İnsan spermi mi kaşalot mu? - Aatish Bhatia: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, boyutun ve Reynolds sayısının sudaki hareketi balinalar ile mikroskobik yüzücüler için neden kökten farklı hâle getirdiğini açıklıyor; ardından mikropların özel uyum mekanizmalarıyla güçlü akışkan direncini nasıl aştığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But why does size matter so much for a swimmer? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Daha önce gözlemlenen bir olguyu, konuşmacının açıklayacağı temel soruya dönüştüren geçiş amaçlı retorik soruyu tanımayı öğrenin. Bu kalıbı, dinleyiciyi kanıtlardan bilimsel bir nedene yönlendirirken konu değişiminin ani hissedilmesini önlemek için kullanabilirsiniz. 2. of what a sperm is up against. — Phrasal verb’ler: be up against ifadesinin bir şeye fiziksel olarak dayanmak değil, ciddi bir zorlukla ya da karşı koyan bir güçle yüzleşmek anlamına geldiğini kavrayın. Burada pekmez benzetmesiyle anlatılan direnci özetler; ifadeyi somut engelleri, rekabeti veya güç koşulları anlatmak için de kullanabilirsiniz. 3. take Batman's approach. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Batman göndermesini, kancalı araçlarla hareket etmeyi hayal ettiren ve bazı bakterilerin kendilerini çekerek ya da fırlatarak ilerlemesine ilişkin açıklığı hazırlayan bir işaret olarak yorumlayın. Böylece tanıdık bir medya göndermesini sonraki bilimsel mekanizmayla ilişkilendirir, karakterin birebir taklit edildiği şeklinde anlamazsınız.
Bu derste
it will stop in about a millionth of a second.
0:14saniyenin milyonda biri gibi bir sürede duracaktır.
if you push ... and then let go: koşul, sıra ve sonuç
if, test edilebilen veya gözlemlenebilen bir koşul sunar. Bu koşulun içinde push ilk eylemdir; and then ise let go eyleminin daha sonra geldiğini gösterir. Kalıp, if + geniş zaman ve tahmin edilen sonuç için will + fiilin yalın hâli şeklindedir: “If you do X and then Y, Z will happen.” Bilimsel açıklamalarda bu yapı, yalnızca hayalî bir olasılığı değil, bir işlemle beklenen sonuç arasındaki ilişkiyi anlatır.
Alıştırma
İki eylemi sıraya koyup sonucu tahmin etmek için if ... and then ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- If you press the switch and then wait, the light will turn green.
- If you pressed the switch and then wait, the light will turn green.
- If you will press the switch and then wait, the light turns green.
Cevabı göster
If you press the switch and then wait, the light will turn green.
let go: bağlamdan anlaşılan nesneyi bırakmak
Burada let go, “tuttuğunuz veya kontrol ettiğiniz şeyi bırakmak” ya da daha genel olarak “kuvvet uygulamayı kesmek” anlamına gelir. Nesne bağlamdan zaten bellidir, bu nedenle öbek nesnesiz kullanılmıştır. Nesneyi açıkça söylemek için let go of + isim veya zamir kullanılır: let go of the handle, let go of it. Bu anlamda normalde let go the handle denmez.
Alıştırma
“Tuttuğunuz şeyi bırakmak” anlamındaki öbekle yönergeyi tamamlayın: At the signal, ____ of the handle.
Cevabı göster
let go
it will have traveled less than the width of a single atom. Dilbilgisi
0:17tek bir atomun genişliğinden daha az bir mesafe kat etmiş olacaktır.
will have traveled less than ...: gelecekteki bir noktaya kadar oluşan sonuç
will have traveled, will have + geçmiş zaman ortacı yapısındaki future perfect biçimidir. Gelecekteki bir zamanı referans alır ve o zamana kadar birikmiş olan mesafeyi anlatır. Burada In that time, önceki bağlamda belirtilen zaman aralığına gönderme yapar ve sonucu bu aralığın sonunda gösterir. less than the width of a single atom, sonucun üst sınırını belirtir. Odak, devam eden hareket süreci değil, bu çok kısa aralık sona erdiğinde cismin toplam ne kadar ilerlemiş olacağıdır.
Alıştırma
Cümleyi travel fiilinin future perfect biçimiyle tamamlayın: By sunset, the rover ____ twenty kilometers.
Cevabı göster
will have traveled
The same holds true for a sperm and many other microbes. Kalıp ifadeler
0:21Aynı şey bir sperm ve diğer birçok mikrop için de geçerlidir.
The same holds true for ...: bir sonucu başka duruma genişletmek
The same, hemen önce belirtilen sonucu, örüntüyü veya koşulu ifade eder. holds true, bir şeyin “geçerli olmaya devam etmesi” demektir; for ise bunun geçerli olduğu yeni kişiyi, nesneyi veya durumu tanıtır. Bu ifade, önceki iddiayı tekrar etmeden başka bir duruma genişletmeyi sağlar. Bu cümlede önceki gözlem bir sperm hücresine ve diğer birçok mikroba uygulanır; bu canlıların birbirinin aynısı olduğu söylenmez.
Alıştırma
Bir rapor, düzenli bakımın büyük makinelerin ömrünü uzattığını söylüyor. Hangi cümle bu sonucu küçük makinelere doğru biçimde genişletir?
- Small machines look the same.
- The same holds true for small machines.
- The report uses the same small machines.
Cevabı göster
The same holds true for small machines.
It all has to do with being really small. Kalıp ifadeler
0:24Bunların hepsi gerçekten çok küçük olmakla alakalıdır.
It all has to do with: temel nedeni veya bağlantıyı belirtmek
It all has to do with, bütün durumu açıklayan temel etkeni belirtir: konuşulan her şeyin ardından gelen unsurla bağlantılı olduğunu veya büyük ölçüde ondan kaynaklandığını gösterir. Bu cümlede being really small bu temel etken olarak sunulur. Has to do with, “bir şeyle bağlantılı olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. “Yapılması gereken bir görevi olmak” anlamına gelmez. with sözcüğünden sonra bir isim öbeği, -ing biçimi veya how something works gibi bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi have to do with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The difference ____ how each material reacts to heat.
Cevabı göster
has to do with
where making it through an inch of water is an incredible endeavor. Öbek fiiller
0:31orada bir inçlik suyu aşmak bile inanılmaz bir çaba gerektirir.
alien to us: bizim deneyimimize son derece yabancı
Alien burada “dünya dışı varlık” anlamındaki bir isim değil, bir sıfattır. a world alien to us ifadesinde alien to us sıfat öbeği world sözcüğünden sonra gelir ve a world that is alien to us ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Alien to someone, bir şeyin o kişiye son derece yabancı olduğunu belirtir ve çoğu zaman o şeyin farklı, anlaşılması ya da kişinin kendi deneyimiyle ilişkilendirilmesi zor geldiğini düşündürür. Burada mikroskobik dünyanın sıradan insan deneyiminin dışında olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede alien, “son derece yabancı” anlamına gelen bir sıfat olarak kullanılmıştır?
- The customs made the visitors feel welcome.
- The visitors watched a film about aliens.
- The customs were alien to most visitors.
Cevabı göster
The customs were alien to most visitors.
making it through: zorluğa rağmen başarıyla geçmek
Make it through, bir engeli aşmayı veya zor bir deneyimin sonuna ulaşmayı başarmak anlamına gelir. Burada making it through an inch of water, bu küçücük mesafeyi mikroskobik canlılar için zorlu bir yolculuk olarak sunar. where ile başlayan yan cümlede making it through an inch of water, is fiilinin öznesi olan bir isim-fiil grubudur. Bu ifade yalnızca bir taraftan diğerine hareket etmeyi değil, zorluğun üstesinden gelmeyi de anlatır.
Alıştırma
Cümleyi make it through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hours of climbing in heavy rain, the hikers finally ____ the mountain pass.
Cevabı göster
made it through
But why does size matter so much for a swimmer? Anlatım akışı
0:34Peki ama boyut, yüzen biri için neden bu kadar önemlidir?
But why ...?: gözlemden açıklamaya geçiş
Anlatıcı, küçük boyutun şaşırtıcı bir etkisini anlattıktan sonra But why ...? sorusuyla bu gözlemi sonraki bölümde açıklanacak temel soruya dönüştürür. But yön değişimini gösterir, why ise sebebin araştırılacağını bildirir. Bu soru, dinleyiciyi ne olduğundan bunun neden olduğuna yönlendirerek açıklamayı düzenler. Asıl amacı izleyiciden hemen cevap istemek değildir; anlatıcının açıklamasının birazdan geleceğine dair açık bir beklenti oluşturur.
Alıştırma
Bu soru açıklamada nasıl bir işlev görür?
- Boyutun hiçbir etkisi olmadığını söyleyerek konuyu kapatır.
- Konuyla ilgisiz bir dizi yüzme talimatı verir.
- Gözlemlenen bir olgudan onun arkasındaki sebebe geçer.
Cevabı göster
Gözlemlenen bir olgudan onun arkasındaki sebebe geçer.
so fundamentally different from that of a sperm whale?
0:39ispermeçet balinasınınkinden temelden farklı kılan şey nedir?
What makes X different from Y? — farkın nedenini sormak
“What makes X different from Y?” farkı hangi etkenin veya nedenin oluşturduğunu sorar. Burada make, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamındadır ve kalıp What + makes + X + sıfat öbeği + from + Y şeklindedir. What özne olduğu için soruda doğrudan makes kullanılır; does ... make kullanılmaz. Örnekte that of a sperm whale içindeki that, the world ifadesinin yerini tutar. Böylece isim tekrarlanmadan karşılaştırma yapısı paralel kalır. Fundamentally ise farkın yalnızca küçük ve yüzeysel değil, temel veya derin olduğunu belirtir.
Alıştırma
Soruyu What makes X different from Y kalıbıyla tamamlayın: What ____ this material different ____ ordinary plastic?
Cevabı göster
makes · from
we need to dive into the physics of fluids. Öbek fiiller
0:43akışkanlar fiziğine dalmamız gerekiyor.
dive into: bir konuyu ayrıntılı incelemek
Bu cümlede dive into mecaz anlamdadır: bir konuyu ayrıntılı biçimde incelemeye veya açıklamaya başlamak demektir. Into sonrasındaki nesne ele alınacak konuyu belirtir; burada bu konu the physics of fluids ifadesidir. Bu ifade aynı zamanda geçiş görevi görür. Konuşmacı bir soru sorduktan sonra we need to dive into ... diyerek daha derin bir açıklamanın başlamak üzere olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dive into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The documentary ____ the causes of the housing crisis.
Cevabı göster
dives into
Here's a way to think about it: zihinsel bir model sunmak
Here's a way to think about it, gelecek açıklamaya bir çerçeve kazandıran geçiş ifadesidir. Dinleyiciye yalnızca yeni bir sonuç sunulmayacağını; yararlı bir bakış açısı, model veya benzetmenin geleceğini bildirir. Buradaki a önemlidir: Konuşmacı konuyu anlamanın yararlı bir yolunu sunar, bunun tek yol veya tamamen sözcüğü sözcüğüne doğru bir açıklama olduğunu söylemez. it zamiri, daha önce konuşulmakta olan konuya gönderme yapar.
Alıştırma
Konuşmacı “Here's a way to think about it” diyerek neyin işaretini verir?
- Konuşmacı yalnızca tek bir yorumun mümkün olduğunu söylüyor.
- Açıklama bitti ve konuşmacı konuyu değiştirecek.
- Sırada yararlı bir bakış açısı, model veya benzetme var.
Cevabı göster
Sırada yararlı bir bakış açısı, model veya benzetme var.
Imagine you're ...: varsayımsal bir sahne başlatmak
Imagine you're..., dinleyiciyi kendisini varsayımsal bir sahnenin içine yerleştirmeye çağıran bir emir yapısıdır. Soyut bir fikri zihinde canlandırılması daha kolay bir deneyime dönüştürmek için kullanılır. Imagine sözcüğünün ardından Imagine you're swimming. örneğindeki gibi doğrudan tam bir yan cümle gelebilir. that isteğe bağlıdır ve konuşmada çoğunlukla kullanılmaz. Şimdiki zamanın süreklilik yapısı, hayal edilen sahnenin içinde devam eden bir eylemi anlatır; dinleyicinin bunu gerçekte yaptığını ileri sürmez.
Alıştırma
Imagine + tam yan cümle yapısının kısaltmalı başlangıcıyla tamamlayın: ____ trying to cook during a power cut.
Cevabı göster
Imagine you're
It's you and a whole bunch of water molecules. Kalıp ifadeler
0:49Havuzda siz ve bir sürü su molekülü var.
a whole bunch of water: konuşma dilinde büyük miktar
a whole bunch of içinde bunch büyük bir sayı ya da miktarı anlatır; whole ise vurguyu artırır. a whole bunch of, ‘çok’ veya ‘bir sürü’ gibi bir anlama gelir. Burada gerçek anlamda bir demetten söz edilmez. Tam isim öbeği a whole bunch of water molecules şeklindedir. Water, molecules sözcüğünün ne tür molekülleri anlattığını belirtir; dolayısıyla miktar ifadesi tek başına water sözcüğünü değil, molecules sözcüğünü sayar.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki dört sözcüklü günlük miktar ifadesiyle tamamlayın: We found ____ old photos in the attic.
Cevabı göster
a whole bunch of
Water molecules outnumber you a thousand trillion trillion to one. Kalıp ifadeler
0:52Su moleküllerinin sayısı sizinkinden bin trilyon trilyon kat daha fazladır.
outnumber ... X to one: sayısal oran belirtmek
A outnumbers B X to one kalıbında A sayıca daha büyük, B ise daha küçük gruptur. X to one oranı belirtir: B’nin her bir üyesine karşılık yaklaşık X tane A vardır. Burada water molecules A, you ise B’dir. Çok büyük oran, moleküllerin sayıca ezici biçimde fazla olduğunu vurgular; outnumber zaten ‘sayıca daha fazla olmak’ anlamına gelir. ABD İngilizcesinde kullanılan kısa ölçek sisteminde a thousand trillion trillion, 10^27 değerine eşittir. Burada kesin sayıdan çok karşılaştırmanın son derece tek taraflı olması önemlidir.
Alıştırma
‘Sayıca daha fazla olmak’ anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: In this shelter, cats ____ dogs three to one.
Cevabı göster
outnumber
So pushing past them with your gigantic body is easy. Öbek fiiller
0:57Bu yüzden devasa bedeninizle onları itip geçmek kolaydır.
push past: bir engelin ötesine geçmek
Push past someone or something, bir kişi ya da şey engel çıkarsa bile onun ötesine geçmek demektir. Past sonucu belirtir: yalnızca engele kuvvet uygulamakla kalmaz, engelin ötesine geçersiniz. Bu cümlede pushing past them bir gerund öbeğidir ve öbeğin tamamı is easy ifadesinin öznesidir. Them, engel gibi düşünülen su moleküllerini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “dirence rağmen bir engelin ötesine geçmek” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: At the busy station, we had to ____ the crowd to reach our platform.
Cevabı göster
push past
say you were about the size of a water molecule, Ton ve niyet
1:02diyelim ki bir su molekülü boyutlarında olsaydınız,
Say you were ...: say ile varsayımsal bir örnek kurmak
Burada cümle başındaki say, “varsayalım” veya “hayal edelim” anlamına gelir. you were about the size of a water molecule yan cümlesini açıklamaya temel olacak varsayımsal bir durum olarak sunar; birinin sözlerini aktarmadığı gibi dinleyiciden bir şey söylemesini de istemez. Yeniden kullanılabilen konuşma kalıbı say + yan cümledir. Örneğin Say you had one hour, “Bir saatiniz olduğunu varsayalım” demektir. say sonrasındaki yan cümle, hayal edilecek durumu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede say, söz aktarmak yerine varsayımsal bir durum sunmak için kullanılmıştır?
- Please say the word bus clearly.
- Maya said she missed the last bus.
- Say you miss the last bus—how will you get home?
Cevabı göster
Say you miss the last bus—how will you get home?
all of a sudden it's like you're swimming in a pool of people. Notlar
1:04bir anda insanlarla dolu bir havuzda yüzüyormuşsunuz gibi olurdu.
But if you were really small: varsayımsal bir koşul kurmak
But if you were really small, şimdiki gerçekliğe aykırı bir varsayımsal koşul kurar. Konuşan kişi gerçekten küçük olup olmadığınızı sormaz; sizi molekül ölçeğine küçülmüş hâlinizi hayal etmeye davet eder. Bu kullanımda if yan cümlesindeki geçmiş zaman biçimi geçmiş zamanı değil, gerçekliğe olan mesafeyi gösterir. Cümlenin geri kalanı bu hayalî bakış açısının nasıl hissettireceğini anlatır.
Alıştırma
Gerçek dışı düşünce deneyini if + were ile tamamlayın: ____ invisible for one day, what would you do?
Cevabı göster
If you were
All of a sudden: ani bir değişimi belirtmek
All of a sudden, “birdenbire” veya “hiç uyarı olmadan” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bir olayda, durumda veya algıda gerçekleşen hızlı ve beklenmedik değişimi belirtir. Burada hayal edilen çevrenin nasıl hissedildiğinde anlık bir değişim olduğunu gösterir. Dört sözcüğün tamamını, ardından gelen durumu niteleyen tek bir zarf birimi olarak düşünün.
Alıştırma
“Birdenbire” anlamındaki dört sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the screen went black.
Cevabı göster
All of a sudden
it's like you're swimming in a pool of people: bir benzetme kurmak
Bu cümlede it's like + yan cümle bir benzetme başlatır. Konuşmacı havuzun gerçekten insanlarla dolu olduğunu söylemez; kalabalık havuz, çok küçük bir ölçekte su molekülleri arasında hareket etmenin nasıl hissettireceğini anlatan hayali bir görüntüdür. Bu kalıp, yabancı bir durumu tanıdık bir duruma bağlayarak açıklamadaki bilgiyi düzenler. Her ayrıntının aynı olmasını beklemek yerine ortak özelliğe, yani burada çok sayıda engelin arasından sıkışarak geçme gereğine odaklanın.
Alıştırma
Örnek cümlede it's like ne işe yarıyor?
- Havuzda gerçekten insanların bulunduğunu söyler.
- Bir dizi yüzme talimatına başlar.
- Durumu gözde canlandırmayı kolaylaştıran hayali bir karşılaştırma başlatır.
Cevabı göster
Durumu gözde canlandırmayı kolaylaştıran hayali bir karşılaştırma başlatır.
Rather than simply swishing by all the teeny tiny molecules, Dilbilgisi
1:08Bütün o küçücük moleküllerin yanından öylece süzülüp geçmek yerine,
now every single water molecule is like another person
1:11artık her bir su molekülü, bir yere ulaşmak için
you have to push past to get anywhere. Kalıp ifadeler
1:15itip geçmeniz gereken başka bir insan gibidir.
Rather than simply + -ing: bir görüntüyü reddedip ardından diğerini sunmak
Rather than simply + -ing ifadesi, reddedilen veya aşırı basitleştirilmiş bir olasılığı önce verir. Burada, küçücük moleküllerin yanından kolayca geçildiğini hayal etmemenizi söyler; ana cümle daha sonra bu görüntüyü her birinin arasından iterek geçmenin daha zor olduğu durumla değiştirir. Rather than, A değil B karşıtlığını kurar. Simply, A'yı kolay ve zahmetsiz gösterir. Bu kalıp cümlenin başında kullanıldığında dinleyiciyi ilk beklentiden uzaklaştırıp konuşmacının ana düşüncesine yönlendirir.
Alıştırma
Karşıtlığı tamamlamak için Rather than simply ve ignore fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the warning, Maya checked the machine.
Cevabı göster
Rather than simply ignoring
to get anywhere: gerçek bir ilerleme kaydetmek
Burada to get anywhere, “az da olsa ilerleyebilmek için” anlamına gelir. Cümle suyun içinde ilerlemeyi anlattığı için bu ilerleme fiziksel bir harekettir; ancak ifade aynı zamanda daha genel olan “gerçek bir ilerleme kaydetmek” anlamını da taşır. To get anywhere mastar yapısı, molekülleri itip geçmenin amacını belirtir. Başka bağlamlarda get anywhere, bir çabanın, planın veya tartışmanın sonuç verip vermediğini sorgulamak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
“Without the missing data, this investigation won't get anywhere,” cümlesinde get anywhere ne anlama gelir?
- mümkün olan her yere seyahat etmek
- yeni bir varış noktası seçmek
- gerçek bir ilerleme kaydetmek
Cevabı göster
gerçek bir ilerleme kaydetmek
the physicist Osborne Reynolds figured out that Öbek fiiller
1:19fizikçi Osborne Reynolds şunu keşfetti:
there is one simple number that can predict how a fluid will behave. Dilbilgisi
1:21Bir akışkanın nasıl davranacağını tahmin edebilecek basit bir sayı vardır.
figured out: düşünerek veya araştırarak cevaba ulaşmak
Figured out, düşündükten, araştırdıktan veya denemeler yaptıktan sonra bir şeyi başarıyla anlamak ya da cevabı bulmak demektir. Bu cümlede fizikçi yalnızca hesaplama yapmadı; tek bir sayının akışkan davranışını tahmin edebileceği sonucuna ulaştı. figure out that + yan cümle yapısı, bir kişinin ulaştığı sonucu belirtir. figure out why/how/what... veya figure something out yapıları da kullanılabilir.
Alıştırma
Mühendislerin araştırma yaptıktan sonra nedeni anladığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The engineers counted why the motor kept stopping.
- The engineers figured out why the motor kept stopping.
- The engineers calculated why the motor kept stopping.
Cevabı göster
The engineers figured out why the motor kept stopping.
there is ... that can ...: bir şeyi işleviyle tanıtmak
there is + isim kalıbı bir kişi ya da şeyi yeni bilgi olarak tanıtır. Burada yeni sunulan fikir one simple number ifadesidir. that can predict how a fluid will behave ilgi cümleciği, bu sayının ne yapabildiğini hemen açıklar. Bu cümlecikte that, one simple number ifadesine gönderme yapar ve can predict yapısının öznesidir. Bu kalıp, bir açıklamada araç, ölçüt, yöntem ya da başka bir unsur tanıtılıp ardından işlevi belirtildiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir şeyi tanıtıp işlevini açıklamak için there is + isim + that can yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- There is that can detect smoke a sensor.
- There a sensor is that can detect smoke.
- There is a sensor that can detect smoke.
Cevabı göster
There is a sensor that can detect smoke.
It's called the Reynolds number: bir akış ölçüsünü adlandırmak
It's called ... bu cümleden hemen önce tanıtılan sayıya bir ad verir. It o sayıya gönderme yapar; is called ise “adı …dır” veya “… olarak adlandırılır” anlamındaki edilgen adlandırma yapısıdır. Reynolds sayısı, bir akışkan akışındaki atalet etkileriyle viskoz etkileri karşılaştıran boyutsuz bir büyüklüktür. Bu bölümü anlamak için temel fikir şudur: Bu sayının değeri akışın nasıl davranacağını tahmin etmeye yardımcı olur; yalnızca bir sayım ya da birimli bir ölçüm değildir.
Alıştırma
Burada Reynolds number neyi ifade ediyor?
- Akışkan akışının davranışını tahmin etmeye yardımcı olan boyutsuz bir büyüklük
- Bir akışkandaki tek tek parçacıkların sayısı
- Saniyede metre cinsinden ölçülen akışkan hızı
Cevabı göster
Akışkan akışının davranışını tahmin etmeye yardımcı olan boyutsuz bir büyüklük
and it depends on simple properties like the size of the swimmer, Kalıp ifadeler
1:27ve yüzen şeyin boyutu,
and the stickiness or the viscosity of the fluid. Kelime
1:33ve akışkanın yapışkanlığı ya da viskozitesi gibi basit özelliklere bağlıdır.
it depends on: sonucu belirleyici etkenlere bağlamak
Depend on, “-e bağlı olmak” ya da “-e göre belirlenmek” anlamına gelir. A depends on B kalıbında A, söz konusu sonuç veya değerdir; B ise onu değiştirebilecek etkeni ya da koşulu belirtir. Burada it açıklanan şeyi, on’dan sonraki liste de onu belirleyen birkaç özelliği gösterir. Bu ifade, tek bir etkenin yalnız başına etkili olduğunu ileri sürmeden sonucu belirleyici etkenlerle ilişkilendirir.
Alıştırma
depend fiilini doğru biçimde ve gerekli edatla kullanın: The final cost ____ how many tickets we buy.
Cevabı göster
depends on
stickiness or the viscosity: gündelik ifadeden teknik terime
Bu ifadede stickiness gündelik ve sezgisel bir görüntü sunarken viscosity ilgili bilimsel özelliği kesin olarak adlandırır. İlk sözcük, katı bir teknik tanım değil, anlamayı kolaylaştıran gündelik bir köprüdür. Burada or, yeniden ifade etmeyi başlatır; iki ayrı özellik arasında seçim sunmak yerine “daha teknik bir ifadeyle” anlamına gelir. “Gündelik terim + or + teknik terim” kalıbı, uzmanlık dilini daha kolay anlaşılır kılmak için sık kullanılır.
Alıştırma
“the stickiness or the viscosity of the fluid” ifadesinde or ne işe yarıyor?
- Dinleyicinin seçmesi gereken birbiriyle ilgisiz iki özellik sunar.
- Stickiness ile viscosity özelliklerinin birbirinin karşıtı olduğunu gösterir.
- Gündelik bir betimlemeyi teknik bir terimle yeniden ifade eder.
Cevabı göster
Gündelik bir betimlemeyi teknik bir terimle yeniden ifade eder.
creatures of very different sizes inhabit vastly different worlds. Deyimler
1:38Çok farklı boyutlardaki canlılar, birbirinden tamamen farklı dünyalarda yaşarlar.
What this means is that: Önceki bilgiyi bir sonuca dönüştürme
What this means is that... konuşmacının önceki bilginin pratik anlamını ya da ana sonucunu açıklamak üzere olduğunu belirtir. this önceki bilgiye gönderme yapar; that sonrasındaki yan cümle ise ana çıkarımı verir. Dilbilgisel olarak What this means öznedir ve is fiili bunu that ile başlayan yan cümleye bağlar. Söylem kalıbı olarak dinleyicinin ayrıntılardan önemli sonuca geçmesini sağlar.
Alıştırma
İkinci cümleyi burada öğretilen kalıbın aynısıyla tamamlayın: The forecast shows heavy snow overnight. ____ school may open late tomorrow.
Cevabı göster
What this means is that
inhabit vastly different worlds: Son derece farklı koşulları anlatan bir metafor
Kelime anlamıyla inhabit bir yerde yaşamak, worlds ise ayrı dünyalar demektir. Burada inhabit vastly different worlds bir metafordur: boyutları birbirinden çok farklı canlılar, sanki her boyut kendi dünyasında yaşıyormuş gibi çevrelerini tamamen farklı koşullar altında deneyimler. Vastly, different sözcüğünün derecesini güçlendirir; dolayısıyla küçük değil, aşırı bir fark anlatılır. Worlds, canlıların gerçekten farklı gezegenlerde yaşadığı şeklinde anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede inhabit vastly different worlds büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Deneyimledikleri ortamlar ya da fiziksel koşullar büyük ölçüde farklıdır.
- Uzayda farklı gezegenlerde yaşarlar.
- Farklı ülkelere aittirler ve farklı diller konuşurlar.
Cevabı göster
Deneyimledikleri ortamlar ya da fiziksel koşullar büyük ölçüde farklıdır.
a sperm whale inhabits the large Reynolds number world. Kültür
1:44bir ispermeçet balinası yüksek Reynolds sayısına sahip bir dünyada yaşar.
large Reynolds number world: eylemsizliğin baskın olduğu bir akışkan rejimi
Bu cümlede a large Reynolds number world, Reynolds sayısının yüksek olduğu bir akışkan ortamını ifade eder. Balinanın ölçeğinde eylemsizliğin etkisi viskoziteninkinden çok daha güçlüdür; bu nedenle hareket, bir itişten sonra devam edebilir. World sözcüğü ayrı bir yeri değil, fiziksel bir rejimi anlatan öğretici bir benzetmedir. Large, Reynolds number ifadesini niteler; standart teknik ifade high-Reynolds-number regime, yani yüksek Reynolds sayılı rejimdir.
Alıştırma
Bu cümlede a large Reynolds number world ne anlama gelir?
- Daha fazla su içeren, fiziksel olarak devasa bir okyanus
- Eylemsizliğin hareket üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu bir ortam
- Viskozitenin tüm hareketi hemen durdurduğu bir ortam
Cevabı göster
Eylemsizliğin hareket üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu bir ortam
it can coast ahead for an incredible distance. Kelime
1:50inanılmaz bir mesafe boyunca ileriye doğru süzülebilir.
coast ahead: güç vermeden ileri gitmeye devam etmek
Burada coast, güç vermeye devam etmeden, mevcut momentum ya da yer çekimi sayesinde hareketi sürdürmek anlamında bir fiildir. Ahead yönü ekler: ileriye doğru. Dolayısıyla coast ahead, etkin itiş durduktan sonra ileriye doğru hareket etmeyi sürdürmek demektir. Buradaki coast, deniz kıyısındaki kara parçası anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “daha fazla güç olmadan ileri gitmeye devam etmek” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: After she stopped pedaling, the bicycle began to ____ for several meters.
Cevabı göster
coast ahead
sperm live in a low Reynolds number world. Kültür
1:53spermler düşük Reynolds sayısına sahip bir dünyada yaşarlar.
Karşıt bir özneye geçiş yapan Meanwhile
Burada Meanwhile, dinleyicinin dikkatini daha önce ele alınan ispermeçet balinasından sperm hücrelerine yöneltirken genel konuyu, yani büyüklük ile Reynolds sayısının hareketi nasıl etkilediğini, aynı tutar. Karşılaştırmanın yeni ve zıt tarafını işaret eder. Meanwhile çoğu zaman “aynı zamanda” anlamına gelse de söylem belirteçleri zamanı göstermenin yanı sıra fikirleri de düzenleyebilir. Bu cümledeki temel görevi “öte yandan” veya “buna karşılık” ifadesine daha yakındır; olayların tam olarak eş zamanlı olması önemli değildir.
Alıştırma
Örnekte Meanwhile sözcüğünün bilgiyi düzenlemedeki temel görevi nedir?
- Önceki ifadenin yanlış olduğunu gösterir.
- Aynı genel konuyu korurken karşıt bir özneye geçer.
- Reynolds sayısının bilimsel anlamını tanımlar.
Cevabı göster
Aynı genel konuyu korurken karşıt bir özneye geçer.
low Reynolds number world: viskozite eylemsizliğe baskındır
low Reynolds number world, viskoz etkilerin eylemsizlik etkilerinden çok daha güçlü olduğu bir akışkan ortamıdır. Sperm hücresi kadar küçük bir şeyin hareket edebilmesi için sürekli itki gerekir; etkin hareket durduğunda eylemsizlikle uzun bir mesafe ilerleyemez. Buradaki world, hücrenin deneyimlediği fiziksel koşulları anlatan bir benzetmedir. Low sözcüğü world’ü değil, Reynolds number ifadesini niteler. Ayrıca low Reynolds number düşük viskozite anlamına gelmez; eylemsizliğin viskoziteye göre zayıf olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Düşük Reynolds sayılı bir ortamdaki hareketi en iyi hangi ifade açıklar?
- Akışkan direnci ortadan kalkar; bu nedenle hareket için sürekli çaba gerekmez.
- Eylemsizlik baskındır; bu nedenle itki durduktan sonra nesne uzun bir mesafe ilerlemeye devam eder.
- Viskoz etkiler baskındır; bu nedenle etkin itki durduğunda nesnenin hareketi neredeyse hemen kaybolur.
Cevabı göster
Viskoz etkiler baskındır; bu nedenle etkin itki durduğunda nesnenin hareketi neredeyse hemen kaybolur.
If a sperm were to stop flapping its tail, Dilbilgisi
1:56Eğer bir sperm kuyruğunu çırpmayı bırakacak olsaydı,
If ... were to ... it wouldn't even ...: resmî bir varsayım ve sonucu
Burada If + özne + were to + fiilin yalın hâli, bilinçli olarak hayal edilen bir koşul kurar. were to biçimi her özneyle aynı kalır. Sonuç cümleciğinde would/wouldn't + fiilin yalın hâli kullanılır: If a sperm were to stop..., it wouldn't even.... Bu kalıp olayı beklenen bir gelecek gerçeği olarak değil, varsayım olarak sunar. Were to, bilimsel açıklamalara ve risk tartışmalarına genellikle daha resmî ve senaryo inceleyen bir ton verir. Wouldn't even vurgu ekler: sonuç, dinleyicinin bekleyebileceğinden daha uç noktadadır.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcüklü were to biçimiyle tamamlayın: If the navigation unit ____ fail, the drone would land automatically.
Cevabı göster
were to
To imagine what it would feel like to be a sperm, Dilbilgisi
2:01Sperm olmanın nasıl bir his olduğunu hayal etmek için,
what it would feel like to ...: gömülü soruda sözcük dizilişi
What it would feel like to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma deneyiminin onu yaşayan kişiye nasıl geleceğini anlatır. Bu cümlede wh-cümleciğinin tamamı imagine fiilinin nesnesidir. Soru, imagine fiilinden sonra başka bir cümleye gömülü olduğu için düz cümle dizilişini kullanır: what + it + would feel like. Doğrudan soru dizilişi olan what would it feel like kullanılmaz. to-infinitive, hayal edilen eylemi veya durumu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede imagine fiilinden sonraki gömülü soru için doğru sözcük dizilişi kullanılmıştır?
- Can you imagine what would it feel like to breathe underwater?
- Can you imagine what it would feel like to breathe underwater?
- Can you imagine what would feel like to breathe underwater?
Cevabı göster
Can you imagine what it would feel like to breathe underwater?
you need to bring yourself down to its Reynolds number. Öbek fiiller
2:03kendinizi onun Reynolds sayısına kadar küçültmeniz gerekir.
bring yourself down to its Reynolds number: hayalî bir ölçek değişimi
Burada bring yourself down to its Reynolds number bir düşünce deneyi yönergesidir. Dinleyiciden, its ile belirtilen şeyle aynı düşük Reynolds sayılı akış rejiminde hareket ettiğini hayal etmesini ister; fiziksel olarak aşağı inmeyi anlatmaz. Down, değişimi sıradan insan ölçeğindeki bir rejimden çok daha düşük bir Reynolds sayısına geçiş olarak çerçeveler. Bu ifade, boyut ve hareket koşullarındaki soyut bir değişimi zihinde küçülüp o dünyaya girme hissine dönüştürür.
Alıştırma
Bu açıklamada bring yourself down to its Reynolds number dinleyiciden ne yapmasını istiyor?
- Aynı düşük Reynolds sayısı ölçeğinde hareket etmeyi hayal etmek.
- Durumu değiştirmeden yazılı Reynolds sayısını küçültmek.
- Bir şey taşırken fiziksel olarak daha alçak bir yere gitmek.
Cevabı göster
Aynı düşük Reynolds sayısı ölçeğinde hareket etmeyi hayal etmek.
Picture yourself in a tub of molasses Anlatım akışı
2:06Kendinizi pekmez dolu bir küvetin içinde hayal edin,
Picture yourself in ...: dinleyicinin bir sahneyi gözünde canlandırmasını sağlamak
Burada Picture, “hayal etmek” anlamında bir fiildir. Picture yourself + yer veya durum biçimindeki emir yapısı, dinleyiciden kendisini o sahnenin içinde zihninde canlandırmasını ister. Bu yönerge, soyut bir fiziksel koşulu somut bir duyusal deneyime dönüştürerek açıklamayı düzenler. Örnekteki yoğun melas, yüksek direnç gösteren bir akışkanın içinde hareket etmenin nasıl olacağına dair sezgisel bir görüntü verir.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklü yönergeyle tamamlayın: ____ waiting alone in a silent airport after midnight.
Cevabı göster
Picture yourself
with your arms moving about as slow as the minute hand of a clock, Dilbilgisi
2:08kollarınız bir saatin yelkovanı kadar yavaş hareket ediyor olsun,
about as slow as the minute hand of a clock: neredeyse yelkovan kadar yavaş
as + sıfat/zarf + as kalıbı, iki şeyin aynı veya benzer derecede olduğunu karşılaştırır. Burada as slow as, kolların hareket hızını saatin neredeyse fark edilmeyecek kadar yavaş ilerleyen yelkovanıyla karşılaştırarak aşırı yavaşlığı canlı biçimde anlatır. about sözcüğü karşılaştırmayı yumuşatır: hızlar tam olarak değil, yaklaşık olarak aynıdır.
Alıştırma
slow sözcüğüyle eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: Today, traffic is about ____ it was yesterday.
Cevabı göster
as slow as
of what a sperm is up against. Öbek fiiller
2:13bir spermin neyle mücadele ettiği hakkında oldukça iyi bir fikir edinirsiniz.
what a sperm is up against: bir spermin karşı karşıya olduğu zorluk
Be up against something, zor bir engelle, güçlü bir rakiple, baskıyla veya dirençle karşı karşıya olmak anlamına gelir. Bu cümlede what a sperm is up against, spermin yüzleşip aşması gereken zorluğu ifade eder. what yan cümlesi, zorluğu bir bütün olarak sunar: what X is up against, “X'in karşı karşıya olduğu zorluk” demektir. Buradaki ifade deyimseldir; fiziksel teması anlatmaz.
Alıştırma
“Zorlu bir rakiple karşı karşıya olmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Our new club is ____ the defending champions.
Cevabı göster
up against
So how do microbes manage to get anywhere? Kalıp ifadeler
2:15Peki ama mikroplar bir yerlere gitmeyi nasıl başarıyor?
manage to get anywhere: zorluğa rağmen ilerlemeyi başarmak
manage to + fiilin yalın hâli, “zor veya sonucu belirsiz bir şeyi yapmayı başarmak” anlamına gelir. Bu soruda manage to, hareket etmenin aşılması gereken bir sorun olduğunu gösterir. get anywhere, daha önce belirtilmiş belirli bir hedefe ulaşmak değil, “gerçekten hareket etmek veya ilerleme kaydetmek” demektir. manage to get anywhere bir bütün olarak, hareket etmenin zor olduğu koşullarda mikropların bunu nasıl başardığını sorar.
Alıştırma
Hangi cümle, ciddi bir zorluğa rağmen gerçek ilerlemenin nasıl sağlandığını soruyor?
- How did the team manage to get anywhere with so little data?
- How did the team try to get anywhere with so little data?
- Where did the team save the little data they had?
Cevabı göster
How did the team manage to get anywhere with so little data?
don't bother swimming: yüzmek için hiç çaba göstermemek
don't bother + -ing, genellikle bir eylem gereksiz, uğraşmaya değmez veya fayda sağlamayacak gibi görüldüğü için “o eylemi yapmak için çaba göstermemek” anlamına gelir. Burada birçok mikrobun yüzmek için hiç çaba göstermediği anlatılır. Bu yapıda bother'dan sonraki eylem -ing biçiminde kullanılır: bother swimming. at all olumsuzluğu güçlendirerek “hiçbir şekilde, hiç” anlamını verir. Tarafsız many do not swim ifadesiyle karşılaştırıldığında, don't bother swimming yüzmenin uğraşmaya değmediği veya yararlı bir yöntem olmadığı görüşünü de ekler.
Alıştırma
bother ile read fiilinin doğru biçimini kullanın: Since the answer was already obvious, Maya didn't ____ the full message.
Cevabı göster
bother reading
They just let the food drift to them. Dilbilgisi
2:20Sadece yiyeceğin kendilerine doğru sürüklenmesini beklerler.
let the food drift to them: let + nesne + fiilin yalın hâli
let the food drift ifadesinde let’i the food nesnesi ve drift fiilinin yalın hâli izler. let + nesne + fiilin yalın hâli kalıbı, öznenin bir şeyi etkin biçimde gerçekleştirmek yerine onun olmasına izin verdiğini anlatır. Burada yiyecek kendiliğinden onlara doğru hareket eder; bu nedenle ifade pasif bir stratejiyi anlatır. let sonrasında to kullanmadan fiilin yalın hâli gelir: let the food drift doğrudur, let the food to drift değildir.
Alıştırma
Cümleyi let ve drift kullanarak tamamlayın: Mia did not pull the toy boat; she ____ it ____ downstream.
Cevabı göster
let · drift
This is somewhat like a lazy cow Anlatım akışı
2:22Bu, ağzının altındaki çimenlerin yeniden büyümesini bekleyen
This is somewhat like: kısmi bir benzetme sunmak
This az önce açıklanan düşünceye gönderme yapar; is like ise dinleyicinin bu düşünceyi gözünde canlandırmasına yardımcı olan bir benzetme sunar. Böylece ifade, bir düşünceden daha tanıdık bir karşılaştırmaya geçerek bilgiyi düzenler. Somewhat karşılaştırmanın gücünü azaltır: iki şey ilgili bir yönden benzerdir, ancak aynı şeylermiş gibi sunulmaz. Bu, benzetmeyi kesin değil, temkinli hâle getirir.
Alıştırma
This is somewhat like ... ifadesi neyi belirtir?
- İki şey her yönden tamamen aynıdır.
- İki şey bazı yönlerden benzerdir, ancak aynı değildir.
- Konuşmacı karşılaştırmayı bütünüyle reddediyor.
Cevabı göster
İki şey bazı yönlerden benzerdir, ancak aynı değildir.
many microbes do swim: vurgulu do
Tarafsız bir olumlu cümlede many microbes swim demek yeterlidir. swim önüne do getirmek olumlu iddiayı özellikle vurgular: birçok mikrop gerçekten yüzer. do sonrasında ana fiil yalın hâlde, yani swim olarak kalır. But ile birlikte bu vurgu, birçok mikrobun yüzmediği yönündeki önceki düşünceyi düzeltir veya dengeler. Vurgulu do, olumlu ifadenin şüpheye ya da karşıtlığa rağmen doğru olduğunu belirtir.
Alıştırma
Vurgulu do kullanarak yanıtı tamamlayın: “People say these plants need full sun, but some of them ____ well in shade.”
Cevabı göster
do grow
and this is where those incredible adaptations come in. Anlatım akışı
2:29ve işte tam bu noktada o inanılmaz adaptasyonlar devreye girer.
this is where ... come in: devreye giren unsuru tanıtma
This is where X comes in mutlaka fiziksel bir yere işaret etmez. Burada where, açıklamanın adaptasyonların önem kazandığı aşamasını gösterir; come in ise “yararlı veya önemli bir rol oynamaya başlamak” anlamına gelir. Bu kalıp açıklamanın iki bölümünü birbirine bağlar: önce bir sorun veya ihtiyaç ortaya konur, ardından this is where bu sorunu ele alan unsuru tanıtır. X tekilse comes in, adaptations örneğindeki gibi çoğulsa come in kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi this is where X comes in kalıbıyla tamamlayın: “The route is hard to follow; ____ a good map ____.”
Cevabı göster
this is where · comes in
One trick they can use is to deform the shape of their paddle. Anlatım akışı
2:32Kullanabildikleri numaralardan biri, küreklerinin şeklini bozmaktır.
One trick they can use is to ...: bir strateji sunmak
One trick they can use is to ... bir sorunu çözmek veya bir sonuca ulaşmak için uygulanabilir bir strateji sunar. Burada trick, şaka ya da aldatmaca değil, yararlı bir teknik anlamındadır. Kalıp One trick + onu kimin kullanabileceğini belirten yan cümle + is to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Mastar yapı eylemi verir; one ise bunun tek çözüm değil, seçeneklerden biri olduğunu gösterir.
Alıştırma
One trick ... is to ... hedef kalıbını tamamlayın: One trick you can use ____ split the work into smaller steps.
Cevabı göster
is to
more drag on ... than on ...: iki evreyi karşılaştırmak
More drag on the power stroke than on the recovery stroke, itiş sağlayan güç vuruşu sırasında oluşan sürükleme kuvvetinin, küreğin yeniden konumlandığı toparlanma vuruşundakinden daha büyük olduğu anlamına gelir. more + isim + on A + than on B kalıbı, aynı şeyin miktarını iki koşulda karşılaştırır. İkinci drag anlam açık olduğu için söylenmez; on sözcüğünün tekrarlanması da iki evreyi paralel ve karşılaştırmayı net tutar.
Alıştırma
more ... on A than on B hedef karşılaştırmasını tamamlayın: This tire provides more grip on wet roads ____ dry roads.
Cevabı göster
than on
single-celled organisms like paramecia
2:41ve böylece terliksi hayvan (paramesyum) gibi tek hücreli organizmalar,
manage to inch their way through the crowd of water molecules. Kalıp ifadeler
2:44su molekülleri kalabalığının arasından adım adım ilerlemeyi başarırlar.
power stroke ... recovery stroke: bir vuruş döngüsünün iki aşaması
Power stroke, tekrarlanan bir vuruşun ana itişi üreten bölümüdür. Recovery stroke ise küreğin bir sonraki power stroke için gereken konuma döndüğü geri dönüş aşamasıdır. Bunlar iki farklı kürek türü değil, aynı döngünün iki aşamasıdır. Bu cümlede küreğin bükülmesi, power stroke sırasında daha fazla, recovery stroke sırasında ise daha az sürükleme direnci oluşturur; böylece iki aşamanın etkileri birbirini götürmez.
Alıştırma
Hangi cümle power stroke ile recovery stroke arasındaki farkı doğru açıklar?
- Power stroke ana itişi sağlar, recovery stroke ise küreği bir sonraki döngü için geri getirir.
- Recovery stroke ana itişi sağlar, power stroke ise yalnızca küreği geri getirir.
- Bu iki terim farklı kürek türlerini adlandırır.
Cevabı göster
Power stroke ana itişi sağlar, recovery stroke ise küreği bir sonraki döngü için geri getirir.
inch their way through: bir yerden azar azar ilerleyerek geçmek
Inch their way through ifadesinde inch, çok küçük mesafelerle ve çok yavaş hareket etmek anlamında kullanılan bir fiildir. Yapı inch + iyelik biçimi + way + through + yer veya engel şeklindedir. İyelik biçimi özneye göre değişir: my way, her way, their way. Bu ifade genellikle yolun kalabalık, dar veya geçilmesi zor olduğunu düşündürür. Burada organizmaların su molekülleri arasında çok küçük adımlarla ilerlediğini anlatır; mesafeyi inç cinsinden ölçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi inch one's way through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The truck ____ the narrow gate.
Cevabı göster
inched its way through
arrived at by: edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılması
Bu cümlede arrived at by bacteria and sperm, solution sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: a solution that was arrived at by bacteria and sperm. Burada arrive at a solution, fiziksel olarak bir yere varmak değil, “bir çözüme ulaşmak veya bir çözüm geliştirmek” anlamına gelir. Edilgen yapı solution sözcüğünü odağa alırken by, bu çözüme kimin ya da neyin ulaştığını belirtir.
Alıştırma
Bir komitenin görüşmeden sonra karara vardığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The decision arrived the committee after a long discussion was announced.
- The decision arrived at by the committee after a long discussion was announced.
- The decision arrived in by the committee after a long discussion was announced.
Cevabı göster
The decision arrived at by the committee after a long discussion was announced.
Instead of wagging their paddles back and forth, Dilbilgisi
2:52Küreklerini ileri geri sallamak yerine,
Instead of wagging ...: bir eylemin yerine başka bir eylem kullanmak
Baştaki Instead of wagging their paddles back and forth öbeği önce bir eylemi devre dışı bırakır; ardından ana cümle alternatif eylemi verir: they wind them like a corkscrew. Instead of bir edat gibi işlev görür. Bu nedenle ardından fiil geldiğinde -ing biçimi kullanılır: instead of wagging doğrudur, instead of wag değildir. Bu yapı yöntemleri, seçimleri veya mekanizmaları karşılaştırmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi instead of + take yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: ____ the bus, Maya walked to school.
Cevabı göster
Instead of taking
wind them like a corkscrew: sarmal dönüşü anlatmak
Burada wind, bir şeyi sarmal biçimde döndürmek veya burmak anlamındaki bir fiildir. Them nesnedir; daha önce sözü edilen şeyler döndürülmektedir. Like a corkscrew hareketin şeklini anlatır. Hareketi tirbuşonun burularak dönmesine benzetir; nesnelerin gerçekten tirbuşon olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. wind sözcüğünde /aɪ/ mı yoksa /ɪ/ mı duyduğunuza odaklanın.
- They wind the rope around the post.
- The wind moves the rope around the post.
Cevabı göster
They wind the rope around the post.
converts winding motion into forward motion, Kalıp ifadeler
2:59dönme hareketini ileri doğru harekete dönüştürmesi gibi,
Just as ... converts ... into ...: mekanizmalar arasında benzetme kurmak
Just as, bilinen bir mekanizmayı benzetmenin ilk yarısı olarak tanıtır. converts winding motion into forward motion ifadesi, değişimi converts A into B kalıbıyla anlatır: dönme hareketi ileri harekete dönüşür. Bu giriş yan cümlesi açıklamayı düzenler, ancak tek başına tamamlamaz. Virgülden sonra, benzer biçimde çalışan ikinci bir mekanizmayı sunan bir ana cümle gelmelidir.
Alıştırma
Benzetmeyi derste kullanılan iki sözcüklük girişin aynısıyla tamamlayın: ____ a map guides a traveler, a checklist guides a new employee.
Cevabı göster
Just as
convert X into Y: dönme hareketini ileri harekete dönüştürmek
Convert X into Y, bir şeyin X’i Y’ye dönüştürmesi anlamına gelir. Bu cümlede tirbuşon, girdi olan winding motion ifadesini sonuç olan forward motion biçimine dönüştürür. Yapı convert + X + into + Y şeklindedir. Enerji, veri, malzeme ve hareket türlerindeki değişimleri açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi convert X into Y yapısıyla tamamlayın: This tool ____ spoken words ____ written text.
Cevabı göster
converts · into
helical tails: bir eksenin çevresinde dolanan kuyruklar
Helical tails, helis biçimindeki kuyruklardır: hayali bir merkez eksenin çevresinde dolanırken aynı zamanda o eksen boyunca uzanırlar. Burada helical sıfatı kuyrukların üç boyutlu şeklini anlatır. Kuyruklar sarmal olduğu için onları döndürmek, bir tirbuşonu çevirmeye benzer biçimde canlıları ileri itebilir. Temel fikir, yalnızca kıvrık bir kuyruk değil, dönen ve vidaya benzeyen bir şekildir.
Alıştırma
Bilimsel bir bağlamda helical tails ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Vida gibi merkez eksenin çevresinde dolanan kuyruklar
- Yalnızca renkleriyle tanımlanan kuyruklar
- Düz ve tamamen doğrusal kuyruklar
Cevabı göster
Vida gibi merkez eksenin çevresinde dolanan kuyruklar
where water feels as thick as cork: thick güçlü akışkan direncini anlatır
where water feels as thick as cork ifadesindeki thick, küçücük bir canlının suyun içinde ilerlemesinin ne kadar zor olduğunu anlatır. Suyun fiziksel genişliğini, derinliğini veya büyüklüğünü değil, viskozitenin etkisini ve güçlü akışkan direncini belirtir. feel as + sıfat + as + isim kalıbı, hissedilen deneyime dayalı bir karşılaştırma kurar. Mantar gerçekte yoğun bir sıvı değildir; özellikle şaşırtıcı seçilen bu karşılaştırma, mikroskobik ortamı neredeyse katı ve aşılması zor gösterir.
Alıştırma
water feels as thick as cork burada esas olarak neyi anlatıyor?
- Su, içinde ilerleyen küçücük canlılara güçlü bir direnç uygular.
- Suyun fiziksel derinliği bir mantar parçasının boyutuyla aynıdır.
- Su gerçekten mantara dönüşmüştür.
Cevabı göster
Su, içinde ilerleyen küçücük canlılara güçlü bir direnç uygular.
take Batman's approach: Batman tarzı bir yöntemi benimsemek
Take someone's approach, birinin yöntemini veya stratejisini benimsemek anlamına gelir. Buradaki Batman's approach, Batman'in hareket etmek için kancalar ve halatlar kullandığı bilinen görüntüye gönderme yapar. Bu karşılaştırma, bakterilerin tutunmak ve kendilerini ileri çekmek için kancaya benzeyen yapılar kullandığı açıklamasına hazırlık yapar. Bu mizahi bir benzetmedir; bakterilerin Batman'i tanıdığı veya onu bilinçli olarak taklit ettiği iddiası değildir.
Alıştırma
Bu açıklamada take Batman's approach ne anlama geliyor?
- Batman adlı karakterlere dönüşürler.
- Batman'in kancalı araçlar kullanmasına benzetilen bir hareket stratejisi uygularlar.
- Doğrudan Batman ile biyoloji çalışırlar.
Cevabı göster
Batman'in kancalı araçlar kullanmasına benzetilen bir hareket stratejisi uygularlar.
They use grappling hooks to pull themselves along. Notlar
3:14Kendilerini ileri çekmek için kancalar kullanırlar.
grappling hooks: tutunmak ve çekmek için kullanılan kancalı araçlar
Bu cümlede grappling hooks, iplere bağlı kancalı araçlar anlamına gelir. Bir yüzeye veya nesneye takılarak ip yardımıyla çekme kuvveti uygulanmasını sağlarlar. grappling yakalama veya tutunma işlevini belirtir, hooks ise çoğuldur. Burada aracın adı, canlıların tutunup hareket etmesine yardımcı olan küçük biyolojik yapılar için canlı bir benzetme olarak kullanılır; canlıların insan boyutunda gerçek ekipman kullandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümledeki grappling hooks ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Hareket yönünü göstermek için kullanılan ışıklar
- Bir yüzeyde serbestçe yuvarlanmak için kullanılan pürüzsüz tekerlekler
- Bir şeye takılıp çekmek için kullanılan kancalı araçlar veya kanca benzeri yapılar
Cevabı göster
Bir şeye takılıp çekmek için kullanılan kancalı araçlar veya kanca benzeri yapılar
pull themselves along: kendini çekerek ilerlemek
pull themselves along, sabit veya erişilebilen bir şeyi çekerek kendi bedenlerini ileri götürmek anlamına gelir. themselves dönüşlü bir zamirdir; çünkü çeken ve hareket eden aynı gruptur. Along bir yol, yüzey, ip veya benzer bir güzergâh boyunca ilerlemeye devam etme anlamını ekler. Durum hareket yönünü açıkça gösteriyorsa güzergâh ayrıca belirtilmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi pull ... along kalıbının geçmiş zaman biçimi ve doğru dönüşlü zamirle tamamlayın: Using the handrail, the hikers ____ the narrow walkway.
Cevabı göster
pulled themselves along
like a slingshot: biriktirilip serbest bırakılan kuvvet benzetmesi
like a slingshot ifadesi, yakalama kancasının kullanılma biçimini bir sapanın çalışma şekline benzetir. Önce gerilim biriktiğini, ardından bu gerilimin serbest bırakılarak ani ve güçlü bir ileri hareket oluşturduğunu anlatır. Buradaki like, işlev ve hareket bakımından benzerlik kurar. Kanca gerçekten bir sapan değildir; bu görüntü, hareketin neden hızlı ve ani olabildiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede like a slingshot benzetmesi neyi vurgular?
- Kanca gerilim biriktirir, sonra bunu serbest bırakarak ani bir ileri atılma sağlar.
- Kanca onların sabit bir hızla yavaşça hareket etmesini sağlar.
- Kanca küçük bir el silahına dönüşür.
Cevabı göster
Kanca gerilim biriktirir, sonra bunu serbest bırakarak ani bir ileri atılma sağlar.
fling themselves forward: kendini aniden ve güçlü biçimde ileri atmak
Bu cümlede fling themselves forward, “kendi bedenlerini aniden ve güçlü biçimde ileri atmak” demektir. Fling ani bir hız ve kuvvet patlaması anlatır; bu yüzden yalnızca move forward demekten çok daha güçlüdür. Dönüşlülük zamiri themselves, hareketi yapanlarla harekete maruz kalanların aynı olduğunu gösterir: kendi bedenlerini ileri taşırlar. Forward yönü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle birinin kendi bedenini aniden ve güçlü biçimde ileri atmasını en iyi gösterir?
- The gymnast stayed still and watched the bar.
- At the last second, the gymnast flung herself forward and caught the bar.
- The gymnast moved forward one careful step at a time.
Cevabı göster
At the last second, the gymnast flung herself forward and caught the bar.
use chemical engineering: biyoloji için bir mühendislik mecazı
Burada use chemical engineering, bazı bakterilerin stratejisini mühendislik terimleriyle anlatır. Bakterilerin yakın çevrelerini değiştirmek için kimyasal süreçlerden yararlandığı anlamına gelir; bilinçli biçimde mühendislik okudukları veya insanların makinelerini kullandıkları anlamına gelmez. Bu tür anlatım popüler bilim içeriklerinde yaygındır. Engineering sözcüğü, biyolojik bir mekanizmayı hayatta kalma sorununu düzenli ve etkili biçimde çözen bir yöntem olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede use chemical engineering ne anlama geliyor?
- Bazı bakteriler çevrelerini değiştirmek için kimyasal süreçlerden yararlanır.
- Bazı bakteriler yalnızca insanların laboratuvarlarında yaşayabilir.
- Bazı bakteriler eğitimli kimya mühendisleri olarak çalışır.
Cevabı göster
Bazı bakteriler çevrelerini değiştirmek için kimyasal süreçlerden yararlanır.
H. pylori: bir mide bakterisinin kısaltılmış adı
H. pylori, midenin mukus tabakasında yaşamaya uyum sağlamış bir bakteri olan Helicobacter pylori'nin standart kısaltılmış adıdır. Buradaki temel arka plan bilgisi, bu bakterinin neden olduğu enfeksiyonun mide iltihabına ve ülserlere katkıda bulunabilmesidir. Ancak enfekte olmak, kişinin kesinlikle ülser geliştireceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede H. pylori neyi ifade ediyor?
- Mideyi koruyan mukus tabakası
- Midede yaşayabilen ve ülserlerle ilişkili bir bakteri
- Yiyecekleri sindirmek için midenin ürettiği bir asit
Cevabı göster
Midede yaşayabilen ve ülserlerle ilişkili bir bakteri
slimy acidic mucus: bir isim öbeğindeki iki özellik
slimy acidic mucus ifadesinde slimy ve acidic sözcüklerinin ikisi de mucus sözcüğünü niteler. Slimy kaygan ve yapışkan bir dokuyu, acidic ise kimyasal olarak asidik olma özelliğini anlatır. Bu sıfatlar birlikte H. pylori'nin hem kaygan bir dokuya hem de asidik bir kimyasal özelliğe sahip mukusta yaşadığını gösterir. Bir ismin önünde birkaç sıfat bulunduğunda, bağlam bunları sabit bir birim olarak birleştirmiyorsa her sıfatı ayrı bir özellik ekliyor gibi okuyun.
Alıştırma
Bu cümlede slimy acidic mucus neyi tanımlar?
- Kaygan veya yapışkan ve aynı zamanda asidik mukus
- Mukus bulunmayan kuru bir mide duvarı
- Bakterinin oluşturduğu sert bir kabuk
Cevabı göster
Kaygan veya yapışkan ve aynı zamanda asidik mukus
It releases a chemical that thins out the surrounding mucus, Öbek fiiller
3:29Çevresindeki mukusu incelten bir kimyasal salgılar,
thins out: bir şeyi daha ince veya seyrek hâle getirmek
Thins out, thin out fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada geçişli kullanılır: kimyasal madde çevredeki mukusu daha az yoğun hâle getirir. Nesne, out parçacığından sonra gelir: thins out the surrounding mucus. Daha genel olarak thin out; kalınlığı, yoğunluğu veya sayıyı azaltmak anlamına gelir. The clouds thinned out örneğinde olduğu gibi, bir şey kendiliğinden daha seyrek hâle geldiğinde geçişsiz de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu dersteki “daha az yoğun hâle getirmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Add a spoonful of water to ____ the soup.
Cevabı göster
thin out
allowing it to glide through slime: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Burada allowing it to glide through slime, hemen önce anlatılan eylemin sonucunu ekler. Önceki eylemin, mukusun içinden kayarak geçmeyi mümkün hâle getirdiğini belirtir. Tam cümlede kalıp ana cümle, allowing + nesne + to-infinitive şeklindedir. Allowing burada ikinci bir ana fiil değildir; sonucu mümkün kılan unsurun önceki durumun tamamı olduğu anlaşılır. it, allowing fiilinin nesnesi ve glide eyleminin örtük öznesidir.
Alıştırma
Vurgulanan -ing yan cümlesi cümlede hangi işlevi görür?
- Önceki eylemin mümkün kıldığı bir sonucu sunar.
- Neden-sonuç bağlantısı olmayan ilgisiz bir eylem ekler.
- Önceki eylemden önce karşılanması gereken bir koşul belirtir.
Cevabı göster
Önceki eylemin mümkün kıldığı bir sonucu sunar.
are also responsible for stomach ulcers. Kalıp ifadeler
3:36mide ülserlerinden de sorumlu olmaları hiç de şaşırtıcı değildir.
it's no surprise that: beklenen bir sonucu belirtmek
It's no surprise that + yan cümle, that yan cümlesindeki gerçeğin şaşırtıcı değil, beklenen bir durum olduğunu belirtir. Burada, onların mide ülserlerinden sorumlu olması önceki bilgilerle uyumlu bir sonuç olarak sunulur. Bu kalıp açıklamayı da düzenler: önceki gerçekler nedeni sağlar, that yan cümlesi ise öngörülebilir sonucu verir. Maybe iddiayı yumuşatır ve daha az kesin duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Örnekte it's no surprise that neyi belirtir?
- Konuşmacı ardından gelen ifadenin doğru olduğunu kabul etmeyi reddeder.
- Konuşmacı tamamen beklenmedik bir haberi az önce öğrenmiştir.
- Önceki bilgiler, ardından gelen sonucu beklenir hâle getirir.
Cevabı göster
Önceki bilgiler, ardından gelen sonucu beklenir hâle getirir.
be responsible for stomach ulcers: nedensellik ifade etmek
Burada be responsible for, “bir sonuca neden olmak ya da katkıda bulunmak” anlamına gelir. Stomach ulcers, these guys ifadesine bağlanan sonuçtur; ifade, onların bir görevi ya da yönettikleri bir alan olduğunu anlatmaz. Bu nedensel kullanım hastalık, zarar, kaza ve değişimlerle ilgili açıklamalarda sık görülür. Önemli bir nedeni gösterebilir, ancak bunun tek neden olduğunu belirtmek zorunda değildir.
Alıştırma
“Nedeni oldu” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Investigators found that a faulty wire was ____ the fire.
Cevabı göster
responsible for
So when you look really really closely Anlatım akışı
3:39Dolayısıyla bedenlerimize ve etrafımızdaki dünyaya
So when you look really really closely: sonuç için gözlem bakışı kurmak
So, konuşmacının önceki örneklerden bir sonuç çıkardığını gösterir. Ardından gelen when yan cümlesi bu sonucun koşulunu veya bakış açısını kurar: bedenlerimizi ve çevremizdeki dünyayı ayrıntılı biçimde incelediğimizde neyin belirginleşeceğini gösterir. Bu, cümlenin başındaki bir yan cümle olduğu için temel bulgunun ardından gelen ana cümlede tamamlanması gerekir. really sözcüğünün tekrarı closely ifadesine konuşma dilinde vurgu katar ve çok ayrıntılı bir ölçeğe geçişi güçlendirir.
Alıştırma
Açıklamada “So when you look really really closely...” ne işe yarar?
- Konuyla ilgisiz bir geçmiş olayı tanıtır.
- Önceki örnekleri toparlar ve sonuç için ayrıntılı bir bakış açısı kurar.
- Dinleyiciden gözlemin tam saatini söylemesini ister.
Cevabı göster
Önceki örnekleri toparlar ve sonuç için ayrıntılı bir bakış açısı kurar.
you can see all sorts of tiny creatures
3:43yapışkan bir durumun içinde hareket etmenin zekice yollarını bulan
finding clever ways to get around in a sticky situation. Deyimler
3:45her türden minik yaratığı görebilirsiniz.
get around in a sticky situation: hareket ve zorluk üzerine bir kelime oyunu
Burada get around, bir yerden başka bir yere hareket etmek veya bir ortamda yolunu bulmak anlamına gelir. In a sticky situation ise genellikle zor ya da sıkıntılı bir durumda olmak demektir. Cümle, sticky sözcüğünün iki anlamını bilinçli olarak aynı anda etkinleştirir: Canlılar fiziksel olarak yapışkan bir maddenin içinde hareket eder ve bu ortam aynı zamanda zekice çözmeleri gereken bir sorun yaratır. Mizah, gerçek anlamdaki betimleme ile deyimsel anlamın aynı anda işlemesinden doğar.
Alıştırma
Burada get around in a sticky situation ifadesinde hangi iki anlam birlikte işliyor?
- Canlılar bütün yapışkan maddeyi temizledikten sonra bir şehirde dolaşıyor.
- Canlılar konakları tehlikeli olduğu için bir yasadan kaçıyor.
- Canlılar yapışkan bir maddenin içinde hareket ederken aynı zamanda zor bir durumla akıllıca başa çıkıyor.
Cevabı göster
Canlılar yapışkan bir maddenin içinde hareket ederken aynı zamanda zor bir durumla akıllıca başa çıkıyor.
and sperms would never make it to their eggs, Kalıp ifadeler
3:53ve spermler asla yumurtalarına ulaşamazdı,
Without these adaptations, ... would never ...: gerçek dışı bir koşul
Without these adaptations, bir şeyin bulunmadığını varsayarak koşulu ortaya koyar. Anlam bakımından If these adaptations did not exist veya If bacteria did not have these adaptations ile aynıdır. Sonuç bölümündeki would never find, gerçek geleceğe ilişkin basit bir tahmini değil, varsayılan bu yokluğun sonucunu ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıp Without + isim öbeği, özne + would/could + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp Without ... would never ... ile tamamlayın: ____ its thick fur, the animal ____ survive the freezing night.
Cevabı göster
Without · would never
make it to their eggs: bir hedefe başarıyla ulaşmak
Bu cümlede make it to their eggs, “yumurtalarına başarıyla ulaşmak” anlamına gelir. İfade yalnızca hareket edildiğini değil, hedefe ulaşmanın zor veya belirsiz olduğunu da düşündürür. Kalıp make it to + hedef biçimindedir. Buradaki it ayrı bir nesneyi göstermez; sabit make it ifadesinin bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi make it to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hiking through heavy rain, we finally ____ the shelter.
Cevabı göster
made it to
which means you would never get stomach ulcers, Anlatım akışı
3:55bu da asla mide ülseri olmayacağınız,
but you would also never be born in the first place. Kalıp ifadeler
3:57aynı zamanda en başta hiç doğmamış da olacağınız anlamına gelir.
which means: önceki bilgiyi bir sonuca bağlamak
Which means, hemen önce belirtilen durumun tamamına gönderme yapar ve bir sonuç ya da çıkarım sunar. Burada açıklamayı sizinle ilgili sonuçlara taşır; which yalnızca en yakın isme gönderme yapmaz. Aynı cümle içinde bu sonucu eklerken which means ifadesinden önce virgül kullanın: ifade, which means + sonuç. Bu yapı, açıklamayı bir fikirden onun sonucuna uzanan bir zincir şeklinde düzenler.
Alıştırma
Cümleyi, ilk yan cümlenin tamamına gönderme yapan ve onun sonucunu sunan bağlayıcı ifadeyle tamamlayın: The library is closed today, ____ we need to come back tomorrow.
Cevabı göster
which means
in the first place: ilk neden veya temel koşul
Burada in the first place, never be born ifadesini güçlendirir: temel koşul eksik olacağı için doğum hiç gerçekleşmezdi. Bu ifade, ilk doğan kişi olmayı ya da bir sıralamayı anlatmaz. Daha genel olarak bu kalıp, bir durumun arkasındaki ilk nedene, karara veya koşula geri döner. Olumsuz cümlelerde çoğu zaman bir şeyin en başından beri olmaması gerektiğini ya da gerçekleşmesinin mümkün olmadığını anlatır.
Alıştırma
Anlaşmayı kabul etmenin baştan yanlış olduğunu anlatan, bu derste öğrendiğiniz dört kelimelik kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: I should never have accepted the deal ____.
Cevabı göster
in the first place