Kalori nedir? - Emma Bryce: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
552 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Video, gıdalardaki kalorilerin neyi ölçtüğünü, vücudun enerjiyi sindirim, fiziksel etkinlik ve temel işlevler arasında nasıl paylaştırdığını ve kişinin gerçek ihtiyacıyla gıdadan fiilen elde edebileceği enerjinin neden yalnızca besin etiketiyle belirlenemeyeceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the body's energy budget. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Kalori alımıyla harcamasını bir bütçenin gelir ve giderleri gibi sunan mali metaforu anlayacaksınız. Böylece bilimsel anlatımın, depolanan ve tüketilen enerji arasındaki soyut dengeyi gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için tanıdık bir sistemden nasıl yararlandığını fark edebilirsiniz. 2. Not necessarily. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Keskin bir no demeden aşırı genellenmiş bir sonucu reddetmeyi öğreneceksiniz. Açıklama veya tartışmalarda bu kısa yanıtla bir iddianın bazı koşullarda geçerli olabileceğini, ancak herkes için kendiliğinden doğru olmadığını belirtebilir; ardından sınırlamalar ya da istisnalar ekleyebilirsiniz. 3. Good luck finding all of that — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu kalıbın samimi bir iyi şans dileğinden çok alaycı bir anlam taşıyabileceğini anlayacaksınız. Burada, kalori ihtiyacını etkileyen kişisel etkenlerin tümünün bir besin etiketinde bulunacağına dair kuşkuyu aktarır; good luck ifadesinden sonra -ing biçimini kullanarak bir şeyin son derece zor ya da neredeyse imkânsız olduğunu ima edebilirsiniz.

Bu derste

We hear about calories all the time. Kalıp ifadeler

0:06

Kaloriler hakkında her zaman bir şeyler duyarız.

Kalıp ifadeler

all the time: çok sık

Bu cümlede all the time, “çok sık” veya “tekrar tekrar” anlamına gelir. İnsanların kaloriler hakkında sürekli olarak bir şeyler duyduğunu anlatır; sözcüğü sözcüğüne bütün zamanı ifade etmez. Bu ifade, tekrarlanan eylemleri veya kesintisizmiş gibi görünen bir durumu anlatabilir. Hangi anlamın uygun olduğuna bağlama göre karar verilir; burada temel fikir, konunun sık sık gündeme gelmesidir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “çok sık” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Mia mentions her favorite book ____.

Cevabı göster

all the time

How many calories are in this cookie?

0:09

Bu kurabiyede kaç kalori var?

How many are burned by 100 jumping jacks Dilbilgisi

0:11

100 kez zıplama hareketi yaparak

or long-distance running or fidgeting? Kalıp ifadeler

0:13

veya uzun mesafe koşarak ya da yerinde duramayarak kaç kalori yakılır?

Dilbilgisi

are burned by: geniş zaman edilgen yapı

Are burned, be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki geniş zaman edilgen biçimidir. How many, önceki cümledeki calories sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla soru kaç kalorinin harcandığını sorar. By, bu sonucu doğuran etkinliği tanıtır: jumping jack, koşma veya kıpırdanma. Edilgen yapı kalori miktarını odağa alır; etken bir sürümde This exercise burns calories. örneğindeki gibi etkinlik özne olur.

Alıştırma

Edilgen soruyu burn fiilinin geniş zaman edilgen biçimi ve etkinliği tanıtan sözcükle tamamlayın: How many calories ____ this exercise?

Cevabı göster

are burned by

Kalıp ifadeler

long-distance running: kısa çizgili birleşik niteleyici

Long-distance running, uzun mesafeler boyunca koşma etkinliği demektir. Burada running temel isimdir; long-distance ise nasıl bir running türünden söz edildiğini gösteren tek bir birleşik niteleyici olarak çalışır. Kısa çizgi, long ve distance sözcüklerinin running sözcüğünden önce birlikte çalıştığını gösterir. Aynı yapı long-distance travel ve a long-distance race ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Uzun mesafeler boyunca koşma etkinliğini anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın ve kısa çizgiyi doğru kullanın: She prefers ____ to sprinting.

Cevabı göster

long-distance running

But what is a calorie really? Anlatım akışı

0:16

Peki ama kalori gerçekte nedir?

Anlatım akışı

What is ... really?: daha derin bir tanımı başlatmak

What is a calorie really? sorusunda really, tanıdık bir kavramın temel niteliğini veya kesin tanımını sormaya yarar. Kalorilerin var olmayabileceğini ima etmez. Bilgiyi düzenleyen bir soru olarak What is X really?, dinleyicinin zaten bildiği bir sözcüğü sıradaki açıklama konusu hâline getirir. Burada konu, kalorilerden günlük biçimde söz edilmesinden daha derin bir tanıma geçer.

Alıştırma

Bu açıklamada What is a calorie really? sorusunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Konuyu kalorilerden günlük biçimde söz edilmesinden daha derin bir tanıma taşır.
  2. Calorie sözcüğünün nasıl yazıldığını sorar.
  3. Kalorilerin var olup olmadığını sorgular.
Cevabı göster

Konuyu kalorilerden günlük biçimde söz edilmesinden daha derin bir tanıma taşır.

And how many of them do we actually need?

0:18

Ve aslında bunlardan kaç tanesine ihtiyacımız var?

Calories are a way of keeping track of the body's energy budget. Notlar

0:21

Kaloriler, vücudun enerji bütçesini takip etmenin bir yoludur.

Kalıp ifadeler

a way of keeping track of: bir şeyi düzenli olarak izlemenin yolu

a way of doing something yapısı, bir şeyi yapmanın bir yolu anlamına gelir. Buradaki of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: keeping. Keep track of, bir şeyi zaman içinde düzenli olarak kaydetmek, kontrol etmek veya ondan haberdar olmak demektir. Fiziksel olarak peşinden gitmek anlamına gelmez. İfadenin bütünü, kalorileri vücudun enerji dengesini izleme yöntemi olarak sunar.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: A checklist is ____ the jobs you have finished.

Cevabı göster

a way of keeping track of

Deyimler

the body's energy budget: enerji alımını ve kullanımını bütçeye benzeten mecaz

The body's energy budget bir mecazdır. Yiyeceklerden gelen enerjiyi bütçeye giren paraya; hareket ve temel vücut işlevleri için kullanılan enerjiyi bütçeden çıkan paraya benzetir. Burada budget gerçek parayla ilgili değildir. Vücudun ne kadar enerji aldığını, kullandığını ve depolayabileceğini düşünmenin basit bir yoludur.

Alıştırma

Bu cümlede the body's energy budget ne anlama gelir?

  1. Farklı egzersiz türlerinin fiyat listesini ifade eder.
  2. Vücudun aldığı ve kullandığı enerjiyi, bütçeye giren ve bütçeden çıkan paraya benzetir.
  3. Vücudun yiyeceğe harcadığı para miktarı anlamına gelir.
Cevabı göster

Vücudun aldığı ve kullandığı enerjiyi, bütçeye giren ve bütçeden çıkan paraya benzetir.

A healthy balance occurs when we put in about as much energy as we lose. Dilbilgisi

0:25

Kaybettiğimiz kadar enerjiyi aldığımızda sağlıklı bir denge oluşur.

Dilbilgisi

about as much energy as we lose: harcadığımızla yaklaşık aynı miktarda enerji

as much + sayılamayan isim + as kalıbı eşit miktarları karşılaştırır. Burada as much energy as we lose, alınan enerji miktarının harcanan enerji miktarına eşit olduğunu anlatır. about karşılaştırmayı yaklaşık hâle getirir; yani iki miktar birbirine yakındır ama tam olarak aynı olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi as much ... as ve water ismiyle tamamlayın: This tank holds about ____ the other tank does.

Cevabı göster

as much water as

If we consistently put more energy into our bodies than we burn, Dilbilgisi

0:30

Vücudumuza sürekli yaktığımızdan daha fazla enerji alırsak,

the excess will gradually be stored as fat in our cells Notlar

0:34

fazlalık kademeli olarak hücrelerimizde yağ olarak depolanır

Kelime

the excess: ihtiyaç duyulandan fazla olan kısım

Burada the excess, “ihtiyaç duyulandan fazla olan kısım” anlamına gelen bir isim öbeğidir. the belirli tanımlığı, daha önce belirtilmiş bir miktara, yani kullanılan enerjiden daha fazla alınan enerjiye gönderme yapar. Bu isim kullanımı sağlık, para, sınırlar ve politikalarla ilgili resmî açıklamalarda yaygındır. More yalnızca daha büyük bir miktarı belirtirken excess, bir ihtiyacın, miktarın veya sınırın zaten aşıldığını anlatır.

Alıştırma

Cümlede the excess ne anlama gelir?

  1. ihtiyaç duyulandan fazla olan miktar
  2. zaten kullanılmış miktar
  3. kullanılabilir toplam miktar
Cevabı göster

ihtiyaç duyulandan fazla olan miktar

Dilbilgisi

will gradually be stored as fat: gelecek zaman edilgen yapı ve depolama biçimi

Will be stored, will + be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki gelecek zaman edilgen biçimidir. Fazlalığa ne olacağını anlatır ve eylemi kimin yaptığına değil, sürece ve sonuca odaklanır. Gradually, sürecin zaman içinde yavaş yavaş gerçekleştiğini gösterir. be stored as fat yapısında as, enerjinin hangi biçimde depolandığını belirtir. “Yağ biçiminde” anlamına gelir; “yağa benzer bir şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yeni cümleyi vurgulanan gelecek zaman edilgen yapısıyla tamamlayın: Over the next month, the backup copies ____ encrypted files.

Cevabı göster

will gradually be stored as

and we'll gain weight. Kalıp ifadeler

0:38

ve kilo alırız.

Dilbilgisi

If we consistently put more energy ... than we burn: gerçek bir koşul belirlemek

If ile başlayan yan cümle, ana cümledeki sonucun koşulunu belirler: düzenli olarak vücudun yaktığından daha fazla enerji almak. Bu bölüm tek başına tam bir sonuç değildir; cümlenin geri kalanı sonucu açıklar. Gerçek ve mümkün bir koşul için İngilizcede If ile başlayan bölümde genellikle geniş zaman (put, burn), sonuç bölümünde ise will (will be stored, we'll gain) kullanılır. Consistently, bu dengesizliğin bir kerelik değil, tekrarlanan bir durum olduğunu gösterir.

Alıştırma

Gerçek koşul yapısını kullanarak cümleyi use ve run ile tamamlayın: If we ____ more electricity than the solar panels produce, the battery ____ out.

Cevabı göster

use · will run

Kalıp ifadeler

we'll gain weight: gain weight eşdizimi

Gain weight, vücut ağırlığı arttığı için daha ağır hâle gelmeyi anlatan standart bir eşdizimdir. Burada gain, bir şeyi “kazanmak” veya “elde etmek” değil, “miktarı artmak” anlamındadır. We'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle we'll gain weight, kilo artışını gelecekteki bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki gain + isim eşdizimiyle tamamlayın: If I keep eating more food than my body needs, I may ____.

Cevabı göster

gain weight

If we burn off more energy than we replenish, Notlar

0:40

Yerine koyduğumuzdan daha fazla enerji yakarsak,

we'll lose weight.

0:42

kilo veririz.

Öbek fiiller

burn off: etkinlikle enerji tüketmek

Burn off, özellikle fiziksel etkinlik yoluyla enerji, kalori veya yağ tüketmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede burn off more energy, vücudun yerine koyduğundan daha fazla enerji harcamak anlamına gelir. Off parçacığı, bir şeyi azaltma veya tüketme anlamı katar. Burada hiçbir şey gerçekten yanmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “etkinlikle tüketmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: A short run can help you ____ extra energy.

Cevabı göster

burn off

Dilbilgisi

more energy than we replenish: eşit olmayan miktarları karşılaştırma

More + isim + than + yan cümle iki miktarı karşılaştırır. more energy than we replenish ifadesinde more energy daha büyük miktardır; we replenish ise karşılaştırma ölçütünü, yani yerine koyduğumuz enerjiyi belirtir. Than karşılaştırmayı başlatır; başka bir sonuç eklemez. Bu if yan cümlesinde harcanan enerji miktarı, yerine konan enerji miktarından daha büyüktür.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tamamlamak için more, energy ve than kelimelerini kullanın: The solar panel produces 8 units of energy, but the house uses 10. The house uses ____ the panel produces.

Cevabı göster

more energy than

So we have to be able to measure the energy we consume and use,

0:44

Bu yüzden tükettiğimiz ve kullandığımız enerjiyi ölçebilmeliyiz

and we do so with a unit called the calorie. Kalıp ifadeler

0:48

ve bunu kalori adı verilen bir birimle yaparız.

Kalıp ifadeler

we do so with: tekrardan kaçınma ve kullanılan aracı belirtme

Do so, daha önce belirtilmiş bir fiil öbeğinin yerini tutar. Burada we do so, we measure the energy we consume and use anlamına gelir; böylece cümlede eylemin tamamı tekrarlanmaz. With, bu eylemi gerçekleştirmek için neyin kullanıldığını belirtir: kalori denen bir birim. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: Önce bir eylemi belirtin, ardından yöntem, araç veya birimi göstermek için do so with + isim kullanın.

Alıştırma

test the water ifadesini tekrarlamamak için do so with kullanın: We need to test the water, and we ____ a simple kit.

Cevabı göster

do so with

One calorie,

0:51

Bir kalori,

the kind we measure in food, Dilbilgisi

0:52

yiyeceklerde ölçtüğümüz türden,

also called a large calorie, Kelime

0:54

aynı zamanda büyük kalori olarak da adlandırılır,

Dilbilgisi

the kind we measure in food: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

the kind we measure in food ad öbeği, hangi kalori türünün kastedildiğini belirtir. we measure in food sözleri the kind ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği oluşturur; ayrı ve bağımsız bir cümle başlatmaz. Nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri düşürülmüştür: the kind that/which we measure in food. Eksik zamir measure fiilinin nesnesi olacağı için bu kullanım dil bilgisi açısından doğrudur. Virgüller, ad öbeğinin tamamını One calorie için araya eklenmiş bir açıklama hâline getirir.

Alıştırma

Cümleyi “kulübümüzün posterler için kullandığı” anlamına gelen tam İngilizce sözlerle tamamlayın. Nesne görevindeki ilgi zamirini kullanmayın: This paper is the kind ____.

Cevabı göster

our club uses for posters

is defined as the amount of energy Kalıp ifadeler

0:56

şu kadar enerji miktarı olarak tanımlanır:

it would take to raise the temperature of 1 kg of water Dilbilgisi

0:58

1 kg suyun sıcaklığını yükseltmek için gereken

by 1 °C.

1:02

1 °C kadar.

Kelime

also called a large calorie: kilocalorie için kullanılan teknik ad

Kısaltılmış also called a large calorie ifadesi, yiyeceklerde kullanılan Calorie biriminin başka bir adını ekler. which is also called a large calorie biçiminde açılabilir. Called edilgen yapıdadır; yani birime bu ad verilir. Large calorie teknik bir terimdir; büyük olan bir kalori anlamındaki gündelik bir betimleme değildir. Bir large calorie, bir kilocalorie değerine, yani 1.000 small calories miktarına eşittir. Gıda etiketlerinde büyük C ile yazılan Calorie genellikle bu kilocalorie büyüklüğündeki birimi belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede large calorie ne anlama gelir?

  1. Çok fazla enerji içeren herhangi bir yiyeceği tanımlar.
  2. Bir kilocalorie için kullanılan başka bir teknik addır.
  3. Basılı calorie sözcüğünün fiziksel olarak büyük olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Bir kilocalorie için kullanılan başka bir teknik addır.

Kalıp ifadeler

is defined as: standart bir tanımı sunma

X is defined as Y, bir tanım vermek için kullanılan edilgen bir kalıptır. Y, X’e verilen kesin anlamı açıklar; bu nedenle bu cümlede as sonrasındaki isim grubu, terimin belirttiği standart enerji miktarını verir. Buradaki as tanımın içeriğini başlatır; “aynı şekilde” anlamına gelmez. Edilgen yapı, tanımı oluşturan kişiden çok terime ve anlamına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki edilgen tanım kalıbıyla tamamlayın: In geometry, a square ____ a shape with four equal sides and four right angles.

Cevabı göster

is defined as

Dilbilgisi

it would take to raise: varsayımsal bir gereksinimi belirtme

the amount of energy it would take to raise ... ifadesinde it would take ... to raise ... yan cümlesi gereken miktarı, yani sıcaklığı artırmak için ne kadar enerji gerekeceğini belirtir. Yapının temelinde It would take an amount of energy to raise the temperature. cümlesi vardır. İsim grubunda, take sonrasındaki miktarı temsil eden that sözcüğü düşürülebilir: the amount of energy (that) it would take to raise .... Burada it yalnızca özne konumunu doldurur; enerjiyi ifade etmez. Would, geçmişteki bir olayı değil, belirtilen koşullara dayalı varsayımsal bir hesabı gösterir. take an amount of energy to raise something yapısında take “gerektirmek” anlamına gelir ve raise nesne alır: raise the temperature.

Alıştırma

Varsayımsal tahmini dersteki kalıpla tamamlayın: With a lighter design, ____ less energy to move the robot.

Cevabı göster

it would take

Everything we consume has a calorie count, Kalıp ifadeler

1:05

Tükettiğimiz her şeyin bir kalori değeri vardır,

Kalıp ifadeler

has a calorie count: sayısal bir kalori değerini ifade etmek

has a calorie count ifadesinde count, hesaplanmış bir sayı ya da değer anlamındaki bir isimdir. Bu ifade, yediğimiz veya içtiğimiz bir şeyin kalori miktarının sayısal olarak belirtilebildiğini anlatır; count burada sayma eylemi değildir. Calorie count gıda etiketlerinde, menülerde ve sağlık bilgilerinde yaygın olarak kullanılır. check the calorie count ve a high calorie count gibi kalıplarda isim öbeği olarak görev yapar.

Alıştırma

Hangi cümle menüdeki her ürünün sayısal bir kalori değeri olduğunu söyler?

  1. Each item on the menu counts one calorie.
  2. Each item on the menu has a calorie count.
  3. Each item on the menu is a calorie counter.
Cevabı göster

Each item on the menu has a calorie count.

a measure of how much energy Anlatım akışı

1:08

ki bu ne kadar enerjinin

the item stores in its chemical bonds. Kelime

1:10

o maddenin kimyasal bağlarında depolandığının bir ölçüsüdür.

Anlatım akışı

a measure of how much energy: önceki terimi açıklayan ek ifade

a measure of how much energy ... ad öbeği, önceki calorie count terimini başka sözlerle açıklayıp tanımlar. Bu, açıklayıcı bir ek ifadedir: konuşmacı yeni bir cümle başlatmak yerine tanımı doğrudan terimin arkasına koyar. Burada a measure, bir gösterge ya da bir şeyi sayısal olarak gösterme yolu demektir. how much ile başlayan yan cümle, göstergenin temsil ettiği bilgiyi, yani öğenin ne kadar enerji depoladığını belirtir. Measure burada isimdir; ölçüm yapma talimatı değildir.

Alıştırma

a measure of how much energy ... cümlede bilgiyi düzenleme açısından hangi görevi görür?

  1. Önceki calorie count teriminin neyi temsil ettiğini açıklar.
  2. Ayrı bir kimyasal bağ türü tanıtır.
  3. Okura yeni bir ölçüm yapmasını söyler.
Cevabı göster

Önceki calorie count teriminin neyi temsil ettiğini açıklar.

Kelime

store energy in its chemical bonds: enerjiyi kimyasal bağlarında depolamak

Bu bilimsel bağlamda the item yiyeceği ifade eder ve stores ... in its chemical bonds, enerjinin yiyeceğin moleküllerindeki kimyasal bağlarda tutulduğu anlamına gelir. Chemical bonds atomları birleştiren kuvvetlerdir; insanlar arasındaki ilişkiler değildir. Eksiksiz ve başka durumlarda da kullanılabilen bir cümle kurmak için Food stores energy in its chemical bonds. örneğindeki gibi özne + store + energy + in + chemical bonds kalıbını kullanın. Burada store normalde depolanan şeyi belirten bir nesne gerektirir.

Alıştırma

Bir molekülün enerjiyi kimyasal bağlarında tuttuğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. A glucose molecule stores in its chemical bonds.
  2. A glucose molecule stores its chemical bonds in energy.
  3. A glucose molecule stores energy in its chemical bonds.
Cevabı göster

A glucose molecule stores energy in its chemical bonds.

The average pizza slice has 272 calories.

1:13

Ortalama bir dilim pizza 272 kaloriye sahiptir.

There are about 78 in a piece of bread,

1:17

Bir dilim ekmekte yaklaşık 78 kalori vardır,

and an apple has about 52.

1:20

ve bir elmada ise yaklaşık 52 kalori bulunur.

That energy is released during digestion and stored in other molecules Dilbilgisi

1:23

Bu enerji sindirim sırasında açığa çıkar ve diğer moleküllerde depolanır,

that can be broken down to provide energy Öbek fiiller

1:28

ki bunlar enerji sağlamak üzere parçalanabilir

when the body needs it.

1:30

vücudun buna ihtiyacı olduğunda.

Dilbilgisi

is released ... and stored ...: iki edilgen fiil için tek yardımcı fiil

That energy her iki eylemden de etkilenir: sindirim sırasında açığa çıkarılır ve başka moleküllerde depolanır. Released ve stored aynı süreci değil, art arda gelen iki süreci belirtir. Tek bir yardımcı fiil olan is, iki geçmiş zaman ortacıyla da kullanılır. Tam biçim is released ... and is stored ... şeklindedir, ancak İngilizcede ikinci is genellikle atılır. Bu sıralı edilgen yapı, eylemi yapan önemli olmadığında maddeyi veya enerjiyi cümlenin konusu olarak tutar.

Alıştırma

Energy sözcüğünü iki eylemden etkilenen öge olarak tutmak için sıralı edilgen yapı kullanan cümle hangisidir?

  1. During charging, energy transfers and stores in the battery.
  2. During charging, energy is transferred and stored in the battery.
  3. During charging, energy is transferring and storing the battery.
Cevabı göster

During charging, energy is transferred and stored in the battery.

Öbek fiiller

can be broken down — ayrışmayı anlatan edilgen yapı

Bu biyoloji veya kimya bağlamında can be broken down, moleküllerin daha küçük ve kullanılabilir bileşenlere ayrıştırılabileceği anlamına gelir. Buradaki break down, ayrıştırmak anlamındadır; çalışmayı durdurmak veya duygusal olarak çökmek anlamında değildir. Yapı can + be + past participle şeklindedir. Moleküller eyleme maruz kaldığı için edilgendir. to provide energy mastarı, bu ayrışmanın ne sağladığını belirtir: enerji sağlamak.

Alıştırma

Cümleyi can ve break down fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: During digestion, large food molecules ____ into smaller parts by enzymes.

Cevabı göster

can be broken down

It's used in three ways. Anlatım akışı

1:32

Üç şekilde kullanılır.

Anlatım akışı

It's used in three ways. — üç maddelik bir listeyi önceden bildirme

Bu cümle, ardından gelecek açıklama için bir yönlendirme işlevi görür. Daha önce sözü edilen enerjinin üç farklı amaçla kullanıldığını belirtir; böylece dinleyici sırada üç nokta bekler. three ways üç kullanım biçimini ifade eder, üç yiyeceği değil. Genel olarak X is used in three ways gibi bir cümle, maddeleri sıralamadan önce noktaların sayısını ve kategorisini verir. Bu bilgi çerçevesi açıklamayı takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi seçenek, üç destek yönteminden oluşan bir listenin geleceğini açıkça bildirir?

  1. The program supports families in three ways. First, it provides free meals.
  2. The program supports families because free meals are important.
  3. The program supports three families. They receive free meals.
Cevabı göster

The program supports families in three ways. First, it provides free meals.

About 10% enables digestion,

1:34

Yaklaşık %10'u sindirimi sağlar,

about 20% fuels physical activity, Kalıp ifadeler

1:36

yaklaşık %20'si fiziksel aktiviteye güç verir,

Kalıp ifadeler

fuels physical activity: fiziksel aktiviteye enerji sağlamak

Burada fuels, “... için enerji sağlamak” veya “... harekete geçirmek” anlamında bir fiildir. Özne olan about 20%, söz konusu enerjinin yaklaşık beşte birini ifade eder; physical activity ise bu enerjiyle desteklenen süreçtir. Fiil olarak fuel yalnızca benzinle sınırlı değildir. Yiyeceklerin enerji sağlamasını ya da bir şeyin bir süreci devam ettirmesini anlatabilir. Nesnesini doğrudan alır: food fuels exercise denir, with kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede fuel, “bir aktivite için enerji sağlamak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. A balanced lunch can be fuel your afternoon activities.
  2. A balanced lunch can fuel your afternoon activities.
  3. A balanced lunch can fuel with your afternoon activities.
Cevabı göster

A balanced lunch can fuel your afternoon activities.

and the biggest chunk, Deyimler

1:39

ve en büyük kısmı,

around 70%,

1:41

yaklaşık %70'i,

supports the basic functions of our organs and tissues.

1:42

organlarımızın ve dokularımızın temel işlevlerini destekler.

Deyimler

the biggest chunk: en büyük pay

Burada the biggest chunk, bir bütünün “en büyük bölümü ya da payı” demektir. Chunk mecazidir; katı bir parçayı anlatmaz. Virgüller arasındaki around 70%, bu payın ne kadar büyük olduğunu açıklar. Chunk kullanımı sayısal açıklamayı canlı ve kolay takip edilir hâle getirir.

Alıştırma

“Housing takes the biggest chunk of our monthly budget.” cümlesinde the biggest chunk ne anlama gelir?

  1. Bütçeyle satın alınan en ağır eşya.
  2. Konut giderleri için ayrı bir banka hesabı.
  3. Bütçenin en büyük payı.
Cevabı göster

Bütçenin en büyük payı.

That third usage corresponds to your basal metabolic rate, Notlar

1:47

Bu üçüncü kullanım bazal metabolizma hızınıza karşılık gelir,

Kalıp ifadeler

corresponds to: bir şeyi başka bir şeyle eşleştirmek

Corresponds to, “karşılık gelir” veya “temsil eder” anlamındadır. Burada üçüncü enerji kullanım kategorisi, bazal metabolizma hızınız olarak açıklanan miktara karşılık gelir. Yapı correspond to + isim şeklindedir. That third usage tekil olduğu için fiil -s alır ve corresponds olur. to da bu yapının bir parçasıdır.

Alıştırma

Sabit yapıyı tamamlayın: Each blue symbol corresponds ____ a water station.

Cevabı göster

to

a number of calories you would need to survive Dilbilgisi

1:51

hayatta kalmak için ihtiyaç duyacağınız kalori sayısına

if you weren't eating or moving around.

1:54

eğer hiçbir şey yemiyor veya hareket etmiyor olsaydınız.

Kelime

your basal metabolic rate: dinlenirken temel işlevler için kullanılan enerji

Basal metabolic rate, çoğunlukla BMR olarak kısaltılır ve “bazal metabolizma hızı” demektir. Vücudun dinlenme hâlindeyken solunum, kan dolaşımı ve organların çalışması gibi temel işlevleri sürdürmek için enerjiyi kullanma hızını ifade eder. Bu cümlede virgülden sonraki sözler basitleştirilmiş bir açıklama sunar: yemek yemeden veya hareket etmeden hayatta kalmak için gereken kaloriler. Basal “temel düzeyde”, metabolic vücudun enerjiyi kullanma biçimiyle ilgili, rate ise enerjinin ne hızda kullanıldığı anlamına gelir. BMR, fiziksel aktivite veya sindirim için kullanılan ek enerjinin tamamını içermez.

Alıştırma

Hangi tanım basal metabolic rate ifadesine en uygun karşılıktır?

  1. Vücudun dinlenirken temel işlevleri sürdürmek için enerjiyi kullanma hızı
  2. Bir kişinin yediği tüm yiyeceklerdeki toplam kalori sayısı
  3. Yalnızca egzersiz sırasında kullanılan enerji
Cevabı göster

Vücudun dinlenirken temel işlevleri sürdürmek için enerjiyi kullanma hızı

Dilbilgisi

would need ... if you weren't ...: Varsayımsal bir gereksinim

Would need ... if ... hayal edilen bir koşul içindeki gereksinimi anlatır. Burada would need to survive, bu enerji miktarının hayatta kalmak için gerekli olacağını belirtirken if you weren't eating or moving around basitleştirilmiş koşulu kurar. Bu yapıda weren't geçmiş zaman biçimindedir ancak geçmişte olan bir olayı anlatmaz. Would ile birlikte, bir temel değeri tanımlamak için kullanılan varsayımsal durumu gösterir; yemek yemeyi ya da hareket etmeyi bırakma tavsiyesi değildir.

Alıştırma

Hangi cümle would ... if + geçmiş zaman yapısıyla hayal edilen bir durumdaki gereksinimi anlatır?

  1. You needed warm clothes because it was cold yesterday.
  2. You will need warm clothes if you travel north next week.
  3. You would need warm clothes if you lived near the North Pole.
Cevabı göster

You would need warm clothes if you lived near the North Pole.

Add in some physical activity and digestion, Öbek fiiller

1:57

Biraz fiziksel aktivite ve sindirimi eklerseniz,

Öbek fiiller

Add in: Ek bir etkeni hesaba katmak

Add in, bir hesaplamaya, plana veya açıklamaya ek bir unsur ya da etken katmak anlamına gelir. Bu emir cümlesinde dinleyiciden, temel miktara ek olarak fiziksel aktiviteyi ve sindirimi de hesaba katması istenir. in parçacığı, daha önce hesaba katılmamış bir şeyi toplama dâhil etmeyi vurgular. Bu cümlede fiziksel bir nesneyi bir kabın içine koymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede add in, “hesaplamaya ek bir etken dâhil etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Add in the parking fee before you compare the final prices.
  2. Add up the ticket prices to find the total.
  3. The delay added to our travel time.
Cevabı göster

Add in the parking fee before you compare the final prices.

and you arrive at the official guidelines Kalıp ifadeler

1:59

resmi kılavuzlara ulaşırsınız

for how many calories the average person requires each day.

2:02

ortalama bir insanın her gün kaç kaloriye ihtiyaç duyduğuna dair.

Kalıp ifadeler

you arrive at the official guidelines: soyut bir sonuca ulaşmayı anlatan arrive at

Bu cümlede arrive at, bir yere gitmek değil, hesaplama veya akıl yürütme sonucunda bir sonuca ulaşmak anlamına gelir. Fiziksel aktivite ve sindirim önceki hesaba eklendiğinde resmî yönergelerdeki değerlere ulaşılır. arrive at + soyut sonuç yapısı, sonucu bir sürecin bitiş noktası olarak gösterir. Conclusion, decision, estimate veya solution gibi isimlerle sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi arrive at ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After comparing all three plans, we ____ the same decision.

Cevabı göster

arrived at

2,000 for women

2:06

Kadınlar için 2.000

and 2,500 for men.

2:07

ve erkekler için 2.500.

Those estimates are based on factors like average weight, Kalıp ifadeler

2:10

Bu tahminler ortalama ağırlık,

physical activity,

2:13

fiziksel aktivite,

and muscle mass.

2:14

ve kas kütlesi gibi faktörlere dayanmaktadır.

Kalıp ifadeler

Those estimates are based on factors: be based on yapısı

Those estimates are based on factors ifadesinde be based on, bir şeyin belirli bilgiler kullanılarak oluşturulduğunu veya desteklendiğini anlatır. Estimates sonuç, factors ise dayanaktır; bu nedenle İngilizcede edilgen A is/are based on B yapısı kullanılır. Like, tam bir liste yerine örnekler sunar. Burada ortalama ağırlık, fiziksel aktivite ve kas kütlesi, tahminleri oluşturmak için kullanılan girdilerden bazılarıdır.

Alıştırma

Cümleyi be based on ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety rule ____ factors like speed and visibility.

Cevabı göster

is based on

So does that mean everyone should shoot for around 2,000 calories? Öbek fiiller

2:16

Peki bu, herkesin yaklaşık 2.000 kaloriyi hedeflemesi gerektiği anlamına mı geliyor?

Öbek fiiller

should shoot for: bir sayıyı hedef olarak belirlemek

Bu soruda should tavsiye bildirirken shoot for, “bir şeyi hedef olarak belirleyip ona ulaşmaya çalışmak” anlamına gelir. Konuşmacı, herkesin yaklaşık 2.000 kaloriyi hedef olarak alması gerekip gerekmediğini soruyor. Buradaki shoot gerçek anlamıyla “ateş etmek” değildir. Başka durumlara aktarılabilen yapı shoot for + sayı, sonuç veya başarı şeklindedir ve garantili bir sonucu değil, bir hedefi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede shoot for doğal biçimde “bir şeyi hedef olarak belirlemek” anlamında kullanılmıştır?

  1. We should shoot for a response time under two seconds.
  2. We should shoot at a response time under two seconds.
  3. We should shoot for to get a response time under two seconds.
Cevabı göster

We should shoot for a response time under two seconds.

Not necessarily. Ton ve niyet

2:20

Şart değil.

Ton ve niyet

Not necessarily: bir sonucun kesin olmadığını söylemek

Not necessarily, önceki sonucun kesinliğini sorgulayan kısa bir yanıttır. Burada yaklaşık 2.000 kalorilik bir hedefin her kişiye otomatik olarak uygun olmadığı anlamına gelir. Düşüncenin bazı durumlarda doğru olabileceği ihtimalini açık bırakır. Kesin bir no yanıtından farklı olarak “Bu doğru olabilir, ama doğru olmak zorunda değil” demektir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “The bus is late, so the driver must be careless.” diyor. Hangi yanıt, bunun imkânsız olduğunu söylemeden bu sonucu sorgular?

  1. Not necessarily.
  2. Yes, definitely.
  3. No, that is impossible.
Cevabı göster

Not necessarily.

If you're doing an energy-guzzling activity like cycling the Tour de France, Deyimler

2:22

Fransa Bisiklet Turu'nda bisiklet sürmek gibi enerjiyi silip süpüren bir aktivite yapıyorsanız,

Deyimler

energy-guzzling activity: çok büyük miktarda enerji tüketen etkinlik

Energy-guzzling, “çok büyük miktarda enerji tüketen” anlamına gelir. Etkinliği sanki enerjiyi hızla yutuyormuş gibi gösterir; gerçekte enerjiyi içen bir şey yoktur. Energy-guzzling, activity sözcüğünden önce kullanılan, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. energy neyin tüketildiğini, guzzling ise tüketimin çok yüksek olduğunu gösterir. Bu ifade aşırı enerji ihtiyacını daha canlı hâle getirir.

Alıştırma

“Çok büyük miktarda enerji tüketen bir etkinlik” anlamındaki kısa çizgili ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Hiking through deep snow can be an ____.

Cevabı göster

energy-guzzling activity

your body could use up to 9,000 calories per day. Kalıp ifadeler

2:26

vücudunuz günde 9.000 kaloriye kadar kullanabilir.

Kalıp ifadeler

could use up to ... calories per day: olası bir üst sınır

could use up to 9,000 calories per day ifadesinde up to, 9.000'i ulaşılması mümkün bir üst sınır olarak gösterir. Vücut daha az harcayabilir; cümle her zaman tam olarak 9.000 kalori harcandığını söylemez. Could olasılık anlamı ekler, use burada “harcamak” anlamındadır ve per day ölçüm süresini belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp could + fiil + up to + sayı + birim + per + zaman dilimi şeklindedir.

Alıştırma

800'ün olası üst sınır olduğunu gösteren dersteki iki sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: In summer, the pool could welcome ____ 800 visitors per day.

Cevabı göster

up to

Pregnancy requires slightly more calories than usual, Dilbilgisi

2:30

Hamilelik normalden biraz daha fazla kalori gerektirir,

Dilbilgisi

slightly more ... than usual: normalden küçük bir artış

slightly more calories than usual ifadesinde more ... than, kalori miktarını olağan miktarla karşılaştırır. Than usual karşılaştırma ölçütünü verir; slightly ise farkı sınırlar: artış büyük değil, azdır. Yeniden kullanılabilir kalıp slightly more + isim + than usual şeklindedir. Bir miktardaki küçük artışı abartmadan, temkinli biçimde belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi slightly more ... than usual hedef kalıbıyla tamamlayın: The repair took ____.

Cevabı göster

slightly more time than usual

and elderly people typically have a slower metabolic rate. Kelime

2:34

ve yaşlı insanlar genellikle daha yavaş bir metabolizma hızına sahiptir.

Kelime

slower metabolic rate: enerjinin daha yavaş harcanması

Metabolic rate, vücudun enerji harcama hızıdır. A slower metabolic rate, bir karşılaştırma noktasına göre enerjinin genellikle daha yavaş harcanması anlamına gelir. Burada rate ölçülen bir hızı ifade eder, fiyatı değil. Slower enerji harcama hızını anlatır. Hızdan çok ölçülen düzeye odaklanıldığında lower metabolic rate ifadesi de yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

A slower metabolic rate ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Vücut genellikle enerjiyi daha yavaş bir hızda harcar.
  2. Yiyecekler daha düşük bir fiyata satılır.
  3. Kişi her zaman yavaş hareket eder.
Cevabı göster

Vücut genellikle enerjiyi daha yavaş bir hızda harcar.

Energy is burned more gradually,

2:37

Enerji daha yavaş bir şekilde yakılır,

so less is needed.

2:39

bu yüzden daha azına ihtiyaç duyulur.

Here's something else you should know before you start counting calories. Anlatım akışı

2:41

Kalorileri saymaya başlamadan önce bilmeniz gereken başka bir şey daha var.

Anlatım akışı

Here's something else you should know before ...: yeni ve önemli bir noktayı tanıtmak

Here's something else you should know before ... kalıbı, önemli bir noktayı daha tanıtır ve bunu bir eylemden önce bilinmesi gereken bilgi olarak sunar. Something else daha önce açıklananlara ek bir bilgiyi ifade ederken before bu yeni noktayı ardından gelen eyleme bağlar. Bir geçiş ifadesi olarak dinleyiciye sıradaki bilginin şimdiye kadarki daha basit açıklamayı sınırlayabileceğini veya düzeltebileceğini bildirir. Burada ilgisiz bir bilgiyi gelişigüzel eklemekten fazlasını yapar: dinleyiciyi kalori saymadan önce düşünülmesi gereken önemli bir koşula hazırlar.

Alıştırma

Geçiş cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: ____ you choose a summer camp.

Cevabı göster

Here's something else you should know before

The calorie counts on nutrition labels measure how much energy the food contains,

2:44

Besin etiketlerindeki kalori değerleri yiyeceğin ne kadar enerji içerdiğini ölçer,

not how much energy you can actually get out of it. Notlar

2:50

sizin ondan gerçekte ne kadar enerji çıkarabileceğinizi değil.

Anlatım akışı

not how much energy you can actually get out of it: A, not B ile ölçümün kapsamını düzeltmek

Bu cümle, etiketteki sayının tam olarak neyi gösterdiğini belirlemek için measure A, not B yapısını kullanır. İlk how much yan cümlesi ölçülen miktarı belirtir; vurgulanan not how much yan cümlesi ise farklı bir yorumu reddeder. Not yalnızca bu ikinci olasılığı olumsuzlar; kalori değerlerinin işe yaramaz olduğunu söylemez. Actually sözcüğü, yiyeceğin içerdiği enerji ile bir kişinin pratikte ondan elde edebileceği enerji arasındaki farkı vurgular. Get energy out of food, yiyecekten enerji elde etmek demektir. Genel olarak A, not B yapısı doğru bilgiyi belirtip olası bir yanlış anlamayı hemen engellemenizi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kaydın neyi gösterdiğini belirtip olası bir yanlış anlamayı dışlamak için aynı A, not B yapısını kullanır?

  1. The survey records neither replies nor questions.
  2. The survey records who replied, so every question was read.
  3. The survey records who replied, not who actually read every question.
Cevabı göster

The survey records who replied, not who actually read every question.

Öbek fiiller

get ... out of it: bir kaynaktan bir şey elde etmek

get something out of something yapısında get ile out of arasındaki sözcükler elde edilen şeyi, out of sonrasındaki ad öbeği ise kaynağı belirtir. Burada how much energy elde edilen şeydir ve it yiyeceğe gönderme yapar: Vücut, kullanılabilir enerjinin o miktarını yiyecekten elde edebilir. how much energy daha büyük yan tümcenin başında yer aldığı için kalıbın parçaları altyazıda birbirinden ayrılmıştır. Temel biçim get energy out of food şeklindedir; aynı kalıp bir deneyimden veya kaynaktan değer, bilgi ya da fayda elde etmeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kurstan yararlı bilgi edinmeyi anlatmak için get ... out of ... yapısını doğru kullanır?

  1. The course was difficult, but I got a lot of useful information out of it.
  2. The course was difficult, but I got it out of useful information.
  3. The course was difficult, but I got out of a lot of useful information.
Cevabı göster

The course was difficult, but I got a lot of useful information out of it.

Fibrous foods like celery and whole wheat take more energy to digest. Notlar

2:54

Kereviz ve tam buğday gibi lifli yiyecekleri sindirmek daha fazla enerji gerektirir.

Kelime

Fibrous foods: besinsel lif oranı yüksek gıdalar

Bu beslenme bağlamında fibrous foods, bol miktarda besinsel lif içeren gıdalar demektir. Kereviz ve tam buğday örnek olarak verildiği için fibrous, yiyecekleri yalnızca pürüzlü hislerine göre değil, lif içeriklerine göre sınıflandırır.

Alıştırma

Bu beslenme cümlesinde fibrous foods ne anlama gelir?

  1. her zaman çiğnenmesi zor olan gıdalar
  2. hiç karbonhidrat içermeyen gıdalar
  3. çok miktarda besinsel lif içeren gıdalar
Cevabı göster

çok miktarda besinsel lif içeren gıdalar

Kalıp ifadeler

take more energy to digest: take + kaynak + to do

Burada take, “almak” değil, “gerektirmek veya tüketmek” anlamındadır. take + kaynak ya da miktar + to-infinitive kalıbı, bir eylem için ne gerektiğini belirtir; take more energy to digest, sindirimin daha fazla enerji gerektirdiği anlamına gelir. foods, take fiilinin dilbilgisel öznesidir; digest eylemini yapanın ise beden olduğu anlaşılır. Bu kalıp, kaynağı gerektiren şeyi veya görevi başa koyar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için take + more time + to sözlerini doğru sırayla kullanın: Because the archive is large, it will ____ download.

Cevabı göster

take more time to

So you'd actually wind up with less energy from a 100-calorie serving of celery Notlar

2:59

Bu yüzden aslında 100 kalorilik bir kereviz porsiyonundan,

than a 100-calorie serving of potato chips.

3:04

100 kalorilik bir patates cipsi porsiyonundan elde edeceğinizden daha az enerji elde edersiniz.

Öbek fiiller

wind up with less energy: nihai bir sonuç

Wind up with + isim, “bir sürecin sonucunda sonunda bir şeye sahip olmak veya bir şeyi elde etmek” anlamına gelir. Burada you’d, you would kısaltmasıdır ve nihai sonuç less energy ifadesidir. Actually, gerçek sonucun iki eşit 100 kalori etiketinin düşündürebileceği beklentiyle çeliştiğini vurgular. Wind up with çoğu zaman sonucu plansız, şaşırtıcı veya önceki beklentiden farklı olarak sunar. Bu anlamda wind up, bir şeyi bükmek ya da sarmak demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için wind up with kullanın: If we ignore the budget, we may ____ no money for repairs.

Cevabı göster

wind up with

Kalıp ifadeler

a 100-calorie serving of: 100 kalori içeren bir porsiyon

Gıda ve beslenme bağlamında a serving of + yiyecek, birine hizmet etme veya yemek sunma eylemini değil, o yiyeceğin ölçüsü belirlenmiş bir porsiyonunu ifade eder. A 100-calorie serving of celery, 100 kalori içeren bir porsiyon kerevizdir. Burada 100-calorie, serving sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Bir sayı ve birim, isimden önce tek bir niteleyici oluşturduğunda birim tekil kalır ve parçalar kısa çizgiyle bağlanır. Cümlede than kullanılarak iki farklı yiyeceğin eşit kalorili porsiyonları karşılaştırılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için 200-calorie, serving ve of ifadelerini doğru sırayla kullanın: The bowl contains a ____ soup.

Cevabı göster

200-calorie serving of

Not to mention the fact that some foods offer nutrients like protein and vitamins, Anlatım akışı

3:07

Bazı yiyeceklerin protein ve vitamin gibi besin maddeleri sunduğu,

while others provide far less nutritional value. Kelime

3:12

diğerlerinin ise çok daha az besin değeri sağladığı gerçeğinden bahsetmiyoruz bile.

Anlatım akışı

Not to mention the fact that: savı destekleyen başka bir nokta eklemek

Not to mention the fact that, daha önce bir gerekçe veya nokta ortaya konduktan sonra ek bir gerçeği sunar. Dinleyiciye, yeni gerçeğin aynı savı daha da güçlendirdiğini gösterir. Bu sözcükler, söz konusu gerçeğin gerçekten söylenmeyeceği anlamına gelmez. Konuşmacı onu hemen söyler. Burada ifade, kullanılabilir enerjiyle ilgili önceki noktadan gıda kalitesinin neden önemli olduğuna dair başka bir gerekçeye geçer: yiyeceklerin besin öğeleri ve besin değeri farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede Not to mention the fact that, aynı düşünceyi destekleyen başka bir gerekçe ekleyen bağlayıcı olarak kullanılmıştır?

  1. She forgot to mention the fact that the heating was broken.
  2. He asked us not to mention the fact that the heating was broken.
  3. The apartment is noisy, not to mention the fact that the heating is broken.
Cevabı göster

The apartment is noisy, not to mention the fact that the heating is broken.

Kelime

provide far less nutritional value: çok daha az besin değeri sağlamak

Provide nutritional value, “yararlı besin sağlamak” anlamına gelir. Buradaki value, yiyeceğin fiyatını değil, beslenme açısından sağladığı yararı ifade eder. Far, karşılaştırma sözcüğü less’i güçlendirir; bu nedenle far less, “miktarı çok daha az” demektir. Nutritional value sayılamayan bir kavram olarak kullanıldığı için fewer değil, less seçilir.

Alıştırma

Bir atıştırmalığın dengeli bir öğünden çok daha az besin değeri sağladığını doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. This snack provides far fewer vitamins than a balanced meal.
  2. This snack provides far less nutritional value than a balanced meal.
  3. This snack provides slightly less nutritional value than a balanced meal.
Cevabı göster

This snack provides far less nutritional value than a balanced meal.

Eating too many of those foods could leave you overweight and malnourished. Dilbilgisi

3:15

Bu tür yiyeceklerden çok fazla yemek sizi hem aşırı kilolu hem de yetersiz beslenmiş bırakabilir.

Dilbilgisi

leave + nesne + sıfat: birini belirli bir durumda bırakmak

Leave + nesne + sıfat yapısı, bir eylem veya olayın nesneyi belirli bir duruma getirdiğini anlatır. Could leave you overweight and malnourished ifadesinde you nesnedir ve iki sıfat olası sonucu açıklar. Burada leave, “ayrılmak” veya “geride bırakmak” anlamına gelmez. Ortaya çıkan duruma odaklanır; could ise sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Ortaya çıkan bir durumu leave + nesne + sıfat yapısıyla gösteren cümle hangisidir?

  1. The long delay made the passengers tired and frustrated.
  2. The long delay left the passengers without any information.
  3. The long delay left the passengers tired and frustrated.
Cevabı göster

The long delay left the passengers tired and frustrated.

And even with the exact same food, Anlatım akışı

3:21

Ve tamamen aynı yiyecekle bile,

Anlatım akışı

even with the exact same food: beklenmedik sonuçtan önce gelen ödünleme yapısı

even with + isim öbeği bir ödünleme çerçevesi kurar: belirtilen koşul gerçektir, ancak yine de normalde beklenen sonucu garanti etmez. Burada yiyecek tamamen aynı olabilir; buna rağmen devamındaki bilgi, insanların ondan farklı miktarlarda enerji elde edebileceğini söyler. Baştaki And bu noktayı önceki açıklamaya bağlar. Buradaki with, “birlikte” değil, “bu koşul altında” anlamındadır; even ise ortak koşula rağmen sonucun şaşırtıcı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ the same map, the two teams chose different routes.

Cevabı göster

Even with

different people might not get the same number of calories.

3:23

farklı insanlar aynı miktarda kalori elde edemeyebilir.

Variations in things like enzyme levels,

3:27

Enzim seviyeleri,

gut bacteria, Kelime

3:29

bağırsak bakterileri,

Kelime

gut bacteria: sindirim kanalındaki bakteriler

Gut bacteria, sindirim kanalında, özellikle bağırsaklarda yaşayan bakterilerdir. Sağlık ve bilim bağlamlarında gut, yalnızca karnın dış kısmını değil, vücudun içindeki bu sindirim sistemini ifade eder. Bu ifade tarafsızdır: bacteria sözcüğü otomatik olarak “zararlı mikroplar” anlamına gelmez. Burada bağırsak bakterileri, vücudun yiyecekleri işleme ve enerji elde etme biçimini etkileyebilen faktörlerden biridir.

Alıştırma

Hangi cümlede gut bacteria doğru kullanılmıştır?

  1. Gut bacteria can play a role in digestion.
  2. A gut bacteria is one individual organism.
  3. Gut bacteria always cause disease.
Cevabı göster

Gut bacteria can play a role in digestion.

and even intestine length

3:31

ve hatta bağırsak uzunluğu gibi şeyler arasındaki farklılıklar,

means that every individual's ability to extract energy from food Kalıp ifadeler

3:33

her bireyin yiyecekten enerji çıkarma yeteneğinin

Kalıp ifadeler

ability to extract energy from food: extract A from B kalıbı

Ability to + fiil, bir şeyi yapabilme yeteneğini ifade eder. Burada to sonrasındaki eylem extract energy from food olduğundan, ifadenin tamamı kişinin yediklerinden kullanılabilir enerji elde etme yeteneğini anlatır. extract A from B kalıbı, A’yı B kaynağından elde etmek veya ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede A energy, B ise food sözcüğüdür. extract burada vücudun yiyecekleri işleyip enerji elde etmesini anlatır; yalnızca diş çekmek veya bir dosyadan veri almak gibi anlamlarla sınırlı değildir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: This machine has the ____ drinking water from humid air.

Cevabı göster

ability to extract

is a little different.

3:37

biraz farklı olduğu anlamına gelir.

So a calorie is a useful energy measure,

3:39

Yani kalori yararlı bir enerji ölçüsüdür,

but to work out exactly how many of them each of us requires, Öbek fiiller

3:42

ancak her birimizin bunlardan tam olarak ne kadarına ihtiyacı olduğunu hesaplamak için

Öbek fiiller

to work out exactly: kesin olarak hesaplamak veya belirlemek

Burada work out, bilgileri düşünerek hesaplamak veya belirlemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Exactly, sonucun bir tahmin değil, kesin olması gerektiğini belirtir. Ardından gelen how many of them each of us requires dolaylı sorusu, belirlenmesi gereken bilgidir. work out sonrasında bir miktar sorusu geldiği için burada spor yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede work out exactly ne anlama geliyor? We need to work out exactly how much paint to buy?

  1. spor salonunda egzersiz yapmak
  2. başarıyla sonuçlanmak
  3. kesin olarak hesaplamak
Cevabı göster

kesin olarak hesaplamak

we need to factor in things like exercise, Öbek fiiller

3:46

egzersiz,

food type,

3:48

yiyecek türü,

and our body's ability to process energy.

3:49

ve vücudumuzun enerjiyi işleme yeteneği gibi şeyleri hesaba katmamız gerekir.

Öbek fiiller

need to factor in: karara ilgili bilgileri dahil etmek

Need to factor in, “bir sonuca varmadan veya karar vermeden önce bir şeyi ilgili bir unsur olarak hesaba katmak zorunda olmak” anlamına gelir. Burada enerji kullanımını değerlendirirken egzersiz, yiyecek türü ve vücudun enerjiyi işleme yeteneğinin tümü hesaba katılmalıdır. Factor burada fiildir; matematikteki factor adı değildir. Factor in ayrılabilen bir öbek fiildir: factor in the cost veya factor the cost in denebilir. Nesne bir zamirse iki parçanın arasına gelir: factor it in denir, factor in it denmez. Need to sonrasında factor yalın fiil biçiminde kalır.

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiille tamamlayın: Before choosing a venue, we need to ____ the travel time.

Cevabı göster

factor in

Good luck finding all of that on a nutrition label. Deyimler

3:52

Bir besin etiketinde tüm bunları bulma konusunda iyi şanslar.

Deyimler

Good luck finding all of that: şüpheyi ironik biçimde ifade etmek

Good luck finding all of that burada samimi bir iyi dilek değil, ironik bir ifadedir. Good luck + -ing kalıbı bir işin çok zor, hatta neredeyse imkânsız olacağını ima edebilir. Konuşmacının asıl söylediği, besin etiketinde daha önce belirtilen bilgilerin tümünün bulunmasının pek olası olmadığıdır. Kalıbın samimi mi yoksa ironik mi olduğunu bağlam belirler. Durumun gerçekçi olmadığı zaten gösterilmişse Good luck finding... genellikle cesaret vermek yerine şüphe ifade eder.

Alıştırma

Bir arkadaşınız önemli bir iş arama süreci hakkında endişeli ve ona içten destek vermek istiyorsunuz. “Good luck finding a job” demek güvenli bir seçim midir?

  1. Hayır. İş bulacağından şüphe ediyormuşsunuz gibi alaycı duyulabilir.
  2. Evet. Bu ifade iş bulmanın kolay olacağı anlamına gelir.
  3. Evet. Good luck + -ing hiçbir zaman alaycı duyulamaz.
Cevabı göster

Hayır. İş bulacağından şüphe ediyormuşsunuz gibi alaycı duyulabilir.