Bir Video Oyunu Antarktika'ya Kendi Bayrağını Nasıl Kazandırdı: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Video, Antarktika'nın resmî olmayan bayraklarını 1929'daki beyaz bezden telif hakkı belirsiz 1997 tasarımına ve 2018'deki kamu malı bayrağa kadar izliyor. İngilizce öğrenme noktaları: 1. “it was through this game that this design debuted” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir olayı mümkün kılan aracı öne çıkarmak için it was through X that Y yapısını kullanın. 2. “in the public domain” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: bu telif terimini anlayın ve gayriresmî beyanı kesinleşmiş durumdan ayırın. 3. “came on the scene.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir kişi, ürün veya fikrin yeni ortaya çıkıp önem kazandığını anlatan kullanımı tanıyın.
Bu derste
Antarctica is Earth's coolest continent and most complicatedly claimed continent. Deyimler
0:00Antarktika, Dünya'nın en soğuk ve üzerinde en karmaşık hak iddia edilen kıtasıdır.
coolest continent ifadesinin iki anlamı
“Coolest” burada iki şekilde anlaşılabilir. Antarktika aşırı soğuğuyla tanındığı için düşük sıcaklığı çağrıştırır. Ayrıca gündelik İngilizcede cool, “etkileyici” veya “heyecan verici” anlamına da gelebilir. “The coolest continent” ifadesi iki fikri aynı anda harekete geçirir. Cümle bu çift anlamı hafif bir açılış şakası olarak kullanır. İklimle ilgili kesin bir ifade için normalde “the coldest continent” denir; “coolest” ise eğlenceli ve olumlu yorumu da mümkün kılar.
Alıştırma
Burada “coolest continent” ifadesini komik yapan nedir?
- Antarktika’nın en ılıman sıcaklıklara sahip olduğunu iddia eder.
- Antarktika’nın en yeni kıta olduğunu söyler.
- Hem Antarktika’nın aşırı soğuğunu hem de özellikle etkileyici olduğu fikrini çağrıştırır.
Cevabı göster
Hem Antarktika’nın aşırı soğuğunu hem de özellikle etkileyici olduğu fikrini çağrıştırır.
Yet, sadly has no official flag to unite her.
0:04Ancak ne yazık ki onu birleştirecek resmi bir bayrağı yok.
but it's not official official and comes with an ownership asterisk we must attend to. Notlar
0:12ama tam anlamıyla resmi değil ve dikkate almamız gereken bir mülkiyet uyarısıyla birlikte geliyor.
official official: tekrarla katı anlamı belirtme
Gündelik konuşmada bir sıfatı tekrarlamak, anlamını katı veya en tipik ölçüte daraltabilir. Burada “official official”, yalnızca resmî bir kurumla ilişkili veya geniş anlamda resmî kabul edilen değil, “tam ve biçimsel anlamıyla gerçekten resmî” demektir. Tekrar, “but” sonrasındaki karşıtlığı güçlendirir: söz konusu şeyin resmî bir bağlantısı olabilir, ancak tartışmasız bir resmî statüsü yoktur.
Alıştırma
“Official official” cümleye nasıl bir anlam katıyor?
- Official kelimesini iki şey arasındaki karşılaştırmaya dönüştürür.
- Söz konusu şeyin katı anlamda gerçekten resmî olduğunu belirtir.
- Söz konusu şeyin iki farklı yerde resmî olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Söz konusu şeyin katı anlamda gerçekten resmî olduğunu belirtir.
Önemli bir çekince anlamındaki “ownership asterisk”
Burada ownership asterisk, bir şeyin resmî olduğu iddiasına eklenen mecazi bir uyarıdır. Sahiplik durumunun basit veya tamamen çözüme kavuşmuş olmadığını; hâlâ dikkat gerektiren bir istisna, koşul ya da çözülmemiş hak sorunu bulunduğunu anlatır. Yorumlarda ve haberlerde asterisk, “bu iddia ancak önemli bir çekinceyle doğrudur” anlamına gelebilir. Gerçek bir yıldız simgesinin görünmesi gerekmez.
Alıştırma
'The deal is complete, but there is an ownership asterisk,' cümlesinde ownership asterisk ne anlama gelir?
- Bir sahiplik koşulunun veya çözülmemiş bir sorunun belirtilmesi gerekiyor.
- Belgede sahipliği gösteren yıldız biçimli bir simge bulunuyor.
- Bir şeyin kime ait olduğu konusunda herkes açıkça hemfikir.
Cevabı göster
Bir sahiplik koşulunun veya çözülmemiş bir sorunun belirtilmesi gerekiyor.
But first, Antarctica doesn't have an official flag
0:17Ama öncelikle, Antarktika'nın resmi bir bayrağı yok
depending on how much you want to stretch that word, Deyimler
0:23kelimenin anlamını ne kadar esnetmek istediğinize bağlı olarak,
Tanımı genişletmek için “stretch that word”
Stretch that word, bir kelimenin normal tanımını sınırdaki bir durumu da kapsayacak şekilde genişletmek demektir. Konuşan kişi, daha önce kullandığı etiketin yalnızca yaklaşık olarak doğru olduğunu kabul eder. Bu ifade çoğu zaman hafif mizahi veya kuşkucu bir çekince ekler: “Buna öyle diyebilirim, ama ancak terimi gevşek kullanırsak.” Yazılı kelimeyi uzatmakla değil, anlamla ilgilidir.
Alıştırma
Bir köyün yalnızca birkaç kalıcı sakini var. Biri şöyle diyor: 'It is a city, depending on how much you want to stretch that word.' Bu kişi neyi ima ediyor?
- Konuşan kişi “city” sözcüğünün daha büyük harflerle yazılmasını istiyor.
- Konuşan kişi “city”nin tam ve doğru teknik terim olduğundan emin.
- Oraya “city” demek, “city” sözcüğünü normalden daha geniş bir tanımla kullanmaktır.
Cevabı göster
Oraya “city” demek, “city” sözcüğünü normalden daha geniş bir tanımla kullanmaktır.
on the ice sheet with scientific outposts,
0:25bilimsel ileri karakollarla buz tabakasının üzerinde,
but each is operated by a parent country protecting their somewhat precarious claims.
0:27ancak her biri kendi sallantılı hak iddialarını koruyan bir ana ülke tarafından işletiliyor.
So, not really looking for a new banner to band everyone behind. Deyimler
0:32Bu yüzden, gerçekten herkesin arkasında toplanacağı yeni bir sancak aramıyorlar.
herkesi arkasında birleştirecek yeni bir bayrak
Burada banner yalnızca fiziksel bir bayrağı değil, ortak bir davayı veya simgeyi anlatan bir mecazdır. Band burada “birleştirmek” anlamında bir fiildir; behind ise “destekleyerek” anlamı taşır. Dolayısıyla bütün ifade, herkesi çevresinde birleştirebilecek ortak bir simgeyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede a banner to band everyone behind ne anlama geliyor?
- İnsanları destek amacıyla birleştirebilecek ortak bir simge.
- Herkesi sıraya girmeye zorlayan yeni bir kural.
- Bir bayrağın arkasında bekleyen müzik grubu.
Cevabı göster
İnsanları destek amacıyla birleştirebilecek ortak bir simge.
Thus, there are no Antarctic citizens to officiate anything.
0:37Dolayısıyla, herhangi bir şeyi resmileştirecek Antarktika vatandaşları yok.
People everywheres want to fly flags.
0:41Dünyanın her yerindeki insanlar bayrak dalgalandırmak ister.
the continent has cried out for one right from the first in 1929
0:45kıta 1929'daki ilk günden beri bir bayrak için feryat ediyordu,
bir görüşü kabul ettirmek için kullanılan come on
And come on ifadesindeki come on, birine yaklaşmasını söylemez. Dinleyiciyi sıradaki iddiayı açık veya inkâr edilmesi zor bir şey olarak kabul etmeye iten bir söylem belirtecidir. Bu kullanım vurgu katar ve sabırsızlık taşıyabilir. Konuşan kişi aslında “Makul ol; bunu mutlaka görebiliyorsun” demektedir.
Alıştırma
Come on bu cümlede ne yapıyor: “Come on, you know that explanation doesn't fit the facts.”?
- Dinleyiciden yaklaşmasını ister.
- Devam etmek için dinleyiciden izin ister.
- Dinleyiciyi görüşü açık bir gerçek olarak kabul etmeye zorlar.
Cevabı göster
Dinleyiciyi görüşü açık bir gerçek olarak kabul etmeye zorlar.
when an early research vessel flew a white sheet as a flag of courtesy for passing through Antarctica's waters, Kültür
0:49eski bir araştırma gemisinin Antarktika sularından geçerken nezaket bayrağı olarak beyaz bir çarşaf dalgalandırdığında,
a flag of courtesy: denizde bir saygı göstergesi
Burada a flag of courtesy, ziyaretçi bir geminin bir yerin sularına girerken veya bu sulardan geçerken saygı göstermek için çektiği bayraktır. Genellikle o yerin yerel ya da ulusal bayrağı olur; dolayısıyla bu, yalnızca kibarca tasarlanmış bir bayrak değil, bir denizcilik geleneğidir. Hikâyenin geçtiği dönemde Antarktika'nın resmî bir bayrağı yoktu. Bu nedenle mürettebat bu nezaket geleneğini yerine getirmek için beyaz bir çarşaf kullandı. Bu bağlamda çarşaf saygıyı gösterir; teslimiyet anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede a flag of courtesy neyi gösteriyor?
- Ziyaretçi bir gemi yerel sularda saygısını gösteriyor.
- Mürettebat teslim olduğunu bildiriyor.
- Gemi bir yarışı kazandı.
Cevabı göster
Ziyaretçi bir gemi yerel sularda saygısını gösteriyor.
even though there were naught but penguins to appreciate the gesture. Kelime
0:55bu jestin değerini bilecek penguenlerden başka kimse olmamasına rağmen.
naught but: only demenin eski moda bir yolu
Naught but, nothing but veya only anlamına gelir. Ardından, orada bulunan tek kişi ya da şey gelir. Burada, bu nazik jesti takdir etmek için orada bulunanların yalnızca penguenler olduğu söyleniyor. Bu ifade özellikle eski moda ve edebî bir hava vermek için seçilmiştir. Anlatımı eğlenceli bir tarih kitabı gibi göstererek mizah yaratır.
Alıştırma
Yalnızca yıldızların göründüğünü söylemek isteyen, özellikle eski moda bir anlatıcıya hangi cümle en uygundur?
- The sky held no stars at all.
- The sky held naught but stars.
- The sky held anything but stars.
Cevabı göster
The sky held naught but stars.
T’was done just for the fun of flying a flag with what the ship happened to have on hand. Notlar
0:58Bu, sadece gemide o an ne varsa onu kullanarak bir bayrak dalgalandırmanın eğlencesi için yapılmıştı.
happened to have: tesadüfen bir şeye sahip olmak
Burada happened to have, “tesadüfen sahipti” ya da “elinde olduğu ortaya çıktı” anlamına gelir. Gemi, bayrak için o belirli malzemeyi taşımayı planlamamıştı; malzeme gemide sadece tesadüfen bulunuyordu. happen to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir durumu tesadüfi veya plansız olarak sunar. happen to know, happen to see ve happen to have buna örnektir. Bu yapıda happen, bir olayın “meydana gelmesi” anlamına gelmez; have fiiline tesadüf anlamı katar.
Alıştırma
Cümleyi happen to + fiilin yalın hâli kalıbının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: I ____ have a spare ticket, so you can come with us.
Cevabı göster
happen to
have ... on hand: bir şeyi kullanıma hazır bulundurmak
what the ship happened to have on hand yan cümlesinde what, have fiilinden sonraki nesne konumunu doldurur: gemide bir miktar malzeme hazır bulunuyordu. Have something on hand, bir şeyi yakında, kullanılabilir ve kullanıma hazır bulundurmak demektir. Bu ifade özellikle yakında gerekebilecek malzemeler, aletler, para, bilgi veya diğer kaynaklar için doğaldır. On hand, bir nesnenin gerçekten elin üzerinde durmasını değil, pratik olarak kullanılabilir olmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi have ... on hand kalıbıyla tamamlayın: We always ____ extra batteries ____ in case of a power cut.
Cevabı göster
have · on hand
But, since this rather literal representation of the snow-covered continent is not the most inspired design, Ton ve niyet
1:03Ancak karlı kıtanın bu fazlasıyla gerçekçi tasviri pek de ilham verici bir tasarım olmadığından,
Yumuşatılmış eleştiri olarak not the most inspired design
Bu cümlede not the most inspired design, yumuşatılmış olumsuz bir değerlendirmedir. Bağlam, tasarımın fazla bariz ve özgünlükten yoksun olduğunu gösterir; tasarımın hâlâ çok yaratıcı olduğu ama yalnızca en iyi olmadığı anlamına gelmez. İngilizcede eleştiriyi daha az doğrudan yapmak için sıklıkla not the most + olumlu sıfat yapısı kullanılır. Olumsuz ifade, dinleyicinin oldukça yaratıcılıktan yoksun gibi daha güçlü bir anlam çıkarmasını sağlar.
Alıştırma
Bu bağlamda not the most inspired design ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Tasarım pek yaratıcı değil.
- Tasarım henüz tamamlanmadı.
- Tasarım çok yaratıcı ama birinci sırada değil.
Cevabı göster
Tasarım pek yaratıcı değil.
it didn't catch on and penguins only spotted it sporadically on subsequent ships. Öbek fiiller
1:10tutulmadı ve penguenler onu sonraki gemilerde sadece ara sıra gördüler.
Popüler olmak veya geniş çapta kabul görmek anlamında catch on
Burada catch on, popüler olmak veya geniş çapta benimsenmek anlamına gelir. it öznesi tasarıma gönderme yapar; bu nedenle didn't catch on, insanların onu yaygın biçimde kullanmaya başlamadığını anlatır. Aynı deyimsel fiil anlamak anlamına da gelebilir; ancak anlamı özne ve çevredeki konu belirler. Fikirler, modalar, ürünler ve uygulamalar catch on olabilir; insanlar da sonunda anladıklarında catch on olabilir.
Alıştırma
Cümleyi catch on fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At first, only one class used the new game, but it soon ____ across the whole school.
Cevabı göster
caught on
with a curious development as a company Multimedia Corporation was developing a video game,
1:16Multimedia Corporation adlı bir şirketin bir video oyunu geliştirmesiyle tuhaf bir gelişme yaşandı,
The 3D World Atlas. And yes, for nerdy '90s kids,
1:21The 3D World Atlas. Ve evet, 90'ların inek çocukları için,
Multi Co noticed Antarctica's flag absence and deputized a designer to draw one,
1:27Multi Co, Antarktika'nın bayrak eksikliğini fark etti ve bir tane çizmesi için bir tasarımcı görevlendirdi,
took a cue from: …ı örnek aldı
Burada took a cue from, “bir şeyi yol gösterici veya ilham kaynağı olarak kullandı” anlamına gelir. Tasarımcılar BM bayrağına baktı ve onun seçimlerini etkilemesine izin verdi; bayrağı birebir kopyalamadılar. take a cue from + kişi, şey veya örnek kalıbı, bir tasarımı, eylemi ya da kararı neyin etkilediğini açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi take a cue from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The team ____ the old map when choosing the symbols.
Cevabı göster
took a cue from
so Antarctica would be the same from abottom
1:36bu yüzden Antarktika da aynısının alttan görünümü olacaktı
and borrowed the same colors as a nod to neutrality. Deyimler
1:38ve tarafsızlığa bir selam olarak aynı renkleri ödünç aldı.
a nod to neutrality: tarafsızlığa ince bir gönderme
Burada a nod to neutrality, tarafsızlık fikrinin küçük ve dolaylı biçimde anılması anlamına gelir. Aynı renkler bu fikri sembolik olarak işaret eder; kimse gerçek anlamda başını sallamıyordur. a nod to + isim kalıbı sanat, tasarım, giyim, film veya yazıda ince bir gönderme ya da takdiri anlatır. Genellikle bütünüyle kopyalamak yerine düşünülmüş bir bağlantı kurulduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi a nod to ifadesiyle tamamlayın: The mural includes a small dove as ____ peace.
Cevabı göster
a nod to
So, it was through this game that this design debuted to young flag fans everywhere, Dilbilgisi
1:41Böylece, bu oyun aracılığıyla bu tasarım her yerdeki genç bayrak hayranlarıyla ilk kez buluştu,
It was through ... that ...: aracı veya yolu vurgulamak
“It was through X that Y”, it ile kurulan bir cleft, yani odaklama yapısıdır. Kanal, araç veya fırsat olan X’i odağa yerleştirir. Burada “through this game”, 1997 tarihli tasarımın genç bayrak meraklılarına ilk kez ulaşmasını sağlayan yoldur. Baştaki “it” herhangi bir nesneyi göstermez. Asıl olay that yan cümlesindeki “this design debuted” bölümündedir. Nötr biçim “This design debuted through this game” olurdu; odaklama yapısı ise oyunu önemli bağlantı hâline getirir.
Alıştırma
Vurgulu through ... that yapısını tamamlayın: “____ the school play ____ Nina discovered her love of acting.”
Cevabı göster
It was through · that
including some who would grow up to end up on Antarctica. Öbek fiiller
1:45aralarından bazıları büyüyüp kendilerini Antarktika'da bulacak olanlar da dahil.
end up on Antarctica: sonunda varılan yer
“End up”, bir süreç veya olaylar dizisinden sonraki nihai sonucu anlatır; bu sonuç çoğu zaman başlangıçtaki plan değildir. Burada “end up on Antarctica”, o genç bayrak meraklılarından bazılarının yaşamlarının ilerleyen döneminde kendilerini sonunda kıtada bulmaları demektir. Son konumu anlatmak için end up + yer ifadesini kullanın: end up in London, end up at the wrong station veya buradaki gibi end up on Antarctica. Edat, yer ifadesine aittir ve yerin türüne göre değişir.
Alıştırma
Hangi cümle Antarktika'yı daha uzun bir yolun nihai ve muhtemelen beklenmedik sonucu olarak sunuyor?
- She visited Antarctica and returned home as expected.
- She plans to go to Antarctica for a research trip next year.
- After several unexpected turns in her research career, she ended up on Antarctica.
Cevabı göster
After several unexpected turns in her research career, she ended up on Antarctica.
FUD it: FUD'ın gayriresmî bir fiil olarak kullanımı
FUD, fear, uncertainty, and doubt, yani korku, belirsizlik ve şüphe sözlerinin kısaltmasıdır. Bu cümlede geçişli bir fiile dönüştürülmüştür: FUD it, “onun hakkında korku, belirsizlik ve şüphe yaymak ya da bunları körüklemek” demektir. I'm not here to... yapısı, konuşanın amacının bu olduğunu reddeder. Konuşan gerçek bir kaygıyı dile getirirken şüphe uyandırarak söz konusu şeyi kötülemeyi amaçlamadığını belirtebilir.
Alıştırma
Cümleyi “korku, belirsizlik ve şüphe yaymak” anlamındaki gayriresmî teknoloji fiiliyle tamamlayın: I like the product; I'm not trying to ____ it.
Cevabı göster
FUD
But its origin does raise some questions of copyright. Dilbilgisi
1:51Ama kökeni telif hakkıyla ilgili bazı soruları gündeme getiriyor.
does raise: vurgulu does + fiilin yalın hâli
Olumlu bir cümlede does + fiilin yalın hâli vurgu katabilir. Burada raise questions, soruları fiziksel olarak kaldırmak değil, “soruların ortaya çıkmasına yol açmak” demektir. Its origin does raise some questions ifadesi, kökenin gerçekten soru yarattığını belirtir; vurgu, önceki sözün daha önemsiz gösterebileceği bu kaygıyı doğrular. Özne its origin üçüncü tekil kişi ve zaman şimdiki zaman olduğu için does kullanılır. Ana fiil raises değil, yalın hâliyle raise olarak kalır.
Alıştırma
Cümleyi require kullanılarak oluşturulan iki sözcüklü vurgulu fiil grubuyla tamamlayın: The plan seems simple, but it ____ careful timing.
Cevabı göster
does require
uncopyrightable, as it's nothing and old enough to be in the public domain anyway, Kültür
1:58telif hakkına tabi değil, çünkü hem bir hiç hem de zaten kamu malı olacak kadar eski,
in the public domain: telif hakkı durumu
In the public domain bir telif hakkı terimidir. Burada, eski tasarımın münhasır telif hakkı denetimi altında olmadığını ve bu yüzden halkın onu kullanmak için normalde telif izni almasının gerekmediğini belirtir. ‘Halka açık bir internet sitesinde’ veya ‘yaygın olarak bilinen’ anlamına gelmez. Kamu malı olma durumu yasalara, tarihlere ve yargı alanına bağlıdır; dolayısıyla ifade yalnızca geniş erişimi değil, hukuki bir sonucu bildirir.
Alıştırma
Hangi cümlede in the public domain doğru kullanılmıştır?
- The old novel is in the public domain, so anyone may reuse its text without getting copyright permission.
- The photograph is in the public domain because it appears on a public website.
- The new film is in the public domain because many people have watched it.
Cevabı göster
The old novel is in the public domain, so anyone may reuse its text without getting copyright permission.
not so with the '97 design: eksiltili karşıtlık
Not so with the '97 design eksiltili bir karşıtlıktır ve ‘That is not true of the 1997 design’ anlamına gelir. Not so önceki iddianın tamamına gönderme yaparken, with the '97 design karşılaştırılan yeni öğeyi belirtir. Bu kalıp bilgiyi kısa ve düzenli biçimde sunar: önce bir durumla ilgili bir olguyu belirtin, ardından aynı olgunun başka bir durum için geçerli olmadığını göstermek üzere Not so with + isim öbeğini kullanın.
Alıştırma
Şunu okuyun: The first printer works well with thick paper. İkinci yazıcı kalın kâğıtla sık sık sıkışıyorsa en iyi ve kısa devam cümlesi hangisidir?
- Not so with the second printer, which often jams.
- The second printer works just as well, even though it often jams.
- The same is true of the second printer, which often jams.
Cevabı göster
Not so with the second printer, which often jams.
And while its creator makes no claim to copyright, Kalıp ifadeler
2:05Ve yaratıcısı hiçbir telif hakkı iddia etmezken,
makes no claim to copyright: telif hakkı üzerinde hak iddia etmemek
Bu cümlede makes no claim to copyright, yaratıcının telif hakkına sahip olduğunu veya eseri kontrol etmeye ilişkin yasal bir hakkı bulunduğunu ileri sürmediği anlamına gelir. make no claim to + isim yapısı, bir kişinin belirli bir hakka, statüye veya başarıya sahip olduğunu ya da bunları hak ettiğini iddia etmediğini anlatır. Bu ifade, sadece does not own copyright demekten daha kesindir. Yaratıcının açıkladığı tutumu bildirir; başka bir kişinin veya şirketin hak sahibi olup olmadığını tek başına kesinleştirmez.
Alıştırma
Yaratıcının telif hakkı üzerinde hak iddia etmediğini söyleyen, ancak bu hakka hiç kimsenin sahip olmadığını kanıtlamayan ifadeyi seçin.
- does not own the copyright
- waives its copyright
- makes no claim to copyright
Cevabı göster
makes no claim to copyright
saying the flag is de facto public domain, Kelime
2:07bayrağın fiilen kamu malı olduğunu söylerken,
de facto public domain: fiilen kamu malı
De facto, pratikte veya fiilî olarak anlamına gelir. de facto public domain ifadesinde konuşan kişi, bayrağın pratikte kamu malıymış gibi kullanılabildiğini söyler. Bu ifade tek başına bir mahkemenin, yasanın veya hak sahibinin bayrağı resmen kamu malı ilan ettiğini göstermez. Resmî hukuki durumu değil, pratikteki durumu anlatır.
Alıştırma
Bir şirket hiçbir çalışma dilini resmen belirlememiştir, ancak bütün toplantılar İngilizce yapılır. Resmî bir kural olduğunu iddia etmeden gerçek uygulamayı anlatan cümleyi seçin.
- English is the former working language.
- English is the de facto working language.
- English is the de jure working language.
Cevabı göster
English is the de facto working language.
but what usually happens when a company commissions content is the company controls that content's copyright. Kelime
2:09bir şirket içerik sipariş ettiğinde genellikle olan şey, o içeriğin telif hakkını şirketin kontrol etmesidir.
commissions content: içerik sipariş etmek
Burada commissions bir fiildir: bir şirketin başka birine içerik üretmesi için para ödediği veya bunu resmî olarak ayarladığı anlamına gelir. commissions content, içerik üretimi sipariş etmek ya da yaptırmak demektir; bir komitede görev almak veya komisyon almak demek değildir. Projeyi başlatan şirket müşteridir; yaratıcı işi başka bir kişi ya da ekip yapabilir. Bu cümlede ifade, şirket ile içeriği üreten kişi arasındaki resmî iş ilişkisini gösterir. Şirketin üretimi ayarladığını anlatır, ancak tek başına şirketin her hukuk bölgesinde telif hakkına otomatik olarak sahip olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir yayınevi, yeni web sitesi için makaleler yazması üzere bir serbest yazara resmî olarak başvurdu. Bu düzenlemeyi en iyi hangi ifade anlatır?
- creates content
- commissions content
- controls content's copyright
Cevabı göster
commissions content
on finding this out: bunu öğrenince
on + -ing, konuşanın -ing eylemini yaptığı sırada veya hemen sonrasında gerçekleşen bir olayı başlatır. Burada on finding this out, bu bilgiyi öğrendikten ya da keşfettikten sonra anlamına gelir ve konuşanın tepkisine geçiş yapar. Bu yapı, iki olayı kısa ve oldukça resmî bir biçimde bağlar. Genellikle -ing eylemini yapan kişi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.
Alıştırma
Bir olayın diğerinden hemen sonra gerçekleştiğini göstermek için on + -ing kullanan cümle hangisidir?
- On hearing the alarm, Leo left the room.
- After Leo heard the alarm, he left the room.
- Leo left the room because he was near the alarm.
Cevabı göster
On hearing the alarm, Leo left the room.
one might think to email Multimedia Corporation about it.
2:17insan bu konuda Multimedia Corporation'a e-posta göndermeyi düşünebilir.
went bust: mali açıdan başarısız olup iflas etti
Bu cümlede went bust, şirketin mali açıdan başarısız olup faaliyetini durdurduğu anlamına gelir. Go bust, şirketler veya kuruluşlar hakkında sık kullanılan gündelik bir deyimdir. İfade zamana göre değişir: go bust temel biçim, went bust ise geçmiş zaman biçimidir. Buradaki bust mali başarısızlığı anlatır; büst veya polis baskını anlamına gelmez.
Alıştırma
Go bust ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: The toy company ran out of money and ____ in 2022.
Cevabı göster
went bust
it becomes a question of who could claim to claim the copyright. Anlatım akışı
2:24telif hakkını kimin talep edebileceği bir soru işareti haline geliyor.
claim to claim the copyright: claim fiilinin iki rolü
İlk claim ana fiildir; to claim the copyright ise onun mastar tümlecidir. Claim to + fiil, kişinin sonraki eylemi yaptığını, yapabildiğini veya yapmaya dayanağı olduğunu ileri sürer. Claim the copyright yapısında copyright doğrudan nesnedir ve ifade, onun üzerindeki hakları ileri sürmek anlamına gelir. Claim sözcüğünün iki farklı dil bilgisel rolde tekrarlanması bilinçli bir kelime oyunu oluşturur. Mesele yalnızca telif hakkından kimin söz ettiği değil, bu telif hakkı iddiasında bulunmaya hakkı olduğunu kimin inandırıcı biçimde ileri sürebildiğidir.
Alıştırma
'Only one group can claim to claim the copyright,' cümlesindeki iki claim hangi görevleri üstlenir?
- İlki bir eylem için ileri sürülen dayanağı sunar; ikincisi telif hakkı sahipliğini ileri sürer.
- İlki bir şeyi fiziksel olarak ele geçirmek, ikincisi ise bir polis baskınını bildirmek anlamına gelir.
- İki kullanım da yalnızca aynı sözcüğün yanlışlıkla iki kez söylendiği anlamına gelir.
Cevabı göster
İlki bir eylem için ileri sürülen dayanağı sunar; ikincisi telif hakkı sahipliğini ileri sürer.
'How hard could that be to find out?' sorusunun retorik anlamı
Burada How hard could that be to find out? retorik bir sorudur. Konuşan kişi yalnızca zorluğun ölçüsünü sormuyor. Soruyla işi kolaymış gibi gösterirken, ironik biçimde beklenenden çok daha karmaşık hâle gelebileceğini ima ediyor. Bu yapıda could, olası zorluğu cevap açıkmış gibi sunar: o kadar da zor olamaz, değil mi? Bir hikâyede bu özgüven, ileride yaşanacak bir sürprize veya soruna zemin hazırlayabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda konuşan kişi How hard could that be to find out? ile büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Bana işin zorluğunun kesin bir ölçüsünü ver.
- Bunu araştırmak imkânsız, bu yüzden denemeyeceğim.
- Öğrenmesi kolay olmalı, fakat bu özgüven yanlış çıkabilir.
Cevabı göster
Öğrenmesi kolay olmalı, fakat bu özgüven yanlış çıkabilir.
And in this moment, standing at the threshold of a research question that could easily cost months of my life, Deyimler
2:31Ve tam bu anda, hayatımın aylarını kolayca alabilecek bir araştırma sorusunun eşiğinde dururken,
'at the threshold of' ifadesindeki eşik mecazı
At the threshold of, bir kapı eşiğini yeni bir aşamaya, sürece veya deneyime girmeden hemen önceki noktaya benzetir. Bu cümlede konuşan kişi bir araştırma sorusu üzerinde ciddi biçimde çalışmaya başlamak üzeredir; ortada gerçek bir kapı yoktur. Yaygın yapı at the threshold of + isim öbeği biçimindedir. Başlangıca önem duygusu katar ve kişinin bir sonraki aşamaya geçmeye hazır olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin önemli bir yeni aşamaya girmek üzere olduğunu kapı eşiği mecazıyla en iyi anlatır?
- Sam stood at the threshold of a new life in another country.
- Sam was on the verge of missing the last bus.
- Sam was at the beginning of an ordinary lunch break.
Cevabı göster
Sam stood at the threshold of a new life in another country.
cost months of my life: zamanı bir bedel olarak anlatmak
cost months of my life ifadesinde cost, soruyu araştırmanın bedeli olarak parayı değil zamanı gösterir. Yani araştırma, konuşanın birkaç ayını buna harcamasını gerektirebilir. Soru, konuşanın hayatının bir bölümünü alıp götüren bir şey gibi anlatılır. Burada fiziksel bir tehlike uyarısı değil, kişinin kendisiyle alay ettiği bir abartı vardır. Daha genel olarak cost yalnızca parayla değil; zaman, emek, enerji veya fırsatla ödenen bir bedeli de anlatabilir.
Alıştırma
“The repair cost me three weekends,” cümlesinde onarım konuşana neye mal oldu?
- Konuşanın zamanından üç hafta sonu
- Üç hafta sonunda ödenen para
- Konuşanın ömründen üç hafta sonu
Cevabı göster
Konuşanın zamanından üç hafta sonu
Şakacı ve standart dışı bir ifade olarak for serious
for serious, standart for real ifadesinin kasıtlı ve şakacı bir biçimde değiştirilmiş hâlidir. Bu cümlede seriously veya I really mean it this time anlamına gelir. Serious normalde bir sıfattır; bu yüzden for serious bu konumda beklenen standart biçim değildir. Konuşan kişi olağan kalıbı bilerek bozar ve kendi kendine konuşurken samimi, kendisiyle alay eden bir hava yaratır.
Alıştırma
Hangi bağlamda for serious bir dil bilgisi hatası değil de kasıtlı bir şaka gibi duyulur?
- A job application says, “I am for serious about this position.”
- After four failed attempts, Mia laughed and said, “For serious this time!”
- A formal report states, “For serious, the results were significant.”
Cevabı göster
After four failed attempts, Mia laughed and said, “For serious this time!”
So, I just let myself do a bit of basic Bing-ing. Notlar
2:44Bu yüzden, sadece biraz temel Bing araması yapmama izin verdim.
let myself do: let + nesne + to almayan yalın fiil
let myself do ifadesinde let fiilinden sonra nesne olan myself, ardından da do fiilinin yalın hâli gelir. Kalıp let + nesne + to almayan yalın fiildir; bu yüzden let myself do denir, let myself to do denmez. Özne I olduğu için myself aynı kişiye, yani konuşana gönderme yapar. Burada konuşan kendisine yalnızca az miktarda bir şey yapma izni verir; just ise bu sınırın bilinçli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi rest fiiliyle tamamlayın: After finishing my homework, I let myself ____ for ten minutes.
Cevabı göster
rest
And tracked Multimedia Corporation and their un-Bing-able, name,
2:49Ve Multimedia Corporation'ı ve Bing'de aratılamayan isimlerini izledim,
Bing-ing ... un-Bing-able: eğlenceli sözcük türetme
Bing-ing, Bing marka adını geçici olarak fiile dönüştürüp -ing ekler; böylece Bing kullanarak arama yapmak anlamına gelir. Kısa çizgi bu sıra dışı yapıyı kolayca görmeyi sağlar. Bu, eğlenceli ve geçici bir türetmedir; yerleşik standart bir sözcük değildir. un-Bing-able, un- + Bing + -able parçalarından oluşur. Bu bağlamda Bing üzerinden bulunması zor veya imkânsız bir adı anlatır. Dinleyenler tanıdık parçalardan espriyi çıkarabilir; konuşanın ifadenin tuhaf geldiğini söylemesi de kelime oyununu açıkça kabul eder.
Alıştırma
Bing-ing ve un-Bing-able kelime oyununu en iyi hangi açıklama anlatır?
- Bing'in iki resmî özelliği için kullanılan standart teknik terimlerdir.
- Bing marka adından geçici olarak oluşturulmuş biçimlerdir; Bing ile arama yapmayı ve Bing üzerinden bulunması zor olmayı anlatırlar.
- Bing'in bozulduğunu ve bir şirket dosyasını açamadığını anlatırlar.
Cevabı göster
Bing marka adından geçici olarak oluşturulmuş biçimlerdir; Bing ile arama yapmayı ve Bing üzerinden bulunması zor olmayı anlatırlar.
One through multiple corporate asset acquisitions and name changes that ended up in a Malta company that seemingly has nothing to do with video games, Deyimler
2:55Biri, görünüşte video oyunlarıyla hiçbir ilgisi olmayan Maltalı bir şirkette sonuçlanan çok sayıda şirket varlığı alımı ve isim değişikliği yoluyla,
has nothing to do with: bir bağlantıyı reddetmek
Bu cümlede has nothing to do with, ‘bağlantılı veya ilgili değildir’ anlamına gelir. Malta şirketinin video oyunlarıyla ilgisiz göründüğü söyleniyor; şirketin yapacak işi olmadığı söylenmiyor. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have/has/had nothing to do with + kişi, şey veya konu şeklindedir. Burada seemingly güçlü inkârı yumuşatır: bağlantısızlık doğrulanmış bir gerçek değil, yalnızca dışarıdan görünen durumdur.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ‘bağlantılı değildi’ anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The power cut ____ the new app.
Cevabı göster
had nothing to do with
everyone's favorite developer dedicated to the Electronic Arts,
3:06herkesin favori Electronic Arts (Elektronik Sanatlar) geliştiricisine,
Under what terms? ve terms sözcüğünün anlaşma koşulları anlamı
Burada terms; fiyat, süre, haklar, yükümlülükler veya sınırlamalar gibi bir anlaşmayı ya da düzenlemeyi yöneten koşullar demektir. Under fiziksel bir konumu değil, bu koşullara tabi olmayı ifade eder. Under what terms? kısaltılmış bir takip sorusudur. Tam biçimi Under what terms was it published? olabilir. Eksik bırakılan eylem önceki konuşmadan anlaşılır.
Alıştırma
Bir şirket lisans anlaşmasını tartışıyor. Under what terms? sorusu neyi sorar?
- Anlaşmadaki teknik sözcükler
- Anlaşmanın koşulları
- Anlaşmanın fiziksel konumu
Cevabı göster
Anlaşmanın koşulları
I didn't ask because I did not wish to open their evil eye upon any of this. Deyimler
3:14Sormadım çünkü onların kem gözlerini bu işin üzerine çekmek istemedim.
open their evil eye upon: tehditkâr incelemeyi üzerine çekmek
Bu ifade, şirketi veya grubu açılıp bir şeye yöneltilebilen “kötü bir gözü” varmış gibi gösterir. Bu cümlede o gözü açmak, durumu fark etmelerini ve onu istenmeyen, tehditkâr bir biçimde yakından incelemelerini sağlamak demektir. Bu, bilerek oluşturulmuş görsel bir benzetmedir; yerleşik ve tarafsız bir deyim değildir. Konuşmacının soru sorarak tam da kaçınmak istediği ilgiyi çekmekten korktuğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede open their evil eye upon ne anlama geliyor?
- Tehditkâr veya istenmeyen bir inceleme çekmek anlamına gelir.
- Onlardan dostça tavsiye istemek anlamına gelir.
- Gözlerinden birini gerçekten açmak anlamına gelir.
Cevabı göster
Tehditkâr veya istenmeyen bir inceleme çekmek anlamına gelir.
And doubtless, neither of these companies have heard anything about the Atlas and its flag.
3:20Ve şüphesiz, bu iki şirketin hiçbiri Atlas ve bayrağı hakkında hiçbir şey duymamıştır.
So, let's all just promise to keep it that way.
3:25Öyleyse hepimiz sadece bunun böyle kalacağına söz verelim.
Shall we? Great.: sözde onay isteme
Shall we? genellikle konuşmacı ile dinleyicinin birlikte bir şey yapıp yapmaması gerektiğini sorar. Burada konuşmacı hemen ardından Great. diyerek herkes zaten kabul etmiş gibi davranır. Bu sıra, gerçekten izin istemek yerine onay kontrolü yapıyormuş gibi görünür. Konuşmacı olumlu cevabı kendisi vererek konuşmanın kontrolünü elinde tutar ve dinleyicilere gerçek bir seçim bırakılmaması mizah yaratır.
Alıştırma
Konuşmacı burada Shall we? Great. diyerek ne yapıyor?
- Great sözcüğünün anlamı belirsiz olduğu için konuyu değiştiriyor.
- Her dinleyicinin gerçek bir cevap vermesini bekliyor.
- Dinleyicilerin zaten onay verdiğini kabul edip devam ediyor.
Cevabı göster
Dinleyicilerin zaten onay verdiğini kabul edip devam ediyor.
Now, we can finally talk about what happened next. Anlatım akışı
3:30Şimdi nihayetinde daha sonra ne olduğu hakkında konuşabiliriz.
Now ... what happened next: ana zaman çizgisine dönmek
Burada Now, yan konuyu kapatıp dikkati ana hikâyeye geri yönlendiren bir söylem belirtecidir. “Tam şu saniyede” anlamına gelmek zorunda değildir. Finally, bu geri dönüşün geciktiğini belirtirken what happened next zaman çizgisini yeniden başlatıp anlatıyı ileriye yöneltir. Bu kalıp, anlatıcının bir açıklama ya da konu dışına çıkıştan sonra olaylara açıkça dönmesini sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan cümlenin anlatıdaki temel görevi nedir?
- Hikâyeyle hiçbir bağlantısı olmayan bir son sunar.
- Bir gecikme veya yan konudan sonra ana zaman çizgisine döner.
- Bir sonraki olayın tam şu saniyede gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Bir gecikme veya yan konudan sonra ana zaman çizgisine döner.
a new Antarctic flag, public domain, came on the scene. Deyimler
3:34kamu malı olan yeni bir Antarktika bayrağı sahneye çıktı.
came on the scene: ortaya çıkıp dikkat çekmeye başlamak
came on the scene, come on the scene ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada yeni bayrağın ilgili alanda ortaya çıkıp fark edilmeye veya konuşulmaya başladığı anlamına gelir; gerçek bir sahne ya da fiziksel ortam söz konusu değildir. Bu ifade, ortaya çıkışı bir hikâye veya tarih içindeki gelişme olarak sunar. Bu nedenle yalnızca appeared demekten daha anlatısal bir his verir.
Alıştırma
Cümleyi “ortaya çıktı ve dikkat çekmeye başladı” anlamındaki dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: A small electric-car company ____ in the early 2000s.
Cevabı göster
came on the scene
It starts with the snow and ice white sheet from before,
3:37Önceki beyaz kar ve buz çarşafıyla başlıyor,
but adds above the dark skies that dominate the continent for six months a year.
3:40ancak üzerine yılda altı ay kıtaya hakim olan karanlık gökyüzünü ekliyor.
for unlike in the north, there's actual land under the ice,
3:45çünkü kuzeyin aksine buzun altında gerçek bir kara var,
and it casts a shadow to create the symbol of a compass pointing south,
3:48ve güneyi gösteren bir pusula sembolü oluşturmak için bir gölge düşürüyor,
which, as a bonus, makes this design mirror the northernmost flag on the northernmost continent,
3:53ki bu da, bonus olarak, bu tasarımın en kuzeydeki kıtadaki en kuzey bayrağının bir aynası olmasını sağlıyor,
just with flipped color placement for flipped pole placement.
3:57sadece ters kutup konumu için ters çevrilmiş renk yerleşimi ile.
it creates a 3D effect that gives just a touch of technocool, Kalıp ifadeler
4:02teknolojik bir havalılık dokunuşu veren 3 boyutlu bir etki yaratıyor,
a touch of technocool: türetilmiş bir tarzdan küçük bir iz
“a touch of + isim” kalıbı, bir özelliğin az ama fark edilir miktarda bulunması anlamına gelir. Burada 3D etkisinin yalnızca biraz geleceğe dönük, teknolojiden esinlenen bir tarz kattığını anlatır. “Technocool”, techno/technology ile cool sözcüklerinden oyunlu biçimde oluşturulmuş yeni bir birleşimdir. Standart bir sözlük terimi olması gerekmez; parçalarından “teknolojiden esinlenen bir biçimde havalı” anlamı çıkarılabilir.
Alıştırma
Derste geçen ve “bir özelliğin küçük, şık bir izini” anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The brass lamp adds ____ warmth to the room.
Cevabı göster
a touch of
appropriate with how much tech was needed to conquer this coolest continent.
4:06bu en soğuk kıtayı fethetmek için ne kadar teknolojiye ihtiyaç duyulduğuna da gayet uygun.
this 3D effect is also a nod to the 3D World Atlas,
4:13bu 3D etkisi aynı zamanda The 3D World Atlas'a da bir selamdır,
I'm just going to call it that: geçici bir yoruma işaret etmek
Burada “I'm just going to call it that”, “şimdilik bu etiketi veya yorumu kullanacağım” anlamına gelir. That, 3D etkisi için resmî olarak onaylanmış bir adı değil, konuşanın kendi açıklamasını belirtir. Bu ifade, iddianın gücünü açıkça azaltır. Konuşan, bunun gerçek olarak desteklenmediğini kabul ederken kullanışlı ve oyunlu bir yorum ortaya koyar.
Alıştırma
“I'm just going to call it that” burada ne anlatıyor?
- Konuşan, kanıtlandığını iddia etmeden kullanışlı bir etiket veya yorum seçiyor.
- Konuşan resmî olarak onaylanmış adı veriyor.
- Konuşan birine telefon edeceğini söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan, kanıtlandığını iddia etmeden kullanışlı bir etiket veya yorum seçiyor.
So, I just wanted to let everyone know that when you spot this rare flag,
4:23O yüzden, sadece herkesin bu nadir bayrağı gördüğünde bilmesini istedim,
to know that others know how awesome it is and have that brighten a day out of six months of dark.
4:33başkalarının da onun ne kadar harika olduğunu bildiğini bilmeniz, altı aylık karanlığın içinde gününüzü aydınlatması dileğiyle.