Hayatınızda çiçek açıyor musunuz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, flourishing kavramını hayatın genel olarak ne kadar iyi gittiğini gösteren geniş bir ölçü olarak açıklıyor; 22 ülkede yürütülen bir araştırmanın sonuçlarını ve şükran duyma, nezaket gösterme, küçük başarıların değerini bilme gibi araştırmalarla desteklenen alışkanlıkları ele alıyor. Ayrıca genel sıralamada Endonezya’nın birinci olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. are flourishing in life. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: flourishing ifadesinin yalnızca kısa süreli mutluluk değil; sağlık, mutluluk, ilişkiler, anlam ve güven duygusu dâhil hayatın bütünüyle iyi gitmesi anlamına geldiğini kavrayın. Böylece psikoloji, esenlik araştırmaları ve yaşam kalitesi tartışmalarında bu terimi doğru yorumlayabilirsiniz. 2. While richer countries scored higher on material happiness, middle-income countries did better — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: While ile farklı alanlarda güçlü olan iki grubun dengeli biçimde nasıl karşılaştırıldığını öğrenin. Bu yapı, anket sonuçlarını aktarırken ve karşılaştırmalı metinler yazarken sürekli but kullanmadan farkları açıkça göstermenizi sağlar. 3. stop and smell the roses, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadenin çiçekleri koklamaya yönelik gerçek bir talimat değil, durup günlük hayatın güzel anlarının değerini bilme tavsiyesi olduğunu fark edin. Yaşam önerilerinde ifadeyi anlayabilir; birini yavaşlamaya, iyi anları görmeye ve küçük kazanımlara değer vermeye teşvik ederken kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Now, you probably know the word well-being. Kelime
0:14Şimdi, muhtemelen well-being (esenlik) kelimesini biliyorsunuzdur.
well-being: genel sağlık ve mutluluk
Well-being, bir kişinin genel olarak ne kadar sağlıklı, güvende, rahat ve mutlu olduğunu anlatan sayılamayan bir isimdir. Bu cümlede yalnızca fiziksel sağlığı ya da kelimelerin bire bir anlamıyla “iyi bir şekilde var olmayı” değil, bu geniş ve bütünsel durumu ifade eder. Buradaki yaygın yazım biçimi, kısa çizgiyle well-being şeklindedir. Sağlık, duygular, okul, iş ve yaşam kalitesiyle ilgili konularda sık görülür.
Alıştırma
"Good sleep supports children's well-being," cümlesinde well-being ne anlama gelir?
- Bir kişinin yaşadığı yer
- Bir kişinin genel sağlığı ve mutluluğu
- İyi davranma eylemi
- Yalnızca fiziksel bir hastalığın olmaması
Cevabı göster
Bir kişinin genel sağlığı ve mutluluğu
But have you ever heard of flourishing? Kalıp ifadeler
0:19Peki flourishing (serpilme/gelişme) diye bir şey duydunuz mu?
have you ever heard of ...?: bir şeyi daha önce duyup duymadığını sormak
Have you ever heard of ...? bir kişinin daha önce herhangi bir zamanda bir insanı, nesneyi, kelimeyi veya fikri duyup duymadığını ya da bilip bilmediğini sorar. Burada flourishing terimi tanıtılmadan önce dinleyicinin bu terimi zaten bilip bilmediği kontrol edilir. Have ... heard biçimindeki present perfect geçmişteki herhangi bir zamanı şimdiyle ilişkilendirir; ever ise soruyu “hayatının herhangi bir zamanında” anlamına gelecek şekilde genişletir. Hear of, bir kişinin ya da şeyin var olduğunu bilmek demektir.
Alıştırma
“Bu yazarın var olduğunu bilmek” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle soruyu tamamlayın: Have you ever ____ this author?
Cevabı göster
heard of
It's an idea which Claudia Hammond has been investigating
0:22Bu, Claudia Hammond'ın araştırdığı bir kavram,
I wonder if you all feel that you are flourishing in life. Notlar
0:28Acaba hepiniz hayatta serpildiğinizi hissediyor musunuz?
I wonder if ... ile soruya nazikçe başlamak
I wonder if ..., “... olup olmadığını bilmek istiyorum” anlamına gelir. Burada wonder, “bir şeyi garip bulmak” değil, “bilmek istemek” demektir. Konuşmacı bu ifadeyi hemen yanıt istemek yerine herkesi soru üzerinde düşünmeye çağırmak için kullanır. if sonrasında düz cümle söz dizimi kullanılır: I wonder if you are ready denir, I wonder if are you ready denmez. Bu yapı, evet-hayır sorusunu daha az doğrudan hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede I wonder if nazikçe soru sormak için doğru kullanılmıştır?
- The library I wonder if is open today.
- I wonder if is the library open today.
- I wonder if the library is open today.
- I wonder does the library open today.
Cevabı göster
I wonder if the library is open today.
are flourishing in life: kapsamlı ve kalıcı bir iyilik hâli
Are flourishing in life, hayatın geniş kapsamda ve sürekli olarak iyi gitmesi demektir. Kişi yalnızca kısa bir mutlu an yaşamıyordur; sağlık, ilişkiler, amaç ve günlük yaşam gibi alanlar iyi yönde gelişiyordur. Flourish sözcüğü gerçek anlamıyla güçlü biçimde büyüyen bir bitkiyi anlatabilir. Burada ise iyi yaşayan ve gelişen bir kişi için kullanılan bir benzetmedir; iyilik hâli hakkındaki konuşmalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi durum birinin flourishing in life olduğunu en iyi gösterir?
- Bir şaka duyduktan sonra kısa bir süre gülümsedi.
- Bir kez para kazandı ama kendini güvensiz ve yalnız hissediyor.
- Dün sağlıklı bir ev bitkisi satın aldı.
- Destekleyici ilişkileri, iyi sağlığı ve güçlü bir amaç duygusu var.
Cevabı göster
Destekleyici ilişkileri, iyi sağlığı ve güçlü bir amaç duygusu var.
This is another psychological buzzword with added evidence. Kelime
0:32Bu, daha fazla kanıt eklenmiş başka bir psikolojik moda sözcüktür.
psychological buzzword: psikolojide moda olan bir terim
Psychological buzzword, psikoloji alanından gelip moda hâline gelen ve kamusal tartışmalarda sık sık tekrarlanan bir kelime ya da ifadedir. Buzzword, terimin yalnızca yeni olmasını değil, popülerliğini ve gördüğü ilgiyi vurgular. Buzzword biraz kuşkulu bir ton taşıyabilir, çünkü moda terimler bazen gereğinden fazla geniş anlamda kullanılır. Buradaki with added evidence ifadesi, bu nitelemenin tamamen küçümseyici duyulmasını engeller: fikir popülerdir ama kanıtlarla da desteklenmektedir.
Alıştırma
Bu cümlede psychological buzzword neyi ifade ediyor?
- Psikolojik bir tanının resmî adı
- Şu anda popüler olan ve sıkça tartışılan, psikolojiyle ilgili bir terim
- Yalnızca psikologların bildiği teknik bir terim
- Destekleyici kanıtı olmadan yeni üretilmiş bir kelime
Cevabı göster
Şu anda popüler olan ve sıkça tartışılan, psikolojiyle ilgili bir terim
It's not just about ... It's about ...: odağı genişletmek
not just about A ... about B kalıbı, fazla dar bir yorumu düzeltir. A hâlâ önemlidir: not just, A'nın yanlış ya da önemsiz olduğunu değil, konunun tamamı olmadığını belirtir. İkinci cümle dikkati daha geniş olan B noktasına yönlendirir. Burada well-being fikrin bir parçasıdır; your whole life being good ise daha geniş kapsamı belirtir.
Alıştırma
Açıklamayı not just about ... It's about ... kalıbıyla tamamlayın: It's ____ speed. ____ safety as well.
Cevabı göster
not just about · It's about
People who are flourishing feel good about all aspects of their life, Kalıp ifadeler
0:52Gelişen insanlar hayatlarının tüm yönleri hakkında iyi hissederler,
all aspects of their life: yaşamın her alanı
all aspects of their life, hayatlarının her alanı anlamına gelir. Burada aspect, daha büyük bir konunun alanı veya bölümü demektir; bir kişinin dış görünüşü anlamına gelmez. all aspects of + konu yapısı, önce genel bir açıklama yapıp ardından sağlık, ilişkiler veya para gibi belirli alanları sıralamanızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki her alan anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The workshop covers ____ of online safety, including passwords, privacy, and scams.
Cevabı göster
all aspects
including happiness, health, relationships and financial security.
0:57mutluluk, sağlık, ilişkiler ve finansal güvenlik dahil.
everything's going well: genel ve olumlu bir güncelleme
Everything's going well, Everything is going well ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada go well, iyi yürümek değil, başarılı biçimde gelişmek veya ilerlemek anlamına gelir. Bu cümle; hayatın, işin veya bir planın çeşitli yönlerini tek tek sıralamadan genel ve olumlu bir güncelleme verir. Genellikle işlerin nasıl gittiğine ilişkin genel bir soruya cevap olur.
Alıştırma
Güncellemeyi dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The team changed its schedule last week, and so far everything's ____.
Cevabı göster
going well
I think I'm happy and I've got everything I need. Kalıp ifadeler
1:15Mutlu olduğumu ve ihtiyacım olan her şeye sahip olduğumu düşünüyorum.
I've got everything I need: şu anki sahiplik
Bu cümlede I've got, “bende var” anlamına gelir ve bir şeyi alma eyleminin tamamlanmasını değil, şu anki sahiplik durumunu anlatır. Everything I need, “ihtiyacım olan her şey” demektir; yani konuşan kişi gerekli hiçbir şeyin eksik olmadığını söylüyor. everything I need içinde I need, hangi şeylerden söz edildiğini belirtir; everything that I need de denebilir. Bu kalıp eşya, zaman veya başka kaynakların yeterli olduğunu anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişinin şu anda gerekli tüm ekipmana sahip olduğunu anlatır?
- I gave all my equipment to the team.
- I've got everything I need for the match.
- I need to get everything for the match.
- I got everything I needed after the match.
Cevabı göster
I've got everything I need for the match.
In this episode, we'll hear about the Global Flourishing Study,
1:19Bu bölümde Küresel Gelişme Çalışması (Global Flourishing Study) hakkında duyacağız,
a new survey into the lives of over 200,000 people in 22 countries. Kalıp ifadeler
1:2322 ülkede 200.000'den fazla insanın hayatı üzerine yeni bir anket.
survey into the lives of: araştırmanın konusu
A survey into the lives of bir grup, o grubun nasıl yaşadığını inceleyen resmî bir araştırmadır. Burada into, bir yere doğru hareketi değil, incelenen konuyu, yani 200.000'den fazla insanın yaşamını tanıtır. The lives of, grubun deneyimlerine ve yaşam koşullarına işaret eder. survey into + konu kalıbı, bir araştırmanın neyi incelediğini belirtirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi ifade uzaktan çalışanların yaşamlarını özellikle araştırılan konu olarak gösterir?
- a survey into the lives of remote workers
- a survey by remote workers
- a survey for remote workers
- a survey of remote workers
Cevabı göster
a survey into the lives of remote workers
We'll learn some useful new words and phrases.
1:29Bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.
And remember, you'll find all this episode's vocabulary
1:32Ve unutmayın, bu bölümün tüm kelimelerini
In terms of overall flourishing, which country do you think came out on top? Notlar
1:44Genel gelişme açısından, sence hangi ülke zirveye çıkmıştır?
In terms of ...: karşılaştırma ölçütünü belirtme
In terms of + isim öbeği, bir şeye belirli bir açıdan bakmak veya onu o açıdan değerlendirmek anlamına gelir. Ana soru ya da ifadeden önce dinleyiciye hangi ölçütün kullanıldığını bildirir. Burada ölçüt overall flourishing ifadesidir. Soru, bu ölçüme göre hangi ülkenin en yüksek sırada olduğunu sorar; her açıdan en iyi ülkenin hangisi olduğunu sormaz.
Alıştırma
Hangi cümle, yolları karşılaştırmak için kullanılan ölçütün güvenlik olduğunu söyler?
- In terms of safety, this route is the best.
- According to the safety report, this route is the best.
- In the guide's opinion, this route is the best.
Cevabı göster
In terms of safety, this route is the best.
came out on top: karşılaştırma sonunda birinci olmak
Come out on top, bir yarışma, test, oylama veya karşılaştırmadan sonra kazanan ya da en yüksek sıradaki seçenek olmak anlamına gelen bir deyimdir. Came out on top bunun geçmiş zaman biçimidir; yani sonuç artık bellidir. Bu soruda, genel refah bakımından hangi ülkenin birinci olduğu soruluyor. İfade fiziksel bir hareketi veya konumu anlatmıyor.
Alıştırma
Cümleyi kazanan olarak bitirmek anlamındaki dört sözcüklü hedef deyimle tamamlayın: After the final vote, our team ____.
Cevabı göster
came out on top
Ooh, I'm going to guess B, Denmark, I think. Ton ve niyet
1:54Ooh, sanırım B, Danimarka diye tahmin edeceğim.
I'm going to guess ... ile temkinli bir tahminde bulunmak
I'm going to guess ... konuşan kişi emin olmadığında bir cevaba giriş yapmak için kullanılır. Dinleyiciye verilecek cevabın yalnızca bir tahmin olduğunu bildirir; bu yüzden doğrudan bir ifadeden daha az kesin duyulur. Burada going to, konuşan kişinin birazdan yapacağı eylemi çerçeveler: kişi birazdan bir tahminde bulunacaktır. Odak, uzun vadeli bir gelecek planı değildir.
Alıştırma
Dersin ifadesiyle temkinli cevabı tamamlayın: I'm not sure, so ____ option B.
Cevabı göster
I'm going to guess
Well, we'll find out the correct answer later in the program. Öbek fiiller
1:59Pekâlâ, doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
find out: bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu bilgi genellikle soru sorarak, kontrol ederek, araştırarak ya da daha fazla bilgi bekleyerek edinilir. Bu cümlede herkes doğru cevabı daha sonra öğrenecektir. Find out tek bir öbek fiil gibi çalışır; bu nedenle bu anlam için out gereklidir.
Alıştırma
Cümleyi find veya find out ile tamamlayın: We need to ____ why the lights are off.
Cevabı göster
find out
including health, finances, social relationships, and religion.
2:06sağlık, finans, sosyal ilişkiler ve din dahil.
Let's listen as Claudia Hammond discusses some of the findings Kelime
2:10Claudia Hammond'ın bazı bulguları tartışmasını dinleyelim
of the findings: bir araştırmanın ortaya çıkardıkları
Bu cümlede findings, bir araştırmanın ortaya çıkardığı sonuçları, örüntüleri veya önemli bulguları ifade eder. Birinin bulduğu fiziksel nesneleri değil, araştırmanın ne gösterdiğini anlatır. some of the findings yapısında some, daha büyük bir kümenin yalnızca bir bölümünü seçer. of the findings ise bu büyük kümenin araştırma bulguları olduğunu belirtir.
Alıştırma
some of the findings ifadesinde findings ne anlama gelir?
- Araştırmanın ortaya çıkardığı sonuçlar veya önemli bulgular
- Araştırmayı yürüten araştırmacılar
- Birinin bulduğu fiziksel nesneler
- Araştırmadan önce sorulan sorular
Cevabı göster
Araştırmanın ortaya çıkardığı sonuçlar veya önemli bulgular
with psychologist Dr. Peter Olusoga for BBC Radio 4's All in the Mind.
2:13BBC Radio 4'ün All in the Mind programı için psikolog Dr. Peter Olusoga ile.
What were the most interesting nuggets there? Deyimler
2:19Oradaki en ilginç nuggets (değerli bilgiler) nelerdi?
interesting nuggets: küçük ve değerli bilgi parçaları
Burada interesting nuggets, özellikle yararlı, şaşırtıcı veya akılda kalıcı küçük bilgi parçalarını anlatan bir benzetmedir. nugget sözcüğü gerçek anlamda altın parçası gibi küçük bir külçeyi ifade edebilir; bu nedenle benzetme, her değerli ayrıntıyı küçük bir hazine gibi sunar. Soru, yiyecek veya metal parçalarını değil, araştırmadaki en ilginç ayrıntıları ya da içgörüleri sorar.
Alıştırma
Bu soruda interesting nuggets ne anlama gelir?
- Araştırmacıların topladığı metal parçaları
- Özellikle yararlı veya ilginç küçük bilgi parçaları
- Araştırma sırasında sunulan küçük kızarmış yiyecekler
- Raporun uzun ve ayrıntılı bölümleri
Cevabı göster
Özellikle yararlı veya ilginç küçük bilgi parçaları
diving into it: bir şeyi derinlemesine incelemek
Burada diving into it mecaz anlamdadır: araştırmayı veya materyali yakından incelemek demektir; fiziksel olarak suya girmek anlamına gelmez. it zamiri, daha önce konuşulan araştırmayı veya materyali gösterir. You've been ile kullanılan diving, bu ayrıntılı incelemenin yakın zamana kadar sürdüğünü anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp dive into + konu, belge, sorun veya görev şeklindedir.
Alıştırma
Dersteki “yakından incelemeye başlamak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullanın: We have the survey results, so let's ____ them.
Cevabı göster
dive into
Um some of the sort of headlines were high-income countries, Kelime
2:23Hımm, bazı ana başlıklar yüksek gelirli ülkelerin,
high-income countries: resmî bir gelir kategorisi
high-income countries ifadesi araştırma, ekonomi, politika ve haberlerde kullanılan resmî bir sınıflandırmadır. Belirlenmiş bir ekonomik ölçüte, çoğunlukla kişi başına gelire göre yüksek gelir grubuna yerleştirilen ülkeleri anlatır. Hangi ülkelerin bu grupta olduğu kaynağa ve yıla göre değişebilir. High-income, countries sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır ve bu nedenle genellikle kısa çizgiyle yazılır. Bu sınıflandırma ülkenin gelir kategorisini anlatır; ülkedeki her kişinin bireysel gelirinin yüksek olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yüksek millî gelir kategorisindeki ülkeleri belirten resmî birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The report compares ____ countries with middle-income countries.
Cevabı göster
high-income
scored higher on: sonuçları ölçüte göre karşılaştırmak
To score higher on something, bir testte, ölçütte veya alanda başka bir kişi, grup ya da referans noktasından daha yüksek puan almak demektir. Higher karşılaştırma bildirir; bu nedenle karşılaştırılan taraf açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Bu cümlede on, değerlendirilen yönü, yani iyi yaşamanın maddi yönlerini belirtir. Fiziksel bir konum bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir alanda daha iyi puan aldı” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: In the school survey, Class B ____ teamwork than Class A did.
Cevabı göster
scored higher on
more material aspects of flourishing itself: kaynaklara dayalı iyi yaşam
Burada material; para, sahip olunan şeyler ve pratik yaşam koşullarıyla bağlantılı demektir, “fiziksel bir maddeden yapılmış” anlamına gelmez. Material aspects of flourishing, iyi bir yaşamın gelir, barınma ve finansal güvence gibi kaynaklara bağlı olan yönleridir. More material, ilişkiler, yaşam amacı veya duygusal iyilik gibi diğer yönlere kıyasla bu koşullara daha fazla odaklanan demektir. Itself, konuşulan bütün olarak flourishing kavramına geri gönderme yapar; things like finance ise somut bir örnek verir.
Alıştırma
Hangi cümlede material “para ve pratik yaşam koşullarıyla bağlantılı” anlamında kullanılmıştır?
- That detail is material to the court’s decision.
- She collected art materials for class.
- The table is made from a strong material.
- Stable housing is a material aspect of well-being.
Cevabı göster
Stable housing is a material aspect of well-being.
scored more highly on things like meaning of relationships
2:36ilişkilerin anlamı gibi şeylerde daha yüksek puan aldı
social cohesion: toplumdaki güven ve birlik
Social cohesion, bir toplumdaki insanların güven, iş birliği ve aidiyet duygusuyla birbirine ne kadar güçlü biçimde bağlı olduğunu anlatır. Bu cümlede, söz konusu ülkelerin daha yüksek puan aldığı özelliklerden birini adlandırır. Cohesion sözcüğü kelime anlamıyla parçaların bir arada durmasını düşündürür; ancak burada fiziksel bir yapışmayı değil, toplumsal ilişkileri anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede social cohesion ne anlama geliyor?
- Toplumdaki her kişinin kazandığı para miktarı
- İki yüzeyin birbirine yapışmasını sağlayan fiziksel kuvvet
- Toplum üyeleri arasındaki güven, bağ ve birlik derecesi
Cevabı göster
Toplum üyeleri arasındaki güven, bağ ve birlik derecesi
Claudia asks about the study's most interesting nuggets.
2:42Claudia araştırmanın en ilginç nuggets'larını soruyor.
A nugget means a small piece of something good,
2:46Bir nugget, iyi bir şeyin küçük bir parçası anlamına gelir,
While richer countries scored higher on material happiness, Dilbilgisi
2:52Daha zengin ülkeler maddi mutlulukta daha yüksek puan alırken,
middle-income countries did better in terms of kindness and social connection.
2:56orta gelirli ülkeler nezaket ve sosyal bağ açısından daha iyi performans gösterdi.
While richer countries..., middle-income countries did better: dengeli karşılaştırma
Burada while zaman ilişkisi değil, karşıtlık bildirir. Daha zengin ülkelerle ilgili bir sonucu orta gelirli ülkelerin farklı bir sonucuyla yan yana koyar: Her grup farklı bir alanda daha iyi sonuç gösterir. While A..., B... kalıbı iki gerçeği dengeli bir karşılaştırma olarak sunar. Özellikle raporlarda ve karşılaştırma yazılarında kullanışlıdır; did better ise daha iyi bir sonuç elde etti anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, örnekteki gibi iki sonucu veya özelliği karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- She rested for a while after lunch.
- While I was cooking, the lights went out.
- While this phone is cheaper, that one has a better camera.
Cevabı göster
While this phone is cheaper, that one has a better camera.
There were interesting differences between men and women.
3:00Erkekler ve kadınlar arasında ilginç farklılıklar vardı.
For example, in Japan, women flourished more than men,
3:03Örneğin, Japonya'da kadınlar erkeklerden daha fazla gelişti,
while in Brazil, the opposite was true: karşılaştırmayı tersine çevirme
the opposite was true yan cümlesi, az önce anlatılan ilişkinin ikinci durumda tersine döndüğünü belirtir. Burada Japonya’da kadınlar erkeklerden daha iyi durumdaydı; dolayısıyla Brezilya’da erkeklerin kadınlardan daha iyi durumda olduğu anlamına gelir. the opposite önceki karşılaştırmanın yerini tutar, true ise tersine dönmüş bu karşılaştırmanın gerçeklere uyduğunu belirtir. Böylece konuşan kişi karşılaştırmanın tamamını tekrarlamadan iki durumu karşı karşıya koyabilir.
So, does flourishing depend on your nationality? Kalıp ifadeler
3:13Yani, gelişme milliyetinize mi bağlı?
Does flourishing depend on your nationality?: bir etkeni depend on ile belirtme
Depend on, bir şey tarafından belirlenmek veya ondan etkilenmek anlamına gelir. Soru, bir kişinin iyi gelişip başarılı bir yaşam sürme becerisinin uyruğu tarafından belirlenip belirlenmediğini veya uyruktan etkilenip etkilenmediğini sorar. Burada bakım ya da destek almak için birine ihtiyaç duymak anlamında kullanılmaz. Geniş zaman sorusunda Does + özne + depend on + etken? yapısı kullanılır. Üçüncü tekil kişi işaretini does taşıdığı için depend yalın hâlde kalır: Does flourishing depend on your nationality?
Alıştırma
Cümleyi depend on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Whether the picnic happens ____ the weather.
Cevabı göster
depends on
Or are there things anyone can do to feel happier wherever they live? Dilbilgisi
3:17Yoksa nerede yaşarlarsa yaşasınlar herkesin daha mutlu hissetmek için yapabileceği şeyler var mı?
wherever they live: nerede yaşarlarsa yaşasınlar
wherever they live ifadesindeki wherever, “nerede olursa olsun” anlamına gelir. Yeri sınırlamayan bir yan cümle başlatır: soru yalnızca belirli bir yerde yaşayanlar için değil, her yerdeki insanlar için geçerlidir. Yer değişse bile ana cümlenin doğruluğu değişmiyorsa wherever + özne + fiil yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi “nerede olursa olsun” anlamına gelen tek bir kelimeyle tamamlayın: You can read this book ____ you are.
Cevabı göster
wherever
more with Peter Olusoga for BBC Radio 4's All in the Mind.
3:24BBC Radio 4'ün All in the Mind programında Peter Olusoga ile.
So, what can any of us do to help ourselves to flourish? Kalıp ifadeler
3:28Peki, herhangi birimiz gelişmemize yardımcı olmak için ne yapabiliriz?
to help ourselves to flourish: amaç ve help + nesne + to-infinitive yapısı
to help ourselves to flourish ifadesindeki ilk to, eylemin amacını belirtir: kendimize yardımcı olmak için ne yapabiliriz? Ourselves, us sözcüğüne gönderme yapar; yani yardım edenlerle yardım alanlar aynı kişilerdir. Flourish, gelişmek veya iyi yaşamak anlamına gelir. Amaç bildiren bu ifadenin içinde help + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. Help ile ikinci to da çıkarılabilir: help ourselves flourish aynı temel anlama gelir.
Alıştırma
Hangi cümle help + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?
- We can build healthy routines to help to ourselves flourish.
- We can build healthy routines to help ourselves flourishing.
- We can build healthy routines to help ourselves to flourish.
Cevabı göster
We can build healthy routines to help ourselves to flourish.
the big question: temel mesele
Bu cümlede the big question, en önemli soru, yani insanların cevabını en çok öğrenmek istediği soru demektir. Big burada fiziksel büyüklüğü ya da kelime sayısını değil, önemi anlatır. That's the big question ifadesi konuşmayı da yönlendirir: ana konuya işaret eder ve sırada bir cevap ya da açıklama olduğunu bildirir.
Alıştırma
Bir toplantıda biri şöyle diyor: How can we cut costs without hurting quality? That's the big question. Son cümle ne anlama geliyor?
- Soruda çok sayıda kelime vardır.
- Sorunun fiziksel boyutu büyüktür.
- En çok cevaplanması gereken ana konudur.
Cevabı göster
En çok cevaplanması gereken ana konudur.
Well, there's a few things that we can do and they are supported by research as well. Kalıp ifadeler
3:32Yapabileceğimiz birkaç şey var ve bunlar araştırmalarla da destekleniyor.
supported by research: araştırmalarla desteklenen
Supported by research, çalışma bulgularının bir iddia, öneri veya yöntem için kanıt sağladığını belirtir. Buradaki supported fiziksel olarak bir şeyi tutmak değil, kanıtla desteklemek anlamındadır. Yaygın yapı X is/are supported by research biçimindedir. Bu edilgen bir yapıdır: desteği alan X'tir; by research ise destekleyici kanıtın kaynağını gösterir.
Alıştırma
Çalışmaların tavsiye için kanıt sağladığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The advice supports by research.
- Research is supported by the advice.
- The advice is supported by research.
Cevabı göster
The advice is supported by research.
So, things that that are simple is just practicing gratitude, right? Kalıp ifadeler
3:35Yani, basit olan şeyler sadece şükran pratiği yapmak, değil mi?
just practicing gratitude: minnettarlığı alışkanlık hâline getirmek
Bu cümlede practicing gratitude, iyi şeyleri bilinçli biçimde tekrar tekrar fark edip değerini bilmeyi anlatır. Practice fiili bir beceriyi, davranışı ya da zihinsel alışkanlığı nesne olarak alabilir; bu yüzden practice gratitude iyi oluş bağlamlarında doğal bir eşdizimdir. Just, öneriyi basit ve doğrudan bir şey olarak sunar. Minnettarlığın önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi practice gratitude ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our family names one good thing at dinner as a way of ____.
Cevabı göster
practicing gratitude
Being thankful for what we have is a way of increasing the amount of flourishing that we have in our lives. Dilbilgisi
3:39Sahip olduklarımız için minnettar olmak, hayatımızdaki gelişme miktarını artırmanın bir yoludur.
Being thankful ... is a way of increasing ...: Doing X is a way of doing Y kalıbı
Being thankful for what we have, isim görevindeki tam bir -ing öbeğidir. Bir tutumu adlandırır ve is fiilinin tekil öznesi olarak görev yapar; şimdiki zamanın sürekli biçimi değildir. Cümle daha sonra Doing X is a way of doing Y kalıbını kullanır. a way of sonrasında gelen eylem de -ing biçimini alır; burada bu sözcük increasing olur. Bu kalıpla bir eylemin sonuç üretmeye nasıl yardımcı olduğu açıklanabilir.
Alıştırma
Cümleyi work ve solve sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: ____ with a partner is a way of ____ difficult problems.
Cevabı göster
Working · solving
which uh helps us to develop connection with other people. Kalıp ifadeler
3:45Ki bu da, uh, diğer insanlarla bağ kurmamıza yardımcı oluyor.
develop connection with other people: insanlarla ilişki kurmak
Bu cümlede develop connection with other people, diğer insanlarla zaman içinde sosyal veya duygusal ilişkiler kurmak demektir. Buradaki connection; güven, anlayış veya aidiyet hissini anlatır, internet ya da elektrik bağlantısını değil. Özenli standart İngilizcede tek bir bağ için develop a connection with someone, birden fazla ilişki için develop connections with other people biçimi daha yaygındır. Artikelsiz develop connection with biçimi doğaçlama konuşmada anlaşılır, ancak eksik duyulabilir.
Alıştırma
develop, a connection ve with ifadelerini doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Sharing stories helped Maya ____ her new neighbour.
Cevabı göster
develop a connection with
And just celebrating our own accomplishments. Kalıp ifadeler
3:48Ve sadece kendi başarılarımızı kutlamak.
celebrating our own accomplishments: başardıklarımıza değer vermek
Celebrating our own accomplishments, çaba göstererek elde ettiğimiz şeyleri fark etmek ve onlara değer vermek demektir. Buradaki celebrate mutlaka bir parti düzenlemek anlamına gelmez; gurur duymak, iyi bir haberi paylaşmak veya kendine küçük bir ödül vermek anlamına da gelebilir. Own, yalnızca başkalarının başarılarını değil, kendi ilerlememizi de takdir etmemiz gerektiğini vurgular. Accomplishment, çaba gösterilerek başarıyla tamamlanan bir şeydir.
Alıştırma
Burada celebrating our own accomplishments ifadesinin temel anlamı nedir?
- Elde ettiklerimizi kabul etmek ve onlara değer vermek.
- Her başarıyı başkalarının çalışmalarıyla karşılaştırmak.
- Her küçük görevden sonra büyük bir parti düzenlemek.
Cevabı göster
Elde ettiklerimizi kabul etmek ve onlara değer vermek.
I think we've spoken on the program before about savoring.
3:50Sanırım programda daha önce tadını çıkarmak (savoring) hakkında konuşmuştuk.
Just taking the time to really appreciate some of those small wins. Kalıp ifadeler
3:55Sadece o küçük başarıların (small wins) bazılarını gerçekten takdir etmek için zaman ayırmak.
taking the time to really appreciate: gerçekten değerini bilmek için zaman ayırmak
take the time to do something, acele etmek yerine bir işe bilinçli olarak yeterli zaman ve dikkat ayırmak demektir. Burada taking, bu eylemi hakkında konuşulan etkinlik olarak sunan -ing biçimidir. Bu cümlede really, appreciate sözcüğünün anlamını güçlendirir. Konuşan kişi, küçük başarıların yalnızca gerçekleştiğini görmekten değil, durup onları fark etmekten ve değerlerini bilmekten söz eder.
Alıştırma
Cümleyi take the time to yapısıyla tamamlayın: Before you choose a new pet, ____ learn what care it needs.
Cevabı göster
take the time to
In other words, the thing everyone would like to know, Anlatım akışı
4:01Başka bir deyişle, herkesin bilmek isteyeceği şeyi,
In other words: aynı düşünceyi yeniden ifade etmek
In other words, yeniden ifade etmeyi gösteren bir belirteçtir. Ardından gelen bölümün aynı düşünceyi daha açık, basit veya doğrudan biçimde anlattığını belirtir. Burada önceki büyük soruyu how do people flourish? şeklindeki doğrudan soruya dönüştürür. Bilgiyi düzenler; yeni bir konu başlatmaz.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleyi yeniden ifade ettiğini gösteren bağlayıcıyı seçin: The meeting has been canceled. ___, it will not happen.
- However
- For example
- In other words
Cevabı göster
In other words
Feeling thankful and appreciative for what you have.
4:10Sahip olduklarınız için minnettar ve müteşekkir hissetmek.
Being kind and connecting with others are also indicators of flourishing. Kelime
4:13Nazik olmak ve başkalarıyla bağ kurmak da gelişmenin göstergeleridir.
also indicators of flourishing: iyi bir yaşamın göstergeleri de
Bu cümlede indicators, flourishing durumunun bulunup bulunmadığını göstermeye yardımcı olan gözlemlenebilir işaretlerdir. Flourishing, yalnızca bir bitki gibi büyümek değil, hayatın genelinde iyi ve dolu dolu olmak demektir. Nazik olmak ve başkalarıyla bağ kurmak bu iyi oluşun işaretleri olarak sunulur. an indicator of + isim yapısı, hangi durumun gösterildiğini belirtir. Çoğul indicators biçimi iki etkinliğe uyar; also ise bunları daha önce sözü edilen başka göstergelere ekler.
Alıştırma
Hangi cümlede an indicator of, bir durumun gözlemlenebilir işareti anlamında kullanılmıştır?
- The car's indicator was flashing before it turned.
- Regular attendance can be an indicator of student engagement.
- The arrow on the map points to the library.
Cevabı göster
Regular attendance can be an indicator of student engagement.
The study also recommends savoring life.
4:19Çalışma ayrıca hayatı savor (tadını çıkarmayı) da tavsiye ediyor.
To savor means to fully enjoy something by experiencing it slowly and mindfully. Kelime
4:21Tadını çıkarmak, bir şeyi yavaşça ve bilinçli bir şekilde deneyimleyerek ondan tam anlamıyla zevk almak demektir.
savor: yavaşça ve bilinçli biçimde tadını çıkarmak
Savor, bir deneyimin hızla geçip gitmesine izin vermek yerine yavaşlamak, tüm dikkati vermek ve ondan derin bir keyif almak demektir. Yemeğin tadını çıkarmak için kullanılabilir; ayrıca huzurlu bir an, iyi bir haber veya başarı gibi deneyimlerle de kullanılır. Yaygın yapı savor + isim şeklindedir; savor the moment buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümlede birinin bir anın tadını çıkardığı anlatılıyor?
- She forgot the quiet moment because she was not paying attention.
- She paused to savor the quiet moment before the celebration began.
- She checked the clock to see when the celebration began.
Cevabı göster
She paused to savor the quiet moment before the celebration began.
It involves taking time out to enjoy good moments,
4:27Güzel anların tadını çıkarmak için zaman ayırmayı içerir,
stop and smell the roses: durup anın tadını çıkarmak
Stop and smell the roses deyimi, durup hayattaki güzel şeyleri fark etmek veya bunların tadını çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede taking time out to enjoy good moments ifadesini başka şekilde anlatır; gerçekten çiçek koklama talimatı değildir. Bu görüntü genel bir mesaj verir: Sonraki hedefe odaklanıp o kadar meşgul olma ki şu anda güzel olan şeyleri kaçırma.
Alıştırma
Öğüdü, yavaşlayıp hayatın basit güzelliklerinin tadını çıkarmak anlamına gelen deyimle tamamla: Even during a busy week, remember to ____.
Cevabı göster
stop and smell the roses
minor achievements or successes which bring you a little closer to your long-term goals in life. Kalıp ifadeler
4:35sizi hayattaki uzun vadeli hedeflerinize biraz daha yaklaştıran küçük başarılar veya zaferler.
small wins: daha büyük bir hedefe götüren anlamlı küçük adımlar
Small wins, sizi daha büyük bir hedefe yaklaştıran sınırlı ama anlamlı başarılardır. Burada win, başka bir kişiyi veya takımı yenmek değil, yararlı bir ilerleme kaydetmek anlamına gelir. Çoğul small wins ifadesi, uzun vadeli başarıyı yönetilebilir bir dizi adım olarak gösterir. Böylece her ilerleme fark edilip desteklenebilir.
Alıştırma
Hangi durum, daha büyük bir hedefe doğru atılan small win için en iyi örnektir?
- Uzun bir kitabın ilk bölümünü okumak
- Kitabı okumadan çöpe atmak
- Kitabın tamamının kolaylaşmasını beklemek
Cevabı göster
Uzun bir kitabın ilk bölümünü okumak
bring you a little closer to your long-term goals: seni uzun vadeli hedeflerine biraz daha yaklaştırmak
bring + kişi + closer to + hedef yapısı, bir şeyin kişinin hedefe doğru ilerlemesine yardım ettiğini anlatır. Burada küçük başarılar seni fiziksel olarak bir yere taşımaz; uzun vadeli hedefle arandaki mesafeyi mecazi olarak azaltır. Vurgulanan bölümün sonundaki in, in life ifadesine aittir; closer to yapısının parçası değildir. A little, her ilerlemenin küçük olduğunu gösterir. Yine de doğru yönde ilerlemeni sağladığı için önemli olabilir.
Alıştırma
Cümleyi bring someone a little closer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Practicing every day ____ my goal of playing the song.
Cevabı göster
brings me a little closer to
a journey of a thousand miles starts with a single step. Kültür
4:43bin millik bir yolculuk tek bir adımla başlar.
a journey of a thousand miles starts with a single step: bin millik bir yolculuk tek bir adımla başlar
Bu atasözü, çok büyük bir hedefin veya uzun bir sürecin bile küçük bir eylemle başladığı anlamına gelir. Journey, a thousand miles ve a single step burada genellikle mecazidir: yolculuk tüm hedefi veya süreci, adım ise atabileceğin ilk küçük eylemi temsil eder. Buna an old saying denmesi, düşünceyi herkesçe bilinen genel bir bilgelik olarak sunar. Bu bağlamda söz, gerçek bir yolculuk tavsiyesi vermek yerine küçük ilerlemelerin değerini destekler.
Alıştırma
Bu atasözünün temel anlamı nedir?
- Büyük bir hedef, yapabileceğin küçük bir eylemle başlar.
- Büyük bir hedef ancak her ayrıntı planlandıktan sonra başlayabilir.
- Uzun bir yolculuk her zaman kısa bir yolculuktan daha iyidir.
Cevabı göster
Büyük bir hedef, yapabileceğin küçük bir eylemle başlar.
And savoring each small win along the way is vital to flourishing. Kalıp ifadeler
4:47Ve yol boyunca her küçük zaferin tadını çıkarmak gelişmek için hayati önem taşır.
along the way: bir süreç sırasında
Bu cümlede along the way, “bir şeyi başarmaya çalışılan süreçte” anlamına gelir. Way burada mecazidir: gelişip serpilme, gerçek bir yolda yapılan yolculuk değil, bir yolculuk gibi sunulur. Bu ifade dikkati nihai sonuçtan önce yaşananlara çeker. Burada yalnızca son hedefin değil, gelişme sürecindeki her küçük başarının da önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “süreç sırasında” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: We made mistakes, but we learned a lot ____.
Cevabı göster
along the way
Flourishing seems to be a big new idea in some countries, at least,
4:53Gelişme, en azından bazı ülkelerde büyük yeni bir fikir gibi görünüyor,
which reminds me of your question, Georgie. Anlatım akışı
4:57bu da bana senin sorunu hatırlattı, Georgie.
which reminds me of your question: önceki bir konuya dönmek
Burada which, yalnızca en yakındaki isme değil, az önce sözü edilen düşüncenin tamamına gönderme yapar. Bu düşünce konuşmacıya Georgie'nin daha önceki sorusunu hatırlatır. Bu yan cümle konuşmayı da düzenler. Şu anki tartışmayı daha önceki bir soruya bağlar ve o konuya akıcı bir şekilde dönüleceğini gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp şudur: ifade + which reminds me of + isim öbeği.
Alıştırma
Konuşmacı, konuşmada “which reminds me of your question” ifadesiyle ne yapıyor?
- Mevcut düşünceyi daha önceki bir soruya bağlar ve ona geri döner
- Önceki sorunun unutulduğunu söyler
- Daha önce söylenen her şeyi reddeder
- Georgie'den yeni bir soru bulmasını ister
Cevabı göster
Mevcut düşünceyi daha önceki bir soruya bağlar ve ona geri döner
Which, Phil, I'm afraid that is the wrong answer. Ton ve niyet
5:11Ki, Phil, korkarım ki bu yanlış cevap.
I'm afraid that is the wrong answer: kibar bir düzeltme
Bu cümlede I'm afraid, that is the wrong answer düzeltmesinden önce kullanılan kibar bir yumuşatma ifadesidir. Konuşanın korktuğu anlamına gelmez. Düzeltme hâlâ açıktır, ancak bu başlangıç sözün daha az sert duyulmasını sağlar. I'm afraid + yan cümle yapısını kötü bir haberi, reddi veya düzeltmeyi nazik ve kibar biçimde aktarmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bu kullanım uygun mu? I'm afraid there are no seats left.
- Uygun değil: I'm afraid yalnızca korkuyu anlatabilir.
- Uygun: hiç koltuk kalmadığını kibar ama açık biçimde söylüyor.
Cevabı göster
Uygun: hiç koltuk kalmadığını kibar ama açık biçimde söylüyor.
a word or expression on a certain topic that has become fashionable and much used.
5:21belirli bir konuda moda olmuş ve çok kullanılan bir kelime veya ifade.
A nugget is a small piece of something good or precious,
5:25Nugget, iyi veya değerli bir şeyin küçük bir parçasıdır,
The big question is the thing everyone would like to know.
5:33The big question herkesin bilmek isteyeceği şeydir.
Gratitude means being thankful for what you have.
5:36Gratitude, sahip oldukların için minnettar olmak anlamına gelir.
you enjoy something as much as possible by experiencing it slowly.
5:41bir şeyi yavaşça deneyimleyerek mümkün olduğunca keyif alırsın.
And finally, small wins are minor successes which contribute to a larger life goal.
5:45Ve son olarak, small wins daha büyük bir yaşam hedefine katkıda bulunan küçük başarılardır.
our 6 minutes are up: verilen süre sona erdi
Burada our 6 minutes are up, belirlenen altı dakikalık sürenin bittiği ve artık tamamlamak gerektiği anlamına gelir. Up, yukarı doğru hareketi değil, sürenin tamamen kullanıldığını belirtir. Çoğul bir zaman miktarıyla are kullanılır: The ten minutes are up. Time ile is kullanılır: Time is up.
Alıştırma
Verilen sürenin bittiğini bildiren sabit ifadeyi tamamlayın: Your ten minutes ____.
Cevabı göster
are up
But if you want ways to help your English flourish, Deyimler
5:53Ancak İngilizcenizin gelişmesine yardımcı olacak yollar istiyorsanız,
help your English flourish: İngilizce becerisinin gelişip serpilmesi
to help your English flourish ifadesinde flourish mecaz olarak kullanılır. İngilizce becerinizin güçlü ve başarılı biçimde gelişmesine yardım etmek demektir; İngilizce bir bitki gibi gerçekten çiçek açmaz. Bu sözcük seçimi, bölümün flourishing temasına da geri dönerek sonda hafif bir kelime oyunu oluşturur. Aynı fiil, gelişen ve çok iyi duruma gelen bir beceri, proje, ilişki veya topluluğu anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede help your English flourish ne anlama gelir?
- Yalnızca bitkilerle ilgili İngilizce sözcükleri öğrenmek
- İngilizce sözcükleri çiçek resimleriyle süslemek
- İngilizce becerinizin gelişip çok iyi bir düzeye gelmesine yardımcı olmak
Cevabı göster
İngilizce becerinizin gelişip çok iyi bir düzeye gelmesine yardımcı olmak
available now on our website bbclearningenglish.com.
5:59şu anda web sitemiz bbclearningenglish.com'da mevcuttur.