Teknolojiden nasıl uzaklaşılır - bir English for Life dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
537 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Konuşmacı, sürekli teknoloji kullanımından uzaklaşmak için dört uygulanabilir yöntem sunuyor: cihazlara sınır koymak, çevrim dışı beceriler geliştirip algoritmik öneriler olmadan keşfetmek, cihazsız ve nitelikli ilişki zamanı ayırmak ve doğayla yeniden bağ kurmak. Temel düşünce, bilinçli biçimde bağlantıyı kesmenin uykuya, odaklanmaya, keşfetmeye ve insan ilişkilerine katkı sağlayabileceğidir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. setting boundaries of technology. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Teknolojinin ne zaman veya nasıl kullanılacağını bilinçli biçimde sınırlamayı anlatan “setting boundaries” ifadesini anlayıp kullanmayı öğrenin. Bu eşdizim iş, ilişkiler ve günlük yaşamın başka alanlarındaki sınırlar için de doğal biçimde kullanılabilir. 2. the process is just as valuable as the outcome. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının arama, öğrenme ve keşfetme sürecinin nihai sonuç kadar önemli olabileceğini vurgulamak için ana fikri nasıl yeniden dile getirdiğini fark edin. Bu dengeli karşılaştırmayı açıklama veya sunumlarda bir düşünceyi güçlendirmek için kullanabilirsiniz. 3. I don't know what will. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bunun gerçek bir belirsizlik değil, ikna edici bir abartı olduğunu anlayın: az önce verilen görüntü veya gerekçe birini ikna etmiyorsa muhtemelen hiçbir şey etmeyecektir. Koşullu bir ifadenin ardından gelen bu güçlü ve vurgulu tonu tanımayı ve kullanmayı öğrenin.

Bu derste

We live in a world where we're always connected Kalıp ifadeler

0:00

Her zaman bağlantıda olduğumuz bir dünyada yaşıyoruz,

Kalıp ifadeler

we're always connected: teknoloji sayesinde her an ulaşılabilir olmak

Burada we're always connected, insanların telefonlar, internet hizmetleri ve iletişim platformları aracılığıyla çevrim içi kalması; böylece başkalarının onlara neredeyse her zaman ulaşabilmesi veya bilgi gönderebilmesi anlamına gelir. Connected, insanların bir kabloyla fiziksel olarak birbirine bağlanmasını değil, dijital bir durumu anlatır. Always, bu ulaşılabilirliğin neredeyse kesintisiz olduğunu vurgular.

Alıştırma

Burada “we're always connected” ne anlama geliyor?

  1. Elektrik kablolarıyla fiziksel olarak birbirimize bağlıyız.
  2. İnsanlar bize neredeyse her zaman çevrim içi olarak ulaşabilir.
  3. Yalnızca tek tür internet bağlantısı kullanıyoruz.
Cevabı göster

İnsanlar bize neredeyse her zaman çevrim içi olarak ulaşabilir.

and where everything is always switched on. Öbek fiiller

0:03

ve her şeyin her zaman açık olduğu bir dünyada.

Öbek fiiller

always switched on: sürekli çalışan bir durumu anlatmak

Burada always switched on, çevremizdeki cihaz ve sistemlerin sürekli açık ve çalışır durumda kalıyor gibi görünmesi demektir. Everything, modern teknolojiyi hiç durmuyormuş gibi gösteren geniş bir genellemedir. Switched on, switch on öbek fiilinin bir parçasıdır. Bu kullanımda on fiilin bir parçasıdır ve bir nesnenin başka bir nesnenin üzerindeki fiziksel konumunu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle gece boyunca açık kalan bir sistemi doğal biçimde anlatır?

  1. The security system is switched on all night.
  2. A guard switches the security system on at midnight.
  3. The security system switches on a lamp at midnight.
Cevabı göster

The security system is switched on all night.

Sometimes we need to disconnect and switch off. Kalıp ifadeler

0:05

Bazen bağlantıyı kesmemiz ve cihazları kapatmamız gerekir.

Kalıp ifadeler

disconnect and switch off: teknolojiden uzaklaşıp rahatlamak

Burada disconnect, çevrim içi olmayı veya dijital bilgilerle ilgilenmeyi bırakmak anlamına gelir. switch off ise zihnen durup rahatlama fikrini ekler. İkisi birlikte cihazlardan, mesajlardan ve sürekli uyarılmadan uzaklaşıp mola vermeyi anlatır. Bu ikili, dışarıdan görülen bir eylemle içsel bir değişimi birleştirir: teknolojiyi kullanmayı bırakır ve dikkatinizi de artık ona vermezsiniz. Yalnızca bir kabloyu çıkarmak ya da tek bir düğmeyi kullanmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum birinin disconnect and switch off yapmayı seçtiğini en iyi gösterir?

  1. Dizüstü bilgisayarını daha hızlı bir internet bağlantısına bağlar.
  2. Telefonunu kaldırır, mesajları kontrol etmeyi bırakır ve akşam boyunca dinlenir.
  3. Bir lambanın güç düğmesini masanın diğer tarafına taşır.
Cevabı göster

Telefonunu kaldırır, mesajları kontrol etmeyi bırakır ve akşam boyunca dinlenir.

Sometimes it can be really hard to do that. Dilbilgisi

0:09

Bazen bunu yapmak gerçekten çok zor olabilir.

Dilbilgisi

it can be really hard to + fiilin yalın hâli: zor bir eylemi anlatmak

it can be really hard to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok zor olabileceğini söylemek için kullanılan yaygın bir yapıdır. it biçimsel öznedir; belirli bir nesneyi göstermez ve zor olarak değerlendirilen asıl eylem to ile kurulan mastar yapısında gelir. Bu cümlede do that, daha önce söylenen disconnect and switch off ifadesine gönderme yapar. can, zorluğun her durumda kesin olduğunu değil, ortaya çıkabileceğini gösterir. really ise hard sözcüğünün derecesini güçlendirir. do that yerine başka bir fiilin yalın hâlini kullanabilirsiniz: It can be really hard to concentrate.

Alıştırma

Güçlendirici sözcüğü de kullanarak cümleyi vurgulanan yapının tamamıyla tamamlayın: ____ concentrate when messages keep appearing on your screen.

Cevabı göster

It can be really hard to

So, I want to give you four ways that you can do just that. Kalıp ifadeler

0:12

Bu yüzden size tam olarak bunu yapabileceğiniz dört yol sunmak istiyorum.

Kalıp ifadeler

do just that: az önce söylenen eylemi aynen yapmak

Do just that, daha önce sözü edilen belirli bir eyleme veya sonuca gönderme yapar. Burada that, bağlantıyı kesip cihazları kapatmayı temsil eder; dolayısıyla ifade “az önce anlatılan şeyi aynen yapmak” anlamına gelir. Böylece eylemin tamamı tekrar edilmez. Bu ifadede just, “tam olarak” anlamıyla kesinlik veya vurgu katar. Zaman bakımından “az önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede do just that ne anlama gelir?

  1. az önce sözü edilen eylemi aynen yapmak
  2. farklı bir eylem seçmek
  3. bir şeyi yalnızca az önce yapmak
Cevabı göster

az önce sözü edilen eylemi aynen yapmak

So, the first way is about setting boundaries of technology. Kalıp ifadeler

0:21

Birinci yol teknolojiye sınırlar koymakla ilgili.

Kalıp ifadeler

setting boundaries of technology: teknoloji kullanımına sınır koymak

Setting boundaries, neyin kabul edilebilir olduğu konusunda açık kurallar veya sınırlar koymak demektir. Burada teknolojinin ne zaman, nerede ya da nasıl kullanılabileceğine karar vermeyi ifade eder. Bu boundaries, davranışla ilgili kurallardır; fiziksel çizgiler değildir.

Alıştırma

Evde cihaz kullanımıyla ilgili kurallar koyma fikrini en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. We need to set boundaries around technology use at home.
  2. We need to mark a physical boundary around our home.
  3. We need to learn how every device at home works.
Cevabı göster

We need to set boundaries around technology use at home.

A boundary is a limit. Kelime

0:25

Sınır, bir limittir.

Kelime

A boundary is a limit: boundary sözcüğünün soyut anlamı

Burada boundary, kabul edilebilir davranışın ya da erişimin nerede sona erdiğini gösteren, çoğu zaman görünmez bir çizgi anlamına gelir. Konuşmacı limit sözcüğünü basit bir tanım olarak kullanır: boundary, bir şeyin ne kadar ileri gidebileceğini sınırlar. Bir boundary coğrafi olmak zorunda değildir. Zaman, mahremiyet, iş ya da birinin size nasıl davranabileceğiyle ilgili kişisel bir kural olabilir.

Alıştırma

“A boundary is a limit.” cümlesinde boundary ne anlama gelir?

  1. Yalnızca iki ülke arasındaki çizgi
  2. Neyin kabul edilebilir olduğunu gösteren görünür veya görünmez bir çizgi
  3. Mesafeyi ölçen bir araç
Cevabı göster

Neyin kabul edilebilir olduğunu gösteren görünür veya görünmez bir çizgi

You say this far and no further. Deyimler

0:26

Buraya kadar, daha ötesi yok dersiniz.

Deyimler

this far and no further: kesin bir sınır koymak

This far and no further kalıplaşmış ifadesi “bu noktaya kadar, ama ötesine değil” anlamına gelir. Buradaki far, mutlaka fiziksel mesafeyi değil, kabul edilebilir davranışın veya uzlaşmanın derecesini mecazi olarak anlatır. Konuşmacı bunu söyleyerek kesin bir çizgi çizer ve durumun devam etmesine ya da bu çizgiyi aşmasına izin vermediğini belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “sınır burada ve daha fazlasına izin verilmeyecek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: We've accepted enough delays—____.

Cevabı göster

this far and no further

Maybe in the morning you wait for an hour Kalıp ifadeler

0:29

Belki sabahları bir saat beklersiniz,

Kalıp ifadeler

wait for an hour: for + süre

wait for an hour ifadesinde for, beklemenin ne kadar sürdüğünü, yani bir saati belirtir. Buradaki for, “bir süre boyunca” anlamındadır; “bir amaç için” anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp wait for + süre şeklindedir; wait for ten minutes buna bir örnektir. Günlük İngilizcede wait an hour da mümkündür, ancak bu cümlede açık olan for + süre kalıbı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi for ve an hour kullanarak tamamlayın: We waited ____ before the doors opened.

Cevabı göster

for an hour

before you turn on your phone. Öbek fiiller

0:33

telefonunuzu açmadan önce.

Öbek fiiller

turn on your phone: bir cihazı açmak

Turn on your phone, telefonun güç düğmesini açarak çalışmaya başlamasını sağlamak anlamına gelir. Turn on bir öbek fiildir; on fiilin bir parçasıdır ve fiziksel bir konumu anlatmaz. Nesne bir isim olduğunda hem turn on your phone hem de turn your phone on doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda onu iki parçanın arasına koyun: turn it on deyin, turn on it demeyin.

Alıştırma

Bir projektör kapalı. Hangi cümle turn on ifadesini it zamiriyle doğru kullanıyor?

  1. Please turn on it before the meeting.
  2. Please turn it before the meeting on.
  3. Please turn it on before the meeting.
Cevabı göster

Please turn it on before the meeting.

Or maybe in the evening you switch off all your devices Öbek fiiller

0:34

Ya da belki akşamları tüm cihazlarınızı kapatırsınız,

Öbek fiiller

switch off all your devices: tüm cihazlarını kapatmak

Switch off all your devices, ‘tüm cihazların gücünü kapatıp çalışmalarını durdurmak’ anlamına gelir. Switch off ayrılabilen bir öbek fiildir ve all your devices onun nesnesidir. Nesne bir isim grubuyken hem switch off all your devices hem de switch all your devices off doğrudur. Nesne bir zamirse onu ortaya koy: switch them off.

Alıştırma

Them birden fazla cihazı ifade ettiğinde doğal cümleyi seç.

  1. Please switch off them before class.
  2. Please switch them before class off.
  3. Please switch them off before class.
Cevabı göster

Please switch them off before class.

an hour before going to bed. Dilbilgisi

0:38

yatmadan bir saat önce.

Dilbilgisi

before going to bed: before + -ing yapısı

Before going to bed ifadesinde before sözcüğünden sonra -ing biçimi going gelir ve ‘eylem gerçekleşmeden önce’ anlamında kısa bir zaman ifadesi oluşturur. -ing eylemini yapan kişi normalde ana cümleden anlaşılır; burada cihazları kapatan ve yatağa giden kişi aynıdır. Go to bed, ‘yatmaya gitmek veya uyumaya başlamak’ anlamındaki kalıplaşmış günlük bir ifadedir; yalnızca bir yatağa doğru yürümek anlamına gelmez.

Alıştırma

Before ve leave fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamla: Please close the windows ____ the office.

Cevabı göster

before leaving

That tends to improve the quality of your sleep. Kalıp ifadeler

0:39

Bu, uyku kalitenizi artırma eğilimindedir.

Kalıp ifadeler

tends to improve: genel bir sonuç, garanti değil

Burada That, yatmadan bir saat önce cihazları kapatma eylemini ifade eder. Tends to improve, bu eylemin genellikle uyku kalitesini artırmaya yardımcı olduğu anlamına gelir. tend to + fiilin yalın hâli yapısı, istisnaları olabilecek genel bir eğilimi anlatır. Tends, will kullanımından daha temkinlidir. Konuşan kişi muhtemel bir yararı dile getirir; her seferinde aynı sonucun çıkacağını garanti etmez.

Alıştırma

Genellikle görülen ancak garanti edilmeyen bir sonucu ifade etmek için cümleyi tends to improve ile tamamlayın: Good lighting ____ visibility.

Cevabı göster

tends to improve

And then waiting for an hour after you wake up Dilbilgisi

0:43

Ve uyandıktan sonra bir saat beklemek,

Dilbilgisi

waiting for an hour after you wake up ifadesinin özne olması

Waiting for an hour after you wake up bir ulaç öbeğidir. Tam cümlede bu eylemin tamamı tek bir şey olarak ele alınır ve ardından gelen yüklemin öznesi olur. Buradaki waiting, önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için devam eden zaman yapısı değildir. Ancak öbek içinde fiil özelliklerini korur: for an hour süreyi, after you wake up ise beklemenin ne zaman gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri özne görevi gören bir ulaç öbeğine dönüştürün: ____ can make the morning feel calmer. (wait for an hour after you wake up)

Cevabı göster

Waiting for an hour after you wake up

allows you to start the day with more focus and more clarity. Notlar

0:46

güne daha odaklı ve daha berrak bir zihinle başlamanızı sağlar.

Dilbilgisi

allows you to start the day: allow + kişi + to + fiil yapısı

allows you to start the day ifadesi, allow + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Bir şeyin, güne belirli bir şekilde başlayabilmen için gerekli koşulları oluşturduğunu anlatır. Buradaki allow, bir kişinin resmî izin vermesi anlamına gelmez. Özne önceki bağlamdan, yani uyandıktan sonra bir saat bekleme alışkanlığından gelir. Dolayısıyla bu alışkanlık uygun koşullar oluşturur. Bu yapı araçlar, planlar, alışkanlıklar ve başka koşullar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Aracın haftanı daha kolay planlamanı mümkün kıldığını anlatacak şekilde cümleyi allow yapısıyla tamamla: This simple scheduling tool ____ plan your week more easily.

Cevabı göster

allows you to

Kalıp ifadeler

with more focus and more clarity: gelişmiş bir durumu anlatmak

With more focus and more clarity, güne hangi durumda başladığını anlatmak için with + isim öbeği yapısını kullanır. Güne daha iyi odaklanarak ve daha net düşünebilerek başlamak anlamına gelir. Tekrarlanan more + isim ... and more + isim yapısı, iki gelişmeye eşit vurgu yapar. Focus yoğunlaşmış dikkati; clarity ise burada görsel keskinliği değil, net düşünmeyi veya anlamayı ifade eder.

Alıştırma

Maya’nın çalışmaya daha dikkatli ve zihni daha açık bir durumda başladığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Maya began her work for more focus and more clarity.
  2. Maya began her work with more focus and more clarity.
  3. Maya began her work with more focused and more clearly.
Cevabı göster

Maya began her work with more focus and more clarity.

Number two, it's all about developing your skills. Anlatım akışı

0:50

İki numara, tamamen kendi becerilerinizi geliştirmekle ilgilidir.

Anlatım akışı

it's all about developing your skills: ana noktayı belirtmek

“it's all about developing your skills” ifadesinde all about, developing your skills bölümünü ikinci maddenin ana fikri olarak gösterir. Odağı vurgular; olabilecek her konunun becerilerle ilgili olduğu anlamına gelmez. “It's all about + isim veya -ing biçimi” kalıbı, konuşmacının “Number two” gibi bir işaretten ana mesaja geçmesine yardımcı olur. Burada developing, about sonrasında kullanılan -ing biçimidir.

Alıştırma

“Number two” ifadesinden sonra gelen “It's all about developing your skills” ne işe yarar?

  1. Her konunun becerilerinizle bağlantılı olduğunu söyler.
  2. İkinci maddenin bittiğini duyurur.
  3. developing your skills bölümünü ana nokta olarak gösterir.
Cevabı göster

developing your skills bölümünü ana nokta olarak gösterir.

So, I'm in France right now.

0:54

Şu anda Fransa'dayım.

I wasn't organized enough to source out roaming data. Notlar

0:55

Dolaşım verisi ayarlayacak kadar planlı değildim.

Dilbilgisi

organized enough to: sıfat + enough + to

“wasn't organized enough to...” ifadesinde konuşmacı, dolaşım verisi bulmak veya ayarlamak için gereken düzeyde planlı ya da hazırlıklı olmadığını söylüyor. “not + sıfat + enough + to” olumsuz kalıbı, bir eylemin neden tamamlanamadığını sık sık açıklar. Yapı sıfat + enough + to + fiilin yalın hâlidir. Enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir: organized enough doğrudur, enough organized değildir.

Alıştırma

organized, enough ve to sözcüklerini doğru sıraya koyun: We were ____ submit every form before the deadline.

Cevabı göster

organized enough to

Kelime

roaming data: ana şebekenin dışında kullanılan mobil internet

Roaming data, telefonun normal ana şebekesinin dışındayken başka bir operatörün şebekesi üzerinden kullanılan mobil interneti ifade eder; bu özellikle yurt dışındayken yaygındır. Buradaki roaming, günlük anlamdaki dolaşmak değil, telekomünikasyon alanındaki dolaşımdır. İfade, konuşanın yolculuk için gereken veri hizmetini önceden ayarlamadığını belirtir.

Alıştırma

Bu bağlamda roaming data ne anlama geliyor?

  1. Telefondaki uygulamalar arasında otomatik olarak hareket eden dosyalar
  2. Telefon ana şebekesinden uzaktayken başka bir şebekenin sağladığı mobil internet
  3. İnternet bağlantısı olmadan yürümek için kaydedilmiş yol tarifleri
Cevabı göster

Telefon ana şebekesinden uzaktayken başka bir şebekenin sağladığı mobil internet

So, my SIM card isn't working very well in France.

0:58

Bu yüzden SIM kartım Fransa'da pek iyi çalışmıyor.

So, I've had to use paper maps. Dilbilgisi

1:02

Bu yüzden kâğıt haritalar kullanmak zorunda kaldım.

Dilbilgisi

I've had to use: şimdiye kadar devam eden zorunluluk

I've had to use, I have had to use ifadesinin kısaltılmış biçimidir. İlk have, present perfect yardımcı fiilidir; had ise have to yapısındaki have fiilinin geçmiş ortaç biçimidir. Bu yapı, bugüne kadar uzanan bir zaman diliminde koşulların eylemi gerekli kıldığını anlatır. Bir veya birden fazla durumu ifade edebilir; bu nedenle eylemin kesintisiz sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

have to yapısını present perfect biçiminde ve use fiiliyle kullanarak cümleyi tamamlayın: Since my laptop broke on Monday, I ____ my tablet for work.

Cevabı göster

have had to use

I've had to use signs

1:05

Tabelaları kullanmak zorunda kaldım

and I've just had to build a map of the city in my head. Deyimler

1:07

ve kafamda şehrin bir haritasını oluşturmam gerekti.

Deyimler

build a map of the city in my head: zihinde bir harita oluşturmak

Bu cümlede build a map of the city in my head mecazlı bir ifadedir. Şehrin sokaklarının, yerlerinin ve yönlerinin birbirine nasıl bağlandığını yavaş yavaş öğrenip haritaya bakmadan genel düzeni zihinde canlandırabilmek anlamına gelir. build fiili, bu anlayışın deneyim yoluyla parça parça oluştuğunu gösterir. Daha genel olarak, bağlantılı yerleri veya bilgileri yararlı bir zihinsel görüntü hâlinde düzenlediğinizde de build a map in your head denebilir.

Alıştırma

Burada build a map of the city in my head ne anlama gelir?

  1. Şehrin haritasını ezberden kâğıda çizmek.
  2. Tamamen yeni bir şehrin nereye kurulacağını planlamak.
  3. Her sokağın adını ve her binayı eksiksiz ezberlemek.
  4. Şehrin düzenine ilişkin zihinsel bir görüntüyü yavaş yavaş oluşturmak.
Cevabı göster

Şehrin düzenine ilişkin zihinsel bir görüntüyü yavaş yavaş oluşturmak.

And it's worked amazingly

1:11

Ve inanılmaz bir şekilde işe yaradı,

and I can kind of find my way around Notlar

1:12

yönümü bir şekilde bulabiliyorum

Ton ve niyet

konuşmada ifadeyi yumuşatan kind of

Burada kind of, “bir ölçüde” veya “az çok” anlamına gelen, gündelik konuşmada kullanılan bir yumuşatıcıdır. İfadenin kesinliğini azaltır: Konuşan kişi yolunu bulabilir, ancak bunu her durumda kusursuz veya tamamen emin bir şekilde yapabildiğini söylemez. find my way around ifadesinden önce gelen kind of, bütün iddiayı yumuşatır. Başka bağlamlarda kind of “bir tür” anlamına da gelebilir, ancak burada bu isim yapısı kullanılmamaktadır.

Alıştırma

Örnek cümlede kind of ne işe yarar?

  1. Bir tür güzergâhın var olduğunu söyler.
  2. İddiayı daha az kesin veya mutlak hâle getirir.
  3. Konuşan kişinin her sokağı tam olarak bildiği anlamına gelir.
  4. find fiilini geçmiş zamana dönüştürür.
Cevabı göster

İddiayı daha az kesin veya mutlak hâle getirir.

Kalıp ifadeler

find my way around: bir yerin tamamında yön bulmak

Find my way around, kaybolmadan bir yerin farklı bölümlerinde yolunu bulabilmek demektir. Tek bir belirli rotayı bulmayı değil, yerin genel düzenine aşina olmayı anlatır. Find one's way around yapısında iyelik sözcüğü özneye göre değişir: I find my way, ancak she finds her way denir. Find my way around the campus örneğinde olduğu gibi around sözcüğünden sonra bir yer de gelebilir.

Alıştırma

Okulun tamamında yolunuzu bulabildiğinizi anlatmak için hedef ifadeyi kullanın: After a week at the new school, I can ____ without a map.

Cevabı göster

find my way around

without having to use my phone all the time. Dilbilgisi

1:16

her zaman telefonumu kullanmak zorunda kalmadan.

Dilbilgisi

without having to use: bir gerekliliği ortadan kaldırmak

Without having to use, ana eylemin yapılabildiğini ve bir şeyi kullanmanın gerekli olmadığını anlatır. Buradaki have to gereklilik bildirir; sahip olma anlamına gelmez. Without bir edat olduğu için have, -ing biçimi olan having hâline gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp without having to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Anahtar taşımanın gerekli olmadığını göstermek için cümleyi having to + carry ile tamamlayın: The app opens the door without ____ a key.

Cevabı göster

having to carry

Next time you need to check the answer to something, Notlar

1:20

Bir dahaki sefere bir şeyin cevabını kontrol etmeniz gerektiğinde,

Dilbilgisi

Next time you need to ...: tavsiye için gelecekteki bir durumu kurma

Next time you need to ... “bir dahaki sefere ... yapman gerektiğinde” anlamına gelir. Önce gelecekteki bir durumu kurar; ardından gelen ana cümle o durum için tavsiye, hatırlatma veya yapılacak eylemi verir. Next time ifadesinden sonra anlam gelecek olsa bile İngilizcede genellikle geniş zaman biçimindeki need kullanılır. Bu zaman yan cümlesinde will kullanılmaz.

Alıştırma

Tavsiyeyi hedef yapıyla tamamlayın: ____ charge your phone, use this cable.

Cevabı göster

Next time you need to

Kalıp ifadeler

check the answer to something: answer to yapısını kullanma

check the answer to something, bir cevabı doğrulamak için bulup bakmak veya başka bir kaynakla karşılaştırmak anlamına gelir. Yalnızca bir sınavı değerlendirmeyi değil, kitap ya da başka bir kaynağa bakmayı da anlatabilir. answer to + question/problem yapısında to, cevabın hangi soru veya probleme karşılık geldiğini gösterir. Something, cevabı olabilecek herhangi bir soru, problem veya konunun genel yer tutucusudur.

Alıştırma

Hangi cümlede bir sorunun cevabını doğrulamak için standart sözcük birleşimi kullanılmıştır?

  1. I checked the answer to the final question in the answer key.
  2. I checked the answer at the final question in the answer key.
  3. I checked the answer of the final question in the answer key.
  4. I checked to the answer of the final question in the answer key.
Cevabı göster

I checked the answer to the final question in the answer key.

consider using a physical book. Ton ve niyet

1:24

fiziksel bir kitap kullanmayı düşünün.

Ton ve niyet

consider using: nazik bir öneri için consider + -ing

consider using a physical book ifadesinde consider, bir eylemi dinleyicinin düşünebileceği bir seçenek olarak sunar. Bu nedenle öneri, Use a physical book ifadesinden daha az doğrudandır. consider bir eylemi yapmayı düşünmek anlamına geldiğinde ardından -ing biçimi gelir: consider doing something. Burada using, düşünülen eylemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi consider + take fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: If traffic is heavy, ____ the train.

Cevabı göster

consider taking

You don't have to Google it. Kelime

1:26

Her şeyi Google'lamak zorunda değilsiniz.

Kelime

Google it: Google'ın çevrim içi aramak anlamında fiil olarak kullanılması

Google it ifadesinde Google, bilgi bulmak için bir internet arama motoru kullanmak anlamına gelen bir fiildir. Günlük konuşmada, belirli bir Google sayfasını vurgulamadan genel olarak çevrim içi aramak anlamında da kullanılır. it zamiri, aranan şeyi, soruyu veya bilgiyi temsil eder. Google fiil olarak kullanıldığında arama hedefini doğrudan nesne alabilir: Google the address veya Google it.

Alıştırma

'If you don't recognize the name, Google it,' cümlesinde Google it ne anlama gelir?

  1. Adı e-postayla göndermek anlamına gelir.
  2. Bir şirket ofisi açmak anlamına gelir.
  3. Ad hakkında çevrim içi bilgi aramak anlamına gelir.
  4. Adı kişi olarak kaydetmek anlamına gelir.
Cevabı göster

Ad hakkında çevrim içi bilgi aramak anlamına gelir.

Because the process of finding information in a book Dilbilgisi

1:28

Çünkü bir kitapta bilgi bulma süreci,

Dilbilgisi

the process of finding information: the process of + -ing yapısı

the process of finding information ifadesi, bilgi bulmayı yalnızca tamamlanmış bir sonuç olarak değil, adımları olan bir etkinlik olarak ele alır. Kalıp the process of + -ing biçimidir. Burada of bir edattır; bu yüzden find, finding gerund biçimine girer. Bir etkinliği ya da aşamalarını cümlenin konusu yapmak istediğinizde bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi solve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The process of ____ this puzzle taught us to be patient.

Cevabı göster

solving

is just as valuable as finding the information. Dilbilgisi

1:32

bilgiyi bulmanın kendisi kadar değerlidir.

Dilbilgisi

just as valuable as: eşitlik karşılaştırması

just as valuable as, iki şeyin değer bakımından aynı düzeyde olduğunu söyler. Karşılaştırma kalıbı as + sıfat + as biçimindedir: ilk as valuable'dan önce gelir, ikinci as ise karşılaştırılan şeyi tanıtır. Buradaki just eşitliği güçlendirir ve aynı ölçüde anlamı verir; sadece anlamına gelmez. Bu cümlede arama sürecine bulunan bilgiyle aynı önem verilir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: Learning from a mistake is ____ getting the right answer.

Cevabı göster

just as valuable as

Spotify, Netflix, Amazon,

1:35

Spotify, Netflix, Amazon,

they all recommend things

1:38

hepsi bize bir şeyler öneriyor

and tell us what we should be listening to or buying. Dilbilgisi

1:39

ve ne dinlememiz veya almamız gerektiğini söylüyor.

Dilbilgisi

what we should be listening to or buying: gömülü soru söz dizimi ve paralel eylemler

what ile başlayan yan cümle, tell us [what ...] yapısında bize söylenen içeriği verir. Gömülü bir soruda İngilizce, doğrudan soru sırası what + should + we yerine düz cümle sırası what + we + should kullanır. Tek bir what iki eylemle de anlaşılır: listen to what ve buy what. Listen fiili to edatını gerektirir, buy ise nesnesini doğrudan alır. Ortak kullanılan should be hem listening to hem de buying için geçerlidir.

Alıştırma

Hangi cümle tells us sonrasında gömülü what yan cümlesini doğru kullanır ve listen to ile buy eylemlerini paralel tutar?

  1. The app tells us what we should be listening to or buying.
  2. The app tells us what should we be listening to or buying.
  3. The app tells us what we should be listening or buying.
  4. The app tells us what do we should be listening to or buying.
Cevabı göster

The app tells us what we should be listening to or buying.

Perhaps you could ignore all of that, Kalıp ifadeler

1:43

Belki de tüm bunları görmezden gelebilirsiniz,

Kalıp ifadeler

ignore all of that: daha önce söylenenlerin tamamına gönderme yapmak

ignore all of that ifadesinde that, hemen önce sözü edilen öneri veya yönlendirmelere gönderme yapar; all ise bunları tek bir grup olarak toplar. Böylece her birini yeniden söylemek gerekmez. Burada ignore, bu bilgiye bilinçli olarak dikkat etmemek veya ona göre hareket etmemek anlamına gelir. Mutlaka bir kişiye kaba davranmak demek değildir; bu önerilerin kararı yönlendirmesine izin vermemeyi seçmek demektir.

Alıştırma

Bu bağlamda ignore all of that ne anlama gelir?

  1. Önerileri yapan kişilere hakaret etmek.
  2. Az önce sözü edilen önerilerin hiçbirini takip etmemeyi seçmek.
  3. Ses çok kısık olduğu için önerileri duyamamak.
Cevabı göster

Az önce sözü edilen önerilerin hiçbirini takip etmemeyi seçmek.

go to a physical record store, Kültür

1:46

fiziksel bir plak dükkânına gidip,

Kültür

physical record store: fiziksel bir plak dükkânı

Burada physical record store, gerçek bir adresi olan ve bizzat ziyaret edilebilen bir müzik dükkânıdır. Physical, dijital veya çevrim içi hizmetlerin karşıtı olarak somut ve çevrim dışı anlamına gelir; bedenle ilgili demek değildir. Bu bağlamda record, müzik plağıdır. Fiziksel dükkândan söz edilmesi, yalnızca dijital platformların önerilerine dayanmak yerine müziği dükkânda keşfetmeyi öne çıkarır.

Alıştırma

Bu cümlede physical record store ne anlama geliyor?

  1. şarkı öneren çevrim içi bir hizmet
  2. bizzat ziyaret edilebilen ve müzik plakları satan bir dükkân
  3. kayıtlı müzik çalan bir spor salonu
  4. yazılı dosyaları saklayan bir yer
Cevabı göster

bizzat ziyaret edilebilen ve müzik plakları satan bir dükkân

take a random record and listen to it Kalıp ifadeler

1:49

rastgele bir plak alıp onu dinleyebilir

Kalıp ifadeler

take a random record: önceden planlamadan birini seçmek

Take a random record, belirli bir albümü önceden seçmeden bir müzik plağını eline almak veya seçmek demektir. Random, seçimin nasıl yapıldığını anlatır: seçim önceden planlanmış değildir ve bir öneriye dayanmaz. Bu bağlamda take, plağı dinlemeden önce raftan eline almak anlamındadır. Tek başına plağı dükkândan çıkarıp götürmek anlamına gelmez; record ise yazılı bilgi değil, müzik plağıdır.

Alıştırma

Bu bağlamda take a random record ne anlama geliyor?

  1. başka birinin seçtiği şarkıyı kaydetmek
  2. hangisini alacağına önceden karar vermeden bir müzik plağını eline almak
  3. parası ödenmemiş bir plağı dükkândan çıkarmak
  4. beklenmedik bir olayı resmî kayıt olarak yazmak
Cevabı göster

hangisini alacağına önceden karar vermeden bir müzik plağını eline almak

and then explore.

1:52

ve sonra keşfe çıkabilirsiniz.

And again, the process is just as valuable as the outcome. Anlatım akışı

1:54

Ve yine, bu süreç de sonuç kadar değerlidir.

Anlatım akışı

the process is just as valuable as the outcome: ana fikre geri dönüp onu pekiştirmek

Bu cümle daha önce dile getirilen bir iddiayı yeniden söyler: Bir şeyi yapma ya da keşfetme deneyimi, nihai sonuç kadar önemli olabilir. Buradaki işlevi yeni bir karşılaştırma eklemek değil, dinleyiciyi ana fikre geri götürmektir. Baştaki And again bu dönüşün işaretini verir; iddianın tamamını tekrarlamak ise konuşmaya belirgin bir ana hat kazandırır. Konuşmacılar, yeni bir örneğin aynı ana fikri nasıl desteklediğini göstermek için örnekten sonra kilit bir cümleyi sık sık tekrarlar.

Alıştırma

Bu cümlenin konuşmayı düzenleyen temel işlevi nedir?

  1. Daha önce yapılmış olgusal bir hatayı düzeltir.
  2. Daha önceki ana fikre döner ve onu pekiştirir.
  3. Tamamen ilgisiz bir görüş ortaya atar.
  4. Sonucun süreçten daha önemli olduğunu söyler.
Cevabı göster

Daha önceki ana fikre döner ve onu pekiştirir.

Point number three.

1:58

Üçüncü nokta.

Technology can disconnect us from each other. Kalıp ifadeler

2:00

Teknoloji bizi birbirimizden koparabilir.

Kalıp ifadeler

disconnect us from each other: sosyal bağları zayıflatmak

Burada disconnect us from each other, sosyal veya duygusal bağımızı zayıflatmak demektir. İnsanların birbirleriyle daha az etkileşim kurmasını anlatır; bir kablonun ya da cihazın fiziksel olarak bağlantısının kesilmesini değil. Tekrar kullanılabilen kalıp disconnect someone from someone or something şeklindedir. disconnect fiilinden sonraki nesne etkilenen kişiyi, from ise bu kişinin uzaklaştığı kişiyi, grubu, etkinliği veya ortamı belirtir.

Alıştırma

Bir kişinin bir gruptan sosyal olarak uzaklaştığını anlatmak için disconnect someone from a group yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Months of remote work disconnected Maya her team.
  2. Months of remote work disconnected Maya from her team.
  3. Months of remote work disconnected Maya with her team.
  4. Months of remote work disconnected from Maya her team.
Cevabı göster

Months of remote work disconnected Maya from her team.

Often, we can't spend quality time with people Kalıp ifadeler

2:04

Çoğu zaman insanlarla kaliteli zaman geçiremeyiz

Kalıp ifadeler

spend quality time with people: birlikte dikkatli ve anlamlı zaman geçirmek

Spend quality time with people, başkalarına gerçekten dikkat vermek ve ilişkiyi güçlendiren ya da anlamlı hissettiren bir zamanı paylaşmak demektir. Quality burada bir ürünün kalitesini veya yalnızca saatlerin çokluğunu değil, etkileşimin değerini anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp spend quality time with + kişi veya grup şeklindedir. Bu kalıp spend time with someone yapısına dayanır; quality ise dikkat ve anlamlı katılım fikrini ekler.

Alıştırma

Birisiyle dikkatli ve anlamlı zaman geçirmek anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We put away the games so we could ____ our cousins.

Cevabı göster

spend quality time with

because we're distracted by our devices. Kalıp ifadeler

2:07

çünkü cihazlarımız dikkatimizi dağıtır.

Kalıp ifadeler

distracted by our devices: dikkat dağınıklığının kaynağını belirtmek

Distracted by our devices ifadesinde telefon, tablet veya bilgisayar gibi cihazlar dikkatimizi önümüzdeki kişiden ya da etkinlikten uzaklaştırır. Kalıp be distracted by + neden veya kaynak şeklindedir. Distracted kişinin durumunu anlatır, by ise bu duruma neyin yol açtığını gösterir; burada by bir yer belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi be distracted by kalıbıyla tamamlayın: While doing my homework, I ____ messages on my tablet.

Cevabı göster

was distracted by

I have people who I only communicate with online Kalıp ifadeler

2:09

Sadece internet üzerinden iletişim kurduğum insanlar var

Kalıp ifadeler

people who I only communicate with online: yalnızca çevrim içi iletişim kurduğum insanlar

people who I only communicate with online ifadesinde who, önceki people sözcüğünü gösterir ve with edatının nesnesi görevindedir. Temel kalıp communicate with someone şeklindedir. İngilizce bir ilgi cümleciğinde edat sonda kalabilir: people who I communicate with. Burada online, iletişimin nasıl gerçekleştiğini belirtir; only ise ilişkiyi bu kanalla sınırlar. Konuşan kişi bu insanlarla internet üzerinden iletişim kurduğunu söyler. İnsanların o anda sadece çevrim içi olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi ‘biriyle bilgi alışverişinde bulunmak’ anlamındaki fiil-edat kalıbıyla tamamlayın: I have a remote mentor who I only ____ online.

Cevabı göster

communicate with

and we have these conversations that have no beginning or no end. Deyimler

2:12

ve başı sonu olmayan bu sohbetleri ediyoruz.

Deyimler

no beginning or no end: konuşmanın başlangıç ve bitiş sınırlarının belirsiz olması

Bu cümlede have no beginning or no end, konuşmaların net bir açılışı ve kapanışı olan eksiksiz ve ayrı olaylar gibi hissedilmediği anlamına gelir. Çevrim içi mesajlar duraklayıp daha sonra devam edebilir; bu yüzden konuşmaların sınırlarını görmek zordur. Bu, değerlendirme içeren ve gerçek anlamda kullanılmayan bir betimlemedir. Konuşmanın sonsuza kadar sürdüğü anlamına gelmez; iletişimin parçalı veya tamamlanmamış hissettirdiğini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede no beginning or no end ne anlama gelir?

  1. Hiç kimse sözcüklerin hiçbirini hatırlamaz.
  2. Konuşma her saniye sonsuza kadar devam eder.
  3. Konuşanların konuşmayı başlatması veya bitirmesi yasaktır.
  4. Mesajların net bir başlangıç veya bitiş noktası yoktur.
Cevabı göster

Mesajların net bir başlangıç veya bitiş noktası yoktur.

Or we uh we ping each other messages Kelime

2:16

Ya da sadece birbirimize kısa mesajlar atıyoruz

Kelime

ping each other messages: birbirine kısa dijital mesajlar göndermek

Burada ping, “birine hızlı bir dijital mesaj göndermek” veya “çevrim içi olarak kısaca iletişim kurmak” anlamına gelen gündelik bir fiildir. Bu cümlede, bir cihazın yanıt verip vermediğini kontrol eden bilgisayar ağı komutu değildir. ping each other messages yapısında each other mesajları alan kişileri, messages ise gönderilen şeyi belirtir: iki kişi de diğerine mesaj gönderir. Bu yapı, iletişimi tam bir sohbetten çok kısa ve aralıklı mesajlaşmalar olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede ping, “hızlı bir dijital mesaj göndermek” anlamında kullanılmıştır?

  1. If the train is delayed, ping me before six.
  2. The computer can ping the server once a minute.
  3. The bell made a ping when the door opened.
Cevabı göster

If the train is delayed, ping me before six.

and we don't have long meaningful conversations. Kalıp ifadeler

2:20

ve uzun, anlamlı konuşmalar yapmıyoruz.

Kalıp ifadeler

long meaningful conversations: uzun, derin ve değerli konuşmalar

long meaningful conversations ifadesinde long süreyi, meaningful ise niteliği anlatır: konuşmanın içeriği, değeri veya duygusal önemi vardır. İnsanların bir konuyu ya da birbirlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir. Meaningful conversation, derinliği olan bir konuşmayı anlatan doğal bir kelime birleşimidir. Meaningful yalnızca interesting veya entertaining anlamına gelmez; bu nedenle ifade kısa ve aralıklı mesajlaşmalarla karşıtlık oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle konuşmanın yalnızca ilgi çekici veya uzun olduğunu değil, derinliği ya da değeri olduğunu belirtir?

  1. They had a long conversation about how to solve the problem.
  2. They had a meaningful conversation about how to solve the problem.
  3. They had an interesting conversation about how to solve the problem.
Cevabı göster

They had a meaningful conversation about how to solve the problem.

One way around this is to schedule quality time with people Notlar

2:24

Bunu aşmanın bir yolu da insanlarla kaliteli zaman planlamaktır

Anlatım akışı

One way around this is to...: bir çözüm sunmak

One way around this is to... söylemi bir sorundan olası bir çözüme geçirir. Burada this daha önce belirtilen soruna gönderme yapar; around this ise fiziksel olarak bir nesnenin etrafından dolaşmak değil, zorluğu aşmak ya da ondan kaçınmak anlamına gelir. Kalıp One way around + sorun + is to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bunun tek cevap olduğunu ileri sürmeden uygulanabilir bir seçenek sunar.

Alıştırma

Our online meetings often run too long. Hangi cümle olası bir çözüm sunuyor?

  1. One way around this is to set a clear agenda before each meeting.
  2. One result of this is that meetings feel longer.
  3. One example of this is a meeting without an agenda.
Cevabı göster

One way around this is to set a clear agenda before each meeting.

Kalıp ifadeler

schedule quality time: birlikte nitelikli zaman geçirmek için bilinçli olarak plan yapmak

schedule quality time ifadesinde schedule, “önceden planlamak” veya “zaman ayırmak” anlamına gelen bir fiildir. İfade, anlamlı ve özenli bir etkileşim için ayrılan zamanı bilinçli olarak plana eklemeyi anlatır. Quality time yalnızca herhangi bir boş zaman değildir. İnsanlara ilgi gösterilen ve ilişkinin güçlendirildiği zamandır. Bu nedenle ifade hem planlamayı hem de bu zamanın nasıl kullanıldığını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişilerin birlikte odaklanarak geçirmek için bilinçli olarak zaman ayıracağını anlatıyor?

  1. Let's spend some quality time together right now.
  2. Let's check the schedule together this Saturday.
  3. Let's schedule some quality time together this Saturday.
Cevabı göster

Let's schedule some quality time together this Saturday.

where there are no devices. Dilbilgisi

2:28

ortamda hiçbir cihazın olmadığı.

Dilbilgisi

where there are no devices: bir durumu anlatmak için where kullanımı

Burada where there are no devices, birlikte geçirilmesi planlanan nitelikli zamanın ortamını anlatır: cihazların bulunmadığı veya kullanılmadığı bir durumdur. Bu yan cümle cihazlarla ilgili ayrı bir konu açmaz; daha önceki düzenlemeye bir koşul ekler. Where yalnızca fiziksel bir yeri değil, bir durumu veya ortamı da tanıtabilir. Bir etkinlik için oluşturulan çevreyi anlatmak istediğinizde bu şekilde kullanılabilir.

Alıştırma

Ortamın türüne odaklanmak için en uygun kelimeyi seçin: We want a classroom ___ everyone feels safe to ask questions.

  1. where
  2. when
  3. who
Cevabı göster

where

It can really help you to connect with friends and loved ones Kalıp ifadeler

2:30

Bu, arkadaşlarınızla ve sevdiklerinizle bağ kurmanıza

Kalıp ifadeler

connect with friends and loved ones: kişisel ilişkiler kurmak

Bu cümlede connect with friends and loved ones; ilgi, sohbet veya birlikte geçirilen zaman yoluyla kişisel ilişkiler kurmak ya da bunları derinleştirmek anlamına gelir. Burada cihazları bağlamak değil, duygusal ve sosyal bağ kurmak anlatılır. Loved ones, çok değer verdiğiniz insanları anlatan geniş kapsamlı ve sıcak bir ifadedir. Aile üyelerini, bir partneri ve yakın arkadaşları içerebilir; yalnızca romantik partnerleri ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi connect with ile tamamlayın: A shared meal can help you ____ friends and loved ones.

Cevabı göster

connect with

and disconnect from technology.

2:33

ve teknolojiden kopmanıza gerçekten yardımcı olabilir.

Number four, technology can disconnect us from nature. Kalıp ifadeler

2:35

Dört numara, teknoloji bizi doğadan koparabilir.

Kalıp ifadeler

disconnect us from nature: doğayla bağımızı zayıflatmak

disconnect us from nature ifadesinde disconnect mecaz anlamda kullanılır. Teknoloji, insanların doğayı fark etmeye veya deneyimlemeye daha az zaman ayırmasına ya da kendilerini doğal dünyanın bir parçası gibi daha az hissetmesine yol açabilir; burada insanlar ile doğa arasındaki fiziksel bir kablonun kesilmesi kastedilmez. Kalıp disconnect + someone + from + something şeklindedir. Özne nedeni, someone etkilenen kişiyi, from sonrasındaki bölüm ise zayıflayan ilişkiyi veya kaynağı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi disconnect someone from something kalıbıyla tamamlayın: Spending all day online can ____ the people and places around us.

Cevabı göster

disconnect us from

Sometimes we feel like nature is out there and we're here. Anlatım akışı

2:40

Bazen doğanın dışarıda, bizimse burada olduğumuzu hissederiz.

Anlatım akışı

nature is out there: doğayı bizden ayrı olarak çerçevelemek

Burada out there, doğanın yerini belirtmekten fazlasını yapar. Doğayı insanların günlük yaşamından uzakta bir dünya olarak çerçeveler; bu nedenle uzaklık hem psikolojik hem de fizikseldir. Cümle, düşünceyi nature is out there / we're here karşıtlığıyla düzenler. Orası ile burası arasındaki bu karşıtlık, doğa ile insanları ayrı taraflardaymış gibi gösterir ve insanların artık kendilerini doğanın bir parçası olarak hissetmedikleri düşüncesine zemin hazırlar.

Alıştırma

nature is out there bu cümlede nasıl bir bakış açısı oluşturuyor?

  1. Doğa, konuşanın yakınındaki kesin bir konumdadır.
  2. Doğa, yaşamlarımızdan ayrı ve uzak hissedilir.
  3. Doğa, teknolojinin başka bir adıdır.
Cevabı göster

Doğa, yaşamlarımızdan ayrı ve uzak hissedilir.

We're somehow not part of it. Kalıp ifadeler

2:44

Sanki onun bir parçası değilmişiz gibi.

Kalıp ifadeler

not part of it: daha büyük bir bütünün dışında hissetmek

Be part of something; grup, süreç, proje ya da doğal dünya gibi daha büyük bir bütüne ait olmak veya onun içinde yer almak demektir. Olumsuz biçim not part of it, konuşanı bu bütünden kopuk ya da ona aitlik hissinden yoksun gösterir. Buradaki it, önceki cümlede geçen nature sözcüğüne gönderme yapar. Part, fiziksel bir parça ya da yedek parça değil, bütünün içindeki bir üye veya unsur anlamındadır.

Alıştırma

“After months away, Maya felt she was not part of the community anymore,” cümlesinde “not part of the community” ne anlama gelir?

  1. Artık kendisini o topluluğa ait hissetmiyordu.
  2. Topluluğun bütün etkinliklerinden sorumluydu.
  3. Topluluğun kırık bir parçasını elinde tutuyordu.
Cevabı göster

Artık kendisini o topluluğa ait hissetmiyordu.

Let me paint you a picture. Deyimler

2:47

Size bir resim çizmeme izin verin.

Deyimler

paint you a picture: canlı bir betimlemeyi başlatmak

Paint someone a picture gerçek anlamda resim yapmak anlamına gelebilir, ancak burada mecazidir: bir durumu dinleyenin zihninde canlandırabileceği kadar canlı anlatmak demektir. Let me paint you a picture ifadesindeki you, anlatımı dinleyen kişidir. Bu cümle aynı zamanda bir işaret görevi görür: dinleyiciye ayrıntılı bir sahnenin veya örneğin birazdan geleceğini bildirir. Gerçek bir resim yapma teklifi değildir.

Alıştırma

“Sahneyi canlı biçimde anlatmak” anlamındaki mecazi ifadeyle cümleyi tamamlayın: Let me ____: every window was dark, and snow covered the empty street.

Cevabı göster

paint you a picture

You're in a boat in the middle of the ocean surrounded by water. Notlar

2:49

Okyanusun ortasında sularla çevrili bir teknedesiniz.

Kalıp ifadeler

in the middle of the ocean: kıyıdan uzakta bir konum

In the middle of the ocean, tekneyi kıyıdan uzakta, her yanı suyla çevrili bir konuma yerleştirir. Buradaki middle, mutlaka tam geometrik merkez anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen in the middle of + place kalıbı, bir kişinin veya nesnenin bir alanın orta ya da iç kısmında, genellikle kenarlardan uzakta bulunduğunu anlatır. Bu cümlede fiziksel bir konumu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi in the middle of + place kalıbıyla tamamlayın: A tiny cabin stands ____ the woods.

Cevabı göster

in the middle of

Dilbilgisi

surrounded by water: geçmiş zaman ortacıyla arka plan betimleme

Surrounded by water, teknenin ve bulunduğu ortamın her yanında su olduğunu anlatan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Surrounded edilgen bir durumu gösterir: Tekne suyla çevrilidir; başka bir şeyi etkin biçimde çevrelemez. Bu öbek ana konum açıklamasından sonra geldiğinde yeni ve tam bir cümle başlatmadan arka plan bilgisi ekler. Aynı kısa yapı, bir ismi veya özneyi surrounded by + çevresindeki şey kalıbıyla betimleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi surround sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The garden is ____ by a high wall.

Cevabı göster

surrounded

The sun is setting. Kelime

2:55

Güneş batıyor.

Kelime

is setting: set sözcüğünün güneşin batması anlamı

Özne the sun olduğunda set, “ufkun altına inmek” anlamına gelir. The sun is setting cümlesindeki şimdiki zaman, bu sürecin şu anda gerçekleştiğini gösterir. Burada set, “ayarlamak” veya “yerleştirmek” anlamına gelmez. Sunset bununla ilişkili isimdir; the sun sets ve the sun is setting ise fiil biçimleridir. Hepsi aynı anlam ailesine aittir, ancak dil bilgisi konuşanın olayı adlandırdığını, düzenli bir gerçeği belirttiğini veya devam eden süreci anlattığını gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan fiil biçimiyle cümleyi tamamlayın: It will be dark soon because the sun ____.

Cevabı göster

is setting

You can hear the waves.

2:56

Dalgaları duyabiliyorsunuz.

The entire ocean is a brilliant color. Kelime

2:58

Tüm okyanus harika bir renge bürünmüş.

Kelime

a brilliant color: brilliant parlak ve canlı demektir

Brilliant bir rengi nitelediğinde, o rengin son derece parlak, canlı ve dikkat çekici olduğu anlamına gelir. A brilliant color ifadesinde görsel bir özelliği anlatır; “zeki” anlamına gelmez. Anlamı seçmek için brilliant sözcüğünün nitelediği kelimeye bakın. A brilliant student çok zeki bir öğrenciyi anlatabilirken brilliant light veya a brilliant color çok parlak bir ışığı ya da rengi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede brilliant parlak ve canlı bir rengi anlatmak için kullanılmıştır?

  1. Maya is a brilliant engineer.
  2. The stage curtains were a brilliant red under the lights.
  3. Brilliant! We finished early.
Cevabı göster

The stage curtains were a brilliant red under the lights.

And the boat is rocking gently. Kalıp ifadeler

3:02

Ve tekne hafifçe sallanıyor.

Kalıp ifadeler

is rocking gently: hafifçe ileri geri sallanma

Burada is rocking, bir şeyin yumuşak biçimde tekrar tekrar sağa sola veya ileri geri hareket ettiği anlamına gelir. Rock burada fiildir; gently ise hareketin ani ya da şiddetli değil, hafif olduğunu gösterir. Özne bir tekne olduğunda rock, teknenin su üzerindeki hareketini anlatır. Taş ya da rock müzik anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede rock, örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. She found a rock beside the path.
  2. The band rocked the crowd with its final song.
  3. The cradle rocked gently while the baby slept.
Cevabı göster

The cradle rocked gently while the baby slept.

You can feel the breeze.

3:04

Esintiyi hissedebiliyorsunuz.

If that doesn't make you want to get out into nature, Notlar

3:06

Eğer bu sizi doğaya çıkmak istemeye teşvik etmiyorsa,

Dilbilgisi

If that doesn't make you want to...: vurgulu ikna ifadesi

Burada If that doesn't make you want to... kalıbı tarafsız bir koşul değil, vurgulu bir tepki ifade eder. Konuşan kişi, az önce gösterilen şeyin harekete geçme isteği uyandıracak kadar çekici olduğuna inanır. make + person + want to + verb yapısı, birinin bir şey yapma isteği duymasına neden olmak anlamına gelir. Kişinin isteğini etkiler; onu harekete geçmeye zorlamaz. Buradaki that, daha önce gösterilen doğa manzarasına gönderme yapar.

Alıştırma

Konuşan kişi If that doesn't make you want to get out into nature ifadesiyle neyi ima ediyor?

  1. Konuşan kişi herkesi hemen ayrılmaya zorluyor.
  2. Manzara o kadar çekici ki sizde dışarı çıkma isteği uyandırmalı.
  3. Manzara insanlara dışarı çıkmak için hiçbir neden vermiyor.
Cevabı göster

Manzara o kadar çekici ki sizde dışarı çıkma isteği uyandırmalı.

Kalıp ifadeler

get out into nature: gündelik ortamdan ayrılıp doğaya çıkmak

Get out into nature, kapalı, kentsel veya gündelik bir ortamdan ayrılıp doğal bir yerde vakit geçirmek demektir. Get out şu anki yerden çıkışı, into nature ise girilen ortamı gösterir; bu yüzden out ile into birlikte kullanılabilir. Bu genel anlamda İngilizcede nature sözcüğü genellikle artikelsiz kullanılır. Doğal ifade get out into nature'dır; go to the nature değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, gündelik ortamdan ayrılıp doğal bir yerde vakit geçirmeyi en doğal biçimde önerir?

  1. Let's get out into nature this weekend.
  2. Let's get out of nature this weekend.
  3. Let's go to the nature this weekend.
Cevabı göster

Let's get out into nature this weekend.

I don't know what will. Ton ve niyet

3:09

neyin edeceğini bilmiyorum.

Ton ve niyet

I don't know what will: vurgulu fiil öbeği eksiltmesi

I don't know what will, will sözcüğünden sonraki bölüm çıkarıldığı için tamamlanmamış gibi görünür. Eksik bölümü önceki yan cümle sağlar: what will, what will make you want to get out into nature anlamına gelir. İngilizcede will gibi bir yardımcı fiilden sonra daha önce söylenmiş bir fiil öbeği çıkarılabilir. Burada konuşan kişi yalnızca bilmediğini kabul etmiyor. If that doesn't ..., I don't know what will kalıbının tamamı, konuşanın bunun istenen etkiyi yaratma olasılığını çok yüksek gördüğünü ve muhtemelen başka hiçbir şeyin daha iyi işe yaramayacağını güçlü biçimde düşündürür.

Alıştırma

Antrenörün ‘If this comeback doesn't inspire the team, I don't know what will,’ yorumunda I don't know what will neyi ima eder?

  1. Konuşan kişi gelecekle ilgili nesnel bir tahmin istiyor.
  2. Konuşan kişi hangi takımın oynadığını unutmuş.
  3. Konuşan kişi bu geri dönüşün takıma ilham verme olasılığını çok yüksek görüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi bu geri dönüşün takıma ilham verme olasılığını çok yüksek görüyor.

There are few better ways to disconnect from technology. Dilbilgisi

3:10

Teknolojiden kopmanın bundan daha iyi pek az yolu vardır.

Dilbilgisi

There are few better ways to... ile güçlü övgü ifade etmek

Bu cümlede There are few better ways to disconnect... ifadesi, bundan daha iyi olabilecek yöntemlerin çok az olduğunu anlatır. Konuşmacı genel olarak yöntem sayısının az olduğunu söylemiyor; söz konusu yöntemi güçlü biçimde övüyor. There are few better ways to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir etkinliği en iyi seçeneklerden biri olarak gösterir. This is a good way ifadesinden daha güçlüdür, ancak hiçbir şeyin daha iyi olamayacağını kesin olarak söylemez.

Alıştırma

Dersin güçlü övgü kalıbını aynen kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ relax after work than taking a quiet walk.

Cevabı göster

There are few better ways to

There it is. Anlatım akışı

3:15

İşte bu kadar.

Anlatım akışı

There it is. ile tamamlanan bir listeyi kapatmak

Burada There it is., konuşmacının anlatmayı yeni bitirdiği maddelerin tümüne gönderme yapar. That's it veya There you have it gibi çalışarak listenin ya da açıklamanın tamamlandığını belirtir. it sözcüğü, önceki bütün maddeleri birlikte temsil eder. Bu nedenle cümle yeni bir madde eklemek yerine bu bölümü kapatır.

Alıştırma

Konuşmacı dört maddelik bir listeyi bitirip There it is. diyor. Bu cümle ne işe yarıyor?

  1. Listenin tamamlandığını belirtir.
  2. Dinleyicilerden kayıp bir nesneyi bulmalarını ister.
  3. Bir madde daha sunar.
Cevabı göster

Listenin tamamlandığını belirtir.

Here are four techniques that we can use to disconnect from technology. Anlatım akışı

3:16

Teknolojiden kopmak için kullanabileceğimiz dört teknik.

Anlatım akışı

Here are four techniques: bir liste sunmak

Here are four techniques, dört öğeyi dinleyiciye bir liste olarak sunar. Bu cümlede here esas olarak bir yeri göstermez; ifadenin anlamı “dört teknik şunlardır” şeklindedir. Burada bir özeti düzenler: konuşmacı yöntemleri dört maddelik tek bir grup hâlinde toplar. Yeniden kullanılabilecek kalıp Here are + çoğul isimdir; tek bir öğe için Here is + tekil isim kullanılır.

Alıştırma

Konuşmacı birazdan üç ipucu sayacak. Hangi cümle listeyi doğrudan sunar?

  1. I tried three tips yesterday.
  2. Here are three tips you can try.
  3. There are three tips in this guide.
Cevabı göster

Here are three tips you can try.

And I'd love to hear of any other techniques that you have. Ton ve niyet

3:19

Ve sizin sahip olduğunuz diğer teknikleri duymayı çok isterim.

Ton ve niyet

I'd love to hear of: sıcak bir şekilde öneri istemek

I'd love to hear of..., birini bildiği veya kullandığı şeylerden söz etmeye sıcak ve nazik biçimde davet eder. I'd, I would ifadesinin kısaltmasıdır; would love to, sözcüğü sözcüğüne romantik sevgi değil, güçlü ve dostça bir ilgi anlatır. Bu cümlede hear of ifadesinden sonra konuşmacının öğrenmek istediği şey, yani other techniques gelir. Konuşmacı dinleyicilerden başka yöntemleri de paylaşmalarını ister.

Alıştırma

Hangi cümle birini başka fikirlerini paylaşmaya sıcak bir biçimde davet eder?

  1. I'd love to hear from you after you choose an idea.
  2. I'd love to tell you about the other ideas I have.
  3. I'd love to hear of any other ideas you have.
Cevabı göster

I'd love to hear of any other ideas you have.

And if you try any of these and you find them helpful, Notlar

3:23

Eğer bunlardan herhangi birini dener ve faydalı bulursanız,

Dilbilgisi

if you try any of these: açık koşul ve bilinen bir gruptan serbest seçim

Burada if, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan açık bir koşul sunar. Dinleyen kişi daha önce sözü edilen fikirlerden birini deneyebilir ya da denemeyebilir. Bu yan cümle, o durum gerçekleşirse sonraki içeriğin geçerli olacağını gösterir. Any of these, bilinen bir gruptaki herhangi bir veya birkaç öğe anlamına gelir. These daha önce sözü edilen fikirlere gönderme yapar; any ise belirli bir öğenin önceden seçilmediğini gösterir. Her öğenin denenmesi gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, kişinin bilinen bir kitap grubundan beğendiği herhangi bir kitabı seçebileceğini doğal biçimde anlatır?

  1. If you like some of this books, you can borrow one.
  2. If you like any of these books, you can borrow one.
  3. If you like any these books, you can borrow one.
Cevabı göster

If you like any of these books, you can borrow one.

Kalıp ifadeler

find them helpful: find + nesne + sıfat

Find them helpful ifadesinde find, bir şeyi bulmak değil, değerlendirmek veya öyle olduğunu düşünmek anlamına gelir. Them nesnedir ve daha önceki fikirlere gönderme yapar; helpful ise konuşanın değerlendirmesini veren sıfattır. Yeniden kullanılabilen yapı find + nesne + sıfat biçimindedir: I find this app useful; She found the task difficult. Bu yapı çoğunlukla deneyim, gözlem veya düşünme sonucunda oluşan bir görüşü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için find, this app ve useful ifadelerinin her birini bir kez kullanın: I ____.

Cevabı göster

find this app useful

please share it in the comment section. Kültür

3:26

lütfen yorumlar bölümünde paylaşın.

Kültür

share it in the comment section: yorumlar bölümünde paylaşmak

The comment section, çevrim içi bir video, makale veya sayfanın altında ya da yanında bulunan ve kullanıcıların herkese açık yanıtlar yazdığı alandır. Buradaki section, bir belgenin bölümü değil, web sayfasının bir kısmıdır. share it in the comment section ifadesinde it, daha önce sözü edilen ipucu veya deneyime gönderme yapar. Share, bunu diğer izleyiciler için yayımlamak; in ise yanıtın nerede yer alacağını göstermek anlamına gelir. Cümle, izleyicileri etkileşime katılmaya çağırır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki tam yer ifadesiyle tamamlayın: Please share your experience ____.

Cevabı göster

in the comment section

I'm glad you've watched this video. Ton ve niyet

3:29

Bu videoyu izlediğinize sevindim.

Ton ve niyet

I'm glad you've watched this video: olumlu bir duyguyla samimi biçimde bitirmek

I'm glad + yan cümle, konuşanın bir durumla ilgili olumlu duygusunu ifade eder. Bu cümlede glad, izleyici videoyu izlediği için konuşanın nasıl hissettiğini anlatır; videonun kalitesini değerlendirmez. You've watched, you have watched ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect, tamamlanmış izleme eylemini şu anki kapanış anıyla ilişkilendirir. Bu nedenle cümle, doğrudan bir teşekkür kalıbından çok sıcak ve kişisel bir kapanış işlevi görür.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: I'm glad you've watched this video. Konuşan esas olarak ne anlatıyor?

  1. Konuşan, izleyicinin tamamladığı eylem hakkında olumlu hissediyor.
  2. Konuşan, izleyiciden videoyu yeniden izlemesini istiyor.
  3. Konuşan, videonun yüksek kaliteli olduğunu nesnel olarak söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan, izleyicinin tamamladığı eylem hakkında olumlu hissediyor.

Now turn off all your devices and go for a walk. Kalıp ifadeler

3:30

Şimdi tüm cihazlarınızı kapatın ve yürüyüşe çıkın.

Kalıp ifadeler

go for a walk: “yürüyüşe çıkmak” anlamındaki kalıp ifade

Go for a walk, bulunduğunuz yerden çıkıp keyif, temiz hava veya egzersiz için yürümek anlamına gelen yaygın ve kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle belirli bir varış noktasına ulaşmayı vurgulamaz. for a walk bölümünü, go for + etkinlik adı kalıbının bir parçası olarak düşünün. Buradaki for tek başına “-mek için” anlamına gelmez; “yürüyüşe çıkmak” için a tanımlığıyla birlikte go for a walk denir.

Alıştırma

Bu dersteki kalıp ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The weather is nice, so let's ____ before dinner.

Cevabı göster

go for a walk