Kamboçya'nın şimşek, gök gürültüsü ve yağmur efsanesi - Prumsodun Ok: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
597 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Bu animasyon efsane, kristal küreyi kıskanan iblis Ream Eyso’nun deniz tanrıçası Moni Mekhala’yı şiddetle takip etmesini anlatır. İkilinin karşılaşması gök gürültüsü, şimşek ve yağmurun kökenini açıklarken Mekhala’nın sonunda merhameti seçmesi, öğretmeninden gördüğü iyiliği yansıtır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Once a long time ago, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kalıbın bir efsaneyi uzak geçmişe yerleştiren geleneksel bir hikâye başlangıcı olduğunu fark edin ve once sözcüğünü yalnızca “bir kez” diye anlamak yerine efsanevi bir atmosfer kurmak için kullanın. 2. demanded that she and her friends either submit to him, / or die like Vorachhun. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: demand that yapısının sert bir talebi başlattığını, either/or yapısının ise tehdit içeren iki seçeneği düzenlediğini anlayarak resmî ya da dramatik anlatılardaki ültimatomları takip edebilir ve kurabilirsiniz. 3. golden like a rice field ready for harvest. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Altın renkli teni hasada hazır bir pirinç tarlasına benzeten teşbihi yorumlayın; kültürel kökleri olan tarımsal imgelerle canlı renk ve görünüş betimlemelerini tanımayı veya oluşturmayı öğrenin.

Bu derste

Once a long time ago, Anlatım akışı

0:06

Çok uzun zaman önce,

Anlatım akışı

Hikâye başlangıcı olarak Once a long time ago

Bir hikâyenin başında kullanılan Once a long time ago, anlatının tamamını zamanı kesin olarak belirtilmeyen uzak bir geçmişe yerleştirir. Eski bir hikâyenin, efsanenin veya mitin başlamak üzere olduğunu gösterir. Buradaki once, sayı bildiren “bir kez” değil, “eskiden” veya “geçmişte” anlamındadır. İfade, karakterler ve olaylar tanıtılmadan önce hikâyenin zaman çerçevesini kurar.

Alıştırma

Öğrendiğiniz ifadeyle hikâye başlangıcını tamamlayın: ____, a tiny village stood beside the sea.

Cevabı göster

Once a long time ago

there was a powerful hermit named Lok Ta Moni Eysei. Dilbilgisi

0:09

Lok Ta Moni Eysei adında güçlü bir keşiş vardı.

Dilbilgisi

Karakter tanıtmak için there was ... named ...

There was + isim öbeği, geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede bir kişiyi veya şeyi yeni bilgi olarak tanıtır. Burada there was a powerful hermit karakteri hikâyeye dâhil eder; there bir yeri göstermez. Named Lok Ta Moni Eysei, hermit sözcüğünden sonra gelir ve münzevinin adını bildirir. Named + ad, who was named + ad yapısının kısaltılmış biçimidir; bu nedenle named cümlenin ana eylemi değildir.

Alıştırma

There was ... named ... yapısını kullanarak Maya'yı geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyeye dâhil edin: There ____ a young inventor ____.

Cevabı göster

was · named Maya

He had three promising students:

0:13

Üç tane gelecek vaat eden öğrencisi vardı:

Moni Mekhala, the brilliant goddess of the seas, Kültür

0:15

Denizlerin parlak tanrıçası Moni Mekhala,

Kültür

brilliant goddess of the seas: mitolojik bir yetki alanı unvanı

Bu mitolojik unvanda goddess of the seas, denizleri tanrıçanın ilahi alanı olarak tanımlar: tanrıça denizlerle bağlantılıdır, onları temsil eder ya da onlar üzerinde güce sahiptir. Of the seas yalnızca nereden geldiğini veya nerede yaşadığını söylemez. Brilliant onu ışıldayan ya da görkemli biri olarak betimler ve unvana ihtişam katar.

Alıştırma

Bir fantastik hikâyede a god of storms ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. İlahi yetki alanı fırtınalar olan bir tanrı.
  2. Bir zamanlar bir fırtınanın içinden geçmiş bir tanrı.
  3. Fırtınaların sık yaşandığı bir yerde yaşayan sıradan biri.
Cevabı göster

İlahi yetki alanı fırtınalar olan bir tanrı.

Vorachhun, princely manifestation of the Earth, Kültür

0:19

Dünyanın prenses görünümlü tecellisi Vorachhun,

Kültür

princely manifestation of the Earth: insan biçimine bürünen Yeryüzü gücü

Mitolojik veya dinî dilde a manifestation of the Earth, Yeryüzü'nün gücünün ya da ruhunun görünür ve kişileştirilmiş bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Bu ifade Vorachhun'u yalnızca Dünya'da yaşayan biri olarak değil, Yeryüzü'nün vücut bulmuş hâli olarak sunar. Princely, bu vücut bulmuş biçimi prense benzeyen ya da kraliyet görkemine sahip bir şekil olarak tanımlar ve unvana soylu, törensel bir ton katar.

Alıştırma

Mitolojik dilde princely manifestation of the Earth ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Dünya'yı ziyaret eden sıradan bir prensi anlatır.
  2. Yeryüzü'nün gücünü prens benzeri bir biçimde ortaya çıkmış olarak betimler.
  3. Bir prensin Dünya'nın resmini gösterdiğini söyler.
Cevabı göster

Yeryüzü'nün gücünü prens benzeri bir biçimde ortaya çıkmış olarak betimler.

and Ream Eyso,

0:23

ve kalbi tutkulu bir ateşle yanan,

a demon whose heart burned with passionate fire. Deyimler

0:24

bir iblis olan Ream Eyso.

Deyimler

whose heart burned with passionate fire: yoğun duyguyu anlatan ateş benzetmesi

Bu betimlemede heart, iblisin içindeki duygu ve arzuları temsil eder. burned with passionate fire, bunların şiddetini güçlü bir aleve benzetir; iblisin kalbinin gerçekten yandığı anlamına gelmez. whose heart burned with passionate fire ilgi cümleciği a demon ifadesini niteler. Bu kalıp, anlatıcının bir karakteri tanıtıp hemen ardından o karakterin iç dünyasını canlı bir görüntüyle anlatmasını sağlar.

Alıştırma

“Mara was a captain whose heart burned with a fierce desire for justice,” cümlesindeki betimleme ne anlama gelir?

  1. Kalbi fiziksel olarak yanıyordu.
  2. Adalet için güçlü bir arzu duyuyordu.
  3. Bir şöminenin yakınında duruyordu.
Cevabı göster

Adalet için güçlü bir arzu duyuyordu.

Lok Ta wished to bestow a gift upon his most deserving student. Kelime

0:28

Lok Ta, en çok hak eden öğrencisine bir hediye vermek istedi.

Kelime

bestow a gift upon: bestow + şey + upon + alıcı ile resmî verme

bestow a gift upon someone, bir kişiye armağanı resmî biçimde vermek veya bahşetmek anlamına gelir. Bu ifade çoğu zaman veren kişiyi yetkili, armağanı da değerli, onurlandırıcı ya da özel gösterir. Kalıp bestow + şey + upon/on + alıcı şeklindedir. Bu cümlede upon, armağanı alan öğrenciyi belirtir; fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bestow ... upon yapısını doğal ve doğru biçimde kullanır?

  1. The queen bestowed the kingdom's highest honor upon the young hero.
  2. We bestowed the groceries upon the kitchen table.
  3. I bestowed my classmate a pencil for ten minutes.
Cevabı göster

The queen bestowed the kingdom's highest honor upon the young hero.

Kelime

the most deserving student: ödülü en çok hak eden öğrenci

Bu cümlede the most deserving student, davranışları, çabası veya katkısı sayesinde hediyeyi almaya en çok hakkı olan öğrenciyi ifade eder. Deserving, birinin bir ödülü ya da fırsatı hak edip etmediğini değerlendirir; yalnızca derslerinde başarılı olduğu anlamına gelmez. Most, öğrencileri karşılaştırır ve içlerinden birini hediyeyi diğerlerinin hepsinden daha çok hak eden kişi olarak gösterir. Aynı düşünce, bir ödülün, fırsatın veya sorumluluğun kime verilmesi gerektiğine karar verirken de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir burs, çaba ve hizmete göre veriliyor. Bursun onu emeğiyle hak eden adaya verilmesi gerektiğini en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The scholarship should go to the most popular candidate.
  2. The scholarship should go to the most deserving candidate.
  3. The scholarship should go to the busiest candidate.
Cevabı göster

The scholarship should go to the most deserving candidate.

To determine which of the three that was, Dilbilgisi

0:33

Üçünden hangisinin bu hediyeyi hak ettiğini belirlemek için,

Dilbilgisi

To determine which of the three that was: amaç belirtme

Cümlenin başındaki To determine ... amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Ardından gelen ana eylemin neden yapıldığını gösterir: eylem bir şeyi öğrenmek amacıyla gerçekleştirilir. which of the three that was tek bir dolaylı sorudur ve üç kişiden hangisinin o kişi olduğu anlamına gelir. Buradaki that, daha önce geçen the most deserving student ifadesine gönderme yapar. Soru determine sonrasında cümle içine yerleştirildiği için sözcük dizilişi doğrudan sorudaki was that değil, that was olur.

Alıştırma

Determine fiilini iki sözcüklü amaç mastarı olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: ____ which battery lasted longer, the class tested both brands.

Cevabı göster

To determine

he announced a contest.

0:35

bir yarışma düzenlediğini duyurdu.

Whoever first brought back a glass full of morning dew Dilbilgisi

0:38

Sabah çiğiyle dolu bir bardağı ilk getiren kim olursa,

would be master of this mysterious gift. Kalıp ifadeler

0:42

bu gizemli hediyenin sahibi olacaktı.

Dilbilgisi

Whoever ... would be ...: bir kuralı ve sonucunu belirtmek

Whoever first brought back ... ifadesi, “... geri getiren ilk kişi kim olursa olsun” demektir. Burada whoever koşulu karşılayan kişiyi belirtir; “kim?” diye soru sormaz. Önce koşul gelir, would be master of ise vaat edilen sonucu belirtir. Kural geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede aktarıldığı için would, geçmişteki o noktadan bakıldığında gelecekte gerçekleşecek sonucu gösterir. Şu anda geçerli bir kuralda genellikle will kullanılır: Whoever finishes first will win.

Alıştırma

“Bitiş çizgisine ilk ulaşan herhangi bir kişi madalyayı alacak” anlamındaki yarışma kuralını hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. Who will reach the finish line first?
  2. Whoever reaches the finish line first will receive the medal.
  3. Whoever will reach the finish line first?
Cevabı göster

Whoever reaches the finish line first will receive the medal.

Kalıp ifadeler

would be master of: sahip veya kontrol eden kişi olmak

would be master of this mysterious gift ifadesinde master, bir şeyi sahiplenen veya kontrol eden kişi anlamına gelir; öğretmen anlamına gelmez. Kazanan kişi armağanın mülkiyetini ya da kontrolünü elde edecekti. Would bu sonucu geçmiş bir bakış açısından sunar. Master of resmî ve dramatik duyulur; bu nedenle basit have veya receive fiillerinin vermediği bir güç duygusu katar.

Alıştırma

Bir fantastik hikâyede “The winner would be master of the magical object” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kazanan kişi sihirli nesneye ders verecekti.
  2. Kazanan kişi sihirli nesnenin sahibi olacak veya onu kontrol edecekti.
  3. Kazanan kişi sihirli nesnenin aynısını yapacaktı.
Cevabı göster

Kazanan kişi sihirli nesnenin sahibi olacak veya onu kontrol edecekti.

When dusk came, Anlatım akışı

0:45

Alacakaranlık çöktüğünde,

Anlatım akışı

When dusk came: hikâyeyi akşamın başlangıcına taşımak

When dusk came, hikâyenin zamanını akşamın başlangıcına taşıyan bağımlı bir zaman yan cümlesidir. Virgülden sonra gelen ana eylemin ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Buradaki came, alacakaranlığın geldiği veya başladığı anlamındadır; alacakaranlığın fiziksel olarak birine doğru yürüdüğünü anlatmaz. Hikâyedeki bir sonraki olayı tanıtmak için when + zaman dilimi veya mevsim + came kalıbını yeniden kullanabilirsin.

Alıştırma

night sözcüğünü kullanarak cümleyi when + time + came kalıbıyla tamamla: ____, the campers lit a fire.

Cevabı göster

When night came

Vorachhun and Ream Eyso ventured into the forest. Kelime

0:47

Vorachhun ve Ream Eyso ormana doğru maceraya atıldı.

Kelime

ventured into the forest: risk veya belirsizliğe rağmen girmek

Ventured into the forest, bilinmeyen veya tehlikeli olabilecek bir ormana girdikleri anlamına gelir. Ventured sözcüğü cesaret, keşif veya belirsizlik duygusu ekler; yalnızca went into demekten daha fazlasını anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı venture into + yer veya bölgedir. Bu cümlede into, ormanın dışından içine doğru hareketi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi venture into yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamla: The hikers ____ the unmarked cave despite the warning.

Cevabı göster

ventured into

They left not one leaf or blade of grass untouched, Deyimler

0:50

Dokunulmadık tek bir yaprak ya da çimen bırakmadılar,

Deyimler

left not one leaf or blade of grass untouched: hiçbir şey gözden kaçmadı

leave + nesne + sıfat kalıbı, nesnenin hangi durumda kaldığını anlatır. Burada not one leaf or blade of grass nesnedir; untouched ise durumunu belirtir: tek bir tanesi bile dokunulmamış kalmamıştır. Bu arama sahnesinde ifade bilinçli bir abartıdır. Her yeri çok dikkatli aradıkları ve hiçbir şeyi gözden kaçırmadıkları anlamına gelir; her yaprağı ve ot sapını gerçekten tek tek saydıkları anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir arama veya incelemede hiçbir şeyin gözden kaçırılmadığını en açık biçimde anlatır?

  1. The inspectors left not one room unchecked.
  2. The inspectors left several rooms unchecked.
  3. The inspectors checked only one room.
Cevabı göster

The inspectors left not one room unchecked.

impatiently shaking the precious fluid into their glasses.

0:54

değerli sıvıyı sabırsızlıkla bardaklarına silkelediler.

When they returned to the hermit's hut,

0:59

Keşişin kulübesine döndüklerinde,

they found Moni Mekhala sitting patiently with a full glass of morning dew. Dilbilgisi

1:01

Moni Mekhala'yı elinde sabah çiğiyle dolu bir bardakla sabırla otururken buldular.

Dilbilgisi

found Moni Mekhala sitting patiently: find + nesne + -ing yapısı

find + nesne + -ing yapısı, biri ya da bir şey bulunduğunda veya fark edildiğinde onun ne yapmakta olduğunu anlatır. they found Moni Mekhala sitting patiently cümlesinde Moni Mekhala nesnedir; sitting patiently ise onun o andaki durumunu anlatan nesne tamamlayıcısıdır. Sitting ikinci bir ana fiil değildir. Nesneden sonraki -ing biçimi, bulma gerçekleştiğinde eylemin veya durumun zaten devam etmekte olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için wait fiilinin -ing biçimini kullanın: We found Max ____ by the gate.

Cevabı göster

waiting

She had left her shawl out overnight Kalıp ifadeler

1:06

Şalını gece boyunca dışarıda bırakmış

Kalıp ifadeler

had left her shawl out overnight: daha önce gerçekleşen geçmiş eylem

Had left, had + geçmiş zaman ortacı yapısındaki past perfect biçimidir. Şalı dışarıda bırakma eylemini, hikâyedeki başka bir geçmiş olaydan veya sonuçtan daha önceye yerleştirir. Burada leave something out, bir şeyi dışarıda bırakmak veya yerine kaldırmamak demektir. Overnight bütün gece anlamına gelir; dolayısıyla bu cümlede out, “atlamak ya da çıkarmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin past perfect biçimi ve out parçacığıyla tamamlayın: When Ben saw his wet boots in the morning, he realized that he ____ them ____ overnight.

Cevabı göster

had left · out

and won the contest by simply wringing out the fabric over her glass. Notlar

1:09

ve sadece kumaşı bardağının üzerine sıkarak yarışmayı kazanmıştı.

Dilbilgisi

by simply wringing out: by + -ing ile yöntem belirtme

by + -ing yapısı, bir sonucun hangi yöntemle elde edildiğini anlatır. Burada by simply wringing out, onun nasıl kazandığını açıklayıp yöntemi tanıtır; by bir aracı belirtir, bir şeyin yanındaki konumu değil. Simply yöntemin kolay veya doğrudan olduğunu vurgular. Wring out, sıvıyı çıkarmak için bir şeyi burmak ya da sıkmak demektir; bu cümlede nesne olan the fabric, out sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi press fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can start the toy by simply ____ the green button.

Cevabı göster

pressing

Öbek fiiller

wringing out the fabric: kumaştaki sıvıyı sıkarak çıkarmak

To wring out the fabric, ıslak kumaşı büküp sıkarak içindeki sıvıyı dışarı çıkarmak demektir. out parçacığı eylemin bir parçasıdır; yalnızca kumaşı bükmeye değil, sıvıyı çıkarmaya odaklanır. Wring out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda wring out the fabric veya wring the fabric out denebilir. Nesne zamir olduğunda zamir ortaya gelir: wring it out.

Alıştırma

wring out ifadesini kullanın ve zamiri doğru yere koyun: This towel is soaking wet, so please ____ over the sink.

Cevabı göster

wring it out

Proud of all his students and loving them like his own children, Notlar

1:14

Tüm öğrencileriyle gurur duyan ve onları kendi çocukları gibi seven Lok Ta,

Deyimler

like his own children: like ile karşılaştırma yapma

loving them like his own children ifadesinde like, 'aynı şekilde' anlamındadır; 'hoşlanmak veya sevmek' anlamında değildir. Ardından his own children isim öbeği gelen bir edattır. Bu karşılaştırma, öğretmenin öğrencileri kendi çocuklarına göstereceği yakınlık ve özenle sevdiğini anlatır. Öğrencilerin gerçekten onun çocukları olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“The coach cared for the players like his own children” cümlesinde like ne anlama gelir?

  1. Oyuncuların gerçekten kendi çocukları olduğunu söyler.
  2. Oyunculara gösterdiği ilgiyi kendi çocuklarına gösterdiği ilgiyle karşılaştırır.
  3. Kendi çocuklarından hoşlandığını söyler.
Cevabı göster

Oyunculara gösterdiği ilgiyi kendi çocuklarına gösterdiği ilgiyle karşılaştırır.

Lok Ta surprised all three with gifts. Kalıp ifadeler

1:17

üçüne de hediyeler vererek onlara sürpriz yaptı.

Dilbilgisi

Proud of ... and loving ...: ana cümleden önce duygu ve motivasyon belirtme

Baştaki Proud of ... sıfat öbeği ile loving ... ortaç öbeğinin ikisi de Lok Ta'yı niteler. Önce onun duygularını ve motivasyonunu sunarlar; tam ana cümle Lok Ta surprised ... ile başlar. Her iki başlangıç öbeğinin de örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Bu öne alınmış yapı, bir anlatıda birinin ana eylemi neden yaptığını veya eylem sırasında hangi durumda olduğunu açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede başlangıçtaki iki öbek de ana cümlenin öznesini doğru biçimde niteler?

  1. Proud of her team and trusting their skills, the final decision was left to the players.
  2. Proud of her team and trusting their skills, a thank-you note was sent by the coach.
  3. Proud of her team and trusting their skills, the coach let them make the final decision.
Cevabı göster

Proud of her team and trusting their skills, the coach let them make the final decision.

Kalıp ifadeler

surprised all three with gifts: surprise someone with something yapısı

Surprise + person + with + thing, birine beklenmedik bir şey vererek, göstererek ya da yaparak onu şaşırtmak anlamına gelir. Bu cümlede all three şaşıran kişileri, gifts ise şaşkınlığı yaratan şeyi gösterir. With şaşırtan şeyi veya eylemi tanıtır. Lok Ta'nın hediyelerle birlikte bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi surprise + person + with + thing yapısını oluşturan sözcükle tamamlayın: The team surprised their coach ____ a thank-you video.

Cevabı göster

with

He turned the dew Ream Eyso collected into a diamond axe. Kalıp ifadeler

1:21

Ream Eyso'nun topladığı çiği elmas bir baltaya dönüştürdü.

Kalıp ifadeler

turn A into B: bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek

turn A into B yapısında A başlangıçtaki maddeyi ya da durumu, B ise sonucu gösterir. Bu cümlede the dew Ream Eyso collected A, a diamond axe ise B'dir. into sözcüğü yeni biçimi ya da sonucu belirtir. Bu yapı fiziksel değişimleri, işleme süreçlerini veya soyut değişimleri anlatabilir; bu cümlede bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

turn A into B kalıbında sonucu gösteren sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: The machine turned old paper ____ new boxes.

Cevabı göster

into

Vorachhun's into a magic dagger,

1:27

Vorachhun'unkini sihirli bir hançere,

and Moni Mekhala's into a crystal ball unlike anything ever seen. Kalıp ifadeler

1:30

ve Moni Mekhala'nınkini ise daha önce hiç görülmemiş kristal bir küreye çevirdi.

Kalıp ifadeler

unlike anything ever seen: tamamen yeni ve benzeri görülmemiş

unlike anything ever seen ifadesi, 'insanların daha önce gördüğü her şeyden farklı' demektir. Kristal küreyi yalnızca biraz sıra dışı değil, olağanüstü ve benzeri görülmemiş olarak sunar. Burada unlike, '-den farklı' anlamındaki bir edattır; 'sevmemek' anlamına gelen bir fiil değildir. Anything ever seen, anything that had ever been seen yapısının kısaltılmış biçimidir; dolayısıyla belirli bir gözlemci belirtilmez.

Alıştırma

Hangi cümle, buluşun jüri üyelerinin daha önce gördüğü her şeyden tamamen farklı olduğunu doğal biçimde söyler?

  1. The invention was unlike to anything the judges had ever seen.
  2. The invention was unlike anything the judges had ever seen.
  3. The invention did not like anything the judges had ever seen.
Cevabı göster

The invention was unlike anything the judges had ever seen.

Soon, Ream Eyso grew covetous and decided Kelime

1:35

Çok geçmeden, Ream Eyso açgözlü birine dönüştü ve karar verdi,

Kelime

grew covetous: zamanla açgözlü oldu

Burada grew, “fiziksel olarak büyüdü” değil, “zamanla ... hâle geldi” anlamında bir bağ fiilidir. grow + sıfat yapısında sıfat yeni durumu belirtir; bu nedenle grew covetous, karakter veya tutumdaki bir değişimi anlatır. Covetous, başka birine ait bir şeyi güçlü biçimde istemek demektir. Olumsuz bir değerlendirme taşır ve bu isteği açgözlü ve uygunsuz gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “başkalarının sahip olduklarına karşı zamanla açgözlü oldu” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: With each display of royal wealth, the minister ____.

Cevabı göster

grew covetous

he must have Mekhala's prize. Ton ve niyet

1:39

Mekhala'nın ödülü onun olmalıydı.

Ton ve niyet

must have: bir şeye kesinlikle sahip olmak zorunda olduğunu hissetmek

he must have Mekhala's prize ifadesinde must sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi have, ardından da Mekhala's prize nesnesi gelir. Bu, onun ödüle sahip olması ya da ödülü elde etmesi gerektiğini hissettiği anlamına gelir. Bu zorunluluk dışarıdan gelen bir kuraldan değil, kendi yoğun arzusundan doğar. Bu bağlamda must, düşüncesinin kararlı ve sahiplenici duyulmasını sağlar: ona göre ödülü almak pazarlığa açık değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede must have, bir şeye sahip olmaya yönelik yoğun bir arzuyu ifade eder?

  1. Lina has to return the antique necklace by noon.
  2. Lina must have misplaced the antique necklace.
  3. After seeing the antique necklace, Lina decided she must have it.
Cevabı göster

After seeing the antique necklace, Lina decided she must have it.

He and Vorachhun tried to woo the goddess Kelime

1:42

O ve Vorachhun tanrıçaya kur yapmaya çalıştılar,

Kelime

tried to woo the goddess: tanrıçaya kur yapmaya çalışmak

To try to woo someone, o kişinin romantik sevgisini veya ilgisini kazanmak için çaba göstermek demektir. Woo yalnızca birinden hoşlanmayı değil, etkin biçimde kur yapmayı anlatır. Tried to, girişimde bulunulduğunu gösterir ancak girişimin başarılı olduğunu söylemez. Bu cümlede gönlünü kazanmayı umdukları kişi tanrıçadır.

Alıştırma

Hangi durum doğal olarak 'Leo tried to woo Maya' şeklinde anlatılabilir?

  1. Leo, Maya'dan hoşlanıyordu ama ona yaklaşmak için hiçbir girişimde bulunmadı.
  2. Leo ve Maya zaten iki yıldır çıkıyordu.
  3. Leo, Maya'nın ilgisini kazanmak için ona çiçekler ve aşk mektupları gönderdi.
Cevabı göster

Leo, Maya'nın ilgisini kazanmak için ona çiçekler ve aşk mektupları gönderdi.

so they could get the precious gem. Dilbilgisi

1:44

böylece o değerli mücevheri elde edebileceklerdi.

Dilbilgisi

so they could get: geçmişteki bir amacı belirtmek

Burada so, önceki eylemin amacını belirtir: mücevheri elde edebilmek için o şekilde davrandılar. Kalıp, eylem + so + özne + could + fiilin yalın hâlidir. Geçmişte geçen bir anlatıda could, çoğu zaman önceki geçmiş zamanlı eylemle uyum sağlar ve eylemin neyi mümkün kılmayı amaçladığını gösterir. Buradaki so yalnızca “bu yüzden” anlamına gelmez; could da sadece genel bir yeteneği belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi amacı belirten tek sözcüklü bağlaçla tamamlayın: We left early ____ we could catch the first train.

Cevabı göster

so

But after she rejected their advances and flew off, Notlar

1:48

Fakat o, tekliflerini reddedip uçarak uzaklaştıktan sonra,

Kalıp ifadeler

rejected their advances: romantik yaklaşımı reddetmek

Reject someone's advances, birinin romantik ilgi veya kur yapma girişimlerini açıkça geri çevirmek demektir. Burada their advances, taliplerin kur yapmasını anlatır; ilerleme veya öne doğru hareket anlamına gelmez. Kalıp reject + iyelik bildiren sözcük veya isim + advances şeklindedir. Advances bu anlamda normalde çoğul kullanılır ve çoğu zaman bu ilginin hoş karşılanmadığını düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede advances, birinin reddettiği istenmeyen romantik ilgiyi ifade ediyor?

  1. She praised the advances in medical research.
  2. She advanced to the final round of the contest.
  3. She rejected his advances and asked him to stop.
Cevabı göster

She rejected his advances and asked him to stop.

Öbek fiiller

flew off: uçarak bir yerden ayrılmak

Flew off, fly off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve birinin ya da bir şeyin uçarak bir yerden ayrıldığını anlatır. Fly, havadaki hareketi belirtir; off ise mevcut konumdan uzaklaşma anlamını ekler. Bir anlatıda fiil + off yapısı çoğu zaman sahneden ayrılmayı gösterir. Burada yalnızca onun uçtuğunu değil, oradan gittiğini de anlatır.

Alıştırma

Cümleyi fly off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the window opened, the butterfly ____.

Cevabı göster

flew off

Ream Eyso resolved to take the crystal ball by force. Kalıp ifadeler

1:51

Ream Eyso kristal küreyi zorla almaya karar verdi.

Kalıp ifadeler

resolved to take ... by force: zorla ele geçirmeye kesin karar vermek

Resolved to + fiilin yalın hâli, birinin harekete geçmeye kesin olarak karar verdiğini anlatır. Burada resolved to take, Ream Eyso'nun kristal küreyi ele geçirmeye kesin olarak karar verdiğini gösterir. By force ise yöntemi açıklar: izin almak yerine şiddet, tehdit veya zorlama kullanmak. Bu iki bölüm birlikte hem kararlı bir seçimi hem de şiddet içeren bir eyleme yönelişi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin kesin karar verdiğini ve şiddet ya da zorlama kullanmayı planladığını anlatır?

  1. The invaders resolved to take the city by force.
  2. The visitors decided to enter the city with a guide.
  3. The leaders resolved the dispute without force.
Cevabı göster

The invaders resolved to take the city by force.

Ream Eyso flew through the air in search of Moni Mekhala, Kalıp ifadeler

1:57

Ream Eyso, Moni Mekhala'yı aramak için havada uçtu,

Kalıp ifadeler

in search of: bir hedefi bulmaya çalışmak

In search of + isim, bir kişiyi, şeyi veya fikri bulmaya çalışmak ya da onu bulmak için yol almak anlamına gelir. Of sözcüğünden sonraki isim aranan hedeftir; burada bu hedef Moni Mekhala'dır. Bu ifade, amacını açıklamak için bir hareket veya eylem cümleciğinden sonra gelebilir. Bu cümlede Ream Eyso'nun neden havada uçtuğunu açıklar.

Alıştırma

“Bulmaya çalışmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The hikers entered the valley in search ____ shelter.

Cevabı göster

of

propelled on by a jealous rage. Deyimler

2:00

kıskançlık öfkesinin itici gücüyle.

Deyimler

propelled on by a jealous rage: harekete geçiren güç olarak duygu

Burada propelled on by a jealous rage, kıskançlık ve öfkenin kişiyi ilerlemeye ya da birini kovalamaya devam etmeye ittiği anlamına gelir. Buradaki güç duygusaldır; bir makine ya da fiziksel itme değildir. Propelled, kısaltılmış edilgen bir öbekte kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Kişi itilen taraftır, by nedeni gösterir ve on ileriye doğru devam etme anlamını ekler. Böylece duygu, eylemi harekete geçiren hayalî bir güç gibi sunulur.

Alıştırma

Hangi cümlede bir duygu, kişinin devam etmesini sağlayan mecazi bir güç olarak kullanılmıştır?

  1. Propelled by a motor, the boat crossed the lake.
  2. Maya described her fear after the climb.
  3. Propelled on by fear, Maya kept climbing through the storm.
Cevabı göster

Propelled on by fear, Maya kept climbing through the storm.

On his way, Anlatım akışı

2:03

Yolda,

Anlatım akışı

On his way: yolculuk sırasında gerçekleşen bir olayı başlatmak

On his way, cümlenin başında yolculuk bağlamını kuran bir ifadedir. Dinleyiciye sıradaki olayın o bir yere giderken gerçekleştiğini bildirir. Bir hikâyede bu ifade, daha önce belirtilen bir varış noktasını veya amacı, oraya ulaşmadan önce gerçekleşen yeni bir olaya bağlar. Varış noktası bağlamdan zaten belliyse söylenmeden bırakılabilir.

Alıştırma

on one's way to + place yapısındaki iki sözcüğü aynen kullanın: On her ____ the library, Nina found a lost key.

Cevabı göster

way to

he encountered Vorachhun and attacked him,

2:04

Vorachhun ile karşılaştı ve ona saldırdı,

knowing that the righteous prince would never allow him to steal the crystal. Dilbilgisi

2:06

çünkü dürüst prensin kristali çalmasına asla izin vermeyeceğini biliyordu.

Dilbilgisi

knowing that ...: Bir eylemin nedenini açıklamak

knowing that ... biçimindeki -ing yan cümlesi, öznenin eyleminin dayandığı bilgiyi ekler. Burada neden saldırdığını açıklar: Prensin kristali çalmasını engelleyeceğini biliyordu. knowing ifadesinin örtük öznesi, encountered ve attacked fiillerinin öznesi olan aynı he'dir. Knowing bu fiillerle eş düzey üçüncü bir ana eylem değildir; hareket etme nedenini veya dayanağını ekler.

Alıştırma

Hangi cümle, öznenin eylem nedenini açıklamak için knowing that ... yapısını doğru kullanıyor?

  1. Leo chose another route because knowing that the bridge was unsafe.
  2. Knowing that the bridge was unsafe, Leo chose another route.
  3. Knowing that the bridge was unsafe, another route seemed safer to Leo.
Cevabı göster

Knowing that the bridge was unsafe, Leo chose another route.

Dilbilgisi

allow him to steal: allow + nesne + to-infinitive

Allow someone to do something, bir kişiye bir şeyi yapması için izin vermek demektir. Kalıp allow + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. allow him to steal ifadesinde him, steal eylemini yapacak kişidir. would never allow, prensin bu izni kesinlikle vermeyeceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi allow + kişi + to do kalıbının gerektirdiği tek kelimeyle tamamlayın: The guard would never allow him ____ enter without a ticket.

Cevabı göster

to

The demon gained the upper hand in the heat of battle Deyimler

2:12

İblis, savaşın en hararetli anında üstünlük sağladı

Deyimler

gained the upper hand: daha güçlü konuma geçti

Gain the upper hand, bir yarışma, çatışma veya görüşmede avantajlı kişi ya da taraf hâline gelmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede gained, iblisin savaş sırasında daha güçlü konuma geçtiğini gösterir. Bu ifade bir elin fiziksel konumuyla ilgili değildir. gain the upper hand over someone ve gain the upper hand in a situation kalıpları başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Bu nottaki deyimi tamamlayın: After a strong second half, the Tigers gained the ____.

Cevabı göster

upper hand

Deyimler

in the heat of battle: en yoğun bölüm sırasında

In the heat of battle, bir çatışmanın en yoğun, hareketli ve tehlikeli bölümü sırasında anlamına gelir. Burada heat mecazidir; sıcaklığı değil, hareketin şiddetini ve baskısını ifade eder. in the heat of + bir olay veya an kalıbı, bir eylemi baskının yüksek olduğu bir aşamaya yerleştirir. Böyle zamanlarda insanların sakin düşünmek için genellikle daha az zamanı olur.

Alıştırma

Bir tartışmanın en yoğun bölümünü anlatacak şekilde bu nottaki ifadeyi tamamlayın: In the ____ of the argument, both speakers stopped listening.

Cevabı göster

heat

and hurled Vorachhun against the side of a mountain. Kalıp ifadeler

2:15

ve Vorachhun'u bir dağın yamacına fırlattı.

Kalıp ifadeler

hurl someone against a surface: güçlü biçimde fırlatıp çarptırmak

hurl someone or something against a surface kalıbı, bir kişiyi ya da nesneyi büyük bir güçle fırlatıp bir yüzeye çarptırmak anlamına gelir. Burada fırlatılan kişi Vorachhun, çarpma noktası ise dağın yan yüzüdür. Against bir yüzeyle çarpışmayı belirtir; karşı olma anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi hurl fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve bir yüzeye çarpmayı gösteren edatla tamamlayın: The ogre ____ the shield ____ the stone wall.

Cevabı göster

hurled · against

Sure of Vorachhun's death, Dilbilgisi

2:18

Vorachhun'un öldüğünden emin olan

Dilbilgisi

Sure of ...: cümlenin başındaki sıfat öbeği

Sure of Vorachhun's death, cümlenin başına getirilmiş bir sıfat öbeğidir. Ardından gelen temel cümlenin öznesinin ruh hâlini önceden verir: Ream Eyso, Vorachhun'un öldüğünden emin bir şekilde hareket eder. Sure of + isim, bir şeyden emin olmak anlamına gelir. Bu başa getirilmiş yapıda, sure olduğu anlaşılan kişi sonraki temel cümlenin de öznesi olmalıdır. Anlam Because he was sure of Vorachhun's death biçiminde genişletilebilir, ancak sıfat öbeği daha kısa ve özdür.

Alıştırma

Hangi cümle, öznenin eylemden önceki eminliğini anlatmak için başa getirilmiş bir sıfat öbeğini doğru kullanır?

  1. Maya sure of her answer raised her hand.
  2. Sure of her answer, the classroom clock kept ticking.
  3. Sure of her answer, Maya raised her hand.
Cevabı göster

Sure of her answer, Maya raised her hand.

Ream Eyso continued his search until he finally found Mekhala. Dilbilgisi

2:20

Ream Eyso, nihayet Mekhala'yı bulana kadar arayışına devam etti.

Dilbilgisi

continued ... until ...: bir bitiş noktasına kadar süren eylem

Continued his search, arama eyleminin sürmekte olduğunu belirtir. Until, bu süreyi sona erdiren olayı, yani he finally found Mekhala bölümünü getirir. continue + eylem + until + olay kalıbı, ilk eylemin ikinci olay gerçekleşene kadar sürdüğünü gösterir. Finally, sonucun belli bir zaman veya çabadan sonra geldiğini vurgular.

Alıştırma

Devam eden eylemin bitiş noktasını gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: Maya continued searching ____ she found her notebook.

Cevabı göster

until

He demanded that she and her friends either submit to him, Notlar

2:26

Onun ve arkadaşlarının ya kendisine boyun eğmesini,

Kelime

submit to him: onun otoritesine boyun eğmek

Burada submit to him, onun otoritesine boyun eğip ona itaat etmek anlamına gelir. Bu talep, baskıcı bir güç ilişkisinde onu kızın ve arkadaşlarının üstüne yerleştirir. Kalıp submit to + kişi, otorite, kural veya güç şeklindedir. to sonrasındaki nesne, kişinin neye boyun eğdiğini gösterir; teslim edilen bir şeyi göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle insanların hükümdarın otoritesine boyun eğmeyi reddettiğini söylüyor?

  1. They refused to ask the ruler for help.
  2. They refused to submit a report to the ruler.
  3. They refused to submit to the ruler.
Cevabı göster

They refused to submit to the ruler.

the most brilliant of Lok Ta's students and rightful master of the crystal ball, Kelime

2:29

(Lok Ta'nın en parlak öğrencisi ve kristal kürenin yasal sahibine),

Kelime

rightful master of the crystal ball: meşru bir hak iddiası

rightful master of the crystal ball ifadesinde rightful, kişiyi nesneye sahip olma veya onu denetleme konusunda adil ya da meşru bir hakkı varmış gibi sunar. Efendinin yalnızca “doğru” olduğu anlamına gelmez. Bu isim öbeği, kişiye mülkiyet veya otorite iddiasına dayanan bir konum verir. Başkaları karşı çıksa bile konuşan kişi bu iddiayı öne sürebilir veya aktarabilir.

Alıştırma

Bu cümlede rightful master of the crystal ball ne anlama geliyor?

  1. ona sahip olma veya onu denetleme konusunda meşru iddiası bulunan kişi
  2. onu doğru biçimde tarif eden kişi
  3. o anda onu tesadüfen elinde tutan kişi
Cevabı göster

ona sahip olma veya onu denetleme konusunda meşru iddiası bulunan kişi

or die like Vorachhun.

2:34

ya da Vorachhun gibi ölmelerini talep etti.

Dilbilgisi

demanded that ... either submit ... or die: iki seçenekli güçlü bir tehdit

Demanded that güçlü bir talep getirir. Amerikan İngilizcesinde demand that yapısından sonraki fiil genellikle yalın hâlde kalır; bu nedenle she and her friends either submit ... or die bölümünde geçmiş zaman biçimleri değil, submit ve die kullanılır. Either ... or iki paralel fiil öbeğini bağlar: submit to him ve die like Vorachhun. Aradaki uzun ifade onun hakkında ek bir açıklamadır ve bu eşleşmeyi bozmaz. İkinci seçenek ölüm olduğu için tüm söz tarafsız bir seçim değil, tehdittir.

Alıştırma

Demand that yapısını paralel either ... or seçenekleriyle doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The director demanded that the actors either arrive on time or leave the production.
  2. The director demanded the actors either to arrive on time or leaving the production.
  3. The director demanded that the actors either arrived on time or left the production.
Cevabı göster

The director demanded that the actors either arrive on time or leave the production.

Mekhala, without fear,

2:37

Mekhala hiçbir korku belirtisi göstermeden

refused and flew off into the clouds,

2:39

bunu reddetti ve bulutların içine doğru uçtu,

hoping to draw the demon away from her friends. Öbek fiiller

2:42

iblisi arkadaşlarından uzaklaştırmayı umarak.

Öbek fiiller

draw ... away from: birini başka yere çekmek

Bu cümlede draw, “resim çizmek” değil, “dikkatini çekip yönlendirmek” anlamındadır. Plan, iblisin onun peşinden gelmesini sağlayarak arkadaşlarından uzaklaşmasını sağlamaktır. Tekrar kullanılabilecek yapı draw + kişi veya şey + away from + kişi veya yer şeklindedir. Bir hedefin dikkatini çekerek ya da onu başka bir yöne yönlendirerek birinden veya bir yerden uzaklaşmasını anlatır.

Alıştırma

Kamp alanının yakınında bir ayı var. Cümleyi draw ... away from kullanarak tamamlayın: The ranger made a noise to ____ the campsite.

Cevabı göster

draw the bear away from

Ream Eyso took the bait, Deyimler

2:45

Ream Eyso yemi yuttu,

Deyimler

took the bait: kasıtlı bir yeme tepki vermek

Take the bait, biri sizi bilerek cezbettiğinde, ayarttığında veya kışkırttığında tam onun umduğu şekilde tepki vermek anlamına gelen bir deyimdir. Geçmiş zaman biçimi took the bait, “tuzağa düştü” veya “istenen davranışa sürüklendi” demektir. Burada bait gerçek bir balık yemi değil, mecazi bir yemdir: onu uzaklaştırma girişimi yemdir ve verdiği tepki planın işe yaradığını gösterir.

Alıştırma

“Kışkırtmaya istenen şekilde tepki verdi” anlamındaki geçmiş zaman deyimiyle cümleyi tamamlayın: The troll wanted an angry reply, and Sam ____.

Cevabı göster

took the bait

ripping through nimbus after nimbus in his crazed pursuit. Notlar

2:47

çılgınca takibinde yağmur bulutlarını bir bir parçalayarak ilerledi.

Dilbilgisi

nimbus after nimbus: noun after noun kalıbı

“Nimbus after nimbus”, aynı türden birçok şeyin art arda ortaya çıktığını veya karşılaşıldığını göstermek için noun after noun kalıbını kullanır. Burada nimbus yağmur bulutu veya bulut kütlesi anlamına gelir; dolayısıyla ifade, çok sayıda bulutun içinden peş peşe geçme görüntüsü yaratır. After yalnızca bir bulutu diğerinden sonraya yerleştirmez. Bu İngilizce kalıpta tekrarlanan sayılabilir isim genellikle tekildir: wave after wave, question after question ve day after day. Kalıp tekrarı, sürekliliği veya çokluğu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi art arda gelen çok sayıda dalgayı ifade eden noun after noun yapısıyla tamamlayın: During the storm, ____ hit the seawall.

Cevabı göster

wave after wave

Kalıp ifadeler

in his crazed pursuit: çılgın ve fiziksel bir kovalamaca

“In his crazed pursuit”, çevresindeki eylemin onun çılgınca kovalamacası sırasında gerçekleştiğini gösterir. Burada pursuit, the pursuit of happiness gibi soyut bir hedefi değil, birini veya bir şeyi fiziksel olarak kovalama eylemini anlatır. Crazed, kovalamacayı vahşi ve neredeyse kontrolden çıkmış gösterir. Daha genel olan in + iyelik + (sıfat) + pursuit yapısı, bir kovalamacayı veya hedefe yönelik başka bir çabayı başka bir eylemin arka planı olarak sunar. Hedefi belirtmek için pursuit of + hedef kullanılır: in their pursuit of the suspect.

Alıştırma

In + iyelik + pursuit of yapısını kullanıp iyelik sözcüğünü özneyle eşleştirerek cümleyi tamamlayın: The officers crossed the field ____ the suspect.

Cevabı göster

in their pursuit of

Once far enough away, Dilbilgisi

2:52

Yeterince uzaklaştığında,

Dilbilgisi

Once far enough away: zaman koşulunun gerçekleşmesini belirten once

Buradaki once, “bir kez” değil, “-dığında” veya “-ar -maz” anlamındadır. Yeterince uzakta olma koşulunun gerçekleştiği noktayı belirtir; sonraki eylem bu noktadan sonra gerçekleşir. Once far enough away, kısaltılmış bir yan cümledir. Bağlam içinde Once she was far enough away şeklinde genişletilebilir. Anlaşılan özne, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır; bu yüzden bu kısa biçim, kişiden kimin kastedildiği belliyse kullanılır.

Alıştırma

Once far enough away ifadesindeki once ne anlama gelir?

  1. Uzun zaman önce, bir hikâyenin başında
  2. Yalnızca bir kez
  3. Yeterince uzakta olma koşulu gerçekleştikten sonra
Cevabı göster

Yeterince uzakta olma koşulu gerçekleştikten sonra

Mekhala confronted her pursuer.

2:54

Mekhala takipçisiyle yüzleşti.

Ream Eyso made one last demand, Kalıp ifadeler

2:57

Ream Eyso son bir talepte daha bulundu,

Kalıp ifadeler

made one last demand: son ve güçlü bir talepte bulunmak

Made one last demand, “neyin gerektiğini kesin bir şekilde belirtmek” anlamındaki make a demand eş dizimini kullanır. Burada demand sayılabilen bir isimdir; made ise make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. One last, durum sona ermeden veya konuşan kişi başka bir adım atmadan önceki son talebi belirtir. demand, request sözcüğünden daha güçlü olduğu için bu ifade bir çatışmada son uyarı veya ültimatom gibi duyulabilir.

Alıştırma

Cümleyi made one last demand hedef ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: Before ending the talks, the negotiator ____.

Cevabı göster

made one last demand

but the goddess remained unfazed. Kelime

2:59

ama tanrıça yine de etkilenmedi.

Kelime

remained unfazed: aynı sakin durumu korumak

remain + adjective kalıbı, aynı durumda kalmaya devam etmek demektir. Buradaki remained, tanrıçanın durumunun değişmediğini gösterir. Unfazed, yaşananlardan korkmamak, rahatsız olmamak veya sarsılmamak demektir. Bu nedenle remained unfazed, onun sakin ve etkilenmemiş kalmayı sürdürdüğünü anlatır; unfazed sözcüğünün face ile ilgisi yoktur.

Alıştırma

Cümleyi remain fiilinin geçmiş zaman biçimi ve ardından unfazed ile tamamlayın: Even when the alarm rang, Maya ____.

Cevabı göster

remained unfazed

Enraged, Dilbilgisi

3:02

Öfkelenerek,

he began to swing his diamond axe.

3:03

elmas baltasını sallamaya başladı.

Dilbilgisi

Enraged, ...: özneyi anlatan cümle başı past participle

Enraged, sıfat göreviyle kullanılan bir past participle biçimidir. Ana cümleden önce geldiğinde, he öznesinin eyleme başlarken son derece öfkeli olduğunu anlatır. Bu kısa giriş, nedene benzer bir arka plan da verir: öfkesi, baltayı neden sallamaya başladığını açıklamaya yardımcı olur. Enraged sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki past participle ana cümlenin öznesini doğru biçimde anlatır?

  1. Frightened, the door was closed by Maya.
  2. Maya frightened, stepped back from the door.
  3. Frightened, Maya stepped back from the door.
Cevabı göster

Frightened, Maya stepped back from the door.

Before he could hurl the weapon, Dilbilgisi

3:06

Silahı fırlatamadan önce,

Dilbilgisi

Before he could hurl: gerçekleşmeden önce kesilen bir eylem

Before he could hurl, kişinin yapmaya hazırlandığı eylemin başka bir olay araya girdiği için gerçekleşmediğini anlatır. Buradaki could, genel bir fırlatma becerisini değil, gerçekleşmemiş bir fırsatı belirtir. before + özne + could + fiilin yalın hâli yapısı, yarıda kalan eylemi ortaya koyar; ardından gelen ana cümle önce ne olduğunu anlatır.

Alıştırma

Kapıların önce kapandığını göstermek için cümleyi could ve get fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Before I ____ on the train, the doors closed.

Cevabı göster

could get

Mekhala threw her crystal into the air.

3:07

Mekhala kristalini havaya fırlattı.

As it climbed the height of the sky, Dilbilgisi

3:11

Gökyüzünün zirvesine tırmandığında,

Dilbilgisi

As it climbed: eşzamanlı eylemleri anlatan as

As it climbed ifadesinde as zamansal bir arka plan kurar: tırmanma ve ana cümledeki olay aynı gelişen zaman diliminde gerçekleşir. while it was climbing veya as it climbed higher anlamına gelebilir. Bu as, neden sorusuna değil, ne zaman sorusuna cevap verir. as, because anlamına da gelebilse de burada hareket, neden bildirmek yerine eşzamanlı olaya arka plan olur.

Alıştırma

Hangi cümlede as, because değil while anlamında kullanılmıştır?

  1. The lights came on as the sun went down.
  2. We took a taxi, as the buses had stopped running.
  3. As the roads were icy, the school closed.
Cevabı göster

The lights came on as the sun went down.

it emitted powerful flashes of lightning Kalıp ifadeler

3:13

güçlü şimşekler çakarak

Kalıp ifadeler

emitted powerful flashes of lightning: güçlü şimşek parlamaları yaydı

Burada emitted, “bir kaynaktan dışarı yaydı veya saldı” anlamına gelir. İfade, nesnenin güçlü ve kısa süreli birkaç şimşek parlaması ürettiğini anlatır. A flash of lightning, ani bir şimşek parlamasıdır; çoğul flashes bunun birden fazla kez gerçekleştiğini gösterir. Bu kalıp bir kaynağın ışık, ısı, ses, gaz veya koku yaymasını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede emit doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Owen emitted an email to his teacher.
  2. Maya emitted a package to her cousin.
  3. The lamp emitted a bright beam of light.
Cevabı göster

The lamp emitted a bright beam of light.

that blinded the demon.

3:16

iblisi kör etti.

Ream Eyso let his axe loose in wild desperation. Kalıp ifadeler

3:18

Ream Eyso vahşi bir umutsuzlukla baltasını elinden bıraktı.

Kalıp ifadeler

let his axe loose: baltasını bırakıp fırlatmak

let his axe loose ifadesindeki kalıp let + nesne + loose biçimindedir ve bir şeyi denetimden veya kısıtlamadan kurtarmak anlamına gelir. Bu aksiyon sahnesinde baltayı bırakıp uçacak şekilde fırlatır; bu, baltayı bulamadığı anlamına gelmez. Loose burada baltanın artık tutulmadığını veya denetlenmediğini anlatan bir sıfattır. Aynı kalıp let the dog loose örneğindeki gibi hayvanlarla sıkça kullanılır ve bastırılmış enerji ya da duyguların serbest bırakılmasını mecazi olarak da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bakıcının köpeği özgürce koşabilmesi için serbest bıraktığı anlamına gelir?

  1. The handler loosened the dog's collar.
  2. The handler let the dog loose.
  3. The handler lost the dog.
Cevabı göster

The handler let the dog loose.

Kalıp ifadeler

in wild desperation: bir eylemin arkasındaki aşırı çaresizlik

Bu cümlede in wild desperation, eylemi harekete geçiren duygusal durumu anlatır. Kişi aşırı çaresizlik nedeniyle ve kendini neredeyse hiç kontrol edemeden hareket eder. Wild, desperation sözcüğünün şiddetini artırır; burada “doğada” veya “bir hayvan gibi” anlamına gelmez. in + bir duygu ya da durum bildiren isim yapısı, birinin hangi durumda hareket ettiğini gösterebilir: in fear, in anger, in panic veya in desperation. Bu tür ifadeler genellikle bir eylemin neden ani ya da aşırı olduğunu açıklar.

Alıştırma

“In wild desperation, Lena pulled at the locked door,” cümlesinde bu ifade neyi gösterir?

  1. Eylem aşırı çaresizlikten kaynaklanır ve neredeyse kontrolsüzdür.
  2. Kişi sakin olduğu için dikkatli hareket eder.
  3. Eylem dışarıda, vahşi bir yerde gerçekleşir.
Cevabı göster

Eylem aşırı çaresizlikten kaynaklanır ve neredeyse kontrolsüzdür.

As the weapon flew through the air,

3:22

Silah havada uçarken,

it cut through clouds, Öbek fiiller

3:24

bulutları yararak geçti,

Öbek fiiller

cut through clouds: bir engelin doğrudan içinden geçmek

Burada cut through clouds, uçan baltanın bulutların içine girip onları güçlü biçimde yararak geçmesi demektir. Through gereklidir; çünkü bulutları nesnenin yalnızca yanından geçtiği bir şey değil, içinden geçtiği bir alan ya da engel olarak gösterir. cut through + isim yapısı genellikle engelleyen, örten veya araya giren bir şeyin doğrudan içinden geçmeyi anlatır. Sis, karanlık ya da gürültüye rağmen fark edilen ışık ve ses için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “engeli delip geçti” anlamındaki ifadeyi oluşturan sözcükle tamamlayın: A narrow beam of light cut ____ the smoke.

Cevabı göster

through

creating deep rolling peals of thunder. Kalıp ifadeler

3:26

derinden yankılanan gök gürültüleri yarattı.

Kalıp ifadeler

peals of thunder: yüksek ve yankılanan gök gürültüsü

Peals of thunder, yüksek ve yankılı gök gürültüsü patlamaları ya da uğultuları anlamına gelir. Peal, yüksek ve çınlayan bir sesi belirten sayılabilen bir addır; çoğul peals ise birden fazla patlamayı veya tekrarlanan yankıları anlatır. Bu cümlede deep rolling, gök gürültüsünün derinden gelerek sürmesi ve yankılanması anlamını ekler. Aynı ad, yüksek ve çınlayan çan veya kahkaha seslerini de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi tekrarlanan, yankılı gök gürültüsünü anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: After the lightning, several ____ shook the windows.

Cevabı göster

peals of thunder

And when the lightning and thunder mixed,

3:30

Şimşek ve gök gürültüsü birbirine karıştığında,

precious seeds of water fell from heaven, Deyimler

3:32

cennetten suyun değerli tohumları düştü,

rain.

3:34

yani yağmur.

Deyimler

precious seeds of water: yaşam veren bir yağmur imgesi

Bu efsanevi cümlede precious seeds of water ifadesi, yağmur damlalarını anlatan bir eğretilemedir. Tohumlar büyümenin başlangıcını çağrıştırdığı için bu imge yağmuru gerçek tohumlar olarak değil, değerli ve yaşam veren bir şey olarak sunar. fell from heaven sözleri yağmura göksel bir köken verir; sondaki rain sözcüğü ise şiirsel imgenin ne anlama geldiğini doğrudan belirtir. Cümle önce bir imge oluşturur, ardından doğa olayının adını söyler.

Alıştırma

Vurgulanan cümle bu efsanevi bölümde ne anlama geliyor?

  1. Yağmur gökten düştü ve yaşam getiren değerli tohumlar olarak betimlendi.
  2. İçi suyla dolu gerçek bitki tohumları gökten düştü.
  3. İnsanlar fırtınadan sonra tohum ekti.
Cevabı göster

Yağmur gökten düştü ve yaşam getiren değerli tohumlar olarak betimlendi.

Mekhala drew close to Ream Eyso, Kalıp ifadeler

3:36

Mekhala, Ream Eyso'ya yaklaştı,

Kalıp ifadeler

drew close to: bir anlatıda yaklaşmak

Drew close to ifadesi “yaklaştı” anlamına gelir. Drew, draw fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak draw burada “resim çizmek” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilecek yapı draw close to + kişi veya yerdir. Draw close to çoğu zaman yaklaşmayı gelişen bir hareket olarak anlatır; bu nedenle öykü ve betimlemelere uygundur. Bu cümlede Mekhala, Ream Eyso'ya yaklaşır.

Alıştırma

Cümleyi draw close to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the boat ____ the shore, the lighthouse came into view.

Cevabı göster

drew close to

now blind and impotent without his axe. Kelime

3:38

o artık kördü ve baltası olmadan acizdi.

Kelime

impotent without his axe: güç kaynağı olmadan etkisiz kalmak

Impotent without his axe, baltası olmadığında etkili biçimde hareket edecek gücünün veya yeteneğinin bulunmadığı anlamına gelir. Impotent burada resmî ve tıbbi olmayan anlamıyla, yani “güçsüz” veya “etkisiz” anlamında kullanılmıştır. Without his axe ifadesi bu güçsüzlüğe yol açan koşulu belirtir. Cümle baltayı onun yeteneğinin kaynağı olarak gösterir; bu yüzden baltayı kaybetmek onu hareket edemez durumda bırakır.

Alıştırma

Bu cümlede impotent without his axe ne anlama gelir?

  1. Balta nedeniyle tıbbi tedavi görmektedir.
  2. Baltası olmadığında etkili biçimde hareket edecek gücü yoktur.
  3. Hâlâ bütün gücüne sahip olduğu hâlde baltayı kullanmamayı seçer.
Cevabı göster

Baltası olmadığında etkili biçimde hareket edecek gücü yoktur.

She pondered what she should do to the murderer. Kelime

3:41

Katiline ne yapması gerektiğini düşündü.

Kelime

pondered what she should do: dikkatli düşünme + dolaylı soru

Burada pondered, karar vermeden önce bir konuyu dikkatle düşünmek demektir. Tepkinin hızlı ya da gelişigüzel değil, iyice düşünülmüş olduğunu gösterir. What she should do, pondered fiilinin nesnesidir ve onun düşündüğü soruyu belirtir. Bu bir gömülü, yani dolaylı soru olduğu için doğrudan sorudaki should she do dizilişi yerine bildirme cümlesi dizilişi olan she should do kullanılır.

Alıştırma

Lena'nın bir sonraki adımını dikkatle düşündüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Lena thought briefly about an unrelated problem.
  2. Lena pondered what she should do next.
  3. Lena pondered what should she do next.
Cevabı göster

Lena pondered what she should do next.

Remembering the kindness and love of her teacher, Dilbilgisi

3:44

Öğretmeninin nezaketini ve sevgisini hatırlayarak,

Moni Mekhala chose compassion and flew into the sky. Kalıp ifadeler

3:47

Moni Mekhala şefkati seçti ve gökyüzüne uçtu.

Dilbilgisi

Remembering ...: nedeni veren cümle başı -ing öbeği

Remembering the kindness and love of her teacher, cümlenin başında yer alan bir -ing ortaç öbeğidir. Daha sonraki seçimin nedenini veya zihinsel arka planını verir: bu hatıra Moni Mekhala'nın merhameti seçmesine yol açar. Bu öbek ana cümle değildir. Öbeğin örtük öznesi, ana cümlenin de öznesi olan Moni Mekhala'dır; hikâyedeki temel eylemler chose ve flew fiilleridir. Tam bir yan cümleyle Because she remembered the kindness and love of her teacher, Moni Mekhala chose compassion. denebilir.

Alıştırma

Cümle başındaki Remembering the kindness and love of her teacher öbeğinin görevi nedir?

  1. Öğretmeni hatırlayan farklı bir kişiyi tanıtır.
  2. Moni Mekhala'nın öğretmenini hatırlayıp hatırlamadığını sorar.
  3. Moni Mekhala'nın seçiminin nedenini veya zihinsel arka planını verir.
Cevabı göster

Moni Mekhala'nın seçiminin nedenini veya zihinsel arka planını verir.

Kalıp ifadeler

chose compassion: merhametle davranmaya karar vermek

Bu cümlede chose compassion, Moni Mekhala'nın cezalandırmak ya da intikam almak yerine bilinçli olarak merhametle karşılık vermeyi seçtiği anlamına gelir. Buradaki compassion yalnızca kısa süreli bir acıma duygusu değildir; onun davranışını yönlendiren ilke hâline gelir. choose + soyut isim kalıbı, bir değeri karar olarak sunabilir: choose kindness, choose honesty veya choose patience. Odak, kişinin nasıl karşılık vermeye karar verdiğidir.

Alıştırma

Örnekteki chose compassion ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Compassion adlı bir nesneyi seçti.
  2. Birinin üzgün göründüğünü kısaca fark etti ama hiçbir karar vermedi.
  3. İntikam almak yerine merhametle davranmaya karar verdi.
Cevabı göster

İntikam almak yerine merhametle davranmaya karar verdi.

Shortly later,

3:51

Kısa bir süre sonra,

Ream Eyso regained his strength, Kalıp ifadeler

3:52

Ream Eyso gücünü topladı,

Kalıp ifadeler

regained his strength: gücünü yeniden kazanmak

Bu cümlede regained his strength, Ream Eyso'nun zayıf düştükten sonra yeniden güçlendiği anlamına gelir. re- ön eki daha önce sahip olunan bir şeyi geri almayı belirtir; bu nedenle regained ilk kez güç edinmeyi anlatmaz. Regain genellikle doğrudan bir isim alır: regain strength, regain control, regain confidence veya regain balance. Yapı regain + isim şeklindedir ve arada edat bulunmaz.

Alıştırma

Cümleyi regain fiilinin geçmiş zamanı ve strength ismiyle tamamlayın: After resting all weekend, Priya ____ and was ready to play again.

Cevabı göster

regained her strength

found his axe,

3:54

baltasını buldu,

and followed her.

3:56

ve onu takip etti.

Thunder, lightning, and rain continued to dance across the Earth. Deyimler

3:57

Gök gürültüsü, şimşek ve yağmur Dünya üzerinde dans etmeye devam etti.

Deyimler

continued to dance across the Earth: doğa güçlerini kişileştirme

continued to dance across the Earth ifadesi gök gürültüsüne, şimşeğe ve yağmura dans etme gibi insana özgü bir eylem verir. Buradaki dance gerçek anlamda değildir; doğa güçlerinin dünya boyunca hareket etmesini, parlamasını ve değişmesini canlı bir görüntüyle anlatır. Continued to bu hareketli sahnenin durmadığını gösterir. Süren eylem ve kişileştirme, doğayı etkin ve neredeyse canlıymış gibi hissettirir.

Alıştırma

Bu cümlede dance across the Earth ne işe yarar?

  1. Fırtınaların nasıl oluştuğunu bilimsel olarak açıklar.
  2. İnsan dansçıların gerçek dans adımlarını anlatır.
  3. Canlı bir görüntü oluşturmak için gök gürültüsüne, şimşeğe ve yağmura insana özgü bir eylem verir.
Cevabı göster

Canlı bir görüntü oluşturmak için gök gürültüsüne, şimşeğe ve yağmura insana özgü bir eylem verir.

Some drops fell on Vorachhun and revived him,

4:02

Birkaç damla Vorachhun'un üzerine düştü ve onu canlandırdı,

his skin golden like a rice field ready for harvest. Deyimler

4:05

cildi hasada hazır bir pirinç tarlası gibi altın sarısıydı.

Deyimler

golden like a rice field ready for harvest: görsel bir benzetme

golden like a rice field ready for harvest ifadesi, like kullanarak bir benzetme oluşturur. Onun teninin rengini olgun bir pirinç tarlasının koyu altın rengiyle karşılaştırarak net bir görsel imge yaratır. Ready for harvest, rice field ifadesini niteler ve tarlanın neden altın renginde göründüğünü açıklar: pirinç olgunlaşmıştır. Bu, onun teninin hasat edilebileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

golden like a rice field ready for harvest ifadesinde neler karşılaştırılıyor?

  1. Onun teniyle birinin biçmeyi planladığı bir tarla.
  2. Onun teninin altın rengiyle olgun bir pirinç tarlasının rengi.
  3. Hasat etme eylemiyle ten değiştirme eylemi.
Cevabı göster

Onun teninin altın rengiyle olgun bir pirinç tarlasının rengi.

Grabbing his magic dagger, Dilbilgisi

4:09

Sihirli hançerini kaparak,

Dilbilgisi

Grabbing his magic dagger, ...: eylemleri cümle başındaki -ing yan tümcesiyle bağlamak

Grabbing his magic dagger, cümlenin başında kullanılan bir -ing yan tümcesidir. Kısa bir eylemi vererek he flew into the sky ana cümlesini hazırlar: hançeri kavradı ve ardından uçarak uzaklaştı. -ing yan tümcesi tek başına tam bir cümle değildir. Örtük öznesi ana cümledeki he olduğundan iki eylemi de aynı kişi yapar.

Alıştırma

Baştaki -ing yan tümcesiyle ana cümledeki eylemi aynı kişinin yaptığı doğru cümle hangisidir?

  1. Putting on his helmet, Leo rode his bike to school.
  2. Putting on his helmet, the school bell rang.
  3. Leo putting on his helmet and rode his bike to school.
Cevabı göster

Putting on his helmet, Leo rode his bike to school.

he flew into the sky in search of Ream Eyso and Moni Mekhala.

4:11

Ream Eyso ve Moni Mekhala'yı aramak için gökyüzüne uçtu.

If you enjoyed this video,

4:17

Eğer bu videoyu beğendiyseniz,

check out our ever-expanding library of ancient myths in this playlist. Notlar

4:18

bu oynatma listesindeki giderek genişleyen antik mitler kütüphanemize göz atın.

Öbek fiiller

check out: önerilen bir içeriğe bakmaya yönelik samimi davet

Burada check out, “bakmak, incelemek veya daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir. check out our ... library emir cümlesinde you öznesi söylenmez ve konuşan kişi izleyicileri oynatma listesini açıp içeriğine göz atmaya davet eder. Bu anlamı nesne ve medya bağlamı belirler. Burada ifade otelden ayrılmak ya da bir hesabı ödemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Daveti, derste geçen ve “gidip bakmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: ____ this podcast about ocean life.

Cevabı göster

Check out

Kalıp ifadeler

ever-expanding library of ancient myths: sürekli genişleyen antik mitler içerik arşivi

Ever-expanding, “büyümeye veya yeni şeyler eklenerek genişlemeye devam eden” anlamına gelir. Library sözcüğünden önce gelen, kısa çizgili bir birleşik sıfattır; bu nedenle koleksiyonu tamamlanmış değil, hâlâ büyümekte olan bir şey olarak sunar. Buradaki library, kitaplarla dolu fiziksel bir bina değil, düzenlenmiş bir medya içeriği koleksiyonudur. İfadenin tamamı, antik mitlerle ilgili sürekli büyüyen bir içerik koleksiyonunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi ever + expand fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The app has an ____ catalog of language lessons.

Cevabı göster

ever-expanding

And if you like what you see, Ton ve niyet

4:24

Ve eğer gördüklerinizi sevdiyseniz,

Ton ve niyet

if you like what you see: gördüklerinizi beğendiyseniz

Bu if yan cümlesinde what you see, “size gösterilen içerik veya sonuç” anlamına gelir. What, “... olan şey veya şeyler” anlamında bir isim cümleciği başlatır; dolayısıyla bu, izleyicinin gözlerinin iyi görüp görmediğiyle ilgili bir soru değildir. Subscribe veya learn more gibi bir isteğin önüne geldiğinde bu koşul, isteğin kendisi için geçerli olup olmadığına izleyicinin karar vermesini sağlar. Böylece eylem çağrısı yumuşar ve doğrudan bir emir gibi hissedilmez.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümle bir videonun sonunda isteğin önüne geldiğinde temel işlevi nedir?

  1. İzleyicinin ekranı net görüp göremediğini kontrol eder.
  2. İsteği, izleyicinin kendi olumlu tepkisine bağlar.
  3. Her izleyicinin bir sonraki videoyu beğeneceğini vaat eder.
Cevabı göster

İsteği, izleyicinin kendi olumlu tepkisine bağlar.

subscribe to our channel for new animations every week. Kalıp ifadeler

4:25

her hafta yeni animasyonlar için kanalımıza abone olun.

Kalıp ifadeler

subscribe to our channel: subscribe, to ile kullanılır

Subscribe to our channel, “YouTube kanalımıza abone olun” demektir; yani kanalın güncellemelerini almayı veya takip etmeyi seçme çağrısıdır. Burada emir cümlesi bir eylem çağrısı olarak kullanılır ve konuşan kişi izleyicilerden doğrudan abone olmalarını ister. Subscribe fiilinden sonra abone olunan kaynak veya hizmet belirtiliyorsa subscribe to + kaynak veya hizmet yapısı kullanılır. Örnekler subscribe to a channel, newsletter, or service şeklindedir. to edatı zorunludur; subscribe our channel standart İngilizce değildir.

Alıştırma

Eylem çağrısını gerekli edatla tamamlayın: Please subscribe ____ our channel for weekly videos.

Cevabı göster

to