Teknolojiden nasıl uzaklaşılır - bir English for Life dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Konuşmacı, sürekli teknoloji kullanımından uzaklaşmak için dört uygulanabilir yöntem sunuyor: cihazlara sınır koymak, çevrim dışı beceriler geliştirip algoritmik öneriler olmadan keşfetmek, cihazsız ve nitelikli ilişki zamanı ayırmak ve doğayla yeniden bağ kurmak. Temel düşünce, bilinçli biçimde bağlantıyı kesmenin uykuya, odaklanmaya, keşfetmeye ve insan ilişkilerine katkı sağlayabileceğidir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. setting boundaries of technology. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Teknolojinin ne zaman veya nasıl kullanılacağını bilinçli biçimde sınırlamayı anlatan “setting boundaries” ifadesini anlayıp kullanmayı öğrenin. Bu eşdizim iş, ilişkiler ve günlük yaşamın başka alanlarındaki sınırlar için de doğal biçimde kullanılabilir. 2. the process is just as valuable as the outcome. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının arama, öğrenme ve keşfetme sürecinin nihai sonuç kadar önemli olabileceğini vurgulamak için ana fikri nasıl yeniden dile getirdiğini fark edin. Bu dengeli karşılaştırmayı açıklama veya sunumlarda bir düşünceyi güçlendirmek için kullanabilirsiniz. 3. I don't know what will. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bunun gerçek bir belirsizlik değil, ikna edici bir abartı olduğunu anlayın: az önce verilen görüntü veya gerekçe birini ikna etmiyorsa muhtemelen hiçbir şey etmeyecektir. Koşullu bir ifadenin ardından gelen bu güçlü ve vurgulu tonu tanımayı ve kullanmayı öğrenin.
Bu derste
We live in a world where we're always connected Kalıp ifadeler
0:00Her zaman bağlantıda olduğumuz bir dünyada yaşıyoruz,
we're always connected: teknoloji sayesinde her an ulaşılabilir olmak
Burada we're always connected, insanların telefonlar, internet hizmetleri ve iletişim platformları aracılığıyla çevrim içi kalması; böylece başkalarının onlara neredeyse her zaman ulaşabilmesi veya bilgi gönderebilmesi anlamına gelir. Connected, insanların bir kabloyla fiziksel olarak birbirine bağlanmasını değil, dijital bir durumu anlatır. Always, bu ulaşılabilirliğin neredeyse kesintisiz olduğunu vurgular.
Alıştırma
Burada “we're always connected” ne anlama geliyor?
- Elektrik kablolarıyla fiziksel olarak birbirimize bağlıyız.
- İnsanlar bize neredeyse her zaman çevrim içi olarak ulaşabilir.
- Yalnızca tek tür internet bağlantısı kullanıyoruz.
Cevabı göster
İnsanlar bize neredeyse her zaman çevrim içi olarak ulaşabilir.
and where everything is always switched on. Öbek fiiller
0:03ve her şeyin her zaman açık olduğu bir dünyada.
always switched on: sürekli çalışan bir durumu anlatmak
Burada always switched on, çevremizdeki cihaz ve sistemlerin sürekli açık ve çalışır durumda kalıyor gibi görünmesi demektir. Everything, modern teknolojiyi hiç durmuyormuş gibi gösteren geniş bir genellemedir. Switched on, switch on öbek fiilinin bir parçasıdır. Bu kullanımda on fiilin bir parçasıdır ve bir nesnenin başka bir nesnenin üzerindeki fiziksel konumunu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle gece boyunca açık kalan bir sistemi doğal biçimde anlatır?
- The security system is switched on all night.
- A guard switches the security system on at midnight.
- The security system switches on a lamp at midnight.
Cevabı göster
The security system is switched on all night.
Sometimes we need to disconnect and switch off. Kalıp ifadeler
0:05Bazen bağlantıyı kesmemiz ve cihazları kapatmamız gerekir.
disconnect and switch off: teknolojiden uzaklaşıp rahatlamak
Burada disconnect, çevrim içi olmayı veya dijital bilgilerle ilgilenmeyi bırakmak anlamına gelir. switch off ise zihnen durup rahatlama fikrini ekler. İkisi birlikte cihazlardan, mesajlardan ve sürekli uyarılmadan uzaklaşıp mola vermeyi anlatır. Bu ikili, dışarıdan görülen bir eylemle içsel bir değişimi birleştirir: teknolojiyi kullanmayı bırakır ve dikkatinizi de artık ona vermezsiniz. Yalnızca bir kabloyu çıkarmak ya da tek bir düğmeyi kullanmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum birinin disconnect and switch off yapmayı seçtiğini en iyi gösterir?
- Dizüstü bilgisayarını daha hızlı bir internet bağlantısına bağlar.
- Telefonunu kaldırır, mesajları kontrol etmeyi bırakır ve akşam boyunca dinlenir.
- Bir lambanın güç düğmesini masanın diğer tarafına taşır.
Cevabı göster
Telefonunu kaldırır, mesajları kontrol etmeyi bırakır ve akşam boyunca dinlenir.
Sometimes it can be really hard to do that. Dilbilgisi
0:09Bazen bunu yapmak gerçekten çok zor olabilir.
it can be really hard to + fiilin yalın hâli: zor bir eylemi anlatmak
it can be really hard to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok zor olabileceğini söylemek için kullanılan yaygın bir yapıdır. it biçimsel öznedir; belirli bir nesneyi göstermez ve zor olarak değerlendirilen asıl eylem to ile kurulan mastar yapısında gelir. Bu cümlede do that, daha önce söylenen disconnect and switch off ifadesine gönderme yapar. can, zorluğun her durumda kesin olduğunu değil, ortaya çıkabileceğini gösterir. really ise hard sözcüğünün derecesini güçlendirir. do that yerine başka bir fiilin yalın hâlini kullanabilirsiniz: It can be really hard to concentrate.
Alıştırma
Güçlendirici sözcüğü de kullanarak cümleyi vurgulanan yapının tamamıyla tamamlayın: ____ concentrate when messages keep appearing on your screen.
Cevabı göster
It can be really hard to
So, I want to give you four ways that you can do just that. Kalıp ifadeler
0:12Bu yüzden size tam olarak bunu yapabileceğiniz dört yol sunmak istiyorum.
do just that: az önce söylenen eylemi aynen yapmak
Do just that, daha önce sözü edilen belirli bir eyleme veya sonuca gönderme yapar. Burada that, bağlantıyı kesip cihazları kapatmayı temsil eder; dolayısıyla ifade “az önce anlatılan şeyi aynen yapmak” anlamına gelir. Böylece eylemin tamamı tekrar edilmez. Bu ifadede just, “tam olarak” anlamıyla kesinlik veya vurgu katar. Zaman bakımından “az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede do just that ne anlama gelir?
- az önce sözü edilen eylemi aynen yapmak
- farklı bir eylem seçmek
- bir şeyi yalnızca az önce yapmak
Cevabı göster
az önce sözü edilen eylemi aynen yapmak
So, the first way is about setting boundaries of technology. Kalıp ifadeler
0:21Birinci yol teknolojiye sınırlar koymakla ilgili.
setting boundaries of technology: teknoloji kullanımına sınır koymak
Setting boundaries, neyin kabul edilebilir olduğu konusunda açık kurallar veya sınırlar koymak demektir. Burada teknolojinin ne zaman, nerede ya da nasıl kullanılabileceğine karar vermeyi ifade eder. Bu boundaries, davranışla ilgili kurallardır; fiziksel çizgiler değildir.
Alıştırma
Evde cihaz kullanımıyla ilgili kurallar koyma fikrini en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?
- We need to set boundaries around technology use at home.
- We need to mark a physical boundary around our home.
- We need to learn how every device at home works.
Cevabı göster
We need to set boundaries around technology use at home.
A boundary is a limit: boundary sözcüğünün soyut anlamı
Burada boundary, kabul edilebilir davranışın ya da erişimin nerede sona erdiğini gösteren, çoğu zaman görünmez bir çizgi anlamına gelir. Konuşmacı limit sözcüğünü basit bir tanım olarak kullanır: boundary, bir şeyin ne kadar ileri gidebileceğini sınırlar. Bir boundary coğrafi olmak zorunda değildir. Zaman, mahremiyet, iş ya da birinin size nasıl davranabileceğiyle ilgili kişisel bir kural olabilir.
Alıştırma
“A boundary is a limit.” cümlesinde boundary ne anlama gelir?
- Yalnızca iki ülke arasındaki çizgi
- Neyin kabul edilebilir olduğunu gösteren görünür veya görünmez bir çizgi
- Mesafeyi ölçen bir araç
Cevabı göster
Neyin kabul edilebilir olduğunu gösteren görünür veya görünmez bir çizgi
this far and no further: kesin bir sınır koymak
This far and no further kalıplaşmış ifadesi “bu noktaya kadar, ama ötesine değil” anlamına gelir. Buradaki far, mutlaka fiziksel mesafeyi değil, kabul edilebilir davranışın veya uzlaşmanın derecesini mecazi olarak anlatır. Konuşmacı bunu söyleyerek kesin bir çizgi çizer ve durumun devam etmesine ya da bu çizgiyi aşmasına izin vermediğini belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “sınır burada ve daha fazlasına izin verilmeyecek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: We've accepted enough delays—____.
Cevabı göster
this far and no further
wait for an hour: for + süre
wait for an hour ifadesinde for, beklemenin ne kadar sürdüğünü, yani bir saati belirtir. Buradaki for, “bir süre boyunca” anlamındadır; “bir amaç için” anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp wait for + süre şeklindedir; wait for ten minutes buna bir örnektir. Günlük İngilizcede wait an hour da mümkündür, ancak bu cümlede açık olan for + süre kalıbı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi for ve an hour kullanarak tamamlayın: We waited ____ before the doors opened.
Cevabı göster
for an hour
turn on your phone: bir cihazı açmak
Turn on your phone, telefonun güç düğmesini açarak çalışmaya başlamasını sağlamak anlamına gelir. Turn on bir öbek fiildir; on fiilin bir parçasıdır ve fiziksel bir konumu anlatmaz. Nesne bir isim olduğunda hem turn on your phone hem de turn your phone on doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda onu iki parçanın arasına koyun: turn it on deyin, turn on it demeyin.
Alıştırma
Bir projektör kapalı. Hangi cümle turn on ifadesini it zamiriyle doğru kullanıyor?
- Please turn on it before the meeting.
- Please turn it before the meeting on.
- Please turn it on before the meeting.
Cevabı göster
Please turn it on before the meeting.
Or maybe in the evening you switch off all your devices Öbek fiiller
0:34Ya da belki akşamları tüm cihazlarınızı kapatırsınız,
switch off all your devices: tüm cihazlarını kapatmak
Switch off all your devices, ‘tüm cihazların gücünü kapatıp çalışmalarını durdurmak’ anlamına gelir. Switch off ayrılabilen bir öbek fiildir ve all your devices onun nesnesidir. Nesne bir isim grubuyken hem switch off all your devices hem de switch all your devices off doğrudur. Nesne bir zamirse onu ortaya koy: switch them off.
Alıştırma
Them birden fazla cihazı ifade ettiğinde doğal cümleyi seç.
- Please switch off them before class.
- Please switch them before class off.
- Please switch them off before class.
Cevabı göster
Please switch them off before class.
before going to bed: before + -ing yapısı
Before going to bed ifadesinde before sözcüğünden sonra -ing biçimi going gelir ve ‘eylem gerçekleşmeden önce’ anlamında kısa bir zaman ifadesi oluşturur. -ing eylemini yapan kişi normalde ana cümleden anlaşılır; burada cihazları kapatan ve yatağa giden kişi aynıdır. Go to bed, ‘yatmaya gitmek veya uyumaya başlamak’ anlamındaki kalıplaşmış günlük bir ifadedir; yalnızca bir yatağa doğru yürümek anlamına gelmez.
Alıştırma
Before ve leave fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamla: Please close the windows ____ the office.
Cevabı göster
before leaving
That tends to improve the quality of your sleep. Kalıp ifadeler
0:39Bu, uyku kalitenizi artırma eğilimindedir.
tends to improve: genel bir sonuç, garanti değil
Burada That, yatmadan bir saat önce cihazları kapatma eylemini ifade eder. Tends to improve, bu eylemin genellikle uyku kalitesini artırmaya yardımcı olduğu anlamına gelir. tend to + fiilin yalın hâli yapısı, istisnaları olabilecek genel bir eğilimi anlatır. Tends, will kullanımından daha temkinlidir. Konuşan kişi muhtemel bir yararı dile getirir; her seferinde aynı sonucun çıkacağını garanti etmez.
Alıştırma
Genellikle görülen ancak garanti edilmeyen bir sonucu ifade etmek için cümleyi tends to improve ile tamamlayın: Good lighting ____ visibility.
Cevabı göster
tends to improve
And then waiting for an hour after you wake up Dilbilgisi
0:43Ve uyandıktan sonra bir saat beklemek,
waiting for an hour after you wake up ifadesinin özne olması
Waiting for an hour after you wake up bir ulaç öbeğidir. Tam cümlede bu eylemin tamamı tek bir şey olarak ele alınır ve ardından gelen yüklemin öznesi olur. Buradaki waiting, önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için devam eden zaman yapısı değildir. Ancak öbek içinde fiil özelliklerini korur: for an hour süreyi, after you wake up ise beklemenin ne zaman gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri özne görevi gören bir ulaç öbeğine dönüştürün: ____ can make the morning feel calmer. (wait for an hour after you wake up)
Cevabı göster
Waiting for an hour after you wake up
allows you to start the day with more focus and more clarity. Notlar
0:46güne daha odaklı ve daha berrak bir zihinle başlamanızı sağlar.
allows you to start the day: allow + kişi + to + fiil yapısı
allows you to start the day ifadesi, allow + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Bir şeyin, güne belirli bir şekilde başlayabilmen için gerekli koşulları oluşturduğunu anlatır. Buradaki allow, bir kişinin resmî izin vermesi anlamına gelmez. Özne önceki bağlamdan, yani uyandıktan sonra bir saat bekleme alışkanlığından gelir. Dolayısıyla bu alışkanlık uygun koşullar oluşturur. Bu yapı araçlar, planlar, alışkanlıklar ve başka koşullar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Aracın haftanı daha kolay planlamanı mümkün kıldığını anlatacak şekilde cümleyi allow yapısıyla tamamla: This simple scheduling tool ____ plan your week more easily.
Cevabı göster
allows you to
with more focus and more clarity: gelişmiş bir durumu anlatmak
With more focus and more clarity, güne hangi durumda başladığını anlatmak için with + isim öbeği yapısını kullanır. Güne daha iyi odaklanarak ve daha net düşünebilerek başlamak anlamına gelir. Tekrarlanan more + isim ... and more + isim yapısı, iki gelişmeye eşit vurgu yapar. Focus yoğunlaşmış dikkati; clarity ise burada görsel keskinliği değil, net düşünmeyi veya anlamayı ifade eder.
Alıştırma
Maya’nın çalışmaya daha dikkatli ve zihni daha açık bir durumda başladığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Maya began her work for more focus and more clarity.
- Maya began her work with more focus and more clarity.
- Maya began her work with more focused and more clearly.
Cevabı göster
Maya began her work with more focus and more clarity.
Number two, it's all about developing your skills. Anlatım akışı
0:50İki numara, tamamen kendi becerilerinizi geliştirmekle ilgilidir.
it's all about developing your skills: ana noktayı belirtmek
“it's all about developing your skills” ifadesinde all about, developing your skills bölümünü ikinci maddenin ana fikri olarak gösterir. Odağı vurgular; olabilecek her konunun becerilerle ilgili olduğu anlamına gelmez. “It's all about + isim veya -ing biçimi” kalıbı, konuşmacının “Number two” gibi bir işaretten ana mesaja geçmesine yardımcı olur. Burada developing, about sonrasında kullanılan -ing biçimidir.
Alıştırma
“Number two” ifadesinden sonra gelen “It's all about developing your skills” ne işe yarar?
- Her konunun becerilerinizle bağlantılı olduğunu söyler.
- İkinci maddenin bittiğini duyurur.
- developing your skills bölümünü ana nokta olarak gösterir.
Cevabı göster
developing your skills bölümünü ana nokta olarak gösterir.
I wasn't organized enough to source out roaming data. Notlar
0:55Dolaşım verisi ayarlayacak kadar planlı değildim.
organized enough to: sıfat + enough + to
“wasn't organized enough to...” ifadesinde konuşmacı, dolaşım verisi bulmak veya ayarlamak için gereken düzeyde planlı ya da hazırlıklı olmadığını söylüyor. “not + sıfat + enough + to” olumsuz kalıbı, bir eylemin neden tamamlanamadığını sık sık açıklar. Yapı sıfat + enough + to + fiilin yalın hâlidir. Enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir: organized enough doğrudur, enough organized değildir.
Alıştırma
organized, enough ve to sözcüklerini doğru sıraya koyun: We were ____ submit every form before the deadline.
Cevabı göster
organized enough to
roaming data: ana şebekenin dışında kullanılan mobil internet
Roaming data, telefonun normal ana şebekesinin dışındayken başka bir operatörün şebekesi üzerinden kullanılan mobil interneti ifade eder; bu özellikle yurt dışındayken yaygındır. Buradaki roaming, günlük anlamdaki dolaşmak değil, telekomünikasyon alanındaki dolaşımdır. İfade, konuşanın yolculuk için gereken veri hizmetini önceden ayarlamadığını belirtir.
Alıştırma
Bu bağlamda roaming data ne anlama geliyor?
- Telefondaki uygulamalar arasında otomatik olarak hareket eden dosyalar
- Telefon ana şebekesinden uzaktayken başka bir şebekenin sağladığı mobil internet
- İnternet bağlantısı olmadan yürümek için kaydedilmiş yol tarifleri
Cevabı göster
Telefon ana şebekesinden uzaktayken başka bir şebekenin sağladığı mobil internet
So, my SIM card isn't working very well in France.
0:58Bu yüzden SIM kartım Fransa'da pek iyi çalışmıyor.
I've had to use: şimdiye kadar devam eden zorunluluk
I've had to use, I have had to use ifadesinin kısaltılmış biçimidir. İlk have, present perfect yardımcı fiilidir; had ise have to yapısındaki have fiilinin geçmiş ortaç biçimidir. Bu yapı, bugüne kadar uzanan bir zaman diliminde koşulların eylemi gerekli kıldığını anlatır. Bir veya birden fazla durumu ifade edebilir; bu nedenle eylemin kesintisiz sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
have to yapısını present perfect biçiminde ve use fiiliyle kullanarak cümleyi tamamlayın: Since my laptop broke on Monday, I ____ my tablet for work.
Cevabı göster
have had to use
and I've just had to build a map of the city in my head. Deyimler
1:07ve kafamda şehrin bir haritasını oluşturmam gerekti.
build a map of the city in my head: zihinde bir harita oluşturmak
Bu cümlede build a map of the city in my head mecazlı bir ifadedir. Şehrin sokaklarının, yerlerinin ve yönlerinin birbirine nasıl bağlandığını yavaş yavaş öğrenip haritaya bakmadan genel düzeni zihinde canlandırabilmek anlamına gelir. build fiili, bu anlayışın deneyim yoluyla parça parça oluştuğunu gösterir. Daha genel olarak, bağlantılı yerleri veya bilgileri yararlı bir zihinsel görüntü hâlinde düzenlediğinizde de build a map in your head denebilir.
Alıştırma
Burada build a map of the city in my head ne anlama gelir?
- Şehrin haritasını ezberden kâğıda çizmek.
- Tamamen yeni bir şehrin nereye kurulacağını planlamak.
- Her sokağın adını ve her binayı eksiksiz ezberlemek.
- Şehrin düzenine ilişkin zihinsel bir görüntüyü yavaş yavaş oluşturmak.
Cevabı göster
Şehrin düzenine ilişkin zihinsel bir görüntüyü yavaş yavaş oluşturmak.
konuşmada ifadeyi yumuşatan kind of
Burada kind of, “bir ölçüde” veya “az çok” anlamına gelen, gündelik konuşmada kullanılan bir yumuşatıcıdır. İfadenin kesinliğini azaltır: Konuşan kişi yolunu bulabilir, ancak bunu her durumda kusursuz veya tamamen emin bir şekilde yapabildiğini söylemez. find my way around ifadesinden önce gelen kind of, bütün iddiayı yumuşatır. Başka bağlamlarda kind of “bir tür” anlamına da gelebilir, ancak burada bu isim yapısı kullanılmamaktadır.
Alıştırma
Örnek cümlede kind of ne işe yarar?
- Bir tür güzergâhın var olduğunu söyler.
- İddiayı daha az kesin veya mutlak hâle getirir.
- Konuşan kişinin her sokağı tam olarak bildiği anlamına gelir.
- find fiilini geçmiş zamana dönüştürür.
Cevabı göster
İddiayı daha az kesin veya mutlak hâle getirir.
find my way around: bir yerin tamamında yön bulmak
Find my way around, kaybolmadan bir yerin farklı bölümlerinde yolunu bulabilmek demektir. Tek bir belirli rotayı bulmayı değil, yerin genel düzenine aşina olmayı anlatır. Find one's way around yapısında iyelik sözcüğü özneye göre değişir: I find my way, ancak she finds her way denir. Find my way around the campus örneğinde olduğu gibi around sözcüğünden sonra bir yer de gelebilir.
Alıştırma
Okulun tamamında yolunuzu bulabildiğinizi anlatmak için hedef ifadeyi kullanın: After a week at the new school, I can ____ without a map.
Cevabı göster
find my way around
without having to use my phone all the time. Dilbilgisi
1:16her zaman telefonumu kullanmak zorunda kalmadan.
without having to use: bir gerekliliği ortadan kaldırmak
Without having to use, ana eylemin yapılabildiğini ve bir şeyi kullanmanın gerekli olmadığını anlatır. Buradaki have to gereklilik bildirir; sahip olma anlamına gelmez. Without bir edat olduğu için have, -ing biçimi olan having hâline gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp without having to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Anahtar taşımanın gerekli olmadığını göstermek için cümleyi having to + carry ile tamamlayın: The app opens the door without ____ a key.
Cevabı göster
having to carry
Next time you need to check the answer to something, Notlar
1:20Bir dahaki sefere bir şeyin cevabını kontrol etmeniz gerektiğinde,
Next time you need to ...: tavsiye için gelecekteki bir durumu kurma
Next time you need to ... “bir dahaki sefere ... yapman gerektiğinde” anlamına gelir. Önce gelecekteki bir durumu kurar; ardından gelen ana cümle o durum için tavsiye, hatırlatma veya yapılacak eylemi verir. Next time ifadesinden sonra anlam gelecek olsa bile İngilizcede genellikle geniş zaman biçimindeki need kullanılır. Bu zaman yan cümlesinde will kullanılmaz.
Alıştırma
Tavsiyeyi hedef yapıyla tamamlayın: ____ charge your phone, use this cable.
Cevabı göster
Next time you need to
check the answer to something: answer to yapısını kullanma
check the answer to something, bir cevabı doğrulamak için bulup bakmak veya başka bir kaynakla karşılaştırmak anlamına gelir. Yalnızca bir sınavı değerlendirmeyi değil, kitap ya da başka bir kaynağa bakmayı da anlatabilir. answer to + question/problem yapısında to, cevabın hangi soru veya probleme karşılık geldiğini gösterir. Something, cevabı olabilecek herhangi bir soru, problem veya konunun genel yer tutucusudur.
Alıştırma
Hangi cümlede bir sorunun cevabını doğrulamak için standart sözcük birleşimi kullanılmıştır?
- I checked the answer to the final question in the answer key.
- I checked the answer at the final question in the answer key.
- I checked the answer of the final question in the answer key.
- I checked to the answer of the final question in the answer key.
Cevabı göster
I checked the answer to the final question in the answer key.
consider using: nazik bir öneri için consider + -ing
consider using a physical book ifadesinde consider, bir eylemi dinleyicinin düşünebileceği bir seçenek olarak sunar. Bu nedenle öneri, Use a physical book ifadesinden daha az doğrudandır. consider bir eylemi yapmayı düşünmek anlamına geldiğinde ardından -ing biçimi gelir: consider doing something. Burada using, düşünülen eylemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi consider + take fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: If traffic is heavy, ____ the train.
Cevabı göster
consider taking
Google it: Google'ın çevrim içi aramak anlamında fiil olarak kullanılması
Google it ifadesinde Google, bilgi bulmak için bir internet arama motoru kullanmak anlamına gelen bir fiildir. Günlük konuşmada, belirli bir Google sayfasını vurgulamadan genel olarak çevrim içi aramak anlamında da kullanılır. it zamiri, aranan şeyi, soruyu veya bilgiyi temsil eder. Google fiil olarak kullanıldığında arama hedefini doğrudan nesne alabilir: Google the address veya Google it.
Alıştırma
'If you don't recognize the name, Google it,' cümlesinde Google it ne anlama gelir?
- Adı e-postayla göndermek anlamına gelir.
- Bir şirket ofisi açmak anlamına gelir.
- Ad hakkında çevrim içi bilgi aramak anlamına gelir.
- Adı kişi olarak kaydetmek anlamına gelir.
Cevabı göster
Ad hakkında çevrim içi bilgi aramak anlamına gelir.
Because the process of finding information in a book Dilbilgisi
1:28Çünkü bir kitapta bilgi bulma süreci,
the process of finding information: the process of + -ing yapısı
the process of finding information ifadesi, bilgi bulmayı yalnızca tamamlanmış bir sonuç olarak değil, adımları olan bir etkinlik olarak ele alır. Kalıp the process of + -ing biçimidir. Burada of bir edattır; bu yüzden find, finding gerund biçimine girer. Bir etkinliği ya da aşamalarını cümlenin konusu yapmak istediğinizde bu kalıbı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi solve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The process of ____ this puzzle taught us to be patient.
Cevabı göster
solving
is just as valuable as finding the information. Dilbilgisi
1:32bilgiyi bulmanın kendisi kadar değerlidir.
just as valuable as: eşitlik karşılaştırması
just as valuable as, iki şeyin değer bakımından aynı düzeyde olduğunu söyler. Karşılaştırma kalıbı as + sıfat + as biçimindedir: ilk as valuable'dan önce gelir, ikinci as ise karşılaştırılan şeyi tanıtır. Buradaki just eşitliği güçlendirir ve aynı ölçüde anlamı verir; sadece anlamına gelmez. Bu cümlede arama sürecine bulunan bilgiyle aynı önem verilir.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: Learning from a mistake is ____ getting the right answer.
Cevabı göster
just as valuable as
and tell us what we should be listening to or buying. Dilbilgisi
1:39ve ne dinlememiz veya almamız gerektiğini söylüyor.
what we should be listening to or buying: gömülü soru söz dizimi ve paralel eylemler
what ile başlayan yan cümle, tell us [what ...] yapısında bize söylenen içeriği verir. Gömülü bir soruda İngilizce, doğrudan soru sırası what + should + we yerine düz cümle sırası what + we + should kullanır. Tek bir what iki eylemle de anlaşılır: listen to what ve buy what. Listen fiili to edatını gerektirir, buy ise nesnesini doğrudan alır. Ortak kullanılan should be hem listening to hem de buying için geçerlidir.
Alıştırma
Hangi cümle tells us sonrasında gömülü what yan cümlesini doğru kullanır ve listen to ile buy eylemlerini paralel tutar?
- The app tells us what we should be listening to or buying.
- The app tells us what should we be listening to or buying.
- The app tells us what we should be listening or buying.
- The app tells us what do we should be listening to or buying.
Cevabı göster
The app tells us what we should be listening to or buying.
Perhaps you could ignore all of that, Kalıp ifadeler
1:43Belki de tüm bunları görmezden gelebilirsiniz,
ignore all of that: daha önce söylenenlerin tamamına gönderme yapmak
ignore all of that ifadesinde that, hemen önce sözü edilen öneri veya yönlendirmelere gönderme yapar; all ise bunları tek bir grup olarak toplar. Böylece her birini yeniden söylemek gerekmez. Burada ignore, bu bilgiye bilinçli olarak dikkat etmemek veya ona göre hareket etmemek anlamına gelir. Mutlaka bir kişiye kaba davranmak demek değildir; bu önerilerin kararı yönlendirmesine izin vermemeyi seçmek demektir.
Alıştırma
Bu bağlamda ignore all of that ne anlama gelir?
- Önerileri yapan kişilere hakaret etmek.
- Az önce sözü edilen önerilerin hiçbirini takip etmemeyi seçmek.
- Ses çok kısık olduğu için önerileri duyamamak.
Cevabı göster
Az önce sözü edilen önerilerin hiçbirini takip etmemeyi seçmek.
physical record store: fiziksel bir plak dükkânı
Burada physical record store, gerçek bir adresi olan ve bizzat ziyaret edilebilen bir müzik dükkânıdır. Physical, dijital veya çevrim içi hizmetlerin karşıtı olarak somut ve çevrim dışı anlamına gelir; bedenle ilgili demek değildir. Bu bağlamda record, müzik plağıdır. Fiziksel dükkândan söz edilmesi, yalnızca dijital platformların önerilerine dayanmak yerine müziği dükkânda keşfetmeyi öne çıkarır.
Alıştırma
Bu cümlede physical record store ne anlama geliyor?
- şarkı öneren çevrim içi bir hizmet
- bizzat ziyaret edilebilen ve müzik plakları satan bir dükkân
- kayıtlı müzik çalan bir spor salonu
- yazılı dosyaları saklayan bir yer
Cevabı göster
bizzat ziyaret edilebilen ve müzik plakları satan bir dükkân
take a random record: önceden planlamadan birini seçmek
Take a random record, belirli bir albümü önceden seçmeden bir müzik plağını eline almak veya seçmek demektir. Random, seçimin nasıl yapıldığını anlatır: seçim önceden planlanmış değildir ve bir öneriye dayanmaz. Bu bağlamda take, plağı dinlemeden önce raftan eline almak anlamındadır. Tek başına plağı dükkândan çıkarıp götürmek anlamına gelmez; record ise yazılı bilgi değil, müzik plağıdır.
Alıştırma
Bu bağlamda take a random record ne anlama geliyor?
- başka birinin seçtiği şarkıyı kaydetmek
- hangisini alacağına önceden karar vermeden bir müzik plağını eline almak
- parası ödenmemiş bir plağı dükkândan çıkarmak
- beklenmedik bir olayı resmî kayıt olarak yazmak
Cevabı göster
hangisini alacağına önceden karar vermeden bir müzik plağını eline almak
And again, the process is just as valuable as the outcome. Anlatım akışı
1:54Ve yine, bu süreç de sonuç kadar değerlidir.
the process is just as valuable as the outcome: ana fikre geri dönüp onu pekiştirmek
Bu cümle daha önce dile getirilen bir iddiayı yeniden söyler: Bir şeyi yapma ya da keşfetme deneyimi, nihai sonuç kadar önemli olabilir. Buradaki işlevi yeni bir karşılaştırma eklemek değil, dinleyiciyi ana fikre geri götürmektir. Baştaki And again bu dönüşün işaretini verir; iddianın tamamını tekrarlamak ise konuşmaya belirgin bir ana hat kazandırır. Konuşmacılar, yeni bir örneğin aynı ana fikri nasıl desteklediğini göstermek için örnekten sonra kilit bir cümleyi sık sık tekrarlar.
Alıştırma
Bu cümlenin konuşmayı düzenleyen temel işlevi nedir?
- Daha önce yapılmış olgusal bir hatayı düzeltir.
- Daha önceki ana fikre döner ve onu pekiştirir.
- Tamamen ilgisiz bir görüş ortaya atar.
- Sonucun süreçten daha önemli olduğunu söyler.
Cevabı göster
Daha önceki ana fikre döner ve onu pekiştirir.
Technology can disconnect us from each other. Kalıp ifadeler
2:00Teknoloji bizi birbirimizden koparabilir.
disconnect us from each other: sosyal bağları zayıflatmak
Burada disconnect us from each other, sosyal veya duygusal bağımızı zayıflatmak demektir. İnsanların birbirleriyle daha az etkileşim kurmasını anlatır; bir kablonun ya da cihazın fiziksel olarak bağlantısının kesilmesini değil. Tekrar kullanılabilen kalıp disconnect someone from someone or something şeklindedir. disconnect fiilinden sonraki nesne etkilenen kişiyi, from ise bu kişinin uzaklaştığı kişiyi, grubu, etkinliği veya ortamı belirtir.
Alıştırma
Bir kişinin bir gruptan sosyal olarak uzaklaştığını anlatmak için disconnect someone from a group yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Months of remote work disconnected Maya her team.
- Months of remote work disconnected Maya from her team.
- Months of remote work disconnected Maya with her team.
- Months of remote work disconnected from Maya her team.
Cevabı göster
Months of remote work disconnected Maya from her team.
Often, we can't spend quality time with people Kalıp ifadeler
2:04Çoğu zaman insanlarla kaliteli zaman geçiremeyiz
spend quality time with people: birlikte dikkatli ve anlamlı zaman geçirmek
Spend quality time with people, başkalarına gerçekten dikkat vermek ve ilişkiyi güçlendiren ya da anlamlı hissettiren bir zamanı paylaşmak demektir. Quality burada bir ürünün kalitesini veya yalnızca saatlerin çokluğunu değil, etkileşimin değerini anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp spend quality time with + kişi veya grup şeklindedir. Bu kalıp spend time with someone yapısına dayanır; quality ise dikkat ve anlamlı katılım fikrini ekler.
Alıştırma
Birisiyle dikkatli ve anlamlı zaman geçirmek anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We put away the games so we could ____ our cousins.
Cevabı göster
spend quality time with
because we're distracted by our devices. Kalıp ifadeler
2:07çünkü cihazlarımız dikkatimizi dağıtır.
distracted by our devices: dikkat dağınıklığının kaynağını belirtmek
Distracted by our devices ifadesinde telefon, tablet veya bilgisayar gibi cihazlar dikkatimizi önümüzdeki kişiden ya da etkinlikten uzaklaştırır. Kalıp be distracted by + neden veya kaynak şeklindedir. Distracted kişinin durumunu anlatır, by ise bu duruma neyin yol açtığını gösterir; burada by bir yer belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi be distracted by kalıbıyla tamamlayın: While doing my homework, I ____ messages on my tablet.
Cevabı göster
was distracted by
I have people who I only communicate with online Kalıp ifadeler
2:09Sadece internet üzerinden iletişim kurduğum insanlar var
people who I only communicate with online: yalnızca çevrim içi iletişim kurduğum insanlar
people who I only communicate with online ifadesinde who, önceki people sözcüğünü gösterir ve with edatının nesnesi görevindedir. Temel kalıp communicate with someone şeklindedir. İngilizce bir ilgi cümleciğinde edat sonda kalabilir: people who I communicate with. Burada online, iletişimin nasıl gerçekleştiğini belirtir; only ise ilişkiyi bu kanalla sınırlar. Konuşan kişi bu insanlarla internet üzerinden iletişim kurduğunu söyler. İnsanların o anda sadece çevrim içi olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi ‘biriyle bilgi alışverişinde bulunmak’ anlamındaki fiil-edat kalıbıyla tamamlayın: I have a remote mentor who I only ____ online.
Cevabı göster
communicate with
and we have these conversations that have no beginning or no end. Deyimler
2:12ve başı sonu olmayan bu sohbetleri ediyoruz.
no beginning or no end: konuşmanın başlangıç ve bitiş sınırlarının belirsiz olması
Bu cümlede have no beginning or no end, konuşmaların net bir açılışı ve kapanışı olan eksiksiz ve ayrı olaylar gibi hissedilmediği anlamına gelir. Çevrim içi mesajlar duraklayıp daha sonra devam edebilir; bu yüzden konuşmaların sınırlarını görmek zordur. Bu, değerlendirme içeren ve gerçek anlamda kullanılmayan bir betimlemedir. Konuşmanın sonsuza kadar sürdüğü anlamına gelmez; iletişimin parçalı veya tamamlanmamış hissettirdiğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede no beginning or no end ne anlama gelir?
- Hiç kimse sözcüklerin hiçbirini hatırlamaz.
- Konuşma her saniye sonsuza kadar devam eder.
- Konuşanların konuşmayı başlatması veya bitirmesi yasaktır.
- Mesajların net bir başlangıç veya bitiş noktası yoktur.
Cevabı göster
Mesajların net bir başlangıç veya bitiş noktası yoktur.
ping each other messages: birbirine kısa dijital mesajlar göndermek
Burada ping, “birine hızlı bir dijital mesaj göndermek” veya “çevrim içi olarak kısaca iletişim kurmak” anlamına gelen gündelik bir fiildir. Bu cümlede, bir cihazın yanıt verip vermediğini kontrol eden bilgisayar ağı komutu değildir. ping each other messages yapısında each other mesajları alan kişileri, messages ise gönderilen şeyi belirtir: iki kişi de diğerine mesaj gönderir. Bu yapı, iletişimi tam bir sohbetten çok kısa ve aralıklı mesajlaşmalar olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede ping, “hızlı bir dijital mesaj göndermek” anlamında kullanılmıştır?
- If the train is delayed, ping me before six.
- The computer can ping the server once a minute.
- The bell made a ping when the door opened.
Cevabı göster
If the train is delayed, ping me before six.
and we don't have long meaningful conversations. Kalıp ifadeler
2:20ve uzun, anlamlı konuşmalar yapmıyoruz.
long meaningful conversations: uzun, derin ve değerli konuşmalar
long meaningful conversations ifadesinde long süreyi, meaningful ise niteliği anlatır: konuşmanın içeriği, değeri veya duygusal önemi vardır. İnsanların bir konuyu ya da birbirlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir. Meaningful conversation, derinliği olan bir konuşmayı anlatan doğal bir kelime birleşimidir. Meaningful yalnızca interesting veya entertaining anlamına gelmez; bu nedenle ifade kısa ve aralıklı mesajlaşmalarla karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle konuşmanın yalnızca ilgi çekici veya uzun olduğunu değil, derinliği ya da değeri olduğunu belirtir?
- They had a long conversation about how to solve the problem.
- They had a meaningful conversation about how to solve the problem.
- They had an interesting conversation about how to solve the problem.
Cevabı göster
They had a meaningful conversation about how to solve the problem.
One way around this is to schedule quality time with people Notlar
2:24Bunu aşmanın bir yolu da insanlarla kaliteli zaman planlamaktır
One way around this is to...: bir çözüm sunmak
One way around this is to... söylemi bir sorundan olası bir çözüme geçirir. Burada this daha önce belirtilen soruna gönderme yapar; around this ise fiziksel olarak bir nesnenin etrafından dolaşmak değil, zorluğu aşmak ya da ondan kaçınmak anlamına gelir. Kalıp One way around + sorun + is to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bunun tek cevap olduğunu ileri sürmeden uygulanabilir bir seçenek sunar.
Alıştırma
Our online meetings often run too long. Hangi cümle olası bir çözüm sunuyor?
- One way around this is to set a clear agenda before each meeting.
- One result of this is that meetings feel longer.
- One example of this is a meeting without an agenda.
Cevabı göster
One way around this is to set a clear agenda before each meeting.
schedule quality time: birlikte nitelikli zaman geçirmek için bilinçli olarak plan yapmak
schedule quality time ifadesinde schedule, “önceden planlamak” veya “zaman ayırmak” anlamına gelen bir fiildir. İfade, anlamlı ve özenli bir etkileşim için ayrılan zamanı bilinçli olarak plana eklemeyi anlatır. Quality time yalnızca herhangi bir boş zaman değildir. İnsanlara ilgi gösterilen ve ilişkinin güçlendirildiği zamandır. Bu nedenle ifade hem planlamayı hem de bu zamanın nasıl kullanıldığını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişilerin birlikte odaklanarak geçirmek için bilinçli olarak zaman ayıracağını anlatıyor?
- Let's spend some quality time together right now.
- Let's check the schedule together this Saturday.
- Let's schedule some quality time together this Saturday.
Cevabı göster
Let's schedule some quality time together this Saturday.
where there are no devices: bir durumu anlatmak için where kullanımı
Burada where there are no devices, birlikte geçirilmesi planlanan nitelikli zamanın ortamını anlatır: cihazların bulunmadığı veya kullanılmadığı bir durumdur. Bu yan cümle cihazlarla ilgili ayrı bir konu açmaz; daha önceki düzenlemeye bir koşul ekler. Where yalnızca fiziksel bir yeri değil, bir durumu veya ortamı da tanıtabilir. Bir etkinlik için oluşturulan çevreyi anlatmak istediğinizde bu şekilde kullanılabilir.
Alıştırma
Ortamın türüne odaklanmak için en uygun kelimeyi seçin: We want a classroom ___ everyone feels safe to ask questions.
- where
- when
- who
Cevabı göster
where
It can really help you to connect with friends and loved ones Kalıp ifadeler
2:30Bu, arkadaşlarınızla ve sevdiklerinizle bağ kurmanıza
connect with friends and loved ones: kişisel ilişkiler kurmak
Bu cümlede connect with friends and loved ones; ilgi, sohbet veya birlikte geçirilen zaman yoluyla kişisel ilişkiler kurmak ya da bunları derinleştirmek anlamına gelir. Burada cihazları bağlamak değil, duygusal ve sosyal bağ kurmak anlatılır. Loved ones, çok değer verdiğiniz insanları anlatan geniş kapsamlı ve sıcak bir ifadedir. Aile üyelerini, bir partneri ve yakın arkadaşları içerebilir; yalnızca romantik partnerleri ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi connect with ile tamamlayın: A shared meal can help you ____ friends and loved ones.
Cevabı göster
connect with
Number four, technology can disconnect us from nature. Kalıp ifadeler
2:35Dört numara, teknoloji bizi doğadan koparabilir.
disconnect us from nature: doğayla bağımızı zayıflatmak
disconnect us from nature ifadesinde disconnect mecaz anlamda kullanılır. Teknoloji, insanların doğayı fark etmeye veya deneyimlemeye daha az zaman ayırmasına ya da kendilerini doğal dünyanın bir parçası gibi daha az hissetmesine yol açabilir; burada insanlar ile doğa arasındaki fiziksel bir kablonun kesilmesi kastedilmez. Kalıp disconnect + someone + from + something şeklindedir. Özne nedeni, someone etkilenen kişiyi, from sonrasındaki bölüm ise zayıflayan ilişkiyi veya kaynağı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi disconnect someone from something kalıbıyla tamamlayın: Spending all day online can ____ the people and places around us.
Cevabı göster
disconnect us from
Sometimes we feel like nature is out there and we're here. Anlatım akışı
2:40Bazen doğanın dışarıda, bizimse burada olduğumuzu hissederiz.
nature is out there: doğayı bizden ayrı olarak çerçevelemek
Burada out there, doğanın yerini belirtmekten fazlasını yapar. Doğayı insanların günlük yaşamından uzakta bir dünya olarak çerçeveler; bu nedenle uzaklık hem psikolojik hem de fizikseldir. Cümle, düşünceyi nature is out there / we're here karşıtlığıyla düzenler. Orası ile burası arasındaki bu karşıtlık, doğa ile insanları ayrı taraflardaymış gibi gösterir ve insanların artık kendilerini doğanın bir parçası olarak hissetmedikleri düşüncesine zemin hazırlar.
Alıştırma
nature is out there bu cümlede nasıl bir bakış açısı oluşturuyor?
- Doğa, konuşanın yakınındaki kesin bir konumdadır.
- Doğa, yaşamlarımızdan ayrı ve uzak hissedilir.
- Doğa, teknolojinin başka bir adıdır.
Cevabı göster
Doğa, yaşamlarımızdan ayrı ve uzak hissedilir.
not part of it: daha büyük bir bütünün dışında hissetmek
Be part of something; grup, süreç, proje ya da doğal dünya gibi daha büyük bir bütüne ait olmak veya onun içinde yer almak demektir. Olumsuz biçim not part of it, konuşanı bu bütünden kopuk ya da ona aitlik hissinden yoksun gösterir. Buradaki it, önceki cümlede geçen nature sözcüğüne gönderme yapar. Part, fiziksel bir parça ya da yedek parça değil, bütünün içindeki bir üye veya unsur anlamındadır.
Alıştırma
“After months away, Maya felt she was not part of the community anymore,” cümlesinde “not part of the community” ne anlama gelir?
- Artık kendisini o topluluğa ait hissetmiyordu.
- Topluluğun bütün etkinliklerinden sorumluydu.
- Topluluğun kırık bir parçasını elinde tutuyordu.
Cevabı göster
Artık kendisini o topluluğa ait hissetmiyordu.
paint you a picture: canlı bir betimlemeyi başlatmak
Paint someone a picture gerçek anlamda resim yapmak anlamına gelebilir, ancak burada mecazidir: bir durumu dinleyenin zihninde canlandırabileceği kadar canlı anlatmak demektir. Let me paint you a picture ifadesindeki you, anlatımı dinleyen kişidir. Bu cümle aynı zamanda bir işaret görevi görür: dinleyiciye ayrıntılı bir sahnenin veya örneğin birazdan geleceğini bildirir. Gerçek bir resim yapma teklifi değildir.
Alıştırma
“Sahneyi canlı biçimde anlatmak” anlamındaki mecazi ifadeyle cümleyi tamamlayın: Let me ____: every window was dark, and snow covered the empty street.
Cevabı göster
paint you a picture
You're in a boat in the middle of the ocean surrounded by water. Notlar
2:49Okyanusun ortasında sularla çevrili bir teknedesiniz.
in the middle of the ocean: kıyıdan uzakta bir konum
In the middle of the ocean, tekneyi kıyıdan uzakta, her yanı suyla çevrili bir konuma yerleştirir. Buradaki middle, mutlaka tam geometrik merkez anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen in the middle of + place kalıbı, bir kişinin veya nesnenin bir alanın orta ya da iç kısmında, genellikle kenarlardan uzakta bulunduğunu anlatır. Bu cümlede fiziksel bir konumu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi in the middle of + place kalıbıyla tamamlayın: A tiny cabin stands ____ the woods.
Cevabı göster
in the middle of
surrounded by water: geçmiş zaman ortacıyla arka plan betimleme
Surrounded by water, teknenin ve bulunduğu ortamın her yanında su olduğunu anlatan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Surrounded edilgen bir durumu gösterir: Tekne suyla çevrilidir; başka bir şeyi etkin biçimde çevrelemez. Bu öbek ana konum açıklamasından sonra geldiğinde yeni ve tam bir cümle başlatmadan arka plan bilgisi ekler. Aynı kısa yapı, bir ismi veya özneyi surrounded by + çevresindeki şey kalıbıyla betimleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi surround sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The garden is ____ by a high wall.
Cevabı göster
surrounded
is setting: set sözcüğünün güneşin batması anlamı
Özne the sun olduğunda set, “ufkun altına inmek” anlamına gelir. The sun is setting cümlesindeki şimdiki zaman, bu sürecin şu anda gerçekleştiğini gösterir. Burada set, “ayarlamak” veya “yerleştirmek” anlamına gelmez. Sunset bununla ilişkili isimdir; the sun sets ve the sun is setting ise fiil biçimleridir. Hepsi aynı anlam ailesine aittir, ancak dil bilgisi konuşanın olayı adlandırdığını, düzenli bir gerçeği belirttiğini veya devam eden süreci anlattığını gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan fiil biçimiyle cümleyi tamamlayın: It will be dark soon because the sun ____.
Cevabı göster
is setting
a brilliant color: brilliant parlak ve canlı demektir
Brilliant bir rengi nitelediğinde, o rengin son derece parlak, canlı ve dikkat çekici olduğu anlamına gelir. A brilliant color ifadesinde görsel bir özelliği anlatır; “zeki” anlamına gelmez. Anlamı seçmek için brilliant sözcüğünün nitelediği kelimeye bakın. A brilliant student çok zeki bir öğrenciyi anlatabilirken brilliant light veya a brilliant color çok parlak bir ışığı ya da rengi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede brilliant parlak ve canlı bir rengi anlatmak için kullanılmıştır?
- Maya is a brilliant engineer.
- The stage curtains were a brilliant red under the lights.
- Brilliant! We finished early.
Cevabı göster
The stage curtains were a brilliant red under the lights.
is rocking gently: hafifçe ileri geri sallanma
Burada is rocking, bir şeyin yumuşak biçimde tekrar tekrar sağa sola veya ileri geri hareket ettiği anlamına gelir. Rock burada fiildir; gently ise hareketin ani ya da şiddetli değil, hafif olduğunu gösterir. Özne bir tekne olduğunda rock, teknenin su üzerindeki hareketini anlatır. Taş ya da rock müzik anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede rock, örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- She found a rock beside the path.
- The band rocked the crowd with its final song.
- The cradle rocked gently while the baby slept.
Cevabı göster
The cradle rocked gently while the baby slept.
If that doesn't make you want to get out into nature, Notlar
3:06Eğer bu sizi doğaya çıkmak istemeye teşvik etmiyorsa,
If that doesn't make you want to...: vurgulu ikna ifadesi
Burada If that doesn't make you want to... kalıbı tarafsız bir koşul değil, vurgulu bir tepki ifade eder. Konuşan kişi, az önce gösterilen şeyin harekete geçme isteği uyandıracak kadar çekici olduğuna inanır. make + person + want to + verb yapısı, birinin bir şey yapma isteği duymasına neden olmak anlamına gelir. Kişinin isteğini etkiler; onu harekete geçmeye zorlamaz. Buradaki that, daha önce gösterilen doğa manzarasına gönderme yapar.
Alıştırma
Konuşan kişi If that doesn't make you want to get out into nature ifadesiyle neyi ima ediyor?
- Konuşan kişi herkesi hemen ayrılmaya zorluyor.
- Manzara o kadar çekici ki sizde dışarı çıkma isteği uyandırmalı.
- Manzara insanlara dışarı çıkmak için hiçbir neden vermiyor.
Cevabı göster
Manzara o kadar çekici ki sizde dışarı çıkma isteği uyandırmalı.
get out into nature: gündelik ortamdan ayrılıp doğaya çıkmak
Get out into nature, kapalı, kentsel veya gündelik bir ortamdan ayrılıp doğal bir yerde vakit geçirmek demektir. Get out şu anki yerden çıkışı, into nature ise girilen ortamı gösterir; bu yüzden out ile into birlikte kullanılabilir. Bu genel anlamda İngilizcede nature sözcüğü genellikle artikelsiz kullanılır. Doğal ifade get out into nature'dır; go to the nature değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, gündelik ortamdan ayrılıp doğal bir yerde vakit geçirmeyi en doğal biçimde önerir?
- Let's get out into nature this weekend.
- Let's get out of nature this weekend.
- Let's go to the nature this weekend.
Cevabı göster
Let's get out into nature this weekend.
I don't know what will: vurgulu fiil öbeği eksiltmesi
I don't know what will, will sözcüğünden sonraki bölüm çıkarıldığı için tamamlanmamış gibi görünür. Eksik bölümü önceki yan cümle sağlar: what will, what will make you want to get out into nature anlamına gelir. İngilizcede will gibi bir yardımcı fiilden sonra daha önce söylenmiş bir fiil öbeği çıkarılabilir. Burada konuşan kişi yalnızca bilmediğini kabul etmiyor. If that doesn't ..., I don't know what will kalıbının tamamı, konuşanın bunun istenen etkiyi yaratma olasılığını çok yüksek gördüğünü ve muhtemelen başka hiçbir şeyin daha iyi işe yaramayacağını güçlü biçimde düşündürür.
Alıştırma
Antrenörün ‘If this comeback doesn't inspire the team, I don't know what will,’ yorumunda I don't know what will neyi ima eder?
- Konuşan kişi gelecekle ilgili nesnel bir tahmin istiyor.
- Konuşan kişi hangi takımın oynadığını unutmuş.
- Konuşan kişi bu geri dönüşün takıma ilham verme olasılığını çok yüksek görüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi bu geri dönüşün takıma ilham verme olasılığını çok yüksek görüyor.
There are few better ways to disconnect from technology. Dilbilgisi
3:10Teknolojiden kopmanın bundan daha iyi pek az yolu vardır.
There are few better ways to... ile güçlü övgü ifade etmek
Bu cümlede There are few better ways to disconnect... ifadesi, bundan daha iyi olabilecek yöntemlerin çok az olduğunu anlatır. Konuşmacı genel olarak yöntem sayısının az olduğunu söylemiyor; söz konusu yöntemi güçlü biçimde övüyor. There are few better ways to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir etkinliği en iyi seçeneklerden biri olarak gösterir. This is a good way ifadesinden daha güçlüdür, ancak hiçbir şeyin daha iyi olamayacağını kesin olarak söylemez.
Alıştırma
Dersin güçlü övgü kalıbını aynen kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ relax after work than taking a quiet walk.
Cevabı göster
There are few better ways to
There it is. ile tamamlanan bir listeyi kapatmak
Burada There it is., konuşmacının anlatmayı yeni bitirdiği maddelerin tümüne gönderme yapar. That's it veya There you have it gibi çalışarak listenin ya da açıklamanın tamamlandığını belirtir. it sözcüğü, önceki bütün maddeleri birlikte temsil eder. Bu nedenle cümle yeni bir madde eklemek yerine bu bölümü kapatır.
Alıştırma
Konuşmacı dört maddelik bir listeyi bitirip There it is. diyor. Bu cümle ne işe yarıyor?
- Listenin tamamlandığını belirtir.
- Dinleyicilerden kayıp bir nesneyi bulmalarını ister.
- Bir madde daha sunar.
Cevabı göster
Listenin tamamlandığını belirtir.
Here are four techniques that we can use to disconnect from technology. Anlatım akışı
3:16Teknolojiden kopmak için kullanabileceğimiz dört teknik.
Here are four techniques: bir liste sunmak
Here are four techniques, dört öğeyi dinleyiciye bir liste olarak sunar. Bu cümlede here esas olarak bir yeri göstermez; ifadenin anlamı “dört teknik şunlardır” şeklindedir. Burada bir özeti düzenler: konuşmacı yöntemleri dört maddelik tek bir grup hâlinde toplar. Yeniden kullanılabilecek kalıp Here are + çoğul isimdir; tek bir öğe için Here is + tekil isim kullanılır.
Alıştırma
Konuşmacı birazdan üç ipucu sayacak. Hangi cümle listeyi doğrudan sunar?
- I tried three tips yesterday.
- Here are three tips you can try.
- There are three tips in this guide.
Cevabı göster
Here are three tips you can try.
And I'd love to hear of any other techniques that you have. Ton ve niyet
3:19Ve sizin sahip olduğunuz diğer teknikleri duymayı çok isterim.
I'd love to hear of: sıcak bir şekilde öneri istemek
I'd love to hear of..., birini bildiği veya kullandığı şeylerden söz etmeye sıcak ve nazik biçimde davet eder. I'd, I would ifadesinin kısaltmasıdır; would love to, sözcüğü sözcüğüne romantik sevgi değil, güçlü ve dostça bir ilgi anlatır. Bu cümlede hear of ifadesinden sonra konuşmacının öğrenmek istediği şey, yani other techniques gelir. Konuşmacı dinleyicilerden başka yöntemleri de paylaşmalarını ister.
Alıştırma
Hangi cümle birini başka fikirlerini paylaşmaya sıcak bir biçimde davet eder?
- I'd love to hear from you after you choose an idea.
- I'd love to tell you about the other ideas I have.
- I'd love to hear of any other ideas you have.
Cevabı göster
I'd love to hear of any other ideas you have.
And if you try any of these and you find them helpful, Notlar
3:23Eğer bunlardan herhangi birini dener ve faydalı bulursanız,
if you try any of these: açık koşul ve bilinen bir gruptan serbest seçim
Burada if, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan açık bir koşul sunar. Dinleyen kişi daha önce sözü edilen fikirlerden birini deneyebilir ya da denemeyebilir. Bu yan cümle, o durum gerçekleşirse sonraki içeriğin geçerli olacağını gösterir. Any of these, bilinen bir gruptaki herhangi bir veya birkaç öğe anlamına gelir. These daha önce sözü edilen fikirlere gönderme yapar; any ise belirli bir öğenin önceden seçilmediğini gösterir. Her öğenin denenmesi gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, kişinin bilinen bir kitap grubundan beğendiği herhangi bir kitabı seçebileceğini doğal biçimde anlatır?
- If you like some of this books, you can borrow one.
- If you like any of these books, you can borrow one.
- If you like any these books, you can borrow one.
Cevabı göster
If you like any of these books, you can borrow one.
find them helpful: find + nesne + sıfat
Find them helpful ifadesinde find, bir şeyi bulmak değil, değerlendirmek veya öyle olduğunu düşünmek anlamına gelir. Them nesnedir ve daha önceki fikirlere gönderme yapar; helpful ise konuşanın değerlendirmesini veren sıfattır. Yeniden kullanılabilen yapı find + nesne + sıfat biçimindedir: I find this app useful; She found the task difficult. Bu yapı çoğunlukla deneyim, gözlem veya düşünme sonucunda oluşan bir görüşü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için find, this app ve useful ifadelerinin her birini bir kez kullanın: I ____.
Cevabı göster
find this app useful
share it in the comment section: yorumlar bölümünde paylaşmak
The comment section, çevrim içi bir video, makale veya sayfanın altında ya da yanında bulunan ve kullanıcıların herkese açık yanıtlar yazdığı alandır. Buradaki section, bir belgenin bölümü değil, web sayfasının bir kısmıdır. share it in the comment section ifadesinde it, daha önce sözü edilen ipucu veya deneyime gönderme yapar. Share, bunu diğer izleyiciler için yayımlamak; in ise yanıtın nerede yer alacağını göstermek anlamına gelir. Cümle, izleyicileri etkileşime katılmaya çağırır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tam yer ifadesiyle tamamlayın: Please share your experience ____.
Cevabı göster
in the comment section
I'm glad you've watched this video: olumlu bir duyguyla samimi biçimde bitirmek
I'm glad + yan cümle, konuşanın bir durumla ilgili olumlu duygusunu ifade eder. Bu cümlede glad, izleyici videoyu izlediği için konuşanın nasıl hissettiğini anlatır; videonun kalitesini değerlendirmez. You've watched, you have watched ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect, tamamlanmış izleme eylemini şu anki kapanış anıyla ilişkilendirir. Bu nedenle cümle, doğrudan bir teşekkür kalıbından çok sıcak ve kişisel bir kapanış işlevi görür.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: I'm glad you've watched this video. Konuşan esas olarak ne anlatıyor?
- Konuşan, izleyicinin tamamladığı eylem hakkında olumlu hissediyor.
- Konuşan, izleyiciden videoyu yeniden izlemesini istiyor.
- Konuşan, videonun yüksek kaliteli olduğunu nesnel olarak söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan, izleyicinin tamamladığı eylem hakkında olumlu hissediyor.
Now turn off all your devices and go for a walk. Kalıp ifadeler
3:30Şimdi tüm cihazlarınızı kapatın ve yürüyüşe çıkın.
go for a walk: “yürüyüşe çıkmak” anlamındaki kalıp ifade
Go for a walk, bulunduğunuz yerden çıkıp keyif, temiz hava veya egzersiz için yürümek anlamına gelen yaygın ve kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle belirli bir varış noktasına ulaşmayı vurgulamaz. for a walk bölümünü, go for + etkinlik adı kalıbının bir parçası olarak düşünün. Buradaki for tek başına “-mek için” anlamına gelmez; “yürüyüşe çıkmak” için a tanımlığıyla birlikte go for a walk denir.
Alıştırma
Bu dersteki kalıp ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The weather is nice, so let's ____ before dinner.
Cevabı göster
go for a walk