Kamboçya'nın şimşek, gök gürültüsü ve yağmur efsanesi - Prumsodun Ok: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu animasyon efsane, kristal küreyi kıskanan iblis Ream Eyso’nun deniz tanrıçası Moni Mekhala’yı şiddetle takip etmesini anlatır. İkilinin karşılaşması gök gürültüsü, şimşek ve yağmurun kökenini açıklarken Mekhala’nın sonunda merhameti seçmesi, öğretmeninden gördüğü iyiliği yansıtır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Once a long time ago, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kalıbın bir efsaneyi uzak geçmişe yerleştiren geleneksel bir hikâye başlangıcı olduğunu fark edin ve once sözcüğünü yalnızca “bir kez” diye anlamak yerine efsanevi bir atmosfer kurmak için kullanın. 2. demanded that she and her friends either submit to him, / or die like Vorachhun. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: demand that yapısının sert bir talebi başlattığını, either/or yapısının ise tehdit içeren iki seçeneği düzenlediğini anlayarak resmî ya da dramatik anlatılardaki ültimatomları takip edebilir ve kurabilirsiniz. 3. golden like a rice field ready for harvest. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Altın renkli teni hasada hazır bir pirinç tarlasına benzeten teşbihi yorumlayın; kültürel kökleri olan tarımsal imgelerle canlı renk ve görünüş betimlemelerini tanımayı veya oluşturmayı öğrenin.
Bu derste
Hikâye başlangıcı olarak Once a long time ago
Bir hikâyenin başında kullanılan Once a long time ago, anlatının tamamını zamanı kesin olarak belirtilmeyen uzak bir geçmişe yerleştirir. Eski bir hikâyenin, efsanenin veya mitin başlamak üzere olduğunu gösterir. Buradaki once, sayı bildiren “bir kez” değil, “eskiden” veya “geçmişte” anlamındadır. İfade, karakterler ve olaylar tanıtılmadan önce hikâyenin zaman çerçevesini kurar.
Alıştırma
Öğrendiğiniz ifadeyle hikâye başlangıcını tamamlayın: ____, a tiny village stood beside the sea.
Cevabı göster
Once a long time ago
there was a powerful hermit named Lok Ta Moni Eysei. Dilbilgisi
0:09Lok Ta Moni Eysei adında güçlü bir keşiş vardı.
Karakter tanıtmak için there was ... named ...
There was + isim öbeği, geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede bir kişiyi veya şeyi yeni bilgi olarak tanıtır. Burada there was a powerful hermit karakteri hikâyeye dâhil eder; there bir yeri göstermez. Named Lok Ta Moni Eysei, hermit sözcüğünden sonra gelir ve münzevinin adını bildirir. Named + ad, who was named + ad yapısının kısaltılmış biçimidir; bu nedenle named cümlenin ana eylemi değildir.
Alıştırma
There was ... named ... yapısını kullanarak Maya'yı geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyeye dâhil edin: There ____ a young inventor ____.
Cevabı göster
was · named Maya
Moni Mekhala, the brilliant goddess of the seas, Kültür
0:15Denizlerin parlak tanrıçası Moni Mekhala,
brilliant goddess of the seas: mitolojik bir yetki alanı unvanı
Bu mitolojik unvanda goddess of the seas, denizleri tanrıçanın ilahi alanı olarak tanımlar: tanrıça denizlerle bağlantılıdır, onları temsil eder ya da onlar üzerinde güce sahiptir. Of the seas yalnızca nereden geldiğini veya nerede yaşadığını söylemez. Brilliant onu ışıldayan ya da görkemli biri olarak betimler ve unvana ihtişam katar.
Alıştırma
Bir fantastik hikâyede a god of storms ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- İlahi yetki alanı fırtınalar olan bir tanrı.
- Bir zamanlar bir fırtınanın içinden geçmiş bir tanrı.
- Fırtınaların sık yaşandığı bir yerde yaşayan sıradan biri.
Cevabı göster
İlahi yetki alanı fırtınalar olan bir tanrı.
Vorachhun, princely manifestation of the Earth, Kültür
0:19Dünyanın prenses görünümlü tecellisi Vorachhun,
princely manifestation of the Earth: insan biçimine bürünen Yeryüzü gücü
Mitolojik veya dinî dilde a manifestation of the Earth, Yeryüzü'nün gücünün ya da ruhunun görünür ve kişileştirilmiş bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Bu ifade Vorachhun'u yalnızca Dünya'da yaşayan biri olarak değil, Yeryüzü'nün vücut bulmuş hâli olarak sunar. Princely, bu vücut bulmuş biçimi prense benzeyen ya da kraliyet görkemine sahip bir şekil olarak tanımlar ve unvana soylu, törensel bir ton katar.
Alıştırma
Mitolojik dilde princely manifestation of the Earth ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Dünya'yı ziyaret eden sıradan bir prensi anlatır.
- Yeryüzü'nün gücünü prens benzeri bir biçimde ortaya çıkmış olarak betimler.
- Bir prensin Dünya'nın resmini gösterdiğini söyler.
Cevabı göster
Yeryüzü'nün gücünü prens benzeri bir biçimde ortaya çıkmış olarak betimler.
whose heart burned with passionate fire: yoğun duyguyu anlatan ateş benzetmesi
Bu betimlemede heart, iblisin içindeki duygu ve arzuları temsil eder. burned with passionate fire, bunların şiddetini güçlü bir aleve benzetir; iblisin kalbinin gerçekten yandığı anlamına gelmez. whose heart burned with passionate fire ilgi cümleciği a demon ifadesini niteler. Bu kalıp, anlatıcının bir karakteri tanıtıp hemen ardından o karakterin iç dünyasını canlı bir görüntüyle anlatmasını sağlar.
Alıştırma
“Mara was a captain whose heart burned with a fierce desire for justice,” cümlesindeki betimleme ne anlama gelir?
- Kalbi fiziksel olarak yanıyordu.
- Adalet için güçlü bir arzu duyuyordu.
- Bir şöminenin yakınında duruyordu.
Cevabı göster
Adalet için güçlü bir arzu duyuyordu.
Lok Ta wished to bestow a gift upon his most deserving student. Kelime
0:28Lok Ta, en çok hak eden öğrencisine bir hediye vermek istedi.
bestow a gift upon: bestow + şey + upon + alıcı ile resmî verme
bestow a gift upon someone, bir kişiye armağanı resmî biçimde vermek veya bahşetmek anlamına gelir. Bu ifade çoğu zaman veren kişiyi yetkili, armağanı da değerli, onurlandırıcı ya da özel gösterir. Kalıp bestow + şey + upon/on + alıcı şeklindedir. Bu cümlede upon, armağanı alan öğrenciyi belirtir; fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bestow ... upon yapısını doğal ve doğru biçimde kullanır?
- The queen bestowed the kingdom's highest honor upon the young hero.
- We bestowed the groceries upon the kitchen table.
- I bestowed my classmate a pencil for ten minutes.
Cevabı göster
The queen bestowed the kingdom's highest honor upon the young hero.
the most deserving student: ödülü en çok hak eden öğrenci
Bu cümlede the most deserving student, davranışları, çabası veya katkısı sayesinde hediyeyi almaya en çok hakkı olan öğrenciyi ifade eder. Deserving, birinin bir ödülü ya da fırsatı hak edip etmediğini değerlendirir; yalnızca derslerinde başarılı olduğu anlamına gelmez. Most, öğrencileri karşılaştırır ve içlerinden birini hediyeyi diğerlerinin hepsinden daha çok hak eden kişi olarak gösterir. Aynı düşünce, bir ödülün, fırsatın veya sorumluluğun kime verilmesi gerektiğine karar verirken de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir burs, çaba ve hizmete göre veriliyor. Bursun onu emeğiyle hak eden adaya verilmesi gerektiğini en iyi hangi cümle ifade eder?
- The scholarship should go to the most popular candidate.
- The scholarship should go to the most deserving candidate.
- The scholarship should go to the busiest candidate.
Cevabı göster
The scholarship should go to the most deserving candidate.
To determine which of the three that was, Dilbilgisi
0:33Üçünden hangisinin bu hediyeyi hak ettiğini belirlemek için,
To determine which of the three that was: amaç belirtme
Cümlenin başındaki To determine ... amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Ardından gelen ana eylemin neden yapıldığını gösterir: eylem bir şeyi öğrenmek amacıyla gerçekleştirilir. which of the three that was tek bir dolaylı sorudur ve üç kişiden hangisinin o kişi olduğu anlamına gelir. Buradaki that, daha önce geçen the most deserving student ifadesine gönderme yapar. Soru determine sonrasında cümle içine yerleştirildiği için sözcük dizilişi doğrudan sorudaki was that değil, that was olur.
Alıştırma
Determine fiilini iki sözcüklü amaç mastarı olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: ____ which battery lasted longer, the class tested both brands.
Cevabı göster
To determine
Whoever first brought back a glass full of morning dew Dilbilgisi
0:38Sabah çiğiyle dolu bir bardağı ilk getiren kim olursa,
Whoever ... would be ...: bir kuralı ve sonucunu belirtmek
Whoever first brought back ... ifadesi, “... geri getiren ilk kişi kim olursa olsun” demektir. Burada whoever koşulu karşılayan kişiyi belirtir; “kim?” diye soru sormaz. Önce koşul gelir, would be master of ise vaat edilen sonucu belirtir. Kural geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede aktarıldığı için would, geçmişteki o noktadan bakıldığında gelecekte gerçekleşecek sonucu gösterir. Şu anda geçerli bir kuralda genellikle will kullanılır: Whoever finishes first will win.
Alıştırma
“Bitiş çizgisine ilk ulaşan herhangi bir kişi madalyayı alacak” anlamındaki yarışma kuralını hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- Who will reach the finish line first?
- Whoever reaches the finish line first will receive the medal.
- Whoever will reach the finish line first?
Cevabı göster
Whoever reaches the finish line first will receive the medal.
would be master of: sahip veya kontrol eden kişi olmak
would be master of this mysterious gift ifadesinde master, bir şeyi sahiplenen veya kontrol eden kişi anlamına gelir; öğretmen anlamına gelmez. Kazanan kişi armağanın mülkiyetini ya da kontrolünü elde edecekti. Would bu sonucu geçmiş bir bakış açısından sunar. Master of resmî ve dramatik duyulur; bu nedenle basit have veya receive fiillerinin vermediği bir güç duygusu katar.
Alıştırma
Bir fantastik hikâyede “The winner would be master of the magical object” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kazanan kişi sihirli nesneye ders verecekti.
- Kazanan kişi sihirli nesnenin sahibi olacak veya onu kontrol edecekti.
- Kazanan kişi sihirli nesnenin aynısını yapacaktı.
Cevabı göster
Kazanan kişi sihirli nesnenin sahibi olacak veya onu kontrol edecekti.
When dusk came: hikâyeyi akşamın başlangıcına taşımak
When dusk came, hikâyenin zamanını akşamın başlangıcına taşıyan bağımlı bir zaman yan cümlesidir. Virgülden sonra gelen ana eylemin ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Buradaki came, alacakaranlığın geldiği veya başladığı anlamındadır; alacakaranlığın fiziksel olarak birine doğru yürüdüğünü anlatmaz. Hikâyedeki bir sonraki olayı tanıtmak için when + zaman dilimi veya mevsim + came kalıbını yeniden kullanabilirsin.
Alıştırma
night sözcüğünü kullanarak cümleyi when + time + came kalıbıyla tamamla: ____, the campers lit a fire.
Cevabı göster
When night came
Vorachhun and Ream Eyso ventured into the forest. Kelime
0:47Vorachhun ve Ream Eyso ormana doğru maceraya atıldı.
ventured into the forest: risk veya belirsizliğe rağmen girmek
Ventured into the forest, bilinmeyen veya tehlikeli olabilecek bir ormana girdikleri anlamına gelir. Ventured sözcüğü cesaret, keşif veya belirsizlik duygusu ekler; yalnızca went into demekten daha fazlasını anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı venture into + yer veya bölgedir. Bu cümlede into, ormanın dışından içine doğru hareketi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi venture into yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamla: The hikers ____ the unmarked cave despite the warning.
Cevabı göster
ventured into
They left not one leaf or blade of grass untouched, Deyimler
0:50Dokunulmadık tek bir yaprak ya da çimen bırakmadılar,
left not one leaf or blade of grass untouched: hiçbir şey gözden kaçmadı
leave + nesne + sıfat kalıbı, nesnenin hangi durumda kaldığını anlatır. Burada not one leaf or blade of grass nesnedir; untouched ise durumunu belirtir: tek bir tanesi bile dokunulmamış kalmamıştır. Bu arama sahnesinde ifade bilinçli bir abartıdır. Her yeri çok dikkatli aradıkları ve hiçbir şeyi gözden kaçırmadıkları anlamına gelir; her yaprağı ve ot sapını gerçekten tek tek saydıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir arama veya incelemede hiçbir şeyin gözden kaçırılmadığını en açık biçimde anlatır?
- The inspectors left not one room unchecked.
- The inspectors left several rooms unchecked.
- The inspectors checked only one room.
Cevabı göster
The inspectors left not one room unchecked.
impatiently shaking the precious fluid into their glasses.
0:54değerli sıvıyı sabırsızlıkla bardaklarına silkelediler.
they found Moni Mekhala sitting patiently with a full glass of morning dew. Dilbilgisi
1:01Moni Mekhala'yı elinde sabah çiğiyle dolu bir bardakla sabırla otururken buldular.
found Moni Mekhala sitting patiently: find + nesne + -ing yapısı
find + nesne + -ing yapısı, biri ya da bir şey bulunduğunda veya fark edildiğinde onun ne yapmakta olduğunu anlatır. they found Moni Mekhala sitting patiently cümlesinde Moni Mekhala nesnedir; sitting patiently ise onun o andaki durumunu anlatan nesne tamamlayıcısıdır. Sitting ikinci bir ana fiil değildir. Nesneden sonraki -ing biçimi, bulma gerçekleştiğinde eylemin veya durumun zaten devam etmekte olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için wait fiilinin -ing biçimini kullanın: We found Max ____ by the gate.
Cevabı göster
waiting
had left her shawl out overnight: daha önce gerçekleşen geçmiş eylem
Had left, had + geçmiş zaman ortacı yapısındaki past perfect biçimidir. Şalı dışarıda bırakma eylemini, hikâyedeki başka bir geçmiş olaydan veya sonuçtan daha önceye yerleştirir. Burada leave something out, bir şeyi dışarıda bırakmak veya yerine kaldırmamak demektir. Overnight bütün gece anlamına gelir; dolayısıyla bu cümlede out, “atlamak ya da çıkarmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin past perfect biçimi ve out parçacığıyla tamamlayın: When Ben saw his wet boots in the morning, he realized that he ____ them ____ overnight.
Cevabı göster
had left · out
and won the contest by simply wringing out the fabric over her glass. Notlar
1:09ve sadece kumaşı bardağının üzerine sıkarak yarışmayı kazanmıştı.
by simply wringing out: by + -ing ile yöntem belirtme
by + -ing yapısı, bir sonucun hangi yöntemle elde edildiğini anlatır. Burada by simply wringing out, onun nasıl kazandığını açıklayıp yöntemi tanıtır; by bir aracı belirtir, bir şeyin yanındaki konumu değil. Simply yöntemin kolay veya doğrudan olduğunu vurgular. Wring out, sıvıyı çıkarmak için bir şeyi burmak ya da sıkmak demektir; bu cümlede nesne olan the fabric, out sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi press fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You can start the toy by simply ____ the green button.
Cevabı göster
pressing
wringing out the fabric: kumaştaki sıvıyı sıkarak çıkarmak
To wring out the fabric, ıslak kumaşı büküp sıkarak içindeki sıvıyı dışarı çıkarmak demektir. out parçacığı eylemin bir parçasıdır; yalnızca kumaşı bükmeye değil, sıvıyı çıkarmaya odaklanır. Wring out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda wring out the fabric veya wring the fabric out denebilir. Nesne zamir olduğunda zamir ortaya gelir: wring it out.
Alıştırma
wring out ifadesini kullanın ve zamiri doğru yere koyun: This towel is soaking wet, so please ____ over the sink.
Cevabı göster
wring it out
Proud of all his students and loving them like his own children, Notlar
1:14Tüm öğrencileriyle gurur duyan ve onları kendi çocukları gibi seven Lok Ta,
like his own children: like ile karşılaştırma yapma
loving them like his own children ifadesinde like, 'aynı şekilde' anlamındadır; 'hoşlanmak veya sevmek' anlamında değildir. Ardından his own children isim öbeği gelen bir edattır. Bu karşılaştırma, öğretmenin öğrencileri kendi çocuklarına göstereceği yakınlık ve özenle sevdiğini anlatır. Öğrencilerin gerçekten onun çocukları olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“The coach cared for the players like his own children” cümlesinde like ne anlama gelir?
- Oyuncuların gerçekten kendi çocukları olduğunu söyler.
- Oyunculara gösterdiği ilgiyi kendi çocuklarına gösterdiği ilgiyle karşılaştırır.
- Kendi çocuklarından hoşlandığını söyler.
Cevabı göster
Oyunculara gösterdiği ilgiyi kendi çocuklarına gösterdiği ilgiyle karşılaştırır.
Lok Ta surprised all three with gifts. Kalıp ifadeler
1:17üçüne de hediyeler vererek onlara sürpriz yaptı.
Proud of ... and loving ...: ana cümleden önce duygu ve motivasyon belirtme
Baştaki Proud of ... sıfat öbeği ile loving ... ortaç öbeğinin ikisi de Lok Ta'yı niteler. Önce onun duygularını ve motivasyonunu sunarlar; tam ana cümle Lok Ta surprised ... ile başlar. Her iki başlangıç öbeğinin de örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Bu öne alınmış yapı, bir anlatıda birinin ana eylemi neden yaptığını veya eylem sırasında hangi durumda olduğunu açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede başlangıçtaki iki öbek de ana cümlenin öznesini doğru biçimde niteler?
- Proud of her team and trusting their skills, the final decision was left to the players.
- Proud of her team and trusting their skills, a thank-you note was sent by the coach.
- Proud of her team and trusting their skills, the coach let them make the final decision.
Cevabı göster
Proud of her team and trusting their skills, the coach let them make the final decision.
surprised all three with gifts: surprise someone with something yapısı
Surprise + person + with + thing, birine beklenmedik bir şey vererek, göstererek ya da yaparak onu şaşırtmak anlamına gelir. Bu cümlede all three şaşıran kişileri, gifts ise şaşkınlığı yaratan şeyi gösterir. With şaşırtan şeyi veya eylemi tanıtır. Lok Ta'nın hediyelerle birlikte bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi surprise + person + with + thing yapısını oluşturan sözcükle tamamlayın: The team surprised their coach ____ a thank-you video.
Cevabı göster
with
He turned the dew Ream Eyso collected into a diamond axe. Kalıp ifadeler
1:21Ream Eyso'nun topladığı çiği elmas bir baltaya dönüştürdü.
turn A into B: bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek
turn A into B yapısında A başlangıçtaki maddeyi ya da durumu, B ise sonucu gösterir. Bu cümlede the dew Ream Eyso collected A, a diamond axe ise B'dir. into sözcüğü yeni biçimi ya da sonucu belirtir. Bu yapı fiziksel değişimleri, işleme süreçlerini veya soyut değişimleri anlatabilir; bu cümlede bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
turn A into B kalıbında sonucu gösteren sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: The machine turned old paper ____ new boxes.
Cevabı göster
into
and Moni Mekhala's into a crystal ball unlike anything ever seen. Kalıp ifadeler
1:30ve Moni Mekhala'nınkini ise daha önce hiç görülmemiş kristal bir küreye çevirdi.
unlike anything ever seen: tamamen yeni ve benzeri görülmemiş
unlike anything ever seen ifadesi, 'insanların daha önce gördüğü her şeyden farklı' demektir. Kristal küreyi yalnızca biraz sıra dışı değil, olağanüstü ve benzeri görülmemiş olarak sunar. Burada unlike, '-den farklı' anlamındaki bir edattır; 'sevmemek' anlamına gelen bir fiil değildir. Anything ever seen, anything that had ever been seen yapısının kısaltılmış biçimidir; dolayısıyla belirli bir gözlemci belirtilmez.
Alıştırma
Hangi cümle, buluşun jüri üyelerinin daha önce gördüğü her şeyden tamamen farklı olduğunu doğal biçimde söyler?
- The invention was unlike to anything the judges had ever seen.
- The invention was unlike anything the judges had ever seen.
- The invention did not like anything the judges had ever seen.
Cevabı göster
The invention was unlike anything the judges had ever seen.
Soon, Ream Eyso grew covetous and decided Kelime
1:35Çok geçmeden, Ream Eyso açgözlü birine dönüştü ve karar verdi,
grew covetous: zamanla açgözlü oldu
Burada grew, “fiziksel olarak büyüdü” değil, “zamanla ... hâle geldi” anlamında bir bağ fiilidir. grow + sıfat yapısında sıfat yeni durumu belirtir; bu nedenle grew covetous, karakter veya tutumdaki bir değişimi anlatır. Covetous, başka birine ait bir şeyi güçlü biçimde istemek demektir. Olumsuz bir değerlendirme taşır ve bu isteği açgözlü ve uygunsuz gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “başkalarının sahip olduklarına karşı zamanla açgözlü oldu” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: With each display of royal wealth, the minister ____.
Cevabı göster
grew covetous
must have: bir şeye kesinlikle sahip olmak zorunda olduğunu hissetmek
he must have Mekhala's prize ifadesinde must sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi have, ardından da Mekhala's prize nesnesi gelir. Bu, onun ödüle sahip olması ya da ödülü elde etmesi gerektiğini hissettiği anlamına gelir. Bu zorunluluk dışarıdan gelen bir kuraldan değil, kendi yoğun arzusundan doğar. Bu bağlamda must, düşüncesinin kararlı ve sahiplenici duyulmasını sağlar: ona göre ödülü almak pazarlığa açık değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede must have, bir şeye sahip olmaya yönelik yoğun bir arzuyu ifade eder?
- Lina has to return the antique necklace by noon.
- Lina must have misplaced the antique necklace.
- After seeing the antique necklace, Lina decided she must have it.
Cevabı göster
After seeing the antique necklace, Lina decided she must have it.
He and Vorachhun tried to woo the goddess Kelime
1:42O ve Vorachhun tanrıçaya kur yapmaya çalıştılar,
tried to woo the goddess: tanrıçaya kur yapmaya çalışmak
To try to woo someone, o kişinin romantik sevgisini veya ilgisini kazanmak için çaba göstermek demektir. Woo yalnızca birinden hoşlanmayı değil, etkin biçimde kur yapmayı anlatır. Tried to, girişimde bulunulduğunu gösterir ancak girişimin başarılı olduğunu söylemez. Bu cümlede gönlünü kazanmayı umdukları kişi tanrıçadır.
Alıştırma
Hangi durum doğal olarak 'Leo tried to woo Maya' şeklinde anlatılabilir?
- Leo, Maya'dan hoşlanıyordu ama ona yaklaşmak için hiçbir girişimde bulunmadı.
- Leo ve Maya zaten iki yıldır çıkıyordu.
- Leo, Maya'nın ilgisini kazanmak için ona çiçekler ve aşk mektupları gönderdi.
Cevabı göster
Leo, Maya'nın ilgisini kazanmak için ona çiçekler ve aşk mektupları gönderdi.
so they could get the precious gem. Dilbilgisi
1:44böylece o değerli mücevheri elde edebileceklerdi.
so they could get: geçmişteki bir amacı belirtmek
Burada so, önceki eylemin amacını belirtir: mücevheri elde edebilmek için o şekilde davrandılar. Kalıp, eylem + so + özne + could + fiilin yalın hâlidir. Geçmişte geçen bir anlatıda could, çoğu zaman önceki geçmiş zamanlı eylemle uyum sağlar ve eylemin neyi mümkün kılmayı amaçladığını gösterir. Buradaki so yalnızca “bu yüzden” anlamına gelmez; could da sadece genel bir yeteneği belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi amacı belirten tek sözcüklü bağlaçla tamamlayın: We left early ____ we could catch the first train.
Cevabı göster
so
But after she rejected their advances and flew off, Notlar
1:48Fakat o, tekliflerini reddedip uçarak uzaklaştıktan sonra,
rejected their advances: romantik yaklaşımı reddetmek
Reject someone's advances, birinin romantik ilgi veya kur yapma girişimlerini açıkça geri çevirmek demektir. Burada their advances, taliplerin kur yapmasını anlatır; ilerleme veya öne doğru hareket anlamına gelmez. Kalıp reject + iyelik bildiren sözcük veya isim + advances şeklindedir. Advances bu anlamda normalde çoğul kullanılır ve çoğu zaman bu ilginin hoş karşılanmadığını düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümlede advances, birinin reddettiği istenmeyen romantik ilgiyi ifade ediyor?
- She praised the advances in medical research.
- She advanced to the final round of the contest.
- She rejected his advances and asked him to stop.
Cevabı göster
She rejected his advances and asked him to stop.
flew off: uçarak bir yerden ayrılmak
Flew off, fly off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve birinin ya da bir şeyin uçarak bir yerden ayrıldığını anlatır. Fly, havadaki hareketi belirtir; off ise mevcut konumdan uzaklaşma anlamını ekler. Bir anlatıda fiil + off yapısı çoğu zaman sahneden ayrılmayı gösterir. Burada yalnızca onun uçtuğunu değil, oradan gittiğini de anlatır.
Alıştırma
Cümleyi fly off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the window opened, the butterfly ____.
Cevabı göster
flew off
Ream Eyso resolved to take the crystal ball by force. Kalıp ifadeler
1:51Ream Eyso kristal küreyi zorla almaya karar verdi.
resolved to take ... by force: zorla ele geçirmeye kesin karar vermek
Resolved to + fiilin yalın hâli, birinin harekete geçmeye kesin olarak karar verdiğini anlatır. Burada resolved to take, Ream Eyso'nun kristal küreyi ele geçirmeye kesin olarak karar verdiğini gösterir. By force ise yöntemi açıklar: izin almak yerine şiddet, tehdit veya zorlama kullanmak. Bu iki bölüm birlikte hem kararlı bir seçimi hem de şiddet içeren bir eyleme yönelişi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin kesin karar verdiğini ve şiddet ya da zorlama kullanmayı planladığını anlatır?
- The invaders resolved to take the city by force.
- The visitors decided to enter the city with a guide.
- The leaders resolved the dispute without force.
Cevabı göster
The invaders resolved to take the city by force.
Ream Eyso flew through the air in search of Moni Mekhala, Kalıp ifadeler
1:57Ream Eyso, Moni Mekhala'yı aramak için havada uçtu,
in search of: bir hedefi bulmaya çalışmak
In search of + isim, bir kişiyi, şeyi veya fikri bulmaya çalışmak ya da onu bulmak için yol almak anlamına gelir. Of sözcüğünden sonraki isim aranan hedeftir; burada bu hedef Moni Mekhala'dır. Bu ifade, amacını açıklamak için bir hareket veya eylem cümleciğinden sonra gelebilir. Bu cümlede Ream Eyso'nun neden havada uçtuğunu açıklar.
Alıştırma
“Bulmaya çalışmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The hikers entered the valley in search ____ shelter.
Cevabı göster
of
propelled on by a jealous rage: harekete geçiren güç olarak duygu
Burada propelled on by a jealous rage, kıskançlık ve öfkenin kişiyi ilerlemeye ya da birini kovalamaya devam etmeye ittiği anlamına gelir. Buradaki güç duygusaldır; bir makine ya da fiziksel itme değildir. Propelled, kısaltılmış edilgen bir öbekte kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Kişi itilen taraftır, by nedeni gösterir ve on ileriye doğru devam etme anlamını ekler. Böylece duygu, eylemi harekete geçiren hayalî bir güç gibi sunulur.
Alıştırma
Hangi cümlede bir duygu, kişinin devam etmesini sağlayan mecazi bir güç olarak kullanılmıştır?
- Propelled by a motor, the boat crossed the lake.
- Maya described her fear after the climb.
- Propelled on by fear, Maya kept climbing through the storm.
Cevabı göster
Propelled on by fear, Maya kept climbing through the storm.
On his way: yolculuk sırasında gerçekleşen bir olayı başlatmak
On his way, cümlenin başında yolculuk bağlamını kuran bir ifadedir. Dinleyiciye sıradaki olayın o bir yere giderken gerçekleştiğini bildirir. Bir hikâyede bu ifade, daha önce belirtilen bir varış noktasını veya amacı, oraya ulaşmadan önce gerçekleşen yeni bir olaya bağlar. Varış noktası bağlamdan zaten belliyse söylenmeden bırakılabilir.
Alıştırma
on one's way to + place yapısındaki iki sözcüğü aynen kullanın: On her ____ the library, Nina found a lost key.
Cevabı göster
way to
knowing that the righteous prince would never allow him to steal the crystal. Dilbilgisi
2:06çünkü dürüst prensin kristali çalmasına asla izin vermeyeceğini biliyordu.
knowing that ...: Bir eylemin nedenini açıklamak
knowing that ... biçimindeki -ing yan cümlesi, öznenin eyleminin dayandığı bilgiyi ekler. Burada neden saldırdığını açıklar: Prensin kristali çalmasını engelleyeceğini biliyordu. knowing ifadesinin örtük öznesi, encountered ve attacked fiillerinin öznesi olan aynı he'dir. Knowing bu fiillerle eş düzey üçüncü bir ana eylem değildir; hareket etme nedenini veya dayanağını ekler.
Alıştırma
Hangi cümle, öznenin eylem nedenini açıklamak için knowing that ... yapısını doğru kullanıyor?
- Leo chose another route because knowing that the bridge was unsafe.
- Knowing that the bridge was unsafe, Leo chose another route.
- Knowing that the bridge was unsafe, another route seemed safer to Leo.
Cevabı göster
Knowing that the bridge was unsafe, Leo chose another route.
allow him to steal: allow + nesne + to-infinitive
Allow someone to do something, bir kişiye bir şeyi yapması için izin vermek demektir. Kalıp allow + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. allow him to steal ifadesinde him, steal eylemini yapacak kişidir. would never allow, prensin bu izni kesinlikle vermeyeceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi allow + kişi + to do kalıbının gerektirdiği tek kelimeyle tamamlayın: The guard would never allow him ____ enter without a ticket.
Cevabı göster
to
The demon gained the upper hand in the heat of battle Deyimler
2:12İblis, savaşın en hararetli anında üstünlük sağladı
gained the upper hand: daha güçlü konuma geçti
Gain the upper hand, bir yarışma, çatışma veya görüşmede avantajlı kişi ya da taraf hâline gelmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede gained, iblisin savaş sırasında daha güçlü konuma geçtiğini gösterir. Bu ifade bir elin fiziksel konumuyla ilgili değildir. gain the upper hand over someone ve gain the upper hand in a situation kalıpları başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Bu nottaki deyimi tamamlayın: After a strong second half, the Tigers gained the ____.
Cevabı göster
upper hand
in the heat of battle: en yoğun bölüm sırasında
In the heat of battle, bir çatışmanın en yoğun, hareketli ve tehlikeli bölümü sırasında anlamına gelir. Burada heat mecazidir; sıcaklığı değil, hareketin şiddetini ve baskısını ifade eder. in the heat of + bir olay veya an kalıbı, bir eylemi baskının yüksek olduğu bir aşamaya yerleştirir. Böyle zamanlarda insanların sakin düşünmek için genellikle daha az zamanı olur.
Alıştırma
Bir tartışmanın en yoğun bölümünü anlatacak şekilde bu nottaki ifadeyi tamamlayın: In the ____ of the argument, both speakers stopped listening.
Cevabı göster
heat
and hurled Vorachhun against the side of a mountain. Kalıp ifadeler
2:15ve Vorachhun'u bir dağın yamacına fırlattı.
hurl someone against a surface: güçlü biçimde fırlatıp çarptırmak
hurl someone or something against a surface kalıbı, bir kişiyi ya da nesneyi büyük bir güçle fırlatıp bir yüzeye çarptırmak anlamına gelir. Burada fırlatılan kişi Vorachhun, çarpma noktası ise dağın yan yüzüdür. Against bir yüzeyle çarpışmayı belirtir; karşı olma anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi hurl fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve bir yüzeye çarpmayı gösteren edatla tamamlayın: The ogre ____ the shield ____ the stone wall.
Cevabı göster
hurled · against
Sure of ...: cümlenin başındaki sıfat öbeği
Sure of Vorachhun's death, cümlenin başına getirilmiş bir sıfat öbeğidir. Ardından gelen temel cümlenin öznesinin ruh hâlini önceden verir: Ream Eyso, Vorachhun'un öldüğünden emin bir şekilde hareket eder. Sure of + isim, bir şeyden emin olmak anlamına gelir. Bu başa getirilmiş yapıda, sure olduğu anlaşılan kişi sonraki temel cümlenin de öznesi olmalıdır. Anlam Because he was sure of Vorachhun's death biçiminde genişletilebilir, ancak sıfat öbeği daha kısa ve özdür.
Alıştırma
Hangi cümle, öznenin eylemden önceki eminliğini anlatmak için başa getirilmiş bir sıfat öbeğini doğru kullanır?
- Maya sure of her answer raised her hand.
- Sure of her answer, the classroom clock kept ticking.
- Sure of her answer, Maya raised her hand.
Cevabı göster
Sure of her answer, Maya raised her hand.
Ream Eyso continued his search until he finally found Mekhala. Dilbilgisi
2:20Ream Eyso, nihayet Mekhala'yı bulana kadar arayışına devam etti.
continued ... until ...: bir bitiş noktasına kadar süren eylem
Continued his search, arama eyleminin sürmekte olduğunu belirtir. Until, bu süreyi sona erdiren olayı, yani he finally found Mekhala bölümünü getirir. continue + eylem + until + olay kalıbı, ilk eylemin ikinci olay gerçekleşene kadar sürdüğünü gösterir. Finally, sonucun belli bir zaman veya çabadan sonra geldiğini vurgular.
Alıştırma
Devam eden eylemin bitiş noktasını gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: Maya continued searching ____ she found her notebook.
Cevabı göster
until
He demanded that she and her friends either submit to him, Notlar
2:26Onun ve arkadaşlarının ya kendisine boyun eğmesini,
submit to him: onun otoritesine boyun eğmek
Burada submit to him, onun otoritesine boyun eğip ona itaat etmek anlamına gelir. Bu talep, baskıcı bir güç ilişkisinde onu kızın ve arkadaşlarının üstüne yerleştirir. Kalıp submit to + kişi, otorite, kural veya güç şeklindedir. to sonrasındaki nesne, kişinin neye boyun eğdiğini gösterir; teslim edilen bir şeyi göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle insanların hükümdarın otoritesine boyun eğmeyi reddettiğini söylüyor?
- They refused to ask the ruler for help.
- They refused to submit a report to the ruler.
- They refused to submit to the ruler.
Cevabı göster
They refused to submit to the ruler.
the most brilliant of Lok Ta's students and rightful master of the crystal ball, Kelime
2:29(Lok Ta'nın en parlak öğrencisi ve kristal kürenin yasal sahibine),
rightful master of the crystal ball: meşru bir hak iddiası
rightful master of the crystal ball ifadesinde rightful, kişiyi nesneye sahip olma veya onu denetleme konusunda adil ya da meşru bir hakkı varmış gibi sunar. Efendinin yalnızca “doğru” olduğu anlamına gelmez. Bu isim öbeği, kişiye mülkiyet veya otorite iddiasına dayanan bir konum verir. Başkaları karşı çıksa bile konuşan kişi bu iddiayı öne sürebilir veya aktarabilir.
Alıştırma
Bu cümlede rightful master of the crystal ball ne anlama geliyor?
- ona sahip olma veya onu denetleme konusunda meşru iddiası bulunan kişi
- onu doğru biçimde tarif eden kişi
- o anda onu tesadüfen elinde tutan kişi
Cevabı göster
ona sahip olma veya onu denetleme konusunda meşru iddiası bulunan kişi
demanded that ... either submit ... or die: iki seçenekli güçlü bir tehdit
Demanded that güçlü bir talep getirir. Amerikan İngilizcesinde demand that yapısından sonraki fiil genellikle yalın hâlde kalır; bu nedenle she and her friends either submit ... or die bölümünde geçmiş zaman biçimleri değil, submit ve die kullanılır. Either ... or iki paralel fiil öbeğini bağlar: submit to him ve die like Vorachhun. Aradaki uzun ifade onun hakkında ek bir açıklamadır ve bu eşleşmeyi bozmaz. İkinci seçenek ölüm olduğu için tüm söz tarafsız bir seçim değil, tehdittir.
Alıştırma
Demand that yapısını paralel either ... or seçenekleriyle doğru kullanan cümle hangisidir?
- The director demanded that the actors either arrive on time or leave the production.
- The director demanded the actors either to arrive on time or leaving the production.
- The director demanded that the actors either arrived on time or left the production.
Cevabı göster
The director demanded that the actors either arrive on time or leave the production.
hoping to draw the demon away from her friends. Öbek fiiller
2:42iblisi arkadaşlarından uzaklaştırmayı umarak.
draw ... away from: birini başka yere çekmek
Bu cümlede draw, “resim çizmek” değil, “dikkatini çekip yönlendirmek” anlamındadır. Plan, iblisin onun peşinden gelmesini sağlayarak arkadaşlarından uzaklaşmasını sağlamaktır. Tekrar kullanılabilecek yapı draw + kişi veya şey + away from + kişi veya yer şeklindedir. Bir hedefin dikkatini çekerek ya da onu başka bir yöne yönlendirerek birinden veya bir yerden uzaklaşmasını anlatır.
Alıştırma
Kamp alanının yakınında bir ayı var. Cümleyi draw ... away from kullanarak tamamlayın: The ranger made a noise to ____ the campsite.
Cevabı göster
draw the bear away from
took the bait: kasıtlı bir yeme tepki vermek
Take the bait, biri sizi bilerek cezbettiğinde, ayarttığında veya kışkırttığında tam onun umduğu şekilde tepki vermek anlamına gelen bir deyimdir. Geçmiş zaman biçimi took the bait, “tuzağa düştü” veya “istenen davranışa sürüklendi” demektir. Burada bait gerçek bir balık yemi değil, mecazi bir yemdir: onu uzaklaştırma girişimi yemdir ve verdiği tepki planın işe yaradığını gösterir.
Alıştırma
“Kışkırtmaya istenen şekilde tepki verdi” anlamındaki geçmiş zaman deyimiyle cümleyi tamamlayın: The troll wanted an angry reply, and Sam ____.
Cevabı göster
took the bait
ripping through nimbus after nimbus in his crazed pursuit. Notlar
2:47çılgınca takibinde yağmur bulutlarını bir bir parçalayarak ilerledi.
nimbus after nimbus: noun after noun kalıbı
“Nimbus after nimbus”, aynı türden birçok şeyin art arda ortaya çıktığını veya karşılaşıldığını göstermek için noun after noun kalıbını kullanır. Burada nimbus yağmur bulutu veya bulut kütlesi anlamına gelir; dolayısıyla ifade, çok sayıda bulutun içinden peş peşe geçme görüntüsü yaratır. After yalnızca bir bulutu diğerinden sonraya yerleştirmez. Bu İngilizce kalıpta tekrarlanan sayılabilir isim genellikle tekildir: wave after wave, question after question ve day after day. Kalıp tekrarı, sürekliliği veya çokluğu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi art arda gelen çok sayıda dalgayı ifade eden noun after noun yapısıyla tamamlayın: During the storm, ____ hit the seawall.
Cevabı göster
wave after wave
in his crazed pursuit: çılgın ve fiziksel bir kovalamaca
“In his crazed pursuit”, çevresindeki eylemin onun çılgınca kovalamacası sırasında gerçekleştiğini gösterir. Burada pursuit, the pursuit of happiness gibi soyut bir hedefi değil, birini veya bir şeyi fiziksel olarak kovalama eylemini anlatır. Crazed, kovalamacayı vahşi ve neredeyse kontrolden çıkmış gösterir. Daha genel olan in + iyelik + (sıfat) + pursuit yapısı, bir kovalamacayı veya hedefe yönelik başka bir çabayı başka bir eylemin arka planı olarak sunar. Hedefi belirtmek için pursuit of + hedef kullanılır: in their pursuit of the suspect.
Alıştırma
In + iyelik + pursuit of yapısını kullanıp iyelik sözcüğünü özneyle eşleştirerek cümleyi tamamlayın: The officers crossed the field ____ the suspect.
Cevabı göster
in their pursuit of
Once far enough away: zaman koşulunun gerçekleşmesini belirten once
Buradaki once, “bir kez” değil, “-dığında” veya “-ar -maz” anlamındadır. Yeterince uzakta olma koşulunun gerçekleştiği noktayı belirtir; sonraki eylem bu noktadan sonra gerçekleşir. Once far enough away, kısaltılmış bir yan cümledir. Bağlam içinde Once she was far enough away şeklinde genişletilebilir. Anlaşılan özne, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır; bu yüzden bu kısa biçim, kişiden kimin kastedildiği belliyse kullanılır.
Alıştırma
Once far enough away ifadesindeki once ne anlama gelir?
- Uzun zaman önce, bir hikâyenin başında
- Yalnızca bir kez
- Yeterince uzakta olma koşulu gerçekleştikten sonra
Cevabı göster
Yeterince uzakta olma koşulu gerçekleştikten sonra
made one last demand: son ve güçlü bir talepte bulunmak
Made one last demand, “neyin gerektiğini kesin bir şekilde belirtmek” anlamındaki make a demand eş dizimini kullanır. Burada demand sayılabilen bir isimdir; made ise make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. One last, durum sona ermeden veya konuşan kişi başka bir adım atmadan önceki son talebi belirtir. demand, request sözcüğünden daha güçlü olduğu için bu ifade bir çatışmada son uyarı veya ültimatom gibi duyulabilir.
Alıştırma
Cümleyi made one last demand hedef ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: Before ending the talks, the negotiator ____.
Cevabı göster
made one last demand
remained unfazed: aynı sakin durumu korumak
remain + adjective kalıbı, aynı durumda kalmaya devam etmek demektir. Buradaki remained, tanrıçanın durumunun değişmediğini gösterir. Unfazed, yaşananlardan korkmamak, rahatsız olmamak veya sarsılmamak demektir. Bu nedenle remained unfazed, onun sakin ve etkilenmemiş kalmayı sürdürdüğünü anlatır; unfazed sözcüğünün face ile ilgisi yoktur.
Alıştırma
Cümleyi remain fiilinin geçmiş zaman biçimi ve ardından unfazed ile tamamlayın: Even when the alarm rang, Maya ____.
Cevabı göster
remained unfazed
Enraged, ...: özneyi anlatan cümle başı past participle
Enraged, sıfat göreviyle kullanılan bir past participle biçimidir. Ana cümleden önce geldiğinde, he öznesinin eyleme başlarken son derece öfkeli olduğunu anlatır. Bu kısa giriş, nedene benzer bir arka plan da verir: öfkesi, baltayı neden sallamaya başladığını açıklamaya yardımcı olur. Enraged sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki past participle ana cümlenin öznesini doğru biçimde anlatır?
- Frightened, the door was closed by Maya.
- Maya frightened, stepped back from the door.
- Frightened, Maya stepped back from the door.
Cevabı göster
Frightened, Maya stepped back from the door.
Before he could hurl: gerçekleşmeden önce kesilen bir eylem
Before he could hurl, kişinin yapmaya hazırlandığı eylemin başka bir olay araya girdiği için gerçekleşmediğini anlatır. Buradaki could, genel bir fırlatma becerisini değil, gerçekleşmemiş bir fırsatı belirtir. before + özne + could + fiilin yalın hâli yapısı, yarıda kalan eylemi ortaya koyar; ardından gelen ana cümle önce ne olduğunu anlatır.
Alıştırma
Kapıların önce kapandığını göstermek için cümleyi could ve get fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Before I ____ on the train, the doors closed.
Cevabı göster
could get
As it climbed: eşzamanlı eylemleri anlatan as
As it climbed ifadesinde as zamansal bir arka plan kurar: tırmanma ve ana cümledeki olay aynı gelişen zaman diliminde gerçekleşir. while it was climbing veya as it climbed higher anlamına gelebilir. Bu as, neden sorusuna değil, ne zaman sorusuna cevap verir. as, because anlamına da gelebilse de burada hareket, neden bildirmek yerine eşzamanlı olaya arka plan olur.
Alıştırma
Hangi cümlede as, because değil while anlamında kullanılmıştır?
- The lights came on as the sun went down.
- We took a taxi, as the buses had stopped running.
- As the roads were icy, the school closed.
Cevabı göster
The lights came on as the sun went down.
emitted powerful flashes of lightning: güçlü şimşek parlamaları yaydı
Burada emitted, “bir kaynaktan dışarı yaydı veya saldı” anlamına gelir. İfade, nesnenin güçlü ve kısa süreli birkaç şimşek parlaması ürettiğini anlatır. A flash of lightning, ani bir şimşek parlamasıdır; çoğul flashes bunun birden fazla kez gerçekleştiğini gösterir. Bu kalıp bir kaynağın ışık, ısı, ses, gaz veya koku yaymasını anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede emit doğal biçimde kullanılmıştır?
- Owen emitted an email to his teacher.
- Maya emitted a package to her cousin.
- The lamp emitted a bright beam of light.
Cevabı göster
The lamp emitted a bright beam of light.
Ream Eyso let his axe loose in wild desperation. Kalıp ifadeler
3:18Ream Eyso vahşi bir umutsuzlukla baltasını elinden bıraktı.
let his axe loose: baltasını bırakıp fırlatmak
let his axe loose ifadesindeki kalıp let + nesne + loose biçimindedir ve bir şeyi denetimden veya kısıtlamadan kurtarmak anlamına gelir. Bu aksiyon sahnesinde baltayı bırakıp uçacak şekilde fırlatır; bu, baltayı bulamadığı anlamına gelmez. Loose burada baltanın artık tutulmadığını veya denetlenmediğini anlatan bir sıfattır. Aynı kalıp let the dog loose örneğindeki gibi hayvanlarla sıkça kullanılır ve bastırılmış enerji ya da duyguların serbest bırakılmasını mecazi olarak da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bakıcının köpeği özgürce koşabilmesi için serbest bıraktığı anlamına gelir?
- The handler loosened the dog's collar.
- The handler let the dog loose.
- The handler lost the dog.
Cevabı göster
The handler let the dog loose.
in wild desperation: bir eylemin arkasındaki aşırı çaresizlik
Bu cümlede in wild desperation, eylemi harekete geçiren duygusal durumu anlatır. Kişi aşırı çaresizlik nedeniyle ve kendini neredeyse hiç kontrol edemeden hareket eder. Wild, desperation sözcüğünün şiddetini artırır; burada “doğada” veya “bir hayvan gibi” anlamına gelmez. in + bir duygu ya da durum bildiren isim yapısı, birinin hangi durumda hareket ettiğini gösterebilir: in fear, in anger, in panic veya in desperation. Bu tür ifadeler genellikle bir eylemin neden ani ya da aşırı olduğunu açıklar.
Alıştırma
“In wild desperation, Lena pulled at the locked door,” cümlesinde bu ifade neyi gösterir?
- Eylem aşırı çaresizlikten kaynaklanır ve neredeyse kontrolsüzdür.
- Kişi sakin olduğu için dikkatli hareket eder.
- Eylem dışarıda, vahşi bir yerde gerçekleşir.
Cevabı göster
Eylem aşırı çaresizlikten kaynaklanır ve neredeyse kontrolsüzdür.
cut through clouds: bir engelin doğrudan içinden geçmek
Burada cut through clouds, uçan baltanın bulutların içine girip onları güçlü biçimde yararak geçmesi demektir. Through gereklidir; çünkü bulutları nesnenin yalnızca yanından geçtiği bir şey değil, içinden geçtiği bir alan ya da engel olarak gösterir. cut through + isim yapısı genellikle engelleyen, örten veya araya giren bir şeyin doğrudan içinden geçmeyi anlatır. Sis, karanlık ya da gürültüye rağmen fark edilen ışık ve ses için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “engeli delip geçti” anlamındaki ifadeyi oluşturan sözcükle tamamlayın: A narrow beam of light cut ____ the smoke.
Cevabı göster
through
creating deep rolling peals of thunder. Kalıp ifadeler
3:26derinden yankılanan gök gürültüleri yarattı.
peals of thunder: yüksek ve yankılanan gök gürültüsü
Peals of thunder, yüksek ve yankılı gök gürültüsü patlamaları ya da uğultuları anlamına gelir. Peal, yüksek ve çınlayan bir sesi belirten sayılabilen bir addır; çoğul peals ise birden fazla patlamayı veya tekrarlanan yankıları anlatır. Bu cümlede deep rolling, gök gürültüsünün derinden gelerek sürmesi ve yankılanması anlamını ekler. Aynı ad, yüksek ve çınlayan çan veya kahkaha seslerini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi tekrarlanan, yankılı gök gürültüsünü anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: After the lightning, several ____ shook the windows.
Cevabı göster
peals of thunder
precious seeds of water: yaşam veren bir yağmur imgesi
Bu efsanevi cümlede precious seeds of water ifadesi, yağmur damlalarını anlatan bir eğretilemedir. Tohumlar büyümenin başlangıcını çağrıştırdığı için bu imge yağmuru gerçek tohumlar olarak değil, değerli ve yaşam veren bir şey olarak sunar. fell from heaven sözleri yağmura göksel bir köken verir; sondaki rain sözcüğü ise şiirsel imgenin ne anlama geldiğini doğrudan belirtir. Cümle önce bir imge oluşturur, ardından doğa olayının adını söyler.
Alıştırma
Vurgulanan cümle bu efsanevi bölümde ne anlama geliyor?
- Yağmur gökten düştü ve yaşam getiren değerli tohumlar olarak betimlendi.
- İçi suyla dolu gerçek bitki tohumları gökten düştü.
- İnsanlar fırtınadan sonra tohum ekti.
Cevabı göster
Yağmur gökten düştü ve yaşam getiren değerli tohumlar olarak betimlendi.
drew close to: bir anlatıda yaklaşmak
Drew close to ifadesi “yaklaştı” anlamına gelir. Drew, draw fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak draw burada “resim çizmek” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilecek yapı draw close to + kişi veya yerdir. Draw close to çoğu zaman yaklaşmayı gelişen bir hareket olarak anlatır; bu nedenle öykü ve betimlemelere uygundur. Bu cümlede Mekhala, Ream Eyso'ya yaklaşır.
Alıştırma
Cümleyi draw close to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the boat ____ the shore, the lighthouse came into view.
Cevabı göster
drew close to
impotent without his axe: güç kaynağı olmadan etkisiz kalmak
Impotent without his axe, baltası olmadığında etkili biçimde hareket edecek gücünün veya yeteneğinin bulunmadığı anlamına gelir. Impotent burada resmî ve tıbbi olmayan anlamıyla, yani “güçsüz” veya “etkisiz” anlamında kullanılmıştır. Without his axe ifadesi bu güçsüzlüğe yol açan koşulu belirtir. Cümle baltayı onun yeteneğinin kaynağı olarak gösterir; bu yüzden baltayı kaybetmek onu hareket edemez durumda bırakır.
Alıştırma
Bu cümlede impotent without his axe ne anlama gelir?
- Balta nedeniyle tıbbi tedavi görmektedir.
- Baltası olmadığında etkili biçimde hareket edecek gücü yoktur.
- Hâlâ bütün gücüne sahip olduğu hâlde baltayı kullanmamayı seçer.
Cevabı göster
Baltası olmadığında etkili biçimde hareket edecek gücü yoktur.
She pondered what she should do to the murderer. Kelime
3:41Katiline ne yapması gerektiğini düşündü.
pondered what she should do: dikkatli düşünme + dolaylı soru
Burada pondered, karar vermeden önce bir konuyu dikkatle düşünmek demektir. Tepkinin hızlı ya da gelişigüzel değil, iyice düşünülmüş olduğunu gösterir. What she should do, pondered fiilinin nesnesidir ve onun düşündüğü soruyu belirtir. Bu bir gömülü, yani dolaylı soru olduğu için doğrudan sorudaki should she do dizilişi yerine bildirme cümlesi dizilişi olan she should do kullanılır.
Alıştırma
Lena'nın bir sonraki adımını dikkatle düşündüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Lena thought briefly about an unrelated problem.
- Lena pondered what she should do next.
- Lena pondered what should she do next.
Cevabı göster
Lena pondered what she should do next.
Remembering the kindness and love of her teacher, Dilbilgisi
3:44Öğretmeninin nezaketini ve sevgisini hatırlayarak,
Moni Mekhala chose compassion and flew into the sky. Kalıp ifadeler
3:47Moni Mekhala şefkati seçti ve gökyüzüne uçtu.
Remembering ...: nedeni veren cümle başı -ing öbeği
Remembering the kindness and love of her teacher, cümlenin başında yer alan bir -ing ortaç öbeğidir. Daha sonraki seçimin nedenini veya zihinsel arka planını verir: bu hatıra Moni Mekhala'nın merhameti seçmesine yol açar. Bu öbek ana cümle değildir. Öbeğin örtük öznesi, ana cümlenin de öznesi olan Moni Mekhala'dır; hikâyedeki temel eylemler chose ve flew fiilleridir. Tam bir yan cümleyle Because she remembered the kindness and love of her teacher, Moni Mekhala chose compassion. denebilir.
Alıştırma
Cümle başındaki Remembering the kindness and love of her teacher öbeğinin görevi nedir?
- Öğretmeni hatırlayan farklı bir kişiyi tanıtır.
- Moni Mekhala'nın öğretmenini hatırlayıp hatırlamadığını sorar.
- Moni Mekhala'nın seçiminin nedenini veya zihinsel arka planını verir.
Cevabı göster
Moni Mekhala'nın seçiminin nedenini veya zihinsel arka planını verir.
chose compassion: merhametle davranmaya karar vermek
Bu cümlede chose compassion, Moni Mekhala'nın cezalandırmak ya da intikam almak yerine bilinçli olarak merhametle karşılık vermeyi seçtiği anlamına gelir. Buradaki compassion yalnızca kısa süreli bir acıma duygusu değildir; onun davranışını yönlendiren ilke hâline gelir. choose + soyut isim kalıbı, bir değeri karar olarak sunabilir: choose kindness, choose honesty veya choose patience. Odak, kişinin nasıl karşılık vermeye karar verdiğidir.
Alıştırma
Örnekteki chose compassion ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Compassion adlı bir nesneyi seçti.
- Birinin üzgün göründüğünü kısaca fark etti ama hiçbir karar vermedi.
- İntikam almak yerine merhametle davranmaya karar verdi.
Cevabı göster
İntikam almak yerine merhametle davranmaya karar verdi.
regained his strength: gücünü yeniden kazanmak
Bu cümlede regained his strength, Ream Eyso'nun zayıf düştükten sonra yeniden güçlendiği anlamına gelir. re- ön eki daha önce sahip olunan bir şeyi geri almayı belirtir; bu nedenle regained ilk kez güç edinmeyi anlatmaz. Regain genellikle doğrudan bir isim alır: regain strength, regain control, regain confidence veya regain balance. Yapı regain + isim şeklindedir ve arada edat bulunmaz.
Alıştırma
Cümleyi regain fiilinin geçmiş zamanı ve strength ismiyle tamamlayın: After resting all weekend, Priya ____ and was ready to play again.
Cevabı göster
regained her strength
Thunder, lightning, and rain continued to dance across the Earth. Deyimler
3:57Gök gürültüsü, şimşek ve yağmur Dünya üzerinde dans etmeye devam etti.
continued to dance across the Earth: doğa güçlerini kişileştirme
continued to dance across the Earth ifadesi gök gürültüsüne, şimşeğe ve yağmura dans etme gibi insana özgü bir eylem verir. Buradaki dance gerçek anlamda değildir; doğa güçlerinin dünya boyunca hareket etmesini, parlamasını ve değişmesini canlı bir görüntüyle anlatır. Continued to bu hareketli sahnenin durmadığını gösterir. Süren eylem ve kişileştirme, doğayı etkin ve neredeyse canlıymış gibi hissettirir.
Alıştırma
Bu cümlede dance across the Earth ne işe yarar?
- Fırtınaların nasıl oluştuğunu bilimsel olarak açıklar.
- İnsan dansçıların gerçek dans adımlarını anlatır.
- Canlı bir görüntü oluşturmak için gök gürültüsüne, şimşeğe ve yağmura insana özgü bir eylem verir.
Cevabı göster
Canlı bir görüntü oluşturmak için gök gürültüsüne, şimşeğe ve yağmura insana özgü bir eylem verir.
Some drops fell on Vorachhun and revived him,
4:02Birkaç damla Vorachhun'un üzerine düştü ve onu canlandırdı,
his skin golden like a rice field ready for harvest. Deyimler
4:05cildi hasada hazır bir pirinç tarlası gibi altın sarısıydı.
golden like a rice field ready for harvest: görsel bir benzetme
golden like a rice field ready for harvest ifadesi, like kullanarak bir benzetme oluşturur. Onun teninin rengini olgun bir pirinç tarlasının koyu altın rengiyle karşılaştırarak net bir görsel imge yaratır. Ready for harvest, rice field ifadesini niteler ve tarlanın neden altın renginde göründüğünü açıklar: pirinç olgunlaşmıştır. Bu, onun teninin hasat edilebileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
golden like a rice field ready for harvest ifadesinde neler karşılaştırılıyor?
- Onun teniyle birinin biçmeyi planladığı bir tarla.
- Onun teninin altın rengiyle olgun bir pirinç tarlasının rengi.
- Hasat etme eylemiyle ten değiştirme eylemi.
Cevabı göster
Onun teninin altın rengiyle olgun bir pirinç tarlasının rengi.
Grabbing his magic dagger, ...: eylemleri cümle başındaki -ing yan tümcesiyle bağlamak
Grabbing his magic dagger, cümlenin başında kullanılan bir -ing yan tümcesidir. Kısa bir eylemi vererek he flew into the sky ana cümlesini hazırlar: hançeri kavradı ve ardından uçarak uzaklaştı. -ing yan tümcesi tek başına tam bir cümle değildir. Örtük öznesi ana cümledeki he olduğundan iki eylemi de aynı kişi yapar.
Alıştırma
Baştaki -ing yan tümcesiyle ana cümledeki eylemi aynı kişinin yaptığı doğru cümle hangisidir?
- Putting on his helmet, Leo rode his bike to school.
- Putting on his helmet, the school bell rang.
- Leo putting on his helmet and rode his bike to school.
Cevabı göster
Putting on his helmet, Leo rode his bike to school.
he flew into the sky in search of Ream Eyso and Moni Mekhala.
4:11Ream Eyso ve Moni Mekhala'yı aramak için gökyüzüne uçtu.
check out our ever-expanding library of ancient myths in this playlist. Notlar
4:18bu oynatma listesindeki giderek genişleyen antik mitler kütüphanemize göz atın.
check out: önerilen bir içeriğe bakmaya yönelik samimi davet
Burada check out, “bakmak, incelemek veya daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir. check out our ... library emir cümlesinde you öznesi söylenmez ve konuşan kişi izleyicileri oynatma listesini açıp içeriğine göz atmaya davet eder. Bu anlamı nesne ve medya bağlamı belirler. Burada ifade otelden ayrılmak ya da bir hesabı ödemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Daveti, derste geçen ve “gidip bakmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: ____ this podcast about ocean life.
Cevabı göster
Check out
ever-expanding library of ancient myths: sürekli genişleyen antik mitler içerik arşivi
Ever-expanding, “büyümeye veya yeni şeyler eklenerek genişlemeye devam eden” anlamına gelir. Library sözcüğünden önce gelen, kısa çizgili bir birleşik sıfattır; bu nedenle koleksiyonu tamamlanmış değil, hâlâ büyümekte olan bir şey olarak sunar. Buradaki library, kitaplarla dolu fiziksel bir bina değil, düzenlenmiş bir medya içeriği koleksiyonudur. İfadenin tamamı, antik mitlerle ilgili sürekli büyüyen bir içerik koleksiyonunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi ever + expand fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The app has an ____ catalog of language lessons.
Cevabı göster
ever-expanding
if you like what you see: gördüklerinizi beğendiyseniz
Bu if yan cümlesinde what you see, “size gösterilen içerik veya sonuç” anlamına gelir. What, “... olan şey veya şeyler” anlamında bir isim cümleciği başlatır; dolayısıyla bu, izleyicinin gözlerinin iyi görüp görmediğiyle ilgili bir soru değildir. Subscribe veya learn more gibi bir isteğin önüne geldiğinde bu koşul, isteğin kendisi için geçerli olup olmadığına izleyicinin karar vermesini sağlar. Böylece eylem çağrısı yumuşar ve doğrudan bir emir gibi hissedilmez.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümle bir videonun sonunda isteğin önüne geldiğinde temel işlevi nedir?
- İzleyicinin ekranı net görüp göremediğini kontrol eder.
- İsteği, izleyicinin kendi olumlu tepkisine bağlar.
- Her izleyicinin bir sonraki videoyu beğeneceğini vaat eder.
Cevabı göster
İsteği, izleyicinin kendi olumlu tepkisine bağlar.
subscribe to our channel for new animations every week. Kalıp ifadeler
4:25her hafta yeni animasyonlar için kanalımıza abone olun.
subscribe to our channel: subscribe, to ile kullanılır
Subscribe to our channel, “YouTube kanalımıza abone olun” demektir; yani kanalın güncellemelerini almayı veya takip etmeyi seçme çağrısıdır. Burada emir cümlesi bir eylem çağrısı olarak kullanılır ve konuşan kişi izleyicilerden doğrudan abone olmalarını ister. Subscribe fiilinden sonra abone olunan kaynak veya hizmet belirtiliyorsa subscribe to + kaynak veya hizmet yapısı kullanılır. Örnekler subscribe to a channel, newsletter, or service şeklindedir. to edatı zorunludur; subscribe our channel standart İngilizce değildir.
Alıştırma
Eylem çağrısını gerekli edatla tamamlayın: Please subscribe ____ our channel for weekly videos.
Cevabı göster
to