Pijama Partisi | Tam Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Muffin’in yatıya kaldığı gece Bluey ile Bingo, annelerinin verdiği söz sayesinde geç saate kadar oturabileceklerini düşünür. Ancak gündüz uykusunu atlayan ve çok yorulan Muffin, restoran ve polis kovalamacası oyunlarını karmakarışık hâle getirir. Sonunda Bluey, eğlenceyi uzatmak yerine bitkin kuzeninin dinlenmesini sağlamayı öne alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. you remember your promise? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum. Bunun yalnızca bir hafıza sorusu olmadığını anlayın: Çocuk, yetişkine önceki taahhüdünü hatırlatır ve sözünü tutması için baskı yapar. Önceden yapılmış bir anlaşmanın isteğinizi desteklediği durumlarda bu konuşma stratejisini tanıyabilir veya kullanabilir, aynı zamanda ifadenin ısrarcı duyulabileceğini fark edebilirsiniz. 2. $4 dollarbucks, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı. dollarbucks sözcüğünün gerçek ve resmî bir para birimi değil, Bluey’nin kurgusal dünyasında para için kullanılan şakacı bir ad olduğunu öğrenin. Böylece çocukların dükkân oyununu takip edebilir ve bir yapım için uydurulan sözcüklerle gerçek alışverişlerde kullanılacak terimleri ayırabilirsiniz. 3. should have been in bed long ago. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. should have been yapısının geçmişte beklenen veya uygun görülen, fakat gerçekleşmeyen bir durumu anlattığını öğrenin. Burada Muffin’in uygun saatten çok daha geç vakte kadar uyanık kalması eleştirilir; bu kalıbı şimdiki zamana yönelik tavsiyeyle karıştırmadan, karşılanmamış geçmiş beklentileri değerlendirmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Mum, you remember your promise? Yes, I do, Notlar
0:28Anne, sözünü hatırlıyorsun değil mi? Evet, hatırlıyorum,
you remember your promise? ile verilen sözü tutmayı hatırlatma
Bu cümlede you remember your promise? esas olarak annenin hafızasını sorgulamaz. Çocuk, daha önce verilen sözü gündeme getirerek artık tutulması gerektiğini hatırlatır. Bildirme cümlesi dizilişi soruya konuşma havası verir, ancak soru yine de açık bir beklenti taşır: anne söz vermiştir ve sözünü yerine getirmelidir.
Alıştırma
Çocuk you remember your promise? diye sorarak esas olarak ne yapıyor?
- Anneden yeni bir söz vermesini istemek
- Annenin hafızasının iyi olup olmadığını kontrol etmek
- Anneye daha önce verdiği sözü tutmasını hatırlatmak
Cevabı göster
Anneye daha önce verdiği sözü tutmasını hatırlatmak
Yes, I do ile kısa olumlu cevap
Yes, I do, önceki geniş zamanlı hatırlama sorusuna verilen kısa olumlu cevaptır. Yardımcı fiil do, remember your promise ifadesinin yerini alır; böylece konuşan kişi bütün fiil öbeğini tekrarlamaz. Buradaki do, yapmak anlamına gelmez. Açık hâli Yes, I remember my promise şeklindedir. Geniş zaman sorularına verilen kısa olumlu cevaplarda, cevap öznesi I, you, we veya they ise Yes, + özne + do kullanılır.
Alıştırma
Standart kısa olumlu cevabı tamamlayın: Do you like apples? Yes, I ____.
Cevabı göster
do
because it's a special night and cousin Muffin's sleeping over. Öbek fiiller
0:31çünkü bu özel bir gece ve kuzen Muffin bizde kalıyor.
sleeping over: başka birinin evinde gecelemek
Sleeping over, başka birinin evinde gecelemek anlamına gelen sleep over öbek fiilinin -ing biçimidir. Buradaki is sleeping over, kuzen Muffin'in gece kalacağı ziyaretin önceden planlandığını anlatır. Sleep over ifadesini tek bir anlam birimi olarak düşünün; buradaki over “üstünde” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bir arkadaşın evinde gecelemek” anlamına gelen öbek fiili tamamlayın: Maya is sleeping ____ at her friend's house tonight.
Cevabı göster
over
get to stay up: daha geç saate kadar uyanık kalma izni
Get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak anlamına gelir ve çoğu zaman hoş ya da özel bir durum olarak sunulur. Bu cümlede get to stay up, daha geç saate kadar uyanık kalmayı bir ayrıcalık olarak gösterir. Buradaki get to, “bir yere varmak” anlamına gelmez. To sözcüğünden sonra stay fiilinin yalın hâli gelir; stay up ise yatmak yerine uyanık kalmak demektir.
Alıştırma
Seçimi özel bir fırsat olarak sunan yapıyla cümleyi tamamlayın: As a reward, we ____ choose the game today.
Cevabı göster
get to
stay up a little later: yatma saatini biraz ertelemek
Stay up ifadesinde up, öbek fiilin bir parçasıdır. Stay up, özellikle normal yatma saatinde veya bu saatten sonra, yatağa gitmek yerine uyanık kalmak anlamına gelir. A little later, normal veya beklenen yatma saatinden küçük bir sapmayı belirtir. Cümle, normalden biraz daha geç yatmaya izin verir; bütün gece uyanık kalmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, ‘normal yatma saatinden biraz daha uzun süre uyanık kalmak’ anlamındaki hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I ____ to finish the chapter.
Cevabı göster
stayed up a little later
What's up with you?: olağandışı davranışın nedenini sormak
What's up with you? birinin neden normalden farklı davrandığını, hissettiğini veya göründüğünü sorar. Burada konuşan kişi Muffin'de beklenmedik bir durum fark eder ve açıklama ister. Ses tonuna göre aynı sözler endişe, şaşkınlık veya kızgınlık ifade edebilir. Sorunun tamamını up sözcüğünün gerçek anlamı olarak değil, kalıplaşmış bir tepki olarak anlayın.
Alıştırma
Yakın bir arkadaşınız birden boş bir sandalyeye fısıldamaya başlıyor. Neden olağandışı davrandığını en doğrudan soran soru hangisidir?
- What are you up to this weekend?
- How's it going?
- What's up with you?
Cevabı göster
What's up with you?
Kaygılı bir tepki olarak Oh boy
Oh boy, günlük konuşmada kullanılan bir ünlemdir. Burada konuşanın bir sorun fark ettiğini ve işlerin zorlaşabileceğini düşündüğünü gösterir. Bu bağlamda “Eyvah” veya “Aman” tepkisine yakındır. Bu sözlerle bir oğlan çocuğuna seslenilmiyor. İfadenin tamamını bir tepki olarak anlayın; kesin duygu, duruma ve konuşanın tonuna bağlıdır.
Alıştırma
Günlük bir sahnede biri bir sorunun başlayabileceğini fark ettiğinde “Oh boy” büyük olasılıkla ne ifade eder?
- Ciddi bir kötü haberi resmî olarak duyurur.
- Doğrudan bir oğlan çocuğuna seslenir.
- Bir sorunun yaklaşabileceğine dair hafif kaygı gösterir.
Cevabı göster
Bir sorunun yaklaşabileceğine dair hafif kaygı gösterir.
skipped a sleep: olağan bir uyku zamanını kaçırmak
Çocukların günlük düzeniyle ilgili bu bağlamda skipped a sleep, olağan uyku zamanlarından birinin, özellikle gündüz uykusunun gerçekleşmediği anlamına gelir. Skip, beklenen veya planlanan bir şeyi yapmamak demektir. Burada a sleep sayılabilir bir kullanımdır ve tek bir uyku dönemini ifade eder. İfade gerçek anlamda bir şeyin üzerinden atlamayı değil, bir dinlenme zamanının kaçırılmasını anlatır.
Alıştırma
Bir çocuğun günlük düzeninden söz edilirken “Muffin's skipped a sleep” ne anlama gelir?
- Muffin'in olağan uyku zamanlarından biri gerçekleşmedi.
- Muffin normalden daha uzun uyudu.
- Muffin bir yatağın üzerinden atladı.
Cevabı göster
Muffin'in olağan uyku zamanlarından biri gerçekleşmedi.
Duyduğun şeyi doğrulamak için Did she say ...?
Vurgulanan soru, konuşanın başka birinin sözlerini doğru duyup duymadığını kontrol eder. Did she say she's a llama? onun gerçekten kendisinin bir lama olduğunu söyleyip söylemediğini sorar; onay istemenin yanı sıra şaşkınlık da gösterebilir. Kalıp Did + özne + say + yan cümle şeklindedir. Geçmiş zamanı Did taşıdığı için say yalın biçimde kalır; said kullanılmaz. Tam altyazıdaki ilk Did she, konuşma sırasında yeniden başlamadır; yeniden kullanılabilir soru vurgulanan Did she say ...? kısmıyla başlar.
Alıştırma
Maya'nın ne söylediğini kontrol eden soruyu tamamlayın. say fiilinin doğru biçimini kullanın: Did Maya ____ she needed a ride?
Cevabı göster
say
This episode of Bluey is called The Sleepover. Kalıp ifadeler
1:01Bluey'nin bu bölümünün adı Pijama Partisi.
Ad veya başlık belirtmek için is called
be called + ad kalıbı bir kişinin, şeyin veya eserin adını ya da başlığını belirtir. Burada is called, bölümün başlığı olan The Sleepover'ı tanıtır. Called, call fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve is ile birlikte edilgen bir yapı oluşturur. Bu kalıpta call, ad vermek veya bir adla anmak anlamındadır; telefon etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Oyunun başlığını tanıtmak için be called ifadesini doğru biçimde kullanın: Our school play ____ Moonlight.
Cevabı göster
is called
You stop, doors, doorstop: çocukça bir birleşik sözcük oyunu
Bu, normal bir emir değil, bilerek parçalı söylenmiş eğlenceli bir sözdür. Konuşan kişi, biçimleri ve sesleri bağlantılı olduğu için stop ve doors sözcüklerinden doorstop sözcüğüne atlar. Doorstop, bir kapıyı açık tutan nesnedir. door + stop sözcüklerinden oluşan birleşik bir isimdir; doors sözcüğündeki çoğul s'si doorstop içinde yer almaz. Mizah, bu ani sözcük çağrışımından doğar.
Alıştırma
Bu sözdeki sözcük oyununu en iyi hangi açıklama anlatır?
- Doors stop ifadesi kilitli bir kapının standart adıdır.
- Konuşan kişi stop ve doors sözcüklerini birleşik isim doorstop ile ilişkilendiriyor.
- Konuşan kişi kapıları hareket ettirmekle ilgili üç sıradan emir veriyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi stop ve doors sözcüklerini birleşik isim doorstop ile ilişkilendiriyor.
What's going on?: mevcut durumu sormak
What's going on? mevcut durumun açıklanmasını ister: Ne oluyor? Yeni geldiğinizde, bir karışıklık fark ettiğinizde veya beklenmedik bir şey gördüğünüzde doğal bir sorudur. Burada go on, olmak ya da meydana gelmek anlamındadır. On, go on ifadesinin bir parçasıdır; yer veya yön belirtmez.
Alıştırma
Herkesin bağırdığı bir odaya giriyorsunuz. Hangi soru mevcut durumun açıklanmasını ister?
- What's going on?
- Where is everyone going?
- What time does it start?
Cevabı göster
What's going on?
Remember when you dudes were younger and used to have a little sleep during the day? Notlar
1:12Küçükken gün içinde kısa bir uyku çektiğinizi hatırlıyor musunuz?
Remember when ...?: ortak bir anıya geri dönmek
Bu soruda Remember when ...? yalnızca dinleyenlerin hatırlayıp hatırlamadığını sormaz. Konuşmayı, konuşmacının herkesçe bilindiğini düşündüğü geçmiş bir deneyime götürür. When ile başlayan yan cümle geçmişteki durumu belirtir. Bu açılış, konuşmacı açıklama, karşılaştırma veya hikâyeye geçmeden önce ortak bir arka plan oluşturur.
Alıştırma
Ortak bir anıyı gündeme getiren açılışı Remember ve doğru bağlayıcı sözcükle tamamlayın: ____ we used to build forts in the living room?
Cevabı göster
Remember when
you dudes: bir gruba çok samimi biçimde hitap etmek
Burada you dudes, birden fazla kişiye arkadaşça ve son derece gündelik biçimde doğrudan hitap eder. Resmî bir unvan olan gentlemen gibi değil, gündelik hitap şekli you guys gibi işlev görür. Dude tarihsel olarak çoğunlukla bir erkeği ifade ederdi, ancak bazı topluluklarda dudes bir gruba hitap etmek için daha geniş anlamda kullanılır. Bu geniş kullanım her yerde geçerli değildir; dolayısıyla etkisi bölgeye, yaşa, ilişkiye ve grubun tercihlerine bağlıdır.
Alıştırma
dudes hangi durumda en uygun biçimde kullanılır?
- Bir törende üst düzey yetkilileri karşılarken: Welcome, dudes.
- Bir müşteriye resmî e-posta yazarken: Dear dudes,
- Yakın arkadaşlarla konuşurken: Are you dudes ready to go?
Cevabı göster
Yakın arkadaşlarla konuşurken: Are you dudes ready to go?
used to have a little sleep: geçmişteki bir alışkanlık
used to + fiilin yalın hâli yapısı, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatır ve genellikle durumun şimdi farklı olduğunu düşündürür. Bu cümlede used to have a little sleep, daha küçükken gündüzleri kısa süre uyumanın düzenli bir alışkanlık olduğu anlamına gelir. used to sonrasında have yalın hâlde kalır. Burada 'bir amaçla kullanılmak' şeklindeki edilgen anlam yoktur.
Alıştırma
Hangi cümle şekerleme yapmanın geçmişteki bir alışkanlık olduğunu doğru biçimde anlatır?
- I am used to taking a nap after lunch.
- I used to take a nap after lunch.
- I use to take a nap after lunch.
Cevabı göster
I used to take a nap after lunch.
Well, as you got older: zaman içindeki değişimi başlatmak
as you got older ifadesindeki as, '... olurken' veya 'zaman geçtikçe' anlamına gelir. Zaman içinde değişen bir süreci başlatır. Ardından gelen ana cümlenin, bununla birlikte ya da bunun sonucunda gerçekleşen başka bir değişikliği anlatması beklenir. Well bu düşünceyi daha önce söylenenlere bağlar ve bir açıklamanın geleceğini belirtir. Virgül, as you got older bölümünün giriş yapan bir yan cümle olduğunu gösterir; bu nedenle düşünce henüz tamamlanmamıştır.
Alıştırma
Hangi cümlede as zaman içinde gerçekleşen bir değişimi başlatır?
- As a guide, Leo knows the city well.
- The box is as heavy as the suitcase.
- As the weather got colder, the lake began to freeze.
Cevabı göster
As the weather got colder, the lake began to freeze.
you stopped having that little sleep, didn't you? Dilbilgisi
1:17o kısa uykuyu uyumayı bıraktınız, değil mi?
stopped having ...: stop + fiilin -ing biçimi
Stop + fiilin -ing biçimi, zaten sürmekte olan veya alışkanlık hâline gelmiş bir etkinliği sona erdirmek anlamına gelir. Burada stopped having that little sleep, kişinin o kısa uykuyu artık uyumadığını belirtir. Having, stopped fiilinin anlamını tamamlayan -ing biçimidir. Bu kullanımda have a sleep biraz uyumak veya kestirmek anlamına gelir; bir şeye sahip olmak anlamında değildir.
Alıştırma
Leo'nun bu alışkanlığı bıraktığını göstermek için drink fiilinin doğru biçimini kullanın: Leo stopped ____ energy drinks every morning.
Cevabı göster
drinking
didn't you?: onay isteyen eklenti soru
Eklenti soru, dinleyiciden önceki ifadeyi doğrulamasını istemek için cümlenin sonuna eklenen kısa bir sorudur. Bu cümlede didn't you?, you stopped having that little sleep ifadesini doğrulatır; yeni bir olumsuz soru başlatmaz. Ana ifade olumlu ve simple past zamanındadır. Bu nedenle eklenti bölümünde geçmiş zaman yardımcı fiili did, olumsuz biçimiyle kullanılır: didn't. Özne olan you da eklenti soruda tekrarlanır.
Alıştırma
Doğru eklenti soruyu içeren cümleyi seçin.
- You called Maya yesterday, don't you?
- You called Maya yesterday, didn't you?
- You called Maya yesterday, weren't you?
Cevabı göster
You called Maya yesterday, didn't you?
Well, Muffin is right in the middle of stopping that second little sleep during the day. Kalıp ifadeler
1:22İşte Muffin tam da o gün içindeki ikinci kısa uykuyu bırakma aşamasında.
right in the middle of stopping: henüz tamamlanmamış bir değişimin ortasında
be right in the middle of + -ing kalıbı, bir sürecin başladığını ama henüz bitmediğini anlatır. Right vurgu katar: kişi ya da şey tam olarak o aşamadadır. Buradaki middle fiziksel bir yeri ya da mutlaka sürecin tam yarısını belirtmez. Bu cümlede gün içindeki ikinci uykuyu bırakmak, Muffin'in düzeninde yavaş yavaş gerçekleşen bir değişikliktir. Muffin hâlâ bu değişimden geçmektedir. of'tan sonra stopping örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
“Nora is right in the middle of changing her routine” ne anlama gelir?
- Değişim devam ediyor ve henüz bitmedi.
- Değişim uzun zaman önce bitti.
- Değişim henüz başlamadı.
Cevabı göster
Değişim devam ediyor ve henüz bitmedi.
Early bed for you: kısa bir yatma vakti talimatı
“Early bed for you”, aile içinde kullanılan kısa ve eksiltili bir ifadedir. “It's an early bedtime for you” ya da “You're going to bed early” gibi cümlelerdeki bazı sözcükler söylenmez, ancak ifade yine de açık bir duyuru veya talimat görevi görür: dinleyen kişinin normalden daha erken yatması gerekir. Buradaki bed, yatağa gitmeyi veya yatma saatini ifade eder. “Erken” olan bir mobilyayı anlatmaz.
Alıştırma
Aile ortamında “Early bed for you” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Dinleyen kişinin erken yatması gerekiyor.
- Dinleyen kişinin yeni bir yatağa ihtiyacı var.
- Yatak beklenenden erken geldi.
Cevabı göster
Dinleyen kişinin erken yatması gerekiyor.
Cümle sonunda though: karşıt bir düşünce eklemek
Cümlenin sonunda kullanılan though, daha önce söylenen ya da beklenen bir şeye karşıt bir nokta ekler. Burada 'We get to stay up late', daha önceki yatma saati iddiasına karşı bir görüş olarak sunulur: konuşmayı ters yöne çeken bir avantaj ekler. Cümle sonundaki though, kendisinden önceki ifadenin tamamına dönük bir yorum yapar ve onu sonradan eklenen bir düşünce olarak gösterir. Yeni bir yan cümle başlatmaz; konuşmada ‘yine de’ veya ‘diğer yandan’ şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Hangi seçenek, karşıt bir düşünceyi sonradan eklemek için cümle sonunda though kullanır?
- The room is small, so it's comfortable.
- Though the room is small, it's comfortable.
- The room is small. It's comfortable, though.
Cevabı göster
The room is small. It's comfortable, though.
gotta run: gitmeniz gerektiğini söylemenin samimi yolu
Gotta run, ‘şimdi gitmem gerekiyor’ demenin çok samimi bir yoludur. Bu ayrılma ifadesinde run hızlıca ayrılmak anlamına gelir; mutlaka koşarak hareket etmek demek değildir. Daha açık biçimi 'I've got to run.' şeklindedir. Bu kısa ve samimi ifadede 'I've' söylenmez, got to ise gotta biçiminde gösterilir. Başındaki Uh well ile ifade konuşmayı hızlıca bitirir ve konuşanın daha fazla açıklama yapmak istemediğini düşündürebilir.
Alıştırma
‘Şimdi ayrılmam gerekiyor’ anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle bu samimi ayrılma cümlesini tamamlayın: Sorry, I've ____. My train is here.
Cevabı göster
gotta run
do the right thing by someone: birine adil ve sorumlu davranmak
do the right thing by someone kalıbında by, çıkarları ve adil muamele görmesi önemsenen kişiyi belirtir. Burada do the right thing by Muffin, Muffin'e karşı adil ve sorumlu davranmak anlamına gelir. Bu ifade, Muffin'in yanında durup bir şey yapmak anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp do the right thing by + kişi veya grup şeklindedir.
Alıştırma
‘Takıma adil ve sorumlu davranmak’ anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: After the mistake, the club promised to do the right thing ____ the team.
Cevabı göster
by
One game, then bed: then ile kurulan kısa bir kural
One game, then bed. konuşmada kullanılan eksiltili bir cümledir: kolayca çıkarılabilen sözcükler söylenmez. Tam anlamı yaklaşık olarak şöyledir: You can play one game, and then you go to bed. İki kısa isim öbeği, bir kuralı sırasıyla düzenler. One game izin verilen sınırı belirler; then bed ise daha sonra ne yapılması gerektiğini gösterir. Bu kalıp kısa programlar, talimatlar ve sınırlar için kullanışlıdır.
Alıştırma
Önce bir bölüm izlemeye izin verildiğini ve hemen ardından ödev yapılması gerektiğini anlatan kısa kural hangisidir?
- One episode during homework.
- One episode, then homework.
- Homework, then one episode.
Cevabı göster
One episode, then homework.
so that we have to stay up late to finish it. Dilbilgisi
2:08böylece bitirmek için geç saatlere kadar oturmak zorunda kalırız.
so that we have to ...: amaçlanan bir hedef
Burada so that, oyunu çok uzun yapma eyleminin amaçlanan hedefini belirtir: konuşan kişi, herkesin gece geç saate kadar uyanık kalmak zorunda olacağı bir durum yaratmak ister. Yalnızca tesadüfen ortaya çıkan bir sonucu bağlamaz. Amaç yan cümlesindeki have to, bu planın yarattığı zorunluluğu belirtir; to finish it ise neden geç saate kadar uyanık kalınacağını açıklar. Kullanılabilir kalıp do something so that + özne + can/will/has to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi amaç bildiren iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: I set an alarm ____ I wouldn't miss the train.
Cevabı göster
so that
shall we have a nice slow dinner at the restaurant? Ton ve niyet
2:22restoranda güzel ve yavaş bir akşam yemeği yiyelim mi?
shall we have ...?: birlikte yapılacak bir şey için nazik öneri
Shall we have ...?, konuşan kişiyle dinleyicilerin bir etkinliği birlikte yapıp yapmayacağını sorar. Burada grubu acele etmeden akşam yemeği yemeye nazikçe davet eder. Kalıp Shall we + fiilin yalın hâli ...? biçimindedir. Genellikle özenli veya bilinçli olarak yetişkinlere özgü bir tonda duyulur; bu da restorancılık rol oyunundaki konuşmaya uyar.
Alıştırma
Nazik ortak öneriyi Shall we ile tamamlayın: ____ sit by the window?
Cevabı göster
Shall we
Sure thing, babe.: rahat bir kabul ve sevgi dolu hitap
Sure thing, bir ricayı kabul etmenin veya “evet, sorun değil” demenin gündelik ve olumlu bir yoludur. Burada thing somut bir nesneyi adlandırmaz; Sure thing kalıp bir yanıt olarak kullanılır. Babe, yakın birine, çoğunlukla sevgiliye veya eşe yönelik sevgi dolu bir hitaptır. Yanıtın tamamı istekli, rahat ve sevecen duyulur.
Alıştırma
Partneriniz “Can you bring me a glass of water?” diye soruyor. İkiniz de normalde sevgi dolu hitaplar kullanıyorsunuz. Hangi yanıt gündelik, istekli ve sevecen duyulur?
- Sure thing, babe.
- Sorry, I can’t.
- Of course, sir.
Cevabı göster
Sure thing, babe.
Welcome to our restaurant: Welcome to + yer kalıbı
Welcome to + bir yer, etkinlik, kuruluş veya platform, yeni gelmiş ya da katılmış birini karşılamak için kullanılan standart bir selamlamadır. Bu cümlede our restaurant, misafirin karşılandığı yeri belirtir. Welcome to bölümünü koruyup sondaki yeri veya etkinliği değiştirin: Welcome to our school; Welcome to the show. To sözcüğü, karşılama ifadesini yer veya ortamla bağlar.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak standart karşılama ifadesini tamamlayın: Welcome ____ our museum.
Cevabı göster
to
known for its speedy service: be known for kullanımı
Be known for + isim veya -ing biçimi, “bir şey nedeniyle ünlü ya da tanınmış olmak” anlamına gelir. Burada known for its speedy service, restoranın öne çıkan özelliğini anlatır: İnsanlar restoranı müşterilere hızlı hizmet vermesiyle tanır. Bu altyazı parçasında known, betimleyici bir ifadede kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Tam bir cümlede normalde be fiilinin bir biçiminden sonra gelir: The restaurant is known for its speedy service.
Alıştırma
Cümleyi “bir şey nedeniyle ünlü” anlamını veren edatla tamamlayın: The town is known ____ its old bridge.
Cevabı göster
for
How many will be dining tonight?: yemek yiyecek kişi sayısını sorma
How many will be dining tonight? bir restoran görevlisinin o akşam restoranda kaç kişinin yemek yiyeceğini sorma biçimidir. Restoran bağlamı eksik ismi açık hâle getirdiği için How many, how many people veya how many guests anlamına gelir; yemek miktarını sormaz. Dine, yemek yemek anlamına gelir ancak eat sözcüğünden daha resmî ve hizmet odaklıdır. Gelecek zamanda süreklilik bildiren will be dining, planlanan yemeği düzenlenmiş bir etkinlik gibi sunar ve soruya özenli bir ağırlama tonu verir.
Alıştırma
Bir restoran görevlisi bu akşam yemek yiyecek misafir sayısını sormak için doğal olarak hangi soruyu kullanır?
- What time will you be dining tonight?
- How many will be dining tonight?
- How much food will you order tonight?
Cevabı göster
How many will be dining tonight?
Emir olarak Wake up!
Wake up, uyumayı bırakıp uyanmak anlamına gelir. Burada emir olarak kullanılır: konuşan kişi doğrudan Sheila'ya uyanmasını söyler. Sheila hitap edilen kişidir; wake fiilinin nesnesi değildir. Bu öbek fiilde up ifadenin bir parçasıdır; yukarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Sheila uyuyor ve siz doğrudan onunla konuşuyorsunuz. Hangi cümle ona uyanmasını söyler?
- Wake Sheila up!
- Wake up, Sheila!
- Sheila wakes me up!
Cevabı göster
Wake up, Sheila!
needs to go to bed: need to + fiilin yalın hâli
Bir eylemin gerekli olduğunu söylemek için need to ifadesinden sonra değişmemiş bir fiil kullanın. Bu değişmemiş biçime fiilin yalın hâli denir. Özne he, she, it veya tek bir kişinin adı olduğunda need, needs olur; ancak sonraki fiil değişmez: needs to go denir, needs to goes denmez. go to bed, uyumaya başlamayı veya uyku öncesi düzenine geçmeyi anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca yatağa doğru yürümek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede need to, she ile doğru kullanılmıştır?
- She need to goes to bed early.
- She needs to go to bed early.
- She needs go to bed early.
Cevabı göster
She needs to go to bed early.
she's fine: onun iyi olduğunu söylemek
Bu cümlede she's fine, onun iyi olduğu ya da onun için endişelenmeye gerek olmadığı anlamına gelir. Fine burada üstün bir başarıyı değil, durumun kabul edilebilir ve iyi olduğunu anlatır. Bu yanıt karşı tarafı rahatlatır ve müdahale etme gereğini de önemsiz gösterebilir. Konuşanın, onun şu anda yardıma ihtiyaç duymadığı yönündeki değerlendirmesini aktarır.
Alıştırma
Rahatlatıcı bir yanıtta "She's fine." büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- O iyi ve muhtemelen yardıma ihtiyacı yok.
- Para cezası ödemesi gerekiyor.
- Harika bir iş çıkardı.
Cevabı göster
O iyi ve muhtemelen yardıma ihtiyacı yok.
next stop, the museum: toplu taşıma anonsu
Next stop, the museum anonsu, The next stop is the museum cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Burada stop, bir trenin ya da otobüsün yolcu indirip bindirdiği yeri belirten bir isimdir; “durmak” anlamındaki fiil değildir. Tren sesini taklit eden Choo choo ifadesinden sonra bu anons, hayali sahneyi bir yolculuğa dönüştürür. Anons tarzındaki ifade, rol oyunundaki ani değişimi açıkça gösterir.
Alıştırma
Toplu taşıma anonsunu bir kelimeyle tamamlayın: Next ____, Central Station.
Cevabı göster
stop
Here are the menus: birden fazla nesneyi sunma
Here are ... birden fazla şeyi uzatırken, gösterirken veya işaret ederken kullanılan bir sunma kalıbıdır. Bu cümlede menüler birine verilirken söylenir; here yalnızca “burada” konumunu belirtmez. Menus çoğul olduğu için kalıpta are kullanılır. Tek bir nesne için Here is ... kullanılır: Here is the menu.
Alıştırma
Bir garson birkaç menüyü uzatıyor. Cümleyi tamamlayın: Here ____ the menus.
Cevabı göster
are
I think we'll take a long time deciding. Kalıp ifadeler
3:11sanırım karar vermemiz çok uzun sürecek.
just warning you: önceden, samimi bir uyarı
Just warning you, I'm just warning you ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış hâlidir. Karşı tarafın rahatsız edici, beklenmedik veya biraz sorunlu bulabileceği bir bilgiyi önceden vererek hazırlıklı olmasını sağlar. Buradaki warning ciddi bir tehdit anlamına gelmez. Daha çok “önceden haber vereyim” demektir; just uyarıyı daha hafif ve samimi gösterir, ancak tonlama yine önemlidir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni boyanmış bir banka oturmak üzere. Hangi cümle ona doğal ve samimi biçimde önceden uyarı verir?
- Thanks for telling me the paint is still wet.
- Just warning you, the paint is still wet.
- I was wondering whether the paint is still wet.
Cevabı göster
Just warning you, the paint is still wet.
take a long time deciding: take + zaman + -ing yapısı
Take a long time doing something, bir kişinin veya grubun bir etkinliğe çok zaman ayırması anlamına gelir. Burada deciding etkinliğin ne olduğunu belirtir; dolayısıyla we'll take a long time deciding, karar vermemizin uzun süreceği anlamındadır. Yapı kişi veya grup + take + zaman ifadesi + -ing biçimidir. Zamana veya özne uyumuna göre yalnızca take değişir: we take, she takes, we took veya we'll take; deciding ise -ing biçiminde kalır. İngilizcede normalde decide long time denmez. Zaman ifadesi, take aracılığıyla işi yapan kişiye veya gruba bağlanır.
Alıştırma
choose sözcüğünün doğru biçimiyle hedef take + zaman + -ing yapısını tamamlayın: We took a long time ____ a name for our team.
Cevabı göster
choosing
No, you won't: won't ile geleceğe ilişkin bir iddiayı reddetmek
No, you won't, dinleyicinin gelecekte ne yapacağı veya başına ne geleceğiyle ilgili bir ifadeyi doğrudan reddeder. Won't, will not ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Ana fiil öbeği, önceki cümleden anlaşıldığı için söylenmez. Burada you won't, you won't take a long time deciding anlamına gelir. Will veya won't sözcüğünü bu şekilde tek başına kullanmak, gelecekle ilgili fiil öbeğinin tamamını tekrarlamayı önler.
Alıştırma
Biri size 'You'll change your mind.' diyor. Ana fiili tekrarlamadan bu tahmini doğrudan ve güçlü biçimde reddeden cevap hangisidir?
- Yes, I will.
- No, I won't.
- I might change my mind.
Cevabı göster
No, I won't.
It all looks so good: bütün bir seçkiyi anlatmak
Bu cümlede it, serginin veya seçenek grubunun tamamını ifade eder; all ise bu grubun içindeki her şeyi kapsar. Bu nedenle it all looks so good, her seçeneğin çekici göründüğü anlamına gelir. Burada all, “tamamen” anlamında değildir. Looks burada good sıfatına bağlanan bir fiildir. So, olumlu tepkinin derecesini artırır.
Alıştırma
Birçok tatlının bulunduğu büyük bir sergi görüyorsunuz. Serginin tamamını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- They all looks so good.
- It all looks so good.
- It all look so good.
Cevabı göster
It all looks so good.
Let us out!: dışarı bırakılmayı istemek
Let us out!, “Bu kapalı yerden çıkmamıza izin verin” veya “Bizi serbest bırakın” anlamına gelir. Us, let eyleminden etkilenen kişileri belirtir; out ise içeriden dışarıya doğru hareketi gösterir. Yapı let + kişi + out şeklindedir ve out öncesinde to kullanılmaz. Dinleyenin bir kapıyı, engeli veya başka bir kısıtlamayı kontrol ettiği durumlarda kullanılır.
Alıştırma
Kilitli bir odanın içinde mahsur kaldınız. Ricayı tamamlayın: Please let us ____!
Cevabı göster
out
we've finished: şu anda önemli olan tamamlanmış bir sonuç
We've finished, we have finished ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede present perfect, oyunu bitirme eylemini sonucu şu an önemli olan tamamlanmış bir eylem olarak sunar: konuşan kişi oyunun şu anda bitmiş olup olmadığını kontrol eder. a game we've finished içinde we've finished, a game ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir ve nesne görevindeki that ilgi zamiri çıkarılmıştır. Tam biçim a game that we've finished olur. Soru, bunun zaten tamamlanmış oyunlardan biri olup olmadığını sorar.
Alıştırma
“Is this a game we've finished?” sorusunda konuşan kişi esas olarak neyi kontrol ediyor?
- Oyuna yarın başlamayı planlayıp planlamadıklarını.
- Oyunun şu anda tamamlanmış olup olmadığını.
- Oyunun tam olarak ne zaman başladığını.
Cevabı göster
Oyunun şu anda tamamlanmış olup olmadığını.
Maybe we'll just go to the chip shop. Kültür
3:37Belki de sadece patates kızartması dükkanına gitmeliyiz.
the chip shop: Britanya ve Avustralya'da bir paket servis dükkânı
Günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde chip shop, sıcak patates kızartması ve çoğu zaman kızarmış balık satan küçük bir paket servis dükkânıdır. Fish and chip shop, bu tür bir işletmenin daha açık adıdır. Burada chips, sıcak kızarmış patates parçaları anlamına gelir. Amerikan İngilizcesinde genellikle potato chips denen ince ve çıtır paketli atıştırmalığı ifade etmez; bu paketli yiyecek Britanya İngilizcesinde genellikle crisps olarak adlandırılır.
Alıştırma
Bu cümlede chip shop nasıl bir yerdir?
- Bilgisayar çiplerini tamir eden bir mağaza.
- Sıcak patates kızartması ve çoğu zaman kızarmış balık satan bir paket servis dükkânı.
- Paketli patates cipsi satma konusunda uzmanlaşmış bir dükkân.
Cevabı göster
Sıcak patates kızartması ve çoğu zaman kızarmış balık satan bir paket servis dükkânı.
Chippies!: chips sözcüğünün neşeli ve çocuksu biçimi
Bu cümlede Chippies, chips sözcüğünün neşeli ve çocuksu bir biçimidir. Eklenen hece, yiyecek için yapılan çağrıyı sevimli ve heyecanlı duyurur; ancak sözcük yine patates kızartmasını ifade eder. Bunu, yiyecek adları oluşturmak için genel bir kural olarak değil, çocukların oyunlu konuşma biçimi olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede "Chippies!" ne anlama geliyor?
- Küçük bilgisayar parçalarını ifade eder.
- chips demenin neşeli ve çocuksu bir yoludur.
- Menülerde chips için kullanılan standart resmî addır.
Cevabı göster
chips demenin neşeli ve çocuksu bir yoludur.
Get your chips here: satıcı tarzı bir çağrı
Get your chips here. satıcı tarzında kısa bir çağrıdır. Önce eylem ve ürün, get your chips, sonra da en sonda yer, here, verilir; böylece dinleyenler ne sunulduğunu ve nerede olduğunu hemen anlar. Bu satış bağlamında get, "satın almak ya da gelip almak" anlamındadır. Emir yapısı, tek bir kişiye verilen özel bir emir değil, müşterilere açık bir davet işlevi görür.
Alıştırma
"Get your chips here." çağrısının temel işlevi nedir?
- Müşterileri çağırır ve bu noktada patates kızartması bulunduğunu söyler.
- Bir kişiye zaten sahip olduğu patates kızartmasını geri vermesini söyler.
- Patates kızartmasının nasıl pişirildiğini açıklar.
Cevabı göster
Müşterileri çağırır ve bu noktada patates kızartması bulunduğunu söyler.
Would you like some chips? ile nazikçe ikramda bulunmak
Would you like some chips? o anda mevcut olan bir yiyeceği nazikçe ikram eder. Burada Would you like...? kişinin şimdi bunu isteyip istemediğini sorar; genel olarak bu yiyeceği sevip sevmediğini sormaz. Tekliflerde some kullanımı doğaldır, çünkü konuşan kişi teklifin kabul edilebileceğini düşünür. Kısaca Yes, please. veya No, thank you. diye yanıt verilebilir.
Alıştırma
Bir görevli o anda mevcut olan suyu ikram ediyor. En nazik ve doğal cümle hangisidir?
- Do you usually like water?
- Did you drink some water?
- Would you like some water?
Cevabı göster
Would you like some water?
Please do not don't...: yalnızca bir olumsuz biçim kullanmak
Altyazı standart dışı bir tekrarı koruyor: don't zaten do not anlamına gelir, bu yüzden do not don't aynı olumsuz biçimin iki sürümünü bir araya getirir. Bu, bir dil sürçmesi veya çocuksu bir yanlış başlangıçtır; ek vurgu değildir. Standart İngilizcede yalın fiilden önce yalnızca bir biçim seçilir: Please do not shake my shop. ya da Please don't shake my shop. İkisi de dinleyiciden onu sallamamasını ister.
Alıştırma
Hangi cümle standart ve doğal bir olumsuz istektir?
- Please don't to lean on the door.
- Please don't lean on the door.
- Please do not don't lean on the door.
Cevabı göster
Please don't lean on the door.
We'd love some chips, please: sıcak ve nazik bir kabul
We'd, we would ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada we'd love some chips, grubun biraz patates kızartması almaktan çok memnun olacağını belirtir. Love romantik aşkı değil, güçlü bir isteği ve memnuniyetle kabul etmeyi anlatır. Please, isteği daha nazik yapar. We'd love + isim kalıbı, bir teklifi sıcak bir biçimde kabul etmek veya bir şeyi dostça ve istekli bir tonla istemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir görevli grubunuza tatlı ikram ediyor. Hangi yanıt teklifi sıcak ve nazik bir biçimde kabul eder?
- We'd loved some cake, please.
- We'd love some cake, please.
- We want cake.
Cevabı göster
We'd love some cake, please.
take your time: acele etme
Take your time, “acele etme; ihtiyaç duyduğun kadar zaman kullan” anlamına gelen bir deyimdir. Burada karşı tarafa hızlı davranması için baskı olmadığını söyleyerek onu rahatlatır. Bu ifadede take sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz. Birisi düşünürken, seçim yaparken veya bir işi bitirirken bu ifadeyi kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“Acele etme” anlamındaki deyimi tamamlayın: You can decide later—take your ____.
Cevabı göster
time
Your friend looks like she should be in bed. Dilbilgisi
3:57Arkadaşınız yatakta olması gerekiyormuş gibi görünüyor.
looks like she should be in bed: gözleme dayalı bir yargı
Bu cümlede looks like, konuşanın gözlemleyebildiği şeylere dayanarak vardığı sonucu aktarır: arkadaşı dinlenmeye ihtiyaç duyuyor gibi görünmektedir. Yalnızca fiziksel bir benzerlik anlatmaz. looks like ifadesinden sonra gelen she should be in bed tam bir yan cümledir. Should, konuşanın neyin mantıklı veya uygun olacağına dair görüşünü belirtir. Birlikte kullanıldığında özne + looks like + yan cümle kalıbı, yargıyı bir emirden daha dolaylı biçimde ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, Jamie'nin görünüşüne bakılırsa şu anda muhtemelen dinlenmesi gerektiğini doğal biçimde anlatır?
- Jamie looks like he should take a break.
- Jamie looks like his brother.
- Jamie looks like he has already taken a break.
Cevabı göster
Jamie looks like he should take a break.
Well, that'll be ...: ödenecek tutarı belirtme
Well, konuşmayı sonuca veya toplam tutara geçiren küçük bir geçiş ifadesidir. Kasada ya da fiyat teklifi verirken that'll be + tutar, müşterinin ödemesi gereken miktarı belirtmenin yerleşik bir yoludur. That'll, that will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada will uzak bir geleceği göstermez; ifadenin tamamı işlemlerde kullanılan alışılmış bir kalıp olarak çalışır. Please ifadeye nezaket katar.
Alıştırma
Bir mağaza kasasında, that will ifadesinin kısaltılmış biçimini ve be fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Well, ____ twelve pounds, please.
Cevabı göster
that'll be
$4 dollarbucks: eğlenceli, hayalî bir para ifadesi
Dollarbucks, Bluey'de para hakkında konuşmak için kullanılan, dollars ve bucks sözcüklerinin birleşiminden oluşan eğlenceli ve hayalî bir sözcüktür. Bu hayalî alışverişte $4 dollarbucks yalnızca dört birimlik bir para miktarını belirtir. Bu, dizinin çocuksu mizahının bir parçasıdır ve gerçek bir para biriminin resmî adı değildir. Günlük İngilizcede gerçek bir $4 fiyatı normalde four dollars diye okunur.
Alıştırma
Bu cümlede dollarbucks ne anlama geliyor?
- Avustralya para biriminin resmî adı
- Paradan söz etmenin eğlenceli ve hayalî bir yolu
- Bir banka hesabı türü
Cevabı göster
Paradan söz etmenin eğlenceli ve hayalî bir yolu
if we pay him, the game's finished: koşul ve doğrudan sonuç
if we pay him ifadesiyle kurulan if yan cümlesi koşulu verir. Ana cümle olan the game's finished ise sonucu verir: ona ödeme yapmak oyunu bitirecektir. İki bölümde de şimdiki zaman biçimleri olan pay ve is finished kullanılır. Buradaki the game's finished en iyi the game is finished biçiminde anlaşılır ve ortaya çıkan durumu anlatır. Bu şimdiki zaman-şimdiki zaman kalıbı, sonucu o durumda hemen gerçekleşecek ve kesin bir şey gibi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı koşul ve doğrudan sonuç kalıbını kullanıyor?
- If we open the box, the surprise is over.
- If we opened the box, the surprise would be over.
- Opening the box ended the surprise yesterday.
Cevabı göster
If we open the box, the surprise is over.
gonna: going to ifadesinin gündelik konuşma biçimi
Gonna, going to ifadesinin konuşmada sık görülen kısalmış biçimini gösteren gündelik bir yazımdır. are we gonna do içinde be + gonna + fiilin yalın hâli kalıbına uyar ve gelecekteki bir planı ya da sonraki adımı sorar. Buradaki yalın fiil do'dur. Bir fiilin yalın hâlinden önce gonna duyduğunuzda bunu going to olarak anlayın. Gonna tek başına bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi going to ifadesinin gündelik konuşma biçimiyle tamamlayın: What are we ____ do after lunch?
Cevabı göster
gonna
game's still going: oyun henüz bitmedi
Game's, game is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. The game's still going cümlesinde going, bir yere gitmek değil, devam etmek veya sürmek anlamındadır. Oyun başlamıştır ve henüz bitmemiştir. Still, bu durumun şu ana kadar devam ettiğini gösterir; çoğu zaman birisi durmasını beklediğinde veya çoktan bitmiş olabileceğini düşündüğünde kullanılır. be + still going kalıbı, devam eden başka bir etkinliği ya da süreci de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi durumda "The meeting is still going" demek doğaldır?
- Toplantı daha önce başladı ve henüz bitmedi.
- Toplantı yarın için planlandı.
- Toplantıdaki insanlar başka bir binaya doğru yürüyor.
Cevabı göster
Toplantı daha önce başladı ve henüz bitmedi.
Did someone call the police? — birinin polisle iletişime geçip geçmediğini sormak
Did someone call the police? geçmiş zamanla kurulmuş bir evet-hayır sorusudur. Someone kimliği belirtilmeyen bir kişiyi anlatır: konuşan kişi, herhangi birinin daha önce polisle iletişime geçip geçmediğini sorar. Call the police, yardım istemek veya bir olayı bildirmek için polisle iletişime geçmek demektir; yalnızca yakındaki bir polise seslenmek değildir. Bir oyun veya rol yapma etkinliğinde giriş repliği olarak kullanıldığında soru, “İhbar üzerine gelen polis memuruyum” mesajını hemen verir. Aynı cümle gerçek bir durumda doğrudan bir soru olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Did someone call the police? burada ne anlama geliyor?
- Bir polis memuru telefon görüşmesi yaptı.
- Kimliği bilinen biri yakındaki bir polis memuruna seslendi.
- Herhangi biri yardım istemek için polisle iletişime geçti mi?
Cevabı göster
Herhangi biri yardım istemek için polisle iletişime geçti mi?
she went that way — işaret edilen yönde hareket
She went that way ifadesinde went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; that way ise “işaret edilen yönde” anlamına gelir. Yön, parmakla işaret edilerek, bakışla veya sahnede zaten açık olan bir bilgiyle gösterilebilir. Burada way bir yöntemi değil, yönü veya güzergâhı anlatır. Hareket fiilleriyle kullanılan go, went veya ran that way, birinin hangi yöne hareket ettiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede that way “o yönde” anlamına gelir?
- After the bell rang, Maya ran that way.
- Maya solved the puzzle that way.
- Maya did not know the way.
Cevabı göster
After the bell rang, Maya ran that way.
Thank you for your time, sir.: resmî bir kapanış
Thank you for your time, bir kişinin sizinle konuşmaya, soruları yanıtlamaya veya yardım etmeye zaman ayırmasına teşekkür eder. Burada konuşmayı kibarca sona erdirir. Your time, dinleyicinin ayırdığı zaman ve ilgiyi ifade eder; kişinin sahip olduğu bir zaman dilimini değil. Sir bir erkeğe doğrudan hitap eder ve saygı ile resmiyet katar. Bu rol oyununda yetişkinlere özgü ve resmî tınlayan ifade, konuşan kişinin bir uzman gibi duyulmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Resmî bir mülakatın sonunda Thank you for your time, sir. ne anlatır?
- Konuşan kişinin artık erkeğin zamanına sahip olduğunu söyler.
- Erkeğe ayırdığı zaman ve gösterdiği ilgi için kibarca teşekkür eder.
- Erkeğe yalnızca tam zamanında geldiği için teşekkür eder.
Cevabı göster
Erkeğe ayırdığı zaman ve gösterdiği ilgi için kibarca teşekkür eder.
throw the book at her: onu ağır biçimde cezalandırmak
Throw the book at someone, bir kişiyi yasaların veya kuralların izin verdiği en ağır biçimde cezalandırmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada her cezayı alacak kişiyi belirtir; gerçek bir kitap fırlatılmaz. İmge, yasa ve kuralların bulunduğu "kitabın" tamamını bir kişiye karşı kullanmayı düşündürür. Tam cümlede I want you to... kalıbı da talebin sert duyulmasını sağlar.
Alıştırma
The judge threw the book at him. ne anlama gelir?
- Hâkim ondan kuralları yazmasını istedi.
- Hâkim ona okuması için bir kitap verdi.
- Hâkim onu mümkün olduğunca ağır cezalandırdı.
Cevabı göster
Hâkim onu mümkün olduğunca ağır cezalandırdı.
listen up: dikkati toplamak için doğrudan bir çağrı
Listen up, “tüm dikkatinizi bana verin ve birazdan söyleyeceklerimi dinleyin” anlamına gelen doğrudan bir sözlü emirdir. Bu cümlede Now aciliyet katar ve konuşanın önemli bir bilgi ya da kural vermek üzere olduğunu gösterir. Buradaki up, sabit öbek fiil listen up’ın bir parçasıdır; sesin yukarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez. Listen ile karşılaştırıldığında Listen up, bir duyuru veya talimattan önce dikkati daha güçlü biçimde toplar.
Alıştırma
Konuşan bu cümlede Listen up ile ne demek istiyor?
- Nereye gittiğini bana söyle.
- Birazdan söyleyeceklerime çok dikkat et.
- Sesi yükselt.
Cevabı göster
Birazdan söyleyeceklerime çok dikkat et.
If ... she has to ...: koşula bağlı bir zorunluluk belirtmek
if yan cümlesi koşulu verir: arkadaş patates kızartması alır. Ana cümle zorunlu sonucu verir: parasını ödemelidir. İkisi birlikte, koşul gerçekleştiğinde geçerli olan bir kuralı ifade eder. Tekrar kullanılabilen kalıp If + geniş zaman, ... have/has to + fiilin yalın hâli şeklindedir. has to pay ifadesindeki has to, “ödemesi gerekir” anlamındadır; has fiilinin sahiplik anlamı değildir.
Alıştırma
Kuralı tamamlamak için have to ifadesinin doğru biçimini kullanın: If Leo uses the art room, he ____ clean the table afterward.
Cevabı göster
has to
It's not fair: adaletsiz bir muameleye itiraz etmek
“It's not fair”, bir kuralın, kararın, sonucun veya birine davranış biçiminin makul ya da eşit olmadığını söyler. Burada fair, “adil” anlamındaki sıfattır; panayır gibi halka açık bir etkinliği belirten isim değildir. Bu ifade yalnızca“I don't like it”demek değildir. Şikâyetin nedenini de açıklar: Konuşan kişi, birine eşit davranılmadığını veya haksız bir avantaj verildiğini düşünür. Genellikle hayal kırıklığı ya da itiraz duygusu taşır.
Alıştırma
Hangi durum “It's not fair” demeyi en iyi şekilde destekler?
- Bir oyuncu iki kez oynarken diğer herkes bir kez oynuyor.
- Geç saatlere kadar uyanık kaldığın için yorgunsun.
- Kendi kaleminin rengini beğenmiyorsun.
Cevabı göster
Bir oyuncu iki kez oynarken diğer herkes bir kez oynuyor.
It's up to you to + fiil: sorumluluk vermek
“It's up to you to + fiilin yalın hâli”, belirtilen kişinin eylemi yapmaktan sorumlu olduğunu söyler. Bu cümlede kuzeninle ilgilenme görevi sana veriliyor. Buradaki up to fiziksel konumla ilgili değildir. Daha geniş olan“It's up to you”ifadesi birine seçim yapma yetkisi de verebilir. Bu nedenle ifadenin sorumluluk mu yüklediğini, karar yetkisi mi verdiğini, yoksa ikisini birden mi yaptığını bağlam gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda“It's up to you to lock the office”ne anlama gelir?
- Ofisi kilitlemekten sen sorumlusun.
- Ofisi birinin kilitleyip kilitlemeyeceğine sen karar verebilirsin.
- Ofisin üzerinde duruyorsun.
Cevabı göster
Ofisi kilitlemekten sen sorumlusun.
look after her: birine bakmak
Look after someone, o kişiye bakmak ve onun güvenliğinden ya da ihtiyaçlarından sorumlu olmak demektir. Burada her, bakımı üstlenilen kişidir. Look after birden fazla sözcükten oluşan bir fiildir; anlamı look ile after sözcüklerinin birebir anlamlarının toplamı değildir. Nesne tüm ifadenin ardından gelir: look after her denir, look her after denmez.
Alıştırma
“Bakmak, ilgilenmek” anlamındaki öbek fiili tamamlayın: While I'm away, please look ____ my dog.
Cevabı göster
after
should have been in bed long ago: gerçekleşmemiş bir geçmiş beklentisi
Should have + past participle, geçmişte beklenen veya doğru olan ancak olması gerektiği gibi gerçekleşmeyen bir duruma dönüp bakar. been, be fiilinin past participle biçimi olduğu için should have been in bed, kişinin daha önceki bir zamanda zaten yatakta olmasının beklendiğini belirtir. Long ago, beklenen zamanın konuşma anından çok önce geçtiğini gösterir. Bu cümlede yatma saatinin çoktan geçtiği anlamını güçlendirir ve eleştiri ya da endişe ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi, be fiilinin gerçekleşmemiş geçmiş beklentisini anlatan biçimiyle tamamlayın: We should ____ in our seats ten minutes ago.
Cevabı göster
have been
This doesn't mean the game's still going. Dilbilgisi
5:21Bu, oyunun hala devam ettiği anlamına gelmez.
This doesn't mean ...: bir çıkarımı reddetmek
Burada This doesn't mean, konuşanın reddettiği sonucu sunar: mevcut durum, oyunun hâlâ devam ettiğinin kanıtı değildir. mean burada “anlamına gelmek” veya “göstermek” fiilidir; “kaba ya da acımasız” anlamındaki sıfat değildir. This doesn't mean (that) + yan cümle kalıbı, bu çıkarıma yol açan olgu ya da olayı mutlaka inkâr etmeden bir varsayımı düzeltmek için kullanılır.
Alıştırma
Bir davet aldın, ancak katılım isteğe bağlı. Gitmek zorunda olduğun sonucunu hangi cümle doğru biçimde reddeder?
- Getting an invitation doesn't mean you have to attend.
- Getting an invitation doesn't mean that you were invited.
- Getting an invitation means you have to attend.
Cevabı göster
Getting an invitation doesn't mean you have to attend.
Do what I do: hareketimi veya yöntemimi kopyalamak
Do what I do, konuşanın hareketini veya yöntemini kopyalamayı isteyen doğrudan bir yönergedir. İlk do emir fiilidir; what I do “benim yaptığım şey” demektir ve bu yan cümlenin tamamı ilk do fiilinin nesnesidir. Bu ifade özellikle konuşan kişi aynı anda gösterim yaparken doğaldır; böylece dinleyen kişi yalnızca sözlü adımları dinlemek yerine gösterilen modeli izleyebilir.
Alıştırma
Bir eğitmen bir hareket gösteriyor ve grubun bunu kopyalamasını istiyor. En uygun yönerge hangisidir?
- Do what I do.
- Do what you do.
- Tell me what I do.
Cevabı göster
Do what I do.
Follow me!: Birinin sizi takip etmesini istemek
“Follow me!” karşıdaki kişiye konuşan kişiyle birlikte hareket etmesini doğrudan söyleyen bir emirdir. Genellikle konuşan kişinin arkasından gitmek veya onun gösterdiği yolu izlemek anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi hemen harekete geçilmesini istiyor. Buradaki “follow”, bir kişiyi fiziksel olarak takip etmek demektir; çevrim içi bir hesabı takip etmek anlamında değildir.
Alıştırma
Siz önden yol gösterirken birine sizinle birlikte ilerlemesini doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- Watch me!
- Follow me online!
- Follow me!
Cevabı göster
Follow me!
You won't catch us, police lady!: Kovalamaca sırasında meydan okuma
“You won’t catch us” will not ile kurulmuş bir gelecek olumsuzluğudur: konuşan kişi karşısındaki kişinin onları yakalayamayacağını beklediğini söyler. Kovalamaca oyununda bu yalnızca sakin bir tahmin değildir; “Bizi yakalayamazsın!” anlamında şakacı bir meydan okumadır. Buradaki catch, kovalanan kişilere yetişip onları yakalamak anlamındadır. “Police lady”, kovalayan kişiyi polis rolündeki biri olarak gösteren, çocukça ve doğrudan bir hitaptır; bir polis memuru için resmî bir unvan değildir.
Alıştırma
Şakacı bir kovalamaca sırasında “You won’t catch us!” cümlesinin temel etkisi nedir?
- Kovalamacanın dün bittiğini bildirir.
- Kovalayan kişiye kendinden emin bir meydan okuma yapar.
- Kovalayan kişiden kibarca yardım ister.
Cevabı göster
Kovalayan kişiye kendinden emin bir meydan okuma yapar.
'They'll never find you here': güçlü bir olumsuz tahmin
They'll, they will ifadesinin kısaltmasıdır. they'll never find yapısında never, will'den sonra ve fiilin yalın biçimi olan find'dan önce gelir; böylece cümle, seni bulmalarının hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini öngörür. Burada never tahmini çok güçlü kılar: Konuşan kişi saklanma yerini güvenli gösterir ve seni bulamamalarını yalnızca olası değil, kesin bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Güçlü olumsuz tahmini “hiçbir zaman” anlamındaki tek bir sözcükle tamamlayın: They will ____ find the entrance.
Cevabı göster
never
stay quiet: devam eden bir durum için stay + sıfat
Stay + sıfat, bir durumda kalmak anlamına gelir. stay quiet ifadesinde stay bağlayıcı fiildir, quiet ise durumu belirten sıfattır; stay yalnızca “bir yerde kalmak” anlamına gelmez. Emir olarak stay quiet, birine o andan itibaren sessiz kalmasını söyler. Aynı kalıp stay calm, stay safe ve stay awake ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi stay ve calm sıfatını kullanarak tamamlayın: Even if the plan changes, ____.
Cevabı göster
stay calm
the coast is clear: tehlike yok, harekete geçilebilir
The coast is clear, tehlike, engel ya da gözetleyen biri olmadığı ve bu yüzden harekete geçmenin güvenli olduğu anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede check if, konuşanın önce bakıp bu durumun geçerli olup olmadığını öğreneceğini belirtir. Burada coast gerçek anlamda kullanılmaz. İfadeyi, birinin ortaya çıkabileceğini, geçebileceğini veya planına devam edebileceğini bildiren bir işaret olarak bir bütün halinde öğrenin.
Alıştırma
Bir arkadaş boş bir koridoru kontrol edip “The coast is clear.” diyor. Ne demek istiyor?
- Sahil temizlendi.
- Plaj kolayca görülebiliyor.
- Artık güvenle hareket edilebilir.
Cevabı göster
Artık güvenle hareket edilebilir.
Good work: çabayı veya sonucu övmek
Good work, bir kişi bir görevi iyi yaptıktan sonra onun çabasını, performansını veya sonucunu öven kısa bir ifadedir. Burada konuşan kişi, Bluey’nin az önce yaptığı şeyi onaylıyor. Work burada yapılan eylemi ve sonucunu anlatır; mutlaka bir meslek veya ücretli iş anlamına gelmez. Bu yüzden ifade okul ödevleri, alıştırmalar, oyunlar veya günlük görevler için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede Good work doğal biçimde kullanılmıştır?
- Good work! You solved every problem.
- Good work! My keys are missing.
- Good work! The bus is late.
Cevabı göster
Good work! You solved every problem.
Maybe you should ...: nazik bir öneride bulunmak
Maybe you should + fiilin yalın hâli, nazikçe öneride bulunmanın yaygın bir yoludur. Should, konuşanın bir eylemi iyi bir fikir olarak gördüğünü belirtir; maybe ise önerinin daha az doğrudan duyulmasını sağlar. Bu cümlede konuşan emir vermek yerine daha erken yatmayı öneriyor. Maybe söyleyişi yumuşatır, ancak konuşanın hâlâ gerçek bir görüşü vardır.
Alıştırma
Nazik öneriyi öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: ____ ask an adult for help.
Cevabı göster
Maybe you should
Yeah, probably: tamamen emin olmadan katılmak
Yeah, probably, genel olarak katıldığınızı ancak biraz belirsizlik bıraktığınızı gösteren kısa ve gündelik bir yanıttır. Yeah olumlu yanıt verir; probably ise konuşanın bir şeyi kesin değil, muhtemel gördüğünü belirtir. Burada konuşan, az önce söylenen şeye büyük ölçüde katılıyor ancak tamamen emin görünmekten kaçınıyor.
Alıştırma
Biri “Do you think the bus will arrive soon?” diye soruyor. Bunun muhtemel olduğunu düşünüyorsunuz ama emin değilsiniz. Hangi yanıt en uygundur?
- No, not at all.
- Yeah, probably.
- Yes, definitely.
Cevabı göster
Yeah, probably.
Why is there...?: bir yerde neden bir şey bulunduğunu sormak
Why is there + a/an + tekil isim + yer? yapısı, bir şeyin belirli bir yerde neden bulunduğunu veya ortaya çıktığını sorar. Bu cümlede uyku tulumunun içindeki flamingo beklenmedik olduğu için soru şaşkınlık da ifade eder. Buradaki there, yer belirten “orada” sözcüğü değil, varlık bildiren there is yapısının dil bilgisel öğesidir. why ile soru oluştururken is, there sözcüğünden önce gelir: There is... → Why is there...?
Alıştırma
Beklenmedik tek bir nesne hakkındaki soruyu varlık bildiren there yapısıyla tamamlayın: Why ____ a football in the fridge?
Cevabı göster
is there
sleeping bag: kamp için uyku tulumunu belirten birleşik isim
Sleeping bag, özellikle kamp yaparken veya yatak bulunmayan bir yerde kalırken kişinin içinde uyuması için yapılmış sıcak ve dolgulu bir tulumdur. Bu birleşik isimde sleeping, tulumun kullanım amacını, yani uyumak için olduğunu belirtir. Tulumun kendisinin uyuduğu anlamına gelmez. Önüne my sleeping bag veya their sleeping bags örneklerindeki gibi bir iyelik sözcüğü gelebilir.
Alıştırma
Kampta kullanılan sıcak bir tulumu belirten kalıplaşmış birleşik ismi tamamlayın: Please pack your sleeping ____ for the trip.
Cevabı göster
bag
It's a long story: karmaşık bir açıklamayı ertelemek
It's a long story, olayların arka planının karmaşık olduğunu ve anlatmanın zaman alacağını belirten yaygın bir konuşma ifadesidir. Buradaki story, mutlaka kurmaca bir öykü değil, olanların tüm ayrıntılarıyla anlatımıdır. Konuşan kişi bu ifadeyi ayrıntıları o anda anlatmayı ertelemek veya bundan kaçınmak için kullanır. Daha sonra açıklayabilir ya da konuyu orada kapatabilir.
Alıştırma
Açıklamanın karmaşık olduğunu ve zaman alacağını belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: A: Why did you leave so suddenly? B: It's ____.
Cevabı göster
a long story