Beyniniz Hacklenebilir mi?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
544 kelime 203 kel/dk

Video özeti: İşitme implantlarından ışıkla yönlendirilen bir fareye uzanan video, ışığa duyarlı nöronları açıklar; tedavi olasılıklarını düşünce ve eylem kontrolünün etik riskiyle karşılaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. taking advantage of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: birini sömürmek değil, teknolojiden yararlanmak demektir; fırsat, kaynak veya araçlarla kullanılır. 2. cannot help but run — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: eylem kaçınılmazdır; but ardından to olmadan fiilin yalın biçimi gelir. 3. lurk quietly around the corner. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: riskler yakında gizlenmiş gibi anlatılır; gerçek bir yeri değil, sorunun yakında çıkabileceğini bildirir.

Bu derste

We all feel in control of our actions and thoughts. Kalıp ifadeler

0:00

Hepimiz eylemlerimizin ve düşüncelerimizin kontrolünün bizde olduğunu hissederiz.

Kalıp ifadeler

feel in control of: bir şeyi yönlendirebildiğini hissetmek

feel in control of our actions and thoughts ifadesinde feel kişinin kendi algısını anlatır; in control of ise bir şeyi yönlendirebilmek veya yönetebilmek demektir. İfade bir bütün olarak, yaptıklarımızı ve düşündüklerimizi kendimiz seçip yönlendirdiğimizi hissettiğimizi söyler. feel in control of + isim kalıbı zaman, iş, duygular veya bir durum için kullanılabilir. Burada yalnızca sakin kalmaktan değil, kontrolün kendisinde olduğunu hissetmekten söz edilir.

Alıştırma

Cümleyi “yönetebilmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After reviewing the plan, Maya finally felt ____ the project.

Cevabı göster

in control of

It's what defines us. Dilbilgisi

0:03

Bizi biz yapan da budur.

Dilbilgisi

It's what defines us: “the thing that” anlamındaki what

Burada It, daha önce söz edilen düşünceye gönderme yapar. what defines us, the thing that defines us anlamına gelen bir isim yan cümlesidir; yan cümlenin tamamı is sonrasında tamamlayıcı görevindedir. Cümle, önceki düşünceyi insan kimliğinin temel bir özelliği olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilen It is what + fiil kalıbında what soru sormaz; the thing ve that anlamlarını bir araya getirir.

Alıştırma

Cümleyi the thing that anlamına gelen ve keeps fiilinin öznesi olan sözcükle tamamlayın: We welcome new ideas. It's ____ keeps our club creative.

Cevabı göster

what

But as biology and technology begin to intertwine,

0:04

Ancak biyoloji ile teknoloji iç içe geçmeye başlarken,

the question remains, Anlatım akışı

0:07

şu soru hâlâ ortada:

could your brain be hacked?

0:08

Beyniniz hacklenebilir mi?

Anlatım akışı

The question remains, ...: çözülmemiş bir soruya işaret etmek

The question remains, önceki bilgilerin önemli bir soruyu çözüme kavuşturmadığını belirtir. Buradaki remains, bir şeyin “bir yerde kalması” değil, sorunun “hâlâ yanıtsız olması” anlamına gelir. Bu ifade, arka plan bilgisini tamamlayıp dikkati ardından gelen could your brain be hacked? sorusuna yöneltir. Bir açıklama veya tartışmada bilinen gerçeklerden henüz çözülmemiş ana soruya geçmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Dersin üç sözcüklük geçiş ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: We know the battery is safe at room temperature. ____: will it work in extreme cold?

Cevabı göster

The question remains

The truth is,

0:10

Gerçek şu ki

the brain is an electrical device.

0:10

beyin elektrikle çalışan bir cihazdır.

And because of this,

0:12

Ve bu nedenle

we can interface it to our own electronic devices. Kelime

0:13

beynimizi kendi elektronik cihazlarımıza bağlayabiliriz.

Kelime

Fiil olarak interface: iki sistemi bağlamak

Interface burada fiildir. İki sistemin sinyal veya bilgi alışverişi yapabilmesi için bir sistemi diğerine bağlamak anlamına gelir. Bir uygulama ya da cihazın görsel “arayüzü” anlamındaki isim değildir. Cümlede interface + A + to + B yapısı kullanılır: it zamiri beyni, our own electronic devices ise beynin bağlanabileceği sistemleri belirtir. Teknik İngilizcede interface A with B yapısı da yaygındır.

Alıştırma

“The sensor can interface with the phone,” cümlesinde interface ne anlama gelir?

  1. kullanıcı menüsü göstermek
  2. aynı yerde kalmak
  3. bağlanıp sinyal alışverişi yapmak
Cevabı göster

bağlanıp sinyal alışverişi yapmak

In fact,

0:16

Aslında,

hundreds of thousands of people are already taking advantage of this with cochlear implants, Notlar

0:16

yüz binlerce insan koklear implantlar sayesinde bundan şimdiden yararlanıyor.

a type of hearing aid which mimics sound to the brain through electrical impulses.

0:21

Koklear implant, elektriksel uyarılar yoluyla beyinde ses algısını taklit eden bir tür işitme cihazıdır.

Kalıp ifadeler

taking advantage of: bir şeyi kullanıp ondan yararlanmak

Bu cümlede taking advantage of this, beyni elektronik teknolojiye bağlama imkânını kullanmak ve bundan fayda sağlamak anlamına gelir. Koklear implantlar, insanların bunu zaten yaptığı gerçek bir yöntem olarak sunulur. take advantage of ifadesinden sonra bir fırsat, kaynak, hizmet veya teknoloji geldiğinde anlam genellikle nötr ya da olumludur: mevcut olanı etkili biçimde kullanmak. İfadenin tonu büyük ölçüde nesneye ve bağlama bağlıdır.

Alıştırma

“Mevcut bir fırsatı etkili biçimde kullanmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum is free today, so let's ____ the chance to visit.

Cevabı göster

take advantage of

Kelime

cochlear implants: işitme için elektronik implant cihazları

Cochlear implants, cochlear implant ifadesinin çoğul biçimidir. Cochlear, iç kulaktaki sarmal yapı olan kokleayla ilgili demektir. Koklear implant, sesi işitme sistemi için elektrik sinyallerine dönüştüren ve ameliyatla yerleştirilen elektronik bir işitme sistemidir. Cümlede virgül, terimin basitleştirilmiş açıklamasını veren a type of hearing aid eş açıklamasını başlatır. Ardından gelen which yan cümlesi cihazın nasıl çalıştığını anlatır ve onu beyinle elektronik arasındaki bağlantının mevcut bir örneği olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü tıbbi terimle tamamlayın: Unlike ordinary headphones, ____ use implanted electronics to send sound information as electrical signals.

Cevabı göster

cochlear implants

However,

0:25

Ancak

electricity isn't exactly precise.

0:25

elektrik pek hassas değildir.

It ends up spreading signals across many neurons in the brain. Öbek fiiller

0:28

Bu da sinyallerin beyindeki birçok nörona yayılmasına yol açar.

Öbek fiiller

ends up spreading: nihai sonuç için end up + -ing

ends up spreading ifadesinde end up + -ing, spreading eylemini bir sürecin nihai sonucu olarak sunar. Bir şeyin kelimenin tam anlamıyla bir yerde sona ermesi anlamına gelmez. Yapı end up + fiilin -ing biçimidir. Çoğu zaman planlanmamış, beklenmedik veya istenmeyen bir sonucu belirtir; burada sinyalin geniş bir alana yayılmasını, kesin olmayan uyarımın sonucu olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi end up + -ing yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: We missed the last train, so we ____ a taxi home.

Cevabı göster

ended up taking

And in the case of hearing, Kalıp ifadeler

0:31

İşitme söz konusu olduğunda da

this can make the signal muddy or blurry. Kelime

0:32

bu durum sinyali bulanık ya da belirsiz hâle getirebilir.

Kalıp ifadeler

in the case of: belirli bir duruma odaklanma

In the case of hearing, tartışmayı ele alınan belirli durum olan hearing ile sınırlar. İşitme özel olarak ele alındığında anlamına gelir; işitme gerçekleşirse anlamına gelmez. in the case of + isim veya isim öbeği kalıbı, genel bir noktadan belirli bir kategoriye, örneğe, kişiye veya duruma geçmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu belirli kategori ele alındığında anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyi kullanın: ____ electric vehicles, battery weight is a major design issue.

Cevabı göster

In the case of

Kelime

Net olmayan bir sinyal için muddy or blurry

Burada muddy ve blurry, ayrıntıları birbirinden ayırmanın zor olduğu bir sinyali anlatan mecaz anlamlı sıfatlardır. Muddy, parçaların birbirine karıştığını; blurry ise sınırların veya ayrıntıların net olmadığını düşündürür. Her iki kelime de gerçek bir fiziksel durumun ötesinde kullanılabilir. Muddy çoğunlukla anlaşılması güç sesleri veya akıl yürütmeyi, blurry ise görüntüleri, anıları ya da ayrımları niteler. Bu cümlede iki kelime de sinyalin gerçekten kirli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede muddy or blurry, sinyal hakkında ne anlatıyor?

  1. Gerçek anlamda ıslak toprakla kaplıdır ya da sisin ardından görülmektedir.
  2. Ayrıntılarını birbirinden ayırmak veya açıkça anlamak zordur.
  3. Sesi yüksektir ve ayrıntıları son derece nettir.
Cevabı göster

Ayrıntılarını birbirinden ayırmak veya açıkça anlamak zordur.

To solve this problem,

0:34

Bu sorunu çözmek için

researchers have found a way to use light,

0:35

araştırmacılar ışığı kullanmanın bir yolunu buldu.

which you can aim and is much more precise,

0:37

Işık istenen noktaya yönlendirilebilir ve çok daha hassastır;

to stimulate the desired parts of the brain.

0:40

böylece beynin istenen bölgeleri uyarılabilir.

And it's this light that may be the key to very specific control over the brain. Dilbilgisi

0:42

Beyni son derece hedefli biçimde kontrol etmenin anahtarı da işte bu ışık olabilir.

Dilbilgisi

It's this light that ...: it-cleft vurgu yapısı

Bu bir it-cleft vurgu yapısıdır: It's + odaklanan öge + that + iletinin geri kalanı. Buradaki it bir nesneye gönderme yapmaz; odaklama yapısının bir parçasıdır. this light ifadesini odak konumuna getirmek, dinleyiciye son derece hassas bir kontrolü mümkün kılabilecek önemli etkenin başka bir yöntem değil, ışık olduğunu anlatır. Tarafsız biçim This light may be the key... şeklindedir; it-cleft ise karşıtlık vurgusu ekler.

Alıştırma

Cümleyi kısaltılmış it-cleft yapısıyla tamamlayın: ____ this light ____ may be the key to precise control.

Cevabı göster

It's · that

But first,

0:46

Ama önce

these cells must somehow learn how to use light as an input source.

0:47

bu hücrelerin bir şekilde ışığı girdi kaynağı olarak kullanmayı öğrenmesi gerekir.

As crazy as it may seem, Dilbilgisi

0:50

Kulağa ne kadar çılgınca gelse de

Dilbilgisi

As crazy as it may seem: ödünlemeli bir giriş

“As crazy as it may seem”, “çılgınca görünebilse de” anlamına gelen bir ödünleme kalıbıdır. Ana iddiadan önce kullanıldığında dinleyicinin şüphesini önceden tahmin edip bu tepkiyi kabul eder, ardından konuşanın şaşırtıcı iddiasının arkasında durduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp As + adjective + as + subject + may/might + seem/sound/look şeklindedir; ardından virgül ve ana cümle gelir. Burada may olası bir izlenimi ifade eder, izin anlamına gelmez. İki as de eşitlik karşılaştırması oluşturmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede As + adjective + as it may seem bir ödünleme kalıbı olarak kullanılmıştır?

  1. The keys are as cold as the freezer.
  2. She asked whether the story may seem unlikely.
  3. As unlikely as it may seem, the keys were inside the freezer.
Cevabı göster

As unlikely as it may seem, the keys were inside the freezer.

a harmless non-reproducing virus is used to insert genes into the desired neurons or brain cells. Dilbilgisi

0:52

zararsız ve çoğalmayan bir virüs kullanılarak istenen nöronlara ya da beyin hücrelerine genler yerleştirilir.

Dilbilgisi

is used to insert: amaç bildiren be used to + yalın fiil

“is used to insert”, edilgen be + used + to mastarı yapısına sahiptir. Amaç bildirir: İnsanlar virüsü genleri yerleştirmek için bir araç olarak kullanır. Virüs, eylemi seçen veya alışkanlık olarak yapan bir varlık gibi sunulmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp X + be + used to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve “X bunu yapma amacına hizmet eder” anlamına gelir. to sonrasındaki yalın insert biçimi, bu amaç yapısını “alışkın olmak” anlamındaki be used to + isim/-ing yapısından ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyin hava kalitesini ölçmeye yarayan bir araç olduğunu ifade eder?

  1. The scientist is used to measuring air quality.
  2. The scientist used to measure air quality every morning.
  3. The sensor is used to measure air quality.
Cevabı göster

The sensor is used to measure air quality.

These genes are taken from other organisms that use light to survive,

0:57

Bu genler, hayatta kalmak için ışıktan yararlanan başka organizmalardan alınır;

such as algae.

1:00

örneğin alglerden.

Surprisingly,

1:01

Şaşırtıcı biçimde

we use the same genetic and cellular mechanisms as them.

1:02

biz de onlarla aynı genetik ve hücresel mekanizmaları kullanırız.

So if you take DNA from one and insert it in another, Dilbilgisi

1:05

Yani bir canlıdan DNA alıp başka bir canlıya yerleştirirseniz,

it still works.

1:08

DNA yine çalışır.

Dilbilgisi

Genel bir mekanizmayı anlatan If + simple present, simple present

if + simple present, simple present kalıbı, koşulu ve sonucunu genel bir mekanizma olarak sunar: DNA bir canlıdan başka bir canlıya her aktarıldığında işlevini sürdürür. take ve insert fiilleriyle sonucu bildiren works fiili simple present biçimindedir. Burada one ve another farklı canlıları temsil eder; it ise aktarılan DNA'yı veya genetik materyali belirtir. Cümle gerçek dışı bir varsayımı değil bir mekanizmayı açıkladığı için would gerekmez.

Alıştırma

Bilimsel genellemeyi expand fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: If metal gets hot, it ____.

Cevabı göster

expands

These genes encode for proteins that allow the neuron or brain cell to act as a solar cell. Deyimler

1:09

Bu genler, nöronun ya da beyin hücresinin bir güneş pili gibi davranmasını sağlayan proteinleri kodlar.

Deyimler

Act as a solar cell: işlevsel bir benzetme

act as + isim, bir şeyin işlevini yerine getirmek veya rolünü üstlenmek anlamına gelir. Burada değiştirilmiş nöron, işlevsel açıdan bir güneş hücresine benzetilir: gelen ışığa tepki verir ve bu girdiyi elektrik sinyaline dönüştürür. Bu ifade, iki şeyin gerçekten aynı olduğunu söyleyen bir iddia değil, bir benzetmedir. Nöron fiziksel olarak güneş hücresine dönüşmez; karşılaştırma, ışığı sinyale dönüştürme şeklindeki ortak işlevlerini vurgular.

Alıştırma

Örnekteki act as a solar cell ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak bir güneş hücresine dönüşür.
  2. Yalnızca güneş hücresiyle aynı görünüme sahiptir.
  3. Gerçek anlamda güneş hücresine dönüşmeden onun işlevini yerine getirir.
Cevabı göster

Gerçek anlamda güneş hücresine dönüşmeden onun işlevini yerine getirir.

As a result,

1:14

Sonuç olarak

they react to incoming light and convert it to an electrical signal

1:15

bu hücreler gelen ışığa tepki verir ve onu elektriksel bir sinyale dönüştürürken

while cells without the new DNA remain unreactive.

1:18

yeni DNA'yı taşımayan hücreler tepkisiz kalır.

All we need now is an optical source to shine light on these neurons when we want them activated. Notlar

1:21

Şimdi tek ihtiyacımız, bu nöronları etkinleştirmek istediğimizde üzerlerine ışık tutacak optik bir kaynaktır.

Dilbilgisi

All we need now is ...: geriye kalan tek gereksinim

All we need now is an optical source yapısında all “tek şey” anlamındadır. All we need now yan cümlesinin tamamı özne görevindedir ve tekil is, bu özneyi eksik kalan gereksinime bağlar. Bu odaklama yapısı durumu tek bir gereksinime indirger: All + neye ihtiyaç duyulduğunu anlatan yan cümle + is + gereksinim. is sonrasındaki sözler ana bilgi odağını taşır.

Alıştırma

Bir ögeyi geriye kalan tek koşul olarak sunan tam odaklama yapısıyla cümleyi tamamlayın: The room and equipment are ready. ____ one volunteer.

Cevabı göster

All we need now is

Kalıp ifadeler

shine light on: ışığı bir hedefe yönlendirmek

Bu cümlede shine light on, ışığı nöronların üzerine düşecek şekilde yönlendirmek anlamındaki gerçek bir fiziksel eylemi anlatır. Light yönlendirilen şeydir; on ise ışığı alan hedefi tanıtır. Deney bağlamındaki optical source ve neurons adları, gerçek anlamı açık hâle getirir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp shine light on + fiziksel hedef şeklindedir.

Alıştırma

Bir laboratuvar çalışanı bir numuneyi aydınlatmak için lamba kullanıyor. Gerçek anlamlı eylemi hangi cümle anlatır?

  1. The lab worker shines light on the sample.
  2. The lab worker turns the sample into light.
  3. The lab worker sheds light on the cause of the error.
Cevabı göster

The lab worker shines light on the sample.

Create this setup within the reward systems of the brain Dilbilgisi

1:25

Bu düzeneği beynin ödül sistemlerinin içine kurarsanız

and you could make someone happy with the push of a button. Kalıp ifadeler

1:28

tek bir düğmeye basarak birini mutlu edebilirsiniz.

Dilbilgisi

Örtük koşul olarak Create this setup ... and you could ...

Burada Create this setup dil bilgisi açısından emir cümlesidir, ancak varsayımsal bir koşul işlevi görür: bu düzeneği oluşturursanız. Konuşmacı bir işlemi hayal etmektedir; dinleyicilere bunu yapmalarını doğrudan emretmemektedir. Ardından gelen and yan cümlesi olası sonucu verir. Could, bu sonucun kesin olmadığını korur. Dolayısıyla kalıp emir biçimli yan cümle + and + kiplik içeren sonuç cümlesidir ve açık bir if koşulunun daha kısa bir alternatifidir.

Alıştırma

İlk yan cümleyi olası bir sonucun örtük koşuluna dönüştüren bağlacı yazın: Press this switch, ____ you could restart the display.

Cevabı göster

and

Kalıp ifadeler

with the push of a button: kolay ve anlık tek bir hareket

with the push of a button ifadesinde with, sonucu ortaya çıkaran aracı, yani bir düğmeye bir kez basmayı tanıtır. Push burada sayılabilen bir isimdir ve tek bir basma eylemi anlamına gelir. Bu söz öbeği çoğu zaman bir şeyin kolay ve neredeyse anında gerçekleştiğini düşündürür. Bu sahnede gerçek bir düğme vardır, ancak ifade yine de zahmetsiz kontrol duygusu katar.

Alıştırma

Hangi seçenek tek, basit ve anlık bir kontrolle gerçekleşen eylemi en iyi açıklar?

  1. Uzun bir onay süreci
  2. Tek ve hızlı bir düğme basışı: with the push of a button
  3. Birbirinden ayrı birkaç elle işlem
Cevabı göster

Tek ve hızlı bir düğme basışı: with the push of a button

Stick it into the motor cortex Kültür

1:30

Onu motor kortekse yerleştirirseniz

and you could control parts of movement.

1:32

hareketlerin bazı yönlerini kontrol edebilirsiniz.

Kültür

motor cortex: istemli hareketi kontrol eden beyin bölgesi

Motor korteks, serebral korteksin vücudun istemli hareketlerini planlamaya ve kontrol etmeye yardımcı olan bir bölgesidir. Burada cihazı o bölgeye yerleştirmek, düşünceleri veya beynin tüm faaliyetlerini değil, hareketi etkilemenin bir yolunu oluşturur. Motor korteksin farklı bölümleri, farklı kaslar ve hareket kalıplarıyla, çoğu zaman da vücudun karşı tarafıyla bağlantılıdır. Cümle hareketin bazı kısımlarını kontrol etmekten söz eder; tek bir noktanın yalnızca tek bir hareketi kontrol ettiği veya motor korteksin beynin tamamı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümledeki motor cortex için en uygun yorum hangisidir?

  1. Beynin tamamı ve yaptığı her şey
  2. İstemli hareketi kontrol etmeye yardımcı olan bir beyin bölgesi
  3. Işığı elektriğe dönüştüren bir panel
Cevabı göster

İstemli hareketi kontrol etmeye yardımcı olan bir beyin bölgesi

And this is exactly what scientists have done.

1:34

Bilim insanlarının yaptığı da tam olarak budur.

This mouse has fiber optic cables wired into its right motor cortex,

1:36

Bu farenin sağ motor korteksine fiber optik kablolar bağlanmıştır.

which controls movement to the left.

1:40

Bu bölge sola doğru hareketi kontrol eder.

As soon as the light is shone into its altered solar panel neurons,

1:42

Işık, güneş paneli gibi çalışacak şekilde değiştirilmiş nöronlarına tutulur tutulmaz

it cannot help but run to the left. Dilbilgisi

1:46

fare kendini sola koşmaktan alıkoyamaz.

Dilbilgisi

cannot help but run: kaçınılmaz bir eylem

Cannot help but + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaktan kaçınamamak anlamına gelir. cannot help but run ifadesinde run yalın hâldedir; önünde to bulunmaz ve -ing eki almaz. Burada bu kalıp, sola koşmayı bilinçli bir plan olarak değil, ışığa verilen otomatik ve kaçınılmaz bir tepki olarak gösterir. cannot help but laugh örneğinde olduğu gibi başka durumlarda güçlü bir tepkiyi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi cannot help but kalıbıyla tamamlayın: When the puppy chases its tail, I ____ laugh.

Cevabı göster

cannot help but

Its thoughts and actions have been hacked. Deyimler

1:48

Düşünceleri ve eylemleri hacklenmiştir.

Deyimler

Dışarıdan kontrol mecazı olarak have been hacked

Burada hacked, bilgisayar güvenliği alanından alınarak mecaz anlamda kullanılır. Gerçek bir siber saldırı gerçekleşmemiştir. Hayvanın zihni bir bilgisayar sistemiymiş gibi, dışarıdan kullanılan bir teknoloji onun düşünce ve davranışlarının kontrolünü ele geçirmiştir. Have been hacked, present perfect edilgen yapıdır: have been + geçmiş zaman ortacı. Düşünce ve davranışların şu anda yönlendirilmiş durumda olması sonucunu vurgular ve dışarıdaki kontrol edeni arka planda bırakır.

Alıştırma

Bu cümlede have been hacked ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Birisi hayvanın parolasını çalmıştır.
  2. Hayvan bir bilgisayarı kontrol etmeyi öğrenmiştir.
  3. Dışarıdan bir teknoloji hayvanın düşünce ve davranışlarının kontrolünü ele geçirmiştir.
Cevabı göster

Dışarıdan bir teknoloji hayvanın düşünce ve davranışlarının kontrolünü ele geçirmiştir.

So, what happens when we begin to stick technology into our brains?

1:50

Peki beynimize teknoloji yerleştirmeye başladığımızda ne olacak?

On the one hand, Anlatım akışı

1:54

Bir yandan

it may open the doors to managing physically debilitating diseases, Deyimler

1:54

bu, bedeni güçten düşüren hastalıkların,

personality disorders or even conditions such as depression.

1:58

kişilik bozukluklarının, hatta depresyon gibi rahatsızlıkların yönetilmesinin önünü açabilir.

Anlatım akışı

On the one hand: karşıtlığın ilk yönünü açmak

On the one hand, iki yönü olan bir konunun ilk yönünü tanıtan bir söylem belirtecidir. Burada olası tıbbi yararları ilk yön olarak çerçeveler ve riskler ya da etik kaygılar gibi farklı bir yönün daha sonra geleceğini bildirir. Karşıt yönün hemen sonraki cümlede gelmesi veya mutlaka on the other hand ifadesini kullanması gerekmez. Ancak tartışma sonunda gerçekten karşıt bir bakış açısı sunmalıdır; aksi hâlde bu başlangıç, savı tamamlanmamış bırakır.

Alıştırma

İki yönlü bir karşılaştırmanın ilk yönünü tanıtan söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: ____, studying online is flexible; on the other hand, it can feel lonely.

Cevabı göster

On the one hand

Deyimler

open the doors to + isim veya -ing biçimi

Open the doors to, yeni bir olasılığa erişim sağlamayı bir kapıyı açmaya benzeten bir mecazdır. Burada teknoloji, birkaç ciddi durumun yönetilmesini mümkün hâle getirebilir; may yalnızca potansiyeli belirtir, tedavinin zaten var olduğunu veya sonucun garanti edildiğini söylemez. Bu yapıda to bir edattır. Ardından to managing diseases örneğindeki gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir; manage fiilinin yalın hâli gelmez.

Alıştırma

“Yeni bir olasılığa erişim sağlamak” anlamına gelen dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: New funding may ____ developing safer treatments.

Cevabı göster

open the doors to

Turn on or off the necessary cells and voila. Notlar

2:01

Gerekli hücreleri açın ya da kapatın, işte bu kadar.

Öbek fiiller

Turn on or off + paylaşılan nesne

Turn on ve turn off, etkinleştirmek ve devre dışı bırakmak anlamına gelen, birbirine zıt iki phrasal verb’dür. Burada hücreler kontrol edilebilir cihazlarmış gibi anlatılır ve seçilen hücrelerin etkinleştirilmesi ya da baskılanması basit, gerçek anlamlı olmayan bir görüntüyle açıklanır. turn on or off the necessary cells yapısında turn fiili ve the necessary cells nesnesi, on ve off parçacıkları tarafından paylaşılır. Bu koordineli yapı turn on the cells or turn off the cells tekrarını önler.

Alıştırma

Cümleyi dersteki eşleştirilmiş phrasal verb yapısıyla tamamlayın: From the dashboard, you can ____ the status lights.

Cevabı göster

turn on or off

Kelime

Kolay bir sonucu sunmak için and voila

Bu cümlede and voila, istenen sonucun ortaya çıktığını bildirmek için basit bir talimattan sonra gelir. And, eylemi sonucun gösterilmesine bağlar; voila ise kabaca işte burada veya bak, tamamlandı anlamına gelen, başka bir dilden alınmış bir ünlemdir. Bu ifade açıklamaya çoğu zaman hafif ve hızlı bir bitiş verir, ayrıca bir süreci bilinçli olarak zahmetsiz gösterebilir. Sonucu sunar; sürecin gerçekten basit ya da bilimsel açıdan yeterli olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Tamamlanan sonucu hafifçe sunan, başka bir dilden alınmış ünlemle cümleyi tamamlayın: Add the title, click Save, and ____—the poster is ready.

Cevabı göster

voila

Heck, the average person may be able to integrate this technology in order to augment their vision

2:04

Hatta sıradan biri, görme yetisini geliştirmek için bu teknolojiyi kendine entegre edebilir

or play video games in their mind.

2:09

ya da zihninde video oyunları oynayabilir.

And as we begin to understand the intricacies of the brain,

2:11

Beynin karmaşık ayrıntılarını anlamaya başladıkça,

which regions specifically control which actions and thoughts,

2:14

hangi bölgelerin tam olarak hangi eylem ve düşünceleri kontrol ettiğini çözdükçe,

this technology will bear even more significance.

2:17

bu teknoloji daha da büyük önem kazanacaktır.

However, the ethical concerns and risks lurk quietly around the corner. Deyimler

2:20

Ancak etik kaygılar ve riskler hemen köşede sessizce pusuda bekliyor.

Deyimler

Gizli ve yakın bir tehdit olarak lurk quietly around the corner

Burada lurk, etik kaygıları ve riskleri yakında gizlenip bekleyen tehditler gibi kişileştirir. Quietly, bunların fark edilmeyebileceğini vurgularken around the corner yakında önemli hâle gelebilecekleri hissini ekler. Bu görüntü mecazidir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Gizli tehlikeyle birlikte yakınlık veya olasılık hissi verir, fakat tehlikenin kesinlikle hemen gerçekleşeceğini iddia etmez.

Alıştırma

'A data breach could be lurking around the corner,' cümlesinde 'lurking around the corner' neyi anlatır?

  1. Tehdit kesinlikle hemen gerçekleşecek.
  2. Tehdit fiziksel olarak bir sokak köşesinde bekliyor.
  3. Tehdit çoktan ortadan kayboldu.
  4. Tehdit gizlidir ve yakında ortaya çıkabilir.
Cevabı göster

Tehdit gizlidir ve yakında ortaya çıkabilir.

So, knowing that your brain could be hacked,

2:24

Öyleyse beyninizin hacklenebileceğini bile bile

would you want this technology in your brain?

2:27

bu teknolojinin beyninizde olmasını ister miydiniz?

Don't forget AsapScience now has t-shirts in both white and black.

2:29

AsapScience'ın artık hem beyaz hem de siyah tişörtleri olduğunu unutmayın.

Links are in the description.

2:33

Bağlantılar açıklama kısmında.

And if you want the inside scoop on upcoming episode ideas and behind the scenes, Deyimler

2:34

Yaklaşan bölüm fikirlerine dair içeriden bilgi almak ve kamera arkasını görmek isterseniz

Deyimler

inside scoop: ayrıcalıklı veya erkenden edinilen bilgi

Inside scoop, çoğu kişinin henüz bilmediği özel veya erkenden edinilmiş bilgileri anlatan kalıplaşmış ve gündelik bir ifadedir. Burada gelecekteki bölüm fikirleriyle ilgili önceden verilen ayrıntıları anlatır; fiziksel olarak bir şeyin içini veya kaşıkla alma hareketini ifade etmez. Yaygın yapı the inside scoop on/about something şeklindedir. Bilgi kaynağının dinleyiciye ayrıcalıklı erişim ya da içeriden bilgi sunduğu izlenimini verir.

Alıştırma

Çoğu kişinin henüz bilmediği ayrıcalıklı bilgi anlamındaki gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Subscribers get the ____ on next month's product launch.

Cevabı göster

inside scoop

Deyimler

behind the scenes: kamuoyunun görmediği perde arkası işler

Behind the scenes, hazırlıkların, yapımın, kararların veya etkinin kamuoyunun göremediği bir yerde gerçekleşmesi anlamına gelir. Bu cümlede izleyicilerin normalde görmediği program yapım faaliyetlerini anlatır; mutlaka sahnenin arkasındaki fiziksel bir yer değildir. İfade birçok alandaki gizli veya fazla görünmeyen işleri anlatabilir: insanlar behind the scenes plan yapabilir, görüşebilir veya sorun çözebilir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ve kamuoyunun göremediği şekilde anlamına gelen ifadeyi seçin: The two groups continued negotiating ____ for weeks.

  1. in the background
  2. backstage
  3. behind the scenes
Cevabı göster

behind the scenes

check out our personal Instagram and Twitter handles. Kelime

2:38

kişisel Instagram ve Twitter hesaplarımıza göz atın.

Kelime

Instagram ve Twitter handles: herkese açık hesap tanımlayıcıları

Sosyal medya dilinde handle, bir hesabın herkese açık adı veya tanımlayıcısıdır ve çoğu zaman @ ile yazılır. Burada Instagram and Twitter handles, içerik üreticilerinin bu platformlardaki hesaplarını tanımlayan ve izleyicilerin hesapları aramak ya da etiketlemek için kullanabileceği adlar anlamına gelir. Instagram and Twitter, çoğul isim handles'ı birlikte niteler. Bu ifade iki hizmetteki hesap adlarını gösterir; platformların kendisini, gönderilerini veya profillerdeki tüm içeriği göstermez.

Alıştırma

Altyazıda handles ne anlama geliyor?

  1. İçerik üreticilerinin Instagram ve Twitter hesaplarını tanımlayan adlar
  2. İçerik üreticilerinin Instagram ve Twitter'daki en son gönderileri
  3. İnsanların tuttuğu kapı parçaları
  4. İki platformu yönetmek için kullanılan araçlar
Cevabı göster

İçerik üreticilerinin Instagram ve Twitter hesaplarını tanımlayan adlar

And subscribe for more weekly science videos.

2:40

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.