırma

Relatively, low sözcüğünü niteler. Uzun vadeli etkinin ilgili bir alternatif, ölçüt veya başka bir durumla karşılaştırıldığında düşük olduğunu belirtir; etkinin mutlak anlamda mutlaka düşük olduğu anlamına gelmez. Long-term, impact sözcüğünü niteler; dolayısıyla değerlendirme zaman içindeki etkilerle ilgilidir. İfade bir bütün olarak etkinin önemsiz ya da hiç olmadığını söylemek yerine ölçülü bir değerlendirme sunar.

Alıştırma

Cümlede relatively low ne anlatıyor?

  1. Etki zamanla sıfıra inecektir.
  2. Etki mümkün olan her ölçüte göre düşüktür.
  3. Etki, ilgili bir ölçüte kıyasla düşüktür ancak mutlak anlamda düşük olmayabilir.
Cevabı göster

Etki, ilgili bir ölçüte kıyasla düşüktür ancak mutlak anlamda düşük olmayabilir.

But a greater question hangs in the air. Deyimler

4:48

Ancak havada asılı kalan daha büyük bir soru var.

Deyimler

a greater question hangs in the air: önemli ve çözümsüz bir mesele

Burada hangs in the air mecazi bir ifadedir. Daha önemli olan soru insanların zihnindedir ancak hâlâ yanıtlanmamış veya çözümsüzdür; greater fiziksel olarak daha büyük değil, daha önemli ya da daha geniş kapsamlı demektir. Cümle aynı zamanda tartışmanın akışını yönlendirir. But dikkati önceki noktadan uzaklaştırır ve bu imge, daha önemli soru belirtilmeden önce merak ve gerilim yaratır.

Alıştırma

Cümleyi “yanıtsız kalır” anlamındaki mecazi ifadeyle tamamlayın: The report settles several small issues, but one larger question still ____: who will fund the plan?

Cevabı göster

hangs in the air

Does fracking take time, money, and research Öbek fiiller

4:51

Fracking, daha temiz yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişiminden

away from the development of cleaner renewable energy sources? Kelime

4:54

zaman, para ve araştırmayı alıp götürüyor mu?

Öbek fiiller

take time, money, and research away from: sınırlı kaynakları başka yöne aktarmak

take A away from B kalıbında A, alınan veya başka yöne aktarılan kaynaktır; B ise bu kaynaktan mahrum kalan faaliyettir. Burada hidrolik kırmanın, daha temiz yenilenebilir enerji geliştirme çalışmalarını destekleyebilecek zaman, para ve araştırmayı kullanıp kullanmadığı sorgulanıyor. Bu kalıp çoğu zaman nesnelerin fiziksel olarak alınmasını değil, sınırlı kaynaklar için rekabeti anlatır. A bir önceliğe verilince B için daha az kaynak kaldığını düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi take, funding, away ve from sözcükleriyle tamamlayın: A costly new stadium could ____ local schools.

Cevabı göster

take funding away from

Kelime

cleaner renewable energy sources: göreceli temizlik ve yenilenebilirlik

Yenilenebilir enerji kaynakları, güneş ışığı veya rüzgâr gibi insanların kullanım zaman ölçeğinde doğal olarak yeniden oluşan kaynaklardır. Cleaner, tüm isim öbeğini karşılaştırma biçiminde niteler: bu kaynaklar ilgili alternatiflerden daha az kirliliğe veya çevresel zarara yol açan kaynaklar olarak sunulur. Cleaner görecelidir, mutlak değildir. Sıfır emisyon veya sıfır çevresel etki iddiasında bulunmaz; renewable ise kendini yenileme özelliğini anlatır ve otomatik olarak tamamen temiz olmayı garanti etmez.

Alıştırma

cleaner renewable energy sources ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Daha ucuz oldukları için renewable olarak adlandırılırlar.
  2. Hiçbir çevresel etkilerinin olmayacağı garanti edilir.
  3. Doğal olarak yeniden oluşurlar ve ilgili alternatiflerden çevreye daha az zararlı olarak sunulurlar.
Cevabı göster

Doğal olarak yeniden oluşurlar ve ilgili alternatiflerden çevreye daha az zararlı olarak sunulurlar.

Natural gas is non-renewable, Kelime

4:58

Doğal gaz yenilenemez bir kaynaktır

Kelime

non-renewable: insan ölçeğindeki bir sürede yenilenmeyen kaynak

Burada non-renewable, doğal gazı insan ölçeğindeki bir sürede yeniden oluşmayan bir kaynak olarak sınıflandırır. Bu, artık hiç doğal gaz kalmadığı anlamına gelmez; kaynağın kullanım yoluyla, doğal süreçlerin yerine koyabileceğinden çok daha hızlı tüketilen sınırlı bir rezerv olduğu anlamına gelir. non- ön eki renewable sözcüğünün anlamını olumsuzlar. Bu sıfat, altyazıdaki gibi be fiilinden sonra ya da non-renewable resource gibi bir ifadede isimden önce kullanılabilir.

Alıştırma

Enerjiyle ilgili bir tartışmada non-renewable ne anlama gelir?

  1. Bir kaynak, insanların onu kullandığı hızla doğal olarak yeniden oluşur.
  2. Bir kaynak, doğal süreçlerin onu yerine koyabileceğinden çok daha hızlı tüketilir.
  3. Bir kaynak çevre üzerinde hiçbir etki yaratmadan enerji üretir.
Cevabı göster

Bir kaynak, doğal süreçlerin onu yerine koyabileceğinden çok daha hızlı tüketilir.

and the short-run economic interests supporting fracking Kelime

5:00

ve fracking'i destekleyen kısa vadeli ekonomik çıkarlar

may fall short in the face of global climate change. Deyimler

5:04

küresel iklim değişikliği karşısında yetersiz kalabilir.

Kelime

short-run economic interests: kısa vadeli ekonomik kazançlar ve kaygılar

Short-run economic interests, anlık kârlar, istihdam veya daha düşük maliyetler gibi görece yakın bir zaman ufkundaki ekonomik kazançları ya da kaygıları ifade eder. Ekonomi ve politika metinlerinde short-run, incelenen dönemi belirler. Bu cümlede ifade, hidrolik kırmayı destekleyen kısa vadeli mali güdüleri belirtir ve bunları çok daha geniş kapsamlı iklim değişikliği tehdidiyle karşı karşıya getirir. İfade, bu çıkarların yanlış veya önemsiz olduğunu söylemez; yalnızca değerlendirildikleri zaman ufkunu sınırlar.

Alıştırma

Hangi durum short-run economic interests odağını en iyi gösterir?

  1. Bir şehir, gelecek birkaç on yıldaki çevresel zararı azaltmak için şimdi daha yüksek maliyetleri kabul eder.
  2. Bir tarihçi üç yüzyıl boyunca kullanılan ticaret sistemlerini karşılaştırır.
  3. Bir şirket, daha sonra daha yüksek maliyetlere yol açabilecek olsa da hemen kâr getiren bir planı seçer.
Cevabı göster

Bir şirket, daha sonra daha yüksek maliyetlere yol açabilecek olsa da hemen kâr getiren bir planı seçer.

Deyimler

may fall short in the face of: baskı altında sınırları değerlendirmek

Burada may fall short, bir şeyin yeterli olmayabileceği veya gereken düzeye ulaşamayabileceği anlamına gelir. In the face of, bir şey değerlendirilirken karşılaşılan ciddi zorluğu ya da baskıyı belirtir. Fall short burada fiziksel olarak düşmek anlamına gelmez. İfade bir bütün olarak temkinli bir değerlendirme yapar: kısa vadeli ekonomik çıkarlar, küresel iklim değişikliğiyle karşılaştırıldığında yetersiz görünebilir. Yeniden kullanılabilen kalıp X may fall short in the face of Y şeklindedir: X, Y ile karşılaştığında yeterli olmayabilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade kısa vadeli ekonomik çıkarlar hakkında ne söylüyor?

  1. Küresel iklim değişikliğiyle karşılaştırıldıklarında yeterli olmayabilirler.
  2. Küresel iklim değişikliği yüzünden kesinlikle ortadan kaybolacaklar.
  3. Küresel iklim değişikliğini daha az ciddi hâle getirecekler.
Cevabı göster

Küresel iklim değişikliğiyle karşılaştırıldıklarında yeterli olmayabilirler.

Experts are still examining fracking's overarching effects.

5:07

Uzmanlar hala fracking'in genel etkilerini inceliyor.

Although modern fracking has been around since the 1940s, Dilbilgisi

5:11

Modern fracking 1940'lardan beri var olmasına rağmen,

it's boomed in the last few decades Kelime

5:15

diğer doğal gaz kaynakları azaldıkça,

Dilbilgisi

Although ... has been around since ..., it's boomed: uzun süreli varlık ve hızlı büyüme karşıtlığı

Although bir ödünleme anlatımı başlatır. İlk yan cümle uzun süredir var olmayı arka plan bilgisi olarak sunarken ana cümle modern hidrolik kırmanın hızla büyüdüğü karşıt gerçeğe dikkat çeker. Bu yapı, bir şeyin ilk kez ne zaman ortaya çıktığıyla ne zaman genişlediğini veya öne çıktığını ayırmaya yardımcı olur. Has been around, bir şeyin günümüze kadar var olduğunu belirten present perfect yapısıdır; since the 1940s ise başlangıç noktasını verir. It's boomed ifadesindeki it's, it is değil it has anlamındadır; boomed, boom fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve hızla büyümüş olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Has been around ve has boomed ifadelerini doğru boşluklara yerleştirin: Although online learning ____ since the 1990s, it ____ in recent years.

Cevabı göster

has been around · has boomed

Kelime

it's boomed: present perfect ile hızlı büyüme

Bu cümlede it's boomed, it is boomed değil, it has boomed demektir. Boom burada geçişsiz bir fiildir: öznenin kendisi hızla genişlemiş veya çok daha popüler hâle gelmiştir. Has boomed biçimindeki present perfect, son birkaç on yıldaki büyümeyi şimdiki durumla ilişkilendirir. Nötr increase fiiline kıyasla boom, hızlı ve belirgin bir genişlemeyi; çoğu zaman da yoğun bir hareketliliği veya güçlü bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi boom fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Online retail ____ over the past decade.

Cevabı göster

has boomed

as other sources of natural gas decrease,

5:17

yenilenemez enerjilerin maliyetleri arttıkça,

the costs of non-renewable energies rise,

5:20

ve son teknoloji onu bu kadar erişilebilir kıldıkça,

and cutting-edge technologies make it so accessible. Notlar

5:22

son birkaç on yılda patlama yaşamıştır.

Kelime

cutting-edge technologies: gelişimin ön saflarındaki teknolojiler

Cutting-edge technologies, günümüzde mevcut olan en gelişmiş ve yenilikçi teknolojiler arasında bulunan teknolojileri ifade eder. Bu ifade, onları gelişimin ön saflarında olarak değerlendirir; gerçek bir kesici kenardan söz etmez. Cutting-edge, technologies ismini niteleyen birleşik bir sıfattır. Bir isimden önce kullanıldığında cutting-edge technology örneğindeki gibi genellikle kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Ders içeriğinde geçen ve çok gelişmiş teknolojiler anlamına gelen kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: The research team uses ____ to monitor the climate.

Cevabı göster

cutting-edge technologies

Dilbilgisi

make it so accessible: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, “nesnenin o duruma gelmesini veya o durumda olmasını sağlamak” anlamına gelir. Burada it nesnedir; accessible ise ileri teknolojilerin oluşturduğu sonucu anlatan nesne tamamlayıcısıdır. So, accessible sözcüğünün derecesini güçlendirir. Bu bağlamda accessible yalnızca fiziksel olarak girilebilir değil; elde edilmesi, benimsenmesi veya uygulanması daha kolay demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede sonuç durumunu göstermek için make + nesne + sıfat yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The update made the app more easily to use.
  2. The update made easier to use.
  3. The update made the app easier to use.
Cevabı göster

The update made the app easier to use.

But many countries and regions have already banned fracking

5:26

Ancak birçok ülke ve bölge, çevre endişelerine yanıt olarak

in response to environmental concerns. Kalıp ifadeler

5:29

fracking'i çoktan yasaklamıştır.

Kalıp ifadeler

in response to environmental concerns: çevresel kaygılara yanıt olarak

In response to, “bir şeye tepki olarak” veya “bir durum bir eylemi tetiklediği için” anlamına gelir. Burada edat grubu, çevresel kaygıların ülkeleri ve bölgeleri hidrolik kırmayı yasaklamaya yönelttiğini açıklar. Because of gibi yalnızca neden belirten bir ifadeyle karşılaştırıldığında bir sıralamayı vurgular: önce bir kaygı, talep, olay veya baskı ortaya çıkar; ardından biri buna karşılık vermek için harekete geçer.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki sabit ifadeyle tamamlayın: The company changed its privacy settings ____ user complaints.

Cevabı göster

in response to

It's undeniable that fracking has reshaped the energy landscape around the world, Notlar

5:32

Fracking'in dünya çapında enerji manzarasını yeniden şekillendirdiği inkar edilemez,

Anlatım akışı

It's undeniable that: bir iddiayı ciddi biçimde tartışılamaz olarak sunmak

It's undeniable that... yapısında it biçimsel öznedir, undeniable iddiayı niteler ve that yan cümlesi iddianın içeriğini verir. Bu çerçeve, iddiayı konuşmacının makul biçimde inkâr edilemeyeceğini düşündüğü bir şey olarak sunar. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak önce sağlam bir öncül kurar, ardından sonuç, sınırlama veya ek tartışma getirir. Tarafsızlık ya da belirsizlik değil, güçlü bir bağlılık ifade eder.

Alıştırma

"It's undeniable that online banking has changed daily life" cümlesinde It's undeniable that ne işlev görür?

  1. Sonraki iddiayı, konuşmacının dinleyicilerin kabul etmesini beklediği sağlam bir öncül olarak sunar.
  2. Konuşmacının taraf tutmadan bir iddiayı aktardığını gösterir.
  3. Sonraki iddiayı belirsiz bir olasılık olarak sunar.
Cevabı göster

Sonraki iddiayı, konuşmacının dinleyicilerin kabul etmesini beklediği sağlam bir öncül olarak sunar.

Deyimler

has reshaped the energy landscape: bir alanın tamamında geniş kapsamlı yapısal değişim

Burada landscape fiziksel manzara değil, bir alanın genel durumu ve yapısı için kullanılan bir mecazdır. Energy landscape başlıca enerji kaynaklarını, piyasa ilişkilerini, teknolojileri ve politika tercihlerini kapsar. Has reshaped, hidrolik kırılmanın geniş kapsamlı ve yapısal bir değişime yol açtığını belirtir; present perfect ise geçmişteki bu değişimi günümüzdeki durumla ilişkilendirir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen reshape the X landscape kalıbı, tüm bir alanın örgütlenme veya gelişme biçimini önemli ölçüde değiştirmek anlamına gelir.

Alıştırma

"Digital payments have reshaped the banking landscape" cümlesinde reshaped the banking landscape ne anlama gelir?

  1. Dijital ödemeler bir bankanın içinde küçük ve ilgisiz bir ayarlama yapmıştır.
  2. Dijital ödemeler bankacılığın genel yapısını ve yönünü önemli ölçüde değiştirmiştir.
  3. Dijital ödemeler bankaların çevresindeki doğal manzarayı değiştirmiştir.
Cevabı göster

Dijital ödemeler bankacılığın genel yapısını ve yönünü önemli ölçüde değiştirmiştir.

but for what long-term benefit and at what cost? Anlatım akışı

5:37

ancak hangi uzun vadeli fayda ve ne bedel karşılığında?

Anlatım akışı

for what long-term benefit ... at what cost? — Fayda ile bedeli tarttıran bir kapanış sorusu

Bu iki soru, uzun vadeli yararı ve bedeli aynı terazide değerlendirir. for what long-term benefit, eylemi haklı çıkaracak kalıcı kazancın ne olduğunu; at what cost ise nelerin feda edilmesi gerekeceğini sorar. Sorunun but sözcüğünden sonra gelmesi, önceki iddia ya da eğilimi anlatmaktan onu değerlendirmeye geçiş yapar. İki kısa bilgi istemek yerine, sonucun verilen ödünlere değip değmediğine karar verme işini dinleyiciye bırakan retorik bir kapanış sorusudur.

Alıştırma

“for what long-term benefit and at what cost?” kapanış sorusunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Bir ürünün tam satın alma fiyatını sorar.
  2. Uzun vadeli faydaların artık kesin olduğunu ilan eder.
  3. Dinleyiciden kalıcı kazanımları gerekli fedakârlıklarla karşılaştırmasını ister.
Cevabı göster

Dinleyiciden kalıcı kazanımları gerekli fedakârlıklarla karşılaştırmasını ister.