Okyanusun en derinlerindeki fantastik canlılar - Lidia Lins: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
608 kelime 145 kel/dk

Video özeti: Derin okyanus hayvanlarının karanlık, yüksek basınç, soğuk ve besin kıtlığında; aşağı süzülen organik maddeler, özel derinlik hareketleri ve uç beden boyutları sayesinde nasıl yaşadığını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. something called marine snow, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: called sözcüğünün bilimsel bir kavramı açıklamadan önce nasıl tanıttığını anlayın. Burada marine snow, yüzeyden aşağı süzülerek ışıksız derinliklerdeki canlıları besleyen ölü alg, bitki ve hayvan parçacıklarıdır; bu kalıbı bilinmeyen terimleri açık biçimde sunmak için kullanabilirsiniz. 2. But they're the exception. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Dikkat çekici bir azınlığı genel kuraldan ayıran kısa karşıtlığı tanıyın. Denizanası, taraklılar ve salpların farklı derinlikler arasında hareket edebilmesine karşın çoğu derin deniz canlısının su sütunundaki dar bir aralıkta kaldığını bildirir; olası aşırı genellemeleri düzeltmek için kullanın. 3. known as gigantism — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Resmî adlandırma kalıbı known as ile olağanüstü büyük beden boyutunu belirten bilimsel terimi öğrenin. Gigantizmi cüceleşmeden ayırabilir; yüksek oksijen düzeyleriyle soğuk sudaki uzun yaşamın aşırı büyümeyi destekleyebileceğini, bu açıklamaları kesin nedenlermiş gibi sunmadan anlatabilirsiniz.

Bu derste

It's easy to forget how vast and deep the ocean really is. Dilbilgisi

0:07

Okyanusun gerçekte ne kadar geniş ve derin olduğunu unutmak kolaydır.

Dilbilgisi

It's easy to forget: biçimsel özne it ve to mastarı

"It's easy to forget", insanların bir şeyi kolayca unutabileceğini veya akıllarında tutamayabileceğini belirtir. Konuşan kişi bu yapıyla sıkça gözden kaçan bir gerçeği sunar. Yapı It is + sıfat + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki it okyanusa gönderme yapmayan biçimsel bir öznedir; temel eylemi to forget mastarı taşır. Bu yapı bir eylemin ne kadar kolay, zor veya önemli olduğunu değerlendirmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

It is ifadesinin kısaltılmış biçimini, easy sıfatını ve forget fiilini kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ how much sleep affects your mood.

Cevabı göster

It's easy to forget

About 60% of it is actually a cold and dark region known as the deep ocean Kalıp ifadeler

0:11

Yaklaşık %60'ı aslında derin okyanus olarak bilinen soğuk ve karanlık bir bölgedir

Kalıp ifadeler

region known as the deep ocean: adlandırma için known as

"a region known as the deep ocean" ifadesinde known as the deep ocean, region sözcüğünden sonra gelen geçmiş zaman ortacı grubudur. “Derin okyanus olarak adlandırılan” anlamına gelir ve bölgenin adını verir. Bu, a region that is known as the deep ocean ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Açıklayıcı metinlerde ad + known as + isim yapısı, yerleşik bir terimi, adı veya etiketi kısa biçimde tanıtmak için kullanılır.

Alıştırma

known sözcüğünü ve bir adı tanıtan edatı kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The instrument is ____ a seismograph.

Cevabı göster

known as

and it reaches down to 11,000 m. Kalıp ifadeler

0:18

ve 11.000 metreye kadar iner.

Kalıp ifadeler

it reaches down to + derinlik: aşağıya doğru bir sınıra kadar uzanmak

Bu cümlede it, derin okyanusu ifade eder. Reaches down, dikey olarak aşağıya uzandığını; to 11,000 m ise en derin bitiş noktasını gösterir. Aşağı yön önemli olduğunda reach down to + derinlik veya yer yapısını kullanın. Reach tek başına da bir sınırı gösterebilir, ancak down dikey olarak aşağı yönü açıkça belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen reach fiilinin yön sözcüğü ve bitiş noktası belirteciyle tamamlayın: The well ____ 60 meters below the surface.

Cevabı göster

reaches down to

Yet this remote zone is also one of the greatest habitats on Earth, Anlatım akışı

0:21

Ancak bu uzak bölge aynı zamanda Dünya'daki en büyük yaşam alanlarından biridir,

Anlatım akışı

Yet this remote zone is also ...: Yet ile karşıtlık belirtme

Bu cümlenin başındaki Yet, “yine de” veya “ancak” anlamına gelir. Yeni iddianın önceki bilgilerle karşıtlık oluşturduğunu gösterir: Derin okyanus soğuk, karanlık ve uzak bir yer olarak anlatılsa da aynı zamanda önemli bir yaşam alanıdır. Yet, dinleyiciye beklenen sonuç yerine şaşırtıcı bir sonuç düşünmesi gerektiğini bildirir. Also ise bölgeyle ilgili ikinci bir bilgi ekler; karşıtlığı tek başına oluşturmaz.

Alıştırma

Bu cümlede Yet ne işe yarar?

  1. Daha önce anlatılan zorlu koşullardan şaşırtıcı ve olumlu bir gerçeğe geçiş yapar.
  2. Bölgenin şimdiye kadar bir yaşam alanı hâline gelmediğini söyler.
  3. Bölgenin koşullarının ne kadar zorlu olduğuna dair başka bir örnek ekler.
Cevabı göster

Daha önce anlatılan zorlu koşullardan şaşırtıcı ve olumlu bir gerçeğe geçiş yapar.

harboring a huge diversity of life Kalıp ifadeler

0:25

devasa mürekkep balıkları ve goblin köpek balıklarından

Kalıp ifadeler

harboring a huge diversity of life: ekolojik bir fiil olarak harbor

Burada harboring, “birçok canlı türünün yaşayabileceği bir yer sağlamak” anlamına gelir. Bu uzak bölge, yaşamı destekleyen bir habitat olarak anlatılır; harbor burada bir fiildir, teknelerin kaldığı korunaklı yeri belirten “liman” adı değildir. A huge diversity of life, yalnızca toplam canlı sayısının çok olmasını değil, birbirinden farklı pek çok organizma türünün bulunmasını vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede harbor, “canlılara yaşam alanı sağlamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The old oak tree docks many insects and fungi.
  2. The old oak tree harbors many insects and fungi.
  3. The old oak tree sails many insects and fungi.
Cevabı göster

The old oak tree harbors many insects and fungi.

from giant squids and goblin sharks Dilbilgisi

0:28

bir milimetreden küçük minik hayvanlara kadar

to minuscule animals smaller than a millimeter.

0:31

devasa bir yaşam çeşitliliğine ev sahipliği yapar.

Dilbilgisi

from giant squids ... to minuscule animals: bir aralığın uç noktaları

Bu cümlede from A to B, bir aralığın iki ucunu gösterir. Dev kalamarlar ve goblin köpek balıkları büyük taraftaki ucu, bir milimetreden küçük hayvanlar ise minicik taraftaki ucu temsil eder. Uç örnekler, boyut aralığının genişliğini canlı biçimde gösterir. Aynı kalıp zaman, boyut, fiyat, seviye veya tür aralıklarını düzenlemek için de kullanılabilir. A ve B uç noktalardır; ifade, yalnızca bu iki örneğin bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Uç noktaları gösteren kalıbı tamamlayın: The library has everything ____ simple picture books ____ advanced science guides.

Cevabı göster

from · to

How do so many species thrive in this underwater world? Kelime

0:35

Bu su altı dünyasında bu kadar çok tür nasıl çoğalabilir?

Kelime

thrive in...: bir ortamda gelişip büyümek

Thrive in + bir yer veya koşullar, o ortamda çok iyi büyümek, yaşamak ya da gelişmek demektir. Burada türler yalnızca hayatta kalmıyor; su altı dünyasında gelişip çoğalıyor. Bu yapı, uygun bir ortam sayesinde başarılı olan veya iyi gelişen kişiler, gruplar ve kuruluşlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bitkilerin nemli serada çok iyi büyüdüğünü en iyi ifade eder?

  1. The plants thrive in the humid greenhouse.
  2. The plants survive in the humid greenhouse.
  3. The plants leave the humid greenhouse.
Cevabı göster

The plants thrive in the humid greenhouse.

Over the decades, intrepid scientists have ventured there to find out, Kalıp ifadeler

0:40

On yıllar boyunca, cesur bilim insanları bunu öğrenmek için oraya gittiler,

Kalıp ifadeler

have ventured there to find out: bir amaç için riskli keşfe çıkmak

Have ventured there to find out, insanların risk veya belirsizliğe rağmen bir cevabı öğrenmek için o yere gittiklerini belirtir. Burada there su altı bölgesini gösterir, venture ise keşif duygusu katar. To find out amaç bildiren bir mastardır; neden gittiklerini açıklar. Find out, yalnızca bir nesnenin yerini bulmak değil, gözlem veya araştırma yoluyla bilgi edinmek demektir. Have ventured, Over the decades ile birlikte farklı zamanlardaki keşifleri günümüze uzanan bir dönemin parçası olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle araştırmacıların bir cevabı öğrenmek için riskli bir yere girdiklerini söyler?

  1. The researchers ventured into the cave to find out what lived there.
  2. The researchers found the cave and then returned home.
  3. The researchers traveled past the cave without investigating it.
Cevabı göster

The researchers ventured into the cave to find out what lived there.

traveling down through the water column, Kalıp ifadeler

0:44

su sütunundan aşağı doğru indikçe,

pressure increases and light begins to wane. Kelime

0:47

basınç artar ve ışık azalmaya başlar.

Kalıp ifadeler

traveling down through the water column: su sütunu boyunca aşağı ilerlemek

"Traveling down through the water column", daha sığ sudan dip üzerindeki su kütlesinin içinden geçerek daha derin suya ilerlemek anlamına gelir. Deniz biliminde water column, yüzeyden deniz tabanına doğru uzanan dikey su kütlesidir; katı bir mimari sütun değildir. down yönü, through ise izlenen yolu gösterir. Bu anlatımda ifade, dinleyiciyi aşağı doğru yönlendirir; böylece basınç ve ışıktaki sonraki değişiklikler artan derinliğin etkileri olarak anlaşılır.

Alıştırma

traveling down through the water column burada ne anlama geliyor?

  1. su kütlesinin içinden aşağı doğru ilerlemek
  2. su altında katı bir sütunun yanından yürümek
  3. su yüzeyinde yana doğru ilerlemek
Cevabı göster

su kütlesinin içinden aşağı doğru ilerlemek

Kelime

light begins to wane: ışık giderek azalmaya başlar

"Light begins to wane" ifadesinde wane, giderek zayıflamak veya daha az yoğun hâle gelmek demektir. Begins to bu yavaş değişimin başlangıcını gösterir; yani ışık yavaş yavaş azalır, bir anda yok olmaz. Wane genellikle geçişsiz bir fiildir: gücünü kaybeden şey özne olur. Işığın, coşkunun, ilginin, etkinin, gücün veya güvenin giderek azalmasını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede wane, gücün giderek azalmasını anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The stadium lights waned off in a single instant.
  2. After weeks of bad news, public confidence began to wane.
  3. She waned the music with the volume button.
Cevabı göster

After weeks of bad news, public confidence began to wane.

At 200 m,

0:50

200 metrede,

photosynthesis stops and temperature decreases

0:52

fotosentez durur ve sıcaklık

from surface temperatures by up to 20 °C.

0:55

yüzey sıcaklıklarından 20 °C'ye kadar düşer.

By 1,000 m,

0:59

1.000 metreye gelindiğinde,

normal sunlight has disappeared altogether. Dilbilgisi

1:01

normal güneş ışığı tamamen kaybolmuştur.

Dilbilgisi

has disappeared altogether: bir sınıra kadar tamamlanmış sonuç

“has disappeared altogether” ifadesinde present perfect, kaybolmayı belirtilen derinliğe kadar zaten gerçekleşmiş bir sonuç olarak sunar. “By 1,000 m” sınırı belirler: bu derinliğe ulaşıldığında normal güneş ışığı artık mevcut değildir. “Altogether”, “disappeared” fiilini niteler ve burada “tamamen” anlamına gelerek sonucu güçlendirir.

Alıştırma

Bir sensör okyanusta aşağı doğru ilerliyor. Hangi cümle, 900 metre sınırına gelindiğinde gün ışığının tamamen kaybolmuş olduğunu söyler?

  1. By 900 meters, the daylight has disappeared altogether.
  2. Above 900 meters, the daylight sometimes disappears briefly.
  3. At 900 meters, the daylight is starting to fade.
Cevabı göster

By 900 meters, the daylight has disappeared altogether.

Without light, Dilbilgisi

1:04

Işık olmadan,

life as we know it seems impossible. Deyimler

1:05

bildiğimiz şekliyle yaşam imkansız görünür.

Dilbilgisi

Without light: olumsuz bir koşul belirlemek

“Without light”, cümlenin başında kullanılan bir edat öbeğidir ve tüm cümle için olumsuz bir koşul belirler: ışık yoksa bildiğimiz anlamda yaşam imkânsız görünür. Bir yeri veya birlikte bulunan bir şeyi anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp “Without + eksik koşul, sonuç” biçimindedir. Burada “light”, gerekli koşulu belirten isim öbeğidir.

Alıştırma

“Without + isim öbeği, sonuç” hedef kalıbını tamamlayın: ____ clean water, the hikers cannot continue safely.

Cevabı göster

Without

Deyimler

life as we know it: bildiğimiz biçimiyle yaşam

life as we know it ifadesinde as we know it, life sözcüğünü niteler ve “insanların şu anda tanıdığı ve anladığı biçimde” anlamına gelir. Bu nedenle cümle, bildiğimiz yaşam türlerinin imkânsız göründüğünü söyler; hayal edilebilecek her yaşam türünün imkânsız olduğunu söylemez. Tekrar kullanılabilen isim + as we know it kalıbı, the world as we know it örneğinde olduğu gibi bir yargıyı ismin günümüzde bilinen biçimiyle sınırlar.

Alıştırma

“Günümüzde bilinen biçimiyle” anlamındaki ifadeyi yazarak cümleyi tamamlayın: A breakthrough like this could change medicine ____.

Cevabı göster

as we know it

That's why in 1844,

1:08

İşte bu yüzden 1844'te,

the naturalist Edward Forbes wrote his Azoic theory. Kültür

1:10

doğa bilimci Edward Forbes Azoik teorisini yazdı.

Kültür

Azoic theory: Forbes'un derin deniz hayvanlarıyla ilgili iddiası

Burada Azoic theory, doğa bilimci Edward Forbes ile ilişkilendirilen tarihsel bir bilimsel iddianın adıdır. Bu görüş, hayvanların okyanusta belirli bir derinliğin altında yaşayamayacağını savunuyordu. Bunun adlandırılmış bir teori olduğunu fark etmek, metindeki bilgi akışını görmeyi sağlar: cümle önce Forbes'un görüşünü tanıtır, ardından derin deniz hayvanlarına ilişkin kanıtlar bu görüşü çürütür.

Alıştırma

Bu metinde Azoic theory neyi ifade ediyor?

  1. Tüm derin deniz hayvanlarının kendi ışığını ürettiğini savunan güncel bir teori.
  2. Edward Forbes tarafından keşfedilen bir hayvanın adı.
  3. Hayvanların okyanusta belirli bir derinliğin altında yaşayamayacağını ileri süren tarihsel bir iddia.
Cevabı göster

Hayvanların okyanusta belirli bir derinliğin altında yaşayamayacağını ileri süren tarihsel bir iddia.

Azoic meaning without animals. Kelime

1:15

Azoik, hayvan bulunmayan anlamına gelir.

Kelime

meaning without animals: kısaltılmış bir tanım

"Azoic meaning without animals" ifadesinde, -ing yapısındaki "meaning without animals" bölümü Azoic için kısa bir tanım ekler. Bu, "Azoic, which means 'without animals.'" şeklinde anlaşılabilir. Buradaki meaning, şimdiki zaman ortacı işlevindedir; tam bir yan cümlenin çekimli fiili değildir. Bu kısaltılmış yapı, konuşma, altyazı veya notlarda yeni bir cümle başlatmadan bir terimi tanımlamayı sağlar.

Alıştırma

Kısaltılmış tanımı standart ve tam bir cümleye dönüştüren seçenek hangisidir?

  1. The term azoic means 'without animals.'
  2. The term azoic mean 'without animals.'
  3. The term azoic meaning 'without animals.'
Cevabı göster

The term azoic means 'without animals.'

Forbes was sure that nothing could survive below 600 m Dilbilgisi

1:18

Forbes, 600 metrenin altında hiçbir şeyin hayatta kalamayacağından emindi

Dilbilgisi

was sure that: güçlü bir kesinlik ifade etmek

Was sure that, Forbes'un güçlü biçimde inandığı içeriği belirtir. Sure, was sözcüğünden sonra gelen bir sıfattır; that ise nothing could survive below 600 m içerik yan cümlesini başlatır. Yapı özne + be sure that + yan cümle şeklindedir. Was, bu güvenin geçmişte olduğunu gösterir. Yüksek bir kesinlik derecesi bildirir, ancak inancın doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi be sure that yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After checking the map twice, Leo ____ they were on the right road.

Cevabı göster

was sure that

on account of the lack of light. Kalıp ifadeler

1:23

çünkü ışık yoktu.

Kalıp ifadeler

on account of the lack of light: nedeni resmî bir biçimde belirtmek

On account of, because of veya due to anlamına gelir. Bir şeyin nedenini belirtir ve burada ardından the lack of light isim öbeği gelir. On account of ifadesini tek bir kalıplaşmış ifade olarak ele alın. Bu ifadede account, para veya banka hesabı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “because of” anlamındaki biraz resmî ifadeyle tamamlayın: The outdoor concert was canceled ____ heavy rain.

Cevabı göster

on account of

Of course,

1:25

Elbette,

the discovery of deep-sea species proved him wrong. Kalıp ifadeler

1:26

derin deniz türlerinin keşfi onun yanıldığını kanıtladı.

Kalıp ifadeler

proved him wrong: bir yargıyı çürüten kanıt

Proved him wrong, daha sonra ortaya çıkan kanıtların onun inancının, tahmininin veya iddiasının yanlış olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Kalıp prove + person + wrong şeklindedir; wrong, kanıtın o kişinin yargısı hakkında ortaya koyduğu sonucu belirtir. Buradaki him, Forbes’u ifade eder. Keşif onun teorisini çürütür; bu ifade Forbes’un kötü biri olduğunu ya da her konuda yanıldığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi prove + person + wrong kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Noah predicted that the team would lose, but the final score ____.

Cevabı göster

proved him wrong

What Forbes failed to take into account is something called marine snow, Notlar

1:30

Forbes'un hesaba katmadığı şey, deniz karı adı verilen bir şeydir,

Kalıp ifadeler

failed to take into account: ilgili bir etkeni dikkate almamak

Take something into account, bir yargıya varırken, plan yaparken veya açıklama oluştururken bir şeyi ilgili bir etken olarak değerlendirmeye katmak demektir. Fail to do something ise gerekli ya da beklenen bir şeyi yapmamak anlamına gelir. Burada What Forbes failed to take into account, “Forbes’un dikkate almadığı etken” anlamındadır. What ile başlayan yan cümle eksik bırakılan etkeni öne çıkarır; cümlenin devamı da bunun marine snow olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “dikkate almadı” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The safety review ____ the risk of flooding.

Cevabı göster

failed to take into account

Kültür

something called marine snow: terimi tanıtma ve açıklama

Something called X, “X adıyla bilinen bir şey” anlamına gelir. Called, something sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır ve bu ifade dinleyicinin henüz bilmeyebileceği bir terimi tanıtır. Marine snow donmuş kar değildir. Ölü canlı parçaları ve atıklar gibi çoğunlukla organik maddelerden oluşan, okyanusun üst sularından aşağıya çöken küçük parçacıkların adıdır. Bu parçacıklar derin deniz canlılarına besin sağlayabilir.

Alıştırma

Örnekte something called marine snow neyi tanıtır?

  1. Aşağı çöken küçük organik parçacıklardan oluşan bir okyanus olgusu
  2. Okyanus yüzeyinin altında oluşan donmuş kar
  3. Denizdeki bir gemiden yapılan telefon görüşmesi
Cevabı göster

Aşağı çöken küçük organik parçacıklardan oluşan bir okyanus olgusu

which sounds much nicer than it is. Ton ve niyet

1:34

ki bu kulağa olduğundan çok daha hoş gelir.

Ton ve niyet

which sounds much nicer than it is: gerçeklikten daha güzel bir ad

Burada which, hemen önce sözü edilen ad veya ifadeye gönderme yapar. Sound + sıfat, bir şeyin oluşturduğu izlenimi anlatır; much nicer than it is ise bu çekici izlenimi daha az hoş olan gerçeklikle karşılaştırır. Anlatıcı yalnızca sözcüklerin sesini övmüyor. Bu yan cümlede hafif bir ironi vardır: ad, söz konusu şeyi gerçekte olduğundan daha çekici veya romantik gösterir.

Alıştırma

Anlatıcı which sounds much nicer than it is ifadesiyle hangi tutumu gösteriyor?

  1. Gerçek şey, adının düşündürdüğünden bile daha güzel.
  2. Konuşmacı yalnızca sözcüklerin fiziksel sesini seviyor.
  3. Ad, gerçeklikten daha iyi bir izlenim veriyor.
Cevabı göster

Ad, gerçeklikten daha iyi bir izlenim veriyor.

Marine snow is basically organic matter, Kelime

1:36

Deniz karı temelde organik maddedir,

Kelime

organic matter: organik gıda etiketi değil, biyolojik madde

Bilim dilinde organic matter, bitki veya hayvan kalıntıları gibi yaşayan ya da bir zamanlar yaşamış organizmalardan gelen madde anlamına gelir. Bu cümlede deniz karının çoğunlukla neyden oluştuğunu belirtir. Burada organic, organik sertifikayla üretilmiş yiyecek anlamına gelmez; matter da konu veya sorun değil, fiziksel madde anlamındadır.

Alıştırma

Bir ekoloji raporunda organic matter ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. bilim insanlarının önemli gördüğü herhangi bir konu
  2. yaşayan ya da bir zamanlar yaşamış organizmalardan gelen madde
  3. organik sertifika etiketi taşıyan gıda
Cevabı göster

yaşayan ya da bir zamanlar yaşamış organizmalardan gelen madde

things like particles of dead algae,

1:39

ölü alg parçacıkları,

plants, and animals

1:42

bitkiler ve hayvanlar gibi şeyler

drifting down into the depths Kalıp ifadeler

1:44

derinliklere doğru süzülür

Kalıp ifadeler

drifting down into the depths: derinliklere doğru yavaş ve edilgen hareket

Bu ifadede drifting down, suyun, havanın veya yer çekiminin etkisiyle, çok az etkin kontrolle yavaşça aşağı doğru hareket etmek demektir. Into the depths ise varış noktasının çok derin bir bölge olduğunu gösterir. Kelimeler birlikte, hızlı veya bilinçli bir hareketten ziyade, maddenin yavaş yavaş aşağı indiği bir görüntü oluşturur. Aynı anlam; kül, yaprak, duman veya döküntülerin çevredeki akışla hareketini anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Külün havaya kapılarak yavaşça aşağı inmesini en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The ash sank to the bottom of the lake.
  2. The ash fell in one sudden clump.
  3. The ash drifted down through the still air.
Cevabı göster

The ash drifted down through the still air.

and acting as food for deep-sea animals. Kalıp ifadeler

1:46

ve derin deniz hayvanları için yiyecek işlevi görür.

Kalıp ifadeler

acting as food for: bir işlevi anlatmak

Act as + bir rol veya işlev, “olarak görev yapmak” ya da “işlevini yerine getirmek” demektir. Burada acting as food for, söz konusu maddenin derin deniz hayvanlarına besin sağladığını anlatır. -ing biçimindeki acting, and sözcüğünden sonra önceki betimlemeyi sürdürür. Buradaki acting, sahnede rol yapmak anlamına gelmez. Bu yapı act as + rol veya işlev şeklinde yeniden kullanılabilir; gerektiğinde for, bu işlevden yararlanan kişiyi veya hayvanı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi act as ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A thick hedge can ____ a windbreak for the garden.

Cevabı göster

act as

Largely thanks to that, Anlatım akışı

1:49

Büyük ölçüde bu sayede,

Anlatım akışı

Largely thanks to that: başlıca bir nedeni sonucuna bağlamak

Largely thanks to that, hemen önce sözü edilen bir gerçeğe gönderme yapar ve onu ardından gelen sonucun başlıca nedenlerinden biri olarak sunar. Burada that, deniz karının yiyecek sağlamasına gönderme yapar; böylece ifade, açıklamayı nedenden sonuca taşır. Largely, büyük ölçüde anlamına gelir ve başka nedenlerin de olabileceğini gösterir. Burada thanks to, nedeniyle veya yardımıyla anlamındadır; birine teşekkür etme eylemi değildir.

Alıştırma

Bir açıklamada Largely thanks to that ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Bir kişiye veya şeye doğrudan teşekkür eder.
  2. Önceki gerçeği, ardından gelen sonucun başlıca nedenlerinden biri olarak gösterir.
  3. Önceki gerçekle ilgisi olmayan bir örnek sunar.
Cevabı göster

Önceki gerçeği, ardından gelen sonucun başlıca nedenlerinden biri olarak gösterir.

abundant life forms exist in the darkness,

1:50

karanlıkta bol miktarda yaşam formu mevcuttur,

adapting to a harsh reality Kalıp ifadeler

1:53

yalnızca tuhaf ve harika olanların hayatta kalabileceği

Kalıp ifadeler

adapting to a harsh reality: zor koşullara uyum sağlamak

Adapt to + isim, yeni bir çevre, koşul veya durumla başarılı biçimde başa çıkabilmek için değişmek anlamına gelir. Adapting to a harsh reality ifadesinde to gerekli bir edattır; a harsh reality ise karşı karşıya kalınan zor koşuldur. Burada adapting, zorlu derin deniz koşullarına yönelik devam eden bir uyum sürecini anlatır. Harsh reality, yalnızca geçici bir sıkıntıyı değil, kolayca görmezden gelinemeyecek tatsız gerçekleri ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi adapt fiilinin -ing biçimi ve gerekli edatıyla tamamlayın: Local farmers are ____ a hotter, drier climate.

Cevabı göster

adapting to

where only the weird and wonderful can survive. Deyimler

1:55

sert bir gerçekliğe uyum sağlarlar.

Deyimler

the weird and wonderful: tuhaf ama büyüleyici şeyler

the weird and wonderful ifadesinde the, iki sıfatı sıra dışı insan ya da nesnelerden oluşan geniş bir grubu adlandıran yapıya dönüştürür. Burada eksik isim bağlamdan anlaşılır: orada hayatta kalabilen sıra dışı derin deniz canlıları. Weird tek başına olumsuz duyulabilir, ancak wonderful ile eşleştiğinde hayranlık ve şaşkınlık katar. İfade, çekici veya büyüleyici bir biçimde tuhaf olan şeyleri anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede the weird and wonderful ne anlama geliyor?

  1. tamamen hoş olmayan varlıklar olarak sunulan sıra dışı canlılar
  2. sıradan ve kolayca gözden kaçan canlılar
  3. sıra dışı ve aynı zamanda büyüleyici canlılar
Cevabı göster

sıra dışı ve aynı zamanda büyüleyici canlılar

Fish with cavernous mouths, Kelime

1:58

Mağara gibi ağızları,

Kelime

cavernous mouths: mağaralar gibi büyük, derin ve boş ağızlar

Cavernous, “mağara” anlamındaki cavern sözcüğünden gelir. Cavernous mouths ifadesi yalnızca geniş değil, içi son derece büyük, derin ve boş görünen ağızları zihinde canlandırır. Bu sıfat canlı ve biraz dramatik bir anlatım sağlar. a cavernous hall gibi büyük, kapalı alanları da anlatabilir; bu nedenle genellikle derinlik ve boşluk hissi uyandırır.

Alıştırma

cavernous mouths nasıl bir görüntü oluşturur?

  1. küçük ve sıkıca kapalı ağızlar
  2. son derece büyük, derin ve içi boş görünen ağızlar
  3. yalnızca balıklar gülümsediği için geniş görünen ağızlar
Cevabı göster

son derece büyük, derin ve içi boş görünen ağızlar

spiky teeth jutting from their jaws, Kalıp ifadeler

2:01

çenelerinden fırlayan sivri dişleri

Kalıp ifadeler

spiky teeth jutting from their jaws: dışarı uzanan görünüşü anlatan bir -ing grubu

Temel isim teeth'tir; spiky ise dişlerin keskin ve sivri şeklini anlatır. İsimden sonra gelen jutting from their jaws adlı -ing grubu, dişlerin nasıl göründüğünü ve nereden dışarı uzandığını belirtir. Burada jutting, “belirgin biçimde dışarı çıkmak” anlamındadır. Bu yapı görünüşü canlı bir şekilde betimler; dişlerin bilinçli olarak bir hareket yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, dışarı çıkan köklerle ilgili görsel bir ayrıntıyı isimden sonra gelen bir -ing grubuyla ekler?

  1. Sharp roots jutting from the riverbank blocked the trail.
  2. The riverbank looked sharp after the storm.
  3. Sharp roots grew deep beneath the riverbank.
Cevabı göster

Sharp roots jutting from the riverbank blocked the trail.

and lamp-like structures protruding from their heads. Kalıp ifadeler

2:03

ve kafalarından çıkıntı yapan lamba benzeri yapıları olan balıklar.

Kalıp ifadeler

lamp-like structures protruding from their heads: birleşik sıfat ve isim sonrası niteleme

Temel isim structures'dır. Lamp-like, “şekil veya işlev bakımından lambaya benzer” anlamına gelen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır; gerçek bir lamba demek değildir. Bu canlı betimlemesinde, fener balığındaki yem benzeri organı çağrıştırır. Protruding from their heads, isimden sonra gelen bir -ing grubudur. “that protrude from their heads” ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve yapıların nereden dışarı uzandığını gösterir. Önce structures kelimesini bulup ardından önündeki niteleyiciyi ve arkasındaki grubu okumak, yoğun bilgili bu betimlemeyi anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle, yaprağa benzeyen ve bir böceğin sırtından dışarı uzanan bir bölümü doğru biçimde anlatır?

  1. A real leaf lay flat beneath the insect.
  2. A leaf-like structure protruded from the insect's back.
  3. A leaf-colored mark appeared on the insect's back.
Cevabı göster

A leaf-like structure protruded from the insect's back.

Like the anglerfish,

2:07

Fener balığı gibi,

which entices prey with its misleading glow. Kalıp ifadeler

2:09

yanıltıcı ışıltısıyla avını cezbeder.

Kalıp ifadeler

entices prey with its misleading glow: çekme aracını entice ... with ... ile belirtmek

entice + nesne + with + çekici unsur yapısında nesne, kendine çekilen kişi ya da hayvanı belirtir; with ise onu çekmek için kullanılan cazip unsuru tanıtır. Burada prey nesne, its misleading glow ise çekici unsurdur. Misleading, parıltının avın durumu yanlış değerlendirmesine yol açtığını belirtir; ışığın kendisinin “yanlış” olduğu anlamına gelmez. Which, anglerfish hakkında ek bilgi verir ve avını nasıl yakınına çektiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi entice fiilinin geçmiş zamanı ve çekici unsuru tanıtan edatla tamamlayın: The bakery ____ passersby ____ the smell of warm bread.

Cevabı göster

enticed · with

Several sea creatures have perfected this lightning technique Kültür

2:12

Birçok deniz canlısı biyolüminesans olarak bilinen

known as bioluminescence,

2:15

bu aydınlatma tekniğini mükemmelleştirmiştir,

Kültür

known as bioluminescence: ışık üretme yeteneğini adlandırmak

Bioluminescence, canlı bir organizmanın kimyasal bir tepkimeyle ürettiği ışıktır. Bu cümlede sözcük, söz konusu ışık üretme yeteneğini adlandırır; elektrikli lamba ışığını ya da fırtınadaki şimşeği belirtmez. Have perfected, bu canlıların yeteneği çok etkili çalışacak düzeye kadar geliştirdiğini anlatır. Known as bioluminescence, technique ifadesinden sonra gelir ve tekniğin adını verir.

Alıştırma

Bioluminescence sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?

  1. insan yapımı bir lambadan gelen elektrik ışığı
  2. canlı bir organizmanın ürettiği ışık
  3. okyanus fırtınası sırasında oluşan şimşek
Cevabı göster

canlı bir organizmanın ürettiği ışık

using it to lure prey, Dilbilgisi

2:18

onu avı çekmek,

distract predators,

2:19

yırtıcıların dikkatini dağıtmak

or attract mates.

2:21

veya eşleri çekmek için kullanır.

Dilbilgisi

using it to lure prey, distract predators, or attract mates: amaçları paralel biçimde sıralama

Bu cümlede using it to ..., daha önce sözü edilen biyolüminesansın nasıl kullanıldığını açıklayan bir -ing öbeğidir. it biyolüminesansa gönderme yapar; to ise onu kullanma amacını belirtir. lure prey, distract predators ve attract mates, fiillerin yalın biçimde olduğu üç paralel fiil öbeğidir. Aynı yeteneğin üç amacını sıralar ve bilimsel bir metnin birden fazla işlevi şu açık yapıda toplamasını sağlar: use something to do A, do B, or do C.

Alıştırma

Hangi cümle aynı şeyin üç amacını sıralamak için paralel yalın fiilleri doğru biçimde kullanır?

  1. The tool uses color to show status, mark errors, or guide attention.
  2. The tool uses color to showing status, mark errors, or guiding attention.
  3. The tool uses color for show status, to mark errors, or guide attention.
Cevabı göster

The tool uses color to show status, mark errors, or guide attention.

Some creatures use it for camouflage. Kelime

2:22

Bazı yaratıklar bunu kamuflaj için kullanır.

Kelime

use it for camouflage: for + isim ile amaç belirtme

Camouflage, çevreye karışarak veya görünür bir dış hattı gizleyerek saklanma anlamına gelir. Burada biyolojik kamuflaj kastedilir: bazı canlılar biyolüminesansı fark edilmeyi zorlaştırmak için kullanır; sözcük yalnızca askerî tarzdaki bir deseni anlatmaz. Use something for + noun yapısı amacı bir isimle belirtir. use it for camouflage ifadesinde it biyolüminesansa gönderme yapar, camouflage ise amaçtır.

Alıştırma

Cümleyi, ‘çevreye karışarak saklanma’ anlamındaki isimle for + isim biçiminde tamamlayın: The lizard uses its rock-colored skin ____.

Cevabı göster

for camouflage

In parts of the water column

2:25

Su sütununun

where only faint blue light filters through, Dilbilgisi

2:27

sadece soluk mavi ışığın süzüldüğü bazı kısımlarında,

Dilbilgisi

where only faint blue light filters through: where ile kurulan yer ilgi cümleciği

Where, parts of the water column ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. Burada “o kısımlarda” anlamına gelir; yer hakkında soru sormaz. Cümlecik, oradaki koşulları açıklar. Cümlecikte özne only faint blue light, filters through ise ışığın suyun içinden geçip o bölgeye zayıf biçimde ulaşması demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp “yer + where + özne ve fiil”dir.

Alıştırma

Cümleyi “o mağarada” anlamına gelen ilgi zarfıyla tamamlayın: We entered a cave ____ only a little sunlight reached the floor.

Cevabı göster

where

animals bioluminesce to match the glow. Kalıp ifadeler

2:30

hayvanlar bu ışıltıya uymak için biyolüminesans yaparlar.

Kalıp ifadeler

bioluminesce to match the glow: biyolojik ışık ve to ile amaç anlatımı

Bioluminesce, biyolojik bir süreçle ışık üretmek anlamına gelen bir fiildir. to match the glow mastar ifadesi eylemin amacını belirtir: Hayvanlar, parlaklıkları çevredeki soluk ışığa benzesin diye ışık üretir. Burada match, bir oyunda yarışmak değil, “uyuşmak” veya “ortama karışmak” anlamına gelir. Glow, yumuşak ve sürekli bir ışığı belirtir. İfade bir bütün olarak hayvanın dış hatlarını daha az fark edilir kılabilen bir uyumu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi biyolojik ışık üretmek anlamına gelen bilimsel fiil ve amaç bildiren sözcükle tamamlayın: In the story, the cave insects ____ ____ guide the travelers.

Cevabı göster

bioluminesce · to

Predators or prey looking up from below

2:33

Aşağıdan yukarıya bakan avcılar veya avlar

are deceived by this camouflage, Dilbilgisi

2:36

bu kamuflaj tarafından kandırılır,

Dilbilgisi

are deceived by this camouflage: edilgen sonuç üzerinde odaklanma

Are + deceived, geniş zamanda edilgen yapıyı oluşturur: özne eylemden etkilenir ve aldatılır. Bu anlatım, özneyi etkin bir işi yapan kişi olarak göstermek yerine yanlış algıya ve sonucuna odaklanır. By this camouflage ifadesindeki by, aldatmaya neden olan şeyi belirtir. Burada bu kamuflaj yüzünden veya bu kamuflaj aracılığıyla anlamındadır; bu kamuflajın yanında anlamına gelmez.

Alıştırma

Deceive fiilinin be ile kurulan geniş zaman edilgen biçimini by ile birlikte kullanın: The hikers ____ a misleading trail marker and take the wrong path.

Cevabı göster

are deceived by

unable to see the creatures silhouette. Dilbilgisi

2:38

yaratıkların silüetini göremezler.

Dilbilgisi

unable to see...: sonucu ekleyen tamamlayıcı sıfat öbeği

Unable bir fiil değil, sıfattır. Unable to + fiilin yalın hâli, birinin yapamadığı bir eylemi anlatır; burada unable to see, aldatılmadan sonra ortaya çıkan durumu belirtir. Bu öbek tam bir cümlecikten sonra ek açıklama olarak kullanıldığında öznesi o cümlecikten anlaşılır. Özneyi veya be biçimini tekrar etmeye gerek yoktur. the creature's silhouette ifadesi, yaratığın görünen dış hatlarını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede unable to tamamlayıcı bir sıfat öbeği olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Unable to reached the top shelf, Leo asked for help.
  2. Unable to reach the top shelf, Leo asked for help.
  3. Unable reaching the top shelf, Leo asked for help.
Cevabı göster

Unable to reach the top shelf, Leo asked for help.

Such otherworldly adaptations

2:41

Böylesine başka bir dünyaya ait uyarlamalar

also arise from the need Kalıp ifadeler

2:43

aynı zamanda yiyeceğin

Kalıp ifadeler

also arise from the need: başka bir neden eklemek

Arise from, bir şeyin kaynağının veya nedeninin başka bir şey olması anlamına gelir. Burada özne bir grup uyum özelliğidir ve bu özelliklere yol açan şey gereksinimdir. Sıralama sonuç + arise from + neden biçimindedir; arise burada fiziksel olarak ayağa kalkmak anlamına gelmez. Also, daha önce söylenenlere başka bir kaynak veya açıklama eklendiğini gösterir. Ardından the need to + fiil kalıbı, yapılması gereken eylemi belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi arise from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: These new rules also ____ the need to keep the trail safe.

Cevabı göster

arise from

to locate and snatch up food Öbek fiiller

2:44

sürüklenip gitmeden önce bulunması ve kapılması

Öbek fiiller

to locate and snatch up food: bağlantılı iki eylem

Locate ve snatch up, aynı to'ya bağlı iki eş görevli eylemdir: önce yiyeceğin nerede olduğunu bulmak, ardından onu hızla kapmak. Food, iki fiilin de nesnesi olarak anlaşılır. Snatch up eyleme ani olma ve hız anlamı katar. Yalnızca take demekten çok daha canlı bir görüntü oluşturur ve bu anlamda up, phrasal verb yapısının bir parçasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle hem bir şeyi bulmayı hem de onu hızla kapmayı gösterir?

  1. Nina knew the ticket was missing but did not look for it.
  2. Nina located the missing ticket and snatched it up before the wind carried it away.
  3. Nina carefully picked up the ticket and placed it in a folder.
Cevabı göster

Nina located the missing ticket and snatched it up before the wind carried it away.

before it drifts away. Dilbilgisi

2:46

ihtiyacından kaynaklanır.

Dilbilgisi

before it drifts away: fırsat kaybolmadan harekete geçmek

before ile başlayan yan cümle, ana cümledeki eylem için bir son zaman belirler: bu eylem, yiyecek sürüklenip uzaklaşmadan daha önce gerçekleşmelidir. Buradaki it, suyun sürükleyebileceği yiyeceği belirtir. Bu bağlamda before yalnızca iki olayı zaman sırasına koymaz. Kısa bir eylem fırsatı da gösterir: şimdi harekete geçilmezse yiyeceğe artık ulaşılamaz. Aynı yapı, daha sonra gerçekleşecek bir olayın oluşturduğu herhangi bir son zamanı belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi son zaman belirten sözcükle tamamlayın: Take the picture ____ the rainbow fades.

Cevabı göster

before

Some sea animals like jellyfish,

2:48

Denizanası,

comb jellies, and salps

2:51

taraklı medüz ve salp gibi bazı deniz hayvanları

can migrate between depths, Kalıp ifadeler

2:53

derinlikler arasında göç edebilir,

Kalıp ifadeler

can migrate between depths: farklı derinlik seviyeleri arasında hareket

Can + migrate fiilinin yalın hâli yetenek bildirir. Migrate, bir bölgeden veya yaşam alanından diğerine göç etmek anlamına gelir ve çoğu zaman tekrarlanan, mevsimsel, günlük, uzun mesafeli ya da canlının yaşamı açısından önemli bir hareketi anlatır. Yalnızca kuşlar veya insanların göçü için kullanılmaz. Between depths hareketin gerçekleştiği aralığı belirtir. Burada çoğul depths, sudaki farklı derinlik seviyelerini ifade eder. Bu nedenle tüm ifade, hayvanın bir su derinliği bölgesinden diğerine hareket edebildiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, bir yaşam alanından diğerine düzenli hareket edebilmek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Some animals ____ summer and winter habitats.

Cevabı göster

can migrate between

partially because their 90% water consistency

2:55

bunun kısmi nedeni %90'ı su olan yapılarıdır ki bu da onların

allows them to withstand immense pressure. Dilbilgisi

2:58

muazzam basınca dayanmalarını sağlar.

Dilbilgisi

allows them to withstand: allow + nesne + to'lu mastar yapısı

allows them to withstand ifadesinde allow + nesne + to'lu mastar yapısı kullanılır. Them, allow fiilinin nesnesidir ve withstand eylemini gerçekleştiren varlığı da gösterir. Bu yapı, bir özellik ya da koşulun bu hayvanlara basınca dayanma yeteneği kazandırdığını anlatır. Withstand, güçlü bir kuvvet altında çalışmaya devam etmek ya da zarar görmemek demektir. Buradaki immense pressure, duygusal veya sosyal baskıyı değil, derin okyanustaki çok büyük su basıncını anlatır.

Alıştırma

Allow + nesne + to'lu mastar yapısını ve withstand fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The reinforced frame ____ the bridge ____ strong winds.

Cevabı göster

allows · to withstand

But they're the exception. Anlatım akışı

3:01

Ancak onlar istisnadır.

Anlatım akışı

But they're the exception: kuralın dışında kalan bir durumu belirtmek

But bir karşıtlık işareti verir. They're, az önce sözü edilen ve farklı derinlikler arasında hareket edebilen hayvanları gösterir. The exception ise bu hayvanların genel durumu temsil etmediğini anlatır. Bilgiyi düzenleme açısından bu cümle aşırı genellemeyi önler: önce küçük ve sıra dışı bir grubu kabul eder, sonra dikkati genel olarak doğru olan duruma çevirir. Exception, kuralın dışında kalan bir durumdur; example ise yalnızca bir düşünceyi açıklar ve kurala uyabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir durumun genel kurala uymadığını doğru biçimde gösterir?

  1. Most of the museum is open today, so the west wing is the rule.
  2. Most of the museum is open today, but the west wing is an example.
  3. Most of the museum is open today, but the west wing is the exception.
Cevabı göster

Most of the museum is open today, but the west wing is the exception.

Most deep-sea creatures are confined Kalıp ifadeler

3:03

Çoğu derin deniz canlısı,

to a narrow range in the water column

3:05

besinlerin kıt olduğu

Kalıp ifadeler

are confined to a narrow range: dar bir aralıkla sınırlı olmak

Burada are confined to a narrow range, çoğu derin deniz canlısının su sütunundaki küçük bir derinlik aralığında yaşayabildiği anlamına gelir. Confined hapsedilmeyi değil, bir sınırı anlatır. Aktarılabilir kalıp be confined to + isim veya aralık biçimindedir. Bir yer, konu, görev, seçenek ya da erişim için sınır koyabilir.

Alıştırma

Cümleyi confine fiilinin basit geçmiş edilgen biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: During yesterday's meeting, the discussion ____ safety issues.

Cevabı göster

was confined to

where nutrients are scarce, Kelime

3:07

su sütununda dar bir aralıkta sınırlandırılmıştır,

Kelime

where nutrients are scarce: besin maddelerinin kıt olduğu yer

Scarce, az bulunan ya da elde edilmesi zor olan bir şeyi anlatan sıfattır. Nutrients are scarce, yeterince kullanılabilir besin maddesi olmadığı anlamına gelir; yalnızca sayılarının az olduğunu söylemekten daha güçlüdür. Where, daha önce belirtilen yeri veya derinlik aralığını açıklayan bir yan cümle başlatır. Bu yan cümle, o konumdaki çevre koşulunu ekler.

Alıştırma

Hangi cümle, mevcut temiz içme suyu miktarının yeterli olmadığını açıkça söyler?

  1. Clean drinking water is few on the island.
  2. Clean drinking water is scarce on the island.
  3. Clean drinking water is rare on the island.
Cevabı göster

Clean drinking water is scarce on the island.

since the food drifting downwards from the surface

3:09

çünkü yüzeyden aşağı doğru süzülen yiyecek

rapidly sinks to the seafloor. Kalıp ifadeler

3:11

hızla deniz tabanına çöker.

Kalıp ifadeler

rapidly sinks to the seafloor: hız ve bitiş noktası

Rapidly, batma hareketinin ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtir. Sinks aşağı yönlü hareketi, to the seafloor ise ulaşılan bitiş noktasını ifade eder. sink to + yer veya seviye yapısında to önemlidir: yalnızca yönü değil, hareketin nerede sona erdiğini gösterir. Aynı yapı, fiziksel bir nesnenin dibe batmasını veya bir ölçümün düşük bir seviyeye inmesini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi sink ve bitiş noktasını gösteren edatla tamamlayın: During the test, the heavy toy began to ____ the bottom of the tank.

Cevabı göster

sink to

Plunging all the way down,

3:14

Tamamen aşağı indiğimizde,

we find more exotic creatures.

3:16

daha egzotik yaratıklar buluruz.

Some take on dwarfism, Kalıp ifadeler

3:19

Bazıları cüceleşme gösterir,

Kalıp ifadeler

take on dwarfism: bir özellik geliştirmek

Burada take on, “sahip olmaya veya göstermeye başlamak” anlamına gelir. Dwarfism bu bağlamda bazı hayvanların geliştirdiği küçük bedenli olma durumunu veya örüntüsünü ifade eder. Bu nedenle take on dwarfism, boyut özelliklerindeki bir değişimi anlatır; bir görevi veya zorluğu kabul etmek anlamına gelmez. take on + nitelik, görünüm veya özellik yapısı, öznenin o özelliği edinmesini anlatır. Yaygın örnekler arasında take on a darker color, take on a new shape ve take on greater importance bulunur.

Alıştırma

Cümleyi “yeni bir görünüm göstermeye başlamak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: As the sun set, the clouds began to ____ a pink color.

Cevabı göster

take on

a trait that transforms them into miniature versions Dilbilgisi

3:21

bu onları yüzeye daha yakın gördüğümüz hayvanların

of animals we see closer to the surface.

3:24

minyatür versiyonlarına dönüştüren bir özelliktir.

Dilbilgisi

a trait that transforms them into miniature versions: işlevi that yan cümlesiyle açıklama

a trait that transforms them into miniature versions ifadesinde that ile başlayan ilgi yan cümlesi trait sözcüğünü niteler. That, trait sözcüğüne gönderme yapar ve transforms fiilinin öznesidir; böylece yan cümle bu özelliğin ne yaptığını açıklar. Yan cümlede transform A into B, A'yı B'ye dönüştürmek anlamına gelir. Them söz konusu hayvanları gösterir; miniature versions ise yüzeye yakın hayvanların daha küçük karşılıklarını anlatır, oyuncak maketleri değil. Bu ifade tek başına onların farklı bir hayvan türü olduğunu da göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir işlevi açıklamak için isimden sonra that yan cümlesini ve transform A into B kalıbını doğru kullanıyor?

  1. The lab developed a process what transforms waste into fuel.
  2. The lab developed a process that transforms waste to fuel.
  3. The lab developed a process that transforms waste into fuel.
Cevabı göster

The lab developed a process that transforms waste into fuel.

It's thought that reduced food availability Notlar

3:27

Gıda bulunabilirliğinin azalmasının

causes the shrinkage.

3:29

küçülmeye neden olduğu düşünülmektedir.

Dilbilgisi

It's thought that...: bir görüşü temkinli biçimde sunma

It's thought that..., insanların bir şeyin doğru olduğunu genel olarak düşündüğü veya buna inandığı anlamına gelir. Ardından gelen açıklamayı tamamen kesinleşmiş bir gerçek yerine bir görüş olarak sunar ve bilim ya da haber diline temkinli bir ton katar. Buradaki it biçimsel öznedir; düşünen bir nesneyi göstermez. Görüşün içeriği that yan cümlesinde yer alır. Kısaltılmamış biçim It is thought that... daha resmidir.

Alıştırma

Bilimsel tarzdaki cümleyi It is thought that yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ some birds use Earth's magnetic field to navigate.

Cevabı göster

It's thought that

Kelime

reduced food availability: besine erişimin azalması

reduced food availability ifadesinde reduced, besinin elde edilip kullanılabilme derecesini anlatan availability sözcüğünü niteler. İsim öbeğinin tamamı, arz azaldığı, besine ulaşmak zorlaştığı veya her ikisi birden olduğu için canlıların yararlanabildiği besinin azaldığını belirtir. Bilimsel üsluptaki bu isim öbeği, neden olarak işleyebilecek bir duruma ad verir. Burada bu durum küçülmenin nedeni olarak sunulur; canlıların yalnızca daha az yemeyi seçtiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Besinin var olduğu ancak hayvanların onu elde etmesinin zorlaştığı bir durumu en iyi hangi seçenek anlatır?

  1. a reduced appetite
  2. reduced food availability
  3. reduced food consumption
Cevabı göster

reduced food availability

Only a tiny fraction of the food Kalıp ifadeler

3:31

Yüzeyde üretilen yiyeceklerin

produced at the surface reaches the seafloor,

3:33

sadece küçük bir kısmı deniz tabanına ulaşır,

Kalıp ifadeler

Only a tiny fraction of: son derece küçük bir oran

Fraction, bir bütünün bir parçası demektir. Tiny bu parçanın çok küçük olduğunu belirtir, only ise güçlü bir sınırlama ekler. Only a tiny fraction of bir bütün olarak, söz konusu bütünün neredeyse hiçbir kısmının anlatılan duruma dâhil olmadığını bildirir. Yapı only a tiny fraction of + bütün şeklindedir. Food veya energy gibi sayılamayan şeylerle ve bir orandan söz ederken applicants gibi gruplarla kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bütünün yalnızca çok küçük bir kısmı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____ the museum's collection is on display.

Cevabı göster

Only a tiny fraction of

so being small gives animals Dilbilgisi

3:36

bu yüzden küçük olmak hayvanlara

a low energy requirement

3:38

düşük bir enerji gereksinimi

and an adaptive advantage.

3:40

ve uyumsal bir avantaj sağlar.

Dilbilgisi

being small gives animals ...: isim-fiil öbeğini özne olarak kullanmak

Being small, being + sıfat yapısıyla kurulan bir isim-fiil öbeğidir. Küçük bir bedene sahip olma durumunu adlandırır ve gives fiilinin öznesi olur; devam eden zaman yapısı değildir. Öbeğin tamamı tek bir fikir sayıldığı için gives tekil biçimdedir. activity/state + gives + receiver + result kalıbı, bir durumun ne sağladığını veya neye yol açtığını gösterir. Burada animals sonucu alan taraftır; a low energy requirement ve an adaptive advantage ise birbirine bağlanan iki sonuçtur.

Alıştırma

plan ahead ifadesini özne görevinde bir -ing öbeğine dönüştürün: ____ gives a small business more time to respond to problems.

Cevabı göster

Planning ahead

And yet, Anlatım akışı

3:42

Ve yine de,

Anlatım akışı

And yet: beklenmedik bir karşıtlığı belirtmek

And yet, önceki düşüncenin oluşturduğu beklentiyle çelişen bilgiyi tanıtan bir söylem belirtecidir. And yeni noktayı önceki düşünceye bağlar; yet ise burada şimdiye kadar değil, yine de anlamına gelir. Bir sonraki cümleciğin önünde kullanıldığında, dinleyene şaşırtıcı bir istisna veya görünüşte zıt bir gerçek geleceğini bildirir. Yeni bilginin önceki bilgiyle ilişkisini gösteren bir işaret görevi görür.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi beklenmedik bir karşıtlığı belirtmek için And yet ifadesini doğru kullanır?

  1. The trail was steep. And yet, because the children were tired.
  2. The trail was steep. And yet, it climbed the mountain.
  3. The trail was steep. And yet, the children reached the top before noon.
Cevabı göster

The trail was steep. And yet, the children reached the top before noon.

the sea is also the land of giants. Deyimler

3:43

deniz aynı zamanda devlerin diyarıdır.

Deyimler

the sea is also the land of giants: canlı bir metafor

Bu cümlede the land of giants, son derece büyük canlıların yaşadığı ya da bu canlılarla güçlü biçimde özdeşleşen bir yer için kullanılan bir metafordur. Buradaki land gerçek anlamda kara parçası değildir; giants ise efsanevi insanları değil, dev deniz hayvanlarını anlatır. Bu ifade, tarafsız bir bilimsel açıklama yapmak yerine akılda kalıcı bir görüntü oluşturur. Also, denizin daha önce sözü edilen çok daha küçük canlıların yanı sıra dev canlılara da ev sahipliği yapabileceği fikrini ekler.

Alıştırma

Hangi cümle bir yeri belirli bir şeyle güçlü biçimde ilişkili göstermek için a land of... ifadesini mecaz anlamda kullanır?

  1. The survey records twelve waterfalls in the valley.
  2. After the spring rains, the valley becomes a land of waterfalls.
  3. The hikers crossed the dry land beside the river.
Cevabı göster

After the spring rains, the valley becomes a land of waterfalls.

Here, gargantuan squids Kelime

3:46

Burada devasa mürekkep balıkları

can reach 18 m long.

3:47

18 metre uzunluğa ulaşabilir.

Kelime

gargantuan squids can reach 18 m long: reach + bir ölçü değeri

Burada reach, ölçülebilen bir düzeye ulaşmak anlamındadır. Reach 18 m long, bir kalamarın uzunluğunun 18 metreye kadar çıkabileceğini belirtir; reach burada uzanıp bir şeye dokunmak anlamına gelmez. Can, bunun her kalamarın boyu olduğunu değil, ulaşılabilecek yüksek bir değer olduğunu gösterir. Reach fiilinin bu ölçüm kullanımı yükseklik, hız, sıcaklık, fiyat ve miktar değerleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, ölçülebilen bir düzeye ulaşmak anlamına gelen dersteki fiille tamamlayın: At full speed, the train can ____ 320 kilometers per hour.

Cevabı göster

reach

Isopods scuttle around the seafloor Anlatım akışı

3:50

İzopodlar devasa tespih böcekleri gibi

like enormous wood lice.

3:52

deniz tabanında koşturur.

Anlatım akışı

scuttle around ... like enormous wood lice: canlı bir karşılaştırma kurmak

Burada scuttle around ... like enormous wood lice hem hareket biçimini hem de görsel izlenimi anlatır. Scuttle around, kısa ve aceleci adımlarla hızlıca oradan oraya hareket etmek demektir. Like ise burada “benzemek” ya da “gibi” anlamı veren bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Anlatıcı önce pek tanınmayan izopodlardan söz eder, ardından onları daha tanıdık tespih böcekleriyle ilişkilendirir. Like + isim yapısıyla kurulan bu karşılaştırma, dinleyenin zihninde hızla bir görüntü oluşturmasına yardım eder; iki canlının aynı tür olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede like, bir canlıyı tanıdık bir şeyle karşılaştırarak okuyucunun onu gözünde canlandırmasına yardımcı olur?

  1. The deep-sea crab moved because a wind-up toy.
  2. The deep-sea crab moved sideways like a wind-up toy.
  3. The deep-sea crab liked a wind-up toy.
Cevabı göster

The deep-sea crab moved sideways like a wind-up toy.

There are long-limbed Japanese spider crabs

3:54

Uzun uzuvlu Japon örümcek yengeçleri

and oarfish whose bodies stretch to 15 m. Dilbilgisi

3:57

ve vücutları 15 metreye kadar uzayan kürek balıkları vardır.

Dilbilgisi

whose bodies stretch to 15 m: whose ile bir hayvanın vücut bölümünü anlatmak

Whose bodies stretch to 15 m, en yakındaki isim olan oarfish sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Whose bir sahiplik ilişkisi kurar: bodies, kürek balıklarının vücutlarıdır; stretch to 15 m ise uzunluklarının 15 metreye ulaşabildiği anlamına gelir. Whose yalnızca insanlar için kullanılmaz. An animal whose body ... veya a house whose roof ... örneklerinde olduğu gibi bir hayvanı ya da nesneyi vücut bölümü, özellik veya başka bir ilişkili isimle bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi sahiplik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: We rescued a dog ____ front leg was injured.

Cevabı göster

whose

This trait is known as gigantism Kelime

4:01

Bu özellik devlik olarak bilinir

Kelime

known as gigantism: bilimsel bir terimi tanıtmak

Be known as + bir ad veya terim, '... olarak adlandırılmak' anlamına gelir. Bu cümlede is known as, gigantism sözcüğünü bu özelliğin bilimsel adı olarak tanıtır. Yapı be + known + as + ad biçimindedir. -ism son eki, gigantism örneğinde olduğu gibi bir durumu veya olguyu adlandırabilir. Her zaman bir ideolojiyi ya da düşünce okulunu belirtmez.

Alıştırma

Bilimsel bir terimi tanıtan be known ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This process ____ photosynthesis.

Cevabı göster

is known as

and it's something of a mystery. Kalıp ifadeler

4:03

ve biraz gizemlidir.

Kalıp ifadeler

it's something of a mystery: ölçülü bir değerlendirme

Something of a + tekil sayılabilen isim, 'bir ölçüde' veya 'biraz ... sayılır' anlamına gelir. Burada it's something of a mystery, gigantism olgusunu çözülememiş bir soru olarak sunarken doğrudan it's a mystery demekten daha ölçülü duyulur. Bu kalıpta something of, dereceyi yumuşatan bir ifadedir; gerçek anlamda bir 'şey'e gönderme yapmaz. it zamiri gigantism sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

'Bir ölçüde çözülememiş bir soru' anlamındaki something of a ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The cause of the blackout is ____.

Cevabı göster

something of a mystery

It's thought that high oxygen levels

4:06

Yüksek oksijen seviyelerinin

may drive extreme growth in some species, Kalıp ifadeler

4:08

bazı türlerde aşırı büyümeyi tetikleyebileceği,

Kalıp ifadeler

may drive extreme growth: olası bir nedeni ifade etmek

Burada drive, “araç kullanmak” değil, “bir şeye neden olmak veya onu güçlü biçimde teşvik etmek” anlamına gelir. İfade, yüksek oksijen seviyelerinin bazı türlerde olağanüstü büyümeye yol açan bir etken olabileceğini söyler. May, bunun kanıtlanmış veya kesin bir neden değil, olası bir bilimsel açıklama olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen factor + may drive + change/result kalıbı, neden-sonuç iddiasını temkinli biçimde sunar.

Alıştırma

Burada may drive extreme growth ne anlama geliyor?

  1. Olağanüstü büyümeye neden olabilir veya bunu teşvik edebilir.
  2. Olağanüstü büyük türleri bir araçla taşıyabilir.
  3. Türlerin daha fazla büyümesini engelleyebilir.
Cevabı göster

Olağanüstü büyümeye neden olabilir veya bunu teşvik edebilir.

while the colder temperatures promote longer lifespans, Dilbilgisi

4:11

daha soğuk sıcaklıkların ise daha uzun ömürleri teşvik ederek

Dilbilgisi

while the colder temperatures...: karşıtlık oluşturan bir etken sunmak

Burada while bir zaman dilimini değil, karşıtlığı belirtir. İkinci bir etken ekler ve bu etkenin sonucunu hemen önce söz edilen sonuçla yan yana getirir; anlamı whereas veya “öte yandan” ifadesine yakındır. Bu yan cümlede promote, “gerçekleşmesine yardımcı olmak”; longer lifespans ise daha uzun süre yaşamak anlamındadır. Yeniden kullanılabilen X..., while Y... kalıbı, iki ilişkili gerçeği aralarındaki farkı göstererek düzenler.

Alıştırma

Örnekte while sözcüğünün işlevi nedir?

  1. Etkinin yalnızca kısa bir süre devam ettiğini söyler.
  2. Sıcaklığın ne zaman değiştiğini söyler.
  3. Karşıtlık oluşturan bir etken sunar.
Cevabı göster

Karşıtlık oluşturan bir etken sunar.

giving animals the opportunity to grow massive. Dilbilgisi

4:14

hayvanlara devasa boyutlara ulaşma fırsatı verdiği düşünülmektedir.

Dilbilgisi

giving animals the opportunity to grow massive: sonuç bildiren bir -ing öbeği

giving ile başlayan -ing öbeği önceki yan cümleye bağlanır ve onun sonucunu gösterir: daha uzun yaşam süreleri hayvanların büyümeye devam etmesine olanak tanır. Bu öbek bağımsız bir ana cümle değildir. Aktarılabilir kalıp give + alıcı + the opportunity to + fiilin yalın hâli biçimindedir ve birine ya da bir şeye bir eylemi yapma fırsatı vermeyi anlatır. grow massive ifadesinde grow, olmak anlamındaki bir bağ fiilidir; massive ise hayvanların ulaştığı son büyüklüğü tanımlar.

Alıştırma

Cümleyi sonuç bildiren bir -ing öbeği ve give someone the opportunity to do something kalıbıyla tamamlayın: The longer growing season gives the plants more time, ____ them ____ reach full size.

Cevabı göster

giving · the opportunity to

Many of these exotic sea beasts

4:17

Bu egzotik deniz canavarlarının çoğu

will never experience sunlight. Kelime

4:19

asla güneş ışığını deneyimlemeyecektir.

Kelime

will never experience sunlight: fiil olarak experience

Burada experience, bir şeye maruz kalmak ya da bir şeyi yaşamak anlamına gelen bir fiildir; bir şeyi yaparak kazanılan bilgi anlamındaki isim değildir. Bu yan cümle, söz konusu deniz hayvanlarının hiçbir zaman güneş ışığıyla temas etmeyeceğini öngörür. Bu fiil, bir koşulu veya olayı doğrudan nesne olarak alabilir: experience sunlight, experience extreme pressure veya experience long periods of darkness.

Alıştırma

Hangi cümlede experience doğal biçimde bir çevre koşuluna maruz kalmak anlamında kullanılmıştır?

  1. These cave plants never notice direct sunlight.
  2. These cave plants never experience direct sunlight.
  3. These cave plants never watch direct sunlight.
Cevabı göster

These cave plants never experience direct sunlight.

Some will venture up through the water column Kalıp ifadeler

4:21

Bazıları beslenmek için

to feed

4:23

su sütunundan yukarı çıkmaya cesaret edecek

Kalıp ifadeler

venture up through the water column to feed: yön, izlenen yol ve amaç

Bu cümlede bazı derin deniz canlıları yiyecek bulmak için yukarı doğru ilerliyor. Venture, riskli, bilinmeyen veya ulaşılması zor olabilecek bir yere gitmek anlamına gelir; bu nedenle yalnızca hareketi değil, temkinli bir cesareti de anlatır. Bilgiler açık bir sırayla verilir: venture hareketin niteliğini, up yönü, through the water column izlenen yolu ve to feed amacı gösterir. Up through, yalnızca suyun içinde hareket etmeyi değil, farklı su katmanlarını geçerek yüzeye doğru yükselmeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle örnekteki kalıba uygun olarak riskli bir hareketi, yönü, izlenen yolu ve amacı birlikte anlatır?

  1. The divers ventured down through the narrow passage to inspect the cave.
  2. The divers moved around the boat after inspecting the cave.
  3. The divers inspected the cave before entering the water.
Cevabı göster

The divers ventured down through the narrow passage to inspect the cave.

and a few will actually break the waves, Kalıp ifadeler

4:24

ve birkaçı gerçekten dalgaları aşarak,

Kalıp ifadeler

break the waves: yüzey dalgalarını yararak su yüzüne çıkmak

Burada break the waves, birkaç hayvanın aşağıdan yükselip deniz yüzeyindeki dalgaların arasından geçerek su yüzüne çıkmasını anlatır. Bu görüntüde break, suyu yok etmek değil, bir sınırı veya engeli aşıp geçmek anlamındadır. Bu ifade canlı ve hareketlidir. Surface veya reach the surface ile karşılaştırıldığında, hayvanların sudan dışarı çıktığı anı gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu deniz bağlamında break the waves ifadesinin en olası anlamı nedir?

  1. Birkaç hayvan bütün dalgaları yok eder.
  2. Birkaç hayvan dalgaların arasından yükselip su yüzüne çıkar.
  3. Birkaç hayvan su yüzüne çıkmadan dalgaların altında kalır.
Cevabı göster

Birkaç hayvan dalgaların arasından yükselip su yüzüne çıkar.

reminding us at the surface Anlatım akışı

4:27

yüzeyde olan bizlere

about the incredible survival skills

4:28

okyanusun en derinindeki sakinlerinin

of the ocean's deepest inhabitants.

4:31

inanılmaz hayatta kalma becerilerini hatırlatacaktır.

Anlatım akışı

reminding us at the surface about ...: bir görüntüden ana temaya dönmek

reminding us ... biçimindeki -ing yapısı, hemen önce söz edilen görüntü ya da eylem hakkında yorum yapar. Yeni bir olay eklemek yerine, izleyiciye bu görüntünün ne anlama geldiğini gösterir ve konuyu derin deniz hayvanlarının olağanüstü hayatta kalma becerisi ana temasına geri götürür. Us at the surface, okyanusun en derinlerindeki canlıların karşısında, yüzey dünyasında yaşayan insanları ifade eder. Buradaki reminding, yalnızca bir şeyi unutmamaya yönelik günlük bir hatırlatma değil, ana fikre yapılan etkili bir geri dönüştür.

Alıştırma

Parçanın sonunda reminding us at the surface about ... temel olarak ne yapar?

  1. Derin deniz hayvanlarına yüzeyin altına dönmelerini söyler.
  2. Önceki görüntüyü derin denizde hayatta kalma ana temasına bağlar.
  3. Okyanus ölçümlerinden oluşan ilgisiz bir liste başlatır.
Cevabı göster

Önceki görüntüyü derin denizde hayatta kalma ana temasına bağlar.

Humans still have an astounding 95% Dilbilgisi

4:33

İnsanların okyanusun keşfedilecek

of the ocean left to explore,

4:36

inanılmaz bir şekilde %95'i hala duruyor,

Dilbilgisi

have ... left to explore: hâlâ yapılması gerekeni belirtmek

have + nesne + left to + fiilin yalın hâli yapısı, belirli bir miktarın ya da görevin henüz tamamlanmadığını belirtir. Cümlede an astounding 95% of the ocean nesnedir; to explore ise hâlâ yapılması gereken eylemi bildirir. Buradaki left, geriye kalan anlamındadır; right sözcüğünün karşıtı olan yönü ifade etmez. Still, durumun devam ettiğini vurgularken astounding konuşanın miktarın büyüklüğü karşısındaki şaşkınlığını gösterir.

Alıştırma

Answer fiilini ve hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: We have two questions ____.

Cevabı göster

left to answer

so those depths remain a great mystery. Kalıp ifadeler

4:38

bu yüzden bu derinlikler büyük bir gizem olarak kalmaya devam ediyor.

Kalıp ifadeler

remain a great mystery: devam eden bir durum

Bu cümlede remain, “bir durumda olmaya devam etmek” anlamına gelen bağlayıcı bir fiildir. Those depths remain a great mystery, okyanusun derin kısımlarının hâlâ tam olarak anlaşılmadığını belirtir. Bazı derinliklerin artakaldığı anlamına gelmez. Yapı özne + remain + tümleç şeklindedir. Tümleç, devam eden durumu adlandırır veya açıklar: remain a mystery, remain unknown ya da remain hidden.

Alıştırma

“Açıklanamamış olmaya devam ediyor” anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: Even after years of study, the strange signal ____.

Cevabı göster

remains a mystery

What other untold wonders lie far below Anlatım akışı

4:41

Çok aşağılarda başka hangi anlatılmamış harikalar yatıyor

and which ones will we discover next? Anlatım akışı

4:44

ve bir sonraki sefer hangilerini keşfedeceğiz?

Anlatım akışı

untold wonders lie far below: gizem ve olasılıkla bitirmek

Untold wonders, henüz keşfedilmemiş, anlaşılmamış veya betimlenmemiş olağanüstü şeyler anlamına gelir. Lie “bulunmak” demektir ve far below bunları okyanusun derinliklerine yerleştirir; buradaki lie “yalan söylemek” anlamında değildir. Konuşmacı bu görüntüyü açık uçlu bir sorunun içine yerleştirerek açıklanan konulardan hâlâ bilinmeyenlere geçer. İfade, bir gerçek daha eklemek yerine konuyu gizem ve merak duygusuyla bitirir ve dinleyicileri gelecekteki keşifleri hayal etmeye çağırır.

Alıştırma

untold wonders lie far below bu kapanışta ne işe yarıyor?

  1. Harikaların aşağılarındaki insanlara yalan söylediğini bildirir.
  2. Dinleyicileri çok derinlerde hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bilinmeyen harikaları hayal etmeye çağırır.
  3. Bütün önemli keşiflerin zaten yapıldığını söyler.
Cevabı göster

Dinleyicileri çok derinlerde hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bilinmeyen harikaları hayal etmeye çağırır.

Anlatım akışı

and which ones will we discover next?: Kapanışta açık uçlu soru

Baştaki and, bu soruyu başka bilinmeyen harikalarla ilgili önceki soruya bağlar. Ones, daha önce geçen çoğul sayılabilen isim öbeğinin yerini alır; böylece konuşmacının wonders sözcüğünü tekrarlaması gerekmez. Which hangi harikaların kastedildiğini sorarken will we discover next odağı şu anda gizli olabilecek şeylerden gelecekteki keşiflere taşır. Videonun sonunda bu sorunun temel amacı hemen olgusal bir yanıt istemek değildir. Açık uçlu soru, kapanışı hâlâ bilinmeyenler etrafında düzenler, merak uyandırır ve izleyiciyi düşünmeye devam etmeye çağırır.

Alıştırma

Videonun sonunda kullanılan which ones will we discover next? ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. İzleyiciden doğrulanmış bir keşfi hemen bildirmesini ister.
  2. İzleyiciyi henüz yapılacak keşifler konusunda merak içinde bırakır.
  3. Mümkün olan bütün keşiflerin zaten açıklandığını gösterir.
Cevabı göster

İzleyiciyi henüz yapılacak keşifler konusunda merak içinde bırakır.