Ben kimim? Felsefi bir sorgulama - Amy Adkins: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, kişisel kimliği incelemek için Theseus’un Gemisi paradoksunu kullanıyor: Bir gemi ya da insan parça parça değiştiğinde, zaman içinde aynı varlık olarak kalmasını sağlayan nedir? Süreklilik ile özgün bileşim karşılaştırılıyor; ardından sorun sürekli değişen bedenimiz, zihnimiz, duygularımız ve koşullarımızla ilişkilendiriliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. From the ancient Greek aphorism inscribed on the Temple of Apollo, "Know thyself," to the Who's rock anthem, "Who are you?" — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. From...to... yapısıyla kültürel ve tarihsel açıdan uzak örnekleri aynı aralıkta konumlandırmayı, böylece bir sorunun farklı dönemlere ve toplumsal ortamlara yayıldığını etkili biçimde göstermeyi öğrenin. 2. the Ship of Theseus — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı. Bütün parçaları aşamalı olarak değiştirilen bir nesnenin kimliğini koruyup korumadığını sorgulayan felsefi paradoksun adını tanıyın; böylece süreklilik ve özgünlük hakkındaki karşıt savları izleyebilirsiniz. 3. what does this have to do with you? — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Soyut bir hikâye veya kuramdan dinleyici açısından taşıdığı öneme geçmek için bu yaygın soruyu kullanın ve uzun bir geçiş açıklamasına gerek kalmadan kişisel bağlantı kurun.
Bu derste
Throughout the history of mankind: geniş bir zaman çerçevesiyle açılış
Throughout the history of mankind, ana fikir gelmeden önce olabilecek en geniş zaman çerçevesini kurar. Bu cümlede yalnızca bir şeyin ne zaman olduğunu belirtmez; dinleyiciyi sıradaki konuya tüm insanlık tarihi açısından bakmaya yönlendirir. Bu «önce geniş çerçeve, sonra belirli konu» düzeni, kişisel veya soyut bir sorunun evrensel ve uzun süredir var olan bir mesele gibi görünmesini sağlar. Konuşmalarda, belgesellerde ve açıklayıcı metinlerde yaygın bir açılış biçimidir.
Alıştırma
Bu açılışın temel söylem işlevi nedir?
- Sıradaki konuyu insanlık tarihi boyunca paylaşılan, uzun süredir var olan bir mesele olarak çerçeveler.
- Tartışmayı tarihi açıkça belirlenmiş tek bir olayla sınırlar.
- Dinleyiciye olayın nerede gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Sıradaki konuyu insanlık tarihi boyunca paylaşılan, uzun süredir var olan bir mesele olarak çerçeveler.
three little words have sent poets to the blank page, Anlatım akışı
0:08üç küçük kelime şairleri boş bir sayfaya,
have sent poets..., philosophers..., and seekers...: paralel listede paylaşılan tek fiil
Kalıp have sent A to X, B to Y, and C to Z şeklindedir. Tam olarak açıldığında anlamı have sent poets..., have sent philosophers... ve have sent seekers... olur; ancak tekrarlanan fiil öbeği ikinci ve üçüncü unsurda kullanılmaz. Her insan grubunun yine kendine ait bir to öbeği vardır. Fiilin paralel unsurlar arasında paylaşılması cümleyi kısa ve düzenli tutar, ayrıca giderek güçlenen sabit bir ritim oluşturur. Aynı nedenin birkaç farklı insan grubunu etkilediğini de gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle paralel bir yapıda tek bir ortak fiili doğru biçimde kullanır?
- The storm sent hikers to shelters, drivers to side roads, and officials to the control room.
- The storm hikers to shelters, drivers to side roads, and officials to the control room.
- The storm sent hikers to shelters, drivers went to side roads, and officials to the control room.
Cevabı göster
The storm sent hikers to shelters, drivers to side roads, and officials to the control room.
From the ancient Greek aphorism inscribed on the Temple of Apollo, Anlatım akışı
0:18Apollo Tapınağı'na kazınmış antik Yunan aforizması
Know thyself: know yourself ifadesinin eski biçimi
Know thyself, Antik Yunan'a ait bir özdeyişin geleneksel İngilizce ifadesidir. Know yourself anlamına gelir: kendi karakterini, güdülerini, güçlü yönlerini ve sınırlarını anlamak. Bu cümlede alıntı, kimlik sorusunu eski bir felsefe geleneğiyle ilişkilendirir. Thyself, günümüz İngilizcesindeki yourself sözcüğüne karşılık gelen eski bir dönüşlülük zamiridir. Thyself biçiminin korunması, bunun sıradan bir modern emir değil, bilinen tarihî bir alıntı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Özdeyişin geleneksel İngilizce biçimini tamamlayın: ____.
Cevabı göster
Know thyself
Çağları ve kültürleri kapsayan From ... to ...
Burada from A to B gerçek bir hareketi anlatmaz; bir aralığın iki uç noktasını belirler. İlk uç nokta Antik Yunan özdeyişi, ikincisi ise modern bir rock marşıdır. Birbirinden çok uzak bu iki örneği aynı from ... to ... çerçevesine yerleştirmek, kimlikle ilgili aynı sorunun farklı çağlarda ve kültür biçimlerinde ortaya çıktığını gösterir. from ... to ... ifadesinin tamamı genellikle bu aralığın tümü için neyin geçerli olduğunu söyleyen sonraki ana cümleye çerçeve oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede From ... to ... ne işe yarıyor?
- Bir tapınaktan konsere gitmek için yol tarifi verir.
- Antik özdeyişin rock şarkısı için yazıldığını söyler.
- Antik bir kaynaktan modern bir kültür eserine uzanan aralığı gösterir.
Cevabı göster
Antik bir kaynaktan modern bir kültür eserine uzanan aralığı gösterir.
the Who's rock anthem: grup adı olarak The Who
the Who's rock anthem ifadesinde Who bir soru sözcüğü değildir. The Who, Britanyalı bir rock grubunun özel adıdır; apostrophe-s tüm adı iyelik veya ilişki bildiren bir yapıya sokar. Yani söz konusu rock marşı grup tarafından çalınmıştır veya grupla ilişkilidir. Ardından gelen “Who are you?” alıntısı şarkının adıdır. Ad öbeğinin tamamını “The Who grubunun rock marşı” olarak okuyun. Özel addaki büyük harfler ve ardından gelen şarkı adı, Who's ifadesinin who is ya da who has kısaltması olmadığını gösterir.
Alıştırma
“the Who's rock anthem” ifadesindeki apostrophe-s ne işe yarar?
- rock anthem öncesindeki who is ifadesini kısaltır.
- who sözcüğünü çoğul yapar.
- The Who'nun bu marşla ilişkili grup olduğunu gösterir.
Cevabı göster
The Who'nun bu marşla ilişkili grup olduğunu gösterir.
and politicians have all tackled the subject of identity. Kalıp ifadeler
0:33ve politikacıların hepsi kimlik konusunu ele almıştır.
tackle the subject of identity: karmaşık bir konuyu etkin biçimde ele almak
tackle the subject of identity ifadesinde tackle, zor bir konuyu etkin biçimde ele almak, incelemek veya üzerinde çalışmak anlamına gelen mecazi bir fiildir. Spordaki fiziksel müdahaleyi anlatmaz ve konunun mutlaka çözüldüğü anlamına gelmez. Have all tackled, listedeki her grubun geçmişten bugüne kadar bir noktada bu konuyla ilgilendiğini belirtir. All, bunun adı geçen grupların tamamı için geçerli olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi tackle the subject of kalıbını present perfect yapıda kullanarak tamamlayın: Researchers have ____ climate change for decades.
Cevabı göster
tackled the subject of
Their hypotheses are widely varied and lack significant consensus. Kalıp ifadeler
0:38Hipotezleri çok çeşitlidir ve belirgin bir fikir birliğinden yoksundur.
lack significant consensus: grupta yeterli uzlaşı olmaması
Lack significant consensus, güçlü sayılabilecek ortak bir görüşün çok az olması demektir. Burada farklı hipotezler, geniş ölçüde paylaşılan tek bir görüş etrafında birleşmiyor. Consensus, tek bir kişinin onayı değil, grup düzeyindeki uzlaşıdır. Burada lack geçişli bir fiildir, bu yüzden significant consensus isim öbeğini doğrudan nesne alır. Significant, anlaşmanın miktarını veya gücünü anlatır: açık bir uzlaşı sayılacak kadar anlaşma yoktur.
Alıştırma
Hangi cümlede lack fiil olarak ve consensus grup uzlaşısı anlamında doğru kullanılmıştır?
- The panel members lack of significant consensus on the safest design.
- One engineer gave her personal consensus on the safest design.
- The panel members lack significant consensus on the safest design.
Cevabı göster
The panel members lack significant consensus on the safest design.
So, what's so hard about coming up with the right answer? Öbek fiiller
0:44Peki, doğru cevabı bulmak neden bu kadar zor?
coming up with the right answer: doğru cevabı düşünüp üretmek
Come up with, bir fikir, cevap veya plan düşünmek ya da üretmek anlamına gelen çok sözcüklü bir fiildir. Bu cümlede coming up with the right answer, düşünerek doğru cevabı üretmek demektir; kelimelerin düz anlamıyla yukarı hareket etmek değildir. What's so hard about ... yapısında about sonrasında -ing biçimi gelir, bu nedenle come, coming olur. With ifadenin bir parçasıdır ve üretilen şeyi belirtir: the right answer.
Alıştırma
Burada öğretilen ve düşünüp üretmek anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to ____ a name for the club.
Cevabı göster
come up with
One challenge certainly lies with the complex concept of the persistence of identity. Notlar
0:49Zorluklardan biri kesinlikle kimliğin kalıcılığı gibi karmaşık bir kavramda yatıyor.
lies with: kaynağı veya yetki sahibini belirtmek
Bu cümlede lies with, “... içinde bulunur” veya “... kaynaklanır” anlamına gelir. Konuşmacı, karmaşık kavramı bir zorluğun kaynağı olarak gösterir; fiziksel olarak uzanmaktan ya da yalan söylemekten söz etmez. X lies with Y kalıbı, bir sorunun, sorumluluğun, yetkinin veya kararın Y’de bulunduğunu gösterebilir. Burada özne One challenge tekil olduğu için lies, lie fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir.
Alıştırma
lie with ifadesini doğru biçimde kullanın: The final decision ____ the principal.
Cevabı göster
lies with
the persistence of identity: değişime rağmen aynı varlık olarak kalmak
The persistence of identity, bir kişinin veya şeyin zaman ve değişim boyunca aynı kalmaya devam etmesi demektir. Burada persistence “varlığını sürdürmek”, identity ise bir kimlik belgesini değil, aynı varlık olmayı ifade eder. Bu kavram, nitelikleri, anıları veya parçaları değişse bile bir şeyi aynı şey olarak tutan unsurun ne olduğunu sorar. Daha sonra verilen gemi örneğinde, parçaların değiştirilmesi geminin kimliğinin sürüp sürmediğini sınar.
Alıştırma
Bu bağlamda the persistence of identity ne anlama gelir?
- İnatçı bir kişinin görüşünü değiştirmeyi reddedip reddetmediği.
- Bir kimlik belgesinin hâlâ geçerli olup olmadığı.
- Bir kişinin veya şeyin zaman ve değişim boyunca aynı varlık olarak kalıp kalmadığı.
Cevabı göster
Bir kişinin veya şeyin zaman ve değişim boyunca aynı varlık olarak kalıp kalmadığı.
Which you is who? ... And when is am? ... And which aspect of you is I? ifadelerindeki bilinçli söz oyunu
Bu sorular you, who, am ve I sözcüklerini yalnızca alışılmış dil bilgisi görevlerinde kullanmak yerine, bilinçli olarak incelenecek nesneler hâline getirir. Her soru kimlik dilinin bir bölümünü ayırır: “you”nun hangi sürümü, “am”in hangi zamana ait olduğu ve hangi yönün “I” sayıldığı. Bozukmuş gibi görünen bu dil bilgisi, retorik bir araçtır. Konuşmacı tanıdık dil bilgisini yabancılaştırarak tek bir soyut soruyu zaman, durum ve kimlik hakkındaki sorulara ayırır. Bunlar günlük bilgi istemek için kullanılan standart soru kalıpları değildir.
Alıştırma
Bu sorulardaki alışılmadık dil bilgisinin temel retorik amacı nedir?
- Kişi zamirlerinin telaffuzunu düzeltmek.
- Günlük konuşma için standart soru kalıpları öğretmek.
- Sıradan dil bilgisi sözcüklerini felsefi düşüncenin nesnelerine dönüştürmek.
Cevabı göster
Sıradan dil bilgisi sözcüklerini felsefi düşüncenin nesnelerine dönüştürmek.
Are you your physical body ... your actions? ifadesindeki paralel boyutlar
Bu soru Are you ifadesinden sonra üç paralel isim grubu yerleştirir: your physical body, your thoughts and feelings ve your actions. Bu liste, soyut kimlik fikrini tek tek incelenebilecek somut boyutlara ayırır. Burada Are you X? ifadesi “Sen X ile aynı şey misin?” anlamına gelir. Yalnızca sahip olduğun şeylerin listesi değildir. your sözcüğünün tekrarı, her olası tanımı paralel bir yapıda tutar ve karşılaştırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
your physical body, your thoughts and feelings, your actions listesi cümlede ne yapıyor?
- Kimliği yalnızca fiziksel bedenin tanımladığını gösterir.
- Kimliği karşılaştırmak için birkaç boyuta ayırır.
- Dinleyiciye ait eşyaları sıralar.
Cevabı göster
Kimliği karşılaştırmak için birkaç boyuta ayırır.
These murky waters of abstract logic are tricky to navigate, Deyimler
1:18Soyut mantığın bu bulanık sularında gezinmek zordur,
murky waters ... tricky to navigate: belirsiz ve zor akıl yürütme için bir yol alma benzetmesi
“Murky waters” sözcük anlamıyla karanlık ya da bulanık suları çağrıştırır. Burada soyut mantığı, ileriye giden yolu görmenin zor olduğu belirsiz bir alana dönüştürür. “Tricky to navigate” aynı benzetmeyi sürdürür. “Navigate”, gerçek bir tekneyi yönlendirmek değil, karmaşık akıl yürütmeyi anlamak ve adım adım ele almak anlamındadır. İki ifade birlikte, bu tür bir mantığın belirsiz ve başa çıkması zor olduğunu anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede su ve yol alma benzetmesi ne anlama geliyor?
- Konuşmacı kirli suda güvenli biçimde tekne kullanmayı açıklıyor.
- Soyut mantık belirsizdir ve onu anlayıp ele almak zordur.
- Soyut mantık bir su kütlesini fiziksel olarak değiştirmiştir.
Cevabı göster
Soyut mantık belirsizdir ve onu anlayıp ele almak zordur.
and so it's probably fitting that to demonstrate the complexity, Kalıp ifadeler
1:22ve bu yüzden bu karmaşıklığı göstermek için,
it's probably fitting that: ardından gelen içeriğin uygun olduğunu belirtmek
“It's probably fitting that”, “…… olması muhtemelen uygun ya da özellikle yerindedir” anlamına gelir. Buradaki “fitting”, ardından gelen içeriği değerlendiren bir sıfattır; kıyafet deneme eylemi değildir. “It” biçimsel öznedir ve that ile başlayan yan cümle değerlendirilen olayı ya da seçimi belirtir. “Probably” yargıyı yumuşatır; böylece konuşmacı sıradaki gösterimi mutlak bir zorunluluk değil, duruma uygun bir seçim olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bu muhtemelen uygundur” anlamına gelen dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: ____ the awards ceremony ends with a thank-you to the volunteers.
Cevabı göster
It's probably fitting that
the Greek historian Plutarch used the story of a ship.
1:25Yunan tarihçi Plutarkhos'un bir gemi hikayesi kullanması muhtemelen çok yerindedir.
As the tale goes: geleneksel bir hikâyeye giriş
As the tale goes, «hikâyenin geleneksel anlatımına göre» anlamına gelen bir hikâye girişidir. Sonraki sözleri doğrudan doğrulanmış bir gerçek olarak sunmak yerine bir efsaneye, halk hikâyesine veya anekdota geçildiğini gösterir. Burada goes, «yürür» veya «seyahat eder» anlamında değildir. the story goes ifadesinde olduğu gibi hikâyenin belirli bir biçimde «anlatılması» veya «dilden dile dolaşması» anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede As the tale goes doğal biçimde kullanılmıştır?
- As the train schedule goes, the next service leaves at noon.
- As the laboratory report goes, the liquid froze at minus five degrees.
- As the tale goes, a silver fox guards the mountain at night.
Cevabı göster
As the tale goes, a silver fox guards the mountain at night.
mythical founder king of Athens: mitolojide Theseus
Vurgulanan sözcükler Theseus hakkında ek bilgi verir. Yunan mitolojisinde Theseus, Atina'nın kuruluşu ve birleşmesiyle bağlantılı eski bir kral olarak sunulur. Theseus'tan sonraki tam ifade, onu başka sözlerle tanımlayan açıklayıcı bir eşleme görevi görür. Mythical, bu rolün modern bir makamdan veya günümüzdeki bir iş gibi doğrulanmış bir unvandan değil, mitolojik gelenekten geldiğini gösterir. Founder king, bir şehrin köken hikâyesinde önemli kişi sayılan kral düşüncesini iki sözcükte toplar.
Alıştırma
Bu cümlede mythical founder king of Athens, Theseus hakkında ne anlatıyor?
- Mitolojik gelenek onu Atina'nın kökeninde merkezi öneme sahip eski bir kral olarak sunar.
- Atina'da modern ve seçimle gelinen bir görev üstlenmiştir.
- Atina'da bir şirket kuran gemi yapımcısıdır.
Cevabı göster
Mitolojik gelenek onu Atina'nın kökeninde merkezi öneme sahip eski bir kral olarak sunar.
single-handedly slayed the evil minotaur at Crete, Kelime
1:39Girit'teki kötü minotoru tek başına katletmiş,
single-handedly slayed: yardım almadan öldürmek
Bu cümlede single-handedly slayed, 'başka hiç kimseden yardım almadan öldürdü' anlamına gelir. Single-handedly, slayed fiilini niteler ve eylemi tek bir kişinin yalnız başına tamamladığını vurgular; kişinin gerçekten yalnızca tek elini kullandığı anlamına gelmez. Slayed, slay fiilinin geçmiş zaman biçimlerinden biridir. Burada slay, bir canavardan söz etmeye uygun, dramatik ve kahramanlık hikâyesi tonuyla 'öldürmek' demektir. single-handedly + geçmiş zamanlı eylem fiili kalıbı, yardım almadan yapılan etkileyici bir eylemi vurgulamak için kullanılabilir.
Alıştırma
'The hero single-handedly slayed the monster' cümlesi ne anlama gelir?
- Kahraman ve bir ekip canavarı birlikte öldürdü.
- Kahraman canavarı yalnızca tek elini kullanarak öldürdü.
- Kahraman canavarı hiç kimseden yardım almadan öldürdü.
Cevabı göster
Kahraman canavarı hiç kimseden yardım almadan öldürdü.
To honor this heroic feat: amaç bildiren bir ifade
To honor this heroic feat, amaç bildiren bir mastar ifadesidir. Cümlenin başına geldiğinde sonraki eylemin neden yapıldığını açıklar: eylem, başarıya saygı göstermek ve onu anmak için gerçekleştirilir. Honor burada bir fiildir; feat ise cesaret, beceri veya çaba gerektiren dikkat çekici bir başarıdır. Heroic, feat sözcüğünü güçlendirerek başarının özellikle cesurca veya hayranlık uyandırıcı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Amaç ifadesini tamamlamak için honor, heroic ve feat sözcüklerini kullanın: ____, the city built a monument.
Cevabı göster
To honor this heroic feat
for 1,000 years Athenians painstakingly maintained his ship in the harbor Kalıp ifadeler
1:471.000 yıl boyunca Atinalılar limandaki gemisine özenle bakmışlar
painstakingly maintained: büyük özen ve emekle bakımını yapmak
Painstakingly maintained, “çok dikkatli ve zaman alan bir çalışmayla iyi durumda tuttu” demektir. Maintain devam eden bakımı, painstakingly ise bu bakımın ayrıntılara dikkat, sabır ve büyük emekle nasıl yapıldığını anlatır. Painstakingly sözcüğünün içinde pain bulunsa da bu zarf, çalışanların fiziksel acı çektiği anlamına gelmez. İşin dikkatli ve zahmetli bir biçimde yapıldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “çok dikkatli bir emekle iyi durumda tuttu” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: During the year-long exhibition, the museum team ____ the fragile clock.
Cevabı göster
painstakingly maintained
and annually reenacted his voyage. Kalıp ifadeler
1:54ve her yıl yolculuğunu yeniden canlandırmışlardır.
annually reenacted his voyage: yolculuğunu her yıl yeniden canlandırdılar
Annually reenacted his voyage, “onun yolculuğunu her yıl bilinçli olarak yeniden canlandırdılar veya sahnelediler” demektir. Annually sıklığı, yani yılda bir kez yapıldığını belirtir; reenacted ise geçmişteki belirli bir olayın temsil edildiğini gösterir. Reenact, bir şeyi yalnızca yeniden yapmaktan daha özeldir. Genellikle anma, eğitim veya gösterim amacıyla bir olayın hareketlerini ya da sahnelerini yeniden kurmak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle insanların geçmişteki tarihî bir olayı her yıl yeniden sahnelediği anlamına gelir?
- Local actors practice for the ceremony every afternoon.
- Local actors annually reenact the town's founding ceremony.
- Local actors repeat one line because the audience cannot hear it.
Cevabı göster
Local actors annually reenact the town's founding ceremony.
Whenever a part of the ship was worn or damaged, Dilbilgisi
1:58Geminin bir parçası ne zaman aşınsa veya hasar görse,
it was replaced with an identical piece of the same material,
2:01aynı malzemeden yapılmış birebir aynısıyla değiştirilmiştir,
Whenever ... was replaced: tekrarlanan koşullar ve edilgen yapı
Whenever, tekrar tekrar gerçekleşen bir koşulu belirtir: bir parça ne zaman aşınmış veya hasarlı duruma gelse ardından değiştirme işlemi yapılırdı. Yalnızca bir kez gerçekleşen tek bir onarımdan söz etmez. was worn or damaged eylemi başlatan durumu anlatırken it was replaced geçmiş zaman edilgen yapısını kullanır. Böylece parçayı kimin değiştirdiğinden çok, parçaya ne yapıldığına odaklanılır. Bu kalıp kuralları, bakım işlemlerini ve uzun süreli uygulamaları anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Whenever ve replace fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimini kullanarak tekrarlanan bakım kuralını tamamlayın: ____ a safety cable was damaged, it ____ immediately.
Cevabı göster
Whenever · was replaced
until at some point no original parts remained. Notlar
2:05ta ki bir noktada hiçbir orijinal parça kalmayana kadar.
until at some point: zamanı belirsiz bir dönüm noktasına ulaşmak
Until, bu cümlecikten önce anlatılan devam eden sürecin bitiş noktasını gösterir. At some point, kesin zamanı belirtmeden «bir noktada» anlamına gelir. Bu bağlamda until at some point, dinleyiciyi aşamalı bir süreçten sonraki bir dönüm noktasına taşır: sonunda hiçbir orijinal parça kalmamıştır. Kesin an bilinmiyor veya önemli değildir. İfade, sonucun planlanmış ya da tam olarak kaydedilmiş bir zamanda gerçekleştiğini değil, biriken değişikliklerin sonunda bir sonuç ortaya çıkardığını vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede until at some point neyi gösteriyor?
- Önceki süreç, sonucun ortaya çıktığı ve zamanı belirtilmeyen daha sonraki bir noktaya kadar devam etti.
- Öncesinde bir süreç olmadan sonuç herhangi bir anda gerçekleşebilirdi.
- Sonuç kesin olarak kaydedilmiş bir zamanda gerçekleşti.
Cevabı göster
Önceki süreç, sonucun ortaya çıktığı ve zamanı belirtilmeyen daha sonraki bir noktaya kadar devam etti.
no original parts remained: tek bir orijinal parça bile kalmadı
no original parts remained ifadesinde no + çoğul isim, “bir tane bile yok” anlamına gelir. no original parts öznedir; remained ise “hâlâ geride bulunmak” veya “varlığını sürdürmek” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Birinin parçaları değişmeden tutması eylemini anlatmaz. Bu yapı, bir sürecin sonundaki sonucu vurgular: o noktaya gelindiğinde orijinal parçalardan hiçbiri kalmamıştır. Değiştirme, kaldırma, kaybetme veya yenisiyle değiştirme sonrasında o türden hiçbir şeyin kalmadığını söylemek için no + çoğul isim + remain/remained yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Sonucu anlatmak için cümleyi no + old trees ile tamamlayın: After the town removed every old tree, ____ remained.
Cevabı göster
no old trees
Plutarch noted the Ship of Theseus was an example of the philosophical paradox Kültür
2:09Plutarkhos, Theseus'un Gemisi'nin kimliğin kalıcılığı etrafında dönen
the Ship of Theseus: kimlik hakkında bir paradoks
the Ship of Theseus, yalnızca sıradan bir tarihî gemiye gönderme değil, felsefi bir düşünce deneyinin adıdır. Bir nesnenin parçaları teker teker değiştirilip sonunda orijinal parçaların hiçbiri kalmadığında o nesnenin hâlâ aynı nesne olup olmadığını sorar. Bu ad, değişim boyunca kimlikle ilgili bir soruya işaret eder: Bir şeyi zaman içinde aynı şey yapan nedir? Bu özel adı tanımak, geminin yeniden inşa edilmiş farklı sürümleri hakkındaki tartışmaları takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Theseus'un Gemisi'nin ortaya attığı temel soru nedir?
- Tüm parçaları değiştirilen bir nesnenin hâlâ aynı nesne olup olmadığı
- Theseus'un birden fazla gemiye sahip olup olmadığı
- Eski bir geminin onarıldığında daha hızlı olup olmadığı
Cevabı göster
Tüm parçaları değiştirilen bir nesnenin hâlâ aynı nesne olup olmadığı
revolving around the persistence of identity. Öbek fiiller
2:14felsefi bir paradoks örneği olduğunu belirtmiştir.
revolving around: bir konuyu merkeze almak
Burada revolving around, fiziksel olarak bir daire çizerek dönmek değil, “bir şeyi ana konu yapmak” anlamındadır. the persistence of identity ifadesini ana konu olarak gösterir. Soyut bağlamlarda bir tartışmanın, hikâyenin, sorunun veya araştırmanın asıl olarak neyle ilgili olduğunu söylemek için revolve around + isim veya isim öbeği kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi revolve around ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The science club's project ____ clean energy.
Cevabı göster
revolves around
How can every single part of something be replaced, Anlatım akışı
2:17Bir şeyin her bir parçası değiştirilirken,
How can ..., yet ...?: karşıtlık yoluyla bir paradoks sunmak
How can ...?, düşünceyi adım adım talimat isteyen bir soru olarak değil, şaşırtıcı bir sorun olarak sunar. İlk bölüm bir gerçeği son sınırına taşır: her bir parça değiştirilmiştir. Virgülden sonraki yet, not yet ifadesindeki zaman anlamını değil, “ama buna rağmen” anlamını taşır. Nesnenin hâlâ aynı kaldığı yönündeki karşıt iddiayı getirir. İki iddiayı tek soruda birleştirmek paradoksu açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümle iki ana fikrini nasıl sunuyor?
- Fikirleri açıklanması gereken görünürde bir çelişki olarak sunar.
- İki adımı gerçekleşme sırasına göre listeler.
- Şimdiye kadar hiçbir parçanın değiştirilmediğini söyler.
Cevabı göster
Fikirleri açıklanması gereken görünürde bir çelişki olarak sunar.
Let's imagine... ile varsayımsal bir durum tanıtmak
Let's imagine... dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte varsayımsal bir duruma girmeye davet eder. Burada imagine sözcüğünden sonra sahneyi kuran tam yan cümle there are two ships gelir. Bu tür bir giriş, bir varsayımdan yola çıkarak akıl yürütmeden önce kullanılır. Hemen bir sonuç sunmak yerine dinleyicilere ortak bir başlangıç noktası verir.
Alıştırma
Girişi Let's imagine ve tam bir there are yan cümlesiyle tamamlayın: ____ three ways to solve the problem.
Cevabı göster
Let's imagine there are
The ship that Theseus docked in Athens, ship A,
2:25Theseus'un Atina'ya yanaştırdığı gemi, A gemisi,
and the ship sailed by the Athenians a thousand years later,
2:29ve Atinalıların bin yıl sonra yelken açtığı gemi,
our question is this: ile ana soruyu duyurmak
our question is this: önceki durum açıklamasını tamamlar ve asıl sorunun hemen ardından geleceğini dinleyiciye bildirir. this sözcüğü önceki sıradan bir isme değil, iki noktadan sonra gelen içeriğe işaret eder. Bu ifade açıklamalarda, sunumlarda ve yazılarda bilgiyi düzenleyen bir yönlendirme işaretidir. İki nokta, bu işareti dinleyicinin odaklanması gereken gerçek sorudan ayırır.
Alıştırma
our question is this: bir açıklamada ne işe yarar?
- İlgisiz bir konuya geçer.
- Ana sorunun hemen ardından geleceğini bildirir.
- Daha önce sorulan bir sorunun cevabını verir.
Cevabı göster
Ana sorunun hemen ardından geleceğini bildirir.
Some would say that for 1,000 years there has been only one ship of Theseus, Notlar
2:40Bazıları 1.000 yıl boyunca sadece tek bir Theseus gemisi olduğunu söyleyebilir,
Some would say that: bir görüşü ihtiyatla sunmak
Some would say that, kimliği belirtilmeyen bir grup insana atfedilen bir görüşü sunar. Some iddiayı sınırlar: konuşmacı herkesin aynı fikirde olduğunu söylemez. Buradaki would, geçmişten bakılan gelecek zaman değil, görüşe mesafe katan bir kip yardımcı fiilidir. İfadeyi birinin makul biçimde savunabileceği bir tutum olarak sunar; böylece konuşmacı görüşü tamamen benimsemeden tartışmayı düzenleyebilir.
Alıştırma
Hangi cümle yalnızca bazı kişilerin savunduğu bir görüşü sunar ve farklı fikirlere yer bırakır?
- Some would say that the new rule is too strict.
- Everyone agrees that the new rule is too strict.
- The new rule is definitely too strict.
Cevabı göster
Some would say that the new rule is too strict.
there has been only: geçmişten bugüne süren varlık
There has been, varlık bildiren there be yapısının present perfect biçimidir. Standart yazılı İngilizcede ardından gelen ad öbeği uyumu belirler: only one ship tekildir, bu yüzden have yerine has kullanılır. For 1,000 years, geçmişte başlayıp bugüne uzanan bir süreyi belirtir. Only bu sürenin tamamındaki sayıyı sınırlar: iddia, geçmişte bir kez bir geminin var olduğu değil, tek bir geminin aynı gemi sayılmaya devam ettiğidir.
Alıştırma
There be yapısının kısaltılmamış present perfect biçimini only ile kullanın: For ten years, ____ one entrance to the building.
Cevabı göster
there has been only
and because the changes made to it happened gradually,
2:45ve üzerinde yapılan değişiklikler yavaş yavaş gerçekleştiği için,
at any point in time: hiçbir an istisna değildir
At any point in time, 'ele alınan zaman dilimi içindeki herhangi bir anda' anlamına gelir. Belirli bir zamanı adlandırmak yerine zaman çizgisindeki olası her anı kapsar. Tam cümlede never ... stopped being yapısının içinde yer alır ve olumsuzluğu güçlendirir: geminin kimliğinin sona erdiği hiçbir an yoktur. Bir durumun belirli bir süre içinde değişip değişmediğini kesin biçimde belirtmeniz gerektiğinde bu ifadeyi kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle resmî bir rapora en uygundur ve sistemin test sırasında hiçbir anda arıza yapmadığı anlamına gelir?
- The system did not fail at any point in time during the test.
- You can contact the system anytime during the test.
- The system did not fail sometime during the test.
Cevabı göster
The system did not fail at any point in time during the test.
stopped being the legendary ship. Dilbilgisi
2:50efsanevi gemi olmaktan çıkmadığını iddia edebilir.
stopped being: bir kimlik veya durum sona erdi
Stopped being, stop + -ing yapısını kullanır. Burada being, stopped sözcüğünün tamamlayıcısıdır; sürekli zaman yapısının bir parçası değildir. Stop being + isim öbeği veya sıfat, bir kimliğin, rolün ya da durumun sona ermesi anlamına gelir. Burada being sözcüğünden sonra the legendary ship gelir; bu nedenle stopped being, 'o kimliğe sahip olmayı bıraktı' demektir. Tam cümlede never, stopped sözcüğünü olumsuz yapar; dolayısıyla bu kimlik devam etmiştir.
Alıştırma
Yolun artık ana güzergâh olmadığını anlatan stop + -ing yapısıyla cümleyi tamamlayın: When the new bypass opened, this road ____ the main route.
Cevabı göster
stopped being
Though they have absolutely no parts in common, Dilbilgisi
2:53Ortak hiçbir parçaları olmamasına rağmen,
Though they have absolutely no parts in common: ödünleme ilişkisi kurmak
Though, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır: önce ana cümlede söylenecek şeyin tersini bekletebilecek bir gerçek sunar. Burada “-e rağmen” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelen because ile aynı değildir. Ardından gelen ana cümle beklenmedik iddiayı verir. have no parts in common, nesnelerin hiçbir ortak parçası olmadığı anlamına gelir. Absolutely, no sözcüğünü güçlendirir; böylece tek bir ortak parça bile bulunmadığı vurgulanır. Virgül, cümlenin ana cümleyle devam edeceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede though bir ödünleme ilişkisi kurmak için doğru kullanılmıştır?
- Though the two robots have no parts in common, they perform the same task.
- Because the two robots have parts in common, they need the same repair kit.
- If the two robots have parts in common, this tool may fit both.
Cevabı göster
Though the two robots have no parts in common, they perform the same task.
numerically identical: tek ve aynı varlık
Felsefede numerically identical, iki farklı biçimde anlatılsa veya farklı zamanlarda ele alınsa bile tek ve aynı bireysel varlık olmak demektir. Buradaki numerically, sayma sorusunu yanıtlar: iki değil, bir varlık vardır. İki ölçümdeki sayıların eşit olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede the two ships, karşılaştırılan iki adayı veya iki sunuluş biçimini belirtirken are numerically identical daha güçlü bir iddia ortaya koyar: Aslında aynı gemidirler. Parçaları veya başka nitelikleri farklı olsa bile bu özdeşlik iddiası ileri sürülebilir.
Alıştırma
Felsefi bir tartışmada numerically identical ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The two test scores are numerically identical because both are 90.
- The Morning Star and the Evening Star are numerically identical because both expressions refer to Venus.
- These two coins are numerically identical because they have the same design.
Cevabı göster
The Morning Star and the Evening Star are numerically identical because both expressions refer to Venus.
one and the same: iki ad, tek bir kimlik
One and the same, iki adın, rolün, tanımın veya ayrı görünen şeyin aslında tam olarak aynı kişiyi ya da şeyi belirttiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede yalnızca benzerlik değil, aynılık vurgulanır. İfadenin tamamını tek bir bütün olarak anlayın: Buradaki and, iki ayrı ögeyi birbirine bağlamaz. Bu ifade, iki adın aynı kişiyi veya şeyi gösterip göstermediğini açıklamak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
İki rolün tam olarak aynı kişiye ait olduğunu belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya writes the stories and also narrates them. The writer and the narrator are ____.
Cevabı göster
one and the same
However, others could argue that Theseus never set foot on ship B, Notlar
3:03Ancak başkaları, Theseus'un B gemisine hiç ayak basmadığını iddia edebilir,
However, others could argue: karşı görüş sunmak
However, önceki görüşten farklı bir yöne geçildiğini gösterir; others ise farklı görüşteki kişileri tanıtır. Bu unsurlar birlikte bir karşı görüş başlatarak tartışmadaki bilgiyi düzenler. Burada could argue, “şu iddiayı ileri sürebilir” anlamındadır; “tartışma yeteneğine sahipti” anlamına gelmez. Could, bu görüşü konuşanın kesin kabul ettiği bir gerçek olarak sunmadan olası bir konuma yer açar.
Alıştırma
However, others could argue bu cümlede ne işe yarar?
- Başka bir gruba geçer ve olası bir karşı görüş sunar.
- Başka bir grubun tartışmak için gerekli uygulamalı yeteneğe sahip olduğunu söyler.
- Önceki görüşü doğrulanmış bir gerçek olarak tekrarlar.
Cevabı göster
Başka bir gruba geçer ve olası bir karşı görüş sunar.
set foot on: bir yere girmek veya orayı ziyaret etmek
Set foot on, bir yere çıkmak, girmek veya orayı ziyaret etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede Theseus never set foot on ship B, Theseus'un B gemisinde fiziksel olarak hiç bulunmadığı anlamına gelir; yalnızca tek bir adımı anlatmaz. Never ile kullanıldığında bir kez bile olmadığını vurgular. Bu yokluk önemlidir çünkü sav, Theseus'un gemide bulunmasını hangi geminin Theseus'un Gemisi sayılabileceğini belirleyen bir kanıt olarak ele alır.
Alıştırma
Cümleyi, bir kez bile girmiş veya ziyaret etmiş olmak anlamındaki üç sözcüklü kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: She has never ____ that island.
Cevabı göster
set foot on
and his presence on the ship is an essential qualitative property of the Ship of Theseus. Kelime
3:09ve onun gemideki varlığı Theseus'un Gemisi'nin temel bir niteliksel özelliğidir.
essential qualitative property: kimlik için gerekli bir nitelik
Essential qualitative property, bir şeyin o şey sayılması için bir savda gerekli kabul edilen bir özelliktir. Essential, bu özellik kaybedilirse söz konusu kimliğin etkileneceğini; qualitative ise konunun bir şeyin ne kadarına sahip olduğu değil, ne tür bir özelliğe sahip olduğu olduğunu gösterir. Burada onun gemide bulunması, kimliği tanımlayan böyle bir özellik olarak sunulur. İddia, bir geminin Theseus ile bağının yalnızca fiziksel parçalarına değil, Theseus'un gerçekten o gemide bulunmuş olmasına da bağlı olabileceğidir.
Alıştırma
Örnekte essential qualitative property ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Şeyin nasıl tanımlandığını etkileyemeyecek geçici bir ayrıntı
- Şeyin o kimliğe sahip olması için gerekli kabul edilen bir nitelik
- Şeyin kaç parçası olduğunu ölçmek için kullanılan bir sayı
Cevabı göster
Şeyin o kimliğe sahip olması için gerekli kabul edilen bir nitelik
cannot survive without...: soyut anlamda devamlılık
Burada survive soyut anlamda kullanılır: “varlığını sürdürmek veya geçerliliğini korumak” demektir; “hayatta kalmak” değildir. It, fiziksel gemiyi canlı bir varlık gibi göstermeyip Theseus’un Gemisi kimliğini ifade eder. cannot survive without X kalıbı, X’i gerekli bir koşul olarak sunar. Konuşmacının iddiasına göre geminin Theseus’la bağlantısı olmazsa bu kimlik artık geçerli olmaz; ahşap nesne ise fiziksel olarak var olmaya devam edebilir.
Alıştırma
Cümleyi “ona sahip değilse devam edemez” anlamındaki tam üç sözcüklük kalıpla tamamlayın: The small museum ____ public funding.
Cevabı göster
cannot survive without
So, though the two ships are numerically identical, Dilbilgisi
3:17Yani, iki gemi sayısal olarak aynı olsa da,
though...numerically identical...not qualitatively identical: iki ölçüt arasında ödünlemeli karşıtlık
Though bir ödünleme ilişkisi kurar: ilk yan cümle bir yargıyı kabul eder, ana cümle ise onunla karşıtlık oluşturan ama yine de doğru olan başka bir yargı verir. Böylece cümle karşılaştırmayı “bir ölçüte göre aynı, başka bir ölçüte göre aynı değil” biçiminde düzenler. Felsefede numerically identical, yalnızca aynı sayıya sahip olmak değil, tek ve aynı varlık olmak demektir. Qualitatively identical ise aynı niteliklere veya özelliklere sahip olmak demektir. Bu yüzden geminin nitelikleri değişmiş olsa bile aynı varlık olarak kaldığı ileri sürülebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, iki şeyin bir ölçüte göre aynı ama başka bir ölçüte göre farklı olduğunu göstermek için though sözcüğünü doğru kullanır?
- Though the two cars are visually identical, they are not mechanically identical.
- Because the two cars are visually identical, they are not mechanically identical.
- Though the two cars are visually identical, they are mechanically identical too.
Cevabı göster
Though the two cars are visually identical, they are not mechanically identical.
But what happens when we consider this twist? Anlatım akışı
3:26Fakat bu şaşırtıcı durumu düşündüğümüzde ne olur?
consider this twist: yeni bir etken eklemek
Bu cümlede consider this twist, “bu yeni ve şaşırtıcı değişikliği düşüncemize katmak” anlamına gelir. Twist mecazidir; cevabı değiştirebilecek bir gelişme veya koşulu anlatır, fiziksel bir dönme ya da bükülme hareketini değil. Bu soru açıklamayı düzenler. Konuşmacının asıl problemden değiştirilmiş bir sürüme geçtiğini gösterir ve dinleyiciyi ne olacağını yeniden düşünmeye davet eder.
Alıştırma
Konuşmacı consider this twist diyerek ne yapıyor?
- Hiçbir şeyi değiştirmeden sonucu yeniden söylemek
- Birinden bir nesneyi fiziksel olarak çevirmesini istemek
- Sonucu değiştirebilecek yeni bir etken eklemek
Cevabı göster
Sonucu değiştirebilecek yeni bir etken eklemek
What if, as each piece of the original ship was cast off, Notlar
3:29Ya orijinal geminin her bir parçası atılırken,
cast off: eski parçaları atmak
Bu cümlede cast off, “atmak” veya “elden çıkarmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Edilgen yapı was cast off, eski geminin her bir parçasının kullanım dışı bırakıldığını ve saklanmadığını gösterir. Cast off ifadesini tek bir anlam birimi olarak okuyun. Burada cast, “büyü yapmak” ya da yalnızca “fırlatmak” anlamına gelmez; off ile birleşerek bir şeyi geride bırakma anlamını oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “atmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: During the redesign, the team ____ several outdated rules.
Cevabı göster
cast off
somebody collected them all and rebuilt the entire original ship?
3:33birisi hepsini toplayıp tüm orijinal gemiyi yeniden inşa etseydi?
What if ... as ...: eş zamanlı süreçler içeren bir varsayım kurmak
What if hayalî bir durum ortaya koyar ve dinleyiciden bunun olası sonucunu düşünmesini ister. Ardından gelen uzun yan cümle, bu varsayımsal durumun ayrıntılarını verir. Burada as, “-irken” veya “aynı anda” anlamına gelir. Her parça atılırken biri bu süreç sırasında parçaları topluyordu. As iki sürecin zaman ilişkisini gösterir; burada “çünkü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir varsayım oluşturmak için What if, iki sürecin aynı anda gerçekleştiğini göstermek için de as kullanıyor?
- What if, because the old bridge is taken apart, we label every piece?
- What if, as the old bridge is taken apart, we label every piece?
- What if we label every piece after the old bridge is taken apart?
Cevabı göster
What if, as the old bridge is taken apart, we label every piece?
undeniably two physical ships would exist:
3:40inkar edilemez bir şekilde iki fiziksel gemi var olurdu:
the one that's docked in Athens and the one in some guy's backyard. Notlar
3:43Atina'da demirli olan ve bir adamın arka bahçesindeki.
the one ... and the one ...: iki belirli nesneyi belirtmek
The one, bağlamdan zaten anlaşılan tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçer. Burada her one, ship sözcüğünün yerine kullanılır; böylece konuşmacı ship sözcüğünü tekrarlamadan iki farklı gemiyi belirtir. İki isim öbeği paralel yapıdadır. that's docked in Athens (that's = that is) ilk gemiyi, in some guy's backyard ise ikinci gemiyi tanımlar. Her iki niteleyici de “hangisi?” sorusunu yanıtlar ve and iki nesneyi bağlar. Buradaki one, 1 sayısı değildir.
Alıştırma
Daha önce iki sandalyeden söz edildi. Chair sözcüğünü tekrarlamadan “pencerenin yanındaki sandalye ve kapının yakınındaki sandalye” anlamını doğal biçimde hangi ifade verir?
- the ones by the window and the one near the door
- it by the window and it near the door
- the one by the window and the one near the door
Cevabı göster
the one by the window and the one near the door
some guy's backyard: gündelik ve samimi bir görüntü
some guy's backyard ifadesindeki some guy, kimliği bilinmeyen ya da burada kim olduğu önem taşımayan, belirtilmemiş bir adamı anlatır. Konuşanların daha önce belirlediği belirli bir adamı göstermez. Arka bahçe gibi sıradan ve günlük bir görüntü, daha ciddi tartışmayla karşıtlık oluşturur. Guy ve backyard birlikte kullanıldığında anlatım samimi ve biraz esprili duyulur.
Alıştırma
"The bike was found in some guy's garage." cümlesinde some guy en doğal olarak neyi anlatır?
- kimliği önemli olmayan, kim olduğu belirtilmemiş bir adam
- herkesin tanıdığı ünlü bir adam
- adıyla zaten belirlenmiş bir adam
Cevabı göster
kimliği önemli olmayan, kim olduğu belirtilmemiş bir adam
lay claim to: bir hak veya yetki iddia etmek
Lay claim to, bir şey üzerinde hak sahibi olduğunu ya da bir unvanı, kimliği, mülkü veya bir başarının takdirini hak ettiğini ileri sürmek anlamına gelir. Burada her gemi, söz konusu unvanı hak ettiğini savunabilir. Kalıp lay claim to + isim veya -ing biçimidir. To bir edattır ve lay sabit ifadenin parçasıdır; burada fiziksel olarak bir şeyi bir yere koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste hak iddia etmek anlamında kullanılan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Both teams can ____ the title.
Cevabı göster
lay claim to
but only one could actually be the real thing. Deyimler
3:51ama sadece biri gerçekten gerçeği olabilirdi.
the real thing: gerçek ve özgün olan
The real thing, bir kopya, taklit veya alternatif değil, gerçek ve özgün olanı belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Burada thing, kimliği sınanan adayın tamamını temsil eder. Cümle, yalnızca bir adayın gerçekten özgün olan olabileceğini söyler; sadece “gerçek bir nesne” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “gerçek ürün” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: This watch is not a copy; it is ____.
Cevabı göster
the real thing
more importantly: odağı daha önemli noktaya taşımak
More importantly, dinleyiciye sıradaki noktanın önce söylenenden daha önemli olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Bilgileri önem sırasına koyar; iki fiziksel nesneyi karşılaştırmaz. Bir yan cümlenin veya cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir. Altyazıdaki And, bu daha önemli noktayı önceki konuşmaya bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede more importantly ne işe yarar? The route is shorter and, more importantly, safer.
- Son bir vedayı başlatır.
- Daha güvenli olmayı daha fazla dikkat edilmesi gereken nokta olarak gösterir.
- Daha kısa ve daha güvenli ifadelerinin tamamen aynı anlama geldiğini söyler.
Cevabı göster
Daha güvenli olmayı daha fazla dikkat edilmesi gereken nokta olarak gösterir.
What does this have to do with you?: ilgiyi sormak
What does this have to do with you? mevcut konunun dinleyiciyle nasıl bağlantılı olduğunu sorar. Bir açıklamada, soyut bir tartışmayı konunun dinleyici için kişisel olarak neden önemli olduğuna geri döndürebilir. have to do with kalıbını be connected with veya be related to anlamına gelen tek bir ifade olarak düşün. Buradaki have to zorunluluk bildirmez.
Alıştırma
Soruyu “be related to” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamla: What does this decision ____ our class?
Cevabı göster
have to do with
you are a collection of constantly changing parts. Kalıp ifadeler
4:01sen de sürekli değişen parçaların bir koleksiyonusun.
Like the Ship of Theseus, ...: bir benzetme çerçevesi kurmak
Like the Ship of Theseus, cümlenin başına yerleştirilmiş bir karşılaştırma öbeğidir. Like burada ardından bir isim öbeği gelen edattır; bu nedenle “Theseus'un Gemisi ile aynı biçimde” anlamına gelir, “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Karşılaştırmayı başa getirerek konuşmacı, sonraki bilgilerin nasıl düzenleneceğini gösterir: gemiyi bir insanı anlamak için model olarak kullan. Ana cümle daha sonra ortak özelliği belirtir — ikisi de sürekli değişen parçalardan oluşan bütünler olarak görülebilir.
Alıştırma
Benzetmeyi “aynı biçimde” anlamına gelen edatla tamamla: ____ a map, a clear outline shows how ideas fit together.
Cevabı göster
Like
a collection of constantly changing parts: sürekli değişen parçalardan oluşan bir bütün
Burada a collection, hobi olarak saklanan nesnelerden oluşan bir koleksiyon değil, birlikte bir bütün oluşturan şeyler grubu anlamındadır. Bir kişiye a collection of parts demek, o kişiyi birçok unsurdan oluşan bir bütün olarak sunar. Constantly changing, parts sözcüğünü niteler; yani bu unsurlar sabit kalmaz. a collection of + çoğul isim kalıbı, bir bütünü onu oluşturan unsurları adlandırarak anlatır.
Alıştırma
Burada a collection of constantly changing parts ne anlama geliyor?
- Değişmeye devam eden parçalardan oluşan bir bütün
- Korunması gereken değerli nesnelerin sergilendiği bir yer
- Diğer her şeyden ayrılmış ve değişmeyen tek bir parça
Cevabı göster
Değişmeye devam eden parçalardan oluşan bir bütün
Your physical body, mind, emotions, circumstances,
4:05Fiziksel bedenin, zihnin, duyguların, koşulların,
your quirks: kendine özgü küçük alışkanlıkların
Quirks, bir kişiyi kendine özgü kılan küçük ve alışılmadık alışkanlıkları, tercihleri veya davranış biçimlerini ifade eder. Sözcük genellikle hafif bir ton taşır; güçlü bir eleştiriden çok sevecen veya eğlenmiş bir izlenim verebilir. Burada your quirks, bir kişiyi oluşturan unsurlar listesinde bir tür kişisel ayrıntıyı adlandırır. Bu, söz konusu bireysel ayrıntıların bile değişebileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede quirk, hafif ve ayırt edici bir kişisel alışkanlık için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The school bus is a quirk because it arrives at eight.
- One of Ana's quirks is lining up her pencils by color.
- Her broken arm is a quirk that needs emergency treatment.
Cevabı göster
One of Ana's quirks is lining up her pencils by color.
but still, in an amazing and sometimes illogical way, Kalıp ifadeler
4:12ama yine de, inanılmaz ve bazen mantıksız bir şekilde,
in an amazing and sometimes illogical way: bir şeyin nasıl gerçekleştiğini anlatmak
in a/an + adjective(s) + way kalıbı bir şeyin nasıl gerçekleştiğini, yapıldığını veya deneyimlendiğini anlatır. Bu örnekte amazing sözcüğü ünlü bir sesle başladığı için a değil an kullanılır. amazing genel değerlendirmeyi verir; sometimes ise yalnızca illogical sözcüğünü niteler: durum şaşırtıcıdır ve yalnızca bazen mantık dışıdır. Bu ifade, kişinin aynı kişi olarak kalması düşüncesini değerlendirir: bu sonuç dikkat çekicidir ve zaman zaman sıradan mantığa uymuyor gibi görünür. Buradaki way, yol değil, “biçim” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi in a ... way kalıbıyla tamamlayın. calm ve respectful sözcüklerini bu sırayla kullanın: She answered ____.
Cevabı göster
in a calm and respectful way
stay the same: aynı kalmak
Stay, “bir durumda olmaya devam etmek” anlamında bağlayıcı fiil olarak kullanılabilir. stay the same ifadesinde the same değişmeyen durumu belirtir; bu yüzden ifade “aynı kalmak” demektir, “bir yerde kalmak” değil. Bu cümlede ifade, başka şeyler değişse bile kişinin kimliğinin devam ettiğini anlatır. Değişmeden süren bir durum, özellik, amaç, kimlik veya düzenleme için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi stay + the same ile tamamlayın: Even after the update, the main idea will ____.
Cevabı göster
stay the same
one of the reasons that the ...: birkaç nedenden biri
One of the reasons, “daha geniş bir nedenler kümesindeki bir neden” anlamına gelir. Tek bir neden olduğunu iddia etmekten kaçınır; bu yüzden sonuç karmaşık olduğunda kullanışlıdır. one of ifadesinden sonra sayılabilen isim çoğul olur: reason değil, reasons. Burada that, bu nedenin hangi durumu açıklamaya yardımcı olduğunu belirten yan cümleyi başlatır: the question ... is so complex.
Alıştırma
“Birkaç nedenden biri” anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: This is ____ the school changed its schedule.
Cevabı göster
one of the reasons that
in order to answer it: amacı açıkça belirtmek
In order to answer it, “onu yanıtlamak amacıyla” demektir. It, önceki cümledeki soruya geri gönderme yapar ve böylece isim tekrar edilmez. Kalıp in order to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle answer yalın hâlde kalır. In order to amaç bağlantısını özellikle açık hâle getirir; yalnızca to kullanmak çoğu zaman aynı amacı daha kısa biçimde anlatabilir.
Alıştırma
Az önce bir sorudan söz edildi. Amaç bildiren ifadeyi in order to, answer ve it ile tamamlayın: ____, we need more evidence.
Cevabı göster
In order to answer it
like so many great minds before you: senden önceki pek çok büyük düşünür gibi
Like bir karşılaştırma başlatır: dinleyici birçok önemli düşünürle karşılaştırılır. Great minds, kelimenin tam anlamıyla büyük zihinler değil, çok zeki veya etkili düşünürler demektir. So many ise gereğinden fazla olduklarını değil, sayılarının çok olduğunu vurgular. Before you zamanla ilgilidir: bu kişiler dinleyiciden daha önce yaşamış veya çalışmıştır. İfadenin tamamı dinleyiciyi benzer sorularla ya da zorluklarla karşılaşmış insanların uzun geleneğine dahil eder.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın daha önce yaşamış veya çalışmış araştırmacıları örnek aldığını doğal biçimde ifade eder?
- Like many researchers before her, Maya began by questioning an old assumption.
- Before many researchers liked her, Maya began by questioning an old assumption.
- Like many researchers in front of her, Maya began by questioning an old assumption.
Cevabı göster
Like many researchers before her, Maya began by questioning an old assumption.
you must be willing to dive into the bottomless ocean of philosophical paradox. Notlar
4:28felsefi paradoksun dipsiz okyanusuna dalmaya istekli olmalısın.
must be willing to + fiilin yalın hâli
Must be willing to, harekete geçme isteğinin veya zihinsel hazırlığın gerekli bir koşul olduğunu anlatır. Must güçlü bir zorunluluk ekler; willing ise bir şeyi yapmayı kabul eden veya buna hazır olan kişiyi tanımlar. Bu ifade yetenekle değil, tutumla ilgilidir. Kalıp must + be + willing + to + fiilin yalın hâlidir. Örnekte dive, to’dan sonra gelen yalın fiildir. Buradaki willing bir sıfattır; gelecek zaman yardımcı fiili will değildir.
Alıştırma
Hangi cümle hatalardan öğrenmenin istek gerektirdiğini doğru biçimde ifade eder?
- To improve, you must be willing learning from mistakes.
- To improve, you must be willing to learn from mistakes.
- To improve, you must willing to learn from mistakes.
Cevabı göster
To improve, you must be willing to learn from mistakes.
dive into the bottomless ocean of philosophical paradox: derin araştırma mecazı
Dive into burada mecazidir: ciddi çalışma veya düşünmeyi yüzeyin altına doğru güçlü bir hareket olarak sunar. Buradaki nesne su değil, the bottomless ocean of philosophical paradox ifadesidir. Paradoksa dipsiz bir okyanus demek, soyut soruları derin, zor ve belki de sonsuz gösterir. Bu imge bütünüyle, gerçekten yüzmek değil, karmaşık felsefi sorunlarla derinlemesine ilgilenmeye istekli olmak anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan okyanus imgesi esas olarak ne anlatıyor?
- Her felsefi paradoksun kolay bir fiziksel çözümü vardır.
- Dinleyici felsefe öğrenmek için gerçekten yüzmelidir.
- Felsefi sorunlar derinlemesine ilgilenmeyi gerektirir ve sonsuz derecede karmaşık görünebilir.
Cevabı göster
Felsefi sorunlar derinlemesine ilgilenmeyi gerektirir ve sonsuz derecede karmaşık görünebilir.
Or maybe you could just answer: yumuşatılmış bir alternatif
Or, önceki düşünceye bir alternatif getirir. Maybe ve could bu alternatifi emir yerine yumuşak bir öneriye dönüştürür; buradaki could, “yapabilme yeteneğine sahip olmak” değil, “yapabileceğin olası bir şey” anlamındadır. Just, cevap vermeyi basit seçenek olarak sunar. Karmaşık veya gösterişli bir anlatımdan sonra birdenbire kolay bir alternatif sunmak mizahi bir karşıtlık yaratabilir; ancak kesin ton bağlama ve söyleyişe bağlıdır.
Alıştırma
Or maybe you could just answer burada esas olarak ne yapıyor?
- Dinleyicinin fiziksel olarak cevap verebilme yeteneğini sınar.
- Hiçbir alternatif sunmadan katı bir emir verir.
- Mizahi bir karşıtlık yaratabilecek, yumuşatılmış ve basit bir alternatif sunar.
Cevabı göster
Mizahi bir karşıtlık yaratabilecek, yumuşatılmış ve basit bir alternatif sunar.
"I am a legendary hero sailing a powerful ship on an epic journey." Kalıp ifadeler
4:35"Ben, destansı bir yolculukta güçlü bir gemiyle yelken açan efsanevi bir kahramanım."
on an epic journey: görkemli ve kahramanca bir macera
On a journey, birinin bir yolculukta olduğunu veya bir hedefe doğru ilerlediğini gösterir. Burada epic, yolculuğu büyük, maceralı ve kahramanlık öyküsünden çıkmış gibi betimler. Bu cümlede epic, günlük dildeki yalnızca “harika” anlamında değil, anlatılardaki “destansı” anlamındadır. Legendary hero ve powerful ship ifadeleriyle birlikte bilerek abartılı, kahramanca bir hava oluşturur.
Alıştırma
Bu kahramanlık bağlamında "on an epic journey" neyi çağrıştırır?
- sıradan ve kısa bir gezi
- görkemli ve kahramanca bir macera
- önemli bir risk taşımayan rahat bir gezi
Cevabı göster
görkemli ve kahramanca bir macera
That could work, too.: başka bir fikri temkinli biçimde kabul etmek
That, az önce sözü edilen fikre gönderme yapar. Burada work, “bir işte çalışmak” değil, “etkili veya uygulanabilir olmak” anlamındadır. Could, başarıyı bir olasılık olarak sunar; bu yüzden konuşan kişi fikri kabul eder ama başarılı olacağını garanti etmez. Too, daha önce düşünülen seçeneğe ek olarak bunun da kabul edilebilir bir seçenek olduğunu gösterir. Bu bağlamda kısa ve sakin yanıt, abartılı bir cevabı mümkünmüş gibi ele alarak mizahi bir kapanış oluşturur.
Alıştırma
Zaten bir planınız var. Bir arkadaşınız başarılı olabilecek şaşırtıcı bir alternatif öneriyor. Hangi yanıt rahat ve temkinli bir onay verir?
- That did not work, either.
- That will definitely work.
- That could work, too.
Cevabı göster
That could work, too.