Küvette Yaşasaydınız Vücudunuza Ne Olurdu?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Rekorlar ve uç örnekler, uzun süre suda kalmanın kırışmış deriden doku hasarı, enfeksiyon ve kan pıhtısına ilerleyişini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “stayed put” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: “Aynı yerde kalmak” demektir; talimatlarda kullanın, put sözcüğünü yalnızca “yerleştirmek” sanmayın. 2. “long after the cows have come home?” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: until the cows come home deyiminin eğlenceli değişimi çok uzun süreyi abartır; inekleri anlatmaz. 3. “not just” ve “but also” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İki enfeksiyon kaynağı paralel bağlanır; aynı yapıyla ikinci neden, yarar veya sonucu dengeli biçimde ekleyin.
Bu derste
Nothing's more relaxing than a long soak in warm water Dilbilgisi
0:00Hiçbir şey ılık suda uzun bir banyodan daha rahatlatıcı olamaz
En üst düzeyde vurgulu bir değerlendirme için Nothing's more relaxing than ...
Nothing's more relaxing than X, konuşanın X'ten daha rahatlatıcı bir şey düşünemediği anlamına gelir. Yapı, more relaxing than karşılaştırmasını kullanır ama X'e en üstün derece etkisi kazandırır: X, en rahatlatıcı seçenek veya deneyim olarak sunulur. Bu genellikle adı verilen iki şey arasında ölçülü bir karşılaştırma değil, güçlü bir kişisel değerlendirmedir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Nothing's more + sıfat + than + isim veya -ing biçimindeki etkinliktir.
Alıştırma
Yeni cümleyi dersteki vurgulu kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ reading by the fire on a cold night.
Cevabı göster
Nothing's more relaxing than
let the hot water massage: let + nesne + yalın fiil
let the hot water massage yapısında let sözcüğünden sonra nesne olan the hot water ve yalın fiil massage gelir. Nesne aynı zamanda eylemi yapan ögedir. Nesneden sonra to eklemeyin: let the hot water massage kullanın, let the hot water to massage değil. Burada su, birine masaj yapabiliyormuş gibi anlatılır. Let, suya sözlü olarak izin vermek değil, suyun bu rahatlatıcı etkiyi göstermesine olanak tanımak anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi dry fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Let the warm air ____ the towels.
Cevabı göster
dry
massage away: rahatlatıcı bir etkiyle bir şeyi yavaş yavaş ortadan kaldırmak
Massage away ifadesinde away bir sonucu belirtir: masaj yapma veya rahatlatma eylemi bir şeyi yavaş yavaş ortadan kaldırır. Başka bir yere doğru hareketi anlatmaz. Nesne, massage away all those fears and woes örneğinde olduğu gibi away sözcüğünden sonra gelebilir. Daha genel olarak verb + away, tekrarlanan veya devam eden bir eylemin bir sorunu, duyguyu ya da istenmeyen durumu ortadan kaldırmasını ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi massage away ile tamamlayın: After the long hike, she used a foam roller to ____ the tightness in her calves.
Cevabı göster
massage away
But what would happen if we simply stayed put right there Notlar
0:11Ancak, öylece kıpırdamadan küvette
Stay put: tam olarak bulunduğun yerde kalmak
Bu cümlede stayed put, “aynı yerde kalıp oradan ayrılmamak” anlamına gelir. Put, stay put kalıplaşmış ifadesinin bir parçasıdır; burada “bir şeyi bir yere koymak” anlamındaki fiil değildir, bu yüzden nesne almaz. Stay put, kişinin bilinçli olarak yerinde kalmasını ya da bulunduğu yerde beklemesine yönelik bir talimatı anlatabilir. Örnekteki right there bu anlamı daha da güçlendirir.
Alıştırma
“Tam olarak bulunduğun yerde kalmak” anlamına gelen, bu dersteki iki sözcüklü kalıplaşmış ifadeyle talimatı tamamlayın: During the storm, please ____ until an adult says it is safe to move.
Cevabı göster
stay put
what would happen if: varsayımsal bir sonucu sormak
What would happen if ...? hayal edilen bir koşul ortaya koyar ve bunun olası sonucunu sorar. Would, sonucu konuşanın kesin gördüğü bir tahmin olarak değil, varsayımsal bir durum olarak gösterir. Yaygın yapıda varsayımsal koşulu bildiren if yan cümlesinde simple past kullanılır: What would happen if we stayed? Geçmiş zaman biçimi, gerçekliğe veya kesinliğe mesafe belirtir; mutlaka geçmiş zamana gönderme yapmaz.
Alıştırma
Varsayımsal soruyu dersteki yapının aynısıyla tamamlayın: ____ we left the door unlocked all night?
Cevabı göster
What would happen if
Didn't budge: hiç hareket etmedi
Didn't budge, “en küçük bir miktar bile hareket etmedi” anlamına gelir. Bu cümlede, birinin yalnızca bir yerde kalmış olmasını değil, fiziksel olarak tamamen hareketsiz olmasını vurgular. Did zaten geçmiş zamanı ve olumsuzluğu belirttiği için budge yalın fiil biçiminde kalır: didn't budge doğrudur, didn't budged değildir. Bu fiil mecaz anlamda da kullanılabilir: won't budge denilen bir kişi fikrini veya kararını değiştirmeyi reddeder.
Alıştırma
“En küçük bir miktar bile hareket etmek” anlamına gelen, bu dersteki fiilin yalın biçimiyle tamamlayın: Mia pushed the heavy door, but it didn't ____.
Cevabı göster
budge
Is there a period of time when winding down gets dangerous? Öbek fiiller
0:14Rahatlamanın tehlikeli hale geldiği bir süre var mı?
Yavaş yavaş rahatlama anlamındaki “winding down”
Bu soruda winding down, günün etkinliklerinden sonra hareketliliğin yavaş yavaş azalması ve kişinin rahatlaması anlamına gelir. winding down gets dangerous yan cümlesinde winding down bu etkinliğin adıdır ve gets dangerous ifadesinin öznesi olarak kullanılır. Wind down, rahatlamayı veya sona ermeyi tek bir an değil, yavaş ilerleyen bir süreç olarak anlatan bir öbek fiildir. Bir etkinliğin, işletmenin veya makinenin faaliyetini giderek azaltmasını da anlatabilir; ancak burada bir kişinin rahatlamasını ifade eder.
Alıştırma
Asıl soruda “winding down” ne anlama geliyor?
- Yavaş yavaş rahatlamak ve etkinliği azaltmak
- Daha endişeli ve enerjik olmak
- Bir etkinliği hemen durdurmak
Cevabı göster
Yavaş yavaş rahatlamak ve etkinliği azaltmak
How long is too long when it comes to taking a bath? Kalıp ifadeler
0:18Banyo yapmak söz konusu olduğunda ne kadar süre çok uzundur?
Konuyu belirten “when it comes to”
When it comes to, ardından gelen yorumun hangi konu veya alanla ilgili olduğunu belirtir. Burada when it comes to taking a bath, “banyo yapma konusu söz konusu olduğunda” anlamına gelir; dolayısıyla soru, bu etkinlik için hangi sürenin fazla uzun sayıldığını sorar. Bu ifadede to bir edattır. Ardından bir isim, zamir veya -ing biçimi gelir: when it comes to baths, when it comes to them, when it comes to taking a bath. Fiilin yalın biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle ifadeyi “banyo yapma konusu söz konusu olduğunda” anlamında doğru kullanıyor?
- When it comes to taking a bath, water temperature matters.
- When it comes to take a bath, water temperature matters.
- When it is time to taking a bath, water temperature matters.
Cevabı göster
When it comes to taking a bath, water temperature matters.
İlk maddeyi gösteren sıralama işareti First up
First up, sırada ilk maddenin olduğunu gösteren konuşma diline özgü bir işarettir. Bu cümlede dinleyiciyi girişten ilk uyarıya veya konuya geçirir. Buradaki up yukarı doğru hareketi anlatmaz. İfadenin tamamı bilgiyi düzenler; özellikle sunumlarda, gösterimlerde, listelerde ve yorumlarda kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi ilk maddeyi tanıtan iki sözcüklü konuşma ifadesiyle tamamlayın: We have three games to try. ____, let's play the memory game.
Cevabı göster
First up
aren't always our best bedfellows ifadesindeki mecaz
Bedfellows sözcüğü kelime anlamıyla aynı yatağı paylaşan kişileri belirtir, ancak burada yakın ilişki içinde bulunan veya işleyen şeyler için kullanılan bir mecazdır. heat and water aren't always our best bedfellows demek, ısı ve su birleşiminin bazen sorunlu ya da tehlikeli olabileceği anlamına gelir. Bu ifade kesin değil, temkinlidir: aren't always, birleşimin sorunsuz olduğu durumlara da yer bırakır. Aktarılabilir kalıp X and Y are good/strange/uncomfortable bedfellows şeklindedir ve iki kişinin, fikrin ya da koşulun birbirine ne kadar uyduğunu değerlendirmek için kullanılır.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? Humor and serious warnings are not always the best bedfellows.
- Aynı yatağı paylaşan kişilerdir.
- Aynı mesajda asla birlikte yer alamazlar.
- Bazen birlikte iyi işlemeyebilirler.
Cevabı göster
Bazen birlikte iyi işlemeyebilirler.
does exist ifadesindeki vurgulu does
Bu olumlu cümlede does vurgu katar: şaşırtıcı gelse bile turnuva gerçekten vardır. Bir gerçeği güçlü biçimde doğrular veya varsayılan bir şüpheyi düzeltir. Vurgulu does sonrasında exists değil, fiilin yalın hâli olan exist kullanılır. Kalıp şöyledir: özne + do/does/did + fiilin yalın hâli.
Alıştırma
Cümleyi tekil bir özneye uygun geniş zaman vurgulama yardımcı fiiliyle tamamlayın: The tiny museum ____ attract thousands of visitors each year.
Cevabı göster
does
aren't the worst parts ... It's the humidity ile düzeltici odak
İlk cümle, sıcaklık ve süreyi beklenen en önemli konumdan çıkarır: bunlar en kötü etkenler değildir. Ardından gelen kısa cümle, asıl odak noktasının nem olduğunu söyler. Bu iki aşamalı kalıp bir düzeltmeyi düzenler: önce olası cevap reddedilir, sonra daha önemli cevap öne çıkarılır. A isn't the main issue. It's B. biçiminde başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Hangi seçenek önce beklenen bir nedeni reddedip ardından gerçek nedeni öne çıkarıyor?
- The main problem wasn't traffic. It was a software failure.
- The main problem was both traffic and a software failure.
- Was the main problem traffic or a software failure?
Cevabı göster
The main problem wasn't traffic. It was a software failure.
for more than a day would certainly make you wrinkly. Dilbilgisi
0:58sizi kesinlikle buruşuk hale getireceğini biliyoruz.
While no record seems to exist ... we do know: bilinmeyenden bilinene geçiş çerçevesi
While no record seems to exist, ödünleyici bir sınırlama sunar: konuşmacı, bir kanıt parçasının mevcut olmadığını kabul eder. Buradaki while, “... sırasında” değil, although yani “... olsa da” anlamındadır. Cümle daha sonra we do know ifadesine geçer. Yardımcı fiil do vurgu taşır; böylece önceki belirsizliğe rağmen sonraki iddianın doğrulanmış olduğunu belirtir. Bu, bilinmeyenden bilinene geçen ve yeniden kullanılabilen bir çerçeve oluşturur: While X belirsiz veya mevcut değil, we do know Y.
Alıştırma
Sınırlamayı ve doğrulanmış bilgiyi belirten tam İngilizce sözlerle kanıt çerçevesini tamamlayın: ____ we do not have the final attendance figure, ____ that more than two hundred people registered.
Cevabı göster
While · we do know
make you wrinkly: make + nesne + sıfat
make + nesne + sıfat yapısı, bir şeyin nesneyi sıfatın belirttiği duruma getirmesi veya o durumda olmasına neden olması anlamına gelir. make you wrinkly ifadesinde you geneldir ve wrinkly, bir insanın cildinin sonuçta aldığı durumu anlatır. Sıfat, araya to be girmeden doğrudan nesneden sonra gelir: make you wrinkly. Bu yapı duygusal, fiziksel veya başka sonuç durumlarını anlatabilir.
Alıştırma
made, everyone ve impatient sözcüklerini make + nesne + sıfat yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: The long delay ____.
Cevabı göster
made everyone impatient
because the body is simply absorbing too much water,
1:02vücudun çok fazla su emmesinden kaynaklandığını düşünür,
Not really the case ile nazikçe düzeltme
Bu cümlede not really the case, vücudun çok fazla su emdiği düşüncesine gönderme yapar. Burada case, “gerçek durum” anlamındadır ve ifade önceki açıklamanın doğru olmadığını belirtir. Bu, nazik bir düzeltmedir: not really, olumsuzlamayı That's wrong ifadesinden daha yumuşak yapar. Genel olarak bu ifade, daha iyi bir açıklama vermeden önce bir iddiayı reddetmek veya düzeltmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu düşüncenin doğru olmadığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Many people think the museum is closed on Mondays, but that is ____.
Cevabı göster
not really the case
our body trying to find a way to improve its grip Kalıp ifadeler
1:08vücudumuzun bu yeni kaygan su koşullarında
in these new slippery aquatic conditions.
1:10tutuşunu iyileştirmenin bir yolunu bulmaya çalışmasıdır.
Uygulanabilir yöntemler için find a way to + fiil
Bu cümlede find a way to improve its grip, kırışmayı vücudun bir hedefe ulaşmak için kullandığı yöntem olarak sunar. Vücut, bir sorun çözüyormuş gibi kişileştirilmiştir. Aktarılabilir kalıp find a way to + fiilin yalın hâlidir. Özellikle çözüm açık veya kolay olmadığında, bir şeyi yapmanın uygulanabilir yöntemini bulmak ya da oluşturmak anlamına gelir; way burada rota değil, “yöntem” demektir.
Alıştırma
Bir yöntem bulmayı veya oluşturmayı belirten hedef ifadeyle tamamlayın: The first design failed, so we need to ____ make the bridge stronger.
Cevabı göster
find a way to
spent 10 days submerged: su altında 10 gün geçirmek
Burada spent 10 days submerged, Tim'in on günlük süreyi su altında geçirdiği anlamına gelir. Ana fiil spent'tir; submerged ise bu süre içindeki durumunu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır, ikinci bir ana eylem değildir. Kalıp spend + süre + durum şeklindedir. spent two hours trapped örneğinde olduğu gibi süreyi ve devam eden durumu tek bir cümlecikte birleştirir.
Alıştırma
Cümleyi spend + duration + state kalıbıyla tamamlayın. After the storm closed the road, the hikers ____ in the cabin.
Cevabı göster
spent two days trapped
Yarrow beat a previous world record set in 1986
1:19Yarrow 1986'da kırılan önceki dünya rekorunu kırdı
and even use the bathroom all underwater.
1:23ve hatta tuvaleti kullanmak dahil her şeyi su altında yapmak zorunda kaldı.
went viral: internette hızla yayıldı
Burada went viral, görüntülerin internette çok hızlı yayılıp geniş bir kitleye ulaştığı anlamına gelir. Viral, gerçek bir virüsü değil, paylaşım yoluyla yayılma biçimini anlatır. Go + sıfat bir durum değişikliğini gösterebilir: içerik için goes viral, geçmişte olan bir olay için went viral kullanılır. Bu ifade, yalnızca became popular demekten farklı olarak genellikle çevrim içi paylaşımla gerçekleşen hızlı ve geniş çaplı yayılmayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi ‘internette çok hızlı yayılmak’ anlamına gelen kalıpla tamamlayın. Her science experiment video ____ after a famous creator shared it.
Cevabı göster
went viral
set the world record for the longest scuba dive, Kalıp ifadeler
1:36en uzun tüplü dalış dünya rekorunu kırdı,
set the world record for + rekor kategorisi
Bu cümlede set the world record for, “bir kategoride resmî olarak tanınan dünyanın en iyi sonucunu belirlemek” anlamına gelir. for'dan sonra gelen the longest scuba dive, rekorun kategorisini belirtir. Bir kişi rekor niteliğinde bir sonuç ortaya koyduğunda set the/a record for + başarı veya kategori kalıbını kullanabilirsiniz. Buradaki set, “belirlemek” anlamındadır; “bir cihazı ayarlamak” anlamında değildir.
Alıştırma
Bir yarışma türü yeni bir resmî rekor kategorisi oldu ve daha önce dünya rekoru yok. Lina yarışmayı tamamlayarak ilk standardı belirliyor. Bu eylemi en doğru ifade eden cümle hangisidir?
- Lina broke the world record for the new challenge.
- Lina set the world record for the new challenge.
- Lina held the world record for the new challenge.
Cevabı göster
Lina set the world record for the new challenge.
15 ft below the surface of South Holston Lake.
1:40bir platformda yaşayarak 6 günden fazla zaman geçirdi.
He clocked up a total of 145 hours underwater, Öbek fiiller
1:43Su altında toplam 145 saat geçirdi,
clocked up + birikmiş toplam
clocked up, clock up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Zaman içinde ölçülebilir bir toplam biriktirmek anlamına gelir. Buradaki toplam, su altında geçirilen 145 saattir. Nesne genellikle saat, mil, puan veya katılım sayısı gibi bir miktardır. Ana fikir toplamın giderek büyümesidir; saate bakmak veya tek bir eylemin süresini ölçmek değildir.
Alıştırma
Bir Britanya haberinde şu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar: After ten years of deliveries, the van had ... more than 300,000 miles?
- looked up
- clocked in
- clocked up
Cevabı göster
clocked up
wasn't short for entertainment ile wasn't short of entertainment arasındaki fark
Bu bağlamda doğal cümle Hall wasn't short of entertainment olur. Be short of something, bir şeyin eksik olması veya yeterince bulunmaması demektir; bu nedenle wasn't short of, Hall'un bolca eğlence imkânı olduğunu belirtir. Be short for farklı bir yapıdır: X is short for Y, X'in Y'nin kısaltması veya kısa biçimi olduğu anlamına gelir. Burada eğlence eksikliği olmadığını ifade edemez.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta öğretilen ve “bolca vardı” anlamına gelen be short of biçimiyle tamamlayın: Even during the long trip, Maya ____ entertainment.
Cevabı göster
wasn't short of
the government has been accused of taking political prisoners Anlatım akışı
2:08hükümet siyasi mahkumları alıp
has been accused of: bir iddiayı suçlama olarak aktarmak
Has been accused of, present perfect edilgen yapıda bir haber aktarma kalıbıdır. Hükümeti suçlamanın hedefi konumuna getirir ve iddiayı anlatıcının doğruladığı bir gerçek olarak sunmak yerine başkalarına dayandırır. Present perfect, suçlamayı mevcut tartışma açısından hâlâ ilgili gösterir. Accuse fiilinden sonra of ve ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir. Cümlede taking ve leaving, suçlamaya konu olan iki eylemi adlandıran paralel -ing biçimleridir.
Alıştırma
Hangi cümle bir iddiayı kanıtlanmış gerçek gibi sunmadan aktarır?
- The mayor admitted that she accepted illegal donations.
- It has been proven that the mayor accepted illegal donations.
- The mayor has been accused of accepting illegal donations.
Cevabı göster
The mayor has been accused of accepting illegal donations.
render + nesne + sıfat: renders the victims unable to stand
Burada renders, “belirli bir duruma gelmesine neden olur” anlamındadır. Yapı render + nesne + sıfat şeklindedir: renders + the victims + unable. Unable sıfatı, işkencenin yol açtığı sonuç durumunu belirtir. Bu kalıp, özellikle resmî anlatımlarda bir şeyin bir kişiyi veya nesneyi belirli bir duruma getirdiğini gösterir: render a device useless, render a rule ineffective. Bu yapıda sıfattan önce to be kullanılmaz.
Alıştırma
Resmî render + nesne + sıfat yapısını tamamlayın. İlk boşlukta render fiilinin basit geçmişini, ikinci boşlukta useless sözcüğünü kullanın: The water damage ____ the keycard ____.
Cevabı göster
rendered · useless
in the bathtub might not be an altogether great idea. Ton ve niyet
2:25pek de harika bir fikir olmayabileceğini bir kez daha gösteriyor.
might not be an altogether great idea ifadesindeki hafifletici anlatım
Sözcüğü sözcüğüne bakıldığında ifade, bir şeyin tamamen harika bir fikir olmayabileceği ihtimalini açık bırakır. Ancak bu bağlamda might not, not ve altogether üst üste gelerek çok daha güçlü bir olumsuz yargıyı yumuşatır. Önceki durum ciddi zarar verdiği için konuşmacının asıl demek istediği, küvette çok uzun süre kalmanın çok kötü bir fikir olduğudur. Hafif sözler kuru ve kara bir mizah yaratır: açık bir tehlike, yalnızca küçük bir kuşkuymuş gibi anlatılır.
Alıştırma
Motordan duman çıktığını gören biri, “Driving another hundred miles might not be an altogether great idea.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Devam etmek küçük bir sakıncası olan, genel olarak iyi bir plandır.
- Yolculuğun eğlenceli olup olmayacağından emin değiller.
- Devam etmek muhtemelen çok tehlikelidir ve bundan kaçınılmalıdır.
Cevabı göster
Devam etmek muhtemelen çok tehlikelidir ve bundan kaçınılmalıdır.
long after the cows have come home: bir deyimin mizahi biçimde değiştirilmesi
Kalıplaşmış until the cows come home deyimi “çok uzun süre” anlamına gelir. İneklerin geç vakitte dönmesini bekleme şeklindeki abartılı imgeyi kullanır; bu cümle gerçekte ineklerden söz etmez. Burada long after, alışılmış deyimi değiştirir. Eylem, deyimin hayalî bitiş noktasının bile ötesinde sürer; böylece bu değişiklik olağanüstü uzun bir süreyi mizahi biçimde vurgular.
Alıştırma
“They kept talking long after the cows had come home,” İngilizce cümlesindeki son bölüm en doğal olarak neyi anlatır?
- Deyimin hayalî bitiş noktasını aşacak kadar son derece uzun süre konuştular.
- İnekleri eve nasıl getireceklerini konuştular.
- Gerçek inekler çiftliğe dönünce konuşmayı bıraktılar.
Cevabı göster
Deyimin hayalî bitiş noktasını aşacak kadar son derece uzun süre konuştular.
prolonged immersion in water: uzun süre suya batmış kalma
Bu cümlede prolonged immersion in water, vücudun uzun süre boyunca kesintisiz biçimde suya batmış durumda kalması anlamına gelir. Prolonged, kısa bir temastan daha uzun bir süreyi vurgularken immersion, bir etkinliğe zihinsel olarak dalmayı değil fiziksel olarak suya batmayı anlatır. Bu isim öbeği, ele alınan duruma resmî ve teknik bir ad verir. Sağlık, güvenlik ve araştırma metinlerinde günlük konuşmadaki staying in water ifadesinden daha kesindir.
Alıştırma
Bir güvenlik raporu, bir işçinin ayaklarının saatlerce sel suyunun altında kaldığını açıklıyor. En kesin resmî ifade hangisidir?
- prolonged immersion in water
- brief immersion in water
- prolonged exposure to water
Cevabı göster
prolonged immersion in water
leads to skin breakdown: cilt dokusunun bozulmasına yol açar
Leads to, bir nedeni onun sonucuna bağlar: A leads to B, A'nın B'ye neden olduğu veya katkıda bulunduğu anlamına gelir. Burada prolonged immersion in water neden, skin breakdown ise sonuçtur. To bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Skin breakdown burada cilt bariyerinin ya da dokusunun zarar görmesini ifade eden tıbbi bir terimdir. Duygusal çöküş anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Repeated friction ____ skin irritation.
Cevabı göster
leads to
Özetleme işareti olarak In essence
In essence, konuşan kişinin daha ayrıntılı bir açıklamayı ana fikrine indirgediğini dinleyiciye bildirir. Bilgiyi düzenler: ardından gelen bölüm başka bir destekleyici ayrıntı değil, temel sonuçtur. Burada tıbbi ifadeyi tehlikenin ardındaki temel mekanizma olarak sunar. “Basitçe söylemek gerekirse” veya “özünde” yakın anlamlı açıklamalardır; essence sözcüğünün madde ya da koku anlamındaki gerçek isim kullanımı değildir.
Alıştırma
Bir sonraki yan cümlenin karmaşık bir açıklamanın ana fikrini verdiğini en iyi hangi başlangıç belirtir? “_____, the new schedule gives each team one extra day.”
- For example
- On the other hand
- In essence
Cevabı göster
In essence
You will literally waste away hanging out in the tub. Öbek fiiller
2:43Küvette takılarak kelimenin tam anlamıyla eriyip gidersiniz.
waste away: giderek zayıflayıp güçten düşmek
“Waste away”, zamanla giderek zayıflamak, güçten düşmek veya sağlığını kaybetmek anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Genellikle hastalık, yiyecek yetersizliği ya da uzun süre hareketsiz kalma sonucu oluşan fiziksel çöküşü anlatır. Bu cümlede, küvette kalmanın sonucunu abartılı biçimde anlatır. “Zaman harcamak” anlamına gelmez; özne, bedeni giderek güçten düşen kişidir.
Alıştırma
Hangi cümlede “waste away” giderek zayıflamak ve güçten düşmek anlamında kullanılmıştır?
- We wasted an hour waiting for the bus.
- Ocean waves wore away the edge of the cliff.
- Without enough food, the stranded hikers began to waste away.
Cevabı göster
Without enough food, the stranded hikers began to waste away.
To be fair: dengeleyici bir sınırlama eklemek
“To be fair”, tartışmayı daha dengeli kılan bir olguyu veya bakış açısını sunan söylem belirtecidir. Genellikle diğer tarafı kabul eder ya da fazla güçlü görünen bir ifadeye sınır getirir. Burada konuşan kişi, hasarın ortaya çıkmasının yaklaşık iki gün süreceğini ekliyor. Bu, önceki uyarıyı yumuşatır ancak ana fikri geçersiz kılmaz.
Alıştırma
İkinci cümleyi adil bir sınırlama sunan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new employee made several mistakes. ____, the new employee had received almost no training.
Cevabı göster
To be fair
would have + süre + before...: varsayımsal kullanılabilir zaman
Bu varsayımsal tahminde would have about 2 days, yaklaşık iki günlük kullanılabilir zaman olacağı anlamına gelir. Have bir zaman aralığına sahip olmayı anlatır; zorunluluk anlamına gelmez. before yan cümlesi bu zaman aralığını sona erdiren olayı belirtir: yaklaşık iki gün sonra kabarcıklar oluşacaktır. Hayal edilen bir koşuldaki süre sınırını anlatmak için would have + süre + before + sonraki olay yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Varsayımsal zaman aralığını anlatan cümleyi dersteki iki sözcüklü fiil ifadesiyle tamamlayın: If the backup battery failed, we ____ about ten minutes before the servers shut down.
Cevabı göster
would have
following the onset of vesicles: kabarcıklar başladıktan sonra
Burada following bir edattır ve sonra anlamına gelir. The onset of vesicles, kabarcıkların ilk kez ortaya çıkmaya başladığı anı belirtir; dolayısıyla tüm ifade ciltteki değişimi bu başlangıç noktasından sonraya yerleştirir. following the onset of + durum veya olay yapısı, zaman çizelgesini düzenleyen resmî ve isim temelli bir ifadedir. Durumun bütünüyle bitmesinden sonrasını değil, başlangıcından sonrasını anlatır.
Alıştırma
Kesinti başladıktan sonra anlamını vermek için dersteki resmî, isim temelli ifadeyi kullanın: ____, the emergency lights came on.
Cevabı göster
Following the onset of the outage
peel away: bir katmanın yüzeyden ayrılması
Bu cümlede peel away, bir deri katmanının bağlı olduğu yüzeyden veya dokudan yavaş yavaş ayrılması anlamına gelir. Peel, ince bir dış katmanın kalkmasını veya çıkarılmasını anlatır; away ise ayrılma sonucunu vurgular. Bu ifade deri, boya, etiket veya başka kaplama katmanları için kullanılabilir. Buradaki away, başka bir yere doğru gitmek anlamına gelmez; katmanın artık bağlı olmadığını gösterir.
Alıştırma
Hangi durum peel away ifadesine en uygun örnektir?
- Bir sıvı yüzey tarafından tamamen emilir.
- Gevşemiş bir katman altındaki yüzeyden yavaşça ayrılır.
- İki katı cisim birbirine çarpar.
Cevabı göster
Gevşemiş bir katman altındaki yüzeyden yavaşça ayrılır.
you would become subject to infection Kalıp ifadeler
3:03sadece o zamana kadar sizin kendi gözenekli
become subject to infection: henüz enfekte olmadan enfeksiyona açık hâle gelmek
Become subject to infection ifadesinde subject to, zararlı bir duruma maruz veya açık olmak anlamına gelen bir sıfat öbeğidir. Become bir değişimi gösterir: deri bariyeri kaybolduğunda kişi enfeksiyon riskiyle karşılaşmaya başlar. Bu ifade enfeksiyonun çoktan gerçekleştiğini söylemez. Burada subject, konu veya okul dersi anlamında değildir; to ise infection ismini getiren bir edattır.
Alıştırma
“After the protective seal breaks, the contents become subject to contamination” cümlesi ne anlama gelir?
- Kirlenme bir risk hâline gelir, ancak gerçekleştiği söylenmez.
- İçerik artık kirlenemez.
- İçerik o anda kesinlikle kirlenmiştir.
Cevabı göster
Kirlenme bir risk hâline gelir, ancak gerçekleştiği söylenmez.
not just from that 2-day old water Dilbilgisi
3:05salgılarınızın ılık bir yahnisine dönüşmüş olacak olan
Varsayımsal olarak tamamlanmış değişim için by this point would have become
By this point, hayal edilen durum içinde bir referans zamanı belirler: suyun orada iki gün kalmasından sonraki nokta. Would have become, değişimi bu referans zamanına kadar zaten tamamlanmış olarak sunar. Birlikte, o zamana kadar bir şeyin çoktan başka bir şeye dönüşmüş olacağını ifade ederler. Bu, varsayımsal bir zaman çizgisindeki tamamlanmış sonuçtur; geçmişte gerçekten ne olduğuna ilişkin kesin bir ifade değildir.
Alıştırma
Varsayımsal zaman çizgisini by this point ve would have become ifadelerini aynen kullanarak tamamlayın: Imagine the freezer had stopped working early this morning. ____, the ice cream ____ liquid.
Cevabı göster
By this point · would have become
Paralel bilgi eklemek için not just ... but also
Bu cümlede not just ... but also, from ile başlayan iki enfeksiyon kaynağını birbirine bağlar: iki günlük su ve çevredeki hava. İki bölüm de subject to infection ifadesini tamamlar; dolayısıyla but also bağımsız ve yeni bir düşünce başlatmaz. Bu yapı, ikinci bir paralel öge eklerken onun da dikkate değer olduğunu belirtir. not just ve but also sonrasındaki ögeleri from X ... from Y, isim ... isim veya yan cümle ... yan cümle gibi dil bilgisi bakımından eşleştirin.
Alıştırma
Cümleyi not just ... but also eşleşen yapısıyla tamamlayın: The investigation relied ____ on witness interviews ____ on phone records.
Cevabı göster
not just · but also
iğrenç bir karışım benzetmesi olarak a tepid stew
Bu cümlede a tepid stew, eski banyo suyunun vücudun gözeneklerinden çıkan maddelerle karışmasını bilinçli olarak iğrenç gösteren bir benzetmedir. Tepid yalnızca biraz ılık demektir; yani su, sıcak olmanın verdiği rahatlığı kaybetmiştir. Stew ise gerçek bir yiyeceği değil, yoğun ve rahatsız edici bir karışımı düşündürür. Suya stew denmesi, farklı ‘malzemelerin’ uzun süre bekleyip birbirine karıştığını hayal ettirir. Bu tür yemek benzetmeleri, kirli bir sıvı karışımını canlı ve genellikle olumsuz bir görüntüye dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümlede a tepid stew ne anlama geliyor?
- Küvetin yanında pişirilen taze bir yemek
- Güvenli bir sıcaklıkta tutulan temiz su
- Eski banyo suyundaki hafif ılık ve rahatsız edici bir karışım
Cevabı göster
Eski banyo suyundaki hafif ılık ve rahatsız edici bir karışım
brought on by: tetikleyiciyi belirtmek
brought on by içindeki bring on, özellikle zararlı bir durumun veya istenmeyen bir olayın başlamasına neden olmak ya da onu tetiklemek anlamına gelir. Bir nesneyi fiziksel olarak bir yere getirmeyi anlatmaz. Brought, kısaltılmış edilgen bir yan cümledeki geçmiş ortaçtır: infections and sores [that are] brought on by the inevitable exposure. Aktarılabilir X is brought on by Y kalıbı, Y’nin X’i tetikleyen etken olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen üç sözcüklü edilgen kalıpla tamamlayın: The sudden rash was ____ an allergic reaction.
Cevabı göster
brought on by
then from blood clots that have built up Öbek fiiller
3:22o zaman biriken ve oksijenin vücutta akmasını engelleyen
and are preventing oxygen from flowing through the body, Dilbilgisi
3:24kan pıhtılarından dolayı ölürdünüz,
alternatif nedenler için if not from X, then from Y
if not from X, then from Y kalıbında X ve Y, aynı sonucun iki olası nedenidir. Konuşan kişi X'i reddetmez. X neden olmasa bile Y'nin sonucu hâlâ açıklayabileceğini söyler; burada hem enfeksiyonlar hem de kan pıhtıları olası ölüm nedenleridir. Bu eşleşme, sonucun kaçınılması zor görünmesini sağlar. from sözcüğünün tekrarlanması iki neden grubunu paralel tutar: if not from + neden, then from + neden.
Alıştırma
Eşleşen if not ... then ... yapısını tamamlayın: The damage came ____ the storm, ____ years of poor maintenance.
Cevabı göster
if not from · then from
built up: aşamalı birikme
Built up, geçişsiz build up öbek fiilidir ve zaman içinde yavaş yavaş birikmek veya artmak anlamına gelir. Buradaki up, fiziksel bir nesne inşa etmeyi değil, birikmeyi belirtir. That have built up, blood clots ifadesini niteleyen present perfect zamanlı bir ilgi cümleciğidir. Perfect yapı, birikmenin daha önce geliştiğini ve sonucunun şimdi de geçerli olduğunu gösterir; sonraki cümlecik bunun mevcut etkisini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Over several months, dust has ____ inside the vent.
Cevabı göster
built up
preventing oxygen from flowing: prevent ... from -ing yapısı
Yapı prevent + nesne + from + fiilin -ing biçimidir. Burada tıkanıklığa neden olan blood clots, engellenen nesne oxygen, normal şekilde devam edemeyen eylem ise flowing’dir. Bir kişi, nesne veya durum başka bir kişinin ya da nesnenin bir eylemi yapmasını engellediğinde bu yapıyı kullanın. from sonrasındaki fiil -ing biçiminde olmalıdır; bu nedenle flowing doğrudur, flow ve to flow ise yanlıştır.
Alıştırma
touch fiilini kullanarak cümleyi prevent + nesne + from + -ing yapısıyla tamamlayın: The safety guard prevents workers ____ the moving blade.
Cevabı göster
from touching
leaving you in no wonder Kalıp ifadeler
3:26bu da Çinlilerin bu yöntemi neden işkence için kullandığı
leaving you in no wonder as to why: iki ifadenin karışımı
Vurgulanan bölüm standart bir İngilizce ifade değildir. no wonder ile leave someone in no doubt as to why ifadelerini birbirine karıştırır. Bu bağlamda amaçlanan düşünce, daha önce anlatılan zararın bu yöntemin neden işkence amacıyla kullanıldığını anlamayı kolaylaştırmasıdır. Düzeltmeyi anlama göre seçin: no wonder + yan cümle bir sonucun şaşırtıcı olmadığını, leave someone in no doubt as to why + yan cümle ise kanıtların kişiyi neden konusunda emin hâle getirdiğini belirtir. no wonder önüne in getirmeyin.
Alıştırma
Hangi cümle, kanıtların sizi kuralın neden var olduğu konusunda emin hâle getirdiğini doğal biçimde anlatır?
- The evidence leaves you in no doubt as to why the rule exists.
- No wonder the rule exists after all those accidents.
- The evidence leaves you in no wonder as to why the rule exists.
Cevabı göster
The evidence leaves you in no doubt as to why the rule exists.
and try to cut that me-time down to an hour at the most Notlar
3:32ve kendinize ayırdığınız o zamanı en fazla bir saate indirmeye çalışın,
cut that me-time down to: hedef değere kadar azaltmak
Burada cut that me-time down to an hour, banyo için ayrılan süreyi azaltıp yeni üst sınırı bir saat yapmak demektir. cut X down to Y yapısında X küçülen şeydir; Y ise çıkarılan miktar değil, son miktar, süre veya boyuttur. cut down ayrılabilen bir deyimsel fiil olduğu için isim olan nesne down sözcüğünden önce veya sonra gelebilir: cut the meeting down to 30 minutes ya da cut down the meeting to 30 minutes. Zamir ise ortaya gelmelidir: cut it down to 30 minutes.
Alıştırma
Vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: The presentation is too long. Please ____ ten minutes.
Cevabı göster
cut it down to
at the most: maksimum sınır koymak
Bu cümlede at the most bir üst sınır koyar: banyo süresi bir saatten uzun olmamalıdır. Bir saatin normal ya da zorunlu olduğu anlamına gelmez; daha kısa bir süre de olabilir. at the most bir sayı veya miktardan sonra gelebilir. At most aynı anlama gelir ve genellikle daha kısa bir biçimdir: one hour at the most; at most one hour.
Alıştırma
Bu cümledeki sınır ne anlama geliyor? You can bring three guests at the most.
- Üç veya daha fazla misafir getirmelisin.
- Sıfır, bir, iki veya üç misafir getirebilirsin.
- Tam olarak üç misafir getirmelisin.
Cevabı göster
Sıfır, bir, iki veya üç misafir getirebilirsin.
too much of a good thing: iyi bir şeyin bile fazlası
Too much of a good thing deyimi, keyifli veya yararlı bir şeyin miktarı ya da süresi aşırı olduğunda sorun yaratabileceği anlamına gelir. Burada banyonun kendisi kötü değildir. Uyarı, küvette çok uzun süre kalmanın rahatlatıcı bir etkinliği zararlı hâle getirebileceğidir. Deyim, iyi şeyin baştan beri kötü olduğunu değil, aşırılığı vurgular.
Alıştırma
Keyifli bir etkinliğin aşırıya kaçtığını belirten deyimle cümleyi tamamlayın: The water park was fun, but after eight hours it felt like ____.
Cevabı göster
too much of a good thing
laying in the tub değil, lying in the tub
Standart İngilizcede küvette uzanıp dinlenen bir kişi için lying in the tub denir. Lie, uzanmış veya dinlenir bir konumda olmak anlamına gelir ve nesne almaz. Lay, bir şeyi bir yere koymak anlamına gelir ve laying a towel on the floor örneğinde olduğu gibi normalde nesne gerektirir. Laying in the tub ifadesi bu iki fiili karıştırır. Lie fiilinin geçmiş zamanı lay olsa da -ing biçimi her zaman lying olur.
Alıştırma
Yatakta dinlenen bir kişiyi anlatan standart İngilizce cümleyi seçin.
- Nina is laying a book on the bed.
- Nina is lying in bed with a book.
- Nina is laying in bed with a book.
Cevabı göster
Nina is lying in bed with a book.
what's the longest you've ever spent in the bathtub? Dilbilgisi
3:42şimdiye kadar küvette geçirdiğiniz en uzun süre nedir?
What's the longest you've ever spent ...? ile kişisel süre rekorunu sormak
Bu soruda the longest, “en uzun süre” anlamına gelir. Spent, süreden söz edildiğini açıkça gösterdiği için time ismi kullanılmamıştır. Tam cümlede in the bathtub, bu sürenin nerede geçirildiğini belirtir. What's ... you've ever spent, üstünlük derecesini present perfect ile birleştirir. Ever, kişinin geçmişten şu ana kadarki tüm deneyimlerini kapsar; bu nedenle soru belirli bir banyonun ne kadar sürdüğünü değil, bütün deneyimler içindeki en uzun süreyi sorar. Bu kalıp, spent sonrasında -ing biçiminde bir etkinlik veya bir edat öbeği kullanılarak başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Öğrenilen kalıbın kısaltılmış biçimini kullanarak kişisel rekor sorusunu tamamlayın: "What's the longest ____ waiting for a delayed flight?"
Cevabı göster
you've ever spent