YENİ Tam Bluey Minibölümleri - Bölüm 1 💙 | Sahte, Dövme Dükkanı, Girdap ve Hükümet | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bir dizi komik sahnede sesli asistanla uğraşan bir aile, ürkütücü görünmek için dövme isteyen bir müşteri ve çocukları sözünü dinlemediği için hükûmete gittikçe daha öfkeli mektuplar yazan bir baba anlatılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Something that makes me look — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir nesnenin, tasarımın veya hizmetin sizde yaratmasını istediğiniz etkiyi belirtmek için something sözcüğünden sonra ilgi cümleciği kullanmayı öğrenin. Böylece belirli bir ürün adı vermeden beklentinizi veya ihtiyacınızı açıklayabilirsiniz. 2. Ka-ching. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun yazar kasa sesinin taklidi olduğunu fark edin ve çizgi filmlerde para, alışveriş ya da tekrarlanan hareketlerle bağlantılı abartılı ve komik bir ses efekti olarak nasıl kullanıldığını anlayın. 3. buck up your ideas. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu gündelik Britanya ve Avustralya deyiminin birinden tutumunu, performansını veya yaklaşımını düzeltmesini isteyen sert bir ifade olduğunu anlayın; anlamını sözcükleri tek tek çevirerek değil, kalıbın tamamından çıkarın.
Bu derste
What a day.: günün tamamına yönelik bir ünlem
What a day. bir ünlem ifadesidir; hangi gün olduğuna ilişkin bir soru değildir. Günün tamamına yönelik güçlü bir tepkiyi özetler. Bu yorgun bağlamda, günün özellikle yoğun, yorucu veya sıra dışı geçtiğini düşündürür. What a + tekil sayılabilir isim! kalıbı, adı verilen şeye yönelik güçlü bir tepkiyi ifade eder. Duygunun tam olarak ne olduğu bağlama ve ses tonuna bağlıdır; bu nedenle What a day! harika geçen bir günün ardından sevinç de ifade edebilir.
Alıştırma
Olağanüstü yorucu bir günün ardından, günün tamamına yönelik tepkiyi en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?
- Which day do you mean?
- What a day.
- What day is it?
Cevabı göster
What a day.
You got it. ile bir isteği kendinden emin biçimde kabul etmek
Bu bağlamda You got it., bir isteği hızlı ve kendinden emin biçimde kabul etmenin yoludur: “Elbette, yaparım.” Konuşan kişi talimatı yerine getirmeyi kabul etmektedir; dinleyenin bir nesneyi aldığını söylememektedir. Aynı sözler başka bağlamlarda “Anladın” veya “Doğru” anlamına gelebilir. Ancak bir isteğin ardından verilen yanıt olarak kullanıldığında genellikle isteyerek kabul etmeyi ifade eder.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız “Can you send me the file before lunch?” diye soruyor. Hangi yanıt isteği en açık ve doğal biçimde kabul eder?
- You got it. I'll send it before lunch.
- I understand the request, but I can't do it before lunch.
- Could you send me the file before lunch?
Cevabı göster
You got it. I'll send it before lunch.
Get out of here: gitmek için verilen sert bir emir
Bu cümlede “Get out of here”, birine hemen gitmesini söyleyen doğrudan bir emirdir. İngilizce emir cümlelerinde “you” öznesi genellikle söylenmez, bu nedenle cümle get ile başlar. Başka bağlamlarda bu ifade şakacı bir şaşkınlık veya inanmama anlamı taşıyabilir. Ancak burada gerçek anlamıyla kullanılmıştır: konuşan kişi sorun çıkaran birini kovmaktadır. Anlamı durum ve ses tonu belirler.
Alıştırma
Öfkeli bir kişi kapıyı göstererek “Get out of here!” diyor. Bu kişi ne yapıyor?
- Kibarca kararsızlığını ifade ediyor.
- Birini yaklaşmaya davet ediyor.
- Birine gitmesini emrediyor.
Cevabı göster
Birine gitmesini emrediyor.
Good one: az önce olan bir şeyi gündelik biçimde övmek
“Good one”, birinin az önce yaptığı veya söylediği bir şeyi öven gündelik bir tepkidir. Duruma göre “Aferin”, “İyi fikir” ya da “Güzel şakaydı” anlamına gelebilir. Buradaki one, kısa süre önce yapılan eylemi, fikri, şakayı veya sözü temsil eder; numaralandırılmış bir nesne anlamına gelmez.
Alıştırma
Arkadaşınız az önce zekice bir şaka yaptı. Hangi cevap bu şakayı gündelik bir şekilde övüyor?
- Good luck!
- Take care!
- Good one!
Cevabı göster
Good one!
Başlangıç komutu olarak Ready, go.
Ready, go. bir oyunu, yarışı veya birlikte yapılan bir hareketi başlatan kısa bir sözlü komuttur. Ready herkese hazırlanmasını söyler, go ise başlama işaretini verir. Bu iki sözcük tek bir komut olarak çalışır; bu yüzden ready burada yalnızca birinin hazır olduğunu anlatmaz. Bu komutta go, başka bir yere gitmek değil, şimdi başlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Gündelik bir yarışı başlatmak için kullanılan kısa komutu tamamlayın: Ready, ____!
Cevabı göster
go
Cümle sonundaki you know?: ifadeyi yumuşatma ve anlaşılma isteği
Bu cümlenin sonundaki you know? bir söylem belirtecidir; gerçekten bilgi isteyen bir soru değildir. Konuşan kişi kişisel bir isteğini paylaşırken dinleyicinin düşüncesini takip edip etmediğini kontrol eder ve ifadeyi daha az sert hâle getirir. Çoğu zaman yanıt gerektirmez. Bağlama göre anlıyorsun, değil mi?, ne demek istediğimi anlıyor musun? şeklinde anlaşılabilir veya yalnızca küçük bir tereddüt göstergesi olabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: I want to change jobs, you know? Sondaki you know? büyük olasılıkla ne yapar?
- İfadeyi yumuşatır ve anlaşılma isteğini gösterir.
- Dinleyiciye iş değiştirmesini emreder.
- Dinleyicinin işler hakkında olgusal bilgiye sahip olup olmadığını sorar.
Cevabı göster
İfadeyi yumuşatır ve anlaşılma isteğini gösterir.
get some ink done: bir profesyonele dövme yaptırmayı anlatan gündelik ifade
Burada ink, tattoo ya da dövme işlemi için kullanılan gündelik bir sözdür. Bir dövme stüdyosunda get some ink done, sıradan yazı mürekkebi kullanmak değil, dövmeyi bir dövme sanatçısına yaptırmak demektir. Get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, çoğu zaman bir hizmeti başka birine yaptırmayı ifade eder. Nesne eylemi alır; get my hair cut ve get the car repaired aynı yapıyı kullanır.
Alıştırma
Parantezdeki sözcüklerle get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: I need to ____ before the trip. (my passport / renew)
Cevabı göster
get my passport renewed
Something that makes me look really tough and manly. Dilbilgisi
1:17Beni gerçekten sert ve erkeksi gösterecek bir şey.
Something that makes me look ...: istenen etkiyi anlatmak
Something, henüz belirlenmemiş bir şeyi ifade eder. That makes me look ... ilgi cümleciği, belirli bir nesnenin adını vermek yerine onu konuşanın istediği etkiyle tanımlar. Diyalogda tüm ifade, istenen dövme türünü açıklayan bir isim öbeği olarak kullanılır. Yapı something + that + makes + kişi + look + sıfat şeklindedir. Make me look tough, “beni sert gösterir” demektir; look burada bir görünüşü kişiye bağlayan fiildir, gözleri bir şeye çevirme eylemi değildir.
Alıştırma
İsteği something that makes me look ile tamamlayın: For the interview, I need ____ professional.
Cevabı göster
something that makes me look
Take a seat: Kibarca oturmaya davet etme
Take a seat, birini oturmaya davet etmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki take, bir şeyi taşımak veya ortadan kaldırmak anlamına gelmez; ifade bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Bu cümlede konuşan kişi, etkileşimin devam edebilmesi için karşısındakini kibarca oturmaya davet ediyor.
Alıştırma
Bir resepsiyon görevlisi randevuyu kontrol ederken ziyaretçiyi oturmaya davet etmek istiyor. En doğal cümle hangisidir?
- Please take the seat away while I check your appointment.
- Please take a seat while I check your appointment.
- Please carry a seat while I check your appointment.
Cevabı göster
Please take a seat while I check your appointment.
That's a tough place for a tat, isn't it? Notlar
1:23Dövme için oldukça acı verici bir yer, değil mi?
tat: tattoo sözcüğünün gündelik kısaltması
Bu cümlede tat, tattoo sözcüğünün günlük dilde kullanılan kısaltılmış biçimidir. Önündeki a, burada sayılabilen bir ad olarak tek bir dövmeyi anlattığını gösterir. Bir vücut bölgesinden söz edilmesi bu anlamı seçtirir. Britanya İngilizcesinde tat, ucuz ve kalitesiz eşyalara da gönderme yapabilir; bu yüzden konuşmanın konusu önemlidir.
Alıştırma
Vücut sanatı hakkında gündelik bir konuşmada a tat ne anlama gelir?
- Bir dövme
- Ucuz bir süs eşyası
- Vücudun zor bir bölümü
Cevabı göster
Bir dövme
isn't it?: onay isteyen eklenti soru
isn't it?, olumlu bir ifadenin sonuna eklenen olumsuz bir eklenti sorudur. Dinleyiciden önceki değerlendirmeyi onaylamasını veya ona katılmasını ister; işlevi right? ifadesine benzer. Buradaki it, ayrı bir nesneyi değil, önceki ifadenin tamamını gösterir. That's, That is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle eklenti soruda is + not ve it zamiri kullanılır: ..., isn't it? Genel olarak eklenti sorudaki yardımcı fiil ve zamir ana cümleyle eşleşmelidir; olumlu bir ifade genellikle olumsuz bir eklenti soru alır.
Alıştırma
be ve it kullanarak standart olumsuz eklenti soruyu tamamlayın: This seat is free, ____?
Cevabı göster
isn't it
I'll let you choose what the tat is, but just remember, Dilbilgisi
1:26Dövmenin ne olacağını senin seçmene izin vereceğim ama şunu unutma,
I'll let you choose: let + kişi + fiilin yalın hâli
I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır. I'll let you choose, konuşanın seçim kontrolünü dinleyiciye vereceği anlamına gelir. Kalıp let + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: let you choose. choose önüne to getirilmez. Buradaki I'll, bunu konuşanın kararı veya sözü olarak sunar.
Alıştırma
let, you ve choose ile tamamlayın: I'll ____ the music for the drive.
Cevabı göster
let you choose
Make it something really bad: olumlu argo anlamındaki bad
Burada bad, “çok havalı, etkileyici veya sert görünen” anlamında kullanılan olumlu ve gündelik bir argo sözcüktür. Konuşan kişi kötü yapılmış bir şey değil, cesur ve ürkütücü bir tasarım istiyor. Bu olumlu anlam bağlama bağlıdır. bad sözcüğünü övgü olarak yorumlamadan önce hayranlık, heyecan, güç veya tarz belirten ipuçları arayın.
Alıştırma
Hangi cümlede bad, “kalitesiz” yerine “havalı ve güçlü” anlamına gelir?
- That motorcycle looks bad—in the coolest possible way.
- The milk smells bad because it has spoiled.
- The printer produced a bad copy with blurry text.
Cevabı göster
That motorcycle looks bad—in the coolest possible way.
Like maybe a skull with a dagger in it and the dagger's on fire Anlatım akışı
1:32Mesela içinde hançer olan bir kuru kafa ve hançer yanıyor olsun
and the skull's like going, "Yeah, love it." Kelime
1:35ve kuru kafa da sanki "Evet, buna bayıldım" diyormuş gibi.
Like maybe ile geçici bir örnek sunmak
Bu sözün başındaki Like maybe, konuşanın konuşurken aklına getirdiği bir örneği tanıtır. Like burada yaklaşık olarak “örneğin” anlamına gelen gündelik bir konuşma belirtecidir; “sevmek” anlamında değildir. Maybe, fikrin kesin bir seçim değil, yalnızca bir olasılık olduğunu gösterir. Bu iki sözcük birlikte, devamında tam bir cümle yerine yalnızca bir isim grubu olsa bile olası bir örnek geleceğini dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Gündelik bir fikir üretme sırasında Like maybe ifadesini geçici bir fikir sunmak için doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- I like the picnic because it is indoors.
- Maybe the picnic starts at noon.
- Like maybe we could move the picnic indoors.
Cevabı göster
Like maybe we could move the picnic indoors.
skull's like going: samimi bir alıntıyı canlandırmak
Bu cümlede skull's, skull is ifadesinin kısaltmasıdır. Konuşmacı, kafatası desenini tepki verip konuşabiliyormuş gibi kişileştirir; like going, canlandırılan "Yeah, love it." sözlerini başlatır. Burada going hareket etmeyi anlatmaz. Bu, hikâye anlatırken kullanılan oldukça samimi bir dildir. Alıntı, konuşmacının kafatasının tavrına ilişkin izlenimini verir; nesnenin gerçekten konuştuğunu veya bunların onun birebir sözleri olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle, kişileştirilmiş bir nesnenin tepkisini canlandırmak için aynı samimi kalıbı doğal biçimde kullanıyor?
- The old printer looked like a newer model.
- The old printer was like going, "Not today!"
- The old printer was going to the repair shop.
Cevabı göster
The old printer was like going, "Not today!"
Or a cobra riding a motorbike and the motorbike's on fire.
1:38Ya da motosiklete binen bir kobra ve motosiklet yanıyor olsun.
Got it.: anladığını doğrulamak
Got it., “Anlıyorum” veya “Ne istediğini anladım” anlamına gelen kısa ve yaygın bir yanıttır. Burada bir talimatın ya da isteğin anlaşıldığını doğrular. got başka cümlelerde “aldı” veya “elde etti” anlamına gelebilir. Ancak tek başına yanıt olarak kullanılan Got it. genellikle bir nesneyi fiziksel olarak almayı değil, mesajı anlamayı ifade eder.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız "Please send the final file by noon." diyor. Hangi yanıt, anladığınızı en doğrudan biçimde doğrular?
- Got it. I'll send it by noon.
- That's it. I'll send it by noon.
- I have it. I'll send it by noon.
Cevabı göster
Got it. I'll send it by noon.
people look at this tat and they're like, "Wow, that guy's tough. Kelime
1:45insanlar bu dövmeye bakıp "Vay canına, bu adam çok sert.
Important thing is: ana noktayı öne çıkarmak
Important thing is, ardından gelen kısmın konuşan kişinin temel düşüncesi olduğunu gösterir. Burada asıl konu, dövmenin insanlarda yaratması gereken tepkidir. Thing fiziksel bir nesneyi değil, bir meseleyi veya noktayı ifade eder. Tam kalıp The important thing is ... şeklindedir. Günlük konuşmada, bu altyazıda olduğu gibi baştaki The bazen atılabilir. is sonrasındaki sözler, dinleyicinin en önemli bilgi olarak görmesi gereken kısmı taşır.
Alıştırma
Hangi cümle herkesin eve güvenle dönmesini doğal biçimde temel kaygı olarak gösterir?
- The thing importantly is that everyone gets home safely.
- The important object is that everyone gets home safely.
- The important thing is that everyone gets home safely.
Cevabı göster
The important thing is that everyone gets home safely.
they're like: alıntılanan bir tepkiyi sunmak
They're like, alıntı aktaran be like kullanımını içerir: insanların söylediği, düşündüğü veya tepki olarak gösterdiği şeyi canlı biçimde sunar. Burada konuşan kişi, insanların dövmeyi gördüklerinde nasıl tepki verebileceklerini hayal eder. Bu nedenle yaklaşık olarak “söyleyerek veya düşünerek tepki verirler ...” anlamına gelir; “... benziyorlar” anlamına gelmez. Alıntı, birinin gerçekten söylediği sözlerin aynısı olmak yerine genel anlamı veya tavrı yansıtabilir. Bu özellik be like kalıbını hikâye anlatırken ve hayalî tepkileri canlandırırken kullanışlı kılar.
Alıştırma
Hangi cümle hayal edilen bir tepkiyi sunmak için alıntı aktaran be like kullanımını doğal biçimde kullanır?
- People will like, "How did you do that?"
- People will look like, "How did you do that?"
- People will be like, "How did you do that?"
Cevabı göster
People will be like, "How did you do that?"
doesn't look at all like: güçlü bir olumsuz benzetme
Burada doesn't look at all like, “hiç ama hiç benzemiyor” anlamına gelir. look like görünüşü veya genel izlenimi karşılaştırır; at all ise doesn't ile kurulan olumsuzluğu güçlendirir. Görünüş veya izlenim tamamen farklı olduğunda özne + don't/doesn't look at all like + kişi, nesne veya kategori kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle tamamlanan oda hakkında en güçlü olumsuz karşılaştırmayı yapıyor?
- The finished room doesn't look like the design.
- The finished room doesn't look at all like the design.
- The finished room looks almost like the design.
Cevabı göster
The finished room doesn't look at all like the design.
He looks like he might be a commando." Dilbilgisi
1:51Sanki bir komando olabilirmiş gibi duruyor" diyecekler.
looks like he might be: görünüşe dayalı temkinli bir tahmin
looks like he might be, görünüşe veya diğer gözle görülür ipuçlarına dayanan temkinli bir tahmin sunar. looks like izlenimi belirtirken he might be kimliğin doğrulanmış değil, yalnızca olası olduğunu gösterir. Tekrar kullanılabilen kalıp özne + looks like + zamir + might be + açıklama biçimindedir. like sözcüğünden sonra tam bir yan cümle geldiği için zamiri koruyun: He looks like he might be..., She looks like she might be... veya It looks like it might be....
Alıştırma
Yalnızca görünüşüne bakarak bir adamın yeni antrenör olabileceğini tahmin ediyorsunuz. Bu temkinli izlenimi en iyi hangi cümle ifade eder?
- He looks like the new coach.
- He looks like he might be the new coach.
- He might be the new coach.
Cevabı göster
He looks like he might be the new coach.
just have a look: bir şeyi kısaca kontrol etmek
Have a look, bir şeye kısa süre bakmak veya onu kısaca kontrol etmek demektir. Buradaki have, “sahip olmak” anlamında değildir; isim olan look ile birleşerek tek bir bakma eylemini anlatır. Just, eylemi küçük, hızlı ve gündelik gösterir. I'll just have a look, konuşanın bunu büyük bir iş gibi göstermeden kısaca kontrol edeceğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki isim temelli ifadeyle tamamlayın: Before I buy this jacket, I'll just ____ at the label.
Cevabı göster
have a look
Keep going: durmadan devam etmek
Keep going, birine hâlihazırda yapmakta olduğu eylem veya etkinliğe devam etmesini ve durmamasını söyler. Bu yapıda keep + -ing alan fiil, “yapmaya devam etmek” anlamına gelir. Ses tonuna ve bağlama göre doğrudan bir talimat ya da dostça bir teşvik olabilir. Bir kişi hareket ederken, alıştırma yaparken, çalışırken veya bir hedefe doğru ilerlerken özellikle doğaldır.
Alıştırma
Teşvik cümlesini dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You're nearly at the top—____!
Cevabı göster
Keep going
Should we go...?: birlikte hareket etmeyi önermek
Should we + fiilin yalın hâli...? konuşan kişi ile dinleyenin bir şeyi birlikte yapmasını önerir ve karşı tarafın fikrini sorar. Bu cümlede Should we go...? yön değiştirmeyi önerir ve karşı tarafın onayını ister. Buradaki should esas olarak görev ya da ahlaki zorunluluk bildirmez. Soru, kararı birlikte vermeye açık bırakır; bu yüzden emirden daha iş birlikçi ve daha az doğrudan duyulur.
Alıştırma
Hangi cümle herkesin birlikte mola vermesini doğru biçimde önerir?
- Should we to take a break?
- Should we taking a break?
- Should we take a break?
Cevabı göster
Should we take a break?
righto: “tamam” anlamında samimi bir yanıt
Righto, okay veya all right anlamına yakın, samimi bir yanıttır. Burada az önce söyleneni kabul eder ve konuşanın devam etmeye hazır olduğunu gösterir; bir şeyin doğru olmasıyla ya da sağa gitmekle ilgili değildir.
Alıştırma
Bu bağlamda righto ne anlama gelir?
- Sağa dönme talimatı
- Samimi bir şekilde “tamam” deme yolu
- Bir şeyin doğru olduğuna dair hüküm
Cevabı göster
Samimi bir şekilde “tamam” deme yolu
tidy your room: eşyaları yeniden düzene koymak
Tidy your room ifadesinde tidy, “odayı yeniden düzenli hâle getirmek” anlamına gelen bir fiildir. Odadaki dağınık şeyleri toplama, düzenleme ve yerlerine koyma eylemlerine odaklanır. Bu ifade mutlaka kir, toz veya lekeleri gidermek anlamına gelmez. Aynı fiil kalıbı tidy the kitchen veya tidy your desk örneklerinde olduğu gibi başka yerler ya da eşya gruplarıyla da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi seçenek ifadeyi ana amacıyla doğru biçimde eşleştiriyor?
- tidy your room — dağınık eşyaları yerlerine koymak
- clean your room — yalnızca dağınık eşyaları düzenlemek
- tidy your room — yüzeylerdeki kiri ve lekeleri gidermek
Cevabı göster
tidy your room — dağınık eşyaları yerlerine koymak
go and eat: go and + fiilin yalın hâli
Go and eat, birine gidip bir eylemi yapmasını söylemek için konuşma dilindeki go and + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Burada asıl görev eat eylemidir; bu yüzden tüm ifade, eşit önemde iki ayrı emir değil, “git ve ye” anlamında tek bir yönergedir. and’den sonra fiilin yalın hâli kullanılır: go and ask, go and check, go and get. Hareket gerçekten gerçekleşebilir, ancak bu kalıp çoğu zaman hareketi ve görevi tek bir yönerge olarak birleştirir.
Alıştırma
“Öğretmenine gidip sor” anlamındaki yönergeyi go and + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: ____ your teacher about the homework.
Cevabı göster
Go and ask
“Yeter artık” anlamındaki That's it.
Bu bağlamda That's it. bir nesneyi göstermiyor. Konuşanın sabrının sınırına geldiğini ilan ediyor: “Yeter” veya “Artık olmaz.” Genellikle konuşanın durumu sona erdireceğine ya da daha kararlı bir adım atacağına da işaret eder. Başka bağlamlarda aynı ifade sakin bir şekilde bir şeyi doğrulayabilir veya bir işin bittiğini gösterebilir. Burada önceki çatışma, ses tonu ve ardından gelen hareket, ifadenin kesin bir sınır koyduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir çocuk birkaç uyarıyı görmezden geliyor. Ebeveyn, “That's it. The tablet is going away.” diyor. Burada That's it. ne anlama geliyor?
- Ebeveyn tableti henüz bulmuştur.
- Ebeveyn uyarının tekrarlanmasını istiyordur.
- Ebeveyn sabrının sınırına gelmiştir ve harekete geçecektir.
Cevabı göster
Ebeveyn sabrının sınırına gelmiştir ve harekete geçecektir.
don't do anything I say: nesne görevindeki that'in düşürülmesi
anything I say ifadesinde I say yan cümleciği anything sözcüğünü niteler. Bağ, anything that I say biçiminde açıkça gösterilebilir. Burada that, say fiilinin nesnesidir; bu yüzden İngilizcede doğal olarak düşürülebilir. don't do anything I say ifadesinde do, “yerine getirmek” veya “uymak” anlamına gelir; anything ise konuşanın verdiği herhangi bir rica ya da talimatı belirtir. Olumsuz don't ile birlikte tüm cümle, çocukların bu isteklerin hiçbirine uymadığı anlamına gelir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “ona verdiğim herhangi bir yiyecek” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın. anything kullanın ve that sözcüğünü düşürün: My dog won't eat ____.
Cevabı göster
anything I give him
Ka-ching: komik bir yazar kasa sesi
Ka-ching, yazar kasa sesini taklit eden bir yansıma sözcüktür. Genellikle parayı, satışı veya bir işlemin tamamlanmasını çağrıştırır. Burada mektup yazma ya da gönderme sürecini çizgi film tarzı bir ses efektiyle vurgular. Bir eylemin adını koymak veya gerçekten para alışverişi olduğunu doğrulamak yerine komik bir ritim yaratır.
Alıştırma
Bir çizgi filmde karakter mektubu posta kutusuna atıp “Ka-ching!” diyor. Ka-ching burada ne yapıyor?
- Karakterin mektubu sesli okuduğu anlamına gelir.
- Eğlenceli, yazar kasa benzeri bir ses efekti ekler.
- Mektubun resmî fiyatını bildirir.
Cevabı göster
Eğlenceli, yazar kasa benzeri bir ses efekti ekler.
obey the speed limit: yasal bir trafik kuralına uymak
Burada obey, yetkili ve bağlayıcı bir kurala göre hareket etmek anlamına gelir. Nesnesi olan the speed limit, bir yolda yasaların izin verdiği en yüksek hızı ifade eder. Bu nedenle obey the speed limit, yasal üst hız sınırını aşmadan araç kullanmak demektir. Speed limit bir trafik kuralıdır; bir kişinin veya aracın fiziksel olarak ulaşabileceği en yüksek hız değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, sürücülerin yasal en yüksek hıza uyması gerektiğini doğal biçimde ifade eder?
- Drivers must change the speed limit near the school.
- Drivers must obey the speed limit near the school.
- Drivers must check the speed limit near the school.
Cevabı göster
Drivers must obey the speed limit near the school.
tell them to clean ... tell them to eat ... to obey: talimatları sıralamak
Tell someone to do something, bir kişiye bir şeyi yapması için talimat vermek veya ondan bunu yapmasını istemek anlamına gelir. tell sözcüğünden sonra kişi, ardından to + fiilin yalın hâli gelir: tell them to clean ve tell them to eat. Daha sonra gelen to obey, ortak sözcüklerin hepsini tekrarlamadan aynı yapıyı sürdürür. Bu paralel sıralama, clean, eat ve obey gibi birden fazla talimatın art arda verilmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “bize beklememizi söyledi” anlamındaki tam sözcüklerle tamamlayın: The coach ____ outside until practice began.
Cevabı göster
told us to wait
What are you going to do about this?: harekete geçilmesi için baskı yapmak
do something about a problem kalıbı, bir sorunla ilgilenmek için harekete geçmek anlamına gelir. What are you going to do about this? cümlesinde this mevcut soruna işaret eder ve soru, dinleyenin eylem planını sorar. Bir şikâyet bağlamında bu soru çoğu zaman tarafsız bir bilgi talebinden fazlasıdır. Sorumluluğu dinleyene yükler ve bir çözüm sunması için ona meydan okuyabilir veya baskı yapabilir.
Alıştırma
Bir şikâyet bağlamında What are you going to do about this? sorusunun temel işlevi nedir?
- Dinleyeni gelecekteki bir etkinliğe davet etmek
- Dinleyenin hangi nesneyi satın almayı planladığını sormak
- Hangi eylemi gerçekleştireceğini açıklaması için dinleyene baskı yapmak
Cevabı göster
Hangi eylemi gerçekleştireceğini açıklaması için dinleyene baskı yapmak
Sincerely: resmî mektup kapanış ifadesi
Bu satırda Sincerely, resmî veya oldukça resmî bir mektubun sonunda, yazanın adından hemen önce yer alan bir kapanış ifadesidir. Burada sincerely sözcüğünü içten bir şekilde anlamındaki sıradan bir zarf olarak değil, mektup düzeninin bütün bir parçası olarak düşünün. Bu ifade mesajı nazikçe bitirir ve mektubu yazanın Bandit Heeler olduğunu gösterir. Virgül geleneksel kapanışın bir parçasıdır; düzenlenmiş bir mektupta ad normalde sonraki satırda bulunur.
Alıştırma
Yazanın adından hemen önce gelen resmî mektup kapanışı hangisidir?
- Sincerely,
- Subject: Parking request
- Dear Ms Patel,
Cevabı göster
Sincerely,
that should do it: bir adımın yeterli olmasını beklemek
That should do it, konuşanın son yaptığı şeyin veya mevcut sonucun o anki amaca ulaşmak için yeterli olmasını beklediğini anlatır. Bir şeyi bitirdikten ya da ayarladıktan sonra işi doğal biçimde kapatmak için sıkça söylenir. Burada do it, sözcük anlamıyla onu yapmak değil, yeterli olmak veya gereken sonucu üretmek anlamındadır. Should güçlü bir beklenti bildirir, ancak bir adım daha gerekebileceğine dair küçük bir olasılık bırakır.
Alıştırma
Son vidayı sıkmayı bitirdiniz ve onarımın yeterli olmasını bekliyorsunuz. En doğal kapanış sözü hangisidir?
- That should explain why it broke.
- That already did it yesterday.
- That should do it.
Cevabı göster
That should do it.
Now to post this: sıradaki posta gönderme adımına geçmek
Now to + fiilin yalın hâli, sıradaki eylemi duyurmanın veya kişinin kendisine hatırlatmasının kısa bir yoludur: “Şimdi ... zamanı.” Burada mektubu hazırlama aşamasından gönderme aşamasına geçildiğini gösterir. Britanya İngilizcesinde post, bir mektubu veya paketi posta hizmetiyle göndermek anlamına gelen bir fiildir. this, hazırlanmış mektubu ifade ettiği için post burada internette bir şey yayımlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir mektup kapatılmış ve gönderilmeye hazırdır. Hangi cümle, mektubu posta hizmetiyle gönderme aşamasına doğal biçimde geçer?
- Now I am posting about this letter.
- Now to post this letter.
- Now this letter was posted.
Cevabı göster
Now to post this letter.
Put a stamp on it: yüzeye yerleştirmek için put ... on ...
Put + nesne + on + yüzey yapısı, bir kişiye bir şeyi başka bir şeyin yüzeyine yerleştirmesini söyler. Bu cümlede a stamp yerleştirilen nesnedir; it zamiri ise pulun konduğu zarfı veya mektubu ifade eder. Burada stamp, “posta pulu” anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Cümle emir kipindedir: you öznesi söylenmez ve doğrudan bir talimat verilir.
Alıştırma
Bir etiketi kutunun dış yüzeyine yapıştırmak istiyorsunuz. Hangi cümle doğru talimatı verir?
- Put a label in the box.
- Put the box on a label.
- Put a label on the box.
Cevabı göster
Put a label on the box.
Resmî hitap olarak Dear Mr. Heeler,
Dear + hitap unvanı + soyadı, resmî veya yarı resmî bir mektubun ya da e-postanın başında kullanılan yaygın bir hitap biçimidir. Mr. Heeler, erkek bir alıcıya unvanı ve soyadıyla kibarca seslenir. Bu bağlamda resmî bir yanıtın başladığını gösterir. Bu konumda Dear, mektuplarda kullanılan kalıplaşmış bir açılış sözcüğüdür. Tek başına, gönderen ile alıcının yakın veya duygusal bir ilişkisi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Soyadı Carter olan bir erkeğe yazılan resmî mektubu hangi hitap doğru şekilde başlatır?
- Dear Carter Mr.,
- Dear Mr. Carter,
- Sincerely Mr. Carter,
Cevabı göster
Dear Mr. Carter,
your kids' behavior is not our responsibility, Ton ve niyet
4:33çocuklarınızın davranışları bizim sorumluluğumuzda değildir,
is not our responsibility, it's yours: sorumluluğu belirlemek
“X is not our responsibility; it's yours” kalıbı, bir görevden sorumlu olabilecek iki tarafı karşılaştırır. Konuşanın tarafındaki sorumluluğu reddeder ve dinleyene yükler. Bu cümlede kurum, çocukların davranışlarıyla ilgilenmesi gereken tarafın kurum değil, dinleyen kişi olduğunu söyler. Yours bağımsız bir iyelik zamiridir. Burada your responsibility ifadesinin yerine geçer; bu nedenle ardından bir isim gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, ismi tekrarlamadan sorumluluğu belirtmek için yours sözcüğünü doğru kullanır?
- The final decision isn't our responsibility; it's yours.
- The final decision isn't our responsibility; it's your.
- The final decision isn't our responsibility; it's yours responsibility.
Cevabı göster
The final decision isn't our responsibility; it's yours.
dump vouchers: yerel atık bertaraf kuponları
Bu isim grubunda dump, atıkların götürüldüğü bir yeri; vouchers ise bir hizmetten yararlanma hakkı veren belge veya kuponları ifade eder. Dolayısıyla dump vouchers, yerel bir atık bertaraf alanını veya hizmetini kullanmaya yarayan kuponlardır; sağlanan imkânın ayrıntıları yerel programa bağlıdır. Buradaki Please enjoy... resmî bir avantajın neşeyle sunulması gibi duyulur, ancak kuponlar konuşanın asıl sorununu çözmez. Bu uyumsuzluk, yanıtın saçma ve ilgisiz görünmesine yol açar.
Alıştırma
Bu cümlede dump vouchers ne anlama geliyor?
- Bilgisayar dosyalarını indirmek için kullanılan kuponlar
- Bir atık bertaraf alanını veya hizmetini kullanma hakkı veren kuponlar
- Bir ilişkiden ayrılmak için kullanılan kartlar
Cevabı göster
Bir atık bertaraf alanını veya hizmetini kullanma hakkı veren kuponlar
if you want my vote ..., you better ...: desteği koşula bağlamak
if yan cümlesi, konuşanın oyunu karşı tarafın ancak davranışını değiştirirse elde edebileceği bir şey olarak sunar. Bu yalnızca tarafsız bir koşul değildir; siyasi desteği bir baskı aracına dönüştürür. You better, you'd better veya had better yapılarının gündelik konuşmada yaygın olan biçimidir ve ardından fiilin yalın hâli gelir. Burada bir uyarı ekler: tutumunuzu düzeltin, yoksa oyumu kaybedebilirsiniz.
Alıştırma
Cümledeki if you want my vote this year, you better... yapısının temel etkisi nedir?
- Karşı tarafın bu yıl oy kullanma hakkı olup olmadığını sorar.
- Karşı tarafa hiçbir sonucu olmayan dostça bir tavsiye verir.
- Oyu bir koşula bağlar ve karşı tarafı tutumunu düzeltmesi için uyarır.
Cevabı göster
Oyu bir koşula bağlar ve karşı tarafı tutumunu düzeltmesi için uyarır.
buck up your ideas: tutumunu veya performansını düzeltmek
“Buck up your ideas”, birinden tutumunu, çabasını veya performansını düzeltmesini isteyen, Britanya İngilizcesine özgü gündelik bir deyimdir. Bu cümlede konuşan kişi memnun değildir ve hızlı bir değişiklik talep eder. Daha fazla fikir üretmek anlamına gelmez. İfadenin tamamını tek bir deyim olarak anlamak gerekir; nazik bir teşvikten çok eleştiri ve baskı taşır.
Alıştırma
“Tutumunu veya performansını düzeltmek” anlamındaki Britanya İngilizcesine özgü gündelik ifadeyi tamamlayın: If you want to stay on the team, you'll need to ____.
Cevabı göster
buck up your ideas
pay my taxes: vergi mükellefi konumunu öne çıkarmak
“I pay my taxes” kelimesi kelimesine, konuşan kişinin vergiler aracılığıyla maddi katkı yaptığını belirtir. Burada ayrıca vergi mükellefi olarak toplumsal konumunu öne çıkarır: Konuşan kişi bu katkıyı, hükûmetten harekete geçmesini veya yeterli bir kamu hizmeti sunmasını beklemek için bir gerekçe olarak gösterir. Dolayısıyla ifade, ardından gelen talebi destekler; yalnızca bir ödeme hakkında tarafsız bir bilgi değildir.
Alıştırma
Bir kamu hizmetiyle ilgili şikâyette “I pay my taxes” ifadesi büyük olasılıkla ne yapar?
- Vergi ödemenin isteğe bağlı olduğunu kabul eder.
- Hesap verebilirlik talebini desteklemek için konuşan kişinin vergi mükellefi konumunu kullanır.
- Dinleyenden konuşan kişinin vergi borcunu hesaplamasını ister.
Cevabı göster
Hesap verebilirlik talebini desteklemek için konuşan kişinin vergi mükellefi konumunu kullanır.
so you have to sort my naughty kids out. Öbek fiiller
4:52bu yüzden benim yaramaz çocuklarımı yola getirmek zorundasınız.
sort my naughty kids out: ayrılabilen sort ... out öbek fiilinin kullanımı
Burada sort my naughty kids out, çocukların kötü davranışlarıyla ilgilenip durumu kontrol altına almak demektir. Sort ... out, sort fiilinin olağan “sınıflandırmak” anlamında kullanılmamıştır. Bu öbek fiil ayrılabilir. Bir isim öbeği, buradaki gibi sort ile out arasına veya out'tan sonra gelebilir: sort the problem out / sort out the problem. Zamir mutlaka ortada olmalıdır: sort it out doğrudur, sort out it değildir.
Alıştırma
Cümleyi sort ... out ve it zamiriyle tamamlayın: The booking problem is urgent, so let's ____ today.
Cevabı göster
sort it out
Envelope, lick, stamp, post: sıkıştırılmış bir eylem dizisi
Bu ifade, mektup gönderme sürecini dört kısa ipucuna sıkıştırır. Dinleyici, eksik kısımları sıra ve durumdan tamamlar: zarfı al, kapağını yala, pul yapıştır ve postala. Bu sözcükler dört tam cümle değil, hızlı bir kontrol listesi gibi işlev görür. Özne, nesne ve bağlaçların çıkarılması, her sözcüğün bir sonraki adım gibi gelmesini sağlar ve anlatımı hızlandırır.
Alıştırma
“Envelope, lick, stamp, post.” ifadesinin temel etkisi nedir?
- Dört tam ve resmî cümle sunar.
- Dört farklı posta hizmeti türünü karşılaştırır.
- Bir süreci hızlı ve ritmik bir kontrol listesine sıkıştırır.
Cevabı göster
Bir süreci hızlı ve ritmik bir kontrol listesine sıkıştırır.
This better be good: gündelik had better
Gündelik konuşmada This better be good, This had better be good ifadesinin kısalmış biçimidir. Had better + fiilin yalın hâli güçlü bir beklenti ya da uyarı anlatır: birazdan görülecek, duyulacak veya açıklanacak şey konuşanın beklentisini karşılamak zorundadır. Buradaki better, “daha kaliteli” anlamındaki karşılaştırma değildir. Cümle çoğu zaman konuşanın sabırsız veya kuşkulu olduğunu ve sonuç iyi olmazsa sinirlenebileceğini ima eder.
Alıştırma
Hangi cümle, birini ikna edici bir açıklama yapması için güçlü biçimde baskı altına alır?
- You should hear the explanation.
- Your explanation is better than the first one.
- You better have a convincing explanation.
Cevabı göster
You better have a convincing explanation.
your taxes go towards roads, and hospitals, and army stuff, Kalıp ifadeler
5:04vergileriniz yollara, hastanelere ve ordu işlerine gidiyor,
taxes go towards: paranın bir amaç için kullanılması
Bu cümlede taxes go towards roads, vergi parasının yolları finanse etmek için kullanıldığı anlamına gelir. Go towards + isim veya -ing biçimi; para, kaynak, zaman ya da emeğin bir amaca nasıl katkıda bulunduğunu anlatabilir. Bu ifade genellikle bir şeyin o amacı ödemeye veya desteklemeye yardımcı olduğunu belirtir; bütün masrafı karşıladığı anlamına gelmeyebilir. Burada go fiziksel hareket anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “ödemeye yardımcı olmak için kullanılmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Part of the membership fee will ____ maintaining the community garden.
Cevabı göster
go towards
We're sorry if we've lost your vote: koşullu bir özür
“We're sorry if ...” if kullanarak ardından gelen durumu bir koşul ya da henüz kesinleşmemiş bir olasılık olarak sunar. Burada konuşanlar dinleyicinin oyunu kaybetmiş olabilecekleri için üzüntü belirtiyor, fakat kendi davranışlarının yanlış olduğunu kabul etmiyor. Sonraki cümlede dinleyiciyi reddedip ona hakaret ettikleri için bu resmî özür samimi olmaktan çok küçümseyici ve alaycı duyuluyor. Başka bağlamlarda, sonuç gerçekten belirsizse sorry if samimi olabilir; bu yüzden neyin belirsiz olduğuna ve konuşanın sorumluluk kabul edip etmediğine bakmak gerekir.
Alıştırma
Bu bağlamda “We're sorry if we've lost your vote” ne yapıyor?
- Hata kabul etmeden olası bir sonuçtan dolayı üzüntü belirtir.
- Konuşanların yanlış davrandığını açıkça kabul eder.
- Oyu geri kazanmak için politikayı değiştirme sözü verir.
Cevabı göster
Hata kabul etmeden olası bir sonuçtan dolayı üzüntü belirtir.
but to be honest, you sound like a pain in the bum and we don't want you anyway. Notlar
5:11ama dürüst olmak gerekirse, baş belası birine benziyorsunuz ve zaten sizi istemiyoruz.
to be honest: doğrudan bir görüşü sunmak
To be honest, özellikle beklenmedik veya hoş karşılanmayabilecek açık sözlü bir görüşü sunan söylem belirtecidir. Burada önceki resmî özürden kaba ve hakaret içeren bir yargıya geçildiğini gösterir. Bu ifade konuşanı açık sözlü gösterebilir, ancak ardından gelen sözleri kibar hâle getirmez. Etkisi sonrasında söylenenlere bağlıdır: düşünülmüş bir anlaşmazlığı sunabilir ya da bir eleştirinin gelmekte olduğunu haber verebilir.
Alıştırma
Örnekte “to be honest” neyin işaretini veriyor?
- Doğrudan ve hoş karşılanmayabilecek bir görüş geliyor.
- Konuşan eleştiriyi övgüye dönüştürüyor.
- Daha önce söylenen her şey kesinlikle yalandı.
Cevabı göster
Doğrudan ve hoş karşılanmayabilecek bir görüş geliyor.
sound like: duyduklarından bir izlenim oluşturmak
Bu cümlede you sound like ..., bir kişinin iletişim kurma biçiminin onun belirli türde biri olduğu izlenimini verdiği anlamına gelir. Bu yargı, sesinin başka bir sese benzemesinden değil, sözlerinden veya davranışlarından doğar. Bir isim öbeği ya da yan cümleden önce sound like kullanılır: You sound like an expert; It sounds like we are late. Bir sıfattan önce ise sound doğrudan kullanılır: That sounds difficult.
Alıştırma
Cümleyi sound like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After hearing the proposal, the plan ____ a practical solution.
Cevabı göster
sounds like
a pain in the bum: gündelik bir Britanya İngilizcesi şikâyeti
A pain in the bum, sinir bozucu, sorun çıkaran veya uğraşması zor bir kişi ya da şey için kullanılan gündelik bir Britanya İngilizcesi deyimidir. Burada kişiyi rahatsız edici olarak nitelendirir; fiziksel bir ağrıyı anlatmaz. Bum, kalça için kullanılan biraz kaba ve gündelik bir sözcüktür. Bu nedenle deyim, daha argo bazı seçeneklerden daha hafiftir; ancak yine de olumsuz bir kişisel yargıdır.
Alıştırma
Bu ifadenin resmî bir performans değerlendirmesine uygun olup olmadığına karar verin: “Jordan is a pain in the bum.”
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
other dudes: bilerek aşırı gündelik bir ifade
Dudes, insanlardan söz etmenin çok samimi ve gündelik bir yoludur; kabaca adamlar veya herifler gibidir. Burada the other dudes, diğer adayları ya da karşı siyasi tarafı belirsiz ve gelişigüzel biçimde anlatır. Bu da konuşanın oyun kime gideceğini pek umursamadığı izlenimini verir. Resmî görünmesi gereken bir yanıtta bu sözcük seçimi bilerek yersizdir. Kurumsal dilden birden arkadaş sohbetine geçilmesi, umursamaz ve komik bir etki yaratır.
Alıştırma
Oy verme hakkında resmî tarzda bir yanıtta other dudes neden dikkat çekicidir?
- Bulunduğu ortam için bilerek fazlasıyla gündeliktir.
- Seçim adaylarının standart resmî unvanıdır.
- Bütün adayların yakın arkadaş olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Bulunduğu ortam için bilerek fazlasıyla gündeliktir.
stuffed: “mahvolmuş” veya “ciddi biçimde zor durumda”
Gündelik Britanya ve Avustralya İngilizcesinde be stuffed; mahvolmuş, bozulmuş veya ciddi biçimde zor durumda olmak anlamına gelebilir. Özne bir ülke olduğunda This country's stuffed, ülkenin korkunç durumda olduğuna veya artık kurtarılamayacağına dair abartılı bir yargıdır. Anlamı bağlam belirler. Stuffed ayrıca bir şeyin ağzına kadar dolu olduğunu ya da birinin çok fazla yemek yediğini anlatabilir; ancak bu anlamların hiçbiri buradaki yakınmaya uymaz.
Alıştırma
Şu gündelik cümlede stuffed ne anlama gelir: 'The plan is stuffed unless we get more funding.'?
- Plan üzerinde çalışan herkes çok fazla yemek yemiş.
- Plan fiziksel olarak nesnelerle doldurulmuş.
- Plan ciddi biçimde zor durumda ve başarısız olabilir.
Cevabı göster
Plan ciddi biçimde zor durumda ve başarısız olabilir.