Ebola hakkında bildiklerimiz (ve bilmediklerimiz) - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Ebola’nın vücuda nasıl zarar verdiğini, korkutucu derecede ağır sonuçlarının neden kolay bulaştığı anlamına gelmediğini ve salgınların kontrolünün niçin hâlâ temel halk sağlığı önlemlerine dayandığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. begins by attacking — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: begin by + -ing yapısının bir sürecin ilk adımını nasıl gösterdiğini öğrenin; hastalık mekanizmalarını, deneyleri veya uygulama adımlarını düzenli biçimde açıklarken başlangıç aşamasını belirtmek için kullanın. 2. highly virulent, several factors limit its contagiousness. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Ağır hastalık oluşturma gücünü anlatan virulent ile enfeksiyonun ne kadar kolay yayıldığını anlatan contagiousness arasındaki farkı kavrayın; böylece tehlikeli bir patojenin mutlaka kolay bulaştığını varsaymaktan kaçının. 3. remain isolation, sanitation, and information. — Söylem, Anlatı ve Retorik: remain sözcüğünün umut veren araştırmalarla hâlen uygulanabilen önlemleri karşılaştırarak açıklamayı nasıl sonuçlandırdığını fark edin ve kalıcı gerçekleri ya da sınırlamaları özetlemek için bu yapıyı kullanın.
Bu derste
Anlatıda zaman dayanağı olarak In the summer of 1976
Başa yerleştirilen In the summer of 1976, anlatının zamanını belirleyen bir ifadedir. Olayın kendisini tanıtmadan önce dinleyiciye sıradaki olayın ne zaman gerçekleştiğini söyler. Bu tür bir zaman dayanağı belgesellerde, haberlerde ve tarihî anlatılarda yaygındır. in the summer of + yıl kalıbı geniş bir dönemi belirtir; olayın bütün yaz sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir anlatının başında “In the summer of 1976” ifadesinin temel görevi nedir?
- Olayın neden gerçekleştiğini açıklar.
- Ardından anlatılacak olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtir.
- Olayın bütün yaz sürdüğünü söyler.
Cevabı göster
Ardından anlatılacak olayın ne zaman gerçekleştiğini belirtir.
a mysterious epidemic suddenly struck two Central African towns, Kalıp ifadeler
0:08gizemli bir salgın aniden iki Orta Afrika kasabasını vurdu,
mysterious epidemic suddenly struck: ani etkiyi anlatmak
Bu cümlede a mysterious epidemic suddenly struck two Central African towns, nedeni bilinmeyen bir salgının iki Orta Afrika kasabasını aniden ve ciddi biçimde etkilediği anlamına gelir. Struck, strike fiilinin geçmiş zaman biçimidir; burada fiziksel bir darbe değil, mecaz anlam söz konusudur. Yeniden kullanılabilecek yapı zararlı olay + strike + etkilenen yer şeklindedir. Suddenly, etkinin ne kadar beklenmedik olduğunu vurgular ve haberlerle tarihî anlatılarda sık görülen güçlü tonu oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümlede strike, bir felaketin bir yeri aniden etkilediğini anlatmak için kullanılmıştır?
- A severe storm slowly formed over the ocean.
- Residents prepared for a severe storm.
- A severe storm suddenly struck the coast.
Cevabı göster
A severe storm suddenly struck the coast.
killing the majority of its victims: sonucu belirten bir -ing öbeği
"killing the majority of its victims" şeklindeki -ing öbeği, ana cümledeki olayın sonucunu ekler: Salgın kasabaları vurmuş ve bunun sonucunda hastalığa yakalananların çoğunu öldürmüştür. killing kendi başına belirtilmiş bir özneye veya zamana sahip olmadığı için ayrı ve bağımsız bir ana cümle değildir. Ana cümle, -ing öbeği yapısında eylemi yapan unsur genellikle ana cümleden anlaşılır; burada victims üzerinde killing eylemini gerçekleştiren epidemic sözcüğüdür.
Alıştırma
Örnek cümledeki "killing the majority of its victims" hangi işlevi görür?
- Salgının kasabaları vurmasının bir sonucunu belirtir.
- Yeni ve bağımsız bir ana cümle başlatır.
- Salgının kasabaları vurma amacını belirtir.
Cevabı göster
Salgının kasabaları vurmasının bir sonucunu belirtir.
Medical researchers suspected the deadly Marburg virus to be the culprit. Dilbilgisi
0:16Tıbbi araştırmacılar, ölümcül Marburg virüsünün suçlu olduğundan şüphelendiler.
suspected ... to be the culprit: olası bir nedeni belirlemek
"suspected the deadly Marburg virus to be the culprit" ifadesindeki kalıp suspect + isim öbeği + to be + tümleç şeklindedir. Araştırmacıların henüz emin olmadan virüsün muhtemelen neden olduğuna inandıklarını belirtir. Buradaki culprit mecaz anlamlıdır: Bir sorundan sorumlu kişi veya şeyi belirtir. Bu nedenle yalnızca bir suçluya değil, bir virüse, arızalı parçaya veya başka bir nedene de gönderme yapabilir.
Alıştırma
Resmî suspect + isim + to be yapısını tamamlayın: The engineers suspected the damaged sensor ____ be the source of the false alarm.
Cevabı göster
to
But what they saw in microscope images Dilbilgisi
0:21Fakat mikroskop görüntülerinde gördükleri şey
what they saw ... was: özne görevindeki what cümleciği
“What they saw in microscope images”, özne görevinde kullanılan bir isim cümleciğidir. Burada what, “the thing that”, yani “…… olan şey” anlamını içerir; bu nedenle cümlecik onların gözlemlediği şeyi belirtir. Was, bu özneyi keşfin sonucu olan “an entirely new pathogen” ile bağlar. what + özne + fiil + be + sonuç kalıbı, görülen, bulunan veya öğrenilen sonuca odaklanır. What zaten “the thing that” anlamını içerdiği için önüne ayrıca the thing getirilmez.
Alıştırma
“The thing that” anlamına gelen ve ilk cümleciği özne yapan sözcükle cümleyi tamamlayın: ____ the scientists observed was a new kind of cell.
Cevabı göster
What
which would be named after the nearby Ebola River. Dilbilgisi
0:26ve adını yakındaki Ebola Nehri'nden alacaktı.
which would be named after ...: geçmiş bakış açısından daha sonraki adlandırma
Which, yeni patojen hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Be named after, “bir kişi, yer veya şeyden alınan adla adlandırılmak” anlamına gelir; burada adın kaynağı yakındaki Ebola Nehri’dir. Would, geçmişteki bir noktadan bakıldığında geleceği gösterir. Patojen görüldüğü sırada adlandırma henüz gelecekteydi; bu nedenle would be named edilgen yapıdadır ve “daha sonra adlandırıldı” anlamına gelir. Patojenin bir isteği olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeni keşfedilmiş bir adanın daha sonra yakındaki bir volkanın adını aldığını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The island would later name after the nearby volcano.
- The island would later be named after the nearby volcano.
- The island would later be named the nearby volcano.
Cevabı göster
The island would later be named after the nearby volcano.
the disease caused by the Ebola virus is a severe type of hemorrhagic fever. Kelime
0:33Ebola virüsünün neden olduğu hastalık da şiddetli bir tür kanamalı ateştir.
Like yellow fever or dengue: örneklerle bir kategori tanıtmak
Cümlenin başındaki Like yellow fever or dengue, öne alınmış bir karşılaştırma ifadesidir. Önce birbiriyle ilişkili iki hastalığı verir, ardından bunları sonraki sınıflandırma için bir çerçeve olarak kullanır: Ebola virüsü hastalığı ağır bir hemorajik ateş türüdür. Burada like, ardından isim öbekleri gelen bir edattır; fiil ya da tam bir yan cümle değildir. Like + bilinen örnekler, + açıklama kalıbı, daha az bilinen bir konuyu bilinen bir kategoriyle ilişkilendirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümlenin başındaki "Like yellow fever or dengue" ifadesi bu cümlede ne yapıyor?
- Üç hastalığın da belirtilerinin tamamen aynı olduğunu ileri sürer.
- Sarı humma ile dang hummasının Ebola virüsü hastalığının alternatif adları olduğunu söyler.
- Ebola virüsünün neden olduğu hastalığı sınıflandırmadan önce ilgili örnekler verir.
Cevabı göster
Ebola virüsünün neden olduğu hastalığı sınıflandırmadan önce ilgili örnekler verir.
hemorrhagic fever: tıbbi bir hastalık kategorisi
Hemorrhagic fever, ateş ve olası anormal kanamayla seyreden bir hastalık grubunu ifade eden tıbbi bir terimdir; bu hastalıkların bazıları damarlara zarar verip birden fazla organ sistemini de etkileyebilir. Bu cümlede Ebola virüsü hastalığı bu tıbbi kategoriye yerleştiriliyor. Buradaki fever, kategori adının tamamının bir parçasıdır. İfadenin bütünü yalnızca “çok yüksek ateş” anlamına gelmez ve her hastada mutlaka belirgin kanama görülmez.
Alıştırma
Bu cümlede "hemorrhagic fever" ne anlama geliyor?
- Kanamayla ilgili sorunların görülebildiği ateşli hastalıklardan oluşan tıbbi bir kategori.
- Çok yüksek vücut sıcaklığına yol açan herhangi bir sıradan hastalık.
- Yalnızca kanı etkileyen hafif bir enfeksiyon.
Cevabı göster
Kanamayla ilgili sorunların görülebildiği ateşli hastalıklardan oluşan tıbbi bir kategori.
begins by attacking: ilk adımı begin by doing ile belirtmek
“Begins by attacking”, bir sürecin ilk eylemini belirtmek için begin by + fiilin -ing biçimi yapısını kullanır. Bu cümlede bağışıklık sisteminin hücrelerine saldırmak, virüsün ilk adımı olarak sunulur. by sonrasında fiilin -ing biçimi kullanılır: begin by checking doğrudur; begin by check veya begin by to check kullanılmaz. Bu yapı mekanizmaları, yönergeleri ve süreçleri sıralı biçimde açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi begin by doing yapısını ve attack fiilini kullanarak tamamlayın: The virus ____ the outer membrane.
Cevabı göster
begins by attacking
neutralizing its responses: bağışıklık tepkilerini etkisiz hâle getirmek
“Neutralizing its responses”, bağışıklık sisteminin savunma tepkilerini etkisiz hâle getirmek demektir. Buradaki its bağışıklık sistemini, responses ise sözlü veya yazılı yanıtları değil biyolojik tepkileri belirtir. Biyotıp ve teknik metinlerde neutralize, bir şeyin etkisini ortadan kaldırmak veya dengelemek anlamına gelir. Yalnızca bir etkinliğin sona ermesini değil, etkinliğini kaybetmesini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede “neutralizing its responses” ne anlama gelir?
- Bağışıklık sisteminden sözlü yanıtlar almak
- Virüsün yanıt vermesini engellemek
- Bağışıklık sisteminin tepkilerini etkisiz hâle getirmek
Cevabı göster
Bağışıklık sisteminin tepkilerini etkisiz hâle getirmek
allowing the virus to proliferate: -ing sonuç yapısıyla sonucu anlatmak
Allowing the virus to proliferate, sonucu anlatan bir -ing yapısıdır. Önceki duruma gönderme yapar ve onun sonucunu belirtir: bu durum, virüsün hızla çoğalabileceği koşulları oluşturur. Allowing'in örtük öznesi virus değil, önceki durumun tamamıdır. Yapı allow + nesne + to'lu mastar biçimindedir: allow the virus to proliferate. Burada allow, birinin izin vermesi anlamına gelmez; “mümkün hâle getirmek” anlamındadır. Allowing kullanımı, which allows the virus to proliferate gibi bir düşünceyi bağımlı bir ifadeye sıkıştırır.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri kullanarak sonuç ifadesini tamamlayın: The leak kept the wall damp, ____. (allow / mold / proliferate)
Cevabı göster
allowing mold to proliferate
Starting anywhere from 2 to 20 days after contraction, Notlar
0:46Hastalığa yakalandıktan sonraki 2 ila 20 gün arasında herhangi bir zamanda başlayarak,
anywhere from 2 to 20 days: sınırları belli belirsiz bir aralığı anlatmak
Anywhere from 2 to 20 days, gerçek sürenin belirtilen alt ve üst sınırlar arasındaki herhangi bir değer olabileceği anlamına gelir. Burada anywhere fiziksel bir yeri değil, sayısal bir ölçek üzerindeki noktayı belirtir ve zamanlamanın değişebileceğini vurgular. Başka bağlamlarda da kullanılabilen anywhere from X to Y kalıbı zaman, miktar, fiyat, mesafe ve ölçülebilen diğer aralıklarla kullanılır. Starting anywhere from... içinde bu ifade, başlangıç noktasının ne zaman gerçekleşebileceğini anlatır; olayın 2 ila 20 gün boyunca kesintisiz sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi anywhere from X to Y kalıbındaki doğru edatla tamamlayın: Repairs can take anywhere ____ two to five hours.
Cevabı göster
from
after contraction: enfekte olma anlamındaki contraction
after contraction ifadesindeki contraction, bir hastalığa yakalanma veya enfekte olma eylemini belirtir. Bu ifade, 2 ila 20 günlük sürenin başlangıç noktasını belirler: süre enfeksiyondan sonra sayılmaya başlar. Contraction kelimesinin kasın kasılması veya don't gibi kısaltılmış bir biçim gibi başka yaygın anlamları da vardır. Burada tıbbi bağlam, enfeksiyon anlamını seçer.
Alıştırma
Bu tıbbi cümlede after contraction ne anlama geliyor?
- kısaltılmış bir biçim kullandıktan sonra
- bir kas kısaldıktan sonra
- enfekte olduktan sonra
Cevabı göster
enfekte olduktan sonra
initial symptoms like high temperature, aching, and sore throat
0:49yüksek ateş, ağrı ve boğaz ağrısı gibi ilk semptomlar
resemble those of ...: çoğul bir adın yerine those kullanmak
resemble those of a typical flu ifadesinde those, çoğul symptoms adının yerine geçer. Cümle, symptoms kelimesini tekrarlamadan ilk belirtileri tipik bir gribin belirtileriyle karşılaştırır. Karşılaştırmada tekil bir adın yerine that of, çoğul bir adın yerine those of kullanılır. Resemble karşılaştırma öbeğini to olmadan doğrudan alır. Buradaki those, insanları veya hastalıkları değil symptoms kelimesini belirtir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı that veya those ile tamamlayın: Our policies resemble ____ of the neighboring school.
Cevabı göster
those
but quickly escalate to vomiting, rashes, and diarrhea. Kalıp ifadeler
0:56ancak hızla kusma, döküntü ve ishale tırmanır.
quickly escalate to ...: hızla daha ciddi bir sonuca ulaşmak
Bu cümlede quickly escalate to, belirtilerin kısa sürede şiddetlenip kusma, döküntü ve ishalle belirginleşen daha ciddi bir aşamaya ulaştığını anlatır. Escalate, ciddiyetin veya yoğunluğun artması fikrini taşır; to ise sonucu ya da varış noktasını belirtir. situation + escalate(s)/escalated + to + outcome kalıbı hastalıklar, anlaşmazlıklar, riskler ve giderek daha ciddi hâle gelen diğer sorunlar için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi escalate to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The technical problem quickly ____ a safety emergency.
Cevabı göster
escalated to
as the virus spreads: birlikte gelişen iki değişim
Burada as, “... olurken” ya da “... ilerledikçe” anlamındadır: virüsün yayılmasıyla daha fazla dokuya girmesi birlikte gerçekleşir. as the virus spreads yan cümlesi, sonraki gelişmenin gerçekleştiği değişim sürecini kurar. as + bir değişimi anlatan yan cümle, başka bir değişimi anlatan ana cümle kalıbı çoğu zaman “bir şey değiştikçe diğeri de değişir” anlamına gelir. Bu cümlede as, “... sıfatıyla” anlamında değildir; odak basit bir nedenden çok eş zamanlı gelişmedir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki değişimin birlikte geliştiğini gösterir?
- She works as a nurse.
- As I was tired, I went home early.
- As the crowd grew larger, the noise increased.
Cevabı göster
As the crowd grew larger, the noise increased.
vital organs such as kidneys and liver: yaşam için gerekli organlar ve örnekler
Bu cümlede vital organs, normal çalışması yaşamın sürmesi için gerekli olan organlar demektir. Burada vital, genel anlamdaki important sözcüğünden daha güçlü ve daha özeldir. Such as, kidneys and liver öğelerini daha geniş grubun örnekleri olarak verir; bunların tek yaşamsal organlar olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp kategori + such as + örnekler biçimindedir.
Alıştırma
"The toxin can damage vital organs such as the heart and lungs," cümlesinde "vital organs" ne anlama gelir?
- Olağan dışı büyüklükteki organlar
- Vücudun yaşamını sürdürmesi için gerekli organlar
- Yalnızca sindirim için kullanılan organlar
Cevabı göster
Vücudun yaşamını sürdürmesi için gerekli organlar
causing them to lose function: sonuç ve normal işleyişin kaybı
-ing yan cümlesi causing them to lose function, istilanın sonucunu belirtir. Them, daha önce adı geçen lenf düğümlerine ve organlara gönderme yapar. cause + nesne + to-infinitive kalıbı, bir olayın nesneye bir eylem yaptırdığını veya onu yeni bir duruma soktuğunu anlatır. Burada lose function, normal çalışmayı bırakmak veya görevini yerine getiremez hâle gelmek demektir. Bu ifade tıbbi ve teknik açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve "normal çalışmayı bırakmak" anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Severe overheating caused the control unit to ____.
Cevabı göster
lose function
But the virus itself is not what kills Ebola victims. Dilbilgisi
1:09Ancak Ebola kurbanlarını öldüren şey virüsün kendisi değildir.
But the virus itself is not what kills: görünürdeki nedeni reddetme
Bu cümlede the virus itself is not what kills Ebola victims ifadesi, virüsün doğrudan ölüme yol açtığı yönündeki basit düşünceyi reddeder. itself karşıtlığı vurgular: virüsün kendisi doğrudan ölümcül olan mekanizma değildir. X is not what + fiil kalıbı, X’in o eylemi yapan ya da ona neden olan şey veya etken olmadığı anlamına gelir. Bu kalıp genellikle önce görünürdeki açıklamayı eleyip ardından gerçek nedeni sunan bir düzeltme kurar. Buradaki But bu düzeltmeyi haber verir.
Alıştırma
Görünürdeki bir nedeni reddedip gerçek nedeni belirlemek için X is not what + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The delay itself was not which upset the client; the lack of an explanation did.
- The delay itself did not what upset the client; the lack of an explanation did.
- The delay itself was not what upset the client; the lack of an explanation did.
Cevabı göster
The delay itself was not what upset the client; the lack of an explanation did.
Instead, the mounting cell deaths trigger an immune system overload known as a cytokine storm. Notlar
1:13Bunun yerine, artan hücre ölümleri, sitokin fırtınası olarak bilinen bir bağışıklık sistemi aşırı yüklenmesini tetikler.
mounting cell deaths trigger: biriken bir neden sonucu tetikler
mounting cell deaths ifadesinde mounting, hücre ölümlerinin düzenli biçimde arttığı veya biriktiği anlamına gelir. cell deaths ifadesini niteler ve durumun giderek daha ciddi hâle geldiğini düşündürür; burada bir şeyi monte etmek ya da tırmanmak anlamında değildir. trigger, çoğul özne cell deaths ile kullanılan geniş zaman fiilidir. Tetiklemek veya başlamasına neden olmak anlamına gelir. Böylece ifade, biriken bir nedenin ciddi bir sonucu başlattığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, kötüleşen bir birikim için mounting ve bunun yol açtığı sonuç için triggered sözcüğünü doğal biçimde kullanır?
- Mounted complaints installed a review of the policy.
- Mounting complaints increased a review of the policy.
- Mounting complaints triggered a review of the policy.
Cevabı göster
Mounting complaints triggered a review of the policy.
trigger an immune system overload: Zararlı bir tepkiyi başlatmak
Burada trigger, bir tepkiyi “tetiklemek” veya “başlatmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Artan hücre ölümleri, bağışıklık sistemindeki zararlı aşırı yüklenmeyi başlatan olay olarak sunulur; kasıtlı bir eylem anlatılmaz. trigger + tepki veya olay yapısı, bir etkenin daha büyük bir süreci başlattığını anlatan bilim ve haber metinlerinde yaygındır. Geniş anlamlı cause fiiline kıyasla trigger, başlangıçtaki olaya veya kritik eşiğe daha fazla dikkat çeker.
Alıştırma
Hangi cümlede trigger, bir olayın daha büyük bir tepkiyi başlattığını göstermek için kullanılmıştır?
- The small spark triggered a chain reaction inside the battery.
- The sensor detected a chain reaction inside the battery.
- The safety switch stopped a chain reaction inside the battery.
Cevabı göster
The small spark triggered a chain reaction inside the battery.
known as a cytokine storm: Teknik bir adı tanıtmak
Known as a cytokine storm, kendisinden önce gelen immune system overload ifadesinin adını belirtir. Dil bilgisi açısından kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve “which is known as a cytokine storm” şeklinde genişletilebilir. Yazarlar bir terimi tanıtmadan önce onu günlük dille açıklayıp ardından açıklama + known as + ad yapısını sıkça kullanır. Burada cytokine storm, aşırı bağışıklık tepkisinin teknik adıdır; storm sözcüğü mecazdır, bir hava olayı değildir.
Alıştırma
“Adı ...dır” anlamına gelen sabit ifadeyi tamamlayın: This process is known ____ photosynthesis.
Cevabı göster
as
causing both internal and external bleeding. Dilbilgisi
1:24ve hem iç hem de dış kanamaya neden olur.
Ani artış mecazı olarak An explosion of immune responses
Bu cümlede explosion mecaz anlamdadır. Fiziksel bir patlama değil, ani ve güçlü bir artış anlamına gelir. Bu ifade, bağışıklık tepkilerini hızlı, yoğun ve kontrolden çıkan bir yükseliş olarak gösterir. Yeniden kullanılabilen an explosion of + isim kalıbı, bir miktar ya da etkinlikteki çarpıcı artışı anlatır; an explosion of interest buna bir örnektir.
Alıştırma
Bu cümlede An explosion of immune responses ne anlama gelir?
- bağışıklık hücrelerinin oluşturduğu gerçek bir patlama
- bağışıklık tepkilerinde ani ve çarpıcı bir artış
- bağışıklık tepkilerinin tamamen yokluğu
Cevabı göster
bağışıklık tepkilerinde ani ve çarpıcı bir artış
both internal and external bleeding: iki paralel niteleyici
Both A and B, adı geçen iki unsurun da dahil olduğunu belirtir. Burada both, internal ve external üzerinde eşit kapsama sahiptir; dolayısıyla ifade hem iç hem de dış kanamayı içerir. Internal ve external, bleeding ismini paylaşan paralel sıfatlardır. İki sıfat da aynı ismi nitelediği için bleeding yalnızca sonda bir kez kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi both ... and bağıntılı çiftiyle tamamlayın: The report describes ____ short-term ____ long-term effects.
Cevabı göster
both · and
can be fatal within 6 to 16 days of the first symptoms. Kalıp ifadeler
1:31ilk semptomlardan itibaren 6 ila 16 gün içinde ölümcül olabilir.
excessive fluid loss and resulting complications: aşırı sıvı kaybı ve bunun sonucunda gelişen komplikasyonlar
Excessive fluid loss, vücut sıvısı kaybının normal veya güvenli seviyeyi aşması demektir. Excessive, fluid loss ifadesini niteler ve zararlı bir dereceyi belirtir. Resulting complications, bu sıvı kaybının yol açtığı komplikasyonlar demektir. Resulting, complications sözcüğünden önce gelir ve ilk soruna gönderme yapar; böylece tüm isim öbeği bir sorunu ve onun doğurduğu sonuçları kısa biçimde birlikte sunar.
Alıştırma
Bu cümlede resulting complications ne anlama gelir?
- Sıvı kaybıyla ilgisi olmayan komplikasyonlar
- Sıvı kaybını önleyen komplikasyonlar
- Aşırı sıvı kaybının yol açtığı komplikasyonlar
Cevabı göster
Aşırı sıvı kaybının yol açtığı komplikasyonlar
can be fatal within 6 to 16 days: 6 ila 16 gün içinde ölümcül olabilir
Can be fatal, ölüme yol açabilir anlamına gelir. Can kesin bir sonucu değil, gerçek bir olasılığı belirtir; fatal ise be fiilinden sonra gelen bir sıfattır. Within 6 to 16 days, ilk belirtilerden itibaren hesaplanan bir zaman aralığı verir. Yapının tamamı, belirtiler başladıktan sonraki bu dönemde ölümcül bir sonucun ortaya çıkabileceğini anlatır.
Alıştırma
Uyarıyı can be fatal within kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: A severe allergic reaction ____ minutes without treatment.
Cevabı göster
can be fatal within
can significantly reduce mortality rates in patients, Kalıp ifadeler
1:39hastalardaki ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltabilse de,
Though proper care and rehydration therapy: uygun bakım ve rehidrasyon tedavisi olsa da
Though bir ödünleme anlatımı başlatır: bu önlemler yardımcı olabilir, ancak eksik olan ana cümle bu olumlu gerçekle karşıtlık oluşturan bir bilgi ekleyecektir. Virgül, baştaki bu bağımlı yan cümlenin tek başına tam bir cümle olmadığını gösterir. Proper care ile rehydration therapy, and ile bağlanmış eş görevli iki önlemdir. Rehydration therapy, kaybedilen sıvıların ve çoğu zaman elektrolitlerin planlı biçimde yerine konduğu tıbbi tedavidir; oral rehidrasyon çözeltisi veya damar yoluyla sıvı verilmesini içerebilir. Yalnızca herhangi bir içeceği içmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu yan cümlede rehydration therapy ne anlama gelir?
- bir kişi susadığında herhangi bir içeceği içmek
- vücuttaki sıvıyı uzaklaştırmayı amaçlayan tedavi
- kaybedilen sıvıları ve çoğu zaman elektrolitleri yerine koyan tıbbi tedavi
Cevabı göster
kaybedilen sıvıları ve çoğu zaman elektrolitleri yerine koyan tıbbi tedavi
can significantly reduce mortality rates in patients: hastalardaki ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltabilir
Can significantly reduce mortality rates in patients, bir müdahalenin ölen hastaların oranını düşürme kapasitesine sahip olduğu anlamına gelir. Mortality rate grup düzeyinde bir ölçüdür; tek bir hastanın sonucunu anlatmaz. Significantly, azalmanın dikkate alınacak kadar büyük veya önemli olduğunu belirtir. Bir araştırma raporunda daha dar anlamıyla istatistiksel olarak anlamlı demek olabilir, ancak yalnızca bu ifade o anlamı kesinleştirmez. Can kapasite veya olasılık bildirir; her hasta için garanti vermez.
Alıştırma
Dört sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Vaccination programs can ____ among high-risk adults.
Cevabı göster
significantly reduce mortality rates
While Ebola is highly virulent: ödünleme bildiren while yan cümlesi
Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamına gelir. Baştaki yan cümle bir gerçeği kabul eder: Ebola is highly virulent. Ana cümle daha sonra okuyucunun bu gerçekten çıkarabileceği sonucu sınırlayan bilgi ekler. While A, B kalıbı ödünleme bildirir: A doğrudur, ancak B bir sınırlama veya karşıtlık getirir. Bu yapı, açıklama ve tartışmalarda iki gerçeği dengeli biçimde sunarken yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede while, örnektekiyle aynı ödünleme anlamında kullanılmıştır?
- While I cooked dinner, she set the table.
- We waited while the store was closed.
- While the route is short, it can be difficult in winter.
Cevabı göster
While the route is short, it can be difficult in winter.
Highly virulent ve contagiousness: hastalık şiddeti ve yayılma
Highly virulent, bir patojenin veya hastalığın ağır hastalığa ya da ciddi zarara yol açabildiğini anlatır. Contagiousness ise bir hastalığın kişiden kişiye ne kadar kolay yayıldığının derecesidir. Cümle, hastalığın şiddeti ile yayılma kolaylığını birbirinden ayırır: Ebola çok ağır bir hastalığa yol açabilir, ancak bazı etkenler ne kadar kolay bulaştığını sınırlayabilir. Highly, virulent sözcüğünü niteler; limit its contagiousness ise yayılma kapasitesini azaltmak veya kısıtlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi ifade virulence ile contagiousness arasındaki farkı doğru biçimde açıklar?
- A disease can be highly virulent without being highly contagious.
- Virulence and contagiousness always measure the same property.
- Contagiousness measures how severe an illness becomes after infection.
Cevabı göster
A disease can be highly virulent without being highly contagious.
Unlike viruses that proliferate through small airborne particles, Anlatım akışı
1:48Havada asılı duran küçük parçacıklar yoluyla çoğalan virüslerin aksine,
Ebola only exists in bodily fluids Kelime
1:52Ebola sadece vücut sıvıları içinde varlığını sürdürür
Unlike viruses that ...: karşıtlık kurmak
Baştaki Unlike viruses that proliferate through small airborne particles edat öbeği, ana iddiadan önce karşılaştırmayı kurar. Unlike “-den farklı olarak” veya “aksine” anlamına gelir; that proliferate through small airborne particles ilgi cümleciği de hangi virüslerden söz edildiğini sınırlar. Bu sıralama, ana cümlenin nasıl yorumlanacağını gösterir: Ebola’yı karşılaştırılan gruptan ayırır ve aynı havadan yayılma biçiminin geçerli olduğunu varsaymamayı sağlar. Açıklayıcı metinlerde, temel bilgi verilmeden önce olası bir yanlış benzetmeyi düzeltmek için bu düzen sık kullanılır.
Alıştırma
Baştaki Unlike öbeği bilgiyi düzenlerken hangi işlevi görür?
- Ebola için ikinci bir ad verir.
- Bütün virüslerin aynı şekilde yayıldığını belirtir.
- Bulaşma biçimi Ebola’nınkinden farklı olan bir virüs grubunu tanıtır.
Cevabı göster
Bulaşma biçimi Ebola’nınkinden farklı olan bir virüs grubunu tanıtır.
such as saliva, blood, mucus, vomit, or feces.
1:55örneğin tükürük, kan, mukus, kusmuk veya dışkı gibi.
bodily fluids: halk sağlığında genel bir terim
Bodily fluids, kan, tükürük ve mukus gibi vücut tarafından üretilen veya vücutta dolaşan sıvıları anlatan standart bir tıp ve halk sağlığı terimidir. Burada such as sonrasındaki örnekler, terimi enfeksiyonla ilgili vücut kaynaklı maddeleri kapsayacak şekilde geniş kullanır; kusmuk ve dışkı da buna dahildir. Only exists in bodily fluids bölümü, virüsün bulunduğunun söylendiği yeri sınırlar. Bodily fluids ifadesini birbiriyle ilgisiz iki sözlük kelimesi olarak değil, “vücut sıvıları” anlamındaki yerleşik bir terim olarak okuyun.
Alıştırma
Bodily fluids tıp veya halk sağlığı bağlamında genellikle ne anlama gelir?
- Yalnızca hastanede saklanan içme suyu
- Vücudu yıkamak için kullanılan her türlü sıvı
- Kan ve tükürük gibi vücuttan gelen maddeler
Cevabı göster
Kan ve tükürük gibi vücuttan gelen maddeler
such as the eyes, mouth, or nose.
2:06yani gözler, ağız veya burun aracılığıyla aktarılması gerekir.
In order to spread: gerekli bir koşulu sunma
in order to + fiilin yalın biçimi genellikle amaç bildirir. Burada In order to spread önce sonucu, yani yayılmayı verir; ana cümle de bu sonucun mümkün olması için neyin gerçekleşmesi gerektiğini açıklar. Burada bir kişinin planı değil, biyolojik bir süreç anlatıldığı için ifade bilinçli bir niyet taşımaz. Süreç açıklamalarında bunu “X’in gerçekleşmesi için” ya da “X gerçekleşecekse” diye anlayabilirsiniz.
Alıştırma
Bu cümlede In order to spread nasıl bir ilişki ifade eder?
- Sonucu belirtir ve ana cümle bu sonuç için gerekli olan bir koşulu verir.
- Birinin maddeyi kasıtlı olarak yaymaya karar verdiğini söyler.
- Yayılmanın aktarımdan önce gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Sonucu belirtir ve ana cümle bu sonuç için gerekli olan bir koşulu verir.
must be transmitted from ... into ... through ...: aktarım yolunu gösterme
must be transmitted, must ile edilgen be + fiilin üçüncü hâli yapısını birleştirir. Edilgen yapı, eylemi yapan kişiye değil, hareket eden şeye ve izlediği yola odaklanır. Edat öbekleri rotayı gösterir: from an infected person kaynağı, into another's body hedefin içine doğru hareketi, through passageways ise kanalı veya giriş noktasını belirtir. Bu from ... into ... through ... kalıbı, bilimsel ya da teknik süreçlerde gerekli bir rotayı anlatabilir.
Alıştırma
transmit kullanarak edilgen kaynak–hedef–yol kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The image must ____ the camera ____ the computer's memory ____ a USB cable.
Cevabı göster
be transmitted from · into · through
And because the disease's severity increases directly along with the viral load, Notlar
2:09Ve hastalığın şiddeti viral yük ile doğru orantılı olarak arttığı için,
increases directly along with the viral load: viral yükle birlikte doğrudan artar
Bu cümlede increases directly along with, değişen iki miktarı birbirine bağlar: viral yük arttıkça hastalığın şiddeti de artar. Along with aynı yöndeki değişimi belirtir, directly ise ilişkinin yakınlığını vurgular. Bu ifade pozitif bir ilişkiyi anlatır; ancak tek başına kesin bir matematiksel orantıyı ya da viral yükün tek neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi yakın ve aynı yöndeki değişimi anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: In this model, power use ____ the number of active servers.
Cevabı göster
increases directly along with
viral load: ölçülen virüs miktarı
Viral load, bir kişinin vücudunda veya biyolojik bir örnekte tespit edilen virüs miktarını ya da yoğunluğunu ifade eden tıbbi bir terimdir. Burada load fiziksel ağırlık değil, miktar anlamına gelir. Bu cümlede viral load, hastalığın şiddetiyle karşılaştırılan değişken ölçümdür. Viral load değerinin yüksek veya düşük olması, ölçülen virüs düzeyini belirtir; terimin kendisi belirti veya hastalık şiddeti anlamına gelmez.
Alıştırma
Tıbbi bir bağlamda viral load ne anlama gelir?
- bir hastanın bildirdiği belirti sayısı
- bir kişi veya örnekte tespit edilen virüs miktarı ya da yoğunluğu
- tek bir virüs parçacığının fiziksel ağırlığı
Cevabı göster
bir kişi veya örnekte tespit edilen virüs miktarı ya da yoğunluğu
even an infected person is unlikely to be contagious Dilbilgisi
2:14enfekte olmuş bir kişinin bile bulaştırıcı olma ihtimali düşüktür
unlikely to be contagious until...: düşük olasılık ve zaman sınırı
Be unlikely to düşük bir olasılık ifade eder; bir şeyin imkânsız olduğunu söylemez. Buradaki unlikely to be contagious, konuşanın kişinin enfeksiyonu yayma ihtimalini düşük gördüğü anlamına gelir. Until they have begun to show symptoms bu olasılık değerlendirmesinin zaman sınırını belirler: değerlendirme, belirtilerin ortaya çıkmaya başlamasından önceki dönem için geçerlidir. Cümle, değerlendirmenin o noktada değişebileceğini düşündürür; öncesinde bulaşmanın kesinlikle imkânsız olduğunu söylemez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi en doğru biçimde açıklayan seçenek hangisidir?
- Konuşan, belirtiler başlamadan önce bulaşmayı düşük ihtimalli ama mümkün görüyor.
- Kişi, belirtiler başlamadan önce kesinlikle bulaşıcıdır.
- Kişi, belirtiler başladıktan sonra asla bulaşıcı olamaz.
Cevabı göster
Konuşan, belirtiler başlamadan önce bulaşmayı düşük ihtimalli ama mümkün görüyor.
begun to show symptoms: belirtiler göstermeye başlamak
Show symptoms, “hastalığın gözlemlenebilir belirtilerini göstermek” anlamına gelen doğal bir sözcük birleşimidir. Begin to show symptoms, bu belirtilerin ortaya çıkmaya başladığı anlamını ekler. Have begun to show present perfect yapısındadır: belirtilerin ortaya çıkması, konuşulan zamandan önce başlamıştır ve o zaman noktasıyla ilgilidir. Have symptoms yalnızca belirtilerin mevcut olduğunu söyler; başlangıçlarını vurgulamaz.
Alıştırma
“Hastalık belirtileri göstermek” anlamındaki hedef sözcük birleşimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After two days, the patient began to ____.
Cevabı göster
show symptoms
While Ebola has been shown to survive on surfaces for several hours, Dilbilgisi
2:19Ebola'nın yüzeylerde birkaç saat hayatta kalabildiği gösterilmiş olsa da,
Ebola has been shown to survive on surfaces: kanıta dayalı bir sonuç bildirmek
Ebola has been shown to survive ifadesinde has been shown to + fiilin yalın hâli, mevcut kanıtların iddiayı desteklediğini belirtir. Edilgen present perfect yapı, araştırmacıları adlandırmadan araştırmaların bugüne kadar ortaya koyduğu sonuca odaklanır. Bu kullanım bilimsel metinlerde ve haberlerde yaygındır. İddiayı dayanaksız bir kesinlik olarak değil, kanıta dayalı bir sonuç olarak sunar; buradaki shown, birinin Ebola virüsünü görsel olarak sergilediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Kanıta dayalı sonucu bildiren yapıyı tamamlayın: The treatment has been shown ____ reduce pain.
Cevabı göster
to
and transmission through sneezing or coughing is theoretically possible, Kalıp ifadeler
2:23ve hapşırma veya öksürme yoluyla bulaşma teorik olarak mümkün olsa da,
is theoretically possible: yüksek olasılık anlamına gelmeyen ihtimal
is theoretically possible ifadesinde theoretically, bilinen ilkelerin veya makul bir mekanizmanın olayın gerçekleşmesine izin verdiğini, dolayısıyla olayın teorik olarak dışlanamayacağını belirtir. Bu ifade olayın yaygın olduğunu ya da gözlemlerle güçlü biçimde desteklendiğini söylemez. Possible, bir şeyin gerçekleşip gerçekleşemeyeceğini anlatır; gerçekleşme olasılığının ne kadar yüksek olduğunu değil. Bu yüzden risk bildirimlerinde theoretically possible, uygulamada hâlâ çok düşük olasılıklı bir olayı tanımlayabilir.
Alıştırma
Burada is theoretically possible ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- Bilinen ilkelere göre imkânsızdır.
- Tamamen dışlanamaz ancak uygulamada nadir olabilir.
- Gerçek hayatta sık sık gerçekleşir.
Cevabı göster
Tamamen dışlanamaz ancak uygulamada nadir olabilir.
virtually all known cases of contraction Kalıp ifadeler
2:27bilinen hemen hemen tüm bulaşma vakaları
virtually all known cases of contraction: bilinen bulaşma vakalarının neredeyse tamamı
Virtually all, “neredeyse tamamı” anlamına gelir: oran %100'e çok yakındır, ancak ifade yine de nadir istisnalara yer bırakır. Known, cases sözcüğünün kapsamını şu ana kadar belirlenmiş veya kaydedilmiş vakalarla sınırlar; var olabilecek her vakayı kapsamaz. Burada cases of contraction, hastalığa yakalanma vakaları anlamındadır. Bu sınırlayıcı ifadeler birlikte, kanıta dayalı güçlü bir sonuç sunarken tüm olası vakalar hakkında mutlak bir iddiada bulunmaktan kaçınır.
Alıştırma
Bu ifadede virtually all known cases en doğru biçimde ne anlama gelir?
- Hiçbir istisna olmaksızın olası tüm vakalar.
- Belgelenmiş vakaların neredeyse tamamı; ancak nadir istisnalar veya henüz keşfedilmemiş vakalar olabilir.
- Yalnızca resmî olarak doğrulanmış az sayıda vaka.
Cevabı göster
Belgelenmiş vakaların neredeyse tamamı; ancak nadir istisnalar veya henüz keşfedilmemiş vakalar olabilir.
have been through direct contact with the severely ill. Kalıp ifadeler
2:30ağır hastalarla doğrudan temas yoluyla gerçekleşmiştir.
have been through direct contact: bulaşma yolunu belirtme
Bu cümlede through direct contact, enfeksiyonların hangi yolla meydana geldiğini belirten bir edat öbeğidir. Through, “aracılığıyla” veya “yoluyla” anlamına gelir; direct contact ise dolaylı bir yol yerine, daha sonra sözü edilen ağır hastalarla doğrudan teması ifade eder. Have been through ifadesini, “zor bir şey yaşamış olmak” anlamındaki ayrı have been through something deyimi olarak okumayın. Burada through, direct contact ile birlikte kullanılır ve “Bulaşma hangi yolla gerçekleşti?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Cümleyi through ile başlayan üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The infection can spread ____ with an infected person.
Cevabı göster
through direct contact
With the greatest risk posed to medical workers Dilbilgisi
2:34En büyük risk altında olanlar ise sağlık çalışanları
With the greatest risk posed to ...: with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısı
With the greatest risk posed to ... ifadesi, with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. the greatest risk isim öbeği eylemden etkilenir: risk, to sözcüğünden sonra belirtilen kişilere yöneltilir ya da onların üzerine düşer. Bu kısa öbek, ana ifadeye arka plan veya koşul bilgisi ekler. with the greatest risk being posed to ... biçiminde açılabilir. Buradaki posed, pose a risk ifadesinin edilgen biçimidir; fotoğraf için poz vermek anlamındaki pose değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, edilgen bir arka plan eklemek için with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanır?
- With the main entrance closed, visitors used the side door.
- With the main entrance was closed, visitors used the side door.
- With the main entrance close, visitors used the side door.
Cevabı göster
With the main entrance closed, visitors used the side door.
This is why despite its horrifying effects, Anlatım akışı
2:39Bu nedenle korkunç etkilerine rağmen,
Ebola has been far less deadly overall Dilbilgisi
2:42Ebola genel olarak çok daha az ölümcül olmuştur
than more common infections such as measles, malaria, or even influenza.
2:45kızamık, sıtma veya hatta grip gibi daha yaygın enfeksiyonlardan.
This is why ... despite its horrifying effects: sonucu ödün verme bilgisiyle bağlamak
This is why, daha önce verilmiş nedenlere gönderme yapar ve bu nedenlerin sonucunu açıklar. Okura, önceki bilgilerin sıradaki sonucu açıkladığını gösterir. Despite its horrifying effects, ana iddiadan önce eklenen bir ödün verme öbeğidir. Ters bir sonucu düşündürebilecek bir gerçeği kabul eder, ancak ana sonuç yine de geçerliliğini korur. Burada despite sözcüğünden sonra tam bir özne-yüklem cümleciği değil, its horrifying effects isim öbeği gelir.
Alıştırma
Yeni örneği dersteki neden-sonuç bağlayıcısı ve ödün verme edatıyla tamamlayın: The route is shorter. ____, ____ the steep climb, many hikers choose it.
Cevabı göster
This is why · despite
has been far less deadly overall than...: zaman içindeki toplam etkiyi karşılaştırma
Has been, geçmişte başlayan bir dönemi referans anına bağlar ve o dönemin tamamındaki durumu özetler. Less deadly than daha düşük bir ölümcül etkiyi belirtirken far, aradaki farkın büyük olduğunu gösterir. Overall karşılaştırmanın kapsamını belirler: Tek bir vakanın ne kadar tehlikeli olduğundan çok, farklı topluluklarda ve zaman boyunca oluşan toplam etki karşılaştırılır. More common infections karşılaştırma grubudur; such as örnekleri tanıtır, even ise influenza sözcüğünü biraz şaşırtıcı olan son örnek olarak sunar.
Alıştırma
Bir raporda, bir sistemin son on yıldaki toplam maliyetinin eski sisteminkinden çok daha düşük olduğu belirtiliyor. En uygun cümleyi seçin.
- Last year, this system was less costly than the old one.
- Over the past decade, this system has been far less costly overall than the old one.
- Over the past decade, this system has been just as costly overall as the old one.
Cevabı göster
Over the past decade, this system has been far less costly overall than the old one.
Once an outbreak has been contained: sonuçtan önce tamamlanan koşul
Once, ana cümledeki durum geçerli olmadan önce tamamlanması gereken bir zaman koşulunu tanıtır. Burada "tek sefer" değil, "olur olmaz" veya "sonrasında" anlamındadır. Has been contained, present perfect edilgen yapıdır. Outbreak kontrol etme eylemine maruz kalır; perfect biçim ise kontrolün sonraki sonuçtan önce tamamlandığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi once ve submit fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: ____ the application ____, we can review it.
Cevabı göster
Once · has been submitted
the virus does not exist in the human population: insan nüfusunda sürekli bulunmama
Bu halk sağlığı bağlamında “does not exist in the human population”, virüsün salgınlar arasındaki dönemde insanlar arasında sürekli bulunmadığı veya dolaşmadığı anlamına gelir. İfade, virüsün belirli bir konak popülasyonundaki durumunu anlatır; hiçbir yerde var olmadığını söylemez. “in the human population” sınırı çok önemlidir: Sürekli insandan insana bulaşma olmasa bile virüs insan dışı bir rezervuarda kalabilir. Outbreak, insan vakalarının daha sonra yeniden ortaya çıktığı olaydır; virüsün popülasyonda uzun süre bulunmasıyla aynı şey değildir.
Alıştırma
Bu bağlamda “the virus does not exist in the human population” ne anlama gelir?
- Virüs, salgınlar arasındaki dönemde insanlar arasında sürekli bulunmaz veya dolaşmaz.
- Virüs hiçbir insana daha önce bulaşmamıştır.
- Virüs bütün türlerden ve ortamlardan kalıcı olarak kaybolmuştur.
Cevabı göster
Virüs, salgınlar arasındaki dönemde insanlar arasında sürekli bulunmaz veya dolaşmaz.
But while this is undoubtedly a good thing, Anlatım akışı
2:57Fakat bu şüphesiz iyi bir şey olsa da,
it also makes Ebola difficult to study. Dilbilgisi
2:59aynı zamanda Ebola'yı incelenmesi zor bir hale getirir.
But while this is undoubtedly a good thing: dezavantajdan önce ödünleyici kabul
Baştaki But, savın yön değiştireceğini gösterir. Buradaki while ödünleyicidir ve “aynı sırada” değil, although gibi “-mesine rağmen” anlamına gelir. While yan cümlesi önce önceki durumun açıkça yararlı olduğunu kabul eder; ana cümle daha sonra bir dezavantaj sunar. Undoubtedly bu kabulü güçlendirir: Konuşan kişi yarardan kuşku duymamaktadır. Bu yapı, bir tarafı kabul ettikten sonra daha az belirgin olan karşıt sonucu vererek dengeli bir görüş oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümlede while, bir avantaj kabul edildikten sonra bir dezavantaj sunmak için kullanılmıştır?
- Because the plan is cheaper, it will be approved today.
- While the paint was drying, we cleaned the brushes.
- But while the plan is undoubtedly cheaper, it may take longer to complete.
Cevabı göster
But while the plan is undoubtedly cheaper, it may take longer to complete.
make Ebola difficult to study: make + nesne + sıfat + to’lu mastar
Cümlede make + nesne + sıfat + to’lu mastar yapısı kullanılır. Make “bir şeyi bir duruma getirmek” anlamındadır; Ebola nesnedir, difficult eylemin zorluk derecesini bildirir, to study ise hangi eylemin zor olduğunu gösterir. Yapının bütünü “Ebola’yı insanların incelemesini zorlaştırmak” anlamına gelir. Bu yapı make something easy, hard, safe, or impossible to do biçiminde yeniden kullanılabilir. Mastardaki eylemi mantıken kimin yaptığına dikkat etmek gerekir: burada insanlar Ebola’yı inceler; inceleme eylemini yapan Ebola değildir.
Alıştırma
difficult ve verify sözcüklerini kullanarak cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The missing records make the claim ____.
Cevabı göster
difficult to verify
Scientists believe fruit bats to be its natural carriers, Notlar
3:02Bilim insanları meyve yarasalarının doğal taşıyıcıları olduğuna inanmaktadır,
believe fruit bats to be...: believe + nesne + to be
believe + nesne + to be + tümleç, “nesnenin bir şey olduğuna hükmetmek veya onu öyle değerlendirmek” anlamına gelir. fruit bats sözleri nesneyi oluşturur; its natural carriers ise bilim insanlarının yarasaların ne olduğunu düşündüğünü bildiren tümleçtir. Bu yapı, Scientists believe that fruit bats are its natural carriers. cümlesiyle aynı temel düşünceyi daha sıkıştırılmış biçimde verir. Bu kalıpta nesneden sonra, isim ya da sıfat tümlecinden önce to be kullanılır.
Alıştırma
Resmî believe + nesne + to be kalıbını tamamlayın: Experts believe the painting ____ authentic.
Cevabı göster
to be
fruit bats ... natural carriers: doğal taşıyıcı olarak meyve yarasaları
believe fruit bats to be its natural carriers ifadesinde believe + isim + to be + tamamlayıcı yapısı bir değerlendirmeyi aktarır: Bilim insanları meyve yarasalarının taşıyıcı olduğunu düşünür. Fruit bats, çoğunlukla meyve ve diğer bitkisel maddelerle beslenen yarasalardır. Buradaki its, taşıyıcıları bağlamda ele alınan hastalık etkenine bağlar. Hastalık ekolojisinde natural carriers, bir patojeni doğada barındırabilen ve bazen belirgin hastalık göstermeyen hayvanlardır. Bu ifade bir konak veya taşıyıcı ilişkisini anlatır; her meyve yarasasının enfekte olduğunu ya da insanlara bulaşmanın doğrudan gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede natural carriers ne anlama geliyor?
- Tamamı tedavi gören hasta hayvanlardan oluşan bir grup.
- Her temas gerçekleştiğinde insanları enfekte ettiği kanıtlanmış hayvanlar.
- Enfekte hayvanlar belirgin hastalık göstermese bile patojeni doğada barındırabildiği düşünülen bir tür.
Cevabı göster
Enfekte hayvanlar belirgin hastalık göstermese bile patojeni doğada barındırabildiği düşünülen bir tür.
but just how it is transmitted to humans remains unknown. Dilbilgisi
3:05ancak insanlara tam olarak nasıl bulaştığı hala bilinmemektedir.
just how ... remains unknown: how ile kurulan dolaylı soru yan cümleciği
just how it is transmitted to humans sözleri, how ile kurulan dolaylı bir soru yan cümleciğidir ve yan cümleciğin tamamı remains unknown ifadesinin öznesidir. Bulaşmanın kesin yönteminin veya mekanizmasının hâlâ bilinmediğini anlatır. Bu doğrudan bir soru olmadığı için yan cümlecikte düz cümle söz dizimi kullanılır: how it is transmitted; how is it transmitted kullanılmaz. Buradaki just, how ifadesini güçlendirerek tam olarak veya kesin olarak anlamı verir; yalnızca anlamına gelmez.
Alıştırma
How ile kurulan dolaylı soru yan cümleciğini tamamlamak için parantezdeki sözcükleri doğru sıraya koyun: Just how ____ remains unclear. (the message / was deleted)
Cevabı göster
the message was deleted
Furthermore, many of the countries where Ebola outbreaks occur Anlatım akışı
3:09Ayrıca, Ebola salgınlarının meydana geldiği ülkelerin birçoğu
suffer from poor infrastructure and sanitation, Kalıp ifadeler
3:13kötü altyapı ve yetersiz sanitasyondan muzdariptir,
Furthermore: başka bir destekleyici etken eklemek
Furthermore, yazarın önceki açıklamayla aynı yönde başka bir önemli nokta eklediğini gösterir. Burada tartışma, Ebola salgınlarıyla bağlantılı ek bir etken olarak yetersiz altyapı ve sanitasyon gibi toplumsal koşullara geçer. Cümlenin ana yapısı many of the countries ... suffer from... şeklindedir. where yan cümlesi hangi ülkelerin kastedildiğini belirtir; Furthermore ise bu yeni etkenin daha geniş açıklamaya nasıl eklendiğini gösterir.
Alıştırma
Furthermore bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Açıklamaya onu destekleyen başka bir etken ekler.
- Önceki noktayla doğrudan karşıtlık kurar.
- Açıklamanın bittiğini gösterir.
Cevabı göster
Açıklamaya onu destekleyen başka bir etken ekler.
suffer from poor infrastructure and sanitation: yetersiz altyapı ve sanitasyondan olumsuz etkilenmek
Bu cümlede suffer from, yalnızca “sahip olmak” değil, “ciddi ve olumsuz biçimde etkilenmek” anlamına gelir. Süregelen bir sorun oradaki insanlara veya sistemlere zarar verdiğinde bir yer ya da ülke bu yapının öznesi olabilir. Poor infrastructure; yollar, elektrik, su veya sağlık tesisleri gibi temel sistemlerin yetersizliğini belirtir. Poor sanitation ise temiz su, kanalizasyon, atıkların bertarafı ve hijyenle ilgili koşul ve sistemlerin yetersizliğini ifade eder. İfade bir bütün olarak kalıcı toplumsal sorunları resmî bir dille anlatır.
Alıştırma
Hedef yapının doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The coastal town ____ inadequate drainage during the rainy season.
Cevabı göster
suffers from
which enables the disease to spread: önceki durumun tamamına gönderme
Buradaki which, yalnızca en yakın isme değil, daha önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Ek bilgi veren which yan cümlesi, bu durumun sonucunu belirtir: hastalığın yayılmasını mümkün kılar. enable + nesne + to-infinitive yapısı, birinin veya bir şeyin bir eylemi yapmasını mümkün kılmak anlamına gelir. enables the disease to spread ifadesinde the disease nesne, to spread ise mümkün hâle gelen eylemdir.
Alıştırma
Hangi cümlede which önceki durumun tamamına gönderme yapıp bu durumun sonucunu ekliyor?
- Which roads were flooded?
- The roads were flooded, which made deliveries difficult.
- The roads which were flooded needed repairs.
Cevabı göster
The roads were flooded, which made deliveries difficult.
combined with the relatively low amount of overall cases, Dilbilgisi
3:20toplam vaka sayısının nispeten düşük olmasıyla birleştiğinde,
means there is little economic incentive Kalıp ifadeler
3:23ilaç şirketlerinin araştırmaya yatırım yapması için
combined with...: öznenin baş sözcüğünü değiştirmeden ikinci bir etken eklemek
combined with the relatively low amount of overall cases, ana özne olan the poverty of these regions ifadesinden sonra eklenen bir geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. İkinci bir etken ekler ve iki etkenin sonucu birlikte oluşturduğunu gösterir. Öznenin dil bilgisel baş sözcüğü hâlâ tekil poverty ismidir; bu nedenle ana fiil means olur. Araya giren combined with öbeği çoğul bir özne oluşturmaz; ancak yerine and getirilirse çoğul özne oluşur.
Alıştırma
Hangi cümle combined with kullanarak ikinci bir etken ekliyor ve fiili tekil özne baş sözcüğüyle doğru biçimde uyumlu tutuyor?
- The delay and rising costs makes the project risky.
- The delay, combined with rising costs, makes the project risky.
- The delay, combined with rising costs, make the project risky.
Cevabı göster
The delay, combined with rising costs, makes the project risky.
there is little economic incentive for ... to ...: neredeyse hiç ekonomik teşvik olmaması
there is little economic incentive ifadesinde little olumsuz bir anlam taşır: ekonomik motivasyon, harekete geçirmeyecek kadar azdır. Incentive burada sayılamayan bir kavram gibi kullanılır; a little ise bir miktar motivasyonun gerçekten var olduğunu belirtir. Kalıp there is little economic incentive for + kişi veya kuruluş + to + fiil şeklindedir. for bölümü kimin teşvik edileceğini, mastar ise hangi eylemin söz konusu olduğunu gösterir. Bu kalıp, bir kararın ticari açıdan neden çekici olmadığını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, küçük şirketlerin pazara girmek için neredeyse hiç ekonomik motivasyonu olmadığını doğal biçimde ifade eder?
- Small firms have a little economic incentive to enter the market.
- There is little economic evidence that small firms enter the market.
- There is little economic incentive for small firms to enter the market.
Cevabı göster
There is little economic incentive for small firms to enter the market.
Though some experimental medicines have shown promise, Kalıp ifadeler
3:29Bazı deneysel ilaçlar umut vaat etmiş
Though ... have shown promise: temkinli biçimde ifade edilen ilk potansiyel
Show promise, muhtemel başarıya veya etkililiğe dair ilk işaretleri göstermek anlamına gelir. Have shown promise, söz konusu zamana kadar bu işaretlerin ortaya çıktığını belirtmek için present perfect kullanır; ilaçların güvenli veya etkili olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. Though, bu olumlu bilgiyi bir ödünleme olarak sunar. Okuyucuyu bir sınırlama, engel veya karşıt olgu ekleyecek ana cümleye hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi show promise ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The new battery ____ in early tests.
Cevabı göster
has shown promise
and governments are funding development of a vaccine, Kalıp ifadeler
3:31ve hükümetler aşı geliştirme çalışmalarını finanse ediyor olsa da,
fund development of...: araştırma ve geliştirme için para sağlamak
Burada fund, “bir şey için para sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Governments parayı sağlayan tarafı, development of a vaccine ise bu desteği alan faaliyeti belirtir. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi are funding, söz konusu dönemde finansman desteğinin devam ettiğini gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp fund development of + ürün veya teknolojidir. Development; araştırma, oluşturma, test etme ve iyileştirme çalışmalarını kapsar, ancak finansmanı sağlayan tarafın bu çalışmaları kendisinin yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi fund development of kalıbıyla tamamlayın: The foundation will ____ a low-cost water filter.
Cevabı göster
fund development of
the only widespread and effective solutions to an Ebola outbreak Kalıp ifadeler
3:35bir Ebola salgınına karşı en yaygın ve etkili tek çözüm
remain isolation, sanitation, and information. Anlatım akışı
3:39hala izolasyon, sanitasyon ve bilgilendirmedir.
as of 2014: bir zaman referansı belirlemek
As of 2014, ardından gelen ifadeye zamansal bir sınır koyar. Bu cümlede, bilginin o dönemde bilinenlere dayanarak 2014’teki o noktada geçerli olan durumu anlattığı anlamına gelir. Bu ifade, iddianın zamandan bağımsız veya bugün de kendiliğinden geçerli kabul edilmemesi gerektiğini gösterir. Eski raporları okurken as of ile verilen tarihi iddiadan ayırmayın; çünkü daha sonraki bilgiler farklı olabilir.
Alıştırma
Durum raporunu as of + July 1 kullanarak tamamlayın: ____, all five clinics were open.
Cevabı göster
As of July 1
the only widespread and effective solutions to an Ebola outbreak: kapsam ve solutions to kalıbı
Bu isim öbeğinin temel ismi solutions sözcüğüdür. solution(s) to + problem kalıbı, çözümlerin ele aldığı sorunu belirtir; burada bu sorun bir Ebola salgınıdır. Only, kapsamı iki koşulu da karşılayan çözümlerle sınırlar. Widespread ve effective eş görevli niteleyicilerdir: çözümler hem işe yaramalı hem de geniş ölçekte erişilebilir, benimsenmiş veya kullanılıyor olmalıdır. Bu ifade başka hiçbir müdahalenin bulunmadığını değil, yalnızca bunların iki tanıma da uyduğunu söyler.
Alıştırma
Cümleyi çoğul solutions to + problem kalıbıyla tamamlayın: The city is looking for practical ____ its traffic problem.
Cevabı göster
solutions to
remain isolation, sanitation, and information: remain ile sonucu bağlamak
Remain burada “olmaya devam etmek” anlamında bir bağ fiilidir. Çoğul özne the only widespread and effective solutions to an Ebola outbreak ile özne tamamlayıcısı isolation, sanitation, and information ifadelerini birbirine bağlar. Özne çoğul olduğu için remains değil remain kullanılır. Açıklayıcı bir sonuçta remain, önceki tartışmadan sonra da temel sonucun geçerli olduğunu bildirir. Böylece üç parçalı liste cümlenin son özeti hâline gelir. Burada “bir yerde kalmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Remain ile ifade edilen sonucu en iyi hangi cümle yeniden anlatır?
- The outbreak stays inside the isolation facilities.
- The main solutions are still isolation, sanitation, and information.
- Three unfinished solutions are waiting to be completed.
Cevabı göster
The main solutions are still isolation, sanitation, and information.