Eski Filmlerin İnanılmaz Görsel Efektleri (VFX): İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Video, dijital öncesi efektleri çift pozlamadan slit-scan ve sodyum buharına kadar anlatıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. captured in camera. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Görüntünün sonradan birleştirilmediğini, çekimde tamamlandığını anlayın. 2. not only was this all done in camera, it was all done in one take, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Baştaki not only sonrasındaki devrik yapıyı tanıyın; ikinci cümlenin tek çekim gibi daha şaşırtıcı bir kısıtı nasıl eklediğini görün. 3. key out — Öbeksi fiiller: Seçilen arka plan rengini görüntüleri birleştirmeden önce kaldıran teknik fiili öğrenin ve key sözcüğünün yaygın anlamlarından ayırın.
Bu derste
This is a scene from Stanley Kubrick's 2001: A Space Odyssey,
0:00Bu, Stanley Kubrick'in 2001: Bir Uzay Destanı filminden bir sahne,
This was before computers and digital effects.
0:07Bu, bilgisayarlar ve dijital efektlerden önceydi.
So, how do you think he made this pen float in space? Dilbilgisi
0:09Peki, sizce bu kalemi uzayda nasıl süzülür hale getirdi?
made this pen float: make + nesne + to almayan yalın fiil
made this pen float ifadesinde made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve ‘bir şeyin olmasını sağlamak’ anlamına gelir. Kalıp make + nesne + to almayan yalın fiildir: this pen nesnedir; float ise kalemin yapması sağlanan hareketi ya da durumu anlatır. make etken cümlede kullanıldığında ikinci fiilden önce to gelmez. Bu kalıp, bir şeyin bir eyleme veya sonuca nasıl yol açtığını açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
make + nesne + to almayan yalın fiil kalıbını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The bright light made me blink.
- The bright light made me to blink.
- The bright light made me blinked.
Cevabı göster
The bright light made me blink.
But this would get tangled up every time the pen rotated Öbek fiiller
0:15Ancak bu, kalem her döndüğünde birbirine dolanır
get tangled up: dolanıp düğümlenmek
Get tangled up, ‘dolanmak, düğümlenmek veya birbirine karışmak’ anlamına gelir. Burada get bir durum değişikliğini gösterir: Kalemi asan ip, kalem her döndüğünde dolaşmamış durumdan dolaşmış duruma geçerdi. Bu ifade kablo, kordon, saç veya ip gibi şeyler için kullanılır. Ayrıca kafa karıştırıcı bir duruma fazlasıyla karışmayı da anlatabilir; ancak bu cümlede fiziksel anlamdadır.
Alıştırma
get tangled up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: During the trip, my earphone wires ____ in my pocket.
Cevabı göster
got tangled up
The real trick behind the shot was simple but extremely effective.
0:21Çekimin arkasındaki asıl hile basit ama son derece etkiliydi.
The pen was attached to a large piece of glass with double-sided tape
0:26Kalem çift taraflı bantla büyük bir cam parçasına tutturuldu
The glass was attached to bearings that allowed an operator to slowly move and rotate the glass to mimic the floating movement.
0:31Cam, bir operatörün camı yavaşça hareket ettirmesine ve döndürmesine izin vererek süzülme hareketini taklit etmesini sağlayan rulmanlara bağlandı.
This is just one of many creative tricks that allowed filmmakers to pull off crazy visual effects, Öbek fiiller
0:43Bu, film yapımcılarının çılgın görsel efektler yapmasını sağlayan birçok yaratıcı hileden sadece biridir,
pull off: zor bir şeyi başarmak
Bu cümlede pull off, “zor veya şaşırtıcı bir şeyi başarıyla gerçekleştirmek ya da tamamlamak” anlamına gelir. Film yapımcıları oluşturulması zor görsel efektleri başarıyla ortaya çıkarmıştır; ifade bir şeyi belli bir yöne çekmeyi anlatmaz. Kalıp pull off + başarı veya zor görev şeklindedir; örneğin pull off a stunt ya da pull off a difficult plan.
Alıştırma
Cümleyi “zor bir şeyi başarmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın. Zamir, nesnenin yerini gösteriyor: “The trick looked impossible, but Maya managed to ____.”
Cevabı göster
pull it off
turn miniatures into enormous movie sets, Dilbilgisi
0:55minyatürleri devasa film setlerine dönüştürdüler
turn miniatures into enormous movie sets: turn A into B kalıbı
Turn A into B, A’nın B olmasını sağlamak veya A’yı B gibi göstermek anlamına gelir. A başlangıçtaki şey, B ise ortaya çıkan biçim, kullanım veya görünümdür. Burada minyatürler fiziksel olarak büyüyüp gerçek boyutlu setlere dönüşmemiştir. Çekim teknikleri, ekranda devasa film setleri gibi görünmelerini sağlamıştır; bu nedenle kalıp görsel bir dönüşümü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B kalıbıyla tamamlayın: “A good editor can ____ a rough draft ____ a clear article.”
Cevabı göster
turn · into
and even invent a green screen alternative that worked better than today's digital methods.
0:58ve hatta günümüzün dijital yöntemlerinden daha iyi çalışan bir yeşil ekran alternatifi icat ettiler.
This scene from The Man with the Rubber Head is over 120 years old,
1:04Plastik Kafalı Adam'dan alınan bu sahne 120 yılı aşkın bir geçmişe sahip
and it shows filmmaker Georges Méliès inflating a copy of his own head.
1:09ve film yapımcısı Georges Méliès'i kendi kafasının bir kopyasını şişirirken gösteriyor.
You might think that these are two separate films layered on top of each other,
1:17Bunların üst üste katmanlanmış iki ayrı film olduğunu düşünebilirsiniz,
that's not the case: bir iddiayı düzeltmek
That's not the case, gerçek durumun birinin az önce anlattığı gibi olmadığı anlamına gelir. Burada iki ayrı filmin üst üste bindirildiği tahminini reddeder; case gerçek durumu ifade eder. Bu ifade kişiye saldırmak yerine iddiayı düzeltir. Konuşan kişi bununla bir fikri reddedip ardından gerçek açıklamayı verebilir.
Alıştırma
Biri müzenin bütün hafta kapalı olduğunu söylüyor, ancak çarşamba günü açıldığını biliyorsunuz. Hangi yanıt bu bilginin yanlış olduğunu tarafsız biçimde söyler?
- That's not the point.
- That's not fair.
- That's not the case.
Cevabı göster
That's not the case.
captured in camera: çekim sırasında yapılan bir efekt
Film yapımında captured in camera, sonucun daha sonra post prodüksiyonda eklenmek yerine çekim kaydedilirken oluşturulduğu anlamına gelir. Bu cümlede in camera, her şeyin nasıl kaydedildiğini, yani yapım yöntemini açıklar. Yalnızca kameranın içinde veya kameraya görünür anlamına gelmez. Önemli olan, çekim anında efektin kaydedilen görüntüde zaten bulunmasıdır.
Alıştırma
Bir film yapımcısı “The miniature explosion was captured in camera.” diyor. Buradaki in camera bize ne anlatır?
- Çekim sırasında oluşturuldu.
- Çekilen sahnenin dışında gerçekleşti.
- Kaydedilen görüntülerde görünüyordu.
Cevabı göster
Çekim sırasında oluşturuldu.
To pull this off, he'd record the first scene with a black sheet placed in the area where the head was going to appear.
1:30Bunu başarmak için, kafanın görüneceği yere siyah bir örtü yerleştirerek ilk sahneyi kaydederdi.
Then, he'd rewind the film back to the start and set up the second scene
1:36Sonra, filmi en başa sarıp ikinci sahneyi hazırlardı
with only his head visible against a black background.
1:39sadece kafası siyah bir arka plana karşı görünür şekilde.
This time, he'd record directly over the same strip of film used to record the first scene. Öbek fiiller
1:43Bu kez, doğrudan ilk sahneyi kaydetmek için kullanılan aynı film şeridinin üzerine kayıt yapardı.
record directly over: aynı kayıt ortamının üzerine yeniden kaydetmek
Bu cümlede record directly over, ilk sahnenin zaten bulunduğu aynı film şeridine yeni bir kayıt yapmak anlamına gelir. Over, önceden kayıt yapılmış bir ortamın yeniden kullanıldığını gösterir; fiziksel olarak daha yüksek bir konumu anlatmaz. Burada ilk görüntü basitçe silinmemiştir. Görüntülerin birleştirilebilmesi için ikinci pozlama aynı filmin üzerine yapılmıştır. Daha genel olarak record over, film, kaset veya dijital bir kanalda daha önce kayıt bulunan yere yeni içerik kaydetmeyi anlatabilir.
Alıştırma
"I accidentally recorded over the birthday video," cümlesinde ne oldu?
- Konuşan kişi videoyu değiştirmeden kopyaladı.
- Konuşan kişi videonun üstündeki bir konumdan çekim yaptı.
- Yeni bir kayıt önceki videonun yerini aldı veya onu örttü.
Cevabı göster
Yeni bir kayıt önceki videonun yerini aldı veya onu örttü.
Because this was being recorded onto a transparent film negative,
1:48Bu şeffaf bir film negatifine kaydedildiğinden,
the dark areas around his head essentially remained transparent,
1:52kafasının etrafındaki karanlık alanlar esasen şeffaf kaldı,
This meant that as he recorded over the original scene,
1:58Bu, orijinal sahnenin üzerine kayıt yaptığında,
combining the two shots perfectly.
2:04ve iki çekimin mükemmel bir şekilde birleştiği anlamına geliyordu.
But the real trick was how he managed to make his head grow and shrink. Kalıp ifadeler
2:06Ama asıl hile kafasını nasıl büyütüp küçültebildiğiydi.
managed to: zorluğa rağmen başarmak
Managed to + fiilin yalın hâli, bir kişinin genellikle çaba, zorluk veya belirsizlikten sonra bir şeyi yapmayı başardığını anlatır. Managed to make yapısında make, to sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır. Cümle başarılı sonucu vurgular: başını gerçekten büyütüp küçültmüştür ve bunu yapmak kolay değildir. Bu, yalnızca denemiş olmaktan farklıdır.
Alıştırma
Hangi cümle kişinin zorluktan sonra başarılı olduğunu açıkça söyler?
- After three attempts, Omar managed to solve the puzzle.
- After three attempts, Omar planned to solve the puzzle.
- After three attempts, Omar tried to solve the puzzle.
Cevabı göster
After three attempts, Omar managed to solve the puzzle.
The obvious idea would be to use a zoom lens to slowly make his head fill the frame. Dilbilgisi
2:11Açık fikir, kafasının yavaşça kareyi doldurmasını sağlamak için bir yakınlaştırma merceği kullanmak olurdu.
The obvious idea would be to ...: geçici bir çözüm sunmak
The obvious idea would be to + fiilin yalın hâli kalıbı, ilk bakışta en doğal veya en açık görünen çözümü sunar. Buradaki would be, planın gerçekten uygulandığını söylemek yerine onu önerilen ya da varsayımsal bir seçenek hâline getirir. Bu yapı bir sorun üzerinde düşünürken kullanışlıdır: önce olası çözümü söylersiniz, ardından onu sınar veya neden işe yaramayabileceğini açıklarsınız. Bu cümlede to’dan sonraki yalın fiil use sözcüğüdür.
Alıştırma
Cümleyi geçici bir çözüm sunan, vurgulanmış üç sözcüklük kalıpla tamamlayın: The obvious idea ____ restart the computer.
Cevabı göster
would be to
But zoom lenses didn't even exist yet. Dilbilgisi
2:16Ancak yakınlaştırma mercekleri henüz icat bile edilmemişti.
didn't even exist yet: geçmişte var olmayışı vurgulamak
Olumsuz didn’t even exist yet ifadesinde even şaşkınlık katar: söz konusu şey yalnızca erişilemez değildi, hiç var değildi. Yet, “geçmişteki o zamana kadar” anlamına gelir; böylece tüm ifade teknolojinin o noktaya kadar hâlâ ortaya çıkmamış olduğunu vurgular. Geçmişteki referans zamanı açıksa yet, basit geçmiş zamanlı olumsuz cümlelerle kullanılabilir. Yalnızca present perfect ile sınırlı değildir. Sözcük sırası didn’t + even + fiilin yalın hâli + yet şeklindedir. didn’t sonrasında existed değil, exist kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, şaşırtıcı bir şekilde bir şeyin geçmişteki belirli bir zamana kadar henüz ortaya çıkmamış olduğunu en açık biçimde vurgular?
- It still existed then.
- It didn't exist yet.
- It didn't even exist yet.
Cevabı göster
It didn't even exist yet.
Instead, Méliès set up a ramp where he could sit in a cart and be slowly pulled towards the camera.
2:19Bunun yerine Méliès, bir arabaya oturup yavaşça kameraya doğru çekilebileceği bir rampa kurdu.
his head would grow from the neck until it eventually filled the entire frame.
2:26kafası boyundan itibaren büyüyecek ve sonunda tüm kareyi dolduracaktı.
The result was incredible by 1901 standards, Kalıp ifadeler
2:31Sonuç 1901 standartlarına göre inanılmazdı
by 1901 standards: 1901'i değerlendirme ölçütü yapmak
by 1901 standards ifadesindeki by, “-e göre” veya “-e kıyasla değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Bu ifade, 1901'deki beklentileri ve teknik imkânları incredible değerlendirmesinin ölçütü yapar. Aktarılabilir kalıp by + ölçüt + standards şeklindedir; by today's standards ve by industry standards buna örnektir. Bir değerlendirmeyi belirli bir karşılaştırma ölçütüyle sınırlar; bir şeyin ne zaman tamamlandığını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi 2007 yılını ölçüt alan by ... standards ifadesiyle tamamlayın: A touchscreen phone with a full web browser was advanced ____, although later models became much more powerful.
Cevabı göster
by 2007 standards
and this multiple exposure technique went on to be mastered in Kubrick's 2001. Dilbilgisi
2:34ve bu çoklu pozlama tekniği daha sonra Kubrick'in 2001 filminde ustalıkla kullanılmaya devam etti.
went on to be mastered: edilgen yapıda sonraki gelişme
Go on to do, önceki bir eylem veya aşamadan sonra gelen farklı bir eylemi ya da aşamayı anlatır. Buradaki went on to be mastered, zaman çizgisini tekniğin ilk kullanımından daha sonra geliştirilip büyük bir ustalıkla kullanıldığı aşamaya taşır. Mastar edilgendir: to be + geçmiş zaman ortacı. Be mastered, insanların bu tekniğe hâkim olduğu anlamına gelir; cümle tekniği özne olarak tutar ve ona ne olduğuna odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi went on to ve “daha sonra satın alındı” anlamındaki edilgen bir fiille tamamlayın: After appearing in several local exhibitions, the painting ____ by a national museum.
Cevabı göster
went on to be acquired
with one half of the frame being completely dark: with + isim + being kalıbı
with + isim öbeği + being + tümleç kalıbı, ana cümledeki olaya eşlik eden bir durumu ekler. Being, with öbeği içindeki çekimsiz bir biçimdir; cümlenin ana fiili değildir. Burada çekim sürerken karenin bir yarısı tamamen karanlıktır. Bu kısa yapı, teknik bir açıklamanın ayrı bir tam yan cümle kurmadan bu düzen koşulunu eklemesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede “with one sensor being inactive” ne işe yarar? “The experiment continued, with one sensor being inactive.”
- Cümlenin ana çekimli fiilidir.
- Ana olaya eşlik eden bir arka plan durumu ekler.
- Deneyin sensörün içinde gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Ana olaya eşlik eden bir arka plan durumu ekler.
he'd rewind the film and record the spacecraft shots directly over the same strip of film.
2:49filmi başa sarar ve uzay aracı çekimlerini doğrudan aynı film şeridinin üzerine kaydederdi.
instead of combining separate films into one, Dilbilgisi
2:55ayrı filmleri tek bir filmde birleştirmek yerine,
By doing it this way: bir yöntemi sonucuna bağlamak
By + fiilin -ing biçimi, bir eylemi sonuç elde etmek için kullanılan yöntem olarak sunar. This way, az önce açıklanan yönteme gönderme yapar; burada aynı filmin farklı alanlarına ayrı pozlamalar yapmak anlamına gelir. Cümlenin başındaki By doing it this way, açıklamayı önce yöntem, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Dinleyicinin “there was no quality loss” ifadesini ilgisiz bir gerçek olarak değil, bu yöntemin avantajı olarak anlamasını sağlar.
Alıştırma
Bu süreç açıklamasında “By doing it this way” ne işe yarar? “First, the editor saves both versions in one file. By doing it this way, she avoids copying errors.”
- İlk cümleyle bağlantısı olmayan farklı bir yöntem sunar.
- Önceki yönteme gönderme yapar ve yöntemin sonucunu açıklar.
- Editörün nerede çalıştığını söyler.
Cevabı göster
Önceki yönteme gönderme yapar ve yöntemin sonucunu açıklar.
Instead of combining: reddedilen seçenek
Instead of, seçilmeyen seçeneği belirtir. Burada kullanılan yöntem “doing it this way”, yani işi bu şekilde yapmaktır; “combining separate films into one” ise reddedilen yöntemdir. Başka durumlara aktarılabilen yapı do A instead of doing B şeklindedir: seçilen eylem ile yapılmayan eylemi karşılaştırır. Combining, of edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi instead of ve buy fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Mia borrowed the book ____ it.
Cevabı göster
instead of buying
and the film that came out of the camera was essentially the finished shot,
3:00ve kameradan çıkan film esasen bitmiş bir çekimdi,
as if the moon and the spaceship had been filmed together. Dilbilgisi
3:03sanki ay ve uzay gemisi birlikte filme alınmış gibi.
As if ... had been filmed together: gerçek dışı bir önceki olay
As if, bir gerçeği bildirmek yerine son görüntünün yarattığı izlenimi belirtir. Bu bağlamda Ay ve uzay gemisi yalnızca birlikte çekilmiş gibi görünür; aslında ayrı ayrı çekilmişlerdir. Had been filmed, İngilizcedeki past perfect passive yapısıdır: had been + geçmiş zaman ortacı. Hayal edilen çekimi daha sonra oluşan görüntüden önceye yerleştirir ve bu bağlamla birlikte önceki olayı gerçek dışı olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilen yapı looked/seemed as if + özne + had been + geçmiş zaman ortacı şeklindedir.
Alıştırma
Gerçek dışı karşılaştırmayı record fiilinin past perfect passive biçimiyle tamamlayın: The voices sounded as if they ____ in the same studio, but they were recorded in different countries.
Cevabı göster
had been recorded
Filming everything in camera was another key feature of this next trick from the 1927 classic Metropolis.
3:07Her şeyi kamera içinde çekmek, 1927 klasiği Metropolis'teki bir sonraki hilenin bir diğer önemli özelliğiydi.
These scenes placed real actors in enormous futuristic-looking sets.
3:14Bu sahneler gerçek oyuncuları devasa fütüristik görünümlü setlere yerleştirdi.
But not only was this all done in camera, Dilbilgisi
3:19Ancak tüm bunlar sadece kamera içinde yapılmakla kalmadı,
without the need to record over the film strip.
3:24film şeridinin üzerine yeniden kayıt yapmaya gerek kalmadan.
Baştaki not only: not only was this yapısında devriklik
Not only bir yan cümlenin başına getirildiğinde vurgu oluşturur ve özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesine yol açar. Bu nedenle yardımcı fiil was, özne olan this'ten önce gelir: "not only was this ..."; "not only this was ..." değil. Sonraki yan cümle ikinci ve daha şaşırtıcı bir başarı ekler. Tam yapıda bu bölüm çoğu zaman but also ile başlatılır, ancak virgül ve paralel anlatım ekleme ilişkisini zaten açıkça gösterdiği için bu bağlayıcı burada atılmıştır. Yalnızca not only ile başlayan yan cümlede devrik yapı kullanılır.
Alıştırma
İki düşünceyi başta not only kullanarak yeniden yazın: Maya solved the puzzle, and she also explained it. Not only ____ the puzzle, but she also explained it.
Cevabı göster
did Maya solve
the actors were walking down a platform far away from the camera in order to appear much smaller.
3:28oyuncular çok daha küçük görünmek amacıyla kameradan çok uzaktaki bir platformda yürüyorlardı.
they placed a mirror at 45 degrees,
3:36fütüristik şehrin detaylı bir minyatür modelini kameraya yansıtan
which reflected a detailed miniature model of the futuristic city into the camera.
3:3845 derecelik bir ayna yerleştirdiler.
By cutting out a very precise portion of the mirror, Dilbilgisi
3:43Aynanın çok hassas bir kısmını kazıyarak,
it allowed the camera to see through the mirror to the actors in the distance.
3:46kameranın aynanın içinden uzaktaki oyuncuları görmesini sağladılar.
By cutting out ..., it allowed: bağlantısız niteleyici
Baştaki by + -ing ifadesi sonucun nasıl elde edildiğini açıklar. Bu ifadenin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi, yani kesme işini yapan kişi ya da şey olmalıdır. Burada ana cümle it ile başlıyor, ancak it kesme işini yapanı açıkça göstermediği için baştaki ifade bağlantısız bir niteleyici hâline geliyor. Açık ve standart bir cümle kurmak için virgülden sonra eylemi yapanı belirtin: "By cutting out ..., the filmmakers allowed ...". Bir başka seçenek de eylemin kendisini özne yapmaktır: "Cutting out ... allowed ...". Böylece neden-sonuç ilişkisi korunur ve kesme işini it yapmış gibi bir anlam oluşmaz.
Alıştırma
Hangi düzeltme aynayı kesen kişilerin film yapımcıları olduğunu açıkça gösterir?
- By cutting out a precise part of the mirror, it allowed the camera to see the actors.
- By cutting out a precise part of the mirror, the filmmakers allowed the camera to see the actors.
- The filmmakers allowed the camera to see the actors by the mirror.
Cevabı göster
By cutting out a precise part of the mirror, the filmmakers allowed the camera to see the actors.
The massive demon mouth wasn't massive at all.
3:53Devasa iblis ağzı aslında hiç de devasa değildi.
It was actually a much smaller miniature just off to the side of the camera.
3:56Aslında kameranın hemen yan tarafında çok daha küçük bir minyatürdü.
But, when everything lined up perfectly, Öbek fiiller
4:00Ancak, her şey mükemmel bir şekilde aynı hizaya geldiğinde,
it looked like the actors were walking straight into its mouth.
4:03oyuncular doğrudan onun ağzına yürüyormuş gibi görünüyordu.
lined up: tam olarak hizalanmak
Burada lined up, “doğru görsel hizada buluştu” anlamına gelir. Oyuncular ve minyatür ağız gerçekte farklı yerlerdeydi; ancak kameranın bakış açısından konumları eşleşerek tek ve inandırıcı bir görüntü oluşturdu. Line up, nesnelerin veya görüntülerin birbirleriyle ya da bir referans noktasıyla hizalanmasını anlatabilir. Takvimlerin veya koşulların uyuşması için de kullanılabilir; bu yüzden hizalanma mı yoksa insanların sıraya girmesi mi olduğu bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümlede lined up, ayrı görsel unsurların hizaya gelmesi anlamındadır?
- The marks lined up when I held the two pages together.
- The producer lined up three interviews for Friday.
- The fans lined up outside the theatre.
Cevabı göster
The marks lined up when I held the two pages together.
the film Ben-Hur pulled off a similar trick of turning miniatures into massive sets,
4:08Ben-Hur filmi minyatürleri devasa setlere dönüştürmek için benzer bir hile kullanmıştı,
These epic chariot racing scenes required an enormous coliseum filled with crowds.
4:15Bu destansı savaş arabası yarış sahneleri, kalabalıklarla dolu devasa bir kolezyum gerektiriyordu.
But the studio didn't have the budget or time to build a full-scale set. Kalıp ifadeler
4:21Ancak stüdyonun tam ölçekli bir set inşa edecek bütçesi veya zamanı yoktu.
have the budget or time to: bir görev için kaynakları kontrol etmek
Have the budget or time to + fiil, bir görev için yeterli para veya zaman bulunup bulunmadığını anlatır. didn't have the budget or time to build gibi olumsuz bir cümlede, projenin ne yeterli parası ne de yeterli zamanı olduğunu belirtir. Bu, planlamada yaygın bir yapıdır: have + kaynak bildiren isim öbeği + to'lu mastar. Budget parayı bir proje için kullanılabilir veya ayrılmış fon olarak sunarken time takvimdeki boşluğu ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kaynak bildiren tam ifadeyle tamamlayın: The team cannot add another scene because it does not ____ animate it before Friday.
Cevabı göster
have the budget or time to
Instead, they built the bottom half of the set for real and faked the rest with miniature sets hanging in front of the camera.
4:25Bunun yerine, setin alt yarısını gerçek boyutlu inşa ettiler ve geri kalanını kameranın önüne asılı duran minyatür setlerle taklit ettiler.
matching the scale of the real set perfectly.
4:37ve gerçek setin ölçeğiyle mükemmel bir şekilde eşleşti.
The miniatures even had fake audience members that could be mechanically moved up and down to simulate a cheering crowd.
4:40Minyatürlerde, tezahürat yapan bir kalabalığı simüle etmek için mekanik olarak aşağı yukarı hareket ettirilebilen sahte seyirciler bile vardı.
the filmmakers had to make the most out of the tools that were available. Deyimler
4:49film yapımcıları mevcut araçlardan en iyi şekilde yararlanmak zorundaydı.
make the most out of: en iyi şekilde değerlendirmek
Bu cümlede make the most out of the tools, mevcut araçları olabildiğince tam ve etkili biçimde kullanmak anlamına gelir. Seçeneklerin sınırlı olduğunu düşündürür ve bir şeyi yalnızca kullanmayı değil, elde bulunanlardan en yüksek değeri sağlamayı vurgular. Kalıp make the most out of + isim veya zamir şeklindedir. Burada out of ifadenin bir parçasıdır; bir şeyin içinden dışarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi deyimin out of içeren biçimiyle tamamlayın: With only one camera, let's ____ the equipment we have.
Cevabı göster
make the most out of
Nowadays, things are done very differently with digital effects and AI tools.
4:52Günümüzde işler dijital efektler ve yapay zeka araçlarıyla çok farklı yapılıyor.
That's where Outskill today's sponsor comes in. Anlatım akışı
4:57İşte bugünün sponsoru Outskill burada devreye giriyor.
That's where ... comes in: işte bu noktada devreye girer
That's where X comes in kalıbı, az önce söz edilen bir sorun veya ihtiyacı buna yanıt veren X’in rolüne bağlar. Burada X Outskill’dır ve comes in, fiziksel olarak bir yere girmek değil, bu noktada ilgili veya yararlı hâle gelmek anlamındadır. Where, mutlaka bir konumu değil, açıklamada sözü edilen durumu gösterir. X’i That's where ile comes in arasına yerleştirin. Böylece bir sorun veya ihtiyaçtan çözüme ya da yararlı bir role açık bir geçiş yapılır.
Alıştırma
Geçiş cümlesini eksik iki bölümle tamamlayın: The paper map shows the route, but it cannot report traffic. That's ____ the live app ____.
Cevabı göster
where · comes in
It's the world's first AI-focused learning platform.
5:00Bu, dünyanın yapay zeka odaklı ilk öğrenim platformu.
they're doing their AI Mastermind,
5:04yapay zeka becerilerinizi bir sonraki seviyeye taşıyacak 2 günlük bir öğrenim deneyimi olan
a 2-day learning experience that will take your AI skills to the next level.
5:06AI Mastermind'ı düzenliyorlar.
it can be an amazing tool to help you monetize your skills and your business.
5:14becerilerinizi ve işinizi paraya dönüştürmenize yardımcı olacak harika bir araç olabilir.
Outskill's AI Mastermind will teach you how to simplify your day-to-day tasks,
5:18Outskill'in AI Mastermind'ı size günlük görevlerinizi nasıl basitleştireceğinizi,
build AI agents that plan and create your workflow,
5:22iş akışınızı planlayan ve oluşturan yapay zeka ajanlarını nasıl kuracağınızı
and AI automations that connect sheets,
5:25ve işinizi bir araya getirmenize yardımcı olmak için e-tabloları,
and other tools to help you tie your business together.
5:28ve diğer araçları birbirine bağlayan yapay zeka otomasyonlarını öğretecektir.
The Mastermind will be taking place this Saturday and Sunday from 10:00 a.m. to 7:00 p.m.
5:31Mastermind bu Cumartesi ve Pazar günleri sabah 10:00'dan akşam 7:00'ye kadar sürecektir.
The best part is, this would normally cost $395,
5:36En iyi tarafı ise normalde 395 dolara mal olacak olması,
you'll also receive extra bonuses worth $5,000.
5:47aynı zamanda 5.000 dolar değerinde ekstra bonuslar da alacaksınız.
Outskill's Mastermind has been attended by more than 10 million people worldwide,
5:51Outskill'in Mastermind etkinliğine dünya çapında 10 milyondan fazla kişi katılarak
helping learners go on to monetize their business.
5:55öğrencilerin işlerinden para kazanmalarına yardımcı oldu.
Check out the link in the description to grab your seat now before it expires.
5:58Süresi dolmadan hemen yerinizi ayırtmak için açıklamadaki bağlantıya göz atın.
So far, all of the tricks we've looked at were about adding more things into the scene. Anlatım akışı
6:03Şimdiye kadar baktığımız tüm hileler sahneye daha fazla şey eklemekle ilgiliydi.
İlerlemeyi özetleyen “So far, all of the tricks we've looked at”
So far, açıklamanın başlangıcından şu anki noktaya kadar uzanan bir zaman sınırı koyar. Fiziksel bir uzaklığı anlatmaz. We've looked at içindeki present perfect, önceki örnekleri şu anda devam eden açıklamaya bağlar. Girişin tamamı, konuşmacı farklı bir hile türüne geçmeden önce önceki hileleri tek bir özet altında toplar. Bu önce özetleyip sonra yön değiştirme düzeni, bir eğitim videosunu, sunumu veya raporu takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümlede “So far, all of the tricks we've looked at” girişi ne işe yarar?
- Başka hiçbir hilenin bir daha ele alınmayacağını söyler.
- Hilelerin fiziksel olarak çok uzakta olduğunu söyler.
- O ana kadar ele alınan hileleri gözden geçirir ve bir karşıtlığa zemin hazırlar.
Cevabı göster
O ana kadar ele alınan hileleri gözden geçirir ve bir karşıtlığa zemin hazırlar.
But what if you wanted to make something disappear? Dilbilgisi
6:08Peki ya bir şeyi ortadan kaldırmak isterseniz?
Varsayımsal “what if you wanted to” kalıbı
What if, dinleyiciden olası bir durumu hayal etmesini ister. What if you wanted to ifadesinde wanted geçmiş zaman biçimindedir, ancak isteği geçmiş zamana yerleştirmez. Durumu varsayımsal ve soruyu biraz daha dolaylı hâle getirir. Burada soru bir geçiş görevi görür: açıklamanın sonraki bölümü için yeni bir hedef sunar. Başkasını hayalî bir seçeneği düşünmeye davet etmek için kullanılabilecek kalıp What if + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi ...? şeklindedir.
Alıştırma
Bir sunumda “What if you wanted to remove the background?” deniyor. Burada wanted neyi gösterir?
- Dinleyici bunu geçmişte kesinlikle yapmak istiyordu.
- Sunumu yapan kişi, dinleyicinin artık bunu istemediğini biliyor.
- Durum hayalîdir ve daha dolaylı bir biçimde sunulmuştur.
Cevabı göster
Durum hayalîdir ve daha dolaylı bir biçimde sunulmuştur.
That's exactly the kind of trick that was mastered in the 1933 film The Invisible Man.
6:10İşte 1933 yapımı Görünmez Adam filminde tam da bu tür bir hilede ustalaşılmıştı.
The main character drinks a potion that makes him invisible,
6:16Ana karakter kendisini görünmez yapan bir iksir içer
and he ends up going on a rampage while the police try to track him down. Notlar
6:19ve polis onu bulmaya çalışırken o çılgına döner.
ends up going: önceki olayların sonunda ortaya çıkan sonuç
ends up going, bir dizi olayın sonunda bu eyleme veya sonuca varıldığını anlatır. Çoğu zaman bunun başlangıçtaki plan olmadığını ima eder. Burada onun sonunda şiddet içeren davranışlara başlamasını anlatır; ifade önceki gelişmeleri en sonunda olanlara bağlar. Yapı end up + fiil-ing şeklindedir. -ing biçimi sonuca dönüşen eylemi belirtir; bu yüzden buradaki going gelecek zaman değildir.
Alıştırma
End up + fiil-ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: After missing the last train, Maya ____ walking home.
Cevabı göster
ends up
going on a rampage: tekrarlanan ve kontrolsüz yıkım
going on a rampage, tekrarlanan yıkıma veya şiddete yol açarken kontrolsüz davranmayı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede yalnızca öfkeli olmayı veya ortalıkta dolaşmayı değil, onun şiddet içeren davranışını anlatır. go on a rampage, yıkıcı eylemleri birbiriyle bağlantılı tek bir davranış patlaması olarak sunar; bu eylemler çoğu zaman birden fazla kişiyi veya yeri etkiler. İfade haberlerde, film kurgularında ve oyun hikâyelerinde yaygındır; rampage sözcüğü güçlü ve tedirgin edici bir ton verir.
Alıştırma
Tekrarlanan yıkıcı davranışı anlatmak için going on a rampage ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The villain got a little angry about the delay.
- The villain went on a rampage through the town.
- The villain went on a quiet walk through the park.
Cevabı göster
The villain went on a rampage through the town.
track him down: izini sürüp onu bulmak
Track someone down, birini etkin biçimde aradıktan, ipuçlarını takip ettikten veya bilgileri kontrol ettikten sonra bulmak demektir. Burada polis adamı tesadüfen görmekten ziyade yerini tespit etmeye çalışıyor. Down, track down öbek fiilinin bir parçasıdır; kişiyi yere devirmek anlamına gelmez. track down + isim veya track + isim + down denebilir, ancak zamir ortaya gelir: track him down.
Alıştırma
Bir gazeteci üç hafta boyunca kayıtları inceler ve telefon görüşmeleri yapar, sonunda kayıp bir tanığı bulur. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- She tracked the witness down.
- She came across the witness by chance.
- She knocked the witness down.
Cevabı göster
She tracked the witness down.
multiple exposures were used to make the man invisible.
6:24adamı görünmez yapmak için çoklu pozlama kullanıldı.
But it's this shot of the man running through the snow that we're going to look at. Dilbilgisi
6:28Ancak biz, adamın karda koştuğu bu çekime bakacağız.
it's this shot ... that we're going to look at: it-cleft yapısıyla odağı vurgulamak
It is/was + odaklanan öge + that/who yan cümlesi yapısına it-cleft denir. Bu yapı, seçilen bilgiyi belirgin bir konuma yerleştirir. Burada odak this shot of the man running through the snow ifadesidir; that yan cümlesi de konuşanların inceleyeceği şeyin bu olduğunu belirtir. It burada yapısal bir yer tutucudur; daha önce sözü edilen bir nesneyi gösteren zamir değildir. Nötr biçim We're going to look at this shot cümlesidir. Bölünmüş yapı ise odağın başka bir çekim değil, özellikle bu çekim olduğunu vurgular.
Alıştırma
Mavi düğmeyi vurgulamak için kısaltılmış It's ... that yapısını tamamlayın: ____ the blue button ____ starts the machine.
Cevabı göster
It's · that
and footprint-shaped holes were cut into the wood.
6:35ve ahşapta ayak izi şeklinde delikler açıldı.
causing the snow to fall and make footprints in the ground. Dilbilgisi
6:44karın düşmesine ve yerde ayak izleri oluşturmasına neden oldu.
Doğrudan sonuç için causing ... to ... yapısı
Virgülden sonraki causing yan cümlesi, önceki olayın sonucunu gösterir. Burada ahşap parçaların serbest bırakılması karın düşüp ayak izleri oluşturmasına yol açmıştır; causing, were released ile yan yana kullanılan ikinci bir geçmiş zaman fiili değildir. “olay, causing + isim + to + fiil” kalıbı, bir süreci doğrudan sonucuna kısa ve öz biçimde bağlar. causing sonrasındaki isim, bu sonucu yaşayan veya gerçekleştiren şeyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle ilk olayın doğrudan sonucunu göstermek için “virgül + -ing yan cümlesini” doğru kullanır?
- The pipe burst because water flooded the basement.
- The pipe burst, causing water to flood the basement.
- The pipe burst, caused water to flood the basement.
Cevabı göster
The pipe burst, causing water to flood the basement.
blew people away: insanları çok etkilemek için güçlü bir deyim
Bu cümlede blew people away, insanları çok şaşırtmak veya güçlü biçimde etkilemek anlamına gelir. İnsanların efekte verdiği tepkiyi anlatır; kimse gerçekten rüzgârla savrulmamıştır. Blow someone away, etkilenen kişiyi nesne olarak alan bir deyimdir: The performance blew us away. Geçmiş zamanda blow, blew olur.
Alıştırma
“Her final performance blew the judges away” cümlesindeki ifade ne anlama gelir?
- Jüri üyelerinin rüzgâr yüzünden ayrılmasına neden oldu.
- Jüri üyelerinin kafasını tamamen karıştırdı.
- Jüri üyelerini çok güçlü biçimde etkiledi.
Cevabı göster
Jüri üyelerini çok güçlü biçimde etkiledi.
and the invisibility effect looked incredibly realistic.
6:51ve görünmezlik efekti inanılmaz derecede gerçekçi görünüyordu.
But what about scenes that aren't meant to look realistic at all, Dilbilgisi
6:55Peki ya Kubrick'in 2001'indeki bu sahneler gibi,
aren't meant to look realistic: be meant to ile amaçlanan işlev
Be meant to + fiil, bir şeyin ne yapmasının amaçlandığını veya ne yapmak üzere tasarlandığını anlatır. Bu cümlede aren't meant to look realistic, bu sahnelerin amacının gerçekçi görünmek olmadığını belirtir. Bu yapı gerçek sonucu değil, amacı anlatır. Bir şey amaçlandığı gibi çalışmasa bile belirli bir şekilde çalışmak üzere tasarlanmış olabilir.
Alıştırma
Cümleyi tasarım amacını belirten ifadeyle tamamlayın: This button ____ open the menu, but it does not work.
Cevabı göster
is meant to
like these scenes from Kubrick's 2001?
6:58hiç de gerçekçi görünmesi amaçlanmayan sahneler ne olacak?
These shots were so abstract that they couldn't be achieved by simply pointing the camera at something. Dilbilgisi
7:02Bu çekimler o kadar soyuttu ki, sadece kamerayı bir şeye doğrultarak elde edilemezdi.
so abstract that they couldn't be achieved: so ... that sonuç kalıbı
So + sıfat + that + yan cümle, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so abstract aşırı dereceyi, that they couldn't be achieved ise sonucu belirtir. That bir sonuç yan cümlesi başlatır; shots sözcüğünü niteleyen bir ilgi zamiri değildir. Bu kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç biçiminde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Derece-sonuç kalıbını tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I could not carry it.
Cevabı göster
so · that
the visual effects supervisor had to get inventive.
7:09görsel efekt süpervizörünün yaratıcı olması gerekiyordu.
He placed the camera on rails and pointed it towards a black screen with a thin slit in the middle.
7:12Kamerayı rayların üzerine yerleştirdi ve ortasında ince bir yarık olan siyah bir ekrana yöneltti.
Behind the screen was a super long piece of artwork that was backlit by bright lights.
7:18Ekranın arkasında, parlak ışıklarla arkadan aydınlatılan süper uzun bir sanat eseri vardı.
the slit would travel from the middle of the frame to the edge of the frame.
7:27yarık karenin ortasından karenin kenarına doğru ilerleyecekti.
By keeping the shutter open for the whole duration of the move,
7:31Deklanşörü hareketin tüm süresi boyunca açık tutarak,
it created a streak of light across the frame,
7:35gece bir arabanın uzun pozlamalı fotoğrafını çektiğinizdeki gibi
just like when you take a long exposure image of a car at night.
7:38kare boyunca bir ışık çizgisi oluşturdu.
the colorful background would move a few inches to the right,
7:43renkli arka plan birkaç inç sağa kayacak
revealing different parts of the artwork through the streak.
7:46ve çizgi aracılığıyla sanat eserinin farklı kısımlarını ortaya çıkaracaktı.
and so the process had to be repeated hundreds of times to get the full sequence.
7:52ve bu nedenle tam sekansı elde etmek için sürecin yüzlerce kez tekrarlanması gerekiyordu.
using the multiple exposure trick to record directly onto the original film.
8:03doğrudan orijinal filmin üzerine kayıt yapmak için çoklu pozlama hilesi kullanıldı.
and it ran constantly for several hours at a time to create these shots.
8:12ve bu çekimleri yaratmak için her seferinde birkaç saat durmaksızın çalıştı.
But perhaps the most impressive of all of these techniques is one that no longer exists,
8:16Ancak belki de tüm bu tekniklerin en etkileyici olanı artık var olmayan bir tekniktir,
but it was so perfect that even the digital techniques today struggle to match it.
8:22ancak o kadar mükemmeldi ki, günümüzün dijital teknikleri bile ona ayak uydurmakta zorlanıyor.
Görsel efekt kurgusunda key out
Görsel efekt kurgusunda key out, görüntünün seçilen bölümlerini—genellikle rengine veya parlaklığına göre belirlenen bir arka planı—kaldırarak bu alanları saydam hâle getirmek ve başka bir görüntüyle değiştirebilmek demektir. Key out the background ifadesinde background, kaldırılan nesnedir. out parçacığı çıkarma sonucunu belirtir; key burada klavye tuşuna basmak veya ana noktayı belirtmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Kurgu talimatını “renge veya parlaklığa göre kaldırmak” anlamındaki teknik öbek fiille tamamlayın: ____ the blue background before adding the new scene.
Cevabı göster
Key out
and replace it with anything you can imagine.
8:32ve hayal edebileceğiniz herhangi bir şeyle değiştirin.
has been around since the 1940s: geçmişten bugüne var olmak
Has been around, be around yapısının present perfect biçimidir. Burada be around, “var olmak” veya “kullanımda olmak” demektir; “yakında olmak” anlamına gelmez. Has been around since the 1940s, tekniğin 1940'larda var olmaya başladığını ve günümüze kadar devam ettiğini anlatır. Tekil öznelerle has, çoğul özneler ve I/you ile have kullanılır; başlangıç noktasından önce since gelir.
Alıştırma
Cümleyi has been around ve başlangıç noktası için doğru edatla tamamlayın: This app ____ 2019.
Cevabı göster
has been around since
But this whole technique had major drawbacks that still exist today.
8:39Ancak tüm bu tekniğin günümüzde hala var olan büyük dezavantajları vardı.
Actors were constantly surrounded by this horrible blue glow.
8:44Aktörler sürekli olarak bu korkunç mavi parlamayla çevrelenmişti.
Any kind of motion blur would reveal the blue background.
8:47Herhangi bir hareket bulanıklığı mavi arka planı ortaya çıkarırdı.
Detailed parts like hair would lose their sharpness,
8:51Saç gibi detaylı kısımlar keskinliğini kaybederdi
and transparent objects simply became invisible.
8:53ve şeffaf nesneler tamamen görünmez hale gelirdi.
The problem is that even if the background is perfectly blue, Dilbilgisi
8:57Sorun şu ki, arka plan mükemmel bir şekilde mavi olsa bile,
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if bir koşul getirir ve bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana cümlenin sonucunun aynı kalacağını belirtir. Bu cümlede arka plan kusursuz mavi olsa bile kamera onu tamamen tekdüze bir mavi olarak kaydetmez. Kalıp even if + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Olası ya da varsayılan bir koşulun sonucu değiştirmediğini anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Gezinin kesinlikle devam edeceğini biliyorsunuz ve kar yalnızca bir olasılık. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- The trip will continue even though it is snowing.
- The trip will continue because it snows.
- The trip will continue even if it snows.
Cevabı göster
The trip will continue even if it snows.
Areas close to the actor blend together and become vastly different shades of blue.
9:02Aktöre yakın alanlar birbirine karışır ve çok farklı mavi tonlarına dönüşür.
it's almost impossible to avoid these problems when keying out backgrounds.
9:10arka planları çıkarırken bu sorunlardan kaçınmak neredeyse imkansızdır.
Disney somehow nailed this effect. Kelime
9:18Disney bir şekilde bu efekti mükemmel şekilde başardı.
nailed this effect: kusursuz başarıya yönelik gündelik övgü
Gündelik İngilizcede nail + nesne, zor bir işi son derece iyi yapmak veya bir şeyi tam isabetle gerçekleştirmek anlamına gelir. Bu cümlede nailed this effect, Disney’in görsel efekti çok başarılı biçimde ürettiğini övüyor; metal çivilerle hiçbir ilgisi yoktur. Geçmiş zaman biçimi nailed, tamamlanmış bir başarıyı anlatır. Bu övgü performanslar, yanıtlar, tasarımlar, taklitler ve teknik ayrıntılar için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede nailed, zor bir işi çok iyi yapmaya yönelik gündelik bir övgü olarak kullanılmıştır?
- Leo bought nails for the piano bench.
- Leo nailed the music sheet to the wall.
- Leo nailed the final piano piece.
Cevabı göster
Leo nailed the final piano piece.
The semi-transparent veil blends in perfectly. Öbek fiiller
9:20Yarı saydam duvak mükemmel bir şekilde uyum sağlıyor.
blends in: çevreye uyup göze çarpmamak
Burada blends in, duvağın çevresindeki görüntüyle ayrı bir unsur olarak fark edilmeyecek kadar iyi uyuştuğunu anlatır. Belirgin bir kenar olmadan doğal biçimde bütünleşmiş görünür. Blend in geçişsiz bir öbek fiildir. Tek başına kullanılabilir veya ardından with + çevre ya da grup gelebilir. İnsanlar için kullanıldığında dikkat çekmemek veya bir gruba doğal biçimde uyum sağlamak anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The new speaker is the same color as the shelf, so it almost ____.
- blends together
- stands out
- blends in
Cevabı göster
blends in
leaves no trace: hiçbir iz kalmaması
Bu cümlede leaves no trace, tuzun görünür hiçbir işaret veya kalıntı bırakmadığı anlamına gelir. Odak sonuçtadır: tuzu ya da kenarı ortaya çıkaracak hiçbir şey kalmaz. Kalıp leave + no trace şeklindedir. Burada trace, bir şeyin var olduğunu veya bir olayın gerçekleştiğini gösteren çok küçük bir belirti anlamındaki isimdir; bir çizgiyi takip etmek ya da kopyalamak anlamındaki trace fiili değildir. İfade iz, kalıntı veya kanıt için gerçek anlamda; kalıcı bir etki içinse mecaz anlamda kullanılabilir.
Alıştırma
Hiçbir işaretin kalmadığını anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The washable paint came off the window and ____.
Cevabı göster
left no trace
and the actors are even wearing blue and green clothes throughout the film.
9:25ve oyuncular film boyunca mavi ve yeşil kıyafetler bile giyiyorlar.
better than almost anything that's possible today.
9:31bugün mümkün olan neredeyse her şeyden daha iyi.
the actors were standing in front of a white screen,
9:38oyuncular güçlü sodyum buharlı lambalarla aydınlatılan
These lights emitted a very specific wavelength of light at 589 nanometers,
9:43Bu ışıklar 589 nanometrede çok spesifik bir dalga boyunda ışık yayıyordu
and so it was very easy to separate only this wavelength without affecting any other colors.
9:49ve bu nedenle, diğer renkleri etkilemeden yalnızca bu dalga boyunu ayırmak çok kolaydı.
Inside the camera was a special prism with a coating that was extremely sensitive to this exact wavelength. Kalıp ifadeler
9:54Kameranın içinde, tam olarak bu dalga boyuna karşı son derece duyarlı bir kaplamaya sahip özel bir prizma vardı.
Sensitive to this exact wavelength: tam olarak bu dalga boyuna duyarlı
Bu cümlede sensitive to, bir şeye güçlü biçimde tepki verebilmek anlamındadır. Kaplama, kesin olarak belirlenmiş tek bir ışık dalga boyuna tepki verir; dolayısıyla buradaki anlam duygusal değil, fizikseldir. Kalıp be sensitive to + uyaran şeklindedir. To’dan sonraki isim ışık, ısı, ses veya basınç gibi tepkiye neden olan şeyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir uyarana verilen fiziksel tepki sensitive to ile anlatılıyor?
- Maya is sensitive about comments on her height.
- The new sensor is sensitive for tiny changes in temperature.
- The new sensor is sensitive to tiny changes in temperature.
Cevabı göster
The new sensor is sensitive to tiny changes in temperature.
the regular color light passed through onto a strip of film,
10:02normal renkli ışık bir film şeridine geçiyordu,
but the sodium light was separated and directed onto a different strip of black and white film.
10:05ancak sodyum ışığı ayrılarak farklı bir siyah beyaz film şeridine yönlendiriliyordu.
The result was a black and white silhouette that perfectly masked the shape of the actors. Kelime
10:11Sonuç, aktörlerin şeklini mükemmel bir şekilde maskeleyen siyah beyaz bir silüetti.
Masked the shape: görüntü birleştirmede mask
Burada masked, görüntü birleştirme alanına ait teknik bir fiildir. Siyah beyaz silüet, oyuncuların dış hatlarıyla tam olarak eşleşen hassas bir maske oluşturmuş ve görüntünün hangi alanlarında oyuncuların görüneceğini, hangi alanların saydam olacağını kontrol etmiştir. Bu nedenle masked the shape, oyuncuların şeklinin birleştirme maskesi olarak tanımlandığı anlamına gelir. Oyuncuların yüzlerine fiziksel maskeler takıldığı veya şeklin yalnızca görülmesi zor hâle getirildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede masked, görüntü düzenlemeye ait teknik anlamıyla kullanılmıştır?
- Nina masked her disappointment with a smile.
- The editor masked the window so only the view outside could be replaced.
- Dark clouds masked the moon from view.
Cevabı göster
The editor masked the window so only the view outside could be replaced.
This silhouette could be used as a transparency mask.
10:16Bu silüet bir şeffaflık maskesi olarak kullanılabilirdi.
Essentially, everything that was white became transparent, Anlatım akışı
10:19Esasen beyaz olan her şey şeffaf hale geldi
“beyaz olan her şey... siyah olan her şey” paralelliği
Cümle, everything that was + renk + sonuç kalıbını tekrarlar. Bu paralel yapı, maskenin iki kuralını yan yana getirir: beyaz alanlar saydamlaşırken siyah alanlar görüntüde kalır. Burada everything that was..., aynı özelliğe sahip bütün alanları bir grupta toplar. Tekrarlanan yapı, iki yönlü bir girdi-çıktı kuralını kolay anlaşılır bir karşılaştırmaya dönüştürür. Anlatılan şey, gerçek nesnelerin renk değiştirmesi veya saydamlaşması değil, maskenin nasıl işlendiğidir.
Alıştırma
İki sonuçlu bir kuralı açıklamak için aynı paralel kalıbı en iyi kullanan cümle hangisidir?
- Every file that is approved moves to the archive, and every file that is rejected remains in the review queue.
- The approved files move somewhere, but the rejected ones are different.
- Some files are approved because the archive has a review queue.
Cevabı göster
Every file that is approved moves to the archive, and every file that is rejected remains in the review queue.
the silhouette matte would be a shade of gray and essentially allow some of the original image through.
10:30silüet matı grinin bir tonunda olurdu ve esasen orijinal görüntünün bir kısmının geçmesine izin verirdi.
If the original footage had been filmed on a bright blue background, Dilbilgisi
10:35Orijinal görüntüler parlak mavi bir arka planda çekilmiş olsaydı,
this would simply allow part of that blue to leak through. Öbek fiiller
10:39bu, o mavinin bir kısmının sızmasına izin verirdi.
“Çekilmiş olsaydı, bu ... izin verirdi” yapısı
If yan cümlesi, gerçekleşmemiş bir çekim tercihini hayal etmek için past perfect edilgen yapıdaki had been filmed ifadesini kullanır. Koşul gerçeğe aykırıdır: görüntüler aslında parlak mavi bir arka plan önünde çekilmemiştir. Sonuç cümlesi this would simply allow..., bu hayalî düzenin sonucunu verir. Buradaki would + fiilin yalın hâli, alternatif düzenin neyi mümkün kılacağını gösterir. Tamamen geçmişe odaklanan bir anlatımda would have allowed kullanılabilir; would allow ise konuşmacının şu anda açıkladığı düzenin işlevine odaklanır.
Alıştırma
Altyazıdaki koşul cümlesi ne anlama geliyor?
- Görüntüler parlak mavi bir arka plan önünde çekilmemiştir; konuşmacı bu tercihin yol açabileceği mavi sızıntısını hayal etmektedir.
- Görüntüler parlak mavi bir arka plan önünde çekilmiştir ve mavi kesinlikle görüntüye sızmıştır.
- Ekip, görüntüde hiç mavi görünmemesi için parlak mavi kullanmayı planlamaktadır.
Cevabı göster
Görüntüler parlak mavi bir arka plan önünde çekilmemiştir; konuşmacı bu tercihin yol açabileceği mavi sızıntısını hayal etmektedir.
Bir engeli istenmeden aşmayı anlatan leak through
Burada leak through, özgün arka plandaki mavinin bir kısmının maskeyi aşarak birleşik görüntüde görünmesi anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; gerçekten sızan bir sıvı yoktur. Bu öbek fiil genellikle ışık, ses, renk veya bilginin bir engeli ya da denetimi istemeden aşmasını anlatır. Sonucun istenmediği veya tam olarak denetlenemediği anlamını taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede leak through, istenmeyen bir şeyin engeli aşmasını anlatır?
- Sunlight shone through the clean window.
- She poured the water out of the bottle.
- Noise from the next room leaked through the thin wall.
Cevabı göster
Noise from the next room leaked through the thin wall.
and so almost no light from the background would end up on the film strip.
10:49ve bu nedenle arka plandan gelen ışığın neredeyse hiçbiri film şeridinde kalmıyordu.
When it came to those semi-transparent areas, Anlatım akışı
10:53İş o yarı saydam alanlara geldiğinde,
there was no light beneath the matte to shine through,
10:56matın altında parlayacak hiçbir ışık yoktu
Konunun odağını değiştiren When it came to çerçevesi
When it came to those semi-transparent areas, açıklamanın odağını konunun belirli bir bölümüne taşır. Yaklaşık olarak «o yarı saydam alanları ele aldığımızda» anlamına gelir; birinin fiziksel olarak bir yere geldiğini söylemez. When it came to + isim veya -ing biçimi, bilgiyi farklı yönlere göre düzenlemeye yardımcı olur. Burada geçmiş zaman biçimi came, geçmişe ilişkin açıklamayla uyumludur; genel veya şimdiki zaman ifadelerinde genellikle comes kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki geçmiş zamanlı konu değiştirme çerçevesiyle tamamlayın: ____ choosing a route, Ana checked the weather first.
Cevabı göster
When it came to
this technique was largely forgotten about,
11:02prizmayı kopyalamak neredeyse imkansız olduğu için
digital effects have taken over the film industry, Öbek fiiller
11:08dijital efektler film endüstrisini ele geçirdi,
taken over: baskın hâle gelmek veya kontrolü ele almak
Bu cümlede have taken over, dijital efektlerin film yapımında baskın yöntem hâline geldiğini, eski optik ve film tabanlı yöntemlerin ise merkezî rolünü kaybettiğini anlatır. Fiziksel olarak bir şeyi alıp götürmek anlamına gelmez. Temel biçim take over, have taken over ise bunun present perfect biçimidir. Bir kişi, şirket, teknoloji veya yöntem kontrolü ele geçirdiğinde ya da ana güç hâline geldiğinde kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede take over baskın hâle gelmek anlamında kullanılmıştır?
- She took the old poster off the wall.
- Please take the parcel over to the front desk.
- Digital payments have taken over in many small shops.
Cevabı göster
Digital payments have taken over in many small shops.
but it shows just how much creativity went into the magic of these old movies. Dilbilgisi
11:11ancak bu, eski filmlerin sihrine ne kadar yaratıcılığın katıldığını gösteriyor.
just how much creativity went into: görünmeyen emeği vurgulamak
just how much creativity dizisi, kullanılan yaratıcılık miktarının çok büyük veya etkileyici olduğunu vurgular. Burada just, how much ifadesini güçlendirir; yalnızca anlamına gelmez. Went into, bir şeyin başka bir şeyi yaratmak için kullanıldığı veya ona yatırıldığı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp just how much + sayılamayan isim + went into + isim veya -ing biçimidir. Örneğin: just how much planning went into the event.
Alıştırma
Şaşırtıcı derecede çok düşünce harcandığını vurgulayan altı kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: The detailed mural shows ____ every color choice.
Cevabı göster
just how much thought went into