Konfedere Bayrağı Bu Değil: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Bu anlatım, Konfederasyonun resmî bayraklarıyla sıkça ulusal bayrak sanılan savaş bayrağını ayırıyor; savaş alanında tanıma ihtiyacı ve simgesel anlamların tasarımları nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deyimsel ve mecazlı “split in twain” ifadesinin ikiye ayrılmak anlamını kavramak, eski üslubunu tanımak ve “split in two” ile ayırmak. 2. Kalıplaşmış “what with the terror and the smoke.” öbeğiyle birkaç nedeni konuşma dilinde birleştirip sonucu açıklamak. 3. “better in the sense that ... but worse in that ...” dil bilgisi kalıbıyla tek seçeneği iki açıdan karşılaştırmak ve belirsiz yargı yerine dengeli bir artı-eksi değerlendirmesi yapmak.
Bu derste
This is not the Confederate national flag.
0:00Bu, Konfedere Devletleri'nin ulusal bayrağı değildir.
When the United States split in twain during the Civil War, Deyimler
0:02Amerika Birleşik Devletleri İç Savaş sırasında ikiye bölündüğünde,
split in twain: “ikiye bölünmek” anlamındaki arkaik ifade
Split in twain, “iki parçaya bölünmek” anlamına gelir. Twain, “iki” anlamındaki eski bir sözcüktür; kişi ya da yer adı değildir. Burada ifade, ülkeyi karşıt iki tarafa ayrılarak parçalanan tek bir bütün gibi gösterir. Arkaik ve edebî duyulduğu için tarih anlatımına dramatik bir hava verir.
Alıştırma
Bilerek eski moda ve dramatik bir ton yaratmak için split in twain ifadesini en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The report says the file was split in twain for storage.
- The ancient prophecy says the kingdom will be split in twain.
- Please split the bill in twain before we leave.
Cevabı göster
The ancient prophecy says the kingdom will be split in twain.
which she copied from the Republic of West Florida.
0:08bunu Batı Florida Cumhuriyeti'nden kopyalamışlardı.
the Bonnie Blue: tarihî bir bayrağın adı
The Bonnie Blue, çoğu zaman the Bonnie Blue Flag olarak da adlandırılan belirli bir tarihî bayrağın özel adıdır. Büyük harfler, the tanımlığı ve ifadenin “the first flag” sözünden sonra açıklayıcı eşleme olarak gelmesi bu durumu gösterir. Ardından gelen yan cümle bu bayrağı Batı Florida Cumhuriyeti ile ilişkilendirir. İfadeyi “güzel bir mavi renk” betimlemesi olarak değil, tarihî bir nesnenin adı olarak okuyun ve Stars and Bars adlı farklı bayrakla karıştırmayın.
Alıştırma
“The museum displayed the Bonnie Blue beside other Civil War flags,” cümlesinde the Bonnie Blue nedir?
- Müzenin adı
- Belirli bir bayrağın adı
- Güzel bir mavi rengin betimlemesi
Cevabı göster
Belirli bir bayrağın adı
İçten bir doğrulama olarak “No really,”
Buradaki No, ardından gelen ifadeyi olumsuz yapmaz. Konuşanın beklediği bir şüpheye, “Şaka yaptığımı düşünebilirsin ama yapmıyorum” der gibi karşılık verir. Really samimi ve ciddi bir vurgu ekler. No really, birlikte kullanıldığında gerçek bilgiyi vermeden önce “Ciddiyim” diye yeniden çerçeveleme işlevi görür; really sonrasındaki duraklama da bunu this country existed bölümünden ayırır.
Alıştırma
No really, this country existed. cümlesindeki No really, ne anlama gelir?
- Konuşan, ülkenin var olup olmadığını soruyor.
- Konuşan, ülkenin var olmadığını söylüyor.
- Konuşan, şaşırtıcı ifadenin doğru olduğunda ısrar ediyor.
Cevabı göster
Konuşan, şaşırtıcı ifadenin doğru olduğunda ısrar ediyor.
A border disagreement between Spain and the US
0:13İspanya ve ABD arasında Louisiana'nın Satın Alınması üzerindeki
over the Louisiana Purchase gave some local rebels an opportunity Kalıp ifadeler
0:15bir sınır anlaşmazlığı, bazı yerel isyancılara
give someone an opportunity to do something yapısı
Vurgulanan bölüm give + someone + an opportunity + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Fırsatı elde eden kişi veya grup doğrudan give sözcüğünden sonra gelir; to ile kurulan mastar ise mümkün hâle gelen eylemi belirtir. Bu cümlede bir anlaşmazlık uygun koşulları yarattı; kelimenin gerçek anlamıyla bir nesne vermedi. Some local rebels fırsatı elde eden gruptur, take over a fort ise mümkün hâle gelen eylemdir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp give + person + an opportunity + to ile tamamlayın. gave ve our team ifadelerini kullanın: The schedule change ____ finish the project early.
Cevabı göster
gave our team an opportunity to
take over: kontrolü ele almak
Bu cümlede take over, kaleyi ele geçirip kontrol etmeye başlamak anlamına gelir. Nesnenin a fort olması ve isyancı bağlamı, eylemi sıradan bir devir teslimden ziyade zor kullanarak ele geçirme olarak gösterir. Daha genel olarak take over; bir yerin, kuruluşun, görevin veya faaliyetin kontrolünü ele geçirmek ya da devralmak anlamına gelebilir. İfade ettiği ton, kontrolü kimin ve nasıl aldığına bağlıdır.
Alıştırma
'Kontrolü devralmak' anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: After the director retires, Nina will ____ the department.
Cevabı göster
take over
declare independence as required with a flag, Kalıp ifadeler
0:19kurallara uygun olarak bir bayrakla bağımsızlık ilan etme
declare independence: resmen bağımsızlık ilan etmek
Declare independence, bir ülkenin veya bölgenin başka bir gücün yönetimi altında olmak yerine kendi kendini yöneteceğini resmen duyurması anlamına gelir. Burada declare, duyuruyu yalnızca bir yorum değil, resmî bir siyasi eylem olarak sunar. Yaygın kalıp declare independence şeklindedir. Independence burada sayılamayan soyut bir isimdir, bu yüzden normalde önüne tanımlık gelmez; declare an independence denmez.
Alıştırma
Kendi kendini yönetme kararını resmen duyurmak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the referendum, the territory's leaders voted to ____.
Cevabı göster
declare independence
until the United States put an end to that. Kalıp ifadeler
0:24ta ki Amerika Birleşik Devletleri buna bir son verene kadar.
put an end to: Bir şeyi kesin olarak sona erdirmek
Put an end to, bir faaliyeti, durumu veya sorunu tamamen durdurmak anlamına gelir. Yapı put an end to + isim veya isim öbeği şeklindedir; to ifadenin bir parçasıdır. Buradaki that, daha önce anlatılan yerel yönetime gönderme yapar. İfade, onu sona erdiren gücün Amerika Birleşik Devletleri olduğunu gösterir ve geçici bir aradan çok kesin bir sonucu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi ‘kesin biçimde sona erdirdi’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The new rules finally ____ the dangerous practice.
Cevabı göster
put an end to
Anlatıda zaman atlaması olarak fast forward to
Fast forward to, video veya ses kontrollerindeki ileri sarma işleminden gelen bir benzetmedir. Bir hikâye ya da açıklamada, aradaki olayları atlayıp doğrudan daha sonraki bir zamana, olaya veya aşamaya geçileceğini dinleyiciye bildirir. Yapı fast forward to + zaman çizelgesindeki hedef şeklindedir. Burada Anyway önceki arka plan bilgisini kapatır; fast forward to the Civil War ise zaman çizelgesini daha sonraki bir tarihsel noktaya taşır. Bu ifade anlatıyı düzenler; bir oynatıcıyı kullanma talimatı değildir.
Alıştırma
Aradaki yılları atlayan ifadeyle anlatı geçişini tamamlayın: ____ 2020, when the company opened its first store.
Cevabı göster
Fast forward to
seceded from the Union: Birlik’ten resmen ayrıldı
Secede from, genellikle bir eyalet, bölge veya toprağın artık daha büyük bir siyasi birliğin parçası olmayacağını ilan ederek bu birlikten resmen ayrılması anlamına gelir. Yapı secede from + siyasi oluşum şeklindedir; seceded, fiilin geçmiş zaman biçimidir. Burada Mississippi'nin Amerikan İç Savaşı bağlamında Amerika Birleşik Devletleri'nden ayrılması anlatılır. the Union herhangi bir grubu değil, federal bir birlik olarak Amerika Birleşik Devletleri'ni ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi secede ve gerekli edatla tamamlayın: After the referendum, the province voted to ____ the federation.
Cevabı göster
secede from
and it became the unofficial flag of the rebellion,
0:33ve bu bayrak isyanın resmi olmayan bayrağı haline geldi,
but not for long: ama uzun sürmedi
But not for long, bir durumun yalnızca kısa bir süre devam ettiğini veya edeceğini belirtmek için bir ifadeden sonra eklenir. But, önceki ifadeyi zaman çizelgesinde geçici bir aşamaya dönüştürür ve dinleyiciyi yaklaşan değişikliğe hazırlar. Buradaki for long süreyi belirtir; fiziksel uzunluğu anlatmaz.
Alıştırma
Bu anlatıyı en iyi hangi ifade tamamlar? Nina's phone worked again, ...; it stopped completely the next morning.
- from then on
- but not for long
- before long
Cevabı göster
but not for long
wouldn't do: uygun veya kabul edilebilir olmamak
Bu cümlede wouldn't do, “uygun veya kabul edilebilir olmazdı” anlamına gelir. Mavi bir seçenek olarak reddedilmektedir; ifade, mavinin bir eylemi gerçekleştirme yeteneği olmadığı anlamına gelmez. Burada do, nesne almadan “amaç için yeterince uygun olmak” veya “gereklilikleri karşılamak” anlamında kullanılır. Olumsuz biçim, önerilen seçeneğin bu ölçütü karşılamadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede wouldn't do, “uygun bir seçim değildi” anlamında kullanılmıştır?
- The old printer wouldn't work after the power cut.
- Maya couldn't do the final calculation.
- The thin paper wouldn't do for an outdoor poster.
Cevabı göster
The thin paper wouldn't do for an outdoor poster.
Yankee color: İç Savaş'tan siyasi bir etiket
Bu Amerikan İç Savaşı bağlamında Yankee, herhangi bir Amerikalıyı değil, Birlik tarafını ve özellikle Kuzeylileri ifade eder. Maviye “a Yankee color” denmesi, rengi karşı tarafla ilişkilendirir. Bu nedenle ifade, maviyi betimlemekten fazlasını yapar. Siyasi kimliği belirtir ve konuşanın bu rengi neden kabul edilemez bulduğunu açıklar.
Alıştırma
Şu cümleyi düşünün: “That's a Yankee color.” Amerikan İç Savaşı bağlamında Yankee büyük olasılıkla neyi belirtir?
- Birlik veya Kuzey tarafıyla ilişki
- Mavinin bütün tonları için tarafsız bir ad
- Amerika Birleşik Devletleri'nin herhangi bir yerinde icat edilmiş bir renk
Cevabı göster
Birlik veya Kuzey tarafıyla ilişki
The new Confederate government asked for flag designs and got several,
0:39Yeni Konfederasyon hükümeti bayrak tasarımları talep etti ve birkaç tane aldı,
including one from a German Prussian artist in Alabama
0:43bunların arasında Alabama'daki bir Alman Prusyalı sanatçının tasarımı da vardı,
who possibly took design cues from the Austrian Empire Kalıp ifadeler
0:45ki muhtemelen Avusturya İmparatorluğu'ndan
take design cues from: tasarım ipuçları almak
Bu cümlede took design cues from, bir kaynaktaki tanınabilir özellikleri tasarım için yönlendirici ya da ilham olarak kullanmak demektir. from'dan sonra gelen öge, olası etki kaynağını belirtir. Bu ifade, fikirlerin veya üslup özelliklerinin kullanıldığını gösterir; birebir kopyalama anlamına gelmez. Possibly de önemlidir: konuşmacı bu etkiyi kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
Ambalajın tanınabilir tasarım özelliklerinden yararlandığını ancak bunları birebir kopyalamadığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new packaging ____ vintage travel posters.
Cevabı göster
takes design cues from
Ara bilgiyi belirten Side note here
Side note here bir söylem belirtecidir: konuşmacının ikincil bir bilgi eklemek için ana açıklama çizgisinden kısa süreliğine ayrılacağını dinleyicilere bildirir. Bu ifade, bilginin önceliğini düşürerek konuşmayı düzenler ve genellikle konuşmacının ana konuya döneceği beklentisini yaratır. Buradaki side fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle Side note here ifadesini kısa bir ara bilgiyi belirtip ardından ana konuya dönmek için en uygun biçimde kullanır?
- Side note here: this is the main safety rule, and everything that follows explains it.
- Side note here: the old bridge appeared in a film. Now, back to the route we are planning.
- Side note here means that the note is physically beside the page.
Cevabı göster
Side note here: the old bridge appeared in a film. Now, back to the route we are planning.
There's no evidence to support that she did, Anlatım akışı
0:53Onun tasarladığını destekleyecek hiçbir kanıt yok,
There's no evidence to support that: destek yokluğu, yanlışlık kanıtı değildir
There's no evidence to support that... odağı bir iddiayı tekrarlamaktan, kanıtların onu destekleyip desteklemediğini kontrol etmeye kaydırır. Tam cümlede that, she did yan cümlesini başlatır; did ise designed this flag ifadesinin yerini tutar. Destekleyici kanıt bulunmaması, iddianın yanlış olduğunun kanıtlanmasıyla aynı şey değildir. Bu kalıp, kanıta dayalı ihtiyatlı bir itiraz sunar: güvenilir destek yoksa iddia kesinleşmiş bir gerçek olarak kabul edilmemelidir.
Alıştırma
There's no evidence to support that ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- İddiayı destekleyen kanıt yoktur, ancak iddianın yanlış olduğu mutlaka kanıtlanmış değildir.
- Konuşmacının iddianın doğru olduğuna dair güçlü kanıtı vardır.
- İddia kesin biçimde çürütülmüştür.
Cevabı göster
İddiayı destekleyen kanıt yoktur, ancak iddianın yanlış olduğu mutlaka kanıtlanmış değildir.
Lady Godiva style: iki kelimelik kültürel benzetme
Lady Godiva style, “Lady Godiva hikâyesiyle ilişkilendirilen biçimde” anlamına gelen eksiltili bir benzetmedir. “Özel ad + style” kalıbı, bütün bir kültürel göndermeyi kısa bir yoruma sıkıştırır. Buradaki karşılaştırma, Betsy Ross'un Lady Godiva'nın yaptığı söylenen şeyi yaptığını söylemez. Güvenilirliği şüpheli bir hikâyenin tarihî kişinin yaşadığı dönemden çok sonra şekillenmesine işaret eder ve Betsy Ross hikâyesini buna benzer sonraki dönem efsanesi olarak sunar.
Alıştırma
Bu bağlamda Lady Godiva style ne anlama gelir?
- Hikâyenin sonradan bir efsaneye dönüşmesini Lady Godiva efsanesinin gelişme biçimiyle karşılaştırır.
- Betsy Ross'un tam olarak Lady Godiva gibi giyindiğini veya ata bindiğini söyler.
- Bayrağın tasarımcısının Lady Godiva olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Hikâyenin sonradan bir efsaneye dönüşmesini Lady Godiva efsanesinin gelişme biçimiyle karşılaştırır.
getting off track: ana konudan uzaklaşmak
Bu cümlede get off track mecazidir: konuşma ana konudan uzaklaşmaktadır. Şimdiki zaman yapısındaki we're getting, bu sapmanın şu anda gerçekleştiğini gösterir; we ise hem konuşanı hem de dinleyenleri kapsar. But ... here ana noktaya dönüleceğinin işaretini verir. Bu ifade, araya başka bir konunun girdiğini kabul eder ve konuşmayı aniden kesmeden yeniden ana konuya yönlendirir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: We started by discussing the budget, but now we're ____. Let's return to the numbers.
Cevabı göster
getting off track
The Confederate government selected this as her official flag Kalıp ifadeler
1:00Konfederasyon hükümeti bunu resmi bayrağı olarak seçti
select A as B: resmî bir rol vermek
Select A as B, A'yı resmî olarak seçip ona B rolünü, kimliğini veya statüsünü vermek anlamına gelir. Burada this, A nesnesidir; her official flag ise B rolüdür. As, seçimin sonucunu gösterir; zaman, neden veya karşılaştırma belirtmez. Her zamiri, Konfederasyon adlı siyasi oluşumu kişileştirir ve its anlamındadır. Bu kişileştirme, farklı durumlarda kullanılabilen select + nesne + as + rol veya statü yapısından ayrı bir özelliktir.
Alıştırma
Priya'ya sözcülük rolünün verildiğini göstermek için cümleyi tek sözcükle tamamlayın: The team selected Priya ____ its spokesperson.
Cevabı göster
as
and named it the Stars and Bars. Kültür
1:03ve ona Stars and Bars (Yıldızlar ve Çubuklar) adını verdi.
Belirli bir bayrağın adı olarak “the Stars and Bars”
Bu cümlede “the Stars and Bars”, Konfederasyonun 1861’de kabul edilen ilk resmî ulusal bayrağının özel adıdır. Ad, tasarımdaki yıldızlara ve yatay şeritlere gönderme yapar. Çapraz haçlı, yaygın olarak bilinen Konfederasyon savaş bayrağının doğru adı değildir. Bunu belirli bir tarihî ad olarak anlamak, konuşmacının düzeltmesini takip etmek için gereklidir.
Alıştırma
Bu cümlede “the Stars and Bars” hangi bayrağı ifade ediyor?
- Çapraz haç bulunan, yaygın olarak bilinen Konfederasyon savaş bayrağı
- Konfederasyonun kullandığı herhangi bir bayrak
- Yıldızlar ve yatay şeritler bulunan Konfederasyonun ilk resmî ulusal bayrağı
Cevabı göster
Yıldızlar ve yatay şeritler bulunan Konfederasyonun ilk resmî ulusal bayrağı
So calling this the Stars and Bars is wrong on two counts. Kalıp ifadeler
1:04Yani buna Yıldızlar ve Çubuklar demek iki yönden yanlıştır.
İki ayrı hatayı belirten “wrong on two counts”
“On two counts”, “iki ayrı bakımdan” veya “iki farklı nedenle” anlamına gelir. wrong on + sayı + count(s) kalıbında count, bir tartışmadaki nokta veya gerekçe demektir. Bu ifade, yalnızca bir şeyin yanlış olduğunu söylemek yerine, dinleyiciye iki ayrı düzeltmenin geleceğini bildirir.
Alıştırma
“İki ayrı nedenle yanlış” anlamını vermek için wrong ve count(s) kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Your claim is ____: the date is incorrect, and the source is unreliable.
Cevabı göster
wrong on two counts
“New flag adopted, off to war.” ifadesindeki eksilti
Bu sıkıştırılmış anlatımda “New flag adopted”, “A new flag was adopted” anlamına gelir; tanımlık ve edilgen yapının yardımcı fiili atılmıştır. “Off to war” ise “the Confederacy went off to war” gibi bir anlam taşır; özne ve fiil atılmıştır. Virgül iki görüntüyü sıraya koyar: önce yeni bayrak kabul edilir, ardından Konfederasyon savaşa gider. Bu telgraf tarzı eksilti, dilbilgisel olarak tam bir cümle kurmak yerine olayları hızla özetler.
Alıştırma
Konfederasyonla ilgili bir anlatıda “New flag adopted, off to war.” ifadesine en uygun tam yorum hangisidir?
- Yeni bir bayrak kabul edildi ve ardından Konfederasyon savaşa gitti.
- Konfederasyon yeni bir bayrağı kabul etmeyi reddettiği için savaşa gitti.
- Birisi Konfederasyonun savaşa yeni bir bayrak götürüp götürmemesi gerektiğini sordu.
Cevabı göster
Yeni bir bayrak kabul edildi ve ardından Konfederasyon savaşa gitti.
the flag's similarity with the Union's was confusing,
1:14bayrağın Birlik bayrağıyla olan benzerliği kafa karıştırıcıydı,
Neden bildiren what with A and B yapısı
Burada what with, benzerliğin neden kafa karışıklığı yarattığını açıklamaya yardımcı olan ek koşulları tanıtır. “What with the terror and the smoke”, kabaca “korku ve duman yüzünden” veya “duruma korku ve duman da eklenince” anlamına gelir. Bu bir soru değildir. Kalıp şöyledir: ana cümle, what with + isim öbeği + and + isim öbeği. İfade, sonuca katkıda bulunan birkaç etkeni bir araya getirir ve ana cümledeki sonucu anlaşılır hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi, what ile başlayan ve sonuca katkıda bulunan birkaç nedeni ekleyen iki sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: “The outdoor concert was difficult to enjoy, ____ the cold and the rain.”
Cevabı göster
what with
Nonetheless: önceki soruna rağmen değişmeyen sonuç
Nonetheless, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Önceki bilgi farklı bir sonuç beklemek için neden oluştursa da ardından gelen durumun hâlâ geçerli olduğunu veya yine de gerçekleştiğini gösterir. Burada daha önce belirtilen sorun, okuyucunun bayrağın değiştirileceğini beklemesine yol açabilir. Nonetheless, anlatımı bu beklentinin tersindeki sonuca yönlendirir: Konfederasyon bayrağı kullanmaya devam etmiştir. Bu, kısa ve taviz bildiren bir geçiş ifadesidir; zamanda daha sonra olanı göstermez.
Alıştırma
Hangi geçiş ifadesi, ekibin bir soruna rağmen kararını koruduğunu en iyi gösterir? The first plan had several flaws. _____, the team decided to keep it.
- Nonetheless
- For example
- Then
Cevabı göster
Nonetheless
but her army wanted to avoid friendly fire, Kelime
1:21ancak ordusu dost ateşinden kaçınmak istediği için
stuck with: aynı seçimi korudu
Stuck with, stick with ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada stick with, bir sorun veya alternatif ortaya çıktığında mevcut seçimi değiştirmek yerine onu kullanmaya ya da desteklemeye devam etmek anlamına gelir. Yapı stick with + isim veya zamirdir: stick with a plan, a method, a candidate, or it. Cümlede stuck with, uygulamadaki soruna rağmen hükûmetin bayrağını değiştirmediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “aynı seçimle devam etti” anlamındaki geçmiş zamanlı öbek fiille tamamlayın: Even after hearing the objections, Mia ____ her original plan.
Cevabı göster
stuck with
friendly fire: kişinin kendi tarafından gelen kazara zarar
Friendly fire, kişinin kendi kuvvetlerinin veya müttefik kuvvetlerin yanlışlıkla aynı taraftaki kişilere zarar vermesidir. Burada friendly, ateş etmenin nazik veya hafif olduğunu değil, kuvvetler arasındaki dost taraf ilişkisini anlatır. Bu ifade, daha net görsel tanımanın neden önemli olduğunu açıklar: kuvvetler müttefiklerini tanıyabilirse onları yanlışlıkla vurma olasılığı azalır.
Alıştırma
Hangi durum friendly fire örneğidir?
- Askerler bir müttefik birliği düşman sanıp yanlışlıkla ona saldırır.
- Askerler karşı ordunun saldırısına uğrar.
- Siviller birbirine ateş eden iki ordunun arasında kalır.
Cevabı göster
Askerler bir müttefik birliği düşman sanıp yanlışlıkla ona saldırır.
and squarified it into a battle flag. Kelime
1:24ve onu kareleştirerek bir savaş bayrağına dönüştürdü.
squarified: -ify ile yapılmış eğlenceli bir türetme
Squarified, square sözcüğüne fiil yapan -ify eki ve geçmiş zaman eki -ed eklenerek oluşturulmuş, eğlenceli ve uydurma bir fiildir. Bu cümlede made it square (“onu kare yaptı”) veya turned it into a square (“onu bir kareye dönüştürdü”) anlamına gelir. İngilizce konuşanlar bazen yeni -ify sözcüklerini köklerinden ve bağlamdaki eylemden anlayabilir. Ancak uydurma bir sözcüğün anlaşılması, onu standart bir sözlük sözcüğü veya teknik terim yapmaz. Bu alışılmadık sözcük anlatıma hafif ve mizahi bir ton katar.
Alıştırma
Buradaki squarified sözcüğüne en uygun açıklama hangisidir?
- Square sözcüğünün standart geçmiş zaman biçimidir ve multiplied it by itself (“onu kendisiyle çarptı”) anlamına gelir.
- Approved it for battle (“savaş için onayladı”) anlamına gelen resmî bir askerî terimdir.
- Made it square (“onu kare yaptı”) anlamına gelen eğlenceli bir türetmedir.
Cevabı göster
Made it square (“onu kare yaptı”) anlamına gelen eğlenceli bir türetmedir.
The Navy too liked this design and eventually switched,
1:27Donanma da bu tasarımı beğendi ve sonunda geçiş yaptı,
presumably: makul ancak doğrulanmamış bir çıkarım
Burada presumably, “non-Yankee” nitelemesini anlatıcının makul tahmini olarak gösterir: daha parlak ton, mizahi biçimde Yankee çağrışımları taşımayan bir mavi sayılır. Anlatıcı, Donanmanın amacıyla ilgili doğrudan kanıtı olduğunu iddia etmez. Tutum bildiren bir zarf olarak presumably, bir iddianın muhtemel görünen veya varsayılan bir durumdan çıkarıldığını gösterir. İddiayı temkinli biçimde sunar ve tahminin yanlış olabilmesine yer bırakır.
Alıştırma
“a brighter, presumably non-Yankee blue” ifadesindeki presumably için en uygun yorum hangisidir?
- Anlatıcı Donanmanın resmî açıklamasını aktarıyor.
- Anlatıcı bu nitelemeyi kanıtlanmış bir gerçek değil, makul bir tahmin olarak görüyor.
- Anlatıcı bu nitelemenin kesinlikle doğru olduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Anlatıcı bu nitelemeyi kanıtlanmış bir gerçek değil, makul bir tahmin olarak görüyor.
The popularity of the official flag decreased in the Confederacy as time went on, Kalıp ifadeler
1:32Zaman geçtikçe Konfederasyon'da resmi bayrağın popülaritesi azaldı,
as time went on: geçmişte kademeli değişim
As time went on, “zaman geçtikçe” anlamına gelir. Burada bayrağın popülerliğinin bir anda düşmediğini, anlatılan dönem boyunca yavaş yavaş azaldığını gösterir. Bu zaman yan cümlesinde as, zamanın geçişini gelişen bir değişime bağlar. “Zaman geçmeye devam ederken” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Geçmiş zamanlı cümleyi “zaman geçtikçe yavaş yavaş” anlamındaki dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: The new players became more confident ____.
Cevabı göster
as time went on
even though they kept increasing the stars, Dilbilgisi
1:36üzerindeki yıldızları sürekli artırmalarına rağmen,
even though: gerçek bir olguya rağmen beklenmedik sonuç
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle, normalde ana cümledeki sonucu daha az olası kılması beklenen gerçek veya gerçek kabul edilen bir durumu bildirir. Burada yıldız eklemeye devam etmek, bayrağın popülerliğinin düşmesini engellememiştir. Bu yapı ana cümleden önce ya da sonra gelebilir. Beklentiyle gerçekte olan arasındaki güçlü uyuşmazlığı vurgulamak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle yolun gerçekten buzlu olduğunu, ancak otobüsün yine de zamanında geldiğini söyler?
- Because the road was icy, the bus arrived on time.
- Even though the road was icy, the bus arrived on time.
- Even if the road is icy, the bus will arrive on time.
Cevabı göster
Even though the road was icy, the bus arrived on time.
the Confederate government tried again and went with white, Öbek fiiller
1:42Konfederasyon hükümeti tekrar denedi ve beyaza yöneldi,
went with white: bir seçeneği tercih etmek
Went with white ifadesindeki go with, bir seçeneği tercih etmek veya kullanmaya karar vermek anlamına gelir. Özne olası tasarımları değerlendirmiş ve beyazı seçmiştir; fiziksel olarak herhangi bir yere gitme söz konusu değildir. Yapı go with + isim öbeği şeklindedir. Zamanı normal biçimde değişir: go with, went with, have gone with.
Alıştırma
Cümleyi “seçmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After comparing the two designs, we decided to ____ the simpler one.
Cevabı göster
go with
sticking the battle flag in the corner: -ing yapısıyla ek eylem
Virgülden sonra gelen -ing yapısı, ana cümleye yakından bağlantılı bir eylem ekler. Örtük özne yine Konfederasyon hükûmetidir: beyaz bir tasarım seçmiş ve bu seçimin parçası olarak savaş bayrağını köşeye koymuştur. Burada sticking, bir şeyi yapıştırıcıyla yapıştırmak değil, ‘koymak’ ya da ‘yerleştirmek’ demektir. Bu yapı, anlatıcının özne ve yüklem içeren tam bir cümleyi tekrarlamadan eşlik eden bir eylem eklemesini sağlar.
Alıştırma
Aynı öznenin yaptığı bağlantılı bir eylemi eklemek için move fiilinin -ing biçimini kullanın: Lena revised the slide, ____ the chart to the left.
Cevabı göster
moving
better in the sense that ... but worse in that ...: olumlu ve olumsuz iki yönü değerlendirmek
Cümle, tek bir tasarımı iki farklı ölçüte göre değerlendiriyor. Better in the sense that, tasarımın iyileştiği sınırlı yönü tanıtır: bayrak, Kuzeylilerin bayrağına daha az benziyordu. But worse in that ise sorun yarattığı yönü tanıtır: beyaz arka plan, uluslararası teslimiyet işaretini çağrıştırıyordu. Her iki that cümleciği de değerlendirmenin dayanağını belirtir. Burada sense, fiziksel bir duyu değil, ‘yön’ veya ‘bakım’ demektir; in that ise ‘çünkü’ ya da ‘şu bakımdan’ anlamını kısa biçimde verir. Bu kalıp, bir şeyin genel olarak kesinlikle daha iyi veya daha kötü olduğunu iddia etmekten kaçınır.
Alıştırma
Dengeli değerlendirmeyi tamamlayın. Avantaj için better in the sense that, dezavantaj için but worse in that kullanın: The smaller office is ____ it costs less, ____ there is no meeting room.
Cevabı göster
better in the sense that · but worse in that
uluslararası teslim olma simgesi
Burada the international symbol of surrender beyaz bayrağı ifade eder. Yaygın görsel kültürde beyaz bayrak vazgeçme veya teslim olma işareti olarak anlaşılır. Bu nedenle konuşmacı doğrudan white flag demek yerine bu ortak gelenekten yararlanır. Tasarımda geniş bir beyaz arka plan bulunduğu için uzaktan bakıldığında bir teslim olma işareti gibi görünebilir. in the background bayrağın görsel arka planını anlatır; teslim olmanın tarihsel bir arka planda gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the international symbol of surrender neyi ifade ediyor?
- Beyaz bayrak
- Bir ülkenin arması
- Kırmızı bir uyarı işareti
Cevabı göster
Beyaz bayrak
the Confederate government again changed the flag,
1:56Konfederasyon hükümeti bayrağı tekrar değiştirdi,
the design slightly rectangular-fied the battle flag.
2:01tasarım savaş bayrağını hafifçe dikdörtgenleştirdi.
This could no longer be mistaken for surrender Dilbilgisi
2:04Bu artık teslimiyetle karıştırılamazdı
could no longer be mistaken for surrender: artık teslim olma işareti sanılamazdı
Mistake A for B, A'yı yanlışlıkla B sanmak demektir. Edilgen A + be mistaken for B yapısında A özne olur: this could be mistaken for surrender. Could no longer zaman içinde bir değişiklik olduğunu gösterir. Daha önceki yanlış tanıma riski ortadan kalkmıştır; bu yüzden değiştirilmiş tasarım artık teslim olma işareti olarak yorumlanmayacaktır. Burada for, yanlış atfedilen kimliği veya yorumu getirir; amaç bildirmez.
Alıştırma
Daha önceki bir riskin ortadan kalktığını göstermek için bu dersteki yapının tamamını kullanarak cümleyi tamamlayın: After the label was enlarged, the medicine bottle ____ a soft-drink bottle.
Cevabı göster
could no longer be mistaken for
So this design was never technically the flag of the Confederate government, Ton ve niyet
2:11Yani teknik olarak bu tasarım hiçbir zaman Konfederasyon hükümetinin bayrağı olmadı,
never technically: bir yargıyı katı tanımla sınırlamak
Technically, yargının kapsamını katı ya da resmî bir tanımla sınırlar. Never technically, tasarımın hükümet bayrağı sayılması için gereken resmî koşulu hiçbir zaman karşılamadığını anlatır. Bu ifade farklı bir gündelik görüşe de yer bırakır: resmî adlandırma doğru olmasa bile insanlar bu tasarımı Konfederasyon ile güçlü biçimde ilişkilendirebilir. Kesin statü ile yaygın fakat daha gevşek bir tanımı ayırmak için technically kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede technically ne anlama geliyor: “The club was never technically a charity, although many people treated it like one”?
- Tam bir duygusal kesinlikle
- Kabaca yapılmış gündelik bir tahmine göre
- Katı resmî tanıma göre
Cevabı göster
Katı resmî tanıma göre
but close enough: kusurlu bir eşleşmeyi kabul etmek
But, kesin düzeltmeden sonra bir ödün getirir. Close enough, öznenin ve be fiilinin uygun biçiminin bağlamdan anlaşıldığı eksiltili bir ifadedir. Bir şeyin tam olmadığını, ancak mevcut amaç için yeterince benzer ya da doğru olduğunu anlatır. Konuşan kişi katı gerçeği korur, fakat gündelik ve yaklaşık adlandırmanın anlaşılır olduğuna karar verir. Bu ifade, pratik bir yaklaşıklığı kabul ederek küçük bir anlaşmazlığı sona erdirmek için sık kullanılır.
Alıştırma
Kusurlu bir eşleşmeyi kabul eden ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The shade is not exact, ____.
Cevabı göster
but close enough