Pijama Partisi | Tam Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
695 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Muffin’in yatıya kaldığı gece Bluey ile Bingo, annelerinin verdiği söz sayesinde geç saate kadar oturabileceklerini düşünür. Ancak gündüz uykusunu atlayan ve çok yorulan Muffin, restoran ve polis kovalamacası oyunlarını karmakarışık hâle getirir. Sonunda Bluey, eğlenceyi uzatmak yerine bitkin kuzeninin dinlenmesini sağlamayı öne alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. you remember your promise? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum. Bunun yalnızca bir hafıza sorusu olmadığını anlayın: Çocuk, yetişkine önceki taahhüdünü hatırlatır ve sözünü tutması için baskı yapar. Önceden yapılmış bir anlaşmanın isteğinizi desteklediği durumlarda bu konuşma stratejisini tanıyabilir veya kullanabilir, aynı zamanda ifadenin ısrarcı duyulabileceğini fark edebilirsiniz. 2. $4 dollarbucks, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı. dollarbucks sözcüğünün gerçek ve resmî bir para birimi değil, Bluey’nin kurgusal dünyasında para için kullanılan şakacı bir ad olduğunu öğrenin. Böylece çocukların dükkân oyununu takip edebilir ve bir yapım için uydurulan sözcüklerle gerçek alışverişlerde kullanılacak terimleri ayırabilirsiniz. 3. should have been in bed long ago. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. should have been yapısının geçmişte beklenen veya uygun görülen, fakat gerçekleşmeyen bir durumu anlattığını öğrenin. Burada Muffin’in uygun saatten çok daha geç vakte kadar uyanık kalması eleştirilir; bu kalıbı şimdiki zamana yönelik tavsiyeyle karıştırmadan, karşılanmamış geçmiş beklentileri değerlendirmek için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Mum!

0:06

Anne!

Dad.

0:11

Baba.

Bingo.

0:17

Bingo.

Bluey.

0:22

Bluey.

She's here.

0:25

O geldi.

Hi, Muffin's here.

0:26

Selam, Muffin geldi.

Mum, you remember your promise? Yes, I do, Notlar

0:28

Anne, sözünü hatırlıyorsun değil mi? Evet, hatırlıyorum,

Ton ve niyet

you remember your promise? ile verilen sözü tutmayı hatırlatma

Bu cümlede you remember your promise? esas olarak annenin hafızasını sorgulamaz. Çocuk, daha önce verilen sözü gündeme getirerek artık tutulması gerektiğini hatırlatır. Bildirme cümlesi dizilişi soruya konuşma havası verir, ancak soru yine de açık bir beklenti taşır: anne söz vermiştir ve sözünü yerine getirmelidir.

Alıştırma

Çocuk you remember your promise? diye sorarak esas olarak ne yapıyor?

  1. Anneden yeni bir söz vermesini istemek
  2. Annenin hafızasının iyi olup olmadığını kontrol etmek
  3. Anneye daha önce verdiği sözü tutmasını hatırlatmak
Cevabı göster

Anneye daha önce verdiği sözü tutmasını hatırlatmak

Dilbilgisi

Yes, I do ile kısa olumlu cevap

Yes, I do, önceki geniş zamanlı hatırlama sorusuna verilen kısa olumlu cevaptır. Yardımcı fiil do, remember your promise ifadesinin yerini alır; böylece konuşan kişi bütün fiil öbeğini tekrarlamaz. Buradaki do, yapmak anlamına gelmez. Açık hâli Yes, I remember my promise şeklindedir. Geniş zaman sorularına verilen kısa olumlu cevaplarda, cevap öznesi I, you, we veya they ise Yes, + özne + do kullanılır.

Alıştırma

Standart kısa olumlu cevabı tamamlayın: Do you like apples? Yes, I ____.

Cevabı göster

do

because it's a special night and cousin Muffin's sleeping over. Öbek fiiller

0:31

çünkü bu özel bir gece ve kuzen Muffin bizde kalıyor.

Öbek fiiller

sleeping over: başka birinin evinde gecelemek

Sleeping over, başka birinin evinde gecelemek anlamına gelen sleep over öbek fiilinin -ing biçimidir. Buradaki is sleeping over, kuzen Muffin'in gece kalacağı ziyaretin önceden planlandığını anlatır. Sleep over ifadesini tek bir anlam birimi olarak düşünün; buradaki over “üstünde” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bir arkadaşın evinde gecelemek” anlamına gelen öbek fiili tamamlayın: Maya is sleeping ____ at her friend's house tonight.

Cevabı göster

over

You get to stay up a little later. Notlar

0:35

Biraz daha geç yatabilirsiniz.

Dilbilgisi

get to stay up: daha geç saate kadar uyanık kalma izni

Get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak anlamına gelir ve çoğu zaman hoş ya da özel bir durum olarak sunulur. Bu cümlede get to stay up, daha geç saate kadar uyanık kalmayı bir ayrıcalık olarak gösterir. Buradaki get to, “bir yere varmak” anlamına gelmez. To sözcüğünden sonra stay fiilinin yalın hâli gelir; stay up ise yatmak yerine uyanık kalmak demektir.

Alıştırma

Seçimi özel bir fırsat olarak sunan yapıyla cümleyi tamamlayın: As a reward, we ____ choose the game today.

Cevabı göster

get to

Öbek fiiller

stay up a little later: yatma saatini biraz ertelemek

Stay up ifadesinde up, öbek fiilin bir parçasıdır. Stay up, özellikle normal yatma saatinde veya bu saatten sonra, yatağa gitmek yerine uyanık kalmak anlamına gelir. A little later, normal veya beklenen yatma saatinden küçük bir sapmayı belirtir. Cümle, normalden biraz daha geç yatmaya izin verir; bütün gece uyanık kalmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, ‘normal yatma saatinden biraz daha uzun süre uyanık kalmak’ anlamındaki hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I ____ to finish the chapter.

Cevabı göster

stayed up a little later

Yay!

0:38

Yaşasın!

Stay up late!

0:38

Geç yatmak!

Stay up late!

0:40

Geç yatmak!

Muffin, we're going to stay up!

0:41

Muffin, geç saatlere kadar oturacağız!

Coconuts have water in them.

0:44

Hindistan cevizinin içinde su vardır.

Woah, what's up with you, Muffin? Deyimler

0:48

Vay canına, neyin var Muffin?

Deyimler

What's up with you?: olağandışı davranışın nedenini sormak

What's up with you? birinin neden normalden farklı davrandığını, hissettiğini veya göründüğünü sorar. Burada konuşan kişi Muffin'de beklenmedik bir durum fark eder ve açıklama ister. Ses tonuna göre aynı sözler endişe, şaşkınlık veya kızgınlık ifade edebilir. Sorunun tamamını up sözcüğünün gerçek anlamı olarak değil, kalıplaşmış bir tepki olarak anlayın.

Alıştırma

Yakın bir arkadaşınız birden boş bir sandalyeye fısıldamaya başlıyor. Neden olağandışı davrandığını en doğrudan soran soru hangisidir?

  1. What are you up to this weekend?
  2. How's it going?
  3. What's up with you?
Cevabı göster

What's up with you?

Oh boy, Ton ve niyet

0:50

Aman Tanrım,

Ton ve niyet

Kaygılı bir tepki olarak Oh boy

Oh boy, günlük konuşmada kullanılan bir ünlemdir. Burada konuşanın bir sorun fark ettiğini ve işlerin zorlaşabileceğini düşündüğünü gösterir. Bu bağlamda “Eyvah” veya “Aman” tepkisine yakındır. Bu sözlerle bir oğlan çocuğuna seslenilmiyor. İfadenin tamamını bir tepki olarak anlayın; kesin duygu, duruma ve konuşanın tonuna bağlıdır.

Alıştırma

Günlük bir sahnede biri bir sorunun başlayabileceğini fark ettiğinde “Oh boy” büyük olasılıkla ne ifade eder?

  1. Ciddi bir kötü haberi resmî olarak duyurur.
  2. Doğrudan bir oğlan çocuğuna seslenir.
  3. Bir sorunun yaklaşabileceğine dair hafif kaygı gösterir.
Cevabı göster

Bir sorunun yaklaşabileceğine dair hafif kaygı gösterir.

I think Muffin's skipped a sleep. Kalıp ifadeler

0:51

sanırım Muffin gündüz uykusunu atlamış.

Kalıp ifadeler

skipped a sleep: olağan bir uyku zamanını kaçırmak

Çocukların günlük düzeniyle ilgili bu bağlamda skipped a sleep, olağan uyku zamanlarından birinin, özellikle gündüz uykusunun gerçekleşmediği anlamına gelir. Skip, beklenen veya planlanan bir şeyi yapmamak demektir. Burada a sleep sayılabilir bir kullanımdır ve tek bir uyku dönemini ifade eder. İfade gerçek anlamda bir şeyin üzerinden atlamayı değil, bir dinlenme zamanının kaçırılmasını anlatır.

Alıştırma

Bir çocuğun günlük düzeninden söz edilirken “Muffin's skipped a sleep” ne anlama gelir?

  1. Muffin'in olağan uyku zamanlarından biri gerçekleşmedi.
  2. Muffin normalden daha uzun uyudu.
  3. Muffin bir yatağın üzerinden atladı.
Cevabı göster

Muffin'in olağan uyku zamanlarından biri gerçekleşmedi.

I am a llama eating a banana.

0:53

Ben muz yiyen bir lamayım.

Yum, yum, yum, yum, yum, yum.

0:56

Ham, ham, ham, ham, ham, ham.

Did she Did she say she's a llama? Dilbilgisi

0:59

O... O az önce bir lama olduğunu mu söyledi?

Dilbilgisi

Duyduğun şeyi doğrulamak için Did she say ...?

Vurgulanan soru, konuşanın başka birinin sözlerini doğru duyup duymadığını kontrol eder. Did she say she's a llama? onun gerçekten kendisinin bir lama olduğunu söyleyip söylemediğini sorar; onay istemenin yanı sıra şaşkınlık da gösterebilir. Kalıp Did + özne + say + yan cümle şeklindedir. Geçmiş zamanı Did taşıdığı için say yalın biçimde kalır; said kullanılmaz. Tam altyazıdaki ilk Did she, konuşma sırasında yeniden başlamadır; yeniden kullanılabilir soru vurgulanan Did she say ...? kısmıyla başlar.

Alıştırma

Maya'nın ne söylediğini kontrol eden soruyu tamamlayın. say fiilinin doğru biçimini kullanın: Did Maya ____ she needed a ride?

Cevabı göster

say

This episode of Bluey is called The Sleepover. Kalıp ifadeler

1:01

Bluey'nin bu bölümünün adı Pijama Partisi.

Kalıp ifadeler

Ad veya başlık belirtmek için is called

be called + ad kalıbı bir kişinin, şeyin veya eserin adını ya da başlığını belirtir. Burada is called, bölümün başlığı olan The Sleepover'ı tanıtır. Called, call fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve is ile birlikte edilgen bir yapı oluşturur. Bu kalıpta call, ad vermek veya bir adla anmak anlamındadır; telefon etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Oyunun başlığını tanıtmak için be called ifadesini doğru biçimde kullanın: Our school play ____ Moonlight.

Cevabı göster

is called

You stop, doors, Deyimler

1:05

Dur, kapılar,

doorstop.

1:06

kapı stoperi.

Deyimler

You stop, doors, doorstop: çocukça bir birleşik sözcük oyunu

Bu, normal bir emir değil, bilerek parçalı söylenmiş eğlenceli bir sözdür. Konuşan kişi, biçimleri ve sesleri bağlantılı olduğu için stop ve doors sözcüklerinden doorstop sözcüğüne atlar. Doorstop, bir kapıyı açık tutan nesnedir. door + stop sözcüklerinden oluşan birleşik bir isimdir; doors sözcüğündeki çoğul s'si doorstop içinde yer almaz. Mizah, bu ani sözcük çağrışımından doğar.

Alıştırma

Bu sözdeki sözcük oyununu en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Doors stop ifadesi kilitli bir kapının standart adıdır.
  2. Konuşan kişi stop ve doors sözcüklerini birleşik isim doorstop ile ilişkilendiriyor.
  3. Konuşan kişi kapıları hareket ettirmekle ilgili üç sıradan emir veriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi stop ve doors sözcüklerini birleşik isim doorstop ile ilişkilendiriyor.

What's going on, Uncle Stripe? Ton ve niyet

1:10

Neler oluyor, Stripe Amca?

Ton ve niyet

What's going on?: mevcut durumu sormak

What's going on? mevcut durumun açıklanmasını ister: Ne oluyor? Yeni geldiğinizde, bir karışıklık fark ettiğinizde veya beklenmedik bir şey gördüğünüzde doğal bir sorudur. Burada go on, olmak ya da meydana gelmek anlamındadır. On, go on ifadesinin bir parçasıdır; yer veya yön belirtmez.

Alıştırma

Herkesin bağırdığı bir odaya giriyorsunuz. Hangi soru mevcut durumun açıklanmasını ister?

  1. What's going on?
  2. Where is everyone going?
  3. What time does it start?
Cevabı göster

What's going on?

Remember when you dudes were younger and used to have a little sleep during the day? Notlar

1:12

Küçükken gün içinde kısa bir uyku çektiğinizi hatırlıyor musunuz?

Anlatım akışı

Remember when ...?: ortak bir anıya geri dönmek

Bu soruda Remember when ...? yalnızca dinleyenlerin hatırlayıp hatırlamadığını sormaz. Konuşmayı, konuşmacının herkesçe bilindiğini düşündüğü geçmiş bir deneyime götürür. When ile başlayan yan cümle geçmişteki durumu belirtir. Bu açılış, konuşmacı açıklama, karşılaştırma veya hikâyeye geçmeden önce ortak bir arka plan oluşturur.

Alıştırma

Ortak bir anıyı gündeme getiren açılışı Remember ve doğru bağlayıcı sözcükle tamamlayın: ____ we used to build forts in the living room?

Cevabı göster

Remember when

Kelime

you dudes: bir gruba çok samimi biçimde hitap etmek

Burada you dudes, birden fazla kişiye arkadaşça ve son derece gündelik biçimde doğrudan hitap eder. Resmî bir unvan olan gentlemen gibi değil, gündelik hitap şekli you guys gibi işlev görür. Dude tarihsel olarak çoğunlukla bir erkeği ifade ederdi, ancak bazı topluluklarda dudes bir gruba hitap etmek için daha geniş anlamda kullanılır. Bu geniş kullanım her yerde geçerli değildir; dolayısıyla etkisi bölgeye, yaşa, ilişkiye ve grubun tercihlerine bağlıdır.

Alıştırma

dudes hangi durumda en uygun biçimde kullanılır?

  1. Bir törende üst düzey yetkilileri karşılarken: Welcome, dudes.
  2. Bir müşteriye resmî e-posta yazarken: Dear dudes,
  3. Yakın arkadaşlarla konuşurken: Are you dudes ready to go?
Cevabı göster

Yakın arkadaşlarla konuşurken: Are you dudes ready to go?

Dilbilgisi

used to have a little sleep: geçmişteki bir alışkanlık

used to + fiilin yalın hâli yapısı, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatır ve genellikle durumun şimdi farklı olduğunu düşündürür. Bu cümlede used to have a little sleep, daha küçükken gündüzleri kısa süre uyumanın düzenli bir alışkanlık olduğu anlamına gelir. used to sonrasında have yalın hâlde kalır. Burada 'bir amaçla kullanılmak' şeklindeki edilgen anlam yoktur.

Alıştırma

Hangi cümle şekerleme yapmanın geçmişteki bir alışkanlık olduğunu doğru biçimde anlatır?

  1. I am used to taking a nap after lunch.
  2. I used to take a nap after lunch.
  3. I use to take a nap after lunch.
Cevabı göster

I used to take a nap after lunch.

Yeah.

1:16

Evet.

Well, as you got older, Dilbilgisi

1:16

Şey, siz büyüdükçe,

Dilbilgisi

Well, as you got older: zaman içindeki değişimi başlatmak

as you got older ifadesindeki as, '... olurken' veya 'zaman geçtikçe' anlamına gelir. Zaman içinde değişen bir süreci başlatır. Ardından gelen ana cümlenin, bununla birlikte ya da bunun sonucunda gerçekleşen başka bir değişikliği anlatması beklenir. Well bu düşünceyi daha önce söylenenlere bağlar ve bir açıklamanın geleceğini belirtir. Virgül, as you got older bölümünün giriş yapan bir yan cümle olduğunu gösterir; bu nedenle düşünce henüz tamamlanmamıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede as zaman içinde gerçekleşen bir değişimi başlatır?

  1. As a guide, Leo knows the city well.
  2. The box is as heavy as the suitcase.
  3. As the weather got colder, the lake began to freeze.
Cevabı göster

As the weather got colder, the lake began to freeze.

you stopped having that little sleep, didn't you? Dilbilgisi

1:17

o kısa uykuyu uyumayı bıraktınız, değil mi?

Dilbilgisi

stopped having ...: stop + fiilin -ing biçimi

Stop + fiilin -ing biçimi, zaten sürmekte olan veya alışkanlık hâline gelmiş bir etkinliği sona erdirmek anlamına gelir. Burada stopped having that little sleep, kişinin o kısa uykuyu artık uyumadığını belirtir. Having, stopped fiilinin anlamını tamamlayan -ing biçimidir. Bu kullanımda have a sleep biraz uyumak veya kestirmek anlamına gelir; bir şeye sahip olmak anlamında değildir.

Alıştırma

Leo'nun bu alışkanlığı bıraktığını göstermek için drink fiilinin doğru biçimini kullanın: Leo stopped ____ energy drinks every morning.

Cevabı göster

drinking

Dilbilgisi

didn't you?: onay isteyen eklenti soru

Eklenti soru, dinleyiciden önceki ifadeyi doğrulamasını istemek için cümlenin sonuna eklenen kısa bir sorudur. Bu cümlede didn't you?, you stopped having that little sleep ifadesini doğrulatır; yeni bir olumsuz soru başlatmaz. Ana ifade olumlu ve simple past zamanındadır. Bu nedenle eklenti bölümünde geçmiş zaman yardımcı fiili did, olumsuz biçimiyle kullanılır: didn't. Özne olan you da eklenti soruda tekrarlanır.

Alıştırma

Doğru eklenti soruyu içeren cümleyi seçin.

  1. You called Maya yesterday, don't you?
  2. You called Maya yesterday, didn't you?
  3. You called Maya yesterday, weren't you?
Cevabı göster

You called Maya yesterday, didn't you?

Yeah, now we just sleep once,

1:19

Evet, artık sadece bir kere uyuyoruz,

yeah, at night.

1:21

evet, geceleri.

Well, Muffin is right in the middle of stopping that second little sleep during the day. Kalıp ifadeler

1:22

İşte Muffin tam da o gün içindeki ikinci kısa uykuyu bırakma aşamasında.

Kalıp ifadeler

right in the middle of stopping: henüz tamamlanmamış bir değişimin ortasında

be right in the middle of + -ing kalıbı, bir sürecin başladığını ama henüz bitmediğini anlatır. Right vurgu katar: kişi ya da şey tam olarak o aşamadadır. Buradaki middle fiziksel bir yeri ya da mutlaka sürecin tam yarısını belirtmez. Bu cümlede gün içindeki ikinci uykuyu bırakmak, Muffin'in düzeninde yavaş yavaş gerçekleşen bir değişikliktir. Muffin hâlâ bu değişimden geçmektedir. of'tan sonra stopping örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

“Nora is right in the middle of changing her routine” ne anlama gelir?

  1. Değişim devam ediyor ve henüz bitmedi.
  2. Değişim uzun zaman önce bitti.
  3. Değişim henüz başlamadı.
Cevabı göster

Değişim devam ediyor ve henüz bitmedi.

Oh.

1:27

Oh.

Daddy is a

1:29

Baba bir

Okay, Muffin.

1:31

Tamam, Muffin.

Early bed for you. Ton ve niyet

1:32

Senin için erken yatma vakti.

Ton ve niyet

Early bed for you: kısa bir yatma vakti talimatı

“Early bed for you”, aile içinde kullanılan kısa ve eksiltili bir ifadedir. “It's an early bedtime for you” ya da “You're going to bed early” gibi cümlelerdeki bazı sözcükler söylenmez, ancak ifade yine de açık bir duyuru veya talimat görevi görür: dinleyen kişinin normalden daha erken yatması gerekir. Buradaki bed, yatağa gitmeyi veya yatma saatini ifade eder. “Erken” olan bir mobilyayı anlatmaz.

Alıştırma

Aile ortamında “Early bed for you” en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Dinleyen kişinin erken yatması gerekiyor.
  2. Dinleyen kişinin yeni bir yatağa ihtiyacı var.
  3. Yatak beklenenden erken geldi.
Cevabı göster

Dinleyen kişinin erken yatması gerekiyor.

Wait, no.

1:34

Bekle, hayır.

We get to stay up late, though. Anlatım akışı

1:35

Ama biz geç saatlere kadar oturabilirdik.

Anlatım akışı

Cümle sonunda though: karşıt bir düşünce eklemek

Cümlenin sonunda kullanılan though, daha önce söylenen ya da beklenen bir şeye karşıt bir nokta ekler. Burada 'We get to stay up late', daha önceki yatma saati iddiasına karşı bir görüş olarak sunulur: konuşmayı ters yöne çeken bir avantaj ekler. Cümle sonundaki though, kendisinden önceki ifadenin tamamına dönük bir yorum yapar ve onu sonradan eklenen bir düşünce olarak gösterir. Yeni bir yan cümle başlatmaz; konuşmada ‘yine de’ veya ‘diğer yandan’ şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi seçenek, karşıt bir düşünceyi sonradan eklemek için cümle sonunda though kullanır?

  1. The room is small, so it's comfortable.
  2. Though the room is small, it's comfortable.
  3. The room is small. It's comfortable, though.
Cevabı göster

The room is small. It's comfortable, though.

Uh well, gotta run. Ton ve niyet

1:36

Eee şey, benim gitmem lazım.

Ton ve niyet

gotta run: gitmeniz gerektiğini söylemenin samimi yolu

Gotta run, ‘şimdi gitmem gerekiyor’ demenin çok samimi bir yoludur. Bu ayrılma ifadesinde run hızlıca ayrılmak anlamına gelir; mutlaka koşarak hareket etmek demek değildir. Daha açık biçimi 'I've got to run.' şeklindedir. Bu kısa ve samimi ifadede 'I've' söylenmez, got to ise gotta biçiminde gösterilir. Başındaki Uh well ile ifade konuşmayı hızlıca bitirir ve konuşanın daha fazla açıklama yapmak istemediğini düşündürebilir.

Alıştırma

‘Şimdi ayrılmam gerekiyor’ anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle bu samimi ayrılma cümlesini tamamlayın: Sorry, I've ____. My train is here.

Cevabı göster

gotta run

Hey, Muffin!

1:42

Hey, Muffin!

Ow!

1:44

Ah!

Coconut!

1:44

Hindistan cevizi!

Mum, you promised we could stay up late.

1:49

Anne, geç yatabileceğimize söz vermiştin.

I know I did,

1:51

Söz verdiğimi biliyorum,

but we have to do the right thing by Muffin. Deyimler

1:53

ama Muffin için doğru olanı yapmalıyız.

Deyimler

do the right thing by someone: birine adil ve sorumlu davranmak

do the right thing by someone kalıbında by, çıkarları ve adil muamele görmesi önemsenen kişiyi belirtir. Burada do the right thing by Muffin, Muffin'e karşı adil ve sorumlu davranmak anlamına gelir. Bu ifade, Muffin'in yanında durup bir şey yapmak anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp do the right thing by + kişi veya grup şeklindedir.

Alıştırma

‘Takıma adil ve sorumlu davranmak’ anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: After the mistake, the club promised to do the right thing ____ the team.

Cevabı göster

by

She skipped a sleep.

1:55

Uykusunu atladı.

But you promised.

1:57

Ama söz vermiştin.

One game, Ton ve niyet

1:59

Bir oyun,

then bed.

2:00

sonra yatak.

Ton ve niyet

One game, then bed: then ile kurulan kısa bir kural

One game, then bed. konuşmada kullanılan eksiltili bir cümledir: kolayca çıkarılabilen sözcükler söylenmez. Tam anlamı yaklaşık olarak şöyledir: You can play one game, and then you go to bed. İki kısa isim öbeği, bir kuralı sırasıyla düzenler. One game izin verilen sınırı belirler; then bed ise daha sonra ne yapılması gerektiğini gösterir. Bu kalıp kısa programlar, talimatlar ve sınırlar için kullanışlıdır.

Alıştırma

Önce bir bölüm izlemeye izin verildiğini ve hemen ardından ödev yapılması gerektiğini anlatan kısa kural hangisidir?

  1. One episode during homework.
  2. One episode, then homework.
  3. Homework, then one episode.
Cevabı göster

One episode, then homework.

Oh.

2:01

Oh.

Let's play a board game.

2:02

Hadi bir kutu oyunu oynayalım.

Oh, I know.

2:05

Ah, biliyorum.

Let's make a really long game,

2:05

Gerçekten uzun süren bir oyun kuralım,

so that we have to stay up late to finish it. Dilbilgisi

2:08

böylece bitirmek için geç saatlere kadar oturmak zorunda kalırız.

Dilbilgisi

so that we have to ...: amaçlanan bir hedef

Burada so that, oyunu çok uzun yapma eyleminin amaçlanan hedefini belirtir: konuşan kişi, herkesin gece geç saate kadar uyanık kalmak zorunda olacağı bir durum yaratmak ister. Yalnızca tesadüfen ortaya çıkan bir sonucu bağlamaz. Amaç yan cümlesindeki have to, bu planın yarattığı zorunluluğu belirtir; to finish it ise neden geç saate kadar uyanık kalınacağını açıklar. Kullanılabilir kalıp do something so that + özne + can/will/has to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: I set an alarm ____ I wouldn't miss the train.

Cevabı göster

so that

Yeah!

2:10

Evet!

Okay,

2:13

Tamam,

one game,

2:13

bir oyun,

then bed.

2:14

sonra yatak.

Great.

2:15

Harika.

Now, which game?

2:15

Peki, hangi oyun?

Restaurant!

2:17

Restoran!

So, husband and Sheila,

2:20

Peki, kocam ve Sheila,

shall we have a nice slow dinner at the restaurant? Ton ve niyet

2:22

restoranda güzel ve yavaş bir akşam yemeği yiyelim mi?

Ton ve niyet

shall we have ...?: birlikte yapılacak bir şey için nazik öneri

Shall we have ...?, konuşan kişiyle dinleyicilerin bir etkinliği birlikte yapıp yapmayacağını sorar. Burada grubu acele etmeden akşam yemeği yemeye nazikçe davet eder. Kalıp Shall we + fiilin yalın hâli ...? biçimindedir. Genellikle özenli veya bilinçli olarak yetişkinlere özgü bir tonda duyulur; bu da restorancılık rol oyunundaki konuşmaya uyar.

Alıştırma

Nazik ortak öneriyi Shall we ile tamamlayın: ____ sit by the window?

Cevabı göster

Shall we

Sure thing, babe. Ton ve niyet

2:26

Tabii ki, tatlım.

Ton ve niyet

Sure thing, babe.: rahat bir kabul ve sevgi dolu hitap

Sure thing, bir ricayı kabul etmenin veya “evet, sorun değil” demenin gündelik ve olumlu bir yoludur. Burada thing somut bir nesneyi adlandırmaz; Sure thing kalıp bir yanıt olarak kullanılır. Babe, yakın birine, çoğunlukla sevgiliye veya eşe yönelik sevgi dolu bir hitaptır. Yanıtın tamamı istekli, rahat ve sevecen duyulur.

Alıştırma

Partneriniz “Can you bring me a glass of water?” diye soruyor. İkiniz de normalde sevgi dolu hitaplar kullanıyorsunuz. Hangi yanıt gündelik, istekli ve sevecen duyulur?

  1. Sure thing, babe.
  2. Sorry, I can’t.
  3. Of course, sir.
Cevabı göster

Sure thing, babe.

Good evening.

2:27

İyi akşamlar.

Welcome to our restaurant, Kalıp ifadeler

2:28

Hızlı servisiyle bilinen

Kalıp ifadeler

Welcome to our restaurant: Welcome to + yer kalıbı

Welcome to + bir yer, etkinlik, kuruluş veya platform, yeni gelmiş ya da katılmış birini karşılamak için kullanılan standart bir selamlamadır. Bu cümlede our restaurant, misafirin karşılandığı yeri belirtir. Welcome to bölümünü koruyup sondaki yeri veya etkinliği değiştirin: Welcome to our school; Welcome to the show. To sözcüğü, karşılama ifadesini yer veya ortamla bağlar.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak standart karşılama ifadesini tamamlayın: Welcome ____ our museum.

Cevabı göster

to

known for its speedy service. Dilbilgisi

2:30

restoranımıza hoş geldiniz.

Dilbilgisi

known for its speedy service: be known for kullanımı

Be known for + isim veya -ing biçimi, “bir şey nedeniyle ünlü ya da tanınmış olmak” anlamına gelir. Burada known for its speedy service, restoranın öne çıkan özelliğini anlatır: İnsanlar restoranı müşterilere hızlı hizmet vermesiyle tanır. Bu altyazı parçasında known, betimleyici bir ifadede kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Tam bir cümlede normalde be fiilinin bir biçiminden sonra gelir: The restaurant is known for its speedy service.

Alıştırma

Cümleyi “bir şey nedeniyle ünlü” anlamını veren edatla tamamlayın: The town is known ____ its old bridge.

Cevabı göster

for

How many will be dining tonight? Kelime

2:32

Bu akşam kaç kişi yemek yiyecek?

Kelime

How many will be dining tonight?: yemek yiyecek kişi sayısını sorma

How many will be dining tonight? bir restoran görevlisinin o akşam restoranda kaç kişinin yemek yiyeceğini sorma biçimidir. Restoran bağlamı eksik ismi açık hâle getirdiği için How many, how many people veya how many guests anlamına gelir; yemek miktarını sormaz. Dine, yemek yemek anlamına gelir ancak eat sözcüğünden daha resmî ve hizmet odaklıdır. Gelecek zamanda süreklilik bildiren will be dining, planlanan yemeği düzenlenmiş bir etkinlik gibi sunar ve soruya özenli bir ağırlama tonu verir.

Alıştırma

Bir restoran görevlisi bu akşam yemek yiyecek misafir sayısını sormak için doğal olarak hangi soruyu kullanır?

  1. What time will you be dining tonight?
  2. How many will be dining tonight?
  3. How much food will you order tonight?
Cevabı göster

How many will be dining tonight?

Three.

2:34

Üç.

Very good.

2:34

Çok güzel.

One, two.

2:35

Bir, iki.

Where's the other one?

2:36

Diğeri nerede?

Wake up, Sheila! Öbek fiiller

2:40

Uyan, Sheila!

Öbek fiiller

Emir olarak Wake up!

Wake up, uyumayı bırakıp uyanmak anlamına gelir. Burada emir olarak kullanılır: konuşan kişi doğrudan Sheila'ya uyanmasını söyler. Sheila hitap edilen kişidir; wake fiilinin nesnesi değildir. Bu öbek fiilde up ifadenin bir parçasıdır; yukarı doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Sheila uyuyor ve siz doğrudan onunla konuşuyorsunuz. Hangi cümle ona uyanmasını söyler?

  1. Wake Sheila up!
  2. Wake up, Sheila!
  3. Sheila wakes me up!
Cevabı göster

Wake up, Sheila!

My name is Boo Boo Bap Bap.

2:42

Benim adım Boo Boo Bap Bap.

Boo Boo Bap Bap needs to go to bed. Dilbilgisi

2:45

Boo Boo Bap Bap'ın uyuması gerek.

Dilbilgisi

needs to go to bed: need to + fiilin yalın hâli

Bir eylemin gerekli olduğunu söylemek için need to ifadesinden sonra değişmemiş bir fiil kullanın. Bu değişmemiş biçime fiilin yalın hâli denir. Özne he, she, it veya tek bir kişinin adı olduğunda need, needs olur; ancak sonraki fiil değişmez: needs to go denir, needs to goes denmez. go to bed, uyumaya başlamayı veya uyku öncesi düzenine geçmeyi anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca yatağa doğru yürümek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede need to, she ile doğru kullanılmıştır?

  1. She need to goes to bed early.
  2. She needs to go to bed early.
  3. She needs go to bed early.
Cevabı göster

She needs to go to bed early.

Uh no, she's fine. Ton ve niyet

2:47

Iıı hayır, o iyi.

Ton ve niyet

she's fine: onun iyi olduğunu söylemek

Bu cümlede she's fine, onun iyi olduğu ya da onun için endişelenmeye gerek olmadığı anlamına gelir. Fine burada üstün bir başarıyı değil, durumun kabul edilebilir ve iyi olduğunu anlatır. Bu yanıt karşı tarafı rahatlatır ve müdahale etme gereğini de önemsiz gösterebilir. Konuşanın, onun şu anda yardıma ihtiyaç duymadığı yönündeki değerlendirmesini aktarır.

Alıştırma

Rahatlatıcı bir yanıtta "She's fine." büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. O iyi ve muhtemelen yardıma ihtiyacı yok.
  2. Para cezası ödemesi gerekiyor.
  3. Harika bir iş çıkardı.
Cevabı göster

O iyi ve muhtemelen yardıma ihtiyacı yok.

She just likes plants.

2:49

O sadece bitkileri seviyor.

Oh!

2:50

Oh!

I like plants!

2:52

Bitkileri severim!

You have to go, Muffin.

2:55

Gitmen gerek, Muffin.

Yeah, already.

2:59

Evet, çoktan.

Choo choo.

3:00

Çuf çuf.

Woah, next stop, the museum. Kültür

3:02

Vay canına, bir sonraki durak, müze.

Kültür

next stop, the museum: toplu taşıma anonsu

Next stop, the museum anonsu, The next stop is the museum cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Burada stop, bir trenin ya da otobüsün yolcu indirip bindirdiği yeri belirten bir isimdir; “durmak” anlamındaki fiil değildir. Tren sesini taklit eden Choo choo ifadesinden sonra bu anons, hayali sahneyi bir yolculuğa dönüştürür. Anons tarzındaki ifade, rol oyunundaki ani değişimi açıkça gösterir.

Alıştırma

Toplu taşıma anonsunu bir kelimeyle tamamlayın: Next ____, Central Station.

Cevabı göster

stop

Sheila, this isn't a bus.

3:07

Sheila, bu bir otobüs değil.

Here are the menus. Kalıp ifadeler

3:08

İşte menüler.

Kalıp ifadeler

Here are the menus: birden fazla nesneyi sunma

Here are ... birden fazla şeyi uzatırken, gösterirken veya işaret ederken kullanılan bir sunma kalıbıdır. Bu cümlede menüler birine verilirken söylenir; here yalnızca “burada” konumunu belirtmez. Menus çoğul olduğu için kalıpta are kullanılır. Tek bir nesne için Here is ... kullanılır: Here is the menu.

Alıştırma

Bir garson birkaç menüyü uzatıyor. Cümleyi tamamlayın: Here ____ the menus.

Cevabı göster

are

Yes, just warning you, Ton ve niyet

3:10

Evet, sadece sizi uyarıyorum,

I think we'll take a long time deciding. Kalıp ifadeler

3:11

sanırım karar vermemiz çok uzun sürecek.

Ton ve niyet

just warning you: önceden, samimi bir uyarı

Just warning you, I'm just warning you ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış hâlidir. Karşı tarafın rahatsız edici, beklenmedik veya biraz sorunlu bulabileceği bir bilgiyi önceden vererek hazırlıklı olmasını sağlar. Buradaki warning ciddi bir tehdit anlamına gelmez. Daha çok “önceden haber vereyim” demektir; just uyarıyı daha hafif ve samimi gösterir, ancak tonlama yine önemlidir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız yeni boyanmış bir banka oturmak üzere. Hangi cümle ona doğal ve samimi biçimde önceden uyarı verir?

  1. Thanks for telling me the paint is still wet.
  2. Just warning you, the paint is still wet.
  3. I was wondering whether the paint is still wet.
Cevabı göster

Just warning you, the paint is still wet.

Kalıp ifadeler

take a long time deciding: take + zaman + -ing yapısı

Take a long time doing something, bir kişinin veya grubun bir etkinliğe çok zaman ayırması anlamına gelir. Burada deciding etkinliğin ne olduğunu belirtir; dolayısıyla we'll take a long time deciding, karar vermemizin uzun süreceği anlamındadır. Yapı kişi veya grup + take + zaman ifadesi + -ing biçimidir. Zamana veya özne uyumuna göre yalnızca take değişir: we take, she takes, we took veya we'll take; deciding ise -ing biçiminde kalır. İngilizcede normalde decide long time denmez. Zaman ifadesi, take aracılığıyla işi yapan kişiye veya gruba bağlanır.

Alıştırma

choose sözcüğünün doğru biçimiyle hedef take + zaman + -ing yapısını tamamlayın: We took a long time ____ a name for our team.

Cevabı göster

choosing

No, you won't. Ton ve niyet

3:13

Hayır, sürmeyecek.

Ton ve niyet

No, you won't: won't ile geleceğe ilişkin bir iddiayı reddetmek

No, you won't, dinleyicinin gelecekte ne yapacağı veya başına ne geleceğiyle ilgili bir ifadeyi doğrudan reddeder. Won't, will not ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Ana fiil öbeği, önceki cümleden anlaşıldığı için söylenmez. Burada you won't, you won't take a long time deciding anlamına gelir. Will veya won't sözcüğünü bu şekilde tek başına kullanmak, gelecekle ilgili fiil öbeğinin tamamını tekrarlamayı önler.

Alıştırma

Biri size 'You'll change your mind.' diyor. Ana fiili tekrarlamadan bu tahmini doğrudan ve güçlü biçimde reddeden cevap hangisidir?

  1. Yes, I will.
  2. No, I won't.
  3. I might change my mind.
Cevabı göster

No, I won't.

Oh, it all looks so good, babe. Kalıp ifadeler

3:15

Oh, hepsi çok güzel görünüyor, tatlım.

Kalıp ifadeler

It all looks so good: bütün bir seçkiyi anlatmak

Bu cümlede it, serginin veya seçenek grubunun tamamını ifade eder; all ise bu grubun içindeki her şeyi kapsar. Bu nedenle it all looks so good, her seçeneğin çekici göründüğü anlamına gelir. Burada all, “tamamen” anlamında değildir. Looks burada good sıfatına bağlanan bir fiildir. So, olumlu tepkinin derecesini artırır.

Alıştırma

Birçok tatlının bulunduğu büyük bir sergi görüyorsunuz. Serginin tamamını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. They all looks so good.
  2. It all looks so good.
  3. It all look so good.
Cevabı göster

It all looks so good.

Coconuts have water in them.

3:21

Hindistan cevizinin içinde su vardır.

Sheila, what are you doing?

3:24

Sheila, ne yapıyorsun?

Let us out! Öbek fiiller

3:26

Bizi dışarı çıkarın!

Öbek fiiller

Let us out!: dışarı bırakılmayı istemek

Let us out!, “Bu kapalı yerden çıkmamıza izin verin” veya “Bizi serbest bırakın” anlamına gelir. Us, let eyleminden etkilenen kişileri belirtir; out ise içeriden dışarıya doğru hareketi gösterir. Yapı let + kişi + out şeklindedir ve out öncesinde to kullanılmaz. Dinleyenin bir kapıyı, engeli veya başka bir kısıtlamayı kontrol ettiği durumlarda kullanılır.

Alıştırma

Kilitli bir odanın içinde mahsur kaldınız. Ricayı tamamlayın: Please let us ____!

Cevabı göster

out

My restaurant!

3:32

Benim restoranım!

Is this a game we've finished? Dilbilgisi

3:34

Bu bitirdiğimiz bir oyun mu?

Dilbilgisi

we've finished: şu anda önemli olan tamamlanmış bir sonuç

We've finished, we have finished ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede present perfect, oyunu bitirme eylemini sonucu şu an önemli olan tamamlanmış bir eylem olarak sunar: konuşan kişi oyunun şu anda bitmiş olup olmadığını kontrol eder. a game we've finished içinde we've finished, a game ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir ve nesne görevindeki that ilgi zamiri çıkarılmıştır. Tam biçim a game that we've finished olur. Soru, bunun zaten tamamlanmış oyunlardan biri olup olmadığını sorar.

Alıştırma

“Is this a game we've finished?” sorusunda konuşan kişi esas olarak neyi kontrol ediyor?

  1. Oyuna yarın başlamayı planlayıp planlamadıklarını.
  2. Oyunun şu anda tamamlanmış olup olmadığını.
  3. Oyunun tam olarak ne zaman başladığını.
Cevabı göster

Oyunun şu anda tamamlanmış olup olmadığını.

Bluey.

3:36

Bluey.

Maybe we'll just go to the chip shop. Kültür

3:37

Belki de sadece patates kızartması dükkanına gitmeliyiz.

Kültür

the chip shop: Britanya ve Avustralya'da bir paket servis dükkânı

Günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde chip shop, sıcak patates kızartması ve çoğu zaman kızarmış balık satan küçük bir paket servis dükkânıdır. Fish and chip shop, bu tür bir işletmenin daha açık adıdır. Burada chips, sıcak kızarmış patates parçaları anlamına gelir. Amerikan İngilizcesinde genellikle potato chips denen ince ve çıtır paketli atıştırmalığı ifade etmez; bu paketli yiyecek Britanya İngilizcesinde genellikle crisps olarak adlandırılır.

Alıştırma

Bu cümlede chip shop nasıl bir yerdir?

  1. Bilgisayar çiplerini tamir eden bir mağaza.
  2. Sıcak patates kızartması ve çoğu zaman kızarmış balık satan bir paket servis dükkânı.
  3. Paketli patates cipsi satma konusunda uzmanlaşmış bir dükkân.
Cevabı göster

Sıcak patates kızartması ve çoğu zaman kızarmış balık satan bir paket servis dükkânı.

Come on, family.

3:39

Hadi, ailem.

Chippies! Kelime

3:41

Patates kızartması!

Chips!

3:42

Patates kızartması!

Kelime

Chippies!: chips sözcüğünün neşeli ve çocuksu biçimi

Bu cümlede Chippies, chips sözcüğünün neşeli ve çocuksu bir biçimidir. Eklenen hece, yiyecek için yapılan çağrıyı sevimli ve heyecanlı duyurur; ancak sözcük yine patates kızartmasını ifade eder. Bunu, yiyecek adları oluşturmak için genel bir kural olarak değil, çocukların oyunlu konuşma biçimi olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede "Chippies!" ne anlama geliyor?

  1. Küçük bilgisayar parçalarını ifade eder.
  2. chips demenin neşeli ve çocuksu bir yoludur.
  3. Menülerde chips için kullanılan standart resmî addır.
Cevabı göster

chips demenin neşeli ve çocuksu bir yoludur.

Get your chips here. Anlatım akışı

3:43

Patates kızartmalarınızı buradan alın.

Anlatım akışı

Get your chips here: satıcı tarzı bir çağrı

Get your chips here. satıcı tarzında kısa bir çağrıdır. Önce eylem ve ürün, get your chips, sonra da en sonda yer, here, verilir; böylece dinleyenler ne sunulduğunu ve nerede olduğunu hemen anlar. Bu satış bağlamında get, "satın almak ya da gelip almak" anlamındadır. Emir yapısı, tek bir kişiye verilen özel bir emir değil, müşterilere açık bir davet işlevi görür.

Alıştırma

"Get your chips here." çağrısının temel işlevi nedir?

  1. Müşterileri çağırır ve bu noktada patates kızartması bulunduğunu söyler.
  2. Bir kişiye zaten sahip olduğu patates kızartmasını geri vermesini söyler.
  3. Patates kızartmasının nasıl pişirildiğini açıklar.
Cevabı göster

Müşterileri çağırır ve bu noktada patates kızartması bulunduğunu söyler.

Oh, hello!

3:45

Oh, merhaba!

Would you like some chips? Ton ve niyet

3:46

Biraz patates kızartması ister miydiniz?

Ton ve niyet

Would you like some chips? ile nazikçe ikramda bulunmak

Would you like some chips? o anda mevcut olan bir yiyeceği nazikçe ikram eder. Burada Would you like...? kişinin şimdi bunu isteyip istemediğini sorar; genel olarak bu yiyeceği sevip sevmediğini sormaz. Tekliflerde some kullanımı doğaldır, çünkü konuşan kişi teklifin kabul edilebileceğini düşünür. Kısaca Yes, please. veya No, thank you. diye yanıt verilebilir.

Alıştırma

Bir görevli o anda mevcut olan suyu ikram ediyor. En nazik ve doğal cümle hangisidir?

  1. Do you usually like water?
  2. Did you drink some water?
  3. Would you like some water?
Cevabı göster

Would you like some water?

Hey!

3:47

Hey!

Chippies!

3:48

Patates kızartması!

Woah!

3:49

Vay canına!

Okay, okay.

3:50

Tamam, tamam.

Please do not don't shake my shop. Dilbilgisi

3:51

Lütfen dükkanımı sallamayın.

Dilbilgisi

Please do not don't...: yalnızca bir olumsuz biçim kullanmak

Altyazı standart dışı bir tekrarı koruyor: don't zaten do not anlamına gelir, bu yüzden do not don't aynı olumsuz biçimin iki sürümünü bir araya getirir. Bu, bir dil sürçmesi veya çocuksu bir yanlış başlangıçtır; ek vurgu değildir. Standart İngilizcede yalın fiilden önce yalnızca bir biçim seçilir: Please do not shake my shop. ya da Please don't shake my shop. İkisi de dinleyiciden onu sallamamasını ister.

Alıştırma

Hangi cümle standart ve doğal bir olumsuz istektir?

  1. Please don't to lean on the door.
  2. Please don't lean on the door.
  3. Please do not don't lean on the door.
Cevabı göster

Please don't lean on the door.

We'd love some chips, please. Ton ve niyet

3:53

Biraz patates kızartması istiyoruz, lütfen.

Ton ve niyet

We'd love some chips, please: sıcak ve nazik bir kabul

We'd, we would ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada we'd love some chips, grubun biraz patates kızartması almaktan çok memnun olacağını belirtir. Love romantik aşkı değil, güçlü bir isteği ve memnuniyetle kabul etmeyi anlatır. Please, isteği daha nazik yapar. We'd love + isim kalıbı, bir teklifi sıcak bir biçimde kabul etmek veya bir şeyi dostça ve istekli bir tonla istemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir görevli grubunuza tatlı ikram ediyor. Hangi yanıt teklifi sıcak ve nazik bir biçimde kabul eder?

  1. We'd loved some cake, please.
  2. We'd love some cake, please.
  3. We want cake.
Cevabı göster

We'd love some cake, please.

And take your time. Deyimler

3:55

Ve acele etmeyin.

Deyimler

take your time: acele etme

Take your time, “acele etme; ihtiyaç duyduğun kadar zaman kullan” anlamına gelen bir deyimdir. Burada karşı tarafa hızlı davranması için baskı olmadığını söyleyerek onu rahatlatır. Bu ifadede take sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz. Birisi düşünürken, seçim yaparken veya bir işi bitirirken bu ifadeyi kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“Acele etme” anlamındaki deyimi tamamlayın: You can decide later—take your ____.

Cevabı göster

time

Your friend looks like she should be in bed. Dilbilgisi

3:57

Arkadaşınız yatakta olması gerekiyormuş gibi görünüyor.

Dilbilgisi

looks like she should be in bed: gözleme dayalı bir yargı

Bu cümlede looks like, konuşanın gözlemleyebildiği şeylere dayanarak vardığı sonucu aktarır: arkadaşı dinlenmeye ihtiyaç duyuyor gibi görünmektedir. Yalnızca fiziksel bir benzerlik anlatmaz. looks like ifadesinden sonra gelen she should be in bed tam bir yan cümledir. Should, konuşanın neyin mantıklı veya uygun olacağına dair görüşünü belirtir. Birlikte kullanıldığında özne + looks like + yan cümle kalıbı, yargıyı bir emirden daha dolaylı biçimde ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle, Jamie'nin görünüşüne bakılırsa şu anda muhtemelen dinlenmesi gerektiğini doğal biçimde anlatır?

  1. Jamie looks like he should take a break.
  2. Jamie looks like his brother.
  3. Jamie looks like he has already taken a break.
Cevabı göster

Jamie looks like he should take a break.

No, she's fine.

3:59

Hayır, o iyi.

Well, that'll be $4 dollarbucks, please. Notlar

4:00

Pekala, bu 4 köpek doları olacak, lütfen.

Kalıp ifadeler

Well, that'll be ...: ödenecek tutarı belirtme

Well, konuşmayı sonuca veya toplam tutara geçiren küçük bir geçiş ifadesidir. Kasada ya da fiyat teklifi verirken that'll be + tutar, müşterinin ödemesi gereken miktarı belirtmenin yerleşik bir yoludur. That'll, that will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada will uzak bir geleceği göstermez; ifadenin tamamı işlemlerde kullanılan alışılmış bir kalıp olarak çalışır. Please ifadeye nezaket katar.

Alıştırma

Bir mağaza kasasında, that will ifadesinin kısaltılmış biçimini ve be fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Well, ____ twelve pounds, please.

Cevabı göster

that'll be

Kültür

$4 dollarbucks: eğlenceli, hayalî bir para ifadesi

Dollarbucks, Bluey'de para hakkında konuşmak için kullanılan, dollars ve bucks sözcüklerinin birleşiminden oluşan eğlenceli ve hayalî bir sözcüktür. Bu hayalî alışverişte $4 dollarbucks yalnızca dört birimlik bir para miktarını belirtir. Bu, dizinin çocuksu mizahının bir parçasıdır ve gerçek bir para biriminin resmî adı değildir. Günlük İngilizcede gerçek bir $4 fiyatı normalde four dollars diye okunur.

Alıştırma

Bu cümlede dollarbucks ne anlama geliyor?

  1. Avustralya para biriminin resmî adı
  2. Paradan söz etmenin eğlenceli ve hayalî bir yolu
  3. Bir banka hesabı türü
Cevabı göster

Paradan söz etmenin eğlenceli ve hayalî bir yolu

Ah, if we pay him, the game's finished. Dilbilgisi

4:03

Ah, eğer ona ödeme yaparsak, oyun biter.

Dilbilgisi

if we pay him, the game's finished: koşul ve doğrudan sonuç

if we pay him ifadesiyle kurulan if yan cümlesi koşulu verir. Ana cümle olan the game's finished ise sonucu verir: ona ödeme yapmak oyunu bitirecektir. İki bölümde de şimdiki zaman biçimleri olan pay ve is finished kullanılır. Buradaki the game's finished en iyi the game is finished biçiminde anlaşılır ve ortaya çıkan durumu anlatır. Bu şimdiki zaman-şimdiki zaman kalıbı, sonucu o durumda hemen gerçekleşecek ve kesin bir şey gibi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı koşul ve doğrudan sonuç kalıbını kullanıyor?

  1. If we open the box, the surprise is over.
  2. If we opened the box, the surprise would be over.
  3. Opening the box ended the surprise yesterday.
Cevabı göster

If we open the box, the surprise is over.

What are we gonna do, babe? Kelime

4:05

Ne yapacağız tatlım?

Kelime

gonna: going to ifadesinin gündelik konuşma biçimi

Gonna, going to ifadesinin konuşmada sık görülen kısalmış biçimini gösteren gündelik bir yazımdır. are we gonna do içinde be + gonna + fiilin yalın hâli kalıbına uyar ve gelecekteki bir planı ya da sonraki adımı sorar. Buradaki yalın fiil do'dur. Bir fiilin yalın hâlinden önce gonna duyduğunuzda bunu going to olarak anlayın. Gonna tek başına bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi going to ifadesinin gündelik konuşma biçimiyle tamamlayın: What are we ____ do after lunch?

Cevabı göster

gonna

I know!

4:07

Biliyorum!

Run, Sheila!

4:08

Kaç, Sheila!

Okay!

4:09

Tamam!

Bye!

4:10

Güle güle!

Run!

4:11

Koşun!

Bye!

4:11

Güle güle!

Stop!

4:12

Durun!

Babe!

4:12

Tatlım!

The game's still going! Kalıp ifadeler

4:13

Oyun hala devam ediyor!

Kalıp ifadeler

game's still going: oyun henüz bitmedi

Game's, game is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. The game's still going cümlesinde going, bir yere gitmek değil, devam etmek veya sürmek anlamındadır. Oyun başlamıştır ve henüz bitmemiştir. Still, bu durumun şu ana kadar devam ettiğini gösterir; çoğu zaman birisi durmasını beklediğinde veya çoktan bitmiş olabileceğini düşündüğünde kullanılır. be + still going kalıbı, devam eden başka bir etkinliği ya da süreci de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi durumda "The meeting is still going" demek doğaldır?

  1. Toplantı daha önce başladı ve henüz bitmedi.
  2. Toplantı yarın için planlandı.
  3. Toplantıdaki insanlar başka bir binaya doğru yürüyor.
Cevabı göster

Toplantı daha önce başladı ve henüz bitmedi.

That's great, babe.

4:15

Bu harika, tatlım.

Police!

4:17

Polis!

Did someone call the police? Ton ve niyet

4:18

Biri polis mi çağırdı?

Ton ve niyet

Did someone call the police? — birinin polisle iletişime geçip geçmediğini sormak

Did someone call the police? geçmiş zamanla kurulmuş bir evet-hayır sorusudur. Someone kimliği belirtilmeyen bir kişiyi anlatır: konuşan kişi, herhangi birinin daha önce polisle iletişime geçip geçmediğini sorar. Call the police, yardım istemek veya bir olayı bildirmek için polisle iletişime geçmek demektir; yalnızca yakındaki bir polise seslenmek değildir. Bir oyun veya rol yapma etkinliğinde giriş repliği olarak kullanıldığında soru, “İhbar üzerine gelen polis memuruyum” mesajını hemen verir. Aynı cümle gerçek bir durumda doğrudan bir soru olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Did someone call the police? burada ne anlama geliyor?

  1. Bir polis memuru telefon görüşmesi yaptı.
  2. Kimliği bilinen biri yakındaki bir polis memuruna seslendi.
  3. Herhangi biri yardım istemek için polisle iletişime geçti mi?
Cevabı göster

Herhangi biri yardım istemek için polisle iletişime geçti mi?

Yes, she went that way. Kalıp ifadeler

4:20

Evet, o yöne gitti.

Kalıp ifadeler

she went that way — işaret edilen yönde hareket

She went that way ifadesinde went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; that way ise “işaret edilen yönde” anlamına gelir. Yön, parmakla işaret edilerek, bakışla veya sahnede zaten açık olan bir bilgiyle gösterilebilir. Burada way bir yöntemi değil, yönü veya güzergâhı anlatır. Hareket fiilleriyle kullanılan go, went veya ran that way, birinin hangi yöne hareket ettiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede that way “o yönde” anlamına gelir?

  1. After the bell rang, Maya ran that way.
  2. Maya solved the puzzle that way.
  3. Maya did not know the way.
Cevabı göster

After the bell rang, Maya ran that way.

Stop, police!

4:22

Dur, polis!

I win!

4:24

Ben kazandım!

Run, Bluey.

4:29

Koş, Bluey.

Go, Bluey!

4:30

Devam et, Bluey!

Woah, Muffin.

4:34

Vay canına, Muffin.

You really are tired.

4:35

Gerçekten yorulmuşsun.

Muffin!

4:36

Muffin!

Freeze!

4:38

Kıpırdama!

Thank you for your time, sir. Ton ve niyet

4:41

Zaman ayırdığınız için teşekkürler beyefendi.

Ton ve niyet

Thank you for your time, sir.: resmî bir kapanış

Thank you for your time, bir kişinin sizinle konuşmaya, soruları yanıtlamaya veya yardım etmeye zaman ayırmasına teşekkür eder. Burada konuşmayı kibarca sona erdirir. Your time, dinleyicinin ayırdığı zaman ve ilgiyi ifade eder; kişinin sahip olduğu bir zaman dilimini değil. Sir bir erkeğe doğrudan hitap eder ve saygı ile resmiyet katar. Bu rol oyununda yetişkinlere özgü ve resmî tınlayan ifade, konuşan kişinin bir uzman gibi duyulmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Resmî bir mülakatın sonunda Thank you for your time, sir. ne anlatır?

  1. Konuşan kişinin artık erkeğin zamanına sahip olduğunu söyler.
  2. Erkeğe ayırdığı zaman ve gösterdiği ilgi için kibarca teşekkür eder.
  3. Erkeğe yalnızca tam zamanında geldiği için teşekkür eder.
Cevabı göster

Erkeğe ayırdığı zaman ve gösterdiği ilgi için kibarca teşekkür eder.

I want you to throw the book at her. Deyimler

4:43

Ona en ağır cezayı vermeni istiyorum.

Deyimler

throw the book at her: onu ağır biçimde cezalandırmak

Throw the book at someone, bir kişiyi yasaların veya kuralların izin verdiği en ağır biçimde cezalandırmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada her cezayı alacak kişiyi belirtir; gerçek bir kitap fırlatılmaz. İmge, yasa ve kuralların bulunduğu "kitabın" tamamını bir kişiye karşı kullanmayı düşündürür. Tam cümlede I want you to... kalıbı da talebin sert duyulmasını sağlar.

Alıştırma

The judge threw the book at him. ne anlama gelir?

  1. Hâkim ondan kuralları yazmasını istedi.
  2. Hâkim ona okuması için bir kitap verdi.
  3. Hâkim onu mümkün olduğunca ağır cezalandırdı.
Cevabı göster

Hâkim onu mümkün olduğunca ağır cezalandırdı.

Now, listen up. Öbek fiiller

4:44

Şimdi dinle.

Öbek fiiller

listen up: dikkati toplamak için doğrudan bir çağrı

Listen up, “tüm dikkatinizi bana verin ve birazdan söyleyeceklerimi dinleyin” anlamına gelen doğrudan bir sözlü emirdir. Bu cümlede Now aciliyet katar ve konuşanın önemli bir bilgi ya da kural vermek üzere olduğunu gösterir. Buradaki up, sabit öbek fiil listen up’ın bir parçasıdır; sesin yukarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez. Listen ile karşılaştırıldığında Listen up, bir duyuru veya talimattan önce dikkati daha güçlü biçimde toplar.

Alıştırma

Konuşan bu cümlede Listen up ile ne demek istiyor?

  1. Nereye gittiğini bana söyle.
  2. Birazdan söyleyeceklerime çok dikkat et.
  3. Sesi yükselt.
Cevabı göster

Birazdan söyleyeceklerime çok dikkat et.

If your friend buys chippies, Dilbilgisi

4:45

Eğer arkadaşın patates kızartması alırsa,

she has to pay for chippies.

4:47

patates kızartmasının parasını ödemesi gerekir.

Dilbilgisi

If ... she has to ...: koşula bağlı bir zorunluluk belirtmek

if yan cümlesi koşulu verir: arkadaş patates kızartması alır. Ana cümle zorunlu sonucu verir: parasını ödemelidir. İkisi birlikte, koşul gerçekleştiğinde geçerli olan bir kuralı ifade eder. Tekrar kullanılabilen kalıp If + geniş zaman, ... have/has to + fiilin yalın hâli şeklindedir. has to pay ifadesindeki has to, “ödemesi gerekir” anlamındadır; has fiilinin sahiplik anlamı değildir.

Alıştırma

Kuralı tamamlamak için have to ifadesinin doğru biçimini kullanın: If Leo uses the art room, he ____ clean the table afterward.

Cevabı göster

has to

Yes, please, lady.

4:50

Evet, lütfen, hanımefendi.

Sorry, police lady.

4:51

Özür dilerim, polis hanım.

Okay, girls.

4:53

Tamam kızlar.

Bedtime.

4:54

Uyku vakti.

Oh, it's not fair. Ton ve niyet

4:55

Oh, bu hiç adil değil.

Ton ve niyet

It's not fair: adaletsiz bir muameleye itiraz etmek

“It's not fair”, bir kuralın, kararın, sonucun veya birine davranış biçiminin makul ya da eşit olmadığını söyler. Burada fair, “adil” anlamındaki sıfattır; panayır gibi halka açık bir etkinliği belirten isim değildir. Bu ifade yalnızca“I don't like it”demek değildir. Şikâyetin nedenini de açıklar: Konuşan kişi, birine eşit davranılmadığını veya haksız bir avantaj verildiğini düşünür. Genellikle hayal kırıklığı ya da itiraz duygusu taşır.

Alıştırma

Hangi durum “It's not fair” demeyi en iyi şekilde destekler?

  1. Bir oyuncu iki kez oynarken diğer herkes bir kez oynuyor.
  2. Geç saatlere kadar uyanık kaldığın için yorgunsun.
  3. Kendi kaleminin rengini beğenmiyorsun.
Cevabı göster

Bir oyuncu iki kez oynarken diğer herkes bir kez oynuyor.

You said we could stay up late.

4:57

Geç yatabileceğimizi söylemiştin.

Bluey.

4:59

Bluey.

It is late.

5:00

Saat geç oldu.

Look, it's 8:00.

5:01

Bak, saat 8:00.

We stayed up late!

5:04

Geç saate kadar oturduk!

Yay!

5:06

Yaşasın!

No hooray, Bluey.

5:07

Yaşasın falan yok, Bluey.

If your cousin has skipped a sleep,

5:09

Eğer kuzenin bir uykuyu atladıysa,

it's up to you to look after her. Notlar

5:10

ona bakmak senin görevin.

Dilbilgisi

It's up to you to + fiil: sorumluluk vermek

“It's up to you to + fiilin yalın hâli”, belirtilen kişinin eylemi yapmaktan sorumlu olduğunu söyler. Bu cümlede kuzeninle ilgilenme görevi sana veriliyor. Buradaki up to fiziksel konumla ilgili değildir. Daha geniş olan“It's up to you”ifadesi birine seçim yapma yetkisi de verebilir. Bu nedenle ifadenin sorumluluk mu yüklediğini, karar yetkisi mi verdiğini, yoksa ikisini birden mi yaptığını bağlam gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda“It's up to you to lock the office”ne anlama gelir?

  1. Ofisi kilitlemekten sen sorumlusun.
  2. Ofisi birinin kilitleyip kilitlemeyeceğine sen karar verebilirsin.
  3. Ofisin üzerinde duruyorsun.
Cevabı göster

Ofisi kilitlemekten sen sorumlusun.

Öbek fiiller

look after her: birine bakmak

Look after someone, o kişiye bakmak ve onun güvenliğinden ya da ihtiyaçlarından sorumlu olmak demektir. Burada her, bakımı üstlenilen kişidir. Look after birden fazla sözcükten oluşan bir fiildir; anlamı look ile after sözcüklerinin birebir anlamlarının toplamı değildir. Nesne tüm ifadenin ardından gelir: look after her denir, look her after denmez.

Alıştırma

“Bakmak, ilgilenmek” anlamındaki öbek fiili tamamlayın: While I'm away, please look ____ my dog.

Cevabı göster

after

Muffin should have been in bed long ago. Dilbilgisi

5:13

Muffin'in çoktan yatakta olması gerekirdi.

Dilbilgisi

should have been in bed long ago: gerçekleşmemiş bir geçmiş beklentisi

Should have + past participle, geçmişte beklenen veya doğru olan ancak olması gerektiği gibi gerçekleşmeyen bir duruma dönüp bakar. been, be fiilinin past participle biçimi olduğu için should have been in bed, kişinin daha önceki bir zamanda zaten yatakta olmasının beklendiğini belirtir. Long ago, beklenen zamanın konuşma anından çok önce geçtiğini gösterir. Bu cümlede yatma saatinin çoktan geçtiği anlamını güçlendirir ve eleştiri ya da endişe ifade edebilir.

Alıştırma

Cümleyi, be fiilinin gerçekleşmemiş geçmiş beklentisini anlatan biçimiyle tamamlayın: We should ____ in our seats ten minutes ago.

Cevabı göster

have been

Look at her.

5:15

Şuna bak.

Stop!

5:16

Dur!

Sheila, stop!

5:18

Sheila, dur!

This doesn't mean the game's still going. Dilbilgisi

5:21

Bu, oyunun hala devam ettiği anlamına gelmez.

Dilbilgisi

This doesn't mean ...: bir çıkarımı reddetmek

Burada This doesn't mean, konuşanın reddettiği sonucu sunar: mevcut durum, oyunun hâlâ devam ettiğinin kanıtı değildir. mean burada “anlamına gelmek” veya “göstermek” fiilidir; “kaba ya da acımasız” anlamındaki sıfat değildir. This doesn't mean (that) + yan cümle kalıbı, bu çıkarıma yol açan olgu ya da olayı mutlaka inkâr etmeden bir varsayımı düzeltmek için kullanılır.

Alıştırma

Bir davet aldın, ancak katılım isteğe bağlı. Gitmek zorunda olduğun sonucunu hangi cümle doğru biçimde reddeder?

  1. Getting an invitation doesn't mean you have to attend.
  2. Getting an invitation doesn't mean that you were invited.
  3. Getting an invitation means you have to attend.
Cevabı göster

Getting an invitation doesn't mean you have to attend.

I'm coming, flamingo.

5:25

Geliyorum, flamingo.

Ah!

5:29

Ah!

Okay, Muffin.

5:32

Tamam, Muffin.

I'm the flamingo queen.

5:33

Ben flamingo kraliçesiyim.

Bluey,

5:37

Bluey,

this means the game's still going.

5:38

bu oyunun hala devam ettiği anlamına geliyor.

Come on, let's stay up even later.

5:40

Hadi, daha da geç yatalım.

No, Bingo.

5:46

Hayır, Bingo.

Do what I do. Kalıp ifadeler

5:47

Benim yaptığımı yap.

Kalıp ifadeler

Do what I do: hareketimi veya yöntemimi kopyalamak

Do what I do, konuşanın hareketini veya yöntemini kopyalamayı isteyen doğrudan bir yönergedir. İlk do emir fiilidir; what I do “benim yaptığım şey” demektir ve bu yan cümlenin tamamı ilk do fiilinin nesnesidir. Bu ifade özellikle konuşan kişi aynı anda gösterim yaparken doğaldır; böylece dinleyen kişi yalnızca sözlü adımları dinlemek yerine gösterilen modeli izleyebilir.

Alıştırma

Bir eğitmen bir hareket gösteriyor ve grubun bunu kopyalamasını istiyor. En uygun yönerge hangisidir?

  1. Do what I do.
  2. Do what you do.
  3. Tell me what I do.
Cevabı göster

Do what I do.

Ah, Sheila, look.

5:48

Ah, Sheila, bak.

The police lady's coming.

5:49

Polis hanım geliyor.

Follow me! Ton ve niyet

5:51

Beni takip et!

Ton ve niyet

Follow me!: Birinin sizi takip etmesini istemek

“Follow me!” karşıdaki kişiye konuşan kişiyle birlikte hareket etmesini doğrudan söyleyen bir emirdir. Genellikle konuşan kişinin arkasından gitmek veya onun gösterdiği yolu izlemek anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi hemen harekete geçilmesini istiyor. Buradaki “follow”, bir kişiyi fiziksel olarak takip etmek demektir; çevrim içi bir hesabı takip etmek anlamında değildir.

Alıştırma

Siz önden yol gösterirken birine sizinle birlikte ilerlemesini doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. Watch me!
  2. Follow me online!
  3. Follow me!
Cevabı göster

Follow me!

You won't catch us, police lady! Ton ve niyet

5:52

Bizi yakalayamazsın polis hanım!

Ton ve niyet

You won't catch us, police lady!: Kovalamaca sırasında meydan okuma

“You won’t catch us” will not ile kurulmuş bir gelecek olumsuzluğudur: konuşan kişi karşısındaki kişinin onları yakalayamayacağını beklediğini söyler. Kovalamaca oyununda bu yalnızca sakin bir tahmin değildir; “Bizi yakalayamazsın!” anlamında şakacı bir meydan okumadır. Buradaki catch, kovalanan kişilere yetişip onları yakalamak anlamındadır. “Police lady”, kovalayan kişiyi polis rolündeki biri olarak gösteren, çocukça ve doğrudan bir hitaptır; bir polis memuru için resmî bir unvan değildir.

Alıştırma

Şakacı bir kovalamaca sırasında “You won’t catch us!” cümlesinin temel etkisi nedir?

  1. Kovalamacanın dün bittiğini bildirir.
  2. Kovalayan kişiye kendinden emin bir meydan okuma yapar.
  3. Kovalayan kişiden kibarca yardım ister.
Cevabı göster

Kovalayan kişiye kendinden emin bir meydan okuma yapar.

Bluey!

5:54

Bluey!

I'm gonna catch you!

5:58

Sizi yakalayacağım!

Hide under here, Sheila.

6:02

Buraya saklan, Sheila.

Okay, Bluey.

6:04

Tamam, Bluey.

They'll never find you here. Dilbilgisi

6:05

Seni burada asla bulamazlar.

Dilbilgisi

'They'll never find you here': güçlü bir olumsuz tahmin

They'll, they will ifadesinin kısaltmasıdır. they'll never find yapısında never, will'den sonra ve fiilin yalın biçimi olan find'dan önce gelir; böylece cümle, seni bulmalarının hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini öngörür. Burada never tahmini çok güçlü kılar: Konuşan kişi saklanma yerini güvenli gösterir ve seni bulamamalarını yalnızca olası değil, kesin bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Güçlü olumsuz tahmini “hiçbir zaman” anlamındaki tek bir sözcükle tamamlayın: They will ____ find the entrance.

Cevabı göster

never

Thanks, Bluey.

6:07

Teşekkürler, Bluey.

Now, stay quiet. Kalıp ifadeler

6:09

Şimdi, sessiz ol.

Kalıp ifadeler

stay quiet: devam eden bir durum için stay + sıfat

Stay + sıfat, bir durumda kalmak anlamına gelir. stay quiet ifadesinde stay bağlayıcı fiildir, quiet ise durumu belirten sıfattır; stay yalnızca “bir yerde kalmak” anlamına gelmez. Emir olarak stay quiet, birine o andan itibaren sessiz kalmasını söyler. Aynı kalıp stay calm, stay safe ve stay awake ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi stay ve calm sıfatını kullanarak tamamlayın: Even if the plan changes, ____.

Cevabı göster

stay calm

I'll check if the coast is clear. Deyimler

6:10

Ortalığın güvenli olup olmadığına bakacağım.

Deyimler

the coast is clear: tehlike yok, harekete geçilebilir

The coast is clear, tehlike, engel ya da gözetleyen biri olmadığı ve bu yüzden harekete geçmenin güvenli olduğu anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede check if, konuşanın önce bakıp bu durumun geçerli olup olmadığını öğreneceğini belirtir. Burada coast gerçek anlamda kullanılmaz. İfadeyi, birinin ortaya çıkabileceğini, geçebileceğini veya planına devam edebileceğini bildiren bir işaret olarak bir bütün halinde öğrenin.

Alıştırma

Bir arkadaş boş bir koridoru kontrol edip “The coast is clear.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Sahil temizlendi.
  2. Plaj kolayca görülebiliyor.
  3. Artık güvenle hareket edilebilir.
Cevabı göster

Artık güvenle hareket edilebilir.

Good work, Bluey. Ton ve niyet

6:22

İyi iş, Bluey.

Ton ve niyet

Good work: çabayı veya sonucu övmek

Good work, bir kişi bir görevi iyi yaptıktan sonra onun çabasını, performansını veya sonucunu öven kısa bir ifadedir. Burada konuşan kişi, Bluey’nin az önce yaptığı şeyi onaylıyor. Work burada yapılan eylemi ve sonucunu anlatır; mutlaka bir meslek veya ücretli iş anlamına gelmez. Bu yüzden ifade okul ödevleri, alıştırmalar, oyunlar veya günlük görevler için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede Good work doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Good work! You solved every problem.
  2. Good work! My keys are missing.
  3. Good work! The bus is late.
Cevabı göster

Good work! You solved every problem.

Morning, Bluey.

6:27

Günaydın, Bluey.

Oh, I'm so tired.

6:29

Oh, çok yorgunum.

Maybe you should go to bed earlier. Ton ve niyet

6:31

Belki de daha erken yatmalısın.

Ton ve niyet

Maybe you should ...: nazik bir öneride bulunmak

Maybe you should + fiilin yalın hâli, nazikçe öneride bulunmanın yaygın bir yoludur. Should, konuşanın bir eylemi iyi bir fikir olarak gördüğünü belirtir; maybe ise önerinin daha az doğrudan duyulmasını sağlar. Bu cümlede konuşan emir vermek yerine daha erken yatmayı öneriyor. Maybe söyleyişi yumuşatır, ancak konuşanın hâlâ gerçek bir görüşü vardır.

Alıştırma

Nazik öneriyi öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: ____ ask an adult for help.

Cevabı göster

Maybe you should

Yeah, probably, Muffin. Ton ve niyet

6:34

Evet, muhtemelen, Muffin.

Ton ve niyet

Yeah, probably: tamamen emin olmadan katılmak

Yeah, probably, genel olarak katıldığınızı ancak biraz belirsizlik bıraktığınızı gösteren kısa ve gündelik bir yanıttır. Yeah olumlu yanıt verir; probably ise konuşanın bir şeyi kesin değil, muhtemel gördüğünü belirtir. Burada konuşan, az önce söylenen şeye büyük ölçüde katılıyor ancak tamamen emin görünmekten kaçınıyor.

Alıştırma

Biri “Do you think the bus will arrive soon?” diye soruyor. Bunun muhtemel olduğunu düşünüyorsunuz ama emin değilsiniz. Hangi yanıt en uygundur?

  1. No, not at all.
  2. Yeah, probably.
  3. Yes, definitely.
Cevabı göster

Yeah, probably.

Bluey.

6:35

Bluey.

Yes, Muffin?

6:37

Efendim, Muffin?

Why is there a flamingo in my sleeping bag? Notlar

6:38

Uyku tulumumda neden bir flamingo var?

Dilbilgisi

Why is there...?: bir yerde neden bir şey bulunduğunu sormak

Why is there + a/an + tekil isim + yer? yapısı, bir şeyin belirli bir yerde neden bulunduğunu veya ortaya çıktığını sorar. Bu cümlede uyku tulumunun içindeki flamingo beklenmedik olduğu için soru şaşkınlık da ifade eder. Buradaki there, yer belirten “orada” sözcüğü değil, varlık bildiren there is yapısının dil bilgisel öğesidir. why ile soru oluştururken is, there sözcüğünden önce gelir: There is... → Why is there...?

Alıştırma

Beklenmedik tek bir nesne hakkındaki soruyu varlık bildiren there yapısıyla tamamlayın: Why ____ a football in the fridge?

Cevabı göster

is there

Kalıp ifadeler

sleeping bag: kamp için uyku tulumunu belirten birleşik isim

Sleeping bag, özellikle kamp yaparken veya yatak bulunmayan bir yerde kalırken kişinin içinde uyuması için yapılmış sıcak ve dolgulu bir tulumdur. Bu birleşik isimde sleeping, tulumun kullanım amacını, yani uyumak için olduğunu belirtir. Tulumun kendisinin uyuduğu anlamına gelmez. Önüne my sleeping bag veya their sleeping bags örneklerindeki gibi bir iyelik sözcüğü gelebilir.

Alıştırma

Kampta kullanılan sıcak bir tulumu belirten kalıplaşmış birleşik ismi tamamlayın: Please pack your sleeping ____ for the trip.

Cevabı göster

bag

It's a long story. Deyimler

6:43

Uzun hikaye.

Deyimler

It's a long story: karmaşık bir açıklamayı ertelemek

It's a long story, olayların arka planının karmaşık olduğunu ve anlatmanın zaman alacağını belirten yaygın bir konuşma ifadesidir. Buradaki story, mutlaka kurmaca bir öykü değil, olanların tüm ayrıntılarıyla anlatımıdır. Konuşan kişi bu ifadeyi ayrıntıları o anda anlatmayı ertelemek veya bundan kaçınmak için kullanır. Daha sonra açıklayabilir ya da konuyu orada kapatabilir.

Alıştırma

Açıklamanın karmaşık olduğunu ve zaman alacağını belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: A: Why did you leave so suddenly? B: It's ____.

Cevabı göster

a long story