Peppa Pig Masalları 🧸 Baby Shower 🍼 YEPYENİ Peppa Pig Videoları: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Yağmur yüzünden yarıda kalan bebek kutlaması evin içine taşınır. Bebek temalı oyunlar sırasında üç çocuk büyütmenin yükünden kaygılanan Mummy Pig, ailesinin desteğiyle daha büyük bir evin daha fazla işin yanı sıra daha çok eğlence, kahkaha ve sevgi getireceğini anlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. baby shower. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun, bebek bekleyen ebeveynler için düzenlenen ve genellikle hediyelerle bebekle ilgili etkinlikler içeren bir kutlama olduğunu öğrenin. Bu kültürel bilgi, partide sıradan yarışmalar yerine bez değiştirme, biberon ve bebek mamasıyla ilgili oyunların bulunmasını anlamlı kılar. 2. First to change three nappies wins. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: First to ... wins yapısını, bir görevi herkesten önce tamamlayan kişinin kazanacağını belirten kısa bir kural kalıbı olarak tanıyın. Bu kalıbı oyunların, yarışların, sınıf etkinliklerinin ve başka mücadelelerin kazanma koşullarını açıkça anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. It will be more work, more mess, and more chaos. But it'll also be more fun, more laughter, and just... more to love. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: more tekrarının iki paralel liste kurduğuna, But sözcüğünün ise beklenen güçlüklerden daha sıcak bir değerlendirmeye geçiş yaptığına dikkat edin. Böylece bir kaygıyı dürüstçe kabul edip ardından karşıt yararları göstererek durumu yeniden çerçeveleyen anlatımları anlayabilir ve kurabilirsiniz.
Bu derste
Let's jump in: hemen başlamak
Bu açılış cümlesinde Let's jump in, “Şimdi başlayalım” veya “Doğrudan konuya girelim” anlamına gelir. Jump burada fiziksel olarak zıplamayı anlatmaz. Bu ifade başlangıca enerji katar ve dinleyiciyi giriş bölümünden ana etkinliğe ya da konuya taşır. Ders, tartışma, sunum veya görev başlatırken de aynı anlamla kullanılabilir.
Alıştırma
Sunumu yapan kişi giriş bölümünü bitirdi ve ana etkinliğe başlamak istiyor. En doğal ve samimi ifade hangisidir?
- Let's stop here.
- Let's leave it for tomorrow.
- Let's jump in.
Cevabı göster
Let's jump in.
any minute: çok yakında olması bekleniyor
She'll be here any minute cümlesinde any minute, “tam zamanı bilinmese de çok yakında” anlamına gelir. Konuşan kişi onun her an gelmesini bekler. Bu ifade, tam olarak altmış saniye içinde geleceğine dair bir söz değildir. Ölçülmüş bir son tarih değil, yaklaşık bir beklenti bildirir.
Alıştırma
Trenin çok yakında gelmesi bekleniyor ancak kesin varış saati bilinmiyor. Bu durumu en iyi hangi cümle ifade eder?
- The train should arrive any minute.
- The train arrived a minute ago.
- The train arrives every minute.
Cevabı göster
The train should arrive any minute.
Today, Mummy Sheep is throwing Mummy Pig a surprise party to celebrate her new baby. Notlar
0:12Bugün, Bayan Koyun, Anne Domuz'a yeni bebeğini kutlamak için sürpriz bir parti veriyor.
throwing Mummy Pig a surprise party: throw someone a party yapısı
Burada throw someone a party, birisi için parti düzenlemek anlamına gelir. throwing Mummy Pig a surprise party ifadesinde Mummy Pig kutlanan kişidir; a surprise party ise düzenlenen etkinliktir. Buradaki throw, bir şeyi havaya fırlatmak anlamına gelmez. Yeniden kullanabileceğiniz yapılar throw someone a party ve throw a party for someone şeklindedir.
Alıştırma
Partilerle ilgili bu günlük kullanımı tamamlamak için throw fiilinin doğru biçimini kullanın: We're ____ our coach a retirement party on Friday.
Cevabı göster
throwing
to celebrate: amacı to + fiilin yalın hâli ile anlatmak
To celebrate, amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Koyun Anne'nin partiyi neden düzenlediğini açıklar: amaç, Domuz Anne'nin yeni bebeğini kutlamaktır. Yeniden kullanılabilecek yapı eylem veya plan + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada to, yön bildiren bir edat değil, mastar işaretidir. Bu yüzden ardından celebrating değil, celebrate gelir.
Alıştırma
Check fiilini amaç bildiren bir mastar yapısında kullanın: I opened the map ____ the route.
Cevabı göster
to check
baby shower: bebek bekleyen ebeveynler için kutlama
Baby shower, bebek bekleyen birini kutlamak için düzenlenen bir partidir. Konuklar genellikle bebek için hediyeler getirir ve etkinlikler bebek temalı olabilir. Burada shower, suyun altında yıkanmak anlamına gelmez. Baby shower etkinliğin tam adıdır; bunu bilmek partide neden bebeklerle ilgili oyunlar bulunduğunu açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede baby shower ne anlama geliyor?
- bir bebeğin doğum günü partisi
- bebek bekleyen kişiler için düzenlenen bir kutlama
- bir bebeğin nasıl yıkanacağını öğreten bir ders
Cevabı göster
bebek bekleyen kişiler için düzenlenen bir kutlama
mummy-to-be içindeki -to-be: gelecekteki bir rol
Mummy-to-be, yakında anne olacak bir kadın demektir. -to-be bölümü bir rol adından sonra gelir ve tüm ifadeyi yakında o role sahip olacak kişinin adı hâline getirir. Bu kalıp bride-to-be ve dad-to-be ifadelerinde de kullanılabilir. -to-be bölümünü ayrı bir eylem olarak değil, birleşik adlandırmanın bir parçası olarak düşünün.
Alıştırma
Cümleyi -to-be kalıbıyla tamamlayın: Before the wedding, everyone congratulated the ____.
Cevabı göster
bride-to-be
Unfortunately, Mummy Sheep didn't plan for the British weather. Notlar
0:35Maalesef, Bayan Koyun İngiliz havasını hesaba katmadı.
plan for: olası bir duruma hazırlıklı olmak
Plan for + isim, olası bir durumu, ihtiyacı veya sorunu önceden düşünüp hazırlıklara katmak demektir. Bu cümlede hava, Anne Koyun'un oluşturmayı ya da kontrol etmeyi planladığı bir şey değil, hazırlıklı olması gereken bir etkendir. Bir etken planları etkileyebilecekse bu kalıp kullanılabilir: plan for delays, plan for extra costs, plan for emergencies veya plan for bad weather.
Alıştırma
İngilizce cümleyi plan ile başlayan ve “olası bir duruma hazırlanmak” anlamına gelen iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: When organizing an outdoor concert, always ____ sudden rain.
Cevabı göster
plan for
British weather: değişken hava üzerine kültürel bir şaka
Bu cümlede British weather yalnızca coğrafi bir etiket değildir. Britanya'da havanın hızla değiştiği ve yağmurun beklenmedik biçimde başlayabildiği yönündeki tanıdık kültürel kalıptan yararlanır. Yağmur açık hava etkinliğini yarıda bıraktığı için ifade, “tabii ki yağmur yağdı” türünde hafif bir şaka yaratır. Dinleyicinin bunu kesin bir hava tahmini olarak değil, ortak bir çağrışım olarak anlaması beklenir.
Alıştırma
British weather bu cümlede temel olarak ne yapıyor?
- Britanya'nın her bölgesi için kesin bir hava tahmini verir.
- Değişken havayı ve yağmur ihtimalini esprili biçimde ima eder.
- Britanya havasının her zaman tehlikeli olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Değişken havayı ve yağmur ihtimalini esprili biçimde ima eder.
do it another day: işi belirtilmemiş başka bir güne ertelemek
Do it another day, işi erteleyip gelecekteki farklı bir günde yapmak anlamına gelir. Buradaki another day, “başka bir gün” demektir ve belirli bir tarih vermez. Just, öneriyi kolay ve baskısız gösterir: konuşan kişi ertelemeyi basit bir çözüm olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle oyunun gelecekteki belirsiz bir güne ertelenebileceği anlamına gelir?
- We play the game every other day.
- We can finish the game another day.
- We finished the game the other day.
Cevabı göster
We can finish the game another day.
scone, anyone?: samimi X, anyone? daveti
X, anyone?, gruptaki kişilerden birinin X isteyip istemediğini sormanın kısa ve günlük bir yoludur. Nesne veya etkinlik önce gelir; anyone? ise orada bulunanları cevap vermeye davet eder. Scone, anyone? ifadesinde konuşan kişi scone ikram etmektedir; “anyone kim?” diye sormaz. Tam cümle biçimi Would anyone like a scone? şeklindedir.
Alıştırma
X, anyone? kalıbıyla gruba yöneltilen bu samimi ikramı tamamlayın: Juice, ____?
Cevabı göster
anyone
Peppa and Mummy Sheep have brought the baby shower indoors, away from the rain. Dilbilgisi
0:53Peppa ve Bayan Koyun baby shower'ı içeriye, yağmurdan uzağa taşıdılar.
have brought the baby shower indoors: şimdiki sonucu gösteren present perfect
Have brought, bring fiilinin present perfect biçimidir: have + geçmiş zaman ortacı brought. İçeri taşıma eylemini tamamlanmış olarak sunar ve şimdiki sonucu vurgular: bebek partisi artık içeridedir. Buradaki have, “sahip olmak” anlamındaki ana fiil değil, yardımcı fiildir. Bring an event indoors, bir etkinliği içeri taşımak veya içeride yapılacak şekilde yeniden düzenlemek demektir.
Alıştırma
Cümleyi bring fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The organizers ____ the party indoors, so it can continue despite the rain.
Cevabı göster
have brought
And made some special baby-themed games. Kelime
0:58Ve bebek temalı bazı özel oyunlar hazırladılar.
baby-themed games: tema ismi + -themed ile niteleyici oluşturma
Baby-themed, “teması bebekler olan” anlamına gelir. Baby-themed games ifadesinde bu birleşik sözcük, games sözcüğünden önce sıfat görevi görür. Bu yapı, tema bildiren isim + -themed biçiminde kurulur; space-themed ve pirate-themed buna örnektir. Birleşik niteleyicinin tamamı isimden önce geldiğinde kısa çizgiyle birleştirilir. Burada themed, oyunları tanımlar; ayrı bir geçmiş eylem anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “uzay temalı” anlamına gelen birleşik sıfatla tamamlayın: The museum has a ____ exhibit.
Cevabı göster
space-themed
all this for me: şaşkınlık ve minnet
"You did all this for me" cümlesinde all this, çok sayıdaki hazırlığı veya çabayı tek bir fikir altında toplar; for me ise bunların özellikle konuşan kişi için yapıldığını belirtir. Konuşan kişi ne kadar emek verildiğini gördükten sonra all this for me ifadesi minnet dolu bir şaşkınlık anlatır: “Bütün bu zahmete sırf benim için mi girdiniz?” Bu söz yalnızca kimin yararlandığını bildirmekten çok, doğal biçimde bir teşekküre giriş yapar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız doğum gününüz için özel olarak bir odayı süslemiş ve yemek hazırlamış. Hangi yanıt şaşkınlıkla birlikte minnet ifade eder?
- You left all this with me. Please take it away.
- You did all this because of me, so it is my fault.
- You did all this for me? Thank you!
Cevabı göster
You did all this for me? Thank you!
Of course we did: did ile sıcak destek ifadesi
Of course we did. cümlesi, şaşkınlık içeren You did all this for me. sözüne yanıt verir. Buradaki did, geçmişteki tam eylem olan did all this for you ifadesinin yerini alır; böylece eylem yeniden söylenmez. Bu sıcak yanıtta of course, “elbette, bunu memnuniyetle yaptık” anlamına gelir. Verilen emeğin isteksizce yapılan bir iyilik değil, doğal bir ilgi ve sevgi göstergesi olduğunu anlatarak karşı tarafı rahatlatır.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza bizzat yer ayırdınız. Size "Did you save me a seat?" diye soruyor. Yanıtı Of course ve uygun özneyle yardımcı fiili kullanarak tamamlayın: "____. I knew you were coming."
Cevabı göster
Of course I did
nappy changing race: bez değiştirme yarışması için kullanılan Britanya İngilizcesi ifadesi
Burada nappy, bir bebeğin kullandığı emici bez için Britanya İngilizcesinde kullanılan günlük sözcüktür; Amerikan İngilizcesinde genellikle diaper kullanılır. Bu nedenle a nappy changing race, bir bebeğin bezini en hızlı kimin değiştireceğini belirleyen bir yarışmadır. Bu birleşik isimde ana isim race sözcüğüdür. Nappy changing ne tür bir yarış olduğunu açıklar: değişen bezleri değil, bez değiştirme eylemini anlatır.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde a nappy changing race ne anlama gelir?
- Hangi bebeğin önce uyuyacağını görmek için yapılan bir yarış.
- Bir bebeğin bezini en hızlı kimin değiştireceğini görmek için yapılan bir yarış.
- Kimin kıyafetlerini en hızlı değiştireceğini görmek için yapılan bir yarış.
Cevabı göster
Bir bebeğin bezini en hızlı kimin değiştireceğini görmek için yapılan bir yarış.
First to ... wins: kısaltılmış bir yarışma kuralı
First to change three nappies wins, The first person to change three nappies wins cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Yarışma bağlamı kimin kazanabileceğini açıkça gösterdiği için person sözcüğü çıkarılmıştır. Tekrar kullanılabilen kalıp First to + fiilin yalın hâli + wins biçimindedir. Kazanma koşulunu hızlıca belirtir: first en erken bitiren yarışmacıyı, to ile başlayan bölüm ise tamamlanması gereken eylemi gösterir.
Alıştırma
Kısa First to ... wins kalıbını kullanarak kuralı tamamlayın: ____ the puzzle wins.
Cevabı göster
First to finish
Mummy Pig is very good at changing nappies. Dilbilgisi
1:15Anne Domuz bebek bezi değiştirmede çok iyidir.
be good at + -ing: bir etkinlikte iyi olmayı anlatma
Be good at, “bir konuda iyi veya yetenekli olmak” anlamına gelir. at edatından sonra bir isim ya da bir etkinliği adlandıran -ing biçimi gelebilir. Burada changing nappies, Anne Pig'in iyi yaptığı etkinliği belirtir. good at changing kullanılır; good at change kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi solve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Leo is good at ____ puzzles.
Cevabı göster
solving
Old nappy gone, new nappy on: paralel eksiltme
Bu söz, iki sonucu birbiriyle eşleşen parçalar hâlinde sıralar: Old nappy gone eski bezin çıkarıldığını, new nappy on ise yenisinin takıldığını anlatır. Her parça nesneyi ve onun sonuç durumunu korurken, durumdan kolayca anlaşılan sözcükleri atar. Bu paralel eksiltme, iki aşamalı hareketi hızlı, ritmik ve kolay takip edilir hâle getirir.
Alıştırma
Dışarı ayakkabılarını çıkarıp terlik giyerken söylenen kısa tekerlemeyi tamamlayın: Shoes ____, slippers ____.
Cevabı göster
off · on
All that practice with Peppa and George has paid off. Öbek fiiller
1:25Peppa ve George ile yapılan tüm o pratikler işe yaradı.
paid off: pratiğin iyi sonuç vermesi
Bu cümlede paid off, çaba veya pratikten sonra iyi bir sonuç elde edildiği anlamına gelir. Özne all that practice olduğu için burada para ödeme anlamı yoktur. Has paid off, present perfect yapısındadır; önceki pratiği şimdi açıkça görülen sonuca bağlar. Effort, practice, preparation veya hard work + pay off kalıbı yaygındır.
Alıştırma
İyi bir sonuç verdi anlamındaki pay off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: After weeks of rehearsal, all our practice finally ____.
Cevabı göster
paid off
It's much easier when they aren't wriggling like real little ones. Kelime
1:29Gerçek küçükler gibi kıpırdanmadıklarında çok daha kolay.
little ones: küçük çocuklar için sevecen bir ad
Little ones, bebekleri veya küçük çocukları sıcak ve samimi bir şekilde anlatan günlük bir ifadedir. Ones, bağlamdan anlaşılan çoğul bir ismin yerini alır; bu nedenle burada bir sayısını anlatmaz. Buradaki real little ones, pratik için kullanılan oyuncak bebeklerin aksine gerçek küçük çocuklar anlamındadır. Kesin yaş bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Küçük çocuklar anlamındaki little + ones yapısından oluşan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library has a reading corner for ____.
Cevabı göster
little ones
And that's not the only baby game she's good at. Anlatım akışı
1:33Ve bu onun iyi olduğu tek bebek oyunu değil.
not the only: başka örneklerin de geleceğini belirtmek
Burada not the only, az önce sözü edilen oyunun onun iyi olduğu birkaç bebek oyunundan biri olduğu anlamına gelir. Olumsuzluk, önceki örneği geçersiz kılmaz. Bir söylem işareti olarak That's not the only..., tek bir örneği daha uzun bir listenin başlangıcına dönüştürür. Dinleyiciyi aynı türden başka bir örneğe hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlede not the only neyin işaretini verir?
- Daha önce sözü edilen oyunda iyi değildir.
- Daha önce sözü edilen oyun, onun iyi olduğu birkaç oyundan biridir.
- Tam olarak bir tane bebek oyununda iyidir.
Cevabı göster
Daha önce sözü edilen oyun, onun iyi olduğu birkaç oyundan biridir.
And tiptoeing around without waking up the baby. Notlar
1:45Ve bebeği uyandırmadan parmak ucunda yürümek.
tiptoeing around: parmak uçlarında sessizce hareket etmek
Tiptoeing around, bir alan içinde parmak uçlarında, çok sessiz ve dikkatli biçimde hareket etmek demektir. Bu cümlede amaç bebeği uyandırmadan hareket etmektir. Around, yakındaki alanın farklı yerlerinde hareket etmeyi anlatır. Bebeğin çevresinde tam bir daire çizerek yürümek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “parmak uçlarında sessizce hareket etmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The children were ____ upstairs so they would not wake their parents.
Cevabı göster
tiptoeing around
waking up: başka birini uyandırmak
waking up the baby ifadesinde wake up, “bebeğin uykusunu sona erdirmek”, yani “bebeği uyandırmak” anlamına gelir. The baby nesnedir; dolayısıyla cümle, konuşanın kendisinin uyanmasını değil, bebeği uyandırmayı anlatır. Wake up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem wake up the baby hem de wake the baby up kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri wake ile up arasına koyun: wake her up; wake up her demeyin.
Alıştırma
Cümleyi wake up ve her zamirini doğru sırada kullanarak tamamlayın: Please be quiet so you don't ____.
Cevabı göster
wake her up
How delightfully chaotic: olumlu bir ünlem
How + bir sıfat öbeği bir ünlem oluşturur. Burada delightfully, chaotic sözcüğünü niteler; dolayısıyla cümle How delightfully chaotic it is! ifadesinin kısa biçimidir. Bir soru sormak yerine güçlü ve anlık bir tepkiyi ifade eder. Chaotic genellikle düzensizliği çağrıştırır, ancak delightfully bu düzensizliğe olumlu ve eğlenceli bir değerlendirme katar. Konuşan kişi hareketli karmaşayı yalnızca kötü değil, keyifli veya sevimli bulur.
Alıştırma
“How delightfully chaotic.” burada hangi tutumu ifade ediyor?
- Konuşan kişi düzensizlik hakkında ciddi bir şikâyette bulunmaktadır.
- Durum düzensizdir, ancak konuşan kişi bunu keyifli bulur.
- Durum sakin ve özenle düzenlenmiştir.
Cevabı göster
Durum düzensizdir, ancak konuşan kişi bunu keyifli bulur.
wait till you've got three children running about. Öbek fiiller
1:58etrafta koşturan üç çocuğun olana kadar bekle.
If you think..., wait till...: daha yoğun bir durumu tanıtmak
If you think X is..., wait till Y kalıbı önce mevcut durum hakkındaki bir değerlendirmeyi söyler, ardından aynı özelliğin çok daha güçlü olacağı sonraki bir durumu tanıtır. Burada şimdiki ortam karmaşıktır, fakat üç çocuğun etrafta koşuşturması daha da büyük bir karmaşa yaratacaktır. Wait till burada esas olarak durup bekleme talimatı değildir. “Y olduğunda ne demek istediğimi anlayacaksın” anlamına gelir ve bir uyarı, tahmin ya da dostça takılma gibi duyulabilir.
Alıştırma
Hedef kalıbı iki kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: If you think this level is hard, ____ you try the final one.
Cevabı göster
wait till
running about: farklı yönlerde hareket etmek
Run about ifadesindeki about, “farklı yönlerde” veya “bir yerden başka bir yere” anlamına gelen bir zarftır. Running about, tek bir sabit yön olmadan enerjik biçimde hareket etmeyi anlatır; dolayısıyla about burada “yaklaşık” anlamına gelmez. Bu kullanım özellikle Britanya İngilizcesinde doğaldır. Genellikle belirli bir alan içinde hareket eden çocukları veya hayvanları anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “farklı yönlere hızlıca hareket etmek” anlamındaki tam Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: The puppies were ____ in the garden.
Cevabı göster
running about
a handful: yönetilmesi zor
Burada a handful, yönetilmesi zor olan ve çok zaman ya da enerji gerektiren bir kişi veya grubu anlatan bir deyimdir. They üç çocuğu ifade eder. Cümle, onlarla ilgilenmenin ne kadar zahmetli olduğunu belirtir; bir ele sığan miktardan söz etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede a handful “yönetilmesi zor” anlamında kullanılmıştır?
- Only a handful of tickets remain.
- The children in my afternoon class are lively, and they can be a handful.
- She carried a handful of flowers.
Cevabı göster
The children in my afternoon class are lively, and they can be a handful.
Gosh: yumuşak bir şaşkınlık tepkisi
Gosh şaşkınlık, ani bir fark ediş, hayranlık veya hafif bir endişe belirten yumuşak bir ünlemdir. Yeni bir bilgi eklemekten çok konuşanın duygusal tepkisini gösterir. Bu cümlenin başında, konuşanın diğer kişinin haklı olduğunu yeni fark ettiğini gösterir. Gosh önce tepkiyi, ardından ifadeyi sunar.
Alıştırma
Konuşan kişi küçük bir hatayı aniden fark ediyor ve yumuşak, aile ortamına uygun bir tepki vermek istiyor. Hangi cümle en uygundur?
- Gosh, I left my umbrella on the train!
- Accordingly, I left my umbrella on the train.
- Damn, I left my umbrella on the train!
Cevabı göster
Gosh, I left my umbrella on the train!
That means more...: bir durumu biriken sonuçlara bağlamak
That means bu cümleyi hemen önce sözü edilen duruma bağlar. That önceki durumun tamamına gönderme yapar, means ise bu durumun sonucunu veya doğurduğu etkiyi tanıtır. more + isim yapısının tekrarı, more mess, more chaos, more crying, and more nappies şeklinde paralel bir liste oluşturur. Her more tekrarı yeni bir sonuç eklediği için bilgi ve baskı hissi adım adım artar.
Alıştırma
Bu yapı cümlede ne işe yarıyor?
- Listedeki her unsurun aynı miktarda olduğunu söyler.
- Önceki durumu, ek sonuçların adım adım sıralandığı bir listeye bağlar.
- Önceki durumu reddeder ve konuyu değiştirir.
Cevabı göster
Önceki durumu, ek sonuçların adım adım sıralandığı bir listeye bağlar.
You'll be great: geleceğe yönelik cesaret vermek
You'll be great, birinin gelecekteki bir olayı veya sorumluluğu nasıl yöneteceğine dair olumlu bir tahmindir. Burada “O zaman bunu iyi başaracaksın” anlamına gelir; “Şu anda zaten harika gidiyorsun” anlamına gelmez. Kişinin yeteneğine inandığınızı doğrudan ifade ederek ona güven verir. Neyin iyi gideceğine inandığınızı söylediği için yalnızca Don't worry demekten daha destekleyicidir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yarınki mülakatı için gergin. Gelecekteki performansı hakkında onu doğal biçimde cesaretlendiren cümle hangisidir?
- You'll be great in the interview.
- You'll have an interview tomorrow.
- Your last interview was difficult.
Cevabı göster
You'll be great in the interview.
I've only got two hands: sınırlı kapasiteyi ifade etmek
Burada I've only got two hands cümlesinin asıl amacı vücudu tarif etmek değildir. Aynı anda birçok şeyle ilgilenmek gerektiğinde, “Yapabileceklerim sınırlı” veya “Her şeyi aynı anda halledemem” anlamına gelir. Only, mevcut yardımın ya da kapasitenin sınırlı olduğunu vurgular. Konuşan kişi, baskı altında olduğunu dolaylı biçimde anlatmak için açık bir fiziksel sınırı kullanır; ifade hafif bir bıkkınlık veya mizah taşıyabilir.
Alıştırma
Yoğun bir durumda I've only got two hands cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bir çift eldiven daha almam gerekiyor.
- İnsanların kaç eli olduğunu açıklıyorum.
- Her şeyi aynı anda halledemem.
Cevabı göster
Her şeyi aynı anda halledemem.
six more to help you: hands isminin söylenmemesi
Six more ifadesinde hands ismi söylenmez, çünkü önceki cümledeki two hands neyin kastedildiğini açıkça gösterir. Üç çocuğun toplam altı eli vardır; bu nedenle six more, “altı el daha” demektir, “altı çocuk daha” değil. To help you, bu ellerin görevini belirtir. Konuşan kişi çocukları esprili bir şekilde yeniden yorumlar: Çocuklar yalnızca ek iş değildir, aynı zamanda ek yardım da sağlayabilir. Bu eksiltme, yeni sayıyı önceki two hands ifadesine düzgünce bağlar.
Alıştırma
Önceki cümlede two hands deniyor. Burada six more ne anlama gelir?
- Ebeveynin yapacağı altı görev daha.
- Yardım edecek altı çocuk daha.
- Üç çocuğa ait altı el daha.
Cevabı göster
Üç çocuğa ait altı el daha.
Almost there: hedefe veya tamamlanmaya çok yakın
Almost there, bir hedefe ulaşmak için yalnızca az bir mesafe, zaman veya iş kaldığını belirtir. Buradaki there gerçek bir yeri değil, işin tamamlandığı son durumu ifade eder. Bu kısa ifade hem ilerlemeyi bildirir hem de karşıdaki kişiyi devam etmesi için cesaretlendirir.
Alıştırma
Cümleyi Almost there hedef ifadesiyle tamamlayın: Keep going—you're ____.
Cevabı göster
almost there
And having lots of children does have its benefits. Dilbilgisi
2:30Ve çok çocuğa sahip olmanın faydaları vardır.
having ... does have ...: ulaç-fiil öznesi ve vurgulu does
having lots of children ulaç-fiil grubu cümlenin öznesi olarak kullanılır. Bir etkinliği veya durumu tek bir bütün fikir olarak adlandırdığı için tekil yardımcı fiil does kullanılır. does have yapısında does vurgu yapan yardımcı fiildir ve have yalın hâlde kalır. Cümle yalnızca yararların var olduğunu belirtmez; gerçekten var olduklarını güçlü biçimde doğrular ve çoğu zaman daha önce sözü edilen şüpheleri veya olumsuzlukları dengeler.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu do kullanarak tamamlayın: Working from home ____ its benefits.
Cevabı göster
does have
Geleneksel bir hikâye başlangıcı olarak Once upon a time
Once upon a time, masalları ve geleneksel tarzda anlatılan diğer hikâyeleri başlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada sıradan konuşmadan, geçmişte kesin zamanı belirtilmeyen bir hikâyeye geçildiğini bildirir. İfadeyi once, upon ve time sözcüklerinin ayrı anlamlarını birleştirerek değil, tek bir hikâye başlangıcı kalıbı olarak anlayın. Dinleyiciyi sırada gelecek karakterlere, yere veya başlangıç durumuna hazırlar.
Alıştırma
Geleneksel masal başlangıcını tamamlayın: ____, a small dragon lived beside a lake.
Cevabı göster
Once upon a time
Go Team Pig: tezahürat olarak Go + takım adı
Go Team Pig ifadesindeki go, “Devam edin!” veya “Elinizden geleni yapın!” anlamında bir destek tezahüratıdır. Takıma gitmesini söylemez. Team Pig, takımın eğlenceli adıdır. Go + takım ya da kişi adı kalıbı; maç, gösteri, yarış veya ortak bir görev sırasında destek göstermenin kısa ve enerjik bir yoludur.
Alıştırma
Falcons adlı takım için tezahüratı Go + takım adı kullanarak tamamlayın: ____! You can win!
Cevabı göster
Go Falcons
more work... But it'll also be more fun: paralel listelerle fikirleri dengelemek
İlk cümle zorlukları bir grupta toplamak için more + isim yapısını tekrarlar: more work, more mess ve more chaos. But it'll also be, ikinci gruba geçişi gösterir: more fun, more laughter ve more to love. But, zorluklar gerçek değilmiş gibi davranmadan olumlu tarafı ekler. İki tarafta da aynı yapının tekrarlanması paralel bir karşıtlık oluşturur. Dinleyiciyi kaygıdan daha sıcak bir genel değerlendirmeye taşır ve more to love ifadesini en güçlü son nokta olarak sona bırakır.
Alıştırma
Bu bölüm konuşmacının görüşünü nasıl düzenliyor?
- Birbiriyle ilgisiz birkaç örneği zaman sırasıyla verir.
- Zorlukları sıralar ve sonra bunların doğru olmadığını söyler.
- Zorlukları kabul eder, ardından but ve paralel bir liste kullanarak olumlu sonuçları ekler.
Cevabı göster
Zorlukları kabul eder, ardından but ve paralel bir liste kullanarak olumlu sonuçları ekler.
more to love: önem verilecek daha fazla aile üyesi
More to love ifadesinde more, aileye yeni katılan üyeleri temsil eder; to love ise onları sevilebilecek kişiler olarak tanımlar. Dolayısıyla ifade, ailenin büyümesinin herkese önem verecekleri daha fazla insan kazandırdığı anlamına gelir. Bu, daha fazla çaba göstererek sevmeye yönelik bir talimat değildir. More work, more mess ve more chaos ifadelerinden sonra aynı more fikrini sıcak bir duygusal kazanca dönüştürür.
Alıştırma
Bu aile bağlamında more to love ne anlama geliyor?
- Sevmeyi öğrenmek için daha fazla zamana ihtiyaçları var.
- Birine daha fazla çaba göstererek sevmesi emrediliyor.
- Ailenin büyümesi, onlara önem verecekleri ve sevecekleri daha fazla insan kazandırıyor.
Cevabı göster
Ailenin büyümesi, onlara önem verecekleri ve sevecekleri daha fazla insan kazandırıyor.
Who wants to see me change a nappy blindfolded? Ton ve niyet
3:02Gözlerim bağlıyken bebek bezi değiştirmemi kim görmek ister?
“Who wants to see me...?” ile izleyiciyi davet etmek
“Who wants to see me...?” ilgilenen kişilerin kim olduğunu sormak gibi görünür; ancak bir gösteri veya sunumdan önce çoğu zaman coşkulu bir davet işlevi görür. Konuşanın asıl amacı resmî bir anket yapmak değil, heyecan yaratmak ve herkesin dikkatini birazdan olacaklara çekmektir. Tekrar kullanılabilen kalıp Who wants to see me + fiilin yalın hâli...? şeklindedir. İzleyicilerin görmeye davet edildiği hareketi belirtir. Burada blindfolded, konuşanın gözlerinde bir bağ varken bebek bezini değiştireceği anlamına gelir.
Alıştırma
Samimi bir partide, bir gösteriden hemen önce heyecanı en doğal biçimde hangi cümle artırır?
- Who wants to see me do a magic trick?
- How many people have formally registered to watch?
- I do not intend to show you anything today.
Cevabı göster
Who wants to see me do a magic trick?
And she can't wait for it to get even bigger. Kalıp ifadeler
3:06Ve ailenin daha da büyümesi için sabırsızlanıyor.
Güçlü beklenti için “can't wait for ... to ...”
Can't wait for + isim veya zamir + to + fiilin yalın hâli, adı geçen kişinin ya da şeyin bir şey yapmasını veya değişmesini büyük bir heyecanla beklemeyi ifade eder. Genellikle olumlu ve güçlü bir ifadedir; beklemenin gerçekten imkânsız olduğu anlamına gelmez. Cümlede it aileyi ifade eder. Get even bigger, yeni bebek geldiğinde ailenin daha da büyümesi demektir. Even, karşılaştırma biçimi bigger’ı güçlendirir.
Alıştırma
Can't wait ve doğru bağlantı sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ the school play to begin tonight.
Cevabı göster
can't wait for