Sivrisinekler neden bazı insanları daha çok ısırır? - Maria Elena De Obaldia: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
695 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Video, sivrisineklerin neden sürekli olarak belirli kişileri tercih ettiğini; karbondioksit, ısı ve görsel ipuçlarından deri mikropları, deri asitleri ve olası genetik etkilere uzanan bir süreçle açıklıyor. Ayrıca bu araştırmanın hedefli korunmaya nasıl yön verebileceğini ve sivrisinek kaynaklı hastalıkları nasıl azaltabileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pick up on the signals — Öbek fiiller: pick up on ifadesinin bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak değil, belli belirsiz sinyalleri algılamak veya fark etmek anlamına geldiğini kavrayın; sensörlerin, hayvanların ya da insanların ipuçlarını, tonları ve değişimleri sezmesini anlatırken kullanın. 2. high attractors or mosquito magnets — Deyimler ve mecazlı ifadeler: magnet sözcüğünün güçlü bir çekim kaynağı için kullanılan mecaz olduğunu tanıyın ve sürekli sivrisinek, ilgi, müşteri veya sorun çeken kişi ve nesneleri betimlemek için bu kalıbı kullanın. 3. break transmission cycles — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: Bir hastalığın yayılma zincirini kesmek için kullanılan standart halk sağlığı eşdizimini öğrenin; kovucuların, cibinliklerin, aşıların, testlerin ve tedavilerin amacını ya da etkisini açıklayın.

Bu derste

Some swear they're cursed to be hunted by mosquitoes while their close-by companions are regularly left unscathed. Notlar

0:07

Bazıları sivrisinekler tarafından avlanmak üzere lanetlendiklerine yemin ederken, hemen yanlarındaki arkadaşları genellikle zarar görmeden kurtulurlar.

Kelime

Some swear: bir şeyin doğru olduğunu kesin bir dille söylemek

Burada Some swear, “bazı insanlar bunun doğru olduğunu ısrarla söyler” ya da “büyük bir kesinlikle konuşur” anlamına gelir. Swear, they're cursed... yan cümlesini başlatır ve nesnel kanıttan çok güçlü bir kişisel inancı gösterir. Bu swear + yan cümle yapısı, kişinin kesin biçimde inandığı bir iddiayı aktarır. Bu cümlede küfür etmek ya da resmî bir yemin etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“Some swear this shortcut saves time” cümlesinde swear ne anlama gelir?

  1. Resmî bir yemin ederler.
  2. İddianın doğru olduğunu güçlü biçimde savunurlar.
  3. Küfürlü dil kullanırlar.
Cevabı göster

İddianın doğru olduğunu güçlü biçimde savunurlar.

Deyimler

cursed to be hunted by mosquitoes: mizahi abartı

Bu ifade, sık sık sivrisinekler tarafından ısırılmayı kişi lanetlenmiş ve sivrisinekler de av kovalayan avcılarmış gibi anlatır. Cursed ve hunted, böcekleri kişileştiren ve kişinin kötü şansını abartan dramatik, gerçek anlamı dışında kullanılan sözcüklerdir. İfadenin görevi, mizahi ve dikkat çekici bir giriş oluşturmaktır. Bunu gerçek bir doğaüstü lanet ya da bilinçli bir av olarak değil, “sürekli ısırılmaya mahkûm gibi görünüyor” şeklinde anlayın.

Alıştırma

cursed to be hunted by mosquitoes ifadesi cümlede ne işe yarar?

  1. Gerçek bir doğaüstü laneti bildirir.
  2. Sivrisineklerin insanlar gibi av planladığını söyler.
  3. Kişinin tekrar tekrar sivrisinekler tarafından ısırılmasını mizahi biçimde abartır.
Cevabı göster

Kişinin tekrar tekrar sivrisinekler tarafından ısırılmasını mizahi biçimde abartır.

Kelime

be left unscathed: tamamen zarar görmeden kalmak

Bu cümlede are left unscathed, yakındaki kişilerin aynı sivrisineklerin yanında olmalarına rağmen ısırılmadıkları veya başka bir zarar görmedikleri anlamına gelir. Unscathed, zarar görmenin mümkün olduğu bir durumdan sonra yaralanmamış veya hasar almamış olmak demektir. Buradaki left, be left + sonuç durumu edilgen yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır. “Ayrıldılar” anlamına gelmez; olayın ardından bu kişilerin zarar görmemiş durumda kaldığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede left unscathed doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Although the car was destroyed, everyone inside was left unscathed.
  2. The injured cyclist was left unscathed with a broken wrist.
  3. Elena was left unscathed to catch the bus after lunch.
Cevabı göster

Although the car was destroyed, everyone inside was left unscathed.

But is this an illusion?

0:14

Fakat bu bir yanılsama mı?

If it's not, what's going on? Kalıp ifadeler

0:16

Eğer değilse, neler oluyor?

Kalıp ifadeler

What's going on?: durumun tamamını açıklatmak

What's going on? kelimesi kelimesine ne olduğunu sorabilir, ancak burada gözlemlenen bir düzenin arkasındaki gerçek açıklamayı ister: İlk fikir yanlışsa bu farkı ne açıklıyor? Bu soru, tek bir belirli eylemi veya olguyu belirtmediği için Why? sorusundan daha kapsamlıdır. Karşıdaki kişiyi durumu, nedenlerini veya nasıl işlediğini açıklamaya davet eder.

Alıştırma

Ofisin ışıkları sürekli sönüyor ve durumun tamamıyla ilgili kapsamlı bir açıklama istiyorsunuz. Ne sormalısınız?

  1. What's going on?
  2. Who turned off the lights?
  3. When did the lights go off?
Cevabı göster

What's going on?

And what can we do about it?

0:18

Ve bu konuda ne yapabiliriz?

It all comes down to how and why mosquitoes find us. Kalıp ifadeler

0:20

Her şey sivrisineklerin bizi nasıl ve neden bulduğuna dayanıyor.

Kalıp ifadeler

It all comes down to: belirleyici etkeni belirtmek

It all comes down to, karmaşık bir konuyu sonunda açıklayan veya belirleyen etkeni sunar. Bu cümlede cevap, sivrisineklerin insanları nasıl ve neden bulduğuna bağlıdır; hiçbir şey kelimenin gerçek anlamıyla aşağı doğru hareket etmez. to bir edattır. Ardından bir isim grubu, -ing biçimi veya how and why mosquitoes find us gibi bir dolaylı soru gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi come down to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The success of the event ____ careful planning.

Cevabı göster

comes down to

While male mosquitoes stick to nectar for sustenance, Öbek fiiller

0:23

Erkek sivrisinekler beslenmek için nektarla yetinirken,

Öbek fiiller

stick to nectar: aynı seçimi sürdürmek

stick to nectar ifadesindeki stick to, bir seçimi sürdürmek ve başka bir seçeneğe geçmemek anlamına gelir. Burada erkek sivrisinekler başka bir besin kaynağı aramak yerine nektardan beslenir; fiziksel olarak nektara yapışmış değillerdir. Yapı stick to + isim veya isim grubudur. Aynı yapı yiyecek seçimleri, sınırlar, kurallar, konular ve planlarla da kullanılır: stick to water, stick to the budget veya stick to the plan.

Alıştırma

Cümleyi stick to ile tamamlayın; yalnızca eksik edatı yazın: For now, let's stick ____ the original plan.

Cevabı göster

to

females also seek out blood to provide the nutrients they need for their eggs. Notlar

0:26

dişiler yumurtaları için ihtiyaç duydukları besinleri sağlamak amacıyla kan da ararlar.

Öbek fiiller

seek out blood: bir hedefi bilinçli olarak aramak

Bu cümlede seek out blood, “kanı bilinçli ve amaçlı biçimde aramak” demektir. Seek out, bir şeyi tesadüfen bulmayı değil, hedefe yönelik etkin bir aramayı anlatır. Seek out, ardından hedefin geldiği iki sözcüklü bir fiildir: seek out + kişi, bilgi, fırsat veya kaynak. Burada out fiil öbeğinin parçasıdır; “dışarı” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bilinçli olarak aramak” anlamındaki fiilde eksik olan sözcüğü tamamlayın: When the school needed an astronomy expert, it decided to seek ____ a local scientist.

Cevabı göster

out

Dilbilgisi

to provide ...: amacı to’lu mastarla ifade etmek

to provide the nutrients they need for their eggs şeklindeki to’lu mastar öbeği, kan aramanın amacını açıklar. “Neden kan arıyorlar?” sorusuna cevap verir. Seek out ile eş görevli ikinci bir ana eylem değildir. Yaygın yapı eylem + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: seek out blood to provide nutrients. To’dan önceki eylem, to’dan sonra belirtilen amacı gerçekleştirmek için yapılır.

Alıştırma

Maya’nın amacını belirten to’lu bir mastarla cümleyi tamamlayın: Maya stopped at the café ____. Anlamı: Telefonunu şarj etmek istiyordu.

Cevabı göster

to charge her phone

Different mosquito species evolved to feed on different animals, Kalıp ifadeler

0:31

Farklı sivrisinek türleri farklı hayvanlarla beslenecek şekilde evrimleşti,

Kalıp ifadeler

evolved to feed on: beslenme biçiminde evrimsel bir uyum

Burada evolved to feed on, bir türün birçok nesil boyunca belirli hayvanlardan besin elde etmesini sağlayan bir uyum geliştirdiğini anlatır. Bu bilimsel kullanımda evolved to + fiil, bilinçli bir karar veya amaç değil, evrimin bir sonucunu ifade eder. Feed on + besin kaynağı veya konak, bir şeyle beslenmek ya da ondan besin almak anlamına gelir. on'dan sonraki öge, türün neyi besin kaynağı veya konak olarak kullandığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi evolved to feed on ifadesiyle tamamlayın: Over many generations, these birds ____ seeds with tougher shells.

Cevabı göster

evolved to feed on

and probably within the last 10,000 years,

0:34

ve muhtemelen son 10.000 yıl içinde,

multiple mosquito lineages independently evolved a predilection for people. Kelime

0:37

birden fazla sivrisinek soyu bağımsız olarak insanlara karşı bir tercih geliştirdi.

Kelime

a predilection for people: insanlara yönelik tercihi resmî biçimde anlatmak

A predilection for people, insanlara yönelik belirgin bir tercih veya tekrarlanan bir eğilim anlamına gelir. Bu cümlede insanlar tercih edilen konaklardır; ifade sevgi veya dostluk anlamı taşımaz. Predilection resmî bir isimdir ve çoğunlukla a predilection for + isim veya -ing biçimi kalıbında kullanılır. Burada evolved a predilection, bu eğilimin evrim yoluyla ortaya çıktığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede predilection bir tercihi anlatmak için doğru kullanılmıştır?

  1. She has a predilection of solving difficult puzzles.
  2. She has a predilection for solving difficult puzzles.
  3. She has a prediction for solving difficult puzzles.
Cevabı göster

She has a predilection for solving difficult puzzles.

As human settlements became more permanent, Dilbilgisi

0:42

İnsan yerleşimleri daha kalıcı hale geldikçe,

they provided plenty of standing water even through intense dry seasons, Kelime

0:44

şiddetli kurak mevsimlerde bile bol miktarda durgun su sağladılar,

Kelime

standing water: akmayan, birikmiş su

Standing water, akmak yerine bir yerde kalan sudur; su birikintilerinde, kovalarda, tıkanmış giderlerde veya alçak alanlarda görülebilir. Burada standing suyun durumunu anlatır; suyun kelimenin gerçek anlamıyla ayakta durduğu anlamına gelmez. Bu ifade ekoloji, drenaj ve halk sağlığı konularında yaygındır çünkü birçok sivrisinek hareketsiz su birikintilerine yumurta bırakır.

Alıştırma

Hareketsiz kalan ve sivrisineklerin üreme alanına dönüşebilen suyu anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: After the rain, empty the buckets so no ____ remains.

Cevabı göster

standing water

which supported mosquito reproduction year-round. Kalıp ifadeler

0:48

bu da sivrisineklerin yıl boyunca üremesini destekledi.

Dilbilgisi

As ... became ...: as ile değişimi arka plan olarak verme

As human settlements became more permanent ifadesinde as, “bu kademeli değişim gerçekleşirken” anlamındadır. Değişen arka planı tanıtır; ana cümle de bu değişimle birlikte ne olduğunu anlatır. as a doctor örneğindeki gibi “olarak” anlamına gelmez. Birlikte gelişen iki süreci bağlamak için As + özne + fiil, ana cümle yapısını kullanabilirsiniz. Bu anlatım biçimi tarih, toplum ve doğa hakkındaki açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede as, kademeli bir değişimle birlikte gerçekleşen başka bir değişimi çerçeveliyor?

  1. She worked as a guide at the museum.
  2. Because the school was closed, no classes were held.
  3. As the school grew, it added more classrooms.
Cevabı göster

As the school grew, it added more classrooms.

Kalıp ifadeler

year-round: yıl boyunca

Bu cümlede year-round, “yıl boyunca” anlamına gelen zarf görevli bir ifadedir. Sivrisineklerin yalnızca belirli bir üreme mevsiminde değil, her mevsimde üremeye devam edebildiğini belirtir. Buradaki round şekille ilgili değildir; bir yıllık döngünün tamamlanmasını anlatır. Aynı ifade year-round service örneğinde olduğu gibi bir ismi de niteleyebilir.

Alıştırma

“Yıl boyunca” anlamına gelen kısa çizgili ifadeyle cümleyi tamamlayın: The indoor pool is open ____.

Cevabı göster

year-round

Female mosquitoes are equipped with antennae covered in hair-like appendages that contain odor-sensing receptors and neurons. Notlar

0:51

Dişi sivrisinekler, koku algılayan reseptörler ve nöronlar içeren kıl benzeri uzantılarla kaplı antenlerle donatılmıştır.

Kalıp ifadeler

are equipped with: işlevsel bir özellik veya yapıyla donatılmış olmak

Be equipped with, “bir işlevi mümkün kılan bir şeye sahip olmak veya böyle bir şeyle donatılmış olmak” anlamına gelir. Kalıbı subject + be + equipped with + noun şeklindedir; Female mosquitoes öznesi çoğul olduğu için be, are biçiminde kullanılır. Burada dişi sivrisineklerin doğal olarak sahip olduğu antenler anlatılır. Bu ifade hem bir canlının doğuştan gelen yapılarını hem de bir makineye eklenen araç veya özellikleri anlatabilir; bu nedenle her zaman birinin onları sonradan taktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be equipped with kullanarak tamamlayın: The rescue boat ____ emergency radios.

Cevabı göster

is equipped with

Kelime

odor-sensing receptors and neurons: birleşik niteleyici odor-sensing

odor-sensing receptors and neurons ifadesinde odor-sensing, kısa çizgiyle yazılan birleşik bir niteleyicidir. odor ile sensing sözcüklerini birleştirir ve “kokuları algılayabilen” anlamına gelir. Burada doğrudan receptors sözcüğünü niteler; ardından and, iki yapı türü olarak receptors ile neurons sözcüklerini bağlar. odor-sensing ifadesini ayrı bir eylem gibi değil, tek bir birim olarak okuyun. İngilizcede işlevi kısa bir etiketle anlatmak için heat-sensing camera örneğindeki gibi “isim + -ing” birleşikleri sıkça bir isimden önce kullanılır.

Alıştırma

Bu açıklamada geçen ve “kokuları algılayabilen” anlamına gelen kısa çizgili birleşik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The robot carries ____ equipment to locate a gas leak.

Cevabı göster

odor-sensing

These pick up on the signals of their preferred hosts. Öbek fiiller

0:59

Bunlar, tercih ettikleri konakların sinyallerini yakalarlar.

Öbek fiiller

pick up on the signals: ince bilgileri fark etmek

pick up on the signals, “sinyalleri fark etmek veya algılamak” anlamına gelir. pick up on öbek fiili genellikle ipuçları, değişiklikler, duygular veya sinyaller hemen belli olmadığında kullanılır; fiziksel olarak bir şeyi kaldırmak anlamına gelmez. Buradaki These, daha önce söz edilen koku algılayan reseptörlere ve nöronlara gönderme yapar. Cümle, bu yapıların tercih ettikleri konaklardan gelen sinyalleri algıladığını söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede pick up on, “ince bir ipucunu fark etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo picked up his cousin at the station.
  2. Leo picked up on the doubt in her reply.
  3. Leo picked up the keys from the floor.
Cevabı göster

Leo picked up on the doubt in her reply.

And over thousands of years,

1:01

Ve binlerce yıl boyunca,

the mosquitoes that target humans have gotten extremely good at tracking us down. Notlar

1:03

insanları hedef alan sivrisinekler bizi izini sürme konusunda son derece ustalaştı.

Kalıp ifadeler

gotten extremely good at tracking: zaman içinde gelişen bir beceri

have gotten extremely good at tracking ifadesinde have gotten, get fiilinin present perfect biçimidir. Burada get “hâle gelmek” anlamındadır; dolayısıyla ifade, yeteneğin önceki bir durumdan bugüne kadar geliştiğini anlatır. Extremely, good sözcüğünün derecesini güçlendirir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı have/has gotten + derece sözcüğü + good at + isim veya -ing biçimidir. at bir edat olduğu için track değil, tracking kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi get very good at yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: After months of lessons, Leo has ____ playing the guitar.

Cevabı göster

gotten very good at

Öbek fiiller

tracking us down: arama sonunda hedefi bulmak

tracking us down ifadesindeki track down, bir kişiyi, nesneyi, bilgiyi veya nedeni arayıp sonunda yerini bulmak ya da belirlemek anlamına gelir. Down, öbek fiilin bir parçasıdır; aşağıya doğru hareket anlamına gelmez. Track down ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse iki parçanın arasında bulunmalıdır: track us down ve track it down denir; track down us veya track down it denmez.

Alıştırma

Cümleyi track down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın ve him zamirini doğru yere koyun: The police searched for the missing man all night and finally ____.

Cevabı göster

tracked him down

They also target parts of our bodies where we're less likely to notice them. Dilbilgisi

1:08

Ayrıca vücudumuzun onları fark etme ihtimalimizin daha düşük olduğu kısımlarını hedef alırlar.

Dilbilgisi

where we're less likely to notice them: konum ile düşük olasılığı bağlamak

Where we're less likely to notice them, parts of our bodies ifadesini niteleyen bir ilgi tümcesidir. Buradaki where, “bu vücut bölgelerinde” demektir ve bir konumu orada gerçekleşen durumla bağlar. We're less likely to notice them, bu bölgelerde sivrisinekleri fark etme olasılığımızın daha düşük olduğunu belirtir. be less likely to + fiilin yalın hâli olasılıkları karşılaştırır; eylemin imkânsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir yeri, orada rahatsız edilme olasılığının daha düşük olmasıyla doğal biçimde ilişkilendirir?

  1. Choose a seat where you're less likely to be disturbed.
  2. Choose a seat which you're less likely to disturb.
  3. Choose a seat where less likely you're disturbed.
Cevabı göster

Choose a seat where you're less likely to be disturbed.

And they're sensitive to visual cues and changes in airflow. Kalıp ifadeler

1:12

Ve görsel ipuçlarına ve hava akımındaki değişikliklere karşı hassastırlar.

Kalıp ifadeler

sensitive to visual cues: görülebilen sinyalleri algılamak

Sensitive to visual cues, görülebilen sinyalleri algılayabilmek ve bunlara tepki vermek demektir. Yapı be sensitive to + isim şeklindedir; buradaki visual cues, hareket, şekil veya karşıtlık gibi bilgi sağlayan görsel ipuçlarıdır. Bu cümlede sensitive, duygusal olarak kolayca incinmek anlamına gelmez. Görme yoluyla alınan bilgiye verilen biyolojik bir tepkiyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi sensitive ve doğru edatla tamamlayın: This sensor is ____ small changes in temperature.

Cevabı göster

sensitive to

So when we try to defend ourselves,

1:15

Bu yüzden kendimizi savunmaya çalıştığımızda,

they can make swift escapes. Kalıp ifadeler

1:17

hızlıca kaçabilirler.

Kalıp ifadeler

make swift escapes: make + eylem ismi

Burada make, hafif fiil olarak kullanılır: make an escape, bir nesne olarak kaçış üretmek değil, kaçma eylemini gerçekleştirmek demektir. Swift, sayılabilen escapes ismini niteler. Çoğul biçim tekrarlanan veya ayrı kaçışları gösterir; bu yüzden make swift escapes, bu durumlarda hızla kaçmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz make + eylem ismi kalıbıyla tamamlayın: When danger comes close, these small animals can ____ through narrow gaps.

Cevabı göster

make swift escapes

They even learn to avoid particularly defensive people altogether. Kalıp ifadeler

1:19

Hatta özellikle savunmacı insanlardan tamamen kaçınmayı bile öğrenirler.

Kalıp ifadeler

learn to avoid ... altogether: öğrenilmiş davranış ve tamamen kaçınma

Learn to + fiilin yalın biçimi, deneyim yoluyla bir beceri veya davranış kazanmayı anlatır. Avoid fiilin yalın biçimidir; dolayısıyla ifade, sivrisineklerin insanlarla karşılaştıktan sonra davranışlarını değiştirdiğini gösterir. Particularly, defensive sözcüğünü; altogether ise avoid fiilini güçlendirir: kendilerini etkin biçimde koruyan insanlardan tamamen uzak dururlar. Bu bağlamda defensive, insanların sivrisineklere verdiği savunma tepkisini anlatır; genel olarak temkinli veya içine kapanık bir kişiliği anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan yapının iki parçasıyla tamamlayın: After several close calls, the hikers ____ the unstable bridge ____.

Cevabı göster

learned to avoid · altogether

But before these close encounters happen,

1:23

Ancak bu yakın temaslar gerçekleşmeden önce,

several factors alert mosquitoes to people's presence. Kalıp ifadeler

1:25

birkaç faktör sivrisinekleri insanların varlığı konusunda uyarır.

Kalıp ifadeler

alert A to B: A'nın B'yi fark etmesini sağlamak

Burada alert, alert A to B kalıbında kullanılan bir fiildir. A'nın B'yi fark etmesini veya B'den haberdar olmasını sağlamak demektir. Bu cümlede A mosquitoes, B ise people's presence bölümüdür. Özne bir kişi, alarm veya ipucu olabilir. Bu kalıp, birinin ya da bir şeyin bilgiyi fark etmesine neyin yol açtığını anlatır; tetikte olma durumunu anlatmaz.

Alıştırma

alert A to B kalıbını geçmiş zamanda kullanarak ve A yerine the pilot yazarak cümleyi tamamlayın: Yesterday, the warning light ____ an engine problem.

Cevabı göster

alerted the pilot to

Female mosquitoes can pick up on the carbon dioxide humans constantly exhale from about 10 m away. Kalıp ifadeler

1:28

Dişi sivrisinekler, insanların sürekli soluduğu karbondioksiti yaklaşık 10 metre uzaktan algılayabilirler.

Kalıp ifadeler

from about 10 m away: algılama mesafesini belirtmek

From about 10 m away, sivrisineklerin gazı algıladıklarında insanlardan yaklaşık 10 metre uzakta olabileceklerini belirtir. from + mesafe + away kalıbı; görme, duyma veya algılama gibi bir eylemde bakış noktası ya da algılayıcı ile hedef arasındaki uzaklığı ifade eder. About, mesafenin tahmini olduğunu gösterir. Bu kalıpta from + about + sayı ve birim + away sırasını koruyun.

Alıştırma

thirty meters kullanarak cümleyi from + about + mesafe + away kalıbıyla tamamlayın: The camera can read the license plate ____.

Cevabı göster

from about thirty meters away

Once they've gotten the CO2 cue, Dilbilgisi

1:34

CO2 ipucunu aldıklarında,

Dilbilgisi

Once they've gotten the CO2 cue: tetikleyici olarak once

Burada once, bir koşul karşılanır karşılanmaz veya karşılandıktan sonra anlamına gelen bir bağlaçtır. CO2 sinyalini daha sonra gerçekleşecek olayların tetikleyicisi olarak gösterir; burada bir kez anlamına gelmez. They've gotten, they have gotten ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect, sinyalin alınmasını bir sonraki tepki başlamadan önce tamamlanmış bir eylem olarak sunar.

Alıştırma

Yeni cümleyi okuyun. once neyi gösteriyor? Once the lock has recognized your fingerprint, the door opens.

  1. Parmak izinin tanınması kapının açılmasını tetikler.
  2. Kilit parmak izini yalnızca bir kez tanır.
  3. Kapı, parmak izinin tanınması tamamlanmadan açılır.
Cevabı göster

Parmak izinin tanınması kapının açılmasını tetikler.

they become especially interested in dark high-contrast objects and the hues found in human skin. Notlar

1:36

karanlık, yüksek kontrastlı nesneler ve insan derisinde bulunan tonlarla özellikle ilgilenmeye başlarlar.

Kalıp ifadeler

become especially interested in: dikkatte değişim

Become bir durum değişikliğini, especially ise derecenin artmasını gösterir: sivrisinekler artık bu görsel hedeflere eskisinden daha fazla dikkat yöneltir. Bu bilimsel bağlamda interested, insana özgü merakı değil, davranışsal çekimi veya dikkati anlatır. In, bu dikkatin yöneldiği hedefi gösterir. Cümledeki iki hedef and ile bağlanmıştır: dark high-contrast objects ve the hues found in human skin.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için become especially interested in ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: After her first telescope lesson, Lina ____ astronomy.

Cevabı göster

became especially interested in

Kelime

dark high-contrast objects: isimden önce gelen iki niteleyici

Hem dark hem de high-contrast, objects sözcüğünü niteler. Dark, nesnelerin koyu renkli olduğunu veya az ışık yansıttığını; high-contrast ise açık-koyu, renkler ya da nesne ile arka plan arasındaki görsel farkın güçlü olduğunu belirtir. High-contrast ifadesinde high ve contrast birlikte, isimden önce gelen tek bir birleşik sıfat olarak çalışır. İfadenin tamamını “koyu renkli ve güçlü görsel kontrasta sahip nesneler” şeklinde anlayın; “yüksek nesneler” ile “kontrast nesneleri” şeklinde ayırmayın.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “koyu renkli, güçlü bir görsel fark gösteren” anlamına gelen iki tam niteleyiciyle tamamlayın: The sensor can detect ____ shapes against the white wall.

Cevabı göster

dark high-contrast

Kelime

the hues found in human skin: hue ve kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Hue; kırmızı, turuncu veya mavi gibi belirli bir renk niteliğini ya da bir renk aralığındaki değişimi ifade eder. Hues kullanmak, günlük colors sözcüğünü kullanmaktan daha kesin ve daha resmîdir; burada ifade, insan derisinde bulunan renk tonları aralığını gösterir. Found in human skin, hues sözcüğünü niteler. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: the hues that are found in human skin. Bu yapı, açıklayıcı metinlerde that are tekrar edilmeden hangi şeylerin kastedildiğini kısa biçimde belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle teknik bir renk açıklamasına en uygun biçimde uyar ve “hues that are found in the sample” yapısını doğru şekilde kısaltır?

  1. The report lists the hues finding in the sample.
  2. The report lists the hues found in the sample.
  3. The report lists the hues that found in the sample.
Cevabı göster

The report lists the hues found in the sample.

As they follow the carbon dioxide plume to its source, Kelime

1:42

Karbondioksit bulutunu kaynağına kadar takip ettiklerinde,

Kelime

the carbon dioxide plume: yayılan bir gaz akımı

Bu cümlede the carbon dioxide plume, havada hareket ederek yayılan karbondioksit akımını ifade eder. Gaz bir kaynaktan uzaklaşırken, çoğu zaman uzun veya buluta benzeyen bir şekil alarak plume oluşturur. Burada plume tüy anlamına gelmez. Following the plume to its source, bu akımı bir iz gibi kullanıp karbondioksitin geldiği yere kadar gitmek demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede plume, bir kaynaktan yayılan madde akımı veya bulutu anlamındadır?

  1. The peacock raised its long plume during the display.
  2. She decorated the hat with a colorful plume.
  3. Scientists tracked the ash plume from the volcano.
Cevabı göster

Scientists tracked the ash plume from the volcano.

they eventually sense body heat and odors.

1:45

sonunda vücut ısısını ve kokuları hissederler.

These smells are generated by the many microorganisms that live on our skin. Notlar

1:48

Bu kokular, derimizde yaşayan birçok mikroorganizma tarafından üretilir.

Dilbilgisi

are generated by: edilgen yapıda kaynağı belirtmek

are generated by, geniş zamanda kullanılan edilgen bir yapıdır: are + geçmiş zaman ortacı generated + by. Özne olan These smells üretilen şeyi gösterir; by ise kaynak ya da üretici olan the microorganisms ifadesini tanıtır. Edilgen yapı, sonuç olan kokuları önce verir. Bu kullanım, süreçleri ve nedenleri açıklayan bilimsel metinlerde yaygındır. Etken biçimi The many microorganisms that live on our skin generate these smells. olurdu.

Alıştırma

Cümleyi generate fiilinin edilgen biçimi ve üreticiyi tanıtan sözcükle tamamlayın: The electricity is ____ the wind turbines.

Cevabı göster

generated by

Kelime

microorganisms that live on our skin: cildimizde yaşayan mikroorganizmalar

Microorganisms, bakteri ve bazı mantarlar gibi çok küçük canlılar olan “mikroorganizmalar” demektir. Bu cümlede ifade, insan cildinin yüzeyinde bulunan çok sayıdaki küçük canlıyı anlatır. That live on our skin, microorganisms sözcüğünü niteleyen kısıtlayıcı bir ilgi yan cümlesidir. Hangi mikroorganizmaların kastedildiğini belirler; ayrı bir eylem başlatmaz. Burada live on, “yüzeyinde yaşamak” anlamındadır; “geçinmek için bir şeye bağımlı olmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir mikroorganizma grubunu belirlemek için ilgi yan cümlesi doğru kullanılmıştır?

  1. Scientists study microorganisms that living in pond water.
  2. Scientists study microorganisms that live in pond water.
  3. Scientists study microorganisms they live in pond water.
Cevabı göster

Scientists study microorganisms that live in pond water.

They break down the secretions our bodies produce, Öbek fiiller

1:52

Vücudumuzun ürettiği salgıları parçalarlar,

Öbek fiiller

break down the secretions: salgıları parçalamak

Burada break down, “bir maddeyi daha küçük veya daha basit parçalara ayırmak” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. The secretions, parçalanan maddeyi belirtir. break down sonrasındaki nesne, anlamı belirlemeye yardımcı olur. Bakteriler, enzimler veya kimyasal maddeler bir maddeyi break down ettiğinde ifade, makine arızasını ya da duygusal çöküşü değil, maddenin parçalanmasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “parçalara ayırmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: During digestion, enzymes ____ proteins into smaller parts.

Cevabı göster

break down

like sweat and sebum. Kelime

1:55

ter ve sebum gibi.

Kelime

sweat and sebum: iki farklı cilt salgısı

sweat and sebum ifadesinde and, cildin ürettiği iki ayrı madde örneğini bağlar. Sweat, ter bezlerinin salgıladığı sulu sıvıdır; sebum ise yağ bezlerinin salgıladığı yağlı maddedir. Sebum daha teknik bir kelimedir. Sağlık, biyoloji, dermatoloji ve cilt bakımı açıklamalarında sık görülür. Sweat anlamına gelmez.

Alıştırma

sweat ve sebum hakkında hangi ifade doğrudur?

  1. Sweat ve sebum iki farklı cilt salgısıdır.
  2. Sebum, sweat kelimesinin başka bir adıdır.
  3. İki kelime de cilt üzerindeki su anlamına gelir.
Cevabı göster

Sweat ve sebum iki farklı cilt salgısıdır.

In doing so, Anlatım akışı

1:56

Bunu yaparken,

Anlatım akışı

In doing so: önceki bir eyleme gönderme yapma

In doing so, hemen önce sözü edilen bir eyleme gönderme yapar. So bu eylemin yerini alır; böylece konuşan kişinin bütün fiil öbeğini tekrarlaması gerekmez. Bu ifade açıklamayı, bir eylemi onun sonucu veya etkisi izleyecek şekilde düzenler: o eylem yapılırken ya da o eylem sayesinde başka bir şey gerçekleşir. Burada so, salgıların parçalanması eylemine gönderme yapar; “therefore” anlamındaki sonuç bildiren so değildir.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz üç kelimelik bağlama ifadesiyle tamamlayın: Maya compared every receipt with the invoice. ____, she found a billing error.

Cevabı göster

In doing so

our skin microbes create smaller organic compounds that can vaporize and get picked up as smells, Dilbilgisi

1:57

deri mikroplarımız buharlaşabilen ve koku olarak algılanabilen daha küçük organik bileşikler oluşturur,

Dilbilgisi

can vaporize and get picked up as smells: buharlaşıp koku olarak algılanabilmek

Kiplik fiili can, eş görevli iki fiil öbeğini kapsar: vaporize ve get picked up as smells. Bileşiklerin havaya karışabileceğini ve ardından koku olarak algılanabileceğini anlatır. Get picked up, get + geçmiş ortaç ile kurulan edilgen bir yapıdır. Burada pick up, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak değil, “tespit etmek” veya “algılamak” anlamına gelir. As smells, havadaki bileşiklerin nasıl algılandığını açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede can iki eş görevli süreçle ve get picked up “tespit edilmek” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. The scent chemicals can evaporate and get picked up by the sensor.
  2. The scent chemicals can evaporate and get pick up by the sensor.
  3. The scent chemicals can evaporate and pick up the sensor.
Cevabı göster

The scent chemicals can evaporate and get picked up by the sensor.

smells that human-homing mosquitoes are especially attuned to. Notlar

2:03

insan arayan sivrisineklerin özellikle duyarlı olduğu kokulardır.

Kelime

human-homing mosquitoes: insanları bulup onlara yönelen sivrisinekler

Human-homing, mosquitoes isminden önce gelen birleşik bir sıfattır. “İnsanların yerini bulup onlara doğru hareket edebilen” anlamına gelir; bu nedenle ifade, insanları bulmak için koku gibi ipuçlarını kullanan sivrisinekleri anlatır. Kısa çizgi, human ve homing sözcüklerini tek bir niteleyici hâline getirir. Burada homing, yalnızca eve dönmek değil, bir hedefe doğru hareket etmek veya yönlendirilmek anlamındadır.

Alıştırma

Örnekteki human-homing mosquitoes ne anlama gelir?

  1. İnsanların yaşadığı evlere dönen sivrisinekler
  2. İnsanların yerini bulup onlara doğru hareket eden sivrisinekler
  3. Sivrisineklere eve kadar yol gösteren insanlar
Cevabı göster

İnsanların yerini bulup onlara doğru hareket eden sivrisinekler

Kalıp ifadeler

especially attuned to: …e özellikle duyarlı

Be especially attuned to something, “bir şeye özellikle duyarlı olmak veya ona çok hassas biçimde tepki vermek” demektir. Attuned bir durumu anlatır; especially ise duyarlılığın derecesini artırır. Bu ilgi yan cümlesinde smells, to edatının nesnesidir: tam düşünce “the mosquitoes are especially attuned to these smells” biçimindedir. İngilizcede to'nun nesnesi ilgi sözcüğü that olduğunda to sonda kalabilir. Burada bir müzik aletini gerçekten akort etme eylemi kastedilmez.

Alıştırma

Hangi cümlede especially attuned to, “özellikle duyarlı” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. The rescue dog especially attuned to changes in its handler's voice.
  2. The rescue dog is especially attuned to changes in its handler's voice.
  3. The rescue dog is especially attuned at changes in its handler's voice.
Cevabı göster

The rescue dog is especially attuned to changes in its handler's voice.

Getting extra sweaty can temporarily make people more attractive to mosquitoes, Dilbilgisi

2:08

Fazla terlemek, insanları geçici olarak sivrisineklere daha çekici hale getirebilir,

Dilbilgisi

Getting extra sweaty: özne olarak kullanılan -ing öbeği

Getting extra sweaty, cümlenin öznesi olan bir -ing öbeğidir. “Normalden daha terli hâle gelme” olayının tamamını adlandırır; cümlenin çekimli yüklem öbeği can temporarily make olduğundan getting, progressive yapının ana fiili değildir. Burada get + sıfat bir durum değişimini anlatır: get sweaty, “terli hâle gelmek” demektir. Extra, gündelik kullanımda “normalden daha fazla” ya da “daha yüksek derecede” anlamı katar.

Alıştırma

get enough sleep ifadesini özne görevi gören bir -ing öbeğine dönüştürün: ____ can help you focus in class.

Cevabı göster

Getting enough sleep

Dilbilgisi

make people more attractive to mosquitoes: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, “nesnenin sıfatla belirtilen duruma gelmesine veya o durumda olmasına neden olmak” anlamına gelir. Burada people nesnedir; more attractive ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfat öbeğidir. attractive to mosquitoes ifadesinde çekiciliği hisseden taraf mosquitoes sözcüğüyle belirtilir: sivrisinekler insanlara daha fazla çekilir. İnsanların sivrisinekleri çekici bulduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, açık etiketlerin bir ürünü alışveriş yapanlar için daha çekici hâle getirdiğini doğru biçimde anlatır?

  1. Clear labels make the product more attractive to shoppers.
  2. Clear labels make the product to be more attractive to shoppers.
  3. Clear labels make shoppers more attractive to the product.
Cevabı göster

Clear labels make the product more attractive to shoppers.

as can ingesting alcohol or being pregnant. Dilbilgisi

2:12

aynı şekilde alkol tüketmek veya hamile olmak da öyledir.

Dilbilgisi

as can ingesting alcohol or being pregnant: devrik eksiltme yapısı

as can + özne kalıbı, yeni öznenin de az önce belirtilen etkiyi yaratabileceğini anlatır. Can, birleşik özne ingesting alcohol or being pregnant ifadesinden önce gelir; ortak yüklem ise eksiltilir. Burada eksiltilen düşünce temporarily make people more attractive to mosquitoes ifadesidir. Tam anlamı şöyledir: “Ingesting alcohol or being pregnant can also temporarily make people more attractive to mosquitoes.” Bu kısa yapı, uzun bir yüklemi tekrarlamayı önler.

Alıştırma

a quick chat with a friend ifadesini yeni özne olarak kullanıp cümleyi devrik as can + özne yapısıyla tamamlayın: A short walk can improve your mood, ____.

Cevabı göster

as can a quick chat with a friend

And the Plasmodium parasite that causes malaria Kültür

2:15

Ve sıtmaya neden olan Plasmodium paraziti

Kültür

the Plasmodium parasite that causes malaria: sıtmaya neden olan parazit

Plasmodium, sıtmaya neden olabilen bir parazit grubunun bilimsel adıdır. Bir sivrisinek türü değildir. Sivrisinekler Plasmodium'u taşıyıp bulaştırabilir, ancak hastalığa neden olan canlı parazittir. that causes malaria ilgi cümleciği, Plasmodium parazitini hastalıkla olan bağlantısını belirterek açıklar. Böylece ifade, canlının adıyla konuşulan hastalığı birbirine bağlar.

Alıştırma

the Plasmodium parasite that causes malaria ifadesini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Malaria, Plasmodium'u taşıyan sivrisineğin adıdır.
  2. Plasmodium sıtmaya neden olan bir parazittir.
  3. Plasmodium, sivrisineklerle taşınan tüm hastalıklara neden olan bir sivrisinek türüdür.
Cevabı göster

Plasmodium sıtmaya neden olan bir parazittir.

makes the people it infects more appealing to mosquitoes Dilbilgisi

2:18

enfekte ettiği insanları sivrisineklere daha cazip hale getirir

Dilbilgisi

makes ... more appealing to mosquitoes ifadesinde make + nesne + sıfat

Bu cümlecik, bir şeyin başka bir şeyin algılanma biçimini değiştirdiğini göstermek için make + nesne + sıfat yapısını kullanır. Nesne the people it infects ifadesidir; more appealing to mosquitoes sıfat grubu ise sonucu açıklar. Buradaki it, Plasmodium parazitini gösterir. Appealing to mosquitoes, sivrisineklerin enfekte insanları daha çekici bulduğu anlamına gelir; insanların sivrisineklere ilgi duyduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

the poster ve more appealing ifadelerini kullanarak cümleyi geniş zamanda make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: Bright colors ____ to children.

Cevabı göster

make the poster more appealing

by increasing the amounts of certain fruit-smelling aldehyde compounds on their skin. Notlar

2:21

derilerinde belirli meyve kokulu aldehit bileşiklerinin miktarını artırarak.

Dilbilgisi

by increasing the amounts of: yöntemi gösteren by + -ing yapısı

By + fiilin -ing biçimi, bir sonucun hangi yöntemle ortaya çıktığını açıklar. Burada by increasing the amounts of, parazitin enfekte ettiği insanları sivrisinekler için nasıl daha çekici hâle getirdiğini gösterir: bunu derilerindeki bileşiklerin miktarlarını artırarak yapar. Burada by bir edat olduğu için increase, -ing biçimi olan increasing hâline gelir. Bu by bir yöntemi belirtir; edilgen bir cümlede eylemi yapan kişiyi belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi by, increase fiilinin -ing biçimi ve amounts of kullanarak tamamlayın: The gardeners helped both plants grow ____ water and light they received.

Cevabı göster

by increasing the amounts of

Kelime

fruit-smelling aldehyde compounds: katmanlı bir isim öbeğini okuma

Ana isim compounds sözcüğüdür; bunlar kimyasal maddelerdir. Aldehyde, türü aldehit bileşikleri olarak daraltır; fruit-smelling ise bunların kokusunu açıklar. Katmanları sağdan sola okuyun: compounds, ardından aldehyde compounds ve son olarak fruit-smelling aldehyde compounds. Fruit-smelling ifadesinde fruit, kokunun neye benzediğini belirtirken -smelling o kokuya sahip olma anlamı verir. Meyvenin bir şeyi kokladığı anlamına gelmez. Kısa çizgi, fruit ve smelling sözcüklerinin ismin önünde tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.

Alıştırma

Fruit-smelling aldehyde compounds ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. meyveyi koklayabilen aldehit bileşikleri
  2. meyve gibi kokan aldehit bileşikleri
  3. meyvenin içinde bulunan bütün bileşikler
Cevabı göster

meyve gibi kokan aldehit bileşikleri

This is extremely helpful to the parasite

2:26

Bu parazit için son derece faydalıdır

because it depends on both humans and mosquitoes to reproduce. Kalıp ifadeler

2:28

çünkü üremek için hem insanlara hem de sivrisineklere bağımlıdır.

Kalıp ifadeler

depends on both ... and ... to reproduce: üremek için ikisine de bağlı olmak

Depend on X to do something, bir eylemin veya sürecin gerçekleşmesi için X'in gerekli olduğu anlamına gelir. Burada to reproduce, bu koşulları gerektiren sürecin üreme olduğunu belirtir. both A and B yapısı, insanları ve sivrisinekleri gerekli iki parça olarak bir araya getirir. Organizmanın hem insanlardaki hem de sivrisineklerdeki aşamaya ihtiyacı vardır; bunlardan yalnızca birini seçmez.

Alıştırma

Cümleyi depend on both ... and ... to yapısının eksik iki parçasıyla tamamlayın: The project ____ both skilled workers and steady funding ____ succeed.

Cevabı göster

depends on · to

But in addition to these temporary factors, Anlatım akışı

2:31

Ancak bu geçici faktörlerin yanı sıra,

Anlatım akışı

in addition to these temporary factors: bu geçici etkenlere ek olarak

In addition to, önceki bilgiyi değiştirmeden yeni bilgi ekleyen “...e ek olarak” anlamına gelir. these temporary factors ad öbeği, daha önce verilen örnekleri tek bir grupta toplar. Bir sonraki cümlenin başında bu ifade, dinleyiciye konuşmacının bu gruptan başka ve ek bir kategoriye geçeceğini bildirir. Neden-sonuç değil, ekleme ilişkisi kurar.

Alıştırma

Cümleyi in addition to ile tamamlayın: ____ a ticket, each visitor needs photo identification for this event.

Cevabı göster

In addition to

about 20% of people are thought to be naturally high attractors or mosquito magnets Notlar

2:34

insanların yaklaşık %20'sinin doğal olarak yüksek çekiciliğe sahip olduğu veya 'sivrisinek mıknatısı' olduğu düşünülmektedir,

Dilbilgisi

are thought to be: bir görüşü temkinli biçimde aktarmak

Are thought to be, “genellikle … olduğu düşünülür veya kabul edilir” anlamına gelen edilgen bir aktarım yapısıdır. Görüşü kimin taşıdığını belirtmeden bir görüşü ya da tahmini aktarır; öznenin kendisinin düşündüğü anlamına gelmez. Doğrudan are kullanılan bir ifadeye göre iddiayı tartışmasız bir gerçek gibi sunmak yerine daha temkinli biçimde aktarır. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + be fiilinin uygun biçimi + thought + to-infinitive şeklindedir; burada mastar be'dir.

Alıştırma

Hangi cümle bir tahmini sunmak için edilgen aktarım yapısını doğru kullanır?

  1. The ruins are thought to be more than two thousand years old.
  2. The ruins are thinking to be more than two thousand years old.
  3. The ruins are thought being more than two thousand years old.
Cevabı göster

The ruins are thought to be more than two thousand years old.

Deyimler

high attractors or mosquito magnets: teknik etiket ve benzetme

High attractors ifadesi, sivrisinekler için özellikle çekici olan insanları anlatan, daha teknik tınlayan bir etikettir. Mosquito magnets aynı düşünceyi canlı bir benzetmeyle yeniden ifade eder: Bu kişiler, bir mıknatısın metali çekmesi gibi sivrisinekleri çekiyor görünür, ancak gerçek bir manyetik etki söz konusu değildir. Burada or farklı bir grubu değil, daha tanıdık bir yeniden ifadeyi sunar. Daha genel olarak İngilizcede bir insan, yer veya nesne bir şeyi güçlü biçimde çekiyorsa a magnet for something olarak adlandırılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede mosquito magnet doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Mina uses a compass on hikes, so her friends call her a mosquito magnet.
  2. Mina gets bitten before everyone else, so her friends call her a mosquito magnet.
  3. Mina never attracts mosquitoes, so her friends call her a mosquito magnet.
Cevabı göster

Mina gets bitten before everyone else, so her friends call her a mosquito magnet.

who are disproportionately targeted year after year. Notlar

2:39

ve her yıl orantısız bir şekilde hedef alınırlar.

Kelime

disproportionately targeted: beklenenden yüksek oranda hedef alınmak

Disproportionately targeted, bir grubun kendi büyüklüğüne, başka bir gruba veya normalde beklenen düzeye kıyasla fazla yüksek bir oranda hedef alınması demektir. Disproportionately oranlar arasındaki dengesizliği belirtir; yalnızca “birçok kez hedef alınmak” anlamına gelmez. Bu bağlamda hedef alan tarafın sivrisinekler olduğu anlaşılır. Edilgen targeted yapısı, diğer insanlardan daha fazla ısırılan kişilere odaklanır.

Alıştırma

Hangi durum disproportionately targeted ifadesiyle en iyi anlatılır?

  1. 13 yaşından küçük oyuncular kullanıcıların %10'unu oluşturur ancak hedefli reklamların %35'ini alır.
  2. 13 yaşından küçük oyuncular kullanıcıların %35'ini oluşturur ve hedefli reklamların %35'ini alır.
  3. Tüm kullanıcılar hedefleme yapılmamış aynı duyuruyu bir kez görür.
Cevabı göster

13 yaşından küçük oyuncular kullanıcıların %10'unu oluşturur ancak hedefli reklamların %35'ini alır.

Kalıp ifadeler

year after year: aynı durumun uzun yıllar boyunca tekrarlanması

Year after year, aynı olayın veya düzenin uzun yıllar boyunca tekrarlandığını belirten kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Yalnızca tek seferlik bir olayı değil, uzun süreli tekrarı vurgular. Bu cümlede orantısız hedef alınmanın sıra dışı tek bir olay olmadığını, uzun yıllar devam ettiğini gösterir. İfade bir yan cümlenin başında veya sonunda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “uzun yıllar boyunca tekrar tekrar” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The same team reaches the final ____.

Cevabı göster

year after year

If you're one of them,

2:42

Eğer onlardan biriyseniz,

you're probably well aware. Ton ve niyet

2:43

muhtemelen bunun gayet farkındasınızdır.

Ton ve niyet

you're probably well aware.: Dinleyicinin bunu deneyimden zaten bildiğini varsaymak

you're probably well aware, karşıdaki kişinin bir şeyi muhtemelen zaten çok iyi bildiği anlamına gelir. Buradaki well aware, basitçe know demekten daha güçlüdür; doğrudan deneyime dayanan bir aşinalık düşündürür. probably ise ifadeyi yumuşatır ve kesin bir iddia yerine samimi bir tahmin gibi duyulmasını sağlar. Konuşan kişi, muhtemelen aynı sivrisinek sorununu yaşayan dinleyicilere sesleniyor. Onların deneyimini hafif bir takılmayla kabul ediyor ve ortak bir deneyim üzerinden samimi bir hava yaratıyor.

Alıştırma

Konuşan kişi, birçok dinleyicinin deneyimlediği bir sorunu anlattıktan sonra you're probably well aware dedi. Esas olarak ne yapıyor?

  1. Dinleyicilerin daha önce hiç duymadığı yeni bir bilgiyi tanıtıyor.
  2. Dinleyicileri soruna neden olmakla suçluyor.
  3. Dinleyicilerin deneyimleri sayesinde sorunu zaten anladığını tahmin ediyor.
Cevabı göster

Dinleyicilerin deneyimleri sayesinde sorunu zaten anladığını tahmin ediyor.

Sorry about that. Ton ve niyet

2:45

Bunun için üzgünüm.

Ton ve niyet

Sorry about that.: Suç üstlenmeden kısaca empati göstermek

Sorry about that. gerçek bir özür olabilir; ancak konuşanın neden olmadığı tatsız bir durum karşısında üzüntü veya empati belirtmek için de kullanılabilir. Bu ikinci kullanımda That's unfortunate ya da That's too bad ifadelerine yakındır ve sorumluluğu kabul etmek anlamına gelmez. Burada konuşan kişi, bazı dinleyicilerin sivrisinekleri daha çok çekebileceğinden söz ettikten sonra bu ifadeyi kullanıyor. Kısa özür kötü haberi yumuşatıyor ve hafif, teselli edici bir hava katıyor.

Alıştırma

Konuşan kişi, bazı dinleyicilerin sivrisinekleri daha çok çekebileceğinden söz ettikten sonra Sorry about that. diyor. Bunu burada neden söylüyor?

  1. Sivrisinek sorununa kendisinin neden olduğunu kabul etmek için.
  2. Kendisinin neden olmadığı bir sorun için kısaca empati göstermek için.
  3. Ciddi bir zarar için resmî bir özür sunmak için.
Cevabı göster

Kendisinin neden olmadığı bir sorun için kısaca empati göstermek için.

Why this is seems to come down to some skin-specific characteristics. Notlar

2:47

Bunun nedeninin cilde özgü bazı özelliklere bağlı olduğu görülüyor.

Dilbilgisi

Why this is: gömülü soru söz dizimi

Why this is, bu durumun neden böyle olduğuna ilişkin soruyu ifade eder; ancak burada doğrudan bir soru değildir. Gömülü soru yan tümcesinin tamamı seems fiilinin öznesidir; genel yapı Why this is + seems to come down to ... şeklindedir. Why ile başlayan gömülü soru yan tümceleri düz cümle söz dizimini kullanır: why + özne + fiil. Bu nedenle why is this değil, why this is denir. Aynı tür yan tümce, We do not know why this is. örneğindeki gibi nesne olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Doğrudan soru olan “Why is this?” ifadesinin gömülü biçimiyle cümleyi tamamlayın: The screen turns off every hour. ____ remains a mystery.

Cevabı göster

Why this is

Kelime

skin-specific characteristics: X-specific kalıbı

Skin-specific, “cilde özgü” veya “özellikle ciltle ilgili” anlamına gelir. Burada specific yalnızca “ayrıntılı” demek değildir. X-specific kalıbında X, sınırı veya odağı belirleyen şeyi gösterir. Characteristics “özellikler” demektir; dolayısıyla ifade cilde özgü özellikleri anlatır. İngilizcede X-specific biçiminde birleşik bir sıfat oluşturmak ve bunu başka bir isimden önce kullanmak yaygındır. İki parça kısa çizgiyle birleştirilir: age-specific advice, site-specific rules ve species-specific behavior.

Alıştırma

Age sözcüğünü X-specific kalıbıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: The website gives ____ safety advice for children and adults.

Cevabı göster

age-specific

While carbon dioxide exhalations and body heat consistently signal the presence of warm-blooded animals, Notlar

2:52

Karbondioksit solunumu ve vücut ısısı sıcakkanlı hayvanların varlığını sürekli olarak sinyal verse de,

Kalıp ifadeler

signal the presence of: bir şeyin varlığını belirtmek

Burada signal, “belirtmek” veya “göstermek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Özne carbon dioxide exhalations and body heat, nesne ise the presence of warm-blooded animals ifadesidir. signal the presence of + isim kalıbı, bir işaretin söz konusu kişinin, nesnenin veya durumun varlığına işaret etmesi anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve “bir şeyin var olduğunu belirtmek” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Fresh footprints can ____ a large animal nearby.

Cevabı göster

signal the presence of

Kelime

warm-blooded animals, hot-blooded animals değil

Bu cümlede warm-blooded animals, vücut ısılarının büyük bölümünü içeride üreten ve sıcaklıklarını işlevlerini sürdürebilecekleri bir aralıkta tutan hayvanları ifade eder. İnsanlar dâhil kuşlar ve memeliler yaygın olarak bu şekilde tanımlanır. Warm-blooded, animals sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır; bu nedenle isimden önce kullanıldığında kısa çizgiyle yazılır. Bu ifade, karbondioksit ve vücut ısısının yalnızca insanlara değil, birçok hayvana işaret edebileceğini gösterir.

Alıştırma

Vücut ısısını içeriden düzenleyen hayvanlar için kullanılan standart birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: Most mammals are ____ animals.

Cevabı göster

warm-blooded

human body odor is more distinctive.

2:58

insan vücut kokusu daha belirgindir.

Dilbilgisi

While A, B: while ile karşıtlık kurmak

Buradaki while iki olgu arasında karşıtlık kurar; “... sırasında” anlamına gelmez. İlk yan cümle, karbondioksit ve vücut ısısının sıcak kanlı hayvanlar için ortak birer ipucu olduğunu belirtir. Ana cümle ise daha ayırt edici ipucunu, yani insan vücut kokusunu vurgular. While A, B kalıbıyla önce A kabul edilir, ardından B ana nokta olarak sunulur. Bu kalıp açıklama ve karşılaştırmalarda yaygındır; çoğu zaman “A olsa da B” veya “A, buna karşılık B” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede while zaman ilişkisi yerine karşıtlık kurmak için kullanılmıştır?

  1. While Mia was reading, the lights went out.
  2. While both routes are safe, the coastal route is more scenic.
  3. While the soup was cooking, I set the table.
Cevabı göster

While both routes are safe, the coastal route is more scenic.

And everyone hosts different microbial communities on their skin, Kelime

3:00

Ve herkes cildinde farklı mikrobiyal topluluklar barındırır,

Kelime

hosts different microbial communities: fiil olarak host

Burada hosts, canlıların var olabileceği bir yer veya uygun koşullar sağlamak anlamındaki bir fiildir. Nesnesi different microbial communities ifadesidir: Her kişinin cildinde mikroorganizma toplulukları yaşar. Everyone dilbilgisi bakımından tekildir; bu nedenle fiil host değil, hosts olur. Fiil, kişinin mikropları bilinçli olarak davet ettiği veya kontrol ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede host, organizmalara yaşam ortamı sağlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. A coral reef hosts many kinds of marine life.
  2. Leo hosts a quiz show on Saturdays.
  3. The library hosts a book fair each spring.
Cevabı göster

A coral reef hosts many kinds of marine life.

which contribute to unique body odors that likewise vary from person to person. Kalıp ifadeler

3:03

bu da kişiden kişiye benzer şekilde değişen benzersiz vücut kokularına katkıda bulunur.

Kalıp ifadeler

contribute to unique body odors: bir etkeni sonuca bağlamak

Burada contribute to, “bir sonucun oluşmasına yardımcı olmak” ya da “sonucun oluşmasında pay sahibi olmak” demektir. İlgi zamiri which, daha önce sözü edilen cilt mikrop topluluklarını gösterir; to’dan sonra gelen unique body odors ise sonuçtur. Bu ifade, söz konusu toplulukları vücut kokusunun tek nedeni olarak değil, nedenlerinden biri olarak sunar. Başka durumlara da uygulanabilen X contributes to Y kalıbı, X etkenini Y sonucuna bağlar. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle Y bir isim öbeği ya da fiilin -ing biçimi olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede contribute to, “bir sonucun oluşmasına yardımcı olmak” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. Regular exercise can contribute to sleep better.
  2. Regular exercise can contribute better sleep.
  3. Regular exercise can contribute to better sleep.
Cevabı göster

Regular exercise can contribute to better sleep.

Kalıp ifadeler

vary from person to person: bireysel farklılıkları anlatmak

Vary from person to person, “kişiden kişiye farklı olmak” demektir. Cümlede değişen şey body odors olduğundan, ifade vücut kokusunun herkes için aynı olmadığını anlatır. Başka durumlara da uygulanabilen vary from X to X kalıbı, aynı kategorideki farklı üyeleri veya durumları karşılaştırır; fiziksel bir hareket anlatmaz. Benzer ifadeler arasında vary from day to day ve vary from case to case bulunur.

Alıştırma

vary ile başlayan ve from ... to ... kalıbını kullanan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The amount of sleep people need can ____.

Cevabı göster

vary from person to person

Researchers reveal that the receptors mosquitoes use to detect acidic compounds Notlar

3:08

Araştırmacılar, sivrisineklerin asidik bileşikleri tespit etmek için kullandıkları reseptörlerin

Dilbilgisi

the receptors mosquitoes use...: nesne görevindeki ilgi zamirini düşürme

İsim öbeğinin ana ismi receptors sözcüğüdür. mosquitoes use to detect acidic compounds, hangi reseptörlerden söz edildiğini belirten bir ilgi cümleciğidir; tam biçimi that/which mosquitoes use to detect acidic compounds şeklindedir. İlgi zamiri use fiilinin nesnesidir, bu yüzden düşürülebilir. mosquitoes ilgi cümleciğinin öznesidir; receptors ile yan yana sıralanmış ikinci bir isim değildir.

Alıştırma

Nesne görevindeki ilgi zamirini aynı şekilde düşüren doğal isim öbeğini seçin.

  1. the scientists who use sensors to measure temperature
  2. the sensors that measure temperature
  3. the sensors scientists use to measure temperature
Cevabı göster

the sensors scientists use to measure temperature

are especially important in helping them navigate towards humans. Kalıp ifadeler

3:13

insanlara doğru yönlenmelerine yardımcı olmada özellikle önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Anlatım akışı

Researchers reveal that: bir araştırma bulgusunu sunma

Researchers reveal that, önce araştırmacıları bilginin kaynağı olarak gösterir. that ile başlayan yan cümle çalışmaların neyi gösterdiğini verir; böylece bilgi anlatıcının tahmini değil, bir araştırma bulgusu olarak sunulur. Burada reveal, “göstermek veya bilinir hâle getirmek” demektir. Bilim haberlerinde tarafsız olabilir; mutlaka bir sırrı ya da skandalı açığa çıkarmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte Researchers reveal that kalıbının temel işlevi nedir?

  1. Araştırmacıların bir suçu açığa çıkardığını söyler.
  2. Bulguyu aktaran kaynağın araştırmacılar olduğunu gösterir.
  3. İfadenin anlatıcının desteksiz tahmini olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Bulguyu aktaran kaynağın araştırmacılar olduğunu gösterir.

Kalıp ifadeler

be especially important in helping...: bir süreçteki önemli rolü belirtmek

Be important in + -ing, bir şeyin bir süreçte veya etkinlikte kilit rol oynadığını anlatır. Burada alıcıların, sivrisineklerin insanlara doğru ilerlemesine yardım etme sürecinde özellikle önemli bir rol oynadığı belirtilir. İngilizce in edatından sonra -ing biçimi olan helping kullanılır. Bu ifadenin içindeki help them navigate, help + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: them nesnedir ve navigate önünde to kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi be important in + -ing yapısı ve prevent fiiliyle tamamlayın: Regular handwashing is important ____ the spread of germs.

Cevabı göster

in preventing

And indeed,

3:16

Ve nitekim,

humans with more abundant skin acids prove to be consistently more attractive to mosquitoes. Notlar

3:17

daha bol cilt asitlerine sahip insanların sivrisinekler için sürekli olarak daha çekici olduğu kanıtlanmıştır.

Kelime

more abundant skin acids: daha yüksek düzeyde bulunan cilt asitleri

More abundant skin acids ifadesinde abundant, yüksek miktarda bulunan anlamına gelir; more ise karşılaştırma yapar. Bu ifade, bazı insanların cildindeki asitlerin daha yüksek düzeylerde bulunduğunu anlatır. Abundant; maddeler, kaynaklar, türler veya kanıtlarla ilgili bilimsel ve resmî açıklamalarda yaygındır. Tek tek unsurları saymaktan çok toplam miktara veya yaygınlığa odaklanır.

Alıştırma

“Wildflowers are more abundant near the river,” cümlesinde more abundant ne anlama gelir?

  1. daha pahalı
  2. daha asitli
  3. daha yüksek miktarda veya sayıda bulunan
Cevabı göster

daha yüksek miktarda veya sayıda bulunan

Dilbilgisi

prove to be consistently more attractive to mosquitoes: sivrisineklere sürekli olarak daha çekici olduğu ortaya çıkmak

Prove to be + sıfat veya isim, kanıt ya da deneyim sonucunda öznenin belirli bir niteliğe sahip olduğunun anlaşılması demektir. Burada insanlar bir iddiayı kendileri kanıtlamaz; araştırma onların sivrisinekler için daha çekici olduğunu gösterir. Consistently, sonucun yalnızca bir kez değil, tekrar tekrar ortaya çıktığını veya sabit kaldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi prove to be yapısıyla tamamlayın: After several trials, the simple design ____ the most reliable option.

Cevabı göster

proved to be

Because it's such a persistent trait, Dilbilgisi

3:22

Çok kalıcı bir özellik olduğu için,

Dilbilgisi

such a persistent trait: such a + sıfat + tekil isim

Such a + sıfat + tekil sayılabilen isim, bir kişi veya şeyin o niteliğe güçlü ya da dikkat çekici bir derecede sahip olduğunu vurgular. such a persistent trait ifadesinde such, a persistent trait isim öbeğinin tamamını niteler; persistent ise trait kelimesini açıklar. Bu isim yapısında such, a/an öğesinden önce gelir: such a serious problem veya such an unusual result. so a + sıfat + isim sıralamasını kullanmayın.

Alıştırma

serious ve problem sözcüklerini such a + sıfat + isim yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: It is ____ that we need to act now.

Cevabı göster

such a serious problem

certain genes may play a role, Kalıp ifadeler

3:24

belirli genler rol oynayabilir,

Kalıp ifadeler

play a role: sonuca katkıda bulunan etkenlerden biri olmak

Bu cümlede play a role, “etkisi olmak” veya “bir sonuca katkıda bulunan etkenlerden biri olmak” anlamına gelir. Bir tiyatro oyununda rol almak anlamında kullanılmamıştır. may yardımcı fiili ifadeyi temkinli hâle getirir: belirli genler katkıda bulunabilir, ancak tek neden olarak gösterilmez. Söz konusu süreci veya sonucu belirtmek için play a role in + isim ya da -ing biçimi kullanılır: play a role in health; play a role in reducing stress.

Alıştırma

Cümleyi play a role in ile tamamlayın: Regular exercise can ____ reducing stress.

Cevabı göster

play a role in

perhaps by helping determine the skin's microbial composition. Anlatım akışı

3:26

belki de cildin mikrobiyal bileşimini belirlemeye yardımcı olarak.

Anlatım akışı

perhaps by helping determine: olası bir mekanizmayı temkinli biçimde sunmak

Perhaps by helping determine, önceki yan cümledeki iddia için olası bir mekanizma sunar. Perhaps belirsizliği belirtirken by + -ing biçimi “hangi süreç yoluyla?” sorusunu yanıtlar. Burada helping determine, cildin mikrobiyal bileşiminin nasıl olacağına katkıda bulunmak anlamındadır. Bilgi, temkinli bir iddiadan bunun nasıl gerçekleşebileceğine ilişkin temkinli bir açıklamaya ilerler. Bu ifade, mekanizmanın kanıtlanmış olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, kesin olduğunu iddia etmeden olası bir mekanizmayı doğal biçimde sunar?

  1. The device may save energy, but no possible mechanism is suggested.
  2. The device saves energy, and this mechanism has been proven beyond doubt.
  3. The device may save energy, perhaps by adjusting the temperature automatically.
Cevabı göster

The device may save energy, perhaps by adjusting the temperature automatically.

Scientists have observed that mosquitoes demonstrate similar levels of attraction among identical twins Dilbilgisi

3:29

Bilim insanları, sivrisineklerin tek yumurta ikizleri arasında benzer çekicilik seviyeleri gösterdiğini gözlemlemişlerdir

while responding more variably to fraternal twins,

3:35

ancak çift yumurta ikizlerine daha değişken tepkiler verirken,

which supports that there may be some genetic basis at play. Deyimler

3:38

bu da devrede bazı genetik temellerin olabileceğini desteklemektedir.

Dilbilgisi

similar levels ... while responding more variably: while ile sonuçları karşılaştırma

Burada while, birbiriyle karşıtlık oluşturan iki araştırma sonucunu birbirine bağlar. Sivrisinekler tek yumurta ikizlerine benzer düzeylerde çekim gösterirken çift yumurta ikizlerine verdikleri tepkiler daha fazla değişmiştir. Bu yapıda while, "whereas" veya "in contrast", yani “oysa” ya da “buna karşılık” anlamındadır. Bir karşılaştırmayı düzenler; iki tepkinin aynı zamanda gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede while, örnekteki gibi iki sonucu karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. Please take notes while the teacher explains the chart.
  2. Sam listened to music while he cleaned his room.
  3. The new method saved time, while the old method cost less.
Cevabı göster

The new method saved time, while the old method cost less.

Deyimler

genetic basis at play: sonucu etkileyen genetik bir unsur

genetic basis at play ifadesinde basis, altta yatan genetik bir nedeni veya katkıyı; at play ise bunun durumu etkin biçimde etkilediğini belirtir. İfade bir bütün olarak genetiğin bu örüntüyü açıklamaya yardımcı olabileceğini söyler; at play burada oyun oynamakla ilgili değildir. there may be sözleri iddiayı temkinli tutar. Kanıtlar genetik bir etki olabileceğini düşündürür, ancak genetiğin tek neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

be at play kalıbını tamamlayın: Several hidden factors may be ____.

Cevabı göster

at play

But beyond confirming that mosquitoes are in fact conspiring against some of us specifically, Notlar

3:41

Ancak sivrisineklerin aslında özel olarak bazılarımıza karşı komplo kurduğunu doğrulamak bir yana,

Anlatım akışı

beyond confirming that: bir bulgudan daha geniş bir öneme geçmek

Beyond + -ing, anlatımın beyond’dan sonra belirtilen eylemde kalmadığını gösterir. Burada confirming that, zaten doğrulanmış bir bulguyu sunar; daha geniş ifade ise bu bulguya ek olarak neyin önemli olduğuna yönelir. Bu kullanım bilgiyi düzenler: önce araştırmanın neyi doğruladığını kabul eder, ardından daha geniş bir sonuç ya da değere geçer. Fiziksel bir konumu değil, “yalnızca doğrulamakla kalmayıp” anlamını taşır.

Alıştırma

Raporun bir gerçeği doğrulamaktan fazlasını yaptığını göstermek için beyond ve confirm fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ that the leak existed, the report explained how to fix it.

Cevabı göster

Beyond confirming

Deyimler

are in fact conspiring against some of us specifically: mizahi kişileştirme

Bu bölüm, şaka yoluyla sivrisineklere insanlara özgü bir plan yükler. Conspire against normalde birine zarar vermek ya da onu yenmek için gizlice birlikte hareket etmek demektir; ancak sivrisinekler gerçekten plan yapmaz. In fact ve specifically, iddiayı fazladan ciddi ve kesinmiş gibi göstererek şakayı güçlendirir. Asıl anlatılan, bazı insanların sivrisinekleri diğerlerinden daha fazla çekmesidir.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?

  1. Sivrisinekleri, bazı insanları bilerek hedef alıyormuş gibi mizahi biçimde sunar.
  2. Her insanın sivrisinekleri eşit ölçüde çektiğini söyler.
  3. Sivrisineklerin örgütlü gruplar hâlinde bilinçli saldırı planları yaptığını söyler.
Cevabı göster

Sivrisinekleri, bazı insanları bilerek hedef alıyormuş gibi mizahi biçimde sunar.

understanding what makes people mosquito-magnets has serious large-scale implications. Notlar

3:46

insanları neyin sivrisinek mıknatısı yaptığını anlamak ciddi ve büyük ölçekli etkilere sahiptir.

Dilbilgisi

what makes people mosquito-magnets: gömülü bir what yan cümlesi

what makes people mosquito-magnets yan cümlesi, anlaşılmaya çalışılan şeyi belirtir: bazı insanları sivrisinekler için özellikle çekici hedeflere dönüştüren neden. wh yan cümlesinin tamamı understanding sözcüğünün tamamlayıcısıdır. Yan cümlenin içinde make, make + nesne + tümleç yapısını izler: people nesnedir; mosquito-magnets ise onların neye dönüştüğünü anlatan isim görevli tümleçtir. Başka durumlara uygulanabilen what makes X Y kalıbı, “X'in Y olmasına yol açan etken” anlamına gelir. Gömülü yan cümlede bu bildirme cümlesi sırası korunur ve does eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümle understand sonrasında gömülü bir what yan cümlesini doğru kullanıyor?

  1. We are trying to understand what does this plant make resistant to heat.
  2. We are trying to understand what makes this plant resistant to heat.
  3. We are trying to understand what makes resistant to heat this plant.
Cevabı göster

We are trying to understand what makes this plant resistant to heat.

Kelime

serious large-scale implications: önemli ve geniş kapsamlı sonuçlar

Serious large-scale implications, tek bir kişiyi veya küçük bir durumu çok aşan önemli olası etkiler ya da sonuçlar demektir. Serious bunların önemini, large-scale ise etki alanının genişliğini belirtir. Implications; bir olgudan, keşiften veya karardan doğan etkileri, sonuçları ya da anlamları ifade eder. Sözcük, her sonucun zaten gerçekleştiğini ileri sürmez. Yaygın yapı have implications for + alan veya grup şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle geniş kapsamlı olası etkileri anlatmak için serious large-scale implications ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. The new policy could give small businesses a serious large-scale implication.
  2. The new policy could make serious large-scale implications to small businesses.
  3. The new policy could have serious large-scale implications for small businesses.
Cevabı göster

The new policy could have serious large-scale implications for small businesses.

Every year,

3:51

Her yıl,

hundreds of thousands of people die from mosquito-borne diseases, Notlar

3:51

yüz binlerce insan sivrisinek kaynaklı hastalıklardan ölmektedir,

Kalıp ifadeler

hundreds of thousands of people: yaklaşık yüz binlerce kişilik bir miktar

hundreds of thousands of + çoğul sayılabilen isim, yüz binler mertebesinde yaklaşık bir miktarı ifade eder. Buradaki hundreds of thousands of people, çok büyük bir sayıyı, yani yaklaşık birkaç yüz bin kişiyi anlatır; kesin bir toplam vermez. Bu yaklaşık miktar kalıbında hem hundreds hem de thousands -s alır ve isimden önce of kullanılır: hundreds of thousands of visitors.

Alıştırma

Cümleyi hundreds, thousands ve of ile kurulan yaklaşık miktar kalıbıyla tamamlayın: ____ visitors attend the festival each year.

Cevabı göster

Hundreds of thousands of

Kelime

mosquito-borne diseases: 'tarafından taşınan veya bulaştırılan' anlamındaki -borne

mosquito-borne diseases, sivrisinekler tarafından bulaştırılan hastalıklar demektir. Mosquito-borne, diseases sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır; bu nedenle isimden önce kullanıldığında iki parçası kısa çizgiyle birleştirilir. -borne ögesi, bear fiilinin 'taşımak' anlamındaki geçmiş zaman ortacı borne biçiminden gelir. Birleşik sözcüklerde waterborne ve foodborne örneklerinde olduğu gibi taşıyıcıyı veya bulaşma yolunu gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi mosquito ve -borne ile oluşturulan kısa çizgili sıfatla tamamlayın: Malaria is a ____ disease.

Cevabı göster

mosquito-borne

and resources aren't reaching those who need them most. Anlatım akışı

3:55

ve kaynaklar onlara en çok ihtiyacı olanlara ulaşmıyor.

Anlatım akışı

resources aren't reaching those who need them most: kaynaklar en çok ihtiyaç duyanlara ulaşmıyor

Bu yan cümle odağı sorunu anlamaktan dağıtımdaki bir aksaklığa kaydırır: yararlı malzemeler, hizmetler, fonlar veya bilgiler, desteklemesi amaçlanan kişilere ulaşmıyor. Buradaki reach yalnızca bir yere varmak değil, “başarıyla teslim edilmek veya erişime sunulmak” anlamındadır. those who need them most, “bu kaynaklara en çok ihtiyaç duyan kişiler” demektir. them, resources sözcüğüne gönderme yapar. Dolayısıyla cümle, kaynakların hiç olmadığını değil, kaynaklara erişimde eşitsizlik bulunduğunu vurgular.

Alıştırma

“Food assistance is not reaching the families who need it most.” cümlesinde reaching ne anlama gelir?

  1. Ailelerin yardımı almaya gitmesini sağlamak
  2. Hedeflenen ailelere başarıyla sağlanmak
  3. Ailelere fiziksel olarak yaklaşmak
Cevabı göster

Hedeflenen ailelere başarıyla sağlanmak

This knowledge can help inspire solutions, Kalıp ifadeler

3:58

Bu bilgi çözümlere ilham vermeye yardımcı olabilir,

Kalıp ifadeler

can help inspire solutions: çözümlere ilham vermeye yardımcı olabilir

can help inspire solutions, bilgiyi olası bir eyleme bağlar. Burada inspire yalnızca sanatsal ilham vermek değil; fikirlerin, tasarımların veya politikaların geliştirilmesini teşvik etmek ya da tetiklemek anlamındadır. can bunu kesin bir sonuç olarak değil, olası bir etki olarak sunar. help fiilinden sonra to olmadan fiilin yalın hâli kullanılabilir: help inspire. help to inspire da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak help inspire daha kısa ve yaygındır. solutions, inspire fiilinin nesnesidir.

Alıştırma

Cümleyi doğru biçimde tamamlamak için help, inspire ve solutions sözcüklerini kullanın: Careful research can ____.

Cevabı göster

help inspire solutions

like more effective insect repellents that manipulate the skin's microbiome and odors. Kelime

4:00

örneğin cildin mikrobiyomunu ve kokularını manipüle eden daha etkili böcek kovucular gibi.

Kelime

insect repellents: böcekleri uzak tutan ürünler

Insect repellents, böcekleri insanlardan, ciltten, giysilerden veya bir alandan uzak tutan ürün ya da maddeleri ifade eder. Bu cümlede çoğul biçim, farklı kovucu ürün veya yöntemleri anlatır. Burada repellent bir isimdir; “çok itici veya rahatsız edici” anlamındaki sıfat değildir. İfade, böceklerin yaklaşmasını önleyen ürünleri adlandırır; bu ürünlerin böcekleri mutlaka öldürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Böcekleri uzak tutan bir ürünü ifade eden iki sözcüklük İngilizce terimle cümleyi tamamlayın: Before the hike, we applied ____ to our skin.

Cevabı göster

insect repellent

Kelime

manipulate the skin's microbiome and odors: tarafsız teknik kontrol

Burada manipulate, istenen bir etkiyi oluşturmak için cildin mikrobiyomunu ve kokularını bilinçli olarak değiştirmek veya kontrol etmek anlamına gelir. Nesneleri biyolojik özellikler olduğu için fiil burada tarafsız ve teknik bir anlam taşır. İnsanlar, duygular veya bilgiler söz konusu olduğunda manipulate çoğu zaman haksız ya da aldatıcı bir kontrolü anlatır. Hangi anlamın kastedildiğini nesne ve bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede manipulate, örnektekiyle aynı tarafsız ve teknik anlamdadır?

  1. He manipulated his friend into paying the whole bill.
  2. The ad manipulated viewers' fears to sell the product.
  3. Researchers manipulated the humidity to test its effect on the samples.
Cevabı göster

Researchers manipulated the humidity to test its effect on the samples.

And knowing that some people are especially strong mosquito attractors

4:05

Ve bazı insanların özellikle güçlü sivrisinek çekicileri olduğunu bilmek

could also help efforts to get them resources like repellents, Kalıp ifadeler

4:09

onlara kovucular gibi kaynaklar ulaştırma çabalarına da yardımcı olabilir,

Kalıp ifadeler

help efforts to get them resources: insanlara kaynak sağlayan çalışmaları desteklemek

Burada help efforts to..., belirli bir hedefe yönelik çalışmaları veya programları desteklemek anlamına gelir. Hedef get them resources, yani kaynakları bu insanların kullanımına sunmaktır. Get someone something çift nesneli bir kalıptır. Get them resources ifadesinde them kaynakları alan kişileri, resources ise aldıkları şeyi belirtir. İfade “onları kaynağa dönüştürmek” anlamına gelmez. Bu kalıp yardım, kamu politikası ve kamu hizmetleri bağlamlarında yaygındır.

Alıştırma

Get, families ve emergency supplies ifadelerini get someone something kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The donation will help efforts to ____ after the storm.

Cevabı göster

get families emergency supplies

bed nets, vaccines, tests, and treatments. Kültür

4:12

cibinlikler, aşılar, testler ve tedaviler.

Kültür

bed nets, vaccines, tests, and treatments: halk sağlığı kaynakları

Bu liste, sivrisineklerin taşıdığı hastalıklara karşı kullanılan pratik kaynakları belirtir. Bed nets, sivrisinekleri uzak tutmak için uyuma alanlarının çevresine yerleştirilen cibinliklerdir; sıradan çarşaflar değildir. Aşılar bazı hastalıkları önleyebilir, testler enfeksiyonu tespit etmeye yardımcı olur ve tedaviler hasta insanlara bakım sağlar. Bu öğeler birlikte korunmanın farklı aşamalarını kapsar: ısırıklardan kaçınmak, hastalığı önlemek, enfeksiyonu tespit etmek ve hastalığı tedavi etmek.

Alıştırma

Bu halk sağlığı bağlamında bed nets, vaccines, tests, and treatments birlikte hangi işlevleri görür?

  1. Bunların hepsi sıradan yatak odası eşyalarıdır.
  2. Bunların hepsi yalnızca sivrisinek ısırığından sonra kullanılan ilaçlardır.
  3. Isırıkları veya hastalıkları önlemeye, enfeksiyonları tespit etmeye ve hastalıkları tedavi etmeye yardımcı olurlar.
Cevabı göster

Isırıkları veya hastalıkları önlemeye, enfeksiyonları tespit etmeye ve hastalıkları tedavi etmeye yardımcı olurlar.

The results could not only be less itchy, Dilbilgisi

4:15

Sonuçlar sadece daha az kaşıntılı olmakla kalmayabilir,

they could break transmission cycles and save countless lives. Kalıp ifadeler

4:18

bulaşma döngülerini kırabilir ve sayısız hayat kurtarabilirler.

Dilbilgisi

could not only..., they could...: daha büyük bir sonuca geçiş

Burada not only önce daha küçük sonucu, yani daha az kaşıntı olmasını sunar. Ardından gelen yeni they could... tümcesi daha büyük ve önemli sonucu ekler: bulaşma döngülerini kırmak ve hayat kurtarmak. Mantık yine not only A but also B mantığıdır, ancak but also doğrudan A’dan sonra gelmez. Sonraki they could tümcesini ilgisiz, bağımsız bir iddia olarak değil, ikinci ve önemi artırılmış sonuç olarak okuyun.

Alıştırma

Özgün cümlede not only ne işe yarıyor?

  1. Bulaşma döngülerini kırmanın kaşıntıya neden olduğunu gösterir.
  2. Yalnızca itchy sözcüğünü niteler ve sonraki tümceyle bağlantısı yoktur.
  3. Önce daha küçük bir fayda sunar, sonraki tümce de daha önemli bir fayda ekler.
Cevabı göster

Önce daha küçük bir fayda sunar, sonraki tümce de daha önemli bir fayda ekler.

Kalıp ifadeler

break transmission cycles: hastalığın yayılmasını kesintiye uğratmak

Burada break transmission cycles, bir enfeksiyonun insanlar, hayvanlar veya hastalık taşıyan vektörler arasında tekrar tekrar ilerlediği yolları kesintiye uğratmak demektir. Break mecazidir: bir müdahale fiziksel olarak bir şeyi kırmak yerine sürecin devam etmesini engeller. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp break a cycle veya break cycles biçimidir. Aynı sonucu tekrar tekrar üreten zararlı bir süreci durdurmayı anlatır; halk sağlığı bağlamında transmission cycles ifadesi özellikle tekrarlanan enfeksiyon zincirlerini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Vaccination can help ____ and protect whole communities.

Cevabı göster

break transmission cycles

Proving once again the power of combining curiosity with scientific research. Anlatım akışı

4:22

Merakı bilimsel araştırmalarla birleştirmenin gücünü bir kez daha kanıtlıyor.

Anlatım akışı

Sonuç bildiren bir ortaç yapısı olarak Proving once again...

Proving once again..., önceki sonuca dönüp bakan bir şimdiki zaman ortaç yan cümleciğidir. Anlamca öznesi bu önceki sonuçtur; dolayısıyla anlamı This proves once again... ifadesine eşittir ve birine bir şeyi kanıtlamasını söyleyen emir değildir. Sonda kullanıldığında belirli bir sonucu daha geniş bir çıkarıma dönüştürür. Bu kısa yapı, bir olayı veya bulguyu onun gösterdiği daha büyük fikirle bağlayabilir.

Alıştırma

Örnekteki Proving once again... ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyicilere iddiayı kendilerinin kanıtlamasını söyler.
  2. Gelecekte yapılacak ayrı bir deneyi tanıtır.
  3. Önceki sonucun neyi kanıtladığını özetler.
Cevabı göster

Önceki sonucun neyi kanıtladığını özetler.

But how do we distinguish real science like this from pseudoscience? Kalıp ifadeler

4:27

Peki ama bunun gibi gerçek bilimi sözde bilimden nasıl ayıracağız?

Kalıp ifadeler

distinguish A from B: gerçek bilim ... sözde bilimden

distinguish A from B, iki şey arasındaki farkı ayırt etmek veya göstermek demektir. Kalıp distinguish + A + from + B şeklindedir; from, A'nın ayrıldığı ikinci şeyi tanıtır. Bu cümlede A real science like this, B ise pseudoscience ifadesidir. Soru, hangi kanıtların veya özelliklerin bu ikisini ayırmamızı sağladığını sorar.

Alıştırma

distinguish A from B kalıbını ve verilen ifadeleri kullanarak cümleyi tamamlayın: A careful reader must ____. İfadeler: reliable evidence; misinformation.

Cevabı göster

distinguish reliable evidence from misinformation

What makes a scientific claim trustworthy? Dilbilgisi

4:31

Bilimsel bir iddiayı güvenilir kılan nedir?

Dilbilgisi

What makes a scientific claim trustworthy? — What makes X + adjective kalıbı

What makes X + adjective? kalıbı, X’in sıfatla belirtilen özelliğe sahip olmasını hangi etkenlerin sağladığını sorar. Bu cümlede X, a scientific claim; trustworthy ise bu iddianın niteliğini belirtir. Bu yapıda make, “üretmek” değil, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamındadır. Soru, iddianın neden güvenilmeyi hak ettiğini açıklayan gerekçeleri, kanıtları, koşulları veya ölçütleri ister.

Alıştırma

Soruyu What makes X + adjective kalıbıyla tamamlayın: “____ this source reliable?”

Cevabı göster

What makes

Find out with this video.

4:33

Bu videoyla öğrenin.