Doğal yiyecekler bulmak ve yemek ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Güney Afrika’da ve Japonya’nın kırsalında yaşayan, kendi kendini yetiştirmiş iki kadın toplayıcı yabani bitki ve mantarları nasıl güvenle tanıdıklarını anlatıyor. Bölüm, herhangi bir şeyi yemeden önce kesinlik gerektiğini vurguluyor ve mantarlara yönelik haksız damgalamayı sorguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the activity of walking in the countryside, looking for plants — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: the activity of ifadesinden sonra gelen -ing biçiminin bir etkinliği nasıl tanımladığını, sonraki -ing grubunun ise somut eylemleri nasıl eklediğini öğrenin. Bu yapıyı bilinmeyen etkinlikleri, rutinleri veya alışkanlıkları açıkça anlatmak için yeniden kullanabilirsiniz. 2. "If in doubt, leave it out." — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu kafiyeli güvenlik sözünü, güvenle tanımlayamadığınız bir şeyi yememek veya kullanmamak gerektiği şeklinde anlayın. Kelimesi kelimesine okumak yerine pratik mesajını fark edebilir ve akılda kalan güvenlik tavsiyeleri verirken benzer bir kalıptan yararlanabilirsiniz. 3. which is not necessarily true or fair. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: not necessarily ifadesinin bir iddiayı tümüyle reddetmeden nasıl sınırladığını öğrenin. Bu ölçülü anlatımla bir damgayı, kalıp yargıyı veya olumsuz varsayımı gereğinden fazla sert ya da çatışmacı görünmeden sorgulayabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.
Foraging is the activity of walking in the countryside, Dilbilgisi
0:14Yabani yiyecek toplama (Foraging), kırsalda yürüyüş yapıp,
looking for plants you can eat that grow in the wild. Kalıp ifadeler
0:18doğada kendiliğinden yetişen ve yenebilen bitkileri arama faaliyetidir.
the activity of walking ..., looking for plants: bir etkinliği eylemlerle tanımlamak
the activity of + -ing kalıbı, insanların ne yaptığını söyleyerek bir etkinliği tanımlar. Burada of walking in the countryside, foraging etkinliğinin neleri içerdiğini belirtir. Virgülden sonraki looking for plants ifadesi aynı etkinliğin içindeki başka bir eylemi ekler. Önceki tanıma bağlıdır; yeni ve tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm cümlede ne işe yarıyor?
- Birbiriyle ilgisiz iki tam cümleyi birleştirir.
- Bitkilerin kırsalda yürüdüğünü söyler.
- Foraging kavramını bir eylemle tanımlar, ardından bu etkinlikte yer alan başka bir eylem ekler.
Cevabı göster
Foraging kavramını bir eylemle tanımlar, ardından bu etkinlikte yer alan başka bir eylem ekler.
grow in the wild: doğada kendiliğinden yetişmek
Grow in the wild, insanlar tarafından ekilip bakılmak yerine işlenmemiş doğal bir ortamda yetişmek demektir. Bu cümlede yenilebilir bitkilerin yabani olduğunu belirtir. In the wild, çiftliklerin, bahçelerin ve diğer kontrollü alanların dışındaki doğal yaşam ortamlarını anlatan kalıplaşmış bir ifadedir.
Alıştırma
Meyvelerin insanlar tarafından ekilmediğini veya yetiştirilmediğini hangi cümle açıkça söylüyor?
- These berries grow inside a heated greenhouse.
- These berries grow outdoors in a carefully managed garden.
- These berries grow in the wild beside the forest path.
Cevabı göster
These berries grow in the wild beside the forest path.
That's anything from blackberries and chestnuts to mushrooms and wild garlic. Dilbilgisi
0:22Bu; böğürtlenden kestaneye, mantardan yabani sarımsağa kadar her şey olabilir.
anything from A to B: geniş bir çeşitlilik belirtmek
anything from A to B yapısında A ve B, bir aralığın ne kadar geniş veya çeşitli olduğunu gösteren temsilî örneklerdir. Burada from ve to sonrasında verilen yiyecekler, insanların toplayabileceği farklı şey türlerini gösterir; from...to... bir hareket yönünü anlatmaz. A ve B'nin gerçek anlamda iki uç nokta olması gerekmez. Bu yapı, her şeyi tek tek saymadan birçok olasılığı özetlemenizi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi anything from A to B yapısıyla tamamlayın: The club offers ____ painting to outdoor games.
Cevabı göster
anything from
It's something humans have always done. Dilbilgisi
0:28Bu, insanların her zaman yaptığı bir şeydir.
humans have always done: geçmişle bugünü bağlamak
Humans have always done, present perfect yapısını kullanır: have + always + geçmiş zaman ortacı done. Bu yapı, eylemin geçmişte var olduğunu ve günümüze kadar hâlâ geçerli kaldığını anlatır. Always normalde yardımcı fiil have ile geçmiş zaman ortacı arasına gelir. Günümüzle bağlantısı önemli olan uzun süreli alışkanlıklar, gelenekler veya ortak insan deneyimleri için bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi have always ve share fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: People ____ stories with one another.
Cevabı göster
have always shared
And recently, it's become fashionable among groups of young people. Kalıp ifadeler
0:31Ve son zamanlarda genç gruplar arasında moda haline geldi.
become fashionable among...: bir grup arasında moda hâline gelmek
Become fashionable among + grup, bir şeyin o grup içinde giderek popülerleşmesi demektir. Become bir değişimi gösterir; among ise eğilimin yayıldığı insanları belirtir. Buradaki it's become, it has become ifadesinin kısaltmasıdır. Recently ile kullanıldığında present perfect, değişimin kısa süre önce gerçekleştiğini ve şu anla bağlantılı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: In the last few years, knitting has ____ college students.
Cevabı göster
become fashionable among
Have you ever been foraging?: şu ana kadarki bir deneyimi sormak
Have you ever + geçmiş zaman ortacı...? yapısı, bir kişinin şu ana kadar herhangi bir zamanda belirli bir deneyimi yaşayıp yaşamadığını sorar. Belirtilmiş ve tamamlanmış tek bir geçmiş zamanı sormaz. Been foraging, yabani bitkiler veya mantarlar gibi doğadaki yiyecekleri arama ve toplama etkinliğine katılmış olmak demektir. Kısaca Yes, I have veya No, I haven't diye yanıt verilebilir.
Alıştırma
Bir kişinin şu ana kadar bu deneyimi yaşayıp yaşamadığını doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- Did you ever been birdwatching?
- Have you ever be birdwatching?
- Have you ever been birdwatching?
Cevabı göster
Have you ever been birdwatching?
Yes, we used to go and pick blackberries when I was younger, Dilbilgisi
0:38Evet, ben daha gençken böğürtlen toplamaya giderdik,
used to go and pick: geçmişteki bir alışkanlığı anlatmak
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya geçmişteki bir durumu anlatır ve genellikle bugünkü durumun farklı olduğunu sezdirir. Burada used to go, böğürtlen toplamayı tek seferlik bir gezi değil, çocukluk alışkanlığı olarak sunar. Go and pick ifadesinde and, bir yere gitme eylemiyle ardından gelen toplama eylemini bağlar. Used to sonrasında go ve pick yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki geçmiş alışkanlık ifadesiyle tamamlayın: When I was younger, we ____ blackberries every summer, but we do not anymore.
Cevabı göster
used to go and pick
but I haven't really done it as an adult. Dilbilgisi
0:42ama bir yetişkin olarak bunu pek yapmadım.
haven't really done it as an adult: bugüne kadarki deneyim
Olumsuz present perfect yapısı haven't done, bugüne kadar devam eden bir döneme bakar. As an adult bu dönemi konuşanın yetişkinlik hayatıyla sınırlar; dolayısıyla cümle, yetişkinliğin başlangıcından bugüne kadar bu etkinliğin büyük ölçüde yapılmadığını anlatır. Burada really, olumsuzluğu daha az kesin hâle getirir. Haven't really done it çoğunlukla bir şeyi pek yapmamış veya anlamlı ölçüde yapmamış olmak demektir; mutlaka bir kez bile yapmamış olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bir kısaltma, really ve do fiilinin olumsuz present perfect biçimiyle tamamlayın: I ____ this as an adult, so I may need help.
Cevabı göster
haven't really done
Um and I would be a bit nervous to look for mushrooms or things like that. Ton ve niyet
0:45Hımm, ve mantar ya da o tür şeyler ararken biraz gergin olurdum.
would be a bit nervous to...: olası bir endişeyi nazikçe ifade etmek
Would be ... to, konuşanın olası veya hayal edilen bir eylem karşısında nasıl hissedeceğini düşündüğünü anlatır. Burada konuşan kişi mantar aramayı değerlendiriyor; aramanın şu anda gerçekleştiğini söylemiyor. A bit, nervous sözcüğünün şiddetini azaltır. Endişe gerçektir, ancak ifade güçlü bir ret yerine yumuşak ve temkinli duyulur.
Alıştırma
Cümleyi would + be + a bit + nervous + to yapısıyla tamamlayın: I ____ drive on an icy road.
Cevabı göster
would be a bit nervous to
What about you?: aynı soruyu karşı tarafa yöneltmek
Kendi yanıtınızı veya görüşünüzü paylaştıktan sonra What about you? aynı soruyu ya da konuyu karşı tarafa yöneltir. Konu zaten açık olduğu için sorunun tamamını tekrarlamanız gerekmez. Kesin anlamı önceki konuşma sırasına bağlıdır: bir tercihten sonra karşı tarafın tercihini, bir deneyimden sonra onun deneyimini sorar. Ayrıca ilgi gösterir ve konuşmanın sürmesini sağlar.
Alıştırma
Yanıtı What about ve doğru zamirle tamamlayın: I enjoy drawing. ____?
Cevabı göster
What about you
I'm exactly the same: güçlü biçimde katılmak
I'm exactly the same, duygunuzun, deneyiminizin, alışkanlığınızın veya görüşünüzün karşınızdaki kişinin az önce anlattığı şeyle tamamen aynı olduğunu belirtir. Exactly, katılma derecesini güçlendirir; tam cümle ise Me too ifadesinden daha açıktır. The same, konuşmada ele alınan belirli konuya gönderme yapar. İki kişinin her yönden aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız 'I always get nervous before a test.' diyor. Siz de tamamen aynı deneyimi yaşıyorsunuz. En doğal yanıtı seçin.
- I'm exactly the same.
- I'm exactly same.
- I'm the exactly same.
Cevabı göster
I'm exactly the same.
If I see..., I will...: gerçekleşmesi mümkün bir gelecek koşulu
Bu, gerçekleşmesi mümkün bir gelecek koşuludur. If yan cümlesi gerçekleşebilecek bir durumu belirtir; ana cümle ise bu gerçekleşirse konuşanın ne yapmayı beklediğini söyler. If + geniş zaman, ardından will + fiilin yalın hâlini kullanın: If I see..., I will eat.... Koşul gelecekle ilgili olsa bile If I will see... değil, If I see... denir.
Alıştırma
Gerçekleşmesi mümkün gelecek koşulunu tamamlayın: If it ____ tomorrow, we ____ indoors.
Cevabı göster
rains · will stay
“But mushrooms, no, too scary.” ifadesindeki eksiltili ret
“But mushrooms” sözü, konuşmayı öncekiyle karşıt olan bir seçeneğe çevirir. “No” bu seçeneği reddeder, “too scary” ise konuşanın gerekçesini verir. Tam düşünce şudur: Mantarlar bana göre bir seçenek değil, çünkü fazla korkutucu geliyor. Durumdan zaten anlaşıldığı için özne ve fiil söylenmez. Bu, konuşma dilinde eksiltidir: Kısa söz öbekleri ve duraklamalar, yazı dilindeki gibi tam bir cümle olmadan da eksiksiz bir tepki aktarabilir.
Alıştırma
Bu sözün konuşmadaki temel işlevi nedir?
- Konuşan kişi bütün mantarlar hakkında resmî bir güvenlik kuralı veriyor.
- Konuşan kişi mantarların kendilerinin korktuğunu söylüyor.
- Konuşan kişi mantarları fazla korkutucu bulduğu için bir seçenek olarak reddediyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi mantarları fazla korkutucu bulduğu için bir seçenek olarak reddediyor.
we'll meet two young women from different countries who are passionate about foraging wild food. Kalıp ifadeler
0:59doğadan yiyecek toplama konusunda tutkulu olan, farklı ülkelerden iki genç kadınla tanışacağız.
Program ön izlemesi olarak “So in this episode, we'll meet...”
“So”, dinleyiciyi girişten içerik ön izlemesine taşır. “In this episode” kapsamı belirler, “we'll meet” ise programın tanıtacağı kişileri haber verir. Bu bir yönlendirme ifadesidir: Dinleyiciye sırada ne olduğuna dair basit bir harita sunar. “So in this episode, we'll ...” kalıbına gelecek içeriğe uygun bir eylem eklenerek kalıp yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef açılış kalıbını kullanarak program ön izlemesini tamamlayın: So ____, ____ three young inventors.
Cevabı göster
in this episode · we'll meet
be passionate about + isim veya -ing biçimi
Be passionate about, bir konuyu veya etkinliği çok önemsemek ve ona karşı güçlü bir heyecan duymak anlamına gelir. Bu cümlede are, who sözcüğünün gönderme yaptığı çoğul kişilerle uyumludur; foraging wild food ise sevdikleri etkinliğin adıdır. About bir edattır, bu yüzden ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: passionate about music; passionate about cooking. Passionate, interested in ifadesinden daha güçlü bir ilgi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be passionate about ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Leo cares deeply about ocean life. He ____ protecting sea animals.
Cevabı göster
is passionate about
both self-taught: ikisi de kendi kendine öğrenmiş
Self-taught, bir kişinin bir beceriyi resmî dersler yerine çoğunlukla kendi çalışması ve alıştırmasıyla öğrendiğini belirten bir sıfattır. Becerinin nasıl öğrenildiğini anlatır; kişinin ne kadar becerikli olduğunu göstermez. Both, bu açıklamanın iki kadın için de geçerli olduğunu gösterir. Be fiiliyle kullanıldığında both normalde fiilden sonra gelir: They are both self-taught.
Alıştırma
Cümleyi both self-taught ile tamamlayın: Mia and Ben learned photography without formal lessons. They are ____.
Cevabı göster
both self-taught
having learned to forage by studying the natural world around them. Dilbilgisi
1:06etrafındaki doğal dünyayı inceleyerek bu işi öğrenmişler.
having learned ... by studying ...: önceki öğrenme ve yöntemi
Having learned to forage, tamamlanmışlık bildiren bir perfect participle yapısıdır. Tam bir ana cümle olan They're both self-taught ifadesine arka plan ekler: öğrenme daha önce gerçekleşmiştir ve bu tanımın neden doğru olduğunu açıklar. Ana cümlenin yüklemi değildir. By studying the natural world around them nasıl öğrendiklerini anlatır. by yöntem bildirirken ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir; burada studying kullanılmıştır.
Alıştırma
Hangi cümle, daha önceki öğrenmeyi arka plan olarak eklemek için having learned ... by doing ... yapısını doğru kullanıyor?
- Maya baked the bread while she was still learning to bake with her grandfather.
- Maya baked the bread, having learned to bake by watching her grandfather.
- Maya's grandfather baked the bread after Maya watched him.
Cevabı göster
Maya baked the bread, having learned to bake by watching her grandfather.
And it's important to say that they only eat what they can identify with 100% certainty, Notlar
1:10Ve sadece %100 kesinlikle tanıyabildikleri şeyleri yediklerini söylemek önemli,
only eat what ... with 100% certainty: izin verilenleri kesin olarak belirlenebilenlerle sınırlamak
Only eat izin verilen eylemi sınırlar: yalnızca ardından gelen what bölümünün belirttiği şeyleri yiyebilirler. What they can identify, “belirleyebildikleri şeyler” anlamına gelir; what zaten “şeyler” anlamını içerir. With 100% certainty, belirleme sırasında ne kadar emin olunması gerektiğini gösterir. Yapı bir bütün olarak hem izin verilen grubu hem de katı bir ölçütü belirler: bir şeyin ne olduğundan tamamen emin değillerse onu yemezler.
Alıştırma
Hangi cümle şu güvenlik kuralını verir: yalnızca ne olduğunu kesin olarak belirleyebildiğin şeylerle işlem yap?
- Handle anything that looks familiar.
- Only handle what you can identify with complete certainty.
- Identify each item after you handle it.
Cevabı göster
Only handle what you can identify with complete certainty.
it's important to say that: önemli bilgiyi işaretleme
It's important to say that, bilgiyi düzenleyen bir kalıptır. Bir yan cümlenin önüne gelir ve dinleyiciye sıradaki noktanın özel dikkat gerektirdiğini bildirir. Burada ardından gelen güvenlik sınırına daha fazla ağırlık verir. Konuşan kişi yalnızca konuşma eylemi hakkında yorum yapmaz; bu kalıp, dinleyiciyi that yan cümlesindeki bilgiyi vazgeçilmez kabul etmeye yönlendirir.
Alıştırma
Hangi başlangıç, ardından gelen güvenlik sınırının göz ardı edilmemesi gerektiğini en iyi biçimde gösterir?
- By the way, only adults may use this tool.
- Perhaps only adults may use this tool.
- It's important to say that only adults may use this tool.
Cevabı göster
It's important to say that only adults may use this tool.
sticking to the rule: kuraldan sapmadan uymaya devam etmek
Stick to the rule, yön değiştirmeden veya istisna yapmadan kurala uymaya devam etmek demektir. Tarafsız follow the rule ile karşılaştırıldığında stick to the rule, durmanın ya da kuralı çiğnemenin daha kolay olabileceği durumlarda kararlılığa daha çok vurgu yapar. Burada sticking, -ing biçimidir. Bu kısa -ing ifadesi yakındaki eylemin nasıl yapıldığını ekler; tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Cümleyi stick to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya kept everyone safe by ____ the rule.
Cevabı göster
sticking to
If in doubt, leave it out: kafiyeli bir güvenlik kuralı
Bu, kafiyeli bir güvenlik kuralıdır: Bir şeyin güvenli olduğundan emin değilsen onu seçme, yeme veya kullanma. Yabani yiyecek toplama bağlamında leave it out, emin olunmayan şeyi yenebilecekler arasından çıkarmak anlamına gelir; bir metindeki sözcükleri atlamak anlamına gelmez. If in doubt, ... kalıbı, temkinli davranma ilkesini kısa bir talimata dönüştürür: Risk almaktansa o şeyden vazgeçmek daha iyidir.
Alıştırma
Yabani yiyecek toplamayla ilgili bir güvenlik dersinde If in doubt, leave it out neyi öğütler?
- Güvenli olduğundan emin olmadığınız bir şeyi yemeyin.
- O şeyin adını notlarınıza yazmayın.
- Karar vermeden önce küçük bir parça tadın.
Cevabı göster
Güvenli olduğundan emin olmadığınız bir şeyi yemeyin.
We'll also be learning some useful new words and phrases,
1:20Ayrıca işe yarar yeni kelimeler ve ifadeler de öğreneceğiz,
But before that: araya daha erken bir adım eklemek
But before that konuşmanın sırasını düzenler. That, daha önce sözü edilen sonraki olaya işaret eder; before that ise önce başka bir şey yapılacağını bildirir. Burada soru, planlanan sonraki adımdan önce araya girer. Asıl plan iptal edilmez, yalnızca ertelenir.
Alıştırma
Örnekte But before that nasıl bir sıra bildiriyor?
- Konuşmacı sorunun geçmişte daha önce gerçekleştiğini söyler.
- Konuşmacı planlanan sonraki adımı iptal eder.
- Konuşmacı önce bir soru sorar, sonra planlanan sonraki adıma döner.
Cevabı göster
Konuşmacı önce bir soru sorar, sonra planlanan sonraki adıma döner.
you must know for certain what is safe to eat. Kalıp ifadeler
1:34ne yemenin güvenli olduğunu kesinlikle bilmelisiniz.
As mentioned, when foraging: önceki bilgiye gönderme yapıp durumu çerçevelemek
As mentioned, daha önce verilmiş bir bilgiye gönderme yapar. Ardından when foraging, yeni tavsiyenin geçerli olduğu durumu çerçeveler. Bu iki giriş bölümü, ana mesaj gelmeden önce tavsiyeyi önceki bağlama bağlar. When foraging, when you are foraging ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Eksik özne ve be fiili ana cümleden anlaşılır; dolayısıyla yiyecek toplayan kişi, you must know ifadesindeki you ile aynıdır.
Alıştırma
Hangi cümle önceki bilgiye doğru biçimde gönderme yapar ve kısaltılmış when bölümünü aynı örtük eylemciyle kullanır?
- As mentioned, when travelling alone, keep your phone charged.
- As mentioning, when you travel alone, keep your phone charged.
- As mentioned, when travelling alone, your phone should stay charged.
Cevabı göster
As mentioned, when travelling alone, keep your phone charged.
you must know for certain: harekete geçmeden önce kesin olarak bilmek
Know for certain, bir şeyi güvenilir biçimde doğrulandığı için gerçek bir şüphe olmadan bilmek demektir. Tek başına know ifadesinden daha güçlüdür. Bu cümlede must, neyin güvenle yenebileceğine karar vermeden önce bu kesinliği bir gereklilik hâline getirir. Bu ifadeyi know for certain what is safe örneğindeki gibi bir soru sözcüklü yan cümle veya know for certain that it is safe örneğindeki gibi bir that yan cümlesi izleyebilir.
Alıştırma
‘Hiç şüphe duymadan bilmek’ anlamındaki kalıbı tamamlayın: Before we leave, we must know ____ that everyone is on the bus.
Cevabı göster
for certain
Something definitely not safe to eat is the mushroom death cap. Kültür
1:37Yenmesi kesinlikle güvenli olmayan bir şey köygöçüren mantarıdır (death cap).
death cap: çok zehirli bir mantarın adı
Death cap, çok zehirli bir mantarın İngilizcedeki yaygın adıdır. Bu cümlede mushroom onun ne olduğunu, death cap ise hangi tür olduğunu söyler. Cap mantarın üst kısmıyla ilgilidir; bir insanın taktığı şapka anlamına gelmez. Önemli olan, death cap yemenin ölümcül olabilmesi ve bu mantarın yenmesinin güvenli olmamasıdır. Death cap ifadesini, günlük dildeki death ve cap sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamak yerine tek bir mantar adı olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede death cap neyi ifade ediyor?
- Çok zehirli bir mantar türü
- Mantar toplarken takılan bir şapka
- Herhangi bir mantarın ölmüş üst kısmı
Cevabı göster
Çok zehirli bir mantar türü
it's one of the world's deadliest mushrooms, Dilbilgisi
1:44dünyanın en ölümcül mantarlarından biridir,
As the name suggests: bir adı kullanarak özelliği tanıtmak
As the name suggests, adın kendisinin daha sonra gelecek bilgi hakkında bir ipucu verdiğini dinleyiciye anlatır. Cümleyi iki aşamada düzenler: önce ada dikkat çeker, sonra adı onunla uyumlu bir özellikle ilişkilendirir. Burada death cap içindeki death, mantarın ölümcül tehlikesine işaret eder. Buradaki suggests, “kanıtlar” değil, “ipucu verir” anlamındadır. Bir terim, takma ad, ürün adı veya başka bir ad, sonraki özelliği tahmin etmeyi kolaylaştırdığında bu ifadeyi kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede As the name suggests, adın işaret ettiği bir özelliği tanıtmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- As the name suggests, I left my bottle on the bus yesterday.
- As the name suggests to, this bottle is reusable.
- As the name suggests, a reusable bottle can be used again and again.
Cevabı göster
As the name suggests, a reusable bottle can be used again and again.
one of the world's deadliest mushrooms: üstünlük derecesi ve çoğul isim
one of the world's deadliest mushrooms ifadesi, one of + üstünlük bildiren isim öbeği yapısını kullanır: one of [the world's deadliest mushrooms]. Yaygın one of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim kalıbı, bir şeyi karşılaştırmanın en uç noktasındaki grubun içine yerleştirir; bunun tek ve mutlak olarak en ölümcül mantar olduğunu söylemez. One of, “bir grubun üyelerinden biri” anlamına geldiği için sayılabilen isim çoğul olur: mushroom değil, mushrooms. World's karşılaştırma grubunu belirler; deadliest ise deadly sözcüğünün üstünlük biçimidir.
Alıştırma
large ve animal sözcüklerini kullanarak cümleyi one of + the + üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbıyla tamamlayın: The blue whale is ____ on Earth.
Cevabı göster
one of the largest animals
and it's common across the British Isles. Kültür
1:47ve Britanya Adaları'nın her yerinde yaygındır.
across the British Isles: bir coğrafi bölgeye yayılma
The British Isles, Büyük Britanya'yı, İrlanda'yı ve yakındaki birçok küçük adayı kapsayan ada grubunun coğrafi adıdır. Tek bir ülkenin adı değildir. Burada across, “birçok yerinde” veya “genelinde” anlamına gelir. Bu yüzden common across the British Isles, bir şeyin geniş bir bölgede bulunduğu yerleri anlatır; bir adadan diğerine hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede common across the British Isles ne anlama gelir?
- Bu coğrafi bölgenin birçok yerinde bulunur.
- Fiziksel olarak bir adadan diğerine gider.
- Yalnızca Birleşik Krallık sınırları içinde bulunur.
Cevabı göster
Bu coğrafi bölgenin birçok yerinde bulunur.
I'm going to say: tereddütlü bir cevap vermek
Bir bilgi yarışmasında veya soru-cevap ortamında I'm going to say..., tam emin olmadığınız hâlde seçtiğiniz cevabı sunmak için kullanılabilir. Burada yalnızca gelecekte konuşma planını bildirmez; yaklaşık olarak “tahminim şu” anlamına gelir. Cümlenin ilerleyen bölümündeki maybe belirsizliği daha da açık hâle getirir. Bu ifadeler birlikte, düşünceyi kesin bir iddia değil, üzerinde düşünülmüş bir tahmin olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede I'm going to say tereddütlü bir cevap vermek için kullanılmıştır?
- I'm going to say the answer is twelve, but I'm not completely sure.
- I'm going to say hello when I see Mia.
- I'm going to say nothing during the film.
Cevabı göster
I'm going to say the answer is twelve, but I'm not completely sure.
Well, we'll find out later in the program. Öbek fiiller
2:04Eh, cevabı programın ilerleyen dakikalarında öğreneceğiz.
find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek
Find out, genellikle sorarak, kontrol ederek, araştırarak veya bekleyerek daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek demektir. Bu cümlede cevap programın ilerleyen bölümünde belli olacaktır. We'll find out örneğinde olduğu gibi tek başına kullanılabilir. Ardından öğrenilmek istenen bilgi de gelebilir: find out the truth, find out who won veya find out that the shop was closed.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “bilgi edinmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: We'll ____ who won after the break.
Cevabı göster
find out
a wild food forager living in Cape Point, South Africa. Kelime
2:09Güney Afrika, Cape Point'te yaşayan bir yabani yiyecek toplayıcısı.
let's meet Roushanna Gray: bir kişiyi tanıtmak
Bir programda veya sunumda let's meet + kişi adı, izleyicinin birazdan hakkında bilgi edineceği birini tanıtır. Burada meet, “bu tanıtım yoluyla tanımak” anlamındadır; yüz yüze bir buluşma gerekmez. Bu ifade bir geçiş görevi de görür: izleyiciyi önceki konudan o kişiye odaklanan bir profile, röportaja veya örneğe taşır.
Alıştırma
Sunucunun tanıtımını bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Next, ____ Maya Chen, the scientist leading the project.
Cevabı göster
let's meet
a wild food forager: ana isim ve niteleyicileri
A wild food forager, doğada kendiliğinden yetişen yiyecekleri toplayan kişidir. Ana isim, kişiyi belirten forager sözcüğüdür; önündeki wild food ise o kişinin ne topladığını gösterir. Birleşik yapıyı ana isimden dışa doğru anlayın: yabani gıda toplayan bir forager. Wild kişiyi değil food sözcüğünü niteler; bu nedenle ifade “yiyecek arayan vahşi bir kişi” anlamına gelmez.
Alıştırma
A wild food forager ne yapar?
- Bir çiftlikte tarım ürünleri yetiştirir.
- Açık havada yemek fotoğrafları çeker.
- Doğada kendiliğinden yetişen yiyecekleri toplar.
Cevabı göster
Doğada kendiliğinden yetişen yiyecekleri toplar.
Roushanna learned how to forage from her mother-in-law,
2:14Roushanna bu işi nasıl yapacağını kayınvalidesinden öğrenmiş,
as she explains here to BBC World Service program The Conversation. Anlatım akışı
2:17burada BBC World Service programı The Conversation'a açıkladığı gibi.
as she explains here to...: konuşan kişiyi ve kaynağı tanıtmak
Buradaki as yan cümlesi, Roushanna'nın bu işi kayınvalidesinden öğrendiği ifadesine geri döner. Açıklamayı Roushanna'nın kendisinin yaptığını gösterir; böylece bilgi yalnızca anlatıcının özeti olarak değil, ona dayandırılarak sunulur. Here, mutlaka fiziksel bir yeri değil, tanıtılan ses kaydını veya alıntıyı belirtir. Programın adı medya kaynağını gösterir. Yan cümlenin tamamı, anlatıcının ifadesinden konuşan kişinin kendi anlatımına geçiş sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümlenin bu cümledeki temel işlevi nedir?
- Here sözcüğünün Roushanna'nın yabani yiyecek toplamayı öğrendiği fiziksel yer olduğunu söyler.
- Bilgiyi Roushanna'nın kendi açıklamasına dayandırır ve program kaynağını belirtir.
- BBC programının neden oluşturulduğunu açıklar.
Cevabı göster
Bilgiyi Roushanna'nın kendi açıklamasına dayandırır ve program kaynağını belirtir.
horticulturalist: bitki yetiştirme uzmanı
Horticulturalist, bahçecilik alanında uzman kişidir. Bu alan; meyve, sebze, çiçek ve süs bitkileri gibi bitkilerin yetiştirilmesini ve yönetimini kapsar. Bu cümlede sözcük, onun mesleki bilgi veya çalışma alanını belirtir. Bu terim, yalnızca bitkileri sevmeyi ya da ara sıra bahçeyle ilgilenmeyi değil, belirli bir alandaki uzmanlığı vurgular. Bir bahçecilik uzmanı üretim, araştırma, danışmanlık veya bitki yönetimi alanlarında çalışabilir.
Alıştırma
Horticulturalist sözcüğünü en doğru kullanan cümle hangisidir?
- A horticulturalist helped a farm grow healthier fruit trees.
- A horticulturalist studies only wild animals.
- A horticulturalist is anyone who has watered a houseplant once.
Cevabı göster
A horticulturalist helped a farm grow healthier fruit trees.
have a deep knowledge of + alan
Have a deep knowledge of + alan, söz konusu alanı çok iyi ve ayrıntılı biçimde anlamak demektir. Bu cümlede has, she öznesine uygun çekimdir; of plants ise kişinin iyi bildiği alanı belirtir. Knowledge genellikle sayılamayan bir isimdir, ancak a deep knowledge of, niteleyici içeren doğal bir isim öbeğidir. Bu ifade yalnızca bir iki bilgiyi bilmeyi değil, gelişmiş bir uzmanlığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade a deep knowledge of ile tamamlayın: The coach has ____ swimming techniques.
Cevabı göster
a deep knowledge of
And so I would be kind of scanning the landscape and learning about these new plants, Notlar
2:26Bu yüzden ben de etrafı tarıyor (scanning) ve bu yeni bitkileri öğreniyordum,
scanning the landscape: geniş bir alanı dikkatle gözden geçirmek
Bu cümlede scanning the landscape, bir şeyi fark etmek veya bulmak için geniş bir açık alanı dikkatle gözden geçirmek anlamına gelir. Scan, tek bir bakıştan ziyade hızlı ama amaçlı bir aramayı anlatır. Landscape, görülebilen geniş araziyi veya doğal çevreyi ifade eder. scan the landscape for + hedef kalıbı, görünen alanın tamamında bir işaret, nesne veya hareket ararken kullanışlıdır.
Alıştırma
“Geniş bir açık alanı dikkatle gözden geçirmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: From the hilltop, the guide was ____ for a safe path.
Cevabı göster
scanning the landscape
or new to me: “new” sözünü kişisel deneyimle sınırlamak
Burada or new to me, konuşanın kendi sözünü düzeltmesidir. Önce bitkileri new diye niteler, ardından anlamı daha kesin hâle getirir: Bitkiler uzun süredir var olsalar bile konuşan kişi için tanıdık değildir. Bir kişinin deneyimini anlatmak için thing + be new to + person yapısını kullanın: This software is new to me. Bu yapı, şeyin yakın zamanda üretildiğini veya keşfedildiğini iddia etmez.
Alıştırma
Etkinliğin yaşını değil, kişisel deneyimi anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: Chess is an old game, but it's ____.
Cevabı göster
new to me
Gündelik yumuşatma ifadesi olarak kind of
Burada kind of, kabaca veya bir bakıma anlamına gelen gündelik bir yumuşatma ifadesidir. Scanning the landscape eylemini kesin bir adlandırma yerine genel bir betimleme gibi gösterir. Would be kind of scanning yapısında -ing'li eylemden önce gelir. Bu, bir şeyin bir türünü anlatan a kind of + isim kalıbı değildir.
Alıştırma
“I was kind of nervous before the school play,” cümlesinde kind of ne yapar?
- Konuşanın diğer insanlara nazik davrandığı anlamına gelir.
- Nervous kelimesinin bir insan türü olduğunu söyler.
- Gerginliği daha hafif ve daha yaklaşık gösterir.
Cevabı göster
Gerginliği daha hafif ve daha yaklaşık gösterir.
wondering if you could eat them: söylenmemiş bir evet-hayır sorusunu aktarmak
“Wondering if you could eat them”, cevabı henüz bilinmeyen bir evet-hayır sorusunu düşünce olarak aktarır: kişi, bu şeylerin güvenle veya gerçekten yenip yenemeyeceğini düşünmektedir. Buradaki you, belirli bir dinleyiciyi değil genel olarak insanları ifade eder. Wondering if ifadesinden sonra düz cümle dizilişi kullanılır: you could eat them; could you eat them kullanılmaz. Böylece soru doğrudan sorulmak yerine aktarılmış bir düşüncenin parçası olur.
Alıştırma
Hangi cümle Ben'in sesli olarak söylemediği evet-hayır sorusunu doğal biçimde aktarır?
- Ben watched the sleeping cat, wondering if it was dreaming.
- Ben watched the sleeping cat, wondering was it dreaming.
- Ben watched the sleeping cat, wondering if was it dreaming.
Cevabı göster
Ben watched the sleeping cat, wondering if it was dreaming.
Something that's incredibly important in foraging is to know 110% if you can eat it. Notlar
2:35Doğadan yiyecek toplarken inanılmaz derecede önemli olan bir şey, onu yiyip yiyemeyeceğinizi %110 bilmektir.
Something that's incredibly important in ... is to ...: temel bir ilkeyi tanıtmak
“Something that's incredibly important in foraging is to...” önce önemli bir ilkenin sunulacağı yeri hazırlar. Something temel isimdir; that's incredibly important in foraging ise onu açıklar. is to bölümü, ilkeyi belirten eylemin ardından geleceğini gösterir: is to + fiilin yalın hâli. Bu bilgi sırası, konuşanın önce kuralın önemli olduğunu belirtmesini, sonra da kuralın ne olduğunu söylemesini sağlar.
Alıştırma
İlkeyi hedef yapıyla tamamlayın: Something that's important in group work ____ listen to each other.
Cevabı göster
is to
know 110%: kesinliği güçlü biçimde vurgulamak
know 110% ifadesindeki 110%, tamamen emin olmak veya hiçbir şüphe duymamak anlamına gelen kasıtlı bir abartıdır. Yüzde 100'ün üzerine çıkmak vurguyu güçlendirir; gerçek bir matematiksel değer vermez. if yan cümlesi kesinleştirilmesi gereken soruyu, yani onu yemenin güvenli olup olmadığını belirtir. Bu nedenle ifade, gerçek bir yüzde hesaplamayı değil, yenilebilirliği konusunda hiçbir şüphe duymamayı anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede know 110% ne anlama geliyor?
- Yemenin güvenli olup olmadığından tamamen emin olmak.
- Ondan yüzde on daha fazla yenebileceğini bilmek.
- Muhtemelen yemenin güvenli olduğunu düşünmek.
Cevabı göster
Yemenin güvenli olup olmadığından tamamen emin olmak.
Positive identification of the plant: bitkinin güvenilir biçimde tanımlanması
Positive identification, bir kişinin, hayvanın, bitkinin veya nesnenin tam olarak ne olduğunu güvenilir biçimde doğrulamak anlamına gelen resmî bir isim öbeğidir. Burada bitki yenilebilir kabul edilmeden önce türü veya kimliği konusunda kesinlik gerektiğini belirtir. Bu yerleşik kullanımda positive, olumlu veya iyimser değil, kesin ya da sonuca bağlayıcı anlamındadır. Identification ana isimdir; of the plant ise neyin tanımlandığını belirtir.
Alıştırma
Burada positive identification of the plant ne anlama geliyor?
- Görünüşüne dayanan hızlı bir tahmin.
- Bitki hakkında olumlu bir görüş.
- Bitkinin tam olarak ne olduğunun güvenilir biçimde doğrulanması.
Cevabı göster
Bitkinin tam olarak ne olduğunun güvenilir biçimde doğrulanması.
my plant person: bitkiler konusunda başvurduğum kişi
Bu cümlede my plant person, “bitkiler hakkında yardım veya tavsiye almak için başvurduğum kişi” demektir. My, ilişkiyi kişisel hâle getirir: Bu kişi, bitkilerle bağlantısı olan herhangi biri değil, konuşanın bu konuda düzenli olarak başvurduğu kişidir. Gündelik İngilizcede bir konu, birini ilgisine, güçlü olduğu alana veya rolüne göre tanımlamak için person sözcüğünden önce gelebilir: a tech person, a numbers person veya a dog person. İfadenin meraklı, uzman ya da her zamanki yardımcı anlamına gelip gelmediğini bağlam gösterir.
Alıştırma
“Lena is my tech person.” cümlesindeki bu gündelik ifade büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bölgedeki bütün bilgisayarların sahibidir.
- Teknolojiden yapılmış bir makinedir.
- Teknoloji konusunda genellikle yardım istediğim kişidir.
Cevabı göster
Teknoloji konusunda genellikle yardım istediğim kişidir.
Roushanna's mother-in-law is a horticulturalist,
2:44Roushanna'nın kayınvalidesi bir bahçe bitkileri uzmanı,
a person who studies or grows plants such as flowers, fruits, and vegetables. Dilbilgisi
2:47çiçek, meyve ve sebze gibi bitkileri inceleyen veya yetiştiren kişi.
a person who studies or grows...: bir kişiyi yaptığı işle tanımlamak
Bu isim grubu a person ile başlar ve ardından who studies or grows plants kullanılarak kişinin ne yaptığı belirtilir. Who, person sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır; or ise studies ve grows adlı iki olası etkinliği bağlar. Such as, plants için flowers, fruits ve vegetables gibi örnekler verir. Yeniden kullanılabilen tanım kalıbı a person who + fiil yapısıdır. Bu kalıp, bilinmeyen bir mesleği veya rolü tipik bir eylem üzerinden açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle firefighter sözcüğünü tanımlamak için a person who yapısını doğru kullanır?
- A firefighter is a person who puts out fires.
- A firefighter is a fire that helps people.
- A firefighter is a place where fires are kept.
Cevabı göster
A firefighter is a person who puts out fires.
She has a deep knowledge of the wild plants growing in nature.
2:52Doğada yetişen yabani bitkiler hakkında derin bir bilgiye (deep knowledge) sahip.
A deep knowledge means a thorough understanding of a subject gained from experience and study, Kalıp ifadeler
2:56Derin bilgi, bir konuyu sadece temel gerçeklerini bilmekle kalmayıp,
a thorough understanding of ... gained from ...: derinlik ve kaynak
a thorough understanding of a subject, bir konuyu derin ve eksiksiz biçimde anlamak demektir. Burada thorough, bilinen gerçeklerin sayısını değil, anlayışın niteliğini ve derinliğini anlatır. gained from experience and study, understanding sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman sıfat-fiil grubudur. Bu anlayışın nereden geldiğini, yani hem gerçek deneyimden hem de dikkatli çalışmadan edinildiğini açıklar.
Alıştırma
Derin bilgiyi anlatan hedef ifadeyi ve kaynağını gösteren kalıbı kullanarak resmî açıklamayı tamamlayın: She has ____ animal care ____ years of study and work.
Cevabı göster
a thorough understanding of · gained from
not just knowing the basic facts. Anlatım akışı
3:02deneyim ve çalışmayla kazanılmış tam bir anlayış anlamına gelir.
not just knowing the basic facts: yüzeysel bir ölçütü reddetme
not just knowing the basic facts, temel gerçekleri bilmenin derin bilginin tam bir tanımı olamayacağını belirtir. Temel gerçeklerin yararsız olduğunu değil, tek başlarına yeterli olmadığını söyler. Bu ifade, daha eksiksiz düşünceden sonra daha düşük bir ölçüt getirerek açıklamadaki bilgileri sıralar: derin bilgi, kapsamlı anlayış demektir; yalnızca temel gerçekleri bilmek değildir. not just yapısını bu şekilde kullanarak aşırı dar bir tanımı düzeltebilir veya ölçütü yükseltebilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle not just kullanarak yüzeysel bir ölçütü reddedip daha derin bir ölçütü vurgular?
- Reading well means saying the words aloud, not just understanding the ideas.
- Reading well means understanding ideas, not just saying the words aloud.
- Reading well means learning one fact, not just understanding the whole text.
Cevabı göster
Reading well means understanding ideas, not just saying the words aloud.
One skill foragers need is scanning the landscape.
3:04Toplayıcıların ihtiyaç duyduğu bir yetenek manzarayı taramaktır (scanning the landscape).
Scanning means searching a wide area with your eyes to find some particular thing.
3:08Taramak (Scanning), belirli bir şeyi bulmak için gözlerinizle geniş bir alanı aramak demektir.
In this case: genel bir fikri mevcut durumla sınırlandırmak
In this case, o anda ele alınan belirli duruma veya örneğe gönderme yapar. Daha geniş bir fikrin kapsamını daraltarak dinleyene bu fikrin nerede geçerli olduğunu gösterir. Burada virgülden sonraki kelimeler mevcut duruma nelerin dâhil olduğunu belirtir: edible plants and herbs. Bu tür bir giriş, genel bir açıklamadan belirli bir duruma geçmeye yardımcı olur.
Alıştırma
In this case örnekte bilgiyi düzenlemek için hangi görevi üstleniyor?
- Önceki fikirle bağlantısı olmayan rastgele bir konu açar.
- Konuşanın durumun gerçek olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
- Daha geniş fikri şu anda ele alınan belirli durumla sınırlar.
Cevabı göster
Daha geniş fikri şu anda ele alınan belirli durumla sınırlar.
Roushanna only eats plants that she can positively identify, Kelime
3:17Roushanna sadece kesinlikle tanımlayabildiği bitkileri yiyor,
positively identify: bir şeyi kesin olarak teşhis etmek
Positively identify, tahmin olasılığını ortadan kaldıracak kadar yeterli kanıta dayanarak bir şeyi kesin olarak teşhis etmek demektir. Positively, identify fiilini niteler; burada “neşeli” veya “olumlu bir şekilde” değil, “kesin olarak” anlamına gelir. Yenilecek yabani bitkileri seçmek gibi güvenlikle ilgili bir kararda bu ifade, ancak bitkinin ne olduğu kesinleştikten sonra harekete geçildiğini belirtir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak şu güvenlik tavsiyesini tamamlayın: Never eat a wild mushroom unless you can ____.
Cevabı göster
positively identify it
plants that she knows 110% are safe to eat.
3:21yemek için güvenli olduğundan %110 emin olduğu bitkiler.
Here the idiom 110% means Roushanna is completely sure.
3:25Burada %110 deyimi Roushanna'nın tamamen emin olduğu anlamına geliyor.
as the consequences of eating poisonous plants are serious, Anlatım akışı
3:32çünkü zehirli bitkileri yemenin sonuçları ciddidir,
as the consequences ... are serious: as ile sebep belirtme
Burada as, “bunun” neden önemli olduğunu açıklayan sebebi sunar. Because anlamındadır: ciddi sonuçların oluşturduğu tehlike, hemen önceki ifadeyi destekler. as the consequences of eating poisonous plants are serious yan cümlesi mesajı “iddia + sebep” biçiminde düzenler. The consequences of eating poisonous plants öznedir; are serious ise bu sonuçların nasıl olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, önceki ifadenin sebebini açıklamak için kullanılmıştır?
- Please do it as I showed you.
- As I opened the gate, the dog ran outside.
- The picnic was canceled, as heavy rain had flooded the park.
Cevabı göster
The picnic was canceled, as heavy rain had flooded the park.
or even death: daha ciddi bir sonuca yükseltme
Even, death sözcüğünü sickness sonrasında daha güçlü ve daha uç bir unsur olarak gösterir. Uyarı ciddi bir sonuçtan mümkün olan en kötü sonuca ilerler; böylece risk daha acil görünür. Yeniden kullanılabilen kalıp A, or even B biçimindedir. B, A'dan daha şaşırtıcı, ağır veya uç olmalıdır.
Alıştırma
sickness, or even death ifadesinde even ne yapar?
- Sickness sözcüğünü düzeltir ve uyarıdan çıkarır.
- Death sözcüğünü daha uç ve ciddi bir olasılık olarak gösterir.
- Sickness ve death durumlarının aynı derecede ciddi olduğunu söyler.
Cevabı göster
Death sözcüğünü daha uç ve ciddi bir olasılık olarak gösterir.
moved to rural Japan to work on a project cataloging and collecting wild mushrooms. Notlar
3:40yabani mantarları kataloglama ve toplama projesinde çalışmak için Japonya'nın kırsalına taşındı.
moved to rural Japan to work on a project: taşınılan yer ve amaç
moved to rural Japan bölümü taşınılan yeri gösterir. to work on a project bölümü ise amacı, yani kişinin neden taşındığını açıklar. İki to farklı görevler üstlenir. İlki bir yer adından önce gelen edattır; ikincisi ise fiilin yalın hâlinden önce gelerek mastar yapısını kurar. Yeniden kullanılabilen kalıp move to + yer + to + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi move to ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve amaç bildiren to work on ifadesiyle tamamlayın: She ____ Bristol ____ a wildlife project.
Cevabı göster
moved to · to work on
cataloging and collecting wild mushrooms: kayıt tutma ve örnek toplama
Bu ifade, projede yürütülen iki paralel faaliyeti belirtir. Cataloging adlar, açıklamalar, yerler veya kategoriler gibi bilgileri düzenli biçimde kaydetmek; collecting ise mantarların ya da örneklerin kendilerini toplamaktır. İki -ing fiili and ile bağlanır ve wild mushrooms ifadesini ortak nesne olarak alır. Birlikte kullanıldıklarında çalışmanın hem bilgiyle hem de fiziksel örneklerle ilgili olduğunu gösterirler.
Alıştırma
Bir müze çalışanı her deniz kabuğuna bir kimlik numarası veriyor, açıklama yazıyor ve bilgileri veri tabanına giriyor. Bu işi en iyi hangi cümle açıklar?
- The worker is cleaning the shells for display.
- The worker is cataloging the shells.
- The worker is collecting the shells from the beach.
Cevabı göster
The worker is cataloging the shells.
With around 5,000 varieties, 300 of which are edible: toplamdan bir alt gruba geçiş
With around 5,000 varieties, ardından gelen ana cümle için toplam sayıyı arka plan bilgisi olarak verir. Buradaki with, “birlikte” değil, “sahip olan” veya “var olduğu için” anlamındadır. 300 of which are edible, bu toplamın bir bölümü hakkında bilgi ekler. Which, varieties sözcüğüne gönderme yapar; 300 of which ise “çeşitlerin 300'ü” demektir. Bu kısa yapı, bilgi veren metinlerde toplamdan bir alt gruba geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Alt grubu toplama bağlayan iki sözcüklü ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The orchard has 90 trees, 15 ____ are pear trees.
Cevabı göster
of which
mushrooms are an important part of traditional Japanese cooking. Kültür
3:52mantarlar, geleneksel Japon mutfağının önemli bir parçasıdır.
an important part of traditional Japanese cooking: daha büyük bir gelenek içindeki rol
an important part of traditional Japanese cooking ifadesi, mantarların bu yemek geleneğinde önemli ve yerleşik bir yere sahip olduğunu anlatır. Mantarların bu konuda neden önemli olduğunu anlamak için gereken arka planı verir. Part of, daha büyük bir bütün içindeki rolü anlatır. Her geleneksel Japon yemeğinde mantar bulunduğu ya da mantarların tek önemli malzeme olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada “an important part of traditional Japanese cooking” ne anlama geliyor?
- Her geleneksel Japon yemeği mantar içermelidir.
- Bu gelenekte önemli olan tek malzeme mantardır.
- Mantarlar gelenekte önemli bir yere sahiptir, ancak her yemekte bulunmaları gerekmez.
Cevabı göster
Mantarlar gelenekte önemli bir yere sahiptir, ancak her yemekte bulunmaları gerekmez.
But with names like death cap and a reputation for being poisonous, Kalıp ifadeler
3:56Ancak 'ölüm kapağı' gibi isimleri ve zehirli olma konusundaki ünleri nedeniyle,
mushrooms are what many wild foragers worry about the most. Dilbilgisi
4:01mantarlar, çoğu doğa toplayıcısının en çok endişelendiği şeydir.
With names like ... and a reputation for being ...: arka plan nedenleri verme
Cümle başındaki with öbeği iki arka plan özelliği verir: death cap gibi adlar ve zehirli olduklarına dair bir ün. and sözcüğü bu iki isim grubunu bağlar; bunlar birlikte insanların mantarlardan neden endişelendiğini açıklar. Burada with, “sahip olmak” anlamıyla düşünülebilir; öbeğin tamamı ise “bu özellikler göz önüne alındığında” demektir. Yeniden kullanılabilecek kalıp With X and Y, özne + sonuç biçimindedir: önce özellikleri, ardından bunların oluşturmasına yardım ettiği izlenimi veya sonucu belirtin.
Alıştırma
Hangi cümle, bir izlenimi açıklamak için cümle başındaki With X and Y kalıbını doğal biçimde kullanır?
- With a name like The Giant Drop, the ride and a reputation for being frightening make some visitors nervous.
- The ride has a reputation to be frightening with a name like The Giant Drop.
- With a name like The Giant Drop and a reputation for being frightening, the ride makes some visitors nervous.
Cevabı göster
With a name like The Giant Drop and a reputation for being frightening, the ride makes some visitors nervous.
what ... worry about the most: en büyük endişeyi belirtme
what many wild foragers worry about the most yan cümlesinin tamamı, “doğadan yiyecek toplayan birçok kişinin en çok endişe ettiği şey” anlamına gelir. are sonrasında gelir ve mantarların bu insanlar için ne olduğunu belirtir. Dil bilgisinde yan cümlenin tamamı özneyi tamamlar. What zaten “the thing that” anlamını içerir. Yan cümlede many wild foragers öznedir, worry about fiil-edat birleşimidir ve what, about ile bağlantılıdır; bu nedenle about sonda kalır.
Alıştırma
Hangi cümle, en büyük endişeyi belirtmek için what yan cümlesini doğru kullanır?
- Data loss is the thing what our team worries about the most.
- Data loss is what our team worries about it the most.
- Data loss is what our team worries about the most.
Cevabı göster
Data loss is what our team worries about the most.
Emily discussed these worries with BBC World Service program The Conversation.
4:06Emily bu endişeleri BBC World Service programı The Conversation ile tartıştı.
That stigma is um a bit misplaced, I think, Kelime
4:11Bu damganın (stigma) biraz yersiz olduğunu düşünüyorum,
a bit misplaced: bir tepkinin yanlış hedefe yöneldiğini nazikçe söylemek
Bu cümlede a bit misplaced, damgalamanın tam olarak haklı olmadığını ya da yanlış şeye yöneldiğini belirtir. Misplaced burada mecazidir; fiziksel bir nesnenin yanlış yere konulduğu anlamına gelmez. A bit, karşı çıkışın tonunu yumuşatır. I think ile birlikte kullanıldığında konuşmacı sert değil, temkinli duyulur.
Alıştırma
Hangi cümlede misplaced, bir tepkinin yanlış hedefe yöneldiğini belirtir?
- The receptionist was missing from the front desk.
- The keys were misplaced somewhere in the kitchen.
- The anger at the receptionist was misplaced because she had not made the decision.
Cevabı göster
The anger at the receptionist was misplaced because she had not made the decision.
because plants can be just as dangerous, Dilbilgisi
4:14çünkü bitkiler mantarlardan daha tehlikeli olmasa bile,
just as dangerous, if not more dangerous than...: en az aynı derecede tehlikeli, hatta belki daha tehlikeli
Just as dangerous, eşitliği başlangıç noktası yapar: bitkiler mantarlar kadar tehlikeli olabilir. Ardından gelen if not more dangerous than mushrooms, bitkilerin aslında daha tehlikeli olabileceğini söyler. Buradaki if not, bitkilerin tehlikeli olmadığı anlamına gelmez. Bu yapı, eşitlik bildiren just as + sıfat + as biçimiyle daha güçlü karşılaştırma bildiren more + sıfat + than biçimini birleştirir. Konuşma örneğinde mushrooms, iki bölümün ortak karşılaştırma noktasıdır. Genel anlamı “en az aynı derecede X, hatta belki daha X” şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle ikinci sınavın en az ilki kadar zor, hatta belki daha zor olduğunu anlatır?
- The second exam was more difficult only if the first was easy.
- The second exam was just as difficult as, if not more difficult than, the first.
- The second exam was not as difficult as the first.
Cevabı göster
The second exam was just as difficult as, if not more difficult than, the first.
And I think that mushrooms have been much maligned. Kelime
4:18Ve bence mantarlar çok haksız yere karalanmış.
have been much maligned: hak edilmemiş kötü bir ün
Burada malign, bir kişiyi veya şeyi itibarına zarar verecek şekilde haksız ve olumsuz anlatmak demektir. Mantarlar yalnızca sevilmeyen bir şey olarak değil, hak etmedikleri kötü bir üne maruz kalmış olarak sunuluyor. Have been maligned, present perfect edilgen yapıdır: olumsuz anlatımlar geçmişte bir süre boyunca gerçekleşmiş ve etkileri bugün de önemini korumuştur. Much, mantarların ne ölçüde kötülendiğini güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede maligned doğru kullanılmıştır?
- The cook maligned the soup by warming it slowly.
- The shy dog has been maligned as dangerous, although it has never attacked anyone.
- The scientist maligned the sample by weighing it twice.
Cevabı göster
The shy dog has been maligned as dangerous, although it has never attacked anyone.
I mean, you've got to exercise caution, as Roushanna said, Kalıp ifadeler
4:21Yani, Roushanna'nın dediği gibi dikkatli olmalısınız (exercise caution),
you've got to exercise caution: dikkatli davranmak için güçlü bir gereklilik
You've got to, you have to anlamına gelir ve bir şeye sahip olmayı veya bir şeyi almayı değil, güçlü bir pratik gerekliliği ifade eder. Exercise caution, dikkatli davranmak ve olası tehlikeleri gözetmek anlamına gelen resmî bir kalıptır; burada exercise fiziksel egzersiz yapmak değil, bir niteliği kullanmak veya uygulamak demektir. You've got to exercise caution bir bütün olarak dikkatli olmanın yalnızca yararlı bir tavsiye değil, gerekli olduğunu söyler. Konuşma diline ait bir zorunluluk yapısını daha resmî bir güvenlik ifadesiyle birleştirir.
Alıştırma
Uyarıyı derste öğrenilen ve “dikkatli davranmak” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: When handling unknown chemicals, you've got to ____.
Cevabı göster
exercise caution
You need to know what it is before you consume it. Kelime
4:27Tüketmeden önce ne olduğunu bilmelisiniz.
before you consume it: resmî kullanımda consume
Burada consume, bir şeyi yemek ya da içmek anlamına gelir. eat veya drink fiillerinden daha resmîdir ve gıda güvenliği uyarılarında, sağlık yönergelerinde ve ürün etiketlerinde sık görülür. before you consume it yan cümlesi olayların sırasını gösterir: önce şeyin ne olduğunu öğrenin, sonra onu yiyin ya da için. it, daha önce sözü edilen şeyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle resmî bir gıda güvenliği etiketine en uygundur?
- Do not display the product if the seal is broken.
- Do not consume the product if the seal is broken.
- Do not purchase the product if the seal is broken.
Cevabı göster
Do not consume the product if the seal is broken.
If in doubt, throw it out: şüphen varsa at
If in doubt, throw it out kısa bir güvenlik sözüdür: bir şeyin güvenli olduğundan emin değilseniz risk almayın ve onu atın. If in doubt, if you are in doubt ifadesinin kısaltılmış hâlidir; throw it out ise onu atmak anlamına gelir. doubt ile out arasındaki uyak, tavsiyeyi hatırlamayı kolaylaştırır. Bu, temkinli davranma kuralıdır; her soru oluştuğunda her eşyayı atma talimatı değildir.
Alıştırma
Güvenlik sözünü tamamlayın: If ____, ____.
Cevabı göster
in doubt · throw it out
Emily thinks there's a stigma around mushrooms. Kalıp ifadeler
4:32Emily mantarların etrafında bir damga (stigma) olduğunu düşünüyor.
there's a stigma around...: toplumca paylaşılan olumsuz bir yargı vardır
There's a stigma around mushrooms, mantarların toplumca paylaşılan olumsuz bir etiket veya inançla ilişkilendirildiği anlamına gelir. Mantarların fiziksel olarak çevresinde bir şey olduğu anlamına gelmez ve bazı insanların onları sevmediğini söylemekten daha güçlüdür. there is a stigma around + konu kalıbı, olumsuz yargının yöneldiği konuyu belirtir. İnsanların utanç veya toplumsal baskı nedeniyle kaçındığı ya da yargıladığı meseleler, gruplar, seçimler veya etkinlikler için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, toplumsal hoşnutsuzluğun insanları yardım istemekte tereddüt ettirebileceğini söyler?
- There is still a rule about asking for help at school.
- There is still a chance to ask for help at school.
- There is still a stigma around asking for help at school.
Cevabı göster
There is still a stigma around asking for help at school.
which is not necessarily true or fair: bu mutlaka doğru veya adil değildir
Not necessarily true or fair, inancın doğru ya da adil olduğunun kesin olmadığını ifade eder. Bazı durumlarda doğru veya adil olabilir; bu nedenle konuşan kişi, inancın her durumda tamamen yanlış ya da adaletsiz olduğunu daha güçlü biçimde iddia etmez. Which yalnızca something sözcüğüne değil, önceki negative belief ifadesine gönderme yapar. Virgülle ayrılan yan cümle, bu inanç hakkında dikkatli bir yorum ekler. not necessarily ifadesini, istisnalara yer bırakarak genel bir iddiayı sorgulamak için kullanın.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir: The biggest dog is not necessarily the fastest?
- En büyük köpek her zaman en hızlıdır.
- En büyük köpek en hızlı olabilir, ama bu her zaman doğru değildir.
- En büyük köpek hiçbir zaman en hızlı değildir.
Cevabı göster
En büyük köpek en hızlı olabilir, ama bu her zaman doğru değildir.
In fact, many plants are just as poisonous as mushrooms.
4:41Aslında, birçok bitki en az mantarlar kadar zehirlidir.
The main thing is to exercise caution, Anlatım akışı
4:45Asıl önemli olan dikkatli olmaktır (exercise caution),
The main thing is to...: en yüksek önceliği vurgulamak
The main thing is to + fiilin yalın hâli kalıbı, birkaç ayrıntı arasından bir eylemi seçip en yüksek öncelik olarak sunar. Dinleyiciye “Önce hatırlaman gereken nokta bu” mesajını verir. Buradaki öncelik exercise caution, yani “dikkatli davranmak” ifadesinin daha resmî bir biçimidir. Bu kalıp, diğer bütün ayrıntıların önemsiz olduğunu söylemeden söz konusu eylemi en önemli eylem olarak sıralar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: The ____ stay calm and call an adult.
Cevabı göster
main thing is to
so as to avoid...: resmî bir amaç ifade etmek
So as to + fiilin yalın hâli bir eylemin amacını belirtir. Bu cümlede so as to avoid possible dangers, bir kişinin neden dikkat ve özenle hareket etmesi gerektiğini açıklar. Dikkatli hareket eden kişi, tehlikelerden kaçınan kişiyle aynıdır. Bu yapı, basit bir to + fiil yapısından daha resmîdir; bu nedenle kurallara, talimatlara ve özenle yazılmış tavsiyelere uygundur.
Alıştırma
Resmî güvenlik talimatını dersteki amaç ifadesiyle tamamlayın: Wear protective glasses ____ avoid eye injuries.
Cevabı göster
so as to
In other words: aynı düşünceyi yeniden ifade etmek
In other words bir yeniden ifade etme işaretidir. Dinleyiciye, sonraki sözlerin aynı temel düşünceyi daha açık veya daha basit biçimde anlattığını gösterir. Burada to be careful daha önce söylenenleri yeniden ifade eder. Yeni bir neden ya da örnek eklemek yerine bilgiyi düzenler. Bu ifadeyi duyduğunda, ardından gelenleri önceki düşünceyle ilişkilendir ve o düşüncenin açıklaması olarak anla.
Alıştırma
Hangi cümlede In other words aynı düşünceyi daha basit biçimde yeniden ifade etmek için kullanılmıştır?
- She is bilingual. For example, she studies every evening.
- She is bilingual. Therefore, Spanish is a language.
- She is bilingual. In other words, she speaks two languages.
Cevabı göster
She is bilingual. In other words, she speaks two languages.
And the best way of doing that is learning the difference between what's safe to eat and what's not. Dilbilgisi
4:54Bunu yapmanın en iyi yolu da, neyin yemeye güvenli olup neyin olmadığını öğrenmektir.
best way of doing that is ... between A and B: bir yöntem ve iki kategori belirtmek
the best way of doing that is + -ing kalıbı, daha önce belirtilen bir hedef için konuşanın en etkili olduğunu düşündüğü yöntemi anlatır. Burada that dikkatli olma hedefine gönderme yapar, learning ... ise yöntemi belirtir. Yaygın bir başka yapı the best way to do that is to + fiil şeklindedir; ancak bu cümlede of + -ing ve is + -ing kullanılır. The difference between A and B karşıt iki kategori oluşturur. What's not, what's not safe to eat ifadesinin kısaltılmış hâlidir; ilk bölüm anlamı açık hâle getirdiği için tekrarlanan sözcükler çıkarılmıştır.
Alıştırma
Hangi cümle yöntem kalıbını ve between A and B karşılaştırmasını doğru kullanır?
- I want to feed the pets safely. The best way of doing that is learning the difference between food they can eat and food they cannot.
- I want to feed the pets safely. The best way of doing that is learning the difference between food they can eat or food they cannot.
- I want to feed the pets safely. The best way doing that is learning the difference between food they can eat and food they cannot.
Cevabı göster
I want to feed the pets safely. The best way of doing that is learning the difference between food they can eat and food they cannot.
Speaking of which: ilişkili bir konuya geçmek
Speaking of which, biraz önce sözü edilen şeyi ya da fikri geri işaret eder ve onu ilişkili bir konuya geçmek için köprü olarak kullanır. Buradaki işlevi şudur: “Bu bana bağlantılı bir şeyi hatırlattı: cevap neydi?” Bu ifade konuşmayı düzenler: odak değişir, ancak yeni soru önceki konuyla açık bağını korur. which önceki konuya gönderme yapar; “hangisi?” diye sormaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız sınıfın cuma günü bir müzeyi ziyaret edeceğini az önce söyledi. Hangi yanıt önceki konuyu kullanarak ilişkili bir soruya doğal biçimde geçiyor?
- In other words, the museum opens on Friday.
- By the way, my cousin has a blue bicycle.
- Speaking of which, do we need to bring our lunches?
Cevabı göster
Speaking of which, do we need to bring our lunches?
but actually, they are white: bir beklentiyi düzeltmek
but actually, ardından gelen bilginin önceki bir düşünceyi ya da beklenen cevabı düzelttiğini gösterir. but karşıtlığı belirtir, actually ise gerçekte doğru olan bilgiyi sunar. Bu cümlede düzeltme they are white bölümüdür. Bu birleşim sık sık I thought A, but actually B kalıbını oluşturur. Önemli yeni bilgi but actually ifadesinden sonra gelir.
Alıştırma
Hangi cümle önceki bir düşünceyi gerçek bilgiyle değiştirmek için but actually kullanıyor?
- I thought the bus left at nine, in other words, it leaves at ten.
- I thought the bus left at nine, for example, it leaves at ten.
- I thought the bus left at nine, but actually, it leaves at ten.
Cevabı göster
I thought the bus left at nine, but actually, it leaves at ten.
Right, it's time to recap the vocabulary we've learned about foraging, Anlatım akışı
5:12Pekâlâ, doğadan yiyecek toplama hakkında öğrendiğimiz kelimeleri gözden geçirme zamanı,
It's time to recap: gözden geçirmeye geçmek
It's time to recap kısa bir gözden geçirme bölümüne geçildiğini bildirir. Bu cümlede dinleyicilere ana açıklamanın sona erdiğini ve konuşmacının şimdi yiyecek toplamayla ilgili kelimelere yeniden döneceğini gösterir. It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, sıradaki etkinliğin artık başlaması gerektiğini belirtir. Recap, temel noktaları kısaca yeniden ele almak demektir; böylece ifade dinleyicileri dersin bir aşamasından diğerine yönlendirir.
Alıştırma
Gözden geçirme bölümünü başlatan, derste öğrendiğiniz aşama ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ today's main ideas.
Cevabı göster
It's time to recap
starting with horticulturalist, Anlatım akışı
5:16horticulturalist (bahçe bitkileri uzmanı) ile başlayalım,
starting with ...: ilk öğeyi belirtmek
Starting with horticulturalist, kelime tekrarında hangi öğenin önce geldiğini dinleyicilere bildirir. Sırayı düzenler: önce horticulturalist tanıtılır ve ardından başka öğelerin gelmesi beklenir. Starting with + isim veya isim öbeği, önceki cümledeki daha geniş eyleme bağlanan bir -ing öbeğidir. Burada “recap the vocabulary, starting with horticulturalist” düşüncesini tamamlar; bu bölüm tek başına resmî ve tam bir cümle kurmak yerine önceki yan tümceyi sürdürür.
Alıştırma
İlk öğeyi belirten, derste öğrendiğiniz iki sözcüklü düzenleyiciyle cümleyi tamamlayın: We'll check every bag, ____ the blue one.
Cevabı göster
starting with
If you have a deep knowledge of a subject,
5:22Eğer bir konu hakkında a deep knowledge (derin bir bilgi) sahibiyseniz,
Scanning involves searching a wide area with your eyes to find some particular thing.
5:29Scanning (Taramak), gözlerinizle belirli bir şeyi bulmak için geniş bir alanı aramayı içerir.
A stigma is an unfair negative belief about something.
5:41A stigma (Bir damga), bir şey hakkındaki haksız olumsuz bir inançtır.
And finally, to exercise caution is a more formal way of saying to be careful, Kelime
5:45Ve son olarak, to exercise caution (dikkatli olmak) ifadesi, daha dikkatli olmak demenin daha resmi bir yoludur,
to exercise caution ... to be careful: resmî ve gündelik anlatım
A is a more formal way of saying B kalıbı, A ile B'nin temel anlamlarının benzer olduğunu ancak A'nın daha resmî durumlarda kullanıldığını anlatır. Burada A to exercise caution, B ise to be careful ifadesidir. way of ifadesinden sonra -ing biçimi kullanılır; bu yüzden saying doğaldır. Bu kalıp, bir düşünceyi ifade etme yollarını karşılaştırır; A ile B'nin her cümlede birbirinin yerine geçebileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle resmî bir istasyon güvenlik duyurusuna en uygundur?
- Passengers, be careful on the wet platform.
- Hey, watch out—the platform is wet!
- Passengers are advised to exercise caution on the wet platform.
Cevabı göster
Passengers are advised to exercise caution on the wet platform.
something you should definitely remember if you go wild foraging yourself.
5:50bizzat doğada yiyecek toplamaya çıkarsanız kesinlikle aklınızda bulundurmanız gereken bir şey.
our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi
Bir zaman dilimi is up olduğunda, izin verilen veya planlanan süre sona ermiş demektir. Our six minutes are up, konuşmacılara ayrılan altı dakikalık bölümün bittiğini anlatır; buradaki up, «yukarıda» anlamına gelmez. Once again, bunun daha önce de olduğunu ve bir kez daha gerçekleştiğini anlatır. Cümlede, tanıdık ve tekrarlanan bir kapanışı başlatmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi, ayrılan sürenin sona erdiğini belirten iki sözcüklü be up biçimiyle tamamlayın: Please stop writing; your time ____.
Cevabı göster
is up
you'll find a quiz and worksheet to practice the vocabulary on our website,
5:58web sitemizde kelime dağarcığınızı pratik yapabileceğiniz bir test ve çalışma sayfası bulabilirsiniz,