Peppa ve George, Baba Domuz'a Yemek Pişiriyor 🐷 @PeppaPigOfficial: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ile George Babalar Günü’nü unuttuklarını fark eder; ev işlerine ara veren Baba Pig’e el yapımı bir kart, sıra dışı bir pasta ve ailece düzenlenen bir çay partisi hazırlayarak teşekkürlerini gösterirler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. could do with a bit of a tidy up. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir yerin toplanması gerektiğini özellikle hafifleterek dile getiren bu Britanya İngilizcesi ifadesini anlayacaksınız. could do with kalıbını, birinin yapabileceği bir işi harfi harfine anlatmak yerine ihtiyacı dolaylı biçimde bildiren bir yapı olarak tanıyacak; oda, bahçe veya iyileştirilmesi yararlı olacak başka durumlar hakkında nazikçe yorum yapabileceksiniz. 2. it would be really lovely if — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu kalıbın bir rica ya da öneriyi emir gibi değil, sıcak bir beklenti gibi sunduğunu öğreneceksiniz. Birini yardım etmeye, bir şey hazırlamaya veya bir plana katılmaya kibarca teşvik ederken bu yapıyı kullanabilecek; yumuşak anlatıma rağmen konuşanın önerilen eylemin gerçekten yapılmasını istediğini anlayabileceksiniz. 3. were supposed to be watching — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: be supposed to yapısının planlanmış düzeni veya beklentiyi, sürerlik biçiminin ise tam o sırada yapılması beklenen faaliyeti nasıl belirttiğini göreceksiniz. Birinin o anda yapıyor olması gereken şey ile gerçekte yaptığı şeyi karşılaştırabilecek, özellikle bir planı ya da sorumluluğu hatırlatabileceksiniz.
Bu derste
It is the day when everyone thanks their daddy for being their daddy. Dilbilgisi
0:07Bugün herkesin babasına, babası olduğu için teşekkür ettiği gün.
the day when: bir günü o gün olanlarla ilişkilendirmek
the day when ... ifadesinde when, o gün ne olduğunu anlatan bir yan cümle ekler. Bu ilgi cümleciği günü belirler. Burada everyone thanks their daddy for being their daddy, günü tanımlamak için kullanılan olaydır. Tekrar kullanılabilen kalıp the day when + tam bir cümleciktir. Bu cümlecikte when, o gün anlamına gelir; ayrı bir soru ya da zaman açıklaması başlatmak yerine olayı day sözcüğüne bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede when ne işe yarıyor?
- Günün hangi tarihe denk geldiğini sorar.
- Günün ne kadar sürdüğünü anlatır.
- O gün ne olduğunu anlatan bir cümlecik başlatır.
Cevabı göster
O gün ne olduğunu anlatan bir cümlecik başlatır.
What a great day to...: bir durumu ünlemle övmek
Burada What a great day ..., güçlü bir duygu gösterir: konuşan kişi günün harika olduğunu düşünür. Bu bir soru değil, ünlemdir. Kalıp What a + sıfat + tekil sayılabilen isim şeklindedir. to-infinitive yapısı, duygunun hangi etkinlik ya da rolle ilgili olduğunu gösterir. Burada to be a father, o gün baba olmanın özellikle güzel hissettirmesi demektir; o gün baba hâline gelmek demek değildir. Anlam uygun olduğunda aynı kalıp time, place veya chance gibi isimlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
What a ... to ... kalıbını wonderful ve morning sözcükleriyle kullanarak ünlemi tamamlayın: ____ take a walk!
Cevabı göster
What a wonderful morning to
Mummy, can me and George play in the garden today? Dilbilgisi
0:16Anne, bugün George ve ben bahçede oynayabilir miyiz?
Özne olarak me and George: standart biçim George and I
Bu soruda me and George sözleri play fiilinin öznesini oluşturur. Standart İngilizcede burada özne zamiri kullanılır; bu yüzden standart biçim George and I'dır. Bu replik, bir çocuğun kullanabileceği gündelik ve standart dışı söyleyişi korur. Hızlıca kontrol etmek için George çıkarılabilir: Can I play...? standarttır, ancak Can me play...? değildir.
Alıştırma
Hangi cümle standart özne biçimini kullanıyor?
- Can George and I play outside today?
- Can me and George play outside today?
- Can George and me play outside today?
Cevabı göster
Can George and I play outside today?
might do some weeding: belirsiz bir plan
Might + fiilin yalın hâli, eylemi kararlaştırılmış değil, mümkün bir şey olarak sunar. Buradaki I might..., konuşanın bir planı düşündüğünü gösterir; might bu cümlede geçmiş zamanı belirtmez. Do some weeding, istenmeyen otları temizlemek anlamına gelen doğal bir etkinlik ifadesidir. Some miktarı belirsiz bırakır ve planın daha gündelik duyulmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle bu öğleden sonrası için belirsiz bir planı doğal biçimde ifade ediyor?
- I will definitely do some weeding this afternoon.
- I might do some weeding this afternoon.
- I did some weeding this afternoon.
Cevabı göster
I might do some weeding this afternoon.
Well done: gerçek anlamda tamamlanma değil, övgü
Well done, birinin çabasını, performansını veya sonucunu övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bir bütün olarak “Aferin!” anlamına gelen sosyal bir tepki işlevi görür; bir şeyin tamamlandığını kelimesi kelimesine bildirmez. Burada Anne Domuz yalnızca ne yapmayı planladığını söylemiştir. Bu nedenle Baba Domuz'un övgüsü eylemden önce gelir ve neşeli, şakacı bir hava taşır. Well done normalde gerçek bir başarıdan veya iyi bir çabadan sonra kullanılır.
Alıştırma
Arkadaşın az önce zor bir bulmacayı çözdü. Hangi cevap doğal bir övgüdür?
- Never mind.
- Well done!
- It's done.
Cevabı göster
Well done!
This garden could do with a bit of a tidy up. Deyimler
0:25Bu bahçenin biraz düzenlemeye ihtiyacı var.
could do with a bit of a tidy up: ihtiyacı yumuşatarak ifade etme
Could do with + isim veya -ing biçimi, “olsa daha iyi olur” ya da daha doğrudan “ihtiyacı var” anlamına gelir. with sonrasında gelen şeyi kullanarak bir iş yapmak anlamına gelmez. A tidy-up, bir yeri düzenli hâle getirme işidir; a bit of a ise eleştiriyi daha küçük ve yumuşak gösterir. Bu nedenle cümle bahçenin toparlanması gerektiğini söyler, ancak bu yargıyı doğrudan bir şikâyet yerine hafif bir öneri olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve “olsa daha iyi olur” anlamına gelen üç sözcüklü Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: The hallway ____ a fresh coat of paint.
Cevabı göster
could do with
needs cutting: edilgen anlamlı need + -ing
needs cutting ifadesinde yapı need + -ing şeklindedir. Özne olan the grass eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: birinin çimleri biçmesi gerekir. Bu yüzden be + geçmiş zaman ortacı biçimi bulunmasa da anlam edilgendir. Bir şey özellikle temizlik, onarım veya boyama gibi bir işlem gerektirdiğinde bu yapıyı kullanabilirsiniz. Genellikle need + to be + geçmiş zaman ortacı biçiminde yeniden söylenebilir: The grass needs to be cut.
Alıştırma
need + -ing yapısını ve clean fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The oven is dirty. It ____.
Cevabı göster
needs cleaning
haven't you?: present perfect sonrasında olumsuz soru eklentisi
haven't you? bir soru eklentisidir. Olumlu present perfect cümlesi You've all forgotten, olumsuz bir soru eklentisiyle devam eder. Bu bölüm have yardımcı fiilini haven't biçiminde tekrarlar ve özneye uyan you zamirini kullanır. Burada konuşan kişi herkesin unuttuğuna zaten inanır. Soru eklentisi onay ister ve bir hatırlatma ya da hafif bir sitem gibi de duyulabilir; tamamen yeni bir bilgi isteyen tarafsız bir soru değildir.
Alıştırma
Soru eklentisini tamamlayın: You've locked the door, ____?
Cevabı göster
haven't you
It's Father's Day, when daddies get thanks and cards, and sometimes cake. Notlar
0:45Bugün Babalar Günü, babaların teşekkür ve kart aldığı ve bazen pasta yediği gün.
Father's Day: yerleşik özel gün adı
Father's Day, babaları ve baba rolünü üstlenen kişileri onurlandıran özel günün yerleşik adıdır. Kartlar, teşekkür mesajları, hediyeler, yiyecekler ve ailece yapılan etkinlikler yaygın kutlama biçimleridir. Belirli tarih ve gelenekler ülkeye göre değişir; bu nedenle ad, özel günü tanımlar ancak tüm dünyada tek bir tarih olduğunu göstermez.
Alıştırma
Hangi ifade Father's Day'i doğru şekilde açıklar?
- Her ülkede aynı tarihte kutlanır.
- Babaları onurlandıran bir gündür ve tarihi ülkeye göre değişebilir.
- Her ailenin kendisinin uydurduğu özel bir addır.
Cevabı göster
Babaları onurlandıran bir gündür ve tarihi ülkeye göre değişebilir.
get thanks and cards: “almak” anlamındaki get
get thanks and cards ifadesinde get, receive gibi “almak” veya “kendisine verilmek” anlamındadır. get sözcüğünden sonraki isimler babalara ulaşan şeyleri belirtir; bu nedenle get burada gidip getirmek veya bir şeye dönüşmek anlamına gelmez. get sözcüğünün “almak” anlamı günlük İngilizcede çok yaygındır. get a card, get a message ve get help gibi ifadelerde kullanılır. Geçmiş zaman biçimi got'tur.
Alıştırma
Cümleyi “aldım” anlamını verecek şekilde get fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Yesterday, I ____ a postcard from my aunt.
Cevabı göster
got
Sort of, although Mother's Day is a real day, Ton ve niyet
0:55Bir nevi, gerçi Anneler Günü gerçek bir gün,
And Father's Day is a sort of made up modern thing. Kelime
0:59Ve Babalar Günü bir çeşit uydurma modern bir şey.
Sort of, although: çekince öncesinde kısmi onay
Bu konuşma yanıtında Sort of, “kısmen” veya “bir ölçüde” anlamına gelir. Tam bir onay değil, tereddütlü ve sınırlı bir evettir. Ardından although, bu onayı sınırlayan gerçeği sunar. Sort of, although... akışı, bir düşüncenin bir kısmını kabul edip hemen ardından önemli bir farkı belirtmeye yarar.
Alıştırma
Bir arkadaş “Is the room ready?” diye soruyor. Hangi yanıt önce kısmen onaylayıp ardından bir çekince ekliyor?
- No, because it is completely ready.
- Yes, and absolutely nothing needs changing.
- Sort of, although we still need to move two chairs.
Cevabı göster
Sort of, although we still need to move two chairs.
made up modern thing: yakın zamanda oluşturulmuş bir uygulamayla alay etmek
Made up burada insanlar tarafından uydurulmuş veya oluşturulmuş anlamına gelir ve bunun eski, yerleşmiş bir gelenek olmadığı imasını taşır. Özenli yazıda isimden önce gelen bu sıfat normalde kısa çizgiyle yazılır: a made-up modern thing. Modern thing, yakın zamana ait bir düşünce veya uygulama için kullanılan gündelik ve kasıtlı olarak belirsiz bir etikettir. İfade bütünüyle Babalar Günü'nü yakın zamanda ortaya çıkarılmış bir şey gibi hafifçe küçümser; bu sahnede şaka amaçlıdır, günün var olmadığını ciddi biçimde iddia etmez.
Alıştırma
“They laughed about the made-up holiday,” cümlesinde made-up ne anlama gelir?
- Gerçek veya yerleşmiş değil, uydurulmuş
- Makyaj yapmış
- Birkaç fiziksel parçadan oluşturulmuş
Cevabı göster
Gerçek veya yerleşmiş değil, uydurulmuş
It's exactly like Mother's Day, but for daddies. Anlatım akışı
1:04Tıpkı Anneler Günü gibi, ama babalar için.
exactly like A, but for B: önce karşılaştır, sonra grubu değiştir
Exactly like A önce yeni bir fikri bilinen A fikriyle ilişkilendirir. Ardından but for B hedef grubu değiştirir: burada Babalar Günü, Anneler Günü ile aynı tür kutlama olarak sunulur; kutlanan kişiler ise babalardır. Bu kalıpta but for B, B'nin hedef kitle olduğunu belirtir; B hariç ya da B olmasaydı anlamına gelmez. Yapı önce ortak özellikleri, ardından tek bir önemli değişikliği açıklar.
Alıştırma
Yeni kulübü yetişkin kulübüyle karşılaştırmak için exactly like kullanarak cümleyi tamamlayın: This reading club is ____, but for teenagers.
Cevabı göster
exactly like the adult club
Poor Daddy: acıma bildiren poor
Poor bir kişinin adından veya aile içindeki hitabından önce geldiğinde, o kişinin talihsiz olduğunu ya da acınacak bir durumda bulunduğunu anlatabilir. Poor Daddy, babanın başına üzücü bir şey geldiği için konuşanın ona acıdığını gösteren kısa bir ünlemdir. Kelimenin yeri ve bağlam önemlidir. Poor Daddy, babayı şefkat ve üzüntüyle tanımlar; onun parasız olduğunu söylemez. Tam anlamı I feel sorry for Daddy ifadesine yakındır.
Alıştırma
Hangi yanıt poor sözcüğünü parasızlıktan söz etmek için değil, acıma göstermek için kullanıyor?
- Maya is poor, so she is saving money.
- Poor Maya! She won every prize and feels delighted.
- Poor Maya! She has to miss the picnic because she is ill.
Cevabı göster
Poor Maya! She has to miss the picnic because she is ill.
What would you most like to do on your special day? Ton ve niyet
1:13Özel gününde en çok ne yapmak istersin?
What would you most like to do: en güçlü tercihi nazikçe sormak
What would you like to do? başka bir kişinin tercihini nazikçe sorar. Burada would geçmiş zamanı göstermez; soruyu yumuşatır ve diğer kişiye seçim yapabileceği bir alan bırakır. Most, birkaç olasılık arasındaki en güçlü tercihi sorar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp What would you most like to + fiilin yalın hâli...? şeklindedir.
Alıştırma
Hangi soru, birinin Londra’da en çok ne görmek istediğini nazikçe sorar?
- What would you most liked to see in London?
- What did you most like to see in London tomorrow?
- What would you most like to see in London?
Cevabı göster
What would you most like to see in London?
Um, could I watch some racing cars on TV? Ton ve niyet
1:16Hımm, televizyonda araba yarışı izleyebilir miyim?
could I watch: nazikçe izin istemek
Could I + fiilin yalın hâli...? izin istemenin nazik bir yoludur. could I watch ifadesinde watch, kiplik fiili could sonrasında yalın hâlde kalır; to veya geçmiş zaman eki eklenmez. Buradaki could geçmişteki bir beceriyi anlatmaz. Konuşan kişi eyleme izin verilip verilmediğini sorarken izin talebini daha çekingen ve yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle telefon kullanmak için doğru ve nazik biçimde izin ister?
- Could I to use your phone for one quick call?
- Could I use your phone for one quick call?
- Could I used your phone for one quick call?
Cevabı göster
Could I use your phone for one quick call?
There you go: bir şeyi vermek veya hazır olduğunu göstermek
There you go, bir şeyi uzatırken, birine yardım etmeyi bitirirken veya onun için bir şeyi hazır hâle getirirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada karşıdaki kişinin isteğinin yerine getirildiğini gösterir; “İşte, hazır” ya da “Buyurun” anlamına gelir. Birine bir yere gitmesini söyleyen yön tarifi değildir. Anlamı, sözcükleri tek tek çevirmekten değil, etkileşimden ve tamamlanan eylemden gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın yeni telefonunu ayarlayıp ona geri veriyorsunuz. Söylenebilecek en doğal cümle hangisidir?
- Go there. It's ready to use.
- There you go. It's ready to use.
- You go there. It's ready to use.
Cevabı göster
There you go. It's ready to use.
Daddy Pig loves watching racing cars on TV.
1:24Baba Domuz televizyonda araba yarışı izlemeyi sever.
Peppa, George, it would be really lovely if you made Daddy a Father's Day card. Ton ve niyet
1:30Peppa, George, eğer Baba'ya bir Babalar Günü kartı yaparsanız gerçekten çok hoş olur.
it would be really lovely if: bir ricayı sıcak bir dilek gibi sunmak
It would be really lovely if + yan cümle, bir rica ya da öneriyi sıcak bir dilek gibi sunar: “Eğer ... olursa çok memnun olurum.” Bu cümlede konuşan kişi, çocuklara doğrudan emir vermek yerine onları nazikçe kart yapmaya teşvik eder. if yan cümlesindeki fiil, if you made örneğinde olduğu gibi, varsayımsal bir mesafe oluşturmak ve ricayı yumuşatmak için geçmiş biçimde olabilir. Buradaki made, eylemi geçmiş zamana yerleştirmez; istenen eylem hâlâ şimdiye veya geleceğe aittir. Really, cümleyi emre dönüştürmeden olumlu duyguyu güçlendirir.
Alıştırma
Nazik daveti öğrendiğiniz kalıbın aynısıyla tamamlayın: It ____ you joined us for dinner.
Cevabı göster
would be really lovely if
want it to say: bir şeyin üzerinde ne yazacağını sormak
want + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısı, birinin o kişi ya da nesnenin bir şey yapmasını veya göstermesini istediğini belirtir. want it to say ifadesinde it kartı gösterir; to say ise kartın içinde bulunması istenen sözleri belirtir. İngilizcede üzerinde yazı bulunan şeyler de say something yapabilir: bir kart, tabela, etiket veya mesaj say “Happy Birthday.” şeklinde kullanılabilir. Nesne gerçekten konuşmaz; burada say, o sözlerin üzerinde yazılı veya gösteriliyor olması demektir.
Alıştırma
Bir tabelada hangi sözlerin yer alması gerektiğini doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- What do you want to say?
- What does the sign want to say?
- What do you want the sign to say?
Cevabı göster
What do you want the sign to say?
bestest: best sözcüğünün çocuksu ve standart dışı biçimi
Bestest, best sözcüğüne bir kez daha -est eklenerek oluşturulmuş, şakacı ve standart dışı bir biçimdir. Standart İngilizcede best zaten good sözcüğünün en üstünlük hâlidir; bu yüzden bestest düzenli ve dil bilgisel bir en üstünlük biçimi değildir. Burada övgüyü çocuksu, sevgi dolu ve daha güçlü gösterir; yaklaşık olarak “en ama en iyi” anlamını verir. Best sözcüğünden daha yüksek resmî bir dereceyi değil, konuşanın tonunu gösterir.
Alıştırma
Resmî bir teşekkür notu için hangi cümle uygundur?
- You are the best teacher I have ever had.
- You are the most best teacher I have ever had.
- You are the bestest teacher I have ever had.
Cevabı göster
You are the best teacher I have ever had.
Kartta sevgi belirten Kiss kiss.
Bir kartta veya kısa mesajda Kiss kiss., yazan kişi okuyana iki öpücük veriyormuş gibi sevgi aktarır. Kiss sözcüğünün tekrarlanması ifadeye sıcak ve neşeli bir hava katar; bu kullanım özellikle çocuklar veya yakın ilişkiler için uygundur. Burada ifade, kısa bir yazılı mesaj işlevi görür; birine iki kez öpmesini söyleyen emir değildir. Sevilen birine yazılan kart bağlamı, ifadenin bu şekilde anlaşılmasını sağlar.
Alıştırma
Yakın bir aile üyesine yazılan kartın sonundaki Kiss kiss. büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Sıcak bir biçimde öpücük ve sevgi gönderir.
- Okuyandan nasıl öpüleceğini açıklamasını ister.
- Okuyana birini iki kez öpmesini söyler.
Cevabı göster
Sıcak bir biçimde öpücük ve sevgi gönderir.
just needs one more thing: yalnızca son bir ek gerekiyor
just needs one more thing ifadesinde just “yalnızca” demektir. Konuşan kişi bir şeyin neredeyse tamamlandığını ve yalnızca son bir ek gerektiğini söyler; burada just “az önce” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp tekil özne + just needs + one more thing şeklindedir. Eksik olan şey iki noktadan sonra ya da sonraki cümlede belirtilebilir.
Alıştırma
Hangi cümle tasarımın neredeyse tamamlandığını ve yalnızca son bir ek gerektiğini doğal biçimde anlatır?
- The designer has just added one more thing: a border.
- The design needs more than one thing before it is complete.
- The design just needs one more thing: a border.
Cevabı göster
The design just needs one more thing: a border.
Ooh, I'm not sure it needs glitter, Peppa. Ton ve niyet
2:02Ooh, sim gerekli mi emin değilim, Peppa.
I'm not sure: karşı çıkmayı yumuşatmak
Burada I'm not sure yalnızca bir konuda emin olmamayı anlatmaz. Konuşan kişinin simin gerekli olduğu fikrinden şüphe ettiğini veya bu fikre katılmadığını, doğrudan no demeden nazikçe gösterir. I'm not sure + yan cümle kalıbı, farklı bir görüşü yumuşatarak aktarmanızı sağlar: I'm not sure that plan will work. Yan cümle, neyden şüphe ettiğinizi belirtir.
Alıştırma
Şiddetli yağmurda piknik yapma planını kibarca sorgulamak istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?
- I don't know what a picnic is.
- I'm not sure a picnic is a good idea in this rain.
- A picnic is impossible, and your idea is bad.
Cevabı göster
I'm not sure a picnic is a good idea in this rain.
does need: olumlu cümlede vurgulayıcı do
does need yapısındaki does, vurgulama amacı taşıyan bir yardımcı fiildir. Olumlu ifadeyi güçlendirir: Konuşan kişi, özellikle önceki şüpheye karşılık olarak simin gerçekten gerekli olduğunda ısrar eder. Kalıp özne + do/does + fiilin yalın hâlidir. Üçüncü tekil şahıs öznesi it ile does need kullanılır; does needs denmez. Vurgu olmadığında normal biçim it needs olur.
Alıştırma
Odanın gerçekten daha fazla ışığa ihtiyacı olduğunda ısrar etmek için cümleyi need fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The room ____ more light.
Cevabı göster
does need
Kaybolan bir nesne için is lost
Bir nesne is lost olduğunda, insanlar onun nerede olduğunu bilmez veya onu bulamaz. Burada is lost, simlerin bulunamadığı anlamına gelir; simlerin yönünü şaşırdığı anlamına gelmez. Özne anlamı belirlemeye yardımcı olur: anahtar, telefon veya bilet gibi bir nesneyle be lost genellikle bulunamayan bir şeyi anlatır. Özne bir kişiyse be lost çoğu zaman kişinin nerede olduğunu bilmemesi anlamına gelir.
Alıştırma
Biletin bulunamadığını söylemek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The ticket ____.
Cevabı göster
is lost
Someone has put the glitter high up on top of the fridge. Kalıp ifadeler
2:12Birisi simi buzdolabının en tepesine koymuş.
high up on top of the fridge: buzdolabının üstünde, yüksekte
High up, simlerin yerden oldukça yüksek bir konumda olduğunu belirtir. On top of the fridge tam konumu verir: buzdolabının üst yüzeyi. Birlikte high up on top of ... genel yüksekliği belirli bir taşıyıcı yüzeyle birleştirir. Burada up ve on top of gereksiz tekrar değildir: ilki konumun ne kadar yüksek olduğunu vurgular, ikincisi nesnenin nerede olduğunu gösterir.
Alıştırma
Gardırobun üst yüzeyindeki çok yüksek bir konumu anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The suitcase is ____ the wardrobe.
Cevabı göster
high up on top of
Well done for + -ing: övgünün nedenini belirtme
Well done bir övgü ifadesidir. for finding it eklendiğinde, övgüyü hak eden eylem açıkça belirtilir: Peppa o şeyi başarıyla bulmuştur. Well done for + eylem kalıbı övgüyü daha belirgin hâle getirir. Burada for bir edattır, bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: for finding denir, for find denmez.
Alıştırma
help fiilinin doğru biçimini kullanarak övgü cümlesini tamamlayın: Well done for ____ the new student.
Cevabı göster
helping
Nah: no demenin çok gündelik bir yolu
Nah, no demenin çok gündelik bir konuşma dilindeki karşılığıdır. Bu cümlede ek bir açıklama olmadan hızlı ve rahat bir olumsuz yanıt verir.
Alıştırma
Resmî bir etkinlikte biri size içecek ikram ediyor. En kibar yanıt hangisidir?
- No, thank you.
- Nope.
- Nah.
Cevabı göster
No, thank you.
Now, let's make a Father's Day cake. Anlatım akışı
2:44Şimdi, hadi bir Babalar Günü pastası yapalım.
Now, let's make ...: sonraki adıma geçmek
Now burada bir geçiş işareti olarak kullanılır: önceki etkinliğin bittiğini ve yeni bir adımın başladığını gösterir. Yalnızca şimdiki zamanı belirtmez. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır ve ardından fiilin yalın hâli gelir. Now, let's + fiilin yalın hâli hem sonraki adımı düzenler hem de konuşanı ve dinleyenleri birlikte harekete geçmeye davet eder.
Alıştırma
Grup bir şekli çizmeyi bitirdi. Hangi cümle herkesi doğal biçimde şekli boyama adımına geçirir?
- Now, let's colour the shape.
- Now, let's drawing another shape.
- The shape is colourful now.
Cevabı göster
Now, let's colour the shape.
put ... in the cake: bir malzeme eklemek
What can we put in the cake? sorusunda what, sorulan malzemeyi temsil eder. Soru yapısında what başa gelir, ancak temel kalıp put + malzeme + in + yiyecek veya kap şeklindedir. Örneğin We can put fruit in the cake. denir. Burada in the cake, malzemenin pastanın bir parçası olması anlamına gelir. Pastanın tamamını başka bir yere taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Malzemelerle ilgili soruyu put ... in kalıbıyla tamamlayın: What can we ____ the soup?
Cevabı göster
put in
I'm not sure Daddy Pig likes ketchup in cake.
2:56Baba Domuz'un pastada ketçap sevdiğinden emin değilim.
What's going on here? — Şu anda olanları sormak
“What's going on here?”, “Şu anda burada ne oluyor?” anlamına gelen yaygın bir konuşma dili sorusudur. Bir yere geldiğinizde sıra dışı veya anlaşılması zor bir durum fark edip açıklama istediğinizde kullanılır. Bu ifadede “go on”, “olmak” veya “meydana gelmek” anlamındadır; yürümeyi ya da hareket etmeyi anlatmaz. Tonlamaya bağlı olarak soru meraklı, şaşkın veya hesap soran bir tavır taşıyabilir.
Alıştırma
Bir odaya giriyor ve herkesin sandalyeleri taşıdığını görüyorsunuz. Şu anda gerçekleşen etkinliği sormak istiyorsunuz. Hangi soru en uygundur?
- What went on here?
- What's going over here?
- What's going on here?
Cevabı göster
What's going on here?
You were supposed to be watching racing cars on TV. Dilbilgisi
3:17Televizyonda araba yarışı izliyor olman gerekiyordu.
were supposed to be watching — Geçmişte devam ediyor olması beklenen eylem
“were supposed to be watching”, önceki bir plana, göreve veya beklentiye göre kişinin geçmişte belirli bir anda bir şeyi izliyor olması gerektiğini anlatır. Bağlam, kişinin gerçekte bunu yapmadığını gösterir. Kalıp was/were supposed to be + fiil-ing biçimindedir. Was/were supposed to geçmişteki beklentiyi verir; ilerleyen mastar yapısındaki be watching ise eylemin o anda devam ediyor olmasının beklendiğini vurgular.
Alıştırma
were supposed to be + -ing yapısını ve study fiilini kullanın: At 9:00, you ____ for the test.
Cevabı göster
were supposed to be studying
I thought I would...: kişisel bir niyeti yumuşak biçimde açıklamak
I thought I would + fiilin yalın hâli, konuşanın yeni oluşturduğu ya da aklından geçirdiği bir planı anlatır. Burada konuşan, kalkıp bir şeyler yapma fikrini düşündüğünü söylüyor. Would, thought ile belirtilen düşünceyi temel alarak sıradaki amaçlanan eylemi gösterir. Bu yapı küçük bir kararı rahat ve yumuşak bir açıklama gibi duyurur; burada koşul veya tahmin bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle küçük bir kişisel planı yumuşak biçimde açıklar?
- I decided that everyone had to make tea.
- I knew the tea would be cold.
- I thought I would make some tea.
Cevabı göster
I thought I would make some tea.
get up: dinlenme konumundan kalkmak
Get up bir öbek fiildir. Burada oturma veya dinlenme konumundan ayrılıp bir şeyler yapmaya başlamak için kalkmak anlamına gelir. Başka bağlamlarda get up, sabah yataktan kalkmak anlamına da gelebilir. Oturulan bir yerden mi yoksa yataktan mı kalkıldığını çevredeki durum belirler.
Alıştırma
Cümleyi get up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the film ended, we ____ from the sofa and stretched.
Cevabı göster
got up
You could always + fiilin yalın hâli: yedek bir seçenek sunmak
You could always + fiilin yalın hâli, hâlâ mümkün olan başka bir seçeneği sunar. Burada cut, could sözcüğünden sonra yalın hâlde kullanılır ve cümle, çimleri biçmenin karşıdaki kişinin yapabileceği başka bir şey olduğunu anlatır. Buradaki always, “her seferinde” anlamına gelmez. Fikri, gerektiğinde başvurulabilecek hazır bir alternatif olarak sunar. Ses tonuna göre öneri hafifçe takılıyor gibi duyulabilir; burada da böyle bir hava vardır.
Alıştırma
Yedek bir seçenek sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: If the bus is full, we ____ take the next one.
Cevabı göster
could always
You can give me and George piggyback rides. Kalıp ifadeler
3:30George ve bana atçılık oynatabilirsin.
give someone a piggyback ride: birini sırtında taşımak
To give someone a piggyback ride, bir kişiyi sırtında taşımak demektir. Genellikle taşınan kişi kollarını omuzlarının çevresine dolar ve bacaklarını vücudunun iki yanına koyar. Yaygın kalıp give + kişi + a piggyback ride şeklindedir. Altyazıdaki me and George sözleri sırtında taşınacak iki kişiyi gösterir. rides çoğuldur çünkü ayrı ayrı gezdirilebilirler veya birden fazla kez gezdirilebilirler. Piggyback, sırtta taşınma biçimini anlatır; gerçek bir domuzla ilgili değildir.
Alıştırma
“Birinin sırtında gezinti” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After the hike, Lena gave her tired son ____.
Cevabı göster
a piggyback ride
hard work ... not working: isim ve fiil olarak work
hard work ifadesinde work, çaba veya zor bir iş anlamına gelen bir isimdir. not working ifadesinde working, work fiilinin -ing biçimidir ve çalışmayı ifade eder. Aynı sözcük ailesinin iki farklı dil bilgisi göreviyle tekrarlanması şakayı oluşturur. Çalışmamak rahatlatıcı olmalıymış gibi görünürken konuşan kişi, dinlenmeye çalışmanın bile başlı başına zor bir iş olduğunu esprili biçimde söyler.
Alıştırma
It's hard work not working. neden bir sözcük oyunudur?
- Work ve working iki farklı iş yerini ifade eder.
- Work, hard work içinde isimdir; working ise not working içinde bir fiil biçimidir.
- Working, bir makinenin düzgün çalıştığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Work, hard work içinde isimdir; working ise not working içinde bir fiil biçimidir.
it's time for your tea party: It's time for + isim öbeği
It's time for + isim öbeği, planlanmış bir etkinliğin veya günlük bir işin artık başlaması gerektiğini bildirir. Bu cümlede your tea party, for sözcüğünden sonra gelen isim öbeğidir. Bir tea party gerçek bir sosyal buluşma olabilir; ancak çocukların bulunduğu bir bağlamda oyuncak fincanlar ve hayali çayla oynanan bir oyun da olabilir.
Alıştırma
It's time for + noun yapısındaki eksik sözcüklerle cümleyi tamamlayın: The bell has rung. It's ____ class.
Cevabı göster
time for
This way: birine yön göstermek
“This way”, birine yol gösterirken kullanılan ve “bu yönden gelin veya gidin” anlamına gelen kısa bir ifadedir. Konuşan kişi genellikle yönü belli etmek için eliyle gösterir ya da o tarafa doğru yürümeye başlar. Buradaki way, bir şeyi yapma yöntemi değil, yol veya yön anlamındadır.
Alıştırma
Yol gösterirken kullanılan iki kelimelik ifadeyi tamamlayın: “____, please. The meeting room is upstairs.”
Cevabı göster
This way
Would you like some tea?: kibarca ikramda bulunmak
“Would you like some tea?”, birine nazikçe çay ikram eder. Yeniden kullanılabilen kalıp Would you like + isim? şeklindedir ve genellikle misafir ağırlarken veya birine hizmet verirken kullanılır. Burada would ifadeye kibarlık katar; geçmiş zamandan söz etmez. Yiyecek veya içecek ikramlarında some yaygındır, çünkü konuşan kişi dinleyicinin kabul edebileceği bir şeyi sunmaktadır.
Alıştırma
Bir misafire yapılan nazik ikramı tamamlayın: “____ some dessert?”
Cevabı göster
Would you like
But I'm not sure it's the sort of cake that can actually be eaten. Dilbilgisi
3:58Ama bunun gerçekten yenebilecek türden bir pasta olduğundan emin değilim.
the sort of cake that can actually be eaten: gerçekten yenebilecek türde bir pasta
the sort of cake that... ifadesinde sort, “tür” veya “çeşit” anlamında bir isimdir. the sort of + isim + that yan cümlesi kalıbı önce bir şeyin türünü belirtir, ardından o türü tanımlayan özelliği verir. That can actually be eaten, cake sözcüğünü niteler. Can be eaten edilgen yapıdadır; eylem pastaya uygulanır. Actually, pastanın gerçekten yenebilir olup olmadığı gibi şaşırtıcı derecede temel bir ölçütü vurgular. Bu nedenle cümle dolaylı ve kuşkulu bir eleştiri gibi duyulur.
Alıştırma
“We need the sort of container that can be safely heated” cümlesinde the sort of container that can be safely heated ne anlama gelir?
- biraz sıcak bir kap
- daha önce ısıtılmış bir kap
- güvenli bir şekilde ısıtılabilecek bir kap türü
Cevabı göster
güvenli bir şekilde ısıtılabilecek bir kap türü
best cake ever: üstünlük ifadesinden sonra ever
the best cake ever ifadesinde ever, the best cake üstünlük ifadesinden sonra gelir. Karşılaştırmayı her dönemdeki tüm pastaları kapsayacak şekilde genişletir ve “gelmiş geçmiş en iyi pasta” ya da “şimdiye kadar yediğim en iyi pasta” anlamını verir. Bu kalıp çoğunlukla heyecanlı ve öznel bir övgü için kullanılır. Bütün pastaların dikkatle karşılaştırıldığı anlamına gelmez; bilinçli bir abartı olabilir.
Alıştırma
the best ... ever kalıbını kullanarak coşkulu övgüyü tamamlayın: This is the best birthday present ____.
Cevabı göster
ever
all ourselves: işi yardım almadan yaptığımızı vurgulamak
Burada all ourselves, konuşanın da içinde bulunduğu grubun nesneyi bizzat ve başka hiç kimseden yardım almadan yaptığını vurgular. Ourselves, konuşanı içeren çoğul özneye geri döner; vurgu işlevindedir ve made fiilinin sıradan nesnesi değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + fiil + nesne + (all) + dönüşlülük zamiri şeklindedir: We fixed it ourselves. all eklemek, işin tamamen bağımsız biçimde yapıldığı fikrini güçlendirir.
Alıştırma
Grubun yardım almadığını gösteren dönüşlülük zamiriyle cümleyi tamamlayın: No one helped us. We built the kite all ____.
Cevabı göster
ourselves
can't wait to try it: heyecanlı bir beklentiyi ifade etmek
Can't wait to + fiilin yalın hâli, yakında bir şey yapacak olmaktan büyük heyecan ve istek duymak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede try, söz konusu şeyi tatmak veya denemek anlamındadır. Konuşan kişi beklemenin fiziksel olarak imkânsız olduğunu değil, olumlu bir beklentiyi ifade eder. to sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: can't wait to try, see, open veya meet.
Alıştırma
Cümleyi bir şeyi yapacak olmaktan çok heyecan duymak anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The puppies arrive tomorrow, and I ____ meet them.
Cevabı göster
can't wait to
All your favorite things ifadesini kısa isim öbeği yanıtı olarak kullanmak
“All your favorite things” konuşulan şeyleri adlandırır, ancak bir özne ve fiil içermez. Önceki soru eksik bırakılan cümle kalıbını sağladığı için “It has all your favorite things.” gibi bir anlam taşıyan kısa bir yanıt olarak kullanılabilir. Eksilti denen bu kullanım yalnızca yeni bilgiyi bırakır ve zaten açık olan kısmın tekrarını önler. Sözcükler tek başlarına tam bir cümle oluşturmasa da konuşmada doğaldır.
Alıştırma
Biri “What did you pack for the picnic?” diye soruyor. Hangi kısa yanıt doğaldır?
- I all my favorite snacks.
- Because all my favorite snacks.
- All my favorite snacks.
Cevabı göster
All my favorite snacks.
“Çok iyi” anlamına gelen gündelik sıfat super
“It was super” cümlesinde super, was sözcüğünden sonra gelen gündelik bir sıfattır. “Çok iyi” veya “harika” anlamına gelir ve kısa, coşkulu, olumlu bir değerlendirme bildirir. Burada super, deneyimi veya şeyi tek başına tanımlar. superhero sözcüğünün kısaltması değildir ve bu cümlede tek başına “çok” anlamına gelmez.
Alıştırma
Rahat bir konuşmada “The show was super” ne anlama gelir?
- The show was unusually large.
- The show was about superheroes.
- The show was very good.
Cevabı göster
The show was very good.