Nasıl yaşlanacağınızın en iyi 3 göstergesi - Juulia Jylhävä: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
720 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Video, telomerlerin, DNA metilasyonunun ve enflamasyonun kronolojik yaştan çok biyolojik yaşı nasıl tahmin edebildiğini anlatırken kişisel testlerin sınırlarını ve henüz çözülememiş nedensellik sorununu vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Telomeres are repetitive sequences at the ends of DNA strands — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Birkaç ismin telomerlerin ne olduğunu ve nerede bulunduğunu belirttiği yoğun bir biyoloji tanımını anlamak; bu yapı bilimsel açıklamaları okurken işe yarar. 2. While all three of these markers are great additions to the age estimation toolbox, they don't perfectly correlate with chronological age. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: While ile önce kanıtların değeri kabul edilip ardından bir sınırlamanın nasıl sunulduğunu fark etmek ve bu dengeli yapıyı yararlı fakat kesin olmayan bulguları anlatırken kullanmak. 3. still have a way to go — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Önemli bir ilerleme sağlanmış olsa da tamamlanması gereken çok iş veya edinilmesi gereken çok anlayış bulunduğunu anlatmak için bu deyimi kullanmak; özellikle araştırmanın durumunu ölçülü biçimde değerlendirirken uygundur.

Bu derste

If you want to learn a fish's age,

0:06

Bir balığın yaşını öğrenmek istiyorsanız,

simply take one of its scales and count the number of bands radiating from its center.

0:08

sadece pullarından birini alın ve merkezinden dışa doğru yayılan şeritlerin sayısını sayın.

For trees, you can count their rings.

0:13

Ağaçlar için halkalarını sayabilirsiniz.

For narwhals, their tusk layers. Dilbilgisi

0:15

Denizgergedanları için dişlerindeki katmanları.

And for blue whales, their layers of earwax.

0:18

Ve mavi balinalar için, kulak kiri katmanlarını.

Dilbilgisi

For narwhals... / for blue whales...: paralel bir listede eksiltme

İlk cümle ortak kalıbı verir: For trees, you can count their rings. Sonraki iki öğede you can count sözleri atılır. Anlamı kurarken For narwhals, you can count their tusk layers ve for blue whales, you can count their layers of earwax biçiminde tamamlayabilirsiniz. Liste öğeleri aynı yapıda sıralandığı için dinleyen kişi eksik sözleri çıkarabilir. Bu eksiltme karşılaştırmayı daha kısa hâle getirir ve değişen hayvanı ve yaş göstergesini öne çıkarır. Bunlar yanlışlıkla yarım kalmış düşünceler değil, bilinçli olarak kullanılan liste parçalarıdır.

Alıştırma

Konuşmacı önce For trees, you can count their rings. diyor. Hangi devam ifadesi aynı doğal liste eksiltmesini kullanır?

  1. For fish, count the rings on their scales you can.
  2. For fish, the rings on their scales.
  3. For fish, you can the rings on their scales.
Cevabı göster

For fish, the rings on their scales.

When it comes to humans, scientists have yet to find any visible traits that mark our age Notlar

0:21

İnsanlara gelince, bilim insanları yaşımızı belirten görünür özellikleri henüz bulamadılar

with anywhere near the same specificity. Kalıp ifadeler

0:26

aynı derecede belirgin bir şekilde.

Anlatım akışı

When it comes to humans: konuyu belirlemek

When it comes to humans, insanlarla ilgili konuşulduğunu belirleyen bir konu açma ifadesidir ve insanlardan söz edecek olursak ya da insanlar söz konusu olduğunda anlamına gelir. Tartışmayı önceki örneklerden insanlara geçirir; buradaki comes fiziksel bir hareketi anlatmaz. Kalıp When it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Dinleyene bir sonraki ifadenin hangi konu için geçerli olduğunu gösterir ve karşılaştırmayı ya da açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Konuyu belirleyen sabit ifadeyi tamamlayın: When it ____ online privacy, strong passwords matter.

Cevabı göster

comes to

Kalıp ifadeler

have yet to find: şimdiye kadar bulamamış olmak

Bu cümlede have yet to find, “şimdiye kadar bulamamış olmak” anlamına gelir. Arama şu ana kadar bir sonuç vermemiştir, ancak bu ifade sonucun daha sonra ortaya çıkabileceği ihtimalini açık bırakır. Kalıp have/has yet to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki yet “şimdiye kadar” demektir; “ancak” anlamındaki karşıtlık bağlacı değildir.

Alıştırma

Cümleyi have yet to find ile tamamlayın: After months of testing, engineers ____ a safe solution.

Cevabı göster

have yet to find

Kalıp ifadeler

olumsuz bir cümlede anywhere near the same specificity

Burada anywhere near, “biraz olsun yakın” anlamına gelir. İfade, have yet to find any visible traits sözündeki olumsuz anlamın kapsamındadır; dolayısıyla bütün olarak bilinen hiçbir insan özelliğinin aynı kesinlik düzeyine yaklaşmadığı anlatılır. İki düzeyin neredeyse eşit olduğu söylenmez. Aktarılabilir kalıp olumsuz ifade + anywhere near + bir ölçüt şeklindedir. Bu ölçütle aradaki büyük farkı vurgular; burada with karşılaştırılan niteliği tanıtır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı anywhere near ile tamamlayın: The basic camera isn't ____ as sharp as the professional one.

Cevabı göster

anywhere near

But in the past few decades, Dilbilgisi

0:29

Ancak geçtiğimiz birkaç on yılda,

they've discovered small invisible markers

0:31

küçük görünmez işaretçiler keşfettiler,

hidden within the body

0:33

bedenin içinde gizlenmiş

that do change over time. Dilbilgisi

0:35

zamanla gerçekten değişen.

Dilbilgisi

in the past few decades ... they've discovered: bugüne uzanan present perfect

In the past few decades, birkaç on yıl önce başlayan ve bugüne kadar devam eden bir dönemi belirtir. Bu dönem şimdiki zamanı da içerdiği için they've discovered yapısında present perfect kullanılır: they've, they have ifadesinin kısaltmasıdır ve ardından geçmiş zaman ortacı discovered gelir. Bu yapı, bugüne kadar biriken gelişmeleri özetler. Keşifleri geçmişte kalmış tek bir tamamlanmış ana yerleştirmez.

Alıştırma

Bugüne kadar birikmiş bir ilerlemeyi anlatmak için cümleyi develop fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: In the past ten years, engineers ____ safer batteries.

Cevabı göster

have developed

Dilbilgisi

do change: olumlu cümlede vurgulu do

do change yapısında do, olumlu cümledeki change fiiline vurgu ekleyen bir yardımcı fiildir. Belirteçlerin gerçekten değiştiğini anlatır; burada do, yapmak anlamındaki ana fiil değildir. Yapı, do, does veya did ile ana fiilin yalın hâlinden oluşur. Burada markers çoğuldur ve ifade şimdiki zamandadır, bu yüzden do change kullanılır. Bu vurgu gerçeği doğrular veya belirteçlerin aynı kalabileceği beklentisiyle karşıtlık kurar.

Alıştırma

Çoğul öznenin etkisini doğrulayan vurgulu yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: These small details ____ affect the final result.

Cevabı göster

do

And they may hold even more information Kalıp ifadeler

0:37

Ve bunlar çok daha fazla bilgi barındırıyor olabilir;

about our health,

0:39

sağlığımız,

history,

0:40

geçmişimiz

and future.

0:41

ve geleceğimiz hakkında.

Kalıp ifadeler

may hold even more information: kesinlik belirtmeden bilgi içermek

Burada hold, bir şeyi elle “tutmak” değil, bilgiyi “içermek, saklamak ya da kodlamak” anlamındadır. Özne, özellikleri sayesinde sağlık, geçmiş ve gelecek hakkında bilgi ortaya çıkarabilecek bir kaynak olarak ele alınır. May, iddiayı kesin değil, temkinli hâle getirir. Even more ise karşılaştırma ekler: daha önce bilinen veya sözü edilen bilgilere ek olarak başka bilgiler de bulunabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede hold, “bilgi içermek veya kodlamak” anlamındadır?

  1. The shelf may hold even more boxes for the archive.
  2. The database may hold even more information about the case.
  3. The committee may hold another meeting about the case.
Cevabı göster

The database may hold even more information about the case.

The first of these markers was discovered in the 1990s.

0:43

Bu işaretçilerin ilki 1990'larda keşfedildi.

Telomeres are repetitive sequences at the ends of DNA strands Kelime

0:46

Telomerler, DNA sarmallarının uçlarında bulunan tekrarlayan dizilimlerdir,

that protect chromosomes from fusing together. Dilbilgisi

0:50

bunlar kromozomları birbirine kaynaşmaktan korur.

Kelime

repetitive sequences at the ends of DNA strands: katmanlı bir tanımı okumak

Tanımın basit çerçevesi Telomeres are repetitive sequences şeklindedir. Repetitive, bunların ne tür sequences olduğunu açıklar. At the ends of DNA strands, bu sequences ögelerinin nerede bulunduğunu anlatan bir edat öbeğidir. Sequences sözcüğünü niteler; ayrı bir eylem anlatmaz. Yararlı bir okuma yöntemi, önce temel ad olan sequences sözcüğünü bulmak, ardından repetitive özelliğini ve at the ends of DNA strands konumunu ona bağlamaktır.

Alıştırma

Hangi çözümleme vurgulanan tanımın yapısını doğru gösterir?

  1. Temel ad sequences sözcüğüdür; repetitive bu sequences ögelerini niteler ve at the ends of DNA strands onların konumunu belirtir.
  2. Temel ad strands sözcüğüdür ve repetitive, DNA’nın yaptığı bir eylemi anlatır.
  3. At the ends of DNA strands, telomerlerin yaptığı ayrı bir eylemdir.
Cevabı göster

Temel ad sequences sözcüğüdür; repetitive bu sequences ögelerini niteler ve at the ends of DNA strands onların konumunu belirtir.

Dilbilgisi

protect chromosomes from fusing: protect A from doing B kalıbı

protect A from doing B kalıbı, “B eyleminin veya sürecinin gerçekleşmesini engelleyerek A’yı korumak” demektir. Burada A, chromosomes; telomerlerin engellediği ve kromozomları içeren süreç ise fusing together ifadesidir. From bir edattır; bu yüzden ardından -ing biçimindeki fusing gelir. That ile başlayan ilgi yan cümlesi, önceki repetitive sequences ifadesinin ne yaptığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi protect A from doing B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: A helmet protects your head ____ getting hurt.

Cevabı göster

from

However,

0:53

Ancak,

each time a cell divides, Dilbilgisi

0:54

bir hücre her bölündüğünde,

part of the telomere is cut off. Öbek fiiller

0:55

telomerin bir kısmı kopar.

Dilbilgisi

each time a cell divides: tekrarlanan zaman koşulu

Each time a cell divides, “bir hücre her bölündüğünde” veya “hücrenin bölündüğü her seferde” demektir. Each time yan cümlesi tekrarlanan bir zaman koşulu kurar; ana cümle ise her seferinde ortaya çıkan sonucu verir. Genel bir süreç veya düzenli bir örüntü anlatılırken each time yan cümlesinde simple present kullanılır: each time a cell divides denir, each time a cell will divide denmez.

Alıştırma

Tekrarlanan bir sonucu anlatmak için each time ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Each time the sensor will detect motion, the light turns on.
  2. Each time the sensor detects motion, the light turns on.
  3. Each time detecting motion, the light turns on.
Cevabı göster

Each time the sensor detects motion, the light turns on.

Öbek fiiller

is cut off: kesilip ayrılma

is cut off ifadesinde cut off, bir parçanın kesilerek çıkarılması ve bütünden ayrılması demektir. off parçacığı ayrılma sonucunu ekler; cut tek başına, herhangi bir parçanın koptuğunu belirtmeden kesme eylemini anlatabilir. be + cut off edilgen yapıdır. Dikkati çıkarma işini yapan kişi veya süreçten çok çıkarılan parçaya verir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kısmın kesilerek bütünden çıkarıldığını açıkça ifade eder?

  1. A damaged section is cut off from the cable.
  2. A damaged section is cut but stays attached to the cable.
  3. A damaged section is folded against the cable.
Cevabı göster

A damaged section is cut off from the cable.

These small losses can add up over time. Öbek fiiller

0:58

Bu küçük kayıplar zamanla birikebilir.

Öbek fiiller

can add up over time: zamanla birikmek

Burada add up, birkaç küçük kaybın birikerek birlikte daha büyük bir etki oluşturması anlamına gelir. Yalnızca matematiksel toplama yapma talimatı değildir. Can bu sonucun mümkün olduğunu, over time ise birikimin bir anda değil yavaş yavaş gerçekleştiğini gösterir. Aynı yapı maliyetleri, riskleri, gecikmeleri veya küçük değişiklikleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi aşamalı birikimi anlatan vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: Small daily expenses can ____.

Cevabı göster

add up over time

And once telomeres get too short, Dilbilgisi

1:01

Ve telomerler çok kısaldığında,

cells lose their ability to replicate Kalıp ifadeler

1:03

hücreler çoğalma yeteneklerini kaybederler

and eventually die.

1:05

ve sonunda ölürler.

Dilbilgisi

once telomeres get too short: sonucu tetikleyen bir eşiğe ulaşmak

Burada once, zaman anlamlı bir koşul yan cümlesi başlatır. Önce telomerler gereğinden fazla kısa olma durumuna gelir; bu eşik de ana cümledeki sonucu doğurur. Bu kullanımda once, “o noktaya gelindiğinde” demektir; “bir kez” anlamında değildir. Genel bir süreci anlatırken once ile başlayan yan cümlede geniş zaman kullanılır: once telomeres get too short. Bu yan cümlede will get kullanılmaz; sonrasında ne olduğu ana cümlede belirtilir.

Alıştırma

Aşırı ısınmayı, otomatik kapanmayı tetikleyen ulaşılmış bir eşik olarak sunan cümle hangisidir?

  1. One time the battery got too hot, the device shut down.
  2. Once the battery gets too hot, the device shuts down.
  3. If the battery gets too hot, the device might shut down.
Cevabı göster

Once the battery gets too hot, the device shuts down.

Kalıp ifadeler

lose their ability to replicate: bir şeyi yapma yeteneğini kaybetmek

lose their ability to replicate, hücrelerin artık çoğalamadığı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp lose + iyelik sözcüğü + ability + to + fiilin yalın hâlidir. Burada their, cells ile uyumludur ve replicate, to sonrasında fiilin yalın hâlindedir. İyelik sözcüğünü özneye göre değiştirin: a machine loses its ability to function denirken people may lose their ability to focus denir.

Alıştırma

Cümleyi lose, the robot için doğru iyelik sözcüğü, ability ve to kullanarak tamamlayın: After the damage, the robot may ____ move.

Cevabı göster

lose its ability to

This gradual shrinking process

1:06

Bu kademeli küçülme süreci

led scientists to identify telomere length Kalıp ifadeler

1:08

bilim insanlarını telomer uzunluğunu

as a promising,

1:11

umut verici,

albeit imperfect, Kelime

1:12

kusurlu da olsa,

marker

1:14

yaşlanmanın bir

of aging.

1:14

işaretçisi olarak tanımlamaya yöneltti.

Kalıp ifadeler

led scientists to identify telomere length: bir şeyin birini eyleme yöneltmesi

Bu cümlede led, “bir yolda rehberlik etti” değil, “neden oldu, teşvik etti” anlamındadır. Kademeli kısalma süreci, bilim insanlarına telomer uzunluğunu yaşlanmayı gösterebilecek bir unsur olarak değerlendirmeleri için neden vermiştir. Yapı lead + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: led scientists to identify. Bir kanıtı, olayı veya süreci, onun yol açtığı eylem ya da sonuçla bağlar. Burada identify A as B, “A'yı B olarak tanımak veya sınıflandırmak” demektir.

Alıştırma

Cümleyi lead someone to do yapısının geçmiş zaman biçimiyle, investigators ve identify sözcüklerini kullanarak tamamlayın: The fingerprint evidence ____ the correct suspect.

Cevabı göster

led investigators to identify

Kelime

albeit imperfect: kısa ve resmî bir ödün ifadesi

Albeit imperfect, “kusursuz olmasa da” anlamına gelir. Bu ifade, olumlu promising tanımına bir sınırlama ekleyerek değerlendirmeyi tamamen olumsuzlaştırmadan dengeler. Burada albeit, kısaltılmış sıfat öbeği imperfect ifadesini başlatır. Modern İngilizcede çoğu zaman özne ve fiil içeren tam bir yan cümleden önce değil, kısa bir öbekten önce gelir.

Alıştırma

Hangi cümle albeit ile kullanılan en tipik kısa yapıyı içerir?

  1. The design is attractive, albeit it expensive.
  2. The design is attractive, albeit but expensive.
  3. The design is attractive, albeit expensive.
Cevabı göster

The design is attractive, albeit expensive.

As technology has advanced, Dilbilgisi

1:16

Teknoloji ilerledikçe,

scientists learned how to detect even more discreet changes to DNA,

1:17

bilim insanları DNA'daki çok daha gizli değişimleri nasıl tespit edeceklerini öğrendiler,

Dilbilgisi

As technology has advanced: “değişim ilerledikçe” anlamındaki as

As technology has advanced ifadesinde as, “kademeli bir değişim yaşanırken” ya da “... ilerledikçe” anlamına gelir. Teknolojinin süren gelişimini ana cümlede anlatılan değişime bağlar; burada “olarak” anlamında değildir. has advanced, present perfect yapısıyla bu ilerlemeyi geçmişte başlayıp bugüne ulaşan bir süreç olarak sunar. As + değişen süreç kalıbı, gelişmekte olan bir eğilimi başka bir eğilimin ya da yeni bir becerinin arka planı olarak vermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede as, kademeli bir değişimi gelişmekte olan başka bir sonucun arka planı olarak sunar?

  1. She works as an engineer for the car company.
  2. As battery technology has improved, electric cars have traveled farther.
  3. Because the battery was empty, the car stopped.
Cevabı göster

As battery technology has improved, electric cars have traveled farther.

like the addition of individual molecular tags,

1:22

örneğin, bireysel moleküler etiketlerin eklenmesi gibi,

called methyl groups. Dilbilgisi

1:25

bunlara metil grupları denir.

Dilbilgisi

called methyl groups: ad veren kısaltılmış edilgen ifade

Called methyl groups, individual molecular tags ifadesinden sonra gelir ve bu etiketlerin adını belirtir. Called bir geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle ifade edilgen anlam taşır: “individual molecular tags that are called methyl groups”. Ana cümlenin çekimli fiili called değil, learned sözcüğüdür. Bu kısaltılmış isim + called + ad kalıbı, tanım ve açıklamalarda bir terim tanıtılırken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Called sözcüğünün ardından bilimsel adı getirerek cümleyi tamamlayın: Plants exchange gases through tiny openings ____.

Cevabı göster

called stomata

This DNA methylation can control gene expression, Kelime

1:27

Bu DNA metilasyonu, gen ifadesini kontrol edebilir,

including switching genes on and off. Öbek fiiller

1:30

genleri açıp kapatmak dahil olmak üzere.

Kelime

DNA methylation: DNA’daki biyolojik bir değişiklik

DNA methylation, DNA’ya metil gruplarının eklenmesiyle oluşan kimyasal bir değişikliği ifade eden biyolojik bir terimdir. Bu cümlede gen ifadesini etkileyebilen bir mekanizmanın adıdır. İsim öbeğinin ana ismi methylation sözcüğüdür; DNA ise neyin değişikliğe uğradığını belirtir. İfadeyi, sözcük sözcük anlatılan sıradan bir eylem olarak değil, biyolojik bir sürecin adı olarak anlayın.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede DNA methylation neyi ifade eder?

  1. Gen ifadesini etkileyebilen kimyasal bir DNA değişikliği.
  2. Bir DNA molekülünün tamamının kopyasını oluşturma süreci.
  3. Bir gene bağlı görünür bir anahtar.
Cevabı göster

Gen ifadesini etkileyebilen kimyasal bir DNA değişikliği.

Öbek fiiller

including switching genes on and off: açma-kapama benzetmesi

switching genes on and off ifadesinde switch, günlük hayattaki açma-kapama kontrolünü bir benzetme olarak kullanır. Switching a gene on, gen ifadesine izin vermek veya onu artırmak; switching it off ise gen ifadesini engellemek veya azaltmak demektir. On ve off konumları değil, etkinlik durumlarını anlatır. Including sözcüğünden sonra -ing biçimindeki switching gelir ve DNA metilasyonunun gen ifadesini nasıl kontrol edebildiğine dair belirli bir örnek verir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen tam açma-kapama ifadesiyle tamamlayın: Some proteins can switch certain genes ____.

Cevabı göster

on and off

It can occur rapidly and frequently,

1:33

Hızlı ve sık gerçekleşebilir,

allowing cells to respond to different situations Dilbilgisi

1:35

hücrelerin farklı durumlara tepki vermesini

and perform normal functions.

1:38

ve normal işlevlerini yerine getirmesini sağlar.

Dilbilgisi

allowing cells to respond to different situations: sonucu kısaca belirten bir yan cümlecik

-ing ile kurulan allowing cells to respond to different situations bölümü, önceki ana cümlenin sonucunu veya yararlı etkisini ekler: sürecin hızlı ve sık gerçekleşmesi, hücrelerin değişen koşullara uyum sağlamasına yardım eder. Dil bilgisi açısından bu, ana cümleye bağlı bir present participle yan cümleciğidir. Bu bölüm bağımsız başka bir ana cümle değildir. “main clause, allowing...” yapısı “main clause, and this allows...” şeklinde açılabilir; -ing biçimi açıklamayı daha kısa ve derli toplu yapar.

Alıştırma

Sonuç bildiren bölümü allow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The update reduced loading time, ____ users to open the app more quickly.

Cevabı göster

allowing

Yet researchers noticed that at certain sites in the genome, Kelime

1:40

Yine de araştırmacılar, genomun belirli bölgelerinde,

methylation levels tend to change more gradually Dilbilgisi

1:43

metilasyon seviyelerinin daha kademeli olarak

and predictably

1:46

ve öngörülebilir bir şekilde

as we age.

1:47

yaşlandıkça değişme eğiliminde olduğunu fark ettiler.

Kelime

at certain sites in the genome: biyolojideki belirli konumlar

Burada sites, genom içindeki belirli konumlar anlamına gelir. Biyolojide site, DNA, genom veya protein üzerinde bir şeyin bulunduğu ya da bir olayın gerçekleştiği yeri anlatabilir; burada internet sitesi anlamına gelmez. at certain sites in the genome ifadesi, metilasyon değişikliklerinin nerede gerçekleştiğini belirtir. Certain, bu açıklamanın genomun her bölümüne değil, bazı belirli konumlara uygulandığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede sites in the genome ne anlama gelir?

  1. Genom içindeki belirli konumlar
  2. Genetik bilgi sağlayan internet siteleri
  3. Genom araştırmalarının yapıldığı binalar
Cevabı göster

Genom içindeki belirli konumlar

Dilbilgisi

tend to change ... as we age: yaşla bağlantılı bir eğilimi dikkatli anlatmak

“Tend to + fiilin yalın hâli”, her durumda gerçekleşen bir sonucu değil, genellikle görülen bir eğilimi anlatır. Burada “tend to change”, metilasyon düzeylerinin çoğunlukla bu tür bir değişim gösterdiğini, ancak istisnalar olabileceğini belirtir. “As we age”, “yaşımız ilerledikçe” anlamına gelir ve eğilimi yaşın artışıyla ilişkilendirir. “More gradually and predictably”, düzeylerin nasıl değiştiğini açıklar; eğilimi kesin bir kurala dönüştürmez.

Alıştırma

Hangi cümle, istisnaları olabilecek genel bir eğilimi dikkatli biçimde anlatır?

  1. These batteries always last longer in cool rooms.
  2. One battery lasted longer in a cool room yesterday.
  3. These batteries tend to last longer in cool rooms.
Cevabı göster

These batteries tend to last longer in cool rooms.

The reason for this is still unknown, Anlatım akışı

1:49

Bunun nedeni hala bilinmiyor,

Anlatım akışı

The reason for this is still unknown: nedenin henüz belirlenmediğini göstermek

Bu cümle, gözlemlenen bir eğilim ile nedenini birbirinden ayırarak açıklamayı düzenler: eğilim fark edilmiştir, ancak onu açıklayan bir neden henüz belirlenmemiştir. “Still”, nedenin şu ana kadar bilinmediğini gösterir. Ardından olası açıklamalar gelirse metin daha sonra bunlardan birini doğrulamadıkça onları hipotez olarak değerlendirin.

Alıştırma

Hangi cümle, bir eğilimin gözlemlendiğini ancak nedeninin henüz belirlenmediğini açıkça söyler?

  1. The pattern has been observed, but the reason for this is still unknown.
  2. The pattern has not been observed, so there is nothing to explain.
  3. The study has confirmed the exact reason for the pattern.
Cevabı göster

The pattern has been observed, but the reason for this is still unknown.

but these changes may be associated with stress Kalıp ifadeler

1:51

ancak bu değişiklikler stresle ilişkili olabilir

or caused by random errors during DNA replication. Dilbilgisi

1:54

veya DNA replikasyonu sırasındaki rastgele hatalardan kaynaklanabilir.

Kalıp ifadeler

associated with stress: ilişki var, nedensellik yok

“may be associated with stress” ifadesinde be associated with, değişiklikler ile stresin bağlantılı olabileceğini veya birlikte görülme eğiliminde olabileceğini anlatır. Stresin değişiklikleri meydana getirdiğini söylemez. Bilimsel dilde bir ilişki, araştırmaya değer bir noktaya işaret edebilir; ancak nedensellik iddiası daha güçlü kanıt gerektirir. May, belirtilen bağlantının da kesin olmadığını gösterir.

Alıştırma

Bir raporda şu cümle yer alıyor: Headaches may be associated with lack of sleep. Hangi yorum doğrudur?

  1. Rapor, baş ağrıları ile uyku arasında hiçbir bağlantı olmadığını söylüyor.
  2. Daha az uyuyan kişilerde daha fazla baş ağrısı görülebilir, ancak bu cümle uykusuzluğun baş ağrılarına neden olduğunu kanıtlamaz.
  3. Rapor, uykusuzluğun her baş ağrısına neden olduğunu kanıtlıyor.
Cevabı göster

Daha az uyuyan kişilerde daha fazla baş ağrısı görülebilir, ancak bu cümle uykusuzluğun baş ağrılarına neden olduğunu kanıtlamaz.

Dilbilgisi

caused by ... during ...: neden ve aşama

“caused by random errors” ifadesinde caused, edilgen bir yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır. Sonuç olan these changes odaktadır ve by olası nedeni, yani random errors ifadesini getirir. “During DNA replication”, bu hataları bir süreç veya aşama içine yerleştirir. Daha önceki may, caused by için de geçerlidir; dolayısıyla burada kesinleşmiş değil, olası bir neden sunulur.

Alıştırma

caused by ... during ... yapısını tamamlayın: The delay may have been ____ equipment failure ____ the safety test.

Cevabı göster

caused by · during

By measuring DNA methylation patterns from hundreds or thousands of these sites, Dilbilgisi

1:57

Bu bölgelerin yüzlercesinden veya binlercesinden gelen DNA metilasyon desenlerini ölçerek,

scientists have developed what they call epigenetic clocks Kelime

2:02

bilim insanları epigenetik saatler dedikleri şeyi geliştirdiler;

as another way to measure aging.

2:06

bu da yaşlanmayı ölçmenin başka bir yoludur.

Dilbilgisi

By measuring ...: by + -ing ile yöntem belirtmek

Baştaki By measuring ... ifadesi, bilim insanlarının ana cümledeki sonuca hangi yöntemle ulaştığını anlatır. Burada by, “... yöntemiyle” anlamındadır; “yanında” anlamında değildir. Yapı by + fiilin -ing biçimidir. Yöntemi belirten ifade, buradaki gibi ana cümleden önce veya sonuçtan sonra gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi by + follow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the instructions carefully, Leo assembled the shelf correctly.

Cevabı göster

By following

Kelime

what they call epigenetic clocks: bir grubun kullandığı adı tanıtmak

What they call epigenetic clocks, “epigenetic clocks adını verdikleri şeyler veya modeller” anlamına gelir. what yan tümcesinin tamamı developed fiilinin nesnesidir. Bu yan tümcede call “ad vermek”, epigenetic clocks ise verilen ad anlamındadır. Bu yapı bir terimi tanıtırken bu adı kimin kullandığını da gösterir. Buradaki epigenetic clocks gerçek saatler değildir; DNA metilasyonu gibi örüntüleri kullanarak yaşlanmayı tahmin eden modellerdir.

Alıştırma

Mühendislerin thermal shield adını kendilerinin kullandığını tarafsız biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. The engineers built what is called a thermal shield.
  2. The engineers built what they call a thermal shield.
  3. The engineers built a so-called thermal shield.
Cevabı göster

The engineers built what they call a thermal shield.

A third way our bodies change over time is through inflammation. Anlatım akışı

2:08

Vücutlarımızın zamanla değiştiği üçüncü bir yol ise iltihaplanmadır.

Anlatım akışı

A third way ... is through ...: üçüncü bir mekanizmayı tanıtmak

A third way X happens is through Y kalıbı, bu açıklamanın bir dizideki üçüncü madde olduğunu gösterir. Okuyucunun yeni mekanizmayı daha önce açıklanan iki mekanizmayla ilişkilendirmesine yardımcı olur. Burada our bodies change over time açıklanan süreci, through inflammation ise mekanizmayı belirtir. Through burada fiziksel olarak bir şeyin bir tarafından öbür tarafına geçmek değil, “aracılığıyla” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi A way ... is through ... kalıbındaki iki sözcüklük bağlantıyla tamamlayın: A third way schools can save energy ____ better insulation.

Cevabı göster

is through

Proteins that are important components of the immune system Kelime

2:12

Bağışıklık sisteminin önemli bileşenleri olan proteinler,

Kelime

important components of the immune system: parça-bütün ilişkisi

important components of the immune system ifadesinde components, daha büyük bir sistemi oluşturmaya yardımcı olan parçalar anlamına gelir. of ile başlayan öbek bu büyük bütünün adını verir: Bileşenler yalnızca bağışıklık sistemiyle bağlantılı değildir, sistemin oluşmasına katkıda bulunur. Important, components sözcüğünü niteler. Bu parçada that are important components of the immune system, proteins sözcüğünü açıklayan bir sıfat cümleciğidir.

Alıştırma

Hangi cümle sensörün alarm sistemini oluşturan parçalardan biri olduğunu söylüyor?

  1. The sensor is stored beside the alarm system.
  2. The sensor is an important component of the alarm system.
  3. The sensor is important to the alarm system.
Cevabı göster

The sensor is an important component of the alarm system.

generally increase when we get sick, Dilbilgisi

2:15

genellikle hastalandığımızda artar,

then decrease again once our body has recovered.

2:17

ardından vücudumuz iyileştiğinde tekrar azalır.

Dilbilgisi

increase when ..., then decrease once ... ile iki aşamalı değişim

increase when ..., then decrease again once ... kalıbı iki değişimi zaman sırasıyla sunar. when artışın gerçekleştiği durumu veya zamanı belirtir, then sonraki aşamaya geçer, once ise düşüşten önce tamamlanmış olan koşulu belirtir. generally bunun kesin bir kural değil, olağan bir örüntü olduğunu gösterir. has recovered present perfect yapısındadır; bu nedenle düşüş gerçekleşmeden önce iyileşmenin tamamlandığı kabul edilir.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir yükselişi, ardından sonraki bir koşul tamamlanınca gerçekleşen düşüşü anlatır?

  1. The pressure falls when the pump starts, then rises once the system has cooled.
  2. The pressure rises when the pump starts, then falls once the system has cooled.
  3. The pressure rises while the system cools and stays high afterward.
Cevabı göster

The pressure rises when the pump starts, then falls once the system has cooled.

But as we get older,

2:20

Fakat yaşlandıkça,

their baseline levels rise,

2:21

bu proteinlerin temel seviyeleri yükselir,

resulting in chronic low-level inflammation. Dilbilgisi

2:23

bu da kronik, düşük seviyeli iltihaplanmaya neden olur.

Dilbilgisi

resulting in chronic low-level inflammation: sonuç eklemek

resulting in chronic low-level inflammation, önceki olayın sonucunu veren bir -ing yapısıdır: temel seviyeler yükselir ve bu yükseliş kronik, düşük düzeyli iltihaplanmaya neden olur. Temel kalıp result in + isim veya -ing biçimidir ve o sonuca neden olmak ya da yol açmak anlamına gelir. Virgülden sonra kullanılan resulting in ... kendinden önceki tam cümlenin tamamına bağlanır; tek başına tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Neden-sonuç cümlesini result in ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The pipe burst, ____ serious water damage.

Cevabı göster

resulting in

This process is called inflammaging. Kelime

2:26

Bu sürece inflammaging (iltihabi yaşlanma) adı verilir.

Kelime

inflammaging: inflammation ve aging sözcüklerinin birleşimi

This process is called X kalıbı, daha önce anlatılan bir sürece ad vermek için kullanılır. Burada X yerine gelen ad inflammaging sözcüğüdür. inflammaging, inflammation, yani “iltihap”, ile aging, yani “yaşlanma”, sözcüklerinin birleşimidir. Yaşlanmayla ilişkili kronik, düşük düzeyli iltihabı ifade eden teknik bir terimdir; normal yaşlanma veya kısa süreli bir iltihap için kullanılan gündelik bir sözcük değildir.

Alıştırma

Bu cümlede inflammaging neyi adlandırıyor?

  1. Yaşlanmayla ilişkili kronik, düşük düzeyli iltihap.
  2. Biyolojik yaşı ölçen bir cihaz.
  3. İnsanlar yaşlandıkça iltihabın tamamen ortadan kalkması.
Cevabı göster

Yaşlanmayla ilişkili kronik, düşük düzeyli iltihap.

Scientists are still unsure why it occurs,

2:29

Bilim insanları bunun neden olduğu konusunda hala emin değiller,

but it could be due to repeated encounters with pathogens and other stressors. Notlar

2:32

ancak patojenler ve diğer stres faktörleriyle tekrarlanan karşılaşmalardan kaynaklanabilir.

Kalıp ifadeler

could be due to: olası bir neden sunmak

Could be due to, bir durumun ardından belirtilen nedenden kaynaklanıyor olabileceğini ifade eder. Nedenin kanıtlandığını söylemeden olası bir açıklama sunar. Bu cümlede could, Scientists are still unsure ifadesiyle uyumludur; bu nedenle patojenler ve stres etkenleriyle kurulan bağlantı doğrulanmış bir sonuç değil, bir varsayımdır. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + could be due to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Burada repeated encounters with pathogens and other stressors, olası nedeni belirten isim öbeğidir.

Alıştırma

Temkinli açıklamayı hedef ifadeyle tamamlayın: The sudden drop in battery life ____ a software update.

Cevabı göster

could be due to

Kelime

Patojenlerle ve diğer stres etkenleriyle tekrar tekrar temas

Bu bilimsel bağlamda encounters with, sosyal anlamda biriyle karşılaşmayı değil, bir şeye maruz kalma veya onunla temas etme durumlarını anlatır. repeated encounters with pathogens, vücudun hastalığa yol açan etkenlerle tekrar tekrar temas etmesi demektir. other stressors, vücuda ya da biyolojik bir sisteme yük bindiren diğer etkenlerdir. Bunlar fiziksel, çevresel veya biyolojik olabilir; dolayısıyla stressors yalnızca endişe veya duygusal stres anlamına gelmez.

Alıştırma

repeated encounters with pathogens and other stressors ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Stres hakkında konuşmak için doktorlarla tekrar tekrar sosyal olarak buluşma
  2. Hastalığa yol açan etkenlere ve diğer yük kaynaklarına tekrar tekrar maruz kalma
  3. Duygusal kaygılar hakkında tekrar tekrar konuşma
Cevabı göster

Hastalığa yol açan etkenlere ve diğer yük kaynaklarına tekrar tekrar maruz kalma

Another explanation could be the process of cellular senescence. Kelime

2:36

Başka bir açıklama da hücresel yaşlanma süreci olabilir.

Kelime

Hücresel yaşlanma süreci

Cellular senescence, bir hücrenin artık bölünmediği kararlı bir duruma girdiği biyolojik süreçtir. Bu durum çoğu zaman hücre yaşlanırken veya stres ya da hasara yanıt verirken ortaya çıkar. the process of, bu değişimi meydana gelen şeyi açıklayabilecek olası bir mekanizma olarak sunar. Cellular hücresel demektir; senescence ise yaşlanmış ve bölünmeyen bu duruma geçişi anlatan resmî bir bilim terimidir. Yalnızca hücrenin yaşlı olduğunu söylemekten daha özeldir.

Alıştırma

Bu cümlede cellular senescence ne anlama gelir?

  1. Hücrelerin daha hızlı bölünmesini sağlayan bir yöntem
  2. Hücrelerin bölünmedikleri kararlı bir duruma girdiği biyolojik süreç
  3. Hücrelerin vücutta normal biçimde hareket etmesi
Cevabı göster

Hücrelerin bölünmedikleri kararlı bir duruma girdiği biyolojik süreç

When cells get old and stop dividing,

2:40

Hücreler yaşlanıp bölünmeyi bıraktıklarında,

they secrete inflammatory proteins. Kelime

2:42

iltihaplı proteinler salgılarlar.

Kelime

secrete inflammatory proteins: biyolojide kullanılan secrete fiili

Bu cümlede secrete, “üretip dışarı salgılamak” anlamına gelir. Hücreler inflamatuar proteinleri hücre dışına gönderir; bu proteinler yakındaki dokuları veya diğer hücreleri etkileyebilir. inflammatory sıfatı, iltihaplanmayı artıran ya da bu sürece katılan proteinleri niteler. Secrete, hücrelerin, bezlerin veya organların ürettiği maddeleri dışarı vermesini anlatan kesin bir biyoloji fiilidir. “Gizli” veya “mahrem” anlamındaki secret sözcüğü değildir.

Alıştırma

Hücrelerin bir madde üretip dışarı salgıladığını anlatan cümle hangisidir?

  1. Certain immune cells secrete chemical signals.
  2. Certain immune cells absorb chemical signals from their surroundings.
  3. Researchers keep some chemical formulas secret.
Cevabı göster

Certain immune cells secrete chemical signals.

And by measuring the level of these proteins,

2:44

Ve bilim insanları, bu proteinlerin seviyesini ölçerek

scientists have developed yet another clock

2:46

başka bir saat daha geliştirdiler,

that can accurately measure aging.

2:49

bu da yaşlanmayı doğru bir şekilde ölçebilir.

While all three of these markers are great additions to the age estimation toolbox, Dilbilgisi

2:52

Bu üç işaretçinin tümü, yaş tahmini araç kutusuna harika eklemeler olsa da,

they don't perfectly correlate

2:56

tam olarak eşleşmezler

with chronological age.

2:58

kronolojik yaşla.

Dilbilgisi

While ... they don't ...: ödünleme anlamındaki while

Burada while, “... sırasında” değil, “-se de” veya “her ne kadar” anlamına gelir. Başlangıçtaki yan cümle üç belirtecin yararlı olduğunu kabul eder; ana cümle ise bunların kronolojik yaşla tam olarak eşleşmediği sınırlamasını verir. While A, B kalıbı dengeli bir iddia kurar: A doğru kabul edilir, ancak konuşmacının akılda tutulmasını istediği nokta B’dir. Bir sonucu abartmaktan kaçınan açıklamalarda ve kanıta dayalı tartışmalarda sık görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede while önce bir avantajı kabul edip ardından bir sınırlama belirtir?

  1. Because the test is useful, we use it every day.
  2. While the test is running, the screen stays blue.
  3. While the test is useful, it cannot predict every result.
Cevabı göster

While the test is useful, it cannot predict every result.

Instead,

3:00

Bunun yerine,

they're best at estimating something called biological age. Dilbilgisi

3:01

en iyi, biyolojik yaş adı verilen bir şeyi tahmin etmede işe yararlar.

Dilbilgisi

best at estimating something called biological age: en güçlü işlevi belirtmek ve bir terim tanıtmak

be best at + -ing kalıbı, bir kişinin en becerikli olduğu veya bir araç ya da yöntemin en etkili biçimde yaptığı etkinliği belirtir. Burada best at estimating, biyolojik yaşı tahmin etmeyi onların en güçlü kullanım alanı olarak sunar. something called biological age ifadesinde called, şeyin adını belirtir; ifade something that is called biological age anlamına gelir. Bu kullanım bir terimi tanıtır; something sözcüğü kavramın var olmayabileceğini düşündürmez.

Alıştırma

En güçlü işlevi belirtmek için be best at + -ing, bir terimi tanıtmak için de something called ... yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. This telescope is best at find something called an exoplanet.
  2. This telescope best at finding something call an exoplanet.
  3. This telescope is best at finding something called an exoplanet.
Cevabı göster

This telescope is best at finding something called an exoplanet.

Biological age is a measure of how well your body is functioning, Anlatım akışı

3:04

Biyolojik yaş, vücudunuzun ne kadar iyi çalıştığının,

how much damage your cells and organs have accumulated,

3:08

hücrelerinizin ve organlarınızın ne kadar hasar biriktirdiğinin

and your overall risk for certain health problems.

3:11

ve belirli sağlık sorunları için genel riskinizin bir ölçüsüdür.

Anlatım akışı

is a measure of how well ..., how much ..., and ...: tanımı üç eş görevli bölümle geliştirmek

X is a measure of ... kalıbı, X'in hangi bilgileri yansıttığını belirterek X'i tanımlar. Bu cümlede of, üç eş görevli bölümü başlatır: vücudun ne kadar iyi çalıştığı; hücrelerin ve organların ne kadar hasar biriktirdiği; ve belirli sağlık sorunlarına ilişkin genel risk. İlk iki bölüm cümlenin içine yerleştirilmiş how yan cümleleridir; üçüncüsü ise bir isim öbeğidir. Biçimleri farklı olsa da üçü de a measure of ifadesini tamamlar. Bu nedenle tanım functioning sözcüğünden sonra bitmez, son öğeye kadar devam eder.

Alıştırma

Hangi yorum, tanımın üç bölümlü yapısının tamamını izler?

  1. Tanım vücut işlevini, birikmiş hasarı ve genel sağlık riskini içerir.
  2. Tanım yalnızca vücudun ne kadar iyi çalıştığını içerir.
  3. Tanım biyolojik yaşın yalnızca yaşanmış yıl sayısı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Tanım vücut işlevini, birikmiş hasarı ve genel sağlık riskini içerir.

Unlike chronological clocks, Deyimler

3:14

Kronolojik saatlerin aksine,

biological clocks tick at different rates for different people,

3:16

biyolojik saatler farklı insanlar için farklı hızlarda işler;

Deyimler

Kronolojik saatlerin aksine biyolojik saatler farklı hızlarda işler

Burada clocks, yaşı ölçme yollarını anlatan bir benzetmedir. Chronological clock, herkes için aynı hızda ilerleyen takvim zamanını izlerken biological clock vücuttaki değişimleri temsil eder. Tick at different rates, bu biyolojik değişimlerin farklı insanlarda daha hızlı veya daha yavaş gerçekleşebileceği anlamına gelir. Unlike bu karşıtlığı kurar; dolayısıyla cümle gerçek saatlerden veya gerçek bir tıkırtıdan söz etmez.

Alıştırma

Bu cümledeki saat benzetmesi ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar yaşlandıkça takvim zamanı yavaşlar.
  2. Gerçek saatler farklı kişiler için farklı hızlarda çalışır.
  3. İnsanların bedenleri biyolojik olarak farklı hızlarda yaşlanabilir.
Cevabı göster

İnsanların bedenleri biyolojik olarak farklı hızlarda yaşlanabilir.

due to genetic differences, Kalıp ifadeler

3:20

genetik farklılıkların,

as well as health,

3:21

sağlığın,

stress,

3:22

stresin,

and many other environmental factors.

3:23

ve daha pek çok çevresel faktörün bir sonucu olarak.

Kalıp ifadeler

Birden fazla etkeni sıralamak için due to ... as well as ...

Due to, bir sonucun nedenini belirtir ve burada ardından genetic differences isim öbeği gelir. As well as; sağlık, stres ve çevresel koşullardan oluşan ikinci bir etken grubunu ekler. “Ve ayrıca” anlamına gelir ancak bu sonraki grubu and ile oluşturulan düz bir listenin parçası olmaktan çok ek bilgi olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için sırasıyla due to ve as well as kullanın: The flight was delayed ____ fog, ____ a mechanical problem.

Cevabı göster

due to · as well as

And different tissues and organs within the body

3:25

Vücuttaki farklı dokular ve organlar

may even biologically age Kelime

3:28

biyolojik olarak bile

at different speeds.

3:29

farklı hızlarda yaşlanabilirler.

Kelime

may even biologically age at different speeds: fiil olarak age

Burada age, zamanla yaşlanmak veya değişime uğramak anlamında kullanılan bir fiildir. Biologically, cümlenin canlı dokulardaki biyolojik değişimlerden söz ettiğini gösterir. May'den sonra age fiili yalın hâliyle kullanılır. At different speeds, değişim hızlarını karşılaştırır. Doku veya organların hareket ettiği anlamına gelmez; aynı vücudun bazı bölümleri diğerlerinden daha erken ya da daha hızlı biyolojik yaşlanma gösterebilir. Even, bu farkın aynı vücudun içinde bile görülebileceğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede age, zamanla yaşlanmak veya yıpranmak anlamında bir fiil olarak kullanılmıştır?

  1. These two materials age at different rates.
  2. These two materials are the same age.
  3. The age of these two materials is unknown.
Cevabı göster

These two materials age at different rates.

In many ways,

3:31

Birçok yönden,

these clocks are still a work in progress. Deyimler

3:32

bu saatler hala geliştirilme aşamasındadır.

Deyimler

still a work in progress: henüz tamamlanmamış

A work in progress, henüz bitmemiş ve geliştirilmeye ya da iyileştirilmeye devam edilen bir şeyi ifade eder. Burada saatler, gelişmekte olan bir sistem olarak ele alınıyor: henüz tamamen olgunlaşmış veya son hâlini almış değiller. Bu ifade belirli bir belgeyi ya da fiziksel bir eseri anlatmaz. Still, bu tamamlanmamış durumun şimdiye kadar sürdüğünü gösterir. İfade genellikle işe yarar bazı çalışmaların yapıldığını ve daha fazla gelişme beklendiğini düşündürür.

Alıştırma

Henüz bitmemiş ve geliştirilmeye devam edilen anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The robot is working, but it is still ____.

Cevabı göster

a work in progress

For example,

3:34

Örneğin,

most experts recommend against personalized biological age testing. Kalıp ifadeler

3:35

çoğu uzman kişiselleştirilmiş biyolojik yaş testlerine karşı çıkıyor.

Kalıp ifadeler

recommend against + isim veya -ing biçimi

Recommend against + isim veya -ing biçimi, birine belirli bir şeyi seçmemesini ya da yapmamasını önermek anlamına gelir. Burada personalized biological age testing, uzmanların kaçınılmasını önerdiği şeyi adlandıran bir isim öbeğidir. Bu ifade olumsuz bir tavsiye verir, yasak bildirmez; kişinin hâlâ seçme hakkı olabilir.

Alıştırma

Recommend against ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Doctors recommend against take this medicine without guidance.
  2. Doctors recommend against to take this medicine without guidance.
  3. Doctors recommend against taking this medicine without guidance.
Cevabı göster

Doctors recommend against taking this medicine without guidance.

While these tests are commercially available, Dilbilgisi

3:40

Bu testler ticari olarak mevcut olsa da,

the value and accuracy of these measurements

3:43

bu ölçümlerin değeri ve doğruluğu

remain unclear.

3:46

belirsizliğini koruyor.

Dilbilgisi

While ..., ... remain unclear: sınırlamadan önce ödünleme

Burada while, during the time that değil, although anlamına gelir. Bir ödünleme ilişkisi kurar: Cümle önce tüketicilerin bu testleri satın alabildiğini kabul eder, ardından ana cümle daha önemli sınırlamayı, yani testlerin değerinin ve doğruluğunun hâlâ belirsiz olduğunu belirtir. Bu yapı, erişilebilirlik ile kanıtı birbirinden ayırır. Commercially available bir ürünün piyasada olduğunu söyler; uzmanların ölçümlerin yararlı veya doğru olduğunu onayladığı anlamına gelmez. Remain unclear belirsizliğin sürdüğünü belirtir.

Alıştırma

Özgün cümledeki iki yan cümle arasındaki ilişkiyi en iyi açıklayan seçeneği seçin.

  1. Testler satın alınabilir, ancak bu onların yararlı veya doğru olduğunu kanıtlamaz.
  2. Testler ticari olarak satıldığı için yararlı ve doğru olmak zorundadır.
  3. Değerleri ve doğrulukları netleşene kadar testlere erişilemez.
Cevabı göster

Testler satın alınabilir, ancak bu onların yararlı veya doğru olduğunu kanıtlamaz.

Currently,

3:47

Şu anda,

these tools work best at the population level, Kelime

3:48

bu araçlar en iyi popülasyon düzeyinde,

when data from many individuals are analyzed.

3:51

birçok bireyden alınan veriler analiz edildiğinde çalışır.

Kelime

work best at the population level: analiz ölçeği

Bu cümlede work best, “en etkili olmak” anlamına gelir. At the population level, araçların en yararlı olduğu analiz ölçeğini belirtir: birçok kişiden gelen bilgiler birlikte değerlendirildiğinde genel örüntüleri ortaya çıkarırlar. Buradaki level, nüfusun büyüklüğünü veya kişi sayısını değil, analiz ölçeğini ifade eder. Bir grup için iyi işleyen bir sonuç, tek bir kişi için daha az kesin olabilir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlayın: This forecasting method ____ the regional level when data from many cities are combined.

Cevabı göster

works best at

However,

3:54

Ancak,

many scientists hope to change this in the future,

3:55

birçok bilim insanı gelecekte bunu değiştirmeyi umuyor,

as accurately tracking this information Dilbilgisi

3:57

çünkü bu bilgileri doğru bir şekilde izlemek

could revolutionize personalized health care.

3:59

kişiselleştirilmiş sağlık hizmetlerinde devrim yaratabilir.

Dilbilgisi

as ... could revolutionize ...: as bir neden bildirir

Burada as, birçok bilim insanının durumu değiştirmeyi ummasının nedenini açıklar. Because ile değiştirilebilir: bilgilerin doğru biçimde takip edilmesi kişiselleştirilmiş sağlık hizmetlerini kökten değiştirebilir. Accurately tracking this information sözleri neden bildiren yan cümlenin öznesidir: bu takip faaliyeti kişiselleştirilmiş sağlık hizmetlerinde devrim yaratabilir. Could, kesin bir sonucu değil, gelecekteki olası bir etkiyi gösterir.

Alıştırma

“We moved the game indoors, as a storm was approaching,” cümlesinde as ne görev yapar?

  1. Yalnızca iki olayın aynı anda gerçekleştiğini belirtir.
  2. Oyun ile fırtına arasında karşıtlık kurar.
  3. Oyunun neden içeri alındığını açıklar.
Cevabı göster

Oyunun neden içeri alındığını açıklar.

For example,

4:02

Örneğin,

one day a person's accelerated biological age Kelime

4:03

bir gün bir kişinin hızlanmış biyolojik yaşı,

might help doctors detect an unknown health condition

4:06

doktorların bilinmeyen bir sağlık durumunu

much earlier.

4:10

çok daha erken tespit etmelerine yardımcı olabilir.

Kelime

accelerated biological age: Beklenenden hızlı biyolojik yaşlanma

Accelerated biological age, bir kişinin biyolojik yaşlanmasının takvim yaşına göre beklenenden daha hızlı ilerlediği anlamına gelir. Accelerated biyolojik değişimin hızını anlatır; kişinin takvim yaşına birdenbire birkaç yıl eklendiği anlamına gelmez. Bu cümlede, olağandışı biçimde ilerlemiş veya hızlı değişen bir biyolojik yaş ölçümü erken uyarı işareti olabilir. Doktorların bir sağlık sorununu araştırmasına yardımcı olabilir, ancak tek başına bir teşhis değildir.

Alıştırma

Birinin accelerated biological age değerine sahip olmasını en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Birdenbire takvimde birkaç yıl fazladan yaşadılar.
  2. Biyolojik yaşlanmaları, takvim yaşlarına göre beklenenden daha hızlı ilerliyor gibi görünüyor.
  3. Tıbbi kayıttaki doğum tarihleri değişti.
Cevabı göster

Biyolojik yaşlanmaları, takvim yaşlarına göre beklenenden daha hızlı ilerliyor gibi görünüyor.

And other researchers are searching for ways to slow down Deyimler

4:11

Ve diğer araştırmacılar bu biyolojik saatleri yavaşlatmanın

or even turn back these biological clocks.

4:14

veya hatta geri döndürmenin yollarını arıyorlar.

Deyimler

slow down or even turn back biological clocks: Yaşlanmayı yavaşlatmaktan tersine çevirmeye

slow down these biological clocks ifadesi, biyolojik yaşlanmanın hızını azaltmayı anlatmak için saatleri mecaz olarak kullanır. turn back these biological clocks ise daha ileri gider: Gerçek saatleri ayarlamak değil, yaşla ilgili bazı ölçümleri tersine çevirerek biyolojik açıdan daha genç bir duruma yöneltmek anlamına gelir. A or even B kalıbı bir derece sıralaması oluşturur. B, A’dan daha şaşırtıcı veya iddialı olarak sunulur: Bir süreci yavaşlatmak, onu tersine çevirmekten daha az köklü bir değişikliktir.

Alıştırma

Hedefteki derece artışını saat mecazının tam ifadeleriyle tamamlayın: Researchers hope to ____ or even ____ these biological clocks.

Cevabı göster

slow down · turn back

Though so far, Anlatım akışı

4:17

Her ne kadar şu ana kadar,

most attempts at this have been largely unsuccessful.

4:18

bu yöndeki çoğu girişim büyük ölçüde başarısız olmuş olsa da.

Anlatım akışı

Though so far ... largely unsuccessful: bir iddiayı sınırlamak

Baştaki Though, bu cümlenin hemen önce söylenen daha umut verici bir düşünceye karşı bilgi sunduğunu veya o düşünceyi sınırladığını gösterir. Anlatımın akışında however gibi çalışır. so far, kanıtın zaman aralığını bugüne kadar olan dönemle sınırlar ve gelecekte başarı olasılığını açık bırakır. most ve largely de iddianın mutlak olmasını önler: genel sonuç kötüdür, ancak cümle her girişimin tamamen başarısız olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlenin iddiayı nasıl sınırladığını en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Girişimlerin yakın zamana kadar başarılı olduğunu söyler.
  2. Her girişimin tamamen başarısız olduğunu ve her zaman başarısız olacağını söyler.
  3. Şimdiye kadarki sonuçların çoğunlukla kötü olduğunu, ancak gelecekte başarı ihtimalinin sürdüğünü bildirir.
Cevabı göster

Şimdiye kadarki sonuçların çoğunlukla kötü olduğunu, ancak gelecekte başarı ihtimalinin sürdüğünü bildirir.

Besides,

4:22

Bunun yanında,

researchers still don't know if telomeres,

4:22

araştırmacılar hala telomerlerin,

inflammation,

4:25

iltihaplanmanın

or epigenetics are actually to blame for aging, Kalıp ifadeler

4:26

veya epigenetiğin gerçekten yaşlanmadan sorumlu olup olmadığını,

Kalıp ifadeler

be to blame for aging: olası bir nedeni ifade etmek

be to blame for + isim yapısı, istenmeyen bir sonuca yol açmaktan sorumlu olmak veya o sonucun nedeni olmak demektir. Özne bir nesne ya da biyolojik süreç olduğunda blame genellikle ahlaki bir suçluluğu değil, olumsuz bir nedensellik ilişkisini anlatır. Burada to blame for aging, researchers still don't know ifadesinden sonraki if yan cümlesinin içindedir. Bu nedenle nedenler doğrulanmıyor, sorgulanıyor; actually ise bunların yaşlanmaya gerçekten yol açıp açmadığı sorusunu vurgular.

Alıştırma

“Bir sorunun olası nedeni olmak” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The outdated software may be ____ the login errors.

Cevabı göster

to blame for

or if they are simply neutral markers of other processes happening in the body. Kelime

4:29

yoksa bunların sadece vücutta olup biten diğer süreçlerin nötr işaretçileri mi olduğunu bilmiyorlar.

Kelime

simply neutral markers of other processes: gösterge, neden demek değildir

Burada simply “yalnızca” anlamına gelir. neutral markers ise vücuttaki başka süreçleri yansıtabildiği hâlde bu süreçlerin oluşmasına katkıda bulunmayabilecek gözlemlenebilir işaretlerdir. Bu ifade, bilimsel iddianın kapsamını sınırlar: Bir şey yaşlanmayla birlikte değişiyorsa yalnızca bu bağlantı, onun yaşlanmayı yönlendirdiğini göstermez. Bir marker, bir sürecin kanıtı olabilir ama o sürecin cause’u olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Bu cümledeki neutral markers of other processes ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Yaşlanmaya doğrudan neden oldukları kanıtlanmıştır.
  2. Vücudu yaşlanmaya karşı koruyan yararlı işaretlerdir.
  3. Yaşlanmaya kendileri neden olmadan vücuttaki başka süreçleri yansıtabilirler.
Cevabı göster

Yaşlanmaya kendileri neden olmadan vücuttaki başka süreçleri yansıtabilirler.

We may be learning to read the language of aging, Deyimler

4:34

Yaşlanmanın dilini okumayı öğreniyor olabiliriz,

but we still have a way to go Deyimler

4:37

ancak hala almamız gereken biraz yol var

in understanding its grammar.

4:39

onun gramerini anlama konusunda.

Deyimler

learning to read the language of aging ... understanding its grammar: yaşlanmanın “dilini” okumak ve “dil bilgisini” anlamak

Bu cümle, bilimsel anlayışı açıklamak için genişletilmiş bir dil benzetmesi kullanır. Learning to read the language of aging, yaşlanmanın işaretlerini veya örüntülerini tanımaya ve yorumlamaya başlamak anlamına gelir. Understanding its grammar ise bu örüntüleri düzenleyen daha derin kuralları, bağlantıları ve mekanizmaları kavramak demektir. may ... but yapısı, ilerleme ile belirsizliği dengeler: Araştırmacılar bazı işaretleri okuyabiliyor olabilir, ancak bütün sistemin nasıl çalıştığını anlamadan önce katetmeleri gereken daha çok yol vardır. Burada language ve grammar gerçek anlamlarında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Genişletilmiş dil benzetmesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Araştırmacılar yaşlı insanlar için konuşulan yeni bir dil geliştiriyor.
  2. Araştırmacılar yaşlanmayı kontrol eden bütün kuralları zaten keşfetti.
  3. Araştırmacılar yaşlanmanın bazı işaretlerini tanıyabiliyor, ancak bunların arkasındaki sistemi henüz tam olarak anlayamıyor.
Cevabı göster

Araştırmacılar yaşlanmanın bazı işaretlerini tanıyabiliyor, ancak bunların arkasındaki sistemi henüz tam olarak anlayamıyor.

Deyimler

still have a way to go: daha fazla ilerleme gerekiyor

Still have a way to go, hedefe henüz ulaşılmadığını ve daha fazla ilerleme gerektiğini anlatan bir deyimdir. Still, bir miktar ilerleme kaydedilmiş olabileceğini ama hedefle aradaki farkın sürdüğünü belirtir. In understanding its grammar, daha fazla ilerleme gereken alanı belirtir. Buradaki way mecazidir; gerçek bir yolu veya yolculuğu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi daha fazla ilerleme gerektiğini anlatan hedef deyimle tamamlayın: The new reading program is helping, but we ____ before every child gets the support they need.

Cevabı göster

still have a way to go

Do you ever feel like you don't know enough about your own body?

4:40

Kendi vücudunuz hakkında yeterince şey bilmediğinizi hissettiğiniz oluyor mu?

Subscribe to this channel

4:45

Bu kanala abone olun

to learn about everything from baldness

4:46

kellikten

to muscle growth

4:49

kas büyümesine,

to why we have hair in such random places.

4:50

böylesine rastgele yerlerde neden kıl olduğuna kadar her şeyi öğrenmek için.

Stay tuned

4:54

Takipte kalın

and stay curious.

4:54

ve meraklı kalın.