Güvende ve Pişman – Terörizm ve Kitlesel Gözetim: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: 11 Eylül sonrasında kitlesel gözetim ve polis yetkileri genişleyerek güvenlik kazanımı olmadan sivil özgürlükleri aşındırdı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a needle in a haystack, | Deyimler ve mecazi ifadeler: hedefsiz verilerin gürültüyü artırıp hedefi gizlediğini anlatan arama benzetmesini anlayın. 2. if you have nothing to hide, you have nothing to fear. | Söylem, anlatı ve retorik: mahremiyeti geçiştiren sloganı ve konuşmacının onu alıntıladıktan sonra dayandığı varsayımı sorgulamasını tanıyın. 3. principle of proportionality | Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: devlet gücünü tehdidin ciddiyeti ve olasılığıyla orantılı tutmayı gerektiren hukuk terimini anlayın.
Bu derste
close to home: yakın ve kişisel açıdan ilgili
Bu cümlede close to home, konuşanın kendi topluluğunun ve kişisel yaşam çevresinin içinde ya da yakınında demektir. Bu nedenle tehlike yakın ve kişisel olarak ilgili hissedilir. Olayın konuşanın evinin içinde gerçekleştiği anlamına gelmez. Daha genel olarak close to home, coğrafi açıdan yakındaki bir şeyi veya kişinin kendi hayatına ve deneyimlerine doğrudan dokunan bir şeyi anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede close to home ne anlatıyor?
- Tehlike uzaktadır ve hiçbir kişisel bağlantısı yoktur.
- Tehlike kesinlikle konuşanın evinin içindedir.
- Tehlike konuşanın kendi topluluğuna yakındır veya onunla bağlantılıdır; bu yüzden kişisel hissettirir.
Cevabı göster
Tehlike konuşanın kendi topluluğuna yakındır veya onunla bağlantılıdır; bu yüzden kişisel hissettirir.
and we were eager to make the fear go away. Dilbilgisi
0:09ve biz de bu korkuyu ortadan kaldırmaya hevesliydik.
make the fear go away: make + nesne + fiilin yalın hâli
make + nesne + fiilin yalın hâli yapısı ettirgenlik bildirir. make the fear go away ifadesinde the fear, make fiilinin nesnesidir; go ise fiilin yalın hâlidir. İfadenin tamamı korkunun yok olmasını sağlamak demektir. Etken bir yapıda make sonrasında fiilin yalın hâli to olmadan kullanılır: make the fear go away denir, make the fear to go away denmez. Buradaki go away mecazidir: korku artık mevcut olmaz; fiziksel olarak başka bir yere gitmez.
Alıştırma
make + nesne + fiilin yalın hâli hedef yapısını, sonuç için de go away ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: A short walk can ____ some of your stress ____.
Cevabı göster
make · go away
In the last decade, it's become increasingly normal for civil liberties to be eroded Notlar
0:14Son on yılda, sivil özgürlüklerin aşınması
Civil liberties: korunan bireysel özgürlükler
Civil liberties, ifade, din, toplanma ve özel yaşam özgürlüğü gibi, devletin haksız müdahalesinden korunan temel bireysel özgürlükleri anlatan resmî bir hukuk ve siyaset terimidir. Bu cümlede ifade, yavaş yavaş zayıflatılan şeyin ne olduğunu belirtir. Burada civil, “kibar” anlamına gelmez. Terim, bir kişinin hukuki ve siyasi bir sistem içinde düşünme, konuşma, bir araya gelme, inancını yaşama ve özel hayatını sürdürme özgürlüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan terimi seçin: The lawsuit argues that constant government surveillance violates people's ____ by invading their privacy.
- civil rights
- civil service
- civil liberties
Cevabı göster
civil liberties
and for government agencies to spy on citizens, Öbek fiiller
0:19ve devlet kurumlarının vatandaşları gözetlemesi,
it's become increasingly normal for ... to ... yapısı
Bu yapıda it biçimsel öznedir; daha önce geçen bir isme gönderme yapmaz. Has become, günümüze kadar gelişen bir değişimi anlatır; increasingly ise “giderek daha fazla” anlamına gelir. Yapı, it has become increasingly normal for + isim öbeği + to'lu mastar biçimindedir. For ile başlayan öbek, kimin ya da neyin söz konusu olduğunu belirtir; mastar ise ne olduğunu açıklar. Burada edilgen to be eroded, civil liberties ifadesini yavaş yavaş zayıflatılan şey olarak sunar. Bir şeyin has become normal olduğunu söylemek, artık rutin ya da beklenen bir şey olarak görüldüğü anlamına gelir; konuşanın bunun iyi olduğunu düşündüğü anlamına gelmez. Bu cümlede zararlı bir gelişme sıradan bir durum olarak kabul edildiği için ifade eleştirel bir anlam taşıyabilir.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğretilen eğilim yapısının tam biçimiyle tamamlayın: During the last decade, it ____ shoppers to pay by phone.
Cevabı göster
has become increasingly normal for
“spy on”: birini gizlice gözetlemek
“Spy on”, birini haberi olmadan gizlice izlemek veya onun hakkında bilgi toplamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada izleyen taraf devlet kurumları, izlenen kişiler ise vatandaşlardır. İzlenen kişi veya grup on sözcüğünden sonra gelir: spy on someone. Bu cümlede spy bir fiildir; “casus” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, derste geçen ve “gizlice izlemek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The company was accused of using hidden software to ____ its employees.
Cevabı göster
spy on
to collect and store their personal information.
0:22onların kişisel bilgilerini toplayıp depolaması giderek daha normal hale geldi.
Regardless of whether you're a fan of right or left-wing policies, Dilbilgisi
0:25İster sağcı ister solcu politikaların hayranı olun,
“Regardless of whether”: sonuç değişmez
“Regardless of whether” bir ödünleme ilişkisi kurar: ana cümledeki sonucu değiştirmeyen seçenekleri sunar. Burada sağ veya sol kanat politikalarını desteklemek, konunun herkesi etkilediği sonucunu değiştirmez. Yapı şöyledir: regardless of whether + yan cümle, ana cümle. Whether, whether you're a fan of right or left-wing policies örneğinde olduğu gibi or ile bağlanan seçenekleri sunabilir.
Alıştırma
Her iki durumda da toplantının içeride yapılacağını gösteren bağlayıcı ifadeyi seçin: _____ it rains or stays dry, the meeting will be held indoors.
- Regardless of whether
- Only if
- Depending on whether
Cevabı göster
Regardless of whether
take a look at: incelemek
Take a look at, “incelemek veya değerlendirmek” anlamına gelen doğal bir fiil ifadesidir. Burada yalnızca hızlıca bakmayı değil, verileri dikkatle incelemeye geçişi anlatır. Kalıp take a look at + isim veya zamir şeklindedir. Nesne at sözcüğünden sonra gelir: take a look at the data.
Alıştırma
take ve look sözcüklerini içeren ve “incelemek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we make a decision, let's ____ the new data.
Cevabı göster
take a look at
ask ourselves honestly ... has all of this actually made us safer?: sonuçları sorgulamak
And ask ourselves honestly, gerçekleri sunmaktan onları değerlendirmeye geçildiğini gösterir. Konuşmacı dinleyicileri meseleyi aynı ölçüte göre değerlendirmeye çağırır ve soruyu dürüst bir yanıtı hak eden bir konu olarak çerçeveler. Has all of this actually made us safer? dil bilgisi açısından evet-hayır sorusudur, ancak bu tartışmada retorik işlev görür: actually kuşku ekler ve beklenen yanıtın hayır olabileceğini düşündürür. all of this, daha önce ele alınan önlemleri tek bir konu altında toplarken safer bunların işe yarayıp yaramadığını ölçen kriteri belirtir.
Alıştırma
Bu parçada sorunun temel söylem işlevi nedir? “We installed more cameras and hired more guards. But we must ask ourselves honestly: has all of this actually made the building safer?”
- Önlemleri sıralamaktan, bu önlemlerin hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını sorgulamaya geçer.
- Binanın artık tamamen güvenli olduğunu doğrular.
- Dinleyicilerden her kamerayı ve her güvenlik görevlisini sıralamalarını ister.
Cevabı göster
Önlemleri sıralamaktan, bu önlemlerin hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını sorgulamaya geçer.
In the aftermath of: ciddi bir olaydan sonraki sonuçlar
“In the aftermath of”, ciddi veya sarsıcı bir olaydan sonraki, etkilerin hâlâ hissedildiği dönemi anlatır. Burada 11 Eylül, daha sonra yaşananları sonuçlarıyla şekillendiren olay olarak sunuluyor. Bu ifade yalnızca bir olayın diğerinden sonra gerçekleştiğini belirtmez; sonraki durumu önceki olayın devam eden etkisine bağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede “in the aftermath of” doğal biçimde kullanılmıştır?
- In the aftermath of the earthquake, the city strengthened its building codes.
- In the aftermath of turning one page, I read the next sentence.
- In the aftermath of lunch, I washed my spoon.
Cevabı göster
In the aftermath of the earthquake, the city strengthened its building codes.
the U.S. government concluded that the law had not kept pace with technology. Kalıp ifadeler
0:49ABD hükümeti kanunların teknolojiye ayak uyduramadığı sonucuna vardı.
keep pace with: değişim hızına ayak uydurmak
“Kept pace with”, “keep pace with” ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve başka bir şey kadar hızlı gelişmek veya değişmek anlamına gelir. Burada pace mecazidir; yürüme hızını değil, teknolojik değişimin hızını ifade eder. “Had not kept pace with” yapısında had + kept, past perfect zamanı oluşturur. Bu yapı, hükümet sonuca vardığında yasanın teknolojinin zaten gerisinde kalmış olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir eğitim programının sektör değiştikçe aynı hızda gelişmesi gerektiğini ifade eder?
- Our training program must set the pace for changes in the industry.
- Our training program must keep pace with changes in the industry.
- Our training program must catch up with changes in the industry.
Cevabı göster
Our training program must keep pace with changes in the industry.
initially to intercept communications linked to Al Qaeda.
0:56başlangıçta El Kaide ile bağlantılı iletişimleri dinlemek içindi.
Özel ad olarak Terrorist Surveillance Program
Terrorist Surveillance Program, 11 Eylül saldırılarından sonra yetkilendirilen bir ABD hükümeti gözetim girişimi için kullanılan addır. Bu cümlede, başlangıçta El Kaide'yle bağlantılı iletişimleri dinlemeyi amaçlayan belirli programı ifade eder. Burada Terrorist, programın adının bir parçasıdır. İletişimi izlenen herkesin hukuken terörist olarak tanımlanmış veya terör suçundan hüküm giymiş olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede Terrorist Surveillance Program neyi ifade ediyor?
- 11 Eylül'den sonra oluşturulan belirli bir ABD hükümeti gözetim girişimi
- Terör suçundan hüküm giymiş kişilerin hukuki listesi
- Dünyadaki bütün gözetim programlarını kapsayan genel bir kategori
Cevabı göster
11 Eylül'den sonra oluşturulan belirli bir ABD hükümeti gözetim girişimi
Officials were confident that if the program had been in place before 9/11, Dilbilgisi
1:00Yetkililer, eğer bu program 11 Eylül'den önce yürürlükte olsaydı,
Geçmişe yönelik gerçek dışı koşul: if ... had ... could have been stopped
If yan cümlesi, gerçektekinden farklı ve daha önceki bir geçmişi hayal etmek için past perfect biçimi had been in place kullanır. Program 11 Eylül'den önce faaliyette değildi; burada in place, kurulmuş ve işler durumda demektir. Sonuç cümlesindeki could have been stopped, kesin bir sonucu değil, geçmişte mümkün olabilecek bir sonucu ifade eder. Been stopped edilgen yapıdadır; dolayısıyla uçak kaçıranlar saldırıyı gerçekleştirmeleri engellenebilecek kişilerdi.
Alıştırma
'could prevent' ifadesinin edilgen biçimini kullanarak geçmişe yönelik gerçek dışı koşulu tamamlayın: If the safety check had been completed, the accident ____.
Cevabı göster
could have been prevented
But soon the new powers were also used to prove guilt by association. Deyimler
1:06Ancak kısa süre sonra bu yeni güçler, ilişkiler yoluyla suçluluk kanıtlamak için de kullanıldı.
Guilt by association: ilişki üzerinden suçlama
Burada guilt by association, bir kişiyi esas olarak kınanan veya şüphelenilen bir kişi ya da grupla bağlantısı olduğu için suçlu veya şüpheli saymak demektir. Bağlantı, kişinin bizzat ne yaptığına ilişkin kanıtın yerini alır. Bu ifade genellikle böyle bir akıl yürütmenin adaletsiz veya güvenilmez olduğunu belirtir. Prove guilt by association içindeki prove, bunu geçerli bir hukuki ispat standardı yapmaz; cümle, yetkilerin bağlantıya dayalı bu akıl yürütmeyle suçluluk iddia etmek için kullanıldığını anlatır.
Alıştırma
Cümlede guilt by association ne anlama geliyor?
- İnsanlar birlikte vakit geçirdikleri için suçluluk hisseder.
- Suçluluk, kişinin kendi eylemlerine ilişkin doğrudan kanıtlarla ispatlanır.
- Suçluluk, esas olarak şüphelenilen veya kınanan kişilerle bağlantıdan çıkarılır.
Cevabı göster
Suçluluk, esas olarak şüphelenilen veya kınanan kişilerle bağlantıdan çıkarılır.
The FBI used immigration records to identify Arab and Muslim foreign nationals in the U.S.
1:10FBI, göçmen kayıtlarını kullanarak ABD''deki Arap ve Müslüman yabancı uyrukluları tespit etti.
On this basis, 80,000 individuals were required to register,
1:16Bu temelde, 80.000 kişinin kayıt yaptırması istendi,
another 8,000 were called in for FBI interviews, Öbek fiiller
1:20bir 8.000 kişi daha FBI mülakatlarına çağrıldı
Were called in for FBI interviews: FBI görüşmeleri için çağrıldılar
Bu cümlede were called in, kişilerin bir yere gelmelerinin resmen istendiği veya gerekli kılındığı anlamına gelir. Edilgen yapı odağı 8.000 kişinin üzerinde tutar; talimatı veren kişi veya kurum ise FBI interviews ifadesinden anlaşılır. For FBI interviews, çağrının amacını belirtir. Burada call in, görüşme için gelmekle ilgilidir; telefon çağrısı almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi call in ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After the alarm went off, two technicians ____ to inspect the system.
Cevabı göster
were called in
and more than 5,000 locked up in preventive detention. Notlar
1:22ve 5.000'den fazla kişi önleyici gözaltında hapsedildi.
locked up: zorla alıkonmuş
Burada locked up, birinin kendi isteğine aykırı olarak zorla kapatılıp gözetim altında tutulması anlamına gelir. Eylem insanlara uygulanır; bu nedenle ifade edilgen anlam taşır: more than 5,000 (were) locked up. Bu bölüm önceki ifadeyle eş görevli olduğu için yardımcı fiil were atılmıştır. Locked up, bu insanların bir kapıyı kilitlediği veya bir eşyayı güvenli yere koyduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“Several protesters were locked up overnight,” cümlesinde locked up ne anlama gelir?
- Ayrılmadan önce bir binayı kilitlediler.
- İsteklerine aykırı olarak gözaltında tutuldular.
- Kendi istekleriyle içeride kaldılar.
Cevabı göster
İsteklerine aykırı olarak gözaltında tutuldular.
preventive detention: ileri sürülen gelecekteki riski önlemek için alıkoyma
preventive detention ifadesinde preventive, açıklanan amacı belirtir: yetkililer, korkulan bir eylem veya tehdit gerçekleşmeden önce bir kişiyi alıkoyar ve bu alıkoymanın onu önleyebileceğini ileri sürer. Bu terim tek başına kişinin hüküm giydiği veya cezasını çektiği anlamına gelmez. Ayrıca alıkoymanın hukuka uygun ya da haklı olduğunu kanıtlamaz; bu sorular yasaya ve olayın gerçeklerine bağlıdır.
Alıştırma
Yetkililer, gelecekte şiddet uygulayabileceğini söyledikleri bir kişiyi herhangi bir ceza mahkûmiyeti olmadan alıkoyuyor. Açıklanan gerekçeye en uygun terim hangisidir?
- imprisonment
- preventive detention
- pretrial detention
Cevabı göster
preventive detention
Sıfır sonucunu vurgulayan Not one + tekil isim
Not one + sayılabilen tekil isim “sıfır” anlamına gelir, ancak tek bir örneğin bile bulunmadığını özellikle vurgular. one sonrasında terrorist tekil biçimde olsa da ifadenin tamamı sıfır miktarını anlatır. Not one terrorist was found cümlesinde edilgen was found yapısı, aramayı kimin yaptığına değil aramanın sonucuna odaklanır. Bu kalıp bir arama, test veya soruşturmanın hiçbir örnek ortaya çıkarmadığını vurgulamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
error ismini ve vurgulu Not one + tekil isim kalıbını kullanın: After three careful checks, ____ was found in the report.
Cevabı göster
not one error
in what's been called the most aggressive national campaign of ethnic profiling Kelime
1:27İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana görülen
ethnic profiling: etnik kimliğe dayalı tarama
Ethnic profiling, bir kişi hakkındaki bireysel kanıtlara dayanmak yerine o kişinin etnik kimliğini veya etnik kimliğine ilişkin algıyı temel risk ya da şüphe işareti veya ek inceleme nedeni olarak kullanma uygulamasıdır. Buradaki called, eleştirmenlerin veya yorumcuların kampanyaya bu etiketi verdiğini gösterir. İfade resmîdir ve grup kimliğine dayalı ayrımcı muameleye işaret ettiği için çoğu zaman eleştirel bir anlam taşır.
Alıştırma
Hangi durum ethnic profiling için en açık örnektir?
- Bir internet sitesi her kullanıcıdan kısa bir kişisel profil yazmasını ister.
- Görevliler yolcuları esas olarak algıladıkları etnik kökenleri nedeniyle durdurur.
- Dedektifler iki suç mahallinde bulunan parmak izlerini karşılaştırır.
Cevabı göster
Görevliler yolcuları esas olarak algıladıkları etnik kökenleri nedeniyle durdurur.
since World War II.
1:31etnik fişlemeye dayalı en agresif ulusal kampanya olarak adlandırılan bu olayda.
How commonplace it's since become for government agencies to collect and store the personal data of citizens
1:33Hükümet kurumlarının vatandaşların kişisel verilerini toplaması ve depolamasının ne kadar sıradan hale geldiği,
was made plain by the leak of the Snowden documents in 2013. Notlar
1:392013'te Snowden belgelerinin sızdırılmasıyla açıkça ortaya çıktı.
was made plain by: kanıtın bir olguyu ortaya koyması
Was made plain by, “…… tarafından açıkça gösterildi veya ortaya çıkarıldı” anlamına gelir. Uzun özne, açıklığa kavuşan olguyu veya eğilimi belirtir; by sonrasındaki isim öbeği ise bunu ortaya çıkaran kanıtı belirtir. Bu edilgen yapı, bir savı OLGU + was made plain by + KANIT sırasıyla düzenler. Buradaki plain, “açık veya belli” demektir; “sıradan” ya da “ova” anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî cümleyi “…… tarafından açıkça ortaya çıkarıldı” anlamındaki edilgen ifadeyle tamamlayın: The scale of the problem ____ the independent audit.
Cevabı göster
was made plain by
Snowden documents: 2013 gözetim kayıtları
Snowden documents ifadesi, eski istihbarat yüklenicisi Edward Snowden'ın 2013'ten itibaren açıkladığı geniş kapsamlı gizli gözetim kayıtlarını ifade eder. Bu kayıtlar, devlet kurumlarının veri ve iletişim bilgilerini büyük ölçekte nasıl topladığını gösterdi. Bu cümlede ad, savı destekleyen gerçek dünyadan kanıtı sağlar. Documents, sızdırılan kayıtların bütününü ifade eder; özel bir dosya biçimi ya da Snowden tarafından yazılmış geleneksel bir yayın değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Snowden documents neyi ifade eder?
- Edward Snowden'ın 2013'te açıkladığı sızdırılmış gözetim kayıtları bütünü
- Edward Snowden tarafından yazılmış resmî bir hukuk kitabı
- Devlet kurumlarının kullandığı özel bir dijital dosya biçimi
Cevabı göster
Edward Snowden'ın 2013'te açıkladığı sızdırılmış gözetim kayıtları bütünü
They showed how the NSA can demand information about users
1:43Bu belgeler, NSA'nın günlük sivil internet trafiğinden topladığı verilerin,
from firms like Microsoft or Google in addition to their daily collection of data from civilian internet traffic,
1:46örneğin e-posta içerikleri ve kişi listelerinin yanı sıra, Microsoft veya Google gibi firmalardan,
such as email content and contact lists.
1:51kullanıcılar hakkında nasıl bilgi talep edebileceğini gösterdi.
governments are increasingly turning their attention to everyone. Kalıp ifadeler
1:57hükümetler giderek dikkatlerini herkese yöneltiyor.
turning their attention to: dikkati başka bir hedefe çevirmek
Turn one's attention to something, daha önce başka bir şeye odaklanmışken odağı yeni bir hedefe çevirmek demektir. Burada hükûmetler odaklarını suçlulardan herkese kaydırıyor. Yapı turn + iyelik belirleyicisi + attention + to + isim veya zamir şeklindedir. İyelik belirleyicisi, dikkati değişen kişi ya da grupla uyumlu olmalıdır: I turn my..., she turns her... ve governments turn their.... Bu ifade yeni bir konuya, göreve veya önceliğe geçişi de düzenleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi özneyle uyumlu turn one's attention to biçimiyle tamamlayın: After reviewing the budget, Maria is now ____ safety.
Cevabı göster
turning her attention to
adding more hay to the stack isn't going to make it any easier to find the needle.
2:04yığına daha fazla saman eklemek iğneyi bulmayı kolaylaştırmayacaktır.
a needle in a haystack: neredeyse imkânsız bir arama
A needle in a haystack, çok büyük miktarda benzer veya ilgisiz malzemenin içinde gizlendiği için bulunması son derece zor olan bir hedefi anlatır. Burada iğne gerçek bir tehdidi, saman ise ilgisiz veri yığınını temsil eder. Bu görüntü cümle boyunca devam eder: daha fazla saman eklemek aramaya yardımcı olmaz; hedefi daha da fazla ilgisiz malzemeyle çevreler. Bu deyim veri aramalarını, soruşturmaları ve sorun gidermedeki zorlu aramaları anlatabilir.
Alıştırma
Hangi durum looking for a needle in a haystack ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Açıkça etiketlenmiş iki klasör arasında seçim yapmak
- Milyonlarca kayıt arasında yanlış etiketlenmiş tek bir dosyayı bulmak
- Bir bilgisayara daha fazla depolama alanı eklemek
Cevabı göster
Milyonlarca kayıt arasında yanlış etiketlenmiş tek bir dosyayı bulmak
On the contrary, every recent success announced by the NSA Anlatım akışı
2:08Aksine, NSA tarafından duyurulan son dönemdeki her başarı
On the contrary: önceki bir sonucu reddetmek
On the contrary, hemen önce belirtilen bir düşünceyi veya sonucu doğrudan reddeder. Doğru olanın bunun tersi olduğunu ifade eder; yalnızca başka bir bakış açısı eklemez. Burada tartışmayı, geniş çaplı veri toplamanın başarı getirdiği düşüncesinden karşıt kanıta yöneltir: başarılar klasik hedef gözetiminden gelmiştir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir.
Alıştırma
Sonucun tahmini çürüttüğünü gösteren bağlayıcıyı seçin: The shorter route was expected to take longer. ____ it saved us twenty minutes.
- For example,
- On the contrary,
- On the other hand,
Cevabı göster
On the contrary,
Despite high hopes, the NSA surveillance program has not stopped any major terror attack. Dilbilgisi
2:14Büyük umutlara rağmen, NSA gözetim programı hiçbir büyük terör saldırısını durduramadı.
Despite high hopes: despite + isim öbeği
Despite high hopes bir ödünleme ilişkisi kurar: insanlar iyi bir sonuç beklemiştir, ancak ana cümle bu beklentiye aykırı bir sonuç bildirir. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından high hopes isim öbeği gelir. despite + isim öbeği veya -ing biçimi kullanın; despite sözcüğünden hemen sonra tam bir çekimli yan cümle getirmeyin. Bir yan cümleden önce despite the fact that veya although kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?
- Despite high hopes, the project failed.
- Despite hopes were high, the project failed.
- Despite of high hopes, the project failed.
Cevabı göster
Despite high hopes, the project failed.
So what we need is not even more random data, Dilbilgisi
2:25Dolayısıyla ihtiyacımız olan şey daha fazla rastgele veri değil,
but better ways to understand and use the information we have.
2:28sahip olduğumuz bilgileri anlama ve kullanma konusunda daha iyi yollardır.
What we need is not X, but Y: bir fikri reddedip yerine başkasını koymak
“what we need” ifadesindeki what bir soru sözcüğü değildir. “the thing that” anlamına gelir; bu nedenle kaynaşmış ilgi yan cümlesi olan “what we need” bütünüyle is fiilinin öznesi olur. “What we need is not X, but Y” kalıbı X’i gerçek çözüm olarak reddeder ve onun yerine Y’yi koyar. Buradaki “even more” daha da büyük bir miktar anlamındadır; dolayısıyla X, ilave rastgele veridir. Bu yapı, bir sorunun ele alınış biçimini düzeltmeye ve dikkati daha iyi bir yanıta yöneltmeye yarar.
Alıştırma
Konuşmacı daha fazla toplantı yapılması fikrini reddediyor ve onun yerine net bir plan koyuyor. Cümleyi tamamlayın: What we need is ____ more meetings, ____ a clear plan.
Cevabı göster
not · but
Spy agencies are also pushing to cripple encryption. Kelime
2:32Casusluk kurumları aynı zamanda şifrelemeyi felce uğratmaya da çalışıyor.
“Cripple encryption” ifadesinde cripple sözcüğünün mecazi anlamı
Burada cripple mecazi anlamda kullanılır: Şifrelemeye, verileri artık etkili biçimde koruyamayacağı kadar ciddi zarar vermek demektir. Şifrelemeyi silmek veya yasaklamak anlamına gelmesi şart değildir. Bu fiil konuşmacının tutumunu da gösterir. “Pushing to cripple encryption”, önerilen eylemi tarafsız bir teknik ayarlama olarak değil, zararlı ve tehlikeli bir girişim olarak sunar.
Alıştırma
Burada “cripple encryption” ifadesinin hem anlamını hem de eleştirel tonunu en iyi koruyan açıklama hangisidir?
- şifrelemenin verileri koruma yeteneğine ciddi zarar vermek
- şifrelemede küçük bir ayarlama yapmak
- her türlü şifrelemeyi tamamen ortadan kaldırmak
- şifrelenmiş tek bir mesajı başarıyla okumak
Cevabı göster
şifrelemenin verileri koruma yeteneğine ciddi zarar vermek
Siber güvenlikte back-door program
Burada a back-door program, bir cihazın normal güvenlik korumalarını aşmak ve özel bir erişim yolu sağlamak üzere tasarlanmış yazılım anlamına gelir. Bu bir siber güvenlik terimidir; fiziksel bir arka kapıyla ilgili program değildir. Cümlede back-door, program sözcüğünü niteler. FBI, iPhone'un şifrelemesini devre dışı bırakabilecek veya aşabilecek bir yazılım istiyordu. Buna back door denmesi, bu istisnai erişimin daha sonra başkaları tarafından yeniden kullanılabilmesi riskini de vurgular.
Alıştırma
Bir siber güvenlik raporunda back-door program ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Ekran parlaklığını değiştirmeye yarayan normal kullanıcı ayarı
- Özel erişim sağlamak için normal güvenlik kontrollerini aşan yazılım
- Bir ofisin arkasındaki fiziksel giriş
Cevabı göster
Özel erişim sağlamak için normal güvenlik kontrollerini aşan yazılım
not only because this tool could be used to permanently weaken the privacy of law-abiding citizens worldwide,
2:45sadece bu aracın dünya çapında yasalara uyan vatandaşların mahremiyetini kalıcı olarak zayıflatmak için kullanılabileceği için değil,
but fearing to open the floodgates for governments requesting access to a technology used by billions of people. Deyimler
2:50aynı zamanda milyarlarca insanın kullandığı bir teknolojiye hükümetlerin erişim talep etmesinin önünü açmaktan korktuğu için.
Open the floodgates: bir istisnanın birçok sonuca yol açması
Open the floodgates, bir eylem veya istisnanın çok sayıda benzer talebi, olayı ya da sonucu tetiklemesine ve durumun kontrol edilmesinin zorlaşmasına izin vermek anlamındaki mecazi bir deyimdir. İmge, açılan taşkın kapaklarından hızla akan sudur; ancak burada gerçek kapaklardan söz edilmez. Burada Apple, bir kez erişim izni vermenin birçok hükümeti aynı erişimi talep etmeye yöneltebileceğinden korkuyor. İfade, ilk vakayı geniş çaplı sonuçlara yol açabilecek bir emsal olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi ‘çok sayıda benzer ve kontrol edilmesi zor talebin önünü açmak’ anlamındaki üç sözcüklü deyimle tamamlayın: The committee feared that one exception would ____ to hundreds of new claims.
Cevabı göster
open the floodgates
A fear shared by security experts and cryptographers. Anlatım akışı
2:56Bu korku, güvenlik uzmanları ve kriptograflar tarafından da paylaşılmaktadır.
A fear shared by security experts and cryptographers: bilinçli kullanılan bir cümle parçası
“A fear” merkezdeki isim öbeğidir. “shared by security experts and cryptographers”, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve “that is shared by security experts and cryptographers” anlamına gelir. Buradaki shared, fear sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacıdır; tam bir cümlenin ana fiili değildir. Satırın tamamı, önceki düşünceye bilinçli olarak eklenmiş bir cümle parçasıdır. Daha önce sözü edilen korkuyu kısaca yeniden belirtir ve uzmanların da aynı korkuyu paylaştığını söyleyerek ona ağırlık kazandırır. Tam biçimi şöyle olurdu: “This fear is shared by security experts and cryptographers.”
Alıştırma
Vurgulanan parçanın söylemdeki işlevi nedir?
- Güvenlik uzmanları ve kriptografların da hemen önce sözü edilen korkuyu paylaştığını kısa bir eklemeyle belirtir.
- Güvenlik uzmanlarına ve kriptograflara bir eylemde bulunmalarını söyler.
- Uzmanların paylaşmadığı, önceki konuyla ilgisiz bir korku ortaya atar.
Cevabı göster
Güvenlik uzmanları ve kriptografların da hemen önce sözü edilen korkuyu paylaştığını kısa bir eklemeyle belirtir.
A few weeks later, the FBI revealed that they had hacked the phone themselves,
3:00Birkaç hafta sonra FBI, telefonu kendilerinin hacklediğini açıkladı,
basically admitting that they lied to the public about the need for a back-door,
3:04bu da temelde arka kapı ihtiyacı konusunda halka yalan söylediklerini itiraf etmekti;
which questions how trustworthy spy agencies are in the debate about privacy and security.
3:08bu da mahremiyet ve güvenlik tartışmalarında casusluk kurumlarının ne kadar güvenilir olduğunu sorgulatıyor.
already has the capability to turn on your iPhone microphone
3:16siz farkına bile varmadan iPhone mikrofonunuzu açma
Especially considering that ile güçlü bir neden eklemek
Considering that, hesaba katılması gereken bir olguyu sunar; especially ise bu olgunun özellikle önemli olduğunu belirtir. Birlikte, Especially considering that ifadesi “özellikle de ... hesaba katıldığında” anlamına gelir. Burada ifade, bağımsız bir ana cümle başlatmaz. Önceki yargıya ek bir neden bağlar ve önemli bir kanıtla bu yargıyı güçlendirir. Tam bir cümlede aynı bağlantı şöyle kurulabilir: “That claim is surprising, especially considering that the evidence was already public.”
Alıştırma
Cümleyi especially considering that ile tamamlayın: The cancellation is surprising, ____ every ticket had been sold.
Cevabı göster
especially considering that
or activate your laptop camera without you noticing. Dilbilgisi
3:19veya dizüstü bilgisayarınızın kamerasını etkinleştirme yeteneğine halihazırda sahip olduğu düşünüldüğünde.
siz fark etmeden
without you noticing ifadesinde without sözcüğünden sonra nesne zamiri you ve noticing fiilinin -ing biçimi gelir. Fark etmeyen kişi you’dur; yani you, noticing fiilinin mantıksal öznesidir. without + kişi + -ing kalıbı, o kişinin haberi olmadan bir şeyin gerçekleştiğini anlatır. Burada kamera, kullanıcı fark etmeden etkinleştirilebilir.
Alıştırma
Cümleyi “Leo farkında değilken” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The program changed the settings ____.
Cevabı göster
without Leo noticing
Concerns about this are often met with the argument, Kalıp ifadeler
3:23Bu konudaki endişeler genellikle şu argümanla karşılaşıyor:
if you have nothing to hide, you have nothing to fear. Anlatım akışı
3:26Saklayacak bir şeyiniz yoksa, korkacak bir şeyiniz de yoktur.
çoğu zaman bu savla karşılanmak
Are often met with, “çoğu zaman bu yanıtla karşılanır” anlamına gelen edilgen bir yapıdır. Dil bilgisel özne olan concerns about this birisiyle görüşmez; başka insanlar bu endişelere bir savla yanıt verir. be met with + tepki veya yanıt kalıbı; bir fikir, istek, öneri ya da endişenin nasıl karşılandığını anlatırken yaygındır. Often, bunun tek bir olay değil, tekrarlanan veya tipik bir tepki olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir önerinin olumsuz tepki aldığını göstermek için be met with kullanılmıştır?
- The proposal was met with strong criticism.
- The team responded with a revised proposal.
- The proposal led to a lively debate.
- The manager met with the team to discuss the proposal.
Cevabı göster
The proposal was met with strong criticism.
Alıntılanan bir slogan olarak “If you have nothing to hide, you have nothing to fear”
Cümle dengeli bir if ..., ... yapısı kullanır: Bir koşul doğruysa ona karşılık gelen sonuç kesinmiş gibi sunulur. “you have nothing to” ifadesinin tekrarı, iddiayı kısa, akılda kalıcı ve slogan benzeri hâle getirir. Burada konuşmacı kendi sonucunu belirtmiyor; yaygın bir görüşü sorgulamak üzere alıntılıyor. Slogan, tartışmalı bir varsayımı kısaltır: Yalnızca yanlış yapanların mahremiyete ihtiyacı vardır, dolayısıyla masum insanların gözetimden korkması gerekmez.
Alıştırma
Bu cümle, tartışmanın bu bölümünde ne yapıyor?
- Özel bilgilerin nasıl saklanacağına dair pratik talimatlar verir.
- Konuşmacının mahremiyet hakkındaki nihai ve tartışmasız sonucunu belirtir.
- Konuşmacının birazdan sorgulayacağı, gözetimi destekleyen yaygın bir sloganı alıntılar.
Cevabı göster
Konuşmacının birazdan sorgulayacağı, gözetimi destekleyen yaygın bir sloganı alıntılar.
But this reasoning only creates a climate of oppression. Deyimler
3:29Ancak bu mantık sadece bir baskı iklimi yaratır.
Toplumsal atmosfer mecazı olarak “a climate of oppression”
a climate of oppression ifadesinde climate mecaz anlamdadır. İnsanların genel olarak yaşadığı toplumsal atmosferi veya koşulları belirtir; oppression ise sert ya da adaletsiz kontrol anlamına gelir. a climate of + soyut isim kalıbı, bir gruba veya topluma yayılan ve sanki herkesi çevreleyen bir duygu ya da durumu anlatır. Burada ifade, bu akıl yürütmenin kontrol ve korkuyu toplum genelinde normalmiş gibi gösterebileceğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede climate, altyazıdakiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- Her mood changed after lunch.
- Constant threats created a climate of fear in the office.
- The mountain climate is cold and dry in winter.
Cevabı göster
Constant threats created a climate of fear in the office.
wanting to keep certain parts of your life private Dilbilgisi
3:33Hayatınızın belirli kısımlarını gizli tutmak istemeniz,
Wanting ... doesn't mean ...: temelsiz bir çıkarımı reddetmek
wanting to keep certain parts of your life private şeklindeki -ing yan cümlesi özne görevi görür. Eylemin tamamı tek bir fikir olarak ele alındığı için don't değil, tekil fiil olan doesn't kullanılır. X doesn't mean Y kalıbı, X'ten Y sonucunun çıkarılmasını reddeder. Burada mahremiyet istemek, yanlış bir şey yapıldığının kanıtı değildir. Bu kalıbı bir gerçeği, seçimi veya duyguyu temelsiz bir yorumdan ayırmak için kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle bir -ing yan cümlesini tekil özne olarak doğru kullanır ve temelsiz bir çıkarımı reddeder?
- Needing a break don't mean you are lazy.
- Needing a break doesn't mean you are lazy.
- Needing a break means you are definitely lazy.
Cevabı göster
Needing a break doesn't mean you are lazy.
But imagine the damage the wrong person could do with all our data
3:40Ancak yanlış kişinin tüm verilerimizle ve cihazlarımıza bu kadar kolay bir erişimle
Anti-terrorism laws allow the authorities to investigate and punish non-terrorism related crimes more aggressively.
3:47Terörle mücadele yasaları, yetkililerin terörle ilgili olmayan suçları daha agresif bir şekilde araştırmasına ve cezalandırmasına olanak tanıyor.
If you give law enforcement powerful tools, they will use them. Dilbilgisi
3:54Eğer kolluk kuvvetlerine güçlü araçlar verirseniz, onları kullanırlar.
If you give ..., they will ...: gerçekçi bir sonucu öngörmek
Bu birinci koşul cümlesinde if yan cümlesi geniş zaman biçimi olan If you give yapısını, sonuç cümlesi ise will + fiilin yalın hâli olan they will use yapısını kullanır. They kolluk kuvvetlerini veya görevlilerini, them ise powerful tools ifadesini belirtir. Bu yapı burada gelecekle ilgili tarafsız bir ifadeden fazlasıdır; uyarı işlevi görür. Bir kuruma bir yetenek verildiğinde konuşmacı, bu yeteneğin kullanılmasını bekler. Gerçekçi bir koşulu ve beklenen sonucunu anlatmak için if + geniş zaman, will + fiilin yalın hâli yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle aynı yapıyı kullanarak gerçekçi bir gelecek sonucu hakkında uyarıda bulunur?
- If you share the code, anyone with it will enter the building.
- If you share the code, anyone with it enters the building.
- If you shared the code, anyone with it would enter the building.
Cevabı göster
If you share the code, anyone with it will enter the building.
That's why democratic oversight is so important.
3:58İşte bu yüzden demokratik denetim bu kadar önemlidir.
Even if those tools and laws aren't used against you today, Dilbilgisi
4:01Bugün bu araçlar ve yasalar size karşı kullanılmasa bile,
Even if ... they might be tomorrow: ödünleyici koşul ve eksilti
Even if, ödünleyici bir koşul getirir: konuşmacı araçların ve yasaların bugün size karşı kullanılmıyor olabileceğini geçici olarak kabul eder, ancak uyarı yine de geçerlidir. Şu anda güvenli olan bir şey gelecekte güvenli kalmayabilir. They, those tools and laws ifadesine gönderme yapar. they might be tomorrow bölümünde tekrarı önlemek için used against you çıkarılmıştır. Tam anlamı they might be used against you tomorrow şeklindedir. Buradaki be, edilgen yapıyı sürdürür; «var olmak» anlamına gelmez.
Alıştırma
“Even if these rules aren't used against us today, they might be tomorrow,” cümlesinde “they might be tomorrow” ne anlama gelir?
- Kurallar yarın bize karşı kullanılabilir.
- Kurallar yarın kaldırılabilir.
- Kurallar yarın ilk kez var olabilir.
Cevabı göster
Kurallar yarın bize karşı kullanılabilir.
For example, following the November 2015 Paris attacks,
4:06Örneğin, Kasım 2015'teki Paris saldırılarının ardından,
France expanded its already extensive anti-terrorism laws
4:09Fransa, zaten kapsamlı olan terörle mücadele yasalarını genişleterek
by giving law enforcement greater powers to conduct house raids Kalıp ifadeler
4:13kolluk kuvvetlerine ev baskınları düzenleme
giving law enforcement greater powers to: artırılmış yasal yetki verme
giving law enforcement greater powers to conduct house raids ifadesinde give + alıcı + powers + to mastarı kalıbı kullanılır. Law enforcement yetkiyi alan taraftır; to conduct house raids ise yasal olarak izin verilen eylemi belirtir. Burada powers, fiziksel güç veya özel yetenek değil, yasal yetki anlamına gelir. Greater, kurumun zaten sahip olduğu yetkinin artırıldığını gösterir. İfade by sonrasında geldiği için yasaların hangi yöntemle genişletildiğini açıklar.
Alıştırma
giving + recipient + greater powers to kalıbını kullanıp yetkiyi alan taraf olarak regulators sözcüğünü seçerek İngilizce cümleyi tamamlayın: The reform expanded oversight by ____ inspect company records.
Cevabı göster
giving regulators greater powers to
ev baskınları düzenlemek
Bu cümlede conduct, “davranmak” değil, “organize edip gerçekleştirmek” anlamına gelir. Nesne olarak house raids isim öbeğini alır: conduct + resmî operasyon. House raid, genellikle arama yapmak, delil ele geçirmek veya birini tutuklamak amacıyla kolluk kuvvetlerinin bir eve aniden girmesidir. Bu nedenle ifade, sıradan bir ev ziyaretini değil, resmî bir yetkinin kullanılmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tam resmî eşdizimle tamamlayın: With a judge's approval, police may ____ while investigating a serious crime.
Cevabı göster
conduct house raids
and place people under house arrest. Kalıp ifadeler
4:16ve insanları ev hapsine alma konusunda daha büyük yetkiler verdi.
insanları ev hapsine almak
Place someone under house arrest, bir kişinin özgürce dolaşmak yerine evde kalmasını yasal olarak zorunlu kılmak demektir. Place, hukuki durumu oluşturan eylemi; under house arrest ise bu durumun adını belirtir. Yapı place + kişi + under house arrest şeklindedir. Edilgen biçim de çok yaygındır: someone is placed under house arrest.
Alıştırma
Dersteki hukuki yapıyı tamamlayın: Because he could remain at home but was forbidden to leave, the court decided to ____ him ____.
Cevabı göster
place · under house arrest
Within weeks, evidence emerged that these powers were being used for unintended purposes, Kalıp ifadeler
4:18Birkaç hafta içinde, bu yetkilerin amaç dışı kullanıldığına dair kanıtlar ortaya çıktı;
evidence emerged that: sonradan ortaya çıkan gerçekleri sunmak
Bu cümlede evidence emerged that, ardından gelen that yan cümlesindeki iddiayı destekleyen bilgilerin sonradan ortaya çıktığını anlatır. Emerged, kanıtların zamanla bilinmeye veya görünür hâle gelmesini ifade eder; fiziksel bir nesnenin bir yerden çıkmasını değil. Bu haber anlatımı kalıbı, kanıtı kimin bulduğunu söylemeden yeni bir gelişmeyi sunar. Genellikle önceki durumdan sonradan keşfedilen gerçeğe geçiş yapar.
Alıştırma
Destekleyici bilgilerin sonradan ortaya çıktığını anlatan hedef kalıpla haberi tamamlayın: Within days, ____ the figures had been altered.
Cevabı göster
evidence emerged that
such as quashing climate change protests. Kelime
4:23örneğin iklim değişikliği protestolarını bastırmak gibi.
quashing climate change protests: protestoları zorla bastırmak
Burada quashing climate change protests, yetki veya güç kullanarak protestoları bastırıp sona erdirmek anlamına gelir. Quash, yalnızca stop demekten daha güçlü ve değerlendirme içeren bir sözcüktür; muhalefete karşı kararlı bir müdahale yapıldığını düşündürür. Haber dilinde bu ifade, gücün nasıl kullanıldığına ilişkin kaygıyı gösterebilir. Quash sıkça protests, rebellions ve rumors ile; hukuk bağlamında ise convictions veya decisions ile kullanılır.
Alıştırma
Şu resmî haber cümlesini en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The emergency powers were used to ____ before the march reached the city center.
- print the posters
- quash the protests
- park the vehicles
Cevabı göster
quash the protests
The governments of Spain, Hungary, and Poland have introduced more restrictive laws on the freedom of assembly and speech. Kelime
4:26İspanya, Macaristan ve Polonya hükümetleri toplanma ve ifade özgürlüğü konusunda daha kısıtlayıcı yasalar getirdi.
Eş görevli haklar olarak freedom of assembly and speech
Burada freedom of assembly ve freedom of speech, eş görevli iki medeni hakkın adıdır. Baştaki freedom of ifadesi hem assembly hem de speech için geçerlidir. İlki, ortak bir amaç için başka insanlarla barışçıl biçimde toplanma hakkı; ikincisi ise düşünce ve görüşleri ifade etme hakkıdır. Bu hukuk ve kamu politikası bağlamında assembly, parçaları birleştirme eylemini değil, insanların bir araya gelmesini ifade eder. Cümle, yeni yasaların her iki özgürlük türünü de kısıtladığını söylüyor.
Alıştırma
Bir insan hakları raporunda freedom of assembly and speech neyi ifade eder?
- Yasal sınırlar olmadan herhangi bir kuruluşa katılma hakkı
- Ortak bir amaç için toplanma ve düşünceleri ifade etme hakları
- Ürünleri birleştirme ve yalnızca resmî görüşleri tekrarlama hakkı
Cevabı göster
Ortak bir amaç için toplanma ve düşünceleri ifade etme hakları
Freedom of expression and the press in Turkey has been seriously undermined in the last few years,
4:32Türkiye'de ifade ve basın özgürlüğü son birkaç yılda ciddi şekilde zedelendi,
with people sentenced to prison for criticizing the government. Dilbilgisi
4:37insanlar hükümeti eleştirdikleri için hapis cezalarına çarptırıldı.
with people sentenced içindeki with + isim + geçmiş zaman ortacı
With people sentenced to prison, with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı yapısıyla kurulmuş bir ek bilgidir. People, sentence eyleminden etkilenen taraftır; bu nedenle sentenced edilgen anlam taşır. For criticizing the government, insanların neden ceza aldığını açıklar. Bu ek yapı, özgürlüğün nasıl zedelendiğini gösteren somut bir durum veya kanıt ekler. Tek başına durmak yerine tamamlanmış ana cümleye bağlanır: Buradaki sentenced bir ortaçtır, geçmiş zamanda çekimlenmiş bir fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi with + isim + geçmiş zaman ortacı kullanarak tamamlayın. İsim öbeği olarak several bridges, fiil olarak damage kullanın: The roads remained closed, ____ after the storm.
Cevabı göster
with several bridges damaged
None of this is effectively helping us fight terrorism.
4:41Bunların hiçbiri terörizmle savaşmamıza etkili bir şekilde yardımcı olmuyor.
The motivation behind this might be good, even noble,
4:45Bunun arkasındaki motivasyon iyi, hatta asil olabilir,
but if we let our elected governments limit our personal freedom, Dilbilgisi
4:48ancak seçilmiş hükümetlerimizin kişisel özgürlüğümüzü sınırlamasına izin verirsek,
let our elected governments limit: let + nesne + yalın fiil
let our elected governments limit... ifadesinde let + nesne + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılır. our elected governments nesnedir ve aynı zamanda eylemi yapmasına izin verilen taraftır; limit yalın fiildir, bu yüzden önüne to gelmez. Burada let, “izin vermek” veya “engellememek” anlamındadır. Hükümetlerin seçimle işbaşına gelmiş olması, bu kısıtlamaya izin verme sorumluluğunun bir kısmını halka da yükler.
Alıştırma
Hangi cümle let + nesne + yalın fiil kalıbını doğru kullanıyor?
- Don't allow one mistake change your whole plan.
- Don't let one mistake change your whole plan.
- Don't let one mistake to change your whole plan.
Cevabı göster
Don't let one mistake change your whole plan.
we might slowly move towards a surveillance state. Kelime
4:56yavaş yavaş bir gözetim devletine doğru ilerleyebiliriz.
Olumsuz durumu ağırlaştıran bir geçiş olarak What's worse
What's worse, “daha da ciddisi” veya “durumu daha da kötüleştiren şey” anlamına gelen kalıplaşmış bir değerlendirme geçişidir. Burada soru sormaz. Cümlenin başında ve ardından virgülle kullanıldığında, sonraki ifadeyi önceki soruna bağlar ve yeni sonucun daha ciddi olduğunu gösterir. Olumsuz noktaları kötüleşme sırasına göre düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede What's worse, olumsuz bir durumun daha da kötüleştiğini gösteren geçiş olarak kullanılmıştır?
- The train was delayed, but fortunately the connection waited.
- The train is delayed. What's worse, the last connection has been canceled.
- What's worse than missing the train?
Cevabı göster
The train is delayed. What's worse, the last connection has been canceled.
Gözetim devleti: hükümetin geniş çaplı ve sistematik izlemesi
Surveillance state, kamu makamlarının insanları geniş çapta ve sistematik olarak izlediği bir ülke veya yönetim sistemidir. Tek bir izleme olayını değil, kurumsal bir düzeni anlatır. Bu cümlede might slowly move towards, zamanla ortaya çıkabilecek bir risk konusunda uyarıda bulunur. Konuşmacı ülkenin zaten tamamen bir gözetim devleti olduğunu söylemez. Buradaki state, bir durum veya ABD'deki bir eyalet değil, devlet ya da siyasi sistem anlamındadır.
Alıştırma
Hangi durum surveillance state terimine en uygun örnektir?
- Yetkililerin insanları geniş çapta ve sistematik olarak izlediği bir ülke
- Tek bir binada yalnızca bir güvenlik kamerası kullanan bir ülke
- Amerika Birleşik Devletleri'ni oluşturan eyaletlerden biri
Cevabı göster
Yetkililerin insanları geniş çapta ve sistematik olarak izlediği bir ülke
The erosion of rights along with mass surveillance Dilbilgisi
5:02Kitlesel gözetimle birlikte hakların aşınması
The erosion ... along with ... hasn't: tekil özne-yüklem uyumu
Bu cümlede temel özne The erosion of rights ifadesidir. Bu öznenin merkezindeki erosion tekil olduğu için tekil fiil biçimi hasn't led doğrudur. along with mass surveillance, bir edat öbeği olarak eşlik eden ek bilgi verir. along with, and sözcüğünden farklı olarak iki eş değer özneyi bağlamaz; bu nedenle kendisinden sonraki isim fiilin biçimini belirlemez.
Alıştırma
Temel özneyle uyumlu fiili seçin: The delay, along with several technical problems, [blank] caused concern.
- has
- have
Cevabı göster
has
No security apparatus can prevent a few guys from building a bomb in their basement. Dilbilgisi
5:16Hiçbir güvenlik aygıtı, birkaç kişinin bodrumlarında bomba yapmasını engelleyemez.
prevent a few guys from building: prevent + nesne + from + -ing
Prevent + nesne + from + -ing yapısı, nesnenin bir eylemi gerçekleştirmesini engellemek anlamına gelir. Burada a few guys, prevent fiilinin nesnesi ve building eyleminin anlamca öznesidir: bombayı yapabilecek kişiler onlardır. Aynı kalıbı başka kişiler veya şeylerle de kullanabilirsiniz: prevent someone or something from doing something. Standart İngilizcede prevent someone to do something kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi access fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Two-factor authentication can prevent attackers from ____ your account.
Cevabı göster
accessing
We should keep the principle of proportionality in mind. Kelime
5:21Orantılılık ilkesini aklımızda tutmalıyız.
principle of proportionality: tedbirlere yönelik resmî ölçülülük sınırı
The principle of proportionality, yani ölçülülük ilkesi, hukukta ve kamu politikalarında kullanılan resmî bir ölçüttür. Bir tedbirin, kısıtlamanın veya cezanın ilgili zarar, risk ve meşru amaç karşısında uygun ölçüde sınırlandırılıp sınırlandırılmadığını değerlendirir. Bu cümlede keep the principle in mind, güvenlik tedbirlerini bu ölçüte göre değerlendirmek demektir; yalnızca matematiksel bir oranı düşünmek değildir. Bir tedbir geçerli bir amaç taşısa bile gerekli olanın ötesine geçerse ölçüsüz olabilir.
Alıştırma
Bir kısıtlamanın gerekli olandan ileri gitmemesini öngören resmî terimi tamamlayın: The court applied the principle of ____.
Cevabı göster
proportionality
Creating master keys to enter millions of phones
5:24Milyonlarca telefona girmek için anahtarlar oluşturmak,
is not the same as searching a single house. Dilbilgisi
5:27tek bir evi aramakla aynı şey değildir.
is not the same as ile eşdeğerliği reddetmek
Is not the same as, iki şeyin eşdeğer kabul edilmemesi gerektiğini açıkça belirtir. Burada milyonlarca telefona erişim sağlamanın, nitelik ve ölçek bakımından tek bir evi aramakla karşılaştırılabilir olduğu düşüncesini reddeder. Yapı A is not the same as B şeklindedir. Bir benzetme ölçek, risk, etki veya tür açısından önemli bir farkı gizlediğinde bu yapıyla benzetme düzeltilebilir. As sözcüğü, the same as yapısının zorunlu bir parçasıdır.
Alıştırma
Yanlış bir eşdeğerliği reddetmek için yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- Unlocking every account is the same as checking one account.
- Unlocking every account is not the same as checking one account.
- Unlocking every account is not the same than checking one account.
Cevabı göster
Unlocking every account is not the same as checking one account.
In most countries, the law already permits a wide range of actions, including targeted surveillance.
5:30Çoğu ülkede yasalar halihazırda hedefli gözetim de dahil olmak üzere geniş bir eylem yelpazesine izin vermektedir.
To take full advantage of this existing potential, Kalıp ifadeler
5:36Bu mevcut potansiyelden tam olarak yararlanmak için,
take full advantage of ile bir fırsattan tam yararlanmak
Take full advantage of, bir fırsatı, kaynağı veya mevcut yeteneği mümkün olduğunca kapsamlı ve etkili biçimde kullanmak anlamına gelir. Bu cümlede full, zaten var olan potansiyelden uygulamada en yüksek düzeyde yararlanmayı vurgular. Yapı take full advantage of + isim ya da -ing biçimi şeklindedir. Nesne, neyin tam olarak kullanıldığını belirtir.
Alıştırma
Take full advantage of hangi cümlede bir fırsatı veya kaynağı mümkün olduğunca kapsamlı kullanmak anlamına gelir?
- The scammer took advantage of an older customer.
- Maya had an advantage over the other runners.
- Take full advantage of the free career workshop by attending every session.
Cevabı göster
Take full advantage of the free career workshop by attending every session.
and more effective security and foreign policies.
5:41ve daha etkili güvenlik ve dış politikalara ihtiyacımız var.
Better application of our present laws,
5:44Özgürlüğümüzü baltalayan yeni ve daha katı yasalar yerine,
instead of new and stricter ones that undermine our freedom.
5:46mevcut yasalarımızın daha iyi uygulanması gerekiyor.
Let us not ... out of fear: resmî bir ortak çağrı
Let us not, kapsayıcı ve olumsuz bir çağrı yapmanın kısaltılmamış, resmî bir yoludur: konuşan kişi hem kendisini hem de dinleyicileri çağrıya katar ve herkesin bir eylemden kaçınmasını ister. Burada başka birinin eylemsiz kalmamıza izin vermesi değil, o eylemi yapmamamız gerektiği anlatılır. out of fear, kararı yönetmemesi gereken nedeni belirtir. Virgüllerle ayrılarak Let us not ... destroy ... ana yapısının arasına girer ve zararlı eylemin korkudan kaynaklanacağını vurgular.
Alıştırma
Resmî ve kapsayıcı çağrıyı en uygun sözlerle tamamlayın: “____, out of anger, abandon the principles we share.”
Cevabı göster
Let us not
democracy and our fundamental rights and liberties. Kelime
5:54demokrasiyi ve temel hak ve özgürlüklerimizi yok etmeyelim.
Resmî hukuk dilinde fundamental rights and liberties
fundamental rights and liberties, özgür bir toplumun dayandığı temel güvenceleri ve özgürlükleri anlatan resmî bir hukuk ve siyaset ifadesidir. Fundamental, yalnızca kişisel olarak önemli değil, kurucu veya vazgeçilmez anlamına gelir. Bu bağlamada rights, tanınmış haklara ve güvencelere işaret ederken liberties, haksız müdahale olmadan hareket etme, konuşma, inanma veya yaşama özgürlüğünü vurgular. Kategoriler örtüşür ve hukuk metinleri iki fikri de kapsamak için bunları çoğu zaman bilinçli olarak birlikte kullanır.
Alıştırma
Hangi cümle fundamental rights and liberties ifadesini doğal ve resmî anlamında kullanıyor?
- Courts must protect fundamental rights and liberties during a national emergency.
- I exercised my fundamental rights and liberties by choosing a blue notebook.
- The hotel protects guests' fundamental rights and liberties by offering extra pillows.
Cevabı göster
Courts must protect fundamental rights and liberties during a national emergency.