Uyku Zamanı 🌙 | S2 B26 | Tam Bölüm | Bluey | @disneyjr: İngilizce çalışma notları
Disney Jr.
Video özeti: Uyku vakti geldiğinde Bingo bir civciv hikâyesi dinler, Merkür ile Güneş’in adını söyler ve kendi yatağında bağımsız biçimde uyumayı dener. Rüyayı andıran yolculuğu, görünmese bile annesinin sevgisinin ve desteğinin hep yanında olduğu güvencesiyle sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. drifted off to sleep. — Phrasal verb’ler: Birinin tam olarak ne zaman olduğunu fark etmeden yavaşça ve doğal biçimde uykuya dalmasını anlatan yumuşak bir ifadedir. Öğrenci, hikâyelerdeki sıcak anlatım tonunu ayırt edebilir; yatma vaktini, huzurlu bir dinlenmeyi veya uyanıklıktan uykuya aşamalı geçişi betimlerken bu ifadeyi kullanabilir. 2. what's this planet called? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: What's ... called? nesne, yer, canlı veya kavramların adını sormak için kullanılan yaygın bir kalıptır. Öğrencinin bir şeyi tanıdığı fakat adını bilmediği durumlarda sınıfta, seyahatte veya günlük konuşmada What is it? sorusundan daha açık ve hedefli bir soru sormasını sağlar. 3. even if you can't see me, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: even if, gerçekleşmesi hâlinde bile ana cümledeki sözü veya sonucu değiştirmeyen bir koşul getirir. Öğrenci bu yapıyla birini rahatlatabilir, kararlı bir söz verebilir ya da olası bir güçlüğe veya duruma rağmen bir ifadenin geçerliliğini koruduğunu açıklayabilir.
Bu derste
And then the baby chick hatched out of her egg. Notlar
0:26Ve sonra küçük civciv yumurtasından çıkmış.
Hikâyeyi bir sonraki olaya taşıyan And then
Cümlenin başındaki And then, bu olayın hikâyede sırada gerçekleşen olay olduğunu dinleyiciye gösterir. And önceki olayla bağlantı kurarken then sıralamayı belirtir; bu yüzden ifade yalnızca başka bir bilgi eklemez. Bir hikâyeyi, yaşananların anlatımını veya bir dizi adımı daha sonra olan şeye taşımak için And then kullanılabilir.
Alıştırma
The rain stopped. Ardından gelen hangi cümle, bir sonraki olayı göstermek için sıralama ifadesi kullanıyor?
- For example, outdoor games are fun.
- And then we went outside.
- Because the ground was wet, we waited.
Cevabı göster
And then we went outside.
hatch out of an egg: yumurtanın içinden çıkmak
Hatched out of her egg, civcivin kabuğu kırıp yumurtanın içinden çıkmasını anlatır. Hatched, hatch fiilinin geçmiş zaman biçimidir; out of her egg ise çıkılan yeri ve içten dışa hareketi gösterir. Kalıp animal + hatch out of + egg şeklindedir. Yumurtadan söz edildiği zaten belliyse hatch tek başına da kullanılabilir; ancak tam ifade içeriden çıkma görüntüsünü daha açık verir.
Alıştırma
Yumurtasının içinden çıkan bir kaplumbağayı anlatan bu cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: A baby turtle ___ its egg before sunrise.
- hatched out of
- looked after
- woke up in
Cevabı göster
hatched out of
And the first thing she saw was her mummy chicken. Dilbilgisi
0:31Ve gördüğü ilk şey anne tavukmuş.
the first thing she saw was ...: ilk deneyimi vurgulamak
the first thing she saw was ... kalıbı, onun ilk gördüğü şeyi odak noktası yapar. Yalnızca bir şey gördüğünü söylemez; bu görüntünün bir dizi deneyimin ilk parçası olduğunu da belirtir. Kalıp, the first thing + özne + fiil + was + vurgulanan bilgi şeklindedir. Buradaki thing, birinin gördüğü, duyduğu, fark ettiği veya yaptığı şeyi geniş anlamda temsil eder; fiziksel bir nesne olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi cümle Noah’nın her şeyden önce ne duyduğunu doğal biçimde vurgular?
- The alarm first heard Noah.
- Noah heard the first alarm thing.
- The first thing Noah heard was the alarm.
Cevabı göster
The first thing Noah heard was the alarm.
snuggled up to: sıcaklık ve rahatlık için yaklaşıp sokulmak
Snuggled up to mummy chick, civcivin annesine yaklaşıp ona sevgiyle sokulduğunu anlatır. Bu hareket genellikle sıcaklık, rahatlık veya güvende hissetme isteği taşır; yalnızca yakında oturmak anlamına gelmez. Kalıp snuggle up to + kişi veya hayvan şeklindedir ve burada snuggled geçmiş zamandadır. Up ifadenin bir parçasıdır ve yaklaşma anlamı katar; yukarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi snuggle up to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The cold puppy ____ its mother under the blanket.
Cevabı göster
snuggled up to
drifted off to sleep: yavaşça ve huzurlu biçimde uykuya dalmak
Burada drifted off to sleep, çoğu zaman tam olarak ne zaman olduğunu fark etmeden yavaşça ve huzurlu bir biçimde uykuya daldı anlamına gelir. Drift off fiziksel olarak sürüklenip uzaklaşmayı anlatmaz; bilincin yavaş yavaş azalmasını ve uykuya geçişi ifade eder. Drifted, hikâyedeki tamamlanmış olay için kullanılan basit geçmiş zaman biçimidir. Başka durumlarda kullanılabilen temel kalıp drift off to sleep şeklindedir ve drift zamana göre değişir.
Alıştırma
Tamamlanmış bu geçmiş olayı drift off to sleep kalıbının basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last night, with rain tapping softly on the window, Lena slowly ____.
Cevabı göster
drifted off to sleep
sleepytime: uyuma zamanının geldiğini söylemenin nazik ve çocuksu bir yolu
Sleepytime, aile içinde çocuklara söylenen sıcak ve çocuksu bir sözdür; uyuma zamanının geldiğini belirtir. Okay, sleepytime now. cümlesinde, o anki etkinliğin bittiğini ve uyku öncesi hazırlığın başlaması gerektiğini nazikçe duyurur. Kesin bir saat belirtmez. Konuşan kişi aslında şimdi uyuma zamanı olduğunu, ancak daha yumuşak ve oyunlu bir dille söyler.
Alıştırma
Hangi cümlede sleepytime doğal biçimde kullanılmıştır?
- Please write your exact sleepytime on the medical form.
- It's sleepytime, little one. Let's put on your pajamas.
- The client meeting starts at sleepytime tomorrow.
Cevabı göster
It's sleepytime, little one. Let's put on your pajamas.
Just one more: yalnızca bir tane veya bir tur daha istemek
Just one more. bir nesneden, turdan ya da tekrardan bir tane daha istemenin kısa bir yoludur. Söylenmeyen isim veya etkinlik, one more story ya da one more game örneklerinde olduğu gibi bağlamdan anlaşılır. Burada just “yalnızca” anlamına gelir ve ek isteği küçük, kabul edilmesi daha kolay gösterir; “az önce” anlamında değildir.
Alıştırma
Tam olarak bir tur daha oynamak istiyorsunuz. İsteği hedef ifadeyle tamamlayın: We have time for another game. Can we play ____?
Cevabı göster
just one more
one more, then ...: kabul ederken sonraki adımı belirlemek
one more then sleepytime ifadesi son bir ek etkinliğe izin verir ve hemen ardından ne olacağını belirler: bundan sonra uyku vakti gelir. Burada then yalnızca zaman sırasını göstermez; anlaşmanın sınırını da belirtir. Bu, aile içi konuşmada kullanılan kısaltılmış bir söyleyiştir. Daha tam biçimi We can have one more, and then it's sleepytime. şeklindedir. Yeniden kullanılabilir kalıp one more + item or activity, then + next step biçimindedir.
Alıştırma
Sınır koyan kalıbın iki bölümünü de tamamlayın: We can answer ____ question, and ____ we'll stop.
Cevabı göster
one more · then
This episode of Bluey is called Sleepytime. Anlatım akışı
1:04Bluey'nin bu bölümünün adı Uyku Vakti.
This episode of ... is called ... ile bölüm başlığını duyurmak
This episode of [program] is called [başlık] kalıbı bir bölümün başlığını duyurur. Bu kalıpta is called, “adı veya başlığı budur” anlamına gelir; telefonla arama anlamına gelmez. Aynı zamanda bilgiyi düzenleyen bir işarettir: Hikâye devam etmeden önce programın bölüm adını tanıttığını izleyiciye bildirir. Aynı bilgi kalıbını bir bölüm, video veya podcast bölümü için de kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Derste öğrenilen başlık duyurma kalıbını tamamlayın: This chapter of the guide ____ First Steps.
Cevabı göster
is called
What's ... called? ile ad sormak
What's this planet called? gezegenin adını sorar. Yapı What + be + isim öbeği + called? şeklindedir; what's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. Bir şeyin hangi türden olduğunu bildiğiniz hâlde adını bilmiyorsanız bu soruyu kullanın. Cevap genellikle It's called Mars. örneğindeki gibi bir ad verir.
Alıştırma
Bir nesnenin alet olduğunu biliyorsunuz ancak adını sormak istiyorsunuz. Hangi soru uygundur?
- What is this tool made of?
- What's this tool called?
- Who called this tool?
Cevabı göster
What's this tool called?
That's right. — doğru cevabı onaylama
That's right. ifadesi, başka birinin cevabının veya söylediği şeyin doğru olduğunu onaylar. Bu cümlede right, left yönünün karşıtı olan “sağ” değil, “doğru” anlamındadır. Soru-cevap sırasında bu ifade açık bir geri bildirim verir: Karşıdaki kişiye cevabın içeriğinin doğru olduğunu doğrudan söyler.
Alıştırma
Bir çocuk bir soruyu doğru yanıtlıyor. Hangi karşılık, cevabın doğru olduğunu en açık şekilde onaylar?
- That's right.
- Yes.
- Turn right.
Cevabı göster
That's right.
Clever girl. — küçük bir kıza söylenen sevecen övgü
Clever girl. bir yetişkinin, akıllıca bir şey söyleyen veya yapan küçük bir kıza yönelttiği sevecen bir övgüdür. Burada clever, zekâ hakkında tarafsız bir değerlendirme yapmak yerine kızın çabuk anlamasını veya iyi cevabını över. Bu, eksiltili bir ünlemdir; daha tam hâli You're a clever girl. ifadesine yakındır.
Alıştırma
Bir yönetici sıradan bir iş ortamında yetişkin bir kadın çalışana övgü olarak Clever girl. diyor. Bu genellikle saygılı ve doğal mıdır?
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
Here she is: bulduğunuz kişi veya şeyi gösterme
Here she is, bir kadın ya da kızı, dişi bir hayvanı veya she ile anılan bir nesneyi bulduğunuzda, ortaya çıkardığınızda ya da gösterdiğinizde kullanılır. Bu cümlede Floppy, dinleyiciye “Bak, aradığın buydu” anlamıyla sunulur. here sözcüğünü başa getirmek cümleye bir şeyi gösterme işlevi kazandırır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Here + zamir + be şeklindedir: Here he is, Here it is ve Here they are.
Alıştırma
Birinin aradığı bebeği bulup göstermek için havaya kaldırıyorsunuz. Onu bulunmuş bir şey olarak en doğal biçimde hangi cümle sunar?
- Here she is.
- She has arrived.
- She is here.
Cevabı göster
Here she is.
Mustn't forget: öznesi söylenmeyen samimi bir hatırlatma
Mustn't forget, “Unutmamak önemli” anlamına gelen kısaltılmış bir hatırlatmadır. Durum kimin kastedildiğini açıkça gösterdiği için özne söylenmez; tam düşünce I mustn't forget Floppy ya da We mustn't forget Floppy olabilir. Mustn't, must not ifadesinin kısaltmasıdır; must fiilinin geçmiş biçimi değildir. Bu kalıptaki mustn't forget, kişinin kendisine veya birlikte hareket ettiği gruba bir şeyi hatırlaması gerektiğini güçlü biçimde anımsatır.
Alıştırma
Hedef kalıbı kullanarak bu samimi kişisel hatırlatmayı tamamlayın: ____ the passports before we leave.
Cevabı göster
Mustn't forget
do a big-girl sleep: bağımsız uyumayı anlatan çocukça bir ifade
Aile içinde kullanılan şakacı dilde do a big-girl sleep, “daha büyük ve daha bağımsız bir çocuk gibi bütün gece uyumayı denemek” anlamına gelir. Do, o geceki uykuyu kabul edilmiş bir uyku türü olarak değil, küçük bir görev veya başarı olarak sunar. Big-girl, çocuğun büyümüş ve bunu yapabilecek kadar becerikli hissetme isteğini anlatır. Önemli olan, bütün ifadeyi yetişkin İngilizcesindeki yerleşik bir söz öbeği olarak değil, bağımsız uyumakla ilgili çocukça üretilmiş bir söz olarak anlamaktır.
Alıştırma
Çocuk bu cümlede do a big-girl sleep derken neyi kastediyor?
- Daha büyük bir çocuk gibi bütün gece bağımsız uyumayı denemek
- Tıbbi bir uyku düzeninin resmî adını kullanmak
- Fiziksel olarak daha büyük bir yatakta uyumak
Cevabı göster
Daha büyük bir çocuk gibi bütün gece bağımsız uyumayı denemek
wake up in my own bed: uyanma yeri ve own ile vurgu
Wake up in + yer, birinin uyandığı anda nerede olduğunu belirtir. Burada in my own bed, çocuğun istediği sonucu anlatır: sabah olduğunda hâlâ orada olacaktır. My own bed, my bed ifadesinden daha güçlü bir vurgu taşır. Own, yatağın ona ait olduğunu öne çıkarır ve bu yatağı bir ebeveynin yatağıyla veya başka bir uyuma yeriyle karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi “bana ait olan yatakta uyanmak” anlamındaki altı kelimelik ifadeyle tamamlayın: After a week of travel, I was happy to ____.
Cevabı göster
wake up in my own bed
do your best: birini elinden gelenin en iyisini yapmaya teşvik etmek
Do your best, “yapabileceğin en büyük çabayı göster” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede dinleyeni ciddi biçimde denemeye teşvik eder, ancak başarının kesin olduğunu söylemez. Best burada herkesten daha iyi olmayı değil, kişinin o koşulda gösterebileceği en iyi çabayı anlatır. Özne olan you'nun açıkça söylenmesi teşviki doğrudan ve kişisel kılar.
Alıştırma
“Yapabileceğin en büyük çabayı göster” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle antrenörün teşvikini tamamlayın: Winning is not everything. Just ____.
Cevabı göster
do your best
I'm always here if you need me: sürekli destek sunmak
I'm always here if you need me, karşıdaki kişiye güven verir ve destek sözü sunar. Here yalnızca fiziksel bir konumu anlatmaz; “dinlemeye, yardım etmeye veya duygusal destek vermeye hazır olmak” anlamına gelir. If ile kurulan yan cümle seçimi karşıdaki kişiye bırakır: destek ona zorla kabul ettirilmez, istediğinde veya ihtiyaç duyduğunda hazırdır. Always sözü güçlendirir ve güven duygusu yaratır.
Alıştırma
Yakın bir arkadaş zor bir dönemden geçiyor. Hangi cümle, yardım isteyip istememe seçimini arkadaşınıza bırakırken destek sunar?
- I'm always here if you need me.
- You must tell me everything right now.
- I know you can solve it on your own.
Cevabı göster
I'm always here if you need me.
Sweet dreams: uyku öncesi iyi dilek
Sweet dreams. uyumadan önce söylenen kalıplaşmış bir iyi dilektir ve “Umarım güzel rüyalar görürsün” anlamına gelir. Buradaki sweet, şekerli değil, hoş veya güzel demektir. Bu kısa ifade dileği tek başına iletir. İngilizcede daha uzun I hope you have kısmı genellikle söylenmez; bu nedenle ifade, rüyaların kelimesi kelimesine betimlenmesi değil, kendi başına tamamlanmış bir uyku öncesi sözüdür.
Alıştırma
Bir arkadaşınız uyumaya gidiyor. Hangi cümle ona doğal bir şekilde güzel rüyalar diler?
- Enjoy your lunch.
- See you this afternoon.
- Sweet dreams.
Cevabı göster
Sweet dreams.
Can I have ...?: günlük isteklerde kullanımı
Can I have + isim? birinden bir şeyi vermesini veya sağlamasını istemenin günlük ve yaygın bir yoludur. Bu cümlede konuşan kişi biraz su istiyor. Doğrudan söylenen I want water cümlesine göre daha nazik bir rica gibi duyulur. a drink of water ifadesinde drink, a sözcüğünden sonra geldiği için isimdir. İfade, içmek için biraz su anlamına gelir; kesin bir kap veya miktar belirtmez.
Alıştırma
Bir kafede menüyü nazikçe istemek için hangi günlük cümle uygundur?
- Do I have the menu?
- Can I have the menu, please?
- I want the menu.
Cevabı göster
Can I have the menu, please?
have to go: ayrılma gerekliliğini anlatmak
have to + fiilin yalın hâli yapısında have to; bir durum, plan veya sorumluluktan doğan gerekliliği anlatır. “Sahip olmak” anlamına gelmez. Buradaki go, “ayrılmak” demektir; dolayısıyla have to go, konuşanın ayrılması gerektiğini belirtir. I have to go, bir nedenle ayrılmak gerektiğinde konuşmayı bitirmenin veya vedalaşmanın yaygın bir yoludur. Günlük konuşmada genellikle I must go ifadesinden daha konuşma diline uygun duyulur.
Alıştırma
Gerçek bir nedenle ayrılma gerekliliğini anlatan ifadeyle vedayı tamamlayın: Sorry, I ____ now; the library is closing.
Cevabı göster
have to go
I'm a big girl now: büyüdüğünü ve bağımsızlaştığını anlatmak
Bir çocuk I'm a big girl now dediğinde big, büyüdüğünü, daha becerikli olduğunu veya bağımsız hareket etmeye hazır olduğunu anlatır. Vücudunun büyüklüğünden söz etmez. Now, önceki duruma göre bir değişikliği vurgular: çocuk yeni bir aşamaya ulaştığına ve bir işi daha az yardımla yapabileceğine inanır. Cümle özgüven, kişinin kendini cesaretlendirmesi veya daha büyümüş biri gibi görülme isteğini ifade edebilir.
Alıştırma
Bir çocuk tek başına bir işi denemeden önce “I'm a big girl now” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Vücudumun büyüklüğünü anlatıyorum.
- Büyüdüm ve daha bağımsız olmaya hazırım.
- Herkesten daha uzun olduğumu söylüyorum.
Cevabı göster
Büyüdüm ve daha bağımsız olmaya hazırım.
I'll always be here for you: sürekli destek sözü
Bu cümlede “I'll always be here for you”, sürekli duygusal veya pratik destek sunma sözüdür. Be here for someone, kişi ihtiyaç duyduğunda onu dinlemek, ona yardım etmek veya güvenilir biçimde yanında olmak demektir; yalnızca aynı fiziksel yerde bulunmak anlamına gelmez. “I'll”, “I will” ifadesinin kısaltmasıdır. “Always” ise sözün uzun süre geçerli olduğunu vurgulayarak ifadeyi özellikle güven verici hâle getirir.
Alıştırma
Konuşan kişi “I'll always be here for you” diyerek esas olarak neyin sözünü veriyor?
- Bana ihtiyaç duyduğunda seni desteklemeye devam edeceğim.
- Sonsuza kadar tam olarak bu yerde kalacağım.
- Sorunlarımı senin çözmeni istiyorum.
Cevabı göster
Bana ihtiyaç duyduğunda seni desteklemeye devam edeceğim.
even if you can't see me: sonucu değiştirmeyen koşul
“Even if”, olası bir koşulu belirtirken bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana ifadenin geçerli kalacağını vurgular. Burada konuşanı görememek, onun destek sözünü geçersiz kılmaz. Yapı, ana cümle + even if + yan cümle şeklindedir. Bir karar, sonuç veya söz belirtilen koşul altında değişmeyecekse bu yapı kullanılır.
Alıştırma
Planı değiştirmeyecek olası bir koşulu gösteren iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: We will hold the game ____ it rains.
Cevabı göster
even if