Duygularınızı nasıl yönetirsiniz?: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
701 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Video, duygu düzenlemenin süreç modelini açıklayarak bir duygu oluşurken hangi aşamalarda bilinçli müdahalede bulunulabileceğini gösteriyor. Duyguların bağlama göre yararlı ya da yararsız olduğunu ve sürekli mutluluk peşinde koşmanın ek olumsuz duygular yaratabileceğini savunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. look on the bright side? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Olumlu yönlere odaklanmayı öneren bu yaygın ve mecazlı ifadeyi anlayın; ifadenin ne zaman iyimserliği teşvik ettiğini, ne zaman da iyimser olmanın gerçekten uygun olup olmadığını sorguladığını ayırt edin. 2. More sustainable strategies — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: sustainable sözcüğünün yalnızca çevreyle ilgili konuları değil, uzun süre uygulanabilir alışkanlık ve yöntemleri de niteleyebildiğini öğrenin; ifadeyi kalıcı başa çıkma yollarını zararlı kısa vadeli tepkilerle karşılaştırırken kullanın. 3. people fixated on happiness — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: fixated on ifadesinin interested in ifadesinden daha güçlü ve eleştirel biçimde aşırı ya da sağlıksız olabilecek bir odaklanma anlattığını fark edin; mutluluğu gereğinden fazla aramanın suçluluk, hayal kırıklığı veya hüsran yaratmasını tartışırken kullanın.

Bu derste

You and your friend need to ace Friday's exam to avoid summer classes. Kelime

0:07

Sen ve arkadaşın yaz okulundan kaçınmak için Cuma günkü sınavı geçmek zorundasınız.

Kelime

ace Friday's exam: fiil olarak ace

ace Friday's exam ifadesinde ace, “cuma günkü sınavda çok başarılı olmak” anlamına gelen bir fiildir. Yalnızca sınava girmeyi veya sınavı geçmeyi değil, çok iyi bir sonucu anlatır. Ace isim olarak iskambil destesindeki ası veya çok yetenekli bir kişiyi ifade edebilir; ancak bu anlamlar burada kullanılan yapıya uymaz. Burada ace, exam sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır.

Alıştırma

Bu cümlede ace ne anlama geliyor? You need to ace Friday's exam.

  1. Cuma günkü sınavda sadece geçer not almak
  2. Yalnızca cuma günkü sınava girmek
  3. Cuma günkü sınavda çok başarılı olmak
Cevabı göster

Cuma günkü sınavda çok başarılı olmak

And after a week of studying, you both feel confident that you pulled it off. Notlar

0:11

Ve bir haftalık çalışmanın ardından, ikiniz de bunu başardığınızdan eminsiniz.

Kalıp ifadeler

after a week of studying: after + süre + of + etkinlik

After a week of studying, zamanı belirleyen bir edat öbeğidir. After geçmiş olan dönemi başlatır, a week süresini belirtir ve of studying bu dönemi dolduran etkinliği gösterir. Ardından ana cümle, daha sonra ne olduğunu veya neyin doğru olduğunu anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp after + süre + of + isim ya da -ing biçimidir: after two hours of practice, after months of planning. Of öbeği bu süre içindeki etkinliği açıklar; neden bildiren bir yan cümle değildir.

Alıştırma

after + süre + of + etkinlik kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: After three days ____ training, the team felt ready.

Cevabı göster

of

Öbek fiiller

pulled it off: zor bir işi başardı

Pulled it off, pull it off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Zor veya başarılı olup olmayacağı belirsiz bir işi başarmak anlamına gelir. Burada sınavda başarılı olmayı ifade eder; yani konuşan kişiler bir haftalık çalışmalarının işe yaradığını düşünüyor. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it zamiri olduğunda doğru sıra pulled it off şeklindedir; pulled off it denmez. Buradaki anlam bir şeyi gerçekten çekmek değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için pull, it ve off sözcüklerini doğru sıraya koyun: The science demonstration was risky, but we managed to ____.

Cevabı göster

pull it off

But when you get your grades back, they're much lower than the two of you expected. Notlar

0:16

Ancak notlarınızı aldığınızda, beklediğinizden çok daha düşük olduklarını görürsünüz.

Kalıp ifadeler

get your grades back: değerlendirilmiş sonuçlarını almak

Get your grades back, bir sınav veya ödev değerlendirildikten ve sonuçlar erişilebilir olduktan sonra notlarını almak anlamına gelir. Back, sonuçların size geldiğini gösterir; geriye doğru anlamına gelmez. get + nesne + back kalıbı, değerlendirilmiş bir kompozisyon, belge veya test sonucu gibi sizden uzakta olan bir şeyi yeniden almayı da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için get, your, grades ve back sözcüklerini doğru sıraya koyun: The teacher has finished checking your tests, so you will ____ tomorrow.

Cevabı göster

get your grades back

Dilbilgisi

much lower than the two of you expected: ikinizin beklediğinden çok daha düşük

much lower than ... ifadesinde lower, low sıfatının karşılaştırma biçimidir; much ise farkın büyük olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp much + sıfatın karşılaştırma biçimi + than şeklindedir; much higher than ve much faster than gibi. the two of you, expected fiilinin öznesidir. than the two of you expected them to be yapısındaki them to be bölümü bağlamdan anlaşılır. Anlam açık olduğunda İngilizcede than sonrasında tekrarlanan kısımlar sıkça atılır.

Alıştırma

Hangi cümle sınav puanının Mia'nın beklediğinden çok daha düşük olduğunu açıkça belirtir?

  1. The test score was much lower than Mia expected.
  2. The test score was lower than Mia expected.
  3. The test score was very low, just as Mia expected.
Cevabı göster

The test score was much lower than Mia expected.

You're devastated.

0:21

Yıkılırsın.

However, your friend doesn't seem too bothered, Dilbilgisi

0:22

Ancak arkadaşın o kadar da umursamıyor gibi görünür,

Dilbilgisi

doesn't seem too bothered: pek rahatsız görünmüyor

Seem + sıfat, birinin davranışının veya görünüşünün verdiği izlenimi anlatır. Kişinin duygularını kesin olarak bildiğimizi değil, gözleme dayalı bir değerlendirmeyi ifade eder. Burada bothered; endişeli, üzgün veya rahatsız anlamına gelebilir. doesn't seem too + sıfat olumsuz kalıbında too, uygulamada çoğu zaman çok anlamına yaklaşır. Bu nedenle not too bothered, pek rahatsız veya endişeli değil demektir. Arkadaş biraz endişeli olabilir, ancak bu duygu güçlü görünmez.

Alıştırma

'Leo doesn't seem too bothered by the delay' ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Leo'nun gecikmeyi hiç önemsemediği kesin.
  2. Leo daha fazla bekleyemeyecek kadar endişeli.
  3. Leo gecikme konusunda pek endişeli görünmüyor.
Cevabı göster

Leo gecikme konusunda pek endişeli görünmüyor.

and it's making you wonder why you can't shake this off like they can. Notlar

0:25

ve bu da senin neden onlar gibi bunu üzerinden atamadığını merak etmene neden olur.

Dilbilgisi

it's making you wonder why: make + nesne + fiilin yalın hâli

it's making you wonder why... ifadesinde make, 'üretmek' değil, 'bir şeye neden olmak' anlamındadır. Yapı make + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: it + is making + you + wonder. Bir durumun, kişinin kendi kendine bir soru sormaya başlamasına yol açtığını anlatır. wonder why sonrasında soru cümlesi dizilişi değil, why you can't... gibi düz cümle dizilişi kullanılır. why can't you... denmez. Bu yapı, bir şeyin soru veya şüphe uyandırdığını anlatmayı sağlar.

Alıştırma

Ettirgen yapıyı wonder fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The strange message is making me ____ why the door is open.

Cevabı göster

wonder

Öbek fiiller

can't shake this off: kalıcı bir duygu veya etkiden kurtulamamak

can't shake this off ifadesinde shake off mecazidir: istenmeyen bir duygu veya etkiden kurtulmak ya da toparlanmak anlamına gelir. Buradaki this, fiziksel bir nesneyi değil, sınavdaki bir başarısızlıktan sonra hissedilen kötü duyguyu belirtir. Can't, kişi yoluna devam etmeye çalışsa bile duygunun onu hâlâ etkilediğini gösterir. Bu kalıp duygular, endişeler, yorgunluk ve hastalığın hafif etkileri için kullanılabilir.

Alıştırma

I still can't shake this off. cümlesinde this kötü bir duyguyu belirtiyorsa cümlenin anlamı nedir?

  1. Fiziksel bir nesneyi sallayamıyorum.
  2. Kötü duygu beni hâlâ etkiliyor.
  3. Bu duyguya neyin neden olduğunu unuttum.
Cevabı göster

Kötü duygu beni hâlâ etkiliyor.

Dilbilgisi

like they can: can sonrasında yinelenen fiil öbeğinin düşürülmesi

Burada like bir karşılaştırma başlatır. like they can yapısında, daha önce kullanıldığı için shake this off fiil öbeği can sözcüğünden sonra düşürülür. Tam anlamı “like they can shake this off” şeklindedir. İngilizcede eksik sözcükler açıkça anlaşılıyorsa bir modal yardımcı fiilden sonra yinelenen fiil öbeği sıkça söylenmez. Bu nedenle bir yan cümle can, will veya should ile bitse de anlam bakımından tamamlanmış olabilir.

Alıştırma

“Jon can't lift the box as easily as Sara can” cümlesinde sondaki can sözcüğünden sonra hangi sözcükler anlaşılır?

  1. lift the box
  2. help Jon
  3. open the box
Cevabı göster

lift the box

But should you really be trying to look on the bright side? Deyimler

0:29

Ama gerçekten de olayların iyi tarafını görmeye çalışmalı mısın?

Deyimler

look on the bright side: olumlu yönüne odaklanmak

Look on the bright side, zor veya hayal kırıklığı yaratan bir durumun daha olumlu ya da umut verici yönüne odaklanmak anlamına gelen bir deyimdir. Bright side, bir nesnenin fiziksel olarak daha aydınlık olan tarafını anlatmaz. Buradaki soru doğrudan iyimser olmayı önermiyor. Olumlu bir bakış açısı edinmeye çalışmanın gerçekten yararlı veya uygun olup olmadığını sorguluyor.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir durumun olumlu yönüne odaklanmak” anlamına gelen deyimin aynısıyla tamamlayın: We missed the bus, but let's ____ and enjoy the extra time together.

Cevabı göster

look on the bright side

And is controlling our emotions even possible in the first place? Notlar

0:32

Peki duygularımızı kontrol etmek en başta mümkün mü?

Dilbilgisi

controlling our emotions: özne olan isim-fiil grubu

Controlling our emotions bir isim-fiil grubudur. -ing biçimi, control eylemini hakkında konuşulabilen bir etkinlik olarak sunar ve Is controlling our emotions even possible? cümlesinde grubun tamamı is fiilinin öznesidir. Cümlenin çekimli fiili is olduğu için controlling burada şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. Bu yapı, Learning from mistakes takes time. örneğinde olduğu gibi bir etkinliği cümlenin konusu yapar.

Alıştırma

Is controlling our emotions possible? cümlesinde controlling our emotions nedir?

  1. Is ile birlikte şimdiki zaman oluşturan bölüm
  2. Özne görevi yapan bir isim-fiil grubu
  3. Emotions sözcüğünü niteleyen bir sıfat
Cevabı göster

Özne görevi yapan bir isim-fiil grubu

Kalıp ifadeler

in the first place: temel bir varsayımı sorgulamak

Burada in the first place, temel varsayımın gerçekten doğru olup olmadığını sorar. Even possible ile birlikte tartışmayı önce çözülmesi gereken soruya geri götürür: duygularımızı kontrol etmek gerçekten mümkün mü? Bu ifade, Why did we start in the first place? örneğinde olduğu gibi başlangıçtaki nedeni de sorabilir. Bu kullanımda place bir yeri veya sıralamadaki konumu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede başlangıçtaki bir nedeni sorgulamak için in the first place kullanılmıştır?

  1. Why did we book this room in the first place?
  2. Her design won first place.
  3. At first, the room looked smaller.
Cevabı göster

Why did we book this room in the first place?

The answer to the last question is a definitive yes. Kelime

0:37

Son sorunun cevabı kesin bir evet.

Kelime

a definitive yes: açık ve kesin bir olumlu yanıt

a definitive yes ifadesinde yes, olumlu bir yanıt anlamında isim olarak kullanılır; bu nedenle önünde a artikeli bulunur. Definitive, belirsizlik içermeyen, açık ve kesin demektir. Bu ifade yalnızca yes diye yanıt vermekle kalmaz; yanıtı karara bağlanmış ve güçlü biçimde desteklenen bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede a definitive yes ne anlama geliyor?

  1. Yes sözcüğünün tanımı.
  2. Daha sonra değişebilecek belirsiz bir yanıt.
  3. Açık ve kesin bir olumlu yanıt.
Cevabı göster

Açık ve kesin bir olumlu yanıt.

There are numerous strategies for regulating our emotions, Kalıp ifadeler

0:41

Duygularımızı düzenlemek için sayısız strateji vardır,

Kalıp ifadeler

strategies for regulating: strategy for + fiilin -ing biçimi

strategies for regulating our emotions ifadesinde for, stratejilerin ele aldığı amacı veya sorunu belirtir. Regulating our emotions, duyguları tamamen ortadan kaldırmak değil, onları nasıl yaşadığımızı ve ifade ettiğimizi yönetmek demektir. For burada bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: strategy/strategies for + verb-ing. strategies for regulate değil, strategies for regulating denir.

Alıştırma

Cümleyi parantezdeki fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: We need a strategy for ____ customer complaints. (handle)

Cevabı göster

handling

and one framework to understand these techniques is called the process model. Kültür

0:45

ve bu teknikleri anlamaya yönelik çerçevelerden birine süreç modeli denir.

Kültür

psikolojik bir çerçeve olarak the process model

Bu cümlede the process model, psikolojik bir çerçevenin adıdır. Duyguların oluşumunu aşamalardan meydana gelen bir süreç olarak ele alır; böylece psikologlar düzenlemenin hangi noktada yapılabileceğini inceleyebilir. Burada model, bir şeyi açıklamak ve analiz etmek için kullanılan düzenli bir çerçeve demektir; kıyafet tanıtan kişi anlamına gelmez. Bu terim, sonraki açıklamada kullanılacak çerçeveyi tanıtır.

Alıştırma

Bu cümlede the process model ne anlama gelir?

  1. Kıyafet tanıtan bir kişi
  2. Duyguların nasıl oluştuğunu analiz etmeye yarayan psikolojik bir çerçeve
  3. Bir nesnenin küçük fiziksel kopyası
Cevabı göster

Duyguların nasıl oluştuğunu analiz etmeye yarayan psikolojik bir çerçeve

Psychologists use this tool to identify where and how to intervene in the process that forms our emotions. Dilbilgisi

0:50

Psikologlar bu aracı, duygularımızı oluşturan süreçte nereye ve nasıl müdahale edileceğini belirlemek için kullanırlar.

Dilbilgisi

where and how to intervene: mastarla kullanılan eş görevli soru sözcükleri

Where ve how eş görevli soru sözcükleridir ve ikisi de to intervene mastarına bağlanır. Where eylemin yapılacağı noktayı veya aşamayı, how ise yöntemi sorar. İfadenin tamamı identify fiilinden sonra gelen gömülü bir soru sözcüğü + mastar yan cümlesidir. İki ayrı doğrudan soru sormak yerine belirlenmesi gereken iki unsuru —yer veya aşama ile yöntemi— bir arada ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle, tek bir mastarı paylaşan iki soru sözcüğünü doğru biçimde eş görevli kullanır?

  1. We need to decide when to and how respond.
  2. We need to decide when and how responding.
  3. We need to decide when and how to respond.
Cevabı göster

We need to decide when and how to respond.

That process has four steps.

0:57

Bu süreç dört adımdan oluşur.

First, we enter a situation, Anlatım akışı

0:59

İlk olarak, bir duruma gireriz,

Anlatım akışı

İlk adımı gösteren bir işaret olarak First,

First, bir açıklamanın veya sürecin ilk aşamasını başlatan bir söylem işaretidir. Burada bilgiyi düzenler ve dinleyiciye bunun ilk adım olduğunu bildirir. Bir duruma girmenin ilk kez gerçekleştiği anlamına gelmez. first, next, then ve finally gibi sözcükler, dinleyicilerin fikirlerin sırasını takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede First, ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Açıklamanın ilk aşamasını belirtir.
  2. Olayın daha önce hiç yaşanmadığını söyler.
  3. Konuşanın yarışı birinci bitirdiğini söyler.
Cevabı göster

Açıklamanın ilk aşamasını belirtir.

real or imagined, Kalıp ifadeler

1:02

gerçek veya hayal edilen,

Kalıp ifadeler

Kısaltılmış bir niteleyici olarak real or imagined

Real or imagined, önceki situation ismini kısaltılmış biçimde niteler: durum gerçekten var olabilir ya da zihinde oluşturulmuş olabilir. Real ve imagined burada paralel niteleyiciler olarak görev yapar. Imagined ana fiil değildir; bu ifade a real situation or an imagined situation sözlerini tekrarlamadan iki olasılığı da hızlıca kapsar.

Alıştırma

a situation, real or imagined ifadesinde real or imagined bize ne anlatır?

  1. Durum hayal edilenden gerçeğe dönüşüyor.
  2. Durum gerçek olabilir ya da yalnızca zihinde canlandırılmış olabilir.
  3. Birisi duruma nasıl gireceğini hayal ediyor.
Cevabı göster

Durum gerçek olabilir ya da yalnızca zihinde canlandırılmış olabilir.

and that draws our attention. Kalıp ifadeler

1:03

ve bu bizim dikkatimizi çeker.

Kalıp ifadeler

that draws our attention: birinin dikkatini çekmek

that draws our attention ifadesinde draw, “birinin fark etmesini sağlamak” anlamına gelir; “resim çizmek” anlamında değildir. Özne olan that, dikkati çeken şeyi belirtir ve draws tekil özneyle uyumludur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı something draws someone's attention to a person, thing, or issue şeklindedir. Bir şeyin, birinin dikkatini bir kişiye, nesneye veya konuya yöneltmesini anlatır. Buradaki gibi to ile başlayan bir bölüm yoksa dikkatin yöneldiği şey bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

“The warning draws our attention to the loose cable” ne anlama gelir?

  1. Gevşek kabloyu bilerek görmezden geliriz.
  2. Uyarı, gevşek kablonun resmini oluşturur.
  3. Uyarı, gevşek kabloyu fark etmemizi sağlar.
Cevabı göster

Uyarı, gevşek kabloyu fark etmemizi sağlar.

Then we evaluate or appraise the situation and whether it helps or hinders our goals. Notlar

1:06

Sonra durumu ve hedeflerimize yardımcı olup olmadığını veya engelleyip engellemediğini değerlendiririz.

Kelime

evaluate or appraise: bir durumu değerlendirmek

Evaluate or appraise, anlamları birbirine çok yakın iki fiil sunar. Burada appraise, durumu değerlendirmek veya yargılamak, özellikle de durumun bir kişinin ihtiyaçları ya da hedefleri açısından ne anlama geldiğini belirlemek demektir. or, daha bilinen evaluate fiilinin ardından daha resmî ve teknik olan appraise fiilini tanıtır. Psikolojide appraisal, bir olayın yararlı, zararlı, tehdit edici veya ilgili olup olmadığını yorumlamayı sıkça ifade eder.

Alıştırma

Bir durumu değerlendirmekle ilgili bu resmî cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? The researchers ___ how the event affected each person's goals.

  1. celebrated
  2. appraised
  3. praised
Cevabı göster

appraised

Kalıp ifadeler

helps or hinders our goals: hedeflerimizi destekler mi, engeller mi

Bu cümlede helps or hinders, etkinin birbirine zıt iki yönünü sunar. Durum, hedeflere doğru ilerlemeyi destekleyebilir ya da bu ilerlemeyi zorlaştırabilir; or, iki etkinin aynı anda gerçekleştiğini değil, alternatif olasılıkları gösterir. Bu dengeli yapı, bir seçimin, kuralın veya koşulun hedefi nasıl etkilediğini değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “desteklemek veya engellemek” anlamındaki dengeli fiil çiftiyle tamamlayın: A new routine can ____ our progress, depending on how we use it.

Cevabı göster

help or hinder

Finally, this appraisal leads to a set of changes in how we feel, think, and behave, known as an emotional response. Notlar

1:12

Son olarak, bu değerlendirme hissetme, düşünme ve davranma şeklimizde bir dizi değişikliğe yol açar, buna duygusal tepki denir.

Kalıp ifadeler

appraisal leads to a set of changes: değerlendirme bir dizi değişikliğe yol açar

Appraisal nedendir ve leads to bunun sonucunu tanıtır. Appraisal tekil olduğu için fiil leads biçimindedir; sonuç to sözcüğünden sonra gelir. A set of changes, tek bir değişikliği belirtmek yerine birbiriyle ilişkili birkaç değişikliği bir grup olarak sunar. A leads to a set of + çoğul isim yapısı, bir nedenin birden fazla sonuç doğurmasını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “birbiriyle ilişkili birkaç değişikliğe neden olur” anlamındaki hedef neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: One change in the school schedule often ____ changes in family routines.

Cevabı göster

leads to a set of

Anlatım akışı

how we feel, think, and behave: üç ögeli paralel bir liste

how we feel, think, and behave yan cümlesi değişimleri üç paralel alanda düzenler: duygular, düşünceler ve davranışlar. Feel, think ve behave, we öznesini paylaşan üç fiildir. Dengeli üç ögeli bir liste, soyut bir açıklamayı takip etmeyi kolaylaştırır. Sondaki and son ögeyi işaret eder; ortak özne ise her fiilden önce we sözcüğünün tekrarlanmasını önler.

Alıştırma

Hangi cümlede üç değişim alanını düzenlemek için how sözcüğünden sonra üç paralel fiil kullanılmıştır?

  1. The new routine changes our daily life in many ways.
  2. The new routine changes how we eat, sleep, and exercise.
  3. The new routine changes how we eat, sleeping, and exercise.
Cevabı göster

The new routine changes how we eat, sleep, and exercise.

Kalıp ifadeler

known as an emotional response: bir terimi tanıtma

known as an emotional response, daha önce açıklanan değişimler bütününe bir ad verir. Burada known as “... olarak adlandırılan” anlamındadır; an emotional response terimin adıdır, başka bir eylem değildir. Virgülden sonra kısaltılmış bir edilgen yan cümle gelir. Yapı which is known as an emotional response biçiminde açılabilir; bu yüzden açıklayıcı metinler bu kalıpla önce bir şeyi açıklar, sonra adını verir.

Alıştırma

“Adlandırılan” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The process of adjusting to a new environment is ____ adaptation.

Cevabı göster

known as

Each step of this process offers an opportunity to consciously intervene and change our emotions. Kalıp ifadeler

1:22

Bu sürecin her adımı bilinçli olarak müdahale etmek ve duygularımızı değiştirmek için bir fırsat sunar.

Kalıp ifadeler

offers an opportunity to consciously intervene: bilinçli olarak müdahale etme fırsatı sunmak

offer an opportunity to + fiilin yalın hâli kalıbı, “bir şeyi yapma fırsatı sunmak” anlamına gelir. Burada offers, Each step öznesiyle uyumludur; to consciously intervene ise fırsatın mümkün kıldığı eylemi belirtir. Consciously, intervene fiilini niteler: eylem otomatik değil, bilinçli ve kasıtlıdır. Bu kalıp, bir şeyin bilinçli bir tepki için alan açtığı durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir adımın bilinçli olarak müdahale etme fırsatı sunduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. This step consciously offers by intervening.
  2. This step offers an opportunity to consciously intervene.
  3. This step offers an opportunity consciously intervening.
Cevabı göster

This step offers an opportunity to consciously intervene.

And the process model outlines what strategies we might try at each phase. Anlatım akışı

1:29

Ve süreç modeli her aşamada hangi stratejileri deneyebileceğimizi ana hatlarıyla belirtir.

Anlatım akışı

outlines what strategies we might try: deneyebileceğimiz stratejileri ana hatlarıyla açıklar

Burada outlines, “ana noktalarını verir” anlamındadır. what strategies we might try bölümü, modelin neyi özetlediğini belirtir. Bu ifade bir yönlendirme işareti gibi çalışır: dinleyiciyi bütün ayrıntılara değil, her aşamadaki olası stratejilerin düzenli bir genel görünümüne hazırlar. Might, stratejileri emir olarak değil, olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir rehberin ana içeriğini önceden göstermek için outlines fiilini doğal biçimde kullanır?

  1. The guide outlines around the steps we might take next.
  2. The guide outlines what steps we might take next.
  3. The guide outlines what steps might we take next.
Cevabı göster

The guide outlines what steps we might take next.

To see this in action, Anlatım akışı

1:33

Bunu pratikte görmek için,

Anlatım akışı

To see this in action: açıklamadan örneğe geçiş

To see this in action, bir açıklamadan somut bir örneğe veya gösterime geçiş ifadesidir. Buradaki this, az önce tanıtılan süreç modeline gönderme yapar; in action ise yalnızca “harekete geçmek” değil, “gerçekten çalışırken” anlamına gelir. Baştaki amaç ifadesi, sıradaki örneğin neden verildiğini açıklar: fikrin uygulamada nasıl çalıştığını gösterecektir. Böylece dinleyici, soyut açıklamadan gözlemlenebilir bir kanıta geçişi takip edebilir.

Alıştırma

“Uygulamada nasıl çalıştığını gözlemlemek” anlamındaki kalıplaşmış geçiş ifadesini tamamlayın: To see this ____, watch the short demonstration.

Cevabı göster

in action

let's imagine you've been invited to the same party as your least favorite ex and their new partner. Notlar

1:35

en sevmediğin eski sevgilin ve onun yeni partneriyle aynı partiye davet edildiğini hayal edelim.

Anlatım akışı

Let's imagine you've been invited to: varsayımsal bir durum kurmak

Let's imagine, dinleyicileri birlikte varsayımsal bir duruma girmeye davet eder. Bu cümlede ortak bir örnek kurar; davetin gerçekten gerçekleştiğini iddia etmez. You've been invited, present perfect edilgen yapısıdır: you've, you have anlamına gelir; been invited ise birinin seni davet ettiğini belirtir. Odak, daveti kimin gönderdiğinde değil, daveti aldıktan sonraki durumundadır; ardından gelen to, etkinliği veya yeri tanıtır.

Alıştırma

Davet aldığını belirten present perfect edilgen ifadeyle varsayımsal durumu tamamlayın: Let's imagine ____ a science fair.

Cevabı göster

you've been invited to

Kelime

your least favorite ex: daha yumuşak bir olumsuz sıralama

your least favorite ex ifadesinde least favorite, eski partneri tercih sıralamasının en altına koyar; yani “en az sevdiğin eski partner” demektir. Genellikle the ex you hate ifadesinden daha yumuşak ve bazen daha şakacı duyulur. Buradaki ex, geçmişte romantik ilişki yaşanmış kişiyi belirten bir isimdir. Evlilik olup olmadığını göstermez; bu nedenle genel olarak “eski partner” anlamını vermek en güvenlisidir.

Alıştırma

Bu cümlede your least favorite ex ne anlama geliyor?

  1. En az sevdiğin eski partner.
  2. Eski partnerinin yeni partneri.
  3. Hâlâ en çok sevdiğin eski partner.
Cevabı göster

En az sevdiğin eski partner.

Your first strategy could be avoiding the situation altogether by skipping the party. Notlar

1:41

İlk stratejin partiye gitmeyerek durumdan tamamen kaçınmak olabilir.

Kalıp ifadeler

avoiding the situation altogether: durumdan tamamen kaçınmak

avoiding the situation altogether ifadesinde altogether “tamamen” veya “bütünüyle” anlamına gelir. Avoiding eylemini güçlendirir: kişi yalnızca teması azaltmaz, o duruma hiç girmez veya durumla hiç ilgilenmez. By ile başlayan bölüm yöntemi gösterir: partiye gitmemek, durumdan tamamen kaçınmanın yoludur.

Alıştırma

Cümleyi all together ile karşılaştırılan tek kelimelik biçimle tamamlayın: To prevent another delay, we avoided the risky route ____.

Cevabı göster

altogether

Dilbilgisi

by skipping the party: yöntemi gösteren by + -ing

Bu cümlede by skipping the party, kişinin durumdan nasıl kaçınabileceğini açıklar. Burada by, “şu yöntemle” anlamına gelir; skipping the party ise partiye katılmamayı seçmek demektir. By bu anlamda kullanıldığında ardından fiilin -ing biçimi gelir: by + fiil-ing. Bu yapı, bir sonucu veya hedefi ona ulaşmak için kullanılan eyleme bağlar.

Alıştırma

Cümleyi by + take fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Nina saved time ____ the shortcut.

Cevabı göster

by taking

But if you do attend, Dilbilgisi

1:47

Ancak eğer katılırsan,

Dilbilgisi

if you do attend: koşulda olumlu fiili vurgulayan do

Burada do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. If you do attend ifadesinde olumlu attend fiilini güçlendirir ve “gerçekten katılırsanız” anlamı verir. Do, attend fiilinin yerini almaz; fiilin yalın biçiminden önce vurgu ekler. Bu vurgu, katılmayı daha önceki gitmeme seçeneğiyle karşılaştırır. if + özne + do/does/did + fiilin yalın biçimi kalıbı, beklenmedik veya belirsiz olabilecek olumlu bir olasılığı öne çıkarabilir.

Alıştırma

Olumlu fiili vurgulayan yardımcı fiili ekleyin: If you ____ need help, tell me.

Cevabı göster

do

you could also try modifying the situation Kültür

1:48

durumu değiştirmeyi de deneyebilirsin

by choosing not to interact with your ex. Kalıp ifadeler

1:52

eski sevgilinle etkileşime girmemeyi seçerek.

Kültür

try modifying the situation: dış durumu değiştirmek

Burada modifying the situation, bir duygu düzenleme stratejisinin adıdır: dış durumdaki bir şeyi değiştirerek bu durumun seni farklı biçimde etkilemesini sağlamaktır. by ifadesinden sonraki bölüm, yapılan somut değişikliği gösterir. Eski sevgiliyle etkileşime girmemeyi seçmek, duyguyu doğrudan değiştirmeye çalışmak yerine sosyal durumu değiştirir.

Alıştırma

Bu cümlede try modifying the situation ne anlama geliyor?

  1. Durumun yazılı açıklamasını düzenlemeyi denemek
  2. Durumu değiştirmeden duyguyu gizlemeyi denemek
  3. Dış sosyal durumda bir şeyi değiştirmeyi denemek
Cevabı göster

Dış sosyal durumda bir şeyi değiştirmeyi denemek

Kalıp ifadeler

choosing not to interact with: choose not to + fiilin yalın hâli

Choose not to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmamaya bilinçli olarak karar vermek anlamına gelir. choosing not to interact with ifadesinde not, choosing sözcüğünü değil interact eylemini olumsuz yapar. Interact with someone, biriyle iletişim kurmak, ona yanıt vermek veya başka bir şekilde karşılıklı temasa katılmak anlamına gelir. Bu nedenle ifade, etkileşime girmemeye karar vererek sınır koymayı anlatabilir.

Alıştırma

Etkileşime girmemeye bilinçli olarak karar verildiğini göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamla: Maya protected her study time by ____ the people sending distracting messages.

Cevabı göster

choosing not to interact with

If that's proving difficult, Dilbilgisi

1:55

Eğer bu zor görünüyorsa,

Dilbilgisi

If that's proving difficult: prove + sıfat

prove + sıfat yapısında prove, ‘sonuçta … olduğu anlaşılmak’ veya ‘… olduğu ortaya çıkmak’ anlamına gelebilir. Buradaki that, eski sevgiliyle etkileşimden kaçınmayı ifade eder; bu yüzden that's proving difficult, kişi bunu denedikçe işin zor olduğunun ortaya çıktığı anlamına gelir. Burada prove, birine bir gerçeği kanıtlamak anlamında değildir. İlerleyen zamanı gösteren is proving, ifadeye hareketlilik katar: Devam eden deneme sırasında yaşanan deneyim, zorluğu giderek görünür hâle getirir.

Alıştırma

Devam eden bir denemenin bir sorunu ortaya çıkardığını göstermek için prove fiilinin ilerleyen zaman biçimini kullanın: Finding a quiet room is ____.

Cevabı göster

proving difficult

you might want to shift your attention, Kalıp ifadeler

1:56

dikkatini başka yöne çekmek isteyebilirsin,

Kalıp ifadeler

shift your attention: odağı değiştirmek

Shift your attention, odağını bilinçli olarak bir şeyden başka bir şeye yönlendirmek demektir. Burada shift, bir nesnenin fiziksel hareketini değil, soyut bir odağın değişmesini anlatır. Yeni odağı to ile belirtin: shift your attention to the instructions. Hem başlangıç hem de hedef önemliyse from A to B kullanın: shift your attention from the noise to your breathing. İyelik ifadesi de shift our attention veya shift their attention örneklerindeki gibi değişebilir.

Alıştırma

Hangi cümle birine odağını gürültüden nefesine yönlendirmesini doğal biçimde söyler?

  1. Pay attention to both the noise and your breathing.
  2. Draw everyone's attention to the noise.
  3. Shift your attention from the noise to your breathing.
Cevabı göster

Shift your attention from the noise to your breathing.

maybe by playing a game with your friends

1:59

belki arkadaşlarınla bir oyun oynayarak

rather than focusing on your ex's new partner. Dilbilgisi

2:01

eski sevgilinin yeni partnerine odaklanmak yerine.

Dilbilgisi

rather than focusing on: bir eylemin yerine başka bir eylem seçmek

Bu cümlede rather than, seçilmeyen eylemi, yani focusing on the ex's new partner eylemini tanıtır. Bu eylem playing a game with friends ile karşılaştırılır. A rather than B kalıbı, B yerine A'yı seçmek veya yapmak anlamına gelir. Burada playing ve focusing sözcüklerinin ikisi de -ing biçimindedir; bu nedenle iki seçenek açıkça karşılaştırılır.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun söylentilere odaklanmak yerine notlarını gözden geçirerek hazırlandığını anlatır?

  1. Leo prepared for the meeting by reviewing his notes rather than focusing on rumors.
  2. Leo prepared for the meeting by reviewing his notes while focusing on rumors.
  3. Leo prepared for the meeting by reviewing his notes because he was focusing on rumors.
Cevabı göster

Leo prepared for the meeting by reviewing his notes rather than focusing on rumors.

Another option would be to reevaluate how you think about the situation. Notlar

2:03

Başka bir seçenek de durum hakkındaki düşüncelerini yeniden değerlendirmek olabilir.

Anlatım akışı

Another option would be to: ek bir öneri sunmak

Another option, daha önce olası bir eylemden söz edildiğini ve şimdi yeni bir eylemin sunulacağını belirtir. Dinleyicilerin öneri listesini takip etmesine yardımcı olur. Would be to, eylemi bir emir olarak değil, bir olasılık olarak sunar. to sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimini kullanın: to reevaluate.

Alıştırma

Ek bir seçeneği nazikçe sunan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ move the meeting online.

Cevabı göster

Another option would be to

Kalıp ifadeler

reevaluate how you think about the situation: duruma bakış biçimini yeniden değerlendirmek

reevaluate how you think about something, bir şeyi anlama veya yorumlama biçimini yeniden incelemek demektir. Bu cümlede reevaluate fiilinin nesnesi, how you think about the situation yan cümlesinin tamamıdır. Odak noktası mutlaka gerçekler değil, sizin bakış açınızdır. Yeni bir yorumun kararı veya duygusal tepkiyi değiştirebileceği durumlarda bu yapı kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki beş sözcüklük kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: Before reacting, try to ____ the problem.

Cevabı göster

reevaluate how you think about

After seriously reappraising things, Kelime

2:09

Olayları ciddi bir şekilde yeniden değerlendirdikten sonra,

Kelime

After seriously reappraising things: durumu ciddi biçimde yeniden değerlendirdikten sonra

After + -ing biçimi, sonraki yan cümlenin zamanını belirler: reappraising eylemi önce gerçekleşir. Reappraising, bir şeyi çoğu zaman yeni bir açıdan yeniden değerlendirmek veya yorumlamak demektir. Seriously, hızlı bir tepkiyi değil dikkatli düşünmeyi gösterir. Buradaki things, fiziksel nesneleri değil, genel olarak mevcut durumu veya koşulları anlatır.

Alıştırma

After seriously reappraising things, başlangıç ifadesi ne anlatır?

  1. Sonraki olaydan önce durum hakkında düşünmekten kaçındılar.
  2. Sonraki olaydan önce birkaç nesneyi övdüler.
  3. Sonraki olaydan önce durumu dikkatle yeniden değerlendirdiler.
Cevabı göster

Sonraki olaydan önce durumu dikkatle yeniden değerlendirdiler.

you might realize that you don't care who your ex dates. Dilbilgisi

2:11

eski sevgilinin kiminle çıktığını umursamadığını fark edebilirsin.

Dilbilgisi

don't care who your ex dates: cümle içindeki wh yan tümcesinin sözcük dizilişi

don't care who your ex dates ifadesinde who your ex dates, cümle içine yerleşmiş bir wh yan tümcesidir. Önemsenmeyen bilginin ne olduğunu, yani eski sevgilinin çıktığı kişinin kimliğini belirtir. Bu yan tümce doğrudan bir soru değil, daha büyük bir bildirme cümlesinin parçası olduğu için düz cümle dizilişini kullanır: who + your ex + dates. Yeniden kullanılabilecek kalıp care ya da don't care + who, what veya whether + özne + fiildir.

Alıştırma

Konuşan kişinin Maya'nın pikniğe kimi davet edeceği konusunda bir tercihi olmadığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. I don't care who invites Maya to the picnic.
  2. I don't care who Maya invites to the picnic.
  3. I don't care who does Maya invite to the picnic.
Cevabı göster

I don't care who Maya invites to the picnic.

If none of these strategies work, Anlatım akışı

2:15

Eğer bu stratejilerin hiçbiri işe yaramazsa,

Anlatım akışı

If none of these strategies work: yedek adıma geçiş

If none of these strategies work, daha önce sözü edilen bütün stratejilerin başarısız olduğu durumu koşul olarak belirler. None of these, bilinen bu gruba geri gönderme yapar; var olan bütün olası stratejileri ifade etmez. Bir tavsiye dizisinde bu if yan tümcesi mevcut listeyi kapatır ve dinleyiciye sıradaki yönergenin yedek bir adım olduğunu bildirir. Tam bir cümlede ardından gelen ana tümce bu adımı verir.

Alıştırma

Bir yönerge dizisinde If none of these strategies work neyi bildirir?

  1. Olası bütün stratejiler her zaman başarısız olacaktır.
  2. Konuşan kişi listelenen her stratejiyi ayrıntılı olarak açıklamak üzeredir.
  3. Sıradaki adım, listelenen bütün stratejilerin başarısız olduğu durumda kullanılan yedek bir adımdır.
Cevabı göster

Sıradaki adım, listelenen bütün stratejilerin başarısız olduğu durumda kullanılan yedek bir adımdır.

you can always try tempering your emotional response after the fact. Notlar

2:16

olaydan sonra duygusal tepkini yatıştırmayı her zaman deneyebilirsin.

Kelime

Duygusal tepkinizi yumuşatmak

Tempering your emotional response, duygusal tepkiyi daha az yoğun ve daha kontrollü hâle getirmek demektir. Burada temper, yumuşatmak veya ölçülü hâle getirmek anlamında bir fiildir; öfkelenmeye yatkınlığı anlatan temper ismi değildir. Bu ifade, duyguyu tamamen ortadan kaldırmak yerine onun şiddetini ayarlamayı anlatır. temper + nesne yapısında nesne, neyin yumuşatıldığını belirtir.

Alıştırma

Örnekte tempering your emotional response ne anlama geliyor?

  1. Bütün duyguları tamamen sona erdirmek
  2. Tepkinin şiddetini azaltmak
  3. Tepkiyi olabildiğince güçlü göstermek
Cevabı göster

Tepkinin şiddetini azaltmak

Kalıp ifadeler

after the fact: olaydan sonra

After the fact, bir olay gerçekleştikten veya bir karar verildikten sonraki zamanı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Örnekte önce duygusal tepki ortaya çıkar, onu yumuşatma girişimi ise daha sonra gelir. Bu ifadede fact yalnızca doğru bir önerme anlamına gelmez. Zaten tamamlanmış olayı veya durumu belirtir; bu nedenle ifade, sonradan yapılan bir keşfi, açıklamayı, düzeltmeyi ya da başka bir tepkiyi çerçevelemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Keşfin ancak satın alma işlemi tamamlandıktan sonra gerçekleştiğini anlatan dersin kalıplaşmış ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We learned about the extra fee ____.

Cevabı göster

after the fact

But this can be tricky.

2:22

Ancak bu zor olabilir.

Many of the easiest ways to do this,

2:23

Bunu yapmanın en kolay yollarının çoğu,

like hiding your emotions or trying to change them with recreational drugs, Kelime

2:25

duygularını saklamak veya eğlence amaçlı uyuşturucularla onları değiştirmeye çalışmak gibi,

Kelime

recreational drugs: tıbbi olmayan amaçlarla madde kullanımı

Recreational drugs, bir sağlık sorununu tedavi etmek yerine keyif almak ya da ruh hâlini veya bilinci değiştirmek gibi tıbbi olmayan nedenlerle kullanılan psikoaktif maddeleri ifade eder. Bu cümlede with recreational drugs, birinin duygularını hangi araçla değiştirmeye çalışabileceğini gösterir. Recreational sözcüğü kullanım amacını anlatır; sağlıklı bir boş zaman etkinliği ya da bu maddelerin güvenli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede recreational drugs ne anlama gelir?

  1. Spor ve diğer boş zaman etkinliklerinde kullanılan ekipmanlar
  2. Çoğunlukla ruh hâlini veya bilinci değiştirmek için, tıbbi olmayan amaçlarla kullanılan maddeler
  3. Bir sağlık sorununu tedavi etmek için talimatlara uygun alınan ilaçlar
Cevabı göster

Çoğunlukla ruh hâlini veya bilinci değiştirmek için, tıbbi olmayan amaçlarla kullanılan maddeler

generally lead to more negative feelings Kalıp ifadeler

2:30

genellikle daha olumsuz hislere

Kalıp ifadeler

generally lead to more negative feelings: genellikle görülen bir sonuç

Lead to, neden ile sonucu bağlayan bir yapıdır. Özne nedeni belirtir; to’dan sonra gelen isim grubu veya -ing biçimi ise sonucu belirtir. Buradaki sonuç more negative feelings ifadesidir. Generally, “genellikle” veya “çoğu durumda” anlamına gelir. İddiayı daha az kesin hâle getirir: Sonuç her seferinde gerçekleşmesi garanti edilen bir şey değil, yaygın bir eğilimdir.

Alıştırma

Genellikle görülen ancak kesin olmayan bir sonucu anlatmak için cümleyi dersteki ifadelerle tamamlayın: Unclear messages ____ ____ more confusion.

Cevabı göster

generally · lead to

and health concerns in the long term. Kalıp ifadeler

2:32

ve uzun vadede sağlık sorunlarına yol açar.

Kalıp ifadeler

in the long term: uzun vadeli sonuçlar

Burada in the long term, uzun bir zaman diliminde neler olduğunu değerlendirdiğinizde anlamına gelir. Sağlıkla ilgili endişeleri hemen ortaya çıkan sonuçlar olarak değil, daha sonra görülen veya zamanla biriken etkiler olarak sunar. Bu ifadede term, okul dönemi veya teknik terim değil, bir zaman aralığı anlamındadır. Bu zaman çerçevesi, anlık bir sonucu daha uzun vadeli bir sonuçla karşılaştırmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new insulation costs more now, but it will save us money ____.

Cevabı göster

in the long term

More sustainable strategies here include going for a long walk, Notlar

2:35

Buradaki daha sürdürülebilir stratejiler arasında uzun bir yürüyüşe çıkmak,

Kelime

More sustainable strategies: sürdürülebilen yöntemler

Burada More sustainable strategies, zaman içinde kullanılmaya devam edilebilecek kadar gerçekçi ve yönetilebilir yöntemler anlamına gelir. Sustainable yalnızca çevre konularıyla sınırlı değildir; bir yöntemin aşırı maliyet, çaba veya zarar olmadan sürdürülüp sürdürülemeyeceğini de anlatabilir. More bir karşılaştırma yapar: Başka bir seçenek kısa süre için yararlı görünse bile bu stratejiler alternatiflerden daha kolay sürdürülebilir.

Alıştırma

Örnekte More sustainable strategies ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca çevreyi korumak için kullanılan yöntemler
  2. Zaman içinde daha kolay ve güvenli biçimde sürdürülebilen yöntemler
  3. Sonradan sorun çıkarsa bile en hızlı sonuç veren yöntemler
Cevabı göster

Zaman içinde daha kolay ve güvenli biçimde sürdürülebilen yöntemler

Kalıp ifadeler

going for a long walk: go for + etkinlik kalıbı

Going for a long walk, genellikle egzersiz yapmak veya rahatlamak için oldukça uzun bir süre ya da mesafe yürümeye çıkmak anlamına gelir. İngilizcede go for a walk kalıbı doğal olarak kullanılır; walk a walk standart İngilizce değildir. Bu kalıpta for, yapılan etkinliği tanıtır: go for a walk, go for a run veya go for a swim. Bu ifadede “bir amaç uğruna” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi going for a long walk ifadesinin yalın hâliyle tamamlayın: After lunch, let's ____ by the river.

Cevabı göster

go for a long walk

taking slow deep breaths, Kalıp ifadeler

2:39

yavaş ve derin nefesler almak,

Kalıp ifadeler

taking slow deep breaths: take + breaths eş dizimi

Taking slow deep breaths, birkaç kez yavaş ve derin nefes almak anlamına gelir. İngilizcede tek bir nefes için take a breath, birden fazla nefes için take breaths kullanılır; do breaths doğal değildir. Slow ve deep sözcüklerinin ikisi de breaths sözcüğünü niteler. Slow nefesin hızını, deep ise nefes alıp vermenin ne kadar derin olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi take + breaths kalıbındaki çoğul isimle tamamlayın: Before you answer, take two slow, deep ____.

Cevabı göster

breaths

or talking with someone in your support system. Kelime

2:41

veya destek sistemindeki biriyle konuşmak yer alır.

Kelime

your support system: güvenebileceğiniz destek çevresi

Burada your support system, duygusal veya pratik yardım için başvurabileceğiniz kişilerden ve kaynaklardan oluşan ağı ifade eder. Aile, arkadaşlar, öğretmenler, danışmanlar veya toplum hizmetleri bu ağa dahil olabilir. Buradaki system, yazılım veya makine anlamına gelmez. Birbiriyle bağlantılı yardım kaynaklarını tek bir kişisel destek ağı olarak bir araya getirir.

Alıştırma

Bu cümlede your support system ne anlama geliyor?

  1. Düzenli olarak toplantı yapmak zorunda olan resmî bir grup.
  2. Yardım için güvenebileceğiniz insanlardan ve kaynaklardan oluşan bir ağ.
  3. Teknik destek sağlamak için kullanılan bir yazılım.
Cevabı göster

Yardım için güvenebileceğiniz insanlardan ve kaynaklardan oluşan bir ağ.

While using all these strategies well takes practice, Dilbilgisi

2:44

Tüm bu stratejileri iyi kullanmak pratik gerektirse de,

Dilbilgisi

While ... takes practice: ödünleme bildiren while

Burada While, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamına gelir. Yan cümle önce bir zorluğu —stratejileri iyi kullanmanın pratik gerektirdiğini— kabul eder; ardından ana cümle daha önemli noktayı verir. Using all these strategies well, takes fiilinin öznesi olarak kullanılan bir isim-fiil öbeğidir. Bu yan cümle virgülle bittiği için düşüncenin tamamlanması amacıyla ardından bir ana cümle gelmelidir.

Alıştırma

Altyazıdaki yan cümlede While ne anlama geliyor?

  1. … sırasında
  2. … olsa da
  3. …-e kadar
Cevabı göster

… olsa da

learning to notice your emotions Kalıp ifadeler

2:47

duygularını fark etmeyi öğrenmek

and reflect on where they're coming from is half the battle. Notlar

2:49

ve nereden geldiklerini düşünmek savaşın yarısıdır.

Kalıp ifadeler

learning to notice your emotions and reflect on where they're coming from: duyguları fark etmekten kaynakları üzerine düşünmeye

Vurgulanan bölüm, iki aşamalı bir öz farkındalık sürecini anlatır. Notice your emotions, ne hissettiğinin farkına varmak; reflect on where they're coming from ise bu duygulara neyin yol açtığını dikkatle düşünmek demektir. And, notice ile reflect fiillerini bağladığı için learning to iki eylem için de geçerlidir. Sıralama yararlı bir süreç sunar: önce duyguyu fark etmek, sonra kaynağını incelemek. Burada reflect on, bir şey üzerine dikkatle düşünmek demektir; bir görüntüyü yansıtmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Önce bir duyguyu fark etmeyi, ardından nedenini düşünmeyi anlatan aynı iki aşamalı süreci hangi cümle ifade eder?

  1. Maya reflected her anger in the mirror and tried not to notice it.
  2. After the argument, Maya noticed her anger and reflected on where it was coming from.
  3. After the argument, Maya forgot her anger and changed the subject.
Cevabı göster

After the argument, Maya noticed her anger and reflected on where it was coming from.

Kalıp ifadeler

where they're coming from: soyut bir kaynak veya neden

Bu cümlede they, emotions sözcüğünü ifade eder ve where they're coming from bu duyguların kaynağı ya da nedeni anlamına gelir. Buradaki where fiziksel bir konumu sormaz; soyut bir kökenle ilgili düşünceyi aktarır. Come from; duyguların, düşüncelerin, sorunların veya davranışların kaynağını anlatabilir. Where they're coming from, reflect on ifadesinden sonra gömülü bir yapı olduğu için soru sırası olan where are they coming from yerine düz cümle sırası olan where they are coming from kullanılır.

Alıştırma

Bir korkunun nedenini anlamak istediğinizi doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. I want to understand where this fear comes from.
  2. I want to understand where this fear is located.
  3. I want to understand where does this fear come from.
Cevabı göster

I want to understand where this fear comes from.

Deyimler

half the battle: önemli bir bölüm zaten tamamlandı

Half the battle, bir işin önemli ve çoğu zaman zor bir bölümünün zaten başarıldığını anlatan bir deyimdir. Tam olarak yüzde 50'nin tamamlandığı anlamına gelmez; battle burada bir zorlukla uğraşmanın benzetmesidir. Bu cümlede duyguların nereden geldiğini düşünmek, onları yönetmenin temel bir adımı olarak sunulur. Başka durumlarda da kullanılabilen X is half the battle yapısı, temel bir adımın tamamlanmasının gerisini daha kolay hâle getirdiğini vurgular.

Alıştırma

Önemli bir ilk adımın zaten tamamlandığını anlatan deyimle cümleyi tamamlayın: Identifying the real cause is ____.

Cevabı göster

half the battle

And once you've truly internalized that you can regulate your emotions, Notlar

2:52

Ve duygularınızı düzenleyebileceğinizi gerçekten içselleştirdiğinizde,

Dilbilgisi

once you've truly internalized that: bir düşünceyi derinden benimsedikten sonra

Once, tamamlanmış bir değişimin daha sonraki bir sonuca yol açtığı noktayı belirtir. You've internalized, present perfect yapısındadır: öğrenmenin gerçekleştiğini ve sonrasında hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Bir düşünceyi internalize etmek, onu düşünme veya davranma biçiminin bir parçası olacak kadar derinden benimsemektir. Bu cümlede that, you can regulate your emotions içerik yan cümlesini başlatır; truly ise bu inancın gerçekten benimsendiğini vurgular.

Alıştırma

‘Düşünceyi derinden kabul eder etmez’ anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ asking for help is a strength, teamwork becomes easier.

Cevabı göster

Once you've truly internalized that

Kalıp ifadeler

can regulate your emotions: duygularını düzenleyebilmek

Bu cümlede can regulate your emotions, “duygularını ne kadar güçlü hissettiğini veya nasıl ifade ettiğini ayarlayabilme” anlamına gelir. Regulate, duygusal tepkiyi duruma uygun olacak şekilde yönlendirmeyi anlatır; duyguyu yok etmek demek değildir. can + fiilin yalın hâli yapısı yetenek veya kapasite bildirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp regulate your emotions ifadesidir.

Alıştırma

Regulate your emotions ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Bir daha hiçbir duygu hissetmemek
  2. Tüm duygularını diğer insanlardan gizlemek
  3. Duygusal tepkilerini ayarlamak ve yönetmek
Cevabı göster

Duygusal tepkilerini ayarlamak ve yönetmek

doing so becomes much easier. Dilbilgisi

2:57

bunu yapmak çok daha kolay hale gelir.

Dilbilgisi

doing so: önceki bir eyleme gönderme

Doing so, “az önce belirtilen eylemi gerçekleştirmek” anlamına gelir. Burada regulate your emotions ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla cümle, duyguları düzenlemenin kolaylaştığını söyler. do so içindeki so, önceki eylemin yerine geçer; “o derece” anlamındaki derece bildiren so değildir. Bu gönderme, fiil öbeğinin tamamını tekrarlamayı önler ve cümleyi önceki içeriğe bağlar.

Alıştırma

Mina read the instructions before building the shelf. Doing so saved her time. Doing so neye gönderme yapıyor?

  1. saving time
  2. building the shelf
  3. reading the instructions before building the shelf
Cevabı göster

reading the instructions before building the shelf

But should you use these techniques to constantly maintain a good mood? Kalıp ifadeler

2:59

Ancak bu teknikleri sürekli iyi bir ruh halini korumak için kullanmalı mısın?

Kalıp ifadeler

constantly maintain a good mood: sürekli iyi bir ruh hâlini korumak

Maintain, “bir şeyi aynı düzeyde veya aynı durumda tutmak” anlamına gelebilir. Burada maintain a good mood, olumlu bir duygu durumunu sürdürmek demektir; herhangi bir şeyi onarmakla ilgili değildir. Constantly, bunu kesintisiz ya da tekrar tekrar yapma anlamını ekler. Bu soruda bu güçlü ifade, neredeyse her zaman olumlu kalmanın gerçekten hedef olması gerekip gerekmediğini sorgular.

Alıştırma

Bu soruda constantly maintain a good mood ne anlama geliyor?

  1. Olumlu bir ruh hâlini neredeyse her zaman sürdürmek
  2. Kötü bir ruh hâlinin zarar verdiği bir şeyi onarmak
  3. Nasıl hissettiğini kimse anlamasın diye bütün duyguları saklamak
Cevabı göster

Olumlu bir ruh hâlini neredeyse her zaman sürdürmek

That answer depends on how you define what makes a mood good. Dilbilgisi

3:04

Bu cevap, bir ruh halini iyi yapan şeyin ne olduğunu nasıl tanımladığına bağlıdır.

Dilbilgisi

depends on how you define ...: nasıl tanımladığına bağlı olmak

Depends on, cevabı belirleyen koşulu gösterir. X depends on how you define Y kalıbı, Y'nin tanımı değiştiğinde X hakkındaki cevabın da değişebileceğini anlatır. Depends on ifadesinden sonra how you define ... gömülü bir yan cümledir; bu nedenle düz cümle sırasını kullanır: how + özne + fiil. Define fiilinden sonra tanımlanan düşünce de gelmelidir. Asıl cümlede bu düşünce what makes a mood good ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki depends on how you define ifadesiyle tamamlayın: Whether the rule is fair ____ fairness.

Cevabı göster

depends on how you define

It's tempting to think we should always try to avoid sadness and frustration, Kalıp ifadeler

3:09

Her zaman üzüntü ve hüsrandan kaçınmamız gerektiğini düşünmek cazip gelebilir,

Kalıp ifadeler

It's tempting to think: çekici ama sorgulanabilir bir düşünce

It's tempting to think, ilk bakışta doğal veya çekici gelen bir düşünceyi ortaya koyar. Buradaki düşünce, üzüntü ve hayal kırıklığından her zaman kaçınılması gerektiğidir; tempting ahlak dışı bir ayartma anlamına gelmez. Bu ifade çoğu zaman ardından gelecek bir sınırlamaya veya düzeltmeye hazırlık yapar. Konuşan kişi, yaygın bir inancın neden mantıklı göründüğünü kabul ettikten sonra onun fazla basit olduğunu gösterir.

Alıştırma

“It's tempting to think a busy person is always productive, but that can be misleading,” cümlesinde “It's tempting to think” neye işaret eder?

  1. Düşünceyi kabul etmek kolay geliyor, ancak düzeltilmesi gerekebilir.
  2. Düşüncenin tamamen doğru olduğu zaten kanıtlanmıştır.
  3. Birisi ahlak dışı bir şey yapmaya teşvik ediliyor.
Cevabı göster

Düşünceyi kabul etmek kolay geliyor, ancak düzeltilmesi gerekebilir.

but no emotion is inherently good or bad. Kelime

3:13

ancak hiçbir duygu doğası gereği iyi veya kötü değildir.

Kelime

inherently good or bad: içsel bir özelliği değerlendirmek

Inherently, “bir şeyin temel doğasının parçası olarak” anlamına gelir. Bu cümlede inherently good or bad, bir duygunun yalnızca o duygu olduğu için sabit bir olumlu veya olumsuz değer taşımadığını belirtir. Bu iddia duygunun kendisiyle ilgilidir, onun yüzünden yapılan her davranışla değil. Bağlam ve kişinin duyguya verdiği tepki yine de yararlı veya zararlı sonuçlar doğurabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede inherently geçici bir durum veya yaygın bir örüntü yerine içsel bir özellik hakkında yargıda bulunmak için kullanılmıştır?

  1. The color red is not inherently dangerous; its meaning depends on the context.
  2. The color red is currently bright under this light.
  3. The color red is often used on warning signs.
Cevabı göster

The color red is not inherently dangerous; its meaning depends on the context.

They're either helpful or unhelpful, Dilbilgisi

3:17

Bunlar faydalı ya da faydasızdır,

depending on the situation.

3:19

duruma bağlı olarak.

Dilbilgisi

either helpful or unhelpful, depending on the situation: bağlam yargıyı değiştirir

Either A or B iki olası değerlendirme sunar: bu cümlede bir şey bir durumda yararlı, başka bir durumda yararsız olabilir. Sıfatlar iki ayrı seçenek olarak sunulur; iki özelliğin aynı durumda aynı anda geçerli olduğu anlamına gelmez. Depending on the situation hangi değerlendirmenin geçerli olacağını belirleyen koşulu verir. Bu yapı bir bütün olarak kesin bir yargıdan kaçınır ve sonucun koşullara göre değiştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi either...or... yapısıyla tamamlayın: A reminder can be ____ helpful ____ distracting, depending on the person.

Cevabı göster

either · or

For example,

3:21

Örneğin,

if a friend is telling you about the loss of a loved one, Kelime

3:22

eğer bir arkadaşın sana sevdiği birini kaybettiğini anlatıyorsa,

Kelime

the loss of a loved one: birinin ölümünden nazikçe söz etme yolu

The loss of a loved one, aileden biri, eş veya partner ya da yakın bir arkadaş gibi duygusal olarak yakın olunan birinin öldüğü anlamına gelir. A loved one bir kişidir, eşya değildir. Burada loss sözcüğü ölümden dolaylı ve nazik bir şekilde söz etmeyi sağlar. Bu cümlede ifade, sert ve doğrudan sözlerden çok anlayışlı bir tepkinin önemli olduğu hassas bir konuşmayı başlatır.

Alıştırma

Hangi cümle the loss of a loved one ifadesini birinin ölümüne gönderme yapmak için doğal biçimde kullanıyor?

  1. The school offered counseling after Mia experienced the loss of a loved one.
  2. Nora called a canceled game the loss of a loved one.
  3. Leo described his missing backpack as the loss of a loved one.
Cevabı göster

The school offered counseling after Mia experienced the loss of a loved one.

feeling and expressing sadness isn't just appropriate, Dilbilgisi

3:26

üzüntü hissetmek ve ifade etmek sadece uygun olmakla kalmaz,

it can help you empathize and support them. Kalıp ifadeler

3:29

onunla empati kurmana ve onu desteklemene yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

isn't just appropriate, it can help: onaydan ek bir yarara geçiş

isn't just appropriate ifadesinde just, “yalnızca” anlamına gelir. Bu ifade, eylemin uygunsuz olduğunu söylemez; uygun olmasının söylenecek her şey olmadığını belirtir. Sonraki cümlecik olan it can help..., daha güçlü ve olumlu bir sonuç ekler. Başka durumlarda da kullanılabilen X isn't just A; it can B kalıbı, düşünceyi temel bir onaydan ek bir yarara taşır.

Alıştırma

Hangi cümle temel bir onaydan ek bir yarara geçmek için bu kalıbı kullanıyor?

  1. Taking breaks happened just now, so you can stay focused.
  2. Taking breaks isn't acceptable, even if they are short.
  3. Taking breaks isn't just acceptable; it can help you stay focused.
Cevabı göster

Taking breaks isn't just acceptable; it can help you stay focused.

Kalıp ifadeler

empathize and support them: duyguları anlamak ve yardım etmek

help you ifadesinden sonra empathize ve support, paralel kullanılan yalın fiillerdir. İki tepkiyi anlatırlar: başka bir kişinin duygularını onun bakış açısından anlamak ve o kişiye duygusal ya da pratik yardım vermek. them zamiri doğrudan support fiilinin nesnesidir. Empathize, kişi açıkça belirtildiğinde normalde ondan önce with alır: empathize with them. Özgün cümlede empathize için bir tümleç açıkça söylenmez; kişi bağlamdan anlaşılır. Daha eksiksiz ve yeniden kullanılabilir biçim empathize with them and support them olur.

Alıştırma

empathize with someone ve support someone kalıplarını doğru kullanarak cümleyi tamamlayın: A good friend tries to empathize ____ you and ____ you when things are hard.

Cevabı göster

with · support

Conversely, while it's unhealthy to regularly ignore your emotions, Notlar

3:32

Aksine, duygularını düzenli olarak görmezden gelmek sağlıksız olsa da,

Anlatım akışı

Conversely: karşıt yöndeki düşünceyi sunma

Conversely, dinleyiciye bir sonraki düşüncenin ilişkiye karşıt yönden baktığını bildiren bir cümle bağlayıcısıdır. Burada aynı yönde başka bir örnek eklemek yerine karşıt bir duruma geçildiğini gösterir. Bir savın düzenlenmesine yardımcı olur: Bir iddia veya örüntüden sonra conversely, bunun tersi ya da karşıtı olan iddiayı veya örüntüyü sunar.

Alıştırma

Conversely bir savda temel olarak neyi gösterir?

  1. İki eylemin gerçekleştiği zaman
  2. Aynı yönü destekleyen başka bir örnek
  3. Bir ilişkinin karşıt tarafına geçiş
Cevabı göster

Bir ilişkinin karşıt tarafına geçiş

forcing a smile to get through a one-time annoyance is perfectly reasonable. Notlar

3:36

tek seferlik bir sıkıntıyı atlatmak için zoraki gülümsemek son derece mantıklıdır.

Dilbilgisi

while it's unhealthy...: ödünleme anlamındaki while

while it's unhealthy to regularly ignore your emotions ifadesinde while, 'olduğu süre boyunca' değil, '-se de/-sa da' anlamına gelir. while ile başlayan yan cümle önce doğru bir noktayı kabul eder: Duyguları düzenli olarak görmezden gelmek sağlıksızdır. Ardından ana cümle, yine de doğru olabilecek başka bir düşünce sunar. Bu ödünleme yapısı, while A, B, konuşanın önce A’yı kabul edip sonra B’de daha ölçülü bir iddiada bulunmasını sağlar.

Alıştırma

'While the laptop is expensive, it may be worth buying,' cümlesinde while ne anlama gelir?

  1. Dizüstü bilgisayar pahalı olduğu için
  2. Dizüstü bilgisayar pahalı olsa da
  3. Dizüstü bilgisayarın pahalı olduğu süre boyunca
Cevabı göster

Dizüstü bilgisayar pahalı olsa da

Kalıp ifadeler

forcing a smile: gerçek duygularına rağmen kendini gülümsetmek

forcing a smile ifadesinde force, gülümseme doğal gelmediğinde kişinin bilinçli olarak kendisini gülümsetmesi anlamına gelir. Burada kişi başka birini gülümsemeye zorlamaz. Bu ifade çoğu zaman yüzdeki görüntü ile gerçek duygu arasındaki uyumsuzluğu gösterir. Kibar kalmak veya rahatsız edici bir anı idare etmek için kısa süreliğine gülümsemeyi anlatabilir.

Alıştırma

Lena'nın mutlu hissetmediği hâlde kendisini gülümsemeye zorladığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Lena smiled because the joke delighted her.
  2. Lena forced the visitors to smile before greeting them.
  3. Lena forced a smile before greeting the visitors.
Cevabı göster

Lena forced a smile before greeting the visitors.

Öbek fiiller

get through a one-time annoyance: bitene kadar dayanıp atlatmak

Get through a one-time annoyance, tek seferlik can sıkıcı bir duruma dayanmak veya durum sona erene kadar onu idare etmek anlamına gelir. Through, bu durumu yalnızca meydana gelen bir şey olarak değil, son noktası olan bir süreç olarak gösterir. One-time, sorunun tekrarlanmadığını ve yalnızca bir kez yaşandığını belirtir. get through + zor dönem, görev veya olay yapısı sınavlar, beklemeler, yoğun haftalar ve başka zorluklar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “sonuna kadar dayanmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: We encouraged one another to ____ the difficult week.

Cevabı göster

get through

We hear a lot of mixed messages about emotions. Deyimler

3:42

Duygular hakkında çok sayıda karışık mesaj duyarız.

Deyimler

mixed messages: çelişkili bilgiler

Mixed messages, birbiriyle uyuşmayan ve insanı neye inanacağı ya da ne yapacağı konusunda kararsız bırakan işaretleri, açıklamaları veya talimatları anlatır. Burada ifade, insanların duygular hakkında birbiriyle çelişen fikirler duyması anlamına gelir. Mecazidir; mesajların fiziksel olarak karıştırıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle kurallarla ilgili talimatların birbiriyle çeliştiğini söylüyor?

  1. We had mixed feelings about the rules.
  2. We received mixed messages about the rules.
  3. We received one clear message about the rules.
Cevabı göster

We received mixed messages about the rules.

Some pressure us to stay upbeat, Kalıp ifadeler

3:45

Bazıları iyimser kalmamız için bize baskı yaparken,

Kalıp ifadeler

pressure us to stay upbeat: pressure + kişi + to + fiil

pressure + kişi + to + fiil yapısı, talepler, beklentiler veya sosyal etki yoluyla birini bir eyleme itmek anlamına gelir. Bu cümlede us baskıya maruz kalan kişileri, stay ise fiili gösterir. stay upbeat neşeli, umutlu veya olumlu kalmak demektir. Cümle, bazı dış mesajların insanlara aslında böyle hissetmeseler bile olumlu kalmaları bekleniyormuş gibi hissettirdiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi pressure fiilinin geçmiş zaman biçimi ve stay öncesinde gereken kelimeyle tamamlayın: Yesterday, the coach ____ the players ____ stay upbeat after the loss.

Cevabı göster

pressured · to

while others tell us to simply take our emotions as they come. Deyimler

3:48

diğerleri duygularımızı geldikleri gibi kabul etmemizi söyler.

Deyimler

Take Our Emotions as They Come: duyguları ortaya çıktıklarında kabul etmek

Burada take our emotions as they come, duygular ortaya çıktığında onları kabul edip onlarla başa çıkmak ve önceden kontrol etmeye ya da reddetmeye çalışmamak anlamına gelir. Take burada “kabul etmek veya ele almak” anlamındadır; “alıp götürmek” değildir. take + something + as it comes/they come kalıbı, bir şeye gerçekten gerçekleştiği zaman karşılık vermek anlamına gelir. İsimle uyumlu tekil veya çoğul zamir kullanılır: a problem ... it; emotions ... they.

Alıştırma

“Her günü geldiğinde ele almak” anlamını vermek için cümleyi take ... as it comes kalıbıyla tamamlayın: We cannot predict every change, so we will ____.

Cevabı göster

take each day as it comes

But in reality,

3:51

Ancak gerçekte,

each person has to find their own balance. Deyimler

3:53

her insan kendi dengesini bulmak zorundadır.

Deyimler

Find Their Own Balance: kendi dengesini bulmak

Find their own balance mecazlı bir ifadedir. Her insanın birbiriyle yarışan ihtiyaçlar veya seçenekler arasında uygulanabilir bir orta yol bulması gerektiğini anlatır; fiziksel olarak dengede durmak anlamına gelmez. Their own, en iyi birleşimin kişiden kişiye değişebileceğini vurgular. find your/his/her/their own balance kalıbından sonra, iki ihtiyacı belirtmek için sık sık between A and B gelir.

Alıştırma

“Sana uygun karışımı bulmak” anlamını vermek için cümleyi find ... own balance kalıbıyla tamamlayın: No schedule is right for everyone; you need to ____ between study and rest.

Cevabı göster

find your own balance

So, if the question is,

3:55

Yani soru şuysa,

should you always try to be happy?

3:57

her zaman mutlu olmaya çalışmalı mısın?

The answer is no.

4:00

Cevap hayır.

Studies suggest that people fixated on happiness often experience secondary negative emotions, Notlar

4:01

Araştırmalar mutluluğa takıntılı insanların sıklıkla ikincil olumsuz duygular yaşadığını,

Anlatım akışı

Studies suggest that: araştırma bulgusunu temkinli biçimde sunma kalıbı

Studies suggest that, araştırmalarla desteklenen bir sonucu belirsizliğe yer bırakarak sunar. Buradaki suggest, “işaret etmek” veya “göstermek” anlamındadır; “bir eylemi önermek” anlamında değildir. Bu kalıp, bulgudan önce kanıtın kaynağını belirtir. Studies prove that ifadesinden daha temkinlidir; bu yüzden bilim iletişiminde ve akademik yazılarda yaygındır.

Alıştırma

“Studies suggest that regular breaks may improve attention,” cümlesinde suggest ne yapar?

  1. Araştırmaların insanlara düzenli mola vermelerini tavsiye ettiği anlamına gelir.
  2. Sonucun tam bir kesinlikle kanıtlandığını iddia eder.
  3. Araştırmayla desteklenen bir sonucu temkinli biçimde sunar.
Cevabı göster

Araştırmayla desteklenen bir sonucu temkinli biçimde sunar.

Kelime

people fixated on happiness: kısaltılmış bir tanımdaki aşırı odaklanma

Fixated on, bir şeye kalıcı ve aşırı dikkat vermeyi ve dikkati başka yöne çevirmekte zorlanmayı anlatır. Bu cümlede mutluluk sıradan bir ilgi değil, sağlıksız bir talep veya takıntı hâline gelmiştir. Fixated on happiness, people sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. people who are fixated on happiness ifadesinin kısaltılmış biçimidir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kişinin dikkatinin aşırı olduğunu ve başka yöne çevrilmesinin zorlaştığını en iyi gösterir?

  1. He focused on the instructions for two minutes.
  2. He became so fixated on one small mistake that he could not think about anything else.
  3. He was interested in how the machine worked.
Cevabı göster

He became so fixated on one small mistake that he could not think about anything else.

Kültür

secondary negative emotions: mevcut duygulara yönelik ikinci katman olumsuz duygular

Secondary negative emotions, kişinin zaten hissettiği bir duyguya tepki olarak ortaya çıkan rahatsız edici duygulardır. Örneğin önce üzüntü gelebilir; ardından kişi üzgün olduğu için suçluluk ya da hayal kırıklığı hissedebilir. Burada secondary, “ikinci katman” veya “sonradan ortaya çıkan” anlamındadır; “daha az önemli” demek değildir. İfade, daha sonra oluşan duygusal tepkiyi adlandırır; daha önceki his ise primary emotion, yani birincil duygudur.

Alıştırma

Hangi durum secondary negative emotion için en açık örnektir?

  1. Nina sınav zor olduğu için sınavdan önce gerilir.
  2. Nina aynı gün iki sınava çalışır.
  3. Nina sınavdan önce gerilir, sonra da gerildiği için utanır.
Cevabı göster

Nina sınavdan önce gerilir, sonra da gerildiği için utanır.

like guilt or frustration over being upset Kalıp ifadeler

4:07

üzgün oldukları için suçluluk veya hüsran hissetmek

Kalıp ifadeler

guilt or frustration over being upset: duygu + over + -ing

Guilt or frustration over being upset ifadesinde over, suçluluğun ya da hayal kırıklığının neyle ilgili olduğunu veya neden kaynaklandığını gösterir. Kişi önce üzülür, sonra bu durumda olduğu için suçluluk ya da hayal kırıklığı hisseder. Over edatından sonra gelen being bir gerund, yani isim-fiil biçimidir. Burada being upset, “üzgün, endişeli veya rahatsız hissetmek” anlamındadır; başka birini üzmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef yapıyı over ile tamamla: She felt guilt ____ hiding the truth.

Cevabı göster

over

and disappointment that they don't feel happier. Dilbilgisi

4:11

ve daha mutlu hissetmedikleri için hayal kırıklığına uğramak gibi duyguları öne sürüyor.

Dilbilgisi

disappointment that they don't feel happier: duygu isminden sonra gelen that yan cümlesi

disappointment that they don't feel happier ifadesinde that yan cümlesi disappointment sözcüğünün belirli içeriğini açıklar: onları hayal kırıklığına uğratan şey, kendilerini daha mutlu hissetmemeleridir. Burada that, ismi tamamlanmış bir yan cümleye bağlayan bir bağlaçtır. Bu yapı, disappointment that..., relief that... veya surprise that... örneklerinde olduğu gibi bir duygu isminden sonra tam bir düşünce getirmeyi sağlar. Yan cümle “Bu duygu hangi gerçekle ilgili?” sorusunu yanıtlar. Bir kişiyi ya da nesneyi niteleyen ilgi cümleciği değildir.

Alıştırma

Cümleyi disappointment + that yapısıyla tamamlayın: The fans expressed ____ the final game had been postponed.

Cevabı göster

disappointment that

This doesn't mean you should let sadness or anger take over, Notlar

4:14

Bu, hüznün veya öfkenin seni ele geçirmesine izin vermen gerektiği anlamına gelmez,

Anlatım akışı

This doesn't mean: aşırı bir sonucu engellemek

Burada This doesn't mean önceki düşünceye gönderme yapar ve ondan aşırı geniş bir sonuç çıkarılmasını engeller. Konuşan kişi önceki düşüncesini geri çekmez; bunun, üzüntü ya da öfkenin kontrolü ele geçirmesine izin verme anlamına gelmediğini açıklar. Bir söylem kalıbı olarak This doesn't mean + yan cümle bir sınır çizer: önce bir düşünce belirtilir, ardından bu düşünceden çıkmayan bir sonuç adlandırılır.

Alıştırma

Örnekte This doesn't mean ne işe yarıyor?

  1. Önceki düşünceden çıkarılabilecek aşırı bir sonucu engeller.
  2. Yeni ve ilgisiz bir konu başlatır.
  3. Önceki düşünceyi tamamen iptal eder.
Cevabı göster

Önceki düşünceden çıkarılabilecek aşırı bir sonucu engeller.

Öbek fiiller

üzüntünün ya da öfkenin kontrolü ele geçirmesine izin vermek

Burada let sadness or anger take over, bu duyguların düşüncelerinizi veya davranışlarınızı kontrol etmesine izin vermek anlamına gelir. take over mecazidir: kontrolü ele geçiren bir görevli değil, duygudur. Bu ifade This doesn't mean you should... yapısının içinde yer aldığı için konuşmacı bu düşünceyi reddediyor. Bir duyguyu fark etmek, kontrolü ona vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Özgün cümlede let sadness or anger take over ne anlama geliyor?

  1. Bu duyguların tepkilerinizi kontrol etmesine izin vermek.
  2. Bu duyguları fark etmek ama onların kontrolüne girmemek.
  3. Bu duygulara resmî adlar vermek.
Cevabı göster

Bu duyguların tepkilerinizi kontrol etmesine izin vermek.

but strategies like reappraisal can help you reevaluate your thoughts about a situation, Notlar

4:18

ancak yeniden değerlendirme gibi stratejiler bir durum hakkındaki düşüncelerini gözden geçirmene,

Kültür

yeniden değerlendirme gibi stratejiler

Burada reappraisal, duygusal tepkinizin değişebilmesi için bir durumu bilinçli olarak farklı bir şekilde yorumlamak anlamına gelir. strategies like reappraisal, yeniden değerlendirmeyi bir duygu düzenleme stratejisi örneği olarak sunar. Durumun kendisinin değişmesi gerekmez ve yeniden değerlendirme bir duyguyu inkâr etmekle aynı şey değildir. Bu bağlamda appraisal zihinsel bir değerlendirmedir, bir gayrimenkulün fiyat tahmini değildir.

Alıştırma

Hangi durum reappraisal için en açık örnektir?

  1. Maya, kısa sınavdan düşük puan aldıktan sonra bunu daha sonra neyi çalışabileceğini gösteren bir rehber olarak görür.
  2. Maya kısa sınav kâğıdında yazılı puanı değiştirir.
  3. Maya kendine kısa sınav puanı hakkında hiçbir şey hissetmediğini söyler.
Cevabı göster

Maya, kısa sınavdan düşük puan aldıktan sonra bunu daha sonra neyi çalışabileceğini gösteren bir rehber olarak görür.

Kalıp ifadeler

reevaluate your thoughts about a situation: kendi yorumunu yeniden değerlendirmek

Burada reevaluate, “yeni bir bakışla yeniden değerlendirmek” demektir. Nesne your thoughts olduğundan amaç, durumu nasıl anladığınızı veya yorumladığınızı yeniden düşünmektir. Dışarıdaki gerçekler aynı kalabilir. about a situation ifadesi thoughts sözcüğünü niteler ve bu düşüncelerin ne hakkında olduğunu belirtir. Bu kalıp, olayın kendisini değiştirmekten çok bakış açısını veya duygusal yorumu değiştirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle olayın kendisini yeniden değerlendirmek yerine, konuşanın olayı nasıl yorumladığını yeniden düşünmeye odaklanır?

  1. I need to reevaluate my thoughts about what happened.
  2. I need to change what happened.
  3. I need to reevaluate what happened.
Cevabı göster

I need to reevaluate my thoughts about what happened.

allowing you to accept that you feel sad Dilbilgisi

4:23

üzgün hissettiğini kabul etmene

Dilbilgisi

allowing you to accept that...: sonuç bildiren cümlecik

Allowing you to accept that..., sonucu göstermek için önceki cümleciğin ardından eklenen bir -ing cümleciğidir. Bu cümlede daha önce sözü edilen strateji yeni bir tepkiyi mümkün kılar: bir şeyi kabul etmenizi sağlar. Kalıp allow + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: allowing you to accept. accept sonrasındaki that, kabul edilen içeriği belirten tam bir cümlecik başlatır; burada bu içerik you feel sad ifadesidir.

Alıştırma

Sonuç cümleciğini allow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: A clear explanation can reduce your worry, ____ you to accept that mistakes are normal.

Cevabı göster

allowing

and cultivate hope that things will get better. Kalıp ifadeler

4:26

ve işlerin daha iyi olacağına dair umut beslemene yardımcı olabilir.

Kalıp ifadeler

cultivate hope: umudu zamanla geliştirmek

Cultivate hope ifadesinde cultivate mecaz anlamda kullanılır: Bir şeyi büyürken özenle korumaya benzer biçimde, umudun bilinçli ve yavaş yavaş gelişmesine yardımcı olmak demektir. Kalıp cultivate + soyut isim şeklindedir. Buradaki that yan cümlesi umut edilen sonucu belirtir: that things will get better.

Alıştırma

Hangi cümle umudun zamanla gelişmesini doğal biçimde anlatır?

  1. Small successes can cultivate hope for the future.
  2. Small successes can cultivate to hope for the future.
  3. Small successes can make hope for the future.
Cevabı göster

Small successes can cultivate hope for the future.

Kalıp ifadeler

things will get better: durumun düzeleceğini söyleyerek teselli etmek

Things will get better, genel durumun düzeleceği anlamına gelir. Things fiziksel nesneleri değil, kişinin içinde bulunduğu koşulları genel olarak ifade eder. İnsanlar bu cümleyi umut vermek veya teselli etmek için sıkça kullanır. Burada will güven ifade eder, ancak cümle bir teşviktir; kanıt veya kesin bir tahmin değildir.

Alıştırma

Genel durumun düzeleceğini belirten tam ifadeyle teselli cümlesini tamamlayın: I know this week is difficult, but ____.

Cevabı göster

things will get better

If someone told you not to do something, Dilbilgisi

4:31

Biri sana bir şeyi yapmamanı söyleseydi,

would that make you want to do it? Dilbilgisi

4:33

bu sende onu yapma isteği uyandırır mıydı?

Dilbilgisi

If someone told you..., would that make you...?: hayalî koşul ve sonuç

If someone told you... hayalî bir durum kurar. Geçmiş biçimi told, gerçeklikle varsayımsal bir mesafe oluşturur; bu, birinin geçmişte bunu gerçekten söylediği anlamına gelmez. would that make you...? bu hayalî durum içindeki olası sonucu sorar. Bu nedenle would burada geçmiş zamanı göstermez. Konuşmacı, dinleyiciden kendi tepkisini hayal etmesini isteyerek fikri doğrudan ve dikkat çekici bir soruya dönüştürür. Sesli bir cevap beklemeyebilir; soru, kişiyi düşünmeye yönelten bir giriş işlevi görür. If + geçmiş biçimi, would + özne + fiilin yalın hâli...? kalıbı, gerçek olmayan veya hayal edilen bir durumda birinin ne yapabileceğini ya da ne hissedebileceğini sormak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu soruda would ne ifade eder: If your library stayed open later, would you visit more often?

  1. Geçmişte tekrar tekrar gerçekleşen bir alışkanlık.
  2. Hayalî bir durumdaki olası bir sonuç.
  3. Kütüphaneyi ziyaret etme emri.
Cevabı göster

Hayalî bir durumdaki olası bir sonuç.

Dilbilgisi

make you want to do it: make + nesne + fiilin yalın hâli

make you want to do it, make + nesne + fiilin yalın hâli ettirgen yapısını kullanır. Burada that neden, you etkilenen kişi, want ise fiilin yalın hâlidir. Bu ifade, bir şeyin istek veya dürtü oluşturduğu anlamına gelir; kişinin eylemi tamamlamaya zorlandığı anlamına gelmez. want sözcüğünden önce to eklemeyin: make you want kullanılır, make you to want kullanılmaz. to do içindeki to, want to do kalıbına aittir. Buradaki it, daha önce sözü edilen eylemi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için want fiilini doğru biçimde kullanın: The trailer made us ____ to see the movie.

Cevabı göster

want

Learn about what psychologists refer to as the Romeo and Juliet effect with this video. Notlar

4:35

Psikologların Romeo ve Juliet etkisi olarak adlandırdıkları şeyi bu video ile öğrenin.

Kalıp ifadeler

refer to X as Y: X’i Y olarak adlandırmak

Refer to X as Y, “X’i Y adıyla veya etiketiyle adlandırmak” demektir. Bu, ad vermek için kullanılan sabit bir yapıdır: X adlandırılan şeydir, Y ise as sözcüğünden sonra gelen ad veya kategoridir. what psychologists refer to as the Romeo and Juliet effect ifadesinde what, adlandırılan olguyu temsil eder. İfade, “psikologların Romeo ve Juliet etkisi dediği olgu” anlamına gelir. as sözcüğünü çıkarmayın; as olmadan refer to genellikle “X’ten söz etmek” veya “X’e yönlendirmek” anlamına gelir, “X’e Y adını vermek” anlamına gelmez.

Alıştırma

refer to X as Y yapısını tamamlayın: Researchers ____ this pattern ____ the testing effect.

Cevabı göster

refer to · as

Kültür

the Romeo and Juliet effect: karşı çıkış çekimi güçlendirebilir

Romeo ve Juliet etkisi, ilişkileri ailelerinin güçlü karşı çıkışıyla karşılaşan Shakespeare’in genç âşıklarından adını alan bir psikoloji terimidir. Bu edebî köken yalnızca terimi anlamak için gereken arka planı sağlar; cümle oyunun olay örgüsünü değil, psikolojik bir etkiyi tanıtır. Bu etki, romantik bir ilişkiye yönelik dışarıdan gelen karşı çıkışın bazen çekimi veya bağlılığı güçlendirebileceği düşüncesini anlatır. Bu, ortaya çıkabilecek bir eğilimdir; karşı çıkılan her ilişkinin güçleneceğini söyleyen bir kural değildir.

Alıştırma

the Romeo and Juliet effect neyi anlatır?

  1. Dışarıdan gelen karşı çıkış, romantik bir ilişkideki çekimi veya bağlılığı bazen artırabilir.
  2. Shakespeare okumak bir kişinin romantik seçimlerini her zaman değiştirir.
  3. Ailenin karşı çıktığı her ilişki kesinlikle başarılı olur.
Cevabı göster

Dışarıdan gelen karşı çıkış, romantik bir ilişkideki çekimi veya bağlılığı bazen artırabilir.

Or get more actionable science-based advice Kelime

4:41

Ya da bilime dayalı daha eyleme geçirilebilir tavsiyeler almak için

Kelime

more actionable science-based advice: uygulanabilir, bilime dayalı daha fazla tavsiye

Actionable science-based advice, uygulayabileceğiniz somut adımlar sunan ve bilimsel kanıtlara dayanan tavsiye demektir. Actionable ve science-based sözcüklerinin ikisi de advice sözcüğünü niteler; science-based isimden önce kullanıldığında kısa çizgiyle yazılır. Buradaki more, tavsiyenin başka bir tavsiyeden mutlaka “daha uygulanabilir” olması yerine, bu türden ek tavsiyeler anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi açıklama actionable science-based advice ifadesine en uygundur?

  1. Açık adımlar içeren ve bilimsel kanıtlarla desteklenen tavsiye.
  2. Birine dava açılıp açılamayacağıyla ilgili hukuki tavsiye.
  3. Bilim hakkında olan ancak uygulanabilir bir sonraki adım sunmayan tavsiye.
Cevabı göster

Açık adımlar içeren ve bilimsel kanıtlarla desteklenen tavsiye.

on how to build character at ed.ted.com/buildcharacter. Kelime

4:44

ed.ted.com/buildcharacter adresinden karakterin nasıl oluşturulacağına göz atın.

Kelime

build character: karakter geliştirmek

Build character ifadesinde character, cesaret, dürüstlük, öz denetim ve dayanıklılık gibi kişinin davranışlarını şekillendiren ahlaki ve kişisel nitelikleri ifade eder. İfade, bu nitelikleri zaman içinde güçlendirmek anlamına gelir. Build, build confidence veya build trust örneklerindeki gibi soyut bir isimle birleşerek “yavaş yavaş geliştirmek” anlamına gelebilir. Burada fiziksel olarak inşa etmek anlamında değildir ve character da kurgusal bir kişi anlamına gelmez.

Alıştırma

“Taking responsibility can build character,” cümlesinde build character ne anlama gelir?

  1. Bir kişinin fiziksel modelini inşa etmek.
  2. Bir hikâye için kurgusal bir kişi yaratmak.
  3. Daha güçlü kişisel nitelikler geliştirmek.
Cevabı göster

Daha güçlü kişisel nitelikler geliştirmek.