Kaderi alt edip kadim lanetini bozabilir misin? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
672 kelime 149 kel/dk

Video Özeti: Bir ailenin kuşaklar boyunca sürdürdüğü lanetli tarot düellosu, matematiksel bir strateji problemine dönüşür. Kahraman, çarpanlar ve kartların kime verileceğine ilişkin kuralları kullanarak Fate’in açılış tuzağından kaçınmalı, kazandıracak hamle dizisini hesaplamalı ve zenginlik, aşk ya da laneti sona erdirme arasında seçim yapmalıdır. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. Legend has it, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu kalıplaşmış girişin, anlatıcının doğruluğunu doğrudan onaylamadığı bir efsaneyi ya da kuşaktan kuşağa aktarılan hikâyeyi başlattığını anlayabilirsiniz. İfadeyi kelimesi kelimesine çevirmek yerine halk anlatılarını, aile geçmişini veya eski söylentileri doğal biçimde tanıtmak için kullanabilirsiniz. 2. With the 7 gone, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: with + isim + tamamlayıcı yapısının, sonraki adımdan önce gerçekleşmiş bir koşulu kısa biçimde kurduğunu öğrenebilirsiniz. Açıklama ve akıl yürütmelerde bir nesne, engel veya seçenek ortadan kalktıktan sonra belirli bir eylemin mümkün hâle geldiğini göstermek için bu yapıdan yararlanabilirsiniz. 3. the choice is up to you. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifade son karar yetkisini dinleyiciye verirken sonucun sorumluluğunu da ona yükler. Birden fazla alternatif sunarken, bir tavsiyeyi bitirirken veya kararı konuşanın değil karşıdaki kişinin vermesi gerektiğini açıkça belirtirken kullanabilirsiniz.

Bu derste

Legend has it, hundreds of years ago, Anlatım akışı

0:07

Efsaneye göre, yüzlerce yıl önce,

Anlatım akışı

Legend has it: geleneksel bir hikâyeyi anlatmaya başlamak

Legend has it, hikâye anlatmaya başlarken kullanılan ve “Rivayete göre” anlamına gelen bir kalıptır. Ardından gelen bilgiyi kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, nesilden nesile aktarılan bir anlatı olarak sunar. Buradaki it belirli bir şeyi göstermez. Kalıbın tamamı önce bilginin kaynağını belirtir, ardından hikâyenin içeriği gelir. Genellikle that ile devam eder; ancak altyazıdaki gibi dramatik bir anlatımda virgülden sonra da hikâye sürdürülebilir.

Alıştırma

Uzun süredir aktarılan ancak doğrulanmamış bir hikâyeyi doğal biçimde başlatan cümle hangisidir?

  1. I own a legend about a bell beneath the lake.
  2. Records prove that a bell was installed beside the lake in 1920.
  3. Legend has it that a bell rings beneath the lake at midnight.
Cevabı göster

Legend has it that a bell rings beneath the lake at midnight.

a distant ancestor of yours stole a magical tarot deck from Fate herself. Kültür

0:09

uzak bir atanız Kader'in kendisinden sihirli bir tarot destesi çalmış.

Kültür

magical tarot deck: büyülü güçlere sahip eksiksiz bir tarot destesi

Tarot deck, tarot kartlarının tamamından oluşan bir deste demektir. Adları ve resimleri olan bu kartlar genellikle kehanetle ve yaşam ya da kader hakkındaki sembolik yorumlarla ilişkilendirilir. Bu isim grubunda tarot, deck türünü belirtirken magical, bu fantastik hikâyede destenin doğaüstü güce sahip olduğunu gösterir. Burada deck, gemi güvertesi değil, bir kart destesi anlamındadır; tarot ise sıradan oyun kartlarını değil, özel tarot kartlarını belirtir. Bu kültürel ipucu, nesneyi hikâyedeki Kader ve falcılık temalarıyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümlede a magical tarot deck neyi ifade ediyor?

  1. Poker oynamak için kullanılan sıradan bir iskambil destesi
  2. Bir gemide sihirle süslenmiş bir platform
  3. Doğaüstü güce sahip eksiksiz bir tarot kartı destesi
Cevabı göster

Doğaüstü güce sahip eksiksiz bir tarot kartı destesi

Kültür

Fate herself: Bir kişi olarak Fate

Burada büyük harfle yazılan Fate, yalnızca soyut kader düşüncesi değil, kadın bir karakter olarak ele alınır. Böylece Fate tarot destesinin sahibi olabilir ve hikâyede bir insan gibi davranabilir. Herself, “Fate’in bizzat kendisi” anlamına gelir ve vurgu katar: ata, desteyi Fate’le bağlantılı başka birinden değil, doğrudan Fate’ten çalmıştır. Bu sözcük, Fate’in hikâyede kadın olarak sunulmasıyla da uyumludur.

Alıştırma

Bu cümlede Fate herself ne anlatıyor?

  1. Fate’i kadın bir karakter olarak sunar ve destenin doğrudan ondan çalındığını vurgular.
  2. Yalnızca hayatın öngörülemez olduğu genel düşüncesini anlatır.
  3. Fate’in tarot destesinin adı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Fate’i kadın bir karakter olarak sunar ve destenin doğrudan ondan çalındığını vurgular.

Today, your family is known the world over as the world's greatest fortune tellers. Notlar

0:15

Bugün, aileniz dünyanın en büyük falcıları olarak dünya çapında tanınmaktadır.

Kalıp ifadeler

is known the world over as: Dünya çapında ün ve kimlik

be known the world over as + kimlik veya tanım yapısında be known ... as, insanların özneyi hangi kimlikle tanıdığını ya da nasıl tanımladığını anlatır. The world over, “tüm dünyada” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Burada as, ailenin herkesçe bilinen kimliğini tanıtır: dünyanın her yerindeki insanlar onları dünyanın en büyük falcıları olarak görür.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The chef ____ a master of regional cooking.

Cevabı göster

is known the world over as

Kültür

the world's greatest fortune tellers: dünyanın en büyük falcıları

Fortune teller ifadesinde fortune, para değil, bir kişinin geleceği veya kaderi anlamına gelir. Fortune teller, bazen tarot kartları, el falı veya kristal küre kullanarak geleceği tahmin edebildiğini söyleyen bir falcıdır. The world's greatest fortune tellers, aileyi diğer tüm falcılardan üstün göstermek için en üstünlük derecesini kullanır. Hikâyede aileyi son derece ünlü ve becerikli olarak tanıtır.

Alıştırma

Bu kişilerden hangisi bir fortune teller'dır?

  1. Bir kişinin geleceğini tahmin edebildiğini söyleyen biri
  2. İnsanların bütçe planlamasına yardım eden biri
  3. Yarının hava durumunu bildiren biri
Cevabı göster

Bir kişinin geleceğini tahmin edebildiğini söyleyen biri

While the deck has increased your fortunes many times over, Kalıp ifadeler

0:21

Deste servetinizi defalarca katlamış olsa da,

Kalıp ifadeler

increased ... many times over: kat kat artan bir sonuç

Many times over, increased fiilinin anlattığı sonucu güçlendirir. Ailenin servetinin eskisinden birçok kat daha büyük hâle geldiğini belirtir; yalnızca bir şeyin sık sık gerçekleştiğini söylemez. Buradaki over, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır ve bir yerin üzerinden geçmeyi anlatmaz.

Alıştırma

'Birçok katına' anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new process increased the factory's output ____.

Cevabı göster

many times over

it came with a terrible cost. Deyimler

0:25

bunun korkunç bir bedeli oldu.

Deyimler

came with a terrible cost: korkunç bir bedelle gelen yarar

come with a cost kalıbı, istenen veya yararlı bir şeyin aynı zamanda bir kayıp, risk ya da olumsuz sonuç getirdiğini anlatır. Buradaki cost mecazidir; mutlaka para anlamına gelmez. came with a terrible cost ifadesinde came geçmişteki bir durumu gösterir, terrible ise olumsuz sonucun son derece ciddi olduğunu vurgular. İfade, görünürdeki yararın zararsız olmadığını bildirir.

Alıştırma

Bir yararın ciddi bir olumsuz yanı da olduğunu come with a terrible cost ile doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The faster route comes with a terrible cost: it is much more dangerous.
  2. The faster route comes from a terrible cost: it is much more dangerous.
  3. The faster route comes beside a terrible cost: it is much more dangerous.
Cevabı göster

The faster route comes with a terrible cost: it is much more dangerous.

Once every 23 years, Dilbilgisi

0:27

Her 23 yılda bir,

a door appears in your house.

0:29

evinizde bir kapı belirir.

Dilbilgisi

Once every 23 years: her 23 yıllık döngüde bir kez

once every + zaman aralığı kalıbı, belirtilen her zaman aralığında bir kez gerçekleşen tekrarlı bir sıklığı anlatır. Bu nedenle once every 23 years, olayın her 23 yıllık döngüde bir kez gerçekleştiği anlamına gelir. Burada once, “bir kez” anlamındadır; “geçmişte bir zaman” anlamına gelmez. once every two weeks veya once every six months örneklerinde olduğu gibi zaman ifadesini değiştirerek başka sıklıklar oluşturabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “her dört yıllık dönemde bir kez” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce sıklık kalıbıyla tamamlayın: The festival takes place ____ four years.

Cevabı göster

once every

One member of your family must enter and face Fate Kelime

0:31

Ailenizden bir üye içeri girmeli ve Kader ile yüzleşmelidir

Kelime

face Fate: fiil olarak face

face Fate ifadesinde face, zorlu bir kişi ya da durumla doğrudan karşılaşıp onunla başa çıkmak anlamına gelen bir fiildir. Burada Fate, aile üyesinin yüzleşmesi gereken bir varlık gibi ele alınır; bu yüzden face, karşılaşmadan kaçmak yerine onu kabul etmeyi anlatır. Aynı fiil sorunlar, gerçekler, korkular ve sonuçlarla da kullanılabilir: face a problem, face the truth, face your fear ve face the consequences.

Alıştırma

Hangi cümlede face, “zor bir durumla doğrudan ilgilenmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. We need to face the problem before it gets worse.
  2. We need to give the drawing a friendly face.
  3. We need to wash our faces before dinner.
Cevabı göster

We need to face the problem before it gets worse.

in a duel with arcane rules only known to your opponent. Kelime

0:35

ve yalnızca rakibinizin bildiği gizemli kuralları olan bir düelloda.

Kelime

arcane rules: anlaşılması güç ve az kişinin bildiği kurallar

Arcane rules, anlaşılması güç ve yalnızca küçük bir grubun bildiği kurallar demektir. Arcane, gizli, uzmanlık gerektiren veya esrarengiz bilgi fikrini de ekler; yalnızca “zor” anlamına gelmez. Bu kuralları sadece rakip bildiği için ifade, düelloyu hem gizemli hem de adaletsiz gösterir: bir taraf, diğer tarafın erişemediği bilgilere sahiptir.

Alıştırma

Arcane rules en güçlü biçimde neyi ifade eder?

  1. Yakın zamanda değiştirilmiş ve açıkça anlatılmış kurallar
  2. Anlaşılması güç ve çoğunlukla küçük bir grubun bildiği kurallar
  3. Zorlayıcı ama herkesin bildiği kurallar
Cevabı göster

Anlaşılması güç ve çoğunlukla küçük bir grubun bildiği kurallar

And every time, generation after generation, Kalıp ifadeler

0:40

Ve her seferinde, nesilden nesile,

the outcome is the same.

0:43

sonuç hep aynıdır.

Kalıp ifadeler

generation after generation: birçok kuşak boyunca tekrar

Generation after generation, “bir kuşağın ardından başka bir kuşak” anlamına gelir. Bu cümlede aynı sonucun çok uzun bir süre boyunca tekrar tekrar ortaya çıktığını vurgular. İsim + after + aynı isim kalıbı, day after day ve year after year örneklerinde olduğu gibi tekrarlanarak devam etmeyi gösterir. Burada after yalnızca iki kuşağın basit zaman sırasını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi isim + after + aynı isim kalıbında generation kullanarak tamamlayın: The same warning was ignored ____.

Cevabı göster

generation after generation

Fate claims their soul. Kelime

0:45

Kader onların ruhunu alır.

Kelime

“Fate claims their soul.” cümlesindeki claim: ele geçirmek

Burada claims, “ele geçirmek” veya “hak edilmiş bir şey gibi almak” anlamına gelir. Fate, kaybedenin ruhunu alan kazanan olarak kişileştirilmiştir; yalnızca ruhun kendisine ait olduğunu söylemez. Claim sözcüğünün anlamı kalıba ve bağlama göre değişir. Bir ödül veya hakla kullanıldığında, kişinin hakkı olan şeyi alması anlamına gelebilir. Claim a soul veya claim lives gibi dramatik ifadelerde ise bir ruhu ele geçirmek veya ölümlere neden olmak anlamındadır.

Alıştırma

“The wildfire claimed two lives,” cümlesindeki claimed ne anlama gelir?

  1. İki kişinin hayatta olduğunu duyurdu.
  2. İki kişinin ölmesine neden oldu.
  3. İki kişiden mülkiyeti kanıtlamalarını istedi.
Cevabı göster

İki kişinin ölmesine neden oldu.

23 years ago, your father accepted the challenge and lost. Kalıp ifadeler

0:47

23 yıl önce, babanız bu meydan okumayı kabul etti ve kaybetti.

Kalıp ifadeler

accepted the challenge: zor bir şeyi denemeyi kabul etti

Bu cümlede accepted the challenge, zor bir sınava, yarışmaya veya göreve katılmayı kabul etmek anlamına gelir. Burada accept yalnızca bir nesneyi teslim almak anlamında değildir; zorluğu ya da riski göze alma kararını gösterir. Yaygın kullanımlar accept a challenge, accept the challenge ve accept your challenge biçimleridir. Karar geçmişte verildiyse accepted kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi accept the challenge ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ and began training for the race.

Cevabı göster

accepted the challenge

Today, it's your turn. Ton ve niyet

0:52

Bugün sıra sizde.

Ton ve niyet

it's your turn: harekete geçme veya sorumluluk alma sırası sende

It's your turn, sıradaki eylemi yapması, konuşması, seçim yapması veya görevi yerine getirmesi gereken kişinin dinleyici olduğunu belirtir. Bir oyunda ya da ortak etkinlikte yalnızca sırayı gösterebilir. Burada baba geçmişte meydan okumayla yüzleştikten sonra, sözler meydan okumayı ve sorumluluğu sana aktarır. Ciddi bir durumda aynı sözler baskı gibi gelebilir: artık harekete geçmesi beklenen kişi sensin.

Alıştırma

Bir ekip zor bir karar vermek zorundadır. Lider, "I've made the first choice. Now it's your turn." der. Son cümle büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca saati kontrol etmen gerekiyor.
  2. Karar çoktan iptal edildi.
  3. Şimdi sıradaki seçimi senin yapman bekleniyor.
Cevabı göster

Şimdi sıradaki seçimi senin yapman bekleniyor.

You're pacing the dueling room Kelime

0:55

Düello odasında volta atarken,

Kelime

You're pacing the dueling room: pace + bir yer

pace + bir yer yapısında pace, o alanın içinde ileri geri yürümek anlamına gelir. Yer, tekrar tekrar yürünen alanı belirtir; bu yüzden pacing the dueling room, yürüme hızını ölçmek anlamına gelmez. Bu şekilde volta atmak çoğu zaman endişe, sabırsızlık veya derin düşünceyi gösterir. Yalnızca walking demeye göre kişinin ruh hâli hakkında da bilgi verir.

Alıştırma

Hangi cümlede pace, endişeden kaynaklanan tekrarlı ileri geri yürümeyi anlatır?

  1. Leo crossed the kitchen once to answer the phone.
  2. Leo paced the kitchen while waiting for the phone call.
  3. Leo timed his walk from the kitchen to the door.
Cevabı göster

Leo paced the kitchen while waiting for the phone call.

when you stumble across something that just might change everything. Notlar

0:57

her şeyi değiştirebilecek bir şeye rastlıyorsunuz.

Öbek fiiller

stumble across something: bir şeyi beklenmedik şekilde bulmak

Stumble across something, bir şeyi özellikle aramadan beklenmedik biçimde bulmak anlamına gelir. Nesne fiziksel bir eşya, bir internet sayfası veya bir bilgi olabilir. Buradaki stumble mecazidir; gerçekten takılıp düşmek gerekmez. İfade, keşfin tesadüfen gerçekleştiğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede stumbled across, bir şeyi beklenmedik biçimde bulmak anlamında kullanılmıştır?

  1. I tripped over a box while carrying the map.
  2. I stumbled across a useful map while browsing the archive.
  3. I searched the archive for the map I already knew was there.
Cevabı göster

I stumbled across a useful map while browsing the archive.

Dilbilgisi

just might: temkinli ama umut verici bir olasılık

Bu cümlede just might, bir şeyin gerçekleşmesi için gerçek ve belki şaşırtıcı bir olasılık bulunduğunu anlatır. Konuşan kişi hâlâ emin değildir, ancak bu olasılığı dikkate alınmaya veya umut edilmeye değer gösterir. Burada just, "az önce" demek değildir. might ifadesini hafifçe vurgular ve tahmine "belki bu gerçekten olabilir" havası katar.

Alıştırma

"This plan just might work." en doğal biçimde neyi anlatır?

  1. Plan kesinlikle işe yarayacak.
  2. Planın işe yarayıp yaramayacağı belirsiz, ancak gerçek ve belki umut verici bir olasılık var.
  3. Plan az önce işe yaradı.
Cevabı göster

Planın işe yarayıp yaramayacağı belirsiz, ancak gerçek ve belki umut verici bir olasılık var.

Your father hid a camera in the room.

1:01

Babanız odaya bir kamera gizlemiş.

The tape shows him lay out the 22 cards of the Major Arcana. Notlar

1:05

Bantta onun Majör Arkana'nın 22 kartını serdiği görülüyor.

Öbek fiiller

lay out: nesneleri görülecek şekilde düzenlemek

Burada lay out, birkaç şeyi hepsi görülebilecek veya kullanılabilecek şekilde yerleştirip düzenlemek demektir. O, 22 kartı diziyor; yere uzanmıyor. Lay geçişli bir fiildir; bu nedenle yerleştirilen şey nesne olarak belirtilir: lay out the cards. Nesne bir isimse lay the cards out da denebilir.

Alıştırma

Cümleyi "her şey görülebilsin diye düzenlemek" anlamındaki iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: Before the meeting, please ____ the documents on the table.

Cevabı göster

lay out

Kültür

the Major Arcana: tarotun 22 kartlık ana grubu

Büyük Arkana, standart bir tarot destesindeki 22 ana karttan oluşan gruptur. Bu ad bir kart grubunu ifade eder; kişi ya da yer adı değildir. Bu bilgi, cümlede neden “22 kart” dendiğini açıklar: Büyük Arkana grubunun tamamı serilmektedir. Kartların her birinin kendine özgü bir adı ve simgesel rolü vardır.

Alıştırma

Cümlede “the Major Arcana” neyi ifade ediyor?

  1. Tarot kartlarının saklandığı bir yer
  2. Bir tarot destesindeki 22 ana karttan oluşan grup
  3. Kartları dizen kişinin adı
Cevabı göster

Bir tarot destesindeki 22 ana karttan oluşan grup

Fate then places an additional card,

1:11

Daha sonra Kader fazladan bir kart yerleştiriyor,

the Soul, and speaks.

1:14

Ruh kartını, ve şöyle konuşuyor:

"You may take any card that has at least one factor on the table. Notlar

1:16

"Masada en az bir çarpanı olan herhangi bir kartı alabilirsin.

Dilbilgisi

You may take any card: izin bildiren may

“You may take any card” cümlesinde may izin verir: kural, dinleyicinin bir kart almasına izin verir. Bu, kart almanın yalnızca bir olasılık olduğu anlamına gelmez. Any card, mevcut kartlar arasından seçimin kısıtlanmadığını belirtir. may + any birlikte hem izni hem de seçim özgürlüğünü ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede may izin vermek, any ise seçimi serbest bırakmak için kullanılmıştır?

  1. Guests may choose any available seat.
  2. Guests can carry all the chairs.
  3. Guests may be choosing their seats now.
Cevabı göster

Guests may choose any available seat.

Kelime

at least one factor: matematiksel bir alt sınır

At least one factor, “en az bir çarpan” demektir: bir veya daha fazla olabilir, ancak sıfır olamaz. at least + miktar yapısı kesin toplamı değil, alt sınırı belirtir. Burada factor, başka bir sayıyı kalansız bölen sayı anlamındaki matematik terimidir. Genel anlamda bir neden veya etken demek değildir.

Alıştırma

Bir matematik kuralı sıfır değil, bir veya daha fazla çarpan bulunmasını gerektiriyor. Bu kuralı hangi ifade doğru biçimde belirtir?

  1. no factors
  2. exactly one factor
  3. at least one factor
Cevabı göster

at least one factor

I'll then receive every factor.

1:21

Ben de ardından tüm çarpanları alacağım.

Take the Tower, for example. Anlatım akışı

1:24

Örneğin Kule kartını al.

Anlatım akışı

for example: belirli bir örnek sunmak

For example, genel bir düşünceyi veya kuralı anlamayı kolaylaştırmak için belirli bir örnek verildiğini gösterir. Açıklamayı genel noktadan tek bir örneğe taşıyarak bilgiyi düzenler. Take X, for example yapısında take, “taşımak” değil, “ele alıp düşünmek” anlamına gelir. X tanıtılan örnektir; bu nedenle for example onun adının bir parçası değildir.

Alıştırma

Konuşmacı az önce uygulamalı projelerin yararlı şeyler öğretebileceğini söyledi. Sonraki cümlelerden hangisi bu düşünceyi destekleyen belirli bir örnek sunar?

  1. Take a school garden, for example; it can teach children where food comes from.
  2. In conclusion, hands-on projects can teach useful lessons.
  3. However, a school garden needs regular care.
Cevabı göster

Take a school garden, for example; it can teach children where food comes from.

It is 16 with factors 1, 2, 4, and 8.

1:27

Kule 16'dır; çarpanları 1, 2, 4 ve 8'dir.

Those now belong to me, making our score Dilbilgisi

1:32

Bunlar artık bana ait, bu da skorumuzu

16 to 15.

1:35

16'ya 15 yapıyor.

Dilbilgisi

making our score 16 to 15: sonucu belirten bir -ing yan cümlesi

Burada making our score 16 to 15, önceki durumun doğrudan sonucunu veren bir -ing yan cümlesidir: bu şeyler artık konuşana ait olduğu için skor 16'ya 15 olur. Making, ayrı bir “skor üretme” eylemini anlatmaz. Bu yapıda virgülden sonra gelen -ing yan cümlesi, bir olayı onun doğrudan sonucuna bağlar ve “bunun sonucunda” anlamına yakın bir anlam verir.

Alıştırma

Sonucu belirtmek için make fiilinin -ing biçimini kullanın: Lena scored in the final minute, ____ the score 3 to 2.

Cevabı göster

making

If your total at the end of the game is higher than mine, Dilbilgisi

1:38

Oyunun sonunda senin toplamın benimkinden yüksek olursa,

you'll win.

1:41

kazanırsın.

Dilbilgisi

If ... is higher than mine, you'll win: gerçekleşmesi mümkün bir gelecek koşulu

Bu cümle bir koşulu ve bu koşulun gerçekleşmesi hâlindeki olası gelecek sonucunu belirtir. If yan cümlesinde geniş zaman biçimi is, ana cümlede ise will ve fiilin yalın hâli kullanılır: If + present, ... will + verb. Bu yapı, kurallar ve gerçekleşmesi mümkün gelecek durumları için yaygındır. Mine, my total ifadesinin yerine geçen bir iyelik zamiridir. Higher than mine, higher than my total anlamına gelir; böylece total sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

If + present, ... will + base verb yapısını kullanarak cümleyi be ve win ile tamamlayın: If your total ____ higher than mine, you ____.

Cevabı göster

is · will win

Play again and know

1:43

Oynamaya devam et ve şunu bil ki,

that if you run out of moves, I'll take all the cards that remain." Öbek fiiller

1:44

eğer yapacak hamlen kalmazsa, geriye kalan tüm kartları ben alırım."

Öbek fiiller

run out of moves: yapacak hamlesi kalmamak

Bu cümlede run out of moves, kullanılabilecek hiçbir hamlenin kalmadığı noktaya gelmek demektir. Buradaki run, fiziksel olarak “koşmak” anlamına gelmez; run out of bir bütün olarak “hiç kalmamak” anlamını taşır. Kalıp, özne + run out of + sınırlı bir şey şeklindedir. Özne, artık o şeye sahip olmayan kişi veya gruptur: run out of time, run out of money, run out of paper ya da run out of ideas denebilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “kullanılabilecek hiç hamle kalmaması” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you ____, you cannot keep playing.

Cevabı göster

run out of moves

As the game continues, Fate remarks Anlatım akışı

1:49

Oyun devam ederken Kader şunu belirtiyor:

that if your father were to win and hold the 10, Dilbilgisi

1:51

Eğer babanız kazanır ve elinde 10'u tutarsa,

Anlatım akışı

As the game continues: sonraki olayı zaman içinde konumlandırmak

As the game continues, ana cümleden önce gelen bir zaman yan cümlesidir. Buradaki as, “-erken” veya “zaman ilerledikçe” anlamındadır: oyun gelişmeye devam eder ve ana cümle, Fate'in bu süreçte söylediklerini tanıtır. Bu zaman çerçevesini önce vermek anlatıyı ileri taşır ve dinleyeni sıradaki bilgiye hazırlar. Bu bir benzetme değildir ve cümle, oyunun devam etmesini Fate'in sözünün nedeni olarak göstermez.

Alıştırma

Baştaki "As the game continues" yan cümlesi burada ne yapar?

  1. Devam eden bir zaman çerçevesi kurar ve sonraki bilgiye geçiş yapar.
  2. Oyunun Fate'e benzediğini söyler.
  3. Oyunun devam etmesini Fate'in sözünün nedeni olarak gösterir.
Cevabı göster

Devam eden bir zaman çerçevesi kurar ve sonraki bilgiye geçiş yapar.

that would grant him great fortune. Kelime

1:55

bu ona büyük bir servet kazandıracaktır.

Dilbilgisi

if your father were to win: resmî bir varsayım koşulu

If your father were to win, babanın zaferini gerçekleşmiş bir olay olarak değil, varsayılan bir olasılık olarak sunar. Yapı if + özne + were to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu yapı, geniş zaman kullanılan bir koşul cümlesinden daha resmîdir ve olasılığı çoğu zaman daha ihtiyatlı ya da uzak gösterir. Varsayılan sonuç, that would grant him great fortune örneğindeki gibi genellikle would ile ifade edilir.

Alıştırma

Resmî varsayım cümlesini were to ile tamamlayın: If the museum ____ close early, we would visit the park.

Cevabı göster

were to

Kelime

grant him great fortune: resmî grant + kişi + şey yapısı

would grant him great fortune ifadesinde grant, değerli bir şeyi resmî biçimde vermek veya bahşetmek anlamına gelir. Yapı grant + kişi + şey biçimindedir: him alan kişidir, great fortune ise onun alacağı şeydir. Grant, give sözcüğünden daha resmî ve yüce bir tınıya sahiptir; bu nedenle resmî kararlar veya öykü dili için uygundur. Buradaki fortune, geleceğe ilişkin bir tahmin değil, büyük şans ve bolluk anlamındadır.

Alıştırma

grant, her ve one wish ifadelerini doğal sırayla kullanarak öykü tarzındaki cümleyi tamamlayın: The moon spirit promised to ____.

Cevabı göster

grant her one wish

Six, true love, Kalıp ifadeler

1:57

Altı, gerçek aşkı,

Kalıp ifadeler

Masal anlatılarında true love

True love, derin ve içten romantik aşkı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Masallarda ve fantastik öykülerde çoğu zaman kaderde yazılı olan ya da kaderi değiştirecek kadar güçlü bir aşkı anlatır. Burada true love ifadesini false love ile sözcük sözcük karşılaştırmak yerine tek bir kavram olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi derin ve içten romantik aşk anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: In the fairy tale, only ____ can break the spell.

Cevabı göster

true love

and the two would end the family curse forever. Deyimler

1:59

ve iki, aile lanetini sonsuza dek sona erdirecektir.

Deyimler

would end the family curse forever: aile lanetini sonsuza dek sona erdirecekti

would end the family curse forever ifadesinde end, doğrudan nesne alan bir fiildir. the family curse tamamen durdurulan şeydir; forever ise lanetin geri dönmeyeceğini belirtir. Bu öykü anlatımında would, lanetin sona ermesini hikâyenin beklenen sonucu olarak sunar. Fantastik bir öyküde curse gerçek bir büyü laneti olabilir; fantastik olmayan durumlarda ise bir aileyi veya grubu etkilemeye devam eden ciddi bir sorunun güçlü bir benzetmesi olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, beklenen bir olayın laneti kalıcı olarak sona erdireceğini söyler?

  1. Their victory would end the curse forever.
  2. Their victory would delay the curse for a day.
  3. Their victory would make the curse stronger.
Cevabı göster

Their victory would end the curse forever.

But none of that matters because in the end, Notlar

2:03

Ancak bunların hiçbiri önemli değildir çünkü sonunda

Ton ve niyet

none of that matters: önceki noktaları önemsiz sayıp ana konuya dönmek

Burada that, tek bir fiziksel nesneye değil, daha önce sözü edilen fikirlerin tümüne gönderme yapar. none of that, “önceki bilgilerin hiçbir kısmı” demektir; matters ise “önemlidir ya da sonucu etkiler” anlamına gelir. Bu ifade güçlü bir geçiş yaratır: önceki noktaların önemini azaltır ve konuşanın, sonucu belirleyen tek gerçeğe odaklanmasını sağlar.

Alıştırma

none of that matters bir tartışma veya açıklamada genellikle ne yapar?

  1. Bir fiziksel nesnenin kaybolduğunu söyler.
  2. Önceki tüm noktaların eşit derecede önemli olduğunu söyler.
  3. Önceki noktaları önemsiz sayar ve dikkati ana konuya yöneltir.
Cevabı göster

Önceki noktaları önemsiz sayar ve dikkati ana konuya yöneltir.

Anlatım akışı

in the end: nihai sonucu belirtmek

in the end, “sonunda” veya “her şey değerlendirildikten sonra” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Bir süreci, düşünce akışını ya da olasılıklar dizisini sonlandırır ve nihai sonucun veya çıkarımın geleceğini gösterir. Buradaki end, fiziksel bir yer değil, akıl yürütmedeki soyut bir bitiş noktasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir süreçten sonraki nihai kararı in the end ile sunuyor?

  1. At the end of the meeting, everyone went home.
  2. In the end, we chose the smaller apartment.
  3. At the end of the hallway, there is a smaller apartment.
Cevabı göster

In the end, we chose the smaller apartment.

his total comes up short. Deyimler

2:06

onun toplamı eksik kalır.

Deyimler

come up short: hedefe ulaşamamak

Bu cümlede his total comes up short, toplam puanın gereken skora veya hedefe ulaşmadığı anlamına gelir. Come up short, bir şeyin fiziksel olarak kısalmasını değil, sonucun yetersiz kalmasını anlatan bir deyimdir. Özne bir puan, para miktarı, malzeme, çaba veya performans olabilir. İfade hedefin az farkla kaçırıldığını düşündürebilir; ancak tek başına yalnızca gereken ölçütün karşılanmadığını belirtir.

Alıştırma

Dersin ifadesini kullanarak sonucu tamamlayın: We needed $1,000, but our donations ____.

Cevabı göster

came up short

As the video turns to static, Kelime

2:08

Video karlanmaya başlarken,

Kelime

turns to static: görüntü sinyal parazitine dönüşür

Burada the video turns to static, video görüntüsünün görsel sinyal parazitine, yani ekran net sinyali kaybettiğinde görülen benekli “karlı” görüntüye dönüşmesi demektir. Turn to değişimi anlatır; static ise burada parazitin adıdır ve isimdir. Medya anlatımında net görüntü bu parazitle yer değiştirdiğinde bir video, ekran veya yayın için turn to static kullanılabilir. Static burada “hareketsiz” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle video görüntüsünün yerini sinyal parazitinin aldığını söyler?

  1. The screen displayed a still image.
  2. The security feed suddenly turned to static.
  3. The security camera remained static.
Cevabı göster

The security feed suddenly turned to static.

Fate arrives.

2:10

Kader gelir.

Feeling as if you're in a dream, Dilbilgisi

2:12

Rüyadaymış gibi hissederek,

Dilbilgisi

Feeling as if ...: bir hissi ana cümleye bağlamak

Feeling as if you're in a dream, ana cümleden önce gelen -ing'li bir ortaç yan cümlesidir. Bu yan cümlenin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır—burada ikisi de you'dur—ve böylece bir sonraki olay sırasında nasıl hissettiğini gösterir. As if, bir gerçeği doğrulamak yerine bir izlenim veya öyle görünen bir durumu anlatır. Kendini rüyadaymış gibi hissedersin; bu sözler gerçekten rüya gördüğünü iddia etmez.

Alıştırma

Baştaki Feeling yan cümlesini ana cümlenin öznesini betimlemek için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Feeling as if she was still dreaming, there was a door beside Maya.
  2. Feeling as if she was still dreaming, the door opened beside Maya.
  3. Feeling as if she was still dreaming, Maya slowly opened the door.
Cevabı göster

Feeling as if she was still dreaming, Maya slowly opened the door.

you hear her offer you the Tower to begin the game. Dilbilgisi

2:14

onun oyuna başlamanız için size Kule'yi teklif ettiğini duyarsınız.

Dilbilgisi

offer you the Tower: offer + kişi + şey

Offer you the Tower, offer + kişi + şey yapısını kullanır. You alıcıyı, the Tower ise sunulan şeyi gösterir. Burada the Tower sıradan bir bina değil, bir kartın adıdır. Bu yapı, birinin başka bir kişiye bir şeyi kabul etme seçeneğiyle sunduğunu anlatır. Offer + şey + to + kişi sırasıyla da kurulabilir: offer the Tower to you. You çıkarılırsa cümle artık alıcının kim olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Offer + kişi + şey yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The coach offered us some water.
  2. The coach offered some water us.
  3. The coach offered we some water.
Cevabı göster

The coach offered us some water.

How can you defeat Fate, Anlatım akışı

2:17

Kaderi nasıl yenebilirsiniz,

and what other good fortune can you win for yourself?

2:19

ve kendiniz için başka hangi iyi şansları kazanabilirsiniz?

Anlatım akışı

How can ... and what ... can ...: izleyiciye yönelik iki bölümlü bir görev

Bu cümle iki doğrudan soruyu birleştirerek açıklamayı izleyiciye yöneltilen bir göreve dönüştürür. How can ...? yöntemi sorar; what other good fortune can ...? ise izleyicinin elde edebileceği ek sonucu sorar. Doğrudan sorularda can özneden önce gelir: How can you defeat ...? ve what ... can you win ...? Burada anlatıcı izleyicilere seslenir; bir karakterin başka bir karakterden cevap beklediği gösterilmez.

Alıştırma

Hangi cümle izleyiciye önce yöntemi, sonra olası sonucu soran iki bölümlü bir görevi doğal biçimde sunar?

  1. How can we cross the river, and what can treasure we find on the other side?
  2. How we can cross the river, and what treasure we can find on the other side?
  3. How can we cross the river, and what treasure can we find on the other side?
Cevabı göster

How can we cross the river, and what treasure can we find on the other side?

If you want to outplay Fate, Kelime

2:31

Kaderi alt etmek istiyorsanız,

Kelime

to outplay Fate: daha iyi oyun veya stratejiyle kazanmak

To outplay Fate, daha iyi beceri veya strateji kullanarak Kader'i yenmek anlamına gelir. Fate bir rakip gibi ele alındığı için bu ifade mecazidir; dışarıda oynamak anlamına gelmez. Outplay tek bir geçişli fiildir: out- eylemi diğer taraftan daha iyi yapma anlamını ekler. Aynı genel yapı outsmart ve outperform fiillerinde de görülür, ancak her fiilin kendine özgü kullanım alanları vardır. Want fiilinden sonra to outplay mastar biçimi kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede outplay, daha iyi oyun veya stratejiyle bir rakibi yenmek anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The chess player outplayed near the window.
  2. The chess player outplayed her opponent in the endgame.
  3. The chess player outplayed a higher score on the screen.
Cevabı göster

The chess player outplayed her opponent in the endgame.

you'll need to take the long view. Deyimler

2:33

uzun vadeli düşünmeniz gerekecek.

Deyimler

take the long view: uzun vadeli sonuçlara odaklanmak

Take the long view, bir seçimi yalnızca hemen olacaklara göre değil, uzun bir süre içindeki sonuçlarına göre değerlendirmek demektir. Bu cümlede konuşan kişi sabır ve uzun vadeli planlamanın gerekli olduğunu söylüyor. Bu ifade mecazidir: Burada take “benimsemek”, view ise gerçek bir manzara değil, “bakış açısı veya düşünme biçimi” anlamına gelir. Kısa vadeli bir bedel gelecekte daha iyi bir sonuca yol açabilecekse bu ifade kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “uzun vadeli sonuçları düşünmek” anlamındaki hedef deyimle tamamlayın: Building a strong team takes time, so we need to ____.

Cevabı göster

take the long view

Accepting the 16 Dilbilgisi

2:35

16'yı kabul etmek

gives Fate the 1, 2, 4, and 8.

2:37

Kader'e 1, 2, 4 ve 8'i verir.

Dilbilgisi

Accepting the 16 gives ...: -ing öbeğinin özne olması

Accepting the 16, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir -ing öbeğidir. accept the 16 eylemini konuşulan seçime dönüştürür; ardından gives bu seçimin sonucunu belirtir. Bu tür -ing özneleri genellikle tekil kabul edilir. Bu nedenle geniş zamanda give değil, gives kullanılır.

Alıştırma

save fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: Choosing the cheaper plan ____ us money each month.

Cevabı göster

saves

She effectively has the 23, Kelime

2:40

O bu durumda etkili bir şekilde 23,

19, 17,

2:43

19, 17

and 13, too,

2:45

ve 13'e de sahip olur,

Kelime

effectively has: fiilen sahip sayılmak

Burada effectively, “uygulamada” veya “aynı sonucu doğuracak şekilde” demektir. Bu sayılar resmen ona ait olmayabilir, ancak kurallar onu bu sayılara sahipmiş gibi aynı konuma getirir. effectively + durum veya sonuç kalıbı, resmî biçim ile pratik sonucu ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede effectively, “uygulamada aynı sonucu doğuracak şekilde” anlamında kullanılmıştır?

  1. With no other candidates, the rule effectively makes Lena the winner.
  2. Lena definitely wants to enter the contest.
  3. Lena efficiently finished the form before lunch.
Cevabı göster

With no other candidates, the rule effectively makes Lena the winner.

since you can't take prime numbers Kelime

2:46

çünkü asal sayıları alamazsınız

Kelime

prime numbers: tam olarak iki pozitif böleni olan sayılar

Matematikte prime numbers, “asal sayılar” anlamına gelir: 1'den büyük ve tam olarak iki pozitif böleni, yani 1 ile kendisi, olan tam sayılardır. Örneğin 2, 3, 5 ve 7 asal sayıdır; 1 asal değildir. Bu ifadede prime, sabit bir matematik teriminin parçasıdır. “Ana”, “en iyi” veya “en önemli” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklük tam matematik terimiyle tamamlayın: Whole numbers greater than 1 with exactly two positive factors are called ____.

Cevabı göster

prime numbers

once 1 is off the board. Kelime

2:48

1 masadan kalktıktan sonra.

Kelime

“1 is off the board”: tahtadan çıkarılmış ve oyun dışı

Bu oyunda “1 is off the board”, 1 sayısının oynanabilir alandan çıkarıldığı ve artık seçilemeyeceği ya da kullanılamayacağı anlamına gelir. Buradaki board, oyun tahtasını veya sayıların gösterildiği alanı ifade eder; “yönetim kurulu” anlamında değildir. be off the board kalıbı, gerçek bir oyun tahtası, draft panosu veya benzer bir görsel liste bulunduğunda genellikle “artık oyunda ya da kullanılabilir olmama” sonucunu taşır.

Alıştırma

Bir masa oyunundaki kuralda “Once a number is off the board, nobody can choose it.” yazıyor. Off the board ne anlama gelir?

  1. Çıkarılmıştır ve artık kullanılamaz.
  2. Tahtanın en üstüne yazılmalıdır.
  3. Bir şirketi yöneten kişilere aittir.
Cevabı göster

Çıkarılmıştır ve artık kullanılamaz.

Smaller primes like 11,

2:51

11,

7, 5, and 3

2:53

7, 5 ve 3 gibi daha küçük asallar

will also go to Fate,

2:55

da Kader'e gidecektir,

but you'll be able to take their multiples Kelime

2:57

ancak onların katlarını alabileceksiniz,

like 22 and 21.

2:59

22 ve 21 gibi.

Kelime

“their multiples”: önceki sayılara geri gönderme

“Their multiples”, daha önce sözü edilen daha küçük asal sayıların katları anlamına gelir. Their, bu asal sayılara geri gönderme yapan iyelik belirleyicisidir; multiples ise kesin bir matematik terimidir: Bir sayının katı, o sayının bir tam sayıyla çarpılmasıyla elde edilen sonuçtur. Bu çoğul ifade, sözü edilen asal sayılardan herhangi birinin katı olan sayıları bir araya getirebilir. Otomatik olarak ortak katlar anlamına gelmez; ortak katların bu sayıların hepsine bölünebilmesi gerekir.

Alıştırma

“Circle 3 and 5, then cross out their multiples,” yönergesinde their multiples ne anlama gelir?

  1. 3'ün veya 5'in katı olan sayılar
  2. 3 ve 5'e ait, birbiriyle ilgisiz birkaç nesne
  3. Yalnızca hem 3'ten hem 5'ten küçük sayılar
Cevabı göster

3'ün veya 5'in katı olan sayılar

That means these are the remaining cards in play. Kelime

3:02

Bu, oyunda kalan kartların bunlar olduğu anlamına gelir.

Kelime

remaining cards in play: kalan ve hâlâ geçerli olan kartlar

Burada remaining cards, diğer kartlar çıkarıldıktan veya hesaba katıldıktan sonra kalan kartları ifade eder. In play, bu kartların mevcut oyunda hâlâ geçerli olduğunu ve bundan sonra olacakları etkileyebileceğini belirtir. Daha genel olarak in play, “hâlâ etkin, kullanılabilir veya değerlendiriliyor” anlamına gelir. Kartların oyun oynadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The proposal is still in play” ne anlama gelir?

  1. Teklif oyuncak olarak kullanılıyor.
  2. Teklif zaten reddedildi.
  3. Teklif hâlâ değerlendiriliyor.
Cevabı göster

Teklif hâlâ değerlendiriliyor.

You can eventually claim at most half of them, Kelime

3:06

Sonuç olarak en fazla onların yarısını alabilirsiniz,

Kelime

at most half of them: en fazla yarısı

At most half of them bir üst sınır koyar. Alınabilecek miktar toplamın yarısı veya daha azı olabilir, ancak yarıdan fazla olamaz. Yapı at most + miktar şeklindedir. Buradaki them, daha önce sözü edilen kartları ifade eder.

Alıştırma

Kuralı most içeren üst sınır ifadesiyle tamamlayın: Each team may register ____ twelve players.

Cevabı göster

at most

rounded down, Kelime

3:09

aşağı yuvarlanmış haliyle,

Kelime

rounded down: daha küçük tam sayıyı seçmek

Rounded down, bir değer tam sayı değilse hemen altındaki daha küçük tam sayıya dönüştürülmesi demektir. Örneğin 7,8 rounded down yapıldığında 7 olur. Burada rounded edilgen yapının bir parçasıdır: değer aşağı yuvarlanır. Down daha küçük bir sayıya doğru yönü gösterir; fiziksel bir aşağı hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Bir oyun hesabının sonucu 7,8 çıkıyor ve kural, sonucun bir tam sayıya rounded down yapılmasını söylüyor. Hangi sonuç kullanılır?

  1. 7.5
  2. 7
  3. 8
Cevabı göster

7

since Fate gets at least one for each card you take. Dilbilgisi

3:10

çünkü aldığınız her karta karşılık Kader en az bir kart alır.

Dilbilgisi

for each card you take: kart başına bir sonuç

For each card you take, öğe başına bir ilişki kurar: aldığın her kart için Fate’in en az bir tane alması sonucu ayrı ayrı oluşur. Sonuç bütün gruba yalnızca bir kez uygulanmaz. Kalıp for each + tekil isim şeklindedir. Card you take içinde you take, card sözcüğünü niteler ve ilgi sözcüğü that düşürülmüştür. Bu grubun tamamı daha büyük cümlenin bir parçasıdır; tek başına tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Satın alınan her kitap için bir puan verildiğini hangi cümle açıkça ifade eder?

  1. For each book you buy, you receive one point.
  2. You receive one point before you buy a book.
  3. You receive one point after buying all the books.
Cevabı göster

For each book you buy, you receive one point.

So the best you can possibly do is take the seven largest cards. Kalıp ifadeler

3:14

Bu yüzden yapabileceğiniz en iyi şey en büyük yedi kartı almaktır.

Kalıp ifadeler

the best you can possibly do is ...: ulaşılabilecek en iyi sonuç

“The best you can possibly do is ...” bir üst sınır belirtir: gerçekçi seçeneklerin hepsi düşünüldüğünde, ardından gelen eylem veya sonuç ulaşılabilecek en iyi seçenektir. Burada possibly karşılaştırmayı tüm olasılıklara genişletir; “belki” anlamına gelmez. Kalıp the best + özne + can possibly do + is + eylem veya sonuç şeklindedir. İlk bölümde do kullanıldığında is'ten sonra, bu cümledeki is take örneğinde olduğu gibi, çoğu zaman to almayan fiilin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Hâlâ ulaşılabilecek en iyi sonucu göstermek için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Because the parts arrive late, ____ repair the bike by Saturday.

Cevabı göster

the best we can possibly do is

Add those together with the 16, Kalıp ifadeler

3:19

Bunları 16 ile toplarsanız,

Kalıp ifadeler

Add those together with ...: tüm değerleri tek bir toplamda birleştirmek

“Add those together with the 16” tek bir toplam elde etme talimatıdır. Those daha önce seçilen değerlere gönderme yapar; with the 16 ise 16'yı da aynı hesaba katar. Yeniden kullanılabilen add A together with B kalıbı, hem A'nın hem B'nin toplama dâhil olduğu anlamına gelir. Yaygın bir alternatif add A and B together biçimidir.

Alıştırma

Hangi talimat, seçilen değerlerle 16'nın tek bir toplamda birlikte kullanılmasını söyler?

  1. Compare those with the 16.
  2. Subtract those from the 16.
  3. Add those together with the 16.
Cevabı göster

Add those together with the 16.

and your total would be 138.

3:21

toplamınız 138 olacaktır.

And Fate's total,

3:24

Ve Kader'in toplamı,

also 138.

3:25

o da 138 olur.

Ties go to Fate. Kelime

3:28

Beraberliklerde Kader kazanır.

Kelime

Ties go to Fate: beraberliği bir tarafa verme

Kısa ve öz kural dilinde Ties go to Fate, sonuç berabere olduğunda galibiyetin, puanın, kontenjanın veya kararlaştırılan başka bir sonucun Fate’e verildiği anlamına gelir. Ties, “beraberlik” anlamındaki tie sözcüğünün çoğuludur. X goes to Y kalıbı bir ödülün, puanın, kararın veya avantajın Y’ye verilmesini anlatabilir. Sonucun kime verildiğini belirtir; fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Ties go to the home team hangi kuralı ifade eder?

  1. Skor eşitse sonuç ev sahibi takıma verilir.
  2. İki takım da ev sahibi takıma doğru hareket etmelidir.
  3. Ev sahibi takımın maçı eşit skorla bitirmesine izin verilmez.
Cevabı göster

Skor eşitse sonuç ev sahibi takıma verilir.

So it's clear that by offering your ancestors the 16 before explaining the full rules, Notlar

3:29

Dolayısıyla, atalarınıza tüm kuralları açıklamadan önce 16'yı teklif ederek,

Anlatım akışı

it's clear that: bir sonucu işaret etme

It's clear that, konuşanın daha önce verilen olgulara veya akıl yürütmeye dayanarak açık kabul ettiği bir sonucu tam bir yan cümleyle sunar. Burada clear, “görsel olarak kolay görülen” değil, “mantıksal olarak açık” anlamındadır. So it's clear that ifadesinde so önceki nedene gönderme yapar, it's clear that ise sonucun sırada olduğunu belirtir. Yapı, that sözcüğünden sonra genellikle it's clear that we need more time örneğindeki gibi tam bir ifadeyle devam eder.

Alıştırma

Hangi cümle önceki kanıtlara dayalı bir sonucu en iyi şekilde sunar?

  1. By the way, I bought a new notebook.
  2. It's clear that we need a different plan.
  3. For example, one plan uses less paper.
Cevabı göster

It's clear that we need a different plan.

Dilbilgisi

by offering ... before explaining ...: yöntem ve sıralama

By offering ... yöntemi belirtir: by + -ing, “... yaparak” anlamına gelir. Before explaining ... zaman sırasını gösterir; yani önce sunma, sonra açıklama gerçekleşir. Burada by ve before birer edattır, bu nedenle arkalarından gelen fiiller -ing biçimini alır: by offering ve before explaining. Bu kalıp hem bir şeyin nasıl yapıldığını hem de hangi eylemin önce gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

check ve send fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: Nina avoided a mistake by ____ the address before ____ the package.

Cevabı göster

checking · sending

Fate has been manipulating the game to guarantee her victory. Dilbilgisi

3:35

Kader'in zaferini garantilemek için oyunu manipüle ettiği açıktır.

Dilbilgisi

has been manipulating: geçmişten şimdiye

Has been manipulating, present perfect continuous yapısındadır: has been + fiil-ing. Bu yapı, manipülasyonun geçmişte başlayıp şimdiyle bağlantılı bir süre boyunca devam ettiğini veya tekrarlandığını gösterir. Bu bakış açısı, geçmişte tamamlanmış tek bir eylemi ya da yalnızca tam şu anda olan bir şeyi anlatmaktan farklıdır. Bu cümlede konuşan kişi, manipülasyonu mevcut durumu açıklayan devamlı bir örüntü olarak görür.

Alıştırma

manipulate fiilini present perfect continuous biçiminde kullanın: The company ____ the survey results for months.

Cevabı göster

has been manipulating

Dilbilgisi

to guarantee her victory: amaç bildirmek için mastar kullanımı

to guarantee her victory amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Önceki bir eylemin neden yapıldığını açıklar: Bu eylemle onun zaferinin kesinleştirilmesi amaçlanır. Aktarılabilir kalıp eylem + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Amaç bildiren mastar, hedeflenen sonucu belirtir; hedefe gerçekten ulaşıldığını göstermez. Buradaki guarantee, bir sonucu kesinleştirmek anlamındadır; ürün garantisi veya hizmet sözü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede to guarantee ... bir eylemin neden yapıldığını açıklayan amaç mastarı olarak kullanılmıştır?

  1. To guarantee that his family could sit together was Leo's promise.
  2. Leo guaranteed that his family could sit together after he booked the tickets.
  3. Leo booked the tickets early to guarantee that his family could sit together.
Cevabı göster

Leo booked the tickets early to guarantee that his family could sit together.

But thanks to your father, you now know better. Notlar

3:40

Ama babanız sayesinde artık daha bilinçlisiniz.

Kalıp ifadeler

But thanks to your father: yardımcı nedene pay vermek

thanks to + isim öbeği, bir sonuçtan sorumlu olan kişiyi veya etkeni, çoğunlukla yardımcı bir neden olarak tanıtır. Burada birazdan belirtilecek sonuçta babanın katkısı olduğu ifade edilir. But bu nedeni önceki düşünceyle karşıtlık ilişkisi içinde bağlar; sondaki virgül ise ana sonucun henüz gelmediğini gösterir. Bu ifade tek başına doğrudan söylenen eksiksiz bir teşekkür değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede yararlı bir nedene pay vermek için thanks to doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Thanks to Maya's careful notes, we found the error.
  2. Thank you Maya's careful notes, we found the error.
  3. Thanks Maya's careful notes, we found the error.
Cevabı göster

Thanks to Maya's careful notes, we found the error.

Ton ve niyet

now know better: ders çıkarıp daha iyi muhakeme etmek

Bu cümlede know better, “belirli bir davranışın yanlış ya da akılsızca olduğunu ve tekrarlanmaması gerektiğini öğrenmiş olmak” anlamına gelir. Sadece daha fazla bilgiye değil, daha iyi bir muhakemeye işaret eder. Now bir değişimi gösterir: kişi daha önce anlamamış olabilir, ancak deneyim ona ders olmuştur.

Alıştırma

Leo sıcak bir tavaya bir kez dokunduktan sonra “I know better now.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Artık tavaların nasıl üretildiğiyle ilgili daha fazla bilgi biliyordur.
  2. Tavayı daha yüksek sesle tarif edebiliyordur.
  3. Sıcak bir tavaya tekrar dokunmaması gerektiğini öğrenmiştir.
Cevabı göster

Sıcak bir tavaya tekrar dokunmaması gerektiğini öğrenmiştir.

Speaking of your family, Anlatım akışı

3:44

Ailenizden bahsetmişken,

Anlatım akışı

Speaking of your family: bağlantılı bir konuya geçmek

Speaking of your family bir konu geçiş ifadesidir. Önceki sözlerle bağlantılı olan your family düşüncesini alır ve konuşanın bir sonraki noktasını tanıtmak için kullanır. Yapı Speaking of + isim, zamir veya -ing biçimi şeklindedir; ardından o konuyla ilgili bir yorum ya da soru gelir. Konuşmayı düzenler; birinin o anda konuşmakta olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız gelecek haftaki okul konserinden az önce söz etti. Hangi cevap bağlantılı bir soruya doğal biçimde geçer?

  1. Speaking at the school concert, have you learned your song yet?
  2. Speaking for the school concert, have you learned your song yet?
  3. Speaking of the school concert, have you learned your song yet?
Cevabı göster

Speaking of the school concert, have you learned your song yet?

if you want to take the 2 and break the curse, Deyimler

3:45

eğer 2'yi alıp laneti kırmak istiyorsanız,

Deyimler

break the curse: bir laneti veya uzun süren kötü şansı sona erdirmek

Burada break the curse, bir lanetin veya lanetli durumun etkisini durdurmak anlamına gelir. Curse soyut bir nesne olduğu için break, fiziksel olarak bir şeyi parçalamak değil, “sona erdirmek” veya “bozmak” demektir. Bu ifade mecaz anlamda da kullanılabilir: uzun süren kötü şansın, tekrarlanan başarısızlıkların veya zararlı bir düzenin sona ermesini anlatabilir. Genellikle bir süredir devam eden bir durumdan söz edilir.

Alıştırma

Bir spor haberinde "The team finally broke the curse" genellikle ne anlama gelir?

  1. Takım bilerek kaybetmeye devam etmeyi seçti.
  2. Takım uzun süren kötü şans veya başarısızlık dönemini bitirdi.
  3. Takım büyülü bir nesneyi fiziksel olarak parçaladı.
Cevabı göster

Takım uzun süren kötü şans veya başarısızlık dönemini bitirdi.

you'll have to do it on your first turn, Kelime

3:48

bunu ilk turunuzda yapmanız gerekir,

Kelime

on your first turn: oyunda hareket zamanını belirtmek

On your first turn, sıra tabanlı bir oyun veya etkinlikte “ilk hareket etme fırsatın sırasında” anlamına gelir. Burada turn, yön değiştirmeyi değil, oyuncuya ayrılan hareket etme fırsatını ifade eder. İngilizcede oyundaki sıra anlamıyla normalde on kullanılır: on my turn, on her next turn, on the first turn. Bu ifade, eylemin ne zaman gerçekleşmesi gerektiğini belirten bir zaman ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümle bir oyuncunun ilk oyun sırası için doğal edatı kullanır?

  1. You may draw two cards in your first turn.
  2. You may draw two cards on your first turn.
  3. You may draw two cards at your first turn.
Cevabı göster

You may draw two cards on your first turn.

since it's prime.

3:51

çünkü o bir asal sayıdır.

If you do,

3:52

Eğer bunu yaparsanız,

Fate will get 1,

3:53

Kader 1'i alır,

and once again,

3:54

ve bir kez daha,

Fate is guaranteed the high primes. Dilbilgisi

3:56

Kader büyük asalları garantilemiş olur.

Dilbilgisi

is guaranteed the high primes: be guaranteed something yapısı

Burada is guaranteed the high primes, guarantee someone something yapısının edilgen biçimidir. Fate alan taraftır ve the high primes kesin olarak alacağı şeyi belirtir. Bu edilgen yapı, garantiyi veren kişiyi veya kuralı belirtmeden alıcıyı ve garanti edilen sonucu öne çıkarır. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı someone is guaranteed something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi be guaranteed something yapısının şimdiki zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: At this event, every runner ____ a medal.

Cevabı göster

is guaranteed

In theory, Anlatım akışı

3:59

Teorik olarak,

you can get at most 8 of the remaining 17 cards.

3:59

kalan 17 kartın en fazla 8'ini alabilirsiniz.

Anlatım akışı

In theory: teorik bir sonucu çerçeveleme

Cümlenin başındaki In theory, ardından gelen sınırı kurallara veya hesaplamaya dayanan teorik bir sonuç olarak çerçeveler. Sayı verilmeden önce dinleyiciye bilgiyi nasıl anlaması gerektiğini gösterir. Bu ifade, sekiz kart almanın mümkün olduğunun zaten kanıtlandığını söylemez. Teorik bir sınır, gerçek koşullardan veya ona ulaşmak için gereken stratejiden yine de etkilenebilir.

Alıştırma

Bu cümlede In theory neyi gösterir?

  1. Sonuç gerçek hayatta zaten elde edilmiştir.
  2. Sonuç bir modelden veya hesaplamadan çıkar, ancak uygulamada gerçekleşmeyebilir.
  3. Sonuç kurallara göre imkânsızdır.
Cevabı göster

Sonuç bir modelden veya hesaplamadan çıkar, ancak uygulamada gerçekleşmeyebilir.

Taking the 8 largest would give you a nail-bitingly narrow victory Deyimler

4:03

En büyük 8'ini almak size kıl payı, tırnak ısırtıcı bir zafer

Deyimler

a nail-bitingly narrow victory: gerilimli ve kıl payı bir zafer

Narrow victory, yalnızca çok küçük bir farkla kazanılan zafer demektir. Nail-bitingly, narrow sözcüğünü güçlendiren bir zarftır ve insanların heyecandan tırnaklarını yiyebileceği kadar yoğun bir gerilim görüntüsü ekler. Buradaki kullanım mecazidir; kimsenin gerçekten tırnaklarını yemesi gerekmez. İfadenin tamamı, sonucu son ana kadar belirsiz görünen kıl payı bir zaferi anlatır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi a nail-bitingly narrow victory olarak tanımlanır?

  1. Bir takım, son saniyelerde liderlik birkaç kez el değiştirdikten sonra bir puan farkla kazanır.
  2. Bir takım maç başlamadan önce maçı iptal eder.
  3. Bir takım elli puan farkla kazanır ve en iyi oyuncularını dinlendirir.
Cevabı göster

Bir takım, son saniyelerde liderlik birkaç kez el değiştirdikten sonra bir puan farkla kazanır.

of 140 to 136.

4:08

(140'a 136) getirecektir.

But is it possible? Anlatım akışı

4:12

Ama bu mümkün mü?

Anlatım akışı

But is it possible?: teoriden uygulanabilirliğe geçiş

But, soruyu hemen önce belirtilen bir sonuca veya plana bağlar ve konuşmanın yön değiştirdiğini gösterir. Is it possible?, odağı teoride işe yarıyor gibi görünen şeyden bunun gerçekten yapılıp yapılamayacağına taşır. Konuşmacı soruyu hemen ardından kendisi yanıtlayabilir. Bu nedenle buradaki temel görev, dinleyiciden yalnızca bilgi istemek değil, açıklamayı düzenlemek ve kısa bir merak anı yaratmaktır.

Alıştırma

Bir sunumda But is it possible?, umut verici bir teorik sonuçtan sonra en doğal olarak ne yapar?

  1. Sonucun zaten elde edildiğini bildirir.
  2. Tartışmayı sonucun gerçekten elde edilip edilemeyeceğine taşır.
  3. Sonucu incelemeden tartışmayı bitirir.
Cevabı göster

Tartışmayı sonucun gerçekten elde edilip edilemeyeceğine taşır.

You need Fate to get as few cards as possible for each one you take. Dilbilgisi

4:14

Sizin aldığınız her karta karşılık Kader'in olabildiğince az kart almasını sağlamalısınız.

Dilbilgisi

as few cards as possible: sayılabilir bir miktarı en aza indirmek

as few cards as possible ifadesi, koşulların izin verdiği en az kart sayısını anlatır. as few + çoğul sayılabilir isim + as possible kalıbı, sayıyı olabildiğince düşük tutma hedefi belirtir. Cards çoğul ve sayılabilir bir isim olduğu için doğru miktar sözcüğü few'dur.

Alıştırma

Sayılabilir bir miktarı en aza indiren kalıpla cümleyi tamamla: For a short trip, pack ____ items ____.

Cevabı göster

as few · as possible

You can start with the 22 and 14. Öbek fiiller

4:19

22 ve 14 ile başlayabilirsiniz.

Öbek fiiller

start with the 22 and 14: ilk öğeleri belirtmek

Start with + isim, ilk ele alınacak öğeyi belirtir. Burada 22 ve 14, daha uzun bir sıradaki ilk seçimlerdir. With başlangıç öğelerini tanıtır; sana kimin ya da neyin eşlik ettiğini göstermez.

Alıştırma

İlk öğeyi belirtmek için start ve doğru edatla cümleyi tamamla: We have three topics today. Let's ____ the budget.

Cevabı göster

start with

With the 7 gone, Dilbilgisi

4:22

7 gittiğinde,

Dilbilgisi

With the 7 gone: with + isim + tamamlayıcı

“With the 7 gone”, with + isim + tamamlayıcı yapısını kullanır. The 7 söz konusu öğeyi belirtir; gone ise ortaya çıkan durumu, yani 7'nin çıkarılmış veya artık kullanılamaz olduğunu anlatır. İfadenin tamamı bu durumu sonraki bölüm için arka plan yapar. “7 artık yokken” ya da “7 artık kullanılamaz durumdayken” demenin kısa bir yoludur; 7 sayısının kendi kendine gittiğini anlatmaz.

Alıştırma

Parantezdeki sözcükleri with + isim + tamamlayıcı kalıbına göre sıralayın: ____, we cooked at home. (with / the restaurant / closed)

Cevabı göster

With the restaurant closed

you can take the 21,

4:24

21'i,

then the 15.

4:26

sonra da 15'i alabilirsiniz.

You still need these,

4:27

Hâlâ bunlara ihtiyacınız var,

and the next one you take will give Fate two cards.

4:28

ve alacağınız bir sonraki kart Kader'e iki kart verecektir.

That's okay, though. Ton ve niyet

4:32

Ama bu sorun değil.

Ton ve niyet

That's okay, though: cümle sonundaki though ile hafif karşıtlık

“That's okay”, az önce sözü edilen durumun kabul edilebilir olduğunu veya ciddi bir sorun olmadığını belirtir. Cümle sonundaki though hafif bir karşıtlık ekler: bir olumsuzluk vardır, ama konuşan kişi bundan çok endişe duymaz. Burada though, “even so” ya da konuşma dilindeki “however” gibi işlev görür. Ardından bir yan cümle getirmesi gerekmez.

Alıştırma

B'nin yanıtını derste öğrenilen cümle sonu though kalıbıyla tamamlayın: A: The table is a little small. B: That's okay, ____. We only need space for two.

Cevabı göster

though

Try the 16, for example,

4:33

Örneğin 16'yı deneyin,

and Fate gets the 4 and the 8,

4:35

Kader 4 ve 8'i alır,

but you'll still get the 12,

4:38

ama siz yine de 12,

the 18,

4:40

18

and the 20.

4:41

ve 20'yi alırsınız.

Following similar reasoning, Anlatım akışı

4:43

Benzer bir mantığı izleyerek,

Anlatım akışı

Following similar reasoning: önceki akıl yürütme çizgisini yeniden kullanmak

Cümlenin başında Following similar reasoning, bir sonraki sonuca az önce kullanılan aynı tür mantıkla ulaşılabileceğini gösterir. Yeni noktayı önceki argümana bağlar ve yazarın tekrarlanan adımları atlamasını sağlar. Burada following, sonradan gerçekleşmek değil, kullanmak veya rehber edinmek anlamındadır. Virgül, bu giriş geçişinden sonra ana cümlenin geldiğini gösterir.

Alıştırma

Following similar reasoning bu bağlamda neyi gösterir?

  1. Sonraki noktaya aynı tür mantıkla ulaşılabilir.
  2. Sonraki olay zaman bakımından daha sonra gerçekleşti.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir yönteme geçiyor.
Cevabı göster

Sonraki noktaya aynı tür mantıkla ulaşılabilir.

you could take the 23 on your first turn

4:45

ilk turunuzda 23'ü alabilir

and win the 10

4:48

ve 10'u

or the 6,

4:49

ya da 6'yı kazanabilirsiniz,

but claiming more than one reward is impossible. Dilbilgisi

4:50

ancak birden fazla ödül talep etmek imkansızdır.

Dilbilgisi

claiming more than one reward is impossible: özne görevinde bir isim-fiil öbeği

Claiming more than one reward, cümlenin öznesi olarak işlev gören bir isim-fiil öbeğidir. is impossible yüklemi bu eylemin tamamı hakkında yargıda bulunur. Eylem tek bir fikir olarak ele alındığı için tekil is fiili kullanılır. Bu bağlamda claim, almaya uygun olduğunuz bir ödülü talep etmek veya almak anlamına gelir. Bir şeyin doğru olduğunu iddia etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle eylemi doğru biçimde bir kuralın öznesi yapar?

  1. Claim two rewards is not allowed.
  2. Claiming two rewards is not allowed.
  3. Claiming two rewards are not allowed.
Cevabı göster

Claiming two rewards is not allowed.

So, do you take wealth, Anlatım akışı

4:54

O halde, serveti mi alacaksınız,

love,

4:56

aşkı mı,

or break the curse?

4:56

yoksa laneti mi kıracaksınız?

Anlatım akışı

do you take wealth, love, or break the curse? — son seçimi çerçevelemek

Bu soru, önceki akıl yürütmeyi üç alternatif arasındaki son bir karara dönüştürür. Baştaki So, açıklamadan sonuca geçildiğini gösterir ve dinleyiciyi seçim yapmaya çağırır. Seçenekler take wealth, take love veya break the curse olarak anlaşılır. wealth ile love, take fiilinin isim türündeki nesneleridir; break the curse ise bir fiil öbeğidir. Buna rağmen üçü de soruda alternatif sonuçlar olarak işlev görür.

Alıştırma

Vurgulanan soru bu bölümde ne işe yarıyor?

  1. Lanet hakkında önceki konuyla ilgisiz bir açıklama başlatır.
  2. Önceki akıl yürütmeyi üç alternatif arasındaki son bir seçime dönüştürür.
  3. Dinleyicinin üç ödülü birlikte alacağını belirtir.
Cevabı göster

Önceki akıl yürütmeyi üç alternatif arasındaki son bir seçime dönüştürür.

Fate is waiting,

4:58

Kader bekliyor,

but the choice is up to you. Ton ve niyet

4:59

ama seçim sizin.

Ton ve niyet

the choice is up to you — kararı karşı tarafa bırakmak

The choice is up to you, karar verme hakkının ve sorumluluğunun sende olduğu anlamına gelir. Buradaki up to you, kararın kimin denetiminde olduğunu belirtir; fiziksel bir yönü anlatmaz. Bağlama ve ses tonuna göre bu ifade özgürlük veren ve destekleyici bir söz gibi duyulabilir ya da karar verme yükünü dinleyiciye bırakabilir.

Alıştırma

Hangi durumda "The choice is up to you" cümlesi doğal olarak kullanılabilir?

  1. Filmi zaten seçtim ve bunu değiştirmene izin yok.
  2. Başının üzerindeki rafta duran bir kutuyu gösteriyorum.
  3. İki film saati de bana uyar ve kararı senin vermeni istiyorum.
Cevabı göster

İki film saati de bana uyar ve kararı senin vermeni istiyorum.

Here's an easier choice, Anlatım akışı

5:03

İşte daha kolay bir seçim,

trying brilliant.org.

5:05

brilliant.org'u denemek.

Anlatım akışı

Here's an easier choice ile eylem çağrısına geçiş

Here's an easier choice, konuşmacının önceki zor sorunu geride bırakıp daha kolay bir sonraki adım sunduğunu belirtir. Choice sözcüğü yeni mesajı önceki konuya bağladığı için geçiş ani değil, akıcı gelir. Bu cümledeki “seçenek”, tanıtılan internet sitesini denemektir. Bu, hikâyenin içindeki başka bir karar değil, senaryoyu bir eylem çağrısına taşıyan geçiştir.

Alıştırma

Here's an easier choice bu cümlede nasıl bir geçiş yapıyor?

  1. Önceki bulmacanın çözümü olmadığını kanıtlar.
  2. Asıl hikâyenin içinde başka bir seçenek sunar.
  3. Zor bir sorundan tanıtılan bir eyleme geçer.
Cevabı göster

Zor bir sorundan tanıtılan bir eyleme geçer.

Brilliant's library of thousands of STEM lessons has something for everyone, Kalıp ifadeler

5:07

Brilliant'ın binlerce STEM dersinden oluşan kütüphanesinde herkes için bir şeyler var,

Kalıp ifadeler

library of thousands of STEM lessons: büyük bir dijital içerik koleksiyonu

Bu ifade, STEM hakkında binlerce ders içeren düzenli bir içerik koleksiyonu anlamına gelir. Buradaki library, kitapların bulunduğu bir bina olmak zorunda değildir; dijital bir içerik koleksiyonudur. library of + miktar + içerik türü kalıbı, bir koleksiyonun neler içerdiğini açıklar. Thousands of kesin bir sayı değil, yaklaşık olarak büyük bir ölçek belirtir. STEM ise science, technology, engineering, and mathematics, yani fen, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarının kısaltmasıdır.

Alıştırma

Büyük bir dijital koleksiyonu anlatmak için library of ... ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The platform offers a library of thousands of science videos.
  2. The platform offers a library from thousands science videos.
  3. The platform offers thousands library of science video.
Cevabı göster

The platform offers a library of thousands of science videos.

Kalıp ifadeler

has something for everyone: geniş bir kitleye uygun çeşitli seçenekler

Has something for everyone, bir seçkinin farklı ilgi alanları veya ihtiyaçları olan kişilerin en az bir uygun seçenek bulabileceği kadar çeşitli olduğu anlamına gelir. Buradaki something geneldir; belirli bir nesneyi adlandırmaz. Tanıtım amaçlı açıklamalarda bu ifade, seçkiyi geniş kapsamlı ve herkese açık gösterir. Olumlu bir özettir; herkesin her şeyi seveceğine dair kelimesi kelimesine bir söz değildir.

Alıştırma

Hangi cümle geniş bir çeşitliliği anlatmak için something for everyone ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. The community fair has crafts, sports, music, and food, so it has something for everyone.
  2. The advanced workshop is only for licensed surgeons, so it has something for everyone.
  3. The cupboard is empty, so it has something for everyone.
Cevabı göster

The community fair has crafts, sports, music, and food, so it has something for everyone.

and their visual interactive approach helps get tough ideas to stick. Deyimler

5:11

ve görsel etkileşimli yaklaşımları zor fikirlerin akılda kalmasına yardımcı oluyor.

Deyimler

helps get tough ideas to stick: zor kavramların akılda kalmasını sağlamak

Burada stick, tutkalla yapışmak değil, akılda kalmak anlamına gelir. Tough ideas zor kavramlardır; bu yüzden get tough ideas to stick, bu kavramların hatırlanmasını sağlamak demektir. Yapı, help + yalın fiil ile get + nesne + to-infinitive yapılarını birleştirir: helps get tough ideas to stick. Helps, yaklaşımın sonuca katkıda bulunduğunu belirtirken get ... to stick, fikirlerin akılda kalmasını sağlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi akılda kalmak anlamına gelen hedef fiille tamamlayın: A simple rhyme can help get a new rule to ____.

Cevabı göster

stick

Visit brilliant.org/teded

5:15

brilliant.org/teded adresini ziyaret ederek

to get 30 days free and 20% off a year of STEM learning. Kelime

5:17

30 gün ücretsiz kullanım ve STEM öğreniminin bir yılı için %20 indirim kazanın.

Kelime

get 30 days free and 20% off: ücretsiz dönemler ve yüzdelik indirimler

Burada get 30 days free, ücret ödemeden otuz günlük erişim elde etmek demektir. Get 20% off, normal fiyattan %20 düşülmesi, yani fiyatın %80'inin ödenmesi demektir. Kampanya dilinde süre genellikle free sözcüğünden, yüzde ise off sözcüğünden önce gelir: 30 days free ve 20% off. Bu cümlede indirim, bir yıllık STEM eğitimine uygulanır.

Alıştırma

Kampanyayı standart sözcüklerle tamamlayın: New members get 30 days ____ and 20% ____ the annual plan.

Cevabı göster

free · off