Peppa Pig'in Yumurta Şarkısı | Peppa Tekerlemeleri | Peppa Pig Resmi | Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
490 kelime 145 kel/dk

Video açıklaması: Peppa’nın ailesi karavanla Hollywood’a giderken bir Amerikan lokantasına uğrar. Yumurta sipariş ettikten sonra country dansına katılır, bir canavar kamyonu dener ve ardından yeniden yola çıkar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. on their way to Hollywood. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: on one’s way to yapısının bir kişinin belirli bir hedefe doğru yol almakta olduğunu anlattığını öğrenin. Bu doğal ifade yolculukları, günlük planları ve bir hikâyedeki olayların ilerleyişini aktarmada kullanılabilir. 2. Eggs over easy, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun Amerikan lokantalarında yumurtanın çevrilerek iki yüzünün pişirildiği, ancak sarısının yumuşak bırakıldığı biçimi anlatan yerleşik bir sipariş terimi olduğunu kavrayın; böylece kahvaltı menülerini sözcük sözcük çevirmeden anlayabilirsiniz. 3. thanks for stopping by. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu ifadeyi kısa bir ziyaret ya da uğrama için teşekkür eden sıcak bir vedalaşma sözü olarak anlayın ve bir misafir veya müşteri ayrılırken doğal biçimde kullanın.

Bu derste

Peppa Pig.

0:00

Peppa Pig.

The Diner.

0:03

Lokanta.

Peppa and her family are in America on their way to Hollywood. Kalıp ifadeler

0:04

Peppa ve ailesi Amerika'da, Hollywood yolundalar.

Kalıp ifadeler

on their way to Hollywood: Hollywood yolunda olmak

Bu cümlede are on their way to Hollywood, Peppa ile ailesinin yolculuğa başladığını, Hollywood'a doğru ilerlediğini ve henüz varmadığını anlatır. Yapı be + on + iyelik sözcüğü + way + to + varış yeri şeklindedir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I am on my way, she is on her way ve we are on our way. Bu yapı, bir yolculuğun devam ettiğini bildirir; birinin yöntemini veya yapma biçimini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi on one's way to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We left ten minutes ago, and we're ____ the airport now.

Cevabı göster

on our way to

I love this motorhome.

0:09

Bu karavanı seviyorum.

A motorhome is a house that you can drive. Notlar

0:12

Karavan, sürebileceğin bir evdir.

Kelime

motorhome: sürebileceğiniz ve içinde yaşayabileceğiniz bir araç

Bu cümlede motorhome, sürebileceğiniz ve içinde yaşayabileceğiniz bir kara taşıtıdır. Genellikle uyuma alanı ve temel yaşam donanımları bulunur; bu nedenle a house that you can drive şeklindeki basit açıklama iki işlevini birden anlatır. Sabit bir ev veya motosiklet değil, kendi motoruyla hareket eden tek bir araçtır. motor + home birleşik sözcüğü bir bütün olarak bu seyahat aracını ifade eder.

Alıştırma

Hangi tanım motorhome sözcüğüne en uygun?

  1. İki tekerlekli motorlu bir taşıt.
  2. Sürülebilen ve yaşam alanı bulunan bir kara taşıtı.
  3. Başka bir aracın çekmesi gereken yaşam alanlı bir römork.
Cevabı göster

Sürülebilen ve yaşam alanı bulunan bir kara taşıtı.

Dilbilgisi

that you can drive: isimden sonra tanımlayıcı ilgi cümlesi

Burada that you can drive, house adını niteler ve nasıl bir evden söz edildiğini, yani bir kişinin sürebileceği bir ev olduğunu açıklar. Buradaki that bir ilgi zamiridir; “şu” veya “o” anlamındaki işaret sözcüğü değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıp isim + that + özne + can + fiil şeklindedir. İsimden sonra temel bir özellik ekleyerek bir kişiyi, yeri veya şeyi tanımlar ya da belirler.

Alıştırma

Tanımı dersteki that yan cümlesiyle tamamlayın: A motorhome is a house ____.

Cevabı göster

that you can drive

Are we in Hollywood yet, Daddy Pig?

0:15

Hollywood'a geldik mi, Baba Domuz?

Let's ask someone.

0:17

Hadi birine soralım.

Hello.

0:22

Merhaba.

Well, howdy, folks. Kelime

0:23

Pekala, selam millet.

Kelime

Well, howdy, folks: ABD kırsalı havası taşıyan gündelik bir selamlama

Well, selamlamaya yumuşak bir başlangıç yapan konuşma açılışıdır. Howdy, hello anlamına gelir; folks ise bir gruba samimi biçimde doğrudan seslenir. Well, howdy, folks bir bütün olarak sıcak ve rahat duyulur; çoğu zaman belirgin bir ABD kırsalı, Güneyi, Batısı veya kovboy havası taşır. Konuşan kişi resmî ya da tarafsız değil, neşeli ve samimidir.

Alıştırma

Konuşan kişi “Well, howdy, folks.” ile esas olarak ne anlatıyor?

  1. Gruba hemen ayrılmalarını söyleyen acil bir emir.
  2. İş dünyasından bir dinleyici grubuna yönelik resmî bir özür.
  3. Belirgin bir ABD kırsalı havası taşıyan sıcak ve gündelik bir selamlama.
Cevabı göster

Belirgin bir ABD kırsalı havası taşıyan sıcak ve gündelik bir selamlama.

I'm Miss Rabbit.

0:25

Ben Bayan Tavşan.

Oh, it's another Miss Rabbit.

0:27

Oh, başka bir Bayan Tavşan.

Yep, there's a lot of us around. Kalıp ifadeler

0:30

Evet, etrafta bizden çok var.

Kalıp ifadeler

a lot of us around: yakınlarda bizim gibi birçok kişi

“there's a lot of us around” ifadesinde a lot of us, “konuşanın dâhil olduğu gruptan birçok kişi” demektir; bu sahnede “benim gibi birçok kişi” anlamını düşündürür. Tek bir büyük grubun aynı yerde toplandığı anlamına gelmez. Around burada “yakınlarda” veya “bu civarda” anlamına gelen bir zarftır. Bu kişilerin nerede bulunabileceğini belirtir; daire çizerek hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“There are a lot of good cafés around,” cümlesinde around ne anlama gelir?

  1. daire çizerek hareket ederken
  2. yakınlarda veya bu bölgede
  3. uzun bir süre sonra
Cevabı göster

yakınlarda veya bu bölgede

What can I do you for? Deyimler

0:32

Sizin için ne yapabilirim?

Deyimler

What can I do you for?: şakacı bir hizmet selamlaması

“What can I do you for?”, standart “What can I do for you?” ifadesinin şakacı bir biçimde değiştirilmiş hâlidir. Bu hizmet bağlamında “How can I help you?” veya “What would you like?” işlevini görür. Alışılmadık sözcük sırası kasıtlı bir kelime oyunudur; do + you + for şeklinde çözümlenecek veya serbestçe yeniden kullanılacak normal bir kalıp değildir. Mizah, sözcüklerin sırası değiştirilmiş olsa da tanıdık hizmet ifadesinin fark edilmesinden doğar.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: Resmî bir otel resepsiyonunda yardım teklif etmenin en güvenli standart yolu “What can I do you for?” demektir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Stopping for some gas? Dilbilgisi

0:33

Benzin için mi durdunuz?

Dilbilgisi

Are you öğesi atılmış bir soru olarak Stopping for some gas?

Stopping for some gas? konuşmada kullanılan eksiltili bir soru parçasıdır. Bu bağlamda anlaşılan tam soru Are you stopping for some gas? şeklindedir. Dinleyici ve durum açık olduğu için özne you ile yardımcı fiil are söylenmez; yükselen soru ezgisi de bunun bir soru olduğunu gösterir. Stop for + isim, bir şeyi almak veya kullanmak için yolculuğa ara vermek anlamına gelir. Buradaki gas, Amerikan İngilizcesinde Britanya İngilizcesindeki petrol, yani benzin anlamındadır.

Alıştırma

Bir kişiye şimdiki zamanı soran tam cümleyi oluşturmak için atılan iki sözcüğü tamamlayın: ____ stopping for some gas?

Cevabı göster

Are you

No.

0:35

Hayır.

But eat?

0:36

Peki yemek?

Well, we...

0:37

Şey, biz...

Country dancing?

0:37

Country dansı?

We would just like to know if we're in Hollywood, please. Ton ve niyet

0:38

Sadece Hollywood'da olup olmadığımızı bilmek istiyoruz, lütfen.

Ton ve niyet

Kibarca bilgi sormak için would just like to know if

would just like to know if kalıbı, doğrudan bir evet-hayır sorusunu yumuşatılmış bir bilgi isteğine dönüştürür. would like, want'tan daha yumuşaktır; just da isteğin baskısını azaltır. Burada just, güçlü biçimde yalnızca anlamına gelmez. if, doğrulanmak istenen bilgiyi başlatır. if'ten sonraki yan cümlede düz cümle söz dizimi kullanılır: if we're in Hollywood; if are we in Hollywood değil. Sondaki please da başka bir nezaket işaretidir.

Alıştırma

Hangi cümle would just like to know if nazik soru kalıbını doğru kullanıyor?

  1. I would just like to know does this train stop at York.
  2. I would just like to know if this train stops at York.
  3. I would just know if this train stops at York.
Cevabı göster

I would just like to know if this train stops at York.

No, ma'am. Ton ve niyet

0:42

Hayır, hanımefendi.

Ton ve niyet

No, ma'am: bir kadına verilen nazik cevap

Ma'am, bir kadına hitap ederken kullanılan nazik bir seslenme biçimidir. No, ma'am ifadesinde kadın dinleyiciye saygıyla hitap eder; no kelimesinin anlamını değiştirmez. Kısa bir cevabın sonuna hitap sözü eklemek cevabı yumuşatabilir ve nezaket gösterebilir. Bu kullanım özellikle hizmet ortamlarında veya otorite ilişkisi bulunan konuşmalarda görülür.

Alıştırma

"No, ma'am" ifadesinde ma'am ne işe yarar?

  1. Kadının adını belirtir.
  2. No kelimesinin anlamını yes olarak değiştirir.
  3. Cevap verilen kadına nazikçe hitap eder.
Cevabı göster

Cevap verilen kadına nazikçe hitap eder.

You're a long way from Hollywood. Kalıp ifadeler

0:43

Hollywood'dan çok uzaktasınız.

Kalıp ifadeler

a long way from Hollywood: bir yerden veya hedeften uzakta

be a long way from + yer yapısı, o yerden uzakta olmak anlamına gelir. Burada way bir yöntem veya güzergâhı değil, mesafeyi ifade eder. Aynı yapı soyut bir farkı da anlatabilir: be a long way from + hedef veya durum, ona ulaşmaya henüz yakın olmamak demektir.

Alıştırma

Cümleyi a long way from ifadesiyle tamamlayın: The campsite is ____ the nearest town.

Cevabı göster

a long way from

Oh.

0:46

Oh.

But as you're here, Dilbilgisi

0:47

Ama madem buradasınız,

Dilbilgisi

“as you're here” ifadesinde neden bildiren as

as you're here ifadesindeki as, “madem” veya “-dığı için” anlamındadır. Konuşan kişi, karşısındakilerin zaten orada olmasını bilinen bir gerçek olarak ele alır ve bunu sonraki önerinin gerekçesi yapar. Bu, as sözcüğünün neden bildiren kullanımıdır; “-iken” anlamındaki zaman kullanımı değildir. Yararlı kalıp şöyledir: As + bilinen durum, + tepki veya öneri.

Alıştırma

“But as you're here,” ifadesindeki as ne anlama geliyor?

  1. Senin burada olduğun şekilde.
  2. Sen buradayken.
  3. Madem buradasın.
Cevabı göster

Madem buradasın.

why don't you just settle down and get some of that good old home cooking in your belly? Notlar

0:48

neden oturup midenize o güzel eski ev yemeklerinden indirmiyorsunuz?

Ton ve niyet

Why don't you just + fiilin yalın hâli ile öneride bulunma

Why don't you just + fiilin yalın hâli...? genellikle samimi bir öneri veya davet ifade eder. Burada konuşan kişi ziyaretçileri durmaya, rahat etmeye ve yemek yemeye teşvik ediyor; neden reddettiklerini gerçekten açıklamalarını istemiyor. Just, eylemi basit ve uygulanabilir bir sonraki adım olarak sunar. Bu cümlede settle down, “hareket etmeyi bırakıp rahat etmek” anlamındadır; “kalıcı olarak yerleşmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Samimi öneriyi dersteki dört sözcüklük tam başlangıçla tamamlayın: ____ take a short break?

Cevabı göster

Why don't you just

Öbek fiiller

settle down: rahatça yerleşip bir süre kalmak

Bu davette settle down, hareket etmeyi bırakıp rahat etmek ve bir süre aynı yerde kalmak anlamına gelir. Hemen ardından yemek teklif edilmesi, buradaki anlamın rahat ve konuksever olduğunu gösterir. Settle down bağlama göre farklı anlamlara gelebilir; doğru anlamı çevresindeki eylemlerden çıkarın. Burada kalıcı bir yaşam değişikliği değil, dinlenip yemek için verilen kısa bir arayı anlatır.

Alıştırma

Bu yemek davetinde settle down ne anlama geliyor?

  1. Düzenli bir evlilik hayatına başlamak.
  2. Rahatsızlık verdikten sonra sakinleşmek.
  3. Oturmak, rahat etmek ve bir süre kalmak.
Cevabı göster

Oturmak, rahat etmek ve bir süre kalmak.

Kelime

that good old home cooking: sıcak ve tanıdık ev yemekleri

Home cooking, ev usulü hazırlanmış sade ve tanıdık yemek demektir. that good old home cooking ifadesinde that sunulan yemek türünü gösterirken good old ifadeye duygusal bir renk katar. Good old burada gerçek yaşı belirtmez; sevgi ve nostalji ifade eder. İfadenin bütünü yemeği huzur veren, güvenilir ve hoş biçimde tanıdık bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Good old burada home cooking ifadesine nasıl bir duygu katıyor?

  1. Yemeğin eski olduğuna dair bir uyarı
  2. Sıcak bir tanıdıklık ve sevgi dolu nostalji
  3. Yemek kalitesi hakkında resmî bir iddia
Cevabı göster

Sıcak bir tanıdıklık ve sevgi dolu nostalji

Well, I suppose we could stop for breakfast. Ton ve niyet

0:54

Şey, sanırım kahvaltı için durabiliriz.

Ton ve niyet

Well, I suppose we could: tereddütlü kabul

Well, I suppose we could olası bir eylemi dile getirirken konuşanın hızlı ve hevesli bir şekilde yes demediğini de gösterir. Bu cümlede konuşan kişi öneriyi değerlendirir ve sonra biraz tereddütle ya da sınırlı bir istekle kabul eder. Well bir duraksamayı veya tutum değişikliğini gösterir; I suppose ise kabulü yumuşatır. Buradaki suppose resmî bir çıkarım anlatmaz. I suppose we could + fiilin yalın hâli yapısı, bir öneriyi veya uzlaşmayı nazikçe kabul etmek için kullanılabilir.

Alıştırma

“Well, I suppose we could take the later train” en doğal olarak hangi tutumu gösterir?

  1. Hevesli bir söz
  2. Tereddütlü ama olumlu bir kabul
  3. Kesin bir ret
Cevabı göster

Tereddütlü ama olumlu bir kabul

Hooray!

0:57

Yaşasın!

Hey.

0:59

Hey.

So, what will it be? Ton ve niyet

1:02

Peki, ne alırsınız?

Ton ve niyet

So, what will it be?: sipariş sormak

Bir hizmet ortamında So, what will it be? müşteriden seçimini, çoğu zaman da siparişini söylemesini ister. it zamiri daha önce sözü edilen belirli bir nesneyi değil, seçimin veya siparişin tamamını temsil eder. So, konuşmanın karar aşamasına geçtiğini gösterir. Sorunun tamamı sözcüğü sözcüğüne çevrilmek yerine What would you like? ya da What would you like to order? anlamında anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bir kafede garson “So, what will it be?” diye soruyor. Garson neyi öğrenmek istiyor?

  1. Bir nesnenin neye dönüşeceğini
  2. Müşterinin ne sipariş etmek istediğini
  3. Kafenin açık kalıp kalmayacağını
Cevabı göster

Müşterinin ne sipariş etmek istediğini

Sunny side up or sunny side down? Kültür

1:03

Tek tarafı pişmiş mi yoksa çift tarafı pişmiş yumurta mı?

Kültür

Sunny side up: çevrilmeden pişirilen sahanda yumurta

Sunny side up, yumurtanın çevrilmeden pişirildiği ve sarısının üstte görünür kaldığı sahanda yumurta için kullanılan yerleşik bir kahvaltı terimidir. Sarı genellikle yumuşak veya akışkan kalır. Bu ifade kelimenin gerçek anlamıyla hava durumundan ya da yönden söz etmez. Bu şakacı soruda sunny side down yalnızca up ile karşıtlık kuran bir kelime oyunudur; çevrilmiş yumurtanın standart menü adı değildir.

Alıştırma

Hangi sipariş çevrilmemiş bir yumurta ister?

  1. One egg over easy, please.
  2. Scrambled eggs, please.
  3. One egg sunny side up, please.
Cevabı göster

One egg sunny side up, please.

Eggs over easy, no need to frown. Kültür

1:07

Çift tarafı az pişmiş yumurta, kaş çatmaya gerek yok.

Kültür

Eggs over easy: çevrilmiş ve sarısı yumuşak yumurta

Eggs over easy, Kuzey Amerika tipi kahvaltılarda kullanılan yerleşik bir terimdir. Yumurtalar tavada pişirilir, bir kez çevrilir ve ikinci tarafları yalnızca kısa süre pişirilir; bu yüzden sarıları genellikle yumuşak veya akışkan kalır. Bu menü adında over, yumurtaların çevrildiğini; easy ise çevrildikten sonra kısa ve hafif biçimde pişirildiğini belirtir. “Kolayca üzerinden” ya da “kolay yumurtalar” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama eggs over easy ifadesine uyar?

  1. Yumurta kısa süreliğine çevrilir ve sarısı yumuşak kalır.
  2. Yumurta çevrilmez ve sarısı yukarı bakar.
  3. Yumurta pişirilmeden önce çırpılır.
Cevabı göster

Yumurta kısa süreliğine çevrilir ve sarısı yumuşak kalır.

Eggs over easy, please.

1:11

Çift tarafı az pişmiş yumurta, lütfen.

Coming right up. Ton ve niyet

1:13

Hemen geliyor.

Ton ve niyet

Coming right up: hemen hizmet verileceğini belirten yanıt

Coming right up. birisi bir şey istediğinde veya sipariş verdiğinde kullanılan kalıplaşmış sözlü bir yanıttır. Konuşan kişi, istenen şeyi çok kısa sürede hazırlayacağını ya da getireceğini anlatır. Burada right, işin hemen yapılacağı anlamını güçlendirir. Bu ifade karşı tarafa güven veren bir yanıttır; birinin yukarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Otel görevlisinin yanıtını öğrendiğiniz sabit hizmet ifadesiyle tamamlayın: Misafir: "Could I have an extra towel?" Görevli: "____."

Cevabı göster

Coming right up

Cooking an egg and shaking a leg. Deyimler

1:14

Yumurta pişiriyorum ve bacak sallıyorum.

Deyimler

shaking a leg: müzikle dans etmek

Cooking an egg and shaking a leg ifadesinde shaking a leg, yemek yaparken müzik eşliğinde dans etmek veya ritmik biçimde hareket etmek anlamına gelir. Burada bir deyim olarak kullanılmıştır; yalnızca bir bacağın hareketini kelimesi kelimesine anlatmaz. Aynı deyim başka bir durumda farklı bir anlama gelebilir. Shake a leg! emri “Acele et!” demektir. Anlamı bağlam belirler: bu cümlede müzik ve ritmik hareket, dans etme anlamına işaret eder.

Alıştırma

"Cooking an egg and shaking a leg," cümlesinde shaking a leg ne anlama gelir?

  1. başka birine acele etmesini söylemek
  2. yemek yaparken dans etmek
  3. egzersiz olarak yalnızca bir bacağı hareket ettirmek
Cevabı göster

yemek yaparken dans etmek

Cooking and shaking and cooking an egg.

1:18

Pişiriyorum ve sallıyorum ve yumurta pişiriyorum.

What's eggs over easy?

1:21

Çift tarafı az pişmiş yumurta nedir?

I flip the egg over. Öbek fiiller

1:24

Yumurtayı ters çeviriyorum.

Öbek fiiller

flip the egg over: yumurtayı diğer yüzüne çevirmek

flip the egg over ifadesinde flip eylemi, over ise sonucu belirtir: yumurta çevrilir ve diğer yüzü yukarı gelir. Bu ifade yalnızca yumurtayı hareket ettirmekten daha fazlasını anlatır. Bir yiyeceği veya başka bir nesneyi diğer yüzüne çevirdiğinizde flip + nesne + over kalıbını kullanabilirsiniz. Nesne bir zamirse onu ortaya koyun: flip it over.

Alıştırma

Burger köftesini diğer yüzüne çevirmek anlamını açıkça verecek şekilde yönergeyi tamamlayın: Flip the burger patty ____.

Cevabı göster

over

Thank you.

1:27

Teşekkür ederim.

And what's sunny side up?

1:28

Peki tek tarafı pişmiş nedir?

I don't flip the egg over.

1:31

Yumurtayı ters çevirmiyorum.

It stays like this.

1:33

Böyle kalıyor.

Sunny side up, please.

1:34

Tek tarafı pişmiş, lütfen.

And me.

1:36

Ve bana da.

Miss Rabbit is good at cooking eggs. Dilbilgisi

1:37

Bayan Tavşan yumurta pişirmekte iyidir.

Dilbilgisi

good at cooking: be good at + -ing biçimi

Be good at, “bir konuda becerikli olmak” anlamına gelir. good at cooking yapısında at bir edattır; bu yüzden ardından gelen eylem -ing biçimini alır: temel biçim cook değil, cooking kullanılır. Tekrar kullanılabilen kalıp özne + be + good at + isim veya -ing biçimidir. Özneye göre am, is ya da are kullanın.

Alıştırma

Cümleyi repair sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: He is good at ____ bicycles.

Cevabı göster

repairing

Cooking an egg and shaking a leg.

1:40

Yumurta pişiriyorum ve bacak sallıyorum.

Cooking and shaking and cooking an egg.

1:43

Pişiriyorum ve sallıyorum ve yumurta pişiriyorum.

I love my sunny side up egg.

1:47

Tek tarafı pişmiş yumurtamı seviyorum.

Mmm, eggy.

1:51

Mmm, yumurtalı.

Thank you.

1:54

Teşekkür ederim.

That was delicious.

1:55

Bu lezzetliydi.

Now, I'll just sit back, relax, and Kalıp ifadeler

1:56

Şimdi, arkama yaslanacağım, rahatlayacağım ve...

Kalıp ifadeler

sit back, relax: arkana yaslanıp rahatlamak

Burada sit back, rahat bir pozisyonda arkaya yaslanıp bir süre bir şey yapmayı bırakmak demektir; arka taraftaki bir yere oturmak anlamına gelmez. relax eklenince iki fiil, rahatça yerleşip gevşemeyi anlatan doğal bir ikili oluşturur. sit back, relax, and + fiil kalıbı çoğunlukla sıradaki keyifli etkinliği tanıtır. Konuşan kişi bunu kendi dinlenme planı için veya başka birine rahatlamasını dostça söylemek için kullanabilir.

Alıştırma

Dostça daveti dersteki iki eylemle tamamlayın: “____, ____, and enjoy the show.”

Cevabı göster

Sit back · relax

So, who likes dancing?

2:00

Peki, kim dans etmeyi sever?

Me.

2:02

Ben.

Good.

2:03

Güzel.

Then y'all come and meet Mr. Bob Bobcat and his band. Kelime

2:04

O zaman hepiniz gelin ve Bay Bob Vaşak ve grubuyla tanışın.

Kelime

y'all: gayriresmî çoğul you

Y'all, you all ifadesinin kısaltmasıdır ve çoğul you işlevi görür. Bu cümlede come and meet ile davet edilen grubu açıkça belirtir. Bu biçim ABD'nin güneyindeki konuşma diliyle güçlü biçimde ilişkilidir ve country tarzı bir sese de uyar. Cümlenin gayriresmî olduğunu gösterir, ancak tek başına konuşanın nereli olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve tam olarak duyduğunuz seçeneği seçin. Başlangıcın y'all, you all veya you'll olmasına dikkat edin.

  1. Y'all can meet us by the stage.
  2. You'll meet us by the stage.
  3. You all can meet us by the stage.
Cevabı göster

Y'all can meet us by the stage.

All join hands and step to the right. Kalıp ifadeler

2:09

Herkes el ele tutuşsun ve sağa bir adım.

Kalıp ifadeler

join hands: el ele tutuşmak

Join hands, “birbirinin elini tutmak” demektir. Bu dans komutunda gruptaki herkesin yanındaki kişilerle el ele tutuşarak fiziksel bir bağ oluşturmasını ister. Buradaki join, “bir araya getirmek” anlamındadır; “bir kuruluşa katılmak” anlamında değildir. Bu grup hareketi için doğal ve kalıplaşmış ifade join hands'tir; connect hands insanlara verilen doğal bir komut değildir.

Alıştırma

Hangi komut bir gruba doğal biçimde birbirlerinin ellerini tutmalarını söyler?

  1. Everyone, clap your hands.
  2. Everyone, shake hands.
  3. Everyone, join hands.
Cevabı göster

Everyone, join hands.

Keep on stepping and make it tight. Kalıp ifadeler

2:11

Adım atmaya devam edin ve sıkı tutun.

Kalıp ifadeler

Keep on stepping: keep on + -ing ile bir eylemi sürdürmek

Keep on stepping, “adım atmaya devam edin” demektir. keep on + -ing yapısı bir eylemin sürdüğünü gösterir; bu nedenle buradaki on fiil kalıbının bir parçasıdır ve yer belirtmez. keep on ifadesinden sonra fiilin -ing biçimi gelir. Emir cümlesinde keep on + -ing, kişiye zaten yapmakta olduğu eylemi bırakmamasını söyler veya bu konuda onu teşvik eder.

Alıştırma

Komutu keep on ve dance fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ until the music stops.

Cevabı göster

Keep on dancing

Oh my gosh, oh my Joe.

2:13

Aman Tanrım, ah benim Joe'm.

Keep on stepping and here we go. Anlatım akışı

2:15

Adım atmaya devam edin ve işte gidiyoruz.

Anlatım akışı

here we go: başlama işareti

Here we go, “şimdi başlıyoruz” veya “sıradaki bölüm başlıyor” anlamına gelen sözlü bir işarettir. Bu cümlede yönergeleri adım atmaya devam etme hareketinden bir sonraki harekete taşır. Buradaki here bir yeri belirtmez. İfadenin tamamı geçiş işareti vererek etkinliğin akışını düzenler.

Alıştırma

Bir sunucu, “Everyone is ready. Here we go!” diyor. Burada here we go ne işe yarıyor?

  1. Etkinliğin başladığını bildirir.
  2. Etkinliğin zaten bittiğini söyler.
  3. Herkese konuşanın bulunduğu yere gitmesini söyler.
Cevabı göster

Etkinliğin başladığını bildirir.

Let's all join in. Öbek fiiller

2:18

Hadi hepimiz katılalım.

Öbek fiiller

join in: bir etkinliğe katılmak

Join in, başka insanlarla birlikte bir etkinliğe katılmak demektir. Let's all join in cümlesinde hangi etkinlikten söz edildiği durumdan anlaşıldığı için bu öbek fiilin nesneye ihtiyacı yoktur. Etkinliği ayrıca belirtebilirsiniz: join in the game veya join in the discussion. Buradaki odak, bir kuruluşun üyesi olmak değil, etkinliğe katılmaktır.

Alıştırma

Hangi cümle, birini devam etmekte olan bir etkinliğe katılmaya davet ediyor?

  1. The game has started, but you can still join in.
  2. The game is over, so put the pieces away.
  3. The club is accepting members, so you can join the club.
Cevabı göster

The game has started, but you can still join in.

Y'all be needing these. Kelime

2:19

Bunlara ihtiyacınız olacak.

Kelime

Y'all be needing these: belirgin lehçesel kullanım ve nötr alternatifler

Bu cümlede Y'all birden fazla dinleyiciye seslenir; be needing these ise grubun kendilerine verilen nesnelere ihtiyaç duyacağını anlatır. Cümlenin tamamı, herkesin bu nesnelere ihtiyaç duyacağını samimi bir şekilde bildirir. y'all be needing içindeki çekimsiz be burada lehçesel ya da karakter konuşmasını biçimlendiren bir kullanımdır; genel kullanım için öğretilen nötr standart gelecek zaman yapısı değildir. Nötr İngilizcede gelecekteki bir ihtiyaç için You'll need these, şu anki bir ihtiyaç için You need these denir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Nötr ve resmî yazıda "Y'all be needing these", bir gruba bazı nesnelere ihtiyaç duyacaklarını söylemenin standart yoludur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Take your partner by the hand. Kalıp ifadeler

2:22

Partnerinizin elini tutun.

Kalıp ifadeler

Take your partner by the hand: take someone by the + vücut bölümü

Take your partner by the hand, genellikle onu yönlendirmek veya götürmek için partnerinizin elini tutmak anlamına gelir. Bu bir dans talimatı olduğu için take emir kipindedir ve dinleyiciye hangi hareketi yapacağını söyler. Yeniden kullanılabilen kalıp take + person + by the + body part biçimindedir. Kişi, take fiilinin nesnesidir; by the hand ise tutulan vücut bölümünü belirtir. İngilizce bu kalıpta normalde the kullanır: take her by the hand, take him by the arm.

Alıştırma

Hedef kalıp take + person + by the + body part yapısını tamamlayın: To lead Noah while holding his hand, take him ____.

Cevabı göster

by the hand

Now, everybody swing.

2:24

Şimdi, herkes dönsün.

Swing, swing, swing.

2:27

Dönün, dönün, dönün.

Heehaw.

2:30

İh-ha.

Peppa, would you like to do the singing? Ton ve niyet

2:32

Peppa, şarkı söylemek ister misin?

Ton ve niyet

would you like to ...?: nazik bir davette bulunmak

Would you like to + fiilin yalın biçimi? birinin bir şeyi yapmaya istekli olup olmadığını nazikçe sorar. Burada konuşan kişi Peppa’yı şarkı söylemeye davet ediyor; ona şarkı söylemeyi sevip sevmediğini sormuyor. Bu kalıp karşı tarafa seçme olanağı verir ve genellikle Do you want to ...? ifadesinden daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Nazik daveti burada öğretilen kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ join us for lunch?

Cevabı göster

Would you like to

Yes, please.

2:35

Evet, lütfen.

Jump up and down like you're in a puddle. Dilbilgisi

2:38

Bir su birikintisinin içindeymiş gibi yukarı aşağı zıplayın.

Dilbilgisi

like you're in a puddle: hayalî bir karşılaştırma

Burada like, “hoşlanmak” değil, “aynı şekilde” veya “sanki … gibi” anlamına gelir. you're in a puddle yan cümlesi, dinleyiciye nasıl zıplayacağını gösteren hayalî bir sahne oluşturur. Yeniden kullanılabilecek kalıp eylem + like + özne + fiildir. like sonrasındaki yan cümle, eylemi betimleyen karşılaştırmayı sağlar.

Alıştırma

Run like you're late for school cümlesinde like ne işe yarar?

  1. Okula geç kalmaktan hoşlandığını söyler.
  2. Koşmanın nedenini belirtir.
  3. Nasıl koşulacağını açıklayan hayalî bir karşılaştırma başlatır.
Cevabı göster

Nasıl koşulacağını açıklayan hayalî bir karşılaştırma başlatır.

Jump up and down and...

2:41

Yukarı aşağı zıplayın ve...

Dinosaur!

2:43

Dinozor!

Everyone be a dinosaur.

2:47

Herkes bir dinozor olsun.

Ho ho.

2:54

Ho ho.

Well, I never done a square dance like that before. Notlar

2:55

Şey, daha önce hiç böyle bir kare dansı yapmamıştım.

Kelime

never done ile have never done karşılaştırması

Bu cümlede never done, have never done anlamındadır: konuşan kişi şimdiye kadar bu tür bir deneyim yaşamadığını söyler. Done geçmiş zaman ortacıdır. Ancak buradaki I never done, standart dışı veya lehçesel bir yapıdır. Standart İngilizcede I have never done ... kullanılır; have, present perfect yapısını kurar.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Lehçesel bir karakter diyaloğunda “I never done it before”, “I have never done it before” anlamına gelebilir; ancak standart İngilizcede normalde have gerekir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Kültür

square dance: komutlarla yönlendirilen grup halk dansı

Square dance, Amerika'daki kırsal yaşam ve topluluk etkinlikleriyle yaygın olarak ilişkilendirilen bir grup halk dansı geleneğinin adıdır. Dansçılar genellikle gruplar hâlinde, çoğu zaman dört çift olarak hareket eder ve figürleri söyleyen bir yönlendiricinin sözlü komutlarını izler. Burada ifade bir dans türünü adlandırır; bu yüzden square, yalnızca geometrik bir şekli anlatmaz, kalıplaşmış terimin bir parçasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede square dance neyi ifade ediyor?

  1. dansçıların bir yönlendiricinin komutlarını izlediği grup halk dansı
  2. işaretlenmiş bir karenin içinde tek kişinin yaptığı dans
  3. düz çizgili hareketler içeren her türlü dansın genel adı
Cevabı göster

dansçıların bir yönlendiricinin komutlarını izlediği grup halk dansı

Y'all keep the noise down, please. Kalıp ifadeler

2:58

Lütfen gürültüyü azaltın.

Kalıp ifadeler

Y'all keep the noise down: bir gruptan daha sessiz olmasını istemek

“Keep the noise down”, “sesin fazla yükselmesine izin vermeyin” veya “daha az gürültü yapın” anlamına gelir. Buradaki down, aşağı doğru hareketi değil, daha düşük bir gürültü düzeyini belirtir. “Y'all”, “you all” ifadesinin samimi ve çoğul bir biçimidir; yani konuşan kişi bir gruba seslenmektedir. Please eklendiğinde cümle, grubun daha sessiz olması için nazik ama doğrudan bir rica olur.

Alıştırma

Yakında bir bebek uyuyor. Hangi cümle bir gruptan doğal biçimde daha az gürültü yapmasını ister?

  1. Please turn the television down.
  2. Please keep the lights low.
  3. Please keep the noise down.
Cevabı göster

Please keep the noise down.

We can't hear our monster trucks.

3:00

Canavar kamyonlarımızı duyamıyoruz.

Monster trucks!

3:02

Canavar kamyonlar!

This is a monster truck. Kültür

3:05

Bu bir canavar kamyon.

Kültür

monster truck: dev lastikli bir gösteri kamyonu

Monster truck, son derece büyük lastiklerle yapılmış ve gövdesi yerden oldukça yükseğe kaldırılmış bir kamyondur. Araç gösterilerinde ve yarışmalarda arabaların üzerinden geçmek, rampalardan atlamak ve engebeli ya da çamurlu zemini aşmak için kullanılır. Burada monster, aracın olağanüstü büyüklüğünü ve gücünü anlatır. Bir canavarın kamyona sahip olduğu veya onu kullandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Monster truck genellikle nasıl bir araçtır?

  1. hayalî bir canavarın kullandığı sıradan bir kamyon
  2. son derece büyük lastikleri olan bir gösteri kamyonu
  3. evlere teslimat için kullanılan küçük bir kamyon
Cevabı göster

son derece büyük lastikleri olan bir gösteri kamyonu

Wow.

3:07

Vay canına.

Those big wheels have got a car on top of them. Dilbilgisi

3:08

O büyük tekerleklerin üzerinde bir araba var.

Dilbilgisi

“Sahip olmak” anlamındaki have got

Bu cümlede have got, “sahip olmak” veya “var” anlamındadır. Bir arabanın tekerleklerin üstünde bulunduğu mevcut durumu anlatır; arabanın teslim alınmasına ya da edinilmesine odaklanmaz. Kalıp özne + have/has got + isim şeklindedir. I, you, we ve çoğul öznelerle have got; he, she, it ve tekil öznelerle has got kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi have got ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This backpack ____ three pockets.

Cevabı göster

has got

Mr. Coyote is going to jump over a big muddy puddle. Dilbilgisi

3:13

Bay Çakal büyük bir çamurlu su birikintisinin üzerinden atlayacak.

Dilbilgisi

going to jump over: bir engelin üzerinden yapılacak hareket

is going to jump over ifadesinde be going to + fiilin yalın hâli jump, atlayışın planlandığını veya yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. Buradaki going to bir gelecek zaman yapısıdır; Bay Coyote'un bir yere gitmekte olduğu anlamına gelmez. Jump over, yerden yükselip bir engelin üstünden veya öte tarafına geçmek demektir. Over, amacın su birikintisinin içine düşmek değil, onu aşmak olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi jump over ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The dog is going to ____ the box.

Cevabı göster

jump over

That looks fun.

3:23

Eğlenceli görünüyor.

You can have a go, Daddy Pig. Kelime

3:25

Sen de deneyebilirsin, Baba Domuz.

Kelime

have a go: denemeye yönelik samimi bir davet

Bu cümlede have a go, “denemek” veya “sırası gelince bir kez yapmak” anlamına gelir. You can have a go, Baba Pig’e etkinliği bizzat deneme fırsatı veren samimi bir davettir. Have a go tek bir konuşma ifadesi olarak kullanılır; burada have, “sahip olmak” anlamına gelmez. Denenecek etkinlik söylendiğinde Britanya İngilizcesinde genellikle have a go at + isim veya -ing biçimi kullanılır. Örnek: have a go at fixing it.

Alıştırma

“You can have a go” cümlesindeki have a go ne anlama gelir?

  1. Şimdi gidebilirsin.
  2. Onu sende tutabilirsin.
  3. Deneyebilirsin.
Cevabı göster

Deneyebilirsin.

Oh.

3:28

Oh.

Okay.

3:29

Tamam.

Hooray!

3:29

Yaşasın!

Oh, it is a bit high. Kalıp ifadeler

3:34

Oh, biraz yüksekmiş.

Kalıp ifadeler

a bit high: a bit ile değerlendirmeyi yumuşatmak

Burada a bit, “biraz” veya “hafifçe” anlamına gelir ve high sıfatını niteler. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı a bit + sıfattır. A bit, konuşanın kaygısını daha az doğrudan ve daha hafif gösterir. Kesin bir ölçü vermez; yüksekliği küçük ama fark edilir bir sorun olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle hafif bir şikâyeti yumuşatmak için a bit ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. The room is a cold bit.
  2. The room has a bit cold.
  3. The room is a bit cold.
Cevabı göster

The room is a bit cold.

Daddy Pig does not like heights.

3:36

Baba Domuz yükseklikleri sevmez.

You need to go faster to jump over the puddle. Dilbilgisi

3:39

Su birikintisinin üzerinden atlamak için daha hızlı gitmelisin.

Dilbilgisi

need to go faster ... to jump over the puddle: gerekli eylem ve amaç

need to go faster bölümündeki need to + fiilin yalın hâli, gerekli olan eylemi, yani daha hızlı gitmeyi belirtir. Daha sonra gelen to jump over the puddle amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Neden daha hızlı gitmek gerektiğini açıklar. Kalıp need to + gerekli eylem + to + amaç şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. Gerekli eylem için need to, amacı için to kullanın: We ____ leave now ____ catch the bus.

Cevabı göster

need to · to

Faster, Daddy.

3:43

Daha hızlı, Baba.

Daddy's truck is jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler

3:50

Babanın kamyonu çamurlu su birikintilerinde yukarı aşağı zıplıyor.

Kalıp ifadeler

jumping up and down: tekrarlanan dikey hareket

Bu cümlede jumping up and down, kamyonun birbirine zıt iki dikey yönde tekrar tekrar sekmesini anlatır. Up and down, jumping sonrasında tek bir yön çifti olarak çalışır; birbiriyle ilgisiz iki eylem değildir. Aynı yön çifti başka hareket fiillerinden sonra da kullanılabilir. Sıcaklık gibi şeylerle kullanıldığında tekrarlanan yükseliş ve düşüşleri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi iki dikey yönde tekrarlanan hareket anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The small boat moved ____ on the waves.

Cevabı göster

up and down

Mommy, why don't you have a go?

3:58

Anne, neden sen denemiyorsun?

Oh, I think we need to get back on the road to Hollywood. Kalıp ifadeler

4:00

Oh, sanırım Hollywood yoluna geri dönmemiz gerek.

Kalıp ifadeler

get back on the road to Hollywood: yolculuğa yeniden devam etmek

Get back on the road, bir duraklamadan sonra yeniden yola çıkıp yolculuğa devam etmek demektir. Get back, yolculuğun daha önce başladığını ve şimdi sürdürüldüğünü gösterir. Buradaki on the road, yalnızca bir yolun üzerinde durmayı değil, yolculuk hâlinde olmayı anlatır. To Hollywood ise devam eden yolculuğun varış yerini belirtir.

Alıştırma

Bir aile kısa bir molayı bitirdi ve araba yolculuğuna devam etmek istiyor. En doğal cümle hangisidir?

  1. It's time to get back in the road.
  2. It's time to get back to the road.
  3. It's time to get back on the road.
Cevabı göster

It's time to get back on the road.

Hollywood?

4:04

Hollywood mu?

Yes, we are going to be in a movie

4:06

Evet, bir filmde oynayacağız

with Super Potato and Hashbrown.

4:08

Süper Patates ve Mücver ile birlikte.

Hashbrown?

4:11

Mücver mi?

He's my favorite.

4:12

O benim favorim.

You can come too if you like. Ton ve niyet

4:14

İsterseniz siz de gelebilirsiniz.

Ton ve niyet

if you like: seçimi karşı tarafa bırakmak

Bir davetin sonunda kullanılan if you like, “istersen” veya “bu sana uygun gelirse” demektir. Seçimi karşı tarafa bırakır. Burada like, it gibi bir nesneye ihtiyaç duymaz. Bu ifade You can come too cümlesini yumuşatır ve davetin ısrarcı değil, samimi duyulmasını sağlar.

Alıştırma

You can sit with us if you like cümlesinde if you like ne anlama gelir?

  1. yalnızca bizi önceden tanıyorsan
  2. koltuğu beğeniyorsan
  3. istersen
Cevabı göster

istersen

Oh, I would love to, darling, but I'm kind of busy. Ton ve niyet

4:17

Oh, çok isterdim tatlım ama biraz meşgulüm.

Ton ve niyet

would love to ... but I'm kind of busy: önce istek gösterip sonra nazikçe reddetmek

I would love to, konuşanın daveti beğendiğini ve koşullar farklı olsaydı memnuniyetle kabul edeceğini gösterir. to sonrasındaki eylem, konuşmadan zaten anlaşıldığı için söylenmez. But cevabın yönünü değiştirir. I'm kind of busy asıl sonucu verir: konuşan daveti reddediyordur. Önce olumlu istek belirtip ardından but ile engeli açıklamak reddi daha sıcak gösterir; kind of da busy ifadesini daha az keskin yapar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sizi akşam yemeğine davet ediyor, ancak gidemiyorsunuz. Hangi cevap önce istek gösterip sonra reddetme nedenini nazikçe açıklıyor?

  1. I would love to, but I have to work tonight.
  2. I would love to, and I can come tonight.
  3. I have to work tonight, but I would love to.
Cevabı göster

I would love to, but I have to work tonight.

Goodbye now.

4:22

Şimdilik hoşça kalın.

Oh, thanks for stopping by. Ton ve niyet

4:23

Oh, uğradığınız için teşekkürler.

Ton ve niyet

thanks for stopping by: kısa bir ziyaret için teşekkür etmek

Thanks for stopping by, bir ziyaretçi ayrılırken söylenen samimi bir kapanış ifadesidir. Thanks for + -ing, teşekkür edilen eylemi belirtir; bu nedenle stop, stopping biçimine dönüşür. Burada stop by, kısa ve samimi bir ziyaret yapmak anlamındaki bir öbek fiildir. Gidilen yer çoğu zaman bağlamdan anlaşılır. Bir şeyin yanında durmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Thanks ile başlayan ve kısa bir ziyaret için teşekkür eden dört kelimelik tam kapanış ifadesini yazın: It was great to see you. ____!

Cevabı göster

Thanks for stopping by

Thank you.

4:24

Teşekkür ederim.

Goodbye.

4:25

Hoşça kalın.

Peppa and her family are back on the road to Hollywood.

4:27

Peppa ve ailesi Hollywood yoluna geri döndüler.