Prometheus efsanesi - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
619 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Video, Prometheus’un insanları yaratmasını, Zeus’u kandırmasını, ateşi çalmasını ve sonsuz bir cezaya mahkûm edilmesini anlatıyor. Ardından onun kahraman, asi, düzenbaz ve hem insanlığın ilerlemesinin hem de bunun tehlikelerinin simgesi olarak edebiyattaki ve bilim ile teknoloji hakkındaki güncel tartışmalardaki mirasını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. entrusted the brothers with the task of creating all living things. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir kişinin ya da otoritenin birine önemli bir sorumluluk verdiğini anlatan resmî entrust someone with the task of doing something kalıbını öğrenin. Bu yapıyı mitoloji, tarih, kurumlar veya iş yaşamında görev dağılımından söz ederken kullanabilirsiniz. 2. Each day, / And each night, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Paralel zaman belirteçlerinin yinelenen bir döngüyü karşıt iki evreye nasıl ayırdığını fark edin. Gündüz ve gece ritmi, Prometheus’un cezasını sonsuz ve kaçınılmaz hissettirir; aynı çerçeve anlatılarda rutinleri, tekrarlanan olayları veya döngüsel acıları düzenlemek için kullanılabilir. 3. Mary envisaged Prometheus as a more cautionary figure — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: envisage X as Y yapısını bir yorumu resmî biçimde sunmanın yolu, cautionary figure ifadesini ise öyküsü tehlikeye karşı uyaran kişi olarak anlayın. Böylece edebî yorumları karşılaştırabilir ve bir karakterin kahramanlık idealinden çok bir uyarıyı nasıl temsil ettiğini açıklayabilirsiniz.

Bu derste

Before the creation of humanity, Dilbilgisi

0:06

İnsanlığın yaratılışından önce,

Dilbilgisi

Before + isim öbeği: daha önceki bir zaman çerçevesi kurmak

Burada Before, ardından the creation of humanity isim öbeği gelen bir edattır. İfadenin tamamı insanlığın yaratılışından daha önceki bir zamanı belirtir ve hikâyenin zaman çerçevesini kurar. before + isim öbeği yapısını, bir olayı isimle belirtilen şeyden veya olaydan daha önceye yerleştirmek için kullanabilirsiniz. Burada before sözcüğünden sonra özne ve fiil çifti bulunmadığından tam bir zaman yan cümlesi yoktur.

Alıştırma

Hangi cümle daha önceki bir zaman çerçevesi kurmak için before + isim öbeği kullanıyor?

  1. Before airplanes were invented, long-distance travel was much slower.
  2. Before the invention of airplanes, long-distance travel was much slower.
  3. Before people invented airplanes, long-distance travel was much slower.
Cevabı göster

Before the invention of airplanes, long-distance travel was much slower.

the Greek gods won a great battle

0:08

Yunan tanrıları büyük bir savaşı kazandı

against a race of giants called the Titans. Kültür

0:10

Titanlar adlı dev ırkına karşı.

Kültür

a race of giants called the Titans: grubu adlandırmak

Titanlar, Yunan mitolojisindeki güçlü varlıklardan oluşan bir gruptur. Bu anlatıda a race of giants, dev varlıklardan oluşan bir grup veya tür anlamına gelir; against ise onların savaştaki karşı taraf olduğunu gösterir. Called the Titans, a race of giants ifadesini niteler ve grubun adını belirtir. that was called the Titans yapısının kısaltılmış hâlidir. Burada called, adlandırılmış anlamına gelir; telefon etmiş anlamına gelmez.

Alıştırma

called the Titans ifadesi cümlede ne işe yarıyor?

  1. Yunan tanrılarına yeni bir ad verir.
  2. Devlerin Titanlara telefon ettiğini söyler.
  3. Devlerden oluşan grubun adını belirtir.
Cevabı göster

Devlerden oluşan grubun adını belirtir.

Most Titans were destroyed or driven Dilbilgisi

0:13

Çoğu Titan yok edildi ya da sürüldü

to the eternal hell of Tartarus.

0:15

Tartarus'un sonsuz cehennemine.

Dilbilgisi

were destroyed or driven to...: eş görevli edilgen sonuçlar

were destroyed or driven yapısında be fiilinin geçmiş zaman biçimi olan were, eş görevli iki geçmiş zaman ortacıyla, destroyed ve driven ile kullanılır. Özne iki eylemden birine maruz kalır; or bağlacı da iki alternatif sonuç sunar. driven to the eternal hell of Tartarus ifadesindeki driven, drive fiilinin ‘zorla götürmek veya bir yere sürmek’ anlamındaki geçmiş zaman ortacıdır. Titanların o yere sürüldüğü anlamına gelir; oraya arabayla gittikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir be biçimini eş görevli iki geçmiş zaman ortacıyla doğru şekilde kullanıyor?

  1. The invaders defeated or were driven from the city.
  2. The invaders were defeating or driven from the city.
  3. The invaders were defeated or driven from the city.
Cevabı göster

The invaders were defeated or driven from the city.

But the Titan Prometheus,

0:18

Fakat Titan Prometheus,

whose name means foresight, Kültür

0:19

adı öngörü anlamına gelen,

Kültür

whose name means foresight: bir adın anlamını ekleme

whose name means foresight, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Whose, name sözcüğünü Prometheus'a bağlar ve burada ‘onun’ anlamına gelir; virgül, bu kısmın kişiyi belirlemek için gerekli bilgi değil, parantez niteliğinde ek bilgi olduğunu gösterir. Foresight, fiziksel görme yetisi değil, ileride neler olabileceğini öngörme becerisidir. Adın anlamının açıklanması, Prometheus'un önceden düşünen biri olarak betimlenmesini de destekler.

Alıştırma

whose name means foresight ifadesi cümlede ne işlev görüyor?

  1. Prometheus'un adını kimin seçtiğini sorar.
  2. Prometheus'un geleceği fiziksel olarak görebildiğini söyler.
  3. Prometheus'un adının ne anlama geldiği hakkında ek bilgi verir.
Cevabı göster

Prometheus'un adının ne anlama geldiği hakkında ek bilgi verir.

persuaded his brother Epimetheus Kalıp ifadeler

0:21

kardeşi Epimetheus'u ikna etti

to fight with him on the side of the gods. Kalıp ifadeler

0:23

tanrıların safında onunla savaşması için.

Kalıp ifadeler

persuaded his brother Epimetheus to fight with him: persuade someone to do something yapısı

Persuade someone to do something yapısı, nedenler sunarak veya ısrar ederek birini bir eylemi kabul etmeye ikna etmek anlamına gelir. Burada ikna edilen kişi his brother Epimetheus, kabul edilen eylem ise to fight with him bölümüdür. Persuade genellikle ikna girişiminin başarılı olduğunu anlatır: eylem daha sonra gerçekleşecek olsa bile kişinin bunu kabul ettiği anlaşılır. Persuade sözcüğünden hemen sonra kişi, ardından to + fiilin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Cümleyi persuade fiilinin geçmiş hâli ve mastar işaretiyle tamamlayın: After a long discussion, Maya ____ her parents ____ let her join the trip.

Cevabı göster

persuaded · to

Kalıp ifadeler

on the side of the gods: fiziksel konum değil, destek

On the side of ifadesinden sonra bir kişi veya grup geldiğinde, bir anlaşmazlıkta, çatışmada ya da yarışmada o kişiyi veya grubu desteklemek anlamına gelir. Bu cümlede desteklenen taraf tanrılardır. Buradaki side fiziksel bir kenarı değil, bir görüşü veya tarafı belirtir. Aynı ifade, bir tartışmada, anlaşmazlıkta veya yarışmada birinin hangi görüşü ya da grubu desteklediğini gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir anlaşmazlıkta Mateo'nun oyuncuları desteklediğini söyler?

  1. During the meeting, Mateo stood beside the players, but his opinion was unknown.
  2. During the meeting, Mateo was on the side of the players.
  3. During the meeting, Mateo sat at the side of the room with the players.
Cevabı göster

During the meeting, Mateo was on the side of the players.

As thanks, Anlatım akışı

0:28

Teşekkür olarak,

Zeus entrusted the brothers with the task Kalıp ifadeler

0:28

Zeus kardeşlere bir görev emanet etti,

of creating all living things.

0:31

tüm canlıları yaratma görevini.

Anlatım akışı

As thanks: bir eylemi teşekkür ifadesi olarak çerçevelemek

As thanks, ana cümledeki eylemi bir teşekkür ifadesi olarak çerçeveleyen kısa bir giriş öbeğidir. Burada cümle, Zeus'un kardeşlere görevi neden verdiğini önce belirtir, ardından bu eylemi anlatır. Tek başına tam bir cümle değildir. as + isim kalıbı, as a reward veya as an apology örneklerinde olduğu gibi, ardından gelen şeyin rolünü ya da amacını gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle akşam yemeği davetinin kendisinin bir teşekkür ifadesi olduğunu söyler?

  1. Thanks to our neighbors, we found the restaurant.
  2. As thanks, we invited our neighbors to dinner.
  3. We thanked our neighbors after dinner.
Cevabı göster

As thanks, we invited our neighbors to dinner.

Kalıp ifadeler

entrust someone with the task of doing something: birine bir şeyi yapma görevini emanet etmek

Entrust someone with something, önemli bir şeyin sorumluluğunu bir kişiye vermek demektir. Bu cümlede the brothers sorumluluğu alan kişilerdir; the task ise Zeus'un onlara verdiği sorumluluktur. the task of creating... ifadesinde of + -ing biçimi görevin içeriğini belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp entrust + kişi + with the task of + -ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi entrust fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The director ____ Maya ____ the task of welcoming the guests.

Cevabı göster

entrusted · with

Epimetheus was to distribute the gifts Dilbilgisi

0:34

Epimetheus hediyeleri dağıtacaktı

of the gods among the creatures.

0:36

tanrıların yarattıkları arasında.

Dilbilgisi

was to distribute: atanmış bir görev

was to distribute ifadesinde was, be to + fiilin yalın hâli yapısındaki be fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada yapı, armağanları dağıtmanın Epimetheus'a verilmiş bir görev olduğunu anlatır; hâlihazırda sürmekte olan bir eylemi anlatmaz. Bu yapı, anlatıcının geçmişteki bir bakış açısından bir planı, talimatı, görevi veya gerçekleşmesi belirlenmiş bir olayı sunmasını sağlar. Yapı neyin planlandığını anlatır; bunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini sonraki bağlam gösterir.

Alıştırma

Resmî görevi be to yapısının geçmiş biçimi ve parantez içindeki fiille tamamlayın: Under the event plan, Maya ____ the opening speech. (give)

Cevabı göster

was to give

To some, Anlatım akışı

0:38

Bazılarına,

he gave flight.

0:39

uçma yeteneği verdi.

To others,

0:40

Diğerlerine,

the ability to move through water or race through grass. Kalıp ifadeler

0:40

suda hareket etme veya çimlerde koşma yeteneği.

Anlatım akışı

To some ... To others: paralel gruplama ve eksiltme

Başa getirilen To some ve To others ifadeleri, iki farklı grup için birbiriyle eşleşen yapılar oluşturur. Bilgiyi alıcıya göre düzenlerler: bir grup uçma yeteneği alırken diğer grup farklı bir yetenek alır. Some ve others, zaman sırasını değil, karşılaştırılan grupları belirtir. İlk tam cümle he gave yapısını ortaya koyduktan sonra ikinci kısım bu tekrarlanan sözcükleri çıkarır. Tam anlamı To others, he gave the ability to move through water or race through grass biçimindedir. Bu eksiltme listeyi kısa tutarken paralel yapı eksik sözcüklerin açıkça anlaşılmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, paralel baş ifadeleri ve eksiltme kullanarak bir gruba bir nesne, başka bir gruba ise farklı bir nesne verildiğini açıkça anlatır?

  1. To some students, the teacher gave maps. To others, compasses.
  2. To some students and to others, the teacher gave maps and compasses.
  3. To some students, the teacher gave maps. To others, gave compasses.
Cevabı göster

To some students, the teacher gave maps. To others, compasses.

Kalıp ifadeler

the ability to move ... or race: ability + to mastarı

the ability to + fiilin yalın hâli isim kalıbı, bir kişinin ya da şeyin ne yapabildiğini belirtir. Burada to, move fiilini getirir ve yeteneğin içeriğini açıklamaya başlar. İki eylem or ile bağlandığında tek bir to, iki yalın fiil için de kullanılabilir: to move ... or race .... race öncesinde to tekrar edilebilir, ancak burada buna gerek yoktur.

Alıştırma

Hangi cümlede the ability to + fiilin yalın hâli, iki sıralı eylemle birlikte doğru kullanılmıştır?

  1. This device has the ability to detect smoke and sending an alert.
  2. This device has the ability of detect smoke and send an alert.
  3. This device has the ability to detect smoke and send an alert.
Cevabı göster

This device has the ability to detect smoke and send an alert.

He gave the beasts glittering scales,

0:44

Hayvanlara parlayan pullar,

soft fur,

0:47

yumuşak kürkler,

and sharp claws.

0:48

ve keskin pençeler verdi.

Meanwhile,

0:50

Bu arada,

Prometheus shaped the first humans out of mud. Kalıp ifadeler

0:51

Prometheus ilk insanları çamurdan şekillendirdi.

Kalıp ifadeler

shaped ... out of mud: bir malzemeden bir şeye biçim vermek

shape something out of a material kalıbı, “bir malzemeyi kullanarak bir şeye biçim vermek veya onu yapmak” anlamına gelir. Bu cümlede the first humans yapılan şeyi, mud ise kullanılan malzemeyi belirtir. Burada out of, ortaya çıkan şeyin hangi malzemeden yapıldığını gösterir. Bir yerin içinden dışarı doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi shape fiilinin geçmiş zaman biçimi ve malzeme bildiren out of ifadesiyle tamamlayın: The children ____ small animals ____ clay.

Cevabı göster

shaped · out of

He formed them in the image of the gods, Kültür

0:55

Onları tanrıların suretinde yarattı,

Kültür

formed them in the image of the gods: onları tanrıların suretinde biçimlendirdi

Formed them in the image of the gods, onları tanrılara benzeyecek şekilde biçimlendirdiği anlamına gelir. Buradaki image bir fotoğrafı veya dijital görüntüyü değil, örnek alınan sureti, benzerliği ya da kalıbı ifade eder. Dinî ve mitolojik anlatılarda in the image of, yaratılan varlıklarla yaratıcıları arasında özel bir benzerlik kurabilir. Görünüşte veya niteliklerde benzerlik anlatabilir; birebir kopya olmaları gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi birine benzeyecek şekilde yapılmış anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The temple statue was carved ____ the sea god.

Cevabı göster

in the image of

but Zeus decreed they were to remain mortal Dilbilgisi

0:57

ancak Zeus onların ölümlü kalmalarına

Dilbilgisi

decreed they were to remain mortal: ölümlü kalmalarına hükmetti

Decreed resmî ve yetkiye dayanan bir kararı bildirir. Ardından gelen yan cümle Zeus'un ne emrettiğini açıklar: ölümlü kalmaları gerekiyordu. Decree fiilinden sonraki içerik cümlesinde that bulunabilir ya da atılabilir: Zeus decreed (that) they were to remain mortal. Were to remain, be ve to-infinitive yapısının geçmiş zamandaki biçimidir. Burada basit bir tahmini değil, dışarıdan dayatılan bir düzenlemeyi veya gerekliliği ifade eder. Mortal ölebilen veya ölmeye yazgılı demektir; doğru ve yanlışla ilgili olan moral değildir.

Alıştırma

Hangi cümle güçlü bir hükümdarın kahramanların ölebilen varlıklar olarak kalmasına resmen karar verdiğini anlatır?

  1. The queen decreed that the heroes were to remain moral.
  2. The queen predicted that the heroes would remain mortal.
  3. The queen decreed that the heroes were to remain mortal.
Cevabı göster

The queen decreed that the heroes were to remain mortal.

and worship the inhabitants of Mount Olympus from below. Kültür

1:00

ve Olimpos Dağı'nın sakinlerine aşağıdan tapmalarına hükmetti.

Kültür

the inhabitants of Mount Olympus: orada yaşayan tanrılar

Bu mitolojik bağlamda the inhabitants of Mount Olympus, Olimpos Dağı'nda yaşadığına inanılan tanrıları ifade eder. Bir inhabitant, bir yerde yaşayan kişi ya da varlıktır; kısa süreli bir ziyaretçi değildir. from below ifadesi, tapınan insanları dağın ilahi sakinlerinin altında konumlandırır. Böylece hem tanrıların yukarıda, insanların aşağıda olduğu fiziksel bir görüntü hem de bir statü farkı oluşur.

Alıştırma

Bu cümlede the inhabitants of Mount Olympus kimleri ifade ediyor?

  1. Modern Yunanistan'da yaşayan herkes
  2. Olimpos Dağı'nda yaşadığına inanılan tanrılar
  3. Dağı kısa süreliğine ziyaret eden turistler
Cevabı göster

Olimpos Dağı'nda yaşadığına inanılan tanrılar

Zeus deemed humans subservient creatures, Dilbilgisi

1:05

Zeus insanları itaatkar yaratıklar olarak gördü,

Dilbilgisi

Zeus deemed humans subservient creatures: deem + nesne + tümleç

Yapı deem + nesne + nesne tümleci şeklindedir. Humans nesnedir; subservient creatures ise isim öbeği biçimindeki tümleçtir: Zeus, insanları daha aşağı bir konumda bulunması ve itaat etmesi gereken varlıklar olarak sınıflandırır. Deem, 'yargılamak veya kabul etmek' anlamına gelir ve görüşü kesin bir değerlendirme olarak sunar. Subservient hem düşük statü hem de itaat anlamı taşır; yalnızca yardımsever veya hizmetle ilgili demek değildir.

Alıştırma

Resmî bir yargı bildirmek için deem + nesne + tümleç yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The panel deemed the proposal for impractical.
  2. The panel deemed to the proposal impractical.
  3. The panel deemed the proposal impractical.
Cevabı göster

The panel deemed the proposal impractical.

vulnerable to the elements Kelime

1:08

doğa olaylarına karşı savunmasız

Kelime

vulnerable to the elements: doğa güçlerine açık ve savunmasız

Vulnerable to something, bir şeyin başka bir şeyden kolayca zarar görebileceği veya olumsuz etkilenebileceği anlamına gelir. Buradaki the elements, rüzgâr, yağmur, sıcak ve soğuk gibi doğa güçlerini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu nedenle vulnerable to the elements, yeterli barınak veya koruma olmadan doğa koşullarına açık olmayı anlatır. Bu ifadede elements, kimyasal elementler anlamına gelmez.

Alıştırma

Doğa güçlerinin verebileceği zarara açık olma anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After the storm tore off its roof, the old cabin was ____.

Cevabı göster

vulnerable to the elements

and dependent on the gods for protection. Kalıp ifadeler

1:09

ve korunmak için tanrılara bağımlı.

Kalıp ifadeler

dependent on X for Y: kaynağı ve ihtiyacı belirtmek

Dependent on X for Y, Y'nin sağlanması veya mümkün olması için X'e ihtiyaç duymak anlamına gelir. Bu cümlede X the gods, Y ise protection'dır: the gods güvenilen kaynağı, protection da ihtiyaç duyulan desteği belirtir. dependent sözcüğünden sonra gelen on, güvenilen kişi veya şeyi tanıtır. For ise ihtiyaç duyulan kaynak ya da desteği belirtir; bağımlılığın nedenini açıklamaz.

Alıştırma

Cümleyi dependent on X for Y kalıbıyla tamamlayın. Kaynak olarak its backup battery, ihtiyaç duyulan şey olarak emergency power kullanın: The hospital is ____.

Cevabı göster

dependent on its backup battery for emergency power

However,

1:12

Ancak,

Prometheus envisioned his crude creations with a greater purpose. Kelime

1:13

Prometheus kendi ilkel yaratımları için daha büyük bir amaç hayal etti.

Kelime

envisioned ... with a greater purpose: daha yüce bir amacı olan geleceği tasavvur etmek

Burada envisioned, olası bir geleceği zihninde canlandırmak anlamına gelir. Prometheus yaratımlarını yalnızca o anki hâlleriyle değil, gelecekte daha önemli bir rol üstlenebilecek varlıklar olarak düşündü. with a greater purpose ifadesi bu zihinsel tasvire bir özellik ekler: yaratımlar daha yüce bir misyona sahip olarak görülür. Crude burada ham veya ilkel olduklarını anlatır; davranışlarının nezaketsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede envision, olası bir geleceği zihinde canlandırmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The architect noticed that the empty warehouse had broken windows.
  2. The architect envisioned the empty warehouse as a lively market.
  3. The architect remembered the empty warehouse from childhood.
Cevabı göster

The architect envisioned the empty warehouse as a lively market.

So when Zeus asked him to decide Anlatım akışı

1:18

Böylece Zeus ondan karar vermesini istediğinde

how sacrifices would be made,

1:20

kurbanların nasıl yapılacağına dair,

Anlatım akışı

So when ...: neden ile zamanı bağlamak

Baştaki So, daha önce verilen bir neden veya duruma gönderme yapar ve ardından gelenleri bunun sonucu olarak sunar; burada bir dolgu sözcüğü değildir. Sonraki when, Zeus asked him... zaman yan cümlesini başlatır ve gelecek ana olayın ne zaman gerçekleştiğini gösterir. Baştaki when yan cümlesi bağımlıdır; bu nedenle düşünceyi tek başına tamamlamaz ve ardından bir ana cümle gelmelidir. Bu yapının içindeki how sacrifices would be made, decide fiilinin içeriğidir ve cümle içine yerleştirilmiş bir soru olduğu için düz cümle sözcük dizilişini kullanır.

Alıştırma

İlk cümledeki nedeni ileri taşıyan ve sonraki olayın zamanını belirten iki sözcüklü bağlantıyla cümleyi tamamlayın: The road was blocked by snow, ____ the snowplow arrived, the crew began clearing it.

Cevabı göster

so when

the wily Prometheus planned a trick Anlatım akışı

1:22

kurnaz Prometheus bir hile planladı

that would give humans some advantage.

1:25

insanlara bazı avantajlar sağlayacak.

Anlatım akışı

Kurnaz Prometheus, insanlara biraz avantaj sağlayacak bir hile planladı

İfade önce Prometheus'u wily olarak tanımlar: yalnızca zeki değil, planlar veya hileler yoluyla sonuç almakta becerikli ve kurnaz biridir. Ardından planned a trick henüz gerçekleşmemiş bir eylemi haber verir. that would give humans some advantage ilgi cümleciği, hilenin amaçlanan sonucunu açıklar. Anlatıcı bilgiyi karakter özelliği, plan ve beklenen etki sırasıyla vererek planın nasıl işleyeceğine dair merak uyandırır.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm izleyiciye ne olacağını düşündürür?

  1. Prometheus yalnızca izleyicinin onun zeki olduğunu bilmesini istemektedir.
  2. Prometheus insanlara zaten tam kontrol vermiştir.
  3. Prometheus, insanlara yardım etmeyi amaçlayan kurnazca bir planı uygulamak üzeredir.
Cevabı göster

Prometheus, insanlara yardım etmeyi amaçlayan kurnazca bir planı uygulamak üzeredir.

He killed the bull and divided it into two parts Kalıp ifadeler

1:28

Boğayı öldürdü ve ikiye böldü

to present to Zeus.

1:31

Zeus'a sunmak üzere.

Kalıp ifadeler

Boğayı Zeus'a sunmak için iki parçaya ayırdı

divide something into parts, tek bir bütünü daha küçük birimlere dönüştürmeyi anlatır. Buradaki it boğayı gösterir; into two parts ise ortaya çıkan sonucu belirtir. to present to Zeus amaç bildiren bir mastardır ve boğayı neden böldüğünü açıklar. present burada bir şeyi birine sunmak veya resmî biçimde vermek anlamındaki fiildir; iki parça, present fiilinin bağlamdan anlaşılan nesnesidir.

Alıştırma

Cümleyi divide fiilinin geçmiş biçimiyle ve ortaya çıkan parçaları gösteren edatla tamamlayın: The team ____ the report ____ three sections to present each section to the judges.

Cevabı göster

divided · into

On one side, Anlatım akışı

1:33

Bir tarafa,

he concealed the succulent flesh and skin Kalıp ifadeler

1:34

sulu etleri ve deriyi sakladı

under the unappealing belly of the animal.

1:37

hayvanın pek de iştah açıcı olmayan midesinin altına.

Kalıp ifadeler

conceal X under Y: bir şeyi örtünün altına saklamak

Conceal X under Y, X'i kasıtlı olarak Y'nin altına saklayıp görülmesini ya da bulunmasını zorlaştırmak demektir. Cümlede X succulent flesh and skin, Y ise the animal's unappealing belly bölümüdür; Y örtü ya da saklama yeri işlevi görür. Kalıp conceal + saklanan şey + under + örtü veya konum şeklindedir. Conceal, bir şeyin bulunmasını bilerek engelleme niyetini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi conceal X under Y kalıbıyla tamamlayın. Conceal fiilini geçmiş zamanda kullanın: The intruder ____ a small camera ____ the desk.

Cevabı göster

concealed · under

On the other,

1:40

Diğer tarafa,

he hid the bones under a thick layer of fat.

1:41

kemikleri kalın bir yağ tabakasının altına sakladı.

Anlatım akışı

On one side ... On the other: iki fiziksel tarafı düzenleyerek anlatmak

On one side ... On the other ... birbiriyle eşleşen iki bölümü açık bir sırayla sunar. Bu cümlede her ifade, hayvanın farklı parçalarının yerleştirildiği gerçek bir tarafı gösterir; on the other ifadesinde tekrarı önlemek için side sözcüğü düşürülmüştür ve anlam on the other side'dır. Bu dengeli kalıp, iki konumu veya düzenlemeyi karşılaştırmayı kolaylaştırır. İki bölüm genellikle aynı bütünün birbirine paralel özelliklerini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir odanın iki tarafındaki fiziksel düzeni en doğal biçimde anlatır?

  1. On one side of the room, there are desks; on the other hand, the room is quiet.
  2. On one side of the room, there are desks; on the other, there are bookshelves.
  3. On the one hand, the room has desks; on the other hand, it has bookshelves.
Cevabı göster

On one side of the room, there are desks; on the other, there are bookshelves.

When Zeus chose the seemingly best portion for himself, Kelime

1:44

Zeus kendisi için görünüşte en iyi olan kısmı seçtiğinde,

Kelime

the seemingly best portion: görünüşte en iyi, ancak kesin değil

the seemingly best portion ifadesinde seemingly, best sözcüğünü niteler. İfade, “en iyi gibi görünen pay” anlamına gelir; ancak gerçekte en iyi pay olmama ihtimalini açık bırakır. Yazarlar seemingly kullanarak görünüş ile gerçeklik arasında mesafe oluşturur. Bu sözcük çoğu zaman okuyucuyu daha sonraki bir sürprize veya düzeltmeye hazırlar; bu nedenle kesinlik bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede seemingly, bir şeyin kolay göründüğünü ancak gerçekte kolay olmayabileceğini anlatır?

  1. The easy puzzle was seemingly on the table.
  2. The seemingly easy puzzle took an hour to solve.
  3. The certainly easy puzzle took an hour to solve.
Cevabı göster

The seemingly easy puzzle took an hour to solve.

he was outraged at Prometheus's deception. Kalıp ifadeler

1:48

Prometheus'un bu aldatmacasına öfkelendi.

Kalıp ifadeler

be outraged at something: bir nedene çok öfkelenmek

Be outraged at something, bir şeye karşı aşırı derecede öfkelenmek anlamına gelir; genellikle o şey şok edici, adaletsiz veya ahlaken yanlış görüldüğü için kullanılır. Outraged, yalnızca angry demekten daha güçlüdür. at edatı öfkeye neden olan eylemi, olayı veya durumu belirtir. Burada neden Prometheus's deception ifadesidir; at bir yeri anlatmaz.

Alıştırma

Bu dersteki outraged at kalıbını aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The parents were ____ the unfair rule.

Cevabı göster

outraged at

Fuming,

1:51

Küplere binerek,

Zeus forbade the use of fire on Earth, Kelime

1:52

Zeus dünyada ateşin kullanımını yasakladı,

Kelime

forbade the use of fire: resmî bir yasak ifade etmek

Bu cümlede forbade, forbid fiilinin simple past biçimidir. Yetki sahibi Zeus'tur ve the use of fire ad öbeği, izin vermediği etkinliği belirtir. forbid the use of + isim kalıbında etkinlik, forbid fiilinden sonra bir ad öbeği olarak verilir. Bu kalıp, tek bir kişiden ricada bulunmak yerine etkinliği genel olarak yasaklar.

Alıştırma

Hedef kalıpla geçmiş zamandaki resmî yasağı tamamlayın: During the exam, the school ____ phones.

Cevabı göster

forbade the use of

whether to cook meat or for any other purpose. Dilbilgisi

1:55

eti pişirmek için veya herhangi bir amaçla.

Dilbilgisi

whether to cook meat or for any other purpose: bütün durumları kapsamak

Burada whether ... or ..., amaç ne olursa olsun aynı ifadenin geçerli kaldığını belirtir; iki seçenekten birini seçmeyi istemez. İlk bölüm ateşin bir kullanımını, yani et pişirmeyi söyler; or for any other purpose ise geri kalan bütün kullanımları kapsar. Bu parça önceki yasağa bağlanarak yasağın kapsamını gösterir: yasak her iki durumda da geçerlidir, bu nedenle hiçbir amaç istisna olarak sunulmaz.

Alıştırma

Vurgulanan parça yasağa hangi anlamı ekliyor?

  1. Yasağın hem et pişirmek hem de diğer bütün amaçlar için geçerli olduğunu söyler.
  2. İnsanlardan izin verilen bir amaç seçmelerini ister.
  3. Yasağı yalnızca et pişirmekle sınırlar.
Cevabı göster

Yasağın hem et pişirmek hem de diğer bütün amaçlar için geçerli olduğunu söyler.

But Prometheus refused to see his creations denied this resource. Dilbilgisi

1:59

Ancak Prometheus, yaratımlarının bu kaynaktan mahrum kalmasına göz yummadı.

Dilbilgisi

refused to see his creations denied this resource: see + nesne + geçmiş zaman ortacı

Burada refuse to see yalnızca bakmayı reddetmek anlamına gelmez. Bir duruma izin vermeye veya o durumu kabullenmeye razı olmamak demektir. see + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısında nesne, ortaçla belirtilen eyleme maruz kalır. His creations nesnedir ve denied onların kaynaktan mahrum bırakıldığını gösterir; kaynağı reddeden onlar değildir.

Alıştırma

Çocuğun eyleme maruz kaldığını göstermek için deny fiilinin doğru biçimini kullanın: We refuse to see any child ____ access to education.

Cevabı göster

denied

And so he scaled Mount Olympus Kelime

2:04

Ve bu yüzden Olimpos Dağı'na tırmandı

to steal fire from the workshop of Hephaestus and Athena. Kültür

2:06

Hephaistos ve Athena'nın atölyesinden ateşi çalmak için.

Kelime

scaled Mount Olympus: scale fiilinin tırmanmak anlamı

scaled Mount Olympus ifadesindeki scaled, tırmandı anlamındaki geçmiş zaman fiilidir. Scale; bir dağı, uçurumu, duvarı veya başka dik bir engeli doğrudan nesne olarak alabilir; up eklemek gerekmez. Olimpos Dağı, Yunan mitolojisinde tanrıların evidir. Bu nedenle ifade, tırmanışı tanrıların diyarına giriş olarak da sunar. Mount Olympus nesnesi, scaled fiilinin burada tırmanmak anlamına geldiğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede scaled tırmandı anlamında kullanılmıştır?

  1. The company scaled its service to support more users.
  2. The firefighters scaled the wall to reach the roof.
  3. The designer scaled the image to fit the page.
Cevabı göster

The firefighters scaled the wall to reach the roof.

Kültür

Hephaistos ile Athena’nın atölyesinden

Hephaistos ve Athena yer adı değil, Yunan tanrılarıdır. Hephaistos ateş, metal işçiliği ve zanaatkârlarla; Athena ise bilgelik ve ustalık gerektiren zanaatlarla ilişkilendirilir. Bu arka plan, atölyeyi ateşin bulunabileceği uygun bir mitolojik yer hâline getirir. Buradaki workshop sıradan bir dükkân değil, tanrıların zanaat ve üretim yaptığı bir yerdir.

Alıştırma

Ateşin bu atölyeden gelmesini en iyi açıklayan arka plan bilgisi hangisidir?

  1. Atölye, iki insan tüccarın sahip olduğu sıradan bir dükkândır.
  2. Hephaistos ve Athena ateş, metal işçiliği, bilgelik ve ustalık gerektiren zanaatlarla bağlantılı Yunan tanrılarıdır.
  3. Hephaistos ve Athena, ateş satılan iki kasabanın adıdır.
Cevabı göster

Hephaistos ve Athena ateş, metal işçiliği, bilgelik ve ustalık gerektiren zanaatlarla bağlantılı Yunan tanrılarıdır.

He hid the flames in a hollow fennel stalk Kültür

2:11

Alevleri içi boş bir rezene sapına sakladı

and brought it safely down to the people.

2:14

ve onu güvenle insanlara ulaştırdı.

Kültür

Alevleri içi boş bir rezene sapına sakladı

Burada stalk, bir bitkinin sapı anlamına gelen bir isimdir. Fennel rezene bitkisidir, hollow ise içinin boş olduğunu belirtir. Bu nedenle a hollow fennel stalk, içinde boşluk bulunan bir rezene sapıdır. Mitte bu içi boş sap, alevleri saklamak ve taşımak için bir kap görevi görür. Bu somut ayrıntı, ateşi insanlara getirme düşüncesini fiziksel bir eyleme dönüştürür.

Alıştırma

Bu cümlede a hollow fennel stalk ne anlama gelir?

  1. İçinde boşluk bulunan ve alevleri taşımak için kullanılan bir rezene sapı.
  2. Alevleri gizlice takip eden bir kişi.
  3. Rezene aromalı metal bir meşale.
Cevabı göster

İçinde boşluk bulunan ve alevleri taşımak için kullanılan bir rezene sapı.

This gave them the power to harness nature for their own benefit Deyimler

2:17

Bu onlara doğayı kendi çıkarları için kullanma gücü verdi

Deyimler

doğayı kendi yararlarına kullanma gücü

Burada harness mecazdır: doğal bir gücü etkili biçimde kullanabilmek için kontrol etmek veya yönlendirmek demektir. Bir hayvanın gücünü yönlendirme imgesini korur, ancak burada at koşum takımından söz edilmez. the power to + fiil yapısı burada “bir şeyi yapabilme gücü”nü anlatır. for their own benefit, eylemden kimin yararlandığını belirtir: doğayı kendi yararları için kullanırlar. İfadenin bütünü enerji, teknoloji ve insanlığın gelişimi hakkındaki tartışmalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede harness, örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. Engineers harness river currents to generate clean electricity.
  2. The museum displayed an old leather harness.
  3. The rider harnessed the horse before the trip.
Cevabı göster

Engineers harness river currents to generate clean electricity.

and ultimately dominate the natural order. Kelime

2:20

ve nihayetinde doğal düzene hakim olmalarını sağladı.

Kelime

sonunda doğal düzene hükmetmek

Bu cümlede ultimately, bir sürecin ardından ortaya çıkan son sonucu gösterir. Dominate the natural order, doğanın düzenlenme ve işleyiş biçimi üzerinde güçlü bir denetim kurmak demektir. Dominate, yalnızca use ya da influence demekten çok daha güçlüdür. Burada order, emir veya satın alma siparişi değil, düzenli bir sistem ya da yerleşmiş işleyiş anlamındadır. İfade geniş ve soyuttur; insanın doğa üzerindeki kontrolünü iddialı, kaygı verici veya eleştiriye açık gösterebilir.

Alıştırma

“A society may try to dominate the natural order” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Doğayı etkilemeye çalışmadan yalnızca gözlemleyebilir.
  2. Doğanın işleyişi üzerinde geniş kapsamlı denetim kurmaya çalışabilir.
  3. Doğaya bir satın alma siparişi verebilir.
Cevabı göster

Doğanın işleyişi üzerinde geniş kapsamlı denetim kurmaya çalışabilir.

With fire,

2:24

Ateşle,

humans could care for themselves with food and warmth. Kalıp ifadeler

2:25

insanlar yiyecek ve ısınma yoluyla kendilerine bakabildiler.

Kalıp ifadeler

care for themselves with food and warmth: yiyecek ve sıcaklıkla kendilerine bakmak

Bu cümlede care for themselves, “kendilerine bakmak” veya kendi temel ihtiyaçlarını karşılamak anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri themselves, humans sözcüğüne döner; yani bakımı sağlayanlarla bakımı alanlar aynı kişilerdir. with food and warmth ifadesi, hayatta kalıp iyi durumda olmalarına yardımcı olan kaynakları belirtir. Burada care for “sevmek” anlamına gelmez; temel ihtiyaçlar bağlamı “bakmak” anlamını seçtirir.

Alıştırma

Hangi cümlede care for temel ihtiyaçlarla ilgilenmek anlamındadır?

  1. After the storm, they had enough food and shelter to care for themselves.
  2. They do not care for loud music.
  3. Would they care for some hot chocolate?
Cevabı göster

After the storm, they had enough food and shelter to care for themselves.

But they could also forge weapons and wage war. Kalıp ifadeler

2:28

Ancak silahlar da dövebilir ve savaş çıkarabilirlerdi.

Kalıp ifadeler

forge weapons and wage war: silah dövmek ve savaş yürütmek

Forge weapons, metali ısıtıp şekillendirerek silah yapmak anlamına gelir. Wage, ardından gelen war ismiyle birleşir: wage war, örgütlü bir silahlı çatışmayı başlatmak veya sürdürmek demektir; savaş için ödeme yapmak anlamına gelmez. Bu iki ifade, yerleşik fiil-nesne eşdizimleridir. Weapons, forge fiilinin; war ise wage fiilinin nesnesidir. Her fiili alışılmış nesnesiyle kullanmak tarihî veya siyasi bir anlatımı doğal kılar.

Alıştırma

Tarihî anlatımı yukarıda öğretilen iki eşdizimle tamamlayın: The kingdom trained smiths to ____ and its army to ____.

Cevabı göster

forge weapons · wage war

Prometheus's flames acted as a catalyst Deyimler

2:32

Prometheus'un alevleri bir katalizör görevi gördü

for the rapid progression of civilization.

2:35

medeniyetin hızlı gelişimi için.

Deyimler

acted as a catalyst for...: değişimi hızlandıran bir katalizör görevi görmek

Burada act as a catalyst for, “bir değişimi başlatan veya hızlandıran etken olarak işlev görmek” anlamına gelir. Catalyst sözcüğü kimyadan gelir, ancak bu cümlede mecazdır: Prometheus'un alevleri uygarlığın hızla ilerlemesine yardımcı olmuştur; alevler gerçek anlamda kimyasal bir katalizör değildir. Kalıp act as a catalyst for + isim öbeği şeklindedir. Bir etkenin süreci başlattığını veya hızlandırdığını vurgular, ancak bu etkenin tek neden olduğunu söylemek zorunda değildir.

Alıştırma

“The new funding acted as a catalyst for medical research.” İngilizce cümlesinde catalyst ne anlama gelir?

  1. İlerlemenin mümkün olan tek nedeni
  2. İlerlemenin başlamasına veya hızlanmasına yardımcı olan bir etken
  3. Her araştırma projesinde bulunması gereken kimyasal bir madde
Cevabı göster

İlerlemenin başlamasına veya hızlanmasına yardımcı olan bir etken

When Zeus looked down at this scene,

2:39

Zeus bu manzaraya yukarıdan baktığında,

he realized what had happened.

2:41

ne olduğunu anladı.

Prometheus had once again wounded his pride Deyimler

2:43

Prometheus bir kez daha gururunu yaralamış

and subverted his authority.

2:46

ve otoritesini sarsmıştı.

Deyimler

once again wounded his pride and subverted his authority: gururunu yeniden incitip otoritesini sarsmak

Wound someone's pride ifadesinde wound mecazidir: kişinin bedenini yaralamak değil, öz saygısını veya önemli olduğu duygusunu incitmek anlamına gelir. Subvert someone's authority ise o kişinin gücünü ya da emir verme hakkını, çoğu zaman derin veya kasıtlı bir biçimde, zayıflatmak demektir. İki fiil öbeği and ile bağlanarak aynı eylemin iki sonucunu gösterir: kişisel bir hakaret ve güce karşı bir meydan okuma. Once again bunun daha önce de yaşandığını belirtir.

Alıştırma

Hangi durum “wounded her pride and subverted her authority” ifadesine en uygun düşer?

  1. Özel bir ortamda yaşanan küçük bir anlaşmazlık onun konumunu değiştirmedi.
  2. Herkesin önünde yapılan bir iltifat özgüvenini artırdı ve konumunu güçlendirdi.
  3. Herkesin önünde yapılan bir meydan okuma onu utandırdı ve liderlik gücünü ciddi biçimde zayıflattı.
Cevabı göster

Herkesin önünde yapılan bir meydan okuma onu utandırdı ve liderlik gücünü ciddi biçimde zayıflattı.

Furious,

2:48

Öfkeli

Zeus imposed a brutal punishment. Kalıp ifadeler

2:49

Zeus acımasız bir ceza verdi.

Kalıp ifadeler

imposed a brutal punishment: yetki kullanarak acımasız bir ceza uygulamak

To impose a punishment, yetki kullanarak birini bir cezaya katlanmak zorunda bırakmak demektir. Bu cümlede güç Zeus’un elindedir ve imposed, cezayı üst konumdaki birinin zorla uyguladığı karar olarak gösterir. Brutal, cezanın yalnızca katı değil, son derece acımasız olduğunu belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp impose a punishment on someone şeklindedir; impose fiilinden sonra ceza bildiren başka isimler de gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi impose fiilinin geçmiş biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The court ____ a heavy penalty ____ the company.

Cevabı göster

imposed · on

Prometheus was to be chained to a cliff for eternity. Dilbilgisi

2:51

Prometheus sonsuza dek bir kayalığa zincirlenecekti.

Dilbilgisi

was to be chained ... for eternity: emredilmiş sonsuz bir edilgen kader

Was to be chained, be to yapısının edilgen fiille kullanılan geçmiş biçimidir. Eylemi resmî olarak emredilmiş, planlanmış ya da öznenin değişmez kaderi olarak belirlenmiş biçimde sunar. Özne eylemi yapmaz; eyleme maruz kalır. Chained to a cliff, zincirlerle fiziksel olarak bir uçuruma bağlanmak demektir. For eternity ise yalnızca çok uzun bir süre değil, sonsuza dek anlamına gelir. Cümle sıradan bir gelecek tahmini yapmak yerine belirlenmiş bir cezayı ilan eder.

Alıştırma

Cümleyi replace fiilinin geçmiş be to edilgen biçimiyle tamamlayın: Under the official plan, the old bridge ____ the following year.

Cevabı göster

was to be replaced

Each day, Anlatım akışı

2:55

Her gün,

he would be visited by a vulture

2:56

bir akbaba onu ziyaret edecek

who would tear out his liver. Öbek fiiller

2:58

ve karaciğerini parçalayacaktı.

Öbek fiiller

would tear out his liver: içeriden zorla söküp çıkarmak

Tear something out, bir şeyi kuvvetle çekerek veya yırtarak çıkarmak anlamına gelir. tear out his liver ifadesinde out, eylemin sonucunu belirtir: karaciğer vücudun içinden dışarı çekilir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı tear + object + out of + source şeklindedir. Örneğin: tear a page out of a notebook.

Alıştırma

Cümleyi tear something out of something yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The dog ____ the stuffing ____ the toy.

Cevabı göster

tore · out of

And each night,

3:00

Ve her gece,

his liver would grow back Öbek fiiller

3:01

karaciğeri yeniden büyüyecek

Öbek fiiller

would grow back: kayıptan sonra yeniden büyümek

would grow back ifadesindeki temel kalıp grow back, zarar gördükten, kesildikten veya kaybolduktan sonra yeniden büyümek demektir. Vücut dokuları, saç, kürk ve bitki bölümleri için kullanılır. Buradaki back, geriye doğru büyümeyi değil, önceki duruma dönmeyi anlatır.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz ve “kaybolduktan sonra yeniden büyümek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The rabbit's fur will ____.

Cevabı göster

grow back

to be attacked again in the morning.

3:02

sabah tekrar saldırıya uğramak için.

Anlatım akışı

Each day ... And each night: tekrarlanan bir döngüyü çerçevelemek

Each day ve And each night paralel zaman çerçeveleri oluşturur. İlki zararı, ikincisi iyileşmeyi tanıtır; böylece bilgi tekrarlanan iki aşama hâlinde düzenlenir. Each, iki aşamanın da tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Geçmişte geçen bir anlatıda would alışkanlık hâlindeki eylemleri anlatabilir; bu da cezayı yalnızca birer kez gerçekleşen iki olay gibi değil, sonsuz bir döngü gibi hissettirir.

Alıştırma

Örnekte Each day ve And each night ifadelerinin temel anlatı işlevi nedir?

  1. Gündüz ile gecenin ne kadar sürdüğünü karşılaştırırlar.
  2. Zararı ve iyileşmeyi tekrarlanan bir döngü olarak düzenlerler.
  3. İki olayın da yalnızca bir kez gerçekleştiğini gösterirler.
Cevabı göster

Zararı ve iyileşmeyi tekrarlanan bir döngü olarak düzenlerler.

Although Prometheus remained in perpetual agony, Notlar

3:06

Prometheus sonsuz bir ıstırap içinde kalsa da,

Kelime

in perpetual agony: hiç bitmeyecekmiş gibi görünen şiddetli acı

in edatı, bir kişinin belli bir durumda bulunduğunu gösterir. Perpetual, bir şeyin belirsiz bir süre boyunca devam ettiğini veya görünür bir son olmadan tekrarlandığını; agony ise çok şiddetli fiziksel ya da duygusal acıyı anlatır. Bir bütün olarak in perpetual agony, hiç bitmeyecekmiş gibi görünen ağır bir ıstırabı ifade eder. Yalnızca üzgün veya rahatsız olmaktan çok daha güçlüdür.

Alıştırma

in perpetual agony ifadesine en yakın anlam hangisidir?

  1. çabucak geçen hafif bir üzüntü
  2. hiç bitmeyecekmiş gibi görünen şiddetli acı
  3. sakin ve rahat bir durum
Cevabı göster

hiç bitmeyecekmiş gibi görünen şiddetli acı

he never expressed regret at his act of rebellion. Kalıp ifadeler

3:09

isyan eyleminden dolayı asla pişmanlık duymadı.

Dilbilgisi

Although ..., he never ...: beklenmedik bir karşıtlık göstermek

Although bir ödünleme ilişkisi kurar. Başlattığı yan cümle, belirli bir sonucu bekletebilecek bir gerçek verirken ana cümle farklı bir sonucun yine de geçerli olduğunu söyler. Burada sürekli ıstırap çekmek kişinin isyan ettiği için pişman olmasını bekletebilir, ama o hiç pişmanlık belirtmez. Bu yapı, pişman olmayışını daha çarpıcı hâle getirir; ıstırabın bu tutuma neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede, bir zorluğa rağmen sonucun gerçekleştiğini göstermek için although doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Although the trail was steep, we reached the top.
  2. Although the trail was steep, but we reached the top.
  3. Although the trail was steep because we reached the top.
Cevabı göster

Although the trail was steep, we reached the top.

Kalıp ifadeler

express regret at an act: bir eylemden dolayı pişmanlığı resmen belirtmek

Express regret, kişinin bir şeyden dolayı üzgün veya pişman olduğunu açıkça söylemesi ya da göstermesi demektir. never expressed regret ifadesinde odak dışarıya gösterilen tepkidedir; bu ifade, kişinin içinde hiç pişmanlık duymadığını kanıtlamaz. At his act of rebellion, olası pişmanlığın hangi eylemle ilgili olduğunu belirtir. Buradaki at bir yeri değil, pişmanlığın nedenini veya konusunu tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için resmî express regret eşdizimini geçmiş zamanda kullanın: The organizer ____ about the last-minute cancellation.

Cevabı göster

expressed regret

His resilience in the face of oppression Deyimler

3:13

Baskı karşısındaki direnci

Deyimler

resilience in the face of oppression: baskı karşısında direnç

Resilience, hayat zor olduğunda devam edebilme veya yeniden toparlanabilme gücüdür. Burada his resilience anlatılan niteliği, oppression ise onun katlandığı sert ve adaletsiz kontrolü ifade eder. In the face of edat öbeği, “bir şeyle uğraşırken” veya “bir şeyin yarattığı zorluğa rağmen” anlamına gelir. Direncinin hangi zor koşulda ortaya çıktığını gösterir; face burada bir kişinin yüzü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “ciddi bir zorlukla uğraşırken” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The rescue team remained calm ____ danger.

Cevabı göster

in the face of

made him a beloved figure in mythology. Dilbilgisi

3:15

onu mitolojide sevilen bir figür yaptı.

Dilbilgisi

made him a beloved figure: make + nesne + isim öbeği tümleci

Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve burada make + nesne + isim öbeği tümleci kalıbında kullanılır. Him nesnedir; a beloved figure ise sonuçta onun neye dönüştüğünü adlandıran isim öbeği tümlecidir. In mythology, figure sözcüğünü niteler ve onun hangi alanda sevilen ve tanınan biri olduğunu gösterir. Figure burada sayı veya şekil değil, önemli bir kişi ya da karakter anlamına gelir.

Alıştırma

Sonuç bildirmek için make + nesne + isim öbeği tümleci yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The award made Maya a role model for younger players.
  2. The award made Maya became a role model for younger players.
  3. The award made a role model Maya for younger players.
Cevabı göster

The award made Maya a role model for younger players.

He was also celebrated for his mischievous and inquisitive spirit Kalıp ifadeler

3:18

Ayrıca yaramaz ve meraklı ruhuyla kutlandı

Kalıp ifadeler

was celebrated for his mischievous and inquisitive spirit: yaramaz ve meraklı ruhuyla övgü toplamak

Was celebrated for, “…… nedeniyle toplumca takdir edilip övüldü” anlamına gelir. Was + celebrated edilgen bir yapı oluşturur; for ise övgünün nedenini belirtir. Bu ifade, onun bir kutlama düzenlediği anlamına gelmez. Burada övülen özellik his mischievous and inquisitive spirit ifadesidir: şakacı biçimde yaramazdı ve soru sorup yeni şeyler keşfetmeye hevesliydi. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp be celebrated for + nitelik, başarı veya katkı şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi be celebrated for kalıbının geçmiş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: In the 1920s, the author ____ her imaginative stories.

Cevabı göster

was celebrated for

and for the knowledge, progress, and power Deyimler

3:22

ve insanlığın eline getirdiği

he brought to human hands.

3:24

bilgi, ilerleme ve güç için.

Deyimler

the knowledge, progress, and power he brought to human hands: soyut kaynakları insanlığın kullanımına sunmak

Cümle, knowledge, progress ve power gibi soyut kavramları insanların ellerine getirilebilen nesneler gibi gösterir. Human hands ifadesi, insanlığın bunları edinme, kontrol etme ve kullanma becerisini temsil eder; dolayısıyla fiziksel nesneleri gerçekten elden teslim etmekten söz edilmez. Bu imge, onun bu soyut kaynakları insanların kullanımına sunduğu anlamına gelir. Böylece katkısı uygulamaya dönük görünür: insanlık artık aldığı şeyleri kavrayıp kullanabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “brought to human hands” neyi anlatıyor?

  1. O, üç fiziksel nesneyi herkesin ellerine koydu.
  2. İnsanlar bilgiyi yalnızca ona dokunarak anlayabiliyordu.
  3. İnsanlar bilgiye, ilerlemeye ve güce erişti ve bunları kullanabildi.
Cevabı göster

İnsanlar bilgiye, ilerlemeye ve güce erişti ve bunları kullanabildi.

He's also a recurring figure in art and literature. Kelime

3:28

Ayrıca sanat ve edebiyatta tekrar eden bir figürdür.

Kelime

recurring figure in art and literature: sanat ve edebiyatta tekrar ortaya çıkan figür

Recurring figure, farklı eserlerde, yeniden anlatımlarda veya dönemlerde tekrar tekrar ortaya çıkan bir kişi, karakter ya da tanınabilir imgedir. Recurring, birden fazla kez geri gelmeyi anlatır; figure burada sayı değil, kişi veya kültürel imge anlamındadır. In art and literature, bu figürün tekrar ortaya çıktığı alanı sanat ve edebiyatla sınırlar. İfadenin tamamı, bir karakterin veya imgenin kültür içinde nasıl varlığını sürdürdüğünü tartışırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Tekrar tekrar ortaya çıkan bir karakteri anlatan iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The trickster is a ____ in folktales around the world.

Cevabı göster

recurring figure

In Percy Bysshe Shelley's lyrical drama Prometheus Unbound, Kültür

3:31

Percy Bysshe Shelley'nin Zincirleri Kırılan Prometheus adlı lirik dramasında,

Kültür

Percy Bysshe Shelley'nin lirik draması Prometheus Unbound

Bu ifade Percy Bysshe Shelley'yi yazar, Prometheus Unbound'ı ise onun lirik draması olarak tanıtır. Shelley İngiliz Romantik dönem şairiydi; dolayısıyla sonraki açıklama yalnızca antik miti değil, onun Prometheus'u edebî olarak yeniden yorumlayışını ele alır. Başlıktaki Unbound, “bağlarından kurtulmuş” veya “artık bağlı olmayan” anlamına gelir. Bu, zincire vurularak cezalandırılan geleneksel Prometheus imgesini hatırlatır ve Shelley'nin miti dönüştürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Bu giriş ifadesi okuyucuya ne anlatır?

  1. Sonraki açıklama, daha sonraki bir edebî sürüm olmadan antik Yunan mitini doğrudan aktarır.
  2. Prometheus Unbound, Percy Bysshe Shelley'nin biyografisidir.
  3. Sonraki açıklama Shelley'nin lirik dramasındaki Prometheus hakkındadır.
Cevabı göster

Sonraki açıklama Shelley'nin lirik dramasındaki Prometheus hakkındadır.

the author imagines Prometheus as a romantic hero Kalıp ifadeler

3:35

yazar Prometheus'u romantik bir kahraman olarak hayal eder

Kalıp ifadeler

imagines Prometheus as a romantic hero: imagine X as Y kalıbı

imagine X as Y kalıbında X, zihinde canlandırılan veya yorumlanan kişi ya da şeydir; Y ise X’e verilen rol veya görüntüdür. Burada yazar yalnızca Prometheus’u düşünmez, onu belirli bir kahraman türü olarak yorumlar. Bu edebî bağlamda romantic; bireycilik, başkaldırı, yoğun duygular ve özgürlük gibi Romantizmle ilişkili idealleri anlatır. Sözcüğün temel anlamı aşkla ilgili değildir.

Alıştırma

Bu edebî cümlede imagines Prometheus as a romantic hero ne anlama gelir?

  1. Yazar, Prometheus’un bir aşk hikâyesinin kahramanı olduğunu düşünür.
  2. Yazar, Prometheus’un kim olduğunu hatırlamaya çalışır.
  3. Yazar, Prometheus’u Romantizm idealleriyle şekillenmiş bir kahraman olarak yorumlar.
Cevabı göster

Yazar, Prometheus’u Romantizm idealleriyle şekillenmiş bir kahraman olarak yorumlar.

who escapes and continues to spread empathy and knowledge. Kalıp ifadeler

3:38

kaçan ve empati ile bilgiyi yaymaya devam eden.

Kalıp ifadeler

continues to spread empathy and knowledge: continue to + fiilin yalın hâli

Continue to + fiilin yalın hâli, daha önce başlamış olan bir eylemin sürdüğünü belirtir. Bu nedenle continues to spread, etkinin devam ettiğini anlatır. Spread; knowledge, ideas, awareness veya empathy gibi soyut nesnelerle kullanılabilir. Bu kullanım, bir şeyi fiziksel olarak açıp yaymak değil, onun daha fazla insana ulaşmasını veya onları etkilemesini sağlamak demektir. Burada empati ve bilgi, toplum içinde yayılmayı sürdüren olumlu etkiler olarak sunulur.

Alıştırma

İngilizce cümleyi continue to spread ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The community center began sharing safety tips last year and ____ knowledge about online safety.

Cevabı göster

continues to spread

Of his protagonist, Anlatım akışı

3:43

Kahramanı hakkında,

Shelley wrote,

3:44

Shelley şöyle yazdı:

Anlatım akışı

Of his protagonist, Shelley wrote: alıntının konusunu öne almak

Cümlenin başındaki Of his protagonist edat öbeği, kaynağın adı verilmeden önce alıntının konusunu belirtir. Burada of, “hakkında” ya da “-e ilişkin” anlamındadır; iyelik göstermez. Ardından Shelley wrote, sonraki sözleri kimin yazdığını açıklar. Konuyu öne alan bu sıralama, resmî metinlerde alıntının kendisi verilmeden önce alıntının ne hakkında olduğunu netleştirir.

Alıştırma

“Of his protagonist, Shelley wrote” ifadesindeki sözcük sırası ne işe yarar?

  1. Başkahramanın Shelley’nin yazdığı bir şeye sahip olduğunu söyler.
  2. Shelley’nin yazıyı nerede yazdığını belirtir.
  3. Önce alıntının konusunu belirtir, ardından yazarı tanıtır.
Cevabı göster

Önce alıntının konusunu belirtir, ardından yazarı tanıtır.

"Prometheus is the type of the highest perfection Kelime

3:45

"Prometheus, en yüksek mükemmelliğin türüdür

of moral and intellectual nature,

3:48

ahlaki ve entelektüel doğanın,

impelled by the purest and the truest motives Dilbilgisi

3:50

en saf ve en gerçek amaçlarla hareket eden

to the best and noblest ends."

3:53

en iyi ve en asil hedeflere doğru."

Kelime

the type of the highest perfection: ideal somutlaşma anlamındaki type

Bu edebî cümlede type, bir kategori değil; ideal temsilci, örnek ya da somutlaşmış hâl anlamındadır. İfade, Prometheus’un ahlaki ve düşünsel doğanın ulaşabileceği en yüksek yetkinliği temsil ettiğini söyler. Sözler onu bu niteliklerin en eksiksiz örneği olarak sunduğu için güçlü bir övgü taşır. Bu, type sözcüğünün eski ve yüksek üsluplu bir kullanımıdır.

Alıştırma

Alıntıda “the type of the highest perfection” ne anlama gelir?

  1. ahlaki ve düşünsel özellikleri sınıflandırmak için kullanılan bir kategori
  2. alıntı için seçilmiş bir baskı yazı biçimi
  3. en yüksek ahlaki ve düşünsel niteliklerin ideal somutlaşmış hâli
Cevabı göster

en yüksek ahlaki ve düşünsel niteliklerin ideal somutlaşmış hâli

Dilbilgisi

impelled by ... to ...: güdü ve amacı belirtme

Geçmiş zaman ortacıyla kurulan impelled by A to B ifadesi, bir eylemi güçlü biçimde harekete geçiren şeyi ve eylemin hizmet ettiği amacı birlikte açıklar. Burada by, itici güç olan motives ögesini; to ise ulaşılmak istenen amaçları, yani ends ögesini getirir. Impelled bir geçmiş zaman ortacı olduğu için bu ifade, daha geniş cümlede sözü edilen kişiyi betimler ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Bu resmî kullanımda ends, “amaçlar” veya “hedefler” anlamındadır; “sonlar” anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî impelled by ... to ... yapısını tamamlayın: She was ____ compassion ____ help the lost child.

Cevabı göster

impelled by · to

His wife Mary envisaged Prometheus as a more cautionary figure Kelime

3:56

Eşi Mary, Prometheus'u daha uyarıcı bir figür olarak öngördü

Kelime

envisaged Prometheus as a more cautionary figure: Prometheus'u ibret verici bir figür olarak yorumlamak

Envisage X as Y, X’i Y rolünde veya biçiminde hayal etmek, yorumlamak ya da sunmak anlamına gelir. Buradaki Mary, Mary Shelley’dir; Prometheus’u daha güçlü bir uyarı işlevi taşıyan bir figür olarak yorumlamıştır. A cautionary figure, deneyimi başkalarını tehlikeli seçimler veya sonuçlar konusunda uyaran kişi ya da karakterdir. Cautionary, figürün verdiği dersi anlatır; kişinin kendi karakterinin tedbirli olduğunu anlatmaz. More ise bu uyarıcı niteliğin karşılaştırılan diğer yorumdakinden daha güçlü olduğunu gösterir.

Alıştırma

Edebî veya tarihî yorumlarda a cautionary figure genellikle ne anlama gelir?

  1. her zaman tedbirli olan ve bütün risklerden kaçınan kişi veya karakter
  2. tek görevi başkalarını sesli biçimde uyarmak olan kişi veya karakter
  3. hikâyesi başkalarını zararlı sonuçlar konusunda uyaran kişi veya karakter
Cevabı göster

hikâyesi başkalarını zararlı sonuçlar konusunda uyaran kişi veya karakter

and subtitled her novel Frankenstein The Modern Prometheus. Kültür

4:00

ve Frankenstein romanına Modern Prometheus alt başlığını ekledi.

Kültür

Frankenstein ... The Modern Prometheus: başlık ve alt başlık

The Modern Prometheus, Mary Shelley'nin Frankenstein romanının alt başlığıdır. Aynı kitabı belirtir; ayrı ve ilgisiz bir roman değildir. Bu alt başlık, romandaki yaşam yaratma ve doğanın sınırlarını aşma konularını Yunan mitolojisindeki Prometheus'a bağlar. Prometheus insanlara ateşi verir ve ateş çoğu zaman güçlü bilginin simgesi olarak görülür. Buradaki benzetme, yaratıcı gücün sonuçları hakkında da bir uyarı ekler.

Alıştırma

Bu cümlede The Modern Prometheus neyi belirtir?

  1. Hikâyedeki bir laboratuvarın adı.
  2. Frankenstein'ı Prometheus mitiyle ilişkilendiren bir alt başlık.
  3. Mary Shelley'nin Frankenstein ile ilgisiz ikinci bir romanının başlığı.
Cevabı göster

Frankenstein'ı Prometheus mitiyle ilişkilendiren bir alt başlık.

This suggests the damage of corrupting the natural order Kelime

4:05

Bu, doğal düzeni bozmanın zararını öne sürüyor

Kelime

damage of corrupting the natural order: doğayı bozmanın verdiği zarar

damage of corrupting the natural order ifadesinde corrupting, bir düzenin sağlamlığını veya bütünlüğünü bozmak, yani ona zarar vermek ya da onu çarpıtmak demektir. Burada birine rüşvet vermek anlamına gelmez. İfadenin tamamı, konuşanın doğanın doğru düzeni olarak gördüğü şeye müdahale etmenin yol açtığı zararı belirtir. Natural order, kesin olarak tanımlanmış bilimsel bir olguyu değil, etik ya da felsefi bir yargıyı ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede corrupting the natural order ne anlama gelir?

  1. bir ekosistemin nasıl işlediğini dikkatle gözlemlemek
  2. bir çevre kurumunda çalışan görevliye rüşvet vermek
  3. doğanın doğru düzeni olduğuna inanılan şeyi bozmak veya çarpıtmak
Cevabı göster

doğanın doğru düzeni olduğuna inanılan şeyi bozmak veya çarpıtmak

and remains relevant to the ethical questions Kalıp ifadeler

4:09

ve günümüzde bilim ve teknolojiyi çevreleyen

surrounding science and technology today.

4:11

etik sorunlarla alakalı olmaya devam ediyor.

Kalıp ifadeler

remain relevant to ... questions surrounding science and technology: ilgili sorular açısından önemini korumak

Remain relevant to, “bir şey için önemini korumak veya onunla bağlantılı olmaya devam etmek” anlamına gelir. Remain bağlayıcı fiil, relevant sıfat, to ise ilgili konuyu ya da grubu tanıtan sözcüktür. Today, bu bağlantının günümüze kadar sürdüğünü vurgular. Questions surrounding science and technology ifadesinde surrounding, “hakkındaki” veya “ilgili” anlamındadır ve questions sözcüğünü niteler. Bilim ve teknolojinin fiziksel olarak çevrelenmesini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için remain relevant to ifadesini doğru biçimde kullanın: Even after fifty years, the book ____ young readers.

Cevabı göster

remains relevant to

As hero, rebel, or trickster, Anlatım akışı

4:15

Kahraman, asi veya düzenbaz olarak,

Anlatım akışı

As hero, rebel, or trickster: paralel rollerle bir çerçeve kurmak

As hero, rebel, or trickster açılışı, ana cümleden önce birbirine paralel üç rol etiketi yerleştirir. Okurun aynı kişiyi bu bakış açılarından herhangi biriyle görmesini sağlar ve ardından gelen ana düşünceyi bu yorumların tümüne uygular. Bilgiyi zamana göre değil, rollere göre düzenler. Burada trickster, olayları zekâ, aldatma veya kuralları çiğneme yoluyla değiştiren mitolojik bir karakter türüdür. Yalnızca günümüzdeki bir dolandırıcı anlamına gelmez.

Alıştırma

“As hero, rebel, or trickster, ...” açılış ifadesi ne yapar?

  1. Ana düşünceden önce aynı kişiyi rollere göre görmenin üç yolunu sunar.
  2. Kişinin hayatındaki üç dönemi zaman sırasıyla listeler.
  3. Kişinin üç meslekten birini seçmesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Ana düşünceden önce aynı kişiyi rollere göre görmenin üç yolunu sunar.

Prometheus remains a symbol of our capacity Deyimler

4:18

Prometheus, kapasitemizin bir sembolü olmaya devam ediyor

to capture the powers of nature.

4:20

doğanın güçlerini yakalamadaki.

Deyimler

remains a symbol of our capacity to capture...: doğanın güçlerini kullanma kapasitemizi simgelemeyi sürdürmek

'Remains a symbol of our capacity to...' ifadesi, Prometheus'un insanlığın ortak bir yeteneğini temsil etmeyi sürdürdüğü anlamına gelir. 'Capacity to + fiilin yalın biçimi' yapısı, simgenin temsil ettiği yeteneği belirtir. Buradaki 'capture the powers of nature' mecazidir. Bir şeyi fiziksel olarak yakalamak veya doğayı bütünüyle kontrol etmek değil, bilgi ya da teknoloji yoluyla doğanın güçlerini anlayıp kullanmak anlamına gelir.

Alıştırma

Örneğin simgesel anlamını en iyi hangi cümle açıklar?

  1. İnsanların doğanın her bölümünü tamamen kontrol edebildiğini kanıtlar.
  2. İnsanlığın doğal güçleri anlayıp kullanma yeteneğini temsil eder.
  3. Doğal dünyadaki nesneleri fiziksel olarak yakalar.
Cevabı göster

İnsanlığın doğal güçleri anlayıp kullanma yeteneğini temsil eder.

And ultimately, Anlatım akışı

4:23

Ve nihayetinde,

he reminds us of the potential of individual acts Deyimler

4:24

bireysel eylemlerin potansiyelini bize hatırlatıyor

to ignite the world.

4:27

dünyayı ateşlemek için.

Anlatım akışı

And ultimately, he reminds us of...: son genel derse geçiş

'And ultimately', dinleyiciye öykü ve çözümlemeden sonra konuşmacının artık en temel sonucu sunduğunu bildirir. Burada 'ultimately' sonucu düzenler; yalnızca bir şeyin zaman bakımından en son gerçekleştiği anlamına gelmez. Ardından 'he reminds us of...' belirli bir kişiyi dinleyiciye yönelik genel bir derse dönüştürür. Bu ifadeler birlikte, somut örnekten insanların anlaması veya hatırlaması gereken noktaya geçiş yapar.

Alıştırma

Bu cümlenin bir anlatının sonundaki temel düzenleme işlevi nedir?

  1. Belirli bir öyküden onun son genel dersine geçmek.
  2. Kesin zaman sırasıyla bir olay daha eklemek.
  3. Daha önceki bir olgusal ayrıntıyı düzeltmek.
Cevabı göster

Belirli bir öyküden onun son genel dersine geçmek.

Deyimler

bireysel eylemlerin dünyayı ateşleme potansiyeli

the potential of individual acts to... yapısı, “bireylerin yaptığı eylemlerin bir sonuç doğurma kapasitesi” anlamına gelir. individual acts, tek bir kişinin seçiminin veya eyleminin bile büyük bir değişimi başlatabileceğini vurgular. Burada ignite the world güçlü bir mecazdır. Ignite sözcüğü gerçek anlamıyla bir şeyi ateşe vermek demektir; ancak bu cümlede geniş çapta umut, eylem, fikir veya toplumsal değişim başlatmak anlamına gelir. Küçük bir eylem, etkileri başlangıç noktasının çok ötesine yayılabilecek bir kıvılcım olarak sunulur; dünyayı gerçekten ateşe vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle individual acts that ignite the world ifadesinin mecaz anlamını en iyi açıklar?

  1. Dünya yalnızca büyük kuruluşların çalışmaları sayesinde değişebilir.
  2. Bir kişinin eylemi geniş çaplı bir değişimi başlatabilir.
  3. Bir birey fiziksel olarak bütün gezegeni ateşe verebilir.
Cevabı göster

Bir kişinin eylemi geniş çaplı bir değişimi başlatabilir.

TED-Ed is a non-profit.

4:31

TED-Ed kar amacı gütmeyen bir organizasyondur.

If you value our work,

4:32

Çalışmalarımıza değer veriyorsanız,

please consider supporting it on patreon.com/teded.

4:33

lütfen patreon.com/teded adresinden desteklemeyi düşünün.