Körfez Akıntısı Açıklandı: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
703 kelime 183 kel/dk

Video özeti: Sıcaklık, tuzluluk, rüzgâr ve yoğunluk okyanus bandı ile Gulf Stream’i çalıştırıp ısıyı Avrupa’ya taşır; iklim değişimi bu dolaşımı bozabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "operate like a large engine" — Mecazlı ifade: akıntılar iklim motoru olur; sistemleri benzetmeyle açıklamak için operate like + isim kullanın. 2. "as a means of transport" — Eşdizim: Gulf Stream’i göçmen türlerin taşıtı yapan resmî ifadeyi okuyun; işlev için as a means of + isim kullanın. 3. "as would its density." — Dil bilgisi kalıbı: “its density would fall too” yerine geçen devrikliği çözün ve kısa paralel sonucu tanıyın.

Bu derste

The ocean conveyor belt and the Gulf Stream.

0:09

Okyanus taşıyıcı bandı ve Gulf Stream (Körfez Akıntısı).

Ocean currents have a direct influence on our lives. Kalıp ifadeler

0:13

Okyanus akıntılarının hayatımız üzerinde doğrudan bir etkisi vardır.

Kalıp ifadeler

have a direct influence on: üzerinde doğrudan etkisi olmak

Bu cümlede have a direct influence on, “doğrudan etkilemek” anlamına gelir. Okyanus akıntıları etkiyi oluşturan nedendir; yaşamlarımız ise bu etkiden etkilenen unsurdur. Yapı have + a direct influence + on + isim şeklindedir. Burada influence bir isimdir ve on, etkilenen kişiyi, şeyi veya durumu tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz isim yapısıyla tamamlayın: Regular sleep can ____ your mood.

Cevabı göster

have a direct influence on

They determine our weather, our climate, and much more.

0:16

Hava durumumuzu, iklimimizi ve çok daha fazlasını belirlerler.

The ocean currents and wind systems transport heat from the equator to the poles

0:21

Okyanus akıntıları ve rüzgar sistemleri ısıyı ekvatordan kutuplara taşır

and operate like a large engine for the global climate. Deyimler

0:26

ve küresel iklim için dev bir motor gibi çalışırlar.

Deyimler

operate like a large engine: büyük bir motor gibi çalışmak

Burada operate, “işlemek” veya “çalışmak” anlamındadır; “bir makineyi kullanmak” anlamında değildir. Çalışan unsur öznenin kendisidir—okyanus akıntıları ve rüzgâr sistemleri—ve doğrudan nesne yoktur. Like a large engine bir karşılaştırma kurar. Bu sistemler gerçekten bir motor değildir; bu imge, ısı taşıyarak çok daha büyük bir sistemi hareket hâlinde tuttuklarını açıklar. Bir sistemin nasıl çalıştığını tanıdık bir şeyle karşılaştırmak için operate like + isim yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Karşılaştırma ifade etmek için cümleyi hangi seçenek tamamlar? The new cooling system ___ a giant fan, moving air through the whole building.

  1. operates like
  2. operates
  3. operates with
Cevabı göster

operates like

In the oceans, there are numerous currents.

0:30

Okyanuslarda sayısız akıntı bulunur.

The so-called ocean conveyor belt is very important for our climate. Kelime

0:33

Okyanus taşıyıcı bandı olarak adlandırılan sistem, iklimimiz için çok önemlidir.

Kelime

so-called ifadesinin tarafsız veya kuşkucu tonu

Burada so-called, kabul görmüş “ocean conveyor belt” adını tanıtır. “Yaygın olarak böyle adlandırılan” demektir; “gerçekte öyle olmadığı hâlde öyle olduğu iddia edilen” demek değildir. Başka bağlamlarda so-called şüphe veya alay da gösterebilir. Karar vermek için çevredeki açıklamaya ve tona bakın: açık bir tanım tarafsız adlandırmayı desteklerken eleştiri çoğunlukla bu etikete mesafe konduğunu gösterir.

Alıştırma

Örnekte so-called ne ifade ediyor?

  1. Okyanus taşıma bandının sahte olduğunu söyler.
  2. Konuşanın gerçek adı unuttuğunu gösterir.
  3. Yaygın kullanılan bir adı tarafsız biçimde tanıtır.
Cevabı göster

Yaygın kullanılan bir adı tarafsız biçimde tanıtır.

This term describes a combination of currents that result in four of the five global oceans exchanging water with each other. Dilbilgisi

0:38

Bu terim, dünyadaki beş okyanustan dördünün birbiriyle su alışverişi yapmasını sağlayan akıntıların birleşimini ifade eder.

Dilbilgisi

result in + oceans exchanging water yapısı

Result in “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir. Ardından sonuç, bir isim öbeği ya da -ing biçimi olarak gelir; to + fiil gelmez. Bu cümlede four of the five global oceans, exchanging sözcüğünün mantıksal öznesidir: su alışverişini yapan okyanuslardır. four of the five global oceans exchanging water öbeğinin tamamı, akıntıların yol açtığı sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi result in ve rise fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new fee may ____ ticket prices ____.

Cevabı göster

result in · rising

They form a worldwide circulation system.

0:45

Bunlar dünya çapında bir dolaşım sistemi oluşturur.

The conveyor belt is also called the thermohaline circulation, Kelime

0:49

Taşıyıcı bant aynı zamanda termohalin döngüsü olarak da adlandırılır;

with thermo referring to the temperature and haline to the salt content of the water. Dilbilgisi

0:53

'termo' sıcaklığı, 'halin' ise suyun tuzluluk oranını ifade eder.

Kelime

termohalin dolaşım: thermo- + haline

Thermohaline circulation, sıcaklık ve tuzluluğun oluşturduğu su yoğunluğu farklarıyla bağlantılı, dünya çapındaki büyük ölçekli okyanus suyu hareketidir. Buradaki circulation, kan dolaşımını değil, suyun okyanuslar boyunca dolaşmasını ifade eder. Kelimenin yapısı anlamını açıklamaya yardımcı olur: thermo- sıcaklıkla, haline ise tuz veya tuzlulukla ilgilidir. Bu parçaları tanımak, bilim ve iklim metinlerinde terimi anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bir bilim makalesinde thermohaline circulation en doğrudan neyi anlatır?

  1. Tuzu karanın üzerinden taşıyan sıcak bir rüzgâr
  2. Vücut sıcaklığıyla değişen kan akışı
  3. Sıcaklık ve tuzluluk farklarıyla bağlantılı büyük ölçekli okyanus suyu hareketi
Cevabı göster

Sıcaklık ve tuzluluk farklarıyla bağlantılı büyük ölçekli okyanus suyu hareketi

Dilbilgisi

with thermo referring to ... and haline to ...: paralel yapıda eksiltme

with + isim + -ing yapısı, ana cümleye ek bir açıklama getirir. Burada with thermo referring to the temperature, thermo sözcüğünün anlamını açıklar ancak bunu cümlenin ana mesajı hâline getirmez. İkinci bölüm paraleldir ancak kısaltılmıştır: and haline to the salt content, and haline referring to the salt content anlamına gelir. Tekrarlanan referring atılır, to ise kalır. Bu nedenle haline to bağımsız bir kalıp değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. referring sözcüğünü bir kez kullanın ve paralel ikinci bölümde atın: With red ____ danger and green ____ safety, the chart is easy to read.

Cevabı göster

referring to · to

Both determine the density of the water.

0:59

Her ikisi de suyun yoğunluğunu belirler.

While the masses of water may be moved in part by wind,

1:02

Su kütleleri kısmen rüzgar tarafından hareket ettirilse de,

primarily the different densities of the global oceans are responsible for their movement. Kalıp ifadeler

1:05

temel olarak hareketlerinden küresel okyanusların farklı yoğunlukları sorumludur.

Kalıp ifadeler

are responsible for: nedeni belirtmek

Bu cümlede the different densities are responsible for the oceans’ movement, yoğunluk farklarının bu hareketi oluşturduğu ya da yönlendirdiği anlamına gelir. Özne fiziksel bir koşuldur; bu nedenle responsible suçluluk veya ahlaki sorumluluk anlatmaz. X is responsible for Y kalıbı, bir sonucu ortaya çıkaran etkeni belirtebilir. Y genellikle bir isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Örnek cümlede are responsible for ne anlama gelir?

  1. ahlaken suçlanmak
  2. bakımını üstlenmek
  3. neden olmak veya harekete geçirmek
Cevabı göster

neden olmak veya harekete geçirmek

Warm water has a lower density and rises,

1:11

Sıcak su daha düşük bir yoğunluğa sahiptir ve yükselir,

while cold water sinks.

1:14

soğuk su ise batar.

The water's density also increases with a higher salt content.

1:16

Suyun yoğunluğu aynı zamanda daha yüksek bir tuzluluk oranıyla artar.

At the equator, the heat from the sun is especially strong,

1:20

Ekvatorda, güneşten gelen ısı özellikle güçlüdür,

resulting in a lot of evaporation and thus a rise in the water's salt content. Anlatım akışı

1:23

bu da bol miktarda buharlaşmaya ve dolayısıyla suyun tuzluluk oranının artmasına neden olur.

Anlatım akışı

and thus a rise in: ikinci bir sonucu bağlamak

and thus a rise in ifadesi, bir neden-sonuç zincirine bir sonraki sonucu ekler. Güçlü güneş ısısı buharlaşmaya yol açar; buharlaşma da suyun tuz oranının yükselmesine neden olur. Thus “bu nedenle” demektir ve yalnızca zaman içindeki bir sonraki olayı değil, mantıksal bir sonucu belirtir. Dil bilgisi açısından a lot of evaporation ile a rise in the water's salt content, resulting in ifadesinden sonra and ile bağlanan iki isim öbeğidir. Thus, ikinci isim öbeğinin önüne gelerek bunun ilk sonuçtan doğduğunu gösterir.

Alıştırma

“ve dolayısıyla ... artışı” anlamına gelen ders ifadesiyle resmî neden-sonuç zincirini tamamlayın: The festival resulted in more visitors ____ local sales.

Cevabı göster

and thus a rise in

That is where the Gulf Stream begins.

1:29

İşte Gulf Stream burada başlar.

The Gulf Stream is very important for the European climate.

1:32

Gulf Stream Avrupa iklimi için çok önemlidir.

Its length of 10,000 km makes it one of the largest and fastest ocean currents on Earth, Dilbilgisi

1:37

10.000 km'lik uzunluğu onu Dünya'nın en büyük ve en hızlı okyanus akıntılarından biri yapar

Dilbilgisi

makes it one of the largest and fastest ocean currents: onu en büyük ve en hızlı okyanus akıntılarından biri yapmak

Burada makes, “yaratır” anlamına gelmez. make + nesne + niteleme veya sıralama kalıbında bir olgu, nesnenin o nitelemeye ya da sıraya girmesini sağlar. Its length nedendir, it Gulf Stream'i gösterir ve one of the largest and fastest ocean currents onun sıralamasını belirtir. one of the ifadesinden sonra üstünlük derecesindeki sıfatlar ve sayılabilen çoğul bir isim kullanılır: one of the largest ... ocean currents. Largest ve fastest sıfatlarının ikisi de ocean currents ifadesini niteler. Bu ifade Gulf Stream'i en üst gruplardan birine yerleştirir; onun tek başına en büyük veya en hızlı akıntı olduğunu söylemez.

Alıştırma

make + nesne + one of ile tamamlayın: “Its long battery life ____ the best phones for travelers.”

Cevabı göster

makes it one of

and it's very warm.

1:42

ve çok sıcaktır.

At roughly 2 m/s, it brings up to 100 million cubic meters of water per second towards Europe. Kelime

1:44

Saniyede yaklaşık 2 metre hızla, saniyede 100 milyon metreküpe kadar suyu Avrupa'ya doğru taşır.

Kelime

En yüksek sınırı belirten up to

Bir sayıdan önce kullanılan up to bir üst sınır belirtir: su miktarı saniyede 100 milyon metreküpe ulaşabilir, ancak daha düşük de olabilir. Miktarın her zaman tam olarak 100 milyon olduğu anlamına gelmez. Burada up to hızı değil, su hacmini niteler. Roughly 2 m/s yaklaşık bir hız verirken up to 100 million cubic meters saniyedeki en yüksek hacmi verir.

Alıştırma

Bir otel, “The hall can hold up to 300 people.” diyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Salon 300 veya daha fazla kişi almak zorundadır.
  2. Salonun en yüksek kapasitesi 300 kişidir ve daha az kişi de alabilir.
  3. Salonda her zaman tam olarak 300 kişi vardır.
Cevabı göster

Salonun en yüksek kapasitesi 300 kişidir ve daha az kişi de alabilir.

A constantly blowing wind, the Southeast Trade Wind,

1:53

Sürekli esen bir rüzgar olan Güneydoğu Alizeleri,

drives warm surface water to the northwest into the Gulf of Mexico, Kelime

1:56

sıcak yüzey suyunu kuzeybatıya, Meksika Körfezi'ne sürükler,

Kelime

drive + nesne + yön veya varış noktası

Burada drives, “bir şeyi iterek veya zorlayarak hareket ettirmek” anlamına gelir. Kuvveti uygulayan rüzgârdır; hareket ettirilen nesne ise sıcak yüzey suyudur. Burada araç kullanmak anlamına gelmez. Yapı drive + nesne + yön veya varış noktası şeklindedir. To the northwest hareket yönünü, into the Gulf of Mexico ise suyun girdiği varış noktasını gösterir.

Alıştırma

Drive fiilini bir nesne ve yönle kullanarak cümleyi tamamlayın: Strong winds ____ warm surface water toward the coast.

Cevabı göster

drive

where it heats up to 30°C.

2:00

ve su burada 30°C'ye kadar ısınır.

The turning of the Earth and the west winds then direct the Gulf Stream towards Europe and split it up. Öbek fiiller

2:04

Dünya'nın dönüşü ve batı rüzgarları daha sonra Gulf Stream'i Avrupa'ya yönlendirir ve parçalara böler.

Öbek fiiller

split it up: zamirin konumu

Burada split it up, “onu ayrı parçalara veya kollara ayırmak” anlamına gelir. It, birkaç farklı akıntıya ayrılan Gulf Stream’i belirtir; insanların bir ilişkiyi bitirmesinden söz edilmez. Split up ayrılabilir. Nesne bir zamir olduğunda zamir split ile up arasına gelir: split it up doğrudur, split up it değildir. İsim kullanıldığında hem split the current up hem de split up the current mümkündür.

Alıştırma

Split up ifadesini it zamiriyle kullanarak cümleyi tamamlayın: A rock blocks the stream and ____ into two smaller channels.

Cevabı göster

splits it up

One part flows south, Anlatım akışı

2:10

Bir kısmı güneye akar,

another east to the Canary Current,

2:12

bir diğer kısmı doğuya, Kanarya Akıntısı'na yönelir,

and a third part flows north,

2:15

üçüncü bir kısmı ise kuzeye akar

Anlatım akışı

one part ..., another ... ve a third part ... yapısı

Bu cümle, bir bütünü üç kola ayırıp bunları açık bir sırayla sunmak için one part ..., another ... ve a third part ... yapısını kullanır. Burada another, another part anlamına gelir; a third part ise üçüncü kolu belirtir. İkinci kolda part flows söylenmemiştir: another east to the Canary Current, another part flows east to the Canary Current anlamına gelir. Paralel yapı açık olduğunda, eksik sözler kolayca tamamlanabildiği için tekrar eden kelimeler atılabilir.

Alıştırma

one ... another ... a third yapısını tamamlayın: ____ path leads to the lake, ____ to the village, and ____ path climbs the hill.

Cevabı göster

One · another · a third

where it releases a lot of heat into the atmosphere as the North Atlantic Current.

2:17

ve Kuzey Atlantik Akıntısı olarak atmosfere büyük miktarda ısı yayar.

The water becomes colder there.

2:22

Su orada daha da soğur.

Its salt content and density rise on account of evaporation, Kalıp ifadeler

2:24

Buharlaşma nedeniyle tuzluluk oranı ve yoğunluğu artar,

Kalıp ifadeler

on account of

On account of, because of anlamına gelir ve bir şeyin nedenini belirtir. Bu cümlede buharlaşma, tuz oranı ile yoğunluğun artmasının nedenidir. Bu ifade bir edat gibi işlev gördüğü için ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir; tam bir cümlecik doğrudan gelemez: on account of evaporation; on account of being late.

Alıştırma

Burada öğrenilen üç kelimelik neden ifadesiyle tamamlayın: The match was delayed ____ heavy rain.

Cevabı göster

on account of

and it drops down between Greenland, Norway, and Iceland.

2:28

ve Grönland, Norveç ve İzlanda arasında aşağıya doğru çöker.

There we also find the largest waterfall on Earth,

2:33

Orada aynı zamanda Dünya'nın en büyük şelalesi,

the so-called chimneys. Kültür

2:37

yani sözde bacalar bulunur.

Roughly 15 km wide pillars with water falling up to 4,000 m.

2:38

Suların 4.000 metreye kadar düştüğü, yaklaşık 15 km genişliğindeki sütunlar.

Kültür

the so-called chimneys: okyanusa ait mecazi bir ad

Burada chimneys, soğuk ve yoğun deniz suyunun dev sütunlar hâlinde okyanusun derinliklerine batmasını anlatan mecazi bir addır. Binalardaki bacalar veya volkanik gaz çıkışları kastedilmez. The so-called, bu olguya verilen adı tanıtır. Bu bağlamda asıl işlevi alışılmadık bir özelliği adlandırmaktır; esas olarak kuşku veya alay ifade etmez.

Alıştırma

Bu bölümde chimneys neyi ifade ediyor?

  1. Volkanik gazların çıktığı açıklıklar
  2. Sütun biçiminde aşağıya doğru akan dev deniz suyu akıntıları
  3. Binalardaki dumanı dışarı taşıyan tuğla yapılar
Cevabı göster

Sütun biçiminde aşağıya doğru akan dev deniz suyu akıntıları

17 million cubic meters of water per second,

2:44

Saniyede 17 milyon metreküp su,

or roughly 15 times more water than is carried by all the rivers in the world. Dilbilgisi

2:47

yani dünyadaki tüm nehirlerin taşıdığı suyun yaklaşık 15 katı su.

Dilbilgisi

roughly 15 times more water than ...: miktarları katlarla karşılaştırma

Roughly 15 times more water than ... su miktarlarını karşılaştırır. Roughly sayının yaklaşık olduğunu belirtir, than ise karşılaştırmanın temel alınan miktarını tanıtır. is carried by all the rivers in the world edilgen bir yan cümledir: dünyadaki tüm nehirlerin taşıdığı miktar karşılaştırmanın temelidir. Burada anlatılmak istenen, saniyede 17 milyon metreküpün nehirlerin toplam akışının yaklaşık on beş katı olduğudur. Kesin sayısal yazımda 15 times more than belirsiz olabilir: bazı okurlar bunu başlangıç miktarının on beş katı olarak anlarken bazıları başlangıç miktarına onun on beş katını ekleyerek toplamı on altı kat hesaplar. Kesin oran önemliyse daha açık bir alternatif kullanın.

Alıştırma

Bu bölümde hangi karşılaştırma anlatılmak isteniyor?

  1. Akış, dünyadaki tüm nehirlerin toplam akışının yaklaşık on beş katıdır.
  2. Dünyadaki nehirler, açıklanan akışın yaklaşık on beş katını taşır.
  3. Akış, nehirlerin toplam akışından saniyede yaklaşık on beş metreküp daha fazladır.
Cevabı göster

Akış, dünyadaki tüm nehirlerin toplam akışının yaklaşık on beş katıdır.

This creates a strong maelstrom,

2:53

Bu, güçlü bir girdap oluşturur,

which constantly pulls in new water and is the reason that the Gulf Stream moves towards Europe. Öbek fiiller

2:55

bu girdap sürekli olarak yeni suyu çeker ve Gulf Stream'in Avrupa'ya doğru hareket etmesinin nedeni budur.

Öbek fiiller

pulls in: yeni suyu girdaba doğru çekmek

pulls in geçişli bir öbek fiildir: girdap yeni suyu kendine doğru ve dönen akışının içine çeker. İçeri çekilen nesne new water ifadesidir. Burada ifade, bir kişinin elleriyle çekmesini değil, fiziksel bir kuvveti anlatır. Aynı yapı hava, kalabalıklar veya bir yere çekilen başka şeyler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede pulls in ne anlama geliyor? The whirlpool pulls in floating leaves.

  1. yaprakları kendine doğru çeker
  2. yaprakları dışarı iter
  3. girdaptan ayrılır
Cevabı göster

yaprakları kendine doğru çeker

Countless species use the Gulf Stream as a means of transport on their trips from the Caribbean to northern areas. Kalıp ifadeler

3:00

Sayısız tür, Karayipler'den kuzey bölgelerine yaptıkları yolculuklarda Gulf Stream'i bir taşıma aracı olarak kullanır.

Kalıp ifadeler

as a means of transport: Körfez Akıntısı'nın ulaşım işlevini adlandırmak

as a means of transport bir rolü veya işlevi anlatır. As, Körfez Akıntısı'nın belirli bir şekilde işlev gördüğünü belirtir; a means of transport ise bu işlevi adlandırır: türleri bir bölgeden başka bir bölgeye taşır. Buradaki means, yöntem veya araç anlamındaki isimdir; mean fiili değildir. as a means of + isim veya gerund yapısı, bir şeyin ne olarak kullanıldığını ya da bir amaca ulaşmaya nasıl yardımcı olduğunu anlatabilir. Bu ifade Körfez Akıntısı'nı bir araç olarak değil, doğal bir ulaşım rotası olarak sunar.

Alıştırma

Bir şeyin işlevini anlatmak için as a means of + isim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The river serves as a means of transport for nearby villages.
  2. The river serves as means transport for nearby villages.
  3. The river serves by means of transport for nearby villages.
Cevabı göster

The river serves as a means of transport for nearby villages.

But it doesn't just bring us animals. Dilbilgisi

3:07

Ancak bize sadece hayvanları getirmez.

An enormous quantity of warm air also comes with it.

3:09

Onunla birlikte devasa miktarda sıcak hava da gelir.

Dilbilgisi

Başka bir etki eklemek için doesn't just ... also ...

“doesn't just bring” ifadesindeki doesn't just, Körfez Akıntısı'nın hayvanları getirdiğini inkâr etmez. Hayvanları getirmenin onun tek etkisi olduğu yönündeki daha dar fikri reddeder. Sonraki cümle also ile ikinci bir etki ekler: çok büyük miktarda sıcak hava da akıntıyla birlikte gelir. Aktarılabilir kalıp özne + don't/doesn't just + fiil ...; ... also ... şeklindedir; önce bir noktayı doğrular, sonra bilgiyi genişletir.

Alıştırma

Bir etkiyi doğrulayıp başka bir etki ekleyen iki parçalı kalıpla cümleyi tamamlayın: “The new schedule ____ save time; it ____ reduces stress.”

Cevabı göster

doesn't just · also

In order to produce the same heat, which it brings to the shores of Europe,

3:12

Avrupa kıyılarına getirdiği ısının aynısını üretmek için

we would need 1 million nuclear power plants.

3:15

1 milyon nükleer santrale ihtiyacımız olurdu.

That's why we also call the Gulf Stream a heat pump. Deyimler

3:18

Bu yüzden Gulf Stream'e bir ısı pompası da diyoruz.

Deyimler

Isıyı taşıma metaforu olarak heat pump

Burada heat pump, Körfez Akıntısı için kullanılan bir metafordur. Bir ısı pompası ısıyı nasıl taşıyorsa bu akıntı da çok büyük miktarda ısıyı Avrupa'ya taşır. Karşılaştırma, ısının tamamını üretmeyi değil, ısıyı taşımayı vurgular. Körfez Akıntısı gerçek bir makine değil, doğal bir okyanus akıntısıdır.

Alıştırma

Bu cümledeki “a heat pump” metaforu ne anlama gelir?

  1. Sıcak havayı yalnızca insanlar açtığında pompalar.
  2. Bir bölgeden diğerine büyük miktarda ısı taşır.
  3. Avrupa'nın bütün ısısını üreten bir makinedir.
Cevabı göster

Bir bölgeden diğerine büyük miktarda ısı taşır.

Without it, the temperature would be significantly colder here, Dilbilgisi

3:21

O olmasaydı, buradaki sıcaklık çok daha soğuk olurdu,

at least 5 to 10°.

3:24

en azından 5 ila 10° daha düşük olurdu.

Dilbilgisi

O olmasaydı, ... önemli ölçüde daha soğuk olurdu

Without it, if it did not exist anlamına gelen kısaltılmış bir gerçek dışı koşul görevi görür. Buradaki it, Gulf Stream'i, yani Körfez Akıntısı'nı belirtir. Bu akıntı gerçekte ısı taşıdığı için cümle, mevcut gerçeğin tersine bir durumu hayal eder. Sonuç bölümünde would + fiilin yalın hâli kullanılır: would be. Without + isim veya zamir, özne + would + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin olmadığı varsayıldığında ortaya çıkacak sonucu anlatır. Significantly colder, yalnızca biraz değil, belirgin ölçüde daha soğuk demektir.

Alıştırma

Cümleyi kısa gerçek dışı koşul kalıbı Without + isim, ... would be ... ile tamamlayın: ____ the heater, the room ____ much colder.

Cevabı göster

Without · would be

Instead of lush fields, Dilbilgisi

3:26

Yemyeşil tarlalar yerine,

we would have long winters and sparse ice-covered landscapes in Europe.

3:27

Avrupa'da uzun kışlar ve buzla kaplı, çorak manzaralar olurdu.

Dilbilgisi

A yerine B olurdu

Instead of A, yerine geçen veya karşılaştırılan şeyi tanıtır; ana cümle ise alternatif olan B'yi verir. Burada lush fields, Avrupa'nın gerçekte daha ılıman olan iklimiyle bağlantılıdır; long winters ve ice-covered landscapes ise hayal edilen karşılıktır. Yeniden kullanılabilen kalıp Instead of + isim veya -ing biçimi, özne + would + fiilin yalın hâli şeklindedir. Would have, B'nin mevcut bir gerçek değil, varsayımsal bir sonuç olduğunu gösterir. Instead of, yer değiştirme veya karşıtlık anlatır; zaman sırası anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi Instead of A, we would have B kalıbıyla tamamlayın: ____ quiet streets, we ____ constant traffic.

Cevabı göster

Instead of · would have

In the last few years,

3:32

Son birkaç yılda,

scientists and pundits in the media have repeatedly expressed the fear that the Gulf Stream could come to a standstill due to climate change. Kalıp ifadeler

3:33

medyadaki bilim insanları ve uzmanlar iklim değişikliği nedeniyle Gulf Stream'in durabileceği korkusunu defalarca dile getirdiler.

Kalıp ifadeler

expressed the fear that + yan cümle

Expressed the fear that, resmî haber ve rapor dilinde bir kaygının içeriğini açıklar. Burada fear bir isimdir; that ise bilim insanlarının ve medya yorumcularının ne olmasından endişe ettiğini anlatan tam bir yan cümle başlatır. Bu yapı bir kaygıyı aktarır; that ile başlayan cümleyi kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz. Could yardımcı fiili, Körfez Akıntısı'nın durmasının yalnızca endişe edilen bir olasılık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir olayı doğrulanmış bir gerçek olarak değil, birinin kaygısı olarak aktarıyor?

  1. Several doctors proved that the shortage would delay treatment.
  2. Several doctors expressed the fear that the shortage could delay treatment.
  3. Several doctors confirmed that the shortage had delayed treatment.
Cevabı göster

Several doctors expressed the fear that the shortage could delay treatment.

Kalıp ifadeler

come to a standstill: tamamen durmak

Come to a standstill, hareket eden veya çalışan bir şeyin tamamen durmuş duruma geçmesi demektir. Bu cümlede çalışmayı bırakabilecek sistem Körfez Akıntısı'dır. Bu ifade geçişsizdir: duran şey cümlenin öznesidir. Durma ister yavaş yavaş ister aniden gerçekleşsin, sonuçtaki tam hareketsizlik durumunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi come to a standstill ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: After the signal failure, train traffic ____.

Cevabı göster

came to a standstill

Because if the polar caps actually melt, Dilbilgisi

3:41

Çünkü eğer kutuplardaki buzullar gerçekten erirse,

the salt content in the water off Greenland would fall,

3:44

Grönland açıklarındaki suyun tuzluluk oranı düşer,

as would its density. Dilbilgisi

3:46

aynı şekilde yoğunluğu da azalır.

Dilbilgisi

if the polar caps actually melt ... would fall: açık koşul ve temkinli sonuç

Bu koşul cümlesinde if the polar caps actually melt, gerçekleşmesi mümkün bir koşulu geniş zamanla belirtir. Actually, erimenin gerçekten gerçekleşmesini vurgular; zaman yapısını değiştirmez. Sonuç bölümü would fall kullanarak azalmayı öngörülen veya temkinli biçimde ifade edilen bir sonuç olarak sunar. Koşulun gerçekleşme ihtimali açık bırakılırken would sonuçla ilgili iddiayı daha az kesin kılar. Would sonuç bölümünde yer alır; normal bir if koşul bölümünde kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle olası koşulu geniş zamanda tutup would'u yalnızca öngörülen sonuç için kullanır?

  1. If the lake lost more water, its salt concentration will increase.
  2. If the lake would lose more water, its salt concentration increases.
  3. If the lake loses more water, its salt concentration would increase.
Cevabı göster

If the lake loses more water, its salt concentration would increase.

Dilbilgisi

as would its density: aynı değişimi gösteren devrik yapı

Burada as, aynı şekilde veya benzer biçimde anlamına gelir. İfade, aynı değişimi yaşayacağı öngörülen ikinci bir özne ekler: its density would fall too. Its, Grönland açıklarındaki suyu belirtir. Tekrarlanan fall fiili atılır ve kip belirten yardımcı fiil öznenin önüne geçer: as + would + its density. Bu yardımcı fiil devrikliği paralel bilgiyi kısa ve resmî biçimde ekler. Tam ve tarafsız biçim and its density would fall too şeklindedir.

Alıştırma

İkinci bölümü resmî as + would + subject yapısıyla yeniden yazın: The temperature would fall, and the pressure would fall too. The temperature would fall, ____.

Cevabı göster

as would the pressure

The North Atlantic Current would no longer be heavy enough, Dilbilgisi

3:49

Kuzey Atlantik Akıntısı artık yeterince ağır olmaz

and so it wouldn't sink as usual.

3:52

ve bu yüzden her zamanki gibi batmaz.

Dilbilgisi

would no longer be heavy enough: artık yeterli yoğunlukta olmamak

Burada would no longer be heavy enough, varsayılan durumda akıntıdaki suyun batmaya yetecek yoğunluğa artık sahip olmayacağı anlamına gelir. Bu bilimsel bağlamda heavy, suyun elde ağır hissedilmesini değil yoğunluğunu anlatır. No longer, önceki bir durumdan değişimi gösterir: su daha önce yeterince yoğundu, fakat öyle kalmayacaktı. Enough bir sıfatla kullanıldığında sıfattan sonra gelir: heavy enough. Sonuç, to ile kurulan bir mastarla devam edebilir veya buradaki sink gibi sonraki cümlecikte verilebilir.

Alıştırma

Bir batarya eskiden arabayı çalıştırabiliyordu, ancak uzun yıllar sonra gücünü kaybetti. Bu değişimi açıkça anlatan cümle hangisidir?

  1. The battery would still be powerful enough to start the car.
  2. The battery would be too powerful to start the car.
  3. The battery would no longer be powerful enough to start the car.
Cevabı göster

The battery would no longer be powerful enough to start the car.

In the worst case,

3:55

En kötü senaryoda,

that would bring the Gulf Stream, Kalıp ifadeler

3:56

bu durum Gulf Stream'i,

our heat pump, to a stop.

3:58

yani ısı pompamızı durdurur.

Kalıp ifadeler

bring the Gulf Stream ... to a stop: Gulf Stream'i durdurmak

Bring the Gulf Stream to a stop, bring + nesne + to a stop kalıbını kullanır: dışarıdan bir neden, hareket eden veya çalışan bir şeyi durdurur. Bu cümlede that sözcüğünün gösterdiği varsayımsal değişim nedendir; the Gulf Stream ise etkilenen şeydir. Our heat pump, the Gulf Stream’i yeniden adlandırıp açıklayan bir ara sözdür ve kalıbı bozmaz. Temel yapı bring the Gulf Stream to a stop şeklinde okunabilir.

Alıştırma

Alarmın makineyi durdurduğunu anlatan sözcüklerle ettirgen kalıbı tamamlayın: The safety alarm brought the machine ____.

Cevabı göster

to a stop

Some climate experts also assume that climate change could compensate for this effect. Kalıp ifadeler

4:01

Bazı iklim uzmanları ayrıca iklim değişikliğinin bu etkiyi telafi edebileceğini de varsaymaktadır.

Kalıp ifadeler

compensate for this effect: bir etkiyi dengelemek

compensate for this effect içindeki compensate for, “zıt bir etki oluşturarak bir şeyin sonucunu azaltmak veya dengelemek” anlamına gelir. for sonrasındaki nesne, dengelenen etkiyi belirtir. Buradaki could yalnızca bir olasılık belirtir. Cümle bu dengelemenin ne ölçüde gerçekleşeceğini söylemez; bu yüzden önceki etkinin tamamen ortadan kalkacağı varsayılmamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “dengelemek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Better insulation can ____ heat loss in winter.

Cevabı göster

compensate for

We know that it can be normal for the climate to change

4:07

İklimin değişmesinin normal bir durum olabileceğini,

by looking at the development of the Earth over the last few million years.

4:10

Dünya'nın son birkaç milyon yıldaki gelişimine bakarak biliyoruz.

There are ice ages and warm periods.

4:14

Buzul çağları ve sıcak dönemler vardır.

In the last ice age,

4:18

Son buzul çağında,

a gigantic flood of melting water crippled the heat-bringing North Atlantic Current, Kelime

4:19

eriyen sulardan oluşan devasa bir sel, ısı getiren Kuzey Atlantik Akıntısını felç etti

covering the Northern Hemisphere in ice. Dilbilgisi

4:24

ve Kuzey Yarımküre'yi buzla kapladı.

Kelime

crippled: bir sistemi ciddi biçimde işlemez hâle getirmek

Burada crippled güçlü bir mecazdır: sel, Kuzey Atlantik Akıntısı'nı ciddi biçimde zayıflatıp normal ısı taşıma görevini yerine getiremez hâle getirmiştir. Nesne bir insan değil, doğal bir sistemdir. Haberlerde ve açıklayıcı metinlerde cripple; normal çalışamayacak kadar ağır hasar gören bir sistemi, hizmeti, ekonomiyi veya altyapıyı anlatabilir. “Biraz zayıflatmak”tan çok daha güçlüdür.

Alıştırma

Bu cümlede crippled ne anlama gelir? The cyberattack crippled the hospital's computer network.

  1. Ağı etkilemeden ölçtü.
  2. Ağın biraz daha hızlı çalışmasını sağladı.
  3. Ağı ciddi biçimde zayıflatarak normal çalışamaz hâle getirdi.
Cevabı göster

Ağı ciddi biçimde zayıflatarak normal çalışamaz hâle getirdi.

Dilbilgisi

covering the Northern Hemisphere in ice: sonuç bildiren -ing yan cümlesinde cover A in B

Sonundaki -ing yan cümlesi, virgülden önceki olayın sonucunu verir: akıntının işleyişinin bozulması, Kuzey Yarımküre'nin buzla kaplanmasına yol açmıştır. Covering, akıntının bunu bilerek yaptığı anlamına gelmez; anlaşılan neden önceki olayın tamamıdır. cover A in B yapısında A etkilenen ve üzeri kaplanan şey, B ise onu kaplayan maddedir. Bu yapı, neden ile sonucu kısa biçimde bağlamak için sonuç bildiren bir -ing yan cümlesinde kullanılabilir.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi cover fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The volcano erupted, ____ the nearby town in ash.

Cevabı göster

covering

Scientists have different views on the impact that climate change will have on the global ocean conveyor belt. Kalıp ifadeler

4:28

Bilim insanları, iklim değişikliğinin küresel okyanus taşıyıcı bandı üzerindeki etkisinin ne olacağı konusunda farklı görüşlere sahipler.

Kalıp ifadeler

the impact that X will have on Y: ilgi cümleli yapı

Bu ifade, impact adından sonra gelen that climate change will have on the global ocean conveyor belt ilgi cümlesinden oluşur. Bu ilgi cümlesinde that, impact sözcüğünün yerini alır ve have fiilinin nesnesidir; on'dan sonra etkilenen hedef olan the global ocean conveyor belt gelir. Bu yapı, etkinin kendisini cümlenin merkezine yerleştirir: the impact that X will have on Y. X etkeninin Y hedefi üzerindeki etkisini anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle the impact that X will have on Y yapısını doğru kullanıyor?

  1. We need to assess the impact that the new road will have local wildlife.
  2. We need to assess the impact that the new road will have on local wildlife.
  3. We need to assess the impact that the new road will have it on local wildlife.
Cevabı göster

We need to assess the impact that the new road will have on local wildlife.

But one thing is clear. Anlatım akışı

4:34

Ancak bir şey açıktır.

Anlatım akışı

Sınırlı ve kesin bir sonuç için one thing is clear

One thing is clear, tartışmayı konuşanın kesin gördüğü tek bir sonuçla sınırlar. Burada görüş ayrılığından veya eksik ayrıntılardan, güvenle söylenebilecek en sınırlı noktaya geçişi belirtir. Her şeyin anlaşıldığı anlamına gelmez. Ardından gelen iddia, kanıtların desteklediği tek noktayla sınırlı olmalıdır.

Alıştırma

One thing is clear bu bağlamda hangi işlevi görür?

  1. Bazı ayrıntılar hâlâ belirsizdir, ancak kesin bir sonuca varılabilir.
  2. Konuşan, görsel olarak daha net bir görüntü istemektedir.
  3. Her ayrıntı tamamen açıklanmıştır.
Cevabı göster

Bazı ayrıntılar hâlâ belirsizdir, ancak kesin bir sonuca varılabilir.

When the climate changes, Dilbilgisi

4:36

İklim değiştiğinde,

then the complex system of ocean currents and winds,

4:37

okyanus akıntıları ve rüzgarların bu karmaşık sistemi,

which has remained fairly stable since the last ice age, Dilbilgisi

4:40

son buzul çağında beri oldukça istikrarlı kalmasına rağmen,

will change in ways that we don't yet understand. Anlatım akışı

4:43

henüz anlamadığımız şekillerde değişecektir.

Dilbilgisi

Bir olayı sonucuna bağlamak için When ..., then ...

When ..., then ... yapısında when yan cümlesi sonucu tetikleyen olayı veya sonucun zamanını belirtir, ana cümle ise sonucu verir. Then, ileride gelen ana sonuca işaret eder ve iki bölümün ilişkisini izlemeyi kolaylaştırır. Bu uzun cümlede ana sonuç will change bölümüdür. Baştaki when yan cümlesi ile will change arasındaki sözcükler sistemi açıklar; ana cümlenin yerini almaz. Then vurgu katar, ancak when sonrasında zorunlu değildir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu When ..., then ... yapısıyla tamamlayın: ____ the warning light turns red, ____ stop the machine and call a supervisor.

Cevabı göster

When · then

Dilbilgisi

has remained fairly stable since the last ice age: geçmişten bugüne süren durum

Present perfect yapıdaki has remained, geçmişteki bir başlangıç noktasını bugüne bağlar. Burada sistemin son buzul çağından bugüne kadar istikrarlı bir durumda kalmaya devam ettiği anlatılır; since bir sürenin uzunluğunu değil, başlangıç noktasını belirtir. Fairly ifadeyi daha az kesin yapar: fairly stable, tamamen değişmeden kalmış değil, makul ölçüde veya oldukça istikrarlı demektir. Cümle, uzun süren bu durum ile gelecekteki değişimi karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için remain fiilini present perfect biçiminde ve başlangıç noktasını belirten sözcüğü kullanın: The garden ____ fairly green ____ early spring.

Cevabı göster

has remained · since

Anlatım akışı

in ways that we don't yet understand: kesinlik ve belirsizlik

In ways, yaklaşan değişimin biçimini veya gerçekleşme şeklini açıklanacak bilgi olarak sunar. That we don't yet understand ise ways ifadesini belirleyen bir ilgi yan cümlesidir; bunların değişimin hâlâ bilinmeyen yönleri olduğunu gösterir. Cümle, kesinliği belirsizlikten ayırır. Konuşan kişi sistemin değişeceğini söyler, fakat bunun tam olarak nasıl olacağını bildiğini iddia etmez. Yet, şu ana kadar anlamına gelir ve daha sonra anlaşılma olasılığını açık bırakır.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: “The system will change in ways that we don't yet understand,” cümlesindeki yet, değişimin hiçbir zaman anlaşılamayacağı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış