Konfedere Bayrağı Bu Değil: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
451 kelime 204 kel/dk

Video özeti: Bu anlatım, Konfederasyonun resmî bayraklarıyla sıkça ulusal bayrak sanılan savaş bayrağını ayırıyor; savaş alanında tanıma ihtiyacı ve simgesel anlamların tasarımları nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deyimsel ve mecazlı “split in twain” ifadesinin ikiye ayrılmak anlamını kavramak, eski üslubunu tanımak ve “split in two” ile ayırmak. 2. Kalıplaşmış “what with the terror and the smoke.” öbeğiyle birkaç nedeni konuşma dilinde birleştirip sonucu açıklamak. 3. “better in the sense that ... but worse in that ...” dil bilgisi kalıbıyla tek seçeneği iki açıdan karşılaştırmak ve belirsiz yargı yerine dengeli bir artı-eksi değerlendirmesi yapmak.

Bu derste

This is not the Confederate national flag.

0:00

Bu, Konfedere Devletleri'nin ulusal bayrağı değildir.

When the United States split in twain during the Civil War, Deyimler

0:02

Amerika Birleşik Devletleri İç Savaş sırasında ikiye bölündüğünde,

Deyimler

split in twain: “ikiye bölünmek” anlamındaki arkaik ifade

Split in twain, “iki parçaya bölünmek” anlamına gelir. Twain, “iki” anlamındaki eski bir sözcüktür; kişi ya da yer adı değildir. Burada ifade, ülkeyi karşıt iki tarafa ayrılarak parçalanan tek bir bütün gibi gösterir. Arkaik ve edebî duyulduğu için tarih anlatımına dramatik bir hava verir.

Alıştırma

Bilerek eski moda ve dramatik bir ton yaratmak için split in twain ifadesini en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The report says the file was split in twain for storage.
  2. The ancient prophecy says the kingdom will be split in twain.
  3. Please split the bill in twain before we leave.
Cevabı göster

The ancient prophecy says the kingdom will be split in twain.

this was the first flag her rebel half used,

0:05

bu, asi yarısının kullandığı ilk bayraktı,

the Bonnie Blue, Kültür

0:07

yani Bonnie Blue,

which she copied from the Republic of West Florida.

0:08

bunu Batı Florida Cumhuriyeti'nden kopyalamışlardı.

Kültür

the Bonnie Blue: tarihî bir bayrağın adı

The Bonnie Blue, çoğu zaman the Bonnie Blue Flag olarak da adlandırılan belirli bir tarihî bayrağın özel adıdır. Büyük harfler, the tanımlığı ve ifadenin “the first flag” sözünden sonra açıklayıcı eşleme olarak gelmesi bu durumu gösterir. Ardından gelen yan cümle bu bayrağı Batı Florida Cumhuriyeti ile ilişkilendirir. İfadeyi “güzel bir mavi renk” betimlemesi olarak değil, tarihî bir nesnenin adı olarak okuyun ve Stars and Bars adlı farklı bayrakla karıştırmayın.

Alıştırma

“The museum displayed the Bonnie Blue beside other Civil War flags,” cümlesinde the Bonnie Blue nedir?

  1. Müzenin adı
  2. Belirli bir bayrağın adı
  3. Güzel bir mavi rengin betimlemesi
Cevabı göster

Belirli bir bayrağın adı

No really, Ton ve niyet

0:11

Hayır gerçekten,

this country existed.

0:11

bu ülke bir zamanlar vardı.

Ton ve niyet

İçten bir doğrulama olarak “No really,”

Buradaki No, ardından gelen ifadeyi olumsuz yapmaz. Konuşanın beklediği bir şüpheye, “Şaka yaptığımı düşünebilirsin ama yapmıyorum” der gibi karşılık verir. Really samimi ve ciddi bir vurgu ekler. No really, birlikte kullanıldığında gerçek bilgiyi vermeden önce “Ciddiyim” diye yeniden çerçeveleme işlevi görür; really sonrasındaki duraklama da bunu this country existed bölümünden ayırır.

Alıştırma

No really, this country existed. cümlesindeki No really, ne anlama gelir?

  1. Konuşan, ülkenin var olup olmadığını soruyor.
  2. Konuşan, ülkenin var olmadığını söylüyor.
  3. Konuşan, şaşırtıcı ifadenin doğru olduğunda ısrar ediyor.
Cevabı göster

Konuşan, şaşırtıcı ifadenin doğru olduğunda ısrar ediyor.

A border disagreement between Spain and the US

0:13

İspanya ve ABD arasında Louisiana'nın Satın Alınması üzerindeki

over the Louisiana Purchase gave some local rebels an opportunity Kalıp ifadeler

0:15

bir sınır anlaşmazlığı, bazı yerel isyancılara

to take over a fort in 1810, Öbek fiiller

0:17

1810'da bir kaleyi ele geçirme,

Kalıp ifadeler

give someone an opportunity to do something yapısı

Vurgulanan bölüm give + someone + an opportunity + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Fırsatı elde eden kişi veya grup doğrudan give sözcüğünden sonra gelir; to ile kurulan mastar ise mümkün hâle gelen eylemi belirtir. Bu cümlede bir anlaşmazlık uygun koşulları yarattı; kelimenin gerçek anlamıyla bir nesne vermedi. Some local rebels fırsatı elde eden gruptur, take over a fort ise mümkün hâle gelen eylemdir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıp give + person + an opportunity + to ile tamamlayın. gave ve our team ifadelerini kullanın: The schedule change ____ finish the project early.

Cevabı göster

gave our team an opportunity to

Öbek fiiller

take over: kontrolü ele almak

Bu cümlede take over, kaleyi ele geçirip kontrol etmeye başlamak anlamına gelir. Nesnenin a fort olması ve isyancı bağlamı, eylemi sıradan bir devir teslimden ziyade zor kullanarak ele geçirme olarak gösterir. Daha genel olarak take over; bir yerin, kuruluşun, görevin veya faaliyetin kontrolünü ele geçirmek ya da devralmak anlamına gelebilir. İfade ettiği ton, kontrolü kimin ve nasıl aldığına bağlıdır.

Alıştırma

'Kontrolü devralmak' anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: After the director retires, Nina will ____ the department.

Cevabı göster

take over

declare independence as required with a flag, Kalıp ifadeler

0:19

kurallara uygun olarak bir bayrakla bağımsızlık ilan etme

Kalıp ifadeler

declare independence: resmen bağımsızlık ilan etmek

Declare independence, bir ülkenin veya bölgenin başka bir gücün yönetimi altında olmak yerine kendi kendini yöneteceğini resmen duyurması anlamına gelir. Burada declare, duyuruyu yalnızca bir yorum değil, resmî bir siyasi eylem olarak sunar. Yaygın kalıp declare independence şeklindedir. Independence burada sayılamayan soyut bir isimdir, bu yüzden normalde önüne tanımlık gelmez; declare an independence denmez.

Alıştırma

Kendi kendini yönetme kararını resmen duyurmak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the referendum, the territory's leaders voted to ____.

Cevabı göster

declare independence

and run a government for 78 days

0:21

ve 78 gün boyunca bir hükümet yönetme fırsatı verdi,

until the United States put an end to that. Kalıp ifadeler

0:24

ta ki Amerika Birleşik Devletleri buna bir son verene kadar.

Kalıp ifadeler

put an end to: Bir şeyi kesin olarak sona erdirmek

Put an end to, bir faaliyeti, durumu veya sorunu tamamen durdurmak anlamına gelir. Yapı put an end to + isim veya isim öbeği şeklindedir; to ifadenin bir parçasıdır. Buradaki that, daha önce anlatılan yerel yönetime gönderme yapar. İfade, onu sona erdiren gücün Amerika Birleşik Devletleri olduğunu gösterir ve geçici bir aradan çok kesin bir sonucu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi ‘kesin biçimde sona erdirdi’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The new rules finally ____ the dangerous practice.

Cevabı göster

put an end to

Anyway,

0:26

Her neyse,

fast forward to the Civil War, Anlatım akışı

0:26

İç Savaş'a hızlıca ilerleyelim,

Anlatım akışı

Anlatıda zaman atlaması olarak fast forward to

Fast forward to, video veya ses kontrollerindeki ileri sarma işleminden gelen bir benzetmedir. Bir hikâye ya da açıklamada, aradaki olayları atlayıp doğrudan daha sonraki bir zamana, olaya veya aşamaya geçileceğini dinleyiciye bildirir. Yapı fast forward to + zaman çizelgesindeki hedef şeklindedir. Burada Anyway önceki arka plan bilgisini kapatır; fast forward to the Civil War ise zaman çizelgesini daha sonraki bir tarihsel noktaya taşır. Bu ifade anlatıyı düzenler; bir oynatıcıyı kullanma talimatı değildir.

Alıştırma

Aradaki yılları atlayan ifadeyle anlatı geçişini tamamlayın: ____ 2020, when the company opened its first store.

Cevabı göster

Fast forward to

and when Mississippi seceded from the Union, Kelime

0:28

Mississippi Birlik'ten ayrıldığında,

Kelime

seceded from the Union: Birlik’ten resmen ayrıldı

Secede from, genellikle bir eyalet, bölge veya toprağın artık daha büyük bir siyasi birliğin parçası olmayacağını ilan ederek bu birlikten resmen ayrılması anlamına gelir. Yapı secede from + siyasi oluşum şeklindedir; seceded, fiilin geçmiş zaman biçimidir. Burada Mississippi'nin Amerikan İç Savaşı bağlamında Amerika Birleşik Devletleri'nden ayrılması anlatılır. the Union herhangi bir grubu değil, federal bir birlik olarak Amerika Birleşik Devletleri'ni ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi secede ve gerekli edatla tamamlayın: After the referendum, the province voted to ____ the federation.

Cevabı göster

secede from

she adopted the flag of the tiny country

0:29

bir zamanlar kendi sınırları içinde bulunan

that had been within her borders,

0:32

o minik ülkenin bayrağını benimsedi,

and it became the unofficial flag of the rebellion,

0:33

ve bu bayrak isyanın resmi olmayan bayrağı haline geldi,

but not for long. Anlatım akışı

0:35

ama bu uzun sürmedi.

Anlatım akışı

but not for long: ama uzun sürmedi

But not for long, bir durumun yalnızca kısa bir süre devam ettiğini veya edeceğini belirtmek için bir ifadeden sonra eklenir. But, önceki ifadeyi zaman çizelgesinde geçici bir aşamaya dönüştürür ve dinleyiciyi yaklaşan değişikliğe hazırlar. Buradaki for long süreyi belirtir; fiziksel uzunluğu anlatmaz.

Alıştırma

Bu anlatıyı en iyi hangi ifade tamamlar? Nina's phone worked again, ...; it stopped completely the next morning.

  1. from then on
  2. but not for long
  3. before long
Cevabı göster

but not for long

Blue wouldn't do. Kelime

0:37

Mavi işe yaramazdı.

Kelime

wouldn't do: uygun veya kabul edilebilir olmamak

Bu cümlede wouldn't do, “uygun veya kabul edilebilir olmazdı” anlamına gelir. Mavi bir seçenek olarak reddedilmektedir; ifade, mavinin bir eylemi gerçekleştirme yeteneği olmadığı anlamına gelmez. Burada do, nesne almadan “amaç için yeterince uygun olmak” veya “gereklilikleri karşılamak” anlamında kullanılır. Olumsuz biçim, önerilen seçeneğin bu ölçütü karşılamadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede wouldn't do, “uygun bir seçim değildi” anlamında kullanılmıştır?

  1. The old printer wouldn't work after the power cut.
  2. Maya couldn't do the final calculation.
  3. The thin paper wouldn't do for an outdoor poster.
Cevabı göster

The thin paper wouldn't do for an outdoor poster.

That's a Yankee color. Kültür

0:38

O bir Yankee (Kuzeyli) rengiydi.

Kültür

Yankee color: İç Savaş'tan siyasi bir etiket

Bu Amerikan İç Savaşı bağlamında Yankee, herhangi bir Amerikalıyı değil, Birlik tarafını ve özellikle Kuzeylileri ifade eder. Maviye “a Yankee color” denmesi, rengi karşı tarafla ilişkilendirir. Bu nedenle ifade, maviyi betimlemekten fazlasını yapar. Siyasi kimliği belirtir ve konuşanın bu rengi neden kabul edilemez bulduğunu açıklar.

Alıştırma

Şu cümleyi düşünün: “That's a Yankee color.” Amerikan İç Savaşı bağlamında Yankee büyük olasılıkla neyi belirtir?

  1. Birlik veya Kuzey tarafıyla ilişki
  2. Mavinin bütün tonları için tarafsız bir ad
  3. Amerika Birleşik Devletleri'nin herhangi bir yerinde icat edilmiş bir renk
Cevabı göster

Birlik veya Kuzey tarafıyla ilişki

The new Confederate government asked for flag designs and got several,

0:39

Yeni Konfederasyon hükümeti bayrak tasarımları talep etti ve birkaç tane aldı,

including one from a German Prussian artist in Alabama

0:43

bunların arasında Alabama'daki bir Alman Prusyalı sanatçının tasarımı da vardı,

who possibly took design cues from the Austrian Empire Kalıp ifadeler

0:45

ki muhtemelen Avusturya İmparatorluğu'ndan

and Betsy Ross.

0:48

ve Betsy Ross'tan ilham almıştı.

Kalıp ifadeler

take design cues from: tasarım ipuçları almak

Bu cümlede took design cues from, bir kaynaktaki tanınabilir özellikleri tasarım için yönlendirici ya da ilham olarak kullanmak demektir. from'dan sonra gelen öge, olası etki kaynağını belirtir. Bu ifade, fikirlerin veya üslup özelliklerinin kullanıldığını gösterir; birebir kopyalama anlamına gelmez. Possibly de önemlidir: konuşmacı bu etkiyi kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Ambalajın tanınabilir tasarım özelliklerinden yararlandığını ancak bunları birebir kopyalamadığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new packaging ____ vintage travel posters.

Cevabı göster

takes design cues from

Side note here, Anlatım akışı

0:49

Burada bir dipnot,

Anlatım akışı

Ara bilgiyi belirten Side note here

Side note here bir söylem belirtecidir: konuşmacının ikincil bir bilgi eklemek için ana açıklama çizgisinden kısa süreliğine ayrılacağını dinleyicilere bildirir. Bu ifade, bilginin önceliğini düşürerek konuşmayı düzenler ve genellikle konuşmacının ana konuya döneceği beklentisini yaratır. Buradaki side fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle Side note here ifadesini kısa bir ara bilgiyi belirtip ardından ana konuya dönmek için en uygun biçimde kullanır?

  1. Side note here: this is the main safety rule, and everything that follows explains it.
  2. Side note here: the old bridge appeared in a film. Now, back to the route we are planning.
  3. Side note here means that the note is physically beside the page.
Cevabı göster

Side note here: the old bridge appeared in a film. Now, back to the route we are planning.

while we're talking about misnamed flags,

0:50

yanlış isimlendirilmiş bayraklardan bahsediyorken,

Betsy Ross probably didn't design this flag.

0:51

Betsy Ross muhtemelen bu bayrağı tasarlamadı.

There's no evidence to support that she did, Anlatım akışı

0:53

Onun tasarladığını destekleyecek hiçbir kanıt yok,

only stories from long after she died,

0:55

sadece ölümünden çok sonra ortaya çıkan hikayeler var,

Anlatım akışı

There's no evidence to support that: destek yokluğu, yanlışlık kanıtı değildir

There's no evidence to support that... odağı bir iddiayı tekrarlamaktan, kanıtların onu destekleyip desteklemediğini kontrol etmeye kaydırır. Tam cümlede that, she did yan cümlesini başlatır; did ise designed this flag ifadesinin yerini tutar. Destekleyici kanıt bulunmaması, iddianın yanlış olduğunun kanıtlanmasıyla aynı şey değildir. Bu kalıp, kanıta dayalı ihtiyatlı bir itiraz sunar: güvenilir destek yoksa iddia kesinleşmiş bir gerçek olarak kabul edilmemelidir.

Alıştırma

There's no evidence to support that ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. İddiayı destekleyen kanıt yoktur, ancak iddianın yanlış olduğu mutlaka kanıtlanmış değildir.
  2. Konuşmacının iddianın doğru olduğuna dair güçlü kanıtı vardır.
  3. İddia kesin biçimde çürütülmüştür.
Cevabı göster

İddiayı destekleyen kanıt yoktur, ancak iddianın yanlış olduğu mutlaka kanıtlanmış değildir.

Lady Godiva style. Kültür

0:57

tıpkı Lady Godiva efsanesi gibi.

Kültür

Lady Godiva style: iki kelimelik kültürel benzetme

Lady Godiva style, “Lady Godiva hikâyesiyle ilişkilendirilen biçimde” anlamına gelen eksiltili bir benzetmedir. “Özel ad + style” kalıbı, bütün bir kültürel göndermeyi kısa bir yoruma sıkıştırır. Buradaki karşılaştırma, Betsy Ross'un Lady Godiva'nın yaptığı söylenen şeyi yaptığını söylemez. Güvenilirliği şüpheli bir hikâyenin tarihî kişinin yaşadığı dönemden çok sonra şekillenmesine işaret eder ve Betsy Ross hikâyesini buna benzer sonraki dönem efsanesi olarak sunar.

Alıştırma

Bu bağlamda Lady Godiva style ne anlama gelir?

  1. Hikâyenin sonradan bir efsaneye dönüşmesini Lady Godiva efsanesinin gelişme biçimiyle karşılaştırır.
  2. Betsy Ross'un tam olarak Lady Godiva gibi giyindiğini veya ata bindiğini söyler.
  3. Bayrağın tasarımcısının Lady Godiva olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Hikâyenin sonradan bir efsaneye dönüşmesini Lady Godiva efsanesinin gelişme biçimiyle karşılaştırır.

But we're getting off track here. Deyimler

0:59

Ama konudan sapıyoruz.

Deyimler

getting off track: ana konudan uzaklaşmak

Bu cümlede get off track mecazidir: konuşma ana konudan uzaklaşmaktadır. Şimdiki zaman yapısındaki we're getting, bu sapmanın şu anda gerçekleştiğini gösterir; we ise hem konuşanı hem de dinleyenleri kapsar. But ... here ana noktaya dönüleceğinin işaretini verir. Bu ifade, araya başka bir konunun girdiğini kabul eder ve konuşmayı aniden kesmeden yeniden ana konuya yönlendirir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: We started by discussing the budget, but now we're ____. Let's return to the numbers.

Cevabı göster

getting off track

The Confederate government selected this as her official flag Kalıp ifadeler

1:00

Konfederasyon hükümeti bunu resmi bayrağı olarak seçti

Kalıp ifadeler

select A as B: resmî bir rol vermek

Select A as B, A'yı resmî olarak seçip ona B rolünü, kimliğini veya statüsünü vermek anlamına gelir. Burada this, A nesnesidir; her official flag ise B rolüdür. As, seçimin sonucunu gösterir; zaman, neden veya karşılaştırma belirtmez. Her zamiri, Konfederasyon adlı siyasi oluşumu kişileştirir ve its anlamındadır. Bu kişileştirme, farklı durumlarda kullanılabilen select + nesne + as + rol veya statü yapısından ayrı bir özelliktir.

Alıştırma

Priya'ya sözcülük rolünün verildiğini göstermek için cümleyi tek sözcükle tamamlayın: The team selected Priya ____ its spokesperson.

Cevabı göster

as

and named it the Stars and Bars. Kültür

1:03

ve ona Stars and Bars (Yıldızlar ve Çubuklar) adını verdi.

Kültür

Belirli bir bayrağın adı olarak “the Stars and Bars”

Bu cümlede “the Stars and Bars”, Konfederasyonun 1861’de kabul edilen ilk resmî ulusal bayrağının özel adıdır. Ad, tasarımdaki yıldızlara ve yatay şeritlere gönderme yapar. Çapraz haçlı, yaygın olarak bilinen Konfederasyon savaş bayrağının doğru adı değildir. Bunu belirli bir tarihî ad olarak anlamak, konuşmacının düzeltmesini takip etmek için gereklidir.

Alıştırma

Bu cümlede “the Stars and Bars” hangi bayrağı ifade ediyor?

  1. Çapraz haç bulunan, yaygın olarak bilinen Konfederasyon savaş bayrağı
  2. Konfederasyonun kullandığı herhangi bir bayrak
  3. Yıldızlar ve yatay şeritler bulunan Konfederasyonun ilk resmî ulusal bayrağı
Cevabı göster

Yıldızlar ve yatay şeritler bulunan Konfederasyonun ilk resmî ulusal bayrağı

So calling this the Stars and Bars is wrong on two counts. Kalıp ifadeler

1:04

Yani buna Yıldızlar ve Çubuklar demek iki yönden yanlıştır.

Kalıp ifadeler

İki ayrı hatayı belirten “wrong on two counts”

“On two counts”, “iki ayrı bakımdan” veya “iki farklı nedenle” anlamına gelir. wrong on + sayı + count(s) kalıbında count, bir tartışmadaki nokta veya gerekçe demektir. Bu ifade, yalnızca bir şeyin yanlış olduğunu söylemek yerine, dinleyiciye iki ayrı düzeltmenin geleceğini bildirir.

Alıştırma

“İki ayrı nedenle yanlış” anlamını vermek için wrong ve count(s) kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Your claim is ____: the date is incorrect, and the source is unreliable.

Cevabı göster

wrong on two counts

That's not its name,

1:07

Birincisi bu onun adı değil,

and this is a cross.

1:09

ve ikincisi bu bir haç.

These are bars.

1:10

Bunlar ise çubuk.

New flag adopted, Anlatım akışı

1:11

Yeni bayrak kabul edildi,

off to war.

1:12

savaşa gidildi.

Anlatım akışı

“New flag adopted, off to war.” ifadesindeki eksilti

Bu sıkıştırılmış anlatımda “New flag adopted”, “A new flag was adopted” anlamına gelir; tanımlık ve edilgen yapının yardımcı fiili atılmıştır. “Off to war” ise “the Confederacy went off to war” gibi bir anlam taşır; özne ve fiil atılmıştır. Virgül iki görüntüyü sıraya koyar: önce yeni bayrak kabul edilir, ardından Konfederasyon savaşa gider. Bu telgraf tarzı eksilti, dilbilgisel olarak tam bir cümle kurmak yerine olayları hızla özetler.

Alıştırma

Konfederasyonla ilgili bir anlatıda “New flag adopted, off to war.” ifadesine en uygun tam yorum hangisidir?

  1. Yeni bir bayrak kabul edildi ve ardından Konfederasyon savaşa gitti.
  2. Konfederasyon yeni bir bayrağı kabul etmeyi reddettiği için savaşa gitti.
  3. Birisi Konfederasyonun savaşa yeni bir bayrak götürüp götürmemesi gerektiğini sordu.
Cevabı göster

Yeni bir bayrak kabul edildi ve ardından Konfederasyon savaşa gitti.

But on the battlefield,

1:13

Fakat savaş alanında,

the flag's similarity with the Union's was confusing,

1:14

bayrağın Birlik bayrağıyla olan benzerliği kafa karıştırıcıydı,

what with the terror and the smoke. Kalıp ifadeler

1:17

özellikle dehşet ve dumanın arasında.

Kalıp ifadeler

Neden bildiren what with A and B yapısı

Burada what with, benzerliğin neden kafa karışıklığı yarattığını açıklamaya yardımcı olan ek koşulları tanıtır. “What with the terror and the smoke”, kabaca “korku ve duman yüzünden” veya “duruma korku ve duman da eklenince” anlamına gelir. Bu bir soru değildir. Kalıp şöyledir: ana cümle, what with + isim öbeği + and + isim öbeği. İfade, sonuca katkıda bulunan birkaç etkeni bir araya getirir ve ana cümledeki sonucu anlaşılır hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi, what ile başlayan ve sonuca katkıda bulunan birkaç nedeni ekleyen iki sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: “The outdoor concert was difficult to enjoy, ____ the cold and the rain.”

Cevabı göster

what with

Nonetheless, Anlatım akışı

1:19

Yine de,

the Confederacy stuck with her flag, Öbek fiiller

1:19

Konfederasyon bayrağına sadık kaldı,

Anlatım akışı

Nonetheless: önceki soruna rağmen değişmeyen sonuç

Nonetheless, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Önceki bilgi farklı bir sonuç beklemek için neden oluştursa da ardından gelen durumun hâlâ geçerli olduğunu veya yine de gerçekleştiğini gösterir. Burada daha önce belirtilen sorun, okuyucunun bayrağın değiştirileceğini beklemesine yol açabilir. Nonetheless, anlatımı bu beklentinin tersindeki sonuca yönlendirir: Konfederasyon bayrağı kullanmaya devam etmiştir. Bu, kısa ve taviz bildiren bir geçiş ifadesidir; zamanda daha sonra olanı göstermez.

Alıştırma

Hangi geçiş ifadesi, ekibin bir soruna rağmen kararını koruduğunu en iyi gösterir? The first plan had several flaws. _____, the team decided to keep it.

  1. Nonetheless
  2. For example
  3. Then
Cevabı göster

Nonetheless

but her army wanted to avoid friendly fire, Kelime

1:21

ancak ordusu dost ateşinden kaçınmak istediği için

Öbek fiiller

stuck with: aynı seçimi korudu

Stuck with, stick with ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada stick with, bir sorun veya alternatif ortaya çıktığında mevcut seçimi değiştirmek yerine onu kullanmaya ya da desteklemeye devam etmek anlamına gelir. Yapı stick with + isim veya zamirdir: stick with a plan, a method, a candidate, or it. Cümlede stuck with, uygulamadaki soruna rağmen hükûmetin bayrağını değiştirmediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “aynı seçimle devam etti” anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: Even after hearing the objections, Mia ____ her original plan.

Cevabı göster

stuck with

Kelime

friendly fire: kişinin kendi tarafından gelen kazara zarar

Friendly fire, kişinin kendi kuvvetlerinin veya müttefik kuvvetlerin yanlışlıkla aynı taraftaki kişilere zarar vermesidir. Burada friendly, ateş etmenin nazik veya hafif olduğunu değil, kuvvetler arasındaki dost taraf ilişkisini anlatır. Bu ifade, daha net görsel tanımanın neden önemli olduğunu açıklar: kuvvetler müttefiklerini tanıyabilirse onları yanlışlıkla vurma olasılığı azalır.

Alıştırma

Hangi durum friendly fire örneğidir?

  1. Askerler bir müttefik birliği düşman sanıp yanlışlıkla ona saldırır.
  2. Askerler karşı ordunun saldırısına uğrar.
  3. Siviller birbirine ateş eden iki ordunun arasında kalır.
Cevabı göster

Askerler bir müttefik birliği düşman sanıp yanlışlıkla ona saldırır.

and so took one of the rejected designs

1:23

reddedilen tasarımlardan birini aldı

and squarified it into a battle flag. Kelime

1:24

ve onu kareleştirerek bir savaş bayrağına dönüştürdü.

Kelime

squarified: -ify ile yapılmış eğlenceli bir türetme

Squarified, square sözcüğüne fiil yapan -ify eki ve geçmiş zaman eki -ed eklenerek oluşturulmuş, eğlenceli ve uydurma bir fiildir. Bu cümlede made it square (“onu kare yaptı”) veya turned it into a square (“onu bir kareye dönüştürdü”) anlamına gelir. İngilizce konuşanlar bazen yeni -ify sözcüklerini köklerinden ve bağlamdaki eylemden anlayabilir. Ancak uydurma bir sözcüğün anlaşılması, onu standart bir sözlük sözcüğü veya teknik terim yapmaz. Bu alışılmadık sözcük anlatıma hafif ve mizahi bir ton katar.

Alıştırma

Buradaki squarified sözcüğüne en uygun açıklama hangisidir?

  1. Square sözcüğünün standart geçmiş zaman biçimidir ve multiplied it by itself (“onu kendisiyle çarptı”) anlamına gelir.
  2. Approved it for battle (“savaş için onayladı”) anlamına gelen resmî bir askerî terimdir.
  3. Made it square (“onu kare yaptı”) anlamına gelen eğlenceli bir türetmedir.
Cevabı göster

Made it square (“onu kare yaptı”) anlamına gelen eğlenceli bir türetmedir.

The Navy too liked this design and eventually switched,

1:27

Donanma da bu tasarımı beğendi ve sonunda geçiş yaptı,

though using a brighter,

1:29

gerçi daha parlak,

presumably non-Yankee blue. Ton ve niyet

1:30

muhtemelen Yankee olmayan bir mavi kullandılar.

Ton ve niyet

presumably: makul ancak doğrulanmamış bir çıkarım

Burada presumably, “non-Yankee” nitelemesini anlatıcının makul tahmini olarak gösterir: daha parlak ton, mizahi biçimde Yankee çağrışımları taşımayan bir mavi sayılır. Anlatıcı, Donanmanın amacıyla ilgili doğrudan kanıtı olduğunu iddia etmez. Tutum bildiren bir zarf olarak presumably, bir iddianın muhtemel görünen veya varsayılan bir durumdan çıkarıldığını gösterir. İddiayı temkinli biçimde sunar ve tahminin yanlış olabilmesine yer bırakır.

Alıştırma

“a brighter, presumably non-Yankee blue” ifadesindeki presumably için en uygun yorum hangisidir?

  1. Anlatıcı Donanmanın resmî açıklamasını aktarıyor.
  2. Anlatıcı bu nitelemeyi kanıtlanmış bir gerçek değil, makul bir tahmin olarak görüyor.
  3. Anlatıcı bu nitelemenin kesinlikle doğru olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Anlatıcı bu nitelemeyi kanıtlanmış bir gerçek değil, makul bir tahmin olarak görüyor.

The popularity of the official flag decreased in the Confederacy as time went on, Kalıp ifadeler

1:32

Zaman geçtikçe Konfederasyon'da resmi bayrağın popülaritesi azaldı,

Kalıp ifadeler

as time went on: geçmişte kademeli değişim

As time went on, “zaman geçtikçe” anlamına gelir. Burada bayrağın popülerliğinin bir anda düşmediğini, anlatılan dönem boyunca yavaş yavaş azaldığını gösterir. Bu zaman yan cümlesinde as, zamanın geçişini gelişen bir değişime bağlar. “Zaman geçmeye devam ederken” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Geçmiş zamanlı cümleyi “zaman geçtikçe yavaş yavaş” anlamındaki dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: The new players became more confident ____.

Cevabı göster

as time went on

even though they kept increasing the stars, Dilbilgisi

1:36

üzerindeki yıldızları sürekli artırmalarına rağmen,

Dilbilgisi

even though: gerçek bir olguya rağmen beklenmedik sonuç

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle, normalde ana cümledeki sonucu daha az olası kılması beklenen gerçek veya gerçek kabul edilen bir durumu bildirir. Burada yıldız eklemeye devam etmek, bayrağın popülerliğinin düşmesini engellememiştir. Bu yapı ana cümleden önce ya da sonra gelebilir. Beklentiyle gerçekte olan arasındaki güçlü uyuşmazlığı vurgulamak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle yolun gerçekten buzlu olduğunu, ancak otobüsün yine de zamanında geldiğini söyler?

  1. Because the road was icy, the bus arrived on time.
  2. Even though the road was icy, the bus arrived on time.
  3. Even if the road is icy, the bus will arrive on time.
Cevabı göster

Even though the road was icy, the bus arrived on time.

while the popularity of the battle flag grew.

1:38

savaş bayrağının popülaritesi ise arttı.

So in 1863,

1:41

Bu yüzden 1863'te,

the Confederate government tried again and went with white, Öbek fiiller

1:42

Konfederasyon hükümeti tekrar denedi ve beyaza yöneldi,

sticking the battle flag in the corner. Dilbilgisi

1:45

savaş bayrağını da köşeye yerleştirdi.

Öbek fiiller

went with white: bir seçeneği tercih etmek

Went with white ifadesindeki go with, bir seçeneği tercih etmek veya kullanmaya karar vermek anlamına gelir. Özne olası tasarımları değerlendirmiş ve beyazı seçmiştir; fiziksel olarak herhangi bir yere gitme söz konusu değildir. Yapı go with + isim öbeği şeklindedir. Zamanı normal biçimde değişir: go with, went with, have gone with.

Alıştırma

Cümleyi “seçmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After comparing the two designs, we decided to ____ the simpler one.

Cevabı göster

go with

Dilbilgisi

sticking the battle flag in the corner: -ing yapısıyla ek eylem

Virgülden sonra gelen -ing yapısı, ana cümleye yakından bağlantılı bir eylem ekler. Örtük özne yine Konfederasyon hükûmetidir: beyaz bir tasarım seçmiş ve bu seçimin parçası olarak savaş bayrağını köşeye koymuştur. Burada sticking, bir şeyi yapıştırıcıyla yapıştırmak değil, ‘koymak’ ya da ‘yerleştirmek’ demektir. Bu yapı, anlatıcının özne ve yüklem içeren tam bir cümleyi tekrarlamadan eşlik eden bir eylem eklemesini sağlar.

Alıştırma

Aynı öznenin yaptığı bağlantılı bir eylemi eklemek için move fiilinin -ing biçimini kullanın: Lena revised the slide, ____ the chart to the left.

Cevabı göster

moving

This was better in the sense Dilbilgisi

1:46

Bu bir bakıma daha iyiydi

that the flag looked less like the Yankees,

1:48

çünkü bayrak Yankee'lerinkine daha az benziyordu,

but worse in that the international symbol of surrender Kültür

1:50

ama daha kötüydü çünkü uluslararası teslimiyet sembolü

was now in the background.

1:53

artık arka plandaydı.

Dilbilgisi

better in the sense that ... but worse in that ...: olumlu ve olumsuz iki yönü değerlendirmek

Cümle, tek bir tasarımı iki farklı ölçüte göre değerlendiriyor. Better in the sense that, tasarımın iyileştiği sınırlı yönü tanıtır: bayrak, Kuzeylilerin bayrağına daha az benziyordu. But worse in that ise sorun yarattığı yönü tanıtır: beyaz arka plan, uluslararası teslimiyet işaretini çağrıştırıyordu. Her iki that cümleciği de değerlendirmenin dayanağını belirtir. Burada sense, fiziksel bir duyu değil, ‘yön’ veya ‘bakım’ demektir; in that ise ‘çünkü’ ya da ‘şu bakımdan’ anlamını kısa biçimde verir. Bu kalıp, bir şeyin genel olarak kesinlikle daha iyi veya daha kötü olduğunu iddia etmekten kaçınır.

Alıştırma

Dengeli değerlendirmeyi tamamlayın. Avantaj için better in the sense that, dezavantaj için but worse in that kullanın: The smaller office is ____ it costs less, ____ there is no meeting room.

Cevabı göster

better in the sense that · but worse in that

Kültür

uluslararası teslim olma simgesi

Burada the international symbol of surrender beyaz bayrağı ifade eder. Yaygın görsel kültürde beyaz bayrak vazgeçme veya teslim olma işareti olarak anlaşılır. Bu nedenle konuşmacı doğrudan white flag demek yerine bu ortak gelenekten yararlanır. Tasarımda geniş bir beyaz arka plan bulunduğu için uzaktan bakıldığında bir teslim olma işareti gibi görünebilir. in the background bayrağın görsel arka planını anlatır; teslim olmanın tarihsel bir arka planda gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the international symbol of surrender neyi ifade ediyor?

  1. Beyaz bayrak
  2. Bir ülkenin arması
  3. Kırmızı bir uyarı işareti
Cevabı göster

Beyaz bayrak

The army stuck with theirs.

1:54

Ordu ise kendininkine sadık kaldı.

Two years later,

1:56

İki yıl sonra,

the Confederate government again changed the flag,

1:56

Konfederasyon hükümeti bayrağı tekrar değiştirdi,

adding a red bar and a new tough name.

1:59

kırmızı bir çubuk ve yeni, sert bir isim ekledi.

Also,

2:01

Ayrıca,

the design slightly rectangular-fied the battle flag.

2:01

tasarım savaş bayrağını hafifçe dikdörtgenleştirdi.

This could no longer be mistaken for surrender Dilbilgisi

2:04

Bu artık teslimiyetle karıştırılamazdı

Dilbilgisi

could no longer be mistaken for surrender: artık teslim olma işareti sanılamazdı

Mistake A for B, A'yı yanlışlıkla B sanmak demektir. Edilgen A + be mistaken for B yapısında A özne olur: this could be mistaken for surrender. Could no longer zaman içinde bir değişiklik olduğunu gösterir. Daha önceki yanlış tanıma riski ortadan kalkmıştır; bu yüzden değiştirilmiş tasarım artık teslim olma işareti olarak yorumlanmayacaktır. Burada for, yanlış atfedilen kimliği veya yorumu getirir; amaç bildirmez.

Alıştırma

Daha önceki bir riskin ortadan kalktığını göstermek için bu dersteki yapının tamamını kullanarak cümleyi tamamlayın: After the label was enlarged, the medicine bottle ____ a soft-drink bottle.

Cevabı göster

could no longer be mistaken for

and was the last flag,

2:06

ve bu son bayrak oldu,

as 36 days later,

2:08

çünkü 36 gün sonra,

the Confederacy surrendered.

2:10

Konfederasyon teslim oldu.

So this design was never technically the flag of the Confederate government, Ton ve niyet

2:11

Yani teknik olarak bu tasarım hiçbir zaman Konfederasyon hükümetinin bayrağı olmadı,

Ton ve niyet

never technically: bir yargıyı katı tanımla sınırlamak

Technically, yargının kapsamını katı ya da resmî bir tanımla sınırlar. Never technically, tasarımın hükümet bayrağı sayılması için gereken resmî koşulu hiçbir zaman karşılamadığını anlatır. Bu ifade farklı bir gündelik görüşe de yer bırakır: resmî adlandırma doğru olmasa bile insanlar bu tasarımı Konfederasyon ile güçlü biçimde ilişkilendirebilir. Kesin statü ile yaygın fakat daha gevşek bir tanımı ayırmak için technically kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede technically ne anlama geliyor: “The club was never technically a charity, although many people treated it like one”?

  1. Tam bir duygusal kesinlikle
  2. Kabaca yapılmış gündelik bir tahmine göre
  3. Katı resmî tanıma göre
Cevabı göster

Katı resmî tanıma göre

but close enough. Ton ve niyet

2:15

ama yeterince yakındı.

Ton ve niyet

but close enough: kusurlu bir eşleşmeyi kabul etmek

But, kesin düzeltmeden sonra bir ödün getirir. Close enough, öznenin ve be fiilinin uygun biçiminin bağlamdan anlaşıldığı eksiltili bir ifadedir. Bir şeyin tam olmadığını, ancak mevcut amaç için yeterince benzer ya da doğru olduğunu anlatır. Konuşan kişi katı gerçeği korur, fakat gündelik ve yaklaşık adlandırmanın anlaşılır olduğuna karar verir. Bu ifade, pratik bir yaklaşıklığı kabul ederek küçük bir anlaşmazlığı sona erdirmek için sık kullanılır.

Alıştırma

Kusurlu bir eşleşmeyi kabul eden ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The shade is not exact, ____.

Cevabı göster

but close enough