YENİ Tam Bluey Minibölümleri - Bölüm 1 💙 | Sahte, Dövme Dükkanı, Girdap ve Hükümet | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
502 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Bir dizi komik sahnede sesli asistanla uğraşan bir aile, ürkütücü görünmek için dövme isteyen bir müşteri ve çocukları sözünü dinlemediği için hükûmete gittikçe daha öfkeli mektuplar yazan bir baba anlatılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Something that makes me look — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir nesnenin, tasarımın veya hizmetin sizde yaratmasını istediğiniz etkiyi belirtmek için something sözcüğünden sonra ilgi cümleciği kullanmayı öğrenin. Böylece belirli bir ürün adı vermeden beklentinizi veya ihtiyacınızı açıklayabilirsiniz. 2. Ka-ching. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun yazar kasa sesinin taklidi olduğunu fark edin ve çizgi filmlerde para, alışveriş ya da tekrarlanan hareketlerle bağlantılı abartılı ve komik bir ses efekti olarak nasıl kullanıldığını anlayın. 3. buck up your ideas. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu gündelik Britanya ve Avustralya deyiminin birinden tutumunu, performansını veya yaklaşımını düzeltmesini isteyen sert bir ifade olduğunu anlayın; anlamını sözcükleri tek tek çevirerek değil, kalıbın tamamından çıkarın.

Bu derste

Phew.

0:05

Öf.

What a day. Kalıp ifadeler

0:06

Ne gündü ama.

Kalıp ifadeler

What a day.: günün tamamına yönelik bir ünlem

What a day. bir ünlem ifadesidir; hangi gün olduğuna ilişkin bir soru değildir. Günün tamamına yönelik güçlü bir tepkiyi özetler. Bu yorgun bağlamda, günün özellikle yoğun, yorucu veya sıra dışı geçtiğini düşündürür. What a + tekil sayılabilir isim! kalıbı, adı verilen şeye yönelik güçlü bir tepkiyi ifade eder. Duygunun tam olarak ne olduğu bağlama ve ses tonuna bağlıdır; bu nedenle What a day! harika geçen bir günün ardından sevinç de ifade edebilir.

Alıştırma

Olağanüstü yorucu bir günün ardından, günün tamamına yönelik tepkiyi en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. Which day do you mean?
  2. What a day.
  3. What day is it?
Cevabı göster

What a day.

Yes.

0:07

Evet.

Hey Phoney, play some relaxing music.

0:08

Hey Phoney, biraz rahatlatıcı müzik çal.

You got it. Kalıp ifadeler

0:12

Hemen.

Kalıp ifadeler

You got it. ile bir isteği kendinden emin biçimde kabul etmek

Bu bağlamda You got it., bir isteği hızlı ve kendinden emin biçimde kabul etmenin yoludur: “Elbette, yaparım.” Konuşan kişi talimatı yerine getirmeyi kabul etmektedir; dinleyenin bir nesneyi aldığını söylememektedir. Aynı sözler başka bağlamlarda “Anladın” veya “Doğru” anlamına gelebilir. Ancak bir isteğin ardından verilen yanıt olarak kullanıldığında genellikle isteyerek kabul etmeyi ifade eder.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız “Can you send me the file before lunch?” diye soruyor. Hangi yanıt isteği en açık ve doğal biçimde kabul eder?

  1. You got it. I'll send it before lunch.
  2. I understand the request, but I can't do it before lunch.
  3. Could you send me the file before lunch?
Cevabı göster

You got it. I'll send it before lunch.

Hey Phoney, play some metal.

0:18

Hey Phoney, biraz metal çal.

Okay.

0:20

Tamam.

Now playing metal.

0:20

Şimdi metal çalınıyor.

Phoney,

0:23

Phoney,

stop playing.

0:24

çalmayı durdur.

Stop.

0:26

Dur.

Okay.

0:27

Tamam.

Get out of here, you. Ton ve niyet

0:27

Çık git buradan, sen.

Ton ve niyet

Get out of here: gitmek için verilen sert bir emir

Bu cümlede “Get out of here”, birine hemen gitmesini söyleyen doğrudan bir emirdir. İngilizce emir cümlelerinde “you” öznesi genellikle söylenmez, bu nedenle cümle get ile başlar. Başka bağlamlarda bu ifade şakacı bir şaşkınlık veya inanmama anlamı taşıyabilir. Ancak burada gerçek anlamıyla kullanılmıştır: konuşan kişi sorun çıkaran birini kovmaktadır. Anlamı durum ve ses tonu belirler.

Alıştırma

Öfkeli bir kişi kapıyı göstererek “Get out of here!” diyor. Bu kişi ne yapıyor?

  1. Kibarca kararsızlığını ifade ediyor.
  2. Birini yaklaşmaya davet ediyor.
  3. Birine gitmesini emrediyor.
Cevabı göster

Birine gitmesini emrediyor.

Phoney, play relaxing music.

0:29

Phoney, rahatlatıcı müzik çal.

Good one, Mum. Kalıp ifadeler

0:33

İyiydi, anne.

Kalıp ifadeler

Good one: az önce olan bir şeyi gündelik biçimde övmek

“Good one”, birinin az önce yaptığı veya söylediği bir şeyi öven gündelik bir tepkidir. Duruma göre “Aferin”, “İyi fikir” ya da “Güzel şakaydı” anlamına gelebilir. Buradaki one, kısa süre önce yapılan eylemi, fikri, şakayı veya sözü temsil eder; numaralandırılmış bir nesne anlamına gelmez.

Alıştırma

Arkadaşınız az önce zekice bir şaka yaptı. Hangi cevap bu şakayı gündelik bir şekilde övüyor?

  1. Good luck!
  2. Take care!
  3. Good one!
Cevabı göster

Good one!

Hey Phoney, play metal.

0:35

Hey Phoney, metal çal.

Hey.

0:36

Hey.

Phoney, play metal.

0:38

Phoney, metal çal.

Kids, get him.

0:43

Kızlar, yakalayın onu.

Okay, Mum.

0:44

Tamam, anne.

Ready, go. Kalıp ifadeler

0:52

Hazır, başla.

Kalıp ifadeler

Başlangıç komutu olarak Ready, go.

Ready, go. bir oyunu, yarışı veya birlikte yapılan bir hareketi başlatan kısa bir sözlü komuttur. Ready herkese hazırlanmasını söyler, go ise başlama işaretini verir. Bu iki sözcük tek bir komut olarak çalışır; bu yüzden ready burada yalnızca birinin hazır olduğunu anlatmaz. Bu komutta go, başka bir yere gitmek değil, şimdi başlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Gündelik bir yarışı başlatmak için kullanılan kısa komutu tamamlayın: Ready, ____!

Cevabı göster

go

Hey Phoney, play relaxing music.

0:54

Hey Phoney, rahatlatıcı müzik çal.

Okay.

0:58

Tamam.

Rrrgh, I hate it!

1:00

Grrr, bundan nefret ediyorum!

Oh, hello.

1:10

Oh, merhaba.

Is this the tattoo shop?

1:11

Burası dövmeci mi?

Yes.

1:12

Evet.

Awesome.

1:13

Harika.

Well, I want a tattoo, you know? Ton ve niyet

1:14

Şey, bir dövme yaptırmak istiyorum, anlarsın ya?

Ton ve niyet

Cümle sonundaki you know?: ifadeyi yumuşatma ve anlaşılma isteği

Bu cümlenin sonundaki you know? bir söylem belirtecidir; gerçekten bilgi isteyen bir soru değildir. Konuşan kişi kişisel bir isteğini paylaşırken dinleyicinin düşüncesini takip edip etmediğini kontrol eder ve ifadeyi daha az sert hâle getirir. Çoğu zaman yanıt gerektirmez. Bağlama göre anlıyorsun, değil mi?, ne demek istediğimi anlıyor musun? şeklinde anlaşılabilir veya yalnızca küçük bir tereddüt göstergesi olabilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: I want to change jobs, you know? Sondaki you know? büyük olasılıkla ne yapar?

  1. İfadeyi yumuşatır ve anlaşılma isteğini gösterir.
  2. Dinleyiciye iş değiştirmesini emreder.
  3. Dinleyicinin işler hakkında olgusal bilgiye sahip olup olmadığını sorar.
Cevabı göster

İfadeyi yumuşatır ve anlaşılma isteğini gösterir.

I want to get some ink done. Kelime

1:15

Tenime biraz mürekkep işletmek istiyorum.

Kelime

get some ink done: bir profesyonele dövme yaptırmayı anlatan gündelik ifade

Burada ink, tattoo ya da dövme işlemi için kullanılan gündelik bir sözdür. Bir dövme stüdyosunda get some ink done, sıradan yazı mürekkebi kullanmak değil, dövmeyi bir dövme sanatçısına yaptırmak demektir. Get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, çoğu zaman bir hizmeti başka birine yaptırmayı ifade eder. Nesne eylemi alır; get my hair cut ve get the car repaired aynı yapıyı kullanır.

Alıştırma

Parantezdeki sözcüklerle get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: I need to ____ before the trip. (my passport / renew)

Cevabı göster

get my passport renewed

Something that makes me look really tough and manly. Dilbilgisi

1:17

Beni gerçekten sert ve erkeksi gösterecek bir şey.

Dilbilgisi

Something that makes me look ...: istenen etkiyi anlatmak

Something, henüz belirlenmemiş bir şeyi ifade eder. That makes me look ... ilgi cümleciği, belirli bir nesnenin adını vermek yerine onu konuşanın istediği etkiyle tanımlar. Diyalogda tüm ifade, istenen dövme türünü açıklayan bir isim öbeği olarak kullanılır. Yapı something + that + makes + kişi + look + sıfat şeklindedir. Make me look tough, “beni sert gösterir” demektir; look burada bir görünüşü kişiye bağlayan fiildir, gözleri bir şeye çevirme eylemi değildir.

Alıştırma

İsteği something that makes me look ile tamamlayın: For the interview, I need ____ professional.

Cevabı göster

something that makes me look

Can you do that?

1:19

Bunu yapabilir misin?

Oh, yes.

1:20

Oh, evet.

Take a seat. Kalıp ifadeler

1:21

Şöyle otur.

Kalıp ifadeler

Take a seat: Kibarca oturmaya davet etme

Take a seat, birini oturmaya davet etmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki take, bir şeyi taşımak veya ortadan kaldırmak anlamına gelmez; ifade bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Bu cümlede konuşan kişi, etkileşimin devam edebilmesi için karşısındakini kibarca oturmaya davet ediyor.

Alıştırma

Bir resepsiyon görevlisi randevuyu kontrol ederken ziyaretçiyi oturmaya davet etmek istiyor. En doğal cümle hangisidir?

  1. Please take the seat away while I check your appointment.
  2. Please take a seat while I check your appointment.
  3. Please carry a seat while I check your appointment.
Cevabı göster

Please take a seat while I check your appointment.

Let's do it on my back.

1:22

Sırtıma yapalım.

That's a tough place for a tat, isn't it? Notlar

1:23

Dövme için oldukça acı verici bir yer, değil mi?

Kelime

tat: tattoo sözcüğünün gündelik kısaltması

Bu cümlede tat, tattoo sözcüğünün günlük dilde kullanılan kısaltılmış biçimidir. Önündeki a, burada sayılabilen bir ad olarak tek bir dövmeyi anlattığını gösterir. Bir vücut bölgesinden söz edilmesi bu anlamı seçtirir. Britanya İngilizcesinde tat, ucuz ve kalitesiz eşyalara da gönderme yapabilir; bu yüzden konuşmanın konusu önemlidir.

Alıştırma

Vücut sanatı hakkında gündelik bir konuşmada a tat ne anlama gelir?

  1. Bir dövme
  2. Ucuz bir süs eşyası
  3. Vücudun zor bir bölümü
Cevabı göster

Bir dövme

Dilbilgisi

isn't it?: onay isteyen eklenti soru

isn't it?, olumlu bir ifadenin sonuna eklenen olumsuz bir eklenti sorudur. Dinleyiciden önceki değerlendirmeyi onaylamasını veya ona katılmasını ister; işlevi right? ifadesine benzer. Buradaki it, ayrı bir nesneyi değil, önceki ifadenin tamamını gösterir. That's, That is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle eklenti soruda is + not ve it zamiri kullanılır: ..., isn't it? Genel olarak eklenti sorudaki yardımcı fiil ve zamir ana cümleyle eşleşmelidir; olumlu bir ifade genellikle olumsuz bir eklenti soru alır.

Alıştırma

be ve it kullanarak standart olumsuz eklenti soruyu tamamlayın: This seat is free, ____?

Cevabı göster

isn't it

Yeah, it is.

1:25

Evet, öyle.

I'll let you choose what the tat is, but just remember, Dilbilgisi

1:26

Dövmenin ne olacağını senin seçmene izin vereceğim ama şunu unutma,

Dilbilgisi

I'll let you choose: let + kişi + fiilin yalın hâli

I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır. I'll let you choose, konuşanın seçim kontrolünü dinleyiciye vereceği anlamına gelir. Kalıp let + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: let you choose. choose önüne to getirilmez. Buradaki I'll, bunu konuşanın kararı veya sözü olarak sunar.

Alıştırma

let, you ve choose ile tamamlayın: I'll ____ the music for the drive.

Cevabı göster

let you choose

Make it something really bad, you know? Kelime

1:29

Gerçekten acımasız bir şey olsun, anlarsın ya?

Kelime

Make it something really bad: olumlu argo anlamındaki bad

Burada bad, “çok havalı, etkileyici veya sert görünen” anlamında kullanılan olumlu ve gündelik bir argo sözcüktür. Konuşan kişi kötü yapılmış bir şey değil, cesur ve ürkütücü bir tasarım istiyor. Bu olumlu anlam bağlama bağlıdır. bad sözcüğünü övgü olarak yorumlamadan önce hayranlık, heyecan, güç veya tarz belirten ipuçları arayın.

Alıştırma

Hangi cümlede bad, “kalitesiz” yerine “havalı ve güçlü” anlamına gelir?

  1. That motorcycle looks bad—in the coolest possible way.
  2. The milk smells bad because it has spoiled.
  3. The printer produced a bad copy with blurry text.
Cevabı göster

That motorcycle looks bad—in the coolest possible way.

Okay?

1:30

Tamam mı?

You understand?

1:31

Anladın mı?

Like maybe a skull with a dagger in it and the dagger's on fire Anlatım akışı

1:32

Mesela içinde hançer olan bir kuru kafa ve hançer yanıyor olsun

and the skull's like going, "Yeah, love it." Kelime

1:35

ve kuru kafa da sanki "Evet, buna bayıldım" diyormuş gibi.

Anlatım akışı

Like maybe ile geçici bir örnek sunmak

Bu sözün başındaki Like maybe, konuşanın konuşurken aklına getirdiği bir örneği tanıtır. Like burada yaklaşık olarak “örneğin” anlamına gelen gündelik bir konuşma belirtecidir; “sevmek” anlamında değildir. Maybe, fikrin kesin bir seçim değil, yalnızca bir olasılık olduğunu gösterir. Bu iki sözcük birlikte, devamında tam bir cümle yerine yalnızca bir isim grubu olsa bile olası bir örnek geleceğini dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Gündelik bir fikir üretme sırasında Like maybe ifadesini geçici bir fikir sunmak için doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. I like the picnic because it is indoors.
  2. Maybe the picnic starts at noon.
  3. Like maybe we could move the picnic indoors.
Cevabı göster

Like maybe we could move the picnic indoors.

Kelime

skull's like going: samimi bir alıntıyı canlandırmak

Bu cümlede skull's, skull is ifadesinin kısaltmasıdır. Konuşmacı, kafatası desenini tepki verip konuşabiliyormuş gibi kişileştirir; like going, canlandırılan "Yeah, love it." sözlerini başlatır. Burada going hareket etmeyi anlatmaz. Bu, hikâye anlatırken kullanılan oldukça samimi bir dildir. Alıntı, konuşmacının kafatasının tavrına ilişkin izlenimini verir; nesnenin gerçekten konuştuğunu veya bunların onun birebir sözleri olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, kişileştirilmiş bir nesnenin tepkisini canlandırmak için aynı samimi kalıbı doğal biçimde kullanıyor?

  1. The old printer looked like a newer model.
  2. The old printer was like going, "Not today!"
  3. The old printer was going to the repair shop.
Cevabı göster

The old printer was like going, "Not today!"

Or a cobra riding a motorbike and the motorbike's on fire.

1:38

Ya da motosiklete binen bir kobra ve motosiklet yanıyor olsun.

Like things on fire is good.

1:42

Yani yanan şeyler iyidir.

Got it. Kalıp ifadeler

1:44

Anlaşıldı.

Kalıp ifadeler

Got it.: anladığını doğrulamak

Got it., “Anlıyorum” veya “Ne istediğini anladım” anlamına gelen kısa ve yaygın bir yanıttır. Burada bir talimatın ya da isteğin anlaşıldığını doğrular. got başka cümlelerde “aldı” veya “elde etti” anlamına gelebilir. Ancak tek başına yanıt olarak kullanılan Got it. genellikle bir nesneyi fiziksel olarak almayı değil, mesajı anlamayı ifade eder.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız "Please send the final file by noon." diyor. Hangi yanıt, anladığınızı en doğrudan biçimde doğrular?

  1. Got it. I'll send it by noon.
  2. That's it. I'll send it by noon.
  3. I have it. I'll send it by noon.
Cevabı göster

Got it. I'll send it by noon.

Important thing is, Anlatım akışı

1:44

Önemli olan şu,

people look at this tat and they're like, "Wow, that guy's tough. Kelime

1:45

insanlar bu dövmeye bakıp "Vay canına, bu adam çok sert.

Anlatım akışı

Important thing is: ana noktayı öne çıkarmak

Important thing is, ardından gelen kısmın konuşan kişinin temel düşüncesi olduğunu gösterir. Burada asıl konu, dövmenin insanlarda yaratması gereken tepkidir. Thing fiziksel bir nesneyi değil, bir meseleyi veya noktayı ifade eder. Tam kalıp The important thing is ... şeklindedir. Günlük konuşmada, bu altyazıda olduğu gibi baştaki The bazen atılabilir. is sonrasındaki sözler, dinleyicinin en önemli bilgi olarak görmesi gereken kısmı taşır.

Alıştırma

Hangi cümle herkesin eve güvenle dönmesini doğal biçimde temel kaygı olarak gösterir?

  1. The thing importantly is that everyone gets home safely.
  2. The important object is that everyone gets home safely.
  3. The important thing is that everyone gets home safely.
Cevabı göster

The important thing is that everyone gets home safely.

Kelime

they're like: alıntılanan bir tepkiyi sunmak

They're like, alıntı aktaran be like kullanımını içerir: insanların söylediği, düşündüğü veya tepki olarak gösterdiği şeyi canlı biçimde sunar. Burada konuşan kişi, insanların dövmeyi gördüklerinde nasıl tepki verebileceklerini hayal eder. Bu nedenle yaklaşık olarak “söyleyerek veya düşünerek tepki verirler ...” anlamına gelir; “... benziyorlar” anlamına gelmez. Alıntı, birinin gerçekten söylediği sözlerin aynısı olmak yerine genel anlamı veya tavrı yansıtabilir. Bu özellik be like kalıbını hikâye anlatırken ve hayalî tepkileri canlandırırken kullanışlı kılar.

Alıştırma

Hangi cümle hayal edilen bir tepkiyi sunmak için alıntı aktaran be like kullanımını doğal biçimde kullanır?

  1. People will like, "How did you do that?"
  2. People will look like, "How did you do that?"
  3. People will be like, "How did you do that?"
Cevabı göster

People will be like, "How did you do that?"

He doesn't look at all like an accountant. Kalıp ifadeler

1:49

Hiç de bir muhasebeciye benzemiyor.

Kalıp ifadeler

doesn't look at all like: güçlü bir olumsuz benzetme

Burada doesn't look at all like, “hiç ama hiç benzemiyor” anlamına gelir. look like görünüşü veya genel izlenimi karşılaştırır; at all ise doesn't ile kurulan olumsuzluğu güçlendirir. Görünüş veya izlenim tamamen farklı olduğunda özne + don't/doesn't look at all like + kişi, nesne veya kategori kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle tamamlanan oda hakkında en güçlü olumsuz karşılaştırmayı yapıyor?

  1. The finished room doesn't look like the design.
  2. The finished room doesn't look at all like the design.
  3. The finished room looks almost like the design.
Cevabı göster

The finished room doesn't look at all like the design.

He looks like he might be a commando." Dilbilgisi

1:51

Sanki bir komando olabilirmiş gibi duruyor" diyecekler.

Dilbilgisi

looks like he might be: görünüşe dayalı temkinli bir tahmin

looks like he might be, görünüşe veya diğer gözle görülür ipuçlarına dayanan temkinli bir tahmin sunar. looks like izlenimi belirtirken he might be kimliğin doğrulanmış değil, yalnızca olası olduğunu gösterir. Tekrar kullanılabilen kalıp özne + looks like + zamir + might be + açıklama biçimindedir. like sözcüğünden sonra tam bir yan cümle geldiği için zamiri koruyun: He looks like he might be..., She looks like she might be... veya It looks like it might be....

Alıştırma

Yalnızca görünüşüne bakarak bir adamın yeni antrenör olabileceğini tahmin ediyorsunuz. Bu temkinli izlenimi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. He looks like the new coach.
  2. He looks like he might be the new coach.
  3. He might be the new coach.
Cevabı göster

He looks like he might be the new coach.

Oh.

1:53

Oh.

Hurts, doesn't it?

1:54

Acıyor, değil mi?

Ow.

1:55

Ah.

Are you almost finished?

1:56

Neredeyse bitirdin mi?

Yep, finished.

1:57

Evet, bitti.

Ah, thank goodness.

1:59

Ah, çok şükür.

So, it's super tough and manly, right?

2:00

Yani, süper sert ve erkeksi görünüyor, değil mi?

Oh, yes.

2:03

Oh, evet.

Great.

2:04

Harika.

Thanks.

2:04

Teşekkürler.

You're welcome.

2:05

Rica ederim.

I'll just have a look. Kalıp ifadeler

2:06

Şöyle bir bakacağım.

Kalıp ifadeler

just have a look: bir şeyi kısaca kontrol etmek

Have a look, bir şeye kısa süre bakmak veya onu kısaca kontrol etmek demektir. Buradaki have, “sahip olmak” anlamında değildir; isim olan look ile birleşerek tek bir bakma eylemini anlatır. Just, eylemi küçük, hızlı ve gündelik gösterir. I'll just have a look, konuşanın bunu büyük bir iş gibi göstermeden kısaca kontrol edeceğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki isim temelli ifadeyle tamamlayın: Before I buy this jacket, I'll just ____ at the label.

Cevabı göster

have a look

Bye.

2:08

Görüşürüz.

What?

2:10

Ne?

Yeah.

2:43

Evet.

Wow, faster.

2:44

Vay, daha hızlı.

Wow.

2:49

Vay.

Yeah, faster, faster.

2:51

Evet, daha hızlı, daha hızlı.

Keep going. Kalıp ifadeler

2:52

Devam et.

Kalıp ifadeler

Keep going: durmadan devam etmek

Keep going, birine hâlihazırda yapmakta olduğu eylem veya etkinliğe devam etmesini ve durmamasını söyler. Bu yapıda keep + -ing alan fiil, “yapmaya devam etmek” anlamına gelir. Ses tonuna ve bağlama göre doğrudan bir talimat ya da dostça bir teşvik olabilir. Bir kişi hareket ederken, alıştırma yaparken, çalışırken veya bir hedefe doğru ilerlerken özellikle doğaldır.

Alıştırma

Teşvik cümlesini dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You're nearly at the top—____!

Cevabı göster

Keep going

Ready and go.

2:54

Hazır ve başla.

Should we go the other way? Dilbilgisi

3:17

Diğer tarafa mı gitmeliyiz?

Dilbilgisi

Should we go...?: birlikte hareket etmeyi önermek

Should we + fiilin yalın hâli...? konuşan kişi ile dinleyenin bir şeyi birlikte yapmasını önerir ve karşı tarafın fikrini sorar. Bu cümlede Should we go...? yön değiştirmeyi önerir ve karşı tarafın onayını ister. Buradaki should esas olarak görev ya da ahlaki zorunluluk bildirmez. Soru, kararı birlikte vermeye açık bırakır; bu yüzden emirden daha iş birlikçi ve daha az doğrudan duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle herkesin birlikte mola vermesini doğru biçimde önerir?

  1. Should we to take a break?
  2. Should we taking a break?
  3. Should we take a break?
Cevabı göster

Should we take a break?

Yeah.

3:18

Evet.

Hey Daddy, do you want to

3:31

Hey babacığım, sen de ister misin

Yeah, righto. Kelime

3:34

Evet, pekâlâ.

Kelime

righto: “tamam” anlamında samimi bir yanıt

Righto, okay veya all right anlamına yakın, samimi bir yanıttır. Burada az önce söyleneni kabul eder ve konuşanın devam etmeye hazır olduğunu gösterir; bir şeyin doğru olmasıyla ya da sağa gitmekle ilgili değildir.

Alıştırma

Bu bağlamda righto ne anlama gelir?

  1. Sağa dönme talimatı
  2. Samimi bir şekilde “tamam” deme yolu
  3. Bir şeyin doğru olduğuna dair hüküm
Cevabı göster

Samimi bir şekilde “tamam” deme yolu

Bingo, go tidy your room. Kelime

3:36

Bingo, git odanı topla.

Kelime

tidy your room: eşyaları yeniden düzene koymak

Tidy your room ifadesinde tidy, “odayı yeniden düzenli hâle getirmek” anlamına gelen bir fiildir. Odadaki dağınık şeyleri toplama, düzenleme ve yerlerine koyma eylemlerine odaklanır. Bu ifade mutlaka kir, toz veya lekeleri gidermek anlamına gelmez. Aynı fiil kalıbı tidy the kitchen veya tidy your desk örneklerinde olduğu gibi başka yerler ya da eşya gruplarıyla da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi seçenek ifadeyi ana amacıyla doğru biçimde eşleştiriyor?

  1. tidy your room — dağınık eşyaları yerlerine koymak
  2. clean your room — yalnızca dağınık eşyaları düzenlemek
  3. tidy your room — yüzeylerdeki kiri ve lekeleri gidermek
Cevabı göster

tidy your room — dağınık eşyaları yerlerine koymak

Nope.

3:38

Hayır.

Bingo, go and eat some vegetables. Dilbilgisi

3:39

Bingo, git ve biraz sebze ye.

Dilbilgisi

go and eat: go and + fiilin yalın hâli

Go and eat, birine gidip bir eylemi yapmasını söylemek için konuşma dilindeki go and + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Burada asıl görev eat eylemidir; bu yüzden tüm ifade, eşit önemde iki ayrı emir değil, “git ve ye” anlamında tek bir yönergedir. and’den sonra fiilin yalın hâli kullanılır: go and ask, go and check, go and get. Hareket gerçekten gerçekleşebilir, ancak bu kalıp çoğu zaman hareketi ve görevi tek bir yönerge olarak birleştirir.

Alıştırma

“Öğretmenine gidip sor” anlamındaki yönergeyi go and + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: ____ your teacher about the homework.

Cevabı göster

Go and ask

Nope.

3:42

Hayır.

That's it. Ton ve niyet

3:43

Bu kadarı yeter.

Ton ve niyet

“Yeter artık” anlamındaki That's it.

Bu bağlamda That's it. bir nesneyi göstermiyor. Konuşanın sabrının sınırına geldiğini ilan ediyor: “Yeter” veya “Artık olmaz.” Genellikle konuşanın durumu sona erdireceğine ya da daha kararlı bir adım atacağına da işaret eder. Başka bağlamlarda aynı ifade sakin bir şekilde bir şeyi doğrulayabilir veya bir işin bittiğini gösterebilir. Burada önceki çatışma, ses tonu ve ardından gelen hareket, ifadenin kesin bir sınır koyduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir çocuk birkaç uyarıyı görmezden geliyor. Ebeveyn, “That's it. The tablet is going away.” diyor. Burada That's it. ne anlama geliyor?

  1. Ebeveyn tableti henüz bulmuştur.
  2. Ebeveyn uyarının tekrarlanmasını istiyordur.
  3. Ebeveyn sabrının sınırına gelmiştir ve harekete geçecektir.
Cevabı göster

Ebeveyn sabrının sınırına gelmiştir ve harekete geçecektir.

I'm writing a letter to the government.

3:45

Hükümete bir mektup yazacağım.

Dear government,

3:47

Sevgili hükümet,

my kids don't do anything I say. Dilbilgisi

3:49

çocuklarım söylediğim hiçbir şeyi yapmıyor.

Dilbilgisi

don't do anything I say: nesne görevindeki that'in düşürülmesi

anything I say ifadesinde I say yan cümleciği anything sözcüğünü niteler. Bağ, anything that I say biçiminde açıkça gösterilebilir. Burada that, say fiilinin nesnesidir; bu yüzden İngilizcede doğal olarak düşürülebilir. don't do anything I say ifadesinde do, “yerine getirmek” veya “uymak” anlamına gelir; anything ise konuşanın verdiği herhangi bir rica ya da talimatı belirtir. Olumsuz don't ile birlikte tüm cümle, çocukların bu isteklerin hiçbirine uymadığı anlamına gelir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “ona verdiğim herhangi bir yiyecek” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın. anything kullanın ve that sözcüğünü düşürün: My dog won't eat ____.

Cevabı göster

anything I give him

Ka-ching. Kültür

3:52

Ka-çing.

Kültür

Ka-ching: komik bir yazar kasa sesi

Ka-ching, yazar kasa sesini taklit eden bir yansıma sözcüktür. Genellikle parayı, satışı veya bir işlemin tamamlanmasını çağrıştırır. Burada mektup yazma ya da gönderme sürecini çizgi film tarzı bir ses efektiyle vurgular. Bir eylemin adını koymak veya gerçekten para alışverişi olduğunu doğrulamak yerine komik bir ritim yaratır.

Alıştırma

Bir çizgi filmde karakter mektubu posta kutusuna atıp “Ka-ching!” diyor. Ka-ching burada ne yapıyor?

  1. Karakterin mektubu sesli okuduğu anlamına gelir.
  2. Eğlenceli, yazar kasa benzeri bir ses efekti ekler.
  3. Mektubun resmî fiyatını bildirir.
Cevabı göster

Eğlenceli, yazar kasa benzeri bir ses efekti ekler.

I tell them to clean their room, Dilbilgisi

3:53

Onlara odalarını temizlemelerini söylüyorum,

I tell them to eat their vegetables,

3:56

onlara sebzelerini yemelerini söylüyorum,

to obey the speed limit, Kalıp ifadeler

3:58

hız sınırına uymalarını söylüyorum,

Kalıp ifadeler

obey the speed limit: yasal bir trafik kuralına uymak

Burada obey, yetkili ve bağlayıcı bir kurala göre hareket etmek anlamına gelir. Nesnesi olan the speed limit, bir yolda yasaların izin verdiği en yüksek hızı ifade eder. Bu nedenle obey the speed limit, yasal üst hız sınırını aşmadan araç kullanmak demektir. Speed limit bir trafik kuralıdır; bir kişinin veya aracın fiziksel olarak ulaşabileceği en yüksek hız değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, sürücülerin yasal en yüksek hıza uyması gerektiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. Drivers must change the speed limit near the school.
  2. Drivers must obey the speed limit near the school.
  3. Drivers must check the speed limit near the school.
Cevabı göster

Drivers must obey the speed limit near the school.

but they never listen.

3:59

ama beni asla dinlemiyorlar.

Dilbilgisi

tell them to clean ... tell them to eat ... to obey: talimatları sıralamak

Tell someone to do something, bir kişiye bir şeyi yapması için talimat vermek veya ondan bunu yapmasını istemek anlamına gelir. tell sözcüğünden sonra kişi, ardından to + fiilin yalın hâli gelir: tell them to clean ve tell them to eat. Daha sonra gelen to obey, ortak sözcüklerin hepsini tekrarlamadan aynı yapıyı sürdürür. Bu paralel sıralama, clean, eat ve obey gibi birden fazla talimatın art arda verilmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “bize beklememizi söyledi” anlamındaki tam sözcüklerle tamamlayın: The coach ____ outside until practice began.

Cevabı göster

told us to wait

Ka-ching.

4:01

Ka-çing.

What are you going to do about this? Ton ve niyet

4:02

Bu konuda ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Ton ve niyet

What are you going to do about this?: harekete geçilmesi için baskı yapmak

do something about a problem kalıbı, bir sorunla ilgilenmek için harekete geçmek anlamına gelir. What are you going to do about this? cümlesinde this mevcut soruna işaret eder ve soru, dinleyenin eylem planını sorar. Bir şikâyet bağlamında bu soru çoğu zaman tarafsız bir bilgi talebinden fazlasıdır. Sorumluluğu dinleyene yükler ve bir çözüm sunması için ona meydan okuyabilir veya baskı yapabilir.

Alıştırma

Bir şikâyet bağlamında What are you going to do about this? sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Dinleyeni gelecekteki bir etkinliğe davet etmek
  2. Dinleyenin hangi nesneyi satın almayı planladığını sormak
  3. Hangi eylemi gerçekleştireceğini açıklaması için dinleyene baskı yapmak
Cevabı göster

Hangi eylemi gerçekleştireceğini açıklaması için dinleyene baskı yapmak

Ka-ching.

4:05

Ka-çing.

Sincerely, Bandit Heeler. Kültür

4:05

Saygılarımla, Bandit Heeler.

Kültür

Sincerely: resmî mektup kapanış ifadesi

Bu satırda Sincerely, resmî veya oldukça resmî bir mektubun sonunda, yazanın adından hemen önce yer alan bir kapanış ifadesidir. Burada sincerely sözcüğünü içten bir şekilde anlamındaki sıradan bir zarf olarak değil, mektup düzeninin bütün bir parçası olarak düşünün. Bu ifade mesajı nazikçe bitirir ve mektubu yazanın Bandit Heeler olduğunu gösterir. Virgül geleneksel kapanışın bir parçasıdır; düzenlenmiş bir mektupta ad normalde sonraki satırda bulunur.

Alıştırma

Yazanın adından hemen önce gelen resmî mektup kapanışı hangisidir?

  1. Sincerely,
  2. Subject: Parking request
  3. Dear Ms Patel,
Cevabı göster

Sincerely,

Okay, that should do it. Kalıp ifadeler

4:07

Tamam, bu iş görecektir.

Kalıp ifadeler

that should do it: bir adımın yeterli olmasını beklemek

That should do it, konuşanın son yaptığı şeyin veya mevcut sonucun o anki amaca ulaşmak için yeterli olmasını beklediğini anlatır. Bir şeyi bitirdikten ya da ayarladıktan sonra işi doğal biçimde kapatmak için sıkça söylenir. Burada do it, sözcük anlamıyla onu yapmak değil, yeterli olmak veya gereken sonucu üretmek anlamındadır. Should güçlü bir beklenti bildirir, ancak bir adım daha gerekebileceğine dair küçük bir olasılık bırakır.

Alıştırma

Son vidayı sıkmayı bitirdiniz ve onarımın yeterli olmasını bekliyorsunuz. En doğal kapanış sözü hangisidir?

  1. That should explain why it broke.
  2. That already did it yesterday.
  3. That should do it.
Cevabı göster

That should do it.

Now to post this. Kelime

4:08

Şimdi bunu postalamaya.

Kelime

Now to post this: sıradaki posta gönderme adımına geçmek

Now to + fiilin yalın hâli, sıradaki eylemi duyurmanın veya kişinin kendisine hatırlatmasının kısa bir yoludur: “Şimdi ... zamanı.” Burada mektubu hazırlama aşamasından gönderme aşamasına geçildiğini gösterir. Britanya İngilizcesinde post, bir mektubu veya paketi posta hizmetiyle göndermek anlamına gelen bir fiildir. this, hazırlanmış mektubu ifade ettiği için post burada internette bir şey yayımlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir mektup kapatılmış ve gönderilmeye hazırdır. Hangi cümle, mektubu posta hizmetiyle gönderme aşamasına doğal biçimde geçer?

  1. Now I am posting about this letter.
  2. Now to post this letter.
  3. Now this letter was posted.
Cevabı göster

Now to post this letter.

Envelope, envelope.

4:09

Zarf, zarf.

Lick.

4:12

Yala.

Put a stamp on it. Kalıp ifadeler

4:13

Üzerine bir pul yapıştır.

Kalıp ifadeler

Put a stamp on it: yüzeye yerleştirmek için put ... on ...

Put + nesne + on + yüzey yapısı, bir kişiye bir şeyi başka bir şeyin yüzeyine yerleştirmesini söyler. Bu cümlede a stamp yerleştirilen nesnedir; it zamiri ise pulun konduğu zarfı veya mektubu ifade eder. Burada stamp, “posta pulu” anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Cümle emir kipindedir: you öznesi söylenmez ve doğrudan bir talimat verilir.

Alıştırma

Bir etiketi kutunun dış yüzeyine yapıştırmak istiyorsunuz. Hangi cümle doğru talimatı verir?

  1. Put a label in the box.
  2. Put the box on a label.
  3. Put a label on the box.
Cevabı göster

Put a label on the box.

Lick.

4:14

Yala.

And stamp.

4:15

Ve damgala.

Now to post it.

4:16

Şimdi postalamaya.

Now we wait for the reply.

4:20

Şimdi cevabı bekleyeceğiz.

Ah, the mail's here.

4:25

Ah, posta geldi.

It's from the government.

4:26

Hükümetten gelmiş.

Huh.

4:28

Hıh.

Dear Mr. Heeler, Kültür

4:31

Sayın Heeler,

Kültür

Resmî hitap olarak Dear Mr. Heeler,

Dear + hitap unvanı + soyadı, resmî veya yarı resmî bir mektubun ya da e-postanın başında kullanılan yaygın bir hitap biçimidir. Mr. Heeler, erkek bir alıcıya unvanı ve soyadıyla kibarca seslenir. Bu bağlamda resmî bir yanıtın başladığını gösterir. Bu konumda Dear, mektuplarda kullanılan kalıplaşmış bir açılış sözcüğüdür. Tek başına, gönderen ile alıcının yakın veya duygusal bir ilişkisi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Soyadı Carter olan bir erkeğe yazılan resmî mektubu hangi hitap doğru şekilde başlatır?

  1. Dear Carter Mr.,
  2. Dear Mr. Carter,
  3. Sincerely Mr. Carter,
Cevabı göster

Dear Mr. Carter,

your kids' behavior is not our responsibility, Ton ve niyet

4:33

çocuklarınızın davranışları bizim sorumluluğumuzda değildir,

it's yours.

4:35

sizinkindedir.

Ton ve niyet

is not our responsibility, it's yours: sorumluluğu belirlemek

“X is not our responsibility; it's yours” kalıbı, bir görevden sorumlu olabilecek iki tarafı karşılaştırır. Konuşanın tarafındaki sorumluluğu reddeder ve dinleyene yükler. Bu cümlede kurum, çocukların davranışlarıyla ilgilenmesi gereken tarafın kurum değil, dinleyen kişi olduğunu söyler. Yours bağımsız bir iyelik zamiridir. Burada your responsibility ifadesinin yerine geçer; bu nedenle ardından bir isim gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, ismi tekrarlamadan sorumluluğu belirtmek için yours sözcüğünü doğru kullanır?

  1. The final decision isn't our responsibility; it's yours.
  2. The final decision isn't our responsibility; it's your.
  3. The final decision isn't our responsibility; it's yours responsibility.
Cevabı göster

The final decision isn't our responsibility; it's yours.

Please enjoy these dump vouchers. Kültür

4:36

Lütfen bu çöplük kuponlarının tadını çıkarın.

Kültür

dump vouchers: yerel atık bertaraf kuponları

Bu isim grubunda dump, atıkların götürüldüğü bir yeri; vouchers ise bir hizmetten yararlanma hakkı veren belge veya kuponları ifade eder. Dolayısıyla dump vouchers, yerel bir atık bertaraf alanını veya hizmetini kullanmaya yarayan kuponlardır; sağlanan imkânın ayrıntıları yerel programa bağlıdır. Buradaki Please enjoy... resmî bir avantajın neşeyle sunulması gibi duyulur, ancak kuponlar konuşanın asıl sorununu çözmez. Bu uyumsuzluk, yanıtın saçma ve ilgisiz görünmesine yol açar.

Alıştırma

Bu cümlede dump vouchers ne anlama geliyor?

  1. Bilgisayar dosyalarını indirmek için kullanılan kuponlar
  2. Bir atık bertaraf alanını veya hizmetini kullanma hakkı veren kuponlar
  3. Bir ilişkiden ayrılmak için kullanılan kartlar
Cevabı göster

Bir atık bertaraf alanını veya hizmetini kullanma hakkı veren kuponlar

Sincerely, the government.

4:38

Saygılarımla, hükümet.

What?

4:39

Ne?

That's it.

4:40

Buraya kadar.

I'm going to write another letter to the government.

4:41

Hükümete bir mektup daha yazacağım.

Dear government,

4:44

Sevgili hükümet,

if you want my vote this year, Ton ve niyet

4:46

bu yıl oyumu istiyorsanız,

you better buck up your ideas. Deyimler

4:47

fikirlerinizi çeki düzen verseniz iyi olur.

Ton ve niyet

if you want my vote ..., you better ...: desteği koşula bağlamak

if yan cümlesi, konuşanın oyunu karşı tarafın ancak davranışını değiştirirse elde edebileceği bir şey olarak sunar. Bu yalnızca tarafsız bir koşul değildir; siyasi desteği bir baskı aracına dönüştürür. You better, you'd better veya had better yapılarının gündelik konuşmada yaygın olan biçimidir ve ardından fiilin yalın hâli gelir. Burada bir uyarı ekler: tutumunuzu düzeltin, yoksa oyumu kaybedebilirsiniz.

Alıştırma

Cümledeki if you want my vote this year, you better... yapısının temel etkisi nedir?

  1. Karşı tarafın bu yıl oy kullanma hakkı olup olmadığını sorar.
  2. Karşı tarafa hiçbir sonucu olmayan dostça bir tavsiye verir.
  3. Oyu bir koşula bağlar ve karşı tarafı tutumunu düzeltmesi için uyarır.
Cevabı göster

Oyu bir koşula bağlar ve karşı tarafı tutumunu düzeltmesi için uyarır.

Deyimler

buck up your ideas: tutumunu veya performansını düzeltmek

“Buck up your ideas”, birinden tutumunu, çabasını veya performansını düzeltmesini isteyen, Britanya İngilizcesine özgü gündelik bir deyimdir. Bu cümlede konuşan kişi memnun değildir ve hızlı bir değişiklik talep eder. Daha fazla fikir üretmek anlamına gelmez. İfadenin tamamını tek bir deyim olarak anlamak gerekir; nazik bir teşvikten çok eleştiri ve baskı taşır.

Alıştırma

“Tutumunu veya performansını düzeltmek” anlamındaki Britanya İngilizcesine özgü gündelik ifadeyi tamamlayın: If you want to stay on the team, you'll need to ____.

Cevabı göster

buck up your ideas

Ka-ching.

4:50

Ka-çing.

I pay my taxes, Kültür

4:51

Ben vergilerimi ödüyorum,

Kültür

pay my taxes: vergi mükellefi konumunu öne çıkarmak

“I pay my taxes” kelimesi kelimesine, konuşan kişinin vergiler aracılığıyla maddi katkı yaptığını belirtir. Burada ayrıca vergi mükellefi olarak toplumsal konumunu öne çıkarır: Konuşan kişi bu katkıyı, hükûmetten harekete geçmesini veya yeterli bir kamu hizmeti sunmasını beklemek için bir gerekçe olarak gösterir. Dolayısıyla ifade, ardından gelen talebi destekler; yalnızca bir ödeme hakkında tarafsız bir bilgi değildir.

Alıştırma

Bir kamu hizmetiyle ilgili şikâyette “I pay my taxes” ifadesi büyük olasılıkla ne yapar?

  1. Vergi ödemenin isteğe bağlı olduğunu kabul eder.
  2. Hesap verebilirlik talebini desteklemek için konuşan kişinin vergi mükellefi konumunu kullanır.
  3. Dinleyenden konuşan kişinin vergi borcunu hesaplamasını ister.
Cevabı göster

Hesap verebilirlik talebini desteklemek için konuşan kişinin vergi mükellefi konumunu kullanır.

so you have to sort my naughty kids out. Öbek fiiller

4:52

bu yüzden benim yaramaz çocuklarımı yola getirmek zorundasınız.

Öbek fiiller

sort my naughty kids out: ayrılabilen sort ... out öbek fiilinin kullanımı

Burada sort my naughty kids out, çocukların kötü davranışlarıyla ilgilenip durumu kontrol altına almak demektir. Sort ... out, sort fiilinin olağan “sınıflandırmak” anlamında kullanılmamıştır. Bu öbek fiil ayrılabilir. Bir isim öbeği, buradaki gibi sort ile out arasına veya out'tan sonra gelebilir: sort the problem out / sort out the problem. Zamir mutlaka ortada olmalıdır: sort it out doğrudur, sort out it değildir.

Alıştırma

Cümleyi sort ... out ve it zamiriyle tamamlayın: The booking problem is urgent, so let's ____ today.

Cevabı göster

sort it out

Bandit Heeler.

4:55

Bandit Heeler.

Envelope, lick, stamp, post. Anlatım akışı

4:56

Zarf, yala, pul, postala.

Anlatım akışı

Envelope, lick, stamp, post: sıkıştırılmış bir eylem dizisi

Bu ifade, mektup gönderme sürecini dört kısa ipucuna sıkıştırır. Dinleyici, eksik kısımları sıra ve durumdan tamamlar: zarfı al, kapağını yala, pul yapıştır ve postala. Bu sözcükler dört tam cümle değil, hızlı bir kontrol listesi gibi işlev görür. Özne, nesne ve bağlaçların çıkarılması, her sözcüğün bir sonraki adım gibi gelmesini sağlar ve anlatımı hızlandırır.

Alıştırma

“Envelope, lick, stamp, post.” ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Dört tam ve resmî cümle sunar.
  2. Dört farklı posta hizmeti türünü karşılaştırır.
  3. Bir süreci hızlı ve ritmik bir kontrol listesine sıkıştırır.
Cevabı göster

Bir süreci hızlı ve ritmik bir kontrol listesine sıkıştırır.

Ah, they replied.

5:00

Ah, cevap verdiler.

This better be good. Ton ve niyet

5:02

Umarım iyi bir şeydir.

Ton ve niyet

This better be good: gündelik had better

Gündelik konuşmada This better be good, This had better be good ifadesinin kısalmış biçimidir. Had better + fiilin yalın hâli güçlü bir beklenti ya da uyarı anlatır: birazdan görülecek, duyulacak veya açıklanacak şey konuşanın beklentisini karşılamak zorundadır. Buradaki better, “daha kaliteli” anlamındaki karşılaştırma değildir. Cümle çoğu zaman konuşanın sabırsız veya kuşkulu olduğunu ve sonuç iyi olmazsa sinirlenebileceğini ima eder.

Alıştırma

Hangi cümle, birini ikna edici bir açıklama yapması için güçlü biçimde baskı altına alır?

  1. You should hear the explanation.
  2. Your explanation is better than the first one.
  3. You better have a convincing explanation.
Cevabı göster

You better have a convincing explanation.

Dear Mr. Heeler,

5:03

Sayın Heeler,

your taxes go towards roads, and hospitals, and army stuff, Kalıp ifadeler

5:04

vergileriniz yollara, hastanelere ve ordu işlerine gidiyor,

not making your kids listen to you.

5:08

çocuklarınızın sizi dinlemesini sağlamaya değil.

Kalıp ifadeler

taxes go towards: paranın bir amaç için kullanılması

Bu cümlede taxes go towards roads, vergi parasının yolları finanse etmek için kullanıldığı anlamına gelir. Go towards + isim veya -ing biçimi; para, kaynak, zaman ya da emeğin bir amaca nasıl katkıda bulunduğunu anlatabilir. Bu ifade genellikle bir şeyin o amacı ödemeye veya desteklemeye yardımcı olduğunu belirtir; bütün masrafı karşıladığı anlamına gelmeyebilir. Burada go fiziksel hareket anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “ödemeye yardımcı olmak için kullanılmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Part of the membership fee will ____ maintaining the community garden.

Cevabı göster

go towards

We're sorry if we've lost your vote, Ton ve niyet

5:09

Oyunuzu kaybettiysek üzgünüz,

Ton ve niyet

We're sorry if we've lost your vote: koşullu bir özür

“We're sorry if ...” if kullanarak ardından gelen durumu bir koşul ya da henüz kesinleşmemiş bir olasılık olarak sunar. Burada konuşanlar dinleyicinin oyunu kaybetmiş olabilecekleri için üzüntü belirtiyor, fakat kendi davranışlarının yanlış olduğunu kabul etmiyor. Sonraki cümlede dinleyiciyi reddedip ona hakaret ettikleri için bu resmî özür samimi olmaktan çok küçümseyici ve alaycı duyuluyor. Başka bağlamlarda, sonuç gerçekten belirsizse sorry if samimi olabilir; bu yüzden neyin belirsiz olduğuna ve konuşanın sorumluluk kabul edip etmediğine bakmak gerekir.

Alıştırma

Bu bağlamda “We're sorry if we've lost your vote” ne yapıyor?

  1. Hata kabul etmeden olası bir sonuçtan dolayı üzüntü belirtir.
  2. Konuşanların yanlış davrandığını açıkça kabul eder.
  3. Oyu geri kazanmak için politikayı değiştirme sözü verir.
Cevabı göster

Hata kabul etmeden olası bir sonuçtan dolayı üzüntü belirtir.

but to be honest, you sound like a pain in the bum and we don't want you anyway. Notlar

5:11

ama dürüst olmak gerekirse, baş belası birine benziyorsunuz ve zaten sizi istemiyoruz.

Ton ve niyet

to be honest: doğrudan bir görüşü sunmak

To be honest, özellikle beklenmedik veya hoş karşılanmayabilecek açık sözlü bir görüşü sunan söylem belirtecidir. Burada önceki resmî özürden kaba ve hakaret içeren bir yargıya geçildiğini gösterir. Bu ifade konuşanı açık sözlü gösterebilir, ancak ardından gelen sözleri kibar hâle getirmez. Etkisi sonrasında söylenenlere bağlıdır: düşünülmüş bir anlaşmazlığı sunabilir ya da bir eleştirinin gelmekte olduğunu haber verebilir.

Alıştırma

Örnekte “to be honest” neyin işaretini veriyor?

  1. Doğrudan ve hoş karşılanmayabilecek bir görüş geliyor.
  2. Konuşan eleştiriyi övgüye dönüştürüyor.
  3. Daha önce söylenen her şey kesinlikle yalandı.
Cevabı göster

Doğrudan ve hoş karşılanmayabilecek bir görüş geliyor.

Dilbilgisi

sound like: duyduklarından bir izlenim oluşturmak

Bu cümlede you sound like ..., bir kişinin iletişim kurma biçiminin onun belirli türde biri olduğu izlenimini verdiği anlamına gelir. Bu yargı, sesinin başka bir sese benzemesinden değil, sözlerinden veya davranışlarından doğar. Bir isim öbeği ya da yan cümleden önce sound like kullanılır: You sound like an expert; It sounds like we are late. Bir sıfattan önce ise sound doğrudan kullanılır: That sounds difficult.

Alıştırma

Cümleyi sound like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After hearing the proposal, the plan ____ a practical solution.

Cevabı göster

sounds like

Deyimler

a pain in the bum: gündelik bir Britanya İngilizcesi şikâyeti

A pain in the bum, sinir bozucu, sorun çıkaran veya uğraşması zor bir kişi ya da şey için kullanılan gündelik bir Britanya İngilizcesi deyimidir. Burada kişiyi rahatsız edici olarak nitelendirir; fiziksel bir ağrıyı anlatmaz. Bum, kalça için kullanılan biraz kaba ve gündelik bir sözcüktür. Bu nedenle deyim, daha argo bazı seçeneklerden daha hafiftir; ancak yine de olumsuz bir kişisel yargıdır.

Alıştırma

Bu ifadenin resmî bir performans değerlendirmesine uygun olup olmadığına karar verin: “Jordan is a pain in the bum.”

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Maybe vote for the other dudes. Kelime

5:14

Belki gidip diğer elemanlara oy verirsiniz.

Kelime

other dudes: bilerek aşırı gündelik bir ifade

Dudes, insanlardan söz etmenin çok samimi ve gündelik bir yoludur; kabaca adamlar veya herifler gibidir. Burada the other dudes, diğer adayları ya da karşı siyasi tarafı belirsiz ve gelişigüzel biçimde anlatır. Bu da konuşanın oyun kime gideceğini pek umursamadığı izlenimini verir. Resmî görünmesi gereken bir yanıtta bu sözcük seçimi bilerek yersizdir. Kurumsal dilden birden arkadaş sohbetine geçilmesi, umursamaz ve komik bir etki yaratır.

Alıştırma

Oy verme hakkında resmî tarzda bir yanıtta other dudes neden dikkat çekicidir?

  1. Bulunduğu ortam için bilerek fazlasıyla gündeliktir.
  2. Seçim adaylarının standart resmî unvanıdır.
  3. Bütün adayların yakın arkadaş olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Bulunduğu ortam için bilerek fazlasıyla gündeliktir.

Please enjoy this fridge calendar.

5:15

Lütfen bu buzdolabı takviminin tadını çıkarın.

Sincerely, the government.

5:17

Saygılarımla, hükümet.

What?

5:19

Ne?

This country's stuffed. Kelime

5:20

Bu ülke mahvolmuş.

Kelime

stuffed: “mahvolmuş” veya “ciddi biçimde zor durumda”

Gündelik Britanya ve Avustralya İngilizcesinde be stuffed; mahvolmuş, bozulmuş veya ciddi biçimde zor durumda olmak anlamına gelebilir. Özne bir ülke olduğunda This country's stuffed, ülkenin korkunç durumda olduğuna veya artık kurtarılamayacağına dair abartılı bir yargıdır. Anlamı bağlam belirler. Stuffed ayrıca bir şeyin ağzına kadar dolu olduğunu ya da birinin çok fazla yemek yediğini anlatabilir; ancak bu anlamların hiçbiri buradaki yakınmaya uymaz.

Alıştırma

Şu gündelik cümlede stuffed ne anlama gelir: 'The plan is stuffed unless we get more funding.'?

  1. Plan üzerinde çalışan herkes çok fazla yemek yemiş.
  2. Plan fiziksel olarak nesnelerle doldurulmuş.
  3. Plan ciddi biçimde zor durumda ve başarısız olabilir.
Cevabı göster

Plan ciddi biçimde zor durumda ve başarısız olabilir.

Again.

5:23

Bir daha.