Kriket 🏏 | Yepyeni - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Rusty’nin ailesi onu oyun dışı bırakmak için farklı kriket taktikleri dener; ancak mutfakta ve Jack’in engebeli ön bahçesinde yaptığı antrenmanlar, Rusty’yi her saldırıya hazırlamıştır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what we didn't know was that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Önemli bir bilgiyi, ilerideki şaşırtıcı sonucu ya da dönüşü açıklayacağı ana kadar geciktirmeyi öğrenin. Bu geriye dönük anlatım çerçevesi, anlatıcının olay sırasında bilmedikleriyle hikâye ilerledikçe ortaya çıkanları karşılaştırmanızı sağlar. 2. your pies. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: pies sözcüğünün gerçek yiyecekleri değil, Avustralya kriketinde kötü ve kolay vurulan atışları anlatan gündelik bir argo olduğunu fark edin. Böylece sözü kelimesi kelimesine yorumlamaz ve oyuncuların atışla alay eden değerlendirmesini anlarsınız. 3. playing on a rough wicket. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Engebeli bir kriket yüzeyinin topu öngörülemez biçimde sektirebileceğini anlayın. Bu bağlam, Jack’in ön bahçesinde sık sık oynamanın Rusty’yi bir çatlağa yöneltilen topla başa çıkmaya nasıl hazırladığını açıklar.
Bu derste
Now, what we didn't know was that Rusty loved cricket. Notlar
0:00Bilmediğimiz şey Rusty'nin krikete bayıldığıydı.
what we didn't know was that: sonraki açıklamaya zemin hazırlamak
what we didn't know was that ... kalıbı, önce anlatıcıların o sırada bilmediği noktayı belirtir, ardından eksik bilgiyi that yan tümcesinde açıklar. Dil bilgisi bakımından what yan tümcesi özne görevindedir, was bunu that yan tümcesine bağlar ve asıl yeni bilgi that sonrasında gelir. Geçmişe dönük bir anlatıda bu yapı, dinleyiciyi kişilerin o anda bildikleri bilgi düzeyine götürür. Yalnızca birinin bir şeyi bilmediğini söylemek yerine, sıradaki gerçeğin önceki olayları açıklayabileceğini veya bir sürprize zemin hazırlayabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz, hikâyede bilgi açıklayan tam kalıpla tamamlayın: We packed for sunshine. ____ a storm was already moving toward us.
Cevabı göster
What we didn't know was that
cricket: sopa ve topla oynanan spor
Burada cricket, böcek olan cırcır böceğini değil, sopa ve topla oynanan takım sporu kriketi ifade eder. Vuruş yapan takım topa vurup iki wicket arasında koşarak sayı kazanırken diğer takım topu atar ve savunma yapar. Bu anlam hikâyedeki spor bağlamına uyar. Kriket özellikle Britanya, Avustralya ve diğer birçok İngiliz Milletler Topluluğu ülkesinde yaygındır; bu nedenle daha sonra geçen sayılar, vuruş, atış veya saha konumları aynı spora aittir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: Rusty picked up the bat and joined a cricket match. Burada cricket ne anlama geliyor?
- bir tür tenis vuruşu
- sopa ve topla oynanan kriket sporu
- cırcır böceği
Cevabı göster
sopa ve topla oynanan kriket sporu
he played all day with his brother and sister. Kalıp ifadeler
0:04Bütün gün erkek ve kız kardeşiyle oynardı.
played all day: bütün gün süren bir eylemi belirtmek
played all day ifadesinde all day, oynama eyleminin ne kadar sürdüğünü belirtir. Etkinliği o gün boyunca veya günün büyük bölümünde devam etmiş gibi özetler; belirli bir saati göstermez ve hiç ara verilmediği anlamına gelmek zorunda değildir. Yapı fiil + all day şeklindedir: played all day, worked all day veya talked all day. Fiil değişebilir, ancak all day o gün içindeki süre anlamını korur.
Alıştırma
Cümleyi “bütün gün” anlamındaki iki kelimelik zaman ifadesiyle tamamlayın: Maya worked ____ and went home in the evening.
Cevabı göster
all day
hit me a catch: me topu yakalayacak kişiyi belirtir
Bu spor isteğinde hit me a catch, “topu yakalayabilmem için bana doğru vur” anlamına gelir. Me, vurulacak kişiyi değil, topu yakalaması beklenen kişiyi belirtir. Kısa yapı hit + kişi + a catch biçimindedir. Burada a catch, yakalanabilecek bir topu, yani o kişiye topu yakalama fırsatı verilmesini anlatır. Bu anlam için spor bağlamı gereklidir.
Alıştırma
Sopa ve topla yapılan bir çalışmada Can you hit me a catch? ne anlama gelir?
- Konuşan kişi topu tutarken ona vurma isteği
- Topu yakalayabilmesi için konuşan kişiye doğru vurma isteği
- Dinleyenin, konuşan kişinin vurduğu topu yakalaması isteği
Cevabı göster
Topu yakalayabilmesi için konuşan kişiye doğru vurma isteği
almost at 50: krikette 50 koşuluk vuruş dönüm noktasına yaklaşmak
Bu kriket sahnesinde almost at 50, konuşanın kişisel skorunun 50 koşuya yaklaştığı anlamına gelir. Bir vurucunun 50 koşu kaydetmesi, sıklıkla half-century adı verilen önemli bir dönüm noktasıdır. Almost, skorun henüz 50’ye ulaşmadığını gösterir. Bu sayı yaşı, süreyi veya sıradan bir sayımı değil, maç skorunu belirtir ve konuşanın neden oynamaya devam etmek istediğini açıklar.
Alıştırma
Bu kriket sahnesinde “I'm almost at 50.” ne anlama gelir?
- Yaklaşık 50 dakika kalmıştır.
- Konuşanın kişisel kriket skoru 50 koşuya yaklaşmıştır.
- Konuşan kişi neredeyse 50 yaşındadır.
Cevabı göster
Konuşanın kişisel kriket skoru 50 koşuya yaklaşmıştır.
when they weren't around: birinin orada olmadığını söylemek
When they weren't around bir zaman yan cümlesidir. When, ana eylemin gerçekleştiği zamanı veya durumu belirtir; burada erkek ve kız kardeşi yokken onun tek başına oynadığını anlatır. Be around yapısındaki around, “yakında, orada veya müsait olmak” anlamına gelir; “bir şeyin çevresinde daire oluşturmak” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp when + özne + be fiilinin uygun biçimi + (not) around şeklindedir ve ardından ana cümle gelir.
Alıştırma
Cümleyi not be around yapısının şimdiki zamandaki kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: When my parents ____, I make my own dinner.
Cevabı göster
aren't around
played by himself: bir etkinliği tek başına yapmak
he played by himself. cümlesinde by himself, başka kimse katılmadan tek başına oynadığı anlamına gelir. Burada by, “onun yanında” demek değildir. Başka cümlelerde de kullanılabilen kalıp fiil + by + dönüşlülük zamiridir: I worked by myself, she studied by herself, they ate by themselves. Dönüşlülük zamiri özneyle eşleşmelidir. Fiile ve bağlama göre bu kalıp yalnız olmayı veya bir şeyi yardım almadan yapmayı vurgulayabilir.
Alıştırma
Cümleyi by + doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: During recess, Noah had no playmates, so he played ____.
Cevabı göster
by himself
That's it: hareketin doğru olduğunu onaylamak
Burada That's it anında verilen olumlu bir geri bildirimdir: “Evet, doğrusu bu” ya da “Böyle yapmaya devam et” anlamına gelir. Konuşan kişi Snickers'ın doğru hareketi yaptığını onaylar; etkinliğin bittiğini söylemez. That's it ifadesinin kesin anlamını durum ve ses tonu belirler. Koçlukta veya adım adım yönlendirmede, kişinin bir hareketi doğru yaptığı anı sıkça belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede That's it, bir hareketi doğru yapan kişiyi teşvik etmek için kullanılmıştır?
- That's it! I won't tolerate this again.
- That's it—keep your hands steady.
- That's it. We have no more questions.
Cevabı göster
That's it—keep your hands steady.
Cümle başında tepki belirteci olarak Man,
Burada Man, cümle başında kullanılan bir tepki belirtecidir. this kid's good yorumuna anlık bir duygu, yani hayranlık ve şaşkınlık katar. Bir erkeği belirtmez ve cümlenin öznesi değildir. Daha genel olarak cümle başındaki man; övgü, heyecan, kızgınlık veya hayal kırıklığı gibi tepkileri başlatabilir. Hangi tepkinin kastedildiğini ardından gelen sözler ve ton gösterir.
Alıştırma
“Man, this kid's good.” cümlesinde Man ne işe yarıyor?
- Cümlenin öznesi olarak görev yapar.
- Gündelik bir hayranlık ve şaşkınlık tepkisi ekler.
- Yetişkin bir erkeğe doğrudan hitap eder.
Cevabı göster
Gündelik bir hayranlık ve şaşkınlık tepkisi ekler.
Bir kriket vuruşu olarak square cut
Square cut, krikette kullanılan bir vuruş terimidir. Vurucu, kısa ve vücuttan uzak gelen topa sopayı neredeyse yatay tutarak vurur ve topu off side yönüne, wicket'a yaklaşık dik açıyla gönderir. he likes to square cut ifadesinde square cut, likes to sonrasında fiil olarak kullanılır: bu vuruşu yapmayı sever veya sık sık bu vuruşu seçer. Bir şeyi kare şeklinde kesmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Look, he likes to square cut.” cümlesinde square cut ne anlama geliyor?
- Off side yönüne yanlamasına yapılan bir kriket vuruşu
- Bir nesneyi kare şeklinde kesmek
- Kriket sahasındaki kare biçimli bir alan
Cevabı göster
Off side yönüne yanlamasına yapılan bir kriket vuruşu
Stripe, you and me will move to gully and point. Kültür
0:31Stripe, sen ve ben gully ve point mevkilerine geçeceğiz.
move to gully and point: krikette savunma pozisyonları
Bu kriket talimatında gully ve point, vurucunun off tarafındaki iki savunma pozisyonunun adıdır. Konuşan kişi iki saha oyuncusuna bu bölgelere, muhtemelen her pozisyona bir kişi olacak şekilde, geçmelerini söylüyor. Burada move to, saha oyuncularının durduğu yeri değiştirmesi anlamına gelir. Gully kelimesini sıradan bir hendek, point kelimesini de sıradan bir nokta ya da yer olarak anlamayın.
Alıştırma
Bu kriket talimatında move to gully and point ne anlama gelir?
- Bir hendeğe gidip bir nokta işaretlemek.
- Krikette adı belirtilen iki savunma pozisyonuna geçmek.
- Wicket direklerini başka bir yere taşımak.
Cevabı göster
Krikette adı belirtilen iki savunma pozisyonuna geçmek.
send one to his off stump: kriket atışını hedefe yöneltmek
Krikette one, bir topu ya da bir atışı ifade eder. Send one to his off stump, atıcıya topu vurucunun off stump yönüne atmasını söyler. Off stump, wicket'ı oluşturan üç direkten biridir ve vurucunun bacak tarafının karşısındaki off tarafında bulunur. Burada send, bir nesneyi postalamak ya da teslim etmek değil, topu belirli bir yöne göndermek anlamına gelir; off ise off stump kriket teriminin bir parçasıdır.
Alıştırma
Bu kriket talimatında konuşan kişi atıcıdan ne yapmasını istiyor?
- Vurucuya postayla bir direk göndermek.
- Vurucuyu saha dışına çıkarmak.
- Vurucunun off stump yönüne bir top atmak.
Cevabı göster
Vurucunun off stump yönüne bir top atmak.
Lure someone into something: kasıtlı olarak yönlendirme
Burada “lure him into the catch”, vurucuyu yakalama fırsatı oluşturacak bir vuruş yapmaya bilerek çekmek veya yönlendirmek anlamına gelir. Bu kriket bağlamında “the catch”, bir saha oyuncusunun topu yakalayıp vurucuyu oyun dışı bırakması için planlanan fırsattır. Başka durumlara aktarılabilen yapı lure + kişi + into + isim veya -ing biçimidir. Bir cazibenin, hilenin ya da planın kişiyi, çoğu zaman riski tam olarak görmeden, bir eyleme veya duruma sürüklediğini anlatır.
Alıştırma
Lure someone into yapısını kullanarak ve etkilenen kişi olarak customers yazarak cümleyi tamamlayın: The fake offer tried to ____ paying an extra fee.
Cevabı göster
lure customers into
It was a good plan, but...: beklenmedik bir dönüşe hazırlık
“It was a good plan, but...” önce planın mantıklı göründüğünü doğrular, ardından but ile sonucu değiştiren gerçeği sunar. Burada Rusty'nin mutfağıyla ilgili bilinmeyen gerçek, planı bozan sürprizdir; cümle planın başarılı olduğunu söylemez. Bu kalıp hikâyeyi önce beklenti, ardından gerçek gelecek şekilde düzenler. But öncesindeki olumlu değerlendirme, dinleyiciyi sonrasında gelecek bir soruna, istisnaya veya sürprize hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucu değiştiren beklenmedik bir sorunu sunmak için It was a good plan, but... kalıbını en iyi şekilde kullanıyor?
- It was a good plan, but a road closure made it impossible.
- It was a good plan because everything happened as expected.
- It was a good plan, and everyone called it a plan.
Cevabı göster
It was a good plan, but a road closure made it impossible.
That was good motivation to work on his square cut. Notlar
0:48Bu, onun kare vuruşunu geliştirmesi için iyi bir motivasyon oldu.
good motivation to work on: bir nedeni eyleme bağlamak
Bu cümlede good motivation, harekete geçiren somut ve etkili bir neden demektir. That, daha önce yaşanan bir olaya ya da sonuca gönderme yapar ve onu kendini geliştirmeye iter; burada genel bir ilham sözünden bahsedilmez. to ile kurulan mastar, motivasyonun teşvik ettiği eylemi belirtir: motivation to work on his square cut. Aynı kalıp motivation to practise, motivation to change veya motivation to keep trying şeklinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Geri bildirimin Maya'ya sunum becerilerini geliştirmek için bir neden verdiğini motivation to + fiil yapısıyla doğru anlatan cümle hangisidir?
- The feedback gave Maya motivation to working on her presentation skills.
- The feedback gave Maya motivation to work on her presentation skills.
- The feedback gave Maya motivation working on her presentation skills.
Cevabı göster
The feedback gave Maya motivation to work on her presentation skills.
work on his square cut: pratik yapmayı sürdürüp geliştirmek
Burada work on, bir şeyi geliştirmek için ona zaman ayırıp pratik yapmak demektir. his square cut, daha fazla pratik gerektiren kriket becerisidir; work on fiziksel olarak bir şeyin üstünde çalışmak anlamına gelmez. Zaman içinde devam eden emek gerektiren bir beceri, sorun, görev veya plan için work on + isim kullanılır: work on my pronunciation veya work on a difficult problem.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade work on ile tamamlayın: Leo needs to ____ his spelling.
Cevabı göster
work on
I had no chance: başarı ihtimalinin olmaması
I had no chance, geçmişteki o durumda konuşanın başarılı olma, kazanma veya yaşanan şeyi durdurma konusunda gerçekçi hiçbir ihtimali olmadığını belirtir. Buradaki chance, birinin sunmadığı belirli bir fırsatı değil, “başarı ihtimalini” anlatır. Kalıp have no chance şeklindedir; had geçmiş zamanı gösterir. Eylemi belirtmek için have no chance of + -ing biçimi kullanılır: I had no chance of winning.
Alıştırma
Cümleyi have no chance kalıbının geçmiş biçimiyle tamamlayın: The ball was already past me, so I ____ of stopping the shot.
Cevabı göster
had no chance
It was time to...: gerekli sonraki eylemi belirtmek
It was time to, konuşanın geçmişteki bir anda gerekli ya da uygun olduğuna karar verdiği bir eylemi tanıtır. Burada saat bildirmez; stratejiyi değiştirme kararını gösterir. Yapı It was time to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Şimdiki zaman için It is time to + fiilin yalın hâli kullanılır: It is time to leave.
Alıştırma
Cümleyi It is time to kalıbının tam geçmiş biçimiyle tamamlayın: The old plan had failed. ____ try a different approach.
Cevabı göster
It was time to
mix up the attack: hücum planını bilinçli olarak çeşitlendirmek
Bu cümlede mix up the attack, rakibin tek bir düzene alışmasını önlemek için hücum ya da atış planını bilinçli olarak çeşitlendirmek demektir. Burada mix up, “yanlışlıkla karıştırmak” değil, “çeşitlilik katmak” anlamındadır. Bu kriket bağlamında attack, takımın vurucu üzerinde baskı kurmak için kullandığı atış ya da hücum biçimidir; birine fiziksel olarak saldırmak anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp, bir etkinliğin, rutinin ya da planın parçalarını veya sırasını bilinçli olarak değiştirirken kullanılan mix up + nesne yapısıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede mix up, “bilinçli olarak çeşitlilik katmak” anlamındadır?
- The coach mixed up the drills so every practice felt different.
- I mixed up Leo and Liam because they look alike.
- The papers got mixed up during the move.
Cevabı göster
The coach mixed up the drills so every practice felt different.
I've had enough of...: sabrın sınırına ulaşmak
I've had enough of... “artık ... tahammül edemiyorum” ya da “... bıktım” demektir. Rahatsızlığın zamanla biriktiğini ve konuşanın artık ilgili kişinin, davranışın veya durumun durmasını ya da değişmesini istediğini gösterir. Kalıp, I've had enough of + isim veya -ing biçimidir: I've had enough of the noise; I've had enough of waiting. I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır; present perfect geçmişteki birikimi konuşanın şu anki sabır sınırına bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın tekrarlanan bahanelere karşı sabrının tükendiğini en açık biçimde anlatır?
- I've had enough time to explain these excuses.
- I've had enough of these repeated excuses.
- I've heard enough about these repeated excuses.
Cevabı göster
I've had enough of these repeated excuses.
“your pies”: kötü atışlar için Avustralya kriket argosu
Bu kriket konuşmasında pies, vurucunun kolayca vurabildiği çok kötü atışlar için kullanılan gayriresmî bir Avustralya kriket argosudur. Bu nedenle your pies, yiyecek değil, “senin sürekli attığın o kötü toplar” demektir. I've had enough of rahatsızlık ve alay ifade eder; konuşan kişi diğerinin atışlarını küçümsüyor ve onlarla dalga geçiyor. Tanıdık bir kelime spor bağlamında geçtiğinde, özel bir argo anlamı olup olmadığını yapılan spora ve çevredeki kelimelere bakarak belirle.
Alıştırma
Bu kriket bağlamında konuşan kişi your pies ile neyi kastediyor?
- Sürekli attığın kötü ve vurulması kolay toplar.
- Dönen bir topun oluşturduğu kavisli yol.
- Maça getirdiğin fırınlanmış yiyecekler.
Cevabı göster
Sürekli attığın kötü ve vurulması kolay toplar.
“Bit of spin”: “a bit of spin” ifadesinin konuşma dilindeki eksiltili biçimi
Bit of spin, a bit of spin ifadesinin baştaki a tanımlığının söylenmediği konuşma diline ait eksiltili bir parçadır. Konuşan kişi sırada ne deneneceğini hızlıca önerdiğinde veya duyurduğunda bu tür kısa parçalar yaygındır. Krikette spin, topun uçuşunu, sekmesini veya yönünü daha az tahmin edilebilir kılmak için topa verilen dönüşü ifade eder. Burada konuşan kişi biraz spinli atış önermektedir; Rusty'den vücudunu döndürmesini istememektedir.
Alıştırma
Bu gayriresmî kriket önerisini a bit of spin ifadesinin kısaltılmış konuşma biçimiyle tamamla: “____, okay?”
Cevabı göster
Bit of spin
okay, Rusty?: bir planı doğrulamak ve yumuşatmak
Burada okay, Rusty? önerilen bir değişiklikten sonra gelir ve Rusty'nin bunu anlayıp kabul edip etmediğini kontrol eder. Tek başına verilen “Tamam” cevabı değil, “Bu senin için uygun mu?” anlamındadır. Rusty adı bir hitaptır ve sorunun kime yöneltildiğini gösterir. Cümle sonundaki okay? de önceki talimatı veya planı doğrudan dayatmak yerine onay isteyerek daha yumuşak hâle getirebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğretilen tek kelimelik onay ifadesiyle tamamlayın: We'll meet by the front gate at nine, ____?
Cevabı göster
okay
All good: sorun olmadığını gündelik biçimde söylemek
All good, “Sorun yok”, “Uygun” veya “Planı anladım ve kabul ediyorum” anlamına gelen gündelik ve resmî olmayan bir cevaptır. Burada konuşanın önerilen düzenlemeyi uygun bulduğunu gösterir. Bu kullanımda all, her ayrı şeyin iyi olduğu anlamına kelimesi kelimesine gelmez. İfade durumu bir bütün olarak değerlendirir ve kontrolü olumlu biçimde sonlandırır.
Alıştırma
Cevabı bu dersteki iki kelimelik gündelik ifadeyle tamamlayın: A: Is ten o'clock okay? B: ____.
Cevabı göster
All good
put it right on that crack there: tam bir noktayı hedeflemek
Bu yönergede put it on that crack, “topun o çatlağın üzerine düşmesini sağla” anlamına gelir. Put, yalnızca hareketsiz bir nesneyi elle bir yere koymayı değil, hareket hâlindeki bir nesneyi hedefe yönlendirmeyi de anlatabilir. It topu ifade eder. Right, on’dan önce geldiğinde “tam olarak” anlamına gelir. There, konuşanların gördüğü belirli çatlağı işaret etmeye yardımcı olur. İfade bir bütün olarak çok kesin bir düşüş noktası belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir oyuncuya topu işaretli noktaya tam olarak düşürmesini doğal biçimde söyler?
- Put the ball somewhere near the marked spot.
- Put the ball right on the marked spot.
- Carry the marked spot over to the ball.
Cevabı göster
Put the ball right on the marked spot.
Good call: yerinde bir kararı övmek
Good call, birinin değerlendirmesinin, önerisinin veya kararının iyi olduğunu söylemenin kısa ve konuşma diline özgü bir yoludur. Buradaki call telefon araması değil, bir durumu değerlendirdikten sonra verilen karar demektir. Genellikle başka biri mantıklı bir hareket önerdikten veya seçtikten hemen sonra söylenir. Hem seçimi hem de seçimin arkasındaki değerlendirmeyi onaylar.
Alıştırma
Good call hangi durumda en uygun karşılıktır?
- Bir takım arkadaşı hava durumunu kontrol ettikten sonra daha güvenli bir rota seçer.
- Bir sınıf arkadaşı bir duvarı düzgünce boyar.
- Bir arkadaşın telefonunun sesi çok nettir.
Cevabı göster
Bir takım arkadaşı hava durumunu kontrol ettikten sonra daha güvenli bir rota seçer.
couldn't spin to save himself: hiç becerememeyi anlatan abartı
Bu cümlede couldn't spin to save himself, Stripe'ın topa falso verme konusunda son derece kötü olduğu anlamına gelir. Kendini kurtarma düşüncesi kasıtlı bir abartıdır; gerçek bir ölüm kalım durumu değildir. Aktarılabilir kalıp can't/couldn't + eylem + to save myself/himself şeklindedir; en yaygın biçimi ise can't/couldn't ... to save my life kalıbıdır. Birinin söz konusu eylemi neredeyse hiç yapamadığını mizahi ve güçlü bir şekilde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle “şarkı söyleme konusunda son derece kötüyüm” anlamını doğal bir abartıyla ifade eder?
- I can't sing to save my life.
- I sang to save my life, so I am a good singer.
- I can't sing because I need to save my life.
Cevabı göster
I can't sing to save my life.
land it on that crack: bir nesneyi hedefe düşürmek
land it on that crack ifadesinde land geçişli bir fiildir: kişi topun aşağı inip seçilen bir noktaya değmesini sağlar. It topu, on that crack ise hedef noktayı belirtir. Kalıp land + nesne + yer şeklindedir. Oyunlarda ve sporlarda, fırlatılan ya da vurulan bir nesnenin bir yüzeye ilk değdiği yeri başarıyla kontrol etmeye odaklanır; bir uçağın varışını anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede land, fırlatılan bir nesneyi hedefin üzerine düşürmek anlamında kullanılmıştır?
- The plane landed safely near the city.
- The beanbag landed beside the blue square.
- Try to land the beanbag on the blue square.
Cevabı göster
Try to land the beanbag on the blue square.
if he could ..., Rusty would ...: varsayımsal koşul ve sonuç
if yan cümlesi varsayımsal bir beceri ortaya koyar: topu o çatlağın üzerine düşürmeyi başarabilir. Ana cümle ise bu hayali durum içinde beklenen sonucu verir: Rusty'nin hiç şansı kalmaz. if + özne + could + fiilin yalın hâli, özne + would + fiilin yalın hâli kalıbı, olası bir stratejiyi ve bu stratejinin öngörülen sonucunu tartışmak için kullanışlıdır. Buradaki would have no chance, “hiç şansı kalmazdı” anlamına gelir; daha önce gerçekleşmiş bir sonucu bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle could ile varsayımsal bir koşul, would ile de bu koşulun beklenen sonucunu sunar?
- We can repair the gate today, and the animals are safely inside.
- If we repair the gate today, the animals will stay safely inside.
- If we could repair the gate today, the animals would stay safely inside.
Cevabı göster
If we could repair the gate today, the animals would stay safely inside.
when ... he'd get ...: geçmişte tekrarlanan bir düzenleme için would
When yan cümlesi geçmişte tekrarlanan bir durumu kurar: Rusty'nin babası ne zaman uzakta olsa. He'd get a lift home bu durumda genellikle yapılan düzenlemeyi anlatır; bu nedenle 'd, would anlamındadır. Geçmiş zaman çerçevesi açık olduğunda would + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi anlatabilir. Get fiilin yalın hâli olduğu için he'd get, he would get biçiminin kısaltmasıdır; he had değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede 'd geçmişte tekrarlanan bir eylemi anlatır?
- She said she'd take the bus home the next day.
- When her parents worked late, she'd take the bus home.
- By six o'clock, she'd taken the bus home.
Cevabı göster
When her parents worked late, she'd take the bus home.
get a lift home: başka birinin arabasıyla eve gitmek
Get a lift home, başka birinin seni arabasıyla götürmesi sayesinde eve gitmek demektir. Buradaki lift, asansör değil, arabayla götürülme anlamındadır. Home doğrudan yön bildirdiği için önüne to gelmez: get a lift home. Belirli yerlerin çoğunda ise get a lift to the station örneğindeki gibi to kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, lift sözcüğünü araba yolculuğu anlamında kullanan ve başka birinin arabasıyla eve gitmeyi anlatan dört sözcüklük Britanya veya Avustralya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: After the concert, could I ____ with you?
Cevabı göster
get a lift home
mate Jack: arkadaş anlamındaki mate
his mate Jack ifadesinde mate, arkadaş veya dost anlamına gelen gündelik bir addır; Jack ise bu kişiyi adıyla belirtir. my/your/his mate + ad kalıbı bir arkadaşı tanıtmak veya hangi arkadaştan söz edildiğini belirtmek için kullanılabilir. Bu Britanya ve Avustralya kullanımında mate, eş veya romantik partner anlamına gelmez. Çevredeki sosyal bağlam, burada kastedilen anlamın arkadaş olduğunu gösterir.
Alıştırma
Örnekteki his mate Jack ifadesi bize ne anlatıyor?
- Arabayı kullanan kişi mutlaka Jack'tir.
- Jack onun arkadaşıdır.
- Jack onun romantik partneridir.
Cevabı göster
Jack onun arkadaşıdır.
this was his front yard. ile gösterilen yeri açıklama
Bu cümlede this, hikâyenin o anda gösterdiği yeri işaret eder. Was his front yard ise yeni gösterilen bu yerin ne olduğunu açıklar; buradaki this genel anlamda bir “şey” demek değildir. This was ... kalıbı, önceki bilgiyi bir yerin açıklanmasına bağlayarak hikâyeyi düzenler. İzleyiciye, şu anda gösterilen yerin hikâyenin bu bölümünde önemli olduğunu bildirir.
Alıştırma
Bir hikâyede eski bir oda gösteriliyor ve “This was the room where Lina learned to paint.” deniyor. Buradaki This was ... ne işe yarar?
- O anda gösterilen yeri belirtir ve hikâyedeki rolünü açıklar.
- Bütün odaların Lina’ya ait olduğunu söyler.
- Gösterilenlerle ilgisiz bir yer tanıtır.
Cevabı göster
O anda gösterilen yeri belirtir ve hikâyedeki rolünü açıklar.
Got him. ile başarıyı anında ilan etme
Got him. durum kimin hareket ettiğini açıkça gösterdiği için öznesi söylenmeyen kısa bir ünlemdir. Ana göre, tam düşünce I got him, we got him veya we've got him olabilir. Burada, diğer oyuncuya karşı yapılan hamlenin işe yaradığını hemen bildirir. Oyunlarda, sporlarda veya kovalamacalarda got him; onu yakaladık, yendik, hedefi vurduk ya da oyun dışı bıraktık anlamına gelebilir. Kesin sonuç yapılan etkinliğe bağlıdır. Önceden olmuş bir olayı sakin biçimde anlatan sıradan bir cümle değildir.
Alıştırma
Bir oyun sırasında bir oyuncu başarılı bir hamleden hemen sonra “Got him!” diye bağırıyor. Bu söz büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Oyuncu, rakibin yakalandığını, yenildiğini veya oyun dışı kaldığını düşünüyor.
- Oyuncu, rakibe biraz önce bir hediye verdi.
- Oyuncu, birinin rakibi kendisine tanıtmasını istiyor.
Cevabı göster
Oyuncu, rakibin yakalandığını, yenildiğini veya oyun dışı kaldığını düşünüyor.
not fair: haksızlığa doğrudan itiraz
Not fair, “That is not fair.” (“Bu adil değil”) anlamına gelen kısa bir sözlü itirazdır. Şikâyet anlık ve kolayca anlaşılır olduğu için özne ve be fiilinin bir biçimi söylenmez. Bir kural, davranış veya sonuç haksız göründüğünde kullanılır. Bu cümlede fair, “adil veya makul” demektir; panayır ya da güzel hava anlamına gelmez.
Alıştırma
Haksız bir kurala itiraz etmek için not fair ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- That fair has rides and food stalls.
- We had fair weather all weekend.
- That's not fair—you changed the rules after we started.
Cevabı göster
That's not fair—you changed the rules after we started.
at Jack's: bir yeri belirten iyelik biçimi
At Jack's, “Jack'in evinde” demektir. Jack's iyelik biçimi tek başına kullanılır, çünkü house veya home gibi bir yer adı bağlamdan anlaşılır. Aynı kalıp başka adlar ve aile bildiren sözcüklerle de kullanılır: at Maya's, at my sister's. Yeri belirtmek için at edatı yine gereklidir.
Alıştırma
Bu gece akşam yemeğini Maya'nın evinde yiyeceğimizi hangi cümle doğal biçimde anlatır?
- We're having dinner to Maya's tonight.
- We're having dinner at Maya's tonight.
- We're having dinner at Maya tonight.
Cevabı göster
We're having dinner at Maya's tonight.
So, he got pretty good at playing on a rough wicket. Notlar
1:46Bu yüzden pürüzlü sahada oynamakta oldukça ustalaşmıştı.
got pretty good at: bir konuda oldukça ustalaşmak
got pretty good at, bir yeteneğin zaman içinde geliştiğini ve kişinin bir konuda oldukça ustalaştığını gösterir. Burada got, bir şeyi almak ya da elde etmek değil, durum değişikliği anlamına gelir; pretty ise günlük dilde «oldukça» anlamı veren bir derece zarfıdır. Kalıp get + (pretty) good at + isim veya -ing biçimindeki fiildir. got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle gelişme geçmişte olmuştur.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade got pretty good at ile tamamlayın: After six months of lessons, Maya ____ playing the guitar.
Cevabı göster
got pretty good at
playing on a rough wicket: zorlu bir kriket pistinde oynamak
Krikette playing on a rough wicket, aşınmış, engebeli veya durumu nedeniyle oynaması zor bir pistte oynamak demektir. Bu kullanımda wicket, topun atıldığı ve sektiği hazırlanmış şeridi ifade eder; yalnızca üç kale direği ve üzerlerindeki küçük çubuklar anlamına gelmez. Pürüzlü bir yüzey topun beklenmedik şekilde sekmesine yol açabilir. Bu nedenle cümle, onun zor sekmelerle başa çıkmayı öğrendiğini anlatır.
Alıştırma
Kriket ifadesi playing on a rough wicket içinde rough wicket neyi anlatır?
- Boyandıktan sonraki üç kriket kale direği.
- Topun zor sekmesine yol açabilen aşınmış veya engebeli bir kriket pisti.
- Sapı pürüzlü bir kriket sopası.
Cevabı göster
Topun zor sekmesine yol açabilen aşınmış veya engebeli bir kriket pisti.
He could handle Stripe's fruit any day. Notlar
1:52Stripe'ın numaralı atışlarıyla her an başa çıkabilirdi.
could handle: bir zorluğun üstesinden gelebilmek
Bu cümlede could handle, “bir şeyle başarıyla başa çıkabiliyordu” anlamına gelir. any day ile birlikte en doğal anlamı, “ne zaman gerekse başa çıkabilirdi” şeklindedir. Stripe's fruit, handle fiilinin nesnesidir; dolayısıyla burada bir şeyi elle tutmaktan değil, vurucunun atışlarla başa çıkma becerisinden söz edilir. handle + zorluk veya yük yapısı; baskı, zor görevler ve ek işler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede handle, “zor bir yükün başarıyla üstesinden gelmek” anlamında kullanılmıştır?
- Even during the rush, Maya can handle the extra workload.
- Maya held the warm mug with both hands.
- Maya replaced the broken door handle.
Cevabı göster
Even during the rush, Maya can handle the extra workload.
Stripe's fruit: onun kriket atışlarını anlatan esprili bir ifade
Bu kriket bağlamında Stripe's fruit, Stripe'ın attığı toplar veya yaptığı atışlar anlamına gelir. Stripe's, atışı yapan kişinin Stripe olduğunu gösterir; fruit ise onun vurucuya gönderdiği toplar için kullanılan esprili ve gerçek anlam taşımayan bir addır. Yiyecek sözcüklerinin kullanılması, önceki atışlara pies denmesiyle başlayan şakayı sürdürür. Kriket ile yiyeceği birleştiren bu söz oyunu bağlamı dışında Stripe's fruit normalde gerçek anlamıyla “Stripe'ın meyvesi” diye anlaşılır.
Alıştırma
Bu kriket cümlesinde Stripe's fruit neyi ifade ediyor?
- Stripe'ın attığı toplar
- Stripe'ın yemek için getirdiği meyve
- Stripe'ın kazandığı bir kupa
Cevabı göster
Stripe'ın attığı toplar
any day: bir şeyi her an yapabileceğini güvenle ifade etmek
Burada any day bir tarih belirlemek için kullanılmıyor. could handle ifadesinden sonra gelerek, böyle bir meydan okuma ne zaman ortaya çıkarsa çıksın onun bununla başa çıkabileceğini ve bunun onun için zor olmadığını anlatıyor. Bu ifade güçlü bir özgüven vurgusudur. Anlamı “ne zaman istersen” veya “hiç sorun değil”e yakındır; belirli bir “herhangi bir gün” anlamında değildir.
Alıştırma
“Her an” anlamındaki özgüvenli ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: I could handle that challenge ____.
Cevabı göster
any day
How did he hit that?: beklenmedik vuruşa şaşkınlık tepkisi
How did he hit that? biçim olarak geçmiş zamanda bilgi isteyen bir sorudur; ancak burada beklenmedik derecede başarılı bir vuruşa verilen anlık tepkidir. Konuşan kişi şaşkınlığını ve inanamadığını belirtir; sakin bir şekilde teknik açıklama istemez. Yapı yine did + özne + fiilin yalın hâlidir; bu yüzden did’den sonra hit değişmez. Sonucun konuşanı az önce şaşırtmış olması ve kullanılan ton, soruya retorik bir işlev verir; konuşan kişi gerçekten bir açıklama beklemeyebilir.
Alıştırma
Bir oyuncunun neredeyse imkânsız bir vuruş yaptığını gördükten sonra How did he hit that? öncelikle ne ifade eder?
- Konuşan kişi topa hangi oyuncunun vurduğunu soruyor.
- Konuşan kişi oyuncunun topa vurabilmesine şaşırıyor.
- Konuşan kişi oyuncunun tekniğinin adım adım açıklanmasını istiyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi oyuncunun topa vurabilmesine şaşırıyor.