Solucan kompostu: Solucanlar atıklarımızı nasıl azaltabilir? - Matthew Ross: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
650 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Video, gıda israfının dünya çapındaki maliyetini açıklıyor ve kırmızı solucanların evsel yemek artıklarını ya da büyük miktardaki organik atıkları besin açısından zengin gübreye nasıl dönüştürdüğünü gösteriyor. Böylece atılan maddeler yararlı bir kaynak olarak gıda sistemine geri kazandırılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. ends up in the trash. — Phrasal Verbs: end up ifadesinin çoğu zaman amaçlanmayan nihai bir sonucu vurguladığını anlayabilirsiniz. Bu kalıbı, emek verilmiş yiyeceklerin, paranın veya kullanılabilir malzemelerin sonunda istenmeyen bir yere gitmesini anlatmak için kullanabilirsiniz. 2. making all those once wasted nutrients available again as fertilizer. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Şimdiki zaman ortacıyla kurulan yan yapının önceki sürecin sonucunu nasıl ifade ettiğini fark edebilirsiniz. Bilimsel süreçleri açıklarken bir eylemi onun oluşturduğu yararlı durum ya da sonuçla bağlamak için bu yapıdan yararlanabilirsiniz. 3. can remake waste into an asset, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: waste ile asset arasındaki karşıtlığın temel savı nasıl yeniden çerçevelediğini görebilirsiniz. Bu retorik kalıpla dinleyiciyi atığı maliyetli bir sorun olarak görmekten çıkarıp sürdürülebilir sisteme dönebilen bir kaynak olarak değerlendirmeye yöneltebilirsiniz.

Bu derste

Think of all the food made in the world each year. Anlatım akışı

0:13

Her yıl dünyada üretilen tüm yiyecekleri bir düşünün.

Anlatım akışı

Hayal etmeye davet olarak Think of ...

Think of ... bir emir yapısıdır: think fiilinin yalın biçimiyle başlar ve you öznesini söylemeden dinleyiciye doğrudan seslenir. Burada sert bir emir değil, zihinde bir görüntü oluşturmayı veya bir örneği düşünmeyi dostça öneren bir davettir. Bir açıklamanın başında kullanıldığında, yeni bilgi gelmeden önce dinleyiciye açık bir zihinsel başlangıç noktası verir. of sonrasındaki nesne, neyin hayal edileceğini ya da düşünüleceğini belirtir.

Alıştırma

Dinleyiciyi hayal etmeye çağıran bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ a town where every roof is a garden.

Cevabı göster

Think of

Hard to picture? Ton ve niyet

0:17

Hayal etmesi zor mu?

Ton ve niyet

Eksiltili soru olarak Hard to picture?

Hard to picture? eksiltili bir sorudur; Is it hard to picture? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Çevredeki bağlam bunları kolayca tamamlamayı sağladığı için it öznesi ve is bağ fiili söylenmez. Burada picture, "zihinde bir görüntü oluşturmak" anlamında bir fiildir. Bu kısa takip sorusu, dinleyicinin az önce belirtilen büyük miktarı hayal edip edemediğini kontrol eder ve anlatımı konuşma havasına sokar.

Alıştırma

Hangi tam cümle Hard to picture? ile aynı anlam ve yapıya sahiptir?

  1. Is hard it to picture?
  2. Does it hard to picture?
  3. Is it hard to picture?
Cevabı göster

Is it hard to picture?

Then imagine that you are all of humanity, Anlatım akışı

0:18

O zaman tüm insanlık olduğunuzu hayal edin,

Anlatım akışı

Then imagine that: varsayımsal bir duruma geçiş

Then açıklamayı bir sonraki adıma taşırken imagine that, dinleyicinin geçici olarak hayalî bir durum olarak kabul etmesi gereken bir yan cümleyi başlatır. Then imagine that bir bütün olarak dinleyiciyi önceki bir soru veya fikirden bir düşünce deneyine yönlendirir. Akıl yürütmeyi düzenler; durumun gerçek olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Düşünce deneyini, bir sonraki adıma geçen ve varsayımsal bir yan cümle başlatan dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: First, consider life on a tiny island. ____ no food can be delivered from outside.

Cevabı göster

Then imagine that

Anlatım akışı

all of humanity: herkesi temsil eden tek bir bakış açısı

All of humanity, bütün insanların tek bir grup olarak ele alınması demektir. Bu cümlede tek bir “siz”in bütün grubu temsil ettiğini hayal etmeniz istenir; bu kasıtlı bir abartıdır, gerçek anlamda bir kimlik iddiası değildir. Bu çerçeveleme, dünya ölçeğindeki bir fikri tek bir kişinin hayalî deneyimine dönüştürerek büyük ve soyut bir karşılaştırmayı anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümle, bir kişiden kendisini all of humanity olarak hayal etmesini isteyerek neyi sağlar?

  1. Her insanın hayatının tamamen aynı olduğunu iddia eder.
  2. Dinleyicinin var olan tek insan olduğunu söyler.
  3. Dünya ölçeğindeki bir fikri anlamayı kolaylaştırmak için tek bir hayalî bakış açısı kullanır.
Cevabı göster

Dünya ölçeğindeki bir fikri anlamayı kolaylaştırmak için tek bir hayalî bakış açısı kullanır.

and on a plate in front of you is the one lovely annual meal you make for yourself. Dilbilgisi

0:21

ve önünüzdeki tabakta kendiniz için hazırladığınız o tek, enfes, yıllık yemek var.

Dilbilgisi

on a plate in front of you is: yer ifadesinin başa alındığı devrik yapı

Yer bildiren “on a plate in front of you” ifadesi başa gelir ve ardından is + özne sıralaması kullanılır. Gerçek özne, uzun isim öbeği “the one lovely annual meal you make for yourself”tir; “a plate” değildir. Bu, yer ifadesinin başa alındığı bir yer bildiren devrik yapıdır. Konuşan kişi önce sahneyi kurar, sonra o sahnedeki şeyi tanıtır. Böylece betimleme daha görsel ve adım adım açılıyormuş gibi hissedilir.

Alıştırma

Yeni bir nesneyi tanıtmak için aynı yer bildiren devrik yapıyı doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Is on the desk a small box.
  2. On the desk a small box is.
  3. On the desk is a small box.
Cevabı göster

On the desk is a small box.

You did all sorts of work putting that meal on your table. Kalıp ifadeler

0:26

O yemeği masanıza getirmek için her türlü işi yaptınız.

Kalıp ifadeler

all sorts of: birçok farklı türde

“All sorts of + isim”, “birçok farklı türde…” anlamına gelir. Buradaki “all sorts of work”, yemeği masaya getirmek için birçok farklı iş yapıldığını anlatır. Bu ifadenin ardından “all sorts of questions” örneğindeki gibi çoğul sayılabilen bir isim veya “all sorts of work” ve “all sorts of trouble” örneklerindeki gibi sayılamayan bir isim gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “birçok farklı türde” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The workshop offers ____ creative activities.

Cevabı göster

all sorts of

You must be eager to consume the fruits of your labor, Deyimler

0:29

Emeğinizin meyvelerini tüketmek için sabırsızlanıyor olmalısınız,

Deyimler

the fruits of your labor: yoğun emekle kazanılan sonuçlar

The fruits of your labor, sıkı çalışmanın ortaya çıkardığı sonuçları veya ödülleri anlatan bir deyimdir. Buradaki fruits mecazidir; yalnızca yiyecek veya tarımla ilgili değildir. Bu cümlede consume, bu sonuçların tadını çıkarmak veya onlardan yararlanmak anlamına gelebilir. Çevredeki benzetme dünya üzerindeki yiyecekleri bir öğün gibi sunduğu için fruits ve consume gerçekten yemek yeme düşüncesini de çağrıştırır ve bir kelime oyunu oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi “onun yoğun emeğinin sonuçları” anlamındaki deyimle tamamlayın: After months of rehearsing, Maya finally enjoyed ____.

Cevabı göster

the fruits of her labor

and the vegetables and meats and waffles of your labor too, Anlatım akışı

0:32

emeğinizle elde ettiğiniz sebzeleri, etleri ve waffle'ları da,

right? Ton ve niyet

0:34

değil mi?

Anlatım akışı

the vegetables and meats and waffles of your labor: bir deyimi mizah için genişletmek

Bu ifade, the fruits of your labor kalıbını bilerek kopyalar ancak fruits yerine başka yiyeceklerden oluşan bir liste koyar. The vegetables, meats, and waffles of your labor İngilizcede yerleşik deyimler değildir. of your labor bölümünün korunması, önceki mecazı yeniden gerçek yiyeceklere dönüştürür ve listeyi giderek daha saçma hâle getirir. Bu, espriyi güçlendiren aşamalı bir ektir; gerçek yiyeceklerin listesi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “the vegetables and meats and waffles of your labor” neden komiktir?

  1. Konuşanın gerçekte hangi yiyecekleri ürettiğini açıklar.
  2. Bilinen bir deyimi kopyalar ve deyimdeki mecazi fruits sözcüğünü yeniden gerçek bir yiyecek listesine dönüştürür.
  3. İngilizcede çalışmanın ödülleri için kullanılan standart kategorileri sıralar.
Cevabı göster

Bilinen bir deyimi kopyalar ve deyimdeki mecazi fruits sözcüğünü yeniden gerçek bir yiyecek listesine dönüştürür.

Ton ve niyet

right? ile onay veya doğrulama istemek

Bir ifadenin sonundaki right?, dinleyiciden az önce söylenene katılmasını veya onu doğrulamasını ister. Bu örnekte önceki ifade çevredeki konuşmadan anlaşıldığı için right? tek başına kullanılır ve anlatımı daha etkileşimli hâle getirir. Konuşan kişi genellikle karşı tarafın katılmasını bekler, ancak bu ifade gerçek bir kontrol sorusu da olabilir. Burada right “doğru” anlamındadır; yön, konum veya hak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede doğrulama istemek için cümle sonundaki right? doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Right you brought the map?
  2. You brought the map, right?
  3. You right brought the map?
Cevabı göster

You brought the map, right?

Well,

0:35

Ee,

oddly enough, Kalıp ifadeler

0:36

ne tuhaftır ki,

Kalıp ifadeler

oddly enough ile beklenmedik bilgi sunmak

Oddly enough “garip bir şekilde” veya “şaşırtıcı biçimde” anlamına gelir. Normalde beklenebilecek şeye ters düşen bir bilgiyi tanıtır. Bu ifade bütün cümle hakkında yorum yapar; çoğunlukla cümle başında bulunur ve ardından virgül gelir. Burada enough kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır ve bir şeyin yeterli miktara ulaştığını anlatmaz. Well, oddly enough, içindeki well ise yalnızca beklenmedik geçişi tanıtmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi “şaşırtıcı biçimde” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____, the least experienced player won the match.

Cevabı göster

Oddly enough

a third of that meal ends up in the trash. Notlar

0:36

o yemeğin üçte biri çöpe gidiyor.

Kalıp ifadeler

a third of: üçte biri ifade etmek

A third of + isim, bir bütünün üç eşit parçasından birini ifade eder. Burada that meal tek bir bütün olarak ele alınır; dolayısıyla a third of that meal anlatılan kısmı gösterir. Fiil genellikle of'tan sonra gelen ismin tekil ya da çoğul olmasına uyar: A third of the food is wasted, ancak A third of the students are absent. Örnekte meal tekil olduğu için fiil de tekil biçim olan ends'i alır.

Alıştırma

Hangi cümlede a third of doğru özne-fiil uyumuyla kullanılmıştır?

  1. A third of the students is absent today.
  2. A third of the students are absent today.
  3. A thirds of the students are absent today.
Cevabı göster

A third of the students are absent today.

Öbek fiiller

ends up in the trash: istenmeyen bir sonuca varmak

End up ifadesinden sonra bir yer öbeği veya durum geldiğinde, bir sürecin sonundaki sonucu anlatır; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış ya da istenmemiştir. Örnekte tekil özne a third of that meal, fiilin tekil biçimi ends up ile kullanılır. In the trash, bir şeyin atık olarak değerlendirildiğini belirtir. Bu nedenle ends up in the trash yalnızca bulunduğu yeri değil, yiyeceğin sonunda çöpe atılması sonucunu vurgular.

Alıştırma

Planlanmamış bir son konumu göstermek için cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The missing package ____ at our neighbor's house.

Cevabı göster

ended up

A third of the food we eat globally.

0:39

Küresel olarak yediğimiz yiyeceklerin üçte biri.

An estimated 1.3 billion tons Kalıp ifadeler

0:42

Tahminen 1.3 milyar tonu

ends up as waste.

0:47

atık olarak son buluyor.

Kalıp ifadeler

An estimated + miktar: tahmini bir sayı belirtmek

An estimated + sayı veya miktar, verilen rakamın kesin bir sayım değil, yaklaşık bir değer olduğunu belirtir. Burada an estimated 1.3 billion tons, mevcut bilgilere dayanarak yaklaşık 1,3 milyar ton anlamına gelir. Bu kısa yapı haberlerde, raporlarda ve sunumlarda yaygındır. Genel büyüklüğü gösterirken veride bir miktar belirsizlik olduğunu da bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle 2,000 sayısının yaklaşık bir değer olduğunu açıkça belirtir?

  1. A total of 2,000 birds visit the lake each winter.
  2. Exactly 2,000 birds visit the lake each winter.
  3. An estimated 2,000 birds visit the lake each winter.
Cevabı göster

An estimated 2,000 birds visit the lake each winter.

All the work we put into producing that food is wasted. Kalıp ifadeler

0:49

O yiyeceği üretmek için harcadığımız onca emek boşa gidiyor.

Kalıp ifadeler

work we put into producing: bir etkinliğe harcanan emek

the work we put into producing that food ifadesinde work, iş pozisyonu değil, harcanan çaba veya emek anlamına gelir. we put into producing that food bölümü hangi emekten söz edildiğini belirtir; nesne görevindeki ilgi zamiri that düşürülmüştür: the work that we put into producing that food. Yeniden kullanılabilen kalıp put work into doing something şeklindedir ve bir şeyi yapmak için emek vermeyi anlatır. Burada into bir edattır, bu nedenle sonraki fiil producing örneğinde olduğu gibi -ing biçimini alır.

Alıştırma

put work into doing something kalıbını prepare fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The class put a lot of work into ____ the school play.

Cevabı göster

preparing

And what's worse, Anlatım akışı

0:52

Ve daha da kötüsü,

it costs us. Kelime

0:53

bize pahalıya mal oluyor.

Anlatım akışı

what's worse: daha ciddi bir sorunu belirtmek

What's worse, dinleyiciye sıradaki noktanın az önce belirtilen sorundan daha ciddi veya daha olumsuz olduğunu bildiren bir söylem bağlacıdır. Burada it costs us ifadesini daha ağır sonuç olarak sunar. Bir cümlenin önüne geldiğinde o cümlenin tamamını sorunun ağırlaşması olarak çerçeveler. Böylece yeni bilgi, yalnızca ek bir gerçek değil, daha ciddi bir sorun olarak anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘daha da kötüsü’ anlamına gelen iki kelimelik bağlaçla tamamlayın: The laptop keeps freezing. ____, it has deleted my homework twice.

Cevabı göster

What's worse

Kelime

it costs us: cost ile bir kayba yol açmak

it costs us ifadesinde cost, bir durumun bize kayıp veya yük getirdiği anlamına gelir; yalnızca satın alınan bir şeyin fiyatını belirtmek zorunda değildir. Örtük bedel para, zaman, kaynak veya bir fırsat olabilir. Kullanışlı yapı neden + cost + etkilenen kişi + kayıp şeklindedir; belirli kayıp bazen söylenmeden bırakılabilir. Altyazıda it, konuşulmakta olan duruma gönderme yapar, us etkilenen kişileri gösterir ve tam kaybı bağlam açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle bir hatanın kayba neden olduğunu anlatmak için cost sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. We cost valuable time on the mistake.
  2. The mistake cost us valuable time.
  3. The mistake spent us valuable time.
Cevabı göster

The mistake cost us valuable time.

America alone spends an estimated 165 billion dollars a year Notlar

0:55

Sadece Amerika, gıda atıklarını yönetmek için yılda tahminen 165 milyar dolar

Kelime

America alone: alone ile “yalnızca Amerika” anlamı

America alone ifadesinde alone, odakladığı ismin ardından gelir ve “yalnızca Amerika” ya da “Amerika ayrı olarak ele alındığında” anlamını taşır. Bu tek ülkenin harcamasının bile çok büyük olduğunu, başka ülkeler eklendiğinde toplamın daha da artacağını gösterir. Bu, alone sözcüğünün odaklama kullanımıdır; “yalnız” veya “yardım almadan” anlamı değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “isim öbeği + alone + fiil” şeklindedir ve tek bir kişinin, yerin ya da grubun sayısı bir görüşü desteklemeye yettiğinde sıkça kullanılır.

Alıştırma

“Yalnızca bu kütüphane” anlamını vermek için “isim öbeği + alone” kalıbını tamamlayın: This library ____ lends more than a million books each year.

Cevabı göster

alone

managing food waste.

0:59

harcıyor.

Dilbilgisi

spends ... managing food waste: spend money doing something yapısı

Cümle “spend + para miktarı + -ing” yapısını kullanır: miktar spends sözcüğünden sonra gelir ve managing food waste paranın kullanıldığı faaliyeti belirtir. Bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde paranın nasıl kullanıldığını anlatırken “özne + spend/spent + para + -ing” yapısını kullanın. -ing öbeği cümlenin ana fiili değildir; harcamanın açıklamasını tamamlar.

Alıştırma

Spend + money + doing yapısını kullanmak için cümleyi upgrade fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Last year, the library spent $20,000 ____ its computer system.

Cevabı göster

upgrading

We're wasting food, Anlatım akışı

1:01

Yiyecekleri israf ediyoruz,

energy,

1:02

enerjiyi,

and money.

1:03

ve parayı.

Anlatım akışı

wasting food, energy, and money: üç öğeli bir liste

wasting food, energy, and money ifadesinde üç isim, wasting sözcüğünden sonra eş görevli bir dizi oluşturur. Her isim israf edilen bir şeyi belirtir ve and bağlacı son öğeyi işaretler. Üç öğeli liste, iddiayı tek bir kaynaktan birkaç kaynağa genişletir. Ayrıca cümleye belirgin bir ritim vererek anlatılan noktayı daha kapsamlı ve güçlü hissettirir.

Alıştırma

food, energy, and money şeklindeki üç öğeli liste cümlede ne yapar?

  1. Yalnızca paranın israf edildiğini söyler.
  2. energy ve money sözcüklerini food için açıklama hâline getirir.
  3. İsraf edilen üç tür kaynağı belirterek iddianın kapsamını genişletir.
Cevabı göster

İsraf edilen üç tür kaynağı belirterek iddianın kapsamını genişletir.

Perhaps worst of all, Anlatım akışı

1:04

Belki de en kötüsü,

Anlatım akışı

Perhaps worst of all: sonraki noktayı temkinli biçimde en ciddi olarak sıralamak

Perhaps worst of all, bir gruptaki sonraki noktayı muhtemelen en ciddi nokta olarak sunan bir geçiş ifadesidir. Worst of all bu noktayı daha önce belirtilen noktaların üstüne yerleştirirken perhaps bu sıralamayı yumuşatır ve mutlak bir iddia yerine temkinli bir değerlendirmeye dönüştürür. Bu ifade genellikle tanıttığı noktadan önce gelir. Buradaki virgül, konuşmacının bu noktayı açıklayarak devam etmek üzere olduğunu gösterir.

Alıştırma

Perhaps worst of all bir savda neyi belirtir?

  1. Önceki sorunların hepsinin hayal ürünü olduğunu söyler.
  2. Muhtemelen en ciddi olan noktayı temkinli biçimde tanıtır.
  3. Sonraki noktanın önceki noktalarla ilgisiz olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Muhtemelen en ciddi olan noktayı temkinli biçimde tanıtır.

we're wasting the chance to change, Kalıp ifadeler

1:05

değişme şansını israf ediyoruz,

Kalıp ifadeler

Değişme fırsatını boşa harcamak

waste the chance to do something, bir şeyi yapmak için gerçek bir fırsat olduğu hâlde bu fırsatı iyi değerlendirmemek demektir. Burada to change, fırsatın hangi eylem için olduğunu belirtir. We're wasting şimdiki zaman yapısındadır; yani konuşan kişi fırsatın şimdi veya içinde bulunulan dönemde boşa gittiğini düşünür. Eylemi belirtmek için chance to + fiilin yalın hâli kullanılır: a chance to change, a chance to learn veya a chance to help.

Alıştırma

Cümleyi waste the chance to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We're ____ improve our plan before the deadline.

Cevabı göster

wasting the chance to

to make the system of food consumption more efficient.

1:07

gıda tüketim sistemini daha verimli hale getirme şansını.

If you want to bring on that change, Notlar

1:10

Eğer bu değişimi getirmek istiyorsanız,

Dilbilgisi

If you want to...: bir hedefi öneriye bağlamak

If you want to + fiilin yalın hâli, dinleyicinin sahip olabileceği bir hedefi belirten bir if yan cümlesi başlatır. Ardından genellikle bu hedefe ulaşmak için bir eylem, öneri veya gereklilik bildiren ana cümle gelir. Örnekte If you want to bring on that change yalnızca koşulu belirtir; mesajı tamamlamak için sonraki ana cümle gerekir. Bu kalıp, öneriyi dinleyicinin istediği şeyle ilişkilendirdiği için doğrudan bir emirle başlamaktan genellikle daha az sert duyulur.

Alıştırma

Öneriyi If you want to ile tamamlayın: ____ get better at drawing, practice for ten minutes every day.

Cevabı göster

If you want to

Kalıp ifadeler

bring on that change: bir değişimi başlatmak

Bu cümlede bring on that change, “o değişimin gerçekleşmesine neden olmak” veya “başlamasına yardımcı olmak” anlamına gelir. Bring on bir öbek fiildir; that change ise ortaya çıkarılan sonuçtur. Bu ifade, bir şeyi fiziksel olarak bir yere taşımak anlamına gelmez. Sonuç olumlu da olumsuz da olabilir; hangisinin kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede bring on, “bir sonucun başlamasına neden olmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Please bring the box on Tuesday.
  2. Bring on the next player!
  3. A lack of sleep can bring on a headache.
Cevabı göster

A lack of sleep can bring on a headache.

you should know about a humble yet diligent and ever so crucial ally, Anlatım akışı

1:12

mütevazı ama çalışkan ve bir o kadar da hayati olan bir müttefiki tanımalısınız,

the worm.

1:16

solucanı.

Anlatım akışı

a humble yet diligent and ever so crucial ally: karşıtlık ve kişileştirme

Ally adı, solucanı insanlarla aynı amaç doğrultusunda çalışan bir yardımcı olarak sunar. Bir hayvana ally demek kişileştirmedir: solucanın sıradan bir canlıdan çok bir ortak gibi algılanmasını sağlar. Betimleme, bilgilerin veriliş sırasını da düzenler. Humble yet diligent, kolayca gözden kaçmak ile çalışkan olmak arasında karşıtlık kurar; ever so ise crucial sözcüğünü güçlendirir. Kimlik, sondaki açıklayıcı ifade olan the worm bölümüne kadar saklanır; böylece açıklamadan önce övgü gelir.

Alıştırma

Vurgulanan betimleme bilgileri nasıl düzenliyor?

  1. Solucanın bir düşmana dönüşebileceği konusunda uyarır.
  2. Önce kimliği belirtilmeyen bir yardımcıyı över, sonra bu yardımcının solucan olduğunu açıklar.
  3. Üç farklı solucan türünü sıralar.
Cevabı göster

Önce kimliği belirtilmeyen bir yardımcıyı över, sonra bu yardımcının solucan olduğunu açıklar.

Worms convert organic waste and other compostable products Notlar

1:18

Solucanlar organik atıkları ve kompostlanabilir diğer ürünleri

into natural fertilizers.

1:21

doğal gübrelere dönüştürür.

Kalıp ifadeler

convert X into Y: bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek

Convert X into Y, X’i değiştirip Y hâline getirmek demektir. X başlangıçtaki maddeyi veya biçimi, Y ise sonucu belirtir. Bu cümlede değişimi solucanlar sağlar: organic waste and compostable products X’tir, natural fertilizers ise Y’dir. Bu yapı bilim, üretim, enerji ve diğer süreçler açıklanırken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi convert fiilinin doğru biçimiyle ve sonucu belirten edatla tamamlayın: Every day, this machine ____ food scraps ____ compost.

Cevabı göster

converts · into

Kelime

compostable products: kompostlamaya uygun nesneler

Compostable products, uygun koşullarda kompostlama sürecinde parçalanıp kompostun bir parçası hâline gelebilen nesne veya malzemelerdir. Buradaki products yalnızca satılan ürünleri değil, fiziksel nesneleri veya malzemeleri de ifade eder. Bu ifade ambalaj, gıda atığı ve atık ayrıştırma konularında sık kullanılır.

Alıştırma

Compostable products ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Uygun kompostlama koşullarında parçalanabilen nesneler
  2. Geri dönüştürülerek yeni plastiğe dönüştürülebilen tüm atıklar
  3. Bahçecilik için satılan tüm ürünler
Cevabı göster

Uygun kompostlama koşullarında parçalanabilen nesneler

Up to 75% of what we put in the waste stream Notlar

1:23

Çöpe attığımız şeylerin %75'e kadarı

can become food and bedding material for vermicomposting.

1:26

solucan kompostu için yiyecek ve yatak malzemesi olabilir.

Kalıp ifadeler

Up to 75%: %75'lik üst sınır

Up to 75%, “%75'e kadar” veya “en fazla %75” demektir. Oran %75'e ulaşabilir, ancak daha düşük de olabilir. Oranın her zaman tam olarak %75 olduğunu söylemez. up to + sayı yapısı; miktar, oran, süre, yaş veya ölçülebilen başka bir değer için üst sınır verir.

Alıştırma

up to 75%, mümkün olan oran hakkında ne söyler?

  1. Oran her zaman tam olarak %75'tir.
  2. Oran %75 veya daha yüksek olmalıdır.
  3. Oran %75'ten düşük olabilir, ancak daha yüksek olamaz.
Cevabı göster

Oran %75'ten düşük olabilir, ancak daha yüksek olamaz.

Kelime

the waste stream: atık yönetimi sisteminde ilerleyen atıklar

The waste stream, yani atık akışı; atılan malzemelerin onları toplayan, ayıran, geri dönüştüren, kompostlayan, yakan veya bertaraf eden sistemlere girmesi ve bu sistemlerde ilerlemesidir. Bu cümlede put something in the waste stream, bir şeyi atarak bu sisteme sokmak demektir. Stream burada mecazdır: atıkları bir güzergâh boyunca ilerleyen malzemeler olarak gösterir.

Alıştırma

Bir çevre raporunda the waste stream neyi ifade eder?

  1. Kanalizasyon borularından akan kullanılmış suyu
  2. Toplama ve işleme sistemlerinde ilerleyen atılmış malzemeleri
  3. İçinde çöp bulunan doğal bir dereyi
Cevabı göster

Toplama ve işleme sistemlerinde ilerleyen atılmış malzemeleri

You can create a worm bin in your own home Kelime

1:30

Kompostlaştırma sürecini uygulamalı olarak görmek için

to see the composting process in action. Kalıp ifadeler

1:32

kendi evinizde bir solucan kutusu oluşturabilirsiniz.

Kelime

worm bin: solucan kompostu için bir kap

Bu cümlede worm bin, solucanların uygun yiyecek artıklarını ve diğer organik maddeleri parçalamaya yardım ettiği solucan kompostu için hazırlanmış bir kaptır. Bu birleşik isim kabı yalnızca içindekilere göre değil, amacına göre adlandırır. Bu nedenle create a worm bin, rastgele solucanları sıradan bir kutuya koymak değil, bu küçük kompost sistemini evde kurmak demektir.

Alıştırma

Bu kompostlama bağlamında worm bin ne anlama gelir?

  1. Uygun organik atıkları solucanlarla kompost yapmak için kullanılan bir kap
  2. Böcekleri yiyeceklerden uzak tutmak için tasarlanmış bir kap
  3. Tesadüfen içinde solucan bulunan sıradan bir saklama kutusu
Cevabı göster

Uygun organik atıkları solucanlarla kompost yapmak için kullanılan bir kap

Kalıp ifadeler

composting process in action: sürecin gerçekten gerçekleşmesi

Burada in action, “gerçekten çalışırken veya gerçekleşirken” anlamına gelir. see the composting process in action, yalnızca hakkında okumak ya da sabit bir görüntüye bakmak yerine gerçek süreci meydana geldiği sırada gözlemlemek demektir. see/watch + kişi ya da şey + in action kalıbı, birinin performansına veya bir şeyin çalışmasına odaklanmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “gerçekten çalışırken” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: During the tour, we saw the printing press ____.

Cevabı göster

in action

First off, Anlatım akışı

1:35

Öncelikle,

you need worms.

1:35

solucanlara ihtiyacınız var.

Anlatım akışı

First off, ile ilk adımı belirtmek

First off, ilk maddeyi veya adımı tanıtan, konuşma diline özgü bir düzenleyici ifadedir. Bu cümlede you need worms ifadesinin başlangıçta gereken şey olduğunu gösterir. Genellikle bir cümleciğin başında yer alır; ardından virgül ve ilk yönerge ya da nokta gelir. Dinleyenin bilgi sırasını takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki konuşma dili düzenleyicisiyle tamamlayın: ____, unplug the lamp before changing the bulb.

Cevabı göster

First off

And not your typical earthworms.

1:37

Hem de bildiğiniz toprak solucanları değil.

You need red worms, Kültür

1:38

Kırmızı solucanlara ihtiyacınız var,

Eisenia foetida,

1:40

Eisenia foetida,

Kültür

red worms, Eisenia foetida: yaygın ad ve bilimsel ad

red worms, Eisenia foetida ifadesinde red worms yaygın addır, Eisenia foetida ise bilimsel addır. Bilimsel ad, aynı varlığı açıklayan eş görevli bir ögedir: ikinci bir hayvan türü eklemek yerine aynı solucanları daha kesin biçimde tanımlar. Yaygın ad ile bilimsel adı birleştiren bu kalıp, bilimsel açıklamayı kolay anlaşılır tutarken türü de kesin biçimde belirtir.

Alıştırma

red worms, Eisenia foetida ifadesinde Eisenia foetida nasıl bir görev görür?

  1. Ayrıca gereken, ilgisiz ikinci bir hayvanı adlandırır.
  2. red worms denilen türün bilimsel adını verir.
  3. red worms türünün ne yemesi gerektiğini açıklar.
Cevabı göster

red worms denilen türün bilimsel adını verir.

the species responsible for most vermicomposting in North America. Kalıp ifadeler

1:41

Kuzey Amerika'daki solucan kompostunun çoğundan sorumlu tür.

Kalıp ifadeler

species responsible for: bir süreci yürüten türü belirtmek

the species responsible for most vermicomposting ifadesinde species ana isimdir. responsible for most vermicomposting bölümü, hangi türden söz edildiğini açıklar. Daha uzun biçimi the species that is responsible for most vermicomposting şeklindedir. Burada responsible for tarafsız ve bilimsel bir ilişkiyi gösterir: bu tür, sürecin büyük kısmını gerçekleştirir veya mümkün kılar. Ahlaki bir suçlama anlamına gelmez. responsible for + isim ya da -ing biçimi, bir şeye neyin neden olduğunu, neyin onu gerçekleştirdiğini veya neyin ana rolü oynadığını belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “ana rolü oynamak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: These bacteria are ____ breaking down the waste.

Cevabı göster

responsible for

These red wigglers are surface dwellers who don't burrow too deep. Notlar

1:45

Bu kırmızı kıpır kıpır şeyler, yüzeyde yaşarlar ve çok derine inmezler.

Kültür

red wigglers: kompost solucanlarının yaygın adı

red wigglers terimi, önceki cümlede Eisenia foetida olarak tanımlanan kompost solucanlarının yaygın adıdır. Red onların kırmızımsı rengini belirtir; wigglers ise hareket ederken kıvrılan veya bükülen şeyler anlamına gelir. Bu cümlede These red wigglers ifadesi, kompost yapımında kullanılan bu belirli solucan türüne gönderme yapar. Her toprak solucanının veya her solucanın adı değildir.

Alıştırma

Eisenia foetida ve solucan gübresi üretimiyle ilgili bir derste red wigglers ne anlama gelir?

  1. Söz konusu kompost solucanlarının yaygın adı
  2. Bütün toprak solucanı türlerinin bilimsel adı
  3. Kırmızı bitkilerde yaşayan böceklerin adı
Cevabı göster

Söz konusu kompost solucanlarının yaygın adı

Kelime

surface dwellers: yüzeye yakın yaşayan canlılar

Bu cümlede surface dwellers, çevrelerinin çok alt kısımlarında değil, çoğunlukla üst katmanında yaşayan canlılar anlamına gelir. Surface nerede yaşadıklarını belirtir; dwellers ise bir yerde yaşayan canlıları veya insanları ifade eder. 「Yer veya ortam + dwellers」 yapısı, insanları ya da hayvanları olağan yaşam alanlarına göre sınıflandırır; city dwellers ve forest dwellers buna örnektir. Burada solucanların belirli bir anda tesadüfen bulunduğu yer değil, normal ekolojik bölgeleri anlatılır.

Alıştırma

Cümlede surface dwellers ne anlama geliyor?

  1. Yüzeye yalnızca yiyecek bulmak için gelen canlılar
  2. Yuvalarını her zaman yerin çok altında yapan canlılar
  3. Çoğunlukla yüzeye yakın yaşayan canlılar
Cevabı göster

Çoğunlukla yüzeye yakın yaşayan canlılar

Kelime

burrow too deep: fazla derine kazmak

Bu cümlede burrow, toprağı kazarak içine girmek veya içinde ilerlemek, çoğu zaman da bir tünel ya da oyuk oluşturmak anlamına gelir. Solucan, tavşan veya köstebek gibi hayvanların yer altında hareket etmesini ya da barınak yapmasını anlatan özel bir fiildir. Too deep normalde uygun veya beklenen düzeyden daha derin demektir. Don't burrow too deep ifadesinin buradaki pratik anlamı, bu solucanların çok aşağı inmediği ve bu nedenle yüzeye nispeten yakın kaldığıdır; hiç yuva kazmadıkları anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir hayvanın toprağın içinde uygun olandan daha derine indiği anlamına gelir?

  1. The mole dug a deep hole beside the tree.
  2. The mole burrowed too deep.
  3. The mole did not burrow very deep.
Cevabı göster

The mole burrowed too deep.

They're optimal feeders around room temperature,

1:49

Oda sıcaklığında en ideal şekilde beslenirler,

and they're well suited to converting organic waste into usable fertilizer. Kalıp ifadeler

1:51

ve organik atıkları kullanılabilir gübreye dönüştürmeye çok uygundurlar.

Kalıp ifadeler

well suited to converting: yüksek uygunluk anlatan be well suited to + -ing yapısı

Be well suited to + bir isim ya da -ing biçimi, bir kişi veya şeyin bir görev için doğru niteliklere sahip olduğunu belirtir. Burada solucanlar, organik atıkları gübreye dönüştürme işine çok uygundur. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle converting, etkinliğin adını veren bir -ing biçimidir. Well, suited sözcüğünü güçlendirir: solucanlar bunu yalnızca yapabilmekle kalmaz, doğal özellikleri onları bu iş için özellikle uygun kılar.

Alıştırma

Well suited to ve carry fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This lightweight bag is ____ groceries.

Cevabı göster

well suited to carrying

Now,

1:56

Şimdi,

your worms might be vermin, Dilbilgisi

1:56

solucanlarınız haşere gibi görünebilir,

but they need a comfortable space to live and work.

1:58

ama yaşamak ve çalışmak için rahat bir alana ihtiyaçları var.

Dilbilgisi

might be ..., but ...: ana noktadan önce ödün verme

Might be X, but Y kalıbı önce X'in makul bir tanım olabileceğini kabul eder, ardından daha önemli nokta olarak Y'ye geçer. Burada vermin olumsuz etiketi önce kabul edilir; konuşmacının vurgulamak istediği nokta ise rahat bir alana duyulan ihtiyaçtır. Bu ödün verme kalıbında might ilk iddiayı yumuşatır. Yalnızca belirsizlikten fazlasını anlatabilir: X kabul edilse bile Y hâlâ doğrudur. Temel karşıtlık but ile başlayan bölümde yer alır.

Alıştırma

Ödün verme ve karşıtlık kalıbını might be ve but ile tamamlayın: The route ____ longer, ____ it is much safer.

Cevabı göster

might be · but

Some bedding materials,

2:00

Biraz yatak malzemesi,

either shredded paper or cardboard,

2:01

parçalanmış kâğıt veya karton,

some moisture,

2:03

biraz nem,

and of course,

2:04

ve tabii ki,

food.

2:05

yiyecek.

Mainly,

2:06

Temel olarak,

your leftovers,

2:06

yemek artıklarınız,

slightly decomposed table scraps. Kelime

2:08

hafif bozulmuş sofra atıkları.

Kelime

table scraps: yemekten sonra kalan küçük yiyecek artıkları

Table scraps, yemekten sonra tabaklarda kalan veya tabaklardan temizlenen küçük yiyecek parçalarıdır. Scraps, genellikle atılan, hayvanlara verilen ya da kompost yapılan küçük artıkları vurgular; table, mobilyanın kırık olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede table scraps, your leftovers ifadesini daha belirgin biçimde açıklayarak biraz ayrışmaya başlamış yiyecek atıklarını anlatır.

Alıştırma

We collect table scraps for composting. cümlesindeki table scraps ne anlama gelir?

  1. Yemek masasının kırık parçaları
  2. Yemekten sonra kalan küçük yiyecek parçaları
  3. Yıkanması gereken tabaklar ve çatallar
Cevabı göster

Yemekten sonra kalan küçük yiyecek parçaları

The worms break down food waste and other organic matter into castings, Notlar

2:10

Solucanlar gıda atıklarını ve diğer organik maddeleri ayrıştırarak "solucan gübresine (castings)" dönüştürür,

Öbek fiiller

break down X into Y: bir maddeyi ayrıştırarak başka bir maddeye dönüştürmek

Burada break down “ayrıştırmak” anlamına gelir: solucanlar yiyecek atıklarının ve organik maddelerin daha basit bir maddeye dönüşmesini sağlar. Bu bir öbek fiildir; dolayısıyla anlamı yalnızca bir şeyi fiziksel olarak kırma eylemi değildir. break down X into Y kalıbında X başlangıçtaki maddeyi, Y ise sonucu gösterir. Cümlede X food waste and other organic matter, Y ise castings sözcüğüdür.

Alıştırma

Ders kapsamında “ayrıştırmak” anlamına gelen öbek fiili kullanın: In a compost pile, microbes ____ dead leaves into simpler materials.

Cevabı göster

break down

Kelime

organic matter: kompostlamada biyolojik kökenli madde

Organic matter; yiyecek artıkları ve kuru yapraklar gibi canlılardan gelen veya bir zamanlar canlı olan şeylerden oluşan madde demektir. Bu cümlede yiyecek atığı bir organic matter türüdür ve solucanlar onu parçalar. Kompost ve toprakla ilgili konuşmalarda organic biyolojik kökeni belirtir, matter ise “madde” demektir. Bu, malzemenin organik gıda sertifikası olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kompost rehberinde organic matter ne anlama gelir?

  1. Fabrikada üretilen plastik
  2. Canlılardan veya bir zamanlar canlı olan şeylerden gelen ve ayrışabilen madde
  3. Yalnızca organik sertifika etiketi taşıyan yiyecekler
Cevabı göster

Canlılardan veya bir zamanlar canlı olan şeylerden gelen ve ayrışabilen madde

a fancy synonym for worm poop. Kalıp ifadeler

2:14

solucan dışkısı için havalı bir kelime.

Kelime

castings: kompostlamada solucanların ürettiği malzeme

Solucan kompostunda castings, solucanların organik maddeyi sindirdikten sonra dışarı attığı malzemeyi ifade eder; açıkça söylemek gerekirse solucan dışkısıdır. Çoğul biçim, toplanıp toprağa katılan bu malzemeyi anlatır. Bu, bahçecilik alanına özgü bir anlamdır. Burada yakındaki worms ve worm poop sözleri, casting sözcüğünün kalıpla üretilmiş bir nesne veya oyuncu seçimi gibi diğer anlamlarını eler.

Alıştırma

Bir bahçecilik yazısında castings sözcüğünün hangi anlamı “Worm castings help enrich the soil” cümlesine uyar?

  1. Solucanların organik maddeyi sindirdikten sonra dışarı attığı malzeme
  2. Kalıplarda üretilen metal nesneler
  3. Bir film için oyuncu seçme süreci
Cevabı göster

Solucanların organik maddeyi sindirdikten sonra dışarı attığı malzeme

Kalıp ifadeler

fancy synonym for: resmî ve sade sözleri şakacı biçimde bağlamak

A is a fancy synonym for B kalıbında A, sade B teriminin daha resmî veya daha etkileyici görünen bir karşılığı olarak sunulur. Bu parçada teknik görünen bir terim, tanıdık worm poop ifadesiyle açıklanır. Fancy hafif ve şakacı bir tavır katar: fikir basittir, ancak adlardan biri daha gösterişli duyulur. Burada eş anlamlı sözcüğün pahalı olduğu söylenmez.

Alıştırma

Şakacı açıklamayı dersteki ifadeyle tamamlayın: Canine is a ____ dog.

Cevabı göster

fancy synonym for

Their excrement is absolutely teeming with microbes, Kalıp ifadeler

2:17

Dışkıları kelimenin tam anlamıyla mikroplarla kaynar,

Kalıp ifadeler

absolutely teeming with: yoğun bolluğu güçlü biçimde vurgulamak

be teeming with, “çok büyük sayıda canlı ya da hareketli şey içermek” demektir. Burada dışkının çok büyük sayıda mikrop içerdiği anlatılır. Absolutely betimlemeyi güçlendirir. Teeming with zaten yoğun bir bolluk ve çoğu zaman yaşam ya da hareket hissi verir; absolutely ise ifadeyi özellikle güçlü hâle getirir. Yeniden kullanılabilecek kalıp be absolutely teeming with + isim şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki güçlü ifadeyle tamamlayın: In summer, this garden is ____ butterflies.

Cevabı göster

absolutely teeming with

which continue the decomposition process,

2:20

bu mikroplar ayrışma sürecine devam eder,

making all those once wasted nutrients available again as fertilizer. Dilbilgisi

2:22

ve bir zamanlar israf edilen tüm o besin maddelerini gübre olarak tekrar kullanılabilir hale getirir.

Dilbilgisi

making ... available again as fertilizer: sonucu gösterme

Virgülden sonraki making öbeği, sonucu bildiren bir present participle yapısıdır. Önceki ayrışma sürecine dönerek bu sürecin neye yol açtığını anlatır: besin maddeleri gübre olarak kullanılabilir hâle gelir. Ayrı bir ana olay başlatmaz. Kalıp clause, making + object + complement şeklindedir. make nutrients available içinde nutrients nesne, available ise yeni durumu anlatan nesne tamamlayıcısıdır. again kullanılabilirliğin geri geldiğini, as fertilizer ise besinlerin hangi işlevde yararlı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi öbek cümleyi tamamlayıp filtrenin yaptığı işlemin sonucunu gösterebilir? The filter removes harmful particles, ...

  1. the water is safe to drink.
  2. because the water was safe to drink.
  3. making the water safe to drink.
Cevabı göster

making the water safe to drink.

The timeline for the whole process varies depending on the quantity of worms, Kalıp ifadeler

2:27

Tüm sürecin zaman çizelgesi, solucan miktarına,

the temperature,

2:30

sıcaklığa,

and how much waste is added to the bin. Dilbilgisi

2:31

ve kutuya ne kadar atık eklendiğine bağlı olarak değişir.

Kalıp ifadeler

varies depending on: koşullara göre değişme

Varies depending on, “...e göre değişir” anlamına gelir. Önündeki sonuç veya değerin sabit olmadığını gösterir: farklı solucan sayıları, sıcaklıklar ya da atık miktarları farklı süreler ortaya çıkarabilir. Kalıp A varies depending on B şeklindedir. A, değişen sonuç veya değeri belirtir; depending on ise değişimin arkasındaki koşulu ya da etkeni tanıtır. Ardından birden fazla etken sıralanabilir.

Alıştırma

Cümleyi “...e göre değişir” anlamındaki vurgulanan üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Delivery time ____ the weather.

Cevabı göster

varies depending on

Dilbilgisi

how much waste is added to the bin: edilgen gömülü soru cümleciği

depending on ifadesinden sonra gelen how much waste is added to the bin yan cümlesinin tamamı bir değişkeni, yani kutuya konan atık miktarını belirtir. Bu, daha büyük bir bildirme cümlesinin içine yerleşmiş dolaylı bir sorudur; dinleyiciye doğrudan sorulmuş bir soru değildir. How much waste, edilgen fiil öbeği is added yapısının öznesidir. Edilgen yapı, atığı ekleyen kişiye değil miktara odaklanır. Soru ifadesinin kendisi de özne olduğu için doğrudan soru How much waste is added to the bin? aynı sözcük sırasına sahiptir. İşlevi, çevresindeki cümle ve noktalama işaretleri gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle edilgen yapıda gömülü bir how much soru cümleciğini doğru kullanır?

  1. The cooking time depends on how much is water added.
  2. The cooking time depends on how much water adds.
  3. The cooking time depends on how much water is added.
Cevabı göster

The cooking time depends on how much water is added.

And there's another timeline to consider. Anlatım akışı

2:34

Dikkate alınması gereken bir zaman çizelgesi daha var.

Anlatım akışı

another timeline to consider: yeni bir zaman boyutunu tanıtma

Another timeline to consider, az önce ele alınan zaman çerçevesinin tek olmadığını belirtir. Another aynı türden bir öğe daha eklerken to consider bunun sonraki bölüm için önemli olduğunu gösterir. There's another X to consider, bir açıklamada kullanılabilecek yararlı bir geçiş kalıbıdır. Ayrıntıları vermeden önce yeni bir etkeni duyurur; böylece dinleyici odak değişimini takip edebilir.

Alıştırma

Hangi cümle fiyat konusundan dikkat gerektiren başka bir konuya en iyi geçişi sağlar?

  1. There is another factor to consider: delivery time.
  2. There is no other factor to consider: delivery time.
  3. Another factor considered the delivery time.
Cevabı göster

There is another factor to consider: delivery time.

In a healthy worm bin habitat,

2:36

Sağlıklı bir solucan kutusu habitatında,

worm reproduction will occur when the wigglers become sexually mature, Kelime

2:38

solucanlar cinsel olgunluğa ulaştığında üreme gerçekleşir,

indicated by an elongation of the segments into a bulbous structure. Kalıp ifadeler

2:42

bu durum vücut bölümlerinin ampul benzeri bir yapıya doğru uzamasıyla belirtilir.

Kelime

become sexually mature: cinsel olgunluğa erişmek

Bu cümlede become sexually mature, “üremenin biyolojik olarak mümkün olduğu aşamaya kadar gelişmek” demektir. Become bir durum değişikliğini belirtir: solucanlar önce olgun değildir, sonra bu aşamaya ulaşır. Burada sexually üremeyle ilgili gelişimi anlatır. Çekiciliği veya cinsel davranışı anlatmaz.

Alıştırma

Bu biyoloji açıklamasında become sexually mature ne anlama gelir?

  1. Büyümeyi ve üremeyi durdurmak
  2. Görünüş olarak çekici hâle gelmek
  3. Üremenin biyolojik olarak mümkün olduğu aşamaya kadar gelişmek
Cevabı göster

Üremenin biyolojik olarak mümkün olduğu aşamaya kadar gelişmek

Kalıp ifadeler

indicated by: gözlemlenebilir bir belirtiyi sunmak

Bu cümlede indicated by, cinsel olgunluğu anlamak için kullanılan gözlemlenebilir belirtiyi sunar: segmentler uzayıp yumru biçimli bir yapı oluşturur. Genellenebilir kalıp “durum veya sonuç + be indicated by + belirti veya kanıt” şeklindedir. Bir yargıyı neyin desteklediğini gösterir; belirtinin o duruma yol açtığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede indicated by, sarı yapraklar kanıt ve bitki stresi değerlendirilen durum olacak şekilde kullanılmıştır?

  1. Plant stress is indicated by yellow leaves.
  2. Plant stress is caused by yellow leaves.
  3. Yellow leaves are indicated by plant stress.
Cevabı göster

Plant stress is indicated by yellow leaves.

Three-month-old wigglers can produce two to three semi-translucent yellow worm cocoons a week.

2:46

Üç aylık kırmızı solucanlar, haftada iki ila üç yarı saydam sarı solucan kozası üretebilir.

You thought only moths and butterflies come out of cocoons?

2:52

Sadece güvelerin ve kelebeklerin kozadan çıktığını mı sanıyordunuz?

Well,

2:55

Eh,

we can't all be majestic. Ton ve niyet

2:55

hepimiz görkemli olamayız.

Ton ve niyet

We can't all be majestic: kişinin kendine takıldığı şakacı bir yorum

We can't all be majestic, kelime anlamıyla herkesin görkemli veya etkileyici olamayacağını söyler. Bu cümlede şakacı bir yorumdur: Konuşan kişi, solucanların başka canlılar kadar zarif veya etkileyici olmadığını kabullenir. Görkemli olmanın yasak olduğunu ciddi biçimde söylemez. We can't all be + olumlu sıfat kalıbı, herkesin hayranlık uyandıran aynı niteliğe sahip olamayacağını mizahi biçimde anlatabilir. they yerine we kullanılması, takılmayı ortak bir şakaya dönüştürür ve daha az sert duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Şakacı bir yorumda We can't all be majestic büyük olasılıkla ne demektir?

  1. Hiçbir şey asla görkemli olamaz.
  2. Herkesin etkileyici görünmesi resmen yasaktır.
  3. Herkes aynı etkileyici niteliğe sahip olamaz ve konuşan kişi bunu mizahla kabul eder.
Cevabı göster

Herkes aynı etkileyici niteliğe sahip olamaz ve konuşan kişi bunu mizahla kabul eder.

It takes around 11 weeks for new babies to hatch. Dilbilgisi

2:57

Yeni yavruların yumurtadan çıkması yaklaşık 11 hafta sürer.

Dilbilgisi

It takes + süre + for + isim + to + fiil: sürenin ne kadar olduğunu anlatma

It takes + süre + for + isim + to + fiil kalıbı, bir sürecin ne kadar sürdüğünü anlatır. Burada around 11 weeks tahmini süreyi, new babies süreçten geçen varlıkları ve to hatch süreci belirtir. It biçimsel bir öznedir; temel bilgi takes sözcüğünden sonra gelir. Around, 11 weeks ifadesinin kesin değil yaklaşık bir süre olduğunu gösterir.

Alıştırma

takes ve verilen about two weeks süresini kullanarak cümleyi tamamlayın: It ____ for these seeds to sprout.

Cevabı göster

takes about two weeks

When your bin seems to be full of living vermicelli noodles, Notlar

3:00

Kutunuz canlı ince eriştelerle dolu gibi göründüğünde,

Kalıp ifadeler

seems to be full of: kesin bir iddia değil, gözleme dayalı bir izlenim

seems to be full of ifadesindeki seems to be, betimlemenin bir gözlem veya izlenime dayandığını gösterir. Konuşan kişi kutunun dolu göründüğünü düşünür, ancak görüntünün yanıltıcı olabileceğine de yer bırakır. Yapı özne + seem(s) to be + sıfat öbeği biçimindedir. Burada full of living vermicelli noodles sıfat öbeğidir. seems to be çıkarılıp is full of denirse daha doğrudan ve kesin bir iddia ortaya çıkar.

Alıştırma

Bir çekmece kapalı, ancak aralıktan çok sayıda kâğıt görebiliyorsunuz. "The drawer seems to be full of papers" ne anlama gelir?

  1. Dolu görünüyor, ancak konuşan kişi gözlemine dayalı bir yargıda bulunuyor.
  2. Çekmece eskiden doluydu, ancak şimdi boş.
  3. Konuşan kişi kontrol edip ne kadar dolu olduğunu tam olarak doğruladı.
Cevabı göster

Dolu görünüyor, ancak konuşan kişi gözlemine dayalı bir yargıda bulunuyor.

Deyimler

living vermicelli noodles: eğlenceli bir görsel benzetme

Living vermicelli noodles, birlikte hareket eden çok sayıda küçük ve ince solucanı anlatan eğlenceli bir görsel benzetmedir. Bu cümlede kutunun içindekiler, bir şekilde canlanmış çok ince eriştelere benzer; gerçekte erişte değildirler. Vermicelli çok ince bir erişte türüdür. Bir yiyecek sözcüğünü living ile birleştirmek canlı ve biraz tuhaf bir görüntü yaratır; böylece dinleyen kişi solucanların uzun, kıvrılan biçimini gözünde canlandırabilir.

Alıştırma

Cümlede living vermicelli noodles neyi betimliyor?

  1. İnce eriştelere benzeyen çok sayıda ince ve kıvrılan solucanın eğlenceli bir görüntüsü.
  2. Bir solucan türünün bilimsel adı.
  3. Kutunun içinde gerçekten canlanmış erişteler.
Cevabı göster

İnce eriştelere benzeyen çok sayıda ince ve kıvrılan solucanın eğlenceli bir görüntüsü.

it's time to share the bounty with your friends and start a vermicompost club. Notlar

3:03

bu bereketi arkadaşlarınızla paylaşma ve bir solucan kompostu kulübü başlatma zamanı gelmiş demektir.

Kalıp ifadeler

it's time to + fiilin yalın biçimi: sonraki eyleme geçmek

It's time to + fiilin yalın biçimi, bir şeyi yapmak için uygun zamanın geldiğini belirtir. Bu cümlede kalıp, share ve start fiillerini yalın biçimleriyle kullanır. Bu kalıp, anlatımı mevcut durumdan bir sonraki adıma taşır. Söyleyiş tonuna göre bir hatırlatma, öneri veya harekete geçme çağrısı gibi duyulabilir.

Alıştırma

Uygun zamanın geldiğini belirten tam kalıpla cümleyi tamamlayın: The bus is here. ____ get on.

Cevabı göster

It's time to

Deyimler

share the bounty: bol hasadı paylaşmak

Share the bounty, bol bir hasadın, kaynağın veya kazancın bir kısmını başkalarıyla paylaşmak demektir. Bu cümlede bounty, solucan kompostundan elde edilen bol sonucu eğlenceli bir dille anlatır; birini yakalama karşılığında verilen ödül anlamında değildir. Bounty çoğu zaman zengin bir hasadı veya doğanın cömertliğini çağrıştırır. Sıradan kompost sonuçları için kullanılması, daveti kutlama havasında ve hafif esprili gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede share the bounty, bol bir hasadı paylaşmak anlamında kullanılmıştır?

  1. After the escape, the town put a bounty on the thief.
  2. After the harvest, we shared the bounty with our neighbors.
  3. After the job, the company paid each worker a bonus.
Cevabı göster

After the harvest, we shared the bounty with our neighbors.

Or keep those worms to yourself and start a business. Kalıp ifadeler

3:08

Ya da o solucanları kendinize saklayıp bir iş kurun.

Kalıp ifadeler

Keep those worms to yourself: bir şeyi paylaşmak yerine kendine saklamak

Keep those worms to yourself burada solucanları başka insanlara vermek veya onlarla paylaşmak yerine kendi kullanımın için tutmak anlamına gelir. Bu cümlede worms fiziksel varlıklardır; dolayısıyla ifade bilgiyi gizlemekten değil, solucanları elinde tutmaktan söz eder. keep + something + to + dönüşlülük zamiri kalıbı haberler, planlar, düşünceler veya duygularla da kullanılabilir. Bu durumlarda anlam, bunları başka insanlara söylememektir.

Alıştırma

Leo'ya verilen talimatı to ve uygun dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: Leo, keep the news ____ until the official announcement.

Cevabı göster

to yourself

Vermicomposting isn't confined only to small worm bins. Kalıp ifadeler

3:11

Solucan kompostu sadece küçük solucan kutularıyla sınırlı değildir.

Kalıp ifadeler

isn't confined only to: kapsamı tek bir sınırın ötesine genişletmek

Be confined to, belirli bir yer, grup, kullanım veya kapsamla sınırlı olmak anlamına gelir. Isn't confined only to bu dar sınırı reddeder: solucan kompostu küçük solucan kutularının dışındaki ortamlarda da yapılabilir. Bu ifade, tanıdık veya küçük bir örnekten sonra tartışmanın kapsamını genişletmeye yardımcı olur. Only, reddedilen sınırlı kategoriyi vurgular ve dinleyiciyi daha geniş olasılıklara hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle topluluk bahçesinin deneyimli yetiştiricilerden daha geniş bir gruba açık olduğunu doğru biçimde anlatır?

  1. The community garden doesn't confined only to experienced growers.
  2. The community garden isn't confined only experienced growers.
  3. The community garden isn't confined only to experienced growers.
Cevabı göster

The community garden isn't confined only to experienced growers.

It's an emerging entrepreneurial enterprise. Kelime

3:15

Gelişmekte olan girişimci bir ticarettir.

Kelime

emerging entrepreneurial enterprise: büyüyen girişimci bir işletme

Ana isim olan enterprise burada bir ticari girişim veya düzenli bir ticari faaliyet anlamına gelir. Entrepreneurial, bunun iş fırsatları yaratıp geliştirmeyle bağlantılı olduğunu; emerging ise yeni ortaya çıktığını ve büyümeye başladığını belirtir. İsim öbeğinin bütünü, faaliyeti resmî ve iş dünyasına odaklı bir çerçevede sunar. Küçük bir hobi gibi görünebilecek bir şeyi gelişmekte olan ticari bir fırsat olarak gösterir.

Alıştırma

Cümlede an emerging entrepreneurial enterprise, faaliyeti nasıl sunuyor?

  1. Yeni ortaya çıkan ve büyümeye başlayan ticari bir girişim
  2. Giderek daha az ilgi gören kişisel bir hobi
  3. Ticari amacı olmayan, köklü bir kamu kurumu
Cevabı göster

Yeni ortaya çıkan ve büyümeye başlayan ticari bir girişim

Large-scale facilities convert bulk organic waste and even manure Kelime

3:17

Büyük ölçekli tesisler yığın halindeki organik atıkları ve hatta gübreyi

Kelime

Large-scale facilities: large-scale birleşik sıfatı

Large-scale, facilities sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Buradaki scale, bir faaliyetin büyüklüğünü veya kapsamını anlatır. Bu nedenle large-scale facilities, yüksek kapasitede ya da geniş bir faaliyet alanında çalışmak üzere kurulan tesislerdir; yalnızca fiziksel olarak büyük görünen binaları anlatmaz. Kısa çizgi, large ve scale sözcüklerinin facilities önünde tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Aynı yapı large-scale production ve a large-scale project ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi “büyük ölçekte çalışan” anlamındaki kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: The city opened a ____ recycling plant.

Cevabı göster

large-scale

Kelime

bulk organic waste: büyük miktarlarda birlikte işlenen organik atık

bulk organic waste ifadesinde bulk, “çoğu zaman birlikte toplanan veya işlenen büyük bir miktar ya da hacimde” anlamına gelen bir niteleyicidir. Organic waste ise gıda artıkları veya bitki atıkları gibi biyolojik olarak parçalanabilen malzemenin kendisidir. Bu nedenle ifade, tek bir evden çıkan küçük bir miktarı değil, atığın ölçeğini ve işlenme biçimini vurgular. Birçok kaynaktan atık alıp işleyen büyük tesislere uygun bir ifadedir.

Alıştırma

Bu cümlede bulk organic waste ne anlama gelir?

  1. Tek bir mutfaktan çıkan küçük bir torba atık
  2. Büyük miktarlarda toplanan veya birlikte işlenen organik atık
  3. Yalnızca fiziksel olarak çok büyük parçalardan oluşan organik atık
Cevabı göster

Büyük miktarlarda toplanan veya birlikte işlenen organik atık

into rich black castings called black gold. Deyimler

3:21

siyah altın adı verilen zengin siyah kompostlara dönüştürür.

Deyimler

black gold: değerli koyu renkli solucan gübresi için bir benzetme

Black gold burada atıklardan üretilen zengin, koyu renkli solucan gübresi için kullanılan bir benzetmedir. Gold sözcüğü bu malzemenin yararını ve değerini vurgular; içinde gerçek altın olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, değerli olan farklı koyu renkli maddeleri adlandırabilir. Yakındaki rich black castings ifadesi burada neyin kastedildiğini belirlediği için bağlam, black gold ifadesinin petrol için kullanılan tanıdık anlamının önüne geçer.

Alıştırma

Bu cümlede black gold neyi ifade eder?

  1. Tesisin altından çıkarılan petrol
  2. Atığa karışmış gerçek altın parçaları
  3. Değerli koyu renkli solucan gübresi
Cevabı göster

Değerli koyu renkli solucan gübresi

Its value as a soil additive is unparalleled, Kelime

3:24

Toprak katkı maddesi olarak değeri eşsizdir,

Kelime

soil additive: toprağı iyileştirmek için eklenen madde

soil additive, yapısı, su tutma kapasitesi veya besin durumu gibi bir ya da daha fazla özelliğini iyileştirmek için toprağa karıştırılan bir maddedir. as a soil additive ifadesinde as, değerlendirilen rolü veya kullanım biçimini gösterir. Cümle, bir şeyin bu rolde kullanıldığında değerli olduğunu söyler; o şeyin bizzat toprak olduğunu söylemez.

Alıştırma

"Compost works well as a soil additive," cümlesinde soil additive nedir?

  1. Ekimden önce kaldırılan toprak
  2. Toprağı kazıp çevirmek için kullanılan bir alet
  3. Toprağı iyileştirmek için ona karıştırılan bir madde
Cevabı göster

Toprağı iyileştirmek için ona karıştırılan bir madde

Kelime

is unparalleled: eşi benzeri yoktur

is unparalleled, “eşi yoktur” veya “ona denk olunamaz” anlamına gelir. Bu cümlede is, its value öbeğini unparalleled sıfatına bağlar ve çok güçlü olumlu bir değerlendirme yapar: karşılaştırılabilir hiçbir seçenek aynı düzeyde değer sunmaz. Bu ifade very good demekten daha fazlasını yapar. Özneyi olası rakiplerle karşılaştırır ve hiçbirinin ona denk olmadığını söyler.

Alıştırma

"Her knowledge is unparalleled," cümlesinde unparalleled ne anlama gelir?

  1. Onun bilgisi hâlâ gelişmektedir.
  2. Başka hiç kimsenin bilgisi onunkine denk değildir.
  3. Onun bilgisi ölçülemez.
Cevabı göster

Başka hiç kimsenin bilgisi onunkine denk değildir.

and it can help plants resist harmful pathogens. Kalıp ifadeler

3:27

ve bitkilerin zararlı patojenlere karşı direnç göstermesine yardımcı olabilir.

Kalıp ifadeler

help plants resist harmful pathogens: help + nesne + fiilin yalın hâli

help plants resist harmful pathogens ifadesinde help sözcüğünden sonra yardımı alan öğe olan plants ve ardından onun yapabilmesini sağladığı eylem olan resist gelir. Yapı help + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Help + nesne + to-infinitive yapısı da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to kullanılmayan biçim özellikle yaygındır. Resist burada geçişli bir fiildir: plants resist harmful pathogens. Pathogens sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır; bu nedenle against eklenmez.

Alıştırma

Hem help yapısını hem de resist fiilini doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.

  1. Healthy soil can help crops to resisting harmful pathogens.
  2. Healthy soil can help crops resist harmful pathogens.
  3. Healthy soil can help crops resist against harmful pathogens.
Cevabı göster

Healthy soil can help crops resist harmful pathogens.

The lack of available land in urban environments,

3:30

Kentsel ortamlarda kullanılabilir arazi eksikliği,

coupled with growing interest in smaller-scale farming, Kalıp ifadeler

3:32

küçük ölçekli çiftçiliğe artan ilgiyle birleştiğinde,

means there's a market for vermicomposting. Kalıp ifadeler

3:35

solucan kompostu için bir pazar olduğu anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

coupled with: katkıda bulunan ikinci bir etken eklemek

Coupled with, birleşmiş veya birlikte anlamına gelir. Bu cümlede coupled with growing interest in smaller-scale farming, ana etken olan The lack of available land ifadesine ikinci bir etken ekler. İki etken, ardından gelen sonucu birlikte destekler. Coupled with bölümü ek bilgi verir; bu nedenle birleşik özne oluşturmaz. Öznenin temel sözcüğü tekil lack ismidir. Bu yüzden fiil mean değil, means biçimindedir.

Alıştırma

coupled ile başlayan ve “birleşmiş” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi tamamlayın: Strong demand, ____ limited supply, has raised prices.

Cevabı göster

coupled with

Kalıp ifadeler

there's a market for: bir şeye talep olduğunu anlatmak

There's a market for something, yeterli sayıda insanın bir şeye ihtiyaç duyduğu, onu istediği veya onun için ödeme yapabileceği anlamına gelir; yani o şey için ticari talep ya da fırsat vardır. Bu cümlede vermikompostlama, müşterileri çekebilecek veya bir işletmeyi destekleyebilecek bir uygulama olarak sunuluyor. Bu ifade fiziksel bir satış yerini değil, talebi anlatır. Hizmetler, ürünler, beceriler veya fikirler için de kullanılabilir.

Alıştırma

There's a market for this service ne anlama gelir?

  1. Bu hizmet herkes için ücretsizdir
  2. İnsanların bu hizmeti istemesi veya bunun için ödeme yapması muhtemeldir
  3. Bu hizmet mutlaka fiziksel bir pazarda satılmalıdır
Cevabı göster

İnsanların bu hizmeti istemesi veya bunun için ödeme yapması muhtemeldir

Many communities use composting as part of zero waste strategies, Kültür

3:38

Birçok topluluk sıfır atık stratejilerinin bir parçası olarak kompostu kullanıyor,

Kültür

zero waste strategies: kapsamlı bir atık azaltma planını anlatmak

Zero waste strategies, atığı önlemeyi ve çöplüklere ya da yakma tesislerine gönderilen malzemeyi azaltmayı amaçlayan koordineli planlardır. Tüketimi azaltmayı, eşyaları yeniden kullanmayı ve onarmayı, geri dönüşümü ve kompostlamayı içerebilir. Bu cümlede kompostlama, daha geniş bir topluluk yaklaşımının tek bir eylemidir. Zero waste genellikle iddialı bir yönü veya hedefi belirtir; bir topluluğun kelimenin tam anlamıyla hiç atık üretmeyeceği sözü değildir.

Alıştırma

Bu cümlede zero waste strategies ne anlama gelir?

  1. Yalnızca atığı daha büyük bir çöplüğe göndermeye odaklanan bir plan
  2. Bir topluluğun hiçbir koşulda fiziksel atık üretmemesini zorunlu kılan kurallar
  3. Yeniden kullanım, onarım, geri dönüşüm ve kompostlama gibi eylemlerle atılan malzemeyi azaltmaya yönelik koordineli planlar
Cevabı göster

Yeniden kullanım, onarım, geri dönüşüm ve kompostlama gibi eylemlerle atılan malzemeyi azaltmaya yönelik koordineli planlar

and they can sell their worm-eaten table scraps to local farms hungry for rich fertilizer. Notlar

3:42

ve solucanların yediği sofra artıklarını zengin gübreye aç yerel çiftliklere satabiliyorlar.

Kelime

worm-eaten table scraps: solucanlar tarafından işlenmiş yemek artıkları

Bu kompost bağlamında worm-eaten table scraps, solucanların yediği ve parçalanmasına yardımcı olduğu yemek artıkları anlamına gelir. Table scraps, yemeklerden sonra kalan küçük yiyecek parçalarıdır. Worm-eaten, table scraps ifadesinden önce gelen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Eaten by worms şeklindeki edilgen anlamı kısaltır: worm eylemi yapanı, eaten ise artıkların başına geleni belirtir.

Alıştırma

Bu kompost bağlamında worm-eaten table scraps ne anlama gelir?

  1. Solucanların masada yemesi için hazırlanmış yemekler
  2. Solucanların yediği veya parçaladığı yemek artıkları
  3. Böceklerin zarar verdiği ahşap bir masanın parçaları
Cevabı göster

Solucanların yediği veya parçaladığı yemek artıkları

Deyimler

local farms hungry for rich ...: hungry for ifadesinin mecazi kullanımı

Tam ifade olan local farms hungry for rich fertilizer içinde hungry for mecazidir. Çiftliklerin besin açısından zengin gübreye büyük ihtiyaç duyduğu anlamına gelir; çiftlikler gerçek anlamda aç değildir. Farms, çiftlikleri işleten insanları veya işletmeleri temsil eder ve ihtiyacı daha canlı ve acil gösterir. Hungry for rich fertilizer sıfat grubu local farms ifadesinden sonra gelir ve bu çiftlikleri niteler; local farms that are hungry for rich fertilizer yapısına benzer. Aynı yapı bir kişinin, grubun, yerin veya kuruluşun güçlü bir talebi olduğunu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “şiddetle ihtiyaç duymak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The fast-growing town is ____ affordable housing.

Cevabı göster

hungry for

So,

3:47

Yani,

instead of wasting money dumping wasted food in landfills, Dilbilgisi

3:47

israf edilen yiyecekleri çöp depolama alanlarına dökmek için para israf etmek yerine,

Dilbilgisi

instead of wasting money dumping: bağlantılı iki -ing biçimi

Instead of, bir sonraki yan cümlede belirtilen alternatifin seçildiğini ve diğer eylemden vazgeçildiğini gösterir. Of bir edat olduğu için waste, -ing biçimini alır: instead of wasting. Bu ifadenin içinde waste money doing something, bir eyleme boş yere veya gereksiz yere para harcamak anlamına gelir. Dumping, paranın hangi eylem için israf edildiğini açıklar. Bu nedenle yapı instead of + wasting money + dumping wasted food şeklindedir; instead of sonrasında eşit görevde iki eylem yoktur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için waste ve replace fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: Instead of ____ money ____ every chair, the cafe repaired the damaged ones.

Cevabı göster

wasting · replacing

we can remake waste into an Anlatım akışı

3:50

atıkları yeniden bir

asset, putting it back into our food system to make it more sustainable. Öbek fiiller

3:52

değere dönüştürebilir, onu gıda sistemimize geri koyarak daha sürdürülebilir hale getirebiliriz.

Anlatım akışı

can remake waste into an asset: atığı bir kaynak olarak yeniden çerçevelemek

Bu yan cümle, savı bir sorundan bir olasılığa taşır. Waste genellikle işe yaramaz veya masraflı kabul edilen bir şeyi, asset ise yararlı ve değerli bir şeyi adlandırır. Bu iki sözcüğü remake ... into yapısının karşı taraflarına yerleştirmek ana tersine dönüşü düzenler: aynı malzeme yeni bir rol kazanabilir. Can bir olasılığı ve önerilen çözümü belirtir; garanti vermez. Buradaki asset, katı bir finans terimi olmaktan çok daha geniş bir anlama sahiptir: gıda sistemine fayda sağlayabilecek bir kaynak demektir.

Alıştırma

can remake waste into an asset sav içinde nasıl bir işlev görür?

  1. Atık ile varlıkları birbiriyle ilgisiz kategoriler olarak sıralar.
  2. Her türlü atığın zaten bir piyasa fiyatı olduğunu garanti eder.
  3. Atığı yararlı ve değerli bir şey olarak yeniden çerçeveler.
Cevabı göster

Atığı yararlı ve değerli bir şey olarak yeniden çerçeveler.

Öbek fiiller

putting it back into our food system: put A back into B kalıbı

Bu cümlede putting it back into our food system, atıklardan elde edilen yararlı malzemeyi gıda üretim döngüsüne geri vermek anlamına gelir. it bu malzemeye gönderme yapar; back ise malzemenin geldiği ya da ilişkili olduğu sisteme geri döndüğünü gösterir. put A back into B kalıbı, A'yı B olan bir kaba, sürece veya sisteme geri koymak anlamına gelir. Buradaki -ing yan cümlesi, atık kaynağa dönüştürülürken sonrasında ne olduğunu ekler: kaynak, gıda sisteminin içinde yeniden kullanılır.

Alıştırma

Temiz suyun sisteme geri döndüğünü göstermek için put A back into B kalıbının doğru biçimini kullanın: After cleaning the water, the machine ____ the cooling system.

Cevabı göster

puts it back into

All with the help of the humble worm. Kalıp ifadeler

3:56

Hepsi de bu mütevazı solucanın yardımıyla.

Kalıp ifadeler

with the help of: yardımın kaynağını belirtme

with the help of, bir sonucu mümkün kılan veya kolaylaştıran kişiyi, hayvanı, aracı ya da başka bir desteği belirtir. Bu cümlede ifade, az önce sözü edilen bütün sonuçların ortaya çıkmasına solucanın yardım ettiğini vurgular. All with... tam bir cümle değil, kısaltılmış bir özettir. Tam bir cümlede with the help of... başta veya sonda kullanılarak yardımı kimin ya da neyin sağladığı belirtilebilir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: We finished the repair ____ an online guide.

Cevabı göster

with the help of

The tiny organism that can help us change the way we look at food's place in our lives, Notlar

3:58

Yiyeceklerin hayatımızdaki yerine bakış açımızı değiştirmemize yardımcı olabilecek o minicik organizma,

Kalıp ifadeler

change the way we look at: bakış açısını değiştirmek

Burada change the way we look at something, “bir şeyi farklı bir bakış açısıyla anlamamızı, değerlendirmemizi veya düşünmemizi sağlamak” anlamına gelir. look at mecazidir; yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, “ele almak veya görmek” demektir. Yapı change + the way + özne + fiil biçimindedir: change the way we look at food. the way sonrasındaki yan cümle, kimin bakış açısının değiştiğini ve hangi konunun ele alındığını belirtir.

Alıştırma

Atölyenin başarısızlığa bakış açımı değiştirdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The workshop changed the way I look at failure.
  2. The workshop changed the way I look failure at.
  3. The workshop changed the way how I look at failure.
Cevabı göster

The workshop changed the way I look at failure.

and our place in the world.

4:02

ve dünyadaki yerimize de.

Anlatım akışı

food's place ... our place: odağı genişleten paralel yapı

İki ifade, place sözcüğü etrafında kurulmuş paralel bir çift oluşturur: food's place in our lives ve our place in the world. Her ikisinde de place fiziksel bir konumu değil, soyut bir rolü, konumu veya ilişkiyi belirtir. İlk ifade insan yaşamındaki yiyeceğe odaklanır; ikincisi kapsamı daha geniş dünyadaki insanlara taşır. place sözcüğünün tekrarı fikirleri birbirine bağlar ve son kısmı belirli bir konudan daha geniş bir konuya doğru bilinçli biçimde ilerletir.

Alıştırma

Paralel iki place ifadesi düşünceyi nasıl düzenliyor?

  1. Kapsamı değiştirmeden aynı noktayı tekrarlarlar.
  2. Yiyeceklerin ve insanların bulunabileceği iki fiziksel konumu adlandırırlar.
  3. Yiyeceğin insan yaşamındaki rolünden insanlığın dünyayla daha geniş ilişkisine geçerler.
Cevabı göster

Yiyeceğin insan yaşamındaki rolünden insanlığın dünyayla daha geniş ilişkisine geçerler.

As long as we give the little guy a place at our table. Notlar

4:04

Yeter ki bu küçük dostumuza soframızda bir yer verelim.

Dilbilgisi

Koşul bildiren As long as

Burada As long as, “şu koşulla” veya “yeter ki” anlamına gelir. Yerine getirilmesi gereken koşulu belirtir: küçük dosta soframızda bir yer vermek. Yaygın yapı as long as + özne + fiildir ve ardından sonuç gelir. Bu altyazıda koşul cümleciği, çevredeki konuşmada belirtilen bir sonuca bağlıdır; bu yüzden sonuç burada tekrarlanmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü koşul bağlacıyla tamamlayın: ____ you keep the noise down, you can study here.

Cevabı göster

As long as

Deyimler

give the little guy a place at our table: neşeli bir mecaz

The little guy burada solucandan sıcak ve sevecen bir biçimde söz eder. give the little guy a place at our table ifadesi solucanı sofraya davet edilmiş bir misafir gibi kişileştirir; ancak bu, gerçek anlamda yemeğe davet değildir. Sofra imgesi yiyecek temasını sürdürür ve solucanları insanların yemek artıklarını işleme biçimine katmayı düşündürür. Bu neşeli anlatım çevreyle ilgili fikri sıcak ve mizahi hâle getirir.

Alıştırma

Bu cümlede give the little guy a place at our table ne anlama gelir?

  1. Gerçek bir yemek masasında bir solucana yemek sunmak.
  2. Sofradaki insanların yerine solucanları koymak.
  3. Solucanların yemek artıklarının işlenmesinde yararlı bir rol oynamasını sağlamak.
Cevabı göster

Solucanların yemek artıklarının işlenmesinde yararlı bir rol oynamasını sağlamak.

Well,

4:07

Şey,

not an actual seat at the table. Deyimler

4:07

sofrada gerçek bir koltuk değil tabii.

Deyimler

actual seat at the table: gerçek oturma yeri ve katılım

A seat at the table genellikle bir tartışmaya katılma veya bir kararı etkileme fırsatı anlamına gelir. not an actual seat at the table ifadesinde actual, seat sözcüğünü fiziksel ve gerçek anlamına çeker; not ise bu görüntüyü reddeder. Mizah, bilinen mecaz anlamdan saçma bir gerçek görüntüye geçilmesinden doğar. Daha genel olarak actual, konuşanın gerçek bir nesne ile mecazı ayırdığını gösterebilir.

Alıştırma

actual bu cümlede ne yapıyor?

  1. seat sözcüğünü gerçek anlamına getirir; böylece konuşan masanın yanında gerçek bir sandalye olduğu görüntüsünü reddeder.
  2. Birinin bir karar üzerinde kesinlikle etkili olduğunu doğrular.
  3. Oturma yerinin olağanüstü rahat olduğunu anlatır.
Cevabı göster

seat sözcüğünü gerçek anlamına getirir; böylece konuşan masanın yanında gerçek bir sandalye olduğu görüntüsünü reddeder.

A bin in the shed is fine. Ton ve niyet

4:09

Kulübedeki bir kutu gayet iyi.

Ton ve niyet

A bin in the shed is fine: sakin biçimde yeterli bulma

Burada X is fine, X'in kabul edilebilir ve amaç için yeterli olduğu anlamına gelir. Fine, coşkulu bir övgü değil, sakin bir onay ifade eder. Masada bir yer gibi büyük bir görüntünün ardından sıradan bin ve shed sözcükleri düşünceyi basit ve pratik bir düzene geri getirir. Bu ani ve ölçülü geçiş, kapanıştaki mizahı oluşturur.

Alıştırma

A bin in the shed is fine burada ne anlama geliyor?

  1. Kutu olağanüstü güzel ve etkileyicidir.
  2. Kutunun başka bir yere konmasına izin verilmez.
  3. Kulübede bir kutu olması kabul edilebilir ve yeterli bir düzendir.
Cevabı göster

Kulübede bir kutu olması kabul edilebilir ve yeterli bir düzendir.